İpekyolu ilçesine bağlı Yeni Mahalle’de yaşayan bir çocuk annesi 32 yaşındaki Kaya, İstanbul ve İran’daki sanat atölyelerinde öğrendiği çini satıyla ilgili iş kurmak, aile bütçesine katkı sunmak için atölye açmaya karar verdi.
Doğu Kültür Sanat Merkezi Derneğine de başkanlık yapan Kaya, hazırladığı “Geleneksel Çini Sanatı Eğitimi” projesiyle DAKA’ya başvurdu.
Bu sayede aldığı destekle atölye açarak kadınlara çini eğitimi veren, Van ve Urartularla ilgili sembol ve figürleri hediyelik eşyalara işlemeyi öğreten Kaya, hem yeni çini ustaları yetiştiriyor hem de kadınların aile bütçelerine destek vermelerini sağlıyor.
Yaptıkları çini tabakları, tablo, kupa ve vazo gibi ürünleri satarak el emeğini kazanca dönüştüren Kaya, girişimcilik ruhuyla çevresindeki kadınlara da örnek oluyor.
“Urartu medeniyetini yaymak ve canlandırmak istiyoruz”
Kaya, AA muhabirine, 2023’te DAKA’nın teknik destek programına başvuru yaparak atölyeyi açtığını söyledi.
Kadınlara çini eğitimi verdiğini anlatan Kaya, “Yaklaşık üç ayda 200’e yakın ürün üreterek kentin ilk çini sergisini açtık. Seramiği farklı alanlarda kullanan Urartu medeniyetinin geleneğini canlandırmak istiyoruz. Urartu desenlerini ve temel figürleri hediyelik eşyalara uyguluyoruz. Yaklaşık 15 kadın haftanın 3 günü atölyeye gelerek ücretsiz eğitim alıyor.” dedi.
Atölyede keyifli vakit geçirdiklerini belirten Kaya, eğitim alan kadınların düzenli olarak üretim yaptığını dile getirdi.
Ürünler ortaya çıktıkça hem sergileme hem de satma imkanına kavuştuklarını ifade eden Kaya, “Satışların belirli bir kısmını kadınlarımıza vererek, onlara destek oluyoruz. İşe başlarken talep konusunda tereddütlerim vardı. Kentte sanata yönelik yoğun ilgi var. Kadınlarımız üretim konusunda oldukça hamaratlar. Belirli bir sanat dalında gelişmek, üretmek ve para kazanmak istiyorlar. Biz de onların önünü açmak ve farklı projeler yapmak için gayret gösteriyoruz.” diye konuştu.
“Ürettiklerimizi satışa sunup gelir elde edebiliyoruz”
Kursiyerlerden Sevil Karabulut ise atölyede sosyalleşme ve meslek edinme imkanı bulduklarını belirtti.
Kaya’nın her konuda kendilerine destek olduğunu söyleyen Karabulut, “Urartuların önemli figürlerini, Van’ın sembollerini çiziyoruz, bu da bizi heyecanlandırıyor. Arkadaşlarımızla keyifli zaman geçiriyoruz. Ortamımız da değişmiş oluyor. Bir yandan da ürettiklerimizin satışını yaparak aile ekonomimize katkıda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Levize Aydın da “Vakit buldukça eğitim alıp sanatsal işler çıkarmaya çalışıyoruz. Urartularla ilgili desenler çiziyoruz. Zamanımız güzel geçiyor. Her gün 2 saat burada eğitim alıyorum. Usta öğreticimiz sayesinde ürettiklerimizi satışa sunup gelir elde edebiliyoruz.” dedi.
Kültür SanatGüncelSanatKadınÖzalpvan
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ardahan-Kars sınırları içinde yer alan Çıldır Gölü’nde, soğuk hava nedeniyle yüzeydeki buz tabakası kıyı kesiminde 10 santimetreye kadar ulaştı.
Gölün, Çıldır ilçesine bağlı Akçakale köyü mevkisinde, atlı kızaklarla buzda antrenmanlara başlandı.
Atlı kızakçı Kurtuluş Kılıç da türkü söyleyerek atını buza alıştırmaya çalıştı.
Kılıç, AA muhabirine, Çıldır Gölü’nün Ardahan tarafının büyük bölümünün buzla kaplandığını söyledi.
Atına buzda 3 gündür antrenman yaptırdığını dile getiren Kılıç, “Buz kalınlığı atlı kızağı taşıyacak seviyeye geldi. Atlarımızı kaygan ve cam gibi buzun üstünde yürümesini kolaylaştırmak için antrenmanla buza alıştırıyoruz. İlk anlarda hayvanlarda tedirginlik oluşuyor. Turistlerimizin tedirgin olmamaları için atlarımızı alıştırıyoruz. İnsanlarımız rahatlıkla atlar ile fotoğraf çeksin, rahatlıkla atlı kızağa binsinler.” ifadelerini kullandı.
Yerel HaberlerKültür SanatÇıldır GölüHayvanlarardahanÇıldırKültürTurizmYaşamDoğaSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜŞLER BAHÇESİ FİLMİ KONUSU NEDİR?
Düşler Bahçesi filmi, bir ailenin hayatlarına yeni bir başlangıç yaparken karşılaştıkları sıra dışı macerayı anlatıyor. Eşini kaybettikten sonra iki çocuğuyla birlikte doğaya yakın bir yaşam arayan Benjamin, hayalleriyle uyumlu bir ev bulur.
Ancak bu evin bir hayvanat bahçesi olduğunu öğrenince işler karışır. İlk şaşkınlığın ardından aile, terk edilmiş hayvanat bahçesini yeniden canlandırmaya karar verir. Onları maddi ve manevi açıdan zorlu, fakat umut ve tutkuyla dolu bir serüven beklemektedir.
DÜŞLER BAHÇESİ FİLMİ OYUNCULARI VE KADROSU
Tür : Komedi, Dram, Aile
Yönetmen : Cameron Crowe
Oyuncular :
Matt Damon
Scarlett Johansson
Thomas Haden Church
Patrick Fugit
Colin Ford
Elle Fanning
Maggie Elizabeth Jones
John Michael Higgins
Angus Macfadyen
Peter Riegert
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberEğitimSinema
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ” Mehmet Akif Ersoy‘u Fikir Dünyası” konulu konferansta, milli şairin zorluklarla dolu hayatını, okul yıllarını, milli mücadele için üstlendiği rolü ve İstiklal Marşı’nı yazdığı şartları anlattı.
Mehmet Akif Ersoy‘un memleketçi edebiyatın öncüsü olduğunu belirten Eronat, şunları kaydetti:
“Sanatçı, seçtiği kelimeleri önemli bir şekilde tahlil etmiştir. Mehmet Akif Ersoy hem din tarihini hem de mitolojiyi iyi bilen biridir. Sanat gerginliğin olduğu yerde vardır. Mutlulukta huzurda, sanat olmaz. Akif de şiirlerini bu ortamda yazmıştır. Akif, taş ustası gibidir. Taşa nereden vurulacağını çok iyi bilir. Kelimelerle samimidir. Realist bir sanatçıdır. Şiir devrinin değil, şuur devrinin sanatçısıdır.”
???????Konferansa, Genel Sekreter Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Dicle ÜniversitesiMehmet Akif ErsoyKültür SanatKonferansEdebiyatKültürEğitimGüncelRektörSanat
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SETA Vakfı’nın salonunda düzenlenen programda, TRT World ve TRT Arabi kanallarında da yayınlanan belgesel gösterildi.
Gösterimin ardından belgeselin yönetmeni Mücahit Emre Sever ve yönetici-yapımcı Bilal Alemdaroğlu’nun katıldığı söyleşi gerçekleştirildi.
Söyleşide, Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından İsrail’e yönelik Uluslararası Adalet Divanı’nda başlatılan hukuki sürecin işlendiği belgesele ilişkin bilgiler katılımcılarla paylaşıldı.
Ayrıca, 8 aylık hazırlanış sürecinde 6 ülkeden 17 kişiyle röportaj gerçekleştirildiği, özel grafikler ve arşiv görüntülerine de belgeselde yer verildiği aktarıldı.
Yönetmen Sever, belgeselde, Filistin’deki süreci yakından takip eden hukukçu, akademisyen, gazeteci, raportör ve bürokratların değerlendirmelerini dile getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Yönetici-yapımcı Alemdaroğlu da Güney Afrika ve Filistin halkları arasında, Apartheid rejimlerle mücadele etmeleri açısından bir ortaklık olduğunu, belgeselde de Güney Afrika Cumhuriyeti’nin bu davayı açmaktaki motivasyonuna odaklandıklarını dile getirdi.
Uluslararası İlişkilerKültür SanatGüney AfrikaYönetmenBelgeselGüncelİsrailEğitimHukukMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep’in tarım zenginliklerini ve geleneksel hasat yöntemlerini yansıtan “Gaziantep’te Hasat Mevsim” fotoğraf yarışmasında birincilik ödülünü Gaziantep’ten Kureyş Göçmen, ikincilik ödülünü Gaziantep’ten Barış Kartpak, üçüncülük ödülünü ise yine Gaziantep’ten İhsan Üçtaş kazandı.
Yarışmanın hasat mevsimi kategorisine gönderilen 304 eser jüri üyeleri tarafından titizlikle değerlendirilerek sonuçlar belirlendi. Bu sene ilki düzenlenen Gaziantep’in tarihi dokusunu, el sanatlarını ve kültürel zenginliklerini objektiflere taşıyan “Kadim Şehir Gaziantep” fotoğraf yarışması da Türkiye genelinden fotoğraf tutkunlarının yoğun ilgisini gördü.
Yarışmada Giresun’dan Erhan Aydın birincilik ödülüne layık görülürken, Niğde’den Fatih Yılmaz ikincilik ödülünü, Mersin’den Ali Tuzcu ise üçüncülük ödülünü almaya hak kazandı.
235 eserin değerlendirmeye alındığı bu kategoride katılımcılar, Gaziantep’in hem tarihi hem de kültürel mirasını farklı bakış açılarıyla ortaya koydu. Yarışmalarda ayrıca, Erhan Aydın, Fikriye Er, Metin Burak Kınacılar, Kureyş Göçmen, Cemal Siyah, Ali Tuzcu, Yılmaz Topçu, Said Nuri, Mehmet Akif Parlak, Emrullah Akgün, Ufuk Turpcan ve Hanifi Koç’un eserleri ise sergilemeye değer görüldü.
Jüri değerlendirmesi ve sergileme
Her iki yarışmanın sonuçları, seçici kurulun titiz değerlendirmeleri sonucu belirlendi. Dört aşamada yapılan değerlendirmelerde jüri üyeliklerini Gaziantep Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yusuf Kenan Uygur, Gaziantep Ticaret Borsası Genel Sekreteri Özgür Bayram, Fotoğraf Sanatçısı İbrahim Şimşek, Gaziantep İpekyolu Fotoğraf Sanatı Derneği Başkanı Ümit Doğan ve Görsel Sanat Yönetmeni Burçin Erden Dündar yaptı.
Fotoğraf yarışmasında dereceye giren yarışmacıların ödülleri ve sergilemeye hak kazanan eser sahiplerinin başarı plaketleri, önümüzdeki günlerde düzenlenecek törenle takdim edilecek. – GAZİANTEP
Gaziantep Ticaret BorsasıKültür SanatgaziantepEtkinlikKültürSanatYerelYaşamTarım
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şehir Tiyatrolarından yapılan açıklamaya göre, Ocak 2025’te Yaşar Kemal’den Mikhail Bulgakov’a, Henrik Ibsen’den William Shakespeare’e, klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu bir repertuvar seyirciyle buluşacak.
“Köpek Kalbi”, “Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi”, “Gök Kubbe”, “Yaftalı Tabut”, “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin”, “Ben Medea Değilim”, “Hayat Der Gülümserim”, “İkinci Perdenin Başı”, “Maviydi Bisikletim”, “Savaş ve Barış”, “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım”, “Oscar”, “Ağrı Dağı Efsanesi”, “Yenilmez”, “Sivrisinekler”, “Ay, Carmela!”, “Hamlet”, “Tartuffe”, “Bir Halk Düşmanı”, “Godot Geldi”, “İfigenya”, “Çingene Boksör”, “Fosforlu Cevriye”, “Uçurtmanın Kuyruğu”, “Kuğunun Şarkısı”, “Gidiş Dönüş Moskova”, “Cadı Kazanı”, “Çöpsüz Dünya”, “Bir Gece Masalı”, “Masal”, “Rüya”, “Bekçi ile Postacı”, “Karagöz Çiftlik Bekçisi”, “Benim Küçük Yıldızım” ve “Herkes Sihirbaz Olacak” adlı oyunlar, Şehir Tiyatroları sahnelerinde izlenebilecek.
“İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti”
İBB Şehir Tiyatroları, “İstanbul Şiirle Buluşuyor” başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan yeni bir anlatıyı seyircisine sunacak.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği “Oteller Kenti”nde, Güldağ’ın yanı sıra oyuncular Hüseyin Köroğlu ve Aslı Şahin rol alıyor. Eserde, piyanist Orçun Tekelioğlu ve solist Berfu Aydoğan da sahnede olacak. Etkinlik 12 Ocak 2025’te Müze Gazhane Meydan Sahne’de izleyenlerle buluşacak.
Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği “Ben Nergisten Sorumluydum” etkinliği ise 26 Ocak 2025’te Müze Gazhane Meydan Sahne’de izlenebilecek.
Eserde Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş ve Elvan Boran rol alıyor.
İstanbul Büyükşehir BelediyesiKültür SanatEtkinlikleristanbulGüncelKültürSanatYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dikmen ilçesinde dünyaya gelen ve ahşap sanatına ilgisi nedeniyle ilk ve ortaokulun ardından Gerze Meslek Lisesi Mobilya ve Dekorasyon Bölümü’ne kaydolan Tuzcuoğlu, liseyi okul birincisi olarak tamamladı.
Girdiği üniversite sınavında Hacettepe Üniversitesi Ağaçişleri Endüstri Mühendisliği Bölümü’nü kazanan Tuzcuoğlu, maddi sıkıntılar nedeniyle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Askerliğini yapmasının ardından Karayollarında memur olarak işe başlayan Tuzcuoğlu, 28 yıl çalıştığı kurumundan 2018’de emekliye ayrıldı.
Emekliliğinin ardından küçüklüğünden bu yana merak duyduğu ahşap üzerine çalışma yapabilmek için atölye açan Tuzcuoğlu, günlerini atıl ağaç ve keresteden masa, sehpa, abajur, ayna, beşik gibi ürünler ve dekoratif eşyalar yaparak geçiriyor.
Mithat Tuzcuoğlu, AA muhabirine, ahşap işçiliğine küçük yaşlardan beri ilgisinin olduğunu söyledi.
Üniversite eğitiminin yarım kalması nedeniyle bu alanda profesyonel eğitim alamadığına işaret eden Tuzcuoğlu, kendisini boş zamanlarında yaptığı çalışmalarla geliştirdiğini belirtti.
Amacı, ahşap el sanatlarının yaygınlaşmasına katkıda bulunmak
Ahşap sanatına merakının yaşamı boyunca devam ettiğini vurgulayan Tuzcuoğlu, “1984’te okul birincisi olarak üniversiteye gittim ancak maddi yetersizlikten dolayı devam edemedik. 1,5 yıl kadar Hacettepe Üniversitesine gittim. Hayat bizi başka mesleklere yönlendirdi.” dedi.
Daha sonra 1990’da Karayollarına girdiğini ve devlet memuru olduğunu anlatan Tuzcuoğlu, “28 yıl boyunca burada çalıştım. Bu süre içinde ahşap işleriyle hep ilgilendim. Bulunduğum şehirlerde ahşap el sanatları atölyelerini ziyaret ettim, onlarla hep irtibat içinde oldum. Ahşaba, doğadaki malzemeye bakmayı öğrendim.” ifadesini kullandı.
Tuzcuoğlu, Gerze’de atölye açtığında bu işi yapan çok kişi bulunmadığına dikkati çekerek, “Ahşap ürünlerde önce kendi tasarımlarımı yaptım. Kişiye özel tasarımlar da yapıyorum. Zaman zaman bunları sergiliyorum, zaman zaman satış tezgahları açıyorum.” diye konuştu.
Yaptığı tüm ürünlerin el emeği göz nuru olduğunun altını çizen Tuzcuoğlu, şöyle devam etti:
“Aslında amacım, ahşap el sanatlarının yaygınlaşmasına biraz da olsa katkıda bulunmak. Yapmak isteyenlere elimden geldiğince yardımcı oluyorum. Köylere gittiğimizde yanmakta olan bir ahşabı geri dönüştürdüğümüz oluyor çünkü hep ahşabın bir hikayesi var. Doğadan, kereste fabrikalarından aldığım keresteden ayna, sehpa, raf, dolap gibi ürünler yapıyorum. Bazen kendim tasarım yapıyorum, bazen de kişiler fotoğraf atarak, ‘Böyle bir şey olabilir mi?’ diyor. Bizde ‘yok’ diye bir kelime yok. Yalnızca emekli işi, yavaş yavaş ama iyisini yapıyoruz.”
Tuzcuoğlu, atölyesinde ağaç sanatına ilgisini gidermenin yanında yaptığı eşyaları satarak bütçesine de katkı sunduğunu sözlerine ekledi.
Yerel HaberlerKültür SanatGüncelKültürSanatYaşamsinop
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhsangazi Belediyesi tarafından Merkez Camisi’nde cuma namazı sonrası halka ekşili pilav ikram edildi.
Belediye Başkanı Hayati Sağlık, “Kurucu Belediye Başkanımız merhum Numan Omuzluoğlu’nun ölüm yıldönümü dolayısıyla kabir ziyareti gerçekleştirdik. Camide dua okuttuk. Belediye Başkanlığımızca hazırladığımız coğrafi işaretli ekşili pilavımızı ruhuna itafen halkımıza dağıtıyoruz. Allah kabul etsin.” dedi.
Numan OmuzluoğluKültür SanatGastronomiBelediyeGüncelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün her yıl geleneksel olarak düzenlediği Anadolu imam hatip liseleri erkek öğrencileri arası Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma, Hafızlık ve Ezan Okuma Yarışmaları Zonguldak il finalleri Çaycuma Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulu koordinesinde gerçekleştirildi.
Zonguldak il geneli kendi okullarında birinci olan 21 öğrencinin katıldığı yarışmalarda Zonguldak Anadolu İmam hatip lisesi öğrencileri 3 kategoride 3 birincilik alarak büyük başarı elde etti. Yarışma Sonuçlarına göre,
Hafızlık Yarışmasının birincisi Zonguldak Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Kaan Cin, Ezan Okuma Yarışması birinci Zonguldak Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Furkan Halid Gençtürk, Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması birincisi Zonguldak Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Enes Haktan Arı oldu.
Birinci olan öğrenciler 11-25 Şubat 2025 tarihleri arasında yapılacak olan Bölge yarışmalarında Zonguldak’ı temsil edecekler. – ZONGULDAK
Yerel HaberlerKültür SanatzonguldakEğitimYerel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lakatos Ensemble ile Türkmen şef Rustam Rahmedov yönetimindeki orkestra, “Yeni Yıl Konseri”nde, yaklaşık iki sanat sahnede kaldı.
Georges Bizet’nin “Carmen” operasından “Üvertür” ile başlayan konserin ilk bölümünde, Rus halk ezgilerinden “İki Gitar”, Georges Boulanger’in “Avant de Mourir” ve Jerry Bock’ın “Damdaki Kemancı” eserleri icra edildi.
Grup, konserin ikinci yarısında ise Arturo Marquez’in “Danzon No: 2”, Darius Blasband’in “TicTac”, Roby Lakatos’un “Budapesti Symphonia”, Astor Piazzolla’nın “Chiquilin de Bachin” ve Vladimir Cosma’nın “Grand Blond” eserlerini izleyenlerin beğenisine sundu.
Vittorio Monti’nin “Csardas” eseriyle son bulan konserde sanatçılar, Türk valslerinden “Pervane” ile bis yaptı.
Kültür SanatistanbulEtkinlikGüncelKültürSanatMüzikYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Edirne Valiliğince kentin merkez caddesi olan Saraçlar Caddesi’nde yürütülen proje kapsamında belirlenen iki örnek yapının yenilenmesi tamamlandı.
Cadde girişinde yer alan iki dükkanın cepheleri tarihi dokuya uygun olarak yenilendi.
Dükkanlarda projeye uygun olmayan klima, anten ve tente gibi eklemeler söküldü, pencere ve kapı doğramaları yenilenip cephe bütünlüğünü sağlayacak çalışmalar gerçekleştirildi.
Çalışma kapsamında yaklaşık 750 metre uzunluğundaki caddenin iki kanadında bulunan 129’u tescilli toplam 233 yapı tarihi dokuya uygun olarak düzenlenecek.
Çalışmalar kente değer katıyor
Vali Yunus Sezer, yaptığı açıklamada, kentin güzelleşmesine katkı sağlamak için pek çok çalışma yapıldığını söyledi.
Kentin tarihi alanlarında önemli projeler yürüttüklerini belirten Sezer, Saraçlar Caddesi’nde başlatılan çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Edirne’ye değer katacak bir çalışma yapıldığını anlatan Sezer, şöyle konuştu:
“Edirne’nin önünde 5 yıl olduğunu düşünüyorum. 5 yıl sonra Edirne inşallah başka bir Edirne olacak. Zaten güzel ama üzerindeki toz ve yıkık görüntüsünü attığımız zaman Avrupa’da parlayan bir inci haline gelecek. Eski Edirne diye tanımladığımız Saraçlar ve Kaleiçi bölgesinde dokunmadığımız yer ve tarihi yapı kalmayacak.”
Çalışma hakkında
Tarihi dokunun korunması amacıyla Edirne Valisi Sezer’in talimatıyla ekim ayında başlatılan sağlıklaştırma projesi kapsamında İl Özel İdaresince detaylı bir proje hazırlatıldı.
Proje kapsamında, yapıların cephelerine sonradan eklenen kaplamalar kaldırılacak, pencere doğramaları yenilenecek ve eski dükkan doğramaları ahşapla değiştirilecek. Tabelalar belli bir düzende asılacak. Sokakta görsel kirlilik oluşturan klima, anten ve elektrik kabloları gibi unsurlar, çatıya veya arka cepheye taşınacak.
Caddenin bağlantısı konumundaki Çilingirler ve Balıkpazarı caddelerinin de elden geçeceği projenin iki yıl içinde tamamlanması öngörülüyor.
Saraçlar Caddesiedirne
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kitabesinde inşa tarihi olarak 1915 yazan Muradiye Mahallesi Nazım Sav Caddesi üzerindeki İlçe Müftülüğüne bağlı Merkez Camii’nin tadilat, tamirat işlemi, halı değişimi için gerekli çalışmalara başlandı. Muratlı Merkez Camii İmam Hatibi Kıyasettin Kaptan gözetiminde gerçekleştirilen çalışmalarda, ilk olarak caminin dış cephesi temizlenerek hasar gören bölümleri yenilendi. Ardından caminin iç onarımına geçildi. Tesisatları yenilenen camide, iç boya işlemleri sürüyor.
Cami imamı Kıyasettin Kaptan, başta cami cemaati olmak üzere hayırseverlerin destekleriyle başlatılan tadilat çalışmalarının sürdüğüne işaret ederek, yardım yapmak isteyen hayırseverleri Müftülüğe yönlendirdi. – TEKİRDAĞ
Yerel HaberlerKültür SanatMuratlıYerelYaşamCami
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞENAY GÜRLER
Senaryoyu okuyunca çok etkilendim hikâyeden. Farklı bir rol olacaktı benim için. Özer hocayla bir araya gelince enerjimiz de uyuştu. Naif ama son derece güçlü bir kadın Lale. Severek keyifle oynadım.
Özer hocanın varlığı çok güven verdi. Bizi çok motive etti. Kerem ile enerjimiz çok tuttu, su gibi aktı gitti. Ben kalpten yanayım ama akılcı olmak da gerekiyor.
Farklı karakterleri oynamak iyi geliyor. Tiyatroda seçebiliyorsun ama dizide hep aynı roller geliyor. Belli kalıpların dışında bir şeyle oynamak da çok keyifli. Yoksa aynı yerde sayarsın, farklı bir rol geldiğinde heyecanlanıyorum. Kadın karakterlerin güçlü olduğu senaryolar tercihim.
İzleyenler, filmden sonra çok şey düşünecek. Çünkü yaşarken elimizde olan çoğu şeyin kıymetini bilmiyoruz. Hayat bir şekilde akıp gidiyor ve o anın kıymetini bilemiyoruz. Değer bilmek üzerine çok düşündüm açıkçası. Kaybettikten sonra anlıyorum bazı şeylerin değerini.

NAİF AMA İNATÇIYIM
Anne ve babamı çok erken kaybettiğim için uzun süre aile hayatım olmadı. Ama olduğu kadar aile çok önemli. Çünkü bir sürü şeyi hep ailede öğreniyorsun. Paylaşmak da travmaları da yaşatıyor insana. Böyle böyle büyüyor insan. Kan bağını taşıdığın biriyle aile gibi olabilirsin. Ben şu anda Semih’le (Saygıner) birlikte bir aile olduğumuzu biliyorum. Onun akrabaları, benim akrabalarımla birlikte biz bir aile oluşturmayı başarabildik. Belli bir yaştan sonra bunu başarabilmek çok önemli.
Naif bir insanım aslında ama mücadeleci inatçı yanım var. Yaşadıklarımdan çok şey öğrendim. Her sert olaydan ders çıkarıyorsun. Acı yaşamak insanın içini acıtmamalı, çocuksu yanını koruyarak hâlâ kendini lezzetlendirerek hayata devam etmek gerekiyor. Herkesin yaşadığı kendine ağır geliyor. Ama çok şey öğretiyor hayat. Yaşadıklarımız eğer lezzetlendiriyorsa doğru yoldasın, ama seni ekşitiyorsa, sertleştiriyorsa yanlış yoldasın. İnsanın yaşadıkları şeyler benzer olunca birbirlerini daha çok görebiliyor galiba.

Çocuksu yanını korumak ve eğlenmek lazım. Hayat bir tane ve kısa. Gelip geçiyor. O yüzden hayatı anlamlı ve değerli kılmak lazım. Değişim ve dönüşüm yaşınız kaç olursa olsun, olması gereken bir şey. İnsan kendini hep yenilemeli. Beslenmeme dikkat ediyorum. Spor yapıyorum cildime iyi bakıyorum. Çalışırken insan ışıldıyor. Severek yapıyorsan sana güç ve enerji getiriyor.
Avrupa Yakası’nı yaptığım için çok mutluyum. 5.5 yıl sürdü. Uzun sürdüğü için hafızalarda kaldı. O dönem için biricik bir işti. Zekice yazılmış güzel oynanmış bir işti. Daha sonrasında hep aynı tip roller geldi. Alternatif işlerde de oynadım ama bir şekilde insanların kafasında Fatoş olarak kaldım. Kült bir karakter. Ben de çok seviyorum Fatoş’u, hâlâ izleniyor. 12 yaşındaki çocuklar ‘izliyorum’ diyor. İyi ki o işte yer almışım.
HANDE SORAL
‘TEK DERDİM AİLEMDEKİ HUZUR’
Senaryoyu okumadan görüşmeye gittim. ‘Özer hocayla tanışmanı istiyoruz. Şu an görüşebilir misiniz hemen gelebilir misiniz?’ dediler. Aradıklarının akşamında görüştüm Özer hocayla. Ondan hikâyeyi dinlediğimde çok heyecanlandım. Filmi değil nasıl çekeceğini anlattı. Ondan çok etkilendim ve sonra eve gelince hemen okudum. Anlattığı hikâye kafamda çok iyi oturdu. Hiç tanımadığım bir yönetmen veya isimsiz bir senaryo olarak gelseydi, bunu nasıl anlatırlar ki diye emin olamayıp kabul etmeyebilirdim. Çok iyi bir yönetmen ve rejiyle çekilebilirdi anca.
Akıldan Kalbe’ filminde o kadar çok insanın hayatındaki bir şeyi anlatıyoruz ki, sadece duyguların olduğu, karakterin mesleğin kişilerin çok da önemi yok. Duygular önemli.
Baba deyip ağladığım sahne beni çok etkiledi. O karakterin üstündeki bordo kazak hazırladı beni. O kazak bütün sahneye hizmet etti benim için.
En büyük yükü Kerem abi taşıyordu. Bizi de taşıyan oydu açıkçası. Oynadığımız sahnelerin onun ruh haline göre şekillendiği bir film oldu.

ALİ EL ÜSTÜNDE TUTULUYOR
Aklımla karar verdim dediğim birçok şeyi kalbimle seçiyorum. O yüzden kalp daha baskın.
Biz büyük bir aileyiz. Hayattaki tek motivasyonum, tek derdim ailemdeki huzur. Her şeyin başladığı yer. Ben büyük bir ailede büyüdüm. Babaannem bizimle yaşıyordu, amcam alt kattaydı, halamlar yan komşumuzdu. Kapılar hiç kapanmazdı. Oğlum Ali’nin de teyzesi, dayısı, dede ve büyük anneleriyle büyümesini istiyorum. Ailenin tek torunu olunca el üstünde tutuluyor, şımartılıyor. 2.5 yaşında şu an.
Benim işlerim hep duygusal. Önemli olan yer aldığım projenin totali ve oynadığım karakterin bütüne nasıl hizmet ettiği. O yüzden yine ağlıyorum diye takılmıyorum. Güzelse ağlamaya devam. İsmail’le bir TV dizisi tercih etmem. Sette, evde bir arada olmanın sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Sinema olabilir ama dizide bir arada olmayı istemem.

BATUHAN BAYAR
‘KALBİMİ DİNLEMEYE GAYRET EDİYORUM’
Yazın başka bir dizi çekiyordum. Üçüncü sezonuna başlamak için bir aylık bir arası vardı ve dinlenirim derken, bu iş geldi. “Senaryoyu oku, hemen cevap ver” dediler. Hemen okudum, okuduktan sonra başka biri oldum. Ertesi gün hocayla görüştük. Nasıl çekileceği çok önemliydi. Kurgu da çok önemliydi. Özer hoca anlattığı zaman çok güvendim. İyi ki varım dediğim bir iş oldu. Şimdiye dek verdiğim kararlara baktığımda mantığımla aklımla ilerlediğimi gördüm. Yaş almaya başladıktan sonra kalbimle kendimi dinleyerek verdiğim kararların bana iyi geldiğini fark ettim. Artık kalbimi daha fazla dinlemeye gayret ediyorum.
Uzun zamandır iyileşmeye gittiğim yer ailem değildi. Şimdi eskisinden daha fazla ailemle paylaşmaya başladım. Sevincimi de üzüntümü de ailemle paylaşıyorum. Aile benim için şifa niteliği taşıyor. İkiz kız kardeşlerim var. Ailem Rize’de. Çocukluğumda Neşet Ertaş türküleriyle büyüdüm. Babam çok dinlerdi. Yaşıtlarım Tarkan söylerken ben ‘Ahirim Sensin’ söylüyordum. O yüzden bağlama ve müzik merakım var.
PERİHAN SAVAŞ
HAYATIMDAN NEGATİF OLAN HER ŞEYİ ÇIKARDIM
Oğlumun şef olması çok güzel bir duygu. “Gastronomi okuyacağım” dediğinde bu kadar başarılı olacağını bilmiyordum. Hakikaten şaşırıyorum. Sürekli araştırıyor, yeni şeyler deniyor. Çocukken de meraklıydı. Babasında da ilgi vardı, o da soslar yapardı yemek hazırlamayı severdi. Biraz genetik.
Oyunculuğu seçer diye düşünmüştüm. Oynadı da ama ben çok istemiyordum açıkçası. Lezzetli yemekler yapıyor. Ailede bir şef olması güzel. Okulunu okuduğu için her şeye farklı bakıyor. Her şeye hâkim. Türk mutfağını daha yenilikçi hale getirip dünyaya tanıtmak amacıyla hareket ediyor. Sunum, süsleme başka bir şey. Evde yapmıyor ama. Karı koca çalışıyorlar. Zaten uzun süre restoranda kalıyor.

Çalışmayı, kendimi yenilemeyi çok seviyorum. Tiyatro geçmişim olduğu için ezber konusunda sıkıntı yaşamıyorum. 1971’de Yeşilçam’ın keyfini yakaladım. Duayenler çok güzel bir şey bıraktılar. Devam ettirmek hoştu ama ne yazık ki sektör kendini döndüremedi. Ama sinemanın yeri başka. Gençlerle çalışırken onlardan çok şey öğreniyorum. İşine saygı gösteren herkese bayılıyorum. Gençlerle çalışmayı çok seviyorum, arkadaş gibiyiz hepsiyle.
İspanya’da yayınlanan bir dizimden dolayı bana telif geldi. Kendi ülkemden alamıyorum. İspanya’dan telif geliyor. Ne kadar güzel. İnşallah bizde de bu sorunlar çözülür.
Eskiden karavanımız yoktu, kendi saçımızı makyajımızı kendimiz yapardık. Elbiselerimizi kendimiz bulup getirdik. Minibüsün içinde hepimiz bir arada sete giderdik. Zordu, sıkıntılar çektik ama o günleri özlüyorum. Parayı düşünmeden sadece yaptığımız iş en iyisi olsun diye düşünen insanlardık. Samimiyet ve özveri vardı.
Üç torunum var. Torunlarımla çocuklarımda yaşayamadığım keyfi yaşıyorum. Müthiş mutluyum onlarla vakit geçirmekten. Kızım çok iyi anne oldu, üç çocuğuna da kendisi baktı, büyüttü. Anneanne oldum, babaanne olmak istiyorum şimdi.
Benim içimde çocuk var. Hiç kaybetmedim o çocuğu. Hâlâ çizgi film seyrederim. O yüzden pozitifim. Negatif bir yerde duramam. Negatifleri çıkardım hayatımdan. Rahatladım. Eskiden hayır demesini bilmiyordum, hayır demeyi öğrendim. Ayıp olur mu diye içime atardım, içime atmıyorum şimdi.

‘ÇOCUKLARIMI MEDYADAN UZAK TUTTUM’
Ortalıkta büyütmedim çocuklarımı. Şimdi sosyal medyada sürekli çocuklarını çekip kullanıyorlar, yanlış buluyorum. Ben korudum çocuklarımı. Medyanın önüne çıkarmak, reklamını yapmak çok kolaydı ama ben tercih etmedim. Mümkün olduğu kadar sakladım, uzak tuttum medyadan. Onlara da anlattım. Üzülmesinler, yıpranırlar diye böyle bir karar almıştım.
Hatta askere gittiğinde bana “Sakın gelme, senin annem olduğunu bilmesinler” dedi. Görüş zamanında gittim, fotoğraf çekildik. Sonra ben sosyal medyada paylaştım. Komutanları görmüş, “Seni yazıcı yapalım” demişler. “İstemiyorum” demiş. Dolayısıyla hiç istemezdi bilinmesini. Bunu kullanmadı hiç.
SAVAŞ ZAFER
‘TÜRK MUTFAĞINI DÜNYAYATANITMAK İSTİYORUM’
Küçükken oyuncu olmak istiyordum. Adnan Menderes’in hayatını anlatan ‘Ben Onu Çok Sevdim’ adlı dizide oynadım. Adnan Menderes’in ortanca oğlunu canlandırdım. Ama sonra devam etmedim. İlgim vardı aslında. Sete gidiyordum annemle sürekli. Sette büyüdüm diyebilirim. O, “Bir mesleğin olsun, sonra oyuncu yine olursun” diyordu. Öyle deyince gastronomi okumaya karar verdim.
Sevdiğim şey yemek yapmak olduğu için bu bölümü okumak istedim. Endüstriyel mutfağın ne demek olduğunu bilmiyordum üniversiteye kadar. Mekân açmaya kadar geldi iş.
Hem çalışıyordum hem okuyordum son 2 senedir. Bir fırsat geçti elime, işletmecilik de yapmaya başladım. Kendi mekânımızda kendi yemeklerimizi yapmaya başladım. Hamur kızartması gibi bir şey yapardı anneannem. Lalanga derdi. Ben de onu şimdi onun tarifiyle menüye koydum, çok beğeniliyor.
İstanbul usulü domates lapası dediğimiz bir ürünümüz var. Türk mutfağını temsil etmek bir sorumluluk. Kendi mutfağımızı geliştirmek dünyaya yaymak bizim elimizde. İtalyan restoranı, Fransız, Uzak Doğu görüyoruz ama Türklerin haricinde Türk mutfağını görmek pek mümkün değil. O yüzden Türk mutfağını ne kadar geliştirip yayabilirsek mutlu olurum.
İşletmecilik zor. Mutfaktan servisten hep sen sorumlusun. Daha kapsamlı. Bu işin sonu yok. Her şeyi biliyorum demiyorum. Öğrenmenin sonu yok. Bazen geceleri uyuyamıyorum yeni bir ürün çıkaracağım zaman.
Evde olduğumuz zaman çok kısıtlı. Eşim de çalışıyor o da yemek yapmıyor. Henüz anne-baba olmayı düşünmüyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’ye ekonomik değer katan yatırımların yanı sıra sosyal fayda sağlayan projeleri dikkat çeken Kalyoncu, “Türkiye’nin en büyük havalimanını yapmaktan, KKTC’ye denizaltı hatlarıyla su götürmekten, aşılamaz denilen yolları tünellerle viyadüklerle aşmaktan, Türkiye ve Avrupa’nın en büyük güneş enerjisi santralini kurmaktan, ülkemizin yıllık elektrik ihtiyacının neredeyse yüzde 2’sini karşılamaktan, güneş paneli üretimini tek çatı altında toplayarak Avrupa’da bir ilke daha imza atmaktan büyük heyecan duyuyorum.

Ama yavrularımıza parlak bir eğitim hayatı sunmaktan veya depremzede insanlarımıza kol kanat germekten ya da yok olmaya yüz tutan bir tarihi eseri ihya etmekten de çok büyük heyecan ve mutluluk duyuyorum. Biz Kalyon Holding olarak kültür-sanattan eğitime, biyoçeşitlilikten yeşil enerjiye, hayvanların korunmasından ağaç dikme seferberliğine kadar çok geniş bir yelpazede ‘sosyal sorumluluk’ düşüncesiyle hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YETKİSİZ VE BİLGİSİZ İNSANLAR
ACILI eş sözlerine şöyle devam etti: “190 bin lira gibi bir ücret vardı, eşime indirim yaptılar ve 135 bin liraya anlaştık. Kasıtlı yapılmıştır demiyorum ama eşimin yetersiz ekipmanlar, yetkisiz, bilgisiz insanlar tarafından öldürüldüğünü düşünüyorum. Mücadelemde, hak arayışımda bu hastanenin ve estetik firmasının hak ettiği cezayı almasını istiyorum.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu yılın 100 en pahalı eseri örneğin toplamda yaklaşık 1,8 milyar dolara alıcı buldu. 2023 yılında bu rakam 2,4 milyar dolardı; 2022’de ise 4,1 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaşmıştı. Sadece bir eser-René Magritte’in L’empire des lumières( 1954)-100 milyon dolar eşiğini aşmayı başardı. Geçtiğimiz yıl iki, 2022’de ise altı eser bu eşiği aşmıştı.

Mayıs ayında New York’ta düzenlenen açık artırmalar, Christie’s web sitesine yapılan siber saldırıya rağmen 1,4 milyar dolarlık bir satış gerçekleştirdi. Ancak Haziran ayında Londra’daki açık artırmalar zayıf bir performans sergiledi ve Kasım ayındaki New York müzayedeleri ise temkinli bir hava içinde geçti. Sotheby’s, Christie’s ve Phillips toplamda 1,3 milyar dolar değerinde sanat eseri sattıbu, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40’lık bir düşüş.

HONG KONG’UN YÜKSELİŞİ
Hong Kong pazarı bu yıl yeniden öne çıktı. Yılın en pahalı 10 eserinden üçü bu pazardan geldi. Ayrıca Christie’s ve Bonhams Hong Kong’da yeni merkezler açarken, Sotheby de yeni bir ‘Maison’ başlattı. Bu yıl, kadın sanatçıların eserleri de önemli satışlarla dikkat çekti. İlk 50’ye giren dört eser Leonora Carrington, Georgia O’Keeffe ve Joan Mitchell’e aitti. Carrington’ın Les Distractions de Dagobert (1945) eseri, Mayıs ayında Sotheby’s New York’ta 28,5 milyon dolara alıcı bularak sanatçının müzayede rekorunu kırdı.
2024’ÜNEN PAHALIESERLERİ
René Magritte, L’empire des lumières (1954) satış fiyatı: 121,16 milyon dolar. Bu eser, Magritte’in ünlü ‘Empire of Light’ serisinin en büyük tablolarından biri olup, gece ve gündüz imgelerini yan yana getiren rüya gibi bir sahne sunuyor.
2. Ed Ruscha, Standard Station, Ten-Cent Western Being Torn in Half (1964) satış fiyatı: 68,26 milyon dolar. Amerikan tüketim kültürüne ironik bir yorum getiren bu eser, sanatçının en pahalı tablosu olarak kayıtlara geçti.

3. Claude Monet, Nymphéas (1914–17) satış fiyatı: 65,5 milyon dolar. Monet’nin Giverny bahçesinden esinlenerek yaptığı bu tablo, 17 dakikalık yoğun bir açık artırmanın ardından satıldı.
4. Jean-Michel Basquiat, Untitled (ELMAR) (1982) satış fiyatı: 46,48 milyon dolar. Mitoloji ve insan mücadelesini ele alan bu eser, Basquiat’ın en ikonik yapıtlarından biri olarak dikkat çekti.
2024 yılı, müzayede dünyasında belirsizliklerle dolu olsa da Sürrealizm’den modern sanata kadar pek çok kategori yeni rekorlarla taçlandı. Bu trendlerin önümüzdeki yıl nasıl şekilleneceği ise merak konusu. 2025’te sanat dünyasının yeniden yükselişe geçmesini beklemek hayalperestlik mi olur? Bekleyip göreceğiz.
YILIN İKONU AÇIKLADI
50 yıllık müzik kariyerine son verme kararı alan ve görme kaybı yaşayan Grammy ödüllü şarkıcı Elton John, yılın İkonu seçildi. 77 yaşındaki efsane sanatçı, inancı, özel hayatı ve merhum annesiyle ilişkisi hakkında birçok açıklamada bulundu.

“Yeni bir plak, yeni bir kitap, yeni bir fotoğraf almanın heyecanını hiç kaybetmedim” diyen Elton John, bir daha asla müzik yapmamak ile bir daha asla müzik dinlememek arasında seçim yapmak zorunda kalsaydı, dinlemeye devam etmeyi seçeceğini belirtti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çalışmayan engelli asansörleri, bozuk yürüyen merdivenler, rampası olmayan üst geçitler ve geçit vermeyen yüksek kaldırımlardan sonra İBB şimdi de sonu aydınlatma direğine çıkan sarı kabartmalı görme engelli yolunu hizmete (!) açtı.

Şişli Büyükdere Caddesi’ndeki kaldırım ve yol yenileme çalışmaları sonunda ortaya akıllara durgunluk veren bir manzara çıktı. Yenilenen kaldırımlara görme engelliler için sarı kabartmalı bant çekildi. Ancak çalışma yapılan bir noktada sarı bandın sonu aydınlatma direğine çıktı…
Yani bastonunu kullanarak bandı takip eden bir görme engellinin kazaya uğraması için adeta bir tuzak kuruldu.
Ne diyeyim; Allah akıl, fikir ve bolca vicdan versin…
Gel de gıpta etme…
ABD’nin Oklahoma eyaletinde 2006 senesinde 10 yaşındaki bir çocuğu katleden ve ölüm cezasına çarptırılan mahkum, zehirli iğneyle idam edildi.
Katar’da trafiğe açık yolda drift yapan adamın son model süper lüks otomobili trafikten men edildikten sonra hurdacıdaki araç ezme makinasında paramparça edilip “balya” haline getirildi. Katar polisi ibret olsun diye işlemi resmi internet sitesinde yayınladı.
Brezilya’da öğrencilerin okullara cep telefonu getirmesi tamamen yasaklandı.
İnsanın içinden “Keşke” ile başlayan ne kadar çok cümle geçiyor değil mi?
Futbolun vahşi yüzü
Futbol aslında bir oyun, bir eğlencelik, temaşa sanatı. Ama vahşi kapitalizm bu spor dalını ekonomik bir sektöre dönüştürdüğünden bu yana futbolcuların birbirine acıması kalmadı. Öyle ki, yeşil sahalar modern çağın yeni gladyatör arenalarına döndü. (Yeni statlara “Arena” adının verilmesi boşuna değil)

Fransa Ligi’nde oynanan Monaco-PSG maçındaki bir pozisyon ise futbolun vahşi yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Wilfried Singo’nun kaleci Donnarumma’ya yaptığı sert müdahale sonrası yıldız kalecinin suratı adeta parçalandı. Yüzüne 10 dikiş atılan ünlü file bekçisi maça devam edemedi.
İşin daha da vahim tarafı, karşılaşmanın hakeminin bu pozisyona kart bile çıkarmamasıydı.
Ben olsam, hakemi önce göz muayenesine gönderir, sonra lisansını iptal eder, hareketi yapan Singo’yu ise cinayete tam teşebbüsten tutuklardım.
Gaf’let kürsüsü
Eskişehir Mahmut Sami Ramazanoğlu Camii’nde imam olarak görev yapan ve Atatürk Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine giren Eşref Yıldırım, sosyal medya hesabından masasına silah koyduğu bir fotoğrafı paylaştı.

Zap’tiye
Eskiden anne babalar, çocuklarını eve sokmak için uğraşırlardı. Şimdi ise evlerinden hatta odalarından çıkarmak için ter döküyorlar.
Ne demiş?
“İmkansız diye bir şey yoktur. Çünkü imkansız kelimesinin içinde bile ‘imkan’ vardır.” (Audrey Hepburn)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İYİ BAKLAVA NASIL ANLAŞILIR?
Gerçek baklava, çıtırdama sesinden, renginin parlaklığından ve içerisindeki fıstığın dolgunluğundan anlaşılır. Kesinlikle boğazda ya da midede yanma hissi bırakmamalı ve burnunuza tereyağı kokusu gelmeli. Sağlıksız ve kalitesiz malzemelerle yapılan sahte baklavadan uzak durulmalı. Şerbetin kıvamını doğru vermezseniz yine gerçek baklava olmaz. Üzerinden şerbet akan bir baklava iyi baklava değildir.

BAKLAVA KELİMESİ NEREDEN GELİR?
Türkçe kökenli bir kelime olan ‘baklava’nın eski Türkçede ‘baklağu’ veya ‘baklağı’ olarak da anıldığı bilinmektedir. Bununla birlikte oklavanın yine Eski Türkçede ‘oklağa’, ‘oklağu’ gibi kavramlarla ifade ediliyor olması; baklavanın Türk kültürüne ait bir lezzet olduğunun ilk ve en önemli kanıtları arasında yer almaktadır.
Göçebe bir yaşam süren Türklerin yufka ile yaptıkları çeşitli yiyeceklerin, baklavanın doğumuna ortam hazırladığını söylemek yanlış olmaz. Geçmiş dönemlerde yufkalar, tek tek açılıp pişirildikten sonra içerisine ilave edilen tatlı harçlar ile katmerli hamur işleri oluşturmuş; böylece ortaya baklavaya benzer lezzetler çıkmıştır.
Bununla birlikte Azerbaycan’da Bakı pahlavası olarak anılan ve sekiz kat yufkanın arasında fındık ya da fıstık ilave edilerek hazırlanan geleneksel tatlı, Orta Asya’da sac üzerinde pişirilen yufkalı hamurlardan farklı olarak klasik baklavaya en yakın lezzet olarak bilinmektedir.
Osmanlı’dan sonra ülkemizde de baklavanın hatırı sayılır bir yere sahip olduğu konusunda zannediyoruz ki 7’den 70’e herkes hemfikirdir. Türkiye’nin baklavası ile ünlü şehri ise elbette ki Gaziantep.
Günümüzde hazırlanan orijinal Gaziantep baklavasının ise tarihte ilk kez üretilen baklavadan çok daha farklı olduğu bir gerçek. Bunun temel sebebi ise ustadan çırağa öğretilen baklava tarihinin her elde farklı bir lezzete sahip hale gelmesidir. Bununla birlikte baklava hamurunun yapımında kullanılan malzemelerin bölgelere göre farklılıklar taşıması ise baklavanın lezzetini bölgesel olarak değiştirmiştir.
BAKLAVA DENİLİNCE GAZİANTEP
Bugün baklava farklı malzemeler kullanılarak ve farklı pişirme teknikleri ile de hazırlandığından klasik baklava çeşitlendirilmiş ve Türk mutfağına kazandırılmıştır.
Baklava denilince ilk akla gelen hiç şüphesiz Gaziantep’tir. Yaş ve kuru çeşitleriyle ünlü olan Gaziantep’in Antep fıstığıyla yapılmış baklavaları en ünlü olan çeşididir. Yöresel olarak içerisine konanlar farklıdır. Güney Doğu Anadolu’da Antep fıstığı, Karadeniz’de yapılan baklavalarda fındık, İç Anadolu’da ise çoğunlukla ceviz kullanılır. Ege’de yapılan baklavalar bademli hazırlanır, Trakya’da ise daha çok susam kullanılmaktadır. En çok rağbet göreni Antep fıstıklı olan olsa da ekonomik nedenlerden ötürü cevizli olanlarına sıklıkla rastlanır.

OSMANLI’DA BAKLAVA
Osmanlı’nın geniş bir coğrafyaya yayılmasının bir sonucu olarak pek çok farklı kültürle etkileşim halinde olmuş olan bir tatlı çeşidi olan baklava, farklı malzemeler ve farklı tekniklerle pişirilmiştir.
Fatih Sultan Mehmet dönemine ait mutfak defterlerinde kayıtlı olan bir bilgiye göre baklava ilk kez 1473 yılının Şaban ayında Topkapı Sarayı’nda pişirilmiştir. Baklavanın tarihine ait bir başka kayıt ise 17. yüzyılın ortalarında Evliya Çelebi tarafından kaleme alınmıştır.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Bitlis Beylerinden birinin konağında hazırlanan baklavadan tattığını yazmıştır.
Bununla birlikte III. Ahmed döneminin şair ve yazarlarından biri olan Seyyid Vehbi tarafından hazırlanan Surname’de, padişahın dört şehzadesine yapılan sünnet töreninde tüm konuklara baklava ikram edildiği kayda geçirilmiştir.
Bunlar ve buna benzer daha başka kayıtlardan, Osmanlı’da hemen herkes tarafından bilinen bir lezzet olsa da baklavanın daha çok saray ve konaklarda yaşayan yüksek sınıf tarafından tüketilen bir tatlı çeşidi olduğunu görmek mümkün.
Öyle ki baklava pişirilen mutfaklarda ustalar tecrübeli kişiler arasından seçilmiş, baklavanın incelikle hazırlanması; pişirilmesi ve sofralara sunulması sağlanmıştır.
Örnek verecek olursak bir aşçı; saray ya da konak mutfağına alınmadan önce kendisine pilav ve baklava yaptırılmakta, yufka hamurunu ne kadar ince açtığı ise işe alınıp alınmamasında önemli bir kriter olmuştur.
Osmanlı’da baklava tarihine dair bilinmesi gereken bir diğer ayrıntı da hazırlanan pek çok farklı baklava çeşidi olduğudur.
Osmanlı tarihinde basılı ilk yemek kitabı olarak bilinen Melceü’t-Tabbahi’de yazılı olan kaymak baklavası, pirinç baklavası ve âdi baklava ise bunlardan bir kısmıdır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Atlantik Okyanusu’nda 21 gün altı acemi denizci ile hayatta kalma mücadelesi veren Kerkhofs, “İnanılmaz bir deneyim yaşadım. Artık benim için karada yaşam daha güzelleşti” dedi.

Proje için teklif geldiğinde oğlu Ciro ve ailesini düşünen Kerkhofs, yapım ekibine ‘Ölmeyeceğime dair bana söz veriyor musunuz?’ diye bir e-posta gönderdi. Daha sonra ekip, ünlü yıldızı ikna etti.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Acemi sevgili, 10 dakika otomobili hareket ettiremeyince Özer, zor anlar yaşadı. Kahkaha atmaya başlayan genç kız, en sonunda aracın kontrolünü sağladı ve oradan uzaklaştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Listenin en gözdesi, art arda ikinci kez ‘Yılın Tasarımcısı’ seçilen Jonathan Anderson oldu. Loewe markasının kreatif direktörü olarak ortaya koyduğu yenilikçi yaklaşım, Anderson’ı sektördeki rakiplerinden bir adım öne geçiriyor. Onu takip eden isim ise Matthieu Blazy oldu. Yıl boyunca Bottega Veneta markasının kreatif direktörü olarak büyük yankı uyandıran ve çok yakın zamanda Chanel markasının kreatif direktörü olarak seçilen Blazy, endüstrideki etkisini ve gücünü giderek artırıyor.

Anketin bir başka sonucu, Yılın Favori Koleksiyonu seçilen John Galliano’nun Maison Margiela 2024 İlkbahar Artisanal koleksiyonu oldu. Maison Margiela markasının kreatif direktörü olan Galliano, sadece favori olarak değerlendirilmekle kalmadı, aynı zamanda “en çok izlenmek istenen defile” unvanını da kazandı. Yenilikçi detaylarla zenginleştirilmiş tasarımları, Galliano’nun dehasını bir kez daha kanıtladı. Geldiği markayı en iyi haline taşımak her tasarımcı için ulaşılması zor hedeflerden biridir. Böylelikle çok yakın geçmişte markadaki görevinden ayrılan Galliano görevini bir kez daha zirvede bırakmış oldu.

Kariyerindeki yeni destinasyonunun yıllar sonra ‘yeniden’ Dior yönünde olacağı söylense de bir sonraki adımı her zamanki gibi merakla bekleniyor. Vogue’un bu yılın trendlerini araştırdığı çalışmasından en ilgimi çeken sonuç, ‘Trendsizlik’ oldu. 2024’ün en çok benimsenen akımlarından biri olan trendsizlik, bilinçli tüketici oranının arttığına ve sürdürülebilirliğin daha da değer kazandığına işaret ediyor. Yılın en iyi aksesuarı ise Alaïa markasının Le Teckel çantası seçilmiş.

TAHTIN ARANAN SAHİBİ BELLİ
Moda dünyasından aylardır beklenen müjde en sonunda geldi! İspanyol moda markası Bottega Veneta’nın harikalar yaratan kreatif direktörü Matthieu Blazy, önümüzdeki Ocak ayından itibaren Fransız moda markası Chanel’in yeni kreatif direktörü olarak göreve başlayacak! Eski kreatif direktör Virginie Viard’ın Haziran ayında görevinden ayrılmasıyla boşalan koltuk, Blazy ile yepyeni bir vizyon kazanacak gibi görünüyor. Bu atama, markanın köklü zarafet anlayışını Blazy’nin modern estetiğiyle buluşturma potansiyeli taşıyor. Fransız markasında başlayan bu yeni dönem, moda dünyasında büyük bir heyecan yaratmış oldu. Blazy’nin markadaki ilk koleksiyonu 2026 İlkbahar/Yaz koleksiyonu olacak. Bu da yaklaşık bir yıl daha köklü değişimi görmek için bekleyeceğiz demek oluyor. Ben günleri geri saymaya başladım bile!

STİLİYLE DE GÖZ DOLDURUYOR
Son yılların yıldız sanatçılarından Melike Şahin, müziğinin yanı sıra stiliyle de göz doldurmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta beş gece üst üste verdiği konser serisi, sadece bir müzisyen olmadığını, aynı zamanda bir sahne sanatçısı ve stil öncüsü olduğunu da kanıtlar nitelikteydi. Bu konserler, Şahin’in yeni albümü ‘Akkor’ ile müzik sahnesinde ulaştığı zirvenin adeta bir kutlamasıydı diyebilirim. Grammy Ödülleri’nin sosyal medya hesaplarında yer alan ilk Türk sanatçı olması da işine duyduğu profesyonellik seviyesini daha artırmış ve bunu son konserlerinde kostüm seçimlerine yansıtmayı da başarmış. Şarkılarından ilham alınarak tasarlanan kostümlerin bir hikayesinin olması ülkemiz sahnelerinde pek de alışık olmadığımız bir durum. Umarım bu tarz örnekleri daha da sık görürüz.

AURASI BİTTİ AMA KARİYERİ ZİRVEDE
Hollywood’un genç yeteneklerinden Timothée Chalamet, yalnızca oyunculuğuyla değil, stil seçimleriyle de adından söz ettiren bir isim. Ancak son dönemde ünlü aktörün kırmızı halıdaki görüntüsü ve moda tercihleri, eski hallerini aratmıyor değil. Efsane şarkıcı Bob Dylan’ın hayatını konu alan ‘A Complete Unknown’ filmindeki rolü için benimsediği tarz, özellikle son prömiyerlerinde yoğun bir şekilde hissediliyor. Önce bıyıkla çıktı ilk şoku yaşattı. Yetmedi üzerine bir de sarışın peruklar taktı.

Aslında yaratmaya çalıştığı bu görüntü, Bob Dylan’ın 2003 yılına ait maskeli ve anonim görünümlerinden biri. Ancak eskiden çöp giyse bile beğendiğim, her haliyle yürek hoplatan Timothée, yeni tarzı ile zorlama bir enerji yayıyor. Bu enerjiyle bağlantılı olarak çok bilindik bir teoriyi tekrar hatırlatmak isterim. Kardashianların elini değdirdiği erkek çöker! Chalamet de neredeyse 2 yıldır Kylie Jenner ile ilişki yaşıyor. Süreç içerisinde Kylie parlarken, Timothée’nin günden güne aurasının bitişine şahit oluyoruz.

TREND ALERT!
Karşınızda moda severlerin alışveriş listesine en tepeden girmeyi başaran Saint Laurent Y Tote çanta! Zoë Kravitz ve Angelina Jolie’den Sofia Richie ve Bella Hadid’e kadar pek çok ünlü ismin elinde görülen bu çanta, şimdiden son dönemin en popüler aksesuarları arasında yerini aldı. Marka, Icare modelinden sonra kayda değer popüler bir model çıkarmayı başaramamıştı. Y Tote ile bunu başaracağa benziyor. Moda evinin arşivlerinden ilham alınarak tasarlanan Y Tote, zarif ancak belirgin ‘Y’ şekilli yapısıyla dikkat çekiyor. Günlük kullanıma ve günümüz trendlerine uygun tasarımıyla şıklık ve pratikliği bir araya getiren çanta, iki farklı silüette ve renkte sunuluyor: Fiyat etiketi ise bu özel tasarımın lüks segmentteki yerini doğrular nitelikte: Yaklaşık 128 bin TL.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, saat 16.00 sıralarında Fatih Eminönü’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 2 grup arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle sözlü tartışma çıktı.

TARTIŞMA BÜYÜYEREK KAVGAYA DÖNÜŞTÜ
Tartışmanın büyümesi üzerine taraflar birbirlerine yumruk ve sopalarla saldırdı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Tekmelerin havada uçtuğu kavga çevredeki vatandaşların araya girmesiyle güçlükle sakinleştirildi.

O ANLAR KAMERADA
Dakikalarca süren o anlar bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerası ile kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yakuplu Mahallesi Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi’nde, kaldırımda el bombası gören vatandaşlar durumu polise bildirdi.

BÖLGEYE ÇOK SAYIDA EKİP SEVK EDİLDİ
Adrese çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Ekipler, güvenlik şeridi çekerek caddeyi araç ve yaya trafiğine kapattı. Bölgeye çağırılan bomba imha uzmanları bir süre inceleme yaptı.
Ekipler tarafından bulunduğu yerden alınan el bombası, incelenmek üzere Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğüne götürüldü.

Çalışmaların tamamlanmasının ardından cadde araç ve yaya trafiğine açıldı.
SÜS OBJESİ OLARAK KULLANILMMIŞ OLABİLİR
Yapılan incelemede el bombasının içindeki patlayıcı kısmın söküldüğü belirlenirken, süs objesi olarak kullanıldığının değerlendirildiği öğrenildi.


Polisin, işlevsiz haldeki el bombasını kaldırıma bırakan kişinin yakalanması için başlattığı çalışma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yunusemre Belediyesi’nde çalışan Gökhan Eller ile güzellik salonu işletmecisi Selda Eller, anlaşmalı olarak boşanmaya karar verdi. Mahkemeden duruşma tarihi beklenirken, 23 Eylül’de Selda Eller, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek şiddet gördüğünü belirterek, eşi hakkında uzaklaştırma kararı aldırdı. Karar polis tarafından Gökhan Eller’e bildirilirken, iddiaya göre, Selda Eller eşini arayarak eve gelip eşyalarını almasını söyledi. Güzelyurt Mahallesi’ndeki eve giden Gökhan Eller, çıkan tartışma sonrası iki çocuğunun annesi Selda Eller’i eline geçirdiği bir bez parçasıyla boğarak öldürdü. Gökhan Eller, ardından polis merkezine giderek eşini öldürdüğünü itiraf edip, teslim oldu.

“2018 YILINDA PROTOKAOL YAPTIK VE BOŞANDIK”
Gökhan Eller, emniyetteki işlemlerin ardından 24 Eylül’de tutuklandı.Gökhan Eller için Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, ‘Eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanması istendi. Davanın ilk duruşması Manisa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmaya öldürülen Selda Eller’in babası Mustafa Ferhat Durmaz (66), anne Zehra Can Şahin (62), ağabeyi Kemal Durmaz (42) ve ailenin avukatı Ali Arslan katıldı. Sanık Gökhan Eller de duruşma salonunda hazır bulundu.

Duruşmadaki ifadesinde, eşinin kendisinin istemediği kişilerle sık sık görüşmesinden dolayı 2018 yılında daha önce protokol yaparak boşandıklarını anlatan Gökhan Eller, “2001’de tanıştık, 2002’de evlendik. Güzel bir evliliğimiz vardı. 2004 yılında eşime bir telefon geldi. ‘Alo aşkım’ diyerek telefonu açtı. İlk kavgamız orada başladı. 2009 yılında mesajlaşmasını yakaladım. Gelen mesaj ve telefonlar yüzünden sık sık kavga ediyorduk. Görüşmesini istemediğim kişilerle arkadaşlık yapıyordu. 2018 yılında boşanma kararı aldık, protokol yaptık ve boşandık” diye konuştu.

“YENİDEN EVLENME KARARI ALDIK”
2019 yılında eşiyle barıştığını ve tekrar evlendiğini belirten Gökhan Eller, “2019 yılında Güzelyurt Mahallesi’nde daire almıştık. Daha sonra eski eşim Selda aradı ‘Çocuklar seni soruyor, seni istiyor gel’ dedi. Bu şekilde yeniden görüşmeye başladık. Yeniden evlenme kararı aldık. Evlilik şartı olarak Güzelyurt Mahallesi’nden aldığım evin kendi üzerine yapılmasını istedi. Kabul ettim ve evi Selda’nın üzerine yaptım. Sonra eşimin beni yine aldattığını öğrendim. Arzu adında bir kadın ‘Senin eşin, seni benim eşimle aldatıyor’ dedi ve kocasıyla eşim arasındaki mesajlaşmaları gösterdi. Aldatmalara göz yumdum çocuklarım için. Ağustos 2022 yılında ayında boşanma kararı aldık ve protokol yaptık. Güzelyurt Mahallesi’ndeki evin yüzde 20’sini vereceğimi söyledim. Daha sonra bu pay yüzde 40’a çıktı. Protokolü eşimin önüne koydum ve imzaladık. Bütün eşyaları aldı. ‘Çocukları istemiyorum, çocuklar sende kalsın’ dedi. Boşanma sürecini başlattık ve gün verildi” dedi.

“OĞLUMUN PANTOLONUYLA BOĞAZINI SIKTIM, 3-4 SANİYE SÜRDÜ…”
Daha sonra eşinin kendisi hakkında uzaklaşma kararı aldırdığını öğrendiğini belirten Eller, “Ortada bir sorun yokken neden uzaklaştırma kararı aldırdığını merak ettim. Sonrasında Selda beni aradı ve ‘gel çabuk eşyalarını al’ dedi. Eve geldiğimde ‘geldin mi Allah’ın belası’ diyerek karşıladı. ‘Eşyalarını al ve defol git’ dedi. Eşyalarımı toplarken bana laf atıyordu. ‘Donuna kadar alacağım senin. Seninle aynı havayı solumak istemiyorum’ diyordu. ‘Ben bu evde Taner’le yatacağım’ dedi. Çocuk odasına gittim. Kamil adındaki arkadaşımla olan fotoğrafımı göstererek ‘Kamil ile senin yatağında birlikte olacağım’ diyordu. Aldatılmama rağmen eşimi ve çocuklarımı sevdiğim için yeniden evlendim. Oğlumun pantolonuyla Selda’nın boğazını sıkmaya başladım. 3- 4 saniye sürdü. Sonra yere düştü. Selda yere düştüğünde burnu ve ağzından kan gelmişti. Arkadaşım polis memuru A.K.’yı aradım. ‘Abi Selda’nın boğazını sıktım. Ben evden çıkarken yaşıyordu. Çabuk ambulans gönder ben Barbaros Karakolu’na gidiyorum’ dedim. A.K. ile beraber karakola gittik” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mucur Belediyesi işçilerinin altyapı çalışmaları sırasında yol çöktü.

Bu sırada yolda ilerleyen kamyon, oluşan çukura düştü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine kurtarma ekipleri sevk edildi.

Çukura saplanan kamyon, iş makinesiyle çıkarıldı.

Ekipler, çöken alanda 4 tarihi boş küp olduğunu belirledi. Çevredekiler ve çalışanlar tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yoğunluk Edirne istikametinde Cevizlibağ-Bakırköy ile Bahçelievler-Avcılar arasında, TEM Otoyolu’nda Mahmutbey Gişeleri Edirne istikametinde ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çıkışından Gaziosmanpaşa’ya kadar trafik yoğunluğu oluştu. Avrasya Tüneli ile 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde Avrupa Yakası’ndan Anadolu Yakası’na geçişte Anadolu Yakası’nda ise Ankara istikametinde Avrasya Tüneli çıkışından Kartal’a, Edirne istikametinde ise Maltepe’den Göztepe’ye kadar çoğu bölgede trafik sıkışık seyretti. TEM Otoyolu’nda sürücüler Edirne istikametinde Tuzla ve Ataşehir arasında güçlükle ilerledi.

İş çıkış saatinde birçok toplu ulaşım durağında da yoğunluk gözlendi. Özellikle Cevizlibağ, Altunizade ve Zeytinburnu gibi ulaşımın aktarma merkezlerinde yolcu yoğunluğu göze çarparken yoğunluk haritasına göre trafik yoğunluğu yüzde 78’e ulaşırken, yoğunluk Avrupa Yakası’nda yüzde 76, Anadolu Yakası’nda ise yüzde 80 olarak ölçüldü.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Araştırmada, L. T.’nin, 2021’de tanışmış olduğu Cezayirli Eliz S.(24) ve kardeşleri Elis T.(27), İbtisseme T.’nin (26) yönlendirmesi ile yeni yapılacak konut projesinde uygun fiyatlı daireler almak ve kendisine belirtilen şirketlere para yatırması halinde yapılacak ticaretten kar payı verileceği vaadiyle 578 bin 810 dolar dolandırıldığı tespit edildi.

Yapılan çalışmalarda Eliz S., Elis T., İbtisseme T. ve Semih Ç.(25) isimli zanlılar yakalandı. Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Vahşetin adresi Kocaeli’nin Gölcük ilçesiydi. 18 Mayıs gecesi bir kamyonetin uçurumdan yuvarlandığına dair ihbar geldi. Bunun üzerine adrese çok sayıda ekip gönderildi. Trafik polisleri, yuvarlanan 34 VM 9246 plakalı kamyonetin yanında Rümeysa Meriç Özcan’ın hareketsiz yattığını fark etti.

OTOPSİDE KESİKLER GÖZLENDİ
Genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi. Özcan’ın boynunda ip tespit edilince Kocaeli Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayet şüphesiyle harekete geçti. Otopside, Özcan’ın vücudunda darp izleri ve boynunda bulunan ipin neden olduğu kesikler gözlendi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Polis ekipleri, Rümeysa Meriç Özcan’ın olay günü Tunay Aydın, C.Ş. (20), Eşref K. (20), Y.A.A. (20) ve K.N.K. (17) isimli arkadaşlarıyla buluştuğunu tespit etti. Adresleri tespit edilen şüpheliler, gözaltına alındı. Yapılan araştırmada Tunay Aydın ile Rümeysa Meriç Özcan’ın sevgili oldukları ve gün boyunca birlikte dolaştıkları, diğer şüphelilerden akşam saatlerinde ayrılarak olay yerine doğru gittikleri tespit edildi.

Bunun üzerine ekipler genç kızın sevgilisi olan Aydın’a yoğunlaştı. İlk ifadesinde olayın kaza olduğunu söyleyen Tunay Aydın, olay yerindeki incelemenin ardından alınan ifadesinde, cinsel ilişki teklifini reddettiği gerekçesiyle sevgilisini öldürdüğünü itiraf etti. Emniyetteki işlemlerinin ardından Aydın sevk edildiği Gölcük Adliyesi’nde çıkarıldığı mahkeme tarafından ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Şüpheliler C.Ş., Eşref K. Y.A.A. ve K.N.K. ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI TALEP EDİLDİ
Cinayetle ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamede tutuklu sanık Tunay Aydın’ın hem kadına karşı hem de cinsel saldırı suçunu işleyememekten dolayı duyduğu infialle ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, ‘Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundansa 7 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Savcı ayrıca şüpheliler K.N.K. ve Y.A.A hakkında ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan, Eşref K. ve C.Ç. hakkında ‘Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme’ suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bunun üzerine harekete geçen JASAT ve Honaz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, adrese operasyon düzenledi. Jandarma ekiplerinin kendisini aradığını öğrenen Serdar Ç., çalıştığı iş yerindeki TIR’ın kabinine girerek kapıyı kilitledi. Ekipler, dakikalarca süren uyarılarla Serdar Ç.’yi ikna etmeye çalıştı. Kapının çilingire açtırılacağını öğrenen Serdar Ç., bir süre sonra teslim oldu.

Serdar Ç.’nin dolandırıcılıktan 7, hırsızlıktan 7, uyuşturucu madde kullanmaktan 2 ve Askeri Ceza Kanunu’na muhalefetten 1 olmak üzere toplam 17 suç kaydı bulunduğu öğrenildi. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Serdar Ç., tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Filmlere bile konu olacak ilginç olay, Karabağlar ilçesinde yaşandı. Bir eğlence mekanında alkolün dozunu fazla kaçıran İrfan Kayın, sabaha karşı evine gitmek için mekandan ayrıldı. Evine geldiğini sanan Kayın, bir yatak mağazasının önünde durdu, iş yerinin kapısını dakikalarca anahtarıyla zorladı. İddialara göre ne yaptığını dahi hatırlayamayan Kayın, tekme darbeleriyle camı kırıp içeri girdi.

ÜSTÜNÜ ÇARŞAFLA ÖRTTÜ, YATAKLARIN BİRİNDE SIZIP KALDI
Mağazanın içerisine girdiğinde bir çarşaf ve yastık bulan adam, daha sonrada üzerini örttü, yatağın birine kıvrılıp yattı. Sabah mağazaya gelen çalışan, camın kırıldığını görünce önce hırsız girdi sandı. Komşularıyla içeri doğru bakan genç kız, yatakta bir kişinin yattığını görünce şoka girdi. İhbarla iş yerine gelen ve içeri giren polisler, sızıp kalan ve adeta kendinden geçen adamı güçlükle uyandırdı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

POLİSLER UYANDIRDI: “SİZİN NE İŞİNİZ VAR EVİMDE?”
Uyanıp etrafa bakan ve polisleri gören İrfan Kayın, “Hayırdır neden geldiniz? Sizin ne işiniz var evimde?” diye yanıt verdi. Tüm bu ilginç anlar ise iş yerinin güvenlik kameraları tarafından da saniye saniye kaydedildi.
İş yeri sahibi Eren Çağlar Niron, olayın hırsızlık olmadığını öğrenince İrfan Kayın’dan şikayetçi olmadı. Eren Çağlar Niron, “Ben olaydan sabah saat 09.30 sıralarında haberdar oldum.

Aradılar, ‘dükkana girilmiş, vitrin kırılmış’ diye. İçeride biri olduğunu başta bilmiyorduk. Onların hepsini sonradan öğrendik. Videoyu izleyince, arkadaşın gerçekten bizim yataklarda yatmak için girdiğini, hiçbir şeye ellemediğini görünce şikayetçi olmaktan vazgeçtik. Sabaha karşı girmiş, videolarda da sabit yatağa yatmış. Polisler gelene kadarda kalkmamış, polisler uyandırmış. Yattığı yatağı da kendisine hediye ettik. Polisler ilk geldiğinde, ‘ne yapıyorsun burada?’ deyince, o da ‘siz ne yapıyorsunuz burada’ diye karşılık vermiş. Kendi evinde olduğunuzu zannediyordu herhalde” dedi.

“ÇOK MAHCUBUM. UYUDUĞUM YATAĞI BANA HEDİYE ETTİ”
Çok mahcup olduğunu anlatan İrfan Kayın, hiçbir şey hatırlamadığını söyledi. Kayın, olayı şöyle anlattı:
“Ben sabaha karşı buraya gelmişim; fakat ben hiç hatırlamıyorum. Ben kendi evime geldim zannediyorum. Hatta; kapıyı açmaya çalışıyorum, anahtarımı çıkartıyorum. Kapıyı açamadığım içinde tekmeliyorum. Çarşaf alıyorum, yastık alıyorum; yatakta konforluydu olunca uyumuşum. Sabah bir baktım polisler var başımda. Bana dediler, ‘ne yapıyorsunuz burada?’ Bende, ‘siz ne yapıyorsunuz?’ dedim. Ben kendimi evimde zannediyorum. Abi çok anlayışlı bir insan çıktı. Şikayetçi olmadı benden. Yattığım yatağı da sağolsun hediye etti bana. Daha sonra evime gönderecek.” İş yeri çalışanı Coşku Kayalarlıoğulları da, sabah geldiğinde camın kırık olduğunu görünce iş yeri sahibini aradığını, içeride birisinin uyuduğunu sonradan gördüklerini söyledi. Kayalarlıoğulları, “Polisleri aradım. Daha sonrada polisler gelince uyandı” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocuklarının annesi Wanda Nara’nın ihanetiyle zor günler geçiren bir de üzerine sakatlık yaşayan Galatasaray’ın yıldız golcüsü Mauro Icardi, şu sıralar ülkesi Arjantin’de tedavi görüyor.
Yıldız golcünün boşanma arefesinde olduğu eşi Wanda Nara ise yaptığı paylaşımllarıyla neredeyse her gün gündem oluyor.
ESKİ EŞİYLE YENİ SEVGİLİSİNİ TANIŞTIRDI
Arjantinli rapçi L-Gante ile yeni bir aşk yaşayan Nara, eski eşi Maxi Lopez’le de bağlarını güçlendiriyor.
Nara, bu kez sevgilisi ve eski eşiyle birlikte sabah kahvaltısı yaptı.
Nara bu görüntüleri Instagram hesabından paylaşırken, sarı-kırmızılı taraftarlar tarafından tepki gördü.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Ceyda Düvenci,Bülent Şakrak ile 8 yıllık evliliğini geçtiğimiz yıl sonlandırmıştı. İhanet iddialarının gündeme geldiği boşanma sürecinde diyete başlayan Düvenci, 1.5 ayda 6 kilo vererek adeta iğne ipliğe dönmüştü.
En son Sakla Beni dizisinde ‘Filiz’ karakterine hayat veren Ceyda Düvenci şimdilerde verdiği kilolar ve özel hayatıyla gündemden düşmüyor.
Boşanmanın ardından ünlü radyocu Güçlü Mete ile yeni bir aşka yelken açan Düvenci’nin artık taş evi var.
Düvenci, Çanakkale’ye bağlı Ahmetçe Köyü’ndeki taş eviyle gündem oldu. Ünlü isim bir sene önce yaptırdığı evi yeni dekore ettirdi.
“HAYALLERİM DEĞİŞTİ”
Düvenci, ‘Bu evle ilgili başlangıçtan bugüne, o kadar çok hayallerim değişti, yaşayacağım şekil, biçim değişti ki… Kitlenmiştim. 5 aydır netleşmişti hayalim…’ ifadelerini kullandı.





Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir dönemin popüler şarkıcılarından Pınar Dilşeker, uzun zaman sonra magazin gündeminde kendisine yer buldu.
Artık sosyal medya paylaşımlarıyla konuşulan Dilşeker, annesi 75 yaşındaki Ayşe Dilşeker hastaneye kaldırdığını duyurdu.
52 yaşındaki şarkıcı Pınar Dilşeker, hastaneye kaldırılan annesi için sosyal medyadan sevenlerinden dua istedi.
“DUALARINIZI EKSİK ETMEYİN”
Şarkıcı, sosyal medya hesabından annesinin hastanede olduğu bir fotoğrafı paylaşarak, ‘Sabah 06.30’da hastaneye yatıyoruz. Kan işlemlerimizde şükürler olsun tamamlandı. Dualarınızı eksik etmeyin dostlar’ mesajını yazdı.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenomen dizilerden ‘Aşk-ı Memnu’da rol alan Batuhan Karacakaya, ‘Bülent’ karakteriyle adını geniş kitlelere duyurdu.
SÜRPRİZ AŞK
Hem oyunculuk kariyerine devam eden hem de mimarlık yapan Batuhan Karacakaya’nın Survivor 2025 kadrosunda yer alacağı iddia ediliyor. Instagram hesabından sık sık antrenman videosu paylaşan Karacakaya’dan bu kez sürpriz bir kare geldi.
Karacakaya, sevgilisi Sinem Akar ile birlikte olduğu fotoğrafı ilk kez Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı.
Aynı kareyi Sinem Akar’ın da kendi hesabından paylaştığı görüldü.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eski eşi Marko Jaric ile olan evliliğinden iki kız çocuk annesi olan 43 yaşndaki eski model Adriana Lima, iki yıl önce sevgilisi Andre Lemmers’ten bir erkek bebek dünyaya getirmişti.
Bir süredir Abu Dhabi’den sosyal medya paylaşımları yapan Lima, çöl ya da kumsal benzeri bir yerde çekilen bir fotoğrafı paylaştı.
EVLENDİLER
Lima, 2021’den beri birlikte olduğu film yapımcısı sevgilisi Andre Lemmers ile evlendiğini duyurdu.
Dünyaca ünlü model, Lemmers ile el ele tutuştuğu ve parmağında tek taş yüzükle poz verdi. Ancak karede Lemmers’ın yüzüğü görünmedi.
Ünlü isim paylaşımına “Resmi olarak Bayan Lima Lemmers” notunu iliştirdi.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son olarak Güzel Aşklar Diyarı projesiyle izleyicisinin karşısına çıkan ancak dizisi beklenmedik şekilde final yapan Özgü Kaya, sosyal medya paylaşımlarıyla dikkat çekiyor.
Kaya’nın son pozlarına beğeni yağdı.
KENDALL SANDILAR
Dubai’de düzenlenen bir etkinliğe katılan Özgü Kaya, kırmızı elbisesiyle beğeni topladı. Oyuncuyu görenler ünlü model Kendall Jenner’a benzetti. Kaya’nın paylaşımına beğeni ve yorum yağdı.





Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahnelere uzun bir ara veren ve artık moda ve kozmetik sektöründe ilerleyen dünyaca ünlü isim Rihanna, gündem yaratmaya devam ediyor.
İki çocuk annesi Rihanna en son meslektaşı ve hayranı olduğu Mariah Carey konserinde görüntülendi.
GÖĞSÜNÜ İMZALADI
Mariah Carey, Salı günü Brooklyn’deki Barclays Center’da verdiği konserde Rihanna için çok özel bir imza atmak üzere seyircilerin arasına indi. 55 yaşındaki şarkıcı, Rihanna’nın isteğini kırmadı ve göğsünü imzaladı.
“İKONİK BİR AN”
O sırada mikrofonu eline alan Rihanna ise konseri izlemeye gelen kalabalığa seslenerek “Hey, Mariah Carey şu anda m**melerimi imzalıyor. Gerçekten ikonik bir an yaşanıyor” anonsu yaptı. Mariah işini bitirdikten sonra, Rihanna gururla kalabalığa nihai sonucu gösterdi ve şöyle dediği duyuluyor: “Şuna bakın”
O anlar sosyal medyada yayımlandıktan kısa süre sonra viral oldu.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 110. yıl etkinlikleri kapsamında Japonya’nın geleneksel davulu Wadaiko’nun temsilcilerinden Sai Grubu‘nu seyircisiyle buluşturuyor.
İstanbul’da ilk kez sahne alacak Japonya’nın geleneksel davul grubu “Sai”nin gösterisi, 9 Aralık 2024 Pazartesi günü saat 15.30 ve 19.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde geleneksel Japon kültürü meraklılarının beğenisine sunulacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekân ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik 15 Aralık 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 29 Aralık 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
REKLAM
Aralık 2024 Programı
BANK BAN (Macar Devlet Tiyatrosu-Konuk Oyun)
József Katona’nın eseri Bánk Bán, Macar ulusal drama literatürünün en önemli eserlerinden birisidir. Bir eserin klasik olabilmesinde ve zamana direnmesinde, içeriğinin daima canlı ve her dönemde geçerli olan mesajlar içermesi, sahneye uyarlayan sanatçıların bunun sayesinde kendi gündemindeki önemli sorunları ve konuları, bunun aracılığıyla işleyebilmesi büyük rol oynar. Bánk Bán tam da böyle bir eserdir. Neticede József Katona, bu tarihi hikâyede tıpkı böylesi, genel insani konulara değinir. Katona seyircilere, eylemleriyle tarihe yön veren insanların, değişim isteyen fakat tarihin ve talihin, kendi gerçeğini savunan bireyi ezip yok edebileceğini ya da diğer taraftan, göklere kadar çıkartabileceğini gösteriyor. József Katona’nın yazdığı oyunu Attila Vidnyánszky yönetti. Oyun, 17 Aralık 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
HEDDA GABLER (Adana Şehir Tiyatrosu-Konuk Oyun)
Çağdaş Tragedya’nın en iyi örneklerinden olan Hedda Gabler’de insan ruhunun derinliklerine inerken onun dünyadaki yalnızlığına tanık oluruz. Jörgen’in Hedda için büyük zorluklarla aldığı villalarında geçen trajedi… Balayından yeni dönen Hedda ve Jorgen Tesman… Süreç içinde anlaşılır ki Hedda aslında, akademisyen olan ve işinden kafasını kaldırmayan Jörgen’i hiç sevmemiştir. Hedda’nın da bir zamanlar arkadaşlık yaptığı ortak tanıdıkları Eiler tLovborg’un gelişi hayatlarını altüst eder… Henrik Ibsen’in yazdığı, Volkan Sarıöz’ün yönettiği oyunda Olca Hayal Çetin, Cevher Hikmet Güzey, Yağmur Özcan, Önder Özcan, Uğur İzgi, Dilek Polat, Kurtuluş Bilgilioğul, Ahmethan Çelebi rol alıyor. Oyun, 18-21 Aralık 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
REKLAM
GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM
Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın”
Haldun Taner’in yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu, Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar, Yiğit Ali Uslu rol alıyor. Oyun, 4-7 Aralık 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 25-28 Aralık 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
REKLAM
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 4-7 Aralık 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
REKLAM
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 4-7 Aralık 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 25-28 Aralık 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegâne gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 4-7 Aralık 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
HAYAT DER GÜLÜMSERİM
REKLAM
Yıllarca olağanüstü kadın karakterlere hayat vermiş bir oyuncu, AVM yapılmak üzere yıkılacak bir sahneye veda eder. Anlatılmaya değer bulunmayan farklı sınıflardan kadınların sıcak ve aşina hayat hikâyeleri, ilk kez aktarılır.
Özen Yula’nın yazıp yönettiği oyunda Sema Keçik, Serkan Bacak rol alıyor. Oyun,4-7 Aralık 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 18-21 Aralık 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir.
Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 4-7 Aralık, 25-28 Aralık 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 7 Aralık 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
REKLAM
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Yağmur Topçu, Ali Rıza Kubilay, Ahmet Kahvecioğlu, Boran Bağcı, Cem Eyüpoğlu rol alıyor. Oyun, 11-14 Aralık 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
AĞRI DAĞI EFSANESİ
Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet’le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han’ın kızı Gülbahar’ın hikâyesi, Yaşar Kemal’in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi’ne dönüşmüştür.
Yaşar Kemal’in yazdığı Yiğit Sertdemir’in uyarlayıp yönettiği oyunda Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 11-14 Aralık 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 25-28 Aralık 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 11-14 Aralık 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
REKLAM
YENİLMEZ
Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.
Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun,11-14 Aralık, 25-28 Aralık 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 11-14 Aralık 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 28 Aralık 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
REKLAM
GÖK KUBBE
Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.
Lucy Kirkwood’un yazdığı, Özden Gököz’ün çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney rol alıyor. Oyun, 11-14 Aralık 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
REKLAM
İKİNCİ PERDENİN BAŞI
Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.
Alp Tuğhan Taş’ın yazıp yönettiği oyunda Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş rol alıyor. Oyun, 11-14 Aralık 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de, 21 Aralık 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 14 Aralık 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
REKLAM
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgâra ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgârını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Yağmur Topçu, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 18-21 Aralık 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 18-21 Aralık 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
REKLAM
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18-21 Aralık 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
REKLAM
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor.
Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 18-21 Aralık 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 18-21 Aralık 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
REKLAM
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz.
Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 25-28 Aralık 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller‘ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar,Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25-28 Aralık 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
REKLAM
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 8, 15 Aralık 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır.
Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 8, 15 Aralık 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
REKLAM
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 8, 15 Aralık 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 22, 29 Aralık 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 8, 15, 22, 29 Aralık 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.
REKLAM
MASAL (5+Yaş)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür.
Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 8, 22 Aralık 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)
Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır. Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir.
B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 8, 15, 22, 29 Aralık 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
REKLAM
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak,Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 22, 29 Aralık 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 22, 29 Aralık 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 15, 29 Aralık 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
Oyun biletleri, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden temin edilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Paco de Lucía’nın ölümsüz eserleri “EntredosAguas” ve “Zyryab”, ChickCorea’nın efsane parçası “Spain” gibi unutulmaz eserler, bu konserin en önemli parçaları arasında yer alıyor.

Ayrıca, Michael Jackson Medley’si de gecenin sürprizi olacak. “Billie Jean” performanslarıyla tüm dünyada tanınan Barcelona Guitar Trio, Pop’un Kralı’nın unutulmaz şarkılarını muhteşem bir gitar ustalığıyla harmanlayarak katılımcılara eşsiz bir müzik ziyafeti sunacak.
Barcelona Guitar Trio & Dance, 17 Aralık Saat 20.00’de Türk Telekom Opera Salonu’nda müzikseverlerle buluşacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belgeselden kurmacaya uzanan yapımlarla, hikâye anlatımından görsel dile kadar sinemaya dair taze fikirler ve yeni bakış açıları sunuyor. Kadın meselelerinden toplumsal bunalıma, Türkiye’nin farklı coğrafyalarına uzanan bu insan hikâyeleri, genellikle vizyonda hak ettiği yeri bulamayan filmlerden oluşuyor.
Festival heyecanı gibi
‘Mukadderat’REKLAM
İstanbul Modern Film Küratörü Müge Turan, bu yılki “Biz de Varız!” programıyla ilgili “Sinemanın farklı türlerine ve zengin anlatı biçimlerine odaklanarak, belgeselden kurmacaya, keşif niteliği taşıyan filmlerden vizyonda yeterince yer bulamamış yapımlara kadar geniş bir yelpazede gösterimler sunuyoruz. Her bir gösterim, yalnızca bir film izleme deneyimi değil, aynı zamanda film yapımcılarının ve ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilecek etkileşimli bir festival heyecanı yaratıyor. İstanbul Modern’deki bu özel buluşmalar, izleyicilere sinemanın gücünü ve çeşitliliğini bir arada deneyimleme fırsatı sunacak” dedi.
Ödüllü filmler, ilham verici belgeseller
‘Gecenin Kıyısı’
Bu yılın programında, Adana Altın Koza ve Ankara Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülünü kazanan Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri ile 81. Venedik Film Festivali’nde prömiyer yapan ve ardından Adana Altın Koza’da “Yılmaz Güney Ödülü”ne layık görülen Gecenin Kıyısı yer alıyor. Vizyona girmeden önce İstanbul Modern’de izleyiciyle buluşacak bu filmler, Altın Portakal’da “En İyi Film” ödülünü kazanan Mukadderat gibi önemli yapımların da bulunduğu bir seçki sunuyor.
‘Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri’
Biz de Varız! belgeselleri arasında ise, İstanbul Film Festivali’nde “En İyi Belgesel” ödülünü kazanan Dargeçit ile birlikte, sinema ile diğer sanat disiplinlerini bir araya getiren yapımlar da dikkat çekiyor. Bunlar arasında, Didem Pekün’ün Çıplak Ayaklar Kumpanyası üzerine çektiği Bazen Hep Birlikte ve İstanbul Modern Koleksiyonu’nda yer alan İsviçreli sanatçı Renée Levi’ye odaklanan Bir İsim ve Bir Yer gibi filmler de bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bolşoy Tiyatrosu solisti Gediminas Taranda tarafından 1994 yılında kurulan dünya çapında ünlü dansçılarla iş birliği yaparak büyük başarılar elde eden ve The Imperial Russian Ballet Company tarafından sahneye konan ‘Kuğu Gölü Balesi’, muhteşem koreografisi, büyüleyici kostümleri ve Çaykovski’nin unutulmaz müziği ile her yaştan izleyiciye eşsiz bir deneyim sunuyor.

Rus klasik balesinin doğuşu sayılan, Çaykovski’nin unutulmaz başyapıtı “Kuğu Gölü Balesi’” nde kötü bir güç tarafından kuşa dönüştürülen Odette’in, masalsı bir atmosferde, aşk, ihanet ve dönüşüm temalarını işleyen hikayesi anlatılıyor. Genç prens, kuğu prensesine sonsuz aşkına yemin eder, ancak kötü büyücü Odile’e aldanarak bu sözüne ihanet eder. Sonunda, balenin kasvetli sonu değişir ve prens ile kuğu, kötü büyüyü bozarak parlak bir apoteoz ile sonlanır. Gösterinin biletleri Biletinial’da satışa çıktı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>21 Aralık Cumartesi günü saat 15.00’te Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gerçekleştirilecek “Matbaacının Notu” başlıklı açık derste Alparslan Baloğlu, kitabın oluşumunda matbaanın rolünü ele alacak. Matbaacılık alanında yıllara yayılan tecrübesi ve somut örnekler ışığında kitap üretiminin inceliklerine ve matbaacı-tasarımcı ilişkisinin önemine değinecek. Herkesin katılımına açık ve ücretsiz program hakkında ayrıntılı bilgi için: saltonline.org.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle, İznik Müze Müdürlüğünün başkanlığında Dokuz Eylül Üniversitesinden bir ekip tarafından 2018’de başlayan kazı çalışmaları sürdürülüyor.
Daha önce zeytinlik olan 10 dönüm alanda yapılan arkeolojik kazıda kabartmalı ve gösterişli lahitler, İznik’e özgü fresklerle süslenmiş terrakota (kırmızı pişmiş topraktan yapılmış) plaka çatılı oda mezarları, hipojeler (yer altında tonozlu yapıyla inşa edilmiş mezar odası), mezar hediyeleri, iskeletler ve mozaikli zemin döşemesi olan bir bazilika bulundu.
Bölgeden çıkarılan iskeletler, antropolog tarafından incelenip belgeleniyor. Kazılarda bulunan diğer eserler ise İznik Müzesi’ndeki Hisardere Salonu’nda sergileniyor.
Kazıların tamamlanmasının ardından alan, dönemin mezar tipolojisinin, ölü gömme geleneğinin anlaşılabileceği nekropark olarak düzenlenip ziyarete açılacak.
“Tamamen buraya özgü bir mezar tipi”
Kazının bilimsel koordinatörü Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aygün Ekin Meriç, AA muhabirine, bölgede 1989’dan itibaren yapılan kaçak kazılarda lahitler ortaya çıktığını, alanın 2017’de kamulaştırıldığını ve 2019’da bilimsel kazıların başladığını söyledi.
Nekropol (mezarlık) alanında “Gregorios”, “Tanrılar”, “Antigonos”, “Nigrenie ve kızı Astyrist” adı verilen lahitler ile Eros kabartmalı iki lahit bulunduğunu, 3. yüzyıla tarihlenen terrakota plaka çatılı oda mezarlara rastladıklarını belirten Meriç, “Altı adet içbükey terrakota plakalarla kapatılmış ve tabanı tuğla plakalarla döşeli, yan duvarlarında cennet bahçesi tasvirlerinden freskler olan dörtgen mezarlarla karşılaştık. Bunların 14 kişiye kadar çıkan aile mezarları olduklarını keşfettik. Böyle bir yapıda bir mezar geleneği İznik dışında hiçbir yerde yok. Tamamen buraya özgü bir mezar tipi.” dedi.
Meriç, lahit ve mezarlardan çıkarılan iskeletlerin pamuk ve keten içeren bir kumaşla sarıldığını, bu durumun kendilerine kemikleri araştırma fırsatı sunduğunu dile getirdi.
Ayrıca bölgede tespit edilen mozaik tabanın 5. yüzyıla tarihlenen bir bazilika yapısına ait olduğunu tespit ettiklerini bildiren Meriç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu bazilika yapısının İznik’in en büyük bazilikası olduğunu anladık. Çok büyük ölçekli bir bazilika ve bu nekropolün üzerine inşa edilmiş. Fakat lahitlere hiçbir şekilde zarar vermemişler. Bazilika yapısının sonraki dönemlerde mezarlık kilisesi olarak kullanıldığını gördük. Bu alanın 2. yüzyıldan 5. yüzyılın sonlarına kadar bir nekropol alanı olduğunu tespit ettik. Bu mozaiği şu anda kapattık, üzerini kumla örttük. Doğuya ve batıya doğru mozaiğin de devam ettiğini görüyoruz. Şartlar el verdiği ölçüde biz bunların hepsini ortaya çıkarmayı düşünüyoruz.”
Mezar tipolojisi hiç bozulmadan ortaya çıkarıldı
Prof. Dr. Meriç, alanda basamakla inilen, düzenli, birkaç ölünün gömülü olduğu hipojelere de rastladıklarını, bunun dışında daha basit çatkı, taş plaka mezarların bulunduğunu belirtti.
Dönemin mezar tipolojisini hiç bozulmadan bilimsel olarak ortaya çıkardıklarını dile getiren Meriç, “Özgün mezar yapıları barındırması bakımından Bithynia Bölgesi’nde yer alan önemli bir nekropol örneği. Biz buradaki nekropol alanını ortaya çıkarıyoruz. Bu sene itibarıyla Kültür ve Turizm Bakanlığının başlattığı Geleceğe Miras Projesi kapsamında, daha uzun soluklu ve daha sağlam bütçelerle çalışmalara başladık. Çok daha hızlı ve seri bir şekilde hem kazı yapacağız hem de korumaya yönelik çalışmalar yapacağız.” diye konuştu.
Meriç, söz konusu 10 dönüm alanda kazının tamamını bir an önce bitirip açık hava nekropark olarak ziyarete açmayı hedeflediklerini anlattı.
???????Nekropol alanında mezar geleneğinin insanların maddi durumuna göre şekillendiğini bildiren Meriç, şu bilgileri paylaştı:
“Burası gerçekten çok büyük bir cazibe merkezi olacak. İnsanlar buraya geldiklerinde buranın mezar geleneğini görebilecek. En fakiri de zengin olanı da bu nekropol alanında. Çok basit çatkılar da daha özel oda mezarlar, freskli mezarlar, mermer lahitler de göreceksiniz. Bu lahitlerin içinde çok kabartmalı olanlar, daha basit kabartmalı olanlar var. Burada Roma İmparatorluk Dönemi ve Erken Bizans Dönemi’nde yaşamış insanların bütün mezar geleneğini görebiliyoruz. Lahitlerin hepsinin mulajlarını alacağız. Mulajları, bulundukları yerlerde sergileyeceğiz. İçlerinden çıkan kişilerle ilgili bilgiler de olacak. Burada kaç kişi yatmış, kaç yaşında ölmüşler, neyle gömülmüşler? Bütün bu verilerin sunulduğu bir nekropark yapmak istiyoruz. İznik’e böyle bir nekropol alanı hediye etmeyi hayal ediyoruz.”
İznik Müze Müdürü Tolga Koparal da bölgede önemli buluntuların çıktığına dikkati çekerek, “Kazı çalışmaları tamamlandıktan sonra yapılacak bir çevre düzenleme çalışmasıyla buranın ziyaretçilere açılması düşünülüyor. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.” ifadesini kullandı.
Yerel HaberlerKültür SanatArkeolojiKültürİznikbursaRoma
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Konya Valisi İbrahim Akın, Mevlana‘nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi Bayru, AK Parti İl Başkanı Hasan Angı, merkez ilçe belediye başkanları, protokol üyeleri ve vatandaşlar, Şems-i Tebrizi Türbesi’nde bir araya geldi.
Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından, “Dua Merasimi” yapıldı.
Protokol üyeleriyle vatandaşlar, daha sonra “Muhabbet Vakti” temasıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında Mevlana Caddesi’nden Mevlana Meydanı’na yürüdü.
Mevlana Müzesi’ni ziyaret eden katılımcılar, Mevlevi geleneği olan “Gülbang duası”nı, ardından “Nevbe Merasimi”ni dinledi.
Mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin vefatının 751. yılı dolayısıyla 7-17 Aralık’ta düzenlenecek törenler, sema programları, sergiler ve söyleşilerle devam edecek.
Kültür SanatEtkinliklerEdebiyatMevlanaGüncelKültürYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akçakoca ilçesinde genç yaşlarında kayıklara olan merakı ile kayık yapımını öğrenen Dursun Usta tam 35 yıldır ahşaba hayat vererek kayık yapıyor. Karadenizli ustanın yanında yetişen ve 2 yıl aldığı kayık yapımı eğitimiyle yola çıkan Dursun Usta, önce kendi tezgahını yaptı. Ardından da kayık yaptıkça kendisini geliştirerek 35 yıldır kayık yapmaya devam etti. Şimdilerde hobi olarak yaptığı kayıkçılıkta bugüne kadar sayısını bile unuttuğu kayıklarıyla deniz sevdalılarına yardımcı oldu.
Dursun Usta, bugünlerde gençlerin meraklı olmasına rağmen yapmaya yaklaşmadıkları kayık ustalığı macerasını ile ilgili şunları söyledi, “Hobi olarak 35 senedir kayık yapıyorum. Karadenizli bir ustam vardı. Onun yanında başladım. Onun yanından öğrendim sonrasında yapa yapa yaptığım iş bana öğretti bu mesleği. Bilgi aldım 2 sene yanında yetiştim. Sonrasında kurduğum tezgahlarda buy mesleği iyice pekiştirdim. Yaptığım teknelerin sayısını söylemem zor. 50-70 civarında olmuştur. Başka mesleklerim var benim. Denize gidiyorum, inşaatlarda çalışıyorum. Kaynak işinden tut birçok işi yaptım. Şu an yaptığım tekne ise 4 metre 95 santimetrelik bir tekne. Bu tekne bütün malzemelerini tedarik ettiysem 1 buçuk-2 ayda biter. Gençlerin bazıları bu mesleği öğrenmek istiyor. Merakı olan gençlerde var. Bizim mesleğimiz el işçiliği ister, hüner ister. Mesleğimi tavsiye ederim. Çok iyi bir meslek el emeği mesleğidir. Çekirdekten yetişince de bambaşka oluyor. Bende o şekilde yetiştim. Çocuklarıma öğretmek istedim ama onlar mesleklerini kendileri seçiyor. Benim yaptığım mesleğe meraklı değiller. Her gencim bir işe yatkınlığı, hevesi vardır. Bende yanıma gelenlere bakıyorum. Merakları varsa yanımda mesleği öğretiyorum. Yoksa yanımdan gönderiyorum.”
Dursun Usta, imkanları el verdiği sürece de kayık yapımına devam edeceğini söylüyor. – DÜZCE
Yerel HaberlerKültür SanatDenizcilikAkçakocaYerelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dulkadiroğlu ilçesi Namık Kemal Mahallesinde esnaflık yapan 22 yaşındaki İbrahim Balıkçı, ihtiyaç sahiplerine yönelik çalışma yaptı. Başlatılan uygulamayla, müşteriler alışveriş yaparken bütçelerine uygun miktarda meyve ve sebzeyi askıya bırakabiliyor. Daha sonra ihtiyaç sahipleri, manava uğrayarak bu ürünlerden ücretsiz bir şekilde faydalanabiliyor.
Balıkçı, uygulamanın toplumda büyük ilgi gördüğünü ve halkın dayanışma konusunda duyarlı davrandığını belirterek, “Depremden sonra insanlar büyük sıkıntılar yaşadı. Elimizden geldiğince bir nebze olsun destek olmak istedik. Askıya bırakılan her meyve ve sebze, bir ailenin yüzünü güldürüyor. Deprem bölgesi olduğumuzdan ihtiyaç sahiplerinden isteyen olursa veriyoruz” dedi. – KAHRAMANMARAŞ
Kültür SanatAlışverişEkonomiDepremYerelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Harun Kıv, 18 yaşındayken tanıştığı Sevda Kıv ile dünyaevine girdi. Çiftin evlendikten hemen sonra Koray (25) adını verdikleri çocukları dünyaya geldi. Ardından askerlik için Isparta’ya giden Kıv’ın hamile olan eşi yine bir erkek bebek dünyaya getirdi. Aile bebeğe Osman Can (24) adını verdi.

Askerlik sonrasında eşi ve çocuklarıyla önce İstanbul’a, daha sonra Ordu’nun Kumru ilçesine, ardından da Fatsa ilçesine taşınan ailenin Ramazan (21), Muhammet (20), Gizem (18), Çiğdem (17), Fazılcan (16), Kader (14), Yeşim (13), Mertcan (12), Bahar (11), Bora (10), Nisa Nur (9) ve Serdar Polat (6) adını verdikleri çocukları oldu. Eşi, 14 çocuğu, 2 gelini ve 2 torunuyla aynı evde 20 kişi yaşayan Harun Kıv, en büyük oğlundan bir torun daha bekliyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Harun Kıv, kalabalık bir aile olduklarını söyleyerek, “18 yaşında evlendim, askere gitmeden önce büyük oğlum 3 aylıktı. Askerdeyken bir çocuğum daha dünyaya geldi. Öyle böyle derken bugün 14 çocuğum oldu. Çok şükür, çalıştım ve bir şekilde çocuklarımı bu duruma getirdim.”

“En büyük oğlum 25 yaşında, ondan küçüğüyse 24 yaşına girmek üzere. Her çocuğumun arasında 1,5-2 yaş fark var. Evin içinde şaka, şamata, gırgır eksik olmaz. Canımız hiç sıkılmıyor, zaman nasıl geçiyor anlamıyoruz. Şu an yanımda iki torunum var, büyük oğlumdan bir torunum daha dünyaya gelecek, gelinim şu an hamile. Bu evde 20 kişi yaşıyoruz” dedi.

‘3 EV DEĞİŞTİRMEK ZORUNDA KALDIK’
Kıv, insanların 14 çocuğa şaşırdıklarını söyleyerek, “Çoğu insan bu duruma çok şaşırıyor. Bazıları, ‘Kalabalıktan zarar gelmez’ diyor. Sokakta biri, bir arkadaşım ya da dostum büyük oğlumu görüp, ‘Bu senin kardeşin mi’ diye sorunca bir tuhaf oluyorum. Böyle anlarda hislerim değişiyor. Kalabalık olduğumuz için ev sahipleriyle anlaşamıyoruz ve 3 ev değiştirmek zorunda kaldık. Bir süre önce evden çıkarıldık, kalabalık olduğumuz için.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay saat 11.00 sıralarında Pendik’te meydana geldi. Yokuştan inen tanker virajı alamayarak yol kenarındaki demir bariyerlere çarptı.

Kazada yaralanan kimse olmazken, çarpmanın şiddetiyle tankerin kenarındaki borunun yerinden çıkması üzerine kimyasal madde yola döküldü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve AFAD ekipleriyle, kimyasal madde müdahale ekibi (KBRN) sevk edildi.

Ekiplerin çalışmaları sonucu yola dökülen maddenin tuz ruhu olarak bilinen hidroklorik asit olduğu belirlendi.

Ekipler kazanın meydana geldiği sokakta temizlik çalışması başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Henüz 4 yaşındayken ekranlarla tanışan ve başarılı bir oyunculuk deneyimi yaşayan Beren Gökyıldız, artık genç bir kız.

Genç yaşına rağmen birçok ünlü isimle oynama fırsatı bulan ve yeteneğiyle hayran bırakan Beren Gökyıldız son olarak mezuniyet paylaşımı ile adından söz ettirmişti.

Sektöre 4 yaşında, “Kocamın Ailesi” dizisi ile adım atan ardı ardına çektiği dizi ve filmlerle şöhreti yakalayan çocuk oyuncu Beren Gökyıldız, yıllar içindeki değişimi ile gündem olmuştu.

Mezuniyet balosu fotoğrafları ile sosyal medyayı ikiye bölen Beren Gökyıldız adından söz ettirmişti.

13 yaşındaki Beren Gökyıldız’ın mezuniyet balosunda giydiği derin yırtmaçlı elbisesi ve ağır makyajı abartılı bulunmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2010 yılında evlenen Volkan Demirel ve Zeynep Demirel, 8 Şubat 2014 tarihinde Yade adında, 31 Ağustos 2017 tarihinde ise Yeda adında bir kız çocuğu oldu.

İDDİALARI YALANLAMIŞLARDI
Mutlu evliliği olan çiftin birkaç ay önce boşanacağı iddia edilse de çift, basının karşısına çıkarak iddiaları yalanladı.

ÜÇÜNCÜ BEBEK MÜJDESİ VERDİLER
İddiaların yalanlanmasının ardından ise çiftin üçüncü bebeklerinin heyecanını yaşadığı öğrenildi.

GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI
Ünlü çiftten Zeynep Sever Demirel, bugün bir etkinliğe katıldı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Volkan Demirel’in eşi Zeynep Demirel hamilelik sürecini anlattı: Biraz daha zorlanıyorum!

SAMİMİ AÇIKLAMALAR
Gazetecilerin ‘hamilelik nasıl gidiyor?’ sorusuna Zeynep Demirel samimi bir açıklamalarda bulundu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“DOKUZ CANLI ŞEYTAN! SENİ YAŞADIĞINA PİŞMAN EDECEĞİM SOFİA!”
Yıllar sonra Osman Bey’in, Sofia yüzleşmesi gerilimi artırırken Osman Bey, Sofia’ya olan öfkesini şu sözlerle haykırdı: “Dokuz canlı şeytan! Seni yaşadığına pişman edeceğim Sofia! Toprak seni geri kusmuş amma ben seni cehennemin yedi kat altına göndermesini bilirim! Ben ailemin önünde dağ gibi dururum. Önce beni geçmen gerek. Gel soysuz! Sen benim pusatımın tadını çok iyi bilirsin!”
Yapımcılığını Mehmet Bozdağ’ın; yönetmenliğini Ahmet Yılmaz’ın ve başrolünü Osman Bey karakteriyle Burak Özçivit’in üstlendiği ‘Kuruluş Osman’ın 173. bölümü seyirciden yoğun ilgi görürken, sosyal medyada da en çok konuşulanlar arasında yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Arzum Onan ile sevgilisi Orkan ÖzkanHawaii’de tatil yaptı. Sevgilisine bol bol poz verdi.

Instagram hesabından paylaşım yapan Arzum Onan, paylaşımına “Cadılar bayramında doğmuş biri olarak yüzüme yansıyan ışığı bir işaret kabul edip, her şeyin çok güzel olacağına inanıyor ve 51. yaşımı karşılıyorum!

Kutlayan ve iyi dileklerini esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim” notunu yazdı.

51 yaşına giren Arzum Onan “Yaş sadece bir sayıdır” demeyi de ihmal etmedi.

ARZUM ONAN SEVGİLİSİ ORKAN ÖZKAN’A HAWAİİ’DE BÖYLE POZ VERDİ!
Arzum Onan’ın peş peşe yaptığı paylaşımlar sosyal medyada ilgi odağı oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Kaçak’, ‘Uzak Şehrin Masalı’, ‘Vurgun’, ‘Ömre Bedel’ gibi dizilerde boy gösteren oyuncu Begüm Birgören, sosyal medya hesabından annesi için yardım istedi.

Birgören, operasyona girecek annesi için A RH+ kan bağışına ihtiyaç olduğunu söyledi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“HASSASİYETİNİZ İÇİN MİNNETTARIM”
Ardından aranan kanın bulunduğunu açıklayan Begüm Birgören; “Hassasiyetiniz için sonsuz minnettarım. Annem adına ihtiyacımız kalmadı. Ancak genel olarak kan stokları ciddi seviyelere düşmüş. Uygun olanlar kan bağışında bulunarak umut olabilirler” sözlerini kullandı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Dikkat bebek var” dizisiyle iyi bir çıkış yakalayan Ceyda Düvenci, başarıları ile adından söz ettirmeye devam ediyor.

Son olarak Güçlü Mete ile yaşadığı aşkla magazine bomba gibi düşen Düvenci, şimdi de verdiği kilolarla dikkat çekiyor.

Instagram hesabında paylaştığı fotoğraflarla iltifat yağmuruna tutulan güzel oyuncu, son zamanlarda ünlüler arasında en çok konuşulan isim haline geldi.

Fiziğinin yanı sıra Düvenci kıyafetleriyle de oldukça beğeni topluyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Serpil Çakmaklı’nın gerçek adını biliyor musunuz?

Ünlü sanatçı sayısız sinema filminde yer aldı… Güzel oyuncu Serpil Çakmaklı ilki 16 yaşında olmak üzere üç kez dünyaevine girdi. Sahnelerde solistlik de yapan Serpil Çakmaklı 4 albüm çıkardı. Eskişehir’de doğdu. Sinemadan önce mankenlik yaptı. 1980’li yılların başında TRT televizyonunda yayınlanan Alçaktan Uçan Güvercin adlı mini dizi filmle üne kavuştu. Serpil Çakmaklı’nın gerçek adını biliyor musunuz? İşte merak edenler için gerçek ismi…
SERPİL ÇAKMAKLI KİMDİR?
Yeşilçam’ın bir dönem en popüler isimlerinden olan ve aşk hayatıyla da sık sık gündeme gelen Serpil Çakmaklı 1962 yılında Eskişehir’de dünyaya geldi.

Oyunculuk kariyerinden önce mankenlik yapan Serpil Çakmaklı, TRT ekranlarında yayınlanan Alçaktan Uçan Güvercin adlı dizi filmle ünlüler dünyasına adımını attı. İlk evliliğini henüz 16 yaşındayken yapan Serpil Çakmaklı, pek çok sinema filminde rol aldı.

Serpil Çakmaklı, 1980’li yıllarda ekrana gelen cesur sahneler ile adından söz ettirirken oyunculuğa başladığında Mert Çakmaklı ile evliydi.

Çiftin evliliği 6 ay sürdü ve daha sonra ayrıldılar. Ancak, ayrılığa rağmen ünlü oyuncu ‘Çakmaklı’ soyadını kullanmaya devam etti. Güzel yıldız, sonraki dönemlerde iki evlilik daha yaptı ancak soyadını hiç değiştirmedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN BÜYÜK SIR
Sahnede yıllar önce Bala Hatun’un Ülgen Hatun’a emanet ettiği sahnede; Küçük Halime dere kenarında oynarken Sofia’nın gözetimi altındaydı. Planını kusursuz bir şekilde hazırlayan Sofia, fırsatı yakalar yakalamaz Halime’yi kaçırdı. Dere kenarında yemek hazırlayan Ülgen Hatun, küçük Halime’nin yokluğunu çok geç fark etti. Telaşla çevreyi ararken, Bala Hatun kervan baskınını atlatarak döndüğünde büyük bir dehşetle karşılaştı. Halime’nin hiçbir izine rastlayamayan Bala Hatun, kızını kaybetmenin acısıyla adeta yıkıldı.
Yapımcılığını Mehmet Bozdağ’ın; yönetmenliğini Ahmet Yılmaz’ın ve başrolünü Osman Bey karakteriyle Burak Özçivit’in üstlendiği ‘Kuruluş Osman’ın 173. Bölümü seyirciden yoğun ilgi görürken, sosyal medyada da en çok konuşulanlar arasında yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Herkes erkek sanıyordu… Yeşilçam’ın efsane filmleri arasında yer alan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Samet karakterine hayat veren oyuncunun kim olduğunu duyanlar kulaklarına inanamıyor.

Selvi Boylum Al Yazmalım filmi, Yeşilçam efsanelerinden. Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in başrollerinde yer aldığı film Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran eserlerden.

1977 yapımı Selvi Boylum Al Yazmalım, ‘Sevgi neydi?’ repliği ile hafızalara kazındı.

Asya’nın büyük aşkı İlyas yerine Cemşit’i seçmesi bizi çok üzse de yıllar geçtikçe Asya’nın doğru bir karar verdiğini bir nesil yaşayarak öğrendi.

Selvi Boylum Al Yazmalım sosyal medyanın en çok konuşulanlarından oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydan Şener, bir döneme damga vurmuş isimlerin başımda geliyor. Hem oyunculuğu ile hem de güzelliğiyle her zaman dikkat çeken isimlerden biri…

1963 yılında Kilis’de doğan ünlü sanatçı, 1981 yılında Türkiye Güzeli seçildi.

Aynı yıl Türkiye’yi Miss World güzellik yarışmasında temsil etti.

Yeşilçam’ın tescilli güzeli Aydan Şener’in kızı da çok ünlü çıktı.

Aydan Şener’in kızı meğer Medcezir dizisinin yıldızıymış.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, “10 Numara Kente, 10 Numara Kahve” projesiyle biri Toplu Taşıma Merkezi’nde (TTM) ve diğeri Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) olmak üzere On On Kafe’nin iki yeni şubesini daha görkemli bir törenle hizmete açtı. Sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde vatandaşları kaliteli ve ucuz kahve ile buluşturmaya devam eden Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, kent merkezi ve ilçelerde toplamda 15 şube sayısına ulaştı. İki noktada gerçekleşen açılışlarda Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a; CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı, Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık, Balıkesir Sanayi Odası Başkanı Nazmi Yarış, BALOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hüseyin Bekki, genel sekreter yardımcıları, daire başkanları da eşlik etti. Partizanlık yapmadan her ilçeye eşit hizmet götürdüklerini ve götürmeye de devam edeceklerini vurgulayan Akın, insanların sosyalleşebileceği ve güzel zaman geçirebileceği On On Kafeleri şehrin her noktasına ulaştıracaklarını söyledi.
“Mahalle mutfakları da açacağız”
Balıkesir’de yaşayan herkesin hayatlarını rahat bir şekilde sürdürülebilmesi için çalışmaların artarak devam ettiğini belirten Akın, “Planlı ve programlı bir şekilde hareket ediyoruz. On On kafelerimizin sayısı giderek artacak. Bunun yanında Mahalle Mutfaklarımız sırasıyla açılacak. Balıkesir’in geniş coğrafyasına hizmet etmek için ekip arkadaşlarımla birlikte gece gündüz çalışıyoruz” dedi.
Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi’ni de On On Kafe ile buluşturan Başkan Akın, işvereninden işçisine kadar bölgede yaşayan herkesin sosyalleşebileceği veya misafirlerini ağırlayabileceği bir mekanı hizmete açtıklarını ifade ederken şunları söyledi: “OSB bölgesi bizim için çok önemli. İş insanlarının, emekçilerin hep birlikte Balıkesir için mücadele ettiği bir bölgemiz. Balıkesir’in geleceği için de çok önemli bir nokta. Güzel bir restoran açmamız lazım. Bütün OSB’lerde var.” – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP’Lİ BELEDİYEYE ‘BOZKURT’ TEPKİSİ
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifa ettikten sonra Zafer Partisi’ne geçen Tefenni Belediye Başkanı Ümit Alagöz’ü ziyaret etti. Belediye Başkanı Alagöz ile görüşen Özdağ, daha sonra belediye binasının balkonundan partililere seslendi. Alanya Belediyesi tarafından ilçenin girişinde yer alan Türk bayrağı ile ‘Bozkurt’ heykelinden ‘Bozkurt’un kaldırılmasına tepki gösterdi. Özdağ, “CHP’li belediye başkanının Alanya’da o heykeli ‘buranın çok kültürlü ruhuna uymuyor’ diye kaldırdığını geçen hafta içimiz acıyarak, hep birlikte izledik. O belediye başkanına hatırlatıyorum. Tefenni nasıl Yörük ise, nasıl Türkmen ise, nasıl Türk ise, Alanya da öyle Yörük’tür, Türkmen’dir, Türk’tür” dedi.
‘ÖCALAN, İMRALI’DA KALMAYA DEVAM EDECEK’
Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhur İttifakı’nın iki paydaşı CHP’nin de desteğini alarak şimdi Abdullah Öcalan’a af getirmekten, onu konuşturmaktan, Kürtlere devlet hediye etmekten bahsediyorlar. Anayasamızı değiştirme mücadelesi veriyorlar. Zafer Partisi olarak size söz veriyoruz. Öcalan, İmralı’da kalmaya devam edecek ve orada ölecek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük ve güçlü bir devlettir. Bir terör örgütünün liderini, elebaşısını gazi Meclisimize, Cumhuriyeti kuran, İstiklal Harbi’ni veren Meclis’e sokmayız. Onun kirli ayakları, o Meclis’e giremez. Hiçbir terör örgütünü arkasında hangi yabancı güç olursa olsun anayasamızdan Türk milleti ibaresini çıkarttırmayız. Türklüğü çıkarttırmayız. Türk milletinin elinden devletinin alınmasına müsaade etmeyiz. Bundan sonra sizden Zafer Partisi’nin sığınmacıların ve kaçakların vatanlarına dönmesi için verdiği mücadeleye destek olmanızı bekliyorum. Uyuşturucuya, sanal kumara, yasa dışı bahse karşı açtığımız mücadeleye, çocuklarımızı uyuşturucu belasından kurtarmak için verdiğimiz mücadeleye, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terör örgütleri önünde diz çökmeden bir Türk devleti olarak devam etmesi için vermiş olduğumuz mücadeleye destek olmanızı istiyorum.”
Özdağ, daha sonra Zafer Partisi Tefenni İlçe Başkanlığı binasının açılışını yaptı. Halk pazarını ziyaret eden Özdağ, esnaf ve vatandaşlarla sohbet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin en zeki şehirleri listesine o ilimiz damga vurdu. Geçtiğimiz günlerde açıklanan listede illerin IQ sıralamasına da yer verildi. İşte il il IQ seviyeleri ve listenin detayları…

TÜRKİYE’NİN EN ZEKİ ŞEHRİ HANGİSİ? İŞTE O LİSTE
81- Bingöl
94.19
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

80- Siirt
94.52

79- Hakkari
95.16

78- Artvin
95.36
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Bazı basın yayın organlarında ve sosyal medya platformlarında yer alan haberlerde, Nazım Hikmet Ran’ın “Kuvayi Milliye” adlı eserinin yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Bu vesileyle kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması zaruri hale gelmiştir.
Haberlere konu olan eser Nazım Hikmet Ran’ın “Kuvayi Milliye” adlı eseri değil; Nazım Hikmet’in “Kuvayi Milliye Destanı” şiirini çizgilerle anlatan Nuri Kurtcebe’ye ait bir çizgi roman versiyonudur.
Söz konusu kitapta cinsel içerikli tasvirlerin yer aldığı sayfalar bulunmaktadır. Bu nedenle kitabın her yaş grubundan vatandaşlarımızın faydalandığı kütüphanelerimizin genel erişim alanında bulundurulması uygun görülmemiştir.
Eser, çocukların erişim sağlamayacağı bir şekilde kütüphanelerimizde yer almaya edilmeye devam etmektedir. Nazım Hikmet’in şiirlerinin yer aldığı “Kuvayi Milliye” veya “Kuvayi Milliye Destanı” başlıklı eserlerin farklı baskıları başta olmak üzere Nazım Hikmet’e ait onlarca eserin binlerce nüshası kütüphanelerimizde herkes tarafından erişilebilir ve ödünç alınabilir durumdadır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gerçeğine birebir uygun imal edilmiş olan sahte dövizleri para (Döviz) sayma makinelerinden geçirerek test ettikleri ve ardından piyasaya sürdükleri iddia edilen üç kişi yakalanarak gözaltına alındı. O anlar ve operasyon polis kameralarına yansıdı.

Sahte dövizlere ve para sayma makinelerine polisler tarafından el konulurken, üç suç ortağı da yasal işlemleri için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaza, saat 01.00 sıralarında Öğretmenler Bulvarı’nda meydana geldi. İstanbul-Çukurova uçuşu sonrası mürettebatı otele taşıyan minibüs, kavşakta Emirhan Özçelik yönetimindeki 31 APL 081 plakalı otomobille çarpıştı.

Çevredekilerin ihbarıyla kaza yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Ekipler, servisteki kaptan pilotHasan Eren’in kaza yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sağlık ekipleri, serviste yaralanan Murat Koç, Stephane Paillotte, Alankus Demir, Burak Öner, Nazlı Zehra Soytürk, Beyza Karaağaç ile otomobildeki Emirhan, Selda ve Bedirhan Özçelik’i ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırdı.

Yaralıların durumlarının iyi olduğu belirtildi. Eren’in cenazesi morga kaldırılırken, kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün paylaştığı hava durumu raporuna göre; aralarında İstanbul’un da bulunduğu birçok ilde 3 gün boyunca sağanak yağışın etkili olması bekleniyor. İşte detaylar…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son tahminlere göre; yurdun kuzey, iç ve batı kesimlerinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara, Ege, Batı Akdeniz ile Eskişehir çevrelerinin yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yağışların; yağmur ve sağanak kıyı kesimlerde yer yer gök gürültülü sağanak, Kütahya ve Afyonkarahisar çevrelerinin yükseklerinde karla karışık yağmur şeklinde olması bekleniyor.

Yağışların Antalya ve Muğla çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Ülkemizin iç ve doğu kesimlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte pus ve yer yer sis bekleniyor. Rüzgarın Marmara’nın batısında Kuzeyli yönlerden kuvvetli olarak (40 – 60 km / saat) eseceği tahmin ediliyor.

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Sıcaklıklarda önemli bir değişiklik olmayacağı, İç Anadolu’nun güneyinde mevsim normallerinin 1 ila 3 derece üstünde, diğer yerlerde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hastanede tedavisi devam eden M.B. ise yapılan tüm müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. Yakalanan şüpheli B.S. ‘Taksirle Öldürme’ suçundan sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. (DHA)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
EKİM ENFLASYONU YÜZDE KAÇ OLDU?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ekim ayı enflasyon verileri açıklandı.
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %48,58, aylık %2,88 arttı
TÜFE’deki (2003=100) değişim 2024 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre %2,88, bir önceki yılın Aralık ayına göre %39,77, bir önceki yılın aynı ayına göre %48,58 ve on iki aylık ortalamalara göre %62,02 olarak gerçekleşti.

KASIM ENFLASYONU NE ZAMAN AÇIKLANACAK?
Kasım ayı enflasyon oranı 3 Aralık Salı günü açıklanacak. Saat 10.00 itibarıyla veriler https://www.tuik.gov.tr/ adresinden öğrenilebilecek.


ENFLASYON BEKLENTİSİ BELLİ OLDU
Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ile beklenti ortaya çıktı. Buna göre, geçen ay yüzde 1,96 olan kasım ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 2,01’e çıktı.

Cari yıl sonu TÜFE artışı beklentisi de yüzde 43,11’den yüzde 44,81’e yükseldi.
TÜFE’de artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 27,44’ten yüzde 27,20 gerilerken, 24 ay sonrası için yüzde 18,08’den yüzde 18,33’e çıktı.

MEMUR VE EMEKLİ ZAMMINDA 5. VERİ OLACAK
6 aylık enflasyon oranı ile ortaya çıkan memur ve emekli zammı için 5. veri kasım oranı olacak. 2025 Ocak ayında alınacak artışta veriler birikmeye devam ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yakalanan şüpheli B.S. ‘Taksirle öldürme’ suçundan sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SPOTİFY YILLIK ÖZET 2024 ÇIKTI MI, NE ZAMAN ÇIKACAK?
Spotify Wrapped 2024 özetleri geliyor. Geçtiğimiz dönemlere bakıldığında aralık ayının ilk haftası özetlerin paylaşılması bekleniyor.
Spotify özeti henüz açıklanmadı.

SPOTİFY ÖZETİNE NASIL BAKILIR?
Spotify’da yayımlanmış geçmiş özetlerinize bakmak için arama kısmına yıl bilgisini, yıllık özet veya wrapped kelimelerini yazabilirsiniz.


SPOTİFY WRAPPED NEDİR?
Spotify Wrapped, Spotify’ın viral bir pazarlama kampanyasıdır. 2016’dan bu yana her yıl Aralık ayı başında yayınlanan özetler, Spotify kullanıcılarının geçtiğimiz yıl boyunca platformdaki faaliyetlerine ilişkin verileri derlemesini sağlıyor.

Belirlenen siteler özel efektlerle kullanıcıların sosyal medya paylaşımlarına uygun hazırlanıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İl olmaya aday ilçeler 2024 güncel liste açıklandı. Antalya’da Coğrafi Bilgi Sistemleri aracılığıyla hazırlanan Konuşan Haritalar, il olma potansiyeli en yüksek ilçeleri belirledi. İşte il olmaya aday ilçeler…
İL OLMAYA ADAY İLÇELER 2024 GÜNCEL LİSTE
LÜLEBURGAZ

ÇERKEZKÖY
SİLİVRİ

ÇORLU
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“KALKAN-33” operasyonlarında; 115 göçmen kaçakçılığı organizatörü yakalandı | Video
15’i hakkında adli kontrol kararı verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1 ÖLÜ, 9 YARALI
Kazada, minibüste bulunan Hasan Eren hayatını kaybetti. Yaralanan 9 kişi, ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.
Hasan Eren’in cenazesi Adana Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, Yenikent Mahallesi 670 Sokak’ta dün saat 23.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’ne giden 15 yaşındaki Y.K.O. yanındaki arkadaşının bir kişi tarafından alıkonulduğunu ihbar etti. Ekiplerin, ihbarda verilen 5 katlı binanın en üst katındaki daireye operasyon düzenlediği sırada içerideki şüpheli 22 yaşındaki Murat Ö. tarafından silahla ateş açıldı. Açılan ateş sonucu polis memuru N.Y. ağır yaralandı. Adreste bulunan ekipler olay yerine takviye ekip çağırırken, durumu da sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralı polis N.Y.’ye ilk müdahaleyi yaparak, hastaneye kaldırdı. Hastanede tedavi altına alınan polis memurunun durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

ŞÜPHELİDE ÇOCUKTA YARALI ELE GEÇİRİLDİ
Bu sırada olay yerine gelen takviye polisler sokakta geniş güvenlik önlemi alırken, özel harekat polisleri de daireye operasyon düzenledi. Eve giren özel harekat polis, polise ateş açan Murat Ö. ile adreste tuttuğu İ.S.Y.’yi (14) yaralı halde buldu. Olay yerinde hazır bekleyen sağlık ekipleri, şüpheli Murat Ö. ile evde tutulan İ.S.Y.’ye ilk müdahalede bulunarak hastaneye kaldırdı. Tedavileri süren şüpheli ile çocuğun hayati tehlikelerinin bulunduğu öğrenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KORKUNÇ İDDİALAR ORTAYA ÇIKTI
Polis ekipleri olayın yaşandığı dairede ve sokakta detaylı inceleme yaptı. Çevredeki vatandaşlardan olayla ilgili bilgi alan polis, güvenlik kamera görüntülerini de inceleme altına aldı. Ekiplerin yaptığı araştırmada daire içinde alıkonulan İ.S.Y. ile polise ihbara giden Y.K.O. isimli çocuğun, Sultangazi’den plakası alınamayan bir otomobil ile Esenyurt’a getirildiği, otomobilin kaza yapması dolayısı ile kaçmayı başaran Y.K.O.’nun durumu polis ekiplerine bildirdiği öğrenildi.

EMNİYETTEN OLAYLA İLGİLİ AÇIKLAMA
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden Esenyurt’ta meydana gelen olayla ilgili açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada; “İstanbul Emniyet Müdürlüğünce, 01.12.2024 tarihinde Esenyurt İlçesi Yenikent Mahallesi’nde bulunan bir adreste cinsel istismar şüphelisi bir kişinin bulunduğu tespit edilmiştir. Kişinin yakalanması amacıyla adrese geçildiğinde, şüpheli M.Ö.(22) isimli kişi tarafından görevli polislere ateş açılmış, N.Y. isimli polis memuru açılan ateş sonucu yaralanmış, yaralı olarak hastaneye intikali sağlanmış, özel harekat unsurlarınca M.Ö. isimli şüphelinin yakalanmasına yönelik adrese operasyon gerçekleştirilmiştir. Özel harekat unsurlarınca adrese girildiği esnada, İ.S.Y.(14) isimli erkek çocuğun kafasına şüpheli kişi tarafından ateş edilerek çocuk yaralanmış, ardından şüpheli kişi kendi kafasına da ateş ederek intihara teşebbüs etmiş, görevlilerce durum kontrol altına alınarak şüpheli kişi ile erkek çocuğun hastaneye intikali sağlanmış, hayati tehlikelerinin devam ettiği anlaşılmıştır. Şüpheli M.Ö. isimli kişinin kayıtları incelendiğinde, 1 adet ruh ve sinir hastalıkları hastane kaydı olduğu tespit edilmiş, adreste yapılan aramada 1 adet ruhsatsız tabanca ile 1 adet kurusıkı tabanca ele geçirilmiştir. Konu ile ilgili yürütülen tahkikat işlemleri devam etmektedir” ifadeleri yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Törende; Altın Terazi ödüllerinin yanı sıra Habertürk Seyirci Ödülü, SİYAD ve Öğrenci Jürisi ödülleri, sahiplerine takdim edilecek.
‘Herkes için adalet’ Haberi Görüntüle
Festivalde Dün
Elina Psykou imzasını taşıyan Selanik, Prizren ve Kopenhag film festivallerinde ödüller kazanan hibrit belgesel Boşluktaki Bedenler / Stray Bodies gösterimi sonrasında filmin yapımcısı Ivan Madeo izleyicilerle bir araya geldi. AB üyesi devletlerin kürtaj, tüp bebek ve ötanazi yasalarındaki tutarsızlıklar nedeniyle bir ülkeden diğerine giden kadınları takip eden filme dair Madeo “Yönetmen Elina Psykou’nun 2017’de yazdığı bir proje aslında film. Yunan yapımcısı yoktu, bulamamıştı. Ben projeyi okuduğumda çok beğendim. Çok önemli ve üzerine konuşmamız gereken bir konuydu. Filmde izlediğiniz karakterlerin yüzde doksanı gerçek. Hem bu insanların gerçek hikâyesini takip ettiğimiz için hem de araya pandemi girdiği için çekimler uzun sürdü. Çünkü tüp bebek ya da kürtaj için yola çıkan bu karakterleri uzun bir süre takip etmek gerekiyor. Filmin kürtaj ve tüp bebek ile ilgili başlamasına sonunda ise ötenazi olmasına en baştan karar vermiştik. Hem siyasi hem de hukuki sistemimizin bir günden diğerine ne kadar hızlı değişebildiğini biliyoruz. İşte bu yüzden haklarınız için mücadele etmeyi bırakmayın. Sizin olan şeyler için, bedeniniz, sağlığınız, zihniniz için savaşmaktan vazgeçmeyin; kimse bunları sizden almamalı” dedi.
REKLAM
Ivan Madeo yapımcısı olduğu ve festivalde Türkiye prömiyerini yapan bir diğer film olan Michael Krummenacher imzalı Hain / The Traitor gösterimi sonrasında da salondaydı. İkinci Dünya Savaşı sırasında idam edilen ilk İsviçre vatandaşı Ernst Schrämli’nin gerçek yaşam öyküsünü anlatan film, prensipte tarafsız olan İsviçre’nin tarihinden az bilinen bir kesiti izleyiciyle buluşturuyor. Madeo “Yönetmenin yedi yıl önceki filminin yapımcısı da bendim. O filmden sonra geldi ve dedi ki, İkinci Dünya Savaşı’nda İsviçre hakkında yeni bir film fikrim var. İsviçre’nin Almanya’daki Nazilerle çok güçlü bir işbirliği yaptığını ve o dönemde Nazilere yardım etmek için çok fazla Yahudi kabul etmediğini zaten biliyoruz. Ama benim bilmediğim şey, İsviçre’nin aslında Nazilerle ve Almanlarla yıllar boyu milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları yapmış olduğuydu. Ve bu yıllarca devam etti, ta ki savaş değişene ve Almanya aniden savaşı kaybetmek üzere olana kadar. O zaman İsviçre dünyaya tarihin doğru sayfasında durduğunu göstermek için sıradan bir insanı idam etti. Bu hikâyeyi bilmiyordum. İşte bu yüzden düşündüm ve tamam Michael, bu anlatmamız gereken bir şey, çünkü bence kimse bilmiyor dedim” dedi.
Filistinli yönetmen Rashid Masharawi’nin Gazze’deki filmler ve film yapımcıları için kurduğu Masharawi Fonu’nun projesi olan Sıfır Noktasından – Gazze’nin Anlatılmamış Öyküleri festival kapsamında beyazperdedeydi. Filistinle Dayanışma bölümünde yer alan süreleri üç ila altı dakika arasında değişen farklı türlerde 22 kısa filmin gösterimi sonrası, projenin sanat danışmanı aynı zamanda festivalin kısa metraj jüri üyesi Ala Abou Ghoush, bu çarpıcı yapımlara dair merak edilenleri cevapladı. Ala Abou Ghoush “Bu proje savaşın başlamasından iki ay sonra oluştu. Herkes gibi biz de düşünüyorduk ne yapabiliriz diye. Haberleri izliyorduk, ailelerimizi arıyorduk. Rashid Masharawi de Gazzeli’dir. Kendisi gidip bir film yapmaktansa oradakilere anlatılmayan öykülerini anlatmak için bir fırsat vermek istedi ve bu fonu kurdu. Çünkü haberlerde her şey çok hızlı geçiyor. Bu kolay olan kısmıydı, zor olan kısmı iletişim kurmaktı. Savaş zamanı, elektrik yok, internet yok, su yok. İnsanlarla temas kurmayı nasıl başaracağız diye düşündük. Bir de bu ortamda öykülerini anlatmak isteyecek kişileri nasıl bulacağız? Telefonları şarj etmek, kamera bulmak, bütün bunlar büyük bir mesele. Bu gerçekten çılgınca bir çabaydı. İzlediğiniz filmleri yapanların yüzde sekseni sinemacı değil, ancak birkaç tanesinin bu işlerle ilişkili olduğunu söyleyebilirim. Çok karmaşık bir süreç oldu bu. Bir yandan da duygusal açıdan çok yıpratıcıydı. Her şey bittiğinde de bu filmleri göstermek çok önemliydi bizim için. Çünkü Gazzelilerin istediği de bu” dedi.
REKLAM
Lotfi Achour Locarno Film Festivali Bugünün Sinemacıları bölümünde dünya prömiyerini yapan ve Vancouver FF’de İzleyici Ödülü kazanan Kırmızı Çocuklar / Red Path filminin ikinci gösteriminde Kadıköy Sineması’nda izleyicilerle buluştu. Festivalde dün aynı zamanda Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması heyecanı yaşayan on film ikinci gösterimleri için bir kez daha beyazperdedeydi. Film gösterimleri sonrasında yönetmenler Cansu Baydar, Atakan Yılmaz, Yakup Tekintangaç, Elnaz Ghaderpour ve Reza Gamini filmlerine dair merak edilenleri yanıtladılar.

Festivalde Bugün – 28 Kasım
Festivalin son gününde dokuz film beyazperdede olacak. İBB Beyoğlu Sineması’nda 14.00 seansında Filistin ile Dayanışma bölümü kapsamındaki Sıfır Noktasından – Gazze’nin Anlatılmamış Öyküleri gösterimi yapılacak. Filistinli yönetmen Rashid Masharawi’nin Gazze’deki filmler ve film yapımcıları için kurduğu Masharawi Fonu’nun Gazze halkının sesini duyurmak ve çoğu zaman duyulmayan deneyimlerini belgelemek için tasarlanan projesi olan Sıfır Noktasından – Gazze’nin Anlatılmamış Öyküleri, süreleri üç ila altı dakika arasında değişen farklı türlerde 22 kısa filmden oluşuyor. Projenin ekip üyelerinden, aynı zamanda festivalin kısa metraj film yarışması jürisi olan Ala Abou Ghoush filmin gösterimine katılacak.
Dördüncü günü geride bıraktı Haberi Görüntüle
CineWAM Nişantaşı City’s’de saat 14.00’da Liliana Torres’in “Anne olmak istememek bir tercih ve hak olamaz mı, anne olmamak için illa bir sebep mi gerekiyor?” sorusu ile ataerkil mutluluk formülüne farklı bir bakış açısı getirdiği filmi Memeli / Mamifera izleyiciyle buluşacak. Bu yıl Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış bölümünün dikkat çeken yapımlarından, Somali sineması için cesur bir yeni ses olan Mo Harawe imzalı Cennetin Yanındaki Köy / The Village Next to Paradise 16.30 seansında gösterilecek. Yönetmenin memleketi Somali’ye Batı’nın önyargılı bakışının tam tersi bir portre çizdiği Cennetin Yanındaki Köy, Cannes’a seçilen ilk Somali filmi olarak tarihe geçti. Mara Tamkovich izleyiciyle ilk kez New York Tribeca Film Festivali’nde buluşan Polonya yapımı Kurşuni Gökyüzü Altında / Under The Grey Sky ile ilkeli ve cesur gazetecilik yapmanın bedellerini ödeyen Belarus gazeteci Katsiaryna Andreyeva ve eşi Igor Ilyash’ın gerçek öyküsünü anlatıyor. Kurşuni Gökyüzü Altında 19.00’da izleyiciyle buluşacak. 2020’de ilk filmi Namo ile Altın Terazi kazanan, 2022’de Sonu Yok ile yeniden yarışmaya seçilen Nader Saeivar imzalı, Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan Şahit / The Witness 21.30’da gösterilecek. Nader Saeivar ve Cafer Penahi’nin senaryosunu birlikte yazdıkları film, İran’da geçen adli bir meseleyi beyazperdeye taşıyor.
İzleyicilerin sorularını cevapladı Haberi Görüntüle
Türkiye prömiyerini festivalde yapan Michael Krummenacher imzalı Hain / The Traitor 14.00’te Kadıköy Sineması’nda gösterilecek. İkinci Dünya Savaşı sırasında idam edilen ilk İsviçre vatandaşı Ernst Schrämli’nin gerçek yaşam öyküsünü temel alarak sunan film, İsviçre’nin tarihinden az bilinen bir kesit ile geçmişle de hesaplaşıyor. Yönetmenin önceki filmleri gibi Yunanistan’ın Tuhaf Dalga akımından izler taşıyan Elina Psykou imzalı Boşluktaki Bedenler / Stray Bodies 16.30 seansında beyazperdede olacak. Film, AB üyesi devletlerin kürtaj, tüp bebek ve ötanazi yasalarındaki tutarsızlıklar nedeniyle bir ülkeden diğerine giden kadınları takip ediyor. Her iki filmin de yapımcısı olan Ivan Madeo da izleyicilerle buluşacak.
İlgiyle devam ediyor Haberi Görüntüle
José Giovanni’nin yönettiği unutulmaz klasik Şehirde İki Adam / Deux Hommes Dans La Ville 19.00’da beyazperdede olacak. Polis soruşturmasından, mahkemelerden, infaz kurumlarına kadar adalet sisteminin içinde geçen ve birçok tartışma açan filmin başrollerini geçen yaz kaybettiğimiz Alain Delon ve Fransız sinemasının usta oyuncusu Jean Gabin paylaşıyor. Festival Anadolu yakasındaki izleyicilerine 21.30 seansında gösterilecek Brezilya Cinema Novo akımının ustası Glauber Rocha’nın toplumsal adaletsizliğe isyanı anlattığı filmlerinin en çarpıcı olanı Kara Tanrı, Beyaz Şeytan / Black God, White Devil ile veda edecek. İlk gösteriminden 60 yıl sonra yenilenen 4K kopyasıyla izleyiciyle buluşacak unutulmaz bir klasik olan film, kırsal kesimden yoksulluk, eşitsizlik, öfke, başkaldırı, cinayet ve intikam içeren, iki bölümden oluşan bir öykü anlatıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şişli Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen BASE’in 8. edisyonu, Habertürk ve Bloomberg HT’nin medya sponsorluğunda, Trendyol Sanat ana sponsorluğunda, Bilgili Holding ana mekan sponsorluğunda, Bilgili Sanat iş birliğinde The Ritz-Carlton Residences Istanbul B Blok’ta sanatseverlere kapılarını açtı.

Bu yıl 33 şehirde, 40 üniversiteden, yeni mezun 132 sanatçıyı ağırlayan fuarda, resim, fotoğraf, seramik, cam, heykel, video, yeni medya, grafik tasarım ve geleneksel Türk sanatları gibi farklı disiplinlerde üretilmiş yaklaşık 150 eser yer alıyor.
BASE Kurucu Ortağı İdil Bilge, sanat okumaya cesaret eden, emek veren, yaratım gücünü sanat alanında gösteren gençlere mezun olduklarında hayatlarını kolaylaştıracak, sanatsal anlamda kariyerlerini devam ettirebilmelerine yardımcı olacak bir platform sunmak istediklerini söyledi.
REKLAM
KARİYERLERİNDE BİR BASAMAK OLMAYI MİSYON EDİNDİK
Bilge “BASE’i 2017 yılında hayata geçirdik. Zaman içerisinde dünyamız aslında buraya kaydı. Yurt dışına gittiğimizde mezuniyet sergilerinin yapıldığını görüyorduk. O sene Türkiye’de okuyan lisans, yüksek lisans ve hatta doktora mezunları da başvurdu. Mezun olanlara böyle bir platform yapmak istedik. Doğru kontaklarla onları bir araya getirip aslında kariyerlerinde doğru yerlere gelmelerinde bir basamak olmayı misyon edindik. Galeriler, alıcılar, küratörler, sanat tarihçileri bazen kendilerinden daha kıdemli sanatçılarla da fikir alışverişi yapabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

Büyük şehirler dışında okumuş ve sanatçı olmaya baş koymuş kişilere de ortam sağlandığını dile getiren Bilge, şunları kaydetti:
REKLAM
“Türkiye’deki mesafeleri kaldırarak herkese eşit görünürlük vermek, nerede okumuş olursa olsun dönemdaşlarıyla eşit fırsat sunabilmek için aslında BASE’i hayata geçirdik. Yaklaşık 2 bine yakın yeni mezun oluyor. Tek kriterimiz yeni mezun olması. Yaşı ya da hangi temada hangi pratikte çalıştığının önemi yok. Çok serbest bırakıyoruz bu konuda. Bizim her sene 15 kişilik bir jürimiz oluyor. Çok fazla değişik gözün olmasını çok önemsiyoruz. Çünkü amacımız kişisel zevki yansıtmak ya da estetik olarak çok güzel bir sergi yapmak değil. Kimin yeteneği varsa kaçırmamak için her disiplinden bir göz koyuyoruz jüriye. Yani ressam, heykeltıraş, fotoğraf sanatçıları, galericiler, küratörler, koleksiyoner ve sanat tarihçileri var. Potansiyeli olan kim varsa gözden kaçırmamak için ince eleyip sık dokuyarak bir seçki yapıyorlar.”

ÜCRETSİZ OLARAK ZİYARETE AÇIK
Ücretsiz olarak ziyarete açık olacak BASE, yeni mezun sanatçıların yaratıcılıklarını ve üretme motivasyonlarını desteklemek, onların sanat profesyonelleri ve sanat izleyicileri ile diyaloglarını geliştirmek misyonuyla 8 yıldır düzenleniyor.
Ayrıca BASE ve Trendyol Sanat iş birliğinde gerçekleşecek Konuk Ülke Azerbaycan: Genç sanat üretimine bakış sergisinde Azerbaycan’dan yeni mezun ve son yıllarda mezun olmuş 14 genç sanatçının yaklaşık 30 eseri yer alacak. Sergi Azerbaycan’ın çeşitli sanatsal ifadelerini sergileyerek her iki ülkedeki paralel sanat üretimini gözler önüne seriyor.

BASE’in 2024 yılı başvurularını Ari Meşulam, Bahar Kızgut, Coşar Kulaksız, Daryo Beskinazi, Derya Yücel, Ergin Çavuşoğlu, Esra Aliçavuşoğlu, Gülay Semercioğlu, Nermin Er, Oya Delahaye, Serkan Özkaya, Sinan Demirtaş, Yaşam Şaşmazer ve Yekhan Pınarlıgil’den oluşan seçici kurul değerlendirdi.
Küratörlüğünü Derya Yücel’in üstlendiği programa ilişkin detaylı bilgiye base.ist adresinden ulaşılabiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sibel Can, Tuluğ Tırpan yönetimindeki senfoni orkestrası eşliğinde Ankara CSO Ada’da sevenleriyle buluştu.
Amor Gariboviç imzalı siyah elbisesiyle dile düşen Sibel Can, sahnede zor anlar yaşadı.
KIYAFETİNİN AZİZLİĞİNE UĞRADI
Sahne kıyafetiyle günlerdir gündemde olan ünlü şarkıcı Sibel Can, sahnede talihsiz bir kaza yaşadı.
Ünlü şarkıcı, performans sırasında dengesini kaybederek düştü.
İKİ KİŞİNİN YARDIMIYLA KALKABİLDİ
Bir süre yerden kalkamayan ünlü sanatçı, 2 kişinin yardımıyla zor bir şekilde ayağa kalkabildi.
Sibel Can daha sonra hiçbir şey olmamış gibi şarkısına devam etti.

MORAL VERDİLER
Müzikseverler Can’a moral olmak için alkış tuttu.
ELBİSESİNİN FİYATI DUDAK UÇUKLATTI
Sibel Can’ın sahneye çıktığı elbisenin tasarımcısının ünlü modacı Amor Garibovic olduğu ve bu elbisenin Sibel Can’a hediye olarak verildiği ortaya çıktı.
Ancak, bu elbisenin fiyatı dudak uçuklatacak kadar yüksek.
Sosyal medyada gündem olan bu kıyafetin fiyatı tam olarak 150 bin TL.


Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melisa Aslı Pamuk ve Yusuf Yazıcı, gizli saklı ilerledikleri ilişkilerini nikah masasında taçlandırdı.
Trabzon’a gelin giden Melisa Aslı Pamuk, ilk bebeğine hamile olduğunu ise geçtiğimiz günlerde açıkladı.
Bir erkek bebek bekleyen Melisa Aslı Pamuk, son olarak sosyal medyadan nişan fotoğraflarını hayranlarının beğenisine sundu.
NİŞAN KARELERİ GÖRÜCÜYE ÇIKTI
İkili hem nişanı hem de düğünü gözlerden uzak yaptı. Melisa Aslı Pamuk ise beyazın ağırlıklı kullanıldığı nişan karelerini yayınladı.
“Film rulomu karıştırıyorum” notunu düştüğü kareleri yayınlayan Pamuk, zarif tercihleriyle de beğenildi.
Melisa Aslı Pamuk’un gül detaylı bir elbise giydiği, Yusuf Yazıcı’nın ise kocaman güllerle jest yaptığı görüldü.




Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akalın’ın fotoğrafına yorum yazan takipçisi şu ifadeleri kullandı: Yıllardır spor yapan Ebru Şallı’da bu kadar kas yok. Helal olsun. İki ayda kas yaptı, ey para nelere kadirsin.
“ÖLÜMDEN DÖNDÜM BİR DAHA TÖVBE”
Demet Akalın, takipçisinin mesajına yaptığı açıklama ile gündem oldu: Akalın, “Yok aşkım 2 hafta yemek yiyemedim kusmaktan. Zayıflama iğnesi oldum. Sus, ölümden döndüm. Bir daha tövbe” dedi.

Kültür SanatDemet AkalınMagazinEğitimSağlıkYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski kilolu halinden eser kalmayan ünlü şarkıcı Demet Akalın, bu yaz verdiği mayolu ve bikinili fotoğraflarla şaşırtmıştı.
İSTEDİĞİ KİLOYA ULAŞAMADI
Akalın, 11 kilo vermesine rağmen, istediği ideal kiloya ulaşamadığını düşündü ve fazla kilolarından kurtulmaya devam etmek istedi.
ZAYIFLAMA İĞNESİ YÜZÜNDEN ÖLECEKTİ
Demet Akalın, daha fazla kilo vermek için, son zamanlarda popüler hale gelen zayıflama iğnesi oldu.
İğne sonrası ciddi sağlık sorunları yaşamaya başlayan Akalın, bir anda ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.
Zayıflama sonrası cesur seçimleriyle dikkat çeken Akalın, bir takipçisine şu yanıtı verdi:
“Yok aşkım 2 hafta yemek yiyemedim kusmaktan zayıflama iğnesi oldum sus ölümlerden döndüm bir daha tövbe.”

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son zamanlarda yaptığı açıklamalar ile en fazla konuşulan isimlerden birisi de İbrahim Tatlıses oldu.
Hem dost kazığı yediğini söyleyen hem de kızı Dilan Çıtak ile sorunlar yaşayan Tatlıses, sağlığı için yeni bir adım attı.
14 Mart 2011 gecesi Maslak’ta uzun namlulu silahla saldırıya uğrayan ve uzun süre tedavi gördükten sonra sağlığına kavuşan ancak kısmi felç kalan 72 yaşındaki türkücü, yürümekte zorluk çekiyordu.
Tatlıses bunun üzerine fizyoterapist eşliğinde çalışmalara başladı.
İLGİLİ HABERİbrahim Tatlıses: Bilenler bilir, bugün ben yeniden doğdum
DUA İSTEDİ, TEDAVİYE BAŞLADIĞINI DUYURDU
İbrahim Tatlıses bu kez sevenlerinden dua istedi. Uğradığı silahlı saldırı sonrası felç kalan ünlü sanatçı yeni tedaviye başladığını duyurdu.

“BENİ YÜRÜTECEĞİNE İNANIYORUM”
Instagram hesabından paylaşım yapan Tatlıses, “Hocamla seanslara tekrar başladık. Allah herkese acil şifalar versin beni yürüteceğine inanıyorum. Dularınızı eksik etmeyin” dedi.

YAŞADIKLARINI ANLATTI
Uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan İbrahim Tatlıses, o dönem yaşadıklarını anlattı ve “Ben hissettim. Baktım kafamdan bir şeyler damlıyor, doktora ‘Nedir bu hocam?’ dedim. ‘Oradan damlayan kan’ dedi. Kafamı yan dönmesem tam orta kısma gelecekmiş.” açıklamasını yaptı.

“AĞZIMDAN SULAR AKIYORDU”
Tatlıses, “Lavaboya gidemiyordum, ağzımdan sular akıyordu. O halden bu hale geldim Allah’ıma şükürler olsun. İyileşme sürecimde umudumu kaybettiğim hiç olmadı.” diye konuştu.
NELER OLDU?
Tatlıses, 14 Mart 2011 yılında uğradığı silahlı saldırıdan sonra altı saat süren bir operasyon geçirmiş ve iki hafta yoğun bakım ünitesinde kalmıştı.
6 Nisan 2011’de tedavi için uçakla Almanya’ya götürülen usta sanatçıya, sonraki yıllarda ABD’de beyin operasyonu yapılmıştı.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk pop müziğinin unutulmaz usta isimlerinden Çelik Erişçi, Galata Kulesi’nin önünde ‘Bu Kalp Seni Unutur Mu?’ şarkısını akustik versiyonuyla seslendirdi.
O anları sosyal medya hesabından yayınlayan ünlü şarkıcı, gündem oldu. Takipçileri, şarkıcının performansını değil, onun görüntüsünü konuştu.
Deri kıyafetlerle dikkat çeken Çelik, önce gelen yorumlara sözünü sakınmadan yanıtlar verdi. Ardından ise gelen yorumlar üzerine şu açıklamayı yaptı:
“BACAK ARAMA İLGİ DAHA FAZLA”
‘Neredeyse 1 milyon izlenmiş… İTÜ’de yüksek lisans ve doktora yapmış, 500’den fazla şarkı yazmış ve sunmuş bir sanatçı olarak, sanatıma değil bacak arama gösterdiğiniz bu ilgi çok enteresan. Neyse, aslan yattığı yerden belli olur.’
Şarkıcı Çelik, yıllar önce çıplak biçimde çello çaldığı fotoğrafla adından söz ettirmişti.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demirer, 47 yılın ardından ???????emekliye ayrılan tarih öğretmeni Hanlıoğlu ile bir araya geldi.
Hanlıoğlu’nun Öğretmenler Günü’nü kutlayan Demirer, “Hocamızın engin tecrübelerini dinleme fırsatı bulduk. Ülkemizin eğitimine neredeyse yarım asır hizmet vermiş ve hala hizmet verme arzusu içinde olan İmamettin hocamız, Of ilçemiz için bir değer. Her zaman yanında olduğumuzu ve tecrübelerinden faydalanmak istediğimizi belirtmek istiyorum.” dedi.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Hanlıoğlu ise “Ben hala kendimi göreve hazır hissediyorum. Görev verildiğinde ülkem ve milletim için tecrübelerimi, bildiklerimi anlatmak isterim. Nazik ziyaretlerinize teşekkür ediyorum ve tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ İstihbarat Teşkilatı (MİT), arşivinde yer alan tarihi fotoğrafları internet sitesinde ‘Özel Koleksiyon’ albümünde yayınladı.
MİT’in internet sitesinde ‘Özel Koleksiyon’ bölümü içinde ‘100 Yıllık’ adı altında, teşkilat tarihinde alıntıların yer aldığı çalışma yayınlandı. Tarihi fotoğrafların yer aldığı albümde, İtalyanların 1911’de Türk toprağı olan Trablusgarp’ı (Libya) işgalini önlemek için gizlice bölgeye giden Enver Paşa, Süleyman Askeri Bey, Yakup Cemil, Kuşcubaşı Eşref, Fethi Okyar, Mustafa Kemal Paşa’nın toplu fotoğraf yer aldı. Ayrıca, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın arkadaşı Nuri Conker ile Trablusgarp’ta çekindiği fotoğraf ile Birinci Dünya Savaşı’nda katıldığı cephelerdeki çeşitli fotoğrafları yayınlandı.
SÜLEYMAN ASKERİ BEY
Teşkilat-ı Mahsusa’nın ilk başkanı Süleyman Askeri Bey’in Trablusgarp’a Molla Cemil adında sahte kimlikle giderek bölgede faaliyet yürüttüğü aktarıldı. Albümde, Süleyman Askeri Bey ile ilgili, “Birinci Dünya Savaşı öncesinde, 1911 yılında İtalya’nın Trablusgarp’a saldırması üzerine İtalyan işgaline karşı Trablusgarp’ın müdafaasında görev aldı. Jön Türkler kılık değiştirerek Mısır üzerinden, Trablusgarp’a geçerek müthiş bir direniş örgütlediler. Süleyman Askeri imam kılığında Trablusgarp’a Mısır üzerinden gizlice geçti. Enver Paşa, Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), Ali Fethi Okyar, Eşref Sencer Kuşçubaşı, Yakub Cemil, Süleyman Askeri hep birlikte Bingazi’deki savaşlara katıldı. Süleyman Askeri, 21 Ağustos 1912’de Bingazi ve Havalisi Komutanlığı Kurmay Başkanlığına atandı. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na Almanya’nın safında katılması üzerine Teşkilat-ı Mahsusa Başkanlığı görevinin yanında 20 Aralık 1914 tarihinde Irak ve Havalisi Genel Komutanı olarak atandı. Irak Cephesi’nde Osmancık Taburu ile Rota Muharebesi’nde İngilizleri durdurdu ama ayağından yaralandı ve Bağdat’a hastaneye kaldırıldı, burada yaralı halde Basra’yı geri almak için planlar yaptı ve harekete geçti. Şuaybiye Muharebesi’nde komutası altındaki birliklerin 14 Nisan 1915 tarihinde İngiliz Ordusu’na mağlup olması üzerine tabancasıyla intihar etti” ifadelerine yer verildi.
KUT’ÜL AMARE ZAFERİ VE HALİL KUT PAŞA
Birinci Dünya Savaşı’nın Irak cephesinde İngilizlere karşı kazanılan Kut’ül Amare Muharebelerine ilişkin, “Osmanlı tarihinin en büyük zaferlerinden biri 29 Nisan 1916’da elde edildi. Türk ordusu, Birinci Dünya Savaşı içerisindeki ikinci zaferini İngilizlere karşı kazandı. Zaferde son derece önemli olan Teşkilat-ı Mahsusa, istihbari anlamdaki başarılar arasında tarihi bir önem taşır” denildi.
Ayrıca, Kut’ül Amare Muharebesi’nin muzaffer komutanı Halil Paşa’nın Soyadı Kanunu sonrası ‘Kut’ soyadını aldığı belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaymakam Vehbi Bakır, Yıldırım Beyazıt Mahallesi Karakuş Sokak’ta inşa edilecek caminin temel atma töreninde, ibadethanenin Çubuk’a, Türkiye’ye ve İslam alemine hayırlı olmasını diledi.
Caminin altında yapılacak gençlik merkezinin önemine de işaret eden Bakır, caminin yapımında emeği geçen ve destek olan herkese teşekkür etti.
Belediye Başkanı Baki Demirbaş ise Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nin hızla geliştiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Burası, ilçemizin önemli merkezi yerlerinden birisi oldu. Altında gençlik merkeziyle daha büyük bir cami yapmak için buradayız. Camilerimiz ibadet ettiğimiz, İslam’ın nişanelerinden çok önemli merkezlerimizdir. Gençlerimiz burada hem dinlerini öğrenecekler hem de ibadetlerini yapacaklar. Cami ve gençlik merkezimizin ilçemize kazandırılması son derece önemlidir.”
Ömürdede Camisi Yaptırma, Yaşatma ve Güzelleştirme Dernek Başkanı Abdulkadir Karakuş’un konuşmasının ardından, caminin temeli atıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Yardımcısı Fatih Kızıltoprak, Yenimahalle Fuar Alanı’nda 72 yayınevi ve 129 yazarın katılımıyla organize edilen etkinlikte, Trabzon’un birçok yazar ve şairin yetiştiği kadim bir şehir olduğunu söyledi.
Trabzon’un, farklı düşüncelerin konuşulduğu bir şehir olduğunun altını çizen Kızıltoprak, bu gibi kültürel etkinliklerin artmasının ülkeye katkı sağlayacağını aktardı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon MilletvekiliMustafa Şen ise etkinliğe milletvekilliğinin yanı sıra yazar olarak da katıldığını belirtti.
Kitabın ve okumanın önemine işaret eden Şen, Meydan’daki tarihi okul binasının Büyükşehir Belediyesince kitap kafeye dönüştürülerek vatandaşların hizmetine sunulacağını kaydetti.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç de kültür ve sanat şehri Trabzon’un fikir dünyasına hitap edecek, ilim irfan hayatına katkı sağlayacak etkinliği gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Şehrin kültür hayatına 48 eserin basımıyla katkı sunmaya çalıştıklarını aktaran Genç, “Yazarlarımızla, gençlerimizin buluşmaları olacak. Hem fiili olarak buluşma olacak hem de onların eserleriyle fikir dünyalarına ulaşacaklar. Bu vesileyle gençlerimizin fikir dünyalarında ciddi ufuk açacağını düşünüyoruz.” dedi.
Genç, 1 Aralık’a kadar sürecek etkinliğe herkesi davet et
Gençlerle söyleşide bir araya gelen Genç, kitabını imzaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmancık’a 1994’te getirilerek D-100 kara yolu kenarında sergilenmeye başlanan uçak, zamanla ilçenin simgesi haline geldi.
Karayolları Bölge Müdürlüğünce D-100 kara yolundaki genişletme çalışmaları nedeniyle taşınmasına karar verilen savaş uçağının yeni yerine alınması için Osmancık Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerince çalışma yapıldı.
Vinç yardımıyla bulunduğu yerden alınan uçak, yaklaşık 15 metre ilerideki alana yerleştirildi.
Uçağın çevresinde düzenleme yapılacağı bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN – Aydın Kitap Fuarı, çevre illerden ve Aydın’ın tüm ilçelerinden gelen binlerce ziyaretçinin katılımıyla devam ediyor. Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Fuar Aydın alanında düzenlenen fuarı 7’den 70’e her yaştan vatandaş ziyaret ediyor.
İlk ve ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri de fuara yoğun ilgi gösteriyor. Aydın Kitap Fuarı’na katılan öğrenciler, severek okudukları yazarlar ile tanışma şansına erişiyor, kitaplarını imzalatarak unutulmaz hatıralara sahip oluyor. Aydın Kitap Fuarı’na katılarak söyleşiler düzenleyen yazar, sanatçı ve bilim insanlarının sunumları da vatandaşlar tarafından beğeniyle karşılanıyor.
“Özlem Hanıma çok teşekkür ederim”
Öğrencileri ile birlikte Aydın Kitap Fuarı’nı ziyaret eden sınıf öğretmeni Gamze Güngördü, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti. Güngördü, “Çok güzeldi, beklediğimin çok üstündeydi. Yazarların burada olması muhteşem bir şey. Çocuklar kitapları okuyorlar mutlaka ama yazarlarını pek bilmiyorlar. Bizzat yazarlardan kitapları alıp imzalatmaları muhteşem bir şeydi, en değerlisi buydu bence. Kesinlikle okumayı özendirmek adına ve farkındalık oluşturmak adına muhteşem oldu, çocuklar 1’inci sınıf olmasına rağmen getirdim. Gerçekten güzel bir fırsattı, kaçırmalarını istemedim. Çok güzeldi, ben Özlem Hanıma da çok teşekkür ediyorum. En güzeli de bizleri ücretsiz bir şekilde okulumuzdan aldı, buraya kadar getirdi, fuarımızı gezdik. Bu hizmet için de ben Özlem Hanıma çok teşekkür ediyorum” dedi.
Yerel yazarlar Aydın Kitap Fuarı’nda
Birçok yerel yazar da Aydın Kitap Fuarı’na katılarak okurları ile buluştu. Efeler ilçesinde yaşayan ve serebral palsi hastalığı nedeniyle ellerini ve ayaklarını kullanamadığı için burnuyla yazdığı eseri ‘Herkes Beni Engelli Sanıyo!’ için imza günü düzenleyen Mustafa Erol, “Fuar çok güzel, çok beğendik fuarı. Özlem Başkanımıza çok teşekkür ederim, her yıl olmasını istiyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dr. Kadir TopbaşKültür Sanat Merkezi’ndeki sergi açılışında, “Fotoğrafın Renkli Yüzü” Güler Ertan, “Objektifin Bilgesi” Ozan Sağdıç ve “Fotoğrafın Sessiz Şairi” İbrahim Zaman başlıklarıyla, sanatçıların evlerindeki en doğal hallerini konu alan belgesel gösterimi yapıldı.
Esenler Belediyesinin destekleriyle gerçekleştirilen ve 41 fotoğrafın yer aldığı serginin açılışına, üç usta sanatçının yanı sıra çok sayıda sanatsever katıldı.
“Belki hayatım boyunca yaşayamayacağım anlar oldu”
Kalaycı, AA muhabirine, Türkiye’nin fotoğraf tarihine ışık tutan Prof. Dr. Güler Ertan, İbrahim Zaman, Ozan Sağdıç’ın hayatlarını, fotoğrafa olan tutkularını, eşleriyle olan iletişimlerini, aşklarını, sevgilerini ve şiirlerini fotoğraflara yansıtmaya çalıştığını söyledi.
Kalaycı, projenin farklı bir çalışma olduğuna işaret ederek, “Bugüne kadar hep hocalarımızın yaptığı çalışmalar sergileniyordu. Ben onların o deklanşörün arkasında kalan tutkularını fotoğraflarımda yansıtmaya çalıştım. Aynı zamanda belgesel çalışmasını kısa röportajlar halinde hazırladım. Belgeseli hazırlarken inanılmaz mutlu oldum. İnanılmaz tecrübeler yaşadım. Belki hayatım boyunca yaşayamayacağım anlar oldu.” dedi.
Fotoğraflarda insan hikayeleri anlatmayı sevdiğini belirten Kalaycı, “Hocalarımın da söyleşilerine katıldığımda onların hayatlarını merak ettim. Nasıl yaşadılar? Nasıl bu noktaya geldiler? Nasıl bu kadar iyi pozisyonlarda olabildiler? Nasıl Türkiye tarihine fotoğraf alanında ışık tutabildiler? Bunu merak ettiğim için araştırmalara başladım. Sonra ilk Güler hocamla başladım. Sonra İbrahim Hocamı ve Oğuz Hocamı çektim.” diye konuştu.
Ozan Sağdıç ile proje başındaki diyaloglarını aktaran Kalaycı, şunları kaydetti:
“Projemizden bahsettiğimde, ‘ben Ankara’da oturuyorum gelebilir misin’ dedi. Ben de ona ‘hocam siz Van’da da olsanız, ben sizi çekerim’ dedim. Birlikte çok keyifli, çok güzel anlar yaşadık. Aynı zamanda hocaların eşlerini de çektiğim için inanılmaz derecede farklı ve güzel bir çalışma oldu. Tamamen günlük akış içerisinde yemek yemelerinden, Güler Hoca’nın kendi kıyafetlerini kendi tasarlayıp dikmesinden, İbrahim Hoca’nın o heyecanından, evdeki rutininden, yine aynı şekilde Ozan Hocamız eşiyle, çocuğuyla olan ilişkisini fotoğraf karelerine yansıtmaya çalıştım.”
“Bu sürprizi çok beğendim”
Ozan Sağdıç da sergi için Ankara’dan geldiğini dile getirerek, “Sergiyi herkes gibi ben de ilk defa görüyorum. Deniz Hanım’ın bir süre önce gelip Ankara’da tespit ettiği hayatımla ilgili fotoğraflar var burada. Benim için de sürpriz oldu. Bu sürprizi çok beğendim. Gayet güzel fotoğraflar var. Kendisini tebrik ediyorum. Benim için de çok değerli şey oldu.” ifadelerini kullandı.
Sergiyi ziyaret edenlerin, hakkında fikir sahibi olacağını aktaran Sağdıç, şöyle devam etti:
“‘Duayenler’ diye bir laf vardır. Uydurulmuş o laf. Çünkü duayen bir tek kişiye denir. Yani bir mesleğin en büyüğüne denir. Şu anda yaş bakımından ve müktesebat bakımından ben gerçek bir duayenim Türkiye’de. Çünkü yaşım 90. 70 yıllık bir fotoğraf tecrübem var. Cumhuriyet’in 101. yılında böyle bir manzara arz ediyoruz. Görenlere, bakanlara, seyredenlere mutluluklar diliyorum. Güzel bir sergi olmuş.”
“Sevgi olduğu zaman her şey bir bütün olarak ortaya çıkar”
Güler Ertan ise Deniz Kalaycı’nın sergiyle sanat dilini ortaya koyduğunu söyleyerek, “Sevgi olduğu zaman her şey bir bütün olarak ortaya çıkar. Deniz Hanım’ı 15 senedir tanırım. Fotoğraf sanatını nereden nereye getirdiğini, bunun da sevgiyle olduğunu, her işi sevgiyle yaptığına inanıyorum. Kendini canı gönülden kutluyorum.” şeklinde konuştu.
İbrahim Zaman da fotoğrafın, dijital sanatın ve yapay zekanın gelişimini anlatarak, fotoğrafın sadece sanat olmadığını bir araya gelmenin de önem kazandığını dile getirdi.
“Görsel Şahitler: Zamanı Durduran Ustalar” sergisi, 28 Kasım’a kadar görülebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinop Kent Konseyi ile Sinop Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma ve Destekleme Derneği işbirliğiyle Kültür Merkezi’nde düzenlenen konsere, Belediye Başkanı Metin Gürbüz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Güzel, davetliler ile korunmaya muhtaç çocuklar katıldı.
Çeşitli müzik türlerinden eserlerin seslendirildiği konserden elde edilen gelir, korunmaya muhtaç çocuklar yararına değerlendirilecek.
Sinop Kent Konseyi Başkanı Handan Yılmazer Turan, burada yaptığı konuşmada, konserden sağlanacak gelirin çocuk evlerine ulaştırılacağını söyledi.
Amaçlarının gelirden daha çok çocukların mutluluklarına katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Turan, şunları kaydetti:
“Devletimiz, çocuklarımızın tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Biz böyle bir etkinlik yaparak onların mutluluğuna katkı sağlamak istedik. Etkinliğimize destek veren sanatçılarımıza ve davetlilerimize çok teşekkür ediyorum. Bizleri bu anlamlı gecede yalnız bırakmadılar. Çocuklarımıza daha güzel bir gelecek için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ala, Barış Manço Kültür Merkezi’nde sanatçı Yücel Arzen’in konser verdiği, kum sanatçısı Veysel Çelikdemir’in gösterisine yer verilen Yıldırım Belediyesi 2024-2025 Kültür Sanat Sezonu Açılış Programı’nda yaptığı konuşmada, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a teşekkür etti.
Sanatçılara ödenen meblağların tartışıldığı son günlerde kültür ve sanatın bu tartışmaların gölgesinde kaldığını belirten Ala, söz konusu alanlarla ilgili yapılacak her şeyin dünyaya her dilden mesaj ulaştırmak için en iyi yol olduğunu anlattı.
Ala, etkinlik kapsamında sanatçı Yücel Arzen’i dinlediğini dile getirerek, “Onların ortaya koyduğu performans veya onun gibi sanatla, kültürle mesaj vermek isteyenlerin dünyada hangi dilden konuştukları önemli değil. Onlar aynı dilden itiraz ederler meselelere. Onlar aynı dilden kabulleri ortaya koyarlar. Onlar aynı dilden haksızlıklara karşı çıkarlar. O bakımdan birçok alanda birçok maddi imkanın yapamayacağı etkiyi, kültür sanat alanında yerli yerinde değerlendirilirse kelimeyle yapabilirsiniz.” ifadesini kullandı.
“Elimizden ne geliyorsa onu yapmalıyız ki iyiliği ve itirazı çoğaltalım”
Efkan Ala, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de yaşanan insanlık dramına değindi.
Filistin’de insanlığın enkaz altında kaldığını vurgulayan Ala, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uluslararası kuruluşların mezarı oldu Gazze. Orada insanlığın vicdanının mezarı haline getirildi Gazze ama oraya gömülecek olan siyonizmin kendisidir. Yeryüzü insanlık tarihi zulümle abat olmuş bir devleti yazmaz ama zulüm yaptığı için tarihte toprağın altına gömülmüş çok medeniyeti, zamanında kendisine ‘uygarlık’ denilen çok devleti anar, çok devleti bilir, çok anlayışı bilir. Bugün oradaki siyonizm ve oradaki İsrail’deki Netanyahu hükümetinin yaptığı soykırım dönüp dolaşıp kendilerini eninde sonunda vuracaktır ama biz ne yapıyoruz; bunun çabası içerisinde olmalıyız. Sizlerden aldığımız iradenin etkisiyle ve yetkisiyle gerçekten başta Cumhurbaşkanı’mız, devlet başkanı olarak dünyada her platformda en yüksek sesle itirazımızı ve bu yanlışları dile getiriyoruz. Yapılacak ne varsa yapıyoruz, gayret ediyoruz.”
Ala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son 12 günde 13 devlet başkanıyla görüşüp bu meseleleri dile getirdiğini belirtti.
Kendilerinin ise gerek büyükelçilerle gerekse yurt dışındaki temaslarıyla, diplomatik yollarla bütün bu sorunları, bu zulmü insanlığa unutturmamak için insanlığın alacağı tedbir ne varsa yerine getirmelerini sağlamak için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden Ala, “Bütün insanlığın gözü önünde böyle bir zulmün işleniyor olmasına tanıklık etmek de gerçekten bizi inanılmaz derecede üzüyor. Kelimenin, çabanın gücüne inanmalıyız. Biz mücadelede sabredenlerden olmalıyız, seyredenlerden değil. Elimizden ne geliyorsa onu yapmalıyız ki iyiliği ve itirazı çoğaltalım ve bu zulüm eninde sonunda kendilerine dönsün ve orada vicdanı, insanlığı gömmek istedikleri yere kendi gelecekleri gömülsün.” diye konuştu.
“Yıl boyu etkinliklerimizi ‘insanlık adına’ düzenleyeceğiz”
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da Osmanlı payitahtı Bursa’nın kültür ve sanat bakımından köklü bir geleneğe sahip olduğunu ifade etti.
Her kesime erişen, değer yargıları ve hassasiyetleri gözeten kültür sanat anlayışıyla Yıldırım’ı ve Bursa’yı Türkiye’nin örnek gösterdiği bir yer haline getirmek için çalıştıklarını dile getiren Yılmaz, “Barışın egemen olduğu, gözyaşının dindiği bir dünya hayaliyle yıl boyu etkinliklerimizi ‘insanlık adına’ düzenleyeceğiz. Filistin davasına dikkati çekmek, Filistin’deki soykırımı durdurmak bütün insanlığın vazifesidir.” değerlendirmesini yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Londra Yunus Emre Enstitüsü’ndeki (YEE) serginin açılışına, Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin, Londra YEE Direktörü Mehmet Karakuş, sergiyi hazırlayan Mine Kar ve Cem Kar ile davetliler katıldı.
Büyükelçi Ertaş, buradaki konuşmasında,”Burada büyük bir emek var ve bu emek, sadece bir hayatı değil bir davanın hikayesini anlatıyor. Biz burada kendisini ülkesine adamış bir liderin hayatını görmüyoruz, aynı zamanda zarif bir beyefendinin hayatını, bir barış insanının hayatını, insanı merkeze koyan, duygu yönü güçlü bir bireyin hayatını görüyoruz.” dedi.
Denktaş’ın ülkesi için her türlü mücadeleyi veren kararlı bir isim olduğunu dile getiren Ertaş, Denktaş’ın 1983’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmanın Türk diplomatlar için de bir ders niteliğinde olduğunu söyledi.
Ertaş, Denktaş’ın sadece Kıbrıs Türkleri için değil milyonlarca Türk için de ilham kaynağı olduğunu belirtti.
KKTC’nin Londra Temsilcisi Keskin de Denktaş’ın Kıbrıs Türk tarihinde önemli bir iz bıraktığını vurgulayarak, “Denktaş bir hukukçu, bir politikacı ve bir diplomat olarak tüm hayatını Kıbrıs Türk halkının hak, eşitlik ve özgürlük davasına adadı.” diye konuştu.
Denktaş’ın herkesin saygısını kazanmış bir şahsiyet olduğunu belirten Keskin, “Bu sergi, Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini de anlatmış oluyor.” dedi.
Keskin, Denktaş’ın oğlu ve eski KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın gönderdiği mesajı okudu.
Londra YEE Direktörü Karakuş, serginin Denktaş’ın sanatçı yönünü de anlattığına dikkati çekerek, “Bu anlamda, Türk kültürünü, sanatını ve tarihini tanıtan bir kurum olarak böyle bir sergiye ev sahipliği yapıyoruz.” ifadesini kullandı.
Sergiyi hazırlayan Cem ve Mine Kar da serginin Denktaş’ın fotoğraf arşivindeki 50 bine yakın fotoğraf arasından seçilen 250 fotoğraftan oluştuğunu söyledi.
İkili, fotoğrafların yanında o anlara ilişkin Denktaş’ın sözlerinin de yer aldığını belirtti, serginin internet ortamında da gezilebileceğini ifade etti.
Kıbrıs tarihini de anlatan sergide, Denktaş’ın kendi kamerasıyla çektiği fotoğraflar da yer alıyor.
Londra YEE’de 30 Kasım’a kadar açık kalacak sergi, hafta içi 10.00 ile 16.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Onur Demircan’ın yazdığı, Tuluğ Tırpan’ın müziğiyle zenginleştirilen ve Zeynep Anacan’ın şarkı sözlerine imza attığı bu eğlenceli ve düşündürücü oyun, sürekli ders çalışıp test çözmek zorunda hisseden Leyla’nın, anne babası gibi mühendis olma hayalini gerçekleştirmek isterken ilham perisi Thalia ile tanışmasını ve hayatında yeni ufuklar açılmasını konu alıyor.
5 yaş ve üzeri çocuklara yönelik “Ne Olacağım Ben” oyunu, sezon boyunca Akbank Sanat’ta sahnelenecek. Oyunun biletleri Biletix’ta satışa çıktı.

Program Takvimi:
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Selçuk Yöntem ile Biraz Şiir Biraz Şarkı” Londra’daki dünya prömiyerinin ardından 21 Kasım’da İstanbul’da. ‘Ben Çoktan Gidersiniz Sanmıştım’ 17 Kasım’da Kartal Sanat Tiyatro Salonu’nda, Müfit Can Saçıntı ‘İtiraz Ediyorum’ 19 Kasım’da Torium Sahnede. 28.Uluslararası Ankara Caz Festivali, 20–30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Birsen Tezer, 20 Kasım’da ENKA Sanat’ta konser verecek. Bu haftanın bir diğer sahne şovu da Peaky Blinders: The Redemption of Thomas Shelby 22-23-24 Kasım’da Zorlu PSM’de. Ramazan Can & Cem Sonel’in All The Good Memories Are Stored sergisi 12 Ocak’a kadar Anna Laudel İstanbul’da, Memo Akten’in “Dağıtılmış Bilinç” sergisi Hope Alkazar’da. Haftanın kültür sanat ajandasını Haberturk.com Yazı İşleri Koordinatörü Kadir Kaymakçı, HT Mikrofon’da Helin Genç’e değerlendirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Göçün acısını Batılılaşmanın coşkusuyla harmanlayan “Batı Ekspresi”, bir yandan batının bolluk ve tüketim toplumu cazibesine kapılırken diğer yandan kendi kültürlerini cebine doldurup türlü sebeplerle gurbet yollarına düşen ve Şark Ekspresi’ne binenlerin hikâyesi…
REKLAM
Özgürlüğün, batılılaşmanın ve kapitalizmin çarpıcı etkilerini işlerken öte yandan göç edenlerin, doğdukları topraklara duyduğu özlemi ironik ve düşündürücü bir yaklaşımla ele alan oyun, kültürel değerlerin Batı’nın sunduğu “vaha” ile çatışmasını gözler önüne seriyor. “Batı Ekspresi”, yolculuğun sadece gidişini değil, aynı zamanda dönüşünü de sorgulatan bir tecrübe sunuyor.

Matéi Visniec’in kaleme aldığı, Elvin Beşikçioğlu’nun yönettiği oyun “Batı Ekspresi”nde sahneyi Adem Aydil, Derin Beşikçioğlu, Fatih Sönmez, Selin Tekman, Selin Zafertepe ve Ünsal Coşar paylaşıyor. Oyunun etkileyici dekor tasarımı Barış Dinçel’in, kostümleri Başak Özdoğan’ın, müzikleri Utar Dündar Artun’un imzasını taşıyor.

25 Kasım 2024 Pazartesi ve 26 Kasım 2024 Salı akşamları saat 20.30’da Ses 1885 – Ortaoyuncular Tiyatrosu’nda sahnelenecek tek perdelik “Batı Ekspresi”nin biletleri Biletix’ten ve gişeden temin edilebilir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ALÂN
Her sene olduğu gibi, bu yıl da programa seçilen gruplar İstanbul Caz Festivali’nin Parklarda Caz konserlerinde sahne aldı. Seçilen gruplardan Mojo 5 ayrıca festivalin ödül gecesinde, Saint Privat konseri öncesinde sahneye çıktı. Gruplar eylül ayında stüdyoya girip, müzik tarzlarına göre eşleştirildikleri deneyimli müzisyenlerin prodüktörlüğünde Genç Caz+ 24 albümü için kendi bestelerini kaydettiler.
Blue Kiss Collective
Bu süreçte Boba Quartet’e Kıvılcım Konca, Zozeï’ye Çağıl Kaya, ALÂN’a Volkan Öktem, Mojo 5’e Selen Gülün, Blue Kiss Collective’e Kamucan Yalçın ve Zekeriya Şahiner Quartet’e Korhan Futacı prodüktör olarak destek oldu. Albümün kayıt, miks ve masteringini Sinan Sakızlı yaptı; grup fotoğrafları ise Muhsin Akgün’e emanet edildi.
Boba Quartet
Hayyam Stüdyoları’nda gerçekleştirilen kayıtlarda, gençliğin tutku ve heyecanının ustalığın bilgeliğiyle dengelendiği, özgür ve dinamik bir albüm ortaya çıktı. Albümün tanıtım konseri, 19 Kasım 2024’te, saat 21.00’de Pera 77’de düzenlenecek.
Mojo 5
Genç Caz+’nın bu seneki Seçici Kurulu’nda müzisyen Ayşe Tütüncü, müzisyen Selen Gülün, müzisyen Volkan Öktem, radyo programcısı Dr. Hakan Rauf Tüfekçi, yazar Yekta Kopan, müzisyen Okan Kaya, Sony Music Türkiye Genel Müdürü Özden Bora, Akra Caz Festivali Direktörü Kadir Dursun, müzisyen Çağıl Kaya, Pozitif ve Babylon’un kurucularından Ahmet Uluğ ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer yer aldı.
Zekeriya Şahiner Quartet
Genç Caz+ 24,15 Kasım’da Spotify, Apple Music, Deezer, YouTube Music, Fizy ve Muud gibi çeşitli platformlarda yerini alacak.
ZOZEÏ
Genç Caz+ 24 Albüm Şarkıları
BOBA Quartet / “güneş kaçta doğuyor”
ZOZEÏ /“Bir Oda”
ALÂN/ “DUDUDA”
MOJO 5 / “SIMPLE LIFE”
BLUE KISS COLLECTIVE / “Answers”
ZEKERİYA ŞAHİNER QUARTET / “intricate-bop”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İnsan ve makine arasındaki sınırları bulanıklaştıran, duyularınızı harekete geçiren ve algınızı yeniden şekillendiren”Dağıtılmış Bilinç, Somutlaştırılmış Simülasyon ve Derin Meditasyonlar”, Memo Akten’in yapay zeka ve derin öğrenme algoritmalarını yenilikçi kullanımı, teknolojinin geleceği ve toplum üzerindeki etkilerini derinlemesine sorgulayan bir deneyim yaratıyor. Bu deneyimlerde doğanın bilişsel süreçlerinden esinlenen ve yapay zeka yazılımlarıyla oluşturulan görsellerle insan-makine ilişkisi üzerine düşünmeye davet ediliyorsunuz.
Yeni sezonda, Akten’in deneyiminin yanı sıra birçok farklı sanatçının projelerini de içeren kapsamlı bir program yer alacak. Paralel etkinlikler kapsamında Live AV, performanslar, lecture performanslar ve workshoplar gibi çeşitli yan etkinliklerle program zenginleşecek.
“Dağıtılmış Bilinç (Distributed Consciousness)” 23 Ekim – 15 Aralık tarihleri arasında HOPE Alkazar’da!

Bu deneyim, Memo Akten’in Tezos blokzinciri üzerinde oluşturduğu bir NFT koleksiyonuna dayanmaktadır. “Dağıtılmış Bilinç (Distributed Consciousness)” insanın merkezde olmadığı spekülatif bir mitolojiyi yeniden yorumlayarak, insan ve doğa arasındaki sınırları sorgulayan bir dünya sunuyor. Ahtapotların bilişsel süreçlerinden ve internette toplanan kolektif bilinçten esinlenen bu proje, doğa ve teknoloji arasındaki bağlantıları keşfetmeye yönelik bir davet niteliğinde.
Bu sürükleyici görsel-işitsel deneyimde, yapay zeka tarafından üretilen ahtapotların dünyasına adım atacaksınız. Her bir görsel, daha büyük bir şiir ve manifestonun parçası olarak, insanlığın değerleri üzerine derinlemesine düşündüren bir yolculuğa çıkaracak. Ahtapotların dış sesleri eşliğinde, bilinç, özgür irade, yaşam, sanat, teknoloji ve sürdürülebilirlik gibi konular üzerinde insan-makine iş birliği ile yaratılan bir meditasyona tanık olacaksınız.
Her ziyaretçi, yapay zekanın oluşturduğu ahtapotların dünyasına adım atarak, insanlık değerleri üzerine derinlemesine düşündüren bir yolculuğa çıkacak. Dokunaçlı yaratıkların eşlik ettiği bu görsel-işitsel deneyimde, bilinç, özgür irade, yaşam ve sürdürülebilirlik gibi kavramlarla yeniden karşılaşacaksınız. Ziyaretçiler, bu deneyimle sadece pasif gözlemci değil, bilinçle ilgili yeni düşünce yollarını keşfederek, yaratıcı süreçlerin bir parçası olacaklar.

Yeni sezon boyunca programda yer alacak “Derin Meditasyonlar (Deep Meditations) ” deneyimi içerisinde gerçekleştirilecek Yoga, Ses Meditasyonu, Koro Performansı ve benzer etkinlikler de HOPE Alkazar takviminde takip edilebilecek..
●Suzin Maçoro – Ses Meditasyonu (Sound Healing)
REKLAM
●Cihangir Yoga – Herkes için Yoga
●Orphe Çok Sesli Koro
Derin Meditasyonlar (Deep Meditations)
“Derin Meditasyonlar”da Akten, yapay zekayı ruhani deneyimler ve makine bilinci konularıyla buluşturarak benzersiz bir keşfe çıkıyor. Bu yaratıcı çalışma, dini ve manevi görüntülerden oluşan kapsamlı veri setlerini derin öğrenme algoritmalarıyla işleyerek sürekli değişen, etkileyici görsel meditasyonlar üretiyor. Akten, insan bilincinin doğası, makinelerin ruhani deneyimleri yaşayabilme veya taklit etme potansiyeli ve teknolojiyle anlam arayışımızın kesişim noktalarını sorgulayarak izleyiciyi düşünmeye davet ediyor. Ana programa paralel olarak takip edilebilecek Derin Meditasyonlar, aşağıdaki paralel etkinlikler boyunca, yalnızca Xtopia Immersive Journey programlaması kapsamında yer alacak çok özel deneyimler olarak katılımcılara sunulacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pandemi döneminde yapılan araştırmalara göre sanat galerilerinin dünya çapında yüzde 70’in üzerinde gelir kaybına uğramasıyla birlikte sanat alanına olan destekler arttı.
UNESCO verilerine göre bu dönemde kültür-sanat sektöründe 10 milyona yakın insan da işsiz kaldı. Anadolu Efes Art Space platformu da bu bağlamda pandemi döneminin ardından Kazakistan’da genç yeteneklere ve dezavantajlı sanatçılara destek olmak amacıyla kuruldu.

Platform Kazakistan’da 2.5 yıl içinde 21 sergiye ev sahipliği yaptı. Genç yeteneklerin ve dezavantajlı sanatçıların sergilerinin yer aldığı platform, İstanbul’da Kazakistanlı dört sanatçı, Sh. Guliyev, G. Askarova, A. Amirkhanova ve A. Malaeva’nın eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Kazakistan’ın mistik ve zengin kültürünü yansıtan eserlerin yer aldığı sergi ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Giuseppe Verdi’nin unutulmaz eseri Requiem’in seslendirileceği konser, yarın müzikseverlerle buluşacak.
Andrea Francesco Solinas yönetimindeki İDOB Orkestrası ile Paolo Villa yönetimindeki İDOB Korosuna, İtalyan opera sanatçısı Ferruccio Furlanetto eşlik edecek.
Konserde, soprano Mine Kurtoğlu, mezzosoprano Ezgi Karakaya ve tenor Efe Kışlalı da solo seslendirecek.
“BU PARÇAYI SESLENDİRMEK BENİM İÇİN BÜYÜK BİR AYRICALIK”
İtalyan opera sanatçısı Furlanetto, 1990’lı yıllarda İstanbul’da konser verdiğini ve bu muhteşem şehre geri dönmüş olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
REKLAM
Giuseppe Verdi’nin sansasyonel eseriyle AKM’de sahne alacaklarını belirten Furlanetto, şunları kaydetti:
“Böylesine etkileyici bir eserle burada olmak benim için çok anlamlı. Verdi, benim yüreğime hitap eden bir besteci. Kendisi çok dindar bir insan olmasa da böylesine saf insan sesi için, başka hiçbir şeyle daha iyi ifade edilemeyecek bir eser yaratmayı başarmış. Bu eseri hissedebilmek için öncelikle onu kendi bedeninizde, sözlerde ve seslerde yaşamalısınız. Bu parçayı uzun zamandır seslendirme şansına sahip oldum ve bu benim için büyük bir ayrıcalık. Bu ayrıcalığı burada bir kez daha yaşamaktan dolayı çok mutluyum.”
“ÖNCELİKLE KENDİNİZE DÜRÜST OLMANIZ GEREKİYOR”
Furlanetto, insanların kalbine ulaşmayı ve onlara sevgi, saflık, dostluk mesajı iletmeyi çok önemsediğinin altını çizerek, “Öncelikle kendinize dürüst olmanız gerekiyor. Bir şey söylediğinizde, sözleri güzel bir müzikle birleştiriyorsanız, bunu gerçekten içinizde hissetmelisiniz. Bunu yaparsanız, besteciye ve dinleyiciye tamamen dürüst bir şekilde yaklaşmış olursunuz. Bu insanların kalbine ulaşmanın tek yoludur” dedi.
REKLAM
İDOB Orkestrası ve Korosu hakkında da yorum yapan usta sanatçı, “Bu harika bir topluluk ve burada muazzam bir akustik bekliyorum. Sahnede duyduğumuz tınılar mükemmel olacak ve bu yeni opera salonu gerçekten muhteşem. İstanbul’daki insanların bu yeni opera salonunu çok beğeneceğine eminim. Çünkü gerçekten harika bir atmosfer sunuyor” diye konuştu.
“SANATSEVERLERİ BAŞKA BİR DÜNYAYA GÖTÜRECEĞİZ”
İDOB Korosu şefi Paolo Villa ise müzikseverleri çok güzel bir konserin beklediğine dikkati çekerek, “Requiem, Verdi’nin çok büyük bir eseri ve benim için çok önemli. Çünkü koro burada önemli bir role sahip. Hepimiz için çok zor bir eser, çok uzun ve konsantrasyon gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Villa, bas solist Ferruccio Furlanetto’yu kendi çocukluğundan beri tanıdığını belirterek, “Teatro alla Scala’da çok defa izledim. Bir konserde onunla çalışmak benim için bir hayaldi. Umarım çok seversiniz. Çok güzel ve derin bir eseri seslendirecek. Verdi, bu eseri meşhur yazar Alessandro Manzoni için yazmış. Sanatseverleri başka bir dünyaya götüreceğiz. Bu müzik başka bir dünyadan geliyor” değerlendirmesini yaptı.
Giuseppe Verdi’nin ‘Requiem’i, klasik müzik otoritelerince yalnızca bir ağıt değil, aynı zamanda varoluşun derinliklerine inen destansı bir yolculuk olarak tanımlanıyor. Eserin melodileri ve güçlü orkestrasyonu, dinleyicileri ölüm ve ötesi üzerine düşünmeye davet ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rosinante filmi, 19 Kasım Salı günü, ekip katılımlı özel gösterimiyle Atlas 1948 Sineması’nda izleyicilerle buluşuyor.
Salih ve Ayşe, altı yaşındaki hiç konuşmayan oğulları Emre ile İstanbul’un kentsel dönüşüme girmek üzere olan bir semtinde yaşamaktadır. Salih’in beyaz yakalı hayatı, işten çıkarılmasıyla sekteye uğramış; Ayşe ise evden çalışarak telefonla sigorta satışı yapmaktadır. Bir yandan da, oturdukları evin kirasını ödeyemedikleri için bütçelerine uygun yeni bir ev arayışındadırlar.

Bir gün, motosikletle yolcu taşıyabileceği yeni bir iş modelinden haberdar olan çift, Salih’in adına sisteme kaydolur. Ayşe, kimliğini gizleyerek ve hiç konuşmadan, eşine dönüşümlü şekilde yardımcı olmaya başlar. Rosinante adını verdikleri motosikletleriyle İstanbul’un farklı yüzleriyle tanışırken, yaşamlarına hiç beklemedikleri bir dönüşüm gelir. Ancak her şey, motosikletlerinin çalınmasıyla değişir.
Baran Gündüzalp’in yönettiği ve başrollerinde Nilay Erdönmez, Fatih Sönmez ve Can Demir’in yer aldığı Rosinante, 19 Kasım Salı günü saat 20.00’da Atlas 1948 Sineması’nda.
TEREDDÜT ÇİZGİSİ
80. Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan ve ödüllü Tereddüt Çizgisi filmi, yönetmen Selman Nacar ve oyuncu kadrosunun katılımıyla Atlas 1948 Sineması’nda özel bir gösterimle seyircilerle buluşuyor.

Filmin başrolünde, idealist bir ceza avukatı olan Canan’ı canlandıran Tülin Özen’in güçlü performansı dikkat çekiyor. Canan’ın gündüzleri adliyede, geceleri ise annesinin hastanede solunum cihazına bağlı olarak geçirdiği zorlayıcı yaşamı, film boyunca izleyiciye derin bir duygusal yolculuk sunuyor. Uzun süredir üzerinde çalıştığı bir cinayet davasının karar duruşması günü, Canan, annesi, hâkim ve sanık arasında ahlaki bir tercih yapmak zorunda kalacaktır.
Selman Nacar’ın yönetmenliğini üstlendiği film, zengin bir oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor. Fimde; Tülin Özen, Oğulcan Arman Uslu, Gülçin Kültür Şahin, Vedat Erincin, ve Erdem Şenocak gibi başarılı oyuncular yer alıyor.
Tereddüt Çizgisi 20 Kasım Çarşamba günü saat 20.00’da Atlas 1948 Sineması’nda.
REKLAM
OTHON CİNEMA – BRAKHAGE GÖSTERİMİ
Sinema tarihinin en önemli deneysel film üreticilerinden Stan Brakhage, 8 filmini kapsayan özel bir seçkiyle Othon Cinema’da İstanbul’da seyirciyle buluşuyor. Brakhage, sinemayı “görsel şiirler” aracılığıyla şekillendirirken, filmlerini “görsel düşünce” olarak tanımlamış ve sinemayı, şiiri ve görselliği tek bir formda aşkın bir deneyime dönüştürmüştür.

Bu özel gösterimde, Brakhage’ın eserleri, insan gözünün şiirle olan derin bağını ve sessizliğin ahengini izleyicisine sunuyor. Sinema ve şiir arasındaki sınırları bulanıklaştıran bu filmler, hem görsel hem de duygusal anlamda çarpıcı bir deneyim vadediyor.
Othon Cinema – Brakhage Gösterimi, 22 Kasım Cuma günü saat 20:30’da Atlas 1948 Sineması’nda seyirciyle buluşuyor.
EAT YOUR CATFISH
REKLAM
45. Haber ve Belgesel Emmy Ödülleri’nde “En İyi Sosyal Temalı Belgesel” ödülünü kazanan Eat Your Catfish, yönetmen Senem Tüzen’in katılımıyla ve Yeşim Burul’un moderatörlüğünde Atlas 1948 Sineması’nda özel bir gösterimle izleyicilerle buluşuyor.

Eat Your Catfish, ALS hastalığına yakalanan Kathryn’in hayatına odaklanıyor. Felçli ve 24 saat bakıma muhtaç bir durumda olan Kathryn’in zihni tamamen sağlıklı kalmış, fakat ömrü boyunca solunum cihazına bağlı yaşamak zorundadır. Kocası Saïd, bu zorlu duruma daha fazla katlanamamaktadır. Oğlu Noah, annesinin bakımı ile akademik sorumlulukları arasında sıkışıp kalmıştır. Kathryn, bir yandan yaşam mücadelesini sürdürürken, diğer yandan kızının yaklaşan düğününü görmek için sabretmeye çalışmaktadır.
Bir ailenin kırılma noktasındaki son derece mahrem ve alaycı portresi olan Eat Your Catfish, Kathryn’in tamamen bakış açısından çekilmiş ve 930 saatlik görüntüden kurgulanarak sinemaya aktarılmıştır.
Eat Your Catfish, 24 Kasım Pazar günü saat 18.00’da Atlas 1948 Sineması’nda.
TEZGAH
.png
Bir yazar, bir aktrist, bir müzisyen ve bir mutfak tezgahı üzerinde kurgulanan Tezgah; Sanatlarının, oynadıkları oyunların, yalanlarının birbirlerinin ve sevenlerini aldatmalarının; eski bir anne halısının üzerine döküldüğü kanlı bir gecede, evden çıkmak isteyeceğiniz ama kanalı bir türlü değiştiremeyeceğiniz bir ”sevgisizlik” çağı hikayesini seyirciyle buluşturuyor. Yönetmen koltuğunda, Erkan Kolçak Köstendil ve Kadir Çermik’in olduğu filmde, Damla Sönmez, Rıza Kocaoğlu, Erkan Kolçak Köstendil, Şinasi Yurtsever gibi başarılı oyuncular yer alıyor.
Tezgah, 21 Kasım Perşembe saat 20:00’de Ekip Katılımlı Özel Gösterimi ve 22-27 Kasım 2024 tarihlerinde Atlas 1948 Sineması’nda.
PSİKE İSTANBUL SİNEMA AKŞAMLARI: KAYGI

Psike İstanbul, Sinema Akşamlarının on üçüncü yılında, Atlas 1948 sinemasıyla anlamlı bir buluşma gerçekleştiriyor. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, Ceylan Özgün Özçelik’in ödüllü filmi Kaygı, izleyicilerle buluşacak. Gösterimin ardından, yönetmen Ceylan Özgün Özçelik ve Psike İstanbul Derneği üyesi psikanalist Banu Büyükkal ile yapılacak söyleşide, film ve karakterler psikanalitik bir bakış açısıyla derinlemesine incelenecek.
Kaygı, 27 Kasım Çarşamba saat 20:00’de Özel Gösterimi ve Söyleşi programı ile Atlas 1948 Sineması’nda.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nâzım Hikmet, Özdemir Asaf, Ümit Yaşar Oğuzcan ve daha birçok şairin eserlerini özgün caz besteleriyle buluşturan proje, Selçuk Yöntem’in yorumu ve quartet’in müzikalitesini bir araya getiriyor.

Tiyatro, dizi, sinemadaki başarılı oyunculuğuyla dikkat çeken Selçuk Yöntem’e sahnede Viyana’da yaşayan Türk kemancı Efe Turumtay, Çek basçı Tomáš Liška’nın lirik sesi ve Macar perküsyoncu András Dés’in eğlenceli ritimleri eşlik ediyor.
Uluslararası üne sahip Türk perdesiz gitar virtüözü Cenk Erdoğan da melodilerini quartet’e taşıyor.
Selçuk Yöntem’in güçlü yorumuyla seslendireceği şiirler, caz müziğinin ritmiyle birleşerek dinleyenlere farklı bir deneyim sunacak.
Sezon boyunca sahnelenmeye devam edecek Biletler Biletix, Bubilet, Biletinial ve Passo’da satışta.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amerikalı sosyal medya fenomeni ve poker oyuncusu Dan Bilzerian,katıldığı bir televizyon programında İsrail’in vahşi yüzünü cesurca dile getirdi.
Hamas’ı bir “direniş örgütü” olarak nitelendirilen Bilzerian, geçtiğimiz ay İsrail saldırısında öldürülen Hamas lideri Yahya Sinvar’ı da “kahraman” ilan etti.
Bilzerian, Hamas’ın rehinelere yönelik cinsel şiddet uyguladığına ilişkin iddiaların da çürütüldüğünü söyledi.
İSRAİL’İN ARKA PLANDA KALAN SUÇLARI
1963 yılında ABD Başkanı John F. Kennedy suikastının İsrail’in Mossad tarafından gerçekleştirildiğini söyleyen Bilzerian, Muammer Kaddafi’nin ölümünün ve Jeffrey Epstein’ın adasında yaşanan olayların da İsrail tarafından düzenlendiğini açıkladı.
“BAHSE GİRERİM, HOLOKOST’TA 6 MİLYONDAN AZ ÖLDÜRÜLDÜ!”YAHUDİ
Holokost sırasında öldürülen Yahudilerin sayısının abartıldığını söyleyen Bilzerian, 6 milyon rakamının gerçekte altında olduğunu savunarak tüm servetini bu iddiası üzerine bahis olarak koyabileceğini belirterek, Yahudilerin 6 milyondan fazla Hristiyan öldürdüğünü ve Yahudilerin soykırımı “icat ettiklerini” söyledi.
Programda Bilzerian “Nazi” olarak suçlanarak, “Söyledikleriniz Nazilerin II. Dünya Savaşı sırasında Yahudilere yönelik nefretlerini ifade etmek için kullandıkları sözlere benziyor.” suçlamaları yapıldı.
Bilzerian ise suçlamalara yanıt olarak, Yahudiliği “üstünlüğü ve tecavüzü teşvik eden” bir inanç olarak tanımladı ve İsrail’in de bunun bir örneği olduğunu savundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik’in İnhisar ilçesinde ayda bir yapılan doğa yürüyüşleri bu ay Gazi Mustafa Kemal Atatürk, vefatının 86’ncı yılı anma programı kapsamında ‘Atamıza Saygı’ sloganıyla gerçekleşti. Gerçekleştirilen yürüyüşe İnhisar Kaymakamı İrem Ayşegül Çetin, Belediye Başkanı Nihal Arslan, Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Serkan Bircan ve çok sayıda doğasever katıldı.
Sonbaharın pastel tonlarının hakim olduğu doğa manzaraları ile bezenmiş 3,5 kilometrelik yürüyüş rotasını tamamlayan katılımcılar ardından belediye mesire alanındaki Atatürk fotoğrafları sergisini ziyaret ettiler.
Katılımcılara ikramlarda bulunulması ardından program sona erdi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ta bağlama ustası ve halk ozanı Şentürk İyidoğan’ın (55) ürettiği sazlar, dünyanın birçok yerinde kullanılıyor. İyidoğan, çocukken yıldırım çarpması sonucu yaşadığı dil tutukluğunun ardından ailesi tarafından sazla tanıştırıldığını belirterek, “Hıdır isimli komşumuz bana saz yapmanın tarifini verdi. İlk sazımı o zaman yaptım. Sonra hayatım saz yapmakla geçti. Bu zamana kadar yaptığım saz sayısı yaklaşık 11 bini geçti. Türkiye’nin her yerine, hatta dünyanın birçok yerine bu sazlardan gönderdim” dedi.
Halk ozanı Şentürk İyidoğan, Sivas’ta 4 Eylül Sanayi Sitesi içerisinde bulunan atölyesinde bağlama üretimi yapıyor. 2,5 yaşındayken yaşadığı Zara ilçesine bağlı Beypınar köyünde yıldırım çarpması sonucu dil tutukluğu yaşayan, İyidoğan, bağlama eşliğinde seslendirdiği türkülerle yeniden konuşmaya başladı. 5 yaşındayken bir komşusunun kendisine saz yapmasını tarif etmesiyle bağlama üretimine ilgi duyan ve bunu geliştiren İyidoğan, köyde amatör olarak bağlama üretimi yaptıktan sonra 1993 yılında bir atölyeye ortak olarak, üretimini devam ettirdi. Bulduğu uygun ağaçları oyarak, bağlamaya dönüştüren ve meslekte kendini geliştirerek, kişiye ve sanatçıya göre özel ürün üreten İyidoğan, bugüne kadar 11 binden fazla bağlama üretti. İyidoğan’ın ürettiği sipariş üzeri satılan bağlamalar, Türkiye’nin yanı sıra başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde de kullanılıyor.
‘HAYATIM SAZ YAPMAKLA GEÇTİ’
Mesleğini çok sevdiğini ve ömrü yettiği sürece de üretime devam edeceğini belirten Şentürk İyidoğan, “Ben 2,5 yaşındayken yıldırım çarpması sonucu dil tutukluğu oluştu. Ben o anları hatırlıyorum. Babam beni çok severdi ve gezdirirdi. Dilim açılsın diye çok uğraştı. Dilim bir türlü açılmadı. Ben 5-6 yaşındayken Muhlis Akarsu bize gelirdi ve bana türkü söyletirdi. O zaman türküye eşlik ettiğimde dilim normale döndüğü için babam bana saz aldı. Ben küçükken köyde komşumuz ‘Hıdır Amca’ diye biri vardı. Hayatı boyunca saz yapmaya çalışmıştı ama yapamamıştı. Onun yanına gittim ve ‘Saz nasıl çalınıyor’ diye sordum. O da yatağından kalkıp sazın akordunu yaptı ve bana ‘Saz çalmayı ne yapacaksın, saz yapsana’ dedi. Bana saz yapmanın tarifini söyledi. Ondan sonra hayatım saz yapmakla geçti. Profesyonel olarak değil ama kendi köyümde uygun bulduğumuz ağacı oyarak saz yapardık. 1993 yılında atölyeye ortak oldum. Daha sonra ise tamamını aldım. Toplamda 50 yıla yakındır bu işle uğraşıyorum” dedi.
‘YAPTIĞIM SAZ SAYISI 11 BİNİ GEÇTİ’
Şimdiye kadar ürettiği el yapımı bağlama sayısının 11 bini geçtiğini ifade eden İyidoğan, “Bazen kendi kendime hesaplıyorum. Bu zamana kadar yaptığım saz sayısı 11 bini geçti. Askere kadar, köyde yaptıklarım, Zara ilçesine geldikten sonra aylık 15-20 tane yapıyordum. Sivas merkeze gelince de belli bir zamandan sonra seri imalat yapmaya başladım. 2004’e kadar aylık 100 tane yapıyorduk. Sonrasında biraz daha rakamlar düştü” diye konuştu.
‘KİŞİYE ÖZEL SAZ YAPIYORUZ’
Bugüne kadar ürettikleri sazlardan bozulan ya da geri dönen olmadığını ifade eden İyidoğan, “Sazlarımıza garanti veriyorduk ve bu zamana kadar hiçbiri geri dönmedi. Bugüne kadar da ürettiklerimizden hiçbiri bozulmamıştır. Her sazı, herkese vermiyoruz. Kişiye özel saz yapıyoruz. Türkiye’de satılan bağlamaların yüzde 90’ı yanlış ve sese göre üretilmediği için belirli sıkıntılar yaşanıyor. Ben mümkün olduğu kadar, bize gelen arkadaşların seslerine ve tonlamalarına bakarak, sesine göre saz yapıyorum. Ayrıca hiç yapıştırıcı kullanmadan saz yapan tek ustayım. Türkiye’nin her yerine, hatta dünyanın birçok yerine bu sazlardan gönderdim. Yurt dışına, yurt içine, her yere gönderiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2013 yılında açılan Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü ve tutukluların yaptıkları el emeği ürünler sergilenerek, konser düzenlendi. Güzel Sanatlar Fakültesinden 25 öğrencinin verdiği konserde konuşan cezaevi savcılarından Deniz Şahin, bu tür etkinliklerin bundan sonra da devam edeceğini söyledi.
Konser sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Serkan Kengil, “Ceza İnfaz Kurumumuzda tutuklu ve hükümlülerin iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması faaliyetleri kapsamında etkinlik oluşturduk. Üniversite öğrencileri burada bize konser verme konusunda destek vereceklerini bildirdi. Bizler de Cezaevleri Tevkif Genel Müdürlüğü ile gerekli yazışmaları yaparak, izinlerimizi aldık. Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri bize güzel bir müzik dinletisi oluşturdu. Aynı zamanda hükümlü ve tutuklularımızın bireyselleşmesi ve gerek atölyelerde, gerekse koğuşlarda oluşturmuş oldukları el sanatları sergimiz vardı. Tutuklu ve hükümlüler hem kendi geçimlerini sağlamış olacaklar hem de kendi el emeklerini sergilemiş olacaklar” dedi.
Konser programı, Şırnak Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Alpaslan, Şırnak Cumhuriyet Başsavcısı Hayrullah Şahin, Cumhuriyet Savcısı Deniz Şahin ve Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Serkan Kengil’in müzik grubuna teşekkür belgesi vermesi ile son buldu. – ŞIRNAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>13 Kasım Tekirdağ’ın kurtuluşunun 102. yılı dolayısıyla Tekirdağ Valiliği önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Çelenklerin sunulmasının ardından Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı okundu. Törenin devamında Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, şeref defterini imzaladı. Şeref defterinin imzalanmasının ardından Süleymanpaşa Belediyesi Halk Oyunları ekibi, halk oyunları gösterisi sundu.
Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, günün anlam ve önemini belirten konuşmasında, kurtuluş mücadelesinin önemine vurgu yaparak şehrin 2 yıl süren işgalden kurtuluşunu ve ordunun şehre girişiyle işgalin sona erdiğini belirtti. “Kara günler, kahraman ordumuzun şehre girişiyle sona erdi. İşgalciler, tam da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi geldikleri gibi, bir daha dönmemek üzere gittiler” dedi.
Etkinlikler kapsamında Tarihi Halk Eğitim Merkezi Binası’nda düzenlenen Eski Tekirdağ Fotoğrafları Sergisi, şehrin geçmişi ve bugünü arasındaki bağı fotoğraflarla vatandaşlara sundu.
Törene Valinin yanı sıra Süleymanpaşa Belediye Başkanı Volkan Nallar, Garnizon Komutanı TuğgeneralAhmet Uğurlu, asker jandarma polis ve vatandaşlar katıldı. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KERİMCAN DURMAZ İLE ÇAĞLA ÇETİN DOLANDIRMA OLAYI NEDİR?
2016’da tesadüfen Kerimcan Durmaz ile tanıştığını ifade eden Çağla Çetin, Kerimcan Durmaz için ‘Benim yanımda eril gibiydi’ demesi dikkat çekti. Çetin, yaşadıklarını şöyle anlattı:
Ben böyle tanındım ama bende bu durumdan sıkıldım diyordu bana. Benim yanımda eril gibiydi. 2016 yılında Instagram’dan tesadüfen tanıştım. Kim olduğunu bilmiyordum. Profilinde Almanya’ya geleceğini, sahnesi olduğunu gördüm. Hayranı değildim ama görünce beğendim. Sahnesine gitmek istediğimi yazdım. Yüz yüze görüşme şansımız var mı? dedim. Gel dedi. Kuliste sarıldık, konuştuk. Her hafta Almanya’ya gelmeye başladı. Öyle başladık. Bana çok iyiydi. Sanki 10 yıldır tanışıyor gibiydik. Samimiydi, iyiydi. Ben ona 180 bin Euro verdim. Dekontları var, nakit verdiğim paralar da var.

Kerimcan DurmazSosyal MedyaKültür SanatSoğuk HaberEvlilikMagazinYaşamMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
4 SANIK DURUŞMADA HAZIR BULUNDU
Tutuklu bulundukları cezaevlerinden getirilen Nevzat Bahtiyar, amca Salim Güran, ağabey Enes Güran ve anne Yüksel Güran, duruşma salonunda hazır bulundu.
GÜLBEN ERGEN SALONA ALINDI
Dava öncesinde yaşanan bir olay ise gündeme bomba gibi düştü. Ünlü şarkıcı Gülben Ergen uzun süredir takip ettiği ve paylaşımlarıyla gündemde tuttuğu Narin Güran davasının ilk duruşması için salona alındı.
ADLİYE KORİDORLARI SLOGANLARLA İNLEDİ
Polis barikatı nedeniyle çok sayıda gazeteci ve STK ile birlikte salona alınmayan avukatlar ise bu duruma tepki göstererek “Gülben dışarı, avukatlar içeri” sloganları attı. Adliye koridorlarında yaşanan gerginliğe ilişkin o anlar ise cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydedildi.

Cep TelefonuGülben ErgenKültür SanatNarin Güran3-sayfaMagazinYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığınca Edirne Valiliği ev sahipliğinde Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Edirne’de Osmanlı Kimliği ve Selimiye Sempozyumu”na katılan Özgen, Sezer’e ziyarette bulundu.
Ziyarette, Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Doç. Dr. Zeki Eraslan da yer aldı.
Özgen ve Eraslan, Valilikteki görüşmenin ardından Vali Sezer’e kurumlarının kitaplarını hediye etti.
Türk Tarih KurumuYerel HaberlerKültür SanatYüksel ÖzgenYunus SezerOsmanlıKültürEğitimGünceledirne
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Etkinlikler, Sakarya Caddesi Lonca Kapı’dan başlayarak Atatürk Caddesi üzerinden Uğur Mumcu Meydanı’na kadar süren “Fetih Yürüyüşü” ile başladı. Mehteran takımı eşliğindeki “Fetih Yürüyüşü”ne Sinop Valisi Mustafa Özarslan ve eşi Reva Beray Özarslan, Belediye Başkan Yardımcısı Hikmet Karaduman, Cumhuriyet Başsavcısı Mesut Pektaş, Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Hatipoğlu, Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şakir Taşdemir, Vali Yardımcısı Ali Osman Bulat, İl Jandarma Komutanı Hakan Başaklıgil, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Atlı askerlerin de eşlik ettiği yürüyüşe vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla destek verdi. Uğur Mumcu Meydanı’nda düzenlenen kutlama programı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Programda konuşan Vali Özarslan, “Anadolu Selçuklu Sultanı 1. İzzeddin Keykavus’un kararlılığı ve onun ordusunun kahramanlığıyla gerçekleşen Sinop’un fethinin 810’uncu yıl dönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Bu anlamlı günde sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Tarih milletler için hafızadır. Tarihimizi de öğrenmek için bizlerin bazı soruların cevaplarını bilmemiz, bulmamız gerekir. Biz Türkler bu coğrafya yani Sinop’a ne zaman sahip olduk? Nelerin karşılığında, nasıl fedakarlıklar ile sahip olduk? Eğer kendi tarihimizi bilmezsek, kendi tarihimizi öğrenmezsek başkalarının tarihine, onların kahramanlarına, onların coğrafyasına aşık olursunuz. Başkalarının hayali kahramanlarını değil, kendi gerçek kahramanlarımızı, kendi tarihi şahsiyetlerimizi öğrenmeliyiz. Kendi tarihimize, kendi kahramanlarımıza ve vatanımıza, coğrafyamıza, memleketimize daha yakın olmalıyız. Tarihi bilmezsek Sinop, Konya, Sivas, Amasya, Alanya, Antalya arasındaki tarihi kültürel bağlantıyı kuramayız. Karadeniz’in bağrında inci gibi duran Sinop da 810 yıl önce Kızılelma idealiyle Sultan I. İzzeddin Keykavus’un rüyasını süslemiştir. Türk milletinin Karadeniz kıyısında denizle buluşup, Karadeniz kıyısında ev yaptığı ilk yer Sinop’tur. 810 yıldır biz Türklerin evidir ve vatanıdır. Bundan dolayı bu kutlamayı hak eden bir tarihtir. Bizler de bunun hakkını vermeye çalışıyoruz” dedi.
Program, Sinop’un fethi konulu şiir yarışmasında dereceye girenlere ödüllerin verilmesi, temsili olarak sporcuların halatla kale burçlarına tırmanması ve geleneksel okçuluk gösterisi ile devam etti. Etkinlikler kapsamında Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birliği’nin meydanda sergilediği etkileyici konser, izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. Gösteriye vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Program katılımcılara dağıtılan ikramla sona erdi. – SİNOP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaklaşık 42 bin hektar alandan oluşan Munzur Vadisi Milli Parkı, el değmemiş doğasıyla birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapıyor.
Koruma altında ve avlanması yasak olan yaban keçileri de yılın her döneminde milli parkın belirli noktalarını mesken tutuyor.
Mevsime bağlı zirvelerden alçak kesimlere inen keçiler, milli parkın Venk Köprüsü mevkisindeki meşe ormanlarında görüntülendi.
Bir süre bazı bitkileri yiyerek beslenen keçiler, izlenildiklerini fark edince kayalıklara doğru tırmandı.
Yaban keçileri, DünyaDoğa Koruma Birliğinin yayımladığı Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’nde bulunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YILIN ‘Türkiye Ahisi’ seçilen Hataylı fanus ve tenekecilik ustası Mustafa Gürler (78), 69 yıldır makine ve lehim kullanmadan kromdan bakliyat ve kuruyemiş küreği üretiyor.
Kahramanmaraş depremlerinde çocukları ve çok sayıda yakınını kaybeden Uzun Çarşı esnafı Mustafa Gürler, 2024 yılının hem il hem de Türkiye Ahisi seçildi. Eylül ayında Türkiye Ahisi ödülünü Milli Eğitim BakanıYusuf Tekin’den alan Gürler, 69 yıldır mesleğini aralıksız sürdürüyor. Türkiye’nin el yapımı zanaatkarlık geleneğini sürdüren ender ustalardan Mustafa Gürler, ülkenin tek el yapımı krom kuruyemiş ve bakliyat küreğini üretiyor. Gürler, modern teknolojinin yaygınlaştığı dünyada, tamamen el işçiliğine dayanan bu geleneksel zanaatı, iş yerinde yaşatmaya devam ediyor. Kromdan ürettiği kürekler, dayanıklılığı ve kalitesiyle özellikle kuruyemişçiler, bakliyatçılar ve baharatçılar tarafından tercih ediliyor.
Krom levhayı, sanatı ile kürek haline dönüştüren Mustafa Gürler, yaptığı her bir ürünün uzun yıllar kullanılabilecek dayanıklılıkta olmasını sağlamak için büyük özen gösterdiğini söyledi. Gürler, “Bu meslek baba mesleği, hatta o da babasından öğrenmiş. 1955 yılından bu yana babamın yanındayım. Çocukluğumdan beri babamın yanında çalışıyorum. Çıraklığım, ustalığım, bugüne gelişim babamın sayesinde oldu. Yani, babam babasından, o da babasından öğrendi, yani bizim ecdadımız tenekeci” dedi.
ATADAN, DEDEDEN GELEN ZANAAT
İlerleyen yaşına rağmen her gün işinin başında olan Mustafa Gürler, “Dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Antakya’daki Kurtuluş Caddesi’nin ilk aydınlatılma döneminden bu yana ecdadımızla beraber bugünlere geliyoruz. O dönemler yapılan aydınlatma fanuslarını hala üretiyoruz. Kürekler ise tamamen el emeğiyle üretiliyor. Makine yok, işe sıfırdan başlıyoruz. Yaprak sac geliyor, sıfırdan yapıyoruz. Makine ve lehim kullanmıyorum. Tamamlanıncaya kadar hepsi kendi el emeğimizle oluyor. Paslanmasına imkan yok, kopma yok, kullanma süresi 10 senedir” diye konuştu.
ÖĞRETECEK ÇIRAK BULAMIYOR
Yaptığı ürünleri Türkiye’nin her köşesine gönderdiğini ancak mesleği öğretecek çırak da bulamadığını belirten Gürler, “Oldukça meşakkatli bir iş. Ama vatandaşın mutlu olması beni de memnun ediyor, her şey para kazanmak değil. Yaptığım küreğin tanesi 100 lira. Çok para kazanmak gibi bir niyetim yok. Kanaat olmadığı için kimse gelip öğrenmiyor. Gelenler de önce ne kazanacağını soruyor. Bu mesleği yurt genelinde yapan yok. Erbabı yok, yetişen de yok. Herkes bol para kazanmak istiyor”
Haber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU-Samim SELÇUK/REYHANLI,(Hatay),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 13 kilometre uzaklıktaki tabiat parkı ve çevresinde sarı, kahverengi ve yeşilin tonlarına bürünen ağaçlar, göl manzarası eşliğinde misafirlerini karşılıyor.
Soğuk havaya rağmen hafta sonunda parka yoğun ilgi gösteren ziyaretçiler, göl çevresinde yürüyüş yaptı, bisiklet sürdü ve hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karacadağ Kalkınma Ajansı ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı işbirliğiyle ildeki kültürel değerleri turizme kazandırmak, turizmi kırsal alan ile bütün yıla yaymak amacıyla “Diyarbakır Kral Yolu Rotası Oluşturma Projesi” hayata geçirildi.
Proje kapsamında, milattan önce 7. yüzyılda Lidya Kralı Gyges tarafından inşa edilen ve İzmir’deki antik Efes kentinden başlayarak İran’ın antik Persepolis kentine kadar uzanan “Kral Yolu”nun Diyarbakır sınırları içinde kalan yaklaşık 240 kilometrelik kısmı için rota hazırlanıyor.
Çalışma yürüten 8 kişilik ekip, Çınar, Çermik, Eğil, Ergani, Çüngüş, Dicle ve merkez ilçelerden geçen “Kral Yolu”nun rotasını oluşturmanın yanı sıra yol güzergahında bulunan karavan park yerlerini, doğa yürüyüşü yapma, bisiklet sürme ve kamp alanlarını da belirliyor.
Çalışmanın sonunda görselleriyle birlikte hazırlanacak rotaya, Wikiloc (Dünya genelinde güvenilir ve ayrıntılı rotaları keşfetmek isteyen doğa tutkunlarından oluşan bir topluluk) gibi farklı GPS datalarının indirilebileceği web sitelerinden ulaşılacak.
Yaklaşık 8 ayda oluşturması hedeflenin Kral Yolu rotasının bölge turizmini canlandırması bekleniyor.
“Diyarbakır, çok kültürlülüğü görebileceğimiz bir hata sahip”
Proje yöneticisi Asuman Ataç, AA muhabirine, projenin tarih, kültür, doğa ve insanın yer aldığı çok kapsamlı bir çalışma olduğunu söyledi.
“Kral Yolu”nun geçmişte aktif olarak kullanıldığını anlatan Ataç, “Bu yol bugünkü asfalt yollar gibi değil, dağlardaki keçi patikalarından oluşuyor. Bu keçi patikalarını tarihi alanlara, kalelere, hanlara, hamamlara, yani eskiden olduğu hatta ne varsa, o hattan geçirmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Diyarbakır’ın 33 medeniyete ev sahipliği yapmış çok zengin kültüre sahip bir kent olduğunu ifade eden Ataç, kentte çok fazla tarihi değerin bulunduğunu belirtti. Ataç, şöyle konuştu:
“Kaleler, çok eski zamanlarda insanların yaşadığı mağaralar, köprüler, hanlar, hamamlar, camiler, kiliseler, yatırlar ve ziyaret yerleri var. Diyarbakır, çok kültürlülüğü görebileceğimiz bir hata sahip. Hedefimiz, Diyarbakır’ı Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmak. Farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşamış olduğu bir şehir. Çok farklı dinden ve inançtan insanın bir arada olması aslında dünya turizmini buraya çekecek. Doğal güzelliklerle birlikte çok etkili bir detay. Dolayısıyla yabancı turistlerin buraya geleceğini öngörmekteyiz.”
Yaklaşık 2 aylık bir literatür çalışmasının ardından tespit ettikleri noktaları haritalara aktardıklarını aktaran Ataç, şimdi de arazi çalışması yürüttüklerini, çalışmanın yaklaşık 40 gün süreceğini aktardı.
Arazi çalışmasında rotanın başlangıcı ve bitişi, varsa su kaynakları, kamp alanları, panorama noktaları ve tarihi alanlar gibi birçok yeri işaretlediklerini belirten Ataç, daha sonra GPS datasının içindeki verileri haritaya yüklediklerini aktardı.
Kral Yolu’nun Diyarbakır sınırları içinde kalan kısmının yaklaşık 240 kilometre olduğunu ifade eden Ataç, arazi çalışmalarında coğrafyanın durumuna göre bu mesafenin kısalıp ya da uzayabileceğini dile getirdi. Ataç, şunları kaydetti:
“Bu projenin en önemli amaçlarından biri kırsal kalkınmayı sağlamak. Ayşe teyze bahçesinde yetiştirdiği bademi, üzümü ya da tarlasında yetiştirdiği mahsulünü gelen turiste satacak. Evinde yaptığı aşını, sofrasında turistlere verecek. Dolayısıyla bu güzel bir kalkınma, güzel bir gelir kaynağıdır. Bu projenin de yerel halka büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz.”
“Her gün değişik bir şey karşımıza çıkıyor”
Ekipte yer alan mihmandar İlkşen Yıldırım da uzun yıllardır Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde bulunduğunu söyledi.
Gezdiği kentler arasında Diyarbakır’ı çok farklı bulduğunu aktaran Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Diyarbakır benim için çok ilginç bir bölge oldu. Her gün değişik bir şey karşımıza çıkıyor. Projeyi tamamladığımız zaman çok güzel bir şey ortaya çıkacak. İnsanlar, ‘Ben bugün burayı yürüdüm, yarınki rotayı yürümeyeyim çünkü aynısı.’ diyemeyecek. Öyle bir şey olmayacak. Ben rotaya her gün girerken çok heyecanlı yürüyorum. Bugün ne gelecek? Bunu merak ediyorum. Eminim gelen insanlar da en az benim kadar bunu merak edecekler. Güzel bir bölge.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatuniye Mahallesi’ndeki bir sitenin bahçesindeki kermeste çocuklar, ailelerinin yaptığı pasta ve yemek çeşitlerini satışa sundu.
Vatandaşların ilgi gösterdiği kermesten elde edilecek gelirin, Filistin halkına ulaştırılacağı bildirildi.
Kermese katılan Fatma Şık, çocuklara yardımlaşma duygusunu aşılamak istediklerini söyledi.
İsrail’in saldırıları altındaki Filistin halkına destek olmak istediklerini belirten Şık, “Çocuklarımızla kermes düzenledik. Herkes canla başla çalışıyor. Kermesten elde edeceğimiz kazancı mazlum Filistinli kardeşlerimize göndereceğiz. Destek veren herkesten Allah razı olsun.” diye konuştu.
Ailesiyle kermese gelen 5 yaşındaki Zeynep Kaplan ise “Kermese getirdiğim mısır ve meyve sularını sattım. Kazandığım parayı Filistin’deki kardeşlerimize göndereceğim.” dedi
11 Yaşındaki Elif Açıkkol da evinde hazırladığı pastaları satışa sunduğunu, elde ettiği geliri Filistin’e bağışladığını söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merkeze bağlı Taşkale köyünde Vali Mehmet Fatih Çiçekli ve 52 AFAD gönüllüsünün katıldığı etkinlikte, tarihi Taşkale tahıl ambarları gezildi, dart ve okçuluk yarışmaları düzenledi.
Etkinliğe katılan Vali Çiçekli, AFAD gönüllülük sisteminin, temel gönüllüler, destek AFAD gönüllüleri ve uzman gönüllüler olmak üzere 3 kategoride yapılandığını söyledi.
Bu ayrımın afet anında hızlı ve etkin müdahale için önemli olduğunu belirten Çiçekli, “Karaman’da 395 destek AFAD gönüllüsü ve 4 bin 970 temel AFAD gönüllümüz var. Afet durumlarında bu gönüllü desteği oldukça kritik rol oynuyor. Ülkemizde geçmiş afetlerde gönüllülerin katkısının çok değerli olduğunu hep birlikte gördük. Karaman’da da gönüllü sayımızı artırmayı ve kamu kurumları ve gönüllülerle iş birliği içinde güçlü bir afet müdahale kapasitesi oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’nin Yeşilhisar ilçesinde Yakup Eren (58), 13 yaşında başladığı baba mesleği olan kalaycılığı 45 senedir yapıyor. İlçenin tek kalaycısı olan Eren, “Babam 50 yıl boyunca kalaycı ustası olarak çalıştı. Ben de babamın yanında yaklaşık 25 yıl çalıştım. Babam vefat ettikten sonra da ihtiyaç ve talepten dolayı ben mesleğe devam ediyorum. Burada yetiştirecek çırak bulamıyoruz. Dolayısıyla meslekte son aşamalardayız. Bu işin son nesliyiz” dedi.
Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde yaşayan Yakup Eren, 13 yaşında kalaycılık mesleğine ilgi duymaya başladı. Babası Mehmet Eren’in yanında kalaycılık mesleğini öğrenen Eren, 20 yıl önce babasının hayatını kaybetmesi sonrası babasından miras kalan kalaycılık mesleğini devam ettiriyor. 3 çocuk babası olan Yakup Eren, ailesinin geçimini sağladığı mesleğin ilçedeki son temsilcisi olduğunu ve çırak bulmakta zorlandıkları için kalaycılık mesleğinin yok olma tehlikesi geçirdiğini söylüyor.
Babasının kalay ustası olduğunu söyleyen Yakup Eren, “Babam 50 yıl boyunca kalaycı ustası olarak çalıştı. Bende babamın yanında yaklaşık 25 yıl çalıştım. Bu mesleğe babamın vefat ettiği 2004 yılından bu yana ihtiyaç ve talepten dolayı ben devam ediyorum. Yetiştirecek çırak bulamıyoruz. Dolayısıyla meslekte son aşamalardayız. Bu işin son nesliyiz” dedi.
‘GELECEK NESİLLERE AKTARILMASI LAZIM’
Kalaycılık mesleğinin yok olma tehlikesi altında olduğunu da sözlerine ekleyen Eren, “Bakır kapların kalaylanmasında talep oluyor. Ama, yeni üretilen alüminyum ürünlerinden dolayı kalaycılık bitme safhasına geldi. Memleketimize özgü yemek ve içeceklerin kalaylı kaplarda tüketilmesi daha ayrıcalıklı oluyor. Sağlık açısından da iyidir. Hem bakır malzemelerindeki pahalılıktan hem de talebin azalmasından işlerimiz azalıyor. İşimiz ölmez mesleklerdendir. Eskilere bir şekilde tekrar döneceğiz. Pekmez ve salça kurutma zamanlarında talep yoğunluğu oluyor. Bu gibi zanaatlara ihtiyacımız var ve gelecek nesillere aktarılması lazım” diye konuştu.
Haber-Kamera: Metin DEĞİRMENCİ/KAYSERİ,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARAÇİ, 3 Kasım (Xinhua) — Pakistan’ın güneyindeki Sindh eyaletinde halk, ışık ve refah festivali Diwali’yi kutlamak üzere kandil ve fenerler yakıp havai fişekler attı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kentteki bir alışveriş merkezinde, gönüllülerin el emeğiyle yaptığı bileklik, yiyecek ve takılardan oluşan kermese vatandaşlar ilgi gösterdi.
Kermesten elde edilen gelir ile alınacak olan ürünler ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılacak.
Türk Kızılay Kastamonu Şubesi Kadın Kolları Başkanı Ümran Cabbar, AA muhabirine, gönüllülük esasına dayalı olarak alışveriş merkezinde kermes düzenlediklerini söyledi.
Emek sarf edilerek ortaya güzel ürünlerin çıktığını ifade eden Cabbar, “Gönüllülerimizle birlikte el emeği göz nuru ürünler hazırladık. Bu ürünlerimizden gelen gelir ile ihtiyaç sahibi çocuklarımıza yardımda bulunacağız. Tüm Kastamonu’yu standımıza bekliyoruz. Gıda ürünlerimiz var kek, poğaça, börek. El emeğiyle hazırlanan bilekliklerimiz var. Tokalarımız, takılarımız var.” dedi.
Vatandaşları davet eden Cabbar, dün başlayan kermesin bugün akşam saatlerinde sona ereceğini kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesince, Türkiye’nin genç yeteneklerine ilham vermek amacıyla organize edilen etkinlik, Atmosfer Bosna Gençlik Merkezi’nde düzenlendi.
Müziğe gönül veren gençlerin bir araya geldiği etkinlikte, en iyi söz ödülü “Mofongolar” en iyi beste ödülü “Karanfil”, en iyi grup performansı ödülü ise “Kadavra” grubuna verildi.
Jüri özel aranje ödülü ise “Ludovico” ve “Dementia Band” grupları arasında paylaştırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sonbaharın gelmesiyle ilçede vatandaşlar kışlık patates ve soğan alarak depolamaya başladı. İlçenin Esenyurt Mahallesi’nde yaşayan Turan Baran, kışlık için çarşıdan patates ve soğan aldı. Baran, aldığı patatesleri ve soğanları eve getirerek eşiyle beraber kurutmak ve temizlemek için bez üzerine serdi ancak patateslerin arasındaki farklı patatesi gördü. Baran, farklı olan patatesi diğer patateslerin arasından alarak araştırdıktan sonra patatesi tamamen bir ördeğe benzettiğini belirtti.
Baran, patatesi her şekilde muhafaza edeceğini ve evinde süs olarak kullanacağını belirti.
Hem mutlu olduğunu hem de şaşırdığını belirten Baran Turan, “Malum kış sezonu başladı ve biz de kışlık ihtiyaçlarımızı almaya başladık. Çarşıda satılan patates ve soğanı alarak eve getirdim. Eşimle beraber bezin üzerine döktüğümüz sırada bir tanesinin çok farklı olduğunu gördük. Biraz baktım araştırdım hakikaten tamamen bir ördeğe benziyor diyebilirim. Bu duruma aslında hem sevindim hem de şaşırdım. Bunu muhafaza edip evimde sergileyeceğim” dedi. – HAKKARİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karaağaç’taki tarihi tren garında devam eden festivalde şefler katılımcılarla buluştu.
Rumeli, Balkanlar ve Anadolu mutfağından lezzetler şefler tarafından yapılarak vatandaşlara ikram edildi.
Şef Ceyda Özdemirli, AA muhabirine, Edirne Valisi Yunus Sezer’in eşi Canan Sezer öncülüğünde hazırlanan Topraktan Sofraya Edirne kitabının çok önemli olduğunu söyledi.
Festivalde kitapta bulunan lezzetlerin sunumunu atölyelerde yaptıklarını anlatan Özdemirli, “Şef arkadaşlarımla katıldım. Harika bir organizasyon oluyor. Valilik başta olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyorum.” dedi.
Rize’den gelen şef Emine Demirci, yöresel lezzetlerin yemek kültürünün devamı için önemli olduğunu dile getirdi.
Festivalde yöresel yemeklerin de sunulduğunu anlatan Demirci, gastronomi festivalini çok beğendiğini kaydetti.
“Bilgilerin unutulmaması için festivallerin devam etmesi gerekiyor”
İstanbul’dan gelen Alper Kılıç, Edirne Valiliğinin öncülüğünde düzenlenen gastronomi festivalinin çok değerli olduğunu vurguladı.
Topraktan sofraya lezzetlerin katılımcılara tanıtıldığını anlatan Kılıç, “Balkan ve Anadolu mutfağından güzel örnekler sunuluyor, bunlar çok değerli bilgiler. Bilgilerin unutulmaması için festivallerin devam etmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Sakarya’dan gelen şef Gonca Elif Gözbakar, festivali çok beğendiğini ve bu tür festivallerin sıklıkla düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.
Çeşitli etkinliklerde devam eden festival, yarın sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Kızılay tarafından depremzede kadınlara yönelik “İyilikle pişen hayatlar” aşçılık atölyesi düzenlendi.
Kızılay’a ait Gaziantep Aşevi’nde düzenlenen etkinliğe, Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, ünlü şef Somer Sivrioğlu ve depremden etkilenen 6 ilden 34 afetzede kadın katıldı.
Etkinlikte konuşan Türk Kızılay Başkanı Yılmaz, deprem bölgesinin her anlamda toparlandığını belirterek şöyle konuştu:
“Son depremzede evine kavuşup kafasını yastığa koyana kadar çalışmalara devam edeceğiz. Deprem bölgesini iyileştirme fazı bir taraftan sosyokültüreli güçlendirme bir taraftan hayatı normale döndürmektir. Bunun yanında meslek edindirme ihtiyacı varsa bunu yerine getirmektir. ‘İyilikle pişen hayatlar’ projesini hem psikososyal destek hem de meslek edindirme şeklinde düşünebiliriz. Burada deprem bölgesinden gelen kız kardeşlerimiz var. Tabi kadın olunca hepimiz evin mutfağında yemek pişiriyoruz. Profesyonel mutfak daha farklı bir mecra. Bu kurs serimize temel mutfak eğitimiyle başladık.”
Şef Sivrioğlu, katılımcılara kesme-doğrama, yemek pişirme teknikleri, mutfak yönetimi ve gıda güvenliği gibi temel mesleki becerilerini uygulamalı olarak anlattı.
Sivrioğlu ise projede bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Başımıza gelen felakette Kızılay’ın ne kadar ihtiyacımız olduğunu gördük. Yemeğin iyileştirici gücünü kullanarak bunu yapmamız çok güzel. Yemek bizim için şifadır. Hayatımızın her anında var.” dedi.
Programın ardından depremzede kursiyerlere sertifika verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Kültür Merkezi Aspendos salonunda gerçekleştirilen konseri orkestra şefi ve besteci Tolga Taviş yönetti.
Piyanist ve eğitimci Gökhan Aybulus, piyano repertuarının başyapıtlarından Franz Lizst’in 1. Piyano Konçertosu’nu seslendirdiği konserde, ADSO keman sanatçısı Olgu Kızılay başkemancı olarak görev aldı.
Konserde, Tolga Taviş’in ADSO’nun 25. kuruluş yılı dolayısıyla orkestraya ithafen bestelediği Ağırlama, Fugherzo, Noktürn ve Bayramyeri isimli 4 bölümden oluşan 1. Senfonisi’nin ilk kez seslendirilişi gerçekleştirildi.
Sanatçıların performansları sanatseverlerin büyük beğenisini topladı. Konserin sonunda Tolga Taviş’e ADSO Müdürü Uğur Deniz tarafından teşekkür plaketi verildi.
ADSO, 8 Kasım Cuma akşamı Saat 20.30’da Erdem Bayazıt Kültür Merkezinde gerçekleştireceği “Atatürk’ü Anma Konseri”nde sanatseverlerle buluşacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karaağaç’taki tarihi tren garında devam eden festivalde “Ustaların Mutfağı” söyleşişi düzenlendi.
Şef Özlem Mekik ve Akif Budak moderatörlüğündeki programda şefler Cüneyt Asan, Hazer Amani, Bedrettin Aydoğdu ile İzzettin Oral meslek hayatlarını anlattı.
Türkiye’nin önemli bir gastronomi ülkesi olduğunu belirten şefler, aşçı adaylarına tavsiyelerde bulundu.
Şef Hazer Amani, aşçı adaylarının gastronomi eğitimi aldıktan sonra bir süre tecrübeli aşçıların yanında eğitim almasını önerdi.
“Usta-çırak” modelinin sürdürülmesi gerektiğini belirten Amani, şunları kaydetti:
“Genç nesil bu işe emek verip saatlerini harcayıp kendilerini geliştirebilir. Bizim meslekte sosyal hayat yoktur, herkesin eve gittiği saatte biz en çok çalışan grup oluruz. Bol bol çalışıp, yorgunluğa dayanabilirsen iyi bir aşçı olursun. Ben de çok karşıyım okuldan çıkar çıkmaz şef diye tanıtım yapılmasına. Eskiden usta, çırak ilişkisi vardı. O yüzden usta, çırak ilişkisiyle gelişmek önemli.”
Bedrettin Aydoğdu ise saha tecrübesinin başarılı olmak için önemli olduğunu dile getirdi.
Aşçı adaylarına tavsiyelerde bulunan Aydoğdu, “Gastronomi eğitimi alan bütün gençlere sesleniyorum. Okulu bitirince göğsüne hemen şef yazma. Okulu bitirince bir sene alaylı bir şekilde çalış. Hem alaylı hem mektepli olursun.” dedi.
Cüneyt Asan da ustaların çağın gereklerine uygun olarak kendilerini yenileyip aşçı adaylarını eğitmeleri gerektiğini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Kızılay’dan yapılan açıklamaya göre, toplumun dayanışma ruhunu güçlendirmek, gönüllülüğü teşvik etmek ve insani yardım çalışmalarına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla kutlanan Kızılay Haftası’na bu sene de ilgi yoğun oldu.
Yurdun dört bir yanında yapılan etkinliklerin yanı sıra ülkenin sembol yapıları da Kızılay Haftası kapsamında kırmızı ışıkla aydınlatıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının desteğiyle yapılan etkinlikte, dün akşam Ankara’da 2. Meclis (Cumhuriyet Müzesi), Atakule ve TOBB İkiz Kuleler ile İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Galata Kulesi, Kızılay’ın kırmızısı ile ışıklandırıldı.
Sembol yapıları görsel şölene dönüştüren ve Türk Kızılay’ın iyilik hareketiyle ilgili toplumsal farkındalığı artırmayı amaçlayan etkinlik, vatandaşlarca ilgiyle karşılandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Havza Belediye Kültür Merkezi’nde sahnelenen ve Nasrettin Hoca’nın hem güldüren hem de düşündüren hikayelerinden oluşan, dayanışma, yardımlaşma, dostluk ve sevgi gibi konuların işlendiği tek perdelik müzikli oyun, çocuklar tarafından ilgiyle izlendi.
Orelet Çocuk Tiyatrosu tarafından iki seans olarak sahneye konulan oyunun sonunda çocuklar, Nasrettin Hoca karakteri ile fotoğraf çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEYRUT, 2 Kasım (Xinhua) — Birleşmiş Milletlerİnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi, İsrail’in Lübnan’daki askeri operasyonlarının siviller üzerindeki ciddi etkilerine ilişkin endişelerini dile getirerek, simgesel önemi olan dini ve kültürel yapılara verilen zarar konusunda uyardı.
BM ajansı Cuma günü yaptığı açıklamada İsrail’in geçtiğimiz Ekim ayından bu yana en az 10 cami ve kiliseyi yok ettiğini ya da büyük hasar uğrattığını belirterek, uluslararası hukuk uyarınca dini mekanlara yönelik saldırıların yasak olduğunu vurguladı.
Baalbek’teki UNESCO listesinde bulunan antik tapınak kompleksi yakınlarındaki saldırılarla ilgili de endişelerin dile getirildiği açıklamada, uluslararası insani hukuka göre askeri güç kullanımın onaylandığı durumlar dışında sivil alanların korunmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Açıklama söz konusu durumlarda bile saldırıların orantılı olması ve ihtiyatlı şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
BM’nin Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert de sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Lübnan’ın UNESCO tarafından belirlenen Roma kalıntılarına ev sahipliği yapan Sur ve Baalbek’teki miras alanlarına yönelik riskler konusunda uyarıda bulundu. Koordinatör, “Lübnan’ın kültürel mirası bu yıkıcı çatışmadaki diğer bir kayıp haline gelmemelidir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rize’de 1975 yılında öğretmenlik yaptıktan 2 sene sonra memleketi Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Karaçam köyündeki okula müdür olarak atanan İsmail Kumbuzoğlu, bir yandan da fotoğrafçılık kursuna katılarak eğitim aldı. Edindiği fotoğraf makinesiyle 1985’te arkadaşlarının ve esnafın fotoğraflarını çekmeye başlayan Kumbuzoğlu, daha sonra açtığı küçük işletmede bir yandan ek gelir elde etti, bir yandan da mesleğin inceliklerini öğrendi. Müşterilerinin vesikalık fotoğraflarını biriktirip iş yerinin duvarına asmaya başlayan Kumbuzoğlu, bu merakını 1988’de geldiği Karapürçek’te açtığı dükkanda da sürdürdü. Kumbuzoğlu’nun çektiği vesikalık fotoğraflar arasında zaman içinde hayatını kaybeden müşterileri de yer alıyor.
“Bu kadar güzel şeylerle karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim”
Kumbuzoğlu, “1986 yılında ilçesinde bir dükkan açtım ve 40 yıla yakındır burada fotoğrafçılık yapıyorum. Aklıma nereden düştü bilmiyorum ama her çektiğim fotoğraflardan, müşterilerden birer tane rica ediyordum istek üzere. Kendileri de bunu memnuniyetle kabul ediyorlardı, birer tane fotoğraf kenara koydum ve albümü düzenlemeye karar verdim.
Fakat bu albümü düzenlerken de bu kadar ilgi ya da ileride bu kadar güzel şeylerle karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim. Biraz meraktan başladı. Yakınlarını kaybedenleri de fotoğrafları var bu albümlerde onların sayesinde bu albümün ne kadar değerli olduğunu da anladım. Fotoğraf çekilmeye geldikleri esnada fotoğraflara bakıyorlar ve hayatını kaybeden yakınlarını gördükleri zaman cep telefonları ile o fotoğrafları çekiyorlar. Hatta bazı çocuklar geliyor, ‘amca fotoğraflara bakabilir miyiz, izleyebilir miyiz diye soruyorlar’ ve ben de memnuniyetle karşılıyorum. ve 40 yılın sonunda oluşturduğum bu manzarayı izlemek bana haz veriyor” diye konuştu. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kağıthane Belediyesi ve BİLKON Bitlis Konfederasyonu iş birliğiyle düzenlenen Bitlis Tanıtım Günleri, 1-3 Kasım 2024 tarihleri arasında Hasbahçe Etkinlik Alanı’nda İstanbullularla buluşuyor. Bitlis’in eşsiz kültürünü tanıtmayı amaçlayan etkinlikte ziyaretçiler Bitlis’in halk oyunları, geleneksel lezzetleri ve müzikleriyle dolu dolu bir kültür yolculuğuna çıkacak.
İstanbul’daki Bitlisli vatandaşların yanı sıra kültür ve sanat meraklılarının da ilgisini çekecek bu etkinlik, farklı kültürleri bir araya getirme fırsatı sunuyor. Ayrıca Bitlis’in ünlü sanatçılarının sahne alacağı programla ziyaretçilere keyifli anlar yaşatılacak.
“Bitlis’in zengin kültürel mirasını daha geniş kitlelere tanıtmayı amaçlıyor”
Etkinlikle ilgili şu açıklamalarda bulunan Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, “Bitlis Tanıtım Günleri, İstanbul’da yaşayan Bitlisli vatandaşlarımızı bir araya getirmenin yanı sıra Bitlis’in zengin kültürel mirasını daha geniş kitlelere tanıtmayı amaçlıyor. Kağıthane Belediyesi olarak kültürler arası diyaloğu güçlendiren, dostluğu ve kardeşliği pekiştiren bu tür etkinliklere destek olmaktan gurur duyuyoruz. İstanbulluları Bitlis’in geleneksel kültürünü ve güzelliklerini keşfetmek üzere Hasbahçe Etkinlik Alanı’na davet ediyoruz” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAĞITHANE Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Bitlis Tanıtım Günleri başladı. 3 Kasım’a kadar sürecek olan etkinlik, Bitlis’in kültürel mirasını tanıtmayı amaçlıyor.
Kağıthane Belediyesi ve BİLKON Bitlis Konfederasyonu iş birliğiyle düzenlenen Bitlis Tanıtım Günleri Hasbahçe Etkinlik Alanı’nda başladı. Bitlis’in eşsiz kültürünü tanıtmayı amaçlayan etkinlikte ziyaretçiler Bitlis’in halk oyunları, geleneksel lezzetleri ve müzikleriyle kültür yolculuğuna çıkacak.
İstanbul’daki Bitlisli vatandaşların yanı sıra kültür ve sanat meraklılarının da ilgisini çekecek etkinlik, farklı kültürleri bir araya getirmeyi amaçlıyor. Porgramda Bitlis’in ünlü sanatçıları da sahne alacak.
Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin etkinlikle ilgili şunları söyledi:
“Bitlis Tanıtım Günleri, İstanbul’da yaşayan Bitlisli vatandaşlarımızı bir araya getirmenin yanı sıra Bitlis’in zengin kültürel mirasını daha geniş kitlelere tanıtmayı amaçlıyor. Kağıthane Belediyesi olarak kültürler arası diyaloğu güçlendiren, dostluğu ve kardeşliği pekiştiren bu tür etkinliklere destek olmaktan gurur duyuyoruz. İstanbulluları Bitlis’in geleneksel kültürünü ve güzelliklerini keşfetmek üzere Hasbahçe Etkinlik Alanı’na davet ediyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARALARINDA 2’nci Meclis ve Galata Kulesi’nin de bulunduğu Ankara ve İstanbul’daki sembol yapılar 29 Ekim – 4 Kasım Kızılay Haftası’na özel Kızılay bayrağındaki hilalin rengi olan kırmızıya büründü.
Toplumun dayanışma ruhunu güçlendirmek, gönüllülüğü teşvik etmek ve Kızılay’ın insani yardım çalışmalarına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl geniş kitlelerce kutlanan Kızılay Haftası’na bu sene de ilgi yoğundu. Yurdun dört bir yanında gerçekleşen etkinliklerin yanı sıra ülkenin sembol yapıları da Kızılay Haftası kapsamında kırmızı ışıkla aydınlatıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın desteği alınarak yapılan ışıklandırma ile başkent Ankara’da; 2’nci TBMM (Cumhuriyet Müzesi), Atakule ve TOBB İkiz Kuleler ile İstanbul’da; Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Galata Kulesi 1 Kasım akşamı Kızılay’ın kırmızısı ile ışıklandırıldı.
Sembol yapıları görsel bir şölene dönüştüren ve Türk Kızılay’ın iyilik hareketiyle ilgili toplumsal farkındalığı artırmayı amaçlayan etkinlik vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kahreden olay, dün Kırıkkale’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kübra K., 7 aylık oğlu Yusuf K.’nın yatak ile baza arasında sıkıştığını fark etti.

Anne can havliyle minik bebeğini düştüğü yerden çıkarmasının ardından hemen yardım istedi.

İlk müdahalesi evde yapılan talihsiz yavru, ambulansla kaldırıldığı Yüksek İhtisas Hastanesi’nde doktorların tüm çabasına rağmen hayata gözlerini yumdu.

GÖZYAŞLARIYLA UĞURLANDI
Miraç Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından, Yusuf bebeğin tabutuna battaniyesi serildi.

Baba Serdar K., oğlunun tabutunu kucağına alarak cenaze aracına götürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit-tağşiş yapılan ve sağlığı tehlikeye düşürebilecek gıdalar listesini güncellemeye devam ediyor.
Bakanlık, “guvenilirgida.tarimorman.gov.tr” adresindeki bilgilere ekleme yaptı.

Buna göre, “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş ve değiştirilmiş ürün” sayısı 113’e, taklit-tağşiş yapıldığı kesinleşmiş ürün sayısı 721’e yükseldi.
Bitkisel yağın bulunmaması gereken ürünlerde bitkisel yağ yer alması ile bazı ürünlere kanatlı eti, sakatat ve domuz eti karıştırılması gibi birçok uygunsuzluk listede yer aldı.

Listeye eklenen ürünlerde gıdada kullanımına izin verilmeyen boya tespiti, tereyağında yağ oranının düşük, nem oranının yüksek olması, zeytinyağına tohum yağları karıştırılması ve bazı ürünlerde yabancı madde ile gıda boyası tespiti gibi çeşitli uygunsuzluklar belirlendi.

Pide harcından sakatat (kalp) çıktı
Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş ve değiştirilmişler listesindeki ürün sayısı 113’e, taklit-tağşiş yapıldığı kesinleşmişler listesindeki ürün sayısı 721’e çıkarken yapılan denetimlerde pide harcında sakatat (kalp) tespit edildi.

İşte o liste…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KURŞUN YAĞDIRDI
Ramazan Uçar husumetlisi Hüseyin Mete’ye 6 el ateş ederek olay yerinden kaçtı. Olayı görenlerin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine restorana çok sayıda polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptığı kontrollerde Hüseyin Mete’nin hayatını kaybettiğini belirledi.Acı haberi alan Mete’nin yakınları sinir krizi geçirdi. Burdur Devlet Hastanesi morgunda yapılan otopsini ardından Hüseyin Mete, Askeriye Köyü mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi.
TUTUKLANDI
Polis cinayetin ardından kaçan saldırgan Ramazan Uçar’ıyakalamak için çalışma başlattı. Cinayet masası ekipleri kısa sürede Ramazan Uçar’ı saklandığı evde yakalayarak gözaltına aldı. Emniyette sorgusu tamamlanan Ramazan Uçar çıkarıldığı adli makamlar tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolduktan sonra arama çalışmalarının 19’uncu gününde dere yatağında çuval içerisinde ve üstü taşlarla kapatılarak çalılıklarla gizlenmiş cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetiyle ilgili davanın ilk duruşması 7 Kasım’da, 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Soruşturma kapsamında, tutuklu 12 şüpheliden 4’ü hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, aracında Narin’e ait DNA ve kıl örneği bulunan amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran ve ağabeyi Enes Güran ile gözaltına alındıktan sonra cesedi dere yatağına taşıdığını itiraf eden komşuları Nevzat Bahtiyar’ın HTS ve baz istasyonu kayıtlarına göre, olay anında aynı evde olduğunun tespit edildiği belirtilerek, ‘İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Hazırlanan iddianamede, şüphelilerin tümünün alınan HTS ve baz kayıtlarının ayrıntılı tetkikiyle jandarma personeli tarafından analiz raporu hazırlandığı, alınan HTS kayıtlarının baz istasyonlarından faydalanılarak tam olarak yerlerinin tespiti edilebilmesi amacıyla bilirkişi olarak görevlendirme yapılması sonucunda ilgili bilirkişinin olayın gerçekleştiği Tavşantepe Mahallesi’ne geldiği, jandarma personeliyle birlikte olayın gerçekleştiği yerlerde fiili olarak ölçüm yaparak servis sağlayan ana ve ara bazların belirlendiği, yapılan ölçümler ve baz istasyonu tespiti sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna yer verildi.

Bilirkişi raporunda, olayın gerçekleştiği tarih olarak 21 Ağustos’ta 15.13 ile 15.20 saatleri arası belirtilerek, şüpheliler Salim, Enes ve Yüksel Güran ile Nevzat Bahtiyar’ın HTS kayıtlarının alındığı, olayın olduğu Arif Güran’ın ikameti çevresi, Salim Güran’ın ikameti ve çevresi ve ara yollar, okul, Kur’an kursu, Salim Güran’ın Uzunbahçe tarafından bulunan tarlası ile ara yolları, Narin Güran’ın cesedinin bulunduğu yer ve çevresinde, köyün giriş çıkış istikametlerinde titiz bir şekilde 3 GSM operatörünün ana baz ve yan bazlarının tespitinin yapıldığı, daha sonra bu bölgelerde ekip olarak dar alan baz çalışması yapıldığı kaydedildi.

DAKİKA DAKİKA TESPİT EDİLDİ
Raporda GSM hatlarıyla yapılan görüşmelerde sinyal alınan baz istasyonunun yoğun olması halinde görüşme yapılan yere en yakın baz istasyonundan sinyal alındığı, yer değişikliği olduğunda bulunulan kapsama alanından çıkıp, başka bir baz istasyonunun kapsama alanına girildiği, Tavşantepe Mahallesi’nde çalışma yapılan alanlarda 1 GSM operatörünün çekim gücünün iyi olduğu, çalışma yapılan alanlarda görüşme internet bazlarının yeterince iyi olduğu, telefonların çalışma yapılan bölgelerde çekmeme ya da sinyal kesintisi durumunun olmadığı, sinyal gücünün yeterli olduğu hususları çerçevesinde HTS kayıtlarının incelenerek rapor hazırlandığı kaydedilerek, şüphelilerin dakika dakika hareketlerine yer verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada, dans gösterisinde kullanılan şarkıda uygun olmayan sözlerin bulunduğuna dair haberlerin sosyal medya ve haber sitelerinde yer aldığı belirtildi.
Konuyla ilgili okul idarecileri, tören komitesi ve öğretmen C.A. hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Değerli eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilecek ücretsiz atölyelere katılmak için https://www.kalyonkultur.org/tr/etkinlikler/ adresinden kayıt yaptırmak yeterli.

Kalyon Kültür Kasım Ayı Programı
2 Kasım Cumartesi / 14.00 Tasarım İstanbul (6-10 yaş)
Eğitmen: Pınar Bora
3 Kasım Pazar / 13.00 Naturalist Üslûpta Çiçekler (Yetişkin)
Eğitmen: Hasan Çıkmış
3 Kasım Pazar / 15.00 Müzikli Yaratıcı Hikaye Okumaları (7-11 yaş)
Eğitmen: Betül Taşçı
5 Kasım Salı / 17.00 Yetişkinler için Yaratıcı Hikaye Okumaları
Eğitmen: Betül Taşçı
9 Kasım Cumartesi / 15.00 Heykel Atölyesi (Yetişkin)
Eğitmen: Tolga Turan
9 Kasım Cumartesi / 17.00 Hakan Cingöz ile Suluboya Atölyesi (Yetişkin)
9 Kasım Cumartesi / 18.00 Sanat Buluşmaları Konuşmacılar: Attilla Dur & Cüneyt Işık & Orçun Beslen
Moderatör: Aslı Bora
10 Kasım Pazar / 14.00 Karakalem Teknikleri Atölyesi (6-12 yaş)
Eğitmen: Ümit Dizdar
10 Kasım Pazar / 15.00 Sevimli Hayvanlar Seramik Atölyesi (5-12 yaş)
Eğitmen: Pınar Bora
12 Kasım Salı / 18.00 Yetişkinler için Karakalem Teknikleri Atölyesi Çizgi ve Obje
Eğitmen: Ümit Dizdar
15 Kasım Cuma / 17:00 Çocuklar için Ebru Atölyesi
Eğitmen: Pınar Bora
15 Kasım Cuma / 18.00 Sanat ve Kamusal Alan: Türkiye’de Kültür Sanat Ekosistemi
Moderatör: Özgenur Reyhan Güler
Konuşmacı: Tuna Ortaylı Kazıcı
16 Kasım Cumartesi / 13.00 Yaratıcı Drama (7-12 yaş)
Eğitmen: Ezgi Bikbay Şafak
16 Kasım Cumartesi / 14.00 Kukla Atölyesi (6-12 yaş)
Eğitmen: Buket Ada Kılıç
16 Kasım Cumartesi / 16.00 Minyatür Atölyesi (Yetişkinler için)
Eğitmen: İsmihan Züleyha Dedeler
17 Kasım Pazar / 14.00 Moda Tasarım Atölyesi (Yetişkinler için)
Eğitmen: Ümit Dizdar
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DAKİKALAR İÇİNDE ÖLÇÜ
Dijital görüntüleme, yüksek çözünürlüklü görüntüler sağlarken, ağız içi tarayıcılar hastaların konforunu artırarak ölçülerin dakikalar içinde alınmasına olanak tanıyor. Bu sayede, restoratif ve protez materyalleri aynı gün içinde üretilebiliyor. ModeImplant’ın geliştirdiği yapay zeka teknolojili Rapideye ağız içi tarayıcı, hastanın ağzını 3 boyutlu olarak tarayıp bilgisayara aktarıyor. Böylece daha önce silikon malzemeyle alınan diş ölçüleri tamamen dijital olanaklarla dakikalar içinde alınıp işlem tamamlanıyor. Diş ile yumuşak dokuyu tanıyan cihaz, hastaların ağız yapısını en doğru şekilde alıp doğru diş modelinin çıkarılmasına imkan tanıyor.

3 GÜNDE İMPLANT
Türkiye implant sektörünün öncü şirketlerinden Mode’nin geliştirdiği ‘ProvoImplant’ normal şartlarda 2.5-3 ay süren implant diş tedavisini 72 saate indiriyor. Her kemik yapısına uygun boy ve çapta üretilen provo dişler monoblok ve agresif tasarımla üretildiği için çene kemiğine sıkıca tutunuyor ve 3 günde tedavi olanağı sağlıyor. Bugün 54 ülkeye ihraç edilen ürün, özellikle sağlık turizmi yapan sağlık kuruluşlarının ve diş tedavisi için gelen hastaların hayatını kolaylaştırıyor.
ARAÇTA YOLDA DİŞ ÜRETİMİ
Redon Teknoloji; diş hekimleri, diş teknisyenleri ve laboratuvarlar için geliştirdiği 3 boyutlu yazılımlar ile dişçilik alanındaki cam kazıma makinelerinin yerli üretimini yapıyor. Ayrıca zirkon blokları, tarama cihazları, sinterleme fırını gibi ürünler üreten firma, geliştirdiği ürünler sayesinde diş hekimine giden hastaların tedavilerinin aynı gün içerisinde tamamlanabilmesine imkân sağlıyor. Ürünlerini başta Amerika ve Avrupa olmak üzere 17 ülkeye ihraç eden Redon Teknoloji, 30’dan fazla bayiliği ile de müşterilerine çözümler sunuyor.Evde, arabada, yolda elektriğin olduğu her yerde üretim olanağı sağlayan kompakt Redon R-One yazıcılar hekimlere ve hastalara büyük konfor sağlıyor.

3D DİŞ ÜRETİMİ
Arma Dental distribütörlüğünde Türkiye’ye getirilen Asiga Max2 ve Asiga Mx Ultra 3D yazıcılar, zircon ve seramik tozu katkılı reçineyle geçici veya 6 aylık geçici diş yapıyor. Gece plağı ve cerrahi kılavuz da üreten üç boyutlu bu yazıcılar hiç dişi olmayan veya kemik kaybı sorunu yaşayan hastalara deneme yanılma yapmadan diş protezi üretmeye yardımcı oluyor. Hastanın dijital tasarımdaki ölçülerini veri kaybı olmadan alıp model basabilen bu yazıcılar hem hastaların hem de diş kliniği ve laboratuvarların hayatını kolaylaştırıyor.
DİJİTAL DİŞ HEKİMİ
Ayrıca diş hekimliğinin Microsoft’u olarak bilinen EcocadExoplan ve ExocadChairside dijital yazılımları, hasta kayıtlarının dijital ortamda saklanmasını sağlayarak, arşivleme ve laboratuvar süreçlerini hızlandırıyor. Böylece tedavi süreçleri daha verimli hale geliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BEUN Rektörlük makamında gerçekleşen ziyarette, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Roman Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Erdem Dirimeşe ile Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Yücel Namal da yer aldı. Ziyarette Üniversite ile Zonguldak’ta faaliyet gösteren roman dernekleri arasında yürütülebilecek akademik ve sosyal çalışmalar çerçevesindeki ikili iş birlikleri değerlendirildi. 2024-2025 Akademik Yılı içerisinde gerçekleştirilecek ortak projeler üzerine misafirleriyle bir süre sohbet eden BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, nazik ziyaretlerinden dolayı konuklarına teşekkür etti. Zonguldak Romanlar Valilik İl Koordinatörü ile dernek başkanları da BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e misafirperverliğinden dolayı teşekkürlerini sunarak yeni akademik dönemde kendilerine ve üniversite ailesine başarılar diledi.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Roman Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Erdem Dirimeşe ve Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Yücel Namal, 2024 Mart ayında BEUN’da geçekleştirilen “Romanları Anlamak Çalıştayı II” etkinliği kapsamında sunulan bilimsel yayınların değerlendirilmesi sonucu “II. Romanları Anlamak Çalıştay Raporu ve Sonuç Bildirgesi” adlı kitabı Rektör Özölçer’e takdim etti.
BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, çalıştay sonrası ortaya konulan eserin üniversite, Roman vatandaşlar, Zonguldak ve ülke açısından hayırlı uğurlu olmasını dileyerek eserin bilim camiasına kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik etti. Roman kültürünün anlaşılması ve bu alandaki çalışmaların desteklenmesinin önemini Rektör Özölçer, “Bu tür çalıştaylar, toplumun farklı kesimleri arasında köprüler kurarak kültürel çeşitliliği anlamamıza vesile oluyor. Elde edilen sonuçların, Roman vatandaşlarımıza ve genel olarak tüm topluma katkı sağlamasını umuyorum” şeklinde belirtti.
Ziyaret karşılıklı iyi niyet temennileri ile günün anısına binaen hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan’ın Prodivers Ayvalık Dalış Okulu ve Kuzey Mavi Dalış Merkezi ekipleriyle yaptığı dalışlarda bölgenin fauna ve florası görüntülendi.
Bölgede “Kerbela” adı verilen noktadan yapılan dalışta, bir dönem sünger avcılığının da yapıldığı yerlerdeki canlı yaşamı kaydedildi.
Dalış ekibi, Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliğinin (IUCN) kırmızı listesinde yer alan, nesli tehlike altındaki kırmızı ve sarı mercanlar ile deniz çayırlarını yakından görüntüledi.
Omurgasız ve orfozlar dahil birçok balık türünü de kayıt altına alan Tahsin Ceylan ve beraberindekiler ayrıca Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında sünger avcılığı yapan Selam Süngerci adına yıllar sonra Bodrum’un efsane süngercisi “Aksona” lakaplı Mehmet Baş tarafından 30 metre derinliğe bırakılan mermer plaketin de videosunu çekti.
Tahsin Ceylan, AA muhabirine, Ayvalık bölgesinin “Türkiye’nin Kızıldeniz”i olarak adlandırılabileceğini söyledi.
Bölgedeki canlı yaşamına şahitlik ettiklerini belirten Ceylan, “Bölgede nesli tehlike altında bulunan kırmızı mercanlar, sarı mercanlar var. Birleşmiş Milletler de bunları takip ediyor. Trol tekneleri ve üzerlerine çapa atılması bunlar için en büyük tehdit.” dedi.
Ceylan, dalış yaptıkları bölgede Cumhuriyet’in ilk yıllarında Selam Süngerci’nin de sünger avcılığı yaptığını hatırlatarak, “Selam Süngerci kardeşleriyle birlikte Girit’te süngerciliği öğrenmiş. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ayvalık’a yerleşmiş. Bu Ayvalık’taki noktaların çoğunu bulanlar süngerciler. Tabii onlar 30-40-50 metre yerlere ‘sığlık’ demişler. Tabii onların ‘sığlık’ dedikleri bizim için sığlık değil, derin sular.” ifadesini kullandı.
Ayvalık’ta dalış yapılabilen İlyosta, Melina, Yelken ve İncirli adalarının bulunduğunu belirten Ceylan, “2 yıl önce bu dört adadan ikisi dalışa yasaklandı. Yani dalış merkezlerinin gidebileceği diğer ada da dalış güvenliği açısından sıkıntı yaratıyor. Yakın tarihte ben Kültür ve Turizm Bakanı’yla da dalış yaptım. Kültür ve Turizm Bakanı’mız dalışa yasak yerlerin daraltılması ve dalış turizminin daha çok artırılmasına yönelik de pozitif görüşlere hakim.” dedi.
Ceylan, Ayvalık’ta dalış turizminin artırılması ve desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanata, sanatçıya ve kültürel etkinliklere büyük önem veren Osmangazi Belediyesi, Oda Orkestrası Klasik Esintiler konseri düzenledi. Ördekli Kültür Merkezi’nde düzenlenen konseri dinleyenler keman, yan flüt ve çello, seslerinin yankılandığı muhteşem bir konsere şahit oldu.
Dinleyenlerin ruhunu dinlendiren eserlerin yankılandığı konserde, müzik severler unutulmaz bir gece yaşadı. Kemanda Rasim Yokuşlu, yan flütte Ceyda Su Erciyas ve Çello da Erdinç Çandar, klasik müzik tarihinin unutulmaz eserlerini sergiledi. Her Çarşamba günü Osmangazili sanat severlere buluşan Oda Orkestrası, her hafta olduğu gibi bu hafta da büyük beğeniyle dinlendi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amatör ve profesyonel tüm fotoğraf tutkunlarına kapılarını açık tutan yarışmalara, 25 Kasım 2024 tarihine kadar GTB’nin resmi web sitesi www.gtb.org.tr üzerinden başvuruda bulunulabilecek.
GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, fotoğraf yarışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, her iki yarışmanın farklı kategorilerde değerlendirilerek dereceye girenlere çeşitli altın ödülleri verileceğini söyledi.
Gaziantep’te hasat mevsimi
Gaziantep’te Hasat Mevsimi fotoğraf yarışmasını 4 senedir geleneksel olarak sürdürdüklerini kaydeden Akıncı, yarışmaya her yıl Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda fotoğraf severin yoğun ilgi gösterdiğini ifade etti.
Yarışmayı düzenlemekteki tek amaçlarının Gaziantep’in zengin tarım ürünlerini tanıtmak, hasat coşkusuna ortak olmak ve geleneksel yöntemlerle hazırlanan ürünleri fotoğraf kareleriyle geleceğe taşımak olduğunu aktaran Akıncı, sanatın doğayla buluştuğu yarışmada en temel kuralın ise fotoğrafların Gaziantep il sınırları içinde çekilmiş olması olduğunu vurguladı.
Akıncı, Gaziantep sınırları dışında çekilen fotoğrafların jüri tarafından yapılan değerlendirmede derece almış olsa bile yarışmadan diskalifiye edileceğini belirtti.
Kadim şehir Gaziantep
Bu yıl ilkini düzenledikleri “Kadim Şehir Gaziantep” yarışması ile şehrin tarihi dokusunu ve kültürel mirasını fotoğraf sanatıyla ölümsüzleştirmeyi hedeflediklerini aktaran Akıncı, kentin tarihi sokaklarından doğal güzelliğine ve eşsiz mimarisine kadar her detayın yarışma kapsamında değerlendirileceğini söyledi.
Başvuru süreci ve ödüller
Eser kabullerine 24 Haziran 2024 tarihinden itibaren başlanılan her iki fotoğraf yarışmasına, son başvurular 25 Kasım 2024 tarihine kadar GTB’nin resmi web sitesi üzerinden yapılabilecek.
Posta yoluyla başvurular kabul edilmeyecek. Seçici kurulun belirleyeceği dereceye giren eserler, iki farklı kategoride tam, yarım ve çeyrek altınla ödüllendirilerek, sergilemeye hak kazanan eser sahiplerine ise plaket verilecek. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldız Sarayı Şale Köşkü içerisindeki yer alan atölyede restoratörler, eskimiş, zarar görmüş veya tahrip olmuş eserleri yeniden envantere kazandırmak adına, özgünlük ve en az müdahale gibi evrensel ilkelerle yeniden sergilenebilir hale getiriyor.
Milli Saraylar Sedef Atölyesi Sorumlusu Cemalettin Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, atölyede Topkapı Sarayı’ndan gelen Harem Kapısı, Yıldız Sarayı’ndan gelen Abdülhamid Han’a ait olan tuğralı bir taht üzerine çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Tamamen Milli Saraylar Başkanlığına ait piyano, kanepe, koltuk, kapı ve bunlar üzerindeki tüm süslemelerin restorasyonunu yapıyoruz. Genelde barok tarzında eserleri çalışıyoruz. Fakat üzerinde çalıştığımız piyano gibi boulle tarzında eserlerin de restorasyonunu gerçekleştiriyoruz.” dedi.
Çalışmalarda organik malzemeler kullanılıyor
Ünal, şu ana kadar en çok Küçüksu Kasrı’ndaki altı adet şamdanın restorasyonunda zorlanıldığına işaret ederek, “En sevdiğim eser ise Dolmabahçe Sarayı’na ait Sedefli Oda’daki masaydı. 16 sütun süslemeli, tamamen sedeften yapılma güzel bir masaydı. Çok severek yaptım. Malzeme olarak sedef, pelesenk, abanoz, şimşir gibi organik ahşap malzemelerimiz var. Bunların dışında metal olarak gümüş süslemeleri de yapıyoruz. Fil dişi, bağ ve sedefi üzerindeki orijinal desenine göre kesiyoruz, biçiyoruz ve şekillendirerek yerine oluşturuyoruz.” diye konuştu.
Plato marküterinin atölyenin alanına girdiğini aktaran Ünal, şunları kaydetti:
“Malzemelerimiz organiktir. Kimyasal ya da suni malzeme kullanılmamaktadır. 45 yıldır bu işi yapmaktayım. 32 yıldır Milli Saraylar’da görev yapıyorum. 5 yıl Topkapı Sarayı’nda çeşitli restorasyon alanlarında görev yaptım. Bu atölyede de dört kişi çalışıyoruz ve şu anda çalıştığımız üç tane eser var. Ortada Topkapı Sarayı’nın harem girişini girişinde bulunan kapı var. Yaklaşık olarak 400 yıllık bir kapıdır. Dönemin bütün özelliklerini taşımaktadır. Tabii ki üzerindeki sedef, fil dişi, bağ ve metal olarak gümüş süslemeler var.”
“Malzeme hem doğal hem de çok değerli olduğu için israfa kesinlikle yer yok”
Cemalettin Ünal, restorasyon çalışmalarının odak isteyen bir iş olduğunu vurgulayarak, “Öncelikle severek yapmanız gerekiyor. Tabii ki biraz da tecrübe gerekiyor. Malzeme hem doğal hem de çok değerli olduğu için burada israfa kesinlikle yer yok. Ona göre her şey planlanıyor, ölçülüyor, biçiliyor.” ifadelerini kullandı.
Tarihle direkt temas eden bir işte çalıştığı için çok şanslı hissettiğini söyleyen Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çoğu kişinin yapamayacağı hatta çok nadir eserlerin elimizden geçmesi ve sarayda çalışmamız bizi onore ediyor ve mutlu oluyoruz. Bu sebeple çok şanslı hissediyorum. Eserlerin sergilenmesi de ayrı bir mutluluk veriyor. Benden sonra gelenler, ailemden insanlar onları görünce ayrı bir mutluluk yaşıyorum. 32 yıl az bir süre değil. Köşk ve kasırlardaki hemen hemen bütün sedefli işlere elimizi sürdük. Bundan sonra da inşallah devam edecek.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Program kapsamında şiirler okunurken, karate gösterileri ve öğrenci performansları katılımcılardan tam not aldı. Etkinliğe Söke Kaymakamı Ali Akça, Garnizon Komutanı Mesut Kılınç, Belediye Başkan Yardımcıları Vural Tosun ve Yağız Pullukçu, İlçe Emniyet Müdürü Fatih Demiralp, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Türk Kızılay Söke Şube Başkanı Funda Öztürk, konuşmasında, “Kızılay Haftası, Türk Kızılay’ının insanlık için yaptığı özverili çalışmaları hatırlamak ve bu bilinci yaymak adına önemli bir fırsattır” dedi.
Kızılay’ın köklü tarihinden de bahseden Öztürk, “1868’de kurulan Hilal-i Ahmer Cemiyeti, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle ‘Kızılay’ adını aldı. Bugün ise Türkiye ve dünyadaki ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Kızılay’ın dayanışma, şefkat, hoşgörü ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde çalıştığını belirten Öztürk, Türkiye genelinde yürütülen kan bağışı kampanyalarına dikkat çekerek, yılda yaklaşık 3 milyon ünite kana ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Konuşmasını, Kızılay’ın misyonu ve vizyonuyla sonlandıran Öztürk, “Kızılay, iyiliğin gücüyle birey ve toplumun direncini artırmayı, insan onurunu koruyarak acıları dindirmeyi amaçlıyor. Vizyonumuz ise herkes için güvenli bir yaşam sağlamak” dedi.
Program’da Kızılay tarafından çocuklara çeşitli hediyeler ve broşürler dağıtılırken; izci grubu ve karate grubunun gösterisi yer aldı. Öğrenciler Kızılay’ı anlatan şiir ve özlü sözleri de okudu.
İlçe Kaymakamı Ali Akça, Türk Kızılay’ı Söke Şubesi yönetici ve gönüllülerinin haftasını kutladı, çalışmalarında başarılar diledi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Milli Saraylar Başkanlığı’na bağlı restorasyon ve konservasyon atölyeleri, kültürel mirası geleceğe taşımaya devam ediyor. Başkanlık’a bağlı 32 atölyeden biri olan Sedef Atölyesi, başta İstanbul sarayları olmak üzere Milli Saraylar çatısı altındaki kasır, köşk ve müzelerin sanat harikası eserlerini ustalıkla eski ışıltısına kavuşturuyor. Atölye şu sıralar Sultan 2. Abdülhamid Han tuğralı bir taht, Topkapı Sarayı Mecidiye Köşkü’nde sergilenen bir kuyruklu piyano ve Topkapı Sarayı’nın Harem Dairesi’ne ait kapı üzerinde çalışıyor.
Beşiktaş’taki Yıldız Şale Köşkü yerleşkesinde yer alan Sedef Atölyesi’nde çalışan uzman restoratörler, zamanın yıpratıcı etkisine yenik düşen tarihi eserleri, özgünlük ve en az müdahale gibi evrensel ilkelerle yeniden sergilenebilir hale getiriyor. Atölyede restorasyonu tamamlanmak üzere olan eserlerden biri Sultan 2. Abdülhamid Han tuğralı taht. Üzeri sedef ve fildişi süslemelerle bezeli tahtın taç ve ayak kısmı sedefle geometrik bölümlere ayrılırken ve bu bölümlerin içleri fildişi kakmalarla süslendi. Oturma yeri ve yanları ise ince çizgili pembe renk ipekli kumaşla kaplanan tahtın üst tarafında yine sedefle işli Sultan 2. Abdülhamid Han tuğrası, en üstünde de sedef kakma bir taç yer alıyor.
Atölyede dikkat çeken bir diğer eser ise ‘boulle’ stilinde tasarlanmış kuyruklu bir piyano. Fransız ‘Erard’ marka piyanonun kapağının iç yüzeyinde Abdülmecid tuğrasının işlendiği bir madalyon bulunuyor. Kahverengi maun iskeletin üzeri bağa kaplama ile birlikte stilize edilmiş çiçekler, yapraklar ve dallar ile süslü piyano, döneminin tüm zarafetini yansıtıyor. Milli Saraylar Sedef Atölyesi’nin üzerinde çalıştığı bir diğer eser ise Topkapı Sarayı’nın Harem Dairesi’ne ait sedef işlemeli bir kapı. Dönemin saray ustaları tarafından sanat eseri inceliğinde süslenen el yapımı ahşap kapının restorasyonunda sona yaklaşıldı. Alanında uzman isimler tarafından restore edilen eserler, atölyedeki işlemlerinin ardından ait oldukları yerde sanatseverlerle buluşturulacak.
“Restorasyon çok aşamalı ve çok ince bir sanattır”
Sedef Atölyesi olarak çalışmalarını en kısa sürede bitirmeyi hedeflediklerini söyleyen Milli Saraylar Sedef Atölyesi Sorumlusu Cemalettin Ünal, “Atölyemize Milli Saraylara ait kısır ve köşklerdeki bütün eserleri sedefli olan süslemelerini biz yapmaktayız. Atölyemizde şu anda bulunan piyano Mecidiye Köşkü Topkapı Sarayı’ndan gelmiştir. Bir adet kapımız vardır o da Halim Sultan giriş kapısıdır. Bir de Yıldız Sarayı’ndan Abdülhamid Han’ın kullandığı ve İran’dan hediye olarak gelen tahtımız vardır. Bu tahtımızın sedef, fil dişi ve bütün süslemelerini Sedef Atölyesi olarak yapmaktayız. Restorasyon çok aşamalı ve çok ince bir sanattır. Restorasyon zor ve zaman alan bir iştir. Ama bunun yanında Sedef Atölyesi olarak biz elimizden gelen gayretleri göstererek en kısa zamanda bitirmeye gayret ediyoruz. Tahmini olarak aralık ayında kapıyı bitirmeyi, kasım ayı sonunda da tahtımızı bitirmeyi hedefliyoruz. Piyanonun çok detaylı işleri olduğu için onun yaklaşık 1 yıllık bir süresi var. Bu eserler bir arada yapıldığı için hepsinin aşamalarını farklı zamana yaymaktayız” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kartal, Akçaabat ilçesinin Söğütlü Mahallesi’ndeki bir kitabevinde düzenlenen etkinlikte, yazarlık yolculuğunu anlattı, kaleme aldığı eserlere ilişkin bilgi verdi.
Katılımcılarla sohbet eden ve sorularını yanıtlayan Kartal, aralarında şiir kitaplarının da yer aldığı eserlerini imzaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Torku Şekersporlu milli bisikletçi Haktan Ramazan Sayan, Bulgaristan’ın Plovdiv Velodromunda 25-27 Ekim 2024 tarihlerinde düzenlenen Balkan Pist Şampiyonasında Balkan şampiyonu oldu. İlk gün yarışlarında Scratch kategorisinde Balkan Şampiyonu olan Sayan, Türkiye’ye bir altın madalya kazandırdı. Şampiyonanın ikinci gününde de üstün performans sergileyen başarılı sporcu, diğer yarışlarda da dereceye girerek başarısını taçlandırdı ve toplam dört madalya ile organizasyonu tamamladı. Sayan, Scratch kategorisinde altın madalyanın yanı sıra, Omnium Balkan Bronz Madalyası, Madison Balkan Gümüş Madalyası ve Takım Sprint Balkan Bronz Madalyası kazandı.
“Tarihi başarılara yenilerini ekleyeceğiz”
Torku Şekerspor Onursal Başkanı Ramazan Erkoyuncu, spora ve sporcuya verdikleri önem ve desteği yineleyerek, “Sporcumuzun Balkan Şampiyonluğu bizleri çok mutlu etti. Bizlere bu gururu yaşatan şampiyonumuzu ve antrenörümüzü canı gönülden tebrik ediyorum. Bilindiği üzere Türk bisikleti tarihinde Avrupa’da alınan üç derece de kulübümüz sporcularına ait. Alınan tarihi başarılara yenilerini eklemek için bu coğrafyanın evlatlarına desteklerimiz artarak devam edecek” dedi.
“Emeklerimizin karşılığını görmek bizleri mutlu ediyor”
Torku Şeker Bisiklet Takımı Milli Antrenörü İsmail Uğurlu da yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Bugüne kadar güçlü bir altyapıyla yetiştirdiğimiz sporcularımızın ulusal ve uluslararası arenada derece alması ve emeklerimizin karşılığını görmek bizleri mutlu ediyor. Başarılarımız artarak devam edecektir. Bizlere her şartta desteklerini esirgemeyen Torku Şekerspor Onursal Başkanı Ramazan Erkoyuncu’ya teşekkür ederiz.” – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRABZON – Trabzon’un Sürmene ilçesinde düğüne gelen damadın arkadaşları evliliğe adım atan arkadaşları için mezar taşı yaptırdılar, evlenmeden önceki hayatı için helallik aldılar.
Sürmene ilçesinde Cevat Can ve Elif Çilingir çiftinin düğününe katılanlar damadın arkadaşlarının ilginç süprizine tanık oldular. Düğüne üzerinde damadın isminin yazılı olduğu ve ölüm tarihi 26.10.2024 ile ölüm nedeni “Evlilik” yazılı olduğu mezar taşı ile gelen damadın arkadaşları, düğüne katılanları tebessüm ettirdi. Cenazelere gönderilen “Acı kaybımız” yazılı çelenk ile mezar taşını taşıyan arkadaşları kendi aralarından seçtikleri bir hocadan da tıpkı bir cenazedeki gibi evlenen arkadaşları için helallik aldılar.
Renkli anların yaşandığı düğünde “Bekar dünyasından evlilik hayatına intikal eden Cevat kardeşimizi nasıl bilirdiniz?” ve “Bekar zamanlarından kalma haklarınızı helal ediyor musunuz?” gibi sorularla helallik istemesinin ardından arkadaşları damada haklarını helal ederken, düğün hediyesi takı olarak emzik, mutfak önlüğü ve mutfak eldiveni hediye ederek hediyelerini damadın boynuna astılar.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sürmene ilçesinde Cevat Can ve Elif Çilingir çiftinin düğününe katılanlar damadın arkadaşlarının ilginç süprizine tanık oldular. Düğüne üzerinde damadın isminin yazılı olduğu ve ölüm tarihi 26.10.2024 ile ölüm nedeni “Evlilik” yazılı olduğu mezar taşı ile gelen damadın arkadaşları, düğüne katılanları tebessüm ettirdi. Cenazelere gönderilen “Acı kaybımız” yazılı çelenk ile mezar taşını taşıyan arkadaşları kendi aralarından seçtikleri bir hocadan da tıpkı bir cenazedeki gibi evlenen arkadaşları için helallik aldılar.
Renkli anların yaşandığı düğünde “Bekar dünyasından evlilik hayatına intikal eden Cevat kardeşimizi nasıl bilirdiniz?” ve “Bekar zamanlarından kalma haklarınızı helal ediyor musunuz?” gibi sorularla helallik istemesinin ardından arkadaşları damada haklarını helal ederken, düğün hediyesi takı olarak emzik, mutfak önlüğü ve mutfak eldiveni hediye ederek hediyelerini damadın boynuna astılar. – TRABZON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’de 29 EkimCumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Gündoğdu Meydanı’nda gösteri yapacak Türk Yıldızları, prova uçuşu yaptı.
İzmir’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101’inci yılında gün boyu etkinlikler düzenlenecek. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Türk Hava Kuvvetleri’nin gururu Türk Yıldızları, 500’üncü yurt içi gösterisini İzmir’de yapacak. İzmirliler, prova uçuşu yapan Türk Yıldızları’nı hayranlıkla izledi.
Türk Yıldızları’nın Cumhuriyet Bayramı Gösterisi, 29 Ekim Salı günü saat 17.30’da Gündoğdu Meydanı’ndan izlenebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURİYET’in 101’inci yılı kutlamaları kapsamında şarkıcı Berkay, Bursa’da sahne aldı.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında şarkıcı Berkay, Bursa’da sahneye çıktı. Berkay, Bursa Downtown Yaşam ve Eğlence Merkezi’ndeki konserde, DJ Uğur Başaran’ın gösterisinin ardından çıktığı sahnede, kendisini bekleyen hayranlarıyla birlikte şarkılarını seslendirdi. ‘İnanırım’ şarkısıyla konserine başlayan Berkay, ‘Gel gel’ ve ‘İki Hece’ adlı şarkılarıyla coşturdu. Downtown Yaşam ve Eğlence Merkezi de gecede 1’inci yılını kutlarken, Atış Grup Yönetim Kurulu Üyesi Metin Atış, Berkay’a gecenin anısına çiçek verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KANAL D’nin iddialı projesi Annem Ankara’nın ilk tanıtımı Cannes’da yayınlandı. Yakında ekranlara gelecek dizinin ilk görüntüleri, içerik endüstrisinin en önemli buluşma noktası olan MIPCOM’da dünya devleri ile buluştu. Annem Ankara’da başrolü paylaşan Bergüzar Korel ile Mehmet Günsür, evrensel bir hikayeyi ekranlara getireceklerini söyledi.
GÜÇLÜ YAPIMLAR
Fransa’nın Cannes kentinde düzenlenen MIPCOM 2024, medya yöneticileriyle dünya profesyonellerini bir araya getirdi. Fuara katılan Kanal D International; Annem Ankara ve İnci Taneleri gibi son dönemin güçlü yapımlarını uluslararası medya gruplarına tanıttı.
FUARIN GÖZDESİ
1990’lı yıllarda bir kadının üç çocuğuyla verdiği mücadelenin anlatılacağı Annem Ankara, fuarın gözde yapımları arasında yer aldı. Türkiye’de merakla beklenen dizinin ilk görüntüleri fuar kapsamında dünya devleri ile buluştu. Dizinin başrol oyuncuları Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür Meet Our Stars (Yıldızlarla Buluşmalar) etkinliğine katıldı.
VAZGEÇMEYEN BİR KADIN
Bergüzar Korel, duyguların evrensel olduğuna dikkat çekerek “Türk dizilerinin dünyada bu kadar çok sevilmesinin sebebi evrensel olması. Çünkü duyguların dili yok. Annem Ankara’nın da konusu bu noktada çok evrensel. Umutla hayata tutunan ve hiçbir şekilde bırakmayan, vazgeçmeyen bir kadın hikayesi” dedi.
EVRENSEL BİR HİKAYE
Mehmet Günsür da “Anlattığımız hikaye o kadar evrensel ki; ne kadar çok insanın kalbine dokunabilirsek o kadar heyecan verici olacak bizim için. Ne kadar fazla ülkeye dokunursak içimizi okşayacak bir his bu” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İlk Türk Operası olma özelliği taşıyan Özsoy Operası, sanatseverleri Anadolu’nun derinliklerinden gelen efsanevi bir yolculuğa çıkartıyor. Özsoy, ünlü Türk besteci Ahmed Adnan Saygun tarafından bestelenmiş ve hem müzikal hem de dramatik açıdan zengin bir şölen sunuyor.
Özsoy’un hikâyesi Bir Cumhuriyet Şarkısı filmiyle bu cuma perdeye gelmeye hazırlanırken konser versiyonu ise AKM’de Cumhuriyet’in 101. kuruluş yıl dönümüne özel olarak 29 ve 31 Ekim’de seslendirilecek.
ANADOLU’NUN GELENEKSEL MOTİFLERİ
Bu opera, Anadolu’nun geleneksel motifleriyle harmanlanmış etkileyici bir hikaye ile sanatseverleri adeta tarih ve mitoloji arasında bir köprü kurarak zaman ve mekân ötesine taşıyor.
Özsoy’un öyküsü, yalnızca bir aşk hikayesi değil; aynı zamanda cesaret, onur ve kahramanlığın destanı olmanın yanı sıra, izleyicilere destansı bir drama sunarak, sahnede muazzam bir işitsel deneyim yaşatıyor.

İLK DEFA 1934’TE SAHNELENDİ
Eserin ortaya çıkışı 1934 yılında İran Şah’ı Rıza Pehlevi’nin yapacağı Türkiye ziyaretine dayanmaktadır. Bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleriyle çok kısa bir sürede hazırlanmış ve 19 Haziran 1934 tarihinde ilk defa Ankara Halkevi’nde sahnelendi.
İran Şahı’nın çağdaş ve Batılı bir ülke olmak yolunda reformlara girişmesi ve bu yolda Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’de yaptığı değişiklikleri kendine model aldığı bilinmekte, Mustafa Kemal Atatürk’ün de Batı ile olduğu kadar komşu ülkeler, Balkanlar, Arap ülkeleri ve İran ile sağlam dostluk ilişkileri kurmak istemesi göz önüne alındığında Özsoy operası, iki ülke arasındaki bu yakınlaşma ve ittifakı onurlandırmak üzere sahnelenmiş bir eserdir.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünyaca ünlü film aktristi Cameron Diaz, 10 sene sonra sinemaya dönmeye karar verdi. En son Annie adlı yapımda rol alan ve bir daha ekranlarda görünmeyen ünlü oyuncu, orucunu bozdu ve tekrar ekranlarda olacağını ilan etti. Oyuncunun aldığı bu karar, sinema dünyasında ani karar olarak yorumlandı. Öte yandan oyuncunun sinemaya geri dönmesi sevenlerini mutlu etti.
“Kimsenin fikri ve teklifi, gerçekten sahip olmak istediğim hayatı kurma kararımı değiştiremezdi” diyen Diaz, 10 sene ayrılıktan sonra Jamie Foxx ile birlikte rol alacağı Back in Action filmiyle önümüzdeki sene sevenleriyle buluşacak.
CAMERON DIAZ
30 Ağustos 1972 Kaliforniya doğumlu gerçek adı Cameron Michelle Diaz olan Cameron Diaz, 16 yaşındayken bir partide tanıştığı fotoğrafçı sayesinde Elite Model Ajansı ile anlaşma sağladı.
Modellikteki başarısıyla tüm dünyaya ün salan Cameron Diaz, büyük şirketlerin reklam filmlerinde rol alarak oyunculuk hayatına girmiş oldu.
Sinema kariyerine 1994 yılında The Mask filmiyle başlayan Cameron Diaz, hemen ardından The Last Supper’da rol aldı.
Geleceğin yıldızları arasında gösterilmesini sağlayan yapım ise Head Above Water filmi oldu. İyi projelerde yer alan Cameron Diaz, artık üst sıralarda bir sinema oyuncusu olarak sektörde yer edindi.

BÜYÜK BAŞARI…
Martin Scosese’nin yönettiği Gangs of New York”da, Jenny Everdeane rolünde, The Sweetest Thing’de ise Christina Walters rolünde izleyici karşısına çıkan Cameron Diaz, Charlies Angels serisinde ise beklentileri fazlaca karşıladı. Shrek filmi serisinde Prenses Fiona seslendirmesini yaptı. Film Amerika’da 6 haftada 300 milyon dolar gelirin üzerine çıkarak, gişede büyük bir başarıya imza attı.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yapan Bitlis Kalesi’nde, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Ahlat Müzesi başkanlığında yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki etabı tamamlandı.
Bitlis Eren Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Emre Karasu’nun bilimsel danışmanlığını yürüttüğü kazılarda, önemli buluntulara ulaşıldı.
Geçen ay Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait pişirilmiş topraktan yapılmış künklerden (su borusu) oluşan ve kalede yaşayanların su ihtiyacının karşılandığı su dağıtım sistemine ulaşılan kalede, saray olarak kullanılan alanda da mimari yapılar, sikkeler, lüle taşları, küpler, kandiller, seramik parçaları, cam, metal ve kemik objeler bulundu.
DEMİR APARATLAR
Kazının son günlerinde de kazı ekibince yürütülen çalışmada, nöbetçi kulübesinin bulunduğu yerde sarayın kapısına ait olduğu değerlendirilen anahtar ile kapının kilitlenmesini sağlayan demir aparatlar ortaya çıkarıldı.



KORUMA ALTINA ALINACAK
Yıllarca toprak altında kalarak oksitlenen anahtar ve demir aparatlar, konservasyon (Bir eserin, kazılarda ortaya çıkarılan buluntuların nesiller boyu özelliklerini kaybetmeyecek şekilde korunması) işlemlerinin yapılması için laboratuvara götürüldü.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hollandalı büyük ressam Van Gogh’un ünlü tablosu olan Yıldızlı Gece, Bosna Hersek’te farklı biçimde yeniden hayat buldu. Bosna Hersek’in Visoko kasabası yakınlarında, girişimci Halim Zukic tarafından hayata geçirilen sıra dışı bir proje, sanatseverleri büyülemeye hazırlanıyor.
Zukic, 20 yıl önce satın aldığı 10 hektarlık arazisini, Vincent van Gogh’un ünlü eseri Yıldızlı Gece tablosunu andıran bir parka dönüştürdü.
Ağaçlar, göller ve farklı renklerdeki lavantalarla tabloyu üç boyutlu olarak canlandıran Zukic, altı yıllık bir çalışmanın ve 20 kişilik bir ekibin emeğiyle bu benzersiz projeyi tamamladığını söylüyor.

SANATSEVERLERDEN BÜYÜK İLGİ
Girişimcinin yaptığı bu çalışma sanatseverlerin ilgisini çekti. Uzun zamandır ve bir ekip olarak hazırlanan projede sona gelindi.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Devlet Tiyatrosu Mecidiyeköy Büyük Sahne’de 21-27 Ekim’de Nereye, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde Acaibül Temaşa oyunları, 22-26 Ekim’de Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de Bir Picasso, Üsküdar Stüdyo Sahne’de Kendi Gök Kubbemiz, Küçükçekmece CKSM Sahnesi’nde Frankenstein oyunları izleyiciyle buluşacak.
Şehir Tiyatroları’nda 23-26 Ekim’de Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde İfigenya, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde Gök Kubbe, Müze Gazhane Meydan Sahne’de Çingene Boksör, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Fosforlu Cevriye, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde Zehir, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde Oscar, Ümraniye Sahnesi’nde ise Yaftalı Tabut oyunları sahnelenecek.
Atatürk Kültür Merkezi’nde 23 Ekim’de La Bayadere bale gösterisi, 26 Ekim’de Tutar Mısın Elimi dans gösterisi sanatseverlere sunulacak.
Zorlu PSM’de bugün ve yarın Kel Diva, 23 Ekim’de Muskat, 24-25 Ekim’de de Utsushi tiyatro oyunları tiyatroseverlere sunulacak. Maximum Uniq Açıkhava’da 22-23 Ekim’de Müfettişler, 25 Ekim’de Zengin Mutfağı oyunları sahnelenecek.

KONSERLER
AKM’de bugün Konstantin Emelyanov ve Festival Ensemble, 23 Ekim’de Pierre Hantai J. S. Bach Goldberg Varyasyonları, 24 Ekim’de ise Yeşilçam Şarkıları 2 konserleri müzikseverlerle buluşacak.
Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde bugün ve yarın Mabel Matiz, 23 Ekim’de Levent Yüksel, 24 Ekim’de Melek Mosso, 25 Ekim’de Sıla ve 27 Ekim’de Buray konser verecek. Maximum Uniq Açıkhava’da 24 Ekim’de “MFÖ”, 26 Ekim’de Emre Fel, 27 Ekim’de Duman sahne alacak.

SERGİLER
Hayat Holding ve Hayat Finans’ın desteğiyle İva Sanat tarafından düzenlenen “Sanatta Hayat Var” karma sergisi, Ortaköy Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı’nda sanatseverleri ağırlıyor.
Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun kişisel günlüklerinden esinlenerek hazırlanan fiziksel ve dijital sergi, 26 Ekim’e kadar Grand Pera’da görülebilecek.
Dünyanın ünlü isimlerini fotoğraflayan ödüllü fotoğraf sanatçısı Pari Dukovic’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “İstanbul’dan New York’a: Bir Fotoğrafçının Yolculuğu”, Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nun Sismanoglio Megaro binasında 22 Kasım’a kadar ziyarete açık olacak.
FİLİSTİNLİLERİN HİKAYESİNİ ANLATAN SERGİ
Sanatçı Rahşan Düren’in pentür ve duvar resmi çalışmalarından oluşan, Verwegenheit adlı sergisi, 15 Ekim’de Beyoğlu’nun tarihi mekanlarından Tarhan Han’da ziyaretçileri ağırlıyor.
Birlik Vakfı Genel Merkezi’nde açılan ve İsrail’in saldırıları sonucu hayatını kaybeden Filistinlilerin hikayelerini konu alan Ben Bir Sayı Değilim sergisi, 7 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.
Beyoğlu Belediyesi ev sahipliğinde, Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen Franz Kafka 1883 -1924 sergisi sanatseverlere sunuluyor.
İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında açılan “Pablo Picasso-Resimden Seramiğe Bir Serüven ve Warhol’un Dünyası-Pop Art’ın İkonu sergileri AKM’de görülebilecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yönetmen Todd Phillips tarafından çekilen Joker: İkili Delilik filmi, istenilen hasılatı elde edemedi. Buna göre; film beklenenin aksine 37 milyon 678 bin dolar hasılat elde etti. İstenilen hasılat hedefine ulaşılmayan film, 25 gün vizyonda kaldıktan sonra dijital platforma geçecek. Filmin hangi platforma yayınlanacağı ise henüz belirsiz.
Amerikalı yönetmen Todd Phillips tarafından çekimleri uzun zamandır devam eden ve nihayet 2024 yılında vizyona giren film, hasılat olarak sınıfta kaldı.
Tüm dünyada merakla beklenen film vizyona girdiğinde sinemaseverleri çok heyecanlandırdı. Büyük hasılat elde etmesi beklenen Joker: İkili Delilik, şu ana kadar istenilen hasılatı yakalayamadı.
TÜRKİYE SEYİRCİSİ 128 BİN
Filmin dünya çapındaki hasılatı ise 114 milyon dolar. Tüm dünyada toplam 1 milyar 78 milyon dolar hasılat elde eden ilk filmin 2019’da vizyona girdiği ilk hafta sonundaki hasılatı ise 96 milyon dolar yani ikinci filmin neredeyse üç katıydı. Joker: İkili Delilik, ülkemizde 591 salonda gösterilirken seyirci sayısı 128 bine ulaştı.

200 MİLYON DOLAR BÜTÇELİ FİLM
200 milyon dolar bütçeli Joker: İkili Delilik, ABD’de vizyona girdiği ilk hafta sonunda 37 milyon 678 bin dolar hasılat elde etti.
Joker: İkili Delilik, akıl hastane kaldırılan Arthur Fleck namı diğer Joker’in hikayesini konu ediyor. Arthur Fleck, kendini en kötü suçluların kaldığı bir psikiyatri kurumu olan Arkham Asylum’da bulur. Arthur, burada Joker olarak işlediği suçlardan dolayı yargılanmayı beklemektedir.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk arabesk müziğinin usta ismi İbrahim Tatlıses, memleketi Şanlıurfa’da bir dizi etkinliğe katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Tatlıses, “Müzik denilince herkesin aklına Şanlıurfa gelir.” dedi.
Şanlıurfa Müzik Şehri lansmanı için memleketine gelen İbrahim Tatlıses, yoğun sevgi gösterisiyle karşılandı.
Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Tatlıses’i Şanlıurfa’da ağırlamanın mutluluğunu yaşadığını belirterek, “Dünyanın parasını da harcasanız, İbrahim Tatlıses’in Şanlıurfa için yaptığı tanıtımı yapamazsınız.” dedi.
“GURUR DUYDUM”
Tatlıses de uzun bir aradan sonra tekrar Şanlıurfa’ya geldiğini belirterek, “Urfalıların davetinden dolayı çok gurur duydum, iftihar ettim.” diye konuştu.

TARTIŞMA YARATI
İbrahim Tatlıses’in bu çıkışından sonra diğer illerde de kendi sanatçılarını, müziklerini daha ön planda tutmak için gayret içerisinde olacaklar. Sadece Şanlıurfa değil, pek çok kadim kent kültürüyle, müzik geçmişiyle biliniyor.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>5. kez nikah masasına oturan Yavuz Bingöl, Nilşah Ağaoğlu ile hayatını birleştirdi. Çiftin nikah töreni TUSAŞ saldırısı nedeniyle sade bir şekilde aile arasında gerçekleşti. Kıyılan nikah sonrasında Yavuz Bingöl’e babası Yılmaz Bingöl tarafından, dedesi Çolak Hüseyin’in İstiklal Madalyası nikah hediyesi olarak takıldı.
Dedesinin İstiklal Madalyası’nın kendisine takılmasından büyük gurur ve mutluluk duyduğunu ifade eden Bingöl, “Bu dedemden kalma. Biliyorsunuz bu İstiklal Savaşı gazilerine ailenin en büyüğüne verilir. Dedem Yemen’de 4 yıl askerlikten sonra savaştıktan sonra köye dönüyor Kars’a. Yürüyerek 30 gün 20 gün gidiyorlar. Sonra, 5-6 ay sonra Mustafa Kemal Atatürk çağırıyor ve Dumlupınar’a gidiyorlar. Orada savaşıyorlar. Orada yaralanıyor, gazi oluyor. Bu madalyayı alıyor. Madalya aile büyüklerine verilir biliyorsunuz. Dedem Çolak Hüseyin, kollarından yiyor kurşunları. Elleri böyle kalınca, lakabı da Çolak Hüseyin’dir. Deden rahmetli oldu 1974’te. Madalya ailenin büyüğüne, babama kaldı. Babam da bugün bana nikahta çok büyük bir sürpriz yaptı. Ailenin büyüğü olarak bana hediye etti. Ben de bunu onurla gururla taşıyacağım” dedi. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“TESİSE SOKMAZLAR”
Real Madrid’de hiçbir futbolcunun vazgeçilmez olmadığını aktaran Nihat Kahveci, “Koskoca Real Madrid Arda Güler’e mi muhtaç? Arda Güler vazgeçilmez mi? Mbappe vazgeçilmez değil, Vinicius vazgeçilmez değil. Böyle bir takımdan bahsediyoruz. Vinicius yokken Cristiano Ronaldo vardı. Kimse vazgeçilmez değil bu takımda. Ancelotti de vazgeçilmez değil. Böyle bir takımda Arda Güler bunu bilmiyor mu? Arda’nın sorun oluşturduğunu görseler şu an tesise sokmazlar. Sorun çıkaran oyuncuyu buralar yok ediyor çünkü oyuncuyu vazgeçilmez yapmıyor hiçbir zaman” dedi.
“İSPANYOLLAR, ARDA’YI SEVİYOR”
Söz konusu haberler için İspanya basınını işaret eden Kahveci, “Herkes gidiyor geliyor, Real Madrid hep şampiyon oluyor. Real Madrid, Şampiyonlar Ligi’ni hep kazanıyor. Ancelotti tecrübeli, senin aldığın nefesten, mimiğinden bilir sorun çıkarıp çıkarmadığını. Bence biraz İspanya basını da işin içine girerek çıkıyor bu haberler. Arda Güler’i seviyorlar, sempatik oyuncu. Bir de geçen sene az aldığı sürede 6 pozisyonda 6 gol atmış Arda’nın daha çok süre alması gerektiğini söylüyorlar” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçirdiği estetik operasyonlarla zamanın izlerini silen ve kendini yenileyen Oral, 45 yaşında olmasına rağmen genç ve enerjik bir görünüme sahip. Şimdilerde 45 yaşında olan ünlü oyuncu, estetik operasyonların ardından bambaşka biri olarak karşımıza çıktı.
İşte ünlü oyuncunun son hali;



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kanal D’nin yeni dizisi ‘Uzak Şehir’in teaser afişi yayınlandı. Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal’ı başrollerinde buluşturan dizi yayınlanan afişi ile beğeni topladı.
Gülizar Irmak’ın senaryosunu yazdığı, Ahmet Katıksız’ın yönetmenliğini yaptığı yeni dizi Uzak Şehir, çok yakında Kanal D’de izleyici buluşacak. Teaser afişi paylaşılan dizinin oyuncu kadrosunda Ozan Akbaba, Sinem Ünsal, Gonca Cilasun, Müfit Kayacan, Alper Çankaya, Ferit Kaya, Sahra Şaş, Dilin Döğer, Atakan Özkaya, İlkay Kayku, Nazmi Kırık, Mine Kılıç, Sinan Demirer, Zeynep Kankonde, Muttalip Müjdeci, Barış Yalçın, Burak Şafak, Mehmet Polat, Yunus Eski, Yaren Güldiken, Kuzey Gezer gibi önemli isimler yer alıyor.
DİZİNİN HİKAYESİ
Merakla beklenen dizide Alya Albora, vefat eden eşinin vasiyetini yerine getirmek için cenazesi ve beş yaşındaki oğluyla Kanada’dan Mardin’deki Albora topraklarına gelir. Ancak bu gelişin bir dönüşü ve Albora’dan çıkışı yoktur. Albora ailesinin başı Cihan Albora, Alya’nın çırpınışlarına kayıtsız kalmasa da çocuğunu alıp gitmesine izin vermez. Geçmişin karanlığı, saklanan sırlar ve bölgenin gerçeği ile yüzleşen Alya Albora, kendini kocasının ailesiyle büyük bir mücadele içinde bulur.
YAKINDA KANAL D’DE
Albora fertlerinin kıyasıya iktidar savaşına sahne olacak dizi ‘Uzak Şehir’ çok yakında Kanal D’de yayınlanacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HANGİ AMERİKALI…”
Seyirci joker hakkını kullandıktan sonra doğru cevabı veren yarışmacıya çıkışan Oktay Kaynarca, “Hamza, ‘sen olasan gülüstan’ Meksika’da geçebilir mi? Hangi Amerikalı ‘sen olasan gülüstan’ der” diyerek yarışmacıyı azarladı.
“OKTAY ABİ SİNİRLENME”
Oktay Kaynarca’nın sinirlendiği gören yarışmacı ise “Oktay abi sinirlenme” diyerek durumu kurtarmaya çalıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“SPOR YAPIYORUZ”
Birlikte sohbet ederek keyifli bir şekilde yürüyen ikili, basın mensuplarının ilişki sorularıyla karşılaştı. Fakat Çağla Boz ile Mehmet Dinçerler, aşk sorularına yanıt vermek yerine “Spor yapıyoruz” demekle yetindi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TUTUKLANDI
20 yaşındaki Haktan Y. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü soruşturma kapsamında Terör örgütü propagandası yapmak, Cumhurbaşkanına hakaret, 5816 sayılı yasaya muhalefet suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Edward Ashton’ın Mickey 7 adlı romanından uyarlanan filmin konusu ise şöyle: “Beklenmedik kahraman Mickey Barnes (Robert Pattinson) kendini, işine en üst düzeyde bağlılık isteyen bir işverene çalışmak gibi olağanüstü bir durumda bulmuştur: Geçinebilmek için ölmek.”
Ülkemizdeki dağıtımını TME Films’in üstlendiği Mickey 17, 31 Ocak 2025’te sinemalarda olacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM
“KAFKA’NIN AÇTIĞI DERİN DÜNYAYI BEYOĞLU’NA TAŞIMAK BİZLER İÇİN GURUR VERİCİ”
Serginin açılışında konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, “Bireyin toplum ve sistem içindeki yalnızlığını, yabancılaşmasını ve güçsüzlüğünü Franz Kafka kadar güçlü anlatan çok az yazar vardır. Onun gözlem gücü ve tasvir yeteneği, insanlık hallerini evrensel bir düzeyde ele alması bugün dahi hayranlık uyandırmaktadır. Eserlerinde hepimiz kendimizden bir parça buluyoruz. Kafka’nın eserleri sadece Çekya’nın değil tüm dünyanın mirasıdır. Bu eserler sadece edebi değil yönetim anlayışımızı ve toplumla kurduğumuz ilişkiyi de sorgulatıyor. Örneğin biz yöneticiler için Kafka’nın bürokrasi eleştirisi oldukça yol göstericidir. Bürokratik labirentlerde kaybolan insanların anlatısı bizleri daha iyi sistemler kurmaya zorlamaktadır. Kafka’nın keskin tespitlerinden sadece edebiyatseverlerin değil yöneticilerin de faydalanması insanlığı muhakkak daha da ileriye taşıyacaktır. Bir dünya yazarı ve düşünürü olan Kafka’nın açtığı bu derin dünyayı bu sergi ile Beyoğlu’na taşımak bizler için gurur verici olmuştur. Dünyanın giderek parçalandığı, kamplaştığı ve şiddetin tırmandığı bu günlerde insanlığın ortak evrensel değerleri üzerinde buluşmasının çok daha önemli olduğuna inanıyorum. Kafka’nın dünyasında yapacağınız bu yolculukta keyifli ve bol sorgulamalı anlar diliyorum” dedi.
REKLAM
“KAFKA’NIN MİRASI ÇOK ETKİLEYİCİDİR”
Çekya İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerova ise, “Bu geleneksel sergi önceki etkinliklerimize kıyasla daha az eğlenceli görülebilir ancak size Kafka ve onun hayatı hakkında yeni bilgiler, ilham ve düşünce devri sunabileceğini düşünüyorum. Bu sergiyi, hemen hemen her gün Türkiye’de karşılaştığımız Kafka’ya olan güçlü talebi ve ilgiyi karşılamak için hazırladık. Kafka’nın mirası çok etkileyicidir. Yurt dışındaki insanlar, Kafka’nın kendi memleketindeki insanlardan bile daha fazla ona hayrandır. Franz Kafka’nın eserleri basit veya hafif değil, çok zengin ve derin olmakla birlikte zor varoluşsal konuları ortaya koyar. Bu nedenle bu sergiyi, burada ışık, hava ve umutla dolu bu güzel modern salonda düzenleme olanağına sahip olduğumuz için minnettarım” ifadelerini kullandı.

AÇILIŞA ÇOK SAYIDA DAVETLİ KATILDI
Serginin açılış törenine; Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Çekya İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerova, İsveç Krallığı İstanbul Başkonsolosu Johanna Strömquist, Hollanda Krallığı İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde, Gürcistan İstanbul Başkonsolosu Aleksandre Jishkariani, Pakistan İstanbul Başkonsolosluğu Toplum İlişkilerinden Sorumlu Konsolos Uzeyir Ghumman, Belçika İstanbul Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı Martin Duruisseau, Endonezya İstanbul Başkonsolosluğu Sosyal ve Kültürel İlişkiler Konsolosu Marisa Wiedha Christyanti, Endonezya İstanbul Başkonsolosluğu Sosyal ve Kültürel İlişkiler Ofisinden Wira Hadikusuma Maskardi, Kore Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu’ndan Konsolos Kyungchan Park, Çekya İstanbul Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı Rene Danek, Çekya İstanbul Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı Asistanı Jakub Dluhosch, Çekya İstanbul Başkonsolosluğu Siyasi İşler ve Basın Sorumlusu Tolga Çevik ile sanatseverler katıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filmin senaryosu gazeteci Gabriel Sherman’a ait. Projeyi de o geliştirdi. Sherman, 2016 başkanlık seçimleri nedeniyle Donald Trump’ın yaşam öyküsü üzerine çalışırken Avukat Roy Cohn ile geçmişteki yakınlığını keşfetti ve araştırmalarını derinleştirdi. Donald Trump’ı 1970’li yıllardan beri tanıyan çoğu kişi Sherman’a, Cohn’un Trump’ın siyasi görüşleri üzerindeki etkisinden söz etti. Sherman da araştırma sürecinde öğrendiklerinden yola çıkarak Cohn – Trump ilişkisinden yola çıkan bir senaryo yazmaya karar verdi.
2- YAPIMCILARI KİM?
Film, Kanada, Danimarka, İrlanda ve ABD ortak yapımı… Künyeye baktığımızda yapımcı başlığı altında 4 ülkeden 40’ı aşkın isim görüyoruz. Ana yapımcı olarak yönetmen Ali Abbasi dahil 6 kişi öne çıkıyor. Yapımcıların film için kaynak aradığı günlerde Dan Snyder, Trump’ın olumlu şekilde gösterileceğine inanarak filme yatırım yaptı. 2016 yılında Trump’ın kampanyasına destek veren Snyder, geçtiğimiz şubat ayında filmin ilk kurgusunu seyrettiğinde çok öfkelendi ve avukatlarıyla birlikte filmin gösterilmesini engellemek için harekete geçti. Snyder’ın filmdeki hisseleri daha sonra 500 bin dolar karşılığında James Shani’nin Rich Spirit şirketi tarafından satın alındı.
3- YÖNETMEN OLARAK ÖNCE KİMLERE TEKLİF GİTTİ?
Proje ilk olarak 2018’de duyuruldu. İlk gelen haber, Gabriel Sherman’ın senaryo üzerinde çalıştığıydı. 2023’ünün ekim ayında Ali Abbasi yönetmen ve ortak yazar olarak projeye dahil oldu. Ama daha sonra Gabriel Sherman’ın, filmin künyesinde senaryonun tek yazarı olarak yer almasına karar verildi. Abbasi, kendisinden önce Paul Thomas Anderson ve Clint Eastwood gibi birçok sinemacıya teklif götürüldüğünü ama hiçbirinin kabul etmediğini ve Hollywood’un projeyi finansal açıdan riskli bulduğunu söyledi.
4- YÖNETMEN ALİ ABBASİ KİMDİR?
Filmi yöneten Ali Abbasi, 1981 yılında İran’da Tahran şehrinde doğdu. 2002 yılında TahraN Politeknik üniversitesindeki eğitimini bırakarak İsveç’e göç etti; Stockholm’de mimarlık eğitimi almaya başladı. Eğitimini tamamlamasının ardından 2007’de Danimarka’ya giderek Ulusal Film Okulu’na kaydını yaptırdı. Sinema okulundan mezun olduktan sonra 2016’da ilk uzun filmi “Shelley”yi çekti. 2018’de yönettiği “Sınır” (Border) Cannes Film Festivali’nin Resmi Seçkisi’nde yer aldı; En İyi Makyaj ve Saç kategorisinde Oscar’a aday oldu. Ürdün’de çektiği “Kutsal Örümcek” (Holy Spider – 2022) filminde İran’da 16 kadını öldüren gerçek bir seri katilin hikâyesini anlattı.
5- FİLM İLK NEREDE GÖSTERİLDİ?
“Trump’ın Hikâyesi”, dünya prömiyerini geçtiğimiz mayıs ayında Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında gerçekleştirdi. Altın Palmiye adayı 18 filmden biriydi ve seyircilerin karşısına 20 Mayıs 2024 tarihinde çıktı. Filmin Birleşik Krallık ve İrlanda dağıtım hakları, festival sırasında StudioCanal tarafından satın alındı. İlk gösterimini takip eden günlerde herhangi bir şirket filmin ABD hakları için yapımcılarla temas kurmadı. O günlerde dağıtımcılar arasında Trump’ın avukatlarının filmin ABD gösterimini engelleyebileceğine dair bir görüş vardı.
6- FİLM ABD’DE NE ZAMAN GÖSTERİME GİRDİ?
2024’ün haziran ayında Tom Ortenberg’in sahip olduğu Briarcliff Entertainment adlı şirketin ABD haklarını satın almak için girişimde bulunduğu ve filmi sonbaharda gösterime gireceği haberi geldi. Haber ağustos ayında doğrulandı. Filmin ABD’deki ilk gösterimi ise 31 Ağustos’ta Telluride Film Festivali’nde gerçekleştirildi. 3 Eylül’de Kickstarter’da filmin ABD’deki sinema salonlarında gösterilebilmesi için bir kampanya başlatıldı. İlk fragman 10 Eylül’de Trump ve Kamala Harris’in canlı yayında karşı karşıya geldikleri gün yayınlandı. Minimum pazarlama bütçesiyle tanıtılan film, 10 Ekim’de ABD’de sınırlı sayıda sinema salonunda gösterime girdi.
7- FİLM GİŞELERDE İLGİ GÖRDÜ MÜ?
Film, ABD ve Kanada’da geçtiğimiz hafta 1740 salonda vizyona girdi. Beklentiler filmin ilk 3 gününde 1 – 3 milyon dolar arasında hasılat yapmasıydı. İlk gün gişelerde 590 bin dolarlık bilet satışı gerçekleşti. 150 bin dolar da perşembe gecesi yapılan ön gösterimlerden geldi. “Trump’ın Hikâyesi” ilk 3 günü beklentilerin altına düşmeyerek 1.6 milyon dolar hasılatla kapattı. ABD ve Kanada’da filmin tanıtımının çok yetersiz olması nedeniyle sonuç genel olarak olumlu karşılandı. Box Office Mojo’daki son verilere göre film dünya genelinde 3 milyon 224 bin 661 dolar hasılat getirdi.
8- FİLM NE ANLATIYOR?
Film, genç Donald Trump’ın (Sebastian Stan), Rosenbergleri idam ettirmekle övünen sağ görüşlü Avukat Roy Cohn (Jeremy Strong) ile 1973 yılında tanışmasıyla başlıyor. Kısa sürede genç Trump’ın akıl hocası haline gelen Cohn, Trump ailesinin hukuki sorunlarını kendine özgü yasa dışı yöntemlerle çözüyor. Cohn’un yardımlarıyla Donald Trump’ın emlak dünyasındaki büyük yatırımları hız kazanıyor. Film, bu hızlı yükseliş sürecinde Trump’ın Çek model Ivana (Maria Bakalova) ile olan evliliğini, hayata tutunamayan alkolik abisi Freddy Trump (Charlie Carrick), babası (Martin Donovan) ve annesi (Catherine McNally) ile ilişkilerini de ele alıyor.
9- FİLMDE ANLATILANLAR DOĞRU MU?
Film gösterime girdikten sonra çevrimiçi haber sitelerinde hangi olayların gerçek hangi olayların kurmaca olduğuna dair birçok yazı çıktı. Eldeki veriler, senaryonun Cohn ve Trump hakkında yakın çevrelerinde bilinen ve konuşulan gerçeklerden yola çıktığını gösteriyor. En çok konuşulan, tartışılan ve merak edilen konu ise Trump’ın ilk eşi Ivana Trump ile arasındaki sorunların filmde ne kadar doğru yansıtıldığı… Gabriel Sherman, senaryoyu boşanma sürecinde mahkeme tutanaklarına geçen iddiaları temel alarak yazdığını söylüyor. Ancak 2022 yılında hayatını kaybeden Ivana Trump, boşanma sürecindeki gerilim nedeniyle bazı iddiaların maksadını aştığını, “tecavüz” kelimesinin de yanlış anlaşıldığını açıklamıştı. Birçok sitede filmde anlatılan başka birçok olayın gerçek olduğu öne sürülüyor.
10- DAVA AÇILDI MI?
Trump’ın 2024 başkanlık kampanyasının sözcüsü Steven Cheung, filmin ortaya çıktığı ilk günlerde yapımcılara dava açacaklarını ve ABD’deki gösterimine kesinlikle engel olacaklarını söyledi. Variety’de 24 Mayıs’ta çıkan haberde Trump’ın avukatlarının filmin pazarlaması, dağıtımı ve gösteriminin engellemesi yönünde yapımcılara bildirimde bulunduğu açıklandı. Yapımcılar ise filmde eski başkan Trump’ın dürüst ve dengelenmiş bir portresine yer verildiğini belirterek “Herkesin seyredip kendi kararını vermesini istiyoruz” diye bir açıklama yaptı. Yönetmen Ali Abbasi ise filmi Trump’a göstermek istediğini ve Trump’ın filmi onaylayabileceğini iddia etti. Ancak Trump filmi gördü ve “Sahte ve seviyesiz” olarak niteledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gürcistan’ın geleneksel folklor öğelerini modern bir koreografiyle bir araya getiren gösteri, izleyenlere görsel bir şölen yaşatacak. Gürcü halkının mücadelesini, acılarını ve kahramanlığını anlatan gösteri, muhteşem kostümler ve etkileyici koreografiyle dikkat çekiyor. 2 Erkekler hem savaşçı hem de asil doğalarını sergileyen bir coşkuyla dans ederken, sahnede süzülen kadınlar zarif danslarıyla izleyicileri büyülüyor.
.png
Gürcistan Ulusal Balesi “Sukhishvili” 1945 yılında Iliko Sukhishvili ve Nino Ramishvili tarafından resmi olarak kuruldu. Gürcistan Ulusal Balesi, 500’den fazla turnede beş kıtada, 90’dan fazla ülkede sahne aldı, 10.000’den fazla konser gerçekleştirdi ve 50 milyondan fazla seyirciye ulaştı. Gürcistan Ulusal Balesi’nin yaklaşık 100 dansçısı ve kendi orkestrası bulunuyor. Gösterinin biletleri Biletinial’da satışa çıktı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM
Oylum Öktem’in beşinci kişisel sergisi “Bir Çağın Kapanışı; Yeniden Doğuş” ise sanatçının 25’i aşkın heykel, fotoğraf ve video çalışmasından oluşuyor. Öktem’in, yaratım sürecinde imgenin bilinçdışında eyleme geçmesi ile bu kendinden kopup “Yeni Kendine” kanat açma; içkinliğin dünyasını aşkınlığa kavuşturduğu bilgisi eserleri aracılığıyla açığa çıkıyor. ‘‘Sanatçı heykelleri aracılığıyla tüm zamanları ve insanlığın yaşantısını kuşatan öz benliğimizle karşılaşmamızı istiyor. Bu eylem yıkıcı ve yapıcıdır. Bu aktif imgelemin asıl işlevi özgürleşmektir. Bu son bulma yeniden doğum ve yaratıdır.”

Öktem iki sergi arasındaki bağı ise şöyle aktarıyor: ‘’Atalarıma geleceğe aktardıkları bilinçlerine bir bağ olarak her daim minnet duydum. Benim de yüzlerini görmeyeceğim gelecek kuşaklara aktarım çabamda sevincim kendimden öte, sonsuz akışa inançtan. Bu süreç, sanatın ve bilincin yüksek varlığını sürdürdüğünü gösterdi. Sergi ve kitabın var olması, bizim yaşam zamanımıza emanet edilmiş olan Işığın ve temel bilinçte var olan değerlerin ikinci yüzyılın şafağında gün yüzüne çıkma vakitleri gelmişti. Bu yüksek kanıtı saklayan arşiv kutuları 100 yıldır her kuşakta bir kişinin mutlak ilgisiyle saklanmış, barışa ulaşılacak savaş zamanlarını da aşmıştı. Kuşaktan kuşağa bugüne, bana, geleceğe ulaştı. Ne mutlu bize, hepimize…’’
23 Ekim’de Yapı Kredi bomontiada GALERi’de ziyarete açılacak olan ‘‘Cumhuriyetin Sanatçı Ailesi: “Işık Senfonisi’’ sergisi ile 4.Kat’ta yer alacak “Bir Çağın Kapanışı; Yeniden Doğuş” sergisi 30 Kasım’a kadar her gün saat 11.00-19.00 arasında ücretsiz gezilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaya Sabancı, sitenin en büyüklerinden olan 710 metrekarelik villasını, 12 milyon Euro’ya satmış! Eğer rakam doğruysa; sitedeki villaların en küçükleri bile 10-11 milyon Euro’lara el değiştirdiği için, Kaya Sabancı’nın villası çok ucuza gitmiş!

Çünkü bu tip en büyük villalar için istenen rakam 18-20 milyon Euro bandındaydı. Olayın ardından evine bir daha ayak basmayan, denize girmek için bile Bodrum’un başka beach’lerine giden Kaya Sabancı, dayak yediği siteyle irtibatı koparmak için üçe beşe bakmamış gibi gözüküyor!
BİRLİKTEİLK PAYLAŞIM
İşadamı Metin Şen, temmuz başında Bodrum’da tanıştığı Ankaralı Zeynep Özbulut ile yeni bir aşka yelken açmıştı. Doğrusu; Zeynep Hanım Ankara’da, Metin Bey de İstanbul’da yaşadığı için ilişkilerinin yaz aşkı olarak kalabileceğini düşünmüştüm! Yanılmışım… Hatta Metin Bey, ilişkilerini bir adım öteye taşıyıp, sevgilisini ailesiyle de tanıştırdı.

Önceki akşam da, sosyal medyasında ilk kez sevgilisi Zeynep Hanım ile birlikte çekilmiş fotoğrafını paylaştı. Çok mutlu olduklarını duyduğum çiftin ilişkisi ciddi bir gelecek vaat ediyor gibi. Hadi hayırlısı…
IŞILTILI DAVET
Özgün tasarımlarıyla öne çıkan ünlü mücevher markası Molu, İstinye- Park’taki yenilenen butiğinde, Şamdan Plus iş birliğiyle bir davet verdi.

İş, cemiyet ve sanat dünyasından ünlü isimlerin akın ettiği davet çok ışıltılıydı. Ünlü konuklar, yeni konseptini ve dekorasyonunu çok beğendikleri butikte, markanın yeni koleksiyonlarını yakından inceleme fırsatı da buldu.

Bu ışıltılı davette dostlarıyla sosyalleşip keyifli saatler geçiren mücevher tutkunlarından bazıları beğendikleri mücevherleri satın almayı da ihmal etmedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Alkolü araç kullanmak ve sürücü belgesini yanında bulundurmamak suçlarından para cezası kesilen gurbetçinin aracı da otoparka çekildi.
Yazılan cezalara itiraz eden alkollü sürücü, “Bu ülkenin kaç paraya ihtiyacı var?” dedi, iyi mi?
Sürekli gülüp, dalga geçen gurbetçinin olay anı videosunu izlerken memur beyin sabrına hayran kaldım.
Ne yazık ki, bazı gurbetçilerde bir kendini beğenmişlik ve Türkiye’yi küçümseme duygusu var!
Bu bazı sonradan görmeler, yurtdışında en vasat işlerde çalışıp, ucuza aldıkları ya da kiraladıkları lüks araçlarıyla Türkiye’ye gelince kendilerini bir şey sanıyorlar!
Siz kimsiniz de “Bu ülkenin kaç paraya ihtiyacı var?” diye sorabiliyorsunuz? Cebinizdeki dövize mi güveniyorsunuz?
ABD’de yapsa bu hareketleri alkollü araç kullanmaktan tutuklanabilir ve belli bir süre kamu hizmetinde çalıştırılırdı.
Türkiye’de trafik ışıklarına ve kurallara uymayan birçok yabancı plakalı araç var.
Sanki yurt dışından gelince onlara kural işlemez havasındalar.
Cebindeki dövize güvenen böyle tiplere mümkün olan en ağır ceza verilmeli.
***
CANSU’YU DA DOLANDIRDILAR
Dolandırıcıların son kurbanı ünlü sunucu Cansu Canan Özgen oldu.
Kendilerini banka görevlisi olarak tanıtan kişiler, Özgen’i ikna edip hesabına erişerek 450.000 lirasını başka bir hesaba aktardı.
Profesörler, hakimler, savcılar, ünlü iş insanları vs. kimler kimler dolandırıldı!

Cansu’nun da dolandırılmasına şaşırmamak mı lazım?
Ama Cansu yıllardır birçok dolandırıcılık haberi sunmuştu.
Telefon ve internet dolandırıcılığında birçok kimsede olmayan bir farkındalığa sahipti.
Demek ki, farkındalık da yeterli olmuyormuş.
Telefonun ucundaki ses ne kadar güven dolu olursa olsun kimseye kod ve şifre vs. paylaşmamalıyız.
***
TÜRKİYE’DE FAUL ÇALINIRDI
İzlanda-Türkiye maçında Kerem’in İzlandalı kaleciye kayarak yaptığı müdahalesi sonrası Arda’nın gol attığı pozisyonun aynısı Süper Lig’de olsaydı kalecilerin çoğu sakatlık numarası yapardı. Sonra rakibe kart çıkartması için hakemin üzerine yürürlerdi.
Hakemi geçtim, VAR’dan bile faul kararı çıkardı.
Ama İzlandalı kaleci ne sakatlanma numarası yaptı ne de hakeme yoğun itirazda bulundu.
Merih’in kale çizgisi üstünde topu omzuyla çıkardığı pozisyonun benzeri dört büyüklere karşı yapılsaydı penaltı çalınırdı.

Dikkat ettiniz mi; hakem birçok kez VAR kamerasına gitti ve her seferinde 30-40 saniyede kararını verdi. Bizde hakemler önce VAR merkeziyle uzun uzun konuşuyor, sonra hakem ekrandan pozisyona iki-üç dakika bakıyor.
Tartışmalı pozisyonlarda ise 6-7 dakikada karar veriliyor.
Böyle üç dört pozisyonda VAR’a gidilse bile maçlar genelde 5-6 dakika uzatılıyor.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu yanlış kararlarda VAR’den hesap soracağını söylemişti.
Daha ligin başında birçok skandal hakem hataları yapıldı ama yanlış yapanlardan henüz hesap sorulmadı.
Ben TFF’nin başında olsam İzlanda-Türkiye maçında hakem kararlarının özetini tüm hakemlere ders niyetine izlettirirdim.
Gerçi yine bir şey değişmezdi.
Dün bir kez daha Süper Lig maçlarını yabancı hakemler yönettiğinde futbolda adaletin sağlanacağı ortaya çıktı.
En azından hatalar minimuma iner!
***
GENÇLERDE KANSER NEDEN ARTIYOR?
Amerikan Kanser Derneği ile Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın 50 ülkeyi kapsayan araştırmasının Eylül ayında açıklanan ilk sonuçlarında bu ülkelerden 14’ünde kanser artış eğilimi yalnızca genç yetişkinlerde görülürken, daha yaşlılarda artış oranı sabit kaldı. Bu sıra dışı bir durum.
BBC Türkçe’nin haberine göre İngiltere, ABD, Fransa dahil 24 ülkede yapılan başka bir araştırmada, 25-49 yaş aralığındaki kolon kanseri hastalarının oranında son 10 yılda önemli bir artış oldu.
ABD’de özellikle X kuşağı (1965-1980 arasında doğanlar) ile Y kuşağı (1981-1996 doğumlular) arasında yapılan araştırmada 17 farklı kanser türünde düzenli bir artış kayda geçti. 1990-2019 arasında genç yaşta baş gösteren kanser vakalarındaki artış yüzde 79 olarak belirlendi.
Yani kanser daha çok yaşlanınca yakalanılan bir hastalık değil!

Peki, kanser vakalarının genç yaşlarda artışının nedenleri neler?
Haberde henüz bu konuda net, kesin bir sonuca varılamadığı belirtiliyor ama bazı olağan şüpheliler var! Sigara kanserin en büyük nedenlerinden biri ama gençlerdeki bu olağan dışı artışın başka nedenleri olduğu düşünülüyor. Çünkü tütün ürünü tüketenlerin oranı 2000’de üç yetişkinden biri iken, son istatistiklere göre beş kişiden biri.
Olağan şüpheliler ise şöyle sıralanıyor; dünya genelinde uyku süresinin 60 dakika azalması!
Vücut saatinin bozulması ile meme, kolon, yumurtalık ve prostat kanseri arasında bağlantı olduğu belirtiliyor.
Mikroplastiklerin de erken yaşta başlayan kolorektal kansere yol açabileceğinden şüphe ediliyor. Ufak plastik parçacıklarının kalın bağırsakta gıdalardan alınan çeşitli zararlı unsurlar ve hastalık yapan mikroplardan bizi koruyan mukus tabakasına nüfuz ettiğini söyleniyor!
Küresel verilere göre kişi başına tüm yaş gruplarında antibiyotik tüketiminin 2000-2015 yılları arasında artmasının da bağırsaklara zarar verdiği ve bunun da kanser vakalarında artışa neden olduğundan da şüpheleniliyor.
Ayrıca işlenmiş gıdalara dayanan beslenme şeklinin de gençlerde kanser vakalarını artırmış olabileceği tartışılıyor.
Özetle sigara içmemenin dışında uyku düzenine dikkat etmek, çok gerekmedikçe antibiyotik almamak, işlenmiş gıdalardan uzak durmak ve plastik şişelerdeki suları mümkün oldukça tüketmemek kansere karşı önlemler olabilir.
***
Altyazı
“Hiç bilmesen de şu berbat hayatının en mutlu anını çoktan yaşamış olabilirsin ve geleceğinde hastalık ve acılardan başka bir şey olmayabilir.” (Naked)

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Deneyimli manken Ebru Şallı’nın eski eşi Harun Tan ile evliliğinden dünyaya gelen oğlu Beren Tan’ın son hali sosyal medyaya damga vurdu.

İLGİ ÇEKTİ
Ünlü mankenin son olarak yaptığı anne-oğul paylaşımları kısa sürede sosyal medyayı salladı.

Ebru Şallı’nın oğlu Beren Tan, şimdilerde yakışıklılığıyla adeta mankenlere taş çıkarıyor.

YAKIŞIKLILIĞINA YORUM YAĞDI!
Mankenin “Berom” diye seslendiği oğlu, yakışıklılığıyla sosyal medyada en çok konuşulanlar arasında yer aldı.

Son olarak oğlu Beren ile Barselona’ya giden Ebru Şallı, sosyal medyada yaptığı paylaşımla büyük ilgi gördü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünyanın ünlü moda markaları bu yeni akıma katkı sunarlar mı bilmiyorum. Mesela Burberry’s o ünlü ekose deseninden bir silah kılıfı yapar mı, Gucci kamuflaj desenli stiletto üretir mi, Bvlgari taşlarla bezeli silah askısı tasarlar mı, Chanel barut kokulu parfüm çıkarır mı?..
İroni bir yana, bize dayattıkları yeni yaşam tarzı bu. Savaş, silah, dehşet, vahşet, terör hep yanı başımızda olmalı. Olmalı ki, silah baronları ürettikleri ölüm makinelerine yeni pazarlar bulup, cüzdanlarını kalınlaştırabilsinler.
Savaş, terör, cinayet, suikast ne kadar olağan ve sıradan hale gelirse o kadar semirecekler.
Bu oyunu bozmak zorundayız.
Eskiden zihinlerimizbu kadar kirli değildi
Gıdadaki mide bulandırıcı taklit ve tağşiş listelerinin uzayıp gittiği ve milletin artık sadece serumla beslenmeyi düşündüğü şu günlerin, toplumdaki dehşet ve vahşet günlerine denk gelmesi tesadüf mü? Değil tabii…

Benim gibi düşünen Atv Hafta Sonu Kahvaltı Haberleri’nin sunucusu değerli dostum İbrahim Sadri bu çakışmayı pazar günü ekranda öyle güzel yorumladı ki, bana söyleyecek söz bırakmadı:
“Benim neslim doğal yiyecek ve içeceklerle beslenirdi. Bu kadar hileli ve bozuk gıda yoktu. Bu nedenle eskiden zihinlerimiz bu kadar bulanık değildi.”
Nokta.
Yılın en kötü rejisi
Bazı ülkelerden yapılan maç yayınlarını izlediğimde bizim maç yönetmenlerimizin ve canlı yayın ekiplerimizin değerini daha iyi anlıyorum.
Bu kez de İzlanda rejisine “Ya sabır” çektim. Uzun tekrarlar yüzünden pek çok pozisyonu kaçırdılar. Kamera açıları, resim seçimleri amatörceydi. Buna bir de kötü zemin ve yetersiz ışıklandırma eklenince keyifli futbol mücadelesi işkenceye dönüştü.
Acaba diyorum, UEFA bir yayın gözlemcisi görevlendirilip, tıpkı hakem gözlemcisi gibi yayıncıya puan veremez mi? Kötü maç yayını yapan ülke rejileri yerine bir sonraki maçta UEFA’nın görevlendireceği yayın kuruluşları işi üstlenemez mi?
Bu arada spiker Alp Özgen de formsuz bir günündeydi. Sürekli isimleri karıştırdı. Ayrıca Hakan’ın vururken ikilettiği penaltı atışının neden çift vuruşla cezalandırıldığını uzun süre anlayamadı.
Neyse ki millilerimiz iyiydi de ekran başından mutlu ayrıldık.
Şeref kürsüsü
Bir bankadan reklam filmi için seslendirme teklifi alan Nejat İşler, para istemediğini, bunun yerine bankanın öğrencilere burs vermesini istedi. Bankanın bin öğrenciye burs vermeyi önermesine karşılık, Nejat İşler “Koca banka bu kadar mı öğrenciyi okutur?” diyerek sayının beş bine çıkarılmasını istedi. Banka, isteğini kabul etti.
Zap’tiye
Meğer otobüs koltuklarındaki kılıflar bu işe yarıyormuş…

Ne demiş?
“İtle dalaşacağına, yolu dolaş…” (Bir asker arkadaşının Hakan Ural’a söylediği bu ibretlik söz, bugünlerde evden çıkarken aklınızda bulunsun)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aralarında Bir Demet Tiyatro, Avrupa Yakası, Yahşi Cazibe, Seksenler ve Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım gibi yapımlarında bulunduğu birçok yapımda rol alan oyuncu Vural Çelik (51) hayatını kaybetti.

“ÇOK ÜZGÜNÜM”
Çelik’in hayatını kaybettiğini Birol Güven, sosyal medya hesabından duyurdu, Güven paylaşımında, “Vural’ı kaybettik. Çok üzgünüm” ifadelerini kullandı.

ESKİ AÇIKLAMALARI SOSYAL MEDYAYA DAMGA VURDU
Vural Çelik’in eski açıklamaları sosyal medyada gündem oldu.

ÖLMEDEN 2 GÜN ÖNCE PAYLAŞIM YAPMIŞ!
Ünlü oyuncunun özellikle tedavi gördüğü hastaneden 2 gün önce sosyal medya hesabından paylaşımı dikkat çekti.

“HASTANEYE GELDİĞİM KADAR…”
Vural Çelik hastanedeki paylaşımında, “Hastaneye geldiğim kadar dizi bölümü çekseydim, şimdiye kadar yatım, villam olurdu” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
On sekiz dile çevrilen ve ‘En İyi İlk Roman’ dalında 2006 International Thriller Writers Ödülü’nü kazanan Olasılıksız’ın ardından yazdığı ‘Empati’ ve ‘OZ’ adlı romanlarıyla dünya çapında okur kitlesini genişleten Fawer, bu kez April Yayıncılıktan çıkan yeni kitabı ‘Mobius’u imzalayacak. Fawer, 19-29 Ekim tarihleri arasında D&R’ın Akasya, İstinyepark, Bağdat Caddesi, Ankara Tunalı ve Bilkent mağazalarında hayranları ile buluşacak. Bu 5 imza gününden birine denk gelmeye çalışın derim.
Müzeler ödülleredoymuyor
İstanbul’un gözde sanat mekânları olan müzeler ödüle doymuyor. Daha açılalı bir yıl bile olmayan Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, iş ve sanat dünyasından iki önemli ödülün sahibi oldu. Bu yıl 62 ülke ve bölgeden 3 bin 600’ün üzerinde adayın değerlendirildiği yarışmada Kurumsal Sosyal Sorumluluk Alanında Başarı kategorisinde Stevie Ödülü’nü kazanan müze,

Dünya Sanat Günü Wallace Hartley Ödülleri’nde de 2024 Sanat Kurumu Ödülü’nü kazandı. ‘Türk sanatçılarına ve sanat ortamına yıllardır sunduğu imkânların yanı sıra, koleksiyonunu kalıcı bir müzeye dönüştürerek kitaplaştırması ve Türk iş ortamına sunduğu kalıcı güzel örnek’ şeklinde açıklanan ödülün gerekçesi ise neredeyse ödül kadar güzel… Müzede şu sıralar Prof. Dr. Gül İrepoğlu’nun küratörlüğünde hazrılanan ‘Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler’ isimli sergiyi görebilmek mümkün. Öte yandan Renzo Piano imzalı yapısıyla açıldığı günden beri uluslararası arenada adından sıkça bahsettiren İstanbul Modern de ödül koleksiyonuna bir yenisini daha ekledi.

National Geographic’in ‘Dünyanın En İyileri’ sıralamasında yer alan, Architectural Digest’in ‘2024’ün Harika Yapıları’ listesine seçilen ve dünyanın önde gelen mimarlık platformlarından ArchDaily’nin kültürel mimari kategorisinde ‘Yılın Binası’ ödülünü kazanan İstanbul Modern, şimdi de dünyanın önde gelen mimarlık ödüllerinden Architecture MasterPrize’ın Kültürel Mimarlık kategorisinde ödüle layık görüldü. İstanbul Modern, ödülünü 18 Kasım 2024’te Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’nde düzenlenecek törende alacak.
Sürdürülebilir yapımcı
2020 yılında gösterime giren ‘Nasipse Olur’ filmiyle sinema sektörüne adım atan yapımcı Vahdet Erdoğan, her yıl üstüne koyarak ilerliyor. Bazı yapımcıların sinemadaki genel ortamdan etkilenerek uzak durmayı tercih ettiği sektörde Erdoğan, yazdığı ve yapımcılığını üstlendiği filmleri seyirciyle buluşturmaya devam ediyor.

Sil Baştan Kaynanam’ın ardından film serisine dönüşmesini hedeflediği ‘C Takımı’yla gişede büyük başarı elde ederek sektördeki yerini sağlamlaştıran yapımcı Erdoğan, 2024 yılında ‘Veda Partisi’ ve ‘C Takımı 2’ filmleriyle bir yıla 3 film sığdırdı. Erdoğan’ın bu başarısı kayıtsız kalmadı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Dairesi Başkanlığı tarafından desteklenen Bodrum’daki festivalde Erdoğan’a Sürdürülebilir Başarı ödülü verildi.
Her Günaydın Bir Umut
Çocukların içinde olduğu ve çocuklar için yapılan her işi önemsiyorum. Savaşlarda yetim kalan çocuklara adadığı Aurora şarkısı ile dikkat çeken Ermeni şarkıcı Sibil, ‘Günaydın’ anlamına gelen ‘Pari Luys’ adlı yeni şarkısını Hrant Dink Çocuk Korosu’yla birlikte seslendirdi.

Her ‘Günaydın’ın bir umut, iyimserlik ve barış için yalvaran çocuklar için nimet olduğunu da hatırlatan şarkı, klibiyle de dikkat çekiyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz ayalrda boşanacakları iddia edilen Volkan Demirel ve eşi Zeynep Demirel çiftinden üçüncü çocuk müjdesi geldi.

DOKTOR KONTROLÜNDE BEBEKLERİNİN CİNSİYETİNİ ÖĞRENDİLER
Üçüncü kez anne- baba olmaya hazırlanan ünlü çift, bugün resmi olarak bebeklerinin cinsiyetini öğrendi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

BEBEĞİNİN CİNSİYETİNİ SOSYAL MEDYADAN AÇIKLADILAR
Sosyal medyadan bir paylaşım yapan Zeynep Demirel, gittiği doktor kontrolü sonrası bebeğinin cinsiyetini açıkladı.

KIZLARI OLACAK: TESTİ YAPTIĞIM ANDAN İTİBAREN…
Ünlü çiftin bir kızları olacak. Paylaşımın altına yorumunu yazan Zeynep Demirel, “Evde aynen şu şekil dolaşıyorum. Ben testi yaptığım andan itibaren kız olduğundan emindin ve kız olsun istiyordum, ama yanlış anlaşılmasın tabi ki erkek olsaydı da asla üzülmezdim. Önemli olan sağlıkla dünyaya gelmesi, bu işin esprisi. Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederiz hepinize. Üç kızla ev bayağa şenlikli olacak orası kesin” ifadelerini kullandı.

Eski milli kaleci, teknik direktör Volkan Demirel, üçüncü kez aynı heyecanı yaşıyor! Ünlü teknik adam üçüncü kez baba oluyor!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Usta oyuncu Dinçer Çekmez, özellikle Kemal Sunal’la birlikte oynadığı Şark Bülbülü, Tarzan Rıfkı, İnek Şaban, Şaban Askerde, Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban, Atla Gel Şaban gibi film ve TV dizilerinde aldığı rollerle, filmlerde kullandığı “O kadar!” ve “Mazlum’u getirin bana!” gibi kültleşmiş replikleriyle tanınmıştı.

Yeşilçam’ın sayısız filminde rol alan ve bir çok tiyatro oyununda sahne alan Dinçer Çekmez, 12 Mart 2013’te hayata gözlerini yummuştu. Lösemi hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 70 yaşında yaşamını yitirmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kariyer hayatı boyunca birçok farklı projeyle kamera önüne geçen usta oyuncu Dinçer Çekmez’in kardeşi de, ağabeyi kadar ünlü bir isim çıktı.

Usta oyuncu Dinçer Çekmez’in kardeşi, ilgiyle izlenen Adını Feriha Koydum dizisinin yıldız ismi…

Dinçer Çekmez’in kardeşi Metin Çekmez, 14 Ocak 2011 – 29 Haziran 2012 tarihleri arasında yayınlanan ve başrollerinde Hazal Kaya, Vahide Perçin, Çağatay Ulusoy, Ceyda Ateş gibi başarılı oyuncuların yer aldığı “Adını Feriha Koydum” dizisin Feriha’nın (Hazal Kaya) babası “Rıza Yılmaz” karakterine hayat verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇÖREK OTLU TUZLU KURABİYE
MALZEMELER
125 gr. tereyağı
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı mahlep
1/2 çay bardağı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı acı kırmızı toz biber
1 tatlı kaşığı sirke
1 paket kabartma tozu
1 adet yumurta akı
1/2 çay bardağı çörek otu
3 su bardağı un

ÜZERİ İÇİN:
Yumurta sarısı
YAPILIŞI: Derin bir kaba 125 gr. tereyağı koyuyoruz. Üzerine yarım su bardağı sıvı yağ, bir adet yumurta akı, bir tatlı kaşığı sirke, bir tatlı kaşığı mahlep, yarım çay bardağı toz şeker, bir tatlı kaşığı tuz, bir çay kaşığı kırmızı toz biber ve yarım çay bardağı çörek otu ekliyoruz. Tüm malzemeyi elimizle iyice karıştırıyoruz. Daha sonra bir paket kabartma tozu ve azar azar üç su bardağı un ekliyoruz. Ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğuruyoruz. Yoğurduğumuz hamuru yaklaşık 20 dakika dinlendiriyoruz. Ardından hamurdan minik parçalar alıp elimizle yuvarlıyoruz. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziyoruz. Fırın tepsisine dizdiğimiz çörek otlu tuzlu kurabiyelerin üzerine yumurta sarısı sürüyoruz. Önceden ısıtılmış 160 derece fırında 40 dakika pişiriyoruz.
ÇÖREK OTLU REZENE ÇAYI
MALZEMELER
Yarım tatlı kaşığı çörek otu tohumu
1 yemek kaşığı rezene tohumu
1 su bardağı su
YAPILIŞI: Öncelikle çörek otu tohumlarımızı demliğimizin içine koyuyoruz. Ardından rezenelerimizi içine atıyoruz ve üzerine kaynar su ekliyoruz. Demliğimizin ağzı kapalı şekilde 8-10 dakika kadar çayımızı demlenmeye bırakıyoruz. Ardından süzerek fincanımızda servis ediyoruz.
ÇÖREK OTLU KEK
MALZEMELER
3 adet yumurta
Yarım su bardağı süt
1 su bardağı zeytinyağı
1.5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 su bardağı ezilmiş tulum peyniri
2 yemek kaşığı ince kıyılmış dereotu
2 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz
Tuz
1 tatlı kaşığı çörek otu
YAPILIŞI: Yumurtaları ve sütü birlikte birkaç dakika çırpıyoruz. Karışımın üzerine zeytinyağını ekleyerek bir-iki dakika daha çırptıktan sonra unu ve kabartma tozunu ilave ediyoruz. Daha sonra hamura, tulum peyniri, dereotu, maydanoz, tuz ve çörek otunu da katarak iyice karıştırıyoruz. Karışımı, yağladığımız muffin kalıplarına paylaştırıyoruz. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20-25 dakika pişiriyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin konuştuğu kaza 1 Mart tarihinde İstanbul Eyüpsultan’da yaşandı. Seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalandı. Yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarptı. Kazada yaralanan 5 kişiden Oğuz Murat Acı hayatını kaybetti.

Kazaya sonrası 17 yaşındaki sürücü Timur Cihantimur, annesi Eylem Tok ile önce Mısır’a, buradan da ABD’ye kaçtı. Şüphelilerin iadesi için geçici tutuklama talep evrakı, Adalet Bakanlığınca ABD yetkili makamlarına iletildi, Florida federal mahkemenin kararı üzerine Cihantimur ve Tok, 14 Haziran’da Boston’da polis tarafından yakalandı.

18 Haziran’da ayrı saatlerde ilk kez mahkemeye çıkarılan anne oğulun tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Katil Timur Cihantimur hakkında ise bugün çarpıcı bir gelişme yaşandı.

Oğuz Murat Aci’nin ölümüne neden olan Timur Cihantimur’un Türkiye’ye iadesine ilişkin davada tutukluluğunun devamına karar verilerek, karar duruşması ileri bir tarihe ertelendi.

Son olarak geçtiğimiz günlerde ses kayıtlarında Cihantimur’un Adem isimli bir kişiyi arayarak, “Adem ağabey yolda çok kötü kaza yaptım. Lütfen gel, lütfen gel.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Korkunç olay İstanbul’da yaşandı. Bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak kasten ölmelerine neden olan çete hakkında yürütülen soruşturma tamamlanarak fezleke hazırlanmıştı. Hazırlanan fezlekede yer alan telefon görüşmeleri ortaya çıktı.

“ÖLDÜRSEM DE DERT BİLİYORSUN YANİ…”
Fezlekede adı geçen özel hastanelerden birinde hemşire olarak görev yapan şüpheli Mehtap S. ile örgüt üyesi şüpheli Hasan Basri G. arasında yapılan görüşmede, bebek hastanın tedavisini uygun olmayan şartlarda yaptıkları ve konuşma içeriklerinde “Mehtap çocuğu öldür elli satürasyonlu çocuk mu olur” “öldüreceğim de öldürsem de bir dert biliyorsun yani” şeklinde kayıtların olduğu tespit edildi.

“28 HASTAM VAR…”
Örgüt lideri olan doktor Fırat S. ile şüpheli Ceren Hatice K. arasında yapılan görüşmede ise İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden denetime gelindiği bir gün yapılan telefon konuşmaları fezlekede açıklandı. Konuşmada Ceren Hatice K.’nın “Hocam bakanlıktan denetime geldiler. Bastılar öyle bildiğiniz şu an basamakları masamakları her şeyi kontrol ediyorlar ve benim 28 hastam var. Yani 23 normalde ya buranın hasta sayısı o yüzden” dediği Fırat S.’nin ise “Tamam taburcuların var zaten bugün taburcu edeceğin 3 hastan yok mu? Taburculukları ayarla” dediği belirtildi.

“BU SEFER HAKİKATEN ALACAKLAR BİZİ!”
Soruşturma kapsamında adı geçen 11 hastanenin hasta takip işini yapan hemşire Hakan Doğukan T. ile Hasan Basri G. arasında yapılan telefon görüşmeleri de fezlekede yer aldı. Konuşmalarda Hakan Doğukan T.’nin “Haberlere çıkacağız vesikalık fotoğraflarımızla gözlerimize şerit çekecekler siyah” dediği Hasan Basri G.’nin ise “Bu sefer hakikaten alacaklar bizi” şeklinde cevap verdiği belirtildi.

BEBEKLERE BİLE HAKARET ETMİŞLER: EN SON DOĞAN MAYMUN GİBİYDİ
Hemşire Hasan Basri G.’nin Funda S. isimli kişiyle yaptığı görüşmede ise “O kadar dün bebek yattı Funda onların hepsi b.. gibiydi nasıl topladı o çocuk ben anlamadım. Onların kan sonuçları gerçekten temiz mi?” dediği, Funda S.’nin “Gerçekten temiz” demesi üzerine Hasan Basri G.’nin “Funda hepsi çekiliyordu inliyordu o en son doğan maymun gibi” dediği belirtildi. Funda S.’nin ise “Hasan bizim laboratuvardaki kanların sonucuna güvenmeyin illa ki onu mu söyleyeyim ortalıkta” dediği belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ORGANİK BOSTAN UYUŞTURUCU TARLASI ÇIKTI
Yapılan operasyonda, uzunlukları yaklaşık 2 metreyi bulan 8 hint keneviri kökü ele geçirildi. Ele geçirilen hint kenevirinin yaklaşık 13 kilo olduğu öğrenildi. Operasyonda ayrıca, çok sayıda uyuşturucu bitki tohumu, satışa hazır uyuşturucu madde ve uyuşturucu ticaretinden elde edildiği düşünülen 2 bin euro para ele geçirildi. Polis ekipleri tarafından yapılan çalışmada, bostanın, kamuoyunda ‘Bostan baba’ olarak bilinen ve birçok ünlü ismin ziyaret ederek destek verdiği Ali Tarık A.’ya ait olduğu öğrenildi. Olayla ilgili Ali Tarık A.’nın yanı sıra bostanda çalıştıkları belirlenen Türkmenistan uyruklu Ruslan Umbarov, Jabrial Najbudinov ve Rahmatulina Mariyam yakalanarak gözaltına alındı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BBC’nin haberine göre; ‘Diddy’nin annesi Janice Small Combs, oğluna yöneltilen cinsel saldırı suçlamalarına ilişkin açıklama yaptı.
Janice Combs, oğlunun herkes gibi “geçmişte hatalar yapmış” olmasına rağmen onun “resmettikleri gibi bir canavar olmadığını” belirtti.
Anne Combs, “Oğlumun gerçekler için değil, yalanlardan oluşan bir anlatı için yargılandığını görmek yürek parçalayıcı” ifadesini kullandı.
Sean Combs, hakkındaki cinsel saldırı ve istismar gerekçeleriyle açılan dava kapsamında 9 Ekim’de duruşmaya çıkacak.
Avukatları ise bu duruşmada, mahkemeden müvekkillerinin kefaletle serbest bırakılmasını talep edecek.
120 KİŞİ DAVACI OLDU
ABD’de 120 kişinin, “Diddy” lakaplı Amerikalı yapımcı ve rapçi Sean Combs tarafından cinsel saldırı ve istismara uğradıkları gerekçesiyle davacı olacağı bildirilmişti.
Combs tarafından cinsel saldırı ve istismara uğradığını belirten 120 kişiyi temsilen açıklama yapan avukat Tony Buzbee, 120 kişiden 25’inin, “cinsel istismara uğradığı dönemde reşit olmadığını” aktararak suçlamalara ilişkin fotoğraf, video ve mesajların ellerinde olduğunu belirtmişti.
Buzbee, Combs’a “şiddetli cinsel saldırı, tecavüz, video kayıtlarının dağıtımı, reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar” gibi suçlamalar yöneltileceğini ifade ederek, “3 bini aşkın kişinin Combs’a yönelik suçlamalarla ofisine geldiğini ve çeşitli eyaletlerde 30 gün içinde davaların açılacağını” iddia etmişti.
Öte yandan, Combs’un avukatlarından Erica Wolff, yaptığı açıklamada “her iddiaya yanıt veremeyeceklerini” belirterek, müvekkilinin suçlamaları reddettiğini kaydetmişti. Wolff, müvekkilinin “mahkemede masumiyetini kanıtlamaya istekli olduğunu” ifade etti.
Combs, “seks ticareti, zorla çalıştırma, adam kaçırma, alıkoyma, kundaklama, uyuşturucu bulundurma, rüşvet ve adaleti engelleme” suçlamalarıyla 16 Eylül’de gözaltına alınmıştı.
‘DIDDY’ HAKKINDAKİ SKANDAL İDDİALAR
Mahkemece 17 Eylül’de kamuoyuyla paylaşılan 14 sayfalık iddianamede, Combs’un, bazen günlerce süren, genellikle kayıt altına alınan “Freak Offs” adlı partileri çoğunlukla evlerinde düzenlediği ve bu partilere katılmaya mecbur kıldığı kişileri cinsel ilişkiye girmeye zorladığı belirtilmişti.
Combs’un, mağdurlara “nüfuzunu kullanarak kariyerlerini kontrol etmekle tehdit etme, ekonomik, psikolojik, sözlü ve fiziksel şiddette bulunma” gibi yöntemlere başvurduğu belirtilen iddianamede, ünlü rapçinin evlerinde yapılan aramalarda, “uyuşturucu maddelerin” ele geçirildiği aktarılmıştı.
İddianamede Combs’un, tanık ve mağdurlara sessiz kalmaları veya yalancı şahitlik yapmaları için rüşvet teklif ettiği de kaydedilmişti.
Combs, Manhattan’da çıkarıldığı federal mahkemede hakkındaki suçlamaların tamamını reddetmişti.
Suçlu bulunması halinde Combs, en az 15 yıl, en fazla da ömür boyu hapis cezasına çarptırılabilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İki oturum halinde gerçekleşecek olan ‘Filistin Mücadelesinde Türkiye’nin Kamu Diplomasisi’ konulu panelin moderatörlüğünü Munzur Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Serkan Gündoğdu ve Bayburt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Savaş Keskin yapacak. Panele konuşmacı olarak katılacak isimler ise Prof. Dr. Özden Zeynep Oktav-İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Dr. Mehmet Rakipoğlu- Mardin Artuklu Üniversitesi, Doç. Dr. Sezai Öztop-İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Doç. Dr. İdil Tunçer Kılavuz-İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Aslında Gazetesi Haber Müdürü Furkan Erten olarak belirlendi.
Fuat SezginKonferans salonunda gerçekleşecek olan panelin ilk oturumu 16.00’da, 2’inci oturumu ise 16.30’da başlayacak. Panel sonrasında saat 19.30’da Grup Yürüyüş sahne alarak, parçalarını seslendirecek. – BAYBURT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Selçuk Belediyesi tarafından Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde tarımın geçmişten günümüze gelen yolculuğunu kayıt altına almak ve gelecek nesillere aktarmak için kurulan, Köy Enstitüleri’nin mimarı İsmail Hakkı Tonguç’un adı verilen tarım müzesi İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün onayı ile resmi olarak açık hava müzesi unvanını aldı.
Selçuklular’ın bağışladığı tarım aletlerinin bulunduğu müze, Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün Köy Enstitüleri ruhunu yaşatmayı amaç edinen felsefesi gereğince ziyaretçilerin yıllar içinde tarımın değişen yöntemlerine tanıklık etmesine olanak tanıyor.
Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün her detayıyla üretimin topraktan başlayan hikayesini anlatan bir felsefeye değindiğinin altını çizen Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Biz Efes Tarlası Yaşam Köyü ile tohumun toprak ile buluşmasından başlayan bir hikaye yazıyoruz. Bu hikayenin içinde atalık tohumlarımıza sahip çıkıyor, üreticilere eğitim veriyor ve çocuklarımızı toprakla buluşturuyoruz. Efes Tarlası Köy Enstitüleri’nden ilham alan bir proje. Köy Enstitüleri nasıl her alanda üretimi esas kılmayı hedeflediyse biz de üretimi anlatmak, sadece geçmişi yad ettiğimiz değil geleceğe de köprü attığımız bir hikaye yazıyoruz. Bu hikayede tarımın yolculuğuna İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzesi ile tanıklık ediyoruz. Dolayısıyla Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde bulunan İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzemizin resmi olarak da bir müze statüsüne kavuşması bizleri çok mutlu etti” dedi.
Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde bulunan İsmail Hakkı Tonguç Tarım Müzesi Pazartesi- Cumartesi günleri arasında 08.30- 17.30 saatlerini kapsayan dilimde ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Safranbolu Belediyesi, ilçenin 2024 Mart ayında Cittaslow ağına katılımının ardından “Cittaslow Sunday” etkinlikleri düzenledi. Etkinlikler sabah saatlerinde Misak-ı Milli Demokrasi Meydanı’nda, yaklaşık 200 kişi ve Leyla Dizdar Kültür Merkezi önünde yaklaşık 100 bisikletlinin katılımıyla başladı. Katılımcılar, Tarihi Çarşı Han Arkası mevkisine kadar uzanan ve yaklaşık 5 kilometre süren parkurda yürüyerek ve bisikletlerini sürerek şehrin tarihi dokusunu keşfetme fırsatı buldu.
Yürüyüşe, Belediye Başkanı Elif Köse de katıldı. Başkan Köse, Kültürel Miras Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, doğa tutkunu ve fotoğraf sanatçısı Cemil Belder’in rehberliğinde vatandaşlarla birlikte parkuru tamamladı.
Leyla Dizdar Kültür Merkezi önünde buluşan yaklaşık 100 kişilik bisikletli grup, sokaklarda pedal çevirdi. Karabük Bisiklet Derneği’nin rehberlik ettiği tur, şehrin sokaklarını bisikletle keşfetmek isteyen katılımcılara farklı bir deneyim sundu. Bisiklet turu da yürüyüş etkinliği gibi Han Arkası mevkisinde son buldu.
Belediye tarafından Han Arkası bölgesinde kurulan Yöresel Ürünler Pazarı ile yerel esnafın kalkınması, yerel lezzetlerin korunması ve tanıtılması amaçlandı.
Etkinlikler sonunda, Belediye’nin Yazıköy Uygulama ve Üretim Merkezi’nde yetiştirilen organik maniye tohumları katılımcılara hediye edildi.
Ayrıca Belediye Başkanı Elif Köse, etkinliğe katılanlara ve destek verenlere teşekkür etti. Köse, ilçenin Cittaslow felsefesiyle uyumlu bir şekilde gelişmeye ve büyümeye devam edeceğini belirterek, bu önemli adımın sürdürülebilir yaşam ve yerel kültürün korunması adına büyük bir kazanım olduğunu vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çukurova Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü tarafından, Dünya Havyan Hakları Günü dolayısıyla hayvan barınağında etkinlik düzenlendi. Vatandaşların ve gönüllülerin katıldığı etkinlikte Belediye semt kreşlerinde eğitim gören çocuklar da hazır bulundu. Miniklere hayvan sevgisinin aşılandığı etkinlikte Belediye Başkanı Emrah Kozay’ın eşi Tuğba Kozay ve Başkan Yardımcısı Cihan İldem kreş çocuklarına “Hayvansever” rozeti takıp ve onlara hayvan sevgisi ile ilgili öğütler verdi. Etkinlikte yurttaşlar ve çocuklar barınağı gezdi ve çalışmalarla ilgili bilgi aldı.
Belediye Başkanı Emrah Kozay, sokak hayvanlarına sahip çıkmanın bir günle geçiştirilecek bir olay olmadığını belirterek, “Sadece bugün değil her gün sokakta yaşayan can dostlarımıza sahip çıkmak zorundayız. O bilinçle görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Her gün onların yanındayız ve onlar bize emanet. Hayvanseverlerimize de çok teşekkür ediyorum. Tüm çalışmalarımızda yanımızdalar, bizi hiçbir zaman yalnız bırakmıyorlar” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin en uzun soluklu film festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl 61’inci kez düzenleniyor. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması da Necmi Sancak’ın ‘Ayşe’ filminin gösterimi ile başladı. Atatürk Kültür Merkezi Aspendos Salonu’nda yapılan gösterime vatandaşlar, yoğun ilgi gösterdi. Gösterimi izlemek isteyen sinemaseverler, kapıda kuyruk oluşturdu. Filmin yapımcıları Necmi ve Ahmet Sancak’ın kuzenleri down sendromlu Rıdvan ile ona bakan ablası Fatma’nın yaşadıklarını konu alan filmin oyuncuları arasında Binnur Kaya, Rıdvan Sancak, Menderes Samancılar ve Nazlıcan Demir bulunuyor. Filmin gösterimine, yarışma jürisi Ferzan Özpetek, Deniz Göktürk Kobanbay, İlker Kaleli, Melis Behlil, Melisa Önel ve Mercan Dede de katıldı.
‘RİSKLİ İŞLERİN İÇİNDE OLMAYI SEVİYORUM’
Film sonrasında gerçekleştirilen söyleşide konuşan Binnur Kaya, seyredilmesinin zor bir film olduğunu, bu nedenle katılan izleyicilere teşekkür etti. Kaya, “Sadece iyi bir senaryo okumuştum. Bu, çok cesur bir iş. Riskli işlerin içinde olmayı seviyorum. Daha önce kendilerinin de denemediği bir şey denediler. Zor ve riskli bir işti. Rıdvan, harika bir partnerdi; işi hiç aksatmadı. Rıdvan’ın ablası Fatma, benim oynadığım karakterin gerçek hayattaki hali. Hayatından büyük bir sevgiyle vazgeçmiş bir kadının hayatından anca bir kesit olabilir. Çok büyük bir fedakarlık. Harika bir abla olduğu için Fatma Sancak’a çok teşekkür ederim. Onun yaşadıklarının çok küçük bir kısmını gösterebildik” diye konuştu.
‘FATMA ABLA VE RIDVAN’DAN ETKİLENEREK BİR HİKAYE YAZDIK’
Filmin senaristlerinden Ahmet Sancak, “Ben, Necmi, Rıdvan ve Fatma ablayla kuzeniz ve birlikte büyüdük. Bu fikir, 10 yıl önce Rıdvan- Fatma’nın hikayesinden esinlenerek ortaya çıktı. Bugün burada olmak, çok büyük bir heyecan” dedi. Filmin senarist ve yönetmeni Necmi Sancak da “Ahmet’le beraber kuzenimiz Fatma abla ve Rıdvan’dan etkilenerek bir hikaye yazdık. Fatma abla evlilik teklifi alsaydı nasıl olurdu gibi sorular sorarak böyle bir senaryo ortaya çıktı. 2-3 yıl boyunca bunu hayata geçirmek için çalıştık. Ben, Ahmet ve Binnur Kaya, senaryoyu geliştirmeye başladık. Sonra Menderes abiye sorduk; o da bizi kırmadı. Oynamasını istediğimiz karaktere kendisi de bir şeyler ekleyerek, çok güzel bir karakter oluşturdu. Ardından Ali Seçkiner Alıcı abiye gittik, ‘Binnur hanıma aşık olmak isteyen kişi olur musun?’ dedik, o da ‘Seve seve’ dedi. Uzun bir sürecin sonunda izleyiciyle buluşmasını sağladık” dedi.
‘ROLÜN BÜYÜĞÜ, KÜÇÜĞÜ YOK’
Bu tür filmlerde rol almayı seve seve kabul ettiğini belirten Menderes Samancılar, “Necmi ile film için buluştuk ve Ayşe’yi Binnur’un oynayacağını söyledi. Senaryoyu okuduğumda ‘Tamam’ dedim. Rolün büyüğü, küçüğü yok. Önemli olan projenin neye hizmet ettiği. Senaryoyu okudum derdi var, sıkıntısı var ve çözüm istiyor. Hepimizin çözüme ihtiyacı var. Sıkıntıları çözmek için bu tür projelerin içerisinde seve seve yer almak boynumuzun borcu” diye konuştu.
ABLAYA UZUN SÜRE ALKIŞ
Filmin başrolü down sendromlu Rıdvan Sancak ise filmin güzel olduğunu belirtip, ablasına dönerek “Seni seviyorum” dedi. Filmi kardeşiyle birlikte izlemeye gelen Rıdvan’ın ablası Fatma Sancak da seyirciler tarafından uzun süre alkışlandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe Müftülüğünde göreve devam eden ve emekli ola din görevlileri ile bir araya gelen Kaymakam Kahraman, din görevlilerinin taleplerini dinledi, ‘Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı kutladı. Kaymakam Kahraman, ilçede din görevlilerinin toplumun manevi değerlerini güçlendirme adına yaptıkları hizmetler için teşekkür etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BU yıl 61’incisi düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Yarışması’nda yarışan ‘Galata’ filminin gösterimi yapıldı. Gösterim sonrası yapılan söyleşide konuşan filmin başrol oyuncusu Sarp Bozkurt, “Bütün çekim süresi boyunca ‘İstanbul’dan sakin bir yere taşınıyoruz’ dedik. Bir şeye konsantre olduğunuzda İstanbul’un ne kadar yaşanmaz bir yer haline geldiğini tekrar anlıyorsunuz” dedi.
Türkiye’nin en uzun soluklu film festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl 61’inci kez başladı. Festivalin ilk gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın ikinci filmi Kenan Mansur Doğru ve Umut Osman Demirkol’un yönettiği ‘Galata’ filminin gösterimi yapıldı. Gösterime sinemaseverlerin ilgisi yüksek oldu.
Toplumda kendilerini dışlanmış hisseden iki karakterin, hikaye ilerledikçe aralarında oluşan ilişkinin konu edildiği filmin gösterimine oyuncular Suyumbige Dadalı, Sarp Bozkurt, Eda Nur Hancı, Barış Kolik, Emiralp Arslan, yönetmenler Kenan Mansur Doğru ve Umut Osman Demirkol katıldı. Gösterim sonrasında film ekibi, aynı salonda düzenlenen söyleşide izleyicilerle buluştu.
Yönetmen Kenan Mansur Doğru, “Enteresan ve zor bir filmdi. Hem oyunculuk, hem sanat olarak bir şey denemeye çalıştık. Kendimize bir dünya yaratmaya çalıştık. Burada olmak bizim için çok kıymetli. 2,5 ay boyunca her gün prova yaparak hazırlandık. Çok zor sahneler oldu ancak yarattığımız dünyadan mutluyum. Prova zamanında zor bir işin altına gireceğimizi söyledim. Bizim için zor olan şeyi biz avantaja çevirdik. Bu hikayede olabildiğince gerçeği yansıtmaya çalıştık” dedi.
Filmin diğer yönetmeni Umut Osman Demirkol, projeye inandıkları için ekip arkadaşlarına teşekkür etti. Demirkol, “Aykırı bulunabilecek, zor olduğu düşünülecek, herkesin kabul edemeyeceği şeyleri tartışan, bu yüzden değerli olduğunu düşünüyorum. Şehirle ilgili göstermek istediğimiz de çok şey vardı. Bunun için de çok çalıştık. Demek ki bir şeyler yolunda gitmiş ki bugün buradayız. Senaryonun bir tek çıkış noktası yoktu. En önemlisi bazı kalıplara sığmayan insanların dışlanmasından duyduğumuz rahatsızlık. Bununla ilgili senaryo yazmış olmama rağmen ben bile insanları belli kalıplar içerisine sokuyorum” diye konuştu.
İstanbul’un sokaklarında çekilen film sırasında neler yaşandığına dair gelen soruya cevap veren filmin başrol oyuncusu Sarp Bozkurt, “İnanılmaz zordu. Bütün çekim süresi boyunca ‘İstanbul’dan sakin bir yere taşınıyoruz’ dedik. Bir şeye konsantre olduğunuzda İstanbul’un ne kadar yaşanmaz bir yer haline geldiğini tekrar anlıyorsunuz. Bizim rahat etmemiz için herkes elinden geleni yaptı ama İstanbul şartlarında bu imkansız olabilecek bir şey. Başımıza bunların geleceğini biliyorduk. En başında da bunları konuşurken, görüntüyü kesmeyeceğimizi ve bu anların da filmde olmasını istediğimizi konuştuk” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küçükçekmece Belediyesi’nin edebiyatseverleri ve kitap tutkunlarını buluşturduğu 2. Kitap Günleri sona erdi. Sefaköy Atatürk Parkı’nda gerçekleşen ve festival havasında geçen Kitap Günleri, Türk edebiyatının ve yazın dünyasının 70’e yakın kalemini ağırladı. Yayıncılar Birliği (YAYKOOP) iş birliği ile düzenlenen ve binlerce kişinin geçit noktası haline gelen fuarda, “Askıda Kitap” kampanyası da büyük ilgi gördü.
Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, “Bu etkinliği, kültürel zenginliğimizi büyütmek ve paylaşmak adına çok önemsiyorum. Burada 9 gün boyunca birbirinden değerli yazarlar, fikir insanları ve yayınevleri ile buluşma şansına sahip olduk. Onların kaleminden çıkan eserler, bizlere yeni Dünyaların kapılarını araladı. Küçükçekmecelilerin büyük ilgisi bizleri çok mutlu etti. Etkinliğimizin düzenlenmesinde emeği geçen tüm mesai arkadaşlarıma, katılımcı yayınevlerine, değerli yazarlarımıza ve kitapseverlerimize teşekkür ediyorum. İkincisini düzenlediğimiz Kitap Günleri’ni geleneksel hale getirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
‘Askıda Kitap’ büyük ilgi gördü
Kitap Fuarı’nın son gününde usta kalemler Adnan Özyalçıner, C.Hakkı Zariç ve Güney Özkılınç edebiyat söyleşileriyle okurlarıyla buluştu. 9 gün boyunca süren fuara; İlber Ortaylı, Merdan Yanardağ, Serhan Kansu, Murat Menteş, Tansu Özcan, Serhan Asker, Barış İnce, Adnan Özyalçıner, Şeyhmus Diken, Mehmet Erte, Betül Kanbolat, Zülal Kalkandelen gibi ünlü yazarlar katıldı. Fuarda; çocuklar için birbirinden farklı ve eğlenceli ‘Çocuk Atölye Etkinlikleri’ ve imza günü etkinlikleri düzenlendi.
‘Küçükçekmece’de Kitap, Kitapta Hayat Var’ sloganıyla düzenlenen ikinci Kitap Günleri’nde kitaplar; sadece fuar alanında değil metrobüste, parklarda ve ağaçlarda vatandaşlar için yerini aldı. Vatandaşlardan büyük ilgi gören ‘Askıda Kitap’ projesiyle, hiçbir okurun kitapsız kalmaması hedeflendi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçeye bağlı Yağcı Mahallesinde köyde yaşayanlar 50 yıllık şırahanede ortak bir şekilde pekmez kaynatmaya devam ediyor. İmeceyle yapılan bu pekmezler daha sonra kış aylarında tüketilmek ve satılmak için hazırlanıyor. Köydeki komşularıyla birlikte yardımlaşarak köye ait alanda pekmez kaynattıklarını belirten Mehmet Karaman, “Tahminen bir tona yakın üzümden 200 kilo pekmez durur, yani beşte bir civarında üretim oluyor. Emek yoğun çalışıyoruz” dedi.
“Pekmezimiz geleneksel metotlarla bin bir emekle üretiyoruz”
Yağcı Mahalle Muhtarı Mehmet Buğdaycı ise “Köyümüz tarıma ve üretime dayalı bir köydür. Köyümüzde üretilen yöreye has üzümlerimiz köyümüze özgü yöntemlerle gölge kurusu üzümü ve pekmez yapılıyor. Köyümüze ait ortalama 50 yıllık şırahane ve ocağımızda köyümüz sakinleri birbirleriyle de yardımlaşarak sezon boyunca üzümlerini ezerek kazanlarda kaynatarak pekmez haline getiriyor. Pekmez kaynatamı sonrasında soğumaya bırakılan pekmezlerin yüzünden alınan köpükler pekmez kaynatamın da yardımcı olan komşulara ve köyün çocuklarına ikram edilir. Bu lezzet ekonomik olarak kullanılmasa da üreticinin üretim sırasında tükettiği eşsiz bir lezzettir. Köyümüze özel gölge kurusu üzümü ve pekmezimiz geleneksel metotlarla bin bir emekle üretilerek son tüketiciye ulaştırılmaktadır” şeklinde konuştu. – KONYA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından askeri depo olarak kullanılan 160 yıllık tarihi yapı, protokolle Büyükşehir Belediyesine devredildi.
Yakutiye ilçesindeki tarihi yapıda restorasyon çalışmalarına başlayan Büyükşehir Belediyesi, Taş Ambarlar’da kapalı çarşı şeklinde 66 dükkan, 6 müze salonu, konferans salonu, restoran ve kafe yapacak.
2025 yılının sonunda, tamamlanması bekleniyor
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AA muhabirine, Taş Ambarlar’ın, çok önemli bir yapı olduğunu ve yapılan anlaşmalarla Büyükşehir Belediyesi bünyesine geçtiğini söyledi.
Tarihi yapının Osmanlı Devleti’nin zor bir döneminde inşa edildiğini ifade eden Sekmen, şunları kaydetti:
“Zamanın Valisi Fosforlu Mustafa döneminde, Erzurum’dan Anadolu’ya düşmanların girmesini engellemek üzere şehrin muhtelif yerlerine tabyalar inşa edildi. Bu eser de o dönemde inşa edilmiş. Burayı günümüz kültürüne kavuşturmak için devraldık. Restorasyon yaparak günümüze kazandırmak istiyoruz. Çok önemli restorasyon çalışmaları söz konusu. 2025 yılının sonuna yetiştirmeye gayret ediyoruz. Buranın üçte ikisinde geleneksel bir çarşı olarak 66 dükkan yapılacak. Geri kalan üçte bir kısmında ise diorama müzesi yapılacak.”
Müzede kentin tarihi olayları ziyaretçilere izlettirilecek
Sekmen, müzede Allahuekber Harekatı, Aziziye Destanı, Erzurum Kongresi, tarihi şahsiyetler gibi tarihi olayları, şehre gelen yerli yabancı turistlere izlettireceklerini dile getirdi.
Projenin tamamlanmasıyla Taş Ambarlar’ın kent için önemli bir merkez olacağını belirten Sekmen, ambarda yapılan ilave yapılarda aslına uygun olarak söküm işlerine başlandığını anlattı.
Sekmen, çalışmaları çok titizlikle yürüttüklerini vurgulayarak “Anıtlar Kurulu ile yapılıyor. Onların gözetimi ve denetimi ile ilerleniyor. Çalışmalar, Bakanlık tarafından özel yetkilendirilmiş firmalar tarafından yapılıyor.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZİANTEP – Genç tasarımcıları Türk tekstil sektörüne kazandırmak için Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen toplam1.9 milyon TL ödüllü “Doku Kumaş Tasarım Yarışması”nın finali Gaziantep’te gerçekleştirildi.
Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği tarafından Türkiye İhracatçılar Meclisi koordinasyonu ve Ticaret Bakanlığı desteğiylekatma değerli tekstil ihracatına katkı sağlamak amacıyla bu yıl dördüncüsüdüzenlenen “Doku Kumaş Tasarım Yarışması” ödülleri Gaziantep’te sahiplerini buldu. GAİB Hizmet Binası’ndaki törene Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, GAİB Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci,milletvekilleri, çok sayıda Birlik, Oda Başkanı, Bakanlık ve Kamu Kurumu temsilcileri katıldı.
Dokuma, örme ve baskı olmak üzere 3 kategoride düzenlenen ve toplam 1.9 milyon TL para ödülü dağıtılan törende konuşan GAİB Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci, “Türkiye’de tekstil bizim için en önemli ve lokomotif sektörlerden biri. İçinde bulunduğumuz konjonktürde işler maalesef hiç iyiye gitmiyor. Burada yapmamız gereken çok akıllıca işler var. Eski yaptıklarımızdan vazgeçip yeni şeyler yapmamız lazım. Bunun da bir numaralı yolu tasarımdan geçiyor. Sürdürülebilirlikten ve dijitalleşmeden geçiyor. Dolayısıyla ben bu yarışmaları çok önemsiyorum. Değişen dünya düzenine ayak uydurmamız gerekiyor. Biz artık üçüncü dünya ülkesi değiliz, olmamalıyız da. Burada bir üst sınıfa geçebilmemiz için bu yenilikleri yapmamız gerekiyor. Minimum zararla bu işten çıkıp yeni sisteme dönüşebilmemiz lazım. Bugün belli bedelleri ödemezsek yarın çok geç olabilir” dedi.
Yurt dışında eğitim fırsatı
Tekstil ve moda tasarımı öğrenci ve mezunlarının özgün tasarımları ile katılabildiği Doku Kumaş Tasarım Yarışması, önceki yıllarda olduğu gibi dokuma, örme ve baskı olmak üzere 3 ayrı kategoride düzenlendi. 30 tasarımcının katıldığı ve 120 tasarımın finalde yarıştığı Doku Kumaş Tasarım Yarışması’nda Sürdürülebilirlik Özel Ödülü de yer aldı. Dokuma’da Emir Nur Sakar, Örme’de Gizem Akyol, Baskı’da Sümeyye Bulut birinci olarak 300 bin TL’lik para ödülü almaya hak kazandılar. İkincilere 200 bin TL ve üçüncülere de 100 bin TL para ödülünün verildiği yarışmada 150 bin TLtutarındaki “Sürdürülebilirlik Özel Ödülü” ise Tuğçe Kelemci’nin oldu. Her kategorinin birincileri Ticaret Bakanlığı tarafından yapılacak olan değerlendirme sonunda uygun görülmeleri halinde 1 yıl süre ile uluslararası düzeyde kabul görmüş yurtdışındaki tasarım okullarında eğitim görme imkanına sahip olacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Volkswagen Fun Club ve Ankara Türkchopper Motor Kulübü üyeleri, Özel MİA Yaşam Merkezi’nin düzenlediği “Vos-Dostlarla Yaza Veda” etkinliğinde, yaşlı ve engelli bireylerle bir araya geldi.
Çeşitli sanatçıların konser verdiği etkinlikte, yaşlı ve engelliler şarkılar eşliğinde dans ederek eğlendi.
Konserin ardından nostaljik vosvos araçlara binen yaşlı ve engelliler, Ankara sokaklarında dolaşarak keyifli anlar yaşadı.
Düzenlenen etkinlikten dolayı mutlu olduklarını ifade eden yaşam merkezi sakinleri, bu tür etkinliklerde eğlenme fırsatı bulduklarını dile getirdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son günlerde gündemden düşmeyen rap yıldızı Diddy’nin çıplak bir kadın ile çekilmiş görüntüsü yeniden gündem oldu…
54 yaşındaki Combs, geçtiğimiz günlerde çete suçu, seks ticareti ve fuhuş amaçlı taşımacılık suçlamalarıyla Manhattan’da bir otelde tutuklandı.
SERBEST BIRAKILMA TALEBİ REDDEDİLDİ
Tüm suçlamaları reddeden ünlü rapçinin, kefaletle serbest bırakılma talebi reddedildi.
Kamuoyunun yakından ilgilendiği olayda, Leonardo DiCaprio gibi bazı ünlü isimlerin Diddy ile olan ilişkilerini kestikleri yönündeki açıklamalar da dikkat çekti.

BELGESEL DİZİ HAZIRLANACAK
Rap yıldızı 50 Cent, Diddy’nin davası hakkında Netflix için bir belgesel dizi hazırlayacağını duyurarak, bu projenin “önemli insani etkileri olan karmaşık bir hikaye” olduğunu belirtti.
Ayrıca, soruşturmanın devam ettiği olayda, Combs’un avukatı, müvekkilinin ırkçılık nedeniyle hedef alındığını öne sürdü.
ÇIPLAK BİR KADIN İLE OLAN GÖRÜNTÜSÜ YENİDEN GÜNDEME GELDİ
Geçmişte düzenlediği tartışmalı partiler ve son zamanlarda karşılaştığı ciddi suçlamalarla gündemden düşmeyen Combs’un, 2004 yılında Miami’de düzenlenen bir partide, çıplak bir kadının üzerinden çikolatalı çilek yediği görüntüler yeniden ortaya çıktı.
Öte yandan, bu partiye Will Smith ve Bruce Willis gibi ünlülerin de katılması dikkat çekerken, hiçbir konuk herhangi bir suçla itham edilmedi.

Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doktor Ela olarak tanıdığımız Yasemin Ergene (Yasemin Özilhan) şarkıcı Kutsi ile başrollerini paylaştığı Doktorlar dizisi ile hafızalara kazındı. Yayınlandığı dönemde oldukça popüler olan Doktorlar dizisi birçok ismin yıldızını parlatmıştı.

2011’de İzzet Özilhan’la evlenen güzel oyuncu Yasemin Ergene, Özilhan soyadını aldı. Oyunculuğa ara veren Yasemin Özilhan sosyetenin önemli isimlerinden oldu. Hayatı bir anda değişen Yasemin Özilhan’ın hayatı kadar kendi de değişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

YENİ PAYLAŞIMIYLA İLGİ ODAĞI OLDU
Her paylaşımıyla ilgi odağı olan Yasemin Özilhan, dünkü paylaşımıyla yine gündeme geldi.

FİT HALİ VE GÜZELLİĞİNE YORUM VE BEĞENİ YAĞDI
Ünlü oyuncu, paylaşımı sonrası güzelliğiyle takipçilerinden tam not aldı.

Özilhan’ın fit haline ve güzelliğine yorum ve beğeni yağdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mehmet Aslantuğ ile Arzum Onan 27 yıllık evliliklerine geçtiğimiz yıl mayıs ayında nokta koymuştu.

Boşanma sonrası Mehmet Aslantuğ’un adı aşk haberlerinde geçse de asıl bombayı Arzum Onan patlattı. Orkan Özkan ile yeni bir ilişkiye yelken açan Arzum Onan şu sıralar adeta aşk sarhoşu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Son olarak Arzum Onan’dan ev paylaşımı geldi. Kedisi ile huzur bulan Arzum Onan’ın paylaşımına ise makyajsız hali damga vurdu.

İşte 50 yaşındaki Arzum Onan’ın sıfır makyaj hali…

Arzum Onan ile Mehmet Aslantuğ’un yakışıklı oğlu Can Aslantuğ’un sevgilisi, Aslantuğ ailesinin müstakbel gelini Lal Gümüşçüoğlu güzelliğiyle hayran bıraktı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avanak Apti’nin Barut Osman’ı Ünal Gürel hakkındaki gerçekle hayranlarını şaşırttı! Hayat verdiği karakterler Yeşilçam’ın unutulmazlarından olan Ünal Gürel’in oğlu da oyuncu çıktı…

Apti arkadaşı Nuri ile birlikte afiş asmaktadır ve afişini astığı ses sanatçısı Nevin Şenses’e aşıktır. Apti parası olmadığı için Nevin’in onunla ilgilenmediğini düşünür. Bir gün Apti Nevin’i dinlemek için gazinoya gelir. Ufak bir karışıklık sonucu Apti’yi Urfalı Apti sanırlar ve hürmet gösterirler. Apti gazinoda Nevin’e âşık olan gangster Barut Osman’ı bir güzel rezil eder. Osman komiserin tehdidinden dolayı Apti’ye elini bile süremez.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Gardrop Fuat, Karbonat Erol, Karamürselli Deli Hamdi, Barut Osman ve Kerpeten Hüsnü gibi karakterler ile hafızalara kazınan Yeşilçam oyuncusu Ünal Gürel, Kemal Sunal ile yer aldığı filmlerin yeniden ekrana gelmesiyle izleyiciyi kahkahaya boğmaya devam ediyor.

Bu filmlerden biri de hiç kuşkusuz Avanak Apti… Kemal Sunal’ın efsane filmlerinden Avanak Apti’nin Barut Osman’ı Ünal Gürel iri cüssesi, sinirli halleri ve pala bıyığıyla akıllarda yer edinmiş, sanatçı 2002 yılında aramızdan ayrılmıştı.

Peki Avanak Apti’nin Barut Osman’ı Ünal Gürel’in oğlunun da ünlü olduğunu biliyor muydunuz? İşte Ünal Gürel’in oğlu ve öğrendiğinizde çok şaşıracağınız akraba olan ünlü isimler…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİRASÇI: MEHMET MUZAFFER OGAN(OSMAN KEMALETTİN ve EMİNE DİLBER OĞLU, 290****316 T.C.KİMLİK NUMARALI)
42772460002 T.C.kimlik numaralı Hüseyin Rahmi ÖNBERK’in 01/01/1990 tarihinde vefatı üzerine 04/07/1986 tarihli El Yazısı Vasiyetname açılıp okunmak üzere mahkememize gönderilmiştir.
Murisin mirasçısı olup yukarıda kimlik numarası, anne ve baba adı belirtilen Mehmet Muzaffer OGAN’ın yapılan tüm araştırmalara rağmen tebligata elverişli adresinin belirlenemediği, bu nedenle muris tarafından düzenlenen vasiyetname ve duruşma gününün kendisine tebliğ edilemediği anlaşılmakla, adı geçen mirasçıya Tebligat Kanunu’nun 28. Maddesi uyarınca ilanen tebligat yapılmasına karar verilmiştir.
Buna göre; Muris tarafından el yazısı ile düzenlenerek 01/01/1990 tarihli, “….1986 yılı Temmuz ayının 4.üncü gününde Ankara Emek Mahallesi 60.ıncı Sokak No: 88/4’deki dairemde ikamet etmekte iken son arzularımı muhtevi olan iş bu vasiyetnamemi kendi el yazımla düzenledim. 1-Ankara Emek Mahallesi 60.ıncı Sokak No: 88/4’de ve imarın 5296 ada, 13 parseldeki dairenin 1/2 hissemin vefatım halinde eşim Fatma Nevin ÖNBERK’e kalmasını ve onun adına tescili ile tasarrufunu arz ediyorum. 2-Vefatımdan sonra eşim tarafından tasarruf edilecek olan apartman dairesini kendisi hayatta iken arzusuna göre kullanmasını ve ileride arzu ettiği şekilde hayır kurumlarına bağış yapmakta serbest olduğunu açıklıyorum. 3-Vefatım tarihinde mevcut bulunan nakit ile diğer menkul malların ve ev eşyalarını da keza eşime bırakıyorum. Son arzularım bundan ibaret olup vasiyetnamemin eşim tarafından aynen uygulanacağını bildiğim için müsterihim…” içerikli vasiyetnameyi kabul edip etmediğiniz hususunda beyanda bulunmak üzere Ankara Adliye Sarayı Dışkapı Ek Hizmet Binasında bulunan Mahkememize ait duruşma salonunda 28/11/2024 günü saat 11:13’de yapılacak olan duruşmaya bizzat gelmeniz, duruşmaya gelip beyanda bulunmadığınız takdirde vasiyetnameyi kabul etmediğiniz ve vasiyetnameye karşı BİR AY içerisinde dava açıp Mahkememize bildirmediğiniz takdirde vasiyetnameyi aynen kabul etmiş sayılacağınız hususu, muris tarafından düzenlenen ve dava konusu edilen vasiyetname ve duruşma günü yerine geçerli olmak üzere ilanen tebliğ olunur.
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02096757
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esas No : 2024/36 Esas
İLANEN TEBLİGAT
Bakırköy 9 Aile Mahkemesi,
Davalı İBRAHİM BARRİ, Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu, Mahmoud ve Fakhrie oğlu, 20/12/1996 doğumlu, Kotek Mah. Nusaybin Cad. No:123/4 Artuklu /MARDİN adresinde iken ikametgahı meçhul.
Davacı FİKRİYE BARRİ tarafından davalı İBRAHİM BARRI aleyhine mahkememize açılan boşanma davasının açık yargılaması sırasında;davalıya tahkikata geçildiğine ilişkin duruşma gününün ilanen tebliğine, ilanın gazetede yayınlanmasından itibaren “Tahkikata geçildiğinden belirlenen gün ve saatte duruşmaya gelmediğiniz ve geçerli bir özrünüz olmadan mahkemede hazır bulunmadığınız takdirde duruşmaya yokluğunuzda devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğiniz, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluğunuzda hüküm verileceği hususu ve yargılamanın yargılamanın 05/12/2024 günü saat 10.10’a bırakılmasına karar verildiği”nin adresi meçhul olan davalı İBRAHİM BARRİ’ye ilandan itibaren 7 gün sonra tebliğ edilmiş sayılacağı ilanen tebliğ olunur. 19/09/2024
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02097289
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğünden:
Aşağıda vasıfları yazılı olan vakıf taşınmaz, İhale dosyasında mevcut Şartname ve Eklerinde belirtilen esaslar dahilinde, yapılarak kullanılmak-işletilmek üzere, belirlenen kira bedelleri üzerinden artış yapılmak suretiyle “2886 sayılı Devlet İhale Kanunu” kapsamında uzun süreli olarak (Yapım veya Onarım Karşılığı Kiralama) ihalesine çıkarılmıştır.
İhaleye Konu Vakıf Taşınmazın;
İliHatayİlçesiArsuzMahallesiFahuraCadde-Sk.-
Mevkii-Ada-Parsel3940 Ada 1 ParselYüzölçümü5761,00 m2Hisse MiktarıTamCinsiArsaVakfıHacı Yusuf Ağa Bin Abdullah Ağa Vakfı
İhaleye Konu İş’in;
Adı-NiteliğiHatay İli, Arsuz İlçesi, Fahura Mahallesi, 3940/1 Parsel kayıtlı taşınmazın, 30 yıl süreli Yapım veya Onarım Karşılığı Kiralama İşiMevcut İmar Durumu-FonksiyonuÖzel Sosyal Tesis(Huzurevi)İhale UsulüKapalı Teklif (2886 sayılı Kanunun 35-a maddesi)
Süresi30 Yıldır. (Proje ve İnşaat: 2 Yıl + Kullanma-İşletme: 28
Yıl) İşin süresi ve kira ödemelerinin yer teslim tarihi itibariyle başlatılması
Asgari Aylık Kira BedeliSözleşme tarihinden itibaren ödenmek üzere kira bedelinin;
– Yer teslim tarihinden itibaren;1.yıl için aylık 10.000,00 TL/Ay kira bedeli alınması,2.yıl aylık kira bedelinin bir önceki yılın aylık kira bedeline yıllık TÜFE oranında (bir önceki yılın kira bedelinin TÜFE On iki Aylık Ortalamalara Göre Değişim (%) Oranı esas alınarak ) artış yapılarak belirlenmesi,
– 3.yıl 150.000,00TL + önceki 2 yılın TÜFE artışı yapılarak belirlenmesi,
-4.yıldan 19.yılın sonuna kadar kira bedelinin bir önceki yılın aylık kira bedeline yıllık TÜFE oranında (bir önceki yılın kira bedelinin TÜFE On iki Aylık Ortalamalara Göre Değişim (%) Oranı esas alınarak) artış yapılarak belirlenmesi,
-20.yılın aylık kira bedelinin bir önceki yılın aylık kira bedeline %30 kira artışı yapılarak oluşacak bedelin TÜİK tarafından yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) nin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranında artış yapılmasıyla hesap edilecek bedelin alınması
– Müteakip yılların kira bedellerinin sözleşme süresi sonuna kadar her yıl yıllık TÜFE oranında arttırılarak (bir önceki yılın kira bedelinin TÜFE On iki Aylık Ortalamalara Göre Değişim (%) Oranı esas alınarak belirlenmesi,Tahmin Edilen Bedel
(Bu bedel inşaat süresince (İlk 2 vıl) belirlenen Aylık kira bedelleri ile birlikte inşaat maliyetinin toplamıdır.)
: 135.581.525,37 TL
(YüzotuzbeşmilyonbeşyüzseksenbirbinbeşyüzyirmibeşTürkLirasıotuzyedikuruş)
Geçici Teminat: 4.067.445,76 TL
(DörtmilyonaltmışyedibindörtyüzkırkbeşTürkLirasıyetmişaltıkuruş)
İhale Dokümanlarının Görüleceği- Satın alınacağı ve Teslim Edileceği) AdresHatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü Hizmet Binası (Cumhuriyet Mahallesi, Şehit Mustafa Sevgi Caddesi, No:2-Antakya/HATAY
Telefon. (0326)2161048
e-mail: hatay@vgm.gov.tr
İnternet Adresi: www.vgm.gov.trİhale Doküman Bedeli1.000,00.-TL
İhalenin Yapılacağı AdresHatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü Hizmet Binası (Cumhuriyet Mahallesi, Şehit Mustafa Sevgi Caddesi, No:2-Antakya/HATAYİhale Tarih ve Saati24.10.2024 / 14:30
İhaleye Katılabilmek İçin Gereken Belgeler ve İsteklilerde Aranan Şartlar:
ı) Vergi Borcu Olmadığına Dair Belge; İlk ilan tarihinden sonra ilgili vergi dairesinden alınmış vergi borcu olmadığına dair belgenin aslı ya da noter tasdikli sureti veya aslının İdareye ibraz edilmesi şartıyla İdarece tasdikli sureti ya da Gelirler İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi adresi üzerinden alınacak vergi borcu olmadığına dair belge,
uygun Yer Görme Formu (Ek:7)
2-) Ortak girişimlerde her bir ortak ayrı ayrı (b), (c), (d), (ı), (i), (j) ve (m) bentlerindeki belgeleri temin etmekle mükelleftir.
3-) İstekliler, yukarıda sayılan belgelerin aslını/uygunluğu noterce onaylanmış örneklerini veya aslının İdareye ibraz edilmesi şartıyla İdarece onaylanan suretini vermek zorundadır.
4-) İhaleye katılmak üzere, kendi adına asaleten ve/veya başkaları adına vekaleten sadece tek bir başvuruda bulunulabilir. Aksi halde yapılacak başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.
5-) Telgraf veya Faxla yapılan müracaatlar kabul edilmez. Posta yoluyla müracaatta bulunulması durumunda postada meydana gelebilecek gecikmeler kabul edilmez.
6-) İdareye verilen veya ulaşan teklifler, herhangi bir sebeple geri alınamaz ve değişiklik yapılamaz.
7-) Her türlü vergi, resim, harç ve ilan bedelleri yükleniciye aittir.
İşbu ilan metni, mevzuatı gereği ilanda bulunması gerekli zorunlu özet bilgileri içermekte olup, ihaleye katılımla ilgili hususlarda ihale şartnamesi ve eklerinin görülmesi/incelenmesi ve katılım için satın alınması gerekmektedir.
9-) Şartnameler, (bedeli ödenmek suretiyle) istekli adaylarının yetkilisi veya resmi vekiline imza karşılığında teslim edilir
10-) İdare gerekçesini göstermek kaydıyla ihaleyi yapıp yapmamakta serbesttir.
İLAN OLUNUR
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02096927
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sayı : E.17297182-2022/371-Ceza Dava Dosyası 24.09.2024
Konu :
İ L A N
İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesince;Muhammed ve Vahide oğlu 15/05/1995 Halep d.lu sanık HASAN SEYAH hakkında Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan açılan kamu davasında mahkememizin 2022/371 Esas, 2023/44 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında aynı suç maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ve sanık hakkında Beraat kararı verildiği,
Gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilmesi gerektiği, ancak sanığın adreslerinin meçhul olduğundan mahkememizin bu ilamı yönünden İLANEN TEBLİĞAT YAPILMASINA KARAR VERİLMİŞTİR.
İşbu kararın son ilan tarihinden itibaren 15 gün içinde sanığa tebliğ edilmiş sayılacağı ve sanığın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya bulunduğu yer Asliye Ceza mahkemesine dilekçe verilmesi veya bu yöndeki beyanın zabıt katibince tutanağa geçilerek ilgili mahkeme hakimliğince onaylanması suretiyle yargılamaya konu karara karşı Adana Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere ihtar olunur.
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02094664
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESAS NO : 2024/5 Tereke
TEREKENİN TASFİYESİNİN AÇILMASI İLANI
MÜTEVEFFA : MUSTAFA DÜZGÜN (T.C. 32806881040)
En yakın kanuni mirasçılarının mirası reddetmesi sebebiyle müteveffanın terekesinin TMK’nun 612.maddesi gereği iflas hükümlerine göre tasfiyesine, tasfiye işlemlerinin Av. Onur Yeşilgöz tarafından yerine getirilmesine karar verilmiş olup işbu ilandan itibaren BİR AY içinde müteveffadan alacaklı olanların İİK 195.maddesine göre vefat tarihine kadar (12/12/2023 ) işlemiş faizleriyle birlikte toplam alacaklarını dayanakları belgelerle birlikte tereke dosyasına kaydettirmeleri, istihkak iddiasında bulunanların istihkaklarını kaydettirmeleri, müteveffaya borçlu olanların aynı süre içinde kendilerini ve borçlarını bildirmeleri, aksine davranışın İİK 356.maddesi uyarınca cezai sorumluluk gerektireceği, yine müteveffanın mallarını her ne sıfatla olursa olsun ellerinde bulunduranların o mallar üzerindeki hakları mahfuz kalmak şartıyla bunları aynı müddet içinde tereke dosyası emrine tevdi etmeleri, etmezlerse makbul mazeretleri bulunmadıkça cezai sorumluluklarının olduğu, ayrıca rüçhan haklarından mahrum kalacakları İİK 166.maddesi gereği ilan ve tebliğ olunur.
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02097211
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şanlıurfa’da otomobil tahliye kanalına uçtu: 1 ölü, 2 yaralı
Olay yerine gelen itfaiye ekipleri araç içerisinde sıkışan yaralıları bulundurdukları yerde kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti. Yaralılar sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından ambulanslarla Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Acil serviste tedavi altına alınan yaralılardan Ömer A. burada doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Ömer A.’nın cenazesi otopsi işlemleri için Şanlıurfa adli tıp kurumuna kaldırıldı. Jandarma kaza ile ilgili soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başarılı geçen operasyonun ardından hastanedeki tedavisi süren Çatalkaş, gelişen komplikasyon sonucu yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. Genç hakem, 14 günlük yaşam mücadelesini kaybederek, bu sabah hayatını kaybetti.

Bekar olduğu öğrenilen ve 14 yıldır hakemlik yapan Çatalkaş, Erikli Bilal Habeşi Cami’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DEV İDDİANAME
İddianamede örgüt lideri Barış Boyun hakkında, “Suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek”, “Tasarlayarak kasten öldürme”, “Yağma”, “Kasten yaralama”, “Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme”, “Mala zarar verme”, “Ateşli silahlar kanununa muhalefet” gibi suçlardan bir kez ağırlaştırılmış müebbet, 3 kez müebbet ve 147 yıl 10 aydan 304 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
BİRLEŞTİRİLME TALEP EDİLDİ
Düzenlenen iddianame, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. 16. Ağır Ceza Mahkemesi, yaptığı inceleme doğrultusunda İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde suç örgütünün devam eden bir yargılamasının olduğunu belirterek, birleştirme talebiyle iddianameyi 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.
DEĞERLENDİRME AŞAMASINDA
İddianame gönderildiği İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından değerlendirildikten sonra mevcut dosyalarla birleştirilip birleştirilmeyeceğine karar verilecek…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polis ekipleri, 7 zanlıyı yakaladı.
Yapılan aramalarda, örgütsel doküman ve dijital materyal ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kapı, bahçede oyun oynayan Ela Y. (5) ve Ada Y. (3) isimli kardeşler ile anneanneleri Aysel A.’nın üzerine devrildi. Çevredekilerin yardımıyla anneanne ve torunları kurtarılırken, ihbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yaralı anneanne ve torunları çevredeki hastanelere kaldırıldı. Sürücü, Z.Ç. ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şaşkına çeviren olayın adresi Diyarbakır’dı. Kentte, A.T., sevgilisi Ö.Ç.’nin evinde zaman geçirmeye başladı. Bu sırada daha önce eve girip odada saklanan Ö.Ç.’nin arkadaşı M.P., fırsatını bulup A.T.’nin telefonunu ele geçirdi. M.P., A.T.’nin kripto hesabına giriş yapıp hesabındaki 54 Ethereum’u başka hesaba tranfer etti.

Hesabın boşaltılmasının ardından bu kez Ö.Ç.’nin bir başka arkadaşı U.R.A., apartmanın girişindeki zile bastı. Ö.Ç., kuzeninin geldiğini belirterek A.T.’den gitmesini istedi. Evden ayrılan A.T., bir süre sonra hesabını kontrol ettiğinde sıfırlanmış olduğunu fark etti. Polis merkezine giden A.T.’nin şikayetiyle polis çalışma başlattı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kamera kayıtlarını inceleyen polis, şüphelilerin apartmanın ziline bastığını gördü ve parmak izlerini aldı. Tespit edilen şüpheliler Ö.Ç. ve M.P., düzenlenen operasyonla yakalanıp gözaltına alındı.

U.R.A.’nın cezaevinden izinli çıktığı, olayın ardından tekrar cezaevine gittiği öğrenildi. Ö.Ç. ve M.P., işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.

A.T.’nin çalınan parasının 550 bin TL’sinin harcandığı belirlendi, geriye kalan 3 milyon 700 bin TL’ye ise bloke konuldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Kaçan Onur Altan, polisin operasyonunda suç aleti tüfek ile birlikte saklandığı evde yakalandı. Olayla ilgili yapılan soruşturmada suç delillerinin gizlenmesi ve Onur Altan’ın saklanmasına yardım ettiği belirlenen eşi Şerife Altan, babası Y.A. (47), arkadaşları B.T. ve E.A. da gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından dün Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklanma istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Onur Altan ve eşi Şerife Altan tutuklanırken, Y.A., B.T. ve E.A. adli kontrol şartıyla bırakıldı.

İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Onur Altan ve eşi, Burdur E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Onur Altan’ın, polis merkezindeki ilk ifadesinde, kuzeni Beytullah Soylu ile aralarında husumet bulunduğunu, birkaç kez kavga ettiklerini, birbirlerini sürekli tehdit ettiklerini ve bu yüzden öldürdüğünü söylediği öğrenildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olayın ardından kaçarak otelden uzaklaşan Özgür G., jandarmanın dedektifleri JASAT timi tarafından, Aydın’ın Nazilli ilçesinde yaşayan akrabalarına ait metruk evde saklanırken yakalandı. Pişman olduğunu ifade ederek “Asit dökmedim. Sadece kireç çözücü attım” diyen Özgür G., ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
38 GÜN YAŞAMA TUTUNABİLDİ
Yaşanan asitli saldırıda yaralanan Sojida Kalandarova ve Sarvinoz K. ise, sağlık görevlilerinin ilk müdahalesinin ardından Denizli Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Sarvinoz K. tedavisinin ardından taburcu edilirken, saldırganın asıl hedefi olan ve vücudunun büyük bölümünde üçüncü derece yanıklar oluşan Sojida Kalandarova ise İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Doktorların hayatta tutabilmek için büyük mücadele verdiği genç kadın, 38 gün sonra tedavisinin devam ettiği yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybetti.

19 YIL İSTENDİ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VERİLDİ
Denizli Cumhuriyet Savcılığı tarafından tamamlanan soruşturmanın ardından iddianame hazırlandı. Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Özgür G. hakkında “Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma” suçundan 16 yıl, “Kasten yaralamadan” ise 3 yıla kadar olmak üzere toplam 19 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Davanın dün görülen karar duruşmasında, Cumhuriyet Savcısı tarafından mütalaada sanığın “Canavarca hisle kasten öldürme” suçundan iyi hal indirimi olmadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.
Sevgilisiyle kendisi ve ailesine hakaret etmesinden dolayı tartıştıklarını savunan Özgür G. ise mütalaaya karşı yaptığı savunmasında, “Bilinçli yapılan bir olay değildi. Markette satılan temizlik ürününün bu kadar tehlikeli olduğunu bilmiyordum. Sevdiğim insanı kaybettiğim için üzgün ve pişmanım. Gözümde görme kaybı oluştu. Beraatımı talep ederim” dedi.
Son sözleri dinleyen mahkeme heyeti asit dökerek bir kişinin ölümü ve bir kişinin de yaralanmasına neden olan sanığa “Canavarca hisle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Özgür G.’nin ailesinin, 19 yılla açılan davada verilen karara itiraz etmeye hazırlandıkları öğrenildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekipler, kayıp çocuk için arama çalışması başlatırken, kederli aile çocuklarını görenlerin durumu 112 Acil Servis Hattı’nı aramalarını istedi.
Ayrıca, 11 yaşındaki Fazıl Uğuz’un 1.45 boylarında olduğu ve üzerinde beyaz tişört ile oduncu gömleği olduğu belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İHBAR GELDİ
Çukurova İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, Belediye Evleri Mahallesi’ndeki bir tekel bayisinde çok sayıda ruhsatsız silah ve mermi olduğu yönünde ihbar aldı. Ekipler, çeşitli suçlardan 6 kaydı bulunan H.S.’nin iş yerine operasyon düzenledi. İş yerinde arama yapan ekipler, içki raflarının arkasında ruhsatsız av tüfeği ve 150 mermi ele geçirdi. Aramayı sürdüren polis, tavan arasındaki cips paketinin ağırlığından şüphelendi. Açılan paketin içinden beze sarılmış ruhsatsız tabanca ve 9 mermi çıktı. H.S., gözaltına alındı.

“SAKLADIĞIM YERLERİ DE UNUTMUŞTUM”
Yüzüncüyıl Polis Merkezi’ne götürülen H.S. sorgusunda, “Tüfek ve tabancanın arızalı olduğunu zannediyordum. Sakladığım yerleri de unutmuştum” dedi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen H.S., çıkarıldığı mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ele geçirilen silahlar, incelenmek için Adana Kriminal Polis Laboratuvarı’na gönderildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yurtdışında bulunan 1 şüpheli hakkında aranma kaydı oluşturulurken, 4 şüphelinin cezaevinde olduğu belirlendi. Cezaevindeki şüphelilerin ifadeleri SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla alınarak işlemleri sürdürülmektedir.

Bingöl’deki operasyon kapsamında toplam 10 kişiye adli işlem uygulanırken, yurtdışında olan 1 şüpheli için aranma kaydı oluşturulmuştur. Yetkililer, şüphelilerle ilgili adli tahkikatların devam ettiğini ve suçla mücadele çalışmalarının kararlılıkla süreceğini belirtti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RECEP İVEDİK 7 FİLMİ KONUSU NEDİR?
Recep İvedik, şehirdeki hayat pahalılığından dolayı yaşam şartlarının ağırlaşması üzerine İstanbul’u terk edip babaannesinin köyündeki evinde yaşamaya karar verir. Köye vardığı zaman köyün tam üstüne yapılacak ve doğaya bir o kadar da zarar verecek bir projenin planlandığını öğrenir. Arkadaşı Nurullah ve komşusu Büşra ile projeyi engelleyip köyü kurtarmak üzere çalışmalara başlarlar.
RECEP İVEDİK 7 FİLMİ OYUNCULARI VE KADROSU
Şahan Gökbakar – Recep İvedik
Öznur Serçeler – Avukat Büşra Altın
Nurullah Çelebi – Nurullah Sağlam
İrfan Kangı – Erdem Çökelek
Eray Türk – Öğretmen Kemal
Murat Ergür – Muhtar Asım Civan
Murat Dalkılıç – Kendisi
Mehmet İlhami Adsal – Enver Çökelek
Yeşim Sarı – Murat Dalkılıç’ın menajeri
Turgut Çalhan – Salih Abi
Fatih Batı – Martı Bıyık Fatih
Barış Ali Çeliker – Bilya Cemal
Gönen Fatih Yemez – Jan Klod Adnan
Murat Bölücek – Biberli Hasan
Şahabettin Karabulut – Zıp Zıp Orhan
Cennet Uğurlu – Baltalı Sultan
RECEP İVEDİK 7 NEREDE ÇEKİLDİ?
Recep İvedik 7 film sahnelerinin büyük çoğunluğu İzmir’in Bergama ilçesindeki Kozak yaylasında gerçekleştirilmiştir. Köy sakinleri de Recep İvedik 7’nin çekimlerinde görev almıştır.
Osman DEMİRHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında açılan ‘Tutkulu İki Yürek: Bedri Rahmi‘ sergisini ziyaret etti.
Bakan Ersoy, Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında, Çankaya ilçesindeki Mustafa Ayaz Müzesi’nde açılan resim sergisini ziyaret etti. Bakan Ersoy, Türk resim sanatının 2 önemli çifti Bedri Rahmi ve eşi Eren Eyüboğlu’na ait eserleri inceledi. Ersoy, Eyüpoğlu ailesine ait fotoğrafları ve belgelerin de yer aldığı bölümü gezdikten sonra, müzeye ismini veren ve 5 gün önce vefat eden Sanatçı Mustafa Ayaz’ın anısına imzalanan deftere duygu ve düşüncelerini yazdı. Bakan Ersoy, deftere “Bu çatı; eserleri, verdiği ilham, açtığı yol ve yetiştirdiği insanlarla çağdaş Türk resim sanatının dünü kadar yarınlarına da izini ve ismini nakşeden bir büyük ustanın, bir öncünün ve öğretmenin derin hatırasını barındırmakta. Merhum Mustafa Ayaz’ı saygıyla anarken büyük ustanın mirasının sanatı ve sanatçıyı desteklemeye devam ettiğini görmekten büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. Ruhu şad olsun” ifadelerini yazdı. 79 eserin yer aldığı sergi, 1 Eylül-17 Kasım tarihleri arasında sanatseverleri ağırlayacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret gerçekleştirmek üzere gittiği Rusya’nın başkenti Moskova’da Yunus Emre Enstitüsünü ziyaret etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada, “Resmi ziyaret dolayısıyla bulunduğumuz Moskova’da, Türkiye’nin uluslararası alanda en önemli diplomasi kuruluşlarından biri olan Yunus Emre Enstitüsünü ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi aldık. Moskova’da 2018’de açılışını gerçekleştirdiğimiz; dilimizi, köklü tarihimizi, Anadolu’muzun zengin ve kadim kültür mirasını en iyi şekilde tanıtan bu güzide kurumumuzun tüm çalışanlarına başarılar diliyorum” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğince, Konak Meydanı’nda gerçekleştirilen programa katılan İzmir Valisi Süleyman Elban, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması konusunda ahilik teşkilatının önemli bir yeri olduğunu söyledi.
Ahiliğin sıradan bir esnaf teşkilatı olarak görülmesinin eksik ve hatalı olacağını kaydeden Elban, “Bu milletin biriktirdiği, çok özel ve önemli geleneklerin birikimleri sonucu oluşan bu özel kültür, İslam ile buluştuktan sonra İslam’ın özel ilkeleriyle birlikte dünyaya çok özel bir model ve ekonomik anlamda farklı bir anlayış getirmiştir. Ahilik, aynı zamanda bir toplumsal yaşam biçimi, bir toplum düzeni de vadeder.” diye konuştu.
AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya da ahilik kültürünün Anadolu’nun iktisadi ve sosyal kalkınmasında öncülük ettiğini anlattı.
Hayata geçirmeye çalıştıkları Çeşme Turizm Planı’nın durdurulduğunu belirten Kaya, “Bugün üzülerek ifade ediyorum, bu projeyi durdurduk diye nara atanlar, sevinç çığlıkları atanlar var. İzmir’de bu mantaliteyle ne turizmi geliştirebiliriz ne İzmir’in kalkınmasını sağlayabiliriz ne de esnafımızı daha güçlü hale getirebilecek yaklaşım ortaya koyabiliriz.” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar ile İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Yalçın Ata da birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından “ilin ahisi” Doğan Karasakal’a özel kıyafetleri giydirildi, şed kuşandırıldı.
Programa İl Emniyet Müdürü Celal Sel, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, MHP İl Başkanı Veysel Şahin, meslek odası temsilcileri, kurumu müdürleri, esnaflar ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 18 Eylül’de hayatını kaybeden ressam Mustafa Ayaz’ın müzesinde yer alan ‘Tutkulu İki Yürek’ sergisini ziyaret etti.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ankara’da 21 Eylül tarihinde açılan ‘Tutkulu İki Yürek’ sergisini ziyaret etti. Bakan Ersoy ziyaret çerçevesinde, Türk resim sanatının iki unutulmaz ismi olan Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun eserlerini inceledi. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 49’uncu ölüm yıl dönümünde gerçekleştirilen ve Eyüboğlu ailesinin izlerini günümüze taşıyan koleksiyon sunan sergide Bakan Ersoy’a küratör Siret Uyanık eşlik etti.
“Çağdaş Türk Resim Sanatının dünü kadar yarınlarına da izini ve ismini nakşeden bir büyük ustanın hatırasını barındırmakta”
Ziyaretin ardından Bakan Ersoy, 18 Eylül tarihinde hayatını kaybeden ressam Mustafa Ayaz’ın anı defterini imzaladı. Ersoy anı defterinde, “Bu çatı; eserleri, verdiği ilham, açtığı yol ve yetiştirdiği insanlarla Çağdaş Türk Resim Sanatının dünü kadar yarınlarına da izini ve ismini nakşeden bir büyük ustanın, bir öncünün ve öğretmenin derin hatırasını barındırmakta. Merhum Mustafa Ayaz’ı saygıyla anarken, büyük ustanın mirasının sanatı ve sanatçıyı desteklemeye devam ettiğini görmekten büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. Ruhu şad olsun” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilk katıldığı bienal olan 1957 Sao Paulo Bienali’nde ödül aldığı, nonfigüratif tarzdaki ‘Meyveler’ adlı eser başta olmak üzere birçok eserin görülebileceği sergide, Eren Eyüboğlu’ndan 30, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan ise 49 eser yer alıyor.
Mustafa Ayaz’ın kurduğu Mustafa Ayaz Müzesi’nde sanatseverlere buluşan sergi 17 Kasım tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Besteci, Arnavut folkloru araştırmacısı ve müzikolog Luli’nin koleksiyonunda bazıları ahşap, pirinç alaşımı, deri, kemik, kamış ve hayvan boynuzundan yapılmış, yüzyıllardır Arnavutlar tarafından kullanılan 128 enstrüman bulunuyor.
Enstrümanların bir kısmı bugün aktif olmasa da bazıları Arnavut zanaatkarlarca üretilip çeşitli etkinliklerde kullanılıyor.
Yüzyıllar boyunca aile törenlerine, düğünlere ve bayramlara eşlik eden geleneksel Arnavut enstrümanları, kültür ve sanatın ayrılmaz parçası konumunda.
Luli, koleksiyonunu oluşturan enstrümanlarla çevrili çalışma stüdyosunda AA muhabirine, çalgıları Arnavutların yaşadığı ve Arnavutçanın konuşulduğu bölgelerden topladığını söyledi.
40 yılı aşkın süredir enstrüman topladığını anlatan Luli, “Arnavutluk’un bütün köylerine gittim, 10’dan fazla kez ziyaret ettiğim köyler olabilir. Bunların dışında da Karadağ’dan Kosova’ya, Kuzey Makedonya’dan Patra’ya, Preveze’ye ve Yanya’ya kadar gidip topladım.” ifadelerini kullandı.
“Tutku seni araştırmaya, keşfetmeye ve çalışmaya yönlendirir”
Koleksiyonundaki en eski enstrümanın hayvan boynuzundan yapıldığını dile getiren Luli, Avusturyalı araştırmacıların, Arnavutluk’taki Mat Nehri’nde bulunan bu enstrümanın 400 yılı aşkın süredir kullanıldığını tespit ettiklerini söyledi.
Koleksiyonunun Balkanlar’da bu açıdan en eksiksiz ve büyüğü olduğuna dikkati çeken Luli, “Koleksiyonda toplamda tam olarak 128 enstrüman var. Arnavutça konuşulan bölgelerde kullanılan tüm enstrümanlar burada yer almakta.” dedi.
Luli, Arnavutların “lahut” olarak adlandırdığı, “gusle” diye de bilinen yaklaşık 300 yıllık enstrümanın da koleksiyonunun özel parçalarından olduğunu ifade etti.
Enstrümanlarının çoğunu koleksiyon oluşturma tutkusuyla satın aldığını söyleyen Luli, “Tutku seni araştırmaya, keşfetmeye ve çalışmaya yönlendirir. Genellikle Arnavutluk’un kuzeyinde çok zenginlik var, çok fazla enstrüman bulunur. Kuzeyde gayda, davul, zurna, kaval, düdük, çifteli var. Güneyde ise daha az enstrüman var, kaval, çift borulu zurna ve tef bulunur.” bilgisini paylaştı.
Enstrümanların bakımlarını orijinal unsurlarla kendisinin yaptığını anlatan Luli, çalgıların tanımları, kökenleri, özellikleri ve yaşlarına dikkat ederek yayınlar ve çalışmalar yaptığını dile getirdi.
Luli, geleneksel Arnavut enstrümanlarını toplamayı sürdüreceğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Galatasaraylı futbolcular ve teknik ekip, Fenerbahçe galibiyetinin ardından stattan mutlu ayrıldı.
Trendyol Süper Lig’in 6. haftasında Galatasaray, konuk olduğu Fenerbahçe’yi 3-1 mağlup etti. Maçın son düdüğünün çalmasının ardından sahada büyük sevinç yaşayan sarı-kırmızılı futbolcular bunu soyunma koridorlarında da devam ettirdi. Süper Lig’de 6’da 6 yapan sarı-kırmızılılarda, yönetim, futbolcular ve teknik ekip mutlu bir şekilde Ülker Stadyumu’ndan ayrıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>METİN AROLAT SAHNEDE ŞARKI SÖYLERKEN YAŞAMINI YİTİRDİ
Kadıköy’de sahne aldığı otelde şarkı söylediği sırada fenalaşan 52 yaşındaki Metin Arolat, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Şarkıcı Metin Arolat, Kozyatağı’nda bir otelde şarkı söylemek için sahneye çıktı. Bir süre sonra fenalaşarak bayılan Arolat, buradaki ilk müdahalenin ardından özel bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Arolat, buradaki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
SON ANLARI ORTAYA ÇIKTI
Arolat’ın son anları ortaya çıktı. Metin Arolat’ın sahnede gülümseyerek şarkı söylediği, rahatsız görünmediği anlar videoda yer aldı.

METİN AROLAT KİMDİR?
8 Mayıs 1972 tarihinde İzmir’de dünyaya gelen Metin Arolat, Mevlana’nın 23. kuşak torunudur. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Arolat, mezun olduktan sonra İstanbul’a taşındı. Bir reklam ajansında işe başlayan Metin Arolat, ardından Amerika’ya gidip reklamcılık eğitimi almıştır.

1995 yılında Ayrılık Olmaz isimli albüm ile müzik piyasasına giriş yapan Metin Arolat, hem yönetmenlik hem şarkıcılık kariyerini birlikte yürüttü. “Ayrılık Olmaz”, “Yine Bir Başıma”, “Kabul Et”, “Lütfen Yaz Gelsin”, “Çok Daha Ötesi”, “Karavan” gibi albüm ve single çalışmalarına imza atan Arolat, birçok markanın reklam filmlerinde yönetmenlik yaptı.

Müzik kariyeri boyunca pop müziğin sevilen isimlerinden biri haline gelmiş, kendine has tarzı ve enerjik sahne performanslarıyla dikkat çekmiştir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Menteşeli Cengiz söyledi, Osmangazililer eşlik etti
Osmangazi Belediyesi’nin ‘Güz Konseri’ne büyük ilgi
BURSA – Osmangazi Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ‘Güz Konseri’ kapsamında sahneye çıkan dağ yöresinin sevilen sanatçısı Menteşeli Cengiz, türküleriyle sanatseverleri doyasıya eğlendirdi.
Osmangazi Belediyesi, Alemdar Mahallesi’nde düzenlediği ‘Güz Konseri’ ile Bursa’nın sevilen ses sanatçılarından biri olan usta sanatçı Menteşeli Cengiz’i sevenleriyle buluşturdu. Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık ve Keles gibi dağ ilçelerindeki yurttaşlar tarafından beğeniyle takip edilen, Osmangazi’de yaşayan dağ yöresi vatandaşlarının da severek dinlediği usta sanatçı, Türk Halk Müziği’nin nadide eserlerini hayranlarıyla birlikte seslendirdi. Dağ yöresinden yurttaşların yoğun olarak yaşadığı Alemdar Mahallesi’ndeki pazar alanında gerçekleşen konsere, sanat severlerin ilgisi büyük oldu. Konser alanını dolduran binlerce kişi, sanatçının hareketli türkülerine dans ederek eşlik etti. Menteşeli Cengiz, konser sonunda hayranları tarafından ayakta alkışlandı. Konsere, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, belediye meclis üyeleri ve binlerce vatandaş katıldı.
“Yaşamda tutunmak için sanat da bir ihtiyaç”
Sanata ve sanatçıya her zaman destek verdiklerini ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Bu tür etkinlikler, özellikle yöre insanımızın yoğun yaşadığı yerlerde karşılık buluyor. İnsanoğlu sadece karnını doyurmakla yaşamına devam edemiyor. Ruhunu da doyurması gerekiyor. Yaşamda tutunmak için bu da bir ihtiyaç. Osmangazi Belediyesi olarak, her biri birbirinden güzel ve özel kültürel etkinlikler düzenliyoruz. Bu etkinliklerimizi mahallelerimize de taşıyoruz. İnşallah bundan sonra da bu etkinliklerimize devam edeceğiz. Bu etkinliklerin düzenlenmesinde büyük emeği olan Kültür İşleri Müdürlüğü’müzden sorumlu Başkan Yardımcımız Mutlu Esendemir’e teşekkürlerimi sunuyorum. Emeği geçen personelimize de ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hep birlikte daha güzel işlere imza atacağız” dedi.
Gecenin sonunda Başkan Aydın, usta sanatçı Menteşeli Cengiz’e çiçek takdim etti. Ayrıca Başkan Aydın’a üzerinde isminin yazılı olduğu Fatihgücü Spor forması hediye edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eski Foça’da yaşayan emekli Mehmet Oktay Özçelebi, iskele civarında oturduğu sırada denizde sırt üstü yüzen bir kişinin göbeğine martı konduğunu fark etti.
Cep telefonuyla bu anları kaydeden Özçelebi’nin sosyal medyada paylaştığı görüntü, çok sayıda kullanıcı tarafından beğenildi.
Özçelebi, AA muhabirine, iskelede arkadaşlarıyla oturduğu sırada martının denizdeki bir kişinin göbeğine konduğunu gördüğünü belirterek, “Çok ilgimi çekti hemen videoya aldım. İnanılmaz güzel bir hadiseydi.” dedi.
Martının İstanbul’dan Foça’ya tatile gelen bir aile tarafından getirildiğini, ailenin evlerine dönerken martıyı burada bıraktığını öğrendiğini anlatan Özçelebi, “Yuvadan düştüğü için İstanbul’daki aile bakıyormuş. Buraya getirmişler. Dönerken komşularına emanet etmişler. Martı artık kendi imkanlarıyla beslenmeye başlamış. Martıyı buralarda görüyoruz ancak herhangi bir insanla yakınlaştığını görmemiştik.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KüçükÇiftlik Park’ta konser veren ikili, Türkiye milli takım formalarıyla sahne alarak, performanslarını sergiledi.
Epifoni organizasyonu ile gerçekleştirilen konser öncesi, çalışmalarını Türkiye’de sürdüren ses mühendisi, Brezilya asıllı DJ ve prodüktör Fred Lenix sahne aldı.
Etkinliğin açılışını ise Türkiye’nin üretken prodüktörlerinden biri olarak gösterilen Sezer Uysal yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çıkan tartışma kısa sürece büyüyerek kavgaya dönüştü. Güvenlik korucusu Menderes Demirtaş, yanında bulunduğu uzun namlulu silahla amcasının oğlu Yasin Demirtaş’a ateş açtı. Demirtaş daha sonra kanlar içerisinde yere yığıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan Yasin Demirtaş’a olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Ceylanpınar Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralı yasın Demirtaş, burada doktorların yaptığı tüm müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Yasin Demirtaş’ın cenazesi otopsi işlemleri için Şanlıurfa adli tıp kurumuna getirildi. Olayın ardından güvenlik korucusu Menderes Demirtaş, jandarma ekiplerine teslim oldu.Ceylanpınar İlçe Jandarma Komutanlığında adli işlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen güvenlik korucusu Menderes Demirtaş tutuklanarak cezaevine konuldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Medcezir dizisi ile yıldızı parlayan Meriç Aral ile Leyla ile Mecnun’un unutulmaz ismi Serkan Keskin uzun süredir aşk yaşıyordu.

İlişkilerinin ilk yıllarını gözlerden uzak geçirmeyi tercih eden Serkan Keskin ile Meriç Aral çifti, daha önce tarihini iki kez değiştirdiği düğünü yine ertelemişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ÜNLÜ ÇİFT BUGÜN EVLENDİ
Ünlü çiftten bugün sonunda sevindiren haber geldi. Ünlü çift bugün evlendi.
Meriç Aral ve Serkan Keskin evlendi! Ünlü çiftten ilk açıklama böyle geldi!

“SEVGİLİM BANA EVLİLİK TEKLİF ETTİ”
Serkan Keskin, “Yarım saat sonra nazar değmezse evleneceğiz. Sevgilim bana evlilik teklif etti. Hemen kabul ettim. Çok acayip bir duyguydu. Balayı yapamayacağız, hemen işe başlayacağız” İfadelerini kullandı

İşte Meriç Aral ve Serkan Keskin’in düğününden ilk kareler!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürüyüşün ardından Bahçelievler Kamu Binaları Meydanı’nda Gaziler Günü için düzenlenen resmi törenle program devam etti. Törene katılan vatandaşlar, gazilere duydukları minnettarlığı dile getirerek, gazilerin vatanımız için verdikleri emekleri bir kez daha hatırladılar. Bahçelievler Belediyesi tarafından organize edilen Gaziler Günü etkinlikleri, gazilerimiz ve ailelerine Akif Emre Kültür Merkezi’nde verilen özel yemek daveti ile son buldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara’nın Kalecik ilçesi İstasyon Caddesi’nde çarşamba günü akşamı fırıncılık yapan iki akraba aile arasında iş anlaşmazlığı nedeniyle tartışma çıktı.

Kısa sürede büyüyen tartışma, kavgaya dönüştü. Kavga sırasında aile fertlerinden Fatih Çekirdek ve yeğeni Mücahit Çekirdek bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olayda 4 kişi de yaralandı.
Fotoğraf: Fatih Çekirdek
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

YARALILAR HASTANEYE KALDIRILDI
Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ilk müdahalelerin ardından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Kavgaya karışan kişiler gözaltına alınırken, hayatını kaybeden Fatih ve Mücahit Çekirdek bugün toprağa verildi.

SORUŞTURMA SÜRÜYOR
Olayla ilgili soruşturma devam ederken, polis ekipleri bölgede yeniden gerginlik çıkmaması için güvenlik önlemleri aldı.
Fotoğraf: Mücahit Çekirdek
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
26 Aralık 2023’te saat 16.00 sıralarında Çanakkale’nin Merkez ilçesi İsmetpaşa Mahallesi’ndeki masaj salonunda meydana gelen olayda, iddiaya göre Ramazan Akarsu (41) aralarında husumet bulunan masaj salonu çalışanı Buket Arıyel’in (24) yüzüne kezzap attı. Çevredeki vatandaşlar, Arıyel’in çığlıklarını duyarak 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu.

ZANLI ÇIKARILDIĞI MAHKEMECE TUTUKLANDI
Yaralanan Arıyel, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, şüpheli Ramazan Akarsu’yu Ezine ilçesinde yakalayarak gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şahsın 3 Aralık 2023’te sosyal medya hesabından ‘Sevdiğinin yüzüne kezzap attı’ başlıklı bir video paylaştığı belirlendi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Tutuklanan Ramazan Akarsu hakkında Arıyel’e karşı ‘canavarca hisle kasten silahla yaralama’ suçundan ve olay günü tarafları ayırmaya çalışan Tuğçe Yavuz’a karşı ise ‘basit yaralama’ suçundan 2’nci Asliye Ceza Hakimliği’nde dava açıldı. Davanın bugün görülen 3’ncü duruşmasında tutuklu sanık Ramazan Akarsu, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı. Davacı Buket Arıyel ise duruşma salonunda hazır bulundu.

PES DEDİRTEN SAVUNMA: ÇOK SARHOŞTUM
Ramazan Akarsu duruşmada, “Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum. Ben Buket’e ihtiyacı olduğu zaman para gönderiyordum. Faturalarını da ödüyordum. Ben hep mahkeme heyetine doğruları söyledim. Kanundan kaçacak bir adam değilim. 3 Aralık’ta Instagram üzerinden ‘Sevdiğinin yüzüne kezzap attı’ başlıklı videoyu ben paylaştım.

O gün sarhoştum. Videoyu izledim paylaştım. Ancak videoyu paylaşmamda özel bir durum yok. Buket Hanım’ın mahkemeye sunduğu 239 bin 600 TL’lik ilaç ve tıbbı malzeme giderlerini karşılamak istiyorum. Suçlu benim, Buket’in zararını karşılamak istiyorum” şeklinde savunma yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küresel şöhrete sahip sanatçıların eserleri, İstanbul’da sergilenecek.
Pablo Picasso, Leonardo Da Vinci, Sebastião Salgado, Frida Kahlo, Andy Warhol ve Refik Anadol…
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye’nin marka değerine katkıda bulunmak üzere bu yıl, 16 şehirde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 13’üncü durağı İstanbul olacak. 28 Eylül – 6 Ekim arasında gerçekleştirilecek olan İstanbul Kültür Yolu Festivali, birbirinden etkileyici sergilere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

PABLO PICASSO RESİMDEN SERAMİĞE BİR SERÜVEN
Dünyanın en ünlü ressamlarından Pablo Picasso’nun eserleri, İstanbul Kültür Festivali kapsamında 28 Eylül – 31 Aralık arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde görülebilecek. Sergi, Pablo Picasso’nun gravürleri, çizimleri, posterleri, litografileri ve fotoğraflarından oluşan, tamamı orijinal ve mirasçıları tarafından onaylanmış 170 parçayı bir araya getiriyor.
REKLAM
Pablo Picasso’nun kendisine eşlik eden kadınları konu alan eserlerinin yanı sıra, Françoise Gilot ve Dora Maar gibi kadınların sanatsal çalışmalarını da bir arada sunuyor. Sergide, bu 20’nci yüzyıl dehasının samimiyetine işaret eden ve kadınlarla olan ilişkilerine tanıklık eden çok sayıda fotoğraf ilk defa gün yüzüne çıkıyor.

LEONARDO DA VINCI – RÖNESANS DEHASI
Festival kapsamında, tarihin en büyük dâhilerinden ‘Leonardo Da Vinci – Rönesans Dehası’ sergisi, 28 Eylül – 15 Ocak arasında Lale Müzesi’nde görülebilecek.
Sergide sunulan 100’den fazla icat modeli, Da Vinci’nin zihninin derinliklerindeki mucizeleri ortaya koyuyor. Rönesans döneminin önde gelen dehasının çizimlerinden esinlenen bu icatlar, ziyaretçilere insanlık tarihindeki teknolojik ve estetik devrimin bir yolculuğuna çıkmalarını sağlıyor. Liège’de sergilenen bu modeller, sadece Da Vinci’nin mucit kimliğini değil, aynı zamanda sanatının ve bilimlerinin kesişimindeki eşsiz yaratıcılığını da vurguluyor. Sergiye eşlik eden 110’dan fazla belge, kod ve reprodüksiyon ise ziyaretçilere, bu dâhinin eserlerinin ve icatlarının derinliklerine inme fırsatı sunuyor.
230 parçalık bu koleksiyon, Leonardo da Vinci’nin hayatının ve çalışmalarının modern dünyadaki etkisini gözler önüne seriyor ve onun, sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda bir bilim insanı ve mucit olarak nasıl evrensel bir miras bıraktığını kutluyor. Sergi, geçmişi modern bilgiyle birleştirerek, ziyaretçilere Da Vinci’nin mirasının güncel ve etkileyici bir anlayışını sunmayı amaçlıyor.
REKLAM
SEBASTIÃO SALGADO ‘GENESIS’
İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında; dünyaca ünlü fotoğrafçı Sebastião Salgado, kariyerinin en uzun soluklu ve önemli projelerinden ‘Genesis’ sergisi ile ilk defa İstanbul’da seyircisiyle buluşacak.
Sergi, 28 Eylül’den itibaren Aralık sonuna kadar MSGSÜ Tophane-i Amire’de 3 ay boyunca ziyarete açık olacak.
Çağımızın en önemli belgesel fotoğrafçılarından ve aktivistlerinden biri olan Sebastião Salgado, daha çok dünyanın az gelişmiş ülkelerindeki zorlu yaşam ve çalışma koşullarını, yoksulluğu, açlığı ve göçleri yansıtan, etkileyici siyah-beyaz kareleriyle tanınıyor. İstanbul’da 3 ay boyunca sergilenecek olan 245 siyah-beyaz fotoğraftan oluşan ‘Genesis’ projesi ise, Salgado’nun 2004-2011 yılları arasında üzerinde çalıştığı dev bir proje; sanatçının deyimiyle “dünyamıza ithaf ettiği bir aşk mektubu” niteliğinde. Salgado’nun iklim krizi ile yok olan coğrafyalar ve yok olmaya yüz tutmuş hayvan türlerine odaklandığı proje, Kuzeyde ve Güneyde, Amazonlarda, Galapagos adalarında, modern toplumun yıkıcı etkisine rağmen değişmeyen manzaraları ve insanları belgeliyor. İzleyicisini Galápagos’un hayvan türlerinden, Antartika ve Güney Atlantik’teki penguenlere, Amazonlardaki kabilelere kadar farklı coğrafya ve kültürleri keşfe çıkarıyor.
REKLAM
FRIDA KAHLO’NUN GÜNLÜKLERİ
Ölümünden neredeyse 68 yıl sonra bile, ikonik bir figür olarak ışıldayan Frida Kahlo’nun yaşamına bir yolculuk niteliğinde olan “Frida Kahlo’nun Günlükleri Sergisi” festival kapsamında Grand Pera’da 28 Eylül – 26 Ekim arasında görülebilecek. Global arenada büyük ilgi gören bu eşsiz sergi, ilk defa Türkiye’de, İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında sergilenecek. Tutkunun, acının ve sanatın derin izlerini keşfetme fırsatı sunan sergide ziyaretçiler, unutulmaz bir deneyim yaşayacaklar. Frida Kahlo’nun kişisel günlüklerinden esinlenerek hazırlanan bu sergi, onun içsel dünyasına ve sanatsal yolculuğuna derin bir bakış sunuyor. Günlüklerinde yer alan düşünceler, duygular ve ilham kaynakları ziyaretçiyle bütünleşerek benzersiz bir deneyim yaşatacak.

WARHOL’UN DÜNYASI – POP ART’IN İKONU
Pop Art sanatının önemli temsilcilerinden biri olan dünya sanatına damga vurmuş, 1960’lardan günümüze kadar değişen tüm paradigmaları öngörmüş Andy Warhol’un ‘Warhol’un Dünyası – Pop Art’in İkonu’ sergisi, İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında 28 Eylül – 31 Aralık arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak.
Sanat yaşamını, popüler kültürün esasları ve toplum etkilerini inceleyerek şekillendiren Pop Art sanatının en önemli isimlerinden Andy Warhol; dünya sanatı için devrim niteliğinde eserler miras bıraktı. “Andy Warhol Warhol’un Dünyası-Pop Art’ın İkonu” sergisi, sanatın sınırlarını zorlayan bir vizyonun izlerini takip etmek isteyen herkes için unutulmaz bir deneyim sunacak.

REFİK ANADOL’DAN ‘YERYÜZÜ RÜYALARI: ANADOLU’
Eserlerinde al ve dataları piksellere işleyen ve muazzam sanat eserleri ortaya koyan yeni medya sanatçısı Refik Anadol’un yeni projesi ‘Yeryüzü Rüyaları: Anadolu’ da İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında ilk kez İstanbullu sanatseverler ile buluşacak.
Anadolu’nun kalbinde, kadim geçmiş ile teknolojinin geleceği arasında köprü kuran bir yapay zekâ veri heykeli olan ‘Yeryüzü Rüyaları: Anadolu’, arşivlerde titizlikle korunan zengin arkeolojik koleksiyonları veri tabanı olarak kullanan bir araştırmanın başlangıcını yansıtıyor. 28 Eylül-6 Ekim tarihleri arasında AKM’de görülebilecek olan eser, izleyicileri arkeolojik bilgi ile ileri teknoloji arasındaki dinamik ve yeni ilişkiyi keşfetmeye davet ediyor. Anadol’un algoritmaları, antik Anadolu’nun zengin ayrıntılarını işleyerek bunları hem derin geçmişimizi hem de geleceğin sınırsız olanaklarını yansıtan canlı, sürükleyici bir deneyime dönüştürüyor.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeni, 19 gün sonra köye 1.3 kilometre mesafede olan dere yatağında bir çuval içinde bulundu.

24 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, aracında Narin’in DNA’sı bulunan Salim Güran, kasten öldürme suçundan tutuklandı. Cesedi Salim Güran’dan aldığını söyleyen itirafçı Nevzat Bahtiyar’ın ardından Narin’in annesi Yüksel Güran, babası Arif Güran ve ağabeyi Enes Güran da başta olmak üzere 24 şüpheli gözaltına alındı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

11 KİŞİ TUTUKLANDI
Soruşturma kapsamında, adliyedeki ifade işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 9 şüpheliden anne Yüksel Güran (44) ve ağabeyi Enes Güran (18), amcası Fuat Güran (42), kuzeni Muhammed Kaya, yengesi Maşallah Güran (46) ile kızı Birsen Güran, (19), halasının eşi Mehmet Şevket Kaya, tutuklu amca Salim Güran’ın işçileri Mehmet Selim Atasoy (40), Ramazan Atasoy tutuklandı.

Narin’in annesi ve ağabeyi ‘kasten öldürme suçuna iştirak’, diğer aile üyeleri ise ‘delilleri yok etme ve suçluyu kayırma’ suçlarından tutuklandı.

Tutuklanan 9 kişi yoğun güvenlik önlemleri altında Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne konuldu. Narin Güran’ın katledilmesi olayıyla ilgili sürdürülen soruşturmada 2 Eylül’de gözaltına alınan amca Salim Güran ile Narin’in cansız bedeninin bulunmasının ardından gözaltına alınan itirafçı Nevzat Bahtiyar, 11 Eylül’de tutuklanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜĞÜNE KATILANLAR PANİK YAŞADI
Patlamanın ardından iki katlı düğün salonunun üst katında düğüne katılanlar panikle salonu terk etti. Patlamanın salonun boş olan katında gerçekleşmesi nedeniyle şans eseri yaralanan olmazken, adrese çok sayıda polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi.
Olay yerine gelen Terörle Mücadele Şube’ye bağlı ekipler ve bomba uzmanları patlayıcı maddenin türü ile ilgili inceleme yaparken, diğer ekipler de çevreye geniş güvenlik önlemi aldı. Uzun süre düğün salonunda inceleme yapan polis ekipleri, saldırıyı gerçekleştiren şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CESET EMEKLİ PROFESÖRE AİT ÇIKTI
Çöpte bidon içerisinde ayakları bağlı ve çıplak halde bulunan cesedin kimliğini belirmek için yoğun çaba harcayan Mersin polisi, ölen kişinin Anamur ilçesi İskele Mahallesi’nde oğlu O. Doludeniz ile birlikte yaşayan Konya Selçuk Üniversitesi’nden emekli öğretim görevlisi Selahattin Doludeniz olduğunu belirledi.

TİCARİ TAKSİ İLE ÇÖP ALANINA GÖTÜRMÜŞ
Ölen şahsın kimliğinin belirlenmesinin ardından oğluna ulaşan ekipler, çelişkili ifadelerinden dolayı O.Doludeniz’i gözaltına aldı. Şüphelinin polisteki ilk ifadesinde, babası ile aralarının bir süredir bozuk olduğunu, bu nedenle kısa süreliğine evden ayrıldığını, döndüğünde ise babasını evde ölmüş vaziyette bulunca cesedini bir bidona koyup ticari taksi ile Bozyazı’daki çöp alanına bıraktığını söylediği öğrenildi.
Öte yandan, ceset üzerinde yapılan ilk incelemede delici veya kesici alet izine rastlanmazken, ölüm nedeninin adli tıp incelemesinin ardından kesinlik kazanacağı belirtildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
OĞLU GÖZALTINDA
Emekli profesörün oğluna ulaşan ekipler, çelişkili ifadelerinden dolayı O. Doludeniz’i gözaltına aldı. Şüphelinin polisteki ilk ifadesinde, babası ile aralarının bir süredir bozuk olduğunu, bu nedenle kısa süreliğine evden ayrıldığını, döndüğünde ise babasını evde ölmüş vaziyette bulunca cesedini bir bidona koyup taksi ile Bozyazı’daki çöp alanına bıraktığını söylediği öğrenildi.

DARP İZİ YOK
Ceset üzerinde yapılan ilk incelemede delici veya kesici alet izine rastlanmazken ölüm nedeninin adli tıptaki otopsi sonucu kesinlik kazanacağı belirtildi. Gürlevik Mahallesi’ndeki belediyenin çöp dökme alanında önceki gün mavi renkli plastik bidon içerisinde ceset olduğunu gören vatandaşların ihbarıyla ortaya çıkan olaydan sonra polis çok yönlü soruşturma başlatmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Turistin durumu otel yetkililerine bildirmesi üzerine yetkililer 112’yi arayarak, sağlık ekibi talebinde bulundu. Otele gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Tayvanlı turistin hayatını kaybettiği belirlendi. 112 yetkililerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. H.S.C’nin cansız bendeni, otopsi yapılmak üzere Ürgüp Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştirak şirketlerinden Metro İstanbul, istasyonlarda bulunan müzisyenleri yeniden seçiyor. Akademisyenler, uzman eğitmenler ve İBB Kültür Daire Başkanlığı yetkililerinin seçilecek yeni isimler 235 istasyonda belirlenen 55 noktada İstanbullulara hizmet verecek.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden Metro İstanbul, istasyonlarda bulunan müzisyenleri yeniden seçiyor. Bu yıl yeniden düzenlenecek ‘ Metro İstanbul Müzisyen Seçmeleri’ ile akademisyenler, müzik konusunda uzman eğitmenler ve İBB Kültür Dairesi Başkanlığı yetkilileri kentteki yetenekleri keşfedecek. 3 milyonu aşkın İstanbullunun kullandığı 55 farklı noktada İBB Kültür Dairesi Başkanlığı ve Kültür AŞ iş birliğiyle metrolarda performans sergileyecek 160 asil, 80 yedek; toplam 240 metro müzisyeni yeniden seçilecek. Seçmeler Pop-Rock, Dünya Müzikleri, Türk Halk Müziği-Türk Sanat Müziği ve Enstrümantal olmak üzere dört farklı kategoride gerçekleştirilecek. Sonuçlar 7-13 Ekim tarihleri arasında açıklanacak. Yeni seçilen Metro İstanbul Müzisyenleri, görevlerine 26 Ekim Cumartesi günü başlayacak.
BAŞVURU ŞARTLARI AÇIKLANDI
İstanbul‘da ikamet eden ya da öğrenim gören ve en az bir enstrümanı yetkin bir şekilde çalabilen tüm müzisyenler, 14-23 Eylül 2024 tarihleri arasında, belirlenen 4 kategoriden birinde çekecekleri 1 dakikalık performans videoları ile seçmelere katılabilecek. Başvurular, ‘Kültür İstanbul‘ internet sitesinden, Radar Türkiye ve İstanbul Senin uygulamaları üzerinden yapılabilecek.
20 KİŞİLİK JÜRİ SEÇİMİ YAPACAK
Başvurular her kategori için akademisyenler, müzik profesyonelleri ve İBB Kültür Dairesi Başkanlığı yetkililerinden oluşan toplam 20 kişilik jüri tarafından çevrim içi ortamda değerlendirilecek. En yüksek puanı alan 160 kişi/grup 1 yıl boyunca metro müzisyeni olmaya hak kazanacak. Asil olarak belirlenen metro müzisyenlerinin haklarından feragat etmesi durumunda, belirlenen 80 kişi/grup yedek metro müzisyeni puan sıralamasına göre görevlendirilecek.
İLK 3’E GİRENLERE ÖDÜLLER HAZIRLANDI
İBB yöneticilerinden oluşan müzik komisyonu; ödül süreci için akademisyenler ve müzik dünyasının önde gelen isimlerinden oluşan bir de ödül jürisi belirledi. Jüri ilk etapta, 16 Ekim’de Müze Gazhane’de her bir kategorinin ilk 10’unu dinleyecek ve tüm kategorilerde ilk 3’ü belirleyecek. 17 Ekim’de ise; elemeler sonucunda her kategoriden en yüksek puanı alan ilk 3 kişi/grup, toplam 12 finalist, Müze Gazhane sahnesinde İstanbul halkına performans sergileyecek. Düzenlenecek final konserinde; ödül jürisinin ve etkinliğe katılan İstanbulluların Radar Türkiye uygulaması üzerinden verdiği oylar, en iyi 3 metro müzisyenini/grubunu belirleyecek ve ödüller sahibini bulacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baba mesleği olan antika restorasyonu işine yarım asır önce çırak olarak başlayan ve gönlünü antika eşyalar ile onların hikayelerine kaptıran 58 yaşındaki Ahmet Zihni Marangozoğlu, maddi değeri binlerce lira, manevi değerine ise paha biçilemeyen eserleri ilk günkü hallerine kavuşturuyor.
Gaziantep’in yanı sıra çevre illerden antika eşyaların geldiği atölyede gramofon, antika cami ve duvar saatleri, radyo, televizyon, karyola ve ayna gibi tahta eserler bulunuyor.
Babasından öğrendiği antika tamircilik mesleğini yıllardır büyük bir aşkla sürdüren Marangozoğlu, farklı dönemlere tanıklık etmiş ve evlerde anı olarak saklanan antika eşyaları tamir ederek eski haline getiriyor.
Tarihi Gaziantep Kalesi civarındaki tarihi Yeni Han’da bulunan 15 metrekarelik dükkanında eski antika eşyaları tamir ederek geçimini sağlayan Marangozoğlu, baba mesleği severek sürdürüyor.
Gaziantep’in yanı sıra bölge illerinden ve Türkiye’nin birçok ilinden gelen antika eşyaları tamir ettiğini belirten Marangozoğlu, yaklaşık bir asırlık cihazları tamir ederek ilk günkü haline getirdiğini ifade etti.
Unutulmaya yüz tutmuş ve insanların anı olarak evlerinde sakladığı antika eşyaları tekrar gün yüzüne çıkardığını belirten Marangozoğlu, atölyesinde bulunan en yeni eserin 70 yıllık olduğunu bildirdi.
“Gaziantep’te yıllardır antika eser tamiri yapıyorum”
Antika eser tamirciliği mesleğine henüz 7 yaşında iken babasının yanında çırak olarak başladığını ifade eden Marangozoğlu, “Gaziantep’te yıllardır antika eser tamiri yapıyorum. Bu küçük atölyemde baba mesleğimi sürdürüyorum. Antika anlamında kim ne getirirse tamir ediyoruz. Saat, gramofon, karyola, dolap, radyo ve ayna gibi eserleri yeniden değerlendiriyoruz. Kullanılmayan, kenara atılmış eserlere yeniden hayat veriyoruz. 7 yaşından beri bu mesleği yapıyorum. Ben daha çok tahta antika eşyaları tamir ediyordum. Fakat son 10 yıldır gramofon tamirciliği de yapıyorum. Antika tamirciliği babam mesleğimdir. Çocukluğumdan beri bu işin içerisindeyiz. Baba mesleği olduğu için mesleğimi severek yapıyorum. Antika cami saatleri başta olmak üzere kim ne getirirse yani antika anlamında ne varsa tamir ediyoruz. Kaybolan hatıraları burada geri getiriyoruz. İnsanlara hatıralarını geri kazandırıyoruz” dedi. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonunun Ankara’da düzenlediği “Paylaştığımız Ortak Kültür ve Değerler” adlı konserde Türk müzisyen Barbaros’la sahne alan Krull, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Krull, “Paylaştığımız Ortak Kültür ve Değerler” adlı konserin Ankara’daki üçüncü konseri olduğunu belirterek, bu konuda kendisini çok mutlu ve heyecanlı hissettiğini söyledi.
Ünlü İspanyol dizisi La Casa de Papel’in jenerik müziği “My Life is Going On”u seslendiren Krull, organizasyonun çok iyi olduğunu vurgulayarak, konser için bolca prova yaptıklarını belirtti.
AB Türkiye Delegasyonunun düzenlediği konserin bir parçası olmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Krull, ünlü müzisyen Barbaros’la aynı sahneyi paylaşmaktan çok memnun olduğunun altını çizdi.
Krull, Türkiye’yi “Doğu ve Batı’nın karışımı” şeklinde yorumlayarak, Türk kültürününü çok özel olduğunu belirtti.
Türklerin kendilerine has yemekleri, müziği, dansı olduğunu vurgulayan Krull, “Burası dünyanın çok özel bir yeri.” dedi.
Krull, kariyerine 7 yaşındayken katıldığı Disney İspanya seçmeleriyle başladığını söyleyerek, “Bunun kariyerimin başlangıcı olduğunu bilmiyordum. Mesleği, dil öğrenen bir çocuk gibi çok erken öğrendim. Bu yüzden benim için süreç çok doğal oldu. Bu mesleğe çok erken sahip olduğum için gerçekten minnettarım.” diye konuştu.
Unutamadığı pek çok konser anısının olduğunu söyleyen Krull, en özel anısının İspanya’nın başkenti Madrid’de tüm La Casa de Papel ekibinin ve izleyicilerinin katılımıyla 20 bin kişinin önünde şarkı söyleme imkanı bulduğu konser olduğunu belirtti.
Krull, İspanya’da çok fazla Türk arkadaşı olduğunu ifade ederek, “Umarım bu konserle ilişkilerimiz daha da iyi olacak.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Dönmez sorumluğunda bu yıl 9 Ağustos’ta başlayan kazıların ekim ayı sonuna kadar sürmesi planlanıyor.
Beş üniversiteden 15 akademisyen ile 15 teknik personelin görev aldığı kazılarda bugüne kadar pek çok çanak, çömlek, takı ve heykel gibi eserlere ulaşıldı.
Prof. Dr. Dönmez, AA muhabirine, Oluz Höyük’te 18 yıldır kazı çalışması yürüttüklerini söyledi.
Oluz Höyük’te bu yıl da kazıları sürdürdüklerini belirten Dönmez, 2007 yılında başlatılan çalışmaların günümüzde olgun kazı seviyesine ulaştığını vurguladı.
Artık tabakalaşmayı çok iyi anlayabildiklerine dikkati çeken Dönmez, 18 yıllık süreçte Amasya’nın tarihini somutlaştırmaya başladıklarını dile getirdi.
Milattan önce 4 bin 500 yılında Kalkolitik Dönem’de (Bakır çağı) başlayan Amasya’nın tarihsel sürecinin erken Türk tarihine kadar Oluz Höyük’te çok rahat izlenebildiğini aktaran Dönmez, “Yerleşim, Helenistik Dönem’de bitiyor. Milattan önce 47’de meşhur Zela Savaşı ile Roma komutanı Jül Sezar’ın ‘Geldim, gördüm, yendim’ dediği savaşla burada Mithritadis’in askeri varlığı da bitiyor ve Oluz Höyük terk ediliyor.” ifadesini kullandı.
Bölgedeki kazıların uzun yıllar sürmesi bekleniyor
Bin yıl sonra Oluz Höyük’e gelen göçebe Türklerin burada mezarlık oluşturduğunu anlatan Dönmez, şunları kaydetti:
“Günümüzden 6 bin 500 yıl öncesine kadar Oluz Höyük’ü ve Amasya’nın tarihini çok rahat şekilde götürebiliyoruz. Oluz Höyük’te, Kalkolitik’ten başlayarak Erken Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Pers, Med, Helenistik dönemleri ile Anadolu’ya ilk gelen Türk toplulukları gibi ana uygarlıkları çok rahat şekilde izleyebiliyoruz. Hepsini kazamadık çünkü çok büyük bir yerleşme. Belli dönemleri daha ulaşılabilir ve daha anıtsal mimari veriyordu. Örneğin Frig dönemi. Daha sonra Med dönemi, Pers dönemi ve erken Türk mezarları. Çalışmalarımızda bu dönemlere ağırlık verdik. Bizim projemiz burada uzun, 50 yıllık, belki sonrasında bir 50 yıllık daha proje olacak. 18 yıllık süreçte 2 binin üzerinde Amasya Müzesi’ne envanterlik eser teslim ettik. Bunların bir kısmı teşhirde, bunlarla ilgili yayın çalışmalarını da yaptık.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festival Park’taki etkinliklerde yiyecek ve içecek işletmeleri tarafından kurulan stantlar, kentten ve çevre illerden gelen vatandaşlar tarafından ilgi görüyor.
Ünlü şeflerin de bulunduğu ve MasterChef programında yer alan Mehmet Yalçınkaya, festivalde “Geleneksel Lezzetlerin Küresel Pazar ve Trendler Üzerindeki Etkisi” konusunda söyleşi gerçekleştirdi.
Festivalde, workshop ve etkinliklerle de şehrin yöresel lezzetlerinin tanıtımı yapılıyor.
Stant önlerinde yoğunluk oluşturan vatandaşlar, ustaların birbirinden lezzetli yemek, tatlı ve içeceklerini tatma imkanını buluyor.
Katmer ustaları da yaptıkları birbirinden lezzetli tatlıları ziyaretçilere sunma fırsatı buluyor.
“Local chef öğrenciler yarışıyor” adlı yemek yarışmasının moderatörü şef Gürsel Keleş, AA muhabirine, yarışmada üniversite öğrencilerinin performanslarını sergilediğini söyledi.
Yarışmada 6 üniversitedeki gastronomi bölümü öğrencilerinin üç çeşit yemek yaptığını anlatan Keleş, şunları kaydetti:
“Başlangıç, ana yemek ve tatlı olarak devam edilecek. Şu anda öğrencilerimiz ana yemekleri yapıyor. Dört saat süren bir yarışma. Türkiye’nin çeşitli iyi yetişmiş işletmelerinden gelen değerli 13 jüri üyemiz var. Onlar değerlendirme yapıyor. Yarışmanın sonunda dereceye girenlere ödül verilecek. Amaç, ödül vermek değil burada öğrencilerin heyecanlarını yatıştırabilmeleri ve hızlı bir şekilde hareket etmeleri. Aslında bir usta gibi davranabilmeleri.”
Öğrencilerden Mine Başıaçık ise heyecanlı olduğunu belirterek, “İddialı yemeklerimiz var. Kendimize güveniyoruz. Birinciliği almak istiyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Annesi İsviçreli, babası İstanbullu olan Osmanoğlu 1992 yılında Basel’de dünyaya geldi. Osmanoğlu çocukken babasının eski aile fotoğraflarında Osmanlı dönemine ilişkin dedesi ve yanındakilerin fotoğraflarını gördü.
Bu fotoğraflara hayran kalan Osmanoğlu, yaklaşık 1 yıl önce, Osmanlı’nın son dönemlerine ait halkın giyim tarzını benimsemeye karar verdi.
Fes takan, baston kullanan, tespih çeken ve o dönemin kesimlerine benzer takım elbiseler giyen genç, günlük hayatında bu tarzını sürdürmeye devam ediyor.
Kıyafetleriyle İsviçre, Almanya, Belçika ve Çekya sokaklarında dolaşan Osmanoğlu, kendisine gelen pozitif tepkilerden memnun.
“Fotoğraflara baktıkça hoşuma gitmeye başladı”
Osmanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul’da da birçok kişinin kendisiyle fotoğraf çektirdiğini, genelde pozitif tepkiler aldığını, yaşamı boyunca bu tarzı sürdürmek istediğini söyledi.
Hayranlığının çocukken baktığı fotoğraflarla başladığını dile getiren Osmanoğlu, “İsviçre’nin Basel kentinde doğdum. Türk eşim var. Birkaç yıldır İstanbul’da yaşıyorum, ticaretle uğraşıyorum. Oxford’da okudum. Çocukluğumdan beri eski fotoğraflara bakıyorum. O fotoğraflara baktıkça hoşuma gitmeye başladı. ‘Biz neden artık fes takmıyoruz?’ diye hep merak etmişimdir. Ben de artık günlük hayatımda fes takmaya karar verdim. İş dolayısıyla hep takım elbise giyiyordum. Baston sonradan geldi, tespihi ise hep kullanıyordum. Baston ve fesi yaklaşık 1 yıl önce dolabıma ekledim.” diye konuştu.
Prag, Üsküp ile Berlin gibi şehirlerde pozitif tepkiler aldığını aktaran Osmanoğlu, şöyle devam etti:
“Farklı farklı tepkiler alıyorum. Çoğunluğu pozitif. Bazen terslemeler de oluyor. Dün Nişantaşı’nda biri bana ‘Bu tripler ne?’ diyerek üzerime yürüdü. Ben de çok muhatap olmadım. Döndüm ve yoluma devam ettim. En yoğun tepkileri de Türkiye’de aldım. Avrupa’da hiç kimse negatif yorum yapmadı. Bazıları fesi merak etti. Benim cevabım da her zaman beğendiğim kıyafetler oldu. Biz, özgür bir ülkedeyiz. Bence kimse kimsenin ne giydiğine karışmamalı. Eşim mesela çok hoşgörülü yaklaşmıyor. Mutlu edemiyoruz maalesef.”
“Amacım Osmanlı padişahları gibi görünmek değil”
Osmanoğlu, ilk başlarda Kapalıçarşı’dan aldığı ucuz fesi kullandığını, sonra bunun üretimini yapan bir kişinin kendisine ulaştığını söyledi.
Bu kişinin başındakinin gerçek bir fes olmadığını kendisine anlattığını ifade eden Osmanoğlu, “Bu hanım bana yeni bir fes dikti. Uzun süredir de bunu takıyorum. İnsanların desteğini ve hoşgörüsünü görerek bu giyim tarzımı devam ettirmek istiyorum. Benim annem Basel, babam İstanbullu Türk. Babamın sayesinde Türk kültürünü biliyorum. Benim amacım Osmanlı padişahları gibi görünmek değil. Ben sevdiğim kıyafetleri giyiyorum.” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mevlid Kandili, tüm Türkiye’de olduğu gibi Yüksekova ilçesinde de idrak edildi. Cengiz Topel Caddesi üzerinde yer alan Esnaflar Camii’nde düzenlenen Mevlit Kandili programında Kur’an-ı Kerim ve ilahilerin ardından Türkçe ve Kürtçe Mevlid-i Şerif okundu.
“Sevgili Peygamberimizi sadece böyle günlerde değil her zaman hatırlayalım” diyen Yüksekova Esnaflar Camii imamı Halil Akdoğan, “Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem yeryüzüne teşrif etti. Bugün vesilesiyle mevlit gecesinde bir arada bulunuyoruz. Tüm Yüksekovalı kardeşlerimizin Mevlid Kandili’ni ve Mevlit-i Nebi’yi tebrik ediyor, ilçemizde, ülkemizde ve tüm İslam aleminde Efendimiz’in sevgi muhabbetinin yaşanmasına vesile kılmasını yüce Mevla’dan niyaz ediyorum. Cami çıkışı vatandaşlarımıza özel yaptığımız şerbeti dağıttık” dedi. – HAKKARİ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘ Şişli Plak Festivali’nin 4’üncüsü, Feriköy Organik Pazarı otoparkında başladı. Müzikseverler, ‘ Şişli Plak Festivali’ne ilk günden yoğun ilgi gösterdi. Festival kapsamında gerçekleşen söyleşiler, imza etkinlikleri ve plak mezatları renkli anlara sahne oldu. Festivalin ilk gününde Gaye Su Akyol ve Miskinler sahne aldı.
Festival alanını ziyaret eden Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, plakçılar ve plakseverler ile bir araya geldi. Plak Festivaline ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Şahan, “4’üncüsünü düzenlediğimiz Plak Festivali’nde birlikteyiz. Bu sene farklı olarak Şişli ve Kadıköy Belediyesi ortaklaşa yapıyoruz. ‘İki yaka plakla buluşuyor.’ Yurttaşımızı festivallerle, kültür projeleriyle birleştiren, doğru projelerle bir araya getiren, onları kamusal alana çeken işler üretmeye çabalıyoruz. Burada yaptığımız plak festivali, çok kapsamlı, geniş ve derin bir içeriğe sahip. Sanatçılarıyla, söyleşilerle ve İstanbul’un birçok yerinden gelmiş plakçılarıyla burada buluşuyoruz” dedi. Şişli Plak Festivali’nde, yakın zamanda hayatını kaybeden gazeteci ve müzik yazarı Tolga Akyıldız da anılıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Tatvan ilçesi Kıyıdüzü köyü Radar mevkiinde 1’nci derece arkeolojik sit alanında izinsiz kazı yapılacağı bilgisi üzerine Tatvan Jandarma Komutanlığı tarafından operasyon düzenlendi. Jandarma ekiplerinin düzenlediği planlı operasyonda, define aramak amacıyla izinsiz kazı yaptıkları tespit edilen 9 şüpheli suçüstü yakalandı. Operasyonda kazıda kullanılan 1 adet keser, 50 metre uzunluğunda dağcı ipi, 3 adet dedektör, 30 cm uzunluğunda murç ve 1 adet el testeresi ele geçirildi. Yakalanan şahıslar gözaltına alınırken, olayla ilgili adli tahkikat başlatıldı.
Yetkililer, izinsiz kazıların tarihi ve kültürel mirası koruma açısından ciddi tehdit oluşturduğunu belirterek, vatandaşları bu tür yasa dışı faaliyetlere karşı duyarlı olmaya ve şüpheli durumları bildirmeye davet etti.
Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. – BİTLİS
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul‘da, Mevlit Kandili nedeniyle yatsı namazı öncesinde camilerde mevlit okundu. Çamlıca Camii’ne giden vatandaşlar, Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından dua etti.
İstanbul‘da, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (SAV) doğum yıl dönümü nedeniyle Çamlıca Camii’nde mevlit program düzenlendi. Yatsı namazı öncesinde Kuranı-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, Hazreti Peygamberi anlatan kaside ve ilahiler ile devam etti. Kılınan yatsı namazının ardından program dua ile sona erdi. Mevlit Kandili dolayısı ile Çamlıca Camii’nde vatandaşlar yoğunluk oluşturdu. İstanbul’da Ayasofya Camii, Eyüpsultan Camii gibi bilinen çok sayıda camide vatandaşlar Mevlit Kandili’ni idrak etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mevlit Kandili dolayısıyla akşam namazı sonrası vatandaşlar camilere akın etti. Tarihi Haydar Çavuş Camii’nde düzenlenen kandil programına Müftü Vekili Tahsin Güleç katıldı. Kur’an-ı Kerim ve Mevlidi-i Şerif okunan programda konuşan Müftü Vekili Güleç, “Mevlit Kandili’ne hürmet edenler affedilir. Bu gece yapılan dua reddedilmez. Bu gece, Allah-ü Teala’nın ayıdır. Bu mübarek gecede Allah-ü Teala mümin kullarına dünyada ve ahrette ikramlar yapar. Bu gece çok tövbe ve istiğfar etmeliyiz” dedi. Güleç, ardından dua okudu.
Programın ardından cami çıkışında vatandaşlara tatlı ikramı yapıldı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şanlıurfa’da Mevlid Kandili coşkusu yaşandı. Binlerce kişi, aileleriyle birlikte Hazreti İbrahim’in doğup büyüdüğü ve Nemrut tarafından ateşe atıldığına inanılan Balıklıgöl Platosu’na akın etti. Balıklıgöl’ü gezen vatandaşlar, daha sonra Dergah Camii’nde bir araya geldi. Yatsı ezanının okunmasıyla namaz kılan vatandaşlar, namaz sonrası dua etti. Kentteki tüm camilerde Mevlid Kandili dolayısıyla programlar düzenlendi. – ŞANLIURFA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Marmaris Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre evlendirme dairesi, yılın ilk 8 ayında 500 çiftin nikahını kıydı.
296 Türk vatandaşı nikahı kıyılırken, her ikisi de yabancı uyruklu 76, yabancı kadınla evlilik 124, yabancı erkekle evlilik 4 olarak kayıtlara geçti.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, “Belediye olarak yüzlerce çiftin nikahını kıyıyor, mutluluklarına ortak oluyoruz. Nikah, düğün ve özel gün kutlama turizmi Marmaris’i daha ön plana çıkarıyor. Bizler de turizmcilerimizle birlikte bu konuya dikkat çekmek için görüşmeler yapacağız. İleride hem yurtiçi hem de yurt dışından daha çiftin Marmaris’te aile kurmanın mutluluğunu yaşayacağını düşünüyorum. Dünya evine giren tüm çiftlere mutluluklar diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçelievler Belediyesinin Siyavuşpaşa Köşkü’nde düzenlediği programda cam fanustaki Sakal-ı Şerif vatandaşlara gösterildi. Akşam saatlerinde sıraya giren vatandaşlar içeri girerek Sakal-ı Şerif’i ziyaret etti, fotoğraf çektirip, dua etti.
Ziyaretçilerden Nimet Cesuroğlu, ziyaret sırasında duygulandığını dile getirerek, “Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerifi’ni ziyaret etmek çok güzel bir şey. Her gördüğümde duygulanırım. Her seferinde bu bende oluyor. Çok severiz, o hala bizim yanımızda.” dedi.
Halit Algur ise programı düzenleyen Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır’a teşekkür etti.
Sakal-ı Şerifi görünce çok duygulandığını belirten Algur, “Dünyanın son peygamber Hazreti Muhammed’e ihtiyacı var.” diye konuştu.
Sakal-ı Şerif, Siyavuşpaşa Köşkü’nde saat 24.00’e kadar ziyarete açık olacak.
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi İmam Hatibi hafız Bünyamin Topçuoğlu’nun Kur’an-ı Kerim okuyacağı program kapsamında Dursun Ali Erzincanlı şiir dinletisi sunacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay yerine gelen iş makinesi yardımıyla, yola saçılan hafriyat başka bir kamyona yüklenerek kaldırıldı. Yol bakım ekipleri, yolda temizleme çalışması yaparak trafiği yeniden açtı. Yaşanan kaza sonrası, TEM otoyolu Ankara istikametinde yoğun araç trafiği oluştu. Kamyonun kaldırılmasının ardından trafik normale döndü. Polis ekipleri, kazayla ilgili inceleme başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yunan turistin ortadan kaybolduğunu fark eden ailesi arama çalışması başlatarak durumu Yunan Başkonsolosluğuna haber verdi. Bunun üzerine çalışmalar derinleştirildi. Aramalar kapsamında kayıp ilanları hazırlanarak sosyal medyadan yayıldı.

Polis ekipleri de kaybolan yunan turisti sokak sokak aradı. 8 gün aradan sonra yaşlı adam Beyoğlu Cihangir’de polis ekipleri tarafından gezerken bulundu. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Yunan turist Dimitrios Papadimitriou Yunan Başkonsolosluğuna götürülerek ailesine teslim edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakan Işıkhan “Haksız yere işten çıkarmalarla ilgili biz Çalışma ve Sosyal Bakanlıkla ilgili her zaman haktan, hukuktan, emekten ve işçiden yana olduğumuz için, sizinle birlikte davanıza destek vermek için siz kıymetli kardeşlerime uğramak istedim. Davaniz mübarek olur inşallah. İşe geri dönme sürecindede Bakanlık olarak bize düşen ne varsa onları yapacağız. Bugünde Vanda’yız sizlerle birlikteyiz. Bayrakları taşımak onurlu birseydi. Biz inşallah işlerinize kısa sürede dönmeniz noktasında haklı mücadelenize destek vereceğiz” ifadesini kullandı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Örgüt lideri Onur Apaydın savunmasında, “Benim ailem ultra zengin değil ancak orta halli aileden iyi durumdayım. Bana bu yerleri ailem açmıştı. 10 yılımı doldurup memurluktan ayrılıp buraları işletecektim. Kiralama yerinde 20’ye yakın araç vardı. Bu aracları emniyet görevlileriyle ilgili derneğe ve çevresine kiralıyordum. O dönemde Zeytinburnu ilçe Emniyet amirliğinin şoförlüğünü yapıyordum. O araçta benim şirketime aitti. Bu aracların yamamı benim aileme ve bana aitti. Başka yerlerden toplama araçlar değildi” dedi.
“ÜMİT SARAL’IN İSTEKLERİ BİTMEDİ”
Apaydın savunmasının devamında, “Ben bu iş yerlerini Ümit Saral’ın bitmek bilmeyen talepleri nedeniyle kapatmak zorunda kaldım. 2021 Mart ayına kadar ben polis maaşımı da almaktaydım. Ben bu hak hukuk tanımayan acımasız yapıyla yolum kesişene kadar. Bu yapı içerisinde yer almaktan dolayı çok pişmanım ve herkesten daha üzgünüm. Ümit Saral organize suç örgütünden bahsediyorum. Kimsenin söyleyemediği. Ben bu sisteme ucuza araba almaya gelir elde etmeye girmedim” diye konuştu.
“BU AYARSIZ KIZIN DURUŞMASINA GELMEYECEĞİM”
Duruşmadan çıkmak isteyen Nihal Candan’a Bahar Candan “Gitme” dedi. Nihal Candan bunun üzerine “Bir daha bu ayarsız kızın duruşmasına gelmeyeceğin” dedikten sonra yerine oturdu. Ayrıca duruşmada üşüyen Nihal Candan çöp poşeti giydi. Duruşmadakiler durumu görünce Nihal Candan’a hırka verdi. Ara kararını açıklayan mahkeme Bahar Candan’ın tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağların yanmaya başladığını gören balıkçılar, bir yandan itfaiye ekiplerine haber verirken bir yandan da yangına müdahale etti. Alevlerin büyümesi üzerine Kıyı Emniyeti yangın söndürme ekiplerine de haber verildi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler, yangına hem karadan hem denizden müdahale etti. Yangın, teknelere sıçramadan kontrol altına alınarak söndürüldü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında önemli eserlere ulaşıldı.
Doç. Dr. Halil Tekin, kazı çalışma değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, bu yıl ki çalışmalarda silolar, mühürler, çocuk mezarları ve gümüşten yapılmış halka ortaya çıkardıklarını belirtti.
7 bin 600 yıllık gümüş halka
Tekin, 2024 yılı kazılarında çıkarılan buluntular arasında en dikkat çekici eserlerden birinin gümüş halka olduğuna işaret ederek şöyle konuştu:
“Çünkü dünya metalurji tarihinde önemli bir keşif olarak karşımıza çıktı. Gümüşten yapılmış küçük bir halka. Bir çubuğun halka haline getirilmiş olması. Gümüşün arkeolojideki varlığını günümüzden 5500 yıl öncesine kadar bilmiyorduk. Hem Anadolu’da hem İran’daki bulgular bize bunu gösteriyor. Domuztepe’de biz bunu 7 bin 600 yıl yani 2 bin yıl daha önce başladığını görüyoruz. Dünya metalürji tarihinde önemli bir keşif olarak bizi en çok heyecanlandıran buluntu olarak karşımıza çıktı.”
Gümüş halkanın günümüzden 7 bin 600 yıl öncesine ait olduğunu vurgulayan Tekin, “Muhtemelen bu bir bebeğin bileğine takılmış olmalıydı. Bunların analizleri yapılacak ve çok daha değişik sonuçlara da ulaşacağımızı umut ediyorum.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep’in Araban ilçesinde çoğu toprak altında olmakla beraber yer yer sur ve burç yapılarına ait duvar izlerinin görüldüğü bir höyük üzerine yapılan tarihi Raban Kalesi üzerindeki İç Kale Cami, restorasyon çalışması ile onarılmayı bekliyor.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerinden etkilenen tarihi caminin ön kısmında göçük meydana gelmesiyle o tarihten bu yana hiçbir onarım çalışması başlatılmazken, Gaziantep’teki depremden etkilenen camii ve minarelerde başlatılan restorasyon çalışmalarında sona doğru gelindi. İlçe ve bölge halkı ise İç Kale Cami’nin de restorasyon çalışması yapılarak onarılması için yetkililerden destek beklediklerini dile getirdi.
Gaziantep Valiliği YİKOP tarafından Kültür Katkı Payları Fonu’ndan ayrılan kaynakla, 2014 yılında aslına uygun olarak restorasyonuna başlanılan Araban Raban Kalesi İç Kale Cami, 2018 yılında restorasyon çalışması tamamlanmasıyla Gaziantep protokol üyeleri ve bölge halkının katılımı ile bölge halkının hizmetine sunulmuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, 13-17 Eylül tarihlerinde düzenlenecek festivalin bu yılki teması “Adalet?” olarak belirlendi. AJB DOC Direktörü Edhem Foco, festivale ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.
Foco, festivalde gösterilecek 24 belgeselden 9’unun dünya prömiyerini yapacağını belirterek “Her yıl temamızı etrafımızda yaşananlardan ilham alarak belirliyoruz. Geçen yıl festival eylülde yapıldı ve ekimde Gazze’ye saldırılar başladı. Yaşananların kültür dünyasında yeterince aktarılamaması bizi üzdü.” dedi.
Gazze’de her gün kadın ve çocuk ölümleri ile altyapının yok edilmesine şahit olduklarını aktaran Foco, şunları söyledi:
“Neyin nasıl yapılması gerektiğini başkalarına anlatma alışkanlığı olan gelişmiş ve modern dünyanın tepkilerine de şahit olduk. Hiç düşünmeden saldıran zalim tarafın yanında oldular. İşte tam burada ‘Adalet?’ teması aklımıza geldi. Adalet nerede?”
AA’nın “Kanıt” belgeseli gösterilecek
Foco, festivalde AA’nın İsrail’in Gazze’de işlediği savaş suçlarını tüm açıklığıyla ortaya koyan “Kanıt” belgeselinin de gösterileceğini ifade ederek “Al Jazeera Balkanlar’ın AA ile uzun yıllardır devam eden bir işbirliği var. Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da AA, Global İletişim Ortağımız. AA’nın belgeselinin festivalimizde gösterilecek olması bizim için bir onur.” ifadelerini kullandı.
AA’nın muhabir ve foto muhabirlerinin Gazze’de hayatını kaybettiğini anımsatan Foco, “Gazze’de çalışmalarına devam eden ender medya kuruluşlarından biri de AA. ‘Kanıt’ belgeseli oldukça anlamlı ve umuyorum gösterimine çok sayıda izleyici gelecektir. Yaşanan soykırımı kanıtlayacak bir belgeselimiz var.” değerlendirmesini yaptı.
Foco, AJB DOC’un bölgede önemli bir konuma geldiğini, belgesellerin de giderek izleyiciler için daha ilgi çekici ve bilgilendirici olduğunu söyledi. İzleyicilerden, seyrettikleri belgesellerle empati kurmalarını isteyen Foco, “Empati önemli. Biz de festival kapsamında toplumdaki empati duygusunu geri getirmek istiyoruz.” diye konuştu.
Foco, belgeselin yarın akşamki açılış filminin Filistin ve halkının yaşadığı acıları anlatan bir yapım olduğunu sözlerine ekledi.
Festivalin odak noktası Filistin
Saraybosna’daki festival kapsamında AA’nın “Kanıt” belgeseli 14 Eylül’de gösterilecek. Belgesel gösteriminin ardından “Kanıt” belgeseli ekibinden Ömer Faruk Tunç, Saraybosnalı izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.
AJB DOC’ta bu yıl Filistin halkının İsrail’in saldırıları sonucu maruz kaldığı acılar işlenecek. Festivalde İsrail’in Filistinlilere karşı şiddetini konu alan belgesellerin yanı sıra dünya ekonomisi ve siyasi çalkantıların anlatıldığı 24 belgesel film yer alacak.
Festivalin jüri üyeleri Deborah London-Harrington, Namik Kabil, Mila Turajlic, Francesco Montagner ve Myriam Francois olacak.
AJB DOC’un yarışma kısmında “AJB Ana Ödülü”, “AJB Program Ödülü” ve “İzleyici Ödülü” olmak üzere 3 ödül verilecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Selena’ dizisinin eski bölümleri tekrar tekrar izlenirken, Selena’da üç kardeşten biri olan ‘Selin’e hayat veren Cansu Demirci yıllardır yurt dışında gözden uzak bir hayat yaşıyordu.

Yurt dışında eğitimini tamamlayan Selena’nın Selin’i yılar sonra Türkiye’ye döndü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İLGİ TOPLADI!
32 yaşındaki Cansu Demirci, son haliyle magazin gündeminde ilgi toplarken bugün yepyeni bir haberle gündemde yer aldı.

ÜNLÜ OYUNCUNUN DÜĞÜNÜNDEN O KARE!
Ünlü oyuncu bugün evlendi. İşte Cansu Demirci’nin düğününden merak edilen o kare!

Sinem Kobal’ın başrolünde yer aldığı bir döneme damga vuran dizilerden biri olan ‘Selena’ hala izleyicilerin yakın ilgisini taşıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EŞİNİN ELİNİ ÖPTÜ
Cezaevinden çıkarken eşi Dilan Polat tarafından karşılanan Engin Polat “Çok mutluyuz ailemizle kavuştuk” dedi. Hemen aracının direksiyon koltuğuna geçen Engin Polat, yanına oturan Dilan Polat’ın elini öperek uzaklaştı. Polat, 10 aylık cezaevi sürecinde beslediği kuşu da yanına aldı.

4 TUTUKLU SANIK TAHLİYE
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından haklarında dava açılan Dilan ve Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 28 sanık davanın üçüncü gününde tekrar hakim karşısına çıktı. Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ahmet Gün, tutuksuz sanık Dilan Polat, Sinem Sıla Doğu, Can Doğu ve diğer tutuksuz sanıklar katıldı. Tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ise SEGBIS (Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi) ile katıldı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ün tahliyesine karar verdi.

EMNİYETTEKİ TÜM DİJİTAL MATERYALLER İADE EDİLECEK
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.

DİLAN POLAT SEVİNÇ ÇIĞLIKLARI ATTI
Öte yandan tahliye kararını duyan Dilan Polat sevinç çığlıkları atarak gözyaşlarına boğuldu. “Şükürler olsun Allah’ım” diyerek sevinçten zıpladı. Kızı Nilda’yı arayan Dilan Polat, ‘baban tahliye oldu’ dedi. Kardeşi Sıla Doğu’nun ise, “Adalet yerini buldu” dediği duyuldu.

POLAT DAVASI
İstanbul merkezli 6 ilde 1 Kasım 2023 ve devamında düzenlenen operasyonlarda, Dilan Polat ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu şüpheliler gözaltına alınmıştı. Mali Suçları Araştırma Kurulunca (MASAK) hazırlanan ön inceleme raporunda tasfiye halindeki 3 firmadan aile bireylerine ait şirketlere sözde ticaret karşılığında sahte fatura kesilmesi yöntemiyle 200 milyon lira para girişi olduğu belirlenmişti. Dilan ve Engin Polat’a ait bir medikal şirketin Ankara’da başka bir firmaya isim hakkını verdiği, bu firmanın hesabındaki 1 milyon 800 bin liranın da ortakların kişisel hesaplarına aktarılmaya çalışıldığı tespit edilmişti.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Dilan Polat ve Engin Polat hakkında ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme’, ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ ve ‘Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet’ suçlarından toplamda 20’şer yıldan 40’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Diğer şüpheliler hakkında ise değişen oranlarda hapis cezası talep edilmişti. Soruşturma kapsamında 5 Kasım 2023 tarihinde tutuklanan Dilan Polat 19 Ağustos 2024 tarihinde tahliye edilmişti.


Ecem AltanHaberler.com – Hukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“MAL VARLIKLARINI KULLANMAYA DEVAM EDECEKLER”
Yaşar’ın “Dilan Polat kendi evinde kalıyor. Mal varlıkları kamuya geçti mi?” sorusu üzerine açıklama yapan avukat Orhan Kale şu ifadeleri kullandı: “Mal varlıkları kamuya geçmedi. Mal varlıklarının üzerinde tedbir var. Bu da kişilerin yargılamalarının sıhhatli şekilde devam etmesi için atılı iddia üzerine mal varlıklarının üzerinde tasarrufta bulunmalarının engellenmesi demek. Bu kişiler şu an da mal varlıklarını satamazlar, devredemezler. Şirketlerinden bir kar payı alamazlar ama bu mal varlıklarını taşınmazlar açısından kullanmaya devam etmelerinin önünde bir engel oluşturmuyor. Bu açıdan da tabi ki de evlerinde kalıyorlar zaten gidecek başka bir yerleri de yok. Ancak herhangi bir kesinleşmiş ceza hükmü olmadan malvarlıklarının da bu dosyadan müsaredesi isteniyor. Üzerlerine atılı suç gerçekten cezalandırılma şeklinde hüküm altına alınıp istinaf ve temyiz aşamalarından geçtikten sonra kesinleşirse aynı anda iddianamede zaten müsadere talebi de olduğu için bu mal varlıkları kesinleşmeden sonra kamunun mülkiyetine geçecek. Bu birkaç yıl sürebilir. Kısaca devletin mülkiyetine geçecek. Ancak şu anki tedbir bu mal varlıklarının kaybolmasını, zarar gelmesini, değerlerinin azalmasını ve başkalarına devredilmesinin engellenmesine yönelik konuldu. Şu an devletin mülkiyetine geçen bir mal varlığı bulunmuyor. Bu tedbir korunması amacıyla var.”

4 TUTUKLU SANIK TAHLİYE
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından haklarında dava açılan Dilan ve Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 28 sanık davanın üçüncü gününde tekrar hakim karşısına çıktı. Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ahmet Gün, tutuksuz sanık Dilan Polat, Sinem Sıla Doğu, Can Doğu ve diğer tutuksuz sanıklar katıldı. Tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ise SEGBIS (Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi) ile katıldı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ün tahliyesine karar verdi.
EMNİYETTEKİ TÜM DİJİTAL MATERYALLER İADE EDİLECEK
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.
DİLAN POLAT SEVİNÇ ÇIĞLIKLARI ATTI
Öte yandan tahliye kararını duyan Dilan Polat sevinç çığlıkları atarak gözyaşlarına boğuldu. “Şükürler olsun Allah’ım” diyerek sevinçten zıpladı. Kızı Nilda’yı arayan Dilan Polat, ‘baban tahliye oldu’ dedi. Kardeşi Sıla Doğu’nun ise, “Adalet yerini buldu” dediği duyuldu.

Ecem AltanHaberler.com – Hukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güneyimizde oluşturulmak istenen terör koridoruna izin vermedik, vermeyeceğiz!
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde tespit ettiği 8 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hâle getirdi.
Bölgede en son terörist etkisiz hâle getirilinceye… pic.twitter.com/yWa3wjmS5M
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) September 6, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin 30 Ağustos Zafer Bayramı ile başlattığı, kurtuluş günleriyle de tüm Manisa’ya yaydığı konser etkinlikleri devam ediyor. Sarıgöl’ün düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünde Sanatçı Emre Fel sahne aldı. Sarıgöl Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen konseri Sarıgöl Kaymakamı Halil Dalak, Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ali Kılıç ile Sarıgöllü yurttaşlar takip etti. Sevilen şarkılarını Sarıgöllüler için seslendiren Emre Fel, izleyenlerin beğenisini topladı.
Kurtuluşun 102’nci yılını kutladı
Konserde Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz ile Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Kılıç, sanatçıya çiçek ve hediye takdim etti. Genel Sekreter Yardımcısı Ali Kılıç, “Sarıgöl’ün düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yılı kutlu olsun. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’in öncülüğünde tüm ilçelerimizde bu coşkuya ortak olarak etkinlikler düzenledik. Sanatçımız Emre Fel’e de katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” dedi.
Başkan Zeyrek’e teşekkür etti
Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz ise konser nedeniyle Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek’e teşekkür etti. Başkan Akdeniz, “Bugün 4 Eylül. Bu topraklar üzerinde kirli hesaplar yapan emperyalist güçlere unutamayacakları bir ders verdiğimiz gündür. Bugün Sarıgöl’ün gurur günüdür, bayramımızdır. Bayramımız kutlu olsun. Bizler, bugün burada sıradan bir kutlama yapmıyoruz. 102 yıl önce bu vatan için nasıl can verildiyse, bugün de aynı kararlılık ve inançta olduğumuzu göstermek için toplandık. Bugün Sarıgöl’ümüzün doğum günüdür” ifadelerini kullandı. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Murat Paşa Mahallesi’nde bulunan ve dönemin önde gelen tüccarlarından Hacı Bekir Zade Ağa tarafından yaptırılan tarihi konak, bir asır geçmesine rağmen ilk günkü gibi ayakta duruyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca 1979 yılında, yansıttığı mimari ve taş süslemeleri nedeniyle tescillenen 112 yıllık konak, taş işlemeciliğinin eşsiz örnekleriyle dikkati çekiyor.
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan eserlerin yanı sıra kentin simgeleri Çifte Minareli ve Yakutiye medreseleriyle benzer özellikler taşıyan yapı, taş işlemeciliğinin sivil mimarideki eşsiz örnekleriyle de öne çıkıyor.
Mirasçı ailenin yapıyı satılığa çıkarmasının ardından MHP Erzurum İl Başkanlığınca girişim başlatıldı. Satın alma işleminin ardından tarihi konak, 5 ay süren restorasyon çalışması sonrası il binası olarak kullanılmaya başlandı.
Bahçeli’nin vekaleti ile MHP Genel Merkezine kaydettirildi
Tarihi mekanda basın mensupları ile bir araya gelen MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, 1912 yılında yaptırılan konakta üç kuşağın yaşadığını söyledi.
Konaktaki inşa sürecinin ardından 1915’te Rus Harbinden dolayı ailenin Sivas’a gitmek zorunda kaldığını, burasının yaklaşık 2 yıl Rus Komutanlığı olarak kullanıldığını belirten Yurdagül, ailenin 1917’de geri gelerek konakta yaşamını sürdürdüğünü anlattı.
Anneleri vefat edince çocukların konağın satılmasına karar verdiğini dile getiren Yurdagül, şöyle devam etti:
“Satılığa çıktıktan sonra aile ile irtibata geçtik. Belirlenen meblağı topladık. Parayı teslim ettikten sonra tapu sürecini başlattık. Genel Başkanımıza süreçten önce buranın tarihi ile alakalı durumunu izah ederek, MHP’nin tarihinin şanla şerefle dolu olması hasebiyle böyle bir konağın yakışacağını söyledik. Sayın Genel Başkanımız, mutluluklarını ifade ederek desteklerini belirtti. Kendisinden müsaade alarak aile ile sözleşmeyi imzaladık ve satın alma işlemini bitirdik. Satın aldıktan sonra Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin vekaleti ile tarihi konağı MHP’nin kayıtlarına geçirdik.”
Yurdagül, 700 metrekare alan üzerine kurulu konağın restorasyon işlemlerini mimar olarak kendisinin üstlendiğini, tarihi dokuya uygun ve titizlikle çalışmaların yürütüldüğünü kaydetti.
Alım ve restorasyon 23 milyon liraya gerçekleşti
Konağın, MHP il yöneticileri, meclis üyeleri ve partiye gönül verenlerle birlikte alındığını ifade eden Yurdagül, “16 milyon liraya anlaştık. Eski İl Başkanlığı binamızı 3 milyon liraya, kadın kollarımızın kullandığı yeri de 1 milyon liraya sattık. Geriye kalan 12 milyon lirayı da toparladık. Restorasyon işlemleri ise 7 milyon liraya gerçekleştirilmiş oldu.” diye konuştu.
Katılımcılara konağın restorasyon çalışmalarından önceki ve yeni halini gösteren Yurdagül, daha sonra tarihi mekanı gezdirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adalet Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan protokolle Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne devredilen, 12 Eylül askeri darbe sonrasında insanlık dışı uygulamaların yaşandığı ve 2022 yılında kapatılan Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nin müzeye dönüştürülmesi için çağrılar sürüyor.
Darbe döneminde yaşanan ağır ihlallerin tanıklarının oluşturduğu “5 Nolu Cezaevi Hafıza Müzesi Girişim Grubu”, cezaevi önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan grup üyesi Haluk Yıldızhan, şunları söyledi:
“5 Nolu Cezaevi’nin şiddetle beslenen özel bir kişiliksizleştirme laboratuvarı olduğunu ifade ederek, ” Türkiye’de askerler darbeci geleneğini sürdürüp sivil yönetime el koyarak, 12 Eylül 1980’de askeri bir darbe yaptı. Bu darbenin üzerinden 44 yıl geçti, ancak etkisi hala devam etmektedir. Bu askeri darbe sonucunda, yüz binlerce insan soruşturmaya tabi tutuldu, gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi, binlercesi tutuklandı. İşkence hanelerde ve cezaevlerinde yüzlerce insan işkence ve kötü muameleden ötürü yaşamını yitirdi, öldürüldü, binlercesi sakat kaldı. Binlerce insan idam cezasından yargılandı, 50 kişi idam edildi. Cezaevleri özel uygulama alanlarına dönüştü, birer işkence merkezi oldu. Ancak bir yer vardı ki, sadece basit bir işkence merkezi olmadı; aynı zamanda siyasal-sosyal bir deney merkezi, insanların kimliklerinin yok edilip, teslim alınmak üzere kurulmuş asimilasyon okulu, şiddetle beslenen özel bir kişiliksizleştirme laboratuvarıydı. Evet, orası Diyarbakır 5 Nolu Cezaeviydi. Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde 1981-84 yılları arasında işkencelerden 34 kişi yaşamını yitirdi ve yüzlerce kişi sakat kaldı. Aileler de, içeride tutsak olan yakınları ile birlikte baskıya, şiddete maruz kaldılar, büyük travmalar yaşadılar. Bu süreç, işkence ve işkenceye karşı direnişler süreci olarak sürdü.”
‘Şu anda projesinin yapılma aşamasında olduğu bilinmektedir’
Binlerce insanın yaşamında derin izler ve acılar bırakan 5 Nolu Cezaevi’nin hükümetin aldığı karar doğrultusunda, 20 Ekim 2022 tarihinde boşaltılarak müze yapılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredildiğini aktaran Yıldızhan, “7 Haziran 2023 tarihinde projesi yapılmak üzere ihale edildi. Şu anda projesinin yapılma aşamasında olduğu tarafımızca ve kamuoyunca bilinmektedir. Bizler, 5 Nolu’da 1980-84 yıllarında yaşanan bu işkence ve vahşet döneminin tanıkları olarak, cezaevinin aslının tümüyle korunarak bir hafıza müzesi yapılması ile ilgili tüm aşamalarda yer almak ve tanıklıklarımızı ilgili kurumlar ve uygulayıcılarla paylaşmak amacıyla, bir araya gelerek 5 Nolu Cezaevi Hafıza Müzesi Girişim Grubu’nu oluşturduk” diye konuştu.
‘Bir bütün olarak aslına uygun bir şekilde dizayn edilmeli’
Yıldızhan, 5 Nolu Cezaevi’nin müzeye dönüştürülmesi amacıyla bakanlık yetkilileriyle yaptıkları görüşmede henüz bir sonuç alamadıklarını belirterek, şunları söyledi:
“Bir cezaevi müze olacaksa, orada yaşananları, orada yaşayanlardan dinleyerek, gelecek kuşaklara aktaracak hafıza müzesi olmalıdır mantığıyla, kamuoyunda farkındalık yaratmak için, bir çok sivil toplum kuruluşu ve ilgili kamu kuruluşlarına yapılan ziyaret ile ilgili bakanlık ve CİMER’e yapılan müracaatlar sonucu, bakanlık yetkilileriyle yaptığımız görüşmede görüşlerimizin dikkate alınacağına dair söz verilmesine karşın bugüne kadar somut bir adım atılmamıştır. Dünya ve Türkiye örneklerinde olduğu gibi, Almanya’daki Nazi kampları, Macaristan’daki Terörevi, Süleymaniye’deki Emna Sor ve Türkiye’de Sinop ve Ulucanlar cezaevlerindeki gibi 5 Nolu Cezaevi binası bir bütün olarak aslına uygun bir şekilde dizayn edilmeli ve cezaevinde yatanların o günleri yaşayanların görüş ve önerileri mutlaka dikkate alınmalıdır cezaevi bir bütün olarak hafıza müzesine dönüşmelidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, dünyanın en zengin mutfaklarından biri olan Türk mutfağının uluslararası tanıtımının yapılmasının öncelikli hedefleri olduğunu belirtti.
Bu doğrultudaki titiz çalışmalara yönelik değerlendirmelerde bulunmak üzere bugün şef Zanna ile İstanbulAKM’de bir araya geldiklerini aktaran Bakan Ersoy, Zanna’ya teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, Belediye Meclisi’nin eylül ayı toplantısında yaptığı açıklamada, binanın üst katının belediye başkanlarının geçmişte aldıkları hediyeler, değerli eşyalar ve resimlerin sergileneceği bir hatıra mekanına dönüştürüleceğini belirtti. Alt kat ise halkın eğitimi ve kültürel gelişimi için kursların düzenleneceği bir alan olarak kullanılacak.
Kantarcı, binanın 1960’lı yıllardaki haline uygun şekilde restore edildiğini vurgulayarak, “Bu mekan, geçmişimizi yad etmek ve yaşatmak adına önemli bir çalışma olacak. Alt kat ise halkımızın beceri kazanmasına yönelik kurslar için kullanılacak. Hedefimiz, yıl sonuna kadar bu projeyi hayata geçirmek” dedi.
Toplantıda ayrıca Geriş Köyü Çay Mevkii ve Veliköy’ün belediye sınırlarına dahil edilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Belediye, artan araç kiralama maliyetlerine son vermek amacıyla yeni araç alımına karar verdi. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sevil Görgülü, eşiyle fotoğrafını paylaşarak, ayrılığı duyurdu.
Sevil Görgülü; “Sevgili arkadaşlarım ve değerli takipçilerim, hayatta her şey planladığımız gibi olmuyor ve belli kararlar almak zorunda kalıyoruz. Ayhan Görgülü ile olan 40 yıllık evlilik akdimizi anlaşmalı olarak sonlandırmış bulunmaktayız. Herkesin yolu açık olsun” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Belma Canciğer – Ecesu Müjde – Gani Müjde
Gani Müjde ayrıca; “Bavullar için İzlanda ayazında epey bir bekledikten sonra bir yetkili gelip kızıma ‘siz tek olduğunuz için size tek kişilik oda veremeyiz odanızı paylaşacaksınız biriyle’ demiş. Odasını paylaşmasını istedikleri 40 yaşlarının üstünde kazık kadar bir Meksikalı ve “erkek”… (Burada Cem Karaca’nın namus belası şarkısını dinliyoruz fonda) 20 küsur yaşındaki kızım itiraz etmiş tabi. Bir erkekle aynı odayı paylaşmayacağını söylemiş. Epey bir tartışmadan sonra ‘lanet olsun, sana tek kişilik bir hostel bulduk’ demişler ve yolcuların bir kısmını hostele giden otobüse bindirmişler ve ‘güzel İzlanda’mızı tanıyalım ada turu’ böylece başlayıvermiş” ifadelerini kullandı.
REKLAM
Gani Müjde’nin bu açıklamalarının ardından THY’den yanıt geldi. THY Basın Müşaviri Yahya Üstün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
Son birkaç gündür bazı yayın organlarında yer verilen ve bir yolcumuzun New York uçuşu ile ilgili gerçeği yansıtmayan bir takım iddialara yönelik açıklama getirmek isteriz.
İlgili ekiplerimizin gerçekleştirdiği incelemeler sonrası yolcumuzun 28 Ağustos 2024 tarihine bilet satın aldığı uçuşta check-in öncesinde 13 koltuğun overbooked (standartlar içinde) olduğu görülmekte olup, stand by beklenip, yer açıldığında yolcumuza uçması teklif edilmiş ancak kendi rızası ile kabul etmemiştir.

THY Basın Müşaviri Yahya Üstün
Bunun üzerine yetkililerimiz ücretsiz bilet değişikliği sağlayıp, 2 gün sonraki 30 Ağustos uçuşuna yolcumuzun uçuş kaydını gerçekleştirmişlerdir.
Söz konusu uçuş esnasında okyanus üzerindeyken uçağımızda meydana gelen teknik arıza nedeniyle kokpit ekibimiz, Keflavik (İzlanda)’e mecburi iniş gerçekleştirmiştir.
REKLAM
Uçuş ağımızda yer almayan bu istasyonda herhangi bir yerleşik ekibimiz bulunmadığı hâlde, yolcularımızın buradaki mağduriyetini mümkün mertebe minimize etmek adına yetkili ekiplerimiz, Keflavik havalimanındaki yetkili handling firmasıyla hızlıca irtibata geçmişlerdir.
Halihazırda yüksek turizm sezonu görülen bölgede yetkililerimiz koordinasyonunda ilgili handling firmasınca, 9 farklı otelde hızlıca rezervasyon gerçekleştirilip, 349 yolcunun + kabin ve kokpit ekiplerinin transferlerle bu otellere yerleştirilmeleri sağlanmıştır.
Yoğun sezon nedeniyle uzak- yakın tüm alternatif konaklama tesislerinin değerlendirildiği çerçevede ve Schengen vizesi bulunmayan yolcularımızın ülkeye girişlerinin yasak olmasına rağmen bu acil durum nedeniyle özel izin alınarak konaklamaları sağlanmıştır.Yolcumuzun, arkadaşları ile aynı otelde konaklama hususunda ısrarcı olması üzerine, sürece destek sağlayan handling firması yetkilisince söz konusu oteldeki kapasite aşımı nedeniyle bunun mümkün olamayacağı, ancak bir arkadaşı ile aynı odayı paylaşması kaydıyla bunun mümkün olabileceği yolcumuza bildirilmiştir. Bu alternatifi kabul etmeyen yolcumuz farklı bir otele yerleştirilmiş ve uçuştaki diğer yolcularımızla birlikte ertesi güne planlanan ikame uçuşumuz ile varış noktası New York’a ulaştırılmışlardır.
Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla arz ederiz.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz günlerde evlilik hazırlıklarıyla gündeme gelen oyuncu çift Pınar Deniz ve Kaan Yıldırım’ın merakla beklenen nikâh tarihi nihayet belli olmuştu. Çiftin eylülde evleneceği konuşulurken, bu kararın ardındaki asıl sebebin Pınar Deniz’in bebek bekliyor olması.

Ekranların gözde isimlerinden Pınar Deniz ve Kaan Yıldırım, hayranlarının ilgisini çeken bir aşk hikâyesi yaşıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Genelde dizi sezonları biter bitmez evlenen oyuncular, yaz tatilinde hem yorgunluklarını atmak hem de uzun bir balayıyla yeni hayatlarına güzel bir başlangıç yapmak için bu dönemi tercih ediyor.
Mehmet Üstündağ’ın haberine göre; Pınar Deniz ve Kaan Yıldırım’ın eylül ayında evleneceklerini duyurması, bende “Neden yaz başında evlenmediler” şüphesini uyandırmıştı. İşin aslını araştırınca ise çok özel bir gelişme ile karşılaştım!
Edindiğim bilgilere göre, çiftin bu kararının arkasında Pınar Deniz’in hamile olduğu gerçeği yatıyor.

Normal şartlarda bu yaz için bir düğün planı yapmayan çift, öğrendikleri bu mutlu haberle birlikte düğün tarihlerini öne çekmeye karar vermişler.
Eylül ayında nikâh masasına oturacak olan çift, bu kararla birlikte bebeklerini kucaklarına almadan önce evliliklerini resmiyete dökmek istemiş.

Geçtiğimiz Temmuz başında beraberliklerinin birinci yıldönümünü kutlayan Pınar Deniz ile Kaan Yıldırımİngiltere tatillerinde evlilik kararı almıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yer aldığı filmlerle adını tüm Türkiye’ye duyuran Yeşilçam’ın en güzel kadın oyuncularından Ahu Tuğba 69 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Uzun bir süredir ABD’de kızı Anjelik ile yaşayan Ahu Tuğba, geçtiğimiz nisan ayında büyük bir trafik kazası geçirmiş, 8 saatlik operasyonun ardından 3 hafta yoğun bakımda tedavi görmüştü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu süreçte bir türlü toparlanamayan Ahu Tuğba ile Miami’deki evinde kızı Anjelik ilgileniyordu.

Ölümü ile sanat camiasını yasa boğan Ahu Tuğba’nın son anlarında da yanında kızı Anjelik vardı

Ahu Tuğba, dün Miami’deki evinde hayata veda etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Meme kanserini atlattıktan sonra beyninde tümor olduğunu öğrenen ve ameliyatı iyi geçirdiğini belirten Şimal, kötü haberi duyurdu. Şarkıcı, hastalığına yine yakalandığını açıkladı.

Şimal, beyin zarına metastaz yaptığını ve tedavilere başlayacağını söyledi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Şimal, sağlık durumunu sosyal medya hesabında takipçileri ile paylaştı.
“Dostlarım çok kararsızdım bu haberi paylaşma konusunda fakat Dm kutusu doldu taştı. Hepiniz, sesim çıkmayınca merak ettiniz haklı olarak. Bana da hak verin tüm aile olarak yıkılmış durumdayız tam toparlandık derken bir daha… Özetle ve maalesef ki yine yakaladı bu hastalık beni. Bu sefer de beyin zarıma metastaz yaptı. Bizi mutlu eden şey ise, erken teşhis etmiş olmamız. Pazartesi günü işin tedavileri başlayacak onkoloğum ilaçları güçlendirecek. İnşallah yine aranıza döneceğim. Her zamanki gibi sizden dua bekliyor olacağım. Arayan soran, mesajlarıyla bana güç veren herkese şimdiden çok teşekkür ederim. Sağlığınıza dikkat edin! “

NE OLMUŞTU?
Ucuz Roman, Ferman ve Ağla Ağla gibi şarkılarıyla bilinen Şimal, 2 yıl önce meme kanserine yakalanmıştı. Şarkıcı uzun bir tedavi sürecinden sonra sağlığına kavuşmuştu.

Ancak ünlü şarkıcı Şimal, sosyal medya paylaşımıyla sevenlerini üzmüştü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaya Çilingiroğlu ile ev sahibi arasında sular durulmuyor! Çilingiroğlu’nun Etiler’de oturduğu sitede güçlendirme çalışması yapıldığını, ancak ünlü ismin evden çıkmak için ev sahibinden 2 milyon TL istediğini GÜNAYDIN manşete taşımıştı.

Çilingiroğlu’nun ev sahibinin, İstanbul’da 37 kez gayrimenkul vergi rekortmeni olan Numan Ceyhan olduğu ortaya çıktı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

6 YIL ÖNCE KİRALADI
Çilingiroğlu, 6 yıl önce Ceyhan’dan bir evinde oturmak için ricada bulundu ve evi 5 bin liraya kiraladı. Şu anda 10 bin lira kira veren Çilingiroğlu, güçlendirme çalışması yapılacağını öğrenmesine rağmen evi boşaltmak istemedi ve tahliye için 2 milyon talep etti.

Bunun üzerine Ceyhan, mahkemeye başvurdu ve 5 milyonluk tazminat davası açtı.

Çilingiroğlu ise olayla ilgili konuşmak istemedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Parasını ödeyip konsere gelenler bir saat boyunca alandan ayrılmayarak Kadıköy Belediyesi’ni protesto ettiler. Açıklama yapmak için sahneye çıkan başkan yardımcıları da yoğun protesto yüzünden konuşamadı. Oysa Objektif grubu özellikle çevre bilincinin gelişmesi amacıyla mesaj yüklü şarkılarıyla tanınıyordu. Adı gibi siyasi tarafı yoktu ve sadece dertlerini müzikle anlatmayı tercih ediyorlardı. Gelin görün ki müziği “Gürültü” olarak niteleyen bir belediyenin çirkin tavrına muhatap oldular. Oysa etkinliğin daha önceki gecelerinde Moğollar ve Bulutsuzluk Özlemi de aynı sahnede yer almıştı. Meydanlarda “Özgürlük, hak, hukuk” diye bağıranların gerçek yüzü böylelikle bir kez daha afişe oldu.
Çam ağacı dikilmesin
Köşemizin müdavimlerinden Ali Uygur, orman yangınlarının önlenmesi konusunda önemli bir detayı gündeme getirmiş:
“Yüksel Bey’ciğim, önceki salı günü yayınladığınız ‘Ormanlar nasıl kurtulur?’ başlıklı yazınızı okudum. Durumun vahametini sayenizde daha iyi anladım. Yazıda belirtmiş olduğunuz çözümleriniz ve önerilerinize gönülden katılıyorum, keşke sizin kadar duyarlı olabilsek…
Ankara Ulus’ta bulunan YIBA çarşısı yangınında oradaydım. Taşın nasıl cayır cayır yandığını orada gördüm. Düşünün, taş böyle yanarsa ağaç nasıl yanar?
Bu cihetten, ormanlarımızda yanan ağaçların yerine ısıya dayanaklı kara servi, mavi servi, zakkum, akasya, ahlat, kuşburnu gibi ağaçlar dikilmeli, kesinlikle çam ağaçları dikilmemelidir. Gördük işte, çam hem kolay tutuşuyor hem de kozalakların uzak mesafeye bir bomba gibi gitmesiyle yangın daha geniş alanlara yayılabiliyor.”
Anız yakana kredi yasağı
Aynı konuda okurumuz Abdullah Çil’in de bir önerisi var: “20 Ağustos 2024 tarihli yazınızda belirttiğiniz önermeleri ilaveten, anız yakılan parsel/parseller ile ilgili tarım destekleri verilmemeli, ilaveten tarım destekleri faslında anız yakmama desteği verilmesinin iyi sonuç vereceğini, anız yakma hususunda caydırıcı etki yapacağını naçizane bir vatandaş olarak düşünürüm. Köşemizde çok yararlı bilgilere yer veriyorsunuz, yararlanıyoruz. Saygılarımla.”

Ne mutlubana…
Geçen hafta doğum günümde aldığım en anlamlı hediye, değerli okurum Mahpeyker Merve Doğan’dan geldi. Umre ziyaretinde benim ve ailem için dua etmiş. Elindeki notta şöyle yazıyor: “Gönlü güzel beyefendi Yüksel Aytuğ ve ailesine Kabe-i Muazzama’dan selam ve dua ile…”
Bir gazeteci için böylesine kutsal bir mekanda bir okurunun aklında ve dualarında yer bulmak acaba kaç Pulitzer ödülü değerindedir?
HAFTANIN ŞİİRİ
SÖZÜME GEL
Horoz olsan dersin ki;
Ben öttüm diye gün doğdu
Oysa bıçağın ucunda
Her horozun dik boynu
Seni kıyıya döndüren
Yelkeninin direğidir
Kendini rüzgar sanma
Direği kıran kibrindir
Medet umma bedduadan
Döner de seni bulur
Çamur atmadan önce
Kirlenen elin olur
Bir doğrunun uğruna
Sakın üç yanlış yapma
Gel Arifî’nin sözüne
Hak yolundan sapma
Aşık Arifî – 2024
Gaf kürsüsü
Muharrem Akduman dostum sobelemiş: TV 8’deki Yemekteyiz programında iki cahil hatun… Biri, kuzu kulağını et sanıyor. Diğeri, salataya konan ayçiçek içiyle ilgili ‘Ağzında çitleyip mi salataya koydu?’ diyor. Oysa hazır ayçiçek içi var.
Zap’tiye
Kayıp Narin’in babasını arayıp, gülerek dalga geçiyorlarmış. Hâlâ kıyamet alameti arayan var mı?
Ne demiş?
Okurumuz Murat Aydın, Show Haber’deki iş yeri sahibinin hırsızlara isyanını not etmiş: “Gündüzleri ben çalışıyorum, geceleri onlar.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Artistliğe soyunan ünlü iş insanı Metin Şen, Yeşilçam jönleri gibi afiş kavgası çıkardı! Arkadaş hatırı için kamera karşısına geçen ve ‘Leydi Di’ filminde rol alan Metin Şen, filmin afişinde yer almayınca yapımcısına sitem etti! Yeşilçam’da ve günümüz sinemasında birçok kez yaşanan ‘afiş kavgası’na böylece Şen de dahil oldu!

Aslında latife yapıyorum! Evet; Metin Şen, yakın arkadaşı Ercan Saatçi’nin yapımcılığını yaptığı ‘Leydi Di’de rol aldı ve afişinte yer alamadı ancak kavga da çıkarmadı; sadece esprili bir göndermede bulundu. Şen önceki gün yayınlanan filmin afişini sosyal medyada paylaşıp altına da “Sinema dünyasına adım attığım bu filmde her ne kadar afiş de yer almasam da, katkımın bu filmi taşıyacağı seviye, Oscar ödülleri olacağı muhakkak” yazdı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sonra da yapımcısı Ercan Saatçi’yi tag’leyerek, “Değerimi anlayan yapımcıların kulağına küpe olsun” diye de ekledi. Tabii Metin Şen’i tanıyan ve Ercan Saatçi ile dostluklarını bilenler bu paylaşımları gülerek takip etti. Bu arada Metin Şen’in Oscar’lık rolünü çok merak ediyorum doğrusu!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aslında latife yapıyorum! Evet; Metin Şen, yakın arkadaşı Ercan Saatçi’nin yapımcılığını yaptığı ‘Leydi Di’de rol aldı ve afişinte yer alamadı ancak kavga da çıkarmadı; sadece esprili bir göndermede bulundu. Şen önceki gün yayınlanan filmin afişini sosyal medyada paylaşıp altına da “Sinema dünyasına adım attığım bu filmde her ne kadar afiş de yer almasam da, katkımın bu filmi taşıyacağı seviye, Oscar ödülleri olacağı muhakkak” yazdı.

Sonra da yapımcısı Ercan Saatçi’yi tag’leyerek, “Değerimi anlayan yapımcıların kulağına küpe olsun” diye de ekledi. Tabii Metin Şen’i tanıyan ve Ercan Saatçi ile dostluklarını bilenler bu paylaşımları gülerek takip etti. Bu arada Metin Şen’in Oscar’lık rolünü çok merak ediyorum doğrusu!

EFSANE ŞİRKETİ BİRLİKTE YÖNETECEKLER
İlker İnanoğlu’nun babası Türker İnanoğlu’nun en büyük mirası Erler Film’e sahip çıktığını yazmıştım. Meğer, Amerika’da bir teknoloji devinde üst düzey yöneticilik yapan, Türker Bey’in Gülşen Bubikoğlu’ndan olan kızı Zeynep İnanoğlu Özdemir de taşın altına elini koymuş. İki kardeş aralarında görev dağılımı yaparak, Erler Film ve Türker İnanoğlu Vakfı’nı (TÜRVAK) birlikte yönetecekmiş. İlker İnanoğlu, TÜRVAK Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Erler Film Başkan Vekilliği görevlerini; Zeynep İnanoğlu Özdemir ise, Amerika’daki görevinin yanı sıra Erler Film Yönetim Kurulu Başkanlığı ve TÜRVAK Başkan Yardımcılığı görevlerini üstlenmiş. İkisine de başarılar dilerim.

BİR LÜKS MARKADAHA GELDİ
Yıldızların makyajcısı olarak tanınan İngiliz girişimci Charlotte Tilbury’nin kurduğu lüks makyaj, parfüm ve cilt bakım markası Türkiye’ye geldi. Pınar Danacı Tunaveli’nin Türkiye pazarlama müdürü olduğu markanın gelişi için önceki gün bir davet verildi. Renkli davete, influencer ve tiktokerlarla birlikte sanat, cemiyet ve moda dünyasından pek ünlü isim katıldı. Konuklar davette, ünlü markanın ürünlerini deneyimle imkanı da buldu. Makyajlarını yaptıran konuklar, daha sonra DJ müziği eşliğinde eğlendi.

MESAJ MIHATA MI?
Haluk Bilginer’in de rol aldığı ‘Maria’ filminin başrol oyuncusu Angelina Jolie, filmin Venedik Film Festivali’ndeki prömiyerinde giydiği kürk etolü ile herkesi şaşırttı! Yazın ortasında kürk kullanarak belki yine birilerine mesaj vermek istedi ama ne yapmaya çalıştığını kimse anlamadı! Hayranları bir anlam veremese de, zamansız etolünün sahte kürk olmasından dolayı Jolie’ye övgüler yağdırdı. Bu etol, zamanlama hatası değilse ve mesaj kaygısı taşıyorsa Angelina Jolie’nin ağustosta Venedik’te mesaj vermeye çalışması çok garip. Zaten mesajı alan da olmadı. Bu arada ünlü oyuncunun elleri ve kollarındaki belirgin damarlar etolünden çok daha fazla konuşuldu.

BU KEZ ŞAŞIRTTI!
Genelde şık tercihleriyle görmeye alıştığımız dünya serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen, bu kez beni şaşırttı! Şahika, geçenlerde katıldığı bir davette giydiği denim pantolonu ve halter yaka bir bluz ile sezonun trendlerini yakalamak istemiş. Ancak ne yazık ki başaramamış! Bir kere denim pantolonu sezonun yazlık havasına hiç uymuyor. Halter yaka bluzu ise bence fazla sıradan. Kombinini tamamladığı siyah topuklu sandaletleri de oluşturmak istediği tarzla çok alakasız olmuş. Uzun lafın kısası; bu kez olmamış Şahika Ercümen…

Bu yazın favori dekoltelerinin başında göbek kısımdaki cut-out’lar geliyor. Cesur olduğu kadar şık duran bu stil, doğru kombinle zarif bir görünüm sağlıyor.

Tek omuzlu helenistik elbiseler bu yazın en feminen tercihlerinden… Zarif ve kolay kombinlenen tek omuz elbiseler yazın favorilerinden oldu.

Gold bileklikler, yaz sezonunda olduğu kadar sonbahar sezonunda da popülerliklerini sürdürecek. Kalın veya geometrik görünümlere sahip bileklikler yeni sezonun en dikkat çeken aksesuarlarından…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oyuncu Zehra Yılmaz, Sabah Günaydın TV’de ‘Yasemİnce İtiraflar’ programında Yasemin Döngel’in konuğu oldu. Oyunculuk üzerine konuşan Yılmaz, “Bu iş bana biraz daha sabırlı olmam gerektiğini öğretti. İşimin en zor yanı sabır” dedi. Güzelliğiyle dikkat çeken oyuncu, “Estetiğe karşı bir insan değilim ama estetiğim yok. Ufak müdahalelerim var” ifadelerini kullandı. 30’lu yaşlarının kendisini değiştirdiğini de belirtti, “Eskiden kabullenmem çok uzun sürüyordu bazı şeyleri. Şimdi diyorum ki, ‘Tamam Zehra. Herkese yaranmak zorunda değilsin'” sözleriyle dikkatleri üzerine çekti. İşte röportajın tüm detayları…

-Nasılsın, nasıl gidiyor hayat?
İyiyim, güzel gidiyor. Her şey yolunda. İlk defa çalışmadığım bir yaz geçiriyorum. Benim için de değişik bir yaz oluyor. Bu yazı böyle hem tatil yaparak hem arkadaşlarımla vakit geçirdim. Terapi gibi oldu.
-“Hudutsuz Sevda” ile ekranlara döndün son olarak. Sonradan bir projeye dahil olmak daha mı zor, yoksa oturmuş bir işe dahil olmak daha mı keyifli?
Aslında oturmuş bir projeye dahil olmak biraz zor. Sonuçta birbirini tanıyan kaynaşmış bir ekip var ve onların içine girdiğinde sen ne kadar olmasa da bir yabancısın. O yüzden çok zorlanacağımı düşünmüştüm. Onun stresi de üzerimde çok vardı. Daha önce devam eden bir işe dahil olmuştum, orada da çok iyi arkadaşlıklar kurmuştum, ona inanarak “Zehra çok iyi olacak” falan diye başladım. Gerçekten de öyle oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

-Oyunculuk çocukluktan gelen bir heves mi, sonradan mı büyüsüne kapıldın?
Ben biliyordum, hissediyordum, öyle doğdum diye düşünüyorum. Ben çok küçükken televizyonda bir klip falan gördüğümde onu böyle kenarda köşede oynarken ya da izlediğim çizgi film karakterlerini canlandırırken buluyordum kendimi. İçgüdüsel olarak bir sahnede olmak istiyordum.
-Çocukluktan gelen bir aştı yani. Sonra oyunculuk üzerine mi eğitim aldın?
Evet. Türkiye’de büyümedim ben, Bakü’de büyüdüm Azerbaycan’da. 4 yaşındayken biz taşındık oraya. Tiyatro, sahne eğitimi derken Türkiye’ye geldim tekrar.
-Ama doğum yeri Mersin sanırım. Çocukluğunda pek çok yer, pek çok kültür var. Anıların keyifli mi, hüzünlü mü?
Hem keyifli hem hüzünlü diyebilirim. Aslında her çocuk gibi, her yetişen insan gibi hem hüzün var hem keder var, sevinç var mutluluk var, ayrılma var kavuşma var…

-Elbette hepsi hepimizde de var ama düşündüğün zaman hangisi ağır basıyor?
Aslında o kadar karmakarışık bir şey içindeydim ki ama güzel karışıklıklar. Travmatik gibi asla değil. Mersin’de doğdum ben. Deniz kenarı, sahil kasabası gibi aslında. Tatlı ve küçük bir yerde doğdum. Sonra babamın işleri dolayısıyla Bakü’ye taşındık.
-Zorlandın mı?
Çocuktum, çok zorlandım diyemem. Biraz annem sanırım zorlanmış dil ve kültür konusunda ama biz zaten kardeş ülkeyiz. Türkçe ve Azerbaycan dili birbirine çok benziyor, ikisi de aslında Türkçe. O yüzden zorlanmadım. Hiç bilmediğimiz bir yere gitmedik yani. Aslında bizden olan farklı bir bizden bir eve gittik.
-Türkiye’nin başka bir şehrine taşınmışsın gibi…
Ya ben Kars’a gittim, Kars’a çok benziyor. Kars’ta doğan bir insan için Azerbaycan’da büyümek çok farklı değil. Dil olarak da kültür olarak da çok benziyor.

-Sonra seni Türkiye’ye tekrar ne sürükledi, nasıl geldin?
Üniversite. Aslında orada da okuyabilirdim ama orada yeteri kadar yaşamıştım, insan kökünden de kopmak istemiyor bir şekilde, garip bir şekilde çekiliyorsun.
17 YAŞINDA TEK BAŞIMA İSTANBUL’A GELDİM
-Tek başına mı geldin?
Evet, tek başıma geldim.
-Büyük cesaret ama…
Bir de çok küçüktüm, 17 yaşında İstanbul’a geldim. Konservatuvar sınavlarına girdim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMEMİŞ
Karakılçık buğdayının dış kabuğu yeni nesil GDO’lu buğdaylara göre daha serttir, bu kabuk yeni nesil buğday öğütme makinalarında öğütülememektedir. Karakılçık buğdayı öğütmek için yalnızca eski usul su değirmenleri ya da taş değirmen kullanılır. Genetiği değiştirilmemiş, 14 kromozomlu DNA’ya sahip karakılçık buğdayı ve bu buğdaydan hazırlanan karakılçık tam buğday unu kıymeti bilinmesi gereken, çoğaltılması gereken, elinden gelen herkesin ekip biçmesi ve gelecek nesillere de aktarması gereken ürünlerdir. Yeni nesil GDO’lu buğdaylar insan sağlığını tehdit etmektedir. Bu buğdaylar çoğu kişi için alerjendir, çok ciddi sağlık sorunları ile ilişkili oldukları bilinmektedir. Evrimleşen canlılarda olduğu gibi tohumlar da zamanla evrim geçirmiştir ve şartlara uyum sağlayabilenler günümüze ulaşmıştır. Karakılçık buğdayı da bu şartlara uyum sağlayabilen, sindirim sisteminin tanıdığı atalık bir buğday cinsidir. Besin değeri çok yüksek olan bu buğday cinsi hem potasyum hem de fosfor açısından çok zengindir. A, E, K, C vitaminleri, demir, lif ve protein oranı da oldukça yüksektir.

NEDEN KARAKILÇIK BUĞDAYI?
Buğday başaklarındaki siyah renkli kılçıklardan dolayı ‘karakılçık’ olarak adlandırılan bu buğday türü diğer buğday türlerine göre daha sert ve zor öğütülür biçimde olması sebebiyle kıymetlidir. Karakılçık buğdayı atalık olarak tabir edilen ve yüzlerce yıllık evrimsel süreçte günümüze kadar gelebilen buğday türü olarak kabul edilmektedir. Çağdaş insan biyolojisine uyumlu besin değerlerini muhafaza eden karakılçık buğdayı, düzenli ve ölçülü tüketimde insan vücuduna fayda sağlar. Karakılçık buğdayı bir avuç insanın girişimiyle üretimi ve tüketimi yaygınlaştırılan bir buğday türüdür. Neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan karakılçık buğdayına, endüstriyel buğday ve un üretimi gerçekleştirilen bölgelerden ziyade organik tarım sahalarında yer verilir. Nitekim, kıymeti de buradan kaynaklanır. Çoğu beyaz un öğütme merkezlerinde GDO’lu (Genetiği değiştirilmiş organizmalar) üretim söz konusudur. Artan nüfusla birlikte talebi her geçen gün artan besin ihtiyacı, nitelikli ve dengeli beslenmenin önünde hâlâ en büyük engel olarak duruyor.

DİĞER BUĞDAYLARDAN FARKI NEDİR?
Karakılçık buğdayının çok daha kıvamlı ve yoğun kokusu bulunmakla beraber damakta çok daha lezzetli bir tat bırakmaktadır. Ekşi mayalı ekmeklerde, çorbalarda ve envai çeşit hamur işinde kullanılabilen karakılçık buğdayı, Türk damak zevkine ziyadesiyle uygundur. Karakılçık buğdayı ile yapılan yemeklerde ya da hamur işlerinde yapay bir müdahale olmadığı için ani kilo alımı ya da hazım zorluğu gibi bir durum meydana gelmemektedir. Yüzlerce yıl boyunca Anadolu’da üretimi gerçekleştirilen atalık karakılçık buğdayından elde edilen tam buğday unu, GDO’lu beyaz un ile kıyaslanamayacak ölçüde faydalı ve katkısız bir lezzettir.
KARAKILÇIK BUĞDAYI GLÜTENSİZ Mİ?
Karakılçık gibi yerli buğdayların besin değerleri oldukça yüksektir. İçerdiği glüten miktarı beyaz una göre oldukça düşüktür. Hazımsızlık yapmaz, besleyici bir undur. Besin değeri çok yüksek olan bu buğday cinsi hem potasyum hem de fosfor açısından çok zengindir.

KARAKILÇIK EKMEĞİ
MALZEMELER
6 su bardağı karakılçık unu
1 paket ekşi maya
2 tatlı kaşığı toz şeker
1.5 tatlı kaşığı tuz
1.5 yemek kaşığı ruşeym
2 su bardağı ılık su
Suyun sıcaklığı; yoğurt mayalarken sütün sıcaklığı gibi olmalı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
YAPILIŞI: Unu bütün malzemelerle karıştırın. Suyu azar azar ilave ederek yoğurun. Ele yapışmayacak çok sert olmayan bir hamur yoğurun. Bu hamuru ne kadar çok yoğurursanız o kadar verim alırsınız. Sonra hamuru örterek mayalanmasını sağlayın. Mayalandıktan sonra tekrar yoğurun. Yine mayalanmasını bekleyin. Tepsiye pişirme kağıdını sererek hamura istediğiniz şekilleri verip tepsiye koyun. Tekrar üstünü örtün. 20 dakika daha bekletip önceden ısıtılmış fırına verin. Önce 200 derecede bir on dakika pişiriniz sonra 150 dereceye alarak 35-40 dakika daha pişirin. Pişince fırından alıp üstünü tekrar örtüp dinlendirmeye bırakın.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaya Çilingiroğlu ile ev sahibi arasında sular durulmuyor! Çilingiroğlu’nun Etiler’de oturduğu sitede güçlendirme çalışması yapıldığını, ancak ünlü ismin evden çıkmak için ev sahibinden 2 milyon TL istediğini GÜNAYDIN manşete taşımıştı.

Çilingiroğlu’nun ev sahibinin, İstanbul’da 37 kez gayrimenkul vergi rekortmeni olan Numan Ceyhan olduğu ortaya çıktı.

6 YIL ÖNCE KİRALADI
Çilingiroğlu, 6 yıl önce Ceyhan’dan bir evinde oturmak için ricada bulundu ve evi 5 bin liraya kiraladı. Şu anda 10 bin lira kira veren Çilingiroğlu, güçlendirme çalışması yapılacağını öğrenmesine rağmen evi boşaltmak istemedi ve tahliye için 2 milyon talep etti.

Bunun üzerine Ceyhan, mahkemeye başvurdu ve 5 milyonluk tazminat davası açtı. Çilingiroğlu ise olayla ilgili konuşmak istemedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAZANÇ MI YOKSA KAYIP MI?
Yunanistan’ın kapıda vize uygulamasıyla Türk turistleri ağırlama stratejisi, kısa vadede ekonomik açıdan mantıklı görünebilir. Midilli, Sakız, Kos, Rodos ve Meis gibi adalar, bu sayede ekonomik bir canlanma yaşıyor. Ancak bu turist patlaması uzun vadede adaların karakterini ve cazibesini ne yönde etkileyecek? Kısa süreli bir kazanç mı, yoksa uzun vadeli bir kayıp mı? Çoğunlukla kapıda vize uygulamasıyla kısa vadede ekonomilerini düzeltmeye çalışırken, aslında uzun vadede kendilerine zarar verdiği düşünülüyor. Ancak bir gerçek var ki ekonomilerine yaz başından beri bu denli büyük katkı sunduğumuz için bize teşekkür etmeliler.
Öte yandan feribotta dönerken birçok kişinin ‘Yunan adaları da, zamanla Kuşadası ve Alaçatı’nın düştüğü duruma düşebilir mi?’ diye konuştuğunu duydum. Bu adalar şu anda uygun fiyat politikalarıyla turistlerin gözdesi olsa da, bu durum bence sürdürülebilir değil. Kısa vadede, bu artan yoğunluk ve Türk turist akını, Yunan adalarının ekonomisini canlandırsa da, uzun vadede bu durumun adaların cazibesini ve kalitesini düşürebileceği aşikâr.
Eğer bu gidişatı tersine çeviremezlerse, bir zamanlar zengin ve kaliteli turistleri çeken bu cennet köşeleri, sadece ‘turist’ kalabalığının esiri olabilir. Adalarda su sorunu var, kapasite o kadar yeterli değil bir noktada adalar kendini kapatacak. Adalara şimdilik böyle yoğun ilgi olması karakterlerini değiştiriyor ve bu değişim, adaların uzun vadeli cazibesine ne kadar zarar verecek, hep birlikte bekleyip göreceğiz…

MAVİ BÖLGELER’İN SIRLARI
Dünyada bazı bölgeler var ki, insanlar burada sanki ölmeyi unutmuş gibi yaşıyor! Yazar Dan Buettner, 15 yılı aşkın bir süredir bu ‘Mavi Bölgeler’i inceleyerek uzun ve mutlu bir yaşamın sırlarını arıyor. ‘100 Yıl Yaşamak: Mavi Bölgelerin Sırları’ belgeselini izlediğimde hemen Yunanistan bölgesi ilgimi çekti. Buettner’ın keşfettiği Mavi Bölgeler arasında, Yunanistan’ın İkarya adası da bulunuyor. National Geographic’e göre, adada 90 yaşını aşmış insanların oranı dünya ortalamasının tam 10 katı! Sanki ada sakinleri, uzun yaşamın sırrını bulmuş gibi görünüyor.
Bu bölgelerde yaşayan herkesin uyguladığı 4 temel kural var:
Hareketli bir yaşam tarzı: Mavi Bölgeler’de insanlar sürekli hareket halinde. Spor salonlarına gitmek yerine, günlük yaşamlarının bir parçası olarak doğal yollarla hareket ediyorlar. Bahçecilik, yürüyüş, ev işleri gibi aktiviteler sayesinde sürekli aktif kalıyorlar.

Amaç duygusu: ‘Ikigai’ olarak da bilinen bu kavram, yaşama amacı ve anlam katmayı ifade ediyor. Mavi Bölgeler’deki insanlar, her sabah uyanmak için bir sebepleri olduğunu biliyor ve bu da onları motive ediyor.
Stres yönetimi: Stres, sağlığımızın en büyük düşmanlarından biri. Mavi Bölgeler’deki insanlar, stresle başa çıkmak için farklı yöntemler kullanıyor. Meditasyon, sosyal bağlantılar ve doğada vakit geçirmek bunlardan bazıları.
Sağlıklı beslenme: Mavi Bölgeler’in ortak özelliklerinden. İşlenmiş gıdalardan uzak durarak, taze ve doğal ürünler tüketiyorlar. Ayrıca, porsiyon kontrolüne de dikkat ediyorlar.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI
Pablo Larrain’in yönetmen koltuğunda oturduğu filmde Yunan asıllı soprano sanatçısı Maria Callas’ı oynayan Angelina Jolie, filmin Venedik Film Festivali’ndeki prömiyerine partneri Haluk Bilginer olmadan katıldı. Dünyaca ünlü oyuncu film sonunda 8 dakika boyunca ayakta alkışlandı. Film gösteriminin ardından ayakta alkışlanan filmin yıldızı Angelina Jolie gözyaşlarını tutamadı. Coşkulu alkışlar ve tezahüratlar nedeniyle duygulanan oyuncu, filmin yönetmeni Larrain’e sarıldı.




Ecem AltanHaberler.com – Kültür Sanat
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>9. Kolordu Bölge Bando Komutanlığı ve Hafif Müzik Orkestrası, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102’inci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde düzenliğini konsere vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Askeri bando türküler ve marşları seslendirirken vatandaşlarda zaman zaman eşlik ederek büyük bir coşku yaşadılar.
Programı 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tuncay Altuğ da izledi. – ERZURUM
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Safranbolu Kaymakamlığından yapılan açıklamaya göre, 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında Tarihi Çarşı’da bulunan Cıngıllıoğlu Sanat Galerisi’nde geliri Türk Silahlı Kuvvetlerine bağışlanacak el yapımı bebek ve resim sergisinin açılışı yapıldı.
Suna Gümüşsoy tarafından hazırlanan serginin açılışına, Kaymakam Şaban Arda Yazıcı, Belediye Başkanı Elif Köse ve protokol üyeleri katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÖLDÜĞÜNDEN HABERİM YOKTU”
Emniyetteki ifadesinde babasıyla tartışıp kavga ettiğini söyleyen Ufuk Altınten, gözaltına alınmıştı. Dün, Adliyeye sevk edilen ve Hakim karşısına çıkan Altınten verdiği ifadede, “Babamla sürekli kavga ediyoruz, dün akşam da kavga ettik. Kavganın nedenini hatırlamıyorum. Kavga sırasında ittim, yere düştü. Öldüğünden haberim yoktu” dedi. Ufuk Altınten, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
EL AKSA HASTANESİNİN TAHLİYESİ İSTENDİ
34 hastanenin hizmet dışı kaldığı Gazze’de, yalnızca 2 hastane tam kapasite hizmet verebiliyorken orta kesimde yer alan Deyr el-Belah’ın doğusundaki bölgelerin boşaltılması kararı alındı. Bölgede hizmet veren tek hastane olan El Aksa Hastanesinin tahliyesi istendi. Daha önce şehrin en büyük sağlık kuruluşu olan Şifa Hastanesi’ne yapılan benzer çağrılar ve ardından gelen saldırılar, El Aksa Hastanesi’nin de benzer bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu gösterdi. Yeryüzü Doktorları’nın da görev yaptığı El Aksa Hastanesinin tahliyesine başlanırken derneğin sağlık ekibi her şeye rağmen hastanede sağlık hizmetlerine ve yaralıların tedavisine devam ediyor. Saldırıların başladığı günden beri Gazzelilere aralıksız yardım ulaştıran Yeryüzü Doktorları, bölgede 4 farklı hastanede yaralılara tedavi hizmeti vererek temel sağlık hizmetlerini destekliyor.

GAZZE’DE TIBBİ VE MEDİKAL MALZEMELERE İHTİYAÇ ARTIYOR
İnsani yardım ihtiyacının her geçen gün arttığı ve tüm altyapı sistemlerinin çöktüğü Gazze’de Yeryüzü Doktorları tıbbi ve medikal malzeme desteği de sağlamaya devam ediyor. Refah Sınır Kapısı kapatılana kadar Mısır’dan ulaştırdığı yardımları Ürdün üzerinden göndermeye devam eden dernek, sağlık hizmetleri için gerekli malzemelerin bölgeye girişini sağlıyor. Aynı zamanda Gazze’deki ekiplerinden gelen ihtiyaç listesi doğrultusunda hazırlanan ve hayati önem taşıyan medikal malzemeleri bölgede hizmet verebilen hastanelere ve sağlık çalışanlarına ulaştırıyor. En acil ihtiyaçların giderilmesi için durmadan çalışan Yeryüzü Doktorları, insani yardımların yanı sıra bölgedeki görevli sağlık çalışanlarına maddi destek vererek sağlık sistemine de katkı sağlıyor. Ayrıca kadınlara ve çocuklara yönelik psikososyal destek çalışmaları yürüten ekip savaşın yıkıcı etkisini azaltmak için mücadele veriyor.

240 BİN GAZZELİYE SAĞLIK HİZMETİ VERDİ
Ateşkesin ya da kalıcı barışın sağlanması durumunda orta ve uzun vadede sağlık altyapının kalkınmasını hedefleyen Yeryüzü Doktorları, tam teşekküllü sağlık merkezleri kurmayı planlıyor. Bugüne kadar 240 binden fazla insana acil müdahale ve ameliyat hizmeti sunan dernek, toplamda 540 binden fazla Gazzelinin yanında olurken bölgede barış sağlanana ve ihtiyaç son bulana kadar yaraları sarmaya devam edecek.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SABAH Gazetesi yazarı Yüksel Aytuğ, bugün kaleme aldığı köşe yazısında, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

İnsanlar su faturaları yüzünden İSKİ’ye isyan halindeler. Özellikle haziran ayından sonra suya getirilen astronomik zamlarla suyun metreküpünün, doğal gazın metreküpünü 5’e katlaması tahammül sınırlarını aştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

VATANDAŞ İSYAN ETTİ: EMEKLİLERE KURDUĞUNUZ YENİ TUZAK BU MU?
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi pek çok vatandaş tarafından sosyal medyada “tuzak” ya da “dolandırıcılık” olarak nitelendirilen bir “İSKİ keyfiyeti” daha var. Sayaç okuma sürelerini geciktirerek su tüketimini sanki çok artmış gibi gösterip “lüks tüketim” tarifesine taşıyorlar.

Yani 28-29 gün olması gereken okuma aralığını 30-35 güne uzatarak faturanızı lüks tüketim tarifesi üzerinden yani çok daha pahalı ödemenizi sağlıyorlar.
Geçenlerde bir vatandaş sosyal medyada isyan ediyordu:
“Sayın İmamoğlu biz emeklilere kurduğunuz yeni tuzak bu mu?”

ZAM BELEDİYECİLİĞİ!
Faturalara isyan eden İstanbullular, tepkilerini böyle dile getirdi:
Serdar Saka: İstanbullunun nasıl soyulduğunun kanıtı. Son 5 aydır kademeli olarak fatura yükseltiyorlar. Önümüzdeki ay her halde 2000 TL gelir. Maalesef sahipsiz bir İstanbul var.
Murat Turan: Suya yapılan zam arşı geçmiş. Yalnızca bana yüksek fatura gelse, araştırın diyeceğim ama şimdi zam belediyeciliği yapıyorsunuz diyorum.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Narin Güran (8), 21 Ağustos Çarşamba günü Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kaybolmuş, ailesinin durumu yetkililere bildirmesi üzerine kayıp Narin’i arama çalışmaları başlatılmıştı. Havadan ve karadan geniş çaplı yürütülen arama çalışmalarında Narin bulunamadı.

Yetkililer çemberin daraldığını ifade ederken, soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Ağabeyi E.G.’nin (18) kolundaki diş izlerinden şüphelenilince, diş izlerinin Narin’e ait olup olmadığı mercek altına alındı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Narin’in en son diş muayenesinde çektirdiği diş ve çene röntgenine ulaştı. Söz konusu diş ve çene röntgenleri İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

RÖNTGENİ KARŞILAŞTIRILDI
Kolunda diş izi bulunan küçük kızın gözaltındaki ağabeyi E.G., İstanbul’a Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nda tetkiklerden geçirildi. Narin’in diş ve çene röntgenleriyle, ağabeyi E.G.’nin kolundaki diş izleri karşılaştırıldı. Yapılan tetkiklerden ilk sonuçlar çıktı.

SABAH’ın ulaştığı bilgilere göre, Narin’in DNA izi, ağabeyinde yapılan tetkiklerde bulunamadı. Ağabeyin kendi kolunda bulunan diş izinin, Narin’e ait olup olmadığı tespit edilemedi. Narin’e ait çene ve diş röntgenlerindeki fiziksel yapı, ağabeyin kolundaki izlerle örtüşmedi.

3 DEFA DUŞ ALMIŞ
İstanbul Adli Tıp Kurumu, yaptığı ilk tespitleri ön rapor haline getirerek soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Herhangi bir tespitin elde edilememesinde, ağabeyin kamuoyuna da yansıyan 3 defa duş almasının da etkisinin olabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık ekiplerinin yaptığı inceleme sonucunda, sürücü Ercan Yıldız ile kamyonette bulunan Tugay Çelik ve Turgay Ceğil’in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.
3 kişinin, Bursa’nın İnegöl ilçesinden mobilya taşıdığı öğrenildi. Cenazeler, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İlk kez ortaya çıkan belgelere dayanarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya himayesinde hazırlanan “İstiklal Uğruna İstikbalinden Vazgeçenler: Jandarma Albay Mümin Aksoy Belgeseli”nin özel gösterimi, İzmir’de önceki akşam Bornova Kültür ve Sanat Merkezi Necdet Aydın Sahnesi’nde yapıldı.

Etkinliğe katılan Bakan Ali Yerlikaya, “İzmirli Mustafa Mümin Aksoy, vatanı için sadece canından değil şanlı üniformasından da vazgeçmişti.” diye konuştu.

‘Gavur Mümin’ lakabıyla da tanınan, doğrudan Mustafa Kemal Atatürk’e bağlı olan, işgal kuvvetleri yönetimi için çalışan bir casus olarak görünse de aslında Türkiye lehine önemli istihbarat bilgilerini Ankara başta olmak üzere İzmir’deki yeraltı teşkilatlarına ileten Mümin Aksoy, Büyük Taarruz öncesi Yunan ordusuyla ilgili vermiş olduğu istihbari bilgilerle Büyük Taarruz ve İzmir’in kurtuluşunda büyük rol aldı. Belgeselde, Mümin Aksoy’un hayatı, casusluk faaliyetleri ve dönemin koşulları ayrıntılı bir şekilde ele alındı. Aynı zamanda, Aksoy’un bu süreçte yaşadığı zorluklar, kişisel hayatı ve Türkiye’ye olan bağlılığı da belgeselde işlendi. Belgeselin yapımcı ve yönetmenliğini Mesut Gengeç, senaryosunu Bülent Günal ve Beşir Ariz üstlendi. Gösterimde ayrıca ünlü piyanist Fahir Atakoğlu bir resital sundu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay 28 Ağustos’ta Yumurtalık ilçesi Atatürk Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre; geçimsizlik yüzünden boşanma aşamasında oldukları ve ayrı yaşadıkları öğrenilen Murat Dürüst ile Ayşe Dürüst sokakta karşılaştı. Çift arasında başlayan sözlü tartışma bir süre sonra kavgaya dönüşünce Murat Dürüst, yoldan aldığı parke taşıyla eşi Ayşe Dürüst’e saldırdı. Talihsiz kadın eşinin saldırısı sonucu başından ve yüzünden aldığı darbelerle ağır yaralandı.

VATANDAŞLAR DARP ETTİ
Olayı gören çevredeki vatandaşlar, Murat Dürüst’ü darp etti. Olayın bildirilmesi üzerine bölgeye polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Vatandaşların kaçmasına izin vermediği şüpheli Murat Dürüst, olay yerine ulaşan polis ekiplerine teslim edildi. Ambulansla Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Ayşe Dürüst, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
KADIN TOPRAĞA VERİLDİ EŞ TUTUKLANDI
Hayatını kaybeden Ayşe Dürüst’ün cenazesi, Adana Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsinin ardından yakınlarına teslim edildi. Talihsiz kadın gözyaşları arasında Ceyhan ilçesinde toprağa verildi. Katil zanlısı Murat Dürüst ise hastanedeki tedavisinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BABA KALP MASAJI İLE KIZINI HAYATA DÖNDÜRDÜ
Baba Hüseyin Teke, oğlu Osman’ın siyah halde hareketsiz olduğunu görünce kalbini kontrol etti. Ona kalp masajı yapmayı denedi. Hareketsiz yanmış halde duruyordu. Oğlunun ardından baba kızı Safiye Teke’nin durumunu biraz iyi görünce ona müdahale etti. Kızına 15 dakika kalp masajı yaptı. Kilitlenen çenesini açtı. Kalp masajının ardından Safiye Teke’nin duran kalbi çalışmaya başladı. Genç kız kendine geldi. Bu sırada yayla evinde bulunanlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarın ardından bölgeye 5 kişilik AFAD, 2 ambulans ve çok sayıda güvenlik güçleri sevk edildi.
KARDEŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Finike merkeze 40 kilometre olan Gökçeyaka Yaylası’na ulaşan sağlık ekibi Osman Teke’nin yaşamını yitirdiği belirlendi. Abla Safiye Teke’nin durumunu kontrol ettikten sonra olay yerine ambulans helikopter istediler. Ambulans helikopter ile Gökçeyaka yaylasından alınan Safiye Teke, doktor eşliğinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirildi. Doktorlar genç kızın hayati tehlikeye atlattığını, babanın yaptığı kalp masajının kızını hayata bağladığını kaydettiler.

FİNİKE’DE TOPRAĞA VERİLDİ
Antalya Adli Tıp Kurumu morgunda yapılan otopsinin ardından Osman Teke’nin cansız bedeni Finike’ye götürüldü. Burada ailesi, yakınları ve sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi. Acılı baba Hüseyin Teke, “Allah kimseye evlat acısı vermesin. Yıldırım düştüğünde evde 7 kişi idik. Yıldırım oğluma ve kızıma isabet etti. Oğlum hayatını kaybetti. Kızımı ise kalp masajı yaparak ve kilitlenen çenesini açarak yaşama döndürdüm.” diye konuştu. AFAD ekipleri yayla evinin çatısındaki çanak antenin yıldırımı çektiğine dikkat kaydetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
PARAYI ALMAYA GELEN AYNI GÜN GÖZALTINDA
Bir süre sonra dolandırıldığını anlayan F.V. polisi arayıp yardım istedi. Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri konuyla ilgili çalışma başlattı. Yapılan çalışmalarda incelenen kamera görüntülerinden şüphelilerin kimlikleri tespit edildi. Parayı almaya gelen Aytekin Ç. kısa sürede gözaltına alındı.
ORGANİZATÖR YAKALANDI
Devam eden çalışmalara olayın organizatörü olduğu öne sürülen Eyüp S.’de gözaltına alındı. Şüphelinin 14 aranması 4 yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası olduğu öğrenildi. Şahsın yakalandığı adreste yapılan aramada 215 bin lira ve bin 500 dolar ele geçirildi. Şüpheliler Asayiş Şube Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yasin Baş’da hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Kamyon sürücüsü ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü. Soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ADLİYEYE SEVK EDİLDİLER
Değnekçilik yapan Erkan İ.’ye müdahale eden sivil polisler mukavemetle karşılaştı. Bunu gören 2 kişi daha duruma müdahale ederek polislere saldırmaya başladı. 12 suç kaydı olan Erkan İ. 7 kaydı olan İbrahim İ. ve Emin K. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince gözaltına alındı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Milli Eğitim Müdürlüğünce Karadeniz Bakır İlkokulu bahçesinde organize edilen etkinlikte, okul öncesi ve ilkokul çağındaki öğrenciler geleneksel çocuk oyunları, deneysel etkinlikler, yüz ve ahşap boyama, palyaço gösterileri ve teleskopla gökyüzü gözlemi gibi etkinliklerle eğitici ve eğlenceli zaman geçirdi.
İl Milli Eğitim Müdürü Fahri Acar, bakanlığın ağustosu tüm okullarda okul öncesi etkinlikler ayı olarak ilan ettiğini anımsattı.
Okul öncesi eğitimi çok önemsediklerini belirten Acar, çocuğun temel kişisel özelliklerinin oluştuğu, sosyalleştiği ve öz bakım gibi çeşitli becerileri kazandığı bu sürecin okullarda sağlıklı bir biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Artvin’de okullaşma ve fiziksel donanımlarda hiçbir sorun olmadığını vurgulayan Acar, “Okul öncesinde de sanki ilkokulmuş gibi yüzde 100 okula erişimi çok önemsiyoruz. Şu anda ilimizde özellikle 5 yaş grubunda okul öncesi eğitime erişemeyen bir çocuğumuz bile yok. Her çocuğun mutlaka en az 1 yıl, 5 yaş grubunda okul öncesi eğitimden faydalanması gerektiğine inanıyoruz. Bunu da başarmış bir iliz. İlkokula başlayan çocuklarımız arasında okul öncesi deneyimi olmayan çocuğumuz yok gibi, bu da başarımıza etki ediyor.” dedi.
Acar, tüm kademelerde okulların açılacağı 9 Eylül’ü sabırsızlıkla bekledikleri dile getirerek, “İnşallah yine öğrencilerimizle, velilerimizle, öğretmenlerimizle buluşup sevgili yavrularımızın geleceğine en iyi kurgulamaya, onları iyi birer insan olarak bu büyük devlete yetiştirmek için birlikte çaba göstereceğiz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ATATÜRK’ün Kastamonu’ya gelişi ve Şapka ile Kıyafet İnkılabı anısına düzenlenen etkinlikler kapsamında, Kastamonu Gazeteciler Derneği (KGD) tarafından ‘Hüsnü Açıksöz’ü Anma ve Basın Onur Ödülleri’ etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Demirören Haber Ajansı Genel Müdürü Cemal Coşkun’a ‘Basın Onur Ödülü’ verildi.
Kastamonu Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, Emekli OrgeneralAtilla Ateş, eski Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz, Kastamonu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sudi Topal, Kastamonu Gazeteciler Derneği Başkanı İzzet Sarı, Sabah Gazetesi Yazarı Yavuz Donat, Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, Demirören Haber Ajansı Samsun Bölge Müdürü Murat Sandıkçı, gazeteci Ahmet Tek, siyasi parti ve STK temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
HÜSNÜ AÇIKSÖZ’ÜN HAYATI ANLATILDI
Program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kastamonu Gazeteciler Derneği Başkanı İzzet Sarı, açılış konuşmasını yaparak katılımcılara teşekkür etti. Ardından Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz, Kastamonu basınının öncülerinden Hüsnü Açıksöz’ün hayatını anlattı. Konuşmasının ardından KGD Başkanı İzzet Sarı, Prof. Dr. Yılmaz’a plaket takdim etti.
DHA GENEL MÜDÜRÜ’NE ÖDÜL
Etkinlik kapsamında ayrıca Kastamonu Gazeteciler Derneği tarafından Atatürk’ün Kastamonu’ya gelişi ve Şapka ve Kıyafet İnkılabı anısına hazırlanan ‘Serpuş’ isimli gazete, tiyatro oyuncusu Ömer Çağlayan tarafından katılımcılara dağıtıldı. Daha sonra Basın Onur Ödülleri takdim edildi. Programda,
DHA Genel Müdürü Cemal Coşkun’un yurt dışında olması nedeniyle ödülünü Samsun Bölge Müdürü Murat Sandıkçı aldı. Ödülü Sandıkçı’ya, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan takdim etti. Küresel Gazeteciler Konseyi Genel Başkanı Mehmet Ali Dim’e de ödülü Emekli Orgeneral Atilla Ateş tarafından verildi. Gazeteci Ahmet Tek’e ödülü eski Bakan Murat Başesgioğlu, Yavuz Donat’a ise ödülünü Vali Yardımcısı Aydın Ergün takdim etti. Etkinlikte ayrıca ‘Son Akşam Yemeği’ filmi gösterimi yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İskenderun ilçesinde yaşayan 59 yaşındaki Zerrin Sayın Dizar ve 55 yaşındaki eşi Berat Dizar’ın Savaş Mahallesi’ndeki evleri ile iş yeri, “Asrın Felaketi” olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerin ikincisinde yıkıldı.
Enkazdan ekiplerin çalışmasıyla kurtarılan çift, Aydın’a göç etti.
Memleketlerine duydukları özlem nedeniyle Hatay’a dönme kararı alan çift, 11 ay önce Payas Belediyesinin desteğiyle farklı alanlarda hizmet sunan dükkanların bulunduğu 450 yıllık Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi’nde atölye açtı.
Emekli çift, atölyede birlikte tasarladıkları ahşap rölyef, halattan duvar süsü, saat, çanta ve hediyelik eşya gibi çeşitli ürünleri satışa sunuyor.
“Eşim hayatımdaki en büyük destekçim”
Zerrin Sayın Dizar, AA muhabirine, depremlerin ardından sevdiği işine döndüğü için mutlu olduğunu söyledi.
Atık ürünleri tasarımlarda kullanarak ekonomiye kazandırdıklarını anlatan Dizar, “Eşim hayatımdaki en büyük destekçim, kolum, kalbim, her şeyim. İki emekli el ele verdik bir şeyler üretiyoruz.” dedi.
Dizar, el sanatlarındaki deneyimini Payas Halk Eğitimi Merkezi’nde açılması planlanan kursta yeni kişilere aktaracağını ifade ederek, “Kadınları el emeğine, üretime yönlendirmek, onların kazanç elde etmesini sağlamak için buradayız. Şu an tek hedefim bu.” diye konuştu.
Müşterilerle yeniden buluşmanın sevincini yaşadıklarını dile getiren Dizar, dekoratif eşya üreterek hem güzel vakit geçirdiklerini hem de kazanç sağladıklarını anlattı.
Birbirlerine sımsıkı tutunarak depremin zorluklarını aştılar
Berat Dizar da eşiyle hayata sımsıkı tutunarak depremin zorluklarını aştıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Karı koca birlikte üretip hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Elimizden geldiğince birbirimize destek oluyoruz. Bence sanatın bir karşılığı da hayal olmalı. Her şey hayal ederek başlıyor. Hayat arkadaşımla hayallerimizi, dünyamızı birleştirip işe dönüştürdük.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çellonun Hikâyesi temasıyla gerçekleşecek konser, sonbaharın huzuruna 17. yüzyıldan günümüze uzanan bir repertuvarla eşlik edecek.
Usta çellistler Akalın ve Krepak konserde Rameau, Bach, Couperin, Vivaldi, Haydn, Boccherini, Faure, C. St. Saens, Falla, Gardel ve Piazzola’dan eserler seslendirecek.
Pera Müzesi Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndan bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturan Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar sergisinin yer aldığı katta, 14 Eylül Cumartesi saat 19.30’da gerçekleşecek konser, dinleyenleri tarihi ve büyülü bir atmosfer içerisinde müzikal bir yolculuğa çıkaracak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanat yönetmenliğini Deniz Yavuz’un üstlendiği festival kapsamında, Özpetek’in jüri başkanlığında, Deniz Göktürk Kobanbay, Gökçe Bahadır, İlker Kaleli, Melis Behlil, Melisa Önel ve Mercan Dede bir araya geldi.
Jüri, rekor sayıda başvurunun yapıldığı Uzun Metraj Film Yarışması’nın enlerini seçecek.
Jüri Başkanı Özpetek, Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne hak ettiği değeri verebilme çabasında olan herkesle bir arada olacağı için heyecanlı olduğunu belirtti.
REKLAM
Önemli bir organizasyon olduğunu aktaran Özpetek, “Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, sinemanın kültürel hafızasını saklayan çok önemli bir markadır” ifadesini kullandı.
Öte yandan, festivalin Film-Yön jürisinde, senarist ve yönetmenler Ömer Uğur, Eylem Kaftan ile Biket İlhan yer alıyor.
Ulusal Belgesel Film Yarışma jürisi ise gazeteci ve belgeselci Ahmet Yeşiltepe, yönetmen Jale İncekol ve akademisyen Doç. Dr. Nurdan Tümbek’ten oluştu. Ulusal Kısa Film Yarışma bölümüne katılan kısa filmleri, senarist, oyuncu ve yönetmen Derya Durmaz, yönetmen Erdem Tepegöz ve Pınar Göktaş değerlendirecek.
Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışma bölümünün jürisinde, yapımcı Aycan Çetin ve Mehmet Güleryüz yer aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Futbolun efsane isimleri arasında sayılan ve geniş kitlelerce sevilen Lefter Küçükandonyadis’in yaşam hikayesinden uyarlanan filmin yapımcılığını TAFF Pictures ve Ark Pictures birlikte üstlenirken, senaryosunu Ayşe İlker Turgut kaleme aldı.
REKLAM
Film Fenerbahçe’nin ve Türk Milli Takımı’nın efsanevi futbolcularından Lefter Küçükandonyadis’in Büyükada’da başlayıp dünyaya yayılan ününü ve bir efsane haline gelme yolunda verdiği mücadeleleri anlatıyor.

Başrollere Edip Tepeli, Bora Akkaş, Onur Durmaz, Aytaç Şaşmaz, Erdem Şanlı, Mert Denizmen, Engin Alkan, Hamdi Alkan, Uğur Uzunel, Doğukan Polat, Taner Barlas, Yıldız Kültür ve İpek Bilgin gibi isimlerin yer aldığı güçlü bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Belgeselde, Bülent Emin Yarar, Burhanettin Ünlü, Hakan Dündar, İzzettin Biçer, Sarp Aydınoğlu, Selçuk Yöntem, Serkan Keskin, Tansu Biçer, Tilbe Saran, Tülay Günal, Uğur Çınar, Zeynep Avcı ile yapılmış röportajlar da yer alıyor.
REKLAM
SEYİRCİSİNE EŞLİKÇİ BİR HİKÂYE ANLATICISI
Belgesel, ‘dünyayı tiyatro ile değiştirmeye kendini adamış’ idealist bir yönetmenin 45 yıllık ilham dolu serüvenine ışık tutarken, bu alana yönelik bilgi, deneyim ve görüşlerini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.
04 Eylül Çarşamba akşamı saat 21.15’te ENKA Açık Hava Tiyatrosu’ndaki belgeselin gösterimini, bu serüvenin izini sürmek ve ilham almak isteyen tüm öğrenciler ücretsiz izleyebilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Nuri Bilge Ceylan başkanlığındaki Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisinde, oyuncu ve yönetmen Mehmet Aslantuğ, oyuncu Serenay Sarıkaya, yazar ve senarist Nermin Yıldırım, yönetmen ve senarist Mustafa Kara, oyuncu, senarist, kurgucu Ayris Alptekin ile yazar, film eleştirmeni, küratör Müge Turan yer alacak.
Adana Büyükşehir Belediyesi ve Festival Onursal Başkanı Zeydan Karalar’ın ev sahipliğinde düzenlenecek 31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film’e 1 Milyon 500 Bin TL değerinde para ödülü verilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CURTIS HARDING // 10 EYLÜL SALI
Amerikalı şarkıcı ve multi-enstrümanist Curtis Harding, 10 Eylül’de Babylon’da olacak.

Harding’in vintage bir soul, funk, R&B, hip-hop, garage rock ve psikedelia karışımı olan müzikal paletinin kökeni gospel şarkıcısı annesine uzanıyor. Michigan doğumlu müzisyenin kuzey ve güney arasında sürekli gezinen ailesi, sonunda Atlanta’ya kalıcı olarak yerleşti. Kilisede şarkı söylemeyi ve davul çalmayı öğrenen Harding, aynı dönemlerde Mahalia Jackson ve Mavis Staples gibi isimlerle bu esnada tanıştı. Ablasının hip-hop kaset koleksiyonundan ilhamla müzik hayatına atılan müzisyen; yazmaya ve rap yapmaya bu dönemde başladı, Atlanta’nın yerel sahnesinin tanınan simaları arasında yerini aldı. Gitar ve canlı enstrümantasyon çalışmalarıyla müzikal birikimini bir araya getirerek özgün sound’unu oluşturduktan sonra 2014’te çıkış albümü Soul Power’ı yayımladı. Güçlü çıkışının ardından Sam Cohen ve Danger Mouse prodüktörlüğündeki ikinci albümü Face Your Fear ile birçok mecradan övgü topladı, NPR tarafından yılın en iyi R&B albümü olarak gösterildi. Pandemi döneminde çalkalanan dünyanın, sosyal ve politik hareketlerin ve müzik endüstrisinin duraklamasının etkisiyle yeniden yazım sürecine dönen Harding, 2021’de If Words Were Flowers’ı paylaştı. Hala mümkünken sevdiklerine çiçekler vermek isteyen Harding, kelimelerin gücü, gururu ve güzelliği taşıdığını söylüyor: “Eğer kelimeler çiçek olsaydı, hepsini size verirdim.”
REKLAM
AYYUKA // 13 EYLÜL CUMA
Retro çılgınlığına yakalanmadan, Türkiye psikedelik müziğini kendi sesleriyle yeniden birleştiren Ayyuka, 13 Eylül’de sahnede…

2001’den bu yana aktif olan Ayyuka; 70’lerin Türkiye psikedelik müziğini, özgün sesleri ve kendi ifade biçimiyle geliştirmeyi başardı. Dick Dale, John Frusciante, Erkin Koray ve Orhan Gencebay gibilerinden ilham alarak gitar ağırlıklı bir tınıya ulaşsalar da film müzikleri ve doğaçlamaya yönelik tutkularıyla, müziklerinde dinleyicilerini beklenmedik köşelerle karşı karşıya getiriyor. Sonic Youth ve Jonathan Richman’la aynı sahneyi paylaşan, Afrobeat efsanesi Orlando Julius’la kayıtlar yapan Ayyuka, Calibro35 üyesi Tommaso Colliva ile ortaklaştıkları Maslak Halayı albümünü 2019’da Tantana Records etiketiyle yayımladı. 2024 tarihli, dört enstrümantal parçadan oluşan kısaçalarları Zaman Ziyan’ın, dinleyiciler için farklı müzikal manzaralardan oluşan bir kaleydoskop etkisi taşıyor. Şarkı yazarlığına deneysel bir tavırla yaklaşan Ayyuka; funk, arabesk, Afrobeat ve bossanova gibi türlere bulanan bu yolculuğu yeniden Babylon’a taşıyor.
REKLAM
CALIBRE DJ SET // 27 EYLÜL CUMA
Kuzey İrlandalı drum’n’bass prodüktörü ve DJ’i Calibre, DJ setiyle 27 Eylül’de müzikseverlerle buluşacak.

Belfast doğumlu ressam, multi-enstrümanist, şarkıcı, yazar, prodüktör ve DJ Dominick Martin, sahne ismiyle, Calibre; farklı şapkalarıyla yaptığı üretimlerle ön planda. 1995’ten bu yana, diskografisindeki 23 albümle, başta drum’n’bass olmak üzere dubstep, techno, house, ambient, caz, soul, blues ve folk türleri arasında geziniyor. Calibre, ödül kazanan ve yoğunlukla kendi parçalarına yer verdiği DJ performanslarında; kendine has düşünce şekli ve yeteneğiyle şekillenen bir yaklaşım, samimi duygulara yer açan spiritüel bir deneyim sunuyor.
MOODYMANN // 28 EYLÜL CUMARTESİ
Detroit’in house ve techno müzik ikonlarından Moodymann 1765 sunumuyla 28 Eylül’de sahnede olacak!

Prodüktör ve DJ Kenny Dixon Jr., nam-ı diğer Moodymann, house müziğin en gizemli ve karizmatik figürlerinden. Blues ve soul parçalarından aldığı sample’ları, kusursuz ve kendine özgü tarzıyla ileri bir seviyeye taşıyor. 90’ların ortasından itibaren Detroit plakçılarında çalışan ve Outcast Motorcycle Club’ın resident DJ’liğini yapan Moodymann, bu dönemlerde “House” ismiyle tanınıyordu. Bu dönemde Planet E Records etiketiyle ilk kayıtlarını yayımladı ve global olarak bilinirliğini de artırmayı başardı. Techno ve house karışımı olan sound’u; riff’lerin, sample’ların ve groove’ların yeni üretimlerde yenilikçi bir stilde kullanımından ortaya çıkan bir dans müziği. Klasikleşmiş soul ve caz sample’larını kullanması ve temponun gitgide hızlandığı davul programlamasıyla bilinen Moodymann, “Sunday Morning” ve “Shades of Jae” gibi parçalarıyla kendi ismini de klasiklerin arasına yazdırmayı başardı. 12 inç teklilerini yayımladığı yılların ardından en iyi üretimlerini topladığı Silenintroduction 90’ların sonunda yayımlanmış en iyi albümler arasında anılıyor. 2014 tarihli ikonik albümü Moodymann’in ardından 2019’da Sinner ve 2020’de Taken Away kariyerine devam eden Moodymann, 28 Eylül’de Babylon’da!
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Salt Beyoğlu’nda Tasarımcının Notu
REKLAM
Tasarımcının Notu, 20. yüzyılın son çeyreğinde Türkiye’de grafik tasarım alanında yaşanan hızlı değişimi kitap üzerinden ele alıyor. Kültür yayıncılığının yükselişe geçip grafik tasarımcının bir aktör olarak öne çıktığı dönemi odağına alan sergi, kitabın yaygın tasarım unsurunun kapak olduğu 1970’li yılların sonlarından bütüncül bir tasarım nesnesi hâline geldiği 1990’lara uzanıyor.
Sergi, söz konusu dönemde cereyan eden dönüşümler izleğinde tasarımcının bir kitabın oluşumundaki karar süreçlerini, yayıncıdan matbaacıya farklı aktörlerle ilişkisini ve kültür ortamındaki konumunu ortaya koyuyor. Salt Beyoğlu’nun katlarına yayılan sergi, tasarımcının, belirleyici bir aktörü olduğu “kitap”taki eksik anlatısını kurmayı amaçlıyor. Kitabın “basılı” ve “elektronik” olarak yeniden tanımlandığı 2000’lerin tasarım kültürüne zemin hazırlayan döneme kitaplar, arşiv belgeleri ve mülakatlar eşliğinde çok yönlü bir bakış sunuyor.
REKLAM
Yazar ve editör Eda Sezgin tarafından programlanan Tasarımcının Notu, 11 Eylül 2024–2 Şubat 2025 tarihlerinde Salt Beyoğlu’nda ziyarete açık olacak. Salt Araştırma’nın Türkiye’de grafik tasarımın seyrini toplumsal ve kültürel gelişmeler ışığında ele alacağı arşiv çalışmalarına paralel olarak hazırlanan sergiye bir dizi kamu programı da eşlik edecek.
Salt Galata’da Sosyalizme Tercüme

Uzun soluklu bir araştırmanın çıktısı olan Sosyalizme Tercüme, Yugoslavya’da Türkçe konuşan toplulukların sosyalist ideoloji çerçevesinde kimliklerini nasıl inşa ettiklerini irdeliyor. Türkçe’nin Makedonya (şimdiki Kuzey Makedonya) ve Kosova’da resmî dil olarak kabul edildiği 1945 ile 1991 yılları arasını odağına alıyor.

Söz konusu dönemde Yugoslavya’da farklı milliyetlere yönelik ilerici politikalara bağlı olarak çoğalan siyasi ve kültürel girişimlerin birbiriyle ilişkisine vurgu yapan sergi, özel arşivler ile halk kütüphanelerinde bulunan ve birçoğu ilk kez gün yüzüne çıkarılan tarihî belgeleri içeriyor. Bu malzemeleri güncel sanat işleriyle yan yana getirerek, ulusal kimlik icadının ve bu kimliğin çok uluslu sosyalist bir bağlama tercüme edilmesinin karmaşık dinamiklerini ortaya koyuyor. Aynı zamanda, enternasyonalizm ile dayanışmaya dayalı bir ulusal bilincin inşasının izini sürerek, Yugoslav sosyalizminin özyönetim ve Bağlantısızlar Hareketi gibi tarihsel açıdan ayırt edici özelliklerinin Türkçe konuşan toplumunun tahayyül edilme biçimlerini nasıl etkilediğini ele alıyor. Bu dinamiklerden doğan yeni ve alışılmadık kültürel yapıları öne çıkaran sergi; doğrusal olmayan, çok katmanlı bir tarihsel anlatı kuruyor.
Sezgin Boynik, Tevfik Rada ile Merve Elveren tarafından programlanan ve Lumbardhi Vakfı (Kosova) iş birliğinde gerçekleştirilen Sosyalizme Tercüme, 23 Ekim 2024–23 Şubat 2025 tarihlerinde Salt Galata’da sunulacak. Sergiye eşlik eden kamu programları önümüzdeki aylarda duyurulacak.
Kış Bahçesi’nde Ses Enstalasyonları

Salt Beyoğlu’ndaki Kış Bahçesi’nde art arda sunulacak bir dizi ses enstalasyonundan oluşan Bitkiler ve Bitkileri Sevenler için Sıcak Toprak Sesleri, elektronik müziğin öncülerinden Mort Garson’ın “bitkilerin dinlemesi için” yaptığı kayıtlardan ilham alıyor. Özcan Ertek’in sunumuyla başlayan seri, Passepartout Duo’nun enstalasyonuyla devam ediyor. Nisan 2025’e dek sürecek programda, Zeynep Ayşe Hatipoğlu, Ömer Sarıgedik ve Fulya Uçanok’un Kış Bahçesi’ndeki bitkiler ile ses ve müzik üzerinden ilişki kuran üretimleri yer alacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumartesi günü koreograf Kolanie Marks, öğrencisinin dans ettiği bir Instagram videosunu paylaştı.
Alt yazısında, Shiloh’yı övdü ve onun artan güvenine hayran kaldı. Marks, “Böyle devam et Shiloh, seninle gurur duyuyorum” diye yazdı.
Shiloh’nın koreografı ayrıca; “Çok iyiye gidiyor. Eğitime sadık kaldığı için mutluyum” yorumunu yaptı.
Shiloh’nın kendisini hocasının dans tarzını anlamaya adadığını söyleyen Marks, Jolie-Pitt ikilisinin kızının, ünlü ailesinden bahsetmediğini ima ederek odaklandıkları tek şeyin dans olduğunu belirtti.
Marks, “O anda onun kim olduğunu tamamen unuttum, çünkü antrenman yaparken odaklandığımız şey bu değil. Onu, gösterdiği sıkı çalışma ve adanmışlıktan dolayı övmek istedim” ifadesini kullandı.
Bu haftanın başında Shiloh’nın babasının soyadını mahkeme kararıyla resmi olarak kaldırdığı öğrenilmişti. Shiloh, artık Shiloh Nouvel Jolie-Pitt yerine Shiloh Nouvel Jolie adını taşıyor.
Angelina Jolie ile Brad Pitt çiftinin ayrılık aşamasında çocukların da babalarından uzaklaştığı biliniyor.
Angelina Jolie ile Brad Pitt ikilisinin altı çocuğundan ikisi, Vivienne ve Zahara da artık babalarının soyadını taşımıyor. Ancak onların bu değişikliği resmi olarak yapıp yapmadığı bilinmiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Köy yolunun bazı bölümlerinde heyelan meydana gelirken araçlar ve vatandaşlar mahsur kaldı. Yaşanan selin ardından bölgeye AFAD, UMKE, JAK, itfaiye, Anda Arama Kurtarma, Türkuaz Arama Kurtarma ekipleri sevk edildi. ekiplerce yapılan çalışmalarda mahsur kalan yaklaşık 8 araç ve 40 vatandaş kurtarılarak güvenli bölgeye tahliye edildi.

Öte yandan sel sularına kapılan bir otomobildeki Muhittin Saraç’tan haber alınamadığı bildirildi. JAK, itfaiye ve Türkuaz Arama Kurtarma Derneğine bağlı su altı arama ekipleri ile birlikte bölgede yaklaşık 280 arama kurtarma personelinin yaptığı arama çalışmalarında Muhittin Saraç’ın cenazesi otomobilinden yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bir evin bahçesinde bulundu. Yapılan incelemelerin ardından Saraç’ın cansız bedeni hastane morguna kaldırıldı…

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘ARTI VE EKSİLERİN OLDUĞU BİR RAPOR ORTAYA ÇIKACAK’
Yayman, Türkiye’nin yapay zeka konusunda büyük potansiyele sahip olduğunu ve 2025 yılında bu konuda ilk 20 ülke arasına girme hedefi olduğunu vurgulayarak, “Yapay Zeka Komisyonu, Dijital Mecralar Komisyonu ile beraber çalışmakla birlikte ayrı bir komisyon olacak. Başta uzmanların dinlenmesi dahil olmak üzere, bilişim alanında gerçekten dünya çapında çalışmaları olan insanların; TÜBİTAK, Dijital Dönüşüm Ofisi, Cumhurbaşkanlığı, İletişim Başkanlığı da dahil olmak üzere tüm paydaşları, tüm üniversitelerin Ar-Ge birimleri, üniversitelerin bu konuyla ilgili çalışan profesörleri, uzmanları dahil olmak üzere; yani bir anlamda serbest kürsü gibi herkes gelecek ve burada görüşlerini dile getirecek. Bunlar bir rapor haline getirilecek ve yapay zekayla ilgili gerçekten tüm konuların konuşulduğu, yani artılarının, eksilerinin konuşulduğu bir rapor ortaya çıkacak. Ama bu dediğim gibi önümüzdeki dönemde konuşulacak, değerlendirilecek. Bu noktada, bir yasa çalışması ve yapay zeka ile ilgili kanun hazırlıklarının yapılması gündeme gelecek, değerlendireceğiz ve muhalefetle beraber bu konuyu ele alacağız. Biz bu meselenin partiler üstü bir mesele olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

‘BİZ REFORMCU, YENİLİKÇİ VE DEĞİŞİMCİ BİR PARTİYİZ’
Türkiye’nin yapay zekayla teknolojiyi iyi kullanan ülkelerden biri olduğunu kaydeden Yayman, yapay zekanın gelişmesiyle birlikte insanların işsiz kalacağı yönündeki algıların da doğru olmadığını ifade ederek, “Yapay zeka, insanların daha fazla düşünmeleri, kendilerine zaman ayırmaları ve zaman geçirmeleri bakımından bir imkan tanıyacak. Meselenin olumlu yönlerinin daha çok öne çıkması gerektiğini düşünüyorum. Ve yapay zekanın kullanılmasıyla beraber inşallah 2025 yılında gayri safi yurt içi hasılaya etkisi yüzde 5 oranında artı bir katkısı olacak. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ve son tahlilde Türkiye nüfus bakımından çok genç bir ülke ve bu gençlerimizin özellikle yazılım başta olmak üzere yapay zeka alanında eğitilmeleri, ülkemizin bir anlamda çok büyük bir sıçrama gerçekleştirmesine yol açacaktır. Parti olarak reformcu, yenilikçi ve değişimci bir partiyiz. Her alanda olduğu gibi dijital ve teknoloji alanında da inovasyonu, yeniliği çok önemsiyoruz. Bu konuyla ilgili Meclis’imizde bir komisyon kurulması ve komisyonun da bu konuyla ilgili tüm tarafları dinlemek suretiyle çok iyi bir rapor ortaya çıkaracağını ve bu raporun da referans bir metin olacağını ve tüm insanlara aslında bir gelecek tasavvuru, bir gelecek hayali ortaya koyacağını düşünüyorum” dedi.

‘TEHDİTLER KARŞISINDA YASAL DÜZENLEME YAPILMALI’
Yayman, yapay zekayla ilgili tehditlerin farkında olduklarını ifade ederek, “Özellikle, ‘Deepfake’ dediğimiz; insanların seslerinin, yüzlerinin, görüntülerinin kopyalanması ve bundan farklı videolar çıkarılması, farklı çalışmaların yapılması bu işin tehdit kısmını oluşturuyor. Tam da işte bu tehdit kısmına karşı muhakkak bunun hukuksal, yönetsel ve siyasi çerçevesinin çizilmesi gerekiyor. En son galiba İtalyan Başbakanı Meloni’yle ilgili bir ‘Deepfake’ videosu çıktı. Burada aslında şunu görüyoruz; bu konu çok önemli ve bu konuda muhakkak etik kodların bir an önce belirlenmesi ve buna uyulması gerekiyor. Artık teknolojiyle beraber suçlar da nitelik değiştiriyor, olaylar da nitelik değiştiriyor. Bu konuyla ilgili bir hukuksal düzenlemenin yani bir yasal düzenlemenin yapılması çok önem kazanıyor” ifadelerini kullandı.

‘PLATFORMLAR SİYASETİ DOĞRUDAN ETKİLEYEBİLİYOR’
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın X hesabının bir süre önce kapatıldığını ve platformun Elon Musk tarafından satın alınmasının ardından Trump’ın yeniden platforma döndüğünü ve X’in ABD seçimlerinde etkili olduğunu vurgulayan Yayman, “Trump’ın hesabının kapatılması ve sonradan açılması, dijital siyasetin geldiği noktayı çok önemli. Eğer siz bu platforma sahipseniz, muhalefet partisinin hesabını kapatmak suretiyle ya da engellemek suretiyle ya da iktidar partisini engellemek suretiyle siyaseti doğrudan etkileyebiliyorsunuz. Siyasetin sonucunu etkilemeye yönelik bir durum ortaya çıkıyor. Buna işte, ‘Elektronik demokrasi’, ‘Dijital demokrasi’ diyorlar. Bu da aslında faydaları kadar bir anlamda kötü kullanıldığında nasıl bir sonuç doğuracağını ve millet iradesinin ortaya çıkmasını değil, millet iradesinin engellenmesi gibi bir durumu ortaya çıkartacaktır” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay Tekirdağ Çerkezköy’de yaşandı. Bir fabrikada çalışan Sami Erdem, Atatürk Caddesi’nde bir bankanın ATM’sinden para çekmek istediği sırada, ekranda “paranızı alınız” yazısını fark etti. ATM haznesinde duran parayı gören Erdem, kısa bir şaşkınlık yaşadı.

Parayı saydığında yüklü miktarda olduğunu tespit eden fabrika işçisi, paranın sahibi gelir diye bir süre ATM önünde bekledi. Ancak kimse gelmeyince, parayı Gazi Polis Merkezi’ne teslim etmeye karar verdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Olay yerine gelen polis ekipleriyle birlikte merkeze giden Sami Erdem, bulduğu parayı tutanakla polis ekiplerine teslim etti. Polis, bankamatikteki işlem hareketlerine bakarak, paranın sahibini bulmak için çalışma başlattı. Duyarlı davranışı nedeniyle Sami Erdem’e teşekkür edildi.

Parayı bulduğunda şaşkınlık yaşadığını belirten Sami Erdem, “Parayı saydıktan sonra bir süre bankamatik önünde bekledim.,
Tekirdağ’da tomar tomar para bulan işçiden “İnsanlık ölmemiş” dedirten hareket!

Gelen giden olmadıktan sonra bu para ihtiyacı olan birinin olabilir diye düşündüm ve polisi arayıp durumu anlattım” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay geçtiğimiz günlerde DiyarbakırBağlar’da yaşandı. 8 yaşındaki Narin Güran, esrarengiz bir şekilde kayıplara karıştı. Kızlarının hayatından endişe eden Güran Ailesi ise soluğu karakolda aldı.

Ekipler, küçük kızı bulmak için çalışma başlattı. Ancak henüz olumlu veya olumsuz bir haber alınamadı. Diyarbakır Valiliği ise bazı sosyal medya hesaplarında kayıp olarak aranan Narin Güran’ın cenazesinin bulunduğuna yönelik yapılan paylaşımların gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Diyarbakır Valiliğinden yapılan açıklamada, kayıp kız çocuğu Güran’ın bulunabilmesi amacıyla Valilik koordinasyonunda AFAD İl Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekiplerce geniş çaplı arama faaliyetine titizlikle devam edildiği vurgulandı.

Açıklamada, “Bazı sosyal medya hesaplarında kayıp olarak aranan Narin Güran’ın cenazesinin bulunduğuna yönelik yapılan paylaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır.

Vatandaşlarımızın, sosyal medya hesaplarında paylaşılan bu tarz asılsız iddialara itibar etmemeleri rica olunur” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Duyanları dehşete düşüren olay geçtiğimiz günlerde İstanbulEsenyurt’ta gerçekleşti. Hakan K., boşanma aşamasında olduğu ve 1 yıldır sığınma evinde bulunan Ayşe K.’nin anne ve babasının yaşadığı eve gitti.

Burada küfür ve hakaretler ederek bağırmaya başlayan Hakan K., eve taşla saldırdı. Bir süre sonra kaçan Hakan K’nin geçen yıl da eve saldırıda bulunduğu ortaya çıktı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“ZİLE BASTI ÇOCUKLARA KÜFÜR ETTİ”
Saldırı sırasında evde bulunan baba Zeki Yılmaz, “Gece saat 23.00 civarında yatsı namazını kıldıktan sonra yatağa uzandım. Kendim de rahatsızım, aniden buraya gelince zile bastı, çocuklara küfür etti. Ondan sonra saldırdı, camları taşlamaya başladı” diye konuştu.
Esenyurt’ta boşanma aşamasındaki eşinin evine saldıran koca kamerada

“BU NASIL BİR İŞ ANLAMIYORUM”
Evi taşlanan, küfür ve hakaretlere maruz kalan baba Zeki Yılmaz, “Benim kızım burada değil, sığınma evinde 1 senedir. Geçen seneden beri oradadır. Bu adam hala benim kapımda ne arıyor. Geçen sene de evimi kurşunladı, kurşunların yeri belli.

Boşanmak üzereler. Benim istediğim buna bir çare bulsunlar. Bilmiyorum bu nasıl iş, bir şey anlamıyorum.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun ve Ordu’da ise turuncu yağış uyarısının sabah saat 08:00’e kadar devam etmesinin beklendiği belirtildi.
Açıklamada, “Karadeniz ve İç Anadolu bölgemizde meydana gelen aşırı yağışlar sonucu sel ve su baskınları meydana gelmiş olup ekiplerimizin müdahale çalışmaları devam etmektedir.” ifadesi kullanıldı.
KAYSERİ’DEKİ KAYIP 1 KİŞİ ARANIYOR
Yağışlardan etkilenen illere ilişkin de bilgi verilen açıklamada, Kayseri’nin Bünyan ilçesi Güllüce Mahallesi’nde aşırı yağışlar sonucu heyelan meydana geldiği belirtildi.
Mahsur kalan 8 araç ile 32 vatandaşın güvenli alanlara tahliyesi gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, heyelan sonucu dere yatağında 1 aracın sürüklendiği ve araçta olduğu değerlendirilen 1 kişinin bulunması amacıyla 150 kişilik arama kurtarma ekibi tarafından çalışmaların aralıksız devam ettiği ifade edildi.
KIRŞEHİR’DE 1 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Kırşehir ilimizde sele kapılan bir vatandaşımız sudan çıkarılarak hastaneye sevk edilmiş, yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. Aşırı yağışlardan etkilenen 150 tarım işçisi tedbir amacıyla güvenli alanlara alınmıştır. Nevşehir ilimizde sel ve su baskınlarından etkilenen 15 vatandaşımızın güvenli alanlara tahliyesi gerçekleştirilmiştir. Vatandaşlarımızın yetkili mercilerin uyarılarını dikkate almalarını önemle hatırlatırız.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz haftalarda hakkında yasa çıkarılan başıboş köpekler sorunu halen devam ediyor. İstanbul’da köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybeden vatandaşın ardından bir köpek saldırısının da Ankara’da gerçekleşti. Olay Gölbaşı’nın Şafak Mahallesi 876’ncı sokakta meydana geldi. 5 yaşındaki Elif Ada, ablasıyla birlikte evinin önünde bulunan alanda oyun oynuyordu. İkisinin de etrafını bir anda köpekler sardı.

Ablası kaçmayı basardı ancak Elif Ada o kadar şanslı değildi. Köpekler ona saldırdı, ısırarak onu metrelerce sürükledi. Kız çocuğunun ayağını tutarak sürükleyen köpeklere yoldan geçen bir vatandaş müdahale etti. Çok sayıda köpeğin kendisine saldırdığı ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığı öğrenilen kızın tedavisi Bilkent Şehir Hastanesi’ndeki tedavisi yoğun bakım bölümünde sürüyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“HER HAFTA 3 İLA 4 KİŞİYİ KAPIYOR BU KÖPEKLER”
Konu ile ilgili açıklama yapan olayın gerçekleştiği Şafak Mahallesi Muhtarı Bayram Özkan yetkilileri topa tuttu. Mahallede başıboş dolaşan köpek sürüleri yüzünden can güvenliklerinin olmadığını belirten Özkan belediyelerin çözüm noktasında hiçbir şey yapmadığını belirtti.
”Mahallemizde her hafta 3 ila 4 kişiyi kapıyor bu köpekler. Geçen hafta da Başak isminde bir kızımıza saldırdılar. Sanayiye çırak gidecek babasından 50 lira yemek parası almış, bu paranın 20 lirasına dolmuşa biniyor. Korkusundan 1 kilometre yola gidemiyor. Yaşlılarımız sabah namazına gidemiyor. Annesiz çocuklar okula gidemiyor. Bacımız hastaneye gidecek, hamile. Eşi olmadan hastaneye gidemiyor. Bir havlasa kadın çocuğunu düşürecek. Çok zor durumdayız. Bunların kaldırılmasını istiyoruz. Bu köpek sorunu bizim başımıza bela oldu.”

“DAHA KAÇ İNSANIN ÖLMESİ VEYA YARALANMASI GEREKİYOR”
“Türkiye’nin başkentinde insanlar vahşi doğada hayatta kalmaya çalışır gibi tedirgin yaşıyor. Belediyeler görevlerini yapmıyor. Eskiden kanunun arkasına sığınıyorlardı. Şimdi kanuni bir engel de yok. Neyi bekliyorlar bu köpekleri toplamak için? Daha kaç insanın ölmesi veya yaralanması gerekiyor.”

“BÜYÜKŞEHİR KARATAŞ BARINAĞI’NI 5 YILDIR BİTİREMEDİ, GÖLBAŞI BELEDİYESİ BİTMİŞ OLANI AÇAMADI”
“Ankara Büyükşehir Belediyesi 5 yıldır Karataş Barınağı’nı yapıp bitiremedi. Çoktan bitmiş olması gerekiyordu. Bu köpekler oraya toplansaydı, bu olaylar yaşanmayacaktı. Seçimden önce ”az laf çok iş” dediler ama koltuğa oturunca vatandaşı unuttular. Vatandaş köpekler yüzünden günlük dertlerini unutuyor. Sürekli tedirginlik içinde.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaza, dün gece saatlerinde İslahiye-Hassa kara yolunun 9’uncu kilometresinde meydana geldi.

Yılmaz Günay yönetimindeki otomobil, aynı yöne giden 55 yaşındaki Hannan K.’nın kullandığı çimento yüklü tankere arkadan çarptı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kazayı görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi ekiplerine bildirdi.

İhbarla gelen sağlık görevlileri kazada hurdaya dönen otomobil sürücüsü Yılmaz Günay’ın yaralandığını, eşi Hacer Günay’ın ise hayatını kaybettiğini belirledi.

Yılmaz Günay, İslahiye Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken, tanker şoförü Hannan K. gözaltına alındı. Kaza ile ilgili inceleme sürüyor.
Gaziantep’te otomobil tıra arkadan çarptı: 1 ölü, 1 yaralı
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çarpmanın etkisiyle motosiklet sürücüsü Tepe ile arkasında oturan Kaan Murat Ergün yola savruldu.
Kazayı gören diğer sürücülerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Yaralılar sağlık personelinin müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılırken Tepe’nin durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Belediyeye ait yol temizleme aracının sürücüsü polis ekiplerince ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Otomobiliyle birlikte sel sularına kapılan Muhittin Sancar’ın bulunması için AFAD, UMKE, JAK ve Turkuvaz Arama Kurtarma ekiplerinden oluşan 280 personel seferber oldu. gece saatlerinde Sancar’ın otomobili hurda yığınına dönmüş halde dere yatağında bulundu. Kepçeyle çıkarılan otomobilde Muhittin Sancar’a rastlanılmadı. Dere yatağını karış karış tarayan ekipler önce atlet ve gömleğini buldukları Muhittin Sancar’ın cesedini 10 kilometre uzaklıkta bir evin bahçesinde buldu. Sancar’ın cesedi otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ödüller, 23 Eylül Pazartesi günü düzenlenecek törenle sahiplerine sunulacak.
Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, 23-29 Eylül’de gerçekleştirilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festivalin basın bürosundan yapılan açıklamaya göre, 5-12 Ekim’de gerçekleşecek festival kapsamında öğrenciler sinemanın ustalarıyla buluşacak.
Sinema okullarında çekilen öğrenci filmlerini görünür kılmak, sinema tutkunu öğrencilerin işlerini değerlendirmek ve onları teşvik etmek adına festival kapsamında Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması düzenlenecek.
Okullarını temsilen başvuracak filmler arasından finale kalacak eserler, Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne katılarak, konuklar ve sinema profesyonelleriyle buluşacak.
Festival günlerinde öğrenciler, yönetmenler, yapımcılar, senaristler ve oyuncularla bir arada olarak, sinemanın mutfağında eğitimlerine katkı sunacak.
Her sinema okulu, fakülte, akademi, atölye, program ya da enstitünün sadece en fazla 15 dakikalık filmle başvuru yapabileceği Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’na 1 Eylül 2022-30 Temmuz 2024 arasında yapılmış eserler katılabilecek.
Başvurular, festivalin internet sitesinden 20 Eylül saat 18.00’e kadar yapılabilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay yerine gelen sağlık ekipleri Muharrem Bayır’ın hayatını kaybettiğini belirledi. Yaralı Hasan Basri A. ise hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekipleri şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay yerine çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler alevlere vinç yardımıyla müdahale etti. Yangın itfaiye tarafından söndürülürken olayla ölen ya da yaralanan olmadı.
Yangını gören mahalleli yaşadığı panikle kendini sokağa attı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 3 uçak, 8 helikopter, 29 arazöz, 10 su ikmal aracı, 5 dozer ve 5 yer ekibi sevk edildi.
Ekipler sarp arazide etkili olan yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan yoğun çalışma yürüttü.
Yangın kontrol altına alındı, ekiplerin soğutma çalışmaları sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olaya karışan şüphelileri yakalamak için harekete geçen polis, soruşturmaya çok yönlü olarak devam ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>90 dakika süren sınava 240 müracaat olduğunu ve 150’den fazla öğrencinin katıldığını söyleyen Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi dekanı Prof. Dr. Mehmet Kavukcu başarılı olan 35 öğrencinin alınacağını söyledi.

Prof. Dr. Kavukcu yaptığı açıklamasında; Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü yetenek sınavları yapılıyor. Yaklaşık 240 müracaattan 150 kişi var sınava girecek olan. Bunların içerisinde yapılacak değerlendirmeler sonrasında 35 öğrenci Üniversitemiz öğrencisi olma hakkını kazanacak. Bugünkü birinci temamız su dolu poşet ve doğal taşın deseninin çizilmesi istendi, ikinci temada olimpiyatlardaki dünya çapınca popüler olan Yusuf Dikeç’in portresi verildi ve Portrenin yarısını orijinal şekliyle diğer yarısını ise mekanik/robot şeklinde çizilmesi istendi. Kavukçu, yapılan çalışmaların komisyon tarafından değerlendirildikten sonra Üniversite bünyesine alınacak 35 öğrenci belirlenmiş olacak” dedi.
Sınav yerini ziyaret eden ve 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı Özel Yetenek Sınavı’na katılan aday öğrenciler ile bir araya gelen Erzincan Binali Yıldırım üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, sınav hakkında bilgi aldı. Rektör Levent, “Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi ailesine katılacak olan öğrencilerimizi şimdiden tebrik ediyorum” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Talihsiz gencin cansız bedeni ekipler tarafından sudan çıkartılırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Mersin’in Tarsus ilçesinde baraj gölünde genç adam boğuldu

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bomba imha ekibince fünye ile patlatılan çanta boş çıktı. İncelemelerin tamamlanmasının ardından tramvay seferleri tekrar normale döndü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve itfaiye ekibi sevk edildi.
Olay yerine gelen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Edremit İtfaiye Grup Amirliği ekipleri, alevlere müdahale etti.
Yaklaşık bir saatlik müdahale sonucunda yangın söndürülürken iş yerinde maddi hasar oluştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sürücü Bekir Durmaz kısa süre sonra aracıyla birlikte Özalkent polis merkezinin önüne geldi. Polisler yapılan kontroller sonucu Durmaz’ın eşi Elif Durmaz’ın vücudunun çeşitli yerlerinden ve boyun bölgesinden bıçakla yaralandığını belirledi. Olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri talihsiz kadının hayatını kaybettiğini tespit etti.

Eşini bıçaklarken elinden yaralandığı öğrenilen katil zanlısı ise tedavisinin ardından gözaltına alındı. Bekir Durmaz’ın ilk ifadesinde eşinin kendisini aldattığını ve bu nedenle çıkan tartışma sonucu olayı gerçekleştirdiğini söylediği iddia edildi. Soruşturma sürüyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine 112 Acil Servis, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Sağlık ekipleri şoförlerden Murat Yalçınkaya’nın yaşamı yitirdiğini belirledi, yaralı 10 kişi ise ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırdı.
Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğunu öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sürücü Fırat S. ile yanındaki 2 kadın, yaralıların yakınları tarafından darbedildi. Polisin, sürücü ve yanındakileri bölgeden uzaklaştırılmasının ardından yaralıların yakınları, taş ve sopalarla otomobile zarar verdi.
Adana Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsisinin ardından Baran Bürgen’in cenazesi, yakınları tarafından gözyaşları arasında Küçükoba Mezarlığı’nda toprağa verildi. Diğer 3 yaralının tedavisinin ise sürdüğü bildirildi.
ŞOKA GİRDİĞİNİ ÖNE SÜRDÜ
Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi edilen Fırat S., taburcu edildi. Kaza anında şoka girdiğini ve ne olduğunu hatırlamadığını öne süren Fırat S., sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fatih Belediye Başkanı M. ErgünTuran, “19 Ağustos 2024 tarihinde sabah saat 05.15 civarında özel mülkiyet alanında meydana gelen elim olay sonucunda hayatını kaybeden vatandaşımız Ayhan Özçelik’e Allah’tan rahmet diliyorum. Olayın özel mülkiyet sınırları içerisinde sabahın erken saatlerinde gerçekleşmiş olması nedeniyle yasal olarak müdahale yetkimiz bulunmayan bu alanda, ekip arkadaşlarımız vakit kaybetmeden bilgi almış ve 112 Acil Servis ile kolluk kuvvetlerimize derhal ihbarda bulunmuştur. Savcılık kararı sonrası gerekli çalışmalar ekiplerimiz tarafından titizlikle gerçekleştirilmiştir. İstanbul’daki 39 ilçe belediyesi içinde en büyük hayvan barınağına sahip olduğumuzu ve insan sağlığı için risk teşkil eden bin 350 sokak köpeğine barınak sağladığımızı vatandaşlarımızın bilmesini isterim.

Fatih’imiz genelinde 2024 yılında; 3 bin 877 sokak hayvanına veteriner hizmeti verdik, bin 274’üne mikroçip ve küpeleme yaparak kayıt altına aldık. Bin 466 sokak hayvanına kısırlaştırma, 890 kuduz aşısı, 11 bin 103 adet parazitlere karşı koruyucu aşılama yaptık. Yerinde müdahale uygulamalarımız ile 4 bin 305 sokak hayvanına sahada anlık sağlık hizmeti verdik. Sokak Hayvanları Tedavi Merkezi’mizde muayene tedavi sürecinde 36 bin 997 uygulama yaptık. Yedikule Hayvan Barınağı’mızda 223 yasaklı ırk köpeğimizin bakımını sağlıyoruz. Sokak Hayvanlarını Koruma Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce de bu yöndeki çalışmalarımızı kesintisiz sürdürdüğümüzü vurgulamak isterim. Bizleri derinden yaralayan bu olayla ilgili adli mercilerin çalışmaları sürmekte olup, kesin sonuçlar emniyet ve adli tıbbın raporları ile netlik kazanacaktır. Hayatını kaybeden Ayhan Özçelik’e tekrar Allah’tan rahmet; ailesi ve yakınlarına sabırlar diliyorum” dedi.

HEKİM RAPORU ÇIKTI
Sokak Hayvanları tarafından vahşice parçalanarak öldürelen Ayhan Özçelik’in durum bildirim tek geçici hekim raporunda ise vücudunda köpeklerin saldırısı sonucu açılan kesiklerin durumu belirlendi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ekipler, Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına geri itilen 3 can salındaki 18’i çocuk 40 düzensiz göçmeni kurtardı, 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi de yakalanarak gözaltına alındı.
Datça ilçesi açıklarında düzensiz göçmenlerin bulunduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine bölgeye ekip sevk edildi.
Sürüklenen lastik bottaki 7’si çocuk 27 düzensiz göçmen kurtarılarak ekiplerin yardımıyla karaya çıkarıldı.
Datça açıklarında Sahil Güvenlik botu tarafından kara üzerinde bir grup göçmen tespit edilmesi üzerine 26 düzensiz göçmen yakalandı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AFAD ekipleri ters dönen araç içerisinde bulunan yaralıları çıkararak 112 acil sağlık ekiplerine teslim edildi. Ekipler tarafından olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Gümüşhane Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Güngör Gürbüz (58) isimli kadın hayatını kaybederken, araç sürücüsü Asım Gürbüz ve Ömer Asaf Gürbüz’ün (7) yaralandı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Emniyet mühendisleri başta olmak üzere arama kurtarma faaliyetlerinde önemli görevlerde bulunan tecrübeli personelin önderliğinde afet durumunda maden işçilerinin arama kurtarma üzerinde yapması gerekenler tekrar ediliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, 15 Ağustos’ta 19 Mayıs ilçesindeki bir banka şubesinde meydana geldi. Dönerci dükkanı işleten Halit Hoşaf ile sanayi sitesinde hurdacılık yapan Sadık Öztürk, bankadaki veznenin önünde tartışmaya başladı.

Tartışmanın büyümesi ile Sadık Öztürk, Halit Hoşaf’ı tabancayla karnından ve bacağından ağır yaraladı. İhbarla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Vücuduna 5 kurşun isabet eden Hoşaf, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürülüp tedaviye alındı. Hoşaf’ın durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Hoşaf’ın, Sadık Öztürk’ün eşine mesaj attığı, taraflar arasında bu nedenle husumet başladığı öne sürüldü.

Olaydan sonra kaçan Sadık Öztürk, bugün avukatıyla birlikte polise teslim oldu. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Öztürk çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YOĞUN BİR ÇALIŞMA YÜRÜTTÜLER
Yangının başladığı saatten itibaren bölgeye giden AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, Sinanpaşa ve Kırka Kasabasında yaşayan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, “Kırka Kasabamızda meydana gelen yangın alanında incelemelerde bulunduk. Yangının söndürülmesi ve kontrol altına alınabilmesi için, 5 helikopter, onlarca Orman Yangın Arazözü, İş Makinaları, İtfaiye Araçları ve bölge halkımız tarafından yoğun bir çalışma yürüttüler. Kahramanca yangına karşı mücadele eden Orman Teşkilatımız başta olmak üzere her bir görevlimize şükranlarımı sunuyor, kolaylıklar diliyorum. Rabbimden böylesi bir afetin bir an önce söndürülmesini, daha beterinden bizleri muhafaza eylemesini niyaz ediyorum” dedi.

YENİDEN KIRKA’MIZI YEŞERTECEĞİZ
Kırka’nın AK Partili Belediye Başkanı Hakan Şahin, yangının çıktığı andan itibaren büyük bir özveriye çalıştıklarını söyleyerek, “Başta orman teşkilatımız olmak üzere tüm belediye başkanlarımıza seferber oldukları için teşekkür ediyorum. AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilimiz Ali Özkaya bölgeye gelerek, çalışmaları yakından takip etti. Çıkan yangın sonucunda 30 hektarlık ormanlık alan zarar gördü. Yangın doğu ve batı tarafı olmak üzere kontrol altına alınmıştır. Sabaha kadar itfaiye ekiplerimiz soğutma çalışması yapacaklar. bir daha yeşil olacak Kırka’mız. Varımızla yoğumuzla yeniden yeşerteceğiz” diye konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hafif ticari araçtaki sürücü ve 2 yolcu yaralandı. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından yaralılar hastaneye kaldırıldı. Kaza nedeniyle cadde bir süre trafiğe kapanırken polis ekipleri kazayla ilgili çalışma başlattı.

YAN YATAN ARAÇTA KURTARILMAYI BEKLEDİLER
Diğer yandan, kaza sırasında savrulan hafif ticari araç yan yattı. Araçta bulunan sürücü ve 2 yolcu yaralandı. 2 kişi yan yatan hafif ticari araçta kurtarılmayı bekledi. Çevre sakinlerinin yardımlarına koştuğu 2 kişi araçtan çıkarılarak hastaneye kaldırıldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Teknik Direktör Fatih Terim bugün Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’nde talimat ile ifade verdi. Yaklaşık 5 sayfalık ifade veren Terim 2016 yıllarında Seçil Erzan’ı şube müdürü olması sebebiyle tanıştığını, özel müşteri muamelesi gördüğünü ve bu şekilde devam ettiğini söyledi. Terim, banka bölge müdürü Sermin Hanım’ın ofisine gelerek Seçil Erzan’ın en iyi banka şube müdürleri arasında olduğunu söylediğini bu sebeplerden güvendiğinden bahsetti.

“HİÇ OKUMA İHTİYAÇ DUYMADAN İMZALARDIM”
Bankanın özel müşterisi olarak en ufak bankacılık işlemlerini dahi Erzan’a yaptırdığını belirten Fatih Terim, “15-20 senedir para yatırma ve çekme işlemleri ile imzalanacak belgeler banka çalışanlarının bulunduğum yere gelmesi ile yapılmıştır. Seçil Erzan bizzat kendisi gelip, kimi zaman Florya tesislerinde herkesin içinde, kimi zaman evimde toplu olarak getirdiği belgeleri bana imzalatırdı. Hiç okuma ihtiyacı duymadan imzalardım” dedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“GÜVENSİZ YAŞANMAZ”
Teknik isim “Ben banka tarafından oluşturulan güven ve bankanın bana gösterdiği kişi olduğu için Seçil Erzan’a özel bankacım olarak güvendim. Ben hayatım boyunca bütün ilişkilerimi güven üzerine kurdum, benim yaşantım hep böyleydi. Bundan sonra da böyle olacak güvensiz yaşanmaz” şeklinde ifadesine devam etti.

GÜVEN İLİŞKİSİ
Erzan’ın “Hocam bankada şu kadar paranız var, bu ay bu paraya dokunmadınız heba olmasın, değerlendirelim” gibi sözler söylediğini, altında kötü bir amaç aramadığını ve kendisinin de “Siz daha iyi bilirsiniz. Öyle daha iyi olacaksa o şekilde hareket edelim” şeklinde karşılık verdiğine değindi. Terim ayrıca Erzan’ın hiçbir zaman fondan bahsetmediğini söyledi. Terim, “Seçil Hanım ile ilgili soru soranlara onun iyi ve ilgili bir bankacı olduğunu söylerdim. Çok sonra öğrendim ki benim haberim olmadan, etrafımdaki birçok kişiden para istemiş bazılarından da paralar almış. Ayrıca yakın aile dostlarımızdan da almış hatta daha fazla alınması için uğraşmış. Ben bunları çok sonra öğrendim” dedi.

1.5 YILDIR BU ANI BEKLİYORDU
1.5 senedir konuşmak istediğini ancak devam eden yargı sürecine olan saygısından dolayı bugünü beklediğini vurgulayan Fatih Terim, “Finans işlerinden anlamam, bu nedenle de kimseye anlamadığım bir konuda tavsiye vermem, kimse de bana böyle bir konuda akıl danışmaz. Kimse bana gelip böyle bir fon olduğundan ya da Seçil Hanım’ın benimle adlandırdığı bir fon olduğundan bahsetmedi” diyerek tek bir insanı dahi bahsi geçen fona dahil etmediğini kaydetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Yalı Çapkını” dizisinin Suna’sı Beril Pozam ve Abidin’i Ersin Arıcı, dizi setinde başlayan aşklarını evlilikle taçlandırdı.
1.5 YILDIR SEVGİLİLER
1.5 yıl süren ilişkilerinin ardından düğün töreni büyük bir etkinliğe dönüştü.
Düğün, Yalı Çapkını oyuncuları ve birçok ünlü ismin katılımıyla gerçekleşirken, ünlü oyuncu Burak Deniz de oradaydı.
Deniz’in ünlü çift hakkında söylediği sözler, sosyal medyada kısa sürede gündem oldu. ünlü oyuncunun sözleri sosyal medya kullanıcıları tarafından eleştiri yağmuruna tutuldu.
“ÇOK SEVMİŞLER DİYELİM”
Ersin Arıcı ile uzun bir süredir görüşemediklerini belirten Burak Deniz, “Çok mutlu olsunlar ama 1.5 senelik flört… Çok sevmişler diyelim o zaman. Bakalım meraktayım ben. Bugüne kadar neyi yapmam dediysem başıma geldi gibi oldu. O yüzden çok bilemiyorum ama kısmet bu işler.” dedi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz günlerde velayet ve nafaka davalarıyla gündeme gelen Reha Muhtar yine gündemde…
Bu kez ciddi bir sağlık sorunuyla…
MERDİVENLERDEN DÜŞTÜ
Bir döneme damga vuran ünlü spiker, İstanbul’un Sarıyer ilçesindeki yalısında merdivenlerden yuvarlandı.
Düşme sonucu ağır yaralanan Muhtar’ın bilinci kapandı.
Oğlunun durumu haber vermesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan müdahalenin ardından Muhtar, hastaneye kaldırıldı.
ENTÜBE EDİLDİ
Hastaneye kaldırılan Muhtar’ın entübe edildiği öğrenildi.
Ünlü sunucunun sağlık durumuna ilişkin hastane ve aileden henüz detaylı bir açıklama yapılmadı.

GÜNDEM OLAN NAFAKA KARARI
Muhtar ve eski eşi Deniz Uğur arasındaki boşanma davasında mahkeme, Uğur’un Muhtar’a nafaka ödemesine hükmetmişti.
Mahkemenin bu emsal oluşturacak kararı kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel hayatıyla gündemden düşmeyen Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, 2007 yılında evlendiği oğlu Ali’nin annesi Nihan Akkuş’tan geçtiğimiz şubat ayında sürpriz şekilde boşanmıştı.
BOŞANALI 6 AY OLDU
17 yıllık evliliğini tek celsede bitiren ve şu sıralar Hadise ile anılan Okan Buruk, eski eşi Nihan Akkuş’un doğum gününe katıldı. Eski eşiyle samimi halleri dikkat çeken Buruk hakkında yeni iddialar gündeme geldi.
Okan Buruk’un 6 ay önce boşandığı eski eşi Nihan Akkuş’la yeniden evleneceği iddia edildi.
HADİSE İDDİASINA CEVAP VERMEMİŞTİ
Buruk’un ünlü şarkıcı Hadise ile aşk yaşadığı iddiası magazin gündemine bomba gibi düşmüştü.
İkilinin geçtiğimiz günlerde katıldığı bir partide baş başa sohbet etmesinin, aşk haberlerinin çıkmasına sebep olduğu iddia edilmişti.
İddialar sorulunca sessiz kalan ve gülümseyen Okan Buruk, kısa süre önce boşanmıştı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ekranların hafızalarda yer edilen “Yılan Hikayesi” dizisindeki “Zeyno” rolüyle adını geniş kitlelere duyuran ve pek çok başarılı yapımda rol alan Meltem Cumbul, 10 yıl aradan sonra Güzel Aşklar Diyarı ile televizyon ekranlarına dönecek.
AMERİKA’DAKİ EVİ KAPATTI
Cumbul, bu proje için New York’taki evini kapatarak Türkiye’ye taşındı.
KAPADOKYA’DA ÇEKİLECEK
Meltem Cumbul, oyuncu kadrosu ve Kapadokya’daki çekim mekanlarıyla dikkat çeken Güzel Aşklar Diyarı’nda “Gönül” karakterine hayat verecek.
Başarılı oyuncu, dizinin çekildiği Kapadokya ile ilgili de önemli bir anısını paylaştı.
Çocukluğunun üç yılını Kapadokya’da geçirdiğini söyleyen Meltem Cumbul, “Babamın işi dolayısıyla Kapadokya’da yaşadık. Çok sevdiğim bir yerdir. Bir sinema filmini de orada çekmiştim. Mekânlar da beni çok etkiledi.” dedi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kanal D ekranında bir döneme damga vuran ‘Yaprak Dökümü’ dizisindeki ‘Ferhunde’ karakteriyle hafızalara kazınan Deniz Çakır, uzun zamandır ekranlarda yok.
Çakır, 2023’te hayatını birleştirdiği iş insanı Bilgehan Baykal ile tatil yaparak sezonun yorgunluğunu atıyor.
TEKNE POZU GELDİ
Ünlü oyuncu, eşi Bilgehan Baykal ile birlikte teknede tatilde sarılıp poz verdiği anları sosyal medya hesabından paylaştı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk rock müziğinin en önemli isimleri arasında yer alan Teoman, geçtiğimiz haftalarda miras açıklamasıyla çok konuşulmuştu.
ALKIŞ ALMIŞTI
Teoman “Kanuni düzenlemeler nedeniyle vasiyetimi istediğim gibi yazamadım ama. Ölümüm halinde birikimlerimin dörtte biri Çocuk Esirgeme Kurumu’na gidecek. Gerisini doğal mirasçım olarak kızım alacak.” demişti.
Son olarak Teoman, Ot TV için verdiği söyleşide yine olay yaratacak açıklamalarda bulundu.
“Ben mesela kişilik olarak etçi Nusret’ten nefret eden insan tipinden değilim. Zenginleri s.kiyor, beni s.kmiyor.” diyen Teoman, sosyal medyada gündem oldu.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Reyting rekorları kıran dizisi Yalı Çapkını dizisinin kavuşamayan aşıkları Suna ile Abidin gerçek hayatta kavuştu.
“Yalı Çapkını” setinde tanışan ve birbirlerine aşık olan Beril Pozam ile Ersin Arıcı evlendi.
AFİLLİ AŞK’TAN BERİ ARKADAŞLAR
Ünlü çifti bu özel günlerinde yakın arkadaşları ve ailesi yalnız bırakmadı. Beril Pozam’ın daha önce Afili Aşk dizisinde birlikte rol aldığı yakın arkadaşı Burcu Özberk de geceye gelenler arasındaydı.
BEĞENİ YAĞDI
Özberk, düğüne siyah derin göğüs dekolteli ve askılı elbisesi ile katıldı. Kombinini siyah ayakkabıları ile tamamlayan ünlü isim bu haliyle takipçilerinden tam not aldı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, 40 yaş küçük sevgilisi Gülseren Ceylan’la katıldığı programda imam nikahı itirafıyla herkesi şaşırtmıştı.
İlk kez dini nikah yaptığını söyleyen ünlü şovmen, “Zaten evli gibiyiz. Her şey çok güzel gidiyor. Gülseren istedi nikâh olmasını, ben de tamam dedim. Dini nikah yaptık.” demişti.

İmam nikahları kıyılırken mehir istemediğini söyleyen Gülseren Ceylan, Mehmet Ali Erbil’in kendisi için daha önemli olduğunu söylediği bir vaatte bulunduğunu söylemişti.

“KESİN ÇOCUK YAPACAĞIM”
40 yaş küçük imam nikahlı eş, ünlü şovmenin verdiği söz açıkladı. Mali’den çocuk istediğini itiraf eden Gülseren Ceylan, “Hayatımda ilk defa bir erkekten çocuk hayalim oldu. Ben normalde gezen tozan bir insandım ama şu an ev hanımı oldum tamamen. Ben Mehmet Ali’yi bilerek ilişkiye başladım, eski eşlerini, çocuklarını biliyorum.

“EVLENMEK İSTEMESE DE HAKKIDIR”
Evlenmek istemezse de haklıdır ama ileride ben Mehmet Ali Erbil’den kesinlikle çocuk yapmak istiyorum. Evlenmek için evlilik sözleşmesi isterse bile imzalarım, kaç yaşında adam, kim bilir eski ilişkilerinde neler yaşadı, düşünmeden imza atarım.” dedi.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son albümüyle rekor kıran şarkıcı Beyonce, şarkılarının yanı sıra görüntülendiği yerde de mutlaka kendinden konuşturmayı başarıyor.
En son New York sokaklarında görüntülenen dünyaca ünlü şarkıcı, yine tarzıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
BEYONCE DA MODAYA UYDU
İtalyan moda devlerinin başörtlülü kombinlerinden sonra ünlü isimler kombinlerini değiştirmeye başladı. Modaya uymak için çoğu kombinlerini başörtüsüyle tamamlayan isimlere bir ünlü isim daha dahil oldu.
Beyonce da başörtüsü takıp, New York sokaklarında yürüdü. Amerikalı şarkıcının tarzı sosyal medyada gündem oldu.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekranların başarılı ve güzel oyuncularından Seda Bakan, müzisyen Ali Erel ile nikah masasına oturmuş, 2019’da Leyla’nın doğumuyla ilk kez anne olma mutluluğu yaşamış, ikinci kızı Ela’yı ise 2022’de kucağına almıştı.
2 çocuğu olan oyuncu Seda Bakan’ın büyük kızı Leyla 5 yaşına girdi. Güzel isim, kızının doğum gününü sosyal medya hesabından duygusal bir paylaşımla kutladı.
Behzat Ç.’, ‘Kardeş Payı’, ‘Mucize Doktor’ gibi yapımlarda rol alan Seda Bakan, sosyal medya hesabından kızıyla fotoğraflarını yayınladı.

“İYİ Kİ”
Bakan, gönderilerin altına şu notu düştü: “Leyla canım Leyla’m. İyi ki doğdun, iyi ki Allah seni bize verdi. Hep iyi günler gör ve hep iyiliklerle, iyi insanlarla karşılaş. Allah seni ve kardeşini hep korusun. Seni çok seviyoruz güzel kızım. Hoş geldin 5 yaş.”


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz haftalarda İzmir, Bodrum ve Kuşadası’nda seyirci ile buluşan oyunu 4 günde 10 bin kişi izledi.
“HER AYRI ŞEHİRDE SEYİRCİYİ SELAMLAMAK BÜYÜK BİR MUTLULUK”
5 sezondur Salieri karakteri ile Amadeus’ta seyirciyi selamlayan Selçuk Yöntem, turnenin başarısı için şunları söyledi:
“5 yıldır devam eden bir yolculuk bizim ki. Anadolu turnesinde de yoğun ilgi bekliyordum. İstanbul’dan sonra başta Ankara olmak üzere, Bodrum, Kuşadası ve İzmir’de de ayakta alkışlandık. Turnemiz devam ediyor. Her ayrı şehirde, sahnede seyirciyi selamlamak benim için büyük bir mutluluk. Bursa’dan Diyarbakır’a kadar sürecek yolculuğumuzda seyirciyle buluşacağımız anları heyecanla bekliyoruz.”
REKLAM
Şu ana kadar 360 bin kişi izlediği, Peter Shaffer tarafından kaleme alınan, dünya müzik tarihinin unutulmaz bestecileri Wolfgang Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin eşsiz hikayesini anlatan oyunun Eylül ayında Anadolu’daki yeni durakları Bursa ve Antalya olacak.
Salieri karakterini Selçuk Yöntem’in sahneye taşıdığı, Amadeus’u Tansu Biçer’in canlandırdığı, Costanze karakterinde Dilan Çiçek Deniz ve Özlem Öçalmaz’ın dönüşümlü yer aldığı Amadeus ekibi Anadolu turnesini 26 Ekim’de İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda bitirecek.
EKİM’DE GAZİANTEP, DİYARBAKIR, İZMİR’DE!
Bursa ve Antalya’da Eylül aylarında açık havada sahnelenecek olan Amadeus, 6’ncı sezonuna 21 Eylül’de İstanbul’da Zorlu PSM Sahnesi’nde girecek.
Sonrasında tekrar turneye çıkacak olan oyun ekibi, 7 Ekim’de Diyarbakır’da, 9 Ekim’de Gaziantep’te, 12 Ekim’de Adana’da seyircisiyle buluşacak.
Sahne önünde 35, sahne arkasında 35 kişiden oluşan toplam 70 kişilik dev ekibiyle Amadeus oyunun biletlerine Biletix, Biletinial, Bubilet, Passo ve Biletmio’dan ulaşılabiliyor.
AMADEUS OYUN PROGRAMI:
-2 Eylül 2024 /Bursa Kültür Park Açıkhava Tiyatrosu, Bursa
-6 Eylül 2024 / Antalya Açıkhava, Antalya
-21 Eylül 2024 / Zorlu PSM Turkcell Sahnesi, İstanbul
-29 Eylül 2024 / Zorlu PSM Turkcell Sahnesi, İstanbul
-7 Ekim 2024 / Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi, Diyarbakır
-9 Ekim 2024 / Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi, Gaziantep
-11 Ekim 2024 / Çukurova Üniversitesi Açıkhava Tiyatrosu, Adana
-12 Ekim 2024 / Çukurova Üniversitesi Açıkhava Tiyatrosu, Adana
-26 Ekim 2024 / Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu, İzmir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Charles Baudelaire’in (1821-1867) ölümünün ardından, 1869’da ilk kez kitaplaşan ve şairin 50 düzyazı şiirini bir araya getiren Paris Sıkıntısı, Kötülük Çiçekleri’nde ele alınan temaların yeni ve daha derinlikli bir araştırması gibi. Baudelaire burada modern Paris’i bütün çelişkileriyle; ihtişamı, sefaleti ve melankolisiyle gözler önüne sererken, biçimsel olarak da geleneksel şiirin sınırlarını aşan, çağa özgü değişim ve belirsizlik halini temsil edecek yeni bir şiire yönelir. Kenan Sarıalioğlu’nun çevirdiği bu eşsiz şiirleri Fransızca özgün metinle Everest Yayınları’ndan çıktı.
ARSENYEV’İN YAŞAMI
(İvan Bunin)
Birçok Rus yazar gibi devrimden sonra sürgün hayatı yaşamış ve anavatanına bir daha hiç dönmemiş olan, 1933’teyse Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen ilk Rus yazar İvan Bunin’in tek romanı, Arsenyev’in Yaşamı, Can Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Bunin, otobiyografik unsurlar barındıran kitabında, Arsenyev’in kadınlarla ilişkilerini, anlam ve tatmin bulma mücadelesini ve nihayetinde insan varoluşunun bencil, değişken doğasını farkına varışını ele alıyor. Devrim öncesi Rusya’sında geçen bu hikâye, Arsenyev’in kadınlarla ilişkilerini, anlam ve tatmin bulma mücadelesini ve nihayetinde insan varoluşunun bencil, değişken doğasının farkına varışını güçlü bir şekilde yansıtıyor.
BİR TÜRK KIZININ AMERİKA YOLCULUĞU
VakıfBank Kültür Yayınları, “Bir Türk Kızının Amerika Yolculuğu” isimli kitabı okurlarıyla buluşturudu. 1935’te erken Cumhuriyet’in önemli coğrafyacılarından biri olan Faik Sabri Duran ve kızı Lütfiye Duran’ın mektuplarından yola çıkılarak yazılmış bu eser erken Cumhuriyet’te genç bir kadının Amerika izlenimlerinden oluşuyor. Ahmet Duran Arslan’ın yayına hazırladığı çalışma, sadece bir seyahatin izlerini değil, aynı zamanda iki farklı dünyanın çarpıcı biçimde karşılaşmasını anlatıyor. 1930’larda gerçekleşen bu yolculuk, tarihsel ve edebî değeriyle okuyucularına sadece bir seyahatname değil, aynı zamanda kültürler arası bir keşif yolculuğu sunuyor. Bunların yanı sıra Lütfiye’nin New York’un gökdelenlerinden Amerika’nın hız tutkusuna, moda ve gündelik hayata dair pek çok gözlemlerini 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Amerika’nın nasıl algılandığına dair bir reçete sunuyor.
TEKNOLOJİ VE UYGARLIK
(Lewis Mumford)
Kent planlamasından kültür ve sanat tarihine, teknolojiden toplumsal eleştiriye uzanan geniş bir çalışma alanına hâkim Amerikalı düşünür Lewis Mumford’un başyapıtlarından biri olan Teknoloji ve Uygarlık’ı yeni çevirisi Ayrıntı Yayınları’nın Ağır Kitaplar Dizisi’nden çıktı. Tüm dünyada çok takdir gören son derece kapsamlı çalışmasında Mumford, çığır açıcı yaklaşımıyla, uygarlığın en başından, ilk icatlardan bu yana her alandaki teknolojik gelişmelerin insanlığı ve gündelik yaşantımızı nasıl etkilediğini ve ortaya çıkardığı toplumsal sınıfları benzersiz bir netlikle anlatıyor. Aydın Çavdar’ın çevirdiği Teknoloji ve Uygarlık, okuru kendi modern varoluşunun gerçeklerini, kökenlerini, çelişkilerini, yanlışlarını, doğrularını ve teknolojiyle ilişkisini irdelemeye davet ediyor.
MANDARİNLER
(Simone De Beauvoir)
20. yüzyıl Fransız edebiyatının önde gelen yazarlarından Simone De Beauvoir’in 1954 yılında yayımlanan romanı Mandarinler, İlkay Kurdak’ın çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı! de Beauvoir, Goncourt Ödülü’nü kazanan romanında, diğer eserlerinde de rastlanan feminizm ve varoluşçuluk temalarını, bu kez o yılların Fransa’sının politik ve entelektüel portresini çizen bir aşk hikâyesi üzerinden ele alıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan 1950’lerin ortalarına dek Fransa’daki bir grup entelektüelin yaşamını takip eden Mandarinler, Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Nelson Algren, Arthur Koestler ve bizzat de Beauvoir’dan esinlenen karakterleriyle, örtük bir otobiyografi olduğu kadar, savaş sonrası Fransa’sının sol görüşlü aydınlarının hayatlarını ve çalkantılı siyasi ilişkilerini de inceleyen politik ve felsefi bir roman.
FREDERIC CHOPIN VE 101 SEÇME MEKTUP
(Arın Dilligil Bayraktaroğlu)
19. Yüzyıl Avrupa müziğine büyük katkılar sağlamış, ardında 200’ü aşkın eser ve sayısız mektup bırakmış olan usta besteci Chopin’in mektupları Akılçelen Kitaplar’dan okurla buluştu. Chopin, başından geçen olaylar karşısında hissettiği yoğun duyguları bestelerine ve sevdiklerine yazdığı mektuplarına yansıtmıştır. Son derece kırılgan yapısı ve geride bıraktığı ülkesi Polonya’ya duyduğu özlemi bestelerine olduğu kadar mektuplarına da esin kaynağı olmuştur. Hayatı boyunca yazdığı mektupların yer aldığı bu kitapta, Chopin’in besteleri, sanat çevresi, karakteri, sağlığı, yurtseverliği ile ilgili detaylar okurlar ile buluşuyor.
ÇATLAK
(Jean-Paul Didierlaurent)
Fransız yazar Jean-Paul Didierlaurent, yirmi dokuz dile çevrilen ve Fransa’da yılın edebiyat olayı olarak kabul edilen 6.27 Treni’nin ardından Çatlak romanıyla okurla buluşuyor. Çatlak’ta günlük yaşamın monotonluğundan kaçan ve kendini yeniden keşfeden bir adamın hikâyesini ustalıkla anlatan yazar, okurları varoluşsal sorgulamalara ve insan ruhunun derinliklerine sürüklüyor. Can Yayınları etiketiyle raflarda olan kitap, bir yandan hayatın sürprizlerini gözler önüne sererken bir yandan da insanın yaşamındaki görünmeyen çatlakları sorguluyor.
BİR YAZ GECESİ RÜYASI
(William Shakespeare)
William Shakespeare’in en verimli dönemlerinde kaleme aldığı, yüz yıllardır en çok sahnelenen, bestelenen, resmedilen ve birçok sanatçıya esin kaynağı olan oyunu Bir Yaz Gecesi Rüyası okurla buluşuyor. Bir büyü ve yanlışlıklar komedisi olan eser, karışık ilişkiler üzerinden aşk ve evlilik kavramlarının komikliğine vurgu yapıyor. Her yapıtında olduğu gibi bu oyununda da unutulmayacak sözleriyle, gözlemleriyle ve sınırsız hayal gücüyle okuru şaşırtan Shakespeare, birey ve toplum ilişkilerine de eleştiri getirmeyi ihmal etmiyor. Ozan her yapıtında olduğu gibi bu oyununda da unutulmayacak sözleriyle, gözlemleriyle, sınırsız hayal gücüyle okuru şaşırtıyor.
TUHAF HİKAYELER AKADEMİSİ BASKERVILLE
(Ali Standish)
Ülkemizde de sevilen çocuk-gençlik kitapları yazarı Ali Standish’in yeni romanı Tuhaf Hikâyeler Akademisi Baskerville’i Müge Canan Özçelik çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı. Arthur Conan Doyle Vakfı onayıyla kaleme alınan serinin ilk kitabında, genç Arthur’un sadece olağanüstü yeteneklere sahip çocukların davet edildiği Baskerville Akademisi’ne girişine ve sınıf arkadaşları Jimmie Moriarty ve Irene Eagle ile tanışmasına tanık oluyoruz.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Unutulmaz ‘Hababam Sınıfı’ filminde ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan Tuncay Akça (60) kalp krizi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti. Akça’nın ölüm haberini menajeri Kıvanç Terzioğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.
TUNCAY AKÇA KİMDİR?
16 Aralık 1963 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Tuncay Akça, Hababam Sınıfı’nda “Bacaksız” lakaplı rolü ile tanındı. Yol Filminde Yusuf karakterini oynadı. 1995-2002 yılları arasında ise Bizimkiler dizisinde manav Adem rolüne hayat verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akça’nın vefatına ilişkin AA muhabirine konuşan Film-San Vakfı Müdürü Kıvanç Terzioğlu, Türk sinemasının önemli bir değerini kaybettiğini belirterek, “Çok üzgünüz. Yaşı 60 olmasına rağmen çocuk ruhlu birisiydi. Neşesini hiç kaybetmedi. Hayatı boyunca hep kendinden çok başkalarını düşündü, öyle yaşadı. Sanatı, sinemayı çok seven birisiydi. Çok kıymetli bir ismi erken yaşta kaybettik.” ifadelerini kullandı.
Ünlü oyuncu, Üsküdar’daki Şakirin Camii’nde ikindi namazının müteakip kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Programda ” Yaş aldıkça daha genç gözüküyorsunuz. Var mı bir sırrınız” sorusuna Ersay Üner, ” Herkes aynı şeyi söylüyor. İnşallah öyledir. Hiç bakım, estetik vs. yoktur bende.
Ben kendi halimdeyim. Yaşlanmayı seviyorum. ” Oo ne güzel gidiyor” falan diyorum. Botoks falan yok ponçik ponçiğim ben. ” cevabını verdi.
Benim de bir Dilber’im vardı
Programda Serhat Tekin’in ” Kariyerinin başında gazinolarda, pavyonlarda çalıştın. Sizin hiç ” İnci Taneleri” dizisindeki gibi bir Dilber’iniz var mıydı?” sorusuna Ersay Üner, ” Vardı. Ama benimki platonikti.
O şarkı söylüyordu. Hiç açılamadım. Ama ne kadar güzel duygular bunlar. Herkesin bir platoniği vardır. ” cevabını verdi.
İlişkide bir çizgim var. Oraya gelene kadar zor bir adamım
Programda ” Bir ilişkide kendinize sevgili olarak 10 üzerinden kaç verirsiniz?” sorusuna, ” Ersay Üner, ” Bir çizgi, bir limit var bende. Oraya gelene kadar biraz zor bir adamım.
Çünkü yaşanmışlıklarım, tecrübem, aklım, fikrim, mesleğim.. bunların hepsini içine koyduğun zaman bir yer var. İlk önce oraya kadar bir gelinmesi gerekiyor. Ondan sonrası, o çizgiyi geçtikten sonra ben çok acayip bir adam olurum. 10 numara olur.” cevabını verdi.
Evlilikten Korkmuyorum
Programda şu an hayatında kimse olmadığını söyleyen Ersay Üner, “Evlilikten korkuyor musunuz?” sorusuna, ” Evlilikten asla korkmuyorum. Ben hayatım boyunca hiç bir şeyden korkmam. Evlilik, boşanma.. bunları yaşarsın biter. İşime sekte vurur diye evlilikten kaçmam.
Öyle bakarsan yürümez zaten. Ben ilişki olayına şu anki aklımla çok başka şekilde bakıyorum. İki özgür insan olarak bakıyorum ilişkiye. Normal hayatlar idame edilirken,başbaşayken keyifli vakit geçiriyorsan tamam. Onun harici tamamen karmaşa.” cevabını verdi.
Demet Akalın ile verdiğimiz ara güzel oldu
Programda ” Zamanında Demet Akalın ile bir dönem konuşmadınız. Hiç içinizden o dönem konuşsaydık daha ne şarkılar çıkardı diye düşündünüz mü?” sorusuna Ersay Üner, ” O dönem öyle olması gerekiyordu.
Benim için de onun için de öyle bir dönemdi. Beraber zaten çok güzel şeyler yaptık. Bence böyle bir ara güzel oldu. Şimdi yeni Demet Akalın albümünde “Demet okusaydı çok güzel olurdu.” dediğim 3 tane şarkım var.” cevabını verdi.
Demet Akalın’ın “Bebek” şarkısını yazmam 10 dakika sürmedi
Programda, “En kısa sürede yazdığınız şarkı hangisiydi?” sorusuna Ersay Üner, ” Demet Akalın’ın okuduğu ” Bebek ” şarkısı en kısa sürede yazdığım şarkıydı. 10 dakika sürmedi bile yazmam.
Demet’e telefonda nakaratı söylerken, A’sını yazıyordum şarkının. Hikayesi de, sabah magazin programı izliyordum televizyonda. Baktım millet ” Bebek’te onu dedi bunu dedi” diye haberler veriyor. Benim de aklıma böyle bir şarkı geldi.” cevabını verdi.
Mert Demir’in rengini ve şarkılarını seviyorum
Programda “Kimleri beğenip dinliyorsunuz?” sorusuna Ersay Üner, “Mert Demir’in rengini ve şarkılarını seviyorum. Mabel Matiz, Edis severim. Bizim jenerasyon Gökhan Türkmen’i çok severim. En yenilerden de Sami’yi beğeniyorum.” cevabını verdi.
Sezen Aksu ile düet yapmak isterim
Programda, ” Kariyeriniz boyunca sadece bir düet hakkınız olsa kiminle yapardınız?” sorusuna Ersay Üner, ” Sezen Aksu. Olur da zaten bir düet inşallah kısmetse. Çok saygı duyuyorum ama daha çok seviyorum. ” cevabını verdi.
Orijinal bir şey yoksa dinleyemiyorum
Programda ” Yeni dönemde yapılan işlere bir eleştiri getirecek olsanız bu ne olurdu?” sorusuna Ersay Üner, “Ben hiç bir zaman sanatı eleştiren bir adam olmadım ama ” Şu şöyle olsaydı, bu böyle olsaydı” diyerek kendime göre yorumladığım şeyler oluyor.
Yeni dönem arkadaşların yaptığı işlerde bazıları çok dikkatimi çekiyor ve hoşuma gidiyor. Bazılarını ise dinleyemiyorum çünkü ben onun orijinalini dinledim. Tek ince noktam odur benim. Sıfırdan bir şey ürettiği zaman asla hiç bir şey söyleyemem.
Ama daha önce orijinalini dinlediğim bir şeyi dinlediğim zaman, veya bir şeye benzediği zaman dinleyemiyorum. Ben orijinal fikre bakarım. Fikrin orijinalse benim için sorun yok.
İyi ya da kötü ona dinleyici karar verir. Ama ortada orijinal bir şey yoksa onu ne dinleyebiliyorum ne de izleyebiliyorum.” cevabını verdi.
]]>28 Nisan Pazar akşamı New York’ta LOOK Dine-In Cinemas W57’te gerçekleşen törende En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödülleri Aslıhan Ünaldı’ya takdim edildi.
Yönetmenin kişisel deneyimlerinden esinlenerek yabancılaşma ve kabullenme konularını ele aldığı “Suyun Üstü”, günümüz Türkiye’sinin sosyo-politik zemininde, birbirleriyle yeniden bağ kurmaya çalışan parçalanmış bir ailenin hikayesini anlatıyor.
Elit İşcan, Nihan Aker, Lila Gürmen, Serhat Ünaldı, Eren Çiğdem ve Oscar Pearce’ın rol aldığı “Suyun Üstü”, aile, kariyer, cinsellik gibi meseleleri üç farklı jenerasyona ait kadın karakterlerinin gözünden işliyor.
“Suyun Üstü”, yönetmenlik kariyerinin yanı sıra Columbia Üniversitesi ve New York Üniversitesi’nin lisansüstü film programlarında senaryo yazımı dersleri veren Aslıhan Ünaldı’nın yazıp yönettiği ilk uzun metrajlı filmi.
30. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Elit İşcan’a En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü; Los Angeles Bağımsız Kadın Film Ödülleri’nde ise Ünaldı’ya En İyi Kadın Yönetmen Ödülü’nü getiren film, uluslararası festival yolculuğuna devam ederken 2024 New York CineFest’te ise En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini kazandı.

Çekimleri Göcek ve Fethiye’nin koylarında gerçekleştirilen filmde, Elit İşcan, Nihan Aker, Lila Gürmen, Eren Çiğdem ve Oscar Pearce’la birlikte, yönetmenin babası olan ve ilk oyunculuk deneyiminin yanı sıra çekimlerin gerçekleştiği teknenin kaptanlığını da üstlenen Serhat Ünaldı da rol alıyor.
Yapımcılığını Kamen Velkovsky ve Aslıhan Ünaldı’nın; görüntü yönetmenliğini Sundance Film Festivali ödüllü André Jäger’in üstlendiği filmin müzikleri ise Davut Özdemir ve Deniz Güngör imzasını taşıyor.
New York’ta yaşayan Zeynep, Amerikalı eşiyle birlikte Muğla’da küçük bir sahil kasabasına varır. Parçalanmış bir aileye geri dönmüştür; ebeveynleri boşanmış, kız kardeşi ise ailesine yabancılaşmıştır. Aile, bir haftalık bir yelken seyahatine çıkacaktır.
Bu gezi, aynı zamanda Zeynep’in yargılanmakta olan gazeteci babası Yusuf’un, uzun zamandır görmediği kızlarıyla yeniden bağ kurabilmesi için son şansıdır. Tekne denize açılıp yelken rüzgarla dolduğunda ve mavi sularda süzülmeye başladıklarında kendilerini geçmişe dönmüş gibi hissederler.
Aile yeniden bir aradadır. Ancak yavaş yavaş bu gezinin basit bir aile tatilinden ibaret olmadığı ortaya çıkmaya başlar. Aile, Yusuf’un temyiz kararını beklerken gerilim gittikçe artar. Hassas aile dinamikleri, yöre halkından genç bir adamın hayatlarına girmesiyle beklenmedik bir yönde değişir.
Kadın karakterlerine yoğunlaşan ve ele aldığı meselelere üç farklı jenerasyonun gözünden yaklaşan “Suyun Üstü”, aynı zamanda gazeteci Yusuf’un hikayesi üzerinden basın özgürlüğüne de değiniyor. Yale Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler üzerine ön lisans eğitimi alan Aslıhan Ünaldı, filmlerinde büyük sosyo-politik meselelerin özel hayatlar ve bireysel ilişkiler üzerindeki etkisini irdelemekle ilgileniyor.
Sao Paulo, Valencia, Montreal, Buenos Aires, Sofya, İstanbul gibi prestijli festivallerde gösterilen ve yurt dışında da ilgi gören Siren Film yapımı “Suyun Üstü” filmi, önümüzdeki günlerde uluslararası festival yolculuğuna devam edecek.
YouTube video player”>
]]>“OĞLUM BABASININ YAPTIKLARINI ANLATINCA HEMEN POLİSE GİTMEDİM”
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Ender Saraç ve avukatları, müşteki Benan Saraç ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Duruşmada söz verilen müşteki Benan Saraç, sanığın oğluna cinsel istismar amacıyla bir eylem gerçekleştirdiğine şahit olmadığını söyledi. Oğlunun kendisine babası tarafından istismar edildiğini söylediğinde ilk etapta inanmadığını ve durumu sorguladığını anlatan Benan Saraç, “Bu yüzden hemen polise, savcıya gitmedim. Babasına sinirli olduğunu biliyordum. Babasının benimle yaptığı kavgalardan dolayı psikolojisinin etkilendiğini biliyordum. Bu sinirle ve hiddetle yapmış olabileceğini düşündüm” dedi.
BENAN SARAÇ ŞİKAYETÇİ OLMADI
Müşteki Saraç, oğlunun raporlu olduğu gün okula gitmek istediğini, kendisinin de izin verdiğini belirterek, bir süre sonra kendisini arayan okulun psikolojik danışman ve rehber öğretmenin istismar olayını bilip bilmediğini sorduğunu aktardı.
Öğretmene konudan haberdar olduğunu söylediğini, Ender Saraç’ı neden şikayet etmediğinin sorulduğunu ifade eden müşteki Saraç, şunları kaydetti: “Babasına kavgalarımızdan dolayı sinirli olduğunu biliyordum, bu sebeple olabileceğini söyledim. Ender’le boşanma aşamasındaydık. Kendisi boşanmaya yaklaşmadı, dava açmak için avukat tuttuğumu söyledim ama avukat mağduru oldum, dava açamadım. Evladımı böyle bir olayda yakacak durumda değildim. Çocuğumu sorgulamaya devam ettim. Okula rehberliğe gidince başka çarem kalmadı, oğlumun yanında olmak zorunda kaldım. Sonrasında mecburen şikayetçi oldum. Nihayetinde oğlum bana gerçeği itiraf etti. Böyle bir olayın yaşanmadığını söyledi, tahmin ettiğim gibi oldu. Babasının benimle olan tartışmalarından dolayı oğlum iç dünyasında ona öfkeliydi.” Benan Saraç, cinsel istismar suçundan şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini söyledi.
ENDER SARAÇ: EVDE BANYO DAHİL HER YERDE KAMERA VAR, İDDİALARI REDDEDİYORUM
Söz alan sanık Ender Saraç ise oğluna şiddet uyguladığı iddialarının doğru olmadığını savunarak, “Sadece üstü kokuyorken çocuğumu tutarak banyonun önüne kadar getirdim. Bir de çok zayıflamıştı, vegan olmuştu, zorla omega-3 verdim. Evde çıplak dolaştığım iddiaları yalandır, evde 24 saat banyo dahil olmak üzere kamera var. Bu iddiaları reddediyorum” dedi. Olaydan dolayı maddi manevi zarar gördüğünü dile getiren sanık Saraç, beraat talebinde bulundu.
TEMSİLİ KAYYIM ATANDI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı, müşteki annenin şikayetçi olmaması nedeniyle mağdur çocuğa temsil kayyımı atanmasını talep etti. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı da mağdurun 15 yaşından küçük olması ve annesinin şikayetçi olmaması nedeniyle yargılama sırasında çocuğa temsil kayyımı atanmasını istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, 15 yaşından küçük mağdur çocuk M.S’ye, kendisini temsil edemeyecek olması nedeniyle temsil kayyımı atanmasına hükmetti.
Bunun için sulh hukuk hakimliğine müzekkere yazılmasına karar veren heyet, M.S’nin bir sonraki celse dinlenmesine hükmederek duruşmayı erteledi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 5 Aralık 2023’te mağdur çocuk M.S’nin okuldaki öğretmenlerine babası Ender Saraç’ın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu anlatması üzerine okul idaresinin tuttuğu tutanakların polise bildirildiği ve bunun üzerine soruşturma başlattığı kaydediliyor.
Çocuğun alınan ilk ifadesinde babası hakkında cinsel istismar suçlamasında bulunduğunu, sonraki beyanında ise annesi ve kendisine kötü davrandığı için babası hakkında bu yönde suçlama yaptığını, istismarın olmadığını söylediği ifade edilen iddianamede, anne Benan Saraç’ın ifadesinde de eşinin kendisine ve çocuklarına psikolojik ve ekonomik şiddet uyguladığını, mağdur oğluna karşı herhangi bir cinsel davranışına şahit olmadığını söylediği aktarılıyor.
İddianamede, mağdur çocuğun şeref ve namusunu ilgilendiren bir konuda sanığa iftira atmasını gerektirir ciddi bir neden bulunmadığı ifade edilerek, mağdurun ilk ifadesinin samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğu dile getiriliyor.
İddianamede, sanık Ender Saraç’ın, “çocuğun cinsel istismarı” suçundan 12 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
]]>Altıeylül Belediyesi’ne bağlı Gazi Mustafa Kemal Atatürk Yaşam Kompleksi’nde yayınlanan ve vatandaşların da yoğun katılım sağlandığı programa; ünlü Sanatçı-Oyuncu Ahmet Mekin, Ses Sanatçı Ali Ekber Eren, Belgeselci Nebil Özgentürk ve Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli katıldı.
Balıkesir yöresine ait ürünlerin yanı sıra, zeytinyağının tanıtımı ile Balıkesir yöresine ait figürleri sergileyen folklor ekibi de büyük beğeni topladı. Yaklaşık 3 saat süren yayında Balıkesir yöresine ait tatlarının pişirilmesiyle devam eden program Balıkesir kaymaklısı da yapılarak tüm Türkiye’ye tanıtıldı.
Ünlü Sanatçı ve Oyuncu Müjdat Gezen telefonla canlı yayına bağlandı
Ünlü Sanatçı-Oyuncu Müjdat Gezen’in de telefonla canlı yayına bağlandığı programda Türk sinemasının ünlü Oyuncu-Sanatçı Ahmet Mekin ile telefonla görüştü. Ünlü sanatçı Müjdat Gezen “Her hafta canlı olarak yayınlanan ve Serhan Asker’in evimize konuk oluyor. Bizlere ülkemizin güzelliklerini evimize kadar getiren Serhan Asker’e de teşekkür ediyorum. Türk sinemamızın ünlü ismi Ahmet Mekin’e de iyi ki varsın. İyi ki bizimlesin. Ahmet abim seni çok seviyoruz ve seviyorum. Yayında bulunan Başkanımız Hakan Şehirli’ye de ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü bizleri abim Ahmet Mekin ile buluşturdu” dedi.
Türk sinemasının Sultan’ı Türkan Şoray’da telefonla canlı yayına bağlandı
Ünlü Sanatçı-Oyuncu bir araya geldiği programda canlı yayına Türk sinemasının ünlü ismi Sultan’ı Türkan Şoray’da telefonla canlı yayına bağlandı. Türk sinemasının ünlü ismi Türkan Şoray birlikte oynamış oldukları ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filminde Cemşit karakterini canlandıran Ahmet Mekin ile telefon bağlantısıyla görüştü. Şoray, “Ahmet Mekin ile ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filminde birlikte oynamıştık. Kendisi filmde Cemşit karakterini canlandırmıştı. Güzel anlarımız oldu. Tekrardan bizleri Ahmet Mekin ile buluşturan Başkanımız Hakan Şehirli’ye teşekkür ediyorum. Balıkesir’e Altıeylül ilçemize sevgilerimi saygılarımı gönderiyorum” dedi.
Ünlü Sinema Sanatçısı Ahmet Mekin Ayakta Alkışlandı
Belgeselci Nebil Özgentürk’ün Türkiye’nin ünlü sinema sanatçısı Ahmet Mekin’in belgeseli izleyicilerle buluşturdu. Ahmet Mekin’in hayatını belgesel yapan Nebil Özgentürk kendinin seslendirmiş olduğu Belgeselde Mekin’in Türk sinemasına vermiş olduğu değeri, hayatı ve şimdi yaşamış olduğu Balıkesir’e bağlı Erdek ilçesinin konu alındığı Belgesel izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.”
Belgeselci Nebil Özgentürk, Ankara’dan canlı yayına bağlandı. Özgentürk, “Türkiye’nin ünlü sanatçısı Ahmet Mekin’in belgeselini yaparken çok duygulandım. Kendisiyle çalışmaktan dolayı gurur duydum. Tekrardan Türk sinemasına vermiş olduğu katkılardan dolayı da teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisini çok çok seviyorum” diye konuştu.
Başkan Hakan Şehirli, “Sizleri ilçemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk
Altıeylül’den Balıkesir’in tanıtımı yapılan programda konuşan Başkan Şehirli, “Altıeylül ilçemize, Balıkesirimize hoş geldiniz. İyi ki geldiniz. Türk sinemasına ismini altın harflerle yazdıran Ahmet Mekin’i Altıeylül ilçemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Kendisinin belgeselini yaparak ölümsüzleştiren Belgeselci Nebil Özgentürk’e de teşekkürlerimi sunuyorum. Tabi ki ünlü ses sanatçısı Ali Ekber Eren’de seslendiriş olduğu ve ismini taşıdığı ‘Ali Ekber Çiçek’in eserlerini bizlerle buluşturdu. Ayrıca telefonla canlı yayına bağlanan Türk sinemasının Sultan’ı Türkan Şoray’a ve usta oyuncu Müjdat Gezen’e de ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
Başkan Şehirli, “İkinci coşkuyu sizlerle yaşadık’
Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, “Altıeylül ilçemizde yapacağımız bu gibi etkinlikler aralıksız devam edecek. Yine geçtiğimiz hafta 23 Nisan coşkusunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk Yaşam Kompleksi’nde yaşamıştık. İkinci coşkuyu da sizlerle yaşamaktan büyük keyif aldık. Organizasyonlarımız, programlarımız aralıksız devam edecek” diye konuştu. – BALIKESİR
]]>Saba Tümer, programında bu hafta oyuncu ve şarkıcı Ayta Sözeri’yi ağırladı. “Üniversite ikinci sınıftan sonra evden ayrıldım. O zamanlar saygı duyulan bir mesleğin olursa, paran olursa her şeyi halledebileceğini düşünüyorsun.
O zaman nereden bileyim doktor olsam çalıştırmayacaklarını.. Trans olduktan sonra birçok işi yapamayacağımı bilmiyordum. Şimdi birçok şey değişmiş, birçok trans çalışıyor” diye anlatan Ayta Sözeri’ye, Saba Tümer’in; “Kaç yaşında ameliyat oldun?” diye sorması üzerine Sözeri; “20’li yaşlar.
Belki daha erken yaşta ameliyat olmak gerekiyor olabilir, hormon tedavisi gördüğün için, o zaman bu kadar uzun boylu olmayabilirdim” diye cevap verdi.
“BU KARARI VEREMİYORSUN BÖYLE DOĞUYORSUN”
Sözeri, kendisiyle ilgili şunları anlattı:
“Benim yaşadığım zamanlarda insanların hiç hoş bakmayacağı cinsiyet kimliğine sahipsin. Üniversite 2’den sonra evden ayrıldım. Ama onun için kendini bir garantiye almak istiyorsun.
O zaman nereden bilecektim doktor olsam çalıştırmayacaklarını. Şu an çok şey değişti. Şu anda birçok trans çalışıyor. 20’li yaşlarda ameliyat oldum. Hormon tedavisi var. Bu kararı veremiyorsun böyle doğuyorsun. “

Ayta Sözeri, “Hülya Avşar programında bana bir soru sordu, ‘Hayatta en çok ne olmak isterdin’ dedi. Erkek olmak isterdim dedim. Erkek egemen olan doğuştan sana verilen erkeklik rütbeni söküyorsun kimse bunu isteyerek hayatından sökebilir mi.
Çünkü öyle doğuyorsun yanlış bir bedenin içinde yanlış bir ruh’la doğuyorsun. Ruh’u değiştiremem ama bedenimi değiştirebilirim. Benim zamanımda çok zordu. Ben eşcinsel değilim. Transseksüelim…
Herkesin sana olmaz diye empoze ettiği toplumda…. Etimi ve kemiği mi değiştirecektim. Etin kemiğin bir anlamı olmadığını anladım ve sonra karar verdim” dedi.
Ayta Sözeri’den İddialı Sözler
Tümer’in; “Kendini nerede görmek istiyorsun?” diye sorması üzerine Ayta Sözeri; “Royal Albert Hall’de. Türkiye’den şu ana kadar bir Zeki Müren, bir de Sezen Aksu çıkmış” sözleriyle, iddialı bir cevap verdi.
İlk Aşkım Küçük Emrah
Saba Tümer’in; “İlk aşkını anlat” demesi üzerine Ayta Sözeri; “Neyi anlatayım? Emrah’a, aşıktım onu mu anlatayım? Albümlerini alır, filmlerini izlerdik.
Sonra Mahsun Kırmızıgül. Farkındaysan ilk başlarda bende hiç değişiklik yok, Türkücülerden devam etmişim” diyerek, cevap verdi.
Kıskançlığımı tedavi ettim
Tümer’in; “Kıskanç mısın?” diye sorması üzerine Sözeri; “Kıskanç değilim. Çok kıskançtım. Bir gün birisi dedi ki ‘Bir yerde okumuştum kıskançlık tedavisi olmayan tek hastalıkmış’ o gün ben de ‘Ben bu kıskançlığı tedavi edeceğim’ dedim. Artık kıskanç değilim” dedi.
En uzun ilişkim 11 yıldır devam ediyor
Saba Tümer’in; “En uzun aşkın ne kadar sürdü?” sorusuna Ayta Sözeri; “11 yıldır hala devam ediyor” diye cevap verdi. Tümer; “Aaa ben bilmiyordum” deyince, Sözeri; “Kimse bilmiyor. Söylüyorum; ama inanmıyorlar herhalde” dedi.
Tümer; “Maşallah. Biz seni onunla beraber olduğun dönemlerde mi tanıdık? Sakın bırakma adamı” deyince Sözeri; “Evet, çok uğurlu geldi” sözleriyle cevap verdi.
Aşığım Aşık
Tümer’in; “Hayatının şu dönemini anlatan bir şarkı var mı?” sorusuna Sözeri; “Aşığım Aşık şarkısını söyleyerek cevap verdi: Duysun cümle alem duysun tüm dünya, seviyorum dostlar aşığım aşık, aradığım aşkı buldum sonunda, seviyorum dostlar aşığım aşık”
]]>Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuklu sanıklar Dilan Polat, eşi Engin ile kayınpederi Sezgin Polat ve müşteki Banu Parlak hazır bulundu. Diğer tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.

POLAT ÇİFTİ BİRBİRLERİNİ GÖRÜNCE AĞLADI
Polat çiftinin kızı ile Engin Polat’ın kız kardeşi Kübra Uzun da duruşmaya izleyici olarak katıldı. Duruşma salonuna getirilen Dilan ve Engin Polat birbirlerini görünce ağladı, yan yana geldiklerinde ise el ele tutuştular. Dilan Polat duruşma sırasında kızına bakarak da ağladı.
“KURŞUNLANMA OLAYINI SOSYAL MEDYADAN DUYDUM”
Dilan Polat savunmasında, Banu Parlak’ın 6 yıldır arkadaşı olduğunu, kurşunlanma olayını sosyal medyadaki haberlerden duyduğunu söyledi. Parlak’ın kendilerini sorumlu tuttuğu paylaşımları gördüğünü dile getiren Polat, o ana kadar aralarında bir problem olmadığını belirtti. Dilan Polat, dosyadaki kişilerle bir bağlantısının olmadığını, “Daltonlar” olarak bilinen suç örgütünün eşini ve kendisini de daha önce tehdit ettiğini anlattı.

“BANA HERKES SALDIRI HALİNDEYDİ”
Banu Parlak ile bir husumeti olmadığını ifade eden Polat, “Neden böyle bir konuda beni ve ailemi hedef gösterdi, anlamıyorum. O dönemde bana sosyal medya üzerinden iftiralar atılmaktaydı. Bana herkes bir saldırı halindeydi, kafam çok karışıktı. Beraatımı istiyorum, iddianamede bahsedilen videonun direk bir muhatabı yoktu. Genel olarak paylaşmıştım.” şeklinde konuştu,
“BİZİM İŞ YERİMİZİ KURŞUNLAYANLAR DA BUNLARDIR”
Tutuklu sanık Engin Polat ise Banu Parlak’ı tanımadığını, sadece eşinin arkadaşı olarak bildiğini, kurşunlama olayında kendisinin bir dahili olmadığını kaydetti. Gürcistan ile hiçbir bağlantısı olmadığını ve Gürcistan’a 4,5 yıl önce gezmek için gittiklerini belirten sanık Engin Polat, “Ben Daltonlar’dan kimseyi tanımıyorum. Ben bu çetenin liderinin Can Dalton olduğunu gazeteden öğrendim. Bu kişi bizi daha önce tehdit etmişti. Banu Parlak’ın iş yerini kurşunladılar, sonra benim dükkanım 3 kez kurşunlandı. Bizim iş yerimizi kurşunlayanlar da bunlardır. Yalana ve iftiraya uğradık. Ticari ve şahsi kişiliğimiz zarar gördü. 6 aydır da boş yere tutukluyuz. Bu olaydan dolayı iftiralara uğradık, en büyük mağdur biziz, beraatimi talep ediyorum. Ben ve ailemde en ufacık bir delil bulunursa her türlü cezaya razıyım.” ifadelerini kullandı.

Engin Polat’ın babası tutuklu sanık Sezgin Polat da olayla bir ilgisinin olmadığını, kendilerine iftira atıldığını savundu.
“KURŞUNLAMA İŞİNİ SADECE PARA İÇİN YAPTIK”
Tutuklu sanık Nizamettin Bilgili savunmasında, duruşmadaki sanıkları ilk defa gördüğünü belirterek, “Olay günü evde alkol alıyordum. Yunus Emre Yıldız bana ‘İş yeri kurşunlanacak yapar mısın?’ dedi. Alkolün de etkisiyle kabul ettim ve merkeze giderek 4 el ateş ettim.” dedi.

Tutuklu sanık Yunus Emre Yıldız ise Polat ismini sadece televizyondan bildiğini ifade ederek, “Banu Parlak’ı da tanımam. Küçük yaşta babamı kaybettim. Evin yükü benim üstümdeydi. Bize hiçbir canlıya zarar gelmeyeceği söylendi. Sadece camların aşağı indirileceği söylendi. Bizim de paraya ihtiyacımız vardı. Bu işi sadece para için yaptık. Onu da elimize yüzümüze bulaştırdık.” diye konuştu.
“SUÇUN MALA ZARAR VERME OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”
Müşteki Banu Parlak da dükkanının kurşunlandığı akşam Dilan Polat’ın kendisini aradığını belirterek, “Dilan bana, ‘Sıla’yı içeri aldılar. Engin’i ve beni de alacaklar bak yapma.’ dedi. O gece benim dükkanım kurşunlandı. Kısa video çekip dükkana gittiğimi söyledim, tekrar kurşunlandı. Ben bu suçun mala zarar verme olduğunu düşünmüyorum.” beyanında bulundu. Parlak, Engin Polat’ın kendisinin tanıdığını, birlikte görüntüleri olduğunu dile getirerek, kurşunlama olayından sonra iş yerinin kapandığını söyledi.

KARARI DUYUNCA SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ
Banu Parlak’ın ifadesine karşı bir diyeceği olup olmadığı sorulan Dilan Polat, “Ben şaşkınlık içerisinde izledim. Tamamen beni hedef gösterip karalama amaçlı böyle bir şey yaptığını düşünüyorum. 130 şube işleten göz önünde bir insanım.” diye konuştu. Savunmaların ve taleplerin ardından kararını açıklayan mahkeme, aralarında Dilan ve Engin Polat’ın da bulunduğu 8 tutuklu sanığın bu hallerinin devamına karar verdi. Tutukluluk haline devam kararını duyan Dilan Polat sinir krizi geçirdi.
DALTONLAR ÇETESİ DAVASI İLE BİRLEŞTİRİLDİ
Dosyadaki “Daltonlar Çetesi” adlı suç örgütünün elebaşısı firari sanık Barış Boyun’un İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde aynı suçtan yargılandığını anımsatan mahkeme, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunun bu iki dosyanın birleştirilmesine hükmetti.

Mahkeme, dosyaların birleştirilmesi konusunda diğer mahkemenin olumsuz görüş bildirmesi üzerine çıkan uyuşmazlığın giderilerek görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi. Duruşma sonrasında Banu Parlak ve avukatı açıklama yaptı.
İDDİANAMEDEN
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Dilan Polat’ın sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda yaptığı açıklamayla Banu Parlak’a tehdit mesajı gönderdiği belirtiliyor. İddianamede, bu mesajdan kısa bir süre sonra çiftin aldığı ortak karar doğrultusunda sanık Engin Polat’ın müştekinin iş yerine silahlı saldırı düzenlenmesi için Gürcistan’daki bağlantıları vasıtasıyla kamuoyunda “Daltonlar” çetesi olarak bilinen silahlı organize suç örgütünün firari yöneticilerinden Beratcan ve Batın Can Gökdemir’le irtibata geçtiği ifade ediliyor.

İddianamede, Polat çiftinin “birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit suçunu azmettirme” ve “mala zarar vermeye azmettirme” suçlarından 2’şer yıl 4’er aydan 8’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. Haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Barış Boyun, Beratcan ile Batin Can Gökdemir için de “silahlı suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit”, “mala zarar verme” ve “ruhsatsız silah taşıma” suçlarından toplamda 8’er yıl 4’er aydan 23’er yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede, diğer sanıklar Batuhan İnci, İsmail Emre Arifoğlu, Nizamettin Bilgili, Onur Abiç, Yunus Emre Yıldız ve Sezgin Polat’ın farklı suçlardan 2 yıl 4 ay ila 23 yıl arasında değişen hapis cezaları talep ediliyor.
]]>DURUŞMADA BİR ARAYA GELDİLER
Banu Parlak’a ait güzellik merkezi 1 Ekim 2023 günü saat 02.00 ve 04.30 sıralarında motosikletli şüphelilerce kurşunlanmıştı. Olaya ilişkin hazırlanan iddianame kapsamında Dilan ve Engin Polat çiftinin de ‘azmettirme’ suçundan cezalandırılması istenen dava bugün Küçükçekmece Adliyesi’nde görüldü. Sanıklar Dilan, Engin ve Sezgin Polat ile müşteki Banu Parlak hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. Duruşmada kimlik tespiti esnasında Engin Polat “aylık ortalama gelirim 200 bin” dedi. Dilan Polat da aylık gelirinin 200 bin TL olduğunu söyledi. Engin Polat duruşma salonunda küçük oğlu ile telefonda konuşup konuşamayacağını sorarak “6 aydır konuşmuyoruz” dedi. Hakim bu talebin üzerine “her türlü temas yasak” dedi.

DİLAN POLAT AĞLAYA AĞLAYA İFADE VERDİ
Dilan Polat savunmasında “Ben Banu Parlak’ı tanırım kendisi 6 yıllık arkadaşım. Küsüp barıştığımız dönemler oluyordu. İş yeri kurşunlanmadan önce işleri konusunda benden yardım, destek istemişti. Ben de kendisine seve seve yardım edeceğimi söyledim. Daha sonra sosyal medyada haberleri görünce haberim oldu. Can güvenliğinin olmadığını ve bizi sorumlu tuttuğuna dair paylaşımlar gördüm. O ana kadar aramızda problem yoktu. İş yerinin kurşunlandığını da basın ve sosyal medyadan öğrendim. Bu sırada yargılandığımız kişilerle de hiçbir bağlantımız yoktur. Daltonlar çetesi eşimi ve beni de tehdit etmiştir. Bununla alakalı mesajlar da mevcut” dedi. Polat savunması sırasında da zaman zaman duygulanarak ağladı.

“CAN DALTON BENİ TEHDİT ETTİ”
Dilan Polat savunmasına şöyle devam etti: “Can Dalton bana ‘Senin namusunu elinden alacağım’ diye mesajlar da iletmişti. Bizi tehdit eden kişilerle aynı dosyada neden yargılanıyoruz bilmiyorum. Gürcistan’a 2018-2019 yıllarında hamilelik dönemimde gittim. Yemek yedim ziyaret ettim döndüm. Sosyal medyada ön planda bir hayat yaşıyorum. Maddi durumumuzun iyi olmasından dolayı farklı yollarla Halil İbrahim Kalkan’ın haraç kesmek istediğini düşünüyorum. Pendik şubemize giderek ‘Tabelaları indirin’ demişti. Çalışanların elinde ses kayıtları da mevcut. Benim Banu Parlak ile husumetim yoktu. Neden böyle bir konuda beni ve ailemi hedef gösterdi anlamıyorum. Dosyada bahsi geçen kimseyi aile üyelerim dışında yani tanımıyorum. Video için de ben sosyal medyada o dönemde aleyhime paylaşımlar yapılıyordu. Çocuklarım ve ailem için. Kafam çok karışıktı herkes saldırı halindeydi. Suçlamayı kabul etmiyorum.”
Dilan Polat müşteki avukatının “Tedbir kararının anasını danasını göreceksin sözlerini kime söylediniz sorusu üzerine” “Benim orada direkt muhatabım yoktu. Kara para aklandığımıza, illegal işler yaptığımıza dair paylaşımlar yapılıyordu. Genel söyledim” dedi.

ENGİN POLAT: BANU PARLAK’I TANIMAM, BİZİM KİMSEYLE ALAKAMIZ YOK
Engin Polat ise savunmasında şunları söyledi: “Banu Parlak’ı tanımam. Görüşmüşlüğüm yoktur. Bir gün sosyal medyada ‘Benim başıma bir şey gelirse Dilan ve Engin Polat sorumludur’ diye açıklamalar yapıyor. Ben de eşime bu kadın senin arkadaşın değil mi neden böyle yapıyor ara kendisi ile görüş dedim. Eşim ‘Ben aramam dedi’ ben de üzerine düşmedim. Ama karım iyi niyetli olarak aramış benim sonradan haberim oldu. O ara çok mesele vardı. Kara para aklama. Onun da gerçek olmadığını yakında göreceğiz. Bu arkadaşın dükkanı kurşunlanmış. Akabinde bizden şikayetçi olmuş. İfadeye çağırdılar gittik. Olay bundan ibaret bizim hiç kimse ile bir alakamız yok.”
“DAVADA YALANCI TANIKLIK YAPIYOR”
“Ben diğer sanıkların olduğunu bu mahkemede öğrendim şu an. Yalancı tanık Halil İbrahim Kalkan, bizi tehdit edip şubelerimizi arayıp Sezgin ve Engin Polat ile görüşeceğim diyerek tehdit ediyordu. Bu daha önceden de başımıza geldi. ‘Onları şöyle yapacağım böyle yapacağım, bu tabelaları indirin bundan sonra burada Dilan Polat yazmayacak Halil İbrahim Kalkan yazacak’ diyormuş. 2-3 ay devam etti. Biz telefon sapığı diye dikkate almadık. Lakin bir gün Pendik şubemize gidip tehditte bulunmuş. Babama ‘bu böyle olmaz gidelim şikayetçi olalım fiziken de üzerimize gelmeye başladı’ dedim. Gayrettepe’ye gidip şikayetçi olduk. Açılan davalar sonucu bu şahıs ceza aldı öyle biliyorum. Bu şahıs ‘ben Sezgin Polat’a 500 bin TL borç verdim bunu almak için arıyorum’ diye kılıf uydurmuş. Bu kılıfına daha sonra Banu Parlak’ı ekledi. Güya Banu Parlak’ın vurulmasını istemişiz karşılığında para teklif etmişiz. Yalancı bir tanıktır.”

“CAN DALTON ÇETESİNİ TANIMAM”
Gürcistan ile hiçbir bağlantısının olmadığını söyleyen Engin Polat, “Bağlantımı bırakın orada olan birini 1 kere bile telefon ile aramadım. Gürcistan’a 4-5 sene evvel 6 aile çift olarak tatile gittik” dedi. Engin Polat devamında “Ben Daltonlar çetesini de tanımam. 2 ay önce gazete okurken öğrendim. Can Dalton daha önce eşimi tehdit etmişti. 2 dükkanım 3 ayrı zaman diliminde kurşunlandı. Ben de bunun üzerine şerefsizler diyerek video paylaştım. Bu adam daha sonra bana yanıt verdi. ‘Bundan sonraki mermi sana’ diye cevap verdi. Bu dosyada iftiraya uğradık. Ticari itibarımız zedelendi. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum. Yalanın ve iftiranın delili olmaz. Ben ve ailemde en ufacık bir delil bulunursa her türlü cezaya razıyım” şeklinde konuştu.
Müşteki avukatının sorusu üzerine Engin Polat “Emirhan Döner diye birini tanımıyorum böyle biri ile görüşmedim. Fatih Gezer benim çocukluk arkadaşımdır. Cezaevinden beni aradı. Medyada dükkanımızın kurşunlandığını görmüş. Bana kendi çabasıyla yardımcı olmaya çalıştı şunu tanıyorum bunu tanıyorum diye ama konuşmada Daltonlar çetesi adı geçmedi” dedi.
İDDİANAMEDEN
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamede Dilan Polat ile müşteki Banu Parlak arasında husumet bulunduğu belirtildi. Dilan Polat’ın sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda “Tedbir kararının anasını göreceksin, iftiranın danasını göreceksin. Bitti bitti. Sana bu prim fazla bile.Sana daha ne mesajlarım var sıra sıra” şeklinde yaptığı açıklamayla Parlak’a tehdit mesajı gönderdiğine yer verildi. Bu mesajdan kısa bir süre sonra Sezgin, Engin ve Dilan Polat’ın ortak kararıyla, Engin Polat, Banu Parlak’ın işyerine tehdit amaçlı silahlı saldırı düzenlenmesi için Gürcistan ülkesindeki bağlantılarıyla kamuoyunda “Daltonlar çetesi” olarak bilinen suç örgütünün firari yöneticilerinden olan Beratcan ve kardeşi Batın Can Gökdemir ile irtibat kurduğu kaydedildi.
HAPİS CEZALARI İSTENİYOR
İddianamede şüpheliler Barış Boyun, Beratcan Gökdemir ve Batin Can Gökdemir’in hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, belirtildi. Barış Boyun, Beratcan ve Batin Can Gökdemir’in ‘Silahlı suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’ ve ‘Ruhsatsız silah taşıma’ suçlarından ayrı ayrı toplamda 8 yıl 4 aydan 23 yıla kadar hapsi istendi. Dilan, Engin ve Sezgin Polat için ise ‘Birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 2 yıl 4 aydan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Ayrıca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaları istendi. Diğer 5 sanığın da çeşitli suçlardan değişen oranlarda cezalandırılmaları talep edildi.
]]>“ORTALAMA GELİRİM 200 BİN TL”
Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, sanıklar Dilan, Engin ve Sezgin Polat ile müşteki Banu Parlak hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. Duruşmada kimlik tespiti esnasında Engin Polat “aylık ortalama gelirim 200 bin” dedi. Dilan Polat da aylık gelirinin 200 bin TL olduğunu söyledi.
Engin Polat duruşma salonunda küçük oğlu ile telefonda konuşup konuşamayacağını sorarak “6 aydır konuşmuyoruz” dedi. Hakim bu talebin üzerine “her türlü temas yasak” dedi.

KIZINA AĞLAYARAK “BİZ YAPMADIK” DEDİ
Dilan Polat ise ağlayarak duruşma salonuna girdi ve eşinin elini tuttu. Polat, duruşma salonunun izleyici kısmında oturan kızının da elini tutmak istedi ancak jandarma izin vermedi. Dilan Polat kızına sık sık “Kızım seni çok seviyorum, hepsi geçecek, yapmadık biz yapmadık” dedi. Sanık Polat duruşma salonunda göz yaşlarına hakim olamadı.
“MERKEZİNİN KURŞUNLANDIĞINI SOSYAL MEDYADAN GÖRDÜM”
Dilan Polat savunmasında “Ben Banu Parlak’ı tanırım kendisi 6 yıllık arkadaşım. Küsüp barıştığımız dönemler oluyordu. İş yeri kurşunlanmadan önce işleri konusunda benden yardım, destek istemişti. Ben de kendisine seve seve yardım edeceğimi söyledim. Daha sonra sosyal medyada haberleri görünce haberim oldu. Can güvenliğinin olmadığını ve bizi sorumlu tuttuğuna dair paylaşımlar gördüm. O ana kadar aramızda problem yoktu. İş yerinin kurşunlandığını da basın ve sosyal medyadan öğrendim. Bu sırada yargılandığımız kişilerle de hiçbir bağlantımız yoktur. Daltonlar çetesi eşimi ve beni de tehdit etmiştir. Bununla alakalı mesajlar da mevcut” dedi. Polat savunması sırasında da zaman zaman duygulanarak ağladı.

“CAN DALTON BENİ TEHDİT ETTİ”
Dilan Polat savunmasına şöyle devam etti: “Can Dalton bana ‘Senin namusunu elinden alacağım’ diye mesajlar da iletmişti. Bizi tehdit eden kişilerle aynı dosyada neden yargılanıyoruz bilmiyorum. Gürcistan’a 2018-2019 yıllarında hamilelik dönemimde gittim. Yemek yedim ziyaret ettim döndüm. Sosyal medyada ön planda bir hayat yaşıyorum. Maddi durumumuzun iyi olmasından dolayı farklı yollarla Halil İbrahim Kalkan’ın haraç kesmek istediğini düşünüyorum. Pendik şubemize giderek ‘Tabelaları indirin’ demişti. Çalışanların elinde ses kayıtları da mevcut. Benim Banu Parlak ile husumetim yoktu. Neden böyle bir konuda beni ve ailemi hedef gösterdi anlamıyorum. Dosyada bahsi geçen kimseyi aile üyelerim dışında yani tanımıyorum. Video için de ben sosyal medyada o dönemde aleyhime paylaşımlar yapılıyordu. Çocuklarım ve ailem için. Kafam çok karışıktı herkes saldırı halindeydi. Suçlamayı kabul etmiyorum.”
Dilan Polat müşteki avukatının “Tedbir kararının anasını danasını göreceksin sözlerini kime söylediniz sorusu üzerine” “Benim orada direkt muhatabım yoktu. Kara para aklandığımıza, illegal işler yaptığımıza dair paylaşımlar yapılıyordu. Genel söyledim” dedi.

ENGİN POLAT: BANU PARLAK’I TANIMAM, BİZİM KİMSEYLE ALAKAMIZ YOK
Engin Polat ise savunmasında “Banu Parlak’ı tanımam. Görüşmüşlüğüm yoktur. Bir gün sosyal medyada ‘Benim başıma bir şey gelirse Dilan ve Engin Polat sorumludur’ diye açıklamalar yapıyor. Ben de eşime bu kadın senin arkadaşın değil mi neden böyle yapıyor ara kendisi ile görüş dedim. Eşim ‘Ben aramam dedi’ ben de üzerine düşmedim. Ama karım iyi niyetli olarak aramış benim sonradan haberim oldu. O ara çok mesele vardı. Kara para aklama. Onun da gerçek olmadığını yakında göreceğiz. Bu arkadaşın dükkanı kurşunlanmış. Akabinde bizden şikayetçi olmuş. İfadeye çağırdılar gittik. Olay bundan ibaret bizim hiç kimse ile bir alakamız yok. Ben diğer sanıkların olduğunu bu mahkemede öğrendim şu an. Yalancı tanık Halil İbrahim Kalkan, bizi tehdit edip şubelerimizi arayıp Sezgin ve Engin Polat ile görüşeceğim diyerek tehdit ediyordu. Bu daha önceden de başımıza geldi. ‘Onları şöyle yapacağım böyle yapacağım, bu tabelaları indirin bundan sonra burada Dilan Polat yazmayacak Halil İbrahim Kalkan yazacak’ diyormuş. 2-3 ay devam etti. Biz telefon sapığı diye dikkate almadık. Lakin bir gün Pendik şubemize gidip tehditte bulunmuş. Babama ‘bu böyle olmaz gidelim şikayetçi olalım fiziken de üzerimize gelmeye başladı’ dedim. Gayrettepe’ye gidip şikayetçi olduk. Açılan davalar sonucu bu şahıs ceza aldı öyle biliyorum. Bu şahıs ‘ben Sezgin Polat’a 500 bin TL borç verdim bunu almak için arıyorum’ diye kılıf uydurmuş. Bu kılıfına daha sonra Banu Parlak’ı ekledi. Güya Banu Parlak’ın vurulmasını istemişiz karşılığında para teklif etmişiz. Yalancı bir tanıktır” şeklinde konuştu.
“BEN VE AİLEMDEN EN UFACIK DELİL BULUNURSA HER TÜRLÜ CEZAYA RAZIYIM”
Gürcistan ile hiçbir bağlantısının olmadığını söyleyen Engin Polat, “Bağlantımı bırakın orada olan birini 1 kere bile telefon ile aramadım. Gürcistan’a 4-5 sene evvel 6 aile çift olarak tatile gittik” dedi. Engin Polat devamında “Ben Daltonlar çetesini de tanımam. 2 ay önce gazete okurken öğrendim. Can Dalton daha önce eşimi tehdit etmişti. 2 dükkanım 3 ayrı zaman diliminde kurşunlandı. Ben de bunun üzerine şerefsizler diyerek video paylaştım. Bu adam daha sonra bana yanıt verdi. ‘Bundan sonraki mermi sana’ diye cevap verdi. Bu dosyada iftiraya uğradık. Ticari itibarımız zedelendi. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum. Yalanın ve iftiranın delili olmaz. Ben ve ailemde en ufacık bir delil bulunursa her türlü cezaya razıyım” şeklinde konuştu.
Müşteki avukatının sorusu üzerine Engin Polat “Emirhan Döner diye birini tanımıyorum böyle biri ile görüşmedim. Fatih Gezer benim çocukluk arkadaşımdır. Cezaevinden beni aradı. Medyada dükkanımızın kurşunlandığını görmüş. Bana kendi çabasıyla yardımcı olmaya çalıştı şunu tanıyorum bunu tanıyorum diye ama konuşmada Daltonlar çetesi adı geçmedi” dedi.
]]>DAVA GÖRÜLÜYOR
Banu Parlak’ın güzellik merkezine geçen yıl 1 Ekim’de düzenlenen silahlı saldırıyı Dilan ve Engin Polat çiftinin azmettirdiği iddia edilmişti. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği iddianamede Dilan ve Engin Polat çifti ile Sezgin Polat’ın ‘Birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 8 yıla kadar hapsi talep edilmişti. Banu Parlak dava için Küçükçekmece Adliyesi’ne geldi. 11 sanıklı dava Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı.
DURUŞMA ÇİFTİN KIZI NİLDA POLAT DA GELDİ
Duruşmaya tutuklu sanıklar Sezgin, Engin ve Dilan Polat, bulunduğu cezaevinden getirildi. Diğer sanıklar SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Dilan ve Engin Polat’ın kızı Nilda Polat, Engin Polat’ın kız kardeşi Kübra Uzun duruşmaya izleyici olarak katıldı.

ENGİN POLAT: AYLIK GELİRİM 200 BİN TL
Taraf avukatları salonda hazır bulundu. Kimlik tespitinde Engin Polat, mesleğinin sorulması üzerine ‘Serbest meslek’ şeklinde cevap verdi. Mahkeme hakiminin nasıl bir serbest meslek demesi üzerine Polat, ‘Kozmetik şirketlerim var’ yanıtını verdi. Aylık gelirinin sorulması üzerine ise Engin Polat aylık 200 bin lira geliri olduğunu söyledi. Dilan Polat aylık gelirinin sorulması üzerine ‘200 bin lira’ yanıtını verdi.

DİLAN POLAT KIZINA DOKUNMAK İSTEDİ
Dilan Polat, Engin Polat’ın kimlik tespiti yapıldıktan sonra duruşma salonuna getirildi. Duruşmaya katılan Dilan Polat’ın beyaz tişört üstüne siyah bir takım giydiği görüldü. Dilan Polat salona girer girmez Engin Polat’la gözgöze geldiği an gözyaşlarına boğuldu. Yan yana geldikleri an çift el ele tutuştu. Dilan Polat, Engin Polat’ın elini öptü birkaç dakika sonra ise Dilan Polat sandalyeye oturtuldu. Dilan Polat kızı Nilda’ya dokunmak istedi, ‘Kızım seni çok seviyorum’ dedi. Hakim temas etmenin yasak olduğunu söyledi.
Olay sonrası yürütülen soruşturma tamamlanmış Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlanmıştı. Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada Dilan, Engin ve Sezgin Polat için ayrı ayrı 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Daltonlar çetesi liderleri olarak bilinen firari sanıklar Barış Boyun, Beratcan ve Batin Can Gökdemir’in de ayrı ayrı 23 yıla kadar hapisleri talep edilmişti.

İDDİANAMEDEN
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamede Dilan Polat ile müşteki Banu Parlak arasında husumet bulunduğu belirtildi. Dilan Polat’ın sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda “Tedbir kararının anasını göreceksin, iftiranın danasını göreceksin. Bitti bitti.Sana bu prim fazla bile.Sana daha ne mesajlarım var sıra sıra” şeklinde yaptığı açıklamayla Parlak’a tehdit mesajı gönderdiğine yer verildi. Bu mesajdan kısa bir süre sonra Sezgin, Engin ve Dilan Polat’ın ortak kararıyla, Engin Polat, Banu Parlak’ın işyerine tehdit amaçlı silahlı saldırı düzenlenmesi için Gürcistan ülkesindeki bağlantılarıyla kamuoyunda “Daltonlar çetesi” olarak bilinen suç örgütünün firari yöneticilerinden olan Beratcan ve kardeşi Batın Can Gökdemir ile irtibat kurduğu kaydedildi. İddianamede şüpheliler Barış Boyun, Beratcan Gökdemir ve Batin Can Gökdemir’in hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, belirtildi. Barış Boyun, Beratcan ve Batin Can Gökdemir’in ‘Silahlı suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’ ve ‘Ruhsatsız silah taşıma’ suçlarından ayrı ayrı toplamda 8 yıl 4 aydan 23 yıla kadar hapsi istendi. Dilan, Engin ve Sezgin Polat için ise ‘Birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit’, ‘Mala zarar verme’ suçlarından toplamda ayrı ayrı 2 yıl 4 aydan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Ayrıca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaları istendi. Diğer 5 sanığın da çeşitli suçlardan değişen oranlarda cezalandırılmaları talep edildi.
]]>Kitaptan uyarlandılar: İşte Netflix’teki en iyi 5 film
Netflix, günümüzde film ve dizi izleme deneyimini yeniden tanımlayan en popüler platformlardan biri. Geniş içerik kütüphanesi ve kullanıcı dostu arayüzü ile milyonlarca kişi tarafından tercih ediliyor. İşte en yüksek puan alan kitaptan uyarlanmış 5 film:

The Irishman
Charles Brandt’ın 2004’te yayımlanan “I Heard You Paint Houses” kitabından uyarlanan “The Irishman”, Frank Sheeran adlı eski bir mafya tetikçisinin gerçek hikayesini anlatıyor. Film, Sheeran’ın yaşamını yaşlılık günlerinden başlayarak, Russell Bufalino için çalışmaya nasıl başladığını ve Jimmy Hoffa’nın kayboluşuyla olan bağlantısını ele alıyor.
Yönetmen Martin Scorsese’nin ustalığı, Robert de Niro, Joe Pesci ve Al Pacino gibi büyük oyuncuların performansıyla birleşiyor. Film, Rotten Tomatoes’da yüzde 95 puanıyla, Scorsese’nin en iyi gangster filmlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Netflix artık gelirini açıklamayacak! İşte nedeni
Moneyball
Michael Lewis’in 2003 tarihli kitabından uyarlanan “Moneyball”, beyzbol takımı Oakland A’s’in genel müdürü Billy Beane’in (Brad Pitt) inovatif stratejisini anlatıyor. Beane, geleneksel beyzbol yaklaşımını reddederek, oyuncuları istatistiksel bir modelle değerlendiriyor ve takıma dahil ediyor.
Bu sabermetrik yaklaşım, beyzbol dünyasında büyük bir devrim yaratıyor. Film, Rotten Tomatoes’da yüzde 94 puan almış ve en iyi film dahil olmak üzere altı Oscar adaylığı elde etmiş.
All Quiet on the Western Front
Erich Maria Remarque’ın aynı adlı romanından uyarlanan “All Quiet on the Western Front”, I. Dünya Savaşı’nda Alman askerlerinin yaşadıkları korkunç deneyimleri anlatıyor. Film, Felix Kammerer’in canlandırdığı Paul Bäumer karakteri üzerinden, savaşın acımasızlığına ve savaşın bir genç askere neler yapabileceğine odaklanıyor.
Film, savaşı gerçekçi ve acımasız bir şekilde tasvir ediyor. Rotten Tomatoes’da yüzde 90 puan almış olan bu film, dört Oscar ödülü kazandı ve savaş filmleri sevenler için mutlaka izlenmesi gereken bir yapım.
Orion and the Dark
Emma Yarlett’ın çocuk kitabından uyarlanan “Orion and the Dark”, Orion adlı küçük bir çocuğun karanlıktan korkusunu yenmesini anlatıyor. Film, Orion’un karanlıkla yüzleşme ve korkularını aşma sürecini eğlenceli ve ilginç bir şekilde anlatıyor.
Charlie Kaufman gibi ünlü bir yazarın katkısıyla, film hem çocuklar hem de yetişkinler için derinlemesine düşünce sunuyor. Rotten Tomatoes’da yüzde 91 puan alan bu film, aileler için harika bir seçenek.
Society of the Snow
Pablo Vierci’nin 2009’da yayımlanan kitabından uyarlanan “Society of the Snow”, 1972’de And Dağları’nda meydana gelen uçak kazasını ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Uçak kazasından sonra, Urugaylı rugby takımının üyeleri sert ve zorlu koşullarda hayatta kalmak için olağanüstü bir çaba gösteriyor.
Bu çaba, bazen ekstrem ve tartışmalı kararlar almayı gerektiriyor. Film, Rotten Tomatoes’da yüzde 90 puan almış ve izleyicilere güçlü bir hikaye sunuyor.
Bu filmler, kitaplardan uyarlanmış ve Rotten Tomatoes’da yüksek puan almış Netflix’teki en iyi seçeneklerden beşiydi. Her biri, farklı temaları ve duygusal deneyimleriyle izleyicilere unutulmaz anlar sunuyor. Siz bu filmlerden hangilerini izlediniz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
]]>“SARI SAÇLI OLDUĞU İÇİN ONA ‘SENİN BABAN UĞUR DÜNDAR’ DEMİŞLER”
Dün Akşam Sözcü TV’ye konuk olan Uğur Dündar, dava süreciyle ilgili şunları söyledi: “Bu dava 2022 yılında başladı. Dava dilekçesine baktığımda güya 1985 yılında İzmir’de tanışmışız. Ben o zaman bekarım. Bir süre beraber yaşamışız ve 1986 yılında da benden bir çocuğu olmuş. Davayı açan kişi de benden olduğunu iddia eden hanımefendi. Kendimden o kadar emindim ki… Metin Akpınar ‘Bir gecelik hikaye’ diyor ama bizim bir süre birlikteliğimiz olmuş. İnsan muhakkak hatırlar, ben böyle bir isimle asla birlikte olmadım. Kendimden çok eminim. Anadolu’da bir şehirde oturuyorlar ben o eve gidip ben sizin babanız değilim diyebilirdim. Hanımefendi evli, 2 çocuğu var. İkna da ederdim. Yetiştirme yurdunda büyüyen çocukların yaşadıkları travmaları çok iyi bilirim, onlara böyle hikayeler anlatılır. Anladığım kadarıyla da kızın sarı saçlı olduğunu gören bir kişi ‘Senin baban Uğur Dündar’ demiş ve onu inandırmış. Bu duruma kızmadım, içerlemedim ve empati yaptım. Kız çocuğunun ne kadar ıstırap çektiğini düşünebiliyorum.”

“BİZ KAMERA ÖNÜNDE SAÇ VE KAN ÖRNEĞİ VERDİK”
“Ben konuşmak yerine dava yoluna gitmeyi tercih ettik. Gizlilik kararı olduğu için ne ben ne de hanımefendi bir açıklama yapmadı. Ablası benim ismimi verdi. DNA raporunun doğruladığını bildiği halde haberi yokmuş gibi çıktı. Kendimden emin olduğum için eşime ve çocuklarıma da endişe etmemeleri gerektiğini söyledim. Biz hastanede kamera önünde kan ve saç örneği verdik, rapor 7 ay sonra geldi. Bu rapor 15-20 gün önce geldi. Raporda benim, kızın babası olmadığımı söyleniyor.”
“DUYGU NEBİOĞLU’NUN BİLMEDEN KONUŞTUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”
Duygu Nebioğlu’nun “Adli Tıp raporunun manipüle edildiğini düşünüyoruz” sözlerine de cevap veren Dündar, “Bunun bilmeden söylenen ifadeler olduğunu düşünüyorum. Hiç kimse Adli Tıp Kurumu’nun raporunu tarif edemez. O raporun altında imzası bulunan saygı değer bilim insanlarına da hakaret kabul ederim. Onların da bu konuda suç duyurusunda bulunma hakkı doğdu” dedi.

“ANNE VE BABASINI BULMASI İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPARIM”
Kızı olduğunu iddia eden Dilara G. ile konuştuğunu söyleyen Uğur Dündar,”Son derece terbiyeli, iyi aile terbiyesi almış biri. Ben onların yaşadığı şehre dedikodu olabilir yuvası etkilenebilir diye gitmedim. Hanımefendiye her şeyi anlattı. Annesini tanımadığımı ve ilişki yaşamadığımızı söyledi. Anne ve babasını bulma konusunda da elimden geleni yapacağımı söyledim. Onun adına çok üzülüyorum adına asla dava açmayacağım. Zor şekilde büyüdüğünü biliyorum. Haziran ayında karar davası olacak ve mahkemenin bizim haklılığımızı ortaya çıkaracağını biliyorum. İzmir’de birlikte olduğumuzu söylemiş ben İzmir’e o dönem gitmedim. Ben eşimle evlendikten sonra 1993 yılından sonra İzmir’e gitti. Benden hamile kaldığını söylediği dönem ben Hürriyet’te çalışıyordum, hamile kalan biri gelip işyerime hesap sormaz mı, rakip kanala gidip bunu anlatmaz mı? Dava sonuçlandığında bizim de karşı dava açma hakkımız doğacak ama ben çocuklara dava açmam. Onlara kızamam. Elimden gelen yardımı da yapmaya hazırım. Sonuçta onlara da öyle anlatmışlar” ifadelerini kullandı.
NE OLDU?
Sabah’a röportaj veren Duygu Nebioğlu, Bir ablamın da babası medya dünyasından çok ünlü bir isim “Annemin 6 çocuğu var. İkisi Almanya’daki evliliğinden. 4 kardeşim de benimle aynı kaderi yaşadı. Evlilik dışı ilişkiden dört çocuğu var annemin. Bir ablamın da babası çok ünlü bir isim ve medya dünyasından. O da dava açtı, hukuk mücadelesi veriyor” dedi. Nebioğlu’nun bahsettiği kişinin Uğur Dündar olduğu ortaya çıktı.
UĞUR DÜNDAR’DAN AÇIKLAMA: ADLİ TIP KURUMU BİYOLOJİK BABALIK İDDİASINI REDDETTİ
Hakkındaki iddianın ardından sabaha karşı X hesabından bir açıklama yapan Uğur Dündar, davanın devam ettiğini ve gizlilik kararı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bugünkü bir gazetede hakkımda babalık davası açıldığı ve haziran ayında karara bağlanacağı açıklanmış. Bugüne kadar mahkemenin aldığı gizlilik kararına titizlikle uyduk ve hep sustuk. Ama mademki karşı taraftan biri konuştu; kısaca net bir cevap vereyim: Mahkemenin her iki tarafı sevk ettiği ve son söze söyleyecek kurum olan Adli Tıp Kurumu DNA incelemesini bitirdi ve biyolojik babalık iddiasını reddetti. Benim ve Avukatım Murat Ergün için konu kapanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadelerini kullandı.
]]>1985 yılında “Keriz” filminin çekildiği Aksaray’da o filmde oynayan köy halkı hatıralarını anlattı
“Kemal Sunal Türkiye’yi güldürürdü ama kendi hiç gülmezdi”
AKSARAY – Yönetmenliğini Kartal Tibet’in, yapımcılığını ise Türker İnanoğlu’nun üstlendiği ve 1985 yılında Kemal Sunal ile Perihan Savaş’ın başrolünü paylaştığı “Keriz” filminin çekildiği Aksaray’ın Gücünkaya köyü aradan geçen 39 yıla rağmen halen Yeşilçam’ın izlerini taşıyor.
Yeşilçam sinemasının unutulmazları arasına giren Kemal Sunal’ın 1985 yılında Aksaray’ın Gücünkaya köyünde çektiği “Keriz” filminin izleri aradan geçen 39 yıla rağmen halen o köyde yaşıyor. “Keriz” filminin çekimleri Aksaray’ın merkeze bağlı Gücünkaya köyünde gerçekleştirildi. 1985 yılında çekilen ve başrollerini Kemal Sunal ile Perihan Savaş’ın oynadığı, yönetmenliğini Kartal Tibet’in, yapımcılığını ise Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, Halit Akçatepe, Müge Akyamaç, Ali Şen, Aliye Rona, İhsan Yüce, Nubar Terziyan, Turgut Özatay, Nuran Aykut, Yaşar Şener, Hakkı Kıvanç, Sırrı Elitaş ile Faruk Savun gibi birçok artistin oynadığı filmde o yıllarda köy halkı da oynayarak filme büyük katkıda bulundu. Aradan geçen 39 yıla rağmen görüntüsünden çok fazla bir şey kaybetmeyen müstakil ev yıkılmaya yüz tutmuş olsa da halen ayakta duruyor. Zülfü rolüyle filmde oynayan Kemal Sunal, Zülfüye rolüyle oynayan Perihan Savaş ile evlendiği ve düğünün yapıldığı köy evinde en dikkat çeken değişiklik yıpranmış olması.
Filmin ilk ismi farklıydı
O yıllarda “Keriz” filminde oynayan onlarca köy halkı çocuk olmalarına rağmen hala o günleri gülerek yad ederken, birçok sahnede oynayan köy halkından Ömer Ok o günleri anlattı. Filmin ilk isminin farklı olduğunu belirten Ömer Ok, “1985’te çekildi film ve ben de oynadım. Köylümden de birkaç kişi vardı. ‘Zülfi ile Züleyha’ diye ismi konulmuştu ama sonradan 4 kişinin kararı ile filmin ismi ‘Keriz’ olarak değiştirildi. Kartal Tibet ‘Bunu beğenmedim’ dedi ve filmin ismi değişti. Ben kahveci rolündeydim. Figüranlık yaptım. Her sahnede de görünüyorum zaten” dedi.
Kemal Sunal ile oynadığı filmde Sunal’ın herkesi güldürmesine rağmen normal hayatta çok ciddi biri olduğunu belirten Ömer Ok, “Çok iyi hatıralarımız var. Ben Kemal Sunal’ı çoktan beri tanıyordum. İstanbul’da idim ben. Filmin çekildiği o günlerde Kemal Sunal’ın yeni aldığı arabasının anahtar yuvasına çocuklar ağaç sokmuşlar. 4 kapı da bozuluyor ve anahtar girmiyor. Arabayı 15 bin liraya yeni almıştı. Gittik anahtarcı getirdik ve kapıları açtık. Filmi 15 bin liraya çektiydi o dönemde, arabayı da 15 bin liraya yeni almıştı. Kemal Sunal aslında çok ciddi bir adamdı, hiç gülmezdi. Ama güldürmesini de biliyordu. Türkiye’yi çok güldürüyordu ama kendisi ciddi birisiydi, hiç gülmezdi” diye konuştu.
“Kemal Sunal’ın oynadığı ev bize ait”
Filmde oynayan köy halkından Serpil Ok ise “Ben 8 yaşındaydım, oynadık filmde. Atın dibinde çocuklarla birlikte koşturduk. Gelin geliyor işte. Kemal Sunal’ın oynadığı o ev bize ait. Annemin babasının idi biz satın aldık. Çok artistler geldi köyümüze. Kemal Sunal, Perihan Savaş, İnci Hasan, Tamer Yiğit, Hülya Koçyiğit, hepsi de geldi köyümüze. Film çevirdiler, biz 8-10 yaşları arasındaydık. Biz de atın yanında seğmen olarak gidiyorduk” şeklinde konuştu.
]]>Yeşilçam sinemasının unutulmazları arasına giren Kemal Sunal’ın 1985 yılında Aksaray’ın Gücünkaya köyünde çektiği “Keriz” filminin izleri aradan geçen 39 yıla rağmen halen o köyde yaşıyor. “Keriz” filminin çekimleri Aksaray’ın merkeze bağlı Gücünkaya köyünde gerçekleştirildi. 1985 yılında çekilen ve başrollerini Kemal Sunal ile Perihan Savaş’ın oynadığı, yönetmenliğini Kartal Tibet’in, yapımcılığını ise Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, Halit Akçatepe, Müge Akyamaç, Ali Şen, Aliye Rona, İhsan Yüce, Nubar Terziyan, Turgut Özatay, Nuran Aykut, Yaşar Şener, Hakkı Kıvanç, Sırrı Elitaş ile Faruk Savun gibi birçok artistin oynadığı filmde o yıllarda köy halkı da oynayarak filme büyük katkıda bulundu. Aradan geçen 39 yıla rağmen görüntüsünden çok fazla bir şey kaybetmeyen müstakil ev yıkılmaya yüz tutmuş olsa da halen ayakta duruyor. Zülfü rolüyle filmde oynayan Kemal Sunal, Zülfüye rolüyle oynayan Perihan Savaş ile evlendiği ve düğünün yapıldığı köy evinde en dikkat çeken değişiklik yıpranmış olması.
Filmin ilk ismi farklıydı
O yıllarda “Keriz” filminde oynayan onlarca köy halkı çocuk olmalarına rağmen hala o günleri gülerek yad ederken, birçok sahnede oynayan köy halkından Ömer Ok (67) o günleri anlattı. Filmin ilk isminin farklı olduğunu belirten Ömer Ok, “1985’te çekildi film ve ben de oynadım. Köylümden de birkaç kişi vardı. ‘Zülfi ile Züleyha’ diye ismi konulmuştu ama sonradan 4 kişinin kararı ile filmin ismi ‘Keriz’ olarak değiştirildi. Kartal Tibet ‘Bunu beğenmedim’ dedi ve filmin ismi değişti. Ben kahveci rolündeydim. Figüranlık yaptım. Her sahnede de görünüyorum zaten” dedi.
Kemal Sunal ile oynadığı filmde Sunal’ın herkesi güldürmesine rağmen normal hayatta çok ciddi biri olduğunu belirten Ömer Ok, “Çok iyi hatıralarımız var. Ben Kemal Sunal’ı çoktan beri tanıyordum. İstanbul’da idim ben. Filmin çekildiği o günlerde Kemal Sunal’ın yeni aldığı arabasının anahtar yuvasına çocuklar ağaç sokmuşlar. 4 kapı da bozuluyor ve anahtar girmiyor. Arabayı 15 bin liraya yeni almıştı. Gittik anahtarcı getirdik ve kapıları açtık. Filmi 15 bin liraya çektiydi o dönemde, arabayı da 15 bin liraya yeni almıştı. Kemal Sunal aslında çok ciddi bir adamdı, hiç gülmezdi. Ama güldürmesini de biliyordu. Türkiye’yi çok güldürüyordu ama kendisi ciddi birisiydi, hiç gülmezdi” diye konuştu.
“Kemal Sunal’ın oynadığı ev bize ait”
Filmde oynayan köy halkından Serpil Ok (50) ise “Ben 8 yaşındaydım, oynadık filmde. Atın dibinde çocuklarla birlikte koşturduk. Gelin geliyor işte. Kemal Sunal’ın oynadığı o ev bize ait. Annemin babasının idi biz satın aldık. Çok artistler geldi köyümüze. Kemal Sunal, Perihan Savaş, İnci Hasan, Tamer Yiğit, Hülya Koçyiğit, hepsi de geldi köyümüze. Film çevirdiler, biz 8-10 yaşları arasındaydık. Biz de atın yanında seğmen olarak gidiyorduk” şeklinde konuştu. – AKSARAY
]]>37 yaşındaki Transformers yıldızı, Cumartesi günü Revolve Festival’de E! News’ün The Rundown programının sunucusu Erin Lim Rhodes ile yaptığı bir röportajda bayanlara erkeklere enerji harcamamalarını önerdi.
“En iyi tavsiye veren kişi ben olmayabilirim çünkü benim tavsiyem, bir yetenek öğrenin veya bir hobi geliştirin ve enerjinizi erkeklere harcamayın,” dedi. Üç çocuk annesi şöyle devam etti: ” Erkekler sadece enerjinizi tüketecekler.Kendinize yatırım yapın.”
Megan, röportajın klibini Instagram’ına yeniden paylaşarak “İlişki uzmanından hayat tavsiyesi” yazdı, bu da 33 yaşındaki MGK’nın,”VAZGEÇ” yorumunu yapmasına neden oldu. Yeni bekar arkadaşı 43 yaşındaki Kim Kardashian da, “Hayır, hayır,” yazarak katıldı.
Röportajın başka bir bölümünde, Fox, üç ideal Coachella baş sanatçısının kim olacağı sorulduğunda MGK’ya selam çaktı.
“Açıkçası, Machine Gun Kelly demem gerekiyor,” dedi.
“Modern çağda değilim, o yüzden Guns N’ Roses ya da, biliyorsunuz, görmek istediğim Weezer. Weezer gerçekten harika.”
Megan, geçmişte Kelly’yi “ikiz alevim” olarak nitelendirmişti. Instagram’ına aynada poz verirken çekilmiş birkaç fotoğraf paylaştı ve gönderisine “ikiz alevler” yazarak artık kendi ikiz alevi olduğunu ima etti.
Bu yorumlar, çiftin nişanlarının sona erdiğini paylaştığından neredeyse bir ay sonra geldi, ancak ilişkilerinin güncel durumu hakkında yorum yapmayı reddetti.
Ayrıca, Megan ve MGK’nın ilişkileri üzerinde çalışırken şu anda ayrı yaşadıkları ortaya çıktı.
Megan, katıldığı Alex Cooper’ın Call Her Daddy podcast’inde ilişkilerinin durumu hakkında net bir şey söylemeyi reddetti, ancak bir noktada nişanlarının sona erdiğini doğruladı.
Fox, 2020’de rockçıyla çıkmaya başladı ve 2022’de nişanlandı. Ancak bir yıl sonra, önce ayrılık spekülasyonları başladı.
Alex Cooper, “Herkesin sizin ilişkiniz hakkında bir fikri var. Nişanlandınız, sonra iptal edildi, sonra sizinle MGK arasında ne olduğunu bilmiyoruz. İlişkinizi nasıl tanımlarsınız?” diye sordu.
Megan şöyle yanıtladı: “Bu ilişkiden öğrendiğim şey, bunun kamuya açık olmadığı. Şimdilik ilişkinin durumu hakkında yorum yapmam gerektiğini düşünmüyorum.
“Söyleyebileceğim şey, ona ‘ikiz ruhum’ dediğim ve ne olursa olsun ona her zaman bir bağım olacağı. Kapasitenin ne olacağını kesin olarak söyleyemem ama bir şekilde ona bağlı kalacağım.
“Bundan ötesini açıklamaya niyetim yok. Ama dediğiniz şeyler, yaşanan gerçek olaylar ve insanların bunları kafa karıştırıcı ya da ilginç bulup ‘Ne oluyor?’ demelerini anlayabiliyorum.”
Son yorumu, Kelly’den nişanını bitirdiği spekülasyonlarını doğruladı.
Yakın zamanda bir kaynak, Entertainment Tonight’a Megan ve MGK’nın kendilerine biraz zaman ayırdıklarını söyledi.
“Megan ve MGK’nın ilişkisi inişli çıkışlı. Şu anda biraz ara verdiler, ama her şey hızla değişebilir,” diye belirtti.
“Hala bir çift olarak birlikte olmaya çalışıyorlar. MGK, Megan’ı çok seviyor, bu yüzden onu mutlu etmek için elinden geleni yapıyor,” diyen kaynak, MGKilişkilerine olan bağlılığını göstermek için kısmen yaptırdığı blackout dövmesi hakkında da ek bilgiler verdi.
Megan ve MGK, 2020’de Midnight In The Switchgrass setinde tanıştı ve aynı yıl çıkmaya başladı.
Birbirlerine olan aşklarını hiçbir zaman kamuoyu önünde gizlemediler.
2022’de nişanlandılar ve nişanlarını Instagram’da duyururken Megan, kutlama için MGK ile ‘birbirlerinin kanını içtiklerini’ söyledi.




Piyasadan soğutan, “Hiç müzik yapmasam da gidip bir sayfiye yerinde yaşasam, tekrar İzmir’e dönsem orada şarkı söylesem daha huzurlu bir hayatım olurdu.” dediğim günler oldu.
Projelerimin başka şarkıcılara anlatılması, dinletilmesi, anlattığım kliplerin, pr ve imaj çalışmalarının başkalarına uygulanması, bazı işlerin engellenmeye çalışılması gibi çok fazla şeyle karşılaştım.” cevabını verdi.
Neden yaptırdığınız estetikleri gösterme ihtiyacı duyuyorsunuz ‘
Röportajda Serhat Tekin’in ” Hiç estetiğiniz var mı'” sorusuna ” Hayır hiç estetiğim yok. Sadece oyuncuların uyguladığı o hafif botokslardan yaptırıyorum.
Bunun haricinde cilt ve saç bakımlarıma çok düzenli gidiyorum. Her şeyde en doğalını kullanmaktan yanayım.” cevabını veren Burcu Güneş; ülkemizde ünlülerin yaptırdığı estetikler hakkında ise “Bizde estetik de, estetikle ilgili dengesizlikler de çok fazla.
Dozunda ve doğru kişiye emanet edilmiş işler güzel elbette ama çok radikal hareketler kritik sonuçlar doğuruyor. Her şeyin dengeli ve dozunda yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Asıl eleştirim, yapılan işlem ve ameliyatların sosyal medyadan gösterilmesi. Bizim hayat amacımız yaptırdığımız estetikleri topluma göstermek değil.
Bizim işimiz halka dokunan, insanlara faydalı olmak amacıyla üretimler yapmak arkadaşlar. Şu sosyal medyayı neden böyle bir konuda vitrin olmak için kullanıyorsunuz ki’ Neden yaptırdığınız estetikleri gösterme ihtiyacı duyuyorsunuz ?” dedi.
Egoların kırılması ve bir araya gelinmesinden yanayım.
Serhat Tekin’in “Kadın şarkıcılar arasında birlik beraberlik var mı yoksa soğuk bir savaş mı mevcut?” sorusuna Burcu Güneş; ” Bizim sektörde insanlar bir araya gelmekten korkuyor.
Bir araya geldikten 2 gün sonra birbirinin kuyusunu kazmalar ve bunun magazinsel sonuçları sanırım gerçekten birbiriyle anlaşabilecek kişilerin yan yana gelmesini engelliyor.
Zamanında dostluk arkadaşlık kuranların öyle kavgalarına şahit olmuştuk ki. Herkes paranoyaklaştı. Ben tüm bunların aksine kendi adıma her zaman birlikten yanayım. Kadın şarkıcılar, iyi bir kadın ruhu gibi kapsayıcı ve kucaklayıcı, sevgi dolu olsalar, bir araya gelseler harika tablolar, güzellikler oluşurdu.
Toplumların birlik ve dirliğini kadınlar belirler. Egoların kırılması ve bir araya gelinmesinden yanayım. Bu buluşmaya dair alt yapı çalışmalarım var, inşallah önümüzdeki günlerde bu anlamda özel işler duyacaksınız.” cevabını verdi.
Simge, Zeynep Bastık ve Sena Şener son yıllarda beğendiğim sesler arasında
“Son yıllarda kadın şarkıcılardan kimleri beğeniyorsun” sorusuna Burcu Güneş; ” Ses olarak son yıllarda kadın şarkıcılardan beni etkileyen Simge var mesela. Onu dinlerken kalbime dokunan, puslu bir ses rengi var.
Sena Şener’in özel besteleri var, yorumlarken de her duyguyu yaşattığı için ayrıca seviyorum. Zeynep Bastık’ın akıcı sadeliğini, rahat yorumunu seviyorum. Daha yenilerden de var, ilk aklıma gelenleri söyledim. ” cevabını verdi.
]]>Bu hafta; Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Godot Geldi, Cadı Kazanı, Hamlet, İfigenya, Maviydi Bisikletim, Kuğunun Şarkısı, Çingene Boksör, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Fındıkkıran, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Bir Gece Masalı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Oyun biletleri, gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır.
İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Yağmur Topçu, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Ogeday’ın performansının düştüğünü fark eden Acun Ilıcalı ise konseyde sert ifadeler kullanınca ikili arasında gergin anlar yaşandı.
Acun Ilıcalı; ‘Şu anda seyirci ne dediğimi tam olarak anlayamayabilir. 2 gün sonra anlaşılacak zaten’ şeklinde konuştu. Bu sözlerin ardından ‘Ogeday bu hafta yapılacak eleme sonrası yarışmadan ayrılacak mı? sorusunu akla getirdi.
Tartışmanın üzerine konseyden çıkmak isteyen Ogeday “Hava almaya çıkabilir miyim?” diye sorunca Acun Ilıcalı da “Zaten yeterince hava alacaksın” cevabını verdi.
“BİR TAKIM İFLAS ETTİ, BÖYLESİNİ GÖRMEDİM”
Mavi takımın yenilgisinin Poyraz’ın vedasıyla ilgili olduğunu belirten Ilıcalı “Bu kez ilginç bir konseydeyiz. Belki de üç ay sonra Survivor’da bir takımın iflasını konuşacağız.
Fark yiyen bir takım gördüm ama şu duruma düşen bir takım az gördüm. Survivor’da kazanmak için hiçbir motivasyonu olmayan. Birbirine hiçbir şekilde destek vermeyen ve bugün itibariyle Survivor’da misyonunu tamamlamış bir takım görüyoruz.
Bizim bu saatten sonra tek yapacağımız şey var, birleşme döneminde takımları tekrar yapmak. Sanki kaybetmek için çıkmış hiçbir enerjisi olmayan, daha tükenmiş bir takım çok hatırlamıyorum. Daha 1 hafta önce 10 gün önce bir şey yokken bu duruma Poyraz yüzünden düşüyorsa, demek ki bu takım Poyraz’ın takımıymış.
Poyraz olmayınca bu takımdan bir şey olmuyormuş diye anlıyorum. Bugün itibariyle görüşüm şu maalesef; Survivor’da bu takım misyonunu tamamladı. Poyraz gidince dağıldınız, meğerse lider Poyraz’mış.
Ben 10 yıldır ilk defa bir oyunun ortasında kazananı bildim. Yüzde 100 emin oldum. Bu kadar amaçsız bir takım ilk defa görüyorum. Ogeday zaten katkıda bulunmuyor. ‘Kafam gitti’ diyor saygı duyuyoruz ama anlamıyorum kendisini” dedi.

OGEDAY: DÜŞÜŞLERİMİZ OLUYOR, TESLİP OLUP KABULLENME YOK
Ilıcalı’nın çıkışından sonra konuşan Ogeday ise “Dört ayda ilk kez sadece bugün boş geçtim. Her sporda olduğu gibi düşüşlerimiz oluyor. Parkura geçince koşuyorum ama sadece vücudum gidiyor.
Mentalim burada olsa daha iyi focus olurum, daha iyi atışlar yaparım. Bu takımın asla kaybetmesini istemem. Benim yüzümden kaybetmesini hele hele hiç istemem.
Sporcuların bazen düşüşleri olabiliyor. Teslim olduk kabullendik durumunda değiliz” ifadelerini kullandı.

“BANA AĞIR BİR MİSYON YÜKLÜYORSUNUZ”
Ünlü isme tepki gösteren Ogeday, sözlerine şöyle devam etti: “Takımın en yüksek performansının bende olduğunu ve liderlik yapmam gerektiğini söylüyorsunuz. ‘Bençte oturdun’ dediniz.
Dört aydır elimden geleni yapıyorum ve hiç dört ay bunu bana demediniz. Bugün hiç olmadığım gibi bençte oturdum, sadece bir gün. Dört ayla ilgili hiçbir şey demeyip, bugünü söylüyorsunuz. Şu an bana ağır bir misyon yüklüyorsunuz.”
“TAKIMIN DAĞILMASININ SEBEBİ SENSİN”
Mavi takımın oyun kaybetmesinde Ogeday’ın payı olduğunu söyleyen Acun Ilıcalı “Bu takımın dağılmasında ana sebep tabi ki de sensin Ogeday.
Furkan bile olaylara başka bakmaya başladı. İkimiz de birbirimizi kandırmayalım. Bu takım niye sence dağıldı? Sen motive olsaydın, Poyraz yok ama biz varız deseydin bugün böyle olur muydu?
Poyraz’ın gidişi Ogeday’ın bitişi takımı bitirdi.
Şu anda seyirci ne dediğimi tam olarak anlayamayabilir. 2 gün sonra anlaşılacak zaten’ şeklinde konuştu. Bu sözlerin ardından ‘Ogeday bu hafta yapılacak eleme sonrası yarışmadan ayrılacak mı? sorusunu akla getirdi.
Tartışmanın üzerine konseyden çıkmak isteyen Ogeday “Hava almaya çıkabilir miyim?” diye sorunca Acun Ilıcalı da “Zaten yeterince hava alacaksın” cevabını verdi.

3. ELEME ADAYI BELLİ OLDU
Mavi Takım’da yapılan oylamada en fazla oyu alan Yasin 3. eleme adayı oldu. Kısa bir konuşma yapan Yasin “Hakan tebrikler, dediğini yaptın helal olsun” dedi.
]]>“BİR TAKIM İFLAS ETTİ, BÖYLESİNİ GÖRMEDİM”
Mavi takımın yenilgisinin Poyraz’ın vedasıyla ilgili olduğunu belirten Ilıcalı “Bu kez ilginç bir konseydeyiz. Belki de üç ay sonra Survivor’da bir takımın iflasını konuşacağız. Fark yiyen bir takım gördüm ama şu duruma düşen bir takım az gördüm. Survivor’da kazanmak için hiçbir motivasyonu olmayan. Birbirine hiçbir şekilde destek vermeyen ve bugün itibariyle Survivor’da misyonunu tamamlamış bir takım görüyoruz. Bizim bu saatten sonra tek yapacağımız şey var, birleşme döneminde takımları tekrar yapmak. Sanki kaybetmek için çıkmış hiçbir enerjisi olmayan, daha tükenmiş bir takım çok hatırlamıyorum. Daha 1 hafta önce 10 gün önce bir şey yokken bu duruma Poyraz yüzünden düşüyorsa, demekki bu takım Poyraz’ın takımıymış. Poyraz olmayınca bu takımdan bir şey olmuyormuş diye anlıyorum. Bugün itibariyle görüşüm şu maalesef; Survivor’da bu takım misyonunu tamamladı. Poyraz gidince dağıldınız, meğerse lider Poyraz’mış. Ben 10 yıldır ilk defa bir oyunun ortasında kazananı bildim. Yüzde 100 emin oldum. Bu kadar amaçsız bir takım ilk defa görüyorum. Ogeday zaten katkıda bulunmuyor. ‘Kafam gitti’ diyor saygı duyuyoruz ama anlamıyorum kendisini” dedi.
OGEDAY: DÜŞÜŞLERİMİZ OLUYOR, TESLİP OLUP KABULLENME YOK
Ilıcalı’nın çıkışından sonra konuşan Ogeday ise “Dört ayda ilk kez sadece bugün boş geçtim. Her sporda olduğu gibi düşüşlerimiz oluyor. Parkura geçince koşuyorum ama sadece vücudum gidiyor. Mentalim burada olsa daha iyi focus olurum, daha iyi atışlar yaparım. Bu takımın asla kaybetmesini istemem. Benim yüzümden kaybetmesini hele hele hiç istemem. Sporcuların bazen düşüşleri olabiliyor. Teslim olduk kabullendik durumunda değiliz” ifadelerini kullandı.
“BANA AĞIR BİR MİSYON YÜKLÜYORSUNUZ”
Ünlü isme tepki gösteren Ogeday, sözlerine şöyle devam etti: “Takımın en yüksek performansının bende olduğunu ve liderlik yapmam gerektiğini söylüyorsunuz. ‘Bençte oturdun’ dediniz. Dört aydır elimden geleni yapıyorum ve hiç dört ay bunu bana demediniz. Bugün hiç olmadığım gibi bençte oturdum, sadece bir gün. Dört ayla ilgili hiçbir şey demeyip, bugünü söylüyorsunuz. Şu an bana ağır bir misyon yüklüyorsunuz.”
“TAKIMIN DAĞILMASININ SEBEBİ SENSİN”
Mavi takımın oyun kaybetmesinde Ogeday’ın payı olduğunu söyleyen Acun Ilıcalı “Bu takımın dağılmasında ana sebep tabiki de sensin Ogeday. Furkan bile olaylara başka bakmaya başladı. İkimiz de birbirimizi kandırmayalım. Bu takım niye sence dağıldı? Sen motive olsaydın, Poyraz yok ama biz varız deseydin bugün böyle olur muydu? Poyraz’ın gidişi Ogeday’ın bitişi takımı bitirdi” şeklinde konuştu.
Tartışmanın üzerine konseyden çıkmak isteyen Ogeday “Hava almaya çıkabilir miyim?” diye sorunca Acun Ilıcalı da “Zaten yeterince hava alacaksın” cevabını verdi.
]]>USTA SANATÇI EVDE FENALAŞTI
Yeşilçam efsanelerinden biri olan Nuri Alço’dan sevenlerini üzen kötü bir haber geldi. 73 yaşındaki usta sanatçı, bayram tatili için kendi memleketi olan Eskişehir’e gitti. Alço, dün gece evde fenalaşınca eşi Burcu Alço tarafından hastaneye kaldırıldı.
YOĞUN BAKIMDA TEDAVİ GÖRÜYOR
Yapılan ilk muayenede sanatçının bilincinin kapalı olduğu görülerek pıhtı atması teşhisi konuldu. Alço’nun yoğun bakıma alındığı öğrenildi.

“İLAÇLARINI İHMAL EDİP ALMAMIŞ”
Sanatçının eşi Burcu Alço magazinkolik’e yaptığı açıklamada, ” Ben yaklaşık bir haftadır buradaydım. Nuri ise bayramımızı burada geçirmek üzere dün geldi. Gece birden fenalaşınca hemen hastaneye kaldırdık. Doktorlar ilk muayenede beyin kanaması teşhisi koydular. Nuri sürekli kan sulandırıcı hap kullanıyordu. Ama sanırım 2-3 gündür ihmal edip almamış. Kendisi şuan yoğun bakımda ve ben dahil yanına kimseyi almıyorlar. Lütfen sevenleri dualarını ihmal etmesinler.” sözleriyle Nuri Alço’nun sağlık durumu hakkında bilgi verdi.

NURİ ALÇO KİMDİR?
26 Nisan 1951 tarihinde Eskişehir’de, ailesinin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba tarafından Trakyalı, Bulgaristan’dan göçen dedesi de meşhur pehlivan Kel Aliço’dur.
Adalet İlkokulu, Devrim Ortaokulu ve Atatürk Lisesi’nden mezun oldu. Liselerarası spor müsabakalarında dereceler aldı.
Liseden sonra askere gitti. Acemi birliğini Erzincan talimgâhda yaptı. Usta birliğinde de Erzurum Kandilliye geçti.
Eskişehir’deki Altay Spor Kulübünde ve Ordu Milli Takımında profesyonel olarak Voleybol oynadı.
Askerliği bittikten sonra, büyük bir bankanın kredi istihbarat servisinde şef olarak çalışan ve de sonrasında Pfizer adlı ilaç firmasında Eskişehir, Kütahya, Afyon bölge temsilciliği yaptı.
Bu sıralarda Ses ve Hayat dergilerinin artistik seçmelerine katıldı, dereceye girince 2 yıl çalıştığı ilaç firmasından ayrılarak İstanbul’da yaşamaya karar verdi.
Kelebek, Saklambaç ve Günaydın gazetelerinde fotoromanlarda oynadı. Bu sayede üne ulaşan Nuri Alço, zamanla, kendine özgü şık giyimiyle podyum dünyasının da aranan isimlerinden biri oldu. Birçok ünlü markanın mankenliğini yaptı.
Sinemayla tanışması 1977 yılında Ünsal Emre ve Sevda Karaca’nın başrolünü oynadığı ‘ Ah Bu Ne Dünya ‘ isimli filmle gerçekleşti.
Yeşilçam’a ağırlıklı olarak kötü adam rollerinde yer alan Nuri Alço, izleyicilerin kafasında rol aldığı karakterlerle özdeşleşti.
Beyaz takım elbisesi ve elinden düşürmediği viskisi ile bazen bir mafya babası, bazen de bir uyuşturucu kaçakçısını canlandıran başarılı oyuncu, Türk Sineması’na elit kötü adam imajını yerleştiren isim oldu.
Yeşilçam’da çekilen pek çok başarılı filmde imzası olan Alço, aralarında Ahu Tuğba, Cüneyt Arkın, Kadir İnanır, İbrahim Tatlıses ve de Oya Aydoğan’ın da bulunduğu pek çok yıldız oyuncuya beraber kamera karşısına geçti.
Nuri Alço’nun sinemada canlandırdığı karakterlerden ilham alan bir grup gencin kurduğu NARO (Nuri Alço Revival Organization) adlı organizasyon Nuri Alço’nun adını ve repliklerini İstanbul’un duvarlarına yazarak sanatçısının hatırasını canlandırmaya çalıştı.
Ayrıca Seyhan Sevinç’in kaleme aldığı Soğuk Bir Gazoz İster misin Yavrum adlı eser de sanatçının sinemada canlandırdığı karakterleri, Türk Sineması’nın son 30 yılını ve de NARO organizasyonunu ayrıntılı olarak inceledi.
Türk Sineması’nın unutulmaz isimlerinden olan Nuri Alço halen aktif sinema yaşamına devam etmektedir.
Nuri Alço, bir kere evlendi. 1988 yılında boşandı ve bir daha evlenmedi.
Nuri Alço, 2013 yılında Show TV’de yayınlanan “Benzemez Kimse Sana ” yarışmasına yarışmacı olarak katılmıştır.
27 Haziran 2015 tarihinde rahatsızlanınca acilen ameliyata alındı ve özel bir hastanede anjiyo yapıldı.
300’e yakın sinema filminde rol almış olduğu söylenen Alço, 2010 yılında Nene Hatun filminde rol almıştır.


ÇEKTİĞİM BÜYÜK ACILARDAN BİRİYDİ
Selçuk Yöntem, konservatuarı kazandıktan sonra başarılı bulunmayıp okuldan atıldığını, Danıştay’a başvurarak yeniden konservatuara giriş hikayesini Ahmet Mümtaz Taylan’la Empati’de paylaşırken “Çektiğim en büyük acılardan biri Danıştay’a gitmekti” cümlesini kurdu!
Zuhal’le çok genç evlendik
Ahmet Mümtaz Taylan’ın “Yabancı dilin yokmuş ama Londra’ya gitmişsin, İngiltere benim için tecrübe olarak 10 yıla bedel dedin mi? Neler oldu İngiltere’de” sorusuna Selçuk Yöntem: “O bir hülyaydı, İngiltere’de master yapmak, Royal Akademi’ye gitmek, çalışmamız gerekiyordu orada.
Zuhal’le bir ailenin yanına gittik, bir barda bir arkadaşım sunuculuk buldu bana ama, İngilizce bilmiyorum. Sunacağım metni hazırladılar bana, ezberledim. Okuyorum iniyorum, öyle idare ettik 1-2 ay.
Ütücülük, garsonluk yaptım, bulaşık yıkadım, restoranda menajerliğe kadar yükseldim. sonra dönmeye karar verdik. Çok gençtik, çok genç evlendik, o 19 yaşında ben 23 yaşındayım düşünebiliyor musun, cengaverliğe bak? Zuhal çok istedi dönmeyi, döndük”
Berlin’de taksici “Biraz trafik var 13 dakika” dedi
Berlin’de yaşayan Selçuk Yöntem, Berlin için: “Berlin kültürel ve farklı bir yapıya sahip olduğu için beni çekiyor. İster sakin ister hızlı bir hayat sürüyorsunuz.
Orada zaman daha ağır akıyor gibi geliyor bana, telaşsız ve stressiz akıyor. Biz çok renkli bir ülkeyiz, her gün bir şey oluyor. Son gittiğimde taksiciye “ne kadar da gideriz” dedim, “biraz trafik var 13 dakika” dedi.
Bizim taksi bulmamız yarım saat sürüyor. Öyle bir sakin ve telaşsız, sabırlı bir hayat var Berlin’de. İstanbul’da zaman hızlı akıyor. Yurdumun lezzetleri başka ama” cümlelerini kurdu…
Amadeus’a başlamadan önce Sadri Alışık’ı rüyamda gördüm
5 yıldır kapalı gişe oynadıkları “Amadeus”daki rolünü kabul etmeden önce rüyasında Sadri Alışık’ı gören Selçuk Yöntem “Bugüne kadar 2-3 rüya varsa bana işaret, bu çok enteresandı” dedi.
Ve oyun öncesi gördüğü rüyasını şu cümlelerle anlattı: “Rahmetli Sadri Alışık’la hiç tanışmadım, çok tanışmak isterdim, çok iyi bir aktördü. Kerem Alışık bana oyunu teklif ettiği zaman düşünelim dedim, zaman geçti, en son görüşmeyi yapacağız evet mi hayır mı durumundayız.
Rüya gördüm, Sadri Abiyi gördüm rüyamda, nasıl güzel gözler ve kirpikler, bana rüyamda gözleriyle onay verdi” rüyamı Kerem’e anlattığımda, ağladı. İyi ki o işaret yapmış.
Uykuyu kimse çözemedi, ben rüyalara inanıyorum… Rüya diye bir gerçek var, çünkü bana öyle gülümsemeyip hayır da diyebilirdi. Boş boş da bakabilirdi… Bu olay bir gerçek”
Babama minnettarım
Ahmet Mümtaz Taylan’ın “Bugün babana ne söylemek istersin” sorusunu Selçuk Yöntem şu sözlerle yanıtladı: “Bana öğrencilik yaşamımda konservatuara girdiğim zaman yaptığı yardımlara, buna vesile olmasına, beni tiyatroya, operaya, baleye götürmesine, klasik müzik dinlettirmesine minnettarım. Ona çok teşekkür ediyorum, çok şey borçluyum”
]]>Kızı Zeynep İnanoğlu, babasının, kendi cenaze törenini kendisinin planladığını belirtti. Cenaze törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı.
“Bay sinema” olarak anılan, Türk sinemasındaki öncülüğü ile anılan Türker İnanoğlu, 2 Nisan’da çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybetti. İnanoğlu için İstanbul Sarıyer’de bulunan Tim Show Center’da anma töreni düzenlendi, ardından Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde cenaze namazı kılındı.
Anma törenine; eşi Gülşen Bubikoğlu, çocukları İlker İnanoğlu ve Zeynep İnanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Yeşilçam sinemasının önde gelen isimlerinden Hülya Koçyiğit, Müjdat Gezen, Nuri Alço, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, ünlü komedyen Cem Yılmaz, oyuncular Ali Sunal, Kerem Alışık, Zafer Ergin, Şevket Çoruh, Ozan Güven, Nehir Erdoğan ve pek çok ünlü isim katıldı.
Anma töreninin sunuculuğunu, İnanoğlu’nun damadı da olan gazeteci Cüneyt Özdemir yaptı. Cenaze törenine İBB başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı. İyi Parti milletvekili Lütfü Türkkan da cenazeye katılanlar arasındaydı.

Cüneyt Özdemir: İlklerin adamıydı
Zeynep İnanoğlu ile evlendikten sonra İnanoğlu’nun farklı bir yönünü gördüğünü söyleyen Cüneyt Özdemir, “Çok vefalıydı. Yeşilçam emektarlarına kimseye göstermeden yardım edip yanlarında durmayı biliyordu.
İstikrarı sayesinde bunları yaptı. İlklerin adamıydı. Yeşilçam’da pek çok denenmemiş formatı deneyen, video kaseti Türkiye’ye getiren kişiydi. Dizilerin YouTube’da yayınlanmasının önünü açan belki de ilk isimdi.
Bunu ilk Erler Film yapmıştı. Çok çalıştı, gezdi, eğlendi, hayatın tadını da çıkardı. Çok güzel yaşadı. Bu dünyadan bir Türker İnanoğlu geçti” diye konuştu.

İlker İnanoğlu: İçimden bir parça kopmuş gibi, bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum
İlker İnanoğlu ise babası hakkında, “Mükemmeliyetçi bir adamdı. Her şeyi kendi yapmak isterdi. Çok sert bir babaydı, hala çocuk gibiydim karşısında.
Vefat ettiğinde üstümdeki baskı kalkar gibi hissediyordum ama içimden bir parça kopmuş gibi. Bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum, çok zormuş. Baba seni çok seviyorum” ifadelerini kullandı.
“Çok duygusaldı ama göstermezdi”
Zeynep İnanoğlu da, babasının cenaze detaylarını kendisinin planladığını belirtti. İnanoğlu, “Önemli işleri kimseye bırakmazdı, bütün detaylarıyla ilgilenirdi.
Benim vefatına yetişemeyeceğimi düşünmüştü, uçağa yetişmemden, anma ve cenaze töreninin detaylarına kadar her şeyi planladı. Çok duygusaldı ama göstermezdi. İsminin ve anılarının bizlerle yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağım” diye konuştu.
Cem Yılmaz: Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi
Komedyen Cem Yılmaz da İnanoğlu ile ilgili şu anısını anlattı:
“1990’larda Meltem Cumbul bir talk showa başlamıştı, beni davet etti. Mahalleden arkadaşlarını niye çağırıyorsun, tanıdık bildik birileri yok muydu demiş beni görünce. İlk öyle tanışmıştık.
En çok seni seviyorum derdi kulise gelip. Ben de en çok beni seviyor zannediyordum, diğer meslektaşlarımdan duyduğuma göre birçok kişiyi seviyormuş.
Burada sahneye çıkacak sanatçının yanına gelip ihtiyacınız var mı diye sorardı, bu beni etkilemişti. Keşke şimdi sorulsa, keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi.”

Ali Sunal: Tatlı, çocuk gibi benimle sohbet eden, ben uykuya dalana kadar sabırla başımı okşayan bir Türker abi hatırlıyorum
Babası Kemal Sunal ile İnanoğlu’nun yakın olduğunu dile getiren Ali Sunal da şunları söyledi.
“Babamla çok güzel dostlukları vardı. gülüyorlar, iş konuşuyorlar, olmuyor ama sonra bakıyorum arkadaşlıkları bozulmuyor. Bu beni çocukken çok etkilerdi, sonra benimle arkadaşlık kurdu. aramızdaki yaş farkında rağmen beni en ilgili, güzel dinleyen insanlardan biriydi.
Bu koca adam bende ne buluyor diye düşünüyordum. Beni evlerinde yatılı misafir ettiler ama gece uyuyamıyordum. Benim gördüğüm yanı, tatlı, çocuk gibi benimle sohbet eden, ben uykuya dalana kadar sabırla başımı okşayan bir Türker abi hatırlıyorum. Seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım olabilir.”
]]>Yeşilçam’ın efsane ismi, ünlü yapımcı ve film yönetmeni Türker İnanoğlu, 88 yaşında hayata veda etmişti. 2 Nisan’da vefat eden Türker İnanoğlu bugün son yolculuğuna uğurlanıyor. Yeşilçam’ın ünlü isimlerinden Gülşen Bubikoğlu ile evli olan Türker İnanoğlu için ilk tören, TİM Show Center’da düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı M. Nuri Ersoy katılırken, sanat camiasından Ali Sunal, Hülya Koçyiğit, Sunucu Cüneyt Özdemir, Cem Yılmaz, Zafer Ergim, İlker Aksum, Tamer Karadağlı, Birol Güven, Kerem Alışık ve çocukları İlker İnanoğlu ile Zeynep İnanoğlu Özdemir veda için salondaki yerlerini aldı. Törenden sonra İnanoğlu, Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Kanlıca Aile Mezarlığı’na defnedilecek.
“Türker İnanoğlu’nun önce iyi anlaşılması sonra da örnek alınması gerektiğine inanıyorum”
Törende Kültür ve Turizm Bakanı M. Nuri Ersoy, “Türker İnanoğlu’na Allah’tan rahmet, saygıdeğer İnanoğlu ailesine ve sanat camiasına sabırlar diliyorum. Hepinizin başı sağ olsun. Ben Türker abiyi Atlas Sineması ve Müzesi Restorasyon ve Yeniden İhya Projesi sırasında yakından tanıma fırsatı bulmuştum. O sıralarda Türker abi, Atlas Sineması’nda bakanlığın kiracısı ve işletmecisiydi. Sözleşmesi de devam ediyordu. Kendisini ziyaret edip, proje konusunda bilgilendirdik. Görüşlerini ve önerilerini rica ettik. Kendisine, ‘abi sizin sözleşmeniz devam ediyor ve bizim böyle bir projemiz var, izniniz olursa biz bu projeyi hayata geçirmek istiyoruz’ dedim. Hiç tereddüt etmeden, bir an önce başlamamızı ve elinden ne geliyorsa her türlü desteği vereceğini söyledi. O gün anladım ki, söz konusu beyaz perde, kültür ve sanat olduğunda Türker abi de ‘hayır’ yoktu. ‘Nasıl yapabilirim, nasıl destek olabilirim’ vardı. Her zaman takdir ettiğim ve saygı duyduğum bir insan. Yine yaklaşık 3 ay önce Atatürk Kültür Merkezi’nde kendisiyle bir araya gelmiştim. Zaman zaman, sağlığı izin verdiği anlar da, fırsat bulduğumuz da kültür ve sanat, projeler konusunda görüşlerini alırdık. Çok faydalı, değerli bir insandı. Yeşilçam yapıtları, sinema salonları, video, televizyon, eğitim, müze daha birçok önemli projeyi 88 yıllık yaşamına sığdırmış durumda. Tam bir beyaz perde sevdalısı diyebilirim. Türker İnanoğlu’nun önce iyi anlaşılması sonra da örnek alınması gerektiğine inanıyorum. Bu sabahta Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda aramızda konuştuk Haziran ayında, çok büyük emekleri olan Atlas Sinema Müzesi’nde Türker İnanoğlu sergisi açmaya karar verdik. Son olarak ben bir insanın en büyük eserinin, yetiştirdiği insanlar olduğuna inanıyorum. Türker abi bu ince zanaatın en büyük ustasıydı. Mekanı cennet olsun” diye konuştu.
“Seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım Türker abi”
Törende konuşan Ali Sunal, “Türker abiyi şöyle anlatabilirim ben. Benim ilk arkadaşlarımdan biriydi. Babamla çok şeker bir dostlukları vardı. Küçüklüğümde çok dikkatimi çekmişti. Müthiş anlaşıyorlardı, gülüyorlar, sohbet ediyorlardı. Sonra bir anda iş konuşuyorlardı. O arada Türker abi beni keşfetti. Sahne için değil, kenarda paşa gibi duran beni keşfetti. Ben onun ilgisini çektim diye düşünüyorum. Benimle arkadaşlık kurdu. Aramızdaki yaş farkına rağmen beni en ilgili, en dikkatli, en güzel dinleyen insanlardan biriydi. Koca adam ben de ne buluyor diye düşündüm tabii. Tatlı, hoş, benim akranım gibi, çocuk gibi, benimle sohbet eden, beni seven, ben uyurken rahatsız olurum diye uykuya dalana kadar sabırla başımda oturan, saçımı okşayan, masallar anlatan bir Türker abi hatırlıyorum. Benim yaşımda çocukların ilkokuldan, gittiği okulda ve sınıftan arkadaşları olur. Onların dışında kendi seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım Türker abi olabilir. Mekanı cennet olsun. Ona çok teşekkür ediyorum bana bu güzelliği yaşattığı için” dedi.
“Hepimizin hayatında onun etkisi var, onun dokunuşu var”
Hülya Koçyiğit ise, “Hepimiz onu tanıyoruz. Hepimizin hayatında onun etkisi var, onun dokunuşu var. Her şeyden önce Türk sinemasına çok değerli katkıları var. Çalışma hayatımız, düzensiz, dengesiz, bunun bir raya oturması gerekiyor. Toplantılar yaptık. Çalıştay yapalım diyoruz. Dönem dönem sinema çıkmazlara girdi. Bunun halledilmesi için gelişimci, kendine güvenen Türker İnanoğlu, bizi alıp Ankara’ya götürdü. Kültür Bakanlığı’nı ziyaret ettik. Türker’in önderliğinde, onun toparlamasıyla, mecliste karar çıkması için çaba sarf ettik. Söylemek istediğim şu; o bir sinema aşığı, sinema tutkunu, sinema için yapmadığı yok. Hepimizin hamisi, onun emeklerine çok büyük saygı duyuyorum. Bugün bir devir kapandı onunla beraber. Öyle güzel eserler bıraktı ki ardında ne mutlu böylesine yaşanmış bir hayata” ifadelerini kullandı.
“Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi”
Tören de Cem Yılmaz, “1990’lı yılların ortasında ulusalın yaptığı talk şovlardan bir tanesinde çok kıymetli arkadaşım Meltem Cumbul bir Talk Show’a başlamıştı. Beni davet etti. Türker abi sonra bu video kaseti izlemiş. Önce Meltem’e demiş ki kızım mahalleden arkadaşlarını niye bu çağırıyorsun? Yok muydu tanıdık, birileri diye sormuş. İlk öyle tanışmıştık. Daha sonra 2003 yılından itibaren ben buradan binden fazla defa sahneye çıktım. Her seferinde değil belki birçok başka işi olduğu için bin gösterinin bininde gelmedi. Yalan olmasın. Çoğunda kulise geldi. ve hep en çok sizlerin arasında seni seviyorum derdi. Buna inandırdı. Ben de en çok beni seviyor zannediyordum. Sonra diğer meslektaşlarımdan, büyüklerimden duyduğum birçok kişiyi seviyormuş. Birçok kişi de onu derinden seviyormuş. Kuliste gelip bir ihtiyacınız var mı diye sorması çok çarpıcıydı. Bana da her sahneye çıkmadan önce oğlum bir ihtiyacın var mı derdi. Keşke bu soru şimdi sorulsa. Evet bir ihtiyacımız var. Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi. Kendisine her şey için teşekkür ediyorum. Başta Gülşen abla, Zeynep ve İlker abi, aile olmak üzere baş sağlığı diliyorum. Başımız sağ olsun. Sağ olun” şeklinde konuştu.
“Eğer beni duyuyorsan, seni çok sevdiğimi bilmeni istiyorum”
Türker İnanoğlu’nun kızı Zeynep İnanoğlu Özdemir, “Babam önemsediği konuları kimseye emanet etmezdi. Çok büyük bir titizlikle son vedasını planladı. Benim vefat durumunda yurt dışında olacağımı düşünmüştü, tahmin etmişti. O yüzden oradan uçağa yetişmemden tutun da, buradan cenaze detaylarına kadar her şeyin üstünden birkaç kere geçmiştik. Bütün bu hazırlıklar, planlamalar yaşanan acıyı hiçbir nebzede azaltmıyormuş, onu söyleyebilirim. İşte o böyle bir insandı. Her zaman detaylara hakimdi, çalışkandı, disiplinliydi ve çok gururluydu. Duygularını göstermemekle beraber aşırı duygusaldı. İşine, mesleğine, çalışma arkadaşlarına inanılmaz bağlıydı. O kadar hep şanslı olduğunu düşündüm. Çünkü bu hayatta, bu ömürde çok sevdiğiniz bir işi bulup, bir ömür boyu onu yapmak bence çok büyük bir şans. Ona bir iki şey söylemek istiyorum. Bugün Bir kere çok insana dokundu, çok eser bıraktı. Hiç durmadan üretti. Eğer bugün burada sizleri görseydi çok mutlu olurdu. Tam istediği veda buydu. Sevgili baba, eğer beni duyuyorsan, seni çok sevdiğimi bilmeni istiyorum. Çok özleyeceğimi bilmeni istiyorum ve aynı zamanda isminin ve anılarının bizlerle yaşamasını, yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağımı bilmeni istiyorum. Sağ olun, eksik olmayın” dedi. – İSTANBUL
]]>Şantaj yaparak evlendi çocukla. Yunus Emre mecbur kaldı da bununla evlenmek zorunda kaldı. Çünkü bu kadın insanları gizli kayıt altına alıp şantaj yapan biri. Yunus bana hepsini anlattı, bende kayıtları duyuruyor. ‘Ne yapayım Yağmur hayatımı bitirdi mecbur kaldım, kurtulamıyorum. Beni gizlice çekmiş bana şantaj yapıyor’ diye anlattı. Bu kadın benim arkadaşımın evinde fuhuş yapan biriydi çok eski tanırım. Bana da yaptı şantaj ve beni aklınca Funda denen hasmıma satıyor. Ben acıdım bu sokakta kaldı bunu evime aldım. Bu kadın inanmayın yalancı, sahtekar, şanyajcı, kayıtçıdır. Yunus bununla severek evlenmedi, bundan kurtalamıyor bu yapıştı adama şantaj yapıyor. Gizli videosunu çekmiş adamın. Yunus’un attığı kayıtlar bende mevcut ve vakti gelince hepsini mahkemeye vereceğim. Ayrıca bu kadın insanlara uyuşturucu madde temin ettiğine dair yazışmaları mevcuttur. Yunus masumdur bu kadın ona şantaj yapıyor. Onun üzerinden prim yaparak ünlü olma peşinde benim bunn fuhuş yaptığına ve temin ettiğine dair kanıtlarım ve tanıklarım var.
“Yunus Emre adamdır ve masum. Bu zamana kadar sustum, ses etmedim ama masum bir adamın bu denli yalancı, şantajcı bir kadın yüzünden mağdur edilmesine artık yüreğim dayanmadığı için bunları açıklamak istedim. Biraz daha beni zorlarsa kayıtları paylaşacağım.
Beria denilen Diyarbakır’lı namus abidesi olarak kendini kamuoyuna tanıtan, Hristiyan’ım diye gezen ama sıkışınca Allah kitap diyen bu dinsiz ve mağduru oynayan bu dilber beni şuan whatsapp üzerinden arayarak sesli ve yazılı tehdit ederek beni susturabileceğini sanıyor. Paylaşımı silmemi istiyor sizce bende geri vites var mı? Benim Allah’tan başka kimseden korkum yok. Seni bücür taşçı motor seni. Ben belge ve kayıt olmadan asla konuşmam kimseye de iftira atmam. Bu Beria, Yunus’a kız ayarlayıp birlikte gurup yapıyorlardı yani zaten kendisi kocam kocam dediği adama karı ayarlayan ve birlikte grup yapan bir p….enk ve uyuşturucu satıcısıdır. Bende her şey kayıtlı, halk senin ne b.k olduğunu görecek senin maskeni düşüreceğim çok yanlış kişiye çattın sen.
Daha sonra Yunus Emre’nin 25 Nisan 2023 tarihinde evinde yarı çıplak verdiği pozu yayınlayan Sarnıç, “Bak bebeğim burası benim evim. Sarı civciv bayramımı kutlamaya gelmişti. O gün sen ne b.. olduğunu bana çok güzel anlattı garibim. Bu çocuğu bitirmene izin vermeyeceğim ama ben seni bitireceğim. Hadi devam et ben de tek tek senin söylediklerini ispatlayayım. Var mısın, ben varım hodri meydan. İstersen fotoğrafın rengi biraz aç arkadaki kim anlarsın” dedi.
Yağmur Sarnıç’ın paylaşımlarına cevap veren Beria Özden ise şu ifadeleri kullandı: “İftira edenin hiç bir yerde yeri yoktur ortalık karıştırıp prim yapmaya çalışan kişi ile isteğiniz üzere uğraşacağım çünkü herkesi mağdur edip edip tehditler edip artık kenara çekilemeyecek bir gün öyle birine denk gelir ki sonuçları kötü olur bir biz kalmıştık her gün birine sallayan biri ve hakkımdaki haberleri zaten her şeyi açıklıyor.
Kocasını öldürtmek için kiralık katil gibi sevgili yapan ar damarı olmayan çocuklarına iftira eden döven sapkın rezalet ötesi bir kadın düşünün yardıma ihtiyacım var diye ağlayan çocuklarımı göremiyorum diye serum takılıp çocuklarına bakmasına bir günlük yardım ettim kendi köpeğini gözümün önünde önce dövdü buna tepki verdim sonra çocuklarını şantaj malzemesi olarak kullandı dosyaları sınırsız limitlerini tüketmiş bir kadın eski eşi ve avukatına yalancı şahit arıyordu her yer de ben olmadım benim üstüme çok geldi söylediği her şey hayal ürünüdür kimseye boyun eğmem şahit olmadığım için eşime yazıp iftiralar etti görüştüğünü söyledi ama öyle bir görüşme olmamıştı ve onun karşısında bildiği biri yok çocuk kaçırmadan zarar verdiği arkadaşları var ben yalan yere şahit olmam çünkü nafaka alacaktı hala içine oturmuş senin eline kimseyi düşürmesin sen bir kadın olamazsın hayatın yalan her gün kadınları kocaları üzerinden sevgilileri üzerinden tehditler savurup görüşmeye çalışacan aciz iflah olmaz gözü sadece parada kaos da olan zavallısın Karakolda yerlere kendini attığında da benimle uğraşmıştın herkes seninle sorun mu yaşıyor sen mi bela oluyorsun o kadar kişinin hayatını mahvettin ki yerin hiç bi dünya da yok Allah senin belanı ayrıca kendi yanından versin Önce kendisini araştırın sonradan gelin paylaşın bu iftiralara fırsat verenlerde bu kadın kadar suçludur muhatap olmadığım için bela olmaya çalışan biridir avukatım itina ile ilgilenecektir
]]>İzleme öncesi basının sorularını yanıtlayan ‘Mucize Aynalar’ ekibi heyecanını paylaştı.

Tolga Örnek: Ekip olarak bizim için en özel olan şey ismimizin Aziz Nesin ile birlikte anılacak olması. Biz çok severek, isteyerek ve heyecanlanarak yaptık bu filmi. Umarım Aziz Nesin’in ruhuna, sanatına uygun bir film çıkarmışızdır. Seyircilerin kendilerini çok iyi hissedeceği bir film yaptığımızı düşünüyorum. Farklı anlatımı ve tarzı olan ‘Aziz Nesin’ kafasında bir film seyircileri bekliyor.
Cengiz Bozkurt: Aziz Nesin bu toprakların yetiştirdiği inanılmaz bir yetenek. Türk insanını son derece iyi tanıyan, mizahi yönlerini ortaya çıkaran ve bunu nüktedan bir dille anlatan hem oyun yazarı hem yazar hem şair inanılmaz bir fikir adamı. Bu projenin en heyecan verici noktası Aziz Nesin’i eski nesillere tekrar hatırlatmak ve onu bilmeyen nesillere tanıtmak. Böyle bir Aziz Nesin hikayesi içerisinde bulunmaktan, böyle bir ekiple çalışmaktan çok mutluyum. Filmde de bir mucidi canlandırıyorum. O mucit de Aziz Nesin’in ne kadar öngörülü bir yazar olduğunu tekrar ortaya çıkaracak. Bir ayna üzerinden ilerliyor hikaye ama aslında ayna ‘yapay zeka’nın aynısı. Aziz Nesin’in ne kadar öngörülü bir yazar olduğunu siz oradan anlayın. Onun için böyle bir projenin içinde olduğum için çok mutluyum.
Boran Kuzum: Ben çok mutluyum bu ekibin bir parçası olduğum için. Filmi izleme şansımız oldu ve ben çok beğendim filmi, gururla buradayım. Seyircilerin de çok güzel zaman geçireceğini düşünüyorum. Hikayemiz bize hiç uzak olmayan bir hikaye. Bütün gençlerin hayalleri var ama o hayallere ulaşmak o kadar kolay değil, birçok fedakarlık yapmamız gerekiyor. Kerim de öyle bir karakter. Yazar olmak istiyor fakat hayatını sürdürmek için ambulans şoförlüğü yapıyor. En önemli nokta hayallerinden vazgeçmiyor.
Şebnem Bozoklu: Ben bu filmi çok önemsiyorum. Galalardan önce normalde filmi izlemem fakat ilk defa galadan önce bir filmimi izleyebildim. Unuttuğumuz bazı şeyleri, umutlu olmayı, iyi olmayı, birlikte mutlu olmayı bize hatırlatan bir film Mucize Aynalar. Bizi bize her zaman çok güzel aynalıyor Aziz Nesin. Çok şık, çok çağdaş bir film bekliyor seyirciyi. Şu anda yapay zeka çok konuşulan bir şey. Aziz Nesin bunu yıllar öncesinden görmüş. Bütün seyircilerimizi 5 Nisan’da sinema salonlarına bekliyoruz.
Zerrin Sümer: Beraber çalışmaktan çok mutlu olduğum bir ekipleyim. Aziz Nesin hikayeleri Tolga Örnek’in senaryosu ile harika bir hale geldi. Ben senaryoyu üç defa okudum, üçünde de çok güldüm. Çok keyifli bir çalışma oldu. Yaptığımız işten çok gurur duyuyorum.
Eren Demirbaş: Ben şu an Mucize Ayna’ma bakıyorum. Böyle bir kadro ile böyle bir senaryoda çalışmak benim için inanılmaz bir duygu.
Hayalleri gerçeğe dönüştüren aynaların icadından itibaren kişilerin ve dünyanın değişimi ile başlayan hikaye, trajikomik tesadüfler ile devam ediyor.
Yapımcılığını Orchestra Content adına Mine Şengöz’ün üstlendiği filmi yazıp yöneten Tolga Örnek, Alp Çağrı Günal ve Levent Güneri ile beraber ortak yapımcılar arasında. “Kaybedenler Kulübü”, “Devrim Arabaları” gibi filmlerin yönetmeni Tolga Örnek’in filmi, 5 Nisan’da vizyonda.
]]>Albay Süleyman Açar ile Firuzan Hanım’ın oğlu Kayahan Açar, 29 Mart 1949’da İzmir’de doğdu. Henüz çocukken müziğe tutkuyla bağlanan sanatçı, ilk ve ortaokulu Kars’ta Fevzi Çakmak Okulunda tamamladı.
Kayahan, babasının askerlik görevi nedeniyle Türkiye’nin birçok ilini dolaştı, gençlik yıllarını ise Ankara’da geçirdi. Sanatçı ilk evliliğini 8 Mart 1973’te Nur Açar ile yaptı. İkilinin çocukları Beste 1974’te dünyaya geldi. Çift, 1991’de ayrıldı.
Vatani görevini İzmir’de tamamlayan sanatçı, daha sonra İstanbul’a gelerek profesyonel müzik çalışmalarına başladı.
Sanatçı, müzik dünyasına 1971’de “Yosun Gözlü Sevgilim-Bir Mektubun Var” adlı 45’liğiyle adım attı.
“İstanbul Hatırası” ile 1978’de Eurovision elemelerine katıldı
Kayahan, 1978’de düzenlenen Türkiye Eurovision elemeleri için bestelediği “İstanbul Hatırası” adlı şarkı ile elemeyi geçemedi.
“Bekle Gülüm – Ateş” adlı 45’liğini 1980’de müzikseverlerin beğenisine sunan sanatçı, seslendirdiği bütün eserleri kendisi yazıp besteledi.
Usta sanatçı, adını ilk olarak Sezen Aksu, Zerrin Özer, Bilgen Bengü ve yakın dostu Nilüfer’e verdiği şarkılarla duyurdu.
Kayahan’ın Nilüfer tarafından yorumlanan “Geceler”, “Kar Taneleri” ve “Esmer Günler” adlı eserleri, Türk pop müziğinin unutulmazları arasına girdi.
Sanatçı, “Geceler” adlı şarkısıyla 1986’da Ayşegül Aldinç ile katıldığı “Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması”nda “Altın Portakal” ödülüne layık görüldü.
TRT Müzik kanalında 1985’te “Cumartesiden Cumartesiye” kuşağı içinde çocuklar için bilim kurgu temalı “Sanmer 2095” adlı programı sunan sanatçı, 1987’de yine çocuklar için “Merhaba Çocuklar” albümünü hazırladı.
“Yemin Ettim” ve “Odalarda Işıksızım” albümleriyle iz bıraktı
Kayahan, ilk albümü “Yemin Ettim”i de 1991’de, ikinci albümü, “Odalarda Işıksızım”ı 30 Nisan 1992’de müzikseverlerle buluşturdu. İkinci albümün ardından büyük bir başarı elde eden sanatçı, aynı yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Ankara Kızılay Meydanı’nda on binlerce kişinin izlediği bir konsere imza attı.
Sanatçının, 1993’te çıkardığı “Son Şarkılarım” albümündeki “Sarı Şekerim”, “Vazgeçmem” ve “Aman” adlı şarkıları müzikseverlerin büyük beğenisini kazanarak, geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
“Sevenleri ayırmayın, sevenler ayrılmayın” sloganıyla 1995’te “Benim Penceremden” albümünü yayımlayan sanatçının, “Ben Anadolu Çocuğuyum” ve “Allah’ım Neydi Günahım” adlı eserleri, birçok müzisyen tarafından yorumlandı. Sanatçı, “Ben Anadolu Çocuğuyum” şarkısında, kültürel erozyon karşısındaki tepkisini dile getirdi.
Kayahan, hemen her albümünde “sevgi” temasını işlerken, 1996’da “Allah kimseyi sevgisiz bırakmasın” sloganıyla “Canımın Yaprakları” albümünü yayınladı.
“Emrin Olur” albümünü 1997’de müzikseverlerle buluşturan sanatçı, albümdeki “Şampiyon” şarkısını, taraftarı olduğu Galatasaray’ın şampiyonluğu dolayısıyla yeniden yorumlayarak, “Cimbom Şampiyon” adlı tekli çıkardı.
Sanatçı, 15 Ekim 1992’de Lale Yılmaz ile evlendi ancak çift 1993’te ayrıldı. Vokalisti İpek Tüter ile de 1999’da dünya evine giren Kayahan’ın, Aslı Gönül adını verdiği kızı 2000’de dünyaya geldi.
Usta müzisyen, “Beni Azad Et” albümünü 1999’da müzikseverlerle buluşturdu. “Gönül Sayfam” albümünü ise 2000 yılında çıkaran sanatçı, albümde 17 Ağustos 1999 depremi için yazdığı “17 Ağustos” şarkısı ile kızı Aslı Gönül için bestelediği “Ninni” adlı eserlerine yer verdi.
Kayahan, 45 yıllık kariyerinde, 45’likler, long playler ve albümlerin yanında “365 Gün” ve “Mevsim Hala Sen” adlı teklileri de müzikseverlerle buluşturdu.
Doğa ve çevre duyarlılığı ile de bilinen usta sanatçı, yaşamı boyunca birçok yardım konseri verdi ve gönüllü olarak çeşitli çalışmalara katıldı.
“Ölüm bir ceza değil, mezuniyettir”
Sanatçı, 1990’da yumuşak doku kanseri ile mücadele etti. 2004’te kansere yeniden yakalanan usta isim, tekrar iyileşti. Hastalık 2014’te nüksetti. Bir yıl boyunca hastalığıyla mücadele eden Açar, küçük hücreli akciğer kanseri nedeniyle 3 Nisan 2015’te hayatını kaybetti.
Cenazesi Teşvikiye Camisi’nden kaldırılan sanatçı, vasiyeti gereği Kanlıca Mihrimah Sultan Mezarlığı’na defnedildi.
Romantik dizelerinin yanında inançlı yapısıyla da bilinen sanatçı, bir röportajında şunları söylemişti:
“Ölüm bir ceza değil, bana göre bir mezuniyettir. Yani, Cenab-ı Allah’ın katına çıkacaksınız, orada hesap vereceksiniz. Buradaki dünyanın yalan olduğunu, eğer bir düşünürseniz, zaten huzur kendiliğinden gelir. Cenab-ı Allah’ın gönderdiği Kuran-ı Kerim’i okusanız, o kitapta size ticareti nasıl yapacağınız bile anlatılıyor. En kolayını da söyleyeyim; helal ve haram. Bunu bilen bir dünyada, hiçbir problem çıkmaz.”
Tarkan, Sezen Aksu, Funda Arar ve Nilüfer’in de aralarında olduğu birçok ünlü sanatçı, 2014’te bir araya gelerek “Kayahan’ın En İyileri” albümünde yer aldı.
Arkadaşlarının deyimiyle, romantik melodileri iğne oyası gibi eserlerine işleyen ve şarkılarında daima insanları birlik ve sevgiye davet eden usta sanatçının, 45 yıllık sanat hayatında geride bıraktığı eserleri şöyle:
“Canım Sıkılıyor Canım (1981)”, “Merhaba Çocuklar (1987)”, “Benim Şarkılarım (1988)”, “Benim Şarkılarım 2 Siyah Işıklar (1989)”, “Yemin Ettim (1991)”, “Odalarda Işıksızım (1992)”, “Son Şarkılarım (1993)”, “Benim Penceremden (1995)”, “Canımın Yaprakları (1996)”, “Emrin Olur (1997)”, “Beni Azad Et (1999)”, “Gönül Sayfam (2000)”, “Ne Oldu Can? (2002)”, “Kelebeğin Şansı (2004)”, “Biriciğim’e (2007)”, “365 Gün (2011)”
]]>Bu hafta; Fosforlu Cevriye, Oscar, Zehir, Uçurtmanın Kuyruğu, Öldün, Duydun mu?, Komik Para, Tartuffe, Sivrisinekler, Yaftalı Tabut, Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Fındıkkıran, Benim Küçük Yıldızım, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Masal adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Vakitlerden Bir Vakit (Meddah Hikayesi)
Eski İstanbul’da, aynı mahallenin insanları olan fakat birbirinden hiç haz etmeyen Ahmet ve Namık’ın karşılaşması sonrası yaşanan komik olaylar naklediliyor. Hiçbir konuda anlaşamayan, tamamen farklı tabiata sahip iki kişi üzerinden ortak değerlerde buluşup kardeşçe yaşamanın güzelliği işleniyor.
Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği hikayede Tarık Şerbetçioğlu rol alıyor.
Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Ödüllü (Ortaoyunu)
Kavuklu bu sefer bekardır ve yine işsizdir. Pişekar’la yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını ister. Pişekar da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler. Hikaye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır. Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz. Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister.
Bu güreş için bir para ödülü konulur. Pişekar ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar. Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener. Peki, aşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?
Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın rol alıyor.
Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Bu Haftanın Programı (3-7 Nisan 2024)
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur.
Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bu ay; Fosforlu Cevriye, Oscar, Zehir, Uçurtmanın Kuyruğu, Öldün, Duydun mu?, Komik Para, Tartuffe, Sivrisinekler, Yaftalı Tabut, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Godot Geldi, Cadı Kazanı, Hamlet, İfigenya, Maviydi Bisikletim, Kuğunun Şarkısı, Çingene Boksör, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Bir Halk Düşmanı, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Ben Medea Değilim, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Geçit, Yatak Odası Komedisi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Fındıkkıran, Benim Küçük Yıldızım, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Masal, Bir Gece Masalı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Vakitlerden Bir Vakit (Meddah Hikayesi)
Eski İstanbul’da, aynı mahallenin insanları olan fakat birbirinden hiç haz etmeyen Ahmet ve Namık’ın karşılaşması sonrası yaşanan komik olaylar naklediliyor.
Hiçbir konuda anlaşamayan, tamamen farklı tabiata sahip iki kişi üzerinden ortak değerlerde buluşup kardeşçe yaşamanın güzelliği işleniyor.
Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği hikayede Tarık Şerbetçioğlu rol alıyor.
Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Ödüllü (Ortaoyunu)
Kavuklu bu sefer bekardır ve yine işsizdir. Pişekar’la yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını ister.
Pişekar da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler.
Hikaye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır. Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz.
Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister. Bu güreş için bir para ödülü konulur.
Pişekar ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar. Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener.
Peki, aşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?
Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın rol alıyor.
Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Oyun biletleri, ortaoyunu ve meddah hikayesinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Nisan 2024 Programı
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.
Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu.
Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor.
Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır.
Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor.
Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür.
Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor.
Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar.
Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.
Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor.
Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır.
Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler.
Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor.
Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor.
Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor.
Oyun, 3-6 Nisan, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor.
Oyun, 6 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur.
Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor.
Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur…
“Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir…
İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor.
Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar…
İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk…
Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor.
Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor.
Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor.
Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır.
Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır.
Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Yağmur Topçu, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor.
Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 20 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor.
Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır.
Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu.
Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor.
Oyun, 13 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor.
Oyun, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli…
Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor.
Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor.
Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor.
Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz.
Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor.
Oyun, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir.
Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır.
Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor.
Oyun, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor.
Oyun, 24-27 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer.
Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor.
Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır.
Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor.
Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar.
1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor.
Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar…
Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır.
Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar.
Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir.
Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor.
Oyun, 7, 14 Nisan 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur.
Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor.
Oyun, 14 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
]]>Şarkıcı, Nasehi ve Asu’nun teklifiyle besteci Alvand Jalali ile Grammy’e aday olabilecek bir şarkı yapmayı kabul ettiğini dile getirdi. Çalışmalarından bahseden sanatçı, “İlk olarak ‘Cesur Ol’ şarkısının okumaları, düzenlemesi tamamen bitti.
O, mix mastering aşamasında. Sonra bir Anadolu türküsü seslendireceğiz. Ondan sonra da Grammy adaylığı için düşündüğümüz şarkının çalışması gelecek” dedi.
Ferhat Göçer, İran’da çok fazla dinleyicisi olduğunu ve sosyal medya vesilesiyle İranlı hayranlarıyla da tanıştığını dile getirdi. Zaman zaman İran’daki müzisyenlerle iş birlikleri üzerine görüşmeler yaptıklarını dile getiren Göçer, arkadaşı Mareechi Asu vesilesiyle de birçok ünlü İranlı sanatçıyla tanıştığını kaydetti. Ferhat Göçer, İranlı müzisyenler Mehrdad Nasehi ve Mareechi Asu’nun teklifiyle besteci Alvand Jalali ile Grammy’e aday olabilecek bir şarkı yapmayı seve seve kabul ettiğini aktararak, şu bilgileri verdi:
“Çalışmalara başladık. İlk olarak ‘Cesur Ol’ şarkısının okumaları, düzenlemesi tamamen bitti. O, mix mastering aşamasında. Sonra bir Anadolu türküsü seslendireceğiz. Ondan sonra da Grammy adaylığı için düşündüğümüz şarkının çalışması gelecek. Bu 3 şarkı devam ederken, 6 Nisan’da Toronto’da İranlı organizatörlerle bir konser de organize ettik. Ben bu konseri ABD, Kanada turnesinin sonuna yerleştirdim. ABD’de 7-8 konserin arkasından en son Toronto’da İranlı dostlarımızla buluşacağız. Toronto ve etrafındaki bütün dostlarımızı mutlaka konsere bekliyorum.”
REKLAM
“İRAN MÜZİĞİNDE İNANILMAZ BİR DUYGU VAR”
İran müziği ile Anadolu müziğinin çok yakın bağları olduğuna işaret eden Göçer, “Yani ayırt etme imkanınız neredeyse yok bu açıdan. Ama duygusu ve enstrüman çalış teknikleri açısından bir kere dili çok beğeniyorum. Çok asil bir konuşma tarzı Farsça, gerçekten çok kibar bir dil. Mareechi Asu sayesinde enstrümanistleri, vokal sanatçıları daha yakından tanıma şansı edindim. Mehrdad Nasehi ile stüdyoya girdiğimizde onun çalış tekniklerini görüyorum. İnanılmaz bir duygu var. Makamlar, dokunuşlar, nağmeler hem bizden hem de sanki başka bir evrenden gibi geliyor. Bu açıdan çok etkileyici.” dedi.
İranlı şarkıcılarla da düet yapabileceğini kaydeden Göçer, İran müziğinin kendisini heyecanlandırdığını söyledi.
Göçer, dijital medyanın ilerlemesiyle sürekli aktif olmak için farklı mecralarda, sık aralıklarla single tarzı eserler çıkarmak gerektiğinin altını çizdi.
Azerbaycanlı şarkıcı Elnar Xelilov ile yaptığı düetin dünya prömiyerinin yakında gerçekleştirileceğini aktaran Göçer, ” Bakü’de video kliplerini hazırladık, çekimlerini, televizyon programlarını ve tanıtımlarını yaptık. Herhalde klip de 28, 29 Mart gibi bütün dijital platformlarda olacak.” diye konuştu.
Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olarak da İranlı ve Azerbaycanlı müzisyenlere birliğe üye olmaları çağrısında bulunan Göçer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyada eserlerinin teliflerini bizle birlikte takip etsinler. Daha doğrusu biz, onlar adına takip edelim. Onların hak ettiği kazançları sağlamaya çalışalım. Bu çok önemli bir şey. Yani eser sahibi olarak bir meslek birliğine üye olmak çok önemli. Dijital platformlarda yayınladığınız bir eseri dünyanın dört bir yanına çok kısa sürede ulaştırabiliyorsunuz. Mutlaka ciddi büyük hak kayıplarına bir an evvel son verilmesi gerekiyor.”
“TÜRK VE İRAN KÜLTÜRÜNÜN BİRBİRİNE YAKIN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”
Kamança sanatçısı Mehrdad Nasehi de Mareechi Asu vesilesiyle tanıştığı Göçer’le güzel bir iş birliği yaptığının altını çizerek, “Göçer, çok güçlü bir müzik adamı. Benim için onunla çalışmak aslında çok ilginçti. Ferhat Bey, işimi titizlikle yapabilmem için tüm ince noktalara dikkatle bakıp, ortamı hazırladı. Yaklaşık 10 kere kayıt yaptık. Bu 10 kayıtta da Türk ve İran musikisindeki o düşünce yapısını müziğimize yansıtmak için titizlikle çalıştık. Sonuçta da böyle bir eser ortaya koyduk.” değerlendirmesinde bulundu.
Üç yıldır Türkiye’de müzik çalışmalarını sürdüren Nasehi, daha önce Göksel Baktagir’le de çalıştığını belirterek, şunları aktardı:
“Türk ve İran kültürünün birbirine yakın olduğunu düşünüyorum. Aslında makamlar ve müzik türlerimiz de birbirine çok benziyor. Türkiye’de bulunduğum süreçte de Türk öğrencilere İran kamançası dersi veriyorum. ‘Rah’ adlı yol anlamında bir grubumuz var. Mareechi Asu ve Soudeh Sharhi ile konserler veriyoruz. Yine İranlı çok ünlü orkestra şefi Majid Derakhshani ile Mah grubuyla Avrupa turnelerine çıkıyoruz.”
“SEVGİ VE DOSTLUK İÇERİSİNDE GÜZEL BİR ESER ÜRETTİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM”
Müzisyen ve def sanatçısı Mareechi Asu ise İranlılar ve Türklerin çok derin bağları olan bir kültür içerisinde olduklarını ve bunun da müziğe yansıdığını söyledi.
“Cesur Ol” parçasına da değinen Asu, “Sevgi ve dostluk içerisinde güzel bir eser ürettiğimizi düşünüyorum ve umarım ki hem İranlı hem de Türk dostlarımız eserden keyif alır ve güzel bir anı oluşturabiliriz bütün dostlarımız için.” dedi.

“10 AYLIK İLİŞKİNİN 8 AYINDA ŞİDDET GÖRDÜM”
Instagram hesabından moraran ve kesikler içinde kalan vücudundan fotoğrafları yayınlayan Merve Taşkın, gördüğü şiddeti şu sözlerle anlattı: “Tam bir yıl önce bugün, 10 aylık bir ilişkimin yaklaşık 7-8 ayında şiddet gördüğüm ve her geçen gün bu şiddetin arttığı bir ilişkiye başladım. 3 ay önce değil de neden şimdi paylaşıyorsun sorusuna cevabım ise o zaman güçlü bir ruh halim yoktu. Belki o zaman böyle yorumlar gelecekti; ‘Sen şiddeti hak ediyorsun, iyi olmuş.’ Ama o zaman bu cümleyi kaldıracak bir psikolojik dayanıklılığım yoktu. Paylaşmaktan kaçındım, fotoğraflarıma bakmaktan kaçındım, hatta konuşmaktan bile kaçındım.”

“HER SEFERİNDE AFFEDEREK BUNU HAK ETTİĞİMİ DÜŞÜNÜYORDUM”
“Yaşadıklarımı içimde bastırdım ve sanki hiç olmamış gibi davrandım. Ama maalesef bastırılan duygular er geç ortaya çıkıyor. Kendimi daha güçlü hissettiğim bir zamana kadar mümkün olduğunca bastırdım. Ta bugüne kadar. İlk zamanlar şiddet daha hafif gibiydi ve belki de kabul edilebilirdi ama sonra tehlikeli boyutlara ulaşmaya başladı. Bir şekilde bunun bana yapıldığını kabul ediyordum. Her seferinde affediyordum çünkü içimdeki sorunlu olduğumu ve bunların benim yüzümden olduğunu ve belki de bunu hak ettiğimi düşünüyordum.”

“KULAĞIMI YUMRUKLAYIP CİNSEL ORGANIMA TEKME ATIYORDU”
“‘O’ da bana bunları hak ettiğimi hatta daha fazlasını hak ettiğimi söylüyordu. Benimki sevgiye muhtaçlık ve bağımlılıktı. En ufak bir sevgi kırıntısına bile razıydım. Ama onunki sevgi olamazdı, çünkü sevdiğin bir insana şiddet uygulayamazsın. Özsaygımı fazlasıyla kaybettim. Kendime bunların yapıldığını kabul ediyorsam kendimi ne kadar seviyor olabilirdim ki? Kendimi sevmezken bir başkası beni nasıl sevebilirdi? Şiddet o kadar tehlikeli bir seviyeye gelmişti ki, şükrediyorum çünkü ölmedim ya da sakat kalmadım. Kafamı, kulağımı, burnumu yumrukluyor, karnıma, cinsel organıma tekme atıyordu.”

“PARMAKLARIMDA KALICI HASAR VAR”
Bazen ise beni öldürmekle ya da sakat bırakmakla tehdit ediyordu. Belki öfkeden tehdit ediyordu ama isteyerek bile olmasa da vururken yanlışlıkla ölebilirdim çünkü tehlikeli yerlerime fazlasıyla vuruyordu. Parmaklarımda kalıcı bir hasar dışında bir şey kalmadı. Parmaklarımda bağlar neredeyse kopuyormuş gibi olmuş, eğer kopmuş olsalardı ameliyat olmam gerekebilirdi, ama şükürler olsun ki kopmadı ve doktor 1 yıl içinde iyileşeceğimi söyledi. Ben bu yazıyı, aynı şeyi yaşayıp kapanan kadınlar için paylaşıyorum.”
“SEÇİMLERİMİN SONUÇLARINI YAŞADIM”
“Yalnız değilsiniz, evet, belki zor olacak ama bir gün içinizde o bırakma gücünü bulup bıraktıktan sonra yavaş da olsa iyileşeceksiniz. Hiçbir şey, her gün şiddet görmekten daha kötü olamaz. Bu yaşadığım travmanın acımın görünür olmasını istedim sadece. Çünkü görünür olursa, ben de kaçamayacağım, yüzleşmek zorunda kalacağım. Bu süreçte beni kurtarmaya çalışan ama ben istemediğim için kurtaramayan, ama her zaman benim eski hayatıma geri dönmemi bekleyen ve döndüğümde de bana destek olan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Her şey benim seçimimdi ve seçimlerimin sonuçlarını yaşadım.”











Özbek’in sağlık durumu hakkında bilgi veren Sümer Ezgü ” İdolüm, hocam, sıkıştıkça akıl danıştığım ustam ve büyüğüm Mehmet Özbek’i yoğun bakıma almışlar.
Umarım sağlığına kavuşur o güzelim türküleri yine dinleriz kendisinden. Yoğun bakımdan çıkarıp odasına almışlar” dedi. Mehmet Özbek’in iki gün önce TRT’DE kendisinin hazırlayıp sunduğu” Türküler ne der ” programından sonra rahatsızlanarak acil hastaneye kaldırıldığı bildirildi.
Mehmet Özbek Kimdir ?
1945 yılında Şanlıurfa’da doğdu. İlk ve orta tahsilini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Urfa Türkülerinin Dil ve Anlatım Özellikleri” adlı teziyle doktorasını tamamladı ve “edebiyat doktoru” ünvanını aldı. Öğrencilik yıllarında, İstanbul Belediye Konservatuarının Türk Müziği Nazariyatı Bölümü’ne de iki yıl devam ederek Münir Nurettin Selçuk, Melahat Pars, Muzaffer Birtan, Şefik Gürmeriç, Halil Bedi Yönetken, Süheyla Altmışdört ve Dürdane Altan gibi hocalardan ders aldı. 1966 yılında TRT kurumunun açmış olduğu sınavı kazandı ve İstanbul Radyosu’nda Türk Halk Müziği Stajyer Sanatçı, 1969 yılından sonra da sanatçı olarak çalışmalarını sürdürdü. 1977 yılında aynı radyonun Türk Halk Müziği ve Oyunları Şube Müdürlüğü, 1982 yılında da TRT Müzik Dairesi Türk Halk Müziği ve Oyunları Müdürlüğü görevlerine atandı. 1983-1995 yılları arasında Hacettepe, 1998-2000 yılları arasında Gazi, 2006-2007 ders yılında ise Ankara Üniversiteleri Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri Halk Bilimi Anabilim Dallarında Türk Halk Müziği dersleri verdi. 1996-2002 yılları arasında Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Bilim Kurulu Üyesi olup Müzik Perde ve Sahne Sanatları Kolu Başkanı olarak çalıştı. Haziran 1986’dan başlayarak kuruluşunu gerçekleştirdiği Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu’nun şefi olarak görevini sürdüren Özbek, ekim 2007’de kendi isteğiyle bu kurumdan emekliye ayrıldı.
1966 yılından başlayarak profesyonelce Türk Halk Müziği ses sanatçısı ve şefi olarak çalıştı. 1977-1986 yılları arasında TRT Türk Halk Müziği Denetleme ve Repertuar Kurullarında da üye ve başkan olarak görev yaptı. Başta Urfa olmak üzere Anadolu’da birçok yörenin; yurtdışında ise Irak, Azerbaycan, Yugoslavya ve Bulgaristan Türklerinin halk ezgilerini derledi. Sözlü ve sözsüz olmak üzere bunların 300 kadarını TRT repertuarına kazandırdı. TRT kurumunda bulunduğu dönemlerde radyoda hazırladığı: “Aşıklık Geleneği”, “Türk Halk Çalgıları”, “Türküler Ne Der”, “Türkülerin Dünü Bugünü”, “Bilnce Sevdiklerimiz”; televizyonda hazırladığı: “Yurdun Sesi” programıyla o güne kadar radyo bünyesinde kullanılmayan Tar, Kaval, Zurna, Tulum gibi çalgıları ilk defa bir orkestra disiplini içinde kullanarak Türk Halk Müziğinin çalgı ve repertuar bakımından temel değerlerini ortaya koyup alışıla gelmişin dışında yaptığı icralarla bu müziğin zenginliğini ve evrenselleşmeye açık olduğunu vurguladı. “Elimizden Obamızdan”, “Kervan” adlı TV programlarla yine o güne kadar yabancısı bulunduğumuz, Kazak, Kırgız, Özbek ve Türkmenlerin oyun ve müziklerinden örnekler vererek Türk dünyasının genişliğini ve bu alan içindeki kültür birliğini vurgulamaya çalıştı.
Japonya, Suudi Arabistan, Yugoslavya, Irak, Almanya, Hollanda, Danimarka, İsveç, Mısır ve Azerbeycan olmak üzere yurt dışında ve yurt içinde konserler vererek Türk Halk Müziği’ni tanıttı. Japonya’nın en büyük kültür kurumu olan MİN-ON’un davetlisi olarak 1980 yılında gittiği Japonya’nın 10 şehrinde, Prof. Koizumi yönetiminde verdikleri açıklamalı konserlerle başta Urfa türkü ve hoyratları olmak Türk halk müziğinin zengin ve orijinal değerlerini tanıttı. Konserlerin bazı ezgileri Sony şirketi tarafından LP haline getirildi. Yaptığı basın toplantısıyla Türkleri ve onların kültürlerinin tanıtılmasını ve sevilmesini sağladı. 1987 yılında Babil Festivali’nde gerek yönettiği koro, gerekse yaptığı solo, dinleyicilerde büyük ilgi ve heyecan yarattı. Arap ve Türkmen gazeteleri kendisinden ve korosundan büyük bir övgüyle bahsetti.
Altun hızma, Türkülerin Dilinden, Mum Kimin Yanan Kerkük, Yadigar Türküler adlı albümleri; uzunçalarları ve 45’lik plakları; Folklor ve Türkülerimiz, Müzik Eğitimi, Türk Halk Çalgı Bilgisi, Türk Halk Müziği Terimleri Sözlüğü, Türkülerin Dili adlı kitapları da bulunan Özbek’e bu örnek hizmetlerinden dolayı Haran Üniversitesi tarafından da “Fahri Doktor” unvanı verildi.
Kitapları
1. FOLKLOR VE TÜRKÜLERİMİZ (Ötüken Yayınları, istanbul-1975)
2. TÜRK HALK MÜZİĞİNİN ESASLARI (Türk Halk Müziği ve Oyunları Dergisi yayını sayı: 14, Ankara-1985)
3. MÜZiK EĞiTİMİ – ORTAOKUL 1-2-3’üncü sınıflar için ders kitabı (Üner Yayınları, Ankara-1987)
4. TÜRK HALK EZGiLERİ Dört fasikül (Yaşar Doruk ve Nail Tan ile birlikte, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel sanatlar Genel Müdürlüğü Nota Yayınları: Ankara 1988-1990)
5. TÜRK HALK MÜZİĞİ ÇALGI BİLGİSİ ( Muammer Sun, Ertuğrul Bayraktar, Burhan önder, Erdal Tuğcular’la birlikte. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü yayını. Ankara-1992)
6. MÜZİK EĞİTİMİ – ORTAOKUL 1-2-3’üncü sınıflar için ders kitabı (Üner Yayınları, Ankara-1992)
7. TÜRK HALK MÜZİĞİ EL KİTABI I TERİMLER SÖZLÜĞÜ, Atatürk Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayını: 171, Ankara 1998
8. TÜRKÜLERİN DİLİ, (Ötüken Yayınları, İstanbul-2007)Mehmet
]]>Birçok dizi ve filmlerde rol alan dizi, sinema tiyatro ve reklam oyuncusu Tahsin Tonkuş, şimdilerde ise huzurevinde yaşamını sürdürüyor
SİVAS – Birçok dizi ve filmlerde rol alan dizi, sinema tiyatro ve reklam oyuncusu Tahsin Tonkuş, şimdilerde ise huzurevinde yaşamını sürdürüyor.
Sivas Valiliği İhramcızade İsmailhakkı Toprak Huzur Evi’nde kalan 73 yaşındaki dizi, sinema tiyatro ve reklam oyuncusu Tahsin Tonkuş, hayat hikayesini anlattı. Kurtlar Vadisi, Seksenler, Arka Sokaklar, Galip Derviş, Lale Devri gibi birçok projeden rol alan Tonkuş, 20 yıl önce evinden ayrıldığını ve sonrasında huzurevinde yaşamayı tercih ettiğini söyledi. Tonkuş, makine teknisyeni olarak çalışırken drama eğitimine devam ettiğini ve Ayla Algan gibi usta isimlerden eğitim aldığını belirtti. Tonkuş, huzurevindeki personellerle bir aile ortamı oluşturduklarını ve çok mutlu olduğunu sözlerine ekledi.
“Evde olmanın tadını asla özlemiyorum”
Tiyatro oyuncusuyum aynı zamanda tiyatro grubumuzdan yapımcımızın izniyle kameraya transfer oldum ve birçok dizi, reklam ve filmde oynadım diyen 73 yaşındaki Tahsin Tonkuş, “Ben ortaokuldayken Sivas Halk Eğitim Merkezinde bağlama ve drama derslerine başladım. Bir süre sonra Sivas’tan çalışmak için İstanbul’a gitmem gerekti. Ben makine teknisyeniyim fabrikalarda çalıştım ve bu arada da Sivas Halk Eğitimde ‘ki drama hocam ‘uygulamalı bir tiyatro grubunda ol mutlaka eğitim al’ dedi. Onun ricası üzerine bağlamayı öteledim ve tiyatroya öncelik verdim. Uzun yıllar hem eğitim aldım hem çalıştım. Bununla birlikte doktrin öğrencisiyim drama ve oyunculuk. Branş hocamız merhum Ayla Algan hanımefendiydi, kendisini çok severdik. Daha sonra haliyle yapımcıların izniyle hem tiyatroyu hem sinemayı beraber yürüttüm ve birçok projede yer aldım. Evimden yaklaşık yirmi yıl önce ayrıldım, huzurevini tercih ettim. Beş sene Erzurum’da kaldım. Bir buçuk yıldır burada, kalıyorum. Huzurevinde devletimizin şefkatli kollarını gördüm. Evde olmanın tadını asla özlemiyorum. Çünkü buradaki personellerimizle en büyüğünden en küçüğüne kadar bir kardeşlik diyaloğu içindeyiz” dedi.
“Ben tiyatro dışında bir hayat düşünemiyorum”
Tiyatro dışında hayat düşünemediğine değinen Tonkuş, ” Şimdi İstanbul huzurevinde olmak isterdim daha yakın olacaktım projelerde çalışmaya devam edecektim. Orada mümkün olmadı boş yer olmadığından dolayı o nedenle Anadolu’ya geldim. Yoksa İstanbul’da olsaydım çalışmalarım devam edecekti. Biz ya tiyatro provasında ya da sette nefes alıyoruz. Diğer zamanlar kendimi yarım nefes alıyor yarım yaşıyor kabul ediyordum. Takdir edersiniz ki tiyatro provaları, sahnesi olsun insana hayat veren yerlerdi. O nedenle hep o dünyanın içindeydim. Koca bir hayat su gibi geçti. Gençler mutlaka drama eğitimi alsınlar. Ben tiyatro dışında bir hayat düşünemiyorum. Doktor da olsanız avukatta olsanız kendinizi ifade edebilmenin en güzel en kolay sanatı dramadır. Başarıya giden yol insanın kendini ifade edebilmesinden geçer” ifadelerine yer verdi.
]]>Amcaoğulları deprem çalışması ile ilgili yazılım sistemi geliştirmeye karar verir. Yazılım sistemini kurmaya çalışırken zorluk yaşayan amcaoğulları ne yapacaktır?
Kaya Ailesi gelini olarak Selma, ilk iftar yemeğine bütün aileyi misafir edecektir. İftar hazırlığı sırasında neler olacaktır?
Keriman’ın dönüşüyle birlikte Selami eşine karşı yabancılık çeker. Japonya’dan misafirleri gelen Keriman’a amcaoğulları yardım eder. Ramazan’ın misafirlerden birini yanlışlıkla kaybetmesiyle neler yaşanacaktır?
KERİMAN GEDELLİ’YE GERİ DÖNÜYOR…
Tam 4 sezondur, TRT 1 ekranlarında reyting rekorları kıran Gönül Dağı kadrosuna genç ve yetenekli bir oyuncu daha katıldı: İmren Şengel… Şengel, uzun zamandır şehir dışında işleriyle uğraşan Selami’nin karısı Keriman karakterini canlandıracak.
Gedelli’nin sevimli, sıradışı, müzik aşığı Keriman’ı memleketine geri dönüyor, kasaba şenleniyor… Selami, Kaya ailesi ve kasaba sakinlerinin çok özlediği Keriman, sürprizleriyle geliyor, neşesi ve enerjisiyle Gedelli’ye renk katıyor.
GÖNÜL DAĞI’NA YENİ TRANSFER: İMREN ŞENGEL

Uzun yıllardır gurbette çalışan ve farklı rüzgarları soluyan Keriman’ı canlandıran İmren Şengel ile Gönül Dağı’nı ve özel yaşamıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı:
-Gönül Dağı ailesine Keriman karakteriyle 132. Bölümde katılıyorsunuz. TRT 1’in sevilen dizisinden teklif geldiğinde neler hissettiniz?
-Çok heyecanlandım. Yıllardır bir numara olan bir dizinin kadrosuna dahil olmak mutluluk verici.
-Keriman, Selami’nin eşi. Komik, samimi, sempatik, müzik tutkunu tam anlamıyla sıradışı bir karakter olan Keriman, görevi nedeniyle uzun süredir şehir dışındaydı. Dönüşü Keriman’da ve eşi Selami’de neler yaşatacak?
– Keriman da Selami de oldukça sıra dışı karakterler. Bir araya geldiklerinde her şey olabilir…
-Keriman’ı biz kimi zaman uçarken, kimi zaman sahnede şarkı söylerken, kimi zaman tehlikenin tam ortasında ama hep sıradışı olayların kahramanı olarak izledik. Keriman dönüşünde biraz durulmuş, sakinleşmiş mi olacak yoksa kaldığı yerden devam mı edecek?
-Keriman’ın durulma ihtimali olduğunu hiç sanmıyorum.
-4 sezon önce başladığından bu yana her hafta birinci olan Gönül Dağı’nın başarısının nedenleri nelerdir?
– Farklı coğrafyaların hikayelerini görmek seyircinin hoşuna gidiyor. Hayat sadece İstanbul’da akmıyor. Onun dışında gerçek, samimi bir bağ var dizideki karakterler arasında.
Kavga gürültü de olsa en sonunda o bağ herkesi bir arada tutar ve hep birlikte o sofraya otururlar.
-Daha önce Eskişehir Sivrihisar’a gelmiş miydiniz? Bölgeyi nasıl buldunuz?
-Ben Eskişehir doğumluyum. Üniversiteyi de burada okudum Anadolu Üniversitesi mezunuyum. Dolayısıyla bölgeye oldukça hakimim.
-Bir diziye sonradan katılmak hele ki daha önce dizide var olan bir karakteri
canlandırmak zordur. Siz zorluk çektiniz mi?
-Evet zor bir durum. Kendi gördüğünüz yerden değil de başkasının gördüğü yerden bakmanız gerekiyor. Ayrıca Keriman çok da sevilen bir karakter seyirci tarafından.Sette rol arkadaşım Eser ve yönetmenlerimiz çok yardımcı oldular ve olmaya da devam ediyorlar.
-Keriman, şarkı söylemeyi çok seviyor. Hatta albüm bile yapmıştı ancak satış yapmadığı için hayal kırıklığı yaşamıştı.
Ancak Keriman’ın en önemli özelliği de baş koyduğu işlerden kolay kolay vazgeçmemesi. Azimli ve sevdiği konularda hırslı olması. Onu müzikten kimse kopartamadı. Keriman’ı yine müzik dünyasının içinde izleyecek miyiz?
-Gelecek bölümler hakkında bilgim yok ancak evet Keriman oldukça hırslı, aklına koyduğunu yapan bir karakter. Belki müziğe döner belki başka bir alan bulur kendine. Sürprizlere açık bir karakter her zaman.
-Sizin müzikle aranız nasıl? Şarkı söylemek, enstrüman çalmak, söz yazıp beste yapmak ilgi alanınıza giriyor mu?
-Müzikle aram fena değil diyebilirim. Söz yazmak, beste yapmak bende hiç yok. Ancak kendi kendime çalmaya çalıştığım bir mızıkam var. Uzun süredir kenarda bekleyen bir kemanım var.
Profesyonel bir şekilde çalamıyorum ama kendimi eğlendirebiliyorum. Daha çok müzik dinlemeyi ve dans etmeyi seviyorum.
-Sizi daha önce birçok tiyatro oyununda, dizide ve filmde izledik. Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Ailenizde daha önce sanatçı var mıydı? Sanat dünyasına yönelmenizin sebebi neydi? İmren Şengel’in hayattaki en büyük isteği nedir?
Kariyeriyle ilgili hedefleri nelerdir? Tiyatro, sinema, dizi sektörü onu en çok mutlu eden dal hangisidir? Boş zamanlarında neler yapmayı sever? Hayatta vazgeçilmezleri nelerdir? Bize kendinizi anlatır mısınız?
-Ailemde bildiğim kadarıyla sanatçı yoktu. Küçükken annemle hep sinemaya, tiyatroya giderdik. İlkokul zamanlarında etrafımda tiyatroyla ilgilenen insanlar oldu.
Sanırım en büyük etki o zaman oldu. Evde aileme gösteriler hazırlardım, okulda da arkadaşımla skeçler yazıp boş derslerde oynadığımızı hatırlıyorum. Aktif bir öğrenciydim. Hayatımda dans ve spor hep oldu.
Konservatuvara gitmeye tam olarak ne zaman karar verdiğimi hatırlamıyorum ancak hep hareketli bir iş hayatı istediğimi hatırlıyorum. Yeni yerler görebiliyorum, her yeni proje yeni bir başlangıç ve yeni insanlar demek.
Öğrenmenin asla bitmediği, sürekli kendinizi yenilemeniz ve geliştirmeniz gereken bir meslek. Tabii ki beraberinde büyük fedakarlıklar da getiriyor. Her şey güllük gülistanlık diyemem. Her meslek bu şekilde aslında.
İyi ve kötü yanlarını birlikte kabul etmek gerekiyor ilerleyebilmek için. Ben de gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Ne kadar çok projede farklı karakter oynarsam o kadar mutlu oluyorum.
Tiyatronun yeri her zaman ayrı oluyor. Seyirciyle karşılıklı o alışverişin yarattığı enerjiyi başka bir yerde yakalamak mümkün değil. Oyuna çıkmadan önceki o heyecanı seviyorum.
Bir de tiyatroda uzun süre prova yapılıyor. Çalışmanın verdiği bir rahatlık ve güven oluyor dolayısıyla tiyatroda. Sinema ve dizi daha hızlı ilerleyen işler. Tiyatrodan sonra oyuncuları tedirgin eden nokta genellikle bu oluyor sanırım.
Her şey çok hızlı oluyor ve sahneyi çektikten sonra artık geri dönüşü yok. O saatten sonra hiçbir şey sizin kontrolünüzde değil. Bu duyguya da alışmak gerekiyor. Ama hepsinin keyfi ayrı tabii. Her alanı deneyimleme fırsatım olduğu için mutluyum.
Çok boş zamanı olan biri değilim. Kendimi oyalayacak bir şeyler muhakkak bulurum. Genellikle evde olmayı severim ama gezmeyi de severim.
Evde olduğum zamanlarda bir şeyler okurum, izlerim. Düzenli spor yapmaya çalışıyorum. Herkesin sevdiği şeyler aslında. Yemek yemeyi severim. Güzel bir yemek beni mutlu etmeye yeter: )
]]>ÜNLÜ İSİMLERDEN BAHAR ÖZTAN’A VEDA
FİLİZ AKIN
“Rahatsızlığımdan dolayı bir süre telefonuma bakmamıştım. Bu sabah telefonumu açtığımda Bahar’ı, o gamzeli güzelimizi kaybettiğimiz haberi çıktı karşıma. Üzülerek öğrendim ki, kolon kanseri ameliyatı için sevgi yüklü dualar yolladığımız Bahar’ımız yok artık…”

HÜLYA KOÇYİĞİT
Hülya Koçyiğit, sosyal medya hesabından Bahar Öztan’ın gençlik ve son halini paylaşarak,”Birbir gidiyor Yeşilçam emekçileri… Yazmak bile zor geliyor artık… Boğazımda bir düğüm… Uzun zamandır amansız hastalıkla mücadele eden, Türk sinemasının gamzeli güzeli Bahar Öztan’ın vefat haberini büyük bir üzüntü ile öğrendim. Kendisine Allahtan rahmet, tüm sevenlerine sabır diliyorum. Başımız sağ olsun.” ifadelerine yer verdi.

ARMAĞAN ÇAĞLAYAN
“Hoşça kalın Bahar Hanım. Alkışlarla… Yattığınız yer incitmesin.”

NEBAHAT ÇEHRE
“Başımız sağ olsun”

DENİZ SEKİ
“Gamzeli güzelimiz Bahar Öztan’ımızı kaybetmişiz… Çok üzgünüm. Sevenlerinin başı sağ olsun. Mekanı cennet olsun.”

ÇAĞLA ŞİKEL

EBRU GÜNDEŞ

PINAR ALTUĞ

Usta oyuncu Bahar Öztan, bugün ikindi vakti Şakirin Camisi’nde kılınacak cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilecek.
BAHAR ÖZTAN KİMDİR?
1980’lerde kariyerinin en parlak dönemini yaşayan Bahar Öztan, bir reklam filminde rol aldıktan sonra film yapımcılarının dikkatini çekti. Ardından o dönem çok popüler olanfotoromanlarda oynamaya başlayan Öztan, 1972 yılında Osman Seden imzalı “Mahkum” filmi ile sinemaya adım attı. Ünlü isim, şöhreti “Şaşkın Milyoner” filmiyle yakaladı. Sonrasında kariyerinde hızla yükselen Bahar Öztan, birçok yapımda rol aldı.
2000’li yılların başında ABD’ye giden ve bir süre Miami’de yaşayan Öztan, 6 yıl sonra tekrar Türkiye’ye döndü. Birkaç projede boy gösteren ünlü isim, uzun yıllardır gözlerden uzak bir yaşam sürüyordu.
1993-2008 yılları arasında Yavuz Çolak ile evli kalan Bahar Öztan’ın bu birlikteliğinden Yiğit Çolak adında bir oğlu bulunuyor.

OYNADIĞI FİLMLER
“Bu bir dublör! Kesinlikle Kate olamaz!”
Dün sabah sosyal medya akışıma düşen ilk videoda amatör bir dedektif, Sun gazetesinin yayımladığı ve Galler Prensesi Kate Middeleton’ın eşiyle birlikte Windsor’da alışveriş yaparken görüldüğü videodaki kişinin aslında bilindik bir dublör olduğuna dair bir komplo teorisini yayıyordu.
Fakat bu teoriyi destekleyecek tek bir kanıt bile yok.
Bu, Kate’in sağlığı hakkında sosyal medyada yayılan yanlış teorilerin son örneklerinden biri.
Ocak’ta geçirdiği karın ameliyatı sonrasında halkın karşısına çıkmadığı süreçte, hakkında hem haklı sorular hem de çılgın iddialar ortaya atıldı.
Kensington Sarayı’ndan yapılan açıklamada, Galler Prensesi’nin nekahet sürecinde olduğu ve Nisan’dan itibaren görevlerinin başına döneceği aktarıldı.
Geleneksel medya bir yandan bu sosyal medya çılgınlığına katılırken diğer yandan da ortadaki bilgi boşluğunu doldurdu.
Fakat bu süreç, daha önce incelediğim örneklerde olduğu gibi, hakkında komplo teorileri üretilen kişilere ciddi zarar verebiliyor.
Kişinin aile ve arkadaşlarını üzmekle kalmayıp kamuoyunun güvenini de zedeleyebiliyor.
Kate’in İngiltere’deki Anneler Günü için çocuklarıyla birlikte paylaştığı fotoğrafın üzerinde oynandığının anlaşılması da mevcut sosyal medya tartışmalarını alevlendirmişti.
Prenses daha sonra özür diledi ve fotoğrafın üzerinde oynayan kişinin kendisi olduğunu açıkladı.
Kate’in alışveriş yaparken çekilmiş yeni görüntülerinin üzerinde oynanmış olduğuna dair hiçbir kanıt olmasa da hem komplo teorilerine hem de hicivli paylaşımlara yol açtı.
Sosyal medyada türeyen dublör teorisi yalnızca TikTok’ta karşıma çıkmadı, X hesabımda da bana gösterildi.
İki sitenin de algoritması, insanlara görmek isteyebilecekleri şeyleri göstermek üzerine kurulu.
Gün içinde bu komplo teorisini savunan onlarca video Sana Özel akışında karşıma çıkarıldı.
24 saatten daha kısa bir sürede dublör teorisi X’te 12 milyon, TikTok’ta da 11 milyon kere görüntülendi.
Peki bu yanlış iddiaları hangi kullanıcılar yayıyordu?
X’teki hesapların çoğu ABD merkezliydi ve neredeyse saat başı Galler Prensesi hakkında paylaşım yapıyorlardı.
Bazılarının mavi tiki de vardı.
Eskiden mavi tikler kimliği doğrulanmış hesaplara verilirken şimdi içeriklerini sosyal medyada yaymak isteyen kişiler tarafından satın alınabilen bir özelliğe dönüştü.
Prensesin yüzüne yakınlaşan ve bunları dublörüyle kıyaslayan videolar paylaşan onlarca TikTok kullanıcısına mesaj attım.
Onlardan biri de videosu 2,9 milyon kez izlenen ve ABD’de yaşayan Esmerelda adlı bir kullanıcıydı.
Bana daha önce İngiliz Kraliyet Ailesi hakkında paylaşım yapmadığını fakat “kamuoyunun endişelenmesi nedeniyle” paylaşım yapmaya başladığını söyledi:
“Genelde insanların paylaştığı iddiaları ve ortada konuşulanları derliyorum – o teoriye katılsam da katılmasam da paylaşıyorum.
“Bir teorinin yanlış olduğu ortaya çıkarsa da bir video daha yapıp ‘Hey, bu teori yalanlandı ve işte bu da nedeni’ demekten de gocunmuyorum.”
Almanya’dan aynı teoriyi paylaşan bir TikTok kullanıcısı da kendisini “suçlu hissetmediğini” anlattı:
“Bence en iyi şey ifade özgürlüğüdür ve bunun da sosyal medyada olmasına izin verilmelidir.”
Basın kuruluşları da internetteki temelsiz komplo teorilerine yer vermek ve onları paylaşmakla suçlandı.
Fakat bu tür içeriklerin en radikal olduğu ve milyonlarca kişiye ulaştığı yer geleneksel medya değil sosyal medya.
İddialarını destekleyecek hiçbir kanıt olmasa da, bu amatör dedektiflerin paylaştığı videolar milyonlarca kere izleniyor ve yeni takipçiler kazanmalarını da sağlıyor.
TikTok’un kullanım yönergesine göre siteye “niyeti ne olursa olsun, bireylere veya topluma önemli ölçüde zarar verebilecek yanıltıcı veya yanlış içeriklere” izin verilmiyor.
Şirket daha önce yaptığı bir açıklamada da hiçbir kanıt sunmadan Kraliyet Ailesi veya diğer güçlü grupların, kötücül planların bir parçası olduğunu öne süren komplo teorisi videolarının yayılımını azaltmakta olduklarını belirtmişti.
X, BBC’nin görüş talebine yanıt vermedi. X yönergesinde kullanıcıların görüşlerine saygı duymak ve onları savunmanın, şirketin merkezindeki değerlerden biri olduğu aktarılıyor.
]]>KAYSERİ’de 5 kişinin yaralandığı kavgada şarkıcı Metin Işık’ın (57) oğlu Mustafa Işık tarafından av tüfeği ile vurulan Yusuf Memduh Sarp (24), “Bir insanın ömründen 3 sene çalınır mı? Benden çaldılar. 3 senedir çalışamıyorum. Vücudumun birçok yerinde hala saçma parçaları duruyor. Geceleri sancılarla uyanıyorum. Yolda yürürken sürekli arkama bakıyorum. Çünkü bunu yapan insan, halen dışarıda” dedi.
Olay, 15 Ağustos 2022 akşamı Melikgazi ilçesi Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde meydana geldi. Şarkıcı Metin Işık ile oğlu Mustafa Işık, husumetli oldukları grupla tartıştı. Bu sırada Metin Işık ile oğlunun bulunduğu noktadan, gruba pompalı tüfekle ateş açıldı. Tüfekten çıkan saçmaların isabet ettiği Naile Dikmen (47), Yusuf Memduh Sarp, Sema A., Kader S. ve Emine A. yaralandı. Şarkıcı Metin Işık, eşi Gülbahar Işık ve oğlu Mustafa Işık, gözaltına alındı. Metin Işık ile oğlu tutuklanırken, Gülbahar Işık adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Metin Işık eylül ayında tahliye edilirken, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin iddianame hazırladı.
SAVCI, METİN IŞIK İLE EŞİ İÇİN BERAAT İSTEDİ
Kayseri 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın son duruşmasında savcı, mütalaasını açıkladı. Savcı, Mustafa Işık’ın, ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs etme’ suçundan müebbet hapsini, Metin Işık ile Gülbahar Işık’ın ise ‘kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan beraatini istedi. Savcı, Metin Işık’ın ayrıca ‘silahla tehdit’ suçundan cezalandırılmasını talep etti.
ATEŞ ETTİKTEN SONRA KANEPEYE SAKLAMIŞ
Öte yandan olaya ilişkin güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. DHA’nın ulaştığı görüntülerde, şarkıcı Metin Işık’ın sokakta oturduğu sırada komşuları Yusuf Memduh Sarp’ın yoldan geçtiği, av tüfeği ile kapıda bekleyen oğlu Mustafa Işık’ın komşularına doğru ateş açtığı, komşulardan birinin sırtından yaralanıp koştuğu, diğerinin vücuduna isabet eden saçmalar ile yere düştüğü görüldü. Mustafa Işık’ın, tüfeği sokağın diğer tarafına çevirip, kendisine müdahale etmek isteyen başka komşusuna doğrultarak ateş ettiği, ardından evin avlusuna girdiği, 2 farklı tüfeği kanepenin altında sakladığı, daha sonra da 2 tüfeği alarak hızla evinin merdivenlerinin çıktığı anlar kaydedildi.
TÜFEĞİ KONTROL EDİP, OĞLUNA VERMİŞ
Yine görüntülere göre; olaydan önce Mustafa Işık’ın evlerinin avlusu içine girerek kapı arkasındaki döner bıçağını kılıfından yarıya kadar çıkartıp, bir süre bakıp, tekrar bıraktığı, bir süre gezindikten sonra av tüfeğini çıkartarak eline aldığı, bir süre kontrol edip, bahçe tuvaletine bıraktıktan sonra babası Metin Işık’ın yanına çıktığı görüldü. Diğer yandan Metin Işık’ın elindeki tüfeği sağa, sola çevirerek baktıktan sonra oğluna verdiği, Mustafa Işık’ın ise aldığı tüfeği koltuk altına bırakıp, yukarı çıktığı anlar ortaya çıktı.
METİN IŞIK: BEN ATEŞ ETMEDİM
Olaydan önce rahatsız edildiklerini öne süren şarkıcı Metin Işık, “Eşim ve oğlum bıçaklandı, evim kurşunlandı. Kızlarıma taş atıldı. Ankara’da sahne alırken değişik tehdit telefonları aldım. Mağdur oldum. 8-9 defa karakola şikayet ettim. Olayın olduğu gün de sanki ben ateş etmişim gibi anlaşıldı, ben ateş etmedim. Hakkımda azmettirmeye yönelik dava açıldı. Duruşma savcısı da bir suçum olmadığını görünce mütalaada beraatimi istedi. Evimin önünde uzaklaştırması olan, değişik yerlerden gidebilme imkanı varken eşim ile otururken, eşimin eteğinin dibinden geçerek ve küfür eden bu kişiyi görünce oğlum da sinirlendi ve olmaması gereken bir olay oldu. 3-5 kişi yaralandı. Ben Metin Işık’ım. Beni Türkiye bilir. Sevilmeyi Türkiye’den, Kayseri’den, İç Anadolu’dan öğrendim. Barışçı bir adamım, aşığım, ozanım. Sevginin, kederini ne demek olduğunu bilirim. Ahlaki, dini ve yaşamsal değerler, edep, adabı iyi bilirim. Bu olayla alakalı itirazlarım var” diye konuştu.
‘BEKLEMEDİĞİM ANDA SIRTIMDA BİR ATEŞ HİSSETTİM’
Metin Işık’ın oğlu Mustafa Işık’ın av tüfeği ile arkasından koşarak ateş etmesi sonucu yaralanan Yusuf Memduh Sarp ise Işık ailesi ile öncesine dayalı bir husumetleri olduğunu söyleyerek, “Sırtımdan vuruldum. Sürekli hakkımda şikayette bulunuyorlardı. İş yerimden çıkıp, evime doğru giderken hiç beklemediğim anda sırtımdan bir ateş hissettim. Gözümün önünde annemin ve halamın saçmalarla yere düştüğünü gördüm. Bir insanın ömründen 3 sene çalınır mı? Benden çaldılar. 3 senedir çalışamıyorum. Vücudumun birçok yerinde hala saçma parçaları duruyor. Geceleri sancılarla uyanıyorum. Yolda yürürken sürekli arkama bakıyorum. Çünkü bunu yapan insan, halen dışarıda. Adalete sığındık, sesimizi duyurmak için çabalıyoruz” dedi.
‘BİR EVLADI ANNESİNİN GÖZÜ ÖNÜNDE VURDULAR’
Yusuf Memduh Sarp’ın annesi Naile Dikmen ise “Mustafa Işık bize sürekli ateş etmeye başladı. Oğlum vuruldu, ardından ben yere düştüm. Başımı çevirdiğimde kız kardeşlerim yere düşmüştü. Bize karşı bir katliamdı. Bir evladı, annesinin gözü önünde vurdular. Herkes bir tarafa kaçıştı. Bir şey diyemiyorum. Sadece adalet istiyorum. Benim yüzümde hala saçma parçası var. Psikolojim altüst oldu” diye konuştu.
]]>İstanbul Uluslararası Bahar Film Festivali’nin bu yıl en dikkat çekici yapımı Son Akşam Yemeği oldu. Uludüz Medya tarafından düzenlenen, Piramid Sanat ve Hacettepe Üniversitesi Türk-Alman İlişkileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin desteğiyle gerçekleştirilen festival, 15 Mart 2024 tarihinde 38 ülkeden 1283 başvuru ve 130 dereceye giren film ile izleyicilerle buluştu.

Son Akşam Yemeği, beş farklı kategoride ödüle layık görülerek festivalin en çok konuşulan ve övgü alan yapımı oldu. Levent Onan’a En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Son Akşam Yemeği, festivalin en prestijli ödüllerini toplamayı başardı.
Film, ayrıca En İyi Uzun Metraj Film, En İyi Sinematograf, En İyi Kadın Oyuncu (Pelin Akil ve Azra Aksu) ve En İyi Erkek Oyuncu (Onur Tuna ve Engin Şenkan) kategorilerinde de ödül aldı.
Festivalin basın toplantısı, Festival Direktörü Dr. Görkem Uludüz, Onur Üyesi Bedri Baykam ve jüri üyeleri Nedim Aka, Bulut Özdemir, Gamze Lim’in katılımıyla Piramid Sanat’ta yapıldı.

Türkçe, Almanca ve İngilizce dillerinde gerçekleşen toplantıda kazanan filmler açıklandı.
Kültürler arası bir köprü görevi gören İstanbul Uluslararası Bahar Film Festivali, sinema dünyasında yeni bakış açıları ve yaratıcı eserleri teşvik etmeye devam edecek.
Sanatın birleştirici gücüyle dünyanın dört bir yanından sanatçıları ve izleyicileri bir araya getiren festival, gelecek yıl da sinemaseverleri benzersiz bir deneyime davet ediyor.
EN İYİ KISA FİLM
– Returning to Earth (ABD), Tim Hunter
– RED (Fransa), Balthazar Rechert
– The Apple (Türkiye), Mehmet Acaruk
– Forbidden (Çekya), Charlotte Vacková
– Pit (Rusya), Roman Boyko, Dimitry Paschnyuk
– La Crox (Fransa), Jors Fleurot
– Experence (Slovenya), Matc Erzen
EN İYİ KISA BELGESEL FİLM
– Save Generation Ua (Ukrayna), Roman Blazhan
– Colours of Provence (Fransa), Renaud Cont
– Mission Microbiome (Fransa), Giulia Grossmann
– The Woodland Threshold (Fransa), Giulia Grossmann
EN İYİ BELGESEL UZUN METRAJ FİLM
– Blue Carbon: Unleashing Nature’s Superpower (İngiltere), Nicolas Brown
– Brother (Bosna Hersek), Ajdin Kamber, Vanja Stokic
– Köşe Başı Beklerim (Türkiye), Neslihan Kultur
EN İYİ YÖNETMEN
– Mehmet Acaruk, The Apple (Türkiye)
– Levent Onan, Son Akşam Yemeği (Türkiye)
EN İYİ ÖĞRENCİ KISA FİLM
– Monday Mourning (ABD), Dustin Kahia
EN İYİ UZUN METRAJ FİLM
– Son Akşam Yemeği (Türkiye), Levent Onan
EN İYİ ÖĞRENCİ YÖNETMEN
– Vuruyor Gol Oluyor (Türkiye), Berk Ali Çekmez
EN İYİ KISA ANİMASYON FİLM
– Numbers (Türkiye), Deniz Türker
EN İYİ SİNEMATOGRAF
– Son Akşam Yemeği (Türkiye), Levent Onan
– Forbidden (Çekya), Charlotte Vacková
EN İYİ KADIN OYUNCU
– Zuzana Valešová, Forbidden (Çekya)
– Pelin Akil ve Azra Aksu, Son Akşam Yemeği (Türkiye)
– Begüm Arslan, Domino (Türkiye)
EN İYİ ERKEK OYUNCU
– Onur Tuna ve Engin Şenkan, Son Akşam Yemeği (Türkiye)
EN İYİ FRAGMAN
– Anadolu Kadim Doğa (Türkiye), Burak Doğansoysal
EN İYİ ÖĞRENCİ UZUN METRAJ FİLM
– Andreas Moles (Türkiye), Emre Çubukcu, Mert Emre Ergin, Atakan Aydın
– Sabes Quén Soy-You Know Who I Am (Arjantin), Roque Corcuera
EN İYİ YAPIMCI
– A. Selim Tuncer, Son Akşam Yemeği (Türkiye)
FESTİVAL ÖZEL ÖDÜLÜ
– Ceylin (Türkiye), Tufan Şimşekcan
– Clockmaker (Azerbaycan), Huseynaga Aslanov
]]>Müslüm Gürses ile evliliğinde Akbaş soyadını alan sanatçı, bazı röportajlarında 1936’da dünyaya geldiğini belirtse de kayıtlara göre 1932’de Makedonya’nın Manastır şehrinde dünyaya geldi.
Tam adı Aysel Muhterem Kısa olan sanatçı, 16 yaşındaki annesini, kendisi dünyaya gelirken kaybetti.
Küçük yaştan itibaren “teyze” dediği bir kadın tarafından büyütülen Nur, 1942’de Türkiye’ye göç ederek, çocukluğunu Eyüpsultan’da geçirdi.
Muhterem Nur, genç yaşlarında fabrika işçisi olarak çalışırken, tesadüfen tanıştığı ünlü ses sanatçısı ve film yapımcısı Suzan Yakar Rutkay’ın desteğiyle sinemaya adım attı.
İlk kez 1950’de figüranlık yaptı
İlk kez 1950’de “Yıldızlar Revüsü” filminde figüran olarak kamera karşısına geçen oyuncu, fabrikadaki işinden ayrılıp figüranlığa devam etti.
Sanatçı, tanınmaya başlayıncaya kadar 20’nin üzerinde filmde küçük roller oynadı. Asıl ününü “Üç Arkadaş” filmiyle yakalayan Nur, kısa sürede başrollerde oynamaya başlasa da bir süre sonra şöhretini kaybetmeye başladı.
Nur, ilk evliliğini 1961’de Işın Kaan Köseoğlu ile yaptı ancak iki yıl sonra evliliği sona erdi. Maddi sıkıntıları başa çıkamayacağı boyuta ulaşıp, ödeyemediği borçlar yüzünden 1967’de kısa süreli hapis cezası alan sanatçı, aynı yıl şarkıcı olarak sahneye çıkmaya başladı.
Sanatçı, 1982’nin mayıs ayında Malatya turnesi sırasında Müslüm Gürses ile tanıştı ve ikili arasında “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası yaşandı.
Kendisinden 21 yaş küçük olan Gürses ile 5 Mayıs 1986’da Beykoz Evlendirme Memurluğu’nda gizlice nikah masasına oturan Nur, o dönem popüler bir konumda olsa da eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırdı ve Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm filmiyle aşkları beyaz perdede ölümsüzleşti
Katıldığı bir televizyon programında, Müslüm Gürses’e olan sevgisini anlatan sanatçı, eşinin vefatının ardından unutmak için evini değiştirdiğini anlatmıştı.
Sanatçı, “Her yerde Müslüm’ü arıyordum ama oturduğu yerde göremiyordum. Unutmak için biraz uzağa gittim. Tabii unutulmuyormuş. Benimle beraber geldi. Dolu dolu onunla beraberim. Unutmam mümkün değil. Malatya’da bir turnede tanıştık. Beraberliğimiz de bir şarkı yüzünden oldu. Sahne arkasında kavga ettik. Yıldırım Gürses’in ‘Yalan Dünya’ şarkısı için. Ben onu okuyordum sahne arkasında. ‘Muhterem Hanım bunu okumayacaksınız.’ dedi. ‘Neden okumayacağım. Benim repertuvarımda var. Siz arabeskçisiniz.’ dedim. ‘Okumayacaksınız diyorsam, okumayacaksınız.’ dedi. ‘Siz kim oluyorsunuz?’ dedim. Ben tek bir plağını dinlemiştim.” ifadelerini kullanmıştı.
İkilinin birlikteliği, Mustafa Uslu’nun yapımcılığını üstlendiği, Ketche ve Can Ulkay’ın yönettiği, 2018 yapımı “Müslüm” filmiyle beyaz perdeye uyarlanmış ve film gişede 6 milyon 480 bin kişi tarafından izlenerek bir rekora imza atmıştı.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
“Adana Altın Koza Film Şenliği” ve “İstanbul Film Festivali”nden ödüllerle dönen sanatçının rol aldığı bazı yapımlar şöyle:
“Yuva”, “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, “Denizin Kanı”, “Esrarlı Gözler”, “Bir Akıllı Bir Deli”, “Sevmemeli”, “Yalnızlık Korkusu”, “Kuşlu Çorap”, “Küskünüm”, “Son Akın”, “Zeytin Gözlüm”, “Kaderim”, “Kara Gün”, “Öksüz Gülnaz”, “Yiğit Anadolu’dan Çıkar”, “Kanunsuz Toprak”, “İstanbul’da Randevu”, “Ekmek Kavgası”, “Anne”, “Ali Derler Adıma”, “Derbeder/ Kırık”, “Ayşem Kınalı Gelin”, “Gelin Ayşem”, “Bırakın Yaşayalım”, “Kara Davut”
]]>‘Manga’ grubunun solisti Ferman Akgül, kendisini siyasi bir oluşumun içindeymiş gibi göstererek lince maruz bıraktıkları iddiasıyla Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru ile sanatçı Aylin Aslım’a açtığı 300 bin liralık manevi tazminat davasını kaybetti.
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davaya göre Redd Grubu’nun solisti Doğan Duru, sosyal medya üzerinden sanatçı Ferman Akgül ile ilgili olarak, ‘Teknofestlerde sahneye çıkanı, pandemide müzisyenler intihar ederken … iş tutan grubun solistini alkışlayan insanlar olmasını geçtim. Yahu siz grupsunuz, biriniz adamın yüzüne tükürmedi mi? Biriniz de sanatçı nedir söylemedi mi? Yuh size be kardeşim.. Omurgasız sürüngen gibi her yerde olmak’ şeklinde paylaşımlar yapmıştı. Redd Grubu’nun gitaristi Güneş Duru da, ‘Çakma rock starlardan biri tanıtımı için bir iki milyon alır, vatandaş altına yatar’ şeklinde paylaşım yaptı. Diğer sanatçı Aylin Aslım ise, “Kaç milyon aldığını bilmem, bilemem. Türk rock camiası. Kol kırılır yen içinde kalır’cıdır. Ama burada bahsedilen kişi yıllardır AKP ile iş birliği yapan Manga’nın solisti Ferman Akgül’dür. Biz on yıldan fazla zamandır kara listelerdeyken, bu niye bilinmesin? Her şey bir yere kadar’ şeklinde paylaşım yaparak Ferman Akgül hakkında iddialarda bulunmuştu.
“YALAKA MANGA, YANDAŞ GRUP GİBİ HAKARETLERE MARUZ KALDI”
Üç sanatçının istikrarlı ve sistematik olarak müvekkiline yönelik bir karalama kampanyası başlattıklarını dava dilekçesinde anlatan Ferman Akgül’ün avukatı Ufuk Kök, “Müvekkil, 20 yılı aşkın kariyeri boyunca hep sanatçı kimliğini ön planda tutmuş, hiçbir siyasi oluşumun içinde yer almamıştır. TOGG ile poz veren müvekkilin bu tanıtımdan 2 milyon lira aldığı şeklindeki yalan iddialar üzerine de müvekkil linç edilmiş, özel hayatının sınırları ihlal edilmiştir. Üç sanatçının saldırıları nedeniyle müvekkil ve ailesinin huzur ve sükunu bozulmuş, sosyal gelişim çağındaki çocukları bu durumdan etkilenmiş ve sosyal çevrelerinde bu durumdan zarar görme ihtimali söz konusudur. Müvekkil, sosyal medyanın da hedefi haline gelmiş, ‘yalaka Manga’, ‘yandaş grup’ gibi hakaretlere maruz kalmıştır. Üç sanatçının, kamuoyu önünde halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek başlattığı linç kampanyası yüzünden müvekkilin şeref ve itibarı ağır şekilde zarara uğramıştır. Bunun korunmasını istiyoruz. Büyük elem ve üzüntü duyan müvekkilin, hedef ve taraf haline getirilerek bir siyasi figür olarak yuftalanmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden olan davalıların 300 bin lira manevi tazminata hükmedilmesini istiyoruz” dedi.
“SANATÇININ AĞIR ELEŞTİRİLERE TAHAMMÜL ETMESİ GEREKİR”
Davaya cevap veren Redd Grubu üyeleri Doğan Duru ile Güneş Duru ise, kamuoyuna mal olmuş bir sanatçı olan Ferman Akgül’ün ağır eleştirilere tahammül etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istedi. Doğan Duru ile Güneş Duru’nun sanatçı Ferman Akgül’ün kişilik haklarına saldırıda bulunmadıklarının belirtildiği cevap dilekçesinde, “Ferman Akgül, ne şekilde zarar gördüğünü belirtmemiştir. Kendisinin siyasi bir partiye yakın durmasından hareketle, özellikle geçmişteki muhalif parçaları göz önüne alındığında, dinleyiciler ve sanat camiasından eleştirel paylaşımların yapılması ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yapılan yorumlar, kişilik haklarına zarar verici nitelikte değildir. Bu nedenle davanın reddini istiyoruz” dedi.
MAHKEME DAVAYI REDDETTİ
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına Ferman Akgül ile Redd Grubu’nun üyeleri Doğan Duru ve Güneş Duru katılmadı. Duruşmada her iki tarafı da avukatları temsil etti. Duruşmada söz alan Ferman Akgül’ün avukatı davanın kabulünü istedi. Davalılar Doğan Duru ile Güneş Duru’nun avukatları ise davanın reddini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme, gerekçesi sonradan açıklanmak üzere Ferman Akgül’ün davasını reddetti.
]]>Bu hafta; Fosforlu Cevriye, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Uçurtmanın Kuyruğu, Tartuffe, Çingene Boksör, Komik Para, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Masal, Fındıkkıran, Bekçi ile Postacı, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Vakitlerden Bir Vakit (Yeni Meddah Hikayesi)
Eski İstanbul’da, aynı mahallenin insanları olan fakat birbirinden hiç haz etmeyen Ahmet ve Namık’ın karşılaşması sonrası yaşanan komik olaylar naklediliyor.
Hiçbir konuda anlaşamayan, tamamen farklı tabiata sahip iki kişi üzerinden ortak değerlerde buluşup kardeşçe yaşamanın güzelliği işleniyor.
Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği hikayede Tarık Şerbetçioğlu rol alıyor.
Oyun, 18 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 19 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Ödüllü (Yeni Ortaoyunu)
Kavuklu bu sefer bekardır ve yine işsizdir. Pişekarla yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını ister.
Pişekar da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler. Hikaye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır.
Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz.
Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister. Bu güreş için bir para ödülü konulur. Pişekar ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar.
Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener. Peki, aşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?
Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın rol alıyor.
Oyun, 18 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 19 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 24 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin, ortaoyunu ve meddah hikayesinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (18-24 Mart 2024)
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.
Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu.
Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor.
Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır.
Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor.
Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz.
Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli…
Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor.
Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor.
Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır.
Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır.
Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır.
Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır.
Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir.
Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor.
Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar.
1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor.
Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor.
Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor.
Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)
Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır.
Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır. Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor.
Oyun, 24 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Ancak sahursuz oruç yapanların sayısı da az değil. Uykusuna yenik düşenler, sahur yapmadan yatıyor.
Ertesi gün “dayanabileceğini” düşünenler, sağlığını tehlikeye soktuğunun farkında değil.
Sahur yapmak oruç tutmanın en önemli halkalar arasında yer alıyor. Gündelik hayatınızdan tutun sağlığınıza kadar olumsuz geri dönüşleri olabilir.
Sahur yapmadan oruç tutmanın bazı potansiyel zararları şunlar olabilir:
Vücutta Dehidrasyon:
Sahurda su içmek, gün boyunca vücuttaki su kaybını dengelemeye yardımcı olur. Sahur yapmadan oruç tutmak, dehidrasyon riskini artırabilir, özellikle sıcak havalarda veya fiziksel olarak aktif olduğunuzda daha da önemli hale gelir.
Enerji Seviyelerinde Düşüş:
Sahurda alınan besinler, gün boyunca enerji sağlamaya yardımcı olur. Sahur yapmadan oruç tutmak, gün boyunca düşük enerji seviyelerine ve halsizliğe neden olabilir.
Baş ağrısı ve Yorgunluk:
Sahur yapmadan oruç tutmak, gün boyunca açlık nedeniyle baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk gibi semptomlara neden olabilir.
Mide Rahatsızlıkları:
Sahur yapmadan oruç tutmak, gün boyunca mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Aç karnına asitli içecekler veya aşırı yağlı, ağır yiyecekler tüketmek mide problemlerini tetikleyebilir.
Besin Dengesizliği:
Sahurda alınan besinler, gün boyunca vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri sağlamaya yardımcı olur. Sahur yapmadan oruç tutmak, besin dengesizliğine ve önemli vitamin ve minerallerin eksikliğine neden olabilir.
Performans Düşüklüğü:
Sahur yapmadan oruç tutmak, gün boyunca zihinsel ve fiziksel performansınızı olumsuz etkileyebilir. Özellikle iş, okul veya günlük faaliyetlerde daha düşük performans gösterebilirsiniz.

Sahurun faydaları
Sahur, oruç tutan kişiler için önemli bir öğündür ve birçok faydası bulunmaktadır:
Vücutta Su Dengelemesi:
Sahurda su içmek, gün boyunca vücuttaki su kaybını dengelemeye yardımcı olur. Bu, dehidrasyon riskini azaltır ve sağlıklı bir şekilde oruç tutmaya yardımcı olur.
Enerji Sağlar:
Sahur, gün boyunca enerji sağlamak için önemli bir fırsattır. Sahurda alınan besinler, gün boyunca vücuda enerji sağlayarak açlık hissini azaltır ve günlük aktiviteler için gereken gücü sağlar.
Zihinsel ve Fiziksel Performansı Artırır:
Sahur, gün boyunca zihinsel ve fiziksel olarak daha iyi performans sergilemenize yardımcı olur. Aç kalmak, konsantrasyonunuzu ve performansınızı olumsuz yönde etkileyebilirken, sahur yapmak bunu önleyebilir.
Besin Dengesini Sağlar:
Sahur, gün boyunca vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri sağlamak için bir fırsattır. Dengeli bir şekilde beslenerek protein, karbonhidrat, yağ, lif, vitamin ve minerallerin alınması sağlanır.

Mide Rahatsızlıklarını Önler:
Sahur yapmak, gün boyunca mide rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olur. Aç karnına uzun süre beklemek, mide yanması, şişkinlik ve sindirim sorunlarına neden olabilirken, sahur yapmak bunları önleyebilir.
Sosyal ve Ruhsal Faydalar:
Sahur, aile ve topluluk içinde birlikte yapılan önemli bir ibadettir. Ayrıca, sabah erken saatlerde ibadet etmek ve dua etmek, ruhsal olarak da ferahlık ve huzur sağlayabilir.
Bu nedenlerle, sahur yapmak oruç tutan kişiler için önemlidir ve sağlıklı bir oruç deneyimi için sahurun faydaları göz ardı edilmemelidir.
]]>“BANU PARLAK’I VURMAM KARŞILIĞINDA 2 MİLYON TL DEĞERİNDEKİ BAYİLİK TEKLİF EDİLDİ”
Soruşturma aşamasında tanık olarak dinlenen Halil İbrahim Kalkan “2017 yılında Sezgin Polat’a 500 bin TL borç vermiştim. Bu parayı geri alamadım. 2023 yılı başlarında Sezgin Polat, oğlu Engin Polat ve gelini Dilan Polat’a ait güzellik merkezlerinin bir bayiliğini borca mahsuben bana vereceğini ancak kendilerine ticari hayatta zorluk çıkartan Banu Parlak isimli şahsın vurulması gerektiğini, Banu Parlak’ı vurmam halinde 2 milyon TL değerindeki bayiliği bana karşılıksız vereceğini söyledi. Bu teklifi kabul etmedim. Paramı istemeye devam edince de bu şahıslar beni ayağımdan vurdu. Yaralanmama ilişkin gerekli müracaatlarda bulundum. Vurulduktan sonra Banu Parlak bana sosyal medyadan ulaştı. Dilan Polat ve Engin Polat’tan şikayetçi olacağını belirterek ‘Bana şahitlik eder misin? diye sordu. Şahitlik yapacağımı söyledim. Ancak Banu Parlak bu konuyu basına yansıtarak, beni de televizyonlara çıkartıp gazeteciler ile muhatap etti. Normal şartlarda Banu’yu tanımam. Bu zamana kadar bir ilişkim olmadı. İş yerinin kurşunlandığını sosyal medyadan öğrendim. Arayıp ‘geçmiş olsun’ dedim. Kimin yaptığına dair bir fikrim yok” dedi.

“İLK ATIŞTA MERMİ YAMULUNCA ORTALIK SAKİNLEŞİNCE BİR KEZ DAHA KURŞUNLADILAR”
Daltonlar çetesi lideri Beratcan Gökdemir’i 2015 yılından beri tanıdığı söyleyen sanık Batuhan İnci, savcılıktaki savunmasında, “Bildiğim kadarıyla Beratcan’ın 200’e yakın adamı vardır. Kendisi yurtdışındadır. En son bildiğim kadarıyla Gürcistan’daydı. Eskiden beri bağlantımız olduğu için ihtiyacım olduğunda bana para gönderirdi. Olaydan bir gün önce Beratcan ile bir uygulama üzerinden görüştük. Maddi sıkıntımın olduğunu söyleyince ‘Sana bir iş vereceğim’ dedi. Boş bir dükkana silahla ateş etmem karşılığında para vermeyi teklif etti. Cezaevinden yeni çıktığım için doğrudan bu işlere karışmak istemiyordum. Arkadaşlarım Yunus Emre ve Nizamettin bu işi yapabileceklerini söylediler. Beratcan konum bilgilerini gönderdi motosikletin ve silahı teslim alınacağı noktayı da bildirdi. Ben evdeydim onlar eylemi gerçekleştirmeye gittiler. Geldiklerinde onların anlattığına göre silah kurusıkıdan bozma olduğu için ilk atıştan sonra mermi yamulmuş korkup kaçmışlar. Ortalık sakinleştikten sonra tekrar gidip 4 el daha ateş etmişler. Olayın iki parça olmasının sebebi bundan ibarettir” dedi.

“PARAYA İHTİYACIM OLDUĞU İÇİN KABUL ETTİM”
Ateş etme eylemini gerçekleştiren Nizamettin Bilgili ise, “Yunus Emre bana bir iş yerinin kurşunlama işi olduğunu söyledi. ‘Paraya ihtiyacın var mı?’ diye sordu. İhtiyacım olduğundan teklifi kabul ettim. Bana silah verdi. Yunus şoför konumundaydı, ben arka koltuktaydım. Gece saat 01.30 gibi iş yerinin önüne geldik bir el ateş ettim silah tutukluluk yaptı. Yunus işin tam olmadığını söyleyince saat 05.00 civarında tekrar gittik 4 el daha ateş ettim. İlk kurşunlamadan sonra işi yarım bırakmamak için tekrar gittik. İkinci olay yarım kalan ilk olayın devamıdır. Ben sadece para karşılığı bu işi yaptım” dedi.
TELEFONLARDA DALTONLAR ÇETESİ’NE AİT BİLGİLER BULUNDU
Öte yandan sanıkların yapılan telefon incelemelerinde, Daltonlar Çetesi’nin firari lideri Barış Boyun ve diğer çete üyelerinin birçok fotoğrafı, uyuşturucu, yüklü miktarda para ve silah fotoğraflarının da bulunduğu tespit edildi. Ayrıca Onur Abiç’in telefonunda Gürcistan’da firari olduğu esnada öldürülen Barış Boyun’ın yakın adamlarından biri olan Emircan Yılmaz’ın fotoğrafının bulunduğu da görüldü. Bir başka sanığın telefonun da ise Beratcan Gökdemir’in talimat içerir mesajları ve Banu Parlak’a ait fotoğrafların olduğu belirtildi.
]]>Asıl adı Mehmet Sadrettin Alışık olan usta oyuncu, Saffet Hanım ile kaptan Rafet Bey’in ilk çocuğu olarak 5 Mart 1925’te İstanbul’da dünyaya geldi. Ailesinin “Sadri” diye hitap ettiği sanatçı, çocukluğundan itibaren duymaya alıştığı isimle sanat dünyasına adım attı.
Paşabahçe 39. İlkokulunda öğrenciyken bir sünnet töreninde izlediği Naşit Özcan Tiyatrosu’nun gösterisiyle tiyatro sanatıyla tanışan Alışık, verdiği bir söyleşide, “İşte bana ne olduysa o perde kapandıktan sonra oldu. Benim içimde müthiş bir heyecan ve merak başladı. Perde açıldığında, yalancıktan yaptıklarını biliyordum. Şimdi perde kapandı ve gerçek hayatları başladı. ‘Acaba bu perdenin arkasında ne var?’ İşte bu laf, ileriki yıllarda beni oyuncu yaptı.” ifadelerini kullanmıştı.
Sadri Alışık, kendi piyeslerini hazırlayarak mahalle arkadaşlarına gösteriler sunmaya başladı. Ailesinin tiyatrocu olmasına karşı çıkmasına rağmen oyunculuktan vazgeçmeyen sanatçı üçüncü sınıftayken “İstiklal” adlı piyesteki başrol “Adalı Halil”i canlandırdı.
Rolü büyüdükçe dikkatleri üzerine çekti
Sonraki yıllarda Ziya Ünsel İlköğretim Okulu adını alan Beykoz Ortaokulunda okuyan usta oyuncu, İstanbul Erkek Lisesinde eğitimine devam etti.
Sanatçı, lise yıllarında Cağaloğlu Halk Evinde tiyatro eğitimine başladı, oyunculuk çalışmalarını bugünkü ismiyle Sadri Alışık Tiyatrosu olan Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne’de sürdürdü.
Rolleri büyüdükçe dikkatleri üzerine çeken Alışık, 17 yaşında rol aldığı “Zehirli Kucak” oyunundaki rahip rolünü başarıyla canlandırdığı için ilk kez basında yer aldı.
Usta sanatçı, bir süre Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde öğrenim gördü. Çeşitli dergilerde grafikerlik de yapan sanatçı, hayatı boyunca pek çok yağlı boya ve kara kalem çalışmasına imza attı.
Sadri Alışık 1940’ta Eminönü Halkevi’nde amatör tiyatro çalışmalarına katıldı.
Profesyonel olarak ilk kez 1943’te Raşit Rıza Topluluğu ile sahneye çıkan sanatçı ardından Karaca, Site, Oraloğlu, Çevre, Oda ve Kent tiyatrolarında çalışmalarını sürdürdü.
“Yalnızlar Rıhtımı” filminde tanıştığı Çolpan İlhan ile 1959’da evlendi
Başarılı oyuncu kısa bir süre gazinolarda da sevenleriyle buluştu. Halkevindeki bir oyunda Alışık’ı izleyen ve beğenen yönetmen Faruk Kenç, 1944’te “Günahsızlar” filminde başrol teklif edince sinema kariyerine başladı. Alışık filmde kimsesiz zavallı bir kıza yardım eden ve ona aşık olan balıkçıyı canlandırdı.
Vatani görevini 1946-1949’da tamamlayan sanatçı, 1951’de ilk evliliğini yaptığı tiyatro sanatçısı Neriman Esen’den 1957’de ayrıldı.
Alışık 1951’de bir film setinde tanıştığı ve çok sayıda filmde rol aldığı Ayhan Işık ile 1979’da sanatçının vefatına kadar yakın dost oldu.
“Turist Ömer”, “Ofsayt Osman” ve “Ali Baba” gibi karakterlerle unutulmazlar arasına giren usta oyuncu, 1959’da “Yalnızlar Rıhtımı” filminde canlandırdığı “Rıdvan Kaptan” rolüyle dikkati çekti. Alışık hikayesi Attila İlhan’a ait filmde başrolü paylaştığı sinema ve tiyatro oyuncusu Çolpan İlhan’la tanıştı.
Çolpan İlhan ile 20 Ağustos 1959’da evlenen Alışık’ın oğlu Kerem Alışık, 1960’ta dünyaya geldi.
Usta oyuncu, dram rolleriyle başladığı oyunculuk kariyerini canlandırdığı komedi karakterleriyle zirveye taşıdı.
Kariyeri boyunca 200’ü aşkın yapımda rol alan sanatçının Ayhan Işık ve Belgin Doruk ile 1961-1962 arasında rol aldığı “Küçük Hanımefendi” serisiyle Türk sinemasının ilk güldürü karakteri olarak gösterilen “Turist Ömer” filmleri ve “Ayşecik” serisi izleyicinin gönlünde yer edindi.
“Turist Ömer’i, minibüste karşılaştığı hayranından esinlenerek hayata geçirdi
Sadri Alışık 1964-1973’te çekilen komedi serisinin ana karakteri Turist Ömer’e ilişkin Halit Kıvanç’a yaptığı bir açıklamada, şunları söylemişti:
“Karıma doğum günü hediyesi alacaktım. Ekonomik durumum biraz kısıtlıydı. Yazıhanelerden hakkım olan parayı almaya gidiyordum ama endişeliydim. Bir dolmuşa bindim. Tanınmaktan da rahatsız oluyordum. Şoförün arkasında oturdum. Dolmasını bekliyordum. Şoför sakallı bereli bir adamdı. En son binen, kendi tabiriyle ’40 ayak bir adam’, genç, delikanlı bir çocuk. Girer girmez göz göze geldik, ‘Sadri abi merhaba, n’aber?’ dedi. Tanınmamak istediğim için ‘Benzettin kardeşim, yanlış.’ dedim. ‘Olur mu ya, dün akşam bahçe sinemasında filmini seyrettik icabında. Bize yapma.’ falan dedi. ‘Değilim kardeşim.’ dedim. Yol boyu bu sürdü…
O bana ilham verdi. Sonra Hulki Saner ile rahmetli Ayhan Işık’ın oynadığı bir filmde böyle bir tip gerekiyordu. Ben bunu anlatmıştım ona. ‘Daha detaylandır.’ dedi ve Turist Ömer öyle doğdu.” ifadelerini kullanmıştı.
Rol aldığı yapımlarda, güzelliğe tutkun, umutlu, yaşama sevinciyle dolu, dürüstlüğü ve doğruluğu özleyen karakterler sergileyen usta oyuncu, 1964’te “Avare-Dalgamıza Bakalım” ile “Tophane Rıhtımında-Turist Ömer” ve 1970’te “Turist Ömer Arabistan’da” adlı 45’lik plaklar da doldurdu.
Unutulmaz repliklere imza attı
“Şaka ile Karışık”, “Fıstık Gibi Maşallah”, “Helal Olsun Ali Abi” ve “Ah Güzel İstanbul” adlı önemli filmlerde rol alan oyuncu, “Yalvarmaktansa kaybetmeyi tercih ederim. Prensip meselesi…”, “Hayat demek, ölümü beklemek demektir. Az çok hepimiz denizi, yıldızları, ağaçları, işte falanları, filanları göreceğiz. Birçok şeyin tadına bakacağız. Sonra da ister istemez, ‘Gidiyorum Elveda’ şarkısını söyleyeceğiz. Öyle ise gidenin de kalanın da gönlü hoş olsun.”, “Şu hayatın falanları filanları malum…” ve “Ama kabahat bende değil, şarkıdaki o kızda.” gibi unutulmaz birçok repliğe de imza attı.
Alışık 44 yıllık sanat hayatında birçok ödüle de değer görüldü. “Afacan Küçük Serseri” filmindeki “Hüsnü” karakteriyle 1971 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü”nü, 1994’te oynadığı son film “Yengeç Sepeti” ile de yine “Antalya Altın Portakal Film Festivali”nde, Mehmet Aslantuğ ile “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü aldı.
Yaşamı boyunca aile yaşantısından ve karakterinden taviz vermeyen Alışık, yakın dostu Ayhan Işık’ı 16 Haziran 1979’da kaybettikten sonra büyük bir sarsıntı geçirdi. O yıllarda “Seyahatname” adlı dizide rol alan sanatçı 1983’te “Kartallar Yüksekten Uçar”, 1986’da “Çalıkuşu” ve 1987’de “Saat Sabahın Dokuzu” adlı dizide oynadı.
Sanatçı, Yeşilçam’da belirli bir karakter ya da film türüyle sınırlı kalmayan karakter oyuncularından biri oldu. Farklı nitelikteki rolleri canlandıran Alışık, her yıldızın rol sınırlarının belli ve personalarının dışına çıkmasının imkansız olduğu Yeşilçam sinemasında yıldız kurallarını esneten isim olarak öne çıktı.
İstanbul’a olan sevdasını kaleme aldı
Kendine özgü üslubu ve selamıyla halen Türk izleyicisinin seyretmekten keyif aldığı isimlerden olan sanatçı, “Bir Ömürlük İstanbul” adlı şiir kitabıyla da İstanbul’a sevdasını kaleme aldı.
Karaciğer yetmezliği nedeniyle dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın desteğiyle 1990’da ABD’ye giden sanatçıya Prof. Dr. Münci Kalayoğlu ve ekibi tarafından organ nakledildi. Karaciğer, böbrek ve solunum yetmezliği ile kemik iliği hastalığı için tedavi gören Alışık 18 Mart 1995’te İstanbul’da yaşama veda etti.
Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilen sanatçının anısına, eşi Çolpan İlhan tarafından kurulan Sadri Alışık Kültür Merkezince her yıl “Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Ödülleri” veriliyor.
Usta oyuncunun rol aldığı bazı filmler şöyle:
“Fato-Ya İstiklal ya Ölüm”, “İstanbul Geceleri”, “Çakırcalı Mehmet Efe”, “İstanbul Çiçekleri”, “Hürriyet Şarkısı”, “Allah’a Ismarladık”, “Kendini Kurtaran Şehir-Şanlı Maraş”, “Tanrı Şahidimdir” “Vatan ve Namık Kemal”, “Yavuz Sultan Selim Ağlıyor”, “İki Süngü Arasında”, “Suçlu Benim”, “Soygun”, “Halıcı Kız”, “Daima Kalbimdesin”, “Çalınan Aşk”, “Korkusuz Kabadayı”, “İlk Göz Ağrısı”.
]]>Programda “Bu kadar fit olmanın sırrı nedir?” sorusuna Derya Uluğ; “Karbonhidrat ve süt ürünlerini tüketmiyorum. En fazla iki öğün yiyebilirim. Kendime çok iyi bakıyorum. Düzenli olarak spor hayatımda hep var.” cevabını verdi.
KÜÇÜK YAŞTA YAPILAN ESTETİKLERE KARŞIYIM
Serhat Tekin’in “Hiç estetiğin var mı? Estetiğe bakışın nedir?” sorusuna Derya Uluğ, ” Bunu çok duyuyorum. Geçen gün bir yerde görmüşler beni ve “yüzüne dolgu yaptırdı” demişler. Alakası yok.
Bu ara çok spor yapamadığım için, düzeni azıcık bozduğumdan yüzüm tombikleşiyor. Ben bir tek alnıma botoks yaptırıyorum o da belli belirsiz. Doğallığı kaybetmemek önemli.
Yarın bir gün ihtiyacım olursa tabii ki estetik yaptırırım. Benim için önemli olan ben ‘ben’ gibi kalmalıyım. Yüz hatlarımı bozmamaya ve cildimi diri tutmaya uğraşıyorum.
Estetiğe karşı değilim. Kimse birbirini bununla ilgili yargılamamalı. Karşı olduğum tek şey küçük yaşta yapılan estetikler çünkü sonra geri dönüşü olmayan şeylerle karşı karşıya kalınabiliyor.” cevabını verdi.
KIZILCIK ŞERBETİ’NDE OYNAMAK İSTERDİM
Programda Serhat Tekin’in ‘ Oyunculuğu düşünür müsün? Şu an bir Türk dizisinde oynasan hangisini seçerdin?” sorusuna Derya Uluğ; ” Benim zaten küçük yaşlardan itibaren yıl sonu temsillerinde tiyatro oynamışlığım çok var.
Hep bir merakım vardı. Çok film ve dizi izlerim. Seviyorum kendimde yeni şeyler keşfetmeyi. Bu konuda bir teklif gelirse kapımı kapatmam. Böyle bir teklif geldiğinde onun hakkını verebilmek için her türlü eğitimi alır ve hazırlanırım.
Şu an bir dizide oynasam o “Kızılcık Şerbeti” olurdu. Çok seviyorum. Çıktığı günden beri hayranıyım o dizinin. Orada oynamak isterdim.” cevabını verdi.
FİLTRELER BENDE HİÇ OLMUYOR
Programda “Sosyal medyada en çok kullandığın fotoşop işlemi nedir?” sorusuna Derya Uluğ; “Hikayelerdeki filtreleri bazen kullanıyorum. Bir de yüz filtreleri var ya hani dudak büyütüp, yüz incelten.. ben onları yaptığımda yapay zekaya dönüşüyorum.
O filtreleri kullandığımda ben benlikten çıkıyorum. Hiç olmuyor bende. Çok üzülüyorum başkalarında güzel dururken bende yapay zeka gibi oluyor.” cevabını verdi.
HAYAT BİR ŞEKİLDE BANA GÜÇLÜ OLMAYI ÖĞRETTİ
Programda ” Seni en çok ne hayal kırıklığına uğratır?” sorusuna Derya Uluğ; “Arkamdan yalan söylenmesi beni hayal kırıklığına uğratır.
Özellikle yakınlarımdan böyle bir şey görürsem buna çok takılırım ama sonunda yine toparlarım. Hayat bir şekilde bana güçlü durmayı öğretti.” cevabını verdi.
DEMET AKALIN’IN ÜZERİNE ŞARKI DİKTİK
Programda ” Demet Akalın’ın yeni çıkacak albümünde bir şarkınız olacakmış. Biraz anlatır mısın?” sorusuna Derya Uluğ; “Çok heyecanlıyız şarkı için.
Emrah Karakuyu ve Asil Gök ile beraber yaptık. İnandığımız bir şarkı. Zaten Demet Akalın’ın üzerine diktik şarkıyı. O’nun için yazdık. Demet Hanım da dinlediği an çok beğendi. Hareketli bir şarkı. ” cevabını verdi.
KADIN MESLEKTAŞLARIMIN BAŞARILARI İLE MUTLU OLUYORUM
Programda Serhat Tekin’in “Sizin dönem kadın şarkıcılar arasında bir dayanışma var. Böyle şeylere çok alışık değiliz.” yorumu üzerine; Derya Uluğ; ” Eskiden sertmiş sanat camiasında ilişkiler şarkıcılar arasında.
Ben kadın meslektaşlarımın şarkıları güzel yerlere geldiğinde bundan mutluluk duyuyor ve onları tebrik ediyorum. Hiç bir olumsuz düşünce, kıskanma bende olmaz.
Pop müzik kadınlarla birlikte daha da yükselişe geçiyor diye mutlu oluyorum.” açıklamasını yaptı.
HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIĞIM ZAMANLAR OLDU
Programda “Sektöre girdiğinden beri ne öğrendin?” sorusuna Derya Uluğ; ” İnsanlara hemen inanmamam gerektiğini öğrendim.
Akıllıyım diye geçinirim, böyle her şeyi cin gibi anlarım derim ama karşımdakilerin samimiyetine inanıp, çok hayal kırıklığına uğradığım zamanlar oldu.” cevabını verdi.
ASİL’İ KEŞKE BÜTÜN DÜNYA TANISA
Programda Serhat Tekin’in “Asil Gök ileride albüm çıkarıp daha ünlü olduğunda bir evde iki ünlü oldu diye rahatsız olur musun?” sorusuna Derya Uluğ; ” Ben gurur duyarım.
O kadar mutlu olurum ki onun adına. Onun yeteneklerini her geçen gün yeni insanlar gördükçe ben bundan ancak gurur duyarım. Keşke bütün dünya onu tanısa.” cevabını verdi.
]]>Saniyelerle zorlu mücadeleyi kazanan Kırmızı Takım rahat bir nefes aldı. Konseye moralsiz giden Mavi takım ise haftanın ilk eleme adayını oylayarak belirledi.

YAMAN İLE YUNUS EMRE YİNE GERİLDİ
Geçtiğimiz hafta parkurda birbirlerini iterek düşüren ve ardından kavga eden Yunus Emre ile Yaman yeniden karşı karşıya geldi. Bu hafta da parkura çıkan Yunus Emre ile Yaman yeniden bir noktada sıkıştı ve oyun sonrası gerginlik yaşandı.
Oyun esnasında Yaman’ın arkadaşları zorlamaması gerektiğini kenardan bağırarak söyledi. Oyunu Yunus Emre kazandı ve ortam iyice gerildi. Yaman’a arkadaşları “niye ortak engelde adama sarılıyorsun” dedi.
Olaya Atakan ve Hilmi Cem de müdahil olmak isteyince ortalık bir anda karıştı. Yunus Emre de Yaman’a “Ben artık ortak engellerde sana yol vermeyi düşünüyorum” dedi ve olay tatlıya bağlandı.

MERVE AĞLAYARAK İSYAN ETTİ
Kırmızı Takım’daki Merve “3 gün önce kavalımı vurdum o şişti. Buz yapıyorum ayağımı havaya kaldırıyorum, her şeyi yapıyorum ama geçmiyor. Ayak bileğim olduğu gibi şişti ve morardı.
Bazen insanlar inanmıyorlar burada oyun oynarken, ‘el klasikolar, bilerek yapıyorlar, oyun kaybetti bak kenara çekildi’ gibi sözler söyleniyor.
Ben hiçbir zaman oyun kaybetsem de kenara çekilmiyor. Bugün o kadar çok canım acıdı ki hiç kimseye bunu çaktırmadım. Çünkü bazen farklı konuşmalar olabiliyor.
Ama artık ağrımın şiddeti tepemde, çekemiyorum artık. Yalan değil yani yaşadığım şey gerçek. Herkes de görüyor. Çok kızgınım ve sinirliyim” dedi.
YAMAN VE YUNUS EMRE İLE YAŞANANLAR NORMAL DEĞİL
Konseyde konuşan Acun Ilıcalı “Pınar konuşmalarıyla mücadelesiyle bu sene Survivor’da iz bıraktı. Pınar Ada’ya veda etti, bundan sonraki hayatında başarılar diliyorum” dedi.
Ilıcalı oyun esnasında Yunus Emre ile Yaman arasında yaşananlarla ilgili “Bu görüntüler normal görüntüler değil” diyerek iki taraftan da olayı dinledi.
Yaman “Yunus Emre ile daha önce de olayımız olmuştu. Ortak engelde sorunlar oldu. Öncelikle Emre’nin ailesinden özür diliyorum, kendi ailemden özür diliyorum. Çok güzel bir haber aldı Emre sonrasında kendisini öptüm ve tebrik ettim.
Biz aramızda hallettiğimizi düşünüyorum. Bir daha olmayacak diye düşünüyorum” dedi. Yunus Emre de “Olanları Yaman’ın hırsına veriyorum. Survivor’da kalmayı ve kazanmayı çok istiyor kardeşim. İlk engelde beni bayağı sıkıştırdı.
Dilerim artık böyle şeyler yaşanmaz. Bana da bir güncelleme geldi. Baba oluyorum. Üstünü kapatmak istiyorum. Güzel bir kardeşim” dedi.

YUNUS EMRE’YE DE YAMAN’A DA CEZA VERİLDİ
Acun Ilıcalı “Öncelikle seni zaptetmeye çalışan ve künde yiyen bir Poyraz var. Bir bölümü daha var olayın. Bel altı konuşma dedik sana kaç kere.
Saldırmaya kalkmışsın tutanları yere devirmişsin, söyle ben ne yapayım. Öyle bir şey yapıyorsun ki bize alan bırakmıyorsun. Yaman sana gelelim, olayı çıkaran sensin, sen saldırmışsın Yunus Emre konuyu orada bağlasa iş bitecek ve enteresan laflar ediyorsun.
Yaman sana 2 ödül ceza veriyoruz. Yunus Emre’ye de 1 ödül ceza veriyoruz. Bugün cezan bitmişti ama kendini tutmak zorundasın. Yunus Emre sana yarın iletişim ödülü veriyoruz.
Görüşmen lazım, böyle bir hakkın olduğunu düşünüyoruz. Yarın görüşebileceksin” dedi.

MAVİ TAKIM’DA BİR PROBLEM VAR
Acun Ilıcalı “Mavi Takım’da başka bir problem daha var, o problem de Ogeday. Bu konuyu konuşacağız ama özel bir konu olduğu için ve sadece Mavi Takım’ın bilmesi gereken bir şey olduğu için Mavi Takım ile özel bir konsey yapacağız Ogeday ile ilgili.
Ve sonrasında Kırmızı Takım’la paylaşacağız. Ama Mavi Takım ile özel olarak konuşmamız gerekiyor” dedi.

İLK ELEME ADAYI BELLİ OLDU
Mavi Takım’da konseyde yapılan oylamada Hakan’a 5 oy çıktı ve yeniden eleme adayı oldu.
]]>Sinema, televizyon, iş, sanat, moda ve müzik alanının enlerinin belirlendiği törenin sunuculuğunu Şenol İpek ve Legend Fashion magazin imtiyaz sahibi Oksana Kuznetsova üstlendi. İşte 2024 yılı Legend Fashion Magazin Ödüllerini kazanan isimler…

LEGEND FASHION DERGİSİ ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU!
Geleneksel Legend Fashion Magazin “Yılın En Efsaneleri” Ödül töreni The Green Park Otelde gerçekleştirildi.Legend Fashion Magazin “Yılın En Efsaneleri” Ödüllerini kazananlar belli oldu. İşte, Legend Fashion Magazin Ödülleri’ni kazananlar;
DRAMA DALINDA EN İYİ ERKEK OYUNCU
Legend Fashion Magazin Ödül Töreni’nde Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü CENK TORUN’nun oldu.
DRAMA DALINDA EN İYİ KADIN OYUNCU
Legend Fashion Magazin Ödül Töreni’nde Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu Ödülü MAHASSİNE MERABET’in oldu.
EN İYİ ERKEK ÇOCUK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Erkek Çocuk Oyuncu BERAT RÜZGAR ÖZKAN oldu.
EN İYİ KIZ ÇOCUK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Kız Çocuk Oyuncu GECE IŞIK DEMİREL oldu.
EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN ERKEK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Çıkış Yapan Oyuncu BARIŞ BAKTAŞ oldu.
EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN KADIN OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Çıkış Yapan Oyuncu YAĞMUR YÜKSEL oldu.
EN İYİ ERKEK OYUNCU
Legend Fashion Magazin Ödül Töreni’nde Yılın En İyi Erkek Oyuncusu Ödülü HALİL İBRAHİM CEYHAN’ın oldu.
EN İYİ KADIN OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Sıla Türkoğlu’nun oldu.
EN İYİ ULUSLARARASI KADIN OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Uluslararası Kadın Oyuncu NANA STAMBOLİSHVİLİ seçildi.
EN İYİ ULUSLARARASI ERKEK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 En İyi Uluslararası Erkek Oyuncu OĞUZ HAN seçildi.
EN İYİ YETİŞKİN KIZ ÇOCUK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Yetişkin Kız Çocuk Oyuncu Ödülü Tuana Tiryaki’nin oldu.
EN İYİ YETİŞKİN ERKEK ÇOCUK OYUNCU
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Yetişkin Erkek Çocuk Oyuncu Ödülü Çağan Efe Ak’ın oldu.
EN İYİ TİKTOK FENOMENİ
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi TikTok Fenomeni Ödülü Aybüke Çangal’ın oldu.

YILDIZI PARLAYANLAR
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde Yıldızı Parlayan Erkek Oyuncusu Recep Usta Seçildi
YILDIZI PARLAYANLAR
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde Yıldızı Parlayan Erkek Oyuncusu Erol Gedik Seçildi
YILDIZI PARLAYANLAR
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde Yıldızı Parlayan Kadın Oyuncusu Lizge Cömert Seçildi
YILDIZI PARLAYANLAR
Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde Yıldızı Parlayan Kadın Oyuncusu Melis Minkari Seçildi
EFSANE SANAT BAŞARI ONUR ÖDÜLÜ
Legend Fashion Magazin 2024 Efsane Sanat Başarı Onur Ödülün sahibin MURAT BAŞARAN oldu.
SANAT BAŞARI ÖDÜLÜLegend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Sanat Başarı Ödülü Cüneyt Sözütek’in oldu.

LEGEND FASHION MAGAZIN FULL AWARDS LİST:
1. QAİRYDENT/ SALİHA BİNİCİ – Yılın En İyi Çıkış Yapan Uluslararası Diş Kliniği
2. MERVE ÖZKAN/ A HABER – Yılın En Başarılı Hafta Sonu Haber Sunucusu
3. UĞUR KORKMAZ – Yılın En İyi Ekonomi Spikeri – Piyasa Gündemi/ Ekonomi Notları
4. UĞUR KORKMAZ – Yılın En İyi Tarih Programı ve Moderatörü/EVVEL ZAMAN İÇİNDE
5. BUĞDAY TANESİ FİLMİ/ SERKAN BAYRAM – Yılın En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi
6. CİNE 1/ M.Y. BARBAROS ÖZDEMİR – Yılın En İyi Çıkış Yapan Televizyon Kanalı
7. PATRON MUTFAKTA/ DOĞUKAN ERDEM KUTLU – Yılın En İyi İş Dünyası Programı
8. EKONOMİ DÜNYASI/ SHOW TÜRK – Yılın En Başarılı Sektörel Programı
9. NURCAN SABUR – Yılın En İyi Gazetecisi
10. KLASS MAGAZİN – Yılın En İyi Dergisi
11. EN İYİ GAZETECİ – Nurcan Sabur’un oldu.
12. KOBİ TÜRKİYE/ KORAY AKSU – Yılın En İyi İhracat Teşvikleri Veren Firması
13. MELİSSA ONAT – Yılın En İyi Modeli (FROM TURKEY)
14. MONİCA KHASANOVA – Yılın En İyi Ses Getiren Modeli From Russia
15. EN İYİ DERGİSİ – Legend Fashion Magazin 2024 Ödül Töreni’nde En İyi Dergi Ödülü KLASS MAGAZİN’in oldu.
16. EVOS ANGELS – Yılın En İyi Dijital Dergisi
17. BEST LIFE/ CENK İÇTEN – Yılın En İyi Magazin Dergisi
18. SİYAH ORKİDELER/ HAKAN SOLAKER – Kadına Şiddet içerikli Yılın En Başarılı Kitabı
19. 1.AZT TEKSTİL – AZAT BESHİMOV – MİRALİNA – Yılın En İyi Uluslararası Tekstil Şirketi
20. 2. DİNA GALİMOVA – ONERETTO – Yılın En İyi Uluslararası Tekstil Şirketi .
21. 3. FERİT İNCİ – LAVİNCİ – Yılın En İyi Uluslararası Tekstil Şirketi
22. FERHAN ARAL – Best Choreographer Of The Year
23. HATİCE AÇIKGÖZ/ DRESSES WHITE – Yılın En İyi Gelinlik Tasarımcısı
24. NEFES VADİ PARK – Yılın En İyi Çıkış Yapan Mekanı
25. FERHAT ÇOBAN – Yılın En Başarılı Genç Yazarı
26. ALİ OSMAN SCHALTZENTRALE – Yılın En İyi Habercisi/ From Germany
27. JUST VOGUE TV – Yılın En İyi Moda Magazin Kanalı
28. ELİF ÇAMAŞ ÖZATİK – Yılın En İyi Kişisel Gelişim Uzmanı
29. GÖZDE ÇELİKEL – Best Sales Manager Of The Year
30. DİLARA KARDEŞ – Yılın En Başarılı Sosyal Medya Uzmanı
31. NATALİİA HORYTSKA – Yılın En İyi Saç Kaynak Uzmanı (From Ukraine
32. ASYA FORBS – Yılın En Başarılı Saç & Kaynak Uzmanı & Eğitmeni FROM KAZAKİSTAN
33. OKTAY SEVEN – The Best International Fashion Designer Of The Year
34. RECEP DEMİRAY – Yılın En İyi Ülkemizi Temsil Eden Moda Tasarımcısı
35. GÖZDE İŞBİLİR – Yılın En İyi Haute Couture Tasarımcısı
36. ŞİNASİ GÜNAYDIN/ ALİ GÜNAYDIN – Yılın En İyi Erkek Tasarımcısı
37. ALİ EŞİTMEZ – Yılın En İyi Yönetmeni
38. MURAT BAŞARAN – Efsane Sanat Başarı Ödülü
39. CÜNEYT SÖZÜTEK – Sanat Başarı Ödülü
40. AYÇAM – Yılın En Dikkat Çeken Pop Sanatçısı
41. ÇİĞDEM TUNÇ/ Kösem Sultan Oyunu – Yılın En İyi Tiyatro Oyuncusu
42. ÇİLEM DAĞISTANLI – Yılın En İyi Protokol Sunucusu
43. EMİN KÜÇÜK – Yılın En İyi Seslendirme Sanatçısı
44. RENK KUMAŞ/ İzzet Akdoğan – Yılın En İyi Kumaş Şirketi
45. TEMMUZ AJANS – Yılın En İyi Dijital Medya Ajansı
46. AYYILDIZ SPOR CENTER/ FURKAN GÜREŞ – Yılın En İyi Spor Salonu
47. ÇETİN GÖREN – Yılın En Başarılı Yatırımcı İş İnsanı
48. IRFAN TRANSFER/ İLHAN ARIK – Yılın En İyi VİP Transfer Şirketi
49. YEŞİM AKINCI – Yılın En İyi Uzman Psikoloğu
50. 4 A FİLM/ İbrahim Arslantaş – Yılın En İyi Yapım Şirketi
51. KİTAPLAR YAZACAK AŞKIMIZI/ MERVE AKINCI – Yılın En İyi Çıkış Yapan Aşk Şarkısı
52. SARE AYÇA – Yılın En İyi Çıkış Yapan Kadın Ses Sanatçısı
53. ZEHRA ATMACA – Yılın En İyi Çıkış Yapan Kadın Ses Sanatçısı
54. KİTAPLAR YAZACAK AŞKIMIZI/ MERVE AKINCI – Yılın En İyi Çıkış Yapan Aşk Şarkısı
55. YUSUF GÜLTEKİN – Yılın En İyi Çıkış Yapan Şarkıcısı
56. EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN KADIN SES SANATÇISI – Yılın En İyi Kadın Ses Sanatçısı Ödülü Zehra Atmaca’nın oldu.
57. ENGİN BERK SEZEN/ MACHA – Yılın En İyi Çıkış Yapan Pop Sanatçısı
58. GÜLSÜM AYDEMİR – Yılın En İyi Evet & Organizasyon Ştd
59. GA PRODUCER/ GÜLSÜM AYDEMİR – Yılın En İyi Çıkış Yapan Producer ŞTD

60. CANSENEM KAPLAN – Yılın Çıkış Yapan Genç İş Kadını
61. GÜLSÜM AYDEMİR – Yılın En İyi Evet & Organizasyon Ştd
62. SERCAN ASLAN – Yılın En Başarılı Saç Ekim Kliniği
63. MEHMET SIDRA – Yılın En İyi Çıkış Yapan İş İnsanı
64. LEVENT SAYDAM – Yılın En İyi Bay & Bayan Kuaförü
65. ŞEVKET SAYDAM – Yılın En İyi Bayan Kuaförü
66. LEYAN ACADEMIA – Yılın En İyi Güzellik Akademisi
67. TUĞBA MEŞE – Yılın En İyi Makyaj Eğitmeni
68. ELİF KILIÇ – Yılın Sosyal Sorumluluk Çevre Projesi
69. DOÇ. DR. GÖKÇEN ÇATLI – Yılın En İyi Yazarı
70. BARBAROS İZZETTİN GENİŞ – Yılın En İyi Müzik Öğretmeni
71. HASSAN ÖZAY – Yılın En İyi Stil ve Marka Danışmanı
72. HALİME KAYGUSUZ BEAUTY – Yılın En İyi Güzellik Koçu/ Estetisyeni
73. CUENTO GROUP – Yılın En İyi Yat Kiralama ve Satış Şirketi
74. AVRASYA HASTANESİ – YILIN SAĞLIK KURUMU
75. CRYSTAL BEAUTY – Yılın En Başarılı Güzellik Merkezi
76. MERT KILIÇ – Yılın en başarılı borsa yorumcusu
77. MEKPROS/ HALİT TAŞKAN – Yılın En Başarılı Mekanik Tesisat Şirketi
78. HABBE/ BURAK SABUNCU – Yılın En İyi Markalaşan Tekstil Markası
79. KADİR BALIK – Yılın En Başarılı Radyo Programcısı
80. ŞİFA NİYETİNE TİYATRO ATÖLYESİ – Yılın En İyi Çocuk Tiyatrosu
81. UUR DEMİROW – Yılın En İyi Performance DJ’i
82. TURGAY YAZAR – Yılın En İyi Sosyal Sorumluluk Projeleri Yapan İş Adamı
83. ESHABİL ŞEF – Yılın Şefi “ESHABİL ŞEF”
84. MUTLULUĞUN ADRESİ – Yılın En İyi Sosyal Yardımlaşma Derneği
85. MELEK ŞENOL – Yılın En İyi Çıkış Yapan Gazetecisi
86. FASHION BEAUTY – Yılın En İyi Çıkış Yapan Güzellik Merkezi
87. CİTY LOUNGE CAFE – Yılın En İyi Çıkış Yapan Lounge Cafe’sı
88. TOLGA PEHLİVAN – Yılın En İyi Uluslararası Konser Organizatörü/ Mea Karaoke Club
]]>“ANNEMİ, BABAM DÖVMEZSE AMCALARIM VE DEDEM DÖVERDİ”
Sevgisiz büyüyen babası tarafından şiddete maruz kaldıklarını söyleyen oyuncu şunları anlattı: “Babam alkolikti ve karısını döverdi. Annemin gözünün morluğunun biri biter diğeri başlardı. Babam dövmezse amcalarım ve dedem döverdi. Bütün gelinlere böyleydi. Dedem, babamı doldurup annemi dövdürür sonra ‘Oh Ayla Hanım bu sefer de seni dövdürdüm ya’ derdi. Benim babama hiçbir zaman kırgınlığım olmadı. Bir gün babam, amcamın gömleğini yıkamadığı için anneme bir tekme attı çenesi kaydı. Ev sahibimiz gelin annemin çenesini yerine oturttu.”
“5 YAŞINDAYKEN BABAM BİZİ BIÇAKLA KOVALADI”
“Babam ‘Sizin diliniz çok uzadı ben onu kesmez miyim?’ diyerek ben 5 yaşındayken bizi bıçakla kovaladı. Biz kaçarken babam tam bizi tutacakken köpek ona saldırınca biz anneannemin evine girerek kurtulduk. Sonra babam cam, çerçeve her yeri indirdi ve polisler geldi. Sonra biz birkaç gün sonra eve geri dönmek zorunda kaldık. Biz kız çocuğu okutulmazdı. 14-15 yaşında evlendirilir evden gönderilirdi. Babam sevgisiz büyütülmüş biri alkol aldığında başka almadığında bambaşka biriydi. Ben hep babamın tarafından bakarak onu anlamaya çalıştım.”

“OKUTULMADIĞIM İÇİN 12 YAŞINDA 13 GÜN AÇLIK GREVİ YAPTIM”
“12 yaşındayken açlık grevi yaptım ve ölmek üzereydim. Annem, babamın ayaklarına kapanmıştı. Benim boyum uzadı diye okuldan almışlardı, babam kitaplarımı yırtar ben de sabah onları birleştirir okumaya devam ederdim. Öğretmenlerim sayesinde ortaokulu bitirdim. Liseye geçtiğimde okutmadılar ve görücüler gelmeye başladı. 13 gün boyunca hiçbir şey yiyip içmedim. Ölmek üzereyken annemler beni hastaneye kaldırdı, ben doktora lütfen beni öldürme deyince o da şaşırdı. Çünkü ben yaşarken ölüyordum.
Doktor benim yaşadıklarımı duyunca yardım etmek istedi. Beni kucağına alarak babama teslim ederken ‘Alın bunu gömün yaşamaz’ dedi. Babam beni aldı ama annem feryat ediyordu. Ben babamın kalbinin titremesini duydum. Babam, ailesine karşı gelemediği için bana böyle davranıyordu. Babam eve geldiğimizde okumamı kabul etti ama ‘Benim yüzümü öne eğerseniz ikinizin de kafasını tıraş eder tımarhaneye atarım’ dedi.”
“7 YAŞINDAYKEN TACİZE UĞRADIM”
Tacize uğradın mı?” sorusu üzerine sözlerine devam eden Bilginel, “Küçük yaşta gördüğümüz şeyleri sevgi zannettiğimiz için ne yaşadığımızı bilmiyoruz. Bizim bir bakkalımız vardı Mehmet Amca tek başınaydı ben de yanına gittim. 7-8 yaşlarımdaydım. Bana ‘İstediğin şeyleri tezgahta al’ dedi ben de arkamı dönmüştüm. Arkamdan geçerken cinsel organını bana sürterek geçti. Ben onu hissettiğimde çok korktum ve toparlanıp kaçtım. Korktuğum için anneme söyleyemedim çünkü babam duysa adamı öldürüp katil olurdu. Daha sonra o dükkana hiç yalnız girmedim, kendimce böyle bir çözüm bulmuştum.”

Yıldızoğlu’nun çocukları Sibel Aybar, Cihan Özyıldız, eski eşi Suna Yıldızoğlu ve yakınlarının yanı sıra pek çok ünlü oyuncu ve tiyatrocu camiye gelerek Yıldızoğlu’nu son yolculuğunda yalnız bırakmadı.
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da cenaze namazına katılan isimler arasındaydı.
“BURADAN BİLE POZİTİF ENERJİ VERİYOR”

Kayhan Yıldızoğlu’nun eski eşi Suna Yıldızoğlu, “Biz sadece bir sanatçıyı kaybetmedik, çok önemli bir nesilden bir bireyi kaybettik.
Tek tek gidiyorlar ve onların yerini dolduracak kimseyi göremiyorum açıkçası. Konuştukça, onu anlatırken içim açılıyor açıkçası. Buradan bile pozitif enerji veriyor” dedi.
“YEŞİLÇAM, ONDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİ”
Kayhan Yıldızoğlu’nun Türk sinemasının çok değerli isimlerinden biri olduğunu ifade eden oyuncu Bekir Aksoy, “Biz Çiçek Taksi’de çok uzun yıllarca beraberdik.
Anlatılacak bir insan değil; bütün donanımıyla, oyunculuğuyla, zarafetiyle, karakteriyle, kişiliğiyle, dostluğuyla, ağabeyliğiyle, arkadaşlığıyla bize o kadar büyük değerler kattı ki.
Sadece bizim için geçerli bir şey değil; Yeşilçam, Türk dizileri, Türk tiyatrosu ondan çok şey öğrendi. Çok özel bir insandı” diye konuştu.
“HEM ÇOK İYİ BİR OYUNCU HEM ÇOK İYİ BİR İNSAN”
Yıldızoğlu’nu küçük yaşından itibaren tanıdığını söyleyen oyuncu Meltem Cumbul, “Kayhan Yıldızoğlu, hayatımda tanıdığım en nezaketli, en kibar, çok küçük yaşımdan itibaren tanıdığım bir kişi kendisi.
Eniştemin ve arkadaşımın ablası olması sebebiyle. Hem çok iyi bir oyuncu hem çok iyi bir insan. Hepimizin başı sağ olsun” şeklinde konuştu.
“ONDAN BİR ŞEYLER ÖĞRENMEYE ÇALIŞTIM”
Bir dönem Yıldızoğlu ile aynı yapımda rol alan oyuncu Gökhan Keser, “Başımız sağ olsun, üzgünüz. Türk sineması adına ve onu sevenler adına çok önemli bir isim, çok özel bir kalpti.
Benim aslında kendisiyle çok fazla birebir, karşılıklı sahnem yoktu ama ortak alanda vesaire hep sohbet ederdik. İçten, samimi ve tecrübelerini aktaran bir isimdi. Ondan bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Çok değerli bir isimdi” dedi.
“KÖTÜ ADAMI OYNADIĞI ZAMAN BİLE ONU SEVDİK”
Film Yapımcısı ve Senarist Birol Güven de Yıldızoğlu’nun çok önemli bir isim olduğunu belirterek, “Hepimizin Yeşilçam’a çok büyük borcu var. Orada müthiş karakterler tanıdık.
Kayhan Yıldızoğlu o kadar değişik, çeşitli, zengin karakterlerle çıktı ki karşımıza. Kötü adamı oynadığı zaman bile onu sevdik. Çok sıcak, çok müthiş bir oyuncuydu. Mekanı cennet olsun” diye konuştu.
“İLK OYUNUM ONUNLAYDI, SON OYUNU DA YİNE BİRLİKTE OYNADIK”
Oyuncu ve tiyatrocu Müjdat Gezen ise, “1960’ta şehir tiyatrosunda tanıştık. O gün bugün devam etti, son oyununu benim tiyatromda oynadı. Çok alkış alıyordu, çok beğeniliyordu. Çok iyi bir oyuncuydu.
Beraber bir sürü filmimiz, bir sürü tiyatro oyunumuz var. İlk oyunum onunlaydı, son oyunu da yine birlikte oynadık. Böyle bir günde, Ramazan’ın ilk günü, demek ki tanrı onu seviyormuş ki yanına almış” şeklinde konuştu.
90 yaşında hayatını kaybeden Tiyatrocu ve Oyuncu Kayhan Yıldızoğlu, Levent Afet Yolal Camii’nde kılınan namazından ardından Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.
]]>Doğum tarihi çeşitli kaynaklarda 22 Mart 1936 olarak belirtilen sanatçı, gazeteci Seral Cumalı’ya verdiği bir röportajda, “8 Ağustos 1936’da Adana’da doğdum. Babam Kafkasyalı Türkmen. Anne tarafından Giray Han’ın soyundan geliyorum. Babam Suphi Bey, Devlet Demiryolları güney hattında veznedardı.” ifadelerini kullanmıştı.
Babası Sufi Beyin görevi dolayısıyla eğitimine Halep’te, Frere Maristes’te başlayan ve Adana Kemal Paşa İlkokulunda devam eden sanatçı, o günleri ise şu sözlerle aktarmıştı:
“Halep’teki Frere Maristes adlı Fransız mektebine gidiyor, tatillerde Adana’ya geliyordum. Annem keman ve ud çalar keyfince, ablam piyano çalarak Fransızca şarkılar söylerdi. Babamın tarafında herkes bir enstrüman çalar, güzel şarkı söylerdi. Evde fasıl kurulur, hepsi birer radyo icracısı gibi öyle güzel icra ederdi ki şarkıları. Ben de onları dinler, feyz alırdım. Doğduğumda dedem anneme bir gramofon vermiş. Dedem ve babamın getirdiği taş plaklardan Tino Rossi, Caruso, Mozart, Hafız Burhan, Münir Nurettin plaklarını dinlerdik. Dinlediğim şarkıları çok güzel söylüyordum. İstanbul’a yerleşince, ortaokulda teneffüslerde arkadaşlarımın ısrarı üzerine bahçe duvarına çıkar, şarkı söylerdim.”
İlk müzik grubunu lise yıllarında kurdu
İstanbul’da Fatih Gelenbevi Ortaokuluna giden sanatçı, 1951’de başladığı Sultanahmet Ticaret Lisesinden mezun oldu. Lise yıllarında İstanbul’da Şevket Uğurluel, Kanat Gür, Salim Ağırbaş ve Metin Ersoy ile kurduğu ilk grubuyla Florya plajında müzik yaptı.
Erol Büyükburç, bir yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarına devam ederken diğer yandan Alis Rosental’dan şan dersleri aldı.
İstanbul Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Akademisinin Yüksek Ticaret bölümünde okuyan sanatçı, üçüncü sınıfta okuldan ayrıldı.
Başarılı sanatçı, kendi adına kurduğu ilk orkestrası Erol Büyükburç Vokal Grubu ile çeşitli müzik türlerinin Türkiye’deki öncü uygulayıcısı oldu. “Little Lucy” adlı bestesini 1961’de plak yapan sanatçı, ardından “Kiss Me”, “Lover’s Wish” ve “Memories” adlı bestelere imza attı.
1964’te Balkan Melodileri Festivali’ne katıldı
Büyükburç,1950’li yıllarda İngilizce sözlü yabancı besteleri yorumlamaya başladı ve daha sonra folk düzenlemelere imza attı.
Milli Orkestra ile 1964’te Belgrat’ta yapılan Balkan Melodileri Festivali’ne katılan sanatçı, farklı giyim tarzına ilişkin yaptığı bir açıklamada, “Anadolu popunun ortaya çıkışı, benim halk türkülerini aranje etmemle başlayan süreçtir. Farklı olmak istiyordum. Zeki Müren ve diğer şarkıcılar sahnede siyah smokinle şarkı söylüyordu. ‘O kadar ciddiyete gerek yok.’ dedim. Las Vegas ve Hollywood’un pırıltısını sahne şovlarıma uyguladım ve kıyafetlerimde çok cüretkar davrandım.” ifadelerini kullanmıştı.
Sanatçı, 1992’ye kadar çocuk şarkılarının yanı sıra kendi hazırladığı kukla karakterleri ve kukla oyunları için şarkılar yaptı, 1990’dan 2007’ye, TRT için tango emisyonlarına imza attı, yabancı şarkılara Türkçe söz yazıp yorumladı.
İlk albümü “Sevgi Çiçekleri”ni 1975’te müzikseverlerle buluşturan sanatçı, 1981’de “Sevemem” adlı şarkısının da aralarında olduğu “Sen Varsın”ı yayımladı. Albümdeki Sevemem şarkısı ile ün kazandı.
İstanbul’daki evinde 12 Mart 2015’te yaşamını yitiren sanatçı, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
200’e yakın ödül aldı
“Kırık Kalp”, “Yasemin”, “Hop Dedik”, “Dünya Durdukça”,”Karakaş Gözlerin Elmas”, “Ağlarım”, “Aşk Yolunda” ve “Zeynebim” adlı eserlerin de aralarında bulunduğu 6 taş plak, 5 long play, 75 tane 45’lik, 9 kasete imza atan sanatçı ayrıca, 20 fotoromanda yer aldı.
Türkiye’nin Elvis’i olarak da anılan sanatçı, kariyerinde 200’e yakın ödüle değer görüldü, 1800 kadar şarkı yorumladı.
Yaşamı boyunca 33 filmde rol alan sanatçının oynadığı filmlerden bazıları şöyle:
“Neşeli Aşıklar”, “Kızılcıklar Oldu mu?”, “Gençlik Türküsü”, “Sus Sus Kimseler Duymasın”, “Menekşe Gözler”, “Turist Ömer Arabistan’da”, “Kavanoz Dipli Dünya”, “Kader Rüzgarı”, “Kurban Olayım”, “Nerdesin Firuze”, “Hababam Sınıfı Merhaba” ve “Hırçın Kız Kadife”
]]>Bu yıl 96.’sı düzenlenen Oscar ödülleri üç saat boyunca cazibe, göz yaşı ve sürpriz bir çıplak performansa sahne oldu. Hollywood’un en büyük gecesinden en iyi altı anı derledik.
Kenerji
Hepimiz şarkı söylemesini bekliyorduk fakat Ryan Gosling’in Barbie filmindeki I’m Just Ken şarkısını söylerkenki performansı hayal edebileceğimizden daha iyiydi.
Şarkıyı, rol arkadaşı Margot Robbie’nin arkasında oturduğu yerden söylemeye başlayan Gosling, tamamen pembe smokiniyle sahneye doğru ilerledi ve burada onlarca kovboy şapkalı Ken’le birlikte dans etti.
Bu da yetmezmiş gibi, gitarist Slash şarkının sonunda sahneye çıkarak bir gitar solosu çaldı.
Gosling’in “Kenerjisi” bulaşıcıydı. Şarkısını söylerken mikrofonu ön sırada oturan en iyi aktris ödülünü alan Emma Stone ve Barbie’nin yönetmeni Greta Gerwig’e de uzattı.
Jimmy Kimmel’ın dördüncü sunuşu
Jimmy Kimmel, Oscar ödül törenini dördüncü defa sundu.
Konuşmasında Hollywood’da geçen yıl yapılan grevlere de değinen Kimmel, şirketlerle bir anlaşmaya varan oyuncuları kutladı:
“Bunun sonucu olarak oyuncular yapay zekanın işlerini ellerinden almasından endişe etmek zorunda kalmayacak.
“Bu tarihi anlaşma sayesinde oyuncular, işlerini daha genç ve daha çekici oyuncuların ellerinden alması endişesine geri dönebilirler.”
İsrail- Gazze savaşı gündemdeydi
Tören öncesi Hollywood sokaklarında İsrail’in Gazze’deki savaşını protesto eden pek çok kişi vardı.
Öyle ki, bazı oyuncuların törene gecikmesine yol açtılar.
“Ateşkes, şimdi” sloganları atan protestocular Sunset Bulvarı’nda yürüdü.
Savaş yalnızca sokakta değil, törende de etkisini hissettirdi. Billie Eilish ve kardeşi Finneas O’Connell’ın yanı sıra Mark Ruffalo ve Ramy Youssef de ateşkesi destekleyen rozetler taktılar.
Bir Nazi ve ailesinin hayatını anlatan Zone of Interest ile en iyi yabancı dilde film ödülünü kazanan Yahudi yönetmen Jonathan Glazer konuşmasında “Yahudiliğin ve Yahudi Soykırımı’nın, çok sayıda masum kişinin ölümüne yol açan bir işgal tarafından gasp edilmesini” reddettiğini söyledi ve ekledi:
“7 Ekim’de İsrail’de hayatını yitirenler, Gazze’de devam eden saldırılar ve insandışılaştırma… Bunlara nasıl direneceğiz?”
Da’Vine Joy Randolph gözlerimizi yaşarttı
Ödül töreni bu yıl, geçmiş kazananların dört en iyi oyuncu kategorisindeki adayları tanıttığı eski formatına dönerek izleyicileri mutlu etti.
Oyuncular, kendilerinden bahsedilirken son derece duygusal anlar yaşadı.
Özellikle Da’Vine Joy Randolph, Lupita Nyong’o kendisini anlatırken göz yaşlarını tutamadı.
Randolph en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada dinleyicilerin de gözlerini yaşarttı.
Randolph “Oyunculuğun benim için bir kariyer olacağını düşünemezdim” dedi ve ekledi:
“Yıllardır farklı biri olmaya çalışıyordum ama artık anladım ki kendim olmam lazım. Size teşekkür ediyorum. Beni gördüğünüz için teşekkürler.”
Kostümsüz kostüm ödülü
Bu yılki en iyi kostüm tasarımı ödülü, John Cena’nın sıra dışı sunuşu nedeniyle uzun yıllar unutulamayacak.
Kimmel tarafından sahneye davet edilen güreşçi ve aktör Cena, ayağındaki terlikler ve stratejik bir konumda tuttuğu ödül zarfını saymazsak tamamen çıplak bir şekilde sahneye çıktı.
Kahkahalar eşliğinde konuşmaya başlayan Cena’nın Kimmel ile diyalogu da izleyenleri güldürdü.
Cena’nın “Erkek bedeninin komik olarak algılanmaması lazım” sözüne Kimmel “Benimki öyle algılanıyor” diye yanıt verdi.
En iyi yardımcı köpek
En iyi film ödülünün adaylarından Anatomy of a Fall’un yıldızlarından biri dört ayaklıydı: Messi.
Siyah-beyaz tüylü border collie cinsi köpek, filmde Snoop adlı bir köpeği canlandırıyordu.
Günlerdir süren, törene katılıp katılmayacağına dair söylentilerin ardından Collie seremoniye siyah bir papyonla getirildi.
Messi, Robert Downey Jr.’ın ödül alması sırasında patileriyle alkış tuttu.
]]>Bir yılın ardından, en çok etkilenen illerde yaklaşık 760 bin kişi hala çadırlarda veya konteynerlerde yaşıyor. UNFPA’in hesaplamalarına göre 64 bini hamile olmak üzere, özellikle üreme çağındaki (15-49 yaş) yaklaşık 1,2 milyon kadın ve kız çocuğunun ihtiyaçları devam ediyor.
UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçileri, başarılı sanatçılar Hazal Kaya ve Edis, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bu ihtiyaçları yerinde gözlemlemek ve gereken desteğe dikkat çekmek üzere 4-5 Mart’ta deprem bölgesini ziyaret etti.

UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçileri Hazal Kaya ve Edis’in ilk durağı yıkıcı depremlerin merkezi Kahramanmaraş’ta, UNFPA’in KAMER Vakfı ile birlikte yürüttüğü Kadın Sağlığı Danışma Merkezi oldu.
Merkezden destek alan depremzede kadınlarla bir araya gelen Hazal Kaya ve Edis, konteynerlarda yaşamın zorluklarını, sağlık hizmetlerine erişim, hijyen, güvenlik, istihdam, eğitim ve ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere devam eden ihtiyaçları ve tüm bu sebeplerle kadına yönelik şiddet ve çocuk yaşta, erken ve zorla evliliklere dair artan riskleri ilk ağızdan dinledi.
Hazal Kaya ve Edis, depremin ilk gününden beri insani yardım ve iyileşme çalışmalarına destek veren saha personelinden de merkezin kadın ve üreme sağlığı ve kadına yönelik şiddet konularında farkındalık artırma oturumları ve psikososyal destek de dahil olmak üzere, sağlık ve koruma hizmetleri ile depremzede kadınları ve kız çocuklarını nasıl güçlendirdiğine dair bilgi aldı.
UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçileri Hazal Kaya ve Edis, Kahramanmaraş’ta depremzede beş mülteci ailenin birlikte yaşadığı bir evi ve Maraş kırsalında en çok hasar alan yerlerden biri olan Ördekdede Köyü’nü de ziyaret etti.
Özellikle sağlık ve koruma hizmetlerine ve eğitime erişimde yaşanan sıkıntılara dair bilgi aldı. UNFPA’in mobil ekipleri aracılığı ile ihtiyaçların belirlenmesi, sağlık ve koruma hizmetlerine yönlendirme, kadınların ve yeni doğum yapmış anne ve bebeklerinin acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması gibi konularda nasıl destek verdiğini dinledi.
Ziyaretin ikinci gününde UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçisi Hazal Kaya, depremden en çok etkilenen şehir Hatay’ı da ziyaret etti.
Hatay Samandağ’da bir konteyner yerleşkede UNFPA ve Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği (SGYD) iş birliğinde depremzede gençlere sağlık ve koruma alanlarında bilgilendirme ve danışmanlık yapan ve hizmetlere erişim konusunda destek veren Gençlik Merkezini ziyaret etti.

Depremzede genç kızlarla bir araya gelen Kaya, gençlerin özellikle sosyalleşme konusunda yaşadıkları zorluklara ve devam eden ciddi psikososyal destek ihtiyacına dair bilgi aldı.
Hazal Kaya, özellikle mülteci toplulukların yaşadığı çadır alanlarını da ziyaret etti. Buralarda, UNFPA’in desteğiyle Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Dünya Doktorları Derneği’nin (DDD/MDM) ilgili kamu kurumlarıyla koordineli bir şekilde yürüttüğü mobil hizmet üniteleri aracılığı ile verilen anne ve çocuk sağlığı, gebe takibi, doğum öncesi ve doğum sonrası bakım ve aile planlaması hizmetlerine dair bilgi aldı.
Bu alanlarda yaşayan kadınlar ve kız çocukları ile de bir araya gelen Kaya, özellikle buralardaki ışıklandırma, hijyen ve sağlıklı beslenme konusunda yaşanan sıkıntıları dinledi.
Kahramanmaraş ve Hatay ziyareti sonrası gözlemlerine ve ihtiyaçlara dair konuşan UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçisi, başarılı oyuncu Hazal Kaya, 1 yılın ardından bölgedeki ihtiyaçların devam ettiğini, özellikle sağlık ve koruma hizmetlerine ve eğitime erişimin kısıtlı olduğunu vurguladı.
Konteyner kentlerdeki güvenlik ve ışıklandırma sıkıntıları nedeniyle, özellikle kadınların ve kız çocuklarının gün doğmadan ve battıktan sonra dışarıda kalamadığını, bunun da yaşamalarını etkilediğini belirtti.
Özellikle gençlere yönelik psikososyal destek olanaklarının artırılması gerektiğinin altını çizdi. “Buraların tamamen ayağa kalkması için belki minimum 5 yıl gerekli ama önce insanları ayağa kaldırmamız lazım.
Onlara tekrar neşeyi getirmek zorundayız, bunu onlara borçluyuz” diyen Kaya, destek çağrısı da yaptı. “Rica ediyorum gözünüzü buradan ayırmayın, yardımınızı esirgemeyin ve bizi takipte olun, elimizden geleni yapalım onlar için.” ifadelerini kullandı.
Ziyaretin ardından izlenimlerini paylaşan UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçisi Edis ise, sağlık ve koruma hizmetlerine dair altyapının geliştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, özellikle cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine ve psikososyal desteğe büyük ihtiyaç olduğunu söyledi.
Hijyen ve sağlıklı beslenme ile ilgili sıkıntıların devam ettiğine, kadına yönelik şiddet ve çocuk yaşta evlilik riskinin arttığına dikkat çekti. UNFPA’in tam da bu ihtiyaçları desteklemek için ilk günden beri sahada olduğunu hatırlatan Edis, “Biz UNFPA olarak kadınlar, çocuklar ve gençler için çalışıyoruz.
Unutmamak, unutturmamak ve çok daha fazla kişiye ulaşabilmek için, herkesin desteğine ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
]]>Bu hafta; Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Masal, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (6-10 Mart 2024)
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.
Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş) (Sözsüz Oyun)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Tasarımcılar, tanıtım afişleri gibi görsel ürünleri istedikleri gibi hazırlamak için yapay zeka destekli uygulamalardan faydalanabiliyorlar. Bir sanatçı, kısa sürede bir şarkı üretebilirken, avukatlık uygulamaları dava dosyalarını anında çözebiliyor. Bu uygulamalar sadece belirli alanlarla sınırlı kalmıyor; sağlık, eğitim, finans, ticaret, ulaşım ve lojistik gibi çeşitli sektörlerde de yaygın olarak kullanılıyorlar.
Akıllı telefonlardaki sesli asistanlar, otonom sürüş sistemleri, akıllı yollar ve araç içi uygulamalar, çevrim içi alışveriş sitelerindeki algoritmalar ve tıbbi görüntüleme alanında kullanılan manyetik rezonans (MR) veya röntgen gibi görüntü analizleri de yapay zeka ile gerçekleştiriliyor.

“Artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu”
Yapay zekanın geleceği hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi (MÜ) İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, makine öğrenmesi, derin öğrenme ve dil işleme modellerinin bileşkesinden oluşan yapay zeka sisteminin, Türkiye’de ve dünyada giderek yaygın bir hal almaya başladığını söyledi.
Yapay zekanın Türkiye açısından son derece önemli bir noktaya doğru evrilmeye başladığını belirten Prof. Kırık,Birçok iş koluna, alana yayılmaya başladığını ifade edebiliriz. Başta medya ve eğitimde yapay zekanın çok ciddi manada kullanıldığını görüyoruz. Gerek uygulamalar aracılığıyla gerekse de yapay zeka sohbet robotları aracılığıyla artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu.dedi.
Kullanıcıların son dönemde çok daha kolay şekilde yapay zeka destekli uygulamalara ulaşma imkanına eriştiğine işaret eden Kırık, bu uygulamaların eğitim alanında başvurulan temel kaynak haline geldiğine değindi.
Prof. Dr. Kırık, bu sistemlerden alınan bilgilerin teyit ve mukayeseye muhtaç olduğuna, bu tarz bilgilerin kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine sebebiyet verebileceğine dikkati çekerek, öğrencilerin ödevlerini ve tezlerini yapay zeka uygulamaları üzerinden hazırlayabildiklerini dile getirdi.
Buradan alınan bilgilerin kıyas yapılmadan ve mukayese edilmeden bilimsel kaynaklara eklenmesi, referans gösterilmeksizin çalışmalarda kullanılmasının ciddi problemlere mahal verebildiğinin altını çizen Kırık,
Çünkü yapay zeka her zaman doğru cevabı verecek diye bir kaide yok. Unutmamamız gereken en temel nokta, var olan parametrelerin, verilerin, girdilerin sisteme eklemlenmesi ve daha sonra sorulan sorular üzerine bunların analizi esasına dayanarak cevapların sunulması söz konusu oluyor. İşte burada yanıltıcı bilginin sunulması, ciddi problemlerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyor.diye konuştu.

Yapay zeka işsizlik ve istihdam sorununa yol açar mı
Prof. Dr. Kırık, İngiltere’de yapılan bir araştırmada, doktorların teşhis koyamadığı bir hastaya yapay zeka aracılığıyla teşhis koyulduğunu aktararak, Rusya’da yapılan bir çalışmada ise bu ülke menşeili bir yapay zeka sohbet robotunun tıpta yeterlilik sınavından yüzde 83’lük dereceyle geçtiğini, bu nedenle tıp dünyasında yapay zekanın faydalı olup olmayacağı konusunda farkı görüşlerin olduğunu söyledi.
Medya ve eğlence sektöründe de yapay zekanın kullanıldığını, uygulamalar aracılığıyla müzik bestelendiğini ve senaryo hazırlandığını aktaran Kırık, şöyle devam etti:
Bu durum bir işsizlik ve istihdam sorununu beraberinde getirebilir. Çünkü belki birçok insanın yapacağı işi sadece tek bir yapay zeka uygulaması üzerinden gerçekleştirmesinin söz konusu olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Telif davalarının artık medya aracılığıyla açılmaya başladığını da görüyoruz. Özellikle dünyanın en büyük yayın kuruluşları, yapay zeka sohbet robotlarına ciddi telif davaları açmaya başladılar. İzinsiz kullanmaları sebebiyle bu makalelerin tespiti söz konusu oldu.
Bundan sonraki süreçte, burada medya aracılığıyla var olan bilgilerin, içeriklerin yayılması söz konusu olduğu için ilgili yapay zeka sohbet robotlarına telif davaları açılmaya başlandı. Bu da gelecekte hukuki sorunlarla karşı karşıya kalmamızı sebebiyet verebilir. Avrupa Birliği (AB) Parlamentosu bu alanda çalışmalarını sıklaştırmıştı. 2025 yılından itibaren yürürlüğe girecek yapay zeka yasasını çıkarttı. Belki önümüzdeki günlerde Türkiye açısından da bu tarz yasaların çıkması kuvvetle muhtemel olabilir.
Prof. Ali Murat Kırık, yapay zekayı bir bebeğe benzeterek, gelecek yıllarda yapay zekanın büyüyeceğini, gelişeceğini ve yetişkin bir insanın sahip olduğu bütün özellikleri kendi bünyesine dahil edebileceğini anlattı.

Türkiye’de yapay zekaya yatırımlar hızla artıyor
Türkiye’nin yapay zeka konusunda geri kalır bir ülke olmadığına işaret eden Kırık, gerek devlet kurumları aracılığıyla gerekse de özel sektör girişimleriyle yapay zekaya olan yatırımların giderek artmaya başladığını, bu konuda Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) başı çektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Kırık, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) gelecekte somut adımlar atabileceğini, yeni yapay zeka programlarının, lisans ve lisans üstü programların açılacağını, bütün eğitim programlarına yapay zekanın entegre edilip buna uygun bir eğitim sisteminin yer alacağını dile getirdi.
Türkiye’deki yapay zeka sohbet robotlarına dair çalışmaların da tüm hızıyla devam ettiğini belirten Kırık, şunları kaydetti:
ASELSAN ile HAVELSAN’ın bu alanda çalışmalarına şahit oluyoruz. Bununla birlikte özel sektörde Baykar’ın yerli ve milli sohbet robotunu geliştirmesi, bunu yaygınlaştıracak olmasının da ciddi bir avantaj olarak karşımıza çıkacağını ifade edebiliriz. Bunun sebebi şudur: Yerli ve milli teknolojilerin olması, doğru bilgiye ulaşabilme konusunda ciddi bir avantaj sağlayabilir.
Çünkü bildiğiniz üzere dezenformasyon, çağımızın en büyük sorunlarından bir tanesi. Bazen bu tarz sohbet robotlarının yanlı ve taraflı cevaplar verebildiğini görüyoruz, bilgi saklayabildiğine de şahit oluyoruz. Geçmişte nasıl arama motorlarını kullanıyorsak, bugün de yapay zeka sohbet robotlarını kullanmaya başlayacağız.
Orada en azından kıyas ve mukayese yapabilme şansımız söz konusuyken artık sadece soruları oraya sorarak cevapları oradan almaya başlayacağız.
O yüzden yerli ve milli yapay zeka sohbet robotlarının, uygulamalarının gelişim göstermesi oldukça önemlidir. Türkiye’de tabii ki TÜBİTAK’ın başını çektiği ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin de bu alanda yapacağı çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın aynı şekilde geliştirdiği yapay zeka zirvelerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
]]>Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.
14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı
Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.
Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.
Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.
Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı
Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.
Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.
Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.
Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.
Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.
1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı
Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.
Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.
Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.
Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.
2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı
Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.
Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.
Onlarca albüm ve plak yaptı
Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.
“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.
38 filmde rol aldı
Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.
Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.
Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.
Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu
Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.
Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.
Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.
]]>“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun.
Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı.
Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap.
Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar.
İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım.
Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu.
Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler.
Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık.
Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada.
Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.
Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun. Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı. Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap. Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar. İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım. Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu. Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler. Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık. Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada. Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu ay; Masal (Yeni Oyun), Parkta Güzel Bir Gün (Lefkoşa Belediye Tiyatrosu)(Konuk Oyun), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, İfigenya, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Cadı Kazanı, Yatak Odası Komedisi, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Rüya, Fındıkkıran, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Behçet Necatigil, Gülten Akın ve Edip Cansever Şiirleri İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğine Konuk Oluyor
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10, 24 Mart 2024 tarihlerinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 17 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Mart 2024 Programı
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3, 10, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
Parkta Güzel Bir Gün(Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun)
Oyunda, parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Olivia ve Arthur’u bir ülkenin bantla çizilen yeni sınırı ikiye ayırır. İşe yeni başlayan sınır muhafızının sert bakışları altında iki ülke arasında sıkışıp kalan çift, giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bu absürd durumun esiri olurlar. Bizi ayıran hayali çizgileri ve bu çizgileri kırmanın ağır yaptırımlarını konu alan acı-tatlı bir komedi Parkta Güzel Bir Gün. Kieran Lynn’in yazdığı, Kıymet Karabiber’in yönettiği oyunda Aytunç Şabanlı, İzel Seylani, Melihat Beşe Günalp rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
AY, CARMELA
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde,
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 16 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Ayşecan Tatari, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde,
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)
Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır.
Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Olayı anlatması için söz verilen Pınar “Konsey sonrasında adaya gittik. Zaten burada benim adım çıkmıştı. Adaya gittik yatmaya hazırlanmaya başladığımızda Sema geldi. Pınar buraya gelebilir misin diye sert bir şekilde konuştu.
Burada konuşalım dediğimde sen ne zaman yakamdan düşeceksin dedi. Yakasında olmadığımı söyledim. Yazdığım şeye sinir olduğundan bahsetti. Beni bu şekilde yazamazsın dedi. Ben de istediğim gibi yazarım dedim.
Sonrasında sürekli buraya gel yanıma gel, okul çıkışında görüşürüz tarzı sert ifadeleri vardı. Ayrıca ben de öyle olduğunu düşünüyorum dedi. Sakinliğimi korudum. Ayağını yere vurmaya başladı. ya git buradan alın bunu şuradan dedim.
Yatağımın yanına geldi ayağımı tekmelemeye başladı. O zaman ayağa kalktım. Üstüme doğru gelmeye devam etti. O ara bana ilk hamlesini yaptı ve yüzüme geldi. Ben de hayatım boyunca hiç fiziksel bir hamlede bulunmadım. Elimi uzattım ve kafasının oradan tuttum, bunu buradan götürün dedim.
Diskalifiye olmak istemiyorum alın bunu dedim ve bir kol uzaklığında tuttum. O sırada kolumdan sıkıp kolumu da morarttı. Bana sürekli saldırmaya devam etti. Sürekli alın götürün şunu dedim.
Tahrik edecek bir şey de yapmadım. İki gündür takımdan ayrıyım ve şu anda da sinirlerim çok bozuk. Başka bir şey söylemek istemiyorum” dedi.

ACUN KARARI AÇIKLANDI
Acun Ilıcalı “Yaptığımız toplantılar sonrasında verdiğimiz karar, Sema Survivor All Star’a devam edemeyecek. Kendisi hem şiddetsel hareketler ve ısrarları sonucu bizi çaresiz bıraktı. Benim için çok değerli bir yarışmacıydı. Tek telefonumla Survivor’a geldi.
Tansiyonun düşmesini diliyorum. Kimse elenmez gibi belki düşünüyordunuz ama şu anda da bunun üzüntüsünü yaşıyoruz. Hepinizin güzel kalbini biliyorum ama Pınar da burada her yarışmacı gibi bize emanet.
Fikirlerini istediği gibi dile getirebilir. Kendisine de bir kez daha geçmiş olsun diliyorum” dedi.

SEDA DA KONUŞTU: ALLAH KALP TEMİZLİĞİ VERSİN
Seda “Yani söyleyeceklerimi tutmaya çalışıyorum. Gözümden bir damla bile gözyaşı gelsin istemiyorum. Az önce 3 tane arı soktu hiçbir şey hissetmedim. Tek söyleyeceğim şey lanet olsun onların sporculuk hayatına, bu kinlerine nefretlerine lanet olsun.
Ne yaptı ne etti benim kardeşimi diskalifiye ettirdi. Sema’nın da bir çocuğu var ve bu çocuğuna hayatta tek başına bakıyor. Bundan sonra kafasını kaldırıp benim gözümün içine bakmasın. Ben burada anladım amacı.
Hayatımda kimseye beddua etmedim ama ona da etmeyeceğim. Allah kalp temizliği versin, başka bir şey de demiyorum” dedi.
OYUN ALANINDA DA KONUŞULDU
Parkur alanına gelen takımlara kısa bir konuşma yapan Murat, Pınar’a ve Seda’ya yeniden söz verdi.
Pınar: Hiç keyfim yok. Açıkçası kafam burada değil. Oyunda elimden ne gelirse onu yapacağım. Elimden ne gelir onu da bilmiyorum. Üzerine konuştuk, artık konuşmak da istemiyorum.
Keşke zamanı ileri alabilsem hatta geriye alabilsem de bunlar hiç yaşanmasa. Yapacak bir şey yok, unutmak istiyorum. Ama bu da kolay bir şey değil hiç kimse açısından.

Sema’nın kardeşi Seda: Üzgünüm. Vedası zaten ayrı bir üzgünlük ama bu tuzağa düştüğümüz için üzgünüm. İkimiz de buraya 7 sezon emek verdik. Survivor’da en iyi 6 kadını saysalar ikimiz çıkarız aynı aileden eminim ki performans anlamında.
Açıkçası hiç böyle bir şeyin içinde bulunmadık. İkimiz de aynı kişiyle aynı sezon yarıştık. Kötü bir şey söylemeyeceğim hiçbir zaman çok sakinim de. Ama yakıştırmadım. Yani iyiki bir spor yapmışlar, bir bitiremediler.
Neydi kinleri nefretleri bilemiyorum çok üzgünüm haketmedi Sema bunu. Bir noktada sinirine hakim olamadı. Hangi yarışmacı konseydeki yılan S’sini görse sorardı. Konuşmayı kabul etmeyerek bir kışkırtma başlamış zaten.
Sema’ya da neden bu tuzağa düştü diye üzgünüm ve kızgınım. Çünkü ben onu uyardım. Biz de belli ki yanlış yapmışız ki Sema burada değil ben buradayım. Umarım bir daha böyle bir şey yaşanmaz.

NAGİHAN’IN DİZİ DÖNDÜ
Kırmızı Takım’da Nagihan ile Nefise ve Mavi Takım’da Begüm ile Aysu karşı karşıya geldi. Zorlu mücadeleyi Begüm-Aysu ikilisi kazandı. Nagihan’ın dizi oyunda döndü. Acılar içerisinde kalan Nagihan “Dizim döndü.
Baksana hocam dizim boşta” diye bağırarak ağladı. Nagihan sedye ile oyun alanından alındı. Doktor, iç bağlarda bir sıkıntı var gibi duruyor dedi. Doktorların ilk müdahalesinin ardından Nagihan ambulansla hastaneye kaldırıldı.

MERVE SAKATLIK YAŞADI
Kırmızı Takım’da Merve ile Aleyna, Mavi Takım’da ise Berna ile Begüm kapıştı. Kırmızı Takım’da Merve ile Aleyna parkurda zorlandı ve Merve’nin beli incindi.
Doktorlar Merve’yi oyun kenarına aldı. Duruma tepki gösteren Aleyna “Durumu kötüydü birden ben de oynayacağım dedi, iyi değilsen neden çıkıyorsun” dedi.

3. ELEME ADAYI GİZEM OLDU
Ertelenen konseyde 1 oy Aleyna’ya, 3 oy Nagihan’a ve 7 oy da Gizem’e çıktı. Böylelikle üçüncü eleme adayı gizem oldu. Gize “Acun bey bekliyordum, sıkıntı yok. Düelloya çıkacağım.
Kendimi orada görmek istiyorum. Hayırlısı” dedi. Geçen haftadan Aysu adayımız ve bu haftaki son düelloyu oynayacak. Begüm birinci adayımız, Pınar ikinci adayımızdı ve Gizem 3. aday oldu.

4. ELEME ADAYI ALEYNA OLDU
Mavi Takım Kırmızı Takım karşısında geriye düştüğü karşılaşmayı 12-5 kazanarak dokunulmazlığın sahibi oldu. Oylamada 2 Merve, 3 Nefise ve 6 Aleyna çıktı. Böylelikle 4. ve son eleme adayı Aleyna oldu.
Aleyna “Düellolardan korkmuyorum. Bir kere girince o heyecanı yaşayınca sürekli kendini yenilemek istiyorsun. Adımın çıkmasını bekliyordum. Eşleşmeleri merak ediyorum” dedi.
]]>İSTANBUL – Son zamanlar da çekilen dizi ve filmler de sırf takipçi sayısı yüksek diye oyunculuk geçmişi olmayan sosyal medya fenomenlerinin rol alması yeni nesil tiyatro oyuncularının tepkisine neden oldu. Yıllarca tiyatro eğitimi alan ve oyunculuk yapan oyuncular diziler de kendilerinin yerine sosyal medya fenomenlerinin yer almasının dizi ve filmler de kaliteyi düşürüyor.
Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu.
]]>Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.
EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”
Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”
“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:
“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”
Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ
]]>KAPALI OTURUM TALEBİ REDDEDİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM, TUZAKTIR”
Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.
“MONTAJLANIP MUHAMMED YAKUT’A GÖNDERİLDİ”
Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü. Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”
Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
“MÜVEKKİLİM BİR KOMPLOYLA KARŞI KARŞIYA”
Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu, örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ
Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ
Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”
Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi. Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı. Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi. İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>Bu hafta; Maviydi Bisikletim (Yeni Oyun), Fosforlu Cevriye, Ben Medea Değilim, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Yatak Odası Komedisi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Zehir, Sivrisinekler, Kuğunun Şarkısı, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 25 Şubat 2024 Pazar tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Bu Haftanın Programı (21-25 Şubat 2024)
MAVİYDİ BİSİKLETİM (Yeni Oyun)
Gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemle, ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 24 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bu müjdeyi duyan yarışmacılar sevinç çığlıkları attı. Konsey’de Hakan’ın yaptığı kural ihlalini açıklayan Ilıcalı herkesi şoke etti. Hakan yaptığı bu hata ile 3 ödülden men edildi.

DOKUNULMAZLIK KIRMIZI TAKIM’IN
Survivor’da dokunulmazlık oyununda Kırmızı takım 12-6 gibi farklı bir skorla Mavi Takım’ı yendi ve ortam bir anda gerildi. Mavi Takım’daki Ogeday ile Begüm arasında oyunu kaybedince sözlü atışma yaşandı.
Ogeday, atışlarda Begüm’ün durduğu noktaya kızdı. Begüm de “Ne alakası var sen hiç hata yapmıyor musun? 2 ay oldu diyerek beni ne yerine koyuyorsun” dedi ve kısa süreli gerginlik yaşandı.
ANKETİN SONUCU BELLİ OLDU
Acun Ilıcalı sosyal sayfasından yapılan anketi açıkladı. Ankette hangi takımın güçlü olduğu sorulmuştu. Kullanılan oy sayısı 2.5 milyon. Oylamada Kırmızı Takım daha güçlü diyen seyircilerin yüzdesi 69, Mavi Takım da 31 yüzde.
Biz yine seyirciler tarafından maalesef “eşitler” belgesini alamadık. Biz yine son bir deneme yapacağız, takımları yine seyircimize sunacağız. Sonra yine başka şeyler olacak. Bu sene seyircimizi daha fazla oyunun içerisine sokacağız. Sonra sürprizler olacak.

HAKAN 3 ÖDÜLDEN MEN CEZASI ALDI
Acun Ilıcalı “iletişim ödülü daha başlamadı ama sürprizlerimiz olacak” dedi. Ilıcalı, Hakan iletişim ödülü güzel dimi diyerek imalarda bulundu. Çok oldu mu görüşmeyeli? dedi.
Hakan’ı iyice köşeye sıkıştıran Ilıcalı ” Rio’da görüştün mü?” dedi. Hakan da “denedim” dedi. Ilıcalı “Survivor’da bu bir kural bozmaktır. Kural bozmanın çeşitleri var. Yiyecek temin etmeye çalışmak, temin etmek, iletişim vb gibi.
Yarışmacı kuralları bozmaya çalışmakla ilgili girişimlerde bulunur. Başarılı olabilir veya başarısız olabilir. Bu hırsızlık değil. Bu tamamen yarışmacının aldığı risktir. Ama biz öğrenirsek de Hakan yakın olduğum yarışmacılardan biri ama bizim için burada her yarışmacı eşit.
Dolayısıyla Rio’da eşi ile iletişim kuran Hakan’a yaptırım yapmak zorundayız. Hakan’a 2 ödülden men ve ilk iletişimden men olmak üzere toplam 3 ödülden men cezası verildi.

Hakan “Zaten çocuğa iletişim kurduruyorsunuz teşekkür ediyoruz. Yanında Gizem vardı ve kısa süreli konuşma yapabildim. Zaten konuşmamın da yüzde 80’i Survivor dışıydı. Sadece Nagihan sana ne yaptı diye sordu. Hata idi benim için ama kusura bakmayın” dedi.
YARIŞMACILAR İÇİN BÜYÜK MÜJDE GELDİ
Acun Ilıcalı “Sizlere doktorlarımız ile aldığımız bir kararı duyuracağım. Bu sezon şartlarınız açlık ile ilgili çok ağır olmayacak. Bu sene oyunlarımız ve eleme sistemimiz performansa göre. Halk oylaması da yok biliyorsunuz.
Sakatlıklarla ilgili problem yaşamamak adına size doktorlar eşliğinde proteinsel takviyeler olacak. Yarışmacılar 6 saat güneşin altında bekleyerek performans sergiliyor.
Herkesin fiziksel problem yaşamaması adına zaman zaman takviyeler olacak” dedi. Bu açıklama yarışmacılar arasında sevinçle karşılandı.

SAHRA’NIN ADA’DAN AYRILMASI
Ilıcalı “Sahra kendi isteği ile ayrıldı. Survivor, 2 kere geldim rahat geçer 3 kere geldim rahat geçer yeri değil. Burada bazı problemlerin büyümesi, iletişimsizlik, bazı arkadaşlar için yıpratıcı olabiliyor. Sahra da devam edemeyeceğini söyledi ve kendi isteği ile ayrıldı” dedi.

İLK GİTME ADAYI HAKAN OLDU
Konsey’de yapılan oylamada 7 oy çıkan Hakan 1. gitme adayı oldu. Kısa bir konuşma yapan Hakan “Takdiri ilahi, buraya performans için geldik düelloya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Kendi performansımı görüp elimden geleni yapmaya çalışacağım” dedi.
]]>HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.
“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”
Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.
“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”
Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI
Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi. Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi. Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.
]]>Sinemacı Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi. Filmin başrolünü paylaşan Seda Türkmen de “Ece ile ortak noktam var. Aslında Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak” diye konuştu. Şahan Gökbakar, ANKA muhabirinin sorusu üzerine İliç’te ve diğer bölgelerde yaşadıkları yerleri, vatanlarını korumak için mücadele edenleri yürekten desteklediğini söyledi.
Akıllara “Recep İvedik” filmi serisi ile kazınan Şahan Gökbakar, daha önce “Celal ile Ceren” filmine benzer yeni bir projeye imza attı. Gökbakar, senaryosunu yazdığı “Erdal ile Ece” filminde Seda Türkmen ile başrolü de paylaştı. Yönetmen koltuğunda ise Şahan’ın kardeşi Togan Gökbakar’ın oturduğu filmde, bugünün evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan acı-tatlı çatışmalar, iniş-çıkışlar gözler önüne seriliyor. Yaşanan olayları hem kadın hem de erkek gözüyle ayrı ayrı izleyicilere aktarmaya hazırlanan aşk komedisi filmi, “diyet, kıskançlık ve östrojen” başlıkları altında üç ayrı bölüm olarak toplanda 105 dakika beyazperdeye yansıyacak. Vizyona 23 Şubat’ta girecek film eş zamanlı olarak tüm Avrupa’da da sinemaseverlerle buluşacak.
Filme ilişkin Şahan Gökbakar ve Seda Türkmen, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Gökbakar, şunları dile getirdi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“HERKESİN İZLEDİĞİ ZAMAN A BİZ DE BÖYLEYİZ, A SEN DE AYNI BÖYLESİN, AYNI BİZİM GİBİ DİYECEĞİ BİR HİKAYE”
Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle.
– Celal ve Ceren filminizde bekardınız. Erdal ve Ece filminizde şu an evlisiniz. Bunları yazarken hayatınızdan esinleniyor musunuz?
“YAZARKEN KENDİ EVLİLİĞİMDEN ESİNLENİYORUM”
Yazarken kendi evliliğimden esinleniyorum tabii. Yani bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeyler de bazen diyorum bak bunu koyacağım filme eşim aa sakın filan diyor. Bak koyacağım, koyacağım diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim.
– Partneriniz Seda Türkmen’i seçmenizdeki en büyük etken neydi?
Vallahi kendisi çok ısrarcı oldu. Günlerce gecelerce sosyal medyadan yazmalar, kapılara gelmeler illa ben illa ben diye. Hatta birkaç düşündüğümüz aday vardı onların ayağını kaydırmaya çalıştı bu tarz şeylerle bu rolü aldı diyebilirim. ya şaka bir yana Seda (Türkmen) benim hep takip ettiğim ve bir gün beraber inşallah çalışırım dediğim yetenekte böyle bir kadın oyuncu. Komediye çok yatkın, acayip yetenekli ve doğaçlamaya çok açık bir oyuncu. O yüzden inşallah çalışırız diyordum. Bu projeye kısmet oldu. Biz kendisine teklifte bulunduk. İşte biz kendisine böyle bir şey yazdık. Sen de bunu oynamak ister misin diye. O da sağ olsun çok mutlu oldu bundan. ve ortaya böyle bir şey çıktı.
-Daha önceki projelerinizde gişe sıralamasında ilk sıralardaydınız. Bu projenizdeki gişe beklentiniz nedir?
“FİLMİN ÇEKİMİ İKİ BUÇUK, ÜÇ AY SÜRDÜ”
Yok açıkçası öyle bir gişe rakamı kafamızda. Gişe insanların ne kadar eğlendiği, ne kadar mutlu olduğu, ne kadar mutlu ayrıldığıyla çok orantılı. İnşallah bunu yakalarız diye düşünüyorum. Böyle bir rakam soruyorsan öyle bir rakam yok kafamda. Herhalde bir altı ayı bulmuştur total bütün projenin yazımı. Filmin çekimi de yaklaşık bir iki buçuk, üç ay sürdü.
-İleri de sizi televizyonda Talk Show’da veya her hangi bir dize görebilecek miyiz?
“DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM”
Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum.
– Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında görüşünüzü kamu oyu merak ediyor?
“KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK”
Sadece Muğla’da Cennet Koyunda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan, memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim.
– Daha önce Recep İvedik filminizde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yapmıştınız. Geçtiğimiz gün Erzincan’da bir felaket yaşandı. Daha önce de maden faciaları yaşandı bunun ilgili de ileri de bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
DEDİĞİM GİBİ BU BU İŞLERDE HER ZAMAN DESTEKÇİ KONUMUNDAYIM VE YÜREKTEN ONLARIN YANINDAYIM
Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7’de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.
– Recep İvedik karakteri ne zaman gelecek ve yeni sorunlara nasıl hikayeler içinde çözüm bulurken göreceğiz?
“RECEP İVEDİK 8 GELECEK AMA KONUSU NE OLUR NE ZAMAN GELİR BİLMİYORUM ŞUAN”
Recep İvedik 8, ile ilgili emin olun hiç bir fikrim yok düşünmedim henüz konusu ne olur diye. Geleceği konusunda bir bilgim var. Gelecek. Ama ne zaman olacağıyla ilgili, konusu ne onu bilmiyorum şuan.,
Başarılı oyuncu Seda Türkmen ise şunları söyledi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“FİLM BİZLERİN YANSIMASI”
Benim açımdan da Şahan’ın anlattığı gibi tam olarak böyle. Yani çok keyifli bir iş. İzlerken Şahan’ında dediği gibi çok bizim yansımamız, perdeye yansımamız. Samimi, doğal bir evlilik komedisi.
“ŞAHAN GÖKBAKAR’LA ZATEN ÇALIŞACAK OLMAK AYRI BİR KONFOR YARATIYOR İNSANDA”
Yok öyle gerçekten bir de çok samimi bir proje olacağı belliydi. Daha önce işte Celal ile Ceren çok sevdim. Şahan’ın en sevdiğim işlerinden biriydi. Bir evlilik hikayesi deyince az çok da konuşunca üzerine. Zaten ilk karşılaştığımızda da hemen böyle bir aynı mizah tonunda yani aynı aynı tonda konuştuğun zaman biriyle zaten o çok iyi bir partnerlik doğuruyor. Böyle gelişti. Şahan Gökbakar’la zaten çalışacak olmak ayrı bir konfor yaratıyor insanda çalışmak. Zaten sandığımın çok daha üstünde bir büyük bir mutlulukla ayrıldım açıkçası.
– Ece ile ortak noktanız var mı?
“ECE’YLE BENİM DEĞİL BÜTÜN KADINLARIN ORTAK NOKTASI OLACAK”
Ece ile ortak noktam var. Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Hani o yüzden de böyle hani ay şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak. Çünkü belirli bazı tepkiler oluyor hepimiz de. Daha ince gördüğümüz daha çok analiz ettiğimiz vesaire. O yüzden de var tabii ki ortak yönümüz.
– Çekimler nasıl geçti? Çekerken neler yaşadınız?
“ÇEKİMLERDE ÇOK ACI ÇEKTİM GÜLMEKTEN”
Çekimlerde çok acı çektim gülmekten. Haddini aştı gülme, eğlenme kısmı. Büyük kitlendik. Bazen Togan (Gökbakar) artık ‘ne olur gülmeyin. Lütfen gülmeyin’ diye bizi uyardı. Tabii ki çok güzel anılar var içinde. Çok güzel iki ay geçirdim o sette. Sayelerinde. Çıkan şey de çok güzel oldu bence. Film çok güzel oldu.
– Yeni projeleriniz var mı?
“OLABİLDİĞİMİZ HER YERDE OLMAKTAN ZİYADE OLDUĞUMUZ YERDE İYİ İŞ YAPMAK EN ÖNEMLİSİ”
İki tiyatro oyunum var. ‘Hakikat elbet bir gün. ve İzdirap korusun’ diye. Bir sinema filmim. Aslında sinema filmi geçen sene çekmiştik. Bir de televizyon dizimiz var. ‘Sandık kokusu’. Yani hepsi aynı anda denk geldi. Aslında denk gelmedi de. Amin diyelim bu dönem için. Çalışacağız tabi ne yapacağız başka yani? Hani oyunculuk alanlarımız belli. Olabildiğimiz her yerde olmaktan ziyade olduğumuz yerde iyi iş yapmak en önemlisi. Elimizden geleni yapıyoruz”.
]]>
Serhat Tekin’in “Emre Altuğ hiç değişmiyor. Nedir bunun sırrı? Bir estetiğiniz var mı?” sorusuna, Emre Altuğ ” Anne ve babamın genetiği diyebiliriz. Estetiğim yok.
İlerleyen zamanlarda belki düşünürüm ama benim bir diğer işim olan oyunculuk maalesef estetik operasyon kaldıran bir meslek değil. Doktor arkadaşım dolgu, botoks yapmak istediği zaman ‘Hayır’ diyorum. Vitamin iğneleri yapıyor bazı zamanlar. Hepsi o kadar.” cevabını verdi.
Estetik bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz
“Erkek şarkıcıların estetiklerine yapılan eleştirilere yorumunuz nedir?” sorusuna,” Kim kendini nasıl iyi hissedecekse yaptırabilir. Bu bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz.
Yargılamaya karşı bir insanım. İnsan neyi istiyorsa yaptırmakta özgürdür.” cevabını veren Emre Altuğ, estetiğe karşı olmadığını söyledi.
Çapkın değilim
Programda ‘Yalı Çapkını’ dizisinde çapkın bir karakteri canlandırıyorsunuz. Normal hayatta da çapkın mısınız? sorusuna Emre Altuğ,” Çapkın değilim. Çapkınlık yapmaya ihtiyaç duymadım çok şükür.
Yapı olarak böyle bir şeyin peşinde koşan bir adam değilim. Çapkınlık bir mesai ister. Ben böyle bir şeye dediğim gibi hiç ihtiyaç duymadım. Hayatımdan memnunum.” cevabını verdi.
Aşık olmayı zaman zaman özlüyorum
Programda Serhat Tekin’in ” Yalnız mısınız? Bir ilişkiniz yok mu?” sorusuna Emre Altuğ, ” Evet yalnızım. Bu durumu seviyorum da. Yalnız olmayı, evde yalnız vakit geçirmeyi, yalnız yemek yemeyi seviyorum. Kendimle ilgili düşünmeyi seviyorum.
Arkadaşlarımı görmek istediğimde onlarla görüşüyorum. Benim bu konuda çok bir şikayetim yok. Ama zaman zaman aşık olmayı özlediğimi söyleyebilirim. Güzel bir duygudur o. Aşkın senin yükselttiği, ayaklarını yerden kestiği, biraz gerçeklikten uzaklaştırdığı o ilk dönemi özlüyorum zaman zaman.” cevabını verdi.
Serhat Tekin’in ” Emre Altuğ aşkın hakkını verebildi mi?” sorusuna Altuğ, ” Aşık oldum mu veririm tabi ki. İyi bir aşığımdır.” cevabını verdi.
Mert Ramazan Demir kardeşim gibi
Serhat Tekin’in ” “Yalı Çapkını” dizisinde oğlunuzu oynayan Mert Ramazan Demir ile normal hayatta görüşüyor musunuz?” sorusuna ” Evet görüşüyoruz. Biz çok güleriz.
Mert benim çok küçüğüm, kardeşim gibi oldu. Hayata bakış açıları yakın insanlarız. Sette de çok eğleniyoruz.” cevabını veren Emre Altuğ, ekibin kendisini sahnede sık sık izlemeye geldiğini söyledi.
Dışarıda olmayı artık sevmiyorum
Serhat Tekin’in “Biraz asosyallik var mı sizde?” sorusuna Emre Altuğ, ” Son yıllarda var. Sıkıldım. Çok dışarı çıktık, gezdik, eğlendik. Son yıllarda sahnede olmadığım zamanlar dışarıda olmayı sevmiyorum.
Kalabalıklar içerisinde olmayı çok sevmiyorum. Yakın arkadaşlarımla yemek yemeyi, sohbet etmeyi tabii ki çok seviyorum ama eskisi gibi çıkalım eğlenelim coşalım gibi bir duygu yok içimde.
Herhalde yaşımın ve doymuşluğun getirdiği bir durum var. Dışarısı çok değişmiyor. Hatta bizim zamanımızda daha keyifliydi.” cevabını verdi.
Şevket Altuğ babam değil
Programda ” Hakkınızda dolaşan şehir efsanesi var mı?” sorusuna Emre Altuğ, ” Bence en büyük şehir efsanelerinden biri Şevket Altuğ’un oğlu olduğumdur.
Hatta bir seferinde radyocu bir arkadaş o kadar emindi ki oğlu olduğumdan, değilim dememe rağmen benden nüfus cüzdanımı görmek istemişti. Kendisine ” Ben bir diş hekiminin oğluyum. Babamın adı Tuncer Altuğ.
Şevket Altuğ’un oğlu olmak da eminim çok güzel bir duygu olurdu ama babamdan memnunum.” demiştim.” cevabını verdi.
Çıplaklıktan çekinen bir adam değilim
Serhat Tekin’in son çıkardığınız ” “Ne Ala” şarkısının video klibinde üstsüz olmanız bazı kişilerce eleştirildi. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Emre Altuğ,” Ben çıplaklığı seven bir adamım. Çıplaklıktan çekinen biri değilim. Kaldı ki o klipteki bir çıplaklık da değil. Bir saflık ifadesi anlatmak için yapılan imajinasyondu. Ben bugüne kadar sağdan soldan gelen bu tip eleştirileri çok takmadım biliyorsun. ” cevabını verdi.
]]>Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Oyuncu kadrosuna da değinen Oğuz, “Onlar beni seçti. İnandılar bana. Beraber yürüdük.” ifadelerini kullandı.
Yapımda Fenerbahçe’nin kurucu üyesi ve efsane kaptanı Galip Bey’i oynayan Kubilay Aka, gurur duydukları bir iş yaptıklarını söyleyerek, “Fenerbahçe takımı 100 yılı aşkındır kötü hiçbir şeye bulaşmamış ve Atatürk’ün izinden gitmiş bir takım. Gururla setteydim, oradaydım. İyi ki de oradaydım. Ağabeylerimle bütün arkadaşlarımla çok eğlendik. Hem çekerken bizim eğlendiğimiz hem de gerçekten saygı duyduğumuz bir iş oldu. O yüzden güzel, unuttuğumuz duygularla baş başa kalacağımızı düşünüyorum, izlerken.” diye konuştu.
– “Kariyerimde manevi değeri en yüksek iş”
Fenerbahçe başkanı rolünü üstlenen Nejat İşler, filmin renginin sarı lacivert olduğunu vurgularken, tek bir sahnede yer aldığını kaydeden Birce Akalay ise “Tek bir sahne ama umarım hakkını verebilmişimdir.” dedi.
Oyuncu Yiğit Özşener de kariyerinde manevi değeri en yüksek iş olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bir memlekette çok özel şeyler yapacak, çok büyük başarılara imza atacak, çok farklı insanlar bulunabilir ama önemli olan onunla beraber yürüyebilecek, aynı yöne bakabilecek, onunla koşabilecek insanları bulabilmek. Bu bir Mustafa Kemal filmi değil, Mustafa Kemallerin filmi. Dolayısıyla filmi seyrettikçe Mustafa Kemalleri, kurtarıcı beklemeyenleri, kendisini kurtarıcı kabul eden, kendisinde o gücü bulan insanları göreceksiniz.”
Oyuncu Timuçin Esen de güzel bir ekiple çalıştıklarını aktararak, “Güzeldi bu filmin içinde yer almak, bir Fenerbahçeli olarak özellikle, başka bir değeri var. Güzel bir film çıktığını düşünüyor, ümit ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vera” karakterini canlandıran oyuncu Gonca Vuslateri, çok kıymetli bir hikayede çok kıymetli bir rolü kendisine verdiği için yönetmen Abdullah Oğuz’a teşekkür etti.
– “Biz sahada yapalım işimizi”
Fenerbahçeli futbolcu İrfan Can Kahveci, hem Türkiye’nin hem de Fenerbahçe tarihinin en önemli günlerini anlatan filmin galasında olduklarını belirterek, “Biz de çok heyecanlıyız. Çok özel oyuncular var kadroda, bazıları da arkadaşlarımız. Onlar olunca ayrı bir heyecanlıyız. Bütün detayları izlemek için sabırsızlanıyoruz. Kubilay Aka’yla sürekli konuşuyoruz. Nejat abimiz de sürekli maçlara geliyor. Kulübümüzün ve ülkemizin en önemli olaylarından birisini izlemek için geldik.” diye konuştu.
Kendisi için futbol oynamanın önemine değinen Kahveci, Çaykur Rizespor maçına işaret ederek, “Biz sahada yapalım işimizi. Önümüzdeki her maçı kazanmak istiyoruz. Sahaya çıkıp elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da hayırlı olsun temennisinde bulunarak, “Filmi heyecanla ve merakla bekliyorum. Güzel bir film olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
2023’te oynadıkları müsabakalardan başarıyla çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yaz mevsiminde yapılacak olimpiyatlarda altın madalya kazanması durumunda filminin çekilip çekilmeyeceği yönündeki soru üzerine Üstündağ, şunları aktardı:
“Bizim belgeselimiz çekiliyor. Her yıl çıtanın nereye çıktığını görüyoruz. Bu belgeseli yaptık. Olimpiyatlarda altın madalya gelirse, hiçbir ülkeye nasip olmayan, Avrupa Şampiyonluğu, Milletler Ligi şampiyonluğu, namağlup olimpiyat elemeleri şampiyonluğu kazanılmış olacak. Böyle bir durumda film neden çekilmesin, tabii ki çekilir. (Filmde) Ben oynamam. Ben sahada dahi oynamadığıma göre, filmde de oynamam. Sizin gibi merakla bekler ve seyrederim.”
– “Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor”
Fenerbahçe Kulübü Eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Fenerbahçe Kulübü Eski Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük de filmi heyecanla beklediğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe’nin kuruluşu, ülkemizin o dönemde içinde bulunduğu zor şartlar, Çanakkale savaşları, ardından Kurtuluş Savaşı… O dönemde futbolcular askere alınarak savaşa katıldı. Anadolu’ya silah kaçırdılar. Sonra da Harington Kupası’nı kazanarak ülkemize sevinç kattılar. Lozan müzakereleri sırasında, bu galibiyet oradaki heyete büyük moral verdi. Bu film Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor.”
Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışına da değinen Küçük, “Lig yarışında Fenerbahçe inşallah ipi göğüsleyecek. Temennimiz o.” dedi.
Fenerbahçe Eski Yöneticisi ve Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran ise “Burada olmak da böyle bir filmin yapılmış olması da gurur verici. Hep beraber keyifle izleyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yayın haklarıyla ilgili Saran Holding’in ihaleyi alıp almayacağına dair yöneltilen, “Yayın haklarını almak istiyor musunuz?” sorusuna ise Saran, “İnşallah. Onu sonra konuşalım. Bu gece Fenerbahçe gecesi.” cevabını verdi.
Saran, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un haziran ayında gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda aday olmayacağını açıklaması üzerine kendisinin Fenerbahçe başkanlığına adaylığıyla ilgili olarak “Ali Bey, Divan Kurulu’nda gerekeni söyledi. Bu gece film için buradayız.” diye konuştu.
Galaya katılanlar arasında Ali Koç’un yanı sıra Fenerbahçeli yöneticiler, sporcular ve ünlü oyuncular da yer aldı.
– Film hakkında
“Zaferin Rengi”, 1919’da işgal altındaki İstanbul’da düşman kuvvetlerine karşı örgütlenerek Anadolu’da başlatılan direnişin hikayesini, General Harington Kupası etrafında kurgulayarak beyazperdeye taşıyor.
Yarın vizyona girecek filmde Kubilay Aka, Gülper Özdemir, Nejat İşler, Timuçin Esen, Yiğit Özşener, Gonca Vuslateri, Yılmaz Adam Bayraktar ve Birce Akalay rol aldı.
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen dizinin ilk bölüm izlemesine, TRT yönetimi, dizinin yapımcısı Cemil Cengiz, yönetmen Metin Balekoğlu, dizinin başrol oyuncularından Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Ushan Çakır, Özgür Çevik ve Gizem Güneş katıldı.
Kül Masalı, Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı’nın, yoksul ve mütevazi bir geçmişten gelen Özge ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenmelerini ve evliliklerindeki gizemi konu alıyor.
Etkinlik önce AA muhabirine konuşan oyuncu Sevda Erginci, modern bir Kül Kedisi hikayesi anlattıklarını belirterek, “Bütün karakterlerin daha gerçekçi ve kusurlu olduğu bir Kül Kedisi hikayesi. Özge, Bursa’da kardeşi ve kendi için verdiği mücadeleden aşık olduğu adam için İstanbul’da zorlu bir hayata atılıyor.” dedi.
“İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız”
Oyuncu Gökhan Alkan, kendi karakterinden bahsederek, “Birini sevmenin akılla, mantıkla alakalı olmadığını, gönülden, yürekten olduğunu ve onu hesaplayamadığımızı bize gösterecek ve anlatacak bir karakteri canlandırıyorum. Herkesin gerçek olduğu bir hikaye. İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız.” ifadelerini kullandı.
Oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bir aşk hikayesinin yanında seyircinin her bölüm bir olay örgüsünü geçmiş, gelecek ve bugünle harmanlayabileceği bir işe imza attıklarını söyledi.
Gümülcinelioğlu, izleyiciyi karakterlerin net iyi ya da kötü olmadığı bir dizi beklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Herkesin gerçekten sorunları, soruları ve gerçekten niyetleri ve aşkları olduğu bir iş aslında bu iş. Dolayısıyla her karakterin kişisi kendini çok severken bir yandan da herkese hak verdiğimiz bir hikayemiz var. Bugün başlıyoruz. Bu yolculukta da bize eşlik etmelerini çok istiyoruz.”
Oyuncu Berfu Öngören ise dizide “Süreyya” karakterine hayat verdiğini ifade ederek, “Sürprizli bir karakter, atacağı adımı çok kestiremiyoruz. Süreyya kendi hırslarına kapılan ve hırsları tarafından yönetilen bir karakter. Yaşadıkları olay sebebiyle Özge’nin peşine düşüyor. Bundan sonrasını zaten izleyip göreceğiz. Çok heyecanlıyız, bekliyoruz.” diye konuştu.
Yönetmen koltuğunda Metin Balekoğlu’nun oturduğu, hikayesini Nesrin Aytamay, senaryosunu ise Sılan Aras Erdem ve Filiz Küçük Yücel’in kaleme aldığı dizinin oyuncu kadrosunda, Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Hülya Darcan, Ushan Çakır, Özgür Çevik, Gizem Kala ve Gizem Güneş gibi başarılı isimler yer alıyor.
Perşembe akşamları TRT 1’de izleyiciyle buluşacak dizinin konusu ise şöyle:
“Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı (Gökhan Alkan), yoksul ve mütevazı bir geçmişten gelen Özge (Sevda Erginci) ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenirler. Özge yaklaşık 6 yıldır bir restoranda aşçılık yapmaktadır. Özge’nin Arat’ın ailesinin yaşadığı konağa gelin olarak girmesi onu bir anda bir aşk masalından entrikalarla dolu bir dünyaya sokar. Kocasının geçmişinden gelen öfke patlamaları, Özge’nin kız kardeşi Behiye’nin (Gizem Güneş) zenginlik ihtirası ve Arat’ın şaibeli şekilde ölen eşi Jale’nin (Başak Gümülcinelioğlu) peşini bırakmayan gölgesi Özge’nin bu zorlu yolculuğunu daha da karmaşık hale getirir.”
]]>Özellikle büyük platformlar, reklamcılık ve kişiselleştirilmiş içerik sunma amacıyla geniş kapsamlı veri toplama işlemleri gerçekleştiriyor.
Bu uygulamaların, kullanıcı gizliliği ve veri koruması konularında da sık sık eleştirildiğini görüyoruz.
Son yıllarda, özellikle Facebook kişisel verilerin kötüye kullanımı ve gizlilik ihlalleri nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kaldı.
Hem Google Play Store’da hem de App Store’da verilerinizi toplayıp, çeşitli amaçlar için kullanan binlerce uygulama var.
Üstelik en çok veriyi, genellikle kullanıcıların en fazla kullandığı uygulamalar topluyor.
En çok ücretsiz uygulamalar veri topluyor
ücretsiz uygulamaların veri toplama olasılığı, ücretli uygulamalara göre 7 kat daha fazla.
Aynı zamanda popüler uygulamalar, pek fazla bilinmeyen uygulamalara göre 6 kat daha çok veri topluyor.

Hangi veriler toplanıyor
Şirketlerin toplayabileceği veri türleri; adınız, doğum tarihiniz ve e-posta adresiniz olabileceği gibi; evcil hayvanlarınız, hobileriniz, boyunuz, kilonuz ve hatta neler yapmaktan hoşlandığınız gibi daha detaylı da olabiliyor.
Platformlar, bu verileri çoğunlukla hedeflenen reklamcılık faaliyetleri için kullanıyor.
En fazla veri toplayan uygulamalar
Mesajlaşma ve görüntülü arama kategorisinde en fazla veriyi Facebook Messenger topluyor. Bu kategoride en az veri toplayan uygulama ise Cisco Webex Meetings.
Sosyal medya uygulamaları arasında da veri rekoru yine Facebook’a ait. Koronavirüs döneminin popüler sesli konuşma uygulaması Clubhouse ise en az veri toplayan sosyal medya uygulamalarından biri.
Ödeme yöntemleri arasında en fazla veriyi PayPal topluyor. En az veri ise MoneyGram’da depolanıyor.
Video izleme siteleri arasında en fazla veri, Google’ın popüler uygulaması YouTube’da toplanıyor.
İnternetten alışverişte Amazon en çok veriyi depolarken, Etsy listenin sonunda yer alıyor.

iOS’ta en çok veriyi YouTube ve TikTok topluyor
iOS’ta yapılan araştırmaya göre 14 ağ bağlantısı ile YouTube ve TikTok, en çok kullanıcı verisi toplayan sosyal medya platformlarının başında geliyor.
YouTube, kullanıcıların çevrimiçi arama geçmişi ve konumu gibi kişisel verilerini izliyor ve bu verileri kişiselleştirilmiş reklamlar için kullanıyor.
TikTok ise çerezler yardımıyla kullanıcıların tarama geçmişleri hakkında bilgi topluyor ve bu bilgileri reklam şirketlerine gönderiyor.
TikTok, daha öncesinde de bazı kişisel kullanıcı bilgilerini Çin’de bulunan sunuculara ilettiği iddiaları nedeniyle tartışılmıştı.
Android’de zirvede Meta uygulamaları var
Incogni’nin bir araştırmasına göre, Android ekosisteminde en fazla veriyi Meta’ya bağlı Facebook, Messenger ve Instagram gibi uygulamalar topluyor.
Her ne kadar bu uygulamalar neredeyse tüm verileri toplasa da çok azını başkalarıyla paylaştıklarını söylüyorlar.

Nelere dikkat etmeniz gerekiyor
İndirmeden önce her uygulamanın topladığı bilgileri araştırın. App Store’da uygulamaya tıklayıp Uygulama Gizliliği bölümüne gidip Ayrıntıları Gör’e tıklamanız yeterli.
Android kullanıcıları uygulamayı Google Play Store’da bulabilir, üzerine tıklayıp Veri Güvenliği’ni seçebilir.
Bir uygulamayı yüklemeden veya güncellemeden önce uygulama izinlerini gözden geçirin. Bazı uygulamalar kameranıza, mikrofonunuza, konumunuza, kişilerinize veya diğer hassas verilerinize erişim isteyebilir. Gereksiz veya uygulamanın işlevselliğini ihlal ettiğini düşünüyorsanız bu izinleri reddetmeyi veya iptal etmeyi seçebilirsiniz.
Çevrimiçi gezinirken veya alışveriş yaparken VPN kullanın. VPN (sanal özel ağ), internet trafiğinizi şifreler ve IP adresinizi gizleyerek üçüncü taraf şirketlerin çevrimiçi etkinliğinizi izlemesini ve verilerinizi toplamasını zorlaştırır.
Önbelleğinizi ve çerezlerinizi düzenli olarak temizleyin. Önbellek ve çerezler, tarama geçmişiniz, tercihleriniz ve oturum açma ayrıntılarınız hakkında bilgi depolayan dosyalardır.
Ayrıca reklam verenler ve izleyiciler tarafından çevrimiçi davranışınızı izlemek ve sizi reklamlarla hedeflemek için de çerezleri kullanılabilirler. Önbelleğinizi ve çerezlerinizi tarayıcı ayarlarınızdan temizleyebilir veya bunları saklamayan özel bir tarama modunu kullanabilirsiniz.
Kişiselleştirilmiş reklamları ve veri paylaşımını devre dışı bırakın. Bazı uygulamalar ve web siteleri size kişiselleştirilmiş reklamları ve üçüncü taraf şirketlerle veri paylaşımını devre dışı bırakma seçeneği sunabilir.
Bu, sizi reklamlarla hedeflemek için toplanan ve kullanılan veri miktarını azaltabilir. Bu seçenekleri genellikle uygulama veya web sitesi ayarlarında, gizlilik politikasında veya hizmet koşullarında bulabilirsiniz.

Uygulamaların sizi takip etmesini nasıl engellersiniz
iPhone’larda istediğiniz zaman uygulamanın eylemlerinizi takip etmesine izin verebilir veya verdiğiniz izni geri alabilirsiniz.
Gizlilik ayarlarına giderek eylemlerinizi takip etmek isteyen uygulamaların listesini görebilirsiniz.
Ayarlar > Gizlilik ve Güvenlik > Takip Etme’ye gidin.
Belirli bir uygulama için takip iznini kapatmak veya açmak üzere dokunun. Dilerseniz bu özelliği tamamen kapatabilirsiniz.

Android telefonlarda ise uygulamalara verdiğiniz izinleri kapatabilirsiniz. Bunun için şu adımları izleyin:
Ayarlar uygulamasını açın. Uygulamalar’a dokunun.
Değiştirmek istediğiniz uygulamaya dokunun. Uygulamayı bulamıyorsanız Tüm uygulamaları göster’e dokunun.
Ardından uygulamanızı seçin. İzinler’e dokunun.
Uygulama için herhangi bir izni onayladıysanız veya reddettiyseniz burada görebilirsiniz.
Bir izin ayarını değiştirmek için izne dokunun, ardından İzin ver veya İzin verme’yi seçin.

Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)
AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)
İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.
Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
İKİ EFENDİNİN UŞAĞI
Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.
Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.
Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…
Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,
sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bu hafta; Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi? (Yeni Oyun), Savaş ve Barış, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Geçit, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Uçurtmanın Kuyruğu, Çingene Boksör, Zehir, Rüya, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bir Gün Ayakkabımın Teki adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 11 Şubat 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (7-11 Şubat 2024)
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ?(Yeni Oyun)
Polonya’nın başkenti Varşova 1 Eylül 1939 yılında işgal edildiğinde, Varşova Tiyatrosu’ndaki oyuncular; Hitler’in önderliğinde işgalci Nazi’lere, savaşa karşı tiyatro mesleği ile destansı bir direnişe başlarlar. Hayatlarını yok sayarak, bağımsızlıklarını yeniden kazanmak için mücadele ederler. Başarısız oldukları anda Polonya’nın başkenti Varşova’da direnişin beli kırılacak, savaş kaybedilecek, ülke bağımsızlığı son bulacak, Nazi’lere teslim olacaklardır.
Kara komedi tarzındaki oyunda; 1974’te Kıbrıs’ta savaşı yaşamak zorunda kalan Hüseyin Köroğlu rejisi ile savaşlara uzaktan nasıl tanıklık ettiğimizin ve barışın ne kadar kıymetli olduğunun aynasını tutuyor bize. Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Necdet Berk Bacdar, Baran Yusuf Polat rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 10 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde,
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Yaşanan gerilimin ardından gözler Acun Ilıcalı’nın alacağı karara çevrildi. Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması merak uyandırdı. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışması 2024 Survivor All Star’da tansiyon düşmüyor. Mavi ve kırmızı takım arasında kıran kırana mücadele devam ederken, zaman zaman yarışmacılar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Son olarak 6 Şubat Salı akşamı yayınlanan Survivor 27. Bölümde gerilim tavan yaptı. Konseyde yaşanan Nefise, Aleyna ve Nagihan kavgası gündeme bomba gibi düştü. Bazı sosyal medya kullanıcıları Nagihan’ın diskalifiye olacağını iddia ederken gözler ise Acun Ilıcalı açıklamasına çevrildi.
Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması dikkat çekti. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE İDDİASI GÜNDEMDE!
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışma programı Survivor 2024 All Star, 6 Şubat 2024 Salı akşamı 27. bölümüyle izleyici karşısına çıktı.
Yeni bölümde haftanın son dokunulmazlık oyunu oynandı. Oyun alanında yarışmacılar arasında tansiyon bir an olsun düşmedi. Aleyna ve Nefise tartışması ortamın gerilmesine neden oldu.
Bu tartışmaya Nagihan’ın da dahil olmasıyla sosyal medyada şoke eden bir iddia ortaya atıldı. Bazı sosyal medya hesapları tarafından Survivor Nagihan’ın diskalifiye olduğu öne sürüldü.
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE Mİ OLDU, ELENDİ Mİ?
Tansiyonun bir an olsun düşmediği dokunulmazlık oyunu sonrası kırmızı takım yarışmacıları ada konseyinde bir araya geldi.
Nefise, Aleyna ve Nagihan arasındaki gerilim konseyde de devam etti. Nagihan, Aleyna’yı itince Acun Ilıcalı, adeta çileden çıktı.
Nagihan’ın bu tavrına aşırı öfkelenen Ilıcalı, sert sözler sarf etti:
“Sizin hakkınızda kimse konuşamaz mı? Her gün olay çıkarıyorsunuz kız ağlayarak gitti şimdi. Siz ne istiyorsunuz? Sizinle program çekemeyecek miyiz?
Aleyna’ya yaptığını doğru mu? Kaos mu istiyorsunuz, kendinizden başka bir şeyi düşünemiyor musunuz? Hakaret etmeden hayat yok mu? Herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın.”
Survivor All Star’da nefes kesen mücadeleyi Mavi Takım kazandı. Belinden sakatlık geçiren Ogeday, son oyunda da acılar içinde kalarak takımına dokunulmazlığı getiren galibiyeti aldı. Mavi Takım, 12-9 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığı kazandı.

Mavi Takım’ın dokunulmazlık sembolü Ogeday’a verildi. Kısa bir konuşma yapan Ogeday “Birinci oyunda Özgür abi ile havuza girme sahnesinde belim terse döndü. Biraz sıcağı sıcağına fark etmedim ama her ara verilişlerde daha da kötü oldum ama belli etmek istemedim.
Son eşleşmelerde de takımın yanında olmak istedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama sonuç olarak bugün kazandık. Belimin ağrısı umarım geçer. Ben kazanmadım, biz kazandık. Mavi Takım çok yaşa” dedi.

Konsey’de konuşma yapan Acun Ilıcalı “Survivor’da çizginin aşıldığı durumlar artmaya başladı. Ciddi uyarılar yapıyoruz. Bazı durumlarda bizim de ummadığımız yerlere gidiyor olaylar. Bugünkü oyun alanında Mustafa Kemal ben oynamıyorum, gereği neyse yapın, ben böyle şeyin içinde olmak istemiyorum.
Olayın Nagihan ve Nefise bölümü de var. Seyircilerin de rahatsız olacağı, tehdit içeren bölümleri, görmelerini istemediğimiz bir çok olayı yayınlamadık. Devamında Nefise ve Nagihan gerilimi oldu. İkisi de yaptıkları şeyin olmaması gerektiğini düşünerek oyuna döndüler.
Mustafa Kemal, Survivor’un konsepti olan bir konuya, ben böyle şeye gelmem, yaptırmam, bırakıyorum yarışmıyorum, hadi bakalım… Biz bunu görmedik hiç. Biz burada en az 20 yarışmacıya başka zaman alırız diyerek sizi davet ettik. ‘Adayım ben oynamıyorum’ diyerek olayı başka yere taşıyorsun.
Özgür de aday oldu aslan gibi savaştı. Öbür tarafta Yaman aday o da hayal kırıklığı yaşadı. Şimdi kaybeden bir Kırmızı Takım, tam anlamıyla çok büyük problemler içerisinde. Tam toparlanır derken, takım yeni krizlerle buluştu” dedi.
NAGİHAN İLE ALEYNA ARASINDA BÜYÜK GERİLİM
Nagihan “Bütün erkekleri dolduruyorsun” dediği Aleyna “Neyi dolduruyorum, takımı ilk satan sensin” dedi. Nagihan Yunus Emre’ye de yükseldi ve Aleyna’yı göstererek “Sen bunun gazıyla her şeyi yapıyorsun” dedi
. Aleyna da tepki gösterince Nagihan “Ya sus be sus, sarı yılan” diyerek Aleyna’yı sert bir şekilde itti.
Kırmızı Takım’da Nagihan’ın Aleyna hakkında söyledikleri ortalığı karıştırdı. Nagihan “O kadın zehirledi sizi. Önce Sercan’ı sonra Yunus Emre’yi.
Sercan akıllandı, kenara çekti arabasını. Adam akıllı, zeki bir adam” diyerek Kırmızı Takım’da gülüşmeler yaşandı.

ACUN ILICALI RESMEN ÇILDIRDI SANDALYEYİ DEVİRDİ
Acun Ilıcalı “Bu kıza yaptıklarınız oldu mu şimdi? Kahkahalar atıyorsunuz, yarışmacı bir kızı ağlattınız. Durun diyorum duramıyorsunuz. Hepimize yazıklar olsun. Böyle bir şey olur mu ya. Oy kullanırken kızı itiyorsun.
Bu programda sizin hakkınızda kimse konuşmayacak mı? Siz ne istiyorsunuz, ne istiyorsunuz. Her gün olay çıkartıyorsunuz. Kız ağlayarak gitti şimdi. Ne istiyorsunuz, kavga mı kaos mu ne istiyorsunuz” diyerek sandalyeyi devirdi.
Ilıcalı “Rahat durulamıyor mu bu programda ne battı size. Kendinizden başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Bana onu dediler bana bunu dediler… Normal duramıyor musunuz? Hakaret etmeden bir hayat yok mu?
Tamam abi herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın” dedi ve programı yarıda kesti. Böylelikle dördüncü eleme adayı da belirlenemedi.

Büyük olayların yaşandığı gecede Nagihan’ın elenip elenmeyeceği merak konusu oldu.
]]>Kanal D ekranında 18 yıldır yayınlanan polisiye dizi Arka Sokaklar, Kahramanmaraş merkezli art arda yaşanan depremlerin birinci yılına özel olarak bir bölüm çekti. Dizi ekibi, Hatay’da enkazların arasında yapılan çekimler esnasında duygusal anlar yaşadı.
Arka Sokaklar dizisinin 663’üncü bölümü için yapılan çekimlerin bazı sahneleri, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin birinci yılı nedeniyle binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve enkaza dönüşen Antakya’da gerçekleşti. Çekimler için Hatay’da bulunan dizi oyuncuları Zafer Ergin, Ozan Çobanoğlu, Özlem Çınar ve Sinem Reyhan Kıroğlu, Antakya ve Defne bölgesini ziyaret ederek depremzedelerle bir araya geldi.
RIZA BABA VE EKİBİ, MORAL ZİYARETİNDE
3 gün boyunca devam eden çekimler esnasında duygularını paylaşan oyuncu Zafer Ergin, “Şu an aynı günü burada yaşıyoruz. Üstüne bastığımız yerlerin altında birileri var mı düşüncesi bizi 15-20 gün uyutmayacak. Böyle bir plato yok. Söyleyecek söz bulamıyorum” dedi.
“YERE BASARKEN TUHAF OLUYORUM”
Set arasında açıklamalarda bulunan ve duygusal anlar yaşayan Zafer Ergin, “İçler acısı bir durumla karşı karşıyayız. Çok zor günler geçirilmiş burada. Buralar nasıl düzeltilir aklım dilime vurmuyor. Allah, bütün insanoğlunun yardımcısı olsun” diye konuştu.
“HATAY, HEPİMİZİN ŞAHSİ MESELESİ OLSUN”
10 yıl önce Hatay’a gezmeye geldiğini söyleyen Ozan Çobanoğlu ise “Gördüğümde çok üzüldüm. Geriye hiçbir şey kalmamış gibi. Biz unutmadık. Unutturmak da istemiyoruz. Üzerinden 1 yıl geçti ama Arka Sokaklar ekibi olarak buradayız. Herkesin görmesi gereken ve mutlaka elinden ne geliyorsa yapması gereken bir yer. Ülke olarak Hatay’a ne gerekiyorsa yapmalıyız. Burayı unutturmamamız gerekiyor. Başka illerde de çekim yaptık ama bu sefer çok dramatik bir yerdeyiz. Bir sanatçı olarak onun duyarlılığıyla buradayım. Bu insanlara faydalı olalım. Geldiğimden beri hiç keyfim yok. Gülmek dahi istemiyorum. Mustafa Kemal Atatürk, ‘Hatay benim şahsi meselemdir’ dedi. O sözleri unutmayalım. Burası bizim şahsi meselemiz olsun ve buraları eskisi kadar güzel hale getirelim. Burası bizim kültür mirasımız olan şehirlerimizden birisi. Buranın önemini herkes anlasın ve hatırlasın. Uzun yıllar, buranın desteğe ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
HİÇ KİMSE ESKİSİ GİBİ OLAMADI”
Sinem Reyhan Kıroğlu ise Hatay’a ilk defa geldiğini belirterek “Geldiğimizden beri çok üzgünüz. Depremin üzerinden 1 yıl geçti ama sanki dün deprem olmuş gibi hala her yer yıkık. Hala herkes acılı. Biz de dizi çekiyoruz ama mutsuzluğumuzla çekiyoruz. İnsan olarak 6 Şubat’tan sonra kimse eskisi gibi olamadı. Burayı canlı görmek bambaşka. Buraya gelip bu manzarayı gören birinin çok sağlıklı ve eskisi gibi evine döneceğini düşünmüyorum. Hiçbir dizide bu kadar gerçek bir ortamda bulunmadım. Yürürken nefes alamıyorsunuz. Dizi çekiyormuş gibi bir ruh halinde değiliz” dedi.
Özlem Çınar da “Karışık duygular içerisindeyim. Depremin üzerinden zaman çok çabuk geçmiş. Daha önce hiç gelmemiştim. Şaşkınlıkla etrafa bakıyoruz. Gerçek bir deprem bölgesinde çekimde olduğuma inanamıyorum. Çok üzücü” diye konuştu.
HATAYLI TANITIM YÜREKLERİ DAĞLADI
Arka Sokaklar’ın 663’üncü bölümü için yapılan tanıtım filmi ise deprem bölgesinde yaşanan acıları bir kez daha gözler önüne serdi. Maya Perest’in, “Yok Bana Bu Cihanda” isimli eseri eşliğinde ekrana gelen tanıtım, kısa sürede sosyal medyanın gündemine düştü. İzleyenleri derinden etkileyen fragman, “Baktığım ailenin kızı onların değilmiş, depremden kaçırmışlar” söylemiyle başlıyor. Rıza Baba ve ekibi, tüm işlerini bir kenara bırakarak deprem bölgesinden kaçırılan Zeynep isimli küçük bir kız için Hatay’a gidiyor. Deprem bölgesinde yaşanan yıkımı görünce hüzne boğulan ekip, bölgedeki insanlara yardım etmek için seferber oluyor.
Arka Sokaklar’ın deprem bölgesinde çekilen yeni bölümü, 9 Şubat Cuma akşamı Kanal D’de ekrana gelecek.
]]>
Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.
BABAMIN MİRASINI SATTI
Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:
“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.
Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”
“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.
Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”
CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA
Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!
Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’
12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:
“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”
İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.
Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.
Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.
Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.
Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.
Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.
Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”

OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”
Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.
“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”
Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ
Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.
KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI
İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”
Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.
“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”
Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”
Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”
]]>
Büyük üzüntü yaşayan Merve “Çok kaybediyoruz. Çok sakatımız var. Motivasyon eksikliği çok büyük. Kimse birbirine inanmıyor. En son 4 dokunulmazlık kaybettik. Bizim acilen önce kendimize inanmamız lazım.
Daha sonra da birbirimize inanmamız lazım. Eşleşmeler yapılıyor, seçim yapılırken ‘nasıl olsa olsun modunda’ herkes. Yanlış seçilmeler yapılıyor daha sonra. Bugün şans bir kere bizden yana olsun ya. Çıldırıyorum, gerçekten çıldırıyorum ya” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

TAKIMI NE AYAĞA KALDIRACAK?
Kırmızı takımdaki Turabi “Tek çare doğru eksilme. Doğru eksildikten sonra bu çukurdan çıkacağız. Kemik kadro kalınca yenmeye başlayacağız. Bu Survivor’ın cilvesi.
2014’te de 45 gün hiç kazanamadık, doğru eksildikten sonra yenmeye başlıyorsunuz. Yenilen takım doğru azalırsa diğer takımı ard arda yener. Bunu da ilerleyen zamanda göreceğimize inanıyorum” dedi.

DOKUNULMAZLIK SEMBOLÜ YASİN’E VERİLDİ
Son dönemlerde değil aslında uzun zamandır başarılı gidiyordu. Bugün de başarılı oyun sergilemesi sembolün Yasin’e verilmesine neden oldu. Yasin arkadaşı Yaman’ı da yanına çağırarak sembolü takımına götürdü.

ÖNCE BU KONUYU KONUŞMAMIZ GEREKİYOR
Konsey’de Acun Ilıcalı “Takım değerlendirmesine geçmeden önce bizim için çok önemli bir konu var ve bunu konuşmamız gerekiyor açık bir şekilde” dedi.
Ilıcalı “Survivor’da belli kurallarının olduğu, yarışmacıların birbirlerine saygı çerçevesinde medeni çerçevelerde konuşması gerektiğini unutuyoruz. Maalesef oyun alanında istemediğimiz şeyler yaşandı. Konu Nagihan ile Sahra arasındaydı.
Seyircilerimiz bunları görmedi. Konu özel hayat ile ilgili çok ciddi derecede kötü söz olduğu için biz bu görüntüleri yayınlamak istemedik. Kadın yarışmacı ve maalesef özellikle Nagihan tarafından çok üzücü duymak istemediğimiz kelimeler vardı. Hep beraber çok üzüldük prodüksiyon olarak” dedi ve sözü Nagihan’a verdi.

“SADECE SUÇLU BEN DEĞİLİM”
Nagihan “Acun bey siz sadece burada olanları duydunuz. Dışarda yaşananları hiç bilmiyorsunuz. Bana karşı çok çirkin sözler vardı burada söyleyemem.
Bunun yanında burada hep özel hayatlar buraya yansıtılmamalı deniliyordu ve biz hiç özel hayatımızı buraya yansıtmadık. Ama karşı takım bizi hep özel hayatımızdan vurdu, başta Turabi olmak üzere çirkin sözler sarfedildi.
Turabi ile baş edemeyince sonra sıra bana geldi. Sahra ile benim geçmişte yaşadığımız olaylar vardı konu kapandı buraya taşımadık. Ta ki bir oyunda bana bir yakıştırması oldu takımdan arkadaşlar bana söyleyince gidip Sahra’ya sordum ‘Bana bunu söyledin mi’ dedim.
Ve söylediğini öğrenmiş oldum. O da benim kırmızı çizgimdi. Özel hayat madem buraya taşınmayacaktı, o çirkin sözlerle o kapıyı araladı. Kendileri yapınca çok normal biz karşılık verince mi anormal oluyor.
Ben buraya savaşmaya geldim ben buraya mücadele etmeye geldim. Beni kimsenin özel hayatı ilgilendirmiyor. Ama bu arkadaş sözden anlamıyor. Sözden anlamadığı için de ben yapmam gerekeni yapmak zorunda kaldım.
Bazı şeyleri bilmiyorsunuz ama tepki gösterince suçlu ben oluyorum. Benim özel hayatımı neden buralara taşıyorlar. Böyle olursa da Nagihan normal duramaz. Diskalifiye ettirmek için her yolu deniyorlar.
Kendilerinin söyledikleri akla hayalin almayacağı şeyler. Bilmiyorsunuz ama bizim aramızda yaşananları ikimiz biliyoruz. Bana bulaşmasınlar. Bana belaltı kimse vurmasın. Sadece suçlu ben değilim. Sahra’nın burada bana bir takıklığı var.
Ben de biliyorum özel hayata girmemek gerektiğini ama bu kız bundan anlıyordu başka türlü susmayacaktı. Yılanın başını ezmek zorunda kaldım. İsterseniz beni eleyin isterseniz ceza verin ben durup dururken kimseye saldırmıyorım. Ben durup dururken bu suçu işlemedim, işlettirildim” dedi.

“SENİNLE UZLAŞMA ŞANSIMIZ YOK”
Ben kendi değerlendirmemi söyleyeyim diyen Ilıcalı “Şu anlattıkların benim gördüğüm yaşadığım olayların bir açıklaması olamaz. Senin yaşadığın sinir stresi anlarım ama sen şunu mu istiyorsun, kötü sözü bağıra çağıra söyleyecek misin?
Yok ben tahrik edildim vs. Bu konuda uzlaşma şansımız çünkü sen gösterdiğin çirkin tavrı gözümün içine baka baka meşrulaştırmaya çalışıyorsun. Sen benim sözümü kesme dinleyeceksin. Şu anda ben konuşuyorum ve dinlemen gerekiyor.
Senin gösterdiğin tavır, ben bunları yaptım yapmam gerekiyordu yılanın başını ezmem gerekiyordu yaptım, diyorsun. Benim açımdan da hiçbir kimsenin kimseye hakaret etme şansı yok.
Biri bir şey söyledi ağzından kaçar biz bunları tolere ediyoruz. Sen diyorsun ki bana bir şey söylerse oradan girer buradan çıkarım diyorsun. Bu programda bunlara izin veremem” dedi.

“BAM TELİNE DOKUNULDU”
Pınar Nagihan için “Burada zikredilmeyen sözleri ben bildiğim için, bam teline dokunulduğu için Nagihan delirdi. Burada Nagihan’ı korumak için söylemiyorum. Söylediği sözler o kadar uzun süre söylemesi onu şu an haksız gösteriyor.
Sahra’nın o sözleri yüzünden olay buralara geldi. Olay çok hızlı büyüdü ve çok büyüdü. Herkesin siniri bozuldu. O kelime onu vuran bir kelime. Bence o söz de yanlış ve bu kadar tepki de yanlış. Başlatanın Nagihan olmadığını biliyorum” dedi.

İKİ ÖDÜLDEN MEN KARARI
Acun Ilıcalı “Bununla ilgili bir yaptırım olacak. Bu hareket kabuledilebilir bir hareket değil. Eğer bunu bir daha yaparım söylerim diyorsan ben bu kardeşlerime bir daha bunu yaşatmayacağım.
Nagihan 2 ödülden men kararı verildi senin için ve 2 ödülden faydalanamayacaksın. Bizim kararımız bu. Sinir dayanmıyorsa o zaman devam etmeyeceksin. Sakinleşince değerlendir ve kararını ver. Ben haklıyım deyip de terör estiremezsin.” dedi.

BİRİNCİ GİTME ADAYI KARDENİZ
6 oy alarak en fazla oyu alan Kardeniz gitme adayı oldu. Kardeniz “Kötü bir haftaydı benim için, fakat hepimiz kendimizi temsil etsek de bazen takımdaki gerginlikler birilerinin kaderini belirleyebiliyor.
Bu hafta tamamen motivasyon kaybıyla çıktım. İnançsız çıktım. Bu beni çok etkiliyor. Umarım takımca bu gerginlikler olmaz ve ben de duellodan çıkarım” dedi.
]]>Büyükşehirle Üreten Kadınlar Festivali kapsamında onur konuğu olarak fetivalin açılış programına katılan Türk Sineması’nın efsane ismi Perihan Savaş Denizlili kadınlarla bir araya geldi. Büyükşehirle Üreten Kadınlar Festivali’nin gerçekleştirildiği Büyükşehir Belediyesi Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezi Mehmet Gazi Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşiye AK Parti Denizli Milletvekili Nilgün Ök, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, eşi Berrin Zolan, Kent Konseyi Başkanı Ali Değirmenci, Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Bilsen Özen, davetliler ve çok sayıda kadın katıldı. Sevenlerinin yoğun ilgisi ve sevgi gösterisi altında salona gelen Perihan Savaş böylesi önemli bir festivale katılım sağlamaktan büyük bir mutluluk duyduğunu söyledi. Sevilen sanatçı Savaş, “Bu kadar çok kadının bu kadar çok güzel ürünü yapması ve bir belediye başkanının bu güzelliklerin arkasında olması çok önemli. Çünkü kadınlarımız çok değerli. Bizleri buluşturan bu güzel etkinliği düzenleyen Başkanımız Osman Zolan’a çok teşekkür ediyorum, çok güzel bir şey yapıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Günün anısına horoz kaidesi hediye edildi
Programın sonunda Başkan Zolan, usta oyuncu Savaş’a günün anısına üzerinde Denizli Horozu bulunan bir kaide hediye etti. Büyükşehir Belediyesi Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezi’nde kadınların açtığı el emeği göz nuru eserlerini görücüye çıkardığı stantları da gezen Perihan Savaş, Başkan Zolan ile birlikte dev tesisi inceleme imkanı buldu.
Festivalde Öykü Gürman ve İncesaz da sahne alacak
Türk müziğinin başarılı müzisyenlerinden Öykü Gürman ise 20 Ocak Cumartesi saat 20.00’de düzenlenecek konserde Denizlililerle buluşacak. 21 Ocak Pazar günü saat 14.00’te ise Akademisyen Anne olarak tanınan sevilen yazar Saniye Bencik Kangal söyleşi düzenleyerek merak edilen soruları yanıtlayacak. Saat 16.00’da ünlü astrolog Hande Kazanova sevenleri ile workshop da buluşacağı festivalde saat 20.00’de Türk Sanat Müziğinin sevilen grubu İncesaz sahne alacak. Öte yandan festivalde uzman isimler çini sanatı, sağlıklı beslenme, sosyal medya ile satış alanı oluşturma, uyanış, yüzleşme, kabul, yemek, nefes ve farkındalık çalışması ve evde egzersiz konularında workshop ve eğitimler verecek. Dolu dolu geçen festivalde Türk el sanatlarından ev tekstili ve hazır giyime çok farklı el emeği göz nuru ürünlerin sergilendiği festivalde, ahşap işçiliği, bijuteri, bakırcılık, takı tasarım, dikiş, örücülük, geleneksel giysili bebek yapımcılığı, bıçakçılık, cam işçiliği, çömlekçilik, dericilik, dokumacılık, gümüşçülük, geri dönüşümden yapılmış süs eşyaları, minyatür objeler, sepetçilik, kozmetik, cilt bakımı, seramik işçiliği, çini, Türk süsleme sanatları (tezhip, hat, minyatür, ebru), tel kırma, nakış, iğne oyası gibi geleneksel Türk el sanatlarından örnekler bulunuyor. Ayrıca yöresel ev yapımı kuru gıda, pasta, salça reçel, turşu gibi gıdalar da festivalde alıcılarını bekliyor. – DENİZLİ
]]>12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ
Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu.
Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”
AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut.
Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU
Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ
Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.
İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım.
Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.
Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. ve ev teklifinde bulundum.
Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.
Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”
]]>DEPREMDE EVLERİ YIKILMIŞTI
12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ
Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu. Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”
AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut. Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU
Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ
Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.
İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım. Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.
Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. Ve ev teklifinde bulundum.
Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. Ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.
Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”
]]>Kensington Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre Kate Midleton, Londra Marylebone’da bulunan London Klinik’te dün bir operasyon geçirdi.
Operasyonun karın bölgesinden olduğu belirtildi. Prenses’in hayatını tehdit edecek bir durum olmadığı vurgulansa da 10 ile 14 gün arasında hastanede kalacağının açıklanması hayranlarını da telaşlandırdı.

Kate Middleton’ın nasıl bir operasyon geçirdiği açıklanmadı. Resmi duyuruda sadece operasyonun karın bölgesinden olduğu belirtildi.
Önceden planlandığı belirtilen operasyon sonrası Kate’in bu ay ve önümüzdeki aylarda katılması gereken bütün programlarını iptal ettiği de Kensington Sarayı’nın açıklamasında yer aldı. Hasta hakları gereği Kate’in net olarak nasıl bir operasyon geçirdiği gizli tutuldu.
Haberin duyulmasından sonra Kate’in dünyanın dört bir yanındaki hayranları telaşlandı. Her ne kadar resmi açıklamada kanser şüphesi bulunmadığı belirtilse de hastanede kalış süresinin uzunluğu kaygı uyandırdı.
Kate’in hastaneden taburcu olduktan sonra iyileşme sürecini de Windsor’da çocuklarıyla birlikte geçireceği düşünülüyor.

NEDEN 14 GÜN HASTANEDE KALIYOR?
Kate ile ilgili en çok merak uyandıran ayrıntı ise hastanede kalış süresinin uzun olması. Ama konuya hakim uzmanlara göre 10 ile 14 gün hastanede kalacak olması durumunun o kadar süre hastanede kalmasını gerektirecek kadar ciddi olduğu izlenimi uyandırıyor.
Kate’in iyileşmesinin iki ya da üç ay süreceğinin açıklanması da onunla ilgili endişeleri artırdı.
Kate Middleton bu ameliyat nedeniyle iyileşinceye kadar halkın karşısına çıkmayacak. Bu arada bazı önemli etkinlikleri de kaçıracak. BAFTA Ödülleri bunlardan biri. St Patrick Günü de Kate’in operasyon sonrası katılamayacağı etkinlikler arasında.
Kate’in operasyonu sosyal medyada da gündem oldu. Çeşitli platformlarda Prenses’e iyi dileklerini sunanların yanı sıra endişelerini dile getirenler de çıktı.
Bir kullanıcı planlı bir operasyon için 14 gün hastanede kalmanın çok uzun bir süre olduğu yorumunu yaptı.
Bir başkası kendisinin de karın bölgesinden ameliyat olduğunu ve iyileşmenin uzun sürdüğünü belirtti.

23 GÜNDÜR ORTALARDA GÖRÜNMÜYORDU
İngiliz kraliyet ailesinin bir numaralı veliahtı Prens William’ın eşi olan Kate Middleton, tam 23 gündür de kamuoyunun karşısına çıkmamıştı.
Kate en son Sandringham’daki Noel ayinine katıldı. O gün William ve Kate, üç çocukları George, Charlotte ve Louis ile birlikte hem ayine katıldı hem de halkla buluştu.
ÜNLÜLERİN HASTANESİ
Hastalığının ne olduğu tam olarak açıklanmayan Kate Middleton, Londra’da özel bir hastanede tedavi görüyor.
Bu hastanede Kraliçe 2. Elizabeth’in kocası Prens Philip, Prenses Margeret gibi İngiliz kraliyet ailesi üyelerinin yanı sıra ünlü oyuncu Elizabeth Taylor ile suikaste kurban giden ABD Başkanı John F Kennedy de yatmıştı.
Galler Prensesi’nin ameliyat olduğu hastane 1932 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.

14 gün hastanede kalacak olan Middleton, BAFTA da dahil birçok etkinliğe katılamayacak. Prens William’ın da bu operasyon nedeniyle bazı etkinliklerini iptal edeceği ileri sürülüyor.
]]>Bugün ise bu yan dizilerden biri olan ve yakın zamanda seyirciye sunulacak “The Walking Dead: The Ones Who Live” için dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Görünen o ki yapımcı şirket AMC, kesenin ağzını açmış…
Not: Haberin devamında spoiler bulunmaktadır.
The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesi dikkat çekti!
The Walking Dead izleyicilerinin bileceği üzere ana karakterler Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira), dizinin son sezonlarına doğru kadrodan ayrıldı. Serinin yaratıcıları ise Grimes efsanesinin böyle bitmesini istemediler. Bu doğrultuda önce bir sinema filmi planlandı, ancak proje iptal edildi.
Hayranların umutları tam sönmüşken The Walking Dead: The Ones Who Live dizisi üzerinde çalışılmaya başlandı. Aradan bir süre geçtikten sonra Grimes hikayesini devam ettirecek bu yapım için bir tarih açıklandı.
Uzun bir süre boyunca birbirinden ayrı kalan Rick Grimes ve Michonne’un birbirlerini bulma çabalarını anlatacak The Walking Dead: The Ones Who Live için geri sayım başlamışken, diziye ayrılan bütçe ortaya çıktı. Miktar, sosyal medyada çok konuşuldu.
Mr and Mrs Smith dizi olarak ekrana dönüyor!
New Jersey Ekonomik Kalkınma Kurumu tarafından paylaşılan bilgilere göre AMC, The Walking Dead: The Ones Who Live dizisinin ilk sezonu için 82 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu da bölüm başına 13.7 milyon dolara denk geliyor. Burada çok dikkat çeken bir nokta var.
Ana dizi The Walking Dead’in bölüm başı ortalama bütçesi 3 milyon dolardı. Yani yan dizinin bütçesi, ana dizinin dört katından daha fazla. Sosyal medyada tartışma konusu olan nokta da tam olarak burası. Öte yandan The Walking Dead evreninde geçen diğer yan dizi olan The Walking Dead: Dead City’nin toplam bütçesi ise 72 milyon dolardı.
Buna göre The Walking Dead: The Ones Who Live, sadece ana ve diğer yan yapımları değil, bütün dizileri de geride bırakarak şimdiye kadarki en yüksek bütçeli zombi dizisi olma unvanını eline aldı.
Bütçe neden bu kadar yüksek?
Aslına bakacak olursak The Walking Dead: The Ones Who Live’ın bütçesini dünyanın en popüler dizileri ile karşılaştırdığımızda pek de yüksek olmadığını görebiliriz. Öyle ki Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin her bölümü için 58 milyon dolar, Stranger Things 4. sezonundaki bölümler içinse 30 milyon dolar bütçe ayrılmıştı.
Tabii bu The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesinin az olduğu anlamına gelmiyor. Karşılaştırma yapıldığında yanlarında küçük kalsa da yine de yüksek bir miktardan söz ediyoruz.
Bütçenin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi, oyuncu maaşları. Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira) karakterlerine ciddi miktarda maaş ödemesi yapılıyor. Öte yandan enflasyon, prodüksiyon masrafları ve reklamlar da bütçeyi artıran etmenler arasında yer alıyor.
The Walking Dead: The Ones Who Live, 25 Şubat’ta seyirciye sunulacak. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Diziden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
]]>Asıl adı Merve Doğan olan şarkıcı Gökçe Kırgız Taner ise 2013 yılında resmi olarak Gökçe Kırgız adını aldı ve şarkının söz ve bestesinin kendisine ait olduğunu ileri sürmüştü.
Bunun üzerine internet fenomeni Gökçe Kırgız Durukan, ‘Marka hakkına tecavüz edildiği’ iddiasıyla tazminat davası açtı. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde görülen bugünkü duruşmada karar çıktı.
Duruşmaya, davacı Gökçe Kırgız Durukan, avukatı Melik Döngelci ile katıldı. Davalı Gökçe Kırgız Taner ise duruşmaya katılmadı. Davacı Gökçe Kırgız’ın avukatı Melik Döngelci, “Müvekkilimizin marka ve isim hakkı karşı tarafça izinsiz kullanılmıştır” diyerek davanın kabulünü ve karşı tarafın yazılı olarak özür dilemesini talep etti.
Davalı Gökçe Kırgız Taner’in avukatı ise müvekkilinin evlendikten sonra Gökçe Kırgız Taner olarak ismini kullanamaya başladığını, müzik dünyasında kesintisiz olarak yer almadığını vurgulayarak davanın reddini talep etti.

DAVADA KARAR ÇIKTI
Araştırılacak başka bir husus olmadığını belirten mahkeme, davayı kısmen kabul ederek, ‘Gökçe Kırgız’ markasının davalı Gökçe Kırgız Taner (eski adıyla Merve Doğan) tarafından kullanımının durdurulmasına, davacı Gökçe Kırgız’ın tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verdi.
Mahkeme, 70 bin 485 lira maddi, 75 bin lira manevi tazminatın, ayrıca bin lira da itibar tazminatının davacıya ödenmesine karar verdi. Böylece toplamda kendisine 146 bin 485 lira tazminat ödenecek olan davacı tarafın, davalının yazılı olarak özür dilemesi talebinin ise reddine karar verildi.
“ŞÜKÜR ADALETİN İŞLEDİĞİNE ŞAHİT OLDUK”
Duruşma sonrasında basın mensuplarının soruları üzerine Gökçe Kırgız Durukan, “Çok şükür kazandık haklı mücadelemizi. Zaten böyle olmasını ümit ediyorduk. Kazandık mutluyuz” dedi.
Durukan’ın avukatı Melik Döngelci, davanın kısmen kabulüne kısmen de reddine karar verildiğini ve Gökçe Kırgız isminin sadece Gökçe Kırgız Durukan tarafından kullanılmasına, talep ettikleri tazminat taleplerinin de kabulüne karar verildiğini belirtti. Durukan, davanın emsal olduğunu da söyleyerek “Şükür adaletin işlediğine şahit olduk” dedi.

DAVANIN GEÇMİŞİ
Davacı Gökçe Kırgız Durukan, “Kalbime Gömerim O Zaman” şarkısının sözlerini yazan ve besteleyenin kendisi olduğu halde Merve Doğan’ın eseri kendisine aitmiş gibi gösterdiğini ve Gökçe Kırgız ismini ise sahne adı olarak kullanıp ün kazandığını iddia etmişti. Merve Doğan’ın isim değişikliği yaparak Gökçe Kırgız (Taner) ismini aldığını, eserini de noter onayıyla kendisine ait olarak tescillediği öne süren Durukan, ismin ve eserin kendine ait olduğunu ve isminin kullanılarak haksız ün elde ettiğini belirterek Gökçe Kırgız Taner’e bin lira maddi ve 250 bin lira manevi tazminat talebiyle dava açtı. Gökçe Kırgız Taner’in avukatı “Müvekkilim önce sahne adı olarak ‘Gökçe Kırgız’ ismi kullandı. Daha sonra isim değişikliği yaptı ve gerçek adı da Gökçe Kırgız oldu. Eserin söz ve müziği noter onaylı olarak müvekkilime aittir. Müvekkilim 2007 yılında seslendirdiği eserle başarı yakalamıştır. Ayrıca müvekkilim evlenmiş ve adı Gökçe Kırgız Taner olmuştur” demişti.
]]>Ersoy, “”Çalışanlarına eski televizyonunu vermiş sonra da ‘Siz bunu benden çaldınız’ diye insanlardan şikayetçi olmuş. Benim de mücevherlerim çalınmıştı. O yüzden de karakolda karşılaştık.
İçerideki bir odadan inleme sesleri geldiğini duyunca ne olduğunu sordum. Bütün çalışanları falakaya çekmişler. Zeki Müren acımasız bir insandı. Bunu kimse bilmez ama beni kıskançlığından öldü.
36 tane hap kullanıyordu normalde ama öldüğü hiç ilaçlarını almamış.” dedi.
ZEKİ MÜREN’İN KUZENİ ONEDİO.COM’A KONUŞTU
Onedio.com ise Ersoy’un iddialarının ardından Zeki Müren’in kuzeni Özlem Güner’e ulaştı. Bülent Ersoy’un ismini geçirmek istemediğini söyleyen Özlem Güner kendisinden “o kişi” diyerek bahsetmeyi tercih etti.
Bugüne değin Zeki Müren’le ilgili övgü dolu açıklamaları olan Bülent Ersoy’un aniden bu açıklamaları yapmasının sebebi olarak ise yapay zeka projesi “Parla”yı gösterdi.
“PARLA KISKANÇLIĞI BU”
“Ancak Zeki Müren’in ismini kullanarak gündeme gelebiliyor” diyen Özlem Güner, “‘Parla’ kıskançlığı bu. Dayım yattığı yerden ortalığı yıktığı için kıskançlığından deliren o kişidir.
Zeki Müren kendisini daima perdelediği için karalamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Zeki Müren ve Bülent Ersoy’un beraber fotoğrafları öne sürülerek aralarında iyi bir ilişki varmış gibi lanse edilmesine karşı çıkan Özlem Güner, yalnızca üç kez ve mecburen bir araya geldiklerini söyledi.
“İki kez Altın Kelebek’te bir araya geldiler. Basının isteğiyle mecburen yan yana getirildiler Altın Kelebek’te ikisi de ödül aldığı için” dedi.
Üçüncü olarak da Bülent Ersoy ve Zeki Müren’in tarihe geçen dudak dudağa fotoğrafının çekildiği günden bahsederek o günün detaylarını paylaştı.
Zeki Müren’in yakın arkadaşı Nigar Uluerer’in doğum gününde kendisine bir emrivaki yaptığını ve o öpüşme fotoğrafının da o gün ortaya çıktığını açıklayan Özlem Güner, “Kendisi iyi niyetle yapmaya çalıştı belki ama iyi dosta yapılabilecek çok nezaketsiz bir hareketti.
Zeki dayıma söylemeden kendi doğum gününde, Zeki dayımı onur konuğu olarak kendi çalıştığı gazinoya davet etti. ve aynı gece o kişiyi de (Bülent Ersoy) getirip öpüşme fotoğrafının tuzağını kurdular.
O fotoğraf, ona çok büyük bir avantaj kazandırdı. Araları çok iyiymiş gibi gözüktü. Bırakın arkadaşlığı bir araya geldikleri görülmüş bir şey değildi. Zeki dayım onu hiçbir zaman hayatına almadı, o iyi kalpli insanları severdi” açıklamasında bulundu.
Bülent Ersoy’un Zeki Müren’in çalışanlarını falakaya çektiği iddiasını sorduğumuzda ise o dönem Zeki Müren’in avukatı olan emekli cumhuriyet savcısı 96 yaşındaki babası Turhan Olgaç ile arasında geçen konuşmadan bahsetti.
Zeki Müren’in çalışanlarıyla anlaşmazlık yaşadığı gün avukatı olarak orada olan Turhan Olgaç, şiddet bir yana azarlama gibi bir durum bile yaşanmadığını, Zeki Müren’le beraber masada oturup konuştuklarını dile getiriyor ses kaydında.
Ayrıca Bülent Ersoy’un sahnede kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden saz üstadı Şükrü Tunar hakkındaki “Zeki Müren bilerek yaptı” iddiasına da değinen Özlem Güner, “Burada resmen katil ithamı var. Şükrü Tunar çok büyük bir saz üstadıdır ki Zeki dayım çok değer verirdi saz üstadlarına.
Onları çok ayrı tutardı, bizi de öyle yetiştirdi” diyerek Bülent Ersoy’un olayı farklı yerlere getirerek çarpıttığını dile getirdi.
Safiye Soyman hakkında da konuşan Özlem Güner, ” Bursa’daki evimize gelip Zeki Müren’i göklere çıkaran bir kadındır. Neyin ne olduğunu biliyor ama o cesareti gösteremedi.” diyerek Safiye Soyman’ın sessiz kalmasına şaşırdığını söyledi.
Bunların yanı sıra; DurakMedya’da yer alan habere göre ünlü sanatçı Bülent Ersoy’un Zeki Müren hakkında sözleri mahkemelik oluyor. Sanat güneşinin yeğeni Sevtuğ Olgaç’ın Ersoy’un yaptığı açıklamaları yargıya taşıyacağı öğrenildi.
Sanatçının aziz hatırasına saygısızlık yapıldığı gerekçesiyle Bülent Ersoy’a maddi manevi tazminat davası açılacak.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>
