EBYÜ’de öğrenim gören öğrenciler ile akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda Erzincanlı vatandaş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek ve aynı amaçla ABD ile Avrupa’daki üniversitelerde yapılan eylemlere destek vermek amacıyla EBYÜ kampüsünde toplandı. Program, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinden Eyüp Budak’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.
Daha sonra öğrenciler, İngilizce ve Türkçe, “Gazze’de katliam var, sesini yükselt”, “Bugünün Nazi’si işgalci İsrail”, “Kudüs için, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa için, Filistin için” yazılı pankart açtı.
Özgür Filistin eylemlerine destek olmak amacıyla gerçekleştirilen programda EBYÜ öğrencileri adına basın açıklamasını Furkan Çoban okudu.
Açıklamada şu metne yer verildi:
“Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir. Bir asırdır Filistin’i işgal etmeye çalışan Siyonist terör şebekesi yaklaşık 210 gündür Gazze halkına zalimce saldırmaya devam ediyor. Filistin’de göğe yükselen bebeklerin ve çocukların feryadı, katledilen binlerce masum çocuğun mazlumiyeti; arşı alayı titretti ve arştan arza, yeryüzü şeytanlarının ve zalimlerin fermanı olarak indi. ve dünyanın dört bir tarafında yeryüzünün vicdan ehli insanları, bataklığa düşmüş insanlığın onurunu ayağa kaldırmak adına bir devrim ateşini tutuşturdular. Bu devrim ateşi elden ele tüm ülkelerin ve milletlerin ufkunu aydınlatmaktadır. Filistin davasına destek amaçlı yapılan bu eylemler Siyonizm’in temsil ettiği küresel şeytani düzene karşı haklı bir isyandır. Başta Amerika ve Fransa olmak üzere, Batı dünyasının birçok yerinde en saygın kabul edilen üniversitelerde gönüldaşlarımız ayağa kalkarak isyan ateşine destek vermiş ve küresel intifadanın bir parçası olmayı tercih etmiştir. Birçok akademisyen ve öğrenci, bu davaya destek olmuştur. İntifada ateşi, sinelerinde yürek taşıyan herkesi etkisi altına almıştır. Tüm tedbir ve baskılara rağmen, onurlu gençlerin ve akademisyenlerin isyanları engellenememektedir. Binlerce öğrenci ve akademisyenin tutuklanması, sonucu değiştirmemiştir.
Buradan zulme sessiz kalmayan bu onurlu akademisyenleri ve öğrencilerini selamlıyoruz. Ey vicdanlı ve aziz halkımız; sizler de kalkın ve bu insanlık zincirinin halkalarını oluşturun. Bu insanlık devrimine siz de iştirak edin. Gönülleriniz bu dava için atsın, Diliniz bu davayı konuşsun ve kalemleriniz bu davayı yazsın. İnsanlığın ikiye ayrıldığı bir zamanda aziz ve özgür insanların saflarında yer alın ve küresel intifadanın şerefini bir madalya olarak taşıyın. Bu şeref sizden sonraki nesillere de aktarılsın. Küresel intifadaya ve bu intifadayı kuşanan özgür ruhlu cesur yüreklere selam olsun. ve buradan tekrar hatırlatıyoruz: Ehli Vicdan, Ehli iman olan ve kalbinde zerrece İnsanlık taşıyan herkese diyoruz ki küresel boykot mallarını almayın-aldırmayın. Unutmayın ki alınan her boykot malı bir bomba, bir tank veya bir füzedir. Ümmetin ve insanlığın izzet örtüsüne dokunan Siyonist eller varsa, onlara karşı çıkan yiğitler, Sütçü İmamlarda vardır elbet. Nihayetinde Şanlıurfa’dan bir yiğit çıktı adı Hasan saklanan idi. İmanı gayreti cesareti kabul etmedi bu zilleti ve canını Rabbi Rahmana teslim etti. Rabbimizden niyazımız şehidimizin attığı bu adımın zulmün tahtını sarsması ve İslam dünyasının bu zelilce seyirciliğine son vermesidir. Gazze’yi unutmama ve unutturmama adına elimizden ne geliyorsa yapacağız, insanlık ve Müslümanlığın bağrına hançer saplanmış iken buna seyirci ve ilgisiz kalmak elbette mümkün değildir.
Son olarak buradan tüm dünyaya haykırıyoruz: Kudüs ve Mescidi Aksanın kurtuluşu için yapılacak olan her türlü meşru eylemin yanındayız, tarafıyız ve destekçisiyiz. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi öğrencileri.”
Basın açıklaması sonrasında yapılan yürüyüş ile program nihayete erdi. – ERZİNCAN
]]>(İZMİR) – Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında sunduğu müfredat taslağının geri çekilmesini istedi. Müfredat taslağının bilimi, bilimsel ve çağdaş eğitimi reddettiğini ifade edilen açıklamada “Bu müfredat derhal geri çekilmeli ve tüm paydaşların hazırlık sürecine dahil edildiği şeffaf, bilimsel, çağdaş, evrensel bir müfredat hazırlık süreci başlatılmalıdır” denildi.
Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında sunduğu müfredat taslağının geri çekilmesi için basın açıklaması düzenledi. Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) adına açıklamayı Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat yaptı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında sunduğu müfredat taslağı ile eğitim ve ders programlarının laik ve bilimsel temelinin tahrip edildiğini söyleyen Kalafat, “Pek çok sorunu bulunan ve çocuğun üstün yararını hedeflemesi gereken Milli Eğitim Sistemi temel hak ve özgürlükleri, evrensel ilkeleri ve yeni gelişmeleri esas alarak daha bilimsel, çağdaş ve evrensel kriterler çerçevesinde iyileştirilmesi gerekirken maalesef yıllardır tam aksi yönde müfredatta, yönetmeliklerde yapılan değişiklikler, protokoller, iş birlikleri eliyle eğitim ve ders programlarının laik ve bilimsel temeli de adım adım tahrip edilmektedir. Bu tahribatlar çocuklarımızın akademik, psikolojik, bilişsel, moral ve sosyal gelişimlerine telafisi mümkün olmayan büyük zararlar verdiği gençliğimizin güncel umutsuzluğundan anlaşılmaktadır. Ülkemiz gençliğinin durumu buyken MEB’in cilalanmış isimle açıkladığı müfredat taslağı ile zaten çok örselenmiş olan özgürlükçü, eleştirel, eşitlikçi, demokratik, laik, bilimsel, evrensel eğitim boyutları bir kez daha hedef alınmaktadır” dedi.
“DİNE DAYALI EĞİTİMİ ESAS ALAN BİR ÖĞRETİM PROGRAMI AMAÇLANDIĞI HİSSEDİLMEKTEDİR”
Müfredata “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adının verilmesinin eğitime siyaset katarak ideolojik bir tercih olduğunu ifade eden Kalafat, “Eğitimin siyaset üstü olarak ele alınması bir ülke için hayati öneme sahipken tüm itirazlara kulak asmaksızın 2014 tarihinde önce Maarif Müfettişleri Başkanlığı’nın kurulması, Maarif Modeli’ ne uygun müfredat değişimi açıklamalarının ve Maarif söyleşilerinin yaygınlaştırılması ile uzun süredir “eğitimden maarife, öğretmenden muallime, öğrenciden talebeye, bilimden irfana” açıklamaları eşliğinde laik eğitimi hedef alan, maarif, köklerden geleceğe, erdem- değer-eylem vurguları eşliğinde dine dayalı eğitimi esas alan bir öğretim programı amaçlandığı hissedilmektedir” diye konuştu.
“ÇAĞDAŞ, BİLİMSEL EĞİTİM REDDEDİLMEKTE”
Yeni müfredat taslağına göre, çağdaş, bilimsel eğitimden uzaklaşıldığını ve Anayasa’nın laiklik ilkesinin ve Medeni Kanunun da reddedildiğini söyleyen Kalafat, “Müfredatta kazanımların “ayet ve hadisler ışığında” ele alınması, kadınların çalışma hayatında olmasının, evlilik yaşının yüksekliğinin, kreş ve bakımevlerinin aile için bir tehdit, sorun olarak görülmesine kadar onlarca içerikle açıkça çağdaş, bilimsel eğitim reddedilmekte, hatta daha da ötesi Anayasa’nın laiklik ilkesi ve Medeni Kanunun da reddedildiğini ortaya koymaktadır” dedi.
“MÜFREDATTA LAİKLİK, LAİK, BİLİMSEL, ÇAĞDAŞ EĞİTİM, KARMA EĞİTİM KARŞITI İSİMLER ÖĞRETİM PROGRAMLARINDA REFERANS ALINMAKTADIR”
Hazırlanan müfredatla Tevhid-i Tedrisat’ı değiştirmenin, karma eğitim ve zorunlu eğitim hakkının kaldırılmasının hedeflendiğini öne süren Kalafat, “Türkiye Yüzyılı hedefleri çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “Bütüncül Eğitim: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Geliştirme Çalıştayları”nın katılımcılarının, müfredat taslağında “diğer paydaşlar” diye belirtilen isimlerin, STK adı altındaki tarikat yapılarının hazırladıkları raporlar, yazılarda bu müfredatla Tevhid-i Tedrisat’ı değiştirmenin amaçlandığı, karma eğitim hakkının hatta sonrasında zorunlu eğitimin kaldırılmasının hedeflendiği vurgulanmaktadır. Kültür ve medeniyetimize yön veren isimler denilerek müfredatta laiklik, laik, bilimsel, çağdaş eğitim, karma eğitim karşıtı isimler öğretim programlarında referans alınmaktadır” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
“ÖZNESİNİN ÖĞRENCİ OLMADIĞI BİR MÜFREDAT TASLAĞIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
Müfredat taslağının öğretmenlere, akademisyenlere, velilere rağmen kapalı kapılar ardında hazırlandığının da altını çizen Kalafat, “Öznesinin öğrenci olmadığı bir müfredat taslağıyla karşı karşıyayız. Dokuz günlük görüş verme süresinin akılcı, mantıklı bir karşılığı olduğunu veliler olarak düşünmüyoruz. Bu kadar kısa bir sürede tüm taslağın, ders içeriklerinin biz veliler ve öğretmenler tarafından okunabilmesi, incelenebilmesi bile mümkün değildir. Kaldı ki bu görüşler kamuoyuna açıklanacak mıdır, gelen görüşler değerlendirmeye alınacak mıdır gibi çok sayıda sorunun cevapsız bırakılması da taslağın görüşe açılmasının yalnızca müfredata demokratik bir görüntü verme algısı yaratmaya çalışmak olduğunu da göstermektedir” dedi.
“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Bilimi, bilimsel, çağdaş eğitimi reddeden bir müfredatın ülkenin geleceğinin de kaybedilmesi anlamına geldiğini söyleyen Kalafat, “Bu farkındalık ve hissiyatla çocuklarımızın geleceğine ve eğitim haklarına sahip çıkmaya, çocuklarımızın ve memleketimizin geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Bu müfredat derhal geri çekilmeli ve tüm paydaşların hazırlık sürecine dahil edildiği şeffaf, bilimsel, çağdaş, evrensel bir müfredat hazırlık süreci başlatılmalıdır” diye konuştu.
]]>
(İZMİR)- İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz, ‘yeni anayasa’ tartışmalarına ilişkin “Bu ülke bugüne belli adımlarla geldi. Bakın 2010 anayasa değişikliğiyle farklı bir pozisyondan 2017’deki değişiklikle Cumhurbaşkanlığı sistemini, başkanlık sistemine çevirdik. Partili cumhurbaşkanı yaptık. Parlamenter sistemden vazgeçtik. Şimdi bütün bunları değerlendirdiğiniz zaman karşınıza bir oldu bittiyle bir anayasa değişikliği yapılmak isteniyor düşüncesi ve bu düşünceyi de ifade eden sözler geliyor. Çok aleni bir biçimde dillendiriliyor. Dikkat etmek lazım, bu tuzaklara düşmemek lazım” dedi.
İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz, ‘yeni anayasa’ tartışmalarına ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Yeni anayasa tartışmalarının uzun süredir devam ettiğini kaydeden Yılmaz, “1982 Anayasası 177 maddeden ibaret. Bu maddelerin ilk dördü dışında kalan maddelerin birçoğu 187 defa değişmiş. Çünkü o ilk dört madde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez. Yani darbe anayasasından geriye kalanlarla anayasal bir süreci yaşıyoruz. Bu değişiklik söylemleri daha bugün söylenmiyor. Bundan 10 yıl önce de 5 yıl önce de vardı” ifadelerini kullandı.
“NEDEN 1921 ANAYASASI?”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yeni anayasaya ilişkin 1921 Anayasası’nı referans gösterdiğini hatırlatan Yılmaz, şunları söyledi:
“Meclis’in açılmasından kısa bir süre sonra oluşturulan 1921 Anayasası’nda laiklik ilkesi yok. Kadın hakları yok. Çocuk hakları yok. Özgürlükler yok. Yani o anayasa Kurtuluş Savaşı’nı veren Meclis’in ve yurttaşın o olağanüstü şartlarda hazırladığı bir anayasaydı. Orada çok farklı hükümler vardı. İlk değişikliği 1924’te, Cumhuriyet’in ilanından sonra. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti olduğu ilkesi o zaman kabul edildi. Şimdi sormazlar mı size? Neden 1921 Anayasası? Neden 1924 değil? Neden 1961 değil? Az önce söylediğim 187 değişikliğin neredeyse yüzde 90’ı bu siyasal iktidar tarafından gerçekleştirildi. Geçtiğimiz günlerde Meclis’te bir toplantıda bir AK Parti milletvekilinin ilk dört maddeyi de gündeme taşıyalım söylemi vardı. Söylemek istediğimiz hep bu. Yani bu açıklamadan nereye varırsınız? İlk dört maddeyi de biz yeniden bir ele alalım, düzenleyelim açıklaması ardından da Numan Bey’in 1921 Anayasası’nı işaret etmesi, anayasa değişikliğinden ne istendiğini ortaya koyuyor. Bu münferit bir şey değil. Bir Meclis Başkanı, bir AK Parti milletvekili bunu söylüyorsa orada söylenen şeylerin dikkate alınması gerekir.”
“KONSENSÜS SAĞLAMADAN ANAYASAYI DEĞİŞTİRİRSENİZ BUNUN ADI ANAYASA OLMAZ”
“Bu ülkenin yönetim biçimi elbette cumhuriyettir, demokrasidir. Bundan vazgeçmek asla mümkün değildir. Bununla mücadele eden, Cumhuriyet’e karşı duran, Cumhuriyet değerlerini örseleyen, yok etmeye çalışan bir takım anlayışların varlığını biliyoruz” diyen Yılmaz, şöyle devam etti:
“O yüzden biz diyoruz ki o anlayışlara karşı Kurtuluş Savaşı halen devam ediyor. Anayasayı mı hazırlayacaksınız? Evet. Bunun için bir konsensüs gerekir. Onun için üniversitelerden, akademisyenlerden, barolardan, Türkiye Barolar Birliği’nden, alanında uzman kurum ve kuruluşlardan, kişilerden bir oluşum yaparsınız. Uzunca bir zaman tartışırsınız bunu. Bu altı ay, bir yıl değildir. Belki iki yıl sürecektir. O konsensüsü sağlamadan anayasayı değiştirirseniz bunun adı anayasa olmaz. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, demokratik değerler, cumhuriyet değerleri, bunların olmadığı bir anayasaya sahip olursunuz ki bugün istenilen o. İşte biz de onlarla mücadele ediyoruz.”
“BU ÜLKE BUGÜNE BELLİ ADIMLARLA GELDİ”
“Bu ülkenin gerçekten demokrasiye, cumhuriyet değerlerine inanan her yurttaşın bunun içinde siyasal partiler, STK’ler, barolar herkes var. Şiddetle karşı durması gerekir. Asla bir oldu bittiye ve kandırmacaya inanmamaları lazım. Dikkat etmek lazım. Nelerin yapıldığını çok iyi görmek lazım. Bu ülke bugüne belli adımlarla geldi. Bakın 2010 anayasa değişikliğiyle farklı bir pozisyondan 2017’deki değişiklikle Cumhurbaşkanlığı sistemini, başkanlık sistemine çevirdik. Partili cumhurbaşkanı yaptık. Parlamenter sistemden vazgeçtik. Şimdi bütün bunları değerlendirdiğiniz zaman karşınıza bir oldu bittiyle bir anayasa değişikliği yapılmak isteniyor düşüncesi ve bu düşünceyi de ifade eden sözler geliyor. Çok aleni bir biçimde dillendiriliyor. Dikkat etmek lazım, bu tuzaklara düşmemek lazım.”
]]>
Karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Kocaelispor Teknik Direktörü Mustafa Gürsel, “Rakibimizin içinde bulunduğu durum onlar açısından olumsuz ama lig oynuyoruz. Rakibimizin içindeki durumu ne olursa olsun bu maç için 3 puan bizim için çok önemliydi. Seyirci olmayınca tatsız, tuzsuz enerjisiz geçiyor. 2-0 kazandık. Sonuç olarak mutluyuz. Bu 3 puanın bize ne katacağını biliyorduk. Oyuna gelirsek enerji biraz düşüktü. Bölüm bölüm iyi oynadık. Sonuçta kazandığımız için mutluyuz. Önümüze bakacağız. En iyi şekilde Ümraniye maçına hazırlanacağız. Bu maç puan açısından önemliydi. Bu ligde üçüncülük çok önemli. O hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapacağız” dedi.
“Emir, ilk yarı orta sahada gayet iyi oynadı”
Emir’in orta saha oynamasıyla ilgili olarak ise Gürsel, “Defansif özellikli orta sahamız yok. Bunu kendi içimizde çözmeye çalışıyoruz. Emir de iyi oynadı. Oynadıkça daha iyi olacak. Topu iyi kullanan bir oyuncu. Hava toplarında iyi. Çabukluğu var. Defansif anlamda düşünebileceğimiz oyuncu. Zorluk derecesi değişik maçlara çıkacağız. Bugün de hedeflerimize göre planla oraya bugün Emir ile başladık. Emir’i hazırlayıp geliştirmem lazım. O bölgede ihtiyacımız olan oyuncuyu kazanabilelim. Burak ilk yarı oyuna iyi başlamadı, sarı kart da gördü. İkinci yarı riske atmak istemedik. Emir ilk yarı orta sahada gayet iyi oynadı. İkinci yarı kendi görev bölgesine döndü. Bu maçı ve sonraki süreci düşünerek değişik hamleler yapabiliyoruz” yanıtını verdi. Barış Alıcı ile sorun olup olmadığına dair soruya ise Gürsel, herhangi bir oyuncuya art niyetinin olmadığını, olamayacağını da belirtti.
“Ümraniye maçı değişik maç olacak”
Ümraniye maçıyla ilgili olarak da Mustafa Gürsel, “Kendi hazırladığımız bir takım. İki hazırladığım takım karşı karşıya gelecek. Değişik bir maç olacak. Baktığımızda son maçında 1-0 kaybetti ama kazanabilecek pozisyonlara girdi. Hızlı pas yapan, hızlı yön değiştiren, bıraktığımız oyun felsefesini devam ettiren takım. Burada da iyi bir takım oturtmaya çalışıyoruz. Adım adım daha ileriye gidiyoruz. Bu hafta gereken çalışmaları yapacağız. Bizim için her maç önemli. Buradayız ve Kocaelispor’un hedefe gitmesi için gerekenleri yapacağız. Kocaelispor’un başarısı bizim için önemli. Kazanmak için ne gerekiyorsa ona göre çalışacağız. Yarın dinlenip Ümraniye maçına konsantre olacağız” şeklinde konuştu.
“Bilerek ya da bilmeyerek kadroda olmayan oyuncu oynatmaları bizim için önemli değil, zaten kazandık”
Rakibin kadroda olmayan oyuncu oynatmasıyla ilgili olarak ise Mustafa Gürsel, “Net olarak bilmiyorum. Listede olmayan oyuncu oynattıklarına dair öyle bir konuşma oldu. Bizim dışımızda gelişen bir şey. Maç bizim için bitti. Baktığımızda onların o hatayı bilerek ya da bilmeyerek yapması bize en çok 3-0 hükmen döner. Zaten kazandığımız bir maç. Çok da düşünülecek bir şey değil” yorumunda bulundu.
Serhat Güller: “Gücümüz yetmedi”
Giresunspor Teknik Direktörü Serhat Güller ise maç değerlendirmesinde, “Giresunspor olarak kendi hedeflerimiz doğrultusunda oynamaya çalıştık. Çok genç oyuncularımız var. U19 takımıyla oynuyoruz. Onlara her zaman sahada iyi duruşu, bırakmadan oynamayı, rakibe saygı duymayı, haddimizi bilerek oynamayı ve onlar adına aşama kaydederek oynuyoruz. Bugün de onlardan biriydi. Çok erken gol yedik. Sonra toparlanmaya, kendi oyunumuzu oynamaya çalıştık. Oyuncularımız büyük oranda iyi bir şekilde sergilediler. Zaman zaman gücümüz yetmedi. Bu bölümlerde yediğimiz ikinci golle de mağlup olduk. Küme düşmüş olmamıza rağmen hiçbir maçımıza havlu atmış olarak çıkmıyor, her maçımıza en iyi şekilde hazırlanmaya çalışıyoruz. Bugün de aynı şekilde oynamaya çalıştık. Puan alabilecek pozisyonları çok yakalayamadık ama sevindirici tarafı çok genç oyuncumuz var. Onlara tecrübe kazandırmaya çalışıyoruz. Onların ortaya koyduğu oyun gelişimleri adına önemli. Kaybettiğimiz için de tabii ki üzgünüz. Hiçbir maça kaybetmek için çıkmıyoruz. Tecrübesizliklerinden biraz fazla hata yapıyor genç oyuncularımız. Bu düzeni bozmadan kalan 4 maçı da en iyi şekilde oynamaya çalışacağız. İnşallah önümüzdeki maçları da oyun, skor ve Türk futboluna artı katacak oyuncu yetiştirme anlamında iyi şekilde bitiririz. Kocaelispor’a da başarılar dilerim” ifadelerini kullandı.
“Bizim listemizde var ama federasyon listesinde yok”
25 numaralı oyuncunun esame listesinde olmamasına rağmen oyuna girmesiyle alakalı olarak ise Serhat Güller, “Şu an netleşen bir şeyimiz yok. Sportif direktörümüzle de görüşüyoruz. Bizim verdiğimiz listede adı var ama federasyonun listesinde oyuncumuzun adı yok. Net bir şey söylemem doğru olmaz” yanıtını verdi.
“Transferi açabilirsek seneye şampiyonluğa oynarız”
Kulübün içinde bulunduğu durum ve gelecek sezonla ilgili olarak da açıklamalarda bulunan Güller şu sözleri kaydetti: “Kulübümüzdeki sıkıntılar maddi. Devre arasında çoğunu halletmiştik. Sezon başlamadan transferi açacak kapasitemiz var diye yola çıktık. Maalesef açamadık. Oyuncularımız da gidince maalesef elimizde böyle bir kadro oluştu. Kimse böyle bir sonuç istemez. Bu kadroyla da rakiplerimizle oynamaya gücümüz yetmiyor. Önümüzdeki sezon yaz tatilinde kulübümüz kongre kararı aldı, transferi açabilirsek önümüzdeki yıl şampiyonluğa oynayan takımla ikinci ligde devam edebilir. Açamazsak buranın da, Bursa’nın da yaşadığı gibi olayla karşılaşılabilir. Sezon sonunda da elimizdeki oyuncuların da sözleşmesi bazılarının bitiyor. Transferi açamazsak daha sıkıntılı bir hale gelebiliriz. Bu kadar genç kadroyla şampiyonluk hayaliyle 2. Lig’de mücadele etmek doğru bir şey değil. Maddi olarak bunu kaldırabilecek yönetimle yola devam etme hedefi var O maddi yük kalkmadığı sürece kulübümüzün geleceği anlamında sıkıntı var diyebilirim. Çok borcumuz yok ama futbol kulüpleri öyle ki 100 lira borcu var dendiğinde bu aslında 200-300, 400, 500 olduğu ortaya çıkıyor. Benim rakam söylemem yanıltıcı olabilir. Maddi sıkıntıyı kaldırabilecek yönetim gelmesi halinde tekrar şampiyonluğa oynayan Girensunspor olacağını söyleyebilirim.” – KOCAELİ
]]>CHP Lideri Özgür Özel, Karadeniz mitingleri programına Samsun’da devam etti. Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda öğle saatlerinde yağmur altında gerçekleşen mitingde yaklaşık 40 dakika konuşan Özgür Özel, CHP Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ile Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı arasında ‘az bir puan farkı’ olduğunu ileri sürerek, bunu kapatmak için Samsun’a geldiğini ifade etti.
“Emeklilerin her ay 5,5 çeyrek altın kayıpları var”
2002 yılı ile şimdiki emekli maaşlarının alım gücünü karşılaştıran CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu meydanda büyük hayal kırıklıkları yaşayanlar varken, yağmur altında meydanı dolduran Samsunlulara ne kadar teşekkür etsem azdır. Emekliler Samsun’dan ses verebilir mi? Türkiye’nin en kalabalık, en güçlü ve en acıklı konusu bu. Ne kadar maaş alıyoruz. 10 bin TL diyorlar. Emekliler Türkiye’de 16,5 milyon kişi ve en büyük ıstırabı çekenler. 22 yıl önce AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Size hiç ellemeseler, düzeninizi bozmasalar 26 bin TL emekli maaşı alınıyor olacaktı. Emekliyi ezdirmeyiz dediler, TÜİK’in sözde enflasyonuna göre zam verdiler. Gerçek enflasyon yüzde 120, TÜİK’e göre yüzde 68 ama emekliye yüzde 33 zam. 10 bin TL emekliye verdiler. En düşük emekli maaşı bu iktidar geldiğinde tam 8 çeyrek altın değerindeydi. Bugün ise 2,5 çeyrek altın alabiliyor. Yani emeklilerin her ay 5,5 çeyrek altın kayıpları var. Emekliler, siz bu her ay kaybettiğiniz 5,5 çeyrek altını kaybettiğiniz yerde arayacak mısınız? Siz onu bir seçim sandığında kaybettiniz. Önünüzdeki ilk seçim sandığında 31 Mart günü emekliler bunun hesabını sormaya var mıyız? ‘Ekonomi büyüdü, emekliler halinden memnun, Özgür efendi emeklileri kışkırtıyor’ diyenler, bu sesi duyun. Emekliler 2018’de bin TL ikramiye alıyordu. Bayramda aldıkları o ikramiye ile tam 24 kilo kıyma alıyordu. Bu bayram 3 bin TL ikramiye yatacak sadece 6 kilo kıyma alabilecek. Sadece Ramazan ayında ikramiyeniz üzerinden 18 kilo kıymayı eksilten bir yönetimle, iktidarla karşı karşıyayız. Ben sizinle beraberim. CHP sizinle beraberdir. İşçinin, esnafın, fındık üreticisinin ve emeklinin ezilmesine izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
“İttifakımız Türkiye’de ‘Türkiye İttifakı’ Samsun’da ise ‘Samsun İttifakı’dır”
Geçen seçimlerde birlikte yol yürüdükleri ittifak partilerinin yöneticileri ile anlaşamadıklarını ama üyeleri ile ittifakta yer aldıklarını ifade eden Özgür Özel, “Bir tarafta Cumhur İttifakı var. Bizim tarafta küfür yok, güzel söz var. Ötekileştirmek yok, kardeşlik var. Şeytanlaştırmak yerine barıştırmak ile uğraşıyoruz. Bugün Nevruz. Memleketim Manisa’da 500 yıllık dünyanın en eski halk ilaçlarından birisi mesirin karıldığı, şifa için saçıldığı gün. Bu coğrafyada Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle bu topraklarda kol kola girenlerin, vatanını sevenlerin, ülke için gerekirse ölenlerin ama birbirinin yüzü gülsün isteyenlerin yeni bir döneme adım attığı ilk gün. Karşı tarafta korkunun ittifakı, biz kardeşliğin ve umudun ittifakıyız. Onların renkleri koyu gri yağmur bulutu gibi. Yanlarından kendi hocalarının evladı, daha geçen seneye kadar yere göğe koyamadıkları ayrıldı ve Necmettin Hoca’nın evladına ‘ip cambazı’, ‘zübük’, ‘şantajcı’ diyor ve hakaretler ediyor. Oysa bizim de ittifakımızdan ayrılanlar oldu. Listelerimizden seçilip, karşımızda yer alanlar oldu. Çok ağır sözler söyleyenler oldu. Hep 2 kelime ile cevap verdik. ‘Canları sağ olsun’ dedik. Çünkü eski dosttan düşman olmaz. Dün öptüğün yüze bugün tükürülmez. Dün iyi dediğine bugün küfredilmez. Dün dost olana bugün düşman olunmaz. Bizim ittifakımız Samsun’da ‘Samsun İttifakı’dır. Aslan sosyal demokratlar bu ittifaktadır. Geçmişte birlikte olduğumuz, yöneticileriyle anlaşamadığımız yakasındaki güneşi, gönlündeki, yüzündeki güneşi gördüğümüz İYİ insanlar, milliyetçi demokratlar, sosyal demokratlar ile birliktedir. Haramdan ve yalandan korkan muhafazakar demokratlar bizlerle birliktedir. Bu memleketin tüm demokratları bizimle birliktedir. Bu ittifakın adı, Samsun’da ‘Samsun İttifakı, Türkiye’de ‘Türkiye İttifakı’dır” şeklinde konuştu.
“Bir adımlık farkı kapatmaya geldik”
Samsun’da kendi adayları ile Cumhur İttifakı’nın adayı arasındaki farkın azaldığını ve 1 adımlık fark kaldığını iddia eden Özel, “Yerel seçim gündemindeyiz. Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Cevat Öncü, başkan olmak için büyük çaba veriyor. İlk aday olduğunda anketlerde gerideydik. Kendisi inandı, örgütümüz inandı. Bir teveccüh gördü. Her anket bir öncekinden daha iyi geldi. Biz bütün büyük şehirlere dahi gidecek zaman yokken baktık ki anketlerde Samsun daha iyiye gidiyor. Başkan ile rakibi arasında fark kapandı. 1 adım mesafe kaldı. Bugün buraya sizlerle birlikte askerliğimi yaptığım, kayınpederimin büyüdüğü ve çok sevdiğim Samsunluların memleketine o bir adımlık farkı kapatmaya geldik” ifadelerini kullandı.
Mitingde CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, CHP Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cevat Öncü vatandaşlara selamlama konuşması yaparken, diğer 17 ilçe belediye başkan adayı da sahneye çağrılarak tanıtıldı. Mitingin sonunda Özel’e Samsunspor forması hediye edildi. – SAMSUN
]]>İstanbul Okmeydanı’nda, Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu aylarca komada kalan, 11 Mart 2014’te de 15 yaşındayken yaşamını yitiren Berkin Elvan, ölümünün 10’uncu yılında ailesi ve sevenleri tarafından Feriköy Mezarlığı’nda anıldı. Çok sayıda polis, mezarlığın girişinde yoğun güvenlik önlemi aldı ve anmaya gelenlerin üstlerini aradı.
Anmaya CHP heyeti, DEM Parti İBB Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ile Murat Çepni, eski Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı hukukçu Eren Keskin de katıldı. Ayrıca CHP heyeti Berkin’in mezarının başına karanfil bıraktı.
Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenler için saygı duruşuyla başlayan törende Berkin’in mezarı başına gelen anne Gülsüm Elvan, “Bebeğim, kalk annem. 10 sene oldu yetmedi mi annem? Berkin, seni özledim annem. Tam 10 yıl oldu onu koklamayalı, ona sarılmayalı, onunla konuşmayalı. 10 yıldır ‘Adalet’ dedim olmadı. Adaletsizliğe uğradı. Katillere sesleniyorum çocuklarını öperken çocuklarına sarılırken benim çocuğumu hatırlasın. Acımız git gide katlanıyor, öfkemiz katlanıyor. 10 yıldır onsuzum” dedi.
“SÖNMEYEN YANGININ 10 YILI”
Berkin’in ablası Gamze Elvan, aile adına bir mektup okudu. Mektupta şunlara yer verildi:
“Tüm süreci annem, babam, avukatlarımız anlattı. O nedenle bu bir basın açıklaması değil, bu bir haykırış. Artık şimdi yaşayamadıklarımızı anlatmanın vakti… Berkinimiz, oğlumuz, canımızın bizden koparılmasının onuncu yılı. Giyilemeyen mezuniyet giysisi on yıldır askıda, çekemediği şutlar, dans edemediği sahneler, giremediği sınavlar, çalamadığı ıslıklar on yıllık bir dağ. Mutfak masasında yeri sabit, tabağı boş, sandalyesi boş. Telefonu çalmadı ama çalışıyor. Odası dağılmıyor, sakal yakışacak mıydı bilinmiyor, bıyıkları terlememişti ki daha. Ağız dolusu gülüşü eksik kaldı, mahcup mahcup ama ışıl ışıl bakan bakışları. Artık kokusu sadece burnumuzda tütüyor mesela. Caddeler bomboş kaldı, onun yürümek bilmediği, koştuğu o daracık sokaklar. Sayısız keşkelerin, donakalan hayallerin, dinmeyen hasretin, sönmeyen yangının on yılı. Bedeni küçücük kaldı, bir sabah ansızın bir polis kurşunuyla vurulduktan sonra. Dokuz ay boyunca direndi. Umut oldu bize. Yoğun bakımdaki gözlerini oynatmasıyla, ellerini ufacık kıpırdatmasıyla, bilinci yerinde değilken “anne” diye bağırmasıyla. Tutunmaya çalıştı yaşama. Ama olmadı. Berkin’in adı sokaklarda, Berkin’in adı meydanlarda, Berkin’in adı sloganlarda, Berkin’in yokluğu onuncu yılında, Gezi’de atan her yürekle oradan oraya. Tutulamayan yas reva değil insana. Artık tam hakkıyla bu yası tutma vakti. Onu anıyoruz, onsuzluğun onuncu senesi. Elvan ailesi adına, Gamze ve Özge Elvan
]]>ABB Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş, 2024-2029 yılları arasında hayata geçirmeyi hedeflediği proje ve vaatlerini “2024-2029 Projeleri Tanırım Töreni” ile duyurdu. Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirilen tanıtım törenine Mansur Yavaş’ın yanı sıra eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Karayalçın, CHP’nin Ankara ilçe belediye başkan adayları ve çok sayıda partili katıldı.
Tanıtım töreni, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in programa gönderdiği mektubun okunmasıyla başladı. Özel, mektubunda Mansur Yavaş’ın tekrardan Ankara Büyükşehir Beledi Başkanı olması temennisinde bulundu.
“Çalışmalarımızı adım adım hayatın içine katmak için çabalıyoruz”
Tanıtım töreninde konuşan Yavaş, “Ankara’dan çok Ankara’da yaşayan insanlardan bahsettik, bir şehrin silüeti, altyapısı, ulaşımı, şekli, şemali kültürel ve sanatsal çehresi elbette çok değerlidir. Hepsi için yapacaklarımız var ama bizim bunları yaparken tek bir amacımız var; insanı hayatın içine katmak. Biz halkımızın gözünü boyamak değil onun derdine derman olmak için çalışıyoruz. İnsanlarımıza hayaller satmak değil onlarla hayaller kurmak için çalışıyoruz. Birlikte oturup, birlikte düşünmek sonra da bu çalışmalarımızı adım adım hayatın içine katmak için çabalıyoruz” ifadelerini kullandı.
“5 yeni metro projesini gün kaybetmeden sürdüreceğiz”
Ankara’da son yıllarda sıkışan trafik için çözüm projelerini aktaran Yavaş, 6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Ankara’nın nüfusunu arttığını belirterek, “Yeni ulaşım projelerini hayata geçiriyoruz. Topu taşıma hatları ve araçlarıyla akıllı bir ulaşım sistemi kuruyoruz. Yeni dönemde 28 adet katlı kavşak, 4 ana bulvar ve 2 adet tünel yol projesiyle Ankara trafiğini daha da rahatlatacağız. Ayrıca metro konusunda yaşadığımız tüm zorluklar karşısında mazeret değil çözüm üreteceğiz. Toplam 51,33 kilometre olan 5 yeni metro projesini gün kaybetmeden sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
“Nasıl olsa Ankara’da seçimi kazanma şansımız yok metroyu yapsak da yapmasak da fark etmez diye düşünüyorlar”
Mamak metro hattı ile ilgili çalışmalara başlandığını vurgulayan Yavaş, Keçiören’de bulunan Fatih Köprüsü’nün genişletileceğini de vaatleri arasına ekledi. AK Parti’nin seçim vaatlerini eleştiren Yavaş, “Eğer Ankara’da metro yapılmasını isteseydiniz; 2022 yılından beri baskı yapmak suretiyle bu metronun yapılmasını sağlardınız. Dolayısıyla metro yapma niyetleri yok. İstanbul’la yarışmak, Ekrem Başkan ile yarışmak onlar için daha önemli. Ben de şöyle diyorum; Nasıl olsa Ankara’da seçimi kazanma şansımız yok metroyu yapsak da yapmasak da fark etmez diye düşünüyorlar” diye konuştu.
“Bizim için terörist fark etmiyor; bunun adı PKK olur, HÜDA-PAR olur tavrımız nettir”
Ankara halkının oylarına talip olduklarını yineleyen Yavaş, “Siyaset mühendislikleriyle çantadan fil çıkartmaya hiç kimse uğraşmasın hiçbiri bize bulaşmaz. Kirli siyasete alet olanların geçen dönem olduğu gibi ancak elleri kirlenir. Türk bayrağı ile sıkıntısı olmayan, İstiklal Marşı’nı gururla söyleyen, Milli Takım sevindiği zaman sevinen herkesle beraberiz. Tavrımız nettir; Türk milletiyle, bayrağımızla problemi olan hiç kimse bizim yanımıza yaklaşamaz. Bunun sorgulamak isteyenler Ankara’da aday çıkarmayan partinin neden aday çıkarmadığını sorgulasınlar. Bizim için terörist fark etmiyor; bunun adı PKK olur, HÜDA-PAR olur tavrımız nettir” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Ülke genelindeki bir şebekenin, internette oluşturdukları sahte kadın profilleri ile tuzağa düşürdükleri erkeklere şantaj uyguladıkları iddia edildi. Kandırdıkları kişilerin önce cinsel içerikli fotoğraf ve video ele geçiren şebekenin, ardından kendilerini karşı taraftaki kadının ailesi olarak tanıttığı ve gönderilen içeriklerden dolayı şikayetçi olacakları söyleyerek korku sağlamaya çalıştıkları ileri sürüldü. Dolandırıcıların son olarak ise gerçek avukatların ismini kullanarak ağına düşürdükleri kişilere ulaştıkları, adına cinsel suçtan dava açıldığını ve sorunu çözmek için para istedikleri iddia edildi. Kendi adının ve unvanın da söz konusu dolandırıcılar tarafından kullanıldığı belirten mağdur avukatlardan Ahmet Haklıgör ise şoke olduğu durum hakkında açıklamalarda bulundu.
“Adıma 8 farklı cep telefonu numarası kullanıp profil oluşturmuşlar”
Olayla ilgili açıklamalarda bulanan mağdurlardan İş Hukuku Uzmanı Avukat Ahmet Haklıgör, “Sosyal medyadan sahte bir kadın profili oluşturup, tuzağa düşürdükleri kişilerle konuşmaya başlamışlar. O kişiye çıplak fotoğraf gönderip, ondan da göndermesini istemişler. Daha sonra söz konusu hayali kadının abisi ya da babası olduğunu söyleyen kişiler farklı numaralardan tehdit mesajı atmış. ‘Seni öldüreceğim, bulacağım. Kardeşime, kızıma nasıl böyle fotoğraflar atarsın’ diyerek karşı tarafı korkutmuşlar. Bir sonraki gün de avukat görünümünde benim ya da başka bir meslektaşımın adı kullanılarak para istenmiş. Sahte bir şikayet dilekçesi hazırlanmış. Benim adıma 8 farklı cep telefonu numarası kullanıp profil oluşturmuşlar. Profilin alt kısmına ise sahte bir internet sitesi linki eklemişler. Konunun sonuna kadar takipçisi olacağım” ifadelerini kullandı.
“Hiçbir avukat tehditle para istemez”
Hukukçuların hiçbir zaman kimseyi tehdit etmeyeceğini dile getiren Avukat Haklıgör, “Vatandaşlardan da ricam, bunlara inanmasınlar. Karşısındakilerin gerçek avukat olup olmadığını sorgulasınlar. Bana ulaşanlara durumu anlatıp, arayanların dolandırıcı olduğunu ve kesinlikle para göndermemeleri gerektiğini söylüyorum. Hiçbir avukat tehditle para istemez. Parayı da muhasebecilerine göndermelerini istiyorlar” diye konuştu.
“Arkadaşım aradı, kendisini avukat olarak tanıtan bir kişinin para istediğini söyledi”
Yurdun dört bir yanından arandığını söyleyen Haklıgör, “Birkaç ay önce bir arkadaşım aradı. Kendisini avukat olarak tanıtan bir kişinin para istediğini söyledi. Ben de numarasını, adını ve soyadını sorguladığımda öyle bir avukatın olmadığını gördüm. Sonra da o numarayı arayıp durumu öğrenmeye çalıştım. O da benim avukatlığımı sorguladı. Ben de baro levhasından sorgulattığı takdirde görebileceğini belirttim. Ardından da beni cep telefonu üzerinden engelledi. Bir süre sonra vatandaşlar beni aramaya başladı. ‘Adınızın olduğu bir mesaj aldık. Para istemişsiniz’ dediler. Ülkenin her yerinden aranmaya başladım. Şu ana kadar bu sebepten dolayı 25 kişi bana ulaştı. Ben de şikayetçi oldum. Dava şu an soruşturma aşamasında” dedi. – ANKARA
]]>Kurum, Kanal D’deki “Neler Oluyor Hayatta” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
İstanbul’da taksi sorununun görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Kurum, taksi çağırmak için birçok uygulama bulunduğunu ve bunları tek bir çatı altında toplamak zorunda olduklarını söyledi.
Kurum, “Merkezi Taksi Sistemi” adı altında hayata geçirecekleri “Biz İstanbul” uygulamasıyla taksinin ve sürücüsünün durumunun dijital ortamda görülebileceğini belirterek, İstanbul’un taksisinin bir marka haline geleceğini kaydetti.
Vatandaşın beklentisi olan hizmet kalitesini artıracaklarını aktaran Kurum, mevcut yönetimin sorunu çözmek yerine taksicilik yapmak istediğini ifade etti.
Kurum, kimsenin mağdur olmadığı, sıkıntı yaşamadığı bir süreci işleteceklerini belirterek, taksilerle ilgili projelerinin detaylarını paylaştı.
İSPARK’la ilgili planlarını anlatan Kurum, 5 yılda 250 bin araçlık otopark yapacaklarını söyledi.
Kurum, kentin neredeyse her mahallesinde otopark sorunu olduğunu, 39 ilçede 964 mahalleye yayılacak biçimde, üstü toplanma alanı ve yeşil alan, altı otopark şeklindeki yapıları inşa edeceklerini aktardı.
Okul bahçelerine de otopark yapacaklarını kaydeden Kurum, Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalayacaklarını, veliler ile öğretmenlerin kullanacağı otoparkların üstünün çocukların yeşille buluşacağı bahçeler olacağını anlattı.
“Bölücü terör örgütünün bizi hedef almasını gayet doğal görüyoruz”
CHP ve DEM Parti’nin “Kent Uzlaşısı” söylemleri ile Kandil’den Cumhur İttifakı’yla ilgili yapılan açıklamaların sorulması üzerine Kurum, bölücü terör örgütünün sözde elebaşının kendilerini hedef alan bir açıklama yaptığını ve ittifaka işaret ettiğini belirterek, “Yani diyor ki, ‘Oradaki ittifak, var olan o ittifakları sahiplenmeli.’ diye yönlendirme yapıyor. Bölücü terör örgütünün bizi hedef almasını gayet doğal görüyoruz. Çünkü onların dertleri ülkemizin birliği değil. Onların dertleri bu ülke bölünsün, parçalansın, ayrışsın. Maalesef bu düşünce içerisindeler.” ifadelerini kullandı.
Kurum, terör örgütlerine gereken cevabı her yerde verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini vurgulayarak, “Allah’ın izniyle ülkemizin 780 bin kilometrekare toprağını, ay yıldızlı bayrağımızı gönderde, yükseklerde tutmak adına, ülkemizi her alanda güçlü, muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak adına adımlarımızı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde atmaya devam edeceğiz. Kandil’in, elebaşının işaret ettiği bir ittifaktan bahsediyorlar. Adına da ‘Kent Uzlaşısı’ diyorlar. Aslında bu ‘Kandil uzlaşısı’. Maalesef Kandil’le yapılan uzlaşmadır. Maalesef Atatürk’ün kurduğu partinin bugün gaflet ve dalalet içine düştüğünü görüyoruz.” diye konuştu.
CHP’nin, özgür ve bağımsız bir parti olmadığı değerlendirmesinde bulunan Kurum, “Bugün CHP, Kandil’in işaret ettiği ‘Kent Uzlaşısı’nı yapmak üzere bir gayret içerisindedir. Masa arkasında, kapı arkasında kirli ittifaklar kurup, bu ittifakları söyleyememe, adını da ‘Kent Uzlaşısı’ olarak tarif etme çabası içerisindeler. Bunu milletimiz çok iyi görüyor. Peki ne olacak? Yani ‘Kent Uzlaşısı’ olduğu zaman DEM Partisi terör örgütüne mesafe mi koyacak? Bu parti, terör örgütü propagandasını yapmaktan vaz mı geçecek?” ifadelerini kullandı.
“CHP’li seçmenin de alternatifsiz olmadığını düşünüyorum”
Kurum, ittifakın adının “Kent Uzlaşısı” konulmaya ve gizlenmeye çalışıldığını ifade ederek, “Ama gizleyemezler. CHP’ye gönül veren kardeşlerimiz de bundan oldukça rahatsızlar, isyan ediyorlar. Daha önce parti yönetiminde olan ama bugün bu ittifaktan rahatsız olanlar bunları da dile getiriyorlar. Bugün baktığınızda CHP’li seçmenin de alternatifsiz olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla o alternatifleri bugün, bu yerel seçimde, 31 Mart’ta sandığa yansıtacaklarına da yürekten inanıyorum.” açıklamasında bulundu.
İstanbul’un, en iyi projeyi yapacak, hizmeti getireceklerin arkasından gideceğine yürekten inandığını dile getiren Kurum, o yüzden İstanbulluların oyuna talip olduklarını kaydetti.
Kurum, yerel seçimlerle ilgili anket sonuçlarının sorulması üzerine, en güzel anketin, sahaya gittiklerinde insanların ilgisi, alakası ve sevgisi olduğunu belirtti.
Sahaya çıktıklarında bunu gördüklerini anlatan Kurum, “Öyle güzel bir motivasyon var ki… İnsanlarımız artık sabırsızlıkla o 39 gün bitsin, artık hizmet siyaseti gelsin, İstanbul hizmete kavuşsun beklentisi içerisindeler ve bu coşku her geçen gün büyüyor. Bir kadın hareketi, gençlik hareketi olacak demiştim. Şimdi bu dalga dalga büyüyor. Bu, sonuçta sevgiyle, karşılıklı güven ilişkisiyle olacak bir iş.” diye konuştu.
Kurum, bu durumun anketlere de yansıdığını vurgulayarak, “Aslında şu anki CHP’li yönetimin kafa karışıklığı da buradan kaynaklanıyor. Yani algıyı başka yere çekme, gündem değiştirme çabası… Ne yapacaklarını bilemiyorlar, şaşırmış durumdalar. ‘Ne söylesek, nasıl bir algı oluştursak, nasıl davransak da bu sevgiyi koparsak.’ diye çalışma arzusu içerisindeler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar nafile.” ifadelerini kullandı.
]]>“Kandil’den işaret ettikleri ittifak ‘kent uzlaşısı’ adı altında kirli bir ittifaktır”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum Üsküdar’da düzenlenen ‘Her Adımda Yeniden İstanbul 39 İlçe Hane Ziyaretleri Basın Açıklaması’ programına katıldı. Kurum, “CHP’li İBB yönetiminin bu projelerde eleştirecekleri bir konu olmadığı gibi kendilerinin de İstanbul’un geleceğine dair bir hedefleri yok. İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri yok. İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Üsküdar’da düzenlenen ‘Her Adımda Yeniden İstanbul 39 İlçe Hane Ziyaretleri Basın Açıklaması’ programına katıldı. Kurum’a programda AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Öte yandan Kurum, programda basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
“İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri de yok”
İBB Başkan Adayı Kurum, “Bugün, İstanbul için aralıksız sürdürdüğümüz çalışmalarımıza bir yenisini daha ekledik. Her Adımda Yeniden İstanbul çağrısıyla, vatandaşlarımızla kucaklaşacağımız çalışmaların ilkini başlatmış oluyoruz. İstanbullu kardeşlerimizin bizlerden beklentilerini dinleyeceğiz. Biz milletimizin en zor anında hep yanında olduk. İstanbul’umuzun mahallelerine, sokaklarına karış karış her yerine hizmet etmeye kararlıyız. Şu anda başlatacağımız programda 40 gün boyunca teşkilatlarımızla birlikte milletimizin yanında olup projelerimizi hayallerimizi anlatacağız. CHP’li İBB yönetiminin bu projelerde eleştirecekleri bir konu olmadığı gibi kendilerinin de İstanbul’un geleceğine dair bir hedefleri yok. İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri yok. İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var. Her seferinde çeşitli söylemlerle gündemi farklı konulara çekerek İstanbul’un geleceğiyle ilgili bir projeleri olmadığını görüyoruz. ‘İstanbul’a milyonlarca metrekare yeşil alan kazandıracağız’ deyip de bu sözlerin tutulmadığını görürsünüz. Diğer tarafta baktığınızda sırtını nereye rastladığını bilmediğimiz kirli kirli ittifaklarla birlikte süreci yönettiklerini görürsünüz. Biz 22 yıldır olduğu gibi hem milletimizle beraber yol yürüdük” dedi.
“Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız”
Mevcut İBB yönetiminin verdiği vaatleri gerçekleştirmediğini belirten Kurum, “Milletimizin zor gününde yanında olduk. Aziz İstanbul’umuzun her sokağında her mahallesinde olacağız çünkü bizim hayallerimiz var. Bizim hayalimiz, İstanbul’u Türkiye Yüzyılı’nın parlayan şehri haline getirmektir. Bizim hayalimiz gençlerimize, geleceğimize, kadınlarımıza daha güvenli ve huzurlu bir İstanbul inşa etmektir. Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız. Milletimizle beraber el ele gönül gönülle yol yürüyeceğiz. Milletimizle beraber bu başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz. Artık maske düşmüştür. İstanbul Büyükşehir Belediyesi şu geçtiğimiz 5 yıl içerisinde başarısız olmuştur. Verdiği vaatleri gerçekleştirmemiştir. İstanbul’u gelecek hedefleri için bir basamak olarak görmüştür. İstanbulluların beklentilerini gerçekleştirmek zorundasınız. Bu şehir dışında ki gündemler ve sorunlar sizi ilgilendirmez. Verdiğiniz sözlerin arkasında durmayarak İstanbul’a hizmet edilmez. İstanbul’a hizmet etmek aşk ister. Cumhur İttifakı’mızla birlikte milletimizle el ele gönül gönülle İstanbul’un her anında hep yanında olacağız. Projelerimizi 31 Mart akşamı İstanbullu kardeşlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
“Kandil’den işaret ettikleri ittifak kent uzlaşısı adı altında kirli bir ittifaktır”
DEM Parti ve CHP’nin ittifak yapıp yapmadığına dair soran gazeteciye Kurum şu şekilde cevap verdi: “İstanbul’da mevcut yönetim şu an ne yapacağını bilmiyor ve çaresiz bir durumdadır. Anketlerde de geriye düşmesi sebebiyle kimle nasıl ittifak içerisinde olurum derdiyle dertleniyor. Kent uzlaşısı gibi farklı gündemler getirerek bir çıkış arayışı içerisindedir. Buradaki bu güçlü ses kandili rahatsız ediyor. Kandil’den işaret ettikleri ittifak ‘kent uzlaşısı’ adı altında kirli bir ittifaktır. Masa etrafında ve altında kimin olduğunu bilmediğimiz, uzantılarının nerede olduğunu çok iyi bildiğimiz bir uzlaşıdan bahsediyorlar. Milletimiz uzlaşı yapmak isteyenlere 14 ve 28 Mayıs’ta cevabını sandıkta net bir şekilde vermiştir. Milletimiz kapı arkasında o görüşmeleri yaptıklarını çok iyi biliyor. 31 Mart’ta şehitlerimizin, gazilerimizin anneleriyle birlikte kazanacağız. İstanbul için ortaya koyduğumuz hayalleri gerçekleştireceğiz. Bunların heybelerinde bir şey yok. Kandil bizden rahatsız olsun, olmaya da devam etsin. Biz Kandil’i de o yabancı iş birlikçilerini de rahatsız edeceğiz. İstanbul’un geleceği adına yapılması gerekenleri de birer birer hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Biz bunlara pabuç bırakmadık”
Mevcut İBB yönetiminin Kentsel Dönüşümle ilgili projeleri engelleyip dava açmasını konusunda görüşlerini belirten gazeteciye cevap veren Kurum”Biz kentsel dönüşümü siyaset üstü göreceğiz deyip her alanda bunun siyasetini yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Milletimizin yararına ne iş varsa hangi proje varsa onu mahkeme kapılarına taşıyan bir anlayışla karşı karşıyayız. Biz bunlara pabuç bırakmadık. Biz İstanbul’un geleceği adına yapılması gereken projelerimizi hızlı bir şekilde hayata geçirdik. İstanbul’un 39 ilçesinde devam eden 171 bin Kentsel Dönüşüm Projesi var. Biz İstanbul’un sorunlarıyla alakalı o iradeyi ortaya koyacağız. Marmara Deniz’inde müsilaj çıkınca plajda seferberlik ilan ettik. Tüm belediyelerimizle birlikte yapılması gereken çalışmayı 7 gün 24 saat mesai harcayarak yaptık. Sözler verildi, o gün protokol yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken arıtma tesisleriyle ilgili bir takvim süreci vardı. Ama gelinen süreçte o takvime uymadılar. Yapılması gereken arıtma projelerini gerçekleştirmediler. Üstüne üstlük bir de Haliç’te projesi, yatırımı, kredisi her şeyi hazır olan Silahtarağa Arıtma Tesisi’ni iptal ettiler. Orada dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz, karşılaşmayacağınız bir ‘temel atmama töreni’ yaptılar. Yapraklardan alkış bekleyerek o törene bir de para harcadılar. O törene harcadığın parayla algı yöneteceğine milletin, İstanbul’un faydasına bir iş gerçekleştirirsin. Bunların böyle bir derdi yok. O yüzden biz Marmara’yı da koruyacağız” ifadelerini kullandı.
]]>Asıl adı Merve Doğan olan şarkıcı Gökçe Kırgız Taner ise 2013 yılında resmi olarak Gökçe Kırgız adını aldı ve şarkının söz ve bestesinin kendisine ait olduğunu ileri sürmüştü.
Bunun üzerine internet fenomeni Gökçe Kırgız Durukan, ‘Marka hakkına tecavüz edildiği’ iddiasıyla tazminat davası açtı. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde görülen bugünkü duruşmada karar çıktı.
Duruşmaya, davacı Gökçe Kırgız Durukan, avukatı Melik Döngelci ile katıldı. Davalı Gökçe Kırgız Taner ise duruşmaya katılmadı. Davacı Gökçe Kırgız’ın avukatı Melik Döngelci, “Müvekkilimizin marka ve isim hakkı karşı tarafça izinsiz kullanılmıştır” diyerek davanın kabulünü ve karşı tarafın yazılı olarak özür dilemesini talep etti.
Davalı Gökçe Kırgız Taner’in avukatı ise müvekkilinin evlendikten sonra Gökçe Kırgız Taner olarak ismini kullanamaya başladığını, müzik dünyasında kesintisiz olarak yer almadığını vurgulayarak davanın reddini talep etti.

DAVADA KARAR ÇIKTI
Araştırılacak başka bir husus olmadığını belirten mahkeme, davayı kısmen kabul ederek, ‘Gökçe Kırgız’ markasının davalı Gökçe Kırgız Taner (eski adıyla Merve Doğan) tarafından kullanımının durdurulmasına, davacı Gökçe Kırgız’ın tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verdi.
Mahkeme, 70 bin 485 lira maddi, 75 bin lira manevi tazminatın, ayrıca bin lira da itibar tazminatının davacıya ödenmesine karar verdi. Böylece toplamda kendisine 146 bin 485 lira tazminat ödenecek olan davacı tarafın, davalının yazılı olarak özür dilemesi talebinin ise reddine karar verildi.
“ŞÜKÜR ADALETİN İŞLEDİĞİNE ŞAHİT OLDUK”
Duruşma sonrasında basın mensuplarının soruları üzerine Gökçe Kırgız Durukan, “Çok şükür kazandık haklı mücadelemizi. Zaten böyle olmasını ümit ediyorduk. Kazandık mutluyuz” dedi.
Durukan’ın avukatı Melik Döngelci, davanın kısmen kabulüne kısmen de reddine karar verildiğini ve Gökçe Kırgız isminin sadece Gökçe Kırgız Durukan tarafından kullanılmasına, talep ettikleri tazminat taleplerinin de kabulüne karar verildiğini belirtti. Durukan, davanın emsal olduğunu da söyleyerek “Şükür adaletin işlediğine şahit olduk” dedi.

DAVANIN GEÇMİŞİ
Davacı Gökçe Kırgız Durukan, “Kalbime Gömerim O Zaman” şarkısının sözlerini yazan ve besteleyenin kendisi olduğu halde Merve Doğan’ın eseri kendisine aitmiş gibi gösterdiğini ve Gökçe Kırgız ismini ise sahne adı olarak kullanıp ün kazandığını iddia etmişti. Merve Doğan’ın isim değişikliği yaparak Gökçe Kırgız (Taner) ismini aldığını, eserini de noter onayıyla kendisine ait olarak tescillediği öne süren Durukan, ismin ve eserin kendine ait olduğunu ve isminin kullanılarak haksız ün elde ettiğini belirterek Gökçe Kırgız Taner’e bin lira maddi ve 250 bin lira manevi tazminat talebiyle dava açtı. Gökçe Kırgız Taner’in avukatı “Müvekkilim önce sahne adı olarak ‘Gökçe Kırgız’ ismi kullandı. Daha sonra isim değişikliği yaptı ve gerçek adı da Gökçe Kırgız oldu. Eserin söz ve müziği noter onaylı olarak müvekkilime aittir. Müvekkilim 2007 yılında seslendirdiği eserle başarı yakalamıştır. Ayrıca müvekkilim evlenmiş ve adı Gökçe Kırgız Taner olmuştur” demişti.
]]>