(ANKARA) – Pandemi döneminde tam kapanma tedbirlerine alkollü içki satışı yasağının da eklenmesini yargıya taşıyan ve sonuç alamayan Çanakkaleli tekel bayi sahibi Deniz Öztürk, bu sefer de “hak ihlali” iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
Türkiye’de Covid-19 ile mücadele kapsamında alınan 17 günlük tam kapanma sürecinde alkol satışı yasaklanmıştı. İçişleri Bakanlığı’nca 81 il valiliğine gönderilen genelgeye dayanarak, Çanakkale Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu da “Tam kapanma döneminde tekel büfelerinin kapalı olmasına, market, bakkal, büfe gibi yerlerde de alkol ürünü satılmaması” kararı vermişti. Bu karar nedeniyle 17 günlük süreçte tekel büfesini kapatmak zorunda kalan Deniz Öztürk, Çanakkale İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nun alkollü içki satışı yasağını yargıya taşımıştı.
Deniz Öztürk, “kişilerin özel hayatına, yaşam tercihlerine, tüketim alışkanlıklarına, kültürüne yönelik hukuka aykırı bir müdahale niteliğindeki alkollü içki satış yasağını düzenleyen Çanakkale İl Umumi Hıfzısıhha Kurulu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Öztürk, alkol satış yasağının bilimsel ve tıbbi dayanağı olmadığını belirtti.
900 TL PARA CEZASI KESİLDİ
Deniz Öztürk’ün dava açmasının basında yer alması sonrasında iş yerinin kolluk tarafından takip edildiği iddia edilirken, Öztürk’ün ikamet ettiği evinin zemin katında bulunan iş yerine giderek bilgisayarını almak istediği ve bu sırada polislerin gelerek pandemide konulan yasağı ihlal ettiği gerekçesiyle 900 TL para cezası kesildiği öne sürüldü.
ÇANAKKALE 2. SULH CEZA HAKİMLİĞİ “PARA CEZASI HUKUKA AYKIRI” DEDİ
Bu sırada Çanakkale 1. İdari Mahkemesi ise yürütmenin durdurulması istemini reddetti. Bunun üzerine Deniz Öztürk, Çanakkale Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün para cezasına Çanakkale Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne de itiraz etti. Çanakkale 2. Sulh Ceza Hakimliği, Öztürk’ün itirazını kabul etti ve Çanakkale Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen idari yaptırım kararının hukuka aykırı olduğunu ve olayın kanunda bahsi geçen yasak ve zorunlulukları getiren tedbirlerden olmadığı kanaatine varıldığı ifade edildi ve para cezası iptal edildi.
KISMEN İPTAL, KISMEN EHLİYET NEDENİYLE RET KARARI
Söz konusu kararı, Çanakkale 1. İdari Mahkemesi’ne sunan Öztürk’ün ilk duruşmasında mahkeme dava konusu Çanakkale İl Hıfzısıhha Kuru kararının “Tam kapanma döneminde tekel büfelerinin kapalı olmasına ve ‘büfe gibi yerlerde de alkol ürünü satılmamasına yönelik kısmının iptaline; ‘market ve bakkallarda alkol ürünü satılmamasına’ yönelik kısmı yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddine karar verdi.
Taraflar Çanakkale 1. İdari Mahkemesi’nin söz konusu kararını istinafa taşıdı. Deniz Öztürk, büfesinde diğer temel gıda ürünleri ve gündelik ihtiyaçlara yönelik ürünlerin satışını yapamadığını ve dolayısıyla yoksun kaldığı bir gelir ve ürünleri satamamaktan dolayı uğradığı zararlar söz konusu olduğunu belirtti.
İSTİNAF REDDETTİ
Bursa Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Dava Dairesi, Öztürk’ün istinaf başvurusunu kabul ederken, Çanakkele Valiliği’nin Çanakkale 1. İdare Mahkemesinin kararının iptale ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava konusu işlemin “tam kapanma döneminde tekel büfelerinin kapalı olmasına” ve ” büfe gibi yerlerde de alkol ürünü satılmamasına” yönelik kısmı yönünden davanın reddine karar verdi.
Kararı temyiz eden Deniz Öztürk, Bursa Bölge İdari Mahkemesi’nin kararının temel hak ve hürriyete, hukuka aykırı olduğunu beyan ederken, davanın reddedilmesinin yerinde olmadığını ehliyet hususundaki istinaf başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtti. Çanakkale Valliği de temyiz isteminin reddi talebinde bulundu.
AYM’YE BİREYSEL BAŞVURU
Danıştay 4’üncü Dairesi, Bursa Bölge Mahkemesi Üçüncü Dava Dairesi’nin kararının onanmasına kesin olarak karar verdi. Deniz Öztürk, kararın kesinleşmesinin ardından bu sefer de Anayasa Mahkemesi’ne “hak ihlali” iddiasıyla bireysel başvuruda bulundu.
]]>Bağımsız kurumlarca verilen iki farklı sağlık raporunda, 40 yaşındaki sürücünün, vücudun şekeri otomatik olarak alkole dönüştüren “Sarhoş Hasta Sendromu”na (auto-brewery sendromu) sahip olduğu belirlendi.
Belçikalı kamu yayıncısı VRT’ye göre, ilk kez 2019 yılındaki bir trafik kontrolünde, kanında yüksek oranda alkole rastlanan sürücü, içki içmediğini savundu.
Polis tarafından ehliyetine el konan ve para cezası verilen sürücü, 2022 yılının Nisan ve Mayıs aylarında iki kez daha ‘alkollü araç kullanmaktan’ suçlu bulundu.
Yapılan kontrollerde, Belçikalı sürücünün kanında, yaklaşık 8 ila 14 kadeh arasında içkiye denk gelen, binde 2,09 promil alkole rastlandı.
Bir bira fabrikasında çalışan Belçikalı sürücü, alkollü olarak direksiyon başına geçmediğini öne sürdü.
Her seferinde ehliyetine 15’er gün el konan sürücü hakkında Brugge Mahkemesi’nde dava açıldı. Sürücü alkol içmediği savunmasını tekrarladı.
Buna rağmen, trafik kontrollerinde kanında yüksek oranda alkol bulunduğunu söyleyen sürücü, bunun nedeninin belirlenmesi için doktora başvurdu.
İki ayrı hekim tarafından yapılan inceleme sonucu, Belçikalı sürücünün “sarhoş hasta sendromu” (auto brewery sendromu) adı verilen bir rahatsızlığa sahip olduğu belirlendi.
“Bağırsak fermantasyonu” olarak da bilinen ve oldukça nadir görülen bu hastalığa yakalanan kişilerde, vücuttaki şeker, otomatik olarak alkole dönüşüyor.
Yani bir başka deyişle, bu kişiler hiç içki içmese dahi sarhoş olabiliyor.
Duruşma öncesi iki bağımsız hekim tarafından yapılan sağlık testlerinde Belçikalı sürücü, 24 saat boyunca şekerli yiyeceklerle beslendi ve alkollü içecek içmedi.
‘Dünya çapında yaklaşık 20 hasta var’
İnceleme sonucu, 40 yaşındaki sürücünün vücudu, karbonhidratları büyük oranda alkole dönüştürdü.
Mahkeme tarafından atanan üçüncü bir hekim de, yaptığı incelemede aynı sonuçları elde etti.
Bunun üzerine mahkeme, Belçikalı sürücünün, varlığından haberdar olmadığı, öngöremediği, önleyemediği bir rahatsızlıktan muzdarip olduğunu belirterek, “mücbir sebep” gerekçesiyle beraatine karar verdi.
Brugge Mahkemesi hakimi, sürücünün yorgunluk veya bilişsel sorunlar gibi herhangi bir alkol zehirlenmesi belirtisi yaşamadığını da vurguladı.
Belçikalı sürücünün avukatı Anse Ghesquière, VRT’ye, “Soru aslında böyle bir durumun etkilerinin ne olduğudur. Bu konuda söylenecek çok az şey var çünkü tıp bilimi bu konuda neredeyse hiçbir şey bilmiyor. Dünya çapında yalnızca yirmi kadar vaka biliniyor” dedi.
Mahkeme, savcılığın, sürücünün tamamen trafikten men edilmesi talebini de reddetti.
Hakim, erkek sürücünün, bol miktarda protein ve az karbonhidrat içeren özel bir diyet veya gönüllü alkol kilidi gibi önlemler alması gerektiğine karar verdi.
Sarhoş Hasta Sendromu nedir?
Belçikalı Toksikolog Jan Tytgat’a göre, bağırsaklar steril bir ortam değil. Bazı insanlarda bağırsakta fermente olan mayalar ve bakteriler daha baskın olabiliyor. Bunun sonucu da, kişilerin aldıkları şeker, vücutta alkole dönüşüyor.
Normal bir insan vücudunda her zaman oldukça küçük miktarlarda alkol bulunduğunu vurgulayan Tytgat, bunun binde 0,003’ü geçmediğini belirtiyor.
Şeker (diyabet) hastalarında veya karaciğer sirozu olan kişilerde bu miktar biraz daha yüksek olsa da, alkol sınırı yine de yasal sınırın altında kalıyor.
Brugge Mahkemesi’ndeki davayı “istisnai” olarak tanımlayan Tytgat, “30 yıldır polis mahkemeleri için testler yapıyoruz ve böyle bir dosyayla hiç karşılaşmadım” dedi.
Klinik biyolog olan Lisa Florin de, VRT’ye yaptığı açıklamada, içki içilerek emilen alkol ile vücut tarafından üretilen alkol arasında hiçbir ayrım yapılamayacağını söyledi.
Bunun oldukça nadir bir durum olduğunu belirten Florin, “Tam olarak belirlenmesi çok zor olduğu için, tahmin ettiğimizden daha sık gerçekleşebilir. Hiçbir şikayeti olmayan kişilerde bu gözden kaçabilir” görüşünü dile getirdi.
]]>Yerel seçim çalışmalarını sürdüren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı canlı yayında AK Parti’nin yönettiği şehirlerde içkili mekan olmamasından yakındı. AK Parti’nin uzun süredir yönettiği Kayseri ve Konya’da oteller dışında alkollü bir mekanın olmadığını söyleyen Özel’in açıklaması şu şekilde:
“Bir tane Kayseri’de, Konya’da AK Parti’nin uzun süredir yönettiği yerlerde oteller dışında bir tane içkili mekan yok. Eğer eskiden Turizm Bakanlığından ruhsat aldıysa otelde var. Onu da zemin kata izin vermiyorlar. En üst kata veriyorlar. Bir tane alkol ruhsatı vermiyorlar. Hadi alın yanınıza bir tane misafirinizi yabancı iki tane turist gitsin Kayseri’de bir balık restoranında bir bardak beyaz şarap istesin bakalım” ifadelerini kullandı.
“Aciz bir şekilde yapılmış konuşma”
Özel’in açıklamalarına Kayserili vatandaşlardan tepki yağdı. Özel’in açıklamasını, ulusal bir kanalda şehrin sosyal yapısını, aile yapısını bilmeden ve şehrin dokusunu hissetmeden yapılan aciz bir konuşma olarak nitelendiren Cuma Tan, “İçkili restoranın olmaması bir şehri eleştirecek, bir şehirdeki büyük bir eksikliği ortaya çıkaracak en son problemdir. Kaldı ki Kayseri daha muhafazakar insanların yaşadığı bir şehir olarak bilinir. İllaki yüzde 70’i daha da aile düzeninin oturmuş olduğu bir şehir olarak bilinir. Böyle bir şey hoşta karşılanmaz. Gitmek isteyen de olursa bu şehre geldiği zaman Özür Bey’in bahsettiği gibi misafirini bir otelde ağırlayabilir ya da Kayseri’ye yakın yerler var. Oralarda misafirlerini ağırlayabilirler ama şehir merkezinde bunun olup olmaması Kayseri’nin güncel sıkıntıları içerisinde en son sırada gelebilecek bir şey. Ben bu açıklamayı dinleyince üzüldüm. Eleştirilen şey alkol. Alkol kötü bir şey. İnsanların şuurunu bozabilir. Alkollü bir şekilde direksiyon başına oturup, masum insanların ve kendisinin canına kıyabilir. Alkolün çok iyi ya da çok harika bir şey olduğunu kim anlatıyor. Hiç kimse anlatmıyor. İçen kendisine içer, içmeyende içmez. Sağlığa da zararlı olduğu doktorlar tarafından da sürekli söylenen bir şey. Bağımlılık yapan bir şey. Kayseri’de o mekan olmasın. Özgür Özel, keşke başka sorunlar üzerinden Kayseri Belediyesi’ni eleştirseydi” şeklinde konuştu.
“Talihsiz bir açıklama”
Kayseri’de böyle mekanların bulunmamasından dolayı gurur duyduklarını söyleyen Mehmet Akay ise, “Alkol iyi bir şey değil. Bir liderin öyle bir açıklama yapmasından dolayı kendisini kınıyorum. Eğer ki bir yerlerde alkol alınacaksa gizli ve saklı alınmalıdır. En son katlarda olmalı. Şehrin içerisinde olmamalı, şehrin dışında olmalıdır. Sanki bu bizim örf ve adetlerimizde var da biz gizleyip, saklıyormuşuz gibi bir olay var. Ben bu açıklamayı beğenmedim. Biz Müslüman bir ülkeyiz. Örf ve adetlerimiz var. Alkollü mekanlarda bizim örf ve adetlerimize ters. Böyle bir şey de istemiyoruz. Bu açıklama çok talihsiz bir açıklama. Onca derdin ve sıkıntının içerisinde dile getirilecek problem bu mu?” dedi.
Her yere ruhsat verilmesinin ve böyle mekanların insanların gözüne sokulmasının uygun olmadığını söyleyen Hasan Gökçek de, Kayseri’de birçok yerde bu tarz mekanların olduğunu gitmek isteyen vatandaşların gidebileceğini ancak alkolün iyi bir şey olmadığını söyledi. Alkollü mekanın bulunup bulunmamasının eleştirilecek bir konu olmadığını dile getiren Gökçek, CHP Lideri Özür Özel’e bu sözlerle tepki gösterdi. – KAYSERİ
]]>Erbaş, hutbede, İslam’ın din, can, akıl, nesil ve mal emniyetini muhafaza etmeyi emrettiğini söyledi.
İslam’ın dinle bağdaşmayan, fıtratı bozan, bedene ve ruha zarar veren her türlü zararlı alışkanlığı ise yasakladığına işaret eden Erbaş, ” İnsanı uyuşturan ve aklı işlevsiz hale getiren alışkanlıkların başında alkollü içecekler gelmektedir. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde, ‘Sarhoş eden her şey içkidir ve her türlü içki haramdır.’ buyurmaktadır. İçki, bütün kötülüklerin anasıdır. İçki sebebiyle nice yuvalar dağılmaktadır. Yaralanmalı veya ölümlü nice trafik kazaları yaşanmakta, nice hayatlar ve umutlar sönmektedir. Bunun içindir ki, alkollü içeceklerin üretilmesi, içilmesi, alınması ve satılması dinimizde haram kılınmıştır.” dedi.
İnsanlığı felakete sürükleyen zararlı alışkanlıklardan birinin de kumar olduğuna dikkati çeken Erbaş, şöyle devam etti.
“Kolay yoldan para elde etme aracı olarak görülen kumar, haksız bir kazançtır. Pençesine düşürdüğü kimseyi yalnızlığa, çaresizliğe, birçok bela ve musibete sürüklemektedir. İslam’a göre şans oyunları ve kumarın her türlüsünü oynamak ve oynatmak haramdır. Yüce Rabb’imiz, alkol ve kumardan uzak durmamızı şöyle emretmektedir, ‘Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?'”
Erbaş, gençler arasında yaygınlaşan başka bir tehlikenin ise uyuşturucu ve madde bağımlığı olduğunu vurgulayarak, “Anne baba sevgisinden, aile şefkatinden uzak kalan gençlerimiz, özenti, arkadaş çevresi veya merak sebebiyle çeşitli uyuşturucu türlerine müptela olmaktadır. ‘Bir defa kullanmakla bir şey olmaz!’ diyerek kandırılan gençlerimiz, uyuşturucu bataklığına çekilmektedir. Cenabıhak, bir ayet-i kerimede, ?’Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın’ buyurmaktadır. Öyleyse aile, okul, cami, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları olarak el ele verelim. Alkollü içecekler, uyuşturucu ve benzeri insan sağlığına, akla ve iradeye zarar veren her türlü bağımlılıkla mücadele edelim. Edelim ki, gençlerimiz ve çocuklarımız, kötülerin ağına düşmesinler, kötülüğün girdabına sürüklenmesinler.” ifadesini kullandı.
İnternet ve sosyal medya gibi sanal ortamların da ölçüsüz ve sorumsuzca kullanıldığında zararlı bir alışkanlığa dönüştüğünü dile getiren Erbaş, şunları kaydetti:
“Son dönemde hızla yaygınlaşan dijital bağımlılık, kişiyi gerçek hayattan koparmakta, sevdiklerini ihmal etmesine, ömür sermayesini boşa harcamasına sebep olmaktadır. Bazı mecralarda kişi ve aile mahremiyeti hiçe sayılmakta, yalan, iftira ve asılsız haberlerle kul hakkı ihlal edilmekte, insan onuru ayaklar altına alınmaktadır. Alkol ve bağımlılık yapan bütün zararlı alışkanlıklar, modern çağın insana kurduğu ölüm tuzaklarıdır. Aklın selameti, neslin muhafazası zararlı alışkanlıklardan uzak kalmakla mümkündür. Fıtrata aykırı bu alışkanlıklar, insana ve topluma asla huzur vermez. Unutmayalım ki bizi dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak olan, Allah’ın koyduğu sınırlara riayet etmek, her türlü haram ve kötülükten sakınmaktır. Peygamber efendimizin şu uyarısını aklımızdan çıkarmamalıyız, ‘İki nimet vardır ki insanların çoğu, onları değerlendirme hususunda aldanmıştır. Bunlar; sağlık ve boş vakittir.”
Erbaş, daha sonra Gazze, Doğu Türkistan ve dünyadaki tüm mazlumlar için dua etti.
]]>Çorlu’da 21 Haziran 2021’den itibaren, satın aldıkları sahte içkiden 32 kişi zehirlendi. Bu kişilerden Pakistan uyruklu Ikhlague Hussam ile Emin Kırcaali, Mehmet Pamukçu, Sadık Akın Usal, Altuğ Oktay, Turan Vardı, Remzi Zabınoğlu, Nurcihan Engin, eşi Levent Engin, Hasan Nişancı, Vedat Bektaş ile Ahmet Ataman yaşamlarını yitirdi, 20 kişi de hastanede tedavi gördü. Olayla ilgili polisin gözaltına aldığı, aralarında sahte içkileri Bulgaristan’dan getirip, deposundan ilçedeki büfelere sattığı iddia edilen Metin Dobrucalı ile Kudret Uygur, Cengiz Girgin, V.V., H. C. ve S.M. tutuklandı. Şüpheliler, avukatlarının yaptığı itirazlar üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
HER ÖLEN KİŞİ İÇİN 25’ER YILA KADAR HAPİS İSTEMİ
Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, ölen 12 kişiden Altuğ Oktay, Emir Kırcali, Mehmet Pamukçu ve Hasan Nişancı için hazırladığı iddianamede sahte içkileri sattığı belirlenen şüpheliler Cengiz Girgin, Metin Dobrucalı ve Kudret Uygur hakkında ‘olası kastla öldürme’ suçundan her ölen kişi için 20 yıldan 25’er yıla kadar hapis istedi. Çorlu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilen iddianamede, yaralılar ve ölenlerin yakınlarının ifadelerinde; sahte rakı, votka, viski ve benzeri içkileri büfe işleten Kudret Uygur, Cengiz Girgin’den aldıklarının belirlendiği ve büfelerde yapılan aramalarda sahte içkiler ele geçirildiği kaydedildi. Cengiz Girgin’in ifadesinde; sahte içkileri Metin Dobrucalı’dan aldığını itiraf etmesi üzerine Dobrucalı’nın evinin alt katında depo olarak kullanılan bölümde çok sayıda sahte içki ve sahte içki yapımında kullanılan malzemeler ve aracında yine sahte içkiler ele geçirildiği belirtilen iddianamede, şüphelilerin büfe ve adreslerinde ele geçirilen sahte içkilerin yer aldığı plastik şişelerin, zehirlenenlerin ikametlerinde bulunanlarla aynı olduğu kaydedildi.
İLK DAVADA 1 KİŞİYE 50 YIL HAPİS CEZASI VERİLDİ
Çorlu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren yargılama sonunda mahkeme sanıklardan Cengiz Girgin’e, Altuğ Oktay, Emin Kırcali ve Hasan Nişancı’nın ölümleri nedeniyle önce müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme, sanığın eylemini olası kastla işlediği sabit görüldüğünden cezasından davranışların objektif etkisi, ceza adalet dengesi dikkate alınarak 20 yıla, ardından da sanığa verilen cezadan, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri sanık lehine ‘takdiri indirim’ nedeni sayılarak 16’şar yıl 8’er ay olmak üzere toplam 50 yıl hapisle cezalandırıp, tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca Cengiz Girgin’e, Mehmet Pamukçu’nun ölümünden Kudret Uygur ve Metin Dobrucalı’ya da 4 kişinin ölümüyle ilgili beraat kararı verdi. Tutuklanan Cengiz Girgin, cezaevine konuldu.
İKİNCİ İDDİANAMEDE 4’ER KEZ MÜEBBET HAPİS İSTEMİ
Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, ölen 12 kişiden Pakistan uyruklu Ikhlague Hussam (29), Nurcihan Engin (46) eşi Levent Engin (49) ile Vedat Bektaş (28) için hazırladığı ikinci iddianameyi de tamamladı. Çorlu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilen iddianemede, sahte içkileri sattığı belirlenen ve daha önceki yargılamada tutuklanan Cengiz Girgin ile haklarında beraat kararı verilen Metin Dobrucalı ve Kudret Uygur için hayatını kaybeden 4 kişiden her biri için ayrı ayrı ‘olası kastla öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istendi. İddianamede, Cengiz Girgin’in işlettiği büfe ve Metin Dobrucalı’nın evindeki sahte içkilerden alınan numunelerde, yüksek sağlık riski taşıyan temizlik ve kozmetik alkollerinde kullandığı ifade edilen sıvıya rastlandığı kaydedildi. Kudret Uygur’un işlettiği bakkaldaki sahte içkilerde ise öldürücü dozda metil alkol tespit edildiğine yer verilen iddianamede, “Etil alkole dışarıdan metanol karıştırılarak üretildikleri, sağlığa zararlı nitelikte oldukları, çok yüksek miktarlarda metanol içerdikleri, bu miktarların insan sağlığına zararlı ve öldürücü dozda bulundukları” ifadelerine yer verildi.
SAHTE İÇKİ ALDIĞI ANLAR GÜVENLİK KAMERASINDA
İddianamede, ölen Vedat Bektaş’ın yakınları Hıdırağa Mahallesi’ndeki bakkaldan plastik şişelerde satılan sahte içki alıp, içtiğini anlattığı kaydedildi. İddianamede, Kudret Uygur’un işlettiği ‘Kudret Bakkal’da güvenlik kamerası bulunduğu belirtilerek, kamera kayıtlarına göre Vedat Bektaş’ın 23.06.2021 tarihinde 13.57-23.42 saatleri arasında farklı zamanlarda bakkala 11 defa gelip, gittiğinin görüldüğü vurgulanarak, “Kudret Uygur’un raftan aldığı şişeden başka bir şişeye bir miktar döküp, döktüğü şişeyi elektronik tartıda ölçüp, Vedat Bektaş’a verdiğinin görüldüğü, numune analiz raporuna göre Vedat Bektaş’ın evinden alınan rakıya benzetilmiş içki numunesinin sağlığa zararlı nitelikte olduğu, çok yüksek miktarlarda metanol içerdiği, bu miktarın insan sağlığına zararlı ve öldürücü dozda olduğu, metanol içeriği bakımından Kudret Uygur’dan ele geçirilen numunelerin bileşimine yakın olduğu, özellikle Kudret Uygur’a ait 3 numaralı rakıya benzetilmiş içki numunesinin bileşimine benzediği” denildi.
İddianamede, ölen Nurcihan-Levent Engin çiftinin evlerinde bulunan votkaya benzetilmiş içki bulunduğu, bunların Kudret Uygur’dan ele geçirilen numunelerin bileşimine yakın olduğu kaydedildi. Ölen Pakistan uyruklu Ikhlague Hussam’ın, Kudret Uygur’un işlettiği bakkalının bulunduğu mahallede hurdacılık yaptığı belirtilerek, bakkalın hemen yanında evi olan arkadaşlarının yanında kaldığı ve bakkaldan plastik şişe ile sahte içki alıp, tükettiği ifade edildi.
KİŞİLERİN ÖLEBİLECEĞİNİ ÖNGÖRDÜKLERİ İDDİANAMEDE
Metin Dobrucalı ve Cengiz Girgin’in insan sağlığı için tehlikeli olup, ölümlere yol açabilen ve yasal olmayan şekilde üretilen içkileri satarak, kişilerin ölebileceğini öngördükleri belirtilen iddianamede, “Şüpheli Cengiz’in büfe işletmesi nedeniyle şüpheli Metin’in kendi aralarında yaptıkları satışlar sonucu sahte içkilerin piyasaya arz edileceğini bildiğinin kabul edilmesi gerektiği, çok yüksek miktarda metanol içerdiğinden içen kişi ya da kişilerin ölebileceğini önceden öngördükleri halde kendi aralarında yaptıkları satış neticesinde şüpheli Metin’den Mutlu Büfe’yi işleten şüpheli Cengiz’e satılarak teslim edilen öldürücü nitelikteki sahte içkinin en son Mutlu Büfe’de şüpheli Cengiz’den maktuller Nurcihan veya Levent tarafından satın alındı. Evli olan maktullerin birlikte tükettiği sahte içki neticesinde metil alkol intoksikasyonu sonucu hayatını kaybettiği, maktullerin ikamet ettiği evin ve şüpheli Cengiz’in işlettiği Mutlu Büfe’nin Havuzlar Mahallesi’nde bulunması, maktul Nurcihan’ın kız kardeşinin yaklaşık 5-6 ay önce kız kardeşinin Mutlu Büfe’den plastik şişede alkol aldığına şahit olduğunu belirtti. Diğer dosyalardaki maktul yakınlarının ya da yaralıların aylardır, uzun süreden beri aynı kişiden, büfeden, bakkaldan sahte içki alıp, tükettiklerini belirtmeleri gibi hususlar birlikte dikkate alındığında somut olaydaki maktuller Nurcihan ve Levent’in de metil alkol intoksikasyonu sonucu ölümlerine sebep olan sahte içkiyi Mutlu Büfe’de şüpheli Cengiz Girgin’den satın aldıkları kabul edildi” ifadelerini yer verildi.
‘KİMSEYE SATIŞ YAPMADIM’
İddianemede, sanıkların ifadelerini de yer verildi. Sanıklar daha önceki davada verdikleri ifadeleri tekrar etti. Cengiz Girgin, alkol ve tekel satışı belgesi bulunduğunu belirterek, iş yerinde yapılan aramalarda bulunan 0,5 litrelik plastik su şişeleri içindeki sahte rakıları Metin Dobrucalı’dan 6-7 ay önce litresi 30-35 lira vererek satın aldığını anlattı. Girgin, “2021 ocak ayından itibaren hiç kimseye bu tarz alkol satışı yapmadım, sadece Bulgaristan bandrollü alkollerden satmışlığım vardır. Elimde bulunan alkollerin tamamın kendi içmem içindir, kimseye satış yapmadım. Zaten karantina dönemi başlamıştı, satış yasaktı, daha önce satış yaptığımız ve Havuzlar Mahallesi’nde oturduğumuz için kaçak alkol denilince direkt akıllarına geliyoruz. 2021 Ocak ayından itibaren bu şekilde alkol satışı yapmadım, beraatimi talep ediyorum” dedi.
‘SAHTE OLDUĞUNU BİLSEYDİM BABAMA VERMEZDİM’
Sanıklardan Kudret Uygur, ifadesinde alkollü satış belgesi bulunduğunu belirterek, aramalarda büfesinde bulunan plastik su şişelerine doldurulmuş sahte içkileri Cengiz Girgin’den satın aldığını söyledi. Babasının alkolik olduğunu söyleyen Uygur, şunları anlattı: “Cengiz beni arayıp, ‘Babanın rakısı bitti mi? İstersen getireyim’ dedi. Ben de kabul ettim ve rakılar için Cengiz’e 500 lira verdim. İçkiler babamın, müşterilere bu içkileri satmadım. Cengiz, bu içkileri yurt dışında üretilen bandrollü içki olduğunu ve Bulgaristan sınırından geçirilmek için plastik şişelere konulduğunu söylemesi üzerine ona güvenip, birkaç aydan beri babamın kullanması için aldım. Cengiz’den aldığım alkollerin yapma veya sahte olduğunu bilseydim; alıp, babama vermezdim. Tekel alkolü bildiğim için alıp, babama verdim, pişmanım, beraatimi talep ediyorum.”
‘AİLEM KALABALIK, O YÜZDEN İÇKİ ÜRETİYORUM’
Sahte içkileri Bulgaristan’dan getirip, piyasaya sürdüğü iddia edilen Metin Dobrucalı ise ifadesinde Bulgaristan vatandaşlığının da bulunduğunu belirterek, bu yüzden sık sık bu ülkeye gittiğini aramalarda bulunan alkolleri Bulgaristan’dan getirdiğini anlattı. Dobrucalı, sahte içkiler ile içki yapımında kullanılan etil alkol ve aromaların kendisine ait olduğunu belirterek, “Ailem kalabalık olduğu için kendimiz kullanmak üzere bu şekilde içkileri üretiyorum. Bu içkileri kendim ya da ailem hiç kimseye satmadı. Neredeyse her hafta Bulgaristan’a gidip, geliyorum, aramada bulunan alkolleri Bulgaristan’dan 1 ve 5 litrelik şişelerde içinde getirdim. Çünkü orada daha ucuz, kendimiz ve misafirlerimiz tüketiyor. Kalan alkolleri de su şişelerine koyup, muhafaza ediyorum. Büfe sahibi Cengiz Girgin’i mahalleden tanıyorum ama samimi değilim. Cengiz ya da başka kişiye ya da büfeye içki satmadım. İçkiden zehirlenen kişileri de tanımıyorum” dedi.
Öte yandan ölenlerden Sadık Akın Usal, Altuğ Oktay, Turan Vardı, Remzi Zabınoğlu ve Ahmet Ataman ile ilgili açılan soruşturma sürüyor.
]]>Binaları yerle bir eden asrın felaketi, şehidin fotoğraflarını yerinden oynatmadı
HATAY – Hatay’da yaşayan Tahir Mert, evladının şehadeti sonrası bağımlısı olduğu alkolü bırakma sürecinde yaşadıklarıyla duygulandırıyor. Şehit babasının, evladı için yaptığı odaysa asrın felaketini hiçbir zarar almadan atlattı.
Hatay’ın Kırıkhan ilçesi Topboğazı Mahallesi’nde yaşayan Tahir Mert’in evladı Jandarma Uzman Çavuş İrfan Mert, Hakkari’nin Dağlıca ilçesinde görev yaptığı esnada teröristlerle girilen çatışmada 2016 yılında şehadete ermişti. Evladının şehadetiyle birlikte hayat felsefesi değişen baba Tahir Mert’in yaşadıklarıysa duyanları duygulandırıyor. Oğlunun şehadetinde önce alkol bağımlısı olan baba Mert, gördüğü rüya sonrası alkolü bıraktı ve iş yerinde alkol satışına son verdi. Evladının şehadeti sonra yaşam biçimi değişen baba Mert; kısa sonra hac görevini yerine getirerek, çevresindeki insanlara örnek olmaya başladı. Şehit babasının evladı için yaptığı hatıra odasıysa asrın felaketini hiçbir zarar almadan atlattı.
“Evladım şehit olmadan evvel çok alkol alan; gece gündüz, yedi yirmi dört alkol alan bir insandım”
Evladının şehadeti sonrası bağımlısı olduğu alkolden kurtulabilmek adına günlerce dua ettiğini ifade eden şehit babası, “Evladım, hayırlısı dedik ve gitti orada göreve başladı. Hayırlısı 4 buçuk sene orada görev yaptı. 4 buçuk yılın sonunda sıcak bir çatışmaya girdiler. Teröristlerle Sıcak çatışmada şehit oldu oğlum. Rabbim bütün şehitlerimizin şehadetini kabul etsin. Hocalarımız, imamlarımız güzel haftalarca burada Kur’anlar okundu. Burada bize yardımcı oldular ve bizimle beraber o anı yaşadılar sanki. Biz de onlara çok memnun olduk. Yani bu vatandır; bugün sen gitmezsen ben gitmezsem kim gidecek bu vatanı koruyacak. Yani şehit de olabiliriz, her şey olabilir. Şimdi benim de oğlum şehit oldu tabii. Evladım şehit olmadan evvel çok alkol alan; gece gündüz, yedi yirmi dört alkol alan bir insandım. Yani alkol almadığım gün yatamıyordum. Vücudum karıncalanıyordu. Yani nasıl bir eroinman gibi olmuştum artık. Yani kırk yıllık bir alkol içicisiydim. Bilakis bunu bırakmam için ben Rabbime dedim ki ‘Allah’ım sen madem ki beni şehit babası olmaya layık gördün beni bu illetten kurtar’ dedim. Hep dua ettim, yalvardım rabbime. Rabbim de dualarıma karşılık verdi” dedi.
Gördüğü rüyayla birlikte namaza başladı ve ağzına bir daha alkol sürmedi
Duaları ve yalvarışları sonrası gördüğü rüyayla birlikte namaza başladığını, iş yerinde alkol satışını bıraktığını ifade eden şehit babası, “Bu arada biraz yattıktan sonra ben sağ tarafa doğru yatarken iki elinin üzerinden böyle bir kişi geldi bana, böyle vücuduma hafif böyle dokundu. Ben kendim şöyle düşündüm. Dedim herhalde kapıyı ben kilitlemedim, açık bıraktım. Sabah oldu, herhalde müşteri geldi. Sol tarafıma döndüm ve bir karartıyla karşılaştım. Geliyorum arkadaş dedim ve o ara kapıyı açtım işte o karartı öbür kapıdan da çıktı, gölge gitti. Tekrar ben kapıya baktım, kapı kilitli. Allah’ım dedim, bu kimdi. Bu kadar güzel bir dokunuştu ki yani bu kadar güzel bir dokunuş olamaz, bedenimi sardı o dokunuş. Bir müddet daha sonra sabah ezanı okundu. O sabah ezanı o kadar ruhuma dokundu ki bu kadar ezanlar okundu ama o dokunuş, o ezanın sesi beni daha fazla bir aleme götürdü. Ben dedim ki bu sabah namazını kılmam lazım, bu adam beni namaza kaldırdı. Dolapta bir yarım şişe bir viskim vardı onu önce lavaboya döktüm. Namazdan sonra kesinlikle alkol almadım ama devamlı canım istiyordu. Oğlum Mesut’a dedim ki gel oğlum burada; ne kadar bira var, şarap var, viski var, bunların hepsini alacaksın doldur kasalara ve bunu götür Kırıkhan’daki büfeye teslim et. Bizim alışveriş yaptığımız, iş yeri. Onları teslim et, dedim oradan parasını da bana getirme. Onun parası senin olsun. Ben dedim gidiyorum Hacca yazılmaya. ve dükkanı kapattık, hacca yazılmaya. Dükkanı kapattık, biz hacca gittik ve geldik” dedi.
Devasa binaların yerle bir olduğu asrın felaketinde evladı için oluşturduğu odada hiçbir eşyanın zarar görmediğini ve fotoğraflarda herhangi bir oynama olmadığına dikkat çeken şehit babası “Büfedeki bütün bardaklar yerde, kırıldı. Gelinin hiçbir şeyi kalmadı. Kırıldı bütün tabaklar. İşte bir gün aklımıza geldi. Bir gün, iki gün sonra dedik Şehidimizin odasına bakalım. İnanır mısınız resimler bile oynamamış. Az bir şey kaybolmuş bir tanesinde. Allah’ım bu nasıl bir şey, bu nasıl bir ilahi takdirdir. Resimler bile oynamamış. Az bir şey kayma olmuş bir tanesinde. Rabbimin ilahi takdirdir; yani böyle bir şey olur mu, yani şu büfelerin birinin camı oynamaz mı. Benim koca soba oynamış da böyle gitmiş. Şu büfe oynamaz mı, oynamamış. Resimler düşmez mi, düşmemiş” dedi.
]]>