Saddam Hüseyin döneminde 36 yıl önce Irak savaş uçaklarının Halepçe’ye düzenlediği kimyasal saldırıda çoğu çocuk ve kadın 5 bin kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 7 bin kişi yaralandı.
Saldırıda yakınlarını kaybeden Sağlık Yüksek Okulu mezunu 56 yaşındaki Halepçeli Ahmed de birkaç yıl sonra İran’da Halepçe saldırısına katılan Iraklı pilotların tedavisini gerçekleştirdi ve katliamın şahitlerinden biri olarak mahkemede bilgisine başvuruldu.
Halepçe saldırısında eşini kaybetti
AA muhabirine konuşan 56 yaşındaki Ahmed, Halepçe saldırısına ilişkin “16 Mart 1988’de 8 aile üyesi evdeydik. Saat 11.50’yi gösteriyordu. Öğle yemeğini yiyecektik. 6 aylık bebeğimleydik. Bir an deprem sarsıntısı gibi sarsıldık. Kendime geldiğimde evimizin üstümüze çöktüğünü gördüm.” ifadelerini kullandı.
Ahmed, kendine geldikten sonra aile üyelerini kontrol ettiğini ve ağır yaralı olan eşini hastaneye ulaştırmak için büyük çaba harcasa da kurtaramadıklarını üzülerek anlattı.
Saldırı sonrası geride kalan ailesi ve yakınlarıyla İran sınırına doğru hareket ettiğini belirten Ahmed, burada tedavi olduğunu ve birkaç ay sonra ise sağlıkçı olarak Tahran’da bir hastanenin acil bölümünde çalışmaya başladığını kaydetti.
İran’da çalıştığı hastanede saldırıya katılan Iraklı pilotları tedavi etti
Ahmed, Halepçe saldırısından yaklaşık 2 yıl sonra biri yaralı 3 kişinin Tahran’da çalıştığı hastanenin acil bölümüne getirildiğini belirterek, “Kimliklerini aldığım o 3 kişi de pilottu. İsimleri İbrahim, Muhammed ve Casım’dı. Kerkük Hava Üssü’nden Kirmanşah’a gelen bu pilotlar iniş izni verilmediği için havada bir süre uçtuktan sonra benzini biten uçağı otobana indirmeye çalışmışlar.” diye konuştu.
Pilotlardan birinin bu sırada yaralandığını ve onun tedavisiyle ilgilendiğini kaydeden Ahmed, güvenlik güçlerinin isteği üzerine pilotların tercümanlığını da yaptığını dile getirdi.
“Çok pişman olduklarını dile getirdiler ve ellerimi öptüler”
Ahmed, Iraklı pilotlarla konuşmalarını hatırlatarak, “Onların Halepçe saldırılarında yer alıp almadıklarını öğrenmek istedim. Katıldıklarını söylediler. Bombaladıkları şehirden olduğumu söyledim. Çok pişman olduklarını dile getirdiler ve ellerimi öptüler. Af dilediler.” dedi.
Halepçe saldırısında eşi ve yakınlarını kaybetmesine rağmen saldırıya katılan pilotları tedavi eden Ahmed, şunları söyledi:
“Bu pilotların zihinlerinde iyi bir izlenim bırakmak istedim. Onların eliyle bombalanan Halepçe’den geri kalan bedenen ve kalben yaralı olan birinin onları tedavi ettiğini bilmelerini istedim. Düşmanım bile olsa onları güzel bir muameleyle tedavi etmek gerektiğini düşündüm. Bununla birlikte Halepçeli olduğumu da bilmelerini istedim.”
“Başımdan geçenleri anlattığımda mahkeme başkanı kendini tutamayıp ağladı”
Ahmed, Tahran’da geçirdiği birkaç yılın ardından Irak’a döndüğünü ve Halepçe saldırısının sorumlularının yargılandığı mahkemeye şahit olarak katıldığını aktardı.
Mahkemede Saddam Hüseyin dışındaki birçok Baas rejimi sorumlusunun bulunduğunu anlatan Ahmed, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ben başımdan geçenleri mahkemede anlattığımda mahkeme başkanı kendini tutamayıp ağladı. Rejim yetkilileri ve avukatları da sessiz bir şekilde başlarını öne eğip beni dinlediler. Özellikle 3 pilotun isimleri Irak hava kuvvetlerinde bulunuyordu. Mahkeme başkanı isimlerini teyit etmişti. Anlattığım hikayeyi mahkemede kimse inkar edemedi.”
]]>7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısında Tel Aviv’de bir inşaatta çalışan Ahmed, İsrail’in ablukası nedeniyle Gazze’deki eşi ve üç kızının yanına dönememişti.
İlerleyen süreçte telefon bağlantıları elverdikçe her gün aynı saatte onlarla konuştu ve 8 Aralık akşamı saldırı gerçekleştiğinde eşi Şirin ile telefonda konuşuyordu.
Ahmed o anı şöyle anlatıyor: “Öleceğini biliyordu ve bana yapmış olabileceği kötülükler için onu affetmemi istedi. Bunu söylemesine gerek olmadığını söyledim. Bu aramızdaki son konuşmaydı.”
O akşam amcasının evine düzenlenen bombalı saldırıda Ahmed’in eşi ve Tala, Lana ve Najla adlı üç kızı hayatını kaybetti.
Ahmed’in annesi, dört erkek kardeşi ve onların aileleri dahil 103 akrabası saldırıda öldü.
Üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen cesetlerin bir kısmı hala enkaz altında.
Ahmed geçen hafta en küçük kızının doğum gününü kutladı. Najla iki yaşına girecekti.
Çocuklarının cenazelerini kucağına alamadığını, aceleyle gömüldüklerinde yanlarında olamadığını söyleyen Ahmed, “Kızlarım benim için birer küçük kuştu. Kendimi bir rüyadaymış gibi hissediyorum. Başımıza gelenlere hala inanamıyorum” diyor.
Sürekli karşılaşmamak için kızlarının fotoğraflarını telefonundan ve bilgisayar ekranından kaldırdığını söyleyen Ahmed, şimdi hayatta kalan birkaç akraba ve komşusunun anlattıklarından yola çıkarak yaşananları anlamaya çalışıyor.
Şimdiye kadar öğrendiklerine göre önce bir füze ailenin evinin girişine isabet etti, ardından aile üyeleri aceleyle dışarı çıktı ve bir başka akrabanın yakındaki evine gitti.
15 dakika sonra bu ev de vuruldu.
Ahmed’in ailesinin öldürüldüğü dört katlı bina, Gazze Şehri’nin Zeytun mahallesindeki Sahabe Tıp Merkezi’nin yakınındaydı.
Geriye sadece bir beton yığını kaldı. Molozların arasında yeşil plastik bir bardak, tozlu giysi parçaları var.
BBC’ye konuşan Ahmed’in hayatta kalan akrabalarından Hamid el-Guferi, saldırılar başladığında tepeye kaçanların kurtulduğunu, eve sığınanların ise öldürüldüğünü söylüyor.
“Bizimkinin yanındaki dört eve de saldırı oldu. Her 10 dakikada bir bir evi vuruyorlardı” diyen Hamid şöyle devam ediyor:
“Guferi ailesinden 110 kişi oradaydı. Çocuklarımız ve akrabalarımızdı onlar.”
Hayatta kalanlara göre ölenler arasında 98 yaşında bir kadın ve yalnızca dokuz gün önce doğmuş bir erkek bebek de vardı.
Adı Ahmed olan bir başka aile üyesi de hava saldırısı sırasında iki büyük patlama olduğunu anlatıyor:
“Önden hiç uyarı yapılmadı. Bazı insanlar bölgeden ayrılmış olmasaydı bence yüzlerce kişi daha ölebilirdi. Bölge çok farklı görünüyor. Eskiden bir otopark ve su depolama tesisinin yanında dört ev vardı. Saldırı tüm yaşam alanını yok etti.”
Hamid, hayatta kalanların enkaz altındakileri çıkarmak için sabahın erken saatlerine kadar çalıştıklarını söyledi.
Ahmed adlı diğer akraba ise, “Uçaklar tepemizde dönüp duruyordu ve biz onları çıkarmaya çalışırken helikopterler bize ateş ediyordu” diyor.
Olayın üzerinden iki buçuk ay geçmesine rağmen hayatta kalan aile üyeleri hala enkaz altındaki cesetlere ulaşmaya çalışıyor.
Aile, enkazı kaldırmak için küçük bir kepçe kiralamak üzere para topladı.
Ahmed, “Bugün dört ceset çıkardık, aralarında kardeşimin eşi ve parçalar halindeki yeğenim Muhammed de var. 75 gündür enkaz altındaydı” diyor.
Ölen aile üyelerinin geçici mezarları yakındaki boş bir arazide, sopalar ve plastik örtülerle işaretlenmiş.
Eriha’da mahsur kalan Ahmed henüz onları ziyaret edemedi.
İsrail ordusuna ailenin hava saldırılarında hedef alındığına dair iddiaları sorduk.
Ordu yetkilileri söz konusu saldırıdan haberdar olmadıklarını ve Hamas ile süren savaşta “sivillerin zarar görmesini engellemek için mümkün olan önlemlerin” alındığını söyledi.
Ahmed’in ailesinin öldürülmesinden hemen önceki ve sonraki günlerde, El-Guferi ailesinin evinin güneyindeki Şecaiyye bölgesinde İsrail güçleri ile Hamas’a bağlı silahlı kişiler arasında yoğun çatışmalar yaşandı.
İsrail ordusu, 9 Aralık’ta yaptığı bir açıklamada Şecaiyye’deki birliklere yaklaşan “tanksavar füzeler ile silahlanmış bir dizi terörist tespit ettiğini” ve onlara bir helikopter saldırısı düzenlediğini söylemişti.
Açıklamada aynı zamanda kara operasyonları devam ederken savaş uçaklarının Gazze Şeridi’ndeki “terör hedeflerini” vurduğu da belirtildi.
El-Guferi ailesinin evinin bulunduğu Zeytun bölgesi şu anda İsrail ordusunun yeni operasyonlarının odağında yer alıyor.
Babasıyla Eriha’da mahsur kalan Ahmed, bazen Gazze’de hayatta kalan akrabalarını arıyor. Ancak çok sevdiği evinden uzakta aylarca mahsur kaldıktan ve geri dönmek için yanıp tutuştuktan sonra artık geri dönüp dönmeyeceğinden emin değil.
“Hayallerim Gazze’de paramparça oldu. Kimin için geri dönmeliyim? Bana kim baba diyecek? Kim bana sevgilim diyecek? Karım bana hep ‘benim hayatım sensin’ derdi. Şimdi bunu bana kim söyleyecek?”
]]>