İSTANBUL – Eski Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, 21.Yüzyılın Yükselen Değeri ve Gücü: Türk Devletleri Teşkilatı” konferansında yaptığı konuşmada “Cumhurbaşkanımız ’21. yüzyıl Türkiye yüzyılı olacak’ demişti. Aslında onu daha da genişletebiliriz, 21. yüzyıl Türklerin ve Türk devletlerinin yüzyılı olacaktır” dedi.
İstanbul Üniversitesi’nde ” 21.Yüzyılın Yükselen Değeri ve Gücü: Türk Devletleri Teşkilatı” konferansı düzenlendi. Rektörlük Doktora Salonu’nda düzenlenen konferansa; Eski Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikaroğlu, rektör yardımcısı Prof.Dr. Gülsüm Ak, Teknopark İstanbul A.Ş Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol, Cumhurbaşkanlığı Marka Ofisi Koordinatörü Nur Özkan Erbay’ın yanı sıra çok sayıda davetli ve öğrenci katıldı. Binali Yıldırım konferansta bir konuşma yaptı.
Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkelerin birlikteliğinde coğrafi anlamda dünyada büyük bir yapıya ulaştıklarını belirterek sözlerine başlayan Binali Yıldırım, “Arkeolojik kalıntıların var olduğu bir coğrafya, zamanla dünyanın hazinesi haline geldi. Bu coğrafyanın sahibi Türkler. Balkanlardan Moğolistan’a kadar uzanan 8 bin kilometrekarelik tarihi İpek Yolu diye adlandırdığımız ve bugün ‘Orta Koridor’ üzerinde çalıştığımız bu alanda 170 milyon toplam nüfusu olan Türk devletleri var” dedi.
Teşkilatın dışında kalan ülkelerin de baz alınmasıyla dünya üzerinde 300 milyona yakın Türk olduğunu hatırlatan Yıldırım, “300 milyon Türk demek dünya nüfusunun neredeyse yüzde 3’ünden fazla nüfus demek. Dünya gayri safi hasılasının da 1.6’sına sahibiz. 1.6 trilyonu aşan bir milli gelire bu haliyle de dünya sıralamasında Türk devletleri 11. sıraya yükselmiş durumda” diye konuştu.
“21. yüzyıl Türklerin yüzyılı olacaktır”
Önceki yıllarda Türkiye’ye ambargolar uygulandığını belirten Binali Yıldırım, Türkiye zaman içerisinde kendi kaynaklarını oluşturmuştur. Bu beşeri kaynaklar Türkiye’de vardır. Geçmiş tecrübedir, bugün fırsattır, gelecek hayaldir. Cumhurbaşkanımız, ’21. yüzyıl Türkiye yüzyılı olacaktır’ demişti. Aslında onu daha da genişletebiliriz. 21. yüzyıl Türklerin yüzyılı olacaktır. Türklerin yüzyılında da ne akla geliyor? Türk Devletleri Teşkilatı” dedi.
“Teşkilatın amacı, refahı artırıp kültürel bağlarla birleşip küresel güç olmak”
Binali Yıldırım, 2019 yılında kurulan Türk Devletleri Teşkilatı’nın coğrafya olarak çok zengin bir yapıya sahip olmasına rağmen kendi aralarındaki ticaret hacminin düşük olmasına dikkat çekti. Yıldırım, “Üye ülkeler kendi aralarında ticari ve ekonomik anlamda ne yapıyorlar diye baktığımızda burada maalesef büyük ve hayal kırıklığı var. 860 milyar dolar olan ticaret hacminin sadece 42 milyar dolarını yani yaklaşık yüzde 5’ini kendi aramızda yapıyoruz. Bu çok düşük çok düşük bir rakam. Avrupa Birliği ülkelerinin ticaretlerinin yüzde 70’e varan kısmını kendi aralarında yaptığını düşünürsek burada gidecek daha çok yolumuz olduğunu söyleyebiliriz. Yani bu topluluğun ana amaçlarından biri, ekonomik olarak güçlü hale gelmek, ülkelerinde yaşayan insanların zenginliğini arttırmak, refahı arttırmak ve ekonomik güçlükle birlikte tarihi ve kültürel bağlarla birleşip küresel bir güç olmak. Dolayısıyla Türk Devletleri Teşkilatı bugün ekonomik alanda güçlenmesi için daha yapacağı çok şey var. 15 yıllık bir geçmişi var. 15 yıllık geçmişi olan genç bir teşkilat. Avrupa Birliği’nin bile sadece 70 yıldan fazla bir geçmişi var. O bakımdan önümüzde daha uzun yıllar var. 2040 hedefi var. 2053 hedef var, 2071 hedefi var. Bu hedeflere yönelik ortak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu bakış açısı sadece Türkiye’de değil Türk devletlerinin hepsinde var” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, Gümüşhane İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü (KOM), İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Şiran İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin koordinesinde operasyon gerçekleştirildi.
Şiran Cumhuriyet Savcılığı’ndan alınan arama kararının ardından başlatılan geniş çaplı operasyonda Şiran’da olduğu tespit edilen M.G. ve S.B., Gümüşhane’de olduğu tespit edilen M.B., Kelkit’te olduğu tespit edilen M.Ç. ile Giresun’un Alucra ilçesinde bulunan İ.Y. ve Çamoluk ilçesinde bulunan M.K.’nın ev ve eklentilerinde eş zamanlı arama gerçekleştirildi.
Ev ve eklentilerde jandarma ekipleri tarafından yapılan aramalarda, 1 adet 7.65 milimetre ruhsatsız tabanca ve 1 adet tabanca şarjörü, 7 adet 6.35 milimetre tabanca mühimmatı, 1 adet tabanca namlusu ve tabanca namlu parçası, 2 adet tabanca yay ve mili, 230 adet 9 milimetre tabanca fişeği, 14 adet 7.09 milimetre boş kovan, 12 adet 8.57 milimetre boş kovan, 1 adet kılıç, 1 adet döner bıçağı, 2 adet hançer, 1 çift tabanca kabzası, 1 adet kurusıkı tabanca, 2 adet tabanca şarjörü, 12 adet tabanca mühimmatı, 59 adet av tüfeği fişeği, 1 adet çift kırma yivsiz av tüfeği, 1 adet tilki kuyruğu postu, 1 adet dondurulmuş sansar, 1 adet dondurulmuş tavşan ayağı, 2 adet tarihi eser niteliği olduğu değerlendirilen heykel, 1 adet sikke, 1 adet Osmanlı dönemine ait el bombası, 1 adet el dedektörü, 6 adet cep telefonu, 2 adet flash bellek ve 1 adet fotoğraf makinesi ele geçirildi.
Şiran Cumhuriyet Savcılığının talimatları doğrultusunda haklarında adli tahkikata başlanan ve gözaltına alınan şüphelilerden M.B., İ.Y. ve M.Ç. isimli şahıslar ifadelerinin alınmasının ardından, S.B. ise, savcılıktaki ifadesinin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. M.G. ve M.K. isimli şahıslar ise çıkarıldıkları mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. – GÜMÜŞHANE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye geçici yönetiminden yapılan açıklamaya göre, Suriye geçiş hükümetinin lideri Ahmed Eş- Şara (Ebu Muhammed el-Colani) Suriye’deki silahlı grupların şefleriyle “tüm grupların feshedilmesi ve Savunma Bakanlığı altında birleştirilmesi” konusunda anlaşmaya vardı.
Suriye geçici yönetimi Başbakanı Muhammed el-Beşir, geçen hafta bakanlığın eski silahlı gruplar ve Beşar Esad’ın ordusundan ayrılan subaylar kullanılarak yeniden yapılandırılacağını ifade etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yakın coğrafyadaki sıcak bölgelerle ilgili diplomatik görşmeleri sürüyor.
Bakan Fidan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile bugün telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Suriye ve Ukrayna’daki son gelişmeler ele alındı.
HOLLANDALI MEVKİDAŞIYLA DA GÖRÜŞTÜ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hollanda Dışişleri Bakanı Caspar Veldkamp ile telefonda Suriye ve Gazze’deki son gelişmeleri ele aldı.
Suriye’deki son gelişmeler ile Gazze’deki durumun ele alındığı görüşmede, Suriye’de kapsayıcı bir geçiş süreci yürütülmesinin önemi vurgulandı.
Bakan Fidan, ayrıca İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki uluslararası hukuka aykırı eylemlerinin Suriye’deki sürece olumsuz etkilerine dikkati çekti.
Görüşmede, Gazze’de ateşkesin sağlanmasına yönelik atılabilecek adımlar hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, Filistin’e yönelik destek politikaları nedeniyle İrlanda’nın başkenti Dublin’deki büyükelçiliğini kapatma kararı aldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İrlanda hükümetinin “aşırı derecede İsrail karşıtı politikalar” izlediği öne sürülerek, “Dublin’deki büyükelçiliğin kapatılması, İrlanda hükümetinin bu tutumu doğrultusunda alınmış bir karardır” ifadesine yer verildi.
“İSRAİL KARŞITLIĞI İDDİASINI KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUZ”
İsrail’in bu adımı, İrlanda tarafından üzüntüyle karşılandı. İrlanda Başbakanı Simon Harris, kararı “son derece talihsiz” olarak nitelendirirken, ülkesinin her zaman insan hakları ve uluslararası hukukun yanında yer aldığını vurguladı.
İrlanda’nın İsrail karşıtı olduğu iddiasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Biz, barışın, insan haklarının ve uluslararası hukuk prensiplerinin savunucusuyuz. İrlanda, İsrail ve Filistin’in barış içinde, iki devletli bir çözüm temelinde bir arada yaşamasını desteklemektedir.
“DİPLOMATİK İLİŞKİLERİMİZ ETKİLENMEYECEK”
Dışişleri Bakanı Micheal Martin ise diplomatik ilişkilerin devam edeceğini belirterek, İrlanda’nın Tel Aviv’deki büyükelçiliğini kapatma planı olmadığını duyurdu. Martin, iki ülke arasındaki diplomatik bağların bu karardan etkilenmeyeceğini ifade etti.
İrlanda, Filistin devletini tanıyan ülkeler arasında yer alıyor ve Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’i Gazze Şeridi’nde soykırımla suçlayan davasına destek vererek Filistin meselesinde açık bir tutum sergilemiş bulunuyor. Bu adımlar, İsrail’in eleştirilerinin odak noktası haline geldi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM’de bütçe maratonu başladı.
Genel Kurul, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile bağlı kurum ve kuruluşların 2025 yılı bütçe tekliflerini görüşmek üzere Meclis Başkan Vekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı.
Oturumda CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, gündem dışı söz istedi.
Söz alıp kürsüye çıkan Şevkin, izleyenleri şaşkına çeviren bir protestoya imza attı.
TBMM’DE MADEN PROTESTOSU
Maden kazalarında yaşanan can kayıplarına dikkat çeken Şevkin, Taner Yıldız’ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu dönemde Soma’da 301 madenci, Fatih Dönmez’in bakanlığı döneminde Amasra’da 43 madenci ve mevcut bakan Alparslan Bayraktar’ın döneminde İliç’te 9 madencinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Şevkin, “İliç katliamının üzerinden tam 10 ay geçti. Komisyon bitti, bir türlü komisyon raporu ortaya çıkmadı. Neyi gizliyorsunuz arkadaşlar? Kimi aklamaya çalışıyorsunuz? 10 ay oldu, Allah’tan korkun. 9 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili hiç mi hesap vermeyeceksiniz? Ne Çevre Bakanı sorumlu ne Çalışma Bakanı sorumlu; kim sorumlu? Ölen madenciler sorumlu değil mi?” ifadelerini kullandı.

BİR ANDA YÜZÜNÜ BOYAMAYA BAŞLADI
Madenlerin halkın malı olduğunu belirten Müzeyyen Şevkin, yanında getirdiği siyah boya ile yüzünü boyamaya başladı.
Şevkin, “Şu karayı Soma’da ölen madenciler için, şu karayı Amasra’da ölen madenciler için, bu karayı İliç’te ölen madenciler için, bu karayı da alnıma sürüyorum koruyamadığımız bütün madencilerimiz için. Bu kara hepimizin alnının karasıdır.” dedi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yönettiği bütçenin ilk günündeki görüşmeler 12 saat 5 dakika sürdü.
GENEL KURUL’DA TAKİP ETTİLER
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tulay Hatımoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan görüşmeleri Genel Kurul’da takip etti.
CHP Genel Başkanı Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Oruç ve Bakırhan ile MHP Genel Başkanı Bahçeli görüşmelerin tümünde Genel Kurul’da bulundu.
AK Parti Genel Başkanvekili Ala, birleşime verilen arada CHP Genel Başkanı Özel’le Genel Kurul Salonu’nda görüştü.
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ile Ankara Milletvekili Murat Alparslan, kuliste MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin yanına giderek bir süre sohbet etti.
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş, siyasi partilerin liderleriyle tokalaştı.
Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Milli Ordusu’nun 2 hafta önce başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu ile Şam’daki 53 yıllık Esed rejimi yıkıldı.
Esed ve yandaşlarının bir çoğu ülkeden kaçarken, muhaliflerin oluşturduğu yeni yönetim, kapsayıcı bir hükümet için çalışmalarını hızlandırdı.
ESED’İ SAVUNAN CHP’DEN SURİYELİLERE “LAİKLİK” TAVSİYESİ
Daha önceden Esed rejimini savunan açıklamalara imza atan, hatta iktidar olmaları halinde rejime tazminat ödeyip, Türk ordusunu Suriye’den çekme vaadini mektupla bizzat Esed’e ileten CHP yönetimi, bu kez de Atatürk ve laiklik üzerinden Suriye’deki yeni oluşuma yakınlaşmaya çalışıyor.
İLGİLİ HABERCHP’li Hatay Milletvekili Güzelmansur: Alevi Suriyeliler Türkiye’ye getirilsin
“ATATÜRK NE YAPTIYSA AYNISINI YAPIN”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel, dün Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında yapılan Merkez Yönetim Kurulu toplantısına ilişkin düzenlediği basıntoplantısında, Suriye’deki yeni yönetime şu tavsiyelerde bulundu:
Laikliği ve demokrasiyi benimsemezseniz ülkeniz küresel güçlerin satranç tahtası olmaya devam eder. Atatürk’ü okuyun ve o ne yaptıysa aynısını yapın.
İLGİLİ HABERCHP, Suriye’de yeni yol haritası için toplanıyor
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AK Parti’de ‘değişim’ süreci sürüyor..
Partide kongre heyecanı yaşanırken, İstanbul İl Başkanlığı için öne çıkan isim de belli oldu..
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, yeniden aday olmayacağını belirterek yeni adayın en genç belediye başkanlarından biri olan Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir olduğunu duyurdu..
RESMEN AÇIKLANDI
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kabaktepe, şu ifadeleri kullandı:
AK Parti’de her kongre, bir demokrasi şöleni, bir yenilenme ve güçlenme vesilesidir. Kongrelerimiz, aynı zamanda dava bilinciyle, bir bayrak yarışının en güzel örnekleridir. Bu bayrak, her seferinde daha yükseğe taşınır; bir Ulubatlı Hasan kararlılığıyla yeni hedeflere doğru yol alınır.
Şimdi, İstanbul’umuzda bu kutlu davayı, Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti olan bu aziz şehrimize hizmet bilinciyle daha da ileriye taşıyacak yeni bir döneme adım atıyoruz.
8. Olağan İl Kongremizde İl Başkan adayımızın Sayın Abdullah Özdemir kardeşimiz olduğunu sizlerle paylaşmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum.

“İSTANBUL’UMUZDA NİCE YENİ ZAFERLERE İMZA ATACAKTIR”
Abdullah Özdemir kardeşimiz, genç, dinamik, vizyoner bir dava adamı olarak İstanbul teşkilatımızın güçlü kadrolarıyla birlikte, bu kutlu yürüyüşü daha da ileriye taşıyacak; İstanbul’umuzda nice yeni zaferlere imza atacaktır.
Bu vesileyle, 8. Olağan İl Kongremizin İstanbul’umuza, teşkilatımıza ve partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bizler, bu davanın bir neferi olarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, milletimize ve partimize hizmet etmeye, omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.
Birlikte daha güçlü, birlikte daha büyük zaferlere ulaşacağız.
İLGİLİ HABERAK Parti İstanbul’da Abdullah Özdemir dönemi
MURAT KURUM’DAN ‘HAYIRLI OLSUN’ MESAJI
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul İl Başkanlığı’ndaki görev değişimiyle ilgili bir açıklamada bulundu.
AK Parti İstanbul’da yaşanacak görev değişiminin hayırlı olmasını dileyen Bakan Kurum, şu ifadeleri kullandı:
Bayrak değişimleri her zaman demokrasi şölenidir bizde.
Hangi kademede, hangi görevde olursak olalım, ilk günkü heyecan ve coşkuyla çalışıyoruz.
AK Parti bu yüzden dinamik ama tecrübeli bir partidir.
AK Parti bu yüzden heyecanlı ama vakur bir partidir.
AK Parti, milletin ta kendisidir.
İstanbul İl Teşkilatımızda yaşanacak görev değişiminin hayırlara vesile olmasını diliyorum.
İl Başkanımız Osman Nuri Kabaktepe’ye emekleri için teşekkür ediyor, İl Başkan adayımız Abdullah Özdemir’e üstleneceği bu sorumlulukta kolaylıklar diliyorum.

Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’nin yeni başkanı ve ocak ayında görevi Biden’dan devralacak olan Donald Trump, kendisini “Yılın Kişisi” seçen Time dergisine kapsamlı bir röportaj vererek dış politikada Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Daha önce, göreve gelmesi halinde Rusya-Ukrayna Savaşı’nı hızla sona erdireceğini ve bu süreçte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini belirten Trump, bu meselenin Orta Doğu’daki krizlerden çok daha karmaşık olduğunu ifade etti.
İLGİLİ HABERTime dergisi, Donald Trump’ı yılın kişisi seçti
“BU, SON DERECE APTALCA”
Trump, “Şu anda en tehlikeli şey, Zelenski’nin, Başkan Biden’ın onayıyla Rusya’ya füze fırlatmaya karar vermesi. Bu, çok tehlikeli bir tırmanış olur. Bu, son derece aptalca bir adım.” şeklinde açıklama yaptı.
Ukrayna’ya Rusya’ya uzun menzilli füze atma izni verilmesi fikrine kesinlikle karşı olduğunu vurgulayan Trump, “Bunu neden yapıyoruz? Sadece bu savaşı tırmandırıyoruz ve durumu daha da kötüleştiriyoruz. Bu adımın atılmasına izin verilmemeliydi.” dedi.,
İLGİLİ HABERPutin, Ukrayna’ya destek veren ülkeleri tehdit etti: Sabrımızı çok sınarsanız, bir gün mutlaka tükenecektir
“UKRAYNA’DA ANLAŞMANIN TEK YOLU, ÇEKİLMEMEK”
Trump, Rusya ile Ukrayna arasında bir anlaşma sağlamak istediğini ve bunun için her iki tarafla da görüşeceğini belirterek, “Ukrayna’dan çekilecek misiniz?” sorusuna “Bir anlaşmaya varmak istiyorum, ve bunun tek yolu, terk etmemektir.” şeklinde yanıt verdi.
Kendisinin görevde olduğu takdirde, “Putin’in asla Ukrayna’yı işgal etmeyeceği” ifadesini yineleyen Trump, başkanlık görevine başladığında bu sorunu çözeceğini söyledi.
5 Kasım’daki başkanlık seçimlerinden sonra Putin ile görüşüp görüşmediği sorusuna ise Trump, “Bunu söyleyemem, bu uygun olmaz.” diye yanıt verdi ve başkanlığı döneminde bu savaşa öncelikli olarak odaklanacağı mesajını verdi.


Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; açıklamada, İsrail ordusu subayının keskin nişancı ateşiyle vurulduğu bilgisine yer verildi. İsrail ordusu, konuya ilişkin henüz açıklamada bulunmadı.
KASSAM TUGAYLARI: GAZZE’NİN KUZEYİNDE BAZI İSRAİL ASKERLERİ ÖLDÜRÜLDÜ
Kassam Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde girilen çatışmada bazı İsrail askerlerini öldürdüklerini ve yaraladıklarını bildirdi.
Kassam Tugaylarının Telegram hesabından yapılan açıklamada, mensuplarının, Cibaliya Mülteci Kampı’nın batısında bir evde mevzilenen 9 kişilik İsrail gücünün TBG füzesiyle hedef aldığı, saldırı sonucunda ölü ve yaralılar olduğu belirtildi.
Açıklamada, Cibaliya’nın ortasındaki Alimi bölgesinde 3 zırhlı askeri nakliye aracının patlayıcıyla imha edildiği ve Beyt Hanun’da da benzer saldırılar düzenlendiği aktarıldı.
Kassam Tugayları, 21 Aralık Cumartesi günü de Cibaliya Mülteci Kampı’nda girilen çatışmada 5 İsrail askerinin öldürüldüğünü duyurmuştu.
İSRAİL’İN GAZZE’NİN KUZEYİNİ “YOK ETME” PLANI
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin kuzeyi başta olmak üzere pek çok bölge için sık sık “tahliye emirleri” yayımlayarak, bölgedeki Filistinlileri zorla yerinden ediyor. İsrail’in özellikle kuzeyi için yayımladığı tahliye emirleriyle “Generallerin Planı” olarak nitelenen planı uygulamaya çalıştığı yorumları yapılıyor.
“Generaller Planı” adını taşıyan bu plan, Filistinlileri, Gazze Şeridi’nin kuzeyinden tehcir etmeyi, ardından bölgenin kuşatılmasını ve bölgeye gıda, yakıt ve temiz su girmesine izin verilmemesini öngörüyor.
Plan ayrıca, silahlı direnişçilerin “ölüm ya da teslim olma” arasında tercihe zorlanması, bölgeyi terk etmeyen veya terk edemeyen Filistinlilere de “düşman unsur olarak muamele edilmesini” içeriyor.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaklaşık 17 bin 492’si çocuk, 11 bin 979’u kadın olmak üzere 45 bin 259 Filistinli öldü, 107 bin 627 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
*Haberin fotoğrafı AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İngiltere Parlamentosu’nda bağımsız milletvekili Richard Burgon, İngiliz hükümetine, İsrail’e yaptığı tüm silah ihracatını durdurması ve İsrail’e yaptırım uygulaması çağrısında bulundu. Burgon, bu açıklamayı İngiltere Parlamentosu önünde Anadolu Ajansı muhabirine yaparak, İngiltere hükümetinin Gazze’deki ateşkes çağrılarını desteklemesinin yeterli olmadığını vurguladı. Burgon, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının sonlandırılması için daha güçlü adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Burgon, ateşkes çağrılarının artık bir tür ritüele dönüştüğünü, çünkü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun hükümetlerin çağrılarını dikkate almadığını ifade etti. Burgon, “Hükümetlerin harekete geçmesi gerekiyor. Bunun anlamı, İsrail’e yapılan tüm silah satışlarının durdurulması ve İsrail’e güçlü yaptırımlar uygulanmasıdır” dedi.
“RUSYA’YA UYGULANAN, İSRAİL’E EDE UYGULANMALI”
Geçen hafta bir Filistinli avukatın kendisine, İngiltere devletinin bu durumda ne yapılması gerektiğini bildiğini söylediğini aktaran Burgon, bu durumu Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından İngiltere’nin hızlıca uyguladığı yaptırımlar örneğiyle karşılaştırdı. Burgon, İngiltere’nin ne yapılması gerektiğini bildiğini ifade ederek, şunları söyledi:
Çifte standart olamaz. İnsan hakları insan haklarıdır, uluslararası hukuk ise uluslararası hukuktur. Bu nedenle, İsrail’e yapılan silah satışları derhal sonlandırılmalıdır. Böylelikle, İsrail savaş suçlarına son vermeye ve Filistin halkına yönelik kitlesel katliamlara dur demeye zorlanabilir.

“BAŞBAKAN, SOYKIRIMI ÖNLEMEK İÇİN HAREKETE GEÇMEKLE YÜKÜMLÜ”
Burgon, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın Gazze’de yaşananları “soykırım” olarak nitelendirmediğine yönelik açıklamalarına da tepki gösterdi. Birleşmiş Milletler’in (BM) 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne atıfta bulunan Burgon, sözlerini şöyle sürdürdü:
Başbakan ne düşünürse düşünsün, hükümetimiz ve tüm hükümetler, bunun bir soykırım olduğuna ikna olmayı beklemeksizin, soykırımı önlemek için harekete geçmekle yükümlüdür.
“İSRAİL’E SİLAH SATIŞLARI DURDURULMALI”
Geçen ay Burgon’un ve milletvekili Imran Hussain’in öncülüğünde 60’tan fazla parlamenterin, İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy’e yazdıkları mektuptan bahseden Burgon, İsrail’e kapsamlı yaptırımlar ve silah satışlarının durdurulması taleplerini yineledi:
Şu anda, İngiltere’de üretilen F-35 savaş uçağı parçalarının İsrail’e gönderilmeye devam ettiğini ve bu parçaların Gazze’de İsrail hükümeti tarafından kullanıldığını görüyoruz. Bu durum sona ermelidir.
Burgon, İngiltere hükümetinin artık somut adımlar atması gerektiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
Koşullu ihracat lisansları uygulanabilir ve F-35 parçalarının İsrail ordusuna Gazze’de kullanılmak üzere satılması açıkça yasaklanabilir. Bu parçaların izlenmesi için teknoloji mevcut. Amacımız yalnızca suç ortağı olmamak değil, aynı zamanda İsrail’in Filistin halkına yönelik daha fazla savaş suçu işlemesini engellemektir. Uluslararası toplumun büyük bir bölümü bu konuda hemfikir ve biz de aynı noktada olmalıyız.
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gözler kabine toplantısında…
Suriye’de 1963’de iktidara gelen Baas Partisi’nin 61 yıllık kanlı iktidarı 2011’de özgürlük talebiyle başlayan halk hareketlerinin şiddetle bastırılmak istenmesiyle patlak veren iç savaşta başkent Şam’ın rejimin kontrolünden çıkmasıyla çöktü.
Türkiye ise bölgedeki durumu yakından takip ediyor.
Kabine, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplandı.
Beşar Esad sonrası Suriye’de atılabilecek siyasi adımlar değerlendirilecek.
TEMASLAR ELE ALINACAK
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar’ın başkenti Doha’da kısa süre önce önemli temaslar gerçekleştirdi.
Özellikle Hakan Fidan’ın Suriye üzerinde etkili iki ülke olan İran ve Rusya dışişleri bakanları ile yaptığı temasları da ele alınacak.
SIĞINMACILARIN DURUMU KONUŞILACAK
Türkiye, terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye’deki hareketlerini de yakından takip ediyor.
Ankara, bölgede bir oldubittiye izin vermeyeceğini ve terör örgütlerine geçit vermeyeceğini farklı kanallardan ilan etmişti.
İstihbari veriler ışığında terör örgütüne karşı atılacak adımlar da değerlendirilecek.
Kabine toplantısında Suriyeli sığınmacıların durumlarının da konuşulması bekleniyor.
Zira Esad’ın Suriye’yi terk etmesi sonrası Türkiye’de yaşayan pek çok Suriyeli ülkelerine dönmek için başvuru yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı sonrası kameraların karşısına geçecek.

Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, gelecek hafta başında Suriye’deki gelişmeleri ele almak amacıyla Türkiye’yi ziyaret edeceğini duyurdu.
Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Suriye’deki durum hakkında önemli fikir alışverişinde bulunduk” ifadesini kullandı.
ERDOĞAN İLE BİR ARAYA GELECEK
“Suriye’nin toprak bütünlüğü ve azınlıklar korunmalıdır” değerlendirmesini yapan Ursula von der Leyen, gelecek hafta başında Türkiye’yi ziyaret edeceğini, Suriye’deki gelişmelerin bölge ve ötesi için ne anlama geldiğini ele alma amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geleceğini bildirdi.
Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi Kırşehir il ve kadın kolları üyesi 12 kişi istifa etti.
CHP’den istifa edenler Adalet ve Kalkınma Partisi’ne üye oldu.
TÖREN DÜZENLENDİ
AK Parti’ye geçen Derya Durmuş, Fırat Durmuş, Arife Durmuş, Zeynep Kutluca, Leman Pınar, Döne Uçar, Sedef Uçar, Yeter Şen, Nuriye Aytemir, Hülya Topcuoğlu, İsmail Uçar, Muhammed Uçar için AK Parti Kırşehir İl Başkanlığı’nda rozet töreni düzenlendi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarının 2025 yılı bütçeleri, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
Genel Kurul’da, bütçe üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.
“MEŞRU KÜRTLERLE İLİŞKİMİZ ORTADAYLEN PKK’YA OLAN DÜŞMANLIĞIMIZ KÜRDOFOBİK OLARAK NİTELENDİRİLEMEZ”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin, Suriye politikasına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, DEM Partililere tavsiyeleri de dikkat çekti.
PKK terör örgütünün, bulunduğu her yerdeki partilere karşı olduğunu söyleyen Fidan, “Kimin ‘kürdofobik’ olduğu, kimin başka Kürt entisitelerinden alerji duyduğu tarihsel olarak da veri olarak da matematik olarak da ortada. Bu gerçeklik ortadayken, bizim Erbil ile olan ilişkilerimiz ortadayken, bizim Suriye’nin meşru Kürt siyasi temsilcileriyle olan ilişkilerimiz ortadayken, bize silah çekene düşmanlık yapmamızı, ‘Kürdofobik’ olarak nitelendirmeniz hiçbir gerçeklikle bağdaşmıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“2025’E GİRİYORUZ BİRAZ KENDİNİZİ GÜNCELLEYİN”
DEM’lilere kendilerini güncelleme tavsiyesinden bulunan Fidan, sözlerine şöyle devam etti:
“Size şunu tavsiye ederim. Artık geldiğimiz noktada 2024 yılındayız 2025’e giriyoruz. Bakın arkadaşlar. Biraz rasyonelliğe, biraz sınıf atlamaya, biraz update’e ihtiyacımız var. Üçüncü dünyacı demagoji ile bir yere gitme şansımız yok. Kendi siyasi çizginize de hizmet etmek için biraz update edin kendinizi.”

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara siyasetinde tansiyon yükseliyor…
Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi ve Türkiye’nin sahadaki aktif rolü, siyaset arenasında beklenmedik gelişmeleri beraberinde getiriyor. Bu hareketli dönemde, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’ye yönelik mesajları da dikkat çekiyor.
Konya’da bir otelde basın mensuplarıyla bir araya gelen Davutoğlu, AK Parti’ye geri döneceği iddialarına ilişkin yaptığı sürpriz çıkışla yeni bir tartışma başlatmıştı.
“AK PARTİ’DEN HİÇ KOPMADIM”
Ruh bakımından AK Parti’den hiç kopmadığına vurgu yapan Davutoğlu, şunları söylemişti:
Geçmişe dönük olarak herhangi bir hesabın peşinde değilim. Herkese el uzatıyorum, muhalefetiyle, iktidarıyla. Kim bizimle görüşmek isterse kapımız açık. Kitlelerse o kitlelerin parçasıyım, kimse kusura bakmasın. Onların içinden geldim.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ÇAĞIRIRSA GİDERİM”
Ahmet Davutoğlu, son olarak KRT’de Seçil Özer ile Panaroma canlı yayınında, eski partisine katılacağına yönelik iddialara şu sözlerle bir kez daha açıklık getirdi:
Ben AK Parti’den kopmadım. Cumhurbaşkanı Erdoğan çağırırsa giderim.

“İKTİDAR, SURİYE KONUSUNDA DOĞRU ADIMLAR ATIYOR”
13 yıl boyunca bütün fatura bana kesildi. Suriye rejiminin devam etmeyeceğini biliyordum. Suriye konusunda muhalefetin tavrı çok yanlış. Suriye konusunda iktidar doğru adımlar atıyor. İslami değerlerle, modern değerleri en özümsemiş halklardan biri Suriye halkıdır. Türkiye ödediği ağır bedelin nimetini görecek. Arap karşıtlığı üzerine milliyetçilik taslayanlar cahildir. Sayın Bahçeli’nin açıklamalarını önemsiyorum. Suriye’de üniter bir devlet altyapısı kurulmalı… Tarih, Gazze’nin İsrail’i yenmesini yazacak.
İLGİLİ HABERAhmet Davutoğlu’ndan dikkat çeken açıklama: AK Parti’den hiç kopmadımYavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Günlük basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan ABD Savunma Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, Suriye’deki gelişmeler üzerine ABD’nin Türkiye’deki mevkidaşlarıyla harika bir ilişkisi olduğunu belirtti.
Singh, Suriye’deki durum için, “Sahadaki durumun sürekli değişen dinamikleri olduğunu biliyoruz. Türkiye kesinlikle Suriye’nin içinden gelen tehditlerle karşı karşıya ve kendilerini koruma hakkına sahip.” dedi.
Singh, ABD’nin Suriye ile ilgili sadece Türkiye ile değil, diğer taraflarla da iletişiminin devam ettiğini belirterek bölgede gerginliğin ve çatışmaların azaltılması çağrısında bulundu.
TERÖR SORULARINI GEÇİŞTİRDİ
ABD’nin Suriye’de sadece DEAŞ’e karşı mücadele için bulunduğunu iddia eden ve bu konuda Suriye’de SDG adını kullanan PKK/YPG terör örgütü grupları ile temasının devam ettiğini söyleyen Singh, Türkiye ile bu terör örgütleri arasındaki çatışmaların artması halinde ABD’nin olası tutumu konusundaki soruları ise geçiştirdi.

Singh, Suriye’deki rejim değişikliğinin büyük bir fırsat ve aynı zamanda büyük bir risk oluşturduğunu belirterek ABD’nin bölgedeki duruşunda, askerlerini korumak ve DEAŞ’a karşı mücadele dışında hiçbir değişiklik olmadığını öne sürdü.
“TÜRKİYE İLE ETKİLEŞİMİMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Anadolu Ajansı muhabirinin Süleyman Şah Türbesi’nin eski yerine taşınması konusunda ABD ile görüşmeler olup olmadığına dair sorusuna Singh, “Tekrar edeyim, Türkiye ile etkileşimimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Dışişleri Bakanı’mız da bölgedeki genel durumu görüşmek için seyahat ediyor ve tabii ki Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditleri anlıyoruz, bunun dışında daha fazla bir şey demeyeceğim.” yanıtını verdi.
Süleyman Şah Türbesi, etrafındaki çatışmalar nedeniyle Suriye’nin Halep kentine bağlı Karakozak köyünden 22 Şubat 2015’te Şah Fırat Operasyonu kapsamında Türkiye sınırındaki Suriye’nin Eşme köyüne nakledilmişti.
Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye diplomasisi devam ediyor.
Erdoğan, gün içerisinde NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
MARK RUTTE
Erdoğan ile Rutte’nin görüşmesinde Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşın başladığı ilk günden bu yana Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarının korunmasını savunduğunu, Suriye’nin Suriye halkı tarafından yönetilmesi gerektiğini, terörden arındırılmış bir ve bütün Suriye’nin inşası için Türkiye’nin elinden geleni yapmaya devam edeceğini ifade etti.
İLHAM ALİYEV
Erdoğan, Aliyev ile görüşmesinde Türkiye’nin Suriye’de kalıcı istikrarın tesisi için Suriye halkına destek vermeye devam edeceğini ifade etti.
Aliyev, Suriye’de oluşan yeni durumla ilgili memnuniyetini dile getirdi.
GIORGIA MELONI
Erdoğan, Meloni ile görüşmesinde son gelişmelerin Türkiye’nin izlediği insani ve vicdani politikanın ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini, Türkiye’nin Suriye’de barıştan, özgürlükten, diyalogdan, adaletten yana tutumunu sürdürdüğünü, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının ve istikrara kavuşmasının önemini ifade etti.
İsrail saldırganlığının bu kez de Suriye’de ortaya çıktığını, bu tutumun Suriye’nin istikrarına katkı sağlamadığını, Suriye’nin terör unsurlarından temizlenmesinin şart olduğunu belirtti.

OLAF SCHOLZ
Olaf Scholz ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Erdoğan, yeni sürecin Suriye’nin birlik, beraberlik ve toprak bütünlüğü için önemli olduğunu, Türkiye’nin terörden arındırılmış bir Suriye hedefiyle çalışmaya devam edeceğini belirtti.
Erdoğan, ülkedeki iç savaş nedeniyle yurtlarından ayrı kalan Suriyelilerin geri dönüşlerini kolaylaştırmak için gerekli ve yeterli şartları oluşturmanın Türkiye’nin önceliği olduğunu ifade etti.
URSULA VON DER LEYEN
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, gelecek hafta başında Suriye’deki gelişmeleri ele almak amacıyla Türkiye’yi ziyaret edeceğini duyurdu.
Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Suriye’deki durum hakkında önemli fikir alışverişinde bulunduk” ifadesini kullandı.
“Suriye’nin toprak bütünlüğü ve azınlıklar korunmalıdır” değerlendirmesini yapan Ursula von der Leyen, gelecek hafta başında Türkiye’yi ziyaret edeceğini, Suriye’deki gelişmelerin bölge ve ötesi için ne anlama geldiğini ele alma amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geleceğini bildirdi.

Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye diplomasisi devam ediyor.
Erdoğan, gün içerisinde NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
MARK RUTTE
Erdoğan ile Rutte’nin görüşmesinde Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşın başladığı ilk günden bu yana Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarının korunmasını savunduğunu, Suriye’nin Suriye halkı tarafından yönetilmesi gerektiğini, terörden arındırılmış bir ve bütün Suriye’nin inşası için Türkiye’nin elinden geleni yapmaya devam edeceğini ifade etti.
İLHAM ALİYEV
Erdoğan, Aliyev ile görüşmesinde Türkiye’nin Suriye’de kalıcı istikrarın tesisi için Suriye halkına destek vermeye devam edeceğini ifade etti.
Aliyev, Suriye’de oluşan yeni durumla ilgili memnuniyetini dile getirdi.
GIORGIA MELONI
Erdoğan, Meloni ile görüşmesinde son gelişmelerin Türkiye’nin izlediği insani ve vicdani politikanın ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini, Türkiye’nin Suriye’de barıştan, özgürlükten, diyalogdan, adaletten yana tutumunu sürdürdüğünü, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının ve istikrara kavuşmasının önemini ifade etti.
İsrail saldırganlığının bu kez de Suriye’de ortaya çıktığını, bu tutumun Suriye’nin istikrarına katkı sağlamadığını, Suriye’nin terör unsurlarından temizlenmesinin şart olduğunu belirtti.

OLAF SCHOLZ
Olaf Scholz ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Erdoğan, yeni sürecin Suriye’nin birlik, beraberlik ve toprak bütünlüğü için önemli olduğunu, Türkiye’nin terörden arındırılmış bir Suriye hedefiyle çalışmaya devam edeceğini belirtti.
Erdoğan, ülkedeki iç savaş nedeniyle yurtlarından ayrı kalan Suriyelilerin geri dönüşlerini kolaylaştırmak için gerekli ve yeterli şartları oluşturmanın Türkiye’nin önceliği olduğunu ifade etti.
URSULA VON DER LEYEN
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, gelecek hafta başında Suriye’deki gelişmeleri ele almak amacıyla Türkiye’yi ziyaret edeceğini duyurdu.
Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Suriye’deki durum hakkında önemli fikir alışverişinde bulunduk” ifadesini kullandı.
“Suriye’nin toprak bütünlüğü ve azınlıklar korunmalıdır” değerlendirmesini yapan Ursula von der Leyen, gelecek hafta başında Türkiye’yi ziyaret edeceğini, Suriye’deki gelişmelerin bölge ve ötesi için ne anlama geldiğini ele alma amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geleceğini bildirdi.

Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de 53 yıllık Esed rejiminin devrilmesi, Türkiye siyasetinde muhalefet cephesinde rahatsızlığa neden oldu.
Rejimin devrilmesinden rahatsız olanların başında, iktidar oldukları halde rejime tazminat vadeden ve Türk ordusunu geri çekme sözünü mektupla bizzat Esed’e ilettiği ortaya çıkan CHP var.
Rejimin devrilmesinin ardından CHP, milletvekilleriyle basına kapalı bir toplantı gerçekleştirmişti. Ancak toplantıda dile getirilen bazı ifadeler, basına sızdı ve gündem yarattı.
CHP’Lİ UZGEL’DEN, BAKAN FİDAN VE İBRAHİM KALIN’A ÖVGÜLER
Ekol TV’nin haberine göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel, toplantıda partisinin stratejisine yönelik sert eleştirilerde bulundu ve dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Uzgel’in toplantıda Hakan Fidan ve İbrahim Kalın hakkında övgü dolu sözler söylediği iddia edildi:
Karşımızda artık hayalci bir Davutoğlu yok. Şu an Davutoğlu Dışişleri Bakanı olsa durum bambaşka olurdu, ama karşımızda Fidan-Kalın ikilisi var. Rasyonel bir politika izliyorlar ve sakin açıklamalarda bulunuyorlar. Bizim söylememiz gereken şeyleri bizden önce dile getiriyorlar: Sığınmacıların dönüşü, demokrasi, anayasa, geçici hükümet ve toprak bütünlüğü gibi konularda öne çıktılar.
İLGİLİ HABERCHP’li Deniz Yücel’den Suriye’deki yeni yönetime: Atatürk’ü okuyun
“SAHADA ETKİSİZ KALDIK, AK PARTİ ERKEN SEÇİME BİLE GİDEBİLİR”
Haberde ayrıca Uzgel’in şu sözlerine yer verildi:
Bizi sahada etkisiz bıraktılar, bu böyle devam edemez. Bölgede bir ittifak kuruldu: ABD, İsrail, Türkiye, HTŞ, SMO ve arka planda PYD’nin de dahil olduğu bir yapı. Bu ittifakı hedef alarak bir strateji geliştirmemiz gerekiyor. İslamcı kesimi eleştirmekten ziyade, milliyetçi seçmenle ortak bir söylem geliştirmek şart. Aksi takdirde, bu rüzgarla AK Parti önümüzdeki yıl erken seçime bile gidebilir. Bir şekilde finansman sağlayarak bu durumu kendi lehine çevirebilir. Bizim burada, Erdoğan’ın bu süreçten kazançlı çıkmasını engelleyecek bir yol haritası oluşturmamız lazım.
Uzgel’in bu açıklamaları, partinin stratejisi ve iç politikalarına dair yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
İLGİLİ HABERCHP’li Hatay Milletvekili Güzelmansur: Alevi Suriyeliler Türkiye’ye getirilsin
İLGİLİ HABERtv100, İbrahim Kalın’ın Şam ziyaretinin ayrıntılarına ulaştıYavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve heyetiyle bir araya gelerek önemli bir görüşme gerçekleştirdi.
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ VE GÜNDEM ELE ALINDI
CHP’den yapılan açıklamaya göre, parti genel merkezinde düzenlenen bu buluşmada Özel’e, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel ve Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu eşlik etti.
Görüşme, Türkiye-AB ilişkileri ve gündemdeki önemli konulara dair fikir alışverişine sahne oldu.
İLGİLİ HABERCHP’nin Suriye toplantısında Hakan Fidan ve İbrahim Kalın’a övgüler
İLGİLİ HABERCHP’li Deniz Yücel’den Suriye’deki yeni yönetime: Atatürk’ü okuyun
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, Mısır’ın mali destek için gereken politika şartlarını yerine getirdiği belirtilerek, ödemenin birkaç güne kadar yapılacağı ifade edildi.
Mali desteğin, Mısır’ın finansman ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamasına ve makroekonomik istikrarı sağlamasına yardımcı olacağına işaret edilen açıklamada, 4 milyar avroluk ikinci destek konusunda da AB kurumları arasında görüşmelerin sürdüğü bildirildi.
AB Komisyonu, mart ayında Mısır’a toplam 5 milyar avro tutarında bir mali yardım teklifi hazırlamıştı.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bugün Mısır’a reform gündemine eşlik etmesi için 1 milyar avro ödeme kararı aldık.” ifadesini kullandı.
Bu yıl Kahire’de AB ile Mısır arasında imzalanan stratejik ve kapsamlı ortaklık anlaşmasını hayata geçirdiklerine işaret eden von der Leyen, Mısır ekonomisine destek vermeyi sürdüreceklerini belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’da yer alan habere göre CHP Parti Meclisi (PM), “Uluslararası Gelişmeler Işığında Dış Politika” başlığı altında, Suriye’de Baas rejiminin devrilmesinin ardından yaşanan son gelişmeleri ve buna yönelik partinin izleyeceği yol haritasını görüşmek üzere parti genel merkezinde toplandı.
REKLAM
Toplantının açılışında konuşan CHP Genel Başkanı Özel, parti olarak 13 yıldır Beşşar Esad’a ve Suriye’ye, bölgedeki tüm etnik grupların temsil edileceği bir hükümetin ve demokratik seçimlerin sağlanması ile uluslararası kuruluşların denetimine açık bir rejimin kurulması yönünde tavsiyelerde bulunduklarını söyledi.
Özel, Suriye’de Baas rejiminin çökmesinin ardından Türkiye’de “bir siyasi illüzyon çabası” olduğunu öne sürerek, “Sanki Esad diktatörmüş, Erdoğan da Esad’ın diktatör olduğunu öğrendiği andan itibaren onun karşısında durmuş gibi. Oysa Esad hep diktatördü, babası da diktatördü. İçimizi sızlatan hapishaneler, hep muhaliflerle doluydu. Esad 1 günde diktatör olmadı.” dedi.
Suriye’de yaşanan sürece ilişkin partisinin 4 önceliği olduğunu belirten Özel, “Birincisi, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasındır. İkincisi, tüm Suriyelileri temsil edecek, insan haklarına saygılı bir rejimin oluşması ve komşumuzun istikrar bulmasıdır. Orada bulunan askerlerimizin güvenliği, Türkiye’deki yurttaşlarımızın huzuru ve refahın sağlanması önemlidir. Dördüncü ve en önemli önceliğimiz, Türkiye’deki Suriyelilerin bir an önce güvenle evlerine dönmesidir.” diye konuştu.
REKLAM
Özel, Suriye’deki son gelişmelerin ardından sokakta bir heyecan görmediklerini dile getirerek, “Türkiye 13 yılda, 283 şehit verdi. Roketlerle sınır illerinde, ilçelerinde dünya kadar sivil kayıp verdi. Ülkemizde 4,5 milyon Suriyeli sığınmacı var ve 200 milyar dolar kaybettik. Kazanmak için ya para ya askeri başarı kazanırsınız. 283 şehit vereceksin, sivil şehitler vereceksin, 4,5 milyon sığınmacının Türkiye’ye gelmesine sebebiyet vereceksin ve 200 milyar dolar kaybedeceksin, 13 yıl sonunda ‘Ben haklı çıktım.’ Sen haklı çıkmadın, CHP haklı çıktı ve Türkiye çok büyük kayıplara uğradı.” değerlendirmesinde bulundu.
Suriyeliler için ülkelerine dönme vakti olduğunu vurgulayan Özel, şunları kaydetti: “Türkiye’nin sorunu, hala Türkiye’de 4 milyonun üzerinde Suriyeli var. Bunların 2 milyon 953 bininin elinde maalesef geçici sığınmacı belgesi var. ‘Sınırdan git’ dediğinde, belgeyi vermek istemiyorlar. ‘Belgen iptal olacak’ deyince gitmekten vazgeçiyorlar. O yüzden, Türkiye’deki geçici sığınmacıların statüsünün, Suriye’deki şartlar da gözetilerek, belli bir takvim dahilinde artık sonlandırılmasını ifade etmek gerekiyor. ‘Türkiye kazandı’ diyenlere, ‘Türkiye 200 milyar dolar kaybetti’ hesabına itiraz eden varsa, çıksın karşıma alnını karışlayayım. 6 Şubat asrın felaketinin maliyeti, Erdoğan’ın hesabına göre 100 milyar dolar, Suriyelilere harcadığımız 200 milyar dolar. Deprem bizi bir yıktı, Erdoğan’ın, AK Parti’nin Suriye politikası 2 kere yıktı.”
REKLAM“AÇIKLA, BİZ MAHCUP OLALIM”
Özel, belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan prim borçlarına değinerek, “Şimdi dönmüş, ‘Belediyeleri silkeleyin.’ diyor. Belediyelerin hala alacaklarına el koymaya çalışıyorlar. Bu sığınmacı sorununu belediyelerin de milletin de sırtından silkeleyin. Ondan sonra gelin, nereyi silkeleyecekseniz silkeleyin. CHP’li belediyelerle uğraşmayı artık bu tarafından bırakın. SGK’nın toplam 100 lira alacağı var, 10 lirası belediyelerden. Maaş ödeyemeyelim diye uğraşıyor. 100 liranın 90’ı tamamen yandaşlarının SGK’ya olan borçları. Buradan iddia ediyorum, açıkla, biz mahcup olalım. Kimlerin SGK’ya borcu varmış. En büyük borçlu dev şirketler kimmiş?” ifadelerini kullandı.
CHP Dış Politika Danışma ve Göç Politikaları Danışma kurullarının, Suriyelilerin ülkelerine dönüşüne yönelik bir program hazırlığında olduğunu kaydeden Özel, “Biz aynı programı önce hükümetten duymak istiyoruz. Onlardan bu takvimi görmek istiyoruz. Ama bunda geciktikleri takdirde, bunu Türkiye’nin önüne ve hükümetin bir ödevi olarak hükümetin önüne, yürütmenin önüne koymak durumundayız. Burada Meclis’te bulunan tüm siyasi partilerin kendi önerilerini ortaya koymalarını, çeşitlendirmelerini, gerekirse bunun Meclis’te bir genel görüşmeyle tartışılmasını öneriyoruz. Biz, Erdoğan’ın ne yapmak üzere olduğunu görmek ve bilmek istiyoruz.” diye konuştu.
Özel, Türkiye’de bulunan Suriyelilerin memleketlerine dönmesi için bir dizi tedbirle harekete geçilmesi gerektiğini belirterek, “Sorunun kalıcı çözümü için ‘Giden gider, kalan kalır’ değil, ‘Tamamını memleketlerine göndereceğiz, uygun şartlar sağlayacağız, dönüşleri bir takvim dahilinde önce teşvik edeceğiz sonra da artık buradaki ayrıcalıkları tamamen ortadan kaldıracağız’ denmesi gerekiyor.” sözlerini dile getirdi.
“ESAD YOK, GEREKÇE ORTADAN KALKTI”
Suriyelilerin Türkiye’ye gelmesindeki sebeplerin, karışıklık, soykırım tehdidi, savaştan kaçma motivasyonu ve toplu hareket etmeleri olduğunu ifade eden Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi o rejim yok. Esad yok, gerekçe ortadan kalktı. Bu durum ortadan kalktığına göre, elbette belli bir takvim içerisinde ama bu kişilere önce teşvik, ardından da ayrıcalıkları tamamen önce ortadan kaldırarak, pozisyonlarını artık Suriye’de sürdürme noktasındaki bir devlet kararlılığının böyle şiddetle, zorla değil ama kanuni düzenlemelerle ve TBMM eliyle yapılması gerektiğini de büyük bir kararlılıkla ifade etmek istiyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçeli açıklamasında şunları kaydetti: “Nitekim baskıcı ve totaliter Esad rejiminin zulüm ve zilletle iç içe geçen karanlık devri kapanmış, Baas ilkelliği zora ve geniş bir ittifaka dayalı şekilde tasfiye edilmiştir.
REKLAM“SURİYE’DE İHTİYATLI BİR BAHAR HAVASI DOĞMUŞTUR”
Suriye halkı pas tutmuş esaret zincirlerini kırarak özgürlüğe kavuşmuş ve yeni bir döneme kucak açmıştır. Kanlı, kaotik, karmaşık ve uzun süreli istikrarsızlık yıllarının ardından Suriye’de yeşeren birlik ve dirlik iradesinin bölgesel barış ve istikrarın destekleyici unsurlarından birisi olarak sivrilmesi hiç kuşku yok ki samimi beklentimizdir.
Özellikle Türkiye’nin diyalog ve işbirliği telkinlerine sırt çeviren, halkıyla düşman kamplarda mevzilenip ihtilafa düşen zalim Esad’ın ülkeden kaçışıyla birlikte tarih sahnesine çıkan yeni Suriye’nin demokrasiye geçiş süreci inanıyorum ki hızlanacaktır. Muhalif grupların yönetimi devralmasıyla Suriye’de ihtiyatlı ve zamanla daha da somutlaşacak bir bahar havası doğmuştur.
Üç ay süreyle görev yapacak geçiş hükümetinin şu ana kadar verdiği mesajlar, yaptığı açıklamalar, gösterdiği olgun yaklaşımlar sevindirici olduğu kadar ülkede yaşayan her kesim için makul, dengeli, dengeleyici ve rahatlatıcıdır. Bu kapsamda dost ve kardeş Suriye halkının memnuniyeti, yeni yönetimi sahiplenmesi ayrıca şayan-ı dikkatimizi celp etmektedir.
“TÜRKİYE, SURİYE HALKININ YANINDADIR”
Türkiye 13 yıllık Suriye krizinde doğru yerde durmuş, esasen komşuluk hukukunun ahlak ve ilkelerini titizlikle savunmuş, bununla da kalmayıp her zaman bağlı kalmıştır. Masum insanları katleden, bu minvalde en acımasız işkence metotlarını kullanan, milyonlarca Suriyeli’yi yurdundan ve yuvasından koparan Esad’ın akıl, şuur, vicdan ve basiret kaybı Türkiye’ye ters bakışına yol açmış, elbette makus sonunu hazırlamıştır.
REKLAM
Suriye’de vasat bulan yeni normalin geçmişten ders çıkarması huzur ve sükûnetle perçinlenmiş bir gelecek için kaçınılmaz gerekliliktir. Diğer yandan Siyonist barbarlığın Suriye topraklarında yayılma politikası kabul edilemez bir istila girişimidir.
İsrail’in, Golan Tepelerinde tesis edilen tampon bölge sınırını aşarak Şam’a doğru ilerleyiş kaydetmesi, farklı zamanlarda hava saldırıları düzenleyerek güç gösteri yapması, ısrarla ve sistematik ölçekte nüfuz alanları oluşturarak Suriye topraklarında hak iddiasında bulunması alçak bir fırsatçılıktır.
Türkiye Suriye halkının yanındadır. Bu meşru ve dostane tutum hiç değişmeyecektir. Aynı fırsatçılığa bölücü terör örgütünün de teşne olması sonuçsuz kalmaya mahkumdur. İsrail’in sabır ve sinir eşiklerini tahrip ve taciz eden müdahalelerine karşı direniş hattı kurulmalıdır. Suriye, Suriyelilerindir; Türkiye’de misafir olan geçici koruma statüsündeki kardeşlerimizin geri dönüşleri ise başlamıştır.
Bu ülkenin siyasi ve toprak birliği tartışmaya kapalı bir konudur. Aynı zamanda Türkiye için kırmızıçizgidir. İsrail’in yayılmacı emellerini mütehakkim ve mütecaviz politikalarla devam ettirmesi halinde Türkiye’yle karşı karşıya gelmesi, temas hattının sıfıra inmesi kaçınılmaz hale gelebilecektir.
REKLAM
Şam’a göz dikenlerin Tel Aviv ile Kudüs’te sıkışıp bozgunla yüzleşme ihtimali yabana atılmamalıdır. Suriye’de barış, huzur ve kardeşlik ikliminin filizlenmesine tahammül edemeyen mihrakların sürekli savaş ve çatışma ortamı için ikmal yapmasına, tehlikeli senaryoları devreye sokma arayışlarına Türkiye’nin yanında ümit ederim ki, bölge halkları da müsaade etmeyecektir.
Terör örgütlerinin Suriye topraklarından sökülüp atılmasından başka seçenek de kalmamıştır. PKK/YPG’nin Suriye’de tutunması geldiğimiz bu aşamada muhal bir hayaldir. Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenliğine, geleceğine, insan ve toprak bütünlüğüne azami tehdit saçan terör örgütlerinin yuvalandığı alanlardan çıkarılarak ya imha ya da teslim alınması muhakkak sağlanmalıdır.
Güney sınırlarımızın sıfır noktasından başlamak suretiyle derinlemesine veya koridor biçimiyle bir terör devleti kurma hedefini gündeminde tutanlar hayal kırıklığı yaşamaya mecburdur.
Ne Türkiye’nin ne de Suriye’nin geleceğinde terör örgütleri olamayacaktır. Suriye’deki yeni yönetimin PKK/YPG ile Kürt kardeşlerimizi tefrik etmesi, ayrı ayrı değerlendirmesi, dahası terör örgütlerinin varlığını reddetmesi takdirle karşıladığımız müspet bir adımdır.
REKLAM
Üstelik silahlı tüm grupların dağıtılma kararı da iyimserliğimizi kamçılamıştır. Parçalanmış Suriye’ye yatırım yapan küresel ve bölgesel aktörlerin kukla olarak sahaya sürdüğü terör örgütlerine hayat hakkı yoktur.
“KÜRT KARDEŞLERİMİZLE KAVLİMİZ VE KADERİMİZ BİRDİR”
PKK/YPG’nin Fırat’ın batısından çıkarılmasından sonra doğusundan da temizlenmesi mukadder bir sorumluluktur.
Suriye’yi vatanı ve varlığının onur eşiği kabul eden, etnik kökeni ve mezhebi ne olursa olsun bütün Suriyelilerin bir ve beraber ülkelerine sahip çıkmalarıyla geçiş döneminin risk ve sancıları kısa zamanda atlatılacaktır.
Siyasi sürecin canlandırılmasıyla yarım kalan anayasa hazırlığının tamamlanıp demokrasinin işler ve işlevsel hale gelmesi Suriye’nin gücüne güç katacaktır.
Türk milleti Suriyeli kardeşlerinin destekçisidir. Demokrasiye hızla geçilmesi için yardıma hazırdır. Ülkemizden doğup sınır aşan sular mahiyetindeki Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan ‘Bereketli Hilal’, komşu coğrafyaların huzur, sükûnet ve refahını takviye ve tahkim edecektir.
REKLAM
Bizden doğup akan sular asil kardeşlerimize bereket taşıyacaktır. Suriye Türkmenleri kadar Suriyeli Kürtler, Araplar ve diğer kökenleri temsil eden toplumsal gruplar ayrılmaz ve bölünmez bir bütün halinde bağımsız devletlerinin çatısı altında sonsuza kadar yaşayacaklardır.
Türkiye ve Suriye’de hayat mücadelesi veren Kürt kardeşlerimizin bölücü terör örgütüyle bir ve beraber anılması diye bir şey yoktur.
Kürt kardeşlerimizle kavlimiz ve kaderimiz birdir. PKK/YPG ile mücadelemiz tavizsizdir, kıran kırana devam edecektir.
CHP Genel Başkanı’nın ‘Öcalan Meclis’e gelsin, konuşsun, sorun çözülsündemek Viking kafasıdır’ sözleri bir cahilin, bir densizin, bir mankurtun tevili olmayan zırvasıdır.
Kürt kardeşlerimizle kucaklaşmamızı hazmedemeyen, terör sorununun sonlanma ümitlerini kabullenemeyen CHP, DEM Parti’nin yerine geçmiş, etnik ve mezhep bölücülüğü kulvarında öne çıkmıştır.
CHP’nin yalnızca ekseni kaymamış, aynı zamanda siyasi etik ve erdemi de buharlaşıp kaybolmuştur.
CHP Genel Başkanı’nın Viking benzetmesi kimlere özendiği, hangi tarih müktesebatından beslendiği gerçeğini açıkça deşifre etmiştir. Bizim mantığımızın Viking mantığı olduğunu ileri sürmek için hayatın akışına, siyasetin ve hadiselerin iç yüzüne esirleşmiş ve özelleşmiş devşirme gözüyle bakmak yeterlidir. Bizim mantığımız Türk mantığıdır, feyzini millet aklından; fikrini de Türk ahlak, kültür ve tarihinin muazzam birikiminden almaktadır.
REKLAM
Özgür Özel’in Viking takıntısı potansiyel hayranlığının dışa vurumu, viran ve virman edilmiş iradesinin acıklı vurgunu, çatlak vazo gibi oturduğu koltuktaki pespaye halinin vaziyetidir.
Kürt kardeşlerimizle aramıza girmeye hiç kimsenin nefesi yetmeyecektir. DEM’i istismar eden CHP’nin melun komploları çuvallamaya müstahaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi düşünce ve görüşlerini tutarlı şekilde muhafaza etmekte ve arkasında durmaktadır.
Kaldı ki Suriye’deki gelişmelerden sonra haklılığımız teyit edilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin milli ve müteyakkız politikalarıyla Şam Büyükelçiliğimiz açılmış, Türk bayrağı göndere çekilmiş, sahada ve masada yerimiz pekişmiştir.
Türkiye’nin siyasi ve stratejik başarılarından rahatsız olan CHP Genel Başkanı’yla irili ufaklı diğer partilerin şaşkınlığı ve mağlubiyet psikolojisine kapılmaları nevzuhur Baasçı zihniyetin muhalefet üzerinden ülkemize nasıl bulaştığını göstermesi bakımından ibret vericidir.
REKLAM
Türk ve Türkiye Yüzyılında huzur, kardeşlik ve barış hâkim olacak; Moskova’ya kaçıp sığınan Esad’ın içimize sızan muhalefeti heder olup gidecektir.
Emevi Camiinde kılınan Cuma Namazından keyifleri kaçanların, yansıyan fotoğraf karelerinden ürken ve telaşa düşenlerin sonu fitnenin uçurum dibidir.
Türkiye kazandıkça, eli güçlendikçe; askeri, siyasi ve diplomasi başarılarına imza attıkça, varlığını ve iradesini tebliğ ettikçe kayıp histerisi nüksedenler yeni yüzyılda ufkumuzu perdeleme teşebbüslerinde muvaffak olamayacaklar, eninde sonunda tarihin çöplüğünde yerini bulacaklardır.
Özgür Özel de Vikinglerle yol yürümek istiyorsa takdir kendisinindir, bizim yolumuz Türk milletinin yoludur, Türk devrinin yoludur, Türkiye Yüzyılının yoludur.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Ahmet Türk ile barış yemeğine katıldığınıza pişman mısınız?” sorusunun yöneltildiği Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Bugün olsa yine giderim, barış yemeğine katılırım, o ailelerin barışması için elimden gelen gayreti sarf ederim. O bir insani görevdir. Bunu siyasi tartışmalara konu etmeyi de doğru bulmuyorum. Bir annenin yüreğine su serpebildiysek ne mutlu bize.” diye konuştu.
Soru önergelerinin cevaplanmadığına ilişkin eleştiri üzerine Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığıyla, bağlı ve ilişkili kuruluşlarla ilgili soru geldiğinde kendisinin soru önergelerini cevapladığını söyledi.
REKLAM
Bir bakanlıkla ilgili müstakil soru önergesi geldiğinde, bakanlığın bunu cevaplamasını istediğini ifade eden Yılmaz, “Aynı soru hem bana hem bakanlığa gelebilir. Bir karmaşa oluşturmamak, tek elden açıklayıcı bilginin ulaşması şeklinde usulümüzü hayata geçiriyoruz.” dedi.
TASARRUF TEDBİRLERİ
AA’nın haberine göre; Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili tasarruf tedbirlerine ilişkin sorular yöneltildiğini anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Tasarruf tedbirlerini bu yıl olabildiğince kapsamlı hazırlamaya gayret ettik. Hiçbir kuruluşumuz istisna olmadı. Bir tane kurumumuz istisna. O da Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bunu niye istisna tuttuk? Çünkü farklı bir yapısı var. Yürütmenin bir parçası olarak görmedik. ‘Halkın seçtiği temsilciler kendi kararlarını kendileri verirler’ diye o saygıyla genelgeye dahil etmedik. Meclis Başkanımız kendisi bir açıklama yaptı. Bu sürece Meclisin kendi iradesiyle dahil olduğunu, tasarruf tedbirlerini kendi uhdelerinde alacaklarını ifade ettiler.”
Cevdet Yılmaz, Suriye’deki Kürtlere yönelik yaklaşımlarının sorulduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Suriyeli Kürtlerle PKK’yı birbirinden net bir şekilde ayrı görüyoruz. Terör örgütlerinin baskısıyla, dayatmasıyla karşı karşıya olan kim olursa olsun buna karşıyız. Suriye’deki Kürtler o coğrafyanın, ülkenin asli vatandaşlarıdır, unsurlarıdır. Yeni oluşacak Suriye’de, Kürtlerin, terör örgütlerinin baskısından kurtulmuş olarak, hak ettikleri şekilde o yapılar içinde temsil edilmelerini, temel hak ve özgürlüklerini en güzel şekilde yaşamalarını, refahlarını artırmalarını istiyoruz. Onlar da bizim kardeşlerimiz, ülkemizdeki Kürt vatandaşlarımızın, yakınları, akrabaları. Dolayısıyla onlara farklı bir bakış açımız söz konusu olamaz ama Türkiye içinde de Türkiye dışında da kim olursa olsun terör örgütleriyle mücadelemizi en yoğun şekilde sürdüreceğiz.”
REKLAMEĞİTİM BÜTÇESİ
Cevdet Yılmaz, milli eğitime ayrılan bütçeye ilişkin soru geldiğini ifade ederek, bütçeden en büyük payı bu sene de Milli Eğitim Bakanlığının aldığını dile getirdi.
Eğitime gelecek dönemde de destek olacaklarını vurgulayan Yılmaz, “Yaptığımız bu yatırımlar sayesindedir ki Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) 2023 sonuçlarına göre 4. sınıf fen bilimleri alanında OECD ülkeleri arasında ikinci, bu alandaki ortalama puanla tüm Avrupa ülkeleri arasında da birinci sıraya yerleşmiş durumdayız. TIMSS 2023 ortalama 8. sınıf fen bilimleri puanımız da 2019’a göre 15 puan artmıştır.” diye konuştu.
Yılmaz, “Cumhurbaşkanlığı tasarruf tedbirlerine uyuyor mu?” sorusu üzerine, Cumhurbaşkanlığı da dahil bütün kurumların tasarruf tedbirleri kapsamında olduğunu söyledi.
Tasarruf konusunda diğer kurumlardan ne bekliyorlarsa Cumhurbaşkanlığından da aynı yaklaşımı beklediklerini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanlığımız, bu ülkenin yönetim yapısının kalbidir. Birçok ulusal, uluslararası hizmetin yürütüldüğü, yönetim hizmetlerinin yapıldığı bir alandır. Elbette ihtiyaç duyulan alanlarda harcamalar da yapılmaktadır.”
REKLAM
Genel Kurulda bütçe üzerinde şahsı adına söz alan MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri’nin uzun yıllardır beklediği hızlı tren projesinin başladığına işaret ederek, bu projenin en geç 3 yıl içerisinde bitirilmesini istedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Fatih Erbakan ise Türkiye’nin 2025 yılı bütçesinin vatandaşların bütçesi olmadığını söyledi. Erbakan, “Bu bütçede paylaşımda adalet yoktur. Borç, faiz, vergide adaletsizlik vardır. Bu bütçe borç, faiz, zam ve vergi bütçesidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların 2025 yılı bütçeleri Genel Kurulda kabul edildi.
Daha sonra 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin maddelerinin görüşmelerine geçildi.
*Haberin fotoğrafı AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beşşar Esad’a çağrısını anımsatan Kurtulmuş, “Türkiye’nin komşu olarak, samimiyetle dile getirmiş olduğu bir müzakere süreciyle, belki bir geçiş dönemiyle Suriye’de barışın sağlanması mümkün olsaydı hem bu kadar çok kan dökülmeyecek hem de Esad’ın akıbeti bu kadar hazin olmayacaktı. Türkiye samimiyetle son anda bile, yeniden Suriye’yle birlikte, Suriye halkının geleceği için özgür bir Suriye’nin oluşması için nasıl işbirliği yapılabilir, bu anlamda elini uzattı. Ama maalesef bunu Esad rejimi anlayamadı.” ifadelerini kullandı.
REKLAM“DEVLET VE MİLLET OLARAK İNSANİ SORUMLULUĞUMUZU YERİNE GETİRDİİK”
Türk halkının Suriyelilere desteğini dile getiren Kurtulmuş, “Hiçbir zaman bizim kültürümüzde ırkçılık olmadığı için, yolda kalmışa, mağdura, mazluma, düşküne el uzatmak olduğu için, halkımız fevkalade büyük bir insanlık sınavı verdi. Devlet ve millet olarak insani sorumluluğumuzu, vicdani sorumluluğumuzu yerine getirdik. Komşuluk ve Müslüman kardeşliği üzerinden söylenebilecek her şeyin maksimum noktada gösterildiği bir yaklaşım. 11-12 yıllık bir süre geçirmiş olduk. Bu anlamda milletimizi tebrik ve takdir etmek lazım.” dedi.
Kurtulmuş, Suriye’nin özgürleşmesinden sonra Türkiye’deki yönetimin ve milletin göstermiş olduğu büyük fedakarlığın takdirle karşılandığını da dile getirdi.
Bazı ülkelerin Orta Doğu politikasının “böl, parçala, yönet” tezi üzerine oturduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bazı ülkeler için bu bölgedeki en önemli milli çıkarlarını gerçekleştirecek şey, daha fazla bölünmedir. Türkiye için ise bu bölgedeki milli menfaatlerimiz, daha fazla birleşme, bütünleşme, entegrasyon ve işbirliğinden geçmektedir. En başından itibaren Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için en önemli önceliktir. Buranın bir bütün olarak, sınırları korunmuş, özgür ve demokratik bir Suriye olarak devam etmesi lazım. Bizim milli menfaatimiz bundan yanadır. Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Acem’in, Sünni’nin, Alevi’nin, Şii’nin bölünmesi, parçalanması değil, gayrimüslim unsurlarıyla birlikte barış içerisinde yaşadığı bir coğrafyayı biz öngörüyoruz.”
REKLAM
– “MİT Başkanımızın gidip orada namaz kılmış olması önemlidir”
MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Suriye’deki görüntüleri hatırlatılarak, “Türkiye adına bayrak gösterme eylemi midir?” diye sorulması üzerine Kurtulmuş, “Türkiye, bayrağını dün 12 yıl aradan sonra büyükelçilikte Türk bayrağını ortaya koyarak zaten göstermiş oldu. MİT Başkanımızın gidip orada namaz kılmış olması önemlidir. En az onun kadar önemli olan bir husus da gösterilerin birçok yerinde insanların, Suriyelilerin, kendi kendilerine Türk bayrağını açmış olmalarıdır. Bu gönül bağını açıkça gösteren bir şeydir.” değerlendirmesinde bulundu.
Suriye halkının Türkiye’ye duyduğu sevginin ve muhabbetin Türkiye’nin asıl büyük gücü olduğunu belirten Kurtulmuş, gönül bağının milyarlarca dolarla satın alınamayacak, askeri güçlerle yapılamayacak bir şey olduğunu ifade etti.
REKLAM
Suriyelilerin güvenli ve gönüllü şekilde ülkelerine dönmeleri için her türlü desteği vereceklerinin altını çizen Kurtulmuş, bu ülkedeki şartlar iyileştiğinde mülteci, göçmen durumundaki insanların güvenli ve gönüllü bir şekilde evlerine döneceklerini belirtti.
Orta Doğu’da birçok ülkenin askeri varlığının olduğunu, Rusya ve İran’ın Suriye’ye gelmesini ise Esad’ın istediğini anımsatan Kurtulmuş, “İran’ı buraya davet eden temel şey, maalesef mezhepçilikti. Yeni yönetim ümit ederiz ki bir mezhepçi politika izlemeyeceği için, izlememesi gerektiğini bildiği için, ortaya mezhep üzerinden siyasi bir tartışmanın çıkmayacağı bir Suriye oluşacağına inanıyoruz. Dolayısıyla bu da İran’ın herhangi bir şekilde müdahale etmesini gerektiren bir zemini ortada bırakmayacak. Fiilen Rusya’nın da İran’ın da Suriye’ye müdahale etmesinin mazereti ortada olmayacağı için ben tekrar geri dönüşlerinin olmayacağı kanaatindeyim.” dedi.
Suriye’de PKK/YPG varlığı konusunda düşüncesinin sorulması üzerine Kurtulmuş, Türkiye’nin terör örgütleriyle anladığı dilde mücadele etmeye devam edeceğini dile getirdi.
REKLAM
Suriye’deki yeni yönetimin de bölgede hiçbir terör örgütü varlığına müsaade etmeyeceği konusunda açıklamalarda bulunduklarını hatırlatan Kurtulmuş, Türkiye olarak Suriye’de terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi, temizlenmesi gerektiği kanaatinde olduklarını vurguladı.
“İSRAİL HÜKÜMETİNİ ÇOK DAHA KÖTÜ GÜNLER BEKLER”
İsrail’in bölgedeki saldırılarının sorulması üzerine Kurtulmuş, siyonizmin büyük İsrail planının bilinmeden Orta Doğu hakkında konuşmanın mümkün olmayacağını, bölgede bir konu hakkında konuşurken bu planın mutlaka akılda olması gerektiğini söyledi.
Kurtulmuş, “Bu sadece kağıt üzerinde yazan hayali bir plan değildir. 1948’den bu yana gün gün adım adım uygulanan ve bu noktaya gelen bir plandır.” dedi.
İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarında gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırılarının ardından dünyada Filistin davası konusunda bir insanlık cephesinin oluştuğunu dile getiren Kurtulmuş, “Zaten böylesine büyük bir küresel kamuoyu oluştuğu Uluslararası Adalet Divanı’ndan Netanyahu ve çetesi hakkında karar çıkabildi. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde de aynı şekilde.Sonuç şu, dokunulamaz zannedilen İsrail’e, kimse hesap soramaz zannedilen İsrail’e dokunuldu, hesap soruldu. Ben şuna inanıyorum, eğer böyle devam ederlerse bu, İsrail’in iyi günleridir. İsrail hükümetini çok daha kötü günler bekler.” şeklinde konuştu.
REKLAM
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Suriye’deki gelişmelerle, Türkiye’deki ‘terörsüz Türkiye’ oluşturma gayretlerinin ve hedefinin birbiriyle hiçbir bağlantısı yoktur. İkisini ayrı ayrı telakki etmek lazım. Çünkü biz terör derken yeni bir olaydan bahsetmiyoruz. Özellikle son yıllarda, sınır içinde ve sınır dışında terör örgütlerine karşı çok etkin bir mücadele yapılıyor. Türkiye’nin birçok yerinde, her gün insanların öldürüldüğü o süreçlerin artık esamesi yok. Hepsi geride kaldı. İçeride terör örgütlerinin hareket edemeyeceği bir Türkiye oluşturulmaya çalışıldı. Terörün arkasındaki desteklerin de ortadan kaldırılması şarttır. Bu niyet, Türkiye’nin samimi ve açık bir niyetidir. Biz bu anlamda da başından itibaren terör örgütleriyle, PKK’yla Kürt halkını tamamıyla birbirinden ayırt ediyoruz. Kürtler bu ülkenin kuruluşunda var olan, bu ülkenin kurucu ortaklarından, kurucu sahiplerinden olan bir halktır, bizim kardeşimizdir.”
REKLAMYANİ ANAYASA TARTIŞMAŞLARI
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı çağrıyı samimi ve iyi niyetli olarak değerlendiren Kurtulmuş, terörün sona ermesi için devlet olarak böyle bir iradenin ortaya konulduğunu ve gelişmelerin ümit verici olduğunu belirtti.
Yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, siyasi partilerin bu konuda kapıyı sonuna kadar kapatmadıklarını söyledi.
Kurtulmuş, “Biz ekimde başlamayı düşünüyorduk ama inşallah yılbaşından sonra, bütçe görüşmeleri bittikten sonra tekrar partilerin bir araya gelmesi için gayret sarf edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Güçlü Türkiye hedefinde parlamentonun üzerine düşen sorumluluklardan birisinin de yeni bir anayasa yapmak mecburiyeti olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye’nin özgürlükçü, kapsayıcı, demokrat, güçler ayrımı prensibini şüphesiz ortaya koyan, hukukun üstünlüğü prensibini pekiştirerek ilerlediği bir anayasaya ihtiyacı var. Bu anayasanın diliyle ilgili, çok maddeli olmasıyla ilgili çok tartışma yapılabilir. Ben özellikle tartışmaların önünü kapamamak için bugüne kadar anayasanın muhtevasıyla ilgili bir kelime söylemedim. Sadece nasıl yapılacak? Bunun doğru zeminde yapılması lazım. Bu doğru zemin Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Bu doğru zeminde bu tartışmalar yapılırken, tabii ki toplumun bütün kesimlerinin görüşlerini alacağız.” diye konuştu.
Yeni anayasa konusunda iyi niyetli bir çalışma ortamının oluşması temennisinde bulunan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Zihnimizden geçen ekimde başlatmaktı. Ama şimdi yıl sonu itibarıyla, eğer partilerden olumlu bir yaklaşım olursa, önümüzdeki 2025’in yeni yasama yılıyla birlikte parlamentoda yasalaşma sürecini başlatarak bu çalışmaları sürdürebiliriz. Bunu çok yaygınlaştırmadan, çok uzun yıllara zaten sirayet etmeyecek bir şekilde iyi planlanmış, aceleye getirilmeyen ama kısa bir süre içerisinde bitirmemiz en doğru yoldur diye düşünüyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’da yer alan habere göre CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’nin Suriye politikası, 13 yılda büyük kayıplara sebebiyet vermiştir. Bir an önce Türkiye, hem sığınmacıları göndermeli hem kendi gündemine dönmelidir.” dedi.
Özel, Yenimahalle Belediyesince, İstanbul’da kaldırımda yürüdüğü sırada samuray kılıcıyla öldürülen mimar Başak Cengiz’in isminin verildiği kreş ve gündüz bakımevinin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’de insanların geçim sıkıntısı çektiğini ve yoksullukla mücadele ettiğini söyledi.
REKLAM
Özellikle 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından CHP’li belediyelerin hizmetlerinin engellenmek istendiğini savunan Özel, “İşte burada Recep Tayyip Erdoğan’ın kimyası bozulmaktadır. Bir gün dönüyor, ‘Silkeleyin bu belediyeleri’ diyor. Yahu silkelemek ne demek? Zeytin mi silkeliyorsun?” diye konuştu.
Özgür Özel, CHP’li belediyelerin yaptıklarının kıskanıldığı değerlendirmesinde bulunarak, “Eğer vatandaşın gönlünden düştüysen, oraya girmenin yolu var. Gönülden düşerken çaresi, neden düştüğünü düşünüp daha çok çalışmak, hizmette yarışmaktır. O zaman vatandaşın gönül kapısı açıktır, oraya girersin. Ama hazımsızlık yaparsan, arkadan çelme çakarsan, belediye hizmet aracının lastiklerini millete hizmet götüremesinler diye geceleyin indirirsen, millet bunu görür; bu hazımsızlığı görür. Senin sindiremediğini görür, hazmedemediğini görür. Bunun cezasını en ağır şekilde verir. O yüzden sen baskılarınla bizi sindiremezsin ama sen sindireceksin. Bu hazımsızlığı yapmayacaksın.” ifadesini kullandı.
Belediyelerin, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan prim borçlarına değinen Özel, şunları kaydetti:
REKLAM
“AK Parti’den aldığımız her belediyeyi SGK ve vergi borcuyla aldık, faizleri var. SGK’nin toplam 100 lira alacağı var. Bu alacağın 10 lirası belediyelerden. Belediyelerin yüzde 65’i bizim, 6.5 lirası da bizden. Diyor ki ‘SGK’ye borçlarını ödesinler de SGK de maaş ödesin’. Yahu yüzde 10’u senin, MHP’nin, DEM’in ve bizim belediyelerimizden. Bunun yüzde 90’ı kimde? SGK’nin en büyük borçlusu senin yandaş şirketin. İkinci büyük borçlusu senin müteahhit şirketin. Üçüncü büyük borçlusu senin akraba şirketin. 4, 5,10 hepsi sana yakın şirketler. Şimdi bizim gırtlağımıza çökecekler, kendi deyimleriyle silkeleyecekler, paraları kesecekler, sonra yandaşları için yeni bir yapılandırma çıkaracaklar. Millet bu kötülüğü görsün. Varsa cesaretiniz lütfen açıklayın, SGK’ye kimin kaç para borcu var. Hangi şirket ne zamandır ödemiyor?”
“BAASCI DEĞİLİZ, OLMADIK”
Suriye’de Baas rejiminin devrilmesine ilişkin konuşan Özel, “Esat rejimi yıkılmış, ‘Ben haklı çıktım. diyor. Ya sen ne haklı çıktın? 13 sene önce demiş ki ‘Biz gideceğiz Emevi Camii’nde namaz kılacağız’. O namaz bu namaz mı? Arada 13 yıl var. Arada 238 şehit, 200 milyar dolar kayıp ve 4,5 milyon da sığınmacı var. İlk gün ‘hepsi dönüyorlar’ diye yalandan Çin’den otoban görüntüleri, kapılarda yığılma görüntüleri… Ama giden falan yok.” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Genel Başkanı Özel, partisinin 13 yıl boyunca çözüm önerilerini dile getirdiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Diyor ki ‘Bunlar Baascı’. Baascı değiliz, olmadık, asla böyle bir şeyi kabul edemeyiz. Bana diyor ki ‘Sen Esad’la görüşmek istedin’. Evet istedim. Ben de söyledim, daha önceki dönemlerde de defalarca söyledik. Diyalog kurulmalı, demokrasiye davet edilmeli, Suriye’de yeni bir hükümetle yeni bir anlayışla birlikte bütün Suriye’yi temsil eden bir demokratik yapı kurulmalı. Seçimler yapılmalı, herkes evine ulaşmalı. Biz, sığınmacılar dönsün diye ‘Esad’la görüşelim, onu demokrasiye davet edelim’ dedik. Maalesef, bölge sıkıntıda. Esad düşünce, ‘Ben düşürdüm’ diyen, HTŞ oraya doğru yürürken, düşmeden iki gün önce camii çıkışında, ‘Gönlüm bunu istemiyor’ diyor. ‘Esad keşke benle görüşseydi’ diyor. Türkiye’nin Suriye politikası, 13 yılda büyük kayıplara sebebiyet vermiştir. Bir an önce Türkiye, hem sığınmacıları göndermeli hem kendi gündemine dönmelidir.”
Türkiye’nin asıl gündeminin emekli aylıkları ve asgari ücret olduğunu vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Emekliler için geçim haktır, bir asgari ücret şarttır. Asgari ücretlinin gerçek enflasyonu yüzde 76’dır. Asgari ücretliye 30 bin liranın altında verilecek her maaş yoksulluğun tırmanmasına, açlığın yükselmesine, vatandaşın zor durumda kalmasına sebebiyet verir. Onun için emeklilere bir asgari ücret istiyoruz, ayrıca asgari ücretin 30 bin lira olmasını ve gelecek sene temmuzda enflasyon zammı almasını istiyoruz. ‘Asgari ücret talebimiz 30, bunun altında yokuz’ diyoruz.”
Açılışta Özel’e, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ilçe belediye başkanları, genel başkan yardımcıları, milletvekilleri, Başak Cengiz’in ailesi ve vatandaşlar eşlik etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Ekonomide yeniden dengelenmeyi sağladık ve şoklara karşı dayanıklılığımızı artırdık” ifadesini kullanan Bakan Şimşek, “Vatandaşlarımız müsterih olsun. Gıdadan eğitime, ulaştırmaya enflasyonda hissedilir yavaşlama başladı. 2025’te de devam edecek” dedi.
“VATANDAŞLARIMIZ MÜSTERİH OLSUN”
AA’nın haberine göre; Bakan Mehmet Şimşek, “Vatandaşlarımız müsterih olsun. Birçok alanda enflasyonda hissedilebilir yavaşlama başladı.” dedi.
2023 yılının ikinci yarısından bu yana uyguladıkları Orta Vadeli Program sayesinde önemli kazanımların olduğunu belirten Şimşek, öncelikle makrofinansal istikrarı güçlendirdiklerini söyledi. Ekonomide yeniden dengelenmeyi sağladıklarını ve şoklara karşı dayanıklılığın artırıldığını dile getiren Şimşek, cari açığın milli gelire oranının yüzde 5,5’ten yüzde 1’in altına inmiş olmasının değerli olduğunu söyledi.
REKLAM
Bakan Şimşek, rezervleri artırarak rezerv düşüklüğünü endişe kaynağı olmaktan çıkardıklarını vurgulayarak, bunun “carry trade üzerinden sağlandığı” yönündeki iddialarının doğru olmadığını, artışın üçte ikisinden fazlasının uzun vadeli, makul maliyetli dış kaynak ve Türkiye’deki portföy tercihlerinden kaynaklandığını dile getirdi.
Son 1,5 yılda ülke risk priminin 450 baz puandan fazla düştüğünün, aynı dönemde gelişmekte olan ülkelerdeki risk primindeki düşüşün bunun 10’da biri olduğunun altını çizen Şimşek, “Program yoksa, program başarılı bir şekilde uygulanmıyorsa ülkenin risk primi kendisine benzer ülkelerden nasıl oluyor da aynı dönemde 10 kattan fazla düşüyor, diye sormak lazım.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin dış kaynak maliyetinin yüzde 30 düştüğünü belirten Şimşek, reel sektör ve bankaların çok daha uygun koşullarda finansmana eriştiğine dikkati çekti. Türk lirasına güven kazandırdıklarını anlatan Şimşek, program öncesi yüzde 36 seviyesine düşen Türk lirasının toplam mevduat içindeki payının yüzde 57’yi aştığını bildirdi.
“2024’TE DEVAM EDEN KKM HESAPLARINDAN HERHANGİ BİR ZARAR SÖZ KONUSU DEĞİL”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Kur Korumalı Mevduat (KKM) konusundaki eleştirilere yanıt vererek, “KKM, tam 68 haftadır kesintisiz şekilde düşüyor. KKM stoku geçen sene 3,4 trilyon lirayla zirvedeydi, bugün itibarıyla 1,2 trilyon liranın altına düştü. 2024’te mevduat faizi ortalama yüzde 54,6 ama kur artışı bunun yarısı bile değil. Dolayısıyla 2024’te devam eden KKM hesaplarından herhangi bir zarar söz konusu değil.” diye konuştu.
REKLAM
Programın bir unsurunun da mali disiplini güçlü şekilde yeniden tesis etmek olduğunu ifade eden Şimşek, deprem harcamalarına rağmen bütçe açığını kontrol altına aldıklarını ve düşürmeye başladıklarını söyledi.
Şimşek, Türkiye’nin bu sene dünyada 3 büyük kredi derecelendirme kuruluşu tarafından notu 2 kademe birden artan tek ülke olduğuna işaret ederek, programın hedeflerine değindi.
Programı uygularken küresel ekonomideki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini kaydeden Şimşek, “Küresel koşullar, programın başında zordu. Çünkü geçen sene küresel faizler yüksekti. Küresel ticarette artış zayıftı ve ticaret ortaklarımızın büyümesi oldukça düşüktü. Ancak 2025’te küresel koşullar program açısından çok daha elverişli hale gelecek. Çünkü 2025’te ticaret ortaklarımızın büyüme performansının iyileşmesi bekleniyor. Bu yıl faiz indirimlerine başlayan gelişmiş ve gelişmekte olan ülke merkez bankalarının önümüzdeki dönemde de indirimlere devam etmesi, yani küresel finansal koşulların daha elverişli olması bekleniyor. Emtia fiyatlarının düşük seyredeceği tahmin ediliyor. Bütün bunlar program açısından olumlu.” değerlendirmesinde bulundu.
REKLAM“ENFLASYONU KALICI OLARAK DÜŞÜRMEK İÇİN GEREKLİ ZEMİNİ OLUŞTURDUK”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti hükümetleri olarak her zaman daha müreffeh Türkiye inşa etme hedefiyle çalıştıklarını anlatan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Makroekonomik dengesizlikleri gidermek için uyguladığımız politikalarla 2024’te iç talep yavaşladı ve ekonomide yeniden dengelenme başladı. Dezenflasyon sürecinde büyüme öngörülerimiz doğrultusunda. Kısa vadede yavaşladı. Ancak bu geçicidir. Sanayi üretimindeki sınırlı daralmaya bakarak genel ekonomik gidişata ilişkin yorum yapmak eksiklik olacak. Çünkü ekonominin geri kalan yaklaşık yüzde 79’u büyümeye devam etmektedir. Önümüzdeki yıl daha destekleyici olacak olan küresel koşullarla birlikte dezenflasyon sayesinde oluşacak elverişli yurt içi finansal koşullar ve artan reel sektör güveninin ekonomik aktiviteyi olumlu etkilemesini bekliyoruz.”
Şimşek, uyguladıkları politikalar sayesinde enflasyonun bu yılın mayıs ayındaki zirve seviyesine göre 28 puan gerilediğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Dezenflasyona yönelik politikalara daha geç tepki veren ve geriye dönük fiyatlamanın olduğu hizmetlerde enflasyon yüksek seyrediyor. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Gıdadan dayanıklı mallara, eğitimden ulaştırmaya birçok alanda enflasyonda hissedilebilir yavaşlama başladı. 2025’te devam edecek. Enflasyonu kalıcı olarak düşürmek için gerekli zemini oluşturduk, çerçeve şekillendi. 2025’te 4 temel faktör nedeniyle enflasyon düşmeye devam edecek. Birincisi, para politikasının gecikmeli etkisi daha belirgin hale gelecek. İkincisi, bütçe açığını azaltarak, kamu maliyesinin enflasyonla mücadeleye daha güçlü destek vermesini sağlayacağız. Üçüncü olarak bütçe imkanları çerçevesinde bazı yönetilen ve yönlendirilen fiyatları enflasyon hedefiyle uyumlu şekilde belirleyeceğiz. Son olarak gıda, konut ve enerji gibi temel alanlarda arzı artıracak proje ve reformlara hız vereceğiz.”
REKLAM“VERGİ ADALETİNİ GÜÇLENDİRMEYİ AMAÇLIYORUZ”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, yaklaşık 56 milyar dolar olan cari açığın bugün yaklaşık 8 milyar dolar seviyesine düştüğünü ifade ederek, cari açıkta düşüşü kalıcı hale getirmek için yapısal reformların hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.
Kamuda harcama disiplinini sağlayacak adımları attıklarını anlatan Şimşek, “Kamu İhale Kanunu’nda çok kapsamlı revizyona gittik. Buna ilişkin düzenlemeleri grubumuza gönderdik. KİT yönetişim reformu konusunda da yapısal reformu tamamlayıp yine taslağı partimizin yetkililerine ilettik.” dedi.
Şimşek, Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre, 60 gelişmiş ve gelişmekte olan ülke arasında Türkiye’nin en düşük kamu borcuna sahip 6’ncı ülke olduğunun altını çizerek, kur riskini azaltmak amacıyla ağırlıklı olarak Türk lirası cinsinden borçlandıklarını, borcun vadesini uzatarak stokun refinansman riskini azalttıklarını, faiz riskini azaltmak için değişken faizli borçlanmanın payını sınırladıklarını ve güçlü nakit rezervi tutuklarını belirtti.
Vergi adaletini güçlendirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Şimşek, yapılan vergi düzenlemelerine değindi. Vergi harcamalarını başta vergi adaleti olmak üzere, ekonomik, sosyal ve çevresel hedefleri desteklemek için etkin politika aracı olarak kullandıklarına dikkati çeken Şimşek, Türkiye’nin büyüme potansiyelini artıran, istihdama katkı sunan yatırım, üretim, AR-GE, ihracat faaliyetlerine vergisel teşvikler verdiklerini söyledi.
REKLAM
Şimşek, “vergi harcamalarının sadece sermaye kesimine sağlandığı yönündeki” iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, “En büyük vergi harcama kalemi nedir biliyor musunuz? Asgari ücretten vergi almamamızın 2025’teki maliyeti 853 milyar lira. Bütün vergi harcamalarının neredeyse 3’te biri. AR-GE faaliyetleri ve istihdam sağlayacak yatırımlar için 683 milyar lira vergi harcaması öngörüyoruz. Biz yatırımları desteklemeyelim mi? AR-GE’yi desteklemeyelim mi?” diye konuştu.
Kayıt dışılıkla mücadele kapsamında yapılan denetimlere ilişkin bilgi veren Şimşek, vergi borçlarının silindiği iddialarının da gerçeği yansıtmadığına işaret etti. Şimşek, “Meclisimizin kanun düzenlemesiyle ancak alacaklar silinebilir.” ifadesini kullandı.
“AYLIK VE ÜCRETLERDE İYİLEŞTİRMELERLE ENFLASYONUN ÜZERİNDE ARTIŞ YAPILDI”
Bakan Şimşek, çalışanların ve emeklilerin her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, aylık ve ücretlerde iyileştirmelere gidildiğini ve enflasyonun üzerinde artış yapıldığını söyledi. Buna ilişkin örnekler veren Şimşek, “Çalışanlarımızı, emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz. Bu programda da hedefimiz bu yönde, değişmedi. Enflasyon şu anda yüzde 47’dir, yıl sonu muhtemelen yüzde 45 olacak. Bu yıl en düşük memur maaş artışı yüzde 78. Enflasyonun 1,7 katı. En düşük emekli aylığı yüzde 68 arttı, enflasyonun 1,5 katı. Asgari ücret de muhtemelen enflasyonun üzerinde seyredecek.” değerlendirmelerinde bulundu.
REKLAM
Bütçede öğrencilerin, gençlerin, engellilerin, 65 yaş üstü büyüklerin, çiftçilerin, esnafın, sanatkarların, çalışanların, emeklilerin ve toplumun bütün kesimlerinin bulunduğunu belirten Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Temelleri sağlamlaştırmak hususunda önemli mesafeler kaydettik. Küresel ekonomide karşı karşıya kaldığımız meydan okumaların ve ülkemizdeki yapısal sorunların kolay çözümü olmadığını biliyoruz, kabul ediyoruz. Bu sorunları çözmek için uyguladığımız bir program var, bunu kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Çünkü amacımız bir taraftan makrofinansal istikrarı tesis etmek, bir taraftan tabii ki temel sorunları çözmektir. Kaynaklarımızı daha verimli kullanarak yatırımı, istihdamı, ihracatı artıracağız. Enflasyon yeni bir sorun değil. 70’lerde, 80’lerde, 90’larda da sorundu. AK Parti döneminde tek haneye indirmiştik, tekrar tek haneye indireceğiz.”
Öte yandan Bakan Şimşek’in Genel Kuruldaki sunumunu, eşi Esra Şimşek de dinleyici locasından izledi.
BAKAN BOLAT: TÜRKİYE EKONOMİSİ BU YILIN 9 AYINDA YÜZDE 3 BÜYÜDÜ
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TBMM Genel Kurulunda, Ticaret Bakanlığının 2025 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı.
Bolat, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları başladıktan sonra ateşkes sağlamak için çok uğraştıklarını belirterek, “İsrail’in katliamını durdurmak, Filistinli kardeşlerimize yardımlar ulaştırmak konusunda dünyada en önde gelen ülke olduk” dedi.
Jeopolitik gerilimlerin yanı sıra ticaret politikalarında yükselen korumacılık eğilimlerinin dünya genelinde büyük belirsizlikleri ortaya çıkardığını ifade eden Bolat, dünya ekonomisinin geçen yıl yüzde 3,3 büyüyerek tarihsel ortalamanın altında performans gösterdiğini anımsattı.
Bakan Bolat, Türkiye ekonomisinin ise 2023’te zayıf dış talep ve 6 Şubat’taki deprem felaketlerine rağmen yüzde 5,1 büyüyerek güçlü performans sergilediğini kaydetti.
Türkiye ekonomisinin bu yılın 9 ayında yüzde 3 büyüdüğünü hatırlatan Bolat, milli gelirin de rekor seviyeye çıktığını bildirdi.
Bolat, son yıllardaki mal ve hizmetler ihracatındaki artışa değindi. Türkiye’nin 100 milyar dolarlık orta-yüksek ve yüksek sanayi ürünleri ihraç ettiğini vurgulayan Bolat, son bir yılda gerçekleştirilen ihracat sonucunda 374,7 milyar dolar kazanıldığını anlattı.
Geçen yılın kasım ayında yıllıklandırılmış dış ticaret açığının 110 milyar dolar olduğunu anımsatan Bolat, “Son bir yılda kasım ayı itibarıyla dış ticaret açığımız 79,3 milyar dolara geriledi. Böylece 30,6 milyar dolar azalma sağlandı. Mal ve hizmetler ticaretindeki tüm bu olumlu gelişmelerle birlikte cari işlemler hesabımız da ekim ayında 1,9 milyar dolar fazla verdi. Böylece son 5 yıldır ilk defa üst üste 5 ay cari işlemlerde fazla verdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Ömer Bolat, bu yıl cari işlemler açığının gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 1’inden daha düşük olacağını tahmin ettiklerini de söyledi.
“KOBİ’LERDE YEŞİL MUTABAKAT UYUMUNUN ALTYAPISINI HAZIRLIYORUZ”
İhracatı artırmak amacıyla ihracatçı firmaları 42 destek programıyla destekliklerini ifade eden Bolat, bu alanda bu yıl 21 bin 545 firmaya 15,3 milyar dolar destek sağlandığını kaydetti. Bolat, ihracatın sürdürülebilirliğini sağlamak, pazar çeşitliliğini artırmak için çalışmaların devam ettiğini dile getirerek, İhracat Akademisi ile mevcut 140 bin ihracatçı firma sayısını 2030’a kadar 200 binin üzerine yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi.
Ticaret Bakanı Bolat, yeşil dönüşüm uyum çerçevesinde dijital dönüşümle bağlantılı olarak firmaları stratejik alanlarda desteklediklerini belirterek, şunları kaydetti:
“KOBİ’lerde yeşil mutabakat uyumunun altyapısını hazırlıyoruz. Sektörlerle koordinasyon içinde çalışıyor, Eximbank kanalıyla finans destek paketi sağlıyoruz. Kolay İhracat Platformu ve E-Kolay İhracat Platformu ile isteyen, ihracat yapmak isteyen firmalarımıza çevrimiçi rehberlik ediyor, danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Hizmetler ihracatımızda da bugüne kadar verdiğimiz destekler 10,1 milyar Türk lirasına ulaştı. 2024 yılı içinde tahsis edilen 5,1 milyar liralık destek bütçemizi firmalarımıza ödedik. Desteklerden yararlanan firma sayısı da 3 bin 272’ye yükseldi.”
Bu yılın 11 ayında 43,7 milyar dolarlık destekle ihracatçıların yanında olmaya devam ettiklerini ifade eden Bolat, ihracatçılara verilen diğer desteklere ilişkin bilgiler verdi.
Ömer Bolat, serbest bölgelerde yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik çalışmaların da devam ettiğini vurguladı. Bu yılın 11 ayında serbest bölgelerden 11,8 milyar dolarlık ihracat yapıldığını bildiren Bolat, “Yerli sanayimizi haksız ticarette, haksız rekabete neden olan dampingli ve sübvansiyonlu ithalat veya artan ithalat kaynaklı zarar ve tehditlere karşı da en fazla koruyan ülkeler arasında yer alıyoruz. Halihazırda 130 adet dampinge ve sübvansiyona karşı tedbirimiz, 115 adet önlemlerin etkisiz kılınmasına karşı tedbirlerimiz yürürlüktedir.” diye konuştu.
Bakan Bolat, yerli üretimi, sanayiyi, istihdamı ve ticareti korumaya hizmet eden etkili kararlar aldıklarına işaret etti.
Diplomasi faaliyetleri yürüterek mal ve hizmet ihracatını artırmaya gayret ettiklerini anlatan Bolat, “Türkiye-Avrupa Birliği ticaret hacmi 2024’te yüzde 4 artışla 216 milyar dolar seviyesine yükseldi. Gümrük Birliği güncelleme çalışmalarımızı hızlandırdık. Başta vize engeli, ulaştırma, tır geçiş belgeleri, serbest ticaret anlaşmaları uyumsuzluğu gibi konularda haklı taleplerimiz için görüşmeler yapıyoruz. Avrupa Birliği’nin yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerini sektörlerimizle çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bolat, 18 kara gümrük kapısının yenilendiğini, Ağrı Doğubeyazıt Gürbulak Gümrük Kapısı’nda da yenileme çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.
EMLAK SEKTÖRÜNDE İSE YETKİSİZ KİŞİLER 1 OCAK’TAN İTİBAREN TAŞINMAZ İLANI VEREMEYECEK
Ticaret Bakanı Bolat, gümrük idarelerinin yasa dışı ticarete karşı güvenlik kalkanı vazifesi gördüğüne işaret etti.
Bu yıl 29,7 milyar Türk lirası değerinde 23,6 ton uyuşturucu yakalandığını anlatan Bolat, 21,2 milyar lira değerinde de kaçak ve yasa dışı ticari eşyanın ele geçirildiğini söyledi. Bolat, bu yıl 456 milyon lira değerinde elektronik sigara, 3 milyar 246 milyon lira değerinde 1 ton 200 kilogramlık kaçak altın yakalaması gerçekleştirildiğini belirtti.
Otomotiv sektöründe alınan tedbirlerle istikrarın sağlandığını ifade eden Bolat, emlak sektöründe ise yetkisiz kişilerin 1 Ocak’tan itibaren taşınmaz ilanı veremeyeceklerini hatırlattı.
Bolat, yapılan kanuni düzenlemeler ile fahiş fiyat ve stokçuluğun cezalarının artırıldığını kaydetti.
Yiyecek-içecek hizmeti sunan işletmelere tarife ve fiyat listesi bulundurma ve kapının önüne asma zorunluluğu getirdiklerini dile getiren Bolat, bu kapsamda 251 bin iş yerinin denetlendiği ve kurallara uymayanlara 323 milyon lira idari para cezası uygulandığı bilgisini verdi.
Fiyat denetlemeleri sonucunda tespit edilen aykırılıklar için 4 milyar 750 milyon liranın üzerinde idari para cezası uygulandığını ifade eden Bolat, bu cezaların tahsil edildiğini bildirdi.
Ömer Bolat, yapılan kanuni düzenlemeler ile e-ticaret pazar yerlerinden on binlerce şirket, KOBİ ve esnafın çıkarılmasının engellendiğini de söyledi.
“FİLİSTİN’E EN FAZLA YARDIM GÖNDEREN ÜLKE KONUMUNDAYIZ”
Ticaret Bakanı Bolat, 7 Ekim 2023’ten sonra İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının katliam ve soykırıma dönüştüğünü belirterek, “Çoğu çocuk ve kadın yaklaşık 50 bin masum Filistinli kardeşlerimiz şehit düştü. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın başkanlığında hükümetimiz bütün ilgili ikili taraflı forumlarda, çok taraflı platformlarda, ülkeler bazında İsrail’in katliamını durdurmak, ateşkesi sağlamak, Filistinli kardeşlerimize yardımlar ulaştırmak konusunda dünyada en önde gelen ülke olduk.” değerlendirmesinde bulundu.
Bolat, 1948’den bu yana İsrail ve Filistin topraklarındaki değişimi gösteren haritayı milletvekillerine göstererek, Filistin’in bugün açık hava hapishanesi gibi olduğuna işaret etti. Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Filistin’in limanı, gümrüğü, polisi, askeri bulunmamaktadır. Dolayısıyla burada biz Türkiye Cumhuriyeti olarak 7 Ekim’deki İsrail’in saldırıları başladıktan sonra yardımlar ulaştırdık. Ateşkes sağlamak için çok uğraştık ve bu süreçte de ‘Birleşmiş Milletler tarafından tanınan ambargolara uymakla mükellefiz’ dedik. 15 Aralık tarihinde, 365 gün önce, ben bu kürsüde ‘İsrail’le ticareti özel şirketler, uluslararası şirketler yapıyor, devlet yapmıyor, Ticaret Bakanlığı yapmıyor.’ dedim. Biz 9 Nisan 2024 tarihinde 54 gümrük faslında, 1109 ürün başlığında İsrail’e ihracatı durdurduk. Bunu yapan ilk ülkeydik, tek ülkeydik ve İsrail’i ateşkese zorlamak için diğer dünya ülkelerini de bu konuda bize, bizim yanımızda yer alsınlar diye aldığımız bu karardan sonra İsrail’in kategorik olarak ateşkesi reddetmesi ve Gazze’ye hiçbir yardım ulaştırmaması karşısında 2 Mayıs 2024’te Cumhurbaşkanımızın başkanlığında hükümetimiz İsrail’le ihracatı da ithalatı da tamamen durdurdu.
Bizim bu çabalarımıza Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas 16 Ağustos 2024’te bu kürsüde dedi ki; ‘Türkiye Filistin için 10 milyarlık dolarlık feragat yaptı. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a, hükümete ve tüm halka teşekkürlerimizi, şükranlarımızı sunuyoruz.’ Filistin Milli Ekonomi Bakanı aynı demeci verdi.”
*Haberin fotoğrafları AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de yaşananların Türkiye’ye etkilerinin iyi analiz edilmesi gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, “Irak’ta yaşadıklarımızı belli ki Suriye de yaşamaya devam edecek. Dolayısıyla Irak nasıl bölündüyse Suriye’de o şekilde bölünecek. Suriye’den kaynaklı handikaplarımız ne bizim? Güvenliğimiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Suriye’den kaynaklı birtakım olaylar münasebetiyle eğer vatan bütünlüğü tehlikeye düşmüş gibi görünüyorsa tedbir almak mecburiyetindedir. İsrail her gün Suriye’de toprak kazanıyor. Suriye’nin güneyini neredeyse işgal etti, ağzını açan yok. Filistin ve Gazze’den bahseden kaldı mı son 15 günden beri? Filistin’in derdi çözüldü mü? Yok. Şimdi gündem Suriye.” diye konuştu.
REKLAM
Türkiye’nin gerçeklerinin algılar üzerinden değil, olgular üzerinden belirlenmesi gerektiğini dile getiren Dervişoğlu, Türkiye’nin en büyük sorunlarından bir tanesinin sığınmacı sorunu olduğunu aktardı.
“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİR TANESİ SIĞINMACI SORUNU”
Dervişoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Burada hükümete sesleniyorum, milletin kafasını boş yere karıştırmayın. Derhal geçici sığınmacı statüsünü kaldırın. Esad gitmiştir, Suriyelilerin de Türkiye’deki misafirliği bitmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ve Batı ülkeleri istiyor diye misafir kabul etmeye hazır bir ülke görüntüsü sergilemenin anlamı yoktur. Türkiye’nin sınırında bir terör devletinin kurulması engellenmelidir. Suriye PKK’sıyla Irak PKK’sının birleşmesinin önüne geçilmeli ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti orada bu iki unsurun bir araya gelmesini engelleyecek askeri tedbiri mutlaka almak zorundadır. Avrupa Birliği’yle ve Avrupa ülkeleriyle bedeli mukabilinde imzalanmış geri kabul anlaşması derhal ortadan kaldırılmalıdır.”
Süleyman Şah Türbesi’nin eski yerine taşınması, Suriyelilere verilen vatandaşlıkların iptal edilmesi gerektiğini de söyleyen Dervişoğlu, “238 bin Suriyeliye Kanun Hükmünde Kararnameyle kanunsuz vatandaşlık verdiniz. İYİ Parti olarak gerçek politikamızı ortaya koyduk ve bunların vatandaşlık iptali için hem Danıştay’a hem de İdari Mahkemeye dava açtık. Ayrıca Türkiye Barolar Birliğinin açmış olduğu davaya da müdahil olarak katıldık. 238 bin Suriyeli Türkiye’de mal edinmek suretiyle istisnai vatandaşlık elde etmişler. İktidarın Suriyelilere verdiği vatandaşlıkların derhal iptali gerekmektedir ve kendi ülkelerine dönmeleri için de teşvik yasasının çıkarılması artık kaçınılmazdır.” ifadelerini kullandı.
Programa, genel başkan yardımcıları, milletvekilleri, Genel İdare Kurulu üyeleri ve partililer katıldı.
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’da yer alan habere göre Suriye halkının uzun yıllardır zulüm gördüğünü belirten Davutoğlu, şunları söyledi:
“Suriye halkının zaferini tebrik ediyorum. 13 yıl boyunca kimse bunu anlamaya çalışmadı. 13 yıl boyunca Suriye bağlamında ağır iftira ve eleştirilere maruz kaldık. Mülteciler konusunda insani gerekçelere sahip çıktığımız için üzerimize gelmeyen kalmadı. Sanki bu 13 yılın bütün sorumluluğu ki bu 13 yılın 5 yılında ben varım, 8 yılında herhangi bir görevim yok. Önemli değil, görevim olmasa da doğru politikalara ben ‘doğru politika’ derim. Onun için hem Suriye halkını hem de Suriye halkının arkasında duran devletimizi, hükümetimizi, Cumhurbaşkanımızı, Dışişleri Bakanımızı, bütün kurumlarımızı tebrik ediyorum. Olması gereken buydu.”
REKLAM
Ahmet Davutoğlu, önceki hafta İstanbul’da Suriyeli liderlerle bir toplantı yaptığını anımsatarak, mazlumun yanında durmaya devam edeceğinin altını çizdi.
Dünyanın ve Orta Doğu’nun zor bir döneme girdiğini dile getiren Davutoğlu, Kuzey Irak ziyareti sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye birer mektup yazdığını bildirdi.
Erdoğan ve Bahçeli’ye mektupta tavsiyelerini ilettiğini aktaran Davutoğlu, “Sağ olsun Sayın Bahçeli mektubu aldıktan 2 saat sonra telefonla aradı ve ‘tespitlerinize katılıyorum’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanımız da bir hafta sonra mektup ile cevap verdi. Suriye olaylarından sonra da tekrar hem Sayın Bahçeli’ye hem Sayın Cumhurbaşkanımıza mektup gönderdim. Devlette küslük olmaz. Bizim birinci derdimiz milletin birliğini korumaktır. İkinci derdimiz, meselemiz, devleti ayakta tutmaktır.” diye konuştu.
Davutoğlu, kutuplaşma siyasetine karşı çıktığını, belirli olgunluğa gelen siyasetçilerin geçmişe değil geleceğe odaklanmaları gerektiğini belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Romanya, usulsüzlük ve Rusya müdahalesi iddiaları nedeniyle karışıklık yaşarken, ülkenin anayasa mahkemesi ilk tur seçim sonuçlarını iptal etti. İddialara göre Moskova, az bilinen aşırı sağcı aday Calin Georgescu’yu desteklemek için TikTok’ta geniş çaplı kampanya düzenledi. TikTok, bunu engelleyemediği gerekçesiyle soruşturulma altına alındı.
Avrupa Komisyonu, iddiaların ardından popüler video paylaşım platformuna yönelik denetimlerini artırma kararı aldı.

DİJİTAL HİZMETLER YASASI NEDİR?
Dijital Hizmetler Yasası, çevrimiçi platformların, dış müdahale gibi risklerle ilgili sorumluluk taşımasını öngörmektedir.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen bir basın açıklamasında, “Romanya cumhurbaşkanlığı seçimlerine dış aktörlerin müdahale ettiğine dair ciddi göstergeler var. Bu nedenle, TikTok’un Dijital Hizmetler Yasası’nı ihlal edip etmediğini detaylı bir şekilde araştırıyoruz. Avrupa Birliği’nde (AB), TikTok dahil tüm çevrimiçi platformlar hesap verebilir olmalı.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: İsrail ile Hamas arasında esir takası için dolaylı müzakereler sürürken, uluslararası basında Netanyahu’nun Kahire’ye gittiği iddia edildi.
Netanyahu’nun Kahire’ye esir takasını görüşmek için gittiği öne sürüldü.

NETANYAHU’NUN KAHİRE’YE GİTTİĞİ YÖNÜNDEKİ İDDİALAR YALANLANDI
Bu haberlerin ardından Sözcü Dostri, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun Kahire’ye gittiği yönündeki haberlerin doğru olmadığını belirtti.
Dostri, Netanyahu’nun nerede olduğuna ilişkin ise bilgi paylaşmadı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HAMAS’TAN İLK AÇIKLAMA: ATEŞKES VE ESİR TAKASI MÜMKÜN
Öte yandan Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, Katar’ın başkenti Doha’da ciddi ve olumlu görüşmelerin gerçekleştiği belirtildi.

Doha’daki görüşmelerin arabulucu ülkeler Katar ve Mısır’ın himayesinde gerçekleştiği aktarılan açıklamada, “Ateşkes ve esir takası anlaşmasına varılması, işgalcinin yeni şartlar öne sürmemesiyle mümkün olacak.” ifadeleri kullanıldı.

NE OLMUŞTU?
Hamas ile İsrail arasında Kasım 2023’te karşılıklı esir takası yapılmış ve Gazze Şeridi’nde geçici ateşkese varılmıştı.
İsrail, yaklaşık bir hafta süren ateşkesin ardından Gazze’ye saldırılarına yeniden başlamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mecliste yapılan güven oylamasında Scholz’a 207 milletvekili destek verirken, 394 milletvekili ret oyu kullandı. Oylamada 116 milletvekili ise çekimser kaldı.
Şansölye Scholz’un güvenoyu için 367 oy alması gerekiyordu.

Başbakan Scholz’un, oylamanın soncunun açıklanmasının ardından Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya gelmesi ve erken seçimin yapılması için Cumhurbaşkanı’na meclisi feshetmesi önerisinde bulunması bekleniyor.
NE OLMUŞTU?
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, 6 Kasım’da Almanya’daki hükümet ortakları Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP) temsilcileriyle yaptığı toplantıda, FDP Genel Başkanı da olan Maliye Bakanı Christian Lindner’i görevden almıştı.
Toplantının ardından FPD, hükümette yer alan bakanlarını geri çekmiş ve renklerinden dolayı “trafik ışığı koalisyonu” olarak adlandırılan hükümet dağılmıştı.

Scholz, 11 Aralık’ta yaptığı açıklamada, erken seçiminin önünü açmak için 16 Aralık’ta Alman Anayasası’nın 68. maddesi uyarınca meclisten güvenoyu talep edeceğini belirterek “Meclis üyeleri, önerdiğim yolu izlerse, Cumhurbaşkanı Steinmeier’e pazartesi öğleden sonra meclisin feshedilmesini önereceğim.” ifadesini kullanmıştı.
Cumhurbaşkanı Steinmeier’ın, anayasaya göre 21 gün içinde Başbakan’ın önerisi üzerine meclisi feshetmesi ve ardından 60 gün içinde erken genel seçim yapılması bekleniyor.


SEÇİM NE ZAMAN?
Ülkede hükümetin dağılmasının ardından SPD, Yeşiller ile ana muhalefetteki Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin meclis grupları seçim tarihi için 23 Şubat 2025’te anlaşmıştı.
Seçim tarihine ilişkin nihai kararı Cumhurbaşkanı Steinmeier verecek ancak partiler şimdiden erken seçim için çalışmalara başladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’nin Oryadoğu politikasına tepki göstererek, bölgede çok kan döküldüğünü ve birçok yerde önemli çatışma risklerinin olduğunu ifade etti. Washington yönetiminin Rusya politikasına da tepki gösteren Putin, “ABD bizi kırmızı çizgiye itiyor” dedi.

Putin, Rusya Savunma Bakanlığı toplantısında Ukrayna’da gelinen son durum ile ülkenin güvenliği, küresel ve bölgesel konuları değerlendirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Silahlı kuvvetlerin muharebe hazırlığını ve kapasitesini iyileştirmenin önemine dikkat çeken Putin, 2024 yılını Ukrayna’daki özel askeri operasyonun hedeflerine ulaşmasında dönüm noktası olarak nitelendirdi.

Putin, “Bu yıl 189 yerleşim yeri kurtarıldı. Askerlerimizin profesyonelliği ve cesareti, savunma sanayi personelinin kahramanca çalışmaları ve ordumuz ile donanmamıza ülke çapında verilen destek sayesinde birliklerimiz stratejik hedefler üzerinde sıkı bir kontrole sahip” dedi.

ABD’Yİ UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMALARI KÖRÜKLEMEKLE SUÇLADI
Hükümetin ülkenin güvenliğini sağlama ve stratejik hedeflere ulaşma konusundaki kararlılığını yineleyen Putin, ABD’yi Ukrayna’daki çatışmaları silah, fon ve askeri danışmanlar göndererek körüklemekle suçladı. Rusya Devlet Başkanı Putin, küresel askeri-politik iklimin hem zorlu hem de istikrarsız olduğunu belirterek, birçok bölgede devam eden çatışmalara ve artan gerginliklere dikkat çekti. Putin, “Orta Doğu’da kan dökülmeye devam ediyor ve dünyanın diğer birçok yerinde önemli çatışma riskleri var” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Sudan Cumhurbaşkanı Salva Kiir Mayardit başkanlığındaki kabine toplantısının ardından gazetecilere konuşan bakan Güney Sudan Enformasyon ve İletişim Bakanı Michael Makuei Lueth, ülkedeki kolera vaka sayısının 6 binden fazla olduğunu söyledi.
60 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Lueth, Güney Sudan’da kolera salgının her yere yayıldığını belirterek, 28 Ekim’den bu yana kolera nedeniyle 60 kişinin yaşamını yitirdiğini ifade etti.
Koleranın özellikle Sudan’daki savaş sebebiyle ülkeye sığınan mülteciler arasında yaygın olduğuna dikkati çeken Lueth, durumu kontrol altına almak için çabaların devam ettiğini vurguladı.
Güney Sudan hükümeti, 10 Aralık’ta BM işbirliğinde ülkedeki kolera salgını vakalarındaki artışa karşı vatandaşları aşılama programına başlamıştı.
Savaşın devam ettiği komşu Sudan’da ise kolera nedeniyle 12 Ağustos’ta salgın ilan edilmiş ve vaka sayısı 46 bini aşmıştı.
Sudan’daki savaştan dolayı Güney Sudan’a geçenlerin sayısının yaklaşık 880 bin olduğu tahmin ediliyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Afrika Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Aaron Motsoaledi, ülkede gıda yetersizliğinden kaynaklı çocuk ölümlerine ilişkin Ulusal Meclis’e sunulan soru önergesine verdiği yanıtta ülkede 2024 yılında 600’den fazla çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.
Motsoaledi, gıda yetersizliği kaynaklı çocuk ölümlerinin en çok ülkenin doğusundaki KwaZulu-Natal eyaletinde görüldüğünü, burayı Limpopo, Doğu Cape ve Gauteng eyaletlerinin izlediğini ifade etti.
40 MİLYON KİŞİ GIDA GÜVENSİZLİĞİYLE KARŞI KARŞIYA
Güney Afrika Tarım Bakanlığı verilerine göre 63 milyon nüfuslu ülkede 10 milyonu üst seviyede olmak üzere yaklaşık 40 milyon kişi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bulunuyor.
Öte yandan tarım ürünü ihracatının geçen yıl 13,2 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığı Güney Afrika, kıtanın önde gelen gıda ihracatçısı ülkeleri arasında yer alıyor.
Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye Milli Ordusu, Aralık ayında başlattığı ‘Özgürlük Şafağı Operasyonu’ ile ilk olarak Tel Rıfat ilçe merkezini, ardından da Münbiç ilçesini ele geçirerek, Fırat Nehri’nin batısındaki en büyük terör yuvası haline gelen bölgeyi PKK/YPG’den temizledi.
“ABD’NİN BUNUNLA HİÇBİR İLGİSİ OLMAMALI, KARIŞMAYIN”
ABD, bölgede hâlâ yaklaşık 900 özel kuvvet askeri bulunduruyor ve terör örgütüne hava desteği ile istihbarat sağlıyor.
Ancak Trump, Washington’un Suriye’deki varlığını sürdürmesine karşı olduğunu belirterek, X platformunda büyük harflerle, “ABD’NİN BUNUNLA HİÇBİR İLGİSİ OLMAMALI… KARIŞMAYIN!” şeklinde bir paylaşımda bulundu.
Trump, ilk döneminde ABD güçlerinin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesini emretmiş ve bu adımla PKK/YPG’yi zor bir duruma sokmuştu.

“ABD’NİN BÖLGEDEN ÇEKİLMESİNDEN KORKUYORUZ”
İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times’a konuşan terör örgütü PKK/YPG’nin basın sözcüsü Ferhad Şami ABD’nin bölgeden çekilmesinden korktuklarını söyledi.
Terörist Şami, Fırat Nehri üzerindeki Teşrin Barajı yakınlarında şiddetli çatışmaların devam ettiğini ve Ayn el Arap’taki (Kobani) güçlerinin topçu ateşi ve saldırı İHA’larının bombardımanı altında olduğunu belirtti.
“TÜRKİYE, SURİYE’DE EN ETKİLİ DIŞ AKTÖR OLACAK”
PKK/YPG’nin halen DEAŞ’lı tutukluların tutulduğu gözaltı merkezlerini ve DEAŞ üyelerinin aileleri için El Hol kampını işlettiği belirtilen haberde “Esad’ın devrilmesinden sonra Suriye’deki en etkili dış aktör olması muhtemel olan Türkiye, uzun süredir PKK/YPG’nin ABD özel kuvvetlerinin varlık gösterdiği Fırat nehrinin doğusunda kalmasında ısrar ediyor.” ifadeleri yer aldı.
Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze Şeridi’ni hedef almaya devam ediyor.
İsrail zalim saldırılarını sürdürürken Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından Gazze’ye ilişkin son veriler paylaşıldı.
SON 24 SAATTE 3 SALDIRI
Filistin Sağlık Bakanlığı,İsrail’in Gazze Şeridi’nde 434 gündür sürdürdüğü katliamlara ilişkin açıklamasında, İsrail’in son 24 saatte 3 saldırı düzenlediğini bildirdi.
Saldırılarda 40 sivilin hayatını kaybettiği, 98 sivilin ise yaralandığı açıklandı.

TOPLAM CAN KAYBI 44 BİN 875
Ayrıca toplam bilançoyu da açıklayan Bakanlık, Gazze Şeridi’ne saldırıların başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybının 44 bin 875’e, yaralı sayısının ise 106 bin 454’e yükseldiğini belirtti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Galler’de hizmet veren Marmaris Kebab House’un adı skandal bir gıda zehirlenmesi olayına karıştı.
Hijyen kurallarına uyulmayan işletmede yemek yiyen veya evine sipariş veren birçok kişi kısa sürede rahatsızlandı.
Kebapçıdan aldığı yiyecekleri tüketen 50’den fazla kişi kısa süre içerisinde kusma, yüksek ateş, şiddetli mide krampları ve kanlı ishal gibi ciddi semptomlar nedeniyle hastaneye başvurdu.
KEBAPÇIDA YEMEK YİYEN 50 KİŞİ ZEHİRLENDİ
The Sun’da yer alan habere göre, sağlık çalışanları ve polisler art arda gelen zehirlenme olayının ortak noktasını ve kaynağını ararken oklar Marmaris Kebab House’u işaret etti.
Bu sırada sağlık ekipleri, zehirlenmelere hijyen koşulları sağlanmadığında ortaya çıkan shigella bakterisinin sebep olduğunu ortaya koydu.
Salgın sırasında yaşadığı sağlık sorunlarının ardından 11 yaşındaki bir çocuğa, tip 1 diyabet teşhisi kondu.

İŞLETME SAHİPLERİ GÖZALTINDA
Zehirlenen müşterilerde bağırsak enfeksiyonlarının geliştiği bildirilirken polis ekipleri, işletme sahipleri Sami Abdullah ve Hasan Saritag’ı gözaltına aldı.
Zehirlenmeye ilişkin başlatılan soruşturma sonucunda, bağırsak enfeksiyonuna neden olan shigella bakterisinin bulaştığı yiyeceklerin paket servisle bağlantılı olduğu tespit edildi.
YIKANMAMIŞ YİYECEKLER NEDEN OLDU
Zehirlenmelerin, yıkanmış ve yıkanmamış sebzelerin ayrılmaması nedeniyle lahana salatasına bulaşan bakteriden kaynaklanmış olabileceği öne sürüldü.
Ancak kesin bir neden tespit edilemedi.
Newport Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Abdullah ve Saritag, güvenli olmayan gıda satışı, gıda güvenliği prosedürlerini uygulamama ve işletmenin yeni sahiplerini kaydettirmeme suçlarından mahkûm edildi.
PARA CEZASI VERİLDİ
Abdullah 2 bin sterlin, Saritag ise 3 bin 65 sterlinlik para cezasına çarptırıldı.
Ayrıca her ikisinin de 2 bin 792 sterlin tutarında masraf ödemesine karar verildi.
Sanıkların avukatları ise müvekkillerinin yaşananlardan dolayı üzgün olduğunu ve mağdurlardan özür dilediklerini belirtti.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İnternete bağlı olmayan, WhatsApp ve mail gibi uygulamaların çalışmadığı, oyunun “o”sunu bile açmayan yani kısacası “akılsız” cep telefonlarına olan ilgi Avrupa’da yeniden artış gösterdi.
Bu trendin ise özellikle İspanya’da dikkate değer bir şekilde yayıldığı ortaya çıktı.
YÜZDE 200’ÜN ÜSTÜNDE ARTIŞ
Ülkede internetsiz telefon satışlarının 2023 yılına kıyasla üç katına çıktığı ve yüzde 214’lük bir artış kaydettiği bildirildi.
Bu oranın ise Avrupa’daki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça yüksek olduğu ifade edildi.
İSPANYA ÖNCÜ, ALMANYA GERİDEN GELİYOR
İspanya’nın ardından, İtalya’da yüzde 180, Fransa’da yüzde 118 ve Birleşik Krallık’ta yüzde 111’lik artış oranları kaydedildi.
Ancak Almanya, yüzde 67’lik daha küçük bir artışla bu trendin en gerisinde yer aldı.
Araştırmayı yürüten fiyat karşılaştırma sitesi idealo.es’in verilerine göre, internetsiz telefonlara olan talep, kullanıcıların daha sade bir yaşam tarzına yönelmek istemelerinden kaynaklanıyor.

“KÖTÜ TELEFONLAR” OLARAK ADLANDIRILSALAR DA POPÜLERLİK KAZANIYORLAR
idealo.es İletişim Başkanı Kike Aganzo, “akılsız cep telefonları” basit bir yaşam arayışında olan kişiler için cazip bir alternatif sunduğunu belirtti.
Aganzo’ya göre, bu cihazlar “kötü telefonlar” olarak adlandırılsa da, aslında kullanıcıların bilgi yüklemesinden ve dikkat dağıtıcı unsurlardan uzaklaşmasını sağlıyor.
Akılsız telefonların, temel bilgilere dönüş yaparak, hem bireysel olarak kendimizle hem de çevremizdeki insanlarla daha özgün ilişkiler kurmamıza olanak tanıdığını belirten Aganzo, şu ifadeleri kullandı:
Teknolojilerin hızla geliştiği ve hayatlarımızın sürekli bağlantılı olduğu bir dönemde, pek çok kişinin dijital doygunluğa ulaştığı gözlemleniyor. Bu telefonlar ‘kötü telefonlar’ olarak adlandırılıyor. Ancak, aslında bunlar, aşırı bilgi yüklemesinden ve sürekli dikkat dağıtıcı unsurlardan kurtulmak isteyenler için canlandırıcı bir seçenek sunuyor.

Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de tarihi anlara şahitlik ediliyor…
Suriye’de muhaliflerin ilerleyişi ile birlikte 27 Kasım’da şiddetlenen çatışmaların ardından 8 Aralık’ta 61 yılık Baas rejimi çöktü.
Suriyeliler tarafından sevinç içerisinde karşılanan bu gelişmelerin ardından binlerce Suriyeli, ilk cuma namazı için Emevi Camii’ne akın etti.
Ayrıca Lübnan’daki cuma hutbelerinin konuları da Esad rejiminin çöküşü oldu.
“SUÇ, ZULÜM, İŞKENCE REJİMİ DÜŞTÜ”
Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta cuma hutbelerinin konusu Suriye’deki 61 yıllık Baas rejiminin çöküşü olurken, camilerde “sevinç tekbirleri” getirildi.
Beyrut’un merkezindeki Muhammed el-Emin Camii’nde cuma hutbesini Lübnan Fetva Kurulu Genel Sekreteri Şeyh Emin el-Kurdi okudu.
Kurdi, cuma hutbesine “Allah en büyüktür, hamd onadır. Suç, zulüm, cinayet ve işkence rejimi düştü.” ifadeleriyle başladı.
Kur’an-ı Kerim’deki Nur Suresi’ne atıfta bulunan Kurdi, “O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir.” mealindeki ayeti okudu.
“HAPİSHANELERDE DUA EDENLERİN DUASINI KABUL ETTİ ALLAH”
Kurdi, hutbeyi şu ifadeler ile sürdürdü:
Allah her zorluktan sonra kolaylık vardır demiyor mu? Müşrikler ve kafirler beğenmese de işte bu hak sözdür. Geçen hafta burada ümmetin kurtuluşu ve Şam’ın zaliminin düşüşü için dua etmiştiniz. İşte Allah dualarınızı kabul etti.
Tüm mazlumların, oğlunu kaybeden annelerin, kocasını kaybeden kadınların, babasını kaybeden çocukların uzun yıllar korku imparatorluğu altında yaşayanların, karanlık gecelerde hapishanelerde dua edenlerin duasını kabul etti Allah.
ÇAĞRI YAPTI
Lübnan Fetva Kurulu Genel Sekreteri, dini liderler başta olmak üzere Müslümanlara yaşananlardan ibret alma, zalimleri övmeme, onların yanında durmama çağrısında bulundu.
İsrail’in Suriye’de silah depolarını hedef almasına da dikkati çeken Kurdi, Esad rejiminin yıllarca İsrail’e karşı kullanmadığı silahları, muhaliflerin kendilerine doğrultmasından korktuğu için söz konusu depoları bombaladığını aktardı.
İsrail’in saldırıları altındaki Gazze Şeridi’ndeki yıkımın ciddiyetine vurgu yapan Lübnanlı din adamı, Filistin halkına zafer kapılarının açılması için dua etti.
Cuma namazının ardından cemaat sevinç tekbirleri getirerek Esad rejiminin çöküşünü kutladı.

NE OLMUŞTU
Suriye’de 27 Kasım’da rejim karşıtı silahlı gruplar ile Beşar Esad güçleri arasında çatışmalar yoğunlaşmıştı.
Gruplar, 30 Kasım ile 7 Aralık’ta Halep, İdlib, Hama ve Humus gibi en büyük illerde üstünlük kurmuştu.
Başkent Şam’a 7 Aralık’ta girmeye başlayan gruplara halk kitlelerinin de destek vermesiyle rejim, Şam ve diğer birçok bölgede kontrolü tümüyle kaybederek çökmüştü.
Baas Partisi’nin 61 yıllık iktidarı sona ererken rejim lideri Esad başkentten kaçmıştı.
Öte yandan, Suriye Milli Ordusu da aralıkta başlatılan Özgürlük Şafağı Operasyonu’nun ilk gününde Tel Rıfat ilçe merkezini terör örgütü PKK/YPG’den kurtarmıştı.
Operasyonda Münbiç ilçesinin de kurtarılmasıyla, Fırat Nehri’nin batısındaki en büyük terör yuvasına dönüşen bölge PKK/YPG’den temizlenmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD topraklarında doğan her bebeğin Amerikan vatandaşı olma hakkı kazanması uygulaması sona eriyor…
5 Kasım seçimlerinde ikinci kez başkan seçilen Cumhuriyetçi Donald Trump, görevine başlayacağı günden itibaren yapacağı faaliyetler ile adından söz ettiriyor.
Önce gümrük vergileri artırımı kararı ile tepkilerin odağı olan Trump, ABD’de doğum yoluyla otomatik olarak kazanılan vatandaşlık hakkını sonlandırmayı planladığını duyurdu.
DOĞUM YOLUYLA VATANDAŞLIK DÖNEMİ BİTİYOR
Trump, ek olarak 2021 Kongre Binası isyanına karışanları affetmeyi düşündüğünü de dile getirirken ekonomi, enerji ve göç konuları da dahil olmak üzere ilk günden itibaren birçok başkanlık kararnamesi yayınlayacağının altını çizdi.
Kasım ayındaki başkanlık seçimini kazanmasından bu yana ilk kez NBC’nin Meet the Press programına verdiği demeçte konuşan Trump, “ABD’de doğum yoluyla vatandaşlık hakkını sonlandırmalıyız. Bu bir saçmalık.” dedi.

TOPLU SINIR DIŞI PLANINI YİNELEDİ
ABD’de yaşayan belgesiz göçmenler için toplu sınır dışı planlarını da yineleyen Trump, ülkeye çocukken gelen göçmenlere yardımcı olmak için Demokratlarla birlikte çalışmayı teklif etti.
Trump, NBC’ye yaptığı açıklamada göç konusuna değinerek, ABD’de doğan herkese, ebeveynleri ABD vatandaşı olmasa bile ABD pasaportu alma hakkı veren doğuştan vatandaşlık uygulamasının kaldırılması için yürütme kararı alacağını söyledi.
DOĞUM YOLUYLA VATANDAŞLIK YASASI
Doğuştan vatandaşlık hakkı, ABD Anayasası’nın 14. Ek Maddesi’nden kaynaklanıyor ve bu maddeye göre “Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan tüm kişiler, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşıdır” ibaresi yer alıyor.
Anayasayı değiştirmek, hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da Kongre’nin üçte ikisinin onayını gerektirirken, ayrıca eyaletlerin dörtte üçü tarafından da onaylanması şartı bulunuyor.
“AİLELERİ PARÇALAMAK İSTEMİYORUM”
Trump açıklamasında ayrıca, ABD vatandaşı aile üyeleri olanlar da dahil olmak üzere belgesiz göçmenleri sınır dışı etme konusundaki seçim vaadini yerine getireceğini söyleyerek, “Aileleri parçalamak istemiyorum. Bu yüzden bir aileyi parçalamamanın tek yolu onları bir arada tutmak ve hepsini geri göndermek.” diye konuştu.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Filipinler’de yanardağ tehlikesi yaşanıyor…
Filipinler Sivil Savunma Ofisi’nden yapılan açıklamada, Negros Adası’nda bulunan Kanlaon Yanardağı’nın patlamasının ardından herhangi bir can kaybının yaşanmadığı aktarıldı.
Açıklamada, yanardağın batı ve güney yamacına en yakın bölgelerinde yer alan kasaba ve köylerde acil toplu tahliye gerçekleştirildiği belirtildi.
87 BİN KİŞİ TAHLİYE EDİLİYOR
Yanardağ çevresindeki 6 kilometrelik “tehlike bölgesi”nden yaklaşık 47 bin kişinin tahliyesinin yapıldığı bildirilen açıklamada, tahliye sürecinin yaklaşık 87 bin kişiyi kapsayacağı bilgisi paylaşıldı.
Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr, gazetecilere yaptığı açıklamada, 6 kilometrelik tehlike bölgesinin dışına tahliye edilen ailelere destek vermeye hazır olduklarını söyledi.

3 BİN METRE YÜKSEKLİĞE KÜL PÜSKÜRTTÜ
Filipinler Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü, dün, Kanlaon Yanardağı’nın patladığını ve 3 bin metre yüksekliğe kül püskürttüğünü açıklamıştı.
Kanlaon Yanardağı haziranda da faaliyete geçmişti.
Yaklaşık 6 dakika boyunca patlayan yanardağda 5 bin metre yüksekliği bulan duman oluşmuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’ye ilişkin değerlendirmede bulunan Almanya’da ana muhalefetteki Hristiyan Demokrat Birlik Partisi Genel Başkanı Friedrich Merz, Rusya’nın zayıfladığını belirterek, “Çünkü Rusya, Suriye’yi ve oradaki rejimi koruyan bir güçtü. Ve Türkiye güçlendi. Türkiye şimdi tüm Orta Doğu bölgesinde daha da büyük bir rol oynayacak” dedi.
Almanya’da 23 Şubat’ta yapılması planlanan erken genel seçimlerde Hristiyan Birlik partilerinin başbakan adayı olan Merz, “Bu yüzden bize, sadece biz Almanlara değil, Avrupalılara da iyi bir tavsiye şu olabilir: Bu bölgede siyasi olarak da barışı tesis etmek için şimdi Türkiye ile çok daha güçlü şekilde birlikte çalışmalıyız” ifadesini kullandı.
“BEKLEYİP GÖRMELİYİZ”
Bunun artık Alman ve Avrupa siyasetinin bir görevi olduğunu kaydeden Merz, “Şimdi bekleyip Suriye’de gerçekten neler olduğunu, iç savaşın gerçekten bitip bitmediğini görmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Göktürk Sönmez
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avusturya’da bir çiftin dolandırıcılık numarası adeta akıllara durgunluk verdi.
Haksız kazanç için bir oyun kuran çiftin hedefi insanlar değil, ülkenin emeklilik sistemi oldu.
Son 43 yılda 12 kez evlenip boşanan bir çiftin hareketlerini inceleyen hükümet görevlileri, şüpheli çiftin son boşanma davasında dolandırıcılığı ortaya çıkardı.
43 YILDA 326 BİN EURO KAZANÇ SAĞLADILAR
Buldukları bu taktik ile emeklilik sisteminden 326 bin euro kazanç sağladığı ortaya çıkan çift hakkında n ciddi dolandırıcılıktan soruşturma başlatıldı.
Toplamda 13 kez evlendiği iddia edilen kadının, 1981 yılında ilk kocasının ölümünden sonra devletten “dul maaşı” almaya başladığı ve 1 yıl sonra kendisinden birkaç yaş küçük olan ikinci kocasıyla evlendiği öne sürülüyor.

3 YILDA BİR BOŞANIP EVLENDİ
6 yıl sonra ise adamın kamyon şoförü olarak çalışması nedeniyle, çiftin evliliklerinin “onarılamaz bir şekilde bozulduğunu” gerekçe göstererek boşandığı ve bu ayrılığın her yeni evliliğin yaklaşık 3 yıl sürdüğü bir evlenme, boşanma ve yeniden evlenme döngüsünü başlattığı iddia ediliyor.
Soruşturmayı yürüten yetkililer, tüm süreç boyunca birlikte yaşayan çiftin aslında hiç ayrılmadığını, Avusturya’nın emeklilik sigortası sistemini dolandırmak için resmî olarak ayrılıp barıştığını belirtiyor.
SON BOŞANMA DAVASINDA İFŞA OLDULAR
Yasaya göre, çift her boşandığında dul aylığı ödemeleri devam ediyor, kadın evlendiği her sefer için 27 bin euro tazminat talep edebiliyordu. Bu durumun yıllar boyunca devam etmesiyle çiftin, emeklilik planından 326 bin euro kazandığı ortaya çıktı.
Emeklilik fonu ödeme yapmayı reddettiğinde ise çiftin dava açması üzerine Avusturya Yüksek Mahkemesi’nin mart ayında çiftin yasal boşluktan yararlanmasının haksız olduğuna karar verdiği öğrenildi.
Ayrıca polisin, “ciddi dolandırıcılık suçlamasıyla” çifte soruşturma başlattığı belirtildi.
Çift, 12. boşanmaları yetkililer tarafından tanınmadığı için resmi olarak hâlâ evli sayılıyor.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hizbullah’tan İsrail’in Suriye’ye yönelik artan saldırılarına tepki geldi.
Hizbullah’tan yapılan açıklamada, İsrail’in “Golan Tepeleri’nde daha fazla toprak işgal ettiği” ve “Suriye’nin savunma kabiliyetlerini yok ettiği” vurgulanırken, “Bu saldırıları kınarken, saldırıların devam etmesi halinde doğuracakları sonuçlara karşı da uyarıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
“SİYASİ VE HUKUKİ BASKI YAPMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının hiçbir meşru nedeninin olmadığı kaydedilen açıklamada, “Başta Arap ve İslam dünyası olmak üzere tüm dünyayı bu suçlara karşı sağlam bir duruş sergilemeye ve bu saldırıları durdurmak için siyasi ve hukuki alanlarda baskı yapmaya çağırıyoruz” denildi.
Açıklamada, “Suriye’ye ve halkına desteğimizi yinelerken, Suriye’nin birliğinin korunmasının gerekliliğini vurguluyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye, kanlı Baas rejiminden soyutlandı.
Muhaliflerin galip geldiği iç savaş sonrası Esad Ailesi’nin kanlı hükümdarlığı son buldu.
Suriye’nin yeni hükümetinin ve izleyeceği politikaların ne olacağı merak edilirken, 13 yıllık iç savaş boyunca Beşar Esad ile yakın ilişkiler kuran İran’dan yeni bir açıklama geldi.
“SURİYE’DE ASKERİ VARLIĞIMIZ YOKTUR”
Khabaronline haber sitesine göre, Selami, İran Meclisi’nde, Suriye’deki son gelişmeler ve İran’ın takip edeceği askeri stratejinin ele alındığı kapalı toplantıda konuştu.
Esed rejiminin düşüşüne kadar İran’ın askeri danışmanları ve güçlerinin Suriye’de bulunduğunu belirten Selami, ancak an itibarıyla İran’ın Suriye’de herhangi bir askeri varlığının olmadığını vurguladı.
İSRAİL MESELESİ GÖRÜŞÜLDÜ
Toplantıda, bölgedeki askeri stratejiler, İsrail’in operasyonları ve İran’ın İsrail’e karşı gerçekleştirdiği operasyonlar masaya yatırıldı.
Ayrıca, bölgenin güvenlik ve istihbarat durumu detaylı şekilde değerlendirildi.
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habere göre, İsrail ordusu, işgal altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Hermon (Şeyh) Dağı’nın Suriye tarafını işgal etmesinin ardından Suriye genelinde onlarca stratejik noktaya hava saldırısı düzenledi.
İsrail Kanal 12 televizyonunun haberinde ise İsrail’in, Suriye ordusunun Esed rejiminden kalan askeri kapasitesini azaltmak için elinden gelen azami çabayı sarf ettiği, ordunun, Suriye geneline yayılan çok kapsamlı bir saldırı dalgası başlattığı ifade edildi.
Habere göre, İsrail savaş uçakları, askeri üsler, hava savunma üsleri, istihbarat karargahlarının yanı sıra uzun ile kısa menzilli füze depoları, hava savunma sistemleri, silah üretim merkezleri, konvansiyonel olmayan silah stoklarını hedef aldı.
Şeyh Dağı’nın Suriye tarafının işgali ve Golan Tepeleri’ndeki tampon bölgeye asker konuşlandırmak gibi kara saldırılarına ek olarak İsrail ordusu, son birkaç gün içinde Suriye’nin güneyindeki Dera’dan başkent Şam’a ve kuzeydeki Maysaf’a kadar olan bölgelerdeki hedefleri vurdu.
Suriye’ye ait hava savunma sistemlerinin imha edilmesinin İsrail’in ülkeye düzenlediği hava saldırılarının rahatça icra edebileceği anlamına geldiği de belirtildi.
İsrail ordusundan saldırılar öncesi yapılan açıklamada, İsrail sınırına yakın olan Kuneytra ili, Avfaniyye, Hamidiye, Batı Samdaniyye ve Kahtaniyye belde ve köyleri sakinlerine evlerinde kalma çağrısı yapılmıştı.
İsrail ordusu, 6 Aralık Cuma günü Suriye’deki gelişmeler nedeniyle işgal altında tuttuğu Suriye toprağı Golan Tepeleri’ndeki birliklerine takviye yaptığını duyurmuştu.
Ordu, Suriye’de 61 yıllık Baas rejiminin devrilmesinin ardından işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri ve Suriye ile arasındaki tampon bölgeye 8 Aralık’ta kuvvet gönderdiğini açıklamıştı.
İsrail, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni 1967’den bu yana işgal altında tutuyor. 1974’te İsrail ile Suriye arasında imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlenmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görüşmede, Suriye’deki son gelişmeler ele alınırken, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği çerçevesinde, istikrarın ve barışın tesis edilmesi gerektiği vurgulandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Irak-Suriye-Ürdün üçgeninde yer alan Suriye toprakları içerisindeki Tenef bölgesinde varlık gösteren silahlı muhalif grup Suriye Özgür Ordusu (SÖO) güçleri, rejimin hakim olduğu saha üzerinde ilerlemeler kaydetti…

SÖO güçlerinin ilerleyişi, 27 Kasım’dan beri Beşşar Esed rejimi güçlerinin Halep, İdlib, Hama ve Humus’ta rejim karşıtı güçlere karşı hızla alan kaybetmesi ve ülkenin doğusunda hakim olduğu alanları terör örgütü PKK/YPG’ye devretmesinin ardından başladı.

Irak-Ürdün sınırında konuşlu oldukları sahadan kuzeye doğru ilerleyen SÖO, Tedmur (Palmira) ilçesini ele geçirdikten sonra yönünü batıda başkent Şam yönüne de çevirdi. SÖO kuzey ve batı istikametinde Ammur Dağları ile Hamad Dağları, T2 petrol sahası ile Tibas, Rezuz ve Kasr Hir yerleşimlerini rejim güçlerinden ele geçirdi.
Tankları bırakıp kaçtılar… A Haber İdlib’de çatışmanın izlerini görüntüledi
İDLİB’DE ÇATIŞMANIN İZLERİ
Halep’in merkezinin büyük bölümünü 30 Kasım’da rejim güçlerinden alan rejim karşıtı gruplar, aynı gün tüm İdlib genelinde hakimiyet sağlamıştı.

Esad rejimine karşı muhalif silahlı muhalif gruplar, Han Şeyhun ilçesini geri almış ve İdlib vilayetinin tamamında kontrolü ele geçirmişti.


Rejim karşıtı silahlı gruplar İdlib ilinin en büyük kasabası olan Ma’aret el-Numan’ı da geri almıştı.

Esad rejim güçlerinin İdlib’i tamamen terk etmesinin ardından A Haber kameraları terk edilen rejim tanklarını görüntüledi.
Ma’aret el-Numan’daki terk edilmiş rejim karargahı, kameralara yansıdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esed ve ailesinin Moskova’ya geldiği bilgisine yer verilen haberde, sığınma hakkının insani gerekçelerle sağlandığı ifade edildi.
Haberde, Rus yetkililerin, Suriye’deki Rus askeri üslerinin ve diplomatik kurumlarının güvenliğine ilişkin Suriye’deki muhalefet temsilcileriyle temas halinde olduğu da kaydedildi.

SURİYE’DEKİ GELİŞMELER…
Suriye’de 27 Kasım’da rejim karşıtı silahlı gruplar ile Beşşar Esed güçleri arasında çatışmalar yoğunlaştı.
Gruplar, 30 Kasım-7 Aralık tarihleri arasında Halep, İdlib, Hama ve Humus gibi en büyük illerde üstünlük kurdu.
Başkent Şam’a 7 Aralık’ta girmeye başlayan gruplara halk kitlelerinin de destek vermesiyle rejim Şam ve diğer birçok bölgede kontrolü tümüyle kaybederek çöktü.
Baas Partisinin 61 yıllık iktidarı sona ererken rejim lideri Esed, başkentten kaçtı.
Suriye Milli Ordusu da Türkiye sınırı yakınlarında terör örgütü PKK/YPG’nin işgalinde olan Tel Rıfat’ı özgürleştirdikten sonra Münbiç’te yuvalanan teröristlere yöneldi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Takvim yaprakları 27 Kasım’ı gösterdiğinde Suriye’de tarihi bir gün yaşandı. Silahlı muhalif gruplar, rejime başkaldırdı.

Adım adım ilerleyen muhalifler 12 gün içinde tüm ülkeyi kontrol altına aldı. 61 yıllık Baas rejimi sona ererken; devrik lider Esad ülkeden kaçtı.
İşte Esad’ın garajı: Muhalifler lüks otomobilleri kaçırdı!
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Şam’a giren muhalifler ile halk, Esad’ın evini de bastı. Öfkeli kalabalık Esad’ın babası Hafız Esad’ın fotoğraflarını parçaladı.

Muhalifler tarafından; Esad’ın garajında bulunan lüks araçların görüntüleri de paylaşıldı.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Biden’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Yıllardır Esad’ın başlıca destekçileri İran, Hizbullah ve Rusya oldu. Ancak geçtiğimiz hafta içinde üçünün de desteği azaldı, çünkü üçü de bugün benim göreve gelmemden bu yana çok daha zayıf durumdalar.
Geçiş döneminde aralarında Ürdün, Lübnan, Irak ve İsrail’in de bulunduğu ülkeleri, Suriye’den gelecek her türlü tehdide karşı destekleyeceğiz.
Suriye’nin doğusunda herhangi bir tehdit karşısında personelimizi koruyacak bir güvence kapasitesi oluşturulmasına yardımcı olacağız ve DEAŞ’a karşı görevimizi, büyük ölçüde koruyarak, sürdürmeye devam edeceğiz.
Birleşmiş Milletler tarafından başlatılan süreç dahil olmak üzere bağımsız ve egemen, Esad rejiminin olmadığı bir Suriye’ye geçişi sağlamak amacıyla yeni bir anayasa ve tüm Suriyelilere hizmet edecek yeni bir hükümet oluşturulması için tüm Suriyeli gruplarla temas halinde olacağız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
REJİM ÇÖKTÜ!
Başkent Şam’a 7 Aralık’ta girmeye başlayan gruplara halk kitlelerinin de destek vermesiyle rejim Şam ve diğer birçok bölgede kontrolü tümüyle kaybederek çöktü.

ESED KAÇTI
Baas Partisi’nin 61 yıllık iktidarı sona ererken rejim lideri Esed, başkentten kaçtı.
Suriye Milli Ordusu da Türkiye sınırı yakınlarında terör örgütü PKK/YPG’nin işgalinde olan Tel Rıfat’ı özgürleştirdikten sonra Münbiç’te yuvalanan teröristlere yöneldi.


ŞAM’A DÖNÜŞ AKINI
Suriye’de Beşşar Esed rejiminin kontrolü kaybettiği başkent Şam’ın merkezine rejim karşıtı güçler girdi. Şam’a gidiş ve dönüş yolunda uzun araç kuyrukları oluştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza gece saatlerinde, Cevher Dudayev Mahallesi Çat Kavşağı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Yaşar S.’nin sürücüsü olduğu 50 ACH 323 plakalı Volkswagen marka otomobil, Gülşehir istikametinden ters şeritten gelerek Yaşar Oktay Y.’nin kullandığı 50 ACG 399 plakalı Volkswagen marka otomobil ile kafa kafaya çarpıştı. Çevredekilerin kazayı ihbar etmesinin ardından olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis yol üzerinde güvenlik önlemi alırken sağlık ekipleri ise otomobillerde bulunan yaralılara müdahale etti. İlk müdahalesi yapılan ve alkollü olduğu tespit edilen otomobil sürücüsü Yaşar S., hastaneye kaldırılmak üzere ambulansa bindirilirken, bir süre sonra ambulanstan kaçtı. Polis ekiplerinin kovalamacası sonrası yakalanan Yaşar S., tekrar ambulansa güçlükle bindirilerek polis nezaretinde hastaneye kaldırıldı. Yaşar S., ambulansta polis ekiplerinden de sigara istedi. Kazada diğer otomobilde yolcu olarak bulunan bir kadın da ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
Kaza yapan sürücü 289 promil alkollü çıktı
Kazaya neden olan sürücü Yaşar S.; kaza yerinde alkolmetreyi üflemeyi reddedince alkol testi hastanede yapıldı. Yapılan alkol testinde 289 promil alkollü olan sürücüye 24 bin 891 lira idari para cezası kesilirken ehliyetine de 2 yıl 6 ay el konuldu. İncelemelerin tamamlanmasıyla kazaya karışan otomobiller çekici yardımıyla bulundukları yerden kaldırıldı.
Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı. – NEVŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>15 Ekim itibariyle Türkiye genelinde tüm otoyol güvenlik ve denetimleri jandarmaya devredildi. Aksaray Otoyol Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler de, 206 kilometrelik sorumluluk alanında hiçbir olumsuzluğa geçit vermiyor. Son teknoloji yeni nesil cihazlar ile görev yapan, hem havadan hem de karadan otoyolları adeta çember altına alan ekipler, sadece güvenlik denetimiyle kalmayıp sürücü ve yolculara eğitici ve öğretici ikazlarda bulunuyor.
Otoyollar cayrakopter ile havadan denetleniyor
Otoyol Jandarma Tim Komutanı Jandarma Astsubay Çavuş Emine Sarıtürk, denetim faaliyetlerinin aralıksız olarak sürdürüldüğüne dikkat çekti. Denetim ve tüm faaliyetlerin hem havadan hem de karadan gerçekleştirildiğini ifade eden Astsubay Çavuş Sarıtürk, “Yapılan denetimlerde kara yolu ekibinin tespit edemediği kural ihlalleri daha geniş görüş açısıyla cayrakopter vasıtası ile tespit edilmektedir. Ayrıca herhangi bir sebeple trafik akışının tıkanması durumunda havadan cayrakopter vasıtası ile tespit edilerek kara ekiplerimizin süratle müdahalede bulunup trafik akışının sağlanmasını desteklemektedir” dedi.
“Amacımız, suçların önlenmesi, kazaların asgariye düşürülmesi”
Amaçlarının, vatandaşların güvenli bir şekilde seyahat etmelerini sağlamak olduğuna değinen Sarıtürk, “Aksaray Otoyol Jandarma Komutanlığının görevi, emniyet, asayiş ve kamu düzeninin korunmasına yönelik bulunduğumuz otoyol üzerinde vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için öncelikli amacımız suçların önlenmesi, suçluların yakalanması, otoyol üzerinde meydana gelen yaralanmalı ve ölümlü trafik kazalarının asgari seviyeye düşürülerek vatandaşlarımızın güvenli bir şekilde seyahat edebilmelerini sağlamaktır. Aksaray Otoyol Jandarma Komutanlığı olarak Ankara Niğde Otoyolunda toplamda 206 kilometrelik yol güzergahından sorumluyuz. Otoyolda göreve başladığımız günden itibaren yaptığımız çalışmalar sonucunda elde ettiğimiz analizlere göre kazaların ana sebebi olarak araç sürücülerinin aşırı yorgun ve uykusuz bir şekilde araç kullanmaları, aşırı hız yapmaları, emniyet şeridi kullanırken uygun uyarı ve işaretlerin konulmaması, hız seviyesi uygun olmayan şeritlerin kullanımı olarak sıralayabiliriz. Sürekli seyir ve sabit devriye faaliyetleri icra edilerek görünür olarak vatandaşların kural ihlali yapmasını engellemeye çalışıyoruz. Kural ihlali tespit edilen araçlara sadece ceza kesmiyoruz, eğitici ve öğretici ikazlarda bulunuyoruz. Emniyet şeridine hatalı bir şekilde park eden araçları herhangi bir kazaya sebebiyet vermemesi açısından uygun park alanlarına yönlendiriyoruz. Yapılan denetimlerde tablet bilgisayar, yüz tanıma sistemi olan yaka kamerası, el ve araç telsizleri, uzaktan kumandalı kapan ve yeni nesil radar cihazları kullanmaktayız. Uzaktan kumandalı otomatik yok kapanı personel tarafından uzaktan kumandayla kontrol ediliyor. Uygulama esnasında yol kontrol noktasından kaçan araçları güvenli bir mesafede durdurmak için kullanılmaktadır” şeklinde konuştu. – AKSARAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükataman, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisine yönelik haklı eleştirilerine cevap vermekten kaçtığını, dün TBMM kürsüsünde “Gazi Meclise yakışmayacak bir nezaketsizliğe imza attığını” ifade etti.

Özel’in yaptığı “yakışıksız davranışın söyleyecek sözünün kalmadığının, CHP’nin tükenişinin ve aziz millete verecek bir cevabının olmadığının ilanı olduğunu” savunan Büyükataman, şunları kaydetti:
“Emperyalizmin DEM’indeDEM’inde fokur fokur kaynayan CHP ve Özgür Özel, milletten ve demokrasiden umudunu kestiğini bir kez daha TBMM kürsüsünde göstermiştir. Kutuplaşmadan beslenen, fonlanmış kalemlerle ayakta durabilen, demokrasi karşıtlarıyla iş tutan CHP’nin maskesi düşmüştür.

Özgür Özel’in söyleyecek sözü bitmiş, gerçek yüzü görünmüş, kürsülerde geçirdiği öfke krizlerinin kurbanı olmuştur. Özgür Özel’e ve CHP’ye söyleyeceğimiz şudur; Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin sözleri büyük Türk milletinin vicdanının sesidir. Bu sese kulak vermeyen, yırtıp atmaya teşebbüs eden herkesin sonu karanlıktır. Böyle giderse Özgür Özel’in de siyaseten bavulunu toplaması ve ofis siyasetine mahkum olması yakındır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İngiltere Parlamentosunda bağımsız milletvekilleri Richard Burgon ve Imran Hussain öncülüğünde Dışişleri Bakanı David Lammy’e hitaben yazılan mektupta, İngiltere’nin İsrail’e kapsamlı yaptırım uygulaması istendi.
60’TAN FAZLA MİLLETVEKİLİ İMZA ATTI
Mektuba, iktidardaki İşçi Partisi milletvekili Diane Abbott, bağımsız milletvekili John McDonnell, Yeşiller Partisi Eş Kurucusu ve milletvekili Carla Denyer ile İşçi Partisinin eski lideri ve bağımsız milletvekili Jeremy Corbyn’in aralarında bulunduğu 7 farklı siyasi partiden 60’tan fazla milletvekili imza attı.
Liberal Demokratlar, Plaid Cymru ve İskoç Ulusal Partisi’ni temsil eden milletvekillerinin yanı sıra İngiltere Parlamentosunun üst kanadı Lordlar Kamarasından çok sayıda üye de mektuba destek verdi.
MİLLETVEKİLLERİ, İNGİLİZ HÜKÜMETİNİ ULUSLARARASI HUKUKA UYGUN HAREKET ETMEYE ÇAĞIRDI
Mektupta, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) temmuzda İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalini hukuka aykırı olarak niteleyen ve mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesini talep eden tavsiye kararına atıfta bulunuldu.
Bu bağlamda, mektupta, “Mahkeme, İngiltere dahil tüm devletlerin, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki hukuka aykırı varlığından kaynaklanan durumu yasal olarak tanımama ve bunun sürdürülmesi için herhangi bir yardım veya destekte bulunmama yükümlülükleri olduğunu tespit etmiştir.” ifadesine yer verildi.
Milletvekillerinin, İngiliz hükümetini uluslararası hukuka uygun hareket etmeye ve somut adımlar atmaya davet ettiği belirtilen mektupta, “Hükümete, UAD’nın işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı durumla ilgili tarihi kararını uygulamak için yaptırımlar getirmesi ve somut adımlar atması çağrısında bulunuyoruz.” denildi.
Mektupta, İngiltere’nin, İsrail’in işgal altındaki topraklardaki yasa dışı durumunu sürdürmesine katkıda bulunan ticaret veya yatırım ilişkilerine son vermesi ve bu bölgelerle ilgili ekonomik veya ticari anlaşmalardan kaçınması çağrısına yer verildi.
Ayrıca, mektupta, İngiltere’nin uluslararası hukuk bağlamındaki taahhütlerinin eylemleriyle bağdaşması gerektiğine işaret edilerek, “UAD’nin tavsiye kararını desteklemek, bu taahhüdü göstermek için kritik bir adım olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Norveç, Veliaht Prensesi’nin oğlunun tecavüz suçlamaları ile çalkalanıyor.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit’in oğlu Marius Borg Hoiby, 19 Kasım’da Oslo’da “bilinci yerinde olmayan ya da başka nedenlerle eyleme karşı koyamayan birine cinsel saldırıda bulunmak”la suçlanarak gözaltına alınmıştı.
Ayrıca, sonrasında Hoiby, ikinci bir tecavüz olayıyla daha suçlanmıştı.
GÖZALTINA ALINAN HOİBY SERBEST BIRAKILDI
Norveç’te yayın yapan NRK radyosunun haberine göre, Oslo polisinin açıklamasında Hoiby’nin daha fazla gözaltında tutulmasını istemeyecekleri çünkü önemli kanıtların ortadan kaldırılacağına dair bir işaretin bulunmadığı bildirildi.
Hoiby’nin avukatı Oyvind Bratlien, yaptığı açıklamada, müvekkilinin hiç gözaltına alınmamasının gerektiğini savunarak, dün akşam salıverildiğini doğruladı.

NELER YAŞANDI
Marius Borg Hoiby, “bilinci yerinde olmayan ya da başka nedenlerle eyleme karşı koyamayan birine cinsel saldırıda bulunduğu” iddiasıyla 18 Kasım’da gözaltına alınmıştı.
Emniyet yetkilileri, hakkındaki ikinci tecavüz suçlaması nedeniyle Hoiby’nin gözaltı süresinin iki haftaya çıkarılması amacıyla talepte bulunmuştu.
Norveç’te bu tür cinsel saldırı suçları için en fazla 10 yıl hapis cezası veriliyor.
Hoiby’nin daha önce de sürücü belgesiz araç kullanma, kişiye zarar verme ve benzeri yasa ihlallerine karıştığı belirtiliyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Orta Doğu’da gerilim artmaya devam ediyor…
Portekiz’in başkenti Lizbon’da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, “Eğer Batı, Birleşmiş Milletlerin (BM) tüm yaptırımlarını yeniden uygulamakla tehdit etmeye devam ederse, İran nükleer silah edinmeye yönelebilir.” dedi.
NÜKLEER SİLAH TEHDİDİ GELDİ
İran’ın daha önce de nükleer silah yapma kapasitesi ve bilgisine sahip olduğunu fakat bunun ülkenin güvenlik stratejisinin bir parçasını oluşturmadığını ifade eden Erakçi, “Eğer Avrupa ülkeleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptırımları İran’a karşı yeniden uygularsa, o zaman İran’daki herkes nükleer silah edinmeme doktrininin yanlış olduğuna kani olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Cenevre’de yarın İranlı ve Avrupalı müzakerecilerin yapacağı toplantıya değinen Erakçi, şunları söyledi:
Aslında bu (yarınki) toplantı, mevcut durumdan çıkış yolu olup olmadığını görmek için bir beyin fırtınası oturumu. Bu görüşme konusunda iyimser değilim. Çünkü İran’ın doğru tarafla konuşup konuşmadığından emin değilim. Avrupa ülkeleri, özellikle İngiltere, Almanya ve Fransa, karşı koyma politikasını seçmiş gibi görünüyor.

CENEVRE’DE BULUŞACAKLAR
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) İran aleyhindeki kararını hatırlatan Erakçi, “İran, UAEA’nın kararının ardından, binlerce yeni ve son derece gelişmiş santrifüj cihazları devreye sokma kararı aldı. Bu makinelerde gaz enjeksiyonu başladı. Bu, onların baskısının sonucudur.” şeklinde konuştu.
Ülkesinin, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) bağlı kalmaya devam ettiğini ve işbirliğine açık olduğunu dile getiren Erakçi, “Şu anda uranyum zenginleştirmede yüzde 60’ın üzerine çıkarmayı planlamıyoruz. Bu şu anki kararımızdır. Bu sorunun onurlu bir şekilde çözülmesi için işbirliğini seçtiğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.” diye konuştu.
İran ile İngiltere, Fransa ve Almanya dışişleri bakan yardımcılarının, İran’ın nükleer programını ve bölgesel gelişmeleri ele almak üzere 29 Kasım’da Cenevre’de bir araya gelmeleri bekleniyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
G7 ülkeleri dışişleri bakanları toplantısı için İtalya’nın Fiuggi kasabasında bulunan Baerbock, İsrail’in Lübnan topraklarında gerçekleştirdiği operasyonlarla ilgili olarak burada yaptığı açıklamada, “(Ateşkes) süreci birkaç gün ya da birkaç hafta öncesine göre çok daha yakın görünüyor” ifadesini kullanarak “Benim de son günlerde bu yönde yoğun temaslarım oldu” dedi.
İtalya’nın başkenti Roma’nın yaklaşık 80 kilometre doğusunda yer alan Fiuggi’de bir araya gelen bakanların ele aldığı konulardan biri de Orta Doğu’da yaşanan kriz. Baerbock, bunun için ilgili Orta Doğu ülkelerinden temsilcilerin de katıldığı iki günlük buluşmada, mevkidaşları ile “içinde bulunulan durum itibarıyla, en azından zorlu görevlerden birinin, Lübnan’daki durumun nasıl ateşkes sağlanabilecek hale getirilebileceği” konusunda istişarelerde bulunduklarını belirtti.
İsrail medyası: Kabine ateşkesi görüşecek
İsrail televizyon kanalı Channel 12, Başbakan Netanyahu başkanlığındaki hükümetin Salı günü yapacağı toplantıda görüşmek üzere, Lübnan’da ateşkes konusunu gündemine aldığını duyurdu. İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Danny Danon da ateşkes sağlanması için sürdürdükleri temasların “sonuna gelmediklerini ancak ilerleme sağlandığını” aktararak, İsrail hükümetinin ya Pazartesi ya da Salı günü konuyla ilgili bir araya geleceğini ifade etti.
Haber ajansı AFP’ye göre de İsrail hükümeti Salı günü ateşkes konusunu görüşmek üzere toplanma kararı aldı.
Amerikan haber portalı Axios ise ismini açıklamadığı bir ABD hükümet yetkilisine dayandırdığı haberinde, İsrail ile Lübnan hükümetlerinin, İsrail’in Hizbullah milislerine karşı yürüttüğü harekatın sonlanması konusunda anlaştıklarını öne sürdü.
İsrail hükümetinden Pazartesi gün içinde yapılan açıklamada, Hizbullah ile olan savaşta ateşkese doğru gidildiği ancak hala yanıtlanması gereken bazı sorular olduğu belirtilmişti.
Reuters/ ET,JD
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Florya Metin Oktay Tesisleri’nde Teknik DirektörOkan Buruk yönetiminde dinamik ısınmayla başlayan idman, iki grup halinde 8’e 2 pas çalışmasıyla devam etti. Antrenman, geniş alanda topa sahip olma ve koşu çalışmasının ardından çift kale maçla sona erdi.
Sarı-kırmızılılar, yarın saat 11.00’de yapacağı idmanla hazırlıklarını sürdürecek. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 20.20’de merkez üssü Malatya’nın Doğanşehir ilçesi olan 4,6 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.
Depremin 9,75 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.
Öte yandan AFAD, ayrıca yaptığı açıklamada, depreme ilişkin gelişmelerin takip edildiğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çekya ekibi Slavia Prag, ligin son maçında Dynamo Ceske Budejovice ile deplasmanda karşılaşırken sahadan 4-0 galip ayrıldı. Bu sonucun ardından puanını 41’e yükselten kırmızı-beyazlılar liderliğini sürdürürken, 15 maç sonunda 13 galibiyet, 2 beraberlik elde etti. Rakip filelere 37 gol gönderen Prag ekibi kalesinde sadece 5 gol gördü. Sezona Slovacko beraberliği ile başlayan Slavia, sonrasında 11 maçlık galibiyet serisi yaşadı. Son 3 maçta ise hanesine 7 puan yazdırdı.
Slavia Prag, UEFA Avrupa Ligi’nin 5. haftasında 28 Kasım Perşembe günü Fenerbahçe’yi konuk edecek. Jindrich Trpisovsky’nin teknik direktörlüğünü yaptığı ekip, Avrupa Ligi’nde ise 4 maçta 4 puan topladı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Petrol Rafinerileri’nin (TÜPRAŞ) İzmir’in Aliağa ilçesindeki rafinerisinde yangın çıktı. Alevler kısa sürede kontrol altına alınırken, TÜPRAŞ’tan yapılan açıklamada, olayda kimsenin yaralanmadığı belirtildi.
Yangın, saat 20.00 sıralarında TÜPRAŞ’ın Aliağa rafinerisinde meydana geldi. Ham petrol ünitesinde çıktığı öğrenilen yangın, teknik personel ve rafineriye sevk edilen itfaiye ekipleri tarafından kısa sürede kontrol altına alındı. Yangının çıkış nedeni ile ilgili TÜPRAŞ ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.
TÜPRAŞ’TAN AÇIKLAMA
TÜPRAŞ’tan yapılan açıklamada, “İzmir Rafinerimizde bu akşam saat 20: 00 sularında Hampetrol Ünitelerimizden bir tanesinde yangın meydana gelmiştir. Ünite duruşa geçirilmiş, rafineri teknik ekiplerimiz tarafından ilgili resmi birimlerle iş birliği ve koordinasyon içinde olaya müdahale edilmiş, yangın kontrol altına alınmış ve söndürülmüştür. Olaydan etkilenen çalışma arkadaşımız bulunmamaktadır. Diğer ünitelerimizde faaliyetlerimiz devam etmektedir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, “Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’ya ziyaret gerçekleştiren NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Milli Savunma Bakanlığında bir araya geldi.” bilgisi verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ERDOĞAN, İMAM HATİP OKULUNDA İLK DEFA FUTBOLA EĞİLİM GÖSTEREN ÖĞRENCİYDİ”
Kendisinin İmam Hatip okulunda öğrenciyken 1965-1970 yılları arasında İstanbul’da liseler arasında fikri tartışmalar yapıldığını belirten Demircan, kendilerinden sonra İmam Hatip’in hatiplerinden oluşan münazara ekibine gelenlerden birinin de Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi. Tanışmalarının Erdoğan’ın çocukluk döneminde olduğunu aktaran Demircan, “Tayyip Bey’de İmam Hatip talebelerinde olmayan bir özellik var. Bizim İmam Hatip liselerinde güreşçi çoktur, milli güreşçiler de vardır ama futbolcu yok gibidir. Kendi döneminde Tayyip Bey İmam Hatip okulunda ilk defa futbola eğilim gösteren İmam Hatip öğrencisidir.” dedi.
“SULTAN DEMİRCAN BENİM BEN DE TAYYİP BEY’İN AĞABEYİ KONUMUNDAYDIM”
Demircan, “Onun öğrencilik yıllarında ünlü kabadayı olan Sultan Demircan, Kasımpaşa Kulübü’nün de başkanıydı. Yani Sultan Demircan benim ağabeyim konumunda, ben de Tayyip Bey’in ağabeyi, kocası konumundaydım.” ifadelerini kullandı.
“TAYYİP BEY ÇOK GENÇ YAŞTA SİYASETE ATILDI”
Erdoğan’la bir bağ kurmaya çalışma ihtiyacında olmadığını dile getiren Demircan, “Tayyip Bey çok genç yaşta siyasete atıldı. Siyasette sizin iki ana malzemeye ihtiyacınız var. Bir bilgi, iki hitabet. Milli Selamet Partisi İslam’dan ilham alan bir parti olduğu için halka yönelik söylemlerinde İslam hakim olduğu için Tayyip Bey’in iki noktada ağabeye, kaynağa ihtiyacı vardı. Bir, Islami konular iki hitabet örneği.” diye konuştu.
“BEN O PARTİNİN YANINA GİTTİĞİM İÇİN DEĞİL O PARTİ BENİM YANIMA GELDİĞİ İÇİN YAKINLIK OLDU”
Hayatı boyunca siyasilere yaklaşmadığını ifade eden Demircan, “Onlar bana yakın. Çünkü ben Süleymaniye Camii İmam Hatibi olarak şöhret yaptım. Ben toplumun vicdanı olmayı tercih ettim. Yani beni halk falanca partiye yakın gibi gördü ama ben o partinin yanına gittiğim için değil o parti benim yanıma geldiği için bir yakınlık söz konusu oldu. Bilmem bu ince noktayı anlatabiliyor muyum?” şeklinde konuştu.
“KUR KORUMALI UYGULAMAYA, İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE KARŞI ÇIKTIM”
Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve AK Parti’nin kuruluşu dönemlerinde Erdoğan’ı uzaktan takip ettiğini belirten Demircan, maddi ve manevi kültürel desteğini her zaman sunduğunu belirtti. “Sunmaya da devam ediyorum ama benim farklı bir dostluğum var.” diyen Demircan,”Mesela ben bugüne kadar Tayyip Bey’i ve yönetim politikalarını eleştiren en az 100 makale yazdım. Ama bir İslam alimi gibi yazmaya çalıştım. Toplumun vicdanı olarak yazmaya çalıştım ve hiçbir zaman da siyasi bir mantıkla yerici bir amaçla yapmadım. Yapıcı olarak eleştirdim. Bu yola gidilmemesini istedim. Örneğin bugün Türkiye ekonomisinin başına bir problem haline dönüşen kur korumalı uygulamaya karşı çıktım. Mesela Istanbul Sözleşmesi’ne karşı çıktım. 6224 sayılı yanılmıyorsam yasaya karşı çıktım. Bunun gibi Türkiye’de uygulanan faiz politikalarına karşı çıktım. İsraf politikalarına karşı çıktım ama verimli bulduğum uygulamaların destekçisi oldum.” dedi.
“BİR ASIRLIK TARİHİMİZDE ERDOĞAN’LA BOY ÖLÇÜŞEBİLECEK BAŞKA SİYASİ YOKTUR”
Erdoğan’ın 22 yıldır iktidarda kalma başarısını değerlendiren Demircan, “Bana göre, bir açıdan değil pek çok açıdan bir asırlık tarihimizde Tayyip Erdoğan’la boy ölçüşebilecek, ülkeye kazandırdıklarıyla değerlendirilebilecek bir başka siyasi yoktur. Tayyip Bey mevcut siyasilerle kabil-i telif olmayacak, kıyaslanamayacak derecede artıları olan bir insandır. Dün tercihimdi, bugün de tercihimdir.” diye konuştu.
Bunun Erdoğan’ın uyguladığı tüm politikaların isabetli olduğu ve eleştirilemez konumda olduğu gibi bir anlama gelmediğini söyleyen Demircan, “İnsansanız, çalışma yapıyorsanız bir ülkeyi yönetiyorsanız hatalarınız olabilir. İnsanlar değerlenirken hataları ve sevaplarıyla değerlenirler.” dedi.
Bugüne kadar hiçbir siyasiden hiçbir ricasının olmadığını belirten Demircan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de Cumhuriyet tarihi boyunca Recep Tayyip Erdoğan kardeşimizi hizmetleriyle aşabilecek ikinci bir kişi gelmemiş, hizmet edenler olmamıştır demiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Ama Tayyip Bey Cumhuriyet tarihinin bir asırlık tarihimizde bu ülkeye en fazla hizmet etmiş, katkı vermiş, İslam’a olan kafa ve gönül yakını bir tarafa demokrasiye hizmet etmiş bir insandır”
“TÜRKİYE’DE GAZETECİLER DEĞİL, TERÖRİZME BULAŞANLAR YARGILANIYOR”
Yargılanan gazetecilere ilişkin konuşan Demircan, “Şimdi yargılanan gazeteciler deniliyor. Hayır. Türkiye’de gazeteciler yargılanmıyor. Terörizme bulaşanlar yargılanıyor. Eğri oturalım ama doğru konuşalım.” dedi.

PolitikaGündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“MUHALEFET SEVİNCİMİZE ORTAK OLMADI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansı İstanbul Enerji Forumu’na katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm projeleri hayata geçirirken, tüm adımları atarken yanlarında milletten başka kimseyi bulamadıklarını belirterek, “Enerjide Türkiye gerçekten tarih yazarken halkımız bundan sevinç duydu, istifade etti. Hayatı pek çok alanda kolaylaştı. Ama muhalefet bu sevinci ve gururu paylaşmaya, buna destek olmaya ne yazık ki yanaşmadı. Nükleer enerjiymiş, doğal gaz keşfiymiş, yeni boru hatlarıymış, doğal gaz depolamaymış, petrol kuyularıymış, maalesef bunların hiç biri muhalefetin gündeminde olmadı. Hidroelektrik santrallerimizden, nükleer enerji tesislerimize, madenlerimizin kullanılmasından petrol ve doğalgaz arama çalışmalarımıza kadar hiçbir gayretimiz de hükümetimize destek vermedi. Doğu Akdeniz’deki sismik arama faaliyetlerimizi, bölgedeki rakiplerimizi söylemleriyle eleştiri yağmuruna tuttular. Karadeniz’deki keşfimize her seçim öncesinde doğal gaz buluyorlar diyerek çamur attılar. Gabar’daki petrol keşfimize, adeta gölge düşürmek amacıyla akla ziyan argümanlar öne sürdüler. Türkiye’nin Somali’de, Libya’da ne işi var cümlesi bu süreçte muhalefetten en sık duyduğumuz eleştirilerden biriydi.
“AKTÖRLER DEĞİŞTİ AMA CHP’NİN KARIN AĞRISI DEĞİŞMEDİ”
22 yıl boyunca aktörler değişti, genel başkanlar değişti ama muhalefetin bilhassa Cumhuriyet Halk Partisi’nin enerji hamlelerimizle ilgili karın ağrısı bir türlü geçmedi. Şimdi çıkmışlar bizi çarşıya pazara davet ediyor. Biz çarşıdan pazardan gelirken siz gidiyordunuz. Biz siyasi parti olarak çarşıda, pazarda, sokakta muhalefetten çok daha güçlü bir şekilde zaten varız. Halkımızla olan gönül bağımızı bugüne kadar hiçbir zaman koparmadık. Bundan sonra da koparmayız. Burada cevabı verilmesi gereken asıl sorular şunlardır. CHP, Türkiye’nin enerji alanında gurur kaynağı olan projelerini niçin bir kez olsun ziyaret edemedi? Sayın Özel, Filyos’taki doğal gaz tesisimizi ziyaret etme zahmetinde bulunmadı. Akkuyu santralimizin nerede olduğundan, ne işe yaradığından, enerji arz güvenliğimize nasıl bir fayda sağladığından acaba Sayın Özel’in haberi var mı? CHP’li yöneticilerin ülkemizin enerji yatırımlarıyla ilgili kayıtsızlığının, daha doğrusu bir türlü geçemeyen hazımsızlığının gerçek sebebi nedir? Sayın Özgür Özel, bizi hiçbir yerlere davet etmek yerine önce kendisi Türkiye’nin enerji yatırımlarını bir tanısın. Buraları ziyaret etsin. Fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmaya gayret etsin. Yoksa halka söylediklerinin hiçbir anlamı olmaz ve olmayacaktır” dedi.
“KENT UZLAŞISI CHP’Yİ ENFEKTE ETMEKTE”
Kendilerini muhalefetten gelen her türlü yapıcı eleştiriye açık olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız bundan sonra da samimiyiz. Laf olsun torba dolsun siyasetine de asla prim vermiyoruz. Gazi meclisimizin çatısı altında önceki gün şahit olduğumuz şiddet görüntülerine, kaba kuvvete kesinlikle müsahamamız yoktur. Komisyon basarak yetkisi dahi olmadıkları komisyonda terör estirerek muhalefet yaptıklarını zannedeler derin bir yanılgı içindedir. Biz yarım asrı bulan siyasi hayatımızın hiçbir döneminde kabadayılığa, zorbalığa ve şehir eşkıyalığına boyun eğmedik, bundan sonra da eğmeyiz. Daha önce de dile getirdim, bugün tekrar vurguluyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bölücü örgütün siyasi aparatlarıyla kurduğu ve adına kent uzlaşısı dediği ittifak CHP’yi enfekte etmekte, zehirlemekte, şiddete meyilli hale getirmektedir. CHP’nin bir an önce bu kantin solculuğu alışkanlığından kendisini kurtarmasını ümit ediyorum” diye konuştu.
NE OLMUŞTU?
Geçtiğimiz gün TBMM Genel Kurulu’nda İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe görüşmelerine gelen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve beraberindeki heyet, CHP’li vekiller tarafından salona alınmamıştı. Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanmasına tepki gösteren CHP’liler, ‘Siz bizi Esenyurt Belediyesi’ne sokmadınız’ diyerek salon kapısına adeta barikat kurarak Bakan Yerlikaya’nın Komisyon toplantı salonuna girişine engel olmuştu. O anlarda vekiller arasında arbede çıkmış Bakan Yerlikaya, o arbedenin tam ortasında kalmıştı. Korumalarla CHP engelini yarıp geçen Yerlikaya ve beraberindekiler salona girmişti. O anlarda Bakan Yerlikaya ve CHP’li vekiller arasında arbede yaşamıştı.

İçişleri BakanıistanbulPolitikaEnerjiTerör
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“DEFALARCA İLETTİM, REDDEDİYORLAR”
“Benim pozisyonumda , benim tehdit algılarıma maruz kalan bir kişinin minimum altı polis tarafından korunması gerekiyor” diyen Özdağ, “Benim tempomda yanımda bir tek polis arkadaşım beni koruyacak şekilde verimli olması, çalışması mümkün değil, o da insan. Bu sistemin değişmesi gerektiğini İçişleri Bakanlığı’na defalarca ilettim. İnatla reddediyorlar, suç işliyorlar” şeklinde konuştu.
“ÖLDÜRÜLÜRSEM 3 SORUMLU VAR”
Bana Göre TV’ye açıklamalarda bulunan Özdağ, sözlerinin devamında Türkiye’de kaos çıkarmak isteyenlerin hedef seçebileceği beş kişiden biri olduğunu vurgulayarak “Eğer bana bir suikast yapılır ve ölürsem, üç sorumlusu vardır; tetiği çeken örgüt, talimatı veren istihbarat servisi ve İçişleri Bakanı” ifadelerine yer verdi.

Zafer PartisiÜmit ÖzdağPolitikaGüvenlikGündemPolis
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada, DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın ve CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün, “PKK/KCK terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası aldıkları belirtildi.
YERLERİNE GELEN İSİMLER BELLİ OLDU
Görevlerinden alınan Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın yerine Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün yerine de Ovacık Kaymakamı Hüseyin Şamil Sözen kayyum olarak atandı.

Mustafa SarıgülCevdet KonakTunceliKayyumOvacıkTerörKckPKK
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR – İzmir’in Bergama ilçesinde düzenlenen operasyonlarda çok sayıda silah, mühimmat ve uyuşturucu madde ele geçirildi. Olayla ilgili gözaltına alınan 4 kişi tutuklandı.
Edinilen bilgilere göre, İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı Aliağa Organize Suçlar Büro Amirliği ekipleri, silah ve mühimmat ticareti ile uyuşturucu madde ticareti yapan şahıslara yönelik 21 Kasım 2024 tarihinde eş zamanlı bir operasyon gerçekleştirdi. Bergama’da 4 şahsa yönelik yapılan operasyonlarda çok sayıda tabanca, tüfek ve uyuşturucu madde ele geçirildi. Operasyon kapsamında gözaltına alınan 4 kişi, çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İzmir Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, yasadışı silah ticareti, imalatı ve bireysel silahlanma ile mücadeleye kararlılıkla devam edileceği ve şehrin huzur ve güvenliğini sağlamak adına suç ve suçlularla mücadelenin süreceği ifade edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde 5 PKK/ YPG’li teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleyi sürdürecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik Belediyesi’ne ait olan alanda yer alan Seven Pasajı’nın yerine 2017 yapımına başlanan ve yıllardır bitmeyen “AVM Projesi” rüşvet olayı ile gündeme gelmiş, dönemin CHP’li Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin görevden alınmış, danışmanı iste tutuklanmıştı. Satış süreci adeta yılan hikayesine dönen AVM, 2 kere ihaleye çıkmış, bir sonuç alınamamıştı.
Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen ‘Zirve Toplantısı’nda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ile bir araya geldi. Bilecik için yaptığı çalışmaları, projeleri detaylı bir şekilde anlatan Başkan Subaşı, Bakan Yardımcısı Varank’a AVM konusu anlattı. Subaşı Bilecik için önemli olan bu proje hakkında ikili fikir alışverişi yaparak, burada izlenilmesi yol hakkında Bakan Yardımcısı Varank’tan çözüm istedi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞANLIURFA – Şanlıurfa’da bir kadın evinde boğazı kesilmiş halde ölü bulundu.
Edinilen bilgiye göre olay, gece saatlerinde Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesine bağlı Bahçelievler Mahallesi’nde yaşandı. İddiaya göre, bir apartmanın 5’inci katında o gece tek başına olan Leyla Örün isimli kadından haber alamayan yakınları evine gitti. Kadının kapıyı açmaması üzerine polis ekiplerine haber verildi. Olay yerine giden polis ekipleri, kapıyı açmaları için itfaiyeden yardım istedi. İtfaiye ekiplerinin kapıyı açmasından sonra içeri giren ekipler, kadının kanlar içerisinde yerde yattığını gördü. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Ceset, yapılan incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı. Polis ekipleri korkunç olayı çözmek için çalışma başlattı.
Olayla ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim organı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) dün gerçekleşen yönetim kurulu toplantısında, Fransa, Almanya ve İngiltere tarafından sunulan ve ABD tarafından desteklenen karar tasarısı yapılan oylamayla kabul edildi. Kararda, Nükleer Silahları Önleme Anlaşması (NPT) kapsamında, İran ve Ajans arasında imzalanan Güvence Denetimi Anlaşması’na yönelik Tahran yönetiminin taahhütlerini yerine getirmesi talep edildi.
UAEA Yönetim Kurulu’nun 19 üyesinin tasarı lehine oy kullandığı, Rusya, Çin ve Burkina Faso’nun karara karşı çıktığı, 12 üyenin çekimser kaldığı ve bir üyenin de oy kullanmadığı aktarıldı. UAEA, iki farklı noktada bulunan ve İran’ın nükleer tesis olarak bildirmediği yerlerde tespit edilen antropojenik kökenli uranyum parçacıklarıyla ilgili uzun süredir devam eden soruşturmada Tahran’a yanıt verme çağrısında bulundu.
Onaylanan kararın ardından İran Atom Enerjisi Kurumu ve İran Dışişleri Bakanlığı, kararı kınayan ortak bir bildiri yayınladı. Dışişleri Bakanlığı ve İran Atom Enerjisi Kurumu’nun ortak bildiride, “Bu adım, bir kez daha üç Avrupa ülkesi ve ABD’nin, Ajans’ın güvenilirliğini koruma iddialarında samimi olmadığını gösterdi. İran’ın nükleer programı meselesi, sadece onların gayri meşru hedeflerini ilerletmek için bir bahane ve araçtır” ifadelerine yer verildi.
İran Atom Enerjisi Kurumu ve İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami’nin, uranyum zenginleştirmek için hızla dönen güçlü makineler olan çeşitli türlerden bir dizi yeni ve ileri düzey santrifüjün devreye alınması da dahil olmak üzere “etkili adımlar” atılması talimatını verdiği ifade edildi. Ortak bildiride, “UAEA oturumunun son saatlerinde, neredeyse yarıya yakın üye ülkenin karşı çıkmasına rağmen, üç Avrupa ülkesi ve ABD’nin ısrarı ve baskısı sonucu İran’ın barışçıl nükleer programına dair bir uzlaşı olmayan bir karar kabul edilmiştir” denildi.
UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, nükleer silahlara ilişkin müzakere yapmak için gittiği Tahran’da geçen hafta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami ile bir araya gelmişti. İran ile müzakerelerin somut bir sonuca ulaşması gerektiğini belirten Grossi, Fardo ve Natanz’daki nükleer tesisleri ziyaret etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bakanlıktan yapılan açıklamada, tatbikatta, muhtemel bir müşterek harekatta, hava sahası kontrol yöntemleriyle koordinasyon usullerini deneyerek geliştirmenin amaçlandığı belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MSB’nin resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleyi sürdürecek” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversite İdari Personel Sendikası Genel Başkanı İbrahim Güzel, üniversitelerde görev yapan yaklaşık 200 bin idari personelin uzun süredir çözüm bekleyen tayin sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu. Güzel yaptığı açıklamada, “İlk kez 6. Dönem toplu sözleşmede çalışma yapılması kararı alınan ancak bugüne kadar somut bir adım atılmayan tayin sistemi için, 7. Dönem toplu sözleşmede de aynı karar alınmasına rağmen somut bir ilerleme kaydedilmedi” ifadelerini kullandı.
“200 bin kişinin sorunu görmezden geliniyor”
Sendika Başkanı Güzel, tayin hakkının olmamasının çalışanlar üzerinde ciddi sosyal ve psikolojik etkiler oluşturduğunu belirterek, “Üniversitelerde görev yapan idari personel, merkezi bir tayin sistemi olmaması nedeniyle yıllardır mağdur ediliyor. Bu durum, yalnızca çalışanları değil, ailelerini de olumsuz etkiliyor. Çalışanlar, eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşamak zorunda kalıyor. Anne, babalarına bakmakla yükümlü olanlar ise bu görevlerini yerine getiremiyor. Hatta kimi personel, görev yaptığı yerlerde sağlık hizmetlerine erişimde bile büyük zorluk yaşıyor. Üniversitelerde idari personel, adeta görmezden gelinen bir kesim haline gelmiş durumda” dedi.
“Sözde kalan kararlar mağduriyeti artırıyor”
Güzel, toplu sözleşme sürecinde alınan kararların hayata geçirilmemesini eleştirerek, “6. Dönem toplu sözleşmede bu konuda çalışma yapılması kararı alındı. Ancak 4 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmadı. 7. Dönem toplu sözleşmede de aynı karar alındı ama hala somut bir sistem kurulmuş değil. Bu durum, çalışanların devlete olan güvenini zedeliyor ve ciddi bir hayal kırıklığına sebep oluyor” diye konuştu.
“Çözüm çok basit: Merkezi tayin yönetmeliği ve puanlama sistemi”
Güzel, sorunun çözümünün aslında oldukça kolay olduğunu belirtti ve çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı: Merkezi Tayin Yönetmeliği: Üniversiteler arasında yer değişikliğinin adil ve şeffaf bir şekilde yapılabilmesi için merkezi bir tayin yönetmeliği hazırlanmalı ve yürürlüğe konulmalı. Puan Usulüne Dayalı Sistem: Personelin kıdem, hizmet süresi, ailevi durumu, sağlık durumu gibi kriterlere göre puanlandırılacağı bir sistem inşa edilmeli. Bu sistemle çalışanların yer değişikliği talepleri hakkaniyetli bir şekilde değerlendirilmeli.
“Bakanlık vakit kaybetmeden harekete geçmeli”
Güzel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu konuda sorumluluk alması gerektiğini belirterek, “7. Dönem toplu sözleşmenin sona ermesine yalnızca bir yıl kaldı. Ancak önümüzdeki 6 ay oldukça kritik, çünkü Ağustos ayında 8. Dönem toplu sözleşme görüşmeleri başlayacak. Bakanlık, alınan kararların uygulanması için derhal harekete geçmeli. Aksi halde bu sorun yeniden masaya getirilecek ve çözüm bir kez daha ertelenecek” dedi.
“Çalışanlar artık adım atılmasını bekliyor”
Tayin hakkı eksikliği nedeniyle aile bütünlüğünün bozulması, çalışanların motivasyonunun düşmesi ve kurum içi verimliliğin azalması gibi sorunların görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını belirten Güzel, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu sorun yalnızca bireysel bir hak talebi değil, aynı zamanda bir insan hakları meselesidir. Çalışanlar artık adım atılmasını bekliyor. Hem çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi hem de üniversitelerdeki çalışma barışının korunması için bu konu daha fazla ertelenmemeli.”
Üniversite İdari Personel Sendikası, tayin sorununa çözüm bulunması adına kamuoyu desteği beklediğini ifade etti. Sendika Başkanı Güzel, “Kendi kurumlarımızda tayin bekleyen idari personelin sesi olmayı sürdüreceğiz. Çalışanların haklı talepleri karşılık bulana kadar bu konunun takipçisi olacağız” diye konuştu. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Basın mensuplarıyla tanışma toplantısında bir araya gelen MHP İl Başkanı Kalın; “Bilindiği üzere ülkemizin kurumları yasama, yürütme, yargı olarak belirlenmiştir. Yasama kanun çıkartır, yürütme kanunu uygular, yargı da bunu denetler. Ama aynı denetimi milletin nezdinde yerine getiren de medyadır. Dolayısıyla yasama, yürütme, yargıdan sonra medya ve basının da eklenmesi gerektiğini düşünen bir anlayışa sahibim. Medyamızın halkımızın dolaylı yoldan değil doğrudan gerçek ve doğru bilgiyi yayınlamasını MHP olarak elimizden gelen gayreti göstereceğiz. 55 yıldır Kayseri’de aktif siyasi faaliyet yürüten bir partinin mensuplarıyız. Kayseri’nin en büyük partisiyiz, bunu söylerken de oy oranından bağımsız olarak söylüyorum. Çünkü hemşehrilerimizin de takdir edeceği üzere Milliyetçi Hareket Partisi; ülkemizin veya ilimizin ne kadar dara düştüğü durum varsa hepsinde kayıtsız, şartsız, oy hesabı gütmeden elini değil vücudunu taşın altına koyan bir partidir. Bizler de Kayseri’de bu anlayışı devam ettirme gayreti içerisinde olacağız” ifadelerini kullandı. Göreve geldiklerin itibaren yapacakları çalışmalar hakkında da bilgi veren Başkan Kalın; “Çiftçilerimizin, sulama birliklerimizin ve sulama kooperatiflerimizin elektrik borçlarıyla alakalı ciddi problemlerin olduğunu gördük. Her ne kadar şehir merkezindeki vatandaşlarımız çok haberdar değilse de taşrada çok ciddi bir şekilde tarım ve hayvancılıkla uğraşılmaktadır. 5 bin çiftçisi olan Yeşilhisar’ın da, 12 bin çiftçisi olan Develi’nin de bu problemleriyle alakalı gerekli girişimleri yapacağımızın taahhüdünü duyurmak istiyorum” diye konuştu.
“Olumsuz bir tepkiyle karşılaşmadık”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin; PKK’lı terörist başı Abdullah Öcalan’ın mecliste PKK’nın silah bıraktığını açıklaması çağrısına da değinen MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın; “Bu çıkışın noktasında sadece ‘Apo çıksın, mecliste grup toplantısında konuşsun’ sözünü tırnak içerisinde alırsak halkımızı da kendimizi de yanıltmış oluruz. Sonrasında 3 grup toplantısı daha gerçekleştirildi. 3 grup toplantısında da liderimiz terörle mücadeleden taviz verilmeyeceğini, bu sorunun çözümünün eğer isteniyorsa bu şekilde olabileceğini ve Öcalan’ın adını da terörist başı olduğunu defalarca dile getirdi. Haliyle vatandaşımız da bunu takip etti, bize dönüşleri ‘Devlet Bahçeli böyle bir çıkış yapıyorsa bunu değerlendirmek lazımdır. Vardır bir bildiği’ şeklinde oldu. Olumsuz noktada da bir tepkiyle karşılaşmadık” dedi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Ankara programı kapsamında AK Parti Giresun Milletvekilleri Ali Temür, Nazım Elmas ve Milliyetçi Hareket Partisi Giresun MilletvekiliErtuğrul Gazi Konal ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bir araya geldi. Başkan Köse, vekilleri ayrı ayrı ziyaret ederken, Giresun’un sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine yönelik çeşitli projeler hakkında bilgi verdi. Başkan Köse, belediyenin içinde bulunduğu mali durumu anlattı ve fikir alışverişinde bulunuldu. Milletvekilleri Ali Temür, Nazım Elmas ve Ertuğrul Gazi Konal ise yapılacak yatırımlar için destek vereceklerini ve belediyenin projelerine yardımcı olacaklarını dile getirdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’i de ziyaret eden Başkan Köse, planlanan projeler ve belediyenin son durumu hakkında bilgiler aktardı. Milletvekili Gezmiş ise Giresun Belediyesi’nin çalışmalarını yakından takip ettiğini dile getirerek, halkın ihtiyaçları doğrultusunda adımlar atılmasının önemine dikkat çekti.
“Şehrimiz için partiler üstü bir anlayışla çalışmak esastır”
Belediye Başkanı Fuat Köse, son olarak da İstanbul Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Giresunlu Hasan Turan’ı ziyaret etti. Başkan Köse, ziyarette Milletvekili Turan ile karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.
Başkan Fuat Köse, Ankara’daki temaslarının verimli geçtiğini belirterek, “Öncelikle göstermiş oldukları ilgi, alaka ve misafirperverliklerinden dolayı milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Giresun’un gelişimi adına siyasi partilerle sağlıklı bir diyalog kurmak, projelerimizi hayata geçirmek adına büyük bir öneme sahip. Bugün milletvekillerimizle yapılan görüşmeler, şehrimize katkı sağlayacak önemli adımlar atmamıza vesile olacaktır. Kendilerinin Giresun’a yapılacak yatırımlar için verdikleri destek bizler için çok değerli. Bu süreçte partiler üstü bir anlayışla hareket etmek, Giresun için en iyi sonuçları elde etmemizi sağlayacaktır. Giresun için her isimle her partiyle el ele vermeye hazırım” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP NiğdeMilletvekiliÖmer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Meclis olarak yapacak işlerimiz yok mu? Haftaya 24 Kasım Öğretmenler Günü. Öğretmenlerimizin özlük hakları ile düzenleme ihtiyacı var. Öğretmenlere 24 Kasım için önceki bakanın bir ikramiye sözü vardı. Aradan geçen sürede bu müjde hiç gelmedi. Keşke bu kanun teklifinin içinde her yıl öğretmenlere 24 Kasım’da bir maaş ikramiye verilsin müjdesi olsaydı” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda Ateşli silahlar ve yetkisiz çakar kullanımına ilişkin ceza hükümleri ile iç güvenlik alanında düzenlemeler içeren 46 maddelik Dahiliye Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü görüşmeleri devam ediyor.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Kanun teklifinin 13 maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından hukuksuz bulunarak iptal edilen maddelerden oluşuyor. Son bir ayda Meclis’e gelen kanun tekliflerinde Anayasa Mahkemesi’nin iptal ederek yeniden görüştüğümüz madde sayısı, kanun teklif sayısı 50’nin üzerinde. Bugün komisyona gittim. Orada da yine 13 tane Anayasa Mahkemesi’nden gelen kanun teklifi yeniden görüşülüyor. Meclis bu tür hukuksuzluğa neden alet ediliyor? Anayasa Mahkemesi iki yıllık sürede iptal ettiği için iki yıl süresince Anayasa Mahkemesi’nin hukuksuz bulduğu kanun ne yazık ki bu ülkede uygulanıyor. Böyle bir durumu içimize nasıl sindiriyoruz? Sonrasında iptal edilen maddelerde küçük değişiklikler yaparak hukuksuzluğun arkasından dolanmaya çalışıyoruz.
“Meclis’in saygınlığına gölge düşürüyoruz”
Bakınız teklif neler içeriyor; kaymakamlık sınavları, ateşsiz sınavlar, Afet Başkanlığı ek göstergesi, lisans mezunu astsubay hakları, araç kiralama, jandarma ve sahil güvenlik düzenlemesi, araç çakarları, özel güvenlik, yabancılara geçici ikamet, dernek lokalleri, mahalle bekçileri… Bu torba teklifini bari temel kanun teklifi olarak arkadaşlarımız getirsin de bir inandırıcılığı olsun. Bakanlık bürokrasisi hazırlıyor, bakan kendi kanun teklifini sahiplenemediği için milletvekili arkadaşlarımızın imzalarıyla da Meclis’e geliyor. Meclis’in saygınlığına gölge düşürüyoruz.
Meclis olarak yapacak işlerimiz yok mu? Haftaya 24 Kasım Öğretmenler Günü. Öğretmenlerimizin özlük hakları ile düzenleme ihtiyacı var. Öğretmenlere 24 Kasım için önceki Bakan’ın bir ikramiye sözü vardı. Aradan geçen sürede bu müjde hiç gelmedi. Keşke bu kanun tekliifnin içinde her yıl öğretmenlere 24 Kasım’da bir maaş ikramiye verilsin müjdesi de olsaydı. Bir nedenle öğrenciliği bırakmak zorunda kalıp okumak isteyen gençlerimize af gelseydi. Bu gençlerimiz yeniden okulda bulunsun. Zaten çoğu mezun oldu mu iş bulamıyor ama en azından evde bir diploması olsun. Anne baba sevinsin. Burslarla ilgili, 2 bin liralık burs öğrencinin ihtiyacını karşılayacak bir tutar değil. Burs artırımıyla ilgili bir kanun teklifi olsaydı da hep birlikte bunu destekleseydik.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Dışişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Fidan, nüfusa paralel olarak yurt dışına gitmek isteyenlerin sayısının arttığını ve bununla birlikte AB ülkeleriyle vize konusunda sorunlar yaşandığını belirterek vize sorununun kökten çözümünün vize serbestisi anlaşmasından geçtiğini söyledi. Fidan, “2019’da AB’nin ABD’nin etkisiyle bizim Suriye’de yürüttüğümüz operasyonlardan dolayı almış olduğu siyasal bir tavır var. Bu siyasal tavrın bize yansımaları var ama biz bağımsızlığına, güvenliğine önem veren bir ülkeyiz. Belli operasyonlarda, harekatlara girdiğimiz zaman bedeli neyse de ödemeye hazırız” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) Başkanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu’nun 2025 yılı bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları ile AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı Sayıştay raporları üzerine Komisyon üyesi olan ve olmayan milletvekillerinin görüşleri dinlendi. Ardından milletvekilleri Dışişleri Bakanı Fidan’a sorular yöneltti.
Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) Dışişleri Bakanlığı’na getirilen üst düzey yöneticilerle ilgili; “Şu anda 39 tane genel müdürlüğümüz var. Ben MİT’ten 6 tane genel müdür arkadaş getirdim. Bunlardan birisi Personel Genel Müdürü. Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü, Başbakanlık Hukuk Müşavirliği’nde benimle beraberdi. Bilgi İşlem Genel Müdürü var. Onun dışında İstihbarat ve Güvenlik Genel Müdürlüğü var, MİT’te benim yanımda çalışmış daha sonra Libya’ya Büyükelçi olmuş, dolayısıyla hem dış politika hem MİT’i bilen bir arkadaşımızı getirdik İstihbarat Güvenlik Genel Müdürlüğü’ne. Eşgüdüm Genel Müdürlüğü var, MİT’te benimle beraber çalışmış, üstün başarılar elde etmiş ve konusundaki gerekli sistemi kuran çok değerli seçkin bir arkadaşımız. Diplomatik Güvenlik Birimi var, yeni kuruldu” ifadelerini kullandı.
Fidan, bu kişilerin MİT’ten ödünç aldıkları ihsan sahibi insanlar olduğunu belirterek, “MİT ile Dışişleri, belli konularda zaten kardeş teşkilat gibi çalışıyorlar. Burada personel değişiminin olması şey olmamalı… Ama ben MİT’teyken de Dışişleri’ndeyken de dikkat ettiğim husus var. Özellikle kariyer gruplarına dışarıdan pek atama yapmayı tercih etmiyorum ama ihtisas konularında atamaları yapıyorum” dedi.
“Vize şirketleri vize işlerini yönetmek için iyi bulunmuş bir sistem”
Fidan, Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı ile ilgili eleştiri ve sorulara ilişkin değerlendirmesinde, Vakıf kanunu geçtikten sonra Mütevelli Heyeti olarak atama yaptıklarını ve Yönetim Kurulu’nu ve diğer gerekli atamaları yaptıklarını kaydetti.
Şirket kurulumunu yaptıklarını ve şu anda şirkete personel alımının olduğunu belirten Fidan, vize şirketleriyle ilgili çalışmalarının devam ettiğini ifade etti. Fidan değerlendirmesinde, “Vize şirketlerinin daha önceden Bakanlık ile yapmış olduğu sözleşmeler var. Bunlar hukuken bağlayıcı olan sözleşmeler. Şirketlerle oturarak konuşarak belli bir yol bularak yolumuza gitmeye çalışıyoruz. Bu vize şirketleri gerçekten vize işlerini yönetmek için iyi bulunmuş bir sistem, vize verme sistemini de kolaylaştıran bir yapı” ifadelerini kullandı. Bir üniversite vizyonları olduğunu söyleyen Fidan, bütün bunların Vakfın faaliyetleri arasında olacağını söyledi.
“Bakanlık merkezindeki insanların bindiği araçlar değil bunlar”
Fidan, bazı haberlere yansıyan Bakanlığa araba ve lastik alımı haberlerine ilişkin, “261 tane misyon var. Buradaki temsil gereği araç kullanan misyon şeflerinin araçlarıdır. Bunların hepsinin en iyi araç olması gerekiyor. Bütçemiz el verdiği ölçüde elimizden geldiğince her türlü imkanı sağlamaya çalışıyoruz. ‘Dışişleri Bakanlığı’na şu kadar araç aldınız’ diye, yani Bakanlık merkezindeki insanların bindiği araçlar değil bunlar. Alıp dışarıya göndermeye çalışıyoruz” dedi.
“2023’te Türkiye’den vize ret oranı yüzde 16,1”
Vize alımında karşılaşılan zorluklarla ilgili Bakan Fidan, Avrupa devletlerinin Schengen’i öne çıkardıklarını belirterek, “Sadece bize karşı değil dünyadaki herkese karşı bir ortalamayla hareket ediyorlar” ifadelerini kullandı.
Türkiye’den yapılan başvuruların ret oranı ile dünya ortalamasını kıyaslayan Fidan; 2014 yılında Türkiye başvurularına yapılan ortalama ret oranının yüzde 4,4, bütün Schengen başvurularına yapılan retlerin oranının yüzde 5,1,Türkiye’de 2015’te yüzde 3,9 dünyada yüzde 6,2, 2016’da Türkiye’de yüzde 4,4, dünyada yüzde 6,9, 2019’da dünyada yüzde 9,7, Türkiye’de yüzde 9,9, 2020’de Türkiye yüzde 12,7, dünyada yüzde 13,6, 2021 yılında Türkiye’de yüzde 16,9, dünyada yüzde 13,4, 2022 yılında Türkiye’de yüzde 15,7, dünyada yüzde 17,9 oranında olduğunu açıkladı. Geçen senenin oranlarını da paylaşan Fidan, Türkiye’de vize ret oranın yüzde 16,1 olduğunu, dünyada ise yüzde 16 olduğunu aktardı.
“Vize başvurumuz yüzde 36 artmasına karşın ret oranı binde 4 oranında arttı”
Fidan, “İnsan sayısı arttığı için yurt dışına gitmeye çalışan insanların sayısı da artıyor. 2019’da 906 bin vatandaşımız başvurmuş. 2021’de pandemi var, 270 bine düşüyor. 2022’de 770 bin, 2023’te 1 milyon 55 bin kişi. 2024’te de daha fazla olacağını düşünüyoruz. Vize başvurumuz yüzde 36 artmasına karşın ret oranı binde 4 oranında artmıştır. Başvuru 278 bin 476 kişi artmış, rette 48 bin 638 kişi artmış” ifadelerini kullandı. Vize konusunda dengeyi belli bir diplomasiyle yürütmeye çalıştıklarını söyleyen Fidan, “Yurt dışına gitmek isteyen vatandaş sayımız artıyor, okumak isteyen öğrenci sayımız artıyor nüfusa paralel olarak. Bununla beraber AB ülkelerinde bir sıkıntımız oluyor” dedi.
Bu alandaki sorunun kökten çözümü için vize serbestisi anlaşmasının hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Fidan sözlerine şöyle devam etti:
“Vize serbestisi anlaşmasının hayata geçmesi için birkaç tane husus var. Birincisi genel politik ortamla alakalı konular. 2019’da AB, ABD’nin etkisiyle bizim Suriye’de yürüttüğümüz operasyonlardan dolayı almış olduğu siyasal bir tavır var. Bu siyasal tavrın bize yansımaları var ama biz bağımsızlığına, güvenliğine önem veren bir ülkeyiz. Belli operasyonlarda, harekatlara girdiğimiz zaman bedeli neyse de ödemeye hazırız. Bunlar bizim karşımıza bedel olarak çıkıyor ama bu bedeli dediğim gibi kendi bağımsızlığımızı, güvenliğimizi korumak için ödemek zorunda kalıyoruz.
“AB üyeliğiyle ilgili resmi politikamız devam ediyor”
Politik iklimin hayata geçmesi için bizim biraz daha onlarla belli konuları müzakere etmemiz gerekiyor. vize serbestisi ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi meselesi şu anda AB ile aramızda olan iki tane önemli başlık.
Üyelik perspektifi ile ilgili konu, daha önce de söylemiştim, bizim bu konudaki resmi politikamız devam ediyor. Cumhurbaşkanımız 2018’de seçildiğinde de 2023 yılında seçildiğinde de ilk dış politika beyanında AB üyeliğinin bu yönetimde resmen devam edeceğini bir stratejik hedef olarak beyan etti.”
“BRICS kurumsal başvuru ve kabul mekanizması olan bir yer değil”
Fidan, Türkiye’nin BRICS üyeliğiyle ilgili sorular bağlamında, BRICS ile ilgili hiçbir sakladıklarının olmadığını söyledi. Aylardır bu sorunun sorulduğunu söyleyen Bakan Fidan, “BRICS kurumsal başvuru ve kabul mekanizması olan bir yer değil. Üyeler bir araya geliyorlar, birilerini davet ediyorlar. Ama sizin de ilgi duyduğunuzu ifade etmeniz gerekiyor. Biz ilgimizi ifade ettiğimizi söyledik” diye konuştu.
Sınır ötesindeki Kürtlerle ilgili sorulara yanıt olarak Fidan, “Sınır ötesindeki Kürtlerin tek hamisi Türkiye’dir. Erbil ile ilişkilerimiz fevkalade iyi. Bağdat ile Erbil arasındaki sorunları da çözmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sayın Milli Savunma Bakanı geldiği zaman bütün detayları sorabilirsiniz”
Bakan Fidan, ABD’den F-16 tedarikiyle ilgili en büyük sıkıntının siyasal irade olduğunu belirterek, “Kongre’de o süreci biz tamamlattık. Daha sonra Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) teknik görüşmeleri yapıldı. MSB teknik görüşmeleri de bitirdi, ön ödemeleri de yaptı. O süreç başladı. Sayın Milli Savunma Bakanı geldiği zaman ona bütün detayları sorabilirsiniz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanders, İsrail’in Gazze’deki katliamlarının ve bölgeye insani yardımları kasıtlı olarak engellemesinin açık bir şekilde ilgili Amerikan yasalarının ihlali olduğunu ve bu ülkeye artık ABD silahlarının gönderilmemesi gerektiğini vurguladı.
“ABD, (İsrail’in) bu katliamlarda suç ortağıdır, bu suç ortaklığı artık sona ermelidir.” diyen Sanders, ABD’nin İsrail’e 20 milyar dolarlık son silah satışının bloke edilmesi gerektiğini belirtti.
ABD’li senatör, “Bugün Gazze’de yaşananların tarifi imkansız, ancak bu durumu daha acı kılan şey, orada yaşananların çoğunun ABD silahları ve Amerikan vergi mükelleflerinin destekleriyle yapılıyor olması.” diye konuştu.

İSRAİL, İLGİLİ ABD YASALARINI ÇİĞNİYOR
Sanders, Senato Genel Kuruluna yarın (20 Kasım Çarşamba) gelmesi ve oylanması beklenen 3 tasarısına diğer senatörlerden destek isterken, İsrail’in ilgili Amerikan yasalarını ve uluslararası kuralları çiğnediğinin altını çizdi.
1961 tarihli Dış Yardım Yasası ile 1976 tarihli Silah İhracat Kontrol Yasası’na atıf yapan Sanders, İsrail’in Gazze’ye insani yardımları kasıtlı olarak engellediğini ve söz konusu yasalara göre bu ülkeye silah satılamayacağını söyledi.
SANDERS’IN TASARILARININ ÇARŞAMBA GÜNÜ OYLANMASI BEKLENİYOR
Senatör Sanders, ağustos ayında Joe Biden yönetiminin onay verdiği, İsrail’e toplamda yaklaşık 20 milyar dolarlık silah satışına karşı çıkarak bu satışın bloke edilmesi için eylül ayında tasarılar hazırladığını anımsattı.
Söz konusu silah satışının reddedilmesi için 3 ayrı tasarı hazırlayan Sanders’ın tasarılarının Senato Genel Kurulunda yarın oylanması bekleniyor.
Şu ana kadar 6 senatörün destek vereceğini açıkladığı tasarıların Senatodan geçmesi düşük bir ihtimal olarak görülse de ABD Kongresi çatısı altında İsrail’e silah satışının engellenmesi için atılan bu adım birçok kişi tarafından “tarihi” olarak değerlendiriliyor.
ABD yönetimi, 14 Ağustos’ta İsrail’e toplam değeri 20 milyar doları aşan 5 ayrı pakette savaş uçakları, havadan havaya füzeler, tank ve top mühimmatları ile taktik araçların satışına onay vermişti.
Sanders da eylül ayında yaptığı açıklamayla söz konusu silah satışlarının Amerikan yasalarına aykırı olduğunu ve bunların Kongrede bloke edilmesi gerektiğini belirtmişti.
13 Ekim’de ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin imzasıyla İsrail’e gönderilen mektupta da 30 gün içinde Gazze’deki insani krizin hafifletilmesine yönelik somut adımlar atması yönünde İsrail’e çağrıda bulunulmuş ve aksi durumda ABD’nin İsrail’e bazı askeri yardımlarının askıya alınabileceği ifade edilmişti.
Söz konusu mektubun üzerinden 1 ay geçtikten sonra ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, İsrail’in insani yardımlar konusunda somut bazı adımlar attıklarını ve dolayısıyla şu anda İsrail’e askeri yardımların askıya alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını açıklamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rusya Acil Durum Bakanlığı Araştırma Enstitüsü olası nükleer tehditlerin ardından dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Rusya Acil Durum Bakanlığı Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan açıklamada, nükleer patlamalardan kaynaklanan şok dalgaları ve radyasyon da dahil olmak üzere çeşitli tehditlere karşı koruma sağlayabilen “KUB-M” adlı mobil sığınaklarının seri üretimine başlandığı bildirildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Rusya’nın batısındaki Nijni Novgorod bölgesine bağlı Dzerjinsk kentindeki tesislerde seri üretimine başlanan mobil barınakların sadece insan kaynaklı değil, doğal afetlerde de kullanılabileceği ifade edildi.

Mobil barınakların 54 kişi kapasiteli olduğu, bu sayının arttırılabileceği aktarıldı. Açıklamada, “Mobil barınağın seri üretimine başlanması, vatandaşların güvenliğinin artırılmasına yönelik önemli bir adımı temsil ediyor” denildi.

Mobil barınakların geliştiricileri geçtiğimiz yıl yaptığı tanıtım toplantısında, barınakların hafif nükleer saldırı, yangınlar, silahlı saldırı, radyoaktif salınım ve kimyasal tehlikelere karşı 48 saat boyunca koruma sağladığını duyurmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Vie-Publique” isimli sivil toplum hareketinin yayımladığı ve yerel basında da sıkça paylaşılan grafiğe göre, Cumhurbaşkanı Faye ve Başbakan Sonko’nun partisi PASTEF, 165 sandalyeli Ulusal Meclis’te 131 milletvekili çıkarıyor.
Böylece PASTEF, meclisteki sandalyelerin yüzde 80’ini garantiledi.
Buna göre, eski Cumhurbaşkanı Macky Sall’in “Takku Wallu (Volofçada ‘yardım için birleşmek’)” koalisyonu 16, eski cumhurbaşkanı adayı ve eski Başbakan Amadou Ba liderliğindeki “Jamm ak Njarin (Volofçada ‘barış ve refah’)” koalisyonu 7 ve Dakar Belediye Başkanı Barthelemy Dias liderliğindeki “Samm Sa Kaddu (Volofçada ‘sözümü tutuyorum’)” koalisyonu ise 3 milletvekilini meclise gönderiyor.
Geri kalan koltuklar da çeşitli koalisyon ve siyasi hareketler arasında paylaşılıyor.

Grafikte en çok dikkati çeken başka bir husus da mecliste çoğunluğa sahip eski Cumhurbaşkanı Sall koalisyonunun vekil sayısının 83’ten 16’ya düşmesi oldu.
Ulusal Seçim Komisyonu’nun, resmi sonuçlarının en geç 22 Kasım’da açıklaması bekleniyor.
RAKİPLERDEN TEBRİK
PASTEF’in zaferi, 17 Kasım gecesi büyük ölçüde belli olmuş ve başta Jamm ak Njarin ve Samm Sa Kaddu koalisyonları başta olmak üzere birçok siyasi parti ve oluşum tebrik mesajı yayımlamıştı.
Sall’in önderliğinde Takku Wallu’dan yapılan açıklamada ise seçimde usulsüzlük yapıldığı iddia edilmiş ve konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne başvurulacağı duyurulmuştu.
Senegal’de son genel seçim Temmuz 2022’de yapılmıştı.
Eski Cumhurbaşkanı Sall’in koalisyonunun iktidarda olduğu Ulusal Meclis’te, Sall karşıtı Sonko’nun başbakan olması zaman zaman krize neden olmuştu.
Mart 2024’te seçilen Cumhurbaşkanı Faye da eylülde meclisi feshederek erken seçim kararı almıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tenenti, misyona yönelik desteğin azaldığına dair genel bir belirti olmadığını belirterek, “Ortak fikir kalmak. Yani çekilme konusunda hiçbir tartışma yok” dedi.
Saldırılar nedeniyle izleme faaliyetlerinin “çok, çok sınırlı” olduğunu söyleyen Tenenti, “Bazı mevzileri onarmak için hala çalışıyoruz, ancak bu kesinlikle çok zor bir dönem, çünkü son aylarda İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından kasıtlı olarak saldırıya uğradık ve mevzileri yeniden inşa etmek için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.
Arjantin, UNIFIL’e katkıda bulunan 48 ülkeden biri ve BM’nin internet sitesine göre şu anda Lübnan’da toplam 3 personeli bulunuyor. Arjantin UNIFIL’den askerlerini çeken ilk ülke oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAĞRIŞMALARI SALONU İNLETTİ
CHP’li vekiller ile Bakan Yerlikaya arasındaki gerginlik görüşmenin yapıldığı salonda da devam etti. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ile Bakan Yerlikaya arasındaki tartışma esnasında ikilinin bağrışmaları salonu inletti.
BAKAN YERLİKAYA’YA KAYYUM PROTESTOSU
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır başta olmak üzere birçok CHP’li milletvekili görüşme öncesi ellerinde “Kayyum halk iradesine darbedir” yazılı dövizlerle Bakan Yerlikaya’yı beklemeye başladı. CHP’liler Yerlikaya görüşmelere katılmak üzere geldiği sırada salonun girişini kapattı. CHP’liler Esenyurt Belediyesi’ne atanan kayyum sonrası belediye binasına girişlerinin yasaklandığını hatırlatarak Yerlikaya’nın salona girişinin bir dakika boyunca engellemek istedi.

KAMERA TOKATLADI
Bakan Yerlikaya, AK Partili milletvekilleri ve koruma polisleri salona girmek isterken CHP’li milletvekilleri ile arasında arbede yaşandı. Yerlikaya arbede esnasında kendisinin görüntülemek isteyen ANKA Haber Ajansı’nın kamerasını tokatladı. Bakan ve AK Partililer salona girdikten sonra gerginlik daha da büyüdü.
Olgun KızıltepeHaberler.com – PolitikaAli Mahir Başarırİçişleri BakanıAli YerlikayaPolitikaGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Türkiye’nin bu hattan geçen petrollerle alakalı bir dahli söz konusu değil. Biz Türkiye olarak bu boru hattının işletmesiyle mükellefiz. Yani içinden geçen petrolle bizim bir dahlimiz söz konusu değil. Buradan elde edilen gelir de varil başına 1.27 dolar civarında varil başına bir gelir elde edilmekte. Günlük 700 bin varil olduğunu bir defa daha ifade etmek istiyorum. Bu aşamadan sonra değerli arkadaşlarım şunu çok net ifade etmek istiyorum.”
“Sayın bakanımız bu boru hattından geçen firmaların tamamıyla görüşüldüğünü ve bu hattan kesinlikle İsrail’e giden bir petrol akışının olmadığını bir kez daha söyledi. Burada paylaşmak istiyorum. Fakat buradan gelen petrol dünyanın farklı yerlerine dağılıyor nihayetinden ama sonuç olarak bu ülkelerden bu şirketlerden İsrail’e giden bir petrolün gelmemesi konusunda bize bir anlayış gösterildiğini ve bu konudaki hassasiyetimizi bu firmaların büyük bir özenle uyduğunu ifade etti. “
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ı ziyaretinin ardından Ülke Politikaları Vakfı tarafından düzenlenen ‘Demokrasi Yoluna Dönüş’ forumuna katıldı. Foruma Özel’in yanı sıra Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de katıldı.
‘TÜRKİYE BUNDAN SONRA İDEOLOJİK ÇATIŞMALARIN ESİRİ OLMAYACAK’
Burada konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu “Dünyanın saygı duyduğu bir cumhuriyete geçiş için büyük bir İstiklal Savaşı vermiş bir neslin torunlarıyız. Acılar, başarılar, zaaflar hepsi ortak eserimizdir. Modern dönemdeki bütün akımlarımız muhafazakârlık, milliyetçilik ve seküler akımlar aynı ana damarından beslenir. Seküler akımların içinde sol akımlar da vardır. Şimdi her birinin tarihi serüveni farklıdır. Her biri, kendisini bu yeni dünya içinde doğru tanımadıkça Türkiye’de ne yaparsak yapalım demokrasiye geçemeyiz. Bunun için burada, bu üç damarın tüm temsilcilerine önce kendileriyle yüzleşme çağrısında bulunuyorum. Türkiye bundan sonra ideolojik çatışmaların esiri olmayacak; bunu ifade etmek istedim. Çatışmalar, bu iç akımların karşılıklı mücadelesinden ziyade, bu üç akımın kendi içinde ‘demokratik mi yoksa jakoben mi’ olduğu yönünde seyredecek. Burada seküler düşünceyi bir dogma haline getiren arkadaşlarıma sesleniyorum: İslam’ı bir ortaçağ düşüncesi olarak gördüğünüz anda bu ülkede demokrasiyi yerleştiremezsiniz. Bu ülkenin insanı, dine soğuk bakana ya da İslam’ı arkaik bir düşünce biçimi olarak görene oy vermez. Demokrat muhafazakarların, demokrat cumhuriyetçilerin, sekülerlerin ve demokrat milliyetçilerin aynı safta buluşup, omuz omuza yepyeni ve gerçek anlamda tecrübeleriyle olgunlaşmış bir demokrasiye yönelmesi gerekir” diye konuştu.
‘HEDEFTE KUVVETLER AYRILIĞI VARDIR’
Forumda konuşan Özgür Özel “Seçim için sahaya gittiğimizde şu eleştirilerle karşılaştık: ‘Yahu, milletin karnı aç, siz diyorsunuz güçlendirilmiş parlamenter sistem. Millet diyor ki; ürünümü satamıyorum, siz diyorsunuz güçlendirilmiş parlamenter sistem. İşsizlik var, parlamenter sistem. Yoksulluk var, parlamenter sistem. Siz esas milletin derdini niye konuşmuyorsunuz?’ Bu büyük bir haksızlık ama çağın, algıyla olgunun yer değiştirdiği zorluğunu ve algı böyleyse olgunun ne olduğunun önemsizleştiği gerçekliğini görmemiz lazım. Bazı iletişimleri çok kuvvetli yaparsanız, gündeme sis etkisi yaratıyor ve diğer söylediğiniz hiçbir söz ya da göstermek istediğiniz sorun veya belirlediğiniz hedefe doğru attığınız adımlar görünmez kılıyor. O yüzden ben şunu tercih ediyorum şimdi: Bizim gelecekte iktidar olduğumuzda yönetim sistemi önerimiz; güçlü bir parlamento, katıksız bir kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir kamu yönetimidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve gösterdiği hedefe yürümektir. Onun gösterdiği yer; çağdaşlık, aydınlanma, gelişmiş ülkeleri yakalamak ve geçmektir. O hedefte kuvvetler ayrılığı vardır, güçlü bir parlamento vardır. Yürütme, yasama ve yargının birbirinin düşmanı değil, birbirinin destekçisi ama net olarak birbirinden ayrılması vardır. O hedefte Avrupa Birliği’ne tam üyelik de vardır” dedi.
‘HEDEFTE GÜÇLÜ BİR PARLAMENTO VARDIR’
Özel “Biz parti içinde adaylık tartışmalarını bir kenara bıraktık. Benim muhalefete de çağrım, iktidarın istediği savrulma yaşanmadan, yan yana durma kültürüne sahip olarak, geçen seferki hatalardan ders alarak bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin bütün demokratlarının, siyasi arenadaki bütün temsilcilerinin hep birlikte sahip çıkması elzemdir. Madem ki hedef ikinci yüzyılda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve gösterdiği hedefe yürümektir. Onun gösterdiği yer çağdaşlık, aydınlanma, gelişmiş ülkeleri yakalamak ve geçmektir. O hedefte kuvvetler ayrılığı vardır, güçlü bir parlamento vardır. Yürütme, yasama, yargının birbirinin düşmanı değil ama birbirinin destekçisi ama net olarak birbirinden ayrılması vardır. O hedefte Avrupa Birliği’ne tam üyelik de vardır, bu hedefleri terk edip kişi başına milli gelirin 4 bin dolar olduğu, yönetenlerin kudretli, araçların zengin, halkın fakir ve tebalaşmış olduğu yerler yerine, yönetenlerin mütevazı, halkın zengin olduğu bir yöne doğru yürüme hedefi vardır. Biz bu azim ve kararlılıkla Gazi’nin partisini yönetiyoruz ve ilk seçimlere hazırlıyoruz. Bütün muhalefet partilerinin de bu dayanışmanın içinde olduğunu ve olacaklarını ve hep birlikte bu ülkenin geleceğini birlikte kuracaklarını düşünüyorum, inanıyorum ve onlara da güveniyorum” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ekol TV’de Candaş Tolga Işık’ın konuğu olan Uçum, “Bu bir çözüm süreci değilse nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Devlet inisiyatifi. Arkadaşlar çözüm sürecinin Türkiye siyasal müktesebatında bir anlamı var. Çözüm süreci derken akıllarda kalan ne? Sonuçta birtakım müzakereler, İmralı’yla görüşmelerin olduğu vesaire. Akil insanlar heyetiyle Türkiye’nin dolaşılıp bir yaklaşımın anlatıldığı, ortaklaşa basın toplantıları yapılıp kamuoyuna birtakım açıklamaların yapıldığı, Nevruzlarda Öcalan’ın mektubunun okutulduğu bir süreç vardı. Sayın Bahçeli bu yaklaşımı ortaya koyduktan sonra, sayın Cumhurbaşkanı bir paradigma değişimini ortaya koyduktan sonra hep bu yeni çözüm süreci midir dendi. Hayır, bu bir devlet inisiyatifidir. Bunun altını çizerek söylüyorum.”
“Devlet illa birtakım şeyleri bazı yerlerle müzakere ederek yapmak zorunda değil” diyen Uçum şunları kaydetti: “Hatta belki bu süreçte devlet bütün birikimi üzerine bu inisiyatifle kökten bir çözüm için, tırnak içinde söylüyorum, sorunun çözümü için bir adım atıyor. Bunun adı terörsüz Türkiye’ye yönelik devlet inisiyatifi. Bunun sosyal, siyasi ve psikolojik bir adı olacaksa, terörün sonlandırılması, terörün sona erdirilmesi, kardeşliğin güçlendirilmesi. Ya da milli birlik ve kardeşlik projesi. Ya da Türkiye’nin bütün kesimlerinin, Kürtlerin de dahil herkesin devletine en yüksek seviyede sahip çıkması, ülkesine en yüksek seviyede sahip çıkmasının koşullarını sağlama inisiyatifi. Dolayısıyla bu asla akıllarda kaldığı gibi ne eski tarzda ne de onun yeni versiyonunda bir çözüm süreci değildir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Etki ajanlığı” teklifi geri çekildi Haberi Görüntüle
Son dakika haberlerine göre; TBMM Genel Kurulu’nda, ‘Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ kabul edilerek yasalaştı.
TARTIŞMALARA YOL AÇMIŞTI
AK Parti’nin temmuz ayında Meclis’e sunduğu 9. Yargı paketine ilişkin Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak metinde yer alan ve “etki ajanlığı” başlığıyla gündeme gelen düzenleme tartışma yaratmıştı.
Düzenlemeye yönelik tepkilerin ardından “Etki Ajanlığı” düzenlemesi, TBMM Başkanlığına sunulan 9. Yargı Paketi olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi paketinde yer almamıştı.
REKLAM“TEKRAR GÜNDEMİMİZE ALACAĞIZ”
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in, teklifin geri çekildiğine yönelik açıklamasına yanıt verdi:
“Kanun teklifinin tamamının geri çekildiği doğru değil. Tekliften çıkaracağımız casusluk düzenlemesiyle ilgili önümüzdeki hafta muhalefetin de öneri ve itirazlarını ele alacağımız bir toplantı gerçekleştireceğiz. Daha sonra bu düzenlemeyi tekrar gündemimize alacağız”
ADALET BAKANI TUNÇ’TAN PAYLAŞIM
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşan ‘Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan ‘Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Kanun Teklifinde;
Hukuki işlem güvenliğinin sağlanmasında ve hukuki uyuşmazlıkların… pic.twitter.com/pmkvUYVeZd
— Yılmaz TUNÇ (@yilmaztunc) November 14, 2024
Bakan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşan ‘Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Hukuki işlem güvenliğinin sağlanmasında ve hukuki uyuşmazlıkların önlenmesinde önemli bir görev ifa eden noterlerimizin etkinliğini artıran, kişisel verilerin daha etkin korunmasına hizmet eden, çocukların üstün yararını gözeten, savunma hakkını güçlendiren önemli düzenlemeler yer almaktadır. Kanun teklifinin yasalaşması sürecinde emeği olan ve destek veren tüm milletvekillerimize teşekkür ediyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DEVA Partisi lideri Ali Babacan, Yeniçağ TV’de Orhan Uğuroğlu’nun sunduğu “Kırmızı Koltuk” programına katıldı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, Cumhurbaşkanlığı adaylığı, asgari ücret zammını ve Türkiye ekonomisini değerlendirdi. Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
SİYASİ PARTİLERİN AÇIK ARTIRMASINA KATILMAYACAĞIM: Bu aralar asgari ücretlerde açık artırma var. Siyasi partilerin açıklamalarına bakın. 28, 30, 35 bin herkes artırıyor. Ben de açık artırmaya gireceksem 50 derim. Ama bu açık artırmayla olacak iş değil. Burada sistem önemlidir. Asgari ücret ve emekli maaşı gerçek enflasyon ve refah payı ile belirlenir. Kural budur. Ama TÜİK enflasyonuyla değil gerçek enflasyonla belirlenmelidir. Önce gerçek enflasyonu açıklayıp herkesin hakkını vermeniz lazım.”
REKLAM
CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAK MI?: Her partinin genel başkanı doğal Cumhurbaşkanı adayıdır. Eğer bir partinin genel başkanı ya ben aday değilim, aday olmam diyorsa o partinin hiçbir iddiası kalmaz. Dolayısıyla DEVA Partisi’nin genel başkanı olarak tabii ki doğal olarak ben partimin Cumhurbaşkanı adayıyım bugün ilan ediyorsunuz. Ben DEVA Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayıyım. Bu gayet doğal bir şey. Ama her parti için bu geçerlidir. Ben doğal olanı söylüyorum. Doğal, doğal olanı bu. Eğer değilse orada bir şey var. Yani bir parti iktidarı gelip ülkeyi idare etmeye talip olmak zorunda mı? Eğer partiyse ve bir iddiası var. O siyasi partinin başka bir amacı yoksa birileri arkadan kumandayla yönetmiyorsa, hani varoluşun başka sebepleri varsa bilmem.
ARA ZAM VERMEDEN MAAŞLARI SABİT TUTTULAR, KUL HAKKI YEDİLER: Şu anda Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı 20 bini geçti. Açlık sınırı sadece gıda masrafı demektir. Dört kişilik ailenin karnını doyurması 20 bin lirayı geçmiş durumda… Asgari ücret ise 17 bin lira ve yılbaşından beri devam ediyor. ‘1 Temmuz’da ara zam verin’ dedik… Bakanlık dönemimde enflasyonun yüzde 6 olduğu zamanlarda bile biz ara zam yaptık. O ara zammı vermezseniz kul hakkı yemiş olursunuz. Ayrıca milyonlarca emekli 12 bin 500 lira maaş alıyor. Kendi açıkladıklarında bile yüzde 40’larda enflasyon varken, maaşları 12 bin 500 ve 17 bin lirada sabit tutmak kul hakkı yemektir. Bu durum kabul edilemez. Ali Babacan’ın ekonominin başında olduğu dönemde enflasyon çok düşükken bile ara zam yapıldı, şu an neden yapmıyorlar?”
REKLAM
ENFLASYON ORANLARINDA, PANDEMİ VE DEPREMDE BİLE GERÇEKLERİ GİZLEYEN BİR İKTİDAR VAR: Hükûmet en büyük güveni enflasyon konusunda yalan rakamlar açıkladığında kaybetti. Herkesin çarşıda pazarda gördüğü enflasyonu, TÜİK olduğundan düşük açıkladığında devletin açıkladığı verilere kimse güvenmez. Pandemide ölüm istatistiklerini bile yayınlanmadı; yıllardır yayınlanan ölüm istatistikleri yayınlanmadı. Deprem oldu, kaç kişinin vefat ettiği bir muamma… Gerçekleri saklayan bir iktidar var. Güven dosdoğru olmakla sağlanır.”
KÜÇÜK ÇOCUKLAR CEP TELEFONLARINDAN KUMARA ULAŞABİLİYOR; İZİN VERİLMEMELİ: Kumarhanelerin sınırlı olduğu, izin verilmediği ortamda herkesin cep telefonlarından kumar oynanmasına izin verilmesi büyük tutarsızlık. Hükûmet olarak buna izin veremezsiniz. Cep telefonu demek çocukların elinde olan bir cihaz demektir. Kumara bu kadar kolay ulaşılamaması lazım. İşlerine geldiğinde Twitter ve Instagram’ı kapatabilen yönetim, bu bahis ve kumarı da kapatabilir. Kaldı ki bunların ödemeleri elektronik sistemlerden oluyor; toplasan 8-10 şirketten yapılır bu ödemeler… Ödeme sistemlerini kesersiniz, engellemek mümkündür. Birkaç seferdir çağrı yapıyorum. ‘Eğer ortak değilseniz kesin fişini, kapatın’ dedim. Hâlâ göz yumuluyorsa buradan birilerinin bir çıkarı var, büyük paralar dönüyor demektir.”
FAİZLE İLGİLİ NAS VAR DA KUMARLA İLGİLİ NAS YOK MU?: Erdoğan, faizle ilgili Nas diyordu. Faizle ilgili Nas var da kumarla ilgili Nas yok mu? İnanın hiçbir tutarlılıkları yok. Şu anda iktidarın tek derdi menfaat. Menfaat, menfaat, menfaat… Siyasi rant, oradan rant, buradan rant, dertleri budur inanın; tutarlılık yok. Nas diye diye faizi kontrol altına alıp, Merkez Bankası’na talimat verip, yeni yönetime de ‘Tamam istediğini yap arkadaş’ diye izin verip, faizi yüzde 8 buçuktan yüzde 50’ye çıkartan bir hükûmetin tutarlılığı yoktur.”
HUKUKÇULARIMIZIN TAMAMI ‘ADAY OLAMAZ’ DEDİ: Sayın Erdoğan’ın tekrar aday olmak istediğini tahmin ediyoruz. Biz son seçimde dilekçe verdik, aday olamaz demiştik. Hukukçularımızın tamamı ‘Aday olamaz’ dedi. Ancak YSK kararı ile aday oldu. Şu anda YSK kararı da olsa aday olamıyor. Meclis erken seçim kararı alırsa ancak aday olabiliyor. Fakat bizim bugün için böyle bir karara, hazırlığa destek vermemiz söz konusu değildir.”
ÖCALAN TARTIŞMALARI: Siyasetin hakikatle yapılması gerektiğini düşünüyoruz; siyasetin sahici yapılması gerekir. Daha iki üç ay önce, DEM ve HDP ile ilgili söylemediği lafı bırakmazken, seçimlerde olmayan ortaklıktan bahsederken dönüp dolaşıp ‘Öcalan Meclise gelmelidir’ demek rol yapmaktır. Biz doğruya doğru; yanlışa yanlış diyoruz. Erdoğan ne diyordu? ‘Öfke bir hitabet sanatıdır.’ Dolayısıyla sahici değilim diyor; ‘Öfkeleniyorsam da rolüm gereği öfkeleniyorum’ diyor. Biz sahici, gerçek siyaset yapıyoruz.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hiç kimse yalan ve çarpıtma ifadelerle cumhuriyeti hedef alamaz. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında kullandığı cumhuriyet ve laiklik düşmanı ifadelerinden dolayı suç duyurusunda bulunacağız. Tekin derhal görevden alınmalıdır. Bu zihniyetteki kişinin çocuklarımıza sunacağı herhangi bir katkı yoktur.
Hiç kimse yalan ve çarpıtma ifadelerle cumhuriyeti hedef alamaz.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında kullandığı cumhuriyet ve laiklik düşmanı ifadelerinden dolayı suç duyurusunda bulunacağız.
Tekin derhal görevden alınmalıdır. Bu zihniyetteki kişinin çocuklarımıza… https://t.co/7SGMeS7P00
— Gül Çiftci (@gulciftci) November 16, 2024BAKAN TEKİN NE DEMİŞTİ?
AK Parti Batman Merkez İlçe 8. Olağan Kongresine katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, burada yaptığı konuşmada şu ifadelere yer vermişti:
“Beni eleştiriyorlar. Bana diyorlar ki laik eğitim açısından senin söylediğin şey ters. Ben de diyorum ki size ters olabilir ama Batman’da, Erzurum’da vatandaşların değerlerine ters değil. Bir terslik varsa sizin laiklikten anladığınız şey de vatandaşın anladığı şey arasında terslik var. Sizin anladığınız laik şu; 1940lı yılları hatırlayın, camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşı Kuranı Kerim öğrenmesini yasaklamak. Sizin laiklikten anladığınız şey bu. Siz bunları laikliğin gereği olarak yaptınız. O zaman sizin laiklikten anladığınız şey de benim anladığım şey aynı değil. Ben laiklikten bütün vatandaşların hangi dine inanırlarsa inansınlar dini inanç ve ibadet hürriyetinin devlet garantisi altına alınmasını anlıyorum. Sen neyi anlıyorsun? Sen Müslümanların inanç özgürlüğünün prangalar altına alınmasını, yasaklanmasını anlıyorsun. O zaman ikimizin laiklik anlayışı arasında kuşkusuz fark var. Ben evrensel laiklikten yanayım, sen Türkiye’ye özgü kendi icat ettiğin laiklik kavramını bana dayatıyorsun. Bu olmaz. Senin laiklikten anladığın şey şu; üniversiteye başörtüsüyle gitmek isteyen çocuğu ikna odalarına alıp ikna etmeye çalışmak, bunu laiklik gereğiyle yaptınız. Bunu yaparken de kendinizi laiklikle savundunuz. Peki senin savunduğun laiklikle, benim anladığım laiklik bir mi? Bir değil”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tunç yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Belediyelerin kamu idarelerinin denetimi söz konusu burada. Burada denetimden çekinmeye gerek yok. Eğer bir eksiğiniz kusurunuz varsa telaşlanırsınız. Yargıyla ilgili cümleler kurarken haddi aşmamak gerekiyor. Yargı kimseden talimat almaz.”
“Soruşturmaları yargı tacizi şeklinde değerlendirmek şuursuz bir harekettir. Yargı milletin yargısıdır, kimsenin arka bahçesi değildir. 25 bin hakim ve savcımıza hakaret ediliyor. Saçma sapan endekslerle de ülkemizi karalatmayız.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Divan başkanı, genel başkan adaylığı için İlay Aksoy adına toplanan imzalardan bazılarının imza atan delegelerce geri çekildiğini söyledi. Bazı imzaların ise geçersiz sayıldığını açıkladı. Bunun üzerine gerginlik yaşandı.
KONGREDE GERGİNLİK ÇIKTI
Adaylığı kabul edilmeyen Aksoy, “Biz darbe yaptınız, bu parti böyle değil. Yazıklar olsun” diye tepki gösterdi. Aksoy’u destekleyenler ile diğer partililer arasında tartışma yaşandı. Yaşanan tartışmanın ardından yapılan seçimde, 1208 delegeden 778 delege oy kullandı. 765 oy alan Uysal, yeniden genel başkanlığa seçildi. 13 delegenin oyu ise geçersiz sayıldı.
Teşekkür konuşması yapan Uysal, “Güzel bir günü hep birlikte yaşadık. İrademizi perçinledik, gönül birlikteliğimizi perçinledik, akıl birlikteliğimizi perçinledik. Bu büyük ülkenin yeniden tarihini değiştirmek, yeni bir tarih yazmak adına bir irade koydunuz. Hepinize müteşekkirim. ‘Söz yeniden milletin’ diye çıktığımız bu süreçte millet adına söz söyleyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Teşkilatlarımız bizim göz bebeğimizdir. Bütün teşkilatlarımıza bir kere daha teşekkür ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın etrafımızdaki gelişmeleri de değerlendirerek iç cepheyi güçlendirmek çağrıları çerçevesinde bütün kongrelerimizde bu mesajın verilmesidir; iç cephenin güçlendirilmesi mesajı. Bu kongrelerimizi demokrasi şöleni havasında gerçekleştirmektir. Bu takvim bittikten sonra net bir şekilde il kongrelerimiz söz konusu olacak. Cumhurbaşkanımız 30’a yakın il kongresine katılabilir. Takvimi çok yoğun cumhurbaşkanımızın. Muhtemelen Ramazan sonundaki günlerde, il kongrelerimizle ilgili takvimin ne olacağı teşkilat başkanımız Erkan Bey tarafından MKYK’mıza ve genel başkanımıza arz edilecek.
REKLAM“AHISKA TÜRKÜ KARDEŞLERİMİZİN HER ZAMAN YANINDAYIZ”
Erkan Bey şimdiye kadar yaptığımız kongrelerle ilgili ayrıntılı bilgi verdiler. Kadın ve gençlik kollarımızın kongreleri söz konusu. Bütün MYK, MKYK, Bakanlar Kurulu, kabine üyelerimiz ve bütün arkadaşlarımız bu kongrelere yoğun bir şekilde katılacaklardır. Geçtiğimiz gün Ahıska Türkü kardeşlerimizin sürgünde yaşadıkları acının yıl dönümüydü. Bir kere daha Allah’tan rahmet diliyoruz. Genel başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın Ahıska Türklerine yoğun ilgisi var. Ahıska Türkü kardeşlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.
“CUMHUR İTTİFAKI HEDEFİNE YÜRÜYOR”
Geçtiğimiz haftalarda muhalefet tarafından yoğun şekilde Cumhur İttifakı içerisinde çatlaklar, ayrılıklar vs. üzerine çok sayıda açıklama yapıldı. Bunlar bizim gündemimizi teşkil etmiyor. Bizim siyasi ajandamızda böyle bir gündemin yeri yok. Esas olarak muhalefet partisi içinde hiziplerin çatışmasını yoğun bir şekilde görüyoruz. Cumhur İttifakı oluşturan ilkelere sadakatle, hedeflere doğru kararlı şekilde yürüyerek Türkiye Yüzyılı hedeflerine yürüyecek şekilde çalışmalarını yürütüyor. O sebeple Cumhur İttifakı sadece genel düzeyde sadece üst kurumsal düzeyde işleyen bir ittifak değil; sosyolojik olarak ilçe, belde, köylerde bu iradesini vatandaşımızı buluşturmuş bir ittifaktır. Önümüzdeki günlerde Cumhur İttifakı’nın daha da güçlenerek yola devam edeceği kararlılığımız kesin.
“KKTC EGEMEN BİR DEVLET VE MİLLETİMİZİN GÖZ BEBEĞİ”
Bugün KKTC’nin ilan edilişinin 41. yılı. 41 kere maşallah diyelim. Bu dönem içerisinde çok yoğun mücadeleler verildi. Görüldüğü gibi bütün bu mücadeleler içerisinde KKTC egemen bir devlet olarak milletimizin göz bebeği, kardeş bir devlet olarak bir sürü badireleri atlatarak yoluna devam ediyor. Rum-Yunan ikilisinin dışlama faaliyetleri, tuzaklara rağmen KKTC bölgede istikrarın temsilcisi ve egemen bir devlet olarak varlığını devam ettiriyor. Bu gün Rum kesiminin içine girdiği ilişki trafiğine dikkat edildiği zaman KKTC’nin bölge barışı açısından ne kadar kritik olduğu görülmektedir.
İSRAİL’İN GAZZE VE LÜBNAN’DAKİ SALDIRILARI
Bütün MYK, MKYK toplantılarında ilk gündemimiz Gazze’dir. Netanyahu şebekesinin üyelerinin Batı Şeria’yı da ilhaktan bahsetmeleri bu cinayet şebekesinin bölgede daha büyük katliam, soykırım ve istikrarsızlıklara imza atmanın beyanıdır. Bu toplantıyı gerçekleştirirken bile Lübnan’a dönük saldırılar, Suriye ve İran’a yönelik tehditler devam ediyor. BM düzeninin tamamına saldıran, uluslararası hukukun tamamına saldıran, insanlık cephesinin tamamına saldıran bir şebekeyle karşı karşıyayız. Çılgın, gözü dönmüş katliam şebekesiyle karşı karşıya olduğumuz net bir şekilde görülüyor.
Kimisi tarihin tozlu raflarında kalmış tozlu mitolojiler, dini bir takım istismarın üzerinden teopolitik bir politika kurarak bütün dinleri, insanları tehdit eden bir şebeke ile karşı karşıya olduğumuz görülüyor. Gazze insanlık cephesinin, uluslararası hukukun tamamıdır. Gazze’yi savunmadan bunların savunulması söz konusu olmayacaktır. Bu soykırımın durdurulması konusunda son derece somut adımlar atılması gerekir. Türkiye’nin İsrail’e silah verilmemesi çağrısının yerine getirilmesi İsrail’in katliam yapmasını engelleyecektir.
TÜRKİYE’NİN BRICS’E ÜYELİK ADIMI
Bütün bu yoğunluk içerisinde Türkiye dünyanın bütün coğrafyalarını, birlikteliklerini tutma konusunda iradeye sahip. Cumhurbaşkanımızın trafiği bile tek başına bütün dünyadaki ana hatları Türkiye’nin nasıl tuttuğunu net bir şekilde göstermektedir. Brics toplantısı sonrasında muhalefetin yaptığı spekülasyonlar oldu. Muhalefetin şimdiye kadar kazanımlar tehlikeye atılıyor, Türkiye yön değiştiriliyor gibi yaklaşımları, kes kopyala yapıştır yöntemleriyle yapılıyor. Bu Türkiye’nin bir zamanlar dışarıdan gelen talimatlara kendisini kapattığı zamanda iktidarımız döneminde kampanya başlatmışlar ‘Türkiye eksen kayması yaşıyor’ demişlerdi.
“HER PLATFORMDA YER ALACAĞIZ”
Örneğin İran’la nükleer anlaşma bir türlü nükleer anlaşma gerçekleştiremediğinde, Türkiye, Brezilya ile ortak inisiyatif alıp İran’a tarihi imzayı attırdığında, ki o imza İran’ın devrimden sonra ilk uluslararası anlaşmaya attığı imzadır. O da Brezilya Türkiye işbirliğiyle gerçekleşmişti. O zaman da ‘eksen kayması var’ denmişti. Arap baharı söz konusu olduğunda Türkiye, Suriye başta olmak üzere diğer ülkelere ‘Büyük bir dalga geliyor, bunun tarihsel derinliğini görmek lazım, birtakım reformlarla yönetmek gerekir’ diye ilişkiler kurduğunda o zaman da ‘Türkiye eksen kayması yaşıyor’ diyorlardı. Burada kasıt, kendilerinin kararına uymadığı zaman Türkiye, egemen bir devlet olarak bu politikayı uyguladığında Türkiye’nin önüne eksen kayması lafını getiriyorlardı.
Türkiye dünyanın bütün platformlarında olmayı arzu eden bir dış politika yürütüyor. Balkanlar, Brics, Avrupa, Türk Devletleri Teşkilatı neredeyse 1 ay içinde Cumhurbaşkanımızın katıldığı toplantılardır. Türkiye’nin söyleyecek sözünün olduğunu gösteren yaklaşımlar. Muhalefetin ‘Türkiye birikimlerini kaybediyor’ demek slogana dönüşmüş sözlerin dış politikada karşılığı yok. Küresel güneyin talepleri çeşitli devlet başkanlarının kapsamlı değerlendirmeleri vardı. Biz küresel güneyiz diyen ülkeler barış istiyor, tek taraflı dayatmalara karşı çıkıyorlar. Koskoca küresel güney ülkelerinin bu sözünü bir NATO üyesi olarak tabii ki önemlidir.
“İKLİM ZİRVESİ SON DERECE ÖNEMLİ”
Türkiye’nin tabii ki söyleyecek sözü vardır ve her platformda olacaktır. Batılı bazı odaklar tarafından üretilen eksen kayması gibisinden bir ifade çerçevesinde ele alınması nasıl bir dış politika vizyonsuzluğunu net gösteren tutumdur. Azerbaycan’da düzenlenen iklim zirvesi son derece önemlidir. Şöyle bir adaletsizlik söz konusu oluyor; gelişmiş ülkelerin dünyayı kirleten tutumları karşısında asıl tedbiri alması gereken onlar iken, kendilerinin alması gereken tedbir kadar gelişmekte olan ve fakir ülkeleri de tedbir almak çerçevesine sokmaya, kendilerinin mali mükellefiyetlerini onlarla eşit tutmak gibi adaletsiz bir yaklaşım sergiliyorlar. Bugün iklim konusunda herkesin sorumluluğu vardır. Dünyada iklim dengesini asıl bozanların hem bütçe hem de sorumluluk açısından öncü olmaları gerekir.
“SIFIR ATIK’ PROJEMİZ ARTIK BM PROJESİ HALİNE GELDİ”
Türkiye’nin bu konuda tezleri sayın Cumhurbaşkanımız tarafından dillendirildi. Emine Erdoğan hanımefendinin liderlik ettiği ‘Sıfır Atık’ projemiz artık BM projesi haline gelmiştir. Dünyanın çeşitli ülkelerine ilham kaynağı olmuştur. Emine Erdoğan hanımefendinin ortaya koyduğu sözlerin küresel mekanizma haline gelmiş olması Türkiye’nin öncülüğünü gösteren net mesajlardan bir tanesidir.
“TÜRK DEVLETLERİ ORTAK ALFABEYE GEÇTİ”
Türk Devletleri Teşkilatı artık ortak alfabeye geçti. Türk Devletleri Teşkilatı mensup ülkeler içerisinde ortak merkez bankaları arasında komite kurulması, dijital ve uzayla ilgili çalışmaları, KKTC’nin bu platformda yerini alması dünyaya verilmiş bir mesajdır. KKTC’nin o platformda bulunmasından AB yüksek temsilcisinin rahatsız olması. Bunun KKTC’nin tanınmasına yönelik girişim olduğunu söyleyerek, sadece Rum kesimini devlet gibi gösterip, söz söylemesidir. Sınır sorunu olan, iç entegrasyonunu sağlamamış bir ülkeyi Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs’ın tamamında temsil hakkı vardır diyerek AB’ye alanlar esas sorumludur. Bu başlı başına bir vizyonsuzluktur. AB temsilcisinin görevi bu değildir. Temsilcinin bu sözü AB’nin bu meseleleri yönetmek konusundaki vizyonsuzluğun yeni bir örneği olarak ortaya gelmiştir.
Kıbrıs Türküyle dayanışma içinde olan, KKTC’nin hak ettiği saygıyı gösteren Türk devletlerinin yönetimleri ve halklarına şükranlarımızı sunuyoruz.
SORULAR VE YANITLAR
(İBB, ABB ve Beykoz Belediyesi için başlatılan inceleme)“CHP Genel Başkanı sayın Özel yerel seçimlerden sonra yaptığı hatayı ısrarla sürdürmeye çalışıyor. Kendisini bu konuda uyarmıştık. Şöyle bir cümle kullanıyorlardı, merkezi iktidar, yerel iktidar. Türkiye’de çift iktidar var, Türkiye’deki kamu düzeni iki parçaya ayrılmış ya da kamu düzeni paralel oluşumlarla yönetiliyor gibisinden yaklaşım sergiliyordu. Genel seçim iktidarı belirliyor, yerel seçim de belediye hizmetlerini belirliyor. Hepimizin sicil amiri vatandaşımızdır. Bizim ortaya koyduğumuz argümanların geçerliliği vatandaşımızın yetki ve yasalar çerçevesinde sözkonusudur. Türkiye’de yasaya tabi olmayan, kamu düzeninin, kamu idaresinin parçası bir mekanizma düşünülemez.”
CHP LİDERİ ÖZEL’İN AÇIKLAMALARI
“Bu denetimler konusunda eleştiriler getirilip, hatta maalesef burada namussuzca bir siyasi talimat diyor sayın Özel. Hiç yakışık almayan sözdür. Bu siyasi namus meselesini önceki genel başkanları da çok sık kullanırdı. Biz de bunu çok sık kullanılmaması gerektiğini ve birtakım sonuçlar doğuracağını söylemiştik. Yine namus kelimesi kullanarak bütün belediyelere kefil olduğunu ifade etmesi gibi. Bu kelimeler değerli kelimeler, gündelik polemikler içerisinde bir siyasi alfabe yetersizliği, siyasi gramer bilgisizliği ile alalade kullanmamak lazım. Siyasi namus kavramı yüksek nitelikli kavramlardır. Burada sürekli siyasi talimattan bahsediliyor. Denetleme mekanizmaları niye çalıştırıldı diye noktaya getiriliyor. İstediğiniz şeyi denetleyin diyorlar ve denetlemenin niteliğini düşürmek için suçlama getiriyorlar. Bu kelimeleri kendilerine aynen iade ediyoruz.
“DENETİM HERKES İÇİN GEÇERLİ”
Ana muhalefetin genel başkanına yakışmayan bir dildir. Alalade, bayağı kavgada bile kullanılmayacak dildir. Bir siyasi gramer bilgisizliği olduğu net bir şekilde görülüyor. İkinci nokta şu anda görebildiğimiz kadarıyla 3-4 parça halinde CHP yönetiliyor. 6’lı masanın parti içinde içselleştirilmiş gibi bir hal var. CHP’nin görüşünü anlamak için minimum 4 yere bakmanız gerekiyro. Maalesef CHP yönetimi siyasi cari açığı kapatmak için AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na karşı hakaretamiz duruma giriyorlar, hakimleri, savcıları, müfettişleri tehdit ediyorlar.
Belediye başkanlarından bile ‘denetime açığız’ gibi sözler gelirken bunu CHP Genel Başkanın başka bir siyasi kavganın parçası haline getirmesi siyasi yetersizliktir. Siyaset üretimindeki cari açık, siyaset üslupsuzluğu ile kapatılamaz. Biz bu hakaretlerin hepsine cevap verecek imkana, kabiliyetine sahibiz. Buradan siyasi kavga çıkarmak istiyorlarsa, hukuk içerisinde temiz bir dille ve vatandaşımızın hukukunu savunmak için her türlü mücadeleye gireriz.
Siz genel iktidarsınız biz yerel iktidarız, bizi denetleyemezsiniz diye bir şey yok. Türkiye’de bir tane yasal düzen var. Kendi kendilerine böyle bir psikolojinin içine soktukları için siyaseten son derece sakıncalı, siyasi bilinçsizlikle malül savunmanın içine giriyorlar. Denetim için AK Parti, Cumhur İttifakı belediyeleri ve onlar için de geçerlidir. Kendisi iktidar olmadığı halde muhalefet partisinin lideri olduğu halde her gün talimat veriyorum diye onlarca cümle kuruyor. Hepimizin sicil amiri vatandaştır. Gündem olan her şey denetlenir, vatandaşın önüne konulur. Yasaların ne yapacağı net bir şekilde açıktır. Vatandaşa dönük hizmetin kendisini tartışmıyoruz. Hangi partiye ait olursa olsun yolsuzluk, israf sözkonusu ise bunlarla ilgili meseleleri tartışıyoruz.”
“SGK BORÇLARINI ÖDEMEME HAKKI KAMU DÜZENİNDE YOK”
SGK’ya borçlar katlanarak artıyor. Bunu ödememe gibisinden bir tutum siyaset değil. Böyle bir hak kamu düzenimizde yok. Nihayetinde bunun ödenmesi de SGK’dan faydalanan vatandaşlarımızın hakkı. SGK’nın da hizmet yaptığı vatandaşlarımız var. Bunlar son derece basit, temel ilkeler. Kamu düzeninin işlemesinden kimsenin rahatsız olmaması gerekir. Siyasi mücadeleyi yaparız, siyasi idrak ve bilinç problemi net şekilde gösteren çirkinliğe karşı bu mücadeleyi vermesini çok iyi bilen bir siyasi kadroyuz. Burada durduğumuz yer herşeyin açıklıkla ortaya çıkmasıdır. Belediyenin ürettiği hizmet de SGK’nın yaptığı hizmet de vatandaşın hakkıdır. Kamu düzeni işleyecek herkes de buna saygı duyacaktır.”
(ABD’deki başkanlık seçimleri) “ABD’de net bir tablo ortaya çıktı. Senato, kongre, seçim sonuçları, alınan oy, delege bütün bunlarda net bir şekilde Trump’ın, Cumhuriyetçilerin zaferi sözkonusu oldu. Yakından takip ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın kabinede bir talimat sözkonusudur. Bütün kabine üyelerimiz kendi alanlarıyla ilgili olarak Trump yönetiminin işbaşına başlamasıyla birlikte Türkiye’nin hangi dosya alanında ne şekilde ilerleyeceğini çıkaracaklardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı böyledir. Biz hangi yönetim gelirse onunla çalışmaya dönük olarak eylem planlarımız, simülasyonlarımız hazır demiştik. Sayın Cumhurbaşkanımızın yol haritasıyla da güvenlikten dış ticarete, askeri konulardan dış politikalara konuları, Rusya-Ukrayna savaşı Gazze’ye kadar ilgili bakanlıklar yol haritalarını hazırlıyorlar.”
Bahsettiğiniz atamalarla ilgili olarak bazı şahısların Türkiye’nin dış politikaları, sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili birtakım olumsuz beyanlarının olduğunu biliyoruz. Birtakım analizler çerçevesinde bahsettiğim temel alanlarda olumsuz tutum izleyeceği ifade ediiyor. Tabii ki bunları dikkatle izliyoruz. Şöyle bir tecrübemiz de var. Bu tip seçimlerden sonra ortaya çıkacak kabineleri, tek tek kişilerin sözleri üzerinden değerlendirmek her zaman doğru olmayabiliyor. Doğru olduğu zamanlar var doğru olmadığı zamanlar var. Karşınızdaki kabine bütünlüklü olarak çalışıyor. Geçmiş hayatında olumlu sözler söyleyip de göreve gelince olumsuz yollar alabildiğimiz kimseler de oldu. Atacak adımlarını görmemiz lazım. Örneğin savaşın bitirilmesinden bahsediliyordu. Umarımız ki burada hakkaniyetli bir tutum sergilenerek bu meselelerin çözümü konusunda adım atılır. Başkan Trump tanımadığımız birisi değil. Cumhurbaşkanımızın geçmişteki dönemde pek çok safhada hukuku oldu. Yeni dönemde hangi noktalardaki tıkanıkların nasıl giderileceği konusunda eylem planımız hazırdır.”
KATAR’DAN TAŞINAN HAMAS OFİSİ
Bir gazetecinin “Hamas ile İsrail arasında ateşkes, müzakere süreci aylarca devam etmiş, ancak netice alınamamıştı. Katar arabuluculuk rolünden vazgeçtiğini ilan etti geçtiğimiz hafta içerisinde. Burada yeni bir arabulucu yönünde Türkiye potansiyel bir aday olur mu? Bir de iddia var; Katar’da bulunan Hamas siyasi büronun bir şekilde oradan taşınma ihtimali şeklinde. Yeni bir durak olarak Türkiye potansiyel aday olur mu?” yönündeki sorusuna AK Parti Sözcüsü Çelik şu yanıtı verdi:
“Katar devletinin Hamas’ın oradaki siyasi bürosuyla ilgili alacağı kararı değerlendirmek doğru olmaz. Karar verdiklerinde hep beraber görürüz. Netanyahu hükümeti ile arabuluculuk kavramı yanyana gelmiyor. Hiçbir barış planına yanaşmıyor. Arabulucular devreye girdiğinde barış aşamasına geldiğinde çok ağır saldırılar gerçekleştirerek barış masasını ortadan kaldıracak birtakım adımlar attılar. Netanyahu şebekesi her türlü arabuluculuk girişimini katliam siyasetine devam etmek için zaman kazanmak için kullanıyor.
Burada arabuluculuğa ihtiyaç değerlendirmesi yapmak fazla iyimser yaklaşım olur. Barış ve arabuluculuk talebi yok. İsrail’in yapması gereken ilk iş ateşkes ilan etmektir. Ateşkes ilan edildikten sonra arabuluculara görev düşer. Şimdiye kadar arabuluculuk yapanların faaliyetlerini Netanyahu hükümeti berhava etti. Gazze’de soykırım yapan onlar, Batı Şeria’yı ilhak etmek isteyen onlar. Lübnan’a, İran’a saldıran onlar. Irak’tan körfeze kadar coğrafyayı tehdit eden onlar. Bütün ülkelere tehdit edenler, arz-ı mevuddan bahsedenler onlar. Ben katliamı daha geniş alanlara yayacağım diyen şebeke ile arabuluculuk sözkonusu olamaz. Türkiye şimdiye kadar çeşitli şekilde dışlanmış bütün Filistin gruplarına sahip çıktı. Türkiye Filistin davasının yanında olmaya Filistin temsilcilerinin yanında olmaya devam edecek.
(Suriye’nin kuzeyine operasyon)Terör örgütlerinin hareketlilikleri ya da birtakım odaklar tarafından hareketli haline getirmelerine dair birtakım gelişmeleri yakından takip ettiğimizi söyleyebilirim. Yıllar evvel bir karar harekatına karar veriliyor, planlaması yapılıyordu. Şimdi böyle bir durumda değiliz. Bölgemizde gelişmeler son derece dinamiktir. TSK Cumhurbaşkanımız tarafından verilen talimat verildiği andan itibaren harekete geçcek şekilde tetiktedir, sürekli güncellenmektedir. Bölgede terör örgütlerinin hareketliliğinin farkındayız. Talimat verildiği zaman eş zamanlı olarak TSK bu kara harekatına başlayacak konumdadır. En önemli hassasiyetimiz 30 kilometre derinliğin korunmasıdır. Türk sınırlarından 30 km. derinliğe kadar Suriye ve Irak içinde herhangi bir yapılanma gördüğümüz andan itibaren birinci dereceden tehdit sayarız, gereken harekat gerçekleşir. Daha öncesinde bu şerit ihlal edildiğinde, ileri gidilerek birtakım teröristanlar kurulmaya çalışılıyordu. CHP adına dış politika ile ilgili konuşanlar mavi vatanı ve bu kara harekatlarını eleştirdiler. Bu harekatlar olmasaydı burnumuzun dibinde DAEŞ ve PKK’ya ait yapılanmalar fiili devletçik olarak var olacaktı. TSK bunları darmadağın etmiştir. O yüzden bu hareketliliği çok yakından takip ettiğimizi söylemek isterim.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Deniz Yücel, İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu ve Esenyurt İlçe Başkanı Hüseyin Ergin, öğleden sonra CHP meclis üyeleri ve partililerle belediye önünde buluştu.
Burada konuşan Yücel, Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanı Özer’in ilçeye hizmet etmesi gerekirken Silivri’de tutsak olduğunu söyledi.
“ESENYURT’U KİMSEYE ÖZELLİKLE DE RANTÇILARA TESLİM ETMEYECEĞİZ”
Özer’in tutuklanmasından bu yana CHP’lilerin belediye önünde nöbet tuttuğunu hatırlatan Yücel, “Belediye meclis üyelerimiz burada, bu demokrasi darbesinin ilk gününden beri burada nöbetteler. Onlar da Esenyurtlular da biz de hakkımız olanı alana kadar burayı terk etmeyeceğiz. Bu direnişi, bu dayanışmayı sonuna kadar sürdüreceğiz.” dedi.
Yücel, CHP’li belediyelerin, belediye başkanlarının ve Ahmet Özer’in veremeyeceği hiçbir hesap olmadığını belirterek, “Bir an önce bu yanlıştan dönülmesi için buradan çağrı yapıyorum. Burayı asla boş bırakmayacağız, Esenyurt’u kimseye özellikle de rantçılara teslim etmeyeceğiz.” ifadesini kullandı.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kitabında bir yılı aşkın süredir İsrail saldırısı altındaki Gazze’deki duruma özellikle değinen Papa, “Bazı uzmanlara göre, Gazze’de yaşananlar bir soykırımın özelliklerini taşıyor. Bunun, hukukçular ve uluslararası kuruluşların belirlediği teknik tanıma uyup uymadığı dikkatle araştırılmalıdır.” ifadesini kullandı.
Göç konusuna duyarlılığıyla bilinen Papa Franciscus kitabında, göç sorunuyla karşı karşıya kalan hiçbir ülkenin yalnız bırakılmaması, hiç kimsenin bu sorunu daha kısıtlayıcı ve baskıcı yasalarla tek başına çözmeyi düşünmemesi gerektiğini belirtirken, buna karşın kayıtsız kalmanın küreselleştiği tespitinde bulundu.
REKLAM
Katoliklerin ruhani lideri, göç konusu mevzubahis olduğunda insanlığın kaybedildiğini de kaydetti.
Papa, “Burada, menşe ülkelerde göçe neden olan nedenlerin ele alınmasının kesinlikle gerekli olduğunu tekrar teyit ediyorum.” yorumunu yaptı.
Papa Franciscus, kitabında göç konusu başlığında da yine Gazze’ye değinerek, “Özellikle, kıtlığın vurduğu, gıda ve yardımların topraklarına ulaşmasının güçleştiği bir dönemde Gazze’den ayrılan Filistinli kardeşlerimizi düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Teması “adil bir dünya ve sürdürülebilir bir gezegen inşa etmek” olarak belirlenen zirve öncesinde, Rio De Paz ve Vatandaşlık Eylemi isimli sivil toplum kuruluşları açlıkla mücadele eylemi düzenledi.
Sosyolog ve insan hakları aktivisti Betinho’nun “Aç olanın acelesi var” sözünden yola çıkan grup üyeleri, her biri 1 milyon açlık çeken insanı temsil eden, üzerinde kırmızı haç işareti bulunan 733 tabağı Copacabana Plajı’na bıraktı.

Plajdaki boş tabaklar, Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada açlık çeken 733 milyon insanı temsil ediyor.
Kentin en hareketli noktası olan Copacabana Plajı’ndaki eyleme çok sayıda vatandaş da destek verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İki bakan, Dışişleri Bakanlığında yapılan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Ukrayna’ya verdiği desteklerden dolayı Japonya hükümetine teşekkür eden Sybiha, ikili görüşmede, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erdirilmesi yönünde Kiev yönetiminin hazırladığı Barış Formülü ile Zafer Planı’nı ele aldıklarını belirtti.
Sybiha, Ukrayna ve Japonya’nın Rusya’ya karşı yaptırımların artırılması konusunda anlaşmaya vardıklarına dikkati çekerek, savaşın başından bu yana Japonya’nın 26 yaptırım paketini yürürlüğe koyduğunu kaydetti.
Rusya’nın Kuzey Koreli askerleri Ukrayna’ya karşı savaşa dahil ettiğini savunan Sybiha, Kuzey Kore’nin, füze, nükleer ve diğer askeri programlardaki Rus teknolojisine erişim karşılığında Ukrayna’ya karşı savaşa dahil olduğunu öne sürdü.
REKLAM
Savaşta Ukrayna’ya desteğin önemini vurgulayan Sybiha, “Rusya’nın Ukrayna’daki yenilgisi, diğer saldırganların ve tüm suç ekseninin saldırgan planlarını durduracaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Japonya Dışişleri Bakanı İvaya ise ülkesindeki erken genel seçimin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Ukrayna’ya gerçekleştirdiğini söyledi.
Savaş nedeniyle hasar gören altyapının yeniden inşası konusunda Ukrayna’ya destek vereceklerini belirten İvaya, “Japonya’nın, kamu ve özel sektörün desteğiyle Ukrayna’nın restorasyonu ve yeniden inşası konusundaki tutumu değişmez.” dedi.
Sybiha ile ikili görüşmede, Kuzey Kore birliklerinin Rusya’ya konuşlandırılması ve Ukrayna’ya karşı savaşa katılımlarıyla ilgili durumu ele aldıklarını ifade eden İvaya, durumu “son derece endişe verici” olarak değerlendirdi.
İvaya, Kuzey Koreli askerlerin Rusya’da bulunmasının sadece Ukrayna değil Asya bölgesini de olumsuz etkileyebileceğini kaydederek bu durumu şiddetle kınadığını dile getirdi.
Haberin görseli İHA tarafından servis edilmiştir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkanlık Dokunulmazlığı ve Yasal Tartışmalar
Trump’ın avukatları, ABD Yüksek Mahkemesi’nin yakın zamanda verdiği başkanlık dokunulmazlığı kararına dayanarak, davanın askıya alınmasını veya düşürülmesini talep etti. Avukatlar, başkanlık makamına özgü yetki ve korumaların adaletin sağlanması açısından önemli bir dayanak oluşturduğunu savundu.
Bu argüman, Trump’ın yalnızca başkanlık makamına yönelik değil, bireysel eylemlerine dair suçlamalardan da korunup korunamayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Öte yandan, hukuk çevreleri, dokunulmazlık kararının eyalet suçlarını kapsamadığı ve Trump’ın New York’taki davadan kaçmasının zor olduğu görüşünde.
REKLAM
New York Davasının Arka Planı
Trump, Mayıs ayında 34 ayrı suçlamayla karşı karşıya kaldı. Bu suçlamalar, eski avukatı Michael Cohen aracılığıyla porn yıldızı Stormy Daniels’a 2016 yılında seçimlerden kısa bir süre önce 130 bin dolar ödenmesi ve bu ödemenin iş kayıtlarında sahtecilikle gizlenmesiyle ilgiliydi. Trump, iddiaları reddederken, savcılar bu ödemeyi seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik yasa dışı bir müdahale olarak değerlendiriyor.
New York’taki bu davanın, Trump’ın siyasi kariyerine yönelik etkisi oldukça büyük. Zira, eyalet düzeyindeki suçlamalar başkanlık affıyla ortadan kaldırılamıyor.
Federal Düzeydeki Davalar ve Yüksek Maliyetler
Trump, New York davasına ek olarak federal düzeyde iki farklı dava ile de karşı karşıya. Bu davalar, gizli belgeleri uygunsuz şekilde saklama ve 2021 yılında seçim sonuçlarını kabul etmeyerek iktidarda kalmaya çalışma iddialarını kapsıyor. Florida’daki bir mahkeme, gizli belgelerle ilgili davayı düşürse de, seçim sonuçlarına ilişkin dava askıya alınmış durumda.
REKLAM
Özel Savcı Jack Smith tarafından yürütülen bu davaların maliyeti de dikkat çekici. Newsweek’in haberine göre, şimdiye kadar bu davalar için 50 milyon dolardan fazla harcama yapıldı ve Trump’ın Ocak 2025’te göreve başlamasına kadar bu rakamın 60 milyon dolara ulaşması bekleniyor.
Trump’ın Siyasi Stratejisi ve Af Tartışmaları
Trump, hukuki süreçlere karşı sert bir duruş sergiliyor. Time dergisine göre, Trump, göreve gelir gelmez Jack Smith’i görevden alacağını açıkladı. Ayrıca, Kongre Binası baskınına katıldıkları gerekçesiyle suçlanan yüzlerce kişiyi affedeceğini taahhüt etti. Ancak, kendini affetme olasılığıyla ilgili tartışmalar sürüyor.
Uzmanlara göre, bir başkanın kendini affetmesi daha önce görülmemiş bir durum olduğu için hukuki meşruiyeti belirsiz. Dahası, bu tür bir af, Trump’ın eyalet düzeyindeki suçlamalarından kurtulmasını sağlayamayacak. Bu durum, Trump’ın özellikle New York davasındaki pozisyonunu zayıf hale getiriyor.
Sonuç ve Olası Senaryolar
Trump’ın karşı karşıya olduğu davalar, sadece birer hukuki süreç değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal yankılar yaratan birer olay niteliğinde. New York’taki dava, Trump’ın başkanlık sürecinde karşılaşacağı en ciddi hukuki engellerden biri olarak öne çıkıyor. Federal davaların seyri ise, Trump’ın göreve başladığında izleyeceği politikalar ve alacağı kararlarla yakından ilişkili olacak.
Trump’ın hukuki mücadelelerini nasıl yöneteceği ve siyasi kariyerini bu süreçlerden nasıl etkilenmeden sürdüreceği, ABD’nin yakın gelecekteki en önemli siyasi gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail yasalarına göre, bir başbakanın görevden alınması yalnızca Yüksek Mahkeme’nin suçlu kararıyla gerçekleşiyor. Bu süreç ise aylar, hatta yıllar sürebiliyor. Bu durum, Netanyahu’ya zaman kazandırsa da başbakanın halk nezdindeki imajını ciddi şekilde zedeliyor.Netanyahu, rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla yargılanıyor. İlk duruşması 24 Mayıs 2020’de yapılan dava, İsrail tarihindeki bir başbakanın görevdeyken yargılanması açısından bir ilk. İsrail yasalarına göre, bir başbakanın görevden alınması yalnızca Yüksek Mahkeme’nin suçlu kararıyla gerçekleşiyor. Bu süreç ise aylar, hatta yıllar sürebiliyor. Bu durum, Netanyahu’ya zaman kazandırsa da başbakanın halk nezdindeki imajını ciddi şekilde zedeliyor.
Ertelenen Tarihler ve Yeni Talep
Mahkeme, Netanyahu’nun 2 Aralık’ta ifade vermesine hükmetmişti. Ancak Netanyahu’nun avukatları, yoğun iş programını gerekçe göstererek ifadeyi Şubat 2024’e ertelemeyi talep etti. Daha önce Temmuz ayında ifade tarihinin ertelenmiş olması, bu yeni talebin mahkeme tarafından reddedilmesine yol açtı. Avukatı Amit Haddad, duruşmada, “Müvekkilim ifade için hazır değil, beş aylık bir erteleme yerine yalnızca iki buçuk ay istedik” diyerek savunma yaptı. Ancak mahkeme bu talebi kabul etmedi.
Gazze ve Lübnan Cepheleri: Yargıdan Kaçış mı, Güvenlik Stratejisi mi?
Netanyahu, yolsuzluk davalarından kaçmak için İsrail’in mevcut savaş ortamını bir fırsat olarak mı kullanıyor? Muhalefet, bu soruyu sık sık gündeme getiriyor. Gazze’de devam eden askeri operasyonlar ve Lübnan sınırında Hizbullah ile artan gerilim, Netanyahu’nun hem iç hem dış politikada üzerindeki baskıyı azaltma çabası olarak değerlendiriliyor. Muhalefet liderleri, Netanyahu’nun savaş ortamını siyasi bir kalkan olarak kullandığını, olası bir zaferle hem mahkemeden hem de halktan gelecek tepkileri bertaraf etmek istediğini iddia ediyor.
Netanyahu’nun Stratejisi ve Riskleri
Netanyahu, İsrail’in ulusal güvenliğini gerekçe göstererek hem yolsuzluk davalarını hem de halk arasında artan eleştirileri gölgede bırakmayı hedefliyor olabilir. Ancak bu stratejinin ciddi riskleri bulunuyor:
1. Yargıya Müdahale Algısı: Netanyahu’nun yargı süreçlerini sürekli ertelemesi, kamuoyunda adaletin geciktiği ve siyasetin yargıya müdahale ettiği algısını güçlendiriyor.
2. Halk Desteğinde Azalma: İsrail halkının önemli bir kısmı, Netanyahu’yu yalnızca güvenlik sorunlarına odaklanarak kişisel davalarından kaçmakla suçluyor.
3. Savaşın Maliyeti: Gazze ve Lübnan’da yürütülen operasyonların başarısızlıkla sonuçlanması, Netanyahu’nun siyasi kariyerine ağır bir darbe vurabilir.
Mahkeme Sürecinin Siyasete Etkisi
Netanyahu’nun yolsuzluk davaları, İsrail’deki siyasi sistemi de derinden etkiliyor. İsrail siyaseti, uzun süredir bir kutuplaşma sürecinde. Bir yanda Netanyahu’yu destekleyen muhafazakar Likud Partisi ve koalisyon ortakları, diğer yanda ise Netanyahu’nun istifasını talep eden geniş bir muhalefet bloğu bulunuyor. Davaların sonuçlanması, sadece Netanyahu’nun değil, İsrail siyasetinin geleceğini de belirleyecek.
Netanyahu’nun Zamanı Tükeniyor mu?
Netanyahu için mahkeme kararı, sadece yasal bir sorun değil, aynı zamanda siyasi bir varoluş mücadelesi anlamına geliyor. 7 Ekim’den bu yana Gazze ve Lübnan’da yaşanan askeri gelişmeler, onun bu süreçte nasıl bir liderlik göstereceğini belirleyecek. Ancak, yargı süreçlerinin er ya da geç tamamlanacak olması, Netanyahu’nun siyasi hamleleri ne kadar başarılı olursa olsun, hukuki açıdan köşeye sıkışmasına engel olamayabilir.
Bu noktada İsrail’deki siyasi tansiyonun düşmesi ve yargı bağımsızlığının korunması, ülkenin demokratik değerleri açısından kritik önem taşıyor. Ancak Netanyahu’nun davaları ve İsrail’in mevcut krizleri, bu hedefe ulaşmayı giderek zorlaştırıyor.
Haberin görseli DHA tarafından servis edilmiştir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye ile Rusya arasında ortak çalışmalarda yeni bir adıma geçildi.
Konuya ilişkin açıklama Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan geldi.
Bakanlık, yaptığı açıklamada, Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen 12. Dünya Kentsel Forumu’nda Türkiye ile Rusya arasında şehircilik alanında yapılması planlanan ortak çalışmalara ilişkin mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu.
DAHA YEŞİL, DİRENÇLİ KENTLER HEDEFLENİYOR
Foruma Türkiye’yi temsilen Bakan Yardımcısı Ömer Bulut’un katıldığının yer aldığı açıklamada, Bulut, forumun “Çocuk ve Gençlik Meclisi” oturumunda söz aldı.
Bulut, gençlerin ve çocukların sürdürülebilir kentleşmedeki rolüne dikkati çekerek Türkiye’nin ulusal bayramlarla, çocuklara ve gençlere verdiği değeri hatırlattı.
Gençlerin enerjisi ve çocukların bilinciyle daha yeşil, dirençli kentler hedeflendiğini belirten Bulut, Türkiye’de yürütülen “Sıfır Atık” projesi ile “Çevre ve Çocuk Akademisi” gibi eğitim projelerine ve afet sonrası yeniden yapılanma çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TÜRKİYE’DE YÜRÜTÜLEN FAALİYETLERİN ÖNEMİ VURGULANDI
Bulut, forumun Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı’nda ise Türkiye’nin herkes için yeterli barınma sağlama hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiği çalışmalar ve konut ile sürdürülebilir kentleşme alanında kaydettiği gelişmelere değinerek Birleşmiş Milletler Habitat Yeni Kentsel Gündemi çerçevesinde Türkiye’de yürütülen faaliyetlerin öneminin altını çizdi.
MUTABAKAT ZAPTI İMZALANDI
Bulut, toplantının ardından, Rusya İnşaat, Konut ve Kamu Hizmetleri Bakan Yardımcısı Nikita Stasishin ile bir araya geldi.
Görüşme sırasında Türkiye ile Rusya arasındaki iş birliği vurgulandı ve şehircilik alanında yapılması planlanan ortak çalışmalara ilişkin mutabakat zaptı imzalandı.
Bu zabıt ile iki ülkenin, sürdürülebilir kentleşme ve şehircilik alanındaki deneyimlerini ve teknik bilgi birikimlerini paylaşmayı hedeflediği kaydedildi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bolivya meclis kürsüsü dikkat çeken anlara şahitlik etti…
Eski başkan Avo Morales’in destekçileri Bolivya’da protestolarını sürdürürken, Morales yanlısı Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) üyesi bir grup milletvekili bugün, meclis kürsüsüne çıkan Devlet Başkan Yardımcısı David Choquehuanca’ya domatesli saldırı düzenledi.
KONUŞMASINI YAPAMADAN MECLİSTEN AYRILDI
Meclis kürsüsüne çıkan Devlet Başkan Yardımcısı David Choquehuanca’ya domates fırlatılmasının üzerine Choquehuanca, konuşmasını yapamadan kürsüden inmek ve meclisten ayrılmak zorunda kaldı.
Ayrıca, o anlarda Morales destekçileri ile iktidar partisi milletvekilleri arasında da arbede çıktı.

“VANDALİZ” EYLEMİ VURGUSU
Domatesli saldırı sonrası açıklama yapan Devlet Başkanı Luis Arce, Morales yanlılarının mecliste “vandalizm” eylemi gerçekleştirdiğini belirtti.
Arce, devamında şu ifadelerde bulundu:
(Morales’i kastederek) Evismo, bu eylemleriyle bir kez daha diyalog iradesine sahip olmadığını ülkemize gösterdi. Bugün yaşananlar, Bolivya halkının hissiyatını temsil etmiyor.

ARCE’Yİ VATANA İHANETLE SUÇLADI
Devlet Başkanı Luis Arce’nin açıklamaları sonrası Morales ise sosyal medya hesabından yanıtta bulundu.
Morales, yaptığı açıklamada Arce’yi vatana ihanet etmekle suçladı.
“Ekonomiyi düzeltme sözü vermişti ama kötüleştirdi, kurumsallığa saygı taahhüdünde bulunmuştu ama yıkıma yol açtı, şeffaflık vadetmişti ama yolsuzluk yaptı” ifadelerinde bulunan Morales, hükümeti kendileriyle diyaloga ikna etmek amacıyla altı gün önce başlattığı açlık grevinide sonlandırdığını duyurdu.

NELER YAŞANDI
Bolivya’da 11 Ekim’de eski Devlet Başkanı Morales hakkında yakalama kararı çıkarılmasını protesto eden eylemciler, 19 gün boyunca otoyolları trafiğe kapatmış ve Devlet Başkanı Arce’nin istifasını istemişti.
Bu kapsamda göstericiler, yakalama kararının kaldırılmasını istedi.

SEYAHAT EDERKEN SİLAHLI SALDIRIYA UĞRADI
Morales, 28 Ekim’de koka üreticilerinin radyo istasyonuna gitmek üzere Villa Tunari kasabasından Lauca’ya seyahat ederken silahlı saldırıya uğradı.
Aracına en az 14 kez ateş edildiğini belirten Morales, şoförünün yaralandığını bildirdi.
Saldırı nedeniyle Bolivya Devlet Başkanı Arce’yi suçlayan Morales, “Arce, tarihin en kötü devlet başkanı olarak bilinecek. Eski bir devlet başkanını vurmak son çizgi” şeklinde açıklamalarda bulundu.

“TECAVÜZ, İNSAN TİCARETİ VE KAÇAKÇILIKLA SUÇLANIYOR”
Silahlı saldırı sonrası Morales destekçilerinin ülkenin merkezindeki yolları trafiğe kapatmasının ardından yüzlerce polis göstericilere müdahale etmişti.
Savcılık tarafından “tecavüz, insan ticareti ve kaçakçılıkla” suçlanan Morales’in ifade vermesi için hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney Sudan’da etkili olan sel felaketi yaşamı olumsuz etkilemeye devam ediyor…
Son olarak Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden (OCHA) yapılan açıklamada, Güney Sudan’da bu sene etkili olan seller nedeniyle yaklaşık 1,4 milyon kişinin etkilendiği duyuruldu.
SON YILLARIN EN KÖTÜSÜ
Söz konusu açıklamada, sellerden dolayı 379 bin kişinin yerinden edildiği aktarıldı.
Güney Sudan’da bu seneki sellerin son yılların en kötüsü olarak nitelendirildiği açıklamada, yolların sular altında kaldığına dikkat çekilerek, müdahale ekiplerinin zorlu koşullarda etkilenen topluluklara ulaşmaya çalışması nedeniyle insani yardımların ulaştırılmasında gecikmeler yaşandığı ifade edildi.
SAĞLIK SİSTEMİNİ ÇÖKERTİYOR
Sıtma vakalarında artışın söz konusu olduğu ifade edilen açıklamada, bunun sağlık sistemini çökerttiği ve selden etkilenen bölgelerdeki durumu daha da kötüleştirdiği bildirildi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ANLAŞMA SAĞLANMAZSA ARABULUCULUĞU GEÇİCİ OLARAK DURDURACAĞIZ”
Ensari, geçtiğimiz günlerde yapılan son müzakerelerde, bir anlaşma sağlanmaması durumunda Hamas ve İsrail arasında arabuluculuğu geçici olarak durduracağını taraflara bildirdiklerini dile getirdi. Sözcü Ensari, Katar’ın, çatışmanın sona ermesi ve Gazze’deki ağır insani koşullar nedeniyle yaşanan sivil acıların hafifletilmesi için taraflar arasında arabuluculuk çabalarına yeniden başlayacağını vurguladı. Ensari, “Katar Devleti, arabuluculuğun bir şantaj aracı olarak kullanılmasına izin vermeyecektir.” ifadesini kullandı.
“FİLİSTİN, 1967 SINIRLARI İÇİNDE BAĞIMSIZ BİR DEVLETE KAVUŞANA KADAR DESTEK VERECEĞİZ”
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Katar Devleti’nin Filistin halkına, başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırları içinde bağımsız bir devlete kavuşana kadar destek vereceğini ve Filistin meselesinin Katar için merkezi bir öneme sahip olduğunu aktardı. Ensari ayrıca Doha’daki Hamas siyasi ofisi ile ilgizi çıkan haberlerin doğru olmadığını belirterek, Katar’daki ofisin amacının, ilgili taraflar arasında bir iletişim kanalı olarak görev yapmak olduğunu belirtti.
Dışişleri BakanlığıOrta DoğuDiplomasiPolitikaDünyaGazzeKatar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, mitinge katılmama nedenini “Oraya gitmemem konusunda farklı anlamlar çıkarıldı ama belediye başkanlarımızın çoğu da gidemedi. Herkesin programları da var. Çankaya Belediye Başkanımız temsilen gitti” sözleriyle açıklamıştı.
CHP’de oluşan krizin ardından Mansur Yavaş’ın istifa ettiği gündeme geldi. Yavaş, istifa söylentileriyle ilgili yayınladığı yazılı açıklamasında “Dedikoduları ciddiye almıyorum” ifadelerini kullandı.
“DEDİKODULARIN NE MAKSATLA ÇIKARILDIĞINI BİLİYORUM”
Mansur Yavaş’ın açıklaması şu şekilde: “Partimden istifa edeceğime yönelik yaydırılmaya çalışılan dedikoduları görüyorum ancak ciddiye almıyorum. Bu dedikoduların ne maksatla çıkarıldığını biliyorum. Anketlerde gerileyen iktidar partisine nefes aldıracak, partimizi tartışmaya açacak hiçbir adımın içinde olmayacağımı herkesin bilmesini isterim. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak iki şeye odaklıyım. Ankara’ya hizmet etmeye ve genel başkanımızın liderliğinde Türkiye’nin birinci partisi olan partimizin ilk genel seçimlerde birinci çıkmasına. İktidarı değiştirerek, güçlendirilmiş parlamenter sistemi getirene kadar Cumhuriyet Halk Partisi ailesi olarak belediye başkanlarımızla, milletvekillerimizle, örgütümüzle, üretilmeye çalışılan fitnelere prim vermeden bir bütün halinde çalışacağız”
Ankara Büyükşehir BelediyesiMansur YavaşPolitika3-sayfaAnkaraYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Protokol konusuna açıklık getiren CHP lideri Özel, katıldığı canlı yayında Kayserilioğlu hakkında hata yaptığını söyledi. “Sözlerini düzeltmeden protokole almak yanlıştı” diye konuşan Özel, “Size bir sürpriz var dediler. Dilruba geldi oturdu. AK Parti’ye hakaret ettiği düşünülen birisinin protokolde oturması ve sözlerini düzeltmeden oturmuş olması yanlış oldu” dedi.
“YUH YALANA GEL”
Özel’in sözlerine Dilruba Kayserilioğlu’ndan sert yanıt geldi. Kayserilioğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Yuh yalana gel. Ben mi sürpriz yapmışım. Allah’tan telefon kayıtları denen bir şey var, kahve içmeye diye gittik ısrar üzerine protokol çıktı. Ben de kendisi bana geldi ayıp olmasın diye çıkalı 1 gün olduğu halde kabul ettim”

Cumhuriyet Halk PartisiSosyal MedyaÖzgür ÖzelPolitika3-sayfaYaşamMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YRP lideri Fatih Erbakan, partisinin ‘Anadolu Buluşmaları’ programlarına bugün İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde bir dizi ziyaretle devam etti. Partinin üst düzey yöneticileri ve yerel teşkilat üyelerinin katıldığı ziyaretlerde fabrika çalışanlarıyla sohbet eden Erbakan, öğle namazını da Arnavutköy Merkez Camii’nde kıldı. Program, Arnavutköy Yeniden Refah Partisi ilçe başkanlığını ziyaret ve esnaf buluşmalarıyla devam etti. Erbakan’ın programının Erzurumlular Derneği ziyaretiyle son bulacağı öğrenildi.
“35 MİLYON DOLARLIK BİR KAYNAK OLUŞTURULARAK, YANDAŞA DEĞİL EMEKÇİYE AKTARILDI”
54’üncü Hükümet döneminde oluşturulan kaynakların doğru kullanıldığını vurgulayan Fatih Erbakan, “O dönemde denk bütçe yapılarak faize giden milyarlarca dolar kurtarıldı. Bununla beraber kamudaki israfın, usulsüzlüklerin önlenmesiyle yine milyarlarca dolar kurtarıldı. Ayrıca milli kaynak paketleri ile kaynak üretilmesi ve rantiye kesimine, bir avuç imtiyazlı holdinge aktarılan haksız kazançların engellenmesi sayesinde 35 milyar dolarlık bir kaynak oluşturuldu. Bu kaynak yandaşa, akrabaya, partiliye değil; emekçiye, dar gelirliye, işçiye, memura, emekliye, çiftçiye, köylüye aktarıldı. Merhum Erbakan hocamızın yaptığı maaş zamlarını halen anlatıyoruz. Cumhuriyet tarihinin rekoru olan maaş zamları ile işçilerimize, asgari ücretlilere yüzde 100, memurlarımıza yüzde 200, Bağ-Kur emeklisi olan emeklilerimize yüzde 320 maaş zammı yapıldı” ifadelerini kullandı.
“ASGARİ ÜCRETİN 35 BİN TL’YE ÇIKARTILMASI LAZIM”
Günümüz şartlarında asgari ücretin yetersiz kaldığını savunan Erbakan, “Asgari ücrete yüzde 100 zam yapmak demek, asgari ücretin bugün 35 bin TL’ye gelmesi demektir. Biz de Yeniden Refah Partisi olarak bunu her fırsatta dile getirdik. Bu sene asgari ücretin 35 bin TL’ye çıkarılması lazım. Çünkü yoksulluk sınırı 70 bin TL’ye gelmiş durumda. Bir evde iki asgari ücret olduğunda, karı-koca asgari ücretle geçindiğinde, o eve giren miktarın en azından yoksulluk sınırına ulaşması lazım. Tabii bununla beraber işverene de devletin gereken desteği, teşviki yapması lazım” şeklinde konuştu.
Erbakan, partisinin Arnavutköy Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan standında üye çalışmalarını da yerinde inceledi. –

Yeniden Refah PartisiYerel HaberlerFatih ErbakanAsgari ÜcretYoksullukistanbulPolitikaEkonomi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KONUŞMAYA HAZIRIM”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Trump’ı tebrik etti ve kendisiyle konuşmaya hazır olduğunu söyledi. Putin, “Donald Trump’ın Ukrayna krizine ilişkin açıklamalarını kayda değer buluyorumTrump’a ilk döneminde zorbalık yaptıklar. Trump’ın suikast girişimi sırasındaki davranışından etkilendim; cesurdu.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası İlişkilerPolitikaDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de kritik başkanlık seçimi dün yapıldı. Alınan olağanüstü güvenlik önlemleri üçüncü dünya ülkelerini aratmadı. Cumhuriyetçi Parti’nin adayı eski ABD Başkanı Donald Trump ve Demokrat Parti’nin adayı Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in yarıştığı seçimde ilk sonuçlar beklendiği gibi başa baş çıktı. Büyük çaplı anketlerin ortalamalarına dayanan tahmin modelleri, sonucun bir yazı tura atışına kalacak kadar yakın olduğunu gösterdi. Çıkacak sonuç ne olursa olsun ülkede kaos ve şiddetin yaşanma riski bulunuyor. Bu nedenle alınan güvenlik önlemleri ülkenin seçime değil de savaşa hazırlandığı hissini uyandırdı. Ülkede gerginlik had safhada. Her yerde üst düzey güvenlik tedbirleri devreye sokuldu.

FBI, RUSYA’YI SUÇLADI
Oy kullanma noktaları ve oy sayım merkezlerinin çevresine güvenlik kameraları yerleştirildi.
Çatılara keskin nişancılar konuşlandırıldı.
Caddelere ilave polis ekipleri sevk edildi. İnsansız hava araçlarıyla denetimler sıkılaştırıldı.
Arizona, New Mexico, Iowa, Washington, Delaware, Illinois, Kuzey Carolina ve Nevada eyaletlerinde karışıklık ihtimaline karşı Ulusal Muhafızlar hazır bekletildi.
Federal Soruşturma Bürosu (FBI), bazı eyaletlerdeki oy kullanma merkezlerine yönelik bomba ihbarlarının Rusya kaynaklı e- posta adreslerinden yapıldığını belirtti.
Oy kullanma kabinlerine “panik butonları” yerleştirilerek sandık güvenliği üst seviyeye taşındı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

TUTUKLANANLAR OLDU
Washington’dan gelen fotoğraflar şoke edici. Dükkânların muhtemel bir karışıklığa karşı pencerelerini tahtalarla kapattığı görüldü.
Ülke genelindeki şerifleri temsil eden kuruluşlar, bir buçuk yıldır seçimlere hazırlandıklarını bildirdi.
Trump destekçilerini vurmakla tehdit eden bir kişi tutuklandı.
ABD Kongre Binası’nda bir kişi meşale ve işaret fişeği ile yakalandı.
Ülkede, yeni bir 6 Ocak kaosunun yaşanmasından korkuluyor.
ABD’nin yakın tarihinin en karanlık günü olan 6 Ocak, neredeyse dört yıl önce yaşandı. Seçim sonuçlarını kabul etmeyen Trump taraftarları 6 Ocak 2021’de Kongre Binası’nı basmıştı.

‘HERKES BARUT FIÇISI GİBİ’
ABD’de birçok açıdan tarihi bir seçim olarak nitelenen başkanlık seçimlerinden çıkacak sonuç ne olursa olsun bir kaos yaşanabilir. Michigan Üniversitesi Siyaset Bilimleri kürsüsünden emekli Prof. Dr. Ronald Stockton, seçim atmosferini değerlendirdi. Stockton, “Tarihi bir durum. Hayatımda daha önce buna benzer bir seçim görmedim. Herkes barut fıçısı gibi” değerlendirmesini yaptı.

BEYAZ SARAY’AKORUMA KALKANI
Beyaz Saray’da seçim nedeniyle alınan güvenlik önlemleri dikkat çekti. Demokratların başkan adayı Kamala Harris’in ikametgâhının da bulunduğu Deniz Gözlemevi’nin etrafındaki çitler artırıldı. Çevredeki işletmeler önlem olarak vitrinleri tahtalarla kapattı. Harris’in mezun olduğu Howard Üniversitesi’nin çevresindeki sokaklar da kapatıldı. Harris, gözlem etkinliğini burada yapmayı planlıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Bozüyük Asayiş Büro Amirliğine gelen bir ihbar üzerine emniyet güçleri harekete geçerek; Büyükçekmece Asliye Ceza İlamat Masası’nca; ‘Hizmet Nedeniyle Görevi Kötüye Kullanma’ suçundan 4 yıl süreyle kesinleşmiş hapis cezası ile aranan şüpheli şahıs Bozüyük Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alınarak tutuklandı. Şahıs Bilecik M Tipi Kapalı Cezaevi’ne teslim edildi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde göçmen kaçakçılığı ile mücadele kapsamında Oğuzeli ilçesinde operasyon yapıldı. Operasyonda ülkeye yasadışı yollardan geçen düzensiz göçmenleri bir araç içerisinde taşıyan göçmen kaçakçılığı organizatörü olan T.E.A. isimli yabancı uyruklu şüpheli yakalandı.
Yakalanan T.E.A. isimli şahıs sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÖZEL’DEN KAYYUM KARARLARINA TEPKİ
Bakanlığın geçen hafta İstanbul’un Esenyurt belediyesine bugün ise 2 il ve 1 ilçe belediyesine kayyum atamasına CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den sert tepki geldi.
“NE GEREKİYORSA YAPILACAK”
Özel paylaşımında “Bu sabah Türkiye’de barış denilince ilk akla gelen siyasette diyaloğun en önemli isimlerinden Ahmet Türk ile birlikte iki seçilmiş belediye başkanına daha kayyum atandı. Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, söylenenlere hiç kulak asmadan, seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, ıslah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız. Uyarıyorum, söz bitmek üzeredir. Bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır” ifadelerini kullandı.

BUGÜN MARDİN’DE AHMET TÜRK İLE GÖRÜŞECEK
Öte yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün İstanbul’dan saat 15.15 uçağıyla Mardin’e giderek görevden alınan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ile görüşecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, hakkında yapılan terör soruşturma/kovuşturma neticesinde İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılan Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün yerine Batman Valisi Ekrem Canalp’ın Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmesi yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, “Terör örgütüne müzahir kesimlerce il genelinde sağlanan huzur ve güven ortamını bozmak amacıyla her türlü kanunsuz eylem ve etkinliklerin düzenlenebileceği göz önünde bulundurularak; il sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin ve kamu esenliğinin sağlanması amacıyla, Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu Ek-1 maddesi kapsamındaki oyun, temsil ve çeşitli şekillerdeki gösteri ve etkinliklerin, ticari kimliği bulunan özel hukuk tüzelkişiliklerinin ticari faaliyetleri hariç olmak üzere yapılması muhtemel her türlü açık alanlardaki eylem/etkinlikler (basın açıklaması, toplanma, yürüyüş, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma, vb.) ile ilimiz merkez ve dış ilçelerimizde (İl mülki sınırlar içerisinde) eylem/etkinlik düzenlemek, düzenlenebilecek olan eylem/etkinliğe destek vermek ve gelebilecek kişi ya da grupların ve araçların ilimiz sınırlarına girişlerinin ve çıkışlarının 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/C maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun 17. ve 19. maddelerine istinaden 04/11/2024 saat: 09.00’dan 13/11/2024 saat: 23.59’a kadar (10 gün) süreyle il merkezi ve ilçelerimiz dahil olmak üzere Batman ili coğrafi sınırları içerisinde yasaklanmıştır” denildi. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çorum Valisi Ali Çalgan ve Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, doğal gaz patlamasının yaşandığı binada ve sokakta incelemelerde bulundu. 1 kişinin öldüğü, 33 kişinin yaralandığı patlamadan etkilenen vatandaşlarla sohbet eden Vali Çalgan, yaralarının sarılacağını söyledi. Patlama ile ilgili açıklamada bulunan Vali Çalgan, 5 binada hasar oluştuğunu söyledi.
“15 binada hasar mevcut”
Hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini belirten Çalgan, “Bugün itibari ile sizler de gördünüz. Çok ciddi bir patlama. Büyük hasar var. 15 binada, birçok bağımsız ünitede hasar söz konusu. Bunu tespit etme ile meşgulüz. Bina hasarlarını Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğümüz tarafından oluşturulan bir ekip tespit edecek. Binalar içerisindeki esnafımızın zararını da Defterdarlık başkanlığında oluşturulan bir ekip tespit edecek. Bu raporlar elimize geçtikten sonra, bu zararın giderilmesi için gerekeni yapacağız” dedi.
“Büyük ihtimalle ağır hasarlı raporu düzenlenecek”
Binanın durumu ile ilgili de bilgi veren Çalgan, “Büyük ihtimalle ağır hasarlı raporu düzenlenecek. İçerideki göremediğimiz yerlere giden arkadaşlar içeride patlayan kolonlar olduğunu söylediler. Dolayısıyla bu binanın bu güçlendirmeyle ayakta durması zor görülüyor. Yarın bunun kararını vereceğiz” diye konuştu.
Yaralıların durumu ile ilgili de bilgi veren Vali, “Yaralıların tamamı taburcu oldu. Sağlık durumlarında bir sorun yok” şeklinde konuştu.
“Emniyetimizin yaptığı tespitlere göre olay doğal gaz kaynaklı bir patlama”
Soruşturmanın devam ettiğini kaydeden Vali Çalgan, “Adli makamlarda yürüyen süreci çok bilmiyoruz ama emniyetimizin yaptığı tespitlere göre olay doğal gaz kaynaklı bir patlama. Başka bir boyutu gözükmüyor. Bu enkazı emniyet tedbirlerini alarak belediyemiz kaldıracak. Allah korusun yıkılma riski var, belli bir alana kadar yaklaşmayı engelleyeceğiz. Tüm tedbirleri almış durumdayız. 15 binanın tamamındaki vatandaşlarımızın tamamı tahliye edildi” ifadelerini kullandı. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA’da bir iş yerine silahlı saldırı hazırlığında olduğu değerlendirilen Muhammet Emin E. (26) ile Halil H. (30), motosikletli yunus ekibini görünce kaçtı. Polisin takibindeki Halil H., montunun içinde saklandığı Kalaşnikof piyade tüfeğini yola düşürdü. Şüpheliler ara sokakta yakalanırken, silah kriminal incelemeye gönderildi.
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, ‘Ruhsatsız silah taşıma’ ve 2 ayrı ‘Uyuşturucu madde ticareti’ suçundan aranan Muhammet Metin E. ile Halil H.’nin bir iş yerine silahlı saldırı hazırlığında olduğu bilgisine ulaştı. Motosikletli yunus ekipleri, 31 Ekim’de gece saatlerinde Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi’ndeki ara sokakta Muhammet Metin E.’nin kullandığı ve Halil H.’nin bulunduğu motosikleti takibe aldı. Şüpheliler, polisi görünce kaçmaya başladı.
2 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Polisin takibindeki Halil H., montunun içine gizlediği Kalaşnikof piyade tüfeğini yola düşürdü. Şüpheliler, ara sokakta önleri kesilerek durduruldu. Polis, şarjöründe 12 merminin bulunduğu uzun namlulu tüfeğe el koydu. Gözaltına alınan şüpheliler, emniyete götürüldü. Muhammet Metin E. ifadesinde; silahtan haberinin olmadığını öne sürdü. Halil H. ise silahı tanımadığı bir kişiden satın aldığını, eve götürdüğünü iddia etti. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 2 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı. Uzun namlulu tüfek de inceleme için Adana Kriminal Polis Laboratuvarı’na gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİEVLER’de iddiaya göre uyuşturucu alışverişi sırasında iki kişi arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga sırasında Muhammed Karaoğlu’nu (56) bıçaklayarak öldüren şüpheli Murat Ç.(52) polis tarafından yakalandı. Cinayet anı ise, bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi.
CİNAYET ANI GÜVENLİK KAMERASINDA
Olay, Bahçelievler, Cumhuriyet Mahallesinde 1 Kasım Cuma günü saat 22.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre iki kişi arasınsa uyuşturucu alışveriş sırasında kavga çıktı. Kavga eden 2 kişiden biri ağır yaralanırken, bıçaklı olduğu belirlenen saldırgan olay yerinden kaçtı.Harekete geçen polis ekipleri olay yerine gittiklerinde Muhammed K.’nin bıçaklanarak hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan çalışmalarda çevredeki bir iş yeri kamerasının olay anını kaydettiği belirlendi. Görüntülerde 2 kişinin önce sokakta konuştuğu bir süre sonra de tartışmaya başladığı görülüyor.İkili arasında başlayan arbede sırasında, şüphelinin Muhammed Karaoğlu’na bıçakla saldırdığı ve olay yerinden kaçtığı anlar görülüyor.
ŞÜPHELİ SAKARYA’DA YAKALANDI
Cinayet Büro Amirliği ekipleri olay yerinden kaçan şüphelinin kimliğini tespit etti. Olayın ardından Sakarya’ya kaçtığı belirlenen şüphelinin peşine düşen polis ekipleri, düzenledikleri operasyonla Murat Ç.’yi gözaltına aldı. Diğer yandan, Murat Ç.’yi kendi aracıyla Sakarya’ya götürdüğü öğrenilen T.Y. de (44) yakalandı.
SUÇUNU İTİRAF ETTİ
İstanbul’a getirilen şüpheli Cinayet Büro Amirliğinde sorguya alındı. Şüpheli olay günü uyuşturucu almak için Muhammed Karaoğlu ile buluştuğunu iddia etti. Uyuşturucu alışverişi sırasında aralarında küfürleşme yaşandığını söyleyen şüpheli Murat Ç., Karaoğlu’nu öldürdüğünü itiraf etti. Şüpheli ifadesinde olayda kullandığı bıçağı hatırlamadığı bir yere attığını da belirtti. Diğer şüpheli T.Y.’nin ise, Murat Ç.’yi kendisine zarar vermesinden korktuğu için Sakarya’ya götürdüğünü söylediği öğrenildi.Şüpheliler işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2019 yılında göreve gelen, Isparta’yı her yönüyle ileriye taşımak ve her bir köşesini canlandırmak adına güçlü bir irade ortaya koyan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, şehrin yıllardır atıl kalan, göz ardı edilen noktalarına dokunarak bu bölgeleri hak ettiği değere kavuşturmak için tüm gücüyle çalışmaya devam ediyor. Bu kapsamda Kirazlıdere ve Andık Deresi Bezirgan Şelalesi Mesirelik Alanının ardından Kirazlıtepe Kafe de hizmete açıldı.
Kirazlıdere Kafe 18 bin 538 metrekarelik geniş bir alan üzerine kuruldu, üç katlı mimarisiyle aynı anda 700 konuğu ağırlayabilecek bir kapasiteye sahip olarak tasarlandı. Kafede çocuk oyun odaları, kapalı ve açık olmak üzere 100 araçlık otopark gibi tüm detaylar düşünüldü.
Açılışta konuşan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekçi’nin açılışa katılmasının kendileri için büyük bir onur kaynağı olduğunu söyledi. 2019 yılında başladıkları görevde bu güne kadar Isparta’nın bir çok konuda yapılması gereken çalışmaları yaparak bugünlere geldiklerini aktaran Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, vatandaşların en çok mutlu oldukları vakit geçirebilecekleri mesirelik alanlara yönelik çalışmalar da gerçekleştirdiklerini dile getirerek, Atatürk Parkının hizmet konseptini değiştirdiklerini, Milet Bahçesini, Kirazlıdere bölgesini, cam seyir terası, zipline tesislerini yaptıklarını ve şimdi de Kirazlıtepe’yi açtıklarını söyledi. Ayrıca Andık Deresi Bezirgan Şelalesi Mesirelik Alanı ve Bezirgan Sufrasının da geçen aylarda hizmete sunduklarını kaydeden Başkan Başdeğirmen, “Bunlar vatandaşlarımız tarafından hizmet kalitesi ve fiyatlarıyla takdirle karşılanmıştır. Şimdi Çünür Tepesi inşaatına devam ediyoruz. Gölcük Tabiat Parkı’nı belediyemiz üzerine aldık ve orada da çalışmalarımız yapılıyor. Yarınki meclis toplantımızda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın hibe olarak verdiği 20 milyon liralık bölümle ilgili kararımızı alacağız. İlk etapta Gölcükle ilgili yürüyüş yolları, parklarımızı ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını görecek yatırımlarımıza başlıyoruz. Rabbim devletimize zeval vermesin, devletimizin vermiş olduğu imkanlarla şehrimizi her yıl daha ileriye götürüyoruz. Kirazlıtepe 18 bin metrekarelik alanda ve yer altı otoparkı bulunuyor” dedi. Isparta’nın her geçen gün daha da ileriye gittiğini aktaran Başdeğirmen, “Bende mensubu olduğum AK Parti belediyeciliği içinde yapmış olduğumuz çalışmalardan bu konuda aldığımız takdirlerden hepimiz adına gurur duyduğumu söylemek istiyorum” görüşlerinde bulundu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekçi ise “Memleketine, şehrine, milletine, bölgesine aşık olan insanlar böyle muhteşem hizmetler ortaya koyarlar. Başkanım, burada bir tarih kitabı yazılıyor, her eserinizde o tarih kitabının bir sayfası, sayfaları doldura doldura gidiyorsunuz. Kirazlıdere, burası, Andık resmin tamamlanan parçaları gibi devam ediyor. Isparta’da AK Parti belediyecilik anlamında bir destan yazmış. Bu destanın kahramanları olarak sizleri tebrik ediyorum. Bu tesisin kazandırılmasında emeği geçen Başkanımız ve ekine teşekkür ediyorum” görüşlerinde bulundu.
Konuşmaların ardından protokolün yapılan duayla birlikte kurdeleyi kesmesiyle Kirazlıtepe Kafe hizmete açıldı. Açılışın ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar tesisi gezdi.
Kirazlıtepe Kafe’nin açılışına, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekçi, Vali Yardımcısı Cemil Kılınç, AK Parti İl Başkanı Furkan Cem Er, AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Semiha Ekinci, AK Parti Genel Merkez Akdeniz Bölge Koordinatörü Rasim Erdoğmuş, AK Parti Isparta Milletvekilleri Mehmet Uğur Gökgöz ve Osman Zabun, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen, AK Parti Seçim İşleri Başkan Yardımcısı YSK Temsilcisi Recep Özel, MHP İl Başkanı Ahmet Önder Topçu, siyasi, askeri sivil erkan, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, muhtarlar ile vatandaşlar katıldı. – ISPARTA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın’ın Didim ve Kuşadası açıklarından lastik bot veya can salları ile Yunanistan’a geçmeye çalışan düzensiz göçmenlere yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor. Yunan sahil güvenliği tarafından geri itilerek ölüme terk edilen düzensiz göçmenler için yapılan çalışmalar, Ekim ayında da hız kesmezken, 1-31 Eylül tarihleri arasında toplam 288 düzensiz göçmen kurtarıldı. Son 1 ayda toplam 12 olay meydana gelirken, kurtarılan 288 düzensiz göçmen ise sağlık kontrollerinin ardından Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi. Ayrıca yapılan çalışmalarda 2 göçmen kaçakçısı da yakalandı.
Sahil Güvenlik Komutanlığı verilerine göre Aydın’da 1 Ekim’de Kuşadası açıklarında 7’si çocuk 17 düzensiz göçmen kurtarıldı. 3 Ekim’de Kuşadası ve Didim açıklarında meydana gelen toplam 3 ayrı olayda ise 19’u çocuk 74 düzensiz göçmen kurtarıldı. 5 Ekim’de Didim açıklarında 2’si çocuk 17 düzensiz göçmen kurtarıldı. 8 Ekim’de Kuşadası açıklarında 8’i çocuk 25 düzensiz göçmen kurtarıldı. 9 Ekim’de Kuşadası açıklarında 10’u çocuk 22 düzensiz göçmen kurtarıldı, 1 göçmen kaçakçısı da yakalandı. 23 Ekim’de Kuşadası açıklarında 15 düzensiz göçmen kurtarıldı. 27 Ekim’de Kuşadası açıklarında meydana gelen 3 ayrı olayda toplam 50’si çocuk 97 düzensiz göçmen kurtarıldı. 29 Ekim’de ise Kuşadası açıklarında 15’i çocuk 21 düzensiz göçmen kurtarıldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Resmi Gazete’de yayımlanan Mülki İdare Amirler Atama Kararnamesiyle Yenipazar Kaymakamı Rümeysa Sena Kurt ‘un Erzincan’a Vali Yardımcısı olarak atanmasının ardından Yenipazar’ın yeni Kaymakam Vekili Serkan Kaya oldu. Kaya ilk ziyaretini Vali Aygöl’e yaptı. Aygöl’ün görevinde başarılar dilediğini Kaya, “Valimizin güzel dilekleri için ve misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir MilletvekiliCeyda Bölünmez Çankırı ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği Kültür Yolu Festivali’nde, AlsancakSanat Fabrikası’nda, Hülya Koçyiğit’in söyleşi programına katılırken Naci El Ali’nin Hanzala sergisini gezdi. Başkan Saygılı ardından Tarihi Alsancak Gar eski gişelerde bulunan Refik Anadol’un Yeryüzü Rüyaları: Anadolu sergisini gezip, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yurt içi gezilerinde kullandığı trendeki ‘Atatürk Vagonu’na bindi.
Festival ile ilgili değerlendirme yapan Başkan Saygılı, ” Türkiye’nin kültür ve sanat yolculuğunda AK Parti’nin ortaya koyduğu vizyon, her bir vatandaşımızın değerli katkısıyla gelişen güçlü bir miras oluşturmuştur. Bu vizyonun en somut göstergelerinden biri de Kültür ve Turizm Bakanlığımızın İzmir’de gerçekleştirdiği Kültür Yolu Festivali’dir. 26 Ekim – 3 Kasım tarihleri arasında İzmir’i sanatın, kültürün, müziğin, tiyatronun ve daha birçok etkinliğin merkezi haline getiren bu festival, şehirde derin bir iz bırakmıştır. AK Parti olarak, kültür ve sanata olan desteğimiz sadece bir görev değil, aynı zamanda toplumsal gelişimin temel taşlarından biri olarak gördüğümüz bir sorumluluktur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, ülkemizi bir kültür merkezi haline getirmeye yönelik attığımız adımlar, yerelden ulusala taşınan sanat ve kültür değerlerimizi dünyaya tanıtmada öncü bir rol oynamaktadır. İzmir, bu vizyonun çok önemli bir parçasıdır. Tarihi dokusu, kadim kültürü ve çağdaş yapısıyla İzmir, sanatın ve kültürün buluşma noktası olarak öne çıkmaktadır.” dedi.
Şehrin sokakları adeta bir açık hava müzesine dönüştürüldü
“Kültür Yolu Festivali kapsamında yüzlerce etkinliğe ev sahipliği yaparak, halkımıza sanatın her rengini sunduk.” diyerek sözlerine devam eden AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, “Bu süreçte Bakanlığımız tiyatro, opera, bale, konserler, sergiler ve dijital sanat gösterileriyle şehrin sokaklarını adeta bir açık hava müzesine dönüştürdü. Her yaş grubuna hitap eden bu festival, kültürün toplumumuzdaki önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Çocuk etkinliklerinden atölyelere kadar her alanda geniş bir yelpazeyle halkımızı sanatla buluşturduk. AK Parti olarak, kültür ve sanat yatırımlarımızla tüm illerimizde olduğu gibi İzmir’de de geleceğimizin teminatı olan gençlerimize kültürle zenginleşmiş bir şehir bırakmayı hedefliyoruz. İzmir’in kültür ve sanata olan ilgisini her fırsatta artıracak projelerle destekliyoruz. Kültür Yolu Festivali de bu hedefin bir parçası olarak, İzmirli hemşehrilerimize sunulmuş bir hizmettir. Bu festivaldeki coşku, ülkemizin dört bir yanındaki diğer şehirlerimize de örnek teşkil etmektedir. Kültürel değerlerimizi korumak, geliştirmek ve genç nesillere aktarmak, AK Parti’nin en büyük önceliklerinden biridir. İzmir’e olan bu bağlılıkla, şehrimizin kültürel ve sanatsal dokusunu koruyarak, ulusal ve uluslararası platformda hak ettiği yeri alması için çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Kültür Yolu Festivali’ne katkı sunan herkese ve bu projeyi İzmirlilerle buluşturan Kültür ve Turizm Bakanlığımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, çigitli (çekirdekli) pamuk yüklü bir tırı durdurarak arama yaptı. Narkotik detektör köpeğinin de kullanıldığı aramada köpeğin tepki vermezi üzerine olay yerine kepçe çağrıldı. Kepçe ile çigitli pamuğu boşaltan ekipler, gizli bölmede uyuşturucu buldu. Tırın diğer bölgelerinde de arama yapan ekipler, toplam 55 kilogram skunk maddesi ele geçirdi.
Gözaltına alınan 2 zanlı emniyete götürülürken olayla ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor. – ŞANLIURFA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlığın yazılı açıklamasında belediye başkanlarının haklarındaki terör soruşturmaları kapsamında görevlerinden alındıklarının ifade edilmesi ise X platformundaki yüzlerce kullanıcının tepkisini çekti.
ÇOK SAYIDA KULLANICI YSK’YI HEDEF ALDI
Yüksek Seçim Kurulu’nun terör soruşturmaları nedeniyle görevden alınan bu kişilerin adaylıklarına nasıl onay verdiğini merak ettiklerini ifade eden çok sayıda kullanıcı YSK’ya art arda sorular yöneltti.
“BU BAŞKANLARIN ADAYLIKLARINI KİM ONAYLADI?”
İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi “Bu başkanlar aday olurken Yüksek Seçim Kurulu ne yapıyordu?”, “Bunların adaylıklarını kim onayladı?” ve “Neden bunlarının adaylıklarını onaylayan hakkında görevi ihmal suçundan dava açılmıyor?” sorularını yöneltti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı ekipleri çeşitli suçlardan aranan şahısların yakalanması için çalışmalarına devam ediyor. Ekiplerin yaptığı çalışma sonucu 2 yıldır aranan ve hakkında “kasten öldürme” suçundan yakalama kararı bulunan S.G. Kağızman’ın Günindi köyü kırsalında yakalandı.
Gözaltına alınan S.G. emniyetteki işlemlerin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Kırıkkale’nin Balışeyh ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Balışeyh Belediye Başkanı Hilmi Şen, bir kişi tarafından silahla vuruldu. Ağır yaralanan Şen, Balışeyh Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Belediye başkanının yanında bulunan 3 kişinin de saldırıda yaralandığı öğrenildi. – KIRIKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun’un katılımıyla Şevki Arman Caddesi’nde 10 ekip ve 28 personelle denetim gerçekleştirildi.
Ekipler uygulamada 147 kişi sorguladı, 40 aracı kontrol etti.
Denetimde 0.83 gram uyuşturucu ve uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi, şüpheli gözaltına alındı.
Alkollü araç kullanan 3 sürücünün ehliyetine el konuldu, trafiğe uygun olmayan 2 araç trafikten men edildi, 11 aracın sürücüsüne ise para cezası uygulandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür Merkezinde düzenlenen kongrede tek aday Yakup Karakuş, yeniden ilçe başkanlığına getirildi.
Karakuş yaptığı konuşmada, Nizip için çok çalışacaklarını söyledi.
Kongrenin bir şenlik havasında geçtiğini ifade eden Karakuş, kongreye katılım sağlayanlara teşekkür etti.
Kongreye, AK Parti Gaziantep Milletvekili ve AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, Milletvekilleri Ali Şahin, Bünyamin Bozgeyik, İrfan Çelikaslan, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Fedaioğlu, MKYK üyesi Mehmet Sait Kirazoğlu, siyasi parti temsilcileri, oda başkanları ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Mülakata Hayır” ve “Mülakat değil Liyakat” yazılı dövizler taşıyan katılımcılar adına konuşan Özçağdaş, saat 22.00’de Bakanlığın önünde toplanmalarının sebebinin, mülakat sonuçlarının aynı saatte duyurulması olduğunu söyledi.

AA’nın haberine göre; seçim öncesi verilen “mülakatları kaldırma” sözünün yerine getirilmediğini belirten Suat Özçağdaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mülakatlar için tedbir alındığına ilişkin sözlerini hatırlatarak şöyle konuştu:
“Kameralar kuracaklarmış, öğretmenlere kodlar vereceklermiş, hiç kimse kimsenin kim olduğunu bilmeyecekmiş. Görüşmeler kayıt altına alınacakmış, sorular kurayla çekilecekmiş. Sözlü sınav bittiği anda puanlar verilecekmiş ve asla değiştirilmeyecekmiş. Ne oldu peki? Böyle mi oldu? Mülakatlar böyle olmadı. Biz Sayın Bakan’a aylarca seslendik. Danıştay’da sendikalarla birlikte bunun iptali için dava açtık. Sayın Bakan’a şunu söyledik. Siz çok iyi niyetli biri olsanız, mülakatlara mülakat gibi yapsanız Türkiye’nin dört bir yanında farklı mülakat heyetleri, farklı kişileri gördüklerinden görüşmeci etkisi devreye girer ve ülke çapında böyle bir mülakat hakkaniyetle yapılamaz dedik. Tam da böyle oldu.”
Özçağdaş, oturma eyleminin ardından sabah saatlerinde Ankara Adliyesi’ne giderek Milli Eğitim Bakanı hakkında görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İHA’nın haberine göre; eşi Didem Özel ile birlikte Manisa protokolü ile birlikte yürüyen Özel, yaptığı açıklamada, “Bugün akşam yetiştik memleketimizdeyiz. Gündüz Ankara’daki törenlerdeydik. Manisa’da Cumhuriyet Bayramı büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Bütün vatandaşlarımıza çağrıda bulunmuştum 2 gün önce. Terör bizi sindirmeye çalışıyor, korkutmaya çalışıyor diye. Teröre karşı en iyi cevap bu bayrama böyle yüksek bir katılımdır. Bugün Ankara’da yüz binler milyon oldu aktı Anıtkabir’e. Memleketim Manisa’yı da böyle görmek benim için çok mutluluk verici. Hem bu ülkenin dışarıdaki düşmanları hem de Atatürk’ün emanetine gerekli saygıyı göstermeyen cumhuriyet düşmanları en iyi cevabı bugün milletten aldılar. Türkiye çok güçlü bir devlettir. Türkiye yıkılmaz, dimdik ayaktadır. Ne korkuya ne teröre teslim olmayacağız” dedi.

Özel daha sonra Manisa protokolü ile birlikte Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek olan Fazıl Say ve Serenad Bağcan konserine geçti.
*Haberin görseli İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İstiklal ve istikbalimizin teminatı Cumhuriyet’imizin 101’inci yaşını büyük bir gurur ve coşku ile kutladık. Her sayfası kahramanlıklarla dolu tarihimizin şanlı nişanesi Cumhuriyet’imizi, birlik ve beraberlik içinde ilelebet yaşatmayı diliyorum.”
İstiklâl ve istikbalimizin teminatı Cumhuriyetimizin 101’inci yaşını büyük bir gurur ve coşku ile kutladık. 
Her sayfası kahramanlıklarla dolu tarihimizin şanlı nişanesi Cumhuriyetimizi, birlik ve beraberlik içinde ilelebet yaşatmayı diliyorum. #101Yaşındapic.twitter.com/f5AX2giYmW
— Emine Erdoğan (@EmineErdogan) October 29, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ORTAK MEKTUP GİRİŞİMİ
Türkiye ayrıca Ortak Mektup girişimi ile öne çıkıyor. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, bir grup temel ülkeyle birlikte İsrail’e silah transferinin sonlandırılması talep edilen “Ortak Mektup” girişimini başlattıklarını duyurdu. Yıldız, BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki duruma ilişkin düzenlenen açık oturumda konuştu. Yıldız, “Tüm ülkelerin ilkeli bir tutum sergileyerek tarihin doğru tarafında yer almalarını ve bu kolektif girişimi desteklemelerini talep ediyoruz” dedi.

İSRAİL’İN YALANLARI DEŞİFRE EDİLİYOR
İletışim Başkanlığı oluşturduğu platformla İsrail’in yalanlarını uluslararası camiaya duyuracak. Platformun tanıtım programında konuşan İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Şiddetin kaynağı İsrail. Dünya barışını tehdit eder hale geldi. İsrail Gazze’deki soykırımı Ortadoğu’ya yaymaya çalışıyor. İsrail’in saldırganlığını uluslararası toplumun gündemine getirmek önemli. Dezenformasyonlara karşı yalanları tespit edip ifşa edeceğiz. Kötücül kampanyaları geniş kitlelere ulaştıracağız. Uluslararası medya düzeninde önemli boşluğu dolduracağına inanıyoruz” ifadesini kullandı. Burcu ŞEN / ANKARA

KORKUDAN KAFASINI ÇIKARAMIYOR
HAKKINDA Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yakalama talebi bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu öldürülmekten korktuğu için olağanüstü önlemler almaya devam ediyor. Güvenlik Kabinesi’ni artık farklı yerde toplayan, evinden taşınan Netanyahu’nun, İHA tehdidi nedeniyle oğlunun düğününü ertelemek istediği ortaya çıktı.
YA SOYKIRIM YA SÜRGÜN
İSRAIL’İN 390 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de can kaybı 43 bin 163’e çıktı. İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyinde 26 gündür uyguladığı Nazi ablukası ise sürüyor. Dün de sivillerin toplandığı iki alana düzenlenen saldırıda 13 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail, bölgedeki Filistinliler için “ya soykırım ya sürgün” saldırıları uyguluyor. İsrail önceki gün de 200 sivilin sığındığı 5 katlı binayı vurarak 94 kişiyi öldürmüştü. Filistinlilere göre katliamın nedeni İsrail’in zorunlu göç dayatmasına direnmeleri.
TÜRKMEN KENTİ TEHDİT ALTINDA
İsrail’in, UNESCO listesindeki 3 bin yıllık Baalbek kenti ve çevresindeki bazı köylere yönelik saldırı tehdidi sonrası halk, kenti terk ediyor. İsrail’in yayınladığı haritada, Türkmenlerin yaşadığı Duris de boşaltılması istenen bölgelerden.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Davutoğlu, Saadet Partisi TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, savunma sanayinin önemine dikkati çekerek, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ’nin (TUSAŞ) Kahramankazan yerleşkesine yönelik saldırıda şehit olanlara Allah’tan rahmet diledi.
Türk mühendislerin yurt dışına gittiğini anlatan Davutoğlu, “Bir toplumun en büyük beka sorunu insan kaynağına sahip çıkamaması, nüfusunun azalmasıdır. Ama nüfusunun azalması yanında bir de nitelikli insanı kaybetmesidir. Cumhurbaşkanı ve iktidara sesleniyorum; Bu mühendisleri kaybetmeye devam edersek bir müddet sonra savunma sanayimizin üretici ve özgün niteliği, yaratıcı niteliği kaybolur.” diye konuştu.
REKLAM
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, TBMM’de yeni yasama döneminin başladığı 1 Ekim’den beri tutumu ve açıklamalarıyla büyük ilgi uyandırdığını ifade eden Davutoğlu, Bahçeli’nin, söylemlerinin içini doldurması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki net tutumunu açıklamak için ulusa sesleniş konuşması yapması gerektiğini belirterek, bu çerçevede şehit yakınlarının ve hassas kitlelerin hislerinin de göz önüne alınmasını istedi.
Ortak manevi, ahlaki duyguları yıpratmamak gerektiğini dile getiren Davutoğlu, “İnsan onuruna saygı, siyasetin esası olmalıdır. Yörük Ahmet olarak söylüyorum; Toros Dağları’nda doğan bir Yörük çocuğunun, Türkmen çocuğunun bu ülkede hakkı neyse, Dicle kenarında Hakkari dağlarında doğan Kürt çocuğunun da hakkı odur.” dedi.
Kimsenin fırsatçılık yapmaya kalkışmaması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, “Kim Türkleri Kürtlerle, Kürtleri Türklerle, Türkleri Araplarla ve Arapları Türklerle ve İranlıları hepsiyle birlikte çatıştırmak istiyorsa küresel güçlerin ve İsrail stratejisinin piyonudur.” ifadesini kullandı.
Davutoğlu, milli birliği pekiştirecek, demokrasiyi derinleştirecek, kardeş kavgalarını engelleyecek, İsrail odaklı küresel oyunları bozacak, bölge halklarının ortak iradesiyle yeni bir bölgesel vizyona öncülük edecek her adımı destekleyeceklerini, aksine her gelişmeye karşı da dimdik ayakta duracaklarını belirtti.
REKLAM
– “AItında durduğumuz çatının sahibi millettir”
Saadet Partisi Genel Başkanvekili Mahmut Arıkan, Cumhuriyet’in sahibinin, bizzat cumhurun kendisi olduğunu, onu yönetmekle memur olanların ise milletin sadece birer hizmetkarı olduğunu söyledi.
İstiklal ve istikbaline gölge düşürmeyen milletin kahramanca mücadelesinden sonra kurulan Cumhuriyet’in, bugün hala en kıymetli eser olduğuna işaret eden Arıkan, “Bu altında durduğumuz çatının sahibi millettir. Millete rağmen çıkan her ses bu çatı altında yok olmaya mahkumdur.” diye konuştu.
Arıkan, İsrail’in Gazze’ye 13 aydır uluslararası hukuku çiğneyerek gerçekleştirdiği saldırıların devam ettiğini anımsatarak, “Ya vahşetten tarafsınız ya da mazlumdan. Ya emperyalizm ve siyonizmden tarafsınız ya da bölgemizin huzur ve barışından. Şimdi buradan gri bölgede durmaya çalışanlara sesleniyorum; artık ya siyahsınız ya da beyaz. Reel politiğe, inancımıza, aziz milletimizin değerlerine göre de durmanız gereken yer Filistin’den yana olmaktır.” değerlendirmesini yaptı.
2025 yılı bütçe kanun teklifinin görüşmelerinin başladığını hatırlatan Arıkan, “2024 yılını açlıkla mücadele ederek geçiren milyonlarca vatandaşın yeni yıla olan umudunu korumak istediğini ancak iktidarın açıklamalarının bu beklentiyi karşılamaktan uzakta olduğunu” savundu.
Arıkan, iktidarın bütçe politikasını eleştirerek, “Gelin ilk kez aziz milletimizin refahını düşünerek bir bütçe hazırlayalım. 2025 yılını emeklimizin, memurumuzun, asgari ücretlimizin ve milyonlarca dar gelirli vatandaşımızın yılı yapalım.” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Dün Cumhuriyetimizin 101’inci kuruluş yıldönümüydü. Cumhuriyet Bayramı’nı hep beraber coşkuyla kutladık. Dış misyonlarımıza gelerek veya mesaj göndererek bayram sevincimizi paylaşan herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Milli Mücadele’nin şehit ve gazilerini tarihimiz boyunca vatan savunmasında kahramanca çarpışan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yad ediyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Gazze açıklaması!TUSAŞ’A YÖNELİK SALDIRI: ÇALIŞANLARI DAHA AZİMLİ GÖRDÜM
Geçen hafta Cumhuriyetimizin en büyük kazanımlarından biri olan TUSAŞ’ın Kahramankazan’daki tesislerine yönelik alçakça terör saldırısı oldu. Şehit düşen kardeşlerimize rahmet diliyor, tedavisi devam eden yaralılarımıza şifalar diliyorum. Dün TUSAŞ’ı ziyaret ettik. Geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. TUSAŞ tarafından geliştirilen T625-Gökbey’in ilkini Jandarma Genel Komutanlığımıza teslim ettik. Yıl sonu gelmeden iki adet Gökbey’i jandarmamıza teslim etmiş olacağız. TUSAŞ’taki kardeşlerimin ‘Hainlere rağmen daha fazla üreterek, çalışarak’ şehit arkadaşlarının ruhlarını yad edeceklerine inanıyorum. Bizler de TUSAŞ’ımızın ve savunma sanayi kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.
REKLAM“TÜRK’ÜN OLDUĞU KADAR KÜRT’ÜN DE CUMHURİYETİ”
Çatısı altında bulunduğumuz bu aziz Meclis 23 Nisan 1920’de Ankara’da faaliyetlerine başlamış, Kurtuluş Savaşımızı sevk ve idare etmiş, 29 Ekim 1923’te de Cumhuriyetimizi ilan etmiştir. Cumhuriyet, TBMM çatısı altında milletimizin temsilcilerinin onayıyla vücut bulmuştur.
Cumhuriyet belli bir şahsın, zümrenin, kitlenin, mezhebin, etnik kökenin cumhuriyeti değildir. Bu Cumhuriyet, zenginin olduğu kadar yoksulun da Cumhuriyeti’dir. Ne kadar batılının, güneylinin cumhuriyetiyse o kadar da kuzeylinin, doğulunun Cumhuriyeti’dir. Sağın da solun da Cumhuriyeti’dir. Hayat tarzı ne olursa olsun kendisini bu topraklara ait hisseden herkesin Cumhuriyeti’dir. Türk’ün olduğu kadar Kürt’ün de Cumhuriyeti’dir. Bu Cumhuriyet, ‘Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu vatandaşıyım’ diyen vatan topraklarında yaşayan herkesin Cumhuriyeti’dir. Bu Cumhuriyet hepimizin eseridir. Bu Cumhuriyet 85 milyonun tamamının Cumhuriyeti’dir.
Geçtiğimiz 1 asır boyunca yaşadığımız sorunlar, Cumhuriyet’ten değil, ona ihanet edenlerden kaynaklanmıştır. Cumhuriyet fikrinin arkasına saklanarak ayrımcılık yaptılar, zulmettiler, ötekileştirdiler. Bu ülkenin huzuruna, birliğine, dirliğine, kardeşliğine en büyük zararı verdiler.
REKLAM
Aziz milletimiz her şeyin farkında. Milletimiz tüm olumsuzluklara rağmen hem Cumhuriyet fikrine, hem de TBMM’ye sımsıkı sahip çıkmış, korumuş, kollamıştır.
“29 EKİM’DE SAHNEYE YENİDEN ÇIKMIŞ BİR MİLLETİZ”
Sevr’de bize harita dayatarak ‘Sizin ülkeniz burası olacak’ dediler, ‘Hayır’ dedik. ‘Sınırlarımızı kendimiz belirleriz’ dedik. Köklü devlet tecrübemizle, toprağımız için savaşarak, can vererek bağımsız vatanımızı inşa ettik. Yakın coğrafyamızdaki bazı ülkeler aynı başarıyı gösteremediler. Bu coğrafyada bir asırdır kan, gözyaşı, savaş dinmiyor.
Osmanlı Devleti’nin mirasçısı olarak Türkiye Cumhuriyeti de bu kaostan etkileniyor. Coğrafyamızdaki kaosa bakanlar korkmuşlar, ürkmüşler ve Cumhuriyetimize ürkek bir kuş muamelesi yapmışlardır. Bu milletin her bir ferdi şunu çok iyi bilmeli; Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Biz 29 Ekim 1923’te ilk defa tarih sahnesine çıkmış değil, sahneye yeniden çıkmış bir milletiz. Kuşkusuz 29 Ekim çok önemlidir. Tarihin kritik bir dönüm noktasıdır. Bu aziz millet yüzyıllardır, bin yıllardır hem tarih sahnesinde var olan, tarih yazan, tarih yapan bir millettir.
“CUMHURİYET’İN MAYASI KARDEŞLİKTİR”
Bu Cumhuriyet korkmaz. Biz İstiklal Marşı bile ‘Korkma’ diye başlayan bir milletiz. Bizim Cumhuriyetimizin mayası kardeşliktir. Onu ilelebet ayakta tutacak olan da içinde bulunduğumuz kardeşliğimizdir.
Savaştan çıkmış bir ülke bugün dünyanın 11’inci ekonomisidir. Ülkemizin her köşesini imar ettik. Üniversitelerle, okullarla, hastanelerle, yollarla, tünellerle donattık. İddialarımızı, ideallerimizi muhafaza ettik. Tek başına savunma sanayinde elde ettiğimiz mesafe bile ülkemizin nereden nereye geldiğinin göstergesidir. 23 yıl önce biz yüzde 20’deydik, şimdi yüzde 80. Terör bütün her türlü gayretleriyle saldırmasına rağmen yüzde 80’i yakaladık ve çok değişik alanlarda savunma sanayinde ayağa kalkıyoruz.
“YILMADIK, YIKILMADIK, DURMADIK, VAZGEÇMEDİK”
Belli dönemlerde Cumhuriyet’in öz evlatları ayrımcılığa maruz kaldılar, görmezden gelindiler, ötelendiler. AK Partimizi 23 yıl evvel kurarken en büyük hedefimiz devlet ile milleti kucaklaştırmak, Cumhur ile Cumhuriyeti buluşturmaktı. Bu ülkede dindarlara ikinci sınıf muamelesi yapılıyordu, üzerine gittik. Ayrımcılığa son verdik. Yoksulun sesi çıkmıyordu, nefesi olduk. Alevi kardeşlerimizin sorunlarını çözmek için samimi adımlar attık. Gayrimüslimlerin sorunları vardı, cesur adımlar attık. Önümüze çok engeller çıkardılar, darbe girişimlerinde bulundular. Acılardan nemalananlar her türlü yol, yöntemi kullanarak sorunları istismar ettiler. Biz yılmadık, yıkılmadık, durmadık ve kardeşliği büyütmekten asla vazgeçmedik.
Göreve geldiğimizde ülkemizin tamamıyla birlikte doğu, güneydoğu illerimizde ciddi bir ihmalkarlık söz konusuydu. Doğu, güneydoğu illerimize altyapısıyla, üstyapısıyla tarihin en büyük yatırımlarını biz yaptık. Terörü ve ürediği bataklığı kurutacağız, kardeşliği büyüteceğiz dedik. Aynı istikamette yürüyoruz.
“SIRTIMIZDAN HANÇERLENDİK”
Türk ile Kürt’ün kardeşliğini büyütmek için ne gerekiyorsa yaptık, tecrübe ettik. Ancak karşımıza duvar, ihanet, alçaklık çıktı. Sorundan beslenenler engel oldular. Şiddetten, terörden nemalananlar sona ermesi istemediler. Çok ihanet gördük, hatta sırtımızdan hançerlendik. Ancak umudumuzu kaybetmedik. Samimiyetimizi yitirmedik, kardeşlik hukukundan asla ayrılmadık.
Bu bir dönemin, bir kesimin değil; topyekun insanların hayatını etkileyecek bir meseledir. Rabbim ömür ve fırsat verirse bu meseleyi ülke gündeminden çıkararak, 40 yıllık siyasi hayatımızı taçlandırmak niyetindeyiz.
Türkiye bugün düne göre çok farklı bir yerde. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle, devlet içindeki, devlet kurumları arasındaki koordinasyonu güçlendirdik. Ordumuza, emniyetimize sızmış olan hain FETÖ terör örgütünü temizledik, temizliyoruz. Tüm vesayetleri kaldırdık. Savunma sanayimizdeki atılımlarla terörle mücadelede çok büyük ilerleme kaydettik. Nereden bakarsanız bakın, Türkiye her zamankinden daha güçlüdür.
Terör belası başta olmak üzere kronik sorunları çözmek, kardeşliğimizi büyütmek için bugün önümüze bir kez daha bulunmaz imkan çıktı. Cumhur İttifakı’ndaki yol arkadaşımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, MHP camiasına, aziz milletim adına selam ve şükranlarımız ifade ederim.
Devlet Bey tavır, konuşma ve siyasetiyle, cesur çıkışlarıyla daima tarihe not düşen, istikamet çizen bir liderdir. Kendisi mazrufa odaklanma iradesi gösterebilenler için, vatan-millet sevgisinin ne olduğunu, milliyetçiliğin ne olduğunu en açık şekilde izah etmiştir. MHP Genel Başkanı’nın çağrılarını bu çerçevede okuyanlar, tarihi fırsat penceresini görmektedir.
“ÇAĞRIMIZ BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜNE VE KANDİL’E DEĞİL”
Bizim muhatabımız milletimizdir. Bizim Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki bölücü terör örgütüne, Kandil’deki terör baronlarına hiçbir çağrımız yoktur. Israrla bizimle muhatap olmaya çalışma gayretleri, iplerini tutan patronlarına kendilerini ispat etmekten başka bir şey değildir. TUSAŞ’a yapılan saldırı göstermiştir ki teröristin anlayacağı tek dil terörle tavizsiz mücadeledir. Terörle mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, tehdit nereden geliyorsa mutlaka kökünü kazıyacağız.
Türkiye’nin terörü destekleyen, arka çıkan, terörün sözcülüğünü yapan oluşumlara taviz vermesi, bunlara göz yumması mümkün değildir. Terörle siyaset, şiddet ile demokrasi yan yana gelmez. Bir koltukta terör diğerinde sivil siyaset taşınmaz. Hukuk ve demokrasi içine girmeyen karşılığını alır.
CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e de takdirlerimi iletiyorum. AK Parti olarak, kurulduğumuz andan itibaren söylediğimzi ‘Devlet herkesin devleti olmalı, herkesi eşit kucaklamalı’. Siyasetimizi 23 yıllık bir gecikmeden sonra olsa da kardeşliğe katkı sağladığı için Sayın Özel’i tebrik ediyorum. CHP’nin Sayın Özel’in Genel Başkanlığı’nda doğru yerde duracağına, kardeşliğin safında yer alacağına inanmak istiyorum.
ESENYURT BELEDİYE BAŞKANI’NIN GÖZALTINA ALINMASI
Hukuksuzluğun olduğu yerde adalet olmaz, hukuksuzluğun olduğu yerde adil yönetim olmaz. Bunları öğrenmeye mecbursun. Terör örgütü mensupları Esenyurt’u kasıp kavururken bundan rahatsız olmayacaksın. Mevcut yönetime destek vereceksin. Attığımız adımlardan geri durmayacağız. Sayın Özel, benim Kürt kardeşim bölücü terör örgütü üzerinden sahnelenen oyunu görmektedir.
“TÜRK KÜRTSÜZ, KÜRT TÜRKSÜZ YAŞAYAMAZ”
Sayın Bahçeli’nin dediği gibi, ‘Türklerin ve Kürtlerin birbirini sevmesi dini ve siyasi farzdır. Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir, Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa, Türk değildir.’ Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. En son Ahlat’ta hem bedenimizle, hem ruhumuzla hem dilimizle bu hakikati bir kez daha ifade ettik. Alparslan’ın ordusunda Kürt de Türk de Arap da vardı. Malazgirt Türk’ün de Kürt’ün de ortak zaferidir.
Uzunca bir süredir bizi birbirmizden ayırmak istiyorlar. Malazgirt’in intikamını almak istiyorlar. Kudüs’ün öcünü almanın peşindeler. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Ortak düşmanı sevindirmeyeceğiz. Kardeşliğimizi bozmaya çalışanlara geçit vermeyeceğiz. Geçmişin yaralarını birlikte saracağız. Tarihi yine birlikte yazmaya devam edeceğiz.
“BÜYÜK FIRSAT YAKALANDI”
Biz bunca yıldır her kesimin özgürlüğü için mücadele verdik. Pek çok alanda hayal dahi edilemeyecek yerlere geldik. Şimdi ülke ve millet olarak, Sayın Devlet Bahçeli’nin, MHP’nin elini değil vücudunu taşına altına koymasıyla büyük fırsat yakalandı.
Sevgili Kürt kardeşlerim, senden bu eli samimiyetle tutmanı bekliyoruz. Siyonist İsrail’in aparatlığını, Türkiye düşmanlığını yapanları aradan çekip çıkarmanı istiyoruz. Sevgili Kürt kardeşim, imanına, İslamına, vatanına, toprağına, kardeşlik hukukuna sahip çıkmanı istiyoruz. Gel Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim diyoruz. Al bayrağımızın gölgesinde, aydınlık, müreffek bir istikbali birlikte kuralım diyoruz. Cumhuriyeti birlikte kurduk, bu Cumhuriyet senin de Cumhuriyet’in. Gel esenlik yurdu yapalım, yumruklarını sıkanları aradan çıkaralım diyoruz. Gel terörü meşrulaştıranların altındaki zemini boşaltalım diyoruz. Milletin verdiği yetkiyi terör baronlarına peşkeş çekenlere kim olduğunu gösterelim diyoruz.
Sözlerimi bitirirken Rabb’imden şunları diliyorum: Ey Türk’ü ve Kürt’ü İslam’ın şanlı ordusu kılan Allah’ım, sen Türk’ün ve Kürt’ün kardeşliğini koru. Muhabbetimizi çoğalt. İmanımızı artır, bize güç ver. Bizi tekrar bu kadim coğrafyanın huzur ve barış ordusu yap. Senin her şeye gücün yeter. Amin, amin, amin diyor hepinizi muhabbetle kucaklıyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esenyurt’un CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer’in “PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan gözaltına alınmasına sert tepki gösteren Özel şunları söyledi:
“Belediyeye kapıyı kırarak girdiler. Avukatıyla bile görüştürmediler. İzni kim veriyor? Başsavcı. Başsavcı kim? Akın Gürlek. Düne kadar bakan yardımcısıydı. Kimin başı vurulacaksa Akın Gürlek orada. O piyonu, o seyyar giyotini oradan alın. Kendilerini nasıl yönetmesi gerektiğini Esenyurt halkı mı karar verecek, Akın Gürlek mi? Ahmet Özer’in seçim öncesi Adli Sicil Kaydı raporunda seçilmesi için herhangi bir suç kaydı ve sicili temiz ancak sen 10 yıldır izliyoruz diyerek gözaltına alıyorsun. Bu nasıl bir iştir.
REKLAMCUMHURBAŞKANI’NIN BAHÇELİ’NİN ÖCALAN ÇAĞRISI AÇIKLAMASI
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan grup toplantısında kendisine yönelik teşekkür etmesi hakkında da şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanı bizi yanlış anladı. Ben çözümün adresi olarak Meclis’in gösterilmesinden yanayım. Milyonlar anladı bir sen anlayamamışsın. Teşekkür önemli ama bir meseleyi bir kişinin özgürlüğü ile özdeşleştirmek, sorunu görmeyen bir önermedir. Ben Meclis’i adres gösteriyorum. Sen Bahçeli ile birlikte Öcalan’a Meclis’i adres gösteriyorsun. Bir kişiyi aktörleştirip bana teşekkür ederseniz, Öcalan odaklı bu durumu sürdüreceğinizi gösterir. Bu demokratik değil, doğru da değil. Biz Meclis’in merkez olduğu şeffaf adil bir süreçten yanayım. Kabalık etmeyeceğim her teşekkürüm bir değeri vardır. Ama bu teşekkür yanlış bir zemindedir.”
ÖĞRETMEN ATAMALARINDA MÜLAKAT
Özel’in gündeminde öğretmen atamalarında mülakat da vardı. Özel, “Bu sorunu ortadan kaldırmalıyız. Eğitim ve işçi sendikalarını güçlendirmek önceliğimiz olacak. ifadelerini kullandı.
ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU
Özel, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin ise “Milli Eğitim Bakanlığı’nın Milli Eğitim Akademisi uygulamasıyla milyonlarca öğretmen adayı mağdur edildi. Milli Eğitim Bakanlığı yönetimi, organize bir kötülük merkezine dönüşmüş durumda. 1 milyon diplomaya adeta el konulmuş ve büyük bir emek hırsızlığı yaşanmıştır.” diye konuştu.
EMEKLİLERİN DURUMU
CHP lideri Özel, emeklilerin durumu hakkında da konuştu.
Emeklilerin çok büyük bir haksızlıkla karşı karşıya olduğunu dile getiren Özel şöyle konuştu:
“Dün Cumhuriyet’in 101. yılını coşkuyla kutladık. 81 ilde vatandaşlarımız terörden korkmadıklarını ilan ettiler, kalabalıklar 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını kutladılar.
Emekliler çok büyük bir haksızlıkla karşı karşıyalar. Emekliler bu iktidar göreve geldiğinde 8 çeyrek alırken, şimdi 2,5 çeyrek altın alıyor. 5,5 çeyrek altın kayıp. En düşük emekli maaşı asgari ücret düzeyine çıkmalıdır.
Durum asgari ücrette de hiç farklı değil. Her işçi her ay 4 çeyrek altın kayıpta. Bu iktidar her ay 4 çeyrek altın yokluk vergisi alıyor. ama zenginden birşey almıyor.
Karşı karşya olduğumuz durum mutlaka ve mutalaka örgütlü mücadele ve bu hak alınana kadar birlikte mücadele öğütlemektedir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milletvekilleri ile yerel seçim sonrası siyasi sürecin değerlendirileceği kampta, 2 Kasım Cumartesi günü Genel Başkan Özgür Özel açıklama yapacak. CHP milletvekilleri kampı, Antalya Belek’teki bir otelde gerçekleştirilecek. Milletvekilleri, yarın otele giriş yapacak. Cuma günü divan oluşumu sonrası Genel Başkan Özgür Özel başkanlığındaki görüşmeler, basına kapalı gerçekleştirilecek.
DIŞ POLİTİKA, ORTADOĞU
Cumartesi günü CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sunuş konuşması, basına açık yapılacak. Özel’in konuşmasının ardından, basına kapalı toplantılara devam edilecek. CHP Dışişleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel, ‘Dış Politika, Orta Doğu’daki Gelişmeler ve Türkiye’ye Yansımaları’ başlıklı sunumunu gerçekleştirecek. Daha sonra milletvekilleri ile gündem değerlendirilmesi yapılacak.
YARGI SÜRECİ
Kampın son gününde CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Başkanı Turan Taşkın Özer ile Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi Binici’nin, ‘Yargı Süreçleri Karşısında Partimizin Tutumu’ başlıklı sunumları gerçekleştirecek. Pazar günü Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı yapılacak. Kamp, akşam yemeği ve kapanış etkinliğiyle sona erecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurtulmuş, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin, “Başta ilk 4 maddesinde hiçbir tartışmanın yapılmadığı yeni bir anayasa yapım sürecini inşallah demokratik bir süreçle halledeceğiz ve herkesin eşit, adil yurttaşlar olarak kendisini bu ülkeye ait hissettiği bir Türkiye’yi tesis edeceğiz.” dedi.
Ayrıntılar geliyor….
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ALMANYA’DAN VE SİYASETTEN BIKMIŞTI”
Kaza sırasında şefin yanında beraber yaşadığı iki köpeğinin de bulunduğunu ve onların akıbetinin bilinmediği kaydedildi. Alman basınında yer alan haberlere göre, Michael Wollenberg’in ölümü eski bir ortak tarafından doğrulandı. Eski ortağı, Wollenberg’in Kıbrıs’a yerleşmek istediğini belirterek “Almanya’dan ve siyasetten bıkmıştı ve oradan başlamak istiyordu” dedi.

DÜNYANIN EN İYİ BALIK ŞEFİ SEÇİLMİŞTİ
Michael Wollenberg bir zamanlar dünyanın en iyi balık şefi seçilmişti. Hamburg-Rotherbaum’da Alster kıyısındaki “Michelin” yıldızına layık görülen “Insel” gece kulübündeki “Amadeus” restoranını işletiyordu. Diğer restoranlar ise Harburg’daki “Marinas”, Volksdorf’taki “Eichenkrug” ve Langenhorn’daki “Marlin” ve “Wattkorn”du.
ÜNLÜ İSİMLERDEN TAZİYE MESAJLARI
Patronlar Dünyası’nın haberine göre eski profesyonel boksör Alexander Petkovic, Michael Wollenberg’in uzun süredir arkadaşıydı. 44 yaşındaki sanatçı, Instagram hesabında ölüm haberinden “derinden etkilendiğini” söyledi.
Petkovic, şöyle yazdı: “Michael sadece iyi bir arkadaş değil, aynı zamanda çok özel bir insandı. Onun sıcak karizmasını ve birlikte paylaştığımız anıları her zaman hatırlayacağım.”
Petkovic ayrıca Wollenberg’in ailesine başsağlığını şu sözlerle diledi: “Düşüncelerim sizinle ve Michael’ın cennette özel bir yeri olduğundan eminim. Ruhu huzur içinde yatsın.”

“HALA İNANAMIYORUM”
Eski HSV oyuncusu Bernd Wehmeyer (72) de ölüm haberi üzerine “Çok iyi bir arkadaştı, hâlâ inanamıyorum” diye yazdı. Komedyen Otto Waalkes ve tasarımcı Claudia Effenberg gibi diğer ünlüler de ünlü şefin Türkiye’de trajik kaza sonrası ölümü nedeniyle başsağlığı mesajları yayınladı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenlik kamerası görüntülerinde, 262 numaralı otobüsün önce iki araca çarptığı, ardından güvenlik bariyerini aşarak 3 metre derinliğindeki nehre düştüğü anlar kaydedildi. Kaza sırasında otobüste 20 yolcu bulunuyordu.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre, Bolshaya Morskaya Caddesi’nden Potseluyev Köprüsü’ne dönmeye çalışan yorgun şoför, direksiyon hakimiyetini kaybetti. Otobüs önce park halindeki araçlara çarptı, ardından yan yatarak nehre düştü.
Kazadan sonra 8 yolcu otobüsün çatı kapağından çıkarıldı, 10 yolcu ise kendi çabalarıyla kurtularak nehirdeki botlar tarafından kurtarıldı. 5 kişi hastaneye kaldırılırken, kazadan kurtulan şoför hemen tutuklandı.
Mahkeme, ihmalle ölüme sebebiyet vermekten suçlu bulunan şoförü 6 yıl hapis cezasına çarptırdı ve 2.5 yıl süreyle ehliyetine el koydu. Ayrıca otobüs şirketinin de ciddi güvenlik ihlalleri yaptığı tespit edildi.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İŞÇİLERİN TAZMİNATINI ÖDEMEDİLER
Çiftin Katar Doha’da bulunan Al Udeid Hava Üssü inşaatı projesinde çalıştırdıkları işçileri işten çıkardığı öğrenildi. İşten çıkardığı işçilere tazminatlarını da ödemeyen çiftin yalısına haciz geldi. Sabah’tan Oğuzhan Uysal’ın haberine göre, çift haklarındaki şikayet sebebiyle icra memurlarıyla karşı karşıya geldi.
YALI HACZEDİLECEK
Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesi, Sadıkoğlu yalısının icra edilmesine karar verdi. İşçilerin avukatı ve polis, Sadıkoğlu yalısına giderek haciz işlemini başlattı. Yediemin olarak Mine Bahadır’a bırakılan yalı, işçilerin alacakları karşılığında haczedilecek.
Erdem AksoyHaberler.com – Ekonomi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güney Afrika‘nın Pietermaritzburg kentinden olan ve vahşi yaşam koruyuculuğu yapan üç çocuk babası Dingo, vücudunun iyileşmesi umuduyla yapay komada tutuluyordu.
Eşi Kirsty yaptığı açıklamada, “Dingo bu zor süreçte inanılmaz bir mücadele verdi. Bizimle olmak için savaştığını biliyoruz ve bunun için minnettarız. Ancak tüm gücüne ve direncine rağmen, sevgili eşim bugün ailesinin yanında huzur içinde aramızdan ayrıldı” dedi.
2022’de “Güney Afrika’nın Steve Irwin’i” olarak anılmaya başlayan Dingo, özellikle tehlikeli sürüngenlerle ilgili kurtarma videoları sayesinde dünya çapında tanınmıştı. YouTube’da 100 binden fazla abonesi, Instagram’da ise 600 binin üzerinde takipçisi vardı.
Steve Irwin de benzer şekilde, “The Crocodile Hunter” programıyla ünlenen ve tehlikeli vahşi hayvanlarla yakın temaslarıyla tanınan Avustralyalı bir doğa uzmanıydı. Irwin, 2006’da 44 yaşındayken, Büyük Mercan Resifi’nde çekim yaparken bir vatozun saldırısı sonucu hayatını kaybetmişti.
Dingo’nun vefatının ardından dünyanın dört bir yanından taziye mesajları geldi. Amerikalı YouTuber Jacob Colvin onu “hayvanlara derinden önem veren, gerçekten nazik ve iyi kalpli bir adam” olarak anarken, meslektaşı Dav Kaufman, “Zehire karşı alerjik reaksiyon ve anafilaktik şok sonucu haftalarca süren koma, en güçlümüz için bile çok ağır bir yüktü. Çok özleneceksin dostum” sözleriyle duygularını ifade etti.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hizbullah’tan yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusuna karşı bir dizi saldırı gerçekleştirildiği belirtildi. Lübnan’ın güneyinde İsrail ordusuna ait “Merkava” tipi bir tankın güdümlü füzelerle vurulduğu kaydedildi.
“HEDEFLER İSABETLİ ŞEKİLDE VURULDU”
İsrail’in kuzeyindeki Kiryat Şmona ve Roş Pina ile Lübnan’ın güneyindeki Hiyam’da toplanan İsrail askerlerinin füzelerle hedef alındığı kaydedildi. Açıklamada, “hedeflerin isabetli bir şekilde vurulduğu” ve İsrail askerlerinden ölen ve yaralananlar olduğu ifade edildi.
Öte yandan; Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybetmişti. Hizbullah bugün yaptığı açıklamayla yeni liderinin Naim Kasım olduğunu duyurdu. Kasım, daha önce Genel Sekreter Yardımcılığı görevini yürütüyordu.
NAİM KASIM KİMDİR?
Beyrut’ta 1953 yılında dünyaya gelen Naim Kasım, 30 yıldan uzun süredir İran destekli Hizbullah’ın üst düzey isimlerinden biri.
Lübnan Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun olan Kasım, 1970’lerde Lübnanlı Müslüman Öğrenciler Birliğini kurdu. Kasım, daha sonra Lübnan’daki Şii Emel Hareketine katıldı. İran’daki 1979 devriminin ardından Kasım, Emel Hareketinden ayrıldı. İran’daki devrim, birçok Lübnanlı Şii aktivistin siyasi düşüncesini de şekillendirdi.
Kasım, 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgaline yanıt olarak, İran Devrim Muhafızlarının desteğiyle kurulan Hizbullah’ın temelini atan toplantılara katıldı. Kasım, 1991 yılında silahlı hareketin o zamanki Genel Sekreteri Abbas el-Musavi tarafından Genel Sekreter Yardımcısı olarak atandı. Musavi, ertesi yıl İsrail’in helikopter saldırısında öldürüldü ve Hasan Nasrallah Hizbullah’ın yeni lideri oldu. Nasrallah lider olduğunda da Kasım, Genel Sekreter Yardımcılığı görevine devam etti.
Kasım, uzun süredir Hizbullah’ın önde gelen sözcülerinden biri olarak son bir yıldır İsrail ile yaşanan çatışmalarla ilgili uluslararası basına açıklamalarda bulunan bir isimdi. Aynı şekilde Kasım, Nasrallah’ın 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlenen İsrail hava saldırısında öldürülmesinin ardından televizyondan açıklama yapan ilk Hizbullah üst düzey yöneticisi idi.
Kasım, 30 Eylül’de yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın eski Genel Sekreterinin yerine “en erken fırsatta” bir halef seçeceğini ve Filistinlilerle dayanışma içinde İsrail’e karşı mücadeleye devam edileceğini söylemişti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BİR TAKIM SÖZLER VERİLİYOR”
“Bugün kimileri tarihin akışının değişeceği bir gün olarak ifade ediyorlar. Sayın Bahçeli’nin konuşmasını takip ettim. Kapalı kapılar ardından bir takım sözler veriliyor. Sayın Bahçeli, ‘tecrit kaldırılsın, Öcalan Meclis’e gelsin, yan salonda konuşsun örgüte silah bırakma çağrısı yapsın’ diyen bir dille karşı karşıyayız.
REKLAM“HER SÖZ ÖNEMLİ, SÖYLEYEN KIYMETLİDİR”
Türkiye’ye bir daha şehit gelmeyecekse, anaların gözyaşı duracaksa bu ülke bir ve beraber olacaksa, bunun için söylenen her söz önemli söyleyen kıymetlidir. Bu ülkede terörün bitmesine, annelerin gözyaşının silinmesine tam destek vereceğiz. Ancak sanki bunu tek başına yapıyormuş gibi kendine kuvvet atfeden kişiye şunu söylemek isterim.
Meclis’te onlarla sohbet ediyoruz diye, bize ne sahte videolarınız kaldı, ne etmediğiniz hakaret kaldı. CHP’lilerin milliyetçiliğinin zekatı yoktur sizde. Bugün Devlet beyin geldiği noktayı, Tayyip beyin yalan videolarını yayınlayıp, ‘Aman CHP gelirse DEM ile ülkeyi yönetecek’ laflarını, milletimize söylüyorum; Devlet Bahçeli’nin geçmişte söylediği sözlerin ne kadar boş olduğunu yalan olduğunu hepinizin vicdanlarına bırakıyorum.
“BARIŞA KARŞI TEK SÖZ SÖYLEMEYECEĞİZ”
Devlet beyin açıklaması, geçmişin hatasının tekrarlanmasıdır. Ne yapılacaksa Meclis’te, samimi bir şekilde şeffaf biçimde yapılmalıdır. Bu işte toplumsal bir mutabakat olmadan sonuç alınamaz. Geçmişte tek başına AK Parti bu süreci götürdü, dünya kadar askerimiz, polisimiz şehit oldu.
Devlet bey, ‘Öcalan gelsin konuşsun bütün mesele bitsin’ diyor. Bu iş bir aktörün gelip konuşmasıyla çözülmez. Bu iş bütün partilerin yuvarlak bir masanın etrafında oturup, kendi çıkarlarını değil Türkiye’ye öncelik vererek konuşulmalıdır.
“ERDOĞAN İÇİN BİR PLAN GİBİ KOKUYOR”
Bu işte STK’ları dışlayamazsınız. İşine gelen aktörü parlattığın, işine gelmeyen aktörü oyunun dışına attığın bir öneri, Recep Tayyip Erdoğan için bir plan gibi kokuyor, ama kötü kokuyor. Sayın Bahçeli’nin davetiyle bu işin çözülmesi mümkün değildir. Biz barışa karşı tek söz söylemeyeceğiz. 86 milyonun kucaklaşmasını savunurken sesimiz titremez bizim.
Bir çağrı yaptırıp, Kürtlerin talep ettiği barışçıl, demokratik, Anayasa’ya uygun vatandaşlık talebini görmeden, bir kişiye özgürlük, bir kişiye ev hapsi önererek bu sorunu çözemezsiniz. TBMM’nin içinde olduğu, 86 milyona biz beraberiz ve sizin için en doğrusunu yapmaya kararlıyız denmelidir. Birisini tekrar Cumhurbaşkanı yapmak, birisini villaya almak için bu olmaz.
“BANA, ‘EL YÜKSELT’ DİYORLAR”
Devlet Bey ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerini devlete ait hissetmeyen Kürtlere, Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi olmayı teklif ediyorum. Kendini öteki hissetmediği, tüm demokratik, siyaset kanallarının açık tutulduğu, üniversitelerde öğrencilerin haklarının yenmediği, demokratik hakların dünya standartlarında olduğu bir ülke yapalım, Kürtleri Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi yapalım. Biz kurucu parti olarak buradayız, her şeyi hep birlikte yapmayı teklif ediyoruz. Hodri meydan.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan açıklamalar Haberi Görüntüle
Bahçeli’den grup toplantısında Öcalan için “umut hakkı” çıkışı Haberi Görüntüle
DEM Parti’den Bahçeli’nin çağrısına ilk yanıt Haberi Görüntüle
Bahçeli’ye Öcalan tepkisi
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“İKİ ÜLKE ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİMİZ ÇOK İYİ”
İki ülke arasındaki iş birliğine değinen Braze “İki ülke arasındaki işbirliğimiz çok iyi. Gelecek yıl diplomatik ilişkilerimizin 100. yılını kutlayacağız. Üzerine inşa edilecek iyi bir temelimiz var. Letonya,, Türkiye ile her zaman dayanışma içerisinde olmuştur. Örneğin 2016’da yaşadığınız darbe girişimi sırasında demokrasinize olan bağlılığımızı hemen ifade ettik. 6 şubat Kahramanmaraş depremlerinden sonra biz de NATO aracılığıyla elimizden gelen her türlü yardımı yaptık. Çünkü bir kez daha söylüyorum, bir kez müttefik olduğunuzda ciddi anlamda müttefik olursunuz.” şeklinde konuştu.
REKLAM“TÜRKİYE ÇOK ÖNEMLİ BİR COĞRAFİ VE JEOPOLİTİK KONUMDADIR”
Türkiye’nin NATO’da değerli bir müttefik olduğuna dikkat çeken Braze “Terörizmle mücadele alanında Türk bilgisi, tecrübesi, Türkiye’nin ne yaptığı çok önemli. Ülkelerimiz arasında da bu konudaki iş birliği hizmetleri birlikte iyi çalışıyor. Bence tam bu alanda, Türkiye’nin NATO’nun güvenliğine aynı zamanda AB’nin güvenliğine katkısı da çok önemli. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sebepsizdi, Ukrayna’nın barışçıl bir ülke olduğu çok açıktı. BM sözleşmesi açıkça ihlal edildi. İşte bu yüzden pek çok ülke Ukrayna’ya çeşitli yardımlar sağlıyor, çünkü BM sözleşmesinin 51. maddesi uyarınca Ukrayna’nın meşru müdafaa hakkı var. Bu yüzden Türkiye, Letonya ve diğerleri de dahil olmak üzere pek çok ülke Ukrayna’ya bu yardımı sağladı. Türkiye’nin hem tahıl girişimindeki hem de rehineleri serbest bırakmadaki çabalarının oldukça yapıcı olduğunu düşünüyorum. Bu konuda Türkiye çok önemli adımlar attı, bu yüzden Türkiye’ye çok teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
REKLAM“İSRAİL’İ ULUSLARARASI İNSANCIL HUKUKA SAYGI GÖSTERMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Braze, İsrail’in Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırılarına yönelik ise “Sivilleri, çocukları öldürmek, aslında insanların tüm geçim kaynaklarını etkilemek, uluslararası insancıl hukuka uygun değil. Avrupa Birliği olarak ve tek tek ülkeler olarak da oldukça açık bir çağrıda bulunduk. İsrail’i uluslararası insancıl hukuka saygı göstermeye çağırıyoruz. Gazze’de atılması gereken acil adımlar var bunlar rehinelerin serbest bırakılması, ateşkes, insani yardım sağlanması, Hizbullah’ın füzelerini durdurması ve sivillere yönelik saldırıların durdurulmasını sağlamak gibi. Filistin Otoritesini güçlendirmek gibi orta vadeli adımlar da var çünkü sonuçta hepimiz iki devletli çözüme kararlıyız.” İfadelerini kullandı.
REKLAMTÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ
Braze, Türkiye’nin AB üyeliği hakkında da “Müzakereler durduruldu. Biz de bunlarda ilerleme görmek istiyoruz. Demek istediğim, ilerlemek için çözülmesi gereken teknik sorunlar var. Bu yüzden aslında bu konuda belirli bir ilerlemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Bunun hem AB hem de Türkiye için iyi olacağını düşünüyorum, nihai sonuç ne olursa olsun, ne kadar ileri giderse, ne kadar derine inerse, buna her iki tarafın da karar vermesi gerekecek. Ancak müzakerelerde ilerleme kaydedebileceğimizi düşünüyorum.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçeli’nin Öcalan’a yönelik tarihi çağrısı DEM Parti tarafından olumlu karşılanırken, bazı muhalefet partileri ile Cumhur İttifakı ortağı BBP tarafında tepkiyle karşılandı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Atatürk’ün kurduğu meclisin kürsüsünden, teröristbaşları ve yardakçıları değil, ancak ve ancak Mustafa Kemal’in mirasçıları konuşabilir.
Ahlak ve vicdanını yitirmiş bu iktidar ve onun akıl ve izanını yitirmiş ortağı ile birlikte vatan toprağını gezmek için icazet bekleyen sözde ana muhalefeti artık bizim için yok hükmündedir.
REKLAM
Gün; Türkiye Cumhuriyetini, Türk Milletini, Türk Vatanını ve Türk Bayrağını koruyup kollamak günüdür.
Muhtaç olduğumuz kudretin kaynağı ise bellidir!
Yarını bekleyin!
Herkesin maskesini indireceğiz!..” ifadelerine yer verdi.
Atatürk’ün kurduğu meclisin kürsüsünden, teröristbaşları ve yardakçıları değil, ancak ve ancak Mustafa Kemal’in mirasçıları konuşabilir.
Ahlak ve vicdanını yitirmiş bu iktidar ve onun akıl ve izanını yitirmiş ortağı ile birlikte vatan toprağını gezmek için icazet bekleyen…
— Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) October 22, 2024BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NDEN TEPKİ
BBP’den de “Yeni bir ‘Çözüm Süreci’ne, birincisine nasıl şiddetle karşı çıktıysak, yine itiraz ederiz.” açıklaması geldi.
Partinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, partinin genel başkanı Mustafa Destici’nin çözüm sürecine dair videosuna yer verildi.
Videoda Destici özetle şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin terörle mücadelesi 40 yıldan fazla bir süredir devam ediyor. Hepimiz isteriz ki elbette ki terör bitsin, silahlar bırakılsın… Birlik beraberlik sağlansın. Ama karşımızdaki terör örgütü kendi ortağı çıkardıkları bir durum değil ki. Emperyalistlerin kurdurduğu, desteklediği, büyüttüğü ve 40 yıldan beri Türkiye’ye saldırttığı bir terör örgütüyle karşı karşıyayız. Uzlaşma, çözüm süreci, helalleşme bunların kimin adına yapacağız? Binlerce şehidimiz var. Şehitlerimizin ailelerine sorduk mu?”
Yeni bir ‘Çözüm Süreci’ne, birincisine nasıl şiddetle karşı çıktıysak, yine itiraz ederiz. pic.twitter.com/w2aJj4XmKc
— BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ (@bbpgenelmerkez) October 22, 2024YENİDEN REFAH’TAN AÇIKLAMA
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç da Bahçeli’nin Öcalan çağrısını, partisinin genel merkezindeki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrasında düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi.
Bir basın mensubunun Bahçeli’nin “Terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” ifadelerine ilişkin sorusu üzerine Kılıç, şu yanıtı verdi:
“Tecrit koşulları değiştirilebilir, tecrit altındaki her hükümlüyle ilgili bunu yapma yetkisi Adalet Bakanı’nın elindedir. Adalet Bakanı istiyorsa, hükümetin bu yönde bir irade, eğilim ve isteği varsa terörist başıyla ilgili olarak da tecrit koşullarını yumuşatabilirler. Eğer terörist başı, örgüte silah bırakma çağrısında bulunacaksa bu çağrıyı İmralı’dan yapabilir. Mesaj versin istiyorlarsa tecritten çıkarsınlar, mesajını alsınlar. Bunun dışında terörist başının, Gazi Meclisimizin herhangi bir kürsüsünde konuşması değil telaffuz, tahayyül bile edilemez. Meşru muhatap aranıyorsa, minderden kaçmalarına gerek yok, meşru muhatap TBMM’deki DEM Partililerdir. Onlar da zaten Meclis’tedir, kürsü önlerindedir, yapacakları açıklama için mikrofonu ellerinden alan, konuşmalarına mani olan kimse yoktur. Konuşsunlar silah bırakma çağrısında bulunsunlar.”
ÖZDAĞ: SİYASAL CİNNET
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da, Bahçeli’nin Öcalan çağrısına tepki göstererek ‘siyasal cinnet’ nitelemesi yaptı.
Özdağ, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda şu görüşlere yer verdi:
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı açıklamada terörist başı Öcalan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşup DEM grubuna seslenmesi gerektiğini söylemiştir. Devlet Bahçeli’nin bu çağrısı Recep Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel tarafından da desteklenmiştir. Bu çağrıya çözülme ortakları DEM, CHP, AKP’nin açık desteğinin olduğunu görüyoruz. Artık Türkiye’de Cumhur İttifakı ve CHP’den oluşan yeni adıyla Cumhur Halk Partisi vardır. Cumhur Halk Partisi, DEM’le koalisyon içerisindedir. Artık Erdoğan, Özel, Bahçeli ve Öcalan’ın el ele yürüdüklerini görüyoruz. Devlet Bahçeli’nin ‘terörist başı Öcalan TBMM’de DEM grubuna konuşsun’ ifadesi tam bir siyasal cinnettir. Devlet Bahçeli belli ki terör örgütünü hiç tanımamış. Terör örgütünün sözde başkanlık konseyi yapmış olduğu edepsiz açıklamada, ‘Savaşa biz karar veririz’ mealinde açıklamalar yaptı. Terör örgütünde terörist başı Öcalan’ın artık fiili bir otoritesi yok. Ancak kurucu olmasından kaynaklanan simgesel bir otoritesi var. Öcalan’ın ne demesini bekliyorsunuz? ‘Hadi silahlarınızı gömün, barış yapalım.’ Böyle mi demesini istiyorsunuz? Siz önce Türk milletine itiraf edin. Öcalan’a bu konuşmayı yapması için ne verdiniz? Özgür Özel, ‘El yükseltiyorum. Devlet Bey, Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerine ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sahibi olmayı teklif ediyorum’ diyor. Erdoğan’a, Bahçeli’ye, Özel’e soruyorum; Öcalan’a Türk Milletine ait olan neyi teklif ediyorsunuz? Neyi vermeye karar verdiniz?
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı açıklamada terörist başı Öcalan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşup DEM grubuna seslenmesi gerektiğini söylemiştir. Devlet Bahçeli’nin bu çağrısı Recep Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel tarafından da… pic.twitter.com/t1hTvfKZT0
— Ümit Özdağ (@umitozdag) October 22, 2024
ÖZCAN: TÜRK MİLLETİ OYUNUN PARÇASI OLMAYACAK
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, MHP Lideri Bahçeli’nin Öcalan çağrısıyla ilgili olarak sosyal medyadan şu mesajı paylaştı:
Sayın Bahçeli’nin konuşmalarını dehşet içerisinde izledim. Nasıl binlerce şehidin katili çıkıp Gazi Meclis’te konuşma yapabilir. Büyük bir oyun oynanıyor, oyunun aktörleri belli ama Türk Milleti bu oyunun bir parçası olmayacaktır. Türk Milleti’nin icazetini almadan kimse böyle girişimlerde bulunamaz. Bu yüzden derhal erken seçim yapılmalıdır.
BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında daha önce Öcalan’a yönelik “Terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etmesi” yönündeki çağrısını bir adım daha ileriye taşıyarak, “Şayet teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘umut hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın. Ne Kandil, ne de Edirne; adres İmralı’dan DEM’e uzansın, bu ağır ve tarihi terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın. Hodri meydan, buna varız; vatan, millet, devlet, bayrak, ortak gelecek ve tam bağımsızlık için bunu dahi sineye çekmeye sonuna kadar hazırız.” ifadelerini kullanmıştı.
Bahçeli’den grup toplantısında Öcalan için “umut hakkı” çıkışı Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, şehitlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara şifa diledi.
TUSAŞ’ın Türkiye’nin göz bebeği kurumlarından biri olduğunu belirten Özel, güvenlik eksiğiyle ilgili tartışmalara ilişkin, “Bu konu, önümüzdeki günlerde tabii enine boyuna tartışılacak. Ama şunu söylememiz lazım, bir kusur varsa, hepimizi koruyan, sınırımızı, askerimizi, ordumuzu koruyan, hepimizin can güvenliğini sağlamak için gece gündüz çalışan bu insanları koruyamadıysak hepimizin oturup bir düşünmesi, bir öz eleştiri yapması lazım.” diye konuştu.
REKLAM
“TÜRKİYE’NİN GÖZBEBEĞİ BİR KURUM”
Ziyaret sırasında bazı görüntü ve fotoğrafların kendileriyle paylaşılmasını son derece kıymetli bulduklarını aktaran Özel, “Burası Türkiye’nin göz bebeği bir kurum. Ben KAAN uçtuğunda ilk paylaşımları yapan ve burayla nasıl gurur duyduğumuzu ifade eden siyasetçilerden bir tanesiydim.” ifadelerini kullandı.
Özel, tüm CHP’lilerin TUSAŞ ve iştiraklerinin projelerinin arkasında durduğunu ve projeleri büyük bir dikkatle takip ettiğini söyledi.
TUSAŞ’ın en çok destek olunması gereken kurumlardan biri olduğunu vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıpratmak yerine, varsa eksiklikler, o eksiklikleri derhal ve hızlı bir şekilde ortadan kaldırmak, bu tip kurumları korumayı kendine bırakmak yerine, bu kurumların en ciddi şekilde silahlı kuvvetler ve emniyet tarafından korunmasına dikkat etmek, belki bu kurumların içinde özel timler bulundurmak… En küçük askeri birliğin içinde 24 saat hazır bekleyen, kıyafetiyle yatan, silahı elinde uyuyan ani müdahale mangaları var. Bunları mutlaka bu tip kurumlarda ki bu kurum dünyada aynı kampüsteki en büyük savunma sanayi kuruluşu. Durumun ciddiyetini kavramak gerekiyor.”
TUSAŞ’ın stratejik önemine vurgu yapan Özel, “TUSAŞ için mukabele etmekte bir eksiklik olduğu açık. Bu konuda İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarının kendi değerlendirmelerini de hızlı bir şekilde yapmaları gerektiğini ifade etmek isterim.” dedi.
REKLAM
“BU HEDEFLENEN TÜRKİYE’Yİ GERİYE BIRAKAMAZSINIZ”
Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, “Zamanlama ve seçilen kurum itibarıyla bir tartışma söz konusu. Özellikle normalleşme açıklamalarının yapıldığı bu dönemde böylesine kritik bir kurumun hedef alınmasının nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık, bu hedefin boşuna seçilmediğini söyledi.
Özel, şöyle devam etti:
“Türkiye’ye ‘Kendi uçağınızı yapıyorsanız, kendi uçak motorunuzu yapmak için bir azminiz varsa ve ülke olarak bunun arkasında duruyorsanız, ayağınızı denk alın’ diyen bir dış kuvvet varsa, biz o dış kuvvete diyoruz ki ‘Bizi yıldıramazsınız. Bu hedeflerden Türkiye’yi geriye bırakamazsınız.’ Yok içeride birileri burayı, bu stratejik hedefi seçerek ülkeye istikamet vermek veya birtakım olayların gelişimine engel olmak ya da yön çizmek istiyorsa, buna teslim olmamak bunlara verilecek en iyi cevaptır. Terörü kim, ne amaçla kullanıyorsa, ne amaçla yapıyorsa, kimden ve nereden geliyorsa lanetliyoruz. Bunu çok açık ve net bir şekilde ifade etmek gerekir.”
Tüm vatandaşları İstanbul’da düzenleyecekleri Yaşam Mitingi’ne davet eden Özel, terör saldırısının ardından mitingin iptalini tartışıp iptal etmemeye karar verdiklerini söyledi. Özel, “Zaten biz bunları yapmayalım diye, zaten biz cesaretimizi kaybedelim diye, biz sinersek toplum sinsin diye yapıyorlar bunları. O yüzden teröre ve her türlü şiddete karşı yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz.” dedi.
REKLAM“BİZ PAZAR GÜNÜ BEŞİKTAŞ MEYDANDA OLACAĞIZ”
Terörün vatandaşların korku ve endişelerini yönetmek istediğini belirten Özel, “Biz korkmuyoruz, sinmeyeceğiz. Biz pazar günü saat 14.30’da Beşiktaş meydanda olacağız. Hem teröre hem her türlü şiddete meydan okumak için oradayız. Tüm İstanbulluları, İstanbul’a erişim mesafesinde olan herkesi bu kararlılıkla mitinge bekliyoruz. O mitingi siyasi bir miting olmaktan çok, korkuya karşı bir meydan okuma mitingi olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel, terör saldırısının ardından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının da gündeme geldiğini belirterek, bazı konserlerin ileri bir tarihe ertelenebileceğini fakat etkinliklerin iptal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Her görüşten vatandaşı bayraklarla Cumhuriyet’e sahip çıkmaya çağıran Özel, “86 milyonu 29 Ekim günü sokaklarda, meydanlarda olmaya, Ankara’da Birinci Meclis’in önünde olmaya, Anıtkabir’e yürümeye, Anıtkabir’de olmaya, Cumhuriyet’i kuran kadroların cesaretinden ilham alarak, Cumhuriyet düşmanlarına, bu ülkenin ortak düşmanlarına meydan okumaya davet ediyoruz.” diye konuştu.
Özgür Özel, “Sayın Bahçeli’nin çağrısıyla ilgili, Cumhurbaşkanı’nın sessizliği sürüyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? TUSAŞ ile ilgili konuştu ama bu çağrıyla ilgili henüz sessiz.” sorusuna karşılık, bu sorunun muhatabının kendisi olmadığını dile getirdi.
REKLAM
Bu sorunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sorulmadığını ifade eden Özel, “Uçakta gazeteci yokmuş. Bu soruyu sormamışlar. Ama mutlaka gazeteciler bu soruyu soracaklar ve Erdoğan’dan bir yanıt alacaksınız. Ben o konudaki inancımı koruyorum. Dikkatle takip ettim haberi. Uçakta bu konuya değinmedi. Hiçbir gazeteci bu soruyu sormadı. Gazeteciler gazeteciliğini yapsın, siyasetçiler siyaseti yapsın. Onun dışında, halkımızın, milletimizin bizim merakımızı giderecek olan, herkesin merakını giderecek olan ben değilim. Ben Erdoğan yerine konuşamam. O merakın giderilmesine katkı sağlayacak olanlar sizlersiniz.” değerlendirmesinde bulundu.
“BÖYLE BİR ŞEY DEMEM”
Özgür Özel, Diyarbakır’da basına kapalı bir toplantıda söylediği iddia edilen, “Şu an iktidarın karşısında olmak bize belki oy kazandırır ancak biz tarihin doğru tarafında olmuş olacağız.” sözlerine yönelik soru üzerine, bu ifadenin kendisine ait olmadığını söyledi.
Kendisinin ana muhalefet lideri olduğunu ve iktidarın karşısında bulunduğunu belirten Özel, “Böyle bir şey demem. O kapalı toplantıdan, kötü niyetle yazılmıştır demiyorum. Benzer bir cümle oldu. Şöyle söyleyeyim, iktidarın karşısında değil. ‘Eğer biz Türkiye’ye barış getirecek, terörü bitirecek bir sürecin karşısında kısa vadeli beklentilerle durursak tarih önünde yanlış yapmış oluruz.’ dedik. Niye iktidarın karşısında olmayayım. Kaya gibi karşısındayız.” yanıtını verdi.
“EFENDİM ÖZGÜR ÖZEL ÜLKE VADETTİ” SÖZLERİNE YANIT
CHP Genel Başkanı Özel, şöyle devam etti:
REKLAM
“Bizim karşısında durmadığımız şey, barış umududur, karşısında durmadığımız şey net olarak terörün bitmesi, silahların bırakılması umududur. Bu başka bir şey. İktidarın karşısında durmak başka bir şey. Ayrıca şunu da söyleyeyim, yöntem olarak da oradan oraya bir parti siyasi yankesicilik umuduyla ‘Efendim Özgür Özel ülke vadetti.’ Bir kelime sonra şunu söylüyorum. ‘Bu ülkeyi Türklerle birlikte Kürtlerin de 86 milyonun kendini ait hissettiği bir ülke yapalım. Size devleti tam olarak benim gibi sahiplenmeyi teklif ediyorum.’ demek toprak teklif etmek demek midir? Teklif ettiğimiz, Türkiye Cumhuriyeti devletini 86 milyon olarak sahiplenmek. Buna kim karşı çıkabilir?
“ÖCALAN BULUNDUĞU YERDEN, İMKAN VERİLİR, O ÇAĞRISINI YAPAR”
‘Yok efendim Abdullah Öcalan’ın fikri’. O fikir Sayın Bahçeli’nin fikri. Biz dedik ki ‘Meclis odaklılık ve ne yapılacaksa Meclis karar verecek.’ Sayın Bahçeli kendine özgü, çok tartışmalı bir şey söyledi. Bizim pozisyonumuz şu, çok net. Biz, ‘Şehit ailelerinin ve gazilerin de yüzüne bakamayacağımız hiçbir sürecin içinde olmayız.’ dedik. Bu çok net. Biz barışı destekliyoruz, silah bırakmayı destekliyoruz. Abdullah Öcalan’ı buraya getirme fikrinin sahibi Sayın Bahçeli’dir. Ona sorulması lazım. Bizim öyle bir fikrimiz yok. Ama biz ‘Tüm aktörlerin sözü kıymetlidir.’ diyoruz. Öcalan konuşacak diye illa, Bahçeli’nin de kullandığı, DEM’le ortak kullanıyorlar, o kürsüye gelmek zorunda değil. Öcalan bulunduğu yerden, imkan verilir, o çağrısını yapar. Bu kadar basit bir meseleyi bir parti siyasi yankesicilik yapacak, Cumhuriyet Halk Partisini yıpratacak diye bu algı oyunlarına kimse alet olmasın. Bizim duruşumuz, pozisyonumuz nettir.”
Özel, “Çözüm süreci olarak da değerlendirilen bir süreçten bahsediyoruz. TUSAŞ’a gerçekleştirilen bu terör saldırısı sonrası bu süreç farklı bir evreye girer mi?” sorusuna, “Yani nasıl bir süreç onu henüz bilmiyoruz.” karşılığını verdi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MHP lideri Devlet Bahçeli’nin tarihi kardeşlik adımının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Haritalar yeniden kanla çizilmek istenirken, İsrail’in Gazze’den Lübnan’a taşıdığı savaş sınırlarımıza yaklaşırken, iç cephemizi kuvvetlendirmeye çalışıyoruz. Türkiye ortak paydasında 85 milyon olarak bir araya gelelim istiyoruz. Siyasette yeni ve temiz bir sayfa açılmalı, milletimizin beklentisi de bu yöndedir. Gerilim ve sokak siyaseti buna tevessül edenlere değil, tüm ülkeye ve millete kaybettirecektir. Türkiye’ye kaybettirecek bir denklemin içine girenleri bu millet affetmez. İktidar-muhalefet fark etmeksizin kavgalara prim vermemek önemlidir. “
REKLAM“TARİHİ FIRSAT PENCERESİ HIRSA KURBAN EDİLMEMELİ”
Türkiye’nin geleceğinde terör ve terörün karanlık yüzüne yer yoktur. Hep beraber terörün ve şiddetin olmadığı bir Türkiye’yi inşa edelim istiyoruz. Cumhur İttifakı olarak açtığımız tarihi fırsat penceresi hırsa kurban edilmemeli. Siyaset kurumu, Meclis, sivil toplum, basın, akademi ve toplum olarak terörün olmadığı bir Türkiye inşa edelim.”
RUSYA ZİYARETİ HAKKINDA AÇIKLAMA
“Türkiye olarak BRICS ile işbirliğimizi samimi bir şekilde geliştirmek istiyoruz. İnşallah Kazan Zirvesi’nin buna vesile olacağına inanıyorum”
Bahçeli’den grup toplantısında Öcalan için “umut hakkı” çıkışı Haberi Görüntüle
“Barışa karşı tek söz söylemeyeceğiz” Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avrupa Ligi ve Konferans Ligi’ndeki temsilcilerimizin sahne aldığı haftanın ardından gözler UEFA ülke puanı sıralamasına çevrildi. Beşiktaş ve Galatasaray’ın kazandığı, Fenerbahçe’nin ise beraberlikle geçtiği haftada kaybeden tek temsilcimiz Başakşehir oldu.
Temsilcilerimizin aldığı sonuçlar;
PUANIMIZ YÜKSELDİ
Bu sonuçların ardından UEFA ülke puanı sıralamasında Türkiye’nin puanı 38 bin 300’e yükseldi. Çekya ise 40 bin 650 puana çıktı. Temsilcilerimizin performansları sonrası UEFA ülke puanı sıralamasındaki fark 2 bin 350’ye indi.
İşte UEFA ülke puanı sıralamasında son durum;
1- İngiltere | 94.303
2- İtalya | 82.856
3- İspanya| 77.275
4- Almanya | 75.160
5- Fransa | 62.236
6- Hollanda| 57.400
7 – Portekiz| 54 bin 216
8 – Belçika | 47 bin 200
9 – Çekya | 40 bin 650
10 – Türkiye | 38 bin 300
11 – Norveç | 33 bin 250

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PEKİ DÖVİZ KURLARI GÜNE NASIL BAŞLADI?
Serbest piyasada bugün 34,2769 liradan alınan dolar, 34,2873 satılıyor.
37,1545 liradan alınan euronun satış fiyatı ise 37,1966 lira olarak belirlendi.
ALTIN YENİDEN DALGALI SEYRE YÖNELDİ
Altın fiyatları 7 iş günü üst üste süren yükseliş dalgasını tamamladı ve dalgalı seyre yöneldi.
Altın yatırımcısı fiyatları yakından takip etmeyi sürdürüyor. 7 iş günü boyunca aralıksız yükselen ve rekor üstüne rekor kıran altın düzeltme hareketine başladı.
Merkez bankalarının faiz indirimine gitmeye başlaması, Orta Doğu’daki çatışma ortamı, ABD başkanlık seçimlerine kısa bir süre kalması altın fiyatları üzerinde etkili oluyor.
GRAM ALTIN
Gram altın güne 3011 liradan başladı. Gün içinde en düşük 3002 lira, en yüksek 3017 lira seviyesi görüldü. Şu sıralar 3005 liradan alıcı buluyor.
ONS ALTIN
Ons altın güne 2736 dolardan başladı. Gün içinde en düşük 2724 dolar, en yüksek de 2736 dolar seviyesi görüldü. Şu sıralar 2726 dolardan işlem geçiyor.
KAPALIÇARŞI’DA ALTIN
Kapalıçarşı’da gram altın 3107 liradan alınırken 3153 liradan satılıyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MHP’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “İYİ Parti grup toplantısında Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye makam odasına koyması gerekçesiyle atılan ipi aldık. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, ipi makam odasına astı” denildi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Novosibirsk’te yöneticisi olduğu bir futbol kulübünden yaklaşık 3 milyon ruble (32 bin dolar) çalmakla suçlanıyordu.
Ailesi, sadece çocuklarını saha için para ödemeden antrenmana götürdüğünü, koça para ödediğini söyüyor. Onu suçlayanlarsa paranın el değiştirdiğini ve cebine girdiğini iddia ediyor.
62 yaşındaki Perlov, 1992 Olimpiyatlarında 50 metre yürüme yarışında altın madalya kazanmıştı. Altı aydan uzun süredir göz altında tutuluyor ve ailesi Ukrayna’da savaşmaya zorlandığını söylüyor.
Perlov’a karşılığında, zimmetine para geçirme davasının dondurulacağı ve savaş bittiğinde düşürüleceği söylenmiş.
Kızı Alina, “Reddetti ve yerel basında sesimizi yükselttik. Bunun üzerine katı ceza hücresine konuldu ve yeniden anlaşma teklifiyle geldiler” diyor. İkinci kez reddettiğinde ailesini görmesi ya da aramasının engellendiğini söylüyor.
Mahkumların Ukrayna’da savaşmak için askere alındığı biliniyor ancak BBC analizi savaşın başlangıcında en azılı ve şiddet eğilimli mahkumlara odaklanılırken zamanla bunun değiştiğini ortaya koyuyor.
Son yasalar hem savcılık hem de avukatların, artık herhangi bir suçla ilgili sanıklara mahkeme yerine savaşa gitme seçenekleri olduğu konusunda bilgilendirme yapmasını zorunlu tutuyor.
Mart 2024’te geçen düzenleme eğer savaşa giderlerse soruşturma ve kovuşturmanın durdurulacağı anlamına geliyor. Savaşın sonunda davalarının tamamen düşürülmesi bekleniyor.
Tutuklulara yardım sağlayan Rusya Parmaklıklar Ardında adlı STK’nın direktörü Olga Romanova, “Bu Rusya’nın kanun yaptırım sistemini alaşağı etti” diyor ve ekliyor:
” Polis artık bir adamı biraz önce öldürmüş olduğu kişinin cesedinin üzerinde yakalayıp, kelepçe taktıktan sonra katil bir anda, ‘Durun, özel bir askeri operasyona katılmak istiyorum’ diyebilir ve ceza davasını kapatırlar.”
Eşi halihazırda hırsızlıktan üç yıl hapse çarptırılmış birine, eşinin Rus ordusuyla sözleşme imzalamasının avantajlarından bahseden bir müfettişin sızan kayıtlarına ulaştık.
Kadına, “Bu diğer suç için altı yıl daha alabilir. Sözleşme imzalaması için ona şans verdim. Talebi onaylanırsa savaşa gidecek ve davayı kapatacağız” diyor.
Sanık imzalarsa birkaç gün için ceza davası donduruluyor, sanık salıveriliyor ve neredeyse hemen ön cephelerde savaşmak için ayrılıyor. Rusya’da çalışan üç avukat bunun ülke çapında norm haline geldiğini söyledi.
Bazıları hapishaneden ya da suç kaydından kaçınmak için imzalıyor, ancak Yaroslav Lipavski genç biri olarak, bunun da kolay bir çıkış yolu olmadığını fark etti.
“Bir grup kişi tarafından önceden anlaşmaya varılarak kasıtlı olarak sağlığa ciddi zarar vermekle” suçlanmasının ardından sözleşmeyi imzaladı.
Genç kız arkadaşı hamile olduğunu yeni öğrenmişti ve kovuşturmadan kaçınmak için Lipavsky 18 yaşına girer girmez orduya katıldı.
Ukrayna’ya gitti ve bir hafta sonra öldü – savaşta ölen en genç askerlerden biri.
Suçla itham edilen kaç kişinin yargılanmak yerine savaşmayı seçtiği belli değil, ancak politikadaki bu değişim Rusya’nın seferber edeceği diğer sivillerin sayısını en aza indirirken, ek asker ihtiyacını da ortaya koyuyor.
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndaki askeri analist Michael Koffman, “Ruslar mahkumları ya da hapistekileri önemsiyor mu? Zannetmiyorum” diyor. Hükümetin “muhtemelen bu kişileri gözden çıkarabilecekleri, kimse tarafından özlenmeyecek ve genel ekonomi üzerinde önemli, olumsuz bir etki yaratmayacak kişiler olarak gördüğünü” düşünüyor.
Wagner paralı asker grubu mahkumları askere almaya başladığında, eski lideri Yevgeni Prigojin, “suç işleme yetenekleri”ne ihtiyacı olduğunu söyleyerek, yüksek güvenlikli hapishanelerdeki mahkumlara yöneldi, karşılığında af teklif edildi.
BBC ve Rus internet sitesi Mediazona’nın gördüğü ve teyit ettiği gizli belgeler, mahkumların askere alınma sürecine, ardından başlarına gelenlere ve sürekli yeni savaşçı bulma ihtiyacına ışık tutuyor.
Ukrayna’da ölen mahkumların künyeleri ve ailelerine ödenen “kan parası” aracılığıyla, Wagner’in cezaevlerinden yaklaşık 50.000 mahkumu askere aldığını ve bir dönem çatışmada her gün 200’e yakınının öldüğünü biliyoruz. Pek çok kişi de yaralandı.
Tüm mahkumların künyeleri, “ceza kolonisi”ne işaret eden K harfiyle başlıyor. İlk üç rakam geldikleri hapishaneyi, son üç rakam ise mahkuma verilen sıralı numarayı belirtiyor; yani sayı ne kadar büyükse, o koloniden gelen katılımcı sayısı da o kadar fazla demek oluyor.
“Kan parası” ödemelerinin kaydı, Temmuz 2022 ile Haziran 2023 arasında Ukrayna’nın doğusundaki Bahmut şehrini ele geçirmeye çalışırken 17.000’den fazla mahkumun öldüğünü gösteriyor.
Wagner ve daha sonra Savunma Bakanlığı kayıpları telafi etmek için askere alım stratejilerini, başvurabilecekleri insan sayısını artıracak şekilde yeniden tasarladılar.
Suçlananların bazıları savaşa karşı oldukları için, diğerleri savaş alanında ölme veya yaralanma riskinin çok yüksek olması nedeniyle, başkaları da inandıkları davayı ülkelerinde kalıp savunmak için yeni anlaşmayı reddetti.
Andrey Perlov’un ailesi hâlâ masumiyetini kanıtlamayı umuyor, ancak Alina babasını en son Temmuz ortasında mahkemede gördüğünde çok kilo vermişti. “Neşeli kalmaya çalışıyor” diyor, “ama böyle devam ederse inadını kıracaklar.”
Rus yetkililere Andrey Perlov’un davası ve tutuklulara orduya katılmaları için baskı yapıp yapmadıklarını sorduk, cevap vermediler.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZİYARET SONRASI AÇIKLAMA
Özel ziyaret sonrası açıklamalarda bulunarak şunları söyledi: “Diyarbakır’da şehrin anahtarı Selçuk Mızraklı’ya verildi. Kendisini önce görevden aldılar ve kaçmasın diye tutukladılar. Böyle bir görüşme yapmak bizler açısından çok üzücü ve utanç verici. Sayın Demirtaş, bana son kitabını hediye etti ve bir çağrı metni iletti. Bu çağrı metni çok şey söylüyor. Eğer toplumsal barıştan söz edecek olacaksak önce erkekler olarak kendimizden başlamalıyız diyor. Kadınların ve çocukların güvende olmadığı bir ülkede ilk düğmeyi bizim bağlamamızı söylüyor. İçimizdeki erkeğe seslenmeliyiz diyor. Bugünkü ziyaret gecikmiş bir ziyarettir. Siyasi anlamı olan bir ziyarettir. Doğu ve Güneydoğu’ya yapacağım 6 günde 6 ziyaretin ilki bu ziyarettir. Demokratikleşmeye önem verilecekse tüm aktörler kıymetlidir. Kim sorunları çözecekse tüm aktörler kıymetlidir. Ancak Selahattin Demirtaş gibi bir aktörün önemi kalın bir şekilde çizilmelidir. Elbette adalet konuştuk. Memleketin tüm sorunlarını konuştuk. En mutabık olduğumuz konulardan bir tanesi de TBMM’nin önemiydi. TBMM’nin odakta olmadığı hiçbir şey sonuç almadı. Sayın Demirtaş ve Sayın Mızraklı ile bundan sonra iletişim halinde olmaya yüz yüze görüşmeye dair bir mutabakatımız da var. Sayın Demirtaş’ın öneminin altının bir kez daha çiziyorum. Esas olarak bizim görmek istediğimiz mesele hep beraber bir adım atılmasıdır.”
FETÖ ELEBAŞI GÜLEN’İN ÖLÜMÜ
“Bu dünyadan öbür dünyaya en çok veballe giden kişi ondan başkası değildir. Gittiği yerde hesabını verir. Sadece kurucusu öldü ama örgüt duruyor. Bu sinsi örgüte karşı herkes tetikte olmalıdır. “
DEMİRTAŞ’IN AÇIKLAMASI
Ziyaretin ardından Demirtaş’ın x hesabından da bir paylaşım yapıldı. Demirtaş, “Türkiye’deki sorunların çözüm yolu siyaset, çözüm kurumu da TBMM’dir. Sayın Özel’in ziyareti vesilesiyle bu konularda görüş alışverişinde bulunma fırsatını yakalamış olduk. Gelir adaletsizliğinden demokrasiye, dış politikadan Kürt sorununa, doğa haklarından emeklilerin, gençlerin, çocukların ve özellikle kadınların sorunlarına kadar birçok konuda verimli bir tartışma yürüttük, son günlerde açığa çıkan bebek katliamını ve sağlık sistemini ele aldık. Ayrıca Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde siyasetin rol üstlenmesinin, diyaloğun ve iş birliğinin öneminin altını çizerek el sıkışma seremonisinin devamının gelmesi için siyasete şans tanınması gerektiğini ifade ettim. Bu aşamada, seçim hesaplarına girmeden, ittifak yarışlarıyla tartışmanın önünü kesmeden, barış için herkesin katkısının önemine değindim” ifadelerini kullandı.
Bugün, CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile görüştük. Sayın Özel’e, ziyareti nedeniyle teşekkürlerimi sunuyorum. Toplumsal birliğe, güçlü beraberliğe, adalete ve barışa susamış, ekonomik krizin yol açtığı yoksullukla boğuşan halkımızın yararına olduğuna inandığımız tüm konuları…
— Selahattin Demirtaş (@hdpdemirtas) October 21, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Gölbaşı İlçe Başkanlığı’nın 8. Olağan Genel Kurulu tek liste ile yapıldı. Seçimde mevcut Başkan Mahmut Yalçınkaya yeniden başkan seçildi. Düzenlenen kongreye, AK Parti Yerel Yönetimler Genel Başkan Yardımcısı Mücahit Yanılmaz, Milletvekilleri Mustafa Alkayış, Hüseyin Özhan, Teşkilat İl Koordinatörü Yusuf Coşkun, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Bülent Kablan ve çok sayıda partili katıldı.
Seçim sonrası herkese teşekkür eden Başkan Mahmut Yalçınkaya, “Şimdiye kadar teşkilatımızdaki kardeşlik bağını güçlendiren bu süreç, aynı havada devam edecek inşallah. Böyle bir hareketin, böyle bir liderin ardından yürüyecek teşkilat budur. Bizi inandığımız yolda birbirimize yol arkadaşı kılan, yan yana yürüten Allah’a şükürler olsun” diye konuştu. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bazı müttefik ülkeler arasında bir süredir Ukrayna’ya destek için gönderilen silahların Rusya topraklarına yönelik saldırılarda kullanılmasına ilişkin tartışmaya değinen Rutte, “Kiev’in güçlü bir konumda müzakere masasına gelmesini sağlamak için büyük bir yardıma ihtiyacımız var. NATO açısından kısıtlama getirmemek daha iyi olur ancak sınırlama koyup koymamak müttefiklerin sorumluluğundadır. Bu, NATO’ya bağlı değil, bence kısıtlamalardan kaçınmak daha iyi olur.” dedi.
Rutte, “Asıl önemli olan, Kiev’in Rus saldırganlığına karşı ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olmasını sağlamak ve tüm müttefiklerin kabul ettiği şekilde güçlü bir konumdan müzakere yapmaktır.” diye konuştu.
REKLAM
“KİEV’İN GELECEKTEKİ YERİ NATO’DUR”
Ukrayna’nın NATO’ya üyeliğiyle alakalı Rutte, “Kiev’in gelecekteki yeri NATO’dur. Rusya, Ukrayna’da başarılı olursa bunun İtalya’nın ve tüm NATO’nun güvenliği üzerinde de çok büyük etkileri olacağı açıktır.” değerlendirmesini yaptı.
“Çin, Ukrayna’daki savaşta Rusya’nın kararlı bir destekçisidir. Rusya’nın yaptırımları atlatmasına izin veriyor.” diyen Rutte, Çin’e karşı gözlerini açık tutmaları aynı zamanda Pekin’le diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
“PUTİN SALDIRGAN TARAF”
Rutte, Ukrayna’da barışa en kısa zamanda ulaşılması gerektiğini dile getirerek “Bu ne bana bağlı ne Ukrayna’ya. Bunu Ruslar başlattı. (Rusya Devlet Başkanı Vladamir) Putin saldırgan olan taraftır burada. Her şeyi şimdi dahi durdurabilir ve bu şekilde barış da gelebilir.” ifadelerini kullandı.
ABD’deki başkanlık seçimleri ve başkan adaylarından Donald Trump’a ilişkin bir soru üzerine Rutte, “Başbakan olduğum dönemde 4 yıl boyunca Trump ile çalıştım ve doğrudan ilişkilerim vardı. Onun da görüşleri var; NATO’ya daha fazla harcamamız gerektiğini söylediğinde haklıydı ve biz de öyle yapıyoruz. Kararı Amerikalılar verecek ama kim kazanırsa kazansın. Birlikte çalışabileceğimize inanıyorum.” yanıtını verdi.
REKLAM
*Haberin görseli İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Nakatani, uçağın geliştirilmesini koordine etmek ve denetlemek üzere 2024’ün sonuna kadar “Küresel Muharebe Hava Programı (GCAP) Uluslararası Hükümet Örgütü (GICO)” adı verilen bir kurulun oluşturulacağını söyledi.
KURULUM MERKEZİ İNGİLTERE, BAŞKAN JAPONYA
Nakatani, kurulun merkezinin İngiltere’de olacağını ve başkanlığını da Japonya’nın üstleneceğini ifade etti.
Mekvidaşlarıyla ortak yeni nesil savaş uçağı geliştirme çalışmalarına hız verme konusunda mutabık kaldıklarını belirten Nakatani, aralarında Japon Mitsubishi Heavy, İngiliz BAE Systems ve İtalyan Leonardo S.p.A’nın da bulunduğu çok sayıda özel sektör şirketinin de projede yer aldığını kaydetti.
İngiltere ve İtalya ile ortak savaş uçağı üretimi projesi, Japonya’nın, müttefiki ABD dışında, ilk ortak savunma ekipmanı geliştirme projesi olarak nitelendiriliyor.
Aralık 2022’de kamuoyuna duyurulan GCAP kapsamında 2027’ye kadar savaş uçağının dizaynının tamamlanması ve 2035’e kadar askeri üslere konuşlandırılması hedefleniyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM yasama yılı açılışı dolayısıyla Genel Kurul salonuna giren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı CHP Grubu milletvekillerinin de ayağa kalkarak karşılamasının sorulması üzerine Özel, kendisinden öncekilerin yaptıklarını aynen sürdürmek üzere genel başkanlık yapacak olsa bu akışı değiştirmeyeceğini fakat partisi 47 yıl sonra birinci parti olduysa farklı şeyler yaptığı için olduğunu söyledi.
“CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINA SAYGIYI HALK BEKLİYOR”
Özel, kararına ilişkin, “Bu kararım makama saygı çünkü Cumhurbaşkanlığı makamına saygıyı halk bekliyor. Ben de Cumhurbaşkanlığı makamına saygılı davranacağımı söylemiştim, devam ediyorum ama bir kelime eksik muhalefet yapmıyorum.” dedi.
REKLAM
Ayağa kalkarak karşılamanın bir grup kararı olmadığını dile getiren Özel, bu konuda kendisinden önceki üç genel başkan; Altan Öymen, Murat Karayalçın ve Hikmet Çetin’den görüş aldığını belirterek, şöyle konuştu:
“Birlikte tüzük çalıştığımız bir toplantıda dedim ki ‘1 Ekim’de böyle bir niyetim var, ne dersiniz?’ Üçü de ‘Kesin kalkmalısınız, doğru olur.’ dediler. Ondan sonra tabii tuhaf tartışmaların içinde oluyor bazen parti. Önceden bu söylense, kamuoyuna yansısa birkaç gün önceden tartışma başka bir yere götürebilir, bizi zorlayabilir. Biz iki saat kala grubumuza bu görüşümüzü söyledik ama kimseyi zorlamadık, tehdit etmedik, yakışmazdı. Kalkan arkadaşlar tabii ki bazıları için de zor olmuştur, bunu görmek lazım ama kalkmayan arkadaşlara da kötü bir şey demem, o da bana yakışmaz.”
“İLK SÖZÜMÜ TUTTUM, İKİNCİ SÖZÜM PARTİNİN GENEL SEÇİMDE İKTİDAR OLMASI”
Özel, Ecevit’in 1970’lerde bambaşka bir siyasi hat oturtarak girdiği iki genel, iki yerel seçimden partiyi birinci çıkardığını ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti:
REKLAM
“Ben de ‘Yapacağım.’ dedim, ilk sözümü tuttum. İkinci sözüm partinin genel seçimde iktidar olması. İlk genel seçimde partimi birinci parti ve iktidar yapmazsam ertesi gün istifa ediyorum, dönmemek üzere. Bu kadar netim. CHP’li ve muhalif seçmen beni tanıyor. Benim hani Anadolu deyimiyle abdestimden şüphem yok ki namazımdan olsun. Nasıl bir mücadeleden geldiğimi biliyorlar ama ben bu partiyi iktidar yapan genel başkan olmak istiyorum. Onun yolu da her zamanki ezberlerin biraz dışına çıkmak. Bunları cesaretle yapmayı sürdürüyorum ve bundan partinin toplamda fayda gördüğünü görüyorum.”
“KEMAL BEY ÇOKÇA TWET ATIYOR”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekillerinin ayağa kalkmasına yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Özel, “Kemal Bey çokça tweet atıyor. Önceki genel başkanlarımızın genel başkanlığı bıraktıktan sonra tercih etmedikleri, İsmet Başkan’ın, Altan Öymen’in, Hikmet Çetin’in, Deniz Baykal’ın tercih etmediği bir yol izliyor. Onu eleştirmek veya buna bir şey söylemek benim hakkım değil, haddim de değil. Benim görevim önceki genel başkanlara kusursuz saygı. Ben Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na saygıda kusur etmedim, hiçbir zaman da etmeyeceğim. Onun için de böyle tartışmalara, polemiklere girmeyeceğim.” diye konuştu.
DEVLET BAHÇELİ İLE DİYALOGU
Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle diyaloglarının sorulması üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ben dün çok ağır sözler söylemiş olmasına rağmen bütün herkesin elini sıktığım gibi gittim Sayın Bahçeli’nin de elini sıktım. Orada da hatırını sordum yaşına ve makamına hürmeten. Sonra Meclis resepsiyonuna girerken gazeteciler Sayın Bahçeli’nin gündüz ki açıklamalarını sorunca da oldukça sert ve kendisini eleştiren bir yanıt verdim. O da şu; o dört gazeteciyi hedef göstermişti, ‘Onların kılına zarar gelirse sizden biliriz. Bunu yanınıza bırakmayız. Bu doğru bir davranış değil. Siyasi hayatınızın en ayıplı cümlelerini kurdunuz.’ dedim. Çünkü dört gazeteciyi tehdit etti, beni tehdit etti, Sinan Ateş’in ailesini tehdit etti, hedef gösterdi. Benden yana bir şey yok, bana vız gelir tırıs gider ama Sinan Ateş’in ailesi ki bugün de bir saldırıya uğradılar ve o dört gazeteci arkadaşımızı öyle tehdit etmesi çok yanlış. Sonra akşam -Sayın Davutoğlu’na da çok ağır eleştirilerde bulunuyordu- Sayın Davutoğlu’yla da bir araya gelmiş. Sayın Bahçeli’yle göz göze geldik, bana doğru yöneldi, çıkıyoruz salondan. Öyle olunca ben de gittim ve bu diyalog, orada bir tek alt yazıda şu eksik, ‘Dostumuz Celal Adan bilir çünkü o meclis başkanı.’ dedi, dediğim şu; ‘Ben doğru bildiğimi söylerim ama saygıda kusur etmem.’ Benim yıllardır yaptığım bu.”
REKLAM“BENCE İMAMOĞLU DAVASI YARGITAY’DA KALACAK”
Özel, CHP’nin normalleşme süreciyle ilgili sahada bir itiraz görmediğini belirterek, son anketlere göre oy oranlarının yüzde 32-32,5 civarında olduğunu söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun YSK üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla ilgili davanın neticesinde siyasi yasak alması halinde parti olarak ne yapacaklarını konuştuklarını belirten Özel, “Bence siyasi yasak İstinafta onanacak ama Yargıtay aşamasında kalacak. Bizi ‘Acaba Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak gelecek mi, cumhurbaşkanı adayı olabilecek mi, olamazsa kim olacak, olursa o mu olacak?’ tartışmasının içinde tutmaya çalışan bir akıl var. Bu oyuna gelmeyelim.” ifadelerini kullandı.
Özel, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı belirlenirken üyelerden kendi adının çıkması durumunda ne olacağının sorulması üzerine de “Ben üyelerden böyle bir şey istemem. Ben seçimin kazanılmasının teminatıyım. Kendim iddia koyarsam o işin içine kendi hırslarım, heveslerim, kıskançlıklarım, beni kıskananların kötü duyguları girer ki işte bu bize seçimi kaybettirir. Ben burada en doğru adayın en geniş mutabakat ve en ortak akılla belirlenmesinin teminatıyım.” diye konuştu.
REKLAM“ÇAĞRILMADIĞIMIZ YERE GİTMİYORUZ”
Okulların belediye görevlilerince temizlenmesiyle ilgili konuşan Özel, okullara çocuk mahremiyetine saygı göstererek ve kuralları ihlal etmeden belli bir heyetle ziyarette bulunulması, hijyen sıkıntısı varsa en yakın belediyeye haber verilmesi, talep edene yardım edilmesi talimatı verdiğini aktararak, “Belediyelerimiz ondan sonra gidiyor, çağrılmadığımız yere gitmiyoruz.” dedi.
Özel, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili “Mevcut anayasaya uysunlar, yeni anayasayı gelip konuşsunlar. Can Atalay içeride, Gezi’den arkadaşlarımız içeride. AİHM kararlarına uymuyorlar. Anayasa Mahkemesini tanımıyorlar, ‘kapatacağız’ diyorlar. Sonra dönüyorlar gelip ‘Yeni anayasa yapalım.’ diyorlar. Mevcuda uy.” diye konuştu.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’den randevu talebiyle ilgili soruya karşılık, “Esed ile görüşmeyle ilgili arka kapı diplomasisiyle sorduk. ‘Olumlu bakıyoruz, resmi talepte bulunun, cevaplayalım.’ dediler. Resmi yazımızı yolladık.” diyen Özel, kendilerine gün bildirilmesini beklediklerini söyledi.
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Daha önceki yıllarda Eskişehir İl Emniyet Müdürü olarak görev yapan Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç ve Mustafa Şahin, Eskişehir’e geldi. İl Emniyet Müdürlüğü’ne ziyaret gerçekleştiren Dinç ve Şahin, Eskişehir İl Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz ile görüştü. İl Emniyet Müdürlüğü nazik ziyaretlerinden dolayı Dinç ve Şahin’e teşekkür ederken, günün anısına hatıra fotoğrafı çekildi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz ay TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair yasaya karşı tepkiler devam ediyor. Kanun teklifinin yasalaşmasıyla birlikte hayvanlara yönelik şiddet, işkence ve katliamlarda artış medyana gelmesinin ardından yasaya karşı yurdun birçok noktasında eş zamanlı mitingler düzenlenirken İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları büyük miting gerçekleştirdi.
Konak Cumhuriyet Meydanı’ndan yürüyüşle başlayan miting, Gündoğdu Meydanı’na konuşmalarla devam etti.
Mitingde, yaşam hakkı savunucuları adına basın metnini İzmir Yaşam Hakkı Savunucularından Pınar Alpasil ve veteriner hekim Kaan Gencer okudu. Alpaslan ve Gencer, yasanın geri çekilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne çağrıda bulundu.
Gencer: “Hayvanlara yönelik sistematik öldürme, işkence ve tecavüz cezasız kaldı”
İktidarın yıllardır süre gelen politikalarla hayvan hakları konusunda toplumu kutuplaştırdığını belirten Gencer, şunları söyledi:
“İktidar ve ortakları, toplumu kutuplaştırmak üzere yeni türden kirli bir siyasete girişmiş durumda. 5199 nolu yasa tartışmaya açıldığı günden beri, toplumdaki bölünme daha fazla keskinleşmiş ve iktidar yanlılarının tüm ‘ötekilere’ yönelik saldırıları artan oranda çoğalmıştır. Sokakta yaşayan köpekler yerel seçimlerden önce AKP, MHP, YRP ve BBP gibi gerici partilerin seçim propagandası haline getirilerek hedef gösterildi. AKP ve ittifakı yerel yönetim seçimlerinin yenilgisiyle köpekler için ‘başıboş, saldırgan, hastalıklı’ gibi saçmalıklar savurarak, hayvanlara ve hayvanseverlere karşı tamamen etik dışı, vicdan ve bilim karşıtı bir tutum aldılar. Şüphesiz bu yaşam hakkına yönelik yeni bir saldırı değildi. AKP’nin 23 yıllık iktidarı boyunca, ‘hayvana karşı şiddet’ sadece kabahat olarak sayıldı. Hak savunucuları tarafından suç olarak görülen hayvanlara yönelik sistematik öldürme, işkence ve tecavüz cezasız kaldı. AKP’nin cezasızlandırma anlayışı, ister bireysel isterse sözde kamu kuruluşu olan belediyelerle net bir şekilde artış gösterdi. Biz sokaktaki bir canı beslemek, ona nispeten sağlıklı yaşam koşulu yaratmak ve uygun yuva bulabilmek için çabalarken, iktidarın yaratmış olduğu yaşam düşmanı siyasi atmosfer binlercesini caniyane bir şekilde katletti. ve şimdi, Katliam Yasası ile sokakta yaşayan canlarımızı bizden almak istiyorlar! Bugün buradan bir kez daha tüm öfkemizle haykırıyoruz… Yasa iptal edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!”
“Çocukların üzerinden kendi kanlı yasalarınızı temellendirmenize asla izin vermeyeceğiz!”
Yasaya ilişkin komisyon görüşmelerinde iktidar tarafından öne sürülen ‘sokak köpekleri çocuklara saldırıyor’ savına da yaşanan çocuk cinayetleri ve tecavüzler üzerinden değinen Gencer, şunları kaydetti:
“Bize ‘önce çocukların yaşamı’ diye yalan laflar söyleyen iktidara soruyoruz. Önlenebilir hastalıklardan yılda 10 bin çocuğun ölmesinin sebebi kimdir? Her üç çocuğumuzdan birinin yatağına aç gitmesine neden olan sizin açtığınız sefalet değil midir? Okulda olması gereken 671 çocuğumuz son 11 yılda neden iş cinayetlerine kurban gitti? Neden 2017 yılından bu yana 132 çocuğumuz mayın patlamalarıyla, katledildi ve bir kişi dahi ceza almadı? 6 yaşındaki çocuklarımızı ‘rızası vardı’ diyerek, tarikatların istismarına maruz bırakan kim? Kutsal aile diyerek çocuk yaşta evlilliklerin önünü açan kız çocuklarını şiddete ve istismara karşı korumasız bırakan kim? Neden sizlerin öve öve bitiremediğiniz tarikat ellerinde aslında sürekli, ama size göre ‘münferit’ olarak çocuk tecavüzleri yaşanıyor? Rabia Naz, Narin gibi katledilen çocukların failleri neden iktidar vekilleri tarafından korunuyor? Çocukların üzerinden kendi kanlı yasalarınızı temellendirmenize asla izin vermeyeceğiz!”
Alpaslan: “Hayvanların yaşadığı sorunun nedeni bizmişiz gibi gösteriyor”
Açıklamada konunsan Pınar Alpaslan ise hayvan hakları savunucularının ötekileştirildiğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün buradayız, çünkü onlar kötülük tohumlarını topluma serperek vahşet üzerine vahşet üretecek bir yasayı, halkın ezici çoğunluğuna rağmen canice uygulamak istiyor. İktidar bizi ‘elitist’ diye yaftalıyor, marjinalize etmek istiyor ve ‘çok istiyorsanız köpekleri evlerinize alın’ diyerek saldırıya geçiyor. Sanki bugün hayvanların yaşadığı sorunun nedeni bizmişiz gibi gösteriyor. Hayır biz elitist değiliz, bizler korumalı lüks sitelerde yaşamıyoruz! Biz toplumun çeşitli katmanlarından insanlarız, bu katliam yasasına karşı çıkan milyonlarız, halkız! Bizden aldığınız vergilerle aslında sizin bakmakla yükümlü olduğunuz hayvanlara kendi imkanlarıyla bakan, hayvanları ölüm kampı barınaklara göndermemek için cebindeki son kuruşu harcayan gönüllüleriz, hayvan savunucularıyız! Aylardır tek bir ağızdan ‘onlar bir avuç, biz milyonlarız’ diye, duymak istemeyen tüm kulaklara haykırdık. Yasanın kulis bilgileri geldiği ilk günden beri, 23 Mayıs’tan bu yana gitgide artarak, yüzbinlere ulaşarak sokağa indik. ve bugün burada yalnız değiliz. Bizler bu yasayı durdurabiliriz!”
“Belediyelerle karşı karşıya gelecek ve böylece toplumsal bir huzursuzluk yaratılmış olacak”
İktidarın yasayla birlikte yerel yönetimleri de kıskaca almak istediğini ifade eden Alpaslan şöyle konuştu:
“Bu yasanın iktidar ve ortakları tarafından en cazip tarafı 31 Mart seçimlerinden sonra yerel yönetimlerin çoğunun ‘muhalefet’ belediyelerine dönüşmesidir. Belediyeler, katliam yasasına uymadıkları takdirde kayyum da dahil olmak üzere bir dizi yaptırım devreye giriyor. Şayet belediyeler katliam yasasını şu ya da bu oranda uygularsa ezici çoğunluğu yasa karşıtı olan halk, belediyelerle karşı karşıya gelecek ve böylece toplumsal bir huzursuzluk yaratılmış olacak. İktidarın bayrağını sallamaya hevesli, hayvanlara tecridi ve ölümü reva gören iktidar ya da muhalif bu belediyeler halkın öfkesinden payına düşeni alacaktır!”
“Bu kanun derhal iptal edilmelidir”
Alpasian, Anayasa Mahkemesi’ne yasaya ilişkin son karar noktasında seslenerek şunları kaydetti:
“Dostlarımızı sizin vahşetinize teslim etmeyeceğiz! Biz yaşamdan yana olanlar; kana susamış bu iktidara, sahte haberlerle toplumu manipüle eden trol ordusuna, sosyal medyada tonlarca para döktüğünüz sahte bot hesaplara, kendisine gazeteci deyip meslek etiğini yok sayarak hayvanların yaşam hakkını anketler açarak bir avuç takipçisiyle tartışmaya açanlara, her gün bilimden uzak, yeni nefret söylemleri ile toplumu kutuplaştıranlara, halkın meclisine halkı almayanlara, protesto hakkını engelleyenlere, gözaltına alanlara karşı hayvanları, sokakta yaşayan köpekleri, dostlarımızı savunuyoruz! Savunmaktan vazgeçmeyeceğiz! Buradayız! Bir yere gitmiyoruz! Yasanın ağustos ayında meclisten geçirilmesinin ardından Anayasa Mahkemesi’ne 16 maddenin iptali için açılan dava yakın zamanda görülecek. Hayvanları Koruma Kanunu denilmesine rağmen kanunun adına, amacına, koruduğu değerlere açıkça aykırı olan bu kanun derhal iptal edilmelidir.
Anayasa Mahkemesi hukukun gereğini yerine getirmeli ve katliama dur demelidir. Her şeyin bittiğini söyleyenlere ufak bir mesajımız var; biz daha yolun başındayız ve biz bitti demeden bitmez! Sokakta yaşayan hayvanları bizden koparmak isteyen yasaya karşı, öfkemizi ve bilincimizi daha gür ve daha güçlü örgütlemeye devam edeceğiz”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saat 15.00’de Beşiktaş’ta toplanan yaklaşık 500 kişilik grup, sloganlar eşliğinde İsrail Konsolosluğu’na yürüdü. Konsolosluk önünde toplanan kalabalık, ellerinde taşıdığı döviz ve pankartları sallayarak İsrail’i protesto etti. Polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı eylem yaklaşık bir saat sürdü. Toplanan grup olaysız bir şekilde dağıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Gümüşhane MilletvekiliCelalettin Köse, toplantının ardından yaptığı açıklamada, görev sürecinde gerçekleştirilen ve hedeflerindeki projeler hakkında bilgilendirmede bulundu.
Kelkit ilçesi Sadak köyünde devam eden Satala Antik Kenti kazısının 2027 sonuna kadar ödenek problemi yaşanmadan devam edileceğini belirten Köse, Satala Antik Kenti’nden çıkartılan Geç Roma Dönemi’ne ait “Lorica Squamata” modeli zırhın 3 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından Gümüşhane Kent Müzesi’nde sergilenmeye başladığını aktardı.
Köse, “1800’lü yılların sonunda İngiltere’ye götürülen, oradaki British Museum’da sergilenen Afrodit heykelinin, iki ülke bakanlıkları arasındaki resmi yazışma süreçlerini başlatılıp Gümüşhane Müzesinde sergilenmesi için çaba göstereceğiz. Bunun da çalışmalarını başlattık.” ifadelerini kullandı.
Kentte sağlık alanında yapılan çalışmalara değinen Köse, ??????? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Gümüşhane İl Özel İdaresi’ne 400 ton ücretsiz bitüm desteği olduğunu, bir ton bitümün 20 ton asfalt yaptığını kaydetti.
Köse, asfaltlama çalışmaları hakkında bilgi vererek, şöyle devam etti:
“Havalar iyi giderse Kasım ayının 15’ine kadar İl Özel İdaresinin depolarında 400 ton asfalta dönüştürülecek bitümü var. Gümüşhane’nin dört bir tarafında asfalt çalışmaları başlatıldı. Gümüşhane’nin en uzak köylerinden merkeze kadar asfalt çalışması yapılıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bizim bölgeden oluşu, Gümüşhane’nin kara yolları ağını çok iyi biliyor olması neticesinde bize önemli katkılarda bulundu. Allah’ın izniyle şehir geçişi projesi de yapılacak.”
Köse, Gümüşhane’nin güzelliklerini turizme kazandırmak için çalışmak, çabalamak gibi görev ve sorumlulukları olduğunu vurgulayarak, “Bir kısmını başardık. Hedeflerimiz var. İnşallah onları da başaracağız. Çakırgöl, Santa Harabeleri, Taşköprü Yaylası, Krom Vadisi, Camiboğazı Yaylası, Karaca Mağarası, Torul cam seyir terası, Artabel ve Zigana, her birini birbiriyle bağlantılı turizm destinasyonları haline getirebilirsek, birbirine bağlayabilmek, hedeflerimiz arasında bu da var.” diye konuştu.
Gümüşhane- Bayburt Havalimanı’ndaki çalışmalar hakkında bilgi veren Köse, “Çalışmalar önümüzdeki seneden itibaren devam edecek. Pist tamamlandı. Kule tamamlanmak üzere. Terminal binasının da yapılmasıyla havalimanı açılmış olacak.” dedi.
Toplantıya, İl Genel Meclisi Eşref Balki, Merkez İlçe Başkanı İbrahim Taş, Gençlik Kolları Başkanı Umut Tokel, STK temsilcileri ve basın mensupları katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avusturya’da düzenlenen genel seçimde oy verme işleminin saat 17.00’de sona ermesinin ardından oy sayımı başladı. Sandık çıkış anketlerine göre aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi, ilk kez bir genel seçimi önde götürüyor ve oyların yüzde 29,1’ini alarak seçimi kazanması bekleniyor. Başbakan Karl Nehammer’ın partisi Avusturya Halk Partisi’nin (ÖVP) oyların yüzde 26,2’sini ve Sosyal Demokratların oyların yüzde 20,4’ünü alacağı tahmin ediliyor.
Söz konusu seçimi FPÖ’nün kazanması halinde aşırı sağcı parti İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez koalisyon kuracak konuma gelmiş olacak. FPÖ’nün 55 yaşındaki lideri Herbert Kickl, diğer parti liderlerinin altında görev yapmayı reddettiği bir isim olarak bilinirken, Kickl’ın partisinin hükümete liderlik etmek için kenara çekilip çekilmeyeceği henüz bilinmiyor. – VİYANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kula’nın sevilen simalarından olan MHP’nin 2009 yılı Belediye Başkan Adayı emekli Öğretmen Tahsin Akşit, geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti. Akşit’in ölüm haberi Kula’da büyük üzüntüye sebep oldu. Merhum Akşit’in cenazesi, 30 Eylül Pazartesi günü kılınacak cenaze namazının ardından Ayazören Mahalle Mezarlığı’nda defnedilecek. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’da yer alan habere göre Özel, “Ben Sayın Mansur Yavaş’ın bu konuda aldığı tutumu çok yapıcı, çok doğru buluyorum. Kendisiyle görüşmemde de bunu da söyledim. Kendisi de bu tür yaklaşımlardan rahatsız olduğunu daha önce birkaç kez bunların tekrar ettiğini, buna itiraz ettiğini söyledi. Sayın Ekrem İmamoğlu ile de tüm gündemi değerlendirdik. Önümüzdeki hafta ben döndükten sonra da üçümüz bir araya geleceğiz, ortada bir kriz yok arkadaşlar” dedi.
BERABERİNDEKİ HEYETLE ABD’YE GİTTİ
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonal Başkanlık Kurulu toplantısına katılmak üzere ABD’ye gitti. Beraberindeki heyetle birlikte Türk Hava Yolları (THY) uçağıyla New York’a giden Özel, yolculuk öncesi İstanbul Havalimanı VIP Salonu’nda açıklamalarda bulundu. ABD seyahatiyle ilgili bilgilendirmelerde bulunan CHP Genel Başkanı Özel, New York’ta yarın yapılacak toplantıda, İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda hazırladıkları Ankara Deklarasyonu’nu açıklayacaklarını söyledi. Özel ayrıca Ortadoğu’daki gerilim, dünyada aşırı sağın yükselişinin yol açtığı endişeler, iklim değişikliğine ilişkin kaygılar ve sığınmacı sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunacaklarını söyledi. Özel yapacağı sunumunda, İsrail askerlerince başından vurularak öldürülen Ayşenur Ezgi Eygi’yi de anarak İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarına tepki göstereceklerini sözlerine ekledi.
“ELİMİZİ BİZDE TAŞIN ALTINA KOYACAĞIZ”
Gündeme ilişkin soruları da yanıtlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, okullarda temizlik için 30 bin personelin alımına ilişkin kararı doğru bulduklarını ifade ederek, “Okullarda günde bir öğün sıcak yemek önerimizi tekrarladık. Ertesi gün dediler ki ‘Okulların ne mekanı, ne imkanı, ne personeli, ne de maddi durumu buna elverişli değil.’ Bir öğün sıcak yiyemeyecek mekanı olmayan, personeli olmayan imkanı olmayan beş yıldızlı otel mi olur. Okulların beş yıldızlı otel olduğunu söylendikten sonra başka bir bakan çıkıyor ‘Biz 30 bin temizlik personeli alacağız’ diyor. Çünkü okullar hijyen yönünden korkunç durumda. Bu personel alımı doğrudur ama bunun ağustos ayı içerisinde yapılıp, 9 Eylül’de okulların öğrencilere pırıl pırıl hale getirilmesi gerekiyordu. Biz 81 il, 973 ilçe başkanlığına gönderdiğimiz yazılı talimatta, önümüzdeki hafta başkanlığını il ve ilçe eğitim sekterlerimizin yaptığı bir öğretmenler ve emekli öğretmenlerden oluşan bir heyetle, tüm okulları ziyaret ediyoruz. Okul yönetimleriyle okul aile birlikleriyle ziyaretimizi yapıyoruz. Ziyaretimiz siyaset üstü bir ziyarettir iş birliği ve dayanışma teklif ediyoruz. Biz burada elimizi taşın altına sokup, okulların bütün temizliğine destek olacağız” dedi.
“BİZ ABD’DE İKEN BU KARAR ÇIKARSA HEMEN TÜRKİYE’YE DÖNERİM”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘Ahmak’ davasının kararının İstinaf Mahkemesi’nde onaylanmasının gündemde olduğunun hatırlatılması üzerine Özel, “Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ile dün baş başa bir görüşme yaptım kendisiyle de bu durumu değerlendirdim. Biz her ihtimali göz önüne alıyoruz. Bir kere kimse bize olmadık bir davadan olmadık bir suçlamadan cezayı normalleştirmeye ve bu olacakmış gibi kabul ettirmeye çalışmasın. Böyle bir gündemin gelişmesine de izin verilmemesi gerekir. Yarın öbür gün bu dava görülecek bu davadan ceza çıkartacağız biz, böyle bir şey yok. Bunu yaparsanız, geçen seferki demokrasi tokadından ders almadıysanız, millet bunun da şiddetlisini uygular. Kendilerine yapabilecekleri en büyük kötülüktür bu ama Türkiye’ye de büyük kötülük olur bu. Tut ki bize Amerika’da iken bu karar çıktı zaten genel başkan vekilimiz burada. Mümkün olan en kısa süre içerisinde de zaten Türkiye’ye dönmek boynumuzun borcu. O gün başka bir gündür, ben öyle bir güne uyanacağımızı düşünmüyorum. Ama herkes aklını başına alsın. A’dan D’ye değil, A’dan Z’ye gözeten bir tutum içerisindeyiz” şeklinde konuştu.
“MANSUR YAVAŞ’IN BU KONUDA ALDIĞIMI TUTUMU ÇOK YAPICI BULUYORUM”
CHP’de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çekişme olduğuna yönelik iddialara ilişkin sorulan soru üzerine Genel Başkan Özgür Özel şunları söyledi: “Ben Sayın Mansur Yavaş’ın bu konuda aldığımı tutumu çok yapıcı çok doğru buluyorum. Kendisiyle görüşmem de bunu da söyledim. Kendisi de bu tür yaklaşımlardan rahatsız olduğunu daha önce birkaç kez bunların tekrar ettiğini, buna itiraz ettiğini söyledi. Sayın Ekrem İmamoğlu ile de tüm gündemi değerlendirdik. Önümüzdeki hafta ben döndükten sonra da üçümüz bir araya geleceğiz, ortada bir kriz yok arkadaşlar” dedi.
“ERDOĞAN İLE AYNI ANDA TÜRK EVİNDE OLMAYACAĞIZ”
ABD’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek misiniz? Sorusu üzerine Özel, “Ben ABD’de Türk evine gideceğim. Sayın Büyükelçimizden ve Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcimizden randevu istedik. Yalnız bizim o ziyaretimiz cuma gününe planlandı. Yani Sayın Erdoğan ile aynı anda Türk evinde olmayacağız. O açıklamasını yaptıktan sonra ayrılacak. Ben gittiğimde orada olsaydı, elbette bir merhaba demek bir çayını içmek, en doğrusuydu. Dünyanın öbür ucunda Türkiye’nin ana muhalefet lideriyle Cumhurbaşkanı’na hatır sormaması olacak iş değil. Bildiğim kadarıyla Sayın Erdoğan’ın bir başka toplantıya katılmak üzere konuşmasını yaptıktan sonra ayrılması mümkün” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre açılış töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İmamoğlu, kendisine açılan davaya ilişkin “Tam bir sefillik, daha ileriye gidiyorum bunu konuşmak bile insanı kötü hissettiriyor. Böyle bir ortamdayız. Elbette bu siyasi bir konu. Doğal olarak da partimizi ilgilendiren bir konu” dedi.
“SÜRECİN HUKUKİ ANALİZİNİ YAPACAKLAR”
Sancaktepe’de katıldığı Kent Lokantası açılış töreninde basın mensuplarının sorularını cevaplayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Son günlerde gelişen ve tartışılan ne yazık ki olmaması gereken bir davanın, bir siyasi yasak, hem de 2 yıl 7 ay bir ceza davasına dönüşen haliyle tam bir sefillik, daha ileriye gidiyorum bunu konuşmak bile insanı kötü hissettiriyor. Böyle bir ortamdayız. Elbette bu siyasi bir konu. Doğal olarak da partimizi ilgilendiren bir konu. Genel başkanımız ve merkez yönetimi bu meselenin İstanbul’da hukukçularımızla birlikte tartışılmasını, bir arada konuşulmasını uygun gördü ve şu anda bu yönde arkadaşlarımız bir görüşme halinde. Benim Emirgan’daki ofiste başka görüşmelerim vardı. Onları bitirdim. Çıkarken de onları selamladım. Teşekkür ettim. Kolay gelsin dedim. Şu anda benim bildiğim bu kadar. Sürecin hukuki tahlil ve analizini yapacaklar. Bu konunun sonrasında ortaya koyacakları düşünceyi partimizin yetkilileri veya genel başkanımız paylaşacaktır” diye konuştu.
“Ortada bir kriz yok”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Uşak İl Başkanı Sevinç Yazgan’ın oğlu Ege ve Reyyan çiftinin düğün törenine katıldı. Genç çiftin nikah şahitliğini de yapan CHP lideri Özel, Yazgan ve Kayserilioğlu ailelerine hayırlı olsun dileklerini iletti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erbaş, Kastamonu’da Türkiye Diyanet Vakfı Kız Öğrenci Yurdu’nun açılış töreninde yaptığı konuşmada, hocalar ve idareciler olarak öğrencileri en iyi şekilde yetiştirme gayretinde olduklarını söyledi.
Türkiye’de 9 milyon üniversite öğrencisi bulunduğuna dikkati çeken Erbaş, “20 milyona yakın da üniversite öncesinde okuyan öğrencimiz var. O zaman gençlerimizi, öğrencilerimizi çok iyi yetiştirmemiz gerekiyor. Nicelik önemli ama nitelik de önemli. Gençlerini, öğrencilerini Rabb’lerini bilen, kitabını tanıyan, onun ilkelerine göre yaşayan, milletine aşık, ezanına, bayrağına aşık gençler olarak yetiştirmemiz lazım. 1 milyona yakın öğrenci Kredi Yurtlar Kurumunda kalıyor. Diyanet Vakfı yurtları olarak 52 yurdumuzda öğrencimiz var. Diyoruz ki ikinci bir üniversite olarak yurtlarımızı değerlendirelim.” diye konuştu.
Batının karanlık çağının İslam medeniyetinin ilmi ile aydınlandığını vurgulayan Erbaş, “Bizim getirdiğimiz, bıraktığımız yerden Batılılar almışlar, götürmüşler. Tıpta öyle, kimyada öyle, matematikte öyle. Bugün algoritma olmasa internet çöker. Matematiğin en büyük kurucuları Müslüman alimlerdir. Bizim medeniyetimiz, ilim medeniyetidir, bilim medeniyetidir. İstiyoruz ki üniversitelerimizin fen bilimleri fakültelerinde öğrencilerimiz laboratuvarlardan çıkmasın, ilmi konularda keşifler yapsın, buluşlar yapsın, ilaçlar yapsın, patentler alsınlar.” ifadelerini kullandı.
İnsanlık için üretmek gerektiğinin altını çizen Erbaş, şöyle konuştu:
“Bizim ilmimiz, ürettiğimiz şeyler insanlığı yaşatmak içindir, insanlığı öldürmek için değil. Batı ile Doğu’nun farkı budur. İslam’ın farkı budur. İslam medeniyetindeki bilginin amacı, insanlığı huzura kavuşturmak, daha iyi yaşatmaktır. Yukarıdan bombalarla masum insanları, bebekleri, kadınları katledenler de bilgi ile bunu yapıyor. İnsanları öldürmek için kullanılan bilgi, zararlı bilgidir. Batı’nın içinde bu kötülük var. İkinci Dünya Savaşı’nda en az 60 milyon, bazı kaynaklar 80 milyona çıkarıyor, bu kadar masum insanı kim öldürdü? Birinci Dünya Savaşı’nda 20 milyon insanı kim öldürdü? 1992-1995 yıllarında Avrupa’nın ortasında Bosna’da 250 bin Müslümanı kim öldürdü? Bugün Gazze’de, bir sene olmadan 40 binin üzerindeki masumu kim öldürüyor? Zalimler, işgalciler, Batılıların desteği ile. Müslümanlarda birlik ve beraberlik olmayınca zalimlerin cesareti artıyor. Ey Müslümanlar, artık bir araya gelin, güçlerinizi birleştirin. Bizler dağınık olduğumuz sürece zalimlerin cesareti artacak, öldürmeye devam edecekler. Bugün belki rahat olabilirsiniz. Bu acı unutmayın sizi de bulur, bizi de bulur. İşte zulme, zalimlere karşı olan, mazlumların yanında olan nesil yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz. Bunu cihana ilan ediyoruz.”
Kastamonu Valisi Meftun Dallı, yurdun Kastamonu’ya kazandırılmasının çok önemli olduğunu belirterek, “Burada yetişen kızlarımız vatana, millete, insanlığa faydalı bireyler olarak kalmayıp ileride anneler olarak güzel çocuklar yetiştireceklerdir.” dedi.
AK Parti Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci, 22 yıllık iktidarlarında kız çocuklarının okullaşması, her alanda mevcudiyetlerinin artması için yoğun emek verdiklerini kaydetti.
Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürü İzani Turan, Türkiye’de 29 şehirde 52 yurtları bulunduğuna işaret ederek, “Bunların 36’sı kız, 16’sı erkek yurdu. Kızlarımıza pozitif ayrımcılık yapan bir kuruluş olarak, onları çok ehemmiyetli görerek, Başkanımızın talimatıyla bu konuya çok önem gösteriyoruz.” açıklamasında bulundu.
Konuşmalar ve dua edilmesinin ardından 504 öğrenci kapasiteli kız yurdunun açılışı gerçekleştirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adalet Bakanlığı ile üniversiteler arasındaki iş birliğini daha da güçlendirmek adına düzenlenen etkinliğe Bakan Tunç’un yanı sıra; Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Ak Parti Erzurum Milletvekilleri Fatma Öncü, Mehmet Emin Öz ve Abdurrahim Fırat, Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Yılmaz, Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu, Prof. Dr. Yüksel Göktaş ve Prof. Dr. Reyhan Keleş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Akarsu, Ak Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ile çok sayıda akademisyen katıldı.
Program öncesinde, Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezini gezen Bakan Tunç, merkezin yürüttüğü çalışmalar hakkında Merkez Müdürü Prof. Dr. Levent Gültekin’den ayrıntılı bilgi aldı. Bu ziyaret esnasında merkezin Türkiye’nin biyoçeşitliliği üzerine yaptığı araştırmalar ve ülkeye sağladığı katkılar gündeme geldi.
Ziyaretin ardından, Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi Konferans Salonunda düzenlenen programa katılan Bakan Tunç, akademisyenlerle bir araya geldi. Programda, üniversitelerin adalet sisteminin güçlendirilmesi ve toplumsal huzurun sağlanması sürecindeki rolüne değinen Bakan Tunç, akademik dünyada yürütülen her bilimsel çalışmanın, ülkenin gelişimine ve kalkınmasına büyük katkı sağladığını vurguladı.
“Adaletin Sağlanmasında, Bilimsel Araştırmalar ve Akademisyenlerin Katkıları Büyük Önem Taşıyor”
Bakan Tunç, konuşmasında hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlanmasında bilimsel araştırmaların ve akademisyenlerin katkılarının önemine dikkat çekti. Ayrıca, akademisyenlerden beklentilerinin sadece akademik yayınlarla sınırlı kalmayıp, toplumun adalet algısının güçlenmesine de katkıda bulunmaları olduğunu belirtti.
Tunç, bilim dünyasıyla iş birliğinin, adalet mekanizmasının daha etkin ve verimli işlemesi açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, Adalet Bakanlığı olarak üniversitelerle her türlü ortak çalışmaya açık olduklarını dile getirdi. Konuşmasının sonunda, üniversitelerin sadece eğitim kurumları değil, aynı zamanda toplumsal sorunların çözümüne de katkı sağlayacak fikirlerin üretildiği merkezler olduğunu hatırlatan Bakan Tunç, programın sonunda gelen soruları yanıtladı. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Hatay’da Afet Koordinasyon Merkezi’nde sektör temsilcileriyle toplantıya katıldı. Daha sonra bir değerlendirmede bulunan Bakan Yumaklı, bütün olumsuzluklara rağmen bu bölgedeki çiftçilerin, üreticiler, üretimden vazgeçmediklerini belirterek, kendilerine müteşekkir olduklarını kaydetti. Hem bitkisel hem hayvansal üretim hem de su ürünleri üretimi konusunda üretim planlamasını 2023 Nisan ayından itibaren yasal düzenlemeler çerçevesinde 2024 yılının başı itibariyle hayvansal üretim ve su ürünleri üretiminde hayata geçirdiklerini belirten Bakan Yumaklı, “1 Eylül 2024 tarihi itibariyle de bitkisel üretimde, üretim planlamasını ve bunun alt başlıklarını hayata geçirmiş olduk. Bu vesileyle bizlere destek olan, bizlere fikirleriyle katkıda bulunan kimler varsa tekraren başta Hatay’daki üreticilerimiz ve sivil toplum kuruluşları başkanları olmak üzere herkese çok teşekkür ediyorum. Elbette su konusu önemli. Buna ayrı bir başlık açmak istiyorum. Bundan sonraki dönemde de iklim değişikliğinin etkisi sadece kuraklık diye algılanır. O şekilde değil. Hiç tahmin etmediğimiz bir zamanda tahmin etmediğimiz uzun dönemlerin yağışlarının çok kısa bir dönemde dar bir alana yağması bu sefer de taşkın risklerini karşımıza getirir oldu. Dolayısıyla her iki bağlamda da iklim değişikliğinin etkisini su başlığında değerlendirerek gerekli tedbirleri alıp gerekli yatırımları yapmaya devam ediyoruz” dedi.
‘BÜTÜN BAKANLIKLAR GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYOR’
Hatay’da ihtiyaç olan, halihazırda yapımı devam eden planı, projesi devam edip yürürlüğe alınacak olan hususları da yerinde gördüklerini kaydeden Bakan Yumaklı, “Hatay’da iki ilçemiz var tarımsal su kısıtı olan. Tarımsal üretim planlamasında su kısıtı olan ilçelerde üretim planlamasına dahil ürünlerin üretilmesi durumunda orada ekstradan bir su kısıtı desteği verilecek kendilerine. Bu nasıl hesaplanıyor hep merak edilir, söyleyeyim. Devlet Su İşleri’nin teknik bir çalışması bu. Belli aralıklarla da güncelleniyor. Hayvansal üretimle alakalı yine bölgenin önemli bir kapasitesi ve performansı var açıkçası ama deprem sonrasında biraz durakladı doğal olarak. Biz bunları da harekete geçirmek adına farklı projelerle devam ediyoruz. Elbette sadece biz değil bütün bakanlıklar burada bölgenin mağduriyetini ve halihazırda deprem etkilerini yok etmek amacıyla gece gündüz çalışıyor. Bütün bakanlıkların belli bir koordinasyon içerisinde çalıştığını da belirtmek istiyorum. Mesela işte Çevre Şehircilik Bakanlığımız konutlarla konularda çok hakikaten üstün bir çaba sarf ederken biz de Devlet Su İşleri ile hem içme suyu konuları konusunda hem şehrin ihtiyacı olan içme suyu konusunda hem de sulama konularında bütün gayretimizle tamamlamaya çabalıyoruz. Özellikle iş paylaşımında Hatay ve ilçeleriyle alakalı ya da toplu konut yapılan TOKİ konutları itibariyle ya da şehrin yani büyükşehir içerisinde ihtiyaç olan durumlarda bize verilmiş olan içim suyuyla ilgili bütün projeleri tamamlamış durumdayız. Eğer ihtiyaç olursa tabii yine bunları da halletmiş olacağız inşallah” diye konuştu.
’17 MİLYAR LİRALIK 11 ESER HİZMETE ALINACAK’
Hatay’a 17 milyar liralık bir kaynakla 11 eseri daha hizmete alacaklarını kaydeden Bakan Yumaklı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle Hassa sulamasının deprem hasarları, rehabilitasyonu var. Reyhanlı Barajı sulamasının birinci ve ikinci kısım ihmalleri var. 4 tane taşkın projesi var. Yine 4 içme suyu temin projesi. Bu projeler sayesinde yaklaşık 350 bin dekara yakın alan sulama ile ilgili sorununu halletmiş olacak. 6 mahalle, 1 ilçe merkezi taşkınlardan korunmuş olacak ve 1 ilçe merkezinde ana ithalatı yenilenmiş olacak. TOKİ’yle alakalı da onların çalışmalarını biz altyapı olarak kendimize düşen görevler itibariyle tamamladık. 4,6 milyon metreküplük suyu da temin etmiş olacağız inşallah.”
HABER: Ufuk AKTUĞ/ HATAY,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Kent Konseyi 22. Olağan Seçimsiz Genel Kurul Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır ve İzmir Kent Konseyi Başkanı Nilay Kökkılınç’ın katılımıyla Kültürpark İzmir Sanat Merkezi’nde yapıldı. Kurula, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Pınar Okyay, konsey yürütme kurulu üyeleri, çalışma grupları ve meclislerin üyeleri, sivil toplum kuruluşu ve ilçe kent konseylerinden temsilciler katıldı. Kurulda, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ne gönderilmek üzere 6 gündem maddesi oy birliği ile kabul edildi.
Yıldır: Kent konseyleri sivil toplumun sesi
İzmir Kent Konseyi tanıtım filminin gösterimi ile başlayan kurulun açılış konuşmasını İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır yaptı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın kurula ve tüm konuklara selamını ileten Yıldır, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini aktararak bunun vatandaşa hizmet olarak yansıyacağını söyledi. Yıldır, giderek çeşitlenen ihtiyaçlar ve halkın taleplerini karşılama yönünde kent konseylerinin önemine dikkat çekerek, “Temsil kabiliyeti çok önemli. Sivil toplumun sesi oldukları için kurula katılım sağlayan tüm temsilcilere teşekkür ediyorum” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür
İzmir Kent Konseyi Başkanı Nilay Kökkılınç ise konuşmasında konsey çalışmalarına destek veren başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. Kökkılınç, gelecekte kent konseylerinin yerel yönetimlere olduğu gibi parlamentoya da yasa teklifi sunabilme hak ve yetkisiyle donatılmış özerk üst sivil toplum kuruluşları olmasını dilediğini ifade ederken, güçlü sivil toplumun insanca yaşamanın da teminatı olduğunu belirtti.
Projelere katkı sağlayan kuruluşlara teşekkür belgesi
Genel Kurul, İzmir Kent Konseyi’nin koordinasyonunda gerçekleşen projelere gönüllü katkı sağlayan kuruluş ve kişilere teşekkür belgelerinin takdimi ile devam etti. İzmir Kent Konseyi paydaşlığında gerçekleşen “Hipernova Erasmus+ Gençlik Değişimi Projesi” kapsamında ülkeye gelen gençlere sundukları lojistik destek için Özgörkey Group’a, “Malzeme Sivil Toplumdan, İşçilik İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden” sloganı ile Kadifekale’deki İnkılap Ortaokulu’nda öğrenim gören çocukların daha güzel koşullarda öğrenim görmelerine katkı sağlamak için düzenlenen projeye destek veren İzmir Gaziantepliler Derneği, İzmir ŞanlıurfaHaliliye Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Izmir Şanlıurfalılar Federasyonu’na, İnkılap Ortakokulu’nda görev yapan öğretmenlerin istediği kamelya ve parke taş çalışmasını hayata geçirdiği için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a sunulmak üzere Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’a ve İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanan bir kız öğrenciye burs imkanı sağlayan Alsancak Soroptimist Kulubü’ne ve ayrıca Av. Sabiha Polat’a bireysel desteği için teşekkür belgesi takdim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şehit Şeyda Yılmaz’ın Sivas’taki baba ocağını ziyaret ettiklerini bildirdi.
Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şehidin babası Mehmet Yağlı’ya telefonda taziyelerini ilettiği görüntüleri paylaştı.
Görüşmede şehidin babasına başsağlığı dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah sabırlar versin. Bütün aileye başsağlığı dileklerimi iletirseniz çok çok memnun olurum. Allah yar ve yardımcınız olsun.” ifadelerini kullandı.
Baba Mehmet Yağlı da “Allah devletimizi her türlü kötülükten korusun” karşılığını verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 27 Eylül’de saat 09.30 sıralarında Ergene Mahallesi 540 Sokak’ta meydana geldi. Fethi Orakçı ile husumetlisi Hüseyin Esmer, sokakta karşılaştı. Belindeki tabancayı çıkaran Fethi Orakçı, Esmer’e doğrultup, 4 el ateş etti. Esmer, yere yığıldı. Çevredekilerin ihbarla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, Esmer’in öldüğünü belirledi. Orakçı, gözaltına alındı. Hüseyin Esmer’in cesedi morga kaldırıldı. Polisteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edilen Fethi Orakçı, tutuklandı. Hüseyin Esmer’in daha önce bir tartışmada Orakçı’yı bıçakla yaraladığı gerekçesiyle cezaevine girdiği, bu nedenle husumetli oldukları öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in geçen yıl 13 Mayıs’ta attan düşerek beyin kanaması geçiren ve yaklaşık 1,5 yıldır Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde yaşam destek ünitesine bağlı olan kızı Mürüvvet Başdeğirmen, dün öğle saatlerinde hayatını kaybetti. Başdeğirmen ailesi akşam evlerinin önünde kurulan çadırda taziyeleri kabul ederken, bugün Mürüvvet Başdeğirmen için İl Müftülüğü önünde cenaze düzenlendi. Binlerce kişinin katıldığı cenazede Isparta Valisi Abdullah Erin, milletvekilleri Mehmet Uğur Gökgöz, Osman Zabun, Yalım Halıcı, Hasan Basri Sönmez, eski milletvekilleri Süreyya Sadi Bilgiç, Recep Özel, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, mülki ve askeri erkan, siyasiler, belediye çalışanları da yer aldı. Öğle vakti kılınan namazın ardından bir süre omuzlarda taşınan Mürüvvet Başdeğirmen’in cenazesi, Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. Defin sonrası Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ile ailesi, taziyeleri kabul etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, Davutlar- Güzelçamlı yolunun 2’nci kilometresinde saat 9.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Ahmet D. yönetimindeki 16 AUP 107 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmek isteyen 28 yaşındaki Yaşar Efeoğlu’na çarptı. Efeoğlu, çarpmanın etkisiyle metrelerce sürüklenirken, ihbarla kaza yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı kontrolde genç adamın hayatını kaybettiği belirlendi. Jandarma ekipleri muhtemel bir başka kazaya karşı çevrede güvenlik önlemi alarak trafik akışını tek şeride indirdi. Yaşar Efeoğlu’nun cenazesi Kuşadası Devlet Hastanesi Morgu’na kaldırıldı.
Gözaltına alınan sürücü Ahmet D.’nin jandarma karakolundaki işlemleri sürerken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Güvenlik Konseyi üyeleri ile nükleer caydırıcılık konusu üzerine toplantı yaptı. Toplantıya Vladimir Putin’in yanı sıra Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov, Rusya Başbakan Yardımcısı Denis Menturov, Rusya Federal Güvenlik Servisi Başkanı Aleksandr Bortnikov, Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin, Rusya Federal Güvenlik Servisi Başkan Yardımcısı Raşid Nurgaliev, Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) başkanı Yuri Borisov ve Rusya Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom) Başkanı Aleksey Lihaçov katıldı. Toplantının düzenlenme amacıyla ilgili açılış konuşmasını yapan Vladimir Putin, “Bugünün gündeminde, nükleer caydırıcılık alanındaki devlet politikasının temellerinin güncellenmesiyle ilgili konu var. Bu, askeri doktrinin yanı sıra, Rusya’nın nükleer stratejisinin resmi olarak tanımlandığı ve detaylandırıldığı bir belge. Belgenin güncellenmiş versiyonunda (Nükleer Caydırıcılık Alanında Devlet Politikasının Temelleri), nükleer olmayan herhangi bir devletin, nükleer bir devletin katılımı veya desteğiyle Rusya’ya yönelik saldırısının, Rusya Federasyonu’na karşı ortak saldırı olarak değerlendiriyor” dedi.
“Rusya olası hava saldırısında nükleer silah kullanmayı ele alacak”
Konuşmasının devamında hasımlarının kendilerine yönelik olası bir hava ve uzay saldırısına karşı nükleer silahlar kullanmayı da değerlendirebileceklerini ifade eden Putin, “Belgenin son haline göre nükleer silahları olmayan ülke, nükleer silahları olan başka bir ülkenin desteğiyle Rusya’ya karşı ortak saldırısını ele alıyor. Belgede, Rusya’nın nükleer silah kullanımına geçişinin koşulları da açıkça belirtiliyor. Hava ve uzay saldırı silahlarının büyük çaplı fırlatılması ve devlet sınırımızı geçtiğine ilişkin güvenilir bilgiler aldıktan sonra bu olasılığı değerlendireceğiz. Stratejik veya taktik uçakları, seyir füzeleri, insansız hava araçları, hipersonik ve diğer hava araçlarını kastediyorum” diyerek kendilerine karşı olası hava saldırılarına karşı nükleer silahlarla karşılık verecekleri uyarısında bulundu.
Konuşmasının devamında “Birlik devletler” olarak Belarus’a yapılacak olası bir saldırıda da nükleer silahlarla karşılık verebileceklerini belirten Putin, “Birlik Devleti’nin bir üyesi olarak Rusya ve Beyaz Rusya’ya karşı saldırı durumunda nükleer silah kullanma hakkımızı saklı tutuyoruz. Bütün bu konular Belarus tarafıyla, Belarus Devlet Başkanı (Aleksandr Lukaşenko) ile mutabakata varıldı. Konvansiyonel silahlar kullanan düşmanın egemenliğimiz için kritik bir tehdit oluşturması da buna dahildir” ifadelerini kullandı. Rusya Federasyonu’nun nükleer caydırıcılık alanındaki devlet politikasının taslak ilkelerine dahil edildiğini de hatırlatan Putin, “Nükleer caydırıcılık alanındaki devlet politikasının taslak ilkelerinde, nükleer caydırıcılığın uygulandığı devletler ve askeri ittifaklar kategorisi genişletildi. Ayrıca askeri tehditler listesi eklendi” şeklinde konuştu. – MOSKOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MOSKOVA – Güvenlik Konseyi üyeleri ile toplantısında nükleer silahlar üzerine konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, batılı ülkeleri uyararak, kendilerine yönelik hava ve uzay saldırısına karşı nükleer silah kullanabileceklerini söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Güvenlik Konseyi üyeleri ile nükleer caydırıcılık konusu üzerine toplantı yaptı. Toplantıya Vladimir Putin’in yanı sıra Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov, Rusya Başbakan Yardımcısı Denis Menturov, Rusya Federal Güvenlik Servisi Başkanı Aleksandr Bortnikov, Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin, Rusya Federal Güvenlik Servisi Başkan Yardımcısı Raşid Nurgaliev, Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) başkanı Yuri Borisov ve Rusya Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom) Başkanı Aleksey Lihaçov katıldı. Toplantının düzenlenme amacıyla ilgili açılış konuşmasını yapan Vladimir Putin, “Bugünün gündeminde, nükleer caydırıcılık alanındaki devlet politikasının temellerinin güncellenmesiyle ilgili konu var. Bu, askeri doktrinin yanı sıra, Rusya’nın nükleer stratejisinin resmi olarak tanımlandığı ve detaylandırıldığı bir belge. Belgenin güncellenmiş versiyonunda (Nükleer Caydırıcılık Alanında Devlet Politikasının Temelleri), nükleer olmayan herhangi bir devletin, nükleer bir devletin katılımı veya desteğiyle Rusya’ya yönelik saldırısının, Rusya Federasyonu’na karşı ortak saldırı olarak değerlendiriyor” dedi.
“Rusya olası hava saldırısında nükleer silah kullanmayı ele alacak”
Konuşmasının devamında hasımlarının kendilerine yönelik olası bir hava ve uzay saldırısına karşı nükleer silahlar kullanmayı da değerlendirebileceklerini ifade eden Putin, “Belgenin son haline göre nükleer silahları olmayan ülke, nükleer silahları olan başka bir ülkenin desteğiyle Rusya’ya karşı ortak saldırısını ele alıyor. Belgede, Rusya’nın nükleer silah kullanımına geçişinin koşulları da açıkça belirtiliyor. Hava ve uzay saldırı silahlarının büyük çaplı fırlatılması ve devlet sınırımızı geçtiğine ilişkin güvenilir bilgiler aldıktan sonra bu olasılığı değerlendireceğiz. Stratejik veya taktik uçakları, seyir füzeleri, insansız hava araçları, hipersonik ve diğer hava araçlarını kastediyorum” diyerek kendilerine karşı olası hava saldırılarına karşı nükleer silahlarla karşılık verecekleri uyarısında bulundu.
Konuşmasının devamında “Birlik devletler” olarak Belarus’a yapılacak olası bir saldırıda da nükleer silahlarla karşılık verebileceklerini belirten Putin, “Birlik Devleti’nin bir üyesi olarak Rusya ve Beyaz Rusya’ya karşı saldırı durumunda nükleer silah kullanma hakkımızı saklı tutuyoruz. Bütün bu konular Belarus tarafıyla, Belarus Devlet Başkanı (Aleksandr Lukaşenko) ile mutabakata varıldı. Konvansiyonel silahlar kullanan düşmanın egemenliğimiz için kritik bir tehdit oluşturması da buna dahildir” ifadelerini kullandı. Rusya Federasyonu’nun nükleer caydırıcılık alanındaki devlet politikasının taslak ilkelerine dahil edildiğini de hatırlatan Putin, “Nükleer caydırıcılık alanındaki devlet politikasının taslak ilkelerinde, nükleer caydırıcılığın uygulandığı devletler ve askeri ittifaklar kategorisi genişletildi. Ayrıca askeri tehditler listesi eklendi” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de E.D., tartıştığı H.D. tarafından tabancayla vurularak yaralandı.
Olay, saat 22.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gökkent Mahallesi 1831 Sokak’ta meydana geldi. E.D. ile H.D. arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma silahlı kavgaya dönüştü. Kavgada, E.D., tabancayla bacağından vurularak yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Yaralının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
? Polis, olay yerinden kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Zafer Mahallesi Zeytinoğlu Caddesi üzerinde saat 22.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aralarında henüz bilinmeyen bir nedenle 2 yıldır husumet bulunan M.Ö. ile T.T. cadde üzerinde karşılaştı. İkili arasında çıkan tartışma büyüyerek bıçaklı kavgaya dönüştü. Kavgada T.T. husumetlisi M.Ö. tarafından göğüs bölgesinden bıçaklandı. 3 bıçak darbesi ile yaralanan T.T. kanlar içerisinde yere yığılırken, olayı görenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri T.T.’ye ilk müdahalesi yaparak ambulansla hastaneye kaldırdı. Hastanede tedavi altına alınan T.T.’nin durumunun ağır olduğu ve hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Olayı duyan T.T.’nin yakınları Buharkent Devlet Hastanesi önüne akın ederken, polis ekipleri de olayın ardından kaçan şüpheli M.Ö.’yü yakalamak için geniş çaplı çalışma başlattı.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YEMEĞE KATILMAKTAN VAZGEÇTİ
NTV Muhabiri Hüseyin Günay, Erdoğan’ın bu yemeğe katılmaktan vazgeçtiğini duyurdu. Günay, X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: Erdoğan Biden’ın akşam yemeğine katılmaktan vazgeçti. Türkevi’nden çıktı havalimanına gidiyor, Türkiye’ye dönecek.
BUGÜN AMERİKAN KANALINDA ABD’Yİ BİR KEZ DAHA ELEŞTİRMİŞTİ
Erdoğan bugün Amerikan NBC News kanalından Keir Simmons’a röportaj vermiş o röportajında ABD’ye İsrail’e verdiği destek nedeniyle bir kez daha tepki göstermişti. Erdoğan, Batılı ülkelerin İsrail’e yönelik tutumunu eleştirdiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı: Maalesef birçok Batılı ülke İsrail karşısında sessiz kalmaya devam ediyor ve İsrail’e karşı bir tutum geliştirmediler. NATO müttefikleri arasında da maalesef İsrail’in yanında duran ülkeler var. Şu an ABD’deyiz ve ABD’de bu ülkelerden biri. ABD Başkanı Joe Biden’ın bir taraftan İsrail’i eleştirdiğini ancak diğer taraftan farklı şekillerde destek verdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin İsrail’e silah ve mühimmat sağladığını, destek olmak için Akdeniz’e uçak gemisi gönderdiğini anımsattı.
ERDOĞAN, ABD’DEN AYRILDI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği ABD’nin New York şehrinden ayrıldı. Erdoğan, temaslarını tamamlamasının ardından eşi Emine Erdoğan ile John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’na geçmek için Türkevi’nden çıktı. Havalimanına gelen Erdoğan ve beraberindekiler, özel uçak “CAN” ile TSİ 00.40’ta ABD’den Türkiye’ye hareket etti. Yetkililer tarafından uğurlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret BakanıÖmer Bolat, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da ABD’den ayrıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, ‘Adil Bir Dünya ve Sürdürülebilir Bir Gezegen İnşa Etmek’ temalı G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katıldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, New York’ta BM 79’uncu Genel Kurulu marjında düzenlenen ‘Adil Bir Dünya ve Sürdürülebilir Bir Gezegen İnşa Etmek’ temalı G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu sezon ilk kez 36 takımla oynanacak turnuvada Galatasaray, Rahman Baba (kendi kalesine), Yunus Akgün ve Mauro Icardi’nin kaydettiği gollerle Yunan ekibini 3-1 mağlup etti.
48. dakikada Rahman Baba’nın kendi kalesine kaydettiği golle 1-0 öne geçen sarı kırmızılılar, 68. dakikada Konstantelias’ın golüne engel olamadı.
76. dakikada Yunus Akgün, Osimhen’in asistinde Galatasaray’ı öne geçirdi.
Sonradan oyuna dahil olan Mauro Icardi, uzatma dakikalarında üçüncü golü atarak maçın skorunu da belirledi.
Galatasaray UEFA Avrupa Ligi’nin ikinci haftasında deplasmanda Letonya’nın Rigas FS ekibiyle 3 Ekim Perşembe günü TSİ 19.45’te karşı karşıya gelecek.
Karşılaşmadan önce Galatasaraylılar ile bir grup Yunan taraftar arasında gerginlik yaşandı.
PAOK kulübünün davetlisi olarak gelen bir grup Yunan taraftar, karşılaşma öncesi Batı Alt Tribünü’nde yerlerini aldı.
PAOK’lu ve Galatasaraylı taraflarlar arasında sözlü atışma yaşandı. Bu atışmanın ardından polis ekipleri, Yunan grubun etrafında güvenlik önlemi aldı.
Yaşananların ardından stat hoparlörlerinden “İzmir Marşı” çalındı.
Fenerbahçe ve Beşiktaş da ilk maçlarına çıkacak
26 Eylül’de Fenerbahçe İstanbul’da Union Saint Gilloise ile Beşiktaş ise deplasmanda Ajax ile karşı karşıya gelecek.
Her takım dördü sahasında dördü deplasmanda toplam 8 maç oynayacak.
30 Ocak 2025’ye aynı saatte oynanacak 18 maçın ardından ligde ilk 8 takım tur atlayacak ve doğrudan son 16 turuna kalacak.
Ligi 9 ve 16. sıra arasında tamamlayan takımlar, son 16 turunda ligi 17 ve 24. sıra arasında tamamlayan takımlarla eşleşecek.
Eleme usulüyle oynanacak maçların ardından 2024-25 UEFA Avrupa Ligi finali 21 Mayıs 2025’te İspanya’nın Bilbao şehrindeki San Mamés Stadyumu’nda oynanacak.
Türk takımlarının fikstürü
Fenerbahçe’nin fikstürü
26 Eylül 2024 Fenerbahçe – Union Saint Gilloise (Belçika)
3 Ekim 2024 Twente (Hollanda) – Fenerbahçe
24 Ekim 2024 Fenerbahçe – Manchester United (İngiltere)
7 Kasım 2024 AZ Alkmaaar (Hollanda) – Fenerbahçe
28 Kasım 2024 Slavia Prag (Çekya) – Fenerbahçe
11 Aralık 2024 Fenerbahçe – Athletic Bilbao (İspanya)
23 Ocak 2025 Fenerbahçe – Lyon (Fransa)
30 Ocak 2025 Midtjylland (Danimarka) – Fenerbahçe
Galatasaray’ın fikstürü
25 Eylül 2024 Galatasaray – PAOK (Yunanistan) – OYNANDI
3 Ekim 2024 Riga Skola (Letonya) – Galatasaray
23 Ekim 2024 Galatasaray – Elfsborg (İsveç)
7 Kasım 2024 Galatasaray – Tottenham (İngiltere)
28 Kasım 2024 AZ Alkmaar (Hollanda) – Galatasaray
12 Aralık 2024 Malmö (İsveç) – Galatasaray
21 Ocak 2025 Galatasaray – Dinamo Kiev (Ukrayna)
30 Ocak 2025 Ajax (Hollanda) – Galatasaray
Beşiktaş’ın fikstürü
26 Eylül 2024 Ajax (Hollanda) – Beşiktaş
3 Ekim 2024 Beşiktaş – Eintracht Frankfurt (Almanya)
24 Ekim 2024 Lyon (Fransa) – Beşiktaş
6 Kasım 2024 Beşiktaş – Malmö (İsveç)
28 Kasım 2024 Beşiktaş – Maccabi Tel-Aviv (İsrail)
12 Aralık 2024 Bodo/Glimt (Norveç) – Beşiktaş
22 Ocak 2025 Beşiktaş – Athletic Club (İspanya)
30 Ocak 2025 Twente (Hollanda) – Beşiktaş
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tayland’ın Samut Prakan eyaleti, kan donduran bir olaya sahne oldu.
Bangkok Post’un haberine göre, ülkenin Samut Prakan eyaletinin Phra Samut Chedi bölgesinde 64 yaşındaki Arrom Arunroj, evinde 4 metrelik pitonun saldırısına uğradı.
Pitonun vücudunu sardığı 64 yaşındaki kadının yardım çağrılarını duyan komşuları olayı polise bildirdi.
4 SAATTE KURTULDU
Yaklaşık 2 saat bekleyen kadın, kurtarma ekiplerinin çabasının ardından en az 20 kilogram ağırlığındaki pitondan 4 saatlik bir çalışma ile kurtarıldı.

O ANLAR KAMERADA
O anlarda kayıtta olan kameralar, kan donduran olayı saniye saniye kaydetti.
Kadının yılanın pençesindeki bitkin hali izleyenlerin tüylerini ürpertti.


Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İran’ın, ABD başkanlık seçimlerini hacklemeye çalıştığı ve eski ABD Başkanı Donald Trump’la ilgili bilgileri Demokratlara sızdırdığına dair iddialar kamuoyuna yansımıştı.
İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği, konuya ilişkin AA muhabirine yazılı açıklama yaptı.
“İRAN, SEÇİM TARTIŞMALARINA DAHİL OLMAZ”
Açıklamada, söz konusu iddiaların hiçbir meşruiyeti bulunmadığı ve gerçek dışı olduğunun altı çizilirken, “İran, iç kargaşa ve seçim tartışmalarına dahil olmaz.” ifadesi kullanıldı.
Daha önce de belirtildiği gibi İran’ın ABD seçimlerine dahil olması için bir gerekçe ya da niyeti bulunmadığı kaydedilen açıklamada, buna yönelik iddiaların tümüyle reddedildiği belirtildi.
Açıklamada, ABD’nin resmi ve şeffaf bir şekilde iddialarına ilişkin delilleri ortaya koyması gerektiği bildirilen açıklamada, sürekli olarak benzer iddiaların ortaya atılmasının ABD’nin itibarını zedeleyeceği savunuldu.

“FBI, İRAN’I CASUSLUK YAPARKEN YAKALADI”
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Partinin 2024 başkanlık yarışındaki adayı Donald Trump, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “Şimdi ortaya çıktı! FBI İran’ı kampanyamı gözetlerken ve bilgileri Kamala Harris’e aktarırken yakaladı.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkan Yardımcısı ve Demokratların adayı Kamala Harris’i yasa dışı bir şekilde casusluk yapmakla suçlayan Trump, Harris’e istifa etme çağrısında bulundu.
Trump, “Komünist solcular Harris yerine başka bir aday belirleyecek mi?” sorusunu yöneltti.
FBI, yayımladığı raporda İranlı hackerların casusluk yaptığını, Trump’ın kampanyasından elde ettikleri bilgileri haziran ve temmuz aylarında Biden kampanyasına ilettiğini iddia etmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in 1 gün aralıklarla önce çağrı cihazlarını sonra da telsizleri patlattığı Lübnan’da kaos var.
Onlarca Hizbullah mensubunun öldüğü, binlerce kişinin de yaralandığı saldırılar dünyanın gündeminde.
Saldırılarda İran’ın Lübnan Büyükelçisi Mücteba Emani de yaralanmıştı.
İRAN’DAN İSRAİL’E YENİ TEHDİTLER
Konuya ilişkin İran’dan yapılan ilk açıklamada yine İsrail’e tehditler havada uçuştu.
İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Amir Said İravani’nin Lübnan’daki olaylar hakkında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderdiği mektuba ulaşıldı.
İran’ın, “Haydut İsrail rejiminin” Lübnan’daki “sabotaj ve terör” faaliyetlerini en şiddetli şekilde kınadığı aktarılan mektupta, İsrail’in söz konusu eylemlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiği ve barış ile güvenliği tehdit ettiği belirtildi.
İLGİLİ HABERİsrail’den Lübnan’a siber saldırı: Hizbullah üyelerinin çağrı cihazlarını patlattılar
“GEREKLİ CEVABI VERME HAKKIMIZ VAR”
Mektupta, özellikle ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin, “rejime” destekleri nedeniyle hatalı faaliyetlerinden de sorumlu oldukları ifade edildi.
“İran, Lübnan’daki büyükelçisinin yaralanmasına yol açan saldırıya uluslararası hukuk uyarınca gerekli cevabı verme hakkını muhafaza etmektedir.” denilen mektupta, BM Genel Sekreteri ve BM Güvenlik Konseyi’ne İsrail’in terör faaliyetini kınama çağrısı yapıldı.
Mektupta, BM Güvenlik Konseyi’nin, İsrail’in bölgedeki faaliyetlerini de şiddetle kınaması gerektiği belirtilerek, Konseyden “terör rejimine” karşı gerekli adımları atması istendi.
İLGİLİ HABERLübnan’da telsiz patlamaları sonucu ölenlerin sayısı 20’ye yükseldi
LÜBNAN’DA ÇAĞRI CİHAZLARI VE TELSİZLERİN PATLATILMASI
Lübnan’da 17 Eylül’de, Hizbullah mensuplarının kullandığı çağrı cihazlarında eş zamanlı patlamalar meydana geldi. Patlamalarda ikisi çocuk 12 kişi hayatını kaybetti, 300 kadarı ağır yaklaşık 2 bin 800 kişi yaralandı.
Ülkede 18 Eylül’de çok sayıda telsizin patlatılması sonucu da 20 kişi öldü, 450’den fazla kişi yaralandı.
Lübnanlı yetkililer olaydan İsrail’i sorumlu tutarken Tel Aviv’den konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi.
İsrail-Lübnan sınırında 8 Ekim 2023’ten bu yana taraflar arasında zaman zaman şiddetlenen çatışmalar meydana geliyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Lübnan’da Hizbullah mensuplarının kullandığı telsizlerin dün patlatılmasının ardından yaşanan can kaybı artıyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, ülkenin farklı noktalarında telsizlerin infilak ettirilmesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının 20’ye yükseldiği, yaralı sayısının 450’den fazla olduğu bildirildi.
“YAKLAŞIK 10 YIL ÖNCE ÜRETİMİNİ DURDURDUK”
Patlatılan telsizlerin Japonya merkezli “ICOM” tarafından üretildiği belirtilirken, firmadan konuyla ilgili açıklama geldi.
Açıklamada, “IC-V82, 2004’ten Ekim 2014’e kadar Orta Doğu dahil olmak üzere üretilip ihraç edilen bir telsizidir. Yaklaşık 10 yıl önce üretimi durdurulmuş ve o tarihten bu yana şirketimizden sevkiyatı yapılmamıştır.” ifadeleri kullanıldı.
Lübnan’da “ICOM” logosunu taşıyan telsizlerin patladığına dair haberlerle ilgili gerçeğin araştırıldığı belirtildi.

‘ÖNCEDEN TUZAKLAMA’
Öte yandan dün ABD’li haber sitesi Axios’un konuyla ilgili iki kaynağa dayandırdığı haberinde, patlatılan telsizlerin, İsrail istihbarat servisleri tarafından önceden tuzaklanarak Hizbullah’a teslim edildiği belirtilmişti.
Telsizlerin, İsrail ile muhtemel bir savaşta kullanılacak acil iletişim sisteminin bir parçası olduğu ifade edilmişti. Telsizlerin sadece İsrail’le savaş sırasında kullanılması amacıyla üretildiği ve çok sayıda telsizin Hizbullah depolarında saklandığı aktarılmıştı.
Ayrıca İsrail’in çağrı cihazı saldırısının ardından telsizlere yönelik saldırıdaki amacının, Hizbullah saflarında korkuyu artırmak, liderlerine İsrail ile çatışmaya ilişkin politikasını değiştirmeleri yönünde baskı yapmak olduğu öne sürülmüştü.

İKİNCİ SALDIRI KARARI İDDİASI
İkinci saldırı kararının, Hizbullah’ın ilk saldırıya (çağrı cihazı patlamaları) ilişkin soruşturmasının, telsizlerdeki güvenlik açığını ortaya çıkaracağı değerlendirmesiyle alındığı da iddia edilmişti.
Öte yandan Lübnan’da salı günü gerçekleştirilen ve 12 kişinin öldüğü, en az 2 bin 750 kişinin yaralandığı çağrı cihazı patlamalarından İsrail sorumlu tutulmuştu.
Hizbullah’tan dün telsizlerin patlatılmasına yönelik ise henüz bir açıklama gelmedi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya, İsrail’in Lübnan’da çağrı cihazı ve telsizleri patlatarak yaptığı terör saldırısını konuşuyor.
Patlatılan çağrı cihazların 3 farklı markadan oluştuğu, birinin ise Gold Apollo olduğu belirlendi.
Tayvan merkezli Gold Apollo şirketinin patlatılan çağrı cihazlarını üreten firma olarak Macar ortağı “BAC Consulting KFT” isimli firmaya işaret etmesi, gözlerin Budapeşte’ye çevrilmesine neden oldu.
BUDAPEŞTE’DEKİ ŞİRKET BİNASI GÖRÜNTÜLENDİ
“BAC Consulting KFT” firmasının bulunduğu apartmanın üst katında yaşayan ve kamera önünde konuşmak istemeyen bir kişi, firmaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

SADECE 1 ÇALIŞANI VAR
Yaklaşık 20 yıldır bu apartmanda kiracı olarak yaşadığını belirten Macar vatandaşı, alt katlarında bulunan ofiste birden fazla firmanın bulunduğunu ve bugüne kadar yalnız bir kadın çalışanı gördüklerini söyledi.
Macar vatandaş, burada çalışan kadının gelen postalarla ilgilendiğini, herhangi bir üretim ya da faaliyet yapıldığına rastlamadığını ifade etti.
Macar basınında yer alan haberleri okuduktan sonra dehşete düştüğünü belirten kiracı, okuduğu haberler sonrasında ailecek tedirgin olduklarını aktardı.
İLGİLİ HABERİsrail’den Lübnan’a siber saldırı: Hizbullah üyelerinin çağrı cihazlarını patlattılar
“MACARİSTAN’DA ÜRETİM TESİSİ YOK”
Bu arada Macar Hükümet Sözcüsü Zoltan Kovacs, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu firmanın Macaristan’da herhangi bir üretimi ya da tesisinin bulunmadığını, bir aracı firma olduğunu kaydetti.
Kovacs, “Belirtilen adresinde kayıtlı bir müdürü var ve atıfta bulunulan cihazlar hiçbir zaman Macaristan’da bulunmadı.” dedi.
Arcidiacono Cristiana Rosaria ismindeki bir kadının BAC Consulting şirketinin genel müdürü ve sahibi olduğu belirtilirken, firmanın bakım çalışmasını ileri sürerek internet sitesini kapattığı ortaya çıktı.
2022’de kurulduğu belirtilen firmanın bulunduğu ofisin camında, A4 kağıdına yazılmış firma isminden başka bir ibareye rastlanılmadı.
İLGİLİ HABERSON DAKİKA! İsrail’den Hizbullah’a ikinci siber saldırı
LÜBNAN’DAKİ TERÖR SALDIRISI
Lübnan’da 17 Eylül Salı günü, Hizbullah unsurlarının kullandığı çağrı cihazlarında eş zamanlı patlamalar yaşandı.
Sağlık Bakanlığı, ülke genelinde Hizbullah unsurlarının kullandığı çağrı cihazlarının patlatılması sonucu ikisi çocuk 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 300 kadarı ağır yaklaşık 2 bin 800 kişinin yaralandığını açıkladı.
Ülkede bugün de telsizlerin patlatılması sonucu 14 kişinin öldüğü, 450’den fazla kişinin yaralandığı bildirildi.
Lübnanlı yetkililer olaydan İsrail’i sorumlu tutarken İsrail’den konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi.
İsrail-Lübnan sınırında 8 Ekim 2023’ten bu yana süren çatışmalarda son günlerde gerilimin arttığı gözlemleniyor.
İLGİLİ HABERLübnan’da telsiz patlamaları sonucu ölenlerin sayısı 20’ye yükseldi
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tunus’ta gündem seçimler…
Cumhurbaşkanı adaylığı kesinleşen Ayaşi Zamal hakkında “sahte beyanda bulunmak” suçundan dava açılmıştı.
TUTUKLANMIŞTI
2 Eylül’de gözaltına alınan Zamal, 4 Eylül’de tutuklanmıştı.
Yapılan itirazın ardından 6 Eylül’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Zamal, cezaevinden çıkmasının ardından güvenlik güçlerince tekrar gözaltına alınmıştı.

HAPİS CEZASI VERİLDİ
Zamal’ın savunma heyeti başkanı avukat Abdussettar el-Mesudi, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, müvekkili Zamal’ın 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını bildirdi.
Avukat Mesudi, 11 Eylül’de Silyana Asliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığının, cumhurbaşkanı seçiminde aday olan müvekkili hakkında “tavsiye sahtekarlığı” suçlamasıyla beş tutuklama emri çıkardığını duyurmuştu.
KARARA İTİRAZ EDİLECEK
Hapis kararının kesinleşmemesi nedeniyle Zamal’ın cumhurbaşkanı adaylığı devam ediyor ve mahkemenin kararına itiraz edilmesi bekleniyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ermenistan’da darbe girişimi…
Erivan’da Nikol Paşinyan iktidarına son vermeyi planlayan bir darbe girişimi önlendi.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Ermenistan Soruşturma Komitesinin yazılı açıklamasına göre, yürütülen soruşturma ve yapılan aramalarda iktidarı yasa dışı yollardan ele geçirme hazırlığı içinde olduğu şüphesiyle 5’i Ermenistan vatandaşı ve 2’si Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki Ermeni ahalisinden olmak üzere 7 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.
Soruşturma sonucunda bu kişilerin bir yasa dışı grup oluşturarak iktidarı zorla ele geçirmek, bu maksatla şiddet ve tehdit yoluyla Ermenistan Cumhuriyeti hükümetinin yetkilerini devralmak için hazırlıklar yaptığı belirlendi.

RUSYA’DA EĞİTİM ALDILAR
Bu kişilerin önceden anlaşarak iktidarı ele geçirmek maksadıyla 2024’te Ermenistan ve eski Karabağ sakini çok sayıda kişiye ayda 220 bin Rus rublesi karşılığı (yaklaşık 2 bin 350 dolar) maaş ödeyerek Rusya’da üçer aylık eğitim aldırdıkları tespit edildi.
Darbe için eğitim alan kişilere ağır silah kullanımı öğretildiği ve ardından Ermenistan’a döndükten sonra operasyonlara katılmak ve başkalarını da eğitmek üzere bilgiler verildiği kaydedildi.

YALAN MAKİNESİNE SOKULDULAR
Soruşturma komitesi açıklamasında, bu kişilerin Roston-on-Don’a götürüldüğü ve darbeciler tarafından Ermenistan kolluk kuvvetleriyle herhangi bir bağlantısının olup olmadığını belirlemek için yalan makinesi testi uygulandığı ifade edildi.
Bu kişilerin daha sonra yakın muharebe eğitimi almak üzere Rusya’da “Arbat” adlı bir askeri üsse götürüldüğü ve darbe yapmak için eğitildiklerinin bu kişilere o zaman açıklandığı belirtildi.

DARBE GİRİŞİMİ ÖNLENDİ
Eğitime tabi tutulan bazı kişilerin darbeye katılmayı reddederek ayrıldığı ve kolluk kuvvetlerinin soruşturması sonucu darbe girişiminin ortaya çıkarıldığı kaydedildi.
Soruşturma kapsamında 3 kişinin mahkemece tutuklandığı, darbe girişimine katılan daha fazla kişi olup olmadığına dair araştırmaların devam ettiği açıklandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin California eyaletinde son 1 haftada çıkan üç büyük orman yangınına müdahale sürüyor.
California Ormancılık ve Yangından Korunma Departmanı (CAL FIRE) verilerine göre Los Angeles şehir merkezinin doğusundaki Angeles Ulusal Ormanı’nda 8 Eylül’de başlayan “Bridge” yangını, hızla Los Angeles ve San Bernardino County’e yayıldı.
100 BİN DÖNÜMDEN FAZLA ALAN KÜL OLDU
Kontrolden çıkan yangın, Mountain High Kayak Merkezi’ni de sardı. Mount Baldy ve Wrightwood köylerinde en az 33 ev alevlere teslim olurken, 2 bin 500 yapının ise tehdit altında olduğu belirtildi. Yangın şu ana kadar 49 bin 8 dönümlük alanı küle çevirdi.
Eyalette 5 Eylül’de çıkan “Line” yangını ise 34 bin 729 dönümlük alana yayıldı. Yangının şu ana kadar yalnızca yüzde 14’ü kontrol altına alınabildi. Giderek yayılan alevlerin evler ve iş yerleri dahil olmak üzere 65 bin 600’den fazla yapı için risk oluşturduğu belirtildi. San Bernardino polisi, yangını çıkardığı şüphesiyle 34 yaşındaki bir adamı gözaltına aldı.
Orange County’de 9 Eylül’de çıkan ve Riverside County’ye yayılan “Airport” yangınına da müdahale sürüyor. Şu ana kadar 22 bin 376 dönümlük alanı küle çeviren alevlerin 10 bin 500 yapıyı tehdit ettiği, 5 itfaiyeci ile 2 sivilin yaralandığı aktarıldı.
Çalışmalara 51 yangın söndürme helikopteri, 2 Ulusal Muhafız C-130 uçağı da dahil olmak üzere 9 uçak, 520 itfaiye aracı, 75 buldozer ve 141 su tankeri destek veriyor.







Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:
“8 yaşındaki Narin Güran evladımızın ölümüne ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden Nevzat B. çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmıştır.
Gözaltında bulunan diğer şüphelilerle ilgili işlemler devam etmektedir. Soruşturma titizlikle sürdürülmektedir. Narin kızımızın ölümünden sorumlu olan kim varsa adalet önüne çıkarılacak ve hak ettikleri cezaya çarptırılacaktır.”
Gözaltına alınan 24 şüpheliden Nevzat B, jandarmadaki ifadesinde amca Salim Güran’ın kendisinden, küçük çocuğun cansız bedenini 200 bin lira karşılığında dereye bırakmasını istediğini öne sürmüş, daha sonra savcılıktaki işlemlerin ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsviçre’nin Ankara Büyükelçiliğinde düzenlenen resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ile İsviçre’nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Scheurer’in yanı sıra büyükelçiler ve davetliler katıldı.
Bozay, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’deki görevine yeni başlayan Büyükelçi Scheurer ile ticaret, bağlantısallık ve eğitim gibi alanlarda işbirliğini artırma fırsatlarını görüştüğünü aktardı.
Türkiye-İsviçre ilişkilerinin, Türk halkının hafızasında özel bir yere sahip olduğunu belirten Bozay, Türkiye’nin kurucu anlaşması olan Lozan Barış Anlaşması’nın İsviçre’de imzalandığına dikkati çekti.
Bozay, gelecek yıl iki ülke arasındaki Dostluk Anlaşması’nın 100’üncü yılının kutlanacağına işaret ederek, “Bu tarihi temel üzerine inşa etmeye ve ekonomiden ticarete, enerjiden eğitime, bilimden kültüre kadar geniş bir yelpazede ikili ilişkileri derinleştirmeye devam ediyoruz.” dedi.
Türkiye ile İsviçre’nin bölgesel ve küresel meselelerde benzer görüşlere sahip olduğunun altını çizen Bozay, uluslararası örgütlerdeki güçlü işbirliğine işaret etti.
Bozay, İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis’in martta düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’na katılımının görüş alışverişi bakımından fırsat sağladığını söyledi.
İsviçre’deki Türk toplumunun ikili ilişkiler için önem arz ettiğini vurgulayan Bozay, bu kişilerin yaşadıkları topluma katkı sağlarken Türk bağlarından kopmamasından memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Bozay, ticaret ile yatırım alanlarının ilişkilerin temelini oluşturduğunu ve 1000’den fazla İsviçre merkezli şirketin Türkiye’de çeşitli alanlarda faaliyet gösterdiğini kaydederek, “İsviçre ve Türkiye ekonomilerinin birbirini tamamladığına, dolayısıyla sadece Türkiye’de değil üçüncü pazarlarda da ticari yatırım ve ortak faaliyetler için geniş olanaklar sunduğuna inanıyoruz.” diye konuştu.
İkili ticari ilişkiler
Büyükelçi Scheurer de yeni görev yeri olan Türkiye’nin kültürünü, tarihini, yemeklerini ve halkını tanımayı sabırsızlıkla beklediğini belirterek, “Ülkemi burada temsil etmek bir onur.” dedi.
İsviçre-Türkiye ilişkilerini “harika” olarak nitelendiren Scheurer, ülkeler arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkileri geliştirmeyi hedeflediğine işaret etti.
Scheurer, Lozan Barış Anlaşması’nın ilişkilere katkısına değinerek, dünyada birçok kriz ve çatışmanın yaşandığını, bu sebeple barış ve uzlaşma için gayret göstermenin önemli olduğunu söyledi.
İki ülkenin yüksek düzeyli siyasi istişareler yürüttüğünü dile getiren Scheurer, ticari bağların kapsamlı olduğunu ve birçok İsviçre merkezli şirketin Türkiye’de faaliyet gösterdiğini kaydetti. Scheurer, ticari ilişkileri güçlendirmeyi hedeflediklerini de söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya’yı kabul etti.
İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan, AYM Başkanı Özkaya’yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından fotoğraf paylaşıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Meclis binası önünde toplanan kalabalık, “özgürlük” sloganları atarak, “Venezuela’da 28 Temmuz’da düzenlenen seçimde hile yapıldığını, muhalefetin adayı Gonzalez’in devlet başkanı olduğunu” savunan konuşmalar gerçekleştirdi.
Eylem, İspanya’da ana muhalefette yer alan sağ görüşlü Halk Partisinin (PP), İspanya hükümetinin Gonzalez’i Venezuela devlet başkanı olarak tanımasına yönelik sunduğu önergenin tartışıldığı sırada yapıldı.
PP’nin inisiyatifine destek veren muhalefetteki aşırı sağcı Vox partisinin lideri Santiago Abascal da eyleme katıldı.
Abascal, basına yaptığı açıklamada, “İspanya’da sol azınlık hükümetinin Edmundo Gonzalez’i ülkesinden çıkartarak hata ettiğini, muhalif liderin Venezuela seçimlerinin meşru kazananı olduğunu ve hükümet tarafından devlet başkanı olarak tanınması gerektiğini” iddia etti.
İspanya hükümetini, Başbakan Pedro Sanchez’i, Venezuela ile müzakereleri yürüten eski Başbakan Jose Luis Rodriguez Zapatero ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’i eleştiren aşısı sağcı lider, “İspanya ve AB’nin Venezuela’da utanç verici politika yürüttüğünü” savundu.
İspanya Meclisinin azınlık hükümetinden Gonzalez’i Venezuela devlet başkanı olarak tanımasını isteyen, PP’nin sunduğu önergenin yarın yapılacak oylamada kabul edilmesi bekleniyor.
İspanya’daki azınlık hükümeti, Gonzalez’i Venezuela devlet başkanı olarak tanımayacağını, AB ile ortak hareket etmeye devam edeceğini, muhalefetin sadece hükümete zarar vermek için bu girişimde bulunduğunu öne sürüyor.
Hükümetin bir girişimde bulunması beklenmediğinden Meclisten çıkacak karar da sadece sembolik değer taşıyacak.
Edmundo Gonzalez’in Madrid’e getirilişi
İspanya hükümeti, Venezuela’da hakkında tutuklama emri çıkartılan muhalefet adayı Edmundo Gonzalez’i, eşi ile 8 Eylül’de İspanya Hava Kuvvetlerine ait uçakla Caracas’tan Madrid’e getirmişti.
İspanya’dan siyasi sığınma talebinde bulunacağını belirtilen Gonzalez, Venezuela’da 28 Temmuz’daki devlet başkanı seçiminde muhalefet koalisyonunun adayı olmuş, Ulusal Seçim Konseyince (CNE) Nicolas Maduro’nun devlet başkanı seçildiğinin duyurulmasının ardından da seçimde hile yapıldığını savunup, sonuçların geçersiz kabul edilmesini istemişti.
Venezuela’da savcılık da komplo kurmak, belgede sahtecilik ve yetki gasbı gibi çeşitli suçlardan Gonzalez hakkında cezai soruşturma başlatmıştı.
“Yasalara itaatsizlik” suçlamasıyla üç kez Cumhuriyet Savcılığına ifadeye çağırılan ancak “can güvenliği bulunmadığı” gerekçesiyle ifade vermeye gitmeyen Gonzalez hakkında “kaçma şüphesiyle” yakalama kararı çıkarılmıştı.
Maduro üçüncü kez kazanmıştı
CNE’nin 29 Temmuz’da duyurduğu sonuçlara göre, Maduro, yüzde 51,20 oyla Venezuela’daki devlet başkanı seçimini üçüncü kez kazanmıştı.
Muhalefet koalisyonu adayı Gonzalez ve muhalif lider Maria Corina Machado, seçim sonuçlarını reddetmişti.
İspanya hükümeti de Venezeula’daki seçimlerin kayıtlarının “kapsamlı ve doğrulanabilir” şekilde yayımlanıncaya kadar açıklanan seçim sonuçlarını tanımayacağı açıklamış ve AB’de Venezeula yönetimine karşı alınacak ortak kararlara da önderlik edeceğini duyurmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde, eski İl Özel İdaresi binasının içindeki parkta hizmet verecek olan sosyal tesis açılışına, siyaset, spor ve iş dünyası ile gazeteciler yoğun ilgi gösterdi.
Lokalin açılış konuşmasını yapan Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, belediye başkanları ve STK’ler ile birlikte kent için var güçleriyle çalıştıklarını belirterek, “Antalya Gazeteciler Cemiyeti gücünü köklü geçmişinden ve sizlerden alıyor. Ülke için gece gündüz çalışan bir meslek örgütüyüz. Cumhuriyetin 100. yılında kente iki önemli eser kazandırdık. ANSİAD ile birlikte Basın Galerisi, Neler Yaşadık Neler Oldu kitabımız yazılı bir kaynak oldu. Türk basınına kazandırdık. Bugün cemiyetimizin 40’ıncı yılında önemli bir proje ile karşınızdayız. Bu sosyal tesisimiz üyelerimize ve Antalyalılara hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Ardından konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, gazeteciler için gerekli olan bu tesisin sözünü geçtiğimiz yıllarda düşünmeden verdiğini ifade ederek, “Bugün de gördüğünüz gibi sosyal tesisin açılışını gerçekleştiriyoruz. Öncelikle ülkemiz, Antalya’mız için doğru, objektif yazılar yazan tüm gazeteci dostlarımı kutluyorum. Bundan sonra ayda bir de olsa Antalya’daki gazeteci dostlarımızla bir araya gelerek kentin sorunlarını hep birlikte onların da destekleri ile dile getireceğiz. Kültür, sanat şehri olarak ilimizi daha da ileriye taşıyacağız. Tüm gazetecilere lokalimiz hayırlı olsun” diye konuştu.
Konuşmaların ardından AGC Başkanı Taş, Başkan Böcek’e plaket verdi.
Tören, açılış kurdelesinin kesiminin ardından ikram yapılmasıyla son buldu. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Kahire’de Tunus Dışişleri Bakanı Mohamed Ali Nafti ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile görüşmeler gerçekleştirdi.
Bakan Fidan, Arap Ligi 162’nci Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı marjında bulunduğu Mısır’ın başkenti Kahire’de Tunus Dışişleri Bakanı Mohamed Ali Nafti ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile görüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilçedeki Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan heykeline C.B’nin zarar vermeye çalıştığı belirtildi.
Açıklamada, “Yapılan ilk incelemede C.B. isimli şahsın psikiyatrik rahatsızlığı olduğu, 2015 yılından bu yana zaman zaman farklı illerdeki hastanelerde yatarak tedavi gördüğü anlaşılmış olup şahıs hakkında gerekli işlemler başlatılmıştır.” bilgisi verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gölcük Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, hastanenin yeni binasında Güfer ve Mehmet Aslan çiftinin erkek bebeği sağlıklı şekilde dünyaya gözlerini açtı.
Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer de Kurtuluş bebeği ve ailesini hastanede ziyaret etti.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Sezer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışını yaptığı hastanede ilk bebeğin dünyaya geldiğini belirterek, “Güfer ve Mehmet Aslan ailesi ve Kurtuluş adını verdikleri bebeği ziyaret ederek heyecanlarına ortak olduk. Allah analı babalı büyütsün, sağlıklı, uzun ömürlü ve vatana millete hayırlı bir evlat olsun.” ifadesini kullandı.
Yeni Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi, 7 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla açılmış, dün hasta kabulüne başlamıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, İmamoğlu’nun talebi üzerine gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1,5 saat sürdü.
Kurum, Bakanlık’taki kabul sonrası sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu Bakanlığımızda kabul ettik. Bakanlık olarak çok önemsediğimiz İstanbul’umuzun depreme hazırlığı kapsamında kentsel dönüşüm ile İstanbul ve Boğaz’ın doğal zenginliğinin korunması konularında görüş alışverişinde bulunduk. Yerel yönetimlerle istişarelerimiz devam edecek.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu kabul etti. İmamoğlu’nun talebi üzerine gerçekleşen görüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü.
MURAT KURUM: YEREL YÖNETİMLERLE İSTİŞARELERİMİZ DEVAM EDECEK
Bakanlıkta gerçekleşen kabul sonrası sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Kurum, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu bakanlığımızda kabul ettik. Bakanlık olarak çok önemsediğimiz İstanbul’umuzun depreme hazırlığı kapsamında kentsel dönüşüm ile İstanbul ve Boğaz’ın doğal zenginliğinin korunması konularında görüş alışverişinde bulunduk. Yerel yönetimlerle istişarelerimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu kabul etti. İmamoğlu’nun talebi üzerine gerçekleşen görüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü.
Bakanlıkta gerçekleşen kabul sonrası sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Kurum, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu bakanlığımızda kabul ettik. Bakanlık olarak çok önemsediğimiz İstanbul’umuzun depreme hazırlığı kapsamında kentsel dönüşüm ile İstanbul ve Boğaz’ın doğal zenginliğinin korunması konularında görüş alışverişinde bulunduk. Yerel yönetimlerle istişarelerimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Emniyet Müdürlüğü tarafından helikopter destekli ‘Huzur İstanbul’ denetimi yapıldı. Beyoğlu’nda kurulan denetim noktasında şüpheli görülen araçlar durdurulup aranırken, sürücü ve yolculara yönelik Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusu yapıldı. Denetimlerde 4 araç sürücüsüne ‘Süresi biten ehliyetle araç kullanma’ veya ‘Ehliyetsiz araç kullanma’, bir midibüs sürücüsüne ise hatalı ‘U’ dönüşü yapmaktan para cezası kesildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından, İstanbul’un 39 ilçesinde saat 20.00’dan itibaren ‘Huzur İstanbul’ denetimi gerçekleştirildi. Denetimlere Asayiş Şube Müdürlüğü personelinin yanı sıra İlçe Emniyet Müdürlükleri, Önleyici Hizmetler, Trafik Denetleme, Havacılık, Narkotik Suçlarla Mücadele, Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleri ile Özel Harekat Polisleri katıldı. Taksim Meydanı’nda kurulan denetim noktasında narkotik köpeği ve polis helikopteri de destek verdi. Denetimde şüphe üzerine durdurulan araçlar didik didik aranırken, sürücü ve yolculara Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusu yapıldı. Denetimlerde 4 araç sürücüsüne ‘Süresi biten ehliyetle araç kullanma’ veya ‘Ehliyetsiz araç kullanma’, bir midibüs sürücüsüne ise hatalı ‘U’ dönüşü yapmaktan para cezası kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz 16 Haziran’da meydana gelen olayda; Y.K. ve yeğeni Z.A., Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na balta ile vurarak zarar verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, sanıkları yakalayarak gözaltına aldı. Gözaltına alınan iki şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Bugün 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, sanıkların akıl sağlıklarının yerinde olduğu belirlendi. Savcı, sanıkların ‘Alenen Atatürk’ün hatırasına hakaret’ suçundan cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, sanıkların bayram günü yaptıkları eyleme; “Putlarınızı yıkacağız” ve “Demirden adama neden tapıyorsunuz” şeklinde açıklamalarıyla motive olduklarını belirtti.
Sanıklardan Y.K., olayın anlık duygularla gerçekleştiğini ve hakaret suçlamasını kabul etmediğini ifade ederken, Z.A. ise hakaret suçunu kabul etmediğini ve eylemlerinin inançları doğrultusunda olduğunu söyledi.
Mahkeme, sanıkları toplamda 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı ve cezaevinde geçirdikleri süreyi dikkate alarak tahliye edilmelerine karar verdi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hacıbektaşoğlu, Valilik binasındaki genel asayiş ve güvenlik toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, kaçak maden ocaklarının kente özgü bir mesele olduğunu söyledi.
Kaçak maden ocaklarına yönelik 1 Temmuz- 9 Eylül tarihlerinde 167 denetim yapıldığını, 96 kaçak ocağın kapatıldığını, 66 adli ve idari işlem yapılarak 61 ton kaçak kömür ele geçirildiğini bildiren Hacıbektaşoğlu, “Bu konuda geçmiş yıllarda alınan tedbirler, mevzuat değişikliklerini de göz önüne alarak önceki ay kapsamlı toplantı yapmıştık. Arkadaşlarımız teknik çalışmalarını devam ettirdiler. Bu çalışma da son aşamasına geldi.” diye konuştu.
Hacıbektaşoğlu, amaçlarının kaçak maden faaliyetlerinin sonlandırılması olduğunu vurgulayarak, “Buna toleransımız yoktur, bunun açıklanabilir tarafı yoktur. Bugüne kadar mevzuatımıza uygun olarak, uygulamada yapılacak çalışmalar, alınacak tedbirler ve uygulamayı gözden geçiriyoruz. Uygulamanın kaçak maden faaliyetleriyle daha etkin mücadeleyi sağlayacağını, yardımcı olacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bir gazetecinin kaçak ocak işletenlere adli ceza verilmemesine ilişkin sorusuna Hacıbektaşoğlu, şu yanıtı verdi:
“Esasında bir kanun değişikliği olmadı. Kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla uygulamada cezasızlık durumu ortaya çıkmıştı ancak en son burada yerel mahkemenin bu konuda kaçakçılığı cezasız bırakıp Kabahatler Kanunu’na göre cezalandırılması yönünde verdiği karar, Yargıtayda bozuldu. Yargıtay burada cezasızlığın olamayacağını, Orman Kanunu’na göre cezalandırılması gerektiğine hükmetti. Dolayısıyla yargı uygulamasıyla ortaya çıkan bu durumu tekrar Yargıtay verdiği bir kararla düzeltilmiş oldu.”
Son verilen yargı kararına göre cezasızlık durumunun ortadan kalktığına dikkati çeken Hacıbektaşoğlu, “Kabahatler Kanunu’na göre işlem yapıldığında kaçakçılıkta kullanılan malzemenin müsadere edilememesiydi, dolayısıyla bu da giderilmiş oldu. Savcılarımız, soruşturma makamları son verilen kesinleşmiş yargı kararına göre işlem yapacaktır. Şu anda sorun giderilmiş oldu gibi görünüyor, takip ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Hacıbektaşoğlu, “Kaçak madencilikten geçinen her kim ise ona iş bulacağız. Bu konuda çok açığız. Bu geçimle izah edilecek bir konu değildir. Tamamen gündemimizden kalkması için kararlıyız.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde cansız bedeni bulunan Narin Güran (8) hakkındaki sosyal medya paylaşımlarının yüzde 38,3’ünün bot hesaplar tarafından yapıldığını, bu içeriklerin yüzde 76’sının ise provokatif amaçlı ve olumsuz olduğunu açıkladı.
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “21 Ağustos 2024 ile 9 Eylül 2024 tarihleri arasında Narin kızımız ile ilgili sosyal medya platformu X üzerinden 15 ayrı etikette 4 milyon 761 bin 420 tweet atıldı. Bu paylaşımlarda bulunan 1 milyon 302 bin 209 hesabın yüzde 38,3’ü, yani 498 bin 713’ünün bilgisayarlar tarafından yönetilen bot hesaplar olduğu tespit edildi. Bu içeriklerin yüzde 76’sının ise provokatif amaçlı ve olumsuz olduğu belirlendi” dedi.
Sosyal medya üzerinden algı operasyonları yapanlarla, halkı yanıltmaya yönelik gerçek dışı bilgileri yayanlarla mücadeleye devam ettiklerini kaydeden Yerlikaya, “Unutulmasın ki milletimiz içinde büyük üzüntüye yol açan bu cinayetin aydınlatılması için adli süreç devam etmektedir. Devletimiz ilgili tüm kurumlarıyla konunun aydınlatılması için büyük bir hassasiyetle çalışmalarını yürütmektedir. İçişleri Bakanlığı olarak başından beri bu olayın takipçisiyiz, takipçisi olmaya da devam edeceğiz. Narin kızımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), PKK/KCK’nın sözde İran sorumlusu ‘Nujiyan Amed’ kod isimli Saliha Akbıyık’ı, Irak’ın Süleymaniye kentinde düzenlediği nokta operasyon ile etkisiz hale getirdi.
MİT’in saha çalışmaları neticesinde PKK/KCK’lı Saliha Akbıyık’ın, Irak/Süleymaniye kırsalında İran sınırındaki Süleymaniye/Pencevin bölgesinde olduğu tespit edildi. MİT’in saha ajanları tarafından adım adım izlenen Saliha Akbıyık, en uygun anda düzenlenen nokta operasyon ile etkisiz hale getirildi. Nokta operasyonu ile etkisi hale getirilen ‘Nujiyan Amed’ kod Saliha Akbıyık’ın terör örgütünün İran yapılanmasında birinci derece sorumlu olarak faaliyet yürüttüğü belirtildi. 1993 yılından bu yana örgüt içinde bulunan Akbıyık’ın, İran-Irak sınır hattında barınan tüm teröristlerin faaliyetlerinden de birinci derecede sorumlu olduğu ifade edildi.
Saliha Akbıyık hakkında
PKK/KCK Merkez Komite ile YJA Star Merkez Karargah üyesi olan Saliha Akbıyık’ın aslen Diyarbakırlı olduğu belirtilirken, 1993 yılında Mersin’de PKK/KCK’nın kırsal kadrolarına katıldığı ve Yunanistan’da terör örgütünün kamplarında eğitim aldığı aktarıldı. Suriye’de bulunduğu dönemde gençlerin örgüte katılımını sağlayan Akbıyık’ın, terör örgütünün toplumsal, siyasi ve silahlı kanatlarında faaliyet gösterdiği, Irak’a geçtiği dönemde ise Kandil, Zap, Metina ve Mahmur’da silahlı faaliyetlerde yer aldığı belirtildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOKAT – Tokat’ta konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “İlk 8 ayda yaklaşık 900 bine yakın gıda denetimi yapıldı. Bunların içerisinde yaklaşık 13 bin 500 işletmeye yaptırımda bulunduk. Bunlara ilişkin yaklaşık 700 milyona yakın ceza kesildi” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Tokat’a geldi. İl protokolü tarafından Erbaa ilçe girişinde karşılanan Bakan Yumaklı, ilk olarak ilçedeki çiçek seralarında incelemelerde bulundu.
“310 işletmeye de suç duyurusunda bulunarak yaptırımlara tabi tuttuk”
Gıda denetimleriyle alakalı bilgiler veren Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Denetimlerimizin devam ettiğini, hiç duraksamadan çok farklı ortamlarda da belirttik. İlk 8 ayda yaklaşık 900 bine yakın gıda denetimi yapıldı. Bunların içerisinde yaklaşık 13 bin 500 işletmeye yaptırımda bulunduk. Bunlara ilişkin yaklaşık 700 milyona yakın ceza kesildi. 310 işletmeye de suç duyurusunda bulunarak yaptırımlara tabi tuttuk. Bizim her zaman söylediğimiz bir şey var. Gıda güvenilirliği ya da güvenilir gıdaya ulaşmak Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan bütün vatandaşlarımızın en tabii hakkıdır. Buna ilişkin bunun aksine herhangi bir uygulamada bulunanların her zaman için karşısında olduk ve bunları denetimlerimizle azaltmaya, yok etmeye kararlıyız. Bu noktada tüketicilerimizin, yani vatandaşımızın en etkili denetçi olduğunun bir kez daha altını çizelim. Vatandaşlarımız herhangi bir şekilde güvenilir gıda ile alakalı uygunsuzluklar tespit ettiklerinde alo 174 hattını kullanarak bize ulaşabilirler. Bu denetimlerimiz aralıksız bir şekilde devam edecek. Bu konuda herhangi bir toleransımız yok. Olmayacak da” dedi.
“Erbaa kesme çiçekçilik alanında Türkiye ekonomisine 85 ülkeye 105 milyon dolarlık bir ihracat ile katkıda bulunuyor”
Erbaa çiçek serası belgesiyle alakalı bilgiler de veren Bakan Yumaklı, “Erbaa çok farklı bir yönüyle aslında ülkemizin gündeminde. Çiçekçilik sektörü çok büyük bir sektör. Genelde Akdeniz havzasında olduğu düşünülür. Ancak burada bugünkü değeri itibariyle yaklaşık 1 milyar liralık TKDK destekleriyle oluşturulmuş bir yatırım var. Özellikle kesme çiçekçilik konusunda hakikaten Anadolu’da da bu işin yapılabileceğini ve ekonomik bir değerinin olduğunu gösteren çok önemli bir yatırım. Buradaki hem yatırımcıların hem üreticilerin, buradaki halkı da içine katarak ekonomik değer oluşturması söz konusu. Türkiye’de yaklaşık 58 bin dekarda süs bitkileri üretimi yapılıyor. Bunun yüzde 70’i dış, yüzde 30’u iç mekan kesme çiçek ve farklı oranlardan. Burada oluşan ekonomi yaklaşık 85 ülkeye 105 milyon dolarlık bir ihracat ile katkıda bulunuyor. Bizim amacımız coğrafyası, iklim ya da toprak şartları uygun olan çok farklı şehirlerde de bunun gelişmesini sağlamak. Tokat bu anlamda hem ismi itibariyle hem toprağı itibariyle hem de bunları yapmakla alakalı kararlılığı itibariyle son derece önemli. Ben inanıyorum ki bundan sonraki dönemlerde de bu yatırımlar gelişecek ve kesme çiçekçiliği konusunda dünyada kendisinin ürünlerine başvurulduğu merkezlerden birisi haline gelecektir” diye konuştu.
Bakan Yumaklı ve beraberindeki heyet çeşitli programlara katılmak üzere kent merkezine hareket etti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özgür Özel : CHP, Türkiye‘nin 1’inci partisidir (2)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da kurultayda konuştu. İmamoğlu, seçmenin kendilerine güvenip, belediyeleri emanet ettiğini belirterek, “Seçmen şimdi belediyeleri nasıl yönettiğimize bakacak. Belediyelerimizi iyi yönetemediğimize kanaat getirirse iktidarı bize vermez. Onun için bugün belediye başkanı olmuş her arkadaşım zannetmesin sadece beldesini, sadece ilçesini, sadece ilini, sadece büyükşehrini temsil ediyor; milyonlarca Cumhuriyet Halk Partisi üyesini, Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş, oyunu vermiş ve hatta bizden umudunu taze tutup bizi gözleyen 86 milyon insan için görev yaptığını unutmayacak. Bu kadar net. Yeni bir programla halkımıza hep birlikte şu sözü vermeliyiz; Cumhuriyet Halk Partisi; halkın yegane dayanağı, mağdurların sözcüsü, kapsayıcı, reformcu, icraatçı ve halkçı bir partidir. İkinci yüzyılda partiyi tıpkı ilk yüzyılda kurucu liderlerimizin yaptığı gibi sıçrayarak kalkındıracak, zenginleştirecek ve demokratikleştirecektir. Bunu diyeceğiz. Bu ertelenemez en önemli görevimizdir. Duygumuzu ve düşüncemizi birbirimize aktaracak, hep birlikte ortak aklı çalıştıracağız. Dostun da düşmanın da gözü burada. Demokrasi yoksa ortak akıl yoktur. Ortak akıl yoksa tek adam vardır. Bu nedenle ülkemize demokrasiyi getirmek için mücadele eden bizler partimizin daha da demokratikleşmesi için dün çalıştık, bugün çalışıyoruz, yarınlarda da çalışmaya devam edeceğiz. Onun için ön seçimi savunduk, savunuyoruz” diye konuştu.
‘CUMHURİYET HALK PARTİSİ DEĞİŞECEK, TÜRKİYE DEĞİŞECEK’
Türkiye‘de uzun süredir siyaset alanının yargı eliyle dizayn edilmeye çalışıldığını ifade eden İmamoğlu, “Hiçbir rekabette, yarışta kurallar oyun başladıktan sonra değiştirilmez. Gördünüz mü böyle bir oyun? Oyun bile yok. Adil rekabette kirli eller müdahale etmez, edemez. Sandıkta başa çıkamayınca yargıyı sopa gibi kullanmaktan, üzerimize kılıç gibi sallamaktan imtina etmiyorlar. Aslı astarı olmayan, ceviz kabuğunu doldurmayacak işlerden soruşturmalar, davalar, siyasi yasaklar gırla gidiyor. Amaçlarını biliyoruz. Hepsini tanıyoruz. Ne kendileri ne de izledikleri yol bize yabancı değil. Yenemeyeceklerini anladıkları rakiplerini yargıyı alet ederek yarış dışı bırakmaya çalışıyorlar. Daha önce yaptılar ama bilsinler ki yargısal tacizden sonuç almaları mümkün değildir. Ne bir önceki genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na ne bana ne de diğer arkadaşlarımıza ya da başka siyasi kişiliklere ya da kimliklere bu tarz açtıkları, açacakları davalarla bizi yolumuzdan ayıramazlar, amaçlarına ulaşamazlar. Er meydanında töreyi bilen pehlivan faul yapmaz. Benim bu büyük millete olan inancım tam. Biliyorum ki Türkiye, yeni dünyada hak ettiği yeri alacak; devletimizi adil, demokratik ve güçlü yapacağız. Kim yapacak? Biz yapacağız biz. Ülkemizi özgür kılacağız. Hem de çok yakın bir gelecekte. Milletle yeniden büyük bir hikaye yazacağız. Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir. Cumhuriyet Halk Partisi değişecek, Türkiye değişecek” dedi.
MANSUR YAVAŞ’TAN SİTEM
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından kürsüye gelen Mansur Yavaş, kurultayın hayırlı olmasını dileyerek, “Polemik falan çıkarmak istemiyorum ama ben de Ekrem Başkanımın güzel konuşması gibi sizlere bir konuşma yapmak isterdim. Hazır bir şekilde Türkiye’nin tüm sorunlarına değinen ve bu konulardaki fikirlerimi de açıklamak isterdim. Ama maalesef 1 saat önce bana telefon açılıp, ‘Siz de konuşun’ denildi. Yani bir kasıt aramıyorum ama kurumsal bir partide eğer 2 belediye başkanı konuşturuluyorsa şöyle bir sorun vardır; aylardır yakılan fitne ateşine, yani ‘Ekrem mi Mansur mu?’ ki şiddetli bir şekilde karşı çıkıyoruz. Bu konuda Sayın Genel Başkanımızın görüşü belli, açıklamaları belli. Biz 14 tane Büyükşehir Belediye Başkanıyız. Sadece 2’sini konuşturursanız maalesef buradan biz de fitne ateşine odun atmış oluyoruz. Ben isterdim ki bütün arkadaşlarımız bu konuda görüşlerini açıklasın ya da eğer ileriye matuf bir şey düşünülüyorsa 2 arkadaşımıza da, ikimizde farklı fikirlerde değiliz, aynı şeyleri anlatacağız, aynı duygulara sahibiz ama en azından 1 gece öncesinden prompterde hazırlayarak ya da promptersiz bir konuşma da hazırlayabilirdik ve Türkiye’nin tamamına biz de bir mesaj verebilirdik. Bunları sorun etmiyorum. Çünkü partimiz tüzük kurultayını başarıyla atlatmıştır. Arkasından program kurultayını da bir an evvel yapacak ve bu ülke için ne hizmetler yapacağımızı, nasıl başarılı olacağımızı mutlaka ortaya koyacağız” ifadelerini kullandı.
ÖZEL’DEN CEVAP: TÜM SORUMLULUK BANA AİT
Yavaş’ın konuşmasının ardından kürsüye gelen Genel Başkan Özgür Özel ve Büyükşehir Belediye başkanları ile belediye başkanları kürsüye davet edildi. Burada mikrofonu alan CHP Lideri Özel, “Sevgili Mansur Başkanımın konuşmasıyla birlikte sakın ha sakın basın sanar ki iki gözümüzden bir tanesi kurumuş bir tanesi yaşarmış. İkisini de iki gözümden başka birbirinden ayırmam. İki tarafımdaki kimseyi de birbirinden ayırmam. Ne olduysa şu yüzden oldu; program yapılırken, dün ben konuşacağım, sonra Selin Hoca konuşacak, bırakılacak; bugün de oturumlar yapılacaktı. Bundan birkaç gün önce Ekrem Başkan planlanan marjda bir söz istemişti. O sözler dün uzayıp da bugünlere kalınca ben bu sabah yani toplantıdan 1,5 saat önce Selin Hoca’ya dedim ki ‘Ne yapıyoruz?’ O da dedi ki ‘Böyle bir akışımız var’. Dedim ki ‘Böyle bir akış varsa Mansur Başkana da soralım, arzusu varsa ona da bir söz hakkı verelim’. Burada bütün sorumluluk genel başkan olarak bana aittir. Ne Selin Hocanın ne Ekrem Başkanın ne Divan Başkanının değil, tüm sorumluluk bana aittir. Eğer bir kişinin hakkı birine geçtiyse o hakkı helal etsin, sorumluluk benim, benim de kusurumu affetsinler. Bu aile bugünden birlik ve beraberlik içinde ayrılacak bir ailedir” diye konuştu.
Özel ayrıca, “Belki Ekrem Başkanın da bir cümle kurması lazım çünkü onu da töhmet altında bırakmak istemeyiz. Ama birimiz sağ kolumuzsa öbürümüz sol kolumuz. Birimiz sağ gözümüzse öbürümüz sol gözümüz. Bu ikisiyle birlikte bu iki yanımdakilerin hepsi iktidarımızın anahtarlarını ellerinde taşıyan göz bebeklerimizdir, onları yürekten alkışlamanızı istiyorum” dedi.
İMAMOĞLU: BİZİM ARAMIZDA BİR SORUN OLMAZ
İmamoğlu ise, “Eksik tarafı şöyle; benim ruhumu bilmiyor kimse. Şimdi sayın başkanımız buraya çıkıp bu sitemi yaptığı an itibarıyla bir kere şunu izah etmem lazım; sayın genel sekreterimize dedim ki ‘Bu bir program. Kurultay aynı zamanda. Benim bir belediye başkanı olarak yerel yöneticiler adına beklentilerimi, düşüncelerimizi ifade etmek istediğim bir konuşma yapmak istiyorum ama ilavesinde hukuki süreçle ilgili duygularımı paylaşmak istiyorum’. Çarşamba günü konuştuk. ‘Başkanım bir ayarlayalım, bakalım, haber verelim’ dediler. Bu kadar şeffaf. Onun için bizim aramızda bir sorun olmaz. Ama olan biten budur. Senin rahatsız olacağın bir yerde duysam, bilsem, konuşmamı yere atar, konuşmam yerimde otururum başkanım, hiç endişen olmasın” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEĞMENLERİN “KILIÇLI” YEMİNİ ORTALIĞI KARIŞTIRDI
Kara Harp Okulu‘nda 30 Ağustos’taki mezuniyet töreninde teğmenlerin kılıç çekip, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” şeklinde slogan atmasının yankıları sürerken, tartışma iyice alevlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada, “Bu kılıçları kime çekiyorsunuz? Milli Savunma’yla görüşmelerimizi yaptık ve bunların süratle temizlenmesi için de adımlarımızı atıyoruz.” dedi.

AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÇELİK’TEN YENİ AÇIKLAMA
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik katıldığı Habertürk canlı yayınında konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Geçtiğimiz günlerde AK Parti MKYK toplantısının ardından teğmenlerle ilgili, “Silahlı kuvvetlerin ebedi başkomutanı Atatürk’e saygı gösterildiği zaman ‘bu Erdoğan’a mesajdır’ şeklinde çarpık biçimde konuyu ele alanlar var. Atatürk’e gösterilen saygıyı cumhurbaşkanımıza dönük şekilde ele alınması sağlıksızdır.” diyen Ömer Çelik, bir disiplinsizlik varsa gereğinin yapılacağını vurguladı.
“TEĞMENLERE HAKARET DOĞRU DEĞİL”
Çelik, şunları söyledi: Görüntülerden sonra tartışmayla ilgili dört kategoride bir şey söyledim. Vatandaşlarım haklı olarak bu tip görüntülerde eski Türkiye’de vesayet görüntüleri mi çıkıyor, bir kalkışma mı var diye duyarlılıklarını dile getirdiler dedim. Bu son derece saygıdeğerdir, dedim. Bu sevince ortak olan vatandaşlarımız var. İki konu gündeme geldi. Bunlara cevap vereyim derken teğmenlere hakaret ifadeleri kullananlar oldu. Bu da doğru değil. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin güvenlik ve dış politikasına ilişkin çok net mesajlar verdi. Burada üç kuvvetten de kadın teğmenler birincilikle çıktı. Ortaya çıkan görüntüyle ilgili olarak, ilk başta söyledim, demokratik denetim mekanizmaları çalışıyor, dedim. TSK için de geçerlidir bu. Asker-sivil ilişkilerin yerli yerine oturtulması konusunda büyük tecrübemiz var.
“VATANDAŞLARIMIZIN HASSASİYETLERİ SON DERECE SAYGIDEĞER”
Burada hassasiyet gösterilen konu, alternatif yemin konusunun ortaya çıkmaya söz konusudur. Askerlik yüzde 100 disiplin gerektirir. Geçmişte yeni mezunların, bazı emekli askerlerin vesairenin başka türlü kodlamaya çalıştığını da biliyoruz. 27 Nisan sürecinde de gördük. Başka zamanlarda da gördük. Bütün bu çerçeveyi 360 derece görebilecek durumdayız. Buradan antidemokratik bir hareketlilik mi var diye hassasiyetini gösteren vatandaşlarımızın söyledikleri son derece saygıdeğer.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik
“CUMHURBAŞKANIMIZ ORDULARIMIZIN BAŞKOMUTANIDIR”
Birileri sosyal medyada ‘bu hükümete karşı yapıldı, mesaj verildi’ gibisinden mesajlar incelenecektir. Bugün Cumhurbaşkanımızın konuşmasında ifade ettiği gibi ilk sonuçlarının da çıktığı görülüyor. Cumhurbaşkanımız anayasa gereği ordularımızın başkomutanıdır. Geçen sene hatırlarsanız bir olay olmuştu. Atatürk rozeti takıp takmamayla ilgili. Daha sonra buna müdahale söz konusu olmuştu. O zaman da Atatürk rozeti taktı, takmadı üzerinden tartışma yürütüldü. Burada her iki tarafın da yaptığı disiplinsizlik. Sonuçta bu incelendi ve gereği yapıldı.
“KASIT, İHMAL, DİSİPLİNSİZLİK VARSA İNCELENECEK”
Büyük çoğunluğu itibariyle böyle bir mezuniyet töreninden sonra topyekün suçlamaya gitmek, çirkin ifadeler kullanmak da doğru değil. Demokratik mekanizmalar işliyor şu anda. Kasıt, ihmal, disiplinsizlik bu bağlamda incelenecek ve gereği yapılacak. Ben siyaset tarafında durduğum için. Soruşturmanın sonucunu görelim. Cumhurbaşkanımızın bugünkü açıklaması net bir şekilde ifade ediyor. Anti demokratik motivasyonla hareket edenler de tespit edildiği ortaya çıkıyor. Bunlar incelenecektir.
“TSK’YI EN ÇOK YIPRATAN ŞEY DARBELERDİR”
Demokrasi konusunda mutlak ve kesin bir hassasiyet olması lazım. TSK’yı en çok yıpratan şey, bu darbeler, postmodern darbeler, kalkışmalar çerçevesinde TSK’nın istismar edilmesidir. Silahlı güç meşruiyetini cumhuriyetten alır. Ordu milletin gözbebeğidir. Geçmişe doğru okuma yaptığınızda bütün darbeler dış odaklı projedir. Türkiye’nin egemenlik sistemine çökmek isteyen, milli dinamikler dışında istikamet vermek isteyenlerin ürettiği projelerdir darbe. En büyük yanlış silahlı kuvvetin kendi milletine silah çekmesidir. Bu konuda vatandaşlarımızın hassasiyet göstermesi son derece önemlidir.
Çok uzun zaman boyunca, AK Parti kurulduğundan 15 yıl sonrasına kadar en önemli mottolardan birisi sivil siyasetin üstünlüğüdür. Bir mesele darbe midir, kalkışma mıdır, disiplinsizlik midir, kasıt mıdır, ihmal midir bunlar farklı farklı şeylerdir. Bunlar değerlendirilecektir. Farklı yemin okuma meselesinin düzenlenmesi gerektiği net bir şekilde açıktır. Sayın Özgür Özel ‘Atatürk diyen çocuklara soruşturma açıyorsunuz’ diyor. Bu yanlıştır. Burada disiplinsizliğe soruşturma açılıyor.
“TARTIŞMAYI ATATÜRK EKSENİNE TAŞIDIĞINIZDA ASIL MECRASINDAN ÇIKARIYORSUNUZ”
27 Nisan’da muhtıra teşebbüsünde Atatürkçü düşünceye uygun Cumhurbaşkanı diyordu. Bu askeri bürokrasinin işi değil ki? Bu tartışmayı Atatürk eksenine taşıdığınız zaman asıl mecrasından çıkarıyorsunuz. Ağır tecrübelerimiz var, gösterilen hassasiyet normal. Burada mesele, güvenlik mekanizmasının siyasi odak haline getirilmesidir. Hukuk dışı vatanseverlik olmaz. En yüksek sadakat anayasal düzeninedir. Tarihi perspektif olarak söylüyorum, aktüel olana gönderme yapmıyorum. Anayasal düzenin dışına çıktığınızda ortada ne Cumhuriyet ne demokrasi ne de ordu kalır.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖZDAĞ’DAN ENGİN POLAT’A: HAPİSHANEDEN NASIL ÇIKTIĞINI BİLİYORUM, YAZAMIYORUM”
Kara para aklama ve vergi kaçırma suçundan yargılanan Engin Polat, önceki gün hakim karşısına çıktı. Engin Polat’ın yanı sıra diğer tutuklu sanıklar tutuklu sanıklar Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve muhasebeci Ahmet Gün tahliye edildi. Kararın yankıları sürerken, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hapishaneden nasıl çıktığını biliyorum. Ne yazık ki yazamıyorum.” dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ
“BİR ARKADAŞIM TESADÜFEN İKİ POLİTİKACI ARASINDAKİ KONUŞMAYI DİNLEMİŞ”
Özdağ’ın ne bildiği merak edilirken, katıldığı Sözcü TV yayınında sözlerine açıklık getirdi. İki politikacı arasındaki konuşmada pazarlık yapıldığını iddia eden Özdağ, isim vermedi. Özdağ şunları söyledi: “Ben şeffaf siyaset gereği bildiklerimi çoğu zaman halkla paylaşırım. Mili güvenlik meseleleri ile ilgili bir şey olursa bunu paylaşmam ve paylaşmayacağımı da söylerim. Bu karar çıkmadan önce bir arkadaşım tesadüfen iki politikacı arasındaki konuşmayı ve konuşmanın içeriğini dinlemiş. Bana karar çıkmadan önce yazılı olarak aktardı.

“PAYLAŞMAM İKİ SİYASETÇİNİN DE İKİ İNKAR ETMESİYLE SONUÇLANACAK”
Ben de ‘bunu paylaşabilir miyim?’ diyerek hukukçularla konuştum. Hukuken paylaşmamın sakıncalı olduğunu ifade ettiler. Ben de onun için ‘nasıl olduğunu biliyorum ama paylaşamam’ dedim. Paylaşmam iki siyasetçinin de inkar etmesiyle sonuçlanacak. Bu açıdan paylaşmak hukuken doğru değil.
“BİR PAZARLIK OLMUŞ, MİKTAR TELAFFUZ EDİLMİŞ”
Çok saygıdeğer bir hukukçu hanımefendi paylaşmam doğrultusunda bir tweet attı. Ben de kendisini aradım ne olduğunu anlattım ve ‘paylaşırsam savunmamı üstlenir misiniz?’ dedim. ‘Hiç yaklaşmam’ dedi. İki kişi arasında bir konuşma olmuş, bir pazarlık olmuş, miktar telaffuz edilmiş. Bana gelen bilgi bu. Bu konuşmayı yapanlar bilsinler ki ben ne konuştuklarını biliyorum.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEL AVİV – İsrail‘de aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’e sahilde eline aldığı bir miktar kumu atan 27 yaşındaki kadın gözaltına alınarak hapishaneye gönderildi.
İsrail‘in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, dün başkent Tel Aviv’deki Geula plajına gerçekleştirdiği ziyaret sırasında protesto edildi. Sahildeki İsrail vatandaşları Gazze’deki esirlerin serbest bırakılması için henüz anlaşma sağlayamayan Ben Gvir’e tepki gösterdi. İsrailliler, “Sen bir katilsin, sen bir teröristsin, senin yüzünden Gazze’de rehineler ölüyor. Burada yürümeye nasıl cesaret edersin?” şeklinde sloganlar attı. O sırada denizde bulunan 27 yaşındaki Noa Goldenberg, İsrailli bakana avucuna aldığı bir miktar ıslak kumu fırlattı. Olay anına ilişkin görüntülerde öfkelenen Ben Gvir ve ekibinin kumun geldiği yöne doğru ilerlediği görüldü. Kumu attığı tespit edilen Goldenberg, polis tarafından gözaltına alınarak Ramle şehrindeki Neve Tirtza Kadın Hapishanesi’ne gönderildi. Geceyi cezaevinde geçiren Goldenberg’in bugün hakim karşısına çıkana kadar cezaevinde tutulması bekleniyor.
“Polis, kızımın hayatını tehlikeye atıyor”
Gözaltına alınan hükümet karşıtı protestocuları temsil eden aktivist bir grup, Goldenberg’in tıbbi gerekçelerle serbest bırakılması için mahkemeye dilekçe verdi, ancak talepleri reddedildi. Genç kadının annesi Sharon Goldenberg sosyal medya hesabından kızının parmaklıklar arkasındaki fotoğrafını paylaşarak, “Bu, Ben Gvir’e kum attığı gerekçesiyle sahilde gözaltına alınan kızım. Diktatörlük polisi, kronik hastalığı olan kızımın hayatını hiçbir gerekçe göstermeden tehlikeye atmaya ve onu gözaltında tutmaya karar verdi. Sabıka kaydı yok, tehlikesi sıfır. Ama bu yukarıdan gelen bir talimat. Eğer dışarıda hala aklı ve kalbi olan biri varsa lütfen kızımı serbest bırakın” ifadesini kullandı.
İsrailli bakan Ben Gvir, Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması için Hamas’la ateşkes anlaşması yapılmasını engellemekle suçlanıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cenevre Posta Merkezi’nin bulunduğu meydanda toplanan göstericiler, Cenevre Gölü kıyısında Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nin bulunduğu tarihi Palais Wilson binasına kadar yürüdü.
Ellerinde Filistin bayrakları taşıyan göstericiler, İsrail’in, Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’da gerçekleştirdiği saldırılara ve bunun sonucunda yaşanan sivil ile çocuk ölümlerine tepki gösterdi.
Gazze’deki “soykırımın durdurulmasını” ve “derhal ateşkes sağlanmasını” talep eden göstericiler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Joe Biden’ın yanı sıra onlara destek veren ülkeler aleyhine sloganlar attı.
Yaklaşık 2,5 saat süren gösteri, daha sonra sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Viyana’da yabancıların yoğunlukta olduğu 10’uncu bölgedeki Kültürler Meydanı’nda toplanan göstericiler, Filistin bayraklarının yanı sıra “Hemen ateşkes”, “Soykırıma hayır”, “Terörist İsrail” yazılı pankartlar taşıdı.
Gösteride Filistinli Doktor ve Eczacılar Derneği adına konuşan Dr. Shadi Abu Daher, Gazze’de İsrail’in aralıksız sürdürdüğü saldırıların yanı sıra sağlık hizmetlerinin bitme noktasına gelmesi nedeniyle de ciddi bir insani dramın yaşandığını, İsrail yönetiminin çok sayıda doktoru keyfi nedenlerle tutukladığını dile getirdi.
Daher, bazı uluslararası kuruluşların Gazze’ye yönelik çalışmalarına işaret ederek, Gazze’de yoğun bombardıman nedeniyle yıkılan binaların altında kalan Filistinlilerle ölü sayısının 180 bine ulaştığının ifade edildiğini söyledi.
“Filistin’in özgürlüğü için mücadele eden Türk aktivist başından vuruldu”
İsrail’in ateşkes ya da barış istemediğini vurgulayan Daher, “Siyonist İsrail devletinin ateşkes yapmak gibi bir amacının olmadığını biliyoruz. Bunun için en belirgin gösterge, son haftalarda Batı Şeria’da şu ana kadar yaklaşık 700 Filistinlinin katledilmesidir. Yalnız Filistinliler hedef alınmıyor. Dün Türk-ABD vatandaşı, 26 yaşındaki aktivist Ayşenur Ezgi Eygi, İsrail askerleri tarafından başından hedef alınarak vuruldu. Filistin halkının özgürlüğü için mücadele eden ve onlara karşı duran kim varsa ortadan kaldırmak istiyorlar.” dedi.
Sosyolog Irina Vana da yaklaşık bir yıldır Gazze’de “soykırım” ve şiddetin derinleşerek sürdüğünü, yalnız Gazze’de değil işgal altındaki Batı Şeria’da da sivillerin hayatlarını kaybettiğini, yerleşimcilerin kendilerine ait olmayan topraklarda hak iddiasında bulunduklarını ifade etti.
“Liste Gaza-Soykırıma Karşı Oy Ver”
Vana, Avusturya’da Filistin ile dayanışma gösteri ve eylemlerine yönelik artan baskılara, İsrail’e verilen sınırsız desteğe işaret ederek şunları söyledi:
“Avusturya’da Filistin halkıyla dayanışma içinde olduğunu gösteren bir yaklaşım olmadığı için, Filistin topraklarının işgal edilmesine karşı bir duruş sergilenmediği için, Filistinlilerin sürgün edilmesine, süren katliamlara karşı bir ses çıkarılmadığı için Liste Gaza (Gazze Listesi siyasi oluşum) – Soykırıma Karşı Oy Ver kuruldu. Bu siyasi oluşumun kurulmasındaki hedeflerden biri de Filistin dayanışmasının illegalleştirilmesini önlemek ve duyulmasını sağlamak.”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının bir kez daha protesto edildiği gösteride yapılan konuşmalarda, özellikle 700 binin üzerinde Müslümanın yaşadığı ülkede, ciddi bir insan ağına sahip Müslümanlara ait sivil toplum kuruluşlarının Gazze’ye yönelik saldırılara sessiz kalmasına da tepki gösterildi.
Konuşmaların ardından göstericiler, 10’uncu bölgedeki Antonsplatz Meydanı’na yürüdü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dakika haberine göre Yeniden Refah Partisi’ndeki istifalar sürüyor.
31 Mart yerel seçimlerinden sonra Yeniden Refah Partisi’nde (YRP) başlayan huzursuzluk, istifalara neden olmuştu.
YRP’den istifa ederek AK Parti’ye geçen İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu ve birçok belde ve ilçe belediye başkanından sonra ses getirecek bir istifa daha oldu.
KASIM GÜLPINAR YRP’DEN İSTİFA ETTİ
Son istifa, partinin tek büyükşehir belediyesinden geldi.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Yeniden Refah Partisi’nden istifa ettiğini açıkladı.
Konuya ilişkin bir video mesajı yayınlayan Gülpınar, görevine bağımsız devam edeceğini söyledi.
“GÖREVE HERHANGİ BİR PARTİDEN BAĞIMSIZ DEVAM ETME KARARI ALDIM”
Gülpınar, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Sizlerin değerli talepleri neticesinde başlattığımız adaylık sürecini 31 Mart’ta taçlandırdık.
Sizlerin taleplerine her zaman öncelik gösterdim. Bu süreçte hep şeffaf oldum. Bugüne kadar bizlere kucak açan halkımız için en doğru zeminde hizmet ve görevimizi yapma gereksinimi hasıl olmuştur.
Kıymetli hemşehrilerimizin kutsal emanetini taşıyıp, her zaman olduğu gibi yine sizlerin talebini aldık alacağız ve her kararımızda uygulayacağız.
Bu olgularla birlikte gündemi meşgul eden durumlara son vermek, Şanlıurfa’ya daha iyi hizmetlere odaklanabilmek için halkımızın ortak görüşü ile görevime herhangi bir siyasi partiden bağımsız olarak devam etme kararı aldık.”

YRP’DEN AK PARTİ’YE GEÇEN DİĞER İSİMLER
14 Ağustos’ta düzenlenen AK Parti’nin 23’ncü kuruluş yıl dönümünü kutlamalarında daha önce YRP’den istifa eden Cömert Özen (Adana/Feke), Emrullah Akpunar (Erzurum/Aziziye), Fehim Kaya (Muş/Bulanık/Yoncalı), Ömer Faruk Yenilmez (Muş/Merkez/Yeşilova), Mesut Karayiğit (Ordu/Çaybaşı), Refahattin Şencan (Samsun/Ayvacık), Nevzat Karasu (Erzurum/Karaköy) AK Parti’ye katılmıştı.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANAYASA Mahkemesi (AYM), sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ilgili CHP’nin iptal başvurusunu esastan inceleme kararı aldı. AYM önünde toplanan hayvanseverler yasanın iptal edilmesini istedi.
CHP, 2 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17 maddelik yasanın 16 maddesinin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle AYM’ye başvurdu. AYM, CHP’nin başvurusuyla ilgili bugün ilk incelemesini yaptı. Yüksek mahkeme dava dosyasının esastan incelenmesine ve yürütmeyi durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına karar verdi.
AYM ÖNÜNDE TOPLANDILAR
Öte yandan AYM önünde toplanan hayvanseverler, söz konusu düzenlemenin iptal edilmesini istedi. Grup adına açıklama yapan Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Haydar Özkan, “Kanunun ana hedefi kısırlaştırmaydı; ama maalesef ne hükümetin kendi belediyeleri ne de iktidar belediyeleri kısırlaştırma yapmadı. Merkezi hükümetse bu kısırlaştırmayı yaptıramadı. Merkezi hükümet görev yaptıramadığı için bugünkü yasa ile 7527 sayılı ‘katliam yasası’ ile belediyelere tekrar öldürme yetkisini verdi. Resmen belediyelere ‘öldürebilirsiniz’ dediler. Anayasa Mahkemesi mensuplarına diyoruz ki, ülkemize sürülen bu kara lekeyi, ülkemize getirilen bu katliam yasasını asla ve asla onaylamanız mümkün değildir. Onun için bu yasayı insanlık adına, vicdan adına, doğa ve çevre adına ve İslam adına lütfen geri çeviriniz, kabul etmeyiniz, iptal ediniz. Bu yasanın iptal edilmesini yüce Türk adaletinden bekliyoruz” dedi.
‘100’DEN FAZLA HAYVAN ÖLDÜ’
Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu ise “İptali talep edilen 7527 sayılı yasa yürürlüğe girdiği 2 Ağustos 2024 tarihinden itibaren, yasanın gündeme alındığı 5 Eylül 2024 tarihine kadar kamu yararına aykırı olan, telafisi mümkün olmayacak sonuçlara yol açmış olup, bu konuda baromuza yapılan ihbarlar ve haricen tespit ettiğimiz vakalar Anayasa Mahkemesi’nin dikkatine sunulmuştur. Bu belgelere göre bu sürede bilinen 100’den fazla hayvan ölmüştür. Yasanın niçin esas yönünden anayasaya aykırı olduğunu tespit ettiğimiz neticeler meydana gelmiş ve yasa yürürlükte kaldığı her geçen gün, bu neticelerin meydana geleceği öngörülmektedir. Yüzlerce hayvanın ölmesi ve eziyete maruz kalmasının önlenmesi, ancak ve ancak Anayasa Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı vermesi ile mümkün olacağından, anayasaya açıkça aykırı olan ve iptali istenen hükmün iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün de durdurulması gerektiği kanaatine vardığımızı saygıyla bildiririz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MSB’den Netflix’te yayınlanacak “Famagusta” dizisine tepki
ANKARA – Milli Savunma Bakanlığı son bir haftada 40, bu yılın başından itibaren bin 868 teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.
MSB tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başta PKK/KCK/PYD- YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelenin kesintisiz olarak sürdürüldüğünü belirterek, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son bir haftada 40, bu yılın başından itibaren bin 868 teröristi etkisiz hale getirmiştir” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk şöyle devam etti:
“Ayrıca Irak’ın kuzeyindeki Metina, Zap, Gara, Hakurk, Kandil ve Asos’ta bulunan terör hedeflerine yönelik 2 Eylül’de icra edilen hava harekatıyla içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, depo ve terör örgütünün kullandığı tesislerden oluşan 20 hedef başarıyla imha edilmiştir. İcra edilen hava harekatında azami oranda yerli ve milli mühimmat kullanılarak çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmiştir. Hedeflerdeki etki kıymetlendirmesi devam etmektedir.”
Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı teröristin daha Habur’daki Türk Hudut Karakoluna teslim olduğunu bildiren Tuğamiral Aktürk, 4 Eylül’de Pençe operasyonu bölgesinde rahatsızlanarak şehit olan Piyade Binbaşı Osman Ayan’a Allah’tan rahmet diledi.
“4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 531 şahıs yakalanmıştır”
Sınır birliklerinin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiğine dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, “Son bir hafta içerisinde, 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 531 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 598 olmuştur. Son bir haftada engellenen bin 370 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 73 bin 787’ye ulaşmıştır” açıklamasında bulundu.
Bakanlıktan “Famagusta” dizisine tepki
Bir dijital yayın platformunda 20 Eylül’de yayınlanacak olan “Famagusta” isimli diziye tepki gösteren Tuğamiral Aktürk, “Tarihi gerçekleri çarpıtarak Rum çeteler tarafından acımasızca katledilen Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin aziz hatıralarına büyük saygısızlık içeren ve dijital bir platformda yayınlanacağı duyurulan kara propaganda amaçlı “Famagusta” adlı dizi ve benzeri provokatif girişimlerin Rum tarafı dahil kimseye bir yarar sağlamayacağı açıktır. Her iki tarafa barış ve huzur getiren Kıbrıs Barış Harekatı’nı karalayan, çözümsüzlüğe hizmet eden bu tarz beyhude çabalar; Ada’da sağlanan güvenlik ortamına zarar vermektedir” diye konuştu.
“Milli Davamız Kıbrıs konusunda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıslı kardeşlerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz”
Tuğamiral Aktürk konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Öte yandan, Bakanlığımız tarafından hazırlanan Kıbrıs Barış Harekatı’na giden süreçte uydurma senaryoların değil, yaşanan gerçeklerin anlatıldığı ’50’nci Yıl Belgeseli’ İngilizce alt yazılı olarak çeşitli platformlarda yayınlanacaktır. Milli Davamız Kıbrıs konusunda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıslı kardeşlerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz. Ayrıca Milli Mücadele döneminde Yunan ordusunun halkımıza yaptığı zulüm ve yaşattığı acıların objektif ve tarihsel dokümanlara dayanarak anlatıldığı ‘Ertesi Gün’ adlı belgesel 9 Eylül’de TRT Belgesel’de yayınlanacaktır.”
Milli Savunma BakanıYaşar Güler’in programına ilişkin konuşan Tuğamiral Aktürk, “Bakanımız, bugün Kuveyt’in Ankara Büyükelçisini kabul edecektir” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk ayrıca Türkiye ile Yunanistan arasında “Güven Artırıcı Önlemler 2024 Yılı Uygulama Planı” kapsamında 1’inci Ordu Komutanı’nın, 11-12 Eylül’de Yunanistan 1’inci Ordu Komutanı’nı ziyaret edeceğini dile getirdi.
Tuğamiral Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından, muhtelif miktarda OMTAS Kuleli Zırhlı Tanksavar Aracının muayene ve kabul faaliyetleri tamamlandığını duyurdu.
Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde yaşanan olay
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise 30 Ağustos tarihinde Kara Harp Okulu’nda yapılan yemin töreninden sonra sosyal medyaya yansıyan olaylara ilişkin sorular üzerine şunları söyledi:
“Öncelikle, Zafer Bayramı’mızı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü’nü büyük bir coşkuyla kutladığımız 30-31 Ağustos tarihlerinde, Harp Okullarımızın mezuniyet törenlerini de Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle icra ettik. Köklü bir tarihe sahip olan ordumuzun gözbebeği Harp Okullarımızın mezuniyet sevincinin yanı sıra ülkemiz ve dünya tarihinde ilk defa 3 kız öğrencimizin Harp Okullarımızdan birincilikle mezun olmasının da gururunu yaşadık.
Bununla birlikte Kara Harp Okulu Sancak Devir Teslim ve Mezuniyet Töreni sonrasında kamuoyuna bazı görüntüler yansımıştır. Söz konusu görüntüler, özellikle sosyal medya üzerinden farklı yorum ve değerlendirmelerle bağlamından koparılıp bambaşka mecralara, boyutlara çekilmeye çalışılmakta, gerçeklikten kopuk kısır tartışmalar oluşturulmaktadır.
Önceliği müesses disiplini muhafaza etmek olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizde; disipline aykırı hiçbir eylem, olay ve duruma müsamaha gösterilmeyeceğinden en ufak bir şüphe duyulmamalıdır. Bahse konu olay da her yönüyle incelenmektedir. İnceleme sonucunda yapılacak tespitlere göre; disiplin mevzuatı kapsamında kastı, kusuru, ihmali veya sorumluluğu olan personel hakkında gereken işlemler yapılacaktır. Dolayısıyla kamuoyu bu konuda müsterih olmalı ve kendi ajandalarına göre bu görüntüler üzerinden manipülasyon üretenlere itibar etmemelidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, toplu balık ölümlerinin ardından bilim insanları ile TUBİTAK Marmara Gemisi’nde Körfez’i inceledi. İncelemelerde, İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir MilletvekiliCeyda Bölünmez Çankırı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ve bilim insanları katıldı. İncelemenin ardından basın açıklamasında bulunan Bakan Kurum, “İzmir Körfezi’nin, dünyanın göz bebeği olan bir tabiat harikası olduğunu söyleyen Bakan Kurum, “Burası; birbirinden güzel adalarıyla, tuzlaları, dalyanlarıyla; kuş cenneti ve lagünleriyle, tam bir cennet parçasıdır. Maalesef bugün; sıraladığım tüm bu güzellikler tehlike altındadır, adeta can çekişmektedir. İzmir Körfezimiz, karadan gelen kirlilik nedeniyle artık nefes alamamaktadır. Balıklarımız toplu ölümler yaşamaktadır. Bakanlık olarak geçtiğimiz günlerde bu acı durumun sebeplerini incelemek için harekete geçtik. Körfezin farklı noktalarında deniz suyu,numuneleri aldık. Üzülerek söylüyorum, denizdeki, atıksu kaynaklı amonyak miktarı, olması gerekenden tam 50 kat daha fazladır” diye konuştu.
“İzmir körfezindeki oksijen seviyesi, yer yer 0’a kadar düştü”
Bu durumun evsel ve endüstriyel atıkların, suya arıtılmadan karıştırıldığı anlamına geldiğini belirten Bakan Kurum, “Bu da beraberinde koku problemini getirmekte, insan sağlığını tehdit etmektedir. Denizdeki oksijene baktığımızda da benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. İzmir Körfezindeki oksijen seviyesi 6 miligram/litre olması gerekirken, bu seviye 1,8’e, yer yer 0’a kadar düşmüştür. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan İzleme sonuçlarında da kirlilik parametrelerinin, özellikle 2020 yılından sonra ciddi artış gösterdiği görülmüştür. Şu anda İç Körfez’de, toplam fosfor, Klorofil-a ve Amonyum azotu gibi zararlı maddeler; sınır değerlerinden tam 2 kat daha fazladır. Maalesef İç Körfezimizde; denizdeki su hareketliliği ve sirkülasyonu artık durma noktasına gelmiştir. Şu anda Körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır. Balıklarımız oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Körfezimize dökülen 7 derenin durumuna baktığımız da sonucun içler acısı olduğunu görüyoruz. Bugün derelerdeki su, ‘organik kirlilik’ açısından tarihin en kötü durumundadır” ifadelerine yer verdi.
“İzmir Büyükşehir Belediyesini defalarca uyardık”
İki önemli noktanın altını çizmek istediğini söyleyen Bakan Kurum, “İzmir Körfezi’ni temizlemek için Büyük Kanal Projesi yapılmıştı. Bu projede; yağmur suyu ve kanalizasyon şebekesinin birleştirilmiş olması nedeniyle; tam 5,5 kat daha fazla kirli ve katı madde denize akmaktadır. Bu denizimiz için hakikaten hayati bir sorundur. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin verimli işletilememesi de ayrı bir problemdir. Bakanlık olarak; Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi düzgün işletilmediği için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni defalarca uyardık. Son 5 senede 6 milyon liradan fazla tutarda, 13 ayrı ceza uyguladık. Bu cezaların sebebi, tesisin düzgün çalıştırılmaması; İzmir Körfezi’ni her gün önceki günden daha fazla kirletmesidir” cümlelerini aktardı.
“Çok yüksek miktarda katı atık, orta körfeze arıtılmadan doğrudan dökülüyor”
Çiğli Atıksu Arıtma Tesisinden 23 Ağustos’ta numune alındığını ifade eden Kurum, analiz sonucunun kendilerini tekrar üzdüğünü söyledi. Sözlerime devam eden Kurum, şunları kaydetti:
“Çünkü tesisteki katı madde değeri olması gereken limitin tam 4 katına çıkmıştır. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisinin kurulu kapasitesi, günde yaklaşık 605 bin metreküptür. Ama tesise gelen atıksu miktarı günlük 700 bin metreküpü aşmaktadır. Tesise gelen fazla atıksu tesiste arıtılmıyor; çok yüksek miktarda katı atık; orta körfeze arıtılmadan doğrudan dökülüyor. İzmir Körfezi’mizin dibine birikiyor, dip çamurunu arttırıyor, canlı yaşamını derinden etkiliyor.”
Körfez’de yaşanan durumun büyük bir çevre felaketi olduğuna işaret eden Kurum, İzmir Körfezi’nin ekosisteminin artık tamamen çökme noktasına geldiğini ve İzmir Körfezi’nin ölmekte olduğuna değindi.
“Denizin bu hale gelmesinin sorumluları, seçim meydanlarında “İzmir Körfezi’nde yüzeceğiz” diyen ama görevdeyken körfez için tek bir adım atmayanlardır” diyen Kurum, şöyle devam etti:
“Sorumlular; şimdi suçlarını gizlemek için, “bu balıklar bize ait değil, bunlar gemilerle getirildi” diyerek kendini gülünç duruma düşürenlerdir. Bu kirliliğin sorumlusu; yağmursuyu ve kanalizasyon kanallarını bile birbirinden ayıramayan, kurulu atıksu tesislerini bile çalıştıramayan, derelerini dahi ıslah etmekten aciz olan belediyelerdir.”
“Yönetim zafiyeti söz konusuysa uyaracağız”
Bakanlık olarak, İzmir için sorumluları izleme ve denetim görevini yapmaya kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan Kurum, bilim kurulunun da oluşturulduğunu aktardı. Sözlerini sürdüren Kurum, “İnşallah kurulumuz, bundan böyle, yerel yönetimlere yol gösterecek. Bilim insanlarımız, İzmir’deki yerel yöneticiler için kirlilikle mücadeleye dair yol haritaları çıkaracak, ev ödevleri verecek. Biz de Bakanlık olarak; belediyeler ev ödevlerini yapıyor mu yapmıyor mu, anlık olarak takip edeceğiz. Eksiklikleri varsa söyleyeceğiz. Yönetim zafiyeti söz konusuysa uyaracağız. Atılması gereken adımlar atılmıyorsa harekete geçmeleri için zorlayacağız” açıklamalarında bulundu.
“Körfezde yapılan çalışmaların takipçisi olacağız”
“İzmir Körfezi, bugün yapıldığı gibi, kendi haline terk edilemez, görmezden gelinemez, yok sayılamaz” diyen Kurum, kendilerinin de bu duruma izin vermeyeceklerini ve İzmir Körfezi’nde yapılan çalışmaların takipçisi olacaklarını belirtti.
Bakan Kurum, kendisine yöneltilen ‘İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu toplantısına katılmayacağı’ yönündeki soruya ise “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı toplantıya katılsın, fikirlerini önerilerini paylaşsın. Kendisini davet ettik ama maalesef yurt dışında olmayı tercih etmiş. Demek ki İzmir’den daha önemli işleri var” yanıtını verdi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum’da emniyet ve asayişle ilgili ait geçen senenin ilk 8 ayı ile bu senenin ilk 8 ayının karşılaştırmasını yapan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, “Geçen sene ilimizde 7 bin 387 olay meydana gelmişken bu sene toplamda 7 bin 648 asayiş olayının meydana geldiğini gözlemliyoruz. Geçen seneye göre artış oranı yüzde 3,5 olmuştur. Bu artışlar neden kaynaklanıyor? Onun da açıklanmasında, bilinmesinde fayda var. Asayiş ekiplerimizin yapmış olduğu uygulamalar ne kadar artarsa bunun neticesinde asayiş olaylarımızın da arttığını görüyoruz. Bu aslında fena da bir şey değil. Uygulamalar arttıkça elde ettiğimiz asayiş olaylarında, diğer olaylarda elde ettiğimiz silahlar, kesici delici aletlerin de arttığını görüyoruz” diye konuştu.
“Aydınlatma oranlarında ülke ortalamasının üzerinde”
Asayiş olaylarında aydınlatma oranlarının da kendileri açısından önemli olduğunu vurgulayan Vali Çiftçi, “Asayiş olaylarında geçen sene aydınlatma oranı yüzde 94,8 iken bu sene aydınlatma oranlarımız yüzde 98,5’e çıkmış durumda. Aydınlatma oranlarımızın artmış olması bizim açımızdan sevindirici bir gelişme. Bunu ülke oranıyla, ülke aydınlatma oranıyla kıyasladığımız zaman da ülke aydınlatma oranının beş puan üzerinde olduğunu görüyoruz. Asayiş olayları dediğimiz zaman şunları anlamamız gerekiyor. Birtakım alt başlıklar var. Kişilere karşı işlenen suçlar, mal varlığına karşı işlenen suçlar ve devlete millete karşı işlenen suçlar, topluma karşı işlenen suçlar ve takibi gereken olaylar diye alt başlıkları var. Bunların içerisinde en önemli olanları kişilere karşı işlenen suçlar ve mal varlığına karşı işlenen suçlar. Erzurum’da her ikisinde de bir azalış oranı söz konusu. Özellikle mal varlığına karşı işlenen suçlardaki azalma daha da dikkat çekici bir oranda. Bu da ilimiz açısından sevindirici bir gelişme” şeklinde konuştu.
Vatandaşları dolandırıcılara karşı uyardı
Daha önce vatandaşları mal varlığına karşı işlenen suçlarda ve kişilere karşı işlenen suçlarda dikkatli olmaya çağırdıklarını hatırlatan Vali Çiftçi, “Dolandırıcılık dediğimiz olaylar daha çok da internet üzerinden gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık olayları. Bu dolandırıcılık olayları ağırlığını korumaya devam ediyor. Dolandırıcılar, özellikle internet üzerinden bu işi yapanlar vatandaşlarımızı kandırmaya, kendi tuzaklarına düşürmeye devam ediyorlar. Bir kez daha vatandaşlarımızın dikkatini çekmek istiyorum. Vatandaşlarımız bu tür kişilere itibar etmesinler. Bunlar aradıkları zaman hemen telefonu kapatıp 112’yi arasınlar. Emniyet ve jandarmaya bu kişileri şikayet etsinler. Jandarma, polis, savcı kimseden kesinlikle para istemez. Bankaya gitmesini istemez. Dolayısıyla bu şekilde telefonla aranan vatandaşımız olduğunda bu kişilerin tuzağına düşmesinler. Hemen telefon kapatıp arayan numarayı emniyetimize, jandarmamıza ihbar etsinler. Tuzaklarına düşmesinler” dedi.
“Düğün evleri cenaze evlerine dönmesin”
Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü toplantı salonunda yapılan asayiş toplantısına İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Engin Avcı ve Erzurum Emniyet Müdürü Kadir Yırtar katıldı. Daha önce düğün konvoylarıyla ilgili bir konuya dikkat çektiğini vurgulayan Vali Mustafa Çiftçi, “Gelin alırken genelde bazı vatandaşlar sağa sola ateş açıyorlar. Artık günümüzde toplu yaşam epey arttı. Bu kişiler silah sıkarken üst katlarda bulunan insanlara isabet olabileceğini hatta bazen yorgun mermi diyoruz. Bunlar böyle belli bir noktaya çıktıktan sonra düşüyor. Onun da bir insanın vücuduna isabet edebileceğini, hayatına mal olabileceğini düşünmeliyiz. Dolayısıyla düğün evlerinin matem evlerine dönüşmesini istemiyoruz. Düğünlerde silah atılmasını istemiyoruz. Bu konuda vatandaşlarımızın dikkatli olmalarını istirham ediyorum” ifadelerine yer verdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyaz Saray kaynaklarına göre, ABD Başkanı Joe Biden Japonya’nın en büyük çelik üretim şirketi olan Nippon Steel’in, 14.9 milyon dolarlık bir anlaşmayla ABD’li çelik üretim şirketi US Steel’i satın alması konusunu ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek engellemek istiyor.
Geçtiğimiz haftalarda, US Steel, Tokyo merkezli Nippon ile bir anlaşmaya varılamaması durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, binlerce ABD sendikasının işinin riske gireceğinin, bazı çelik fabrikalarını kapatacağının ve muhtemelen genel merkezini politik açıdan önemli Pensilvanya eyaletinden başka bir yere taşıyacağının sinyalini vermişti.
“Biden’ın olası bir girişimi ABD’nin Japonya ile olan ilişkilerini de etkileyebilir”
Beyaz Saray kaynakları, ABD medyasına bu hafta sonuna kadar satın alma anlaşmasına ilişkin bir kararın açıklanabileceğini söylerken; Biden’ın olası bir engelleme girişiminin, ABD’nin yakın müttefiki Japonya ile ilişkilerini etkileyebileceğini öne sürdü. Washington Post gazetesinde yer alan habere göre, Biden’ın olası engelleme girişimine ilişkin çıkan iddialar sonucunda, US Steel’in hisseleri, yüzde 17,5 düşüşle kapanırken, Nippon Steel hisseleri, perşembe günü Tokyo’da erken saatlerde yüzde 1,6 düştü ancak daha sonra toparlanarak yüzde 0,3 yükseldi.
Nippon Steel ve US Steel şirketleri, ABD’deki Yabancı Yatırım Komitesi’nden (CFIUS) anlaşmayla ilgili herhangi bir güncelleme almadıklarını, satın almanın ulusal güvenlik açısından risk oluşturduğuna inanmadıklarını belirtti. Konuya ilişkin US Steel, “Japonya en sadık müttefiklerimizden biri. Bu işlemin kapanmasını sağlamak için yasa kapsamındaki tüm olası seçenekleri takip etmeyi umuyoruz” dedi. Nippon Steel de ayrı bir açıklamada, “Şirket olarak ABD hükümetinin bu konudaki prosedürleri, yasalara uygun şekilde ele alması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Satın alma anlaşmasına hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler karşı
Nippon Steel’in ABD’li çelik üreticisi olan US Steel’i satın alma planı, hem Demokrat Parti hem de Cumhuriyetçi Parti’nin muhalefetiyle karşı karşıya. Başkan Yardımcısı ve Demokrat Parti’nin Başkan Adayı Kamala Harris, US Steel’in “Amerikan mülkiyetinde ve işletmesinde” kalmasını istediğini belirtirken, Cumhuriyetçi Parti’nin Başkan Adayı Donald Trump ise seçilmesi durumunda anlaşmayı engelleyeceğine ilişkin söz verdi.
Beyaz Saray sözcüsü John Kirby, Biden’ın konuya ilişkin planları hakkında yorum yapmayı reddetti ancak Başkanın, “Amerikan çelik şirketlerinin Amerikan mülkiyetinde olması gerektiği” görüşünü yineledi. Anlaşmanın ulusal güvenlik onay sürecini denetleyen ABD Hazine Bakanlığı ise konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.
US Steel’in genel merkezinin Pensilvanya eyaletinde bulunması da ABD başkanlık seçimleri için ayrı bir önem taşıyor. Pensilvanya, 2024 başkanlık seçimlerinin sonucunu etkileyebilecek kritik bir çekişme alanı olarak değerlendirilirken, her iki aday da eyaleti tekrar tekrar ziyaret ediyor.
US Steel çalışanları, politikacıları ikna etmek için miting düzenledi
US Steel çalışanları, şirketin genel merkezinin dışında, politikacıları önerilen anlaşmaya karşı muhalefetlerini yeniden gözden geçirmeye ikna etmek amacıyla miting düzenledi. US Steel’in Yönetim Kurulu Başkanı David Burritt yaptığı açıklamada, “Seçilmiş liderlerin ve diğer önemli karar vericilerin, anlaşmanın faydalarının yanı sıra anlaşma başarısız olursa kaçınılmaz sonuçlarının da farkına varmasını istiyoruz” dedi. Buritt, anlaşma olmadan “US Steel’in yüksek fırın tesislerinden büyük ölçüde uzaklaşacağını, bunun da binlerce iyi ücretli sendikanın işini riske atacağını ve tesislerinin bulunduğu yerlerdeki çok sayıda topluluğu olumsuz etkileyeceğini” söyledi.
Birleşik Çelik İşçileri Sendikası ise Burritt’i eleştirerek, onu “temelsiz ve hukuka aykırı tehditlerde bulunmakla” suçladı.
14.9 milyar dolara satın alma planı
Nippon Steel, geçen hafta Pensilvanya’daki Mon Valley Works ve Indiana’daki Gary Works’teki sendika temsilcili tesislere, bu toplulukların üretim sektörünün geleceğini desteklemek amacıyla 2,7 milyar doların üzerinde yatırım yapmayı planladığını duyurdu.
US Steel ise, anlaşmanın onaylanmaması durumunda “aynı mali taahhütlerde bulunmayacağını” söyledi. US Steel, son yıllarda bünyesinde çalışan pek çok çelik işçisini işten çıkarmıştı.
Nippon Steel, yaptığı açıklamada, anlaşmanın gerçekleşmesi halinde ABD’li şirketin üst düzey yönetiminin ve yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun ABD vatandaşları arasından seçileceğini söyledi.
Nippon Steel’in planlanan 14.9 milyar dolarlık satın alımı, ABD dışından tüm düzenleyici onaylarını alırken, US Steel hissedarlarından da destek aldı
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DOLMABAHÇE’deki Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nde, Uluslararası Hayırseverlik Günü Buluşması düzenlendi. Burada bir konuşma yapan Aile ve Sosyal Hizmetler BakanıMahinur Özdemir Göktaş, ‘Yüzüncü Yıl Sivil Toplum Vizyon Belgesi ve II. Eylem Planı’ nı Eylül ayının sonunda kamuoyuyla paylaşmayı planlıyoruz.Özellikle dijital bağımlılıkla ilgili çalışmalarımızı hızlandırdık. Aynı şekilde kadına yönelik şiddetle mücadele, kadın girişimciliğinin artırılması için çalışmaları sürdürüyoruz. Ailenin güçlendirilmesi ve korunması, engelli hizmetlerimizin çeşitlendirilmesi gündemimizde olan diğer konular’ dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Dolmabahçe’deki Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nde düzenlenen Uluslararası Hayırseverlik Günü Buluşması’na katıldı. İş dünyasının isimlerin de yer aldığı buluşmada sosyal sorumluluk projelerinde özel sektör devlet işbirliğinin güçlendirilmesi çalışmaları masaya yatırıldı. Programda konuşan Bakan Göktaş, ‘Yüzüncü Yıl Sivil Toplum Vizyon Belgesi ve II. Eylem Planı’nını anlattı. Göktaş konuşmasında toplumda sosyal sorumluluk bilincinin yaygınlaştırılması için yapılacak çalışmalara da değindi.
‘ASRIN FELAKETİNİ ASRIN DAYANIŞMASIYLA GÖĞÜSLEDİK’
Bakan Göktaş ‘ Şu an, bu masa etrafında bir araya geldiğimiz ve sizlerin yöneticiliğini yaptığı kurumlarla, vakıf ve yardımlaşma kültürümüz daha güzel bir boyuta taşındı. Kız çocuklarının okullaşması, kadın girişimciliğinin desteklenmesi, engelli vatandaşlarımızın, otizmli çocuklarımızın hayatının kolaylaştırılması başta olmak üzere farklı konularda projeleriniz bulunuyor. Yürüttüğünüz sosyal sorumluluk projelerini ilgiyle takip ettiğimizi belirtmek istiyorum. Burada 6 Şubat depremlerine özel bir parantez de açmak istiyorum. Depremlerin açtığı yaraları, ülke olarak büyük bir dayanışma örneği göstererek sardık; hep beraber sardık sizlerle beraber sardık. Asrın felaketini asrın fedakarlıklarıyla, dayanışmasıyla göğüsledik. Devletimizin tüm kurumları, özel sektörümüz, sivil toplum kuruluşlarımız başta olmak üzere bütün Türkiye, el ele vererek yardım ve destek amacıyla seferber olduk. Burada bulunan tüm katılımcıların o büyük dayanışmada katkısı ve emeği var. Depremin ardından başlatılan yardım seferberliği, kriz zamanlarında kenetlenmenin ne kadar önemli olduğunu bizlere gösterdi. Ben o günlerde seferberlik ruhuyla yardıma koşan her bir özel sektör kuruluşumuza ve hayırsever temsilcilerimize bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum’ dedi.
‘TÜRKİYE’NİN MÜHENDİS KIZLARI’ PROJESİYLE 931 KIZ ÖĞRENCİYE BURS
Hayata geçirilen projelere de değinen Bakan Göktaş, ‘Tabii, birçok projemizi, özel sektörümüzün ve sivil toplum kuruluşlarımızın paydaşlığında yürütüyoruz. Bu noktada Bakanlık olarak özel sektör ortaklığıyla gerçekleştirdiğimiz iki güzel projeden bahsetmek isterim. Çok kıymetli projeleirmiz var fakat ben kız çocuklarımızla yürüttüğümüz iki projeden bahsetmek istiyorum. İlki olan ‘Türkiye’nin Mühendis Kızları’ projesiyle Limak Vakfı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP’nin paydaşlığında mühendis genç kızlarımıza destek olduk. Bu kapsamda 931 kız öğrenciye burs, staj ve istihdam imkanı, mentorlük desteği sağladık. Bir diğer önemli projemiz ise ne eğitimde ne istihdamda yer alan kadınlara yönelik ‘Geleceğini Kuran Genç Kadınlar’ projesidir. Sabancı Vakfı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile UNDP’nin destekleriyle genç kadınların sosyo-ekonomik hayata katılımlarına destek olduk. Ben bu vesileyle, bu projelerde yanımızda olan, destek veren tüm kuruluşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Bugünkü toplantımızın tüm kurumlarımızla benzer çalışmalarla yeni işbirlikleri kurmamıza vesile olmasını da ayrıca temenni ediyorum’ ifadelerini kullandı.
‘KADINA ŞİDDETLE MÜCADELE VE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNİN ARTIRILMASI İÇİN ÇALIŞMALARI SÜRDÜRÜYORUZ’
Eylül sonunda kamuoyuyla paylaşılması planlanan ‘Yüzüncü Yıl Sivil Toplum Vizyon Belges ve II. Eylem Planı hakkında da bilgi veren Göktaş, ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2002’den bugüne kadar sosyal hizmetlerin ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırılmasında çok büyük adımlar attık. Bakanlık olarak; sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, özel sektör ve ilgili tüm paydaşları kapsayan bir anlayışla tüm taraflarla işbirliğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda bir vizyon belgesi ve eylem planı hazırladık. ‘Yüzüncü Yıl Sivil Toplum Vizyon Belgesi ve II. Eylem Planı’ nı Eylül ayının sonunda kamuoyuyla paylaşmayı planlıyoruz. Bu noktada, Bakanlık olarak, önümüzdeki dönemde gündemimizin giderek yoğunlaşacağını özellikle belirtmek isterim. Bu süreçte üzerinde önemle durduğumuz başlıklardan biri bağımlılık. Özellikle dijital bağımlılıkla ilgili çalışmalarımızı hızlandırdık. Aynı şekilde kadına yönelik şiddetle mücadele, kadın girişimciliğinin artırılması için çalışmaları sürdürüyoruz. Ailenin güçlendirilmesi ve korunması, engelli hizmetlerimizin çeşitlendirilmesi gündemimizde olan diğer konular. Tüm bu alanlarda sizlerle işbirliği kurmaktan ve yeni projeler hayata geçirmekten son derece memnuniyet duyarız. Böylece, toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçlarına yönelik daha kapsayıcı ve yenilikçi çözümler üretebileceğimize inanıyoruz’ diye konuştu.
SOSYAL SORUMLULUK BİLİNCİ İÇİN YENİ ÇALIŞMALAR
Bakan Göktaş, ‘Bakanlık olarak, sosyal sorumluluk bilincinin yaygınlaştırılması ve bu konudaki farkındalığın artırılması için yeni hazırlıklar içindeyiz. Bu konuda inisiyatif alan, bu alana kaynak ayıran, toplumsal kalkınmaya destek olan tüm tarafları desteklemeyi amaçlıyoruz. Bu kapsamda da önümüzdeki yıl Türkiye’de bir ilk olacak en başarılı projeyi ödüllendireceğimiz ‘Sosyal Sorumluluk Büyük Ödülleri’ ni vermeyi planlıyoruz. Bu ödüllerle, toplum yararına çalışan kurum ve kuruluşların başarılı projelerinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamayı amaçlıyoruz’ şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Katil İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda son 10 günde 456 kişi daha hayatını kaybetti. 334 gündür devam eden katliamlarda toplamda yaşamını yitiren Filistinli sayısı 40 bin 861’e yükseldi.

İsrail merkezli Haaretz gazetesindeki haberde ise ABD’nin 7 Ekim’den bu yana nasıl soykırım finansörü olduğu gözler önüne serildi. Gazete İsrail Hava Kuvvetleri’nden üst düzey bir yetkiliyle görüşerek ABD’nin rolünü bir kez daha açıkça ortaya çıkardı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

BIDEN DESTEĞE BOĞDU
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, ABD yardımı olmasa İsrail’in Gazze’ye açtığı savaşı birkaç aydan fazla sürdüremeyeceğini söyledi.

Özellikle havacıların Washington yardımı olmaksızın çok zor durumda kalacağını belirtti. Kaynak, İsrail Hava Kuvvetleri’nin başta ABD olmak üzere başka ülkelere yönelik bağımlılığını azaltmak için bomba, füze ve diğer silahların üretimini artırmak üzere harekete geçtiğini de bildirdi.

Haaretz gazetesi bu yöndeki bir çabanın sonuç vermesinin yıllar süreceğini hatırlatırken havacıların kullandığı ekipmanların çoğunun ABD’nin askeri yardımı sayesinde İsrail’e götürüldüğünü de aktardı. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarla birlikte, her yıl yapılan 3,8 milyar dolarlık yardımın haricinde İsrail’e 14 milyar dolarlık askeri destekte daha bulundu. Ayrıca hava savunma sistemleri için de ilaveten 500 milyon dolar gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BIDEN DESTEĞE BOĞDU
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, ABD yardımı olmasa İsrail’in Gazze’ye açtığı savaşı birkaç aydan fazla sürdüremeyeceğini söyledi. Özellikle havacıların Washington yardımı olmaksızın çok zor durumda kalacağını belirtti. Kaynak, İsrail Hava Kuvvetleri’nin başta ABD olmak üzere başka ülkelere yönelik bağımlılığını azaltmak için bomba, füze ve diğer silahların üretimini artırmak üzere harekete geçtiğini de bildirdi. Haaretz gazetesi bu yöndeki bir çabanın sonuç vermesinin yıllar süreceğini hatırlatırken havacıların kullandığı ekipmanların çoğunun ABD’nin askeri yardımı sayesinde İsrail’e götürüldüğünü de aktardı. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarla birlikte, her yıl yapılan 3,8 milyar dolarlık yardımın haricinde İsrail’e 14 milyar dolarlık askeri destekte daha bulundu. Ayrıca hava savunma sistemleri için de ilaveten 500 milyon dolar gönderildi.

YAHUDİ TERÖRİSTLEREVLERİ GASP EDİYOR
İngiliz yayın kuruluşu BBC, Filistin topraklarını gasp eden İsrailli yerleşimcilerin, işgal altındaki Batı Şeria’daki terörünü gözler önüne serdi. Filistinli Ayşe Aştiye, bir adamın 50 yıldır yaşadığı evine girerek kafasına silah dayadığını ve toprağını terk etmesini istediğini anlattı. BBC’ye göre yasadışı yerleşimciler İsrail polisinin desteği ile ‘ileri karakollar’ kuruyor. Batı Şeria’da en az 196 ileri karakol bulunuyor. Yahudi yerleşimci teröristler bu ileri karakollardan hareket ederek Filistinlilerin evlerini gasp ediyor.

ABD VE İSRAİL BASINI YAZDI:ATEŞKESİ NETANYAHU BALTALIYOR
İsrailli yayın kuruluşu Ynet, Gazze Kasabı Binyamin Netanyahu’nun ABD destekli ateşkes anlaşmasına “açıklamalar” belgesi ekleyerek şartları değiştirdiğini bunun müzakereleri çıkmaza sürüklediğini yazdı. Ynet, İsrailli üst düzey isimlerin de Netnayahu’yu anlaşmayı sabote etmekle suçladığını yazdı. ABD’deki Washington Post Gazetesi de Netanyahu’nun Mısır ile Gazze Şeridi sınır hattındaki Philadelphi Koridoru’nda asker bulundurma ısrarının, ateşkesi tehlikeye attığını yazdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADIYAMAN – Zemin sıvılaşmasından dolayı 6 Şubat depremlerden en fazla etkilenen ilçelerden birisi olan Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı özel bir imar uygulamasını hayata geçiriyor.
Gölbaşı Gölü etrafında yerleşik olan Gölbaşı ilçesi 6 Şubat depremlerinden yapı stoku ve can kaybı olarak en çok etkilenen ilçelerden birisi oldu. Depremin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ilçenin 3’te 2’sini imara kapadı.
Ancak daha sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yapılan itirazları değerlendirerek, bilim adamlarından oluşun bir heyet tarafından 120 farklı noktasında sondaj yaptırarak zemin etüdü yapıldı. Bakanlık, ayrıca sokak sokak mikro imar çalış yürütüyor.
Yapılan etüt sonrasında bakanlık daha sonra, Atatürk Bulvarının batısında (Göl tarafı) bodrum şartlı, zemin+2, bulvarın doğu tarafında ise bodrum şartlı zemin+3 olarak karar kılındı. Önümüzdeki günlerde alınan bu kararın Belediyeye gönderilmesi ve ruhsat izni verilmeye başlanacak. Gölbaşı ilçesinde 7 metrelik kırık fayın geçtiği alanın sağında ve solunda 20’şer metre olmak üzere toplam 47 metrelik alanda fay boyunca yapılaşmaya izin verilmeyecek. Deprem sonrası yapılan kalıcı konutlar ilçe merkezine 7 kilometre uzaklıkta ki sağlam zemine yapılıyor.
Gölbaşı Kaymakamı Tarık Buğra Seyhan, “Depremden sonra ciddi bir zemin sıvılaşması olduğu bilimsel verilerle ortaya konulmuştu ilçemizde ve 3’te 2’si imara kapatılmıştı. Fakat akabinde bilimsel bir kurul tarafından, profesörlerden oluşan heyet tarafından ilçemizin 120 yerine sondaj yapılarak ilçemizin genel zemin çalışması yapıldı. Bakanlıkta son gelinen durumda asfaltın altı diye tabir ettiğimiz kısımda zemin artı iki bodrum şartlı, asfaltın üstü diye tabir ettiğimiz alanda da zemin artı üç bodrum şartlı olarak imarda karar kılındı. Şuan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından mikro çalışma yapılıyor imara dair. Bu çalışmaları neticelendikten sonra belediyemize intikal edecek ve belediye ruhsatlandırma işlemlerine başlayacak. Kentimizde şöyle fayın geçtiği alanlarda 7 metre bir fay kırığımız var. 7 metre fay kırığıyla beraber 20’şer metre sağlı sollu şeklinde de bir kapanma olacak. Yani burayı tampon bölge diye tabir ediyoruz. Buralarda yapılaşmaya izin verilmeyecek. Toplam 47 metre yapılaşmaya müsaade edilmeyecek” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Gazze Şeridi’nde ölü bulunan 6 esirin ardından hükümet karşıtı protestolara ev sahipliği yaparken, Hamas ile anlaşmaya yanaşmayan Netanyahu’ya öfke büyüyor.
İsrail hükümetinin en büyük destekçisi ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Biden açıklamasında, Gazze Şeridi’nde tutulan esirlerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşma için nihai bir teklif daha sunmaya yakın olduğunu söyledi.
“NETANYAHU YETERİNCE ÇABA GÖSTERMİYOR”
Netanyahu’nun bir rehine anlaşması sağlamak için yeterince çaba gösterdiğini düşünüp düşünmediği sorulduğunda Biden “Düşünmüyorum” cevabı verdi.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, yeni adli yılın başlaması nedeniyle Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde yaptığı açıklamada, “AYM’nin ‘Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde’ olduğuna ilişkin kararı derhal uygulanmalı, meslektaşımız HatayMilletvekili Av. Ş. Can Atalay serbest bırakılmalıdır” dedi. İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Ali Gürbüz de, “Yargı bağımsızlığına, avukatların özgürce mesleklerini icra etmelerine yönelik saldırılar, demokrasi ve özgürlükler adına kara bir leke olarak tarihimize kazınmaktadır” açıklamasını yaptı.
İstanbul’da yeni adli yılın açılışı nedeniyle Bakırköy Adliyesi’nde tören düzenlendi. Törene İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra il protokolü, İstanbul’daki adliyelerde görevli savcı ve hakimler katıldı. Bakırköy’deki törenin ardından İstanbul Barosu 2024-2025 adli yılının ilk iş gününde İstanbul Adalet Sarayı’nda basın açıklaması düzenledi. İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Görevi başında şehit edilen avukatları saygı ve rahmetle anıyoruz
“Adalet ve hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş meslektaşlarımızın, hakim ve savcıların, adliye personelinin, tüm yurttaşlarımızın yeni adli yılını kutluyoruz. Yeni adli yılın; Avukatların öldürülmediği, şiddete uğramadığı, mesleğimizin ifası için gittikleri adliyelerde, cezaevlerinde, göç idarelerinde ve karakollarda engellenmediği, ekonomik sorunlarının çözüldüğü bir adli yıl olmasını temenni ediyoruz. Mesleklerini ifa ettikleri sırada görevleri başında şehit edilen Av. Ersin Arslan, Av. Servet Bakırtaş ve tüm meslek şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.
Ülkemizde yargıya güven kalmamıştır
Ülkemizde bugün yargı bağımsızlığı ve yargıya güven kalmamıştır. Yeni adli yıla girerken ne yazık ki yargının daha da bağımlı hale geldiği ve yargı makamlarının önemli konularda mevcut iktidardan bağımsız karar veremediği örneklerle dolu ve yargıya güveni temelinden sarsan, hukuk devletini derinden yaralayan, tutukluluğun gözdağı, cezalandırma ve baskı aracı olarak kullanıldığı dönemlerden geçiyoruz.
Can Atalay serbest bırakılmalıdır
Geçen adli yıl boyunca ülkemizde temel hak ihlalleri artarak devam etmiştir. Yargılamalardaki temel hak ihlalleri konusunda karar veren Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmaması, yargı sistemine ve hukuk devletine büyük zarar vermiştir. AYM’nin ‘Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde’ olduğuna ilişkin kararı derhal uygulanmalı, meslektaşımız Hatay Milletvekili Av. Ş. Can Atalay serbest bırakılmalıdır.
İfade özgürlüğü de büyük darbeler aldı
Geçen dönemde ifade özgürlüğü de büyük darbeler almıştır. Sosyal medya platformlarından biri gerekçesi açıklanmadan erişime kapatılarak yurttaşların ifade ve haberleşme özgürlüğünün engellendiği gibi bu yapılırken karar gerekçeleri açıklanmayarak yurttaşın hem gerekçeli karar hakkı hem de yargısal denetim engellenmiştir.
Depremlere ilişkin yargılamalarda cezasızlık politikası terkedilmelidir
Afetlerde en önemli yaşam hakkı ihlal edilmektedir. 6 Şubat depreminin büyük acısını yaşadık. 17 Ağustos’un üzerinden çeyrek asır, 6 Şubat’ın üzerinden 1,5 yıl geçmesine rağmen afetin yönetiminde bir yol alınmamıştır. Depremlere ilişkin yargılamalarda cezasızlık politikası terk edilmelidir. Etkin şekilde soruşturulmalı, sorumlular zincirindeki herkes yargı önüne çıkarılmalıdır.
Yargıda KDV olmaz
Yargılama harç ve tebligat giderlerine yapılan zamlar, hak arama özgürlüğünü kısıtlamakta ve yurttaşlarımızın adalete erişim hakkını ihlal etmektedir. Yargı hizmetinden yararlanmak her yurttaşın hakkıdır. Yargıda KDV olmaz. Olmamalıdır! CMK ve Adli Yardım hizmetlerinde vergi tamamen kaldırılmalıdır. Yoksul yurttaşlarımızın adalete erişimini sağlayan ve başvurucuların yüzde 91’i kadın yurttaşlarımız olan Adli Yardım sisteminin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak bu sistemde özveriyle görev yapan meslektaşlarımızın emeklerinin karşılığı olan vekalet ücretleri Bakanlık tarafından aylardır ödenmemektedir.
İstanbul Barosu olarak, 146 yıllık çizgimize uygun olarak hukukun üstünlüğünü savunmaya ve adaletsizliklere karşı durmaya kararlıyız. Yeni adli yılın, adaletin bağımsız ve tarafsız ve herkes için eşit şekilde işlediği bir yıl olmasını diliyoruz. Meslektaşlarımızın ve yargının tüm paydaşlarının, emekçilerinin adli yılını tekrar kutluyor, başarılı bir dönem bekliyoruz.”
“Hukuk devleti ayaklar altında”
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı ve ekim ayında yapılacak seçimlerde baro başkanlığına aday olan Avukat Ali Gürbüz de adli yıl açılışıyla ilgili bir açıklama yaptı. Türkiye’de hukuk devletinin ayaklar altında olduğunu vurgulayan Gürbüz, “Yeni bir adli yıla girerken, adaletin kutsal ışığını savunan, hukukun üstünlüğüne inanan ve mesleğimizi onurla icra eden siz değerli meslektaşlarımı en içten duygularımla selamlıyorum. Adalet arayışı yolculuğumuzda bir kez daha bir araya geliyoruz ve bu yolda yürümekten asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.
Avukatlık, yalnızca bir meslek değil, bir onurdur. Bu onur, hakikatin peşinde koşmaktan, adaleti savunmaktan ve hukukun üstünlüğünü korumaktan gelir. Avukat, toplumun vicdanıdır. Bizler, bu vicdanı susturmaya çalışan her türlü baskıya, keyfiliğe ve hukuksuzluğa karşı dimdik durmalıyız.” dedi. Gürbüz’ün açıklaması şu ifadelerle devam etti:
“Yargı bağımsızlığına yönelik saldırılar, demokrasi ve özgürlükler adına kara bir leke olarak tarihimize kazınmaktadır”
“Ancak ne yazık ki, son yıllarda ülkemizde hukuk devleti ilkesinin ayaklar altında olduğunu, hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini keyfi uygulamaların, baskının ve adaletsizliğin aldığını görmekteyiz. Yargının bağımsızlığına, avukatların özgürce mesleklerini icra etmelerine yönelik saldırılar, demokrasi ve özgürlükler adına kara bir leke olarak tarihimize kazınmaktadır. Bu adli yıl açılışında, mesleğimizi ve hukuku savunmanın, her zamankinden daha önemli ve elzem olduğunu biliyoruz. Biz avukatlar, adaletin, özgürlüğün ve eşitliğin yılmaz savunucuları olarak, bu ilkelere zarar veren her türlü girişime karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
“Hukukun üstünlüğüne inancımızı en güçlü şekilde savunacağız”
Yeni adli yılda da, meslektaş olmanın onurunu, birlikteliğimizin gücünü ve hukukun üstünlüğüne olan inancımızı en güçlü şekilde haykıracağız. Bu vesileyle, hukukun üstünlüğünü sağlamak için yorulmadan çalışacağımızı, adaleti savunmanın ve korumanın her zaman önceliğimiz olacağını bir kez daha beyan ediyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı devrimler, Cumhuriyetimizin temel değerleri ve laiklik anlayışı, yolumuzu aydınlatan en güçlü rehberimiz olmaya devam edecektir. Atatürk’ün ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ sözünden ilham alarak, hukuk devleti ve laiklik ilkesine sahip çıkacağımıza, ülkemizin aydınlık geleceği için mücadelemizi sürdüreceğimize olan inancımız tamdır.
Yaşasın adalet, yaşasın hukuk, yaşasın Avukatlık! Adli yılımız kutlu olsun.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Canik Belediye Meclisi Eylül Ayı Açılış Toplantısı, Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı’nın başkanlığında gerçekleştirildi. İlçede devam eden çalışmalar hakkında meclis üyelerine bilgiler aktaran Başkan İbrahim Sandıkçı, Canik’te planlamalar dahilinde çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünü ifade ederek, “Canik’imizi geleceğe taşıyan projeleri ve yatırımları ilçemize kazandırmaya devam ediyoruz” dedi.
Büyük ilgi
Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’ne olan ilginin her geçen gün arttığına işaret eden Başkan İbrahim Sandıkçı, “Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsümüzde bilim ve teknolojiye hakim nesilleri yetiştirmeye devam ediyoruz. 7’den 70’e her yaş grubundan vatandaşımızı ve sivil toplum kuruluşlarımızı, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsümüzde ağırlamayı sürdürüyoruz. Öğrencilerimizin, bilim ve teknoloji alanında aldıkları eğitimlerle Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerini daha ileriye taşıyacaklarına yürekten inanıyoruz. Ayrıca, ailelerimizi de atölyelerimizde, keşif alanlarımızda, laboratuvarlarımızda bilim ve teknoloji etkinlikleriyle buluşturuyoruz” diye konuştu.
Canik’te ulaşım atağı
İlçenin ulaşım ağını yeni yollarla güçlendirmeyi sürdürdüklerini vurgulayan Başkan İbrahim Sandıkçı, “İlçemizde ulaşım yatırımlarımıza ara vermeden devam ediyoruz. Yol açma çalışmalarıyla ilçemizin ulaşım ağını güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Sahada büyük bir titizlikle çalışmaya devam ediyor, konforlu ve güveli yolları hemşehrilerimizle buluşturuyoruz. Azim ve gayretle çalışmayı sürdürerek, her alanda Canik’imizin gelişim sürecini yeni projelerle taçlandıracağız” şeklinde konuştu.
Toplantı, gündem maddelerinin görüşülerek karara bağlanmasının ardından son buldu. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MARDİN Valisi Tuncay Akkoyun, “Nusaybin ilçesi kırsalında GÜRZ-11 Operasyonu kapsamında, Jandarma- SİHA, Jandarma ATAK Taarruz Helikopterleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı desteğiyle Jandarma Özel Operasyon (JOPER) ve Jandarma Komando timleriyle gerçekleştirilen operasyonda bölücü terör örgütü mensubu 2 terörist silahlarıyla birlikte etkisiz hale getirilmiştir. Operasyon sonrasında, terör örgütü mensupları tarafından kullanıldığı değerlendirilen 1 sığınak tespit edilmiş ve imha edilmiştir. Teröristlerin kimlikleri ve katıldıkları eylemleri tespit çalışmaları devam etmektedir” dedi.
Vali Tuncay Akkoyun, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tahsin Saruhan ve İl Emniyet Müdür Vekili Ali Hakan Alev ile valilikte düzenlenen ‘Asayiş ve Güvenlik Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Vali Tuncay Akkoyun, emniyet ve jandarma teşkilatını özverili çalışmalarından dolayı tebrik etti. Milletin birlik ve beraberliğine kasteden bölücü terör örgütlerine karşı kararlı mücadelelerinin devam ettiğini ifade eden Vali Akkoyun, “Ağustos ayında Mardin’de, bölücü terör örgütü PKK ve FETÖ başta olmak üzere terör örgütlerine yönelik toplam 23 operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyonlar sonucunda gözaltına alınan 43 kişiden 8’i tutuklanmıştır” dedi.
‘KİMLİK VE KATILDIKLARI EYLEMLERİ TESPİT ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR’
Nusaybin ilçesi kırsalında düzenlenen GÜRZ-11 Operasyonu’na ilişkin bilgiler paylaşan Vali Akkoyun, “Nusaybin ilçesi kırsalında GÜRZ-11 Operasyonu kapsamında, Jandarma-SİHA, Jandarma ATAK Taarruz Helikopterleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı desteğiyle Jandarma Özel Operasyon (JOPER) ve Jandarma Komando timleriyle gerçekleştirilen operasyonda bölücü terör örgütü mensubu 2 terörist silahlarıyla birlikte etkisiz hale getirilmiştir. Operasyon sonrasında, terör örgütü mensupları tarafından kullanıldığı değerlendirilen 1 sığınak tespit edilmiş ve imha edilmiştir. Teröristlerin kimlikleri ve katıldıkları eylemleri tespit çalışmaları devam etmektedir” diye konuştu.
Haber-Kamera: Salih KESKİN/MARDİN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Niğde Barosu tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törende, saygı duruşunda bulunul, İstiklal Marşı okundu ve Atatürk Anıtı’na çelenk bırakıldı.
Niğde Baro Başkanı Emin Alper Öztürk, törende yaptığı konuşmada, hukukun adalete yönelmiş bir toplumsal yaşama düzeni olduğunu söyledi.
Taleplerinin topyekun adalet olduğunu belirten Öztürk, şöyle konuştu:
“Bunu sağlamanın ödülü ise toplumda adalete olan güven duygusunun artması, vatandaşlık bilincinin yerleşmesi, suçun azalması, toplumsal barışın ve refahın yükselmesidir. Adaletin sağlanması için adil yargılanma, adil yargılanma içinse bağımsız yargı ve etkili kullanılabilecek bir savunma hakkı şarttır. Savunma ayağı eksik veya güçsüz bırakılarak adalet tesis edilemez. Savunma hakkının temsilcisi olan avukatlık mesleğinin sorunları çözülmeden vatandaşlarımızın adalet talebine karşılık verebilmek mümkün değildir.”
Törene, baroya bağlı avukatlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Albayrak, yaptığı yazılı açıklamada, sahipsiz sokak hayvanları için hazırlanan yasa teklifinin pek çok tartışmalara yol açtığını anımsatarak, kentte bu konuyu farklı yerlere çekmeye çalışarak prim elde etme çabasında olan bayat siyasetçi zihniyetindeki kişileri üzülerek izlediklerini belirtti.
Bu konuda kimseyle polemiğe girmek istemediklerini kaydeden Albayrak, “Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 25 yılda bir tane dahi hayvan barınağı yapmamış olsa da artık bunları tartışmanın kimseye faydası yok. Bu saatten sonra şehir olarak bundan sonra yapacaklarımıza odaklanmalıyız. Sahipsiz sokak hayvanları hususunda Eskişehir Büyükşehir Belediyemize güzel bir önerimiz var.” dedi.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda Türkiye’ye örnek çok güzel bir proje hayata geçirerek başarıya ulaştığını ifade eden Albayrak, şunları kaydetti:
“Bu projede şehrin dışında belirli bir alana ‘Doğal Yaşam Parkı’ kurulmuş ve sokak hayvanlarımız burada toplanıp, aşılama ve kısırlaştırma gibi işlemler yapılmış. Akabinde rehabilite edilen hayvanlarımız bu doğal yaşam parkında doğal akış içinde yaşamaya başlamışlar. Tabii talebe göre de sahiplendirilen pek çok hayvanımız da olmuş. İşin özeti Gaziantep’te sokaklarda sürü halinde gezen tek bir hayvan dahi kalmamış. Yani can dostlarımızı da insanlarımızı da mutlu eden bir proje olmuş.”
Yeni yasaya göre bu konuda bütün belediyelere 2028 yılına kadar süre tanındığının aktaran Albayrak, “Bu süreyi beklemek şehrimiz için çok geç olur. Yapılacak tesisler için devletimiz halihazırda yüzde 50 hibe veriyor. Çok güzel bir destek. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin ile de görüştük. Projenin örneğini büyükşehir belediyemize vermeye hazır. Bu konuda çözümün hız kazanması için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Denenmiş ve başarıya ulaşmış bu projeyi hayata geçirirsek ne can dostlarımız ne de insanlarımız artık zarar görmeyecek. Eskişehir olarak bir an önce bu konuda aksiyon almalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gülpınar, yaptığı açıklamada, halkın talepleriyle başlattığı adaylık sürecini 31 Mart gecesi zaferle taçlandırdıklarını, hemşehrileriyle çıktıkları bu yolda ortak düşünceyle hareket ettiklerini belirtti.
Halktan gelen taleplere ve çağrılara her daim öncelik gösterdiğini kaydeden Gülpınar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu geçen süre içerisinde hep şeffaf oldum ve siz değerli hemşehrilerimle gelişen durumları paylaştım. Sizlerle olan gönül akdimize her daim sadık kaldım ve kalacağım. Bununla birlikte bugüne kadar bizlere kucak açan, sevgisini esirgemeyen halkımız için en doğru zeminde, hizmet ve çalışmalarımızı yapma gerekliliği hasıl olmuştur. Siz kıymetli hemşehrilerimizin kutsal emanetini taşıyıp, her zaman olduğu gibi yine sizlerin talebini aldık, alacağız ve her kararımızda uygulayacağız.
Bu olgularla birlikte, gündemimizi meşgul eden durumlara son vermek, Şanlıurfa’ya daha iyi hizmetlere odaklanabilmek için, halkımızın ortak görüşü ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevime herhangi bir siyasi partiden ‘bağımsız’ olarak devam etme kararını aldık. Şanlıurfa gündemini uzunca bir süredir meşgul eden siyasi kavgaları nihayete erdirmek, siyasi ayrılıklar ve kutuplaşmalar yerine hizmetlerin, yatırımların ve Şanlıurfa’nın geleceğinin konuşulmasına imkan sağlamak adına bağımsız ve birleştirici bir siyaset tarzının fayda sağlayacağı kanaatindeyim. Aldığımız karar, en ince ayrıntısına kadar düşünülüp halkımızın görüşleriyle desteklenmiştir. Bu konuda bizlere destek veren ve büyük teveccüh gösteren kadim şehrimize teşekkür eder, hayırlı olmasını dilerim. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Donald Trump, geçtiğimiz hafta yaptığı bir konuşmada, NATO üyesi ülkelerin savunmaya ilişkin GSYİH’lerinin, üyelerin harcadığı taban yüzde 2’lik kısmın aksine en az yüzde 3’ünü harcamaları gerektiğini söyledi.
NATO’nun Savunma Politikası ve Planlamasından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Angus Lapsley ise, savunma haberleri yapan bir internet sitesine verdiği röportajda, Trump’ın sözlerine benzer ifadeler kullandı. Lapsley, mevcut “tehdit senaryolarının” NATO’nun Avrupa üyelerinin çoğunluğu için savunma bütçelerinde önemli bir artış gerektiğini vurguladı. Lapsley, “Bundan sonra üye ülkelerden istediğimiz daha iyi, kullanılabilir ve sürdürülebilir askeri kapasiteleri sağlamaları için üyelerin, harcamalarının yüzde 2’lik taban seviyesinin önemli ölçüde üzerine çıkmaları gerekecek” diye konuştu.
NATO ülkelerinin savunma harcamaları artıyor
NATO üye ülkelerinin savunma harcamalarının şimdiden arttığını belirten Lapsley, bu yıl ilk kez çoğu NATO ülkelerinin, savunma harcamalarının alt sınıra ulaştığını bildirdi. Lapsley, NATO’nun doğu cephesinde bulunan Polonya ve Estonya’nın GSYİH’lerinin sırasıyla yüzde 4 ve yüzde 3’ünü savunmaya ayırdığını dile getirirken, Portekiz ve İspanya’nın yüzde 1 civarında kaldığını söyledi.
Lapsley, daha fazla NATO üye ülkesinin savunma harcamalarının yüzde 3’ü bulması gerektiğini vurgulayarak, “küresel güvenlik konusundaki endişelerin artmasıyla üye ülkelerin askeri kapasitelerinin de arttırılması gerektiği”ne ilişkin çağrı yaptı.
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, GLOBSEC savunma forumunda, savunma harcamalarının önemine değinerek, “NATO yetkilileri, ulusal güvenliğin silahlı kuvvetlerden daha fazlasına bağlı olduğunu belirtti” dedi. Portekiz Savunma Bakanlığı Devlet Sekreteri Ana Isabel Xavier ise, “Portekiz’in şu anda GSYİH’nın yüzde 2’sine henüz ulaşmadığı bir gerçek. Bunu 2029’da yapmayı planlıyoruz. Ancak yaptığımız tüm tartışmaların bir konuda çok net olduğunu düşünüyorum. Sadece ne harcadığınız değil, aynı zamanda nasıl harcadığınız da önemli” diye konuştu.
32 NATO üyesi ülkeden GSYİH’lerinin yüzde 3’ünü savunmaya harcayanlar arasında Polonya ve Estonya’nın dışında ABD, Yunanistan ve Letonya var.
NATO ve Trump ilişkisi
ABD medyasında yer alan haberlerde, ABD Başkanı olduğu ilk döneminde Trump’ın NATO’ya ilişkin eleştirileri hatırlatıldı. Trump’ın yeniden seçilmesi halinde, ABD’nin NATO’ya gelecekteki bağlılığı konusunda bazı NATO üyesi ülkelerin soru işaretlerinin olduğu kaydedildi. Washington Post gazetesi konuya ilişkin, “Trump ilk döneminde NATO’ya karşı antipatisini defalarca dile getirdi ve en son tartışmada ABD’yi ittifaktan çekip çekmeyeceğini söylemeyi reddetti” ifadelerini kullandı.
Avrupalı diplomatlar ise Trump’ın ABD’nin NATO’ya verdiği desteği zayıflatabileceği ve ittifak içi görüş ayrılıklarına rağmen birlik olarak göstermeye çalıştıkları cepheyi de düşürebileceğine ilişkin endişelerin olduğunu belirtti.
NATO Genel Sekreteri ve eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Avrupalı meslektaşlarını Washington’daki olası bir siyasi değişime uyum sağlamaya çağırarak, “Trump hakkında söylenmeyi ve bu tarz düşünceleri dile getirmeyi bırakmalıyız” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞANLIURFA Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Yeniden Refah Partisi’nden (YRP) istifa etti.
Cumhurbaşkanı Danışmanı, AK Parti eski MKYK Üyesi, 24-25-26-27’nci Dönem AK Parti ŞanlıurfaMilletvekili Mehmet Kasım Gülpınar, 20 Ocak 2024’te Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı olarak aday gösterilmeyince AK Parti’den istifa edip, Yeniden Refah Partisi’ne geçti. 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne Yeniden Refah Partisi çatısı altında giren Gülpınar, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.
Mehmet Kasım Gülpınar, 5 ay sonra partisinden istifa ettiğini, görevini bağımsız olarak sürdüreceğini açıkladı. Şanlıurfa halkının talepleri neticesinde başlattığı adaylık sürecini 31 Mart gecesi zaferle taçlandırdıklarını belirten Gülpınar, hemşehrileriyle çıktıkları yolda ortak düşünceyle hareket ettiklerini ifade etti. Halktan gelen taleplere ve çağrılara her daim öncelik gösterdiğini vurgulayan Gülpınar, yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu geçen süre içerisinde hep şeffaf oldum ve siz değerli hemşehrilerimle gelişen durumları paylaştım. Sizlerle olan gönül akdimize her daim sadık kaldım ve kalacağım. Bununla birlikte bugüne kadar bizlere kucak açan, sevgisini esirgemeyen halkımız için en doğru zeminde, hizmet ve çalışmalarımızı yapma gerekliliği hasıl olmuştur. Siz kıymetli hemşehrilerimizin kutsal emanetini taşıyıp, her zaman olduğu gibi yine sizlerin talebini aldık, alacağız ve her kararımızda uygulayacağız. Bu olgularla birlikte gündemimizi meşgul eden durumlara son vermek, Şanlıurfa’ya daha iyi hizmetlere odaklanabilmek için halkımızın ortak görüşü ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevime herhangi bir siyasi partiden ‘Bağımsız’ olarak devam etme kararını aldık. Şanlıurfa gündemini uzunca bir süredir meşgul eden siyasi kavgaları nihayete erdirmek, siyasi ayrılıklar ve kutuplaşmalar yerine hizmetlerin, yatırımların ve Şanlıurfa’nın geleceğinin konuşulmasına imkan sağlamak adına bağımsız ve birleştirici bir siyaset tarzının fayda sağlayacağı kanaatindeyim. Aldığımız karar, en ince ayrıntısına kadar düşünülüp halkımızın görüşleriyle desteklenmiştir. Bu konuda bizlere destek veren ve büyük teveccüh gösteren kadim şehrimize teşekkür eder, hayırlı olmasını dilerim. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayserililerin esenlik ve huzuru için turizmden trafiğe, ticarethanelerden sokaklara kadar sorumluluk alanındaki pek çok yerde, 7/24 esasına göre çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi Zabıta personeli, Zabıta Teşkilatı kuruluşunun 198. yıl dönümü münasebetiyle Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a ziyarette bulundu. Başkan Büyükkılıç’ın ‘Büyükşehir Belediyesi’nin vitrini’ olarak nitelediği ve kentte sağlıklı, düzenli ve güvenli bir yaşam için denetim ve kontrol faaliyetlerini gerçekleştiren Büyükşehir Belediyesi Zabıta personeli ile tüm zabıtaların, Zabıta Teşkilatı kuruluşunun 198. yıl dönümü ve Zabıta Haftası’nı kutlayarak, işlerinde başarılar ve kolaylıklar diledi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Büyükkılıç, “Zabıta Teşkilatımızın 198’inci kuruluş yıl dönümü ve Zabıta Haftası dolayısıyla ziyaretimize gelen Zabıta Daire Başkanımız Mustafa Kayacık ile Kayseri’mizin huzur ve düzeni için özveriyle çalışan zabıta ekiplerimize teşekkür eder, Zabıta Haftası’nı en içten dileklerimle kutlarım” dedi.
Ziyarette, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Türkmen’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanı Mustafa Kayacık, Zabıta Müdürü Ahmet Teke ve zabıta personeli yer aldı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, sil baştan yenilenerek bölge sakinlerinin hizmetine sundukları Gökdere Kapalı Pazar Alanı’nda faaliyet gösteren esnaf ile kahvaltı sofrasında buluştu. Önceki Dönem Sanayi ve Teknoloji Bakanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, İlçe Başkanı İrfan Akkaya, Pazarcılar Odası Başkanı Refik Aksu, il ve ilçe yöneticileri ile vatandaşların katıldığı programda esnafla kahvaltı edip taleplerini dinleyen Başkan Oktay Yılmaz, pazarda alışveriş yapan vatandaşlarla sohbet etti.
Semt pazarlarının bölge sakinlerinin, temel ihtiyaç maddelerine doğrudan ve en uygun fiyata ulaşabildiği yerler olduğunu hatırlatan Başkan Oktay Yılmaz, “Hemşehrilerimizin sağlıklı ve hijyenik ortamlarda alışverişlerini yaparken, esnafımızın da daha iyi şartlarda hizmet verebilmesi için ilçemize kapalı pazar alanları kazandırıyoruz. Bu minvalde kullanım ömrünü tamamlayan ve ihtiyaçlara cevap veremez durumdaki Gökdere Pazarı’nı yenileyerek modern, güvenli, fonksiyonel bir çarşıya dönüştürdük. 18 bin 160 metrekarelik alanda gerçekleştirdiğimiz proje kapsamında sadece pazar alanını yenilemekle kalmadık, bölgeye yeni bir park ve yeşil alan da kazandırdık. Hemşehrilerimizin talep ve önerileri doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz çalışma ile hem bölge sakinlerinin hem de pazarcı esnafımızın yüzü güldü. Pazartesi giyim, cuma günleri ise sebze meyve sebze pazarı olarak hizmet veren; Meydancık, Davutdede, Yıldırım, Sinandede, Şükraniye, Hacıseyfettin, Selimzade gibi mahallelerimizde ikamet eden insanlarımızın yararlandığı Gökdere Pazar Alanı ilçeye değer katan önemli bir yatırım oldu” dedi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024-2025 adli yılı, resmi törenlerle başladı. Her yıl 20 Temmuz’da başlayan adli tatil, bu yıl sona erdi. Yeni adli yıl açılış etkinlikleri çelenk sunma töreni ile başladı. Ardından Fethiye Cumhuriyet Başsavcısı Günşafak Karartı’nın ev sahipliğinde resepsiyon verildi. Resepsiyona Ağır Ceza Mahkemesi ve Adalet Komisyonu Başkanı Erdem Oğuz Özer, Muğla Barosu Fethiye Temsilcisi Avukat Burak Zor, İlçe Emniyet Müdürü Kayhan Dadaşoğlu, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Mustafa Çiçek, İlçe Sahil Güvenlik Komutanı Yüzbaşı Burak Akanpınar ve çok sayıda hakim, savcı ve avukat katıldı.
Fethiye Cumhuriyet Başsavcısı Günşafak Karartı tarafından verilen resepsiyonda yeni adli yılın tüm yargı mensuplarına hayırlı olması temennileri dile getirildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Eskişehir’in 2 Eylül 1922’de Yunan işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünü kutladı.
BBP Genel Başkanı Destici, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “‘Eskişehir, Eskişehir; yalçın kaya sarp yeri/Kalelelerden çok kuvvetli, içindeki askerleri.’ Milli Mücadele’nin en kritik noktalarından ve en önemli destekçilerinden Eskişehirimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yılında, benzer acıları tekrar yaşamamak niyazıyla, vatana can vermek için hayatlarını feda eden şehitlerimizi, bize bir vatan armağan eden gazilerimizi rahmetle ve saygıyla yad ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü jeobilimci ve model Rosie Moore’un sosyal medyada yaptığı o paylaşımlar viral oldu. Dev bir pitonun içinden çıkanları kaydettiği o anlar sosyal medyada milyonlarca kez izlendi. İşte akılalmaz o görüntüler;
26 yaşındaki Rosie Moore, bir grup bilim insanı ile birlikte Florida’daki laboratuvarda bedeni sağlam olan bir timsahı piton yılanının içinden çıkardı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN
Timsahı yakaladıktan sonra ötenazi yaptıklarını belirten uzmanlar ‘Bizi aradılar ve içinde büyük bir cisim olduğunu söylediler, ya geyik ya da timsah olduğunu düşündük.’ sözleri ile o anları paylaştı.

Ölü pitona yapılan operasyonun görüntülerini Instagram hesabı üzerinden paylaşan Moore “Kesinlikle şok edici, ilk defa böyle bir olay gördüm” ifadelerini kullandı.

İnstagram üzerinden yaptığı paylaşımı eğlence amacıyla gerçekleştirdiğini söyleyen genç kadın, videonun viral olmasına şaşırdığını Florida’da istilacı pitonların varlığı ve onların topluluk üzerindeki etkilerinin az bilinmesinin şaşırttığını dile getirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: İsrail, 28 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde Cenin, Tulkerim ve Tubas kentlerindeki mülteci kamplarına “2. İntifada”nın yaşandığı 2002’den itibaren en yoğun ve kapsamlı “Yaz Kampları” adlı saldırısını başlattığını duyurmuştu.

Tubas kentine bağlı el-Faria Mülteci Kampı’ndan sonra Tulkerim’deki Nur Şems Mülteci Kampı’ndan çekilen İsrail askerlerinin Cenin’deki saldırıları ise 4. gününde devam ediyor.
CANLI YAYIN | Batı Şeria’da çatışma anı kamerada
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İsrail ordusunun 28 Ağustos’tan bu yana işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik saldırılarında 21 Filistinli öldürüldü. İşgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, El Halil kentinin kuzeyindeki Sair kasabasına baskın düzenledi.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, Sair kasabasında bir grup Filistinlinin bulunduğu bölgeye saldıran “asker üniforması giymiş” İsrailliler, Filistinlilere ait 300 küçükbaş hayvanı silah zoruyla gasbetti.

Filistinlilerin mülklerine zarar veren gaspçı İsrailliler, Filistinli ailelerin kaldığı 3 karavanı yıkarak su depolarını tahrip etti. Çok sayıda kişiyi darbeden Yahudilerin ayrıca Filistinlilere ait 5 cep telefonunu çaldığı belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eski Futbolcu Mesut Özil, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi makamında ziyaret etti. MHP’den yapılan açıklamada, “Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, Eski Futbolcu Mesut Özil’i makamında kabul etti” ifadelerine yer verildi. – ANKARA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Amerika 5 Kasım’daki seçimlere hazırlanırken, yeniden aday olan Donald Trump ise 3’üncü Dünya Savaşı hakkında konuştu.
“3. Dünya Savaşı’na hiç olmadığı kadar yakın olduğumuzu düşünüyorum.” diyen Trump, bu açıklamaları Michigan’da Ulusal Muhafız Birliği’ne hitaben yaptı.
Konuşmasında, Ukrayna’nın Rusya topraklarında ilerlemesinden de bahsetti.
“UKRAYNA’YA BAKIN”
“Ukrayna’da olup bitenlere bir bakın. Rusya topraklarında ilerliyorlar. 3’üncü Dünya Savaşı çıkacak.” dedi.
Donald Trump, Biden yönetimini eleştirerek sonu gelmeyen savaşlara kendisinin son verebileceğini söyledi.
“ABD’YE KARŞI TEHDİTLERİ ÖNLEYEBİLİRİM”
Dünyanın eşi benzeri görülmemiş tehlikelerle yüzleştiğini belirten Trump, özellikle ABD’nin karşı karşıya olduğu tehditleri kendisinin önleyebileceğini söyledi.
UKRAYNA SAVAŞINI BİTİRECEĞİNİ SÖYLEDİ
Trump, başkan seçilmesi durumunda Ukrayna’daki savaşı bitireceğini iddia etti.
NATO üyelerinden daha fazla mali katkı talep edeceğini de ifade etti.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunanistan’da milyonlarca balık kıyıya vurdu.
Volos Belediye Başkanı Beos, yaptığı açıklamada, “Bu trajik bir olaydır. Carla’dan (kentin kuzeyindeki göl) gelen milyonlarca ölü balık kıyılarımızı doldurdu ve turizme büyük bir darbe vurdu. İşadamları ve profesyonellerin uğradıkları büyük maddi zararlardan sorumlu olanlara karşı toplu davalar açmalarının zamanı gelmiştir. Hiçbir mazeret yok. Bunun olacağını biliyorduk. Şahsen, Eylül 2023’ten bu yana Carla ve bunun sonucunda ortaya çıkan kirlilik hakkında savcılığa aylık rapor sunmuş ve Başbakanlığa mektupla bilgi vermiştim.” dedi.
“YUNUN HÜKÜMETİ SUÇLU”
Beos, yaşanan olay nedeniyle Yunan hükümetini suçladı.
Carla Gölü, 1962’de sıtmayla mücadele için kurutulmuştu. Geçen yıl bölgedeki sağanak yağışlar ve beraberinde gelen sel, gölün tekrar dolmasına ve normal boyutunun 3 katına çıkmasına neden olmuştu. Uzmanlara göre göl suları, tatlı su balıklarını Volos kentinin bulunduğu Pagasetik Körfezi’ne itti.


Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buluşmanın ardından CHP Bolu İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen Özçağdaş, Türkiye’nin tüm illerinde eğitimi konuşmaya devam edeceklerini söyledi.
Türkiye’de tüm okulların güvenlik görevlisine ihtiyaç duyduğunu belirten Özçağdaş, “Güvenlik görevlisi olmadığı için okullarımızın kapısında cirit atan birtakım yapılar var. Okullarımızın içerisine giren, öğretmenlerimize şiddet uygulayan, maalesef can kayıplarına kadar varan birtakım olaylar var. Türkiye’deki her okulda güvenlik görevlisine ihtiyacımız var.” şeklinde konuştu.
Okullara gönderilen ödeneklerle ilgili Özçağdaş, “Bizim önerimiz şudur, Milli Eğitim Bakanlığımız, Türkiye’de 15 milyon 887 bin 296 öğrencimiz var, bu öğrenciler için kişi başı 1000 lira okul ödeneği gönderirse toplam 15 milyar 88 milyon lira yapıyor. Bu para gönderildiği takdirde toplamda bütçenin yüzde 1,45’i kullanılmış oluyor. Dolayısıyla okullar eksiklerini böylelikle giderebilirler.” değerlendirmesinde bulundu.
Özçağdaş, 24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında yapılacaklar arasında öğretmenlere özel sektör ve kamuda indirimli uygulama yapılmasını öngören maddenin bulunmasından dolayı Milli Eğitim BakanıYusuf Tekin’i tebrik ederek, öğretmenlere eğitim öğretime hazırlık ödeneği adı altında verilen desteğin bir maaş tutarında yapılması gerektiğini aktardı.
Toplantıya, CHP Bolu MilletvekiliTürker Ateş, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, CHP İl Başkanı Tahsin Karagöz, CHP Bolu Merkez İlçe Başkanı Çetin Uç ve partililer katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Program, Afyonkarahisar Belediyesi Mehter Takımı ve Uluslararası Halk Oyunları Korteji eşliğinde, Taş Medrese’den Anıtpark’a, “Zafer Halk Yürüyüşü”yle başladı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından şehitler için dua edildi.
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, programda, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali sonrasında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak başlattığı milli mücadelenin, Kocatepe’de yakılan Büyük Taarruz kıvılcımından sonra zaferle taçlandığını söyledi.
Afyonkarahisar’ın, Atatürk’ün deyimiyle, son büyük zaferin kilidi olduğunu aktaran Köksal, “Kurtuluş Savaşımız, güçsüzlük nedir bilmeyen şanlı bir milletin, 10 bin yıllık tarihinde yazdığı destanların bir özeti gibidir. Yine Atatürk’ün deyimiyle, dahili ve harici bedhahlara karşı topyekun verdiğimiz mücadele, mazlum milletlere de örnek olmuştur.” diye konuştu.
Köksal, Kurtuluş Savaşı’nın meşalesinin, Afyonkarahisar’dan yakıldığını belirterek, yılmaz bir Atatürk milliyetçisi ve Cumhuriyet kadını olarak, bu meşaleyi taşımaktan onur ve gurur duyduğunu ifade etti.
Törende, Jandarma Genel Komutanlığı merasim ekibinin silahlı hareketleri ve Jandarma Genel Komutanlığı helikopterinin üzüm salkımı gösterisi sunuldu.
Halk oyunları gösterilerinin ardından program sona erdi.
Törene, Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, İkmal ve Garnizon Komutanı TuğgeneralFatih Dağlı, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilleri Ali Özkaya, İbrahim Yurdunuseven ve Hasan Arslan, MHP Afyonkarahisar MilletvekiliMehmet Taytak ile İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile Ankara’da bir araya geldi. Fidan, ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “İnanıyorum ki önümüzdeki dönem de iki ülke dostluğu ve kardeşliği için yakın çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye- Azerbaycan kardeşliği bölgesel barış ve istikrara katkı sağlamaya devam edecektir” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Bakan Fidan, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile en son 5 Temmuz 2024 tarihinde Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayri Resmi Zirvesi kapsamında bir araya geldiklerini hatırlatarak, “Türkiye ile Azerbaycan ortak tarih, kültür, dil ve kimlik temelleri üzerinde yükselen ve dünyada başka bir benzeri olmayan kardeşlik ilişkilerine sahiptir. Her iki ülke de daima bir millet iki devlet anlayışıyla hareket etmelidir. Birbirlerinin hem sevincini hem kederini paylaşmıştır. Bundan sonra da iyi günde ve kötü günde birlikte olmaya devam edecektir. Bu anlayış doğrultusunda Karabağ’da 30 yılı aşkın süre devam eden haksız işgal döneminde Türkiye sarsılmaz bir şekilde kardeş Azerbaycan’ın yanında durmuştur. Bundan sonra da sarsılmaz bir şekilde durmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanımız ile Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev’in 15 Haziran 2021 tarihinde imzaladıkları Şuşa Beyannamesi’yle müttefiklik seviyesine yükselen Türkiye- Azerbaycan ilişkilerini daha da ileriye götürmek için çalışmalarımızı aralıksız bir şekilde sürdürmekteyiz” diye konuştu.
‘EKONOMİK İLİŞKİLERİMİZİN GELDİĞİ NOKTADAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ’
Bakan Fidan, “Bugün de Sayın Bayramov ile yaptığımız görüşmede kardeş ülkelerimiz arasındaki ilişkileri kapsamlı bir şekilde ele aldık ve ayrıntılı görüş alışverişinde bulunduk. Ekonomik ilişkilerimizin geldiği noktadan memnuniyet duyuyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın bir an önce teşhis edilmesi yönündeki ortak temennimizi bir kez daha teyit ettik. Bu kapsamda Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden barış sürecinde kaydedilen gelişmeleri değerlendirdik. Ayrıca bölgesel ve küresel meseleler konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Türk Devletleri Teşkilatının kurumsal çalışmalarının güçlendirilmesi için daha neler yapılabilir? O konuda bazı görüşlerimizi birbirimizle paylaştık. Ayrıca bölgesel bağlantısallık ve lojistik yollarıyla ilgili, kalkınma konularıyla ilgili de görüş alışverişinde bulunduk. Özellikle İsrail’in Gazze’ye saldırısını ve tüm dünyanın gözleri önünde devam eden acımasız katliamı da hassasiyetle değerlendirdik. İnanıyorum ki önümüzdeki dönem de iki ülke dostluğu ve kardeşliği için yakın çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye- Azerbaycan kardeşliği bölgesel barış ve istikrara katkı sağlamaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.
?BAYRAMOV: AZERBAYCAN İLE TÜRKİYE’NİN TUTUMU BİRDİR
Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ise “Türkiye’de olmak her zaman çok sevindiricidir. Her zaman olduğu gibi oldukça önemli görüşler ve müzakereler yapılmıştır. Azerbaycan ile Türkiye’nin tutumu birdir. Bu karşılıklı destek, stratejik ortaklık ve müttefiklik ilişkileridir. Bir kez daha anladık ki birebir yüksek seviyeli temaslar oldukça önemlidir. Bu bakımdan en önemli olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’a seferleridir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Genellikle gergin bir havada geçen iki ezeli rakibin maçında polisin görev yapmayacak olması nedeniyle, Rotterdam Belediyesi, polis ve savcılık, “Oyuncuların ve taraftarların güvenliğinin yeterince garanti edilemeyeceği” gerekçesiyle erteleme kararı aldı.
Hollanda’daki polis sendikaları, erken emeklilik ve daha iyi sosyal haklar için bir süredir eylem yapıyor.
Polis memurları, bu eylemler nedeniyle sosyal olaylar ve stadyumlarda yer almıyor.
Hollanda polisi, tehlikeli bir görev yaptıkları gerekçesiyle kadınlarda 65, erkeklerde 67 olan emeklilik yaşının daha erkene çekilmesini istiyor.
Emeklilik yaşını yükselten düzenleme öncesinde polis ve diğer riskli mesleklerde 3 yıl erken emeklilik hakkı bulunuyordu.
Polisler, yeniden erken emeklilik talebi için Mayıs ayından bu yana, daha az para cezası kesilmesi, karakolların halka kapatılması ve sirenlerle gürültü gibi eylemler yapıyor.
Polis sendikaları, futbol maçlarını da seslerini duyurmak için bir fırsat olarak görüyor.
Bu nedenle yeni sezondaki Eredivisie maçlarında Hollanda’daki stadyumlarda polis görev almıyor.
Pazar günü Rotterdam’da oynanması planlanan karşılaşmaya deplasman takımı Ajax’ın taraftarlarının alınmayacağı açıklanmıştı.
Ancak belediye ve güvenlik makamları, deplasman taraftarları olmasa da, genellikle gergin bir havada geçen Feyenoord-Ajax maçının barışçıl bir ortamda oynanacağının garantisi olmadığını bildirdi.
Geçen yıl 24 Eylül’de Amsterdam’da oynanan Ajax-Feyenoord maçı, ev sahibi takım taraftarlarının çıkardığı olaylar nedeniyle yarıda kalmıştı.
Feyenoord’un 3-0 önde olduğu karşılaşma, sahaya atılan meşaleler ve çıkan arbede nedeniyle tatil edilmişti.
Çok sayıda taraftar ve polis memurunun yaralandığı olaylara göz yaşartıcı gazla müdahale eden polis, 15 kişiyi gözaltına almıştı.
Bu nedenle Rotterdam Belediyesi ile savcılık, Feyenoord-Ajax karşılaşmasını, “yüksek riskli maç” ilan ederek, ileri bir tarihe erteledi.
Feyenoord ve Ajax kulüpleri, erteleme kararı nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını bildirdi.
Feyenoord kulübünden yapılan açıklamada, futbolun, kendilerinin taraf olmadığı bir konuda yaptırım aracı olarak kullanılmasının üzüntü verici olduğu belirtildi.
Ajax kulübü de emeklilik tartışmasının faturasının futbola kesilmesinin üzücü olduğunu belirtti.
Hollanda Kraliyet Futbol Federasyonu (KNVB), karardan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Federasyon da futbolun, emeklilik talebine ilişkin bir araç olarak kullanılmasını eleştirdi.
Polis sendikaları ile hükümeti bir an önce anlaşmak için masaya oturmaya davet eden KNVB’ye göre, polisin eylemlerine devam etmesi, Hollanda liginin geleceğini olumsuz etkileyecek.
Federasyon, polisin eylemine devam etmesi halinde, güvenli stadyum konusunda verilen çabaların orantısız biçimde etkileneceğini vurguladı.
Sol muhalefet partileri, polis ve diğer yüksek riskli mesleklere yeniden erken emeklilik olanağı tanınmasını savunuyor.
Hükümet ise, bu konunun önemli olduğunu kabul ediyor ancak bütçeye getireceği yük nedeniyle çekimser davranıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Vali Yavuz’u makamında ziyaret eden Cantimur, ardından değerlendirme ve istişare toplantısına katıldı.
Bakan Yardımcısı Cantimur, konuşmasında, deprem bölgesinde devam eden yatırımların durumunun titizlikle değerlendirildiğini belirterek, bu süreçte oluşan taleplerin Ankara’ya iletileceğini ve gerekli adımların atılacağını vurguladı.
Deprem bölgesinde tasarruf tedbirleri uygulanmadan devletin tüm imkanlarının seferber edileceğini kaydeden Cantimur, ayrıca “mükellef velinimetimizdir” anlayışıyla vergi mükelleflerinin ihtiyaçlarına öncelik verilerek gereken adımların atılacağını ifade etti.
Daha sonra Malatya’nın mevcut durumu hakkında değerlendirme ve istişarelerde bulunuldu.
Toplantıya Vali Seddar Yavuz, AK Parti Malatya milletvekilleri Bülent Tüfenkci ve İhsan Koca, Malatya Barosu Başkanı Onur Demez, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Mahmut Sütçü, Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Murat Altundağ, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve iş insanları katıldı.
Toplantının ardından Vali Seddar Yavuz ve Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur, Malatya Merkez Geçici Ticaret Alanı’nda ticari faaliyetlerini sürdüren esnafı ziyaret ederek, sorun ve taleplerini dinledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 gün sürecek olan programı kapsamında Balıkesir’e geldi. Partililer tarafından karşılanan Özgür Özel, ilk olarak Edremit CHP İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Burada basına kapalı olarak Balıkesir il ve ilçe yöneticileriyle görüştü. Özel, CHP’li yöneticilerle birlikte Edremit Belediyesine geçti. Belediye Hizmet binası bahçesinde kendisini karşılamaya gelen vatandaşlara seslenen Özgür Özel, Edremit ve Balıkesir halkına yerel seçimlerde verdikleri oy nedeniyle teşekkür ederek konuşmasına başladı.
‘KAVGA İSTİYOR, YAPMAYACAĞIM’
Özgür Özel, iktidarın sorun çözme kapasitesi olmadığını belirterek, “Sorun çözmediği için kriz üretmeye çalışıyor. Onların bir krize, bir kavgaya, itişmeye, takışmaya ihtiyaçları var. Çünkü Edremit’teki yoksula, işsize, emekliye şöyle diyecekler; ‘Biliyorum açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama tehlike büyük. Bir kere daha oy vermelisin. Yoksa bayrağı indirecekler. Yoksa ezanı dindirecekler. Yoksa ülkeyi böldürecekler.’ Geçti onlar beyefendi geçti. Öyle ucuz siyaset yok. Cumhuriyet Halk Partisi burada, bu milletin yanında. Kavga istiyor, yapmayacağım. Hakaret ediyor, duymayacağım. İftira ediyor, sinmeyeceğim. Hiçbirimiz bu oyuna gelmeyeceğiz. Çünkü biz sadece ve sadece bu halkın gerçek sorunlarına odaklanmak istiyoruz” dedi.
Özel, “Onlar tartışmayı başka bir yere çekiyorlar ya, bu oyuna gelecek gözde Cumhuriyet Halk Partisi’nde yok. Tartışma 12 bin 500 liralık emekli maaşıdır. Tartışma, enflasyon zammı verilmeyen asgari ücrettir. Tartışma 19 lira maliyeti varken, 17 lira verilen çaydır. Geçen sene 8 lirayken, 9 lira fiyat verilen buğday, geçen sene 110 lirayken 90 liraya alınmaya çalışılan Antep fıstığı, üzümde, fındıkta, ayçiçeğinde, narenciye de yaşanan büyük sıkıntılardır. Sorun bu ülkenin gençlerinin gelecekten endişe duymasıdır” diye konuştu.
‘HALKIN İKTİDARINI KURACAĞIZ’
Halkın iktidarını kuracaklarını söyleyen Özel, “Ezanı susturacak dedikleri’ müezzinlerin, imamların özlük haklarını savunuyor, ‘bayrağı indirecek’ dedikleri ay- yıldızlı al bayrağın renklerinden Türkiye İttifakı kuruyor, bütün Türkiye’nin demokratlarını kucaklıyoruz. ‘Vatanı böldürecekler’ dedikleri 7 bölgede, 81 ilde bine yakın ilçede verdiği mücadeleyle Türkiye’nin bütün demokratlarını; sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları yeter ki Türkiye’yi sevsin, yeter ki hepimizin ortak geleceği için mücadele etsin. Bütün demokratları kucaklıyoruz. Biz hep birlikte bu saltanatı yıkacağız. Biz hep birlikte halkın iktidarını kuracağız. Hep birlikte üretecek, hep birlikte kazanacak, hep birlikte bölüşeceğiz” dedi.
‘KENTSEL DÖNÜŞÜM İÇİN GEREĞİNİ YAPIN’
Balıkesir’in kentsel dönüşüme ihtiyacı olduğunu ifade eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Sayın Erdoğan’a bir hatırlatmada bulunacağım. 6 Şubat’ı hep birlikte yaşadık. Türkiye bir deprem ülkesi. Edremit, Balıkesir 20 tane fay hattının üstündeki bir ilçemiz ve burada kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Balıkesir’de kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Partizanlık yaparak imzalar atmayarak, onay vermeyerek el kol bağlayıp siyaset yapıyorsunuz ama depremin siyaseti olmaz. İnsan hayatının siyaseti olmaz. Enkaz altında kalmış, bebelerin çocukların siyaseti olmaz. Kentsel dönüşüm için gereğini yapın, önümüzü açın, gerekli katkıları sağlayın, vebal altında kalmayın. Samimiyetle çağrıda bulunuyor, tarih önünde sizi bir kez daha uyarıyorum” diye konuştu.
‘CHP DEMOKRASİYİ YAŞAMAYA BAŞLAYACAK’
2023 yılında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ardından hep birlikte bir yola çıktıklarını söyleyen Özgür Özel, “O yol, o yürüyüş, o mücadele Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki değişimi, Türkiye’ye taşıma imkanını verdi. Cumhuriyet Halk Partisi yapacağı büyük değişim kurultayıyla önce tüzüğünü demokratikleştirerek, Türkiye’ye vaat ettiği demokrasiyi kendi yaşamaya başlıyor. Ardından yapacağı büyük program kurultayının başlangıcıyla bu ülkeyi nasıl yöneteceğini, yoksulluğu nasıl bitireceğini, gelir adaletsizliğini nasıl ortadan kaldıracağını kendi kendine yeten bir tarım ülkesinden, ithalata muhtaç bir ülke haline gelmekten nasıl kurtulacağını, hayvancılığından, arıcılığına kadar tüm sektörleri yeniden nasıl ayağa kaldıracağını çalışacağı bir program hazırlıyor. Müjdeler olsun ki Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıl sonra yeniden Türkiye’yi yönetmeye, ayağa kaldırmaya hazırlanıyor” dedi.
Özel sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Hiçbir mezhebin ötekileştirilmediği, cemevlerinin de ibadethane kabul edildiği, tüm inançlara saygılı, tüm inançlara eşit hizmet eden, kimseyi ikinci sınıf vatandaş görmeyen, anayasada ne yazıyorsa uygulayan, eksik olanını da anayasasına koyan, genç Cumhuriyetin ikinci yüzyılında hep birlikte yürüyecek yolumuz var. İnanın ve güvenin. Şimdi sıra mutluluğun büyüğünü yaşamakta. Emin olun ki, inanın ki, ant içerim yapılacak ilk genel seçimlerde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi birinci parti olacak, iktidar olacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir düğün salonunda düzenlenen törende, Sümeyye ve Osman Erdoğan çiftinin nikahını Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç kıydı.
Bakan Yardımcısı Aydın, çifti tebrik ederek, “Bu güzel anı hep birlikte yaşıyoruz. Gerçekten çiftler birbirine yakıştı. Rabb’im iki cihan saadeti versin.” dedi.
Evliliğin toplumun en önemli yapı taşı olduğunu kaydeden Aydın, “Sağlam bir evlilik olursa ve o sağlam evlilikte hayırlı evlatlar, hayırlı nesiller olursa toplum o kadar güçlü olur. Sayın Cumhurbaşkanımızın nasihatini zaten biliyorsunuz. En az üç çocuk ve bu çocukların topluma faydalı, hayırlı evlatlar, ailelerine faydalı evlatlar olarak yetiştirilmelerini temenni ediyorum.” diye konuştu.
Aydın, daha sonra aile cüzdanını gelin ve damada vererek, ikisinin de evliliklerine sahip çıkmalarını istedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kavaklık Mahallesi Devrek Yolu Caddesi’ndeki 5 katlı apartmanın 3’üncü katındaki evde dün birlikte yaşadığı kardeşi O.Ş. tarafından bıçaklanan Emine S. (42), tedavi gördüğü özel hastanedeki müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Emine S’nin cenazesi, otopsi için hastane morguna götürüldü.
Şüpheli O.Ş’nin bıçakla yaraladığı eniştesi İhsan S. ve yeğenleri B.S. ile İ.S’nin ise tedavileri sürüyor.
Öte yandan yakalanan O.Ş’nin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünden geçirilen zanlı adliyeye getirildi.
Şüpheli, çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.
Olay
O.Ş, Kavaklık Mahallesi’nde dün birlikte yaşadığı ablası Emine S, eniştesi İhsan S. ve yeğenleri B.S. ile İ.S’yi bıçakla yaralamıştı. Kaçan şüpheli, kısa sürede yakalanmıştı.
Ekipler, olayda kullanıldığı değerlendirilen ve üzerinde kan bulunan bıçağı apartmanın 100 metre yakınındaki çöp konteynerinde bulmuştu. Zanlının, psikolojik sorunları olduğu öğrenilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karaca, yaptığı konuşmada, belediye olarak daima engelli bireyler ve ailelerinin refahı, mutluluğu için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Engellilerin kent yaşamında rahat edebilmeleri, toplumsal yaşamda var olabilmeleri için mücadele ettiklerini dile getiren Karaca, engelli bireylerin çalışma hayatında “Ben de buradayım” diyebilmeleri için onları desteklemeye devam edeceklerini kaydetti.
Yaman ise ilçenin çeşitli bölgelerinde yapılan ve engellilerin yaşamını kolaylaştıran bariyerler için Karaca’ya teşekkür etti.
Yaman, Fethiye’de engellilerin karşılaştığı çeşitli sorunları Karaca’ya iletti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu çıkışında ziyarete ilişkin gazetecilere açıklama yapan Gökçen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasının Türkiye’nin hem ulusal hem uluslararası düzeyde bağlı olduğu sözleşmeler konusunda ne düşündüğünü açıkça göstereceğini söyledi.
Gökçen, ziyaretinden dolayı Can Atalay’ın teşekkür ettiğini ifade etti. Tayfun Kahraman’ın kızı Vera’nın okula başladığını ve onun babasız büyümesini istemediklerini dile getiren Gökçen, ailenin bir arada olması için Kahraman’ın serbest bırakılmasını istedi.
Gezi Parkı olaylarına ilişkin davanın hükümlüsü Osman Kavala’nın ise haksızlığa uğradığını savunan Gökçen, dava iddianamesindeki fiillerin suç teşkil etmediğini ileri sürdü.
Gökçen’e CHP Meclis Üyesi Berker Esen, CHP Silivri İlçe Başkanı İbrahim Kömür ve Silivri İlçe Kadın Kolları Başkanı Derya Erdim eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Edremit İlçe Teşkilatını ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partililerle bir araya geldi. Daha sonra Edremit Belediyesine geçen CHP Genel Başkanı Özel ziyaretin anısına bir zeytin ağacı dikti. Belediye önünde vatandaşlara seslenen Özel, “Biz sadece bu halkın gerçek sorunlarına odaklanmak istiyoruz. Yokluğa, yoksulluğa, açlığa, sefalete rağmen inadına oylar kullanmak, kutuplaşan toplumdan medet umanlara karşı bizim hedefimiz herkese birden sahip çıkmaktır. AK Parti’linin de yoksulu, MHP’linin de işsizi, Büyük Birlik Partilinin de güvencesinin teminatı biziz. Biziz, biriz, Türkiye’yiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz” dedi.
Özel, “Gençlerimizin geleceği, emeklimizin maaşı, çalışanımızın alnının terinin karşılığı için kavgayı burada vereceğiz, meydanlarda, mitinglerde vereceğiz ancak oyuna gelmeyeceğiz. ‘Ezanı susturacak’ dedikleri müezzinlerin imamların özlük haklarını savunuyor, ‘Bayrağı indirecek’ dedikleri ay yıldızlı al bayrağın renklerinden Türkiye ittifakı kuruyor, bütün Türkiye’nin demokratlarını kucaklıyor, ‘Vatanı böldürecekler’ dedikleri 7 bölgede 81 ilde 1000’e yakın ilçede verdiği mücadeleyle Türkiye’nin bütün demokratlarını, sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları yeter ki Türkiye’yi sevsin, yeter ki hepimizin ortak geleceği için mücadele etsin bütün demokratları kucaklıyoruz. Biz hep birlikte bu saltanatı yıkacağız. Biz hep birlikte halkın iktidarını kuracağız. Hep birlikte üretecek, hep birlikte kazanacak, hep birlikte bölüşeceğiz” dedi.
Kentsel dönüşüme dikkat çeken Özel, “Edremit 20 fay hattının üstündeki bir ilçemiz ve burada kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Balıkesir’de kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Partizanlık yaparak, imzalar atmayarak, onay vermeyerek el kol bağlayıp siyaset yapıyorsunuz ama depremin siyaseti olmaz. İnsan hayatının siyaseti olmaz. Enkaz altında kalmış bebeklerin, çocukların siyaseti olmaz. Kentsel dönüşüm için gereğini yapın, önümüzü açın. Gerekli katkıları sağlayın. Vebal altında kalmayın. Samimiyetle çağrıda bulunuyor, tarih önünde sizi bir kez daha uyarıyorum” dedi.
Özel, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 100 yıl önce büyük bir karamsarlık içinde, işgaller ve salgın hastalıklara karşı kurulduğunu ve demokrasiye inanmış genç, cesur kadroların bu toprakların alın yazısını değiştirdiğini ifade ederek, “Cumhuriyet Halk Partisi yapacağı büyük değişim kurultayıyla önce tüzüğünü demokratikleştirerek Türkiye’ye vadettiği demokrasiyi kendi yaşamaya başlıyor. Ardından yapacağı büyük program kurultayının başlangıcıyla bu ülkeyi nasıl yöneteceğini, yoksulluğu nasıl bitireceğini, gelir adaletsizliğini nasıl ortadan kaldıracağını, kendi kendine yeten bir tarım ülkesinden ithalata muhtaç bir ülke haline gelmekten nasıl kurtulacağını, hayvancılığından arıcılığa kadar tüm sektörleri yeniden nasıl ayağa kaldıracağını çalışacağı bir program hazırlıyor, hazırlanıyor. Müjdeler olsun ki Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıl sonra yeniden Türkiye’yi yönetmeye, ayağa kaldırmaya hazırlanıyor” dedi.
Güzel günlerin yakın olduğunu ifade eden Özel, “Herkesin insan olma onurunu yüreğinde hissedeceği o günler yakındır. Hiçbir mezhebin ötekileştirilmediği, cemevlerinin de ibadethane kabul edildiği, tüm inançlara saygılı, tüm inançlara eşit hizmet eden, kimseyi ikinci sınıf vatandaş görmeyen, anayasada ne yazıyorsa uygulayan eksik olanını da anayasasına koyan genç cumhuriyetin ikinci yüzyılında hep birlikte yürüyecek yolumuz var” diye konuştu.
Partisinin ilk genel seçimlerde birinci parti olacağını belirten Özel, “Dedim ki ‘1970’lerde Ecevit dünyayı doğru okudu, Türkiye siyasetini doğru okudu. Rüzgarı ve zorlukları doğru tespit etti ve onun liderliğinde girilen ikisi yerel, ikisi genel 4 seçimde de Cumhuriyet Halk Partisi birinci parti çıktı.’ Ben yerel seçimlerle ilgili ortaya koyduğum iddiayı ve verdiğim sözü tuttum. Aynı Edremitlilerin bana verdiği sözü tuttukları gibi. Şimdi sözün büyüğünü tutmakta. Şimdi sıra mutluluğun büyüğünü yaşamakta. Emin olun ki inanın ki ant içerim ki yapılacak ilk genel seçimlerde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi birinci parti olacak, iktidar olacak” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Belediye Başkanı Mehmet Ertaş’ı makamında ziyaret eden Özel, belediyenin çalışmaları hakkında Ertaş’tan brifing aldı ve Başkan Ertaş’a başarılar diledi.
Edremitspor forması hediye edilen CHP Genel Başkanı Özel, Edremit Belediyesi anı defterini imzaladıktan sonra ziyaret programını tamamladı.
CHP Genel Başkanı Özel’in ziyaretinde, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı, Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, CHP Parti Meclis Üyesi Semra Dinçer, Mehmet Tüm, belediye başkanları, CHP yöneticileri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, STK temsilcileri ve çok sayıda partili de hazır bulundu. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan ile Karlıova ilçesinde AK Parti ilçe yönetimi, muhtarlar ve vatandaşlarla bir araya gelen Berdibek ve Korkutata, ilçenin sorun ve taleplerini dinledi.
Kaymakam Tufan Bağır Gilan’ı makamında ziyaret eden Berdibek ve Korkutata, ilçede hayata geçirilen ve planlanan projeler hakkında istişarede bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Partisinin Edremit İlçe Başkanlığının ardından Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş’ı makamında ziyaret eden Özel, belediye binasının bahçesine zeytin fidanı dikti.
Belediye önünde kendisini bekleyenlere hitap eden Özel, yerel seçimlerde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Edremit Belediyesini kazanmalarını sağlayan seçmenlere teşekkür etti.
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş’a seçimlerden bu yana özverili çalışmaları için teşekkür eden ve her daim destekçileri olduklarını anlatan Özel, “Biz sadece bu halkın gerçek sorunlarına odaklanmak istiyoruz. Yokluğa, yoksulluğa, açlığa, sefalete rağmen inadına oylar kullanmak, kutuplaşan toplumdan medet umanlara karşı bizim hedefimiz herkese birden sahip çıkmaktır. AK Parti’linin de yoksulu, MHP’linin de işsizi, Büyük Birlik Partilinin de güvencesinin teminatı biziz. Biziz, biriz, Türkiye’yiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz.” ifadesini kullandı.
“Hep birlikte kazanacak, hep birlikte bölüşeceğiz”
Türkiye’de yaşayan gençlerin gelecekten endişe duyduğu görüşünü savunan Özel, şunları kaydetti:
“Gençlerimizin geleceği, emeklimizin maaşı, çalışanımızın alnının terinin karşılığı için kavgayı burada vereceğiz, meydanlarda, mitinglerde vereceğiz ancak oyuna gelmeyeceğiz. ‘Ezanı susturacak’ dedikleri müezzinlerin imamların özlük haklarını savunuyor, ‘Bayrağı indirecek’ dedikleri ay yıldızlı al bayrağın renklerinden Türkiye ittifakı kuruyor, bütün Türkiye’nin demokratlarını kucaklıyor, ‘Vatanı böldürecekler’ dedikleri 7 bölgede 81 ilde 1000’e yakın ilçede verdiği mücadeleyle Türkiye’nin bütün demokratlarını, sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları yeter ki Türkiye’yi sevsin, yeter ki hepimizin ortak geleceği için mücadele etsin bütün demokratları kucaklıyoruz. Biz hep birlikte bu saltanatı yıkacağız. Biz hep birlikte halkın iktidarını kuracağız. Hep birlikte üretecek, hep birlikte kazanacak, hep birlikte bölüşeceğiz.”
Özgür Özel, 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatarak, bu konuda alınması gereken önlemlere değindi.
Türkiye bir deprem ülkesi olduğunu vurgulayan Özel, şöyle devam etti:
“Edremit 20 fay hattının üstündeki bir ilçemiz ve burada kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Balıkesir’de kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Partizanlık yaparak, imzalar atmayarak, onay vermeyerek el kol bağlayıp siyaset yapıyorsunuz ama depremin siyaseti olmaz. İnsan hayatının siyaseti olmaz. Enkaz altında kalmış bebeklerin, çocukların siyaseti olmaz. Kentsel dönüşüm için gereğini yapın, önümüzü açın. Gerekli katkıları sağlayın. Vebal altında kalmayın. Samimiyetle çağrıda bulunuyor, tarih önünde sizi bir kez daha uyarıyorum.”
“Türkiye’yi yönetmeye hazırlanıyoruz”
Özel, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 100 yıl önce büyük bir karamsarlık içinde, işgaller ve salgın hastalıklara karşı kurulduğunu ve demokrasiye inanmış genç, cesur kadroların bu toprakların alın yazısını değiştirdiğini anlattı.
Yerel seçimlerde yaşadıkları başarıyı parti olarak ilerleteceklerini kaydeden Özel, şöyle konuştu:
“Cumhuriyet Halk Partisi yapacağı büyük değişim kurultayıyla önce tüzüğünü demokratikleştirerek Türkiye’ye vadettiği demokrasiyi kendi yaşamaya başlıyor. Ardından yapacağı büyük program kurultayının başlangıcıyla bu ülkeyi nasıl yöneteceğini, yoksulluğu nasıl bitireceğini, gelir adaletsizliğini nasıl ortadan kaldıracağını, kendi kendine yeten bir tarım ülkesinden ithalata muhtaç bir ülke haline gelmekten nasıl kurtulacağını, hayvancılığından arıcılığa kadar tüm sektörleri yeniden nasıl ayağa kaldıracağını çalışacağı bir program hazırlıyor, hazırlanıyor. Müjdeler olsun ki Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıl sonra yeniden Türkiye’yi yönetmeye, ayağa kaldırmaya hazırlanıyor.”
CHP olarak büyük bir seferberlik içinde olduklarını vurgulayan Özel, üzerlerine düşen fedakarlığı yapmaktan geri durmadıklarını belirtti.
Özel, 31 Mart gecesi partisini destekleyenlere verdiği ilk sözü tuttuğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Herkesin insan olma onurunu yüreğinde hissedeceği o günler yakındır. Hiçbir mezhebin ötekileştirilmediği, cemevlerinin de ibadethane kabul edildiği, tüm inançlara saygılı, tüm inançlara eşit hizmet eden, kimseyi ikinci sınıf vatandaş görmeyen, anayasada ne yazıyorsa uygulayan eksik olanını da anayasasına koyan genç cumhuriyetin ikinci yüzyılında hep birlikte yürüyecek yolumuz var.
Dedim ki ‘1970’lerde Ecevit dünyayı doğru okudu, Türkiye siyasetini doğru okudu. Rüzgarı ve zorlukları doğru tespit etti ve onun liderliğinde girilen ikisi yerel, ikisi genel 4 seçimde de Cumhuriyet Halk Partisi birinci parti çıktı.’ Ben yerel seçimlerle ilgili ortaya koyduğum iddiayı ve verdiğim sözü tuttum. Aynı Edremitlilerin bana verdiği sözü tuttukları gibi. Şimdi sözün büyüğünü tutmakta. Şimdi sıra mutluluğun büyüğünü yaşamakta. Emin olun ki inanın ki ant içerim ki yapılacak ilk genel seçimlerde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi birinci parti olacak, iktidar olacak.”
Programda Özel’e, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve ilçe belediye başkanları ile partililer eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024’ün ocak-haziran döneminde aşırı sağcıların işlediği suçların sayısı 9 bin 802’ye çıktı.
Geçmiş yıllara göre rekor olduğu belirtilen bu sayı, 2023’ün ilk yarısında 6 bin 992 olarak kayıtlara geçmişti.
Aşırı sağcıların işlediği suçlar arasında, propaganda, hakaret, halkı kışkırtma, tehdit, mala zarar verme ve tahkir yer aldı. Aynı dönemde aşırı sağcıların, adam öldürmeye teşebbüs, yaralama, şantaj, kundaklama, polise mukavemet gibi toplam 318 şiddet olayı gerçekleştirdiği belirlendi. Bu olaylarda 166 kişi yaralandı.
REKLAM
Bazı eyaletlerin bilgileri geç vermesi sebebiyle suç sayılarının daha da yüksek olabileceğine işaret edildi.
Sol Parti milletvekili Pau, polise intikal ettirilmeyen olayların olduğunu bildiklerini belirterek, sosyal medyada ve parlamentolarda kışkırtmaların ve insan düşmanlığının arttığını, bunun da sokaklara yansıdığını ifade etti.
Pau, aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisini (AfD) eleştirerek, “AfD ve onun yeni sağcı ideolojisinin bir motor olarak aşırı sağcı şiddete hizmet ettiğini” kaydetti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir, arşivdendir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ellerinde çeşitli pankart ve dövizler taşıyan göstericiler, başkent Cakarta’da parlamento binasının önündeki yolları kapattı, buraya bağlanan yollar üzerinde lastik yaktı.
Parlamento binasını basmaya çalışan göstericiler, polise taş ve sopa fırlattı. Polis ise göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti.
REKLAM
Protestoya aktivistler, öğrenciler, işçiler ve Endonezyalı ünlüler ve müzisyenler de katılarak ülkedeki demokrasiye ilişkin endişelerini dile getirdi.
Bandung, Yogyakarta, Surabaya ve Makassar gibi diğer büyük şehirlerde de protestolar yapıldı.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı ve sonrasında yaşananlar
Anayasa Mahkemesi, 20 Ağustos’ta, Widodo’nun en küçük oğlu 29 yaşındaki Kaesang Pangarep’in Orta Java’daki bölgesel bir yarışta aday olmasını da etkileyen, 30 yaş altındakilerin bölge valilikleri için adaylığını engelleyen yaş sınırına yapılan itirazı reddetmişti.
Mahkeme ayrıca yerel meclisin yüzde 20’sine sahip olma şartını kaldırarak siyasi partilerin aday göstermesini kolaylaştırmıştı.
Dün, parlamento, valilik için asgari yaşın göreve başlama sırasında 30 olarak değiştirilmesi ve adaylık şartlarının daha da hafifletilmesi için acil bir önergeyi kabul etmişti. Bu önergenin bugün yapılacak genel kurulda onaylanması planlanıyordu.
Bu adımlar sosyal medyada geniş çaplı tepkilere neden olmuş ve olası bir anayasal kriz endişelerini artırmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırılardan kaçmak için oradan oraya savrulan Filistinliler, güvenli yerin olmadığı Gazze’de nereye gideceklerini bilmiyor.
Zira, İsrail ordusu, “güvenli olduğunu” iddia ettiği yerlerin daha sonra boşaltılmasını istiyor hatta buralara da saldırılar düzenliyor.
İsrail ordusu, Gazze’de son bir hafta içinde “güvenli” olduğu iddia edilen bölgenin bazı kısımları dahil olmak üzere 5 ayrı sözde “tahliye emri” yayımladı.
Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yeni bir harita paylaştı.
Adraee, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’a bağlı Beni Süheyla kabasının dahil olduğu bazı bölgelerin boşaltılmasını istedi.
REKLAMAYDA BİR GÖÇ ETMEK ZORUNDALAR
İsrail, 7 Ekim’de başlattığı saldırılardan bu yana yayınladığı “tahliye” kararlarıyla Gazze Şeridi’ndeki Filistinlileri sürekli olarak oradan oraya göçe zorluyor.
BM verilerine göre, Gazze’de yaşayan her 10 kişiden 9’u İsrail saldırıları nedeniyle zorla yerinden edildi.
Gazze’de oradan oraya savurulan Filistinliler, saldırılar ve gıda sıkıntısının yanı sıra zorunlu göç nedeniyle de zor günler geçiriyor.
BM’ye göre, Gazze’deki Filistinlilerin büyük çoğunluğu ayda bir göç etmek zorunda kalıyor.
İsrail’in saldırılarından kaçan Filistinliler, çaresizlik içinde sığındıkları alanlarda derme çatma çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyor.
OHCHR’DAN AÇIKLAMA
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), X sosyal medya platformundan İsrail’in yoğun saldırıları altındaki Gazze’de yaşananlara ilişkin paylaşımda bulundu.
İsrail’in, 1 Ağustos’tan bu yana Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un bazı bölgelerinde yaşayan Filistinlilerden 13’üncü kez “sözde insani bölgelere” gitmelerini istediği belirtilen paylaşımda, “Ekim 2023’ten bu yana Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ı yerinden edildi. Şimdi Gazze Şeridi’nin sadece 10’da 1 kadar bir alana itildiler.” bilgisi paylaşıldı.
Paylaşımda, Gazze’de hiçbir yerin güvenli olmadığının da altı çizildi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Seller nedeniyle üç milyon kişi mahsur kalırken, hamile bir kadının da sel sularına kapılarak hayatını kaybettiği duyuruldu.
Feni ve Noakhali, selden en çok etkilenen bölgeler olarak kayıtlara geçerken, bazı bölgelerde de elektrik kesintileri yaşandığı kaydedildi.

Yerel sakinler, 1988’den bu yana bu kadar şiddetli yağış görülmediğini ve “son 37 yılın en büyük sel felaketinin yaşandığını” belirtti.

Dün, şiddetli yağışlar nedeniyle 1,5 milyondan fazla kişinin mahsur kaldığı bildirilmişti.
*Haberin görseli AA ve AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ulusal hava yolu şirketi Air New Zealand’den yapılan açıklamada, patlamanın ardından Tauranga ve Rotorua havalimanlarından yapılması planlanan en az 10 uçuşun iptal edildiği, 3 uçuşun da ertelendiği bildirildi.
Ülkenin yer bilimleri araştırma enstitüsü GNS Science’ın açıklamasında geçen hafta Whakaari’de yeni bir menfezin tespit edildiği ve volkanik külde artış olduğu belirtilmişti.
Popüler bir turizm merkezi olan adada yer alan Whakaari Yanardağı, Aralık 2019’da patlamıştı. Patlama sonucu 22 turist ölmüş, 25 kişi de ağır yaralanmıştı.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir, arşivdendir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Putin, Ukrayna ordusunun Kursk, Belgorod ve Bryansk bölgelerine yönelik saldırına ilişkin yetkililerle toplantı yaptı.
UAEA’nın Kursk NGS’ye yakında uzman göndermeye yönelik söz verdiğine işaret eden Putin, “Umarım bunu eninde sonunda yaparlar. Düşman dün gece Kursk NGS’ne saldırı girişiminde bulundu.” ifadesini kullandı.
Kursk Bölgesi Vali Vekili Aleksey Smirnov ise toplantıda Putin’e santraldeki durum hakkında bilgi verdi. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’dan yetkililerle konuya ilişkin toplantı yaptıklarını aktaran Smirnov, santralin normal şekilde çalıştığını söyledi.
Rosatom, 17 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın saldırıları nedeniyle Kursk NGS etrafındaki durumun kötüleştiğini bildirmişti.
Rus toprağı Kursk bölgesinde, Ukrayna ordusunun 6 Ağustos’ta başlattığı saldırılar sonrasında şiddetli çatışmalar başlamıştı.
TREN FERİBOTUNA SALDIRI
Krasnodar Acil Durumlar Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından saldırıya ilişkin yapılan açıklamada, Krasnodar bölgesi topraklarına Ukrayna’nın “terör saldırısı” girişiminde bulunduğu ifade edildi.
Kafkas limanında yakıt tankları yüklü tren taşıyan feribota saldırı düzenlendiği kaydedilen açıklamada, “Acil durum ve özel servisler olay yerinde çalışıyor.” ifadeleri kullanıldı.
Sosyal medyada, Ukrayna’nın, Kafkas limanındaki feribotu Neptün seyir füzesiyle vurduğu öne sürüldü. Paylaşılan görüntülerde ise limanda çıkan yangın ve dumanların yükseldiği görüldü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğünün açıklamasına göre, Akdeniz İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, bir evde tarihi eser niteliği taşıdığı değerlendirilen materyaller olduğu bilgisine ulaştı.
Adrese operasyon düzenleyen ekipler, üzerinde Osmanlı arması bulunan 8 altın (Mecidiye), Arapça yazılı 11 metal, 37 sikke, kaplamalı 6 köşeli yıldız, 12 yüzük, metal sandık ve haç, çok sayıda takı ile 1000 avro ele geçirdi.
İkametin bahçesindeki incelemelerde de çoğu parçalanmış 13 motosiklet bulundu.
Gözaltına alınan H.E.H, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE – İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, Gazze’de ölü bulunan 6 İsrailli esirin bulundukları yerin kazara değil, istihbarata dayalı olarak tespit edildiğini söyledi.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları geçtiğimiz sene 7 Ekim’den bu yana devam ederken, İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, üst düzey komutanlarla birlikte Gazze Şeridi’ndeki askerlerle bir araya geldi. Halevi, burada yaptığı açıklamada, pazartesi gecesi Gazze’de 6 İsrailli esirin cansız bedenine ulaşılmasını sağlayan operasyonun tesadüfi değil, kesin istihbarata dayalı olarak gerçekleştirildiğini savundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Boğazı’nda içinde 4 kişi ve 1 köpeğin bulunduğu tekne gece saatlerinde battı. Denize düşen 3 kişi ve köpek başka bir tekne tarafından kurtarılırken, 1 kişi denizde kayboldu. Denizde kaybolan Emre Erdoğan’ı (30) arama çalışmaları sürüyor.
Olay, saat 22.00 sıralarında SarıyerTarabya açıklarında meydana geldi. İddiaya göre, içerisinde 4 kişi ve 1 köpeğin bulunduğu tekne henüz bilinmeyen bir nedenle battı. Teknenin batmasıyla 1 kişi gözden kaybolurken, 3 kişi ve köpek yüzmeye başladı. O sırada teknesiyle olayın yaşandığı yere yakın bir noktadan geçen tekne kaptanı Akın Bektaş sesleri duyarak 3 kişiyi ve köpeği kurtararak tekneye aldı. Kurtarılan vatandaşlar ve köpek kıyıya çıkarılarak polis ve sağlık ekiplerine haber verildi. Kıyıya çıkarılan 3 kişinin ve köpeğin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, denizde kaybolan Emre Erdoğan için arama çalışması başlatıldı.
Gece saatlerinde başlayan arama çalışmaları sabah saatlerinde geniş bir alana yayıldı. Arama çalışmalarına Sahil Güvenlik ekiplerinin yanı sıra, Deniz polisi ve İtfaiye ekipleri de katılıyor. Çalışmalar kapsamında yüzey araştırması devam ederken, AFAD ekipleri de drone kamerasıyla çalışmalara katılıyor. Aile üyelerinin de Sarıyer’deki bekkleyişi sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filistin Kızılayı (PRCS), İsrail güçleri tarafından rehin tutulan ve serbest bırakılan 5 sivilin Karm Abu Salem sınır kapısından alınarak tedavi edilmek üzere hastaneye götürüldüğünü duyurdu.
PRCS’den dün yapılan açıklamada, “Ekiplerimiz bu sabah İsrail işgal güçleri tarafından serbest bırakılan beş tutukluyu Karm Abu Salem sınır kapısından aldı. Bu kişiler PRCS’nin Han Yunus’taki Al-Amal Hastanesi’ne götürülerek burada tıbbi muayeneden geçirildi ve gerekli sağlık hizmetleri verildi” denildi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda, son açıklanan verilere göre 40 bin 173 kişi hayatını kaybederken, 92 bin 857 kişi de yaralandı. Yetkililer tarafından enkaz altında hala binlerce ölü olduğu ifade edilirken halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>China Southern Airlines’ın CZ6035 sefer sayılı Urumçi uçağı 17 Ağustos akşamı İstanbul Havalimanı’na iniş yaptı. Havayolu’nun Pekin Daxing ve Guangzhou-İstanbul hatlarının ardından Türkiye’ye üçüncü doğrudan uçuş rotası olan bu sefer, Çin’den Türkiye’ye bir başka doğrudan uçuşun resmi açılışı olarak ifade edildi.
China Southern Airlines Urumçi-İstanbul hattının Boeing 787 uçak tipi ile işletildiği, Pekin seferinin her Cumartesi 21: 50’de Urumçi Diwopu Uluslararası Havalimanı’ndan, İstanbul seferinin ise her Pazar 00: 20’de İstanbul Uluslararası Havalimanı’ndan gerçekleştirildiği, seferin ise yaklaşık 7 saat olduğu belirtildi. Urumçi-İstanbul uluslararası güzergahındaki uçuşların yeniden başlamasıyla birlikte China Southern Airlines, Çinli ve Türk yolcular için daha fazla güzergah ve uçuş tarifesi sağlayarak Çin ve Türkiye’den insanlar arasındaki alışverişi teşvik etmeye yardımcı oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BBC’den LGBT ve kimlik muhabiri Josh Parry’ye konuşan Guerrero Aviña, eşcinsel olduğu için hedef alındığını söyleyerek LGBT bireylere, “Katar’ı ziyaret ederken dikkatli olun. Benim başıma gelenler başkasının da başına gelebilir” uyarısında bulundu.
Grindr adlı eşcinsel flört uygulaması aracılığıyla bir erkekle buluşmak üzere anlaştıktan sonra Şubat ayında gözaltına alınan Guerrero Aviña, bu kişinin kimliğini gizleyen bir polis memuru olduğunu öğrendi.
Guerrero Aviña’nın alıkonulmasının ardından dünyanın dört bir yanındaki insan hakları grupları ve ailesi dava sırasında hukuksuzluklar yaşandığını belirterek serbest bırakılması için kampanyalar düzenledi.
Ancak Katar halen Guerrero Aviña’nin uyuşturucu suçlarından hapse atıldığını öne sürüyor.
45 yaşındaki eski British Havayolları çalışanı Guerrero Aviña, şimdi işe dönmeye ve ailesiyle vakit geçirmeye odaklanmak istiyor.
Haziran ayında yapılan duruşmada, yasa dışı madde bulundurmaktan suçlu bulundu, altı ay ertelenmiş hapis ve para cezasına çarptırıldı, hakkında sınır dışı kararı verildi.
Hapishanede 44 gün kalan ve ardından ükede alıkonan Guerrero Aviña, “Oradan asla çıkamayacağımı düşündüm. Sistemin içinde kaybolacağımı sandım. Gerçekten çok korktum. Güvenli bir şekilde eve döneceğimi hiç düşünmemiştim” diyor.
“Polis memurları uyuşturucu yerleştirdi” iddiası
İngiliz vatandaşı, polis memurlarının evine uyuşturucu yerleştirdiğini ve tutuklanmasının gerçek sebebinin cinsel yönelimi olduğunu iddia ediyor.
“Uyuşturucu suçlamalarını kesinlikle reddediyorum” diyen Guerrero Aviña, “Tüm sorgulama boyunca bana, cinsel partnerlerim, cinsel yönelimim, cinsel ilişkiye girip girmediğim, kiminle cinsel ilişkiye girdiğim gibi şeyler sordular. Eğer bu sadece bir uyuşturucu davası olsaydı, bana uyuşturucu hakkında sorular sorarlardı” açıklamasında bulundu.
Katar’da eşcinsellik suç sayılıyor; insan hakları örgütleri ülkedeki LGBT bireylerin maruz kaldığı muamele konusunda endişelerini dile getiriyor.
Guerrero Aviña ise yedi yıl boyunca polisle sorun yaşamadan Katar’da yaşadığını söylüyor:
“Özel hayatta olanlara göz yumulduğu yönünde yazılı olmayan bir kural var gibiydi. Kamusal alanda kurallara uyarak ve gizli davranarak uyum sağladığımı düşündüm; ama hayatımın bir kısmını kapalı kapılar ardında yaşıyordum. Bunun kamuya açık olmadığı sürece sorun olmayacağını düşündüm.”
BBC, 4 Şubat’ta yaptığı haberinde Guerrero Aviña’nın Grindr ve Tinder gibi flört uygulamaları üzerinden bir adamla mesajlaştığını ve evine davet ettiğini belirtmişti.
Guerrero Aviña, binasının lobisinde adamla buluşmaya gittiğinde, polis memurlarıyla karşılaştığını, kelepçelendikten sonra evinin arandığını ve nihayetinde gözaltına alındığını söylüyor.
Guerrero Aviña, hapishanede kaldığı süre boyunca insanların kırbaçlandığını gördüğünü anlatıyor; ülkede yaşayan diğer LGBT bireylerin isimlerini ve telefon numaralarını vermeyi reddettiği için daha rahatsız verici ortamlara sürüklendiğini belirtiyor:
“Beni itiraf etmeye ve telefonumu açmaya zorluyorlardı; ancak eşcinsel topluluğundan başka insanları riske atamazdım. Başka birini bu acıya neden sürükleyeyim ki?”
BBC, Guerrero Aviña’nın bütün iddialarını bağımsız olarak doğrulayamadı.
Bir Katarlı yetkili, BBC’ye Guerrero Aviña’nın gözaltında bulunduğu süre boyunca “saygı ile muamele gördüğünü belirterek, “yasa dışı bir madde bulundurduğu için tutuklandığını” belirtti.
Ailesini ise destek toplamak amacıyla yanlış bilgi yaymakla suçladı.
Eski bir İngiliz diplomat ve insan hakları örgütü FairSquare’ın eş direktörü olan James Lynch, yargılamanın “aşırı derecede adaletsiz” olduğunu ve diğer davalarla benzerlik gösterdiğini söylüyor.
Lynch, “Manuel, açıkça eşcinsel olduğu ve Katar’da yaşadığı için hedef alındı” dedi.
HIV taşıyan Guerrero Aviña, “İlaçlarıma erişim sağlamak için her gün hapishane görevlilerine yalvarmak zorunda kaldım” diyor.
İngiltere’ye dönen ve tıbbi yardım alan Guerrero Aviña, “sokakta el ele tutuşan insanları görmek, arkadaşlarına sevgi gösterebilmek ve bunu kapalı kapılar ardında yapmak zorunda kalmamak” gibi şeyleri daha çok takdir ettiğini anlatıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD, 2023 senesinde de Türkiye ile Suriye arasında Rusya’nın arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmelere mesafeli olduğunu bildirmişti. Ankara’ya bu konudaki kaygılarını ileten Washington, pozisyonunu kamuoyuna yaptığı açıklamalarla da kayda geçirmişti.
Haziran ayından itibaren yeniden canlanan Türkiye-Suriye normalleşme sürecine ilişkin olarak da kaygılarını dile getiren Washington, en son Ankara Büyükelçisi Jeff Flake aracılığıyla görüşünü iletti.
14 Ağustos’ta Ankara’da Türk gazetecileriyle bir araya gelen Flake, konuyla ilgili bir soru üzerine, “ABD, Suriye ile ilişkilerini normalleştirmeyecek” dedi.
Suriye’deki durumda bir ilerleme olmamasından dolayı hemen herkesin hayal kırıklığı yaşadığını kaydeden Flake, Washington’un Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına bağlılığını yineledi ve açıklamasının sonunda bir kez daha ABD’nin Suriye ile normalleşmeyeceğini vurguladı.
2015 sonunda kabul edilen BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı, Suriye’de muhalefet ve iktidarın ülkede kapsayıcı bir hükümet kurmalarını ve ülkeyi BM gözetiminde adil bir seçime götürmelerini öngörüyordu.
İktidar, muhalefet ve sivil toplumdan oluşan komitelerin Cenevre’de başlattıkları yeni anayasa çalışmaları, Şam yönetiminin ayak sürümesi nedeniyle bir sonuca ulaşamadı.
ABD, Türkiye ve diğer ilgili bölgesel aktörlerden Suriye ile ikili normalleşme adımları atmak yerine 2254 sayılı kararın uygulanması için baskıda ve girişimde bulunmalarını beklediğini vurguluyor.
Askeri durum da endişe kaynağı
ABD’nin Türkiye-Suriye normalleşme sürecine ilişkin siyasi ve askeri açıdan önemli kaygıları bulunuyor.
Kuzey Suriye’de omurgasını Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yakın askeri ve teknik işbirliği içinde olan ve yaklaşık bin asker bulunduran ABD açısından ilk soru, Türkiye-Suriye normalleşmesinin güvenlik alanında ne gibi sonuçlar doğuracağı.
Türkiye ve Suriye’den son dönemde yapılan açıklamalar, Ankara’nın terör örgütü olarak tanımladığı YPG’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine tehdit oluşturduğuna işaret ediyor ve olası bir normalleşme sürecinde bu konuda iki ülkenin işbirliği yapabileceği değerlendirmelerine neden oluyor.
Ankara, Şam ile gerçekleştirilecek normalleşmenin en öncelikli başlığının güvenlik olacağını vurguluyor.
Suriye’den Türk sınırlarına dönük tehdidin tamamen ortadan kalkması Ankara açısından öncelikli hedef.
Rusya ve İran’ın etkisi artacak kaygısı
ABD’nin önemli kaygılarından biri de Ankara-Şam yakınlaşmasının Rusya’nın arabuluculuğunda ve İran’ın da katılımıyla sürüyor olması ve iki komşu ülkenin normalleşmesinden bu ülkelerin avantajlı çıkacağı değerlendirmesi.
Rusya ve İran, 2015’ten bu yana Suriye’ye önemli askeri ve ekonomik destek verdiler ve iç savaşta yıkılmamasını sağladılar. Bunun karşılığında her iki ülke de Suriye topraklarında ciddi askeri varlık barındırma hakkını elde etti.
Suriye, özellikle Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki önemli üssü haline geldi. Ülkede iki önemli askeri üssü olan Rusya, en son Kobani’de Suriye ile ortak bir üs daha kurdu. Bu adımın ardından ABD’nin bu bölgeye yakın askerlerini daha iç kısımlara yerleştirdiği iddia edildi.
Türkiye’nin sınırlarının hemen karşısında oluşturulan Rusya-Suriye ortak üssünden rahatsızlık duymadığı Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynaklarının yaptığı açıklamayla ortaya çıktı.
Türk basınına konuşan MSB kaynakları, “ Barış Pınarı Harekatı sonrasında ABD ve Rusya ile iki mutabakat imzalamıştık. Bu mutabakatlar kapsamında; terörist unsurların belli bir bölgeye çekilmesiyle ilgili tedbir alınması yer alıyordu. Biz o günden bugüne kadar bu kapsamda yapılacak her türlü çalışmayı olumlu olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandılar.
Aynı kaynaklar, “Orada da Ruslar ile rejimin bir faaliyeti olduğu açık ve bizim tespitlerimizde de bu var. Bu çalışmayı terör örgütü PKK/SDG/PYD-YPG varlığının o bölgede zayıflaması olarak değerlendiriyoruz ve yakinen de gelişmeleri takip ediyoruz” görüşünü ilettiler.
İran’ın da bölgede önemli sayıda milis güçleri bulunuyor.
Suriye iç savaşı sırasında Şam yönetiminin devrilmemesinde önemli rol oynayan İran bağlantılı bu güçlerin, Türkiye-Suriye normalleşmesinden hem askeri hem siyasi olarak yararlanabileceği ve varlıklarını pekiştirebilecekleri öngörülüyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani 19 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında, konuyla ilgili bir soru üzerine, “Böyle bir yaklaşımı ciddiyetle destekliyoruz. Her ikisi de İran’ın ortakları olan bölgenin önemli ülkeleri Türkiye ve Suriye, hızlı bir şekilde mevcut sorunları çözmeli, ilişikleri normal koşullara geri getirilmeli. Biz de bu hususta yeni adımları destekliyoruz” dedi.
Normalleşme süreci ne aşamada?
Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme süreci, 2023’te yapılan bakanlar düzeyindeki görüşmelerin ardından tıkanmıştı.
Süreç, Rusya’nın bu yılın Haziran ayında Şam nezdinde yaptığı girişimlerin ardından canlanma işaretleri gösterdi.
Bunun en önemli işareti, Şam yönetiminin Türkiye ile ön koşulsuz görüşebileceğine ilişkin verdiği mesaj oldu.
Resmi kaynaklar tarafından doğrulanmamakla beraber, Türk ve Suriyeli istihbarat yetkililerinin teknik düzeyde ilk temasları yaptıkları kaydediliyor.
2023 sürecinde olduğu gibi bundan sonraki aşamada yine dışişleri ve savunma bakanları ile istihbarat yetkililerinin katılımıyla bir üst aşamaya geçilmesi öngörülüyor.
Milli Savunma BakanıYaşar Güler de Ağustos ayında yaptığı bir açıklamada Türkiye ve Suriye arasında bakan düzeyinde temasların olabileceğini kaydetti.
Siyasi görüşmelerde sonuç alınması durumunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Rusya ya da başka bir üçüncü ülkede bir araya gelmeleri olasılığı bulunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bodrum açıklarında farklı zamanlarda iki ayrı lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ihbarını alan Sahil Güvenlik ekipleri, 15’i çocuk 49 göçmeni kurtardı. Bodrum’dan Yunan adalarına yüzerek geçmeye çalışan 1 düzensiz göçmen, bitkin düşerek yardım talebinde bulundu. İhbarı alan Sahil Güvenlik ekipleri, deniz yüzeyinde tespit edilen 1 göçmeni kurtardı. İlçedeki diğer göçmen olayında ise hareketli fiber karinalı lastik bot, Sahil Güvenlik ekiplerince durdurularak içerisindeki 8 düzensiz göçmen ile beraberinde 2 çocuk yakalandı. Karaya çıkarılan toplam 60 göçmen, işlemlerinin ardından Muğla İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın’ın Kuşadası ve Didim ilçesi açıklarında iki ayrı operasyonda lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine görevlendirilen Sahil Güvenlik tarafından Yunanistan unsurlarınca Türk karasularına geri itilen lastik bot içerisindeki toplam 46 düzensiz göçmen kurtarıldı. Kurtarılan göçmenler işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere Ulusal Suç Ajansı (NCA), iki kişinin tekne ile taşımaya çalıştığı 350 kilogramlık kokaine el konulduğunu açıklayarak, suçluların denizde polisten kaçmaya çalıştıkları görüntüleri paylaştı.
NCA, iki kişinin deniz yoluyla bir teknede 350 kilogramlık kokaini kaçırmaya çalıştığı fakat güvenlik güçleri tarafından denizde yakalandıklarını duyurdu. Açıklamada, “Bir teknenin gövdesine 350 kilo kokain saklayan ve yüzerek tutuklanmaktan kaçmaya çalışan iki adam, Ulusal Suç Ajansı’nın soruşturması sonucunda suçlu bulundu. Dereham’dan 55 yaşındaki Bruce Knowles ve Hollanda’dan 31 yaşındaki Ferhat Gumrukcuoglu, seyahat ettikleri şişme botun denizde durdurulmasının ardından gözaltına alındılar. Knowles motorları yeniden çalıştırıp kaçmaya çalışırken Gumrukcuoglu tekneden atlayıp sahile doğru yüzmüştür. Kısa bir takibin ardından tekne sahilde karaya oturtulmuş ve memurlar Knowles’ı tutuklamak üzere harekete geçmişlerdir; daha sonra Knowles da kaçmak üzere denize atlamıştır. Norfolk ve Suffolk Polisi’nden memurlar Gumrukguoglu’nu sahilden kaçtıktan sonra takip ederek günün ilerleyen saatlerinde Norfolk, Wrentham’da tutukladılar. Tekne Lowestoft’taki bir limana çekildi, burada NCA görevlileri tarafından arandı ve branda altına gizlenmiş tahmini 39 milyon sterlin değerinde uyuşturucu bulundu. Müfettişler Knowles ve Gumrukguoglu’nun uyuşturucuyu daha büyük bir gemiden alıp İngiltere’ye getirmeden önce Fransız sularına doğru seyahat ettiklerine inanıyor. 20 Ağustos’ta Ipswich Kraliyet Mahkemesinde suçlarını kabul etmişlerdir” denildi.
Görüntülerde, Hollanda’da yaşayan Boksör Ferhat Gümrükçüoğlu’nun polisten kaçmaya çalışırken denize atladığı görülürken, İngiliz Bruce Knowles’ın ise polis ile bir süre konuşup daha sonrasında kaçmaya çalıştığı anlar yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından işletilen atık su arıtma tesisine ait deniz deşarjı hattında, Sahil Güvenlik Komutanlığı dalış ekibince sualtı incelemesi yapıldı. Yapılan incelemelerde hattın çıkış noktasında koyu renkli ve kirletici özellikte atık su çıkışı olduğu tespit edildi. Ayrıca aynı gün Damlataş Plajı Mevkisi’nde yağmur suyu kanalına ait deşarj noktasında da benzer görüntüler kaydedildi.
STANDARLARA AYKIRI SU DEŞARJI YAPTILAR
Bakanlığa gelen ihbarın ardından Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü denetim ekipleri, bölgeye sevk edildi. Tesisin, standartlara aykırı atık su deşarjı yaptığı belirlendi ve akış durduruldu. Damlataş Plajı Mevkisi’ndeki yağmur suyu hattına kaçak bağlantılar yapıldığı tespit edildi ve bu bağlantıların kesilmesi amacıyla çalışma başlatıldı.

Canlı yayında üç kuruş için yaptığı şov, TikTok fenomeninin sonu oldu

Hayatlarının en mutlu günü felaketle sonuçlandı: 4 ölü, 1 yaralı

Görüntü Türkiye’den! Raylarda ölüm böyle geldi
SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU
Söz konusu kirlilik sebebiyle Bakanlık, Antalya Büyükşehir Belediyesine 464 bin 585 lira idari para cezası uyguladı ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İmamoğlu’nu ziyaret edenler arasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol yer aldı.
Öte yandan İmamoğlu’nu Japonya Büyükelçiliği’nden bir heyet de ziyaret etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol ve partinin il yönetim kurulu, İmamoğlu’na, Türkiye Belediyeler Birliğindeki makamında “hayırlı olsun” ziyaretinde bulundu. Ziyaretin ardından bir gazeteci, İmamoğlu’na YSK üyelerine hakaret ettiği suçlamasıyla yargılanıp, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldığı, şu anda istinaf aşamasında olan davaya ilişkin bir soru yöneltti.
“UTANÇ VERİCİ BAŞKA BİR DAVA VAR MIDIR?”
Dava kapsamında kendisine siyasi yasak getirileceğine ilişkin iddialarına yanıt veren İmamoğlu, konunun istinafta olduğunu söyleyerek, “Türkiye yargı tarihinin bu kadar zemini olmayan, utanç verici bir başka davası var mıdır, bilmiyorum.” diye konuştu.

Ali Koç’a saldıran Fatih Özkan, sessizliğini bozdu

Ronaldo Georgina Rodriguez’e resmen servet ödeyecek

Transferi iptal olan yıldızın sözleşmesi feshedildi
“UMARIM HIZLICA KARAR ÇIKAR”
İstinaf sürecini takip ettiklerini belirten İmamoğlu, şunları söyledi: “Sonuçta dosya istinafta, alt mahkemenin kararı var. İstinaftaki karara göre üst mahkemesi var, başka şeyler var ama umarım burada yargı adaletli bir karar verir. Hem bize hem milletimize güzel bir mesaj çıkar, boşu boşuna siyasetin malzemesi haline gelmez. Burada, ‘siyaseten Ekrem İmamoğlu kazançlı çıktı, zararlı çıktı’ meselesini konuşmuyorum bile. Ülkemiz kazansın, ülkemizin kazanması için de adalet işlesin. Böyle bir dava olmaz. Umarım hızlıca karar çıkar.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kötülüğün Önlenmesi ve Erdemin Yayılması Bakanlığı, yıllık faaliyet raporunda gözaltına alınanların yaklaşık yarısının 24 saat sonra serbest bırakıldığını açıkladı. Bakanlık, iddia edilen suçların türü veya gözaltına alınanların cinsiyeti hakkında ayrıntılı bilgi vermedi.
Bakanlığın Planlama ve Mevzuat Müdürü Mohibullah Mokhlis, düzenlenen basın toplantısında, geçen yıl 21.328 müzik aletinin imha edildiğini ve binlerce bilgisayar operatörünün pazarlarda “ahlaksız ve etik dışı” filmler satmasının engellendiğini söyledi.
Mokhlis, İslam hukukunun kendi yorumlarına göre, sakalı olmayan 281 güvenlik gücü üyesinin tespit edildiğini ve görevden alındığını belirtti.
Taliban’ın 2021’de yönetimi ele geçirmesinden sonra kapatılan kadın bakanlığının yerini alan ahlak bakanlığı, kadınlara yönelik kısıtlamalar ve ifade özgürlüğünü engellemesi nedeniyle insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler tarafından eleştiriliyor.
Birleşmiş Milletler’in Afganistan misyonu, ahlak bakanlığı yetkililerinin kadınları durdurduğu ve bazen İslami giyim kurallarına uymadıkları gerekçesiyle birkaç saatliğine gözaltına aldığı vakalar rapor etti.

Ronaldo Georgina Rodriguez’e resmen servet ödeyecek

Gittiği markette iç çamaşırını çıkarıp ekmek reyonuna atan fenomen, büyük tepki çekti

42 kadını öldüren seri katili elden kaçırdılar
Taliban, gözaltı iddialarını “asılsız” olarak nitelendiriyor ve kuralların İslam hukuku ve Afgan geleneklerinin kendi yorumlarına göre uygulandığını söylüyor.
Ahlak bakanlığı, kadınların kıyafetleri veya erkek refakatçi olmadan seyahat etmeleriyle ilgili istatistik vermedi. Yetkililerin daha uzun mesafeler için erkek refakatçi olmadan seyahati de yasakladığı biliniyor. Bakanlık, İslami giyim kurallarına uyulmasını sağlamak için yeni bir plan üzerinde çalışıldığını ve bu planın güney şehri Kandahar’da bulunan en yüksek dini lider tarafından denetleneceğini açıkladı.
Mokhlis, “Yüce Lider’in rehberliğine dayanarak, kadınların hicabına (İslami giyim) ilişkin taslak plan formüle edildi ve onaylandı,” dedi.
Ahlak bakanlığı daha önce kadınların yüzlerini örtmeleri veya her yerlerini kapatan burka giymeleri gerektiğini söylemişti. Uygulamanın “teşvik” yoluyla olacağını ve doğrudan kadınlar yerine kadınların erkek aile üyelerinin hedef alınacağını belirtmişti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KUDÜS – ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Kudüs’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi. Görüşmenin olumlu geçtiği belirtildi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gazze’de ateşkes sağlanmasına yönelik diplomatik çabalar çerçevesinde İsrail’deki temaslarını sürdürüyor. Başkent Tel Aviv’de İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüşen Blinken sonrasında Kudüs’teki başbakanlık ofisinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi. İsrail Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre yaklaşık 3 saat süren görüşme olumlu geçti ve iyi bir atmosferde gerçekleştirildi. Netanyahu’nun görüşmede İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarını dikkate alan ve rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik ABD’nin mevcut ateşkes teklifine olan bağlılığını yinelediği belirtildi.
Blinken’ın Tel Aviv’de Savunma Bakanı Yoav Gallant ile de görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.
Hamas’tan açıklama
Katar’ın başkenti Doha’da iki gün süren ve geçtiğimiz hafta cuma günü sona eren Gazze Şeridi’nde ateşkesle ilgili müzakerelere ilişkin dün Hamas tarafından açıklama yapıldı. Ateşkes için yapılan teklifin Netanyahu’nun talepleri ile uyumlu olduğu belirtilen açıklamada, teklifin özellikle kalıcı ateşkesi ve Gazze’den çekilmeyi reddetmesi başta olmak üzere Netanyahu’nun şartlarını karşıladığı belirtildi. Yeni teklifte Netzarim Kavşağı, Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia Koridoru’ndaki İsrail işgalinin devam edeceği aktarılan açıklamada, yeni teklifte ayrıca esir takasına ilişkin yeni şartların yer aldığı ve bunun takas anlaşmasının tamamlanmasını engellediği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir ay önce partililerin baskısıyla adaylıktan çekilen Biden, kongrenin açılış akşamı kızı Ashley’nin tanıtımı ve uzun süren alkışlar eşliğinde kürsüdeki yerini aldı.
Biden, “Sizi seviyorum Amerika” diyerek sözlerine başladı.
Biden, Kamala Harris ile birlikte gerçekleştirdiğini söylediği başarılarını sıraladı.
Koronavirüs pandemisi sırasında ABD’yi dünyanın en güçlü ekonomisi kıldıklarını öne süren Biden, orta sınıfın da yenilenmesi sağladığını iddia etti.
Biden’ın yardımcısı olan Kamala Harris, Demokrat Parti’nin başkan adaylığını kongre sırasında Perşembe günü kabul edecek.
Akşamın erken saatlerinde sahneye çıkan Harris, Trump’ı yeneceğine dair verdiği sözlerle kalabalığı selamlayarak, “Bizim için önemli olan ideallerimiz için savaşalım ve unutmayalım ki biz ne zaman mücadele edersek kazanırız” dedi.
21 Temmuz’da adaylıktan çekilen Biden’ın bu kararı, sağlığının dört yıl daha ülkeyi yönetmeye elverişli olmadığını düşünen Demokratların baskısı sonucu gelmişti.
2016 yılındaki seçimleri Trump’a karşı kaybeden Hillary Clinton da bir konuşma yapmak için yer aldığı sahnede kalabalıktan büyük bir alkış aldı.
Biden’ı Beyaz Saray’a saygınlık ve uzmanlık getirdiği için kutlayan Clinton, “Şimdi ABD tarihinde yeni bir başlık açıyoruz. Kamala, bizi ileriye taşıyacak karaktere, deneyime ve vizyona sahip” dedi.
Reuters’ın haberine göre Harris, rekor kıran bağış kampanyaları, destekçileriyle dolan stadyumlar ve kamuoyu yoklamalarında gösterdiği başarılı performansla kongreye fırtına gibi bir başlangıç yaptı.
Diğer yandan kongrenin dışında toplanan Filistin yanlısı bir grup, Demokratlar’ın İsrail’e olan desteğinden vazgeçmesi yönünde sloganlar attı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi açıklarında lastik bot içerisinde kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Bölgeye giden ‘TCSG-8’ Sahil Güvenlik botu, durdurdukları lastik bot içinde 5’i çocuk 19 kaçak göçmen yakaladı. Küçükkuyu beldesindeki Sahil Güvenlik Karakoluna götürülen kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi. – ÇANAKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İvrindi ilçesi kırsal Geçmiş Mahallesi’nde bugün saat 19.00 sıralarında orman yangını çıktı. Dumanları görenlerin ihbarıyla yangına ilk müdahaleyi arazözlerle bölgeye sevk edilen İvrindi Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri yaptı. Yangın alanına, Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde bulunan 1 uçak ve 1 helikopter ile birlikte, Balıkesir Belediyesiİtfaiye ekipleri de sevk edildi. Yaklaşık 1,5 saatlik müdahale ile yangın kontrol altına alındı. Bölgede soğutma çalışmaları başladı.
Yangın nedeniyle bölgede arıcılık yapan üreticilerin kovanları da zarar gördü. Kovanları yanan, sıcak ve duman nedeniyle saldırgan hale gelen arıların, ekiplere zor anlar yaşattığı öğrenildi. Jandarma tarafından yangının çıkış nedeniyle ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye gazetesinden Ziyneti Kocabıyık haberine göre daha çok Karadeniz ve Marmara Bölgesi’nde görülen hastalıkla ilgili olarak Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümünden Doç. Dr. Hüsrev Diktaş değerlendirmede bulundu.
BELİRTİLER YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKABİLİR
Lyme hastalığının Borrelia burgdorferi bakterisini taşıyan bir tür kenenin ısırması ile ortaya çıkan, minimum 36-48 saat sonra kızarıklık, ateş, baş ağrısı ve yorgunluk belirtileri ile kendini gösteren enfeksiyon hastalığı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Diktaş, bazı durumlarda belirtilerin ortaya çıkışının yıllar sürebileceğini ifade etti.
HAYALET HASTALIK ZOR TEŞHİS EDİLİYOR
Neredeyse bütün sistemi etkilemesi ve bazı belirtilerinin geç ortaya çıkması sebebiyle Lyme hastalığı birçok hastalık ile karışabiliyor ve bazen hastalar yıllarca farklı hastalıkların tedavisini alabiliyor. Doç. Dr. Diktaş, Lyme hastalığının en çok Multipl Skleroz (MS) , Romatoid Artrit (RA), fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu, alzaymır, depresyon ve anksiyete, lupusla karıştırıldığını belirterek “Bu benzerlikler, Lyme hastalığının teşhis edilmesini zorlaştırabilir ve yanlış teşhislere sebep olabilir. Bu yüzden doğru teşhis ve uygun tedavi için detaylı bir tıbbi değerlendirme yapılması çok önemlidir” değerlendirmesini yaptı.

TÜRKİYE’DE GÖRÜLÜYOR MU?
Dünya genelinde her sene yüz binlerce yeni Lyme hastalığı vakasının bildirildiğine işaret eden Doç. Dr. Diktaş, “Amerika Birleşik Devletlerinde, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre yılda yaklaşık 300 bin Lyme hastalığı vakası olduğu tahmin edilmektedir. Avrupa’da da Lyme hastalığı yaygındır ve her sene yaklaşık 65 bin ila 85 bin yeni vaka bildirilmektedir. Hastalık özellikle İsveç, Almanya, Fransa ve Avusturya gibi ormanlık alanlara yakın ülkelerde yaygındır. Ancak son dönemde bazı bölgelerde bir artış yaşanmaktadır. Bunun sebebi iklim değişiklikleri, doğaya erişimin artması ve kenelerin yayılma alanlarının genişlemesi olarak yorumlanıyor. Türkiye’de Lyme hastalığının yaygınlığına dair net veriler sınırlı olmakla birlikte, Karadeniz ve Marmara Bölgeleri gibi nemli ve ormanlık alanlarda risk daha yüksektir. Yılda bildirilen vaka sayısı nispeten düşüktür, ancak bu durum eksik teşhis ve bildirimlerden kaynaklanıyor olabilir” diye konuştu.

Lyme hastalığının teşhisi için Elisa testi yapılması gerekir. Tedavisi için erken dönemde antibiyotik uygulanır. Belirtilerin geçmesinin hastalığın da geçtiği anlamına gelmediğini hatırlatan Doç. Dr. Diktaş “Lyme hastalığında belirtilerin kaybolması hastalığı atlattığınız anlamına gelmez. Tedavi edilmeyen Lyme hastalığı, enfeksiyondan aylar ya da yıllar sonra vücudunuzun diğer bölgelerine yayılarak artrit ve sinir sistemi problemlerine sebep olabilir” dedi.
ÜNLÜLER DE YAKALANDI
Bella Hadid: Podyumların en çok aranan modellerinden biri olan olan Bella Hadid, bir süredir mesleğine ara vermişti, Lyme hastalığı için tedavi gördüğü ortaya çıkmıştı. 15 yıldır Lyme hastalığıyla mücadele eden ünlü modelin hastalığı günlük tedavi gerektirecek kadar ilerledi ve Bella Hadid’in normal yaşantısını artık sürdürememesine sebep oldu.
Justin Bieber: Kanadalı dünyaca ünlü şarkısı Justin Bieber de sosyal medyasından Lyme hastalığı ile mücadele ettiğini söyleyerek, bunun “cildini, beyin fonksiyonunu, enerjisini ve tüm sağlığını etkileyen” kronik bir rahatsızlık olduğunu kaydetti.
Alexis Ohanian: Ünlü tenişçi Serena Williams’ın eşi Alexis Ohanian da Lyme hastalığıyla mücadele eden ünlülerden biri.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Marmaris açıklarında içinde düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine bölgeye ekip yönlendirildi.
Sahil Güvenlik ekibi, bottaki 5’i çocuk 17 düzensiz göçmeni karaya çıkardı.
Datça ilçesi açıklarında düzensiz göçmenlerin bulunduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine bölgeye ekip sevk edildi.
Sürüklenen lastik bottaki 8’i çocuk 35 düzensiz göçmen kurtarılarak ekiplerin yardımıyla karaya çıkarıldı.
Dalaman ilçesi açıklarında da 2 can salında bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi üzerine bölgeye Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi.
Ekipler, Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına geri itilen can salındaki 19’u çocuk 37 düzensiz göçmeni kurtardı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yukarımeydan köyündeki ormanlık alanda çıkan ve tedbir amaçlı Yukarımeydan, Aşağımeydan, Aşağıdere ve Yukarıdere köylerindeki evlerin tahliye edildiği yangına Çankırı ve çevre illerden gelen Orman İşletme Müdürlüğü arazözleri ile itfaiye ekiplerince müdahale ediliyor.
Rüzgarın etkisini yitirmesiyle ilerlemesi duran yangını kontrol altına almak için ekiplerin çalışmaları sürüyor. Etkisini büyük ölçüde kaybeden yangına günün ağarmasıyla birlikte ekiplerin müdahalesi arttı.
Yangında 44 hektar ormanlık alanın zarar gördüğü tespit edildi.
Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar, gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının dün 17.30 sularında başladığını söyledi.
Yangının çıkış nedeninin henüz belirlenemediğini ifade eden Taşolar, “Yangın dört cepheden devam etti. Şu an itibarıyla 3 cephede kontrol altına aldık. Fakat bir cephede çalışmalarımız ciddi bir şekilde devam ediyor. Ama onda da umutluyuz. Çalışmalarımız çok iyi gidiyor. Şu an itibarıyla 2 helikopter, 102 araç ve 267 personelle, orman bölge müdürlüğüne bağlı ekipler, çevre belediyelerimizin itfaiye ekipleri, AFAD, Kızılay, jandarma, tabiri caizse bütün kamu kurum ve kuruluşları olarak müdahalemize devam ediyoruz.” dedi.
Köylerle ilgili herhangi bir sıkıntının yaşanmadığını anlatan Taşolar, şunları kaydetti:
“4 köyü tedbiren boşalttık. Burada herhangi bir sıkıntı yaşanmadı. Zaten bize teselli veren husus da şu ana kadar herhangi bir can ve mal kaybının olmaması. Ancak biz tedbiren rüzgarlı havadan dolayı bu köyleri boşalttık. Burada 4 köyümüzde 125 vatandaşımız için zaten kaymakamlığımız ve belediyemiz tarafından gerekli tedbirler alındı ve yerleştirme yapıldı. Bunlarla ilgili bir sıkıntı da yok. Çalışmalarımız devam ediyor. Şu an çıkış nedenine dair herhangi bir net bir şey söylemem yanıltıcı olabilir. Ama bununla ilgili olarak araştırmalar ve idari ve adli anlamda soruşturmalar yapılacaktır.”
Ilgaz Belediye Başkanı Mehmed Öztürk ise devletin tüm birimlerinin Ilgaz’da olduğunu, durumun her geçen saat iyiye gittiğini ifade etti.
Büyük bir alanın yandığını belirten Öztürk, şöyle devam etti:
“Neden çıktığı ile ilgili kesin bir bilgi yok. Ama jandarma ekiplerimiz araştırıyor. Elektrik direklerinin şase yaptığı söyleniyor. Başka bilgiler de var ama yarın hepsi belli olur. Vatandaşlarımızı otellere yerleştirdik. Her türlü ihtiyaçları karşılandı. Hayvanları güvenli noktalara alındı. Şu anda her şey yolunda, çalışmalar devam ediyor. Kastamonu Bölge Müdürlüğü, Ankara Bölge Müdürlüğünden, Ankara Büyükşehir itfaiye ekiplerine kadar Çankırı’nın tüm ekipleri ile müdahale ediliyor. Karayolları ekiplerimiz dozerleriyle, İl Özel İdaresine ait iş makineleri ile herkes Ilgaz’da. Şu anda yangın baskılandı ama tamamen kontrol altına alındı diyemiyoruz. Ama şu anda iyiye doğru gidiş var. ‘Dua edelim ki rüzgar devam etmesin’ demiştim. Allah’a şükür rüzgar kesildi. Toparlanmaya başladı.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ocak 2015’te Suudi Arabistan Kralı Abdullah 90 yaşında hastanede ölüm döşeğindeyken, üvey kardeşi Selman kral olmak üzereydi ve Selman’ın en gözde oğlu Muhammed bin Selman iktidara hazırlanıyordu.
Kısaca MBS olarak bilinen ve o zamanlar henüz 29 yaşında olan prensin büyük planları vardı, Suudi Arabistan krallık tarihinin en büyük planları; ama kraliyet ailesi içindeki komplocuların kendisine karşı harekete geçebileceğinden korkuyordu.
Bu yüzden o ay bir gece yarısı, sadakatini kazanmak istediği üst düzey güvenlik yetkilisi Saad el Cabri’yi saraya çağırdı.
Sarayda casus olabileceği endişesiyle genç prens, Cabri ile baş başa görüşmesinde cep telefonlarını dışarıda bıraktırmış, sabit hattın fişini çektirmişti.
Cabri’nin sonradan anlattığına göre MBS krallığı derin uykusundan nasıl uyandıracağından ve küresel sahnede nasıl hak ettiği yeri almasını sağlayacağından bahsetmişti.
Dünyanın en kârlı şirketi olan devlet petrol üreticisi Aramco’daki hisselerini satarak ekonomisini petrole olan bağımlılığından kurtaracaktı. Taksi firması Uber de dahil olmak üzere Silikon Vadisi’ndeki teknoloji girişimlerine milyarlarca dolar yatırım yapacaktı. Ardından Suudi kadınlara iş gücüne katılma özgürlüğü vererek altı milyon yeni istihdam yaratacaktı.
Anlatılanlara şaşıran Cabri, prense planlarının boyutunu sorduğunda “ Büyük İskender’i duydun mu?” cevabını almıştı.
BBC’ninbelgesel ekibi geçtiğimiz yıl boyunca MBS’nin Suudi destekçileri ve muhalifleriyle, ayrıca Batılı istihbarat yetkilileri ve diplomatlarla konuştu. İddialara yanıt vermesi için Suudi hükümetine verilen fırsatı yetkililer kullanmamayı tercih ettiler.
Saad el Cabri, Amerikan istihbaratı CIA ve İngiliz istihbaratı MI6 başkanlarıyla arkadaşlık yapacak kadar Suudi güvenlik aygıtında üst düzey bir isimdi. Suudi hükümeti Cabri’yi itibarsız bir eski yetkili olarak nitelendirse de, kendisi aynı zamanda veliaht prensin Suudi Arabistan’ı nasıl yönettiği hakkında konuşmaya cesaret eden en bilgili Suudi muhalif ve anlattıkları şaşırtıcı ayrıntılar içeriyor.
Babasının etkisi giderek zayıflarken, 38 yaşındaki MBS şu anda fiilen dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan ülkenin başında. Yıllar önce Cabri’ye anlattığı planların çoğunu hayata geçirmeye başladı; aynı zamanda ifade özgürlüğünün bastırılması, ölüm cezasının yaygın kullanımı ve kadın hakları aktivistlerinin hapse atılması gibi insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor.
Uğursuz başlangıç
Suudi Arabistan’ın ilk kralı Abdullah’ın, aralarında MBS’nin babası Selman’ın da bulunduğu en az 42 oğlu vardı. Taht geleneksel olarak bu oğullar arasında el değiştiriyordu. Bunlardan ikisinin 2011 ve 2012’de aniden ölmesi üzerine Selman veliahtlık sırasında yükseldi.
Batılı istihbarat servisleri krallıktaki taht varislerini araştırıp bir sonraki kralın kim olacağını anlamaya çalışıyorlardı. Bu aşamada MBS çok genç ve tanınmıyordu, radarlarına girmemişti.
MBS aynı zamanda kötü davranışların cezasız kaldığı bir sarayda büyüdü.
MBS Riyad’da ilk olarak genç yaşlarında, bir mülk anlaşmazlığında kendisini haksız bulan bir hakime postayla bir kurşun gönderdiği iddiası üzerine “Ebu Rasasa” ya da “Kurşunun Babası” lakabını alarak kötü bir şöhrete kavuştu.
2014’e kadar İngiliz dış istihbarat servisi MI6’in başında olan John Sawers, MBS için “acımasız” ifadesini kullanıyor ve “Kendisine karşı gelinmesinden hoşlanmıyor. Ama bu aynı zamanda başka hiçbir Suudi liderin yapamadığı değişiklikleri yapabildiği anlamına da geliyor” diyor.
Sawers’a göre en memnuniyet verici değişikliklerden biri, ülke dışında cihatçılığın üreme alanı haline gelen camilere ve dini okullara Suudi finansmanının kesilmesi oldu ve bu Batı’nın güvenliği için büyük fayda sağladı.
Annesi, babasının gözde eşi olarak görülüyor
MBS’nin annesi Fehda, Bedevi bir kabileye mensup ve babasının dört eşinden en gözdesi olarak görülüyor. Batılı diplomatlar Kral’ın yıllardır bir tür vasküler demanstan mustarip olduğuna ve yardım için MBS’ye başvurduğuna inanıyor.
Birkaç diplomat, MBS ve babasıyla yaptıkları görüşmelerde, Prens’in bir iPad’e notlar yazıp bunları babasının cihazına göndererek konuşmasında ne söyleyeceğini belirlediğini anlattı.
Prens, babasının kral olması için öyle sabırsızlanıyordu ki 2014’te o zamanki kral olan amcası Abdullah’ı Rusya’dan temin ettiği zehirli bir yüzükle öldürmeyi önerdi.
Cabri, “Sadece palavra mıydı emin değilim ama biz bunu ciddiye aldık” diyor. Eski üst düzey güvenlik yetkilisi, MBS’nin bu fikri dile getirdiğini gizlice kaydedilmiş bir güvenlik videosu gördüğünü söylüyor. “Saraya girmesi, kralla el sıkışması uzun süre yasaklandı” diyor.
Sonuçta Kral doğal nedenlerle öldü ve 2015 yılında kardeşi Selman tahta geçti. MBS Savunma Bakanı olarak atandı ve hiç vakit kaybetmeden Yemen’le savaşa girdi.
Yemen’de savaş
İki ay sonra Prens, Batı Yemen’in büyük bölümünün kontrolünü ele geçiren ve Suudi Arabistan’ın bölgesel rakibi İran’ın vekili olarak gördüğü Husi hareketine karşı bir Körfez koalisyonunu savaşa sürükledi. Bu durum insani bir felaketi tetikledi ve milyonlarca insan açlığın eşiğine geldi.
Savaş başlamadan hemen önce İngiltere Büyükelçisi olan John Jenkins, “Bu akıllıca bir karar değildi” diyor: “Üst düzey bir Amerikan askeri komutanı bana harekattan 12 saat önce haberdar edildiklerini söyledi ki bu hiç duyulmamış bir şeydi.”
Askeri harekat, az tanınan bir prensin Suudi ulusal kahramanına dönüşmesine yardımcı oldu. Ancak bu aynı zamanda arkadaşlarının bile birkaç büyük hata olduğuna inandığı şeylerin ilkiydi.
Yinelenen bir davranış kalıbı beliriyordu: MBS, Suudi karar alma mekanizmasının geleneksel, yavaş ve kolektif sistemini bir kenara bırakıp öngörülemez bir şekilde ya da anlık dürtülerle hareket etmeyi tercih ediyor, ABD’ye boyun eğmeyi ya da geri kalmış bir devletin başı muamelesi görmeyi reddediyordu.
Cabri daha da ileri giderek MBS’yi kara birliklerini görevlendiren bir kraliyet kararnamesine babası kralın imzasını taklit etmekle suçluyor.
Cabri, Yemen savaşı başlamadan önce Beyaz Saray’da bu konuyu görüştüğünü ve dönemin Başkanı Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice’ın kendisini ABD’nin sadece hava harekatını destekleyeceği konusunda uyardığını söylüyor.
Cabri’ye göre, MBS Yemen’de ilerlemeye kararlıydı ve Amerikalıları görmezden geliyordu.
Cabri, “Kara müdahalelerine izin veren bir kraliyet kararnamesi olmasına şaşırdık” diyor. “O kraliyet kararnamesi için babasının imzasını taklit etti. Kralın zihinsel kapasitesi kötüye gidiyordu.”
Cabri bu iddiayı ortaya atan kaynağının “güvenilir ve inanılır” olduğunu ve kendisinin özel kalem müdürü olduğu İçişleri Bakanlığı ile bağlantılı olduğunu söylüyor.
MI6’in eski başkanı John Sawers, MBS’nin belgeleri taklit edip etmediğini bilmediğini söylüyor: “Yemen’e askeri müdahalede bulunma kararının MBS’ye ait olduğu açık. Her ne kadar babası da bu karara katılmış olsa da bu babasının kararı değildi.”
MBS hakkında anlatılanlar, kendi kuralları dışında kimsenin kurallarına uymayan genç bir lider karakteri çiziyor.
Kendi kurallarını koyuyor
MBS’nin 2017’de ünlü bir tabloyu satın alması, nasıl düşündüğü ve yönettiği muhafazakar toplumla uyumsuzluktan korkmadan risk almaya istekli olduğu konusunda ipuçları sunuyor. Ayrıca göz önündeki güç gösterilerinde Batı’yı geride bırakmaya kararlı görünüyor.
MBS adına hareket ettiği bildirilen bir Suudi prens, dünyanın şimdiye kadar satılan en pahalı sanat eseri olmaya devam eden Salvator Mundi için 450 milyon dolar harcadı. Leonardo da Vinci tarafından yapıldığı söylenen portre, İsa Mesih’i cennetin ve dünyanın efendisi, dünyanın kurtarıcısı olarak tasvir ediyor. Tablo müzayededen bu yana neredeyse yedi yıl boyunca tamamen ortadan kayboldu.
Sanat ve spora yatırımlar
Veliaht Prens’in arkadaşı ve Princeton Üniversitesi’nde Yakın Doğu Çalışmaları Profesörü olan Bernard Haykel, tablonun Prens’in yatında ya da sarayında asılı olduğuna dair söylentilere rağmen aslında Cenevre’de depoda olduğunu ve MBS’nin tabloyu Suudi başkentinde henüz inşa edilmemiş bir müzeye asmayı planladığını söylüyor.
Haykel, MBS’nin “Riyad’da çok büyük bir müze inşa etmek ve tıpkı Mona Lisa gibi insanları cezbedecek bir temel nesne istiyorum” dediğini aktarıyor.
Aynı şekilde, spora yönelik planları da hırslı ve statükoyu bozmaktan korkmayan birini yansıtıyor.
Suudi Arabistan’ın dünya çapında spor için yaptığı inanılmaz harcamalar, 2034’te FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak için tek aday ve tenis ve golf turnuvaları düzenlemek için milyonlarca dolarlık yatırım, “sporla aklanma” çabası olarak görüldü.
Ancak karşımızda Batı’nın kendisi hakkında ne düşündüğünü umursamayan, istediğini yapacağını göstermeye çalışan bir lider var.
Kendisiyle görüşen MI6 eski şefi John Sawers, “MBS bir lider olarak kendi gücünü inşa etmekle ilgileniyor” diyor. “Bunu yapabilmesinin tek yolu da ülkesinin gücünü arttırmak. Onu harekete geçiren de bu.”
Cabri’nin 40 yıllık kariyeri MBS’nin iktidarı pekiştirmesiyle son buldu. MBS yönetimi devraldığı sırada eski Veliaht Prens Muhammed bin Nayif’in özel kalem müdürü olan Cabri, yabancı bir istihbarat servisinin hayatının tehlikede olabileceği yönündeki ihbarı üzerine ülkeden kaçmış. Cabri, MBS’nin kendisine mesaj atarak eski işini geri vermeyi teklif ettiğini söylüyor.
“Bu bir yemdi ve ben yemedim” diyen Cabri, geri dönmesi halinde işkence göreceğini, hapse atılacağını ya da öldürüleceğini düşünmüş. Bu arada, ergenlik çağındaki çocukları Omar ve Sarah gözaltına alınmış, kara para aklamak ve kaçmaya çalışmak suçlarından hapse atılmışlar; suçlamaları reddediyorlar. Birleşmiş Milletler Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu serbest bırakılmaları çağrısında bulundu.
“Bana suikast planladı” diyor Cabri: “Beni ölü görene kadar rahat etmeyecek, bundan hiç şüphem yok.”
Kaşıkçı cinayeti
Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2018 yılında İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda öldürülmesi, MBS’yi yalanlanması çok zor bir şekilde şüphe altında bırakıyor. 15 kişilik suikast timi diplomatik pasaportlarla seyahat etmişti ve aralarında MBS’nin kendi korumaları da vardı. Kaşıkçı’nın cesedi hiçbir zaman bulunamadı ve cesedin testereyle parçalandığına inanılıyor.
Profesör Haykel cinayetten kısa bir süre sonra MBS ile WhatsApp mesajlarını paylaştı. Haykel, “Bu nasıl olabilir?” diye sorduğunu belirtiyor ve “Sanırım derin bir şok içindeydi. Bu olaya verilecek tepkinin bu kadar derin olacağını tahmin etmemişti” diyor.
MBS cinayetle bağlantısını hep reddetti, ancak 2019’da suçun kendi gözetiminde gerçekleşmesi nedeniyle “sorumluluk” aldığını söyledi. Şubat 2021’de yayınlanan ve gizliliği kaldırılan bir ABD istihbarat raporu, Kaşıkçı’nın öldürülmesinde suç ortağı olduğunu iddia etti.
Peki MBS hatalarından ders aldı mı yoksa Kaşıkçı olayından yara almadan çıkması onu cesaretlendirdi mi?
Profesör Haykel’e göre MBS, Kaşıkçı davasının kendisine ve ülkesine karşı bir sopa olarak kullanılmasına içerledi ve “Zor yoldan ders aldı”.
Eski MI6 yetkilisi John Sawers cinayetin bir dönüm noktası olduğu konusunda hemfikir ama ihtiyatlı: “Bazı dersler çıkardığını düşünüyorum. Ama aynı kişiliği devam ediyor.”
Babası Kral Selman şu anda 88 yaşında. O öldüğünde MBS önümüzdeki 50 yıl boyunca Suudi Arabistan’ı yönetebilir.
Ancak son zamanlarda, muhtemelen girişimlerinin bir sonucu olarak suikasta uğramaktan korktuğunu itiraf etti.
Profesör Haykel’e göre, “Onu öldürmek isteyen pek çok insan var ve o da bunun farkında”.
MBS gibi birinin güvenliği için sürekli teyakkuz şart. Saad el Cabri, prensin iktidara yükselişinin başlangıcında, sarayında onunla konuşmadan önce telefon prizini duvardan çıkardığında bunu gözlemlemişti.
MBS ülkesini, seleflerinin asla cesaret edemeyeceği şekilde modernleştirme misyonunu üstlenmiş. Ama aynı zamanda etrafındaki hiç kimsenin onu daha fazla hata yapmaktan alıkoymaya cesaret edemeyeceği kadar acımasız olma riskini taşıyan ilk otokrat da değil.
Jonathan Rugman, Krallık: Dünyanın En Güçlü Prensi belgeselinin prodüksiyon danışmanı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEL AVİV – İsrail ordusu, Lübnan’ın Baalbek bölgesine düzenlediği hava saldırısında Hizbullah’a ait silah depolarını vurduğunu açıkladı.
İsrail, Lübnan’ın kuzeydoğusundaki Baalbek bölgesinde yer alan Nabi Chit köyü yakınlarına düzenlediği hava saldırısında Hizbullah’a ait silah depolarını vurduğunu açıkladı. İsrail ordusu, ayrıca günün erken saatlerinde Lübnan’ın güneyindeki Deir Qanoun’da düzenlenen İHA saldırısında bir Hizbullah üyesinin öldürüldüğünü belirterek, öldürülen kişinin Hizbullah’ın roket ve füze biriminin önde gelen isimlerinden Hüseyin Ali Hüseyin olduğunu aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEYRUT – İsrail, Lübnan’ın kuzeydoğusundaki Baalbek bölgesine hava saldırısı düzenledi.
İsrail ve Hizbullah arasındaki gerilim devam ediyor. İsrail, Lübnan’ın kuzeydoğusundaki Baalbek bölgesinde yer alan Nabi Chit köyü yakınlarına hava saldırısı düzenledi. Lübnanlı güvenlik kaynakları, saldırıda Hizbullah’a ait bir silah deposunun hedef alındığını söyledi. Saldırıda ölü ve yaralı olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pakistan, son bir aydır şiddetli muson yağmurlarının neden olduğu sellerle ve heyelanlarla mücadele ediyor.
Pakistan Meteoroloji Dairesi’nden Zaheer Ahmed Babar, ülkenin farklı bölgelerinde etkili olan muson yağmurlarının hafta boyunca devam etmesinin beklendiğini ifade etti.
ÖLÜ SAYISI 209’A YÜKSELDİ
Pencap Bölgesi Afet Yönetimi kurumu yetkilisi İrfan Ali, eyaletteki yoğun yağışlar nedeniyle son 24 saat içinde 24 kişinin hayatını kaybettiğini, temmuz ayından bu yana aşırı yağışlar sonucu ölenlerin sayısının 209’a yükseldiğini belirtti.
2 BİN 200’DEN FAZLA KONUT ZARAR GÖRDÜ
Ulusal Afet Yönetimi kurumu yetkilileri, yağışların bazı bölgelerde sele ve toprak kaymalarına yol açtığını, 2 bin 200’den fazla konutun zarar gördüğünü rapor etti. En fazla can kaybının Pencap, Hayber Pahtunhva ve Sind eyaletlerinde yaşandığını vurgulayan yetkililer, heyelan ve ani su baskınlarının bazı yol ve köprülerde hasara neden olduğunu, bu durumun trafiği aksattığını belirtti. Normalleşme çalışmalarının ise aralıksız sürdüğü bildirildi.
Pakistan hükümeti, turistlere yağışlardan etkilenen bölgelerden uzak durmaları yönünde bir uyarı yaptı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze’de yaşanan insani kriz, 318 gündür devam eden İsrail saldırılarıyla her geçen gün daha da derinleşiyor.
İsrail’in Gazze’ye yönelik sürdürdüğü bu amansız saldırılar, uluslararası hukuk ve insan hakları normlarını açıkça çiğniyor.
İsrail saldırıları, sadece bir bölgeyi değil, tüm dünyayı etkileyen derin bir ahlaki kriz yaratıyor.
SON 24 SAATTE 40 CAN KAYBI
Aylardır büyük acılar çeken Filistinliler, yaralarını saramadan yeni bir saldırıya daha uğruyor.
Son 24 saatte Gazze’de farklı bölgeleri hedef alan İsrail’in kanlı saldırılarında 40 Filistinli daha hayatını kaybederken, 134 Filistinli de yaralandı.
Filistin Sağlık Bakanlığı konuya ilişkin açıklama yaptı.

CAN KAYBI 40 BİN 139, YARALI SAYISI İSE 92 BİN 743
Söz konusu açıklamada, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 40 bin 139’a, yaralı sayısının da 92 bin 743’e çıktığı kaydedildi.
Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı yinelendi.





Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv ile Hamas arasında esir takası ve Gazze Şeridi’nde ateşkese varılması için yapılan müzakereleri görüşmek için bölgeye gelen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la Batı Kudüs’teki Başbakanlık Ofisinde bir araya geldi.
Başbakanlık Basın Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Netanyahu’nun esir takası ve ateşkes müzakerelerini görüşmek için İsrail’e gelen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile yaptığı 3 saatlik özel görüşmenin sona erdiği belirtildi.
NETANYAHU OLUMLU KONUŞTU
Olumlu geçtiği ve iyi bir atmosferde gerçekleştiği bildirilen görüşmede, Netanyahu, ABD’nin son ateşkes teklifinin ülkesinin “güvenlik ihtiyaçlarını” göz önüne aldığını kaydetti.
Netanyahu, ayrıca Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin ABD teklifine bağlılığını yineledi.
ABD Başkanı Joe Biden, 27 Mayıs’ta İsrail ile Tel Aviv arasında esir takası ve Gazze’de ateşkese varılması için bir öneri sunmuştu.
Netanyahu ise Biden’ın açıkladığı ateşkes taslağının İsrail’in hazırladığı tekliften farklı olduğunu ileri sürerek yeni şartlar eklenmesini talep etmişti.
İsrail Başbakanı, Gazze’yi ikiye ayıran Netzarim Koridoru ve Gazze Şeridi ile Mısır sınırındaki Philadelphi Koridoru’nun yanı sıra Refah Sınır Kapısı’ndaki İsrail işgalinin devam etmesini istemişti.
“SON ŞANS”
Bunlara ek olarak Netanyahu, Hamas üyelerinin Gazze’nin diğer bölgelerinden kuzeye geçmesinin engellenmesini şart koşmuştu.
Katar’ın başkenti Doha’da 15-16 Ağustos’ta, İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze’de ateşkes sağlanması için müzakereler yapılmıştı.
Hamas, ABD, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde Netanyahu’nun yeni şartlar sürerek anlaşmaya varılmasını engellediğini belirtmişti.
Blinken, bölge turu kapsamında geldiği İsrail’de sabah Cumhurbaşkanı Isaac Herzog tarafından kabul edilmişti.
Görüşme öncesi yaptığı açıklamada Blinken, mevcut müzakerelerin İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze’de ateşkese varılması için “son şans” olabileceğini söylemişti.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Polonya’nın başkenti Varşova’dan Güney Kıbrıs’ın Larnaka şehrine gitmek üzere Varşova Chopin Havalimanı’ndan havalanan Airbus A321 tipi uçakta, pilot baygınlık geçirdi.
Wizzair firmasına bağlı 225 yolcunun bulunduğu uçağın pilotunun bayılmasının ardından diğer pilot durumu derhal kuleye bildirirken, uçağın acil olarak Varşova’ya dönmesine karar verildi.
SORUNSUZ ŞEKİLDE İNDİ
Pilot, yerel saatle 07.00 sıralarında Varşova Chopin Havalimanı’na sorunsuz şekilde iniş gerçekleştirdi.
PİLOT HASTANEYE KALDIRILDI
İnişin ardından yolcu uçağının bayılan pilotu, sağlık görevlileri tarafından hastaneye kaldırıldı.
Bir başka uçakla Larnaka’ya gönderilecek olan yolcuların bekleyişi ise sürüyor.
Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye gibi komşu Yunanistan da uzun süredir orman yangınları ile mücadele ediyor.
Başkent atina yakınlarında başlayan ve günler sonra kontrol altına alınan yangınların şokunu henüz üzerinden atamayan Yunan halkı, yangının çıkış nedenine ilişkin soruşturmayı takip ediyor.
80 YAŞINDAKİ ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Bu kapsamda Glika Nera bölgesinde kasten 4 yangın çıkardığı gerekçesiyle 80 yaşındaki bir kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Yunan basınındaki haberlerde, söz konusu kişinin, 11 Ağustos’ta art arda meydana gelen yangınlarla ilgili gözaltına alındığı belirtilirken, zanlının yarın savcılığa ifade vereceği kaydedildi.

ARACINDAN BOŞ BENZİN BİDONLARI ÇIKTI
Söz konusu tarihte Glika Nera’da 4 yangın çıkardığı belirlenen 80 yaşındaki zanlının aracında da boş benzin bidonları bulundu.
Güvenlik kamera kayıtlarında, zanlı, yanıcı maddeleri kuru otlara atarken görülüyor.


Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İtalya’nın Sicilya Adası’ndaki Palermo kenti açıklarında bir yelkenli alabora oldu.
Aralarında 2 İngiliz-Fransız, 1 İrlandalı, 1 Yeni Zelandalı, 1 Sri Lankalı ve 17 İngiltere vatandaşı bulunan yelkenlinin batması sonucu 7 kişinin kaybolduğu aktarıldı.
15’İ KURTARILDI
İtalya Sağlık Güvenliği, İngiliz bayrağı taşıyan 50 metrelik yelkenlinin gün doğumunda kasırga ve dalgalı denizin vurduğu bölgede battığı ve olayın ardından 1’i çocuk 15 kişinin kurtarıldığını açıkladı.
ARAMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
İtalya itfaiyesi dalgıçları, kıyıdan yarım mil açıkta, yaklaşık 50 metre derinlikte bulunan geminin çevresinde arama çalışmalarını sürdürüyor.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>7 Ekim tarihinden bu yana Filistin topraklarında katliam yapan İsrail ordusunun saldırıları devam ediyor.
40 binden fazla masumu sebepsiz yere katleden İsrail askerleri, gece gündüz demeden Gazze topraklarını bombalıyor.
Namlusunu ağzı süt kokan çocuklara çeviren İsrail ordusu, binlerce çocuğu katletti.
Saldırılardan kaçarak göçebe hayatı yaşayan Gazzeliler, yine bombaların hedefi oldu.
OKULU BOMBALADILAR
İsrail ordusu, Han Yunus’un doğusunda bulunan El-Karara kasabasındaki Aylebun Okuluna saldırı düzenledi.
Yerinden edilen onlarca ailenin sığındığı okulda çok sayıda Filistinli öldü, birçok Filistinli de yaralandı.

YİNE ÇOCUKLARI HEDEF ALDILAR
Söz konusu saldırıda Filistinli kız kardeşler Yara el-Gandur ve Meysa el-Gandur görme yetilerini kaybederken anneleri ile diğer iki kardeşleri de yaralandı.
Saldırıyı anlatan 11 yaşındaki Yara, sığındıkları okulda arkadaşlarıyla oynarken bir anda saldırı olduğunu anlattı.
HEM GÖZLERİNİ HEM KULAKLARINI KAYBETTİ
Yüzüne şarapnel parçalarının isabet ettiğini ve yanıklar oluştuğunu söyleyen Yara, görme ve işitme duyusunu kaybettiğini belirtti.
Meysa ve Yara’nın annesi 43 yaşındaki Ula el-Gandur, İsrail bombalarından kaçmak için evlerini terk ederek sığındıkları okulda yine İsrail’in topçu saldırısına hedef oluklarını ve saldırıda 4 çocuğunun yaralandığını söyledi.

“BİR ANDA HİÇBİR ŞEY GÖREMEZ OLDUK”
Filistinli anne, “İlk anlar şoke ediciydi. Bu manzara karşısında çok korktuk. Çocuklarım bana seslenirken bir anda hiçbir şey göremez olduk.
İki kızım Meysa ve Yara görme yetilerini kaybettiler, işitme kaybı yaşıyorlar. Erkek ve kız kardeşleri ise ağır yaralı, vücutlarında yanıklar var.” dedi.
Çocuklarının tedavilerinin sürdüğünü belirten acılı anne, ancak Gazze Şeridi’ndeki tıbbi imkanların yetersiz olması nedeniyle tedavilerinin gerektiği gibi yapılamadığını ve Gazze dışına sevk edilmeleri gerektirdiğini dile getirdi.
“TEDAVİ EDİLEMEDİĞİ İÇİN YARALI KAFASI KURTLANDI”
Meysa ve Yara’nın babası 48 yaşındaki Şaban el-Gandur, “Han Yunus’un El-Karara bölgesinde eşim ve çocuklarımla güvenli bir şekilde oturuyorduk. Ancak bulunduğumuz sınıfın içinde top mermilerine hedef olduk. Eşim ve 4 çocuğum yaralandı.” dedi.
Filistinli baba, tıbbi imkansızlıklar nedeniyle oğlunun yaşadığı sıkıntılara işaret ederek, “Gerektiği gibi tedavi edilememesi nedeniyle yaralı oğlum Muhammed’in başında kurtçuklar çıktı.” diye konuştu.

HASTANELER KASTEN HİZMET DIŞI BIRAKILIYOR
Refah Sınır Kapısı’nın kapatılması 1000’den fazla çocuğun, hasta ve yaralının ölümüne neden oldu.
Filistin ve Birleşmiş Milletlerin verilerine göre, Gazze Şeridi’nde savaşın başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana sağlık sistemini kasten hedef alarak hastanelerin çoğunu hizmet dışı bırakan İsrail ordusu hasta ve yaralıların hayatlarını riske atıyor.
“GAZZE’DEKİ FELAKET DERİNLEŞİYOR”
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail es-Sevabite, 14 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, “İşgalciler Gazze Şeridi’ne her türlü yardımın girişini 100 gündür engelliyor.
Refah Sınır Kapısı’nın İsrail tarafından kapatılması 1000’den fazla çocuğun, hasta ve yaralının ölümüne neden oldu ve Gazze Şeridi’ndeki insani felaket her düzeyde derinleşiyor.” demişti.




Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in başkenti Tel Aviv’de bir kamyonda patlama yaşandı.
Patlamada 1 kişi hayatını kaybetti.
Polis tarafından yapılan açıklamada patlamanın Lod Caddesi’nde meydana geldiği aktarılarak olay yerine çok sayıda ekibin sevk edildiği belirtildi.
Patlamaya kamyonda bulunan bir patlayıcının neden olduğu ifade edildi.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Patlamanın terör saldırı olup olmadığı henüz netlik kazanmazken saldırıyla ilgili soruşturma devam ediyor.
İsrail basınında yer alan haberlerde iç istihbarat servisi Shin Bet’in patlama hakkında yürütülen soruşturmaya dahil olmadığı ifade edildi.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Tahran’da düzenlenen 55. Uluslararası Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına, davaya müdahil olan birçok vatandaş ve gazetecinin yanı sıra Musaddık’ın torunu Mahmud Musaddık da katıldı.
402 BİN İRANLI DAVAYA MÜDAHİL
Duruşmanın açılışında mahkeme hakimi Mecid Hüseyinzade, ülke genelindeki 20’den fazla eyaletten yaklaşık 402 bin İran vatandaşının, ABD hükümeti ve 6 Amerikalı yetkiliye karşı açılan davaya müdahil olduğunu belirtti.
“ABD’NİN AMACI, İRAN’DA NÜFUZ ELDE ETMEKTİ”
Davacıların avukatlarından Şami Akdem kürsüye çıkarak,
İstihbarat belgeleri ve mevcut kanıtlar, CIA’nın İngiliz istihbarat servisleriyle işbirliği yaparak, 19 Ağustos 1953’te İran’ın meşru hükümetine karşı iç ve dış ajanları kullanarak kapsamlı bir darbe planladığını ortaya koyuyor. ABD’nin bu darbedeki temel amacı, İngiltere’nin İran’daki nüfuzunu kendi lehine çevirmekti
ifadelerini kullandı.
İranlı avukat, darbe sonucunda İran vatandaşlarının uğradığı zararın tazmin edilmesi için mahkemeden ABD’ye karşı maddi, manevi ve cezai tazminata hükmetmesini talep ettiklerini belirtti.

MUSADDIK’IN TORUNU: “DEDEM PETROLÜ MİLLİLEŞTİRMİŞTİ”
Daha sonra duruşmada hazır bulunan Mahmud Musaddık, yaşlılığını gerekçe göstererek sözlerini ifade edemeyeceğinden hazırladığı yazılı metni kendisi adına oğlu Gulamali Musaddık tarafından okunmasını istedi.
Oğlu tarafından okunan metinde Musaddık, dedesinin petrolü millileştirme mücadelesine yakından tanık olduğunu dile getirdi.
Musaddık, mahkemeden meşru İran hükümetini ortadan kaldırma ve ülkenin kaynaklarının yağmalanmasının yol açtığı büyük kayıplar nedeniyle ABD aleyhinde maddi, manevi ve cezai tazminata hükmetmesini istedi.
Duruşmaya ilerleyen günlerde devam edileceği belirtildi.

ABD’NİN MUSADDIK DARBESİ-CIA’NIN “AJAX” OPERASYONU
İran petrolünün millileştirilmesi hareketine önderlik eden Başbakan Muhammed Musaddık, 19 Ağustos 1953’te ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından düzenlenen ve “Ajax operasyonu” olarak tarihe geçen darbeyle devrilmişti.
Daha sonra CIA’nın 2013’te gizliliğini kaldırdığı devlet arşivlerinde, bu darbede ABD ve İngiltere’nin rolüne dair kanıtlar ilk kez kamuoyuna açıklandı. Belgelerin birinde “Askeri darbe, ABD dış siyasetinin bir parçası olarak CIA’nın yönetiminde gerçekleştirildi.” ifadeleri yer almıştı.






Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hamas tarafından yapılan açıklamada ABD, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda Gazze’de ateşkes sağlanması ve esir takası için yürütülen müzakerelerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yeni şartlar sürerek anlaşmaya varılmasını engellediği ifade edildi.
Netanyahu’nun yeni şartlar ekleyerek engellediği anlaşma konusunda arabulucu tarafları zor durumda bıraktığı kaydedildi.
“NETANYAHU’YU SORUMLU TUTUYORUZ”
Netanyahu’nun Gazze’ye yönelik kalıcı ateşkesi ve kapsamlı geri çekilmeyi reddettiği bilgisine yer verilen açıklamada, Tel Aviv yönetiminin Gazze’yi ikiye ayıran Netzarim Koridoru, Refah Koridoru ve Gazze Şeridi ile Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’nda işgalin devam etmesi yönünde ısrar ettiği kaydedildi.
Esir takasına ilişkin yeni maddelerin de yeni öneriye eklendiği ifade edilen açıklamada, “Netanyahu’yu arabulucuların çabalarını engellemekten, anlaşmaya varılmasını engellemekten ve Gazze Şeridi’nde hayatın tüm alanlarını etkileyen saldırılarla halkımızın sistematik olarak hedef alınmasıyla maruz kaldığı tehlikeleri yaşayan esirlerin hayatlarından tamamen sorumlu tutuyoruz” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
316 gündür Filistin topraklarını işgal eden İsrail, her gün binlerce masumu katlediyor.
Hava ve karadan saldırı düzenleyen İsrail ordusu, masumları hayattan koparırken, geride kalanlara ise unutulmayacak acılar yaşatıyor.
Saldırılardan sağ çıkmayı başaran Filistinliler, sevdiklerinin hain saldırılarda katledilmesine şahit oluyor.
TÜM AİLESİ GÖZÜNÜN ÖNÜNDE KATLEDİLDİ
Bu kişilerden biri ise Gazzeli Ahmed Baraka…
Saldırılardan önce ülkesinde çiftçilikle uğraşan Baraka, saldırının ardından kızının tedavisi için Ankara’da bir otele yerleşti.
İsrail’in Gazze’ye saldırılarının 3’üncü gününde, akşam camiden çıkarken gözünün önünde evine düşen bomba sonucu eşinin, 5 ve 14 yaşları arasında 4 çocuğunun, anne, baba, kardeşleri ve bazı yakınlarının hayatını kaybettiğini anlatan Baraka, kızı Merve’nin ise ayak ve sırtından yaralandığını ifade etti.

KIZINI TEDAVİ ETTİRMEK İÇİN GELDİ
15 gün Gazze’de kaldıktan sonra kızının Mısır’a sevk edildiğini, burada önce kızının bacağının kesileceğini söylediklerini, daha sonra ise bunun tedavisi olduğunu ifade ettiklerini bildiren Baraka, Mısır’da bu aşamada Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle karşılaştıklarını belirtti.
Sağlık Bakanlığı yetkililerine, kızının Türkiye’de tedavi edilmesini istediğini dile getirdiğini anlatan Baraka, geçen yıl kasımda Türkiye’ye geldiklerini, tedavi sürecinin sadece estetik bölümünün kaldığını bildirdi.
“BAŞKA KİMSEDEN BÖYLE BİR DESTEK GÖRMEDİK”
Baraka, “Otelde yaşıyoruz. Her türlü ihtiyacımızı karşılıyorlar. Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bütün Türkiye Cumhuriyeti devletine ve vatandaşlarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bütün Arap ülkelerinden, hiç kimseden böyle bir destek ve yardım görmedik. Allah herkesten razı olsun.” dedi.

“YARDIM ETMEK İSTERSENİZ SİZİ DE VURUYORLAR”
Gazze’deki savaşın çok zor olduğunu vurgulayan Ahmed Baraka,”Allah kimseye yaşatmasın, Gazze’deki savaş ekranlarda görüldüğü gibi değil. İsrail güçleri bir dairede, hastanede, okulda ya da bir camide eğer 50-100 kişi varsa, direkt bombayı atıyor ve hepsini öldürüyor.
Bu sabah bir yerde 20 kişi şehit oldu. Orada katliam var. Geçen hafta da bir camiyi bombaladı. Şu anda siz bile yardım etmek isterseniz sizi de vuruyor.” dedi.
Baraka, Türkiye’nin Gazze’ye en çok destek veren ülke olduğunu belirtti.

“ARAP ÜLKELERİ BİZİ YALNIZ BIRAKTI”
Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin vefatının büyük bir kayıp olduğunu ve şoka uğradıklarını ifade eden Baraka, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın kendilerini yalnız bıraktığını vurguladı.
“HACCA GİT DESELER GİTMEM”
Yaşadığı acı dolu anları anlatan Ahmed Baraka, “Bir Müslüman olarak, şu anda bana ‘Hacca git’ deseler gitmem. Çünkü, Suudi Arabistan onlarla işbirliği yapıyor. Birleşik Arap Emirlikleri de aynı şekilde. Bizim en yakın komşumuz Ürdün, bizi ilk bırakan oldu. Eğer gerçekten yardım yapmak isteseydi, iki tane sınır kapısı var, oradan yardım gönderebilirdi.
“BİZE DESTEK OLSALARDI SAVAŞ UZAMAZDI”
Uçaklarla yardım dağıtıyorlar. Bunlar bazen çocukların üzerine düşüyor, bazen evin üstüne düşüyor, bu şekilde sadece benim bildiğim 50 kişi şehit oldu.
Bütün Arap ülkeleri, İsrail’den bu kadar mı korkuyor? İsrail zaten kaç kişi? Bize destek olsalardı, savaş bu kadar uzamazdı.” ifadelerini kullandı.


Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rusya-Ukrayan savaşı yeniden alevlendi.
Taarruza geçen Ukrayna, Rusya topraklarına girdi.
“RUSYA İÇİNDE POZİSYONUMUZU GÜÇLENDİRİYORUZ”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky, Ukrayna ordusunun Kursk’taki faaliyetlerinin ‘istedikleri gibi gittiğini’ belirterek, “General Syrskyi Kursk bölgesindeki ilerleyişimizin devam ettiğini bildirdi.
Operasyon tam da beklediğimiz gibi gelişiyor. Ukraynalıların cesareti büyük işler başarıyor. Şimdi mevzilerimizi güçlendiriyoruz.
Varlığımızın dayanak noktası giderek güçleniyor. Rus askeri personelini yakalayan ve böylece Rusya’nın elindeki savaşçılarımızın ve sivillerin serbest bırakılmasını sağlayan tüm askerlerimize ve komutanlarımıza teşekkür ediyorum.
General Syrskyi ayrıca Kuvvetlerimizin Kursk bölgesindeki mevzilerinin güçlendirilmesi ve istikrara kavuşturulan alanın genişletilmesi konusunda da bilgi verdi” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Libya Merkez Bankası, Bilgi Teknolojileri Müdürü Musab Muslim’in bu sabah evinin önünden kimliği belirlenemeyen kişilerce kaçırıldığı ve bazı yetkililerin tehdit edildiği belirtti.
Merkez Bankası, açıklamasında Bilgi Teknolojileri Müdürü Muslim’in kaçırılma sebebi ve arka planına dair bilgi vermedi.
Temsilciler Meclisi’nin, “Libya Merkez Bankası’nın birtakım kişilerce ele geçirilme girişimlerinin” reddedildiği açıklaması sonrası olayın gerçekleşmesi dikkati çekti.
KAÇIRILMA VE TEHDİT OLAYI KINANDI
Kaçırılma ve tehdit eyleminin kınandığı ve reddedildiği ifade edilen açıklamada, kaçırılan yöneticinin serbest bırakılarak, işine dönünceye dek Merkez Bankası’nın tüm işlemlerinin durdurulduğu kaydedildi.
Temsilciler Meclisinin açıklamasında, “Bu girişimlerin bankanın genel merkezinin basılmasının kışkırtılması ve ardından Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir’in güç ve tehditle görevden alınmasına gerekçe bulma çabalarıyla başladığı” kaydedildi.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Batı Farika ülkesi Nijerya’nın Jos Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinin Öğrenci Birliği (SUG) Sözcüsü Adeniran Adebanjo, yaptığı yazılı açıklamada silahlı kişilerin kaçırdığı öğrencilerin aileleriyle iletişime geçtiklerini belirtti.
Adebanjo, silahlı kişilerin 15 Nisan’da Benue eyaletine bağlı Otukpo bölgesinde kaçırdığı 20 tıp öğrencisinin serbest bırakılması için 50 milyon (yaklaşık 1,1 milyon lira) fidye istediğini kaydetti.
Öte yandan Benue Polis Sözcüsü Catherine Anene, yaptığı açıklamada kaçırılanları kurtarmak için çalışma sürdürüldüğünü duyurdu.
KAÇIRMA OLAYLARINA SIK RASTLANIYOR
Silahlı kişiler 15 Nisan’da Benue eyaletinden Enugu eyaletine giden tıp öğrencilerinin olduğu otobüse Otukpo bölgesinde düzenlendiği saldırıda 20 tip öğrencisi kaçırılmıştı.
Ülkede insan kaçırma suçunun cezası idam olmasına rağmen fidye için kaçırma olaylarına sıkça rastlanıyor.
Silahlı kişiler, genelde ülkenin kuzeyindeki köyleri, okulları ve yolcuları hedef alarak fidye talep ediyor.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Gazze’de 7 Ekim 2023’ten beri Hamas baskını bahanesiyle yürüttüğü katliamlara dünya genelinde tepkiler devam ediyor.
Özellikle batılı ülkelerde toplumların çeşitli kesimlerinden insanlar, Filistin’e destek için hemen her gün protestolar düzenliyor.
İsrail ile arasının bozulmasını istemeyen bazı ülkelerde güvenlik güçleri, çeşitli bahanelerle protestoları engellemeye ve dağıtmaya çalışıyor. Öyle ki bu müdahaleler çok sert olabiliyor.
POLİS, KADIN PROTESTOCUYU YERE SAVURDU
Almanya’da düzenlenen Filistin’e destek gösterilerine polis yine müdahale etti.
Başkent Berlin’deki gösteride polislerden biri, bir kadın protestocuyu önce boynunda sıkıca kavradı, sonra da sert bir şekilde yere yuvarladı.
Diğer protestocular tepki göstererek kadını almaya çalışsa da polisler hemen etrafını sararak buna izin ermedi.
Kadın protestocunun akıbeti bilinmiyor.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ukrayna-Rusya savaşında tansiyon artıyor…
Ukrayna ordusu taarruza geçerek Rusya topraklarına girdi.
Kursk bölgesine giren Ukrayna askeri Rusya topraklarında pozisyon korumaya çalışıyor.
“DÜŞMAN LOJİSTİK İMKANLARDAN MAHRUM BIRAKILIYOR”
Bu kapsamda bölgedeki stratejik bir köprü havaya uçuruldu.
Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı’ndan Kursk’taki saldırıya ilişkin yapılan açıklamada, “Kursk istikameti. Bir köprü daha düştü. Ukrayna havacılığı, çatışmaların seyrini önemli ölçüde etkileyen hassas hava saldırılarıyla düşmanı lojistik imkânlardan mahrum bırakmaya devam ediyor” denildi.



Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İran‘da kadınların başörtü zorunluluğunu kontrol eden ahlak polisi tepki çeken bir olayla yeniden gündeme geldi. Hava sıcaklığının 45 dereceyi bulduğu ülkede İran meclisi, erkeklerin nasıl giyineceklerini düzenleyen yeni bir yasa tasarısını görüşüyor.
“YASAYI İHLAL EDEN ERKEKLERİN 2 YILA KADAR DIŞARI ÇIKMASI YASAKLANACAK”
Yeni yasa tasarısı erkekler için ‘Uygunsuz giyimi’ tanımlıyor ve ‘Vücudun göğüsten aşağısını ya da ayak bileğinden yukarısını örtmeyen giysiler gibi kamusal tesettüre aykırı giysiler giymeyi’ içeriyor.
Ayrıca, ‘Çıplak, yarı çıplak ya da kamusal alanda uygunsuz sayılan kıyafetler giydiği’ tespit edilen herkesin tutuklanacağı belirtiliyor. Yasaları ihlal edenlerin altı aydan iki yıla kadar İran dışına çıkmaları ve sosyal medya kullanmaları yasaklanacak.

“SICAK GÜNDE ŞORT GİYDİĞİM İÇİN GÖZALTINA ALINDIM”
İngiliz gazetesi The Telegraph’a konuşan 35 yaşındaki Tahranlı yazılım mühendisi Meysam, sıcak bir günde şort giyerken ahlak polisi tarafından acımasızca içeri alındığını söyledi.
Yürüyüşe çıktığında beyaz bir minibüs durmuş ve içinden üç adam atlayarak bağırmış ve ona ne yaptığını düşündüğünü sormuş.
Meysam, “Beni boynumdan tuttular ve zorla minibüsün arkasına bindirdiler. Beni sosyal güvenlik polisine götüreceklerini söylediler. Minibüsün içinde bir adam ve üç kız çocuğu da vardı; hepsi de ağlıyordu ve kıyafetleri yüzünden yakalanmışlardı” dedi. Meysam, “Sadece şort giydiğimiz için bize bu kadar sert davranacaklarını hiç düşünmemiştik” ifadesini kullandı.
BİR DAHA ŞORT GİYMEYECEĞİNE SÖZ VERDİ
Bir polis karakoluna götürülen ve bir daha şort giymeyeceğine dair söz verdirilen adam hakkında başka bir işlem yapılmadı. Ancak kadınlara haklarında dava açılacağı ve savcılığa gönderilecekleri belirtildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir‘in Karşıyaka ilçesi Yamanlar Dağı’nda 15 Ağustos’ta saat 21.00 sıralarında çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle geniş bir alana yayıldı. Yangında yerleşim yerleri de etkilendi. Yangında 17 ev yandı, 105 ev boşaltıldı. 44 iş yeri de tahliye edildi. 3 mahallenin boşaltılmasına neden olan yangın, yaklaşık 1600 hektarlık alanda etkili oldu. Karşıyaka’da başlayan ve Bayraklı ile Çiğli ilçesine yayılan orman yangını nedeniyle kentin birçok noktası duman altında kaldı.
ÇALIŞMALAR SONUÇ VERDİ
Karşıyaka’daki yangında 4’üncü güne girilmişken, günün ilk ışıklarıyla hava unsurları da tekrar çalışmaya başladı. 2 uçak, 7 helikopter ve çok sayıda arazözle müdahale edilen alevler kontrol altına alındı. Öte yandan, yanan alanlar dronla görüntülendi.
İşte bölgeden kareler;










Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN – Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde çıkan ve kısa sürede geniş bir alana yayılan orman yangına ekiplerin müdahalesi gece boyunca sürdü.
Yangın, 16 Ağustos Cuma günü saat 16.45 sıralarında Alhisar Mahallesi’nde meydana geldi. Kırsal alanda başlayan yangın ormana sıçradı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine bölgeye Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Kısa sürede büyüyen yangına ekipler karadan müdahale ederken, yangın söndürme helikopter ve uçakları da ekiplere sortileri ile havadan destek verdi. Yangının şiddetli rüzgar nedeniyle kontrolden çıkması, söndürme çalışmalarını oldukça zorlaştırdı. Alevlerin tehdit ettiği Örmepınar Mahallesi’nde de 45 vatandaş bölgeden tahliye edildi. Havanın kararması ile birlikte gece görüş kabiliyetine sahip yangın söndürme helikopteri devreye girerek alevlerin yayılmasını önlemeye çalıştı. Ekipler karadan yaptıkları çalışmalarla gece boyunca alevlerle adeta göğüs göğüse mücadele etti.
Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi. Yangının sebep olduğu hasarın boyutu ise söndürme çalışmalarının ardından yapılacak incelemelerle netlik kazanacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gece saatlerinde yangın bölgesine gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı yaptığı açıklamada yangının çıkış nedeninin 3 kişinin piknik amaçlı yakmış olduğu ateşten kaynaklandığını açıkladı.
Yamanlar mevkisinde yangının konut alanına yakın olması nediyle 17 ev yandı, 105 ev boşaltıldı, 44 iş yeri de tahliye edildi. Bir binanın çatısına isabet eden bir ateş parçası ile başlayan yangın ise İzmir Büyükşehir Belediyesiİtfaiye Ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alındı.
Öte yandan Sağlık Bakanlığı’ndan İzmir’de meydana gelen orman yangınına ilişkin yapılan açıklamada, yangından 78 kişinin etkilendiği, 29 kişinin tedavisinin hatanelerde devam ettiği bildirildi.
Yangına karşı ekiplerin müdahalesi devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’de geçtiğimiz günün akşamı çıkan orman yangını söndürme çalışmaları aralıksız sürüyor. Söndürme çalışmalarına destek olmak için farklı şehirlerden itfaiye ekipleri İzmir’e yola çıktı. İstanbul’da farklı farklı ilçelerin itfaiye ekiplerinden 7 araba 31 personel önce Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM)’nde bir araya geldi. İtfaiye ekipleri AKOM’da gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra İzmir’deki yangın yerine doğru yola çıktı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR – İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar Dağı’nda iki gün önce başlayan ve yerleşim yerlerine sıçrayan orman yangını devam ederken, günün ilk ışıklarıyla havadan tekrar müdahale başladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin birçok ilinde orman yangınları sürüyor. İzmir, Bolu, Manisa, Aydın, Karabük ve Muğla’daki orman yangınlarına gece boyunca havadan ve karadan müdahale edildi. Türkiye’nin 5 ilinde süren yangınlarda son durumu açıklayan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), müdahale çalışmalarının aralıksız sürdüğünü fakat yerleşim bölgelerini tehdit eden yangınlar sebebiyle yurttaşları tahliye etmeye devam ettiklerini duyurdu. AFAD açıklamasına göre İzmir, Aydın, Bolu, Muğla ve Manisa’daki orman yangınlarında tedbir amaçlı 3 bin 583 kişi tahliye edildi.
Orman yangınları uydu görüntülerine de yansıdı. NASA verilerine göre İzmir’de 941, Manisa’da bin 498 ve Bolu’da iki bin 580 hektar alan yangından etkilendi.Yangın Haritası verilerinde 3 ilde toplam 5019 hektar alanın yangından etkilendiği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da husumetli olduğu oğlunun ihbar ettiği Ali E.’nin (73) evinde yapılan aramada, 1’inci Dünya Savaşı’ndan kaldığı değerlendirilen patlamamış mühimmat bulundu.
Hüseyin E. (48), polisi arayıp, babası Ali E.’nin evinde bomba olduğu ihbarında bulundu. Bunun üzerine ekipler, saat 04.00 sıralarında Ali E.’nin Nilüfer ilçesi Kayapa Mahallesi 153. Sokak’taki evine operasyon düzenledi. 3 katlı evin bodrum katında yapılan aramada 1’inci Dünya Savaşı’ndan kaldığı değerlendirilen 40 santimetre boyunda, 12 santimetre çapında mühimmat bulundu. Bomba imha uzmanının yaptığı inceleme sonrası mühimmat incelemek üzere bulunduğu yerden alındı. Ali E. ise ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin 5 ilinde süren yangınlarda son durumu açıklayan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), ilk andan itibaren yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahale çalışmalarının aralıksız sürdüğünü kaydederek yerleşim bölgelerini tehdit eden yangınlar sebebiyle yurttaşları tahliye etmeye devam ettiklerini duyurdu. X hesabından açıklama yapan AFAD yetkilileri İzmir, Aydın, Bolu, Muğla ve Manisa’da devam eden yangınları söndürebilmek için 90 hava aracı, 4.717 personel, 1.218 araçla müdahale edildiğini kaydetti:
“Ülkemizin farklı yerlerinde devam eden yangınları kontrol altına almak için ilgili tüm kurumlarımızın müdahale çalışmaları havadan ve karadan aralıksız devam etmektedir.
İzmir, Aydın, Bolu, Muğla ve Manisa illerimizdeki yangına müdahale çalışmalarında; 90 hava aracı 4.717 personel ve 1.218 araç görev almaktadır. Tedbir amacıyla toplam 3.583 vatandaşımızın güvenli alanlara tahliyesi gerçekleştirilmiştir.
İzmir ilimize; 2.489 personel 258 araç ile 604 iş makinası sevk edilmiştir. Yangının yerleşim yerlerine yakın olması sebebiyle 8 farklı yerleşim yerinde 900 vatandaşımız tedbir amacıyla tahliye edilmiştir.
Bolu Göynük’teki yangına; 986 personel 384 araç ve 371 iş makinası ile müdahale çalışmaları devam etmektedir. 4 farklı yerleşim yerindeki toplam 413 vatandaşımızın tedbir amacıyla güvenli alanlara tahliyesi gerçekleştirilmiştir.
Manisa Gördes’teki yangına; 583 personel 149 araç ve 121 iş makinası ile yangını kontrol altına alma çalışmaları aralıksız sürdürülmektedir. Manisa ilimizde 1.190 vatandaşımızın güvenli alanlara tahliyesi gerçekleştirilmiştir.
Aydın Bozdoğan yangınına; 35 personel 10 araç ve 12 iş makinası ile müdahale çalışmaları devam etmektedir. Tedbir amaçlı 3 farklı yerleşim yerindeki 550 vatandaşımızın güvenli alanlara tahliyesi gerçekleştirilmiştir.
Devletimizin ilgili tüm birimleri ilk andan itibaren yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahale çalışmalarını aralıksız sürdürmekte olup yerleşim yerlerine yakın yerlerde bulunan vatandaşlarımız ilgili birimlerimiz tarafından güvenli alanlara alınmaktadır.
Yangından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, 16 Ağustos Cuma günü saat 16.45 sıralarında Alhisar Mahallesi’nde meydana geldi. Kırsal alanda başlayan yangın ormana sıçradı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine bölgeye Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Kısa sürede büyüyen yangına ekipler karadan müdahale ederken, yangın söndürme helikopter ve uçakları da ekiplere sortileri ile havadan destek verdi. Yangının şiddetli rüzgar nedeniyle kontrolden çıkması, söndürme çalışmalarını oldukça zorlaştırdı. Alevlerin tehdit ettiği Örmepınar Mahallesi’nde de 45 vatandaş bölgeden tahliye edildi. Havanın kararması ile birlikte gece görüş kabiliyetine sahip yangın söndürme helikopteri devreye girerek alevlerin yayılmasını önlemeye çalıştı. Ekipler karadan yaptıkları çalışmalarla gece boyunca alevlerle adeta göğüs göğüse mücadele etti.
Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi. Yangının sebep olduğu hasarın boyutu ise söndürme çalışmalarının ardından yapılacak incelemelerle netlik kazanacak. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesi Yamanlar mevkiinde geçtiğimiz gün saat 21.10 sıralarında çıkan yangına müdahale sürüyor. İncelemelerde bulunmak üzere yangın bölgesine gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yaşanan yangınlara ilişkin basın mensuplarına açıklamada bulundu. Bakan Yumaklı, “Bugün itibariyle ülkemizde 72 yangın çıktı. Bunların 45’i kontrol altında, 27’sine müdahale sürüyor. Sabah itibariyle sadece Bolu ve Manisa’daki, onların da enerjileri düşürülmüştü ancak çok yoğun bir şekilde şiddetli rüzgarın olması, tekraren buraları alevlendirdi. Farklı yerlerde de yangınlar çıkmaya başladı. Bolu’da 12.41’de anızdan kaynaklı bir yangın çıktı. Yaklaşık 80 kilometreye varan hızla bir rüzgar sebebiyle çok hızlı yayıldı. Bu yangını başlatanlar gözaltında. Yangına 13 helikopter 160 kara aracı, 822 personel sevk ettik. Ayvatlar, Yeniköy, Seferler ve Umurlar Mahallesi tahliye edilmişti. Naldoğan- Göynük yolu trafiğe kapatılmıştı. Enerjisi düşürülmüş vaziyette” diye konuştu.
“3 kişinin piknik amaçlı yakmış oldukları ateşten çıktı”
İzmir’in Karşıyaka ilçesi Yamanlar mevkiindeki yangına dair de bilgiler aktaran Bakan Yumaklı, “Biz dün gece sabaha kadar bununla ilgili müdahaleleri yapıp artık tamamladık derken bugün saat 10.14’te tamamladık dediğimiz yangına yakın bir yerde bir yangın daha çıktı. Her 2 yangın da ormanlık alanında başladı. Yangın 3 kişinin piknik amaçlı yakmış oldukları ateşten çıktı. Birbirine yakın devam eden bu yangınlara, 4 uçak, 14 helikopter, 70 kara aracı ve 445 beş personel sevk ettik. Özellikle Yamanlar mevkiinde konut alanına yakın olması hasebiyle 17 ev yandı. 105 ev boşaltıldı. 44 iş yeri de tahliye edildi. 1 evin de çatısına yangın sirayet etti. Rüzgarın şiddetine göre zaman zaman baskılanıyor. Zaman da alevlenebiliyor. Arkadaşlarımız gerekli tedbirlerini aldılar. Şu an için yerleşim yerlerini tehdit edecek herhangi bir unsur yok” cümlelerini aktardı.
Otluk alanda sigara içerken çıkarmışlar
Ödemiş ilçesinde bağlı Beydağ’daki yangının, 2 çocuğun otluk alanda sigara içerken çıkarmış olduklarını söyleyen Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Bunlar da gözaltına alındı. Kararsız bir rüzgar var. Zaman zaman müdahale eden arkadaşlarımızın hayati tehlike atlatmasına sebep olan durumlar olabiliyor. Herhangi bir can kaybı yok. Ekosistemdeki canlılar için üzgünüm. Bu yangına da 3 uçak, 1 helikopter, 10 kara aracı, 63 personel sevk etmiştik. Bunun da enerjisi şu an için düşürülmüş vaziyette.”
Manisa’nın Gördes ilçesindeki yangının kırsal alanda başladığını ve ormana sirayet ettiğini ifade eden Bakan Yumaklı, yangının çıkış sebebiyle ilgili herhangi bir bilgilerinin olmadığının altını çizdi. Sözlerini sürdüren Yumaklı, “Yangına 2 helikopter, 2 uçak, 99 kara aracı ve 512 personel sevk etmiştik. İlk başta enerjisini oldukça düşürmüştük ancak yeniden çıkan şiddetli rüzgar maalesef büyümesine sebep oldu” şeklinde konuştu.
Aydın ve Didim’deki yangınların enerjisi düşürüldü
Aydın ve Didim’deki yangının da çıkış sebebini bilmediklerini vurgulayan Yumaklı, buraya da 3 uçak, 5 helikopter, 27 kara aracı ve 155 personeli sevk ettiklerini, enerjisinin düşürüldüğünü belirtti.
Diğer yangınların da enerjileri düşürüldü
En çok endişeye sevk eden yangının Aydın Bozdoğan’daki yangın olduğunu anlatan Yumaklı, “Yangın kırsal alanda çıktı ve ormana sirayet etti. 2 uçak, 3 helikopter, 30 kara aracı, 168 personel sevk ettik. Muğla, Milas, Karabük, Safranbolu ve Ovacık. Bunların da enerjileri düşürüldü” diye açıkladı.
Hava araçları açıklaması
“Hava araçları 24 saat havada kalamaz” diyen Bakan Yumaklı, sözlerine şöyle devam etti:
“Bunların ikmal yapması gerekir. Belli bir rüzgar şiddetinin üzerinde olduğu zaman bu araçlar istese bile kalkamaz. Kalksalar bile su alamaz. İstedikleri yere atamaz. Ben sosyal medyadan paylaşımların hepsine kulaklarımı kapadım.”
Vatandaşlara uyarı
Vatandaşlara kapalı alanların dışında bir ateş yakılmaması konusunda uyarılarda bulunan Bakan Yumaklı, vatandaşların evlerinin, iş yerlerinin dışında bir ateş ve çakmak yakmamasını belirtti.
“İzmir’de 3 kişi aranıyor”
İzmir’de 3 kişinin arandığını söyleyen Bakan Yumaklı, “2 kişi Ödemiş’te gözaltına alınmış vaziyette. Bolu’da da 4 kişi gözaltına alındı. Çiğli yangını ise Yamanlar mevkii ile birleşti” diyerek sözlerini tamamladı. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TUNCELİ merkeze bağlı Kocakoç köyü Boylu mezrasında çıkan orman yangını, TOMA’ların ve köylülerin de desteği ile yerleşim yerlerine sıçramadan 3 saatte kontrol altına alındı.
Tunceli merkeze bağlı Kocakoç köyü Boylu mezrası yakınlarında saat 23.00 sıralarında henüz bilinmeyen nedenle orman yangını çıktı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, Orman İşletme Müdürlüğü, Munzur Arama Kurtarma Derneği (MUDAK) ile polis ve jandarmaya ait TOMA’lar sevk edildi. Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangın, köylülerin de desteğiyle yerleşim yerine sıçramadan 3 saatlik çalışmayla kontrol altına alındı.
Bölgede soğutma çalışmaları sürerken, yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, TBMM Genel Kurulunda, CHP’nin “Anayasa Mahkemesinin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesi işlemi ile ilgili verdiği karara ilişin genel görüşme yapılması” önergesinin görüşmeleri sırasında yerinden söz aldı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Genel Kurula hitap ettiği oturumun önemli olduğunu belirten Özel, dünkü toplantıya katılamadığını hatırlattı. Özel, yarın Abbas ile telefonda görüşeceğini bildirdi.
Abbas’ın konuştuğu oturumda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, siyasi partilerin genel başkanlarının yer almasının, oturumu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yönetmesinin önemli olduğuna işaret eden Özel, “Sayın Abbas’ın, bedeli ne olursa olsun, her şeyi göze alarak Gazze’ye gideceğini açıklamış olmasını son derece tarihi bir ifade olarak değerlendirdiğimizi ifade etmek isterim. Tüm genel başkanların, tüm grupların ifade ettiği ortak iradeye CHP aynen iştirak ediyor. Dün geçirdiğim talihsiz, küçük kaza dolayısıyla burada bulunamadım.” şeklinde konuştu.
TBMM’de 9 yıl grup başkanvekilliği yaptığını anımsatan Özel, şöyle devam etti:
“Çok tartışmalar oldu. Ancak tansiyon bazen öyle bir yere geliyor ki oraya bir irade koymak gerekiyor. Yoksa bugünkü gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ben bu salonda çok şey gördüm ama kan görmemiştim, çok utandım. Kadına şiddet görmemiştim, çok utandım. Sizin Meclis Divanı arkasındaki toplantıya başkanlık etmenizi, toplantının riyasetini devralmanızı, ortaya koyduğunuz tavrın önemli olduğunu düşünüyorum. Parlamentoda hem kötü söz, hakaret olmaması hem de asla ve asla şiddetin olmamasıyla ilgili alınacak inisiyatife CHP olarak destek vereceğiz. Bu konuya en sert tepkiyi göstermek gerekiyor.”
Genel Kuruldaki arbede sonrasında alınan kararı değerli bulduğuna işaret eden Özel, tüm partilerin kendi öz eleştirilerini yapması gerektiğini kaydetti.
Özgür Özel, “Filistin halkının sonuna kadar arkasındayız. Bu konuda üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in, Yaser Arafat’la kurduğu ilişkiler partimizle Filistin arasındaki ilişkilerin temelidir, aynen koruyoruz. Deniz Gezmiş’in ve arkadaşlarının ortaya koyduğu tavır hepimizin sahiplendiği tavır, aynen destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş da siyasi partilere Filistin davasındaki dayanışma dolayısıyla teşekkür ederek, Özel’e geçmiş olsun dileklerini iletti.
“Can Atalay tahliye edilsin”
Daha sonra CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, önerge üzerinde partisi adına yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iflas ettiğini, iktidarın ülkeyi yönetemediğini söyledi.
Anayasa Mahkemesinin 15 üyeden oluştuğunu aktaran Günaydın, bu üyelerden 12’sinin cumhurbaşkanı, 3’ünün de TBMM tarafından seçildiğini belirtti.
Günaydın, bireysel başvuru hakkının 2010’da anayasaya konulduğunu hatırlatarak, “Bir Meclis kararı çıkarın, Can Atalay tahliye edilsin, Meclis’e gelsin, milletvekilliğini yapsın.” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Yüksek Mahkemenin Atalay’ın milletvekilliğin düşürülmesinin “yok hükmünde olduğuna” karar verdiğini söyledi.
Anayasa Mahkemesinin, Atalay’ın milletvekilliğinin düşmediğine hükmettiğini savunan Koçyiğit, “Bugün, bu Meclis, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükümde olduğunu içeren Anayasa Mahkemesi kararını okumalı ve Can Atalay’ın milletvekilliğini kendisine iade etmelidir.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Karşıyaka’da akşam saatlerinde genişleyen ve yerleşim yerlerine sıçrayan yangın sırasında Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal “Acil” notuyla yardım çağrısında bulundu. Ünsal, sosyal medya hesabından “Karşıyaka’da devam eden yangına müdahale için kullanıma hazır durumda su tankeri ve iş makinesi olan tüm firmaları mücadelemize destek olmaya çağırıyoruz” dedi.
Sosyal medyada hızla paylaşılan bu çağrıya İstanbul’dan da yanıt geldi. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Karşıyaka Belediyemizin çağrısına kayıtsız kalmadık. Ataşehir Belediyesi olarak, var gücümüzle İzmir’de olacağız.” derken, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan da şu paylaşımı yaptı:
“Tüm İzmirlilerin yanındayız”
“İzmir halkına geçmiş olsun diliyoruz. İzmir Karşıyaka’da başlayıp yayılan yangını endişeyle takip ediyoruz. Afet yardım ekiplerimiz, arazözlerimiz, yerinde tedavi aracımız ve veteriner ekibimiz yangın söndürme çalışmalarına ve etkilenen yurttaşlarımıza destek için yola çıktı. Yerleşim alanlarına kadar ulaşan yangınların bir an önce kontrol altına alınması adına emek veren herkese sağlık ve güç diliyorum. Tüm İzmirlilerin yanındayız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararını görüşmek için toplanan TBMM Genel Kurulu’nda genel görüşme önergesinin ön görüşmelerinde partilerin grup konuşmaları tamamlandı. Genel Kurul’da yapılan elektronik oylama sonucunda genel görüşme açılması oyçokluğuyla reddedildi.
Olağanüstü toplantı gündeminin tamamlanmasının ardından içtüzüğün 7. maddesinin son fıkrası uyarınca TBMM’nin çalışmalarına devam etme önergesi okundu. Yapılan elektronik oylamada çalışmaların devam etmesine ilişkin önerge reddedildi. Meclis, çalışmalarına 1 Ekim’de devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, akşam saatlerinde Malatya’ya geldi. Büyükşehir belediyesinde kurumlar ile istişare toplantısına katılan Bakan Kurum, yetkililerden devam eden çalışmalar hakkında bilgiler aldı.
Basına kapalı olarak gerçekleşen toplantı ile ilgil Sosyal medya hesabından bilgi veren Bakan Kurum, “Malatya’mızda afet konutlarının inşasında son durumu değerlendiriyoruz. 7 bin 881 depremzede ailemizi yeni evlerine kavuşturduk. 79 bin 133 ev ve iş yerinin inşasına devam ediyoruz. 11 ilimizde ise; 292 bin yuvamızın inşasını sürdürüyoruz. En geç 4 ay içinde 200 bin konutu teslim edeceğiz. 2025 bittiğinde depremin tüm izlerini hep birlikte silmiş olacağız” ifadelerine yer verdi.
Geceyi Malatya’da geçirecek olan Balan Kurum yarın AK Parti Malatya İl Danışma Meclisine katılacak. Daha sonra rezerv alanları ve TOKİ konutları inşaatlarını inceleyecek olan Bakan Kurum akşam ise Hatay’ın İskenderun ilçesine geçecek. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ, BİFAŞ ve EFOR Fuarcılık iş birliği ile düzenlenen WENERGY EXPO-2. Temiz Enerji Teknolojileri Fuarı Fuar İzmir’de kapılarını açtı. 300’ü aşkın sektör paydaşını, uluslararası alıcı ve yatırımcılar ile buluşturan fuarda, sektörün kamu, yatırımcı, sanayici ve tedarikçileri bir araya geldi. Fuarın açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Ege İhracatçı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Altan İnanç, oda ve meslek kuruluşlarının temsilcileri, fuar yöneticileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.
“YENİLENEBİLİR ENERJİ FUARINI, AYRI BİR YERE KOYMAMIZ GEREKİYOR”
Fuarın açılış konuşmasını yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, “İzmir pek çok fuara ev sahipliği yapıyor ve her geçen gün daha fazla fuara ev sahipliği yapacağına inanıyorum. Buradaki gücümüzü, odalarımızdan ve tüm şehrimizdeki paydaşlarımızdan alıyoruz. Onların kuvvetli isteği ve desteği bu yolda yürümeyi kolaylaştırıyor. İzmir’i fuarlar şehri yapma yolunda gösterilen bu gayrete minnettarım. Biz de İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ailesi olarak bu fuarlara ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Yenilenebilir enerji fuarını, ayrı bir yere koymamız gerekiyor. Temalı fuarların sayısının artmasını ve kapsamının genişletilmesi gerektiğini düşünüyorum. İklim krizi, hiçbirimizin göz ardı etmemesi gereken bir sorun. Mücadele etmek öncelikli amaçlarımızdan olmalı. Karbon emisyonuna en fazla yol açan şey, üretim ve tüketim süreçlerinde enerjiyle bağlantılı konuların etkisinin olmasıdır. Bugüne kadar fosil yakıtlardan elde ettiğimiz enerjiyi, karbon ayak izi olmayan yeni enerji üretim kaynaklarından sağlamamız gerekiyor” diye konuştu.
“DÜNYADA PEK ÇOK ÜLKENİN SAHİP OLMADIĞI ŞANSA SAHİBİZ”
Başkan Tugay, “İzmir denize açılan bir şehir, dağları olan bir şehir. Güneş enerjisinden kolayca yararlanabileceğimiz bir şehir. Bu açıdan rüzgar enerjisi ve güneş enerjisine dönük yatırım olanaklarının fazla olduğunu biliyoruz. Jeotermal açısından da zengin kaynaklara sahibiz. Dünyada pek çok ülkede bulunmayan olanaklara sahip olmayı bir şans olarak görmeli ve yatırım seçeneklerini değerlendirmeliyiz. Ülkemizde hala enerji üretim metotlarına baktığımızda, yenilenebilir enerji üretim payı beklentilerimizin çok altında. Bunun için çok daha hızlı bir gelişim gösterme gerekliliği ortada. İzmir’in Avrupa Birliği’nin İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu’na 377 şehir arasından Türkiye’de seçilen iki kentten birisi olması itibariyle kentimiz önemli bir potansiyele sahip” ifadelerini kullandı.
“YENİLENEBİLİR ENERJİ FUARI İÇİN İLK GELMESİ GEREKEN ŞEHİR İZMİR’DİR”
Hem yerel yönetimler, hem de kentteki ilgili kişi ve kuruluşları bir araya getirip bu konuda daha fazla çalışma yapmak gerektiğine değinen Tugay, “Neticede yenilenebilir enerji fuarını Türkiye’de kim yapsın denilse belki de akla ilk gelmesi gereken şehir İzmir’dir. Bu sene ikincisini düzenlediğimiz bu fuarın, önümüzdeki yıl uluslararası boyutta üçüncüsünü yapacağız. Şehrimize ve ülkemize yapılan yenilenebilir enerji yatırımlarıyla bu fuarın da en hızlı şekilde büyümesi için biz de üzerimize düşeni yapacağız” dedi.
“ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ MİLLİ BİR MESELEYE DÖNÜŞTÜ”
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ise yeşil dönüşümün önemine dikkat çekerek “İzmir bu konuda çok şanslı. Çünkü gelecek vadeden tüm sektörler, geçmişten bugüne kadar her zaman İzmir’de ön plana çıktı. İzmir ilklerin şehri olduğu gibi sanayide de, pek çok sektörde de ön planda. Kuzey aksımızda enerji ile ilgili üretim yapan çok sayıda yerli ve yabancı firmaya ev sahipliği yapıyoruz. İklim krizinin etkilerini her ortamda görüyoruz. Bugün krizlere açık yeni dünya düzeninde enerji arz güvenliğinin milli bir meseleye dönüştüğünü de her ülke ifade ediyor. Ülkemizde yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik eden sistemler mevcut. Sanayimizin enerji ihtiyacının temelinde fosil yakıtlar ön plana çıkıyor. Daha hızlı somut teşviklere ihtiyaç var. Yenilenebilir enerji konusunda daha fazla yatırım ve desteğe ihtiyacımız var. Yenilenebilir enerji ekipmanlarında yan sanayi ürünlerini de üretebilecek kapasiteye sahibiz” diye konuştu.
ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLERDEN GES’LERE
Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, protokol eşliğinde WENERGY EXPO-Temiz Enerji Teknolojileri Fuarı turuna çıkarak katılımcıları ziyaret etti. Fuar turunda Başkan Tugay, yeni nesil elektrikli otomobiller, güneş enerjisiyle çalışan teknolojik cihazlar, güneş enerji sistemleri, robotik ekipmanlar, hidroelektrik ve rüzgar enerjisi sistemleri, elektrikli bisikletler, çevreci akıllı ev sistemleri gibi çok sayıda inovatif ürün hakkında bilgi aldı. İzmirli Motech Power firması, Başkan Tugay’a güneş enerjisi paneli şeklinde plaket verirken, Ukraynalı yabancı katılımcılar ise kardeş şehir Çernivtsi’ye ait tabak ve Ukrayna kültüründe yer alan zili hediye etti. Başkan Tugay katılımcı firmaların yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki İZSU ve İZENERJİ stantlarını da ziyaret ederek yenilenebilir enerji sistemleri ve yatırımları hakkında bilgi aldı.
İNOVATİF ÜRÜN VE TEKNOLOJİLER WENERGY EXPO’DA
Fuarda, başta rüzgar, güneş, hidrojen, biyokütle ve jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerjinin tüm alt başlıkları yer alıyor. Enerji ekipman tedarikçileri, mühendislik ve Ar-Ge firmaları, otomotiv sektörü, elektrikli araçlar, şarj ekipmanları, enerji depolama firmaları, e-mobilite kuruluşları ve lojistik başta olmak üzere enerjiyle ilgili en güçlü üretici firmalar inovatif ürün ve teknolojilerini fuarda sergiliyor. WENERGY EXPO’da, UR-GE Projesi kapsamında 25 ülkeden çok sayıda sektör profesyoneli yabancı alıcı da ağırlanıyor.
KONGREYLE SEKTÖRÜN GELECEĞİNE YÖN VERİLECEK
Etkinlik sponsorunun Arçelik olduğu WENERGY EXPO ile eş zamanlı olarak yapılacak kongre de enerji sektörünün nabzını tutacak. Sektörün önde gelen isimlerinden akademisyenler, iş insanı ve enerji dünyası temsilcilerinin konuşmacı olduğu kongre kapsamında, 22 oturum gerçekleştirilecek. Oda, dernek ve kurumların destekleriyle Fuar İzmir A Hol Etkinlik Sahnesi ile A Seminer Salonu’nda üç gün boyunca yapılacak kongrede enerji dönüşümünden yenilebilir enerji kullanımına, iklim değişikliğinden elektrikli araçlara kadar pek çok konu başlığı ele alınacak. Açılış konuşmasını “Dünya Enerjisindeki Yeni Dinamikler: Türk İş Dünyasına Yansımaları, Neler Yapmalı?” başlığıyla Londra Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü’nün yapacağı kongrede alanında lider ve ilham veren konuşmacılar bilgi ve birikimlerini paylaşacak. Kongre ile eş zamanlı olarak Elektrik Mühendisleri Odası tarafından da “Temiz Enerji Sempozyumu” düzenlenecek.
Görüntü Dökümü
-Genel ve detay görüntüler
WENERGY EXPO fuardan detay görüntüler
Açılış
-Konuşma
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar
-Genel ve detay görüntüler
Kurdele kesimi
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın fuar alanını gezmesi
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca’nın ardından günün ikinci tebrik ziyaretini, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’na yaptı. Silivri Belediyesi önünde alkışlarla karşılanan İmamoğlu, Balcıoğlu tarafından makam odasında ağırlandı. Balcıoğlu’na çok güvendiklerini vurgulayan İmamoğlu, “Bu 5 yılda, çok özel bir dönemi hep birlikte yaşayacağımıza inanıyorum. Uyumlu bir çalışmanın her ilçeye çok büyük bir faydası var” dedi. İlk 5 yıllık dönemlerinde hiçbir ilçeyi birbirinden ayırmadıklarını belirten İmamoğlu, “Bunu en iyi bilen ilçelerden birisi Silivri. Her noktasına hizmeti kavuşturduk. Ama bu dönemde, bunu daha yukarıya taşımanın önce hazırlıklarını yapmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
“ARDIMIZA BAKMADAN…”
Çatalca ve Silivri gibi ilçelerin bir yandan korunması, diğer yandan da geleceğe hazırlanması gereken noktalar olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Tarımı da önemsiyoruz ama burada var olan, kurulmuş sanayi bölgelerinin belli oranda ihtiyaçlarını da önemsiyoruz. Kent merkezinin dinamik bir yapıya kavuşmasını da önemsiyoruz. Ama bir yandan da kendi o üretken, doğasını koruyan kimliğiyle hem dönüşmesini hem de tarımla uyumlu bir merkez olmasını da önemsiyoruz. Tabii ki inşallah yakın gelecekte özellikle İstanbul’un çöp depolama alanı olarak geçmişte tasarlanmış olan Seymen’in de bu süreçlerle, bütün İstanbul’un nasıl sıfır atığa veya atıktan enerji üretmeyle beraber, aktık depolama merkezinin nasıl minimize edileceğini de önemsiyoruz. Yani çok yönlü bakıyoruz. Silivri’nin tüm ihtiyaçlarına hakimiz. Ardımıza bakmadan, ileriye dönük projelerimizle, iş birliği içinde, sizin yapacaklarınızı ilçe belediyesi olarak Büyükşehir’in desteklediği, Büyükşehir’in yapacaklarınız sizin desteklediğiniz işler olarak ele alacağız” ifadelerini kullandı.
“BİR ÜZÜNTÜMÜ DE İFADE ETMEDEN GEÇEMEYECEĞİM”
“Son dönemde bir üzüntümü de ifade etmeden geçemeyeceğim” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Çünkü, çok hızlı kararlar alındı. Hiç danışılmadı. Dayanışma içinde olunmadı. Zaten devletimizin belli kurumlarının bu bakış açısı, İstanbul’a çoğu zaman sıkıntı da verebiliyor. Belki ihtiyacı çözen bir kavram olarak bakıyorlar ama D 100 karayolunda yapılan üst geçidin aslında Silivri için ne yazık ki çok kötü bir tasarım olduğunun altını çizmem gerekir. Bunun beni ne kadar rahatsız ettiğini bilmenizi isterim. Ama bu aşamadan sonra nasıl iyileştirilir, neler yapılır? Elbette sizin de çok hassasiyetle çalışmanız gerekecek. Belki bu noktada Ulaştırma Bakanlığı’nın Karayolları’nın size destek olacağı unsurlar vardır. Bize düşen görevler olacaktır. El birliğiyle oradaki o, bana göre bir görsel sorun, aynı zamanda kenti biraz rahatsız edecek bir görüntü olacak olan bir iş. Evet, bir an için ulaşımı çözdüğü düşünülebilir, ama bu işler kentin ortasından, göbeğinden geçiyorsa hassas düşünülmeli. Bu konuyu da kurumlar arası müzakereyle çözeceğimize inanıyorum. İnşallah İstanbul’umuzun her köşesinde, Silivri’de çok özenli, çok güçlü, çok ahlaklı, çok kimlikli, dayanışmacı, şeffaf bir belediyeciliği İstanbul’un en batısı Silivri’den başlayıp, Tuzla’ya kadar milimetre, milimetre hep beraber öreriz diye düşünüyorum. Silivri halkımızın gözü aydın olsun. Bora Balcıoğlu’yla beraber iyi bir dönem, Büyükşehir Belediyemizle beraber iş birliği içinde olan güzel bir 5 yıl yaşayacağız.”
BALCIOĞLU: “BİZ DE SİLİVRİ’NİN MUHAFIZI OLACAĞIZ”
İmamoğlu’nu Silivri Belediye Başkanı olarak ağırlamaktan büyük onur ve mutluluk duyduğunun altını çizen Balcıoğlu da duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Geçen 5 yıllık süre içerisinde, Büyükşehir Belediye Meclis üyesi olarak sizinle çalışma fırsatı yakaladım. ve sizin önderliğinizde, ‘hizmetin siyaseti olmaz’ bakış açısıyla, sizden aldığım ilham ile aynı duygularla Silivri’mizde hizmet etmek için sabırsızlanıyorum. Silivri’mizin Allah vergisi özellikleri var. Tarımı, denizi, hizmet sektörleri… Bunları da yine siz nasıl ‘İstanbul’un muhafızı olacağım’ dediniz, ben de aynı şekilde Silvri’nin muhafızı olarak, koruyarak geliştireceğiz. Bugünü kurtaran değil de geleceği tasarlayan bir belediyecilik anlayışını da ilçemizde kurumsallaştıracağız. Silivri’miz yüz ölçüm bakımından da İstanbul’un 6’da 1 büyüklüğünde. Ne verirseniz alacak bu konuda. Doğru planlamayla, doğru bir yönetimle ben başaracağımıza inanıyorum. Burada tabii ki en büyük gücümüz, sizlersiniz. Biz de sizi ve Silivri’deki hemşehrilerimizi, İstanbul’daki hemşehrilerimizi mahcup etmeden çalışacağız”
Konuşmaların ardından İmamoğlu ve Balcıoğlu, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Silivri’nin sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>
(SOMA) – Soma’da yaşayan vatandaşlar, hükümetin ithal kömür politikalarını eleştirdi. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Ege Bölge 1 Nolu Şube Başkanı Rıza Sal, “İthal kömüre bir sınırlama, bir vergi, bir yaptırım talep ediyoruz. Kendi kömürümüze milli enerji diyoruz. Kendi ürettiğimiz kömür diyoruz, el emeği diyoruz. ve ürettiğimiz kömürün karşılığını almak istiyoruz. Bu sadece madenlerde 17 bin çalışanımıza değil Soma’da yaşayan bütün bireylere sirayet edecek. Madenci maaşını alamadığı zaman esnafına manavına bütün bireylere yansıyacaktır” dedi.
Soma’da yaşayan vatandaşlar, hükümetin ithal kömür politikalarını eleştirdi. Vatandaşlar, yerli kömürün satılmadığı takdirde maden ocaklarının kapanacağına ve 17 bin maden işçisinin işsiz kalacağına dikkati çekti.
“İTHAL KÖMÜRE HAYIR DİYORUZ”
Soma’da çay ocağı işleten Olcay Nil Derya, “Ben 15 yıldır Soma’da esnafım. Şu anda madenlerden işçi çıkarıldığı haberleri geliyor kulağımıza sürekli. İnanın bu işçilerin çıkması demek, Soma’nın Balya gibi olması demek. Balyayı herkes bilir. İnşallah böyle şeyler olmaz. Esnaf aç kalmaz, evine üç beş kuruş para götürebilir. İthal kömüre kesinlikle hayır diyoruz. Yerin onlarca metre altına giren işçilerimiz bu kömür çıkarıyorlar. Bu kömüründe kalorisi yüksek. Bu ithal kömürü kesinlikle desteklemiyoruz. Yerli kömür taraftarıyız” dedi.
Somalı vatandaş, “Kıyamet kopar. İşsizlik başlar. Yolsuzluk başlar hırsızlık başlar. Her şey olur. Eğer madenler kapanırsa Soma’da hayat bitmiş demektir” diye konuştu.
Mali Müşavir İrfan Kurt, “Önce devlet dememiz lazım. Devlet dememiz için özel madenlerin kendi madenlerimizi, kömürü değerlendirmesi lazım. Şu anda ithal kömür fiyatları düşünce kendi ürettiğimiz kömürün fiyatı yüksek kaldı. Maliyeti yüksek kaldı. Bundan dolayı da işçinin emeğini karşılığı işverenler ödeyemez duruma geliyorlar. İthal kömürün yasaklanması lazım. veya farklı bir düşünce gerekir. Kömür fiyatlarında ithal kömür ucuzladı” diye konuştu..
Bin gazetecinin “İşçi çıkarılmaya başlanırsa ne olur?” sorusuna Kurt, “Çok kötü şeyler olur. Ülkemizde büyük bir işsizlik var. Daha da işsizlik artacak. Ülkemizde tarım yok sanayi yok. Bunlar olmayınca ne olur. Büyük bir işsizlik olur. Büyük bir kaosla karşılaşırız. Ben bunun sonunu düşünmek bile istemiyorum” yanıtını verdi.
“İTHAL KÖMÜRE BİR SINIRLAMA VEYA VERGİ GETİRİLMELİ”
Türkiye Maden İşçileri Sendikası Ege Bölge 1 Nolu Şube Başkanı Rıza Sal da şunları söyledi:
“Herkesin bildiği gibi Soma bir madenci şehridir. Bir kömür kentidir. Türkiye’nin lokomotifidir. Fakat son zamanlardaki sıkıntılardan bahsedeceğim. Bizim bu ürettiğimiz kömürler, firmaların ürettiği kömürler, satamama durumuna gelmiştir. Bu da bize işçiye yansıyacaktır. 17 bin çalışamız olarak biz bu sıkıntılarla karşı karşıya gelme durumundayız. ve bunların önünü almak için ben bu açıklamayı yapmak durumunda kaldım.
İkinci bir sorunumuz ithal kömür. İthal kömüre olan bağımlılığımız şu anda hat safhada. İthal kömür 70 dolar. Bu da Türk parasıyla 2 bin 100 liraya geliyor. Kendi ürettiğimiz Soma’da ürettiğimiz kömürleri satamıyoruz. Bu da burada madende çalışan kardeşlerimizi etkileyecek. Bunun önünü almamız için, konuyu açıklama gereği duydum. İkinci olarak da madenlere verilen teşvikler kazadan sonra çıkan bir yasada kömür üreten hanım firmalara teşvik veriliyordu. Bu da Aralık 2023 ayından sonra kesilmiştir. Bu nedenle firmalarda sıkıntı yaşamaktadır. Biz bu konunun bir an önce çözülmesini bu konunun bir an önce ortadan kalkması için, bu ithal kömüre bir sınırlama, bir vergi, bir yaptırım talep ediyoruz. Kendi kömürümüze milli enerji diyoruz. Kendi ürettiğimiz kömür diyoruz, el emeği diyoruz. ve ürettiğimiz kömürün karşılığını almak istiyoruz. Bu sadece madenlerde 17 bin çalışanımıza değil, Soma’da yaşayan bütün bireylere sirayet edecek. Madenci maaşını alamadığı zaman esnafına manavına bütün bireylere yansıyacaktır. Bunları bir kez daha dile getiriyoruz. Bizi yönetenlerin yetkililerin sesimize kulak verin. Bunların bir an önce çözülmesi gerekiyor. İthal kömüre devam edilmesi sonucunda çıkarılan kömür satılmıyorsa, maaşımızı alamıyorsak o zaman firmalar işçi çıkarmalara kadar gidecek. Firmalar kapanma noktasına kadar gidecek. Bunun sıkıntısının madenciler olarak bizler çekeceğiz. Bu sıkıntıları çekmemek için bir an önce bu ithal kömürün önü kesilmeli bu problemler çözülmeli.”
]]>Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ali Filizkan, yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek’i ziyaret etti. Ziyarette konuşan Filizkan, “Sizi kutluyoruz, hayırlı uğurlu olsun. Son yılların en seviyeli, en düzgün seçimlerinden birini yaptınız. Genel Başkanınızın yapıcı, sizlerin güler yüzlü kampanyanızla bu başarı gerçekleşti. Önce sağlıklı, sonra başarılı bir 5 yıl diliyoruz. İnşallah insana dokunan projelerinizi hayata geçirirsiniz. Çünkü Manisa’da eksik olan buydu. Geçmişteki belediye başkanlarımız güzel işler yaptılar, inkar etmiyoruz bunu, ama son yıllarda insanları biraz ihmal ettiler, cevabı da sandıkta aldılar. Sizin de kendi projelerinizi uygulayacağınızdan eminiz. Size başarılar diliyorum. Basın, demokrasinin olmazsa olmazlarından bir tanesi. Yasama, yürütme, yargı ve basın, dördüncü kuvvet olan basın. Eğer yerel basına gerekli destek sağlanmazsa, demokrasi de yaşayamaz. Çünkü biz basın olarak, milletin aynasıyız. Sizin yaptığınız çalışmaları halka yansıtıyoruz. Yerel basına, belediyelerimizin destek vermesini bekliyoruz” diye konuştu.
“ÖZGÜR OLUN, İNSANLAR DOĞRU BİLGİLERE AÇ”
Yerel basının özgür bir şekilde doğruları vatandaşa aktarmasının önemine değinen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek de ziyarette yaptığı konuşmada, “İnşallah, 5 yıl boyunca hep birlikte çok güzel günler geçireceğiz. Yerel basının desteklenmesi konusunda hiçbir şüpheniz olmasın. Elimizden gelen tüm imkanlarla, yerel basını destekleyeceğim. ve size ilk olarak şunun sözünü veriyorum. Basın özgürlüğü, olmazsa olmaz olan bir konudur. Yerel basına destek vermek demek, bizim hatalarımızı örtün, bizim hatalarımızı yazmayın anlamına gelmez. Size öncelikle bunun ricasında bulunuyorum. Özgür olun, serbest olun, size desteği veren kim olursa olsun, doğruları yazın. Birçok canlı yayına katılıyorum ya da röportaj veriyorum. Yayından önce de bana soruyorlar, hangi soruları istersiniz diye. Hepsine aynı şeyi söylüyorum. Soru, serbesttir. Bugüne kadar size desteği sadece benim hatalarımı örtün diye veren zihniyet gitti. Artık, yerel basına destek olacaktır. Ama benim yerel basından istediğim tek şey; özgür, doğru haberciliği vatandaşla paylaşın. Hata yapan bensem, benim de yanlışlarımı yazın. İnsanlar doğru bilgiye aç. Çünkü sizi özgür bıraktıkça, doğru bilgileri alan vatandaş kendi kararını verecektir. Bu destekler bugüne kadar çok yanlış kullanıldı, artık bu şekilde doğru olarak kullanılacak. Herkese eşit bir şekilde desteğimizi sunacağız. Bunu da göreceksiniz, sadece doğruları dürüstçe yazın. Çünkü bunun olumsuz örneklerini benim size anlatmama gerek yok. Siz bunları defalarca yaşadınız. ve bugüne kadar değerli olan mesleğiniz basın, maalesef yanlış yönlendirildi. Ben bunu ortadan kaldırmak istiyorum. Takdir sizlerin, nasıl istiyorsanız öyle yazın” dedi.
“MANİSAM İÇİN ÇOK MÜCADELE EDECEĞİM”
Görev süresi boyunca Manisa için tüm paydaşlarla iş birliği içerisinde olacaklarını dile getiren Başkan Zeyrek, “5 yıl boyunca şehrimize yakışır Bir Belediye Başkanlığı ve hizmetler yapacağız. Ne kadar olur bilemem, görev süremiz dolunca, göğsümü gere gere, çoluğumuza çocuğumuza gururla anlatacağımız hizmetler yapmak istiyorum. Bu çerçevede bir belediye başkanlığı yapacağım. Buranın kapısı herkese açık olacak. Devletimin bir kuruşunun peşinden koşarım, ne yerim, ne yediririm. Kendim için asla bir şey istemeyeceğim. Ama Manisa’m için her şeyi isteyeceğim. 10 tane Milletvekilimiz var. Çoğuyla görüştük, ziyaretimize geldiler. Hepsine şunu söyledim. Ben Manisa’m için bir şey istiyorsam ve o Bakanlıkta size ihtiyacım varsa, size bunu bildiririm, kolunuza gireriz, o Bakanlıkta Manisa’m için mücadele ederim. Eğer ki bana yardımcı olursanız, Manisa’ya gelirim, bağıra bağıra söylerim. Ankara’ya vekilimle gittim, Bakanlıkta bize yardımcı oldu derim. Ama olmazsanız, yine Manisa’ya gelirim. Gittim, bize destek vermedi diye yine duyururum. Baştan söyleyeyim, herkes bunun bilincinde olsun. Tüm paydaşlarımızla kol kola olacağız. Manisa’da yokları var etmek için çok mücadele edeceğim ve çalışacağım. Vatandaşın isteği ve beklentisi ne yöndeyse, o şekilde bir çalışma yapacağız” diye konuştu.
]]>(ESKİŞEHİR) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Milletvekillerimizin, örgütümüzün, belediye başkanlarımızın birbiri ile olan uyumu ve dayanışması bize başarı getiriyor. CHP’nin Eskişehir’deki başarısı kendini tekrar etmenin ötesinde her seferinde kendini aşan sonuçlar doğuruyor.” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimlerin ardından partisinin seçimi kazandığı il ve ilçelere teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. CHP lideri Özel, bugün teşekkür ziyaretleri kapsamında, Eskişehir’e geldi. Özel burada, ilk olarak partisinin il başkanlığını ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Ardından ilçe belediye başkanlıklarını ziyarete başlayan Özel, ilk olarak Odunpazarı Belediyesi’ne geldi.
Özel’i makamında ağırlayan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, şunları söyledi:
“Kadromuzu gençleştirdik, 25 belediye meclis üyemizin 15’i 40 yaşın altında. Biz de genelde bütün çalışanlarımız sendikalı ve örgütlü. Belediye meclisi salonumuzda sendikaların, kent konseyinin ve CHP’nin birer özel koltuğu var. Sadece onların başkanları oturuyor hem meclis toplantısında da ciddi manada siyaset yapıyoruz ve onları konuşturmaya çalışıyoruz. Komisyonlarda komisyon başkanlarımız ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşlerini mutlaka alıyor ve çalışmaları o doğrultuda gerçekleştiriyoruz.”
CHP Genel Başkanı Özel de Eskişehir’in bir bütün olarak CHP’nin gurur duyduğu bir ekibe sahip olduğunu ifade etti ve “Milletvekillerimizin, örgütümüzün, belediye başkanlarımızın birbiri ile olan uyumu ve dayanışması bize başarı getiriyor. CHP’nin Eskişehir’deki başarısı kendini tekrar etmenin ötesinde her seferinde kendini aşan sonuçlar doğuruyor.” dedi.
“Eskişehir’in yıllar önce CHP’nin kalesi değil, hatta merkez sağın kalesinin olduğu bir şehir olduğunun” altını çizen Özel, şunları söyledi:
“Bugün geldiğimiz noktada önce belediye alınıp sonra merkez ve ilçe belediyeleri alınıp ardından belediye meclisi çoğunluğu sağlandıktan sonra bu seçimde Eskişehir nüfusunun yüzde 96’sının CHP tarafından yönetiliyor olması hepimiz açısından çok büyük bir onur. Burada belediye başkanlarımızın yönetim anlayışının çok büyük bir önemi var. Meslek örgütlerine, sendikalara alan açan, onların sözünü dinleyen, eleştiriden korkmayan ve ortak katılımcı bir anlayışla kenti yöneten sosyal demokrat anlayış Eskişehir halkı tarafından ödüllendirildi.
“AÇIK OTOPARK BELEDİYE BİNASI OLARAK KAZANDIRILDI”
CHP sol sosyal demokrat politikalar uyguluyor ama burada ayrımcılık yapmıyor. Bunu sadece solculara uygulamıyor, siyasi yelpazenin her tarafından seçmenleri kucaklamayı biliyor. İyi örnek olarak akla ilk gelen şehir şüphesiz ki Eskişehir, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi. Odunpazarı tarihi kent kimliğiyle, gelişme potansiyeli ile ve taşıdığı kentin sorumlulukla birlikte çok önemli bir dinamizmi hayata geçirdiğimiz bir yer. Bundan sonra da hem gelişerek hem de güçlenerek devam edeceğimize yürekten inanıyoruz. Belediye başkanlarımızın başarıları ile övünüyoruz. Bu gelecekte bize 2028’de yapılması planlanan ama halkımız ne zaman derse o zaman yapılacak olan seçimde en büyük güvencemiz etkili, adil, şeffaf; israfa değil hizmete dayalı, yandaşı değil vatandaşı kayıran anlayışı olacak. Biraz önce de açık otopark gibi görünen alanın belediye hizmet binası olarak kazandırıldığını öğrendik. Bir kez daha tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) köklü kuruluşu İSKİ, Çatalca’da yağmur suyu kaynaklı taşkınlarda yaşanması muhtemel can ve mal kayıplarının önüne geçecek atık su kanal projesinin temelini attı. İSKİ, temel atmayla birlikte, ilçedeki 7 mahalle parkının (Belgrat, Başakköy, Çiftlikköy, Dağyenice, Karacaköy, Elbasan, İnceğiz) da yenileme sonrası açılışlarını gerçekleştirdi. “Çatalca İSKİ Altyapı Yatırımları Temel Atma ve Mahalle Parkları Açılış Töreni”, CHP Parti Meclisi üyeleri Berker Esen, Cem Aydın, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve çok sayıda vatandaşın katılımlarıyla düzenlendi. Çatalca Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen törende, İmamoğlu, Güzel ve İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa birer konuşma yaptı.
Seçim öncesinde ve sonrasında açılışlar, temel atma törenleri yapmaya devam ettiklerini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“BİZ TÜRKİYE’DE MUHALEFETİMİZE ÇOK ÇALIŞMAYI DA ÖĞRETECEĞİZ”
“Ben Çatalca’yı çok seviyorum elbette İstanbul’un her yanını çok seviyorum. Ama bu bölgenin de insanı olarak elbette ki bu bölgedeki bütün hizmetleri özenli bir şekilde takip ediyorum. Seçildiğimiz ilk günden itibaren 2019’dan itibaren hiçbir ilçeyi birbirinden ayırt etmeden hizmet yaptık ve bu beş yıl için hepinize dedim ki ben göreceksiniz ikinci dönemimizde Çatalca’ya çok daha fazla hizmet edeceğiz demiştim. Bakın seçimin üzerinden daha bir ay geçti. Bugün buradan hem açılış törenimiz var hem temel atma başlangıç törenimiz var. Her yönüyle çok etkili bir sürecin içerisindeyiz. Zaten biz seçimi sadece birkaç günlük seçim maratonu olarak görmüştük. Seçimin son gününe kadar sahada çalışıyorduk, iş üretiyordu, temel atıyorduk, açılış yapıyorduk. Seçim bitti, o günden bugüne yine açılışlar yaptık, temel atma törenleri yaptık. Biz ne dedik arı gibi çalışmak, efendim Ekrem İmamoğlu atom karınca, ben diyorum ki biz bundan sonra çok çalışmanın adını bile değiştireceğiz. Bize bakıp akıllarına sadece şu gelecek. Kim olursa olsun bizde çok çalışmalıyız diyecekler. Biz Türkiye’de muhalefetimize çok çalışmayı da öğreteceğiz. Göreceksiniz hep gayretli, hep adaletli, hep liyakatli olacağız size mahcup olmayacağız.
“BEŞ YIL BOYUNCA ÇOK GÜZEL HİZMETLER SUNDUK”
Tabi beş yıl boyunca çok güzel hizmetler sunduk. Kreşinden, bölgesel istihdam ofisine, İSMEK’ten, caddeye yol yapım işlerinden, köylere ilettiğimiz hizmetlerimize tarım desteklerimize, altyapıya, üstyapıya, İSKİ çalışmaları, doğal gaz çalışmaları her konuda gerçekten özenli çalışmalar yürüttük. Özellikle Çatalca’nın 16 mahallesinde olan altyapı eksikliğinden dolayı yaşanan çok yoğun su baskınları olduğunu da biliyoruz. Bu konuda bu yapacağımız yatırım inşallah kalıcı çözüm getirecek bu sorunlara. Muhtemel can kayıplarına, mal kayıplarına artık Çatalca’da da hiç yaşamayacağız. İstanbul’un her noktasına bu konuda değindik. Özellikle atık su kaynaklı kirliliği ortadan kaldıracağız. Bu köylerden doğan o kirlilik hatlarını ayıracağız ve ne Karadeniz’e ne de Büyükçekmece Gölü’ne herhangi bir atık su gitmeyecek. Çevre temizliğini çok önemsiyoruz. Arıtma tesislerinin yükünü hafifletiyoruz. Yağmur sularının en temiz şekilde göle denize ulaşmasını sağlıyoruz. Çatalca’yı yeterli altyapıya kavuşturana kadar bu kardeşiniz Çatalca’daki bütün yatırımları hızlıca bitirmeye devam edecek. Hepinize söz veriyorum.
“ÇATALCA’NIN YEDİ TANE KÖY PARKINI PIRIL PIRIL HALE GETİRDİK”
Yetersiz altyapı pek görünmez, hissedilmez ama aslında hem sizin yaşamlarınızı hem de şu pırlanta gibi güzel çocuklarımızın geleceklerini karartır, onları sağlıklarını tehdit eder. O bakımdan biz sizin hiçbir zaman gözünüzü boyayan işler yapmayacağız. Biz size faydalı işler yapacağız. Görmeyeceksin ama toprağın altında size hayatınızı güzelleştirecek, hayatınızı, yaşamınızı kaliteli hale getirecek yatırımları yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Bakın bugün Çatalca’nın yedi tane köy parkını pırıl pırıl hale getirdik sizlerin hizmetine kavuşturuyoruz. Tabi şunu söyleyeyim bu köylerin dışında geniş kapsamlı revizyonlarla Çatalca’nın bütün köylerini elden geçireceğiz. Bugün Çiftlikköy, Başakköy, Karacaköy, Belgrad, İnceğiz ve Elbasan’da bu hizmetlerimiz, vatandaşlarımızla buluştu ki bundan sonra da bunun daha güzellerini yapmaya devam edeceğiz. Daha Yenice köyünde de muhtarımızdan gelen taleple yeni bir park yaptık. İnşallah orayı da Yenice’deki hemşerilerimiz beğenmiştir. Yine geçtiğimiz yıllarda da yaptığımız ve geliştirdiğimiz bu parkların her birisini daha da arttıracağız.
“SİZLERİN EMANETİ OLAN BU KUTSAL ŞEHRE HİÇ İHANET EDİLMEZ”
Bizim bakış açımız şu. insana saygı duyacaksın, yaşadığımız bu şehre de özen göstereceksin. İnsanlarımızı dinleyeceğiz, onların ne dediklerini duyacağız, ona göre sorunlarına çözüm ulaştıracağız. Çözemeyeceğimiz bir sorun ise niçin çözülemeyeceğini anlatacağız. Bizim hiçbirimizden gizlimiz, saklımız yok. Biz neyi biliyoruz? Sizin adınıza görev yaptığınızı biliyoruz. Biz sizlerin şehri emanet ettiği insanlarız. Ben de öyleyim Erhan başkan da öyle. İhanet emanete edilmez. Hele hele sizlerin emaneti olan bu kutsal şehre hiç ihanet edilmez. O bakımdan bu şehre Allah’a şükür hep koruyucu gözle baktık, hep iyi işler, güzel işler yapma gayretinde olduk olmaya devam edeceğiz. Yüz milyonlarca liralık temel atma töreni yapıyoruz. Onlarca parkın açılışını ve temel atma süreçlerini yürüttük, yürüteceğiz. İşte bugün Çatalca’da onun için bir aradayız. Bakın söyleyeyim anlayışımızda şu var. Bir liralık işte bir milyar liralık işte birbirinden çok farklı değildir. Çünkü bizim baktığımız pencere şu. Milletin parasını kullanıyoruz. Milletin parasıyla sizlere faydalı işler yapıyoruz. Yani milletin parasını kurşuna kadar millete veriyoruz. Bu bizim en asil yolculuğumuzdur.
“BİZİM BU SORUNLARI ÇÖZMEYE VE AŞMAYA GÜCÜMÜZ YETER”
Erhan başkanım çok güvendiğimiz, çok çalışkan olduğunu bildiğimiz, sizin Çatalca’ya ne kadar titizlendiğinizi biliyorum, o da en az sizin kadar titizleniyor. Konularına çok hakim caddesini, sokağını, köyünü, mahallesini biliyor. Aile aile sizin tanıyor. Biraz önce toplantılar yaptık bu şehri çok geniş sıkıntılarıyla teslim aldı problemleri var. Ama inşallah her birini çözeceğiz. Göreceksiniz Allah’ın izniyle sorunların her birini beraber çözeceğiz. Tabi mazeretimiz yok. Evet sorunları tespit edecekler size anlatacaklar. Belediyenin borcu neydi? Hangi eksikler yapıldı? Hangi hatalar yapıldı? Hangi işler yapılırken vatandaşa bilgi verilmedi bunları tek tek sizinle paylaşacak ama hiçbirisi bizim başarımızın önündeki bir engel değil. El ele, kol kola, sizin de o manevi gücüyle bizim bu sorunları çözmeye ve aşmaya Allah’ın izniyle gücümüz yeter. Hiç endişeniz olmasın.
“ÇOK ŞEY KONUŞTUK”
Çok şey konuştuk, sokak hayvanlarını konuştuk, köylerin tarım desteğini arttırılmasını konuştuk. Aynı zamanda Çatalca’ya örnek kentsel dönüşümle ilgili süreci konuştuk. Fevzi Çakmak Ormanı’nın bu şehre pırlanta gibi bir orman kazandırılması için çalışmaları konuştuk. Yine yine özellikle Kalecik bölgesindeki eski tarihi eserlerin yeniden yapılmasını güzelleştirilmesini konuştuk. İnceiz Mağarası’nın çok daha nitelikli bir şekilde hizmet alanına dönüştürülmesini konuştuk. Köy merkezlerimizi imar düzeni planının hızlıca çok özenli bir şekilde tasarlanıp köylü vatandaşlarımızın geleceklerini görecekleri bir seviyeye taşınmasını konuştuk. Biz size en kısa zamanda İstanbul’un en güzel yaşam merkezlerinden birisinin yani kültür merkezlerinden birisinin nasıl hızlıca yapıp bu şehrimizin insanlarına kazandırılmasını konuştuk. Sizi kültürle, sanatla, eğitimle buluşacağınız sanatçıların geleceği sahnelerinin olduğu, tiyatroların olduğu bir alana kavuşturmanın da hızlıca adımlarını atmayı konuştuk. Bunların her birisi bizim yapacağımız işler göreceksiniz. Aradan beş yıl geçecek inşallah görevimiz dönem biterken sizin huzurunuza geldiğinizde hem seçim öncesi söylediklerimi hem de bugün burada söylediklerimi hatırlayacaksınız. Diyeceksiniz ki İmamoğlu hemşehrimiz, İmamoğlu kardeşimiz, İmamoğlu arkadaşımız Erhan Başkanımızla birlikte söylemişti yaptı. Bizi oraları kazandırdı diyeceksiniz. Hiç endişeniz olmasın
“BİZİMLE BİRLİKTE BAŞARILI OLMAK ZORUNDALAR”
Ben bütün emeği geçen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yolculukta emek veren bütün yönetici arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Çatalca’nın güzel muhtarlarına bizimle birlikte iş birliği yaptıkları için teşekkür ediyorum. Hep beraber çok daha güzel işler yapacağız. Tabi bugün Erhan başkanımız, belediye başkanımız yalnız değil komşu belediye başkanımız Beylikdüzü’nden Mehmet Murat Çalık başkanımız geldi. Ona da ayaklarına sağlık. Belediye başkanlarımız özellikle söylüyorum çünkü. Bizimle birlikte başarılı olmak zorundalar. Enerjisi yüksek ve hiç beklenmediği halde başarılı bir seçim sonucuyla Amasya Belediye Başkanımız da Amasya’dan buraya gelmiş Turgay Başkanımız ona da hoş geldiniz demek istiyorum. Hem Mehmet Çalık başkanımızı hem Turgay Başkanımızı yanımıza davet edeyim, ilçe başkanlarımızı davet edeyim. Sonra muhtarlarımız, İSKİ Genel Müdürümüz, yöneticilerimiz, genel sekreterimiz hep beraber burada sizi selamlayalım. Bugün de beni yalnız bırakmadınız. Hepinize teşekkür ediyorum. Yüreğinize sağlık iyi ki varsınız Sizlere mahcup olmayalım. Hep beraber ne yapacağız? Tam yol ileri diyeceğiz. Çatalca’nın geleceğinden hiç şüphe duymayın.
ÇATALCA’DAKİ SU BASKINLARI ÖNLENECEK
Dr. Başa’nın verdiği bilgilere göre; bölgenin karışık sistem çalışan hatları üzerindeki yağmur suyu yükü kaldırılarak, arıtma tesislerine gelen yük azaltılacak, yağışlı havalarda meydana gelen su baskınları önlenecek. Ayrıştırılan atık su ve yağmur suyu kanalları ile Karadeniz’e ve Büyükçekmece Gölü’ne bölgeden karışan atık sular engellenecek. Böylece bölgede yaşanan su baskınlarının ve atık sulardan kaynaklanan çevre kirliliğinin önüne geçilecek. Projenin tamamlanmasıyla, bu sorunlar kalıcı olarak ortadan kalkacak. Proje kapsamında; 30 kilometre atık su kolektör ve şebeke kanalı, 17 kilometre yağmur suyu kanalı ve 3 adet foseptik yapısı imalatları yapılacak.
]]>(İSTANBUL) – Annesi Eylem Tok tarafından önce Mısır’a, sonra ABD’ye kaçırıldığı ortaya çıkan 17 yaşındaki ehliyetsiz T.C.’nin çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin annesi Pervin Aci ANKA’ya konuştu. Gözyaşlarına hakim olamayan Pervin Aci, “60 gündür bize kimse cevap vermedi. Artık gücüm kalmadı seslene seslene… Adalet Bakanımıza, Cumhurbaşkanımıza, Emine hanıma hepsine seslendim… 2 saniye de olsa beni düşünsünler” dedi.
İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde, 17 yaşındaki ihleyitsiz sürücü T.C., 1 Mart gecesi Kemerburgaz yolunda arızalanan ATV motorunu emniyet şeridinde durarak kontrol eden gruba cipiyle çarpmış, çarpma sonucu evli bir çocuk babası 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetmiş, 4 kişi de yaralanmıştı. Olayın sorumlusu T.C, annesi Eylem Tok tarafından önce Mısır’a, oradan da ABD’ye kaçırılmıştı. Olay, olduğu günden beri Türkiye gündeminden düşmezken, o günden beri adalet arayan Aci ailesi ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
“60 GÜNDÜR KİMSE BİZE CEVAP VERMİYOR”
Anneler günü öncesinde kalbinin kırık olduğunu ve gücü kalmadığını belirten, anne Pervin Aci bütün annelerin anneler gününü kutladığını, ancak olaya karışan 9 çocuğun annesinin anneler gününü kutlamadığını kaydetti. Aci, şöyle konuştu:
“Kendi bilir, gelirse gelir, gelmezse orada yargılansın. 60 gündür bize kimse cevap vermedi. Artık gücüm kalmadı seslene seslene, habire seslendim… Adalet Bakanımıza, Cumhurbaşkanımıza, Emine Hanım’a hepsine seslendim. Herbirini aradım, milletvekillerimizin hepsini aradım. Yalnızca bir milletvekilim cevap verdi, Kürşat Zorlu. Çağrım, 2 saniye de olsa beni düşünsünler, onların da evlatları var.”
“TORUNUMU MUAYENEYE DEDESİ GÖTÜRDÜ”
Cuma günü Murat Aci’nin oğlu, torununu sünnet ettirmek üzere hastaneye götüreceğini söyleyen Pervin Aci, “Dün çocuk servisine götürdük, büyük babası elinden tutup getirdi muayeneye. Volkan gibi kaynadım. Anneler günü hiç gelmesin bana. Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun, yalnızca iyi annelerin. Eylem Tok gibilerinin değil. Çağrıya da gücüm kalmadı. İlaçlarla duruyoruz ayakta” dedi.
“ÜLKESİNE ELLERİ KELEPÇELİ DÖNMESİN, BİNSİN UÇAĞA GELSİN”
Baba Özer Aci ise anne Eylem Tok’a bir kez daha seslendi, “Ülkesine elleri kelepçeli dönmesin, kendi uçağa binip gelsin” dedi. Özer Aci, şöyle konuştu
“Bugün 70. gündeyiz. Adalet arayışımız devam ediyor. Hep hak hukuk dedim adaletten bahsettim. Eninde sonunda Eylem hanım gelip teslim olacak. Çünkü bir insan evladına bu kadar kötülük yapmaması lazım. Her geçen gün kendi aleyhine çalışıyor. Farketmiyor. Farketse de dönüş için kendine zemin hazırlıyor. Kendi ülkesine eli kelepçeli gelmesin, uçağa binsin kendisi gelsin. Ben yalnız değilim. Acımızı acısı deyip paylaşan, göz yaşımızı gözyaşım deyip paylaşan binlerce insan var. Onun için bir nebze huzurluyum bu konuda. Benimle ağlayan binlerce insan var. Ben olmasam da bu davayı yürütecek birileri muhakkak vardır. Gün geçtikçe yara kabuk bağlar ama benim yaram kabuk bağlamıyor. İlk başta basını susturmaya çalıştırlar, haberleri tam yapmamaya başladılar ama sonuç, gerçekler ortaya çıkıyor. Daha sonraki günlerde daha ne gibi gerçekler ortaya çıkacak göreceğiz.”
]]>Devlet eski Bakanı ve iş insanı Cavit Çağlar, 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen yerel seçimlerde yüksek oy oranıyla Nilüfer Belediye Başkanı seçilen Şadi Özdemir’e tebrik ziyaretinde bulundu. Nilüfer Belediyesi Halk Evi’nde gerçekleşen ziyarette Cavit Çağlar’a, torunu Alihan Hattat’ın yanı sıra Olay Medya İcra Kurulu Başkanı Mehmet Ali İnan, Olay Gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yılmaz, köşe yazarı İhsan Aydın ve İsmail Öztat eşlik etti.
Samimi ortamda gerçekleşen ziyarette konuşan Cavit Çağlar, Başkan Şadi Özdemir’e hayırlı olsun dileklerini iletti. Özdemir’i yıllar önceden tanıdığını anlatan Çağlar, başkan olana kadar farklı kademelerde görev aldığını hatırlattı. Özdemir’in şimdi nöbeti devralıp, direksiyona geçtiğini dile getiren Çağlar, bugün Bursa ve Nilüfer’e hizmet etme imkanının doğduğunu belirterek, “Şadi Özdemir’in başarılı olacağından eminim. Kendisiyle iyi bir dostluğumuz var. Kardeşlik, ağabeylik ilişkilerimiz var. Tebrik ediyorum” diye konuştu.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de yapılan ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Cavit Çağlar’ı 1992 yılında tanıma fırsatı bulduğunu belirtti. Çağlar’ın vizyonundan faydalandığını ifade eden Özdemir, ağabeylik yapan bir büyüğü olarak kendisinden çok fazla konu öğrenme imkanı yakaladığını söyledi.
Uzun yıllardır belediyecilik hizmetlerinin içinde olduğunu anlatan Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde pek çok yenilikçi yaklaşımı ve projeyi birlikte hayata geçirdiklerini anlattı. Bozbey’in Nilüfer’i güzelleştirdiğini söyleyen Özdemir, ” Şimdi Nilüfer herkesin yaşamak istediği bir kent oldu. Biz de bu duyguyu, Nilüferli olma duygusunu büyüteceğiz. Yine o zamandan devam eden kültür, sanat ve spor kenti duygusunu büyütüp, tarım alanlarını da koruma güdüsü ile birlikte kalkınma, koruma dengesi üzerinden yürüyerek, planlarımızı ve projelerimizi bu çerçevede yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Mevcut sanayi alanlarının dışında bundan sonra Bandırma’ya kadar olan bölgede açılacak yeni sanayi bölgelerinin yeni bir talep ve yoğunluk olarak Nilüfer’e yansıyacağını söyleyen Özdemir, bunun da çeşitli sorunları beraberinde getireceğine değindi. Özdemir, yaşam kalitesi, kültür ve sanat açısından birçok olanağın Nilüfer’de yer aldığını vurguladı. Nilüfer’de yaşamak isteyenlerin sayısının giderek arttığını ve bu nedenle planlamaya ihtiyaç olduğunu ifade eden Özdemir, “Yeni planlamalar, yeni yoğunluğu getiriyor. O yüzden herkesin aklına, fikrine, dayanışmasına ihtiyaç var. Biz, kenti, kentin dinamikleri ile ortak akılla yönetmek istiyoruz. Çünkü buranın sorunlarını, hepimiz paylaşıyoruz” dedi.
Kent kirliliği, trafik ve deprem konularındaki sorunlara da değinen Özdemir, “Akıllarımızı birleştirelim. Yeni planlamalarla kentimizi çağdaş bir kent haline getirmek istiyoruz. Bu amacımıza ulaşmak içinde gece gündüz çalışıyoruz” diye konuştu.
Ziyaretin bir bölümüne Bursaspor yönetimi de katılarak Başkan Özdemir ve Cavit Çağlar ile sohbet etti. – BURSA
]]>Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ANKA Haber Ajansı’nı ziyaret etti. Gündemle ilgili değerlendirmelerde bulunan Çayır, Sinan Ateş cinayetinin soruşturmasına ilişkin “Muhsin Başkan davasındaki o düzmece işlerin burada da söz konusu edildiğini gördüm. Orada faile ulaşmamak için faili şu veya bu şekilde örtbas etmek, gerçeği milletin gözünden kaçırmak için ne yapıldıysa Sinan Ateş cinayeti ve iddianamesinde de aynısını gördüm” ifadelerini kullandı.
Cinayetin işlendiği silahın ortada olmadığına işaret eden Çayır, “Koskoca savcılık iddianame hazırlamış, emniyet soruşturma yapmış, insanları ifadeye çağırmış, tutuklamış ve tutukladığı insanlarda ya da herhangi bir yerde olayın silahı yok. Çok ilginç.” şeklinde konuştu.
“HERKES BİLİYOR Kİ OLAYI İŞLEYENLER BİR MİLLETVEKİLİYLE DEVAMLI KONUŞMA HALİNDELER”
Olayın kapatılmak istendiğini söyleyen Çayır, şunları kaydetti:
“Herkes biliyor ki olayı işleyenler bir milletvekiliyle devamlı konuşma halindeler. Bunları bulmak o kadar zor muydu? Çıkarırsın telefon trafiğini, her zaman yaptığınız şey. Orada kim kimle ne konuşmuş, kaç dakika konuşmuş, neler söylemiş, olay anında ne konuşmuş, olay sonrasında ne konuşmuş bunların hepsi ulaşılabilir. Ama bunların hiçbiri gündemde yok, iddianamede yok. İddianamede bir senaryo yazılmış ve şu anda ne yazık ki bu olayın da Muhsin Yazıcıoğlu davası gibi üstünün örtüleceği konusunda tereddütlerimiz var. Ama gerçeği bulmakla yükümlü olan savcılar ve hakimlerdir. Biz bu olayın takipçisi olacağız. Eğer biz bir insanın bu milliyetçi, ülkücü ya da başka olabilir, hukukunu korumayı bir ödev saymazsak yarın bizim de hukumuzu kimse koruyamaz. Sinan Ateş cinayetinin iddianamede yazıldığı gibi olmadığını; işin başka yanlarının örtüldüğünü, azmettiricilerinin iddianamede hiç olmadığını düşünüyoruz. İnşallah mahkeme sürecinde bu yanlışlar ortadan kaldırılır.”
“ŞU ANDA TÜRKİYE’DE BAĞIMSIZ BİR YARGIDAN SÖZ ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”
MHP Genel Başkanı’nın mahkemeye “iddianame kabul edilsin” çağrısının hemen ardından iddianamenin kabul edilmesine yönelik sorumuzu yanıtlayan Çayır şöyle konuştu:
“Açık ve net söyleyim, bununla ilgili benim hakkımda soruşturma açacaklarsa da açsınlar, şu an Türkiye’de bağımsız bir yargıdan söz etmemiz mümkün değil. Mesela Osman Kavala konusu… Birisi diyor ki ‘bırakın’ birisi diyor ki ‘bırakmayız.’ Bırakamayız diyen de siyasetçi, bırakın diyen de siyasetçi. Halbuki burada ‘sizin işiniz değil, bırakın da adalet baksın’ demek lazım. Adalet bakmıyor şu an yargı bakmıyor bu işlere. Ne yazık ki birileri çıkıyor ön alıyor, ‘Bu cezalandırılmalı ve suçlu’ diyor, mahkeme de suçlu ilan ediyor. Buradan Türkiye’nin yargısını ve adaletini kurtarmadığımız müddetçe nice seri cinayetler, faili meçhuller işlenir, Sinan Ateş’ler öldürülür. Öldürülmemesi için de hepimizin ayağa kalkması ve sesimizi yükseltip birleştirmemiz lazım.”
]]>Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Isparta Oto Galericiler Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Yavuz, Oto Galericiler Sitesi 2. Etap Kooperatif Başkanı Uğur Madan ve yönetim kurulu üyeleri ile bir araya geldi. Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Yavuz, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e yeni döneminin hayırlı olması dileklerini iletti. Yavuz, “Başkanım Allah utandırmasın. Geçen dönemde yaptığınız hizmetlerden çok memnunuz. Hak eden kazanıyor. Hizmetlerinizde hiçbir şey esirgemediniz. Yönetim kurulu olarak üyelerim adına çok teşekkür ediyorum” dedi.
Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e başarılar dileyen Oto Galericiler Sitesi 2. Etap Kooperatif Başkanı Uğur Madan ise, “Tebrik ederiz, güzel ve sağlıklı bir seçim oldu. Halk arasında da takdir gördü. Geçen dönem ki çalışmalarınızdan dolayı da ayrıca çok teşekkür ederiz. Isparta’mız çok güzel hizmetler aldı. Bu dönemde de daha iyilerine kavuşacaktır. İkinci etap yönetim kurulu olarak sizlere hayırlı olsun dileklerimizi iletiyoruz. Orada yaptığınız hizmetlerden dolayı da üyelerimiz adına çok teşekkür ederiz, çok mutluyuz” şeklinde konuştu.
Ziyaretten duyduğu memnuniyetini ifade eden Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen de, “Sizlerle geçtiğimiz 5 yıl içerisinde çok güzel hizmetler yaptık. Galericiler sistemimizin taşınması, oranın yerleşmesi, hizmetle ilgili aksaklıkların giderilmesi noktasında beraber çalıştık. Tabii ki daha önemlisi de yetmeyen iş yerlerimizin daha fazlasını yapabilmek için sitemizin arkasındaki arazinin yeniden ikinci bir galericiler sitesi alanı olarak ayarlanmasında büyük gayretler gösterdiniz. Oranın kamulaştırmasıyla alakalı çabalar gösterdiniz. Orada da bize düşen vazifeler varsa biz de sizlerin yanında olmaya çalıştık. Amacımız şehrimizin daha çok yaşanabilir bir kent olması. Burada tabii ki galericilerimizi bir alanda toplamak kümeleşmek değişik yerlerde galerilerin oluşmasına mani olmak. Bu yapmış olduğumuz ikinci etap galericiler sitesiyle çözülmüş olacak. Devletimiz bu konuda ara ara bize yönetmelikle alakalı yazılar yazıyor. Çünkü merkezde, apartman altlarında galericilerin oluşmasını engellemek için yeni sitelerin kurulması yönünde bizler de bunun altyapısını hazırladık. Arazimizi aldık, hafriyat çalışmalarına başlandı. Önümüzdeki günlerde inşaata başlanacak. Merkezde bulunan ‘benim iş yerim orada yok’ diyen esnaf arkadaşlarımızı da siteye alacağız. Şehrin içerisindeki araç yoğunluğunu azaltacağız. Apartman altlarında ve değişik yerlerdeki oto galerici arkadaşlarımızı, esnaflarımızı bir yerde toplayarak kümelenmiş bir şekilde en iyi hizmeti vermeye çalışacağız şehrimize. Bunu tabii ki biz kanunda verilen yönetmeliklerle yapıyoruz. Artık şehir merkezinde belli bir süre sonra bunun tarihini tekrar bize bildirecek Bakanlık, şehir içerisinde galerilerin bir siteye taşınma mecburiyeti getirilecek. Daha önce getirilmişti ancak biraz daha süre verilerek ötelendi. O sürede dolduğu zaman bizler de burayı bitirmiş olmalıyız ki işte ben geleceğim ancak yerim yok dememesi lazım esnafımızın. Bize de düşen vazife ne varsa bir an önce belediye olarak şahsi olarak bizler de devreye girerek işin hızlandırılmasında biz de katkı sağlamak istiyoruz. Yani yaptığınız çalışma bizim için çok önemli ve değerli. Belediye hizmetlerine siz de bu anlamda katkı sağlamış oluyorsunuz. Sizlere çok teşekkür ediyorum bereketli kazançlar diliyorum” şeklinde konuştu. – ISPARTA
]]>(ESKİŞEHİR) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaretinde, “Türkiye’de bir tek kadın büyükşehir belediye başkanımız varken beşini aday göstermenin üçünün seçilmiş olmasından büyük bir gurur duyuyoruz. Aydın artık yalnız değil. Ümit ediyoruz, gelecekte 30 belediyeye 15 kadın aday gösterelim. Önemli bir zorluğu, önemli bir eşiği aştınız. Sizin liyakatinizden, becerinizden, mesleğinize, yaptığınız göreve hakimiyetinizden hiç kimsenin şüphesi yoktu. Ama Yılmaz Büyükerşen öylesine önemli, öylesine marka bir isim ki, hani yeri dolmaz denilecek bir ismin yerine aday olmak ve seçimde bu başarıyı göstermek çok çok önemliydi.” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler ardından partisinin seçimi kazandığı il ve ilçelere teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. CHP lideri Özel, bu kapsamda Eskişehir’e geldi.
Özel ilk olarak partisinin il başkanlığını ziyaret etti. Burada CHP Eskişehir İl Başkanı Takat Yalaz’ı, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve parti örgütüne yerel seçim başarısı dolayısıyla teşekkür eden Özel, ardından partililere açıklama yaptı. Özel, ardından Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne gitti. Özel’e burada Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ve CHP Eskişehir Milletvekilleri eşlik etti.
AYŞE ÜNLÜCE: “SİVRİHSAR’DAKİ ALTIN MADENİ İÇİN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI GELDİ”
Özel’i makamında ağırlayan Ünlüce, şunları söyledi:
“Bugün sizleri Eskişehir’de ağırlamak çok güzel. Programımız burayla başlıyor, sonra Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyelerimizle, sonra da beraber seçim dönemini tekrar konuşmak, o dönemle ilgili sizlerin görüşlerini almak üzere akşam da beraber olacağız. Ben bugün Eskişehir’e uğurlu geldiğinizi düşünüyorum. Güzel bir haberim var size. Bizim Sivrihisar ilçemizde, Kaymaz Mahallesi’nde altın madeniyle ilgili bir konu vardı. Biz üçüncü havuzu yapmayla ilgili, kapasite genişletmesiyle ilgili bir konu vardı. Buna karşı çıkıyoruz. Fakat buna rağmen ÇED süreci olumlu sonuçlanmıştı. Biz dava açtık. Bugün yürütmeyi durdurma kararı geldi. Büyükşehir Belediyesi olarak açmıştık. Eskişehir’in havasını, suyunu, toprağını her zaman korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Bu güzel müjdeli haberi de bugün size vermek istedim.”
ÖZGÜR ÖZEL: “VEFALI BİR VEDA OLDU”
CHP Lideri Özgür ise şöyle konuştu:
“Bugün Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne kaçıncı gelişimdir, belki bu koltuğa 20’inci oturuşum, belki daha çok olmuştur. Burada tabii hep karşımızda Yılmaz Büyükerşen bizi Büyükşehir Belediye Başkanımız olarak karşılıyordu. Bundan da büyük bir gurur ve onur duyuyorduk. Tabii bütün başarı hikayeleri bir vedayla sonlanıyor. Ama o vedaya bir vefanın eşlik etmesi çok önemli. Vefalı bir veda oldu. Hem il örgütümüz tarafından, Sayın İl Başkanımız tarafından hem üç milletvekilimiz hem de sizinle birlikte yakın çalışma arkadaşları ve metropoldeki ve ilçelerdeki belediye başkanlarımız hocamıza üst düzeyde bir vefa gösterdiler. Bunu Eskişehir halkı da en üst düzeyde gösteriyordu. Tabii biz CHP olarak Sayın Genel Sekreterimizle birlikte hocamızın bundan sonra yerel yönetimlerde eğitim, eş güdüm ve denetim komisyonundaki koordinatörlüğünü çok önemsiyoruz. Hatta bu akşam da bu konuda iki saatlik bir özel gündemli toplantımız da olacak kendisiyle. Ama tabii biz burada hocanın ardından yeni bir CHP’liyi görmekten, bir Cumhuriyet kadınını görmekten, bir genç Cumhuriyet kadınını görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz.
Türkiye’de bir tek kadın büyükşehir belediye başkanımız varken beşini aday göstermenin üçünün seçilmiş olmasından büyük bir gurur duyuyoruz. Aydın artık yalnız değil. Eskişehir’le, İç Anadolu’ya doğru, Tekirdağ’la, Trakya’ya doğru kadın büyükşehir belediye başkanlarımız iki önemli adım daha attınız. Ümit ediyoruz, gelecekte 30 belediyeye 15 kadın aday gösterelim. Kazandıklarımızın yarısı kadar kadın belediye başkanları olsun. Tabii bunlar sizin göstereceğiniz başarı, ihtimam ve halkın size göstereceği teveccühle doğru orantılı olacak. Önemli bir zorluğu, önemli bir eşiği aştınız. Sizin liyakatinizden, becerinizden, mesleğinize, yaptığınız göreve hakimiyetinizden hiçkimsenin şüphesi yoktu. Ama Yılmaz Büyükerşen öylesine önemli, öylesine marka bir isim ki, hani yeri dolmaz denilecek bir ismin yerine aday olmak ve seçimde bu başarıyı göstermek çok çok önemliydi.”
]]>CHP İl Başkanlığı önünde kurulan platformdan vatandaşlara hitap eden Özel, önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in yıllarca kente hizmet ettiğini, bayrak devir teslimiyle bir Cumhuriyet kadını olan Ayşe Ünlüce’ye el verdiğini söyledi.
Yerel seçimleri “Türkiye ittifakı”yla kazandıklarını, ittifakın büyük bir moralle güçlenmeye devam ettiğini belirten Özel, “Cumhuriyet Halk Partisinin üye kampanyasında üye kayıt formu yetiştiremiyoruz. Kuyrukta gençler oluyor. 45 dakikada 50’ye yakın kayıt yapılan stantlarımız oluyor. Ankara, genç üye kayıtlarını yetiştiremiyor. İkizler geliyor, gülüyoruz, şaşırıyoruz öbür hafta üçüzler geliyor memnun oluyoruz, dördüzler geliyor. Ailemiz büyüyor, baba evi büyüyor.” ifadesini kullandı.
Özel, partisinin Yerel Yönetimler Eğitim Eşgüdüm ve Denetim Komisyonunun, Büyükerşen başkanlığında hızla çalıştığını dile getirdi.
Partisinden seçilen başkanların belediyecilik hizmetlerine değinen Özel, şöyle devam etti:
“Önümüzdeki günlerde hizmetlerin tüm belediyelerde ortaklaştığını, belli hizmetlerin tek tipleştiğini, CHP belediyeciliğinin kanıtsandığını ve artık bütün Türkiye’de görülen bu iyi uygulamaların ileride genel iktidar için de CHP’ye olan ilgiyi, alakayı, talebi, güveni artıracağını hep birlikte göreceğiz. İsrafa son verip hizmeti getirmeye devam edeceğiz. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, Kırıkkale’de, Kastamonu’da Eskişehirler yaratacağız. Türkiye’nin dört bir yanında CHP belediyeciliğini mutlaka öz denetimi kuvvetli, israfı olmayan, yolsuzluk olmayan bir şekilde, halkın gözleri önünde şeffaf bir şekilde yönetecek, denetleyecek, denetlettirecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek işlevsizleştirilen Sayıştayın yeniden güçlendirileceği gerek Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında başkanlığını ana muhalefet partisinin yapacağı bir kesin hesap denetim komisyonunun kurulacağı ve bu memlekette artık rüşvetin, adam kayırmanın ortadan kalkacağı yarınları müjdeleyeceğiz.”
Öğretmen adayları ve emeklilerle bir araya gelecekler
Özel, sokaktan korkmadan, meydandan kaçmadan halkın sesini en yukarıdan duyuracaklarını anlattı.
Öğretmen atamalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Özel, şunları kaydetti:
“Mülakatın kaldırılma sözünün verildiği öğretmenlerle ilgili onların talebine uygun olarak 68 bin mülakatsız atama talebinin kampanya boyunca arkasında durduk. Kürsümüzü, mikrofonlarımızı bu taleplere açtık ancak geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Erdoğan kendisi açıklamadı, ertesi gün Milli Eğitim Bakanı’na bıraktı. Milli Eğitim Bakanı salı günü sadece ’20 bin atama’ dediğinde gençlerimizin umutları kırıldı. Ardından biz ‘Hani mülakat yapmayacaktınız? Hani 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta Sayın Erdoğan, ‘mülakatı kaldırıyoruz diye söz vermişti, hani seçim bildirgesine yazmıştınız. Gençlerin kendilerinden, ailelerinden böyle oy istemiş, böyle oy toplamıştınız’ dediğimizde, ‘Mülakat gibi mülakat yapacağız’ dediler.”
Özgür Özel, öğretmen alımlarında mülakatların yeni sistemle yapılacağının, 45 dakika süreceği ve kamerayla kayıt altına alınacağının söylendiğini aktararak, “Atanmayan öğretmenlerle, mülakat mağdurlarıyla ve çağdaş bilimsel laik eğitime karşı yürütülen müfredat çalışmasına da isyan eden herkesle 18 Mayıs’ta saat 13.00’te İstanbul Saraçhane’de onların sesine ses, mücadelelerine omuz vereceğiz, onların sesini duyuracağız. Müzakere de edeceğiz ama bu güzelim gençler için mücadelenin de en büyüğünü vereceğiz. Hepinizi bekliyorum.” diye konuştu.
Özel, emeklilere destek olmak için de 26 Mayıs’ta Ankara’da miting düzenleyeceklerini duyurdu.
Kim hak arıyorsa onların yanında olmayı sürdüreceklerini ifade eden Özel, “Orta Vadeli Program’da enflasyon tahmini yüzde 33’ken, 3 ay önce yüzde 36, şimdi yıl sonu için yüzde 39’a revize ettiler. Her geçen gün beklentilerini yükseltiyorlar.” değerlendirmesini yaptı.
Özel’e CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ile partililer eşlik etti.
]]>Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ali Filizkan, yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek’i ziyaret etti. Ziyarette konuşan Filizkan, “Sizi kutluyoruz, hayırlı uğurlu olsun. Son yılların en seviyeli, en düzgün seçimlerinden birini yaptınız. Genel Başkanınızın yapıcı, sizlerin güler yüzlü kampanyanızla bu başarı gerçekleşti. Önce sağlıklı, sonra başarılı bir 5 yıl diliyoruz. İnşallah insana dokunan projelerinizi hayata geçirirsiniz. Çünkü Manisa’da eksik olan buydu. Geçmişteki belediye başkanlarımız güzel işler yaptılar, inkar etmiyoruz bunu, ama son yıllarda insanları biraz ihmal ettiler, cevabı da sandıkta aldılar. Sizin de kendi projelerinizi uygulayacağınızdan eminiz. Size başarılar diliyorum. Basın, demokrasinin olmazsa olmazlarından bir tanesi. Yasama, yürütme, yargı ve basın, dördüncü kuvvet olan basın. Eğer yerel basına gerekli destek sağlanmazsa, demokrasi de yaşayamaz. Çünkü biz basın olarak, milletin aynasıyız. Sizin yaptığınız çalışmaları halka yansıtıyoruz. Yerel basına, belediyelerimizin destek vermesini bekliyoruz” diye konuştu.
Yerel basının özgür bir şekilde doğruları vatandaşa aktarmasının önemine değinen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek de ziyarette yaptığı konuşmada, “İnşallah, 5 yıl boyunca hep birlikte çok güzel günler geçireceğiz. Yerel basının desteklenmesi konusunda hiçbir şüpheniz olmasın. Elimizden gelen tüm imkanlarla, yerel basını destekleyeceğim. ve size ilk olarak şunun sözünü veriyorum. Basın özgürlüğü, olmazsa olmaz olan bir konudur. Yerel basına destek vermek demek, bizim hatalarımızı örtün, bizim hatalarımızı yazmayın anlamına gelmez. Size öncelikle bunun ricasında bulunuyorum. Özgür olun, serbest olun, size desteği veren kim olursa olsun, doğruları yazın. Birçok canlı yayına katılıyorum ya da röportaj veriyorum. Yayından önce de bana soruyorlar, hangi soruları istersiniz diye. Hepsine aynı şeyi söylüyorum. Soru, serbesttir. Bugüne kadar size desteği sadece benim hatalarımı örtün diye veren zihniyet gitti. Artık, yerel basına destek olacaktır. Ama benim yerel basından istediğim tek şey; özgür, doğru haberciliği vatandaşla paylaşın. Hata yapan bensem, benim de yanlışlarımı yazın. İnsanlar doğru bilgiye aç. Çünkü sizi özgür bıraktıkça, doğru bilgileri alan vatandaş kendi kararını verecektir. Bu destekler bugüne kadar çok yanlış kullanıldı, artık bu şekilde doğru olarak kullanılacak. Herkese eşit bir şekilde desteğimizi sunacağız. Bunu da göreceksiniz, sadece doğruları dürüstçe yazın. Çünkü bunun olumsuz örneklerini benim size anlatmama gerek yok. Siz bunları defalarca yaşadınız. ve bugüne kadar değerli olan mesleğiniz basın, maalesef yanlış yönlendirildi. Ben bunu ortadan kaldırmak istiyorum. Takdir sizlerin, nasıl istiyorsanız öyle yazın” dedi.
Görev süresi boyunca Manisa için tüm paydaşlarla işbirliği içerisinde olacaklarını dile getiren Başkan Zeyrek, “5 yıl boyunca şehrimize yakışır bir belediye başkanlığı ve hizmetler yapacağız. Ne kadar olur bilemem, görev süremiz dolunca, göğsümü gere gere, çoluğumuza çocuğumuza gururla anlatacağımız hizmetler yapmak istiyorum. Bu çerçevede bir belediye başkanlığı yapacağım. Buranın kapısı herkese açık olacak. Devletimin bir kuruşunun peşinden koşarım, ne yerim, ne yediririm. Kendim için asla bir şey istemeyeceğim. Ama Manisa’m için her şeyi isteyeceğim. 10 tane milletvekilimiz var. Çoğuyla görüştük, ziyaretimize geldiler. Hepsine şunu söyledim. Ben Manisa’m için bir şey istiyorsam ve o Bakanlıkta size ihtiyacım varsa, size bunu bildiririm, kolunuza gireriz, o Bakanlıkta Manisa’m için mücadele ederim. Eğer ki bana yardımcı olursanız, Manisa’ya gelirim, bağıra bağıra söylerim. Ankara’ya vekilimle gittim, Bakanlıkta bize yardımcı oldu derim. Ama olmazsanız, yine Manisa’ya gelirim. Gittim, bize destek vermedi diye yine duyururum. Baştan söyleyeyim, herkes bunun bilincinde olsun. Tüm paydaşlarımızla kol kola olacağız. Manisa’da yokları var etmek için çok mücadele edeceğim ve çalışacağım. Vatandaşın isteği ve beklentisi ne yöndeyse, o şekilde bir çalışma yapacağız” diye konuştu.
Gündeme ilişkin konular hakkında istişare ve hediye takdiminin ardından ziyaret noktalandı. – MANİSA
]]>TMMOB, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunduğu yeni eğitim öğretim müfredat taslağına ilişkin açıklama yaptı. “AKP iktidarında Cumhuriyetin laiklik, çoğulcu demokrasi, kamu/toplum yararı, bağımsız yargı gibi pek çok alanda olduğu gibi eğitim-öğretimde de karşı-devrimci nitelikte köklü dönüşümler yaşanmıştır” ifadelerine yer verilen açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:
“TÜRKİYE’NİN YÖNÜ ÇAĞ DIŞI BİR REJİME ÇEVRİLMİŞ DURUMDADIR”
“İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, aile çalıştayları, Medeni Kanun’un değiştirilmesi, karma eğitimin kaldırılmak istenmesi ve yükseltilen şeriat talepleri ile Türkiye’nin yönü çağ dışı bir rejime çevrilmiş durumdadır. Oluşturulan fiili durumlar Anayasa değişiklikleri ile kalıcı hale getirilmeye çalışılmış ve çalışılmaktadır.
“EVRENSEL VE BİLİMSEL DERSLER ADETA ANGARYA GİBİ GÖSTERİLMEKTE”
Bu gerici dönüşüm, Türk siyasetinin yumuşama dönemine girdiğinin iddia edildiği bir dönemde, iktidarın doğasına uygun olarak tüm hızıyla devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ daha isminden başlayarak bunun son örneğini olduğunu ortaya koymaktadır. Ortaya atılan bu model ile dilden tarihe, felsefeden fen bilimlerine varıncaya dek tüm laik ve bilimsel içerikler tamamen yok edilmekte, fizik, kimya, biyoloji ve matematik gibi evrensel ve bilimsel dersler adeta angarya gibi gösterilmektedir. Bilim ve fen bilgisine dayanan derslerin önemsizleştirilerek, ders programları içerisinde ağırlıklarının azaltılması ile mühendislik ve mimarlık eğitimlerinin niteliğinin daha da düşmesine neden olacaktır.
“ADETA AKP GENEL BAŞKANI’NIN ‘BÜTÜN OKULLAR İMAM HATİP OLACAK’ VAADİ GERÇEKLEŞTİRİLMEKTEDİR”
Diğer yandan 8. sınıflar için olan T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde ders adı dışında inkılaplar/devrimler yoktur; ‘laiklik’ sadece bir defa ve en sondaki ‘anahtar kavramlar’ içinde geçmekte ama bu sözde ‘anahtar kavram’ ana metinde hiç yer almamaktadır. Söz konusu çerçeve metinlerde, ‘maarif’ ve birçok Türkçe kökenli olmayan sözcük devreye sokularak Cumhuriyet döneminde dilin Türkçeleştirilmesi yönünde atılan bütün ileri adımlar yok edilmektedir. Gerçek ahlaki değerlerin ayaklar altına alındığı böyle bir dönemin iktidarı tarafından tanımlanan ‘Değerler’ tüm ders içeriklerinde yaygınlaştırılmakta, fıtrat, mahremiyet, edep, iffet, sünnetullah gibi kavramlarla neredeyse bütün derslere dini bir içerik verilmekte, adeta yıllar önce AKP Genel Başkanı tarafından dillendirilen ‘Bütün okullar imam-hatip olacak’ vaadi gerçekleştirilmektedir.
“MEDENİ KANUN’UN ÇERÇEVESİNİ GEÇERSİZLEŞTİREN İÇERİKLER YER ALMAKTA”
Aile ve toplumsal cinsiyet ilişkileri, Medeni Kanun’un çerçevesini geçersizleştiren bir içerikte yer almaktadır. Aile kurmanın fıtrata uygunluğu, aile reisinin hak ve sorumlulukları ile devlet yöneticilerinin hak ve sorumlulukları arasında benzerlik kurulması, İslam Hukuku’nda aile kurmanın şartları, evlenme, boşanma, miras gibi konularda dini uygulamaların temel alınması, aileye ayet ve hadisler ışığında önem verilmesi söz konusudur.
“ÇOCUK YAŞTA EVLİLİKLER OLAĞANLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR”
Modelde kadının çalışma hayatına girmesi, çocuk sayısı, evlenme yaşının yükselmesi, boşanma-ayrılma, tek ebeveynli aileler, çocukların ve aile büyüklerinin bakımında aile dışı kurumların yaygınlaştırılması sorun olarak sunulmaktadır. Kadınları kamusal yaşamın dışına çıkarmayı amaçlayan siyasal İslam ideolojisi, bunu tüm eğitim kurumlarında ve kademelerde yaygınlaştırmayı amaçlamakta, çocuk yaşta evlilikler olağanlaştırılmaya çalışılmaktadır.
“TOPLUMU TOTALİTER TARZDA BİÇİMLENDİRMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR”
‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’, iktidarın YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, tarikat ve cemaatlerle işbirliği içinde yürüttüğü 4-6 yaş Kur’an kursları, ÇEDES gibi projeleri ve geçmişteki gerici uygulamalarını tamamlayıcı niteliktedir. Model egemen mezhep eksenli dini temellere dayandırılan manevi değerler, ahlak, fıtrat gibi belirlenimler üzerinden siyasal İslamcı sömürü-rant, zulüm düzenine ucuz işgücü olarak hizmet edecek olan kindar-dindar kuşaklar yetiştirmeyi ve toplumu totaliter tarzda biçimlendirmeyi hedeflemektedir.”
]]>Yaklaşık 6 yıl süren 2. Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği’nin Nazi Almanyası’nı mağlup etmesinin 79. yıl dönümü, Antalya’da yerleşik olarak ikamet eden ve tatil amacıyla kentte bulunan Rus vatandaşların katılımı ile kutlandı. Rusya’nın Antalya Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen Zafer Bayramı kutlamalarına Rusya vatandaşları yoğun katılım sağladı. Savaş sırasında hayatını kaybeden Rus vatandaşları için dualar edilirken, çocuklar gökyüzüne beyaz güvercinler bıraktı. Rusya’nın Antalya Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen ve Belek Turizm Bölgesi’nde bulunan Dinler Bahçesi’nde gerçekleştirilen 9 Mayıs Zafer Bayramı kutlamalarına Rusya Antalya Başkonsolosu Vetrik Sergey Mikhailovich’in yanı sıra Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat, Kırgızistan Antalya Başkonsolosu Rustam Koşhonov, Kazakistan Antalya Başkonsolosu Kuat Kanafeyev, Belarus Antalya Fahri Konsolosu Laçin Mirza, Antalya Azerbaycan Dostluk ve Kültür Derneği Başkanı Azer İsmayil, ATSO Başkan Yardımcısı Fatih Kabadayı ve çok sayıda davetlinin yanı sıra Antalya’da bulunan Rusya vatandaşları da katıldı.
“27 milyon Sovyet vatandaşı hayatını kaybetti”
Rusya’nın Antalya Başkonsolosu Vetrik Sergey Mikhailovich ve beraberindekiler ilk olarak Dinler Bahçesinde oluşturulan ve İkinci Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeden Rus askerlerinin gerçek fotoğraflarının bulunduğu ‘Savaşın Yüzleri’ sergisini gezdi. Serginin ardından konuşan Rusya’nın Antalya Başkonsolosu Vetrik Sergey Mikhailovich, 2. Dünya Savaşı sırasında 27 milyon Sovyet vatandaşının hayatını kaybettiğini belirterek, “79 yıl önce çok uluslu Sovyet halkı, tarihin en korkunç ve kanlı savaşını kazandı. Bu Zafer, halklarımızı esaretten kurtardı, Avrupa’yı özgürleştirdi ve tüm insanlığa hayat verdi. Savaş sırasında, Nazi soykırımının kurbanı olan hem askeri personel hem de siviller de dahil olmak üzere 27 milyon Sovyet vatandaşı hayatını kaybetti. Bugün, Rusya, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan dahil olmak üzere Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin Antalya’daki tüm konsolosluk başkanları burada bulunuyorlar. Ülkelerimizde savaştan etkilenmeyen tek bir aile yoktur” dedi.
Atatürk’ün sözünü hatırlattı
9 Mayıs’ın sadece bir bayram olmadığının altını çizen Mikhailovich, “9 Mayıs, her birimiz için en önemli ve dokunaklı bayram olmaya devam etmektedir. Fakat bu sadece bir bayram değil. Halihazırda Zafer Bayramı, barış, iyi niyet, hümanizm fikirlerini doğrulayan, tüm dünya halklarını dostane ilişkilere çağıran bir semboldür. Bu, Büyük Zafer’in ne pahasına elde edildiğini hepimize ebedi bir hatırlatmadır. ve korkunç trajedinin tekrarlanmasını önlemek için elimizden geleni yapmak bizim görevimizdir” ifadelerini kullandı. Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat’ta Gazi Mustafa Kemal’in ‘Savaş zorunlu değilse, cinayettir’ sözünü hatırlatarak, “Bütün ülkelerin zafer günü, zafer bayramı ve benzeri kutlamaları vardır, biz de kutluyoruz. Bütün ulusların tarihleri kahramanlık hikayeleri ile doludur. Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Savaş zorunlu değilse, cinayettir’ sözünü hatırlatmak isterim. Ülkemiz yaklaşık 100 yıldır savaşın dışında kalmayı başarmıştır. Bu Atatürk’ün koyduğu bir üsluptur” dedi. Konuşmaların ardından 9 Mayıs Zafer Bayramı kutlamalarına katılanlar canlı yayın ile Rusya’da düzenlenen geçit törenini izledi. – ANTALYA
]]>HKÜ Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli, HKÜ Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Necip Fazıl Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan ve Prof. Dr. Mehmet Lütfi Yola, HKÜ Genel Sekreteri Ümit Şahnaoğlu, dekanlar, akademik ve idari personel ile öğrencilerin katıldığı yürüyüşte, katılımcılar ellerinde; çoc “Filistin ve Doğu Türkistan yalnız değildir”, “Bu zulme dur de”, “İnsanlığın öldüğü yer: Filistin”, “Çocuklar ölürken susulmaz”, “Ey dünya daha kaç çocuk ölmeli”, “Gazze’de soykırım var” yazılı pankart ve dövizler taşıdı.
Yürüyüşün ardından açıklama yapan HKÜ Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli, Hasan Kalyoncu Üniversitesi olarak, Filistin halkının çektiği acılara sessiz kalmayarak, adalet ve özgürlük mücadelesinde yanlarında olduklarını bir kez daha tüm dünyaya ilan ettiklerini belirtti. Psikoloji Öğrenci Topluluğu Başkanı Şeyma Akkuş ve Başkan Yardımcısı Halide Tüter de psikoloji öğrencileri olarak aldıkları psikopatoloji dersleriyle açıklayamadıkları Filistinde yaşanan insanlık dışı travmalara seyirci kalamayacaklarını ifade ettiler. Hazırlanan basın bildirisi, HKÜ İktisadi-İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Saadet Öztürk tarafından okundu.
Basın bildirisinde şu ifadeler yer aldı: “Hasan Kalyoncu Üniversitesi olarak, bugün burada bir araya gelmemizin amacı, İsrail tarafından Filistin’de yapılan zulme ve soykırıma hep birlikte güçlü bir şekilde ‘DUR’ demektir, zulmün karşısında durmaktır! Bugün burada, Filistin halkının yanında durarak, haklı özgürlük ve adalet taleplerini desteklemek amacıyla bir araya geldik. Çok açıktır ki, Filistin topraklarında yaşanmakta olan olaylar, insanlığa karşı işlenen bir haksızlık ve zulümdür. 1948’den bugüne kadar milyonlarca masum Filistinliyi zorla yerlerinden etme, açlık ve ölümle sınayan İsrail yayılmacılığı, 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren, bir utanç tablosu, bir “soykırım” halini aldı. 214 gündür süren saldırılarda 35 bin Filistinli İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarda hayatını kaybetti. Çocuk, kadın, erkek, genç, yaşlı ve engelli ayırt etmeksizin 35 bin canın İsrail barbarlığınca katledildiği, binlerce kişinin evinden, yurdundan göçe sürüklendiği, kundaktaki bebeklerin bombardımanlar sonucu enkaz altında can verdiği soykırımın yaşandığını üzüntüyle müşahade ediyoruz. Bugün düzenlediğimiz yürüyüş ve bu basın açıklaması ile bizler Filistin halkının yanında olduğumuzu bir kez daha gösteriyor ve dayanışmanın gücünü vurguluyoruz. İnsanlık için adalet talep etmek, bizim temel sorumluluğumuzdur ve bu sorumluluğu yerine getirmek için gereken adımları atmaya devam edeceğiz. Filistin halkına yapılan haksızlıkların son bulması ve barışçıl bir çözümün sağlanması için uluslararası toplumu, insan hakları savunucularını ve herkesi, adaletin sağlanması için bir araya gelmeye çağırıyoruz. Unutmayalım ki, barış ve adalet ancak dayanışma ve kararlılıkla mümkündür.” – GAZİANTEP
]]>Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti başkanlığında Valilik Toplantı Salonunda gerçekleşen toplantıya İl Emniyet Müdürü Recep Güzelyazıcı, İl Jandarma Komutanı Albay Özgür Özer ve Sahil Güvenlik 73 Komutanı Yüzbaşı Emre Meral katıldı. Vali Serdengeçti, yaptığı sunumda Mart ve Nisan ayında Giresun’da gerçekleşen terör, göçmen kaçakçılığı, narkotik, organize suçlar, kaçakçılık, mali suçlar, asayiş, siber suçlar, trafik olayları ve sahil güvenlik faaliyetleri hakkında kamuoyunu bilgilendirdi.
Terörden 2 kişi tutuklandı
Vali Serdengeçti, FETÖ, PKK, sol ve dini istismar eden örgütler başta olmak üzere terörün her türlüsüne göz açtırmamak için yoğun mesai harcadıklarını belirtti. Serdengeçti, 1 Mart-30 Nisan 2024 tarihleri arasında terörle mücadele kapsamında 7 operasyonunda gerçekleştirildiğini, bu operasyonlarda 23 şüphelinin gözaltına alındığını, 2 şüphelinin tutuklanıp 14 şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını açıkladı.
Narkotik suçlar kapsamında bilgi veren Vali Serdengeçti, aynı dönemde Giresun’da 63 operasyon gerçekleştirildiğini bildirdi. Bu operasyonlarda 32 şahıs gözaltına alındı ve 6 şüpheli tutuklandı. Ayrıca operasyonlar kapsamında 992 kök kenevir, 287 adet ekstazi, 14,7 gram esrar, 19,2 gram metamfetamin, 7 gram kokain, 0,3 gram bonzai,30 gram skunk ve 74 adet sentetik ecza ele geçirildi.
Vali Serdengeçti, sunumuna organize suçlarla mücadele verileri ile devam etti. Bu kapsamda 1 Mart-30 Nisan döneminde 4 operasyon gerçekleştirildi. Serdengeçti, operasyonlarda 1 kişinin tutuklandığını ve 5 şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını açıkladı. Ayrıca operasyonlarda 10 tabanca, 2 av tüfeği, 921 adet fişek ve 195 çek/senet ele geçirildi.
2 bin 311 asayiş olayı gerçekleşti
Asayiş olayları hakkında verileri açıklayan Vali Serdengeçti, bu dönemde 2 bin 311 asayiş olayının gerçekleştiğini belirtti.
Serdengeçti, güvenlik güçlerinin çalışmaları sonucunda takibi gereken olaylarda aydınlatılma oranının yüzde 99,80, topluma karşı suçlarda aydınlatılma oranının yüzde 98,35, millete ve devlete karşı suçlarda aydınlatılma oranının yüzde 98,30, kişilere karşı suçlarda aydınlatılma oranının yüzde 97,60, mal varlığına karşı suçlarda aydınlatılma oranının yüzde 83,2 olduğunu bildirdi.
Bulancak’taki soygun kısa sürede aydınlatıldı
Diğer yandan geçtiğimiz ay Bulancak ilçesinde yaşanan kuyumcu soygununa değinen Vali Serdengeçti, polis ve jandarma ekiplerinin özverili çalışmaları sonucunda 3 şüphelinin kimliklerinin tespit edilip daha sonra da kısa süre içerisinde yakalanarak adli mercilere sevk edilmesinin sağlandığını açıkladı. Serdengeçti, “Buradan özellikle vurgulamak isteriz ki milletimizin huzur ve güvenliğine her ne suretle, her ne imkan ve planla olursa olsun kastetmek isteyenler; demir gibi bir iradeyle vazifesini ifa eden, çağın gerektirdiği donanım ve bilimsel gelişmelerle kendini güncelleyen şerefli güvenlik güçlerimizce daima alaşağı edilecektir” diye konuştu.
2 ayda 170 bin 652 araç denetlendi
Trafik olaylarına da değinen Vali Serdengeçti, Giresun’da son 2 ayda 170 bin 652 aracın kontrol edildiğini, 3 bin 873 araç sürücüsüne cezai işlem uygulandığını ve 1699 aracın da trafikten men edildiğini ifade etti. Ayrıca sonra 2 ayda, 2 ölümlü ve 173 yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kazalarda 2 kişinin hayatını kaybettiğini ve 284 kişinin yaralandığını açıkladı.
Vali Serdengeçti, diğer güvenlik konuları hakkında da bilgilendirme yaparak toplantıyı tamamladı. – GİRESUN
]]>Ziyarette, önümüzdeki dönemde yapılması planlanan çalışmalara ilişkin bilgi veren Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, “Öncelikli hedeflerimizin başında madde bağımlılığıyla mücadele geliyor. Gençlerimizi bu yıkımdan kurtarmalıyız” dedi.
Gemlik’i tehdit eden iki farklı “yıkım gerçeği” olduğunun altını çizen Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, “Gemlik olarak iki farklı yıkım tehdidiyle karşı karşıyayız. Bunlardan ilki, gençlerimizin pençesine düştüğü madde bağımlılığı, diğeri de deprem. Beraberinde toplumsal bir yıkımı getirecek olan madde bağımlılığına karşı, Gemlik Belediyesi olarak, Kaymakamlığımız, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Emniyet güçlerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız ile birlikte hareket edeceğiz. İlçemizdeki metruk binaları yıktıkça, madde bağımlılığına karşı mesafe almış olacağız. Halen merkezdeki 5 mahallemizde yaklaşık 150 metruk bina var. Bunları ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapacağız. Diğer yandan çocukların ilgi duyduğu her alanda gelişmesi için destek çalışmaları yapacağız. Gençlerimiz bizim geleceğimiz, onları korumalıyız” dedi.
İlçeyi tehdit eden bir diğer yıkım tehdidinin deprem olduğunu kaydeden Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, “Güvenli yapıların inşa edileceği rezerv alanlarımız var. Bu alanları değerlendireceğiz. Ayrıca yerinde kentsel dönüşüme de önem vereceğiz. Halkımızın depreme karşı güvenli yapılarda ikamet etmeleri öncelikli projelerimizin ilk sırasında” şeklinde konuştu.
Belediye başkanı seçilmeden önce yaklaşık 20 yıl sivil toplum kuruluşlarında görev yaptığını ve her siyasi görüşten Gemlikli ile, ilçenin sorunlarına çözüm bulma hedefiyle bir araya geldiğini, ortak çalışmalar yaptığını söyleyen Başkan Şükrü Deviren, “Seçimin ardından siyaseti bir yana bırakarak bütün vatandaşlarımıza hizmet edebilmek için çalışmaya başladım. Gemlik’teki 35 mahalleyi ezbere biliyorum. Projelerimizde “kazan kazan” prensibiyle hiçbir kesimi mağdur etmeden, kamu yararını gözeterek uygulamalar yapacağız. Örneğin Togg bizim markamız. Belediyemize Gemlik mavisi Togg araçlar alarak markamıza sahip çıkacağız. Bir diğer sorunumuz trafik. Gemlik’in otoyol anlamında girişi ve çıkışı bile yok. Çok karmaşık. Karayolları ile birlikte çalışacağız. Sorunlarımızı birlikte çözeceğiz” dedi.
Gemlik nüfusunun 122 bine ulaştığını ve bu nüfusa hizmet üretecek finansal kaynaklara sahip olmadıklarını sözlerine ekleyen Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, “Mali sıkıntı nedeniyle yatırımlar durma noktasında. Personel maaşları bile zorlukla ödeniyor. Bu nedenle ilk aşamada israfın kaynağını tespit ediyoruz. Toplumsal faydaya sahip olmayan hizmetleri gözden geçireceğiz ve gereksiz yerlere kaynak aktarılmasına son vereceğiz. Parayı kontrol etmeyi bileceğiz. Finans konusu önemli. Her konuda olduğu gibi bu konuda da şeffaf olacağız” şeklinde konuştu.
Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’e, açık yüreklilikle yaptığı açıklamalar nedeniyle teşekkür eden BGC Başkanı Nuri Kolaylı da, Bursa yararına yapılacak çalışmaları desteklemeye hazır olduklarını ifade etti.
Bursa basınını oluşturan gazete, radyo, televizyon ve internet haber sitelerinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve en güçlü yerel medyanın Bursa’da görev yaptığını söyleyen Kolaylı, Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin 550 üyesiyle sektöre ve sektörde çalışan basın mensuplarına hizmet ürettiğini vurguladı.
Ziyarete Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın yanı sıra, Başkan Vekili Fuat Kars, Başkan yardımcıları İhsan Altıkardeş, Hakan Işıkkent ve Ahmet Akhan, Genel Sayman Tevfik Fikret Sönmez, Yönetim Kurulu Üyeleri Ersin Yıldıran, Musa Öztürk, Nejat Kırbulut, Cemal Ekentok ve Hurşit Topal ile BGC Genel Sekreteri Sinan Tunç katıldı. – BURSA
]]>31 Mart Yerel Seçimlerinde Pamukkalelilerin yüzde 46,04 oyunu alarak Pamukkale Belediye Başkanı seçilen Ali Rıza Ertemur, göreve gelir gelmez Pamukkale ilçesini güzelleştirmek için çalışmaya başladı. Pamukkale Belediye Başkanı seçilen Ali Rıza Ertemur, 61 mahalle muhtarıyla ilk toplantısını gerçekleştirdi. Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur ev sahipliğinde gerçekleşen tanışma toplantısına, Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili ve Pamukkale Meclis Üyesi Ali Marım, CHP Pamukkale İlçe Başkanı Uğur Coşkun, Pamukkale Belediye Başkan Yardımcıları Himmet Yavaş ile Uğur Çizmecioğlu, CHP Pamukkale Belediyesi Meclis üyeleri ve 61 mahalle muhtarı katıldı.
Toplantıda, “Pamukkale’mizi birlikte güzelleştireceğiz” vurgusu yapan Başkan Ertemur, “İlçemize en iyi hizmeti sunma çalışmalarımızda muhtarlarımız ve meclis üyelerimiz daha aktif rol alacaklar. Hep birlikte vatandaşımıza bizlere verdiği oyların hakkını verecek ve çok, daha çok çalışacağız” diye konuştu.
Başkan Ertemur muhtarlarla 2 ayda bir toplanacak
Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, Pamukkale halkına en iyi hizmeti sunmak için çalışırken, halkla belediye arasında köprü görevi gören muhtarlardan “Belediyemizle olan irtibatınızı koparmayın” talebinde bulundu. Başkan Ertemur, “Yapılan son seçimlerde sizler muhtar olarak, biz de belediye başkanı ve meclis üyeleri olarak yeni bir yola çıktık. Hepinizi seçimlerden dolayı kutluyorum. Sizler de bizler de tecrübeliyiz. Halkımızın sorunlarını, mahallelerin ihtiyaçlarını sizler bizlere ileteceksiniz. Vatandaşlarımız hem sizlere hem de bize kredi verdi. Hep birlikte bu krediyi vatandaşlarımıza geri sunmak için çalışacağız. Sağlıklı bir işleyiş için belediye meclis üyelerimize mahalleleri paylaştırdık. Her mahallemizle ilgilenen meclis üyelerimizi belirledik. Sizler ve bizler hep birlikte ele ele vererek Pamukkale için çalışacağız. Sizlerle periyodik olarak 2 ayda bir toplantı yaparak, sorunlarımızı anlatmamız ve çözümü bulmamız gerekiyor. Siz kıymetli muhtarlarımızdan ricamız belediyemiz ile irtibatınızı kopartmayın. Sorunu ilk gören sizlersiniz. Belediyenin eli ayağı gözü olarak, sizden ricam hiçbir sorunu ötelemeyelim. Mümkün olduğu kadar hızlı ulaştırın ki hemen çözelim. Ben Pamukkale’de sizlerle birlikte çok güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum” diye konuştu.
“Pamukkale, 2 dönem yaşanan sıkıntıları bizlerle unutacak”
Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili ve Pamukkale Meclis Üyesi Ali Marım, “Belediyelerin en önemli gücü muhtarlardır. Pamukkale Belediye Başkanımız Ali Rıza Ertemur, meclis üyeleri ile sizleri buluştu. Bu bence 5 yılın ilk adımıdır. Nasıl sağlıklı adım atarsak öyle gider diye düşünüyorum. Önemli olan Denizli, önemli olan halkımız. Pamukkale, bizlerle birlikte 2 dönem yaşadığı sıkıntıları unutacak güzel günler görecektir. Bu başarının altında hepimizin imzası olacak. Pamukkale’yi yaşanır bir kent haline getirmenin çalışmasını yapacağız. Katıldığınız için çok teşekkür ederim. Hepinize başarılar dilerim” dedi.
Toplantı da mahalle muhtarları tek tek söz alarak kendilerini tanıtarak ve mahallelerinin genel durumu hakkında kısaca bilgi verdiler. Muhtarlardan ivedilikle mahallelerinin durumu, mahalle halkının talepleri hakkında rapor talep eden Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, toplantı sonunda muhtarla tek tek günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi. – DENİZLİ
]]>Sinem Dedetaş, mazbatasını alır almaz resmi tatil günleri çıkartıldığında görev süresi olan 18 iş gününde hangi icraatlarını gerçekleştirmeye başladığını Haberler.com’a anlattı.
“KUTLAMAYLA GEÇEN VAKİT HEPİMİZİN VAKTİNDEN ÇALIYOR”
Dedetaş, “Genelde insanlar mutlu ben de mutluyum. Tabi çalışma bekleniyor. Belediyelerin birinci önceliği icra, biz de bunun farkındayız dolayısıyla kutlamaları bile bazı yerlerde başlatmadık. Çünkü kutlamayla geçecek vakit de hepimizin vaktinden ve icradan çalıyor. O yüzden yol üstünde selamlaşarak ve yol üzerinde teşekkür ederek süreci başlattık.
Özellikle Üsküdar Belediyesi için hızlı hareket edilmesi gereken bir yer çünkü öncelikli konularımız var. Vatandaşlarımız bizden bu anlamda bizzat hizmet bekliyor. Tabii biz ayın 4’ünde işe başladık, yani görev teslimi aldık ama ondan sonra bayram tatili 23 Nisan ve 1 Mayıs birlikte aslında 18. iş günümüzdeyiz. Meclisi topladık, komisyonlarımızı gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı.

İLK VAADİ KENTSEL DÖNÜŞÜM OLDU
Sinem Dedetaş, seçim çalışmaları sırasında, Üsküdar’da 1999 öncesi yapı stoğunun yüzde 70 seviyelerinde olduğunu ve seçildiği zaman önceliğinin deprem dirençli bir Üsküdar inşa etmek olduğunu ifade etmişti.
Dedetaş, yaptığı bir açıklamada, “İster belediyemizle, ister İBB ile ister merkezi yönetim ya da müteahhitlerle anlaşmış olsun, hiçbir komşumuzu desteksiz bırakmayacak, komşularımızın hak kaybına uğramaması için hiçbir karşılık beklemeden iştirakimiz KENTAŞ ile müşavirlik hizmeti sunacağız. Yerinde dönüşümü desteklerken komşularımızla iletişimimizi sıkı tutacağız, mobil kentsel dönüşüm iletişim ofislerimiz ile ihtiyaç duyan komşumuzun kapısına çalışma arkadaşlarımızı göndereceğiz. Hiç çekinmeden her türlü sorusuna beraber cevap arayacağız, derdine çözüm olacağız.” ifadelerini kullanmıştı. Başkan Dedetaş, seçimi kazandıktan sonra o vaadini unutmadı.
“KENTAŞ, VATANDAŞLA MÜTEAHHİT ARASINDA SİGORTA OLACAK”
“Kampanyada da kentsel dönüşüm demiştik, şimdi de aynısını söylüyorum. Çünkü hali hazırda dönüşen ve dönüşebilecek alanlar var. Bunların çalışmalarına başladık. KENTAŞ’ın yapısını değiştirmek vaadimiz vardı onun başlangıcını yaptık. KENTAŞ üzerinden bir müşavirlik, vatandaşla müteahhidin arasında duracak bir sigorta gibi onun yapılanmasını vadetmiştik. Bunun sürecini başlattık.
Şu an aslında kentsel dönüşümde mayısın 2. haftasından itibaren komşularımızla buluşup çözümler üretecek noktaya getirdik diyebilirim. Özellikle büyükşehirde ortaklaşa yapacağımız projelerin belirlenmesi, onların planlarının yapılması, bu çalışmalar yapılıyor. Değişim süreçleri önemli. Bir yandan da sosyal Üsküdar çok önemli. Bu yüzden hem afet dirençli hem de sosyal anlamda bir bütün, eksikleri giderilmiş bir Üsküdar çalışmalarına başladık.”
MARMARA BELEDİYELER BİRLİĞİ
6’sı büyükşehir olmak üzere 11 ilde faaliyet gösteren Marmara Belediyeler Birliği, 1975 yılından bu yana belediyelerin ortak sorunlarına çözümler geliştirilmesi, çevre bilinci, sürdürülebilir şehircilik, göç, sosyal uyum, eğitim ve bilimsel çalışmaların desteklenmesi gibi birçok konu başlığında çalışmalar yapıyor. Son yerel seçimde Marmara Bölgesi’ndeki 11 ilden 8’inin CHP’ye geçmesiyle birlikte Marmara Belediyeler Birliği’nde de yönetim değişti.
Başkan Dedetaş, “Bu yapı çok önemli bir yapı. Birlikte olmanın ve aslında birlikte hareket etmenin önemini, ne kadar fark ses olduğumuz önemli değil, hizmet için bir yerde ortaklaşa bilmek çok kritik. Bence bütün Türkiye adına bunu gösteren Marmara Belediyeler Birliği, önemli işler yapmış. Bunları artırarak sürdürmek hepimizin görevidir.” sözleriyle yapının önemini vurguladı.
]]>Bakan Koca, Sağlık Bakanlığı’nda düzenlenen “Ulusal Sağlık Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı”na katıldı.
Toplantının ardından basın açıklaması yapan Koca, verimlilik ilkesinin, her alanda olduğu gibi sağlık sitemi ve sağlık hizmetinde de esas olduğunu belirtti.
Türkiye’deki sağlık sisteminin sıradan bir sistem olmadığını, sağlık hizmetlerinin tamamının, bütün vatandaşlara sosyal güvenlik kapsamında, bedelsiz sunulduğuna ve bunu sunabilen ender ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Bakan Koca, “Buna bağlı olarak, sınırlı kaynakla sınır konulmayan bir sağlık hizmeti talebini karşılamaya çalıştığımız da bir gerçektir. Bir vatandaşımızın hissettiği herhangi bir sağlık sorunu; ona, hizmet talep etme ve özgürce başvurma hakkını tanımaktadır. En büyük gücümüzse sağlık çalışanlarımızdır. Onlara çabaları için teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Sağlık Bakanlığını üstlendiği günden itibaren, gerekli her hususta vatandaşları bilgilendirmeyi esas aldığını belirten Koca, bu prensibin değişmediğini ve aynı şekilde devam ettiğini vurguladı.
Koca, sosyal medyanın, sağlıklı bir bilgi kaynağı olmadığını, sağlıkla ilgili konularda doğru bilgi kaynağının Sağlık Bakanlığı olduğuna dikkati çekerek, “Bilgi kirliliğinin önüne geçmek için, tıpkı bugün olduğu gibi sizleri, Sağlık Koordinasyon Kurulumuzun kararları konusunda düzenli bir şekilde bilgilendireceğim. Sağlık Koordinasyon Kurulu, yeni dönemdeki en önemli değerlendirme organımızdır.” şeklinde konuştu.
Sağlıkta “beyaz reform”
Sağlıkta, yakın dönemde nelerin gerçekleştirildiğine de değinen Koca, “beyaz reform”a atıfta bulundu.
Bu reformun, hekimlerin kamuya geçişi başta olmak üzere pek çok sonucu beraberinde getirdiğini aktaran Koca, şunları kaydetti:
“Dünyada eşi görülmemiş bir yasayla, malpraktis davalarına ilişkin sorunlar, yine yakın bir dönemde, kökten çözülmüştür. Sağlıkta şiddet yasası sonucunda, şiddet olayları önemli ölçüde azalmıştır. ‘Beyaz kod’ uygulaması yanı sıra ‘Gri Kod’ uygulaması pilot uygulama olarak başlatılmıştır. Çalışmalarımız sonucunda Beyaz kod sayısı 1 milyonda 31’den bir milyonda 14’e inmiştir. Gri kod uygulanan bölgelerde ise bu düşüş ilave olarak yüzde 50’den fazladır.”
Bakan Koca, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının emekliliklerine dair özlük haklarında önemli iyileştirmeler yapıldığını da hatırlatarak, sağlık çalışanlarının verdikleri her hizmetin karşılığını aldığı bir teşvik sistemine geçtiklerini dile getirdi.
Görevi medikal kurtarma olan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) çatısı altında, UMKE ATAK adını taşıyan yeni bir birim kurduklarını belirten Koca, bu ekiplerin, medikal arama kurtarma çalışması yaptığını anlattı.
Koca, koruyucu sağlık hizmetlerine verilen önemin arttığını, kaynakların yaklaşık üçte birini koruyucu hekimlik için kullandıklarını vurguladı.
Uzaktan sağlık hizmeti ile ilgili altyapı çalışmalarını tamamladıklarını ve pilot uygulamalarına başlandığına dikkati çeken Bakan Koca, “Kronik hastaların takibi, rapor ve reçete yenileme için de bu uygulama sayesinde çevrimiçi hizmet sunmayı planlıyoruz. Kısa adı YAŞAM olan Sağlıklı Yaş Alma Merkezlerimizi hayata geçirdik. Uygulamaya 80 yaş üzeri vatandaşlarımızdan başladık. Yaş sınırını aşağı indirerek uygulamayı yaygın hale getireceğiz.” ifadesini kullandı.
“2 milyon 200 binden fazla bebeğimiz için tarama yaptık”
Bakan Koca, evlilik öncesi SMA Taşıyıcı Tarama Programı kapsamında 1 milyon 400 binden fazla çifti taradıklarını aktararak, “Yeni Doğan SMA Tarama Programı’nda 2 milyon 200 binden fazla bebeğimiz için tarama yaptık. Erken tanı, tedavi başarımızın yüzde 90’ın üzerine çıkmasını sağladı.” dedi.
Aile diş hekimliği uygulamasını 3 ilde pilot olarak başlattıklarını ve 42 aile diş hekimliği biriminde 12 bini aşkın çocuk ile ailelerine ulaştıklarını kaydeden Koca, “23 şehir hastanemizde toplam 34 bini aşkın yatak kapasitesi ile hizmet veriyoruz. Yatak kapasitesi 15 bini bulacak olan 12 şehir hastanemizin yapımı devam etmektedir.” diye konuştu.
Kullanılan her 100 kutu ilacın 91’inin, değer bazında ise 57’sinin artık Türkiye’de üretildiği paylaşan ve Sağlık Vadisi kurma çalışmalarını hızlandırdıklarını bildiren Koca, şöyle devam etti:
“Hıfzıssıhha Aşı ve Biyoteknolojik Ürün Üretim Merkezimizin inşaatını tamamlayarak pilot üretimlere iki yıl içinde başlayabileceğiz. Hedefimiz, ihtiyacımız olan aşıların tamamının Türkiye’de üretilmesidir. 3 aşımız yani kuduz, Hepatit A ve suçiçeği aşıları, teknoloji transferi ile artık ülkemizde üretilecek. Bağışıklama programındaki diğer bütün aşılar da Hıfzıssıhha’da üretilecek. 2028’de ise tüm aşılar yüzde 100 yerli üretim olacak. Tip 1 diyabet hastaları başta olmak üzere, bütün diyabet hastalarımızın kullanabilecekleri sürekli glikoz ölçüm sensörlerini tamamen yerlileştiriyoruz. Klinik değerlendirmesini de tamamlayıp, en kısa sürede hastalarımıza sunacağız. Nadir hastalıklar için Hücre ve Gen Terapisi Hastanesini kuruyoruz. Böylece en güncel tedaviyi kendimiz geliştirerek uygulayacağız. Bağımlılıkla mücadele için rehabilitasyon amaçlı BAHAR merkezlerini hayata geçiriyoruz. İlki bu yıl Sancaktepe’de hizmete başlayacak. Çok kısa bir sürede tüm büyükşehirlerimiz bu merkezlere sahip olacak.”
“Gelinmeyen toplam randevu sayısı 81 milyon”
Bakan Koca, Kovid-19 pandemisi döneminde şartlar gereği hastanelerin, alışılageldiğinden çok farklı kullanıldığına işaret etti.
Kalabalık ortamların oluşmasını önlemek için ayaktan muayeneye karşı, randevu sistemini çok daha yaygın kullanmayı teşvik ettiklerini vurgulayan Koca, “O dönemden itibaren hastalarımız, çalışanlarımız, böyle bir gereklilik olmadığı halde, randevu sistemine yöneldiler. Aynı muayene, randevulu yapılabildiği gibi randevusuz da yapılabiliyorken tercih, atıl kalma riski olan randevulu muayeneye kaydı. Buna rağmen randevulu ve randevusuz bakılan hasta sayıları neredeyse eşittir.” diye konuştu.
Randevulu muayeneye yönelişin, beraberinde bazı uygulama zorluklarını da getirdiğini aktaran Koca, geçen yıl 23 milyon kişinin aldığı randevulardan en az birine gelmediğini bildirdi.
Bunun nüfusun yaklaşık 4’te birine geldiğine işaret eden Koca, “Gelinmeyen toplam randevu sayısı 81 milyon. 3-4 saat kala iptal edilen randevu sayısı ise 21 milyon. Bu gibi sebeplerle randevu kapasitesinin yüzde 30’u kullanılamadı.” dedi.
Küresel salgının, yaşattıklarının yanında bazı gerçekleri de apaçık görme fırsatı verdiğini dile getiren Koca, şehir hastanelerinin, sağlık hizmetlerinde kapasitesinin arttığına şahit olduklarını söyledi.
Tüm büyükşehirlerde şehir hastanesi kurulmasını ve her ilde üçüncü basamak sağlık hizmetinin verilebilir olmasını hedeflediklerini vurgulayan Koca, şunları kaydetti:
“Artık vatandaşlarımız, sağlık hizmeti almak için en iyi adres olarak kamu hastanelerimizi görüyor, sağlık sorunlarında kamu hastanelerimize müracaat ediyor. Eskiden ‘kamu hastaneleri’ denince anlaşılan ile bugün kamu hastaneleri denince anlaşılan aynı değildir. Söz konusu başarı, kamu hastanelerine yönelişi her geçen gün artırmaktadır. Bu tercihi, kamu hastanelerinde, pandemi öncesi dönemle şimdi bakılan hasta sayılarını kıyasladığımızda açıkça görüyoruz. Bu ve özel sektörün sağlık hizmetlerindeki payının azalması kamuya talepte artış demektir. Talep ise yeni randevu anlamına gelmektedir. Randevu sorununun bir nedeni de budur. Başarı, beraberinde bir sorun da getirmiştir.”
Sağlık hizmeti almayı kolaylaştıracak bir gelişmeyi de paylaşan Koca, sağlık yöneticileri ve yazılım mühendisleriyle birlikte kurdukları MHRS sisteminin yeni bir özellik kazandığını belirterek, “Ertesi gün randevusu olan her hastamız, akşam saat 20.00’ye kadar randevusuna onay verecek veya gelemeyeceğini bildirecek. Bu sisteme Onaylı Randevu Sistemi, MHRS’de başlatılan bu yeni döneme de Onaylı Randevu Dönemi diyoruz. Uygulama pazartesi günü başlıyor.” şeklinde konuştu.
“Hasta gelemeyeceği randevuyu iptal edecek”
Bakan Koca, yeni dönemde 65 yaş üstü hastalar ve kanser hastalarının ayrıcalıklı olarak kabul edileceğini, bu gruptaki hastaların onay işlemlerinden istisna olduğunu hatırlattı.
Onaylı Randevu Sistemi’nin, hastanelere, hekimlere zamanı verimli kullanma imkanı sağlayacağına vurgu yapan Koca, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hasta gelemeyeceği randevuyu iptal edecek. Böylece, randevu sadakatsizliği sebebiyle, şu an boş kalan kapasitemizi hizmet bekleyen hastalar için kullanabileceğiz. Boş kalan her bir randevuda, sistemden randevu alamayıp, talep bırakmış hastalarımıza ulaşacağız. Öncelik talep bırakan hastalarda olacak. Onaylı Randevu Sistemi sayesinde, öngörümüze göre, birçok branşta hastamızın talebine 24 saat içinde cevap verebiliyor olacağız. Bu yeni sistemden, beklenen sonucu alacağımıza inanıyoruz. Taleplerin etkin şekilde karşılanabilmesi içinse Randevu Koordinasyon Merkezi’ni devreye alıyoruz. Bu merkezin faaliyetlerini şahsen takip edeceğim.”
(Sürecek)
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Günaydın, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın açıkladığı ‘Enflasyon Raporunu eleştirdi. Günaydın Sinan Ateş iddianamesine ilişkin de “Kabul edilebilir bir yanı yok” değerlendirmesini yaptı.
Günaydın, Merkez Bankası’nın yüzde 36 olan yıl sonu enflasyon tahminimizi yüzde 38 olarak revize etmesinin gerçekçi olmadığını ifade etti. Günaydın, şunları söyledi:
“TÜİK dört aylık enflasyon toplamını yüzde 18.7 olarak tanımladı. İktisatçılar altı aylık enflasyonun en az yüzde 25 olarak şekilleneceğini ifade ediyorlar, öngörüyorlar. Altı aylık enflasyon yüzde 25 olarak şekillenirse yıl sonu itibarıyla Merkez Bankası’nın yüzde 36 olan enflasyon tahminini yüzde 38’e çekmesinin piyasa koşullarına göre çok iyimser olduğunu ifade etmek isterim. Daha da önemlisi Merkez Bankası Başkanı halen yüzde 70 düzeyinde olan gıda enflasyonunu yıl sonu itibarıyla yüzde 35,5 olarak öngördüklerini söylüyor. Şimdi artık bahar ve yaz gıda fiyatlarının gevşemesi gereken, sebzenin, meyvenin, etin ucuzlaması gereken dönemdeyiz. Merkez Bankası Başkanı’nı pazara çıkmaya, manavdan alışveriş yapmaya, kasaptan kırmızı ve beyaz et almaya davet ediyorum. Eskiden kırmızı et alamadığı için beyaz et alan, tavuk eti alan vatandaş son zamanlardaki tavuk etindeki fiyat artışlarıyla artık beyaz et de tüketemeyecek duruma geldi. Merkez Bankası Başkanı’na soruyorum; örneğin gıda enflasyonunu yüzde 70’ten yüzde 35’e indirmek için Merkez Bankası yada hükümet nasıl bir önlem aldı ki buranın yarıya düşeceğini öngörüyor ve buranın üzerinden bir tahminde bulunuyor.
“BIRAKIN EV ALMAYI VATANDAŞ KİRASINI ÖDEYEMİYOR”
Merkez Bankası Başkanı’nın konut fiyatlarında bir yavaşlama olduğuna ilişkin sözlerini de değerlendiren Günaydın, “Merkez Bankası Başkanı’nı bu kez de İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de görevlileri aracılığıyla bazı semtlerde kiralama yapma ve bunun verilerini hem öğrenme hem de kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyorum. Bırakın ev almayı vatandaş artık kirasını ödeyemiyor. Dolayısıyla ‘konut fiyatlarında bir gevşeme var bu da kiraya yansıyacaktır’ öngörüsünün mantıkla bağdaşan bir durumunun olmadığını ifade etmek isterim” diye konuştu.
Günaydın şöyle konuştu:
“Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamalarından biz bir iktisadi politik okuma yapmak zorundayız. Şunları söylüyor; para politikalarındaki kararlı duruşumuz enflasyonu aşağıya doğru çekecektir. Para politikalarındaki kararlı duruş dediğiniz faizi yüzde 50 düzeyinde tutmaktan ibarettir. Başka bir para politikanız yok ve bu para politikasını destekleyen maliye politikası da yok. Evet TL mevduatına geçiş hızlandı ve durum bundan ibaret. Bunun dışında bir şey yok.
“MERKEZ BANKASI BAŞKANI VATANDAŞIN NASIL EZİLDİĞİNİ NE GÖRMEKTE NE DE UMURSAMAKTADIR”
Kredi faizlerinin geldiği durum itibarıyla iç talebin yavaşlamasından bahsediyor. Bunun Türkçesi şudur; ‘tüketici kredileri o kadar artmıştır ki’ diyor ‘kimse tüketici kredisi kullanamaz ve dolayısıyla tüketici kredisini alarak harcama yapamaz’ diyor. Bunu iç talebi daraltmanın bir vesilesi olarak görüyor. Söylemediğini ifade edelim kredi kartlarındaki faiz oranlarının arttırılması ve taksit miktarının daraltılması vatandaşın temel ihtiyaçlarını kredi kartı üzerinden görebilmesi olanağını da ortadan kaldırıyor. Merkez Bankası Başkanı’na göre bu iç talebi baskılamak ve enflasyonu düşürmektir. Merkez Bankası Başkanı vatandaşın nasıl ezildiğini ne görmekte ne de umursamaktadır.
‘Türk lirasındaki reel değerleme enflasyon beklentilerindeki düzelme ve aylık enflasyonu ana eğilimini düşürme etkisi yaratacaktır’ diyor. Türk lirasındaki reel değerleme sözcü ve söz dizimi kadar bence trajikomik cümle olamaz. Çünkü dünyadaki tüm para birimleri arasında Türk lirası Arjantin pesosoyula beraber değer kaybetme rekorunu elinde bulunduruyor.
“TÜİK BAŞKANI’NI DA MERKEZ BANKASI BAŞKANI’YLA BERABER EL ELE TUTUŞARAK PAZARA ÇIKMAYA DAVET EDİYORUM”
TÜİK dört aylık enflasyonu yüzde 18.7 olarak belirledi. TÜİK, Türkiye’de resmi kurumlar arasında yüzde 30 ile en güvenilmez kurumların başında gelmektedir. TÜİK’in enflasyon rakamlarına TÜİK’in çalışanları bile inanmamaktadır. Ben TÜİK Başkanı’nı da Merkez Bankası Başkanı’yla beraber el ele tutuşarak pazara çıkmaya ve fiyatları görmeye davet ediyorum.
Bu piyasadaki daha da daralma ne etki yaratacaktır? İki şey yaratacak; Türkiye’nin büyümesini daha da baskılayacak ve işsizlik rakamlarını arttıracak. 2024’te yüzde 3.3’lük bir büyüme öngörülüyor Türkiye için. Bunun yarattığı etki nedir? Şu an geniş tanımlı işsizlik rakamı 9.6 milyondur. Dar tanımlı diyerek makyajlı işsizlik rakamı ise 2 milyon 322 bin 919 kişi oldu. Burada benim içimi kanatan ve Türkiye’nin yaşadığı gerçekliği adeta yüzümüze vuran iki tane rakam var; 60-64 yaş grubunda işsiz sayısı yüzde 41. Yüzde 74 artmış. Daha fazlasını söyleyeyim mi? 65 yaş üzerindeki kayıtlı işsiz sayısı da yüzde 33 artmış 7 bin küsura çıkmış. Yani yurt dışında bu yaşlarda insanlar ülke ülke gezer ve yılların çalışmasının artık dinlenme zamanını yaşarken bizde 60, 64, 65 ve üzeri yaşlardaki yurttaşlarımız iş arıyorlar ve iş bulamıyorlar. Ben Merkez Bankası Başkanı’nı bu gerçeği hissetmeye davet ediyorum. Bu gerçeklik evinde 60 yaş üzerinde işsiz ve aç kalan yurttaş varlığını bize gösteriyor.
200 TL 2009 yılında hayatımıza girdi. Ocak 2009-Nisan 2024 tarihleri arasında tüketici enflasyonu bu memlekette yüzde 1271 TL’dir. Dolayısıyla 2009 Ocak ayında 200 TL olan satın alma gücü an itibarıyla 3 TL’ye düşmüş durumdadır. Eserleriyle ne kadar övünseler azdır. Bir de bunun satın alma gücüne bakalım. 1 Ocak 2009’da 130 dolar satın alabiliyordu 200 TL’lik bir banknot, şimdi yalnızca 6.1 dolar satın alabiliyor. Bu Türkiye’nin yaşadığı acı gerçekliktir.”
“SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİNİN KABUL EDİLEBİLİR BİR YANI YOK”
Konuşmasının ardından Günaydın, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Günaydın, Sinan Ateş cinayetinin iddianamesiyle ilgili sorulan soruya şu yanıtı verdi:
“Ben bir ceza avukatıyım. Bu iddianamenin kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Çünkü soruşturma safhası sonrasında bir iddianame savcılık tarafından hazırlanır. Bu iddianame olayı olgularıyla birlikte ortaya koyar. Sonra bir ağır ceza mahkemesi bu iddianameyi kabul eder, tensip düzenler ve yargılamaya başlar. Peki ben bu iddianamede olayın akışına ilişkin ne görebiliyorum? Örneğin tetikçiyi Ankara’dan İstanbul’a kaçıran bir araç var. Bu aracın plakası var ama bu plakanın kime ait olduğuna ilişkin bilgi iddianamede yok. Plakayı mı suçlu bulacağız, yargılayacağız? Bu plakanın sahibi kim? Plakanın, aracın MHP önünde fotoğrafları var. Sahibi kim, kullanan kim, kime tahsisli? Bu soruların cevabını iddianamede bulamıyorsam, yargılama sırasında bunun cevabının bulunabileceğini nereden garanti edebilirim. Bu iddianameyi kabul eden ağır ceza mahkemesi heyetine soruyorum; bu plakanın sahibinin kim olduğunu yazmayan savcıya iddianameyi iade ederek, ‘bu plakanın sahiplik durumu araştırılsın ve sahibi kimse iddianameye yazılsın böyle olmazsa kovuşturmaya geçemeyiz’ demeyi hiç aklınıza getirmediniz mi? Bunlar iddianame açısından hem ailenin hem de kamuoyunun yaşadığı haya kırıklığını bize ifade etmektedir.”
“MEB BAKANI’NIN GÜVENİLİRLİĞİNE İLİŞKİN BİR ANKET YAPSAK ACABA ORTAYA NASIL BİR TABLO ÇIKAR?”
Günaydın, müfredat ile ilgili soruya da şöyle yanıt verdi:
“Küçücük çocuklara bilimden, laik düzenden, nitelikli eğitimden tümüyle uzak son derece yersiz bilgilerle doldurulmuş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diyerek AKP’nin aklını tarif eden oysa yurttaşın da 31 Mart’ta o akla gerekli dersi verdiği ortamda bir maarif modeli dayatması ile karşı karşıyayız. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Acaba Milli Eğitim Bakanı’nın güvenilirliğine ilişkin bir anket yapılsa AKP’li yurttaşlarımız da dahil olmak üzere devlet okuluna çocuklarını gönderenlerin bu eğitimden memnuniyet durumlarını bir ölçsek acaba ortaya nasıl bir tablo çıkar? Sadece o araştırmayı veliler ve öğrenciler üzerinden yapmayalım bir de öğretmenler üzerinden yapalım. Acaba mevcut çalışan öğretmenlerden kaçı hayatından memnun? Mülakatla bu sınava girmeye zorlanan öğretmenlere soralım. Yüzde 50’si yazılı yüzde 50’si mülakat olan bu sisteme adalet açısından güvenen bir kişi var mı? Tabii AKP koridorlarında yandaş ve destekçi bulup içeriye girmesini garantileyen bir avuç azınlıktan bahsetmiyorum.”
]]>Marmara Belediyeler Birliği’nin, 2024 Yerel Seçimleri sonrasında 8 Mayıs 2024’te İstanbul’da düzenlediği 2024 Yılı 1. Olağan Meclis Toplantısı’nda meclis üyelerinin oylarıyla başkanlık görevine Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey seçildi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ev sahipliği yaptığı toplantıya; Marmara Bölgesi’ndeki büyükşehir belediye başkanları, il belediye başkanları, ilçe belediye başkanları, belde belediye başkanları ve meclis üyeleri katıldı. Divan Başkanlığına Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün seçildiği toplantıda, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey oy birliğiyle Marmara Belediye Birliği Başkanı olarak seçildi. Meclis’te ayrıca Birinci Başkanvekilliğine Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, İkinci Başkanvekilliğine Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir oybirliğiyle seçildi.
Encümen üyelikleri için yapılan seçimde, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ve Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli MBB Encümen Üyesi olarak seçildi.
“Marmara Belediyeler Birliği’nin oluşturduğu çatıyı önemsiyorum”
Başkanlık seçimi öncesinde ev sahibi sıfatıyla konuşma yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Büyük emeklerle oluşturulan Marmara Belediyeler Birliği’ni önemsediğini ifade etti. Marmara Bölgesi’nin Türkiye’nin 9’da birinden bile küçük olduğunu ancak Türkiye’de yaşayan her 3 vatandaştan birinin Marmara Bölgesi’nde yaşadığını dile getiren İmamoğlu, “Bunun sorumluğu olduğu kadar sorunları da var. Sorunların çözümü de bireysel marifetle ya da bir ilçenin, şehrin marifetiyle mümkün değildir. Bu manada Marmara Belediyeler Birliği’nin oluşturduğu çatıyı önemsiyorum. Buradaki çalışmalar çok kıymetli. Bu zamana kadar emek harcayan herkese teşekkür ediyorum. Yeni dönem için ortak bir şekilde aday gösterilen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e de başarılar diliyorum” dedi.
“Kartal Belediyesi olarak platforma katkılar verdik ve vermeye devam edeceğiz”
Marmara Belediyeler Birliği’nin kentlere olan katkısına değinen Başkan Gökhan Yüksel ise, “Merhum belediye başkanımız Mehmet Ali Büklü’nün de bir zamanlar başkanlığını yaptığı Marmara Belediyeler Birliği, kentlerimizin çeşitli sorunlara ortak çözümler üretmek adına önemli bir platformdur. Kartal Belediyesi olarak biz de bu platforma katkılar verdik ve vermeye devam edeceğiz. Özellikle sokak hayvanları, sıfır atık ve kentsel dönüşüm konularına yönelik ortak proje ve çözümler üretmek için çalışacağız.” ifadelerini kullandı.
Marmara Belediyeler Birliği, Marmara Bölgesi’nde bulunan 6’sı büyükşehir olmak üzere 11 ilde faaliyet gösteriyor. 1975 yılından bu yana belediyelerin ortak sorunlarına çözümler geliştiren Marmara Belediyeler Birliği, çevre bilinci, sürdürülebilir şehircilik, göç, sosyal uyum, eğitim ve bilimsel çalışmaların desteklenmesi gibi birçok konu başlığında çalışmalar yapıyor. – İSTANBUL
]]>Gaziantep Valisi Kemal Çeber, 2024 yılının ilk 4 ayında kentte meydana gelen asayiş olayları ve yapılan operasyonların bilançosu ile ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Vali Çeber, İl Emniyet Müdürü Celal Özcan ve İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Halil Şen ile birlikte genel asayiş, terör, kaçakçılık ve organize suçlar, uyuşturucu ve madde bağımlılığı, trafik, siber güvenlik ve göçmen kaçaklığına yönelik pek çok alanda yapılan çalışmalara ilişkin rakamları paylaştı.
“2024 yılının ilk 4 ayında 2023 yılının aynı dönemine göre asayiş olaylarında ciddi azalışlar olmuştur”
2024 yılının 4 aylık asayiş bilançosunu açıklayan ve 2023 yılının aynı dönemine göre rakamları kıyaslayan Vali Çeber, “2023 yılı ilk 4 ayında mal varlığına karşı 8 bin 595 olay meydana gelirken 2024 yılı ilk 4 ayında bu sayı 6 bin 425 olarak yüzde 25,2’lik bir düşüş olmuş. Suçları aydınlatma oranı ise yüzde 58’den yüzde 78’e yükselmiştir. Evden hırsızlık olayı 2023 ilk 4 ayında yılında 883 iken, 2024 yılında 555’e düştü, otodan hırsızlık olayları 686 olaydan 358 olaya düştü. Bağ-bahçe hırsızlığı olayları 23’ten 7’ye düştü, kapkaç olaylarında yüzde 59,6’lık azalma, aydınlatma oranlarında ise yüzde 29’luk bir oldu. Yankesicilik olaylarında yüzdeki 38’lik azalma aydınlatma oranlarında yüzde 37,5’lik bir artış oldu. 2023 yılının ilk 4 ayında 640 motosiklet hırsızlığı olayı olurken 2024 yılının aynı döneminde 371 olay oldu ve suçta yüzde 40’lik bir azalma oldu. Kasten öldürme olaylarında yüzde 34’lük bir azalma yaşanırken 2024 yılının ilk 4 ayında meydana gelen 30 kasten öldürme olayının tamamı aydınlatıldı. 2023 yılının ilk 4 ayında il genelinde 4 bin 776 kişi yakalanırken 2024 yılının aynı döneminde yüzde 105’lik artışla 9 bin 792 aranan şahıs yakalandı. Gaziantep emniyet ve jandarma yakalama oranlarında Türkiye’de ilk 5’te yer alıyor. İl geneli genel asayiş suçlarında 2023 yılının ilk 4 ayına göre 2024 yılının ilk 4 ayında yüzde 13 azalma, aydınlatma oranlarını ise yüzde 86’dan yüzde 93’e çıkarıldı” dedi.
“Narkotik operasyonlarında Türkiye ve Avrupa’da birinciyiz”
2023 yılı ilk 4 ayı ile 2024 yılı ilk 4 ayı operasyon rakamları hakkında da bilgi veren Vali Çeber, “Emniyet ve jandarma bölgesinde narkotik suçlarda operasyon sayısı yüzde 138, yakalanan şahıs sayısı da yüzde 127 arttırılarak 3 bin 670’ten 6 bin 771’e yükselmiştir. Tutuklanan şahıs sayısı da yüzde 34’lük artışla 574’ten 768’e çıkarılmıştır. Bu süreçte yapılan operasyonlarda 684 kilogram esrar, 2 kilogram eroin, 1,5 kilogram kokain, 127 kilogram metamfetamin, 35 kilogram bonzai ve 1 milyon 256 bin 933 adet narkotik hap ele geçirildi. İlimiz, emniyet ve jandarmanın bu çalışmaları sonucunda Türkiye birincisi konumundadır. İlimiz bu konuda Avrupa’da da en başarılı il konumundadır. Yapılan başarılı çalışmalar sonucunda biz önümüzdeki süreçte uyuşturucu ticareti güzergahının değişeceğini öngörüyoruz. Narkotik alandaki başarının önümüzdeki süreçte asayiş olaylarındaki genel düşüşü de önümüzdeki dönemde beraberinde getireceğini öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.
“9 organize suç örgütü çökertildi, 504 operasyon yapıldı”
Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadeleye yönelik çalışmalara da değinen Çeber, “2023 yılı ilk 4 ayında 241 operasyon yapılmışken 2024 yılının aynı döneminde yüzde 109’luk artışla 504 operasyon yapılmıştır. 2024 yılında yapılan operasyonlarda yakalan şahıs sayısı yüzde 110’luk artışla 204’ten 427’ye yükselmiş, tutuklanan şahıs sayısı ise yüzde 284’lük artışla 19’dan 73’e yükseldi. 2024 yılında 9 organize suç örgütü çökertilirken yakalan 35 şüphelinin adli makamlara intikali sağlanarak tutuklanmıştır” şeklinde konuştu.
“Terör operasyonlarında 55 şüpheli, kaçak göçmen operasyonlarında 56 şahıs tutuklandı”
Terörle mücadele ve göçmen kaçakçılığına yönelik operasyonlara dair de bilgi veren Vali Kemal Çeber, “2024 yılının ilk 4 ayında yapılan terör operasyonlarında 55 şüpheli yakalanarak tutuklanmıştır. Göçmen kaçakçılığı organizatörü 56 şahıs yakalanarak tutuklanmıştır” diye konuştu.
Vali’den “düğünlerde ateş etmeyin” çağrısı
Vali Çeber, kentte asayiş olaylarına yönelik gayretli çalışmaların durmaksızın devam edeceğini de vurguladı. Çeber, konuşmasının son kısmında vatandaşlara da seslenerek özellikle düğünlerde havaya ateş açma alışkanlığından vazgeçmeleri çağrısında bulunarak bu konuda da denetimlerin arttırılacağını ve ciddi yaptırımların uygulanacağını aktardı. – GAZİANTEP
]]>AstraZeneca, aşıdan “müthiş bir gurur duyduklarını”, ancak ticari bir karar aldıklarını söyledi.
Şirket, yeni koronavirüs varyantlarının ortaya çıkmasıyla, talebin güncellenmiş aşılara kaydığını söyledi.
Aşının pandemi döneminde milyonlarca kişinin hayatını kurtardığı tahmin ediliyor, ancak aşı ayrıca nadir görülen ve bazen ölümcül de olabilen kan pıhtılaşmalarına neden olabiliyor.
Dünyayı pandemi kapanmalarından kurtarma yarışında, Oxford-AstraZeneca ortaklığında hazırlanan Covid aşısı, Oxford Üniversitesi’ndeki bilim insanlarınca rekor bir sürede geliştirildi. Normalde 10 yıl süren aşı geliştirme süreci, 10 ayda tamamlandı.
AstraZeneca aşısı, Kasım 2020’de muadillerinden çok daha ucuz ve saklaması kolay olduğundan, “dünya için bir aşı” diye karşılanmıştı. Bunun yanı sıra İngiltere’nin aşılarla kapanmalardan çıkma politikasının en önemli unsuruydu.
Bristol Üniversitesi’nden Prof. Adam Finn “Doğrusu, dev bir fark yarattı. O dönem Pfizer’ın aşısıyla birlikte yaşadığımız felaketten bizi çıkarttı” dedi.
Ancak aşının şöhreti, nadir görülen bir yan etki olan kan pıhtılaşması nedeniyle darbe yedi ve İngiltere dahil bazı ülkeler alternatif aşılara yöneldi.
Aşı fazlası, düşen talep
AztraZeneca’dan yapılan yazılı açıklamada, “Bağımsız tahminlere göre, kullanımın sadece ilk yılında 6,5 milyon yaşam kurtarıldı. Çabalarımız dünya genelindeki hükümetler tarafından tanındı ve küresel pandeminin sona erdirilmesinde kritik bir unsur olarak görüldü” denildi.
Şirket ayrıca, Covid virüsünün mutasyona uğramış yeni varyantlarını yakından takip eden yeni aşılarla “güncellenmiş aşı fazlası ortaya çıktığını” ve “düşen talep” nedeniyle aşının artık “üretilmediğini ve tedarik edilmediğini” bildirdi.
Prof. Finn “Sanırım aşının piyasadan çekilmesi artık işe yaramadığını gösteriyor. Virüs çok atik çıktı ve evrimleşerek orijinal aşılardan uzaklaştı. Yani bir anlamda artık aşılar alakasız hala geldi ve şu anda yeniden formüle edilmiş aşılar kullanılıyor” dedi.
Yan etki tartışmaları
AstraZeneca’nın ürettiği Covid aşısı genel olarak güvenli ve etkili olarak değerlendirilse de Trombositopeni Sendromlu Tromboz (TTS) olarak bilinen nadir ancak ciddi bir yan etki riski taşıdığı ortaya çıkmıştı.
Aşı, 18 yaş ve üzeri kişilerde, genellikle üst kola, yaklaşık üç ay arayla iki enjeksiyon şeklinde uygulanıyordu. Bazı ülkeler tarafından takviye aşısı olarak da kullanıldı.
Vaxzevria adlı aşı, Covid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünden bir protein yapma genini içerecek şekilde modifiye edilmiş adenovirüs ailesinden başka bir virüsten oluşuyor ve virüsün kendisini içermiyor.
Nisan 2021’de aşı olduktan sonra kan pıhtısı nedeniyle beyin hasarına uğrayan ve çalışamayan iki çocuk babası Jamie Scott şirkete yönelik ilk yasal süreci başlatmıştı.
Aşıyla ilgili toplu bir davada birden çok iddiayla karşı karşıya olan AstraZeneca, geçtiğimiz aylarda Covid aşısının bu yan etkiye neden olabileceğini ilk kez mahkeme belgelerinde kabul etti.
Bazı davacılar yakınlarını kaybettiklerini, bazılarıysa aşının ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını iddia ediyor.
AstraZeneca iddialara karşı çıkıyor ancak Şubat ayında İngiliz Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu yasal bir belgede Covid aşısının “çok nadir durumlarda TTS’ye neden olabileceğini” doğruladı.
]]>(AFYONKARAHİSAR) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nda, “Çok önemli bir sınavdayız. Bütün gözler üzerimizde. Dikkatle bizi izliyorlar. O yüzden okyanusları geçip derelerde boğulmayacağız” dedi. CHP’li belediyelerde yapılan bazı atamaları geri aldırdığını da belirten Özel, “Hata yapma lüksümüz yok. Onlar gri bir kağıt gibi, onlar kir göstermiyor. Biz tertemiz bir partiyiz. Bembeyaz bir kağıt gibi üzerine kurşun kalemi dokundursak kir gösteriyor kardeşim. Dikkat edeceğiz. Doğru davranacağız. Örnek olacağız. Biz başaracağız” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel yerel seçimler ardından partisinin seçimi kazandığı il ve ilçelere teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. CHP lideri Özel, bugün teşekkür ziyaretleri kapsamında, Afyonkarahisar’a geldi. Özel ilk olarak partisinin il başkanlığını ziyaret etti. Burada CHP Afyonkarahisar İl Başkanı Faruk Duha Erhan’a, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ve parti örgütüne yerel seçim başarısı dolayısıyla teşekkür eden Özel, ardından partililere açıklama yaptı.
Konuşmasına Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar’da her iki kişiden birinin oyunu alarak seçildiğini ifade ederek başlayan Özel, “Bu büyük seçim başarısı için her birinizi ayrı ayrı kutluyorum. Afyon genelinde biri merkez ilçe, üç ilçe, iki belde belediyesi aldık. Ama gelecekte artık Afyon’da Cumhuriyet’in kurulduğu topraklarda il genelinde çok büyük başarılar elde edeceğimizden, Afyon’da yapacağımız belediyecilik hizmetiyle ilçelerimizde dürüst, çalışkan, tutumlu, israfa karşı hizmet odaklı halkçı belediyecilik anlayışımızla tüm Afyon’un gönlünü kazanacağımızdan, Afyon Belediyesi’ni bundan bir daha geri bırakmayacağımızdan, yeni ilçeler, yeni beldeler kazanacağımızdan ki nüfusu yedi yüz elli bini geçmiştir, büyükşehir belediyesi olduğunda Afyon büyükşehiri de alacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
ÖZGÜR ÖZEL’DEN BURCU KÖKSAL’A DESTEK AÇIKLAMASI: “BİZ BU BELEDİYELERİ EŞE DOSTA İŞ SAĞLAMAK İÇİN KAZANMADIK”
Özel’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:
“Çok önemli bir sınavdayız. Bütün gözler üzerimizde. Dikkatle bizi izliyorlar. O yüzden okyanusları geçip derelerde boğulmayacağız. Sonuna kadar başladığımız gibi devam edeceğiz. Burcu Köksal’ın geçtiğimiz günlerde ‘artık bundan sonra Afyon’da eş, dost, akrabayı, belediyeye doldurmak yok’ dediği yaklaşımını önemsiyoruz, destekliyoruz. Sonuna kadar arkasındayız. CHP’li belediyeler bizlerin ‘çocuklarının, torunlarının uzun yıldır emeğimiz var hemen işe girmeli’ diye bakacağımız yerler değildir. Biz bu belediyeleri çocuğa, toruna, eşe, dosta iş sağlamak ya da ihale verip rant aktarmak için değil, biz bu belediyeleri, o çocukların geleceğini kurtarmak için kazandık. Geleceklerini kurtarmak için. İsrafı durdurup masrafları azaltıp, borçları ödeyip en iyi hizmeti yapıp kayırmacılık değil iyi hizmet yaparsak önümüzdeki seçimleri kazanacağız.
“HATA YAPMA LÜKSÜMÜZ YOK”
‘Belediyeyi kazandık, artık benim rahat etme zamanım’ diye düşünmeyin. Biz bu ülkenin geleceğini kurtarmak için burada kişisel beklentilerin taleplerin çok dışında bir yaklaşımda bulunmamız lazım. Açık söylüyorum ufak tefek atama hataları oluyor. Tek tek hepsini geri aldırtıyorum. Bursa’da geri aldırdım. Balıkesir’de geri aldırdım. Adana’da geri aldırdım. Hata yapma lüksümüz yok. Onlar gri bir kağıt gibi, onlar kir göstermiyor. Biz tertemiz bir partiyiz. Bembeyaz bir kağıt gibi üzerine kurşun kalemi dokundursak kir gösteriyor kardeşim. Dikkat edeceğiz. Doğru davranacağız. Örnek olacağız. Biz başaracağız.”
AFYON’DAKİ EMEKLİLERE ÇAĞRI: “TANDOĞAN MEYDANI’NDA 10 BİN LİRAYA İSYAN ETMEYE ÇAĞIRIYORUM”
“Bizim belediye kaynaklarını partililere aktarma sıramız gelmedi; Atatürk’ün partisinin iktidar olma sırası geldi. Biz elbette birinci parti sorumluluğuyla AK Parti’yle de MHP’yle de mecliste grubu bulunan partilerle de bütün partilerin genel başkanlarıyla da sorunları konuşuyoruz. Elbette konuşmaya devam edeceğiz. Talepler iletiyoruz. İletmeye devam edeceğiz. Ancak yerine gelmediğinde, mücadeleden bir adıl geri durmayacağız. 26 Ağustos’ta Afyon’daki tüm emeklileri Ankara’ya Tandoğan Meydanı’nda 10 bin liraya isyan etmeye, bir asgari ücrete çıkartılması için eylem yapmaya çağırıyorum.”
]]>CHP Genel Başkanı Özel, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından Afyonkarahisar Belediye Başkanlığını kazanan Burcu Köksal’ı ziyaret etmek ve partilileri ile bir araya gelmek üzere Afyonkarahisar’a geldi. İlk olarak partisinin il başkanlığını ziyaret eden Özel ardından burada kendisini bekleyen partililere seslendi. Konuşmasında bir çok kentte ve ilçede belediye başkanlığını kazanmalarına ve bunun başarısına değinen Özer, “Çok önemli bir sınavdayız, bütün gözler üzerimizde dikkatle bizi izliyorlar, o yüzden okyanusları geçip derelerde boğulmayacağız. Sonuna kadar başladığımız gibi devam edeceğiz. Burcu Köksal başkanımızın geçtiğimiz günlerde ‘artık bundan sonra Afyon’da eş, dost, akrabayı belediyeye doldurma dönemi yok’ dediği yaklaşımını önemsiyoruz, destekliyoruz ve sonuna kadar arkasındayız” dedi.
“Hata yapma lüksümüz yok”
Partililerin belediyelerden olabilecek beklentilerine değinen Özel, önemli bir konuya dikkat çekerek şunları söyledi:
“Belediyeler, ‘çocuklarım, torunlarım uzun yıllardır emeğimiz var partide hemen işe girmeli’ diye bakacağımız yerler değildir. Biz bu belediyeleri çocuğa, toruna, eşe ve dosta iş sağlamak ya da ihale verip rant aktarmak için değil biz bu belediyeleri o çocukların geleceğini kurtarmak için kazandık. Şöyle düşünmeyin ’50 yıldır bu partide koşturuyorum belediyeyi kazandık artık bizim rahat etme zamanımız’ biz bu ülkenin geleceğini kurtarmak için kişisel beklentilerin ve taleplerin çok dışında bir yaklaşımda bulunmamız lazım. Açık söylüyorum ufak tefek atama hataları oluyor hepsini tek tek geri aldırıyorum en iyi o işi yapacağını düşündüğü kişiyi çok yakın bir partilinin yakını oluyor Bursa’da geri aldırdım, Balıkesir’de geri aldırdım ve Adana’da geri aldırdım. Burada aslında çok hak ettiği halde bir arkadaşımız görevlendirilmiş yıllardır hukuk mücadelesi veren ve başkalarının 500 bin TL’ye yaptığı işi 3 kişi 100 bin liraya yapacaklarmış ama eşi partide görevli diye onu da geri aldırdım hata yapma lüksümüz yok.”
“Bizim belediye kaynaklarını partililere aktarma sıramız gelmedi”
Kendilerinin bembeyaz bir kağıt olduğunu vurgulayan Özel, “Onlar gri bir kağıt gibi iz göstermiyor biz tertemiz bir partiyiz bembeyaz bir kağıt gibiyiz üzerine kurşun kalemin dokundursak kir gösteriyor, dikkat edeceğiz, doğru davranacağız ve örnek olacağız. Biz başaracağız. Ben bu iradeyi göstermezsem, başkanlarım bu iradeyi göstermez ise siz bu anlayışı göstermezseniz ‘efendim AK Parti’nin il başkanı avukattı önceki dönem belediyenin bütün işlerini yapıyordu şimdi sıra Bizim için de yok öyle bir şey. Bizim belediye kaynaklarını partililere aktarma sıramız gelmedi Atatürk’ün partisinin iktidar olma sırası geldi” diye konuştu. – AFYONKARAHİSAR
]]>(ANKARA) – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Eğitim Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitim-İş ve Eğitim Sen’in genel başkanlarıyla bugün ‘eğitimde şiddet’ konusunda toplantı yaptı. Toplantının ardından yapılan açıklamaya Eğitim Sen ve Eğitim-İş katılmadı. Tekin, “Öğretmenlik Meslek Kanunu taslak metni önümüzdeki günlerde Meclis’in onayına gelecek. Bu tür fiillere karşılık ceza kanunlarında öngörülen cezaların yüzde 50 oranında artırımlı olarak verilmesini, bu fiilleri işleyenlerin hapis cezalarının ertelenmesinin engellenmesini, bu fiillerin doğrudan tutuklama talebi sayılarak, bu fiilleri işleyenlerin tutuksuz yargılanmasının yolunun kapatılmasını talep ettik” dedi. Bakanlık önünde ayrı bir açıklama yapan Eğitim-İş Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bakan, ‘ben yaptım oldu, gelin siz de sözünüzü söyleyin gidin’ tutumu içerisindeydi, bunu kabul etmiyoruz” diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bugün 4 eğitim sendikasıyla son günlerde öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarıyla ilgili bakanlıkta toplantı yaptı. Toplantıya, Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak katıldı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada Eğitim Sen ve Eğitim-İş genel başkanları yer almadı. İki sendika başkanı, bakanlık önünde ayrı bir basın açıklaması yaptı.
“ÖĞRETMENLERİMİZİ KİMSEYE EZDİRMEYECEĞİZ”
Açıklamasına İstanbul’da öğrencisinin silahlı saldırısına uğrayarak yaşamını yitiren öğretmen İbrahim Oktugan’a başsağlığı dileyerek başlayan Milli Eğitim Bakanı Tekin, “Bizler öğretmenlerimize ve eğitim ailemizin her bir ferdine yönelen her türlü şiddeti, ülkemizin geleceği ve varlığına yapılan bir saldırı olarak nitelendiriyoruz. Şiddetle kınıyoruz” dedi.
“Meslektaşlarımıza yapılan bu tür çirkin saldırıların son bulması için tüm gücümüzle mücadele etmeye kararlıyız” ifadelerini kullanan Bakan Tekin, “Bu konuda bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız sürecin sonuna kadar takipçisi olmamız konusunda bizleri talimatlandırdı. Bakanlık olarak bizler de bu tür olaylarla karşı karşıya kalan arkadaşlarımızla ilgili başta yargı süreçlerine bizzat müdahil olup takip etmek üzere alabileceğimiz bütün tedbirleri alıp, her türlü adımı atmaya kararlıyız. Bu süreçte bize destek olan emniyet mensuplarımıza ve yargı mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Öğrencilerimizin güven içinde eğitim görebilmeleri, için gereken her şeyi yapma konusunda kararlıyız. Öğretmenlerimize yönelen baskı ve şiddeti asla kabul etmeyeceğimizi, kimseye ezdirmeyeceğimizi buradan tüm Türkiye ile paylaşmak istiyoruz” diye konuştu.
“AİLE HAVASINDA HEP BERABER SAHİP ÇIKALIM”
“Bu acı olay eğitim camiası olarak üzerinde sürekli düşündüğümüz ve derinlemesine mücadele ettiğimiz bir konu olan eğitimde şiddetin kökünü kazıma çabamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu soruna çözüm üretmek topyekun ve kararlı mücadele ile mümkündür. Bizler bu konuda alınması gereken bütün tedbirleri bugüne kadar almaya çalıştık. Bugün alıyoruz. Almaya devam edeceğiz. Ancak bu konuda velilerimizden, sivil toplum kuruluşlarından, kamu kurumlarından ve tüm paydaşlarımızdan bize destek olmaları, kendi sorumluluklarını da özenli bir biçimde yerine getirmelerini özellikle istirham ediyoruz. Öğretmen arkadaşlarımızdan da bir beklentim var. Aramızdaki her türlü fikir ayrılıklarına, düşünce ayrılıklarını, yaşam tarzı farklılıklarını bir tarafa bırakarak mesleğimizin onuruna ve meslektaşlarımızın hukukuna bir milyondan fazla mensubu bulunan bir aile havasında hep beraber sahip çıkalım.
“ÖĞRETMEN MESLEK KANUNU TASLAĞI MECLİS’İN ONAYINA GELECEK”
Öğretmenlik Meslek Kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildikten sonra bakanlığımız kanun süreciyle ilgili yeni bir hazırlık aşaması başlattı. Bu süreç devam ediyor. Hazırladığımız kanun içerisinde öğretmenlere ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddet içeren fiillerle ilgili olarak şu hükümlere de taslakta yer verdik; Bu tür fiillere karşılık ceza kanunlarında öngörülen cezaların yüzde 50 oranında artırımlı olarak verilmesini teklif ettik. Bu fiilleri işleyenlerin hapis cezalarının ertelenmesinin engellenmesini talep ettik. Bu fiillerin doğrudan tutuklama talebi sayılarak, bu fiilleri işleyenlerin tutuksuz yargılanmasının yolunun kapatılmasını talep ettik. Bir de kanun metninde özel eğitim kurumlarında görev yapan ve diğer eğitim kurumlarında çalışanların da görevleri sebebiyle kendilerine işlenen suçlar bakımından kamu görevlisi sayılmalarını teklif ettik. Hazırladığımız taslak metin önümüzdeki günlerde Meclis’in onayına gelecek. Öğretmenlerimizin sorunlarına kulak vermek, onların sesi olmak en önemli görevimiz olacak.”
“MESLEK KANUNUN ISRARLA TAKİBİNİ YAPACAĞIZ”
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise cuma günü 81 ilde açıklama yapacaklarını ve iş bırakma eylemi gerçekleştireceklerini belirterek şöyle konuştu.
“Söz konusu eğitimcinin ve eğitim çalışanlarının canı ise burada hiçbir ayrılık konusu gözetilmeden ortak hareketi son derece önemli buluruz. Biz bu konuda hassasız. Meslek kanunu tartışması geçen dönem yapıldığında biz şiddete ilişkin düzenlemeyi ısrarla istemiş bunun da fikri takibini yapmış ve genel kurul aşamasında da elimizden gelen bütün gayreti gösterdik. O günden bu güne cereyan eden şiddet hadiselerinin hepsi de tepkimizi tavrımızı ortaya koyduğumuz gibi acılı ailelerin ve yaralı arkadaşlarımızın yanında olduk. Bakan’ın meslek kanuna ilişkin özellikle düzenleme konusunda paylaştığı kısmı son derece kıymetli buluyorum. Takibini ısrarla yapacağız.”
“ÖĞRETMENE SAHİP ÇIKMAK, ÇOCUKLARA SAHİP ÇIKMAK DEMEKTİR”
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan ise şöyle konuştu:
“Bu ilk değildi. Daha önceki yıllarda da öğretmenlerimizi kaybetmiştik. Bunun son olmasını arzu ediyoruz. Bu anlamda meslek kanunu içerisinde eğitimcilere yönelik şiddeti önleyici tedbirlerin, yasal düzenlemelerin bir an önce yapılacağı haberini memnuniyetle karşıladık. Bir daha böyle elim hadiselerin yaşanmasını önleyecek tedbirler hayata geçirilir. Öğretmenlerimiz, herkesin şiddet uygulayabileceği bir meslek grubu haline geldi. Bundan büyük acı duyuyoruz. Topluma, ailelere ve velilerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Öğretmene sahip çıkmak demek, toplumun geleceğine ve çocuklara sahip çıkmak demektir.”
“BURADAN BİR ADIM ATACAĞINIZI SÖYLEYİN, BİRLİKTE OLALIM DEDİK”
Bakanlık önünde basın açıklaması yapan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Bu ülkede bir öğretmen ölmüş. Bakın şiddet değil, daha ötesi. Yalnızca kameralar karşısında kınayınca geçecek mi bu? Olmaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Müfredat ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’yla ilgili de ‘biz yaptık, ettik’ deseler de mücadelemiz bitmeyecek. Bu müfredata karşı bakana da söyledim. ya yanlış yaptıysanız? 22 yıllın sonunda aslında yanlış yapıldığını siz ortaya koyuyorsunuz. Bunun bedelini çocuklar ödüyor. Yine yanıldıysanız ne olacak? İddia ediyorum, sizinle birlikte bu müfredat da dayatmacı anlayış da gidecek. Eğitim-İş olarak çocuklarımızın ve eğitimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Buradan bir adım atacağınız söyleyin o zaman birlikte olalım dedik. “Bunlar çok uzun konular, bunları tartışınca ortaya bir şey çıkmıyor.” dedi. Eğitimin yüzlerce sorunu var.”
“BU TAVRI KABUL ETMİYORUZ”
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise şunları kaydetti:
“Bakan’a geçen hafta Avrupa’da bazı okullara yaptığımız ziyaretlerde o okullarda alınan önlemleri ve tedbirleri söylediğimde Bakan’ın buna kayıtlı olmadığını fark ettim. Sadece Bakan’ın bizi buraya çağırma sebebi, bir meşruiyet… Sorunlar var ama bakın birlikte yürütüyoruz duygusunu topluma vermekti. Eğitimi piyasaya açmaktan, eğitimi dinselleştirme çabalarından vazgeçip tamamen laik, bilimsel, demokratik eğitim konusunda eğitimin tüm bileşenleriyle demokratik süreçleri işleterek bir müfredat hazırlamak olmalı. Bunun dışındaki bir tavrı kabul etmeyeceğiz. Yarın da bakanlık önünden Meclis’e kadar yürüyeceğiz. Bakan, ‘ben yaptım oldu, gelin siz de sözünüzü söyleyin gidin’ tutumu içerisindeydi bunu kabul etmiyoruz.”
]]>“2024 Orman Yangınlarıyla Mücadele Hazırlık Toplantısı” öncesinde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, ortak basın toplantısı düzenledi.
“Yeşil vatanımızın yeşiline yeşil katmak için son 22 yıldır, büyük bir gayretle çalışmalarımızı yürütüyoruz” diyen Yumaklı, son 22 yılda 7 milyardan fazla fidan ve tohumu toprakla buluşturduklarını kaydederken orman alanlarını 23,4 milyon hektara çıkardıklarını bildirdi ve “Ülkemiz yüzölçümünün yüzde 30’unu ormanla kaplı hale getirdik. Ormanlarımızı geliştirmek kadar, korumanın da önemli olduğu bir dönemdeyiz. Biz de yangınlarla mücadelede değişen koşulları göz önünde bulunduruyoruz. Her ne kadar iklimsel faktörler, yangınları tetikleyen faktörleri oluştursa da bireysel ve toplumsal olarak da üzerimize düşenleri yapmak zorundayız.” dedi.
“Artık bütün kamuoyu tarafından biliniyor ki, her on yangından dokuzu insan kaynaklı meydana geliyor.” bilgisini paylaşan Yumaklı, şuyel konuştu:
“Bunun için orman yangınlarıyla mücadelemizin büyük ve önemli kısmını yangın öncesi çalışmalarımız oluşturuyor. Ormanlarımızın bakımı, yangın kulelerinin, yangın emniyet şerit ve yollarının, yangın ilk müdahale ekip binalarının yapımı gibi teknik detaylar da yangınlarla mücadelemizin yangın öncesi safhasını oluşturuyor. Bu noktada hava araçlarımızın su almalarında büyük kolaylık olan yangın havuz ve göletlerine ayrı bir parantez açmak isterim. Zira 22 yıl önce hiç olmayan bu imkan, bugün 4 bin 727 adet havuz ve gölet olarak orman teşkilatımızın hizmetinde. Bugün 184’ü akıllı olmak üzere 776 yangın gözetleme kulesi ve 14 insansız hava aracımızla ormanlarımızı 7/24 gözetliyoruz. Yangına ilk müdahale süremizi 40 dakikadan 11 dakikaya kadar düşürdük. Hedefimiz bu yıl 10 dakika.”
“26 UÇAK, 105 HELİKOPTER, 14 İHA, 1649 ARAZÖZ VE SU İKMAL ARACI”
Yumaklı, sözlerini şöyle devam etti:
“Yapay zeka tabanlı yazılım ve uygulamaları bu mücadelemizde aktif olarak kullanıyoruz. Akıllı kulelerimizden ve İHA’lardan aldığımız görüntülerin analizi başta olmak üzere pek çok konuda yapay zekadan faydalanıyoruz. Yapay zekaya sahip “Yangın Karar Destek Sistemi” ile orman yangınlarını simüle edebiliyor, istediğimiz verileri kolayca analiz edip, değerlendirme yapabiliyoruz. Orman yangınlarıyla mücadelede kamu kurumlarımız, belediyeler, STK’lar, özel teşebbüsler üzerlerine düşeni yerine getiriyor. Geride bıraktığımız orman yangınları sırasında bu dayanışma örneğine defalarca şahit olduk. Yalnızca orman yangınları değil, diğer afetlerde de 7’den 70’e tek vücut halinde olduk. Orman yangınlarıyla mücadelede İçişleri Bakanlığımız ile yakın ve ortak hareket ediyoruz. Özellikle AFAD, Jandarma Emniyet ve Sahil Güvenliğin sağladığı destek bizlere güç veriyor. Hava ve kara unsurlarımız, diğer kurumlarımızın sağladığı rezerv güçlerle, daha kuvvetli hale geldiler. Rezerv güçlerle birlikte; 26 uçak, 105 helikopter, 14 İHA, 1.649 arazöz ve su ikmal aracı, 2.453 ilk müdahale aracı ve 821 iş makinesi orman yangınları ile 2024 yılında mücadelemizin temelini oluşturacak.
“25 BİN ORMAN KAHRAMANI YANGIN İŞÇİMİZ VE 122 BİN GÖNÜLLÜMÜZLE YANGINLARA HAZIRIZ”
Biz, tarihimizin en güçlü filosuyla, bütün teknolojik imkanlarımızla, 25 bin orman kahramanı yangın işçimiz ve 122 bin gönüllümüzle yangınlara hazırız. Vatandaşlarımızın da yangının hiç çıkmaması için azami dikkati göstereceklerinden ve Yeşil Vatan’a sahip çıkacaklarından hiç şüphemiz yok. Geçen Cuma günü 81 ilde gerçekleştirdiğimiz “Orman Benim” kampanyasında bunu gösterdiler. Ormanlarımızı yangına sebebiyet veren maddelerden koruyan ve temiz tutan Aziz Milletimize teşekkür ediyorum. Çalışmalarımızda güçlü liderliğini her zaman hissettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Yangınla mücadelede dünyada parmakla gösterilen teşkilatı ve tecrübesiyle bu süreci yürüten ve koordine eden Orman Genel Müdürlüğümüzün bütün çalışanlarını yürekten tebrik ediyorum. Kışın buz üstünde yazın köz üstünde yeşil vatana canını siper eden şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Yangını tespit anından sönene kadar bütün süreçlerde işbirliği içinde olduğumuz Sayın Bakanımıza, İçişleri Bakanlığımıza, AFAD’a, bakanlığın ilgili birimlerine, kıymetli valilerimize, yangınlarda hava araçlarıyla bize destek olan Milli Savunma Bakanlığımıza, diğer imkanlarıyla sürece katkı sunan bütün kurumlarımıza da teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.”
YERLİKAYA’NIN SÖZLERİ…
Bakan Yumaklı’nın ardından İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya söz aldı. Son 4 yılda toplam 7 bin 225 orman yangınının meydana geldiğini belirten Bakan Yerlikaya, “Bu yangınlarda toplam 168 bin 194 hektar orman alanı zarar gördü. Bu dönemde, AFAD’ın Jandarma ile birlikte müdahale ettiği yangın sayısı ise 278’di. Üzülerek ifade etmeliyim ki, son 4 yıl içinde meydana gelen yangınlarda maalesef 122 vatandaşımızı kaybettik. Geçtiğimiz yılın rakamlarına bakarsak… Son 1 yılda, meydana gelen 2 bin 272 orman yangınında, 15 bin 891 hektar alan zarar gördü.” dedi. Yerlikaya’nın açıklamasından öne çıkanlar şunlar:
“7 BAKANLIK İLE 10 KURUM VE KURULUUN GÖREV TANIMLARI YAPILDI”
“Ulusal Orman Yangınları Müdahale Planı”; Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP), Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Orman Kanunu’na dayanılarak; Orman Genel Müdürlüğü ve AFAD Başkanlığı tarafından birlikte hazırlandı ve 4 Mayıs 2022 tarihinde onaylandı. Hazırlanan plan çerçevesinde; orman yangınlarında görev alacak afet gruplarının, 7 bakanlık ile 10 kurum ve kuruluşun görev tanımları yapıldı.
AFAD’IN GÖREV VE SORUMLULUĞU ANLATILDI
Orman yangınları büyüklüklerine göre, ‘Çok Küçük Yangın’, ‘Küçük Yangın’, ‘Orta Büyüklükte Yangın’, ‘Büyük ve Çok Büyük Yangın’ olarak 4 seviyeye ayrıldı. Belirlenen gruplara göre de müdahale organizasyonu tanımlandı. Plana göre orman yangınlarında, “Koordinasyon Kurumu” olarak görev yapan AFAD: Yerleşim yerlerini tehdit eden, orta, büyük ve çok büyük orman yangınlarında, ulusal ve uluslararası destek talebi olduğunda, TAMP kapsamında ilgili kurum ve kuruluşların koordinasyonlarından personel ve araç sevkinden sorumludur. Belediyelere, kamu kurum ve kuruluşlara ait araç ve personel desteğinin sağlanması, gönüllülerin sevklerinin gerçekleştirilmesi de AFAD’ın görev ve sorumluluğundadır.
“AFAD TARAFINDAN KULLANILAN ÖDENEK MİKTARI 81 MİLYONA ULAŞTI”
Kıymetli Katılımcılar, ormanlarımızı, doğal ve beşeri sebeplerden kaynaklı yangınlara karşı korumak için, büyük bir gayret ve mücadele içindeyiz. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın etkilerinin en fazla görüldüğü bölgelerin başında, ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağı geliyor. Bu kuşakta yer alan ülkelerdeyse maalesef her yıl, orman yangınlarında büyük bir artış yaşanıyor. Son 4 yılda toplam 7 bin 225 orman yangını meydana geldi. Bu yangınlarda toplam 168 bin 194 hektar orman alanı zarar gördü. Bu dönemde, AFAD’ın Jandarma ile birlikte müdahale ettiği yangın sayısı ise 278’di. Üzülerek ifade etmeliyim ki, son 4 yıl içinde meydana gelen yangınlarda maalesef 122 vatandaşımızı kaybettik. Geçtiğimiz yılın rakamlarına bakarsak… Son 1 yılda, meydana gelen 2 bin 272 orman yangınında, 15 bin 891 hektar alan zarar gördü. Bu dönemdeki orman yangınlarında, 71 yerleşim yerini ve 6 bin 587 vatandaşımızı ise başarıyla tahliye ettik. Son 3 yılda ise orman yangınları sonrası, AFAD tarafından kullanılan ödenek miktarı, yaklaşık 81 milyon liraya ulaştı.
“2800 ARKADAŞIMIZ ARAMA KURTARMA TEKNİSYENİ KADROSUNA KATILACAK”
Orman yangını hangi seviyede çıkarsa çıksın, ilgili tüm bakanlıklar, kamu kurumları bir seferberlikle hareket ediyoruz. En küçüğünden en büyüğüne varıncaya kadar müdahale volumelerimizi burada Sayın Bakanımızla birlikte ondan gelen her türlü talepleri biz bütün rutinimizi bütün işimizi bırakıyoruz, yeşil vatanımıza bir halel gelmemesi için bir an önce söndürülmesine gayret gösteriyoruz. Çıkan yangınların doğal sebeple olanlara diyecek birşey yok ancak insana dayanan noktada bizim bilinçlenmemiz ve gözümüz gibi ormanlara bakmamız gerekiyor. 2800 arkadaşımız arama kurtarma teknisyeni kadrosuna katılacak, 6 bin gibi büyük bir sayıya ulaşacağız.”
]]>(İZMİR)- İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, 5. Olağanüstü Kurultayı sonrası İzmir’de partisinden yaşanan istifalara ilişkin açıklama yaptı. Doğan, kurultay sonrasında İzmir’de 400 civarında üye ile Gaziemir ve Bornova teşkilatlarının istifa ettiğini söyledi. 8-10 ilçe teşkilatının istifa ettiği haberlerinin ise doğru olmadığını kaydeden Doğan, “İstifalar nedeniyle ‘İYİ Parti bitti’ yaygarasının oluşturacak bir oranda istifa yok. Kurultay sonrasında partimize 198 yeni üye kaydı yapıldı” dedi.
İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, basın toplantısı düzenleyerek gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Doğan, şunları söyledi:
“Bilindiği üzere kongremiz sonrasında ve kongremiz ne kadar demokratik olgunlukta gerçekleştiyse bir o kadar bu olgunluğa yakışmayan şekilde kamuoyunu yanlış yönlendirerek bilgi kirliliğine neden olan spekülasyonlar üretilmeye başlanmıştır. Sözün hemen başında belirtmek isterim ki belli kişilerce servis edilen bu bilgilerin büyük bir kısmı yalandan ibarettir. ve kara propaganda ile partimize zarar veren kişilerle ilgili yasal süreçler de başlatılacaktır. Öncelikle 5. Olağanüstü Kurultayımızın yapıldığı 27 Nisan tarihinden itibaren partimizden binlerce kişinin istifa ettiği, istifaların durdurulamadığı yahut partinin eriyip bittiği iddiaları basınımıza servis edilmeye çalışılmıştır.
Teşkilatımızda iddia edilen sayılarda istifaların söz konusu olmadığının altını çizerek; bunun normal bir sürecin parçası olduğunu, istifalarla ilgili değerlendirmeyi yalnızca kurultaya bağlı olarak yapmanın doğru olmayacağını, partimizin yerel seçimlerde arzu ettiği başarıyı elde edememiş olmasının ve İzmir’in ülke genelinden bağımsız dinamiklere bağlı siyasi konjonktürünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtmek isterim. Siyasi parti kademelerinde görev alan ve siyaseti takip eden herkesin bileceği üzere her gün istifalar yaşanacağı gibi yeni üye kayıtları da olmaktadır. Bu itibar ile partimizin kurultay sonrasındaki süre içerisinde istifa eden üye sayısı makul kabul edilebilecek bir sayıdır ki bunların tamamının kurultay bağlantılı olmadığı da izahtan varestedir. Keza bu dönemde yeni üye kayıtlarımız da hızlanmıştır. Dolayısı ile binlerce kişinin istifa ettiğini ileri sürenler müfteridir. Bazı ilçelerimizde yüzlerce kişinin istifa ettiği ileri sürülmüş hatta pek çok ilçemizin istifa ettiği haberleri yayılmaya çalışılmıştır.
“KÖTÜ NİYETLERİNE MALZEME YARATMAYA ÇALIŞANLARI KINIYORUM”
Kongre sonuçları nedeni ile istifa ettiğini açıklayan sadece 2 ilçemiz vardır. Bunun dışında hiçbir ilçe başkanımız görevini bu nedenle bırakmamıştır. Yeni seçilen Genel Başkanımızın ve yeni oluşabilecek teşkilatların önünün açılması için verilen istifaları dahi kongreye bağlamaya çalışarak kendi kötü niyetlerine malzeme yaratmaya çalışanları kınıyorum. Kamuoyunun günlerdir İYİ Parti üye sayısı üzerinden manipüle edilmesini, birtakım gerçek olmayan istifa sayıları ile dezenformasyon yaratılmasını ve partimizin üye sayıları üzerinden tartışma yaratılmasını doğru bulmuyorum ancak bu sayıları veren de üzerinde tepinen de biz değiliz. Zira bizler tek üye yapmak için yazın sıcağında kışın ayazında beklemiş ve bekleyen insanlarız. Bir istifa da olsa bin istifa olsa da olsa bizim için aynı derece önemli ve üzücüdür. Elbette her bir üyemiz hele hele ki ilçe başkanlığı gibi zorlu bir görevi ifa etmiş partililerimiz bizler için çok kıymetlidir.
“İSTİFA EDENLERE KAPIMIZ AÇIK”
İstifalarını üzüntü ile karşılamak ile birlikte kararlarına saygı duyuyor kendilerine bugüne kadar ki hizmetleri için teşekkür ediyor ve bundan sonraki yaşantılarında başarılar diliyorum. Önemli olanın böyle zamanlarda yaşanan olumsuzlukları demokrasiye yaraşır bir olgunluk ve saygı çerçevesi içinde halledebilmek olduğunu düşünerek; İYİ Parti’mizin kurulduğu günden bu yana yaşanmış tüm zorlukları birlikte üstlendiğimiz, bugüne kadar emek vermiş ancak bazı nedenlerden dolayı istifa etme gereksinimi hissetmiş arkadaşlarımızın da kararlarına saygı duyuyor ve kendilerine başarılar diliyorum. İstifa eden her bir arkadaşımıza kapımız her zaman açık olacaktır yeter ki partimize karşı eleştiri sınırlarını aşan, hakaretamiz ifadeler kullanmamış ve bin bir emekle büyüttüğümüz partimize zarar verecek tutum ve davranışlar içine girmemiş olsun. Bu kişiler, partimize zarar verenler, bu partiye fedakarca emek veren her bir partilimin emeğini hiçe sayanlar karşısında İl başkanı olarak bizzat beni bulacaklardır.
“HUKUK ÖNÜNDE HESAPLAŞACAĞIZ”
Yerel seçim süreci boyunca bir yandan partimiz için çalışıp görünürken diğer yandan ama el altından ama aleni olarak başka partileri destekleyen, partimiz aleyhine açıklamalar yapan, istifalar organize eden, seçimin hemen ardından Kurucu Genel Başkanımızı Türk siyasetinden sileceklerini hicap duymadan üçüncü kişilerle paylaşan, Kurucu Genel Başkanımızın istifası ve Olağanüstü Kurultayımızın ardından dahi seçilen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu hakkında siyasi ahlaka uymayan söylem ve yorumlarda bulunan, gerek henüz istifa etmemiş olmasına rağmen gerekse partimizden istifa etmiş olduğu halde partimizden başkaca istifaları örgütleyen, kamuoyu nezdinde partimizi ve parti yönetimlerimizi manipülatif açıklamalarla tahrik ve taciz edenlerin bu gayri ahlaki ve antidemokratik tutumları karşısında sessiz ve tepkisiz kalmayacağımızın ve bu kimselerle hukuk önünde de hesaplaşacağımızın da bilinmesini isterim.”
“İYİ PARTİ BİTTİ YAYGARASININ OLUŞTURACAK BİR ORANDA İSTİFA YOK”
Doğan, kurultay sonrası İzmir teşkilatından kaç kişinin istifa etti sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bu sayılar partilerin kendi içerisinde kendilerine ait gizli kayıtlardır. Bunun dışında bu sayıların telaffuz edilmesini doğru bulmuyorum. Sanki 300 istifa oldu denince biz onlara üzülmüyormuşuz, ‘giderlerse giderler’ diyormuşuz gibi bir anlam çıkıyor. Bir yandan da bu bilgiler bizim mahrem bilgilerimiz. Ben bu konuda bir sayı vermeyeceğim. Aksi takdirde bu oyunu yaratmaya çalışanlar emellerine ulaşmış olacaklardır. Ben il kongremize kadar il başkan yardımcısı olarak görev yapmıştım. Bizim üye sayımız o dönemde 30 bin civarındaydı. Ben 11 Ocak tarihinde göreve geldiğimde bu sayı ciddi oranda düşmüştü. Tabi bunu tek bir neden bağlayamayız. Ancak daha önce bir yerde söylediğim için şu bilgiyi verebilirim. Şu an itibarıyla bizim kurultay sonrasında istifa sayımız 400 civarında. 20 binin üzerinde üyesi olan bir parti için, bizim için her bir üyemizin istifası önemlidir. Ama istifalar nedeniyle İYİ Parti bitti yaygarasının oluşturacak bir oranda istifa yok. Kurultay sonrasında partimize 198 yeni üye kaydı yapıldı” dedi.
“8-10 İLÇENİN İSTİFA ETTİĞİ HABERLERİ YALAN”
Kurultayın ardından Gaziemir ve Bornova teşkilatlarının istifa ettiğini de belirten Doğan, “Kurultay sonuçları nedeniyle partimizde istedikleri ortamın oluşmadığını belirterek istida eden Gaziemir ve Bornova. Onun dışında yapılan istifalarda kurultaya ilişkin bir şey söylenmedi. Belki bir ilçemizde yönetimin düşmüş olma ihtimali var. Yedeklerden gelenlerin de çalışmasının yapılması gerekiyor. Bayraklı ilçemizde yönetimin düşmüş olması ihtimali var. Onun dışında kamuoyuna yine yanlış bilgi olarak lanse edilen birkaç ilçemiz daha var; Menderes ve Tire. Zaten seçim sonrasına kadar görevi sürdüreceklerini sonrasında istifa etmek istediklerini belirtmişlerdi. Bunlar siyasi nezaket için partimizin güçlenmesi adına yeni geleceklerin yolunu açacak istifalardı. Menderes, Tire ve Aliağa’da olan istifalar bunlar. Bu istifalar bizim ilçe başkanlarımızla birlikte görüşerek istişare ederek verdiğimiz bir karar. 8-10 ilçenin istifa ettiği haberleri yalan. Aliağa ilçemiz dışında ilçe başkanımız görevine devam etmektedir zaten” diye konuştu.
]]>(ANKARA) – Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) üst düzey bir yetkili, Irak’ın kuzeyinde yıldırım düşmesi sonucu askerlerin şehit olmasına dair; “Son dönemde Irak kuzeyindeki Pençe bölgesinde yıldırım düşme olayı yoğun şekilde yaşanıyor. Sadece dün üs bölgelerimize düşen yıldırım sayısı 307’dir. Tedbirler eksiksiz alınıyor, her türlü sistemlerimiz çalışıyor ama bazen doğa ile baş etmek mümkün olamayabiliyor. Tedbirlere de artırılarak devam ediliyor” dedi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. Aktürk, özetle şöyle konuştu:
“Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada, aralarında sözde yöneticilerin de bulunduğu 108 (67’si Irak’ın, 41’i Suriye’nin kuzeyi) teröristi etkisiz hale getirmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 953 (443’ü Irak’ın, 510’u Suriye’nin kuzeyi) olmuştur. Geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist daha Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. 3 Mayıs’ta Pençe operasyonu bölgesinde şehit olan kahraman silah arkadaşımız Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Ata Göçmen’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.
“YASA DIŞI YOLLARLA GEÇMEYE ÇALIŞAN 355 ŞAHIS YAKALANDI”
Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 355 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 5’i terör örgütü mensubudur. bin 582 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan itibaren hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 3 bin 488’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 52 bin 442 olmuştur. Ayrıca 48 kilogramı son bir haftada olmak üzere yıl içerisinde yapılan operasyonlarda 288 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.
2 Mayıs’ta ülkemize ziyaret gerçekleştiren Endonezya Dışişleri Bakanı’nı, 3 Mayıs’ta IKBY Etnik ve Dini Oluşumlardan Sorumlu Bölge Bakanı ve Irak Türkmen Cephesi Siyasi Büro Üyesi’ni kabul eden Sayın Bakanımız, 7 Mayıs’ta, Sayın Cumhurbaşkanımızın Kuveyt Emiri ile gerçekleştirdiği görüşmeye refakat etmiştir. Sayın Bakanımız bugün de Sayın Genelkurmay Başkanımızın davetlisi olarak ülkemizde bulunan Katar Genelkurmay Başkanı ile Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarını kabul edecektir.
“İSRAİL ATEŞKESE TARAF OLMALI”
Filistin tarafınca barışa katkı sağlayacak ilk adımın atılması memnuniyet vericidir. İsrail hem bu adımı hem kendi içinde yükselen barış seslerini görmezden gelmemeli ve ateşkese taraf olmalıdır. Böylesine olumlu bir gelişmeye rağmen, 35 bin Filistinli’nin ölümüne sebep olan İsrail, saldırılarını artırarak Refah’a yöneltmiştir. İsrail’in saldırılarını durdurması, daha fazla masum insanın ölmemesi ve daha büyük bölgesel felaketlerin yaşanmaması adına uluslararası toplumu sorumlu davranmaya ve atılan bu adıma destek olmaya çağırıyoruz. Bölgemizde kalıcı barışın sağlanmasının, Filistin meselesinin adil bir çözüme kavuşması ile mümkün olacağını bir kez daha vurguluyoruz.
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin planlı ve bugüne kadar icra edilen EFES tatbikatları içerisindeki en geniş katılımlı tatbikatı olan EFES-2024’ün, Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Safhası tamamlanmıştır. EFES-2024’ün Fiiii Atışlı Arazi Safhası ise 09-30 Mayıs tarihleri arasında icra edilmektedir. Ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri’nde DESERT FLAG-9/2024, Arnavutluk’ta NEPTUNE STRIKE 24.1, İspanya’da SPANISH MINEX-2024, İtalya’da MARE APORTO-POLARIS/ITALIAN MINEX, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Doğal Afetler Arama Kurtarma, Ankara’da Yıldırım Seferberlik, Konya’da Azerbaycan, Katar, Polonya, Romanya ve Suudi Arabistan’ın katıldığı Uluslararası Anadolu Ankası ile, Karadeniz, Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz’de 100 suüstü gemisi, 8 denizaltı, 39 uçak, 16 helikopter, 28 S/İHA, 7 insansız deniz aracı ile 15 bin personelin katıldığı DENİZKURDU-II/2024 tatbikatları gerçekleştirilmektedir. DENİZKURDU-II tatbikatının 11 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Seçkin Gözlemci Günü’ne sayın Bakanımız da katılacaktır.
Japonya seyrine devam eden TCG KINALIADA korvetimiz; Maldivlerde Savunma Bakanı, Ulusal Savunma Kuvvetleri Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı tarafından ziyaret edilmiş ayrıca Maldivler Ulusal Savunma Kuvvetlerine bağlı Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları ile geçiş eğitimleri icra etmiştir. Maldivler’in ardından 7 Mayıs’ta Bangladeş’e ulaşan TCG KINALIADA korvetimiz, bugün de bir sonraki liman olan Kuala Lumpur/Malezya’ya doğru seyre başlamış ve Japonya intikaline devam etmektedir. Bangladeş’ten ayrılan TCG KINALIADA korvetimizi selamlama esnasında Bangladeş Silahlı Kuvvetlerine ait bir uçak kırıma uğramıştır. Sağlık durumu iyi olan pilota ve Bangladeş Silahlı Kuvvetlerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
“OMTAS KULELİ ZIRHLI TANKSAVAR ARACININ MUAYENE VE KABUL FAALİYETİ TAMAMLANDI”
Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca, muhtelif miktarda OMTAS kuleli zırhlı tanksavar aracının muayene ve kabul faaliyeti tamamlanmıştır.
Personel ve askeri öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 2024 Yılı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askeri Öğrenci Aday Tercih İşlemleri yarın sona erecektir.
Öte yandan, başta aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin anneleri olmak üzere sevgi ve fedakarlık timsali annelerimizin Anneler Günü’nü şimdiden kutluyoruz.”
MSB YETKİLİSİ: “BÜTÜN ÜS BÖLGELERİMİZDE PARATÖNERLER MEVCUT”
Üst düzey bir Bakanlık yetkilisi, Irak’ın kuzeyinde yıldırım düşmesi sonucu askerlerin şehit olmasına dair soru üzerine; “Bizim bütün üs bölgelerimizde paratönerlerimiz mevcut. Üs bölgesine konuşlanırken ilk kurduğumuz sistemlerden biri de paratönerlerdir. Son dönemde Irak kuzeyindeki Pençe bölgesinde yıldırım düşme olayı yoğun şekilde yaşanıyor. Sadece dün üs bölgelerimize düşen yıldırım sayısı 307’dir. Tedbirler eksiksiz alınıyor, her türlü sistemlerimiz çalışıyor ama bazen doğa ile baş etmek mümkün olamayabiliyor. Tedbirlere de artırılarak devam ediliyor. Fakat bölgede yükseklikten kaynaklı, ani iklim değişikliklerinin de etkisiyle maalesef bu tür olaylar yaşanabiliyor” ifadelerini kullandı.
ABD’den F-16 tedarikindeki son duruma ilişkin yetkili, “Taslak Teklif ve Kabul Mektupları üzerinde ilgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yaparak muhataplarımıza ilettik. Süreç planlandığı şekilde devam ediyor” bilgisini verdi.
“‘SÜREKLİ OPERASYON’ DEVRESİNDEYİZ”
Yetkili, son haftalarda Irak’ın kuzeyinde etkisiz hale getirilen terörist sayısında artış olduğuna ilişkin soruyu, “Biz bu yaz Irak’ın kuzeyinde kilidin kapatılacağını söylemiştik. Bunun için de sayın Bakanımızın daha önce ifade ettikleri gibi öngörülemez, alışılmadık, süratli ve sürekli operasyonlarla terörle mücadeleyi sürdüreceğimizi belirtmiştik. Şu anda mücadelemiz belirttiğimiz şekilde devam ediyor. Artık ‘sürekli operasyon’ devresindeyiz” ifadeleriyle yanıtladı.
“HERKESİ HUDUTLARIMIZDA MİSAFİR ETMEKTEN MEMNUNİYET DUYARIZ”
Sınır güvenliğine ilişkin ise yetkili şu değerlendirmede bulundu:
“Ülkemizin geleceğinden sığınmacılar nedeniyle endişe duyduğunu, ülkemize birçok kaçağın geldiğini iddia edenlerin kullandığı görüntülerin neredeyse tamamı insan kaçakçılarının insanları kandırmak için yeri, zamanı ve hangi ülkeden olduğu belli olmayacak şekilde çektikleri reklam görüntüleridir. Bu görüntüleri sosyal medyadan paylaşanlar ironik bir şekilde insan kaçakçılarının reklamını yapıyorlar, onları teşvik ediyorlar. Ülkemizde gördükleri her yabancının sınırdaki duvarlardan atlayarak geldiğini sanan veya kasıtlı olarak böyle bir algı yaratmaya çalışanlar en büyük saygısızlığı ve haksızlığı sınırlarda nöbet tutan 60 bin Mehmetçiğin emeğine yapıyorlar. Çünkü hudutlarımız hiç olmadığı kadar güvende ve hiç olmadığı kadar iyi korunuyor. Gerçekten bizim hudutlarımızda olduğu tespit edilen bir görüntü bize ulaşırsa zaten gereği büyük bir hassasiyetle yapılmaktadır. Bu vesileyle gerçekten derdi hudutlarımızın güvenliğinden emin olmak isteyen herkesi hudutlarımızda misafir etmekten büyük memnuniyet duyacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”
Resmi ziyaret kapsamında Ankara’da olan Katar Genelkurmay Başkanı’nın temaslarına ilişkin yetkili şunları kaydetti:
“Katar’daki askeri eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimiz devam ediyor. Orada Katar Türk Müşterek Kuvvetleri Komutanlığı’na deniz ve hava unsurlarının da dahil edilmesi için çalışmalar sürüyor. Ziyareti bu kapsamda değerlendirmek lazım. Bunun yanı sıra ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konuları ile dostane ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve mevcut mekanizmaların daha etkin biçimde işletilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulacaktır.”
]]>Malatya Barosu Avukatlarından Çağdaş Karaoğlan, “Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında her yıl binlerce vatandaşımız aramızdan ayrılmakta, on binlercesi ise yaralanarak sakat kalmaktadır. Meydana gelen can kayıpları ve sakatlıklar da ilerleyen aşamada sigorta uyuşmazlıkları ile hukuk dünyasına yansıyarak, oldukça fazla sayıda dava mahkemeleri meşgul etmektedir. Ancak sigorta bilincinin yüksek olmadığı ülkemizde, sigorta şirketlerinden alınan tazminatların ilerleyen süreçte kazaya karışan kusurlu araç sürücülerinden veya araç sahiplerinden geri alındığına (rücu edildiğine) dair bir takım yanlış bilgiler dolaşıyor” dedi.
“Trafik kazaları mağdurlarının bir takım tazminat hakkı var”
Avukat Karaoğlan, “Meydana gelen bir trafik kazası sonrası yaralananların, yahut vefat eden kişinin destekten yoksun kalan yakınlarının bir takım tazminat hakları bulunduğunu belirten Karaoğlan, bu tazminatların ancak mevzuatta yer alan rücu sebeplerinden birinin varlığı halinde ilgililere rücu edilebileceğinden bahisle; “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 maddesinde rücu sebepleri sayılmıştır. Kısaca değinecek olursak; olay sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, aracın yeterli ehliyete sahip olmayan ya da ehliyetine el konulmuş kimseler tarafından kullanılması halinde, aracın uyuşturucu madde veya yasal sınırın (0.50 promil) üzerinde alkol almış kişilerce kullanmış olması halinde, istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması halinde, kazanın aracın çalınması/gasp edilmesi sonucunda olması halinde çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş şartlarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hallerinde sigorta şirketince ödenen tazminat ilgililere rücu edilebilmektedir. Bahsi geçen unsurların bulunmadığı hallerde ise tazminat sigorta şirketi tarafından ödenmekte, ödenen miktar daha sonra kimseden geri alınmamaktadır” diye konuştu.
“Akraba fertlerinin yer aldığı kazalarda hak sahipleri daha hassas oluyor”
Trafik kazasında yaralanan hak sahiplerinin, özellikle araç sürücüsünün akrabası yahut arkadaşı olduğu durumlarda daha hassas olunduğuna değinen Karaoğlan, rücu sebeplerinin mevzuatta açıkça sayıldığı, bu sebeplerden birinin bulunmadığı hallerde sürücüye bir zarar gelmeyeceği konusunda müsterih olunması gerektiğini belirterek, kimi zaman bilgi eksikliği sebebiyle, kimi zaman da rücu sebebinin bulunduğu bir olayda tazminat alan kişilerin daha sonra rücu ile karşılaşması sonrası yanlış bilgilerin toplumda yayıldığını vurguladı. Sırf bu sebeple hakları zamanaşımına uğrayan birçok mağdur bulunduğunun altını çizen Avukat Çağdaş Karaoğlan, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına uzman bir hukukçudan destek almadan hareket edilmemesi konusunda uyarıda bulundu. – MALATYA
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti. Aktürk, TSK’nın, terör örgütleri PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürdürdüğünü ifade etti.
953 TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ
Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada, aralarında sözde yöneticilerin de bulunduğu 67’si Irak’ın, 41’i ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 108 teröristi etkisiz hale getirdiğini belirterek, “1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 443’ü Irak’ın kuzeyinde, 510’u ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 953’e ulaştı.” diye konuştu.
Geçen hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı teröristin daha Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğunu aktaran Aktürk, 3 Mayıs’ta Pençe operasyonu bölgesinde şehit olan Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Ata Göçmen’e rahmet diledi.
YASA DIŞI GÖÇLE MÜCADELE
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 5’i terör örgütü mensubu 355 kişinin yakalandığını, 1582 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini ifade etti. Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 3 bin 488’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 52 bin 442 olmuştur. Ayrıca 48 kilogramı son bir haftada olmak üzere yıl içerisinde yapılan operasyonlarda 288 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir” dedi.
KÜRESEL BARIŞ VE FİLİSTİN VURGUSU
Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar kapsamında birçok coğrafyada dünya barışına katkıda bulunmaya devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“2 Mayıs’ta ülkemize ziyaret gerçekleştiren Endonezya Dışişleri Bakanı’nı, 3 Mayıs’ta IKBY Etnik ve Dini Oluşumlardan Sorumlu Bölge Bakanı ve Irak Türkmen Cephesi Siyasi Büro Üyesi’ni kabul eden bakanımız, 7 Mayıs’ta, Cumhurbaşkanımızın Kuveyt Emiri ile gerçekleştirdiği görüşmeye refakat etmiştir. Bakanımız, bugün de Genelkurmay Başkanımızın davetlisi olarak ülkemizde bulunan Katar Genelkurmay Başkanı ile Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarını kabul edecektir.”
Filistin tarafınca barışa katkı sağlayacak ilk adımın atılmasının memnuniyet verici olduğunu belirten Aktürk, İsrail’in bu adımı ve kendi içinde yükselen barış seslerini görmezden gelmeyerek ateşkese taraf olması gerektiğini vurguladı.
Aktürk, şöyle devam etti:
“Böylesine olumlu bir gelişmeye rağmen, 35 bin Filistinlinin ölümüne sebep olan İsrail, saldırılarını artırarak Refah’a yöneltmiştir. İsrail’in saldırılarını durdurması, daha fazla masum insanın ölmemesi ve daha büyük bölgesel felaketlerin yaşanmaması adına uluslararası toplumu sorumlu davranmaya ve atılan bu adıma destek olmaya çağırıyoruz. Bölgemizde kalıcı barışın sağlanmasının, Filistin meselesinin adil bir çözüme kavuşması ile mümkün olacağını bir kez daha vurguluyoruz.”
“ARTIK SÜREKLİ OPERASYON DEVRESİNDEYİZ”
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Kaynaklar, Irak’ın kuzeyinde etkisiz hale getirilen terörist sayısında artış olduğuna dair sorular üzerine, “Biz bu yaz Irak’ın kuzeyinde kilidin kapatılacağını söylemiştik. Bunun için de Bakanımızın daha önce ifade ettikleri gibi öngörülemez, alışılmadık, süratli ve sürekli operasyonlarla terörle mücadeleyi sürdüreceğimizi belirtmiştik. Şu anda mücadelemiz belirttiğimiz şekilde devam ediyor. Artık sürekli operasyon devresindeyiz.” ifadesini kullandı.
Bakanlık kaynakları, sınır güvenliğine ilişkin sorular üzerine, şunları kaydetti:
“Ülkemizin geleceğinden sığınmacılar nedeniyle endişe duyduğunu, ülkemize birçok kaçağın geldiğini iddia edenlerin kullandığı görüntülerin neredeyse tamamı insan kaçakçılarının insanları kandırmak için yeri, zamanı ve hangi ülkeden olduğu belli olmayacak şekilde çektikleri reklam görüntüleridir. Bu görüntüleri sosyal medyadan paylaşanlar ironik bir şekilde insan kaçakçılarının reklamını yapıyorlar, onları teşvik ediyorlar.
Ülkemizde gördükleri her yabancının sınırdaki duvarlardan atlayarak geldiğini sanan veya kasıtlı olarak böyle bir algı yaratmaya çalışanlar en büyük saygısızlığı ve haksızlığı sınırlarda nöbet tutan 60 bin Mehmetçiğin emeğine yapıyorlar. Çünkü hudutlarımız hiç olmadığı kadar güvende ve hiç olmadığı kadar iyi korunuyor. Gerçekten bizim hudutlarımızda olduğu tespit edilen bir görüntü bize ulaşırsa zaten gereği büyük bir hassasiyetle yapılmaktadır. Bu vesileyle gerçekten derdi hudutlarımızın güvenliğinden emin olmak isteyen herkesi hudutlarımızda misafir etmekten büyük memnuniyet duyacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”
ÜS BÖLGELERİNE İSABET EDEN YILDIRIMLAR
Bakanlık kaynakları, Irak kuzeyindeki yıldırım düşmesi sonucu bazı askerlerin şehit olmasına ilişkin sorular üzerine, şunları aktardı:
“Bizim bütün üs bölgelerimizde paratonerlerimiz mevcut. Üs bölgesine konuşlanırken ilk kurduğumuz sistemlerden biri de paratonerlerdir. Son dönemde Irak kuzeyindeki Pençe bölgesinde yıldırım düşme olayı yoğun şekilde yaşanıyor. Sadece dün üs bölgelerimize düşen yıldırım sayısı 307’dir. Tedbirler eksiksiz alınıyor, her türlü sistemlerimiz çalışıyor ama bazen doğa ile baş etmek mümkün olamayabiliyor. Tedbirlere de artırılarak devam ediliyor. Fakat bölgede yükseklikten kaynaklı, ani iklim değişikliklerinin de etkisiyle maalesef bu tür olaylar yaşanabiliyor.”
KATAR GENELKURMAY BAŞKANI’NIN ZİYARETİ VE F-16’LAR
Bakanlık kaynakları, Katar Genelkurmay Başkanı’nın bugün Ankara’ya gerçekleştireceği ziyaretin kapsamına ilişkin sorular üzerine, “Katar’daki askeri eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimiz devam ediyor. Orada Katar Türk Müşterek Kuvvetleri Komutanlığına deniz ve hava unsurlarının da dahil edilmesi için çalışmalar sürüyor. Ziyareti bu kapsamda değerlendirmek lazım. Bunun yanı sıra ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konuları ile dostane ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve mevcut mekanizmaların daha etkin biçimde işletilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulacaktır” dedi.
Bakanlık kaynakları, ABD’den F-16 tedarikine ilişkin sorular üzerine ise “Taslak Teklif ve Kabul Mektupları üzerinde ilgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yaparak muhataplarımıza ilettik. Süreç planlandığı şekilde devam ediyor” yanıtını verdi.
]]>(MALATYA) -CHP Malatya Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin CHP’li üyesi Günnur Tabel, mayıs ayı toplantısında deprem sonrasında Malatya’da yapılan çalışmaların büyük karışıklık yarattığını söyledi. Tabel, “Mahalle ismi söylenip sanki mahallenin tamamı rezerv alan ilan edilmiş gibi insanlar tedirgin ediliyor, bundan vazgeçilmesi gerekir. Rezerv alan içerisinde kalan sağlam bina varsa bunu nasıl çözeceksiniz? Rezerv alan içerisinde yapılacak binalar kaç katlı olacak, bu alanlarda inşaatlar ne zaman başlayacak ve ne zaman bitirilecek” dedi.
CHP’li Günnur Tabel, Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin mayıs ayı toplantısında deprem sonrasında kentte başlayan yeniden yapılanma çalışmalarını gündeme getirdi. Tabel, şunları söyledi:
“Bu konularda ya açıklama yapılmıyor ya da yapılan açıklamalar birbirleriyle uyumsuz. Yıkımların çok olduğu Maraş, Hatay ve Adıyaman’ı kıskanmamak elde değil. Aylardan beri etrafı çevrilmiş bir alanda fore kazıkların çakıldığı iddialarına karşın geçen hafta ilimize gelen Çevre ve Şehircilik Bakanımızın rezerv alanlarda 3 Mayıs itibarıyla son noktayı koyduğu açıklanıyor. Peki, bu zamana kadar yapılanlar hangi proje ile kim tarafından, ne şekilde ve nasıl yürütülüyor anlamakta zorlanıyoruz. Öncelikle şu konularda daha net açıklamaları hem biz hem de tüm Malatyalı hemşehrilerimiz hak ediyor zannediyorum. Mahalle ismi söylenip sanki mahallenin tamamı rezerv alan ilan edilmiş gibi insanlar tedirgin ediliyor, bundan vazgeçilmesi gerekir. Rezerv alan içerisinde kalan sağlam bina varsa bunu nasıl çözeceksiniz? Rezerv alan içerisinde yapılacak binalar kaç katlı olacak, bu alanlarda inşaatlar ne zaman başlayacak ve ne zaman bitirilecek? Yapılar tamamlandıktan sonra ev ve iş yerleri tesliminde kargaşa yaşanacağı, toplumda ciddi sosyolojik sorunlara sebep olacağı ve toplumun demografik yapısının bozulacak olması konuları gündeme geliyor mu?
“SADECE BAKANLIK SÖZ SAHİBİ OLACAKSA NEDEN BU MAKAMLARA GELDİLER”
Kişiye ve gruba özel yerinde dönüşüm ve rezerv alan çalışmaları mı var? Rezerv alan ilan edilip duruluyor, ancak eski halinde bile trafik kargaşası ve sosyal donatıları eksik olan bu alanlarda, üzerine bir de kat artırılarak ileride kargaşa daha da artmayacak mı? Bunlara ilave olarak, rezerv alanda daire sahibi olan, ancak hak sahipliği kapsamında daire alarak borçlanan vatandaşların rezerv alandaki ikinci hak sahipliği olacak mı? Olacaksa ikinci bir borçlanma mı yapılacak, ya da TOKİ’de hak sahibi olan vatandaşın kendi yerindeki arsa payı elinden mi alınacak? Büyükşehir ve ilçe belediye başkanları rezerv alanı ilan edilen bölgelerin çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından belirlendiğini ve inşaatının devlet eliyle yapılacağını belirterek kendilerine yük gelmeyeceğini belirtiyorlar. Eğer belediye başkanlarımız depremde yıkılan kentimizin yeniden imarı için müdahil değillerse, bu konularda sadece bakanlık söz sahibi olacaksa, ne için bu makamlara geldiler? Ek olarak bir konuda yerinde dönüşüm konusunda henüz somut adımlar yeni yeni atılırken, vatandaş bu amaçla bir araya gelip, müteahhit ayarlıyor, ancak iş tam resmiyete döküleceği sırada o bölgenin rezerv alan ilan edildiğini öğreniyor. Yerinde dönüşüm ile yerel müteahhitlik ve diğer yapı sektöründeki firmaların ticari faaliyetlerinin artması, şehrimizin kalkınmasını hızlandıracak ve şehrimizden göçleri durduracaktır. Yerinde dönüşümün desteklenmesi, gerek hibe ve gerekse kredilerin artırılması yoluyla olabilecektir.”
]]>Xi, kente varışında yaptığı yazılı açıklamada, Çin ve Macaristan’ın karşılıklı güven ilişkisine sahip iyi dostlar ve iyi ortaklar olduğunu kaydetti.
“Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok ve Başbakan Viktor Orban’ın nazik daveti üzerine güzel ülke Macaristan’a resmi ziyaret gerçekleştirmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum” diyen Xi, Çin hükümeti ve halkı adına Macar hükümeti ve halkına en içten selamlarını ve iyi dileklerini iletti.
Macaristan’ın köklü tarihi ve derin kültürel mirasıyla bilindiğine işaret eden Xi, Macar halkının çalışkan, zeki, açık, kapsayıcı, öncü ve yaratıcı olduğunu vurguladı.
Macaristan hükümeti ve halkının son yıllarda ekonomik ve sosyal kalkınmada etkileyici bir ilerleme kaydederek kararlılıkla yoluna devam ettiğini belirten Xi, “Çin hükümeti ve halkı, iyi bir dost ve kapsamlı bir stratejik ortak olarak sizin başarılarınıza gönülden seviniyor” ifadesine yer verdi.
Macaristan, 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ve diplomatik ilişki kuran ilk ülkelerden biri oldu. İki ülke 2004 yılında dostane ve işbirliğine dayalı ortaklık kurmaya karar verdi.
Xi, 2017 yılında ikili ilişkilerin kapsamlı stratejik ortaklığa yükseltilmesiyle, karşılıklı fayda sağlayan işbirliğinin geliştirilip hızlandırıldığını ve geleneksel Çin-Macaristan dostluğuna yönelik halk desteğinin güçlendiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı, iki ülkenin son yıllarda sık sık üst düzey temaslarda bulunduğunu, karşılıklı güveni derinleştirdiğini, Kuşak ve Yol işbirliğinde verimli sonuçlar elde ettiğini, halklar arası ve kültürel etkileşimin canlandığını, uluslararası ve bölgesel meselelerde yakın koordinasyon ve işbirliği yürütüldüğünü ifade etti.
Xi, “Karşılıklı saygı, hakkaniyet, adalet ve kazan-kazan işbirliğini içeren yeni bir uluslararası ilişkiler türü inşa etme konusunda iyi bir örnek oluşturduk” dedi.
Bu yılın Çin-Macaristan diplomatik ilişkilerinin 75. yıldönümü olduğunu hatırlatan Xi, bunun ikili ilişkilerin gelişmesi için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.
Macaristan Cumhurbaşkanı Sulyok, Başbakan Orban ve diğer Macar yetkililerle görüşmek için sabırsızlandığını vurgulayan Xi, Çin-Macaristan ilişkilerinde büyük atılımlar yapmak ve ilişkileri daha yüksek bir seviyeye taşımak amacıyla işbirliği ve kalkınma için yeni bir yol haritasının ana hatlarını birlikte belirleyeceklerini kaydetti.
Xi, “Uluslararası konjonktür nasıl değişirse değişsin, Çin ve Macaristan’ın ikili ilişkileri her zaman geniş bir perspektiften ve uzun vadeli bir bakış açısıyla değerlendirip ele alacağına inanıyorum” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı, “Güçlü ve kararlı çabalar sarf ederek, insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etme hedefi doğrultusunda birlikte çalışacak ve dünya barışı, istikrarı, kalkınması ve refahına gereken katkıyı sunacağız” dedi.
Xi, “İki tarafın ortak çabalarıyla, bu ziyaretin tam bir başarıya ulaşacağına ve Çin-Macaristan ilişkilerinde daha da parlak bir geleceği başlatacağına eminim” ifadesini kullandı.
Xi, Budapeşte Havalimanı’nda Başbakan Viktor Orban ve eşi tarafından karşılandı. Macaristan hava sahasına girdikten sonra Xi’nin uçağına, Macaristan Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları eşlik etti.
]]>İBB, İMAR PLANLARININ İPTALİNE KARAR VERDİ
Yerel seçimlerde CHP’nin adayı Sinem Dedetaş’ın kazandığı Üsküdar Belediyesi, dikkat çeken bir karara imza attı.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Medipol Üniversitesi için imar planı hazırlanmıştı. Bakanlık, Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi’nin hemen yanında yer alan 4 bin 164 metrekarelik alanı konut alanı ve ortaöğretim tesisleri alanı statüsünden “yükseköğretim tesisi alanına” dönüştürmüştü.
İmar planı raporunda plan değişikliğinin Medipol Üniversitesi için yapıldığını belirtildi. Alanın yapılaşma koşulu ise zemin+5 kat olarak belirlendi. İstanbul 12. İdare Mahkemesi ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) başvurusuyla, 31 Ocak 2024’te imar planlarının iptaline karar verdi.
KANUNSUZ İNŞAATI ÜSKÜDAR BELEDİYESİ DURDURDU
Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre, planları iptal edilen arazide devam eden inşaat ise kısa süre önce Üsküdar Belediyesi tarafından durduruldu. Emre Özipek isimli yurttaş, plansız kalan alanda devam eden inşaatın kanunsuz olduğunu belirterek Üsküdar Belediyesi’ne başvurdu. Üsküdar Belediyesi ise yapılan kontrol ve incelemenin ardından inşaatın durdurulduğunu bildirdi.

“BABAM ARSAYI OKUL YAPILMASI İÇİN BAĞIŞLADI”
Emre Özipek isimli vatandaş, Medipol’ün otopark olarak kullandığı alanın babası tarafından okul yapılması için kamuya bağışlandığını belirterek dava açmıştı. İstanbul Anadolu 31’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin hazırlattığı bilirkişi raporunda arsanın 1994’te ortaokul alanı olarak kullanılmak üzere Maliye Hazinesi’ne bağışlandığı ancak amacına uygun kullanılmadığı vurgulandı.
Özipek ise arsanın 2016’nın sonuna kadar atıl bırakıldığına ardından da Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi tarafından otopark olarak kullanılmaya başladığına dikkat çekti. Ayrıca arsanın 1994 ile 2017 yılları arasında atıl bırakıldığını belirtti. Amacına uygun kullanılmayan arsanın kendilerine iade edilmesini talep etti.
OKUL YAPILACAK ALAN HASTANEYE OTOPARKI OLDU
İl Milli Eğitim Müdürlüğü, arsanın Henza Akın Çolakoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi bahçesi olarak kullanıldığını, ayrıca arsaya 32 derslikli bir ek bina yapılacağını iddia ederek davanın reddini istedi. Dava kapsamında bir inşaat mühendisiyle bir hukukçu tarafından arazide keşif yapılarak bilirkişi raporu hazırlandı.
Raporda, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün beyanının gerçeği yansıtmadığı, arsanın Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi tarafından otopark olarak kullanıldığı vurgulandı. Ancak tüm bunlara rağmen yargı süreci sonuçlandırılmadı.
DAVANIN HAKİMİ DEĞİŞTİ, İNŞAAT DEVAM ETTİ
Dava çok önemli bir aşamaya gelmişken birden mahkemenin hâkimi değişti. Yeni atanan hâkim 2021’de “zamanaşımını” gerekçe göstererek davaya ilişkin “ret kararı” verdi. Arsanın varisi Özipek kararı istinafa (Bölge Adliye Mahkemesi’ne) taşıdı. Mahkeme, ret kararını kaldırarak dosyayı davanın yeniden görülmesi için 2023’ün son günlerinde ilk mahkemeye gönderdi. Hukuk mücadelesine devam eden Özipek, “Davanın bile isteye sürüncemede bırakıldığını, davanın yıllarca sürdürüleceğini” vurgulayarak yargı sürecinin devam etmesine rağmen Medipol’ün hızla inşaata başladığını açıkladı.
]]>Bakan Işıkhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir yandan iş gücü ve istihdam oranlarını artırmaya çalışırken diğer yandan insan onuruna yaraşır çalışma koşullarını sağlamak için büyük çaba sarf ettiklerini söyledi.
Çalışanlara sağlıklı ve güvenli iş ortamı sunmanın, en önemli hedefleri arasında yer aldığını vurgulayan Işıkhan, iş sağlığı ve güvenliğinin amacının, çalışma ortamında iş kazası ve meslek hastalığı yaşanma ihtimalini en aza indirmek ve ortaya çıkabilecek kısa ya da uzun vadeli sağlık sorunlarını önlemek olduğunu kaydetti.
İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının, hayatın her anında tüm vatandaşların sağlığının korunmasını ve daha ergonomik bir iş ortamı sağlamayı amaçlayan çalışmaları içerdiğini belirten Işıkhan, şöyle konuştu:
“6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30 Haziran 2012’de hayata geçirildi. 2013-2023 arasında da İSG alanında 36 yönetmelik, 11 tebliğ, 81 İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulama Rehberi ve 37 kontrol listesi hazırlandı. Ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yayınlanmasını takiben 2013 yılından 2022 yılına kadar geçen 9 yıllık süreçte 100 binde ölümlü iş kazası oranında yüzde 36,5 azalma söz konusu oldu.”
“Kişisel koruyucu donanımları denetliyoruz”
Işıkhan, Türkiye’nin İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve alt düzenlemelerini hayata geçirerek, bu alanda önemli bir reforma imza attığını belirterek, şu bilgileri paylaştı:
“Türkiye’de son 21 yılda iş yeri sayısı yüzde 201, çalışan sayısı yüzde 250 artmasına rağmen, 100 bin işçide ölümlü iş kazası oranı yüzde 50 azaldı. Bakanlığımız kişisel koruyucu donanımların piyasa gözetimi ve denetimini aralıksız sürdürüyor. Kişisel koruyucu donanım kapsamında ilk akla gelen baret, toz maskesi, emniyet kemeri, iş ayakkabısı ve eldiveni gibi ürünler dışında, tüketicilere yönelik güneş gözlüğü, can yeleği ve sporcu ekipmanları da Bakanlığımızca denetleniyor.”
“Ruhsat veren belediyenin ciddi ihmali söz konusu”
İstanbul Beşiktaş’ta 29 işçinin yaşamını yitirdiği yangın ile Antalya’da 1 kişinin hayatını kaybettiği teleferik kazasına da değinen Işıkhan, şunları söyledi:
“Hayatını kaybeden 29 işçimiz ve 1 vatandaşımıza tekrar Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Aileleri ziyaret edip, sorunlarını dinleme fırsatım oldu. Beşiktaş’taki yangında, işverenin sorumluluğu gibi bu işletmeye çalışma ruhsatı veren ilçe belediyesinin ciddi bir ihmali de söz konusu. Gerçekten vatandaşımızın sağlığını ve güvenliğini düşünerek hareket etmemiz, tavır ve duruş almamız lazım. Biz devam eden hukuki sürecin takipçisi olacağız. İş sağlığı ve güvenliği konusunda denetimlerimizi sıkılaştırarak devam ettireceğiz. Tüm belediyelere, kurumlara ve işverenlere sesleniyorum; iş sağlığı ve güvenliği konusunda gereken önlemleri alın, mevzuatı uygulayın. Mevzuat hükümlerini uygulamayan herkese karşı politikamızdan taviz vermeden gereken tedbirleri almaya daha baskılı şekilde devam edeceğiz.”
“Toplam 64 bin 145 iş güvenliği uzmanımız var”
Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği alanında önemli seviyede insan kaynağına sahip olduğunu vurgulayan Işıkhan, “İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve Analiz Programına (İSG-KATİP) göre, nisan sonu itibarıyla 13 bin 554 ‘A sınıfı’, 20 bin 417 ‘B sınıfı’, 30 bin 174 ‘C sınıfı’ olmak üzere toplam 64 bin 145 iş güvenliği uzmanı var. Bunun yanında, 28 bin 323 iş yeri hekimi ve 14 bin 389 diğer sağlık personeli de iş sağlığıyla ilgili hizmetler sunuyor. Böylece İş Sağlığı ve Güvenliği alanında uzman insan kaynağımızı nitelik ve nicelik olarak büyütürken, 106 bin 857 kişi de istihdam edilmiştir.” dedi.
“İşsizlik sigorta priminde yüzde 50 indirim sağlıyoruz”
Işıkhan, insan canı söz konusu olduğunda maliyet ya da tasarrufun hiçbir anlam ve öneminin olmadığını dile getirerek, “Kaldı ki iş kazası ve meslek hastalığı sonrasında ödenecek tazminatlar, iş günü kayıpları, imaj kaybı hususları göz önüne alındığında tüm bunların işverene çok daha büyük bir yük getirdiğini düşünmekteyim. O yüzden hep diyoruz, önlemek, ödemekten daima daha ucuzdur.” diye konuştu.
İş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin etkin yürütülebilmesi için işverenlere birçok destek ve teşvik verdiklerini bildiren Işıkhan, şunları kaydetti:
“10’dan az çalışanı bulunan ‘tehlikeli’ ve ‘çok tehlikeli’ iş yerlerine İSG hizmeti ödeme desteği, 3 yıl boyunca ölümlü veya sürekli iş göremezlikle neticelenen iş kazası olmayan işletmelerde işsizlik sigorta priminde yüzde 50 indirim sağlıyoruz. 50’den az çalışanı bulunan ‘az tehlikeli’ sınıftaki iş yeri işverenleri ile işveren vekillerine sağlık hizmetleri hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilme imkanı sağlıyoruz. Desteklerimiz ‘çok tehlikeli’ sınıfta 280 bin iş yeri, 860 bin çalışanı, ‘tehlikeli’ sınıfta ise 490 bin iş yeri, 1 milyon 300 bin çalışanı kapsamaktadır.”
“74 kamu kurum veya kuruluşuyla istişare toplantıları yapıldı”
Işıkhan, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi amacıyla denetimler ve mevzuat çalışmalarının yanı sıra eğitim, çalıştay ve işbirlikleri, ulusal ve uluslararası projeler, paydaşlara yönelik bilgilendirme ve eğitim faaliyetlerini hayata geçirdiklerini söyledi.
Çalışan ve üreten müreffeh bir Türkiye yolunda insan onuruna yakışır çalışma koşullarının oluşturulması için bu yöndeki çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle devam etti:
“2002’den bu yana iş sağlığı ve güvenliğinin geliştirilmesi ve saha uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla toplam 87 projeyi hayata geçirdik. 2024 yılında yürüttüğümüz proje sayısı 92’ye ulaşacak. Son dönemde Bakanlığımızca yürütülen en kapsamlı AB projelerinden birisi olan Madencilik Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesi Projesi (MİSGEP) ile maden sektöründe yer alan tüm paydaşlara ve STK’lere ulaştık. Projeler dışında da ilgili paydaşlarla yaptığımız 82 protokol çerçevesinde birçok faaliyet yürütüyoruz. 37 üniversite ile eğitim, danışmanlık veri paylaşımı gibi alanlarda çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun yanı sıra üniversiteler, belediyeler, KİT’ler ve Bakanlık merkez birimleri gibi farklı birimlerin yer aldığı 74 ayrı kamu kurum veya kuruluşuyla Kamu İSG İstişare Toplantıları gerçekleştirerek, kamu İSG ailemize dahil olmaları ve işbirliği içinde çalışmamız sağlandı. Ulusal alandaki çalışmaların yanı sıra uluslararası arenada da önemli roller üstleniyoruz.”
“İSG Kongresi geleceğe hazırlık için önemli bir buluşma olacak”
Bakanlık olarak 10. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’ni 29 Eylül-2 Ekim’de düzenleyeceklerini bildiren Işıkhan, şunları kaydetti:
“Türkiye Yüzyılında İSG’ temalı 10. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ile ülkemizde yapılan çalışmalar ile İSG alanında dünyadaki iyi uygulama örnekleri paylaşılacak. Eğitim ve çeşitli kurslar ile katılımcılara, iş sağlığı ve güvenliği alanında kendilerini geliştirme fırsatı da sunulacak. Güvenlik kültürü bilincinin, ülkemizde ve dünya genelinde gelişimine katkı sağlanacak. Güncel iş sağlığı ve güvenliği bilgi ve uygulamaları paylaşılacak. Yeni uygulamaların hızla olgunlaşmasına katkı sağlanacak. Özellikle 2024 sonunda ‘az tehlikeli’ sınıfın ve kamu kurumlarının da kanun kapsamına girdiğini düşünürsek bu kongre geleceğe hazırlık açısından da önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacak.”
]]>İlçelerde dokunmadık alan bırakmayan, ilçe ve mahalle sakinlerinin taleplerini, isteklerini yerinde dinleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, bu kapsamda Yahyalı ilçesini ziyaret etti.
Ziyaret kapsamında, Vali Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, il ve ilçe protokolü ile birlikte, Yahyalı Kaymakamı Mehmet Kaya’yı, Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk’ü, Yahyalı İlçe Jandarma Komutanlığı, Yahyalı İlçe Emniyet Müdürlüğü, Fakı Dayı Kur’an Kursu, kadın kooperatifleri ve Yahyalı Ali Elmacı Ortaokulu’nu ziyaret ederek, ilçedeki yapılan çalışmalar hakkında bilgiler aldı.
Yahyalı Belediyesi ziyaretinde konuşan Vali Çiçek, Yahyalı’nın tüm Türkiye’de adından söz ettirmeye devam ettiğini, Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan yol ile şelaleler bölgesinin bambaşka bir boyuta geçtiğini söyledi.
Vali Çiçek’ten Başkan Büyükkılıç’a ‘Hizmet’ Teşekkürü
Çiçek, geldiği günden beri konuşulan Kapuzbaşı Şelaleleri yolunun Başkan Büyükkılıç’ın verdiği söz kapsamında otoban gibi yola dönüştüğünü, çok büyük memnuniyet olduğunu ifade ederek, Büyükkılıç’a teşekkürlerini iletti.
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ise Yahyalı’nın gönül insanlarının merkezi olduğunu belirterek, el ele vererek, Yahyalı’yı daha güzel noktaya taşıyacaklarını vurguladı.
Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk de Vali Çiçek ve Başkan Büyükkılıç’a hizmetlerinden dolayı yürekten teşekkür etti.
Protokolden Şehit Ailesi’ne Ziyaret
Ayrıca, 2011 yılında Batman’da teröristlerin saldırısı sonucu şehit düşen Komiser Yardımcısı Adem İlkkılıç’ın ailesini ziyaret eden Başkan Büyükkılıç ve Vali Çiçek, bütün şehit ailelerinin kendileri için önemli bir emanet olduğunu hatırlatarak, tüm şehitlere Allah’tan rahmet diledi.
Yahyalı Devlet Hastanesi’nde tedavi gören vatandaşları ve hastane çalışanlarını da ziyaret eden Çiçek ve Büyükkılıç, hastalara acil şifalar temennisinde bulundu.
Öte yandan, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile birlikte Erdemlerimizle Varız (ERVA) projesi kapsamında, Yahyalı Kaymakamlığı tarafından yaptırılan ERVA Spor Okulu’nun açılışına katıldı.
Kayseri’de hem merkez, hem de ilçelerde birçok çalışma yaptıklarını ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Kayseri’de üzerimize ne düşüyorsa onu yapma yönünde gayret gösteriyoruz” dedi.
Kayseri’de spora ve sporcuya önem verdiklerini vurgulayan Başkan Büyükkılıç, şöyle konuştu:
“Kayseri’mizde ‘Erdemlerimizle Varız’ derken, Kayseri’nin merkezinde değil ilçeleriyle birlikte sivil kuruluş topluluklarımızı da devreye koymak suretiyle adeta her alana yönelik olarak gayret göstererek, çalışmalar yapıyoruz. Sportif olarak bedenen sağlıklı olmasının yanında aynı zamanda zihnen ve değerli eğitim düşüncesinde insanı kazanma mantığı içerisinde bu çalışmaların yapılıyor olması bizleri yüreklendirmekte. Bizler de üzerimize ne düşüyorsa onu yapma yönünde gayret gösteriyoruz.”
Büyükkılıç: “Emeği Geçenlere Teşekkür Ediyorum”
Birliğin, beraberliğin ve dayanışmanın en güzel örneklerini sergilediklerini ifade eden Büyükkılıç, “Burada Valimizle el ele vermek suretiyle tüm kurum ve kuruşlarımızın ‘birlikte daha güçlüyüz’ anlayışı içerisinde hareket ediyor olması ve insanların da bunu takdir ederek yol alması bizleri sevindiriyor ve keyiflendiriyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Hocalarımızın fedakarlık yaparak, inşallah yavrularımızı hem bedenen hem zihnen devletine bağlı nesiller olarak yetiştirmeye vesile kılsın diyor, her birinize ayrı ayrı sevgiler ve saygılar sunuyorum” şeklinde konuştu.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de ERVA Projesi’nin Kayseri Valiliği ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin himayelerinde yürütüldüğünü hatırlatarak, “Biz bunu Büyükşehir Belediye Başkanımızla beraber Dedeman Okulunda ERVA’yı kurmuştuk. O günden itibaren de binalarımızın tadilatlarından antrenörlerine kadar çok büyük emeği oldu. Birliktelik, beraberlik ortaya çok güzel şeyler çıkarıyor. Hem il müdürlerimiz hem yerel idaremiz hem Sivil Toplum Kuruluşlarımız el ele verince bir sene gibi bir süre içerisinde hem değerler eğitim merkezini oluşturduk hem de her mahalleye spor okulu açacağız diye iddialı bir cümle ile başlayıp şuana kadar 30’a ulaştık” diye konuştu.
Protokol, Yahyalı Erva Spor Okulları Çim Hokeyi Antrenman Sahası’nı inceleyerek, öğrencilerle sohbet etmeyi de ihmal etmedi.
Vali Çiçek ve Başkan Büyükkılıç’tan Esnaf Ziyareti
Vali Çiçek ve Başkan Büyükkılıç, Yahyalı’da faaliyet gösteren esnafları ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. Esnaf dükkanlarını tek tek ziyaret eden Büyükkılıç ve Çiçek, esnafa hayırlı işler temennisini ileterek taleplerini sordu.
Vali Çiçek ve Başkan Büyükkılıç, tarımda ve soğuk hava depoculuğunda Yahyalı’nın öncü kuruluşlarından olan Aferin Tarım Meyve Plantasyonu Fabrikası’nı da ziyaret ederek, işletme sahibine ve personele çalışmalarında kolaylıklar diledi. – KAYSERİ
]]>Başkan Seçer, seçim güvenliğinde görev alan avukatlar ve gönüllülerle buluştu. Mersin Büyükşehir Belediyesi Nikah ve Etkinlik Salonu’nda düzenlenen programa Seçer’in yanı sıra Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir, Adana Barosu Başkanı Semih Gökayaz, CHP Mersin İl Başkan Yardımcısı Burcu Düzen, CHP Yenişehir İlçe Başkanı Toprak Çalışkan, CHP Akdeniz İlçe Başkanı Semih Palamut, CHP Mezitli İlçe Başkanı Ulaş Yılmaz, CHP Bozyazı İlçe Başkanı Sevim Binicier, İlçe Seçim Kurulu üyeleri, Meclis üyeleri, avukatlar ve gönüllüler katıldı.
Seçim sürecinde millet iradesinin sandığa yansıdığı gibi çıkmasında emek veren avukatlara teşekkürlerini ileten Başkan Seçer, şöyle konuştu:
“İRADEMİZİN SANDIĞA GİRDİĞİ GİBİ ÇIKMASI İÇİN AYNI ÖNLEMİ ALACAĞIZ”
“Son çeyrek asrın Türkiye siyasi tarihine baktığınızda seçimlerde seçim sonrası konuşulan en temel en önemli konuların başında ‘Oylarımız çalınıyor’ isyanı vardı. Biz de bu konuda ciddiyetle tedbirlerimizi aldık. 2019 seçimlerinde ilk kez Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğumda bu bilinçle, bu sıkıntılı alanı bilen bir siyasetçi olarak, o günün koşullarında gerekli tedbirleri almıştık ve sonuç itibarıyla kazanan taraf biz olduk. 2019’dan sonraki genel seçimlerde de bu konuda Türkiye’de büyük tartışmaların olduğunu söyleyemeyiz. En son seçimde uzun yıllardır birinci parti özlemini giderdiğimiz, Türkiye’nin 400’den fazla belediyesini kazandığımız bu seçimlerde hiç bu konular gündeme gelmedi. Çünkü kapımızı penceremizi sağlam tutmuştuk, oy çalan hırsızların girmesine müsaade etmemiştik ve zafer kaçınılmaz olarak bizlerin oldu. İrademizin sandığa girdiği gibi tekrar çıkması için bundan sonraki seçimlerde de aynı önlemi alacağız. Çağ teknoloji çağı, iletişim çağı. Bizim kadrolarımızla ferasetli, eğitimli, liyakatli kadrolar pekala bunları başarabileceğimizi de bu son seçimde gözlemlemiş olduk.
“BİZE EL FENERİ GÖREVİ YAPACAK BİR SEÇİM SONUCU”
Bu kadar siyasal çeşitliliğin yoğun olduğu bir kentte de siyasal analizlerin çok doğru yapılabileceğini, böyle kentlerin bir laboratuvar hüviyetinde olduğunu da herhalde benim söylememe gerek yok. Burada alınan oy çok önemlidir. Tüm tarihlere ışık tutacak, bundan sonraki sürecinde yürüyeceğimiz bize el feneri görevi yapacak bir seçim sonucudur. Bu seçimlerle Türkiye siyasi tarihi 31 Mart 2024’ten sonra çok farklı bir yola girdi. 2019’da halkın bize verdiği şansı Cumhuriyet Halk Partili Belediyeler olarak sonuna kadar iyi kullandığımızın göstergesidir 2024 Mart seçimleri sonuçları. İnsanların hizmet beklediğini, bu hizmetten öte insanlara dokunmanın, insanların bizim üzerimizdeki önyargıları kırmanın aslında bizi başarıya götürecek en temel unsurlar olduğunu bu seçimlerde gördük. Bugüne kadar kötü gidişatın sonudur ama yeni güzel günlerin bir başlangıcı bir işaret fişeğidir.
“İNANÇ VE ŞEVKLE SEÇİMLERE HAZIRLANACAĞIZ”
Bu duygu ve düşüncelere sadece Mersin’de değil, tüm Türkiye’de halkımızın yok olmaya yüz tutmuş umudunu yeşertmeye katkı sunan, emek eden herkese ama herkese çok teşekkür ediyorum. Aynı doğrultuda aynı düşüncelerle aynı stratejiyle, aynı inançla ve şevkle önümüzdeki süreçte Türkiye’deki seçimlere hazırlanacağız. Nasıl yerel iktidarda halkımızın yüzünü güldürdüysek, geçtiğimiz 5 yılda yaptığımız hizmetlerle insanları memnun, mutlu ettiysek, genel seçimlerde de başarılı olup insanları mutlu edeceğiz. Hükümet olduğumuzda Türkiye’nin temel sorunlarına getireceğimiz çözüm yollarıyla, politikalarla Türkiye’nin gelecek 10 yıllardaki inşasına katkı sunacak insanlar biz olacağız.”
CHP Mersin İl Başkan Yardımcısı Burcu Düzen de şunları kaydetti:
“1977 yılından bu yana Cumhuriyet Halk Partisi, ilk kez seçimden birinci parti olarak çıktı. Yarınlara umutla baktığımız bu seçim coşkusunu hep beraber yaşamaktayız. Yaşadığımız bu büyük mutlulukta kuşkusuz ki en büyük emek sahiplerinden biri de seçim döneminin başlangıcından sonuna kadar seçim ve sandık güvenliği için çalışan emek veren ve seçim sürecini koordine eden meslektaşlarımız oldu. Seçim başarısında seçim takviminin açıklandığı ilk günden itibaren seçim güvenliğindeki kolektif emeğin, fedakarlığın ve başarının altını mutlaka çizmemiz gerekiyor.”
]]>(ANKARA) – Milli Eğitim Bakanlığı’na 20 bin öğretmen ataması kararı ve öğretmenlere yönelik şiddete tepkiler sürüyor. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Aslında öğretmenlik mesleğini ne kadar değersizleştirdiklerini, değer vermediklerini kanıtlıyorlar. 1 milyon kişi atamaya bekleyecek, siz sonra 20 bin atama yapacaksınız. Bu öğretmene verdiğiniz değerin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor” dedi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan ise “Bu şiddet tesadüf değil. Ne eğitimin niteliği bırakıldı, ne de öğretmenlerin meslek onuru bırakıldı” değerlendirmesini yaptı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 20 bin öğretmen atanacağı yönündeki açıklaması ve İstanbul’da özel okul müdürü İbrahim Oktugan’ın bir öğrenci tarafından silahla vurularak öldürülmesine yönelik tepki ve protestolar sürüyor.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan, öğretmen atamalarına ilişkin açıklanan kontenjanı ve öğretmenlerin maruz kaldığı şiddeti ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
“BU SORUN DAHA DA BÜYÜYECEK”
Eğitim, fen edebiyat ve ilahiyat fakültelerinden mezun olan ve hala eğitimine devam eden öğrenci sayısına dikkat çeken Özbay, “Eğitim fakültelerinde 250 bin öğrenci var. 400 bin fen edebiyat fakültelerinde var. 100 binin üzerinde din ve din bilimleri fakültelerinde öğrenci var. Topladığınızda 800 bine yakın öğrenci okullardan mezun olduğunda öncelikle öğretmen olabilir miyim? Umudunun adeta satıldığı… Çünkü eğitim bilimleri dışında başka alanlara da bunun taşındığını görüyoruz. Gençlerin geleceğini planlamakla yükümlü olan iktidar, üniversiteye alıp, onları müşteri gözüyle görüp, bulundukları illere para kazandırsın, ondan sonra ne yaparsa yapsın anlayışı bugün 1 milyona yakın atama bekleyen öğretmeni karşımıza getirmiştir. 20 bin atama rakamlarıyla gidilirse, bu sorun daha da büyüyecektir. Aslında öğretmenlik mesleğini ne kadar değersizleştirdiklerini, değer vermediklerini kanıtlıyorlar. 1 milyon kişi atamaya bekleyecek, siz sonra 20 bin atama yapacaksınız. ‘Bir miktar’ diyeceksiniz. Bu öğretmene verdiğiniz değerin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor.”
“GEÇTİĞİMİZ YIL 23 BİN 670 ÖĞRETMEN EMEKLİLİK, İSTİFA, ÖLÜM GİBİ SEBEPLERLE SİSTEMİN DIŞINA ÇIKMIŞ”
20 bin öğretmen atamasının kabul edilebilir olmadığını söyleyen Özbay, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz yıl 23 bin 670 öğretmen emeklilik, istifa ve ölüm gibi sebeplerle sistemin dışına çıkmış. Bu alınan öğretmenler bırakın yenilerini eklemeyi, mevcut öğretmenlerin yerini bile dolduracak sayıda değil. Bakan, bakana, bakan cumhurbaşkanına… Ama ne halkı ne de öğretmeni ne çocuğu gören yok. Atanmadığı için farklı işlerde çalışmak zorunda kalan, intihar eden, yaralanan, güvencesi olmayan, özel sektörlerin kucağına itilen ve devlette istihdam edilmeyip, ‘ücretli çalışırsan gel o zaman’ anlayış var. Yaşamını kaybeden ve psikolojik, sosyal sorunlar yaşayan, gençlerin umudunu çalan AKP iktidarıdır. Eğitime bakış açıları AKP iktidarının ne olduğunu gösteriyor. 20 bin atama sayısını kabul edilemez.”
“SEN ÖĞRETMENE PARMAK SALLARSAN BİRİLERİ DE GELİP ÖĞRETMENE ŞİDDET UYGULAR”
Eğitim alanında yaşanan şiddet vakalarının artışa geçtiğini söyleyen Özbay, “Şiddetin tek bir faili yok. Şiddetin arkasında sorunlu ve karanlık bir zihniyet var. Biz eğitimcilerin mücadelesi bu karanlık zihniyetin aydınlanması için” dedi. Öğretmenlerin maruz kaldığı şiddeti protesto etmek iççin Cuma günü tüm Türkiye’de sendika olarak iş bırakacaklarını söyleyen Özbay, şunları söyledi:
“Sen öğretmene ‘şahsiyet kazandıracağız’ dersen, ‘bir miktar’ dersen, ‘öğretmenler yeteri kadar idealist değil’ dersen, atama bekleyen bir milyon öğretmen yığınını oluşturursan, özel sektörün kucağına itersen, protokoller yapıp herkes öğretmenlik yapabilir algısı yaratırsan ve öğretmeni bu kadar değersizleştirirsen o sorunlu zihniyet öğretmene şiddete başvurur. Sen öğretmene parmak sallarsan birileri de gelip öğretmene şiddet uygular. Bu şiddetin faili yine siyasi iktidarın yarattığı tahribattan kaynaklanıyor. Öğretmenler zaten mobbinge ve psikolojik şiddete maruz kalıyorlar.”
“ATAMA BEKLEYEN YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMEN VAR”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan da fakültelerin öğretmenlik alanlarından mezun olan öğrenci sayısına dikkat çekti. Aynı zamanda mezun olup, atama bekleyen öğretmen adaylarının olduğunu söyleyen Gürkan, “Atamayı bekleyen yüz binlerce öğretmen var” dedi.
“20 BİN ATAMA BEN SİZİ EKONOMİK KOŞULLARDA YÜZÜSTÜ BIRAKIYORUM DEMEK”
20 bin kişinin belirli branşlarda atanacağı ve bu sayının yetersiz olduğunu ifade eden Gürkan, şunları söyledi:
“Bu ekonomik krizin faturasını yine bize ödetmek, ‘siz yine özel sektörde güvencesiz koşullarda çalıştırılmaya devam edin, patronların hükümranlığına sizi bırakıyoruz’ demektir. 20 bin atama çok komik bir rakam. Rakamlar çok düşük. 81 ilde üniversitelerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Mezun onlan binlerce, on binlerce öğretmen var. Ben sizi ekonomik koşullarda yüzüstü bırakıyorum. Kriz koşullarına ve güvencesiz özel sektör çalışma koşullarına sizi mahkum ediyorum demektir. Biz 20 bin atamadan ancak bunu anlayabiliriz.
“BİR ÖĞRETMENİMİZ MAAŞ İSTEDİĞİ İÇİN KAFASINDA BARDAK KIRILDI”
Öğretmenlerin çalışma yaşamlarında hem fiziksel hem de psikolojik olarak şiddete maruz kaldığını söyleyen Gürkan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sendikamız kurulduğundan beri öğretmenlerin maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel şiddeti hem velilerimize ve diğer sektörden bütün emekçilere nasıl koşullar altında yaşadığımızı göstermeye çalışıyoruz. Bu şiddeti lanetliyoruz ve kınıyoruz. Kaybettiğimiz öğretmenimizin üzüntüsünü yaşıyoruz. Güvencesiz ve ucuza patronların hükümranlığına, karına terk edilmiş öğretmenler zincirinden bahsediyoruz. Bu olaydan önce bir öğretmenimiz maaş istediği bir okulda kafasında bardak kırıldı. Bu şiddet tesadüf değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nı özel sektörde çalışan hiçbir öğretmeninin arkasında durmuyor. Onu güvencesiz koşullara, şiddetin her türlüsüne maruz bırakıyor. Denetim yok. Patronlardan hesap soran bir bakanlık yok. Ne eğitimin niteliği bırakıldı, ne de öğretmenlerin meslek onuru bırakıldı. Bu eğitimde, sağlıkta da böyle. Özelleştirilen bütün kurumların içerisinde durum böyle. Daha fazlası yaşanmasın istiyoruz. Hiçbir öğretmen bu koşullara terk edilmesin diye mücadelemizi büyütmeye kararlıyız. Kamusal eğitimi her zaman dile getirmeye devam edeceğiz.”
]]>İzmir’in kadın belediye başkanlarının bulunduğu söyleşiye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir’in kadın belediye başkanları ile yola birlikte çıktıklarını belirterek; “İzmir’in kadın belediye başkanları bu dönem Türkiye için örnek işler yapacaklar. Önümüzdeki dönemde çok daha aktif bir şekilde kadınların siyasette temsilini sağlayacaklar” ifadelerini kullandı.
Başkan Sengel: “Yardımdan dayanışmaya, ranttan halka”
Söyleşide konuşan İzmir’in kadın belediye başkanlarından Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin geride kalan beş yılda birçok krizle başarılı bir şekilde mücadele etmesinin 2024’teki tablonun mimarı olduğuna dikkat çekerek; “Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yardım etmekten ziyade dayanışmayı esas alan, ranttan ziyade halkın yanında durmayı esas alan bir anlayışla hareket etmeye devam edecekler. Her şeyden öte her şeye rağmen dayanıklı kentler nasıl olur 2019’dan itibaren göstermeye çalıştık. Bu konuda rüştümüzü ispatladık. 2028’de de iktidarda bunu göstereceğiz” dedi.
Mutlu: “Adaylarımız doğru seçildi”
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İzmir’de aday gösterilen kadın belediye başkanlarının kadın olmalarının yanı sıra toplumda karşılığı olan adaylar olduğunu belirterek; “Biz İzmir’de 8 kadın belediye başkanı olarak seçildik. Ben seçileceğimizi biliyordum. Çünkü adaylarımız çok doğru belirlendi” diye konuştu.
Kınay: “Erkek egemen siyasete doğru cevabı verdik”
Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Karabağlar’da kadın belediye başkanı seçilmez algısını kırdıklarını belirterek; “Karabağlar’da sadece kadınlarla değil eşitliği, aydınlığı savunan erkeklerle hep birlikte erkek egemen siyasete karşı doğru cevabı vermiş olduk” vurgusunu yaptı.
Ünsal: “Önümüzdeki süreç büyük bir fırsat”
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, söyleşide yaptığı konuşmada, sadece kadın belediye başkanlarının değil CHP’li tüm belediye başkanlarının çok büyük bir sorumluluk yüklendiğini belirterek; “Türkiye’de birçok şeyin değiştiğini anlatabilmemiz için önümüzdeki süreç büyük bir fırsattır” sözlerine yer verdi.
Fıçı: “Kadın adaylar için örnek olacağız”
Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, Foça’nın ilk kadın belediye başkanı olmanın mutluluğunu yaşadığını belirttiği söyleşide; “Sekiz kadın belediye başkanının önümüzdeki 5 yıllık süreçte yapacağı işler belki de bugüne kadar cesaret edememiş olan kadın aday adayları için örnek teşkil edecek. Bizim misyonumuz bu. Bir kente, bir kasabaya, bir büyükşehire kadın eli değdiğinde nelerin olacağını gösterme zamanı” diye belirtti.
Erdoğan: “Kadın belediye başkanlarının sayısı artacak”
Söyleşide konuşan Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, kadın belediye başkanlarının farklı bir bakış açısına sahip olduğunu belirterek; “Biz hepimiz liyakat sahibi, hayata karşı belli bir duruşu olan kadınlarız. Umarım İzmir’de ve Türkiye’de önümüzdeki dönem kadın belediye başkanlarının ayısı artacaktır” ifadelerini kullandı.
Bodur: “Kadınlardan çok destek gördüm”
Kınık Belediye Başkanı Sema Bodur, Kınık’ta kadın belediye başkanı seçilmesiyle bir algının kırıldığını belirterek; “Kınık’ta bir kadın belediye başkanı seçilmesinin zor olduğu söyleniyordu. Ama ben Kınık’ta en çok kadınlardan destek gördüm” sözlerine yer verdi.
Denizli: “Biz başarırsak kadınların önü açılacak”
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ise kadın ve genç adayların önyargılarla karşılaşabildiğine değinerek; “Biz sadece kadın olduğumuz için değil hem parti liyakatine hem eğitim liyakatine sahip olduğumuz hem de her birimiz iş alanlarımızda ortaya koyduklarımız sayesinde bu koltuklarda oturuyoruz. Biz başarırsak kadınların ve gençlerin önü daha çok açılacak” vurgusunu yaptı. – İZMİR
]]>Vatandaşlar yavaş yavaş kış şartlarını geride bırakırken, havaların güzelleşmesiyle garajlarda ve bodrumlarda tutulan iki tekerlekli araçların kullanımı da yaygınlaşıyor. Havaların ısınması sonucunda toplu taşıma ücreti vermemek ve kent içerisindeki yoğun trafikten kaçınmak isteyen bazı vatandaşlar hem paradan hem de zamandan tasarruf sağlıyor. Birok vatandaş, bisiklet kullanmayı tercih ederken, bazıları da scooter ve motosiklet ile ulaşım ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Kentin genel olarak düzlük bir arazi olması nedeniyle bu tercihlerinin kendilerine büyük kolaylıklar sağladığını belirten sürücüler, park yeri bulmak konusunda da sorun yaşamadıklarını dile getiriyor.
“Bisiklet kullandığınızda hem zamandan, hem paradan, hem de yoldan tasarruf ediyorsunuz”
Eskişehir’de ulaşım konusunda en rahat aracın bisiklet olduğunu söyleyen bisiklet kullanıcısı Bahri Ünal, kentin düzlük bir arazi olması nedeniyle bisiklet kullanmanın kendisine ayrı bir rahatlık sağladığını ifade etti. Ünal, “Tramvay yolu gibi güvenli gidebileceğiniz yer sayısı bol. En kolay ulaşım yolu ve aynı şekilde ucuz. Biliyorsunuz, otobüs ve dolmuş çok fiyatları. Bu nedenle öğrencilerin cebini yakıyor. Ben de o yüzden bisiklet kullanıyorum. Küçük olduğu için yani aralardan sıvışabiliyorsunuz. Bu her ne kadar güvenli olmasa da trafik sıkıştığında dolmuştaki gibi bekleme durumlarınız olmuyor. O yüzden bisiklet güzel. Eskişehir’in trafiği diğer şehirlerle kıyaslandığında çok kötü değil aslında. Ama bazen kalabalık oluyor, gerçekten insanı yoruyor. Kaldırımdan gitmek durumunda kalıyorsun, yayalara zorluk çıkarıyor ama yani yine fena değil. Bisikletle gidilebilecek düzeyde. Bisiklet kullandığınızda hem zamandan, hem paradan, hem de yoldan tasarruf ediyorsunuz. Ara sokaklardan falan geçmek çok daha kolay oluyor” dedi.
“Sürekli scooter kullandığım için bunun artısını fazlasıyla yaşıyorum”
Scooter kullanıcısı Dursun Höçük, kent merkezlerinin yoğun olması nedeniyle bazı durumlarda otomobil kullanmanın yorucu olduğundan bahsederek, “Hem Eskişehir’in hem de diğer illerin çarşısı sürekli yoğun oluyor. Arabalar çok yakın duruyorlar. Motosikletin de geçemediği zamanlar oluyor. Ama scooter, motosikletin giremediği yerlere kolaylıkla girebiliyor. Onun için scooter kullanmayı tercih ediyorum. Bir yere 5 dakikada yetişmem gerekiyorsa arabayla 10 dakika iken, toplu taşıma aracıyla yarım saat sürüyorken, scooterla istediğim zaman yetişebiliyorum. Sürekli scooter kullandığım için bunun artısını fazlasıyla yaşıyorum. O yüzden trafiğin bana herhangi bir etkisi olmuyor. Araba kullansam daha bezdirici olabilirdi. Trafiği ve toplu taşıma araçlarını beklemek konusunda sorunlar yaşayabilirdim. Mesela yolda giderken ışık mı var? Kaldırıma çıkıyorum, scooter ile hemen 2 dakikada o sorunu çözmüş oluyorum. Acelesi olan insanların kullanılabileceği bir şey. Mesela iş yerine mi gidecek? Yarım saat geç mi kaldı? Metrobüs veya araba kullanmaktansa scootera atlayıp yarım saat gidilecek yol 10 dakikada gidilebilir” şeklinde konuştu.
“Eskişehir’in bir akşam trafiği var, küçücük şehirde o kadar araba sığmıyor”
Motosiklet kullanıcısı Murat Seyhan ise, otomobil kullanmayarak en çok park sorunu konusunda rahatladığını aktararak şu sözleri kaydetti:
“Biliyorsunuz park sorunu Eskişehir’de çok fazla var. Motosiklette böyle bir problem olmuyor. Az yakıyor, trafiğe takılmıyorsun. Böyle kolaylıkları olduğu için motosiklet daha çok tercih ediliyor. Eskişehir’in bir akşam trafiği var, küçücük şehirde o kadar araba sığmıyor. Motosiklet akşam trafiğinden kurtulmana yarıyor. Sağdan soldan kaçıp gidiyorsun. O nedenle otomobil yerine motosiklet kullanmak daha rahat. Ama Eskişehir’de motosiklet kullanımı biraz kötü ya da kullanıcılar biraz deneyimsiz. O yüzden trafiği biraz karıştırıyorlar. Yani düzgünce eğitimini alıp, kasklarını ve kıyafetlerini tamamlayıp öyle trafiğe çıkmalarını tavsiye ederim. Otomobil kullanmaktansa motor kullanmak özellikle Eskişehir’de hem zamandan hem yakıttan tasarruf sağlar.” – ESKİŞEHİR
]]>Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, göreve geldiği günden bu yana ‘halka hizmet, Hakk’a hizmet’ ve ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ felsefesiyle mesai kavramı gözetmeden uyum kültürü içerisinde tüm ilçelerde dokunmadık alan bırakmıyor.
Bu kapsamda, Başkan Büyükkılıç, Yahyalı ilçesinde doğa harikası şelaleleri, yaz kış eksilmeyen suyuyla her mevsim farklı güzellikler ile muhteşem görsel şölen sunan Kapuzbaşı Şelaleleri’ni ziyaret etti.
Vali Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, il ve ilçe protokolü ile birlikte, Kapuzbaşı Takım Şelalelerini ve bölgeyi gezdiler.
Yeryüzünün saklı cenneti Kapuzbaşı Şelaleleri’ne tüm doğaseverleri beklediklerini söyleyen Başkan Büyükkılıç, “Büyükşehir Belediyesi olarak gerçekleştirdiğimiz ulaşım çalışmalarıyla birlikte konforlu yollarıyla doğa harikası Kapuzbaşı Şelaleleri’ne doğaseverlerimizi bekliyoruz” dedi.
Sallanan Asma Köprü’nün Açılışını Gerçekleştirdiler
Vali Çiçek ve Başkan Büyükkılıç ayrıca, kentin yeni turizm destinasyonlarından Yahyalı Asma Köprü’yü de ziyaret ederek, bölgede bulunan vatandaşlarla sohbet etti.
Büyükkılıç, “Yahyalı’mızın simgelerinden Göksu Şelalesi’ndeki ömrünü yitirmiş olan ve yenilenen Sallanan Asma Köprü’nün açılışını gerçekleştirdik. Adeta Yahyalı’mızın bir gerdanlığı gibi duran köprümüzün şehrimize ve ilçemize hayırlı olmasını diler, emeği geçenlere teşekkür ederim” diye konuştu.
Vali Çiçek: “Büyükşehir Belediyesi ile Seferberlik Başlattık”
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Yahyalı Asma Köprü’nün Kayseri’nin en önemli turizm yerlerinden biri olduğunu da göz ardı etmeden, buranın turizme kazandırılması için adeta Büyükşehir Belediyesi ile el ele verip bir seferberlik başlattıklarını ifade etti.
Yahyalı’nın adeta simgelerinden birisi olan asma köprünün tehlike arz etmesi ve biraz güvenliği noktasında problemlerinin olması nedeniyle burada önemli çalışmalara imza atıldığını söyleyen Vali Çiçek, şöyle konuştu:
“Büyükşehir Belediye Başkanımızla bu alanı gezmiştik. Burasının yeniden yapılanması gerektiğini, statik ölçümlerinin ayarlanması gerektiğini, gerekli önlemler yapılarak gerçekten bölge halkının da hoşuna gidebilecek şekilde yapılması gerekiyordu. Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte buraya çok önem veriyoruz. Hem Yahyalı Kaymakamımızın hem de Yahyalı Belediye Başkanımızın ısrarlı bir şekilde bu bölgenin turizme kazandırılmasının bizden talepleri oldu. Kayseri’nin en önemli turizm yerlerinden biri olduğunu da göz ardı etmeden, buranın turizme kazandırılması için adeta Büyükşehir Belediyesi ile el ele verip bir seferberlik başlatmıştık, tamamlandı. Bölge halkımızın da büyük beğeni aldığını görüyorum. Gerçekten güvenli bir hale geldi.”
Çiçek, asma köprünün yenilenen yüzü ile adeta inci bir gerdan gibi olduğunu söyleyerek, “Bölgeye adeta güzellik kattı. İnci bir gerdan gibi oldu. Bu Yahyalı’ya yakıştı. Hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
Daha sonra Vali Çiçek, Başkan Büyükkılıç ve beraberindeki protokol, asma köprüden geçerek, o heyecanı hep birlikte yaşadı.
Vali Çiçek ve Başkan Büyükkılıç’a ziyaret kapsamında, Yahyalı Kaymakamı Mehmet Kaya, Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk ile il ve ilçe protokolü eşlik etti. – KAYSERİ
]]>Kadın girişimci Hatice Akdulum kentin lezzetlerinden biri olan mumbar dolmasını üreterek kendi markasını oluşturdu. Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan da tescil ettirdi.
Hem üretip hem de istihdam eden Akdulum, “2016 yılında bir anda oğlumun söylemesiyle başladım bu işe. Zor dönemden geçerken ne yapabilirim diye düşündüğüm bir anda mumbarcılık yapmaya başladım. Mumbarcı Hattuç bacı oldum. Ekibimde benim gibi güçlü hiç yorulmuyoruz. Gaziantep deyince yemek kültürümüzü herkes bilir. Hepimiz bir aradayız. Antep bir marka. Gastroantep bir marka. Mumbar da her yörede yapılıyor ama bizim Gaziantep’te tescilli olan bir yemek” dedi.
Gaziantep, Türkiye’nin coğrafi işaret konusundaki örnek şehri
Büyükşehir Belediyesi, Unesco yenilikçi Kentler Ağında Türkiye’nin ilk gastronomi şehri olarak yer alan Gaziantep’te şehre ait ürünler coğrafi işaret tescili ile koruma altına alınarak geleceğe taşınıyor.
Zengin kültürüyle eşsiz lezzetlerinin korunması için Gaziantep Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere kentte bulunan kurumların koordineli olarak yürüttüğü çalışmalarla Gaziantep’e özgü yöresel ve kültürel değerler tescillenerek korunuyor. Gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması amacıyla da coğrafi işaret ve markalaşma projeleri yürütülüyor. Yürütülen çalışmalarla ürünlerin yurtdışında tanıtımı sağlanarak kentte bulunan girişimcilere ilham oluyor, yurtdışına ürünlerin ihraç edilmesi sağlanıyor.
Gaziantep, Türkiye’de en çok coğrafi işarete sahip il
Türkiye’de 105 coğrafi işaretli ürün ve 1 geleneksel ürünle şu anda en fazla coğrafi işarete sahip il konumunda bulunan Gaziantep; el sanatları ürünleri, tarım ürünleri ve yöresel yemekleriyle de tescilli ürünler arasında önemli yer tutuyor.
AB tescili alan ürünlere yenisi eklenmesi için çalışmalar sürüyor
Gaziantep aynı zamanda Türkiye’de Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili olan şehir oldu. Gaziantep Sanayi Odası’nın girişimiyle tescillenen Gaziantep baklavasının ardından kısa süre önce Araban sarımsağı da AB coğrafi işaret tescilini aldı. Büyükşehir Belediyesi Oğuzeli Kadın Kooperatifi iş birliği ile Antep menengiç kahvesi ve Oğuzeli nar ekşisi için de Avrupa Konseyine başvuruları gerçekleştirilirken; Nizip’te üretilen nane ve zeytin yağı, İslahiye’de üretilen biber, koruk ekşisi ve diğer ürünlerin AB coğrafi işaret tescil çalışmaları devam ediyor.
Coğrafi işaret tescili alınan ürünlerin denetimi Türkiye’de ilk kez kurulan Gaziantep Büyükşehir Coğrafi İşaret ve Markalaşma Şube Müdürlüğü tarafından her yıl düzenli yapılarak, Türk Patent ve Marka Kurumu’na gönderiliyor.
“Çalışmalarımızla Avrupa’da marka olmak istiyoruz”
Büyükşehir Belediyesi Tarım ve Hayvancılık Daire Başkanı Kenan Seçkin, coğrafi zenginliklerin öne çıkarılmasında büyük bir emek harcandığını ifade ederek, “Coğrafi işaret ilk yönetim birimini oluşturan belediye Gaziantep Büyükşehir Belediyesidir. Coğrafi İşaretler ve Markalaşma Şube Müdürlüğümüz var daire başkanlığımıza bağlı. Biz köy köy ekiplerimizle gezerek coğrafyanın nesi meşhur onları tespit edip gün yüzüne çıkarıyoruz. Çalışmalarımızla Avrupa’da marka olmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
“Gaziantep 500’den fazla yemek çeşidiyle ününü dünyaya taşıdı”
Mutfak Sanatları Merkezi Şef Koordinatörü Doğa Çitçi, Gaziantep’in dünyada eşi benzeri olmayan bir zenginliğe sahip olduğunu belirterek, “Çok iyi, dünyada eşi benzeri olmayan bir mutfak var burada. Gaziantep tek başına 500 çeşidin üstünde yemeği olan şehir. Tek başına lokomotif bir şehir. Coğrafi işaret tabi ki şehre etiket kazandırıyor. Gaziantep bu yönden zengin bir şehir olduğu için coğrafi işaretli ürün sayısı çok fazla” ifadelerini kullandı. – GAZİANTEP
]]>(MANİSA)- CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, 301 işçinin yaşamanı yitirdiği Soma maden faciasının üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala adalet arayışının sürdüğüne dikkat çekti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Soma faciasının 10. yıl dönümü olan 13 Mayıs’ta Soma’da olacağını ifade eden Özalper, “Bu yıl 13 Mayıs’ta çok daha farklı bir şey yapmak istiyoruz. Gümbür gümbür, çok kalabalık olarak adalet arayışımızı yüksek sesle tekrar tekrar bağırmak istiyoruz. Soma, kanayan bir yara. Bu yaraya belki de bir parça merhem olabilmek adına tüm Soma davasına, mücadelesine destek veren herkesi Soma’ya bekliyoruz” dedi.
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen faciada 301 maden işçisi yaşamını yitirmiş 162 işçi ise yaralanmıştı. Madenci ailelerinin adalet arayışının halen sürdüğü facianın 10’uncu yıl dönümüne sayılı günler kala, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, 10 yılda değişen hiç bir şeyin olmadığını, adaletin sağlanamadığını söyledi. Özalper, “Son olarak yapılan mahkemede hep birlikteydik. Çok üzüldük. Mahkemede de üzüldük. Çünkü 10 yıl geçmiş ve kamu görevlileri ancak şu anda mahkeme karşısına çıkıyorlar; vicdanlar sızladı. Çünkü kamu görevlisi ‘Benim burada ne işim var?’ diye sordu. Hepimiz çok üzüldük. Bu hepimizi inciten bir durumdu ve hepimiz çok üzgünüz. Aradan 10 yıl geçti. 10 yıl önce Soma’daydım. O gün tesadüfen oradaydım. ve günlerce eve gitmedik. Çok üzüldük. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen aslında çok da değişen bir şey yok. Hala adalet arayışımız devam ediyor” dedi.
CHP MYK SOMA’DA TOPLANACAK
“Soma, kanayan bir yara. Bu yaraya belki de bir parça merhem olabilmek adına tüm Soma davasına, mücadelesine destek veren herkesi Soma’ya bekliyoruz” diyerek çağrıda bulunan Özalper, şunları söyledi:
“Bu yıl 13 Mayıs’ta çok daha farklı bir şey yapmak istiyoruz. Gümbür gümbür, çok kalabalık olarak adalet arayışımızı yüksek sesle tekrar tekrar bağırmak istiyoruz. Çünkü Türkiye vicdanı bu şekilde rahat edecek. Tüm Türkiye için adalet arayışı. Soma, kanayan bir yara. Bu yaraya belki de bir parça merhem olabilmek adına tüm Soma davasına, mücadelesine destek veren herkesi Soma’ya bekliyoruz. 13 Mayıs’ta 15: 05’te yine Madenci Anıtı’nda patlamanın olduğu saatte bir saygı duruşu yapacağız. Öncesinde de bir yürüyüş yapacağız. Sayın Genel Başkanımız orada olacak. Yine MYK’mız orada olacak. MYK toplantısı da tek gündemiyle Soma’da yapılacak. Destek vermek isteyen herkesi ama herkesi Manisa Soma’ya bekliyoruz. Çünkü artık sesimizi duyurmamız gerekiyor. Hep birlikte ‘adalet, adalet, adalet’ diye bağırmak gerekiyor. Çünkü adalet herkese gerekli. Bugün Soma’daki işçilere yarın hepimize gerekli. O yüzden herkesi Soma’ya bekliyoruz.”
“ADALET YERİNİ BULSAYDI BUGÜN İŞÇİ ÖLÜMLERİ YAŞAMAYACAKTIK”
Özalper, 301 madencinin hayatını kaybettiği olayda 450 çocuğun babasız kaldığını vurgulayarak, “Eğer bu patronlar cezalarını çekmiş olsaydı herkes belki kendisine daha farklı bir çeki düzen verecek, işletmelerine daha farklı bir yaklaşım içerisinde olacaktı. Mahkemede konuşulan şey o kadar üzücüydü ki. Maskelerden bahsediliyor. Maskelerin çalışıp çalışmadığını bilmeyen kamu görevlilerinden bahsediyoruz. Yani ne iş yaptığını bilmeyen bir iş güvenliği uzmanından bahsediyoruz. ‘Bu benim yetkimde değil’ diyen bir sorumludan, bir müfettişten bahsediyoruz. Yani bunları düzeltmek gerekiyor. Baştan sona düzeltmek gerekiyor. Adalet yerini bulsaydı bugün zaten bu davalar ya da bu ölümler, bu işçi ölümleri, bu katliamları tekrar tekrar yaşamayacaktık” ifadelerini kullandı.
]]>TETİKÇİYİ TAŞIYAN ARAÇ YILDIRIM’IN MAKAM ARACI OLARAK KULLANILMIŞ
Odatv’nin haberinde, bahsi geçen 06 AT 5021 plakalı çakarlı aracın içinden Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın indiği görüldü. Yıldırım’ın, daha önce çeşitli sosyal medya hesaplarından yapılan birçok paylaşımda söz konusu makam aracıyla pek çok yere gittiği yer aldı.

ARAÇ PLAKA TANIMA SİSTEMİNE TAKILDI
T24’ün haberi göre, Aracın “çakar” açık haldeki görüntüsü, tetikçinin İstanbul’a bırakılmasının ardından Demirbaş ve Yüksel’in Ankara istikametine dönüşleri sonrasında Çamlıca gişelerindeki Plaka Tanıma Sistemi’ne (PTS) takıldı. Hakkında, daha önce işlediği suçlar nedeniyle yakalama kararı bulunan tetikçi Özyağcı’yı İstanbul’dan Ankara’ya Transporter marka araçla iki özel harekât polisinin getirdiği ortaya çıkmıştı.
Polislerin kullandığı aracın Ankara’ya gelişi sırasında trafik kontrolüne takıldığı ancak aracı kullanan Aşkın Mert Gelenbey isimli polisin kimlik kartını göstererek tetikçiyi yakalanmaktan kurtardığı anlaşılmıştı. Söz konusu “çakarlı ve tahsisli” aracın ise tetikçinin kaçırılmasında kullanıldığının tespit edilmesinin ardından başka kişilere devredildiği öne sürülüyor.

AYŞE ATEŞ’TEN “ARAÇ ARAŞTIRILSIN” TALEBİ
Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in iddianamede yer verilmeyen ifadesinde de bu aracın plakasının 06 AT 5021 olduğunu ve koruma tahsisi bulunduğunu belirterek, “Aracın kim adına kayıtlı olduğu, kimler tarafından kullanıldığı, olay tarihi, öncesi, olay günü ve olay sonrası, gişe geçiş bilgileri, Plaka Tanıma Sistemi’nden (PTS) geçiş güzergâhlarının, o tarihlerdeki kullanıcısının, bu araçta kimlerin yer aldığının tespit edilmesini ve bu şahısların diğer şüpheli şahıslar ile baz istasyonu karşılaştırması yapılmak suretiyle tespit edilmesini talep ediyorum” dediği ortaya çıktı.

TETİKÇİ CİNAYET SONRASI ÇAKARLI ARAÇLA BIRAKILDI
İddianamede de yer verilen görüntü inceleme tutanağına göre söz konusu aracın, cinayetin işlendiği 30 Aralık günü akşam saat 18.34’te Mevlana Bulvarı’ndan Gölbaşı İstikametine gittiği görüldü. Aynı araç 13 dakika sonra saat 18.47’de, tetikçinin, iddianamede azmettirici olarak görünen eski Ülkü Ocakları Yöneticisi Tolgahan Demirbaş tarafından cinayet sonrası ilk olarak bırakıldığı ve Gölbaşı’ndaki çiftliğe giden yol üzerinde bulunan köpek üretim çiftliği kamerasına takıldı. Buradan Aytaç Ataç’ın sahibi olduğu çiftliğe giderek tetikçiyi alan, ön koltuğunda Tolgahan Demirbaş, şoför koltuğunda ise Emre Yüksel’in bulunduğu ancak arka kısmın görülemediği araç daha sonra İstanbul istikametine doğru devam etti.
KAMERALARIN OLMADIĞI YERDE İNDİRİLDİ
Demirbaş ve Yüksel’in telefon sinyal kayıtları ile de örtüşen PTS görüntülerine göre araç, Bolu’yu geçerek Düzce’ye geldi. Bu sıralarda, tetikçiyi olay yerine getiren kurye Vedat Balkaya’nın Kocaeli gişelerde yakalandığına ilişkin bilgi basına düştü. Arka koltuğunda tetikçinin bulunduğu değerlendirilen Yüksel ve Demirbaş’ın kullandığı araç da bu nedenle saat 22.00 sıralarında Bolu’ya döndü ve tetikçi Özyağcı burada kameraların olmadığı bir yerde indirildi.
BAŞ DÖNDÜREN GÜZERGAH
Bolu’da geçici olarak tetikçiyi indiren ve burada bir restoranda yemek yiyen Demirbaş ve Yüksel, daha sonra 23.35 sularında tekrar İstanbul yönüne hareket etti ve Kurtköy’deki bir otelde konakladı. Ancak iddianamede, aracın PTS’ye takılan görüntüleri yerine ikilinin Kurtköy’de kaldığı otele ait ve araç plakasının okunmadığı görüntülerden bahsedildi.
Geceyi Kurtköy’deki otelde geçiren Demirbaş ve Yüksel, sabah saatlerinde tekrar Ankara istikametine doğru yola çıktı ve 11.15 sularında Bolu’ya geldi. Tetikçiyi geçici olarak bıraktıkları Bolu’dan bir kez daha alan ikili, daha sonra bir kez daha İstanbul yönüne döndü ve saat 13.15 sularında bir kez daha Pendik’e gelerek yine kameraların bulunmadığı bir alanda tetikçiyi bıraktı ve 13.45 itibarıyla Ankara istikametine döndü. Aracın çakarlarının yandığı görüntü de bu esnada PTS kameralarına takıldı.
]]>ATO Congresium Yönetim Kurulu Başkan Vekili, iş insanı, yapımcı, yönetmen ve yazar Hasan Yıldız, “Gelecek Henüz Avuçlarınızda: Gençler Geleceğimiz” başlıklı kariyer ve motivasyon programlarının sonuncusunda Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldi. Kariyer Rotası kulübünün düzenlediği program İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşti. “Gençler, kararlı ve güçlü olun. Asla cesaretinizi ve güveninizi kaybetmeyin. Kendinize inanın ve emin adımlarla ilerleyin” sözleriyle konuşmasına başlayan Yıldız, gençlere deneyimlerini aktardı. “Çalışmaktan ve emek vermekten asla geri durmayın. Negatif düşüncelerden ve olumsuz etkilerden uzak durun. Sevgi dolu, saygı dolu ve samimi olun. Başarı ve mutluluk yolculuğunuz sizinle başlar” ifadelerini kullanan Yıldız’ın konuşması ilgiyle takip edildi. Öğrencilere staj imkanı sağlayacağını da belirten Yıldız, konuşmasının sonunda sahneye çağırdığı katılımcılarla birlikte Gazze’de yaşanan katliama dikkat çeken bir mesajı seslendirdi.
Yıldız, Gazze’deki insanlık dışı vahşeti, üniversite öğrencilerinin barışçıl protestolarına karşı gösterilen şiddeti ve Refah’a yapılan saldırıları kınadığı mesajda, şu çağrılarda bulundu:
“Dünya refah içinde yaşarken, Refah’ta çocuklar ölüyor. Katiller; Gazze nefessiz yardımsız kalsın diye son kapıyı da kapatmak istiyor. Sesimizi yükseltelim. Refah Sınır Kapısı’na yakın çok sayı da bina roketlerle hedef alınmışken, Refah’a karşı canice saldırılar düzenlenirken sessiz kalmayacağız. Susmayacağız. Katiller, Gazze’nin nefessiz, yardımsız kalmasını istiyor. Oysa zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. Refah için ses vereceğiz. Bu katliama seyirci olanlar ve hiçbir şey yapmayanlar bu katliama ortaktır. Bu vahşeti barışçıl yöntemlerle protesto eden üniversite öğrencilerine şiddet uygulanıyor. Columbia’dan Yale’e, New York Üniversitesi’nden Harvard’a birçok üniversitedeki protestocular, üniversitelerinden Gazze’de ateşkes çağrılarını desteklemelerini ve İsrail ile bağlantılı şirketlerle ilişkilerini kesmelerini talep ediyor. Ancak, bu taleplere karşı gösterilen orantısız tepkilerde öğrenciler gözaltına alınıyor ve üniversiteler protestoları durdurmak için uzaktan eğitime geçiyor. Bu barışçıl tepkiye karşı gösterilen şiddetli yanıt, temel insan hakları ve akademik özgürlüklere vurulmuş bir darbedir. Bu durumu derin bir üzüntüyle kınıyoruz.”
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun katliam politikasına ve Gazze olaylarına duyarsız kalanların insanlık tarihindeki zulmün bir parçası olduklarını ve hesap vereceklerini belirten Yıldız, şöyle seslendi:
“Gelecek nesillere karşı sorumluluklarını yerine getirmeyenler, tarihin mahkemesinde yargılanacaklar. Barış İçin Sesimizi Yükseltiyoruz, Şiddeti Kınıyoruz. Gazze’de yaşanan acılar için artık hesap verme zamanı geldi de geçiyor bile. Dünya genelinde yaşanan katliamlarda Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen aktörlerden biri olduğu iddia ediliyor. Joe Biden yönetiminin soykırıma koşulsuz destek verdiği ve suskun kalanların da bu vahşete ortak olduğu belirtiliyor. Ancak Amerika’daki üniversiteler ve dünya genelindeki akademisyenler, soykırıma karşı seslerini yükseltiyor ve bunun sona erdirilmesi gerektiğine inanıyor. Ancak demokrasi dersi vermeye çalışan Amerika ve işbirlikçileri, akademisyenlere ve öğrencilere şiddet uyguluyorlar. Biden yönetimi ve Netanyahu yönetimi, soykırımdan sorumlu tutulan işbirlikçilerin yargılanmasını bekliyoruz. Üniversitelerin soykırıma karşı ayaklandığını ve gençlerin bunu durduracağına inanıyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan büyük bir mücadele veriyor ve biz her zaman yanındayız. Türkiye, Filistin’in ve Gazze’nin yanında yer alacak ve soykırımı yapanların yanında asla yer almayacak.”
Hasan Yıldız, programın sonunda Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’ya, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Yılmaz’a, Dekan yardımcısı Doç. Dr. Elif Küçük Durur’a ve İletişim Fakültesi öğrencilerine teşekkürlerini sundu. – ERZURUM
]]>Yazılı ve uygulamalı sınavların ardından itfaiye erleri, 4 ay süren eğitim sürecini tamamladı. Ata Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen programla, sınavlardaki toplam başarı derecelerine göre 50 itfaiye eri görev yeri tercihi yaptı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, İtfaiye Dairesi Başkanı Fuat Tuğluoğlu, şube müdürleri ve ailelerin katıldığı programda, konuşmaların ardından itfaiye erlerinin 4 aylık eğitimlerinden kesitler izlendi. Ardından itfaiye erleri, alanda kurulan parkurlarda çeşitli kaza senaryolarında kurtarma tatbikatları yaptı. Grup amirliklerindeki ihtiyaçlar doğrultusunda ve alınan puanlara göre yapılan yerleştirmeye göre merkezde 32, Tarsus’ta 8, Anamur’da 6 ve Mut’ta 4 kişi görevlendirildi.
“Tamamen şeffaf ve liyakate uygun olarak personel alındı”
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, alımı yapılan 50 itfaiye erinin eğitimlerini tamamlayarak göreve başladıklarını ifade etti. Personel alımının tamamen şeffaf ve liyakate uygun olarak yapıldığını kaydeden Tok, “Büyükşehir Belediye Başkanımızın öncülüğünde Ata Eğitim Merkezi’ni kurduktan sonra, uygulamalı eğitimler tüm personelimize verilmeye başlandı. Personelimiz ilk yardım, kuleden indirme, yaralı kişiyi yüksek yerden indirme, yüksek yere çıkma ve yangına müdahale yaptılar. Geçen sene de 100 memur almıştık. Toplam 150 personelin 106’sı, burada gördüğünüz tüm eğitimin hepsini yapabilecek düzeyde. Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesini daha da kuvvetlendirdik. Olaylara çok seri ve uygun bir şekilde müdahale edecek düzeye geldiler. Bu eğitimler düzenli olarak devam edecek” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, 133 itfaiye eri, 60 zabıta memuru alımı için 2. kez yazı yazdıklarını ve onay beklediklerini belirten Tok, “Talep ettiğimiz memurları da alırsak, onların eğitimlerini de vereceğiz. Mersin’deki tüm yangınlarda, arama-kurtarmalarda, geçen sene yaşadığımız gibi büyük afet olaylarında, güçlü bir Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi olacak. Evet şu anda da güçlüyüz ama daha da güçlenmek istiyoruz” diye konuştu.
“Halkımızın malını, canını kurtaran teşkilat olarak görevimize devam edeceğiz”
İtfaiye Daire Başkanı Fuat Tuğluoğlu, ilk yapılan alımlarda itfaiye erlerini direkt göreve başlattıklarını ve bu süreçte eğitimlere devam ettiklerini, son alımlarda ise 4 aylık eğitim sonrası göreve başlattıklarını ifade etti. Tuğluoğlu, Başkan Vahap Seçer’in itfaiye teşkilatının gerek personel gerek araç ve malzeme ihtiyacı konusunda hiçbir zaman kendilerini yalnız bırakmadığını belirterek, “Ata Eğitim Merkezi’ni de başkanımızın sayesinde Mersinimize kazandırdık. Umarım burada hem kendi itfaiyeci arkadaşlarımızı eğiteceğiz hem de diğer kurum ve kuruluşlardan gelen talepleri karşılayacağız” şeklinde konuştu.
Programda itfaiye erlerine de seslenen Tuğluoğlu, “Bileğinizin hakkıyla, Türkiye’nin en liyakatli sınavını geçerek geldiniz ve 4 ay eğitim aldıktan sonra kadroya katılacaksınız. Biz sizi Mersin’in 30-35 yılına hizmet edecek personel olarak görüyoruz. Zaten iyi olduğunuz için buradasınız. Mersin’e en iyi hizmet personeli kazandırdığımıza inanıyoruz. Bizim inanmamızdan öte, sizin bunu hareketlerinizde, faaliyetlerinizde veya girdiğiniz olaylarda göstermeniz gerekecek. O yüzden size güvenimiz ve inancımız tam. Her zaman halkımızın malını, canını kurtaran teşkilat olarak görevimize devam edeceğiz. Biz her zaman Mersin halkının yanında olacağız” ifadelerini kullandı.
Mersin’in yeni itfaiye erleri görevlerine hazır
İtfaiye Eri Emirhan Yücel, itfaiye eri alımı için Ordu’dan geldiğini ve çok başarılı bir sınav süreci geçirdiğini anlatarak, Tarsus’ta görev yapacağını söyledi. Yücel, “Buraya geldiğim zaman korkularım vardı ama alımın çok şeffaf ve liyakatli bir şekilde olacağını gördüm. Sınava ve ardından parkura girdik. Herkesin fiziki yeteneklerini ölçtüler. Sonra bu puanları harmanlayıp, liyakatli bir şekilde bizi buraya aldılar. 4 aylık eğitim sürecimiz oldu ve güzel bir mezuniyetle de eğitimimiz bitti. Yangın söndürme, yüksekten iniş, araç içinden kurtarma ve araç altındaki yaralıyı çıkartma gibi parkurlarla, gelen velilerimize ve konuklarımıza bunu gösterdik” dedi.
Son alımda kazanan tek kadın itfaiye eri Eda Avşar ise “Bu alımın şeffaflığından dolayı Başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ederim. Her şey göz önündeydi. Burada çalışma arkadaşlarımız, ekip amirlerimiz çok iyiydi, çok şeffaf davrandılar. Herkes eşit bir şekilde parkur denedi. 15 Ocak’ta sınavı kazandık ve 4 aylık bir eğitim sürecimiz oldu. Çok güzel bir eğitimdi” dedi. – MERSİN
]]>Operasyon, Aksaray’ın Eskil ilçesinde bir sınav merkezine yönelik gerçekleştirildi. Edinilen bilgiye göre, ilçede suç ve suçluların önüne geçilmesi amacıyla istihbari çalışmalar yapan İl Jandarma Komutanlığı ve Eskil İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri; 2 şahsın ehliyet sınavına girecek sürücü adaylarına görüntü, internet ve ses sistemli özel bir kıyafet giydirerek sınava soktuğu bilgisine ulaştı. Bunun üzerine Eskil Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde harekete geçen İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ve ilçe jandarma komutanlığı ekipleri olayla ilgili geniş çaplı araştırma ve inceleme başlattı. İlk olarak şüphelilerin kimliklerini belirleyen jandarma ekipleri, ilçede yaşayan R.A. ve Ş.E. isimli şahısları takibe aldı. Yaklaşık 1 ay süren teknik ve fiziksel takibin ardından yeterli delile ulaşan jandarma ekipleri, şüphelilerin ehliyet sınavına girecek M.E. isimli şahsa özel kıyafet giydirerek sınava göndereceği bilgisi üzerine operasyon için düğmeye bastı. R.A. ve Ş.E. isimli şahısların sınavın yapılacağı merkeze yakın bir yerde araç içerisinde bekleme yapmasını takip eden jandarma ekipleri, M.E. isimli sürücü adayının da merkeze gelerek sınava girmek istediği anda operasyonu gerçekleştirdi. Üzerinde ses, internet ve görüntü düzenekli kıyafet bulunan ve sınava girmeye çalışan M.E. ile para karşılığında bu düzenekleri sürücü adaylarına giydirerek sınavı kopyayla geçmelerini sağlayan R.A. ve Ş.E. suçüstü yakalandı. Sınava giren M.E. isimli şahsın üzerinde yapılan kontrolde, giymiş olduğu kazağın göğüs kısmında dışarıdan görünmeyecek şekilde bir adet mini kamera, iç kısmına özel olarak gizlenmiş bir adet ses aktarım düzeneği, iç çamaşırının içerisine özel tasarlanmış bölümde bir adet görüntü aktarım ve bir adet kablosuz internet (wi-fi) cihazı ile kulağına özel olarak yerleştirilen kulak içi kulaklık ele geçirildi. R.A. ve Ş.E. isimli şahısların üzerinde ve içerisinde bulundukları araçta yapılan aramalarda ise; 3 adet mobil wi-fi, 3 adet cep telefonu, 9 adet mini gizli kamera, 8 adet kulak içi mini kulaklık, 23 adet mini lityum pil, 4 adet mobil ses aktarım cihazı, 2 adet mobil kamera görüntü aktarım cihazı, 3 adet sınava girecek şahıslara giydirmek için üzerine özel düzenek yerleştirilmiş kazak, 3 adet, sınava girecek şahıslara giydirmek için üzerine özel düzenek yerleştirilmiş iç çamaşırı (atlet), 3 adet, sınava girecek şahıslara giydirmek için üzerine özel düzenek yerleştirilmiş iç çamaşırı (boxer), 2 adet taşınabilir güç kaynağı ve 1 adet telefon bataryası ile şarj aleti ele geçirildi.
Gözaltına alınan sürücü adayı ve diğer 2 şüpheli sorgulanmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürülürken olayla ilgili tahkikat sürüyor. – AKSARAY
]]>Seçer, ‘Muhtarlar Buluşması’ kapsamında Tarsus ve Çamlıyayla muhtarlarıyla bir araya geldi. Başkan Seçer, görevlerine devam eden muhtarlara tebrik, yeni seçilen muhtarlara ise hayırlı olsun dileğinde bulundu.
Tarsus ve Çamlıyayla Belediye Başkanlarını ve muhtarlarını kutlayan Başkan Seçer, Mersin’i hep birlikte yöneteceklerini belirterek, “Uyum, birlik, beraberlik ve iletişim içerisinde başaramayacağımız hiçbir mücadele, aşamayacağımız hiçbir engel yok. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak parti ayrımı gözetmeksizin herkesin yanında duracağız ve beraberce 5 yılı herkesi mutlu ederek, yüzünü güldürerek, bize teşekkür ettirerek, hayır duasını esirgemeyecek bir şekilde bitireceğiz” dedi.
Sorumluluklarının ağır olduğunun altını çizen Seçer, vatandaşın güveninin değerli olduğunu belirterek “Geçtiğimiz seçimlerde seçmenin oy verme sebebi başkaydı. Son seçimlerde seçmen başka sebeplerle sandığa gidip şahsıma oy verdi. Eğer 5 yıllık süre boyunca belediye başkanının oyu yüzde 45’lerden yüzde 60’lara yükseliyorsa bu yükselişin nedeni vatandaşa götürdüğü hizmet, kurduğu gönül, sevgi ve saygı bağıdır. Bunun başka bir izahı yoktur” ifadelerini kullandı.
“Mersin huzur, barış ve birlik, beraberlik kentidir”
Mersin’deki farklı siyasi anlayışa sahip vatandaşların bir belediye başkanının etrafında birleştiğini belirten Seçer, siyasal olarak birbirine yakın olmayan görüşlerin son seçimlerde kendisine oy verdiğini vurguladı. Her 3 kişiden 2’sinin bir başkana oy verdiği bir şehrin izlenmesi ve iyi takip edilmesi gerektiğini söyleyen Seçer, “Mersin huzur, barış, birlik ve beraberlik kentidir. 31 Mart’ta Mersinliler bunu sandıkta göstermiştir” şeklinde konuştu.
“Şeffaf belediyecilik anlayışını bu dönemde de devam ettireceğiz”
Geçtiğimiz 5 yıllık görev süresince pandemi, doğal afetler, ekonomik kriz ve siyasi gerginlikler gibi pek çok olumsuz durumla karşı karşıya kaldıklarını hatırlatan Seçer, meclis çoğunluğunu oluşturmamanın da yapılacak hizmetleri sekteye uğrattığını dile getirdi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen vatandaşların yapılan hizmetleri de gördüğünü kaydeden Seçer, “En ücra köşedeki Anamurlu vatandaşlarımız da en doğu kısımda kalan memleketim Tarsus’taki vatandaşım da bunları iyi takip etti demek ki. Yoksa bu kadar geniş bir halk kitlesinin desteklediği bir oy oranı ile bizi başkan yapmazdı” dedi. 2019’da meclisin ilk birleşiminde toplantının canlı yayınlanması için önergeyi verenin kendisi olduğunu hatırlatan Seçer, bu uygulamanın şeffaf belediyeciliğin en önemli örneklerinden biri olduğuna işaret ederek, “Biz hesap veriyoruz. Vicdanen de hukuken de rahatız. Bizi herkes izledi. Sonuçta siyaseten de kazanan biz olduk. Bu anlayışı devam ettireceğiz” diyerek şeffaf belediyecilik anlayışının her zaman sürdürüleceğinin altını çizdi.
“Kadın, çocuk veya yaş almış yurttaşlarımız bizim önceliğimiz”
Sosyal belediyecilik anlayışı ile ihtiyaç sahibi vatandaşlara her zaman destek olduklarını belirten Seçer, “Başta ‘kadın, çocuk veya yaş almış yurttaşlarımız bizim önceliğimiz’ dedik. Evdeki hastaya baktık. Yemeği olmayan nenemin dedemin evine yemeğini gönderdik. Eğitim sorunu yaşayan ailelere destek olduk. Her ilçeye eğitim kurumu açtık. Tarım önceliğimiz diyerek fide, fidan, sulama borusu, alet ekipman desteği verdik. Torpil veya ayrıcalık yapmadık. Gerçek hak sahiplerine destek olduk. Biz bunun için bu kadar yüksek destek aldık. Aynı yolda da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Sosyal politikalar, yeni projelerle katlanarak artacak”
Tarsus ve Çamlıyayla’da hayata geçirdikleri ve yeni dönemde uygulamaya koyacakları projeler hakkında konuşan Seçer, bir yandan yol çalışmalarının hız kesmeden devam edeceğini, bir yandan da sosyal politikaların yeni projelerle katlanarak artacağını vurguladı. Tarımsal desteklerin de artarak devam edeceğini belirten Seçer, sulama kooperatiflerinin elektrik maliyetini en aza indirmek için Tarımsal Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesini hayata geçireceklerini aktardı. Her bölgenin, kendine ait ürününü tanıtılması, markalaşması, coğrafi işareti, paketlenmesi, pazarlanması, yurt içinde ve yurtdışında tanınması için hayata geçirecekleri ‘Köyümüz Atölye’ projesinden de söz eden Seçer, bu sayede kırsalda ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacaklarını ifade etti.
Tarsuslular için muazzam tesis
Tarsus için son derece önemli olan Tarsus Tramvayının çalışmalarını başlattıklarını duyuran Seçer, projenin belirli bir bölümüne onay aldıklarını ve kalan bölümlerinin de onay almasının ardından projeyi gerçekleştireceklerini aktardı. Afet riski dolayısıyla yıkılan Şelale Otelin yerine de son derece modern bir tesis inşa edeceklerini söyleyen Seçer, şu bilgileri vrdi; “Vatandaşımızın ailesi ile gidebileceği, hafta sonu, akşam gidebileceği, etkinlik yapabileceği, bir araya geleceği muazzam bir tesis yapacağız.” dedi.
Tarsus’ta 75, Çamlıyayla’da ise 6 yeni muhtarın göreve başladığını aktaran Seçer, kadın muhtar sayısının da artış gösterdiğine dikkat çekerek, “Tüm muhtarlarımıza hayırlı olsun dileklerimi iletiyorum. Toplamda Tarsus’ta 9, Çamlıyayla’da 1 olmak üzere 10 kadın muhtarımızla görev yapacağız. Mersin genelinde de 22’den 49’a çıktı, orada da artış oldu. Tekrar hayırlı olsun diliyorum. Başarılı bir 5 yıl geçirmenizi diliyorum” diye konuştu. – MERSİN
]]>AKRABA ATAMALARI TEK TEK GERİ ÇEKTİRİLDİ
Sözcü’ye konuşan CHP lideri, ilgili belediye başkanlarının tek tek aranarak, atadıkları isimlerin istifa ettirildiğini ifade etti. Örneğin, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey aranarak, yeğeninin ataması geri çektirildi. Balıkesir’de CHP milletvekili Serkan Sarı’nın ağabeyi Gökhan Sarı’nın ataması da durduruldu. Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu kayınbiraderini ve bacanağını, Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı ise kız kardeşinin oğlunu başkan yardımcısı olarak atamıştı. Bu başkanlara “Atamaları geri alın” diye haber verildi.
“AKRABA VE PARALI İŞLERE BULAŞANIN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYIZ”
Özel,”Milletvekilleri ya da belediye başkanlarının yakınları istediği kadar liyakatli olsunlar, AK Parti’nin bu kadar nepotizm (kayırmacılık) yaptığı bir yerde bu tip atamaları kimseye anlatamayız. Bu kadar işsizlik ve yoksulluğun olduğu yerde bu tip işler CHP’ye duyulan güveni kökten sarsar. Hiç tavizimiz yok. Asla kabul etmiyoruz. En sert tepkiyi ben gösteriyorum. Bundan sonra da asla izin vermeyeceğiz. Atamaların geri alınması gerekiyor. Aksi takdirde parti hukuku içinde ne yapmamız gerekirse onu yaparız. Bana yapılan her kusuru, partideki her hatayı affedebilirim. Ama belediyede akraba, eş, dost işi ve paralı pullu işlere bulaşanların gözüne yaşına bakamayız.” dedi.
“YAPMAM, GEÇMİŞTE DE YAPMADIM”
Geçen hafta kardeşi Barış Özel’in işsiz olduğunu vurgulayan Özel, “Kardeşim iyi bir bilgisayar mühendisi. Türkiye’nin en büyük bankasının IT’sinde (teknoloji) çok önemli bir görevdeydi. Adalet yürüyüşüne izin vermedikleri için ayrıldı. Sonra bunu duyan bir sürü kişi ‘Belediyeye koysana, şuraya-buraya koysana’ diyor. Bir keresinde bankadaki amiri aramış, ‘Veri korumanın başına geçer misin’ demiş. Ancak müşterinin İBB olduğunu öğrenince gitmedi. Kayınbiraderim Bursa’da 15 yıldır ilaç deposunda paketleme departmanında çalışıyor. Ben bilmiyor muyum kardeşimi Bursa’da bir belediyede işe koymayı. Ama yapmam. Geçmişte de yapmadım. Bursa’da üç belediyemiz var. Bugün de yapmam. Yapanın da gözünün yaşına bakmam.” ifadelerini kullandı.
Özel, bu tür atamaları takip edeceklerini ifade ederek, “Hatta ‘Alarma geçin’ dedim. WhatsApp grupları var başkanlara ait. ‘Oraya yazın’ dedim, ‘Genel başkan bizzat takip ediyor, bu işlere sakın kalkışılmasın’ diye.” sözlerini kullandı.

TAHA HÜSEYİN KARAGÖZ’LE BULUŞMASI TEPKİ ÇEKMİŞTİ
Özel’in, kamuoyunda trol olarak anılan Taha Hüseyin Karagöz’ü makamında ağırlaması büyük tartışma yaratmış ve ve çok eleştiri almıştı. Özel bu konu hakkında “Yıllar önce programa çağırdı, gittim. En sert sorularına en net cevapları vererek, karşı mahalleye iyi ulaştığımızı değerlendirdik. Bayramda seyranda arar. Bir kez meclisteydim. Aradı, kuliste merhabalaştık. Geçen aramış. ‘Özgür Beye uğramak istiyorum. Beş dakika işim var’ demiş. Salı günü tüm gruplara uğrarken bana da gelmiş. ‘Evleniyorum’ dedi. Davetiye verdi. Oturduk, beş dakika sohbet ettik, ayrıldı. Son derece insani bir şey. Bizim mahallede çok makbul ve çok sevilen bir gazeteci değil. Birçok görüşümüz taban tabana zıt. Programda bana en ağır eleştirileri yaptı ve en zor soruları sordu. Ama düğün davetiyesi vermeye geleni kapıdan çeviremezsin. ‘Seninle görüşmem’ diyemezsin ki.” diyerek olayı anlattı.
]]>Büyük bir malzeme deposuna verilen hasar da yapılabilecek onarımları ciddi şekilde aksattı.
Yardım kuruluşları, temiz su eksikliği ve arıtılmamış kanalizasyon akışının insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu söylüyor.
Gazze’de savaşan İsrail’in uluslararası hukuk kuralları çerçevesince, kritik altyapıyı koruma görevi bulunuyor. Bu durumun tek istisnası bu kritik sahaların saldırı amaçlı kullanıldığına dair delil sunulması olarak gösteriliyor.
İsrail ordusu BBC’ye yaptığı açıklamada, Hamas’ın sivil altyapıyı terör saldırıları için kullandığını savundu.
Gazze’de savaş öncesi de temiz su sorunu bulunuyordu. Bölge halkı, sondaj kuyuları ve deniz suyu arıtma tesislerinden oluşan bir sistem üzerinden su temin ediyordu.
BBC Verify ekibinin yaptığı araştırma, İsrail’in Gazze’ye saldırmasından bu yana hayati önemdeki bu tesislerin yarısından fazlasının hasar gördüğünü veya yok edildiğini ortaya çıkardı.
Ayrıca hastalıkların yayılmasını önlemede kritik öneme sahip, altı atık su işleme tesisinden dördünün hasar gördüğünü veya tahrip edildiğini tespit ettik.
Bir yardım kuruluşuna göre, diğer iki tesis de yakıt ve malzeme eksikliği nedeniyle kapandı.
Bu tesisler ile birlikte, Gazze Sahil Şeridi Belediyeleri Su İdaresi (CMWU) tarafından sağlanan 600’den fazla su ve arıtma tesisini inceledik.
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’a ait bu uydu görüntüsünde hasar görmüş iki büyük su depolama tankı görülüyor.
Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün İngiltere’deki direktörü Dr. Natalie Roberts, su ve sanitasyon tesislerinin tahrip edilmesinin “halk için korkunç sağlık sorunları” anlamına geleceği uyarısında bulundu.
Roberts, “İshal semptomlu hastalıkların oranları korkunç derecede yüksek” diyor.
Şiddetli ishal, çocuklarda ölüme yol açabiliyor.
Örgüte göre, özellikle hamile kadınlar için tehlikeli olan, kirli su kaynaklı Hepatit A vakaları da yüksek.
Doktor Roberts, insanların bu hastalık nedeniyle öldüğünü söylüyor ve yüz binlerce Gazzelinin sığındığı Refah’taki vaka sayısında dikkat çekici bir artış olduğunu kaydediyor.
Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e saldırısı sonrası başlayan savaşta Gazze’deki yerleşimlerde büyük yıkım yaşandı. BM’ye göre yaklaşık 69.000 konut yıkıldı ve 290.000 konut da hasar gördü.
Konuştuğumuz yardım görevlilerine göre artık evlerde su bulunması “çok düşük bir ihtimal”.
BBC uydu görüntülerini inceledi
Bu araştırmayı gerçekleştirmek için en iyi yaklaşımın ne olabileceği konusunda, Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’ndeki uzmanların tavsiyesine başvurduk.
Her bölge için en güncel yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini aldık ve bunları 7 Ekim’den önce çekilen görüntülerle karşılaştırdık.
Bize verilen koordinatlara ait uydu görüntülerindeki, tesisin bulunması gereken yerfe en yakın yapı, yıkılmış, kısmen çökmüş veya başka hasar belirtisi gösterirse, söz konusu tesisi yıkılmış veya hasar görmüş olarak işaretledik.
BBC Verify, incelediği yapıları “yıkılmış” veya “hasar görmüş” olarak ayırmadı. Bunun sebebi incelenen her tesisin tam olarak neye benzediğini bilmeden, “tam bir yıkım” veya “hasar” ayrımı yapılamayacak olmasıydı.
603 su tesisinin yüzde 53’ü hasarlı
Su kuyuları genellikle yer altında bir sondaj kuyusu, elektrikli pompa ve yüzeyde küçük bir kontrol merkezinden oluşur.
Bu kontrol merkezleri, her zaman uydu görüntülerinden seçilemediğinden ya da kolaylıkla tanımlanamadığından, olası hasarı değerlendirirken en yakındaki görünür binaları analiz ettik.
Bu inceleme sonunda, 603 su tesisinden yüzde 53’ünün 7 Ekim’den bu yana hasar görmüş veya yıkılmış olduğu ortaya çıktı.
51 tesis çevresinde daha hasar tespit ettik ancak söz konusu su tesisinin kendisinin hasar görüp görmediğini belirleyemediğimiz için bunları dışarıda bıraktık.
En son veriler Mart ve Nisan ayında alınan uydu görüntülerinden elde edildi. Nisan ayından bu yana da hasar tespit çalışmamız devam ediyor.
Yıkıldığı veya hasar gördüğü belirlenen tesislerin çoğunluğu Gazze’nin kuzeyi ile güneydeki Han Yunus şehri çevresinde toplanıyor.
Gazze Şeridi’nin merkezindeki Bureij’deki bir atık su tesisinde, tesise güç sağlayan güneş panellerinin yok edildiği görülüyor. Kanalizasyon arıtma tanklarının yüzeyinde de yosun oluştuğu anlaşılıyor.
Uydu görüntülerinde hasarın tamamı seçilemediğinden, yaptığımız analiz, savaşta hasar görmüş tesislerin bazılarını gözden kaçırmış olabilir.
Bazı tesisler de yakıt yetersizliğinden dolayı tam olarak faaliyet göstermiyor olabilir.
BBC’ye Deir al-Balah’taki deniz suyu arıtma tesisi ile ilgili açıklama yapan BM kuruluşu UNICEF, kurdukları tesisin yakıt eksikliği nedeniyle yalnızca yüzde 30 kapasiteyle çalışabildiğini kaydetti.
Çoğu Gazzeli evlerinden ayrılarak, çadır kentlerde yaşamaya zorlanırken, biriken kanalizasyon da insan sağlığı için daha büyük bir tehdit oluşturuyor.
Filistin İnsan Hakları Merkezi’nde çalışan Muhammed Atallah, “Pompalar çalışmadığı için sokaklar kanalizasyon suyu içinde kaldı” dedi.
Gazze’deki savaş nedeniyle su idaresi yetkilileri için tesis onarımları oldukça zorlaşmışken, önemli bir bakım malzemeleri deposuna yapılan saldırı da bu işi iyice güçleştirdi.
El-Mawasi mahallesindeki bina, 21 Ocak’ta düzenlenen füze saldırısında ağır hasar gördü.
Gazze Sahil Şeridi Belediyeleri Su İdaresi’ne göre bu saldırıda dört kişi öldü, 20 kişi de yaralandı.
BBC’ye konuşan su idaresi genel müdürü Monther Shablaq, vurulan yapının, Gazze’deki su ve sanitasyon hizmetlerinin kalbi olduğunu söyledi.
Shablaq, depoda, bakım için kullanılan 2 binden fazla malzeme bulunduğunu kaydetti. Filistinli yetkili, su boru hattı gibi kritik altyapının onarım ve bakım faaliyetlerinin ciddi şekilde aksadığını söyledi.
İsrail ordusu, Han Yunus’taki malzeme deposunun hedef alınmadığını savundu.
Ordu, tesis yakınında faaliyet gösteren Hamas teröristlerinin vurulduğunu iddia etti ve “saldırı sonucunda deponun bazı bölümlerinin hasar görmesinin mümkün olduğunu” kaydetti.
Uluslararası hukuk ne diyor?
Hasar görmüş veya yıkılmış durumdaki beş su tesisine ait uydu görüntüsü analizini İsrail ordusu ile paylaştık.
Ordu bir vaka için, saldırı iddiasını yalanladı. Diğer dört vakada ise asıl hedefin Hamas savaşçıları olduğunu savundu:
“Hamas, silah ve mühimmatını bu sivil yapıların içinde depoluyor. Bu yapıların altında terör altyapısı kuruyor ve saldırılarını onlardan gerçekleştiriyor.
“İsrail ordusu, diğer yerlerde olduğu gibi, söz konusu su tesislerinin içinde veya yakınında da, tespit edilen bu terör altyapılarını yok ediyor”
Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda danışmanlık yapan Leila Sedat, İsrail ordusunun, aksini kanıtlayacak somut delilleri olmadığı sürece sivillerin hayatta kalması için kritik öneme sahip tesisleri koruması gerektiğini savundu.
BBC’ye konuşan uzman, savaş faaliyetlerini hukuki anlamda ele alırken, şüpheli faaliyetlerin bir devamlılık gösterip göstermediğine bakıldığının altını çiziyor.
Leila Sedat, “Her saldırıyı ayrı ayrı ele alamazsınız. İsrail ordusu su borularını, su tanklarını ve altyapısını vurdu” diyor ve devam ediyor:
“Bir yerdeki su ve arıtma tesislerinin yarıdan fazlasının hedef alınmadan devre dışı bırakılması çok güç olurdu.
“Dolayısıyla bu örnekler, ya sivil yapılara önem verilmediğinin ya da kasıtlı olarak yok edildiğinin kanıtıdır. Bunların (saldırıların) hepsi yanlışlıkla yapılmış değil”
Bulgularımız konusunda değerlendirmesini sorduğumuz uluslararası ceza ve insan hakları avukatı Sara Elizabeth Dill şunları söyledi:
“Gazze’nin temelde bir kuşatma savaşı ile tamamen yıkılması durumu ile karşı karşıyayız. Uluslararası yasalara uyma konusunda en ufak bir girişim gösterilmeden, insan hayatı ve onuru hiçe sayılıyor.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Habertürk’te gazeteci Esra Toptaş ve Fevzi Çakır’ın konuğu oldu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi hakkında konuştu.
Özel, şunları söyledi:
“Şüphesiz yeni bir dönem başladı. Atanmayan öğretmenler, mülakat mağdurları ve müfredatın böyle hızla değiştirilmesine itiraz eden herkesi 18 Mayıs’ta yani Gençlik Bayramı’ndan bir gün önce İstanbul’da Saraçhane Meydanı’nda bir büyük mitinge davet ettik. 26 Mayıs günü de Ankara’da Emeklilerle Tandoğan Meydanı’nda 10 bin liralık en düşük emekli maaşına isyan edeceğimiz ve tüm emekli maaşlarında iyileştirme için kamuoyunun dikkatini çekeceğimiz bir mitingi duyurduk. Bu tip mitingler, bu tip tematik mitingler sürecek. CHP hem seçim zamanında şunu söyledi; ‘halkın gündeminde olmayan hiçbir gündemin peşine takılmayacağız’ dedi. Seçimden sonra da ‘mağdurların mutlaka sesini duyacağız diye söz vermiştik. Bunlar emeklilerdir, asgari ücrete mesela zam yapılmaması gündemde ve asgari ücret hızla eriyor enflasyon karşısında, onlarla ilgili de haziran ayının ilk haftası içinde bir büyük miting yapacağız. Yani şu günden bir ay sonraya kadar üç büyük kitlesel miting yapılmış olacak ve devamı da gelecek bunların. Bugüne kadar sesini duyurmayan, sessizce kendi ıstırabı çekmek zorunda kalan insanların sesi olacağız. Sesini duyuracağız. Mücadeleyi sürdüreceğiz. Ama bu mücadele sadece miting meydanında ya da sadece örneğin TBMM’nin kürsüsünde mücadele etmekle olmuyor. Bunun bir de müzakere tarafı var. O tarafı da eksik bırakmamak önemli.
“YUMUŞAMA LAFINI DOĞRU BULMUYORUM”
Siyaset sadece münakaşa yapılacak bir kurum değildir. Küslük kaldıracak bir kurum değil. Bu çünkü siyaset konuşularak yapılır. Ama yumuşama lafını hiç doğru bulmuyorum. Defalarca da söyledim, normalleşme. Normali bu. Geçen gün Sayın Bahçeli’yi ziyaret ettim. Randevu istedim bir gün içinde verdi. 7 yıl sonra ilk temas diye bütün gazeteler yazmış. Böyle bir şey olmaz. ‘7 yıl sonra ilk temas ya da işte 22 yılda ikinci kez bir araya geldiler.’ Bunlar doğru değil. Biz yanlış gördüğümüze yanlış diyeceğiz, doğru gördüğümüze doğru diyeceğiz. Müzakereyi yapacağız. İsteklerimizi sıralayacağız. Yerine gelirse teşekkür edeceğiz yerine gelmezse tepki göstereceğiz, mücadele edeceğiz. Bu kadar basit. Gerçek demokrasilerde el sıkışmayan parti liderleri olmaz. Kısa süreli tansiyonlar olur. Bunu sürdürenleri zaten siyaset eler gider. Ayrıca 1977-1980 arası Adalet Partisi ve CHP’nin genel başkanları sıkışmıyordu. Darbeciler el ovuşturdular onları sıkışmayınca. Bunu görmek lazım.
“ERDOĞAN, ‘GENEL BAŞKANA BRİFİNG VERİLSİN’ TALİMATI VERDİ”
Sayın Cumhurbaşkanı’yla yaptığımız görüşmede yaptığım dış temaslar hakkında bilgiler verdim. Bir dosya sundum. Filistin için sol ve sosyalist partilere yazdığım mektuplar, SPD konuşmam, Türkçeleri sayın Cumhurbaşkanına verdiğim dosyalarda var. Ayrıca dedim ki; ‘bir devlet geleneğini terkettik son 20 yılda. Benim yurt dışına gitmeden önce Dışişleri Bakanlığı’ndan brifing almam lazım. O ülkeyle ilişkilerim nasıl, sorunlarımız nasıl, iş birliklerimiz de noktada, önümüzdeki fırsatlar riskler ne ve aslında benden ne beklersiniz? Üzerinde mutabık olmadığım bir konu varsa o zaman ayrı düşündüğümü söylerim. Ama yüzde 85 Türkiye’nin dış politikasında benzer müştereklerde birleşiyor olmamız lazım. Eskisi gibi sürekli bilgilendirme de yapılmıyor. Gideceğimiz ülkeyle ilişkiler konusunda bize brifing vermelisiniz. ve dönüşte de bizim bilgi vermemiz lazım.’ Bunları Sayın Cumhurbaşkanına bunları söyledim. Burada pozitif yaklaşıp bir talimat verdiği için bunu söyleyeceğim. Kendisi dedi ki; ‘Bu konularda hatta daha da genişletti, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanlarımız, Sayın Başkan ihtiyaç duyduğunda brifing versinler ve bu temaslar sağlasın.’ Biz diğer bakanlarla da bizim genel başkan yardımcılarımızın iletişiminin faydalı olacağını söyledik. Bu konuda da bir talimat vereceğini söyledi. Bu önemli bir adımdı.
“‘OTURMA DÜZENİ BİZİM AÇIMIZDAN SORUNLUDUR, TELAFİSİ GEREKİR’ DEDİM”
Cumhurbaşkanı’yla görüşmeye gittiğimizde odaya girdiğimde karşılıklı oturma düzeni beklerken üç koltuk vardı. Şaşırdım, burada denge nasıl sağlanacak diye. Hemen fark ettim. Oturma düzeni önemli bir şey, önceden de konuşmuştuk. Sayın büyükelçimiz, Sayın Hasan Doğan’la görüştüğünde oturma düzeninin her iki tarafın eşit şartlarda oturacağı düzen olmasını temin edeceklerini taahhüt etmişti. Girdiğimizde ona uygun düzen yoktu. İlk anda kameralar önünde sorun edip, gerginlik yaşanıyor görüntüsünü vermek istemedim. Biz üç yerde randevu talep ettik: Çankaya Köşkü, TBMM ve AK Parti Genel Merkezi ancak Beştepe’de verilseydi, oraya da giderdik ama orada zorluklarımız olduğunu söyledim. Bunun için Hasan Bey de emek sarfetti. ‘Oturma düzeni bizim açımızdan sorunludur, telafisi gerekir’ dedim. Sayın Cumhurbaşkanı da AK Parti kaynakları da doğruladı, o yüzden söylüyorum; kendisi ‘Biz de bir iadeiziyarette bulunalım, CHP Genel Merkezi’ne olur mu’ dedi. Ben de ‘Gayet isabetli olur, memnun oluruz’ dedim.
“SİYASETÇİ ELEŞTİRİYE AÇIK OLACAK”
Taha Hüseyin Karagöz, Yeni Şafak’ta çalışırken bana bir yolla ulaştı. ‘Ben TV Net’te program yapıyorum ‘Zor Sorular’ diye, sizin Meclis’te performansınızı görüyorum, benim zor sorularıma cevap vermek istemezsiniz’ gibi bir mesajla programına davet etmişti. Nezaketli dille söylemişti. Ben de ‘tamam’ deyip gitmiştim. Kamuoyunda çok tartışılan konuyu sert üslupla soruyor. Karşı mahallede programın bizim tezlerimiz açısından faydası olmuş. Meclis’te geldi, evleniyormuş. ‘Birçok yere dağıttım, şeref verirsiniz’ dedi, davetiye verdi. Siyasetçi eleştiriye açık olacak. Bütün eleştiriler başım üstüne. Kızıp da bir şey demem. Yeni dönemin ruhu başka bir şey. Buna belki içinden rahatsız olup, kamuoyundaki büyük destek üzerine bir şey demeyen, mahalle kavgasının yaralarını unutmayan, haklı da olabilecek kadar bazı arkadaşların tepki gösteriyor olmasını anlıyorum. Eleştirileri anlıyorum, buradaki pozisyonum eleştiren arkadaşlar gibi değil. AK Partili kalemlerle sıkı fıkı oluyorum diye bir şey yok. Hayatımda kimsenin elini havada bırakmadım. Kapıma gelen, randevu isteyen birisine ‘hadi kardeşim git’ diye bir şey olmaz.
“CHP’NİN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNÜ, OKYANUSU GEÇECEK İKEN DEREDE BOĞULMASINA KİMSEYE İZİN VERMEYECEĞİZ”
İlk önce Balıkesir’de belediye başkanımız, 6 ay boyunca kendisine yardımcı olduğu gerekçesiyle milletvekilinin ağabeyini danışman atadı. Telefon açtık, istifa etti. Dün Bursa’yla konuştum, net olarak mesajımızı verdik. İstifa ettirdiler. Adana’dan haber geldi, çözülecek. Eş, dost kayırmacılığı CHP’nin yapacağı bir şey değil. AK Parti’de bunun olmadığı belediye yoktu, normal karşılıyorlardı. Biz bunu eleştirdik. Adalet ve Kalkınma Partisi koyu gri, bir nokta koysan kolay görünmüyor; CHP bembeyaz, dokunduğun yerde sırıtıyor. Kurşun kalemle kimsenin dokunmasına izin vermem. CHP belediyelerinde eşgüdüm, eğitim ve denetim departmanı kuruyoruz, başında Yılmaz Büyükerşen var. Denetimin altında 20 Sayıştaycı, onun yanında mülkiye müfettişleri, önceki dönem milletvekilleri. Bundan sonraki dönemde CHP’nin iktidar yürüyüşünü, okyanusu geçecek iken derede boğulmasına kimseye izin vermeyeceğiz.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet gazetesinin 100’üncü yılı kutlama programına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada; atanamayan öğretmenlere, mülakat mağdurlarına, yeni müfredattan endişe duyanlara 18 Mayıs saat 13.00’de İstanbul’da Saraçhane’de olmaları için çağrıda bulundu.
Özel, şöyle konuştu:
“Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet devriminin kalıcı olabilmesi, aydınlanma devriminin sürmesi, 100 yılları geçmesi ve kendi deyimiyle ilelebet payidar kalabilmesi için demokrasinin güvencesi olan özgür basının olması gerektiğini biliyordu. Bu konuda Cumhuriyet gazetesini önemsiyordu. Cumhuriyet gazetesi o günden bugüne kadar kurucusu bir partinin de kurucusu olduğu halde okurları bir partinin sadık seçmenleri olduğu halde, bu gazete hiçbir zaman bir partinin gazetesi olmadı. Bu gazete pek çok çağcıl ve çağdaşlarının aksine iktidar kimde olursa olsun kamunun haber almak hakkını savunmayı, kamunun üstün çıkarını korumayı, esas sorumluluğu önce hakikate sonra da kendisinin okuyanlarına, takipçilerine karşı duyduğunu hiçbir zaman unutmadı.
“BU GAZETE KAMUNUN ÜSTÜN ÇIKARINI KORUMAYI HİÇBİR ZAMAN UNUTMADI”
Her iki Cumhuriyet’i bugüne kadar ayakta tutan Cumhuriyet okurları, hepinizi CHP adına sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Cumhuriyet gazetesinin 100’üncü yılındayız. Geçtiğimiz yıl hem CHP’nin resmi kuruluşunun hem Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılını hep birlikte yaşadık. CHP’nin ve Cumhuriyetimizin kurucusu aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinin kuruluşunun azmettiricilerinden bir tanesi, isim babası, onun misyonunu tarif eden, ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası değildir. Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet devriminin kalıcı olabilmesi, aydınlanma devriminin sürmesi, 100 yılları geçmesi ve kendi deyimiyle ilelebet payidar kalabilmesi için özgür basının, demokrasinin güvencesi olan özgür basının olması gerektiğini biliyordu. Bu konuda Cumhuriyet gazetesini önemsiyordu. Cumhuriyet gazetesi o günden bugüne kadar kurucusu bir partinin de kurucusu olduğu halde, okurları bir partinin sadık seçmenleri olduğu halde, bu gazete hiçbir zaman bir partinin gazetesi olmadı. Bu gazete pek çok çağcıl ve çağdaşlarının aksine iktidar kimde olursa olsun kamunun haber alma hakkını savunmayı, kamunun üstün çıkarını korumayı, esas sorumluluğu önce hakikate sonra kendisinin okuyanlarına, takipçilerine karşı duyduğunu hiçbir zaman unutmadı.
“GAZETECİLİK MESLEK AHLAKINDAN SAPMAYANLAR BİR ADIM GERİ ATMADILAR”
Gazetecilik meslek ahlakından bir gram sapmayanlar, ne darbecilerin ne işkencecilerin karşısında bir adım geri atmadılar. Bu gazetenin şehitleri var. Ahmet Taner Kışlalı’dan Uğur Mumcu’ya, Cevat Orhan Tütengil’den Ümit Kaftancıoğlu’na, Muammer Aksoy’dan Bahriye Üçok’a, Onat Kutlar’a kadar bu gazetenin şehitleri var. Bu gazetenin zindanlara atılanları, zindanlarda işkencelerde susmayan İlhan Selçuk’ları, Mustafa Balbay’ları var. Bu gazete Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünlere gelmesinde son 20 yılda yaşadığı tahribatlara, ondan önce uğradığı haksızlıklara, darbelere ve tüm olumsuzluklara rağmen Cumhuriyet değerlerinin bugünlere taşınmasında, bugün Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bir kez daha Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına husumet duyanların değil minnet duyanların ülkede söz sahibi olmasının, yönetimde olmasının, umudun yeniden artmasına, toplanan verginin yüzde 86’sının, ekonominin yüzde 80’inin, nüfusun yüzde 65’nin Cumhuriyet’in kurucu kadroları ile aynı yollarda yürüyen yerel yöneticilere emanet olmasına en çok katkısı olan kurumlardan bir tanesi Cumhuriyet gazetesidir
“ÇAĞDAŞ EĞİTİM TALEP EDENLERİ SARAÇHANE MEYDANI’NA BEKLİYORUZ”
Kurucusundan bugüne getirenlerine, bugün en yeni göreve gelmiş ve işe girmiş muhabirine kadar bütün Cumhuriyet ailesine CHP adına yürekten minnetlerimizi, saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz. İyi ki varsınız. Bugünlerde bütün Cumhuriyet ailesi ülkede milli eğitimle ilgili, laik ve çağdaş eğitimle ilgili ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı birtakım protokollerle laikliği yok sayan, çağdaşlığı dışlayan, tersine karşı devrim yapılarıyla, protokollerle evlatlarımızın eğitim suretiyle gelecekleri ipotek altına almaya çalışan bir takım çabaları rahatsızlıkla takip ediyorlar. Bunlardan bir tanesi içinde bulunduğumuz müfredat tartışmaları. Yine daha önce rahmetli Bülent Ecevit’in hayata geçirdiği, ilk imzasının sahibi olduğu kanun tasarısının sahibi olduğu, TBMM’nin kanunlaştırdığı, Sayın Ahmet Necdet Sezer’in onaylayarak, artık kamudaki işe alımların tamamen liyakat esasına göre olmasının teminatı olan KPSS sistemi yerine oraya mülakat dayatanların, partizanlık dayatanların, liyakate değil sadakate önem verenlerin, subjektif kriterlerle devlete memur, öğretmen seçenlerin ülkeyi getirdiği nokta ortada. Bugünlerde bir yandan mülakatın kaldırılmasına verilen sözün terk edildiğini, uygulanmayacağını, bir yandan hiçbir kusurları olmadığı halde atanamayan öğretmenler diye adlandırılan atanmayan öğretmenlerin beklediklerinin 4’te biri oranında atama ilan edilmiş olmasının, bir yandan ’10 yıldır çalışıyoruz deyip 7 günde görüş bildirin’ dedikleri müfredatın yarattığı endişeler ortada. Herhalde bunu açıklamak için en doğru kürsü ve en doğru yer burasıdır. CHP olarak 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ndan bir gün önce tüm atanmayan öğretmenleri, tüm mülakat mağdurlarını, müfredattan endişe duyanları, laik eğitim isteyenleri, çağdaş Cumhuriyet için çağdaş eğitim talep edenleri İstanbul’da saat 13.00’te Saraçhane Meydanı’na bekliyoruz. Onların sesini duyuracağız. Onları dinleyeceğiz. Onların sesine ses olacağız. Bir büyük mücadelenin ateşini hep birlikte yakacağız. Yaşasın Cumhuriyet’i var eden değerler. Yaşasın Cumhuriyet’in değerini savunanlar. Yaşasın kalemini satmayan özgür gazeteciler. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Cumhuriyet gazetesi.”
“CUMHURİYET GAZETESİ ARTIK ÜLKEMİZİN VE ANKARA’MIZIN TARİHİ KÜLTÜR MİRASI HALİNE GELMİŞTİR”
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş da kutlama programında konuşma yaptı. Yavaş, “Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Genel Başkanım, önceki genel başkanım, çok değerli hazirun hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Cumhuriyetimizin kuruluşuyla yaşıt ve Cumhuriyetimizin kuruluş ilkeleriyle bugüne kadar 100 yıldır devam eden Cumhuriyet gazetemizin 100. yılını kutluyorum. Cumhuriyet gazetesinin bir anlamı daha var. Artık ülkemizin ve Ankara’mızın tarihi kültür mirası haline gelmiştir. 100 yıllık bir çınar. Bizim artık ilelebet korumamız gereken bir kültür mirasıdır. Ben emek veren herkese çok teşekkür ediyorum. ve nice 100 yıllara diyorum.”
“UĞUR MUMCU’YU, AHMET TANER KIŞLALI’YI, MUAMMER AKSOY’U VE İSMİNİ SAYAMAYACAĞIMIZ CUMHURİYET’E EMEK VERENLERİ ŞÜKRANLA ANIYORUM”
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner de şunları söyledi:
“Aydınlanmanın kalesini farklı kılan sadece 100 yıllık köklü bir tarihe sahip olması değil aynı zamanda biraz önce Işık Bey’in de ifade ettiği gibi adını Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği çok değerli bir basın yayın organı olması ve aynı zamanda bence bugüne kadar 100 yıllık tarih boyunca hiçbir iktidara diz çökmeden aydınlanma değerlerini savunmadaki bu misyondaki en büyük koruyucusu olan patronu olmayan bir gazete olarak bağımsız, özgün bir gazetecilik örneği göstergesidir diye düşünüyorum. Ben bugüne kadar bu tarih boyunca yeri gelip katledilmeyi göze alan, geri gelip sürgün edilip, yeri gelip işkenceyi göze alan ama asla bu çizgiden vazgeçmeyen öncelikle kaybettiğimiz değerlerimize Uğur Mumcu’yu, Ahmet Taner Kışkalı’yı, Muammer Aksoy’u ve ismini sayamayacağımız bugüne kadar Cumhuriyet’e emek veren gazetemizin yaşaması için emek veren tüm kadrolarına burada şükranla anmak istiyorum. ve aynı zamanda bundan sonra da Çankaya’da Cumhuriyet’ti gençlere emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu mirasına sadece Cumhuriyet kavramı olarak değil, gazetemiz Cumhuriyet olarak da Cumhuriyet değerleri olarak da benimseyeceğimizin huzurunuzda sözlerini vererek bundan sonra da her alanda yanınızda olacağımızı belirtmek istiyorum.”
]]>İzmit’te yaşayan Faruk (44) ve Serpil Gürdal (40) çifti, 2016’da ikinci kez bebek bekledikleri dönemde hamilelik süreciyle ilgili destek almak için ilçedeki özel bir hastaneye başvurdu. Gürdal çiftinin iddiasına göre dörtlü tarama testi talepleri doktorun, “Bana güvenmiyor musunuz? Bebeğiniz gayet sağlıklı, bu işin uzmanıyım” söylemleriyle gerek görülmemesi üzerine reddedildi. Hamilelik sürecinin 7’inci ayına giren Serpil Gürdal, bebeğin karnında hareket etmemesi sebebiyle eşi Faruk Gürdal ile hastanenin yolunu tuttu. Yapılan incelemenin akabinde Serpil Gürdal, bebekte bağırsak enfeksiyonunun yaşandığı öne sürülerek ameliyata alındı. Sezaryen ile dünyaya gelen erkek bebeğin yapılan tetkiklerin ardından down sendromlu olduğu belirlendi. Bunun üzerine Gürdal çifti konuyu mahkemeye taşıyarak, doktor ve hastaneden şikayetçi oldu.
21 milyonluk tazminat
Kocaeli 1’inci Tüketici Mahkemesi’nde açılan dava 8 yılın ardından karara bağladı. Mahkeme, aileye 21 milyon 89 bin 691 TL maddi, 200 bin TL de manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
“İlk taramadan sonraki tahlillerimiz yapılmadı”
Süreci anlatan Faruk Gürdal, “İlk çocuğumuzu Allah 8 yıl sonra nasip etti, sonrasında tüp bebek yaptık. İkinci çocuğumuz doğal yollardan geldi, hamilelik sürecinde üzerinde çok durduk. Özel bir hastaneye gitmek istedik. Aslında maddi durumumuz çok da iyi değildi, işsizdim. Özel hastanede insanlar özel ilgi bekler. 15 günde bir gidersiniz ense yapısı, kalp atışına bakarlar, fakat bunların hiçbiri fark edilmedi. Hamilelik sürecinin 7’nci ayında annenin mide bulantıları, düşük tehlikesi süreçlerini yaşadık. Çocuğun hiç kıpırdamadığını öğrendik. Tahlillerin tamamını yaptırmak istedik fakat ilk taramadan sonraki tahlillerimiz yapılmadı. Biz yapılmasını istemiş olmamıza rağmen yapılmadı. Doktorumuz ‘Bana güvenmiyor musunuz? Ben size ne söylüyorsam odur. Gerek yok bebeğiniz gayet sağlıklı’ dedi. ‘Hocam bu tarz sorunlar yaşıyoruz, problem olmaz mı?’ dediğimizde ise ‘Hayır ben bu işin uzmanıyım. Bana güvenmeniz gerekiyor’ dedi” ifadelerini kullandı.
“8 yılın sonunda dava lehimize sonuçlandı”
Eşinin hamileliğinin 8’inci ayında doğuma alındığını kaydeden Gürdal, “Sebebini sorduğumuzda bağırsak enfeksiyonu yaşadığını, ölüm tehlikesi olduğu için bir an önce alınması gerektiğini söyledi. İşin ucunda ölüm olduğu için biz de kabul ettik. 1 gün sonrasında ameliyata alındı ve down sendromlu olduğunu öğrendik. Biz down sendromunun ne olduğunu bilmiyorduk. Yoğun bir psikolojik baskı yaşadık. Psikolojik ve maddi süreci nasıl atlatırız diye çok düşündük. İyi bir aile bireyi olamam, iyi bir çocuk yetiştiremem düşüncesiyle dava açmaya karar verdik. 8 yılın sonunda dava çok şükür lehimize sonuçlandı” diye konuştu.
“Emsal olmaktan mutluyum”
Emsal niteliğinde bir karar çıktığını söyleyen Faruk Gürdal, “Karar lehimize sonuçlandı. Miktarı biz belirlemedik, maddiyatta gözümüz yok. 21 milyon TL lehimize sonuçlandı. Çok heyecanlıyım, çok mutluyum. Çocuğuma güzel bir gelecek hazırlayacağım için çok mutluyum. Türkiye’deki ailelere emsal olmaktan mutluyum. Çocuğumun eğitimi için harcayacağım. 8 yaşına geldi, hala bezleniyor. Konuşamıyor, çok geç yürüdü. 3,5 yaşında yürümeye başladı. 36 günlük yoğun bakım süreci vardı. Bu süreç bizi çok etkiledi. 35 gün yavrumuza kavuşamadık. Annesi boğazından hortum salarak beslemişti. Bu süreçler bizi çok yıprattı. O benim evladım, down sendromlu olduğu için bu davayı açmadım. Çocuğumun hakkı olduğu için bu davayı açtım” dedi. – KOCAELİ
]]>(ANKARA) – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9’uncu yargı paketi ile ilgili hazırlıkların devam ettiğini belirterek, “Muhalefet milletvekillerinden bu konuda kendilerinin de öneride bulunmak istedikleri yönünde geri dönüş aldık. Vekiller de katkı verirlerse verimli olur” dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuna katıldı. Komisyonda konuşma yapan Tunç, kadın hakları konusunda Türkiye’de önemli mesafeler alındığını söyledi. Anayasa’da kadın-erkek eşitliğine ilişkin yapılan düzenlemeleri anlatan Tunç, şunları kaydetti:
“Kadınlara yönelik uygulamaların, yasal düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağına yönelik, onların lehine yapılan düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamayacağına yönelik pozitif ayrımcılık düzenlemesi Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde 2010 yılındaki Anayasa değişikliğinde yerini almıştı. 81 il 144 ilçe adliyesinde, 225 adliyede kadına karşı işlenen suç soruşturmalarını gerçekleştiren bürolarımız var ve bu bürolar 2019 yılından itibaren faaliyete geçti. Tabii davalar açıldıktan sonra da adli süreçlerde kadınlarımızın mağdur olmaması lazım. Adliyelerde, özellikle onlara yönelik, onların ifadelerinin alınabileceği, mağdur kadınların ifadelerinin alınabileceği özel odalar kurduk, ‘Adli görüşme odaları’ dediğimiz. Yine, çocukların ifadelerinin alınabileceği adli görüşme odaları adliyelerimizde, büyüklerden ayrı, diğer kişilerden ayrı şekilde ifadelerin alınmasını hem kadınlarımız hem çocuklarımız bakımından sağladık, bunların sayısını da artırmaya devam ediyoruz.”
“GİYİM KUŞAMIN DİKKATE ALINMAMASI GEREKİR”
“Israrlı takip müstakil bir suç olsun” önerilerinin Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun sürekli gündemine geldiğini söyleyen Bakan Tunç, bu konuda da yasal düzenleme yapıldığını hatırlatarak, şunları anlattı:
“Israrlı takip özellikle çocuğa, ayrılık kararı verilen ve boşanılan eşe, mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine sebep olmuşsa, uzaklaştırma kararı verilen fail tarafından işlenmişse burada da cezayı artırıcı sebep olarak kanunumuzda yerini aldı. Önemli düzenlemelerden bir tanesi de Ceza Muhakemesi Kanunu’muzdaki tutuklamaya ilişkin düzenlemeydi. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100’üncü maddesinde bir kadına yönelik kasten yaralama suçlarının tutuklama sebebi sayılacağına yönelik çok önemli bir düzenlemeyi de hayata geçirmiştik. Bir de yıllarca iyi hal indirimiyle ilgili konu vardı ‘kravat indirimi’ olarak hep tartışılan, failin sırf indirim almak için duruşmada gösterdiği tavır, giyim kuşam vesairenin iyi halde dikkate alınamayacağına yönelik. Aslında alınmaması gerekir. Yani burada maalesef uygulamada problemler oluyordu, bunu kanuna derc ederek bu konuyu vurgulamış olduk. Sırf indirim almak için, failin kılık kıyafeti düzgün vesaire şekliyle, o şekli şeylerin iyi halde ona bir fayda sağlamayacağına yönelik yasal düzenlemeyi de hayata geçirmiş olduk.”
“YASA KOYUCULAR YASALAR KADAR ÖNEMLİ”
Kadına yönelik şiddetle mücadele konusuna da değinen Bakan Tunç, en iyi kanunun kötü uygulayıcının elinde en kötü kanun, en kötü kanunun da iyi uygulayıcının elinde iyi kanun haline gelebileceğini söyledi. Tunç, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla, bu anlamda da uygulayıcıların eğitimi, hizmet içi eğitimleri önemli. Hakim ve savcılarımız neticede bunu uygulayacak. Yine, İçişleri Bakanlığımızın, soruşturma aşamasında emniyet mensuplarımızın, onların da ayrıca bu konuda çalışmaları var. Adalet Akademimizin, özellikle hakim savcı adaylarının -artık hakim savcı yardımcılığı dönemine geçtik- onların üç yıl süren bir eğitim süreci var, bu süreç içerisinde bu konulara, özellikle bu konulara ağırlık vermesi konusundaki tedbirlerimizi de aldık ve uygulamalarına da başladık. Adalet Bakanlığı olarak, özellikle bizim adliyelerde çalışan personeller bakımından baktığımız zaman 96 bin 508 personelimiz var adliyelerde. Bunun 42 bin 545’i yani yarısı kadınlardan oluşuyor. Dolayısıyla, kamuda kadın istihdamı konusunda Adalet Bakanlığının kadına pozitif ayrımcılık yaptığını da söylemek mümkün. Tabii, biz bunları yeterli görmüyoruz. İnsanı güçlendireceğiz ki kadın, çocuk güçlü olsun, aile güçlü olsun; hep beraber toplum olarak güçlü olalım. Bu konuda Adalet Bakanlığı olarak her türlü fikre, görüşünüze açık olduğumuzu belirtmek istiyorum.”
“KADIN ÖRGÜLERİ DE MUHATTAP ALINMALI”
Komisyonda Bakan Tunç’a, muhalefet partilerinin milletvekilleri tarafından kadına yönelik şiddetle mücadele konusu başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ve kadın örgütleriyle ortak çalışmalar gerçekleştirilmesi yönünde talepler iletildi. Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “İlk kez muhatap alınmamız oldukça önemli. Aynı muhataplığın kadın örgütleri ve demokratik kitle örgütlerine de gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Buradaki temel gündem maddelerinden biri sizin göreve geldiğinizde ifade ettiğiniz ‘Aile hukukunu sil baştan ele alma’ projesi. Bununla ilgili kaygılar oldukça büyük. Aileye ilişkin çalışmalarda, çalıştaylarda müftüler bile çağırıldı ama kentlerin kadın örgütleri bu çalıştaylarda yer alamadı” ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine Bakan Tunç, 6284 sayılı Kanun’un İstanbul Sözleşmesi’nden daha bağlayıcı bir metin olduğunu söyledi. Tunç, “Sözleşme öncesi ve sonrası kadın cinayetlerine baktığımızda, tabii ki istatistik olarak vermek doğru değil, ancak sayının azaldığını görüyoruz. Geçen sene 315, bu sene ise 107 kadın hayatını kaybetti. Hiç olmasın istiyoruz. Elbette eleştiriler olacak” şeklinde konuştu. “Aile hukuku sil baştan” cümlesinin yanlış anlaşıldığını belirten Tunç, “Kadınların, çocukların mağdur olmaması için sil baştan düzenleme yapacağız demiştim. Böyle bir algı oluştu. Medeni Kanun 2001’de topyekun değişti zaten” dedi.
“9’UNCU YARGI PAKETİNE YÖNELİK ENDİŞELERİMİZ VAR”
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez de “Normalde Adalet Bakanlığı kadına yönelik düzenlemeler yaptığında hepimizin daha sevinçle bunu beklemesi lazımken, inanın bizi bir endişe alıyor. Hepimizin yüreği ağzında bekliyoruz. ‘9’uncu Yargı Paketi hazırlanıyor’ dediniz. Biz milletvekilleri olarak şu ana kadar ne olduğunu bilmiyoruz. 4 ayda 130 gibi bir kadın cinayeti var Türkiye’de. Bu gerçek karşısında anlattıklarınızın ne kadar anlamı kaldığı konusunda şüphem var. Kadın çalışması yapan örgütlerle lütfen sıkça bir araya geliniz.” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, Suiçmez’in sözlerine “Hazırlıklar devam ediyor, henüz tamamlanmadı. Muhalefet milletvekillerinden bu konuda kendilerinin de öneride bulunmak istedikleri yönünde geri dönüş aldık. Vekiller de katkı verirlerse verimli olur. Genelde bunlar teknik konular. Özellikle üzerinde çalıştığımız konular hakim savcılarımızdan, vatandaşlarımızdan gelen talepler. Gerçekten mecbur kalınan düzenlemeler. Çoğu hukuki ve teknik. Dolayısıyla burada milletvekillerimizin komisyon süreçlerinde katksını önemsiyoruz” karşılığını verdi.
]]>DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti. Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, DEM Parti heyetini parti genel merkezinin kapısında karşıladı. Görüşmede, Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir de yer aldı. İki parti heyetleri arasındaki görüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü. Görüşme sonrasında DEM Parti Eş Başkanları ile Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu kameralar karşısına geçti. Karamollaoğlu, şunları söyledi:
” Arkadaşlarımızın bizi ziyaretlerinden büyük memnuniyet duyduk. Ülkemiz genel seçimler ardından mahalli seçimlerle yeni bir döneme girdi. Dört yıldan fazla bir süre seçim yok gibi normal şartlarda gözüküyor. Parlamento çalışıyor. Bir takım kanunların anayasada bir takım değişiklilerin yapılması gündemde. İktidar da bu konuda bir takım adımlar atma peşinde gördüğümüz kadarıyla. Tabi bizim bu münasebetlerimizin bundan sonra da devam etmesine ihtiyaç var. Arkadaşlarımız da bunu arzu ediyorlar. İnşallah Meclis’te gruplar arasında bu konunun ve benzer konuların ele alınabilmesi için bir dirsek temasına belki komisyon kurulmasına da ihtiyaç duyulabilir. Bu konularla ilgili bir görüş teatisinde bulunduk. Ben tekrar ziyarette bulundukları için kendilerine teşekkür ediyorum. Çalışmalarında da çalışmalarımızda da başarılar diyorum”
Tuncer Bakırhan ise Türkiye’deki sorunların diyalog ve müzakere zemininde çözülebileceğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Bilindik Türkiye gündemlerini konuştuk. Biraz seçim sonuçları üzerinde bir değerlendirme yaptık. Biraz bölge, Ortadoğu, İsrail- Filistin çatışmaları üzerine konuştuk. Yeni anayasa gündemde olduğu için yeni anayasa gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. En önemlisi de bugün iyi rahmetli Erbakan hocanın aslında Türkiye’de meselelere yaklaşımı konusundaki düşüncesi üzerine de biraz durduk. Siz de bilirsiniz biz aynı dönem siyaset içerisindeydik rahmetli Erbakan başta Kürt meselesi olmak üzere Türkiye’deki meselelerin diyalogla, müzakereyle Türkiye içerisinde bir çözümünden yana olduğunu her dönem dile getirdi. Bizler de geldiğimiz noktada özellikle 31 Mart’ta ortaya çıkan sonuçlardan sonra Türkiye’nin aslında müzakereyle diyalogla çözemeyeceği bir sorunu olmadığına inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bölge ve Türkiye’deki sorunların diyalog ve müzakere zemininde çözülmesi için muhalefetin daha fazla bir araya gelmesi, bu konuları değerlendirmesi istişare etmeleri konusunda düşüncelerimizi aktardık.”
KARAMOLLAOĞLU BASTON DESTEĞİ İLE YÜRÜDÜ
Saadet Partisi Genel Başkanlığı’ndan ayrılacağını açıklayan Temel Karamollaoğlu’nun yürürken yaşadığı sağlık sorunu da kameralara yansıdı. Karamollaoğlu’nun DEM Parti heyetini uğurlarken bastonundan destek alarak yürüdüğü ve ayakta durduğu görüldü.
]]>
TBMM Genel Kurulu’nda, bugün CHP ve AKP arasında “belediyelere akraba, eş dost ataması” tartışması yaşandı. Grup önerilerinden önce söz alan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, dün yaptıkları mesaiye atıfta bulunarak “21 yıllık iktidarınızın sonucunda Meclis gündemine getirebileceğiniz bir tane kanun teklifi dahi yoktur. İfade ediyorum, geçmişinizle kıyaslanmayacak bir gerileme içerisindesiniz. Bir kanun teklifini bir hafta içerisinde Meclis’e getirememek demek ‘Memleketin sorunu yoktur dolayısıyla yasal bir düzenlemeye ihtiyacı yoktur’ demektir. ya değilse bunu beceremiyorsunuz anlamına gelir. Getirin memleketin yararına yasal düzenlemelerinizi, biz bu uluslararası sözleşmeleri yarım saatte geçiririz. 600 insan maaş alıyor, 600 insan burada mesai harcıyor ama Meclis’i çalıştıramadığınız için memleketin hiçbir gündemi burada ele alınamıyor” dedi.
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ise Günaydın’a şöyle yanıt verdi:
“EHLİYET VE LİYAKATTEN KONUŞANLAR BİRAZ GÜNDEMLERİNE BU MESELELERİ ALSIN”
“Hiç merak etmesinler, komisyonlarımız çalışıyor, kanunlarımız geliyor, biz de ülkenin ve milletin sorunlarıyla ilgili her türlü çalışmamızı devam ettiriyoruz. ‘Liyakat ve ehliyet’ denilince, atamalar akla geliyor, biraz bunlara girelim isterseniz. ‘Aile belediyeciliği’ kavramı diye yeni bir kavram gelişti. 31 Mart yerel seçimleri sonrasında CHP belediyelerindeki ehliyet ve liyakatli aile atamalarından birkaç örnek vermek istiyorum. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in eşi Duygu Adıgüzel, Çekmeköy’de başkan yardımcılığına atandı. Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un kızı Tutku Kurt Bayyurt ise Çankaya’da başkan yardımcılığına getirildi. İstanbul Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun’un eşi Filiz Coşkun, Kültür İşleri Müdürü olarak atandı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı’na, Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Osman Bartal’ın eşi Hülya Bartal atandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yeğeni Furkan Bozbey, şehirdeki kentsel dönüşüm, imar ve inşaat işlerinden sorumlu olan belediye şirketi BURKENT Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandı. Yine, Bursa’da, aynı Belediye Başkanı, baldızı olan Sezen Uğurlu’yu daire başkanı olarak atadı. Yine CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’nın eşi Şafak Pala, Bursa Büyükşehir Belediyesine daire başkanı olarak atandı. Yine, Bursa Büyükşehir Belediyesi CHP meclis üyesi Yalçın Işıkyıldız’ın eşi Pınar Işıkyıldız da Bursa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı görevine atandı. CHP Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nun kayınbiraderi Hamza Çam ile bacanağı Mustafa Orman’ın Belediye Başkan Yardımcıları olarak atandığı da notlarımız arasında. Bunlar ehliyet ve liyakat atamaları, takdir ediyoruz, görüyoruz. Burada hep ehliyet ve liyakatten konuşanların biraz gündemlerine bu meseleleri almasının faydalı olacağını, milletin faydasına olacağını düşünüyorum.”
“İDDİALAR DOĞRU DEĞİL TROLLERİN PEŞİNE BİR GRUP BAŞKANVEKİLİ DÜŞMEZ”
Günaydın ise sataşma gerekçesiyle söz olarak bu iddiaların doğru olmadığını söyledi. “Yani trollerin peşine bir Grup Başkanvekili düşmez” diyen Günaydın, şöyle devam etti:
“Kayıhan Pala milletvekili olalı bir yıl olmadı, Kayıhan Pala’nın eşi 15 yıldır belediyede çalışıyor. Ayıp değil mi bir milletvekilinin eşini, bir milletvekilini burada herhangi bir zemini olmadan suçlamaya kalkışmak? Ha, şunu söyleyeyim ben: Mesela, sizin Keçiören Belediyenizde, devraldığımız belediyede yalnızca belediye yüksek yöneticileri için yapılmış 10 yataklı, 10 odalı bir otel bulduk; Sancaktepe’de bir saray bulduk; bir gecede 300 milyon liralık çek kestiniz ve ödeme yaptınız, bunları bulduk. Aramızdan birileri ahlaka aykırı bir iş yaparsa CHP bir denetleme birimi kuruyor, onu en başta takip ediyor. Ben sizin koltuklarımızda otursam bugün derhal yerel yönetimler dahil olmak üzere her türlü kamuya alımı KPSS zorunluluğuyla kılarım rahmetli Bülent Ecevit’in yaptığı gibi, hiç kimse KPSS’siz ve mülakatla alım yapamaz. Bunu niye yapmıyorsunuz biliyor musunuz? Çünkü siz bunun geçmişini ve geleceğini temsil ediyorsunuz.”
Ardından Şahin Usta ve Günaydın arasında “yalancılık” tartışması yaşandı.
“EŞİM 15 YILDIR BELEDİYEDE ÇEŞİTLİ BAŞARILARA İMZA ATTI”
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, “Şafak Baba Pala, 2009 yılında Nilüfer Belediyesi’ne şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı olan Mustafa Bozbey’in davetiyle gelmiş, 15 yıldır orada çalışıyor, 14 yıldır Kültür Müdürü ve Kütüphane Müdürü. Büyükşehir Belediyesi kazanıldıktan sonra Kültür Daire Başkanı olarak atandı. Bu atama nedeniyle eğer gerçekten bir liyakatsizlik olduğunu düşünüyorsanız bu sözünüzde ısrarcı olun ama kendisi 15 yıldır başarılara imza atmış, 3 kitabı olan bir yazar, değişik ödüller almış, belediyeye değişik ödüller kazandırmış, üstelik de Nilüfer’in bütün Türkiye’de bir kültür kenti olarak anılmasına katkıda bulunmuş insanlardan bir tanesi” açıklamasını yaptı.
]]>(ANKARA) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanan ve Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede yer verilmeyen Ayşe Ateş’in ifadesi ortaya çıktı. Ayşe Ateş’in savcılık ifadesinde ve sunduğu belgelerde 11 kez “MHP”, 91 kez “Ülkü Ocakları”, 12 kez “Ahmet Yiğit Yıldırım” 23 kez de “Olcay Kılavuz” ifadeleri geçmesine rağmen savcılık konuya dair bir inceleme talep etmezken Ayşe Ateş’in dönemin MHP Milletvekili Olcay Kılavuz ve dönemin Ülkü Ocakları Genel Merkez Yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın ilişkisinin aydınlatılması ve Sinan Ateş’e yönelik suikasta dahlinin araştırılmasına da iddianamede yer vermedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanarak Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede sadece “Olay tarihinde öldürülen Sinan Ateş’in eşi olduğunu, olayın bütün yönleriyle araştırılmasını talep ettiği, eşinin öldürülmesi olayını gerçekleştiren tüm şüphelilerden davacı ve şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.” şeklinde yer verdiği Ayşe Ateş’in ifadesinin tamamı ortaya çıktı.
Savcılık ifadesinde Sinan Ateş’in Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanlığı öncesinde herhangi biri ile husumetinin bulunmadığını belirten Ayşe Ateş, “Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevinin ardından sürekli FETÖ mensubiyeti olduğu, Ülkü Ocakları’na ihanet ettiği gibi kendisini itibarsızlaştırmaya, yalnızlaştırmaya, çocukluk yıllarından beri mensubu olup kendisini adamış olduğu ülkücü camiadan dışlanması amaçlarına yönelik söylentiler çıkarılıp haberler yapıldı” dedi.
SİNAN ATEŞ’İN SUÇ DUYURULARINA “KOVUŞTURMAYA YER YOK” KARARI
Ayşe Ateş, Sinan Ateş’in ardından Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’na yeni atama yapıldığını ve yeni yönetimdeki isimlerin Sinan Ateş hakkında “FETÖ’cü, ihanet ateşi gibi ithamlar içeren sosyal medya paylaşımlarının yapıldığını belirtti. Sinan Ateş hayattayken kendisine Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın kontrolünde olan ve genel başkan yardımcısı olarak görev yapan Kadir Ensar Ejder isimli şahıs tarafından yönetilen Orhun Haber isimli internet haber sitesinde 4 Mart 2022’de “bir ihanet ateşi” başlıklı haberin yapıldığını söylediğini belirten Ayşe Ateş, yine bu haber sitesinin Sinan Ateş hakkında yapmış olduğu bu ve benzeri haberleri gerçekte o dönemin Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım tarafından yapıldığı iddiasında bulundu.
Sinan Ateş’in yapılan haberler ve paylaşımlar üzerine Orhun Haber isimli internet sitesi yöneticileri ve bu haber sitesinin yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu da kaydeden Ayşe Ateş, şunları kaydetti:
“Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Savcılık tarafından yapılan soruşturmada suça konu paylaşımları yapan sitenin ve sosyal medya hesaplarının yöneticilerinin tespitine dair bir araştırma dahi yapılmadan meçhul şüpheli üzerinden takipsizlik karar verilmiştir. Eşim bu karara itiraz etmiş ancak itirazının da reddine karar verilmiştir. Eşim Orhun Haber isimli internet haber sitesinde “bir ihanet ateşi” haberi ve aynı sitenin sosyal medya hesaplarından bu haberin paylaşılan linklerine erişimin engellenmesi talebinde bulunmuş ancak bu da reddedilmiştir.”
Orhun Haber isimli internet haber sitesi tarafından yapılan haber sonrasında aynı haber sitesinin sosyal medya hesaplarından devam eden günlerde sürekli ve sistematik olarak eşi Sinan Ateş’in hedef gösterildiği iddiasında bulunan Ayşe Ateş, “Bu paylaşımlar üzerine de Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının o dönem genel merkezi yönetiminde yer alan kişiler, çeşitli kademelerinde görev yapan kişiler, birçok ilin Ülkü Ocakları yönetiminde bulunan kişiler ve çok sayıda sahte sosyal medya hesabı üzerinden rahmetli eşime karşı çeşitli hakaretler ve tehditler içeren paylaşımlar yapıldı. Bu paylaşımları da sunuyorum. Gerçek kullanıcılar olduğu tespit edilen sosyal medya hesaplarından yapılan bu paylaşımlarla ilgili olarak rahmetli eşim tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurularında bulunulmuş olup, bu paylaşımların suç unsuru içerdiği açık ve net olmasına rağmen halen hiç birisi hakkında kamu davası açılmamıştır.” bilgisini paylaştı.
“EŞİM AHMET YİĞİT YILDIRIM VE OLCAY KILAVUZ’A KARŞI BİR HASIMLIK GÜTMEDİ”
Ayşe Ateş, Sinan Ateş’in savcılığa dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcıları Zekai Pınarbaşı, Kadir Ensar Ejder, Burak Kılıç ile Ülkü Ocakları Hatay İl Başkanı Alihan Döner, Ülkü Ocakları Ordu İl Başkanı Doğan Mert Duran, Arnavutköy Ülkü Ocakları Başkanı Emrullah Günay, Ülkü Ocakları Sosyal Medya Yöneticileri Yahya Muca, Hamit Çiftçi, İbrahim Çelik, Mevlüt Özkaya, Tuğbanur Uzunoğlu, Büşra Durna, Elif Yurt, Fatih Koçak, Raşit Özgül, Aleyna Özçiçekçi Mudurnu Ülkü Ocakları Başkanı İbrahim Kartal, Küçükçekmece Ülkü Ocakları Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, Arnavutköy Ülkü Ocakları Taşoluk Mahalle Başkanı Berat Göztepe, Sultangazi Ülkü Ocakları Teşkilat Başkanı Furkan Karakuş, Sultangazi Ülkü Ocakları Sosyal Medya Birimi’nden İsmail Uslu, MHP Serdivan İlçe Yöneticisi Murat Özcan, Ankara Ülkü Ocakları Yöneticisi Okan Bozkurt, Küçükçekmece Ülkü Ocakları Yöneticisi İbrahim Tonbul, Küçükçekmece Ülkü Ocakları Teşkilat Başkanı Murat Şakrak, MHP Fatih İlçe Başkanı Furkan Özkan, Ülkü Ocakları Hatay İl Bşkanı Özel Kalem Müdürü Yardımcısı Mehmet Selçuk vee Türkgün Gazetesi Adana Bölge Temsilcisi İbrahim İspaha’ndan şikayette bulunduğunu bildirdi. Ayşe Ateş, söz konusu kişilerin Sinan Ateş’i “hedef gösteren ve tehdit eden sosyal medya paylaşımlarını” da savcılığa iletti.
Ayşe Ateş, savcılıktaki verdiği ifadede konuya ilişkin, “Rahmetli eşim Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’a, yönetiminde yer alan kişilere ve MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’a karşı bir hasımlık gütmemiş hukuk dışı hiçbir yola tevessül etmemiştir” dedi.
SİNAN ATEŞ ‘ANKARA OCAK, SİLAHLI 4 KİŞİ GÖNDERMİŞ’ MESAJI ATMIŞ
Ayşe Ateş, “10 Mart 2022 tarihinde Ankara Ülkü Ocakları’nın kullanımında bulunan 06 AT 2… plakalı Volkswagen marka siyah araç ile eşimin kullandığı ofisin önüne dört kişinin geldiğini ve ofis binasının önünde beklediklerini eşim bana söylemişti” iddiasında bulunurken, “Bu konuda arkadaşı Ömer Çağrı Özdemir’e 10 Mart 2022 tarihinde Whatsapp uygulamasından ofis önünde bekleyen aracın resmini göndererek “Ankara Ocak, Silahlı 4 kişi göndermiş” seklinde mesaj göndermiş. Bu konuşmaya ilişkin ekran resmini de ifademin ekinde sunuyorum. Bu hususta Ömer Çağrı Özdemir’in de ifadesine başvurulmasını talep ediyorum.” beyanında bulundu ve şunları söyledi:
“BİR MERKEZ TARAFINDAN YÖNETİLDİĞİ AÇIK VE NET BİR ŞEKİLDE ORTADADIR”
“Rahmetli eşim ile Ömer Çağrı Özdemir arasında geçen 11 Mart 2022 tarihli Whatsaap mesajlaşmasında, eşim Ömer Çağrı Özdemir’e Selahattin Avaroğlu isimli şahıs tarafından başka birisine iletildiği anlaşılan mesajı göndermiş ve mesajda; ‘…Orhun Haber genel merkezin hesabi ve takip et diye telefon aldığım için etmeye başladım’ şeklinde şahsın mesajının olduğu görülmektedir. Bu mesajdan ve eşimin bana anlattığından aktarmam gerekirse; Orhun Haber isimli haber sitesi Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından yönetilmektedir. Ülkü Ocakları mensupları da Ocak Genel Merkezi yöneticileri tarafından aranarak ve ocak mensuplarının yer aldığı WhatsApp gruplarından talimatlar yazılarak Orhun Haber isimli internet sitesinin sosyal medya hesaplarını takip etmeye ve rahmetli eşim aleyhinde paylaşımlar yapmaya zorlanmışlardır. Sunmuş olduğum paylaşım içeriklerindeki benzerliklere bakıldığında da eşim aleyhine yapılan paylaşımların bir merkez tarafından yönetildiği açık ve net bir şekilde ortadadır. Eşimin telefonu adli emanette ve incelemede olup WhatsApp uygulaması üzerinden kendisine gönderilen mesajlar incelendiğinde bu hususta kendine gönderilen mesajların olduğu görülecektir.”
“BUNLAR İYİCE AZITTILAR, DUR DURAK BİLMİYORLAR, AMAN KARDEŞİM KENDİNİZE DİKKAT EDİN”
Savcılıkta verdiği ifadede Sinan Ateş’in arkadaşı Çağrı Ünel’e yönelik Mersin’de gerçekleştirilen saldırıya ilişkin de beyanlarda bulunan Ayşe Ateş, “Rahmetli eşim döneminde Mersin Ülkü Ocaklar Başkanı olarak görev yapan ve eşimden sonra görevden alınan Çağrı Ünel de kendi sosyal medya hesabından eşim hakkındaki asılsız haberler karşısında eşime destek niteliğinde paylaşımlar yapmıştı. Bunun üzerine Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı olan Ömer Şanlı isimli şahıs Çağrı Ünel’i arayarak eşime destek olmamasını, yaptığı paylaşımları kaldırmasını istemiş. Çağrı Ünel de paylaşımlarını kaldırmayacağını, rahmetli eşimin arkadaşı olduğunu, kendisinin de artık Ocak Başkanı olmadığını ve kendisine talimat veremeyeceklerini söylemiş. Ömer Şanlı da ‘o halde bunun sonuçlarına katlanırsınız’ şeklinde Ünel’i tehdit etmiş. Bu konuşmayı Ünel, rahmetli eşimi benim yanımda olduğu sırada telefonla arayarak kendisine bu şekilde iletmişti. Eşim de ‘bunlar iyice azıttılar, dur durak bilmiyorlar, aman kardeşim kendinize dikkat edin, Allah korusun’ seklinde uyararak kendisine dikkat etmesini tembihlemişti.” dedi.
Sinan Ateş ve Çağrı Ünel arasında geçen bu konuşmadan kısa bir süre sonra Ünel’e saldırının gerçekleştiğini belirten Ayşe Ateş, “Adana ve Osmaniye Ülkü Ocakları’na mensup olduğunu duyduğumuz yaklaşık 10 kişi tarafından bıçaklarla ve sopalarla saldırı düzenlenmiş. Ünel kendisine yapılan saldırı ile oluşan arbede sırasında kendisini savunmak üzere silahını kullanmış ve olay yerinde Emrullah Kaplan isimli Kadirli Ülkü Ocakları mensubu olduğunu öğrendiğimiz bir genç hayatını kaybetmiş. Rahmetli eşim ve Ünel arasında geçen bu konuşmalar ve Ünel’e Ülkü Ocakları Genel Merkezi yöneticileri tarafından eşim hakkında yapılan baskı ve tehditlerin ayrıntıları hususunda Ünel’in ifadesine başvurulmasını istiyorum. Ünel’e yapılan bu saldırının Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın talimatı ile yapıldığı aşikardır.” ifadesini kullandı.
Ayşe Ateş, Yıldırım tarafından, Mersin’de yaşanan saldırı sonrası yaptığı basın açıklamasında, “Bu alçak saldırıyı azmettirip destek olan tüm odaklardan hukuki süreci de yakından takip ederek her türlü hesabi en ağır şekilde soracağız…” ifadelerinin Sinan Ateş’ten her türlü hesabın en ağır şekilde sorulacağı ve alenen tehdit edildiğini yönelik olduğunu öne sürdü.
“BENİ ÖLDÜRMEYE KARAR VERMİŞ ARKADAŞLAR”
Ayşe Ateş, eşi ile arkadaşı Ömer Çağrı Özdemir arasında, Ünel’e yönelik saldırıdan bir gün sonra 16 Mart 2022’de gerçekleşen konuşmayı da savcılığa sundu. Sinan Ateş’in Özdemir’e attığı mesaj şu şekilde:
“Beni öldürmeye karar vermiş arkadaşlar Ömer abi, sürekli geriyorlar ortamı, sağa sola haber yolluyorlar, arıyorlar bilmem ne. Havlamasını bilmeyen köpek sürüye kurt getiriyor, yeni insanlar ölsün istiyorlar. Orası öyle, Reis 18-19 yaşında çocukları gaza getiriyorlar, Cahit’e de ekip yollamışlar, Mersin’de olan Bursa’da olursa, Allah korusun”
Ayşe Ateş, Sinan Ateş’in bu mesajlarında kastettiği kişilerin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ve yönetiminde yer alan kişiler olduğunu öne sürdü ve Sinan Ateş’in arkadaşı ve onun genel başkan olduğu dönemde Bursa Ülkü Ocakları Başkanı Cahit Özdemir’in dinlenmesi talebinde bulundu.
“EŞİM AHMET YİĞİT YILDIRIM VE OLCAY KILAVUZ’UN BİRLİKTE HAREKET ETTİĞİNİ DEFALARCA BANA İFADE ETMİŞTİ”
Ayşe Ateş, eşi ile Özdemir arasındaki bir başka yazışmada, Mersin’de Ünel’e gerçekleştirilen saldırı olayına ilişkin geçen konuşmaları savcılığa sundu:
“Gaziantep’ten senin Tayfun. Mersin’ de öyle konuşulduğunu söylüyor”
“Olcay, Ahmet, Doğan Güzelay ve bir kişi daha Ejder demiş olabilir, olaydan bir gün önce oturdular diye konuşuluyormuş”
“KRT’ yi aramışlar haberi niye böyle yaptınız yoksa yaptırdılar mı demişler”
Ayşe Ateş, savcılıkta konuya dair, şu görüşleri dile getirdi:
“Bu mesajlardan da Mersin’de gerçekleştirilen saldırı öncesinde MHP Mersin Milletvekili ve esimden önceki dönemde Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı olan Olcay Kılavuz, mevcut Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı olan Ahmet Yiğit Yıldırım, Doğan seklinde bahsedilen bir şahıs, Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Deniz Güzelay ve yine Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ensar Ejder isimli şahısların bir araya gelerek Mersin’de Çağrı Ünel’e karşı gerçekleştirilecek saldırı olayını planladıklarının konuşulduğu anlaşılmaktadır. Rahmetli eşim; kendisine karşı medya üzerinden yapılan saldırıların, Mersin’de meydana gelen olay ve devam eden süreçlerde yaşananların ve kendisinin aleyhine gerçekleştirilen faaliyetlerin mevcut Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan olan Ahmet Yiğit Yıldırım ve kendisinden önce Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanlığa yapan halen de MHP Mersin Milletvekili olan Olcay Kılavuz’un birlikte hareket etmek suretiyle planlandığını defalarca kez bana ifade etmişti.”
“OCAK ONUN KALEMİNİ KIRDI, SEN DE ZARAR GÖRME”
Ayşe Ateş, davanın iddianamesinde azmettirici olarak belirtilen Tolgahan Demirbaş’ın, Sinan Ateş’in arkadaşı Haluk Türk’e giderek kendisinin ‘Ahmet Yiğit Yıldırım ve Olcay Kılavuz tarafından elçi’ olarak gönderildiğini söylediğini aktardı ve, “Bu şahıs eşimin arkadaşına ‘Sinan Ateş’in yanında durma abi, Ocak onun kalemini kırdı, sen de zarar görme’ demiş. Haluk Türk bunu eşime söylemiş, eşim de bana söylemişti. Tolgahan Demirbaş isimli şahsın kendisinin yanına gelerek eşim hakkında söyledikleri dışında eşim tarafından kendisine karşı gerçekleştirilen tehditlerle ilgili paylaşımlarda bulunmuş olabileceğini düşünüyorum. Dosya şüphelisi Tolgahan Demirbaş’ın Haluk Türk’e eşimin öldürülmesi kararı alındığını kimlerin söylediğini, şahsın kendisine başka neler anlattığını ve rahmetli eşime karşı gerçekleştirilen tehditlerle ilgili olarak varsa sahip olduğu bilgileri anlatması hususunda Haluk Türk’ün ifadesine başvurulmasını talep ediyorum.” dedi.
AYŞE ATEŞ, İSTANBUL ÜLKÜ OCAKLARINDAN PEK ÇOK KİŞİNİN İSMİNİ SAVCILIĞA BİLDİRDİ
Sinan Ateş’in kendisine gerçekleştirilen suikasttan bir gün önce İstanbul’da olduğunu kaydeden Ayşe Ateş, “Orada çekilmiş olduğu bir fotoğrafını olayın gerçekleştiği 30 Aralık 2022 tarihinde Cuma kutlaması mesajı ile birlikte sosyal medya hesaplarından yayınlamıştı. Bu paylaşımı üzerine çoğunluğu Ülkü Ocakları İstanbul il Başkanlığı mensubu olan bir takım kişiler tarafından eşimin ölümle tehdit edildiği açıkça anlaşılan tehdit ve hakaret içerikli paylaşımlar yapılmıştır. Bu paylaşımları da sunuyorum. Aynı hesaplar eşime gerçekleştirilen suikasttan sonra bu paylaşımlarını kaldırmışlardır. Bu paylaşımlardan anlaşılacağı üzere Ülkü Ocakları mensubu olan bir takım kişiler tarafından eşime karşı uzun süredir husumet güdülmekte ve kendisi her fırsatta tehdit edilmektedir. Eşimin öldürülmesi olayında dahli olan kişiler ile öldürüldüğü gün bu paylaşımları yapan kişiler arasında bir bağlantının olup olmadığının araştırılmasını talep ediyorum.” isteminde bulundu. Ayşe Ateş, savcılığa şu isimleri bildirdi:
“Ülkü Ocakları İstanbul İl Teşkilat Başkanı Murat Yüksel, Avcılar Ülkü Ocakları Teşkilat Başkanı Uğur Canıtez, Ülkü Ocakları İstanbul İl Yöneticisi Gökhan Yıldızlı, Bakırköy Ülkü Ocakları Başkanı Yunus Emre Öztürk, Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanlığı Medya Tanıtım ve İletişimden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mehmet Alper, MHP Esenyurt İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Harun Kapçak, Ülkü Ocakları Ümraniye İlçe Başkanı Oğuzhan Coşkun”
“SİYASİ GÖREVİ OLAN KİŞİLER, KAMU GÖREVLİLERİNİN ŞÜPHELİ OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR”
Ayşe Ateş taleplerini sıralamasının ardından ifadesini, “Bizler aile fertleri olarak rahmetli eşime karşı gerçekleştirilen suikast olayının ilk gününden bugüne kadar, devletimize ve devletimizin tüm kurumlarına soruşturmanın hassasiyetle yürütüleceği konusunda inancımızın tam olduğunu ifade ettik. Bu menfur hadiseye ilişkin soruşturmanın tüm yönleriyle aydınlatılması, olaya karışan tüm faillerin araştırılarak açığa çıkarılması ve cezalandırılması devletimizin ve kurumlarının töhmet altında bırakılmasının önüne geçilmesi açısından da büyük önem arz etmektedir. Her ne kadar dosya kapsamında gizlilik kararı bulunsa da basına yansıyan haberlerden dosya kapsamında; siyasi görevi olan kişiler, kamu görevlileri, suç örgütlerinden hüküm alan kişilerin şüpheli olduğu görülmektedir. Bu şahısların hayatin olağan akışı içerisinde bir araya gelmesi mümkün olmayıp bu şahısların organize bir şekilde bir araya getirilerek bu suçun islendiği, bu olayın planlı ve sistematik bir şekilde gerçekleştirildiği ortadadır” sözleriyle sonlandırdı.
AYŞE ATEŞ’İN TALEPLERİ
Ayşe Ateş, savcılıktan “Tolgahan Demirbaş ve dönemin MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un ilişkisinin aydınlatılmasını ve Sinan Ateş’e yönelik suikasta dahlinin araştırılmasını, Tolgahan Demirbaş ve Olcay Kılavuz’un HTS’lerinin incelenmesini, koruma tahsisli araçların araştırılması” talebinde bulundu. Ayşe Ateş, bavcılık ifadesinde taleplerini şöyle sıraladı:
“Tolgahan Demirbaş’ın Haluk Türk’e eşim hakkında söylemiş oldukları, eşimin Olcay Kılavuz hakkında bana ifade ettiği hususlar, eşimin 15 Mart 2022 tarihinde Mersin’de meydana gelen olaydan sonra kendisine gelen mesajlar, 16 Mart 2022 tarihinde Ömer Çağrı Özdemir isimli arkadaşına yönlendirmiş olduğu WhatsApp konuşmasında Olcay Kılavuz hakkında geçen ifadeler, Tolgahan Demirbaş isimli şahsın eşime düzenlenen suikasttan sonra Olcay Kılavuz isimli şahsın evinden gözaltına alınarak yakalanmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde Olcay Kılavuz isimli şahsın da da esime gerçekleştirilen suikasta dahlinin olduğu kanaatindeyim. Olcay Kılavuz isimli şahsın da soruşturmaya dahil edilmesini ve eşimin öldürülmesi olayında dahlinin olup olmadığının ayrıntılı bir şekilde araştırılmasını talep ediyorum.
Tolgahan Demirbaş isimli şahsın ilk gözaltına alınmasında düzenlenen tutanakta Olcay Kılavuz isimli şahsın evinden alındığına dair bir tespit bulunmaması halinde Tolgahan Demirbaş’ın olay tarihinde kullanımında olan GSM hattı ile Olcay Kılavuz’ un kullanımında olan GSM hatlarının HTS kayıtlarına, gözaltı saati ve öncesindeki Baz İstasyonu verilerinin ayrıntılı olarak incelenmesini talep ediyorum.
Ayrıca eşime karşı gerçekleştirilen suikast öncesi ve sonrasında bu şahıslar arasında yapılmış olabilecek telefon görüşmesi trafikleri, mesajlaşma trafiklerinin, şahısların internet üzerinden konuşmuş olmaları kuvvetle muhtemel olduğundan şahısların kullanımındaki GSM hatlarının olay öncesi, olay anı ve sonrasında nerelerden sinyal aldığına ilişkin Baz İstasyonu verilerinin de araştırılarak dosya kapsamına alınmasını talep ediyorum.
Dosya kapsamında Tolgahan Demirbaş’ın ilk gözaltına alınmasına ilişkin tutanakta gözaltı ve yakalama işlemlerini yapan kolluk görevlilerinin de bu şahsın nereden ve ne şekilde gözaltına alındığı hususunda ayrıntılı olarak beyanlarına başvurulmasını talep ediyorum. Bununla birlikte basında sürekli olarak Olcay Kılavuz’un bu şahsın kolluk güçlerine teslim edilmesi, yakalama gözaltı işlemi yapılmaması konusunda direnç gösterdiği yönünde haberler yapılmaktadır. Bu hususun da yakalama gözaltına alma tutanağında isimleri bulunan kolluk görevlilerine ayrıntılı olarak sorularak cevaplandırılmasını talep ediyorum.
Ayrıca olay günü, öncesi ve sonrasında Olcay Kılavuz isimli şahsın kullanımında olan araçlar tespit edilerek bu araçların Plaka Tanıma Sisteminden geçiş güzergahlarının tespiti ve diğer şüpheli şahıslar ile irtibatının tespitini talep ediyorum.
Eşime karşı gerçekleştirilen suikast sonrasında, basında saldırı anının saldırgan dışındaki kişi ya da kişiler tarafından geriden kamera ile kayıt altına alındığına dair iddialar sıklıkla gündeme getirilmiştir. Yukarıda Mersin’de Çağrı Ünel’e karşı gerçekleştirilen saldırı olayının da saldırganlar tarafından kamera kaydına alındığı basında görülmüştür. Bu olayda ortaya çıkan bu gerçeklik ile eşime karşı gerçekleştirilen suikast sonrasında basında sıklıkla yer alan bu iddialar birlikte değerlendirildiğinde, bu iddiaların gerçeklik payının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatindeyim. Bu hususun aydınlatılması adına, olay yerini gören işyeri, bina ve benzeri yerlere ait güvenlik kameralarının ayrıntılı olarak incelenmesini talep ediyorum.
Şayet iddia edildiği gibi saldırı anı kamera kaydına alınmış ise kaydı yapan kişi/kişilerin tespiti ile soruşturmaya şüpheli sıfatıyla dahil edilmelerini talep ediyorum. Ayrıca bu kişi/kişiler tarafından yapılan kamera kaydının kimlere gönderildiğinin de ayrıntılı olarak araştırılıp soruşturmanın görüntülerin gönderildiği kişiler yönünden de genişletilmesini talep ediyorum.
Eşime karşı gerçekleştirilen suikast sonrasında yine basında 06 AT 5021 plakalı koruma tahsisli bir aracın tetikçileri İstanbul ilinden eskortluk yaparak getirdiği ve olay sonrasında faillerin kaçırılmasında yine eskortluk yaparak kullanıldığı iddialar yer almaktadır. Bu iddiaların doğruluğu ve soruşturmanın aydınlatılması adına bu aracın kim adına kayıtlı olduğu, kimler tarafından kullanıldığı olay tarihi öncesi, olay günü ev olay sonrası, gişe geçiş bilgileri, Plaka Tanıma Sisteminden geçiş güzergahlarının, o tarihlerdeki kullanıcısının, bu araçta kimlerin yer aldığının tespit edilmesini, tespit edilecek güzergah ve bu araçta yer alan kişi bilgileri doğrultusunda bu şahısların diğer şüpheli şahıslar ile baz istasyonu karşılaştırması yapılmak suretiyle tespit edilmesini talep ediyorum. Ayrıca bu konuda başka araçlarda var ise ayni tespit ve araştırmaların bu araçlar hakkında da yapılmasını talep ediyorum.
Dosyada tutuklu bulunan Emre Yüksel isimli şahıs, olay tarihinde Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktaydı. Yine dosyada tutuklu bulunan Serdar Öktem isimli şahıs da İstanbul ilinde avukat olup Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkan Ahmet Yiğit Yıldırım döneminde genel başkan yardımcısı olarak görev yapmıştır. ve duyduğum kadarıyla Ahmet Yiğit Yıldırım’ın çok yakın ve eski arkadaşıymış. Yine dosyada tutuklu bulunan Tolgadan Demirbaş isimli şahıs da olay tarihinde Ülkü Ocaklar Genel Merkezinde birim başkan olarak görev yapmaktaydı. İfademde zikretmiş olduğum tüm isimlerin ve olayların ortak toplanmış olduğu payda Ülkü Ocaklar Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ve Olcay Kılavuz isimli şahıslardır. Dosya kapsamında şüpheli sıfatı ile yer alan şahısların bu iki şahıs ile olay öncesi ve sonrasına dair irtibatlarının ve kendi aralarındaki irtibatlarının ayrıntılı olarak araştırılmasını talep ediyorum.
Basına yansıyan haberlerden suikastı gerçekleştiren ve yardım eden faillerin İstanbul Elinden Ankara iline Özel Harekatta görev yapan Murat Can Çolak ve Aşkın Mert Gelenbey isimli polis memuru olan şahıslar tarafından getirilmiş olduğu belirtilmektedir. Bu şahısların hangi İl Özel Hareket Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak görev yaptıkları, faillerin Ankara iline getirildiği tarihte polis memuru olan şüpheli şahısların bağlı bulundukları Emniyet biriminin sorumluluk sahasında ya da dışında herhangi bir görevlendirilmelerinin bulunup bulunmadıği, faillerin Ankara iline getirildiği ve faillerin taşındığı aracın İstanbul iline geri götürüldüğü tarihlerde polis memuru olan şüpheli şahısların izinli olup olmadıkları, faillerin Ankara iline getirildiği ve faillerin taşındığı aracın İstanbul iline geri götürüldüğü tarihler itibariyle polis memuru olan şüpheli şahıslar hakkında bir görevlendirme ve izin durumu yok ise mesai saatleri itibariyle görev yerlerine gidip gitmedikleri hususlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yapılacak yazışmalar ile araştırılarak soruşturmanın bu yönüyle de genişletilmesini talep ediyorum. Ayrıca bu şahısların dosya kapsamında şüpheli olan şahıslar ve tespit edilecek yeni şüphelilerle tüm irtibatlarının ayrıntılı olarak araştırılmasını talep ediyorum.
Ayrıca olay günü olan 30 Aralık 2022 günü görev yaptığım Gaziosmanpaşa İÖO nun önüne sabah saatlerinde üç tane ekip otosu gelmiş. Ne amaçla geldiğini bilmiyorum. Ancak olayla bir ilgisi var ise araştırılmasını talep ediyorum.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Hatay’a geldi. İlk olarak Antakya ilçesi EXPO yerleşkesinde bulunan Hatay Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret eden Bakan Özhaseki, şehrin farklı noktalarındaki şantiye alanlarını da ziyaret etti. Çalışmalar hakkında bilgi alan Bakan Özhaseki, ardından Mustafa Kemal Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Hatay İl Koordinasyon Toplantısı’na katıldı. Türkiye genelinde bin 240 şantiye alanının olduğunu belirten Bakan Özhaseki, bu zamana kadar yapımı tamamlanan 76 bin konutun da teslim edildiğini söyledi.
“Depremden doğrudan ve dolaylı olarak 14 milyon insan etkilendi”
Türkiye’nin 15 ay önce büyük bir felaketle karşı karşıya geldiğini hatırlatan Bakan Özhaseki, Hatay’da 9 saat arayla uzun süren iki tane şiddetli deprem olduğuna değinerek, “Bundan dolaylı veya doğrudan etkilenen insan sayısı 14 milyonu buldu. 18 tane şehrimizde de hasar var. Yapılan tespitlerde ara ara bu sayılar düşebilir ama ortalama 850 bin bağımsız birimin zarar gördüğünü biz de tescil etmiş olduk. Ülke olarak çok şükür büyük bir milletiz. Böyle bir milletin ferdi olmak ve üyesi olmak hepimiz için şereftir” dedi.
“Türkiye genelinde bin 240 yerde şantiye alanımız var”
Türkiye genelinde bin 240 yerde şantiye olduğunu ifade eden Bakan Özhaseki, AFAD’ın deprem bölgelerinde bildirmiş olduğu hak sahipliği sayısının 400 bin civarında konut ve 40 bin civarında da iş yeri olduğunu belirterek, “Mahkemelik durumlar nedeniyle arada sayılar değişiyor veya süreler uzatılıp yeni müracaatlar alınıyor. Bu sayının 500 bine doğru yaklaşacağını kabul ediyoruz. Biz bakanlık olarak 500 bin civarında konut ve iş yeri yapma planlamalarımızı sürdürüyoruz. Ülke genelinde şu anda bin 240 yerde şantiyemiz var. 110 bin kişilik bir çalışan ordusuyla bu işleri sürdürmeye gayret ediyoruz. Genel olarak bin 240 yerde şantiyemiz var. Hatay merkezde bugün arkadaşlarımız 68 yerde şantiyemizin olduğunu söylediler” diye konuştu.
“Depremden bu zamana kadar 76 bin kadar konutu teslim ettik”
Köylerde de hasar olduğunu dile getiren Bakan Özhaseki, “Bu köylerde önce normal inşaatlarımız devam ederken, deprem konusundaki uzman hocalarımızın tavsiyesiyle çelik evlere başladık. O çelik evlerimiz de çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Şu ana kadar 76 bin kadar konut teslim ettik. Önümüzdeki aydan itibaren her ay 10 bin, 15 bin ve 20 bin civarında bitirebildiğimiz evlerin kuralarını çekip, onları da hak sahiplerine teslim edeceğiz. Bu yılsonunda 200 bini bulmuş olacağız. 400 bin civarında hak sahibinin 395 bin konut için bir ay içerisinde ihalesini yapacağız. Bunlara da en fazla bir yıl gibi bir süre veriyoruz. Ufak tefek aksamalar olabilir ama büyük ihtimalle gelecek sene ortası veya güz ayları gibi bütün konut ve iş yerleri için hak sahiplerinin tamamının haklarını inşallah bitirmiş ve teslim etmiş olacağız” ifadelerini kullandı. – HATAY
]]>Göktaş, Cezayir Enerji ve Madenler Bakanı Mohamed Arkab’ın katılımıyla Bakanlıkta düzenlenen Türkiye-Cezayir Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 12. Dönem Toplantısı Kapanış Oturumu’nda konuştu.
Türkiye’nin Cezayir ile gönül bağlarının güçlü olduğunu söyleyen Göktaş, iki ülke arasında her alanda kurulacak işbirliklerinin özellikle ticari ve ekonomik potansiyelin çok yüksek olduğunu belirtti.
İlişkileri daha da geliştirmek için gereken adımları attıklarını ifade eden Göktaş, “2023 sonunda Türkiye ve Cezayir arasında, ikili ticaret hacmimiz 6,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, bugüne kadar ulaştığımız en yüksek seviyedir. 2024’ün ilk çeyreğinde de yükselişin devam ettiğini görmekten son derece memnuniyet duyuyoruz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un hedef olarak belirledikleri 10 milyar dolar ikili ticaret hacmine kolaylıkla ulaşabileceğine inandığını dile getiren Göktaş, şöyle devam etti:
“Bu hedefimizi gerçekleştirme adına her iki ülkenin önem verdiği Tercihli Ticaret Anlaşması’nın müzakerelerine başlanması yönünde alınan karardan memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yatırımların karşılıklı olarak güvence altına alınması ve iş insanlarımızın teşvik edilmesi bakımından güçlü bir hukuki altyapı oluşturmanın elzem olduğuna inanıyorum. Bu itibarla, ‘Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın en kısa sürede imzalanmasını ve yürürlüğe girmesini önemli bulduğumu özellikle belirtmek istiyorum.”
???????- “Cezayir’de 1500’den fazla Türk firmamız bulunuyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle yürütülen tüm çalışmalarda önemli başarılar, büyük kazanımların elde edildiğini vurgulayan Göktaş, “Bugün Cezayir’de 33 bin vatandaşımız yaşıyor. Türkiye’de ise 12 bin Cezayirli kardeşimiz bulunuyor. Cezayir’de 1500’den fazla Türk firmamız bulunuyor. Nitelikli insan kaynağı yetiştirmek ülkelerimizin geleceği için hayati bir önem arz ediyor.” ifadelerini kullandı.
Geçen yıl 2 bin 196 Cezayirli öğrencinin Türkiye üniversitelerinde eğitim görmelerine destek verdiklerini açıklayan Göktaş, “Türkiye Maarif Vakfımızın resmi süreçleri tamamlanmasının ardından Cezayir’de bir anaokulu ve bir ilkokul ile eğitim ve öğretime başlanmasını planlıyoruz.” bilgisini paylaştı.
Bakan Arkab ile yapılan görüşmede ikili ticari ve ekonomik ilişkileri geniş bir yelpazede değerlendirme fırsatı bulduklarını belirten Göktaş, şunları kaydetti:
“Sayın Bakan ile sanayiden ticarete, enerjiden turizme, eğitim ve kültürden sosyal politikalara kadar birçok alanda mevcut ilişkilerimizi gözden geçirdik ve muhtemel fırsatları ele aldık. Bu kapsamda aile ve sosyal hizmetler alanında Cezayir Ulusal Dayanışma, Aile ve Kadının Statüsü Bakanlığı ile ikili ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. ??????Karma Ekonomik Komisyonu vesilesiyle Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz ile Cezayir Sivil Havacılık Otoritesi arasında da bir mutabakat zaptı imzalandı. Bu anlaşmayla iki ülke arasındaki hava ulaşımında haftalık 35 olan uçuş sefer sayısının 80 uçuşa çıkarılması ve uçuş noktalarına ilişkin kısıtlamaların kaldırılması kararı alındı.”
Programdan sonra iki bakan arasında Türkiye-Cezayir 12. Dönem KEK protokolü imzalandı.
]]>İsrail, Pazar günü bir roket saldırısından sonra kapanan Kerem Şalom geçidinden yardım kamyonlarının geçtiğini savunuyor.
Ancak Birleşmiş Milletler (BM) geçitten herhangi bir yardım malzemesinin geçmediğini belirtti.
Çarşamba günü İsrail hava saldırılarının ardından dumanların yükseldiği Refah’ta ağır ateş sesleri duyuldu. İsrail ordusu kentin doğusunda sınırlı bir kara operasyonunun devam ettiğini açıkladı.
İsrail ordusu, son 24 saatteki çatışmalarda, “teröristleri yok ettiklerini ve terör altyapısıyla birlikte yer altı tünellerini ortaya çıkardıklarını” açıkladı. Bu sürede 100 “terör hedefini” vurduğunu söyleyen İsrail güçleri, Refah geçidinin Gazze tarafına baskınlar düzenlendiğini de belirtti.
Refah’ta yaşayanlarsa gece boyunca yoğun bombardımana tanık olduklarını söylüyor. Sabah bölgeden gelen görüntülerde hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında yakınlarını arayan insanlar görünüyordu.
İsrail ordusunun haritasına göre “güvenli” bölgede olduklarını söyleyen Reda al-Najili, Reuters’a verdiği demeçte, “Otururken birdenbire patlamalar başladı. Komşumuzun evi yok oldu ve evimizin içi hasar gördü. Evde sadece siviller vardı. Kadınlar öldü. Yaralananların hepsi çocuktu” dedi.
Filistinli sağlık görevlileri beşi çocuk yedi kişilik bir ailedeki herkesin, Gazze Şehri’nin kuzeyindeki Zeytun mahallesindeki bir eve gece yapılan hava saldırısında öldüğünü söyledi.
İsrail ordusu Gazze’nin doğusundaki bazı bölgelerde yaklaşık 100 bin kişinin daha güvenli yerlere gitmesini istedi.
Diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Refah’taki her üç hastaneden birinin “yakınındaki çatışmalar ve Refah’taki operasyon nedeniyle işlevini yerine getirmediğini” söyledi.
Ghebreyesus, BM yardımları olmadan kısmen çalışan Kuveyt ve Emirlik hastanelerinin de yakıtının biteceği uyarısında bulundu:
“Gazze’nin güneyindeki hastanelerin üç günlük yakıtı kaldı bunun anlamı hizmetlerinin yakında durabileceği”.
WHO, Han Yunus’ta durumu ağır hastaların bakıldığı Avrupa Gazze Hastanesi’nin yakında erişilemez hale gelebileceğini söyledi.
İsrail ordusu Çarşamba sabahı Kerem Şalom geçidinin yeniden açıldığını ve yardım malzemelerinin detaylı bir incelemeden sonra Gazze tarafına geçişine izin verileceğini duyurdu.
Ordu aynı zamanda Gazze’nin kuzeyindeki Erez geçişinin faaliyetlerine yeniden başladığını açıkladı.
Ancak BM’nin Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA, Kerem Şalom ya da Refah geçitlerinden herhangi bir yardımın ulaşmadığını söyledi.
UNRWA’nın Kıdemli Yardımcı Direktörü Scott Anderson, “Gazze Şeridine yardım gelmiyor, Refah geçidinde askeri operasyonlar sürüyor, gün boyunca bu bölgede bombalamalar devam etti” dedi.
İsrail Hükümeti Sözcüsü Avi Hyman ise, Kerem Şalom’un açık olduğunu söyledi ve, “BM’ye Gazze tarafından neden bu kadar çok yardım fazlası olduğunu ve dağıtılmadığını sormak istiyorum” dedi.
Kerem Şalom Gazze’ye yardım girişinde kilit konumda ve İsrail Pazar günkü roket saldırısından sonra bu geçidi kapatmıştı.
BM, İsrail’in Refah geçidinin Filistin tarafını ele geçirdiğini açıklamasının ardından, Salı günü İsrail’in Gazze’ye yardım için iki ana damarı “kestiğini” söyleyerek uyarıda bulunmuştu.
Diğer yandan yeni bir ateşkes ve rehine anlaşması için müzakereler Kahire’de yeniden başladı.
İsrail Pazartesi günü Hamas’ın onayladığı üç aşamalı ateşkes ve rehine takası teklifinin kabul edilemez olduğunu açıkladı.
Bunun ardından Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, Hamas’ın teklifi gözden geçirerek açıkları kapatabileceğine inandığını belirten bir açıklama yaptı.
7 Ekim’de 1,200 kişinin öldüğü ve 253’ünün rehin alındığı Hamas saldırılarından sonra İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 34 binden fazla kişi öldürüldü.
Savaşın yedinci ayında İsrail, Refah’ı ele geçirmeden zafer elde etmesinin imkansız olduğunda ısrar ediyor.
Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sürecinde Hamas 105 rehineyi serbest bırakmış bunun karşılığında İsrail hapishanelerindeki 240 Filistinli serbest bırakılmıştı. İsrail kalan 128 rehinenin 36’sının öldüğünü varsayıyor.
]]>Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde vatandaşları telefonla arayarak kendisini kamu görevlisi olarak tanıtıp dolandırıcılık yapan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Isparta Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Isparta merkezli olarak Adana, Bursa, İstanbul, İzmir, Samsun ve Şanlıurfa’da eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Şanlıurfa’da bir iş yerine yapılan operasyonda 3 milyon 874 bin lira ele geçirildi. İş yerinde bulunan 3 şüpheli yakalanırken, şüphelilerden İ.Y. ve R.U. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. K.B. isimli şüpheli ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Ayrıca dolandırıcılıktan elde edilen paraların aktarıldığı banka hesabı sahibi, banka hesabını kullandıran ve banka hesabı temin eden C.Y.E., İ.A., E.D., S.G., D.Y., C.D., B.B., C.V., O.T.K., Y.K., B.G., F.T. ve D.H. isimli şüpheliler de yakalandı. 7 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, S.G., D.Y., O.T.K. ve D.H. adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. B.B. ve B.G.G. isimli şüpheliler ise Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından serbest bırakıldı. Şüphelilerden M.F.Ö., E.A., E.B. ve V.O.’nun farklı illerde meydana gelen dolandırıcılık suçlarından tutuklu bulundukları öğrenildi.
21 ilde vatandaşların toplam 11 milyon 69 bin 33 lirası dolandırılmış
Şüphelilerin Isparta’da karıştığı 9 olayda toplam 1 milyon 523 bin 800 lira, İstanbul’da 6 olayda toplam 3 milyon 285 300 lira, İzmir’de 3 olayda toplam 773 bin 220 lira, Bitlis’te 3 olayda toplam 533 bin 150 lira, Antalya’da 2 olayda toplam 300 bin lira, Bursa’da 2 olayda toplam 1 milyon 972 bin 500 lira, Şanlıurfa’da 2 olayda toplam 748 bin 550 lira, Ankara’da 1 olayda 84 bin 280 lira, Adıyaman’da 70 bin lira, Balıkesir’de 221 bin 425 lira, Eskişehir’de 320 bin lira, Gaziantep’te 360 bin lira, Giresun’da 237 bin 566 lira, Kocaeli’de 103 bin 400 lira, Konya’da 131 bin 972 lira, Kırıkkale’de 87 bin 670 lira, Manisa’da 101 bin 500 lira, Zonguldak’ta 160 bin lira, Van’da 54 bin 700 lira haksız kaçan elde ettiği, Tokat ve Çanakkale 1 olayın gerçekleştiği ancak zararın olmadığı belirlendi. Operasyon sonucunda 21 ilde meydana gelen 41 olayda toplam 11 milyon 69 bin 33 lira dolandırıcılık yapıldığı tespit edildi.
Operasyonlarda 17 adet cep telefonu, 1 adet bilgisayar, 16 adet sim kart, 1 adet flash bellek, 1 adet modem ve 1 adet CD kart ele geçirildi. Yakalanan 20 şüpheliden 13’ü nitelikli dolandırıcılık suçundan tutuklanırken, 5 şüpheli adli kontrol şartı ile 2 şüpheli ise Cumhuriyet Savcılığınca ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. – ISPARTA
]]>Gezeravcı, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te bölgede herkesi derinden sarsan bir deprem felaketinin yaşandığını söyledi.
Bu işin en acı haliyle tecrübesini yaşayan öğrencilerle bir arada olmanın kendisi için çok önemli olduğunu anlatan Gezeravcı, “Öncelikle yakınlarını kaybedenler varsa başınız sağolsun, hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah rahmet eylesin. Hayatta kalma azminizle, duruşunuzla bu görevin başında hakikaten hepimizi duygulandırdınız. Verdiğiniz mücadele hepimize ilham kaynağı oldu. Hayatta kalma azminiz sıradan başarılarda hepimize ilham kaynağı oldu. Çok teşekkür ederim.” dedi.
Devletin güçlü iradesiyle gerçekleşen Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonuna işaret eden Gezeravcı, ilk defa gerçekleştirilen bu görevin haklı gururunun yaşadığını dile getirerek, şöyle konuştu:
“Önümüzde devletimizin güçlü iradesiyle yaşayacağımız daha nice mutluluklar var. Ay araştırma programına ilişkin şu anda konulan takvim 2026 ile 2028’in aralığında kendi yapmış olduğumuz bir roket ve kendi motorumuzla aya erişmek. Bunun yanında bizim de gerçekleştirdiğimiz görevde olduğu gibi başka bir ülkenin topraklarından, onların imkanlarıyla uzaya erişmek yerine kendi ülkemizin toprakları ya da kendi ülkemizin kontrolünde dünyanın başka bir coğrafyasındaki bir uzay platformunda bu tür uzay faaliyetlerini yürütme konusunda devletimiz şu anda çok önemli süreçleri yürütüyor.”
Hali hazırda kendi uydularını uzaya gönderen Türkiye’nin 8 Temmuz’da yüzde 100 yerli ve milli, tamamen kendi mühendislerince, kendi imkanlarıyla ürettiği ilk uydusunu daha fırlatacağını belirten Gezeravcı, bu fırlatma ile Türkiye’nin, bu alanda dünyada 11’inci ülke konumuna geleceğini ifade etti.
TEKNOFEST’e dikkati çeken Gezeravcı, dünyada bu kadar büyük boyutlu ve yüksek katılımlı, gençlerinin kabiliyetlerini, zihin güçlerini ve potansiyellerini ortaya koyup orada elde ettikleri başarılarla ilham vererek ilerde daha büyük işleri yapmak için cesaret sağlayacak bir teknoloji fuarı daha olmadığını söyledi.
“En büyük zenginliğimiz genç nüfusumuz”
Türkiye’nin en büyük zenginliğinin petrol ve yeraltı kaynakları değil, genç nüfus olduğuna değinen Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Birazcık ders yoğunluklarınız bittiği zaman belki yaz döneminde göz atacağınız uluslararası kaynaklarda farklı entelektüel bilgiler var. Dünyada şu anda en korkulan potansiyel toplumsal problemlerden bir tanesi ülkelerin giderek artan yaş ortalamaları ve giderek azalan nüfusları, genç nüfusları özellikle.”
Türkiye’nin 100 yıllık tarihinde ilk defa bir astronot seçim süreci başlattığını kaydeden Gezeravcı, şöyle devam etti:
“Bize en yakın coğrafyada Avrupa Uzay Ajansı var. 27 ülkeden oluşan bir çatı organizasyon. Yıllardır uzay alanında faaliyet gösteriyorlar, astronotlarını seçip uzaya gönderiyorlar. 2020 yılında bir astronot sınıfı daha seçmeye karar vermişler. Seçilen yeni astronot sınıfının halkla paylaşılacağı gün Avrupa Uzay Ajansının başkanı haklı bir mutlulukla, ‘uzay farkındalığını o kadar üst düzeye çıkardık ki 27 Avrupa ülkesinden tam 22 bin vatandaş bu sürece başvurdu.’ dedi. Bizim 100 yıllık tarihimizde ilk defa yaptığımız bu sürece tek bir ülkeden tek seferde 36 bin vatandaşımız başvurdu.”
“Başarabileceğinize inandığınız halde sizi alıkoymaya çalışan insanlardan uzak durun”
Gezeravcı, teknolojinin değişmesi vesilesiyle insanların bulundukları coğrafyayı dahi terk etmeden mevcut zihin gücünü farklı alanlara tatbik edebildiğini vurgulayarak, “Bu işlerin yapılmasında genç nüfus, genç beyinler müthiş şekilde öne çıkıyor. Roket eğitimlerinde bizi 11 ay boyunca hazırlayan, bütün o kapsülün eğitimlerini veren, bizi uzaya götüren ve geri getiren operasyonun içerisindeki arkadaşlarımızın yaş ortalaması 26. Lütfen taşıdığınız potansiyelden zerre kadar kuşkuya düşmeyin ve bünyenizde barındırdığınız bu potansiyeli sorgulayan insanlardan, yapabileceğiniz işleri başarabileceğinize inandığınız halde sizi bu yoldan alıkoymaya çalışan insanlardan uzak durun.” diye konuştu.
]]>(MANİSA)- Soma’da 301 işçinin yaşamanı kaybettiği Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen faciayla ilgili kamu görevlilerinin yargılandığı davanın bugün yapılan ilk duruşmanın ardından açıklamalarda bulunan madenci aileleri adalet istedi. Madenci yakını Naciye Kaya, “Suçun sahibi yok. Neredeyse ölenler suçlu diyecekler” derken, faciada eşini yitiren Gülfidan Köse ise “Katiller dışarıda, patron dışarıda. Mühendisler dışarıda. Enerji Bakanı dışarıda. İş güvenliği uzmanları dışarıda ama biz hala bunların içeri girmesi ve bir nebze adaletin peşindeyiz. Ama 10 yıldan beri bulamadık. Ülkede adalet yok” dedi. Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona da 10 yıla yaklaşan süreçte adaletin gerçekleşmediğini belirtti.
Soma’da 301 işçinin yaşamanı kaybettiği Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen facianın 10’uncu yılında kamu görevlilerinin yargılanmaya başlandığı davanın ilk duruşmasının ardından adliye önünde Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ve faciada yakınlarını kaybedenlerin aileleri açıklamalarda bulundu.
BAROLARIN KATILMA TALEBİ RET EDİLDİ
Beraberindeki avukatlarla birlikte açıklamada bulunan Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona, “Bugün tam 9 yıl 360 gün sonra, yani 10.yıla beş gün kala maden faciasına sebep olanların ilk ana davası olan özel şirket mensuplarının yargılanmış olduğu bu katliamla ilgili davadan çok sonra bugün faciaya sebep olan kamu görevlileriyle ilgili davanın ilk duruşmasına girdik. Adalete ihtiyaç olduğunda koşa koşa gelmesi gereken adalet, maalesef düşe kalka, seke seke, topallaya topallaya, yerde yata yata, yuvarlana yuvarlana 9 yıl 360 gün sonra ilk duruşmasına sebep olacak şekilde adalet tecelli etmeye çalışmıştır. Ama bugün şunu gördük; katılma taleplerimiz barolarımızın reddedildi ve meslektaşlarımızın madenci yakınlarının katılma talepleri de şu ana kadar kabul edilmiş değil. Değerlendirmeye alındı. Dünya tarihine geçmiş en büyük katliamlardan birisi olan bir işçi, iş kazası olarak değerlendirilemeyecek bir katliam olarak değerlendirilecek Soma davasını, Manisa Barosu Başkanlığı olarak barolarımızla, meslektaşlarımızla birlikte madenci yakınlarımızla birlikte, mağdurlarla birlikte takip ediyoruz” dedi.
“ADALET GERÇEKLEŞİNCEYE KADAR…”
“İsteğimiz adaletin bir kutup yıldızı olduğu ve geri kalan her şeyin onun etrafında döndüğü gerçeğiyle adaleti istemek” diyerek açıklamalarını sürdüren Rona, şunları kaydetti:
“Burada bulunan herkes adalet istiyor. Kimsenin torpil, kayırma derdi de yok. Ama adalet bu isteğimize geç cevap veriyor. Diğer davada biliyorsunuz ki olası kastın bilinçli taksire döndüğü durumu ve sanıkların tahliye oldukları görülüyor. Ancak bugün geldiğimiz aşamada 10 yıla yaklaşan süreçte adaletin gerçekleşmediği ve halkın vicdanında bırakın madenci yakınlarının çekmiş olduğu acıyı görüyoruz, şahidiz. Ama onların haricinde halkımızla kamu vicdanı da kesinlikle adaletin gerçekleştiği noktasında tatminkar değil. Adaletin gerçekleşmediğini kamuoyu da halkımızla tabii ki bu işin en çok acısını çeken madenci yakınları da gönülden görüyorlar. Manisa Barosu Başkanlığı olarak, İzmir Barosu olarak, Türkiye Barolar Birliği olarak meslektaşlarımızla, STK’larla siyasi partiler ve temsilcileriyle, halkımızla birlikte bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. 12 Eylül de gerçekleşecek olan ikinci celseye daha güçlü şekilde gelmeye devam edeceğiz. Adalet gerçekleşinceye kadar burada gördüğünüz hiç kimse ve arkasında görülen vicdanını adalet noktasına hassasiyetle taşıyan milyonlarca Türk halkı adaletin gerçekleşmesi noktasında bizim arkamızda olmaya devam edecektir.”
“ZAMAN AŞINA UĞRAMASI SÖZ KONUSU DEĞİL”
Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona, zaman aşımına ilişkin soruya ise “Meslektaşlarımız ve Manisa Barosu baştan itibaren bu konuda şunu çok net olarak ortaya koydular ve büyük mücadele verdiler. Burada uzatılmış bir zaman aşımı söz konusu. Zaman aşımına uğradığı noktasında sanık vekillerin elbette ki bu yönde talepleri oldu ama Türk Ceza Kanunu açık, 66’nci ve 67’nci maddeler açık. Burada zaman aşına uğraması söz konusu değil. Zaman aşımı, uzatılmış zaman aşımı. Yani zaman aşımını kesilmesi ve durması sebebiyle şu an itibarıyla zaman aşımıyla ilgili bir problem yok. Zaten o hususlar sayın mahkemece şu an değerlendirilmedi ileri ki safhada değerlendirecek hüküm mahiyetinde olduğu için. Ama biz zaman aşımı açısından bir sıkıntı görmüyoruz. Burada uzatılmış zaman aşımı var. İddianamede de bu husus yer alıyor” diye yanıt verdi.
“GECİKEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR”
Bir basın mensubunun “Davayı engelleyen bürokratlar hakkında suç duyurusunda bulanacak mısınız” sorusu üzerine de Rona, şunları söyledi:
“Böyle bir facia sonrasında 9 yıl 360 gün sonra yani 10’uncu yıla beş gün kala diğer yani kamu görevlileriyle ilgili yargılama başladı. Bu hukuk adına, adalet adına üzerinde cübbe taşıyan, bizler adına bir ayıptır. Halka olan adalet borcu açısından bir ayıptır ve vicdanları yaralayıcıdır. Bu kamu görevlileriyle ilgili meslektaşlarımızın suç duyuruları, Danıştay’a itirazları söz konusu oldu. 2019 yılında ve 2020 yılında Enerji Bakanlığı’yla ve Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’yla ilgili, bürokratlarla ilgili izinler izin verilmesi gerçekleştirildi. Bu kadar sürüncemede kalan süreçte meslektaşlarım madenci yakınının vekilliğini yapan kıymetli meslektaşlarım bu mücadeleyi sürdürdüler. ve Uzama sebebi Danıştay’ın ve özellikle Danıştay’ın verdiği kararlar neticesinde bozmalar, itirazlar ve yine ilgili kurumların bakanlıkların yapmış olduğu dirençtir. Bakanlıkların bu personelleri koruma noktasında göstermiş olduğu direnç sebebiyle maalesef bugüne kadar bu yargılama uzamıştır. Soma Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu yönde talepleri olmuştu. Danıştay en son olarak vermiş olduğu kararları 2019 ve 2020 yılında vermiştir. Yani geç verilmiş bir karardır. Adaletin tecellisi noktasında geciken adalet, adalet değildir.”
“KATİLLİLER SOKAKTA DOLAŞIYORLAR”
CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise “301 ne kadar kolay söylüyoruz değil mi? Havadan, sudan bahseder gibi. 450 çocuk babasız kaldı. 10 yıldır bu davayı takip ediyoruz. İşte Naciye ablam olsun, Gülsüm ablam olsun, yani yeri geldi Akhisar’da ekmeğinizi paylaştık, oturduk hep birlikte ağladık. Bu Türkiye kamu vicdanında inanılmaz, onarılması çok zor bir yaradır. Çünkü Selçuk Kozaçlı, Can Atalay tutuklu iken şu anda 301’in katillileri sokakta dolaşıyorlar. ve kimse suçlu değil gibi. O yüzden biz adalet hep de olsa lütfen yerini bulsun istiyoruz” dedi.
“SUÇUN SAHİBİ YOK”
Madenci yakını Naciye Kaya ise “10 yıldır adalet arayışımız bitmedi ve bitmeyecek. Ama bulmadık bulacağımıza da umudum yok açıkçası. Maden kazasının davası Türkiye’ye kara bir leke olarak kalacaktır. Bizim çektiğimiz acılar cabası biz bu uğraşımız bir daha böyle bir katliam olmasın diye. Caydırıcı cezalar verilsin. Mahkemeye iki sanık gelmiş sanık ‘Ben buraya neden getirildim’ diye soruyor. Birisi iki ay önce denetim yapmış madene ‘Benim suçum yok’ diyor. Kazadan iki ay önce sen denetim yaptığı söyleniyor ama iki ay sonra 301 işçi madende ölüyor. Acaba denetim yapmasa kaç kişi ölecekti? Suçun sahibi yok. Neredeyse ölenler suçlu diyecekler. 5 gün sonra 13 Mayıs benim tek isteyim 13 Mayıs’ta kimse bizi yalnız bırakmasın” dedi.
“DOĞRU DÜRÜST DENETLENSE ŞU ANDA AMASRA, İLİÇ, ERMENEK OLMAZDI”
Faciada yaşamını kaybeden Uğur Çolak’ın annesi Gülsüm Çolak da “Aradan on yıl geçti. Onuncu yılı dolduruyor artık. Acı ne derlerse acı çektikçe pişen bir şeymiş. Çektikçe kendine daha böyle tanımlayan bir şeymiş. Geç gelen adalet, adalet midir? Bizim gözümüzde adalet sistemi insanın cebine göre işlememesi lazım. Adalet herkese eşit olması gerekiyor. Bu saatten sonra yargılanmış, yargılanmamış ne kadar önemli olduğunun hiç önemi yok. Bizim acımız hala acı. Canımız çok acıyor. 301 tane anne, 301 tane baba, kardeş 301 tane eş, 450 çocuk. Kamu görevlilerinin yargılanmasında benim zerre kadar hani umut verici bir şey yok. Adamlar neden geldiğini bile bilmiyorlar. Yani yaptıkları görevin ne olduğunu bile bilmediğini anladık biz burada. Yani eğer bunlar doğru dürüst denetlense şu anda Amasra, İliç, Ermenek olmazdı, herkes işini dört dörtlük yapsaydı. Bunların sistemi ne olmuş biliyor musun? Salla başını, al maaşını. Böyle olmaması gerekiyor. Herkesin sorumluluğunu bilmesi gerekiyor. Bizim çocuklarımız onlara emanetti. Devlete emaneti. Devletin görevi nedir? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Ama devlet halkını öldürüyor” diye konuştu.
“10 YILDIR ACILARIMIZ AYNI”
Faciada eşi Erdoğan Köse’yi yitiren Gülfidan Köse ise “10 yıldır acılarımız aynı. 10 yıldan beri bu acıyla yoğrula yoğrula, bunun yanında da adalet araya araya mücadelesini verdiler. Ama yorulduk artık. 10 yıldan beri istediğimiz adaleti bulamadık. 10 yıl sonra yine 13 Mayıs’ımız geliyor. Tekrar bu davalar çıktı. İyi bir sonuç alamadık. İyi bir ceza alamadık. Katiller dışarıda, patron dışarıda. Mühendisler dışarıda. Enerji Bakanı dışarıda. İş güvenliği uzmanları dışarıda ama biz hala bunların içeri girmesini ve bir nebze adaletin peşindeyiz. Ama 10 yıldan beri bulamadık. Ülkede adalet yok” dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
1.VİDEO
MANİSA BARO BAŞKANI AÇIKLAMA
CHP MANİSA İL BAŞKANI AÇKIKLAMA
2.VİDEO
MADENCİ YAKINI NACİYE KAYA RÖPORTAJ
MADENCİ YAKINI GÜLSÜM ÇOLAK RÖPORTAJ
MADENCİ YAKINI GÜLFİDAN KÖSE RÖPORTAJ
ADLİYE BİNASININ DIŞINDAN DETAY
]]>TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bugün TBMM’de gündeme ilişkin basın toplantısı düzenledi. Baş, konuşmasına 52. ölüm yıl dönümleri nedeniyle Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anarak başladı.
“GEZİ TUTSAKLARININ SERBEST BIRAKILMASI İÇİN MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ”
“Türkiye’de bugün adalet katledilmektedir” diyen Baş, Can Atalay’ın milletvekili seçilmesinin 1. yıl dönümünün yaklaştığını anımsatarak”Seçimin 1. yılı olan 14 Mayıs ile Gezi’nin yıl dönümü olan 31 Mayıs arasında Türkiye’nin dört bir yanında tüm siyasi partilerle, tüm sendikalarla, meslek odalarıyla ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte adalet mücadele yükseltme çağrısı yapıyoruz. Gezi tutsaklarının serbest bırakılması, Gezi’de kaybettiğimiz kardeşlerimizin, evlatlarımızın hesabının sorulması için adalet mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” dedi.
“SİNAN ATEŞ CİNAYETİNİN ARKASINDAKİLERİ AYDINLATMAK İÇİN BU YARGI İŞLEMİYOR”
Ülkede kimsenin kendisini yalnız hissetmeyeceği toplumsal dayanışmayı kurmak için mücadele çağrısı yapan Baş, “Meydanda 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen işçilere yargı tıkır tıkır işliyor ama oğlunu yurt dışına kaçıran Eylem Tok için, trafikte motokuryeyi katledip kaçan Sudan Cumhurbaşkanı’nın oğlu için, bütün Türkiye’nin Ankara’nın göbeğinde planlı biçimde işlenen siyasi cinayet olduğundan hiç şüphe etmediği Sinan Ateş cinayetinin arkasındakileri aydınlatmak için bu yargı işlemiyor. Ülkeyi de kendileri gibi rezil etmelerine artık yeter demek için birlikte bir mücadele çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.
Baş, şöyle devam etti:
“AKP İKTİDARININ 1 MAYIS’I KEYFİ BİÇİMDE YASAKLAMA GİRİŞİMİDİR SUÇ OLAN”
“Biz siyasette hem mücadelenin hem müzakerenin bir yeri olduğunu kuşkusuz kabul ediyoruz. Ancak iktidarın tümüyle haksız olduğu, tümüyle hukuksuz uygulamaları birer pazarlık konusu olarak kamuoyunun önüne çıkartılmaya çalışılıyorsa, üstelik insanların bundan mutlu olması gerektiği anlatılıyorsa buna dair de söyleyecek bir çift sözümüzün olması gerekiyor. Televizyonlarda dört bir yandan yumuşama, normalleşme söylemleri geliştirilirken ben Çağlayan Adliyesi’nde 1 Mayıs günü evleri basılarak gözaltına alınan arkadaşların hakim karşısına çıktıkları sırada yanlarındaydım. Devletin gözetiminde açık şiddete, kaba dayağa, işkenceye maruz kaldılar. Bu tablo karşısında bu normalleşmeyi, bu yumuşamayı sorgulamak, sorgulatmak bizim sadece görevimiz değil aynı zamanda sorumluluğumuzdur diye düşünüyorum. AKP iktidarının 1 Mayıs’ı keyfi biçimde yasaklama girişimidir suç olan.
“HAKKIMIZ OLANI ALMAK İÇİN KİMSEYE TESLİM OLMAYACAĞIZ”
Siyasette elbette ki mücadele kadar müzakere de meşrudur. Ancak zaten hakkımız olanı almak için, zaten olması gerekenin yapılabilmesi için hiç kimseye teslim olmayacağımızı, hiç kimseden özür dilemeyeceğimizi, hiç kimsenin karşısında geri adım atmayacağımızı da bütün kamuoyunun bilmesini isterim. Biz bu iktidarı tanıyoruz. Yerel seçim hezimetinden çıkışın bir yolu olarak karşılarında direnen milyonlarca insana da zaten yapmaları gerekeni yapacakları için geri adım attırmaya çalışmalarını kabul etmiyoruz.
“EKONOMİK KRİZİN FATURASINI HALKA ÖDETEN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
Meclis personelinin kullandığı servislerin tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılacağı söyleniyor. Şimdi Meclis’te onlarca, yüzlerce makam arabası her gün dünya kadar masraf yaparken işçileri getirip götüren servislerden tasarruf etmeyi düşünen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu ekonomik kriz dedikleri sıkışmanın faturasının yoksullara, emekçilere, halka ödetmeye çalışan bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız.
“İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN, ALIN TERİNİN HAKKINI MAHŞERE BIRAKMAYACAĞIZ”
Bir tane kurum var, açlıkla, sefaletle boğuşan yurttaşlara sesleniyorlar, sabredin diyorlar. Ama her gün lüks araçlarıyla gündemlere geliyorlar. Tasarruf tedbirleri bu ülkenin emekçilerinde kemerde delik açılacak bir yer dahi bırakmamışken bu kurumun yetkilileri kefenin cebi yoktur diyerek ceplerine lüks araçların anahtarlarını doldurarak hayatlarını sürdürüyorlar. İşte bu Hazine Bakanı’nın temsil ettiği program ancak böyle ayakta kalabilir. Bunların hesabı öte tarafa falan kalmayacak. İşçinin, emekçinin, alın terinin hakkını mahşere bırakmayacağız. Emekçilerin alın terini sömürerek yaşadıkları bu şatafat düzenine mutlaka ama mutlaka son vereceğiz.
“İNSANLARI, DOĞAYI KATLEDEN 6. FİLOYA DEFOL DİYORUZ”
Bir grup dünya geneline yayılmış tek bir şirketin doymak bilmeyen iştahının adıdır siyanürlü altın. Sanki altın madenlerin insan hayatını ve doğayı tahrip etmiyormuş gibi daha 80 gün önce bu ülkede bir cinayet yaşanmamış gibi bu açgözlüler, 16 Mayıs’ta Ankara’da bir etkinlik gerçekleştireceklerini ilan etmiştir. Altın Madencileri Derneği ve Dünya Altın Konseyi ortak etkinliği olan bu etkinliğin konu başlıklarını hepimiz tahmin edebiliyoruz. Buna karşı çevre mücadelesi veren yurttaşlarımız, çevre örgütlerimiz ‘6. Filo defol’ çağrısı yapıyorlar. Bu çağrıya aynen katılıyoruz. İnsanları, doğayı katleden ‘6. Filo’ya defol’ diyoruz ve bu etkinliği derhal iptal etme çağrısı yapıyoruz.”
]]>
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, TED Aliağa Koleji’nde öğretmenlere dayatılan düşük ücretlere karşı bugün Ankara’da bulunan TED Genel Merkezi önünde basıl açıklaması yaptı. Sendikalı eğitimciler, “TED’in meşalesi öğretmeni yakıyor” sloganı attı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan, Türk Eğitim Derneği’nin yetkilileriyle görüşme talebinde bulunduklarını ancak herhangi bir yanıt alamadıklarını söyledi. Gürkan, “Sendikamız, TED Genel Merkezi ile Aliağa’daki öğretmenlerin talepleri için görüşmek istemektedir. Bu basın açıklaması için buraya, TED Genel Merkezi önüne gelmeden günler önce, görüşme isteğini Genel Merkez yöneticilerine arama ve resmi yazışma yoluyla iki kez bildirdik. Ne yazık ki Genel Merkez’den de umduğumuz yanıtı alamadık” dedi.
“DÜŞÜK ÜCRET POLİTİKALARI, ANTİDEMOKRATİKLİK, PROTESTOLAR…”
TED Aliağa Koleji ve TED Genel Merkezi yönetimlerinin sadece öğretmenlerin değil velilerin de taleplerini görmezden geldiğini söyleyen Gürkan, “TED gibi tarihsel öneme sahip bir eğitim kurumunun düşük ücret politikaları, antidemokratiklik ve bunlara karşı gelişen protestolar ile kamuoyunda yankı uyandırması isteyeceğimiz son şey dahi olamaz ancak özlük hakları budanan, insanca yaşanacak ücretlerin yanına bile yaklaşamayan ücretlerle geçinmeye çalışan öğretmenlerin sendikal mücadelesi, bu istenmeyen sonuçları kaçınılmaz şekilde doğuracaktır” diye konuştu.
“PROTOKOL SÖZLEŞME İMZALANMASI TALEP EDİLMEKTEDİR”
Basın açıklamasıyla birlikte TED Genel Merkezi yöneticileriyle görüşme taleplerini bir kez ilettiklerini söyleyen Gürkan, öğretmenlerin ve sendikanın taleplerini şu şekilde sıraladı.
“2024-2025 eğitim öğretim yılı sözleşmelerinde, kamuda çalışan öğretmenlerin aldığı en düşük ücretten daha düşük ücret olmayacak şekilde, TED Genel Merkezi tarafından yapılacak bir taban maaş düzenlemesi. Bunun yanı sıra 2023-2024 eğitim öğretim yılı sözleşmelerinin Ocak 2024 başı ile Ağustos 2024 sonuna kadar ödenecek ücretlerinde, bu ‘taban maaş’ın baz alınması ve TED Aliağa Koleji’nde asgari ücretin 1500 lira kadar üzerindeki ücretlere yeni düzenlemeye göre artış yapılması.
Kurumda çalıştıkları yıla göre öğretmenlerin kıdem farklarının belirlenmesi ve kamuda çalışan öğretmenler ile TED Aliağa Koleji öğretmenlerinin kıdem farklarının eşit hale getirilmesi, kamuda çalışan öğretmenlerin ücretlerine zam yapıldığında TED Aliağa Koleji öğretmenlerine de aynı oranda zam yapılması, ara zam yapılan dönemlerde, bu zamların yeni hazırlanacak sözleşme metinlerine eklenmesi, sözleşmelerin bu şekilde güncellenmesi, ek ders ücretlerine, enflasyon artış oranına göre artış yapılması, nöbet ücretlerinin kamuda çalışan öğretmenlerde olduğu gibi nöbet günü başına üç ek ders ücreti olarak eşitlikçi bir şekilde ödenmesi, mesai saatleri dışında yapılan ŞÖK ve veli toplantıları için fazla mesai ücretlerinin; bire bir yapılan etüt çalışmaları için ek ders ücretlerinin ödenmesi, banka promosyon ücretlerinin öğretmenlere ve kurumdaki tüm personele kesintisiz şekilde ödenmesi, işten haksız şekilde çıkarılan okul öncesi öğretmenimiz Tuğçe öğretmenin işe iadesi.”
“BİZ YOK SAYILABİLECEK İNSANLAR DEĞİLİZ”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Umut Erkurt da isteklerinin öğretmenler adına TED yetkilileriyle bir görüşme yapmak olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Derdimiz, isteğimiz, öğretmenler adına sendikanın öğretmenleri temsiliyeti doğrultusunda bir görüşme yapmak. Öğretmenlerin taleplerini duydunuz. Öğretmenlerin banka promosyonu bile gasp edilmektedir. Merdiven altı birçok kurumda bu yapılmaktadır. Peki biz bunu bugün tarihsel öneme sahip TED’in içinde de mi görmeliyiz. Bizim en çok canımızı acıtan şey, öncelikli olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenleri kendi öğretmenleri olarak görmemesi. Biz yok sayılabilecek insanlar değiliz. Öğretmenlerin taban maaş talebi var. TED, onlarca ilde hem merkeze bağlı hem de ismini satarak okullar açmaktadır. Her okulda 300, 400, 500 bin liralara varan kayıt ücretleriyle öğretmen almaktadır. TED Aliağa Koleji’nin içerisindeki velilerin neredeyse tamamı, öğretmenlerle birlikte dayanışma gösterdi.”
]]>(ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un taslak çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu açıkladığı ‘9. Yargı Paketi’e ilişkin “TBMM tamamen dışlanarak buna iktidar partileri de dahil olmak üzere tamamen bakanlık nezdinde hazırlanan bir yasa teklifi oluyor. Sonrasında buradan teklif edilmiş gibi bir yöntem işletilmiş oluyor. Bunu doğru bulmuyoruz” dedi. Gökçen, Türkiye Barolar Birliği, meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin de sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ‘9. Yargı Paketi’nin taslak çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu ve 20’den fazla kanunda değişiklik içerdiğini açıklamıştı. CHP Adalet Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
9. Yargı Paketi’nin basında sıkça yer aldığını ifade eden Gökçen, “Fakat biz milletvekilleri olarak, muhalefet partileri olarak bundan resmi olarak haberimiz yok. TBMM’ye gelen bir kanun teklifi olmadığı için basın üzerinden bizler de takip ediyoruz. Ama bu konuda ciddi sıkıntı var. Çünkü daha önce yargı paketi çıkarıldı ama birincisi TBMM tamamen dışlanarak buna iktidar partileri de dahil olmak üzere tamamen bakanlık nezdinde hazırlanan bir yasa teklifi oluyor. Sonrasında buradan teklif edilmiş gibi bir yöntem işletilmiş oluyor. Bunu doğru bulmuyoruz” diye konuştu.
“İLGİLİ MESLEK ODALARI VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN DAHİL EDİLMESİ LAZIM”
“İkincisi torba kanun usulü ile yapılıyor bunlar. Torba kanun, kanun yapma tekniği açısından sıkıntılı bir usul” diyen Gökçen, şöyle konuştu:
“Çünkü içerisinde birbirinden alakasız konular düzenleniyor. Örneğin infaz sistemi ile bir değişiklik yapılacağı söyleniyor bir anda başka bir maddesinde kişisel verilerin korunmasına dair değişiklikler olduğunu görüyoruz. Şu anda da basına yansıyanlar birbirinden ilgisiz konuların yine aynı şekilde bir paket içinde getirileceği söyleniyor. Bizler de bunu izleyeceğiz ve önümüze metin geldiği zaman onun üzerinden yorum yapacağız. Bununla birlikte süreçte barolar, Türkiye Barolar Birliği veya ilgili meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin dahil edilmesi lazım. Örneğin kadının soyadı kanununa dair bir düzenleme geleceğine dair basında bir takım haberler var, gerçeği yansıtıyor mu bilmiyoruz ama kadın örgütlerine bu konuya dair haber verilmesi gerekiyor, kadın örgütlerinin görüşünün alınması lazım. Ama süreç ne yazık ki bugüne kadar hiç böyle işletilmedi.”
“KANUNİLİK İLKESİ NEDEN VAR?”
9. Yargı Paketi’nde yer aldığı ifade edilen yabancı istihbarat örgütlerinin Türkiye’deki casusluk faaliyetlerinin önlenmesi için “yeni tip casusluk” suçlaması ve infaz süresi düzenlemesine ilişkin de konuşan Gökçen, şunları söyledi:
“Yargı paketinden toplumun beklentisi özellikle adil bir infaz düzenlemesi, suçların yatarıyla ilgili bir takım düzenlemeler olabilir. Fakat infaz ile ilgili bir düzenleme yapacaksanız birbiri ile bağlantısı olması lazım. Ama yepyeni bir suç üretiyorsanız, suçlarda ve cezalarda ‘kanunilik ilkesi’ var ve bu laf olsun diye değil. Yani şeklen sadece kanun olarak gelsin geçsin diye değil bu ilke. Neden var bu ilke? TBMM’deki milletin temsilcileri tartışsın ve hangi toplumsal ihtiyaca cevaben bu suçun olduğu ve bu suçun cezasının ne olması gerektiği ilgili uzmanlarla da hakkaniyetle tartışılsın ve ondan sonra ortaya çıkarılsın… Yoksa suçun niye üretildiğine dair siyasi yorumlar yapılabilir ve bir siyasi amaç için bu suçun üretildiğine dair de yorumlara çok açık bir ortam olur. Dolayısıyla bir infaz düzenlemesiyle yeni bir suç üretme düzenlemesi beraber yapılacak düzenlemeler değildir. Özellikle suç ve cezalarda kanunilik ilkesi gereğince ayrıca tartışılması gereken bir ceza kanunu değişikliği olabilir” dedi.
“HUKUK GÜVENLİĞİNİ SARSAN BİR DURUM”
Kanun yapım sürecini eleştiren Gökçen, “Biz kaliteli bir kanun yapalım, tartışarak yapalım, katılımcı bir usul işletelim ama devamında da sürekli değişikliğe ihtiyaç kalmasın, bir toplumsal ihtiyacı da karşılasın ama hukuk sistemi içinde de kendine doğru bir yer bulsun istiyoruz. İlgili kanunlar, ilgili mevzuatta değiştirilecekse eğer ilgili kurumlar bunu bilsin ki ona göre herkes kendi görüşünü iletsin. Bu olmadığı sürece her geçen gün vatandaşlarımız özellikle karmakarışık bir mevzuat içerisinde kendini buluyor bu da hukuk güvenliğini sarsan bir durum.”
]]>EĞİTİM-İŞ Genel Başkanı Kadem Özbay ve sendika üyesi eğitimciler, müfredat taslağının geri çekilmesi ve müfredatla ilgili hazırlanan raporları iletmek amacıyla öğle saatlerinde MEB önüne geldi. EĞİTİM-İŞ’e Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil de destek verdi. Eğitimcilerin yakalarında, İbrahim Oktugan’ın İstanbul’da müdür olarak görev yaptığı okulda uzaklaştırma cezası alan bir öğrenci tarafından silahla öldürülmesine tepki göstermek amacıyla “şiddete hayır yazılı” siyah kurdeleler yer aldı.
EĞİTİM-İŞ Genel Başkanı Özbay, burada yaptığı açıklamada, “Şiddetin de öğretmenlerin de tükenmesinin nedeni de AKP iktidarıdır” ifadesini kullandı.
Müfredat taslağının eğitim sistemini ideolojik bir bakış açısıyla şekillendirme tehdidi taşıdığını, bilimsel ve laik eğitimden uzaklaştırdığını, ezberci ve dogmatik bir eğitim anlayışını teşvik ettiğini söyledi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile sabah saatlerinde bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Özbay, müfredatın içerisinde barındırdığı yanlışları direkt olarak Bakan’a ilettiklerini kaydetti.
“BİNİN ÜZERİNDE ARKADAŞIN KİM OLDUĞU TARTIŞMALIDIR”
“Müfredat değişikliğinin hazırlanma usulü, KHK’larla ülkeyi yöneten AKP’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na yakışır biçimde gerçekleşmiştir.” ifadelerini kullanan Özbay, şöyle konuştu:
“10 yıllık uzun bir süreçte hazırlandığı söylenen müfredat değişikliği için bu alandaki eğitim bilim uzmanlarını, üniversiteleri ve demokratik kitle örgütlerini sürece katmak yerine Bakan Tekin’in ifadesiyle ‘1000’in üzerinde arkadaşımız ortak çalışmış’. Bu binin üzerinde arkadaşın kim olduğu sorusu da en az müfredatın kendisi kadar tartışmalıdır. Bu kadar köklü bir değişimin, katılımcı bir şekilde hazırlanması gerektiği gerçeği bir yana, daha uzun vadeye yayılması ve pilot uygulamalarla test edilmesi gerekmektedir.”
“PARALEL BİR MÜFREDAT MI HAZIRLADINIZ”
Yeni müfredatın “yangından mal kaçırırcasına getirildiğini” ve Bakanlık açıklamalarının aksine müfredatın kısa bir zamanda şeffaf olmayan bir süreçte hazırlandığını söyleyen Özbay, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir hafta askı süresini ‘katılımcı bir yaklaşım’ olarak yansıtmaya çalışmaktadır. ‘Herkesle ortak çalışmak istiyoruz’ diyen Bakan Tekin’e soruyoruz; son müfredat değişikliğini sizin de müsteşar olduğunuz dönemde 2017’de yaptınız. 10 yılda hazırlandığını söylediğiniz bu müfredat değişikliği gizli ajandanız mıydı? Gizli saklı çalışarak paralel bir müfredat mı hazırladınız? Bu süreçte kimlerle çalıştınız? Komisyona kimler, hangi kriterlere göre seçildi? Taslak programları yazanlar arasında dernek ve vakıf görünümlü tarikat ve cemaatler mi var? Yeni müfredata neden ihtiyaç duyuldu? Önceki müfredatın eksikliklerini tespit edip bir ihtiyaç analizi yaptınız mı? Pilot uygulamasını nerede yaptınız, sonuçları nedir? Görüş ve önerileri bildirmek için neden e-devlet üzerinden giriş yapılıyor? Amacınız insanları fişlemek mi? Taslakta yer alan Erdem-Değer Eylem Modeli’ni, Bakan Yardımcınız Ömer Faruk Yelkenci’nin Genel Müdürlüğünü yaptığı okullarda geliştirilen Hayat-Denge Modeli’nden mi aldınız? Bu nedenle mi bilimsel bir kaynakça sunamadınız? Kamuoyuna açıklamak zorundasınız.”
“MAARİF SÖZCÜĞÜ, NURETTİN TOPÇU VE ONUN CUMHURİYET KARŞITI FİKİRLERİNE GÖNDERMEDİR”
Eğitim öğretim müfredatlarının ülkelerin anayasaları kadar önemli olduğunu, toplumun ortak hafızasının, ortak yaşama becerisinin müfredatlar üzerinden kurulacağını belirten Özbay, şunları kaydetti:
“Müfredatların değişmesi için toplumsal yapılarda büyük değişiklikler olması lazım. Bilimsel bir eğitim sisteminde müfredat değiştirme yerine, müfredat geliştirme kavramı kullanılır. Değişen durumlara uygun şekilde ortaya konulur, yenilikleri yakalamak için önce deneme okullarında uygulanır. Müfredatlar, eğitimin anayasasıdır. Eğitimin gerçek bileşenlerini sürece dahil etmeden, geçmişin değerlendirmesini, ihtiyaç analizini yapmadan, bilimsel tespitleri, pilot uygulaması olmadan böyle bir değişiklik yapılamaz. Bu taslağa dair dikkat çekilmesi gereken bir konu da programın adının ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ olmasıdır. AKP’nin Türkiye Yüzyılı sloganının kullanılması, bunun bir Milli Eğitim programı değil, AKP’nin parti programı olduğunu göstermektedir. Eğitim-öğretim yerine maarif sözcüğünün tercih edilmesi ise ‘Türkiye’nin Maarif Davası’ kitabıyla bilinen Nurettin Topçu’ya ve onun Cumhuriyet karşıtı fikirlerine bir göndermedir.”
“METİNDE BİLİM KELİMESİ 43 KEZ KULLANILIYOR”
Özbay, öğretim programlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Öğretim programları ortak metnine baktığımızda kullanılan dil, aslında siyasi iktidarın neyi amaçladığını, nasıl bir nesil yetiştirmek istediğini ortaya koymaktadır. Bilimsel eğitim ve akademik başarı önemsizleştirilirken, her satırda ahlaklı, erdemli, inançlı birey yetiştirmenin önemine vurgu yapılmış, sabır telkininde bulunulmuş. Metinde, ‘bilim’ sadece 43 kez, ‘ahlak’ 61 kez, ‘erdem’ 46 kez, ‘değer’ ise hepsinden fazla yüzlerce kez kullanılırken, Atatürk, Cumhuriyet, demokrasi, yurttaşlık hiç kullanılmamış. İlahiyat terimleri sözlüğünden alınmış gibi, gelişim ve evrim demekten kaçınmak için ‘tekamül’, bilim yerine ‘ilim’ kelimelerinin tercih edilmesi, ‘belagat’, ‘kamil insan’ vurguları, kendi ideolojilerine uygun bir nesil yetiştirme hedefledikleri anlamına gelmektedir.
Ortak metinde AKP’nin ‘kindar ve dindar nesil yetiştirme ideolojisi’nin temel taşları yerleştirilmiş daha sonra da bu çerçeveye özensiz bir şekilde, aceleye getirilerek hazırlatılan öğretim programları monte edilmeye çalışılmıştır. Daha net bir şekilde ifade etmek gerekirse bu program bile denemeyecek taslak metinler iki ayrı grup tarafından hazırlanmıştır. Amaç eğitim öğretime kendi ideolojileri doğrultusunda şekillendirmektir. Okul öncesi programında, çocuklara oyun yasaklanmıştır.”
“CUMHURİYETE KARŞI GİRİŞTİKLERİ DEVRİMİN MANİFESTOSU”
TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil de “Bu müfredat, bu ülkenin geleceğini düşünen, bu ülkenin çocuklarını düşünen herkesin temel meselesidir. Bir müfredat değil, bu yaptıkları şey adıyla sanıyla ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altında 23 yıldır bıkmadan, utanmadan yıkmaya çalıştıkları Cumhuriyet’e karşı giriştikleri devrimin bir manifestosudur. 10 yıl boyunca burada müsteşardın. O zaman verdiğin ne eğitimiydi de şimdi buna ‘yerli ve milli’ diyorsun. Coğrafyayı, tarihi, fiziği, kimyayı, Atatürk devrimlerini ve inkilaplarını toplasan bir din kültürü eğitimi kadar yer tutmayan bir müfredata, sen müfredat mı diyorsun. Bunu yaparken hiç utanmıyor musun?” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından toplanan imzalar MEB’e iletildi.
]]>Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Alinur Aktaş şahsına yapıldığını ve asılsız olduğunu belirttiği iddialara cevap vermek için Ak Parti Bursa İl Başkanlığında Davut Gürkan ile birlikte basın toplantısı düzenledi.
Sözlerine demokratik haklarını kullanıp belediye başkanlarını seçen Bursalılara teşekkür ederek başlayan Alinur Aktaş, “Her bir vatandaşımız ve adayımıza teşekkür ediyorum. Her vatandaşımızın kararına saygı duyuyorum. Bu şehrin evladı olarak şehre 13,5 yıl ilçe belediye, 6,5 yıl büyükşehir başkanı olarak hizmet ettim. Yapılacak hizmetlerden en çok memnun olacak kişinin ben olacağımı ifade etmek istiyorum” dedi.
Türkiye gündemine oturan Bursa Büyükşehir Belediyesi Mustafa Bozbey’in yaptığı yakın akraba atamaları ile ilgili gelişmeleri ve ardından Bozbey’in yaptığı açıklamaları büyük şaşkınlık ve hayretle izliyorum diyerek değerlendiren Aktaş, “Seçim akşamı tırlarla belediyeden evrak kaçırıldığını bahsederek valiyi göreve çağıran belediye başkanı nasıl dönem hizmet edeceğinin sinyalini verdi. Dün tamamen yalan ve iftiralarla dolu iddialar panik halinin yansımasıdır. Yaptığı atamalarda gündeme oturan Bozbey algı oyunlarıyla gündemi değiştirmeye çalışıyor. Her ay basın toplantısı yapacaklarını söyledi. Ben 31 martta yaptığım açıklama ve sonrasında 2 nisandaki toplantıda yapılanları ve dönemimde gerçekleştirdiklerimi özetledim. Eksiklerim aksaklıklarım vardır daha çok çalışmamız lazımdı dedim. Genel konulardan bahsettim. Ama her bir emeği geçen milletvekilimize belediye başkanımıza ilçe başkanlarımıza teşekkürlerimi ilettim. Bu süreçte benim böyle bir basın açıklaması yapmak niyetim yoktu. 4 nisan günü İstanbul ve sonrasında Umre için yurtdışına gittim. 16 nisan sabahı Bursa’daydım. Öğleden sonra da işimin başındaydım. Bu vesileyle il başkanımızı ziyaret ettim, belediye başkanlarımıza hayırlı olsun ziyaretlerinde bulundum. Süreçle ilgili mevcut belediye ve başka iş ve işlev içinde bulundum. Dünkü basın açıklamasından sonra bu şehri yalanlarla iftiralarla boğmaya çalışan hiç bir anlayışa müsaade etmeyeceğim. Maalesef bir algı oluşturulmaya çalışıldığı, klasik algı oyununa şahit oluyoruz. Verilen sözlerin başta il başkanım ve parti büyüklerim olmak üzere takipçisi olacağımızı hemşerilerimizle paylaşmak istiyorum” dedi.
“İşçinin emekçinin yanında her fırsatta olduğunu dile getiren bu zihniyet neden tazminattan rahatsız olur”
Belediye seçimlerinden önce bazı çalışanların tazminatları verilerek işten çıkarılmalarıyla ilgili konuşan Alinur Aktaş, “Tazminat ile işten çıkartılanlardan bahsediyor. Yakın çalışma ekibimin çalışmasının etik olmadığını düşünerek böyle bir karar aldık. Görevine son verdik. İşçinin emekçinin yanında her fırsatta olduğunu dile getiren bu zihniyet neden tazminattan rahatsız olur. Bu arkadaşlar fiilen görev yapan, görevlerini hakkıyla yerine getiren kişilerdir. Bankamatik memurları asla değillerdir. Eğer bu arkadaşlarımızın verilen haklarını da hak ettiklerinden fazlası olduğunu söylüyorsanız kamuoyuna açıklamalısınız.
Devir teslim öncesi içeride işlemlerin sürdürüldüğünden bahisle gizli kapaklı işler algısı oluşturan şahsa işte halep işte arşın diyoruz. Yalın belediyecilik ortaya koyan ilk ve tek belediyeyiz. İsrafın önlenmesi ve kamu kaynaklarının en verimli kullanılması konusunda başarılar elde ettik. Bozbey dersine iyi çalışmamış. Alinur Aktaş’ı eleştirebilirsiniz. Eksikleri olabilir. Alinur Aktaş’ın en güçlü olduğu alan personel, mali yönetimdir. Bir çok ödüle layık görülmüştür. Elde ettiğimiz başarıları kamuoyu ile paylaştık. Şeffaf ve hesap verebilir hale önem verdik.
Alinur Aktaş’a bu konudan yüklenmek size bir şey kazandırmaz” dedi.
“Batık belediyeden dem vuruyor. O zaman neden indirim yaptınız”
Mustafa Bozbey’in göreve geldikten sonra suya yaptığı yüzde 25’lik indirime de değinen Aktaş, “Suya yüzde 25 indirim vaat eden başkan ilk mecliste kararını aldı. Ak Parti meclis üyesi arkadaşlarımız il başkanımız ile destek verdik. 1 milyar liralık kredi için onay verildi. Batık belediyeden dem vuruyor. O zaman neden indirim yaptınız. Bu güzelliği bildiği için arkadaşlarımız buna evet dediler.
Ulaşımda öğrenciye indirim ve 0-4 yaş refakatçılarına ücretsiz ulaşım kararını neden ilk mecliste almadınız?
Göreve başlamasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen hala belediye bütçesine hakim olamayan zat ile karşı karşıyayız. Sadece bilançolara bakarak bile 3 saatte belediyenin mali durumuna hakim olmak mümkün iken, 30 günde belediyenin mali durumuna hakim olamamış 6 ay muhabbeti yapan bir kişiden bahsediyoruz
Basın toplantısında verdiği rakam ve bilgiler hatalı ve kasıtlı. Borç bin bin değil milyon milyon değil, milyar milyar artıyor diyor. Yaptıkları tek şey algı. Söylemleri ile bunu destekliyorlar” dedi.
Yazılımla, personel, araç, mali durum ve tüm detaylara bir ekrandan ulaşmak mümkün iken verilere ulaşmamak iş bilmezliktir. Yapılmak istenen tam bir algı yönetimidir diyen Aktaş, “Sosyal medyadan yapılan yorumlar öyle görülüyor ki başkanın kimyasını fazlasıyla bozmuş. Dünkü basın toplantısında kamuoyunun algısını olumsuz yönde etkilemeye çalışan Başkan Bozbey’in açıkladıklarının gerçeğini açıklıyorum. 2024 tahmini bütçeyle alakalı Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 20 milyar, BUSKİ’nin 11 milyar 700, BURULAŞ 8 milyar ve diğer şirketlerle Toplam 47 milyar 900 milyon liralık bütçe öngörüldüğünü ifade etmek istiyorum. Mustafa Bozbey gerçek dışı rakamlar ortaya koymuştur. BESAŞ’ın genel müdürünün görevine son verdiler. Genel kurulda teşekkür ettiler. 46 milyon lira ile kasayı devretti. Bu borçları nasıl buluyorlar. Hayret ediyorum. Bilançonun bir kısmına bakıp bir kısmına bakmazsanız. Mali müşavir olmayabilirsiniz ama çalıştığınız ekip arkadaşlarınıza sorarsanız anlatırlar. BURFAŞ’ın 73 milyon borcu var. BURFAŞ’ın 180 milyon lira belediyeden alacağı var. BİNTED’in 971 milyon borcu gözüküyor. Bu yalan 629 milyon lira. SSK ve diğer borçlarla alakalı. BİNTED’in büyükşehirden 522 milyon alacağı var. 971 milyon borcu gözüken BİNTED büyükşehirden alacaklı.
Bu borçları ikiyle çarpmışlar
Tarım AŞ ile ilgili 418 milyon borçtan bahsetmiş. Tarım AŞ’nin 447 milyon büyükşehirden alacağı var. Bu borç büyükşehirde gözüküyor. Kıymetli kardeşlerim Tarım AŞ büyükşehirin tüm yeşil alanlarına bakan kuruluş. İstanbul’da Ağaç AŞ yıllardır bu işi yapıyor. Bölgedeki tüm fidancıları da tüm çiçekçileri de harekete geçirmiş kuruluş. İleride yapacakları olumsuz operasyonlara zemin hazırlamak adına Tarım AŞ’ye ithamlarda bulunuyorlar.
BURULAŞ 2 milyar 755 bin borç gösterilmiş. BURULAŞ’ın büyükşehir tarafından desteklendiğini söylemiştim. Büyükşehirden verilen paraları borç hanesinde gösteriyorlar. Büyükşehirin alacak hanesinde gözükmüyor. 1 milyar şişirmişler
Alacak ve borçlar toplandığında 8 şirkette 1 milyar 590 milyon olduğunu ve işleyişin sıkıntılı olmadığını ifade etmek istiyorum” dedi.
Bozbey’in belediye personeli ile ilgili söylediği sözleri de hayretle ve esefle izlediğini anlatan Aktaş, “Böyle bir yalan ve iftira olamaz. Kasım 2017’de verilen karardan sonra, ertesi gün göreve başlayıp mazeret üretmedim. 2017 kasımında 13 bin 135 personeli olan bir kurumdu. 14 bin kişi ile aldığımız belediye 2024 mart ayı itibariyle üzerine yüzde 11 nüfusumuz artması yüzde 20 hizmet alanı artmasına ve onlarca tesise rağmen 12 bin 980 personel ile 155 personel azaldığımızı özellikle ifade etmek istiyorum.
7.1 milyardan 20 milyara ve 25 milyara borcun çıktığı ifade ediliyor
Sadece büyükşehir bütçesiyle ilgili 7.1 milyar lira borç olduğunu söyledim. BUSKİ ve iştiraklerin ve tamamının borcu gibi bir söylem ifade etmedim. 2024 yılı itibariyle borçlar ortada. Ayrıca 2017 yılında 4.67 olan Euro’nun 2024 senesinde 34 lira olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu arkadaşınız hiç bir müteahhide ödeme yapmıyor. BESAŞ’a ve diğer şirketlere ürünler geliyor. Borçlar birikiyor. Üzerine koyulacak. Ben 31 Mart itibariyle borcu bıraktım. 3 Nisan Emirsultan iftar çadırındaydım. 4 nisanda şehirden ayrıldım. Maaşlarla alakalı polemik konusu yaptı, maaşlar bırakıldığı gibi 200 milyon TL kasada para bırakıldı. 237 milyon 500 Euro olarak devraldığım borç o günkü TL olarak 1 milyar 109 milyon lira idi. Ağlamadım. Ekibimiz ve il başkanımızla kafa kafaya verdim. BUSKİ ile alakalı İnegöl, Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da su kanalizasyonla ilgili 150 milyon Euro’luk kredi, 2023’ün ikinci yarısında başlayan Çınarcık Barajı’nın faturaları 3 Nisan itibariyle işlenmiş. Onun da 1,5 milyarı bunun içerisinde olmak kaydıyla, Büyükorhan’ın Mazlumlarına kadar 70 yıllık susuz köyleri suya kavuşturduk. BUSKİ’de toplam borcumuz 9 milyar 880 milyon. O gün devraldığımda bütçenin 1,37 katı olan borcun bugün bütçenin 0,44 katı olduğunu tekraren ifade etmek istiyorum. BUSKİ’de bütçenin 1,19 katı olan borcun tarihi yatırımlara rağmen 0,85 katı olduğunu tekraren ifade etmek istiyorum. Bu adam rakamlara hakim değil. Vallahi çok üzülüyorum. 45 bin lira geliri olan bir kişinin 20 bin lira borcu var diye düşünün. Yalnız bu borç 15 aya yayılmış. Büyükşehir’in borçları 2034’e kadar, BUSKİ’nin borçları 2048’e kadar. Ortalama 15 yıl aldık. Bu borçları 15 ay vadeye böldüğünüzde 1500 lira borç düşer” dedi.
“Türkiye’de böyle bir büyükşehir bütçesi bulmanız mümkün değil”
Borç 7 milyardan 25 milyara çıkıyor algısının etik dışı olduğuna dikkat çeken Alinur Aktaş, 47 milyar 900 milyon bütçesi olan belediyenin şirketlerle 20 milyar 224 milyon borcu var. Buna da baktığınızda sadece yüzde 41, tüm bütçelerin yüzde 41’lik kısmına tekabül eder ki, devraldığımızda bütçenin 1,37 katıyken üçte biri düştüğü ortada. Bu tablo yeni hizmetlere engel olabilir mi? Birileri önümüzdeki dönem başarısızlıklara karşı asılsız iddialarda bulunuyor
Bursa Büyükşehir Beldeyesi’nin BUSKU ve tüm şirketlerinde 4 milyar liralık satışa hazır gayrimenkulu var. Büyükşehir ve BUSKİ’nin 2 milyar liralık alacağı var. 6 milyar lirayı 20 milyardan düşerseniz 14 milyara düşer. Algı şu; bütçe 45 milyar, evet bu bir yıllık bütçe. 47 milyar 900 milyon. Sizin borcunuz 2048’lere kadar dayanan bir borç. Başkana bir soru sormak istiyorum. 2019 yılında Nilüfer belediye başkanlığını devrederken bütçen ne kadardı, ne kadarlık borçla teslim ettin. Çık burada paylaş. Var mı yüreğin. Asla yok” diye konuştu.
Mustafa Bozbey’in nereye gitti bu paralar? diyerek gerçeği yansıtmayan rakamlar üzerinden tamamen algı oluşturmak istediğini aktaran Alinur Aktaş, “Uluslararası bağımsız tomtoma göre trafik 5. sıradan 9. sıraya gerilemiş. Görev sürem boyunca 136 akıllı kavşak, 25 köprü, 10 kilometre raylı sistem, T2 hattı. Taşıma kapasitesinde yüzde 60 artış. Sinyalizasyon optimizasyon 12 milyon Euroluk yatırım, 12 bin konut kentsel dönüşüm, 3,2 milyon yeşil alan, 4 millet bahçesi, 20 park, Doğu atık entegre tesisi, 6 yenilenebilir enerji, 5 büyük mesire
16 gençlik merkezi, 45 hizmet tesisi ve mahalle konağı, 33 kreş ana kucağı merkezi 45 spor tesisi, İlçelerimize kültür merkezi ve pazar alanları
Hanlar ve Çarşıbaşı Projesi, Sahil ve kıyı düzenlemeleri 5 bin kilometre altyapı çalışması, 3 bin 400 kilometre asfalt, 8 milyon fide ve fidan desteği
34 atık su arıtma tesisi, 24 içme suyu tesisi ve bir çok projeyi hayata geçirme gururunu cenabı hak bana yaşattı. Bozbey’in 2019 yılında nasıl bir Nilüfer devrettiğini tüm kamuoyu biliyor. Tüm dezenformasyona rağmen hak ediş ve maaşları ödeyen belediyeyi devrettim. Mudanya ve Nilüfer’in maaş ödeme konusunda ne olduğunu sağır sultan duydu” dedi.
“Sen hiç 20 yıllık belediye başkanlığında kentsel dönüşüm yaptın mı? Ben bilmiyorum”
Mustafa Bozbey’in Büyükşehir belediyesi tarafından yapılan kentsel dönüşüm ile ilgili ortaya attığı iddialara da cevap veren Aktaş, Arabayatağı kentsel dönüşüm projesi 14 adet 1+1 55 metrekare 91 adet 2+1 daire. 112 daire ve 1800 metrekare ticari alan ihalesi gerçekleşti. Toplam inşaat alanı 17 bin 772 metrekare. İhale bedeli 281 milyon TL KDV dahil bir işten bahsediyoruz. İhale rakamını metrekareye bölündüğünde 2+1 daire KDV dahil 2 milyon 250 bin lira çıkıyor. Bir dairenin 4,5-5 milyon olduğu bilgisi yalan ve çarpıtmadır. Hem belediyeci olacaksınız, hem inşaat yüksek mühendisiyim diyeceksiniz ihale yapılmış bir işin fiyatını hesaplamaktan aciz olacaksınız. Sen hiç 20 yıllık belediye başkanlığında kentsel dönüşüm yaptın mı? Ben bilmiyorum.
Emsal ve kat artışlarıyla bu iş benzemez. Millet acilen sizden kentsel dönüşüm bekliyor. Devletin açıkladığı 15 bin 300 TL iken BURKENT marifetiyle yapılan kentsel dönüşüm maliyeti 13 bin 209 lira metrekare bedeli olarak 2 bin 100 lira daha ucuza mal edilmiştir. Hem kamu hem milletin hukuku korunmuştur. Sizin yaptığınız hesaplamalarda bunları Türkiye’nin gündemindeki liyakatlı yeğeniniz mi hesapladı” dedi.
Mustafa Bozbey’in Tarım AŞ ile ilgili ortaya attığı iddialarında asılsız iddialar olduğunu savunan Aktaş, “352 aracın dron çekimlerini yapmış, fiili olarak görev alanında çalışıyor, bunu belirlemişsin. Faturalandırma işlemleri aylık hak ediş bazında araçların görevde olup olmadığı üzerinden gerçekleşmektedir. Ruhsat ve puantaj ile hak ediş ile desteklenmiş olup hesaplamaları eksiksiz ve kamu menfaati doğrultusunda yapılmıştır. Tarım AŞ. bunları kendisi yaptığı için bir yılda Bursa Büyükşehir Belediyesi 300 milyon kara geçmiştir. Bahsedilen 5 milyon 800 bin liralık fazla ödemeden ne dediğini anlamadım. Türkiye genelinde hakkındaki olumsuz gündemden sıyrılmak adına algı çalışmasında kantarın topuzunu kaçırmış” diye konuştu.
Aktaş, ortaya atılan diğer iddialarla ilgili olarak ta şu şekilde konuştu;
“BURSKOP’u tüm şeffaflığı ile inceleyebilirsiniz. Burs verenler, alanlar belli. Kimlikleri, aile durumları, isimleri belli. Vatandaş beni yolda çeviriyordu. Benim oğluma burs çıkmadı. Sıralamada 16 bininci sırada, size ait gayrimenkul var. Gelen herkesi sıralıyoruz. Sizinki ilk 5 bine girememiş diyorduk. Karar defterleri, müracaat formları ve inceleme raporlarının hepsi şeffaftır. Gizli saklı işlem yapılmamıştır. BURSKOP devletin mevzuatlarına göre işleyen yapıdır. Bağışçılar ve hak kazananların inceleneceği durum ortada. Kişisel kanaatlere göre hareket etmedik. Partili arkadaşlarım bir tane isim vermediler. Bazı usulsüzlükler yapıldığını düşünüyorum diyorsun. Çık açıkla o zaman. Hem beni hem ekip arkadaşlarımı mahcup etmiş olursun. Her zamanki gibi çamur at izi kalsın mantığıyla hareket ediyorsunuz. Hak kazananları ve ailelerini zan altında bıraktınız. Mustafa Bozbey’in gerçek ihtiyaç sahibi söylemini kullanması, burs ve sosyal yardıma hak kazanan vatandaşlarımızı töhmet altında bırakmıştır. Algı yapıyorsunuz, dersine iyi çalışmamışsın. KDV ödendiği söz konusu değil, BURSKOP en adil en şeffaf yardım sağlayan belediye kuruluşudur. Kişi kendinden bilir işi aile vakfınla BURSKOP’u karıştırma. Tüm belgeleri açıklamaya hazırız. BURSKOP’un gelirleri, Bursa’nın önde gelen sanayicilerinden oluşmaktadır. 60’arlı gruplar halinde iş adamlarıyla yemek yedik, bir çoğu bağışlarda bulundu. Dolayısıyla bu kadar sağlıklı bir sistem varken, NİLVAK’ın gelirleriyle buranın gelirleri karıştırılmasın. Valiliğe mal beyanında bulunduğunu söylemiş, kaçamazsınız. Ben de İyi Parti’nin adayı da açıkladık. Senden de aynı hassasiyeti bekliyoruz. Çıkacak mert bir şekilde mal beyanını açıklayacaksın. Bunu kamuoyunun bilmeye hakkı var”
Büyükşehir belediyesinin bir önceki dönem yaptığı sosyal yardımlarla ilgili eleştirilere de sert yanıt veren Alinur Aktaş, “Kart 16 projesi benim döneminde hayata geçmiş, Türkiye’nin gündemine oturmuş bir proje olmuştur. Hak sahipleri detaylı tarama ile tespit edilerek belirlendi. Bozbey’in basın toplantısında bahsederken çekler; hediye çeki dedi. Bunlar hediye çeki falan değil. Türkiye’de bir ilk olarak tarafımızdan gerçekleştirilen ihtiyaç sahibi ailelere verilen sosyal yardım çekleridir. Objektif kriterler gözetilerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır.
Soruyorum 4 yıldan beri aktif görevi olmayan huzurevi sorumluluğundan başka bir işi olmayan atadığın çok liyakatli baldızından mı alıyorsun bu bilgileri. Sosyal yardımlarımız tüm Türkiye’ye örnek olmuş ve gurur kaynağımız olmuş. Türkiye’de ilk defa yapay zeka sistemi kullanılarak yardımlar el değmeden sahiplerine ulaştırılmıştır. Keles’teki amcamın teyzemin buraya gelmesi mümkün değil, muhtarlar aracılığıyla dağıtıldı. Bütün destekler BESOB işbirliğiyle yapılmıştır” dedi.
Mustafa Bozbey’in göreve geldikten sonra bazı atama ve icraatlarıyla gündeme gelişini, Atatürk’ün arkasına saklanarak örtmeye çalıştığını iddia eden Alinur Aktaş, “2023 Milli Bayramları kutlama videolarına bakarsa, bizim kurucu değerlerimize ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bakış açımızı çok iyi anlar.
524 personel alındığı iddiasıyla yeni algı projesi peşinde. Kimse bunları çıkart ortaya. Ben seni bu algından dolayı esefle izliyorum. Emeklilikle ilgili işten ayrılanları neden vermiyorsun. BURULAŞ’tan 81 personel ayrılmış. Biz 71 personel almışız. Otobüsü mü durduracaktım. Bakımcı lazım. BESAŞ’ta 13 personel emeklilik sebebiyle ayrılmış, 14 personel alınmış. Ekmek üretimini mi azaltacaktım. 5 tane BURFAŞ kafe açmışız. 85 civarı adam almışız. Sadece 2024 yılında 3 ayda 2 tane ana kucağı, 4 gençlik merkezini açmışız. Bu tesisler haliyle personel ile hizmet verecek. Bu iddialara gülüp geçiyorum. Kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu iddiaları cevaplama ihtiyacım var. 41 milyon maliyet değil. Bölerseniz kişi başına 79 bin lira çıkıyor. Daire başkanı bu kadar maaş almıyor. Rakamları büyütme ve abartma konusunda üzerlerine yok. Rakamı iki ile çarpıp o şekilde belirtmiş. Konuya hakim değil. Bilançoyu bütçeyi incelememiş. Ben bu işlemlerin tamamını 3 Kasım’dan 6 Kasım’a kadar 3 günde hallettim. Cumartesi Pazar bayram tatili bahanesi uydurmadım. Personelin bütçeye oranı yüzde 28 diyor. BİNTED’liler dahil bütçeye oran yüzde 14. Türkiye’de böyle bir oran yok. Örnek belediyeyiz. Bütçemiz genişlemiş. Personel sayımız azalmış. Ayrıca özellikle şunun altını çizmek istiyorum, mali yapısıyla örnek gösterilen belediyemizin 100 personelden 1300 personele çıkaran ve 2 milyar liralık bütçeye ulaşan Tarım AŞ’yi, sadece hafriyat sahası işleten BURKENT’i, kent mobilyaları ile ve dönüşümle gözbebeği hale getirdik.
Bu şirketlerimizi borç batağındaki kuruluşlar gibi göstermek kurumsal itibarı zedeler. Elde edilen başarıların üstünü örterek kurumları yıpratmak sayın Bozbey en çok sana zarar verir. Yanlış yoldasın acilen dön. Kendisini bir kez daha uyarıyorum. Mevcut başkan daha ilk günden itibaren şehre değer katacak projelerle mesai harcamak yerine bir devri sabık oluşturma ve bunun üzerinde tepinme peşinde. Kendisiyle ilgili oluşan algıyı değiştirme uğraşısı içinde.
Bu makamlar bahane değil, çözüm ve hizmet üretme makamlarıdır. Sudan bahane ve iftiralarla algı yaşatma ve yeğen baldız atamaları gündemdedir. Bursalılar bahane değil hizmet bekliyor. 1 ay sonunda verilerin yüzde 60’ına ulaştığını, 6 ayda verilere hakim olacağını beyan etmiş. Bu kızgınlığıma, yalan ve iftiraya rağmen biz kendisine 6 saatte tüm bilgileri izah erebiliriz. İş ve işleyişle ilgili her ortamda bilgi verebilirim. Ben bu payeyi bana veren Bursalılar için yaparım onun kara kaşı kara gözü için değil. Verilen desteklerden dolayı başta Cumhurbaşkanımıza, Genel Başkan Vekilimiz Efkan Ala ve önceki dönem bakanımız Mustafa Varank, milletvekillerimize, il başkanımıza, ilçe başkanlarına ve yönetimlerine teşekkür ediyorum. Artık vakit, maazeret üretme, yalan ve algı zamanı değil, icraat dönemidir. Ben büyükşehirin sayfasını, tvitter, instagramını bilmem. 2019 30 Ağustos’ta yaptığım konuşmayı kamuoyuna yansıtan bunlardı. Bu isimlerle başlık açıp hakarete varan küfre varan söylemlerde bulunuyorlardı. Bunlarla alakalı arkadaşlarımız kısıtlama getirdiler. Ben 10 Kasım törenlerini kaçırmadım. Cumhuriyet Bayramında en iyi tören düzenleyen benim. 30 Ağustos’taki yaptığımız film herkesin gözünü yaşarttı. Benim bu değerlerle hiç bir problemim yok. Rahmetli Atatürk bu ülkenin kurucu değeridir. Ben de makamda olduğum sürede bu şekilde ifade ettim” dedi.
Bir gazetecinin Mustafa Bozbey hakkında suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor musunuz? şeklindeki sorusuna cevap veren Aktaş,
“Ben kızgınlığıma rağmen yardıma hazırım diyorum. 20 yılı nasıl geçirdiğini herkes biliyor. 5 yıl ara verince bazı şeyleri unutmuş. Benle ilgili ailemle ilgili iftiraya varan durumlar olursa suç duyurusunda bulunurum. Özellikle bizim dönemimizle ilgili bu arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmalara atıf olduğu için burada açıklama yapıyoruz. 20 yıl belediye başkanlığı yaptım diyor ya, ben kendisini sükunete ve doğru adımlar atmaya davet ediyorum. Atama yapılmadan vazgeçildi diyor, genel kurul kararı herkese dağıtıldı. Doğruyu görecek ve gereğini yapacaksınız.
Tarım AŞ. parkların bakımlarını, yeşil alanların bakımını yapıyor. Teoman Özalp parkını yeniledik. Bunu Tarım AŞ yaptı. Bunu başka yerde yaptırıp belediyeye nasıl fatura ettireceksiniz. Tarım AŞ’yi devre dışı mı bırakacaksınız. Ben kooperatiflerden alışverişler yapıyordum. Devam ediyor musun o çiçekçilerle fidancılarla çalışmaya. BURSKOP’un her şeyi ortada, şeffaf. Kendi hikayeni yazacaksın. Tamam. Ben ciddi kaygılar taşıyorum. Tarım AŞ ciddi kuruluş. Orada dönen rakamlar başka yerlerde mi halledilecek. Bizim dokunmadığımız yer kalmadı. İnşallah aynı duyguyu Allah ona yaşatır. Yarısının yarısının yarısını yaparsa ben onu ayakta alkışlarım. Nilüfer’de ne yaptın diye sordum, Gülümseyin Nilüfer’desiniz diyordu. Gülümseyin Bursadasınız diyor. Slogan devam ediyor. Mecliste Ak Parti ve Cumhur ittifakının çok olumlu yaklaştı. Suya indirime onay verdi. 1milyar borçlanma yetkisi verdi. Ben olsam 1 milyar borçlanma yetkisini vermezdim. Borç erteleme ile alakalı ben de geçmişte hareket ettim. Belediye bakanlığa diyor ki, iki dış kredimden birisini erteledim diyor. 12 aya yayıyor. Hazine üstleniyor. Borç ödenemiyor gibi bir algı ile ortaya çıkılmamalı. Bursa belediyesi çok rahat yatırım da yapar, tüm harcamalarını yaptıktan sonra yatırım da yapar. Yatırım aylık gelen paraya göredir. Nilüfer, Mudanya Belediyesi gibi maaş ödeyemez halde asla değil. Siz yılda alınan 45 bin lira ile 15 yılda ödenecek 20 bin lirayı aynı kefeye koyarsanız, bu katekullidir.
Algı ile kendi yanlışlarını örtmeye çalışıyor” diyerek sözlerini tamamladı. – BURSA
]]>(MANİSA)- Manisa’nın Soma ilçesinde 10 yıl önce 301 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin 28 kamu görevlisinin yargılandığı davanın ilk duruşması, bugün Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dava 12 Eylül 2024 tarihine ertelendi.
Soma’da 301 işçinin yaşamanı kaybettiği Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen facianın 10’uncu yılında kamu görevlilerinin yargılanmasına başlandı. Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen, 28 kamu görevlisinin yargılandığı davanın ilk duruşması yapıldı. 28 sanıklı davanda sanıklar M.G ve E.B ile diğer sanık müdafileri, İzmir Barosu ve Manisa Barosu temsilcileri, faciada yaşamını yitirenlerin aileleri ile avukatları katıldı.
SANIK M.G “BEN NİYE BURADAYIM, ANLAMIŞ DEĞİLİM”
Duruşmada savunmasını yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi M.G Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında 2011 yılında iş verenin isteğiyle teftişte bulunduğunu söyledi. Bilirkişi raporunun 2012 yılında değişen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanuna göre hazırlandığını ifade eden M.G, kendisinin denetimlerinde söz konusu maden oacağında bir eksikliğin yer almadığını belirterek “Ben niye buradayım, anlamış değilim” dedi. M.G’nin bu sözü üzerine duruşma salonunda bulunan bulunan aileler tepki gösterirken mahkeme başkanı aileleri sessiz olmaları konusunda uyarıda bulundu.
SANIK E.B BERAATINI İSTEDİ
Savunmasını yapan bir diğer isim olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi E.B ise Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında son denetimini 2014 yılının şubat ayında yaptığını belirterek mevzuata uygun olarak denetimlerini yaptığı kaydederek teftişinde maden ocağında mevzuata aykırı bir durum tespit etmediğini söyledi. Yaptığı teftişlerde görevini layığıyla yaptığını belirten E.B, üzerine atılı suçları kabul etmediğini ifade ederek beraatını istedi. E.B ardından söz alan bazı sanık vekilleri ise davanın zaman aşımına uğradı yönünde savunmada bulundu.
“BU BİR ALELADE BİR İŞ CİNAYETİ DEĞİL”
Ailelerin avukatları ise davaya katılım talebinde bulunarak söz konusu davasının görevsizlikle Soma Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini istedi. Davaya Manisa Barosu olarak müdahil olmak istediklerini belirten Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona ise “Bu bir alelade bir iş cinayeti değil, iş kazası değil bu büyük bir katliamdır. Vicdani ve tarihsel sorumluluğumuz var. Manisa Barosu Başkanlığı olarak Avukatlık Kanunun 76. maddeden aldığımız güçle insan haklarını korumak ve savunmak ve aynı zamanda hukukun üstünlüğünü savunmak ve korumak görevi barolara kanunla verilmiş olduğundan dolayı Manisa Barosu Başkanlığı olarak bu davanın tarafı olmak istiyoruz. Katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları olan ailelerin burada katılma taleplerinin de kabul edilmesi gerekir” dedi.
Dosyanın suç tanımlamasının dosyanın içeriğiyle uyuşmadığını da belirten Rona, dosya ile ilgili verilecek cezanın ağır ceza mahkemesinin görev alanına girdiği ve mahkemenin görevsizlik kararı vermesini talep etti.
Duruşmada söz faciada yaşamını kaybedenlerin yakınları ise 10 yıldan bu yana adaleti bulamadıklarını belirterek davaya müdahil olmak istediklerini söyledi.
BAROLARIN KATILIM TALEBİNE RET
Mahkeme heyeti Manisa Barosu, İzmir Barosu ve Bağımsız Maden İş Sendikasını’nın müdahil olma taleplerini ret ederek ailelerin davaya müdahil olma ve davanın görevsizlikle Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ilişkin taleplerin ise incelenerek değerlendirilmesine karar vererek davayı 12 Eylül 2024 tarihine erteledi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
SOMA ADLİYESİ’NDEN DETAY
]]>Türkiye, İsrail saldırılarının hedefi olan Gazze’deki sivillere insani yardım ulaştırmayı sürdürüyor. Bu çerçevede AFAD koordinasyonunda Katar Kalkınma Fonu (QFFD), Sağlık Bakanlığı ve STK’ların iş birliği ile “Türkiye-Katar Gazze İyilik Gemisi” hazırlandı. Gıda, sağlık, hijyen ve barınma malzemelerinden oluşan bin 900 ton insani yardım gemiye yüklendi. Yüklenen gemi bugün Mersin Limanı’ndan uğurlandı. İyilik gemisinin 10 Mayıs Cuma günü Mısır’ın El Ariş Limanı’na varmasının planlandığı bildirildi. Bugüne kadar, AFAD, Sağlık Bakanlığı, Türk Kızılay ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle bölgeye insani yardım taşıyan 13 uçak ve 10 gemi gönderildiği belirtildi. Gemi seferleri, hava köprüsü, yerelden temin ve UNRWA iş birliği ile gönderilen insani yardım malzemelerinin toplamının 52 bin 16 tona ulaştığı açıklandı. Ayrıca Gazze’de sivillerin su ihtiyacını karşılamak için Mısır Kızılayı iş birliğiyle hayata geçirilen Mısır’dan şişelenmiş su tedarik edilmesi projesi kapsamında bugüne kadar ulaştırılan toplam su miktarı bin 735 ton olduğu kaydedildi.
“Gazze’de bir insanlık suçu bir soykırım uygulanmakta”
Uğurlama töreninde konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, “Bugün güzel bir niyetle buradayız. Gazze’ye uğurlayacağımız 11’inci gemimiz daha özel bir gemi. Katar Kalkınma Fonu’yla Türkiye Cumhuriyeti adına, AFAD başkanlığımızın organize etmiş olduğu iyilik gemisini biraz sonra Mısır’ın El Ariş Limanı’na Gazze’deki kardeşlerimiz için uğurlamış olacağız. Filistin meselesinde göstermiş olduğu dik duruş, Filistin ve Gazze halkına gösterdiği yardım ve dayanışmadan dolayı hem Katar devletine hem Katar halkına sayın bakanın şahsında şükranlarımı arz ediyorum. 7 Ekim’de İsrail’in Gazze’ye başlatmış olduğu insanlık dışı saldırılarla bugün bir insanlık suçu bir soykırım uygulanmakta. Bu saldırıları oluşturan ne İsrail ne de ona destek olanlar tarihin vicdanında yargılanmaktan kesinlikle kurtulamayacaklardır. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Türkiye Cumhuriyeti dün olduğu gibi bugün de yarın da Filistin’in haklı davasında uluslararası platformda Filistin’in yanında tam olarak durmaya devam edecek yine Filistin halkıyla, mazlum Filistin halkıyla ve Gazze halkıyla yardımlaşmaya ve dayanışmaya da devam edecektir” dedi.
“En kısa sürede kalıcı ateşkes sağlansın”
Sözlerini sürdüren Bakan Karaloğlu, “Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin 1 Mayıs günü açıklamış olduğu rapora göre şu ana kadar Gazze’de devam eden bu insanlık dışı saldırılar sonucunda34 bin 568 Gazzeli kardeşimiz şehit oldu. Yine 77 bin 765 Filistinli kardeşimiz yaralandı. 70 binden fazla konut kullanılamaz hale geldi, yerle bir oldu. 290 bin konut hasarlı oturulamaz durumda. Bir milyon 700 bin Filistinli kardeşimiz yerinden olmuş, evinden olmuş, sokağından olmuş, mahallesinden olmuş. İşte Filistinli kardeşlerimizin içerisinde bulunduğu bu duruma Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti kayıtsız kalmamış, AFAD’ın başkanlığında bugüne kadar 13 uçak ve 10 gemiyle 52 ton insani ve barınma yardımını Gazze’ye ulaştırmış durumdayız. 11’inci gemimiz hemen yanı başımızda. Bu gemi daha farklı bir gemi. Bu gemiyi Türkiye Cumhuriyeti’yle Katar Kalkınma Fonu ortak hazırladı. Bu gemide bin 900 ton yardım malzemesi var. Gıda, hijyen ve barınma yardım malzemesi var. Temennimiz odur ki en kısa sürede kalıcı ateşkes sağlansın. Gazzeli kardeşlerimiz kendi topraklarında, kendi memleketlerinde barış içerisinde yaşamaya devam etsin. Bizim gönderdiğimiz bu yardımlar da onların ihtiyaçlarını gidersin. ve onların yaralarına merhem olsun diye de temenni ediyorum” diye konuştu.
Al-Khater: “Eşi benzeri olmayan bir insani dram yaşamaktadırlar”
Katar Uluslararası İşbirliğinden Sorumlu Devlet Bakanı Lolwah Rashid Al-Khater ise, “Katar’la kardeş ülke Türkiye olarak iş birliğimizi ve kardeşlik ilişkilerimizin uygun ve güzel bir örneğini burada yaşamaktayız. Birazdan yolcu edeceğimiz gemi Mısır’a gidecek. Oradan da Gazze’deki kardeşlerimize ulaştırılacak yardımlar. Gerek zorunlu göçe maruz kalan, ölümlere maruz kalan, 7 aydır bu sıkıntıyı çeken Gazzeli kardeşlerimize ulaştırılacak yardımdan bahsediyoruz. Gerçekten ışıktan harflerle yazdıkları fedakarlıkların destanlarını burada görmekteyiz. Bütün dünyayı da zaten ayağa kaldıran bu gibi acı öykülere maruz kalmaktadırlar. Tarih bunu yazacaktır tabii ki. Şimdi Gazze’ye gidecek olan bütün yardımcı insani yardımlar yasal olarak yükümlülüktür her şeyden önce. İnsanlık olarak da bizim görevimizdir. 4. Cenevre Anlaşması çerçevesinde baktığımızda İsrail işgalci kuvvetlerinin de sorumlulukları söz konusu. Geçtiğimiz iki günde Refah Belediyesi’ne acımasızca saldırılar, müdahaleler söz konusu oldu İsrail işgal güçleri tarafından. Sınır kapısını ele geçirdiler biliyorsunuz. Yardımların geçişini engellemeye devam ediyorlar şu aşamada. Yani öldürmeleri, can almaları, göçe zorlamaları çabası deyim yerindeyse. Bu insanlar zaten Gazze’den bu bölgeye göç etmiş insanlar. Bunları tekrar göçe zorlayan bir rejimden bahsediyoruz. Eşi benzeri olmayan bir insani dram yaşamaktadırlar” şeklinde konuştu.
“Katar olarak Kardeş Türkiye’nin üstlendiği tüm çabaları takdirle karşılamaktayız”
Katarlı Bakan Al-Khater sözlerinin devamında, “Bugünkü girişimimiz bilindiği üzere Katar’la Türkiye arasındaki ortak bir vizyonu ortaya koymaktayız. Gerek bölgesel gerekse ikili anlamda iş birliğinin pekiştirilmesi konusunda da büyük bir örnektir diye düşünmekteyiz. İsrail’in Gazze’ye yaptıkları saldırıların bir an önce durması konusunda gereken tedbirlerin alınması hususunda biz de çağrımızı yapmaktayız her vesileyle. Gerek gıda konusunda, gerek sivillerin korunması konusunda, toplu cezalandırma siyasetinden, politikasından vazgeçmelidir İsrail. Uluslararası hukuk, uluslararası insani hukuk da bunu gerektirmektedir zaten. Bilindiği üzere Katar devleti olarak Mısır Arap milletiyle, Amerika Birleşik Devletleri arasında ilişkilerimiz devam etmektedir ki bir an önce Gazze’de ateşkesin sağlanması hususunda görüşmelerimiz devam etmekte. Filistin davasına adil ve kapsayıcı, kapsamlı bir çözüm için gereken politik çalışmalarımız devam etmektedir. Bunların tekrar başlaması için de sivillerin korunması konusunda da girişimlerimiz devam etmektedir. Biz Katar devleti olarak kardeş Türkiye’nin güttüğü ve üstlendiği, yapmakta olduğu tüm çabaları da takdirle karşılamaktayız. Yani Gazze konusunda, gerekse uluslararası ve bölgesel bazda bunu dile getiririz her vesileyle bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrarın deyim yerindeyse temellerini atmak için biz buradayız hep beraber. Dünyada milyonların yararlanabileceği birçok konuda biz Türkiye’yle iş birliği içerisindeyiz. Katar devletiyle Türkiye Cumhuriyeti arasındaki gelişmekte olan stratejik risklerin varmış olduğu düzeyden de son derece gurur duyduğumuzu burada ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Katar Devlet Bakanı Al-Khater, İçişleri Bakan Yardımcısı Karaloğlu, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yasin Ekrem Serim, AFAD Başkanı Okay Memiş ve Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan’ın aralarında olduğu heyet gemiyi uğurladı. – MERSİN
]]>MBB Meclisi, 2024-2029 dönemi yönetimini seçti. İstanbul Beyoğlu’nda bir otelde düzenlenen MBB Meclis toplantısında, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı ve 2019-2024 Dönemi MBB Başkanı Tahir Büyükakın birer konuşma yaptı.
“Marmara Belediyeler Birliği’ni son derece önemsiyorum” diyerek sözlerine başlayan İmamoğlu şunları söyledi:
“YERELLİLİK ÖNEMLİDİR”
“Marmara Bölgesi baktığınızda Türkiye’nin dokuzda birinden bile küçük ama bir başka açısıyla Türkiye’miz de üç vatandaşımızdan birinin yaşadığı bir yer. Bu kadar ters orantılı bir yerleşim dünyada bir bölgenin, bir yörenin üzerine bu kadar yük edilmiş bir yoğunluk çok fazla rastlanır bir durum değil. Bunun sorumluluğu olduğu kadar tabii aynı zamanda sorunları da var. Bir yanın bizim hepimizin üzerinde olan omuzlarında olan sorumluluk tarafı var ama bir yanıyla da yığılmış sorunları var. Çözümlerin de hiçbirisi az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi bireysel marifetle ya da bir sadece bir ilçenin, beldenin ya da bir büyükşehirin marifetiyle çözülmesi mümkün değildir. Yerellik önemlidir. Tabii ki hükümetin merkezi idarenin katkıları da önemlidir. Ama artık dünyada birçok yerde ispat edilmiştir ki yerelleşmenin yereldeki yönetimlerin güçlendirilmesinin vatandaşın daha nitelikli daha kaliteli hizmet almasının sağladığı imkanlar ispat edilmiş ve daha yüksek seviyededir.
“YERELDEKİ YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİNİN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞU HERKESİN ORTAK GÖRÜŞÜ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”
Bu manada Marmara Belediyeler Birliği’nin oluşturduğu bu çatının belediyelerin iş birliği sürecinin geçmişten bugüne yükselen ivmesinin gelecekte daha da güçlü bir seviyeye ulaşacağını düşünüyorum. Çünkü bugün dahi yerelleşmenin, yereldeki yönetimlerin güçlendirilmesinin ne kadar önemli olduğunu aslında siyasi görüşü fark etmeksizin herkesin ortak görüşü olduğunu düşünüyorum. Bu kapsamda açık ve net ifade edeyim. Buradaki çalışmalar çok kıymetlidir, çok değerlidir. Son beş yılda da Marmara Belediyeler Birliği’nde görev yapan arkadaşlarımızı daha etkin bir biçimde takip ettik. Bu noktada arzu ettiğimiz teamüllerin burada da devam etmiş olması ve bazı noktalarda ya da bazı kurum, kuruluşlarda bunun ihlal edilmesine rağmen burada bunun muhafaza edilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu noktada buranın bu kapsayıcılığına emek harcayan bunu elbette koruyan başkana, heyetine ve buradaki yöneticilerine de bu beş yıl adına teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
“YERELE YÖNETİMLERDE NABIZ VARSA DEMOKRASİ CANLIDIR”
Belediyeler vatandaşların devletle kurduğu ilişkinin başlangıç noktasıdır. Kamu hizmetlerine ve kamusal haklara erişimin en etkili yoludur. Seçmen iradesinin demokratik yollarla kamu idaresine doğrudan yansıdığı yerler belediyelerdir. Dolayısıyla bir toplumda demokrasinin standardının ve kalitesinin en önemli göstergesi de yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimlerde nabız varsa demokrasi canlıdır. Bu nedenle vatandaşın her şeyden önce milletine ve devletin adaletine duyduğu güvenin en temel taşlarından biri olan belediyelerin iyi yönetilmesi gerçekten çok ama çok önemlidir. Bu kapsamda her birimiz ne kadar asil bir ve önemli bir sorumluluğa sahip olduğunuzun da altını çizmek gerekir. Toplumların demokrasi, kültürü ve tecrübesi geliştikçe belediye sayılarının arttığını, yetki alanlarının genişlediğini, finansal kaynaklarının çeşitlendiğini görüyoruz. Buna karşın bir ülkenin demokrasi kalitesi düştükçe demokrasisi zayıfladıkça belediye sayıları azalıyor. Yetki alanları daralıyor. Finansal olarak merkezi yönetime bağımlılığı artıyor.
“ÜLKEMİZİN İHTİYAÇ DUYDUĞU YEREL YÖNETİM VİZYONU DEMOKRASİMİZİN GELECEĞİNDE ASLA AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”
Bizler belediye başkanları olarak biliyoruz ki vatandaşın ilk sığınağı olan belediyeler çok önemlidir. Belediyelerin güçlendirilmesi demek, vatandaşların da güçlendirilmesi demektir. Yurttaşlar belediyeye yakın oldukça aldığı hizmetler kolaylaşır, hizmet maliyetleri düşer, yerel kalkınma hızlanır ve yerel istihdam güçlenir. İktidar da hangi parti olursa olsun vatandaşların en iyi hizmetleri en kolay ve en düşük maliyetle alabilmesinin yolunun açılabilmesi için yerel yönetimlerin güçlendirilmesi şarttır. Şehirlerin kalkınmasının sürdürülebilir olması afetlere ve kriz karşı dayanıklı kılınması hem kısıtlı kaynakların doğru kullanımı hem de ekonomik ve sosyal hayatın gelişimi için oldukça önemlidir. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu yerel yönetim vizyonu, demokrasimizin geleceğinden asla ayrı düşünülemez. Türkiye’de hem hükümetin hem de muhalefetin ilk gündemlerinden birisi de mutlaka bu olmalıdır.
“DİĞER BELEDİYELER İLE DAYANIŞMAK ZORUNDAYIZ”
Belediyelerinin yetki alanının genişletilmesi ve yönetimsel olarak güçlendirilmesi elbette tek başına yeterli değildir, olmaz. Belediyelerin aynı zamanda liyakatli kadrolarla verimli çalışma yöntemleri ve hizmet kalitesi de sürekli arttırılmalıdır. Belediyeler kısıtlı kaynaklar ve hizmetlerini maksimize etmeye çalışırken bir de yaşanan ne yazık ki ekonomik krizin yarattığı etkiler ile boğuşmaya her birimimiz, her belediyemiz devam etmektedir. Altyapılar için kullandığımız malzeme ve özellikle maliyet ve emtia fiyatlarının pek çoğu artarken, dolar kurunun etkisi de yüksek oranda hissedilmektedir. Teknoloji yatırımı, ekonomik kısıtlar nedeniyle de çok zorlaşmıştır. Ne yazık ki personel ücretlerinin de bu enflasyonun yüksek olduğu ortamdaki haklı artışı belediye bütçelerinin gücünü aşmaya başlamıştır. Pek çok belediye kaynaklarının önemli bir kısmı ile sadece personel giderlerini karşılayabilmektedirler. Bu yüzden hem vatandaşla hem de diğer belediyeler ile hep beraber dayanışmak zorundayız.
“MARMARA BÖLGESİ’NDE YER ALAN BELEDİYELER OLARAK BİZLER ÇOK BÜYÜK SORUNLARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
Türkiye Belediyeler Birliği ve Bölge Belediyeler birlikleri yanında özellikle Sağlıklı Kentler Birliği, Boğaz Belediyeler Birliği, Tarihi Kentler Belediyeler Birliği gibi tematik birlikler belediyelerin ortak çalışmalarında bir arada olması, dayanışması, bu iş için önemli bir zemin olacaktır. Açık söyleyeyim, tam da bu noktada az önce bahsettiğim tüm prensipler ve gelişmeler doğrultusunda bu birliklerin önemi ve misyonu ortadadır. Tabii bu böyle bir misyonun hakkını verebilmek adına da belediyelerin hep birlikte siyasi parti ayrımı yapmaksızın siyasi baskılardan uzak, vatandaşın iyiliğinden başka muradı olmayan bir anlayış ile yönetilmesi şarttır. Marmara Bölgesi az önce de ifade ettiğim gibi Türkiye için çok önemlidir. Türkiye’nin batıdan doğuya açılan kapısıdır. Bölgede özellikle yaşam kalitesinde yaşanan gelişmeyi, doğuya doğru kaydırma, aktarma yeteneği bulunmaktadır. Bu yetenek Marmara Bölgesi’ni Türkiye’nin gelişimi açısından da oldukça önemli bir noktaya koymaktadır. Ancak ne yazık ki Marmara Bölgesi’nde yer alan belediyeler olarak bizler de çok büyük sorunlarla karşı karşıyayız.
“DEPREM VE DOĞAL AFETLERLE MÜCADELE, MİLLİ GÜVENLİK VE BEKA SORUNUDUR”
Bunların başında bence artık hepimiz net bir tarif yapmakta olduğumuz ve beka sorunu diye tariflediğimiz deprem ve diğer doğal afetlere karşı dayanıklılık konusu gelmekte olduğunu hepimiz biliyoruz. Deprem ve doğal afetlerle mücadele bir milli güvenlik ve beka sorunudur. Özellikle İstanbul ve yakın çevresi için. Bu meseleyi partiler üstü siyaset üstü bir sürece taşıyarak ayrımlar yapmadan bu anlayışla yönetmek hepimiz için elzemdir. Marmara Bölgesi’nde yaşayan halkın güvenliği için kentsel dayanıklılığın arttırılması, deprem risklerinin yönetimi ve afet riskinin azaltılması açısından uzun vadeli, sürdürülebilir çözümlerinin geliştirilmesi hepimizin tüm kamu yöneticilerinin boynunun borcu olduğunu hep birlikte bilmek zorundayız. Bu konuda Marmara Belediyeler Birliği kolaylaştırıcı ve destekleyici bir rol üstlenmeli ve doğal afet ve depremlere yönelik yapılan farklı eylem planlarındaki çelişkileri çok üst seviyede yapıcı bir anlayış ile ortaya çok güçlü önerileri geliştirmelidir.
“MARMARA BÖLGESİ’NDE DEPREM RİSKİNİN YANI SIRA PEK ÇOK RİSK İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
Marmara Bölgesi’nde deprem riskinin yanı sıra pek çok risk ile de hep birlikte karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Küreselleşme ve iklim krizinin tetiklediği problemlerle mücadele etmek için gerçek anlamda güçlü bir güç birliğine hepimizin ihtiyacı vardır. Bunu en son yaşadığımız ki Tahir başkanın ifade ettiği müsilaj problemlerinde çok net olarak yaşanır ve gördük. Kaldı ki hemen pandeminin ardından yaşadığımız bu olay aslında birçok konuya ne kadar hazırlıksız olduğumuzu da hep beraber hissettik. Marmara Denizi, planlama ve yönetim açısından bütüncül olarak ele alınması gereken bir yapıdır ve bu anlamda çok hassas bir yapıdır. Marmara Denizi bir iç denizdir ve yetkiyle sorumluluk büyük ölçüde de merkezi yönetimlerdedir. Toplum yararı için kurumlar arasında ortak hedeflerde buluşmayı, dayanışmayı ve özellikle adaleti sağlayan bir düzene hepimizin milletçe ihtiyacı vardır. Ergene Havzası, Bandırma Havzası gibi çevre sorunlarının öne çıktığı endüstriyel kirlenme altındaki önemli tarım havzaları da sizin ön sırada gündemi olmalıdır. Bu havzalar başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nin tarım ve hayvancılık potansiyelinin en etkin şekilde değerlendirilmesi, iklim duyarlı tarım olanaklarının ve kentsel nüfusun yoğunlaştığı bölgemizde güvenli gıdaya erişim olanaklarının arttırılması da öncelikli konularımızdan biri olmalıdır.
“KANAL İSTANBUL SÜRECİ MARMARA BELEDİYELER BİRLİĞİ’NCE ELE ALINARAK KAMUOYU İLE TARAFSIZ BİR BİÇİMDE PAYLAŞILMASI ÖNEMLİ KONUDUR”
Ülkenin ulaşım ve lojistik ağlarının kümelendiği Marmara Bölgemizde hem kentsel, hem de bölgesel ulaşım sorunlarının çözülmesi kentsel ulaşım kalitesinin arttırılması anlamında da çok önemli işlerimizin olduğu nettir. Bunun yanında ulaşım altyapısını güçlendirilmesi, olası büyük deprem anında dayanıklığımızı arttıracaktır ve bu konu bu yönüyle Marmara Belediyeler Birliği çok önemli konularının birisidir. Burada çok öncü gündem birliği ve yaklaşım birliği ve aynı zamanda ortak akıl masal masalarının en üst seviyede kurulmasının şart olduğunu düşünüyorum. Umuyor ve diliyorum ki bilimsel çalışmaların ortaya koyduğu büyük risk ve tehditlerin katılımcı süreçlerle gerçekleştirilen çok boyutlu değerlendirmelerin ve vatandaşlarımızın güçlü itirazlarının bir sonucu olarak meselesinin bilimsel ve teknik bir biçimde ele alınmasının şart olduğu Kanal İstanbul sürecinin de Marmara Belediyeler Birliği’nce bütün teknik ve altyapıyla ele alınarak sonucunun kamuoyu ile bağımsız ve özgün bir biçimde, tarafsız bir biçimde paylaşılması da önemli bir konudur.
“YENİ BİR SİYASİ DÖNEMİN İÇİNDE OLDUĞUMUZU HER BİRİMİZİN BİLMESİ ŞARTTIR”
Tüm bu önemli sorunlar ve bunun gibi başka anlamlı konuları da bilimsel akılla, konuların uzmanlarıyla, uluslar ve uluslararası ulusal ve uluslararası katılımcı süreçlerle inceleyerek ele almakta hep birlikte temel prensiplerimiz olmalı. Bunun için tüm belediyelerin birlikler aracılığıyla verimli çalışma ve yaratıcı çözümler geliştirme konusunda teşvik etmeliyiz. Birbirimizi güçlendirmeliyiz. Daha yan yana olmalı, daha çok birlikte düşünmeliyiz. Bu nedenle Marmara Belediyeler Birliği’nin ana rollerinden birisinin Marmara Bölgesi’ne ilişkin sorunların çözümü için farkındalık yaratmak olduğunu düşünüyor ve bunu en üst seviyede destekliyorum. Bu farkındalığı güçlendirebilecek yeni bir siyasi dönemin de içinde olduğumuzu her birimizin bilmesi şarttır. Bu dönemin bence iki temel özelliği vardır. Birincisi özellikle seçmenler son seçimlerde merkezi ve yerel yönetimler arasında yeni bir denge oluşturmuştur. Bu dengenin vatandaşın hayrına bir iş birliğine dönüşmesini yürekten umuyorum ve diliyorum. İkincisi aynı zamanda seçmen siyaseti normalleştirmeye siyaseti kutuplaştırma değil bir araya gelme unsuru olarak sistemi olarak tanımlamayı hepimize göstermiştir. Net olarak hissettirmiştir ve hatta zorlamıştır. Bu konuda samimiyetin iş birliği alanlarının genişletilmesinin bize çok büyük fırsatlar sunacağını biliyor ve inanıyorum.
“VATANDAŞLARIMIZ DA BU SÜREDE BİZİ SINAYACAK”
Tabii vatandaşlarımızın da bu sürede bizi sınayacağını, bizi takip edeceğini düşünüyorum. Bu konuda özellikle siyasal iklimin yarattığı olumlu hava Marmara Belediyeler Birliği’nin yeni döneminde temel dayanaklardan birisi olmak zorunda. Birliğimizin ve karar mekanizmalarımızın özellikle hem kaynak dağıtımında adaletle yönetilen yapılar olması hem de iş birliği masalarının en güçlü şekilde kurulması da değerlidir. Böyle yaparsak ülkemizin bölgesel bazda yaşadığı eşitsizliklerin çözümüne de yoğun katkı sunacaktır. Ülkemizde var olan bütün iyi gelişmelerin, yakın coğrafyayı ve ülkeyi de çok pozitif etkilediğini hepimiz biliyoruz. Sözlerimi sonlandırmadan önce ifade etmek isterim ki 2019 sonrasında hep beraber süreci yönetirken zor koşullara rağmen pandemi, çevre, müsilaj gibi bütün krizlere rağmen belediyeler mazeret değil, çözüm ve maharet üretme yeri olduğunu hep beraber yaşadık. O bakımdan Marmara Bölgesi Belediyeleri olarak inşallah Türkiye’nin lokomotifi olacak güçlü bir çalışma sürecini hep beraber yaratır ve ortaya koyarız. Bundan da ülkemizin en üst seviyede faydalanmasını diliyorum. Tekrar geçmişten bugüne görev alan bütün başkanlarımızı minnetle anıyorum. Tahir Bey’e başarılı görev döneminden dolayı teşekkür ediyorum.
]]>
(İZMİR)- 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları, yoğun çalışma temposu, artan iş yükü ve düşük ücret başta olmak üzere yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek İzmir’de 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. Türk Büro Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Cumhur Çil, personelin özlük ve sosyal haklarının iyileştirilmesi, personel sayısının artırılarak vardiya düzenlemesine gidilmesi gerektiğini belirterek “Türk Büro Sen olarak 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarının sorun ve taleplerinin takipçisi olacağız” dedi.
112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları, yoğun çalışma temposu, artan iş yükü ve düşük ücret gibi sorunlarını ve taleplerini dile getirmek için İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere tüm illerde eş zamanlı basın açıklaması yaptı. İzmir’deki açıklama, Bornova Doğanlar’da bulunan 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü önünde yapıldı. 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları adına konuşan Türk Büro Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Cumhur Çil, merkez personelinin mesai kavramı gözetmeksizin yoğun ve tempolu şartlarda çalıştığını ifade ederek, personelin doğru bilgiye ulaşmak için zamanla yarıştığını ve doğru yönlendirme yapmanın hayati önem taşıdığı bilinciyle hareket ettiğini söyledi.
PERSONELİN TALEPLERİNİ SIRALADI
Kurulduğu günden bugüne 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarının sorunları ile ilgili Türk Büro-Sen olarak bakanlık ile görüşmeler yaptıklarını belirten Başkan Çil, bu görüşmeler çerçevesinde yetkililerin yaptığı çalışmalara rağmen artan iş yükü ve yeni eklenen görevlerle mevcut sorunlara yenilerinin eklendiğini söyledi. Çil, Türk Büro-Sen olarak 112 Acil Çağrı Merkezi personelinin yaşadıkları sorun ve bunlara ilişkin çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
“· Ülke genelinde 112 Çağrı Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren diğer kurum çalışanlarına kıyasla önem derecesi yüksek olan görevi ifa eden 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarının özlük ve sosyal haklarının iyileştirilmesi,
· 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları radyasyonlu ortamda görev yapmaları nedeniyle çeşitli meslek hastalıkları ile karşı karşıya kalmakta olup, kurum çalışanlarına yıpranma hakkı verilmesi,
· Mevcut 112 Acil Çağrı Merkezleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nin günün şartlarına uygun hale getirilmesi ile ayrıca çalışma saatleri eşitsizliğinin giderilmesi,
· 657 sayılı kanunun 99’uncu ve 178’inci maddelerinde yer alan fazla çalışma ücretinin 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarına da ödenmesi ile bu ücretin resmi tatil ve bayram günlerinde normal günlerden farklı değerlendirilmesi,
· Yetersiz olan personel sayısının artırılarak genele yaygın vardiya düzenlemesine gidilmesi ile illerin vardiya sistemi belirlenirken personel sayısı, çağrı yoğunluğu ve ulaşım ile yemek sorununun dikkate alınması,
· Hedefi olan çalışanın daha verimli olacağı göz önünde bulundurularak, ara yönetici kadrolarının (şef, müdür yardımcısı vb.) ihdas edilmesi,
· Günlük çağrı ortalaması makul sınırın oldukça üstünde olan illerde ivedi olarak yeni personel istihdamının sağlanması,
· İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 19.09.2019 tarih ve 15982 sayılı yazısında da belirtildiği üzere, 112 Acil Çağrı Merkezlerinde faaliyetlerin daha sağlıklı sunulabilmesi için, 112 Çağrı Merkezi personelinin valiliklere bağlı başka birimlerde görevlendirilmemesi,
· 2022-2023 yıllarını kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme’nin 21. maddesi gereği, 112 Acil Çağrı Merkezlerinde çalışan personelden yalnızca ‘Çağrı Karşılama Memuru’ unvanlı personelin ek ödeme oranlarına 10 puan ilave edilmiştir. 6. Dönem Toplu Sözleşme’de verilen bu hak, 7. Dönem Toplu Sözleşme’de de devam etmekte, aynı kurumda çalışan ve kadro unvanları farklı olsa dahi aynı işi yapan 112 Acil Çağrı Merkezi personeli bu ek ödeme ilave puanından yararlanamamaktadır. ‘Çağrı Karşılama Memuru’ kadrosunda görevli personelin lehine yapılan düzenlemenin 112 Acil Çağrı Müdürlüklerinde görevli diğer bütün unvanlardaki personel için de uygulanmasının sağlanması,
· 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü bünyesinde görev yapan diğer Bakanlıklara bağlı çalışanların, farklı ödemelerle (döner sermaye, tayın bedeli vb.) mağduriyetleri bir ölçüde giderilmekteyken; ilk çağrıyı alarak süreci başlatan ve tayın bedelinden yararlanamayan 112 Acil Çağrı Müdürlüğü personeline ivedi olarak tayın bedeli verilmesinin sağlanması bir bütün olarak önem arz etmektedir.”
“112 ACİL ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞANLARININ SORUN VE TALEPLERİNİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Türk Büro Sen olarak tespit ettikleri sorunların giderilmesi ve taleplerin karşılanması ile şartların iyileştirilmesi durumunda personelin memnuniyetinin ve kurum aidiyetinin artacağını, bunun da sunulan hizmetin kalitesini artıracağına vurgu yapan Çil, Türk Büro Sen olarak 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarının sorun ve taleplerinin takipçisi olacaklarını söyledi.
]]>
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü öncülüğünde Hitit ve Ankara Üniversiteleri işbirliğiyle düzenlenen Türkiye’de yerli ve yabancı bilim insanlarınca gerçekleştirilen Hitit Dönemi, kazı, araştırma ve filolojik çalışmaların sunulacağı, bilim dünyasına duyurulacağı “Hititlerin İzinde: Yeni Bilgiler ve Perspektifler” konulu sempozyum başladı.
Hitit İmparatorluğu’nun kültürel zenginliğini korumak ve yaşatmak, geçmiş ve bugün arasında bağ kurarak Hititlerin politikası, ekonomisi, sanatı ve dini inançları hakkında daha fazla bilgi edinmek ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla düzenlenen sempozyuma 100’den fazla bilim insanı, uzman ve yönetici katılırken programda Hititler ve Hititlere yönelik bilimsel çalışmalar ve sonuçlarına ilişkin 29 bildiri sunulacak.
Sempozyumun açılış programına katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Anadolu tarihinin temel taşlarından biri Hitit İmparatorluğunun, yazılı belgelere dayalı bir devlet yapısına sahip olması, insanlığa tarihin erken dönemlerinden kalma önemli bir bilgi kaynağına sahip olma ve Anadolu’nun eski çağ tarihini anlama imkanı sunduğunu söyledi.
Hitit İmparatorluğu’nun sadece Anadolu ve Mezopatamya coğrafyası için değil tüm dünya için örnek alınan, araştırılması gereken bir uygarlık olduğuna dikkat çeken Yazgı, bu uygarlığın bir marka değeri oluşturulması noktasında büyük bir çaba içerisinde olduklarını açıkladı.
Hititler’in, Anadolu’da tarımın gelişmesine ve şehirleşmenin yayılmasına önemli katkılarda bulunduğunu anlatan Yazgı, şunları kaydetti; “Bu ekonomik ve kültürel canlılığın artırılmasına, yaşam standardının artırılmasına yönelik önemli kararlar almışlardır. Hitit imparatorluğunun bu kültürün dünya çapında tanıtılması bizim için önemli önceliklerimizden bir tanesi. Anadolu’nun tarihi ve kültürel kimliğini anlamak için kilit bir öneme sahip olan Hititlerin kültürel mirası, günümüzde Anadolu’nun ve dünya tarihinin bir parçası olarak yaşamaya devam etmektedir, bu da geçmişin günümüze olan etkisini ve önemini vurgularken bilimsel araştırmalarla bunu ortaya koydu. Günümüz dünyasında insanlığın karşısına çıkan başlıca sorunlara binlerce yıl önce duyarlılık gösteren ve çözümler bulan Hititlerin adalet anlayışı, kadın hakları konusundaki ileri görüşlü tutumları, Çok kültürlü yapısı ve hoşgörü anlayışı, çevreyi koruma ve sürdürülebilirlik konusundaki duyarlılıklarının daha adil, barışçıl ve sürdürülebilir bir dünya için bizlere ilham kaynağı olması gerektiğini düşünüyorum”
Anadolu da ilk kazıların başladığı bu Çorum’da günümüzde de çok önemli kazı çalışmaları sürdürüldüğünü ve bu çalışmaların bilim camiası tarafından merakla takip edildiğini kaydeden Bakan Yardımcısı Yazgı, “2023 yılında yaklaşık 25 tane yüzey araştırması, kazı çalışması ve arkeolojik çalışmaları Çorum’da gerçekleştirdik. Bu sayının artırılması için ciddi bir çaba içerisindeyiz. Başta, Hitit merkezinde yer alan Boğazköy, Alacahöyük, Ortaköy-Şapinuva ve diğer Hitit kentlerinde sürdürülen uzun soluklu ve geleneksel arkeolojik kazı çalışmaları ile ortaya çıkarılan kültürel miras, toplumun bütün fertlerine ortak geçmişlerini anlatan, aralarındaki bağı güçlendiren önemli bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Bakanlık olarak, geçmişten devraldığımız mirasa sahip çıkmak ve emanet bilinciyle gelecek nesillere aktarmak için kararlılıkla çalışırken, bu değerleri oluşturan çok kültürlü zengin geçmişin ve tarihsel kimliğin anlaşılmasında ve tanıtılmasında bütün dinamiklerin birlikte hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, Türk arkeoloji çalışmalarında yeni bir dönemin temsilcisi olarak ortaya çıkan, Arkeoloji ve ilgili bilim alanlarında dünyanın çeşitli bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapmayı, kültürel mirası korumayı ve bu alanda bilimsel çalışmaları teşvik etmeyi amaçlayan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfını kurduk. Bu Vakfa bağlı olarak hizmet verecek olan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsünün, önümüzdeki yıllarda gerek ülkemizde gerekse dünya çapında önemli bilimsel çalışmalara imza atacağına ve kültürel mirasın araştırılması, korunması ve tanıtılması noktasında değerli katkılar sağlayacağına gönülden inanıyorum.
Artık arkeoloji Türkiye’de farklı bir bakış açısıyla ele alındığını anlatan Yazgın, “Hitit Medeniyetinin günümüze kadar süre gelen kültürel zenginliği ülkemiz için bir marka değeri taşımaktadır. Bu zenginliği korumak ve yaşatmak, geçmiş ve bugün arasında bağ kurarak gelecek kuşaklara aktarmak, hepimizin görevidir. Bu çerçevede, “Geleceğe Miras” projesi ile arkeolojik kazı çalışmalarımızın hem bütçelerini hem de lojistiklerini tarihinde görülmemiş bir oranda artırarak ekiplerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılayacağız. Artık arkeoloji Türkiye’de farklı bir bakış açısıyla ele alınıyor. Bütçelerimizi, imkanlarımızı, arkeolojik çalışmaları artırma noktasında çok ciddi motivasyon sağlamış durumdayız. Bu dönemi Türk arkeolojisinin altın çağı olarak tanımlıyoruz. Hedefimiz, son 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanları 4 yılda içinde yapmak. Bu dönem Türk arkeolojisinin altın çağı olacaktır. Bu konuda hocalarımıza, kazı başkanlarımıza güveniyoruz. Onlarla birlikte bu amacı gerçekleştireceğiz. Gelece miras projesi çerçevesinde arkeolojik kazılarla birlikte çıkan bulguların, yapıların restorasyonuyla turizme katılmasıyla birlikte büyük bir sinerji oluşturuyor. Kültür turizminin başkenti olacağına inandığımız Çorum içinde bu çok önemli” ifadelerini kullandı.
Yazgın, Anadolu’nun Kaya Anıtları ve Yazıtları Projesi çerçevesinde ülkemizde bulunan Hitit anıtlarının da olduğu kaya anıtları ve kitabelerinin kataloglaması, 3D taraması ve kayıt altına alınarak belgelenmesine yönelik olarak çalışmaların tamamlanmasının planlandığını belirtti.
Cumhuriyet tarihinde Atatürk’ün talimatlarıyla ve Türk Tarih Kurumu desteğiyle başlayan ilk kazılardan olan Alacahöyük kazılarının önemine dikkat çeken Yazgı, Alacahöyük’ün gerçek anlamda da Anadolu ve Hitit uygarlığının tanınmasında bir marka değeri olduğunu, marka değerinin tanıtılması noktasında yoğun bir çaba içerisinde olduklarını sözlerine ekledi.
Açılış programına Vali Zülkif Dağlı, Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, İl Jandarma Komutanı Kd. Alb. Naim Çetinkaya, Emniyet Müdürü Arif Pehlivan katıldı. – ÇORUM
]]>(DİYARBAKIR) – Ülkede yaşayan ekonomik kriz ve işsizlik, Diyarbakır esnafını da olumsuz etkiledi. Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, kentte son bir yıl içerisinde bin 123 işletmenin kapandığını belirterek, “Şu an gençlerde Avrupa ülkelerine gitme gibi bir furya gündemde. İnsanlarımızın çoğu burada iş bulamadığı için Avrupa’ya gitmeye çalışıyor” dedi.
DESOB Başkanı Alican Ebedinoğlu, ekonomik krizin kentteki etkisini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. “Özellikle son 5-6 yıldır pandemi süreci, ardından yaşanan ekonomik dalgalanmalar, son olarak bölgemizin 11 ilini etkileyen depremin ardından gerek halkımız gerekse de esnaf ve sanatkarlarımız ciddi bir anlamda etkilendi ve bu etki devam etmektedir” diyen Ebedinoğlu, şöyle konuştu:
“Yıllardır bölgenin kalkınması için teşvikler veriliyor. Bu teşvikler 18 bin kişinin istihdam edildiği Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’ne veriliyor. Oysa esnaf ve sanatkarlara baktığımızda 100 bin dolayında istihdam sağlıyor. Esnaf ve sanatkar devletin istihdam yükünü sırtında alıyor. Bu nedenle mutlak suretle esnafın ayakta kalması gerekiyor. Son dönemlerde artan faiz oranları ve enflasyon birçok kesimi etkilediği gibi esnafı da çok ciddi bir şekilde etkiledi. Diyarbakır’da son bir yılda bin 123 esnaf işletmesini kapatmak zorunda kaldı. Bunların en büyük kesimi hizmet sektörüdür. Bu sektör en fazla istihdam sağlayan alandır” dedi.
‘ŞU ANDA BÜYÜK BALIK KÜÇÜK BALIĞI YUTMAKTA’
Ebedinoğlu, zincir marketlerin yaygınlaşmasının esnafa olan etkisini ‘büyük balık, küçük balığı yutuyor’ olarak yorumlarken, bu marketlerin bulundukları kentlerin vergi gelirlerine bir katkı sağlamadığına dikkat çekti. Zincir marketlerde alışveriş yapanları alacakları ürünlerin son kullanma tarihlerine dikkat etmeleri çağrısında bulunan Ebedinoğlu, şunları söyledi:
“Darbe yiyen başka bir esnaf kesiminden de söz etmek istiyorum. Diyarbakır’da, 10 yıl önce 5 bin 600 civarında olan bakkal sayısı maalesef şu an 2 bin 200’e inmiş. Bunun en büyük nedenlerinden biri de zincir, hiper ve süper marketlerdir. Bununla ilgili TESK olarak, yıllardır TBMM’de çıkmasını beklediğimiz perakende yasası vardır. Bu yasa çıkmadığı takdirde ticarette ahlaklı bir düzen sağlanamaz. Neden sağlanamaz? Şu anda büyük balık, küçük balığı yutmaktadır. Büyük holdingler bu kesimi bitirme noktasına getirdi. Bu kesimin vatandaşlarımızı mağdur ettiğini tespit ettiğimiz bir konuya da paylaşmak istiyorum. Bu zincir marketlerde son kullanma tarihi az kalmış ürünler satılmaktadır. Diyarbakır’da tespit ettiğimiz bu konuyu Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve ilgili kurumlara ilettikten sonra binlerce ürün imha edildi. Halen aynı sistem devam ediyor. Vatandaşlarımızı özellikle o market zincirlerinden alışveriş yaptığı zaman ürünlerin son kullanma tarihlerine dikkat etsinler. Güvenilir esnaf mahalle bakkalıdır. Çünkü yeri geldiğinizde evinizin anahtarını teslim ettiğiniz bir kesimdir. Maalesef bu zincir marketlerin çoğu Türkiye’nin ekonomisine yön veren holdinglerdir. Üretim ve yatırımlarının tamamı batıdadır. Ama günlük sıcak parayı da ilimizde alıyor. Hiçbir yatırım ve istihdam da sağlamıyorlar. Neden sağlamıyorlar? Çünkü yatırımları batıda. Buradaki vergi kayıtları da Diyarbakır’da değil. Bu vergi kaydının yapılmaması kentte ayrı bir zarar vermektedir. Bu kurumların vergi ödemeleri Diyarbakır’ın gelirine yansımıyor. Bir an önce yasal düzenlemenin yapılması gerekiyor. Aksi takdirde istihdam sağlayan esnaf ve sanatkarlar zor durumda kalacak. Durum böyle devam ederse yıl sonuna kadar binlerce esnafımızın işletmelerini kapatacaklarının kaygısıyla karşı karşıya kalacağız.”
‘DEVLETİN DENETİM MEKANİZMASINDA SIKINTI VAR’
İşletmelerdeki fahiş fiyatla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ebedinoğlu, kamu kurumlarının denetiminin yetersiz olduğunu belirterek, “Fahiş fiyatlarla ilgili devletin yeni bir mekanizma kurması gerekiyor. Şu anki denetimler yeterli değildir. Her alanda fırsatçılar var. Bunu tamamen işletmeciye yüklemek de doğru değil. Devletin denetim mekanizmasında sıkıntı var. Buna kökten bir çözüm gerekiyor. Bu durumda vicdansızlık eden, halkı sömüren insanlar var. Bununla çok karşılaşıyoruz. Bu neden cezai müeyyidelerin mutlak suretle uygulanması gerekiyor. Aksi takdirde bunun önüne açıklamalarla geçinilmez. Radikal, kararlı ve kanunlara dayalı yeni bir denetim gerekmektedir” açıklamalarında bulundu.
‘GENÇLERİN AVRUPA ÜLKELERİNE GİTME GİBİ BİR FURYA GÜNDEMDE’
Türkiye’deki ekonomik krizin beraberinde getirdiği yüksek faiz nedeniyle insanların birikimlerini bankaya yatırıp, gelir elde etmesiyle ticari alanda bir gerilemenin yaşanmasına neden olduğunu ifade eden Ebedinoğlu, Diyarbakır’daki gençlerin istihdam olmaması nedeniyle Avrupa’ya göç etmek için çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Şu an ticaretin tamamen durduğunu aktaran Ebedinoğlu, “Bunun nedeni ise, faizlerin yüksek olması insanların çoğu parasıyla üretime girmiyor, parasını bankaya yatırıp, faiziyle kar elde etmeye çalışıyor. Ekonomik krizin en büyük etkenlerinden biri de faizlerin bu kadar yüksek olması, faizlerin yüksek olmasıyla yatırımın üretime dönüşmemesidir. Yüksek faiz ve enflasyonda esnaf çok ciddi etkilendi. Daha önce yüzde 8,5 faizle alınan kredi faizi yüzde 29’a çıkmış durumda. Esnaf kredileri yüzde 50 hazine desteklidir. Hazine desteği olmasına rağmen esnaf krediye ulaşmada sıkıntı çekiyor. Özellikle belirtmek istediğim bir konuyu dile getirmek istiyorum, hükümete de seslenmek istiyorum. İlgili yasalarda esnaf ve sanatkarların korunması gerekiyor belirtilmiş. Aksi takdirde ülke olarak istihdam sıkıntını yaşayacağız. Diyarbakır olarak bunu yaşıyoruz. Genç nüfusun büyük bir kesimi batıda inşaat ve turizm sektöründe çalışıyor. Şu an gençlerin Avrupa ülkelerine gitme gibi bir furya gündemde. İnsanlarımızın çoğu burada iş bulamadığı için Avrupa’ya gitmeye çalışıyor. Almanya 2 milyon kalifiyeli elaman alacağını açıkladı. Şu an Türkiye’de bir çok insan bu yollara başvurmaya başladı” şeklinde konuştu.
]]>
Aşırı sağcı parti Almanya için Alternatif (AfD) tarafından düzenlenen bir gençlik etkinliğinde Matthias Helferich’i dinlemek için oradalar.
Daha önce aşırılık yanlısı gruplarla bağlantıları olan iki kişi daha salonda ve bunlardan biri eyalet seçimlerinde aday olacak.
AfD aşırılık suçlamalarını defalarca reddetti.
Ancak BBC, bu üç kişinin geçmişini araştırarak, AfD ile bazıları Alman makamları tarafından anti-demokratik veya ırkçı olarak sınıflandırılan aşırı sağcı gruplar arasında açık bir geçişkenlik olduğunu tespit etti.
Almanya’nın doğusunda bölgesel istihbarat yetkilisi olarak görev yapan Stephan Kramer’a göre, AfD artık demokrasinin “temelleri” açısından tehlike oluşturuyor ve sonbaharda doğudaki üç eyalette seçim kazanmayı hedefliyor: Saksonya, Thüringen ve Berlin’in Brandenburg bölgesi.
Haziran’da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde aşırılık ve yolsuzluk iddialarıyla boğuşan AfD, anketlerde düşüş yaşasa da, ülke genelinde ikinci sırada yer alıyor. Özellikle Doğu Almanya’da güçlü olmaya devam ediyor.
‘Tersine göç’ tartışmaları
Matthias Helferich’in Cottbus’taki konuşması “tersine göç” üzerineydi. Bu, Avrupa’da aşırı sağ içinde göçmenlerin kitlesel “geri dönüşleri” ya da sınır dışı edilmeleriyle ilgili yeni gelişen bir kavram. BBC toplantıya katılmak istedi, ancak yer olmadığı söylendi.
2021’de Almanya Federal Meclisi’ne seçilen Helfrich’in AfD’nin parlamento grubuna katılması, 2016-17 yıllarındaki tartışmalı Facebook yazışmalarının ortaya çıkmasının ardından engellendi.
Sızan yazışmalarında Helfrich, kendisini Nasyonal Sosyalizmin “dost yüzü” ve Nazi dönemi yargıcı Roland Freisler’e atıfta bulunarak “demokratik Freisler” olarak tanımlıyordu.
Helferich BBC’ye yaptığı açıklamada kendisini gerçekten Nazizmin dost yüzü olarak tanımlamadığını, sadece internetteki solcuların “parodisini” yaptığını söyledi.
Helferich AfD’de yerel düzeyde görevler üstlenmeye devam ediyor ve Cottbus’daki konuşmasına katılımın da gösterdiği gibi, bazı parti çevrelerinde “tersine göçün” gururlu savunucusu olarak memnuniyetle karşılanıyor.
Pek çok kişi bu terimi, göçmen kökenli insanların zorla ya da siyasi baskıyla kitleler halinde sınır dışı edilmesinin örtülü bir ifadesi olarak görüyor.
Matthias Helferich, Afrika ve Orta Doğu’dan gelen “kitlesel göçmen akınına” karşılık olarak milyonlarca insanın “tersine göç ettirilmesi” konusundaki beklentilerini açıkça dile getiriyor.
Ancak yasal olarak Almanya’da bulunan hiç kimsenin ülkeyi terk etmeye zorlanmayacağını, ancak bazılarına “anavatanlarına” ve “kültürlerine” dönme şansı verilebileceğini iddia ediyor.
“Bu, insanları aşağılamak ya da ırkçı nedenlerle sınır dışı etmekle ilgili değil. Mesele Almanya’yı Almanların ülkesi olarak korumak” diyor.
Toplantı organizatörlerden Jean-Pascal Hohm, Cottbus konuşmasını dinlemeye “50’den fazla genç yurtseverin” geldiğini söylüyor.
AfD’de çeşitli görevlerde bulunan Hohm, Eylül’de yapılacak Brandenburg eyalet seçimlerinde aday.
Hohm’un geçmişte aşırı sağcı bazı gruplara dahil olduğu biliniyor. Bunlar arasında Ein Prozent (Yüzde Bir) derneği, Zukunft Heimat (Geleceğin Vatanı) ve “Büyük Değişim” komplo teorisini desteklediği bilinen Identitarian hareketi yer alıyor.
Bu teori, küresel elitlerin kasıtlı olarak Batı ülkelerinin demografik yapısını değiştirmeyi planladıklarını dile getiriyor.
Hohm, Almanya ve Avrupa’da “çağımızın ana teması” olarak tanımladığı “nüfus değişiminin” yaşandığına inanıyor. “Bunun yukarıdan organize edildiğini söylemiyorum, gerçekleştiğini söylüyorum” diyor.
2017’de Jean-Pascal Hohm, bir grup futbol taraftarının Yahudi düşmanı sloganlar attığı, hatta bazılarının Hitler selamı verdiği bir kalabalığın arasında görülmüştü.
Benedikt Kaiser ise, Thüringen’de AfD milletvekili olan Jürgen Pohl için parlamentoda çalışıyordu.
Kaiser’in 2006-11 yılları arasında neo-Nazi çevrelerde hareket ettiği, hatta bugün Die Heimat (Vatan) olarak bilinen aşırı milliyetçi parti NPD tarafından düzenlenen yürüyüşlerde fotoğrafının olduğu ortaya çıktı.
“New Society Boys” adlı aşırı sağcı futbol holigan grubunun içinde de fotoğrafı görülmüştü. Grup tarafından kullanılan “NS” kısaltması Almanya’da genellikle “Nasyonal Sosyalist” ya da Nazi anlamına geliyor.
2009 civarında çekilmiş fotoğrafta Kaiser’in arkasındaki üç erkek Hitler selamı veriyor.
Yıllar sonra Benedikt Kaiser artık bazen bir düşünür ve teorisyen olarak tanımlanıyor ve AfD’nin aşırı sağcı kanadının önde gelen isimlerinden Björn Höcke ondan övgüyle söz ediyor.
Tarih öğretmeni olan Höcke, Thüringen’de AfD’nin karizmatik lideri haline geldi ve eyalet valisi olmak için yarışıyor.
52 yaşındaki Höcke şu anda bilerek bir Nazi sloganı kullanma suçlamasıyla yargılanıyor, ancak masum olduğunu savunuyor.
AfD’nin daha radikal fraksiyonu içindeki partililer ile “aşırılık yanlısı” gruplar arasındaki bulanık çizgiler karmaşık bir ağ oluşturuyor.
Ve bu, daha ılımlı mı yoksa radikal bir mesaj mı benimsemesi gerektiği konusunda sürekli bölünmelerle uğraşan bir parti.
Örneğin “tersine göç” kavramını bazıları benimserken, bazıları mesafeli duruyor.
Bu kavram, neo-Nazi bir geçmişe sahip olan ve hem Almanya hem de İngiltere’ye girişi yasaklanan Avusturyalı aktivist Martin Sellner tarafından savunuluyor.
Sellner’in, “tersine göç eden” sığınmacılar, oturma hakkına sahip “yabancılar” ve “asimile olmamış” vatandaşlar hakkında yazıları var.
AfD’nin üst düzey isimlerinin Martin Sellner ile Berlin yakınlarında “tersine göç” konulu “gizli” bir toplantı yaptıklarına dair haberler bu yılın başlarında Almanya’da kitlesel gösterilere yol açtı.
Thüringen Anayasayı Koruma Dairesi Başkanı Stephan Kramer’e göre, AfD son on yılda “muhafazakar, demokrat bir partiden giderek aşırı sağcı bir partiye doğru” ilerleyen bir hareket.
Daha önce Almanya’daki Yahudilerin Merkez Konseyi’nin genel sekreterliğini yapan Kramer, AfD’nin seçimlerde Thüringen’de çoğunluğu kazanma şansının “çok yüksek” olduğunu, bu gerçekleşirse ülkeyi terk edeceğini söylüyor.
AfD’liler kendilerine karşı önyargılı devlet yetkilileri tarafından hedef alındıklarını savunuyor.
AfD’nin “şüpheli” aşırı sağcı olarak tanımlanmasına karşı yasal mücadelesi devam ederken, gençlik kanadı bu tanımı resmen onayladı.
Stephan Kramer’e göre AfD, Avrupa çapında ivme kazanan yeni sağın “parlamenter kolu” ve demokrasi için risk oluşturuyor.
Kramer daha geniş anlamda Almanya’daki siyasi havanın “ısınmasından” endişe ediyor.
Başbakan Olaf Scholz’un partisi SPD’nin (Sosyal Demokrat Parti) Avrupa Parlamentosu seçimlerinde önde gelen adaylarından biri olan Matthias Ecke, Cuma günü Saksonya’da afiş asarken saldırıya uğradı ve ameliyat oldu.
17-18 yaşlarındaki dört gencin soruşturulduğunu belirten polis, şüphelilerden en az birinin aşırı sağcı görüşlere sahip olduğuna dair veriler olduğunu söyledi.
Konuştuğumuz AfD destekçileri hareketlerinin hiç de aşırı olmadığı ve hatta orta yolu temsil ettiği konusunda ısrarcı.
Almanya’da bugün söz konusu olan sadece Cottbus’ta bir toplantıda konuşma yapan üç adamla ilgili değil, ülkede neyin aşırılık sayılacağı konusundaki bölünme ve çirkin geçmişe dönüş korkusuyla ilgili.
]]>CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, yaptığı açıklamada, fındık üreticilerinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdiğini belirterek, değerlendirmede bulundu.
Soru önergesinde, yüksek enflasyon ve döviz dalgalanmalarının bütün iş kollarını etkilemeye devam ettiğini belirten Torun, girdi fiyatlarının altında ezilen fındık üreticilerine ödenecek desteklerin zamanında ödenmemesinin buhranı daha da artırdığını vurguladı.
Torun, şunları kaydetti:
“Son yıllarda mart-nisan aylarında ödenen alan bazlı fındık desteği, bu yıl mayıs ayı ortalarına yaklaşılmış olmasına karşın halen ödenmemiştir. Alan bazlı destek ödemesi yapılan diğer tarımsal ürünlerde söz konusu desteğin yatırılmış olduğu öğrenilmiş ancak fındık üreticilerimize henüz herhangi bir ödeme yapılmamıştır. 10 yıldır aynı rakam üzerinden ödenen alan bazlı destekler bugünün ekonomik koşullarında komik bir rakam haline gelmesine karşın çok sayıda üreticimiz söz konusu desteğe güvenerek çeşitli borçlara girmiş bulunmaktadır. Alan bazlı desteklerin acilen güncellenerek ödenmesi beklenmekte, aksi takdirde kahverengi kokarca istilası sebebiyle verimi düşen ve masrafları artan fındık üreticisi üretimden hızla çekilmeye devam edecektir.”
“ALAN BAZLI DESTEKLERİN ÖDENMEMİŞ OLMASININ SEBEPLERİ NELERDİR”
Seyit Torun, önergesinde “Son yıllarda mart-nisan aylarında ödenen alan bazlı desteklerin bu yıl mayıs ayı ortalarına gelinmiş olmasına karşın ödenmemiş olmasının sebepleri nelerdir? Fındık üreticimize bu yıl ödenmesi gereken alan bazlı desteklerin miktarını, illerimize göre açıklar mısınız? Fındık üreticilerimize alan bazlı destekler hangi tarihte ödenecektir? Alan bazlı destek alan diğer tarımsal ürünler için 2024 yılı içerisinde yapılan ödemeleri açıklar mısınız? Fındıkta alan bazlı desteklerin miktarı 10 yıldır artırılmamıştır. Sadece son 1 yıllık enflasyonun yüzde 70 olduğu göz önüne alındığında, desteklerin güncellenmemesinin sebeplerini açıklar mısınız? Söz konusu desteklerin güncellenmesine yönelik herhangi bir çalışma yürütülmekte midir?” sorularını yöneltti.
Fındık üreticilerinin sorunlarının bitmediğini kaydeden Torun, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Üreticimize bir dokunan bin ah işitiyor. Fındık konusu açıldığında mangalda kül bırakmayan yetkililer, üç kuruşluk destekleri bile yatırmıyor. Son 10 yıldır dekar başına 170 lira olarak ödenen alan bazlı destekler, artık bir dramatik komedi filmine konu olacak hale geldi. Zaten sadaka parası gibi veriyorsunuz. Aslında normalde, güncellendiğinde 800-1000 lira arasında olması gereken parayı maalesef hala yatırmadınız. Alan bazlı destekler güncellenmediği gibi artık zamanında da ödenmemeye başladı. Son yıllarda mart-nisan aylarında ödenen bu destekler, neredeyse mayıs ayının ortasına gelmiş olmamıza karşın halen hesaplara geçmedi. İşin daha da garip tarafı, alan bazlı desteklerin başka tarımsal ürünler için ödendiğini, başka ürünler için şu ana kadar üreticinin alacağının kalmadığını ama fındık üreticisinin bekletildiğini, bu gelirden mahrum olduğunu öğrendik. Allah aşkına bu fındıkçı size ne yaptı? Bütün Karadeniz bölgesine ve Türkiye’ye fayda sağlamak dışında, yurt dışından döviz getirmek ve ülkemize katma değer üretmek dışında ne yaptı fındık üreticimiz de böyle bir zulüm, eziyet ediyorsunuz? Ordu’nun temel geçim kaynağını, devlet eliyle baltalamak nasıl bir aklın ürünüdür? Fındık üreticimizin hakkını alana kadar mücadelemiz devam edecek. Alan bazlı başta olmak üzere bütün desteklerin günün koşullarına uygun hale getirilmesi ve fındığın hak ettiği değeri görmesi için bütün kapıları zorlayacağız.”
]]>Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Alinur Aktaş şahsına yapıldığını ve asılsız olduğunu belirttiği iddialara cevap vermek için Ak Parti Bursa İl Başkanlığında Davut Gürkan ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Alinur Aktaş’tan önce söz alan Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz isterdik ki güzel Bursa’mızın adı projelerle anılsın. Vatandaşa dokunacak işler, yatırımlarla anılsın. Bursa’mızın adı günlerdir; alışık olmadığımız adam kayırmacılığıyla liyakatsizlikle, aile belediyeciliği ile anılmaya başladı. Şunu net ifade etmemiz gerekiyor, aslında biz sayın Başkanı çok iyi tanıyoruz. Önceki belediye döneminden, ama şimdi onu tüm Türkiye tanımaya başladı. Bozbey daha başkanlığının birinci ayında icraatlarıyla Bursa’nın adını ve itibarını karaladı” dedi.
“Ne yazık ki Bursa Büyükşehir Beledyesi CHP tipi liyakat anlayışının sembolü haline geldi”
Bursa kamuoyunun Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in kendisinden seçim meydanlarında verdiği sözleri tutmasını beklediğini belirten Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Maalesef Bozbey Türkiye’ye ilk defa namzet olan isimle aile belediyeciliği kurmanın telaşına düştü. 31 Mart seçimlerinden sonra CHP’li belediyelerde çok düzey üst düzey atamanın eş dost kontenjanından gerçekleştiğine yakından şahit olduk. Ne yazık ki Bursa Büyükşehir Beledyesi CHP tipi liyakat anlayışının sembolü haline geldi. Bir kaç haftadır süren eş dost akraba atamaları, sayın Bozbey’in öz yeğenini Burkent başkanı atamasıyla tüm Türkiye’nin gündemine düşmüş oldu. En başta bu atamayı savunmaya kalksa da bu işler hiç mi çalışmayacak diyerek pişkinliğini gösterse de geri adım atmak zorunda kaldı. Geri adım atarken bile doğru ifadeler kullanılmaması kendi yandaş medyasını bile isyan ettirir hale geldi. Sadece düşünme aşamasındaydı, neticelenmemişti diye gerçek olmayan beyan kullanıldı, kamuoyundan özrü bile çok görüp yalan söylemiş oldu. Sadece düşünmüştük dediği atamayı 4 mayıs günü Burkent yönetim kurulu toplantısında ortaya çıktığını biliyoruz. Aynı gün yeni yönetimi makamında kabul etti. Bursa ve Türkiye’ye gerçeği olmayan beyanda bulunmaya gerek yoktu. Özür dilemek zor olmasa gerek” dedi.
“Bozbey Büyükşehir Belediyesi’ni aile şirketi gibi yönettiği her adımda biz karşısında olacağız”
4 mayıs tarihinde yapılan atamanın yapıldığı toplantı tutanaklarını basın mensuplarına dağıtan Davut Gürkan sözlerine şu şekilde devam etti:
“4 Mayıs Cumartesi günü alınan yönetim kurulu kararı ile Furkan Bozbey’e 3.şahıslar lehine kefalette bulunmaya, kredi sözleşmeleri ile şirketi borç altına sokacak karşılıklı taahhüt yetkisi, şirketin mallarının ipotek ve satılmasına kadar bütün bu yetkiler verilmişken, bunlar olmadı diyerek gerçek olmayan beyanı kullanmak bir Büyükşehir Belediye Başkanı’na yakışmadı. Daire Başkanı olarak atadığınız baldızınız sayın Sezen Uğurlu’nun atamasından ne zaman vazgeçeceksiniz. Daire Başkanı olarak atadığınız milletvekili Kayıhan Pala’nın eşinden ne zaman vazgeçeceksiniz? Bursa Büyükşehir Belediye Meclis üyesi ve aynı zamanda Burfaş Yönetim Kurulu Başkanı yaptığımız Yalçın Işıkyıldız’ın eşi Dış İlişkiler Daire Başkanı atamasından ne zaman vazgeçeceksiniz? Mesele isimlerle sınırlı değil. Biz Büyükşehir Belediye Başkanı’nı iyi tanıyoruz. Nilüfer Belediyesi dönemindeki çok soru işaretli icraatlarından tanıyoruz. Sayın Bozbey Büyükşehir Belediyesi’ni aile şirketi gibi yönettiği her adımda biz karşısında olacağız.”
Diğer büyükşehirlerinde belediye başkanlarının mal varlıklarını paylaştıkları halde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey’in halen kamuoyuna mal varlığını açıklamadığını belirten Gürkan, “20 yıl belediye başkanlığı yapmış başka bir işi olmayan sayın Bozbey’in seçim döneminde paylaşmaktan imtina ettiği mal beyanı nedir? Seçilince paylaşır diye bekledik, Bozbey’in valilikle paylaştık dediği mal beyanını kamuoyu bekliyor. Gizlenecek saklanacak bir şeyiniz var mı diye sormak istemiyoruz. Bir an önce hem kendisi hem Nilvak başkanı eşi ve yönetim kurulu üyelerinin mal beyanlarını bekliyoruz. Bu rezaletler ortaya çıkınca Bozbey bir basın açıklaması yaptı ancak bu toplantının suçluluk psikolojisi ile olduğunu biliyoruz” dedi.
“Cumhur İttifakı olarak biz destek vermeseydik Bozbey su indirimini meclisten geçiremezdi”
Cumhur İttifakının meclis çoğunluğunu elinde bulundurması dolayısıyla yapılan icraatları denetleme yetkisinin olduğuna dikkat çeken Gürkan, “Seçim sonuçları belli olduktan sonra, milletimiz mecliste büyük çoğunluğu bize verdi. Bu aynı zamanda bizim kontrol görevimiz olduğu, yapılan icraatları denetlememizle alakalı görevimiz var. Biz seçim sonuçları ilan edildikten sonra ilk beyanatta Bursa’nın hayrına her türlü kararı destekleyeceğimizi ve yardımcı olacağımızı söyledik. Ama daha ilk meclis üyesinde Cumhur İttifakı olarak vermiş olduğumuz bir onay vardı. Kendisinin seçim döneminde su indirimi ile ilgili bir söz vardı. Biz de hemşehrilerimizin faydasına olacağını düşündüğümüzden dolayı destek verdik. Cumhur İttifakı destek vermeseydi meclisten geçiremezdi. Cumhur ittifakına bir teşekkür beklediğimizi ifade etmek isterim” dedi.
“Birinci ayın sonunda havlu atan, bahaneler üretip seçim vaatlerini yerine getirmeyen bir büyükşehir başkanına Türkiye ilk kez şahit oluyor”
Temeli atılan Atatürk Kapalı Spor Salonu projesinin daha fazla büyütmek gerekçesiyle durdurulmasına da değinen Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Büyütme ile beraber kendi dönemleri sonuna kadar tamamlayacaklarını zannetmiyorum. Artacak maliyet kaleminden habersiz değiller. Katı atık entegre tesisini iptal etmişler. Bu Bursa’nın vizyon projesi idi. Seçim döneminde kendileri Hamitler’i kapatıp çözüm yolu bulacaklarını söylemişlerdi. Hamitler çöplüğünü kapatabilmeniz için böyle bir katı atık tesisine ihtiyacınız var. Durdurduğunuz an bu işler sakıt olacaktır. 2017 yılında başlayan bir süreç. 5 yıl izinleri sürdü. Bunların bir çoğunda mahkeme ile CHP bu tesisi durdurdu. Üzülmüştük ama Bursa’nın vizyon projesi önce vatandaşlarımıza verilen söz olan Hamitler Çöplüğünün kapatılması, bakalım nasıl kapatacaklar. Eminim bu kadar bakanlıklardan izin alma sürecini kendi dönemlerinde
Birinci ayın sonunda havlu atan, bahaneler üretip seçim vaatlerini yerine getirmeyen bir büyükşehir başkanına Türkiye ilk kez şahit oluyor.
Beyanatlarında, yapılan yatırımlarla alakalı 25 milyar lira harcandı diyor. Nereye harcandı diyor. Alt başlıklar ve yapılan hizmetler yazıyor.
120 kilometre metro ve hafif raylı sistem sözü vermiştir. Her ay 2 kilometre yol yapması lazım. Her mahalleye kreş sözü vermişti. 19 kilometre metro, 110 kilometre hafif raylı sistem ve 2100 kreş yapabilirdi diyor. Bu başlıkların her biri 25 milyarın çok üstünde. Bilgi veren arkadaşlar yanlış bilgi veriyor. Bugün 19 kilometre metro 600 milyon dolar, 110 kilometre hafif raylı sistem 55 milyar lira civarında. Ne tarafından tutalım… Biz bahsetmiş olduğu yatırımları ak
belediyecilikle yaptık. Çınarcık Barajı’ndan kavşaklardan, tesislerden yollardan bakarsanız o söylenenden fazla hizmetler ortaya çıkacaktır. Metro yapmamak için, kreşleri yapmamak için bahaneler aramaya birinci aydan başladı. 5 yıl sonunda kendi eş başkanlarının bir ifadesi vardı, biz de seçim döneminde hatırlamıyorum ifadesini duyacağız” dedi.
“Bütçe faaliyetleri bu kadar ortadayken, başka beyanlarda bulunmak hoş olmasa gerek”
Bozbey’in seçim vaadi olarak her emekliye 2 bin lira yardım yapacağını söylediğini de hatırlatan Davut Gürkan, “Bursa’da 720 bin emekli var. Her emekliye 2 bin TL yardım yapacağını söylemişti. Her ay 1 milyar 400 milyon tutar. ya emekli sayısı ile kandırdılar ya da Bursa’daki emekli sayısını öğrenmek için SGK kurumunu aramadılar. Vaat verirken dikkatli olmak lazım, 5 yıl içinde bunların gerçekleşip gerçekleşmediğini göreceğiz. Bu vaatlerin gerçekleştirilemeyeceğini nereden öngörüyoruz. 20 yıldır kendi yönettikleri Nilüfer’de maaşların ödenmediğinden biliyoruz. Her ay 2 kilometre metro, her ay 700 bin emekliye 2 bin lira yardım yapılacağını aklımız almıyor. Bu vaatlerin takipçisi olacağımızı ifade etmek istiyorum. Belediye meclislerinde her yıl bütçe görüşmeleri olur. Her yıl belediyenin ne kadar borcu ve alacağı varsa müzakere edilir, anlatılır, muhalefetin şerhi görüşülür. Bütün partili meclis üyeleri vardır. Bütün bilgi ve belgeler faaliyet raporları, müzakerelerde var. Belediye başkanlığını kazanan birisinin bütçesini bilmediği başkan adaylığı mı söz konusu, eğer böyleyse vay haline. Hiç bir belediye başkanı bütçesini bilmediği öngöremediği işlerde vaatlerde bulunamaz. Siz bu vaatleri bütçeye bakmadan söylediyseniz yanlış tarafta başladınız demektir. Hiç bir saklı gizlisi olmayan, buralar resmi kurumdur. Resmi beyana aykırı belge, bilgi olmaz. Bütçe faaliyetleri bu kadar ortadayken, başka beyanlarda bulunmak hoş olmasa gerek. Bozbey’in başarısızlığa kılıf aramaya ilk aydan başlandığını düşünüyorum. Yönetemeyeceğinizi düşünüyorsanız, anahtarı kapının altına bırakın biz devam ederiz demişti bir başkanımız. Biz de bunu söylüyoruz” diye konuştu. – BURSA
]]>İngiltere ve İsveç merkezli şirket bugün yaptığı açıklamada kararın “tamamen ticari” olduğunu söyledi ve satışlardaki düşüş ile yeni Covid varyantlarını hedefleyen piyasadaki diğer aşıları gerekçe gösterdi.
Şirket Mart ayında Avrupa Birliği pazarlama iznini gönüllü olarak geri çekmişti.
Bugünkü açıklamada aşının kullanıma girdiği ilk yılda 6,5 milyondan fazla hayat kurtarıldığı ve küresel olarak 3 milyarın üzerinde doz tedarik edildiği söylendi.
AstraZeneca, “Çabalarımız dünyanın dört bir yanında takdir edildi ve küresel salgının sona erdirilmesinde kritik bir bileşen olarak görülüyor. Şimdi bu dönemi kapatarak ileriye dönük net bir yol belirleyeceğiz” dedi.
AstraZeneca, 2020’nin ilk yarısında patlak veren koronavirüs pandemisi sırasında Covid-19 aşısını oldukça hızlı bir şekilde piyasaya sürmüştü.
Oxford Üniversitesi ile birlikte geliştirilen aşı, ilk başta maliyetine sunuldu, ancak AstraZeneca 2021’in sonlarında kâr amacıyla satmaya karar verdi.
Zamanla dünya Vaxzevria adlı aşıdan uzaklaşarak başta ABD’li ilaç devi Pfizer ve Almanya merkezli BioNTech tarafından üretilen mRNA aşısı gibi diğer aşılara yöneldi.
AstraZeneca aşısında nadir görülen kan pıhtılaşması sorunu da gerilemesinde etkiliydi.
Bunun yanı sıra Covid kısıtlamalarının dünya çapında tamamen kaldırılmasıyla şirketin satışları düşmeye devam etti.
AstraZeneca, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinde aşının piyasadan çekilmesi sürecini başlattığını belirtti.
Nadir görülen yan etkiyi kabul etti
AstraZeneca’nın ürettiği Covid aşısı genel olarak güvenli ve etkili olarak değerlendirilse de Trombositopeni Sendromlu Tromboz (TTS) olarak bilinen nadir ancak ciddi bir yan etki riski taşıdığı ortaya çıkmıştı.
Aşı, 18 yaş ve üzeri kişilerde, genellikle üst kola, yaklaşık üç ay arayla iki enjeksiyon şeklinde uygulanıyordu. Bazı ülkeler tarafından takviye aşısı olarak da kullanıldı.
Vaxzevria, Covid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünden bir protein yapma genini içerecek şekilde modifiye edilmiş adenovirüs ailesinden başka bir virüsten oluşuyor ve virüsün kendisini içermiyordu.
Nisan 2021’de aşı olduktan sonra kan pıhtısı nedeniyle beyin hasarına uğrayan ve çalışamayan iki çocuk babası Jamie Scott şirkete yönelik ilk yasal süreci başlatmıştı.
Aşıyla ilgili toplu bir davada birden çok iddiayla karşı karşıya olan AstraZeneca, geçtiğimiz aylarda Covid aşısının bu yan etkiye neden olabileceğini ilk kez mahkeme belgelerinde kabul etti.
Bazı davacılar yakınlarını kaybettiklerini, bazılarıysa aşının ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını iddia ediyor.
AstraZeneca iddialara karşı çıkıyor ancak Şubat ayında İngiliz Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu yasal bir belgede Covid aşısının “çok nadir durumlarda TTS’ye neden olabileceğini” doğruladı.
TTS nedir?
Davadaki avukatlar, TTS’nin Trombositopeni Sendromlu Tromboz anlamına geldiğini ve aşılamanın ardından meydana geldiğinde VITT (Trombositopeni ile Aşıya Bağlı İmmün Tromboz) olarak da adlandırıldığını söylüyor.
TTS/VITT, tromboz (kan pıhtılaşması) ve trombositopeninin (düşük trombosit sayısı) aynı anda nadiren görüldüğü bir sendrom.
Avukatlar, bu durumun felç, beyin hasarı, kalp krizi, akciğer embolisi ve uzuvların kaybedilmesi gibi ölüm riski olan sonuçlar doğurabildiğini söylüyor.
Tromboz aşılanmamış kişilerde de birçok farklı biçimde görülebilir. Nadir görülen TTS/VITT sendromu ise yalnızca aşılamadan sonra ortaya çıkan tromboz için geçerli.
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Tabip Odası (İTO) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’ndeki bir doktora 10 dakika içerisinde 4 randevu verilmesini protesto etti. Sağlık çalışanları “İki dakikada hekimlik yapılamaz” derken; İTO Yönetim Kurulu Başkanı Osman Küçükosmanoğlu, “Bu bir sistem sorunu. Sistemin sahibi de Sağlık Bakanı’dır, hükümettir, iktidardaki tek adamdır. Bunu da biliyoruz. Buna karşı mücadelemizi de sürdüreceğiz” dedi.
İTO’nun dün yayınladığı belgeyle Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nde bir doktora 10 dakika içerisinde 4 farklı randevu verildiği ortaya çıkmıştı. Hastanenin sosyal medya hesabından dün yapılan açıklamada, sistemsel bir hata olduğu savunularak “sehven” denildi.
İTO ve SES üyeleri, doktorların ve sağlıkçıların üzerindeki ağır iş yükünü protesto etmek için hastane önünde bugün eylem yaptı. “5-4-3-2-1 sağlık bitti”, “Hekimler köle, hastalar müşteri değildir” ve “Sağlıkta dönüşüm sağlıkçıya zulüm” yazılı dövizlerin taşındığı protestoda, “2 dakikada hekimlik yapılamaz”, “Yapboza dönüştürdüğünüz sağlık sisteminin kölesi olmayacağız” yazılı pankartlar açıldı. Eylem boyunca sık sık “Emek bizim, söz bizim” ve “Sağlıkta dönüşüm, ölüm demektir” sloganları atıldı.
ERTUĞRUL ORUÇ: HİÇBİR HEKİM 1-2 DAKİKADA HASTAYA BAKMAK İSTEMEZ
İTO Yönetim Kurulu üyesi Ertuğrul Oruç, hastaların sağlık hakkının gasp edildiğine vurgu yaparak “Hiçbir hekim 1-2 dakikada hasta bakmak istemez. Hastaya ne kadar süre ayrılacağına kendisinin karar vermesini ister. Hiçbir hekim arkadaşımıza bilgi verilmeksizin geçilen bu sistemi bugün protesto etmek için buradayız” dedi.
OSMAN KÜÇÜKOSMANOĞLU: SİSTEMSEL HATA DEĞİL, SİSTEMİNİZ HATALI
İTO Yönetim Kurulu Başkanı Osman Küçükosmanoğlu, hastanenin “sistemsel hata” açıklamasına “Sistemsel hata değil, sisteminiz hatalı” tepkisini gösterdi. Mevcut sağlık sisteminin hastayı müşteri, sağlık kuruluşlarını da ticarethaneye dönüştürdüğünü belirten Küçükosmanoğlu, şunları söyledi:
“Bu gördüğünüz hastane bir kamu hastanesi olabilir ama bir ticarethane mantığıyla yürüyor. Döner sermayesi var. Ne kadar hasta görülürse, ne kadar işlem, ne kadar tetkik yapılırsa ona göre Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bir pay alması söz konusu. Hekimler için ücretler de öyle. Bakılan işe, yapılan işleme göre yapılan bir ücretlendirme var; daha çok işlem, daha çok para diye. Sanki vatandaşın sağlığına değil de hastalığına dua edin diyen bir sistem ama bu yürümüyor. Aynı zamanda tabii anamız babamız var, çocuklarımız var. Biz de zaman zaman hasta olarak bu sistemden hizmet almak durumundayız ve görüyoruz sistemin işlemediğini. Sistem nasıl olmalı, kabaca söylemek istersek bizim koruyucu hekimliği önceleyen, birinci basamak dediğimiz şu anda aile sağlığı merkezlerinde yürütülen hizmetin güçlendirilmesi lazım. Bu sistem kurulduğunda bir aile hekimine 4 bin kişi bağlandı. Dendi ki, ‘bu işte 3-2 binlere kadar inecek’ diye. Biz de bekliyoruz yıllardan beri. 10 yılı geçti, hala aynı sayı, hala aynı şekilde çalışan aile sağlığı merkezleri.
“BU SİSTEM İŞE YARAMADI, YARAMAYACAK”
Yani kirasını kendi ödeyen, işte merdiven altlarında çalışan ekibi, personeli, ücretleri yetersiz, vergileri alabildiğine yüksek ortamda arkadaşlarımız yeterince koruyucu sağlık hizmeti veremeyince halkımız, hastalar hastanelerde yığılıyor ve randevu bulamıyor. Randevu bulamayınca çözüm ne, randevu sayılarını artırmak, günlük hasta sayısını artırmak, randevu sürelerini kısaltmak ancak bu sistem hiçbir işe yaramadı, yaramayacak. Başka sonuçlar da doğuracak dedik. En başta sağlıkta şiddet. Biz hastalarımızın sanki iyiliğini isteyen değilmişiz gibi karşı karşıya geliyoruz. Sorunu yaratan hekimlermiş gibi yeterli vakit ayıramadığı için, hastayla iyi tedavi uygulayamadığı için sağlıkta şiddet artacak. Onun dışında genç meslektaşlarımızın bu ülkeden umudu kesip yurt dışına gitmesini, bu ülkeyi terk etmelerini istemiyoruz. Bu ülkede kalmalarını ve bu ülkeye hizmet etmelerini, bu sisteme karşı mücadele etmelerini isteriz ama bunun sonuçları, bu kaçınılmaz sonuçlar yaşanacaktır. Bu bir sistem sorunu. Sistemin sahibi de Sağlık Bakanı’dır, hükümettir, iktidardaki tek adamdır. Bunu da biliyoruz. Buna karşı mücadelemizi de sürdüreceğiz.”
HATİCE YAYLA: SAĞLIK EMEKÇİLERİ KÖLE GİBİ ÇALIŞTIRILMAK İSTENİYOR
SES Anadolu Şube Eş Başkanı Hatice Yayla da sağlıkta dönüşüm politikalarının yıkımları anlatmaya çalıştıklarını dile getirerek şöyle konuştu:
“Hastanelerin birer işletme değil, buraların bir sağlık kurumu olduğunu ve buraların da bir fabrika gibi yönetilemeyeceğini yıllardır dile getiriyoruz fakat bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda tamamen ranta ve özelleştirmeye dayalı, sağlık emekçilerin hakkını yok sayan, hastaların sağlık hakkını yok sayan bir sisteme dönüşmüş durumda. Bizler biliyoruz ki, bu muayene sürelerinin kısaltılması demek, aynı zamanda bu alanda çalışan her bir sağlık emekçisinin iş yükünün onlarca, belki yüzlerce kat artması demek olduğunu da biliyoruz. Bizler biliyoruz ki, bu muayene sürelerinin kısaltılması demek, beyaz kod vakalarının daha da fazla artması demek olduğunu da biliyoruz. Sağlık emekçilerinin bu sistemle birlikte yaşadığı ve özellikle de nefes almadan bir köle gibi çalıştırılmak istendiği bir sistem olduğunu da biliyoruz bu sistemin.”
MELTEM GÜNBEYİ: SORUNUN KAYNAĞI AKP İKTİDARI
İki meslek örgütü adına hazırlanan ortak açıklamayı hastanenin İTO temsilcisi Meltem Günbeyi okudu. Randevu sürelerini kısa tutan uygulamadan derhal vazgeçilmesi çağrısı yapan Günbeyi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sorunlarının sebebi biz hekimler, sağlık çalışanları ve hastalarımız değil; sorunun kaynağı, bu programı uygulayan AKP iktidarı ve Sağlık Bakanlığı’dır. O nedenle sistemin tıkanıklığını mesleğimizi, emeğimizi ve halkın sağlığını hiçe sayarak çözme girişimlerini kabul etmiyoruz. Çözüm, dayatmalarda değil; hastayı müşteri, bizleri de ucuz iş gücü olarak gören, sağlığı piyasa haline getiren politikaların terk edilmesidir. İlan ediyoruz. Nasıl dün muayene süresi 5 dakikaya indirilmeye çalışıldığında bu uygulamanın karşısında olduysak bugün de 2 dakikalık muayene dayatmasının da sonuna kadar karşısındayız, bu dayatmayı kabul etmeyeceğiz. Nitelikli sağlık hizmeti talebimizde ısrarcıyız ve hastalarımıza şifa vereceğimiz şartlarda hekimlik yapmak istiyoruz. Sağlık çalışanları köle, hastalar müşteri değildir. Buradayız. Emeğimize, mesleğimize sahip çıkıyor bizlerin yok sayıldığı her türlü uygulamaya itiraz ediyoruz.”
]]>
TTK Amasra Müessesesi’nde 14 Ekim 2022 tarihinde yaşanan ve 43 maden işçisinin yaşamını yitirdiği, 9 işçinin yaralandığı Amasra maden faciası davasının 7’nci duruşması Bartın Adliyesi’nde görülmeye başlandı. Patlama sonrası yürütülen soruşturmada, Amasra Müessese Müdürü Cihat Özdemir, Müdür Yardımcısı Salih Atmaca, İşletme Müdürü Selçuk Ekmekçi, İş Güvenliği ve Eğitim Başmühendisi Volkan Soylu, Başmühendis Mehmet Tural, Emniyet Mühendisi Şahan Kahraman, maden mühendisleri Levent Aydın ve İbrahim Hakan Mengeş tutuklanmış; 15 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Duruşması öncesi yapılan basın açıklamasında konuşan madenci babası “Bizim torunlarımız yetim kaldı. Babasının mezarına gidip bana “Dede, babam burada” diyor. Bunun hesabını kim verecek? Bunun hesabını yetkililerden istiyoruz versinler, cezasız kalmasın. Çocuğum yer altından geldiği zaman çocuğuyla ilgilenemiyordu. Çünkü, üretim baskısı vardı, her şey vardı. Ama şu ana kadar hiçbir şey yapılmadı.
“AMASRA MADEN FACİASI’NIN TÜM SORUMLULARI YARGIDA HESAP VERECEK”
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu ise yaptığı açıklamada, “Amasra’da yaşanan facia göz göre göre geldi. Yönetimsizlik, liyakatsizlik, önlemsizlik yüzünden 43 madencimizi kaybettik. Facianın tüm sorumluları hak ettiği cezayı alana kadar adalet mücadelemiz sürecek” dedi.
“OLASI KASTTAN YARGILAMANIN YAPILMASI GEREKİR”
Bankoğlu açıklamasında şunları söyledi:
“Bazı yöneticiler ve TTK yetkililerine 16 ay sonra nihayet soruşturma izni verdiler. Soruşturma izni de ‘görevi kötüye kullanma’dan dolayı verildi. Burada bir olası kast vardır, bunun üzerinden yargılamanın yapılması gerekir. Bu cinayette işçiyi insan yerine koymayan, iş güvenliğini yok sayan, denetimleri yapmayan, torpille kendi adamını işe alanların hiçbir payı yok mu? 16 ay sonra çıkan bu soruşturma iznini kabul etmiyoruz.
“MAKAM ARAÇLARINIZLA CENAZELERE GELİP BOY BOY FOTOĞRAF VERİP İŞİN İÇİNDEN SIYRILAMAZSINIZ”
Ülkede her hafta bir Amasra, her ay bir Soma oluyor. Bu tüm Türkiye’nin sorunu. ‘Kader, fıtrat’ diyerek bu işten sıyrılamazsınız. Makam araçlarınızla cenazelere gelip boy boy fotoğraf verip işin içinden sıyrılamazsınız. Bir gün bile bu davaya ne bir AKP’li milletvekili, ne Bakan, ne herhangi bir yetkili geldi. Bugün Soma Faciası’nın üzerinden geçen 10 yılın ardından 28 kamu yetkilisinin yargılaması başlıyor. AKP hükümeti Amasra faciası davasının 10 yıl sürmeyeceğini bilsin. Biz buna izin vermemek için elimizden geleni yapacağız. Maden şehidi ailelerimize bir kez daha başsağlığı diliyorum, onların yanında olmaya her koşulda devam edeceğiz.”
]]>CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Genç Türkiye Forumu”nda yaptığı “Balkanlardan geldiğini unutmuş insanlar. ‘Arap, Arapça’ deyince tüyleri diken diken olan yok mu? Bazı insanlar -isimlerini vermeyeyim- ‘Sizleri kovacağız, sizleri göndereceğiz’ diyen, Orta Doğu’dan turistlerin bile gelmesini engelleyecek hareketler yok mu Türkiye’de? Irkçılık bizim dinimizde yasaktır. ‘Irkçılık yapan bizden değildir’ diyor Peygamber efendimiz” açıklamasına tepki gösterdi. Öztürk, şunları söyledi:
“Geçenlerde bir foruma katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Balkanların ve Orta Doğu’ya ilişkin soruya verdiği cevabı defalarca dinledim. Niye defalarca dinledim? Çünkü doğru anlamak için. Bu soruya verdiği cevapta Ali Erbaş’ın Anadolu’yu ve Balkanları Orta Doğu’dan daha geride tuttuğu, hatta daha az sevdiği sonucunu çıkardım. Sayın Erbaş, Osmanlı’dan Orta Doğu’nun kopuşunda bütün sorumlunun Lawrence olduğunu, sanki Arapların Osmanlı’ya karşı savaşıp kendi ülkelerini kurmasının temelinin Lawrence kaynaklı olduğunu anlatmış. Tabii ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ eğitim sistemine, müfredata 76 saat inkılap tarihi, Atatürkçülük dersine 77 saat ayırır; dinle ilgili konulara 572 saat ayıran zihniyetten aslında tarih bilgisi olarak da çok şey beklemek doğru değil.
Buradan Sayın Diyanet İşleri Başkanına Osmanlı’yı ve Balkanları biraz anlatayım istiyorum. Osmanlı bir Balkan ülkesiydi. Osmanlı, Balkanlarda bir imparatorluğa dönüştü ve Balkanları Türk yurdu yapan, ‘Elhamdülillah Türküm’ sözünü tüm Balkan ve Rumeli coğrafyasında yayan ve olgunlaştıran Anadolu’dan giden Evlad-ı Fatihanlardı. Hocam, öncelikle bunu bir kenara koyalım. Osmanlı’nın 1699’dan sonra gerileme döneminde, vatan savunmasının içinde ‘Elhamdülillah Türküm’ diyeler vatanın sınır hattını, 200 yıldan fazla süren savaşlarla tuttular. Balkanlarda doğan, bugünkü senin bildiğin ülkelerin, oradaki milletlerin insanları Osmanlı’dan tek tek koparken bu kopuşu engellemek ve vatanı savunmak için savaşanlar Balkan ve Rumeli Türkleri ve akraba topluluklarıydı.
Bugüne geldiğimizde hala Bosna’da ezan sesi varsa, Balkanlarda ezan sesi, yaklaşık 15 milyon Türk ve Müslüman akraba topluluğu varsa işte bunlar oraları Türk yurdu yapan Balkan ve Rumeli Türkleriydi. Bunlar, kendi ana yurtlarına Osmanlı’nın küçülmesiyle dönmek zorunda kaldılar. Hocam sen eğer bunları Araplardan daha geride tutuyorsan vatanı savunanla, ‘Elhamdülillah Türküm’ diyenlerle, Arap Müslümanlarla bu insanları Osmanlı’ya karşı savaşanlarla bir tutuyorsan benim diyecek bir şeyim yok. Ali Erbaş’ın da tarih bilmediğini, Balkan ve Rumeli Türklerini aslında Anadolu’dan Rumeli’ye giden Evlad-ı Fatihanlar olduğunu buradan Hocamıza bir kez daha hatırlatalım. Unutma Hocam, 200 yıllık vatan savunması sonucunda Misak-ı Milli sınırları dışında kalanlar hala Balkanlar’da var, hala Balkanlar’da Türkler var, hala Balkanlar’da ve Rumeli’de ezan sesi var.”
]]>
Ali Öztunç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, kamuda tasarruf için hazırlık yapılan dönemde çift maaşlı bürokratlar hakkında ne gibi işlemler yapıldığını sordu. Öztunç, önergesinde şunları kaydetti:
“Yerli ve milli savunma sanayinin gelişmesi, yatırımcıların bu yönde desteklenmesi her Türk vatandaşının onur ve gurur kaynağı haline gelmiştir. Ancak son dönemde tarafımıza yapılan şikayetlerde halka arz olan ve borsada işlem gören ASELSAN’ın gelirlerini beyan ettiklerinden farklı bir amaç için harcadıklarını duymak üzüntü vericidir.
Eski ASELSAN Genel Müdürü Haluk Görgün’ün, SSB’ye göreve geldikten sonra ASELSAN’daki ekibini SSB’ye ve bağlı şirketlere yönetici olarak getirdiği belirtilmektedir. SSB’nin direkt ya da dolaylı olarak iştirak ettiği 90’a yakın firma bulunmaktadır. Bu firmaların SSB adına denetimini, yönetim kurulunun belirlenmesini, ihalelerin dağıtılması gibi işlerin koordinasyonunu Görgün adına halen ASELSAN’dan maaş alan ve AKP eski bakanı Sami Güçlü’nün oğlu Mehmet Fatih Güçlü yapıyor. SSB tarafından süper güçle yetkilendirilen Güçlü’nün TUSAŞ, SSTEK, STM, STG gibi birçok SSB iştirakinde Yönetim Kurulu Üyesi olduğu ve bu şirketlerden huzur hakkı aldığı aynı zaman ASELSAN’dan Genel Müdür Yardımcılığı seviyesinde maaş aldığı bilinmektedir. Kamuda birden fazla maaş alan bürokrat sorunun birden fazla iştirake aynı kişinin yönetim kurulu üyesi atanarak aşılmaktadır. Görgün, maaşını çifter çifter almaktadır. Bu kişinin SSB’den ise maaş almadığı belirtilmektedir. SSB Başkanı Görgün’ün halka arz olan ve borsada işlem gören ASELSAN’ın gelirlerini farklı bir amaç için kullanma yetkisi var mıdır? Güçlü’yü SSB’de görevlendirme yetkisi var mıdır? Güçlü’nün ASELSAN’dan 200 bin TL x 16 ay toplam yılda 3 milyon 200 bin TL maaş aldığı doğru mudur? SSB ve TSGV iştiraki dolaylı veya direk iştiraki olan şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelikleri bulunan Güçlü kaçında huzur hakkı almaktadır. Güçlü’ye kaç yerden maaş bağlamıştır? Bunun ne kadarı kamu kaynaklarından karşılanmaktadır? Bu tutar aylık toplam ne kadardır? Yeri geldiğinde milli güvenlik sorunu olan savunma sanayi gibi bir alanda bu tip atamaların yaratabileceği olumsuzluklar nelerdir?”
“AKRABA, EŞ, DOST KAYIRMA DÖNEMİ ZİRVE YAPTI”
Öztunç, “Liyakat bitti, akraba, eş, dost kayırma dönemi artık zirve yaptı. Öğretmenler mülakatlarda eleniyor, atamaları yapılmıyor ama arkanızda babanız, dayınız varsa 90 şirkete birden yönetici olabiliyorsunuz. Hem de yeri geldiğinde milli güvenlik konusu olan savunma sanayinde. Çift maaş yetmedi süper güçlü bürokrat dönemi başladı. Kamuda tasarruf için emeklinin maaşına, personelin servisine göz diken zihniyet birden fazla maaş alanları görmezden geliyor” ifadelerini kullandı.
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 5. Olağanüstü Kurultay’dan sonra TBMM’de ilk grup toplantısını yaptı. Dervişoğlu, hem grup salonuna hem de kürsüye partililerinin yoğun alkışları eşliğinde çıktı. Kürsüden ilk kez genel başkan olarak seslenen Dervişoğlu, kurucu genel Başkan Meral Akşener’e, kurultayda genel başkan adayı olan Koray Aydın ve Mehmet Tolga Akalın ile partililerine, delegelerine de teşekkür etti.
Dervişoğlu, özetle şöyle konuştu:
“KONGRELER KONGRELERDE KALMALI, YERSİZ TARTIŞMALARIN ANLAMI YOK”
“Ben sadece bir makamı, koltuğu, kürsüyü devralmadım. Milletimizin sesi olma, dertlere derman bulma, ve memleketimize İYİ Parti’nin vizyonunu, projelerini, çözümlerini sunma hedefini taşıyan bir bayrak teslim aldım. Buradan, Türk Milletinin huzurunda söz veriyorum ki, arkadaşlarımla birlikte, bu bayrağı daha da yükseklere taşıyacağız. Kongreler kongrelerde kalmalıdır. Yersiz tartışmaların anlamı yoktur. Dünden bugüne hiçbir şey değişmemiştir. Koray Aydın ağabeyim ve aile büyüğümdür. Tolga Akalın da kardeşim ve ailemin bir ferdidir.
ESKİ İYİ PARTİLİLERE EVİNİZE DÖNÜN ÇAĞRISI
İYİ Partimizin Genel Başkanı olarak; buradan açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Şu ya da bu sebeple partimizle yollarını ayırmış ama bizlerle olan gönül ve ülkü bağını asla kaybetmemiş dava ve yol arkadaşlarıma sesleniyorum: İYİ Parti dün olduğu gibi bugün de sizindir. Gelin, küskünlükleri sonlandıralım. Mücadelemize her zamankinden daha güçlü bir şekilde devam edelim. Millet bizi çağırıyor. Sadece kapılarımız değil, gönüllerimiz ve kollarımızda ardına kadar açıktır.
“İYİ PARTİ NE İÇİN KURULDUYSA BUGÜN DE AYNI ÇİZGİDE”
İYİ Parti nerede, nasıl ve ne için kurulduysa, aynı yerde, aynı çizgide ve aynı amaçtadır. Milliyetçidir, demokrattır ve kalkınmacıdır. Milletinin refahını isteyen hiçbir vatandaşımızın sesinin kısılmadığı, bastırılmadığı bir Türkiye istiyoruz. Partimizin siyasetteki yeri ve pozisyonu; bu ilke ve hedefleri korumak ve yükseltmektir. Türk milletini içinde bulunduğu karanlıktan kurtarıp aydınlık ufuklarla buluşturmak ana görevimizdir. İYİ Parti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen fanilerin ihtiraslarını millete dayatma rejimini yerleşik hale getirecek, bunu ılımlı gösterecek ve meşrulaştıracak hiçbir pazarlığın, hesabın içinde olmayacaktır. Bu hesapları güdenlere de bünyesinde yer açmayacaktır. Bu siyasi düzene karşı, demokrasi ve hukuk mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.
“EKMEKSİZ BİR MİLLETE ‘YENİ ANAYASA’ DEMEK ABESLE İŞTİGAL”
İktidar tarafından ülke gündemine dayatılan yeni anayasa tartışmaları, Türkiye’nin değil, Erdoğan’ın ve varlıklarını, Erdoğan’ın varlığına armağan etmiş olan evresinin gündemidir. Yeni anayasa arayışları, Türk milletinin yakıcı sorunlarına ve ihtiyaçlarına yönelik değildir. Erdoğan’ın siyasi ikbaline ve yeniden adaylık talebine, aslında ölene kadar cumhurbaşkanı olmasına dair takviye çabasıdır. Hukuksuz bir ülkede, adaletsiz bir düzende, ekmeksiz bir millete ‘Yeni Anayasa’ demek abesle iştigaldir ve ancak ‘Ekmek bulamıyorsanız Anayasa yiyin’ demektir. Hukuk Devletinden anladıkları, darbeciler kadardır. Adil yargılamadan, eşitlikten, hak ve hürriyetlerden anladıkları ise 12 Eylülcüler kadardır. Bugünün sözde sivilleri, dünün cuntasına özenir hale geldiği için millet bitap düşmüştür.
“ERDOĞAN’IN SİYASİ KARİYERİNE HİZMET EDEDECEK…”
Bu millet artık, bir zamanlar anayasa fırlatıldığı için değil, anayasanın temelleri her gün her fırsatta çiğnendiği için ekmeksiz kalıyor. İktidara göre Türkiye’deki her anayasa kuralı, Erdoğan’a 2 dönem daha adaylık hakkı temin etmelidir. Etmiyorsa da o halde değiştirilmelidir. Hal böyleyken yeni anayasa tartışmalarının iktidar tarafından Türkiye’nin gündemine getirilmesindeki amaç son derece açıktır. İktidara sesleniyorum; 2017 yılındaki anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın şahsi ikbali ve istikbali için tek adam rejimini Türkiye’nin ve Türk milletinin başına siz bela ettiniz. ve dolar 3 liradan 32 liraya çıktı. Cari açık rekor üstüne rekorlar kırdı. Enflasyon bütün bir memleketi esir aldı. Bir kez daha, Erdoğan’ın şahsi siyasi kariyerine hizmet etmek amacıyla, anayasa değişikliği senaryosuna bir figüran aranıyorsa İYİ Parti, böyle bir senaryonun içinde olmayacaktır.
İYİ Parti gerekirse tek başına yeni bir ‘Erdoğan Anayasasına’ karşı sonuna kadar mücadele verecektir. Tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir anayasa değişikliği teklifini konuşmaya değer dahi bulmayız. Biz, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinden, onun kurucu ilkelerinden asla taviz vermeyeceğiz. Milli ve üniter devletten taraf olan bir siyasi parti olarak; ‘milletin çeşitliliği’ gibi ucube bir kavram üzerinden, yeni bir anayasa çalışmasını tartışmaya dahi lüzum görmüyoruz. Eğer Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasasının ilk 4 maddesine, cumhuriyetin temel ilkelerine, anayasanın 66. Maddesine, yani Türklüğe dokunmaya kalkarsanız, karşınızda yine İYİ Parti’yi bulacaksınız.
“ÖĞRETMENLERİN YAKICI SORUNLARINA ÇÖZÜM BUL”
Milli eğitim programları, milli güvenlik politikaları gibidir. Bırakın bakandan bakana, iktidar değişikliğinde bile temel hedefi değişmez. O Yüzden iki bakanlığın isminin başında ‘milli’ vardır. İktidar, başta mukaddes dinimiz olmak üzere en yüce duyguları kalkan yaparak veya onları kullanarak en habis planlarını gerçekleştirmek istiyor. Bugün milli eğitim bir enflasyon, işsizlik meselesidir. Eğitimi karlı pastalardan biri görüp yarısını özel sektöre, yarısını arka bahçelerindeki cemaatlere pay edenler milli ğitimi, paralı, eşitsiz, ilkesiz, Türksüz ve Cumhuriyetsiz yapmak için, ‘Fikri tutsak, İrfanı prangalı nesiller yaratmak’ için her yolu deniyor. Milli Eğitim Bakanlığı, 2024-2028 Stratejik planında, her çocuğa temel eğitimde, eşit, ücretsiz ve nitelikli bir eğitimi hedefleyemiyor. Liyakat ve mülakat sarkacında hep mülakatı getiriyor. Buradan Milli Eğitim Bakanına sesleniyorum; müfredatta ideolojik fanteziler peşinde koşacağına öğretmenlerin yakıcı sorunlarına çözüm bulmaya çaba sarf et.
“146 SAYFALIK HATIR SENEDİ”
Eski Genel Başkanı Rahmetli Sinan Ateş cinayetinin iddianamesi tamamlandı ve mahkemeye sunuldu. Ortada 146 sayfalık bir iddianame var. 16 ay süren bir soruşturmanın neticesi 146 sayfalık bir hatır senedi adeta. Bu sözde iddianameyle, hiçbir iddianın araştırılmadığı,cinayetin neden işlendiğinin bile sorgulanmadığı, bilirkişi raporunda ifade edilen hiçbir hususa yer verilmediği, acılı eşi Ayşe Ateş’in ifadesine dahi yer verilmediği, hukuk tarihine kara bir leke olarak kazınacaktır. Bu iddianame görünümlü utanç belgesinin, bir hukuk devletinde, hiçbir mahkeme tarafından kabulü mümkün olamazdı. Bunu kaleme aldığını iddia eden savcının tüm yetkileri de zaman kaybetmeden elinden alınmalıydı. Adalet duygusunu daha iddianame aşamasında zedeleyen, hukukun üstünlüğü yerine, üstünlere hukuk tesis etmeye çalışan bir yaklaşım, adalet heykeline bile hesap veremez. İYİ Parti, Sinan Ateş’in mirası olan ailesinin yanındadır. Bu cinayette parmağı olan herkesin adalet önünde hesap vermesi için tüm gücümüzle mücadelemize devam edeceğiz. Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.
Sosyal medya hesapları üzerinden Müsavat Dervişoğlu nerede diye soranlara sesleniyorum; Fırat Çakıroğlu şehit edildiğinde kabrinin başında ben vardım. Sinan Ateş şehit edildiğinde de tabutunun başında yine ben vardım. Bu sorularınızı orada olamayanlara sorun. Herkes iyi bilsin ki ‘Ya adalet ya kıyamet’ diyenler elbet bir gün kazanacaktır.”
]]>TRABZON – Trabzon’un Sürmene ilçesinde 2 Mayıs günü yaşanan dolmuşçu-öğrenci servisi kavgası ile ilgili dün Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenleyerek olaya karışan şoförlerin dışındaki herkesi hainlikle suçlayan ve öfkeli tavırları ile dikkat çeken Sürmene Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ekrem Yılmaz’ın 2 yıl önce de Trabzon’da şoförler için düzenlenen öfke kontrolünü kapsayan ‘Toplu Taşıma Aracı Şoförleri Eğitim ve Sertifika Programı’nın tanıtım toplantısında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ve Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta ile tartıştığı ortaya çıktı.
Trabzon’un Sürmene ilçesinde 2 Mayıs günü dolmuşlarda yer bulamamaları nedeniyle üniversiteye gitmek için servis kiralayan Karadeniz Teknik Üniversitesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü öğrencileri, dolmuş sürücüleri tarafından darbedilmişti. Servisin önünü kesen dolmuş sürücüleri, servis şoförü ve öğrencilere hakaretler yağdırarak saldırmıştı. Olayın görüntülerinin çıkması üzerine 2 dolmuş sürücüsü gözaltına alınarak tutuklanmıştı.
Olayın ardından geçen 5 günün ardından dün Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenleyen Sürmene Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ekrem Yılmaz, olaya karışan şoförlerin dışındaki herkesi hainlikle suçlayarak ülkedeki 1,5 milyon şoför esnafının Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ başta olmak üzere Trabzon Büyükşehir ve Sürmene Belediye Başkanları hakkında tazminat davası açmalarını istedi.
Aynı Ekrem Yılmaz’ın 21 Şubat 2022 tarihinde Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde şoförlerin öfke kontrolünü kapsayan ‘Toplu Taşıma Aracı Şoförleri Eğitim ve Sertifika Programı’nın tanıtım toplantısında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ve Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta ile tartıştığı ortaya çıktı. Yaşanan gerginlik kameralara yansırken, toplantıya niye çağrıldıklarını bilmediğini iddia eden ve tepkisini dile getiren Sürmene Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ekrem Yılmaz, ” ‘Başkanım biz bunu yapacağız, edeceğiz, çağıracağız şoföre bunu yaptıracağız’ diyorsunuz oda başkanlarımızla beraber bizim hiç haberimiz yok. Benim şoförüme eğitim vereceksen ben bunu bileceğim” ifadelerini kullanmıştı.
Ekrem Yılmaz’ın bu ifadelerine cevap veren Zorluoğlu, “Müsaade buyurun konuyu bitireyim size de söz vereyim. Bu eğitimler statik eğitimler değil bir kere verilerek bitti tamam denecek eğitimler değil. Bunlar süreklilik arz etmek zorunda ve gelen şikayetlerde bu eğitimlere yoğun bir şekilde ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Trabzon’da toplu ulaşım meselesi Büyükşehir’in yetki ve sorumluluğundadır bu yetki ve sorumluluk çerçevesinde bundan sonra Büyükşehir Belediyesi hem eğitimleri yapacak hem sertifikaları dağıtacak hem de bundan sonraki süreçte gerekli denetimleri yapacak. Sadece odaların denetimi ile bu iş olmuyor” diyerek tepkisini dile getirmişti.
Zorluoğlu’nun açıklaması üzerine tekrar konuşan Ekrem Yılmaz, “O zaman biz dışarıya çıkalım” ifadesine yanıt veren Başkan Zorluoğlu, “Burada kalacaksanız burada kalma şeklinde konuşacaksınız. Eğer ayrılacaksanız Allah selamet versin. Bu toplantıda sizler fikirlerinizi söyleyeceksiniz. Ben konuşmamı tamamlayınca size söz verecektim. Siz buraya gelirken zaten belli bir şekilde gelmişsiniz belli. Dolayısıyla siz burada fikir irat etmek için değil burayı nasıl provoke ederim onun için gelmişsiniz” demişti.
Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta da “Bu şehre yakışan ve esnafı da belli seviyeye getirecek olan bir programı canı gönülden desteklememiz gerekiyor. Şu eğitim toplantısında yaptığınız tartışmalara bak. Ayıptır. Siz bu projeye dört elle sarılmanız lazım” diyerek Yılmaz’a tepki göstermişti.
]]>(ANKARA) – Pandemi döneminde tam kapanma tedbirlerine alkollü içki satışı yasağının da eklenmesini yargıya taşıyan ve sonuç alamayan Çanakkaleli tekel bayi sahibi Deniz Öztürk, bu sefer de “hak ihlali” iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
Türkiye’de Covid-19 ile mücadele kapsamında alınan 17 günlük tam kapanma sürecinde alkol satışı yasaklanmıştı. İçişleri Bakanlığı’nca 81 il valiliğine gönderilen genelgeye dayanarak, Çanakkale Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu da “Tam kapanma döneminde tekel büfelerinin kapalı olmasına, market, bakkal, büfe gibi yerlerde de alkol ürünü satılmaması” kararı vermişti. Bu karar nedeniyle 17 günlük süreçte tekel büfesini kapatmak zorunda kalan Deniz Öztürk, Çanakkale İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nun alkollü içki satışı yasağını yargıya taşımıştı.
Deniz Öztürk, “kişilerin özel hayatına, yaşam tercihlerine, tüketim alışkanlıklarına, kültürüne yönelik hukuka aykırı bir müdahale niteliğindeki alkollü içki satış yasağını düzenleyen Çanakkale İl Umumi Hıfzısıhha Kurulu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Öztürk, alkol satış yasağının bilimsel ve tıbbi dayanağı olmadığını belirtti.
900 TL PARA CEZASI KESİLDİ
Deniz Öztürk’ün dava açmasının basında yer alması sonrasında iş yerinin kolluk tarafından takip edildiği iddia edilirken, Öztürk’ün ikamet ettiği evinin zemin katında bulunan iş yerine giderek bilgisayarını almak istediği ve bu sırada polislerin gelerek pandemide konulan yasağı ihlal ettiği gerekçesiyle 900 TL para cezası kesildiği öne sürüldü.
ÇANAKKALE 2. SULH CEZA HAKİMLİĞİ “PARA CEZASI HUKUKA AYKIRI” DEDİ
Bu sırada Çanakkale 1. İdari Mahkemesi ise yürütmenin durdurulması istemini reddetti. Bunun üzerine Deniz Öztürk, Çanakkale Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün para cezasına Çanakkale Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne de itiraz etti. Çanakkale 2. Sulh Ceza Hakimliği, Öztürk’ün itirazını kabul etti ve Çanakkale Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen idari yaptırım kararının hukuka aykırı olduğunu ve olayın kanunda bahsi geçen yasak ve zorunlulukları getiren tedbirlerden olmadığı kanaatine varıldığı ifade edildi ve para cezası iptal edildi.
KISMEN İPTAL, KISMEN EHLİYET NEDENİYLE RET KARARI
Söz konusu kararı, Çanakkale 1. İdari Mahkemesi’ne sunan Öztürk’ün ilk duruşmasında mahkeme dava konusu Çanakkale İl Hıfzısıhha Kuru kararının “Tam kapanma döneminde tekel büfelerinin kapalı olmasına ve ‘büfe gibi yerlerde de alkol ürünü satılmamasına yönelik kısmının iptaline; ‘market ve bakkallarda alkol ürünü satılmamasına’ yönelik kısmı yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddine karar verdi.
Taraflar Çanakkale 1. İdari Mahkemesi’nin söz konusu kararını istinafa taşıdı. Deniz Öztürk, büfesinde diğer temel gıda ürünleri ve gündelik ihtiyaçlara yönelik ürünlerin satışını yapamadığını ve dolayısıyla yoksun kaldığı bir gelir ve ürünleri satamamaktan dolayı uğradığı zararlar söz konusu olduğunu belirtti.
İSTİNAF REDDETTİ
Bursa Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Dava Dairesi, Öztürk’ün istinaf başvurusunu kabul ederken, Çanakkele Valiliği’nin Çanakkale 1. İdare Mahkemesinin kararının iptale ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava konusu işlemin “tam kapanma döneminde tekel büfelerinin kapalı olmasına” ve ” büfe gibi yerlerde de alkol ürünü satılmamasına” yönelik kısmı yönünden davanın reddine karar verdi.
Kararı temyiz eden Deniz Öztürk, Bursa Bölge İdari Mahkemesi’nin kararının temel hak ve hürriyete, hukuka aykırı olduğunu beyan ederken, davanın reddedilmesinin yerinde olmadığını ehliyet hususundaki istinaf başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtti. Çanakkale Valliği de temyiz isteminin reddi talebinde bulundu.
AYM’YE BİREYSEL BAŞVURU
Danıştay 4’üncü Dairesi, Bursa Bölge Mahkemesi Üçüncü Dava Dairesi’nin kararının onanmasına kesin olarak karar verdi. Deniz Öztürk, kararın kesinleşmesinin ardından bu sefer de Anayasa Mahkemesi’ne “hak ihlali” iddiasıyla bireysel başvuruda bulundu.
]]>(ANKARA)- Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Mazlumlarla yumuşayın katillerle değil. Bir iddianame çıkıyor. Bu iddianame hazırlanırken maktulün eşinden ifade alınıyor. Bir insanın bütün iç dünyasını bilen tek kişi eşidir. Eşi bir takım ifadelerde bulunuyor, muhtemelen Sinan Ateş’in kimseye söylemediği şeyleri söylüyor ama eşin ifadesi iddianamede yok. Şimdi Sayın Erdoğan, siz eğer maktul yakınları ile yumuşamak yerine katiller ve onun azmettiricileri ile yumuşarsanız Özgür Özel ile verdiğiniz resmin ne anlamı kalır” dedi.
Saadet- Gelecek Partisi ortak grup toplantısı bugün yapıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, grup toplantısına katılmadı. Karamollaoğlu’nun yerine konuşma yapan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya şunları söyledi:
“7 Ekim’den bu yana tam 7 ay geçti. Maalesef 7 Ekim’den bu yana terör rejimi binlerce kardeşimizi çoluk çocuk, yaşlı demeden katletti. Aslında şöyle demek daha doğru olacak; İsrail masum insanların yanında tüm insanlığı ve insani değerleri de katletti. Bu saldırılarda 3 evladını ve torunlarını kaybeden Hamas lideri de Türkiye’mizde bulunuyordu, kendisine taziyede bulunduk hem de Filistin davasında yanlarında olduğumuzu belirttik. Dolayısıyla Hamas bizim için 7 Ekim’de başlayan bir direniş hareketi değil, o topraklardaki haklı mücadelenin bugünkü bayraktarlarından bir tanesidir. Hamas biziz, biz Hamas’ız.”
Ticaret Bakanlığı tarafından İsrail ile ticaretin kesilmesine ilişkin Kaya, “Bu millete de Filistin’e de ihanet ediyorsunuz dedik ta ki 31 Mart seçim sonuçları ortaya çıkınca, başlarını sandığa vurunca, iki ellerinin arasına başlarını alıp düşünme fırsatı buldular. İlk etapta 54 ürün grubunda ihracat kısıtlaması getirdiler. Bu geç de olsa atılmış adımı destekledik. 7 ayda 35 bin insan katledilirken aklınız neredeydi” dedi. Kaya, şöyle devam etti:
“GENÇLERİN HAKLARININ MÜLAKATLA ÇALINDIĞI TÜRKİYE GÜÇLÜ OLMAZ
“Türkiye’nin hem bulunduğu coğrafyada hem dünyada barış tesis edebilmesi için güçlü bir Türkiye olması lazım. Onun için 3 temel şiarımız vardı. Yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük bir Türkiye ve yaşanabilir bir dünya. Yeniden büyük bir Türkiye’nin yolu, yaşanabilir bir Türkiye’den geçiyor. Gençlerinizin mülakatla haklarının çalındığı bir Türkiye’den güçlü bir Türkiye olmaz. 10 bin lira emekli maaşına mahkum edilmiş milyonlarca insanınızın olduğu bir Türkiye’de elbette güçlü bir Türkiye çıkmaz. Türkiye’nin çok acil bir şekilde maddi ve manevi bir kalkınmaya ihtiyacı olduğunu ifade etmek istiyorum. Türkiye’nin şahsiyetli bir dış politika izlemesi halinde başta Türkiye olmak üzere Suriye’de, Irak’ta, İran’da, Libya’da, Mısır’da, Amerika’da insanların huzura, barışa kavuşacağını ifade ediyoruz.
“BU ŞARTLARDA YENİ ANAYASA KONUŞMANIN ZORLUĞUNUN FARKINDAYIZ”
Siyasi partilerle olan diyaloğa önem veriyoruz. Siyasi partilerin birbirinin hasmı değil, birbirinin hayırda yarışan rakipleri olduğuna inanan Saadet Partililer olarak hukuki çerçevede kurulmuş ve faaliyet gösteren bütün siyasi partilerle diyaloğa önem veriyoruz. Yine 31 Mart seçimlerinde gördüler ki kamplaştırarak, kutuplaştırarak, ayrıştırarak birkaç seçim kazanılabilir ama maalesef bu iyilik değil kötülük yapar. Ancak her zaman söylediğimiz gibi iktidarlar bizim gündemimizi ve meşruiyet alanımızı belirleyemez. İktidarın ihtiyacına göre sürekli güncellenen dostlar- düşmanlar kategorilerine göre asla siyaset yapmayacağız. Bu çerçevede siyasetin bir yeni gündemi de anayasa meselesi. Elbette bizler Türkiye’nin yeni bir anayasadan önce yeni bir siyasi iklime ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Çünkü yasaların başta iktidarlar olmak üzere herkes için bağlayıcı metinler olması gerektiğine inananlarla yeni anayasa konuşulabilir. Sizler temel hak ve hürriyetleri yok sayarken, insanların anayasal hakkı olan herhangi bir izne tabi olmadan toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yok sayarken ve siyasi partileri bayramlarda bile ziyaret edemeyecek bir siyasi iklimi oluşturmuşken elbette bu şartlarda yeni bir anayasa konuşmanın zorluğunun da farkındayız.
“EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞININ 30 BİNE TEKABÜL ETMESİ GEREKİYORDU”
Bir diğer husus emeklilerimiz. Ocak ayında 10 bin TL olarak açıklanan en düşük emekli maaşının artık her geçen gün açlık sınırının altına çekilmeye başlandığını gördük. AKP iş başına geldiği zaman bir emekli maaşı bir asgari ücretin 1.40’ı kadardı. Yani asgari ücretin 17 bin lira olduğunu varsaydığımızda en düşük emekli maaşının yaklaşık 30 bin liraya tekabül etmesi gerekiyordu. Bu ülkenin milyonlarca insanı şu an asgari ücretin neredeyse yarısı kadarına mahkum edildi. Bu saatten sonra ifade edeceğimiz şudur ki; Meclis’teki her platformda emeklilerimizin hakkını savunduğumuz gibi bundan sonra da başta emeklilerimiz olmak üzere bütün vatandaşlarımızla birlikte kitlesel eylemlerle, basın açıklamalarıyla emeklilerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha ortaya koymuş olacağız.”
“BIRAKIN HORTUMLAMAYI ARTIK HER YER YOLSUZLUK”
Gelecek Partisi Genel Başanı Ahmet Davutoğlu ise şu konulara değindi:
“Siyasetin yeni bir çerçeveye oturması gereken günlerden geçiyoruz. 1 Nisan sabahında uyandığımızda herkes kendi muhasebesini yaptı ama en büyük muhasebeyi de iktidarın yapması beklenirdi. Gerçekten bir muhasebe yapıldı mı bilmiyoruz ama bir söz bizi umutlandırdı; sayın Erdoğan çıktı ve dedi ki, ‘siyasi yumuşama devri başladı’. İktidarın yaklaşık 8 yıldır acımasızca sürdürdüğü kutuplaştırma hatta kafirleştirme söylemleri terk mi ediliyor? 2002’de yola çıktığınızda stratejik hedefiniz neydi ve bugün Türkiye bu stratejik hedefin neresinde? Hep beraber diyorduk ki 28 Şubat zulmünün getirdiği yasakları kaldıracağız. Ama bu yasak sadece başörtü yasağı değildi. Yasakların basın ve düşünce özgürlüğü üzerinde Demokles’in kılıcı gibi bir baskı devam ediyorsa yasaklar kalktı diyebilir miyiz? İnsanlar düşünce ifade etmekten korkuyorlarsa, kapalı kapılar ardında bile konuşurken telefonlarını dışarıda bırakıyorlarsa yasaklar kalkmış olabilir mi? Ne diyorduk; hortumlamalar, yolsuzluklar bitecek diyorduk peki bugün ne durumda yolsuzluklar? Artık bırakın hortumlama, her yer yolsuzluk.
“SİYASİ YUMUŞAMA İSTENİYORSA CAN ATALAY KARARINI UYGULAYIN”
Gerçekten siyasi yumuşama isteniyorsa anayasa önümüzde. Gerçek bir sivil ve kapsamlı anayasayı tartışmaya açtılar. Anayasa’nın ilk 4 maddesi değişmez. ‘5. değişmeyen madde de ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir’ demesinler. Çünkü o bir maddeden ibaret değil, onlarca madde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ilgili. Sen onu dediğin anda anayasa tartışmasının özü kalmıyor. Anayasaya makyaj yapmalım. Getirin anayasanın her şeyini tartışalım. Ama gündem değiştirmek, oyalamak için anayasa değişikliği getirirseniz önce şunu sorarız biz; peki şu elinizdeki anayasaya uyuyor musunuz? Mesele yoksulluğu örtmek, emeklilerin feryadını örtmek için anayasayı kullanmaksa bu oyuna gelmeyiz. İktidara buradan sesleniyorum; eğer gerçekten yumuşamaysa Can Atalay’la ilgili kararı derhal uygulayın. Can Atalay’la fikren uyuşmadığımız bir çok konu vardır ama anlaştığımız bir şey var Can Atalay milli iradenin hür seçimiyle bu Meclis’e gelmiştir.
“AYŞE ATEŞ’İN İFADESİ NASIL İDDİANAMEDE YER ALMIYOR?”
Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ifade eden Davutoğlu, “Mazlumlarla yumuşayın katillerle değil. Bir iddianame çıkıyor. Bu iddianame hazırlanırken maktulün eşinden ifade alınıyor. Bir insanın bütün iç dünyasını bilen tek kişi eşidir. Eşi bir takım ifadelerde bulunuyor, muhtemelen Sinan Ateş’in kimseye söylemediği şeyleri söylüyor ama eşin ifadesi iddianamede yok. Şimdi sayın Erdoğan, siz eğer maktul yakınları ile yumuşamak yerine katiller ve onun azmettiricileri ile yumuşarsanız Özgür Özel ile verdiğiniz resmin ne anlamı kalır? Eşkıya Başkent’e inmiş, başkent sokağında genç bir akademisyeni katletmiş ve iktidar o eşkıya ile yumuşama içinde ama maktulun eşinin ifadesini iddianameye sokmuyor.
“TEMEL BEYE KAMPANYA YÜRÜTTÜLER ŞİMDİ ÖZGÜR ÖZEL’İN ELİNİ SIKIYORLAR”
Eğer bir yumuşama olacaksa basın ve düşünce özgürlüğüne yönelik bütün davalar düşürülsün. Düşünce ise suç değildir densin. Basına açıklamada bulunulsun; bize en sert şekilde eleştirebilirsiniz denilsin. Yaşı ileri ve hasta tutuklular konusunda da bir siyasi yumuşama sergileyin ve bırakın. Eğer çok ağır şartlarda hasta ise ailesinin yanında vefat etsin. Yaşı 90’a gelmiş bir 28 Şubatçıyı hapishanelerde ölüme terk edeceksiniz o yıllarda sivil teorisyenliğini yapanlar Beştepe’de memur sıfatına sokacaksınız işte bu adaletsizliktir. TRT başta olmak üzere medya üzerindeki ambargoları kaldırın. Siz Sayın Özgür Özel’le televizyon ekranlarında da buluşun. Ne sakıncası var? Eğer toplumsal bir yumuşama bekliyorsanız 15 Temmuz darbesine karışan herkesi cezalandırın ama 15 Temmuz darbecisinin en baş sorumlusunun ağabeyini Hollanda’ya büyükelçi yapıp Anadolu’da parası olmadığı için sizin törenlerle açtığınız okullara çocuklarını gönderen aileleri yedi göbek cezalandırmayı bırakın.”
Temel Karamollaoğlu’nun CHP ile ittifak sürecinde özellikle AKP tarafından linç kampanyasına uğradığı belirten Davutoğlu, “Temel Bey kınayanın kınamasından kaçmadı. Temel Bey, ‘Bizler camilerden kovulduk, ağır hakaretler işittik’ dedi. Şimdi Erdoğan ve o gün iktidar sahibi olanlar Karamollaoğlu’na bu muamelenin yapılması için kampanya yürüttüler. Şimdi CHP liderinin elini sıkıyor. Yani Temel Bey’in 6 yıl önce yaptığını şimdi yapıyor ama biz o eli sıkanlara şu an hiçbir şey söylemeyeceğiz, takdir edeceğiz” dedi.
]]>Tarsus Belediyesi Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Belediye Başkanı Ali Boltaç başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda Başkan Boltaç, son zamanlarda sıkça sorulan soru üzerine, yeni ekmek kulübelerinin açılacağını söyledi. Bu kulübelerin sadece ekmeğin satıldığı yerler olacağını ve kadın istihdamı oluşturacağını vurguladı. Bu adımların da dar gelirli vatandaşlara ekonomik destek sağlayacağını ve sosyal belediyeciliğin gereğini yerine getireceğini ifade etti.
Halk Ekmek Fırını hakkında açıklama yapan Boltaç, “Biliyorsunuz ki herhangi bir işletme içerisinde çok ağır tempoda çalışan makinalar vardır. Tarsus Belediyesi Halk Ekmek Fırınımız da böyle makinaların olduğu bir alan. Bu fırının haftada bir gün en azından temizliği, bakımı ve onarımı yapılması gereken işler var. Haftanın her günü çalıştırırsanız makinalar elinizde kalır, üretim yapamazsınız, makine onarımı olması ve çalışan personellerin de bir gün istirahat etmeleri yadırganmamalı. Vatandaşlarımız da böyle görmeli, okumalı. Personellerimiz 7/24 çalışıyordu, izini yok, bayramı yok. ve biz de istedik ki personellerimiz dinlensinler hem de daha iyi bir üretim için makine bakımı yapılsın. Ekmek fabrikamız pazar günleri bu yüzden kapalı” dedi.
Sürdürülebilir bir politika benimseyerek ve kurumu zarara uğratmamak adına bir adım attıklarını belirten Boltaç, “Ekmekten sadece ocak ayında İmar Limited Şirketinin zararı 462 bin, şubat ayı bu oran 1 milyon 374 bin lira oldu. Mart ayı daha da arttı, 4 milyon 802 bin Lira. Nisan ayında ön gördüğümüz uygulamalar sayesinde 2.5 milyon zarar öngörüyoruz. Ekmek fabrikası zarar etsin demiyorum. Sürdürülebilir bir politika yapmak var, sosyal politika yapmak var, bir de popülist politika yapmak var. Vatandaşlarımız uygun fiyatlı ekmeği yesin, kaliteli ekmeği yesin, lakin kamu yararı gözetirken kurumu da düşünmek gerçek bir sosyal belediyecilik anlayışıdır” diye konuştu.
Mahallelere ekmek kulübesi sözü
Tüm şartları sağlayarak halka hijyenik ekmek ulaştırmak adına çalışmaları sürdürdüklerini kaydeden Başkan Boltaç, “12 halk marketi de kapattık, buna istinaden 12 tane açacağım ve üzerine 25 tane daha yeni kulübe açacağız, sadece ekmek satacak. Ayrıca kadın istihdamı oluşturulacak, vergi mükellefi olacak. Dar gelirli mahallelere yapmak istiyoruz. Ekmekte fırsat eşitliği oluşturmak lazım. İmkanı olmayan vatandaşlarımız için çok yakında kulübeleri koyacağız, sosyal belediyeciliği herkese göstereceğiz. Kamuyu zarara uğratmadan gelir kaynağı yapıyorsak doğrusu budur. Öbürü popülist bir anlayıştır. Vatandaşlarımız merak etmesin ekmeklerini de en hijyenik ortamda sağlayacağız” ifadelerini kullandı.
“Bu borcu el birliğiyle toparlarız”
Başkan Boltaç, belediyenin borçlarıyla ilgili de bilgi vererek, şöyle devam etti; “Tarsus İmar Limited Şirketinin SGK’ya olan borcu 115 milyon 391 bin lira. Sendika 11 milyon 27 bin lira. Esnafa olan borcu 17 milyon 737 bin TL. Kurumlar Vergisi nisan sonu ödenecek miktar 3 milyon 354 bin TL. Bunları topladığınızda 147 milyon 510 bin TL’lik bir borç var. Bankada mevcut paramız 3 milyon 423 bin TL. 1 milyon 441 bin TL ise çeklerimiz var. Bir de İmar Betonun belediyeden alacağı var, o da yaklaşık 42 milyon 415 bin TL. Bunun bir kısmı personel alacağı, bir kısmı beton alacağı, bir kısmı da ekmekten alacağı. 147 milyon 510 bin TL’nin, 47 milyon 280 bin TL’sini bizden alacağı için İmar Limited şirketinin 100 milyon gibi bir borcu var. Burada ekmekten olan borcu giderdiğimizde geçmişten gelen hataların birçoğu bitiyor. Bundan sonra yavaş yavaş çalışacaktır. Bölgemizde organize sanayi bölgesi kuruluyor, tren hattı yer altına alınıyor. İlerleyen süreçte bu borcu el birliğiyle toparlarız. Bu şirket güçlü bir şirket.”
“Neresinden tutsam çürümüş halı gibi elimde kalıyor”
Tarsus Belediyesinin geçmiş dönemde borçlarının çok fazla olduğunu belirten Boltaç, “Bizim Tarsus Belediyesporumuz var. Burada da SGK ve vergi borcumuz 1 milyon 700 bin TL. Personel maaşı 300 bin lira, dava dosyaları da 300 bin lira. Toplam borçta burada 4.6 milyon. Neresinden tutsam çürümüş halı misali elimde kalıyor. Ben yine de bunların altından kalkacağım. Mümkün olduğunca arsa satışı yapmayacağım demiştim. Ama bu tabloyu şeffaf bir şekilde kamuoyunun önüne sundum. Tablo bundan ibaret. Bazen gelen parayı görmüyorsunuz bile. 100 milyon TL’yi bulmuş icra takipleri var. 37 milyon bankadaki hesaplara bloke konmuş” diye konuştu.
“Her tarafta borç var”
Arsa satışı hakkında konuşan Boltaç, “Şirketlerin durumu ortada. TESKİ’nin de ortalamada 7 milyon 32 bin TL gibi bir borcu var. Her tarafta borç var. Uzun zamandır alacaklarına da serçe olmuş. Ben Tarsuslu hemşehrilerimizden emlak vergisi ya da başka borçlarını hemen ödemelerini söylüyorum. Çünkü gerçekten zorlu bir süreç yaşıyoruz” dedi.
Personelin maaşını ilk fırsatta ödeyeceğini kaydeden Başkan Boltaç, “Personelimizin anasının ak sütü gibi helal olan maaşlarını ilk fırsatta ödeyeceğiz. Onları güvence altına almak istiyorum. Ben bu işin içinden sonunda başarıyla çıkacağım” ifadelerine yer verdi. – MERSİN
]]>Eyüpsultan ilçesine bağlı Alibeyköy semtinde dün sabah saatlerinde yaşanan olayda Özel Eyüpsultan Final Akademi Anadolu Lisesi Müdürü İbrahim Oktugan (74), 5 ay önce uzaklaştırma cezası alan 18 yaşındaki Y.K. tarafından odasında silahla vurularak ağır yaralanmış, hastaneye kaldırılan Oktugan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
GÜVENLİK KAMERA GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
Y.K. olay sonrası gözaltına alınırken, olay anına ilişkin güvenlik kamera görüntüleri de ortaya çıktı. Görüntülerde, bir grup genç tarafından okul kapısında karşılanan Y.K’nin daha sonra gençlerden birinin kapıyı açmasıyla içeriye girdiği görülüyor. Olayı gerçekleştirdikten sonra ise Y.K’nin hızla adımlarla kapıya yöneldiği, daha sonra silahını belinden çıkarıp yeniden beline sokarak koşar adımlarla okuldan uzaklaştığı kameraya yansıyor.
SALDIRGAN IRAK KÖKENLİ
Irak kökenli olduğu ve Türk vatandaşlığı aldığı öğrenilen Y.K’nin “taksirle yaralama” 6136 sayılı Ateşli silahlar ve Bıçaklar hakkındaki Kanun’a muhalefetten suç kaydının bulunduğu ayrıca “kayıp kişi” olarak arandığı ortaya çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkilileri olayla ilgili incelemenin sürdüğünü belirtti.
EĞİTİM SENDİKALARINDAN TEPKİ YAĞDI
Olaya tepkiler çığ gibi büyürken, Özel Sekrör Öğretmenleri Sendikası, Eğitim-İş ve Eğitim-Sen, sosyal medya hesaplarından tüm sendika üyelerine ve meslektaşlarına çağrıda bulunarak, bugün için siyah giyinmelerini ve siyah kurdele takmalarını istedi. Eğitim sendikaları ayrıca 10 Mayıs Cuma günü iş bırakacaklarını, Ankara’da Adalet Bakanlığı önünde, diğer illerde de adliye binalarının önünde basın açıklaması yapacaklarını da duyurdu.
EĞİTİM-İŞ: ARTIK YETER! YAŞAMAK İSTİYORUZ
Eğitim-İş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Eğitim emekçileri olarak kendimizin ve öğrencilerimizin canından endişe ederek okula gitmek istemiyoruz. Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz. Artık yeter, yaşamak istiyoruz.
Eğitimde şiddete karşı çıkmak için, 8-9 Mayıs tarihlerinde iş yerlerimize siyah giyerek ve kokartlarımızla gidiyoruz. 10 Mayıs Cuma günü iş bırakıyor ve Ankara’da Adalet Bakanlığı önünde Genel Merkez düzeyinde, illerde şube ve temsilcilikler düzeyinde adliye binalarının önünde basın açıklaması yapıyoruz. Eğitim iş kolunda örgütlü tüm sendikaları ve kamuoyunu birlikte şiddete karşı daha yüksek tepki göstermeye çağırıyoruz.”
EĞİTİM-SEN: ÖFKELİYİZ, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ACİLEN HAREKETE GEÇMELİ
Eğitim-Sen de sosyal medya hesabından okulda şiddet olaylarının durması için Milli Eğitim Bakanlığını acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırdı. “Öfkeliyiz. Okulda şiddet bir meslektaşımızı daha aramızdan aldı” başlıklı açıklamada, şunlar kaydedildi:
“İstanbul’un Eyüp ilçesinde bulunan özel bir okulda müdür olarak görev yapan emekli öğretmen İbrahim Oktugan’ın bir öğrencisi tarafından öldürülmesi hepimizi derinden üzmüştür. Toplum olarak hayatımızın her aşamasında evde, sokakta, iş yerlerinde her gün karşı karşıya kaldığımız şiddet olgusu okullarımızı da sarmalamış, eğitim emekçilerini de şiddetin hedefi haline getirmiştir. Son olarak İstanbul’da yaşandığı gibi ölümle sonuçlanan ağır sonuçların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Türkiye’nin her yerinde eğitim kurumlarında birbirine benzer şekillerde eğitim emekçilerini hedef alan şiddet olaylarının yaşanması, şiddetin arkasındaki nedenlerin ortaya çıkarılmasını, eğitim kurumlarında eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlanmasını gerektirmektedir. Yaşanan bu şiddet olayları adeta bir bakanlık politikasına dönüştürülen eğitim emekçilerinin itibarsızlaştırılmasından ayrı düşünülemez. Bugün bir eğitim emekçisini hayattan koparan ne basit bir öfke krizi ne failin öğrenci ya da veli oluşu, ne de öğrencinin uyruğu ile ilgilidir. Bizzat Bakan’ın yaptığı açıklamalarla eğitim sisteminin tüm başarısızlığının nedeni olarak öğretmenlerin gösterilmesi, CİMER uygulamasının velilerin elinde bir sopaya dönüştürülmesi, MEB’in eğitimde yaşanan tüm sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmeni ve idarecileri veli ve öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur.
Okullarda yaşanan şiddetin ve öğretmenlere yönelik saldırıların önlenebilmesi, öncelikle her fırsatta öğretmenleri, eğitim emekçilerini hedef haline getiren politika ve uygulamalara son verilmesinden geçmektedir. Okulda şiddet olaylarının durması için Milli Eğitim Bakanlığını acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz. Yıllardır yaptığımız tüm uyarılara rağmen alınmayan önlemler nedeniyle dün 40 yılını çocukların eğitimine adamış bir öğretmen arkadaşımızı, maalesef Bakanlığın ideolojik örgütlenme alanına çevirdiği, yapboz tahtasına dönüştürdüğü eğitim politikalarının sonucu olarak kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşıyor, İbrahim Oktugan öğretmenimizin ailesi başta olmak üzere tüm meslektaşlarımıza ve eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.”
]]>TBMM Plan Bütçe Bütçe Komisyonu Üyesi, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Manisa’nın Saruhanlı ilçesi Mütevelli Mahallesi ve Şehzadeler ilçesi Karaağaçlı, Çavuşoğlu ve Yeniharmandalı mahallelerinde dolunun zarar verdiği bölgede incelemelerde bulundu. Ziyarette CHP Manisa Milletvekili Bakırlıoğlu’na; CHP Saruhanlı İlçe Başkanı Zekeriya Şen, CHP Şehzadeler İlçe Başkanı Mert Özkösemen ve Belediye Meclis üyeleri eşlik etti.
“AVRUPA’DAN BEDAVA MI ALIYORSUNUZ?”
Bölgedeki binlerce dekar mahsulün ciddi hasar gördüğünü söyleyen Bakırlıoğlu’nun dinlediği bir çiftçi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şu sözlerle seslendi:
“Mısır dışarıdan, buğday dışarıdan. Avrupa’dan buğdayın sadece nakliyesi 5 lira. Benden 5 buçuk liraya alıyor. Sayın Cumhurbaşkanına soruyorum; Avrupa’dan bedavayı mı alıyorsunuz bunları? Bunlar kime peşkeş çekiliyor?”
“İKTİDAR GELSİN BİZİ GÖRSÜN”
Bakırlıoğlu’nun dinlediği bir çiftçi ise AKP’nin kurucularından olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:
“67 yaşındayım. Çiftçilik yapıyorum, esnaflık yapıyorum. Mısır dışarıdan, buğday dışarıdan. Buğdayın, Avrupa’dan sadece nakliyesi 5 lira. Devlet benden 5 buçuk liraya alıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’na soruyorum; Avrupa’dan bedavayı mı alıyorsunuz buğdayı? Bunlar kime peşkeş çekiliyor? Atatürk ‘köylü milletin efendisidir’ dedi; biz böyle gördük. Atatürk ne dediyse, iktidar tersini uyguluyor. Çiftçi düşmanlığı neden? İktidar bizi gelsin görsün. Buradaki çiftçilerin yüzde yetmişi AK Partili’dir. Bende AK Partili’ydim ve kurucusuydum, lanet olsun”
“İKTİDARIN AMACI TARLALARI BOŞ BIRAKMAK MI?”
Ziraat Odası başkanlarının siyaset yaptığını ileri süren Manisalı bir çiftçi ise “Pamuk ekiyorum, mısır ekiyorum, her şeyi ekiyorum. Onu yapıyorum kurtaramıyorum bunu yapıyorum kurtaramıyorum. İktidarın amacı ne, tarlaları boş bıraktırmak mı? Çiftçiyi büyük sanayicilere iş gücü olarak veriyor. Kazanırsa onlar kazansın, zengin kazansın diyor. Ziraat Odası sadece para almaya bakıyor; başka bir şey yok. 5 bin dönüm karpuz ekilecek bu ovada; gelsin bizi uyarsın. Planlama yok. Çoğu yer boş. İşçi parası, yol parası kurtarmıyor ki… Geçen sene 300 liraydı işçi parası, bu sene 700 lira oldu Biz istiyoruz ki bu vatanın toprakları boş kalmasın” dedi.
“FABRİKALAR DA SATILDI, FABRİKALARDA DA İŞ YOK”
Tarlasına yeniden ürün ekebilmek için krediye başvurduğunu fakat alamadığını belirten bir diğer çiftçi “Ben devletten para istemiyorum, hibe istemiyorum. Bana kredi versinler. Faizsiz kredi versin 5 milyon; 5 senede ödeyeyim. Ben üreticiyim; üretirim. Bana para versin ki faizsiz; ben üreteyim yine. Satmayayım malımı. Bende üç tane oğlan çocuğu var. Bunlara ev lazım, düğün lazım, para lazım. Cumhurbaşkanı görsün bizi, günah bize. Hadi benim tarlam var satarım öderim borçlarımı, tarlası olmayan ne yapacak? Adam evini satacak, arabasını satacak, traktörünü satacak. Fabrikalar da satıldı, fabrikalarda da iş yok. Nereye gidecek bu insanlar çalışmaya? Bizi Allah koruyor ama devlet korumuyor” diye konuştu.
“ÇİFTÇİ RAHATLATILMALI VE YENİDEN TEŞVİK EDİLMELİ”
İncelediğini bölgelerdeki zararın bir senelik değil, uzun vadeli bir hasar olduğunu vurgulayan Bakırlıoğlu “Geçtiğimiz gün yaşadığımız dolu afetinden sonra mahsulü zarar gören üreticilerimizin yanındayız. Bölgedeki binlerce dekar domates, üzüm, mısır, kavun ve karpuzun yüzde 100’e varan zarar gördüğüne yaptığımız ziyaret ve incelemelerde şahit olduk. Zararlar bölgesel de olsa il ve ilçe ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Hasar tespit çalışmalarına bir an önce başlanarak TARSİM kapsamı dışındaki hasarlar mutlaka karşılanmalı. Çiftçinin Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları ertelenerek, hibe desteği ve faizsiz kredi verilmelidir. Afetten etkilenen bölgelerde borçlar ötelenmeli, çiftçi rahatlatılmalı ve yeniden üretime teşvik edilmelidir” dedi.
Çiftçinin çok zor günler geçirdiğini belirten Bakırlıoğlu, “CHP olarak her zaman çiftçimizin yanında olmaya, çiftçinin, üreticinin sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz. Dünyanın geleceği tarımdır. Tarıma sahip çıkılmalı, çiftçi, üretici mutlaka desteklenmelidir” diye konuştu.
]]>MERAL AKŞENER OLMADAN İLK GRUP TOPLANTISI
Akşener’siz ilk grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler yapan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gündemdeki yeni Anayasa tartışmalarına ise sert çıktı. Dervişoğlu, “İYİ Parti yeni bir Erdoğan anayasasına karşı gerekirse tek başına mücadele edecek. Böyle bir senaryonun asla parçası olmayacağız. Hiçbir anayasa taslağını dikkate almıyoruz. Tartışmaya bile gerek duymuyoruz, reddediyoruz” ifadelerini kullandı.
PARTİDEN AYRILANLARA “GERİ DÖNÜN” ÇAĞRISI
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalardan satır başları şu şekilde; “Değişen hiçbir şey olmamıştır. Koray Aydın ağabeyim, Tolga Akalın da kardeşimdir. Buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Partimizden ayrılanlara seslenmek istiyorum. İYİ Parti bizim olduğu kadar sizindir.
ANAYASA TARTIŞMALARINA SERT YANIT
Yeni anayasa arayışları, Türk milletinin yakıcı sorunlarına ve ihtiyaçlarına yönelik değildir. Bilakis, Sayın Erdoğan’ın siyasi ikbaline ve yeniden adaylık talebine, aslında “Ölene kadar cumhurbaşkanı olmasına” dair gaflet dolu bir ikmal ve takviye çabasıdır. Milletin cebini yakan enflasyon durdurulamazken; Ayda on bin lira ile “sürün” denilen emeklinin evinde tencere kaynamıyorken, yaşıtlarından bir gün sonra işe başladığı için kusura bakma sen “on yedi yıl sonra emekli olacaksın” denilenlerin gelecekleri mevzu bile edilmiyorken, memuru, işçisi, ek hesaptan para çekip evine ekmek götürmeye; kredi kartının asgari borcunu da başka bir kredi kartından ödemeye çalışırken; öğrencisi KYK bursuyla hayatta kalma mücadelesi verirken; İşsiz genci bir imkân bulup başka ülkelere kaçmak isterken yeni anayasadan bahsediyoruz. Hukuksuz bir ülkede adaletsiz bir düzende ekmeksiz bir millete “yeni anayasa demek” abesle iştigaldir. Ve ancak, “Ekmek bulamıyorsanız anayasa yiyin” demektir.
“İYİ PARTİ BU SENARYODA YER ALMAZ”
Şimdi bir kez daha, Erdoğan’ın şahsi siyasi kariyerine hizmet etmek amacıyla, Anayasa değişikliği senaryosuna bir figüran aranıyorsa İYİ Parti, böyle bir senaryonun içinde olmayacaktır. Türk milleti de, Hiçbir şahsi ikbalin figüranı yapılamayacaktır. Anayasa değişiklik çalışmalarına ilişkin Kim, kimle ne görüşmesi yaparsa yapsın, ister ziyaret, ister iadeyi ziyaret fark etmez. Amaçları, isterse de ticaret olsun! İYİ Parti gerekirse tek başına, yeni bir “Erdoğan Anayasasına” karşı sonuna kadar mücadele verecektir. Tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir anayasa değişikliği teklifini, konuşmaya değer dahi bulmayız. Parlamenter sistemin önünü açacak düzenlemelere bakışımız da bellidir.
“TARTIŞMAYA DAHİ LÜZUM GÖRMÜYORUZ”
Yeni anayasa içeriğine dair Sayın Erdoğan Bugüne kadar tek bir şey söylemiştir. “Milletin çeşitliliğini referans alan bir anayasa” yapacaklarını ifade etmiştir. Çünkü yarattığı Fiili durumlardan meşruiyet devşirmeye alışkın Erdoğan, ülkeye doldurduğu fiili kaçak nüfusuna kılıf arama derdindedir. Biz bu filmi daha önce de gördük millet tanımı değişsin, Türklük tanımı değişsin sonrası malum… Karşınızda İYİ Parti’yi bulursunuz. Onun kurucu ilkelerinden asla taviz vermeyeceğiz! Milli ve üniter devletten taraf olan bir siyasi parti olarak; “milletin çeşitliliği” gibi ucube bir kavram üzerinden, Yeni bir anayasa çalışmasını tartışmaya dahi lüzum görmüyoruz.”
]]>Cumhuriyet Konferans Salonu’nda programa Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç, Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Koç, davetli konuklar ile öğretim üyeleri ve öğrencileri katıldı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Elçin Yazıcı Arıcı “Öğretmen sözcüğünün; öğreten, bilgi veren, çalışkan, yönlendirici, yol gösterici, içten olma gibi pek çok anlamı vardır, kısaca öğretmen insan olma sürecine rehberlik eden kişidir” dedi.
Günümüz dünyasında alakalı yetkinliklerin yanı sıra dahili ve kişilerarası yetkinlik kazanabilmenin de önemli olduğunu belirten Arıcı, eğitimcilerin, çocukları; nazik olma, dayanışma, iş birliği, sorumluluk, çaba ve çalışma isteği gibi değerlerle desteklemesi gerektiğini dile getirdi.
Rektör Yardımcısı İlhan Genç, yaptığı konuşmada 100. yılda böyle değerli bir konuyu ele alan Düzce Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne teşekkür etti. 12 yıl liselerde kendisinin de Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptığını ifade eden Genç, bu yıllar içerisinde, çocuk öncesi eğitimde çocuk edebiyatı derslerine de girdiğini söyleyerek okul öncesi öğretmenliğinin önemine vurgu yaptı.
Açılış konuşmalarının ardından Cumhuriyetimizin 100. yılı için bestelenen Parla Marşı’nın, Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Öğrenci Korosu tarafından okunmasıyla devam eden programda, Anadolu’nun bir köyünde öğretmenlik yapan Melek Yıldızdoğdu’nun program için yazdığı kompozisyon da katılımcılarla paylaşıldı. Sarı Çizmeli Mehmet Ağa şarkısının bardaklar ritim oyunuyla seslendirildiği programda, farklı müzik aletleriyle yapılan bambaşka bir orkestra deneyimi de dinleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi.
Programın son bölümündeyse Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şehnaz Ceylan, “21. Yüzyılda Gelişimsel Öğretmen Olmak” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Ceylan, konuşmasına 6 yaşından beri öğretmen olacağını söyleyerek “Bir çocuğun gözlerine bakmazsanız onları göremezsiniz. Bir çocuğu anlamak ve onlara kendinizi anlatabilmek için ona özel olduğunu hissettirmeniz gerekir” dedi. Çocukları etiketlememenin, çocuğun gelişimi açısından öneminden bahsederek travmatik süreçler geçiren çocukların ona güvenen, ona değer veren kişilere tutunduğunu, bu kişiler arasında öğretmenlerin önemli bir yeri olduğunu dile getirdi. 21. yüzyılda ihtiyaç duyulan öğretmen özelliklerini açıklayarak 21. yüzyıl öğretmenlik becerilerinde öğretmenlerin geleneksel rollerini aşarak gelişimsel odaklı bir yaklaşımı benimsemeleri gerektiğini sözlerine ekledi. Okul öncesi eğitim sürecinde ailenin de bu sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten Şehnaz Ceylan, aile eğitimlerinin birincil öneme sahip olduğuna vurgu yaptı. Gelişimsel öğretmenlik, çocuk merkezlilik, duyarlı öğretmenlik, profesyonel öğretmenlik konularına değinerek konuşmasını “Ayakları yere basmayan hayaller kuralım, hayaller dünyasını harekete geçiren öğretmenler olsun” sözüyle bitirdi.
Programın sonunda, Prof. Dr. Şehnaz Ceylan’a Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç tarafından teşekkür belgesi, Düzce Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Elçin Yazıcı Arıcı ile lisans öğrencilerinin hazırlamış olduğu Kuling ve el sanatı hediyeleri takdim edildi. – DÜZCE
]]>Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı ve BGC Yönetim Kurulu üyelerinin ziyaretinde açıklamalarda bulunan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, deprem riskine karşı ilk olarak Mudanya’nın yapı envanterinin çıkarılacağını söyledi.
Halkın can güvenliğini sağlamanın kamunun öncelikli görevi olduğunu ve bu amaçla Mudanya’yı depreme karşı hazırlamak için projeler üretildiğini ifade eden Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, binaların güçlendirilmesi için üç farklı yöntem uygulanacağını kaydetti. Başkan Dalgıç konu ile ilgili olarak şu açıklamayı yaptı;
“İlk iş olarak Mudanya’daki yapıların envanterini çıkaracağız. Dönüşümde uygulayacağımız üç farklı yöntemin birincisi, çürük olduğu belirlenen yapıların yıkılarak yerlerine yeşil alan yapılması ve hak sahiplerinin daha güvenli bölgelere taşınması. Yani bir anlamda hem yapı stoğunda seyreltme yapılacak hem de Mudanya’ya yeni yeşil alanlar kazandırılacak. İkinci yöntemimiz yerinde dönüşüm çalışmaları olacak. 8 – 10 katlı yüksek binalara izin vermeden, çürük yapıların yerinde dönüşümünü sağlayacağız. Bir diğer yöntemimiz ise yatırımcı bularak ada bazında gerçek anlamda kentsel dönüşüm çalışmaları yapmak olacak.”
Depreme hazırlık çalışmaları kapsamında Güzelyalı mahallesinin daha sorunlu bir bölge olduğunu söyleyen Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, “Bilindiği gibi Alüvyon, akarsular tarafından taşınan kil, kum, çakıl taşı gibi parçaların, suyun akış hızının azalması sonucu birikmesiyle meydana gelen tortulardır. Ne yazık ki Güzelyalı’nın zemini Alüvyon. Bu nedenle Güzelyalı’da zemin çok sıkıntılı. Burada Büyükşehir Belediyesi’nin de desteğiyle mahalle bazında bir kentsel dönüşüm başlatabiliriz” dedi.
Mudanya Belediyesi’nin mali durumuna ve kurumsal yapısına ilişkin de bilgi veren Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, açıklamalarını şöyle sürdürdü;
“Mali açıdan zor durumdayız ama gerekli dokunuşları yaparak belediye hizmetlerinin aksamadan devamını sağlayacağız. Personel sayımız çok fazla. İller Bankası’ndan ayda 14 milyon TL gelirken, sadece personel maaşı ödemelerimiz 38 milyon TL düzeyinde. 110 bin nüfusa yaklaşık 750 personelle hizmet veriyoruz. Bu sayıyı azaltacağız ve mülk satışlarıyla mali disiplini sağlayacağız. Mudanya Belediyesi’nin 110 milyon SGK, 20 milyon TL de vergi borcu var. Yaklaşık son 25 yıldır gelir getirici hiçbir çalışma yapılmamış. Belediyeye gelir getirici projeler üreteceğiz. Belediyemizin insan kaynakları ve finans departmanları yetersiz. Bunları düzenlerken Mudanya Belediyesi’nde kurumsallaşmayı da sağlayacağız.”
Mudanya’nın doğal ve tarihi değerlerinin korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini sözlerine ekleyen Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, “Çok önemli değerlerimiz var. Sahilleri kullanma hakkının Mudanya Belediye’sine verilmesi için Büyükşehir Belediyesi’nden yetki devri isteyeceğiz. Toplam 45 kilometrelik sahil bandının temizlik, bakım ve işletme hakkını aldığımızda gelir getirici projeler üretebiliriz” dedi.
Ziyarette Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ve Bursa basınına ilişkin bilgi veren BGC Başkanı Nuri Kolaylı da, Bursa basının, özellikle yerel sorunları gündeme taşıyarak yol gösterici nitelikte yayın yaptığına dikkat çekti.
Bursa’nın köklü basın kuruluşlarına sahip olduğunu ve en güçlü yerel medyanın Bursa’da görev yaptığını söyleyen BGC Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin 550 üyesiyle sektöre ve sektörde çalışan basın mensuplarına hizmet ürettiğini, sektörde yaşanan en büyük sorunun ise ‘meslek yasası eksikliği’ olduğunu kaydetti.
Meslek Yasası eksikliği nedeniyle bilgi birikimine sahip olmayan, basın meslek etik kurallarını bile bilmeyenlerin sektörde istihdam edilebildiğine dikkat çeken BGC Başkanı Kolaylı, “Sektörümüzde ne yazık ki tehdit ve şantaja varan sözde haberlere şahit oluyoruz. Bu kişileri BGC’ye üye almıyoruz, üye ise üyeliklerine son veriyoruz. Başka bir yaptırım uygulayamıyoruz. Rapor halinde detaylarıyla hazırlayarak Ankara’da siyasi parti temsilcilerine sunduğumuz Basın Meslek Yasası TBMM’de görüşülerek kabul edilirse, basının eski saygınlığını kazanması yönünde önemli bir mesafe almış olacağız, tehdit ve şantaja dayalı sözde haberciliği engelleyeceğiz” dedi.
Ziyarete Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın yanı sıra, Başkan Vekili Fuat Kars, Başkan yardımcıları İhsan Altıkardeş, Hakan Işıkkent ve Ahmet Akhan, Genel Sayman Tevfik Fikret Sönmez, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Ali Ekmekçi, Ersin Yıldıran, Nejat Kırbulut, Musa Öztürk ve Cemal Ekentok ile BGC Genel Sekreteri Sinan Tunç katıldı. – BURSA
]]>Koçarlı belediyesi Bünyesi’ndeki Menderes Şirketi’ne 2019 yılında başkan seçilen Nedim Kaplan tarafından şirket müdürlüğüne atandığını kaydeden Mehmet Keskin, “Benden önce şirketin başkanı aynı zamanda o zaman ki belediye başkanı olan Mutlu Öztürk tarafından yönetilirken son üç ay seçimlere gireceği için meclis üyesi Murat Erçetin’e şirketi devretmiş. Seçimleri kazanmamızla birlikte ilk olarak şirkette ne olduğuna baktım. Park gelirlerinin çok düşük olduğunu hatta sıfır bakiye olduğunu gördüm ve bunun sebebini sordum. Aldığım cevap toplanan para çalışan yevmiyecilere gittiğini söylediler. Sadece devir aldığımız şirkette kayıtlı olan 2018 model motosikletle devir aldık. Şirketin mal varlığı buydu. Biz seçimden sonra devir aldığımız şirketleri yönetmeye başladık ve bugün devrettiğimizde mal varlığı 17 milyon 632 bin 543 TL’dir. Biz Aydın’daki belediyelerin iktisadi teşekkülü olan şirketler arasında en karlı konumdaki şirketi yeni yönetime bıraktık. Bu nedenle de alnımız ak başımız diktir. Hesabını veremeyeceğimiz tek bir kuruş dahi yoktur” dedi.
Koçarlı halk ekmek fabrikasını ve aşevini Nedim Kaplan’ın talimatıyla kurduklarını ifade eden Mehmet Keskin, “Hiçbir ilçenin cesaret edip kuramadığı halk ekmek fabrikasını kurduk. Mutlu Öztürk zamanından kalma borçlar nedeniyle şirkete hiçbir esnaf malzeme vermiyordu. Açtığımız halk ekmeğe un bile alamıyorduk. Fabrikalarla temasa girdiğimizde vadeli un veremeyeceklerini söylediler. Biz de aracı kurumlardan un almaya başladık. Başka fırınlara un ticareti yaptıklarını da söyleyen Abdullah Başlıkaya şirketi üzerinden aynı fabrika fiyatına 75 gün vadeli un almaya başladık. Belediyeye ait şirketleri, kırmızı kalemden kurtardıktan sonra çek karnesi aldık. ve 75 gün olan un vadesinin 120 güne çıkardık. Bu fırının, parkların geliriyle hem çalışanların maaşlarını ve aynı zamanda 4 adet kamyon, 3 adet binek araç, 4 adet servis aracı toplam değeri 12 milyon 500 bin TL’lik araç aldık. 5 yıl boyunca hiçbir gün aksatmadan çalışanların maaşlarını tam yatırdık. Belediye çalışanlarımız 5 yıllık dönemimizde hiçbir zaman yarım maaş almadılar” diye konuştu.
Zaman zaman açıklamasında sert üslup kullanan Keskin, ’60 bin TL maaş aldığı yönündeki söylemlere de bu rakamın çıplak maaş değil mesailerle birlikteki maaş olduğunu ifade ederek “Son güncel maaşım da 60 bin lira değil 49 bin liradır. Mesai ile birlikte 60 bin TL’dir. O da 2024 yılından itibaren yani Ocak, Şubat, Mart aylarında bu şekildedir. Belediyede müdürlük yaptığım limitet şirketinde 120 çalışan, yönetimde olduğum anonim şirketinde 33 çalışan bulunmaktadır. Bunun yanında fırın ve AŞ evini yönettim. Aldığım maaş şartlara göre gayet normaldir” dedi.
Şirket müdürlüğüne atandığında 3 yıl asgari ücret seviyesinde maaş aldığını da belirten Mehmet Keskin, hiçbir zaman içeride bir maaş alacağı olmadığını maaşını zamanında aldığını ve 3 aylık maaşımı avans olarak çekmediğini söyleyerek iddiaların ispatlanmasını istedi. – AYDIN
]]>Trabzon’un Sürmene ilçesinde 2 Mayıs günü dolmuşlarda yer bulamamaları nedeniyle üniversiteye gitmek için servis kiralayan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü öğrencileri, dolmuş sürücüleri tarafından darbedilmişti. Servisin önünü kesen dolmuş sürücüleri, servis şoförü ve öğrencilere hakaretler yağdırarak saldırmıştı. Olayın görüntülerinin çıkması üzerine 2 dolmuş sürücüsü gözaltına alınarak tutuklanmıştı.
Olayın ardından geçen 5 günün ardından dün Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenleyen Sürmene Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ekrem Yılmaz, olaya karışan şoförlerin dışındaki herkesi hainlikle suçlayarak ülkedeki 1,5 milyon şoför esnafının Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ başta olmak üzere Trabzon Büyükşehir ve Sürmene Belediye Başkanları hakkında tazminat davası açmalarını istedi.
Aynı Ekrem Yılmaz’ın 21 Şubat 2022 tarihinde Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde şoförlerin öfke kontrolünü kapsayan ‘Toplu Taşıma Aracı Şoförleri Eğitim ve Sertifika Programı’nın tanıtım toplantısında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ve Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta ile tartıştığı ortaya çıktı. Yaşanan gerginlik kameralara yansırken, toplantıya niye çağrıldıklarını bilmediğini iddia eden ve tepkisini dile getiren Sürmene Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ekrem Yılmaz, ” ‘Başkanım biz bunu yapacağız, edeceğiz, çağıracağız şoföre bunu yaptıracağız’ diyorsunuz oda başkanlarımızla beraber bizim hiç haberimiz yok. Benim şoförüme eğitim vereceksen ben bunu bileceğim” ifadelerini kullanmıştı.
Ekrem Yılmaz’ın bu ifadelerine cevap veren Zorluoğlu, “Müsaade buyurun konuyu bitireyim size de söz vereyim. Bu eğitimler statik eğitimler değil bir kere verilerek bitti tamam denecek eğitimler değil. Bunlar süreklilik arz etmek zorunda ve gelen şikayetlerde bu eğitimlere yoğun bir şekilde ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Trabzon’da toplu ulaşım meselesi Büyükşehir’in yetki ve sorumluluğundadır bu yetki ve sorumluluk çerçevesinde bundan sonra Büyükşehir Belediyesi hem eğitimleri yapacak hem sertifikaları dağıtacak hem de bundan sonraki süreçte gerekli denetimleri yapacak. Sadece odaların denetimi ile bu iş olmuyor” diyerek tepkisini dile getirmişti.
Zorluoğlu’nun açıklaması üzerine tekrar konuşan Ekrem Yılmaz, “O zaman biz dışarıya çıkalım” ifadesine yanıt veren Başkan Zorluoğlu, “Burada kalacaksanız burada kalma şeklinde konuşacaksınız. Eğer ayrılacaksanız Allah selamet versin. Bu toplantıda sizler fikirlerinizi söyleyeceksiniz. Ben konuşmamı tamamlayınca size söz verecektim. Siz buraya gelirken zaten belli bir şekilde gelmişsiniz belli. Dolayısıyla siz burada fikir irat etmek için değil burayı nasıl provoke ederim onun için gelmişsiniz” demişti.
Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta da “Bu şehre yakışan ve esnafı da belli seviyeye getirecek olan bir programı canı gönülden desteklememiz gerekiyor. Şu eğitim toplantısında yaptığınız tartışmalara bak. Ayıptır. Siz bu projeye dört elle sarılmanız lazım” diyerek Yılmaz’a tepki göstermişti. – TRABZON
]]>(ERZİNCAN)- TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu’nun CHP’li üyeleri, Erzincan ve İliç’te yaptıkları incelemelerle ilgili ANKA Haber Ajansı’na bilgi verdi. Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, heyelana ilişkin “Aşırı bir yükleme ve aşırı sıvı basma olduğunu tahmin ediyoruz” derken; Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, “Sahada ve bize yapılan bilgilerden anladığımız Anagold’un işlettiği altın maden sahasının yığın liç kısmında aşırı yükleme yapılmış durumda” dedi.
Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta 9 işçinin toprak altında kaldığı siyanürlü toprak kayması ile ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, Erzincan’daki ziyaretlerinin ardından İliç’te kazanın olduğu ve toprak altında kalan 5 işçinin daha aramalarının yapıldığı Anagold Madencilik’in maden sahasındaki çalışmaları yerinde inceledi.
Komisyon üyelerinden CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin ve CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, görüşmelere ve incelemelere dair izlenimlerini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
CHP’li Şevkin, liç yığınının 3 ve 4. fazlarda 10 milyon metreküplük heyelanın olduğunu söyledi. Çamurlu ve akışkan haldeki liç nedeniyle uzunca bir süre mangan ocağına girilemediğini belirten Şevkin, “Şöyle bir soru sordum. Burada 47 milyon metreküplük pasayı alabilecek terk edilmiş bir mangan ocağı var. Buranın geçirimsizliği sağlanarak neden buraya yığmadınız da üst üste o yığın liçini oluşturarak bol miktarda siyanür ve sülfürik asit yükleyerek o zeminin stabil olmasının önüne geçildi” diye konuştu.
“AŞIRI YÜKLEME VE SIVI BASMA OLABİLİR”
Yığın liçine ilişkin “Aşırı bir yükleme ve aşırı sıvı basma olduğunu tahmin ediyoruz” diyen Şevkin, “Sıvı yoğunluğu artmış ve doygunluğa ulaşmasının sonucu aynı zamanda 270 metrelere varan bir yükseklikten de bahsediliyor, sıvının akışa geçtiği bahsediliyor. Jeoteknik olarak bu şev açılarının ve yüksekliğinin hesap edilmesi gerekiyordu. Kapasitesinin üstünde yığılma yapılmaması gerekirdi” ifadelerini kullandı.
Deniz Yavuzyılmaz ise “Sahada ve bize yapılan bilgilerden anladığımız Anagold’un işlettiği altın maden sahasının yığın liçi kısmında aşırı yükleme yapılmış durumda” dedi.
“DÜNYANIN EN YÜKSEK LİÇ SAHASI”
Yavuzyılmaz, yığın liç fazlarının yüksekliğini aştığını belirterek, “Burada 4 faza yığın liçi serilmiş, her biz fazda 8 basamak var. Her basamak 8 metreden oluşuyor. Yani 1 faz 64 metre, 4 fazın yüksekliği de 256 metreye ulaşmış durumda. Bu bakımdan da dünyanın en tehlikeli ve en yüksek yığın liç sahasından bahsediyoruz. 32 basamak olması gereken 4 fazda 33. basamakta işlem yapılırken bu kayma felaketi yaşanmış durumda” diye konuştu.
“10 MİLYON TON FAZLA YÜKLEME”
ÇED raporuna göre yığın liç fazlarının kapasitesinin 58 milyon ton olduğuna dikkat çeken Yavuzyılmaz, “Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yaptığı sunum ve verdiği resmi bilgiye göre bu yığın liç sahasının yüklenen liç miktarı 68 milyon ton yani 10 milyon ton fazla yükleme yapılmış durumda” diye konuştu.
“ÜRETİM BASKISI VAR”
ÇED raporlarında şirketin 5 ve 6 fazla ek kapasite artışına gideceğinin ifade edildiğine dikkat çeken Yavuzyılmaz, “5 ve 6. fazların sahada yapılmadığını yerinde tespit ettik. Dolayısıyla burada aşırı yükleme olduğu bir üretim baskısı olduğu net bir şekilde tespit edilmiş oldu. Burada kar hırsını görüyoruz, açgözlülük görüyoruz. Üretim zorlaması görüyoruz. Maalesef şirket adeta altın yumurtlayan bir tesisi, ‘daha fazla altın çıkaracağım’ diyerek kendi elleriyle imha etmiş, 9 işçimizden enkaz altında kalmasına sebebiyet verilmiş durumda” dedi.
“MURAT KURUM’UN İMZASI VAR”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı’nın da çalışmayla ilgili sorumluluk üstlenmediğini hatırlatan Yavuzyılmaz, “Sanki yığın liç dağı burada oluşmamış gibi ifadelerde bulundular. Ancak net olarak biliyoruz ki ‘ÇED olumlu’ görüşünün altında dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’un imzası var” dedi.
]]>(ANKARA) – Ankaralı minibüsçüler, artan maliyetler ve akaryakıt fiyatlarının masraflarını karşılamadığını belirterek, kendilerine destek verilmesini istedi. 25 yıldır minibüs şoförü olduğunu belirten Durbey Arıcı, “Esnafa mazotu 20 liradan versinler ben yolcuyu 17 liraya taşıyayım” dedi. 15 yıldır şoförlük yapan Mustafa Yancı ise “Sıkıntı büyük. Asıl sorun sistemin çöktüğünün, bu sistemin insan fıtratına aykırı olduğunun göstergesidir. Uygulanan sistem zengini zengin, fakiri de en diplere vuran bir sistemdir” diye konuştu.
Ankaralı minibüsçü esnafı akaryakıt ve artan maliyetlerden dertli. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Ulus Bentderesi Dolmuş Durakları minibüs şoförleri mazotun pahalı olduğuna, sanayi giderlerinin yüksek olduğuna ve hayat pahalılığına dikkat çekti.
“YERİ GELİYOR EVİME EKMEK PARASI GÖTÜREMEYECEK DURUM OLUYOR”
25 yıldır minibüs şoförü olduğunu belirten Durbey Arıcı, “Mazot 40-43 lira oldu. Dolmuş 17 lira bizim gücümüz yetmiyor. Çoğu arkadaşımız arabalarda çalışmaya şoför bulamıyor, mal sahipleri çalışıyor. Lastik, bakım, sigorta ve kaskoya güç yetmiyor. Yeri geliyor evime ekmek parası götüremeyecek durum oluyor. Açız. Ekmeğimizi bu işten çıkartıyoruz. Baba mesleği başka iş yapamıyoruz. Mesleğimiz bu. Biz çok kötü durumdayız. Bize bir güzellik yapsınlar” dedi.
“MAZOT DÜŞSÜN BEN YOLCUYU 17 LİRAYA TAŞIYIM”
Arıcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Açız, ihtiyacımız var” diye seslendi. Dolmuş fiyatlarına zam gelmesine istemeyen Arıcı, “Mazot düşsün ben yolcuyu 17 liraya taşıyayım. Esnafa mazotu 20 liradan versinler ben yolcuyu 17 liraya taşıyım. Bana zam geldiğinde benim yolcu sayım düşecek. Ulus’a adam gezmeye geliyor, gelemeyecek. Bizi kurtarmıyor” diye konuştu.
Sanayiye güç yetmediğini vurgulayan Arıcı, “2 bin liraya yaptırdığım bakım 7 bin lira oldu. Kasko 20 bin liraydı, geçen ay 56 bin liraya yaptırdım. Sigortayı 19 bin liraya yaptırdım. Bir adet lastiği bin liraya alıyorduk 2 bin lira oldu. Masraflar acayip arttı” dedi.
“YA MAZOTA İNDİRİM YAPACAK YA DESTEKLEME VERECEK”
15 yıldır minibüs şoförü olduğunu belirten Mustafa Yancı, “Genelde dolmuşçu esnafının özelde de Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan vatandaşların en büyük sorunu şu anda uygulanan ekonomik sistem. Bu sisteme bağlı olarak vatandaştan yüzde 55 civarında vergi alınıyor. Yüzde 48’i faize gidiyor. Bu toplanan paralar vatandaşın cebinden çıkıyor” diye konuştu.
Mazota gelen zamlardan dolayı minibüs esnafının mağdur olduğunu söyleyen Yancı, şunları söyledi:
“Mazot 7 lirayken 10 liraya yolcu taşıyorduk. Şu anda mazot 43 lira biz 17 liraya gofret parasına yolcu taşıyoruz. Sanayide en ufak işlem bin lira, iki bin liradan başlıyor. Bir baskı balata değiştirmeye kalksan 8-10 bin liraya patlıyor. 4 tane enjektör 50 bin lira. Ne sanayiye güç yetirebiliyoruz ne arabalarımızda çalıştıracak şoför bulabiliyoruz. Zaten bir amele yevmiyesi olmuş bin 500 TL. Arabaların hasılatı amele yevmiyesine denk gelmez hale geldi. Bir sürü aile bu işten ekmek yiyor, bu mağduriyeti bir şekilde çözmeleri lazım. ya mazota indirim yapacak ya destekleme verecek. Gerçekten çok mağdur haldeyiz. Dolmuş gözde bir meslekken şuanda adam akıllı insan gelip bu işi yapmıyor. Eskiden bir günlük hasılatla bir haftalık evin masrafını çıkartıyordum. Şimdi 5 gün çalışıyorum ve hasılattan para yemek şartıyla evi geçindirmeye çalışıyorum.”
MİNİBÜS ŞOFÖRÜNDEN EKONOMİK SİSTEME SERT ELEŞTİRİ
Yancı açıklamasının devamında, “Sadece dolmuş zammı değil. Her şey aldı başını gidiyor. Sıkıntı büyük. Sıkıntı sadece belediye ile alakalı değil. Asıl sorun sistemin çöktüğünün, bu sistemin insan fıtratına aykırı olduğunun göstergesidir. Uygulanan sistem zengini zengin, fakiri de en diplere vuran bir sistemdir. Orta direk diye hiçbir şey kalmadı. Devlet vergi toplayacak, ceza kesecek, insanları sömürecek yer arıyor. Şimdiden sonra ne yapacaklar onu da biz bekliyoruz” diye konuştu.
“ESNAFIN HALİNİ ANLAYAN YOK”
Murat Demirci ise “Şu an biz çok kötü durumdayız. Minibüsçü para kazanmıyor. Sanayiye gidiyoruz sanayiye güç yetiremiyoruz. Mazota desen öyle. Hiçbir şeyin yanına varamıyoruz. Her şeye zam geliyor. Biz minibüsçüye gelmiyor. Biz bunun çözülmesini istiyoruz. Şu anda dolmuşçuluk bitmiş vaziyette” dedi.
Ümit Tokat da şöyle konuştu:
“Kazandığımız sanayi masraflarına yetmiyor. 1 senedir zam alamadık. Şu anda esnafın halini anlayan yok. Bir senedir 17 liradan yolcu taşıyoruz. Ama sanayiye gidiyorsun 2-3 katı oldu. Büyüklerimizin buna bir çözüm bulmaları lazım. Sesimizi duyarlarsa ne mutlu.”
“DOLMUŞ ÜCRETİNİN 25 LİRA OLMASINI BEKLİYORUZ”
Ahmet Günler, dolmuşçu esnafına sahip çıkılmadığını belirterek, “Çoğu arkadaşımız borçlarından dolayı arabasını satıp gitti” dedi.
Özkan Can Parlak, dolmuş ücretinin 17 lira ve mazotun 42 lira olduğunu söyleyerek, “Araçlarımızın yaktığı mazot aldığımız para bizi dengelemiyor. Dolmuş ücretinin 25 lira olmasını bekliyoruz. Fakat 25 lira olmasının ardından 6 TL’lik mazot zammı var. 42 liralık mazot 48 lira olacak. Zam talebinde bulunduk. Zammı istiyoruz.”
]]>OTOPSİ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKMIŞTI
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan Cem Garipoğlu’nun otopsi sırasında yapılan işlemlerine ait fotoğraflar ve video kayıtlarının hazırlanıp gönderilmesi istenerek dosyaya bilirkişi atanmıştı. Tamamlanan bilirkişi raporunun içerisinde Cem Garipoğlu’nun otopsi görüntüleri de yer aldı.

RESİM KURSU FAALİYETLERİNE KATILMIŞ
Otopsi görüntülerinde ise Cem Garipoğlu ile ilgili bir detay dikkat çekmişti. Garipoğlu’nun 2 elinin parmaklarında morarmalar görülürken olayın sırrı da kısa sürede çözüldü. Garipoğlu’nun cezaevinde düzenlenen iş atölyesindeki resim kursu faaliyetlerine katıldığı ve parmaklarındaki morarmaların aslında siyah mürekkep lekesi olduğu öğrenildi.

FETHİ KABİR TALEP EDİLDİ
Öte yandan mağdur Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir tarafından bilirkişi raporuna karşı bir dilekçe sunuldu. Dilekçede, Münevver Karabulut’un Cem Garipoğlu tarafından 3 Mart 2009 tarihinde canavarca hisle ve hunharca katledildiği ve olayın kamuoyu gündemine oturduğu belirtildi. Cem Garipoğlu’nun hakkında hükmedilen cezanın infazı sırasında intihar ettiğinin açıklanması üzerine toplumun büyük bir kesiminde Garipoğlu’nun intihar etmeyip cezaevinden firar ettiğine dair kanaat oluştuğu da dilekçede aktarıldı. Bunun üzerine 17 Ağustos 2023 tarihinde başsavcılığa başvurarak fethi kabir yapılması talep edildiği dilekçede belirtildi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dilekçenin devamında, “Başsavcılığınız tarafından ise İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına müzekkere yazılarak 12 Kasım 2014 tarihli otopsi işlemine ilişkin fotoğraf ve video kayıtları celp edilmiş akabinde dosya bilirkişiye gönderilmiştir. Daha sonra bilirkişi tarafından kendisine teslim edilen materyaller içinde bulunan görseller rapor haline getirilmiştir” denildi.

BİR BAŞKA CESEDE DE SPERM BULAŞTIĞI DİLEKÇEDE YER ALDI
Dilekçede, daha önce Münevver Karabulut cinayeti hakkında tahkikat yürütülürken maktulün iç çamaşırı ile otopsi ve ilk inceleme yapıldığı, otopsi incelemesinin ilk aşamada hiçbir tıp eğitimi almamış olan bir teknisyen tarafından gerçekleştirildiği ve aynı eldivenle 11 otopsi işlemi yapıldığı açıklandı. Otopsi yapan teknisyenin eldiveninden maktulün iç çamaşırına aynı anda otopsi yapılan bir başka cesede ait sperm bulaştığı da dilekçede belirtildi. Cinayet mahallinde bulunan 700 bin dolar tutarındaki paranın kolluk tarafından tutanağa kaydedilmediği ve kaybedildiği de açıklanan dilekçede, “Kameraların kırık olmamasına rağmen ‘kırıktır’ şeklinde tutanak tutulması, faili yakalamaya giden kolluk görevlilerinin cinayet zanlısının kaçmasına imkan tanır türde yol vermesi, ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle cinayete iştirakten yargılanan Garipoğlu ailesi fertlerinin hiçbir delil olmaksızın tahliyesine karar verilmesi ve haklarında yurtdışına çıkmamak şeklinde adli kontrol tedbirinin dahi uygulanmaması, bu gerekçelerle tarafımızca reddi hakim yoluna gidilmesi, reddi hakim taleplerimiz hakkında karar verilmeden kovuşturma yürüten ağır ceza mahkemesi başkanının re’sen dosyadan el çekmesi ve bir başka yargılamada Garipoğlu ailesi için beraat kararı vermiş bir hakim olduğunun ortaya çıkması gibi skandalların yaşanması, Garipoğlu ailesinin tesadüf denemeyecek zamanlarda manidar paylaşımlar yapması hasebiyle müvekkilde hasıl olan şüphenin giderilmesi söz konusu olamamıştır” ifadeleri kullanıldı. Dilekçede bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini belirten mağdur avukatı Epözdemir, fethi kabir işlemi yapılmasını ve sonuca göre ilgililer hakkında iddianame düzenlenerek dava açılmasını talep etti.
]]>Cinsel ilişki iddialarına ilişkin müstehcen ayrıntılar New York’taki tarihi ceza davasında hararetli tartışmalara neden oldu.
Trump, 2016 seçimlerinden kısa bir süre önce eski porno film yıldızı Daniels’a yaptığı ödemeyi örtbas etmek için kayıtlarda tahrifat yapmakla suçlanıyor.
77 yaşındaki Trump, hakkındaki suçlamaları reddediyor ve suçsuz olduğunu savunuyor.
Davada ilk kez tanık sandalyesine oturan Daniels, ifadesi boyunca ilişki iddiasına ilişkin detaylı anlatımlarda bulundu.
2006 yılında otel odasında yaşananlara ilişkin anlattıkları öylesine detaylıydı ki, Trump’ın avukatları ‘hatalı yargılama’ kararı talebinde bulundu.
Hakim Juan Merchan, bu talebi reddetse de Daniels’ın ifadesindeki bazı “ayrıntıların derecesinin tamamen gereksiz olduğunu” kabul etti.
Hakim Merchan, tanığın kontrol edilmesinin zor olduğunu da söyledi ve “Bazı şeylerin söylenmemesinin daha iyi olacağını” kaydetti.
Hakim, savcılık makamına özel detaylara girilmemesi için çaba harcama uyarısında da bulundu.
İddia makamı ise Daniels’a yapılan ödemenin nasıl geliştiğini netleştirmek için bu konuları sormaları gerektiğini savundu.
Stormy Daniels’ın daha önce paylaştığı ayrıntılar arasında prezervatif kullanmadıkları iddiası, Trump’a bir dergiyle şaplak attığı iddiası da yer alıyordu.
Daniels mahkeme salonunda Trump’ın ipek pijamasına ilişkin anlatımlarda da bulundu.
İddiaların ilk kez dile getirildiği 2016 yılından bu yana ilk kez Trump’la karşı karşıya gelen Daniels, cinsel ilişkinin rızaya dayalı olduğunu kabul etti.
Trump’ın avukatlarından Susan Necheles ile Daniels arasında yüksek sesli bir çapraz sorgu yaşandı. Necheles Daniels’ı iddia uydurmakla suçladı.
Eski ABD Başkanı Trump, mahkeme sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, miting yapmak yerine duruşmalara katılmak zorunda kalmasından yakındı.
Trump neyle suçlanıyor?
2016 yılında porno yıldızı Stormy Daniels farklı medya kuruluşlarını arayarak Donald Trump ile 2006’da yaşadığını iddia ettiği ilişkinin görüntülerini satmayı teklif etti.
Bunun üzerine Trump’ın avukatı Michael Cohen, Daniels’in sessiz kalması için ona 130 bin dolar ödedi.
Bu yasadışı değildi. Ancak Trump’ın Cohen’e yaptığı ödeme yasal ücretler olarak kayda geçirildi. Savcılar bunun resmi kayıtlarda sahtecilik olarak yorumlanabileceğini ve bir suç teşkil edebileceğini savunuyor.
Savcılar bunun seçim yasasını çiğnediğini de iddia ediyor. Çünkü savcılara göre Trump’ın Daniels’a yaptığı ödemeleri saklama girişimi, seçmenlerin porno yıldızıyla ilişkisi olduğunu bilmesini istememesinden kaynaklanıyordu.
Bir suçu örtbas etmek için kayıtlarla oynamak daha ciddi bir suçlama sayılıyor.
Geçmişte siyasetçileri, seçim kampanyası finansmanı ile kişisel harcamaları arasındaki sınırı aşmakla suçlama girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Daha sonra akşam yemeği için Bay Trump’ın süitine geldiğini ve burada ipek pijamalarla kapıda onunla buluştuğunu anlattı. O gecenin ilerleyen saatlerinde, banyodan çıktıktan sonra Bayan Daniels, Bay Trump’ı yatakta yatarken ve üzerinde boxer ve tişörtten başka bir şey olmadan bulduğunu iddia etti.
İddia edilen karşılaşmanın rızaya dayalı olduğunu ileri sürerek seks yaptıklarını söyledi. Yine de mahkemeye bu karşılaşmanın kendisini şaşırttığını söyledi.
]]>BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, gelinen durumu ” Filistin, İsrail halkı ve tüm bölgenin kaderi açısından belirleyici bir an” olarak özetliyor.
Taraflar arasında, İsrailli rehineler ile Filistinli mahkumların serbest bırakılması ve bir ateşkes konusuda ortak zemin var gibi görünüyor. Sürecin nasıl işleyebileceğine dair karmaşık taslak anlaşmalar hazırlandı.
Neyin, ne zaman ve hangi sırayla olacağı noktasındaki ayrıntılara ilişkin bazı anlaşmazlıklar var. Örneğin İsrailli yetkililer, rehin kadın askerlerinin öngörülenden daha erken serbest bırakılması gerektiğini savunuyor.
İsrail tarafı ayrıca, ilk aşamada serbest bırakılacak 33 rehinenin hayatta olması gerektiği konusunda metnin netleştirilmesini istiyor. Hangi Filistinli mahkumların serbest bırakılacağı konusunda ‘veto’ hakkı tanınmamasını da endişe verici buluyor.
Bunlar müzakere yoluyla aşılabilecek başlıklar.
Ancak taraflar arasında, temel bir prensiple ilgili olarak aşılması daha güç bir anlaşmazlık noktası var ki bu da savaşın ne zaman biteceğine ilişkin.
Hamas’ın onayladığı taslak, “iki taraf arasındaki askeri operasyonların geçici olarak durdurulması” ifadesiyle açılıyor. Bu ifade üzerinde büyük bir sorun bulunmuyor.
İlk altı haftada (42 gün), karşılıklı serbest bırakmalar, İsrail askerlerinin belirli bölgelerden çekilmesi ve Gazzelilerin, geriye bir şey kaldıysa eğer evlerine geri dönmesi planlanıyor.
Sonra ikinci aşamaya geçiliyor. Taslak anlaşmada, bu aşamada “sürdürülebilir bir sükunet ortamına dönüş” ifadesi yer alıyor. ‘Sürdürülebilir sükunet’ için askeri operasyonların kalıcı bir şekilde sonlandırılması tanımı yapılıyor.
İsrail hükümetinin kabul edilemez dediği nokta burası.
İhtimaller neler?
Başbakan Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada, “İsrail, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde şeytani yönetimini yeniden kurmasına izin vermeyecek. “Hamas’a, İsrail’i yok etme hedefiyle, askeri gücünü yeniden oluşturmasına izin verilmeyecek. İsrail vatandaşlarımızın güvenliğini ve ülkemizin geleceğini tehlikeye atacak bir teklifi kabul edemez” dedi.
Başka bir deyişle İsrail hükümeti, uzun vadede Hamas’la askeri mücadeleyi sürdürme hakkından vazgeçmek istemiyor.
Hamas ise tam tersine kalıcı bir ateşkes istiyor.
Bu noktada net olmayan ise, Katarlı, Mısırlı ve Amerikalı müzakerecilerin bir orta yol bulup bulamayacağı.
Bütün bunlar müzakere sürecinin bir parçası olabilir.
Böyle müzakerelerde karşı tarafa baskı yapmak için kamuoyu açıklamaları yapmak kullanılan bir yöntem.
Hamas’ın belirli bir ateşkes taslağını kabul ettiğini açıklaması, İsrail’i taviz vermeye ve onu müttefiklerinden ayırmaya çalışma girişimi olabilir.
İsrail’in Refah’ta bir askeri operasyona ilişkin açıklamaları da, Hamas’a şartlarını dayatma, daha iyi koşullar koparma girişimi olabilir.
Ancak olası bir ateşkesin kalıcı olup olmayacağı başlığı, kıvrak bir diplomatik dille bile içinden çıkılması güç bir konu.
İsrail, Kahire’ye bir heyet göndermeyi kabul etti. Ancak bu heyetin, anlaşmaya varma hedefiyle değil, “İsrail için kabul edilebilir bir anlaşma olasılığının koşullarını sonuna zorlamak için” gönderildiği kaydedildi.
Bu noktada birçok şey ABD hükümetinin kararına bağlı olacak.
Eğer Biden yönetimi, mevcut metnin arkasında durursa, Netanyahu, ana müttefiki ile her türlü uzlaşmaya karşı çıkan aşırı milliyetçi hükümet ortakları arasında bir seçim yapmak zorunda kalabilir.
Netanyahu, siyasi kariyerindeki birçok krizi zor kararları erteleyerek atlattı.
Ancak Biden, İsrail lideri Netanyahu’yu, kaçınmak isteyeceği bir seçime itme gücüne sahip.
]]>Nisan’da ABD Senatosu tarafından onaylanan ve ABD Başkanı Joe Biden’ın imzasıyla yasalaşan düzenleme, ulusal güvenliği gerekçe göstererek TikTok’u yasaklamayı öngörüyor ve Çinli sahibi ByteDance’a hisselerini satması için dokuz ay süre veriyor.
Sosyal medya şirketi, ABD’nin bu hamlesini hem şirketin hem de uygulamanın 170 milyon Amerikalı kullanıcısının “ifade özgürlüğü haklarına olağanüstü bir müdahale” olarak nitelendirdi.
Şirket, ABD’nin kaygılarının “spekülatif” olduğunu söyleyerek kararı engellemek için dava açtı.
ABD’nin kararı, Amerikalı TikTok kullanıcılarına ait verilerin Çin hükümetinin eline geçmesi ya da propaganda için kullanılmasıyla ilgili Washington’da yıllardır süren tartışmaların ardından geldi.
TikTok bağımsız olduğunu savunurken, ByteDance şirketi satmak gibi bir planı olmadığını söyledi.
Çin hükümeti ise ABD’nin yabancı bir firmaya karşı “zorbalık” yaptığını öne sürerek yasayı eleştirdi ve satışa karşı çıkacağının sinyalini verdi.
Yeni yasaya göre yeni bir alıcı bulunmadığı takdirde Tiktok, Ocak 2025’ten itibaren ABD’de yasaklanacak.
Biden, şirketin satışında ilerleme kaydedilmesi halinde bu süreyi 90 gün uzatabilir.
Tiktok bunun “ticari olarak, teknolojik olarak ve yasal olarak mümkün olmadığını” kaydederken satışın “270 günlük zaman çerçevesinde kesinlikle yapılamayacağını” belirtti.
ABD Adalet Bakanlığı yorum yapmayı reddetti.
ABD’nin endişelerini gidermek için önlemler alındığı belirtildi
ByteDance daha önce de TikTok’u satmaya zorlayacak her türlü girişime karşı duracağını söylemişti.
Bugün Washington DC Temyiz Mahkemesi’ne başvuran şirket, TikTok’a haksız bir şekilde ayrımcılık yapıldığını iddia etti.
Şirket aynı zamanda eski ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere benzer yasak girişimlerinin daha önce de ABD mahkemeleri tarafından engellendiğini kaydetti.
ABD geçmişte devlet lisansı gerektiren televizyon ve radyo istasyonlarının yabancı mülkiyetine çeşitli kısıtlamalar getirmişti.
Ancak TikTok, ABD’nin endişelerini gidermek için 2 milyar dolardan fazla harcama yaptığını ve ABD verileri üzerinde koruma önlemleri oluşturduğunu belirtti.
Columbia Üniversitesi’ne bağlı Knight First Amendment adlı araştırma ve eğitim enstitüsünün direktörü Jameel Jaffer, TikTok’un mücadelesinin başarılı olmasını beklediğini söyledi.
Jaffer, “ABD Anayasası Birinci Değişiklik Maddesi uyarınca hükümet çok iyi bir gerekçe olmadan Amerikalıların yurt dışından gelen fikirlere, bilgilere veya medyaya erişimini kısıtlayamaz ve burada böyle bir gerekçe yok” diye konuştu.
TikTok nasıl çalışıyor ve ne kadar kullanıcı verisi topluyor?
TikTok’un algoritması, uygulama içinde, önceki materyallerle nasıl etkileşimde bulunduklarına ilişkin verilere dayanarak kullanıcılara hangi içeriğin sunulacağını belirleyen bir dizi talimattan oluşuyor.
Kullanıcılara uygulamalarında, Takip Edilenler, Arkadaşlar ve otomatik olarak oluşturulan Sizin İçin kategorilerinde üç ana akış sunuluyor.
Eleştirmenler, uygulamanın son derece kişiselleştirilmiş sistemini güçlendirmek için diğer sosyal medya platformlarından daha fazla veri topladığını söylüyor.
Bu, kullanıcıların konumu, cihazı, etkileşimde bulundukları içerik ve yazarken sergiledikleri tuş vuruş ritimleri hakkında bilgi içerebilir.
Ancak Facebook ve Instagram gibi popüler sosyal medya uygulamaları da kullanıcılardan benzer veriler topluyor.
TikTok hangi ülkelerde yasaklandı?
TikTok, Haziran 2020’de Hindistan’da yasaklandı.
Ayrıca İran, Nepal, Afganistan ve Somali’de de engellenmiş durumda.
İngiltere ve Avrupa Komisyonu 2023’te resmi personelin çalışma cihazlarında TikTok’u yasakladı.
BBC de güvenlik endişeleri nedeniyle personeline TikTok’u kurumsal telefonlardan silmelerini tavsiye etti.
]]>İBB, tarihindeki ilklerden birini daha Başkan Ekrem İmamoğlu döneminde gerçekleştirdi. İBB, Türkiye’de bir yerel yönetim olarak, AB Türkiye Delegasyonu Başkanlığı ile birlikte “Avrupa Günü” kutlamalarının İstanbul ayağının ortak ev sahipliğini yaptı. Haliç Kongre Merkezi Sahil Alanı’nda düzenlenen Avrupa Günü kutlaması; İBB Başkanı İmamoğlu, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Meyer-Landrut, Atina Belediye Başkanı Haris Doukas, Saraybosna Belediye Başkanı Benjamina Karic ve B40 Balkan Şehirler Ağı Dönem Başkanı Tiran’ın Belediye Başkan Yardımcısı Anuela Ristani ve İstanbul’da görev yapan yabancı ülke misyon şefleri ile çok sayıda özel davetlinin katılımlarıyla gerçekleştirildi. İmamoğlu, kutlamadaki konuşmasında şunları söyledi:
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ GİBİ AB’NİN TEMEL ALDIĞI DEĞERLER GERİLEME SÜRECİNDE”
“Avrupa Günü’nü kutlamak, önem verdiğimiz ortak değerlerimizi hatırlamak için iyi bir fırsat. Bizim için AB, her şeyden önce demokratik bir barış projesidir. Uluslar arasındaki birliğin, etnik köken, dil veya din farkı gözetmeksizin demokratik ve insani ideallerin bayrağı altında kurulabileceğinin bir kanıtıdır. Ancak, uzun bir süredir AB hem içerde hem de sınırlarının dışında yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı. Euro krizi ve 2010’ların başındaki göç baskısıyla artan sorunlar, Brexit, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve son olarak Gazze’de yaşanan insanlık trajedisinin ortaya çıkmasıyla derinleşti. Bu jeopolitik çalkantıların sonuçları, Avrupa’daki liberal demokrasileri adalet, insan hakları ve özgürlükler üzerinden test ediyor. Hükümetlerin bu sorunlara halkın beklentileri yönünde cevap verememesi, popülist otoriter liderlere doğru bir kaymaya yol açıyor. Esasında, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi AB’nin temel aldığı değerler maalesef küresel olarak da gerileme sürecinde.
“BU DEMOKRATİK KRİZ DÖNEMİ, AVRUPA VE TÜRKİYE İÇİN NE ANLAM İFADE EDİYOR?
Peki içinde bulunduğumuz bu demokratik kriz dönemi, Avrupa ve Türkiye için ne anlam ifade ediyor? Geçen hafta sonu Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun daveti üzerine, Avrupa’nın yaşadığı demokratik krizi ele almak üzere sosyal demokrat belediye başkanlarıyla Paris’te bir araya geldik. Orada da şu soruyu sordum: Kendisini ‘demokratik ideallerin muhafızı’ olarak konumlandıran Avrupa, bu değerleri tutarlı bir biçimde savunduğunu samimiyetle söyleyebilir mi? Göçmen ve mülteci sorununun AB dışındaki ülkelere aktarılmaya çalışılması, bunun aksini göstermektedir. Konu, mültecilerin Avrupa ülkelerinde barınmasına izin verilip, verilmemesi değil, onların Türkiye gibi, Avrupa sınırı dışındaki ülkelerde tutulmasının politika haline getirilmesidir. Bu durum, mülteci meselesinin popülist ve yabancı düşmanı siyasi söylemlerde kullanılmasına zemin hazırlıyor ve sağ otoriterlik Avrupa’da güçleniyor. Oysa, Türkiye ve İstanbul, dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke ve şehirlerin başında geliyor. Buna rağmen, Türkiye’de demokratların güçlenmesi önemlidir.
“BİZİM GİBİ, AVRUPA İDEALİNİ ÖNEMSEYEN İNSANLARI ENDİŞELENDİREN…”
Avrupa’daki mevcut hükümetlerin Gazze’de yaşananlara verdikleri, daha doğrusu veremedikleri cevap da Avrupa’nın insani değerlerinin farklı coğrafyalarda tutarlı bir şekilde savunulamadığı anlamına geliyor. Aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu on binlerce masum Filistinlinin, tüm dünyanın gözlerinin önünde katledilmesinin daha yüksek bir sesle eleştirilmesi ve kınanması gerekmez mi? Bazı hükümetler, bırakın kendileri bunu yapmayı, bunu yapan vatandaşlarının toplantı ve gösteri haklarını, ifade özgürlüklerini kısıtlama yoluna gidiyor. Bu ise, Avrupa’nın demokratik değerler üzerinde yükselen evrensel bir barış projesi olma niteliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Bizim gibi, Avrupa idealini önemseyen insanları endişelendiren en önemli konulardan birisi budur.
“İSRAİL’İN REFAH’A ASKERİ HAREKATINI YİNE İZLEMEKLE Mİ YETİNECEĞİZ?
İsrail’in, dün, ateşkes teklifini reddederek, 1,5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah kentine askeri harekat başlatmasını da yine izlemekle mi yetineceğiz? Avrupa’yı ve insani değerlere önem veren tüm ülkeleri, bu vahşete ‘dur’ demeye çağırıyorum. Gazze’de olanlar, insanlık tarihinde kara bir leke haline gelmiştir. Buna daha fazla izin verilmemelidir. Önümüzdeki dönemde AB’nin kendi iç demokrasi mücadelesine devam edeceğini gözlemliyorum. Haziran ayında gerçekleşecek Avrupa Parlamentosu seçimlerini, dikkatle takip edeceğiz. Türkiye’de ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde karşılaştığımız demokratik gerilemeye, ancak kapsayıcı, katılımcı ve halkın sesine kulak veren yeni bir siyaset kültürü ve bu anlayışla inşa edeceğimiz siyasal ve ekonomik kurumlarla çözüm bulabiliriz.
“MART 2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARI, TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRATİK GERİLEMEYE SON VERDİ”
Türkiye de kendi içinde derinleşen bir demokrasi krizinden geçiyor. Ülkemizde son 10 yılda kurumsal yapı zayıflatıldı. Arkasından tek bir lider etrafında otoriter bir siyasal rejim şekillendi. Mart 2024 yerel seçim sonuçları, Türkiye’deki demokratik gerilemeye son verdi. Seçmen, muhalefeti güçlendirerek, siyaset zeminindeki meşruiyeti yeniden dağıttı. Bu sonuç, demokrasimizin dayanıklılığının göstergesidir. Bu zor zamanlarda Türk halkı demokratik değerlere olağanüstü bir bağlılık gösterdi. İstanbul’da geçtiğimiz 5 yıl boyunca, siyasi görüşü ne olursa olsun, İstanbulluların her kesimine hizmet götürdük. Kutuplaşmanın ilacı buydu. ‘İstanbul İttifakı’ adı altında kapsayıcı bir toplumsal hareket inşa ettik. Dahası; halkın endişelerini dinlemenin ve bunlara uyum sağlamanın önemini gösterdik. Toplumla, güçlü ve samimi bir iletişim kurduk. Bu siyasi zeminde CHP, liyakatli adaylarla halkın karşısına çıktı ve ülke genelinde her kesimden 3,5 milyondan fazla yeni seçmen kazandı. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 65’inden fazlasını ve ekonomisinin, neredeyse yüzde 80’ini oluşturan belediyeleri, sosyal demokrat belediye başkanları yönetiyor. CHP, Türk siyasetinin yeni ağırlık merkezi haline geldi.
“BİRLEŞİK VE DEMOKRATİK BİR AVRUPA, TÜRKİYE’NİN KATILIMI OLMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ”
Avrupa, kendi demokratik sorunlarıyla mücadele ederken, Türkiye’nin rolü sıklıkla göz ardı edilmektedir. AB’nin, ‘önce Avrupa’ vizyonunun demokratik bir Türkiye’yi kucaklaması gerektiğini fark etmesi elzemdir. Avrupa’ya yönelik varoluşsal tehditlerle mücadele, Türkiye’yi de içeren kapsayıcı bir yaklaşımı gerektirmektedir. CHP olarak biz, Türkiye’yi her zaman Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördük ve kendimizi Avrupa meseleleri ve çözümlerinin paydaşı olarak konumlandırdık. İddiamız şudur: Birleşik ve demokratik bir Avrupa, Türkiye’nin katılımı olmadan gerçekleştirilemez. Bu nedenle, AB’nin genişleme politikaları tartışılırken, Türkiye’nin adının geçmemesi, 60 yıldır süregelen ortaklık ilişkisinin ve 20 yılı aşkındır devam eden üyelik sürecinin yok sayılması kabul edilemez.
“KATILIMCI ‘İSTANBUL MODELİ’, SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL, AVRUPA’DA DA İLHAM KAYNAĞI OLMAYI SÜRDÜRECEK”
Büyükelçi Meyer-Landrut’un konuşmasında bahsettiği gibi, İstanbul’un karbon-nötr bir şehir olması ve iklim değişikliğine adaptasyon programı gibi AB ile beraber başarılı projelere de imza attık. Fakat bunlar yeterli değil. Önümüzdeki dönemde, AB’nin yerel yönetimlerle daha yakın çalışmayı ve etkisi halkımız tarafından da hissedilebilen projeleri birlikte hayata geçirebilmeyi hedeflemeliyiz. İstanbul’daki yönetim anlayışımızın temelinde, demokrasi ve katılımcılığın olduğunun altını çiziyorum. Bunu, son 5 yıl içerisinde yaptığımız icraatlarla kanıtladık. İnsanı odağımıza alıyor, ayrım gözetmeden 16 milyon İstanbulluya eşit hizmet veriyor, şehri yurttaşlarla birlikte yönetiyoruz. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde de aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Katılımcı ‘İstanbul Modeli’, sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da ilham kaynağı olmayı sürdürecek.”
AVRUPA GÜNÜ’NÜN ÖYKÜSÜ
1985 yılında, “Avrupa Tek Senedi”nin temellerinin atıldığı “Milano Zirvesnüi” kapsamında alınan kararla birlikte; 9 Mayıs, “Avrupa Günü” olarak ilan edildi. 9 Mayıs’a sembolik önemi kazandıran tarihi gelişme ise, dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın, 9 Mayıs 1950 tarihinde okuyarak, ilan ettiği “Schuman Bildirisi” oldu.
Söz konusu bildiride, Avrupa’da, barışçıl ilişkilerin kalıcı bir şekilde tesis edilmesinin zaruri olduğu vurgulanmış; daha sistematik ve organize bir Avrupa kurulabilmesi adına bir kanun teklif edilmişti. Bu kapsamda, Fransa ile Batı Almanya’nın kömür ve çelik sanayilerinin tek çatı altında birleştirilmesi önerildi. Söz konusu fikir dahilinde oluşturulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, birliğe giden yolun kilometre taşı olarak nitelendirildi. Bu bağlamda “Schuman Bildirisi”, bir nevi AB’nin başlangıcına giden fikriyatı ortaya koydu. Avrupa Günü, gerek üye ülkelerde gerekse de aday ve potansiyel ülkelerde çeşitli etkinliklerle kutlanmakta. 9 Mayıs Avrupa Günü, 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye aday ülke statüsünün verilmesiyle birlikte; 2000 yılından bu yana, Ankara ve İstanbul merkezli olarak, Türkiye’de de kutlanıyor.
]]>(ANKARA)- Saadet- Gelecek Partileri Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, “Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın 5 Eylül 2023 tarihinde bir açıklaması var; şu anda 68 bin öğretmen açığımız var diyor. O zaman neden 20 bin öğretmen alımı açıklandı? Onu da sayın Milli Eğitim Bakanı bir cümleyle ifade etti; ‘Yaşanan ekonomik krizden kaynaklı olarak Hazine ve Maliye Bakanımızla ancak bu sayıda uzlaşabildik’ dedi. Sizin ülkeyi yönetememenizin bir sonucu olarak oluşan ekonomik krizin faturasını gençlere mi ödeteceksiniz” dedi.
Saadet – Gelecek Partileri Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, TBMM’de öğretmen atamaları ve mülakatların kaldırılmamasına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Şahin, şunları söyledi:
“Bizim uzun süredir iktidara bir uyarımız vardı. Öğretmen atamalarıyla ilgili ‘dağ fare doğurmasın’ diyorduk ama bugün Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamasına baktığımızda üzülerek görüyoruz ki maalesef dağ fare doğurdu. Öğretmen ataması için 20 bin kişilik bir kontenjan açıklandı. Biz Gelecek Partisi olarak bu kontenjana açıkça itiraz ediyoruz. 20 bin sayısını yeterli bulmuyoruz, bunu ihtiyacı karşılamayacak bir sayı olarak görüyoruz. Sayın Milli Eğitim Bakanı’nın 5 Eylül 2023 tarihinde bir açıklaması var; şu anda 68 bin öğretmen açığımız var diyor. Yani şu anda devletimizin ihtiyacı olan öğretmen sayısı 68 bin. O zaman neden 20 bin öğretmen alımı açıklandı? Onu da sayın Milli Eğitim Bakanı bir cümleyle ifade etti; ‘Yaşanan ekonomik krizden kaynaklı olarak Hazine ve Maliye Bakanımızla ancak bu sayıda uzlaşabildik’ dedi. Sizin ülkeyi yönetememenizin bir sonucu olarak oluşan ekonomik krizin faturasını gençlere mi ödeteceksiniz? Gücünüz gençlere mi yetecek? Bir de iyi ki uzlaşmışsınız bu sayıda… Eğer ki uzlaşamasaydınız bu sayı kaç olacaktı onu da çok merak ediyorum. Bizim talebimiz bu sayı gözden geçirilmelidir.
“GENÇLERLE İNATLAŞTIĞINIZI GÖRÜYORUZ”
İkinci itirazımız mülakat uygulamasının devam etmesine. Sayın Cumhurbaşkanımızın genel seçimlerden önce mülakatların kaldırılacağı yönünde bir taahhüdü olmuştu. Gençlerimize seçim öncesi bir söz verdiniz. Biz isterdik ki seçime kadar değil seçimden sonra da bu sözlerin tutulmasını isterdik. Sayın Cumhurbaşkanı ‘milletle inatlaşmayacağız’ demişti ama gençlerle inatlaştığınızı görüyoruz. Mülakatlarla ilgili üç itirazımız var. Birincisi; öznel değerlendirmelerden kaynaklanan haksız sonuçlar. İkincisi; torpile dayalı kayırmacılık. Üçüncüsü de anlık strese bağlı gerçekçi olmayan sonuçlar. Bu üç nedenle itiraz ediyoruz. Sayın Milli Eğitim Bakanı kayırmacılık olmayacağını söylüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Görevde Yükselme ve Ünvan Değişikliği Sınavı’nda 98 puan almış kişiler 38 kişi elenmiş. İşte torpil düzeninin en bariz örneği.
“TORPİL MESAJLARI GÖRÜRSEK DÜNYAYI BAŞINIZA YIKARIZ”
Eğer ki Milli Eğitim Bakanı bir gün öğretmenler odasında oturmuş, oranın havasını solumuş olsaydı Türkiye bugün bu sorunu, bu inadı yaşamıyor olurdu. Madem ki gençlerimiz ısrarla mülakata sokulmaya çalışılıyor ben de Sayın Cumhurbaşkanı’na bir çağrıda bulunuyorum; Milli Eğitim Bakanını 45 dakikalık bir mülakata sokun bakalım öğretmenlik mesleğiyle ilgili ortaya ne sonuç çıkacak? Sözlü sınava alınacakları tarih 11 Haziran…Sözlü sınavların başlangıcı 1 Temmuz. Arkadaşlar, bu gençler yeni sınava mı hazırlanacak yoksa mülakat sonucunu mu bekleyecek? Mülakatta elenen gençlerimiz ne olacak? Bu çelişkiyi de Milli Eğitim Bakanı’na soruyoruz. Gençlerimize bu psikolojiyi yaşatmaya hakkınız yok. Buradan uyarıyoruz; ortada dolaşan referans mektuplarını, bakanların, bakan yardımcılarının, milletvekillerinin telefonlarına düşen torpille, kayırmacılıkla ilgili mesajlarını gördüğümüzde gençlerimiz için dünyayı başınıza yıkarız.”
]]>
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden başarıyla çıkan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’ye tebrik ziyaretinde bulundu. Bahçetepe tarafından makam odasında ağırlanan İmamoğlu, “Başkanımız inşallah çok başarılı olacak. Hem Hakan Başkanımıza hem ekibine, İlçe Başkanımıza ve burada emeği geçen bütün vatandaşlarımıza seçimde yaşanan bu başarı için teşekkür ederiz. Ama tabii esas başarı, şimdi oluşacak. O da hizmetle insanlarımızın mutlu olmasını sağlamak” dedi.
“GAZİOSMANPAŞA’DA YAPACAĞIMIZ ÇOK GÜZEL İŞLER VAR”
Bahçetepe’nin CHP Gaziosmapaşa ilçe başkanlığından geldiğini ve hizmet süreçlerinin birebir şahidi olduğunu hatırlatan İmamoğlu, “Çünkü birlikte çok saha gezdik, şantiye dolaştık, hizmetlerimizi ziyaret ettik. Bazen kapıları çaldık taziyelerde, o tarz buluşmalarda. Dolayısıyla Başkanımız, bu sürecin en canlı şahidi ve izleyeni. Eminim ki bu zaman diliminde de müşterek daha uyumlu, daha yüksek bir performansla, ortaya koyacağımız projeler, ihtiyaçları karşılayan çözümler, bize son derece başarılı bir dönemi nasip edecektir. Elbette Başkanım yanınızdayız. Birlikte Gaziosmanpaşa’da yapacağımız çok güzel işler var çok farklı konularda. Dayanışmamız en üst seviyede. Demokrasiye inanan insanların çözemeyeceği sorun yok. Çünkü herkesi içine katar. Biliyorum ki Gaziosmanpaşa’nın da çok yetenekli insanları var. Bu kurumun da yetenekli insanları var. Yeni insanlar da katılacaktır” şeklinde konuştu.
“39 İLÇEMİZİN TAMAMIYLA İŞ BİRLİĞİ YAPACAĞIZ”
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak güzel bir icraat dönemini geçirdik burada” diyen İmamoğlu, “Şimdi onun üstüne daha fazlasını koyma konusunda da birlikte yine hazırladığımız ya da tespit ettiğimiz hususlar var. Ben çok mutluyum. Hem genç bir başkan arkadaşımız olarak hem Gaziosmanpaşa’nın çocuğu olarak, buranın bir insanı olarak, çok özenli bir dönemi bu ilçeye kazandırmanı diliyoruz. Yanındayız. Her an, her dakika başarılı olman için de iş birliği yapacağız. Bunu sadece size söylemiyoruz tabii. 39 ilçemizin tamamına söylüyoruz. Ama tabii ki yeni görev alan arkadaşlarımızın daha yüksek bir tempoda koşması gerektiğini de biliyor ve düşünüyorum. O konuda da çalışkanlıkta en çok güvendiğimiz arkadaşlarımızdan birisi olduğunu da biliyorum. Yolun açık olsun sevgili Başkanım” ifadelerini kullandı.
BAHÇETEPE: “İLÇEMİZİ DAHA YAŞANABİLİR, DAHA MODERN, DAHA YEŞİL BİR İLÇE HALİNE GETİRMEK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
70 yıldır Gaziosmanpaşa’da yaşayan bir ailenin çocuğu olduğunu vurgulayan Bahçetepe de İmamoğlu’nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bahçetepe şunları söyledi:
“Biz, uzun bir süredir burada muhalefette olan bir partideydik. Ama kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımız ve İBB’nin ilçemize yaptığı kreşler, statlar, KİPTAŞ konutları… Dolayısıyla bizim vatandaşla barışık bir politika izlememiz, kent politikası oluşturmamız, bu belediyenin imkanlarından bütün memleketin, bütün mezheplerin, bu ülkede yaşayan bütün yörelerin yararlanabileceği bir politikayı hayata geçirmek istiyoruz. Bu belediyenin imkanlarından dün akşam Hıdırellez bayramını kutladık. İlk defa belediyenin böyle önünde coşkulu, kalabalık, bütün kesimlerin kendini ifade edebildiği, saatlerce eğlenebildiği bir alanı yarattık. ve dolayısıyla burada vatandaşıyla barışık, kentsel dönüşüm mağdurlarının sesi olabilecek, kent politikalarını vatandaşla barışık yapacak, onları sürecin içine katacak, muhtarların, STK’ların, spor kulüplerinin bir arada olabileceği bir politik anlayışı aslında burada hayata geçirmemiz lazım. İnşallah sizlerin katkısıyla, tecrübesiyle, ilçemizi daha yaşanabilir, daha modern, daha yeşil bir ilçe haline getirmek için mücadele edeceğiz”
Tebrik ziyaretinin ardından, İmamoğlu ve Bahçetepe, kurum kurmaylarının karşılıklı katılımıyla, Gaziosmanpaşa’nın sorunlarına ve çözüm yollarına dönük, ortak masa toplantısı gerçekleştirdi.
]]>(ANKARA) – CHP, TBMM Genel Kurulu’nda ‘Öğretmenlerin istihdam sorunlarının araştırılması’ için grup önerisi verdi. Öneri üzerine konuşan CHP Milletvekili Suat Özçağdaş, “Sayın Bakanın Eylül 2023’te yaptığı açıklamaya göre toplamda 68 bin açık var. Emekli olan öğretmen sayısı 23 bin 670 ve sizin açıkladığınız atanan öğretmen sayısı ise 20 bin. Yani bu yıl emekli olan öğretmen kadar öğretmen atanmış değil” dedi.
CHP’nin ‘Öğretmenlerin istihdam sorunlarının araştırılması’ için verdiği grup önerisi TBMM Gnel Kurulu’nda reddedildi.
“ÖĞRETMENLERİN SORUNLARINI ÇÖZÜN”
CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş öneriyle ilgili şunları söyledi:
“Bugün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 20 bin öğretmen ataması yapılacağı haberini kamuoyu ile paylaştı… Türk Eğitim Sen’in araştırmasına göre 94 bin öğretmen açığı var, 85 bin ücretli öğretmen var. Sayıştay raporuna göre 2021’de 138 bin açık var ve Sayın Bakanın Eylül 2023’te yaptığı açıklamaya göre toplamda 68 bin açık var. Emekli olan öğretmen sayısı 23 bin 670 ve sizin açıkladığınız atanan öğretmen sayısı ise 20 bin. Yani iktidarınız bu yıl emekli olan öğretmen kadar öğretmen atamış deği. Türkiye’de bir atanmayan öğretmen problemi var. Bu,Öğretmenleri birinci turda KPSS ve mülakatla, ikinci turda 550 saatlik formasyon eğitimiyle ve 3 yıl güvencesiz çalışmak koşuluyla bu 3 yılın sonunda da nasıl eleyeceğiniz belli olmayan bir yöntemle de tekrar edecektir. 11 Nisan 2023 tarrihinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan, mülakatın kaldırılacağını açıkladı. Seçim beyannamenizin 345. sayfasında var. Siz Türkiye’ye açıkça mülakatı kaldıracağınızı söylediniz. Sözünüzü çiğnemeye devam ettiniz. Sadece sözünüzde durmadığınız gibi değil, öğretmenlerin beklentilerini de gerçekleştirmiyorsunuz. Dışarıda öğretmenlerin feryadını duyun. Yoksulluk sınırının altında yaşamaya mecbur bıraktığınız 1 milyon 155 bin öğretmenin sorunlarını çözün.”
“SADECE LİYAKATTEN DEĞİL MATEMATİKTEN DE SINIFTA KALDILAR”
CHP’nin grup önerisi üzerine söz alan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Demir, şunları söyledi:
“Mülakat kaldırılacak sözü sadece seçim bitene kadarmış. Ülkemizde iktidar tarafından deneme yanılma yönetemine çevrilen Milli Eğitim müfredatı mevcut bakanla birlikte en vasat dönemini yaşamaktadır. Ülkede öğretmen açığı olmasına rağmen 2023 yılında emekliye ayrılan öğretmen sayısısı 23 bin 670’ken bugün duyurulan yeni atama sayıs 20 bindir. Emekli olan öğretmenlerden açılan boşluk bile kapatılmamıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere bakan sadece liyakatten değil matematikten de sınıfta kalmıştır. Atanmaktan umudunu kesip başvuru yapmayanlarla birlikte atanmayan öğretmen sayısı 1 milyonun üzerindeyken 20 bin atama asla kabul edilemez. Özel okullarda asgari ücretin altında çalışan binlerce öğretmenimiz var bu tablo asla kabul eidlemez. En az 100 bin öğretmen ataması yapılmalı. İtibardan tasarruf olmaz diyen cumhurbaşkanımız, oysa ki eğitimden tasarruf olmaz.”
“BİNLERCE ÖĞRETMENİN AİLE KURMA HAYALİNİ YERLE BİR ETTİNİZ”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Bursa Mİlletvekili Selçuk Türkoğlu şöyle konuştu:
“Binlerce öğretmenin aile kurma hayalini yerle bir ettiniz, öğrencilerle kara tahta önünde buluşma hayalini yok ettiniz. Hangi laftan anlayacağınızı bilemiyorum, hangi emir acaba AK Partli yöneticileri etkiler de bu zulmü bitirir diye düşünürken bir kez daha hatılatmak istedim… Ücretli öğretmen meselesi kanayan bir yara. Devlet olarak anayasal suç işliyorsunuz. Asgari ücretin altında öğretmen çalıştırıyorsunuz. Madem atamayacaksınız 2002 yılında 50 bin civarında
“MÜLAKATLAR SİYASİ TERCİHLERE GÖRE BELİRLENİYOR”
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise şunları kaydetti:
“Bu konu Türkiye’nin kanayan yarası. Normal koşularda eğitimin verimli olabilmesi için aynı zamanda öğretmenin de verimli bir çalışma yapabilmesinin çok önemli olduğunu herkes bilir. Neden ülkemizde son zamanlarda yoğun bir şekilde özel okullara insanlar öğrencilerini veriyorlar diye sorduğumuzda Milli Eğitim Bakanının bize verdiği cevap OECD ülkelerine göre yarıdan fazla değil dediler. Oysa bizim araştırmalarımızda gördüğümüz şudur; yurttaşlarımız OECD ülkelerine göre eğitime iki kat daha fazla bütçe ayırıyor. Avrupa’nın birçok yerinde eğitim ücretsiz ve nitelikli yapılıyor. Öğretmenler ise 4-5 yıl eğitim görüyorlar, yetmiyor KPSS’ye giriyorlar. En başarılı olanlar yine mülakata giriyor ve mülakat sırasında maalesef sorular karşısında telef oluyorlar. Gördüğümüz sonuç şu; bu gençler açıkça siyasi tercihlerine göre belirleniyor. “
CHP’nin grup önerisi AKP ve MHP Milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca başkanlığında toplandı. Karaca, gündeme geçmeden önce 2 milletvekiline gündem dışı söz verdi. AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, “Siyonizm sorunu, Filistin gerçeği” ve CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan “6 Mayıs 1972’de gerçekleştirilen idamların 52. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan” konularında birer konuşma yaptı.

AK Parti Ankara Milletvekili Baykoç, bugün barbarlığın medeniyete, kutsal olmayanın kutsal olana, İsrail’in insanlığa ve insan haklarına savaş açtığını belirterek, “Siyonizm sorundur, Filistin gerçektir.” dedi.
CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının eylemleri nedeniyle değil fikirleri nedeniyle idam edildiklerini ifade ederek, “Deniz Gezmiş ve arkadaşları anayasayı ortadan kaldırdıkları için değil anayasa tam uygulansın dedikleri için idam edildiler.” diye konuştu.
GENEL KURULDA “1400 SENE” TARTIŞMASI
Akdoğan’ın, “Ey zalimler, ister kaymakam olun ister vali, ister hakim olun ister savcı, ister vekil olun ister bakan, boşa çiğniyorsunuz yalan dünyayı. 1400 senedir yapıyorsunuz bunu. Nesimi’nin derisini yüzerken yaptınız bunu. Hallac-ı Mansur’u asarken yaptınız bunu. Kubilay’ın başını keserken yaptınız bunu.” sözleri Genel Kurulda tartışmalara neden oldu.
AK Parti milletvekilleri, Akdoğan’ın “1400 senedir” sözleriyle ne demek istediğini açıklamasını istedi. AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “1400 senedir demek bu ülkenin Müslümanlarına çok ciddi iftira ve hakaret etmek demektir.” diyerek, Akdoğan’ın özür dilemesini istedi. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılması için o dönem Meclis’e bir kanun teklifi geldiğini anımsatan Usta, kanun teklifine CHP’den 28 milletvekilinin kabul oyu verdiğini anımsatarak, “O zaman bu idama evet oyu veren CHP’li 28 milletvekili utanmayacak da kim utanacak.” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına toplam 48 ret oyu verildiğini, bunlardan 47’sinin CHP oyu olduğunu söyledi. Bunların içinde İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in oylarının da olduğunu, bununla gurur duyduklarını ifade eden Günaydın, “273 kabul var. O kabulün içerisinde 28 CHP’linin de oyu var. O 28 CHP’linin 1972’deki oylarının doğru olmadığını buradan açıkça ifade ediyoruz. Bu 28 oyun dışında ‘evet’ diyen 273 oy kalkmış, kimin müktesebatından kimin geçmişini takip ediyor bunlar?” şeklinde konuştu.
BİRLEŞİME ARA VERİLDİ
AK Parti ve CHP milletvekilleri arasındaki tartışmanın devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Karaca, birleşime ara verdi. Aranın ardından Karaca, milletvekillerine yerlerinden söz verdi. Bu sırada AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışmanın sürmesi üzerine Karaca, birleşime bir kez daha ara verdi. Tartışma arada da devam etti.
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Bağcılar’da geçen yıl 11 yaşındaki kız çocuğunu iş yerinde istismar eden 60 yaşındaki sucu Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanmasına Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşma savcısı, mütalaasını açıkladı. Mahkeme duruşmayı 4 Haziran 2024 tarihine erteledi. Bir sonraki duruşmada karar verilmesi bekleniyor.
Geçen yıl mayıs ayında okuldan çıkan 11 yaşındaki M.Y.’yi aracıyla kendisine ait su dükkanına götürüp burada alıkoyan ve taciz eden Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. Dükkandaki ses yalıtımlı özel oda görüntülenirken Şenay’ın istismar görüntülerini kayda aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında hazırlanan iddianame, mahkemece kabul edildi. Metin Şenay, bugün hakim karşısına çıktı. Sadece vekaletnamesi olan avukatlar salona alındı. Koridorda kalan izleyiciler, “Çocuklar vatandır, vatanına sahip çık” şeklinde slogan attı. Sanık Diyarbkır Cezaevinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya katıldı. Ayrıca iki mağdurun yakınları katıldı.
Duruşmada sanık Metin Şenay’ın ifadesi alındı. Ayrıca duruşmada mağdur çocuklarıdan birinin pedegog eşliğinde beyanları alındı. Mağdur annelerinden biri duruşmada sinir krizi geçirdiği öğrenildi. Anne salondan çıkarıldı.
Duruşma savcısı mütalaasını açıkladı.
Mahkeme heyeti sanığın tutukluluğuna devamına hükmederek duruşmayı 4 Haziran 2024 tarihine erteledi.
METİN ŞENAY HAKKINDA YÜZLERCE YIL HAPİS TALEBİ
İddianamede, şüpheli Metin Şenay’ın ilk mağdura yönelik işlediği “zincirleme olarak cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 10 yıl 6 aydan 36 yıl 9 aya kadar, “zincirleme şekilde 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 63 yıldan az olmayacak ceza ve “müstehcen yayınların üretilmesinde çocukları kullanmak” suçundan 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi. Metin Şenay’ın, eşinin yeğeni olan iki mağdur çocuğa yönelik 2019-2023 yılları arasında işlediği, “zincirleme olarak cebir veya hile kullanarak çocuğa cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 18 yıl 4 aydan 62 yıl 1 aya kadar, “zincirleme olarak üçüncü derece kayın hısımlığı bulunan 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan ayrıca 63 yıldan az olmayacak bir ceza ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da ayrı ayrı 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Sanık Şenay’ın son mağdur çocuğa karşı 24-25 Mayıs 2023 tarihinde işlediği “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 6 yıldan 21 yıla kadar, “12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 27 yıldan az olmamak üzere ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi. Şüphelinin ayrıca “çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri depolamak ve bulundurmak” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapsi de istendi.
]]>Kongrede “PKK terör örgütünün eleman temin yöntemleri, medya stratejisi, terör eylemi yöntemleri, diğer ülkelerin PKK politikası, PKK’da kadın olmak” gibi farklı konuların yanı sıra PKK ile mücadele çerçevesinde “Geleneksel ve modern yaklaşımlar, istihbaratın rolü, radikalleşmeden dönüş, terör örgütünün ideolojisiyle mücadele, dijital dünyada mücadele, mücadelede kamu diplomasisi” gibi farklı konular akademik olarak tartışılacak. Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sami Kiraz, güvenlik ve terörizm çalışmaları alanında çalışan araştırmacıları bir araya getirmek suretiyle geleneksel ve güncel meselelerin tartışıldığı, alana yön verecek yeni bakış açılarının irdelendiği bir platform olma amacı taşıyan kongrenin bu yılki temasının “Türkiye’nin PKK Terörizmiyle Mücadelesi 1984-2024” olduğunu belirtti. Doç. Dr. Kiraz, “Kongremizin temel amacı PKK terör örgütüne odaklanarak Türkiye’deki terörizm olgusunu ve Türkiye’nin terörizmle mücadelesini akademik olarak incelemektir. Kongre çerçevesinde akademisyenler, araştırmacılar, düşünce kuruluşu çalışanları, sivil toplum örgütü üyeleri ve kamu kuruluşu mensuplarını bir araya getirmek; Türkiye’de terörizm ve terörizmle mücadele konularında farkındalık oluşturmak ve konuyla ilgilenenlerin görüşlerini paylaşabilmelerini sağlamak ve Türkiye’nin terörizmle mücadelesi konusunda ortak akılla çözüm üretilebilmesine katkıda bulunmak hedeflenmektedir” dedi.
“PKK, başka örgütlere ve başka devletlere taşeronluk yapan bir hale büründü”
Terörizm ve Radikalleşme ile Mücadele Derneği Başkanı Erol Başaran Bural ise, PKK terör örgütünün 15 Ağustos 1984 tarihinde Siirt’in Eruh, Hakkari’nin Şemdinli ilçelerinde ilk planlı, eş zamanlı ve kapsamlı terör eylemini düzenlediğini ifade etti. İlk saldırıdan itibaren geçen 40 yıllık süre içerisinde PKK terör örgütünün her açıdan kendisini dönüştürdüğüne dikkat çeken Bural, Türkiye, Irak, Suriye ve İran’ın yanı sıra Avrupa ve Orta Doğu’da yapılandığını, bir yandan uyuşturucu ticaretinin önde gelen parçası haline gelirken, diğer yandan başka örgütlere ve başka devletlere taşeronluk yapan bir hale büründüğünün altını çizdi. Terör örgütü PKK’nın defalarca yöntem, taktik ve strateji değiştirdiğine işaret eden Bural, “Hatta ilk ortaya çıktığı dönemdeki ideolojik eğilimlerini bir kenara bırakarak günümüzde çok daha farklı söylemlere yöneldi. Bununla birlikte Türkiye de PKK ile mücadelede büyük bir değişim ve dönüşüm geçirdi. Terörizmle mücadelenin dinamik doğası sürekli öğrenmeyi ve uyum sağlamayı gerektirdiğinden, devletin bu mücadeleye katkı sağlayan kurumları da değişen şartlara uyum sağladı. Ancak mücadelenin en önemli parçalarından birisi olan bilimsel alanda, yani akademik açıdan mücadele diğer mücadele boyutlarına göre biraz geride kaldı. Doğrudan PKK terör örgütünü odak noktasına alan oldukça az sayıda doktora tezinin bulunması bu durumu ispatlar nitelikte. Tam da bu nedenle PKK ile mücadelenin 40’ıncı yılında bu kongreyi düzenlemeyi ve akademik alana katkı sağlamayı düşündük. Kongremizin temel amacını da PKK terör örgütüne odaklanarak Türkiye’deki terörizm olgusunu ve Türkiye’nin terörizmle mücadelesini akademik olarak incelemek şeklinde belirledik” dedi.
Çorum’un barış kenti olduğunu ifade eden Çorum Valisi Zülkif Dağlı ise dünyanın ilk uluslararası barış anlaşmasının bu toraklarda imzalandığını hatırlattı. Gazze ve dünyanın birçok bölgesinde barışa nasıl ulaşılır diye çaba gösterilen bir dönemde olduğumuzu ifade eden Vali Dağlı, Gazze’de 40 bine yakın insanın hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Artık terörün kavram değiştirdiğini anlatan Vali Dağlı, “Öğrencilik yıllarımızda bizim için en önemli konulardan birisi Türk dış politikası endeksi içerisinde Kıbrıs konusuydu. 1950’den 1990’lı yıllara kadar Kıbrıs’ı konuştuk. Dünya da Soğuk Savaş ve etrafında şekillenen iki kutuplu dünyaydı. 1990’lı yıllardan itibaren bunun da kaybolduğunu, çok kutuplu, çok bölgesel anlayışa doğru konunun evrildiğini görüyoruz. Terörizm 1984’lü yıllardan itibaren ülkemizin gündeminde. Biz o günleri göz önüne getiriyoruz. Nerden nereye geldiğimizi de karşılaştırma imkanı buluyoruz. Bu anlamda ne kadar ileri adım attığımızı görmüş oluyoruz. Terörizm vekalet savaşları yoluyla arttı. Ülkemizin etrafında da arttı. Bu manada PKK’yı ve terörizmi konuşmak son derece önemli” şeklinde konuştu.
Açılış programına İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Naim Çetinkaya, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Eşref Savaş Başcı da katıldı. – ÇORUM
]]>Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, makamında basın toplantısı düzenledi. Konuşmasına kendisini bugüne kadar ziyaret eden tüm vatandaşlara teşekkür ederek başlayan Başkan Balaban, her hafta çarşamba gününü ‘halk günü’ olarak vatandaşları makamında ağırlayarak geçireceğini söyledi.
Basın toplantısında, belediye iştiraki MAYEB ve YUNTAŞ yönetiminin huzur hakkı olarak 80 bin TL alacağı iddiasıyla ilgili sosyal medyada paylaşımda bulunan kişilerle ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Başkan Balaban, şunları söyledi:
“O PARAYI BEN BİLE ALMIYORUM”
“İddia edilen 80 bin TL’yi ben dahi almıyorum. Tasarruf tedbirlerini hayatın her alanında uyguluyoruz. Personel alırken de bu tedbirlere riayet ediyoruz. Sosyal medyada MAYEB’in yönetim kurulu üyeliğini 7’den 15’e çıkarmamız eleştirilmiş. Biz ne yaptıysak savunduk, savunduğumuzu da yaptık. YUNTAŞ’ta da yönetim kurulu üyeliğini 7’den 17’ye çıkardık. Belediye başkanı olarak ben, ekibim ve kadrom olmadan hiçbir şeyi başaramam. Bu belediyede bin 397 gibi yüksek bir rakamda çalışanımız var. Bu çalışanlarımızın 324’ü memur, bu Türkiye rekorudur. Sayıştay baş denetçisi olan bir üstadımız var. Bize fahri danışmanlık yapıyor. Dedi ki, ‘Sana bir yol göstereyim, personel alımında da yarı yarıya tasarruf yaparsın. Bu da yönetim kurulu yetkisidir. Bunu istediğin sayıda yapabilirsin. Çalıştıracağın arkadaşları yönetim kuruluna al. Yönetimlerin alt birimleri oluyor. Araştırma, planlama, istişare, danışma, hukuk denetim kurulu gibi… Onlara ödeyeceğin tek şey huzur hakkı olur’. Huzur hakkı 27 bin TL brüt, 21 bin TL yapmaktadır. O arkadaşların hepsi de tek tek çalışıyor. O tweet atan arkadaş yalan söyleyerek 80 bin TL arasında maaş alacaklarını söylemiş. O parayı ben dahi almıyorum. O arkadaşlarımız 21 bin TL gibi bir huzur hakkı ücretiyle işlerini yapacaklar. Halkı yanlış bilgilendirmek için paylaşımda bulunan arkadaşla ilgili de gerekli hukuki süreci başlatacağız.”
İlçeye en iyi hizmeti yapabilmek için kendisinin oluşturacağı kemik bir kadroyla hareket edeceklerinin altını çizen Balaban sözlerini, şöyle noktaladı:
“İMAR RANTINI KİŞİLER DEĞİL HALK PAYLAŞACAK”
“Belediyemizde bin 397 kişi çalışıyor. Bunlardan yollarımızı ayıracaklarımız da olacaktır. Bin 400 kişilik kadroda yüzde 10 kadromuzu kuracağız. Bu kadroyu kurmadığımızda bu belediyeyi istediğimiz gibi yönetemeyiz. AK Parti’ye, partililere de son derece saygılıyım. Eleştirilerimi de AK Parti camiasına mal etmedim. AK Parti’yi direkt hedef almadım. Dedim ki burada bir yanlışlık var. Kendi ekibimizle, kadromuzla çalışmak durumundayız. Bunu da haziran sonuna kadar adım adım gerçekleştireceğiz. Kimseyi kırmadan, saygıda kusur etmeden, incitmeden yapacağız. Yunusemre’nin imar rantını kişiler değil; belediye ve halk paylaşacak. Halkın yararına olmayan, satmamız gereken yerler varsa onları da satacağız. Bunu da kamuoyuyla paylaşacağım.”
]]>ZEHRA DEĞİRMENCİ/ SİBEL KAHRAMAN
(BURSA) – Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin güncel borcunu açıkladı. Bozbey, “7 milyar ile başlayıp 20 milyar ile devam eden borç 25 milyara ulaştı. Bu para nerede harcandı? 1 karış metro mu yapıldı, sahillere mi, kentsel dönüşüme mi aktarıldı? Bu parayla neler yapılırdı? 19 kilometre metro hattı yapılırdı. 110 kilometre hafif raylı sistem yapılırdı. 154 kilometre metrobüs hattı, 2 bin 100 kreş yapılırdı, 21 bin adet sosyal konut yapılırdı.” dedi.
Mustafa Bozbey, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde basın mensuplarıyla bir araya gelerek ilk ay değerlendirme toplantısı yaptı. Toplantıya, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın yanı sıra çok sayıda parti ve belediye yöneticisi katıldı. Başkan Bozbey, konuşmasında şunları söyledi:
“Göreve geldiğimiz andan itibaren hemen yaptığımız çalışmalar sonucunda önce söz verdiğimiz gibi suya yüzde 25 indirim yaptık. Sonra dilimiz kimliğimizdir diyerek Türkçe’ye sahip çıkmak için tabelalarda beklenen kararı aldık. Uygulamaya da başlıyoruz. Yol kenarlarında otopark sorununu çözdük ve ücretsiz hale getirdik. Önceki dönem borçlarını da siliyoruz. Ayrıca kamuoyunun taleplerini dikkate alarak spor salonu inşaatında değişiklik yapmak üzere proje çalışmasına başlattık. 3 bin 100 kişi kapasiteli salonu 5 bin kişiye çıkaracağız. Kayapa’daki katı atık depolama tesisine de kamuoyu tepkisi sonrası son verdik.
“SADECE BELEDİYENİN BORCU 10 MİLYAR 309 MİLYON TL”
Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren daire ve şirket müdürleri ile mevcut durum tespiti için toplantılar yaptık ve devam ediyoruz. 15 iş günü içinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin borçlarının yüzde 60 – 70’ini tespit ettik. Borç her geçen gün büyümeye devam ediyor. Önceki dönem belediye başkanı borcun 7.2 milyar lira olduğunu söylemişti. Ancak devir teslimde Yıldırım Belediye Başkanı Başkanı borcun iştiraklerle beraber 20 milyar olduğunu söylemişti. İlk olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin borcu yaklaşık olarak 10 milyar 309 milyon TL. BUSKİ’nin borcu 10 milyar 132 milyon civarında. Bağlı şirketlere baktığımızda yaklaşık olarak 4 milyar 634 milyon TL borç var.
“BORÇLA 19 KM METRO HATTI YAPILIRDI”
İncelemelerimiz daha bitmedi. 7 milyar ile başlayıp 20 milyar ile devam eden borç 25 milyara ulaştı. Bu para nerede harcandı? 1 karış metro mu yapıldı, sahillere mi, kentsel dönüşüme mi aktarıldı? Bu parayla neler yapılırdı? 19 kilometre metro hattı yapılabilirdi. 110 kilometre hafif raylı sistem yapılırdı. 155 kilometre metrobüs hattı, 2 bin 100 kreş yapılırdı, 21 bin adet sosyal konut yapılırdı. Keşke bu borç yatırımlar sonucu olsaydı. Belediyeye bağlı şirketlerin ihale ve satın almalarındaki usulsüzlüklerle belediyeye 5.5 milyar lira gibi borç yükleyen yeni stad örneği gibi, T2 hattı yerine metrobüs yapılsaydı 3 milyar avantaj olacaktı. Bunların finansman maliyetlerini daha konuşmuyoruz. Her geçen gün faiz yükleri üzerine biniyor. Bunun gibi yanlış projelerle Bursa bu bedelleri ödemeye mahkum edildi.
“2+1 DAİRENİN MALİYETİ 4.5 MİLYON TL”
Arabayatağı’nda yapılan kentsel dönüşüm adı altında konut projesinde 2+1 dairenin bir buçuk misline ihalesinin yapıldığını görüyoruz. Hafriyatı Bursa Büyükşehir Belediyesi yapmış, sadece konutların yapımına harcanan miktar. Maliyeti bu proje sonucunda yaklaşık 4.5 milyona mal olacak. O bölgede o büyüklükte daireyi vatandaşla kaça takas yapabilir ya da satabilirsiniz. Burkent’te yapılan ihaleler güncel ve geçmişe yönelik bağımsız denetçilerle ve müfettişlerle mercek altına alınacak.
“PARASI ÖDENEN ARAÇLAR KULLANILMIYOR”
Tarım A.Ş’de 10 tır çekicisi için aylık 2.2 milyon + KDV ödeniyor. Bu çekicilerden sadece 4 tanesi depoya geliyor ve hiç kullanılmıyor. 6 tanesi ortada yok. Bununla birlikte 28 tane farklı binek aracı Tarım A.Ş’ye getirip veriliyor, tırların faturası ödeniyor, bunlar kullanılıyor. Bu yaklaşık 28 aracın aylık maliyeti araç başına 80 bin TL ödeniyor. Sadece Tarım A.Ş’de fazladan ödenen aylık 5.8 milyon + KDV.
“AMACIM MAZERET ÜRETMEK DEĞİL”
Bunları açıklamanın nedeni mazeret üretmek değil. Yapılanları ve gerçekleri ortaya çıkarıp kamuoyuyla paylaşmak ve onların duyarlı olmasını sağlayarak kimsenin hata yapmamasını sağlamaktır. Bursalıların hiç kuşkusu olmasın. Hizmetlerde hiçbir aksama olmayacak. Seçim zamanında olduğu gibi çözümlerle geldik. Tasarruf yapacağız, yanlış proje yapmayacağız, taraflarla konuşarak katılımcı anlayışla ortaya koyacağız. Nasıl yönetildiği belli olmayan Burskop üzerinden verilen bursları da incelemeye aldık. Gençlerimizin mağdur edilmemesi bizim için son derece önemlidir. Şu an için gençlerimizin burslarını tüm riske rağmen ödedik. Bundan sonraki süreçte yasa ve yönetmeliklere uygun gerçek ihtiyaç sahibi öğrencilerine ulaşan eğitim desteği planlaması oluşturacağız.
“YARDIMLAR GERÇEK İHTİYAÇ SAHİPLERİNE GİDECEK”
Seçim döneminde bazı esnaf odalarımızla yapılan anlaşmaya bağlı olarak hiçbir denetim olmadan dağıtılan ihalesi 199 milyon + KDV olan hediye çeklerini de incelemeye aldık. İhtiyaç sahipleri emin olsun ki bundan sonraki süreçte hak yerini bulacak. Esnafımız hiç merak etmesin. Mutlaka paralarını son kuruşuna kadar alacaklar. Kriterlere uygun olmadan dağıtılan paraların nereye gittiği önemli bizim için. Aynı zamanda Kart 16 projesi var. Gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmayan bu kartları tek tek tespit etmeye başladık. Gerçek ihtiyaç sahiplerine bu kartları vermeye devam edeceğiz. Dağıtılan çeklerin gerçek ihtiyaç sahiplerine bir çoğunun gitmediği takipler sonucunda ortaya çıkacaktır. Tüm bu konuları bağımsız denetçi ve müfettişlere denetleyip raporları kamuoyuyla paylaşacağız.
“BELEDİYE HESAPLARINDA ATATÜRK KELİMESİ KISITLANMIŞ”
Ayrıca bizi derinden etkileyen bir bilgiyi paylaşacağım. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarını devraldıktan sonra yaptığımız incelemelerde ne yazık ki hiçbir hemşerimizin 30 Ağustos ve Atatürk hakkında belediye hesaplarına yorum yapmadığını gördük. İncelemeye aldık. Çünkü Atatürk ve 30 Ağustos kelimeleri bu hesaplarda kısıtlanmış. 23 Nisan’da kenti süslemek için depolara indiğimizde büyükşehir deposunda sadece 20 adet Atatürk bayrağı olduğunu gördük ama başka bayraklardan yüzlercesi vardı. Bu konuda tavizimiz yoktur, gerekli işlemler başlatılmıştır.”
]]>
(İSTANBUL) – İstanbul Tabip Odası’nın (İTO) yayınladığı belgeyle bir hastanede 10 dakika içerisinde bir doktora 4 farklı randevu verildiği ortaya çıktı. İTO Yönetim Kurulu Üyesi Ertuğrul Oruç, Sağlık Bakanlığı’na çağrı yaparak “Burada yapılması gereken şey meslektaşlarımızın üzerine daha çok yük bindirmek değil, hastalara daha az vakit ayıracak şekilde düzelme yapmak değil; sağlıktaki bu muayene üzerinden yürüyen sistemi değiştirmek” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gidiyorlarsa gitsinler” dediği doktorların sayısındaki yetersizlik, sağlık sistemini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Hastanelerdeki yığılmanın önüne geçilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı’nın 6 Ekim 2022’de aldığı kararla randevu süre aralığı 10 dakikadan 5 dakikaya düşürülmüştü.
Mağduriyetle ilgili İTO’nun sosyal medya hesabından bugün paylaşılan fotoğrafta da bir eğitim araştırma hastanesinin randevu ekranı yer aldı. Buna göre, bir doktora 10 dakika içerisinde 4 farklı hasta için randevu verildi.
“SORUNLARIN SEBEBİ HEKİMLER DEĞİL”
Konuya ilişkin İTO Yönetim Kurulu üyesi Ertuğrul Oruç, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Bu kadar kısa sürede muayene yapılamayacağını vurgulayan Oruç, şunları dile getirdi:
“Olsa olsa bir selamlama, yüzünüzü görme olabilirken ancak. Niye böyle bir uygulamaya gidildi, o önemli aslında. Bugün geldiğimiz süreçte, sağlıkta İstanbul’da randevu bulmak çok sıkıntı kamu hastanelerinde. Sağlık Bakanlığı da yürüttüğü politikaların bir sonucu olarak sıkışmış durumda. Sağlığı bu şekilde yürütemiyor. Bunun sorumluluğunu da doktorların üstüne yüklemek gibi bir çözüm kendince bulmuş durumda. Tabii biz bunu kabul etmiyoruz. Yaşanan sıkıntıların, sağlık sistemindeki sorunların sebebi hekimler değil; meslektaşlarımız değil. Keza zaten hastalar hiç değil. Biz hastalarımıza 1-2 dakika süre ayırmak istemiyoruz. Hiçbir hastanın da böyle bir hak gasbına uğramasını istemiyoruz. Sonuçta şifa bulmaya gelen hastalar 1-2 dakikada şifa bulamayacak. Hem de meslektaşlarımız şifa bulacak şekilde muayene edemeyecek. Yani her iki tarafın da mağdur olduğu bir sistem yaratılmış oldu”
“ESAS SUÇLU BAKANLIK”
Bu durumu protesto etmek için yarın Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi önünde eylem yapacaklarını söyleyen Oruç, sağlıkta şiddete de dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şifa bulmaya gelen hasta randevusuna baktığında 10 dakikalık randevu görüyor fakat geldiğinde bakıyor ki, o 10 dakikanın içinde 4 tane daha hasta var ve o bir şekilde doktoru görmek için çırpınmaya başlıyor. Doktor da muayene edemeyeceği bir süre olduğu için yeteri kadar süre ayıramıyor. Burada çıkan bu tartışma şiddetle sonuçlanıyor çoğu zaman. Hatta fiziki şiddete kadar varan bir sonuca ulaşıyor. Tam da aslında söylediğimiz şey. Yani ne hekim suçlu burada ne de hasta suçlu. Burada esas suçlu olan Bakanlığın böyle bir sistemi bize dayatması, hem hastalara hem meslektaşlarımıza dayatması. İki yıl önceki rakamlara göre Türkiye’de çok ciddi bir muayene sayısı var şu anda yıllık. Yıllık Türkiye’de 850 milyon muayene yapılıyor, özel ve kamu hepsi dahil. 85 milyonluk bir ülke olduğunu düşünürsek herkes bir yılda 10 kere muayeneye gidiyor demektir. Böyle bir sağlık sisteminin yürümesi imkansız tabii ki de. Burada yapılması gereken şey meslektaşlarımızın üzerine daha çok yük bindirmek değil, hastalara daha az vakit ayıracak şekilde düzelme yapmak değil; sağlıktaki bu muayene üzerinden yürüyen sistemi değiştirmek. Aile hekimliklerini güçlendirmek gerekiyor. Herkesi hastaneye çağırmamak gerekiyor. Gerekli gereksiz randevu vermemek gerekiyor”
TİP, MECLİS’E TAŞIDI
Oruç, İTO olarak taleplerini ve önerilerini aktarmak için de Sağlık Bakanlığı yetkililerine seslenerek randevu istedi. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil de konuyu TBMM gündemine taşıyarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
]]>BTP Lideri Baş, resmi sosyal medya hesabından İsrail’in Gazze’de Refah’a başlattığı saldırıyı, Türk siyasetindeki ‘yumuşama’ gündemini ve Suriyeli sığınmacılar konularında değerlendirmelerde bulundu. Baş’ın değerlendirmesi şöyle:
“İsrail, 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki Filistinlileri ittire ittire Refah’a kadar götürdü. 285 bin olan Refah’ın nüfusu bugün 1.3 milyonu aşmış durumda. Yani neredeyse 6 katına çıkmış. Gazze’nin toplam nüfusu zaten 2 milyon civarıydı. Dolayısıyla 1,5 milyona yakın insan Refah’a kilitlendi. Nereye boşaltalım? Mısır, sınır kapısını kapatıyor, ‘Bunları Sina’da istemiyorum’ diyor. Amerika Akdeniz’de, Gazze’nin sahilinde yüzer limanlar inşa etti son 1.5-2 ayda. Bu limanların sebebi insani yardım ulaştırmak diyorlardı ama şimdi insani yardımı havadan fırlatıyorlar! Burada aslında maksat neydi o gezer limanlar için tahliye planı işletilsin diye… Şimdi 1,5 milyon insanın tahliyesi söz konusu. Nereye tahliye edilecekler, temel sorun bu. Muhtemelen buradaki adres de Türkiye.”
Erdoğan’ın siyasette yumuşama mesajlarının Türkiye’nin içine değil dışarıya bir mesaj olduğunu savunan Hüseyin Baş, şunları kaydetti:
“Erdoğan iç siyasette yumuşama sergilemiyor bunu anlamamız lazım. Erdoğan dışarıda bir yerlere karşı yumuşama sergiliyor. Faiz artırımı, söylem, dil, sığınmacı hususu en önemli gündemler, birden ekonomi politikalarını çevirdiği rota, bunların tamamı küresel emperyalist mantığın, Türkiye’den bir şeyler isteyen mantığın Erdoğan’a dayattığı unsurlardır. Şimdi yumuşama dedikleri, yumuşamayı niye istemiyorsunuz diye itiraz ettirdikleri şeyler, aslında Erdoğan’ın iç siyasetteki ortamı yumuşatması değil, Erdoğan’ın dışarıya karşı yumuşakça davranıp o grupların, o güçlerin taleplerini yerine getirme çabasıdır. Bu yumuşamanın bir başka yansımasını da yakın vadede Türkiye’de özelleştirme defterlerinin yeniden açılarak Türkiye’nin varlıklarının, kaynaklarının yabancı unsurlara, yabancı güçlere peşkeş çekilmesi olarak gazetelerde okuyacağız, bunu da şimdiden söyleyeyim. Siyasette yumuşama çağrısı yapan birinin toplumun bu kadar rahatsız olduğu hususlara sert tepkiler, reaksiyonlar vermesi mantıksız değil mi? Mantık olarak eğer yumuşama sürecine giriyorsan ‘Toplumdan yükselen seslere kulak vereceğim ve bu yükselen seslerin dertlerini çözeceğim’ demiş olman gerekiyor ama siyasette yumuşama CHP’nin Genel Başkanı’yla oturup kalkmaktan ibaret. Demek ki bu CHP’ye de yetiyor, AK Parti’ye de yetiyor, Erdoğan’a da yetiyor. Yine başa dönelim; bu bir yumuşama falan değil, bu başka yerlere mesaj, pastayı kendi aralarında pay etme çabası. Ülkeyi pasta gibi görürsen bunu pay etmek için kendine muhatap bulursun ve onunla yürürsün.”
Türkiye’de ‘yabancı karşıtlığı’ diye bir şey olmadığını da sözlerine ekleyen Baş, şöyle devam etti:
“NEDEN HEP AFRİKA’DAN ÖĞRENCİLER GELİYOR”
“Buna ben de karşıyım, yani yabancı karşıtlığı doğru bir tutum değil. Yabancı öğrenci karşıtlığı diye de bir şey yok. Ama gelen öğrencinin bulaşıcı hastalık getirmesine herkes karşı. Cumhurbaşkanı ‘Dünyadaki birçok ülke öğrencileri ülkesine getirip bunların kaymağını yerken bizim bunu yapmamızın önüne engel konulmaya çalışılıyor’ diyor. ya kardeşim, bizim ülkemizde dünyanın en parlak bilim insanları gelip dünyanın en önemli öğrencilerine dersler veriyor da bizim mi haberimiz yok. Senin dünyadaki ilk 500 üniversite sıralamasında kaç tane üniversiten kaldı? Senin üniversitelerine niye acaba hep sınavsız bir şekilde belli ülkelerin insanları geliyor? Niye hep Somalili, niye hep Mozambikli, Zimbabveli öğrenciler bizim ülkemize gelip öğrencilik yapıyor? Fransa’nın bilmem ne lisesinden şu öğrenci geldi, değişim programıyla Oxford’un öğrencileri artık Boğaziçi’nde bir yıl eğitim görecek’ gibi bir haber var mı? Yok… Burada maksat ülkeyi bir eğitim cennetine çevirmek değil. Maksat ‘gelip burada bin dolarını harcasınlar ama ne yaparsa yapsın’ diyerek burayı göçüp kaçan insanlar cennetine çevirmektir.
“TÜRKİYE’DEKİ PROBLEM SIĞINMACI KARŞITLIĞI DEĞİL, ERDOĞAN’IN POLİTİKALARINA KARŞI DURUŞTUR”
Sığınmacı meselesinde de aynısı geçerli. Şimdi sığınmacı karşıtlığı değil bu. Suriye’de savaş yok, Suriye’de insanlar tatil yapıyor, Suriye’de hayat normale çoktan döndü. Biz Suriye’de hayatın normale döndüğünü bilmeyelim diye Suriye’nin haber ajansı SANA, Türkiye’de 10 yıldan beri kapalı. Niye kapalı? Eğer insanların Suriye’den haber almasını istiyorsan, Suriye’nin haber ajansını Türkiye’de erişilebilir bir haber ajansı yapabilirsin, biz oraya girip Suriye’de neler oluyor öğrenebiliriz değil mi. Türkiye’de bu kapalı. Çünkü Suriye’nin içinde yaşananları, gerçeklikleri Türk halkının görmesini hükümet istemiyor, Erdoğan istemiyor. Çünkü bu sığınmacıları ancak böyle tutabilir burada. Bu sığınmacılar Avrupa’ya da gidebilirdi. Bunların Avrupa’ya tampon olarak Türkiye’de kalması gerekiyor. Ülkelerine dönmeleri de istenmiyor çünkü Türkiye’nin işgaline bir ön hazırlık yapılması gerekiyor gibi gibi bu mesele uzuyor. Günün sonunda Türkiye’deki problem sığınmacı karşıtlığı, yabancı karşıtlığı değildir. Türkiye’deki problem Erdoğan’ın politikalarına karşı bir duruş ve Türkiye’nin yarınını düşünmeye ilişkin bir duruştur ve ne yazık ki hükümetin bu taraklarda hiç bezi yok.”
]]>Seçer, ‘Muhtarlar Buluşması’ kapsamında Aydıncık, Mut, Silifke, Gülnar, Erdemli, Bozyazı ve Anamur olmak üzere 7 ilçenin muhtarlarıyla bir araya geldi. Başkan Seçer, görevlerine devam eden muhtarlara tebrik, yeni seçilen muhtarlara ise hayırlı olsun dileğinde bulundu.
Seçilen ilçe belediye başkanlarını ve muhtarları kutlayan Başkan Seçer, Mersin halkına hizmet için birlik ve beraberlik içerisinde çalışacaklarını vurguladı. Vatandaşlar tarafından görevin kavga için değil, hizmet için verildiğini söyleyen Seçer, “31 Mart seçimlerinde yüzde 60 destekle büyükşehir belediye başkanı seçilmiş biri olarak da gururla, onurla bakıyorum, Mersin’de karşımızda olan kimse yok, hizmetimizden memnun olmayan kimse yok” diye konuştu. Kendisine oy vermeyenlerinde seçim sonuçlarından memnun olduğunu belirten Seçer, “Mersin Büyükşehir Belediyesi hizmet erbabı bir belediyedir. İşini el yordamıyla günü savmak için yapmaz, işi kotarmak için yapmaz. Hani bizim yöresel dilde de bir laf vardır ‘evladiyelik’ derler, işlerimizi evladiyelik yapıyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Mersin’i marka kent yapabilmek için çok daha fazla çalışmak zorundayız”
Mersin Büyükşehir Belediyesinin Türkiye’de marka belediye olmasının herkesi gururlandırması gerektiğini kaydeden Seçer, “Türkiye’de Mersin Büyükşehir Belediyesinin hizmetlerinin konuşulması televizyon ekranlarında, Mersin Büyükşehir Belediyesinin ya da başkanının her tartışma ortamında mutlaka anılması kimseyi kıskandırmasın. Mersin adına sevindirsin. Mersin’in tanıtımı milyon dolarlar dökerek para harcamakla olmuyor” diye konuştu.
Marka kent olabilmek için sanatçı, sporcu ve kalıcı hizmetler yapılması gerektiğini, kentin tarihiyle, kültürüyle, birikimiyle marka kent olunabileceğini söyleyen Seçer, Mersin’in doğal güzelliklerinin, kültürel yapısının, sosyal olanaklarının, tarihi birikiminin daha fazla tanınması gerektiğine dikkat çekti.
“Hizmetler hiç durmadan, duraksamadan devam edecek”
Türkiye’de vergi ödeyen şehirler arasında ilk 7’ye giren Mersin’in bu duruma mahkum olmadığını söyleyen Seçer, “Limanımız, tarımımız, sanayimiz, limana bağlı, üretime bağlı ticaretimiz, lojistiğimiz birçok sektör katma değer oluşturuyor. Bu da devlete vergi olarak gidiyor. Biz bunun karşılığını almak durumundayız. Daha fazla merkezi hükümetten pay almak zorundayız. Daha fazla yatırım istemek durumundayız, bekleyen yatırımlarımızın bir an önce gerçekleşmesini istemek durumundayız” sözlerine yer verdi.
Yüzde 60’la seçilen bir başkan olarak hizmette istikrarın devam edeceğini vurgulayan Seçer, “Hizmetler hiç durmadan, duraksamadan devam edecek. Hep beraber devam edeceğiz” dedi.
“Merkezde yapılan kaliteli işlerin aynısı 7 ilçeye de yapıldı”
Büyükşehir Belediyesinin merkez ilçelerde yaptığı kaliteli işlerin aynısını diğer ilçelerde de yaptığını ve uzaklığın önemli olmadığının altını çizen Seçer, “Bizim geçtiğimiz 5 yılda mesafe olarak merkeze uzak olan bu 7 ilçemiz, bizim gönlümüzden uzak olmadı. Merkezin neye ihtiyacı varsa ve hangi kalitede iş yapıldıysa burada da yapıldı. Başkanınızın 2019’da seçimlerinde yüzde 50’nin üzerinde hatta yüzde 60’lara varan mahallelerde oy aldığı yerlere hangi hizmet gittiyse, hizmet ve talep mukabilinde buralara da aynı hizmet gitti” diye konuştu
“Geçen 5 yılda yaşanan 22 puanlık oy artışı; hizmetin eseridir”
Seçim sandıklarından çıkan sonuçların bir karne niteliği taşıdığını da kaydeden Seçer, “Siyasette seçim sandıkları karnenizi önünüze koyar. Başka bir alet yoktur. Kamuoyu yoklamaları yapılır; tutar, tutmaz veya doğru tahmin edilir, edilmez ama gerçek olan sandıktan çıkan sonuçtur. 2019’da yüzde 45 oyla seçilmiş bir belediye başkanı olarak 2024 seçimlerinde 15 puan artışla yüzde 60 oy ile tekrar seçildim. 7 ilçeyi kapsayan bu bölgede 2019 seçimlerinde tarafıma verilen oy oranı yüzde 30’du. Aradan 5 yıl geçti ve burada 22 puan artışı yaşandı ve yüzde 52 çıktı. Bu 22 puanlık oy artışı; hizmetin eseridir. Demek ki vatandaşlarımız hizmetlerimizden memnun” diyerek vatandaşların yapılan 31 Mart yerel seçimlerinde hizmet anlayışı ile oy verdiğini ve bu anlayışın sandıklara yansıdığını ifade etti.
“Azmimiz, şevkimiz, enerjimiz yerinde; ikinci 5 yılda çok daha güzel işler yapacağız”
İkinci kez başkan seçilmekle birlikte sorumlulukların daha da arttığını kaydeden Seçer, ikinci 5 yılında Mersinlilere çok daha güzel hizmetler yapacaklarının altını çizdi. Seçer, “Burada durup düşünmemiz ve sorumluluğumuzun bir değil, birkaç kat daha arttığını görmek lazım. Çünkü diyeceğiz ki, ‘Bakın insanlar parti ayrımı, ideolojik ayrım gözetmemiş ve başkanının hizmetlerinden memnuniyetle gitmiş sandıkta oy vermiş ve oy oranını bu kadar arttırmış.’ Eğer ki vatandaşım hüsniyet sahibi ise gerçekten siyasetin hizmetlerine göre oyunu veriyorsa bir başkan olarak ben de bu sorumluluğun altında ikinci 5 beş yılımda eğer bir önceki dönem 1 çalıştıysam, ikinci dönem 5 çalışma ihtiyacı duyarım. Bu sorumluluk ağırdır. Azmimiz, şevkimiz, enerjimiz yerinde. İlçe belediye başkanlarımız ve muhtarlarımızla iş birliği içerisinde çok daha güzel işler yapacağız” diye konuştu.
7 ilçede toplam 408 muhtar olduğunu ve bu muhtıraların arasından 208’inin geçmiş dönemden, 200’ünün ise yeni dönemde seçildiğini aktaran Seçer, kadın muhtar sayısının da geçtiğimiz döneme göre artış gösterdiğini belirterek, kadın temsiliyetinin her alanda artış göstermesini gerektiğini vurguladı.
“En büyük güç millettir, biz bu bilinçle çalışıyoruz”
Mersin halkının desteğini her zaman arkasında hissettiğini ve en büyük gücün, anlayışın da bu olduğunu dile getiren Seçer, “Biz milletimizin ferasetine inanıyoruz. Milletimizin görüşüne saygı duyuyoruz. Biliyoruz ki bir seçimde bizi göklere çıkarır ama o emanete ihanet edersek milletimiz bir sonraki seçimde bizi yerle yeksan eder. Bunu da biliyoruz. Bu bilinçle çalışıyoruz. Bu bilinçle çalışmaya devam edeceğiz. Büyük olan millettir. En büyük güç millettir. Bir siyasetçi olarak biliyorum ki en büyük güç arkamızdaki millet gücüdür. Vatandaşın destek gücüdür. Onun bir teşekkürü, onun bir hayır duası, bizim için dünya malına değeni odur” sözlerine yer verdi.
“Önümüzdeki 5 yılda mevcut projelerimiz devam edecek, eksilmeyecek artacak”
Başkan Seçer, 5 yıllık görev sürecinde sosyal politikalara çok önem verdiklerini ve bu projeleri artırarak sürdüreceklerini ifade etti. Kentteki her kesime dokunduklarını, eğitimden tarımsal desteklere kadar birçok alanda vatandaşların yanında olduklarını söyleyen Seçer, ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesi ile Türkiye’ye örnek olduklarını anlatarak, “Biz marş motoru görevi yaptık, siz devam ettirin dedik ve devam edecek. Sulama borusu desteğinden fide fidan desteğine, tarımın ihtiyaç duyduğu her alanda küçük üreticilerimizin yanında olduk. Tarımın önemini biliyoruz. İnsan yaşamına katkısını, ekonomiye katkısını biliyoruz. Önümüzdeki 5 yılda da aynı şekilde mevcut projelerimiz devam edecek, eksilmeyecek artacak” ifadelerini kullandı.
“Tarımsal GES desteklerini başlatacağız”
Seçer, sulama kooperatiflerine destek olacaklarını belirterek, “Tarımsal GES desteklerini başlatacağız. 75 sulama kooperatifimiz elektrik enerjisi marifetiyle sulamalar yapıyor ve yüksek faturalar ödüyor. Bu dönemde güneş enerji santralleri ile sulama yapacak kooperatiflerimize proje yardımı yapacağız ve kurulacak santrallerin önemli kısmını biz karşılayacağız. Onlara destek olacağız. Bu konuda da önemli çalışmalar yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde de ilk uygulamaları başlatacağız” şeklinde konuştu.
“MESKİ çalışmaları için 156 milyon avroluk kredi paketi temin edildi”
Başkan Seçer, kırsal bölgelerdeki taleplerin başında yol, içme suyu ve kanalizasyon çalışmaları olduğunu belirterek, “İlk 5 yılda olduğu gibi aynı şekilde yol yapım çalışmalarımız devam edecek. MESKİ çalışmaları devam edecek ve önemli yatırımların altına imza atacak. Bu konuda toplamda yaklaşık olarak 156 milyon avroluk bir kredi paketinin temin edildiğini söyledim. Bu kredi paketi içerisinde çok önemli projeler yapacağız” diye konuştu. Seçer, Erdemli, Silifke, Anamur, Mut, Gülnar, Aydıncık ve Bozyazı ilçelerinde gerek hazır projelerin devamı gerek yeni yapılacak atıksu arıtma, kanalizasyon, içme suyu hattı, yağmur suyu hattı ile ek terfi hatlarını bir bir anlattı. Başkan Seçer, muhtarlardan kırsal ilçelerdeki tüm altyapı ve üstyapı çalışmalarını takip etmelerini istedi. – MERSİN
]]>Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, törende yaptığı konuşmada, İslam’ın inanç ile ahlakının hayata ve topluma açılan kapısının camiler olduğunu, buraların ilim merkezi konumunda bulunduğunu söyledi.
Balkanlar’daki camilerin asırlar boyunca, geçmişten bugüne bölgede yaşayan Müslümanlara kimlik, etkin bir şuur ve istikamet verdiğini dile getiren Erbaş, şöyle konuştu:
“Bosna Hersek’te yaşayan kardeşlerimizin, geçmişte inançları ve değerleri uğruna çok ağır bedeller ödediğini yakinen biliyoruz. O süreçte nice mabetlerin yerle bir edildiği görüntüler halen hafızalarımızdadır. Arnaudiye Camisi de bunlardan biridir. 7 Mayıs 1993’te temellerine kadar yıkılan bu camiyi, yıkıldığı günün yıl dönümünde, Bosna Hersek Camiler Günü’nde tekrar ayağa kaldırmak büyük bir hamd vesilesidir.”
Camiyle birlikte kardeşliğin, dostluğun, beraber yaşama kültürünün de inşa edilmesi gerektiğini belirten Erbaş, ibadethanenin, İslam’ın barış ve rahmet ilkelerinin, Müslümanların bütün insanlığı kuşatan güzel ahlakının en güzel temsilcisi olacağına inandığını ifade etti.
Balkanlar’a hizmet eden tüm ecdadın ruhlarına rahmet dileyen Erbaş, şunları kaydetti:
“Arnaudiye Camisi’nin yeniden hayat bulmasında katkıları olan Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığımıza, Vakıflar Genel Müdürlüğümüze, Bosna Hersek İslam Birliği Başkanı kardeşim Husein Kavazovic’e ve riyaset yetkililerine teşekkür ediyorum. Ülkelerimiz ve kurumlarımız arasında geçmişten bugüne var olan dostane, samimi ve kardeşçe ilişkilerin bundan sonraki süreçte de artarak devam etmesini Allah’tan niyaz ediyorum.”
“Camiyi yeniden açarak, bu şehre yönelik adaletsizliğin en azından bir kısmını düzeltiyoruz”
Bosna Hersek İslam Birliği Başkanı Husein Kavazovic ise Banja Luka’da hangi etnik gruptan ya da inanıştan olursa olsun insanların birbirlerini koruması, kendilerininki kadar başkalarının ibadet yerlerine de sahip çıkması gerektiğini dile getirdi.
Arnaudiye Camisi’nin yeniden inşa edilmesiyle Banja Luka’nın eski günlerine döneceğini ve iyi ilişkileri güçlendireceğini belirten Kavazovic, şöyle konuştu:
“Yüzyıllardır iyi insanlar için bir sığınak olan bu camiyi bugün yeniden açarak, bu şehre, tarihine ve sakinlerine yönelik adaletsizliğin en azından bir kısmını düzeltiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’ne teşekkür ediyorum, onların yardımları olmadan bu camiyi yeniden inşa edemezdik. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a özel selam gönderiyorum, Allah onu korusun. Aramızda olmayan ve camilerin yapımında öldürülenleri de rahmetle anıyorum.”
Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu ise savaş döneminde yıkılan camiyi tekrar ayağa kaldırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Aksu, yıkılan caminin bulabildikleri taş ve malzemelerini, yeniden yapılan ibadethanede değerlendirdiklerini kaydetti.
Açılış töreninin ardından camide Kur’an-ı Kerim ve ezan okundu. Kavazovic, Bakan Ersoy ve Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’a hediye takdim etti.
Arnaudiye Camisi
Bosna Hersek’in Banja Luka şehrindeki Arnaudiye Camisi, savaşta ortadan kaldırılan 16 camiden birisi. Arnaudiye Camisi, şehirdeki Ferhadiye Camisi ile 7 Mayıs 1993’te Sırplar tarafından dinamit yerleştirilerek yıkılmıştı.
Caminin yeniden inşası için 2017’de temel atma töreni yapıldı ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülen rekonstrüksiyon çalışmaları tamamlandı.
Bosna Hersek İslam Birliği, Arnaudiye ve Ferhadiye camilerinin yıkıldığı 7 Mayıs’ı “Camiler Günü” ilan ederek, 1998 yılından bu yana ülkedeki tüm camilerde etkinlikler düzenliyor.???
]]>KEMAL ONUR ATALAY
(AKSARAY) – CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Ali Abbas Ertürk, “Hedefimiz 2028’de iktidar olabilmek. Bizi polemik çukuruna çekmeye çalışanlara dönüp bakmayacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi daima ileri bakacağız” dedi. Ertürk, anayasa değişikliği görüşmelerine ilişkin “CHP’nin öncelik sorunu yeni anayasa değil. Ülkemizin gündeminde açlık var, yoksulluk var, pahalılık var, önce bunlarla mücadele edilmesi gerekiyor” diye konuştu.
CHP PM Üyesi Ali Abbas Ertürk, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ertürk, CHP Genel başkanı Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüşmesinin gündem olmasının ülkedeki siyasi atmosferin normal dışı olmasından kaynaklandığını ifade ederek şunları söyledi:
“Kuzey Kore-Güney Kore liderinin buluşması kadar gündemde kaldıysa, demek ki siyasette toplum olarak kutuplaşma, ayrışma çok ileri boyutlara varmış. Oysa demokratik ülkelerde bir ülkenin cumhurbaşkanının, başbakanının ya da o ülkenin ana muhalefet liderinin herhangi bir başka muhalefet lideri ile görüşmesi çok doğaldır. Normal şartlarda iki liderin görüşmesi belki o gün manşetlerde bir günlük bir haber olarak kalır. Ülkemizde bu görüşmenin ne kadar anlamlı bir gelişme olduğunu göstermektedir. Bizim için gayet doğal, normal bir görüşme oldu. Bu görüşme Sayın Erdoğan’a göre normal bir görüşme olmamış olabilir. Çünkü uzun zamandır muhalefete kapılarını kapatmıştı, biz o zaman da diyalog yanlısıydık. Bu ülkenin cumhurbaşkanı ile ülkenin sorunlarının konuşulması için her zaman Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu savunmuş bir partiyiz. Bildiğiniz gibi Genel Başkanımız tarafından Sayın Cumhurbaşkanıyla görüşme talebi iletilmişti. Cumhurbaşkanı da bu görüşmeye olumlu karşılık verdi. Tabii ki görüşmenin içeriği hakkında çok fazla detaya girmek doğru değil. İki lider bu konuda basına bir açıklama yapmama kararı aldı, bizim de onun dışına çıkmamız mümkün değil.”
“BOŞ KOLTUKLA ERDOĞAN MESAJ VERMEK İSTEDİ”
Görüşmede boş koltukla Erdoğan’ın bir mesaj vermek istediğini ifade eden Ertürk sözlerine şu şekilde devam etti:
“Görüşmede boş koltuk şık bir davranış değil. Boş koltukla ‘Ben AK Parti Genel Başkanı olarak değil Cumhurbaşkanı sıfatımla sizinle görüşmek istiyorum’ mesajını vermek istemiş olabilir. Tabii burada iki önemli hata söz konusu. İki siyasi partinin genel başkanı ve genel başkanlık makamında Cumhurbaşkanlığı forsunun kullanılması devlet gelenekleri açısından son derece sıkıntılı ve yanlış bir durum. İkincisi ise olayın nezaket boyutu. Ben kendi adıma söylüyorum, Sayın Genel Başkanımız bu konuda bir değerlendirme yapmadı ama nezaket kuralları açısından da şık olmayan bir davranıştı. Yine de ülkenin önemli sorunlarının gündeme alındığı görüşmede, bir koltuk oturma düzenini krize çeviremezdik, bu da doğru olmazdı. Çünkü o görüşmeye umut bağlayan milyonlarca insan vardı, kabul etseniz de etmeseniz de, sevseniz de sevmeseniz de bu ülkenin iktidarını yöneten Sayın Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümeti. Dolayısıyla iktidarda kaldığı sürece bu konuların ve sorunların muhatabı Erdoğan. Sayın Genel Başkanımız böyle bir görüşme talep etti, burada önemli sorunları Sayın Cumhurbaşkanına iletti. Yaşanılan ekonomik kriz, emeklilerin geçinememesi, adaletsizlik, birçok yargı kararının uygulanmaması ve hükümetin bugüne kadar yapmış olduğu yanlışları direkt olarak muhatabına söyleme imkanı bulduk.
“ÖNCE MEVCUT ANAYASAYA UYARAK GEREĞİNİ YAPACAKSINIZ”
Özel ve Erdoğan görüşmesinde nelerin konuşulduğuna ilişkin olarak Ertürk, şunları söyledi:
“Görüşmede yeni anayasa konusu da gündeme geldi. Numan Kurtulmuş’un Genel Başkanımızı ziyaretinde, Genel Başkanımız Özgür Özel yeni anayasa ile ilgili görüşlerini basın önünde tüm kamuoyuyla paylaşmıştı. Modern tarzda hak ve özgürlükleri özgürleştiren bir anayasanın yapılmasını Cumhuriyet Halk Partisi olarak yeri ve zamanı gelince mutlaka görüşmekten mutluluk duyarız. Ama şu an Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncelik sorunu yeni anayasa değil. Ülkemizin gündeminde açlık var, yoksulluk var, pahalılık var, önce bunlarla mücadele edilmesi gerekiyor. Genel Başkanımızın da kamuoyuna deklare ettiği gibi önce mevcut anayasaya uyacaksınız, o anayasanın gereğini yapacaksınız, ondan sonra ‘ya bu anayasa artık dar geliyor toplumun beklentilerini karşılamıyor’ dersiniz. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi değil ülkenin tüm muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, önemli kesimleri bir araya gelip önemli bir anayasa konusunda yeri ve zamanı gelince belki bu konu konusunda konuşulur” dedi.
Ertürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’ye yapacağı ziyarete ilişkin “Bu bir teşekkür ziyareti olacak. Ama henüz netleşmiş bir tarih yok” açıklamasını yaptı.
“DİYALOG KAPISINI KAPATMAMIZ SÖZ KONUSU DEĞİL”
İYİ Parti’deki bayrak değişimine de değinen Ertürk şunları ifade etti:
“Halkımız 31 Mart yerel seçimlerinde İYİ Parti’yi cezalandırdı. Geri kalan 4 partinin toplamı da ülke genelinde yüzde 1,2 gibi bir orana indi. Cumhuriyet Halk Partisi’ne seçmen dedi ki, ‘Sen geçmiş hatalarından ders çıkardın, iç hesaplaşmalarını yaptın. Kendi içindeki değişimi dönüşümü sağladın, sana yol açıyorum’ mesajını verdi. CHP, kasım ayında yapmış olduğu kurultayda hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etseydi, üzülerek ifade ediyorum Cumhuriyet Halk Partisi de 6’lı masanın diğer partileri gibi yaşadığı hazin sonu yaşayacaktı. Sayın Genel Başkanımız, İYİ Parti kurultayından sonra basın aracılığıyla Sayın Müsavat Dervişoğlu’nu tebrik etti, hayırlı olsun ziyaretini yapacağını söyledi. Bizim İYİ Parti’ye başta olmak üzere muhalefetin diğer partilerinin tabanlarıyla hiçbir sorunumuz yok. Dolayısıyla bizim muhalefetteki diğer partilere sırt dönmemiz, diyalog kapısını kapatmamız söz konusu olamaz. Siyasetteki en önemli duygu vefadır. Strateji yanlış da olsa doğru da olsa biz kol kola omuz omuza bir çalışma yaptık, bir yol yürüdük. Benim milletvekilliği döneminde kendi adaylarıymış gibi çalışan, oy oranına bakmaksızın partilerin örgütlerine teşkilatlarını tabanına haksızlık yapmış olurum. Benim için vefa duygusu önemlidir, hepsi bizim arkadaşımız ve dostumuzdur. “
“HEDEFİMİZ 2028’DE İKTİDAR OLMAK”
Siyasi hedef olarak AK Parti’nin yanlışlarına, vermediği hizmetlere baktıklarını belirten Ertürk, “Ben il başkanlığı yaptığım dönemlerde kamudaki yolsuzluklar ve soygunlarla ve milletvekilinin yapmış olduğu yolsuzluklarla uğraştım. Mobbinglerle uğraştım, hiçbir zaman bir muhalefet partisine muhalefet etmeyi düşünmedim. O gün hangi noktada isek bugün de aynı düşünceyle devam ediyoruz. 14 Mayıs seçimleri hakkında konuşmak için çok geç, biz artık 31 Mart seçimlerini bile geride bıraktık. Sayın Genel Başkanımız, Parti meclisinde yaptığı bir konuşmada ‘1 Nisan benim için 31 Mart’ın bir gün sonrası değil 2028 seçimlerinin ilk günü’ demişti. Önümüze iktidarı koydu. CHP olarak 2028 ya da daha önce yapılacak bir seçimde iktidara odaklandık. Biz toplumun bize bağladığı umudu 2023’te yerle bir etmiştik. Şimdi ikinci kez insanların umudunu hayallerini yıkma gibi bir şeye sahip değiliz. Bu bilinçle de biz Anadolu’yu karış karış geziyoruz. Yarın Hatay’da ben olacağım, başka arkadaşlarımız başka illerde çalışmalar yaparak toplumun sorunlarını yakından takip etmeye devam edecek. Hedefimiz 2028’de iktidar olabilmek. Bizi polemik çukuruna çekmeye çalışanlara dönüp bakmayacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi daima ileri bakacağız” diye konuştu.
]]>
Kaza, 4 Kasım 2023 tarihinde akşam saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Yeni İstanbul Caddesi Sancak Tramvay Durağı önünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, inşaatta işçi olarak çalışan Sefa S. (19) idaresindeki 42 DU 949 plakalı otomobil, Yeni İstanbul Caddesi üzerinde sol şeritte seyir halindeyken yolun karşısına geçmeye çalışan yayalara çarptı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde, Fadime Aslan (52), kızı Sultan Aslan (33), torunları Fadime Aslan (7), Elif Aslan (14) ve Fadime Azra Atalay’ın (9) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralanan Emine Atalay (32), çocukları Hasan A. (11), Ali Cemal A. (8), Fadime A. ve araçta yolcu olarak bulunan C.N.Ö. (6) olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazada yaralanan ve durumu ağır olan Emine Atalay, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gözaltına alınan 19 yaşındaki sürücüye yapılan kan testinde alkol ve uyuşturucu tespit edilmedi. Emniyetteki ilk ifadesinde Sefa S.’nin “Cadde üzerinde seyir halindeyken bir anda kalabalık bir yaya grup karşıma çıktı. Direksiyonu refüje doğru kırdım, frene de bastım kurtarmaya çalıştım ancak duramadım ve çarptım. Alkol testi yaptılar testim olumsuz çıktı. Olay günü 1 buçuk litre protein tozu içtim, bir önceki gece de 1 litrelik enerji içeceği içmiştim. Daha önce hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Kaç kilometre hızla gittiğimi de hatırlamıyorum o an” diye kendini savundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkartıldığı mahkemece tutuklandı.
Kazaya dair iddianame hazırlandı
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazayla ilgili tahkikat tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianame Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede bulunan raporda, sürücü Sefa S.’nin caddenin 82 kilometre olan hız limitinin üstünde seyrettiği tespit edildiği belirtilerek, “Kazanın meydana geldiği anda gece olması sebebiyle seyreden araçların farlarını yakarak seyretmeleri gerektiğinden ve farların etkisiyle görüş açısının yeterli olması açısından araç sürücülerinin gün durumunu da göz önüne alarak gerektiğinde seyretmiş oldukları yol için belirlenen hızın daha da altında seyrederek gün ve trafik durumuna uygun hızla seyretmesi gerekirken, dosyada bulunan tanık ifadelerinde ve kolluk görevlileri tarafından yapılan fren ölçümünde araç sürücüsünün seyretmiş olduğu yol için belirlenen hız limitinin üzerinde seyrederek kazanın oluşumuna engel olamamış ve birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermiştir” denildi. Raporda hem yayaların hem de sürücü Sefa S.’nin kusurlu olduğu belirtildi.
Sürücü Sefa S. hakkında ‘Taksirle yaralanmaya ve öldürmeye neden olma’ suçlamasıyla, 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Sürücü Sefa S., Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Sefa S. savunmasında, “Akşam saat 18.00 sıralarıydı. Evden çıktım arkadaşımı evine bırakmak için şehir merkezi istikametinde seyir halinde olduğum sırada yol karanlıktı, sokak lambaları yanmıyordu. Bir grup bir anda karşıma çıktı. Kurtarmaya çalıştım ancak kurtaramadım, kaza meydana geldi. Pişmanım” dedi.
Kazada hayatını kaybedenlerin yakınları ise kazaya karışan sürücüden şikayetçi olduklarını söyledi.
Kaza sırasında sürücünün aracında bulunan arkadaşı ve mahkemede tanık olarak dinlenen Ceylin Naz Ö. de, “Sefa ile beni evime bırakmak için beraber araçla yola çıktık. Yol çok karanlıktı orta şeritteydik, bir anda kaza oldu. Aracın o anlık hızını bilmiyorum” şeklinde konuştu.
“Karşı taraf bana hakkını helal etsin pişmanım”
Kaza sırasında yolda aracıyla seyir halinde olan ve tanık olarak dinlenen Ayhan A. ise “Olay günü şehir merkezi istikametine seyir halinde olduğum sırada kazaya karışan araç benim sağımdan beni geçti ve o sırada bir anda gaza yüklendi ve hızlandı. Beni geçmesi ile kaza meydana geldi. Eğer Sefa S. kaza yapmasaydı büyük ihtimalle ben çarpacaktım. Yayaları görmedim, kaza sonrası aracımdan inerek hemen yardım ettim” ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanının ‘son sözün var mı’ sorusuna sürücü Sefa S., “Karşı taraf bana hakkını helal etsin, pişmanım” şeklinde cevap verdi. Mahkeme heyeti daha sonra tarafların savunmalarının ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. – KONYA
]]>Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı:
“3 Nisan’da geldiğimizde kasa 28 milyon, borç 64 milyon civarında”
“Elektrik faturası ödenmemiş”
“1 milyon 184 bin lira da temizlik malzeme gideri olmuş”
“139 işçi çıkarmak zorunda kaldık”
BİLECİK – CHP’li Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, 3 Nisan’da mazbatasını alarak göreve geldiğinde 64 milyon 872 bin liralık bir borç bulduklarını ve ödenmemiş elektrik faturalarıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Bilecik Belediyesindeki rüşvet iddiaları nedeniyle başkanlık görevinden geçici olarak uzaklaştırılan Semih Şahin’in yerine vekaleten 1 buçuk sene Melek Mızrak Subaşı görev yapmıştı. Semih Şahin’in geçtiğimiz ocak ayında istifasının ardından yapılan oylamada Melek Mızrak Subaşı ve İYİ Partili Belediye Meclisi Üyesi Mustafa Sadık Kaya partisinden istifa ederek bağımsız olarak seçime girip belediye başkanlığı için yarışmıştı. Kaya, AK Parti ve MHP’nin oylarıyla Bilecik Belediye Başkanı seçilmişti.
“3 Nisan’da geldiğimizde kasa 28 milyon borç 64 milyon civarında”
Bilecik Belediyesi Mayıs ayı belediye meclis toplantısı CHP’li Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı başkanlığında Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştir. Gündemin 6’ncı maddesinde iç borçlanma konusunda Belediye Başkanına yetki verilmesi konusunun görüşülmesi konusu oldu. Bu gündem maddesi de CHP ve AK Parti’nin kabul oyuna karşı MHP’li üyeler ‘Ret’ kullandı. Bu gündem oy birliğiyle kabul edildi. Bu gündem sonrası ‘Neden iç borçlanma istediğini’ anlatan Subaşı, “13 Ocak’ta cari borç durumumuz 40 milyon 990 bin liraymış ve iller bankası payımızda 48 milyon civarındaymış. 3 Nisanda geldiğimizde borcu 64 milyon 872 bin lira olarak bulmuşuz ve iller bankası payı dahil kasa nakit durumumuzda 28 milyon civarındaymış. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum dengeli bir harcama söz konusuyken enteresan bir kasayla karşılaşmış bulunuyoruz. Şimdi 40 milyon borcumuz var ama kasamızda 48 milyonumuz varmış. Fakat 3 Nisan’da geldiğimizde kasa 28 milyon borç 64 milyon civarında. Tabi ki birde toplam borcu da yansıttık zannediyorum” dedi.
“Elektrik faturası ödenmemiş”
Subaşı açıklamasının devamında, “Bir de şöyle bir durum var 75 günlük durumu sizlere özetlemek isterim. İşçi alımı giderleri ilave 5 milyon 933 bin lira, doğrudan temin harcamaları 17 milyon 613 bin lira, vergi borcu 75 günde ilave gelen bir buçuk milyon, referans çöp toplama 11 milyon 400 bin lira bu ne demek asla borcumuzu ödememişiz demek. Bıraktığımız tablo da bu yer almıyordu. Bu yüzden gelir gelmez hem ödenmemiş elektrik faturalarıyla, hem Biosun borçlarıyla, hem de referans borçlarıyla karşı karşıya kaldık. Tabi ki aynı zamanda vatandaşlarımızdan güzel tebrik ziyaretleri alırken bir de işin arka kısmı vardı. Çöplerin toplanmasının durması gibi. Elektrik faturası ödenmediğinde başkana direkt zimmet çıkıyor işlenen faiz işte 200 bin lira civarında bu gibi sıkıntılarla karşılaştık. Rutin banka borcumuz bile ödenmemişti. Bu bizim için çok rutinde olan bir rakam zannediyorum 1-1 buçuk milyon civarındaydı dengelenebilecek noktalarda. İlk defa şöyle bir şey yaptık bankayla lütfen bizden pazartesi almayın cumaya kaydıralım bu sadece bu aya özel olsun” ifadelerine yer verdi.
“1 milyon 184 bin lira da temizlik malzeme gideri olmuş”
Subaşı açıklamasının devamında 75 günde 1 milyon 184 bin lira da temizlik malzeme gideri olduğunu anlatarak, “Tabi bunun dışında Belediyeler Birliği borcu 1 milyon 155 bin, basın yayın giderleri 2 milyon 254 bin, akaryakıt giderleri 2 milyon 903 bin lira. Akaryakıt gideri sadece 75 günde. Aylık biz ortalamaya vurduğumuzda 300 – 400 bin civarında olurdu akaryakıt giderimiz. Temizlik malzemesi giderleri bu çok dikkat çekici çünkü sanki pandemi de alınmış bu malzemeler ve sokaklar yıkanmış. Ben görmedim kıymetli meclis üyelerimiz acaba sokaklarımız mı yıkandı. 1 milyon 184 bin lira da temizlik malzeme gideri olmuş. Bu ne demek toplamda 43 milyon 944 bin lira belediye 70 günde bir zarar söz konusu. Kayı şirketi ile ilgili olanları söyleyemiyorum bile. Tabi bunlarda çok detaylı açıklayamadığımız dosyalar var avukat arkadaşlarımız bana hak verecektir bunlar Cumhuriyet Başsavcılığında eğer yasa doğrultusunda izin verilirse onları da basın yoluyla paylaşmaya hazırız. Şimdi hal böyleyken cari borcumuzda 64 milyon civarındayken bazı sıkıntılarımızda var tabi ki. Ocak kasa durumu personel maaş ödemesi 48 milyon kasamızda para varmış. Maaş ödemesi 21 milyon civarında yapıyormuşuz. Tabi arada bir toplu sözleşme oldu işçilere yüzde 100 zam yapıldı. Nisan ayında Mart kasasında 33 milyon para varken 29 milyon maaş ödenmiş. Mayıs ayında da 26 milyon aksa durumu 23 milyon maaş ödemesi yapılacak” dedi.
“139 işçi çıkarmak zorunda kaldık”
Subaşı açıklamasının sonundan, “Tabi 139 işçi çıkarılmasaydı her ay ilave 6 milyon daha gelecekti. Burada neyi anlatmaya çalışıyorum burada şöyle bir durum var belediye hizmet makamı. Hepimiz belediyeden hizmet bekliyoruz. Önceliğimiz sokaklarımız, çöplerimizin alınması, temiz olması, kaldırımlarımızın ilimize yaraşır şekilde olması, yollarımızın düzenlenmesi, alt yapımızın gitmesi gibi. Tabi bunun yanında birçok sosyal faaliyet aynı zamanda sosyal yardım da söz konusu. Ama belediyemiz iş kurun yaptığı işi üstlenirse sadece istihdam alanı açarsa biz hizmet edemiyor durumuna geliyoruz” ifadelerine yer verdi.
]]>Özgür Özel, partisinin grup toplantısında, Ankara’da katledilen eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile yaptığı görüşmeye değindi. Ayşe Ateş’in CHP’nin desteğinden dolayı memnuniyetini dile getirdiğini ifade eden Özel, cinayet ile ilgili hazırlanan iddianameyi eleştirdi. Özel, “İddianamelerle yeni gerçekler, yeni şahitler, yeni zanlılar ortaya çıkar ve iddianame gerçeğe, hakikate ve adalete atılmış adımdır. O adımı hepimiz adına savcılar yapar. İddianamede yeni hiçbir şey görmedik. Ama iddianamede olması gereken birçok şeyi de görmedik. Bu iddianamenin iade edilmesi, asla kabul edilmemesi, böyle bir iddianameyle yargılamaya başlanmaması gerekmektedir. Bu meseleyi takip edeceğiz. Ayşe Ateş’in adalet yürüyüşü hepimizin adalet yürüyüşüdür” dedi.
Özel’in açıklamaları şöyle:
“SAYIN BAKAN YAPTIĞINIZI TARİF ETSEK, ÖĞRENCİLERİMİZE SORSAK HEPSİ ‘KÜSTAHLIK’ SEÇENEĞİNİ İŞARETLER”
Milli eğitim müfredatının bir siyasi partinin sloganı alıntılanarak, onun altında hazırlanmasını geçen hafta da kınamıştım, ifade etmiştim. Türkiye yüz yılı maarif planı diye bir çalışmanın asla kabul edilemez olduğunu söylemiştim. Yeterince mücadele edilmediğini söyledik. 10 yılda hazırladık diyorlar, yedi gün süre veriyorlar. Bu süreyi uzatın dedik. Yetmez. Milli Eğitim Komisyonu’nu çalıştırın. Bütün partiler kendilerinin temasta olduğu sendikaları, dernekleri mutlaka çağırsınlar. Eğitimciler, akademisyenler, her görüşten eğitim alanındaki sendika, veli dernekleri, öğrencilerin annelerinin babalarının görev yaptığı okul aile birlikleri olmadan, öğrencilerin katkıları katılımları alınmadan bu iş olmaz dedik. Dinlemediler. Müfredat yapmak, anayasa yapmak gibidir dedik. Anayasa yapmaktan önemlidir dedik. Katılımcı olmalısınız. Çünkü eğer katılımcı bir müfredat yapmazsanız kötü bir anayasadan kötü sonuçlar doğurur. Bu müfredatta yetişen çocuklar ileride anayasa yapacaklar. İleride anayasaya uyacaklar ya da doğru yetişmezlerse anayasayı tanımayacaklar. O yüzden müfredat önemli dedik ama bugüne kadar sesimizi duyuralım. Yedi gün yetmez dedik çıkmış Milli Eğitim Bakanı ‘yüzde 50 artış yaptım 10 günde görüşlerini bilsinler’ diyor. Evlatlarımızın, hepimizin evlatlarının, AK Parti’nin, MHP’nin oy verenlerinin de evlatlarının üzüldüğü, rahatsız olduğu bu yalan yanlış eğitim sistemine yedi günde görüş bildir hadi yüzde 50 zam yaptım deyip gülüyor. Sayın Bakan, yaptığınızı tarif etsek ve öğrencilerimize desek ki ‘bunu yapan bakanın davranışı aşağıdaki ışıklardan hangine uygundur.’ Hepsi birden aynı seçeneği işaretler; küstahlık.
“ATANAMAYAN DEĞİL, ATANMAYAN HER BİR ÖĞRETMENİMİZİN ARKASINDAYIZ”
Sayın Erdoğan 22 yıl önce rahmetli Ecevit’i madem atamayacaktın niye mezun ettin? 86 bin öğretmeni derdi. Bugünlere geldik. Atanmayan öğretmen sayısı 1 milyonu aştı. O gün Ecevit’e en ağır sözleri söyleyenler bugün atamadıkları öğretmenlere, atanamayan öğretmenler diyor. Sanki öğretmenin kusuru varmış ya da sanki kendi dahili yokmuş gibi. O öğretmenlere geçen seçimden önce tüm kamuya alımlarla birlikte müfredatsız KPSS’yle alım sözü verdiler. Bunu seçim bildirgesine yazdılar. Bunu Ankara Arena Stadı’nda okudular ve ardından bu vaatle oy topladılar. Şimdi mülakatı kaldırmayız gidiyor. Ecevit KPSS’yi getirerek kim sınavı başarıyorsa o atansın kayırmacılık, partizanlık, haksızlık, kul hakkı kalksın demişti. ve o kuralı getirmişti. Bu arkadaşlar müfredat getirerek ayrımcılığı, partizancılığı, partizanlığı kul hakkı yemeyi kurumsallaştırdılar. İtirazlardan sonra söz verdiler, oy topladılar ama şimdi mülakatı kaldırmıyorlar. 80 bin 68 bin atama beklenirken, 20 bin mülakatlı atama söylediler. Bütün gençlerin umutlarını kırdılar, ailelerini yasa boğdular. Biz atanamayan değil, atanmayan her bir öğretmenimizin arkasındayız, yanlarındayız, mücadeleleri mücadelemizdir.
“İSRAİL’LE TİCARETİ DURDURARAK KENDİLERİNİ ELEŞTİRENLERİ HAKLI ÇIKARDILAR”
Seçim öncesi miting meydanlarında İsrail ile ticaret utancı son bulsun diye pankart açanları yaka paça gözaltına alanlar, bizim İsrail ile ticareti durdur çağrılarımıza 30 ramazan iftar sofralarından, miting meydanlarından çağrılarımıza kulak tıkıyanlar önce 54 ürün grubunun ticaretine sınırlama getirdiler. Nihayet şimdi eski iddialarını çiğnediler ve İsrail’le ticareti durdurarak bizi ve kendilerini eleştirenleri haklı çıkardılar. Biz 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti’nin dünya ülkeleri tarafından tanınmasına kadar mazlum Filistin halkının yanında durmaya devam edeceğiz. Gazze’de katliam başladığı günden itibaren İsrail ile yürütülen tüm ticari faaliyetlerin şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmasını isteyeceğiz. Ayrıca dün Hamas’ın kabul ettiği ateşkes çağrısına İsrail’in refah sınır kapısına saldırarak yanıt vermesini kabul edilemez buluyoruz. Çoğu kadın ve çocuk olan 35 bin kişinin katline daha fazla seyirci kalamayız. İsrail’in en kısa sürede ateşkesi kabul etmesi için uluslararası alandaki her imkanın her baskının her yaptırımın derhal devreye sokulmasını bir kez daha CHP olarak ifade ediyoruz, çağrıda bulunuyoruz.
“SEÇİM SONUÇLARINI SAMİMİYETLE DEĞERLENDİRDİK”
Bugün sayın Devlet Bahçeli’yle gayet olumlu verimli geçen bir görüşme gerçekleştirdik. Hem ev sahipliği için hem de görüşmedeki fikir alışverişleri, geçmiş tecrübeleri, geçmişte Türkiye siyasetinde şahit olduğu bazı gelişmelerden yaptığı kıymetli aktarımlar için istifade ettiğimiz görüşler için kendisine teşekkür ediyorum. Yapılan görüşmelerden sonra eğer ortak bir açıklama yoksa görüşme taraflardan kendi ifadelerini paylaşabilecekleri ancak verilen cevapları paylaşmayacakları bir anlayışla sürmelidir. Erdoğan görüşmesinde ‘efendim gizli kapaklı ne konuştunuz.’ Görüşmede Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanlığı’nın en büyük görevlerinde bulunmuş bir büyükelçinin devlet geleneklerine uygun tutulmuş notları partinin arşivine girmiştir. Önümüzdeki dönem benden sonra görev yapacak genel başkanlarımıza aktarılmak üzere genel başkanlığın ilgili güvenceli birimine muhafaza edilmiştir. ve kayıt dışı siyasete itiraz eden anlayışımızla bütün bilgiler, merkez yönetim kurulumuzla ve grubumuzla, parti meclisimizle paylaşılmış, paylaşılmaya ilgili organlar toplandıkça devam edilmektedir. Ancak biz neler söylediğimizi söyledikten sonra ‘ne cevap aldınız’ o konuda onu söylemek bizim işimiz değildir. Ancak onu beklemek, onu izlemek ve o konuda iyimserlikle beklenti içinde olmak bizim pozisyonumuzdur.
Bugün Sayın Bahçeli’yle yaptığımız görüşmeden sonra Sayın Bahçeli büyük bir nezaketle bana ‘açıklama yapabilirsiniz’ dediği halde ben kendisinin orada grubunun kapısının önünde ayakta bekleterek bir açıklama yapmayı doğru bulmadım. ve toplantıda görüşmede görüşülen her hususu bu kürsüden paylaşacak değilim. Ancak Sayın Bahçeli’yle seçim sonuçlarını samimiyetle değerlendirdiğimiz, kendisinin değerlendirmelerini, memnuniyetle dinlediğimiz, tebriklerini kabul ettiğimiz ve bundan sonraki sürece dahil olarak da son derece yapıcı bir şekilde bu değerlendirmeleri gerçekleştirdiğimizi paylaşabilirim. Dış politikada Filistin, Kıbrıs konusu başta olmak üzere Türkiye’nin tüm dış politikasını hangi gözle gördüğümüzü kendisiyle paylaşmaya, CHP’nin burada bir ana muhalefet partisi olduğunu, milletimiz yapılacak ilk seçimlerde başka bir görev verene kadar ana muhalefet partisi olduğumuzu ancak yurt dışında Türkiye’nin partisi olduğumuzun altını bir kez daha çizdim. Ayrıca kendisinin de daha önce seçimlerden önce paylaştığı gibi 10 bin liralık emekli maaşıyla geçinmenin imkansızlığı noktasında görüşlerimizi ifade ettik. Asgari ücretin eridiğini, temmuz ayında zam yapılmamasının yaratacağı sıkıntıyı, temmuz zammının sadece küçük işletmelere, KOBİ’lerin sırtına bırakılmayıp bu konuda devletin yapması gerekenler konusunda her ikimizin de birer milletvekili genel başkanı olarak üzerimize düşenleri hatırladık, konuştuk. Atanmayan öğretmenlerden, staj mağdurlarına, çıraklık mağdurlarına, kademeli emeklilik beklentisinden uzman çavuşların emekli astsubayların sorunlarına kadar pek çok konuda görüş alışverişinde bulunduk. 28 Şubat davasının mağdur tutuklarında Anayasa marjındaki görülen davalara yönelik Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasında duyduğumuz endişeye kadar kendileriyle görüşlerimizi ifade ettik. Kendilerinin pek çok husustaki olumlu katkılarını ve elbette farklı düşündüğü noktaları dikkatle takip ettik ve not aldık. Müfredat konusundaki duyduğumuz rahatsızlığı ve daha pek çok başlıkta kendisiyle görüş alışverişinde bulunduk. Kendisinin değerlendirmelerinin ve kendisinin bu konudaki ifadelerinin neler olduğu konusunda daha fazla bir detay benim tarafımdan verilmemesini tüm kamuoyunun anlayışına bırakıyorum. Bu konuda kendilerinden, sözcülerinden yapılabilecek tüm açıklamaların bizim tarafımızdan da saygıyla karşılanacağını ifade etmek istiyorum.
“HATAY’DA YAPILAN TÜM HAKSZILIKLARIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Bugün CHP’nin üçü genel başkan yardımcısı olan milletvekilleri Hatay’da bir çalışma yapmak üzere gittiler. Ayrıca deprem komisyonunda görev almış ve bu konuda eğitimli partimize yeni katılmış milletvekilimizle de güçlenen hem dirençli kentler konusunda hem vatandaşın hukukunu korumak noktasında CHP Hatay’a bir teknik heyet görevlendirmesi de ayrıca yapmıştır. Bu eğitim en çok rezerv alan sorunu olan ve haklının hakkını alıp rezerv alan bahanesiyle oraları zenginlere, rantçılara rezerve edip o kentin gerçek sahiplerini o mahalin gerçek hak sahiplerini uzaklara yollamaya çalışan bir takım uygulamalara yapılan itirazları duyuyoruz. Az hasarlı belirtilen yerlere son anda yıkım kararları verildiğini takip ediyoruz, izliyoruz. Elbette zeminin inşaata mümkün olmadığı yerde yerinde dönüşümle daha ileride bir tarihte oluşacak bir depremle yeniden faciayı çağırmayacağız. Ancak zemin etütleri sağlam olan yerlerde, rezerv alanları ilan edilip birtakım hak sahiplerinin hakkına el atmaya asla izin vermeyeceğiz. Hatay’da yapılan tüm haksızlıkların, tüm hukuksuzlukların, seçim boyutuyla da hak sahiplerinin hak arayışları boyutuyla da takipçisi olacağımızı, hukuki desteğin, teknik desteği sonuna kadar sağlayacağımızı herkes bilsin.
Bugünden CHP’nin Sayın Erdoğan’ın da daha sonra benim değil ama partisinin yetkilileri tarafından basın mensuplarıyla paylaşılan ve kamuoyunun da hakim olduğu ifadesiyle CHP’nin yukarıya doğru ivmelenmesinde hakkımızı teslim etmeyen kimse yok. Nisan ayı anketleri geldi. ’31 Mart seçimleri bir yerel seçimdir genele yansımaz’ diyenler yanıldılar. Şu ana kadar CHP’nin bu pazar milletvekili seçimleri olsa oyunuzu kime verirsiniz sorusunda birinci parti olmadığı hiçbir anket yok.
“ADAYLIĞIMI DAYATMAK GİBİ BİR HATA YAPMAYACAĞIMDAN HERKES EMİN OLSUN”
Hazır birinci partiyken, işler yolunda gidiyorken, seçim yeni geride kalmışken, gelecek seçime daha zaman varken aday tartışması dostumuz tarafından iyi niyetle yapılsa da hiçbirimize faydası olmayan bir tartışmadır. Buradan gelecek seçim için şimdiden aday tartışmaları başlatmanın CHP’nin ivmesini düşürmek, gücünü azaltmak, deyim yerindeyse ona çelme takmaktan başka bir gayreti yoktur. Dün MYK toplantısında açıkça ifade ettim; hiçbir arkadaşımın ne kadar iyi niyetle de olsa ne kadar soru da gelse bu tartışmalara dahil olmasını doğru bulmam bundan sonra da istemem. Bizim her birimiz gönlümüzdeki adayı gönlümüzde tutarak, gönüllerimizdeki ortak bir duyguyu ön plana çıkarmak lazımdır. Kimin gönlünden kimin geçtiğinin hiçbir önemi yoktur. Günü gelince CHP’nin bir adayı olacak. O aday, CHP’nin seçilmişleriyle, üyeleriyle, halkın sesini dinleyerek, bu seçim başarısı nasıl geldiyse öyle belirlenecektir. Kimsenin şüphesi olmasın. CHP’nin Genel Başkanı olarak kendi adaylığımı dayatmak, CHP’nin tarihi bir fırsatı kaçırmasını sağlamak, CHP’nin birilerinin tükenmekte olan iktidarına tekrar fırsat vermek gibi bir hata yapmayacağımdan herkes emin olsun.”
(BİTTİ)
]]>Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, yaklaşık 3 hafta önce başta gençler olmak üzere tüm yurttaşlara yönelik bir üye kampanyası başlattıklarını belirterek, partisinin gençlik kollarının 81 il genelinde yürüttüğü kampanyaya gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyetini dile getirdi.
Üye kampanyasına ilk hafta ikiz kardeşlerin, daha sonra üçüz kardeşlerin katıldığını kendisinin de dördüz kardeşler için esprili bir çağrı yaptığını anlatan Özel, bu sözlerine sosyal medya hesabından bir dönüş olduğunu söyledi.
Özel, İlayda Aygül’ün kendisine sosyal medya üzerinden bir mesaj gönderdiğini ifade ederek, dördüzler İlayda Aygül ve kardeşleri Berkay, Olgay ve Gökay Aygül ile tanıştıklarını anlattı. Özel, kürsüye davet ettiği dördüzlere parti rozetlerini takarak, “Atatürk’ün partisine babaevine hoş geldiniz.” dedi. Daha sonra dördüzlerin annesini de kürsüye çağırarak teşekkürlerini ileten Özel, CHP’ye katılan akademisyen Bahadır Erdem’e de parti rozetini taktı.
Özgür Özel, konuşmasında Gaziantep’te meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 9 vatandaşın ailelerine ve Almanya’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden gazeteci Celal Başlangıç’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için düzenlenen anma etkinliğine katıldığını ifade eden Özel, “52 yıl önce yaşanan bu büyük acıya hep birlikte ortak olduk. Orada Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş arkada bir yerdeyken onu yanıma çağırdım. Niye arkada kaldınız dedim. ‘Sayın Genel Başkan, siz beni Deniz Gezmiş’in ağabeyi olarak çağırıyorsunuz ama buradaki herkes onun kardeşidir.’ Ben de buradan onun yaptığı tanımlamaya uygun olarak söylüyorum ki bu salondaki herkes bu partideki herkes Deniz’in, Hüseyin’in, Yusuf Aslan’ın kardeşidir. Onların yolu tam bağımsız Türkiye yolu. Cumhuriyet Halk Partisinin yoludur.” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel, Deniz Gezmiş’in Filistin Kurtuluş Örgütü ile dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yanında Filistinli arkadaşı İsa vardır. Arapça yazılmış, Filistin şiirini okur. Deniz, Arapçayı sökmeye, şiiri anlamaya çalışır. Bunun Türkçesi basılır. 1976’da Filistin şiiri basıldığında Deniz Gezmiş artık aramızda yoktur. İsa, Türkiye’ye gelir. O kitabı alır. Deniz’in mezarını ziyaret eder ve Filistin’e döner. İsa, 2 sene önce öldü ve kitabını evladına verdi. ‘Bu kitabı, Türkiye’de Deniz Gezmiş’in izinden yürüyen birine ver’ diye vasiyet etmiş. Geçen hafta Türkiye’deki Filistinli öğrencilerin başkanı İsa’nın oğlunun emanetini getirdi. Kitabı aldım. Dün MYK toplantısında CHP’nin müzesine konmak üzere benden sonraki sayın genel başkana devir teslim töreninde arz edilmek üzere o kitabı partinin envanterine kayıt ettirdik.”
Özel, geçtiğimiz yasama döneminde 27 Mayıs darbesine ilişkin idam kararlarını ortadan kaldıran yasal düzenlemeye imza attıklarını hatırlattı.
Özgür Özel, basın özgürlüğünün demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından biri olduğunu belirterek, bir ülkede tam demokrasinin ancak basın özgürlüğüyle mümkün olacağını söyledi. Gazeteci Barış Terkoğlu’na verilen hapis cezasını eleştiren Özel, “Ne çekti bu Barışlar? FETÖ yargıya egemendi. Bu gerekçelerle ceza alıyorlardı. FETÖ yargıdan temizlendi. Aynı gerekçelerle ceza alıyorlar.” dedi.
Son 22 yılda hukukun yara aldığını ileri süren Özel, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına anayasal zorunluluğa rağmen uyulmamasının sayısız örneğinin yaşandığını söyledi. Bu örneklerden birinin geçen hafta 1 Mayıs’ta olduğunu ifade eden Özel, “Anayasa Mahkemesi’nin açık kararına rağmen Taksim, 1 Mayıs’ta emekçilere kapatıldı. Orada Anayasa Mahkemesi kararına rağmen örülen utanç duvarını gördük. Türkiye Cumhuriyeti’nin en kıymetli, tarihi hazinelerinden bir tanesi olan surların önüne, İstanbul’a yıllar önce su taşıyan, İstanbul’un susuzluğunu ortadan kaldırmak için yapılan tarihi kemerlerin önünde, aralarına TOMA’ları dizerek, önüne polisimizi dizerek orayı bir utanç duvarı haline getirdiler. Bu utanç duvarı maalesef tarihe geçti. O utanç duvarı bu iktidar gidip, bu ülkeye özgürlükler geldiğinde Türkiye demokrasisinin kara anı olarak hep hatırlanacak.” diye konuştu.
“Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz”
Özel, “1 Mayıs’ta birilerinin Anayasa’ya uymadığı için emekçileri kutlamaların olduğu alana almadığını” öne sürerek, şöyle konuştu:
“Orada bulunanlar, itiraz edenler ve girmek isteyenler kendileri de birer emekçi olan polisimizle karşı karşıya kanunsuz bir emirle getirildi. Ardından 49 yurttaşımız, 1 Mayıs’ta orada yaşananlar üzerine önce gözaltına alındılar ve tutuklandı. Anayasa Mahkemesi kararına direnen, kanunsuz emri verenler, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa uymadı diye gençleri gözaltına alıp tutukluyorlar. Gösteri ve toplantı yürüyüş hakkı kanuni ve anayasal bir haktır. Onu engelliyorsun sonra kanuna uygun değil diye hapse atıyorsun. Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz. Bir an önce gençlerin serbest bırakılmasını, milletten kanuna uyulmasını isteyenlerin önce anayasaya uyması gerektiğini hatırlatırız.”
Grup toplantı salonunda, kamu iktisadi teşekküllerinde bulundukları için kadro alamayan taşeron işçilerin bulunduğuna işaret eden Özel, yapılan işin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı ve ayrımcılık olduğunu savundu. Özel, KİT’lerde ve belediye iştiraklerinde çalışıp yasal düzenleme dışında bırakılarak kadro alamayan tüm emekçilerin taleplerinin arkasında olduklarını ve desteklediklerini söyledi.
Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Özgür Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İktidarın kötü ekonomi yönetimi, emekliye, emekçiye, memura, alın teri ile geçinen her bir yurttaşımıza büyük bir çöküş yaşattı. Hayat pahalılığını, yüksek enflasyonu, artan kiraları, Türk lirasının aşırı değer kaybını hep birlikte yaşıyoruz. Avrupa Birliği Komisyonunun yaptığı bir çalışmaya göre kira sorununda Avrupa kentleri arasında vatandaşın en çile çektiği, kira sorunun en yüksek olduğu kent İstanbul. İstanbul’daki ortalama kira 23 bin lira. 650 avro. En düşük emekli maaşı ise 10 bin lira. Asgari ücret 17 bin lira. Ortalama kira 23 bin lira. Bunun Avrupa’da bir örneği yok. Yani bir kentte çalışan emekçiye ortalama kiranın yüzde 20 altında asgari ücret örneği yok. Ortalama kiranın yarısından az emekli maaşı alan dünyada hiçbir ülke yok. Bu yüzden emeklimize ve emekçimize yapılan bu zulmün altını dikkatle çiziyoruz.”
Özel, kredi kartı sahiplerinin de borcunu ödeyemedikleri için her ay iflasa, borç batağına ve icraya sürüklendiğini belirterek, “Milletin ekmeğinin küçüldüğü, buzdolabının boşaldığı, sofrasının zayıfladığı, çorbasının kaynamadığı bir sürece geldik. Bu yoksulluğu görmeliyiz. Bu sıkıntıları görmeliyiz ve buna hep birlikte itiraz etmeliyiz.” dedi.
(Sürecek)
]]>Karaca, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde unutulmaz bir anı yaşadıklarını, Başkanlık Divanında ilk kez 3 kadın milletvekilinin yer aldığını söyledi.
Karaca, “Bu önemli tarihsel kilometre taşı, kadınların temsil gücünü ve cinsiyet eşitliğini ön plana çıkarıyor. Başkanlık Divanında 3 kadının bir araya gelmesi, kadınların seslerini duyurmasını sağlayarak toplumun her kesiminde eşitlik ve kapsayıcılık için örnek teşkil ediyor.” dedi. Karaca, bu tarihsel olayın, kadın temsilinin artışını, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirme çabalarını destekleyeceğine inandığını dile getirdi.
TBMM Başkanvekili Karaca, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, “Siyonizm sorunu, Filistin gerçeği”, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ferit Şenyaşar “Şanlıurfa’nın yerel sorunları” ve CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan “6 Mayıs 1972’de gerçekleştirilen idamların 52. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan” konularında birer konuşma yaptı.
AK Parti Ankara Milletvekili Baykoç, bugün barbarlığın medeniyete, kutsal olmayanın kutsal olana, İsrail’in insanlığa ve insan haklarına savaş açtığını belirterek, “Siyonizm sorundur, Filistin gerçektir.” dedi.
CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının eylemleri nedeniyle değil fikirleri nedeniyle idam edildiklerini ifade ederek, “Deniz Gezmiş ve arkadaşları anayasayı ortadan kaldırdıkları için değil anayasa tam uygulansın dedikleri için idam edildiler.” diye konuştu.
Genel Kurulda “1400 sene” tartışması
Akdoğan’ın, “Ey zalimler, ister kaymakam olun ister vali, ister hakim olun ister savcı, ister vekil olun ister bakan, boşa çiğniyorsunuz yalan dünyayı. 1400 senedir yapıyorsunuz bunu. Nesimi’nin derisini yüzerken yaptınız bunu. Hallac-ı Mansur’u asarken yaptınız bunu. Kubilay’ın başını keserken yaptınız bunu.” sözleri Genel Kurulda tartışmalara neden oldu.
AK Parti milletvekilleri, Akdoğan’ın “1400 senedir” sözleriyle ne demek istediğini açıklamasını istedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “1400 senedir demek bu ülkenin Müslümanlarına çok ciddi iftira ve hakaret etmek demektir.” diyerek, Akdoğan’ın özür dilemesini istedi.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılması için o dönem Meclis’e bir kanun teklifi geldiğini anımsatan Usta, kanun teklifine CHP’den 28 milletvekilinin kabul oyu verdiğini anımsatarak, “O zaman bu idama evet oyu veren CHP’li 28 milletvekili utanmayacak da kim utanacak.” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına toplam 48 ret oyu verildiğini, bunlardan 47’sinin CHP oyu olduğunu söyledi. Bunların içinde İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in oylarının da olduğunu, bununla gurur duyduklarını ifade eden Günaydın, “273 kabul var. O kabulün içerisinde 28 CHP’linin de oyu var. O 28 CHP’linin 1972’deki oylarının doğru olmadığını buradan açıkça ifade ediyoruz. Bu 28 oyun dışında ‘evet’ diyen 273 oy kalkmış, kimin müktesebatından kimin geçmişini takip ediyor bunlar?” şeklinde konuştu.
AK Parti ve CHP milletvekilleri arasındaki tartışmanın devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Karaca, birleşime ara verdi.
Aranın ardından Karaca, milletvekillerine yerlerinden söz verdi. Bu sırada AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışmanın sürmesi üzerine Karaca, birleşime bir kez daha ara verdi.
Tartışma arada da devam etti.
]]>Hitit Üniversitesi ve Terörizm ve Radikalleşme ile Mücadele Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “2. Terörizm ve Radikalleşme ile Mücadele ve Türkiye’nin PKK terörizmiyle Mücadelesi (1984-2024)” konulu kongreye davetli olarak katılan Dışişleri Bakanlığı Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürü Fatma Ceren Yazgan, “Güvenlik Diplomasisinde ve Terörizmle Mücadelede Turnusol Kağıdı PKK” başlıklı bir sunum yaptı.
“Bir örgütün varlığını devam ettirmesi için devletin gücü karşısında ancak uluslararası destekle var olabiliyor”
Terörü onkolojik bir vaka olarak tanımlayan Yazgan, “Bünyemizde nasıl bir hücre bozulması olduğunda kanser oluyorsak bunun içeriden gelen genetik sebepleri var. Geçmişten gelen bazı atılmış adımlar, verilmiş kararlar var. Siz bunun içerisinde doğuyorsunuz. Siyasal şiddet terör bunun bir biçimi taktiksel bir davranış biçimi. Normal şiddetten farkı siyasi, kimlik gibi anlamlarla bütünleşmiş olması. Onkolojiyi anlamak için alt bilimler çalışıyor. Terör de böyle, siyaset bilimi çalışacak. Psikoloji çalışacak. Sosyal psikolojiyi çalışacak. Terörle mücadele değil ama terör çalışmaları uluslararası ilişkiler bölümlerinin altında kurulmuş. Neden uluslararası ilişkiler bölümlerinin altında terörizm kuruluyor, niye uluslararası ilişkiler bu bölümü üstleniyor. Çünkü bu bir konjonktür anlamakla ilgili. Uluslararası şiddetin katmanları var. Terör bunun bir yan ürünü. Toplum içinde şiddet ortaya çıkar sonra yok olur. Bir örgütün varlığını devam ettirmesi için devletin gücü karşısında ancak uluslararası destekle var olabiliyor. Toplumsal olarak ne kadar yanlış yaparsanız yapın kendi içinizde o iş bir şekilde bitiyor. İşin içine uluslararası konjektör girdiğinde o iş bitmiyor” ifadelerini kullandı.
Terör kavramının tarihçesi hakkında da açıklamalarda bulunan Yazgan, “Bu bir ekosistem. Kökü var. Yaprağı var. Dalları var. İklimler içinde gelişiyor. Devletin akademiden beslenmesi gerekiyor. Akademinin devlete doğru söylemesi gerekiyor. Devletin kendine doğru söylemesi gerekiyor. Zor konuları konuşmamız gerekiyor. Her şeyi açıktan konuşmamız gerekiyor. Bazı konularda terör bizi izliyor. Terörist rasyonel bir aktör. Belli bir plan ve strateji kuruyor. İzleyicisi sadece terör ve korku oluşturmak isteyen katmanlı bir izleyici grubu. Destek almak istediği bir grup var” dedi.
“PKK’nın uluslararası yapılanması 1999 yılında gün yüzüne çıktı”
“PKK neden turnusol kağıdı” diye soran Büyükelçi Yazgan, “Terörist başı Öcalan’ın yakalandığı dönemki rotayı düşünelim. Suriye’den çıkarıldı. Bir süre çeşitli ülkeleri dolaştı. SSCB döneminde destek aldığı yerlerde bulunmasına izin verilmedi. Roma’da aylarca kaldı. İtalya Türkiye’nin NATO müttefiki. AB tarafından terör örgütü listesinde olan birisi nasıl orada oturur. Bunun sırrı geçmişe dayanıyor. Neden İtalya, oradaki ilişkileri neydi? Kenya’da yakalandı, Yunan büyükelçiliğinde. O yakalandıktan sonra çeşitli ülkelerde teröristler kendini yaktı. Ortalığı birbirine kattılar. Birden bire PKK’nın uluslararası yapılanması 1999 yılında gün yüzüne çıktı. Bundan sonra Türkiye-Yunanistan bir diyalog geliştirdi. 2000’li yıllarda yasaklama kararı geldi. Almaya ve İsveç’te yasaklamalar oldu. Mesele yasaklama veya listelemede de değil. Madem listelendi, bugüne nasıl geldi? Burada olay güç dengelerini kim nasıl kullanıyor? Bütün ülkeler kendi çıkarını, kamu güvenliğini düşünür. Türkiye’de bunu yapıyor. PKK. 1994 yılında Avusturya’da ofisini açtı. PKK, neden AB tarafından listelendi? Çünkü 11 Eylül oldu. Genel farkındalık, güvenlik tehdidi ve Türkiye ile güvenlik işbirliği ihtiyacı arttı. Suriye’den nasıl çıktı. Kenya’da nasıl çıktı. İstihbarat işbirliği vardı. İstihbarat işbirliğinden o istihbaratı verenlerin bugün Suriye’de PKK’yı, YPG’yi desteklediği döneme nasıl geldik” diye konuştu.
“Terör örgütü Türkiye’de yapamadıklarını, asla yapamayacaklarını, yurt dışında yapıyor”
Terör örgütünün Türkiye’de yapamadıklarını, yurt dışında yaptığına dikkat çeken Yazgan, “Türkiye’yi hedef alan bütün terör örgütlerinin hiçbirinin merkez karar verici kadroları, merkez finans, propaganda örgütsel organları Türdkiye içinde değil. Hepsi yurt dışında. DEAŞ’a bakın, yurt dışında Türkiye’yi hedef alıyor. Türkiye, kendi içinde terörle mücadelede sahada çok başarılı bir ülke. Sahadaki başarılarla biz yurt dışında PKK’nın varlığını neden sonlandıramıyoruza gelince bir PKK 50 senelik bir terör örgütü. İsveç’te PKK’nın beslendiği Kürtçülük olarak adlandırılan ideolojinin geçmişine baktığınız zaman 1950’lere iniyorsunuz. PKK kendisinden başka bir Kürt varlığına kimliğine izin verir mi asla izin vermez? PKK, kendisinden başka bir kimliğe izin vermez. Suriye’de son dönemde izliyoruz, PKK, KDP’ye saldırıyor. İzin vermiyor. Aynı şeyi İsveç’te de yaptı. PKK’yı konuşuyorsak uluslararası arenada kimlerle eklemlendiğine bakabilirsiniz” şeklinde konuştu.
“PKK’nın Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerine düşman”
PKK’nın Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerine düşman olduğunu vurgulayan Yazgan, “Bir örgüt varolmak için eylem yapmak zorunda. Eylem yapmayan terörist ne olur, emekli olmuyor bunlar. Avrupa’ya gidiyor, haraç toplamazsa, uyuşturucu ticareti yapmazsa para kazanamaz. FETÖ’nün düzeneği ile farklı mı, değil. Aşağı yukarı aynı şeyi yapıyorlar. Bütün terör örgütleri aynı şeyi yapıyor. O ülkeler önlem alıyor. Terörün finansmanı ile mücadelede ne zaman önemli hale geldi terör örgütleri havale sistemini kullanmaya başladığı zaman. Bunun üzerine devletler bunun üzerine gitmeye başladı. Bunu sadece DEAŞ kullanmıyor PKK’da kullanıyor. Bir örgüt paramator alıp, bunu Suriye’de birleştirip paramotorla Hatay’a gelmeye kalkıştı. Sonra yakalandılar. Nerden geldi o paramotorlar? Örgütler uluslararası teknolojiyi ediyorlar. Avrupa Birliği’nin merkezinde Brüksel’de üç tane televizyonu olan kaç terör örgütü var. Birisi 7-8 dilde haber yapabiliyor. Nerede? Hollanda da. Avrupa Birliği içerisinde bunlar. Dolaysıyla bu ülkeler kendi kabul ettikleri terör tanımı içerisinde terörün finansmanı konusunda kararlar alıyorlar. Mahkeme kararları mevcut. Hiçbir şey yapmıyorlar değil, PKK’ya da yapıyorlar. Ama PKK onların önceliği olmuyor. Orda eylem yapmıyorlar. Orada kamu düzenini, istihbaratı, halkı rahatsız edecek eylem yapmıyorlar. Ne zaman yaparsa o zaman onlara karşı tedbir ve kontrol altına alma başlıyor. Sonra rahat duruyorlar” ifadelerini kullandı.
“PKK’nın amacı Avrupa’dan çıkmak değil”
PKK’nın amacının Avrupa’dan çıkmak olmadığının altını çizen Yazgan, “Aslında Avrupa’nın bir PKK problemi var. Belçika’daki son olaylar mesela. Belçika’da olaylar olduğunda herkes tepkisini belirtti ve ‘PKK terör örgütü’ dedi. Baktıklarında birincisi bu işi tetikleyenin Suriyeli PKK olduğunu gördüler. İki, oradaki yapıyı kontrol eden PKK’lılar Almanya’da adam örgütleyip otobüslerle geldiler. Kimi hedef aldılar, oradaki Türk kökenli Belçika vatandaşlarını hedef aldı. İç huzur konusunda ciddi bir tehdit olarak varlar. Bunu kullanıyorlar. Yerel belediyelerde bunu kullanıyor. Avrupa’da 350 tane örgütsel yapısı var. Ama sadece Avrupa’da yoklar. Örgüt Avrupa’da siyasi lobi, finansman, propaganda yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde algı kurmak için varlar. Eğer dünyada terör tehdidi artarsa o ülkelerin siyasi kadroları bu tehdit karşısında seçmenlerinden gelen talep üzerine hassaslaşırlarsa o hassasiyet, güvenlik bürokrasine sokağa yansırsa PKK’ya karşı önlemler, yasalar işliyor. Bazı ülkelerde terörle mücadele yasası yoktu. Bugün bazı Avrupa ülkeleri Hamas’ı terör örgütü olarak kabul ediyor. Sokak’ta çok ciddi önlem alınmaya başlıyor. Kendi tehdit algıları arttığı zaman demokratik ülkeler genel uygulama yaparsa PKK’de etkileniyor” dedi.
“Terörle mücadelemiz devam edecek”
Genel konjoktürde güçler dengesi değişiminin örgütü de etkilediğini anlatan Yazgan, “PKK’nın yüzde 25’i Suriyeli diyebiliriz. Bu sayı muhtemelen arttı. Filistin olaylarından sonra örgüt elebaşları açıklama yapıyor. Ulus devlet fikrinden vazgeçin. Biz olsak Filistinlilerin yerinde ulus devlet fikrinden vazgeçeriz diyorlar. Örgüt ulus devlet fikrinden vazgeçiyor, bunlara ne istediği sorulduğunda nasıl bir şeyse biz dört parçalı demokratik konfederasyon istiyoruz diyorlar. PKK’nın Türkiye içerisinde İçişleri Bakanlığına yönelik eylemi sonrasında Avrupa’da zemin kaybettiğini gördüm. Avrupa bunu kınadı. Bu nedenle terör örgütü listesinde kalmaya devam ediyor. PKK, kendisini bir meşru müdafaa örgütü olarak konumlandırmaya çalışıyor. O kadar dallanıp budaklandı ki kendi içlerinde bu uluslararası konjonktürde parçalı biryere doğru gidiyorlar. Burada önemli olan Türkiye’nin terörle mücadelesinde tutarlı, meşruiyet zemini asla kaybetmeyen hukuk kuralları içinde uluslararası dengeleri iyi koruyarak kendi işini hatasız yaparak yoluna devam etmesi gerekiyor. Bu mücadele devam edecek. Bu mücadeleyi ne kadar iyi yaparsak o bilgiyi ne kadar iyi yönetirsek, bilgiyi yönetirken derdimizi de anlatmamız gerekiyor. Örgütün Türkiye’ye karşı kullandığı aparatların ve yapının bulunduğu ülkeler Doğu’da, Güneyimizde, Batı’da mevcut. Bu imkanlara sahip PKK tek bir örgüt değil. DHKP-C yine aynı. Biz işimizi iyi yaparsak devlet olarak adalet sistemimiz, cezaevlerinde radikalleşme sadece DEAŞ’a özgü mü değil. Güneydoğu’da niye kız çocukları örgüt tarafından kolay devşirildi. Bunun sosyoljik, eğitim sistemiyle bir yanıtı var. Terörle mücadelede sadece güvenlik güçlerinin konusu değil. Terörle mücadele onkolojik kavramlar hepimizi ilgilendiriyor. Herkes işini iyi yaparsa bizim bu mücadeleyi uzun dönemde değil kısa dönemde kazanma imkanımız var. Bizim dostumuz kim düşmanımız kim bunu bilelim. Kime neyi ne zaman söyleyeceğimizi de bilelim. Bu konuyu biz çözeceğiz. Bize başkası yardım etmeyecek. Terörün kolu bacağı dışarda olmakla beraber çözüm yeri her zaman ülkenin içi” sözleriyle konuşmasını sürdü. – ÇORUM
]]>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları Oruç, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Toplantıya “Rezerv alana hayır”, “15 aydır yalnız bıraktınız, yetmedi evimizi yıkıyorsunuz”, “Depremzedeye ücretsiz konut istiyoruz” ve “Mülksüzleştirmeye hayır” yazılı dövizlerle Hatay Deprem Dayanışması üyeleri de katıldı.
“BİZLER DENİZ’LERİ HAKLARIN KARDEŞLİĞİ BAĞLAMINDA VERDİKLERİ GÜÇLÜ MESAJLA BİLİRİZ”
Sözlerine dün ölüm yıl dönümleri olan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı anarak başlayan Hatimoğlulları, “Katledilmelerinin üzerine 52 yıl geçti biz onları hiçbir zaman unutmadık ama onları dar ağacında sallandıranları şu an tarihin çöp sepetinde oldukları için insanlık tarihi hiçbir zaman hatırlamayacak. Ama onları katil olarak bu şekilde çöp sepetine atmıştır tarih. Bizler Deniz’leri Türkiye devrimci hareketinin önderleri ve cesur insanları olarak biliriz. Bizler Filistin halkıyla omuz omuza mücadele ederek biliriz. Bizler Deniz’leri hakların kardeşliği bağlamında verdikleri güçlü mesajla biliriz” dedi. İlk okuduğunda ‘Gülünün Solduğu Akşam’ kitabından çok etkilendiğini ifade eden Hatimoğulları, “Buradan diyoruz ki; siz güller hiçbir zaman solmayacaksınız” diyerek kürsüye 3 gül bıraktı.
Hıdırellez’i ve Paskalya bayramını da kutlayan Hatimoğlulları, “Bizler demokratik anayasa tartışmalarının gerçekleştiği bugünlerde diyoruz ki, bu ülkede yaşayan bütün halkın eşit hakkı vardır. Biz halklar olarak barış, kardeşlik hayallerini kurmaya devam edeceğiz. Seyit Rıza’nın dediği gibi bu da onlara dert olsun” diye konuştu.
Ülkenin ekonomide ithalata bağımlı bir ülke olduğunu belirten Hatimoğlulları, şunları dile getirdi:
“EKMEK KAVGASI BİZİM DE KAVGAMIZDIR HEP BERABER EKMEK KAVGAMIZI VERECEĞİZ”
“Enflasyon dizginlenememekte, sadece son 4 ayda 17 TL (bin) olan asgari ücretin alımı 14 bin 300 TL’ye inmiş durumdadır. Enflasyon almış başını gidiyor, asgari ücrete zam yapmayacağız diyorlar, yapsalar da hayat o kadar hızlı pahalanıyor ki ücret bunun karşısında pula dönüşmüş oluyor. Ortada apaçık bir kölelik, sefalet ücreti söz konusu. Halkı çökertmenize izin vermeyeceğiz. Ekmek kavgası bizim de kavgamızdır hep beraber ekmek kavgamızı vereceğiz. Ekonomik tablodan en çok etkilenen kesim emekliler oldu. İktidar emekçi ve emeklileri sefillerin sefili haline getirmiş durumda. Yolsuzluk ve israf bu iktidarın ana pusulası haline gelmiştir. İnsanlar peyniri gramla almaya başlamış durumdalar. Onlar işçiye, emekçiye değil saraya, şatafata yatırım yapmayı devam ediyorlar. Onlar kamuda tasarruf dedikçe ‘müsrifi Allah sevmez’ fetvası veren Diyanet İşleri Başkanlığı, iktidarın elitleri başta olmak üzere lüks ve şatafat içinde yaşamaya devam ediyor. Bunlar harun diye yola çıktılar ama karun oldular. İşçinin, emekçinin boğazından çalarak sermayedarın cebine koydukları her kuruş para onlara haram, zıkkım olsun.”
1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nın AYM kararına rağmen emekçilere açılmamasına ve alana girmek isteyenlere polisin uyguladığı şiddete dikkat çeken Hatimoğlulları, iktidar mensuplarının ABD’de akademisyenlere uygulanan ters kelepçeye tepki gösterdiklerini anımsatarak, şunları söyledi:
“1 MAYIS’I KENDİLERİ TERÖRİZE ETMEK İSTİYOR”
“Sen aynısını 1 Mayıs’ta yaptın, biz Amerika’dakine de karşıyız buradaki polis şiddetine de karşıyız. Dün Cumhurbaşkanı, bugün de küçük ortağı grup toplantısında 1 Mayıs’ı gündemlerinden düşürmüyorlar. 1 Mayıs’ın altında plan ve proje aramaktalar. Orayı kendileri terörize etmek istiyor. Polise karşı şiddet uygulanmış, siz nerede yaşıyorsunuz? Kaskı, kalkanı her türlü korumasını almış olan polise bir eylemcinin uygulayacağı şiddet ne ki? Siz insanların düşmanısınız, biz sizin bu rejiminize karşı savaşıyoruz savaşmaya da devam edeceğiz. 1 Mayıs’ta yoldaşlarımızın halk düşmanlarına karşı direnişini selamlıyorum. Ev baskınlarıyla göz altına alınan ve tutuklanan onlarca arkadaşımızın derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz buradan.”
“EĞİTİMİ HALLAÇ PAMUĞUNA ÇEVİRDİNİZ BUNU GERİ DÖNDÜRECEĞİZ”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredat projesini de ‘gerici’ olarak nitelendiren Hatimoğlulları, “Türkiye’de eğitim AKP’nin eliyle çökmüştür, her 4 çocuktan biri sınıfa aç giriyor. Bunların dertleri çocukların kaliteli, bilimsel, ana dilde eğitim alması değil; kendi ideolojik pencerelerine uygun, çağ dışı, bilim karşıtı nesiller yetiştirmek istiyorlar. Biz Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı yeni müfredatı kökten reddediyoruz. Bilimin b’sini bile taşımayan bu tekçi müfredatın Türkiye’nin geleceğine vurulan darbe olduğunu belirtiyoruz. Türkiye’nin geleceği sizin ideolojik esaretinize teslim olmayacaktır. Mülakatı kaldırmalılar çünkü mülakatla Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaya koyduğu bu müfredatı hayata geçirecek, ideolojik olarak kendilerine yakın insanları mülakatla onları işe alacaklar. Buradan onların bu tutumunu protesto ediyoruz. Eğitimi hallaç pamuğuna çevirdiniz bunu geri döndüreceğiz” dedi.
Hatimoğlulları şöyle devam etti:
“YILLARDIR TUTUKLADIĞINIZ ARKADAŞLARIMIZI DERHAL SERBEST BIRAKIN”
“Yargı yargıya darbe yapıyor. Erdoğan, AYM AİHM’yi tanımıyor. AYM kararlarına göre Can Atalay bizim aramızda olmalıydı. Can Atalay, derhal serbest bırakılmalıdır. AİHM kararlarına göre Gezi Davası tutukluları, Osman Kavala ve arkadaşları serbest bırakılmalıdır. Türkiye’nin kendi anayasaları gerçek anlamda uygulanıyor olsaydı Kobani kumpas davasından tutuklu bulunan bütün arkadaşlarımız serbest bırakılmalıydı. Kobani kumpas davası adı üstünde kumpas davasıdır. Bizler 16 Mayıs’ta Sincan’da görülecek olan karar duruşmasına Türkiye’nin bütün demokratik güçlerini bekliyoruz. Bu bir tarihi karar olacaktır. İnşallah yargı bizi şaşırtır oradan gülerek çıkarız. Buradan iktidara da sesleniyoruz yanlışınızdan dönün. Yıllardır tutukladığınız arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın. Bunu yargıdan talep etmiyoruz, kararın saraydan verildiğini bildiğimiz için adrese teslim mesaj veriyoruz.”
Yeni anayasa tartışmalarına değinen ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un bu kapsamdaki ziyaretlerini anımsatan Hatimoğlulları, şöyle konuştu:
“DEMOKRATİK ANAYASA YAPIM SÜRECİ İLE İLGİLİ KENDİ KOMİSYONLARIMIZI KURDUK”
“Biz DEM Parti olarak şunun net bir şekilde farkındayız; Türkiye’nin demokratik bir anayasaya ihtiyacı var 12 Eylül’den kalma askeri cuntanın anayasasının bu topraklara cevap olamayacağını hepimiz biliyoruz. Ancak Türkiye’nin acil gündemleri var. Böylesi bir atmosferde anayasa tartışmalarının bütün sorunların konuşulmasının üzerini örtmemesi gerekiyor. Biz demokratik anayasa yapım süreci ile ilgili kendi komisyonlarımızı kurduk. Anayasa tartışmalarının olduğu yerde kayyım tartışması yapılır mı ama yapıyorlar. Şimdi DEM Parti’nin kazandığı belediyelerde belediye eş başkanlarımızın ortaya çıkardığı bilançolar korkunç. Kayyımlar belediyeleri çalmış çırpmış, hizmet de sağlamamışlar. Üstüne üstlük belediyelerimizi borç batağının en dibine saplamış durumdalar.”
“DEM PARTİ BURADADIR ALNIMIZ AÇIKTIR, BELEDİYELERİMİZİ SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ”
İktidara yakın bir gazetecinin DEM Partili belediyelere kayyım atanacağını yazdığını anımsatan Hatimoğulları, “Günlerdir iktidar, yandaş medya algı yaratmaya çalışıyor. DEM Parti’nin belediyelerinin hiçbirinde bayrak sorunu olmamıştır. Bizim bayrakla, sembollerle hiçbir sorunumuz yoktur. Biz belediyelerimiz şeffaf bir biçimde yönetmek üzere bu görevleri üstlenmiş durumdayız. Kamuoyunu olası bir kayyım atama için hazırladığını düşünüyoruz. İktidarı bir kez daha uyarıyoruz; hem anayasa yapacağım diyeceksin hem de halkın seçme ve seçilme hakkını elinden alamazsın. DEM Parti yerel yönetimlerde ortaya bir seçim başarısı koymuştur. Kayyımdan geri almış üstüne yeni belediyeler eklemiştir. Van’da nasıl irademiz gasp etmelerine izin vermediysek bundan sonrada irademizi hiçbir yerde gasp etmelerine izin vermeyeceğiz. Bizim belediyelerimizin üzerinde ‘bayrak politikası’ güderek belediyelerimizin varlıklarına ve kaynaklarına konmak istediklerini ifade etmek istiyorum. Türkiye kamuoyunu bayrak üzerinden bizlere karşı kışkırtarak adım atacaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar. DEM Parti buradadır alnımız açıktır, belediyelerimizi sonuna kadar savunacağız” diye tepki gösterdi.
Hatimoğlulları, “DEM Parti, Türkiye’de gerçek değişimi gerçekleştirmeye aday bir partidir. Bu çöküşten çıkış ortak mücadeleyle, 3. yol siyasetiyle mümkündür. Toplumu radikal demokrasi paradigmasıyla inşa edebiliriz bu çöküşten çıkışın zemini budur, 3.yoldur” dedi.
Grup toplantısını takip eden Hatay’lı depremzedeleri Arapça selamlayan Hatimoğlulları, rezerv alanla ilgili yasal düzenlemeyi de eleştirerek depremzedelerin bu yolla da mağdur edildiğine dikkat çekerek “Depremzedeyi bir müşteri olarak ondan para kazanılacak müşteri gözüyle bakılıyor. Kamu kaynaklarından o evler, iş yerleri yapılıp depremzedeye verilmelidir” diye konuştu.
]]>Akar, Meclis’te, Bangladeş Ulusal Savunma Koleji heyetini kabul etti.
Kabulün ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Akar, aralarında generaller, albaylar ve sivil personelin de bulunduğu Bangladeş Ulusal Savunma Koleji üyeleri ile bir araya geldiklerini söyledi.
Akar, heyetle uluslararası konularla alakalı Türkiye’nin görüşlerini paylaştıklarını ve bu konularda mutabık kalmalarını büyük bir memnuniyetle müşahede ettiklerini ifade etti.
Türkiye’nin Bangladeş ile ilişkilerinin tarihi, kültürel anlamda çok içerikli ve kapsamlı olduğunu belirten Akar, Milli Mücadele sırasında gösterdikleri ilgi ve desteğin unutulmayacağını dile getirdi.
Doğal afetlerde de iki ülkenin birbirine destek olduğunu hatırlatan Akar, iki ülke arasındaki ekonomik, ticari, kültürel, siyasi konulardaki işbirliğinin devam ettiğini vurguladı.
Son yıllarda iki ülkenin birlikte çalıştığı projelerle ilişkilerin daha da geliştiğini ifade eden Akar, “Gelişen ilişkiler arasında askeri eğitim işbirliğimiz ve bunun yanı sıra savunma sanayindeki işbirliğimiz önem arz etmekte. Biz, kendimiz için yaptığımız, ürettiğimiz savunma sanayi ürünlerini dost ve kardeş ülkelerle rahatlıkla paylaşıyoruz. Onların haklı davalarını destekledik, destekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu manada ciddi bir ilgi olduğunu dile getiren Akar, “Çeşitli fuarlarla çeşitli tatbikatlarla, kurumlarımızda eğitim-öğretim almalarıyla birlikte bu işbirliği daha artmakta.” dedi.
Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar, 3 bin Bangladeşli askeri personelin Türkiye’de eğitim aldığını belirterek, gelecek dönemde bu ilişkilerin daha da artacağına inandıklarını söyledi.
Başta Filistin, Ukrayna ve Akdeniz’deki gelişmeler olmak üzere uluslararası konularda da misafir heyetle görüştüklerini ve mutabık şekilde ayrıldıklarını aktaran Akar, “Filistin konusuna gelecek olursak Bangladeşliler, çok açık ve net bir şekilde bunun bir ‘genocide’ (soykırım) olduğunu söylediler.” diye konuştu.
Kendisinin de Gazze’de ciddi bir katliam ve insanlara karşı bir zulüm olduğunu, akan kanın bir an önce durması ve ateşkesin sağlanması gerektiğini söylediğini anlatan Akar, Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanındaki çalışmalara çok yoğun şekilde katıldığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda Türkiye’nin tavrını çok açık ve net şekilde ortaya koyduğunu dile getiren Akar, İsrail ile ticari ilişkilerin kesilmesi dahil alınan tedbirleri anlattı.
Bazı ülke yönetimleri sessiz kalmaya devam ederken, birazcık vicdanı olan herkesin İsrail’in saldırılarına karşı ayakta olduğunu belirten Akar şöyle devam etti:
“Bütün meydanlarda herkes bir an önce ateşkesin sağlanması için feryat ediyor. Niye? Çünkü orada gerçekten bir savaş değil orada bir zulüm var. Çaresiz, silahsız, korumasız, savunmasız insanlar katlediliyor. Bunun bir an önce durması lazım. Maalesef biz bir taraftan ateşkes beklerken, akan kanın durmasını beklerken işte bu sabahtan itibaren çeşitli haberler gelmeye başladı. Dün akşamdan itibaren Refah bölgesine hava saldırısı olduğu, daha sonra da karadan bir harekat olduğu, oradaki sınır kapısının İsrail tarafından Netanyahu ve idaresi tarafından ele geçirildiği ve orada da yirmiden fazla insanın katledildiği şeklinde bilgiler var. Olayları yakından takip ediyoruz. Bizim Türkiye olarak yaklaşımımız çok açık ve net, bir an önce akan kanın durması ve bir an önce ateşkesin sağlanması.”
Bu konularda da Bangladeşli heyet ile mutabık olduklarını memnuniyetle müşahede ettiklerini kaydeden Akar, görüşmenin gayet verimli, sıcak, samimi şekilde gerçekleştiğini, karşılıklı olarak bilgi ve görüş alışverişinde bulunduklarını ifade etti.
]]>CHP lider Özgür Özel partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) gerçekleşen grup toplantısına katıldı. MHP lideri Devlet Bahçeli ile görüşmesine dair açıklamalarda bulunan Özel, gündeme dair değerlendirmelerde bulunduklarını her ne kadar muhalefet partisi olsalar da yurt dışına karşı Türkiye’nin yanında olacaklarını ilettiğini söyledi. Bazı kesimlerin CHP’de tartışma çıkartmaya çalıştığını iddia eden Özel, buna izin vermeyeceklerini ve 2028 Genel Seçimlerinde adaylığını dayatmayacağına dair söz verdi.
Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanlığı tarafından Taksim Meydanı 1 Mayıs kutlamaları için yasaklandı ve sadece belirli sayıda bir girişe izin verdi. Açılamalara rağmen Taksim Meydanına yürümeye çalışan gruplar oldu ve girişimler sonucunda bazı vatandaşlar polise saldırdıkları için gözaltına alınarak tutuklandı. Konuya ilişkin açıklama yapan Özel, “O gün birileri anayasa uymadılar. Anayasaya uymadıkları için emekçileri içeriye almadılar. ve orada bulunanlar, itiraz edenler, girmek isteyenler karşısında kendileri de birer emekçi olan polisimiz karşı karşıya bir kanunsuz emirle getirildi. Öncesinde her 2 tarafı uyarmıştık, beklentilerimizi ifade etmiştik. Gösterilen anlayış kıymetliydi ama ardından 49 yurttaşımız, evladımız 1 Mayıs günü orada yaşananlar üzerine önce gözaltına alındılar ve 49’u tutuklandı. Bir tarafta Anayasa Mahkemesi kararına direnen kanunsuz emri verenler. Karşılarında gösteri ve toplantı yürüyüşü kanununa uymadı diye gençleri göz altına alıp tutukluyorlar. Gösteri ve toplantı, yürüyüş hakkı kanuni, anayasal haktır. Onu engelliyorsun, sonra kanuna uygun değil diye hapse atıyorsun. Yani suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz. Bir an önce bu orantısız tutuklama tedbirinin itirazlardan sonra kaldırılmasını, gençlerin serbest bırakılmasını, milletten kanuna uyulması isteyenlerin önce anayasaya uyması gerektiğini hatırlatıyorum” ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli ile ne konuşuldu
MHP lideri Devlet Bahçeli ile görüşmesinin son derece verimli olduğunu söyleyerek görüşmeye dair bilgi veren Özel, “Dış politikada Filistin, Kıbrıs konusu başta olmak üzere Türkiye’nin tüm dış politikasını hangi gözle gördüğümüzü kendisiyle paylaşmaya, Cumhuriyet Halk Partisi’nin burada bir ana muhalefet partisi olduğunu milletimiz yapılacak ilk seçimlerde başka bir görev verene kadar ana muhalefet partisi olduğumuzu ancak yurt dışında Türkiye’nin partisi olduğumuzun altını bir kez daha çizdim. Ayrıca kendisinin de daha önce seçimlerden önce paylaştığı gibi 10 bin liralık emekli maaşıyla geçinmenin imkansızlığı noktasında görüşlerimizi ifade ettik. Asgari ücretin eridiğini Temmuz ayında zam yapılmamasının sebep olacağı sıkıntıyı, Temmuz zammının sadece küçük işletmelere kobilerin sırtına bırakılmayıp bu konuda devletin yapması gerekenler konusunda her ikimizin de, birer milletvekili, genel başkan olarak üzerimize düşenleri hatırladık, karşılıklı konuştuk. Atanmayan öğretmenlerden staj mağdurlarına, çıraklık mağdurlarına kademeli emeklilik beklentisinden uzman çavuşların, emekli astsubayların sorunlarına kadar pek çok konuda görüş alışverişinde bulunduk. 28 Şubat davasının mağdur tutuklarından anayasa marjındaki görülen davalara yönelik Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasından duyduğumuz endişeye kadar kendileriyle görüşlerimizi ifade ettik. Kendilerinin pek çok husustaki olumlu katkılarını ve elbette farklı düşündüğü noktaları dikkatle takip ettik ve not aldık. Müfredat konusundaki duyduğumuz rahatsızlığı ve daha pek çok başlıkta kendisiyle görüş alışverişinde bulunduk. Kendisinin değerlendirmelerinin ve kendisinin bu konudaki ifadelerinin neler olduğu konusunda daha fazla bir detay benim tarafımdan verilmemesini tüm kamuoyunun anlayışına bırakıyorum” ifadelerini kullandı.
“Gelecek seçim için şimdiden aday tartışmaları başlatmanın CHP’nin ivmesini düşürmek, ona çelme çakmaktan başka bir gayreti yoktur”
Gelecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri için şimdiden tartışmanın gereksiz olduğunu söyleyen Özel, “Hazır birinci partiyken, işler yolunda gidiyorken, bir seçim yeni geride kalmışken, gelecek seçime daha zaman varken aday tartışması dostumuz tarafından iyi niyetle yapılsa da bazı kötü niyetliler tarafından kışkırtılmaya çalışsa da hiçbirimize faydası olmayan bir tartışmadır. Burada gelecek seçim için şimdiden aday tartışmaları başlatmanın CHP’nin ivmesini düşürmek, gücünü azaltmak, deyim yerindeyse ona çelme çakmaktan başka bir gayreti yoktur. Dün Merkez Yönetim Kurulu toplantısında açıkça ifade ettim. Hiçbir arkadaşımın ne kadar iyi niyetle de olsa, ne kadar soru da gelse bu tartışmalara dahil olmasını doğru bulmam, bundan sonra da istemem. Bizim her birimiz, her birimiz gönlümüzdeki adayı gönlümüzde tutarak, gönüllerimizdeki ortak bir duyguyu ön plana çıkarmak lazımdır. Kimin gönlünden kimin geçtiğinin hiçbir önemi yoktur. Günü gelince Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir adayı olacak. O aday, Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmişleriyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleriyle, halkın sesini dinleyerek, bilimsel yöntemlerden yararlanarak seçilmiş organlarında tartışılarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin grubunda kararlaştırılarak, anayasa nasıl diyorsa öyle, bu seçim başarısı nasıl geldiyse öyle belirlenecektir. Kimsenin şüphesi olmasın” ifadelerine yer verdi.
“CHP’nin Genel Başkanı olarak kendi adaylığımı dayatmak gibi bir hata yapmayacağımdan herkes emin olsun”
Seçim zamanı geldiğinde kendi adaylığını dayatmayacağını belirten Özgür Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak kendi adaylığımı dayatmak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi bir fırsatı kaçırmasını sağlamak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin birilerinin tükenmekte olan iktidarına tekrar fırsat vermek gibi bir hata yapmayacağımdan herkes emin olsun. Bundan sonraki süreçte hepimizin ortak doğrusu bu parti için omuz omuza, yan yana bu partinin hiçbir değerinden korkmadan, popülerleşeni kıskanmadan, güçleneni destekleyerek, yanlışımızı uyararak örterek, doğrumuzu alkışlayarak teşvik ederek bu partinin tüm belediyelerindeki her birisi bu partinin evladı olan yıldızlarını, bu partinin evlatlarını güçlendirerek bu partiyi güçlendirmek boynumuzun borcudur. Cumhuriyet Halk Partisi kendi evlatlarından korkmaz Cumhuriyet Halk Partisi birileri istiyor diye birbiriyle uğraşmaz. Cumhuriyet Halk Partililer bilir ki hepsinin ortak görevi birlik ve beraberlik halinde Cumhuriyetin birinci yüzyılının ilk yerel seçimlerini nasıl kazandıysa ilk genel seçimlerini kazanmak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini birinci parti yapmaktır” diye konuştu. – ANKARA
]]>CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, bugün yaptığı açıklamada kamudaki bürokratların ayrı ve bir çok yerden maaş aldığına dikkat çekti. Savunma Sanayi Başkanlığı’nda bir bürokratın 90 şirketi yönettiğini söyleyen Öztunç, “90 ayrı şirket bir bürokrata bağlı, eski bir bakanın oğlu olan bir bürokrata bağlı. Savunma Sanayi Başkanlığı’na Haluk GÖRGÜN geldikten sonra bu beyefendinin önü açıldı” dedi.
Konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başaknığı’na soru önergesi verdiğini belirten Öztunç, “Bu iddia doğru mu doğruysa neden böyle bir işlem yapılmıyor? Neden düzeltmiyorsunuz neden başka kimseye yetki, görev vermiyorsunuz da bir kişi 90 adet şirketi yönetiyor diye sordum. Cevabını bekliyorum” diye konuştu.
“90 AYRI ŞİRKET 1 BÜROKRATA BAĞLI”
Öztunç, açıklamasında şunları ifade etti:
“Kamuda çifte maaşlı bürokratlar yıllardır konuşuluyor. Bir bürokrat bazen iki, üç, dört, beş yerden ayrı ayrı maaşlar alıyor. Bu hem haksız zenginleşmeyi sağlıyor hem de vatandaşın hakkına gasp edilmesine sebep oluyor. AKP hükümeti ise her defasında ya bunu yalanlıyor yada ‘evet var böyle bir şey düzenleyeceğiz yeniden’ diyor vaatlerde bulunuyor ama hepsi hikaye. Savunma Sanayi Başkanlığı’nda bir bürokrat 90 ayrı şirketi yönetiyor. Bir değil, üç değil, beş değil, 10 değil, 40 değil, 90 ayrı şirket bir bürokrata bağlı, eski bir bakanın oğlu olan bir bürokrata bağlı. Denetimini o yapıyor, yönetim kurulu atamasını, şirketlerin ihalelerini, her şeyini o yapıyor. Memlekette kimse kalmadı, başka çalışabilecek hiç kimse yok, bu işi becerebilecek kimse yok, bir tek bürokrat bütün bu şirketlerin başında duruyor. Savunma Sanayi Başkanlığı’na Haluk Görgün geldikten sonra bu beyefendinin önü açıldı ve bu beyefendi 90 ayrı şirketi neredeyse tek başına yönetiyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’a soru önergesi verdim. ‘Bu iddia doğru mu doğruysa neden böyle bir işlem yapılmıyor? Neden düzeltmiyorsunuz, neden başka kimseye yetki, görev vermiyorsunuz da bir kişi 90 adet şirketi yönetiyor’ diye sordum. Cevabını bekliyorum. Bu Türkiye’nin gelişmesi, Türkiye’de pek çok krizin sona erdirilmesi açısından önemli bir konu. Bürokratların üç yerden, beş yerden, başka başka yerlerden maaş alması Türkiye’deki krizin sebeplerinden birisidir ve Türkiye’deki ahlaki çöküşü bir başka göstergesidir.”
]]>Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, makamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Balaban, halk buluşmalarını haftada tek güne indireceklerini belirterek, “Arkadaşlarımızla görüşüyoruz. Bir karar vereceğiz. 8 Mayıs 2024 Çarşamba gününden itibaren halkımızla buluşmayı tek güne indiriyoruz. Her çarşamba saat dokuzla 09.00-12.00 – 14.00 – 18.00 arası halkımızla makamımızda onların da makamı olan bu makamda bir araya geleceğiz. Onların her türlü sorununu tek tek dinleyeceğiz. Çözüm üretmeye devam edeceğiz. Onun dışında diğer günler gerek belediye içinde gerek belediye dışında sahada olacağım ve sabahtan akşama kadar tüm ekibimizle birlikte mesai ve zaman mefhumu bilmeden çalışmalarımız devam edecek. Yunusemre Belediyesi olarak her cumartesi gönüllülerimizle, belediye işçilerimizle, park bahçe işçilerimizle, o güzel insanlarla temizlik kampanyası başlatıyoruz. Bu temizlik kampanyasında gönüllülerimizle olacak. Belediye Başkanı Semih Balaban da özel kalem müdürü de olacak ve bir dakikalık resim vermek için değil, orada en az bir buçuk iki saat o güzel insanlarla bu şehrin temizliği kampanyasına belediye başkanı ve ekibi de katılacak. Öncelikle temizlikten başlayacağız. Bu şehri hep birlikte pırıl pırıl yapacağız” dedi.
“Liyakat sahibi arkadaşlara sahip çıkmayacaksam belediye başkanlığını da yapmamın anlamı yok”
Sosyal medya üzerinden 7 kişilik MAYEB yönetiminin 15’e, 7 kişilik YUNTAŞ yönetimini de 17’ye çıkarılması yönündeki eleştirilere açıklık getiren Başkan Balaban, “Bizler tasarruf tedbirlerini hayatın her alanında uyguluyoruz. Evet biz gerçekten personel alırken de işçi arkadaşlarımızı alırken de bu tedbirlere riayet ediyoruz. Bir eleştiri var sosyal medyada. İşte yönetim kurulu üyeliğini yediden 7’den 15’e çıkardı diye. Evet, ne yaptıysak savunduk, ne savunduysak yaptık. Yönetim kurulu üyeliğini MAYEB’te 7’den 15’e, YUNTAŞ’ta da 7’den 17’ye çıkarttık. Ben belediye başkanı olarak ekibim olmadan kadrom olmadan hiçbir şeyi başaramam. ve bugüne kadar Yunusemre Belediyesi’nde rekor çalışan var. Bin 397 kişi. Tam 324 tane memur. Bu Türkiye rekorudur yani. Bir üstadımız var. Sayıştay baş denetçisi. Çok iyi dostumuz. Onunla her konuda danışma olarak hizmet alıyoruz. Bize fahri danışmanlık yapıyor. Dedi ki ‘başkanım sana bir yol göstereyim, personel alımında da yarı yarıya tasarruf yap. Yönetim kurulu yetkin var. 51 kişi de, 71 kişi de 31 kişi de 15 kişi de yapabilirsin. Alacağın, çalıştıracağın arkadaşları, yönetim kuruluna, onlara ödeyeceğiz tek şey huzur hakkı olur’ Huzur hakkının yönetim kurulu üyesi olarak 27 bin TL brüttür. Neti 21 bin TL yapmaktadır. ve o arkadaşlarımız şimdi tek tek değerlendireceğim. Hepsi de çalışıyor. Örnek veriyorum Adnan Bozkurt. Özel harekatta görev yapmış, bu vatan için bedeller ödemiş. Şimdi bizim yanımızda güvenlik görevlisi olarak 7/24 çalışıyor. Ben onu isteseydim müdür vekili yapardım 657’li. 45 bin TL maaş alırdı. 21 bin TL de onun sigorta maliyeti olurdu. 65 bin TL belediyeye mal olurdu. Bize maliyeti sadece 21 TL. Ben burada kendi kadromu kurmayacaksam ben burada 30 yıldır benimle yol yürüyen arkadaşlara liyakat sahibi arkadaşlara sahip çıkmayacaksam bu belediye başkanlığını da yapmamın hiçbir anlamı yok. Ben başarıyı Semih Balaban olarak yakalamayacağım. Kadroyla yakalayacağım. Ekiple yakalayacağım. Sizlerle yakalayacağım. Veremeyeceğimiz bir hesap yok. İşte son tablo da bin 400 kişilik bir belediye. Buradan gerekli olmayan arkadaşlarla da yine korkmadan söylüyorum, şeffaf bir şekilde söylüyorum. Tabii ki yollarımızı ayıracağız ve tabii ki biz yüzde 10 kadromuzu kuracağız. Yüzde 10 bu kadroyu kurmadığımız zaman biz bu belediyeyi istediğimiz şekilde yönetemeyiz” ifadelerini kullandı.
2 kişilik görevlerde 6 kişilik kadrolar tespit ettiklerini ve bunlarla ilgili çalışma başlattıklarını belirten Başkan Balaban, “Bir kadınlar lokalinde tek tek tespit ettik. 5 kişi çalışıyor, 6 kişi çalışıyor. Şimdi orada ondan sonra hiçbir şekilde iş yapmadan veya 2 saat birim zaman ayırarak çalışan arkadaşlarımız var. Bakacağız. Onlarla da yollarımızı ayırabiliriz. Çünkü bu da çalışmamaktır yani. 2 kişinin yapacağı işe 6 tane insan koyarsanız bu da çalışmamaktadır. Bunu da her zaman söyledim. ve bu konuda da çalışmalarımız sürüyor. İnce eleyip sık dokuyoruz. İşte bizim çalışan bir kardeşimiz, özel kalemde çalışıyor. Türbanlı AK Parti üyesinin ondan sonra başkan yardımcısının kızı hiç dokunulmadı. Bizim öyle bir ön yargımız yok. İşini gayet iyi yapıyor ve saygıda kusur etmiyoruz yani. ve bizle birlikte çalışmaya devam edecek” diye konuştu.
“Etkinlikler kaldığı yerden devam edecek”
Yunusmere Belediyesi olarak geçmiş dönemlerde başlatılan etkinliklere yenilerinin de eklenerek kaldığı yerden devam edileceğine değinen Başkan Balaban, “Diğer etkinliklere kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ama güreş içinde sponsor arıyoruz. Sanırım güreşi de sponsorla halledeceğiz. Şunun da altını çizeyim. Kent orkestrası oluşturuyoruz. Kent orkestrasında yetenekli Roman kardeşlerimiz de olacak. Mustafa Kılıç gibi üstatlar da olacak. Ekin Kuyumcu gibi genç yıldızlar da olacak. Oya İzci gibi Türk Sanat Müziğinin duayeni kardeşlerimizle olacak. Belediyenin görevlisi olacaklar ve kent orkestrasıyla biz köylere açılacağız. Kurslar devam edecek. Kur’an kursları devam edecek. Diğer hattatlık kursları devam edecek. Biz onlara yenisini açacağız. Bale kursu açacağız. Bale de bizim dünya görüşümüzü yansıtan bir her türlü dünya görüşüne saygılıyız. Ama bale de bizim sanatımız olacak yani. veya resim kursu açacağız. Heykel kursu açacağız. Süreç içinde hemen yarın öbür gün değil. O nedenle biz de bunları yapacağız. Ama Kur’an kursudur, hattatlık kursudur, başka kurslardır onlara da dokunmayacağız yani” dedi. – MANİSA
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Bağcılar’da geçen yıl 11 yaşındaki kız çocuğunu iş yerinde istismar eden 60 yaşındaki sucu Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanmasına Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşma öncesinde açıklama yapan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, sanık hakkında 15 yıl önce aynı suçtan şikayet olduğunu, ancak delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verildiğini anımsatarak, “Birçok çocuk istismarının delil yetersizliğinden üstü kapatılıyor. Yetersiz olan delil değil, yetersiz olan bu ülkedeki adalettir” dedi.
Geçen yıl mayıs ayında okuldan çıkan 11 yaşındaki M.Y.’yi aracıyla kendisine ait su dükkanına götürüp burada alıkoyan ve taciz eden Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. Dükkandaki ses yalıtımlı özel oda görüntülenirken Şenay’ın istismar görüntülerini kayda aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında hazırlanan iddianame, mahkemece kabul edildi. Metin Şenay, bugün hakim karşısına çıktı. Sadece vekaletnamesi olan avukatlar salona alındı. Koridorda kalan izleyiciler, “Çocuklar vatandır, vatanına sahip çık” şeklinde slogan attı. Sanık SEGBİS sistemiyle duruşmaya katıldı.
“BU ÜLKEDE YETERSİZ OLAN DELİLLER DEĞİL, ADALETTİR”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim duruşma öncesinde adliye önünde yaptığı açıklamada, sanığın 2009’da da aynı suçtan “delil yetersizliği” nedeniyle hakkında beraat kararı verildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Çocuk istismarını aklatmamak üzere buradayız. Yıllarca süren bu istismarda kimlerin payı varsa, kimlerin ihmali varsa birer birer yargılanması için elimizden geleni yapacağız. Bir kişi onlarca çocuğu istismar ediyor. 2009 yılında 12 yıl ceza alıyor. Sonra Yargıtay bir karar veriyor, ‘Yetersiz ve soyut deliller olduğu için beraatına’ diyor. Yani hiçbir ceza almadan elini kolunu sallayarak küçücük odada, küçücük çocukları istismar etmeye devam ediyor. 15 yıl olmuş. Çocuk istismarını önlemek mümkün. Lanzorete Sözleşmesi uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir. Çocuk Koruma Kanunu’nu etkin uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir. Her okulda risk tarama formu uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir, daha erken farkedilebilir. Genelde ‘Çocuk susar, sen susma’ derler. Biz tam tersini söylüyoruz. Çocuk anlatır bir şekilde. Siz gözlerinizi ve kulaklarınızı kapatmayın yeter ki siz yetkililer sessiz kalmayın yeter ki. Birçok çocuk istismarının delil yetersizliğinden üstü kapatılıyor. Yetersiz olan delil değil, yetersiz olan bu ülkedeki adalettir. Bu ülkedeki yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmemeleridir. 2009’da ceza almış olan biri 15 yıl oldu 2024 tekrar yargılanacak Metin Şenay. Bu davanın takipçisi olacağız”
METİN ŞENAY HAKKINDA YÜZLERCE YIL HAPİS TALEBİ
İddianamede, şüpheli Metin Şenay’ın ilk mağdura yönelik işlediği “zincirleme olarak cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 10 yıl 6 aydan 36 yıl 9 aya kadar, “zincirleme şekilde 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 63 yıldan az olmayacak ceza ve “müstehcen yayınların üretilmesinde çocukları kullanmak” suçundan 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi. Metin Şenay’ın, eşinin yeğeni olan iki mağdur çocuğa yönelik 2019-2023 yılları arasında işlediği, “zincirleme olarak cebir veya hile kullanarak çocuğa cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 18 yıl 4 aydan 62 yıl 1 aya kadar, “zincirleme olarak üçüncü derece kayın hısımlığı bulunan 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan ayrıca 63 yıldan az olmayacak bir ceza ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da ayrı ayrı 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Sanık Şenay’ın son mağdur çocuğa karşı 24-25 Mayıs 2023 tarihinde işlediği “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 6 yıldan 21 yıla kadar, “12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 27 yıldan az olmamak üzere ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi. Şüphelinin ayrıca “çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri depolamak ve bulundurmak” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapsi de istendi.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, aylardır savaşı ve yıkımı yaşayan Ukrayna’nın Odessa kentinin Belediye Başkanı Gennadiy Trukhano’yu makamında ağırladı. Savaşın bir an önce son bulması dileğinde bulunan ve savaşın yaşandığı bölgelere yaptıkları insani yardımların devam edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, “23 Nisan, bizim çocuk bayramımızdır ve buraya farklı ülkelerden çocuklar geldi. O çocukların arasında bulunan, Ukraynalı çocuklar ve Filistinli çocukların gözlerindeki korkuyu, endişeyi gördüm. ve her şeyden önce kendimi o çocuklara çok borçlu hissediyorum” dedi.
Ekrem İmamoğlu, 24 Şubat 2022’den bu yana savaşı ve yıkımı yaşayan Ukrayna’nın Odessa kentinin Belediye Başkanı Gennadiy Trukhano ile Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi’yi Saraçhane’deki makam odasında ağırladı. Trukhano’yu İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren İmamoğlu, “Telefonda görüşmek ve bu zor zamanda duygularımızı sizinle paylaşmak durumunda kalmıştık. Ama yüz yüze görüşmemiz tabii ki beni mutlu etti” dedi.
“ATATÜRK’ÜN ‘YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ’ PRENSİBİ HER ZAMAN REHBERİMİZ OLMUŞTUR”
Yaşanan savaşı, üzüntüyle ve büyük bir endişeyle takip ettiklerini belirten İmamoğlu, “Hayatını kaybedenlere elbette taziyelerimi sunuyorum. 100 yıldır kurucu liderimiz Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ prensibi, bizim hem ülkedeki sürece hem bütün dünyaya bakışımızda her zaman rehberimiz olmuştur. Bu konuda Mustafa Kemal Atatürk’ün, bence bütün dünyaya, bütün dünya liderlerine örnek olacak bir sözünü de hatırlatmak isterim. Mustafa Kemal Atatürk, ‘Savaş, zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye girmedikçe savaş; savaş değil, cinayettir. Dolayısıyla bu ortamda elbette ki Ukrayna halkının bu zor zamanlarında yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum ve bu konuda sizinle kurmuş olduğumuz diyaloğu da önemsiyorum. Sayın Başkonsolosumuzun çok özenli diyaloglarıyla ortaya koyduğumuz çabalar, bugüne kadar karşılığını buldu. Bundan sonra da elimizden geldiği kadarıyla hem Odessa’nın hem farklı ortamlarda ihtiyacı olan Ukraynalı dostlarımızın yanında olacağımızı belirtmek isterim” şeklinde konuştu.
“10 YARDIM OTOBÜSÜMÜZ DAHA YOLDA”
“Daha önce ulaştırdığımız desteğin sonrasında, 10 otobüsün de gönderilmesiyle ilgili işlemler de başlatıldı” diyen İmamoğlu, “Bu ay sonu elinizde olacağını düşünüyoruz. Tabii bazen ulaşımla ilgili zorluklar yaşanıyor ama hem Başkonsolosumuzun çabası hem bizim arkadaşlarımız, süreyi öne çekmek için de uğraşıyorlar. Gönderdiğiniz ‘kalp çıpa’yı da İstanbul’un en özel, en güzel noktalarından birisine, İstanbul Boğazı’nda sergilemek üzere Sayın Başkonsolosla yerleştirdik. Çok teşekkür ediyorum. Hızlı inşa edilebilen sığınaklar, aynı zamanda buz hokeyi takımının İstanbul’da kamp yapması, antrenman yapması yine Odessalı çocukların İstanbul’a gelmesi konusunda talepleri aldık. Ben, bu konuda da özellikle İstanbul’da misafir edeceğimiz bu tür sporcular, çocuklar kısmında olabildiğince arkadaşlarıma, ‘İmkanlarınızı en üst seviyede tutun ve onları misafir edin’ dedim” ifadelerini kullandı.
“BİR AN ÖNCE SAVAŞIN BİTMESİNİ DİLİYORUM”
“Özellikle çocuklarımızı burada misafir etmekten çok onur duyduğumu belirtmek isterim” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“23 Nisan, bizim çocuk bayramımızdır ve buraya farklı ülkelerden çocuklar geldi. O gelen çocukların arasında bulunan, Ukraynalı çocuklar ve Filistinli çocukların gözlerindeki korkuyu, endişeyi gördüm. ve her şeyden önce kendimi o çocuklara çok borçlu hissediyorum. Hafta sonu Paris’te, yine belediye başkanlarıyla Avrupa’da demokrasinin daha üst seviyeye taşınmasını tartıştığımız toplantıda, Kiev Belediye Başkanı’yla da bir arada olduk. Bu duygularımı kendisiyle de paylaştım. Bir an önce savaşın bitmesini diliyorum ve bunu yürekten istiyorum. Daha önce iki kez bulunduğum ve hem mimarisine hem aynı denizin çocukları olarak büyüyen bir insan olarak, Karadeniz’in kuzeyindeki güzel Odessa’nın da barış dolu günlerinde, insanların mutlu olduğu bir ortamda buluşmayı, sizlerle bir arada olmayı çok arzu ediyorum.”
TRUKHANO’DAN İMAMOĞLU’NA: “SONSUZA KADAR MİNNETTARIM SİZE”
Odessa Belediye Başkanı Trukhano da duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Sözlerimi bile zorla buluyorum şu anda. O kadar duygulandım ki… Sayın Başkanım, özellikle size teşekkür etmek istiyorum. Çünkü, her zaman özellikle bu zor zamanda yanımızda oluyorsunuz, destek oluyorsunuz. Sonsuza kadar minnettarım size. Sayın Atatürk’e atıfta bulundunuz; aslında bu bir savaş değil, bu bir katliam. Çünkü, öbür taraftan gelen askerler, sadece ve sadece katliam yapmaktadır. Bunu özellikle vurguluyorum. İki dost, iki kardeş şehirlerimiz arasında ilişkiler, daha yüksek bir seviyede bulunmakta. Odessa’da İstanbul Park’ı açtık. Bunu memnuniyetle yaptık. Özellikle jeneratör konusunda size ve tüm ekibinize teşekkür etmek istiyorum. Tam zamanında geldi. Bu gerçekten püf noktası bizim için. Tıbbi malzemeler de bizim için çok önemli. Eminim ki, hep beraber ilişkilerimizde yepyeni bir sayfa açacağız. Daha çok şeyleri var. Umarım onları muvaffakla yapacağız. İzninizle ufacık bir videoyu göstermek istiyorum. Öncelikle Odessa’nın savaşa başlamadan önce nasıl görüldüğünü göstermek istiyoruz ve o vahşi olayların bizim şehirlerimizi nasıl değiştirdiğini göstermek istiyoruz”
]]>Kazanlı Hürriyet Mahallesi’nde bir restoranda gerçekleşen buluşmada Sarıyıldız, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından başlayan yeni döneme dair hizmet ve projelerini açıklarken, muhtarlar da mahallelerinin sıkıntılarını, talep ve şikayetlerini ileterek çözüm istedi.
Muhtarlık görevinin önemine dikkat çeken Sarıyıldız, “Bizi başarıya götürecek şey farklılıklarımızla ve zenginliğimizle bir araya gelerek Halil İbrahim sofrasında aynı aşı, aynı suyu paylaşmaktır. Seçim süreci geride kaldı. Şimdi yorgunluğu üzerimizden atıp çalışmaya başlamamız gerekiyor. Tez elden bizlerin halkımıza, sizlerin de mahalle sakinlerine vermiş olduğun vaat ve sözleri yerine getirme dönemi başlamıştır. Muhtarlarımızın taleplerinin, beklentilerinin imkanlar dahilinde ve gecikmeksizin yerine getirilmesini sağlayacağız” dedi.
“Kentin tüm ekonomisi Akdeniz’de dönüyor”
“Akdeniz; nüfus olarak Toroslar ve Tarsus’tan daha az ama hepimiz biliyoruz ki Akdeniz, Mersin’in kalbidir” diyen Sarıyıldız, “Kentin ekonomisi de Akdeniz’de dönüyor. Tarım arazileri, limanı ile iş ve istihdam alanları ile Akdeniz, Mersin’in atan kalbi. Halklarımıza büyük bir umu vaat ediyor. Ama ne yazık ki bunun karşılığını sahada göremiyoruz. Biz bu dönem, bu maküs talihi değiştirmek için, halklarımızın yararına bir pratik sergileyeceğiz. Hiçbir zaman ayrımcılık yapmayacağız, kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Biliyoruz ki Akdeniz’de tüm halklar, inançlar, bütün kesimler iç içe ve kardeşçe yaşıyor. Omuz omuza durup, kol kola girersek aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Akdeniz, bunu daha önce başardı yine başarabilir” diye konuştu.
“Çiftçiye, köylüye, gençlere, kadınlara yönelik projelerimiz olacak”
Sürekli halkın içinde olacaklarını dile getiren Sarıyıldız, sözlerini şöyle sürdürdü; “Derdimiz halkımıza hizmet üretebilmek. Derdimiz, Akdeniz’de yaşayan yoksul, işçi, emekçi halkımızın yaşanabilir bir hayat sürmesini sağlamak. Onuru, şerefi ve namusu ile çalışan işçi ve emekçi kardeşlerimize daha iyi bir ekonomik durum sağlama. Bunun için çalışacağız, köylüye, çiftçiye, tarımla uğraşana, gençlere, kadınlara yönelik projelerimiz olacak. Çocuklarımıza güvenli oyun alanları sağlayacağız. Akdeniz’de yeni yeşil alanlar inşa edeceğiz. Yeni dönemde bizler, muhtarlarımız vesilesiyle halkımıza ulaşmak istiyoruz. Gerekirse ev ev, hane hane gezip insanlarımıza misafir olacağız.”
“Gerekirse elimize süpürge ve kürek alıp sokak ve parklarımızı temizleriz”
Devraldıkları borç yüküne de atıfta bulunan Sarıyıldız, “Bizler, halkımızın vergileri ile sermayesi dönen bir belediyeyiz, kamu kurumuyuz. Kamu harcamalarına dikkat etmeliyiz. Halka hizmete giderken tasarrufta olmayacağız. Ama belediye harcamalarında tasarrufa gideceğiz. Çünkü üzerimizde çok ciddi bir borç yükü var. Belediyemiz, açıkladığımız 652 milyon TL borcun üzerinde, yolda olan hak edişlerle birlikte ciddi bir borç yükü altında. Tabi biz bu borçları mazeret gösterip şikayet ederek, hizmet üretmeme bahanesi yapmayacağız. Gerekiyorsa belediye başkanları, muhtarlarımız, meclis üyelerimiz ve halkımızla birlikte elimize kazmayı, küreği ve süpürgeyi alıp sokaklarımızı, parklarımızı ve caddelerimizi temizleyeceğiz. Halkımıza sözünü verdiğimiz hizmetleri mutlaka yerine getireceğiz” dedi. – MERSİN
]]>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Ziyaret seçimlerin ardından ilk ilçe ziyaretini Alaşehir’ gerçekleştirdi. Alaşehir Kongre Parkında muhtarlarla bir araya gelen Başkan Zeyrek muhtarlara dağıttığı kağıtlara acil yapılması gerekenler başta olmak üzere mahallelerin isteklerinin liste yapılmasını istedi. Toplantı yapılan alanın yanında bulunan okulun teneffüs saatinde, duvar üzerine çıkan çocuklar ise Ferdi Zeyrek lehine tezahürat yaptı. Çocuklara duyarsız kalmayan Başkan Zeyrek duvar üzerinden çocuklarla sohbet ederek her daim yanlarında olduklarını söyledi.
Toplantıda konuşan Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, “Daha önce alışık olmadığımız bir şekilde artık Büyükşehir Belediye Başkanımız her haftayı bir ilçede geçecek. İlk olarak başkanımız Alaşehir’den başladı, kendisine teşekkür ediyorum. 17 ilçemiz var 17 hafta sonra başkanımız yine Alaşehir’de olacak. Bizim isteğimiz de buydu. Büyükşehir Belediye Başkanımızın ilçemize gelmesi, bizleri burada ziyaret etmesi, muhtarlarımızla bir araya gelmesiydi. Yerinde teşhis, yerinde tedavi. Alaşehir’in kangren olmuş sorunlarından birisi Avşar Barajından şehrimize 17 kilometre su pompalanıyor. Yaklaşık 30’un üzerinde hasarımız var. Patlakları tamir ederken yeni patlaklar oluşuyor. Patlaklar nedeniyle basılan 100 litre sudan sadece 60 litresi şehrimize gelebiliyor, yolda yüzde 40 kaybımız oluyor. Aspesli borular ile metal borularımızı değiştirmek için borularımız depomuzda duruyor. Onların döşeme ihalesi yapılacak, ayrıca Evrenli Mahallesine 7 bin 500 tonluk su deposu ihalesi yapılacak. Böylece oluşabilecek arızalardan dolayı şehrimiz susuz kalmayacak. Su kesintilerine karşı susuz kalmayacak yapmış olduğumuz su deposu Alaşehir’e hiç su gelmese bile 22 saat Alaşehir’in su ihtiyacını karşılayabilecek. Böylece önümüzdeki yıldan itibaren Alaşehir’in beş yıl su sorunu ortadan kalkmış olacak. Yine bazı mahallelerimizde kangren olmuş yol sorunlarımız var, bunları da çözeceğiz. Amacımız yerelden kalkınmayı sağlamak yerinde üretim yerinde tüketim ve yerinde istihdam, kırsal kalkınma demek köylü milletin efendisi yapmak demektir.” dedi.
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “Seçimde bizlere destek veren oldu, vermeyen oldu. O seçim 31 Mart’ta bitti, destek verenlere ayrıca teşekkür ediyorum ama öyle bir belediye başkanlığı yapacağız ki destek vermeyen arkadaşlarımız da keşke biz de destek verseydik diyecekler. 31 Mart akşamı siyaset bitti 1 Nisan itibari ile artık hizmet vakti başladı. Biz 17 belediyenin 14’ünü kazanmış olarak, artık büyükşehir küçük şehir ayrımı yok. Bundan böyle tüm hizmetleri birlikte yapıyoruz. Çünkü hepimizin ortak bir isteği var, sorunları çözülmüş bir şehir. Bundan böyle her hafta bir ilçemizi ziyaret edeceğiz. İlk olarak Alaşehir’den başladık. Bunun bir sebebi var. Alaşehir belediyesi geçmiş beş yıl içerisinde gerekli olan hizmeti maalesef alamamış maalesef benden değilsen hizmet yok görüşüyle, Alaşehirli vatandaşlarımız hizmetlerden yararlanamamışlar ama Ahmet başkanımız bunu hiç hissettirmeden hizmetleri yerine getirmeyi başarmış. Bundan sonra yapacağımız hizmetler daha da artacak. Alaşehir’e 17 kilometrelik ishale hattına yaptıktan sonra Alaşehir şu sorunu çözeceğiz. Ulaşımda artık yolcu yok diye gidilmeyen köy kalmayacak çünkü bundan böyle yolcuya göre değil, kooperatiflerle yaptığımız anlaşmada, kilometreye göre para ödeyeceğiz. Her mahalleye ulaşım araçları gidecek. Su indirimi 1 Mayıs itibari ile başladı. İki ton su bir TL, ondan sonraki tüketim de de yüzde 30 indirim var. Alaşehir’in sorunlarını biliyoruz bu soruları en kısa sürede çözeceğiz. Attığım her imza da Selendi’de Soma’da yalınayak dolaşan çocuklarımızın hakkı olduğunu onların vebalinin bizim üzerimizde olduğunu bilerek imza atıyorum. Her kuruşunu da peşinden koşuyorum. Bu beş yıl böyle devam edecek. Ben kendim için hiç bir zaman hiç bir şey istemeyeceğim ama Manisa için çok şey isteyeceğim. Beş yıl sonra bakarız ama alnım açık başım dik, Manisa’da gezmek istiyorum ve Manisa’da vefat etmek istiyorum.” diye konuştu. – MANİSA
]]>(ANKARA) – Ankara Pideciler, Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf Odası Başkanı Savaş Delibaş, simit fiyatlarını belirlemede son sözü Ticaret Bakanlığı’na bırakan yönetmeliğin ilgili maddesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açtı.
Danıştay’a avukatıyla birlikte giden Ankara Pideciler, Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf Odası Başkanı Savaş Delibaş,, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen simit fiyatlarının, maliyetin altında kaldığını söyledi. Delibaş, konuya ilişkin şöyle konuştu:
“Biliyorsunuz ki ocak ayında Ankara Simitçiler Odası olarak bir karar almıştık. 15 TL olması kararı. Bugün aradan 4 ay geçmesine rağmen, bizim maliyetlerimizin daha fazla artmasına rağmen zararına ürün satıyoruz 4 aydır. Ocak ayında 11,10 lira olan maliyet, şu an 13,20 lira. Şimdi 13,20 liraya mal edilen bir ürün 10 TL’ye satılabilir mi? Küçük esnaf ne kadar buna dayanabilir? Onun için bugün bu yönetmeliği durdurabilmemiz için Danıştay’a başvurduk. Bu tamamen yanlış bir karardır.
“BU KARAR, SİMİT KÜLTÜRÜNÜN YOK OLUŞUNA NEDEN OLACAK”
Bizler emekçi insanlarız. Gece saat 1’de, 2’de çalışan işçilerin emeğinin kısıtlanması demektir bu karar. Yani şimdi ustalar istediği paraları, yevmiyeleri alamadığı zaman bizim çırak yetiştirebilmemiz mümkün mü? Bu mesleği sürdürebilmemiz mümkün mü? Bu kültürün yok oluşuna neden olacak. Maliyetler tabii ki düşürülebilir ama bunun mesela ekmeklik un kullanırsınız simit unu yerine. O zaman simit olmuş olur mu? O zaman insanlar ekmek yesin. Neden simit yiyor? Biz mesela birinci kalite susam değil de üçüncü kalite susam kullanırız. KDV’lerin yüzde 10’a çıkması geçen hafta alınan karar. Şimdi bunların hepsi maliyete yansıyor. Bizim zam yapmamız söz konusu bile değil. Bu tamamen sistemin bize dayatmış olduğu bir zamdır, bu zamı sistem yapıyor. Simitin kalitesinin asla bozulmasını istemiyoruz. Bizler bu kararı da tabii ki tanımıyoruz.
“MESLEĞİMİZ ZARAR GÖRÜYOR”
Biz yarın komisyon olarak toplanacağız. Komisyonda, İl Tarım Müdürlüğü, Ticaret Bakanlığı’nın bir yetkilisi, Ticaret Odamızın bir yetkilisi, Esnaf Sanatkarlar Odalar Birliği’nin bir yetkilisi, Ankara Belediyesi Büyükşehir Belediyesi’nin bir yetkilisi. Şimdi beş kişilik komisyondan burada oy Birliği kararı ne çıkarsa çıksın tekrar Ticaret Bakanlığı’na gidiyor. Zaten bu anlaşılır bir durum değil. Yani o zaman komisyonu nerede topluyorsunuz? Bu incelenip tekrar eğer ki kabul görmezse bizim Ankara Esnaf Sanatkarlar Odalar Birliği’ne gelecek. Komisyonun yine toplanmaksızın Ticaret Bakanlığı’na tekrar başvuru yapılacak. Neden yapılıyor? Bunlar anlaşılır bir durumu değil. Bunlar zaman uzatıyor. Zaman uzattıkça da mesleğimiz zarar görüyor. Çünkü bugün 13,20 olan fiyatın yarın ne olacağı belirsiz. Biz şahsımız adına konuşmuyoruz. Yüz binlerce insan bu meslekten ekmek yiyor. Ülkenin büyük bir kültürü haline gelmiş. Bu mesleği yok etmek hiç kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Onun için biz bugün bu davaya inanarak buradayız. Yürütmeyi durduracağımıza da inanarak buradayız.”
Delibaş’ın Avukatı Osman Can Ünlü ise şunları söyledi:
“Kanuna ek çıkartılan bu yönetmelikte Ticaret Bakanlığı onayı getirildi. Bu onayın gelmesi, bizim fiyat tarifelendirilmesindeki sürecimiz zaten çok uzunken yeterince uzatıyor. Bu süreçte esnafımız yeterince zarar görüyor. Bu sürecin uzamaması adına Ticaret Bakanlığı’nın onayının alınma şartının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna dair bir açıklama yapma zarureti de oldu benim için de. Bununla ilgili dilekçemizi biz Danıştay Başkanlığı’na sunduk. İvedilikle bir yürütmenin durdurulması talebimiz mevcut zaten. Dediğim gibi bunun en büyük sebebi de Anayasa’nın eşitlik ilkesine 173’üncü maddesindeki devletin esnaf ve sanatkarları koruma yükümlülüğüne aykırı olduğuna dairdir. Bizim açıklamalarımız bu yönde. Umarım iptal kararını alırız. Umarım yürütmenin durdurulması kararıyla ivedilikle verilir ve bu sürecin uzamasının önü kesilir.”
]]>YÖK; dijitalleşme, yapay zeka ve büyük veri konusunda yürüttüğü teknik çalışmalar kapsamında “Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Faaliyetlerinde Üretken Yapay Zeka Kullanımına Dair Etik Rehber” hazırladı. ÜYZ alanındaki riskleri ve fırsatları anlamaya, değerlendirmeye, risklere karşı önlem almaya katkı sağlamak üzere yükseköğretim kurumlarını bilgilendirme amacıyla hazırlanan rehber üniversitelere gönderildi.
YÖK Başkanı Erol Özvar, etik rehbere ilişkin yaptığı değerlendirmede; ÜYZ’nin yükseköğretim süreçlerine entegre edilmesinde etik değerlerin belirlenmesinin ve bu değerlere dayalı olarak etik kuralların oluşturulmasının bilimsel dürüstlüğün ve bilime olan güvenin
korunması açısından son derece önemli olduğunu belirtti. Yükseköğretim kurumlarının ve bilim insanlarının akademik çalışmalar ve bilimsel üretimde etik standartların korunması ve geliştirilmesinde topluma karşı sorumluluk taşıdıklarını belirten Özvar, “ÜYZ’nin bilimsel araştırma ve yayınlarda kullanımı ile ilgili kararlarda bilim, teknoloji ve etik belli bir dengeye oturtulmak zorunda. Yükseköğretimde ÜYZ kullanımı, bünyesinde pek çok fırsatın yanı sıra çeşitli riskleri de barındırıyor. Bu rehber hızla gelişen ÜYZ alanındaki riskleri ve fırsatları anlamaya, değerlendirmeye, risklere karşı önlem almaya katkı sağlamak üzere yükseköğretim kurumlarını bilgilendirmek amacıyla hazırlandı” dedi.
“ALAN UZMANI HOCALARDAN OLUŞTURULAN KOMİSYON TARAFINDAN HAZIRLANDI”
Rehberin hazırlık sürecinde ÜYZ’nin yükseköğretime sunduğu fırsatları ve ortaya çıkardığı tehditleri anlamaya yönelik çalıştaylar düzenlediklerini, akademisyenlerin ve iş dünyasının görüşlerinin alındığını vurgulayan Özvar, şu bilgileri verdi:
“İlk olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde ‘Yükseköğretimde Üretken Yapay Zeka: Fırsatlar ve Tehditler’ başlıklı çalıştay düzenledik. Sonrasında, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde iş dünyasından teknoloji profesyonellerinin katılımıyla ‘Yükseköğretimde Üretken Yapay Zeka: YÖK-Sektör Buluşması’ toplantısı gerçekleştirildi. Alan uzmanı hocalarımızdan oluşturulan bir komisyon tarafından hazırlanan rehber taslağı çeşitli üniversitelerimizden hocalarımızın da görüşleri alındıktan sonra Genel Kurulumuza sunuldu. Genel Kurul üyelerimizin de katkılarıyla rehbere son hali verildi.”
“ÜNİVERSİTELERİMİZ KENDİ İHTİYAÇLARI DOĞRULTUSUNDA DÜZENLEMELER YAPABİLİR”
Özvar, rehberde yer alan etik değer ve ilke ve tavsiyelerin üniversitelere rehberlik etmesini umut ettiklerini belirterek şöyle devam etti:
“Yaşadığımız bu dinamik süreçte, önümüzdeki dönemde gelişmelere bağlı olarak üniversitelerimiz bu rehberi kullanarak yapay zekanın yalnızca bilimsel araştırma faaliyetlerinde değil aynı zamanda derslerde kullanımına yönelik kendi ihtiyaçları doğrultusunda düzenlemeler yapabilirler.”
“ŞEFFAFLIK, DÜRÜSTLÜK, ÖZEN, ADALET, GİZLİLİK, HESAP VEREBİLİRLİK”
Başlıca dört başlıktan oluşan rehberde “ÜYZ’nin Bilimsel Araştırma ve Yayınlarda Kullanımının Etik Boyutu” başlığı altında; ‘ÜYZ’nin Amaç ve Kapsamı, Dayandığı ve Tehdit Ettiği Etik Değerler’ ile ‘Bilimsel Doğruluk ve Dürüstlük Açısından Taşıdığı Riskler’ ele alınıyor. İkinci başlıkta, “ÜYZ Kullanımında Temel Etik Değer ve İlkeler” adı altında; “Şeffaflık”, “Dürüstlük”, “Özen”, “Adalet ve Saygı”, “Gizlilik ve Mahremiyetin Korunması”, “Hesap Verebilirlik ve Sorumluluk Üstlenme” ve “Etik iklime katkıda bulunma” gibi ilke ve değerler açıklanıyor. Üçüncü başlıkta, “ÜYZ Kullanımında Karşılaşılabilecek Önemli Bazı Riskler ve Başlıca Etik Sorunlar” sıralanırken “ÜYZ Sistemlerinin Kullanımında Bazı Önemli Tavsiyeler” ve “Sık Sorulan Sorular”la rehber tamamlanıyor.
Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Faaliyetlerinde Üretken Yapay Zeka Kullanımına Dair Etik Rehber’e buradan ulaşılabilir: https://www.yok.gov.tr/Documents/2024/yapay-zeka-kullanimina-dair-etik-rehber.pdf
]]>Bilecik Belediyesindeki rüşvet iddiaları nedeniyle başkanlık görevinden geçici olarak uzaklaştırılan Semih Şahin’in yerine vekaleten 1 buçuk sene Melek Mızrak Subaşı görev yapmıştı. Semih Şahin’in geçtiğimiz ocak ayında istifasının ardından yapılan oylamada Melek Mızrak Subaşı ve İYİ Partili Belediye Meclisi Üyesi Mustafa Sadık Kaya partisinden istifa ederek bağımsız olarak seçime girip belediye başkanlığı için yarışmıştı. Kaya, AK Parti ve MHP’nin oylarıyla Bilecik Belediye Başkanı seçilmişti.
“3 Nisan’da geldiğimizde kasa 28 milyon borç 64 milyon civarında”
Bilecik Belediyesi Mayıs ayı belediye meclis toplantısı CHP’li Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı başkanlığında Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştir. Gündemin 6’ncı maddesinde iç borçlanma konusunda Belediye Başkanına yetki verilmesi konusunun görüşülmesi konusu oldu. Bu gündem maddesi de CHP ve AK Parti’nin kabul oyuna karşı MHP’li üyeler ‘Ret’ kullandı. Bu gündem oy birliğiyle kabul edildi. Bu gündem sonrası ‘Neden iç borçlanma istediğini’ anlatan Subaşı, “13 Ocak’ta cari borç durumumuz 40 milyon 990 bin liraymış ve iller bankası payımızda 48 milyon civarındaymış. 3 Nisanda geldiğimizde borcu 64 milyon 872 bin lira olarak bulmuşuz ve iller bankası payı dahil kasa nakit durumumuzda 28 milyon civarındaymış. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum dengeli bir harcama söz konusuyken enteresan bir kasayla karşılaşmış bulunuyoruz. Şimdi 40 milyon borcumuz var ama kasamızda 48 milyonumuz varmış. Fakat 3 Nisan’da geldiğimizde kasa 28 milyon borç 64 milyon civarında. Tabi ki birde toplam borcu da yansıttık zannediyorum” dedi.
“Elektrik faturası ödenmemiş”
Subaşı açıklamasının devamında, “Bir de şöyle bir durum var 75 günlük durumu sizlere özetlemek isterim. İşçi alımı giderleri ilave 5 milyon 933 bin lira, doğrudan temin harcamaları 17 milyon 613 bin lira, vergi borcu 75 günde ilave gelen bir buçuk milyon, referans çöp toplama 11 milyon 400 bin lira bu ne demek asla borcumuzu ödememişiz demek. Bıraktığımız tablo da bu yer almıyordu. Bu yüzden gelir gelmez hem ödenmemiş elektrik faturalarıyla, hem Biosun borçlarıyla, hem de referans borçlarıyla karşı karşıya kaldık. Tabi ki aynı zamanda vatandaşlarımızdan güzel tebrik ziyaretleri alırken bir de işin arka kısmı vardı. Çöplerin toplanmasının durması gibi. Elektrik faturası ödenmediğinde başkana direkt zimmet çıkıyor işlenen faiz işte 200 bin lira civarında bu gibi sıkıntılarla karşılaştık. Rutin banka borcumuz bile ödenmemişti. Bu bizim için çok rutinde olan bir rakam zannediyorum 1-1 buçuk milyon civarındaydı dengelenebilecek noktalarda. İlk defa şöyle bir şey yaptık bankayla lütfen bizden pazartesi almayın cumaya kaydıralım bu sadece bu aya özel olsun” ifadelerine yer verdi.
“1 milyon 184 bin lira da temizlik malzeme gideri olmuş”
Subaşı açıklamasının devamında 75 günde 1 milyon 184 bin lira da temizlik malzeme gideri olduğunu anlatarak, “Tabi bunun dışında Belediyeler Birliği borcu 1 milyon 155 bin, basın yayın giderleri 2 milyon 254 bin, akaryakıt giderleri 2 milyon 903 bin lira. Akaryakıt gideri sadece 75 günde. Aylık biz ortalamaya vurduğumuzda 300 – 400 bin civarında olurdu akaryakıt giderimiz. Temizlik malzemesi giderleri bu çok dikkat çekici çünkü sanki pandemi de alınmış bu malzemeler ve sokaklar yıkanmış. Ben görmedim kıymetli meclis üyelerimiz acaba sokaklarımız mı yıkandı. 1 milyon 184 bin lira da temizlik malzeme gideri olmuş. Bu ne demek toplamda 43 milyon 944 bin lira belediye 70 günde bir zarar söz konusu. Kayı şirketi ile ilgili olanları söyleyemiyorum bile. Tabi bunlarda çok detaylı açıklayamadığımız dosyalar var avukat arkadaşlarımız bana hak verecektir bunlar Cumhuriyet Başsavcılığında eğer yasa doğrultusunda izin verilirse onları da basın yoluyla paylaşmaya hazırız. Şimdi hal böyleyken cari borcumuzda 64 milyon civarındayken bazı sıkıntılarımızda var tabi ki. Ocak kasa durumu personel maaş ödemesi 48 milyon kasamızda para varmış. Maaş ödemesi 21 milyon civarında yapıyormuşuz. Tabi arada bir toplu sözleşme oldu işçilere yüzde 100 zam yapıldı. Nisan ayında Mart kasasında 33 milyon para varken 29 milyon maaş ödenmiş. Mayıs ayında da 26 milyon aksa durumu 23 milyon maaş ödemesi yapılacak” dedi.
“139 işçi çıkarmak zorunda kaldık”
Subaşı açıklamasının sonundan, “Tabi 139 işçi çıkarılmasaydı her ay ilave 6 milyon daha gelecekti. Burada neyi anlatmaya çalışıyorum burada şöyle bir durum var belediye hizmet makamı. Hepimiz belediyeden hizmet bekliyoruz. Önceliğimiz sokaklarımız, çöplerimizin alınması, temiz olması, kaldırımlarımızın ilimize yaraşır şekilde olması, yollarımızın düzenlenmesi, alt yapımızın gitmesi gibi. Tabi bunun yanında birçok sosyal faaliyet aynı zamanda sosyal yardım da söz konusu. Ama belediyemiz iş kurun yaptığı işi üstlenirse sadece istihdam alanı açarsa biz hizmet edemiyor durumuna geliyoruz” ifadelerine yer verdi. – BİLECİK
]]>Kırgızistan Meclis Başkanlığı bünyesindeki İklim Değişikliği Koşullarında Sürdürülebilir Kalkınma Konseyi, ülkedeki Green Energy (Yeşil enerji) Derneği ve Oy Ordo Uzman Girişimleri Merkezi ile ortaklaşa, “Orta Asya’da Su Kaynakları Açığı: Bölgesel ve Uluslararası Düzeyde Su Sorunlarını Çözme Yolları” konulu yuvarlak masa toplantısı düzenledi.
Toplantıda, bölgede su kıtlığına neden olan ve olabilecek konulara, iklim değişikliğinin getirdiği olumsuz etkilere, nehirlerin kullanımı alanında kolektif çıkarlara ve bölgenin su sorununa uluslararası güçlerin aktif ilgi gösterildiğine işaret edildi.
Kırgızistan Güvenlik Konseyi Sekreteri Marat İmankulov, uluslararası kurumların ve uzmanların, gelecek 25-30 yılda insanlığın küresel içme suyu kıtlığı sorunuyla karşı karşıya kalacağı yönündeki görüşünü paylaştı.
İmankulov, su kaynaklarının güvenliğinin sadece arzla ilgili olmadığını, doğrudan enerji ve milli güvenlik konusu olduğunu belirterek, Kırgızistan’ın bu konuda karşılaştığı temel zorlukları “mevcut temiz içme suyu kalitesinin azalması, altyapı, sınır aşan havza sorunları ve su ilişkileri yönetim sistemi reformunun tamamlanamaması” olarak sıraladı.
İklim değişikliği nedeniyle Kırgızistan’daki buzulların erimemesi için acil önlemlerin bugünden alınması gerektiğini ifade eden İmankulov, Orta Asya’da çözüm bekleyen su ve iklim değişikliği sorunu konusunda, aktif bölgesel entegrasyona ve devletler arasında ortak işbirliğine acil ihtiyaç olduğuna inandığını dile getirdi.
İmankulov, Afganistan hükümetinin 2022’de başlattığı, Orta Asya’daki Amu Derya Nehri (Ceyhun Nehri) suyuyla beslenecek Kuş Tepe Su Kanalı’nın inşaatından duyduğu endişeyi dile getirerek, “Amu Derya’da suyun azalması kaçınılmaz olarak Sır Derya’dan (Seyhun) tarım ve diğer ihtiyaçlar için su alımının artmasına yol açacak, bu da yine diğer bölgelerde su kıtlığı sorunlarına neden olacak.” diye konuştu.
Kırgızistan Tarım ve Su Kaynakları Bakan Yardımcısı Almazbek Sokeyev, su kullanımı alanında acil çözüm gerektiren pek çok sorunun olduğunu söyledi.
Ülkede su kullanımındaki kayıpların en aza indirilmesi için aktif çalışmalar yapıldığını belirten Sokeyev, tarımsal sulamada kullanılan şebekelerin onarılmasına son 3 yılda yapılan finansmanın 7-8 kat arttığını bildirdi.
Komşu ülke Kazakistan ve Özbekistan ile su kanallarının işlevselliği konusunda süren işbirliğine değinen Sokeyev, “Mesela Kasan-Say (Orto Tokoy) su rezervuarının ve diğer hidroelektrik tesislerin rehabilitasyonu konusunda Özbekistan ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Kazakistan ile birlikte Büyük Çuy Kanalı’nı (BÇK) temizleme konusunda da anlaştık.” dedi.
Orta Asya’daki su sorununa küresel güçlerin ilgisi artıyor
Oy Ordo Uzman Girişimleri Merkezi Başkanı İgor Şestakov, Batı kaynaklı kurumların Orta Asya ülkelerinde su sorununun çözümünde önceliği yine Batılı şirketlere verdiklerini, böylece Rusya ile işbirliğine engel olduklarını belirtti.
Orta Asya Ülkeleri Halkla İlişkileri Geliştirme Enstitüsü Derneği Başkanı Kaldan Ernazarova, Orta Asya ülkelerinin su sorunlarının bölgesel düzeyde çözümü için Rusya’ya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Tarihçi Baktıbek Saipbayev de Batılı ülkelerin, Orta Asya’daki ciddi su kaynakları kıtlığını, yerel elitler üzerinde baskı kurmak, kışkırtmak ve çatışma ortamları yaratmak için kullanabileceğini dile getirdi.
Kırgızistan Ulusal Bilimler Akademisi Su Sorunları ve Hidroelektrik Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Dogdurbek Çontoyev, bölgedeki ülkeler arasında su kullanımında ekonomik ilkelerin olmadığını belirterek, nehirlerin kullanımı alanında kolektif çıkarların ön planda tutulması ve ekolojik dengenin korunması gerektiğine dikkati çekti.
Green Energy Derneği Başkanı Anara Sultangaziyeva ise bölgede gerginliklerin yaşanmaması için sulamada kullanılan su kayıplarının azaltılması gerektiğini kaydetti.
]]>CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, yaptığı yazılı açıklamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını bile uygulamayan iktidarın şimdi uluslararası yargı yetkisini tanımadığı UAD’deki davaya müdahil olmasının tümüyle içe dönük siyasi propaganda olduğunu iddia etti. Toprak, müdahillik kararının bir kez daha gözden geçirilmesini istedi. Toprak, savaş sona erip barış geldiğinde, İsrail-Filistin anlaştığında, kendi ülkesinde bile protestolara maruz kalan Başbakan Netanyahu iktidardan gittiğinde de bu dava dosyasının Türkiye için bağlayıcı olacağın, İsrail ve destekçisi Yahudi lobilerinin, Rum ve Ermeni lobileriyle iş birliği yapıp UAD’de Türkiye’ye karşı sözde soykırım davaları açabileceklerine dikkat çekti.
Toprak açıklamasında şunları ifade etti:
“Gazze’de 7 Ekim’den bu yana Filistinlilere insanlığın tanık olduğu en acımasız katliamları sürdüren İsrail ile ticari ilişkilerin kesilmesi çağrılarına yedi ay kulak tıkadıktan sonra adım atmak zorunda kalan iktidar, şimdi de Güney Afrika Cumhuriyeti’nin geçen yıl 23 Aralık’ta UAD’de açtığı soykırım davasına beş ay sonra müdahil olmaya karar verdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davaya müdahillik konusunda ‘siyasi bir karar’ verdiğini, kendilerinin de bunun hukuki altyapısı için hazırlıklara başladıklarını açıkladı. Şu ana kadar davaya müdahillik yönünde hukuki bir hazırlık olmadığı, Cumhurbaşkanının ‘müdahil olalım’ talimatıyla hukuki çalışmanın başlatılması, devlet yönetimi açısından ciddi bir tutarsızlıktır.
Öncelikle Türkiye bu adımla; Hamas-İsrail ateşkes müzakereleri, Filistin devletinin uluslararası alanda tanınması, Hamas ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasındaki ayrılıkların giderilmesi, İsrail’in ateşkes ve barışa ikna edilmesi vb. pek çok konuda çözümün parçası olma, kurulması muhtemel barış masasında yer alma şansını yitirmektedir. UAD’deki davayı açan Güney Afrika Cumhuriyeti ve daha önce müdahillik başvurusunda bulunan Kolombiya ve Nikaragua Orta Doğu’ya çok uzak coğrafyalardaki ülkeler. İsrail lehine müdahil olmak isteyen Almanya dışında ne Batılı bir ülke ne GAC dışında bir Afrika ülkesi ne de Mısır, Ürdün, BAE, Katar vb. yıllardır doğrudan Filistin sorununun içinde yer alan Arap ülkeleri davaya müdahil oldu. Aksine İsrail ile Abraham anlaşmalarını imzalayan Arap ülkeleri, Gazze katliamına rağmen İsrail ile siyasi-diplomatik-ekonomik ilişkilerine bir şey olmamış gibi devam ediyor. Arap Birliği de müdahillik talebinde bulunmadı. Suudi Arabistan, ABD ile stratejik ortaklık, savunma iş birliği ve İsrail ile Abraham anlaşmalarına dahil olma müzakerelerine devam ediyor. Türkiye bölgede ve dünyada ağırlığı olan bir ülke. Hala savaşın sonlanmasında çok önemli siyasi ve diplomatik rol oynayabilir. UAD’deki soykırım davasında sergilenecek tavır resmi olarak dava dosyasına girecektir.
Savaş sona erip barış geldiğinde, İsrail-Filistin anlaştığında, kendi ülkesinde bile protestolara maruz kalan Başbakan Netanyahu iktidardan gittiğinde de bu dava dosyası Türkiye için bağlayıcı olacak, İsrail’le ilişkileri gölgeleyecektir. İsrail ve destekçisi Yahudi lobileri, Rum ve Ermeni lobileriyle iş birliği yapıp UAD’de Türkiye’ye karşı sözde soykırım davaları açabilirler. Türkiye UAD’nin uluslararası yargı yetkisini tanımasa bile uzun yıllar bu tür davalarla uğraşmak zorunda kalabilir. İsrail, küresel finans kurumlarını, lobileri Türkiye’ye karşı harekete geçirebilir, ticari-ekonomik ve siyasi amaçlı karşı hamlelerde bulunabilir. İçe dönük siyasi hesaplarla atılan bu adımda, tüm bu ihtimallerin göz ardı edilmemesi, ulusal çıkarlarımızın yanı sıra gerek uluslararası gerekse bölgesel ağırlık ve saygınlığın korunması açısından elzemdir.”
]]>(ANKARA) – CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, 6 Şubat depremleri sonrasında kaybolan çocuklarla ilgili “Yurttaşlarımız ellerinde listeler, fotoğraflar, kayboldukları binanın adresinden en son görüldükleri yerlere kadar belirten detaylı listeler ile kayıp çocuklarını ararken, seslerini duyurmaya çalıştıkları haberlere ‘dezenformasyon çabası’ diyerek adeta yaşanan acılara kulaklarını kapadıklarını bir kez daha kanıtlıyorlar. Kanıtsız, belgesiz, çabasız herhangi bir açıklama kayıp çocukları arayan yakınlarına yeterli olmayacaktır. Kayıp çocukların akıbetinin detaylıca araştırılması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasıdır” açıklamasını yaptı.
CHP’li Nermin Yıldırım Kara, 6 Şubat depremleri sonrasında kaybolan çocuklarla ilgili yazılı açıklama yaptı. Kara, 6 Şubat merkezli depremlerin ardından 15 ay geçtiğini ve depremzede yurttaşların halen kayıp yakınlarına ulaşmaya çalıştığını vurgulayarak, şunları ifade etti:
“Kayıp yakınlarından alınan bilgiye göre toplamda 38’i çocuk 145 yurttaşımız hakkında hala bilgi sahibi değiliz; bu yurttaşlarımızdan 30’u çocuk olmak üzere 117’si Hataylı depremzedeler. Biz bu konuyu meclis gündemine defalarca getirdik. Kayıp vakalarının araştırılması, kamuoyuna ve ailelere bilgilendirilme yapılması talebiyle 17 Ağustos 2023 tarihinde araştırma önergesi verdik, bu önerge hala gündemde bekliyor. Mayıs ayına geldik, hala bir gelişme söz konusu değil. Bunun öncesinde, Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak 9 Mart 2023 tarihli depremde kaybolan insanlar ve refakatsiz kalan çocukların sorunlarının araştırılması için verdiğimiz önerge ise AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedilmişti. Bakanlıklar peşisıra ‘kayıp yok’, ‘tüm refakatsiz çocukların bilgilerine ulaşıldı’, ‘hiçbir sorun yok’, şeklinde ağız birliği yaparak, sorun olmadığını dile getiriyor. O esnada kayıplarını aradığını belirten depremzedelerin görüşme taleplerini de yanıtsız bırakıyorlar. Depremzedeleri görmezden gelenlere aldanmadan, sormaya, cevap aramaya devam edeceğiz: Kayıp depremzede yurttaşlarımız nerede? 15 aydır çocuklarından haber bekleyen yakınlarının, görüşme talepleri hangi sebeple yanıtsız bırakılıyor? Ailelerin bilgi sahibi olabilmesi adına niçin halen daha araştırma komisyonu kurulmasının önüne geçiliyor?
“DEPREMDEKİ KAYIP ÇOCUKLARIN AKIBETİNİN DETAYLICA ARAŞTIRILMASI İÇİN BİR MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALIDIR”
Depremin ertesi günlerinde yurttaşlar çevrelerine kayıplarının fotoğraf ve bilgilerini astılar, yetkili mercilere ve savcılıklara DNA testi ve fotoğraf bıraktılar. Tüm hastane ve mezarlıkları gezdiler, kimileri bir iz bulabilmek adına günlerce enkaz başından ayrılmadı. Fakat, aylar geçmesine rağmen, yurttaşlarımız bugün hala yakınlarından gelecek bir haber bekleyişindeler. Bu konuda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanının ‘kayıp çocuk yok’ açıklamaları oldukça talihsiz. Bugün hala daha, Bakan Göktaş’ın açıklamalarına karşın, birçok sivil toplum kuruluşu ve dernekler kayıp listelerinin hala ellerinde olduğu ve sonuçlanmadığını vurgulamaya devam etmektedir. Yurttaşlarımız ellerinde listeler, fotoğraflar, kayboldukları binanın adresinden en son görüldükleri yerlere kadar belirten detaylı listeler ile kayıp çocuklarını ararken, seslerini duyurmaya çalıştıkları haberlere ‘dezenformasyon çabası’ diyerek adeta yaşanan acılara kulaklarını kapadıklarını bir kez daha kanıtlıyorlar. Kanıtsız, belgesiz, çabasız herhangi bir açıklama kayıp çocukları arayan yakınlarına yeterli olmayacaktır. Gereken, defalarca söylediğimiz gibi kayıp çocukların akıbetinin detaylıca araştırılması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasıdır.”
]]>Çölyaklı ailelerin ve sağlık yaşamak isteyenlerin her zaman yanlarında olduklarını ve bu desteği sürdüreceklerini vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, yapılan projelerle çölyaklı bireylerin sağlıklı beslenmelerine katkı sağladıklarını ifade etti. Çölyak’ın hassas beslenme gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu hatırlatan Başkan Çolakbayrakdar, “2017 yılında ilk olarak başlattığımız ve Türkiye’de diğer belediyelere örnek olan uygulamayla ilçe genelinde ikamet eden 230 çölyaklı aileye bugüne kadar 6 bin 134 çölyak paketi dağıttık. Ailelerde bulunan çölyaklı birey sayısı ve gelir durumuna göre düzenli olarak dağıtım yapıyoruz. 2017 yılında (66 kişi) 264 koli, 2018 yılında (132 kişi) 528 koli, 2019 yılında (174 kişi) bin 163 koli, 2020 yılında (182 kişi) 960 koli, 2021 yılında (190 kişi) 851 koli, 2022 yılında (203 kişi) 952 koli, 2023 yılında (218 kişi) 960 koli ve son 4 ayda (230 kişi) 456 koli olmak üzere 6 bin 134 çölyak paketi verdik. Bu hizmetin gurur veren bir diğer tarafı gerek şehrimizde gerekse ulusal manada Türkiye’mizde birçok belediyenin benzer organizasyonlar yapıyor olmasıdır. Ayrıca geçen yıl, Türkiye’de bir ilk olan Kayseri’nin yöresel mutfağının glütensiz olarak hem imalatının yapıldığı hem de paket hizmetinin olduğu ‘Kafe Sinan Glütensiz’ projesini hayat geçirdik. Bilindiği üzere, çölyak, bir gıda alerjisidir. Glüten duyarlılığı sebebiyle çölyak hassasiyeti bulunan vatandaşlarımız, glütensiz gıdalarla beslenmek zorundadır. Bu hassasiyeti bulunanların yaşamları boyunca belirli bir diyet yapması, yani glütensiz gıdaları tüketmesi gerekiyor. Bizler de Kocasinan Belediyesi olarak alerjik hassasiyeti bulunan hemşerilerimize destek oluyor ve özel olarak hazırlamış olduğumuz glütensiz ürün paketlerini çölyaklı ailelere ulaştırırken hem restaurant hem de paket hizmeti verdiğimiz tesisimizde ürettiğimiz ürünleri, Türkiye’nin her bir tarafına ulaştırıyoruz. Amacımız, bir nebze de olsa çölyaklı ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, bunu yaparken de aramızdaki gönül bağını pekiştirmektir” ifadelerini kullandı.
Başkan Çolakbayrakdar, çölyaklı ailelerin ve sağlıklı yaşam için glütensiz beslenmeyi tercih edenlerin her zaman yanlarında olduklarını ve bu desteği Türkiye’de ilk olan ‘Glütensiz Kayseri Mutfağı’ Projesi gibi yeni projelerle sürdürmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Çölyaklı aileler ise Kocasinan Belediyesi’nin kendileri için yapılan hizmetlerden son derece memnun kaldıklarını belirterek, Başkan Çolakbayrakdar’a teşekkürlerini iletti.
Kocasinan Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nün hazırladığı glütensiz ürün paketlerinin içerisinde; kek unu, hamur işi unu, nişastalı karışımı, kakaolu çıtır top, burgu makarna, spagetti, şehriye, köftelik bulgur, fındık ezmesi, portakallı mini kek ve susamlı çubuk kraker gibi glüten içermeyen yiyecekler bulunuyor. – KAYSERİ
]]>(ANKARA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayetine yönelik hazırlanan iddianameye yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Bahçeli, “Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şu görüşlere yer verdi:
“Olgunlaşmak demek, hiçbir şeye şaşırmamak demektir. Geldiğimiz bu aşamada gördüğümüz, yaşadığımız ve şahit olduğumuz ne varsa bizi şaşırtmıyor, şaşkınlığa sürüklemiyor. Fırsatını buldukları anda, kavramların içini boşaltan, değerleri çarpıtan, anarşi mekaniğini çalıştıran, istismar çarkını çeviren odakların bayağı dayatmaları bile sıradanlaşmakla kalmamış, hiç kimsenin ilgisini çekmeyecek boyutlara gelmiştir. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmek için çırpınan şehir eşkıyasının meselesi ne emek ne de dayanışmadır. Tıpkı ağababaları Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir.
“İŞLERİNE GELİNCE İNSAN HAKLARI BİLİRKİŞİLİĞİ YAPIYORLAR”
Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararı çok önemli bir adımdır. Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. İsrail’in Gazze katliamı geçtiğimiz hafta sonunda; Almanya, Fransa, Küba, Kanada, ABD, Arnavutluk başta olmak üzere pek çok ülkede protesto edilmiştir. Sivil ve masum bir halka reva görülen hunhar ve barbar saldırılar lanetlenmiştir. İsrail vatandaşları da hükümetlerini kınamakta, saldırıların durmasını talep etmektedir. Birçok ülkede üniversite öğrencileri ayaktadır. ABD’deki bir üniversitede yapılan mezuniyet töreni sırasında, öğrenciler, mezuniyet cübbeleri üzerindeki kefiyelerle Filistin bayrağı açmış, soykırım karşıtı sloganlar atmışlardır. Demokratik ve meşru gösterilere zorbalıkla karşılık veren, öğrencilere ters kelepçe vuran, gözaltı uygulaması yapan bazı ülkelerin hali pür melali rezalettir, melanettir. Hani nerede özgürlük ve insan haklarına riayet? İşlerine gelince insan hakları bilirkişiliği yapan ve bu konuda raporlar ve ev ödevleri hazırlayan ülkelerin, işlerine gelmedi mi hak ve hukuk ihlallerinde sınır tanımamaları utanç duyulacak bir ikiyüzlülüktür.
“NETENYAHU’NUN BEDEL ÖDEMESİ ARTIK HUKUK NAMUSUDUR”
Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netenyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netenyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden önşartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır.
“KUTUPLAŞMA YERİNE KUCAKLAŞMAK LAZIM”
Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyacağımızı hiçbir komplekse veya kuşkuya kapılmadan ifade etmek isterim. Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. Nitekim kapımıza değil de, kalbimize vuranı buyur ederiz. Siyasette köprü kurmak yerine duvar inşa edersek yanlışa düşeceğimizi herkesin idrak etmesinde yarar vardır. Sıkılı yumrukların açılması, çatık kaşların normalleşmesi, sertlik yerine yumuşamanın hakim olması, bunun da sürdürülebilirliği halisane dileğimizdir. Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir.
“OSMAN KAVALA’NIN SERBET KALMASI İÇİN SİPARİŞ SÜREÇ DEVAM EDİYOR”
Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir. Türkiye’de yargı yetkisini Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Anayasa’nın 138’inci maddesine göre; Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Bir davada sanıkların, tanıkların veya mağdurların lehlerine veya aleyhlerine olacak şekilde yargı yetkisi kullananlara baskı yapmak, talimat vermek suçtur. Bu suç şikayete bağlı bir suç da değildir. Bilhassa Gezi Parkı Davası’nda hüküm alan Osman Kavala’nın yeniden yargılanması ya da serbest bırakılması hususunda kamçılanan sipariş bir süreç devamlı surette ilerletilmektedir.
“DAVAMIZI YARGILAMAK İÇİN KUYRUĞA GİRDİLER”
Devletin üç unsuru vardır. İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç ‘eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir’ demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Hayatlarında tek bir defa ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. Televizyon ekranlarında mahkeme yargılanamaz. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır.”
]]>
Bilecik Valisi Şefik Aygöl, İl Emniyet Müdürü Beyti Kalaycı ve İl Jandarma Komutanı Albay Ferdi Erbakıcı ile birlikte valilik binasında ildeki güvenlik ve asayiş faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Aygöl, “Bilecik’te yapılan asayiş uygulamaları kapsamında 41 bin 666 şahıs kontrol edilmiş, 56 aranan şahıs yakalanmıştır. 195 işyeri ve umuma açık işletme kontrol edilmiş, herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiştir. 121 okul, 87 metruk bina, 135 park bahçe kontrol edilmiştir. Nisan ayı içerisinde 641 olay meydana gelmiş, 369 şüpheli yakalanmış 15 şüpheli gözaltına alınmıştır, 74 şüpheli yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir. 38 dolandırıcılık ve hırsızlık olayı meydana gelmiştir. Narkotik suçlarına karşı yapılan çalışmalar kapsamında 24 operasyon gerçekleştirilmiş, 39 şüpheli şahsa yasal işlem yapılmış, 2 şüpheli şahıs tutuklanarak Bilecik M Tipi Kapalı Cezaevine teslim edilmiştir. Ayrıca narkotik suçlarından aranması bulunan 4 şahıs yakalanmış tamamı tutuklanarak cezaevine teslim edilmiştir.
“Bilecik’te zehir taciri barındırmayacağız”
Vali Aygöl açıklamasının devamında, “Kaçakçılık suçlarına karşı yapılan çalışmalar kapsamında 5 operasyon icra edilmiş, toplam 6 şüpheli şahıs yakalanmıştır ve satışı yasak pek çok tütün ve tütün mamulü ürün ele geçirilmiştir. Yasadışı faaliyette bulunan her türlü suçluya göz açtırmayacağız. Göçmen kaçakçılığına karşı yapılan çalışmalar kapsamında kontroller sırasında tespit edilen 4 yabancı şahıs sınır dışı edilmiştir. Trafik kontrolleri kapsamında 484 ayrı noktada 2 bin 100 adet trafik uygulaması icra edilmiştir. 41 bin 595 motorlu araç kontrol edilmiş, 10 bin 730 sürücüye toplam 193 bin 517 TL idari para cezası uygulanmış, 664 araç trafikten men edilmiştir.162 ehliyetsiz sürücü, 44 alkollü araç kullanan sürücü ve 5 bin 650 hız limitine uymayan sürücü tespit edilmiştir” dedi.
“Bilecik ülkemizde seçimi olaysız atlatan üç ilden biri oldu”
Bilecik Valisi Şefik Aygöl açıklamasın devamında, “Bilindiği üzere 31 Mart’ta yerel seçimleri gerçekleştirdik. Emniyet, jandarma ve adli makamlarımız tüm imkanlarını seferber ederek büyük bir başarı elde ederek; Bilecik’i ülkemizde seçimi olaysız atlatan üç ilden biri yaptılar. Tüm kamuoyunun huzurunda hepsini yürekten kutluyorum. Demokrasinin yegane temeli olan seçimler bazen toplumlarda gerginliklere sebep olabiliyor. Fakat Bilecik bu konuda büyük bir erdeme sahip olduğunu bir kez daha göstermiş oldu” dedi.
Vali Aygöl son olarak geçen hafta Söğüt İlçe Stadı’nda oynanan Bilecik 1. Amatör Lig Play-Off Grubu karşılaşması sonrası meydana gelen olaylarda 10’u biber gazından etkilenerek, 1’i polis 4 kişinin yaralandığı olaylara değindi. Aygöl, “Her ne kadar seçimleri huzur içinde atlattığımız için övünüyorsak spor müsabakalarında yaşanan olaylar karşısında da bir o kadar üzülüyoruz. Spora ve sporcuya yakışmayan bazı hadiseler yaşadık. Centilmenlik ruhuna yakışmayan bu yaklaşımlar Bilecik’i doğrudan etkileyen olumsuzluklar meydana getirdi. Bizler seçimlerde gösterilen saygı ve sevginin sahaya ve tribüne de yansımasını istiyoruz. Bilecik valiliği olarak her zaman sporu ve sporcuyu her dalda maddi ve manevi olarak destekledik desteklemeye de devam edeceğiz. Ancak sporu ve vatandaşımızın huzurunu bozan kişilerinde karşısında olduğumuzu çok yakında yapacağımız operasyonlarımızla kamuoyuna duyuracağız” ifadelerine yer verdi. – BİLECİK
]]>CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, eğitimde uygulanan yanlış politikalar sonucu yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Ateş, OECD’nin 2022 yılı verilerine göre; Türkiye’de ne eğitimde ne istihdamda yer alan 15-19 yaş grubu gençlerin oranının yüzde 16,7 olduğunu belirterek, “Bu oran ile Türkiye, Şili ve Güney Afrika’yı bile geçmiş durumda; OECD sıralamasında 4. sırada. Erkeklerde oran yüzde 12,5 iken kızlarda yüzde 21,3’e ulaşıyor. Türkiye ayrıca, 20-24 yaş grubunda yüzde 33,3 oranıyla sıralamada Güney Afrika’nın ardından ikinci sırada yer alıyor. TÜİK’in 2023 yılı verileri 15-24 yaş grubunda ise bu oranın yüzde 22,5 olduğunu gösteriyor. Sadece bu veriler bile eğitim sistemimizdeki yetersizliklerin önemli bir yansıması” ifadelerini kullandı.
PİSA TESTİ ORTADA; ULUSLARARASI REKABET ŞANSIMIZ DÜŞÜK
Ülkeler arası rekabet için değişen dünyanın ihtiyaç duyduğu yeterlikler bir yana Türkiye’nin yeni kuşaklarına eğitimde temel becerileri bile kazandırmaktan uzak olduğuna dikkat çeken Ateş, “Bu durumu OECD’nin 15 yaş öğrencilerde yeni ekonomide ihtiyaç duyulan becerileri ölçen PİSA test sonuçları somut olarak gösteriyor. İleri seviyedeki öğrencilerimizin oranı matematik alanında yüzde 5, fen alanında yüzde 4 ve okuma alanında yüzde 2 oldu. Öğrencilerin büyük kısmı okuduğunu anlamıyor, problem çözemiyor. Bu göstergelerle uluslararası rekabette şansımız son derece düşük” dedi.
REFORM ÖNCESİNİN GERİSİNE DÜŞÜLDÜ
Ateş, iktidarın uygulamaya koyduğu 4+4+4 sisteminin de başarılı olmadığını vurguladı. Son açıklanan müfredat programını da eleştiren Ateş şunları dile getirdi:
“2015 yılında; 4+4+4 modeline geçiş sonrasında yapılan ilk PİSA testinde 2012 performansına kıyasla Türkiye, keskin bir gerileme yaşamış. 2012’de alınan okuma puanını 2022 yılı itibarıyla bile yakalayamamışız. Ülkemizde ideolojik yönü ağır basıp, ayakları yere basmayan reformlarla eğitimde geldiğimiz nokta içler acısı halde. 4+4+4 sisteminde okula başlayan kuşağın yüzde 17’sinin 10 yıl sonra ne eğitimine devam ettiği, ne de istihdam içinde yer aldığı görüldü. Hükümetin oldubittiye getirdiği, çağdaşlıktan uzak, değişen dünyanın ihtiyaçlarını dikkate almayan eğitim politikaları ve ekonomideki basiretsizlikle ev genci gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ekonomik krizlerle artan çocuk işçiler de cabası. Yeni reform iddiasıyla kimseyi kandırmayın, daha fazla insanın geleceğini çalmayın. Müfredatta radikal değişiklikler geri dönüşü olmayan sonuçlara neden olacak. Bir an önce genç kuşağa dünya ile rekabete uygun beceriler kazandırmaya başlayın.”
]]>İSHAK KARA
(Van) -Van’ın İpekyolu ilçesi Erçek Mahallesi’nde bulunan Filamingo Parkı’nın yolunun Devlet Demir Yolları (DDY) tarafından ‘kaçak’ olduğu gerekçesiyle hendek kazılarak kapatılması tepki çekti. İpekyolu Belediyesi yetkilileri, parkın yok olma tehlikesine dikkat çekerken; Van Çevre, Tarihi Eserleri Koruma ve Geliştirme Derneği (ÇEVDER) Başkanı Ali Kalçık, “İlimizde zaten yeşil alan miktarı oldukça az. Buranın da yok olup gitmesine müsaade edemeyiz” dedi.
Van’ın İpekyolu ilçesi Erçek Mahallesi’nde bulunan Filamingo Parkı’nın yolu, Devlet Demir Yolları (DDY) tarafından ‘kaçak yol’ olduğu gerekçesiyle rayların her iki tarafına hendek kazılarak kapatıldı. 8 yıldır kullanılan yolun kapatılması tepki çekti. İpekyolu Belediyesi yetkilileri, ağaçları ve çimleri sulamak için içeriye araç sokamadıklarını, dolayısıyla kısa sürede ilçenin önemli yeşil alanlarından Filamingo Parkı’nın yok olacağını belirterek, yol sorununun kısa sürede çözülmesi gerektiğini belirtti. Parkta bulunan foseptik çukurunun boşaltılamaması nedeniyle de tuvaletlerin de kullanılamaz hale geldiği belirtildi.
“ULAŞIM İLE İLGİLENEN BİR KURUMUN YOL KAPATMASI KABUL EDİLEMEZ”
Parkta incelemelerde bulunan Van ÇEVDER yöneticileri, yapılanın kabul edilebilir bir durum olmadığını, soruna belediye ve DDY’nin ortak bir çözüm üretimesi gerektiğini kaydetti. Van ÇEVDER Başkanı Ali Kalçık, şunları söyledi:
“Burada oldukça güzel ve kentimizin önemli değerlerinden bir tanesi olan Filamingo Parkı bulunmaktadır. Oldukça güzel bir yeşil alanımız mevcut. Burada yüzlerce ağaç var. Bu ağaçlar ve yeşil alan bugüne kadar büyük bir özveri ile getirilmiş. Bugünden sonra yok olmasına müsaade edemeyiz. Bundan dolayı da buradaki yol probleminin mutlaka halledilmesi gerekiyor. İlimizde zaten yeşil alan miktarı oldukça az. Buranın da yok olup gitmesine müsaade edemeyiz. İpekyolu Belediyesi ve DDY’nın ilgili teknik ekipleri bir araya gelerek çözüm konusunda birlikte çalışabilirler. En nihayetinde burası insanların nefes alabildikleri bir yer. Kentimizin önemli bir değeri ve adeta cennetten bir köşe. Bizim burayı yok olmaya terketmemiz değil, korumamız gerekiyor. Bundan dolayı buradan ilgili kurumlara çağrıda bulunuyoruz; gerekli çözüm neyse yol ve yöntemlerini geliştirin ve Filamingo Parkı’nın yok olmaması için elinizden geleni yapın.”
“OLASI KAZALARA KARŞI KAÇAK YOLLARIN TAMAMI KAPATILDI”
Konu ile alakalı görüşülen DDY yetkilisi ise sorunun İpekyolu Belediyesi ve Filamingo Parkı ile alakalı olmadığını, kaçak yolların tamamını kapattıklarını, amaçlarının da olası kazalarının önüne geçmek olduğunu belirterek, “Olası kazalarda sorumluluk almamak için kaçak yolların tamamını kapattık. Kapattığımız yolların resimlerini çekerek belgelendirdik ve bunları Van Valiliği’ne sunduk. Parka giden yolu açabilmemiz için resmiyette bulunan başka bir yolu kapatmamız gerekiyor. Yönetmeliklere göre iki yol arasında 1,5 kilometrelik mesafenin bulunması gerekiyor. Bundan dolayı biz o yolu da kapattık. Filamingo Parkı’nın bulunduğu yer hemzemin geçide uygun. Van Büyükşehir Belediyesi’nin bize müracaat etmesi durumunda, bu başvuru değerlendirmeye alınabilir. Orada hemzemin geçit yapılabilir. Fakat başvurunun olması gerekiyor” dedi.
]]>
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda konuştu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmenin ne emek ne de dayanışma olduğunu dile getiren MHP lideri Devlet Bahçeli, “Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir. Ne var ki, emekle, emekçiyle, üretimle, alın teriyle, helal kazançla hiçbir bağ ve bağlantısı olmayan üç beş haydudun 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü terörize etme çabası, en başta emek ve emekçi düşmanlığına hizmettir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, DEM’in ve marjinal partilerin bu düşmanlığa çanak tutmaları kimin kiminle yol yürüdüğünün tevsik ve teyit edilmiş özetidir” ifadelerini kullandı.
“Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği ‘İsrail’i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla’ sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır”
Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olmasını önemli bir adım olarak nitelendiren Bahçeli, “Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. 4-5 Mayıs 2024 tarihlerinde Gambiya’nın başkentinde yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı 15’inci Zirvesi’nde ülkemizin görüşleri açık yüreklilikle seslendirilmiştir. Bu kapsamda, Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği ‘İsrail’i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla’ sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır. Netanyahu ve yönetimi için hesap günü yakındır. Bundan kaçış ve kurtuluş diye bir şey söz konusu değildir. 35 bin masumun dökülen kanı Netanyahu’yu inşallah boğacaktır. Dünyada en sağır edici ses acı çeken bir mazlumun suskunluğudur. Mazlumun suskunluğunu ise hiç kimse yanlışa yormamalıdır. Hem Türkiye hem de dünyada pek çok ülke zalim İsrail’e karşı ayaktadır” diye konuştu.
Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Cani Netanyahu lehine Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne baskı yapmaya başlayan Batılı ülkelerin insanlık değerleriyle çelişmek şöyle dursun, bu değerlere açık açık cephe aldığı bariz bir gerçektir. Bizim bu çifte standartçı ahlaksızlığa karnımız tok, yüzümüz dönüktür. Kim ne yaparsa yapsın, insanlık zulme karşı birleşmiş ve bilenmiştir. Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netanyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netanyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden ön şartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır. Masumlar adına inisiyatif üstlenmesi gereken ABD yönetiminin, Suudi Arabistan’la planlanan savunma anlaşmasına İsrail ile diyalog şartı koyması zulmü cesaretlendiren bir skandaldır. İki devletli çözüme bir destek verip bir burun kıvıran, bugün söylediğini yarın çiğneyen ABD yönetiminin güvenilmez politikaları cinayet ve katliamları maalesef teşvik etmektedir. Bazen yüksekte zannettiklerimizin, aslında eğilemeyeceğimiz kadar alçakta olduğunu görmek hayatın tuhaf bir cilvesidir. Gazze dünya için turnusol kağıdıdır ve bu süreç kimin medeni, kimin insani, kimin merhametli, kimin adil, kimin adalet ve hukuk yanlısı olduğunu gözler önüne sermiştir. Bugüne kadar hiçbir güç zulümle abat olmamış, olamamıştır. Türk milleti onun bunun ne diyeceğine aldırış etmeden, zalimlere ve zulüm tufanına sonuna kadar karşıdır. Çünkü Türk milleti tarih, kültür ve medeniyet açısından dünya çapında eşsiz ve rakipsizdir. Her gün bir fincan kahve fiyatının yarısıyla geçinmeye çalışan 1 milyar insandan mütevellit mazlumların sesi, nefesi, hatta demir yumruk olmak için Lider Ülke Türkiye diyoruz.”
“Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır”
Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyduklarını belirten MHP lideri Bahçeli, “Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. İnsanı içtenlikle ve ilgiyle dinlemek yine insana en büyük ikramdır. Dinlenecek sözün doğru olması, milli ve manevi değerlerimize uygun düşmesi en makul ve mantıklı yoldur. Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir. Cumhurbaşkanımızla CHP Genel Başkanı’nın görüşmesinin esasını es geçip boş koltukla meşgul olanların boşa ve boşluğa düşmeleri pek tabii kendi bilecekleri bir şeydir. Biz boşlukla ve boş yapanlarla değil, ülkesi ve milleti için dolu heves ve heyecanları olanların ne söylediğine, neyi hedeflediğine bakıyor, bununla ilgileniyoruz. Ancak bazı kilit mahiyetli tartışma konularıyla ilgili de görüşümüzü paylaşmak istiyoruz. Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir” şeklinde konuştu.
Türkiye’de yargı yetkisinin Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemeler olduğunu hatırlatan Devlet Bahçeli, “Anayasa’nın 138’inci maddesine göre, hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” açıklamasında bulundu.
“Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım”
Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:
“Neymiş, CHP Genel Başkanı, Avrupa Parlamentosu’nu ziyaret ettiğinde, ‘saati sorunca, sen önce Kavala’yı çıkar’ cevabını almış. Anlamadığımız şudur, Sayın Özel’in kolunda saati yok mudur? Haydi yok diyelim, beraberindeki arkadaşlarında da mı yoktur? Sayın Özel’in saati sormak yerine PKK’ya ve FETÖ’ye verilen destekleri muhataplarının yüzüne vurması gerekmez miydi? Türkiye hukuk devletidir, yargımız bağımsız ve tarafsızdır demesi taşıdığı sorumluluğa uygun düşmez miydi? AB’li politikacıların kara propagandasına kulak verip bunları ham haliyle ülkemize taşıyacağına Türkiye’nin egemen devlet onuruna korkusuzca sahip çıkması doğru olmaz mıydı? Bırakın Kavala’yı da kanun kaçağı FETÖ’cüleri ve PKK’lıları Türkiye’ye ne zaman teslim edeceksiniz sorusunu soramaz mıydı? Sayın Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım. Kavala sevdalısı bazı kalemşörler de, ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Türkiye, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir Türkiye, Avrupa Konseyi tarafından yaptırım tehdidi ile karşı karşıya olan bir Türkiye, peki bu kime yarar?’ diye adrese teslim bir soruyla gündem tayin etmeye hevesleniyor. Ne yapalım, boyun mu eğelim? Yarı sömürge bir ülke olmaya tamam mı diyelim? Avrupa istedi diye adalet ve hukuk şerefini iki paralık mı edelim? Şu iddialara bakar mısınız; ‘Gezi davasında ceza verilmesine esas teşkil eden ve ortadan kaldırılmak istendiği iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden kastedilen ‘Başbakan’ ve ‘Bakanlar Kurulu’muymuş. Eğer yapılan itirazlar reddedilirse Gezi sanıkları, karşı çıktıkları anayasa değişikliği ile getirilen sistemden yararlanacaklarmış. Yeni hükümet sisteminde yürütme gücü Bakanlar Kurulu tarafından değil, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi tarafından kullanılmaktaymış. Başbakan ve Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde yaşatılmıyormuş. Suçun mağduru olan hükümet, yasa ve Anayasa’dan çıkarılmış. Ortada mağduru olmayan bir suç kalmış. Mağduru olmayan suç olmazmış. Emin olunuz, bunları kaleme alan şahıs doğrudan doğruya Osman Kavala serbest bırakılmalıdır dese en azından daha tutarlı ve omurgalı bir açıklama yapmış olurdu.”
Devletin üç unsuru olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç ‘eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir’ demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir” dedi.
“Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır”
Sinan Ateş davasında hazırlanan iddianameye ilişkin konuşan Bahçeli, “Hayatlarında tek bir defa Ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur; mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki, ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır” açıklamasında bulundu.
Bahçeli, şöyle devam etti:
“Fuzuli’nin dediği gibi, ‘Herkesin bir derdi var, kimi anlatır dilini yorar, kimi susar yüreğini yakar’. Yüreğimiz yansa da dilimizi bunlara karşı artık yormayacağız. Devlette sürekliliği yok sayanların, devlet sisteminin hukuki, tarihi ve siyasi alt yapısını kurcalayanların iç işgal cephesinde konuşlandıklarını söylediğimizde, sorarım sizlere yanlış mı yapıyoruz? Hata mı ediyoruz? Türkiye’nin itibarını, istikbalini ve saygınlığını Osman Kavala’ya bağlayanlar korkunç bir bühtanın failleri değildir de nedir? Bize göre, bunlar Türkiye’nin istiklal haklarına kast eden azgınlaşmış işbirlikçilerdir. Mahkum olmuş Kavala’ya ‘içeride tutuluyor’ diye yazıp konuşanlar tek kelimeyle devlet ve millet muhalifidir. Bunların anlayışına göre Türkiye uluslararası baskı ve dayatmalara teslim olmalı, süngü düşürmeli, diz çökmelidir.”
“Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek”
MHP ve Cumhur İttifakı’nın şer ve şirret emel sahiplerine sonuna kadar direneceğini belirten Bahçeli, “Bu sefillerin örneklerine maalesef her dönem tesadüf edilmiştir. Fakat Türk Devri’nde, Türkiye Yüzyılı’nda bunların suyu kesilecek, üredikleri ideolojik bataklık mutlaka kurutulacaktır. Bugün Kavala şakşakçılığı yapanların, yarın terörist Demirtaş’ı, diğer gün ise İmralı canisini gündeme taşımaları mukadderdir. Böylelikle geriye ne devletin hükümranlık kazanımları ne de Türkiye’nin varoluş hakları kalacaktır. İstenen budur. Hedeflenen budur. Proje budur. Ülkemizde siyasi iklimin değişmesi ve baharın gelmesine vurgu yapanların amacı devlet ve millet düşmanlarının serbest bırakılmasıdır. Bu bahar değil, kara kıştır, fırtınadır, devletin ve milletin ağır yara almasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek, sonuna kadar direnecektir” diye konuştu. – ANKARA
]]>(ANKARA) – Eğitim sendikaları, Milli Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin’in 20 bin öğretmen ataması yapılacağı yönündeki açıklamasına tepki gösterdi. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Cumhurbaşkanının, bir ülkenin geleceğinin mimarı öğretmenlerin atamalarıyla ilgili ‘bir miktar’ ifadesini kullanmasını, AKP iktidarının öğretmene verdiği değerin göstergesi olduğunu söylemiştik. 20 bin öğretmen ataması yapılacak olması önceliklerinin öğretmen ve eğitim olmadığını göstermiştir” dedi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise Bakan Tekin’in öğretmen atamalarında mülakata ilişkin “Skorun yüzde 50’si KPSS, yüzde 50’si mülakatın olacak” açıklamasını hatırlatarak “Burada bir ayıklama yaparak liyakat esas alınmadan bazı adaylar siyasi görüş, inanç, etnik yapı vb. sebeplerden ötürü elenecekler” diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Bakan Yusuf Tekin, öğretmen atamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile 20 bin öğretmen ataması konusunda uzlaştıklarını belirterek, “İhtiyaçlar doğrultusunda bir dağılım yaptık. Personel Genel Müdürlüğümüz ile toplantılar sonrası ihtiyaçlar doğrultusunda en çok atama yapılan ilk beş branş, 3 bin 263 Sınıf Öğretmenliği, 2 bin 499 Özel Eğitim Öğretmenliği, 1597 Rehber Öğretmenliği, 1594 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği ve 968 İngilizce Öğretmenliği olmuştur” demişti.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Bakan Tekin’in açıklamasına tepki gösterdi.
“ÖNCELİKLERİNİN ÖĞRETMEN OLMADIĞINI GÖSTERMİŞTİR”
Kadem Özbay, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öğretmen atamalarıyla ilgili “Bir miktar atama yapacağız” açıklamasını hatırlatarak, “Cumhurbaşkanının, bir ülkenin geleceğinin mimarı öğretmenlerin atamalarıyla ilgili ‘bir miktar’ ifadesini kullanmasını, AKP iktidarının öğretmene verdiği değerin göstergesi olduğunu söylemiştik. 20 bin öğretmen ataması yapılacak olması önceliklerinin öğretmen ve eğitim olmadığını göstermiştir” dedi.
“CUMHURBAŞKANI BU SAYIYI KENDİ DE AZ BULMUŞ OLMALI Kİ, TOPU TEKİN’E ATTI”
“Her zaman atamaları müjde havasında törenle açıklayan Cumhurbaşkanı bu sayıyı kendi de az bulmuş olmalı ki topu Yusuf Tekin’e attı” diyen Özbay, şöyle konuştu:
“Hepimiz çok iyi biliyoruz ki gerçekten ihtiyacı karşılayacak şekilde bir atama yapılacak olsaydı, gür sesleriyle coşkulu bir şekilde atama sayısını açıklarlardı. Bir devletin geleceğe yönelik politikalarının en önemli göstergesi planlamadır. Eğitimde planlamayı yapmak da öncelikle MEB’in görevidir. Sayıştay’ın son raporlarında 138 binin üzerinde ihtiyaç tespit edilmişti, artık Sayıştay da öğretmen açığını tespit etmez hale geldi. Milli Eğitim Bakanı Ekim ayında 68 bin ihtiyaç tespitini ifade etmişti, ikinci dönem başında başlayacaklarını söylemişti. Bir kez daha AKP ve alışageldiğimiz vaatler ve gerçekler durumu. Bol miktar vaat, eser miktar hak, eser miktar adalet, eser miktar liyakat.”
“İHTİYAÇ OLMADIĞI HALDE DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİNİN YER ALMASI…”
Özbay, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“İktidara geldiğinde 60 binin biraz üzerinde atama bekleyen öğretmen varken ‘Atanmayan öğretmen kalmayacak’ diyenler, bu sayıyı 1 milyona yaklaştırmış, eğitimle istihdam, meslekler ve refah arasındaki ilişkiyi koparmıştır.
En fazla kontenjan ayrılan beş branş arasında ihtiyaç olmadığı halde din kültürü ve ahlak bilgisinin yer alması, yine bunun bilimsel bir hamle olmadığını göstermektedir. Üstelik iktidarın her atamada bir ritüel haline getirdiği bu adaletsiz, mantıksız kontenjan dağılımı, birçok kritik branşta görev bekleyen eğitim emekçileri için bir mağduriyete dönüşmektedir.
Atanmayan her bir öğretmenin, farklı işte çalışırken yaşamını kaybeden, psikolojik sorunlar yaşayan her bir gencin, kamuda ücretli öğretmenlik, özelde düşük ücretlerle ve güvencesiz çalıştırılmanın, öğretmensiz bırakılan her bir çocuğun sorumlusu AKP iktidarıdır. Öğretmenliği değersizleştiren bu anlayış, ülkenin bugününe ve geleceğine en büyük kötülüğü yapmaktadır. Eğitim geleceğe uzanan köprüdür, öğretmenler geleceğin mimarıdır. Öğretmene saygı.”
“158 BİN ÖĞRETMEN AÇIĞI VAR”
Kemal Irmak ise MEB’in verilerine göre çeşitli branşlarda toplam 90 bin ücretli öğretmen çalıştığını, 68 bin öğretmen açığı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Toplam 158 bin öğretmen açığı var. Ataması yapılacak öğretmen sayısı olarak açıklanan sayı ise sadece 20 bin. Yani neredeyse ihtiyacın 8 de 1’i kadar. Sayın Bakan yeni müfredat açıklıyor ve bir hafta 10 gün içinde de görüş istiyor. ve ne diyor ‘çağın gerisinde kalamayız’ diyor. Çağı yakalayacak nitelikli eğitimin ilk şartı, güvence içinde atanmış ve yıllar içerisinde tecrübesini ve niteliğini geliştirmiş ve ihtiyacı karşılayacak kadar öğretmenin atanması. Her yıl öğrencilerin karşısına ücretle çalışan öğretmen çıkarmakla olmuyor. Ne demişti Cumhurbaşkanı ‘bir miktar atama yapacağız.’ Evet sadece bir miktar atama yapılacağı duyurusu yapıldı. Oysa ihtiyacı karşılayacak sayı bir miktar değil en az 158 bin. Sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim ve eğitimde istihdam modeli benimseniyor. Eğitimin niteliğinin her geçen gün aşağı çekilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de budur.
“BAZI ADAYLAR SİYASİ GÖRÜŞ, İNANÇ SEBEPLERİNDEN ÖTÜRÜ ELENECEK”
Bakan Tekin’in, öğretmen atamalarında mülakata ilişkin “Skorun yüzde 50’si KPSS, yüzde 50’si mülakatın olacak” açıklamasını hatırlatan Irmak, “Burada bir ayıklama yaparak liyakat esas alınmadan bazı adaylar siyasi görüş, inanç, etnik yapı vb. sebeplerden ötürü elenecekler. Diğer yandan atananlar eylül ayına kadar güvenlik soruşturmalarına takılacak ve bir miktar öğretmen adayı da orada ayıklanmış olacak. Aynı zamanda adil olmayan antidemokratik uygulamalarla da karşı karşıya kalacak birçok aday. Liyakati önemsemeyen, mülakat ve itaate bağlı bir atama modeli olması da ayrıca sıkıntılı ve utanç vericidir” ifadesini kullandı.
]]>
Gökhan Günaydın, kamuoyunda 8. yargı paketi olarak tanımlanan “7499 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu”nun bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
Başvurunun ardından açıklama yapan Günaydın, şunları söyledi:
“Bugün kamuoyunda 8. yargı paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bazı değişiklikler yapan kanun biliyorsunuz 12 Mart 2024 tarihinde resmi gazetede yayımlanmıştı. Bu kanunun gerek Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında hem komisyon üyesi arkadaşlarımız hem de milletvekillerimiz gerekse, Genel Kurul’daki görüşmeleri sırasında hepimiz kanunun içeriğinde bulunan Anayasa’ya aykırı hükümlerin çıkartılması için gerekli yasal mücadeleyi yaptık. Ancak her zamanki tutumuyla AKP bir sözcüğünü bile değiştirmeden ilgili teklifi kanunlaştırdı ve Resmi Gazete’de yayımlanmasını sağladı. Biz de bugün süresi içerisinde kanunun bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle hazırladığımız dilekçeyi, Anayasa Mahkemesi’ne teslim etmiş bulunuyoruz.
“KEYFİ GÖZALTINA ALMA VE TUTUKLANMANIN İPTALİNİ İSTİYORUZ”
Kısaca ifade etmek isterim; terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım suçu düzenlenmektedir. Bu şu anda örneğin, burada bir anayasal hakkı için protesto gösterisi yapan kişi ve grupların ‘terör örgütüne üye olmamakla birlikte’ diye başlayan keyfi üzerinden gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olabilir. Dolayısıyla bu düzenlemenin iptalini talep ediyoruz. Daha evvel Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi iptal etmişti. Ancak TBMM’de maalesef Cumhur İttifakı çoğunluğu Anayasa Mahkemesi kararına uyarlı olmayan bir yeni düzenlemeye imza attı. Dolayısıyla bunun iptalini talep ediyoruz. Bunun dışında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi öncesi kurulan Tazminat Komisyonu yurttaşın adil başvuru ve etkili başvuru hakkını elinden almaktadır. Biz bunun İhtisas Komisyonları, İhtisas Mahkemeleri üzerinden sürecin yürütülmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bunun da iptalini ve yürürlüğünün durdurulmasını talep ediyoruz. Hükmün açıklamasının geri bırakılması düzenlemesi son derece keyfidir. Avukat meslektaşlarımızı, müvekkilleri, sanıkları ve hatta hakimleri zor durumda bırakmaktadır. Dolayısıyla daha doğru bir düzenleme yapılmasına olanak sağlayabilmek açısından bunun da iptalini talep ediyoruz.
“BU DÜZENLEMEYİ CHP YAPMIŞ OLSAYDI YERİ GÖĞÜ İNLETECEKLER…”
Bunun yanında kişisel verilerin korunması ve işlenmesiyle ilgili son derece sakıncalı hükümler vardır. Kişinin rızası hilafına, rızası olmaksızın bir kanuni korumada olmaksızın sağlık verileri, siyasal parti üyelikleri, dernek üyelikleri işlenebilmektedir. Bunun izah edilebilir bir durumu asla söz konusu değildir. Yurttaş güvenliğini tümüyle ihlal eden bu tutum için biz Anayasa Mahkemesi’ne geldik. Bunun yanında yine kanuni bir koruma olmaksızın keyfiliğe varan tutumlarla kişisel verilerin yurt dışına aktarılabilmesi söz konusudur. Eğer bu düzenlemeyi CHP yapmış olsaydı yeri göğü inletecekler, bizim kişisel verilerimizi yurt dışıyla paylaşma konusunda bir sakınca görmemektedirler. Bunu bizim kabul edebilmemiz mümkün değildir. Nihayet makro verileri işleyicilerin yasada belirtilen idari para cezaları ile bu meseleden caymaları söz konusu dahi değildir. Caydırıcılıktan çok uzak para cezaları vardır. Bunun da iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk. Dolayısıyla kamuoyunun önünde bir kere daha ifade etmek isterim ki; TBMM kamu yararına ve yurttaş güvenliği aleyhine yasal düzenlemelere imza attığı sürece CHP hem mecliste sözlerimizle muhalefet şerhimizle bu tutumu deşifre edeceğiz hem de Anayasa Mahkemesi’ne iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle başvurularımızı yapmaya devam edeceğiz. CHP; yurttaşın güvenliğini, hakkını, hukukunu Anayasa’ya uygunluğunu koruma konusunda herhangi bir tereddüt içerisinde olmadı, bundan sonra da olmayacaktır.”
]]>MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
(SAMSUN) – Samsun Devrimci 78’liler Derneği idam edilmelerinin 52. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı andı. Dernek adına konuşan Cahit Kolukısa, “Tek adam yönetimi sermayenin taleplerini karşılamak için emekçi kesimlere adeta savaş açmış durumdadır. Bugün üç fidanımızı bu koşullar altında anıyoruz. Onların mücadelesini sürdürenler, açtıkları yolda kararlılıkla yürüyenler olarak buradayız. Bizler Denizlerden bugüne mücadele bayrağını bırakmadık ve bundan sonra da kararlıkla taşımaya devam edeceğiz” dedi.
Samsun Devrimci 78’liler Derneği, 6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 52. ölüm yıl dönümlerine ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve sendikalar da katıldı.
Devrimci 78’liler Derneği Samsun Şubesi adına Yönetim Kurulu Üyesi Cahit Kolukısa konuşmasında şunları söyledi:
“Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş… Halkın üç yiğit evladı, 12 Mart faşist cuntası tarafından idam edilmelerinin üzerinden 52 yıl geçti. İdamlarıyla, dönemin gelişen mücadelesi bastırılmak ve gözdağı verilmek istendi. Onlar, eşit ve parasız eğitim hakkı, özerk ve demokratik üniversite; eşit, özgür ve tam bağımsız bir Türkiye için mücadele ediyorlardı. Onların mücadelesini saygıyla selamlıyoruz. Bugün iktidarın rant ve kar politikaları emekçileri açlık ve yoksullukla sınıyor. Milyonlar açlık sınırının altında bir ücretle çalışıyor, halkın sırtındaki vergi yükü katlanılmaz hale geliyor. Emeklilerin, EYT’lilerin, KHK’lıların sorunlarına kulak tıkanıyor. Gençler geleceksizlik ve işsizlikten oluşan bir girdaba sürükleniyor. 1 yılda bilinen 8 MESEM öğrencisi çocuk, işçi cinayetlerinde can verdi. Çocuk işçiliği yasallaştıran iktidar, eti de senin kemiği de senin diyerek yüz binlerce çocuğu sermayedarların eline bırakıyor. Üniversitelilerin eğitim hakkı gasp ediliyor, ülkesinde gelecek göremeyen, iş bulamayan gençler yurt dışına göç ediyor. Eğitim tamamen gerici politikalara terk ediliyor.
“ARTIK MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR”
Tek adam yönetimi sermayenin taleplerini karşılamak için emekçi kesimlere adeta savaş açmış durumdadır. Mehmet Şimşek ülke ülke gezip, ülkenin yoksulluğunu ucuz iş gücü potansiyeli diye pazarlarken yabancı tekellerin girmediği maden, kaynak, orman kalmamış durumda. Yoksulluktan evine ekmek götüremeyenleri görmeyecek kadar halktan uzaklaşanların politikaları, halka hayatı zindan ederken kendi yandaşları başta olmak üzere sermayeyi tarihinin zirvesine taşımaktır. Milyarlarca dolar savaş sanayine harcanırken militarizm, milliyetçilik ve din istismarcılığıyla tek adam yönetimi elindeki tüm imkanları gerçekleri karartmak için kullanıyor. Ancak mızrak çuvala sığmıyor. Halk işsizliğin, yoksulluğun, enflasyonun altında ezilirken iktidarın yaşadığı şatafat göz kamaştırıyor. İşçi ve emekçilere, basın emekçilerine, toplumun çeşitli kesimlerine yönelik baskı ve yıldırma politikaları ise aynı hızla devam etmektedir. Siyasi parti mensuplarından, gazeteci ve avukatlara kadar geniş bir yelpazede gözaltılar, tutuklamalar sürmektedir.
“EŞİT ÖZGÜR BİR ÜLKEYİ MUTLAKA KURACAĞIZ”
Bugün üç fidanımızı bu koşullar altında anıyoruz. Onların mücadelesini sürdürenler, açtıkları yolda kararlılıkla yürüyenler olarak buradayız. Bizler Denizler’den bugüne mücadele bayrağını bırakmadık ve bundan sonra da kararlıkla taşımaya devam edeceğiz. İş yerlerinde, okullarda, sokaklarda örgütlenmeyi ve mücadeleyi sürdüreceğiz. Emperyalistlere, işbirlikçilere, işgalcilere geçit yok. Eşit ve özgür bir ülkeyi mutlaka kuracağız. Bir kez daha Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i ve onların yılmaz savunmanı Halit Çelenk’i anarken, Denizler’in mücadelesini ilerletme sözümüzü yineliyoruz. Mücadelemizde yaşayacaklar.”
]]>
Çukurova Üniversitesi öğrencileri, ABD’de üniversite öğrencilerinin Filistin’e destek vermeye yönelik kurduğu ve çeşitli İsrail protestolarının gerçekleştirildiği çadır kamplarının bir benzerini Adana’da hayata geçirdi. Çukurova Üniversitesi kampüsünde yer alan alanda 6 adet çadır kuran öğrenciler, alanı Filistin ve Türkiye bayrakları başta olmak üzere Filistin ve Gazze temalı ve çeşitli unsurlar ile süsledi. Müslüman gençler olarak insanlık namına Filistin’de yaşanan vahşeti gündemde tutmak için ellerinden geleni yaptıklarını belirten öğrenciler, arkadaşlarını kendileri ile birlikte çadır kamplarında bir araya gelmeye davet etti. Öğrenciler, kurdukları çadır kampında 5 gün boyunca öğrenci arkadaşlarını ve çeşitli konukları ağırlayacak.
“Müslüman gençler olarak insanlık namına ne yapabileceğimizi düşünürken aklımıza geldi”
Filistin konusunda farkındalık oluşturmaya yönelik üniversite kampüsünde çadır kurma fikrinin ortaya çıkış hikayesini anlatan İlahiyat Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Furkan Toramantekin, “7 Ekim tarihinden bu yana üniversitemizin çeşitli bölgelerinde yürüyüş, basın açıklaması, resim sergisi ve doğa temalı olacak şekilde insanların zihninden Filistin’i ve Gazze’yi çıkarmamak adına çeşitli çalışmalarda bulunuyorduk. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşen olaylar açıkçası bizi biraz utandırdı. Onların çoğunun gayrimüslim olduğunu biliyoruz. Biz de Müslüman gençler olarak ‘insanlık namına, Müslümanlık namına ne yapabiliriz’ diye düşündüğümüz bir sırada aynısını yapmaya karar verdik” dedi.
5 gün boyunca farkındalık nöbeti tutacaklar
Üniversite rektörlüğünden aldıkları izin sonrasında çeşitli fakültelerden öğrenciler ile çadır kurdukları alanda bir araya geldiklerini belirten Toramantekin, “Burada çeşitli fakültelerden öğrenci arkadaşlarımız ile bir araya geldik. 5 gün boyunca burada Filistin çadır kamplarımız ile birlikte farkındalık nöbeti tutmayı düşünüyoruz. Gelen arkadaşlarımızla Filistin hakkında, dünya gündemi hakkında ve geleceğimiz hakkında çeşitli istişare ve sohbetler yapmayı düşünüyoruz. Yine bu 5 günlük süre içerisinde çeşitli konuklarımızı buraya getirmek istiyoruz. İnşallah fakülte hocalarımızı burada ağırlayacağız. Rektörümüzü de davet ettik. Bu şekilde farkındalık adına ne yapabilirsek bizler için insanlık adına kar olabileceğini düşünüyoruz. 7 ay oldu ve 210 günü geçti bu süreç. Hala katliamlar devam ederken bizim oturduğumuz yerde çakılı kalmamız vicdanımızı sızlatıyor. Hem insani, hem de dini bir vazife olarak gördüğümüzden dolayı arkadaşlarımız ile ‘daha neler yapabiliriz’i konuşmaya devam ediyoruz bu hususta” şeklinde konuştu.
“En büyük amacımız Filistin’e yönelik farkındalık oluşturmak”
İşletme Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Halil Çalışkan ise, “6 adet çadırımız var. Buralarda resim sergilerimiz var. Etrafı süsledik. İnsanların gelip fikirlerini söyleyebileceği, kaynaşabileceği, çeşitli akademisyenlerin ve yazarların gelip burada öğrenci kardeşlerimiz ile buluşacağı bir ortam kurmaya çalıştık. Burada bizim en büyük amaçlarımızdan birisi Filistin’e dair bir farkındalık oluşturmak. Bildiğiniz gibi Avrupa’nın en köklü üniversitelerinde bu tarz eylemler çok yaygın. Bizler de bunu öğrenciler olarak Çukurova Üniversitesi adına düzenliyoruz. Şu anda buradaki heyecan gerçekten yüksek. Öğrenci kardeşlerimizle bu sesi Adana’da ve Çukurova Üniversitesi’nde yaymak istiyoruz” ifadelerini kullandı. – ADANA
]]>(MALATYA) – CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili, “Mevcut anayasaya uymayan bir anlayışla anayasa yapılmaz. Anayasa yaparak 10 bin lira maaş alan emeklinin sorununu mu çözeceksiniz? Anayasa yaparak asgari ücretlinin sorununu mu çözeceksiniz? AK Parti’den CHP’ye geçen belediyeleri Osmanlı Padişahları görse belediye başkanlarını kıskanır. Padişahların oturmadığı makam odaları, makam koltukları, araçlar ve şatafat var. Anayasadan önce Türkiye’nin temel meseleleri var” dedi.
Memleketi Malatya’da bir dizi ziyaretlerde bulunup, görüşmeler yapan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, gündeme ilişkin ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.
“KENDİ YAPTIKLARI ANAYASAYA UYMAYANLAR, ANAYASA LAFLARI EDİYORLAR”
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş yeni anayasa kapsamında başladığı görüşmelere değinen Ağbaba, “Genel başkanımız hem meclis başkanı hem de Cumhurbaşkanına ifade etti. Mevcut anayasaya uymayan bir anlayışla anayasa yapılmaz. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının yok sayıldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir siyasetle anayasa yapılmaz, anayasa masasına da oturulmaz diye şahsen düşünüyorum. 2017’de kendi yaptıkları anayasaya uymayanlar, bugün sivil, özgürlükçü diye süsleyerek anayasa lafları ediyorlar” ifadelerine yer verdi.
“ANAYASADAN ÖNCE TÜRKİYE’NİN TEMEL MESELELERİ VAR”
Milletvekili Ağbaba, Türkiye’nin anayasadan daha öncelikli sorunlarının olduğunu kaydederek şunları söyledi:
“Anayasa yaparak 10 bin lira maaş alan emeklinin sorununu mu çözeceksiniz? Anayasa yaparak asgari ücretlinin sorununu mu çözeceksiniz? Anayasa yaparak depremde evleri yıkılan ve hala evlerine yerleşememiş insanların sorunlarını mı çözeceksiniz? Liyakati, mülakatı, gençlerin torpil olmadan işe girebilme mesini mi çözeceksiniz? Anayasa yaparak şatafatı, israfı mı çözeceksiniz? AK Parti’den CHP’ye geçen belediyeleri Osmanlı Padişahları görse belediye başkanlarını kıskanır. Padişahların oturmadığı makam odaları, makam koltukları, araçlar ve şatafat var. Anayasadan önce Türkiye’nin temel meseleleri var. Hukuk, yargı bağımsızlığı, emeklinin aldığı 10 bin lira maaş, çiftçi var. Artık çiftçiler traktörlerine mazot koyup, tarlalarını süremiyorlar. 50 liraya yaklaşan mazotu, enflasyonu mu çözeceksin? Türkiye’nin çözülmesi gereken meseleleri bunlar. Önce bunlar çözülsün sonra anayasa bakarız.”
“GENEL BAŞKANIMIZ TÜRKİYE’NİN SORUNLARINI CUMHURBAŞKANINA İLETTİ”
Milletvekili Ağbaba, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyle ilgili “Genel başkanımız Türkiye’nin ne sorunu varsa cumhurbaşkanına iletti. Basına da yansıdı, gezi tutuklularının hukuksuz bir şekilde ceza evinde tutulması, 28 Şubat’tan dolayı askerin cezaevinde öç alır gibi yatırılması, hasta tutuklu, emekli meselesi, asgari ücretin durumu ve mülakatın kaldırılması gibi konular görüşüldü” değerlendirmesini yaptı.
“İNSANLARIN ALIM GÜCÜ DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR”
Ağbaba, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Nisan ayı Tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) yıllık yüzde 69,80 olarak açıklanmasıyla ilgili ise şunları ifade etti:
“Tabii bu TÜİK’in açıkladığı rakam bir de sokağın enflasyonu var. Sokağın enflasyonunun yüzde 100’ün üzerinde olduğunu biliyoruz. Hem İstanbul Sanayi Odası’nın hem de Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) açıkladığı rakamlar bunun çok daha üzerinde. Maalesef enflasyon durdurulamıyor. Bunun sorumlusu da ülkeyi yöneten iktidar. Siz kur korumalı mevduata 900 milyar civarında fakirin fukaranın parasını verirseniz, faiz sebep enflasyon sonuç ‘Nas’ derseniz bu sonuçlara ulaşırsınız. Maalesef burada da Merkez Bankası’nın bağımsız olmaması, bağımsız olmadığı için kur korumalı mevduata 900 milyara yakın paranın aktarılması enflasyonu yükseltiyor. Enflasyon çözülmediği sürece hiçbir şey çözülmez. Bugün maaşlara zam yapılıyor, enflasyon yüksek olduğu için 1-2 ay sonra bu zamlar yok oluyor. İnsanların alım gücü düşmeye devam ediyor. Enflasyon en çok çalışan kesimlerin düşmanı, enflasyon alım gücünü düşürüyor ve insanlar her ay bir ay önceki aldığını alamıyor. Enflasyon devam ettiği sürece Türkiye zor günler yaşamaya devam edecek.”
“SAMİ ER HERHALDE SÖZ VERİP YAPAMAYACAĞI İŞLERE BAHANE ARIYOR”
Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin borcunun 17 milyar TL olarak açıklanmasına da değinen Ağbaba, “Eski belediye başkanı Selahattin Gürkan bunu yalanladı. Belediye başkanı ‘Kredi alarak maaşları ödedim’ dedi, sonra ‘Ben öyle demek istemedim’ dedi. Kimin ne borcu var şeffaf bir şekilde açıklasınlar. Belediye başkanı, belediyenin ne borcu varsa assın belediyenin duvarına Malatyalılarda, biz de bilelim. Şeffaf olunsun, herkes bilsin ama kimse kimseyi de yıpratmak ve kendini temize çıkarmak için hareket yapmasın. Sami Er herhalde yarın söz verip yapamayacağı işlere bahane arıyor. Sami Er’e çağrı yapıyorum; ne borç varsa belediyenin duvarına assın. CHP’li belediyeler yapıyor” ifadelerine yer verdi.
]]>
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, göreve geldikten hemen sonra, bir an önce faaliyete geçerek Denizli ve Türkiye’ye katkı sağlamasını istediği Çivril ilçesinin Tokça Mahallesi’nde yapımı süren güneş enerji santrali (GES) projesini inceledi. Başkan Çavuşoğlu’nun 1,7 milyon metrekareye kurulan ve yılda 180 milyon KWh elektrik enerjisi üretmesi planlanan tesis incelemesine, Genel Sekreter Bülent Bozbaş, DESKİ Genel Müdürü Prof. Dr. Ali Aydın, yüklenici firma yetkilisi Halil Demirdağ ve beraberindekiler eşlik etti.
Başkan Çavuşoğlu, Mart 2024’te bitirileceğinin açıklanmasına rağmen tamamlanması uzayan Çivril GES’in 31 Mart’tan bu yana geldiği durumu da hava fotoğraflarıyla paylaştı. Fotoğraflarda güneş enerjisi panellerinin 31 Mart’tan sonra döşendiği görüldü. Bir süre alanda incelemede bulunan Başkan Çavuşoğlu göreve geldikleri ilk günden bu yana Çivril GES’in bir an önce tamamlanarak Denizli ve Türkiye’ye katma değer sağlaması için çalıştıklarını anlattı.
Aksaklıklar giderildi, ekip sayıları artırıldı
Projenin daha hızlı ilerlemesi için bölgedeki aksaklıkları giderdiklerini, şirket ile görüşerek tesisin bir an önce tamamlanması noktasında ekip sayılarını da artırdıklarını ifade eden Başkan Çavuşoğlu, bunlarla birlikte işin hızlandığını ve günlük 2.5-3 MW’lık güneş enerjisi paneli montajı yapıldığına dikkati çekti. Başkan Çavuşoğlu, “Önceki dönemde görev almış arkadaşların başlatmış olduğu projelerin devamlılığı konusunda bir sıkıntımız yok. Bütün projelerin bitimini sağlayacağız. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. İlerleyen hiçbir işin önünde durmayacağız” diye konuştu.
Kredi maliyetlerinin yüksekliğine dikkat çekti
Söz konusu yatırımla ülke ekonomisine katkı sağlanacağının bilincinde olduklarını ifade eden Başkan Çavuşoğlu, “Bu işi ne kadar hızlandırır ve tamamlarsak o kadar iyi. Biz, sokakta yalın ayak, terliğiyle gezen, yiyecek ekmek parası olmayan çocuklar için bu yolculuğa çıktık. Projeyi ne kadar erken bitirirsek sistem o kadar erken dönmeye başlayacak ve ülke ekonomisine de katkı koymaya başlayacağız. Bu işin finansmanı ve teknik destek sağlanması konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadan süreci güzel bir şekilde götüreceğiz” dedi.
Projedeki en büyük sıkıntılardan birinin, kredi maliyetlerinin çok yüksek ve buna bağlı amortisman süresinin de normalden 2 kat daha geç gerçekleşecek olmasını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, “Normalde 5-6 yılda kendini amorti etmesi gereken tesis, yüksek kredi maliyetleri nedeniyle 11-12 yılda kendini amorti edebilecek” diye konuştu.
Proje 20 Haziran’da tamamlanacak
Projenin 20 Haziran’da faaliyete başlaması için ne gerekiyorsa yapılacağını belirten Başkan Çavuşoğlu, “Denizli’miz için güzel bir hizmet olacak. Firmanın çabasını görüyor, takdir ediyoruz. Her şeyin güzel ve iyi olacağı bir Denizli için beraber başaracağız” ifadelerini kullandı.
Genel Sekreter Bülent Bozbaş da projedeki en büyük sıkıntının yüksek maliyetli finansman ve kredi olduğunu kaydederek, “En büyük sıkıntımız finansman araçlarının çok pahalıya mal olmasıdır. Normalde bu projenin kendini 5-6 yılda amorti etmesi gerekirken, finansman maliyetinin çok yüksek olması sebebiyle 11-12 yılda kendini amorti edecek” diye konuştu.
Üstlenici firma yetkilisi Halil Demirdağ ise Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na kendilerine verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ederek, devam eden çalışmalar hakkında ayrıntılı bir sunum gerçekleştirdi. – DENİZLİ
]]>Bakan Ali Yerlikaya, 52 ilde ‘Narkoçelik-15’ operasyonlarında 363 şüphelinin yakalandığını açıkladı.
Yerlikaya’nın sosyal medya hesasından yaptığı açıklama şöyle:
“Zehir Tacirlerinin Oluşturduğu Yerel Suç Örgütlerine, Uyuşturucu Madde İmalatçılarına ve Bunların Satışını Yapanlar ile Sokak Satıcılarına yönelik 52 İlde düzenlenen “NARKOÇELİK-15” operasyonlarında; 217 Kg Uyuşturucu Madde ve 1 Milyon 111 Bin adet Uyuşturucu Hap ele geçirildi! 363 Zehir taciri ve sokak satıcısı yakalandı!
Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki; Halkımızı zehirleyen uyuşturucu tacirleriyle ve organize suç örgütleriyle mücadelemiz milletimizin destek ve dualarıyla kararlılıkla devam edecek. Her an enselerindeyiz. Bizden kaçamayacaklar!
Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüklerince; 936 ekip, 2 bin 340 personel, 9 hava aracı ve 38 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla Erzincan, İstanbul, Balıkesir, İzmir, Şanlıurfa, Ankara, Mersin, Osmaniye, Adana, Samsun, Kocaeli, Konya, Malatya, Bursa, Denizli, Muğla, Kilis, Gaziantep, Van, Bitlis, Adıyaman, Antalya, Afyonkarahisar, Amasya, Düzce, Batman, Eskişehir, Kastamonu, Kayseri, Niğde, Kırşehir, Bilecik, Çorum, Kırklareli, Elazığ, Gümüşhane, Karaman, Kırıkkale, Diyarbakır, Trabzon, Bingöl, Artvin, Çanakkale, Erzurum, Hatay, Isparta, Mardin, Tekirdağ, Aksaray, Nevşehir, Yozgat ve Aydın olmak üzere 52 ilde “NARKOÇELİK-15” operasyonları düzenlendi.
Bazı İllerimizde ele geçirilen uyuşturucu miktarları, yakalanan zehir tacirleri ve sokak satıcıları şöyle; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 38,5 kg metamfetamin, 16 kg kokain, 3 kg bonzai ham maddesi ele geçirildi. 40 Sokak Satıcısı yakalandı.
Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 37 kg skunk ele geçirildi. 2 Zehir Taciri yakalandı.
Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 61 kg skunk ele geçirildi. 4 Sokak Satıcısı yakalandı.
Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 27 kg metamfetamin ve 132 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 5 Sokak Satıcısı yakalandı.
Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 20,5 kg bonzai, 3,5 kg skunk ve 35 bin 963 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 5 Sokak Satıcısı yakalandı.
Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 380 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 3 Zehir Taciri yakalandı.
Batman İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 19 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 4 Sokak Satıcısı yakalandı.
Kilis İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 450 bin 610 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 2 Zehir Taciri yakalandı.
Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 83 bin 440 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 2 Zehir Taciri yakalandı.
Malatya İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan operasyonda; 11 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 3 Zehir Taciri yakalandı.”
]]>Geçen Cuma günü İncivez Mahallesi Bahar Sokak’ta plakası ve ismi öğrenilemeyen ticari taksi sürücüsü sokak köpeğine çarptı. Köpeğin acı çekerek aracın altından çıkmaya çalıştığını gören hayır sever Zerrin Çeliktaş, köpeğin yanına gitti.
Taksi sürücüsünden yardım isteyen Çeliktaş, sürücünün aracının tamponunu düzeltip müşterisini almaya gittiğini anlattı. Yakınları vasıtasıyla ekipleri olay yerine çağıran Zerrin Çeliktaş, yaralı köpeği Zonguldak Veteriner Kliniği’ne getirdi.
Röntgen filminde uyluk kemiği yerinden çıktığı tespit edilen ve ismi “Şans” konulan köpek ameliyatın ardından ayağa kalkıp yürümeye başladı. Fizik tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşması hedeflenen köpeği her gün ziyarete gelen Çeliktaş, taksi sürücüsü hakkında polise giderek şikayetçi olduğunu söyledi.
“Köpeği bırakıp müşterisini almaya gitti”
Taksi sürücüsünün köpeğe çarptıktan sonra bağırarak tamponunu düzeltmeye çalıştığını ardından da müşterisini almaya gittiğini söyleyen Çeliktaş şöyle dedi:
“Köpek tamponun altına giriyor. Taksi şoförü o anda durdu. Köpek acı çekerek oradan çıktı. Taksi şoförüne ‘Yardım edelim’ dememe rağmen bağırarak tamponu düzeltip ‘onun hiçbir şeyi yok olan benim arabama oldu’ dedi. O andan itibaren zaten ben hemen telefonlara sarıldım. Tanıdıkları aradım. Köpeğe nasıl yardım edebiliriz diye düşünmeye başladım. O kişi etrafta bağırıp çağırarak hatta yukarıda hakaretler, küfür ederek kendi yapmış olduğu hatayı böyle kapatmaya çalıştı. Yanımızdan çekip gitti. Müşterisini almaya gitti. Ondan sonra hiçbir şekilde ne arayıp ne sordu. Biz orada bir saat boyunca ekip gelmesini sağladık. Köpeği orada bırakmadık. Yardım etmeye çalıştık. Veteriner hekime getirdik. Burada da tedavi ettirdik. Hiçbir şekilde o şahıs bizi arayıp sormadı” dedi.
Taksi sürücüsünden şikayetçi olduklarını anlatan Çeliktaş, “Köpeğe çarpıp bırakıp gitti. Emniyete gidip şikayetçi olduk” şeklinde konuştu.
“Bu insanın yaptığı cezasız kalmamalı”
Sürücünün “Köpek bana çarptı” diye kendini savunduğunu söyleyen Zerrin Çeliktaş, “Hepimizin başına gelebilir bu durum. Bizlerin de başına gelebilir. Orada duyarsız kalıp da vicdansızlık yapıp da o yavrucağı orada bırakmamalıydı. Acı çekiyordu. Bir an önce acısını dindirip, yardım etme çabasına girdim. Arkadaşlarımı, belediyeyi aradım. Çevremdeki insanlar koşturdu. Arkadaşım Esra her şekilde yanımda oldu. Üç gündür biz uyku uyumuyoruz. Durmuyoruz. Buraya ziyarete geliyoruz. Bu insanın yaptığı yanına kalmamalı, cezasız kalmamalı. Yanına kalmamalı, herkese örnek olmamalı.”
Sokakta hayvanların olduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Çeliktaş, “Anlatırken bile o anı yaşayarak anlatıyorum. Ben de köpek bakıyorum. Bakmasam bile o da bir canlı. Onun da bir canı var. Görmemezlikten gelmeyelim. Haklarını sonuna kadar savunalım” ifadelerine yer verdi.
Arkadaşı Zerrin Çeliktaş’ın kendisine haber vermesi üzerine olayı öğrendiğini söyleyen Esra Üstünkol da “Üç dört gündür ne yiyoruz ne içiyoruz ne de uyuyoruz. İnsanların duyarlı olmasını istiyoruz. Sokak hayvanları onlar benim gözümde bir bebek. Duygularını tarif edemiyorlar. O taksi şoförünün çekip gitmesi, o köpeği orada bırakması. Böyle bir olay yaşansa bile alıp tedaviye götürsünler” şeklinde konuştu.
“Güçlü bir darbe ile kemik yerinden çıkmış”
Köpeğin güçlü bir darbe ile uyluk kemiğinin yerinden çıktığını söyleyen veteriner hekim Ömer Faruk Alkan, “Bu kemiğin çıkabilmesi için güçlü bir darbe alması gerekiyordu. O darbeyi almış ve eklemden tamamen kemik çıkarılmış. Operasyona girdik ve şu an genel durumu çok iyi. Ayağa kalkmaya ve yürümeye başladı. Yaklaşık 15 günlük fizik tedavi ve bakım sonrasında artık sokağa çıkabilecek duruma gelecek” şeklinde tedavi sürecini anlattı. – ZONGULDAK
]]>“O benim hayatımın aşkıydı. Yüzüklerimiz mükemmeldi”
Ukrayna ordusunda yüzbaşı olan 34 yaşındaki Andriy Subotin ile savaştan önce Mariupol’da evlenmeyi planlıyorlardı.
Arkadaşları ve aileleriyle yapacakları büyük kutlamayı konuşuyorlardı.
Ancak bu stratejik liman şehri, işgal ile birlikte Rus ordusunun ilk hedef aldığı yerlerden biri oldu.
Kuşatma altındaki Mariupol sürekli Rus bombardımandaydı. Alevler içindeki sokaklarda, yiyecek, içecek, elektrik yoktu.
Neredeyse üç ay süren ablukada on binlerce sivilin öldürüldüğüne inanılıyor.
Kentte yaşayan çok sayıda kişi içinde 30’dan fazla bomba sığınağının bulunduğu Azovstal çelik fabrikasına sığındı.
Bu sığınaklar Sovyetler döneminde bir nükleer savaştan korunmak için inşa edilmişlerdi.
Valeria bu sığınaklardan birinde evlendikten iki gün sonra dul kaldı.
‘Hayatta olmam bir mucizeydi’
Valeria, Rusya’nın işgali öncesinde bir şairdi. İşgal ile birlikte ise Azak Tugayı’nın basın sorumlusu oldu.
Bu silahlı grup aşırı sağ bağlantılı olduğu iddiasını reddediyordu.
Rusya’nın Mariupol’e yönelik saldırısı yoğunlaşırken, Ukrayna birlikleri sivillerle birlikte Azovstal fabrikasının sığınaklarına çekilmek zorunda kaldı.
Valeria, deliklerden girilen sığınaklara inmek için kısmen çürümüş merdivenleri kullanmak zorunda kaldıklarını hatırlıyor.
Valeria, “Geçitler ve tüneller boyunca aşağıya doğru ilerledikten sonra küp şeklinde beton bir oda ile karşılaştık” diye hatırlıyor.
Bu sığınaklarda yiyeceklerini pişirebilecekleri derme çatma mutfaklar inşa ettiler.
Un bulduklarında hamur yoğurup kek pişiriyorlardı.
Valeria, “Buna ekmek diyorduk ama aslında bu sadece kekimsi bir şeydi. Bu şekilde hayatta kaldık. Sürekli açlık sınırındaydık” diye anlatıyor:
“Fare gibiydik, ne bulursak bir araya getiriyorduk. Paçavraların veya kıyafetlerin üzerinde uyuyorduk.
“Sığınaktaki bazı yerler zifiri karanlıktı ama gözleriniz bir süre sonra buna alışıyordu ve bunu normal sanıyordunuz. Ama tabii o zamanlar hayatımızda normal hiçbir şey yoktu.”
15 Nisan 2022’de tesise büyük bir füze atıldı. Valeria da yaralananlar arasındaydı:
“Kendimi cesetlerin arasında buldum. Hayatta olmam bir mucizeydi ama aynı zamanda korkunç bir trajediydi”.
Şiddetli bir beyin sarsıntısı geçiren Valeria, Azovstal’daki yeraltı hastanesinde sekiz gün tedavi gördü.
Bu derme çatma yerde uzuvları kesilmiş yüzlerce askerin arasındaydı:
“İlaç çok az olduğu için gerekli tedaviyi olamadılar. Her yerde kan ve çürümüş beden kokusu vardı”
Valeria’nın eşi Yüzbaşı Andriy de Azovstal’da görevliydi. Yaralandıktan kısa bir süre sonra, hemen orada, sığınaklarda Valeria’ya evlenmeyi teklif etti.
5 Mayıs’ta çift, gerekli belgeleri imzaladı. Bu belgelerin kopyaları, resmiyet kazandırmak için Andriy’nin Kiev’deki ebeveynlerine gönderildi.
Evlilik törenlerini sığınakta yaptılar, üniformalarını giydiler ve folyodan yüzüklerini taktılar.
Andriy, Valeria’ya savaş bittiğinde ona uygun bir alyans alacağı sözünü verdi.
Ancak 7 Mayıs’ta bir saldırı sırasında ateş hattında kalarak öldürüldü.
Valeria, “İnsanlar sevdiklerinin öldüğünü hissettiklerini söylerler ama ben hiç böyle bir şey hissetmedim” diyor:
“Tam tersi Andriy’nin öldürüldüğü gün (ölüm haberini almadan önce) keyfim yerindeydi. Yeni evlenmiştim ve aşıktım.”
Kocasının ölüm haberini aldığında ağlamadığını, üzüntüsünü içine attığını söyledi.
“Azovstal’da bir gün sanki bir yılmış gibi geçiyordu. Önce gelin oldum, sonrasında bir günlük eş oldum ve ertesi gün de… Bu kelimeyi ağzıma almak istemiyorum”
Savaş esirlerinin durumu
Mayıs ayına gelindiğinde Azovstal çelik fabrikasına sığınan ve 80 gün boyunca yiyecek ve ilaç olmadan hayatta kalmayı başaran binlerce Ukraynalının acilen tahliyesi gerekiyordu.
Önce sivillerin sığınaklardan çıkmasına izin verildi. Askerler ise Rus ordusuna teslim oldu.
Eski takası anlaşması ile serbest bırakılacaklarına inanıyorlardı.
Ancak iki yıllık bir süre geçmesine karşın yaklaşık 900 Azak Tugayı üyesi ile birlikte binlerce Ukraynalı asker halen Rusya’nın elinde bulunuyor.
Aileleri düzenli olarak düzenlenen protestolar ile seslerini duyurmaya çalışıyor ve yetkililere anlaşma baskısı yapıyor.
İşgalin başından bu yana yaklaşık 3 bin Ukraynalı savaş esiri serbest bırakıldı.
10 binden fazla esirin halen Rusya’nın elinde olduğuna inanılıyor.
Birleşmiş Milletler’in araştırması, Ukraynalı savaş esirlerine cinsel şiddet dahil işkence yapıldığını açıkladı.
Valeria da 11 ay boyunca esir tutuldu. İşkence ve tacize uğradığını söyledi. Yakın zamanda hapishanede geçirdiği süreyi anlatan bir kitap yayınladı.
İki günlük eşi Andriy’nin cesedi ise Azovstal çelik fabrikasında kaldı.
“[Ruslar] sevdiğim her şeyi, şehrimi, arkadaşlarımı ve kocamı öldürdü”
]]>Vladimir Putin bugün beşinci kez Kremlin Sarayı’ndan Aziz Andrev Taht Salonu’na gidecek. Kalabalık bir davetli grubunun önünde altı yıllık yeni bir dönem için Rusya’nın devlet başkanı olarak yemin edecek.
Bu rota tanıdık olabilir ancak Putin’in Mayıs 2000’deki ilk yemin töreninden bu yana çok şey değişti.
İlk yemin töreninde Putin, “demokrasiyi koruma ve geliştirme” ve “Rusya’ya sahip çıkma” sözü vermişti.
O ilk törenden yirmi dört yıl sonra Rusya lideri, Ukrayna’ya savaş açmış durumda ve ordusu ağır kayıplar veriyor.
Putin, ülkesinde demokrasiyi geliştirmek yerine de demokratik hakları kısıtladı. Kendisini eleştirenleri hapse attı, yetkileri üzerindeki tüm kontrol mekanizmalarını kaldırdı.
Vladimir Putin’in son seçim zaferini öngörmek güç değildi. Ama peki ya bundan sonrası?
Ukrayna cephe hattına gönderecek asker bulmakta zorlanırken, Rus güçleri ise cephede ele geçirilen Batılı tankları sergiliyor.
Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Fiona Hill, “Putin artık kendisini Büyük Vladimir, bir Rus çarı olarak görüyor” yorumunu yapıyor:
“Başkanlığın ilk iki dönemini hatırlarsak, o zamanlar Putin için oldukça olumlu bir değerlendirme yapacağımızı düşünüyorum.
“Ülkeyi siyasi açıdan istikrara kavuşturmuş, yeniden borç ödeyebilir hale getirmişti. Rusya ekonomisi tarihinin en iyi dönemini geçiriyordu.”
Fiona Hill’e göre, 10 yıl önce Kırım’ın ilhakı ile başlayan ve Ukrayna’daki savaşa uzanan süreçte Putin, çarpıcı biçimde değişti.
Hill, “Bir pragmatistken, emperyalist oldu.” diyor.
Vladimir Putin’in ilk iktidara gelmesinden bu yana Amerika’da beş başkan değişti.
Yaklaşık çeyrek asırdır Rusya’yı yöneten Putin kesinlikle ülke tarihinde iz bıraktı.
“Brejnevizm”, “Gorbaçovizm” veya “Yeltsinizm” ülke tarihine bu kadar damga vurmadı.
Ama Putinizm kesinlikle farklı bir yerde.
Carnegie Eurasia Rusya Merkezi’nden araştırmacı Andrey Koleşnikov, “Tarihimizde bir -izm daha var: Stalinizm” hatırlatmasını yapıyor ve iki lideri karşılaştırmasına şöyle devam ediyor:
“Putinizmin, Stalinizmin bir başka biçimi olduğunu söyleyebilirim. Putin (eski Sovyet diktatörü) Stalin ile benzer hareket ediyor. Gücü, tıpkı Stalin’in yaptığı gibi elinde topladı.
“Siyasi baskıyı farklı şekillerde kullanıyor ve tıpkı Stalin gibi o da ölene kadar iktidarda kalmak istiyor”
Batı için zor olan, her geçen gün daha fazla otoriterleşen ve Rusya’yı nükleer silahlara sahip modern bir çar olarak yönetme kararlılığında olan bir liderle nasıl başa çıkacağı sorusudur.
“Nükleer silahlar konusunda yapabileceğimiz çok şey var” diyen Fiona Hill devam ediyor:
“Çin, Hindistan ve Japonya gibi bazı ülkeler, Putin Ukrayna’da nükleer silah kullanma tehdidini dile getirdiğinde olağanüstü derecede tedirgin oldular. Bu spekülatif ve çılgın açıklamaları engellemek için uluslararası bir mekanizma oluşturarak Rusya’ya baskı uygulayabiliriz.”
“Bu mekanizma, pek çok açıdan haydut bir lider haline gelmiş Vladimir Putin ile nasıl başa çıkabileceğimize dair de bir model olabilir. Onun bu tür çıkışlarına engel olacak, kısıtlayıcı bir ortam yaratmamız gerekiyor.”
Devlet verilerine göre Vladimir Putin, Mart ayında yapılan başkanlık seçimlerinde oyların %87’sinden fazlasını aldı.
Ancak birçoklarının ne özgür ne de adil olarak gördüğü seçimde karşısına ciddi bir rakip de çıkamadı.
Peki Rus halkı, Joseph Stalin’den bu yana en uzun süre hizmet veren Rusya liderine nasıl bakıyor?
Bunu öğrenmek için Moskova’ya 110 km uzaklıktaki Kaşira kasabasına gidiyorum. Burada Putin’in devasa bir duvar resmi, bir apartman bloğunun tamamını kaplıyor.
Yol kenarında çiçek satan emekli Valentina, “Onu seviyorum” diyor:
“Putin’in düşüncüleri iyi ve halk için çok şey yapıyor. Evet doğru, emekli maaşlarımız yüksek değil. Ama her şeyi tek seferde düzeltemez.”
Valentina’ya “Yaklaşık 25 yıldır iktidarda” diyorum.
Valentina, “Fakat [Putin giderse] bundan sonra kimin geleceğini bilmiyoruz” diye yanıtlıyor.
Devasa duvar resminin önünden geçen Victoria, “Rusya’da hepimizin aynı şekilde düşünmesi bekleniyor” diyor:
“Putin’e karşı bir şey söylersem, kocam, ‘Bir daha onu eleştirirsen senden boşanırım!’ diyor. Ona delice bir sevgi duyuyor. Eğer Putin olmasaydı buradaki hayatın 1990’lardaki kadar zor olacağını düşünüyor.”
Yoldan geçen bir başka kişi olan Alexander’a da Putin hakkında ne düşündüğünü sorduğumda şöyle yanıt veriyor: “Şu anda fikir belirtmek tehlikeli olabilir. Yorum yok”
Burada konuştuğum insanların çoğu artık, Putin’in dev duvar portresini fark etmeden onun yanından geçtiklerini söylüyor.
Bu görüntüye alışkınlar.
Tıpkı Rusya’yı tek bir adamın yönetmesine alıştıkları ve Kremlin’de yakın zamanda bir değişim beklentisi olmadığı gibi.
]]>Hatay’da yaşayan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı Muhammet Yıldız ile birlikte düğün hazırlıkları yaparken 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde annesi ve kardeşi ile enkaz altında kaldı. Deprem sonrası enkazın arasında nişanlısını arayan Muhammet Yıldız, günlerce umudunu kaybetmeden molozların arasında Hediye Demirkol’dan bir iz aradı. Ekiplerin çalışmaları sonucu beş gün sonra enkazdan sağ kurtulan Hediye Demirkol’un kolu ampute edildi. Enkazda annesini kaybeden ve kardeşinin de iki ayağı ampute edilen Hediye Demirkol, sevk edildiği Adana’da tedavisinin tamamlanmasının ardından kardeşiyle birlikte Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesine taşındı. Türk Kızılay Şubesi ve hayırseverlerin de desteğiyle bir eve yerleştirilen Hediye Demirkol, Şube Başkanı Kürşat Yağız’a deprem nedeniyle ertelenen düğün planından bahsetti. Çiftin hayalini gerçekleştirmek isteyen Kızılay, düğün için hazırlık başlattı. Davul zurna eşliğinde gelin alma adetinin yerine getirilmesiyle birlikte çeyizler de eve taşındı. Yapılan duaların ardından konvoy halinde Gülüç Belediyesi Düğün Salonu’na gelen çift, burada dünyaevine girdi.
“Evlilik sürecimiz depremden sonra çok farklı boyuta geldi”
Hayırseverler ve sevenleri genç çifti düğünde yalnız bırakmadı. Dört senelik nişanlılık süreci sonrası düğün hazırlığı yaptıkları sırada depremin olduğunu anlatan Hediye Demirkol, “Birbirimizi görüp tanıştık. Uzun bir hikayemiz var. Zamanla konuşa konuşa ileriye dönük sürecimiz başladı. Söz takıp nişanlandık. Yaklaşık dört senedir birlikteyiz. Deprem bizim dönüm noktamız oldu. Önceleri evlilik sürecini düşünüyorduk ama depremden sonra çok farklı boyuta geldi. Birbirimizden kopamadığımızı o zaman anladık. Düğünü erteledik. Deprem olmasaydı geçen yaz düğün olacaktı. Tedavi süreçleri oldu” dedi.
Karadeniz Ereğli’ye geldiklerinde nikah yaparak dünyaevine girmeyi planladıklarını ve Kızılay’ın desteğiyle düğün yaptıklarını anlatan Demirkol, “Bu şekilde bize güzel bir düğün organize ettiler. Hatay’dan Karadeniz Ereğli’ye geldik. Orada hiçbir şeyimiz kalmadı. Buradaki güzel insanlarla tanışma sürecimiz oldu. Birçok insanla tanıştık. Sağ olsunlar hiçbir zaman desteklerini ayırmadılar” diye konuştu.
“Küs öleceğimizi bilmek beni kahretti”
Depremin kendileri için dönüm noktası olduğunu söyleyen Muhammet Yıldız ise, “İnsan sevdiğinden asla kopamaz. Depremin olduğu gün kendisiyle küstük. Öleceğine değil de küs öleceğimize çok üzüldüm. Sürekli bunu düşünüyordum, kahroldum. Neden kavga ettiğimizi düşündüm. Demek ki iki günlük dünyaymış, kavga etmeye hiç gerek yokmuş” dedi.
İlk depremin yaşanmasında bir saat sonra nişanlısının evinin enkazının başına geldiğini anlatan Yıldız, “Enkazdan araçlar geçemiyordu. Yakınlarında bir tane park vardı. İnsanlar ateş yakmış duruyordu. Bir umut oradadır diye kendisini, annesini ve küçük kardeşini aradım. Kimseyi bulamadım. Enkaz başında gördüğüm tablo her şeyi anlamama yetti. Oradan birisinin çıkması imkansız gibi bir şeydi. Arkadaşlarım da bunu söylüyordu. İlk başta Hediye’nin ölmediğini söylüyordum. Boşuna ümitlenmememi ve durumu kabullenmemi söylediler. Sonuna kadar Hediye’nin yaşadığını düşünüyor ve inanıyordum. Sonra Hediye’nin sesini duyduk ve yaşadığını öğrendik” ifadelerini kullandı. – ZONGULDAK
]]>(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim telkinlerimizle Hamas’ın ateşkesi kabul ettiğini açıklamasından memnuniyet duyduk. Şimdi aynı adım İsrail tarafından da atılmalıdır. Tüm Batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum. Daha önce de pek çok kez ifade ettim, biz dostlarımızın sayısını arttırmanın peşindeyiz. Bölgemizdeki hiçbir ülkeyle çözülemeyecek sorunumuz yok. Diyalog ve müzakerenin açamayacağı kapı olmadığı inancındayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
“HAMAS’IN ATEŞKESİ KABUL ETTİĞİNİ AÇIKLAMASINDAN MEMNUNİYET DUYDUK”
“Bizim telkinlerimizle Hamas’ın ateşkesi kabul ettiğini açıklamasından memnuniyet duyduk. Şimdi aynı adım İsrail tarafından da atılmalıdır. Tüm Batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum. Daha önce de pek çok kez ifade ettim, biz dostlarımızın sayısını arttırmanın peşindeyiz. Bölgemizdeki hiçbir ülkeyle çözülemeyecek sorunumuz yok. Diyalog ve müzakerenin açamayacağı kapı olmadığı inancındayız. Yeter ki hüsnüniyetle yaklaşılsın, diplomasiye imkan tanınsın. Gerisi biraz gayret, biraz fedakarlıkla mutlaka gelecektir.
“MİLLETİN YÜREĞİNE ATEŞ DÜŞÜRENLER HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERECEK”
2024 yılını can ve mal kaybı yaşamadan geçirebilmemiz devletimizin çabaları yanında vatandaşlarımızın da dikkatli olmasına bağlıdır. Dikkatsizlik, tedbirsizlik ve ihmaller sebebiyle son dönemde yüreğimizi yakan birçok hadise yaşadık. Beşiktaş Gayrettepe’de 29 işçi kardeşimiz göz göre göre hayatını kaybetti. Antalya’da bir insanımızın vefat ettiği, yedi kişinin yaralandığı teleferik faciası meydana geldi. Ardından İstanbul Küçükçekmece’de belediyenin açıp öylece bıraktığı su dolu çukura düşen beş yaşındaki bir evladımız boğularak can verdi. Öncesinde de benzer müessif olaylarla karşılaştık. Basit önlemlerle veya dönemlerde engellenebilecek insani dramları tekrar tekrar yaşamak istemiyoruz. Bu konuda hükümetiyle, belediyesiyle, vatandaşıyla hepimize sorumluluk düşüyor. İlgili bakanlıklarımız denetimlerini bundan sonra yoğunlaştıracak. Milletin yüreğine ateş düşürenler, hukuk önünde hesap verecek. Başka türlü bu acıların tekerrürünün önüne geçemeyiz.
“SARAÇHANE’DE YANSIYAN BAZI GÖRÜNTÜLER 1 MAYIS’IN RUHUNA GÖLGE DÜŞÜRMÜŞTÜR”
Açıkçası 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün Beşiktaş’taki gibi iş cinayetlerinin gündeme taşındığı bir gün olmasını beklerdik. Ancak birkaç vicdan sahibi kuruluş dışında bu konuları konuşan olmadı. 1 Mayıs, Türkiye’nin 78 ilinde 210 etkinlikle şölen havasında kutlandı. Lafa gelince emekçinin hakkını savunduğunu iddia eden kimi kuruluşlar, işçi bayramını polisimize taş ve sopalarla saldırarak kutlamayı tercih etti. Samimi çağrılarımıza rağmen Saraçhane’den yansıyan bazı görüntüler 1 Mayıs’ın ruhuna gölge düşürmüştür. Siyasette ve toplumda yumuşama istemeyen marjinal odaklara maalesef malzeme verilmiştir. Bundan kimsenin memnun olmadığına inanıyorum. Siyasetten emekliye sevk edilenler dahil, kimi çevrelerin 31 Mart sonrası yapıcı atmosferi zehirlemek için yoğun bir uğraş içinde olduğu anlaşılıyor. 15 Temmuz sonrası oluşan Yenikapı ruhunu kontrollü darbe iftirasıyla kısa sürede dinamitleyenlere fırsat vermememiz gerekiyor. Muhalefetin de sorumluluk bilinciyle hareket ederek tek sermayesi gerilim ve kutuplaşma olanların oyunlarına gelmemesini bekliyoruz. Bu vesileyle bir kez daha Türkiye yüzyılının inşasına alın terleriyle destek olan tüm işçi kardeşlerimin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum. Şehir eşkıyalarının azgınlıklarına rağmen soğukkanlı duruşlarını koruyan polislerimizi kutluyor, hepsinin tek-tek alınlarından öpüyorum.
“EKONOMİ PROGRAMIMIZI KARARLILIKLA UYGULUYORUZ”
Bölgemizdeki savaşlar ve krizler bizi zorlasa da, ekonomi programımızı kararlılıkla uyguluyoruz. İstihdam oranlarında olumlu haberler gelmeye devam ediyor. Şubat ayında işsizlik oranımız yüzde 8,7 olarak gerçekleşti, ancak işgücü piyasamızda bir dengesizlik oluştuğunu görüyoruz. Özel sektörümüzün en çok şikayet ettiği konuların başında işçi bulamamak geliyor. Bundan sonra iş gücü piyasasında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinlikleri geliştirmeye odaklanacağız. 5 yıl aradan sonra toplanan 13. Çalışma Meclisi sorunların tespiti ve çözüm yolları bakımından gayet faydalı oldu.
“ENFLASYONU TEK HANEYE DÜŞÜRMEKTE KARARLIYIZ”
Hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısını çözmek için gerekli adımları atıyoruz. Doğru politikalarla enflasyonu tek haneye düşürmekte kararlıyız. Bunu daha önce yaptık, inşallah yine başaracağız. Enflasyon geriledikçe milletimizin cebindeki paranın satın alma gücü de artacaktır. Bizim amacımız geçici rahatlamalarla sorunu ötelemek değil, 85 milyonun tamamı için kalıcı refah artışını sağlamaktır. Seçim döneminde popülizme meyil etmeyerek ekonomi politikamıza olan güvenimizi ortaya koyduk, bundan geriye dönüş olmayacaktır. Hedeflerimize ulaşmak için para, maliye ve gelirler politikalarımızı ahenk içinde yürütüyoruz. Verimliliği artırmak ve ekonomimizi daha rekabetçi kılmak için yapısal reformlara hız kazandıracağız. Teknolojik ve stratejik yatırımları teşvik için 3 yıllık periyotta toplam 300 milyar liralık yatırım taahhütlü avans kredisini devreye almıştık. Bugüne kadar toplam büyüklüğü 1 trilyon 281 milyar liraya ulaşan 210 yatırım için ön başvuru yapıldı. Enflasyon oranlarının genel olarak öngörülerimizle uyumlu, ancak gıda ve hizmetler gibi bazı alanlarda hala yüksek seyrettiğinin farkındayız. Yıllık enflasyon yaz aylarından itibaren inşallah düşüşe geçecektir. Konut ve araç piyasasında oluşan fiyat balonu sönmeye başlamıştır.
DIŞ TİCARET DENGESİ
Toparlanan büyüme sayesinde dış ticaret dengesi önemli ölçüde iyileşti. Şubat’ta yıllık cari işlemler açığı geçen senenin aynı dönemine göre 24,5 milyar dolar azalarak 31,8 milyar dolara geriledi. Altın ve enerji hariç cari denge ise Şubat ayında yıllık 36 milyar dolar fazla verdi. Turizmde ilk üç ayı rekorlarla tamamladık. 9 milyonu aşan ziyaretçi sayımızla yaklaşık 9 milyar dolar turizm geliri elde ettik. 2024 yılı için hedefimizi 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir olarak belirlemiştik. İlk 3 aylık rakamlara baktığımızda hedeflerimize doğru emin adımlarla ilerlediğimizi memnuniyetle ifade etmek isterim.
ORTA VADELİ PROGRAM
Orta Vadeli Programımız hamdolsun başarılı bir şekilde çalışıyor. Ülkemizin risk primi 700 baz puan seviyelerinden 290 baz puan seviyesine geriledi. Politikalarımızı uyguladıkça risk primimiz daha da düşecek. Son 1 yılda ülkemize 16,8 milyar dolar net portföy girişi oldu. Bankacılık sektörü ve reel sektörün dış borç çevirme oranları yükseliyor. Geçen yıl Mayıs ayında 97,1 milyar dolar brüt rezervlerimiz 27 milyar dolar artışla 124.1 milyar dolara çıktı. Dünya Bankası, İslam Kalkınma Bankası, Asya Altyapı ve Kalkınma Bankası’yla önümüzdeki dönem de 50 milyar dolara yakın kaynağı kalkınma projelerimizde kullanacağız.
“TÜRKİYE EKONOMİDE BELİRLEDİĞİ HEDEFLERE DAHA ÇOK ÜRETEREK, DAHA ÇOK İHRACAT YAPARAK VARABİLİR”
Kredi derecelendirme kuruluşları da teker teker not artırımına gidiyor. Burada kritik bir hususu ifade etmek istiyorum. Türkiye ekonomide belirlediği hedeflerine ancak daha çok üreterek, daha çok ihracat yaparak varabilir. Biz çevremizdeki ülkeler gibi zengin yeraltı kaynaklarına sahip değiliz. Petrolümüzü, doğal gaz ve madenlerimizi yeni yeni keşfetmeye, işlemeye, ülkemiz ekonomisine kazandırmaya başladık. Terörden temizlediğimiz Gabar’da petrol üretimimiz günlük 40 bin varili geçti. İnşallah yılsonuna doğru bu rakam 100 bin varile ulaşacak. Yenilenebilir enerjinin sepetimizdeki oranı da aynı şekilde artıyor. Ancak bunlar enerjide dışa bağımlı olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Enerji faturamız büyümemize paralel olarak kabarıyor. Dolayısıyla, bir taraftan üretip, yeni pazarlara ihraç ederken, diğer taraftan da içeride tasarruf kültürünü yaygınlaştırmamız gerekiyor. Daha az kaynak kullanarak, daha büyük etki oluşturacak projelere ağırlık vereceğiz. Buna kamu olarak inşallah biz öncülük ve rehberlik edeceğiz.
Kamuda taşıtlar, binalar, haberleşme giderleri, cari harcamalar, hizmet içi eğitimler, yurt dışı seyahatler, kamu istihdamı gibi pek çok alanda tasarruf kültürünü güçlendirecek adımlar atacağız. Burada amacımız kamuda verimlilikten taviz vermeden ülkemizin kaynaklarının katma değeri yüksek alanlara yönlendirilmesidir. Hem vatandaşlarımıza sunulan hizmetlerin kalitesini artıracağız hem de bunu bütçeye yük oluşturmadan, hatta tasarruf ederek gerçekleştireceğiz. Ekonomi yönetimimizi bu konuda gerekli çalışmaları tekemmül ettirmek üzere talimatlandırdım.
“TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİNİN EĞİTİM SİSTEMİMİZİN NİTELİĞİNİ HER AÇIDAN YÜKSELTECEĞİNE İNANIYORUM”
Son olarak bugünkü Kabine Toplantımızda ekonomi ve dış politika yanında eğitimi ve müfredat konusunu da değerlendirdik. Bakanlığımızın kamuoyunun inceleme ve önerilerine açtığı Türkiye yüzyılı maarif modeli inşallah evlatlarımızın geleceğe çok daha donanımlı, erdemli, başarılı ve şuurlu bir şekilde hazırlanmasını sağlayacaktır. Tek tipçi, yasakçı, formatlayıcı, katı ideolojik eğitim anlayışı yerine, eğitim modelimizi soran, sorgulayan, sanata, bilime, spora, edebiyata önem veren milli ve manevi değerleri kuşanmış bireylerin yetiştirilmesi hedefiyle zaman zaman güçlendirmemiz temel bir ihtiyaçtır. Türkiye yüzyılı maarif modelinin eğitim sistemimizin niteliğini her açıdan yükselteceğine inanıyorum. Bakanlığımızın web sayfasından teklif, tenkit ve kıymetli fikirlerini bize ileten 57 bini aşkın kurum, kuruluş ve kişiye gönülden teşekkür ediyorum.
Bugün ayrıca atama bekleyen öğretmen adaylarımızın durumunu da mütalaa ettik. Milli Eğitim Bakanımız, Hazine Bakanımız ve ekonomi kurmaylarımıza son bir kez daha görüşecek, ardından öğretmen adaylarımızı bilgilendirecek Bakanlığımız yarın atamaya esas branş dağılımlarını, başvuru takvimini ve süreci paylaşacaktır. Fazla zaman kaybına tahammülümüz yok, kısa zamanda inşallah atamayı da bilhassa Bakanımız açıklayacaktır.”
]]>(İSTANBUL) – CHP İstanbul İl Gençlik Kolları, 6 Mayıs 1972’de idam edilen “üç fidan” Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için Taksim’den Dolmabahçe’ye yürüyüş düzenledi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, “Üç fidanın mücadelesi geleceğe ışık tutmaya devam ediyor. Denizlerin inancı, umudu, tutkusu bugün milyonları kuşattı” dedi.
“Üç fidan” Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 52’nci yılında İstanbul’da Taksim’den Dolmabahçe’ye yürüyüş düzenlendi.
CHP İstanbul İl Gençlik Kolları’nın çağrısıyla yapılan yürüyüşe CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve partililer katıldı. Gençler, ellerinde üç fidanın dövizlerini ve büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, eski Başbakan Bülent Ecevit, gazeteci Uğur Mumcu, akademisyen Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, ÇYDD Onursal Başkanı Türkan Saylan, Gezi Parkı eylemlerinde yaşamlarını yitirenler ile Mahir Çayan’ın resimlerini taşıdı. Ayrıca “Biz devrimciliği Mustafa Kemal’den öğrendik” yazılı dev pankartın taşındığı yürüyüş boyunca marşlar okunarak “Denizlere sözümüz devrim olacak” sloganı atıldı.
“EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELE ETTİLER”
Yürüyüşün sonunda Dolmabahçe’de açıklama yapan Özgür Çelik, anmayı çok tarihi bir noktada yaptıklarını belirterek şunları söyledi:
“68 kuşağının devrimci gençleri, 15 Temmuz 1968 yılında, tam bu noktada, Dolmabahçe’de 6. Filoyu denize döktüler. 1968, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özgürlük rüzgarları estirdi. 68 Kuşağı, toplum yararı için mücadele etti. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, ‘tam bağımsız Türkiye’ için umut, inanç ve kararlılıkla mücadele ettiler. Onlar bu topraklarda bağımsızlık için, tüm insanların kurtuluşu için mücadele ettiler. 68 sonbaharında, Samsun’dan Anıtkabir’e gerçekleştirdikleri ‘tam bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal yürüyüşüyle’ bu topraklarda ikinci kurtuluş mücadelesinin adımlarını attılar. Zulme karşı direndiler. Halk için, ülkeleri için mücadele ettiler. Açlığa, yoksulluğa, emperyalizme karşı mücadele ettiler. Faşizme karşı mücadele ettiler. Hepimiz için, eşit, adil, özgür bir geleceğin hayalini kurdular. Bu topraklarda uğruna ölüme gidecek değerler olduğuna inandılar ve inandırdılar. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın başka ülkelerinde de savaşa, yoksulluğa, sömürüye, emperyalizme karşı mücadele verdiler. Mazlum halkların yanında oldular. Mazlum Filistin halkıyla birlikte emperyalizme karşı savaş verdiler. Denizler hepimize, hayatın cesaret ve umutla bezenecek bir anlamı olduğunu gösterdiler. 6 Mayıs 1972’de bir kişinin, bir karıncanın bile yaşamına zarar vermedikleri halde idam edildiler. İdam edildiklerinde Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 25 yaşında, Hüseyin İnan 23 yaşındaydı. İdam sehpasında hiçbirisinde ne korku ne de pişmanlık vardı.
“DENİZLERİN ÇİZDİĞİ YOLDA MEMLEKET HAYALİMİZ VAR”
Yüzlerindeki tebessümle idam sehpasını kendileri tekmelediler. İdamlar Attila İlhan’ın dizelerine şöyle döküldü; ‘Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı. Güneşten ışık yontarlardı, sert adamlardı. Hoyrattı gülüşleri, aydınlığı çalkalardı. Gittiler akşam olmadan ortalık karardı.’ Denizler karanlığın en koyu yerini aydınlatarak gittiler. İdamlarının üzerinden 52 yıl geçti ancak bugün üç fidanın mücadelesi geleceğe ışık tutmaya devam ediyor. Denizlerin inancı, umudu, tutkusu bugün milyonları kuşattı. Bugün Türkiye’de Denizlerin umudunu, cesaretini, inancını Atatürk’en Denizlere taşıyan milyonlarca genç var. Bu mücadele; bugün iktidarın politik ve ekonomik tercihlerinden dolayı ezilen, her gün daha da yoksullaşmaya mahküm edilen işçinin ve emekçinin mücadelesidir. Bu mücadele aynı zamanda bir anayasal mücadeledir. Ne acıdır ki; anayasaya bağlılık mitingi yapan, anayasayı savunan bu gençler anayasayı ilga etmekle suçlanmıştır. Şimdi Gezi’de yargılananlar, 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmaya çalışanla ODTÜ Devrim Stadyumu’nda geleneklerini sürdürmek isteyenler de bugün asılsız suçlamalarla baş başa bırakılmaya çalışılmaktadır. Biz tüm bu hak ihlallerinin karşısında dimdik duruyoruz. Herkes şunu iyi bilmelidir ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir neferi mücadeleden asla vazgeçmeyecektir ve yılmayacaktır. Bizim, Denizlerin çizdiği yolda bir memleket hayalimiz var. Ne mutlu ki; biz bu memleket hayalini yurttaşlarımıza anlatabildik ve onlar da bu hayalin bir parçası olduğunu son seçimlerde bizlere gösterdi. Şimdi bu memleket hayalini gerçek yapmak bizim elimizdedir. Eşit, özgür ve bağımsız bir memleket hayalini bize kurduran Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı, Hüseyin İnan’ı ve tüm devrim şehitlerini bir kez daha saygıyla anıyor ve bıkmadan, usanmadan onların yolunda ilerleyeceğimize hepinizin önünde söz veriyoruz. Yaşasın tam bağımsız Türkiye.”
Özgür Çelik ve beraberindeki bir heyet, denize sembolik olarak karanfil bıraktı.
]]>“GABAR’DA ÇIKARILAN PETROL’DE TPAO İŞÇİSİNİN EMEĞİ VAR”
Milletvekili Ekmen, TPAO’nun ve emektar işçisinin önemini şu sözlerle ifade etti: “1954 yılında kurulan Türkiye Petrolleri, 70 yıl boyunca ürettiği katma değerle ülkenin kalkınmasında önemli bir rol oynamıştır. Doğduğum şehrin önemli ve köklü kurumu, babamın da emekli olduğu milli şirketimiz Türkiye Petrollerinin çıkardığı petrol ve doğalgaz, canla başla çalışan işçinin alın teriyle değere dönüşmektedir. Karadeniz’de keşfedilen doğalgazda, Gabar’da çıkarılan kaliteli petrolde Türkiye Petrolleri işçisinin emeği vardır.
“AĞIR VE RİSKLİ KOŞULLARDA ÇALIŞIYORLAR”
Şırnak bölgesinde/Gabar’da günlük üretimin 40 bin varile, Batman’da 45 bin varil günlük üretime çıkılmasında en büyük pay TPAO işçisinindir. Şırnak bölgesinde Üretimde günlük 100 bin varil hedefine de yine işçinin emeği ve fedakarlığı ile ulaşılacağı bilinmelidir. Enerjide keşif ve üretim atılımı; Türkiye Petrolleri işçisinin gecesini gündüzüne katarak, ağır ve riskli koşullarda yaptığı çalışma ile sağlanmaktadır.
“EMEĞİNİN DAHİ KARŞILIĞINI ALAMIYORLAR”
“Türkiye Petrolleri emekçisinin değil ödül ve teşekkür, emeğinin dahi karşılığını alamaması enerji politikalarında büyük bir çelişkiye işaret etmektedir.” diyen Ekmen, işçilerin kök ücret seviyeleri, yapılan iş ve çalışma koşulları göz önüne alındığında, emsal kamu kuruluşlarındaki düzeyin altında kaldığını ifade etti. Ekmen, enflasyon artarken ve alım gücü hızla gerilerken, işçilerin bu durumunun artık sürdürülebilir olmaktan çıktığına dikkat çekti.
“İŞÇİLERİN BİRİNCİ SORUNU KÖK ÜCRET”
İşçilerin birinci sorununun kök ücret sorunu olduğuna dikkat çeken Ekmen, TPAO işçilerinin kök ücretinin enflasyon karşısında eridiğini ve emsal kuruluş olarak TPAO’dan ayrılma BOTAŞ’a göre %40 geride kaldığını ifade etti. “Ekonomik sıkıntıların faturası, enerjide bağımsızlık ateşini yakan Türkiye Petrolleri işçisine çıkarılmaktadır.” diyen Ekmen, bu yetmezmiş gibi kamuda uygulamaya konulan tasarruf tedbirleri bahanesiyle (fazla) işçilerin mesai ücretlerinin 10 aydır ödenmediğini söyledi. Ekmen, rekor petrol üretimi ile övünenlerin üretenlere 10 aydır yaptırdıkları fazla çalışma karşılığını ödemediklerini ifade etti. Milletvekili Ekmen, düşürüldüğü belirtilen mesai kotaları gerekçesiyle, yapılan mesainin, dökülen alın terinin karşılığının Ağustos 2023’ten beri verilmediğine dikkat çekti.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen“TASARRUF İŞÇİDEN BAŞLAMAZ”
Mehmet Emin Ekmen, yetkili mercilere şu sözlerle seslendi: “Sn. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sn. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, Sn. TPAO Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu tasarruf işçiden başlamaz. Tasarruf işçinin emeğinden başlamaz. Tam aksine işçinin emeği fazlasıyla memnun edici bir şekilde verilir ki üretim daha da artsın. İşçilerimizin üniversite öğrencilerini işçilerimizin mutfak giderlerini kısarak Türkiye petrolleri zengin olmaz, Türkiye Cumhuriyeti zengin olmaz. Lütfen tasarruf kalemlerinin değil israftan, yolsuzluktan, gösterişten tasarruf edin. Makam arabalarına tasarruf edin. Yüzlerce arabalık konvoylardan tasarruf edin. Özel uçaklarla seyahat etmekten tasarruf edin. İşçilerimizin fazla mesai ücretlerinden tasarrufa hiçbir vicdan onay vermez.”
“PETROL İŞÇİSİNİN HAK ETTİĞİ ÜCRETİ ENFLASYONA EZDİRMEYELİM”
Yaşanan mağduriyetlere şu sözlerle dikkat çeken Ekmen, yetkilileri sorun çözmeye davet etti: “2023 Aralık ayında Sn. Genel Müdür bunların ödeneceğini ifade etmişti, ama 2024 Mayıs ayındayız ve hala ödenen bir şey yok. İntibak çalışması da beklentileri karşılamamıştır. Yapılan çalışmalar geçmişten bu yana sektörde faaliyet yürüten kuruluşların çok gerisinde kalmıştır. THY yöneticilerinin aldığı yüksek ücreti, dünyada bu sektördekilerle kıyaslayarak savunan zihniyete sesleniyorum: Dünya genelinde petrol işçilerin aldığı ücretle Türkiye petrol işçilerin aldığı ücreti kıyaslayalım ve bu petrol işçisinin hak ettiği ücreti hiç olmazsa enflasyona ezdirmeyelim. Bırakın dünya seviyelerini çıkartmayı. Asıl işçilerin yanında birçok iş de maalesef bugün taşeron eliyle ve servis şirketler aracılığıyla yürütülmektedir. Buna da son verilmelidir. Tüm taşeron emekçilerine ayrımsız bir şekilde TPAO işçisi gibi hak ettiği ücret ödenmelidir. Aynı şekilde kadro verilmelidir. Verimliliği artırmanın en önemli yolu budur. Servis şirketler üzerinden yapılan işlerdeki ölümlü iş kazaları ortadadır.”
Milletvekili Ekmen, TPAO’nun yıllardır ortaya koyduğu güçlü kurumsal yapıya ve sağlam kurum kültürüne değinerek yetkililere çağrısını şu sözlerle bitirdi: “TPAO, Türkiye’de kurumsal kültürü en güçlü olan şirketlerden biridir. Bu kurumsal kültüre sahip çıkılması ve taşeron ve servis şirketler aracılığıyla da bu kültürün zayıflatılmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Gerekli çalışmalar gündeme alınmalıdır ve ücretler iyileştirilmelidir. Taşeron sistemine son verilmelidir.İçeride biriken alacaklar ödenmelidir. Bir kere daha Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Sn. Alparslan Bayraktar, TPAO Genel Müdürü Sn. Ahmet Türkoğlu, hemşerimiz, Maliye Bakanı Sn. Mehmet Şimşek’e çağrıda bulunmak istiyorum: Enerji, keşif ve üretim atımında fedakârca çalışan işçinin sesine kulak verelim. Sendikaların sesine kulak verelim ve bu sorunları çözelim. İşçiyi ailelerini mağdur etmeyelim.”
]]>Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris ve beraberindeki heyet, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı makamında ziyaret etti. Jill Morris ile beraberinde Konsolos Neale Jones, Konsolos Yardımcısı Gill Karataş, İngiltere’nin İzmir Konsolosluğu yetkilileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı ve bürokratlar yer aldı.
TUGAY: “ÜZERİME DÜŞEN NEYSE YAPMAYA HAZIRIM”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Önümüzdeki 5 yıl için ilişkilerimizi geliştirmek, yeni bazı ilişki alanları açmak için üzerime düşen neyse yapmaya hazırım. Şehirleşme, çevre ve şehrin kalkınması ile ilgili var olan potansiyeli artırma konusunda yoğun bir çalışma planlıyoruz. İzmir tarihsel olarak Türkiye ve belki dünyanın en önemli tarım, ticaret, turizm ve kültür kentlerinden biri. O nedenle potansiyelini doğru şekilde kullanmak için çalışma planımız var” dedi.
“DOĞRU BİR İŞ BİRLİĞİ GELİŞEBİLİR”
Tarım, turizm ve gastronomide İzmir’in önemine dikkat çeken Tugay, “Bu bölgede sağlıklı tarım yapılmasıyla ilgili şartları sağlama konusunda çok istekliyiz. Belediye olarak bu konuda yoğun bir çalışma içinde olacağız. Sağlıklı ve güvenli gıda sadece Türkiye değil, Avrupa’da da önemi artan bir konu. Burada İzmir’den ne bekleniyorsa ona göre bilinçli şekilde çalışabiliriz ve doğru bir iş birliği gelişebilir. Biz sularımızı, topraklarımızı ve havamızı temiz tutmayı çok önemsiyoruz. Bu konularda iş birlikleri herkese çok yararlı olur. Genellikle ülkeler arası ilişkiler merkezi hükümetler üzerinden oluyor ama ben İzmir’in şehir olarak biraz daha doğrudan ilişki kurması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
“OFİSİ BİZ DE AÇABİLİRİZ”
İzmir’de yaşayan İngiliz iş insanları ile yakın ilişkiler kurmak istediğini belirten Tugay, “İzmir, Ege Bölgesi’nin lider şehridir. Ege Bölgesi’nin diğer bütün belediye başkanlarının CHP’li olmasının bize sağladığı avantajla önümüzdeki dönemde bölgesel planlama yapacağız, koordinasyon içinde çalışacağız. Bu anlamda da daha güçlü birliktelik içinde hareket edebiliriz. İzmir’de yaşayan İngiliz iş insanlarıyla tanışalım ve sorunları ile doğrudan ilgilenelim istiyoruz. Ayrıca özellikle sağlık turizmi için gelecek insanlara yardımcı olacak ofisi biz de açabiliriz. Doktor olduğum için bu konuda yaşanan sorunları biliyorum. Bu konuda da rol almak isterim” dedi.
“SAĞLIK TURİZMİ İÇİN GELENLERİN SAYISI GEÇEN YILIN İKİ KATI”
Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris, odak noktasında yeşil dönüşüm ve çevre dostu projeler olduğunu ifade etti. Birleşik Krallık’ın coğrafi koşullar gereği rüzgar enerjisinde önemli yol kat ettiğini söyleyen Morris, Türkiye’nin güneş enerjisinde attığı adımların farkında olarak yeşil dönüşüm alanında iş birliği yapılmasının mümkün olduğunu belirtti.
Sağlık turizmiyle Birleşik Krallık’tan İzmir’e gelen insanların geçen yıla göre iki kat arttığına dikkati çeken Morris, İzmir’in bu konuda Türkiye’nin diğer illerini geride bıraktığını vurguladı. Morris ayrıca Büyükelçilik olarak İngilizce dil öğrenimine yönelik İzmir’de daha fazla proje yapılması ve kültür sanat alanında ortak işler gerçekleştirilmesi için destek vereceklerini belirtti.
]]>(ANKARA) – CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Genel Başkan Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmesine ilişkin, “Çok uzun yıllar sonra, siyasetteki diyalog zeminini oluşturan, bu olumlu zeminde de halkın gerçek gündemini ve sorunlarını dile getiren Genel Başkanımız olmuştur. Elbette eleştiri de olacaktır ağır eleştiri de olacaktır. Ancak toplumun sorunlarının çözülmesi noktasında iletişim, diyalog, istişare ve müzakere de demokrasinin olmazsa olmazlarındandır” dedi.
CHP MYK, saat 14.20’de, Genel Başkan Özür Özel başkanlığında toplandı. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, MYK gündemine ilişkin basın toplantısı yaptı. Yücel’in açıklaması şöyle:
“ÜÇ FİDANIN KALEMİNİ KIRANLAR TARİH SAHNESİNDEN SİLİNDİ AMA DENİZ, YUSUF VE HÜSEYİN ÖLÜMSÜZLEŞTİ”
“Onlar, kısacık ömürlerini ‘tam bağımsız Türkiye’ idealine adayan üç fidan… Onlar kimsenin ezilmediği, herkesin insan onuruna yaraşır bir hayat sürdüğü bir Türkiye hayaliyle emperyalizme karşı tam bağımsız bir Türkiye kurmak için mücadele ettiler. 6. Filo’ya karşı birileri secdeye dururken onlar dimdik durdular ve bu milletin onurunu korudular. ve Deniz, ‘Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’ne önderlik etti. En uzun koşuysa elbet Türkiye’de devrim. Deniz Gezmiş, onun en güzel 100 metresini koştu. Atila İlhan’ın dediği gibi onlar, ‘Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı.’ Üç fidanın kalemini kıranlar tarih sahnesinden silindi ama Deniz, Yusuf ve Hüseyin ölümsüzleşti. Onlar gibi vatan yolunda can veren gençler, halkın kalbinde hep farklı bir yer tuttu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı aramızdan ayrılışlarının 52’nci yıl dönümünde saygıyla ve özlemle anıyorum.
AKP, iktidarda kalmalarının tek yolunun eğitim seviyesinin düşmesine bağlı olduğunu biliyor. İşte bu sebeple eğitim sistemine bilinçli ve sistematik bir şekilde zarar veriyorlar. Bu amaç uğruna bakanlar değişiyor, ucube projeler uyduruluyor, eğitimle alakası olmayan vakıf adı altındaki oluşumlarla protokoller imzalanıyor. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif bilmem nesi’ adıyla yapılmaya çalışılan müfredat değişikliğiyle Türk milli eğitim sistemi, bilimin ışığında laik, çağdaş eğitimden hızla uzaklaştırılıyor. Şimdi de bu bozuk düzene sessiz kalamadığı için istifa eden onurlu bir öğretmenimiz sayesinde, hayalet öğrenci gerçeğiyle tanıştık. Okulda kayıtlı olan ama derse gelmeyen hayalet öğrenciler… 12. sınıflar sınav kaygısı nedeniyle okula gelmek istemiyorlar. Bir nebze haklılık payları da var. Çünkü okulun uyguladığı müfredatla sınavda sorulan sorular uyuşmuyor. Okulda öğretilenler sınavda sorulmuyor. Sınav odaklı son sınıf öğrencilerine başka çare bırakmayan, eğitim sistemindeki bozulmuşluğun ve çürümüşlüğün, bu bozuk düzenin mimarı AKP iktidarına sesleniyoruz: Katlettiğiniz eğitim sistemiyle geleceği kararan evlatlarımızın vebali sizin boynunuzda. Hayalet öğrenciler dediğimiz, pratikte okula gelmeyen evlatlarımızın vebali sizin boynunuzda.
“SENİN MAARİF MODELİN SARIKLILAR, CÜBBELİLER, TARİKAT LİDERLERİ”
Sınav sistemiyle bağdaşmayan müfredat nedeniyle okula gelmeyen öğrencilerin yanı sıra bir de ilkokul düzeyindeki hayalet öğrencilerimiz var. Yusuf Tekin’in başında bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) o kadar yozlaştı, o kadar yobazlaştı ve laçkalaştı ki ilkokul çağındaki bir kız çocuğunun okulda kayıtlı olduğu halde okula gelmeyişini, sadece sınav zamanlarında sakallı, cübbeli adamlarca okula getirilip özel odalarda sınavlara sokulduğu iddia ediliyor. Milli eğitim sistemimizi, küçücük yavrularımızın körpe zihinlerini ve geleceklerini, AKP’nin ve Yusuf Tekin’in tarikatları STK olarak gören zihniyetine ve ideolojik sapkınlıklarına kurban etmeyeceğiz. Onlar bu ülkenin umudu. Onlar Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği, Cumhuriyeti koruyacak, kollayacak ve yüceltecek olanlardır. Onları sizin karanlık, yobaz, cemaat ve tarikatlara esir olmuş zihniyetinize asla ve asla kurban etmeyeceğiz. Hayalet öğrenci nedir, neden okula gelmiyorlar, sayıları ne kadar? Bunların hepsini tek tek ortaya çıkaracağız ve sen o koltukta daha fazla oturamayacaksın Yusuf Tekin. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altındaki garabet, senin laik Cumhuriyete ve eğitim sistemine karşı yaptığın bir darbe girişimidir. Biz senin marif modelini çok iyi biliyoruz. Senin maarif modelin sarıklılar, cübbeliler ve tarikat liderleri.
“GEÇİNMEK, HAYATTA KALMA MÜCADELESİNE DÖNÜŞTÜ”
Güzel ülkemizin doğal güzellikleri, bereketli toprakları, tarım imkanları, her ne kadar AKP hükümetleri sata sata bitiremese de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurdurduğu genç Cumhuriyeti kalkındıran sanayisi, birçok alanda iyi yetişmiş insan kaynağı, bu topraklarda yaşayan 85 milyona ekonomik refah sağlayabilecek tarihi ve kültürel birikimi ve zenginliği var. Üç tarafı denizlerle çevrili… Buna rağmen Türkiye, varlık içinde yokluk çeken bir ülke konumunda. İktidar, elinde topladığı gücü ülkenin gelişimine, yoksulluğa ve hayat pahalılığına son verip ekonomik refahın tesis edilmesine değil; bir avuç insanın daha da zenginleşmesine ve ne pahasına olursa olsun kendi iktidarını sürdürmek için kullanıyor. AKP iktidarları döneminin bitmek bilmeyen kabussa enflasyon canavarı… Ne bakanlar eskitti ne merkez bankası başkanları görevden aldırttı. Yine de enflasyonu kimse bitiremedi. Sadece tek bir şey enflasyonu düşürüyor bu ülkede. O da memur ve işçi zamları. Zamların belirlenmesinden bir ay önce ve belirlendiği aylarda, bu düşmek bilmeyen enflasyon hükümetin talimatıyla bilinçli bir şekilde düşürülüyor. Olan yine vatandaşın kuşa dönen maaşlarına oluyor. Artık geçinmek, bir yaşam savaşına dönüştü. Artık geçinmek, insanca yaşamak değil; hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Hiç kimse emeklilik hayali kuramıyor, yazın yapılacak tatilin hayalini kurmak artık lüks. Yatırım yapmak, kira ödemek, faturalar ve gıda dışında harcama yapmak imkansız.
“TÜRKİYE’DE GIDA ENFLASYONU OECD ORTALAMASININ 10 KATI”
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), nisan ayı gıda fiyatları endeksinin geçen yıla göre yüzde 7,4 gerilediğini açıklıyor. Geçmişte kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi olan Türkiye’de gıda enflasyonu, OECD ortalamasının 10 katına fırlamış durumda. Yanlış tarım politikaları, üreticiyi, çiftçiyi ve tüketiciyi mağdur etti. Üretim planlaması yok. Arz-talep dengesi gözetilmiyor. Hangi ürünün, nerede ve ne kadar ekileceği planlanmıyor. Ürünlerin ne kadarı iç tüketime, ne kadarı ihracata gidiyor? Cevabı olmayan sorular, tarım politikamızın başarısızlığını açıkça gözler önüne seriyor. AKP’nin liyakatsiz kadrolarıyla bundan daha iyisi zaten mümkün değil. Tarlada kalan domates, depoda bekleyen patates; tarladan market raflarına gidene kadar fiyatı yüzde 200-300 artan meyve ve sebzeler… Sadece bununla da kalmıyor, girdi maliyetleri o kadar yüksek ki artık çiftçimiz, ‘Üretmeyince daha karlı oluyorum’ diyor. Tohumdan gübreye, yemden tarım ilaçlarına kadar hepsi ithal. Çiftçi bunları alsa, ektiği ürettiği mahsulü satacağının garantisi yok. Devletin ‘Tarlanda kalan ürünü ben alacağım’ dediği de yok, çiftçiyi destekleyen bir tutum sergilemiyor. Tarım sektöründe büyük bir öneme sahip olan devlet kurumlarımız var ama siyasi müdahalelerle, liyakatsiz atamalarla onlar da artık atıl konuma getirildi.
“HÜKÜMETİN DERLİ TOPLU ENFLASYONLA MÜCADELESİ YOK”
Sonuç: Toprak Mahsulleri Ofisi, Et ve Süt Kurumu, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü gibi kurumlar olması gereken düzenleyici ve destekleyici etkiyi sağlayamıyor. Bakın, nisan ayında gıda enflasyonu yıllık yüzde 68 buçuk oldu. Nisan ayı enflasyonu ise yıllık yüzde 69,80 oldu. Peki bu enflasyon verilerini kim açıklıyor: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK).TÜİK’in açıkladığı veriler, gerçeklerin yanından bile geçmiyor. İstanbul Ticaret Odası Nisan ayı verilerine göre giyim grubundaki enflasyon yüzde 23,85 TÜİK’e göre bu oran % 4,58… TÜİK, aradaki 5 kattan fazla olan farkı açıklamak zorunda. Yine İstanbul Ticaret Odası’nın nisan ayı verilerine göre gıda grubundaki enflasyon yüzde 4,84. TÜİK’in açıklamasında bu oran yüzde 2,78. TÜİK, madde sepetindeki verileri açıklamaktan kaçındıkça, açıkladığı veriler gerçeklerle çeliştikçe inandırıcılığını kaybediyor. DİSK’in bu konuda açmış olduğu ve kazandığı bir dava ve mahkeme kararı olmasına rağmen TÜİK’in ısrarla bu verileri açıklamıyor olması, gerçeklerin üzerini örtmeye çalıştığını çok net bir şekilde gösteriyor. OECD ülkelerinin gıda enflasyonu ortalaması yüzde 6,7. Bizim ülkemizde yıllık yüzde 68,5. Türkiye, OECD ülkeleri içinde en yüksek gıda enflasyonuna sahip olan ülke. Bu durum, kimi gıda ürünlerinin fiyatlarındaki yükselişin önüne geçilmesi için ihracat kısıtlamaları getirilmesine yol açıyor. Bilindiği gibi en son olarak 6 ayda fiyatları neredeyse 2 katına çıkan tavuk ürünlerinin ihracatına da kısıtlama getirildi. Ticaret Bakanlığı’nın kararına göre, yıl sonuna kadar aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise 80 bin ton ihracata izin verilecek. Bunun üzerinde tavuk eti ihracatı yapılamayacak. Hal böyleyken yüksek enflasyon da bize, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimindeki becerisini düşündürüyor. Çünkü hükümetin derli toplu bir enflasyonla mücadele politikası yok. Hükümet, enflasyonla mücadeleyi Merkez Bankası başkanı değiştirmek zannediyor. Hatalarına bir sorumlu, kötü gidişata sebep bir düşman yaratıyor, oyuncu değiştirir gibi birileri gidiyor, yenileri geliyor ama kimse oyun kuramıyor. Sayın Şimşek göreve neden gelmişti? Merkez Bankası faiz artışlarıyla talebi kısacaktı, yabancı yatırımcıdan sıcak para gelecekti, böylece enflasyonla mücadele gerçekleşecekti. Ama olmadı.
“KAMU KURUM VE KURULUŞLARI TASARRUF ETMİYOR”
Geçtiğimiz günlerde Almanya’da katıldığı Türk Alman Ekonomi gününde konuşan Bakan Mehmet Şimşek, ‘Türkiye’nin enflasyonu maalesef oldukça yüksek’ dedi. Enflasyonun düşürülmesinden ve ekonomiden sorumlu bir bakanın başka bir ülkede, Türkiye’nin ekonomisiyle ilgili üzüntülerini ifade etmesi, ‘ah vah’ edebiyatı yapması en hafif deyimiyle acizliktir. Bakan durum tespiti yapmaz. Bakan çözüm üretir. Çünkü o, sorunu çözmesi için görevlendirilmiştir. Çünkü o, sorunu çözmesi için maaş almaktadır. Enflasyonu düşürmek üzere yola çıkan ve başında Mehmet Şimşek’in bulunduğu ekonomi yönetimi, göreve geldikten sonra enflasyon 30 puan arttı. Faizleri 6 kat arttırmalarına rağmen enflasyon 2 kat arttı. Türkiye, ihracata dayalı bir ekonomi programı uyguladığını iddia ederken bazı ürünlere ihracat kısıtlaması getirilmesi, yaptıkları işin ne kadar tutarsız olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye’nin ekonomide düze çıkması ve her alandaki fiyat artışlarının ve hayat pahalılığının kontrol altına alınması, en basit ifadesiyle ihracatı kısarak değil; ekonomiyi arttırarak mümkündür. Bir de Bakanın şu meşhur tasarruf çağrıları var, kimsenin kendisini dikkate aldığı yok. Sayın Bakan ‘kamuda tasarruf’ dedikçe her gün bir başka bakanlığın israfı gözler önüne seriliyor. Kamu kurum ve kuruluşları hiçbir şekilde tasarruf etmiyor. Cumhurbaşkanı, 13 özel uçağının birinden bile tasarruf etmiyorsa, yazlık-kışlık saraylardan, arkasındaki 300 korumadan tasarruf etmiyorsa kamu kurum ve kuruluşları da tabii ki tasarruf yapmaz. AKP İktidarında ‘İsraf bütçesi’, ‘İsraf Ekonomisi’ diye kavramlarla tanıştık.
“KEMER SIKMA DÖNEMİ ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR”
Nisan ayı enflasyon verileri, gelecek aylarda farklı kalemlere zam geleceğinin de habercisi… Ekonomistler uyarıyor. Benzin ve motorindeki artışsa sırasıyla yüzde 98 ve yüzde 102. Elektriğe ciddi bir zam yapılması bekleniyor. Seçim jesti yapılan doğal gaz indirimlerini dahi enflasyonu düşürmek için kullanıyorlar. ‘Elektrik ve doğal gazda biriken zam stresi’ diye bas bas bağırıyorlar. Neden böyle olduğuna bakacak olursak iki seçim arasına denk gelen ekonomi programında aslında istedikleri şiddette bir program uygulayamadılar. Kemer sıkma dönemi asıl şimdi başlıyor. Kendi enflasyon hedefini dahi tutturamayan hükümetin aldığı yanlış ekonomik kararlar devam ettikçe, cari açık ve dış açık yerinde durduğu müddetçe halk bedel ödemeye ve enflasyon da artmaya devam edecek.
“ASGARİ ÜCRETE 3 AYDA BİR ZAM YAPILMALI”
Ekonomide durum böyleyken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, hiç utanıp sıkılmadan asgari ücrete temmuzda zam yapılmayacağını açıkladı. Peki kendisine soruyoruz: Nisan ayı açlık sınırı 17 bin 725 lira oldu, haberiniz var mı? ‘Ekonomi bir denge işidir’ diye can hıraş savunuyorsunuz, bir tarafta açlık sınırının altındaki asgari ücretli, bir tarafta neredeyse açlık sınırının yarısı kadar aylık alan emekli, bir tarafta da lüks ve şatafat içinde 1 değil 3 değil 5 makam aracı yetmeyince 6’ncıyı alan yöneticiler… Şimdi soruyoruz: Bu tabloda “denge” nerde? 4 ayda açlık sınırının altına düşen asgari ücrete yapılacak zam mı bozuyor dengeyi? ya da en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi mi? Buradan uyarıyoruz: Asgari ücretteki erime görmezden gelinemez. Günden güne düşen alım gücü karşısında asgari ücretli kaderine terk edilemez. Ülkemizdeki ekonomik buhran tablosunda, asgari ücrete sadece bir defa zam yapmak vicdansızlıktır. CHP olarak kanun teklifimizi sunduk. Asgari ücrete 3 ayda bir zam yapılmalı, en düşük emekli maaşı da asgari ücrete endekslenmelidir.
Bu ülkenin en önemli sorunlarından biri de hukuk tanımazlıktır. İktidar gücüyle sarhoş olanların hukuku kendi siyasi çıkarlarına göre şekillendirme çabalarını görüyoruz. Bakın, 12 Nisan’da Antalya’da hepimizi üzen bir teleferik faciası yaşadık. Başlatılan soruşturma kapsamında, Kepez Belediye Başkanımız Sayın Mesut Kocagöz hiçbir suçu, hukuken hiçbir sorumluluğu bulunmamasına karşın önce gözaltına alındı, sonra da tutuklandı. Oysa Mesut Kocagöz, teleferiği işleten ANET Genel Müdürlüğü’nden 28 Kasım 2023’te, yani olaydan tam 4 ay önce istifa etmişti. Bu kararın hukuki değil, siyasi bir karar olduğu daha ilk günden belliydi. İki gün önce açıklanan bilirkişi raporu da bu durumu bir kez daha ortaya koydu. Bilirkişi raporundan okuyorum: ‘Olayın meydana geldiği gün boyunca teleferik otomasyon sisteminde çok sayıda düşük tork hatası oluşmasına rağmen hata kodunun nedenlerine dair inceleme yapılıp gerekli önlemler alınmadan sistemin çalıştırılmaya devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Olaya yakın bir süreçte yolcuların uyarısıyla sistemin durdurulmasının akabinde gerekli kontroller yapılmadan sistemin tekrar çalıştırılması sonucu olay meydana gelmiş ve hemen sonrasında teleferik kontrol/kumanda sistemi elektriksel olarak tüm sistemi durdurmuştur. ANET Antalya İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’de Mesut Kocagöz’ün, 28 Kasım 2023 tarihine kadar ANET Genel Müdürü görevi yaptığı ve görevinden istifa ettiği, Mesut Kocagöz’ün kazanın olduğu 12.04.2024 tarihinde genel müdür ya da işveren sıfatı olmaması sebebiyle kazada sorumluluğunun olup olmadığının savcılıkça değerlendirilmesi gerektiği’ ifade edilmiştir. Kazada bir ihmal varsa bu ihmalin sorumlusu Mesut Kocagöz değildir. Mesut Kocagöz derhal serbest bırakılmalıdır. Sırf CHP’den seçildi diye hukuken sorumluluğu olamayan birini, yargıya baskı yaparak tutuklayamazsınız. Seçimlerle kazanamadığınızı, hukuku alet ettiğiniz siyasi manevralarınızla cezalandıramazsınız.
“ANAYASA’YI TANIMAYAN, AYM KARARLARINI YOK SAYAN ANLAYIŞLA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KONUŞMAK ÜZERE MASAYA OTURMAYIZ”
Bir ülkenin toplumsal mutabakat metni olarak tanımlanan Anayasa’ya uyulmaması, o anayasayla kurulmuş Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmaması kabul edilemez. Çok uzağa gitmeye gerek yok. AYM kararına rağmen hükümet, işçilerin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamasını engellemek için her türlü yola başvurdu. Sokakları trafiğe kapatan polis, Saraçhane’de toplanan grupları Bozdoğan Su Kemeri önünde yola kurulan barikatla durdurdu. Barikatı aşmaya çalışan gruplara biber gazı ve plastik mermiyle müdahale edildi. Saraçhane’de bir polisin verdiği, ‘Basını süpürün’ talimatı, AKP iktidarının işçi haklarına, basın özgürlüğüne, toplanma ve yürüyüş haklarına karşı tutumunu ortaya koydu. ‘Herkes önceden izin almadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir’ diyen Anayasa’nın 34. maddesi ihlal edildi. Basın özgürlüğünü güvence altına 26 ve 28’nci maddeler de çiğnendi. Ne ilginçtir ki tam 42 bin polisle demokratik hakkını kullanmak isteyen işçileri karşı karşıya getiren, mevcut anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri yok sayan iktidar, şimdi yeni anayasa yapmak istiyor. Anayasayı tanımayan, AYM kararlarını yok sayan, uygulamayan bir anlayışla anayasa değişikliği konuşmak üzere masaya oturmayacağımızı daha önce ifade etmiştik.
Bir başka önemli nokta da basın özgürlüğü. 1 Mayıs’ta İletişim Başkanı sıfatıyla konuşan, AKP’nin sansür, manipülasyon ve propaganda sorumlusu, önce CHP’nin aralarında olduğu demokrasi güçlerini hedef aldı. Montajlı seçim propagandasının mimarı da olan bu zatın açıklamalarını not ettik. Bu zat, 1 Mayıs İşçi Bayramı için ‘ideolojik saplantı’ diyen, bireylerin siyasi görüşlerinden ve aidiyetlerinden rahatsız olan biri. Ona göre herkes AKP’li, her basın mensubu da AKP trolü olmak zorunda. Üstelik bu zat Türk medyasına direktif veriyor. Kamu yayıncılığı yapması gereken TRT’yi AKP’nin borazanı haline getiriyor, Anadolu Ajansı’nın tarafsızlığını ortadan kaldırıyor. Bu zat, kutuplaştırıcı söylemleriyle Türkiye’ye; basın özgürlüğüne karşı tutumuyla de Türk medyasına büyük zarar veriyor. Biz CHP olarak basın özgürlüğüne gölge düşürecek her türlü müdahalenin karşısındayız. Bu vesile ile 3 Mayıs Basın özgürlüğü gününü kutluyor, sansürsüz, özgür basının demokrasinin vazgeçilmezi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.
“SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİNİN İADE EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
CHP, kalleşçe katledildiği günden bugüne Sinan Ateş davasının yakın takipçisi. 1 buçuk yılın sonunda iddianame tamamlandı. İddianameden anlıyoruz ki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturmada olayın azmettiricilerine hiç kafa yormamış. Azmettiriciler bir yana, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in verdiği ifade dahi iddianamede yer almamış. Yanlış duymadınız, katledilen Sinan Ateş’e en yakın isim olan eşi Ayşe Ateş’in olayla ilgili ifadesine başvuruldu fakat ifadesi iddianamede yer almadı. İddianame adeta gerçekleri ortaya çıkarmak için değil, gizlemek için hazırlanmış. Bu suikastın Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmesine izin vermeyeceğiz. Siyasi ayağının da olduğunu bildiğimiz bu davada birilerinin kayırılmasını, korunmasını asla kabul etmiyoruz. Bu suikastın kayıtlara sırf faili meçhul olarak geçmesin diye birkaç ismin üstüne yıkılmasına ikna olmuyoruz. Sinan Ateş’in ailesinin acısının bir nebze olsun hafiflemesi adına, ülkede hukuk düzenine olan inancı kaybetmemek adına azmettiricilerinin ortaya çıkarılmasında ısrar ediyoruz. Bugün, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile Genel Merkezimizde bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede Sayın Ayşe Ateş, iddianameden ve yargı sürecinden memnun olmadığını, mutsuz olduğunu ve adaletin tecelli etmesi noktasında derin şüphelerinin bulunduğunu Genel Başkanımızla paylaştı. Olayın planlı ve organize bir eylem olması, olayın perde arkasındaki azmettiricilerinin, siyasi ayaklarının yeterince araştırılıp iddianamede sanık sıfatıyla yer almaması gibi eksiklikler ve çarpıklıklar nedeniyle iddianamenin iade edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu suikastın tüm yönleriyle ortaya çıkarılıp sorumlularını cezalandırılması için Sayın Ayşe Ateş’e hukuki destek vereceğimizi ifade ettik. ve Ayşe Ateş görüşmeden çok memnun ayrıldı.
“VERA BABASINA KAVUŞACAK”
Dün Hıdrellezdi. İzmir’den Edirne’ye, Çanakkale’den Tekirdağ’a birçok yerde ateşler yakıldı, gül ağaçlarına dilekler asıldı. Haksız yere cezaevinde hapis yatan Tayfun Kahraman, hepimizi duygulandıran bir mesaj yazdı: ‘Dileğimi asacağım bir gül ağacım olmasa da darda kalanların darına yetişen Hızır ile denizlerin sultanı İlyas’ın buluştuğu günde hepimizin muratlarının gerçek olmasını diliyorum’ dedi. Biz de başta Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çetin Doğan olmak üzere, tüm haksızlığa uğrayanların en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşmasını diliyoruz. Bu yolda tüm mücadelemizi sürdüreceğiz. Onların yanımıza geleceği günler yakındır. 2019’da, 2024’de, yerel seçimlerde ‘Memlekete bahar gelecek’ dedik, baharı hep birlikte getirdik. Bu baharın da adı ‘umut’ olacak. Vera babasına kavuşacak.
“AFETLE VE DEPREMLE MÜCADELE BAKANLIĞI KURULMASI ÖZEL TARAFINDAN ERDOĞAN’A ÖNERİLMİŞTİR”
Geçen hafta, tüm basının yakından takip ettiği bir ziyaret vardı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti. Emekli maaşlarından, asgari ücrete, Gezi tutuklularından, tutuklu generallere, atanmayan öğretmenlere, ülkemizin, toplumun, demokrasimizin önemli sorunları olarak gördüğümüz gündem maddeleriyle ilgili görüşlerini paylaştı. Örneğin, her siyasi partinin birbirinden farklı bir beka sorunu tanımı vardır. Bizce deprem gerçeği, bu ülkenin bir beka sorunudur. Uzmanlarca beklenen ‘Büyük İstanbul Depremi’ şayet hükümet ve yerel yönetimler bir arada bir önlem alınmadan gerçekleştiği takdirde milyonların öleceği, ekonominin çökeceği, sanayinin duracağı, tedarik zincirinin kopacağı büyük bir afete dönüşebilir. Bu konuda ivedi bir şekilde ‘Afetle ve Depremle Mücadele Bakanlığı’ kurulması, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel tarafından Sayın Cumhurbaşkanı’na önerilmiştir. Bakanlığın ismi önemli değil. Biz, ‘depreme dirençli kentler’ diyoruz. İsmi o mu olur, Depremle Mücadele Bakanlığı mı olur, Afetle Mücadele Bakanlığı mı, bir şekilde belirlenir. Böyle bir bakanlıkta Meclis’te grubu bulunan her siyasi partiden bir bakan yardımcısı atanması ve bu önemli meseleye hep birlikte siyasi çekişmeden uzak bir şekilde eğilinmesini önemsiyoruz.
“SİYASETTE DİYALOG ZEMİNİN OLUŞTURAN ÖZGÜR ÖZEL OLMUŞTUR”
Genel Başkanımızın yaptığı bu ziyaret, hiç şüphesiz ülkemiz demokrasisinde önemli bir kilometre taşıdır. Diyalog kurulmayan, karşıt fikirlerin medeni bir şekilde konuşulup tartışılmadığı siyaset anlayışı hiçbir zaman olumlu bir sonuç vermemiştir. Bu diyalogsuzluğun ağır sonuçlarını ve bedellerini de her zaman halkımız ve ülkemiz ödemiştir. İşte çok uzun yıllar sonra, siyasetteki diyalog zeminini oluşturan, bu olumlu zeminde de halkın gerçek gündemini ve sorunlarını dile getiren Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel olmuştur. Kamplaştıran, kutuplaştıran, zehirli bir dil kullanarak ötekileştiren, rakibine ağır eleştiriler yöneltmekten başka hiçbir şey yapmayan siyaset kurumu, sorunlara çözüm üretme noktasında halka hiçbir fayda sağlamaz. Elbette eleştiri de olacaktır ağır eleştiri de olacaktır. Ancak toplumun sorunlarının çözülmesi noktasında iletişim, diyalog, istişare ve müzakere de demokrasinin olmazsa olmazlarındandır. Bu konuda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel kendi adına, partimiz adına ve muhalefet adına üzerine düşen adımı atmıştır. Hatırlayacaksınız, biz CHP olarak, 31 Mart Yerel Seçimleri sürecinde de halkın gündemi olmayan ve suni gündemler yaratacak hiçbir sanal tartışmanın içinde olmadık. ‘partimizde yaşanan değişim süreci, zaman içinde daha iyi anlaşılacak ve bu değişim Türkiye’ye iyi gelecek’ demiştik.
“TÜRKİYE’NİN ENFLASYONU İVEDİ BİR ŞEKİLDE ÇÖZMEYE İHTİYACI VAR”
İşte bugün Türkiye’de siyasette diyalog zemininin oluşmasının da, siyasetteki paradigma değişikliğinin öncüsünün de; CHP olduğu görülmüştür. Çünkü hepimiz biliyoruz ki aynı yöntemleri uygulayarak farklı bir sonuca ulaşılamaz. Türkiye’nin normalleşmeye, demokratikleşmeye; enflasyon, hayat pahalılığı, emekli maaşları gibi toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren sorunları ivedi bir şekilde çözmeye ihtiyacı var. ve bu konuda CHP üzerine düşen her şeyi yapacaktır. Biz gücümüzü sandıktan aldık, sandıktan aldığımız güç, sandığın asıl kahramanı olan halkımıza hizmet olarak yansıyacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın.”
]]>(İZMİR) – İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri, 68 kuşağı önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 52’inci yılında basın açıklamasında bulunup, denize çiçek bıraktı.
İzmir’de 52 yıl önce idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri basın açıklamasında bulundu. Konak’ta Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan grup adına basın açıklaması metnini KESK İzmir Dönem Sözcüsü Nihat Filiz okudu. Yapılan açıklamada 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan anılarak “12 Mart askeri darbesi koşullarında, emir-komuta zinciriyle gerçekleşen yargılamada, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından hukuk adeta katledilerek, ‘Tam Bağımsız Türkiye’ mücadelesinin yiğit evlatları, üç fidanımız hakkında idam cezaları verildi” denildi.
“EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN SİMGELEŞMİŞ İSİMLERİ”
“Emperyalizme ve faşizme karşı mücadele eden öğrenci gençliğe, işçi ve emekçilere, ezilen halklara gözdağı verilmek istendi” denilerek devam eden açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu idamlar, devlet eliyle işlenen siyasi cinayetlerdir. Sinan Cemgil ve arkadaşları Nurhak’ta, Mahir Çayan ve arkadaşları Kızıldere’de, İbrahim Kaypakkaya işkencede, Deniz Gezmiş ve arkadaşları Ankara Ulucanlar Cezaevinde öldürülmüş; bir dönemin devrimci gençlik önderleri fiziken ortadan kaldırılarak mücadele ettikleri değerler yok edilmek istenmiştir. Deniz Gezmiş ve 68 gençlik önderleri, emperyalist saldırganlığa ve sömürüye karşı işçi, köylü ve emekçilerin, ezilen halkların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin simgeleşmiş isimleridir. 1968 gençlik hareketi akademik özgürlükler için, bilimsel ve demokratik eğitim için üniversitelerde boykotlar, işgaller, yürüyüşler, forumlar gerçekleştirmiştir. İşçilerin grev ve direnişlerine, sendikal örgütlenme mücadelesine, köylülerin emperyalist sömürüye karşı mücadelelerine destek vermişlerdir. Emperyalizme karşı ezilen halkların bağımsızlık mücadelesini desteklemiş, Türkiye’nin ABD ve NATO’nun ileri karakolu haline getirilmesine karşı çıkarak, Amerikan 6. filosunu ve askeri üslerini protesto etmişlerdir.
“ÜÇ DEVRİMCİ GENCİN İDAM EDİLMESİ İÇİN EL KALDIRANLAR, HALK DÜŞMANLARI OLARAK TARİHTEKİ YERLERİNİ ALMIŞLARDIR”
Filistin halkının özgürlük mücadelesine katılmış, İsrail devletini koruyan Kürecik radar üssüne dikkat çekmişlerdir. Zap köprüsünü inşa ederek Kürt ve Türk halkının kardeşliği, eşitliği, ortak geleceği için hem fiziki hem de simgesel anlamda çok önemli bir temel inşa etmişlerdir. 1790 aydın, yazar, sanatçı, akademisyen, hukukçu Meclis’in, idam kararlarının uygulamamasını ve idam cezasının yasalardan kaldırmasını istedi. Fransa Sendikalar Konfederasyonu, bir çok ülkeden işçi sendikaları, siyasi partiler, insan hakları örgütleri idamlara karşı harekete geçtiler. Ancak, Meclis’te 273 kabul oyuyla idam cezaları kabul edildi. Adlarına şiirler yazılan, türküler, ağıtlar yakılan üç devrimci gencin idam edilmesi için el kaldıranlar, halk düşmanları olarak tarihteki yerlerini almışlardır.
ÜÇ FİDANIN SON SÖZLERİ HATIRLATILDI
Deniz Gezmiş ‘in, Hüseyin İnan’ın, Yusuf Aslan’ın, 6 Mayıs 1972 günü sabaha karşı Ankara Ulucanlar Cezaevi avlusunda, idam sehpasında tereddüt göstermeden ölüme yürürken haykırdıkları son sözleri, ‘Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye, Yaşasın İşçiler, Köylüler, Yaşasın Devrimciler! Kahrolsun Faşizm, Kahrolsun emperyalizm.’ olmuş, bu sözler, ulaştığı yüreklerde yankılanarak, kuşaklar boyunca aktarılarak bugüne taşınmıştır.”
Basın açıklamasının ardından İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünden Gündoğdu Meydanı’na yürüyerek idam edilen üç isim anısına denize çiçek bıraktı.
]]>Yalova Belediye Meclisi Mayıs ayı olağan toplantısı Mehmet Gürel başkanlığında gerçekleştirildi. Raif Dinçkök Kültür Merkezi’ndeki Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleşen birleşimde konuşan Başkan Gürel, Yalova Belediyesi’nin Nisan 2024 itibarı ile net borç dökümünü meclis üyeleri ile paylaştı. Yalova Belediyesi’nin mali durumunun hiç de iç açıcı olmadığını söyleyen Gürel, şöyle konuştu:
“Yalova Belediyesi’nin nasıl bir mali tabloda devraldığımızı herkesin doğru bir şekilde bilmesi lazım. O nedenle borçları maddeler halinde sizlerle paylaşacağım. Belediyemizin kısa vadeli banka kredileri 38 milyon 768 milyon TL, uzun vadeli banka kredileri 116 milyon 142 bin TL, bütçe emanetleri 425 milyon TL, 1 Nisan 2024 itibarı ile sisteme girilmemiş fatura tutarları 105 milyon, depozito ve teminatlar 37 milyon, emanetler hesabı 8 milyon 741 bin TL, ödenek ve sosyal vergi fonlar borcu 42milyon 727 bin TL, kamu idareleri ve paylar borcu 113 milyon TL, vadesi geçmiş yapılandırılmış kamu borçları 64 milyon, dış mali borç 594 milyon TL, kısa vadeli faiz giderleri 21milyon, uzun vadeli faiz giderleri 26 milyon TL olmak kaydı ile 01 Nisan 2024 tarihi itibarı ile belediyenin toplam borcu 1 milyar 594 milyon 176 bin TL’dir. Kasamızda 2 milyon nakit para, 108 adet 0,25 gram altın ve 4 adet 1 gram altın bulunuyor.”
Başkan Gürel, mali durumunu birlikte alınacak tedbirlerle çözeceklerini belirterek, “O günden sonra her hangi bir ciddi harcamamız yok. Bu 1 milyar 594 milyon borcun 600 milyona yakını ana ishale hattının ödemesidir. Ben bir bilgi kirliliği olmasın ve siyaseten birileri olayı çarpıtmasın diye bunu söylüyorum. Geri kalan cari borcun yaklaşık 800 milyon lirası birliklere, Personel A.Ş’ye, vergi dairesine, SGK’ya ait olan borçlar. Yaklaşık piyasaya da 192 milyon TL borcumuz var. Toplamda birikmiş ve aylık bazda nasıl bir mali durumda olduğumuzu herkesin görmesini istediğim için bunları detaylarıyla açıklıyorum. Bu sorunlu durumu hep birlikte bazı tedbirler alarak ve tasarruflarda bulunarak çözeceğiz” dedi.
104 milyon TL kredi izni
Yalova Belediye Meclisi’ndeki bir diğer önemli gündem maddesi ise Yalova Belediyesi’nin cari giderleri ve kamu ödemelerini karşılamak için İller Bankası ya da İller Bankası Teminat Mektubu ile özel ya da kamu bankalarından 104 milyon TL’lik kredi kullanması konusu oldu. Bu krediyi almak zorunda olduklarını ifade eden Gürel, teklifi meclis onayına sundu. Yapılan oylamada Cumhur İttifakının hayır ve CHP’nin evet oyları ile teklif oy çokluğu ile kabul edildi.
İshale hattı için 8 milyon Euro kredi çekilecek
Yalova Belediye Meclisi yapımı devam eden Ana İshale Hattı çalışmalarının tamamlanabilmesi için ihtiyaç duyulan 8 Milyon Euro için kredi kullanılması için de Gürel’e yetki verdi. Burada konuşan Gürel, “Şehir için doğru yatırım ama şartları riskli bu krediyi almak zorundayız. Kısa vadede aylık 5-6milyon bir KDV yükü getirecek. Belediyenin bozuk olan mali yapısında bu çok riskli. Aylık gelir gider denklemi bozuk.38 milyon İller Bankası olmak üzere gelirlerinin var. 57 milyon net 71 milyon brüt personel giderimiz var. Temmuz ayında toplu sözleşmelerle yüzde 20 artış yaşanacak. Yani personel gideri 90-100 milyona çıkacak. Acilen belediye gelirlerini arttırmak ve gideri azaltacak tedbirler almamız lazım” ifadesini kullandı.
Cumhur İttifakı adına söz alan Fatih Şahin ise, “Yalova’daki su sıkıntısının önüne geçmek adına bu proje çok önemlidir. Hatta şehir içi şebekesinin de acilen tamamlanması lazım. Bunlar şehrimiz için olmazsa olmaz yatırımları” dedi. – YALOVA
]]>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İzmir Kent Konseyi’nde düzenlenen Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği toplantısına konuşmacı olarak katıldı. Homeros Salonundaki toplantıya Başkan Mutlu’nun yanı sıra ev sahibi İzmir Kent Konseyi Başkanı Nilay Kökkılınç, Tülay Aktaş İzmir Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği Dönem Sözcüsü Fatma Dayıoğlu, İzmir Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı Gülsen Özkan ile gönüllü kuruluşların başkan ve temsilcileri yer aldı. İlginin yoğun olduğu etkinliğe Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay da konuşmacı olarak katıldı. Yaptığı konuşmada önümüzdeki beş yıl boyunca Konak’ta somut işlere imza atacaklarını dile getiren Başkan Mutlu, ilk etapta büyük ihaleler gerektirmeyen küçük dokunuşlarla, ileride büyük ve somut sonuçlar alacaklarını ifade etti. Başkan Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Somut işler anlatıyorum çünkü ben Konak’a somut iş yapmaya geldim. Dolayısıyla iş yapma zamanı, diyerek yola çıktık. Tabii bu iş yapmada birliktelik çok önemli. Değişen Büyükşehir yasasıyla ilçe belediyeleri müdürlük gibi tarif edilir oldu yasada. Bu da sizin bütçe olarak elinizi kolunuzu bağlıyor. Ama bu bir mazeret değil. Seçim çalışmasına hazırlanırken Genel Merkezimizde yaptığım sunumun başlığını ‘Mazereti Olmayan Kent Konak’ diye koymuştum.”
KADINLARIN SESİ DAHA GÜR, ÇOCUKLARA FIRSAT EŞİTLİĞİ
Konak’ın nüfusunun yüzde 51’inin kadın olduğunu hatırlatan Başkan Mutlu, kadınların sesinin daha çok çıkacağı bir dönem olacağını belirtti ve şöyle devam etti:
“Konak nüfusunun yüzde elli biri kadın. Bir de kadın belediye başkanı olunca, bu dönem kadınların sesinin daha gür çıktığı, daha görünür olduğu bir Konak hedefledik. Bunun için de işe özellikle dezavantajlı bölgelerden başlıyoruz. Kreş sorununun çözülmesi, özellikle yaşlıların ve engellilerin yükünün azaltılması, evde bakım hizmetleri üzerinde çalıştığımız konular. Konak’ta hiç kreş yok, oyun odaları var. Uygun binalarımızı araştırarak kreş olması için görüşmelere başladık. Çocukların emin ellerde ve daha ekonomik şartlarda okul öncesi eğitim alması önemli. Annelerin de rahatça iş hayatına, sosyal hayata katılabilmesini sağlayacak. Emekliler için Abacıoğlu Han’daki yerimizde çaylarını, kahvelerini daha ekonomik alabilecekleri, sosyalleşebilecekleri bir mekan hazırlayacağız. Gençlik Merkezi için de çalışmalarımız devam ediyor.”
EN ÇOK SOSYAL YARDIM ALAN KESİM KONAK’TA
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Konaklıların komşularıyla arasındaki makasın azalması ve etkileşimin çoğalması için çalışacaklarını da sözlerine ekleyerek, “Konak sadece herkesin bildiği Kordon’dan, Güzelyalı’dan oluşmuyor. Devletten en çok sosyal yardım alan kesim de Konak’ta yaşıyor. 330 binlik nüfusun 100 bini imar affıyla oluşmuş bir bölgede yaşıyor. Konak’ta gelirler arasında uçurum var. En varsıl da en yoksul da aynı ilçede. Bu ekonomik durum eğitime de yansıyor. Okuma yazma bilmeyen çok ciddi bir nüfus var. Ama tüm bu farklılıklara rağmen sonunlar aşağı yukarı aynı. Bizim bu beş yıldaki hedefimiz, bu grupların, komşuların birbiriyle arasındaki makasın hem azalması hem etkileşimin artması ve sonunda herkesin Konak’ta kendisini iyi hissetmesini istiyoruz” diye konuştu.
“AMAÇ CEZA KESMEK DEĞİL TOPLUM KÜLTÜRÜ OLUŞTURMAK”
Konaklıların sıklıkla dile getirdiği işgaliye konusunda da göreve gelir gelmez mücadele başlattıklarını vurgulayan Başkan Mutlu, amaçlarının ceza kesmek değil bir kent kültürü oluşturmak olduğunun altını çizerek, “Göreve gelir gelmez kaldırım işgalleriyle mücadele başlattık. Şu an için para cezası kesmiyoruz. Bunun bir toplum kültürü olması gerektiğine inanıyorum. Özellikle esnafımızı sınırlarına çekmeye davet ediyoruz. İşgalleri kesinlikle bir gelir olarak görmüyoruz. Kaldırımlar yayaların olsun istiyoruz. Çünkü özellikle kadınların, bebek arabalıların, engellilerin en büyük sıkıntısı işgaller. Masa, sandalye düzeni için de çalışma yapıyoruz çünkü bunun bir kentsel tasarım konusu olduğuna inanıyorum. Sonuçta Akdeniz kentliyiz, tabii ki sokakta yiyip, içeceğiz. Sadece kuralları belirlenecek, çizimleri yapılacak” dedi.
“HİÇBİR KAMU ARAZİSİ SATMADAN 5 YIL GEÇİRMEK İSTİYORUZ”
Konak’ta kamusal alanların, az olması nedeniyle değerli olduğunu, hiçbir kamu arazisini satmayacaklarını dile getiren Başkan Mutlu, “Konak’ta maalesef çok kamusal alan yok. Bu yüzden elimizdeki hiçbir kamu arazisini satmadan bu beş yılı geçirmek istiyoruz. Çünkü gerçekten Konak’taki kamu arazileri çok kıymetli. Göreve geldiğimizde park alanları da araştırdık. Çünkü yaşayan parklar amacıyla yola çıkmıştık. Konak’ta hiç yeni park alanı yok sanıyorduk ama park olabilecek alanları bulduk ve listeledik” ifadelerini kullandı.
TARİHİN KENTİ KONAK
Başkan Mutlu, Konak’ta tarih koruyan ve tanıtan projeleri olduğu da belirtti ve “Biz aslında müthiş bir tarihi üzerinde yaşıyoruz. Kadifekale, Agora, Kemeraltı, Kordon Boyu hepsi Konak sınırlarında. Konak’ın tüm bu zenginliklerine sahip çıkıp bunları hem ulusal hem uluslararası arenaya sunabilmesi ve bunları tekrar gündeme getirebilmesi gerekiyor. Bir yandan bu çalışmaları yürütmek için görüşmelerimiz devam ediyor” diye konuştu.
MESLEK ODALARIYLA İŞBİRLİĞİ
Kendisi de meslek odasından gelen Başkan Mutlu, Konak Belediyesi olarak meslek odalarıyla omuz omuza çalışacaklarının da mesajını verdi ve “Evde bakım hizmetlerine destek olmak için Tabip Odası ile çalışmaya başladık. Onun dışında, sokak hayvanlarıyla ilgili Veterinerler Hekimleri Odasıyla da iş birliği yapıyoruz” açıklamasını yaptı.
]]>Mersin’de yurttaşın oy tercihinin “Hizmet İttifakı”na olduğunu söyleyen Seçer, “Belediye hizmetlerinde parti işi olmaz. İnsanlar rengine, diline, mezhebine, meşrebine, ırkına göre ayrılmaz. Ayrımcılığı reddediyoruz, herkesi kucaklıyoruz, herkesi de kucaklayacağız” dedi. Mersin’deki her 3 kişiden 2’sinin oyunu aldıklarını belirten Seçer, “Mersin’de bizlere oy veren ve vermeyen herkese duyurumuzdur; herkes rahat olsun, herkesin yüzü gülsün, huzurlu olsun, herkese eşit hizmet” diye konuştu.
Yerel seçimlerin Türkiye’deki siyasi yol haritasını değiştiren bir seçim olduğunu kaydeden Seçer, “Vatandaşların, bir seçim öncesi iktidara getirdiği bir partiyi, bir seçim sonra yerle yeksan ettiğini Türkiye’nin siyasi tarihinde görebilirsiniz. 31 Mart seçimlerinden herkes üzerine düşen mesajı aldı” ifadelerini kullandı. Yerel seçimlerinden sonra sağladıkları meclis çoğunluğu hakkında da konuşan Seçer, geçtiğimiz dönemlerde yaşanan sıkıntı, zorluk ve siyasi sebeplerle yaşanan engellemelerle artık karşılaşmayacaklarını umduğunu söyledi.
Vatandaşlara hizmet götürme noktasında muhtarlarla iş birliğinin önemine değinen Seçer, “Muhtarlarımızla mesai arkadaşıyız” dedi. Seçer, sosyal belediyecilik uygulamalarıyla hem kentte hem de ülkede örnek bir belediye olduklarını belirterek, “Biz Mersin’de ‘Mersin Modeli Belediyecilik’ uygulayarak Türkiye’de akıllara yazıldık. Biz yenilikçi bir belediyeyiz. Biz ilklerin belediyesiyiz” dedi.
Seçer, ikinci 5 yıllık çalışma sürecinde eski politikaları devam ettirecekleri gibi yeni vizyon projeleriyle de Mersin’i kalkındıracaklarını vurgulayarak, ‘Metro’, ‘Sosyal Konut’ ve ‘Müftü Deresi Yaşam Vadisi’ gibi projeler hakkında bilgiler verdi.
Programa Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekilleri Gülcan Kış, Talat Dinçer ve Hasan Ufuk Çakır, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan, CHP Mersin İl Başkanı Koral Ömür, CHP ilçe yöneticileri, Büyükşehir Meclis Üyeleri ve muhtarlar katıldı.
“BEN İSTEME MAKAMIYIM, VATANDAŞ BENDEN İSTEYECEK”
Konuşmasının başında, Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçelerine bağlı mahallelerde görev yapan muhtarları selamlayan Seçer, yurttaşın ihtiyaç duyduğu her şeyi kendisinden talep etmeleri gerektiğinin altını çizdi. Belediye başkanının şehrin her şeyi olduğunu vurgulayan Seçer, “Ben isteme makamıyım. Vatandaş benden isteyecek, eksiğini, gediğini, taleplerini ve şikayetlerini dile getirecek. Hizmet aldığı noktada hayır duasını, teşekkürünü edecek. Zaten bizim en büyük enerjimiz yurttaşın sevgisidir” dedi.
Mersin’de vatandaşın oy tercihinin ‘Hizmet İttifakı’na olduğunu söyleyen Seçer, Mersin halkına teşekkürlerini iletirken, “Demokrasinin her anlamda tecelli ettiği, tercihlerin Hizmet İttifakı’na oy olarak yansıdığı bir seçim süreci yaşadık. Bizim ittifakımız Hizmet İttifakı. Belediye hizmetlerinde parti işi olmaz. İnsanlar rengine, diline, mezhebine, meşrebine, ırkına göre ayrılmaz. Ayrımcılığı reddediyoruz. Herkesi kucaklıyoruz ve herkesi de kucaklayacağız” ifadelerini kullandı.
Mersin’deki her 3 kişiden 2’sinin oyunu aldıklarını belirten Seçer, kendisine oy vermeyen yurttaşlara da oy verenlerle aynı hizmeti götürteceklerinin altını çizdi.
SEÇER’DEN ‘TEMSİLDE ADALET’ VURGUSU
355 muhtarın yeni seçildiğini ve önceki dönem görev yapan 455 muhtarın şimdi de görevlerine devam ettiğini dile getiren Seçer, kadın muhtarların sayılarının artmasına ilişkin de temsilde adalet vurgusu yaptı. Seçer, şöyle konuştu:
“4 merkez ilçemizin 204 muhtarının 75’i yeni seçilmiş, 129’u da görevine devam ediyor. Sevindirici bir nokta da geçtiğimiz dönem 22 kadın muhtarımız vardı, şu anda 50 kadın muhtarımız var. Yeterli mi? Değil ama olsun. 22’den 50’ye çıkmak da güzeldir. Kadın muhtarların sayıları artsın. Temsilde adalet. Türkiye nüfusunun yüzde 50’si kadındır. Her alanda temsiliyette adil olacağız. İstiyoruz ki kadın muhtarların sayıları daha da artsın.”
Seçim sonuçlarının şehrin havasını değiştirdiğini dile getiren Seçer, bir belediye başkanı olmaktan ziyade bir vatandaş olarak da bu şekilde düşündüğünü belirterek, kendisine oy vermeyen yurttaşların da seçim sonucundan memnun olduğunu söyledi.
“31 MART SEÇİMLERİNDEN HERKES ÜZERİNE DÜŞEN MESAJI ALDI”
Yerel seçimlerin Türkiye’deki siyasi yol haritasını değiştirdiğini ve bu sonuçların iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Seçer, “Ben milletimin ferasetine her zaman güvendim. Vatandaşların, bir seçim öncesi iktidara getirdiği bir partiyi, bir seçim sonra yerle yeksan ettiğini Türkiye’nin siyasi tarihinde görebilirsiniz. Ben milletimin ferasetine inanıyorum. 31 Mart seçimlerinden herkes üzerine düşen mesajı aldı. Hepimiz aldık. Örneğin ben aldım ve dedim ki ‘Çalışan, ayrımcılık yapmayan, halka dokunan, samimi olan ve halkın kalbine giren kazanır.’ Doğru düşünmüşüm, felsefem doğruymuş. Şu anda o felsefem daha da zenginleşti, sağlamlaştı ve artık daha da inanıyorum” dedi.
Sorumluluklarının arttığını ve ikinci 5 yılda çok daha fazla çalışacaklarını da sözlerine ekleyen Seçer, “Bu seçim sonuçları bizim sorumluluğumuzu da artırdı. Bu kadar yüksek oy oranı ile seçilmek demek, artık ‘Herkesin Belediye Başkanıyız’ sözünü retorikte bırakmak değil, uygulamaya da almak demek. Bizim buna ihtiyacımız yok çünkü zaten bizim felsefemiz buydu. Herkesi kapsayacak, kucaklayacak ve de sorumluluğumuzu artıran bir seçim sonucunu gördük” ifadelerini kullandı.
31 Mart Yerel Seçimleri’nden sonra sağladıkları meclis çoğunluğu hakkında da konuşan Seçer, “Sayısal çoğunluğu demokrasi sanan anlayışların meclisi sabote edip, başta Mersin’in huzurunu kaçırmaya yönelik davranışlardan artık uzak kalacağımızı düşünüyorum” dedi.
“GEÇMİŞ 5 YILDAN DA DENEYİMLENEREK DAHA GÜZEL BİR 5 YIL GEÇİRECEĞİZ”
Belediye meclisinin çok önemli birleşimler yaptığını da kaydeden Seçer, “Umut ediyorum yeni meclis çalışma grubundaki arkadaşlarımla, geçmiş 5 yıldan da deneyimlenerek ve ders alarak daha güzel bir 5 yıl geçireceğiz. Meclisimizde Mersinimiz için önemli kararlar alacağız. Buna yürekten inanıyorum” diye konuştu.
“MUHTARLARIMIZLA MESAİ ARKADAŞIYIZ”
Vatandaşlara hizmet götürme noktasında muhtarlarla iş birliğinin önemine değinen Seçer, “Muhtarlarımızla mesai arkadaşıyız. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz, iş birliği yapmak zorundayız. Benim daire başkanım, şahsım, partim ve dünya görüşüm muhtarı alakadar etmemeli. O; mahallesine, mahalle sakinine götüreceği hizmetle meşgul olmalı. Sadece Büyükşehir Belediyesi ile değil, ilçe belediyelerimizle diyaloglarını sağlam kurmalı. Her şeyin başı iyi diyalog, iletişim ve saygı dili. Birbirimize saygıyla ve sevgiyle yaklaşacağız. Çözülmeyecek hiçbir sorun yok, hepsinin üstesinden geliriz” dedi.
Muhtarlara Teksin’i etkin kullanmalarını öneren Seçer, “Vatandaşlarımızın da etkin kullanmasını sağlayın. Çağ teknoloji ve iletişim çağı. Size tavsiyem lütfen bütün belediyelerle iletişiminizi iyi tutun ve çağrı merkezlerini iyi kullanın” diye konuştu. Seçer, Teksin’e ilçe belediyelerini entegre etmek için ilçe belediyelerine öneri sunduklarını sözlerine ekledi. İlçe belediyeleriyle uyumlu çalışabilmek adına bunun önemli olduğuna değinen Seçer, “13 ilçemiz var, hangi partiden olursak olalım birbirimizi sevelim, sayalım. Ben buna hazır olduğumu ilk Meclis toplantısından önce arkadaşlarıma söyledim, o güveni verdim. Aynı duygularla onlardan da dönüş aldım. Bu anlayışlarından dolayı 13 belediye başkanımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
İlçe belediye başkanları ve muhtarlarla uyum içerisinde çalışmalarının Mersin’i ve vatandaşları da olumlu etkileyeceğine değinen Seçer, “Sorunları ‘Benim görev alanım, senin görev alanın’ deyip birbirimize atarak, birbirimizi halk karşısında inciterek, sıkıntıya sokarak değil birbirimize yardımcı olarak çözeceğimizden vatandaşlarımızın emin olmasını istiyoruz. Muhtarlarımızı da yapıcı bir şekilde bu işin içerisine kattığımız zaman Mersin çok daha güzel hizmet alır, büyür, gelişir ve herkesin yaşamak istediği bir kent haline gelir” diye belirtti.
“BİZ İLKLERİN BELEDİYESİYİZ”
Seçer, sosyal belediyecilik uygulamalarıyla hem kentte hem de ülkede örnek bir belediye olduklarını ifade ederek, “Biz Mersin’de ‘Mersin Modeli Belediyecilik’ uygulayarak Türkiye’de akıllara yazıldık. Sosyal politikalara önem verdik. 5 yıllık hizmetlerimiz sonucu halkın itibarini kazandık. İkinci 5 yılda da bu politikalarımız artarak devam edecek. Sosyal politikalarda daha yeni modelleri uygulamaya koyarak Mersin halkının karşısına çıkacağız. Üretene, çalışana, istihdam yaratana vatana, millete, insanlığa katkı yapana biz de katkı yapacağız. Bu temel düsturumuz olacak ve olmaya da devam edecek” dedi. Sosyal politikaların yanı sıra altyapı ve üstyapı çalışmalarının da devam edeceğini belirten Seçer, “Yenilikçi belediye anlayışımız devam edecek. Biz yenilikçi bir belediyeyiz. Biz yerimizde sayan bir belediye değiliz. Biz ilklerin belediyesiyiz. Hep ilk olmaya gayret ediyoruz” dedi.
SEÇER, VİZYON PROJELERİNİ ANLATTI
İkinci 5 yıllık çalışma sürecinde eski politikaları devam ettirecekleri gibi yeni vizyon projeleriyle de Mersin’i kalkındıracaklarını vurgulayan Seçer, “Mersin’de ikinci 5 yılda vatandaşlarımızı raylı sistemlerle seyahat ettireceğiz. Yakın zamanda metronun inşaatı hızlanacak. Kentsel dönüşüm, yerinde dönüşüm ve sosyal konut projelerini beraber yürüteceğiz. Vatandaşlarımızın uygun fiyatlarla belediye evlerinde kirayla yaşamalarını ve kira öder gibi taksitlerle konut sahibi olmasını sağlayacağız. 5 yılda önemli bir miktarda sosyal konutu hayata geçirerek Mersinlilerin hizmetine sunacağız” diye konuştu.
Seçer, merkezde Yenişehir, Akdeniz ve Toroslar’ı ilgilendiren önemli bir proje olan Müftü Deresi Yaşam Vadisi’nden söz ederek, “500 dönümlük Müftü Deresi Yaşam Vadisi’ni hayata geçireceğiz. Çocuklardan kadınlara, yaş almış yurttaşlarımızdan gençlerimize kadar her kesime uygun fonksiyonların yer aldığı ve Türkiye’nin en muhteşem yaşam vadilerinden bir tanesini Mersinlilerin hizmetine sunacağız” dedi. Belediye yönetiminde kamu kaynaklarını en akılcı şekilde kullanarak hizmet ettiklerini ve etmeye devam edeceklerini vurgulayan Seçer, “Mersin’e yakışır projelerin altına imza atacağız” ifadelerini kullandı.
Muhtarlar Buluşması’nda CHP Mersin Milletvekilleri Gülcan Kış, Talat Dinçer ve Hasan Ufuk Çakır ile Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan da birer selamlama konuşması yaparak muhtarlara görevlerinde başarılar dilediler.
Program konuşmaların ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi
]]>(ANKARA)-TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, bugün Devlet Su İşleri (DSİ) yetkililerini dinledi. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, heyelanın önüne yapılan sed projesine “DSİ’nin ödenek ayırmadığı”nı söyledi. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın “Projeyi siz mi yapıyorsunuz, kontrol ediyor musunuz” sorusuna Balta, “Firma kendi projesini proje firmalarına yaptırıyor. Resmi olarak bir kontrol mekanizması yok” dedi. Balta, ÇED raporuna ilişkin ise “Biz bakıyoruz, işte, gönderdiği projeye bakıyoruz neyse, uygunsa uygun değilse ‘Burayı da düzelt’ diye bir daha geri gönderiyoruz derken işte bu süreç üç defa mı, bilmiyorum üçüncüde de ancak uygun görüş verildi” diye konuştu.
TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, bugün Komisyon Başkanı Atay Uslu başkanlığında toplandı. Uslu, toprak kaymasının yaşandığı maden ocağında incelemeler yapmak için yarın ve çarşamba günü İliç’te olacaklarını söyledi. Uslu, “Bugün saat 23.55 uçağıyla Erzincan’a geçeceğiz. Yarın ve çarşamba günü bölgede olacağız. İki gün süresince İliç’te maden ocağında incelemelerde bulunacağız, madenci kardeşlerimizi, teknik heyeti dinleyeceğiz” dedi.
Komisyonda, bugün Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Akif Balta ve DSİ yetkilileri sunum yaptı, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
DSİ Müdür Yardımcısı Cengiz Han Kılıçarslan, kayan 6,5-7 milyon metreküplük liç toprağının Sabırlı Deresi’ne aktığını belirterek, derenin altındaki Bağıştaş Barajı’na karışmaması için set çektiklerini söyledi. Han, yığın liçinden sızabilecek sular için 4 tane yer altı sondaj kuyusu açtıklarını bunu da atık havuzuna pompaladıklarını kaydetti. Kılıçarslan, “ÇED raporunu hazırlayan kurum olmadıklarını”, ancak ÇED sürecinde görüş beyan ettiklerini de ifade etti.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın yığın liçinden aktarılan sıvının “solüsyonlu olup olmadığı” sorusuna Kılıçarslan, “Bizim bununla alakalı laboratuvar testimiz yok. Biz orada gördüğümüz akışkan halindeki sıvının içerisinde hangi maddeden ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Bunun içerisinde ne var, hangi oranda var, onu bilemeyiz biz, öyle bir tahlilimiz yok. Sadece, gördüğümüz o malzemeye temas eden herhangi bir yerde biriken sıvı halde ne kadar, ne varsa hepsini pompayla atık havuzlarına aktaralım ki bunun mansaba ulaşması engellensin” diye cevap verdi.
ŞEVKİN: “HEM İÇME HEM DE SULAMA SUYUNA NASIL ÇED RAPORU VERİLDİ”
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin ise “Fırat Nehri’ni besleyen ve Orta Doğu’ya kadar akan önemli bir akar suyun olduğu ve drenaj ağının olduğu bir ortamda, hem tarımsal sulamanın hem içme suyu kaynaklarının beslendiği bir ortamda buraya nasıl ÇED raporu verdi” diye sordu.
AKP Adıyaman Milletvekili Resul Kurt, maden alanına yakın olan Bağıştaş köyünün su analizlerinin sonuçlarının ne olduğunu sordu.
SARIGÜL: “ATIK BARAJINDA BUHARLAŞMA OLUYOR MU”
CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, atık havuzuna aktarılan su nedeniyle havuzun doluluk oranını aştığında ne olacağına dikkat çekerek, “Suyla temas eden bir siyanürlü topraktan bahsediyoruz. 7 milyon metreküplük bir akıntı oraya gelene kadar önünü tutuyoruz ama diğer topraklar acaba yer altına ulaşıyor mu, ulaşmıyor mu? Atık barajında buharlaşma oluyor mu” sorusunu yöneltti.
“TEDBİRLERİN MASRAFLARI FİRMA TARAFINDAN KARŞILANIYOR”
Verilen aranın ardından DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. “Yapılan tedbirlerin masrafları kim tarafından karşılanıyor, tutarı nedir” sorusuna Balta, “maden firmasının kendisinin karşıladığını” söyledi.
“DSİ ÖDENEK AYIRMADI”
Projeye ilişkin “DSİ’nin ödenek ayırmadığını” belirten Balta, Yavuzyulmaz’ın “Projeyi siz mi yapıyorsunuz, kontrol ediyor musunuz” sorusu üzerine şunları söyledi:
“Firma kendi projesini proje firmalarına yaptırıyor. Resmi olarak bir kontrol mekanizması yok. Kendi projelerimizi nasıl ki resmi olarak kontrol ederiz, altını imzalarız, projeleri tasdik ederiz, başında durur kontrollük yaparız, ödemeye esas belgeleri oluştururuz; böyle o manada bir kontrollük değil ama sadece burada herhangi bir resmi imza noktasında kontrolümüz yok.”
YAVUZYILMAZ: “SEDDEYİ DENETLEYEN YOK GÖRÜNÜYOR”
Yavuzyılmaz, “Yani bir altın maden sahasındaki bir yığın liç kayması durumunda yapılması gereken sedde diye bir kavramı bir şirket yapmaya başladığı anda onu denetleyebilecek bir mekanizma görünmüyor. Yani örnek veriyorum, sedde yapıldı, seddenin orada çalışanlar var ve yeni bir yığın liç kayması oldu, seddede yıkıldı, altında birileri kaldı, onun da şu anda sorumlusu yok görünüyor, denetleyeni yok görünüyor” dedi.
Atık barajının 7 milyon metreküp boş hacminin olduğunu söyleyen Balta, “Yaklaşık bir 18 milyonluk bir depolama kapasitesi var. Biz de bütün bu atık bulaşan diyelim ya da bulaşma riski olan suyu o atık barajına pompalar ya da cazibeyle aktarma noktasında çalışmalar yapıldı” diye konuştu.
“SU NUMULERİNİ BİZ ALMIYORUZ”
Fırat Havzası’na herhangi bir liç malzemesi henüz inmediğini belirten Balta, “Su numunelerini biz almıyoruz. Yer altı suyunun da aynı şekilde numune takibi bizde değil” dedi.
“MADEN BARAJLARI’NIN KONTROLÜ ÇEVRE VE ŞEHİRCLİK BAKANLIĞI’NDA”
Balta, maden atıkları ile ilgili maden barajlarının kontrol ve denetiminin 2015’ten itibaren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın kontrolünde olduğunu ifade etti.
“ÇED RAPORUNA OLUMLU GÖRÜŞÜ ÜÇÜNCÜDE VERDİK”
Balta, ÇED raporu sürecinde, eksik gördükleri hususların tamamlanması için görüş bildirdiklerini, sürecin bu nedenle bir yıl uzadığını belirterek, “Bizim eksik gördüğümüz hususları görünce başvuru yapılıyor, tekrar görüş isteniyor. Bakın, Bbiz bu dediğinizi yaptık, şöyle şöyle yaptık’. Biz bakıyoruz, işte, gönderdiği projeye bakıyoruz neyse, uygunsa uygun değilse ‘Burayı da düzelt’ diye bir daha geri gönderiyoruz derken işte bu süreç üç defa mı, bilmiyorum üçüncüde de ancak uygun görüş verildi” diye konuştu.
]]>
Araç teslim töreni Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde bağlı Taşköprü beldesinde bulunan ve önümüzdeki haftalarda resmi açılışı yapılacak İl Özel İdaresi Asfalt Plent Şantiyesi’nde gerçekleştirildi. Törende yeni 30 tonluk ekskavatör ile vidanjörün yanı sıra modernizasyon edilen mobil vinç ve arazöz İl Özel İdaresi araç filosuna katıldı. Modernize edilen 1 mobil komuta aracı ise İl Sağlık Müdürlüğü’ne verildi.
Törende konuşan Vali Hülya Kaya, İl Özel İdaresi’nin bütçesi ve bütçe yönetimiyle diğer yerel yönetimlere örnek teşkil edebilecek bir noktada olduğunu ifade etti. İl Özel İdare’nin borcu olmadığına dikkati çeken Kaya, “Gördüğünüz gibi makine ekipmanımıza her geçen gün yeni araçlar ekliyoruz. Dolayısıyla diğer belediyelerimize de örnek teşkil edecek güzel yatırımlar yapıyoruz. Yolların yapılmasından tutun da köy konaklarının yapılması, kültürel değerlerimizin ortaya çıkarılması, yani yaptığımız her bir eser aslında geride iz bıraktığımız güzel işler olarak yer alıyor. Kamu kaynaklarının etkin kullanılması bu dar zamanda o kadar büyük önem arz ediyor ki, yaptığımız her harcamada, her adımda buna daha çok dikkat etmeliyiz. Bugün yapmış olduğumuz yatırımlar inşallah hizmet olarak geri dönecek. Bu makine ve ekipmanı da kullanabilecek, profesyonel, işinin ehli inşalarımızı da en kısa zamanda alımlarını da gerçekleştireceğiz. Sahada 7 gün 24 saat bu ekipmanları çalıştıracağız. Kesinlikle yatmak yok. Bütün yaz boyunca bunun takipçisi olacağız. Bunların her birisi sahada tek tek çalışacak” dedi.
AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş ise ekipmanların modernizasyonunda desteğinden dolayı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teşekkür etti. İçinde bulundukları tesisin önemine de değinen Büyükgümüş, “Burada hem asfalt noktasında hem de beton hususunda şehrimizde önemli bir hizmeti inşallah birkaç hafta içinde devreye almış olacağız” ifadesini kullandı.
AK Parti Yalova Milletvekili Meliha Akyol ise Ankara ayağında büyüyen ve gelişen Yalova için çalışacaklarını belirtti. İl Genel Meclis Başkanı Hasan Soygüzel ise İl Özel İdaresi’nin araç parkurunun modernizasyonu anlamında çok ciddi adımlar attıklarını söyledi. Yeni araçları İl Özel İdaresi hizmet gücüne güç katacağını belirten Soygüzel, “Bu güne kadar 2 noktada gerçekleştirebildiğimiz hizmetleri artık 3 noktada gerçekleştirebiliyor olacağız. Artık Yalova İl Özel İdaresi’nin ekiplerine daha fazla sahada görebileceğiz. 2024 yılını dolayısıyla yol yılı ilan ediyoruz.2024 yılında yaklaşık 55 kilometre sathi kaplama,12 kilometre sıcak asfalt, 250 kilometre de arazi yolu yapacak bu araçlar” diye konuştu.
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ümit Yılmaz ise proje çerçevesinde geçtiğimiz yıl 2 kez düzenlenen anahtar teslim töreninde 11 aracı teslim aldıklarını anlattı. Yılmaz, bu zamana kadar gerçekleştirilen araç alımlarıyla beraber yaklaşık 63 milyon lira değerinde bir yatırımı hayata geçireceklerini belirterek, “Önümüzdeki haftalarda şuan tedarik sürecinde devam ettiğimiz 7 tane daha aracımız mevcut. Bugünkülerle beraber yaklaşık 23 milyon lira idaremiz bütçesinden, 9 milyon lirası da Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’mızdan hibe olmak üzere araçlarımızı kazandırdık” dedi.
Yılmaz, 4,5 milyon lira da KDV muafiyetinden yararlandıklarını sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından araçların anahtarları teslim edildi. Törene Çiftlikköy Kaymakamı Ömer Bilgin, İl Sağlık Müdürü Osman Karakuş ve İl Genel Meclis üyeleri de katıldı. Anahtar teslimin ardından tesis gezildi. – YALOVA
]]>Kuşadası Belediye Meclisi, mayıs ayı olağan toplantısını Pera Düğün Salonu’nda yaptı. Müdürlüklerden gelen ve komisyonlara havale edilen konuların ele alındığı toplantıda, kardeş şehir ilişkilerinin geliştirilmesi için iki önemli adım atıldı.
Belediye Meclisi, Kuşadası’nın Almanya’daki kardeş kenti Marl Belediyesi tarafından düzenlenen Kardeş Şehir Eşleştirme Toplantısı ile 2024 Uluslararası Gençlik Toplantısı’na katılım sağlanması ve kentin temsil edilmesi kararı aldı.
KUŞADASI VE SENEGAL’İN BAMBEY ŞEHRİ ‘KARDEŞ ŞEHİR’ OLDU
Toplantıda, Senegal’in Bambey şehri ile kardeş şehir olunması kararı alındı. Kardeş şehir ilişkilerinin önemine dikkati çeken Başkan Günel, şunları söyledi:
“Senegal’in Bambey kenti özellikle UNESCO’nun kültür, sanat ve spor alanında yürüttüğü projelere dair fon temini noktasında önemli bir şehir. Kuşadası ile Senegal’in ne alakası var dememek lazım. Kardeş şehir ilişkileri Avrupa Birliği tarafından sunulan hibe ve fonlardan daha etkin şekilde faydalanmamızı sağlıyor. Mesela Marl ile kurulan kardeş şehir ilişkisi kentimize Engelliler Köyü’nü kazandırdı. Kuşadası bir turizm kenti ve turizm kentleri açısından uluslararası nitelik taşıyan tüm ilişkilerin büyük önemi vardır.”
Toplantıda, Adagöl Mesire Alanı’nda bulunan otoparkın ihtiyacı karşılama konusunda yetersiz kalması nedeniyle aynı mevkide 20 bin ile 40 bin metrekare arasında bir alan kiralanması konusu da karara bağlandı.
8 YENİ İHTİSAS KOMİSYONU
Kuşadası Belediye Meclis toplantısında yeni dönemde görev yapacak 8 ilave ihtisas komisyonu kuruldu. Kentin farklı kesimlerinin talep ve ihtiyaçlarına yönelik çalışma yürütecek Emekliler ve Sosyal Destek Komisyonu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, Turizm ve Tanıtım Komisyonu, Kadın Üretim ve El Emeği Komisyonu, Gençlik, Spor ve Kültür Komisyonu, Tarım ve Kırsal Kalkınma Komisyonu ile Esnaf ve Çarşı Komisyonuna üye seçimi de yapıldı.
Günel, komisyonların etkin çalışmasının önemine dikkati çekerek “Belediye Meclis üyelerimiz arasında çok birikimli ve deneyimli isimler var. Spesifik konularda kurduğumuz komisyonlarımız aracılığıyla onların bu bilgi ve birikimlerinden kentimiz yararına istifade etmek istiyoruz” dedi.
2023 mali yılı kesin hesaplarının da kabul edildiği toplantıda yaşanan tüm ekonomik belirsizlik ve olumsuzluğa rağmen bütçe gerçekleşme oranının yüzde 78 olduğu belirtildi. İlçe belediyelerinin ekonomik olarak her geçen gün daha kötü bir tablo içerisine girdiğini vurgulayan Günel, “5 yıldır devletten bir tek el arabası dahi alamadık. Yaptığımız bütçe rehabilitasyonu ile Kuşadası’nı kendi kaynakları ile yatırım yapabilen bir kent konumuna getirdik. Bugüne kadar benim için Kuşadası’nın menfaatleri her zaman siyasetin üzerinde oldu. Bu, önümüzdeki 5 yılda da böyle olacak. Tüm meclis üyesi arkadaşlarımdan da aynı bakış açısını ve hassasiyeti bekliyorum” diye konuştu.
]]>(İSTANBUL) – İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘İSKİ Dijital Dönüşüm Projeleri’ tanıtım toplantısında; “İfade etmekten artık geri durmuyorum; geçtiğimiz dönem yapmış olduğumuz yatırımların yarıştırılacağı bir 5 yıl yok. Bizim çok ileride olduğumuzu düşünüyorum. Çok başarı elde ettiğimizi düşünüyorum. ve kırdığımız bu hizmet, üretim ve yatırım rekorlarını İstanbul’da yeni dönemde de devam ettireceğiz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) köklü kuruluşu İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), en son 2016 yılında güncellenen dijital altyapısını, yaklaşık 1 milyar liralık yatırımla yeniledi ve yenilemeye devam ediyor. “İSKİ Dijital Dönüşüm Projeleri” tanıtım toplantısı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP milletvekili Yunus Emre ve Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’in katılımlarıyla, İSKİ Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantı, İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın bilgilendirme konuşması ve İSKİ Bilgi İşlem Daire Başkanı Tayfun İşbilen’in projenin detaylarını paylaştığı sunumuyla başladı.
“İFADE ETMEKTEN GERİ DURMUYORUM”
Geçmiş 5 yıllık dönemlerinde; ekonomik zorluklardan pandemiye, siyasi engelleme çabalarından doğal afetlere kadar uzanan olumsuzluklara rağmen birbirinden farklı hizmet kollarında başarılı olduklarının altını çizen İmamoğlu, “İnanın ifade etmekten artık geri durmuyorum; geçtiğimiz dönem yapmış olduğumuz yatırımların yarıştırılacağı bir 5 yıl yok. Bizim çok ileride olduğumuzu düşünüyorum. Çok başarı elde ettiğimizi düşünüyorum. ve kırdığımız bu hizmet üretim, yatırım rekorlarını İstanbul’da yeni dönemde de devam ettireceğiz. İSKİ’nin de kendi özel sayfasında hassas ve değerli bir durum vardır. O da yaptığı yatırımlarda, özellikle altyapıda rekor seviyede bir dönemi başarmıştır. ve gerçekten bütçe zorluklarıyla da başarmıştır” dedi.
“İBB VE İSKİ OLARAK ‘GÖRÜNMEZ YATIRIMLAR’ YAPTIK”
İBB ve İSKİ’nin yaptığı altyapı yatırımlarından bazılarının “görünmez yatırımlar” olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, bir kısım teknolojik yenilenmelerin de bu kapsamda olduğuna vurgu yaptı. Teknolojik anlamda ciddi yatırımlar yaptıklarını kaydeden İmamoğlu, “Bu görünmüyor, gözükmeyen bir iş. Bu yönüyle biz, bu alanda da güçlü işler yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Yer altında yağmur, su veya kanal, atık sularla ilgili yatırımlar yaparken ya da kronikleşmiş su baskını sorunlarını çözerken, özellikle az önce ifade edilen, suyun o büyük yolculuğu; ta Melen’den, İstanbul’a farklı barajlarımızdan içme suyu arıtma tesislerine ya da Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçiş esnasında çok kapsamlı işlerimizi gerçekten hep birlikte yönettik. Mesela bizim dönemimizde, iddialı bir şekilde söylüyoruz, Boğaz’a ve Marmara Denizi’ne atık su girişi konusunda yürüttüğümüz yatırımlar, tarihe geçmiş bir yatırım dönemidir. ve gerçekten belli noktalarda artık bunu sıfıra indirmiş seviyede olmanın da gururunu yaşıyoruz” diye konuştu.
“YAKLAŞIK 1 MİLYAR LİRAYA DOĞRU GİDEN BİR DİJİTAL DÖNÜŞÜM YATIRIMINI YAPMIŞ OLDUK”
İSKİ’nin, dere yataklarının ıslahı ve kente yeşil alanlar kazandırma noktasında da önemli çalışmalara imza attığını belirten İmamoğlu, “Bütün bunlar görünen, görünmeyen, yerin altı, yerin üstü, o dijital altyapısı ve teknolojik süreçler tam işlemediğinde, bütün yaptığınız işler, aslında vatandaşa da verimli bir şekilde ulaşamıyor. Bu yönüyle de bilgi teknolojileri, yazılımlar, siber güvenlik sistemlerini yenileme ihtiyacını, az önce anlatılan tüm detaylarıyla, çok değerli bir dijital dönüşüm projeleriyle beraber sonuca ulaştırdık ve artık güzel bir yatırım sürecini de şöyle de başardığımızı orada gördük; belki o çok atlanmış olabilir, ıskalanmış olabilir. Bizden önceki dönemde -son 5 yıl için konuşalım- baktığınızda yıllık daha az bütçeyi kullanan bu dairemiz, aynı dönemde bir de bu yatırımı yaptı. Yani rutin hizmeti verirken, örneğin, yıllık 35-36 milyon dolarlık bir bütçe kullanıyorken, bizim dönemde bunun 26-27 milyon dolarlara düşmüş olduğunu gördük. Ama biz, bu dönemde yaklaşık 1 milyar liraya doğru giden bir dijital dönüşüm yatırımını da yapmış olduk ve sorunları çözüme kavuşturmuş olduk” ifadelerini kullandı.
“TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜMLE BERABER 3 HEDEFE ULAŞACAĞIZ…”
Teknolojik dönüşümle beraber 3 hedefe ulaşacaklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Öncelikle abonelerin İSKİ hizmetinden daha hızlı ve daha verimli faydalanabilmelerini sağlamak… Bu, 7 milyon abonenin mutluluğu anlamına geliyor. İkinci olarak; İSKİ bilgi sistemlerinin kesintisiz ve daha hızlı çalışmasını sağlamak. ve bu da tabi etkili ve verimli bir şekilde iş üretmesini sağlayacak bir amaca hizmet ediyor. Üçüncü olarak da eski bilgi sistemlerinin, özellikle siber güvenlik alanındaki eksiklerini gidermek. İSKİ Genel Müdürlük Kampüsü’nde kurulan sistemin bir de birebir yedeğini kurma konusundaki çalışmalarımız da çok önemlidir. Afet durumunda bu olmadığı takdirde, büyük sıkıntılar yaşanabiliyor. Özellikle deprem afeti, burada en önemli endişemiz. Bu konuda yatırım yapmamız gerekiyordu. İSKİ sistemlerinin kesintisiz çalışmasını sağlayacak ortamında sağlandığı bir yatırım oldu” bilgilerini paylaştı.
“ÖNCÜ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
İSKİ’nin dijital dönüşümünün çok sayıda altyapı projesini de kapsadığına dikkat çeken İmamoğlu, şöyle konuştu:
“İstanbullulara nitelikli hizmet sunma konusunda, öncü olmaya devam edeceğiz. Az önce bahsedilen güçlü birtakım veriler vardı. Örneğin; 2019-2024 yılları arasında online işlem adedinin yüzde 335 artmış olması önemli. Dijital fatura önemli bir kavram. Bunun daha da büyümesini istiyoruz. Bunu yaparak hem işlemi kolaylaştırıyoruz hem kağıt kullanmıyoruz. Birçok aslında kazanımı var. Online işlem süresi yüzde 85 azaldı. Veri iletim hızı 50 kat arttı. Veri aktarım süreleri yüzde 65 azaldı dijital sisteminde. Yerin altında, yerin üstünde, dijital dünyada, gördüğünüz gibi etkin çalışmalara İSKİ olarak devam ediyoruz. Kendini halkın hizmetine adayanlar için çalışmanın da başarmanın da sınırı yok. Kendimiz çok enerjik hissediyoruz. Çok kararlı hissediyoruz. İstanbul’un bütün iyiliklere, tüm güzelliklere layık olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bizler başardıkça, vatandaşın bizimle birlikte mutlu olduğunun farkındayız. Hatta bizden beklentisinin de arttığını biliyoruz. Ki bu da vatandaşın hakkıdır her zaman daha iyisini, daha iyi hizmeti alabilmek. Biz de zaten hep daha iyisini ve daha fazlasını hedefleyen bir ekibiz. Bizde yorulmak olmayacak. Ama birlikte çalışmak olacak. Kibir ya da tek bir kişinin bildiği bir tavırdan öte; ortak aklın, birlikte düşünmenin, beraber karar vermenin tadını çıkaran bir ekip olacağız. ve bunlar bizim verimliliğimizi arttıracak. Tabii bütün bunları yaparak, görevimizi de yerine getirmiş olacağız. En zor görevleri yerine getirmek için hazır bir ekibiz.”
“BİZDEN ÖNCEKİ SÜREÇ İÇERİSİNDE, İSKİ’NİN SU BİRİM FİYATLARI OLDUKÇA YÜKSEKTİ”
2019’da göreve başladıklarında, suda yüzde 40’ın üzerinde indirim yaptıklarını hatırlatan İmamoğlu, “Yani suyu, daha ucuza vatandaşımıza verme konusunda kararlılığımızı ortaya koyduk. Suyun fiyatını indirirken, aslında oradaki kriterimiz şuydu: Gerçekten bizden önceki süreç içerisinde, İSKİ’nin su birim fiyatları oldukça yüksekti. Bir dönem, yanlış hatırlamıyorsam 2013 yıllarında, metreküpü 1,8 dolarlara kadar çıkan, vatandaşa yansıyan, faturaya yansıyan birim fiyatı vardı. Şu anda bu, 0,6 dolarlarda. Yani bu kadar aslında aşağı inmiş durumda. Tabii bu kadar inmesinin bir başka etkisi de var, onu söyleyeyim. Türkiye’de yükselen enflasyon, ne yazık ki maliyetlerin çok yüksek artması, evet insanlarımızı çok etkiliyor ama bizi de etkiliyor. Ne yazık ki maliyetlerimizi çok yukarıya tırmandırıyor. Hep enflasyonun çok altında kalan fiyat artışlarıyla bu 5 yılı yönettik. ve o bakımdan zordu işimiz. Ama biz, bu düşük metreküp fiyatına rağmen ve fiyat artışı yapamamamıza rağmen, biz, İstanbul’da bu 5 yılla yarışacak bir başka 5 yıllık yatırım dönemi olarak kendimize rakip görmüyoruz. Bu bağlamda biz, kendimize sadece rakip olarak yine kendimizi görüyoruz. İnşallah bunu daha da yukarıya taşıyacağız” diye konuştu.
BAŞA: “SİSTEMİN BİRE BİR YEDEĞİ, İBB BAŞAKŞEHİR VERİ MERKEZİ’NDE DE KURULACAK”
Dr. Başa’nın verdiği bilgilere göre; İSKİ’nin Eyüpsultan’daki Genel Müdürlük kampüsünde kurulan sistemin bire bir yedeği, İBB Başakşehir Veri Merkezi’nde de kurulacak. Bu sayede, afet durumunda dahi İSKİ sistemlerinin kesintisiz çalışması sağlanacak. Proje; teknolojik olarak kullanım ömrü dolmak üzere olan ve günümüz ihtiyaçlarına cevap vermeyen İSKİ’nin dijital altyapısının, tüm yazılımlarının, bilgi teknolojileri ve siber güvenlik sistemlerinin yenilenmesi ihtiyacı üzerine geliştirildi. Mevcut sunucular, en son 2016 yılında güncellenmiş ve fiziksel donanım ağırlıklı bir bilgi teknolojisi altyapısı kullanılmaktaydı. Bu durum, daha çok bakım ve enerji maliyeti oluşturmaktaydı. Bununla birlikte sürekli artan dijital dönüşüm talepleri, mevcut altyapıyı yetersiz kılmaktaydı. Sürekli değişen siber saldırı yöntemlerine karşı alınacak tedbirler ve kanuni regülasyonlara uyum için güncel donanım ve lisans yatırımlarına ihtiyaç duyuldu. 2022 yılında başlayan dönüşüm sürecinde, öncelikli olarak yazılım ve donanım altyapısı yenilendi. Güncel ağ ve siber güvenlik donanımları ile daha hızlı ve daha güvenli bir bilgi teknolojileri altyapısı oluşturuldu. Dijital Dönüşüm Projeleri ile 2019-2024 yılları arasında online işlem sayıları, şimdiden yüzde 335 arttı, işlem süreleri ise yüzde 85 azaldı. Veri aktarım süreleri yüzde 65 azalırken, sunucu sistemleri arasındaki veri iletim hızı, 50 kat arttı. Devam eden proje kapsamında; İSKİ abonelerine hizmet eden sözleşme, faturalandırma ve ödeme sistemleri ile ilgili 78 farklı uygulama, yeni altyapıya uygun olarak baştan hazırlanacak.
]]>
Muhtarlar Buluşması kapsamında ilk olarak Akdeniz, Mezitli, Yenişehir ve Toroslar olmak üzere 4 merkez ilçenin muhtarlarıyla bir araya gelen Seçer, görevlerine devam eden muhtarlara tebrik, yeni seçilen muhtarlara ise hayırlı olsun dileğinde bulundu. Vatandaşların ihtiyaç duyduğu her şeyi kendisinden talep etmesi gerektiğini ifade eden Seçer, “Belediye başkanı şehrin her şeyidir. Vatandaş benden isteyecek, eksiğini, gediğini, taleplerini ve şikayetlerini dile getirecek. Hizmet aldığı noktada hayır duasını, teşekkürünü edecek. Zaten bizim en büyük enerjimiz vatandaşın sevgisidir” dedi.
“Geçen dönem 22 kadın muhtarımız vardı, şu anda 50”
Seçer, 355 muhtarın yeni seçildiğini, önceki dönem görev yapan 455 muhtarın da görevlerine devam ettiğini belirtti. Kadın muhtarların sayılarının artmasına ilişkin de temsilde adalet vurgusu yapan Seçer, “4 merkez ilçemizin 204 muhtarının 75’i yeni seçildi, 129’u da görevine devam ediyor. Sevindirici bir nokta da geçen dönem 22 kadın muhtarımız vardı, şu anda 50 kadın muhtarımız var. Yeterli mi? Değil. Ama olsun. 22’den 50’ye çıkmak da güzeldir. Türkiye nüfusunun yüzde 50’si kadındır. Her alanda temsiliyette adaletli olacağız. İstiyoruz ki kadın muhtarların sayıları daha da artsın” diye konuştu.
“Seçimlerde herkes üzerine düşen mesajı aldı”
31 Mart Yerel Seçimlerinin, Türkiye’deki siyasi yol haritasını değiştiren bir seçim olduğunu ifade eden Seçer, seçim sonuçlarının iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Seçer, “Ben milletimin ferasetine her zaman güvendim. Vatandaşların, bir seçimde iktidara getirdiği bir partiyi, bir seçim sonra yerle yeksan ettiğini Türkiye’nin siyasi tarihinde görebilirsiniz. Ben milletimin ferasetine inanıyorum. Seçimlerde herkes üzerine düşen mesajı aldı. Hepimiz aldık. Ben de aldım ve dedim ki; ‘çalışan, ayrımcılık yapmayan, halka dokunan, samimi olan ve halkın kalbine giren kazanır.’ Doğru düşünmüşüm, felsefem doğruymuş. Şu anda o felsefem daha da zenginleşti, sağlamlaştı ve artık daha da inanıyorum” dedi.
“Muhtarlarımızla mesai arkadaşıyız”
Vatandaşlara hizmet götürme noktasında muhtarlarla iş birliğinin önemine değinen Seçer, “Muhtarlarımızla mesai arkadaşıyız. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz, iş birliği yapmak zorundayız. Benim daire başkanım, şahsım, partim ve dünya görüşüm muhtarı alakadar etmemeli. O da mahallesine, mahalle sakinine götüreceği hizmetle meşgul olmalı. Sadece Büyükşehir Belediyesi ile değil, ilçe belediyelerimizle diyaloglarını sağlam kurmalı. Her şeyin başı iyi diyalog, iletişim ve saygı dili. Birbirimize saygıyla ve sevgiyle yaklaşacağız. Çözülmeyecek hiçbir sorun yok, hepsinin üstesinden geliriz” şeklinde konuştu.
Muhtarlara Teksin uygulamasını etkin kullanmalarını öneren Seçer, uygulamayı vatandaşların da etkin kullanmasını sağlamalarını tavsiye etti. Teksin uygulamasına ilçe belediyelerini entegre etmek için öneri sunduklarını ifade eden Seçer, ilçe belediyeleriyle uyumlu çalışabilmek adına bunun önem arz ettiğini kaydetti.
“Sorunları, birbirimize yardımcı olarak çözeceğiz”
İlçe belediye başkanları ve muhtarlarla uyum içerisinde çalışmalarının Mersin’i ve vatandaşları olumlu etkileyeceğine işaret eden Seçer, “Sorunları, ‘benim görev alanım, senin görev alanın’ deyip birbirimize atarak, birbirimizi halk karşısında inciterek, sıkıntıya sokarak değil, birbirimize yardımcı olarak çözeceğimizden vatandaşlarımızın emin olmasını istiyoruz. Muhtarlarımızı da yapıcı bir şekilde bu işin içerisine kattığımız zaman Mersin çok daha güzel hizmet alır, büyür, gelişir ve herkesin yaşamak istediği bir kent haline gelir” dedi.
İkinci 5 yıllık çalışma sürecinde eski politikaları devam ettireceklerini vurgulayan Seçer, yeni vizyon projeleriyle de Mersin’i ve Mersinlileri kalkındıracaklarını kaydetti. Seçer, şöyle devam etti: “Mersin’de ikinci 5 yılda vatandaşlarımızı raylı sistemlerle seyahat ettireceğiz. Yakın zamanda Metro’nun inşaatı hızlanacak. Kentsel dönüşüm, yerinde dönüşüm ve sosyal konut projelerini beraber yürüteceğiz. Vatandaşlarımızın uygun fiyatlarla belediye evlerinde kirayla yaşamalarını ve kira öder gibi taksitlerle konut sahibi olmasını sağlayacağız”
Seçer, ayrıca Müftü Deresi Yaşam Vadisi projesinden de bahsederek, Mersin’e yakışır projelerin altına imza atacaklarını dile getirdi. – MERSİN
]]>Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, beş yıldızlı bir otelde bilgilendirme toplantısı düzenledi. Belediyenin mali durumu, turizm hazırlıkları, ilçedeki yeni açılan işletmeler ve altyapı, ilaçlamalar, kaçak yapılar konularının da ele alındığı toplantı soru cevap şeklinde gerçekleşti.
‘Başkan yardımcıları atamayı düşünmüyorum’
Marmaris kamuoyunu en çok merak ettiği soruları soran medya temsilcilerine cevap veren Başkan Ünlü, “Belediyemizin borçlarının bizlerin bildiklerinden çok fazla olduğunu öğrendik. Hiçbir zaman kimseye belediyenin borcu var ihtiyaçlarımızı karşılayın demedik. Her şeye rağmen toparlayacağız. Şu anda başkan yardımcıları kim olacak diye söylentiler dolaşmakta. Öncelikle başkan yardımcıları atamayı düşünmüyorum. Sistemi önce kendimiz kuracağız, anlayacağız ve ihtiyaç olursa çeşitli noktalara atamalarını yaparız’ sözleri ile bir süre bu şekilde devam edeceğini belirtti.
‘Kaçak yapıların tutanakları tutulmuş’
Kırsal mahallerde kaçak yapılarla ilgili soruya cevaplayan Başkan Ünlü; ‘Kaçak yapılar ile ilgili vatandaşların daha dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyorum çünkü artık şartlar eskisi gibi değil. Bu nedenle vatandaşın bu konuda kendini düşünerek hareket etmesi lazım. Bölgede çok fazla kaçak yapı mevcut bunların tutulabildiği kadarıyla tutanaklar tutulmuş bazılarına cezai işlemler uygulanmış. Bunlar ile ilgili bizim çalışmalarımız devam ediyor. Ama söylemem gereken şey şu kaçak yapı ile ilgili mücadele devam edecek “dedi.
İlçedeki yol kenarındaki otoparkların Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesinde olduğunu ve özel şirkete verilen bu otoparkların ihale süreçlerinin bitmesinin ardından, Büyükşehir belediye bünyesinde çalıştırılacağını da ifade eden Başkan Ünlü projelendirmelerin yapıldığını belirtti.
Büyükşehir sorumluluk alanında olan ve geçtiğimiz sezon yenileme çalışmaları ile sezona geç başlayan yat limanı ile ilgi de bilgi veren Başkan Ünlü ‘Yat limanı seçim esnasında dediğimiz gibi Yat Limanı Marmaris Belediyesi’nin de içerisinde olduğu bir oluşum tarafından idare edilecek. Şuanda Denizcilik A.Ş diye bir şirket kuruluyor çünkü denizcilik ulaşımını, denizcilik ile ilgili faaliyetleri belirleyen dinamitleri farklı değerlendirmesi gerekiyor bu nedenle Denizcilik A.Ş kuruluyor” dedi.
Domuzların ilçe merkezinde dolaşması ve trafik başta bir çok soruna sebep olması ile ilgili “Sorumluluk sahamızda çözebileceğimiz bir konu değil maalesef ki bu konu ile ilgili Kaymakamlığımızın da görüşleri düşünceleri var bunlar konuşuluyor. İlçe tarımla asıl bunu çözmek gerekiyor. Yakın zamanda bu konu ile ilgili somut bir şey ortaya çıkacaktır” şeklinde konuştu.
“Sorunları yerinde inceliyoruz
Başkan Ünlü ‘Aktifliğin daha çok olacağı yerlerden başlayarak ziyaretlerimizi gerçekleştirdik. Sanayi bölgesine gittik yeni hastanenin açılması ile orada yoğunluğun artacağını biliyoruz. Oradaki eksiklikleri hataları yerinde incelemeler yaptık. Sezon öncesi adım adım her alanı toparlıyoruz. Şuanda çok aktifiz ama her bölgeye aynı anda çalışma yapamıyoruz teker teker bölgeleri düzenliyoruz.” sözleri ile sorunları yerinde tespit ederek ilgili kurumlar ile işbirliği içine çözüm yolu bulacaklarını belirtti.
İçmeler Kızılbük mevkiinde özel bir şirket tarafından yapımı devam eden devremülk otel ve kongre merkezi ile ilgili soruya ise Başkan Ünlü, ‘Şu anda oranın altyapısı ile ilgili herhangi bir bağlantı sağlanmadı. Yapılması gereken hazırlıklar var. Biz Marmaris halkının temsilcisi olarak buradayız ve her gelişmeyi bildireceğiz. Marmaris’e tabii ki yatırım gelsin. Marmaris’te marka işletmelerin olması hepimize katkı sağlar ama tabii kurallı olması, toplum menfaatini koruması önemli. Herkesin üzerine düşeni yapması gerekir buradaki firma sahiplerinin de aynı şekilde özenli dikkatli ve ortak noktada buluşabiliyor olmamız gerekli’ şeklinde konuştu.
Belediye Başkanı Acar Ünlü Marmaris’te çok yakında özellikle çalışan anneler için kreşler açılması için projelerin hazırlandığını, vatandaşların menfaatleri için özveri ve iş birliği içinde yol alacaklarını ifade etti. – MUĞLA
]]>SSB’den yapılan açıklamaya göre, ikinci uçuşunu bugün gerçekleştiren KAAN, 14 dakika havada kalarak, 10 bin feet irtifa ve 230 knot hıza ulaşmayı başardı.
Savunma Sanayii Başkanı Başkanı Haluk Görgün, KAAN’ın gerçekleştirdiği ikinci uçuş sonrası test pilotları ve proje ekibi ile bir araya geldi.
Görgün, tarihi bir an daha yaşandığını belirterek, buna hep birlikte şahitlik edebildikleri için şükran duyduğunu dile getirdi.
Heyecanlı, aynı zamanda gururlu olduklarını aktaran Görgün, “Türk havacılık tarihinin, Türk savunma tarihinin önemli günlerinden bir tanesine daha şahitlik ettik. İnsanlı savaş uçağımız bugün ikinci uçuşunu yaptı. İlk uçuşunu 21 Şubat’ta tamamlamıştı. Planlandığı şekilde ilk uçuşu başarıyla gerçekleştirmişti. Bugün yine o ilk uçuş sonrası elde edilen veriler değerlendirildikten, analiz edildikten sonra ikinci uçuş hazırlıkları tamamlandı ve bu sabah da ikinci uçuşumuzu gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı.
Görgün, ikinci uçuşun da ilk uçuş gibi çok başarılı olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bu uçuşta da alınan veriler tüm ekip tarafından değerlendirilecek ve sonraki uçuşlar için hazırlıklar devam edecek. Hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Emeği geçen tüm çalışanlarımıza mühendislerimize, pilotlarımıza, test pilotlarımıza teşekkür ediyoruz, milletimize hayırlı uğurlu olsun. Tabii herkes inanılmaz bir heyecan içindeydi, sabahın ilk saatlerinde itibaren bu uçuşun gerçekleşmesi için herkes bir taraftan dua ediyor, bir taraftan umutla o ilk kalkışı ve inişi bekliyordu. Çok şükür güzel bir atmosfer vardı, tüm çalışanlar tüm emek verenler burada olmaya gayret gösterdiler, hep beraber bu anı yaşadık, hayırlı, uğurlu olsun diyorum.”
KAAN, yeni boyalı haliyle ilk uçuşunu yaptı
Yüksek manevra, düşük radar görünürlüğü, geliştirilmeye açık aviyonik mimari, artırılmış durumsal farkındalık, hassas hedefleme, birlikte çalışabilme gibi 5. nesil savaş uçaklarında olan bütün kabiliyetlere sahip olan KAAN’ın üretim faaliyetlerine Mart 2022’de başlandı.
Mayıs-Kasım 2022 tarihlerinde komponent montajları tamamlanarak, Kasım 2022’de son montaj hattı devreye alındı. Aralık 2022 ve Ocak 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen yoğun sistem testlerinin devamında, 10 Şubat 2023 tarihinde planlanandan önce hangardan çıkış gerçekleştirilirken, 12 Şubat 2023 tarihinde ilk motor çalıştırma faaliyeti icra edildi. 17 Mart 2023 tarihinde ise ilk yavaş taksi testleri başarı ile tamamlandı. İlk uçuşa kadar olan dönemde ilk uçuş için gerekli güçlendirme faaliyetleri yürütüldü ve uçuş öncesi testler tamamlandı. Milli muharip uçak KAAN, ilk uçuşunu 21 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştirdi.
Eş zamanlı olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek konfigürasyon için hava aracı ve sistem gereksinimleri tanımlandı, hava ve sistem fonksiyonları belirlendi ve ön tasarım fazı tamamlandı.
Yeni boyalı haliyle ilk uçuşunu yapan KAAN’ın teknik özellikleri arasında şunlar yer alıyor:
“Maksimum seyir hızı: 1,8 Mach. İrtifa tavanı: 55 bin ft. Güç limitleri : +9g/-3,5g. Dahili silah yuvası. Süperseyir kabiliyeti. Düşük radar izi. Çoklu görev profili. Hava-hava kabiliyeti Hava-kara kabiliyeti.”
]]>(MALATYA) -CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyle ilgili “Herkes bilisin ki bu görüşme Türkiye’de mağdur kim varsa onlar için yapıldı. Ne konuşuldu diye merak ediyorsanız; mağdurlar, hukuksuzluk, emekliler, belediyeler, işsizlik, yoksulluk Türkiye’nin yararına ne varsa onlar konuşuldu” dedi.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 31 Mart yerel seçimlerinde Arguvan Belediye Başkanı seçilen Ersoy Eren’i ziyaret etti.
“MİLLETVEKİLİMİZİN ARGUVAN İLE GÖNÜL BAĞI VAR”
Arguvan Belediye Başkanı Ersoy Eren, Ağbaba’ya Arguvan’a verdiği desteklerden dolayı teşekkür ederek, “Önemli bir seçim süreci atlattık. CHP Malatya Milletvekilim Veli Ağbaba’nın bu dönemde Arguvan adına çok önemli desteklerini gördük. İl yönetimimiz ve kadınlarımız, gençlerimiz bize en iyi şekilde destek verdiler. Bundan sonrada desteklerinin artarak devam edeceğine inanıyorum. Milletvekilimizin Arguvan’a bir gönül bağı var” ifadelerini kullandı.
“ARGUVAN’A VERDİĞİMİZ VAATLERİN HEPSİNİ FAZLASIYLA YERİNE GETİRECEĞİZ”
Veli Ağbaba ise yeni dönemin Arguvan Belediye Başkanı Ersoy Eren, belediye meclis üyeleri ve Arguvanlılara hayırlı olması temennisinde bulunarak “Umarım başarılı bir süreç geçirirler” dedi.
Arguvan’da seçimden önce verdikleri vaatlerin hepsinin fazlasıyla gerçekleşeceğini kaydeden Ağbaba, şunları söyledi:
“Arguvan’da atılan her adımda emeğimiz vardır. Belediye başkanı kim olursa olsun Türkiye’de bütün kapıları Arguvan adına açtık. Tabi seçim kampanyası döneminde haksız eleştiriler ve iftiralar oldu, bunları duymazdan geldik. Arguvan’da kardeşlik, barış ve hoş görünün hakim olması gerektiğini ifade ettik, bundan sonrada öyle olacak. Hızlı bir şekilde Arguvan Belediyesi bize bir yer tahsis edecek ve oraya kadın dinlenme merkezini inşa edeceğiz. Gençlerimiz için bir merkez yapacağız. Arguvan merkez ve köyler için her türlü desteği vereceğiz. Arguvan’da benim projem olan ama geçmiş dönemde hayata geçiremediğimiz Ozanlar Sokağı’nın mutlaka buraya yapılması gerekiyor. Malatya ve çevre illerden turist çekecek bir Ozanlar Sokağı’na ihtiyaç var. Bunun da hızlı bir şekilde projelendirilerek yapılmasını arzuluyoruz. Festivalle ilgili yapacağımız ne varsa her anlamda destek olacağız. Arguvan Belediyesi bu konuda çalışsın bizde sanatçı ve diğer konularda destekleyelim. Sponsora ve paraya ihtiyaç varsa onları da karşılayacağımızı söylemek isteriz.”
“HER 10 KİŞİDEN 4’ÜNE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR”
Malatya’da CHP’li belediye sayısının 5’e yükseldiğini hatırlatan Ağbaba, “Hem Türkiye hem de Malatya’da 1977’den sonra en büyük oy oranına ulaştık. Seçimi kazanacağımı bekliyordum, çok umutluydum ama koşullar böyle oldu. Malatya için çalışmaya devam edeceğim, sorumluluğumuz çok daha arttı. Önceden yüzde 18 ila 20’ye karşı sorumluluğumuz vardı ama şimdi her 10 kişiden dördüne karşı sorumluluğumuz var. Daha fazla çalışacağım, Malatya için uğraşacağım. Gençler ve çocuklar için çok daha fazla çalışacağım” dedi.
“TÜRKİYE’NİN YARARINA NE VARSA ONLAR KONUŞULDU”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in çok önemli adımlar attığını dile getiren Ağbaba, “Cumhurbaşkanıyla görüştü. Herkes bilisin ki bu görüşme Türkiye’de mağdur kim varsa onlar için yapıldı. Ne konuşuldu diye merak ediyorsanız; mağdurlar, hukuksuzluk, emekliler, belediyeler, işsizlik, yoksulluk Türkiye’nin yararına ne varsa onlara konuşuldu. Türkiye’nin yararına olan her türlü çalışma yapılır. Yoksulların yararına her türlü şey müzakere edilir. Bunun yanında haksızlığa, yolsuzluğa, yoksulluğa, liyakatsizliğe karşı mücadele edilir. Devletin kurumlarında birçok atanamayan öğretmen, insan var ayrıca işe alımlarda hala mülakat devam ediyor. Bunlarla kararlı bir şekilde mücadele edeceğiz. Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanı ile mülakatları, liyakatsizliği, atanamayan öğretmenleri, emeklileri, yoksulluğu ve yapılan hukuksuzlukları konuştu. Çok büyük alanda yapılan hukuksuzluk var, yargı bağımsız değil bu konular görüşüldü. Bunlar konuşulmaya devam edilecek” ifadelerine yer verdi.
]]>Erdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyonu gerçekleştirilen 201 eserin, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, sevgi ve merhamet medeniyetinin temsilcisi olunduğunu söyledi.
Nefes alırken havayı, su içerken ırmağı, hasat toplarken toprağı, meyve koparırken ağacı özellikle incitmemeye, zarar vermemeye çalışan yüce gönüllü bir kültür ikliminde yetişilerek bugünlere gelindiğini anlatan Erdoğan, cenk meydanlarında hasımlarla göğüs göğüse muharebe ederken dahi gayrimeşru, gayri insaniyollara tevessül edilmediğini vurguladı.
Sefere çıktığında dalından kopardığı bir meyvenin ücretini bile ödeyen ecdadın, hem örnek olacak hem de iftihar edilecek eşsiz bir miras bıraktığını, Fatih Sultan Mehmet’in “Hüner bir şehir bünyad etmektir. Reaya kalbin abad etmektir.” tavsiyesinin asırlarca millete rehberlik ettiğini belirten Erdoğan, “Evet, önemli olan sadece toprak kazanmak değil bir şehri imar etmek, gönülleri de fethetmektir.” diye konuştu.
Erdoğan, bu anlayışla tarih boyunca hem nice şehirler, yollar, köprüler imar edildiğini hem de kalplerin kazanıldığını dile getirerek, “Vakıflarımız, şehirlerimizin imarının yanı sıra fethettiğimiz yerlerdeki halkın gönlünü kazanmamıza vesile olan en önemli kurumlarımızdır. Balkanlar’dan Afrika’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya kadar gönül coğrafyamızın her bir köşesinde ecdat tarafından inşa edilen camilerin, imarethanelerin, köprülerin ve kervansarayların çoğunluğu vakıf eseridir.” ifadelerini kullandı.
“Vakıflarımız, milletimizin huzur ve güvenliğinin de teminatı olmuştur”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Selçukluyu, Osmanlıyı gezen Batılı seyyahların, bu devletler için “vakıf cenneti” tabirini kullandıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“‘Hayırda yarışınız’ emri mucibince atalarımız, vakıf kurmak suretiyle özellikle birbiriyle yarışmış, kimseyi çaresiz ve sahipsiz bırakmamıştır. Fakir fukarayı, garip gurabayı, yolda kalanı, yetimi, öksüzü, düşkünü, biçareleri gözeten, ihtiyaç sahiplerine yardımı esirgemeyen vakıflarımız, aynı zamanda milletimizin huzur ve güvenliğinin de teminatı olmuştur. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkemizin ete kemiğe büründüğü kurum, tartışmasız bir şekilde vakıflarımızdır. İslam’a göre insan, zübde-i alem yani alemin özüdür. İnsana hizmet, İslam medeniyetinin temelini oluşturur. Vakıflarımız, yalnızca insana hizmetle kendilerini sınırlandırmamıştır. Şanlı tarihimizde özellikle aç kuşlar için, göç eden leylekler için hatta ağaçlar için, köprüler için kurulan nice vakıflar görüyoruz.
Hayata ve hayatın akışına dair ne varsa oraya hitap eden, elini uzatan ve kol kanat gelen bir hayır kurumuna, yapıya veya vakfa mutlaka rastlıyoruz. Sadece vakıf kurmakta değil ecdat, vakıfların korunması ve vakıf malına el sürülmemesi hususunda da çok büyük itina göstermiştir. “
Erdoğan, “Vakfa bir çivi çakan abat, bir çivi söken berbat olur.” sözünün hem vakıf hizmetlerinin değerini hem de riskini ortaya koyduğuna işaret ederek, “Vakıf faaliyeti öyle hassas, öyle titizlikle yürütülmesi gereken bir iştir ki kişiye cennetin kapılarını da açabilir, Allah korusun cehenneme de sürükleyebilir çünkü bir vakfiyede tüm insanların, tabiatın, hayvan ve bitkilerin, gelecek kuşakların hakkı, hukuku vardır.” diye konuştu.
“Bulunduğumuz tüm makamları aziz milletimize borçluyuz”
Devlet geleneğinde “Bir vakıf içinden geçerken üzerine vakıf malının tozu bile bulaşmasın” hassasiyetiyle faaliyetler yürütüldüğünü, aynı inceliğe başka alanlarda da şahit olduklarını belirten Erdoğan, “Vakıf malına gösterilen bu ihtimamın kamuya dair tüm işlerde hepimize örnek olması gerektiğine inanıyorum. Burada şu hususun altını çizerek ifade etmek istiyorum: Vakıf eserleri, nasıl bize ecdadın ve vakıf sahibinin emaneti ise kamu malı ve kamu görevi de milletin emanetidir. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının olduğu kamu malı ve kamu görevi ancak böyle yüksek bir şuurla yerine getirilirse verimli olur, bereketli olur, faydalı olur, sorumluluğun hakkı tam manasıyla verilmiş olur.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, kamu görevlisinin, kendi mesuliyeti veya mesuliyet sahasıyla ilgili işlerde vatandaşlara hizmet etmeye memur, mesul ve mecbur olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:
“Millete hizmet yolunda üşengeçliğe, rehavete, kaprislere, ‘Bugün git, yarın gel’ sorumsuzluğuna asla ve asla yer yoktur. Her zaman söylüyorum, bugün bir kez daha ifade ediyorum: Bulunduğumuz tüm makamları aziz milletimize borçluyuz. Hangi konumda olursak olalım, hepimiz milletimize karşı sorumluyuz. Millete büyüklenmek, yukarıdan bakmak, efendilik taslamak, sorunlarını görmezden gelmek kesinlikle kabul edilemez. Hele hele kamu malına el uzatmak, bizim nazarımızda ihanete eş değerdir. Siyasetçiler, kamu görevlileri, yönetim mevkisindekilerin ülkeye ve millete karşı vazifelerini yerine getirme noktasında hiçbir bahanesi olamaz. Milletin derdiyle dertlenmedikten, sorunlarına çözüm bulup hayır duasını almadıktan sonra hangi vazife olursa olsun insan için yüktür.
Eski Türkiye manzaralarını, milletimize tekrar yaşatmamakta kararlıyız. Bu konuda özellikle son dönemde artan serzenişlerin farkındayız. Tespit ettiğimiz tüm eksiklerin, hataların, varsa ihanetlerin üzerine inşallah bundan sonra çok daha kararlı bir şekilde gideceğiz. Kamu hizmetlerinin sorunsuz ve kusursuz sunulması için her türlü tedbiri alacak, bürokratik atalete hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, düzenlenen töreni, emanete sahip çıkma bakımından sergiledikleri hassasiyetin yeni bir nişanesi olarak gördüğünü söyledi.
Toplam 201 vakıf eserini asli kimliğine ve kullanım amacına uygun şekilde restore eden Vakıflar Genel Müdürlüğünü millet adına tebrik eden Erdoğan, eserlerin yeniden ihyasına katkı sağlayan hayırseverlere teşekkürlerini iletti.
Vakıf Haftası’nı kutlayan Erdoğan, hafta boyunca düzenlenecek etkinliklerin özellikle gençlerin köklü vakıf medeniyetini anlamasına vesile teşkil etmesini diledi.
Erdoğan, “Rabb’im bizleri vakıfların kıymetini bilenlerden, vakıf sahibi olanlardan geride hayırla yad edilecek eserler bırakanlardan eylesin.” diyerek, restorasyonu tamamlanan eserlerin hayırlı olmasını temenni etti.
Notlar
Programa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu da katıldı.
Programda, İstanbul Tarihi Müzik Topluluğunca müzik dinletisi sunuldu. Vakıflar Genel Müdürlüğünün tanıtım filmi, UNESCO Ahşap Camiler filmi ve 201 eserin tanıtımı gösterildi.
Programda Erdoğan, 6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan Malatya Yeni Camisi’nin tüm yapım masraflarını üstlenen iş insanı ve hayırsever Bayram Kızılaslan’a “Vakıf İnsan Ödülü”nü verdi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ile Vakıflar Genel Müdürü Aksu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Süleymaniye Camisi’nin kıble cephesindeki çini üzerinde, İznik çinileriyle yapılmış mihrap nişinden esinlenerek oluşturulan eseri takdim etti.
Mihrabın her iki yanında, lacivert zemin üzerine yazılmış Fatiha Suresi’ni içeren dairesel formların replikası olan eser, Kütahyalı çini ustaları Osman Yol, Cemil ve Lütfiye Tokgöz ile Okay Hamdi Çakır tarafından yazıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra canlı bağlantılarla vakıf eserlerinin toplu açılışını kurdele keserek yaptı. Törende Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş dua etti.
(Bitti)
]]>Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinin kesin sonuçlarını açıkladı. Kurul üyeleri ile basın açıklaması yapan yener seçimlerde partilerin aldığı büyükşehir, il belediye başkanlığı ve belde belediye başkanlığı sayılarını açıkladı. Seçim sonuçlarının her an siyasi partilerle paylaşıldığını hatırlatan Yener, ıslak imzalı tutanakların da YSK’nın sitesinden yayımlanacağını duyurdu.
“Münferit bazı hadiseler dışında seçimler, huzur ve güven içerisinde yapılarak sonuçlandırılmıştır”
Kesin seçim sonuçlarının YSK’nın internet sitesinde yayımlanacağını hatırlatan Yener, “31 Mart 2024 Pazar günü yapılan 34 siyasi partinin katıldığı Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde 207 bin 848 sandıkta 61 milyon 441 bin 882 kayıtlı seçmen ile seçimlere gidilmiştir. 61 milyon 441 bin 882 kayıtlı seçmenin 31 milyon 85 bin 280’i kadın oran yüzde 50.59, 30 milyon 356 bin 602’si oran 49 nokta 41 seçmendir. Münferit bazı hadiseler dışında seçimler, huzur ve güven içerisinde yapılarak sonuçlandırılmıştır. Seçim süreci içerisinde tüm veriler ve seçmen listeleri seçim takviminde öngörülen tarihlerde siyasi partilerimizle paylaşılmıştır. Sisteme girilen sonuçlar ve resmi formatı sayım döküm cetvelleri ve sandık sonuç tutanakları Yüksek Seçim Kuruluna geldiği andan itibaren eş zamanlı olarak seçime katılan siyasi partilerle paylaşılmıştır. Seçime katılan siyasi parti temsilcileri, seçim sonuçlarını başkanlığımızda canlı olarak sunulan ekran üzerinden takip etmişlerdir. Kesin seçim sonuçlarının ilanıyla birlikte tutanaklar internet sitemizde, ıslak imzalı olarak tüm vatandaşlarımızın erişimine açılacaktır. Yüksek Seçim Kurulu açık veri portalında 2009-2024 yılları arasında yapılmış olan Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Milletvekili Genel Seçimi, Mahalli İdareler Genel Seçimi ve Halk Oylaması seçimlerine ait veri ve bilgilerin paylaşımı yapılmaktadır” ifadelerine yer verdi.
Nerelerde seçim yenilenecek
31 Mart 2024 Pazar günü yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri sonrasında, yapılan itirazlar üzerine 2 Haziran 2024 tarihinde yeniden seçim yapılacak yerleri sıralayan Yener “Aksaray Güzelyurt, Kayseri Pınarbaşı, Şanlıurfa Hilvan ilçeleri ile Sivas Yıldızeli-Güney Kaya, Tunceli Mazgirt-Akpazar, Kırklareli Lüleburgaz-Büyükkarıştıran ve Aksaray Merkez Sağlık Beldelerinde seçimler yenilenecektir” ifadelerini kullandı.
“Büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinde ise 47 milyon 867 bin 134 seçmen kayıtlı olup katılım oranı yüzde 78.12 olarak gerçekleşmiştir”
Seçimlere katılım oranına ve kesim seçim sonuçlarına göre partilerin aldığı başkanlıklara dair bilgi veren Yener, “31 Mart 2024 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçiminde il genel meclisi üyeliğinde 13 milyon 563 bin 800 kayıtlı seçmen bulunmakta olup katılım oranı yüzde 80.09 olarak gerçekleşmiştir. Büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinde ise 47 milyon 867 bin 134 seçmen kayıtlı olup katılım oranı yüzde 78.12 olarak gerçekleşmiştir. 30 büyükşehirde Adalet ve Kalkınma Partisi 12, Yeniden Refah Partisi 1, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi 3, Cumhuriyet Halk Partisi 14 büyükşehir belediye başkanlığı kazanmıştır. Belediye Başkanlığı seçimlerinde ise 57 milyon 708 bin 541 kayıtlı seçmen bulunmakta olup katılım oranı yüzde 78.11 olarak gerçekleşmiştir. 51 il belediye başkanlığından Adalet ve Kalkınma Partisi 12, İYİ Parti 1, Büyük Birlik Partisi 1, Yeniden Refah Partisi 1, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi 7, Cumhuriyet Halk Partisi 21, Milliyetçi Hareket Partisi 8, belediye başkanlığı kazanmıştır. 919 ilçede ise 346 Adalet ve Kalkınma Partisi, 22 İYİ Parti, 1 Sol Parti, 13 Büyük Birlik Partisi, 1 Demokratik Sol Parti, 37 Yeniden Refah Partisi, 57 Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, 314 Cumhuriyet Halk Partisi, 2 Demokrat Parti, 114 Milliyetçi Hareket Partisi, 1 Türkiye İşçi Partisi, 1 Demokrasi ve Atılım Partisi, 1 Saadet Partisi, 9’da bağımsız aday seçimleri kazanmıştır. 316 belde belediye başkanlığında ise 168 Adalet ve Kalkınma Partisi, 7 İYİ Parti, 1 Sol Parti, 6 Büyük Birlik Partisi, 1 Memleket Partisi, 1 Demokratik Sol Parti, 24 Yeniden Refah Partisi, 10 Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, 60 Cumhuriyet Halk Partisi, 1 Hür Dava Partisi, 3 Demokrat Parti, 96 Milliyetçi Hareket Partisi, 3 Demokrasi ve Atılım Partisi, 3 Saadet Partisi, 2 bağımsız aday belediye başkanlığını kazanmıştır. Belediye Meclisi Üyeliği seçimlerinde ise Seçimlerine ise 57 milyon 715 bin 191 kayıtlı seçmen bulunmakta olup katılım oranı yüzde 78.10 olarak gerçekleşmiştir” diye konuştu.
En düşük ve en yüksek katılım nerelerde
Yapılan seçimlerde en düşük ve en yüksek katılım oranlarına da yer veren Yener, “En düşük olanlar büyükşehir belediye başkanlığında yüzde 67.34 ile Diyarbakır, il belediye başkanlığında yüzde 59.63 ile Bingöl, ilçe belediye başkanlığında yüzde 59.76 ile Diyarbakır Bağlar, belde belediye başkanlığında ise yüzde 36.18 ile Yozgat Akdağmadeni Belekçihan beldesi olmuştur. Katılımı yüksek olduğu yerler ise büyükşehir belediye başkanlığında yüzde 84.97 ile Manisa, il belediye başkanlığında yüzde 83.44 ile Artvin, ilçe belediye başkanlığında yüze 95.93 Kırıkkale Karakeçili ilçesi, belde belediye başkanlığında ise yüze 98.04 ile Aksaray Merkez Yeşiltepe beldesi olmuştur. Yine 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleşen seçimlerde seçmen sayısı en fazla olan 5 büyükşehir belediyesinde katılım oranları ise şu şekildedir; Ankara’da yüzde 79.39, Antalya’da yüzde 78.47, Bursa’da yüzde 78.84, İstanbul’da yüzde 79.28 ve İzmir’de yüzde 79.02 olarak gerçekleşmiştir” dedi. – ANKARA
]]>İslahiye-Hatay kara yolunun Ağabey mevkisinde plakaları ve sürücüleri henüz belirlenemeyen minibüsle beton mikseri çarpıştı.
Kaza ihbarının ardından bölgeye çok sayıda ambulans sevk edildi.
Kazada 8 kişi yaşamını yitirdi, 11 kişi yaralandı.
Kazaya karışan araçlar, yaklaşık 4 saatlik çalışmanın ardından çekici yardımıyla kara yolundan kaldırıldı.
Kaza nedeniyle trafiğe kapatılan İslahiye-Hatay istikameti ise yeniden trafiğe açıldı.
Vali Çeber’in açıklamaları
Olay yerinde incelemelerde bulunduktan sonra İslahiye Devlet Hastanesi’ndeki yaralıları ziyaret eden Gaziantep Valisi Kemal Çeber, gazetecilere, yaklaşık iki saat kadar önce ciddi bir kazayla karşılaştıklarını söyledi.
Kazayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak yürütüldüğüne dikkati çeken Çeber, şöyle konuştu:
“Hatay istikametinden gelen tır şeklindeki beton mikseri, trafikte sürüş kontrolünü kaybediyor, maalesef bölünmüş bir yolda karşı şeride geçiyor. İlçeden Yeşilyurt köyümüze giden köy dolmuşuna çarpıyor. Şoför dahil 19 yolcusuyla beraber köyüne giden dolmuşa çarpıyor. Maalesef 8 vefatımız var. Bunların 7’si kadın birisi erkek, 2’si ise öğrenci. Diğer dolmuş yolcularımız arasında 11 yaralı var. Şoförlerimizden ikisi hafif yaralı. Başsavcımız, kaymakamımız çok kısa süre içerisinde olay yerine gidip bizi bilgilendirdiler. Tüm ekiplerimiz trafik, jandarma, itfaiye, AFAD ekiplerimiz olay yerine çok kısa sürede ulaştı. Aynı zamanda Kilis, Hatay ve Gaziantep merkezden ambulanslarımız kısa sürede olay yerine ulaştılar.”
Sağlık çalışanlarının ciddi gayretleriyle yaralıları ambulanslarla hastanelere taşıdığını anlatan Çeber, “Yaralılarımızdan 2’sinin durumu ağır. Durumları stabil hale gelince Gaziantep’e sevkleri görünüyor. 4 normal hastamızın Gaziantep’e sevki gerçekleştirildi. Diğer yaralılarımızın bir kısmı burada. Bazılarıyla sohbet ettim, durumları iyi. Süreçle ilgili idari ve adli soruşturma başladı. Rabbim vefat edenlere rahmet eylesin, kardeşlerimizin vefatı bizi çok üzdü. Rabbim ülkemize başka acı yaşatmasın.” dedi.
Bilirkişi incelemeleri sürüyor
Kazayla ilgili şu an için gözaltı olmadığını belirten Çeber, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Gözaltı şu an için yok ama olayla ilgili herkes bizim gözetimimiz altında. Şoförler hafif yaralı ama tır şoförünün gözaltı işlemi normal olarak olacak gibi görünüyor. Şu anda tamamen sağlıkla ilgili konulara odaklandık. Tedavisi uygun hale geldiğinde gözaltı işlemi görülüyor gibi, tabii bilirkişiler incelemelerini devam ettiriyor. Arkadaşlarımız artık çok profesyonel, en uzak vefat noktası ile en yakını, yere savrulmalar, tekerlek izleri, aracın mevcut hızı hepsi beraber değerlendirilerek bu noktada çalışmalar yürütülüyor. Ama ilk kanaat mikserin oldukça hızlı ve süratli olduğu, buna bağlı kontrolünü kaybettiği yönünde. Bunun yanında yol hasarları veya kusurları gibi diğer konular üzerinde de durulacak. Hatay’dan İslahiye’ye doğru gelirken kontrolünü kaybediyor, karşı şeride geçiyor, bunların hepsinin tekerlek izleri mevcut, karşı şeritte kendi yolunda devam eden köy dolmuşumuza çarpıyor.”
Yaralı yolculardan Zeynep Gök, kazanın okuldan çıkıp eve giderken meydana geldiğini belirterek, “Yolda ilerlerken karşı şeritten tır, çok hızlı geldi ve bize çarptı. Kazanın etkisiyle de birkaç kere takla attık. Serviste kaç kişi olduğumuzu hatırlamıyorum ama koltuklar doluydu.” ifadelerini kullandı.
]]>







