“BİR TEK ANKARA SESSİZ VE ISSIZDI”
Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, X hesabından İran-İsrail arasındaki gerilime ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Uyan Ankara uyan! Dün bölgemiz için de dünya için de uzun bir geceydi. Bütün başkentler ayakta iken ve açıklamalarla tutumlarını ortaya koyarken bir tek Ankara sessiz ve ıssızdı. Gece boyu ne bir açıklama ne de bir kriz toplantısı yapıldı.
“ABD ZİYARETİ ÖNCESİ…”
Şu ana kadar da bir açıklama gelmedi. Bunun izahı mümkün değil. Ama devlet tecrübesi bana iki ihtimal olduğunu düşündürüyor. İlki, yetkili kurumların açıklama hazırlamış ama Cumhurbaşkanı’ndan onay alamamış olması. İkincisi, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yaklaşan ABD ziyareti öncesi Washington’daki çevreleri rahatsız edecek bir açıklamadan kaçınmış olması.
“PASİF BİR YAKLAŞIM ÜLKEMİZİN İTİBARINI YOK EDER”
Birinci gerekçe Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devlet kurumlarını etkisiz kılarak devlet reflekslerini dumura uğratmış olmasının vahim bir sonucudur. İkinci gerekçe geçerli ise durum daha da vahimdir. Türkiye bölgesel konulardaki tutumunu ne kadar güçlü olursa olsun başka bir küresel güce endeksleyemez. Önce kendi tutumunu belirler. Daha sonra da bölgesel ve küresel aktörler nezdinde bu çerçevede aktif girişimde bulunur. Edilgen ve pasif bir yaklaşım ülkemizin itibarını da etki gücünü de yok eder.”
ATILMASI GEREKEN ADIMLARI 15 MADDEDE SIRALAMIŞTI
Davutoğlu, konuyla ilgili bir başka paylaşımında da İsrail’in Şam’daki İran Büyükelçiliğine yaptığı saldırı ve İran’ın İHAlarla yaptığı misilleme ile bölgede tırmanan gerilim konusunda atılması gereken acil adımları 15 maddede sıralamıştı. Davutoğlu şu ifadeleri kullanmıştı; “İsrail’in Şam’daki İran Büyükelçiliğine yaptığı saldırı ve bu gece İran’ın İHAlarla yaptığı misilleme ile bölgede tırmanan gerilim konusunda atılması gereken acil adımlar:
Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, kampüs içerisinde yapımı devam eden çalışmaların geldiği son durumu tespit etmek amacıyla Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı personelleri ile birlikte; Üniversitemiz Tıp Fakültesi Hastaneleri’ndeki çamaşırhane tesisini, Mehmet Kemal Dedeman Hematoloji – Onkoloji Hastanesi’ni, acil binasını ve Erciyes Teknopark Geliştirme Bölgesi 2’yi ziyaret ederek, inşaat ve tadilat çalışmalarını yerinde inceledi.
En iyisi için Kampüs içerisindeki çalışmaları büyük bir titizlikle takip eden Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, çağın getirdiği yenilik ve gerekliliklere uygun şekilde yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı.
Hizmet etmenin üniversitelerin görevleri arasında yer aldığını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, “Üniversitemizde devam eden bakım, onarım ve inşaat süreçlerimiz var. Onları yerinde takip etmek ve eksiklerin giderilerek bir an önce tamamlanmasını sağlamak amacıyla incelemelerde bulunuyoruz. Üniversitemizde hayırlara vesile olacak, güzel hizmetler verecek birimlerimizi kısa süre içerisinde hayata geçirmiş olacağız” dedi.
TGB 2 İnşaatının Yüzde 30’u Tamam!
Teknopark Geliştirme Bölgesi 2’nin 1. etabı olarak ihale sürecinin tamamlandığına işaret eden Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, inşaatın şu anda yüzde 30’unun tamamlandığını ifade etti.
Teknopark Geliştirme Bölgesi 1’de 300’e yakın firma bulunduğunu belirten Prof. Dr. Fatih Altun, alanın artık yetersiz kaldığına ve ilave ofis alanlarının bulunamadığına dikkati çekerek, bu nedenle burada özellikle hangar olarak projelendirmeler ve villa olarak ofislerin yapılmasının söz konusu olduğunu söyledi, “Biz bu projeleri bir an önce toparlamak ve hizmete sunmak için gayret içerisindeyiz” dedi.
Hematoloji – Onkoloji Hastanesi’nin Yenileme Çalışmalarında Sona Gelindi
Yenileme çalışmalarında sona yaklaşılan Hematoloji – Onkoloji Hastanesi’nin bayramdan sonra açılması planlanıyor.
20 yılı aşkın süredir hizmet veren Mehmet Kemal Dedeman Hematoloji – Onkoloji Hastanesi’nin yenilenmesinin söz konusu olduğunu belirten Prof. Dr. Fatih Altun, yenilenme sürecinin yüzde 90’ların üzerinde olduğunun ve büyük ihtimalle bayramdan sonra hizmete açılacağının müjdesini vererek, hastanenin yenileme çalışmalarını üstlenen Turkuaz Seramik ailesine ve Hayırsever İş İnsanı Abidin Özkaya’ya teşekkür etti.
Tıp Fakültesi Acil Servis Ek Binası’nın Yapımı Tamamlanıyor
Tıp Fakültesi Acil Servis Ek Binasını da gezerek, çalışmaları yerinde inceleyen Prof. Dr. Altun, “Kayseri’nin hastane hizmeti noktasında ciddi bir şekilde acil servise ihtiyacı vardı. Şu anda acil ek binamızın inşaat süreci tamamlandı. Son olarak giriş kısmının düzenlemesi yapılıyor. Gerçekten modern imkanlara sahip güzel bir acil oluşturuldu. Acil servisimizin de kısa süre içerisinde hizmete açılması planlanıyor” şeklinde konuştu.
Hastane Poliklinik Bölgesi’nde Yenileme Çalışmaları Sürüyor
Hastane Poliklinik Bölgesi’nde de incelemelerde bulunan Prof. Dr. Altun, yapım sürecinde desteğini esirgemeyen ve kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmayan hayırseverlere ve Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’a teşekkür ederek, “Bu bölgede hem sağlık turizmini kapsayan hem de kendi hastalarımızın hizmet alabileceği bir yenilenme alanımız söz konusu. Yenilenme süreçleri ve yeni hastane projesi oluşturulması safhasına kadar hizmet kalitesinin aksamaması için çalışmalarımız bu şekilde devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Kampüste Yeni Kavşak Çalışması
Son olarak Erciyes İlköğretim Okulu’nun çevresinde yapılması planlanan kavşakta incelemede bulunan Rektör Altun, burada oluşan trafiği rahatlatmak amacıyla çalışmaların sürdüğünü de sözlerine ekledi. – KAYSERİ
]]>Kamacı, AA muhabirine, Diyarbakır’dan Gazze’ye nasıl gönüllü geldiğine ve Gazze’deki çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu.
Gazze’ye Ürdün Rahma Derneği ve Avrupa Filistinli Hekimler Derneğinin organizasyonuyla, 25 kişilik ekiple Mısır’daki Refah Sınır Kapısı’ndan ulaştıklarını belirten Kamacı, buraya kendisini getiren şeyin hem inancı hem de insani ve vicdani sorumluluğu olduğunu söyledi.
Kamacı, Gazze Avrupa Hastanesi’nde çalıştıklarını, Gazze’deki hastanelerin çoğunun yıkık durumda olduğunu dile getirerek, “Ameliyat yapılabilen iki-üç hastane var. Burada şartlar çok kötü, ameliyathane salonları kısıtlı, acil hastalar çok fazla. Her gün acile onlarca yaralı getiriliyor. Bunlardan en acil, hayati riski en yüksek olanlara müdahale edilebiliyor. Acil olmayan ameliyatlar, hem ameliyat salonunun olmaması hem de tıbbi malzeme stoklarının sınırlı olması nedeniyle acil hastalara saklanmak üzere bekletiliyor, sadece acil ameliyatlar yapılabiliyor.” ifadelerini kullandı.
“Kimsenin dilinden ‘elhamdülillah’ lafı düşmüyor”
Kamacı, çocukların gıda, hijyen, sağlık, açlık-susuzluk, evsizlik ve güvenlik problemleri yaşadıklarına dikkati çekerek, Gazzelilerin gıda yardımından çok savaşın durdurulmasını talep ettiklerini anlattı.
“Dünyanın görebileceği en büyük sıkıntılar şu an burada, Gazze’de ama kimsenin dilinden ‘elhamdülillah’ lafı düşmüyor. Bu, çok ilginç. Çocuklar ve büyükler artık bu travmayı normalleştirmişler. Bir yandan bombalar yağarken, sesleri kulaklarımızı tırmalarken tepki bile vermiyorlar. 6 ay boyunca her gün insan bomba sesi duyarsa artık ona tepkisizleşir. Bomba sesi geliyor ama insanlar normal hayatına, yapacağı işe devam ediyor. Burada travma artık kabullenilmiş bir şey.” ifadelerini kullanan Kamacı, Gazze’deki hastanelerin çoğunun saldırılardan dolayı kullanılamaz halde olduğunu söyledi.
Kamacı, burada bulunmanın televizyonda izlemekten farklı olduğunu kaydederek, “Sağlıkçıyız, alışkınız bu işlere ama ona rağmen hakikaten insanın yüreğinin kaldırmayacağı manzaralar var.” dedi.
Yanlarında getirdikleri tıbbi malzemelerle günü kurtarabildiklerini söyleyen Kamacı, tıbbi malzeme ihtiyacının olduğunu vurguladı.
Hastanenin iç koridorlarının ve çevresinin tamamen evsiz insanlarla dolu olduğunu anlatan Kamacı, koridorlarda yerlere atılmış minderlerin bulunduğunu, insanların bir kilimin üzerinde burayı ev haline getirdiklerini söyledi.
Hastanede elektrik ihtiyacının jeneratörlerle sağlandığını, hastane dışında hiçbir yerde elektriğin olmadığını belirten Kamacı, temiz suya erişim probleminin bulunduğunu ve salgın hastalıkların görüldüğünü dile getirdi.
Kamacı, şöyle devam etti:
“Buradan Türkiye’deki ve dünyadaki meslektaşlarıma bir çağrıda bulunmak istiyorum: Özellikle sağlıkçı olarak burada ciddi sağlıkçı, uzman hekim ve tıbbi malzemeye ihtiyaç var. Gelebilme imkanı olanlar, özellikle travma cerrahisi konusunda uzman hekimler, buraya gelip hizmet etmeye, gelemeyenler tıbbi malzeme toplayıp göndermeye çalışsınlar.”
“En çok acile gelen ve kayıp verdiğimiz maalesef çocuklar”
Gazze’ye gitmek isteyen çok sayıda Türk hekimin bulunduğunu belirten çocuk cerrahisi uzmanı Kamacı, “Buraya gelmeye gönüllü, şu anda hazır yüzlerce hekim mevcut. Hazırda bekliyor. Listeleri hazır. ‘Yeter ki bize yolları açsınlar.’ diyen yüzlerce bekleyen hekim arkadaşımız var.” ifadelerini kullandı.
Kamacı, Birleşmiş Milletlerin kalıcı ateşkes için daha aktif çalışması, İsrail’e baskı yaparak savaşı durdurmaya yönelik adımların atılması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Onlar (İsrail), bir tane bombayla yüz kişiyi yaralıyorlar. Biz, yüz kişi toplanıp 10-15 beş hastayı ancak tedavi edebiliyoruz, ameliyat edebiliyoruz. Birçoğu da enkaz altında kalıp ölüyor maalesef. O yüzden eğer bir çözüm isteniyorsa savaşın durdurulması lazım.
Burada sadece insanlar değil aynı zamanda insanlık öldürülüyor. En fazla çocuklar öldürülüyor. Savaşın en fazla ancak yetim sayısının belki en az olduğu yer Gazze olabilir çünkü çocuklar yetim kalamıyor, ölüyorlar. En çok acile gelen ve kayıp verdiğimiz maalesef çocuklar.”
]]>Antalya’nın Kepez ilçesinde yaşayan Ömer Hancı (41) doğum gününde bir anda başlayan ve artan göğüs ve mide ağrısı ile Kepez Devlet Hastanesi acil servisine başvurdu. Doktorlar tarafından yapılan Elektrokardiyografi (EKG) sonucunda kalp krizi geçirdiği tanısı konuldu. Hancı’ya acil serviste görevli doktorlar tarafından kısa sürede müdahale edilerek anjiyo yapıldı. Anjiyonun ardından yoğum bakım servisine alınan Hancı’nın yarım kalan doğum günü sevincini doktorlar ve hemşireler tamamladı. Hastane personeli Hancı’ya gözlerini açtığı anda doğum günü pastası getirerek doğum gününü kutladı.
“İkinci hayatımı yaşıyorum”
Yaşadıklarını anlatan Ömer Hancı, “Göğüs ağrısı şikayeti ile acil servise başvurdum. Daha sonra bana kalp krizi geçirdiğimi söylediler. Hemen acil bir şekilde anjiyo yapıldı. Çok başarılı bir operasyon oldu. Buradaki doktorların ve hemşirelerin ilgisi sayesinde ikinci hayatımı yaşıyorum. Doğum günü pastasıyla beni çok mutlu ettiler. Hastalara çok büyük değer veriyorlar, acil durumlarda hemen müdahale ediyorlar. Doktorlar bizim her anımızda yanımızda yer alıyor. Stresli bir hayatım vardı, günlük 4 paket sigara içmeye başlamıştım. Ardından da sıkıntılar yaşamaya başladım. Burada sigarayı hiç aramadım, bundan sonra da içmeyi düşünmüyorum. Sigara hayatımın hiçbir alanında yokken birden kendimi bağımlı yaptım” dedi.
“97 hasta kabul ederek 43 tanesine stent ve balon işlemi gerçekleştirildi”
Kepez Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Ufuk Ceylan, “13 Mart günü önemli bir eksiğimiz olan anjiyo bölümümüzü hizmete açtık. Şuana kadar 97 hasta kabul ederek 43 tanesine stent ve balon işlemi gerçekleştirildi. 6 tane hastamıza by-pas hizmeti verdik. Hastalarımıza tüm ekibimizle birlikte en iyi sağlık hizmetini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Aslında biz ona 42 yaşını en güzel hediyeyi vermiş olduk”
Kepez Devlet Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Doktor Gamze Yeter Aslan, “Hastamız bize acil servise göğüs ağrısıyla başvurmuş. Fakat üç gün öncesinde mide ağrısıyla karışan ağrıları varmış. Kendisi mide sorunu olduğunu düşünerek soda içerek, mide koruyucu alıyor. Fakat ağrıları devam etmesi üzerine acil servise başvuruyor. EKG’sini gördüğümüzde hemen kalp krizi tanısını koyarak acil anjiyo laboratuvarına aldık. Damarlara balon ve stent uygulayarak her iki damarını da açtık” dedi.
Ömer Hancı’nın rahatsızlanmasında aile diyabet öyküsünün de bir etken olduğunu belirten Aslan, “En önemli stresi ve hayatı varmış. Günde 4 paket sigara tükettiğini söyledi. Bu da muhtemelen damarlarının bu hale gelmesine neden oldu. Yarım kalan doğum gününde 41 yaşındaydı. Anjiyo laboratuvarında 42 yaşına girdiğini söyledi. Aslında biz ona 42 yaşını en güzel hediyeyi vermiş olduk. Yeni damarlar ve yeni hayat vaatleri gibi, bunan sonra sağlık yaşayacağının sözünü verdi. 42’inci yaşını pasta keserek kutlamak istedik” dedi. – ANTALYA
]]>İZMİR 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 2023 yılında toplam 5 milyon 640 bin ihbar yapıldı. Gelen ihbarlardan 2 milyon 300 binin asılsız çıktığını belirten İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Dr. Murat Ummak, “İhbarlardan 2 milyon 30 bini doğru çıktı. Ayrıca 1 milyonun üzerinde ‘Alo 112’ diyen personelimize cevap verilmeden kapatılan çağrı oldu. Yani gelen çağrıların yüzde 41’i asılsız çıktı” dedi.
İçişleri Bakanlığı, Türkiye’de farklı acil yardım çağrıları için kullanılan 110 itfaiye, 156 jandarma, 155 polis, 112 sağlık, 177 orman, 178 sahil güvenlik, 122 AFAD numaralarını ‘112 Acil Çağrı Merkezi’ altında topladı. Çalışmayla tüm ekiplerin en kısa sürede olay yerine ulaşması amaçlandı. İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Dr. Murat Ummak, kurumun çalışmaları hakkında açıklama yapıp, kentin yıl boyunca aldığı çağrı rakamlarını paylaştı. İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bu yıl 5 milyon 640 bin ihbar geldiğini belirten Dr. Ummak, “Bunun 2 milyon 30 bini asıllı çağrıydı. 2 milyon 300 bin ise asılsız çağrımız var. Ayrıca 1 milyonun üstünde ise, bize gelen çağrıya ‘Alo 112’ diyen personelimize cevap verilmeden kapatılan asılsız çağrılar bulunuyor. Yüzde 36 asıllı, yüzde 41 asılsız ve anonsta kapanan yüzde 23 oranında çağrı var” ifadelerini kullandı.
‘ASILSIZ ÇAĞRI ORANI DÜŞÜYOR’
Gün geçtikçe asılsız çağrı oranlarının düştüğünü vurgulayan Dr. Ummak, “İzmirliler bu konuda farkındalığı yüksek insanlar. Ayrıca biz farkındalığı arttırmak için okullarla iş birliği içinde çalışmalar yapıyoruz. Vatandaşımız daha da bilinçleniyor. Niçin araması gerektiğini öğreniyorlar. 2019 yılında yüzde 75 olan çağrı oranı bugün yüzde 64 civarında seyrediyor. İzmir nüfusuna göre yüzde 10’luk düşüş, asılsız çağrıdaki ciddi düşüşü ortaya koyuyor. Bu konuda duyarlı vatandaşlara teşekkür ediyorum. Ayrıca olaylara müdahale hızımız yaklaşık 96 saniye. 96 saniyede vatandaşımızın acil durumunu ekibimizi müdahale amaçlı yola çıkartıyoruz. Bu çok iyi bir rakam” diye konuştu.
‘ÇAĞRI VE KONUM BİLGİSİ DÜŞÜYOR’
112 çağrı merkezlerinin projelerinden bahseden Dr. Ummak, “İlk olarak ‘Engelsiz 112’ projemiz var. Vatandaşlarımız akıllı telefonlarına, ilgili uygulamayı indirip, kaydoluyorlar. Sonra acil durumda tek tuşla, 112 Çağrı Merkezi’ne ulaşabiliyorlar. Onların konumlarını görebiliyoruz. İlgili ekipleri yönlendirip, müdahale edebiliyoruz. Ayrıca araç içi acil çağrı ‘e-call’ sistemi var. Örneğin dağda mahsur kalma durumlarında araçtaki ‘e-call’ duşuna basınca, 112’ye mesaj geliyor. Yine konumlar belirlenip, hızlı müdahale sağlanıyor. Bu yeni sistemler oldukça yarar sağladı. Örneğin otoyolda bir kaza olduğunda, kazayı gören vatandaşlar dışında araçtan direkt olarak çağrı ve konum bilgisi düşüyor. Böylelikle vakaya daha hızlı müdahalemize fayda sağlıyor. Bunun yanında AFAD’ın acil durum uygulaması, bize entegre. Tek tuşla afetzedenin yine yeri belirlenip müdahale ediliyor. Son olarak İngilizce, Almanca, Rusça ve Arapça olarak 7 gün 24 saat hizmette veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlara çağrıda da bulunan Dr. Ummak, “112 Çağrı Merkezi’nin meşgul edildiği her dakika, durumu acil olan vatandaşlarımızın hayatından çalınan zamandır” dedi.
‘EN ÇOK PİN VE PUK KODUNU SORUYORLAR’
İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi personeli Duygu Aşıkkaya ise “112 Çağrı Merkezi faaliyete geçtiğinden beri burada görevliyim. Genelde telefonlarının PİN veya PUK kodunu sormak için arıyorlar. Bunu bilebilmemiz mümkün değil. Telefonları çekmeyen insanların aklına ilk olarak 112 Çağrı Merkezi geliyor. Hayvanları için ambulans isteyenler de arıyor. Belediyelerin bu konuda veterinerlik hizmeti var. Yönlendiriyoruz. Çocuklar ankesörlü telefonlardan dalga geçmek için arıyor. İtfaiye ve ambulans istediklerini söyleyip, kapatıyorlar. Yemek siparişi vermek isteyenler oluyor. Böyle enteresan çağrılar geliyor. Lütfen gereksiz aramayalım. 112 bizim hayata tutunan elimiz. Ne kadar az gereksiz arama, o kadar iyi” diye konuştu.
]]>