CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan ve İzmir milletvekilleriyle birlikte Alevi Bektaşi Federasyonu’nu ziyaret etti. Federasyonun Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Tüm Alevi canlar sandığa gitmeli. Küskünlüklerini sandığa yansıtmamalı. 22 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın, ülkeyi ne hale getirdiğini anlatmamıza gerek yok. Her geçen gün ekonomi, adalet anlamında geri gidiyor. Bunu değiştirmeliyiz” dedi.
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Narlıdere Cemevi’nde Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşen dernekleri ile bir araya geldi. Programa, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, CHP İzmir milletvekilleri Sevda Erdan Kılıç, Ednan Arslan, Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin ile ilçe belediye başkan adayları da katıldı.
Başkan Tugay, yerel seçimlere kısa bir süre kaldığını ve herkesin desteğini beklediğini vurgulayarak, “Benden beklenenin farkındayım. Görevi yerine getirirken katıksız şekilde benden beklediğiniz tavrı göstereceğim. Hatalarımız eksiklerimiz olmuştur, insanız ama iyi niyetimden şüphe etmeyin. Hangi seviyede görmek istiyorsanız hangi seviyedeysem gözünüzde, orada olmaya hazırım. Yeter ki halk adına yapmamız gereken mücadeleyi layıkıyla yapalım” dedi.
“MAZLUM İNSANLAR İYİ OLSUN DİYE HAYAL KURUYORUM”
Adalet için mücadele ettiklerinin altını çizen Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:
” Türkiye’ye örnek olacak siyasetin, ahlaklıca yapıldığını göstereceğimiz bir dönemi İzmir’de yaşayalım. Bir dahaki genel seçime halkın itimadını kazanmış bir şekilde girelim. Bunu yaparsak bu halk bizi iyi anlayacak. O kadar çok hayal kuruyorum ki hepsi bu ülkedeki mazlum insanların iyi olması ile ilgili.”
“BİZ KONSER SALONU YAPTIK, ONLAR AVM”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan da yurttaşların sandığa gitmesi çağrısında bulundu. Konuşmasında AKP’yi eleştiren Murat Bakan, ” Güzelyalı’da troleybüs garajımız vardı. O garaj şu an dünyanın en güzel konser salonlarından biri. Ahmed Adnan Saygun. Tarihi Havagazı Fabrikası da öyle. Buraları AVM yapsaydınız milyar dolarlar elde ederdiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi benzer bir yeri İETT garajını AVM yaptı Cevahir Alışveriş Merkezi. Önce Dubai Şeyhine sattılar ardından AVM yaptılar. Kamu kaynaklarını halk için halkın yararına kullanan bir anlayışla, yandaşları için tarikat ve cemaatlere kullanan bir anlayış var. Yerel seçim o yüzden önemli” dedi.
“HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIK”
Son genel seçimlerde CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, Cumhurbaşkanı yapmak istediklerini ancak hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade eden Bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün yeniden iktidarı değiştirmenin yolu, yerel seçimden geçiyor. Kaynakları halkın yararına kullanmak için bizim başka illeri de almamız lazım. Başarabilirsek iktidarı erken seçime zorlayabiliriz. ya da önümüzdeki seçimsiz geçecek 4 yılda güçlü muhalefeti inşa edebiliriz. Belediye başkan adaylarımızın hepsi son derece nitelikli donanımlı. Cemil Başkan doktor. Karşıyaka’da son derece başarılıydı. Alevi toplumunda tevazu en kıymetli şeydir. Önce insan kendi nefsiyle mücadele etmeli. Kibirden, egodan, arınmış tevazusuyla, alçak gönüllüğüyle bir o kadar da bilgi birikim, yönetici vasıflarıyla öne çıkan biri.”
Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin ise mücadeleye devam edeceğini belirterek, “Büyükşehir Belediye Başkan Adayımızı sonuna kadar destekliyoruz. Türkiye’de yapılacak her iyiliğin yanında olacağız” dedi. CHP Narlıdere Belediye Başkan Adayı Erman Uzun da seçimleri kazanarak AKP’ye kırmızı kart göstereceklerini söyledi.
“TÜM ALEVİ CANLAR SANDIĞA GİTMELİ”
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan ise yaptığı konuşmada herkesin 31 Mart günü oy kullanması gerektiğini ifade ederek, “Tüm Alevi canlar sandığa gitmeli. Küskünlüklerini sandığa yansıtmamalı. 22 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın, ülkeyi ne hale getirdiğini anlatmamıza gerek yok. Her geçen gün ekonomi, adalet anlamında geri gidiyor. Bunu değiştirmeliyiz” dedi.
]]>Alevi Kültür Dernekleri Mersin Cemevi tarafından düzenlenen ve yoğun ilgi gösterilen Nevruz kutlamasına, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Adayı Vahap Seçer ve eşi Meral Seçer katıldı. Açılış gülbenginin okunmasıyla başlayan Nevruz etkinliği; Başkan Seçer, Meral Seçer ve protokol üyeleri tarafından Nevruz ateşinin yakılmasıyla devam etti. Etkinlikte semah dönülmesinin ardından konuşma yapan Vahap Seçer, “Nevruz hangi halkların, hangi coğrafyaların ne anlam yüklerse yüklesin ortak olarak kelime anlamı itibarıyla ‘Yeni gün, yeni bir başlangıç, yeni umutlar, yeni mücadeleler ve yeni beklentiler’ demektir.” ifadelerini kullandı.
Alevilerin, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması, eğitim müfredatının laik eğitim anlayışıyla düzenlenmesi konusunda yıllardır mücadele verdiklerini belirten Seçer, şöyle devam etti:
“‘Devletin dini olmaz’ anlayışıyla insanların bu ülkede dinini, inancını ve mezhebini yaşamasını isteriz. Umut ediyorum, Nevruz yeni bir gün, yeni bir başlangıç olur. Alevi canların inanç talepleri için kutlu ve huzurlu olur. Nevruzunuz kutlu olsun. Canların Mersin’e gelme nedeni bir macera arayışı değil. Bölgelerinde çektikleri acılar, yaşadıkları zulümler, katliamlar, yaşadıkları ekonomik sorunlar, sıkıntılar, siyasal baskılar var. Yoksa kimse vatanından, doğduğu ve özünün olduğu topraklardan ayrılmak istemez. İnsanlar Mersin’e gelmiş, Mersin’i güzelleştirmiş. Elbette Mersin’i güzelleştiren şu Toros dağları, o güzelim Akdeniz, bu güzel coğrafya, bu güzel tarih ama en önemlisi sizlersiniz. Burayı oluşturan, Türkiye’nin doğusundan, batısından, kuzeyinden, Orta Anadolu’sundan gelen, çeşitli etnik yapıları taşıyan, çeşitli inanç gruplarına mensup olan ama Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşı olan ve ‘Mersinliyim’ demekten övünen sizlersiniz.”
“HERKESİ KUCAKLADIK”
5 yıldır her kültüre sahip çıkmaya çalıştıklarını vurgulayan Seçer, şunları söyledi:
“Birçok badireyi atlattık, birçok haksızlıkla mücadele verdik ama dik durduk ve eğilmedik. Özümüzden, ilkelerimizden ödün vermedik ve bugünlere geldik. Anamur’dan Tarsus’a, Mut’tan Çamlıyayla’ya kadar bu coğrafya üzerinde farklı etnik yapılarda, farklı sosyokültürel ve sosyoekonomik yapılarda birçok insanın derdiyle dertlendik, kimseyi ayırmadık. Özümüz neyse öyle davrandık. Herkesi kucakladık. Fakire de zengine de orta halliye de ‘Bizim yurttaşımızsın. Talepleriniz başımız üzerine’ dedik. Herkesin yar ve yardımcısı olduk. Onların önüne düştük ve bugünlere geldik. “5 yıldır Mersin’i yönetirken sizlerin desteğiyle, hayır duasıyla ve teşekkürüyle dimdik ayakta durduk. 5 yıl daha Mersin’imizde, kardeşliğimizi, birliğimizi ve beraberliğimizi hüküm sürdürmek için sizlerin desteğinizi istiyoruz. Nevruz Bayramı’nız kutlu olsun.”
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz da coşkuyla kutladıkları Nevruz Bayramı’nın Anadolu Alevileri arasında “Sultan Nevruz” olarak tanımlandığını anlatarak, şöyle konuştu:
“Ortadoğu’da binlerce yıldan beri akıp gelen uygarlıkların kültür ve geleneklerinde Nevruz vardır. Alevi-Bektaşi dergahlarında bin yıllardan beri her 21 Mart Nevruz günü geldiğinde ayinler ve törenler yapılır, semahlar dönülür, sazlar çalınır, çerağlar uyarılır, dualar yapılır ve nasip alınıp verilirdi. Çünkü Nevruz yeni bir günün adıdır ve her günden üstündür. Alevi pirleri ve uluları Nevruz için derler ki ‘Dünyanın yaratılış günüdür.’ 21 Mart’ta ağaçlar dal verir, çimenler boy verir ve tabiat yeşile boyanır. Nevruz aynı zamanda bereketin ve bolluğun sembolüdür. Eskinin gidişi, yeninin gelişidir. 21 Mart Nevruz günü pınarlar, akarsular coşkuyla daha farklı bir melodi ile akmaya başlarlar. Nevruz günü Şahı Merdan Ali’nin 598 yılında Kabe’nin içinde doğduğu gündür.”
Bütün Alevi-Bektaşi yerleşim yerlerinde Sultan Nevruz’un büyük bir coşkuyla kutlanıp, mumlar yakıldığını ve dualar edildiğini aktaran Kılavuz, Anadolu Alevileri’nin dervişlerinin, seyitlerinin ve pirlerinin Sultan Nevruz’u deyişlerle, sazlarıyla, semahlarıyla bugüne kadar getirdiklerinden söz etti. Kılavuz, “Doğa ile dostluğun başladığı gündür Nevruz. Nevruz bütün halklara kutlu ve mutlu olsun.” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü de “Nevruz bizim inancımızda yeni yılın başlangıcıdır, baharın ilk günüdür. Bizim inancımız da doğanın, yerin ve göğün inancıdır. Bu anlamıyla da Nevruz bizim için çok değerli ve kıymetlidir.” diye konuştu.
Etkinlik, Miraz Grubu’nun konseriyle sona erdi.
]]>Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen, 6 bin 406 din görevlisine, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın statüsü ile ilgili görüşlerini sordu. Ankete katılan Diyanet çalışanlarının yüzde 48,2’si kurumun özerk olması gerektiğini belirtti. Yüzde 1,7’si ise Başkanlığın görevlerinin cemaatlere devredilmesi gerektiğini ifade etti. Rapor, 17 Ocak’ta Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a sunuldu.
Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız ve Yönetim Kurulu üyeleri, 17 Ocak’ta; Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ı ziyaret etti. Edinilen bilgiye göre, sendika yöneticileri, Erbaş’a; “Diyanet Çalışanlarının Sorunları, Beklentileri, Din-Diyanet Algıları Araştırması” başlıklı bir rapor sundu.
Raporda, Diyanet personeli arasında yapılan anketin sonuçları ve değerlendirmeler yer aldı. 87 bin 249 kişinin üye olduğu Diyanet-Sen’in yaptığı söz konusu araştırmaya; Diyanet İşleri Başkanlığı personelinden yüzde 79,3’ü erkek ve yüzde 20,7’si kadın olmak üzere 6 bin 406 kişi katıldı.
Yüzde 64,1’inin imam-hatip, müezzin veya kayyım, yüzde 21,8’inin kuran kursu öğreticisi, yüzde 5,8’inin müdür-şef, yüzde 3,7’sinin vaiz, yüzde 2,9’unun da yardımcı hizmetlerde çalışan personelin katıldığı araştırmada; Diyanet çalışanlarının yüzde 48,2’si Diyanet özerk olması gerektiğini savundu. Diyanet’in özerkliğini savunanların 6-10 yıl arası çalışma süresi olanların diğer çalışma süresine sahip olanlara göre çok daha yüksek oranda olduğu da ifade edildi.
Bu sonuç raporda şöyle değerlendirildi:
“Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laik bir devlet içerisinde statüsünün ne olması gerektiği konusu Türkiye’de tartışılan konulardan biridir. Kamuoyunda Diyanet’e yönelik, devletin diğer kurumlarından, hükümet ve siyasetten gelen müdahalelerin olduğuna yönelik yaygın bir kanaatin olduğu bilinmektedir. Bu çerçevede Diyanet’in özerk olmasına yönelik öneriler kamuoyunda tartışılmaktadır. Buradaki özerk olmaktan en ortak anlaşılan mevcut haliyle herhangi bir bakanlığın üst düzey merkez ve taşta teşkilatına yapılan atama ve işleri yürütme biçiminden farklı olması anlaşılmaktadır.
En azından üst düzey atama öncesi belirli bir seçim sonucu belirleyen adaylar arasından birisinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması şeklinde anlaşılmaktadır. Konunun muhatabı önemli paydaşlardan olan kurum çalışanları yapılan bu çalışmada ‘Diyanet özerk olmalı’ seçeneğini yüzde 48,12 oranında tercih ederken, ‘Mevcut statü devam etmeli’ seçeneği ise yüzde 50,1 oranında benimsenmektedir. Bu bizlere Diyanet personelinin mevcut statünün devamı ile özerklik arasında bir tercihte bulunmakta zorlandığına işaret etmektedir.
‘Diyanet İşleri Başkanı olarak, ilgili paydaşlar ve Başkanlığın taşra ve merkez teşkilatı temsilcileri tarafından belirlenen 3 adaydan birisi Cumhurbaşkanı tarafından atanmalıdır’ cümlesine yüzde 47,6 oranında katıldığını ifade etmektedir. Diyanet özerk olmalı diyenlerin oranı da zaten yüzde 48,2 düzeyindedir. Diyanet çalışanları tarafından bu iki soruya verilen cevaplar birbirini destekler mahiyettedir.”
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın denetleme görevini yaparak bu işin cemaatlere devredilmesini düşünen personellerin oranının ise yüzde 1,7 olduğu raporda belirtildi.
DİYANET ÇALIŞANLARININ YÜZDE 60,1’İ CEMEVLERİNİ İBADETHANE OLARAK GÖRMÜYOR
Diyanet çalışanlarının yüzde 26,6’sı Aleviliği Şia’nın bir kolu, yüzde 24,6’sı yaşam biçimi, yüzde 12,6’sı İslam’ın farklı kültürel yorumu, yüzde 12,1’i siyasi bir oluşum, yüzde 7,2’si mezhep, yüzde 2,9’u tarikat olarak görmesi bulgular arasında.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 yılında Şahkulu Sultan Dergahı ve Cemevi”nde düzenlenen Cemevleri Temel Atma ve Toplu Açılış Töreni’nde “Alevi Bektaşi vatandaşlarımız için kurumsal yapı kuruyoruz. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, cemevlerinin tamamının yönetimini yürütecektir. Cemevlerinin aydınlatma, içme ve kullanma suyu, bakım giderlerinin karşılanmasıyla ilgili tüm sorunlar çözülmüş olacaktır. Aynı şekilde cemevlerinde hizmetleri yürütmekten sorumlu inanç önderlerinden talep edenlere kadro verilebilecektir” diye konuşmuştu.
9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmuştu. Türkiye’de yıllardır, Alevi örgütleri tarafından “İbadethane statüsü” talebi sürerken; Diyanet çalışanlarının yüzde 60,1’i cemevlerinin ibadethane olmadığını söyledi.
Diyanet çalışanlarının, yüzde 23’ü ise ibadethane olması gerektiğini belirtti. Diyanet çalışanlarının yüzde 43’ü yeni kurulan Alevi-Bektaşi Kültürü Başkanlığı’nı desteklememekle beraber karşı çıkarken, yüzde 26,9’u ise kurulan Alevi-Bektaşi Kültürü Başkanlığı’nı destekledi.
Edinilen bilgiye göre, raporun sunulduğu Ali Erbaş, araştırma sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmamasını istedi.
]]>