Altun – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Tue, 23 Jul 2024 01:48:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, TRT İspanyolcanın tanıtım programında konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-trt-ispanyolcanin-tanitim-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-trt-ispanyolcanin-tanitim-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 23 Jul 2024 01:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27015 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Ne yaparlarsa yapsınlar Filistin davası mevzubahis olduğunda yerimiz bellidir. Yerimiz, hakikatin yanıdır. Yerimiz katledilen o masum gazetecilerin yeridir. Türkiye, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen, bağımsız ve toprak bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin her zaman en büyük destekçisi olmuştur ve bu devletin kurulmasıyla bölgeye barış gelebileceğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır, bunu vurgulamaya da devam edecektir. Zira, biz hakikat nöbeti tutuyoruz. Hakikat için savaşıyoruz ve buradaki gayretlerimiz de bununla ilgidir.” dedi.

Altun, İstanbul’da bir otelde düzenlenen TRT İspanyolca Konuşulan Ülkeler 1. Yayıncılık Zirvesi ve TRT İspanyolcanın tanıtım programında yaptığı konuşmada, zirvenin, Uluslararası Gazetecilik Çalıştayı ile dün başladığını, bugün de alanında uzman panelistlerin katılacağı oturumlarla devam edeceğini belirtti.

Bugün, “TRT İspanyolca Dijital Haber Platformu”nun lansmanını gerçekleştirdiklerini söyleyen Altun, TRT İspanyolcanın hem Türkiye hem de İspanyolca konuşulan ülkeler nezdinde tüm insanlığa faydalı ve hayırlı olmasını umduğunu ifade etti.

TRT İspanyolcanın, inşa etmek için yoğun bir çaba sarf ettikleri Türkiye İletişim Modeli’nin pratik uzantılarından, somut çıktılarından biri olduğunu vurgulayan Altun, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başlattığı ‘iletişim seferberliği’ ile kurumsallaştırdığımız Türkiye İletişim Modeli, bir yandan küresel hak ve adalet mücadelemize katkı sunmak, diğer yandan da Türkiye’nin haklı tezlerini tüm dünyaya duyurmak hedefleri doğrultusunda şekillenmiştir. Bu model doğrultusunda İletişim Başkanlığımız, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumumuz, Anadolu Ajansımız ve Basın İlan Kurumumuz çalışmalarını sürdürmekte, ulusal ve uluslararası alanda büyük bir hak, adalet ve hakikat mücadelesi vermektedir.” diye konuştu.

Altun, 19. yüzyılda eser veren Batılı edebiyatçı Alfred de Musset’in kendi dönemini anlatırken kullandığı “Asrın bütün marazları iki sebepten ileri gelmektedir. Bir, vaktiyle ne var idiyse ortadan kalkmış. İki, gelecekteki hiçbir şey ise henüz meydana çıkmamıştır.” sözlerini anımsatarak, bu sözlerin esas itibarıyla modernliğin başlangıç döneminden bugüne modern insanın yaşadığı sıkışmışlığı, çaresizliği gözler önüne serdiğini aktardı.

Bütün modernist anlatılara rağmen bugün Batı dünyasında dahi toplumların, tarihin ve mekanın hızlanması karşısında kurumsal çözümler üretemediğinin altını çizen Altun, şunları kaydetti:

“Tarihin ve mekanın bu denli hızlandığı çağımızda toplumların önünde iki temel meydan okuma bulunmaktadır. Birincisi, istikrarlı sosyopolitik sistemler inşa edebilmek. İkincisi ise güven esasına dayalı, toplumsal ve toplumlararası ilişkiler ağı inşa etmek. Her iki meydan okumaya cevap verebilmek için toplumlar arasında sağlıklı iletişim köprüleri kurulması temel bir unsurdur.”

Bunu söylerken 19. yüzyıl sonrasında teşekkül eden, kurumsallaşan Batılı dünya sistemiyle birlikte kendisini var eden küresel sömürü düzenini görmezden gelemeyeceklerini belirten Altun, küresel hak ve adalet mücadelesi namına bir başlangıç yapacaklarsa, bunu karşılıklı ve iyi işleyen iletişim köprüsü sayesinde, toplumlararası ilişki ve etkileşimleri artırarak yapabileceklerini anlattı.

“Bizim mücadelemiz, bu sömürge düzenine son verme, küresel adaleti tesis etme mücadelesidir.”

Fahrettin Altun, “Bugün her ne kadar küresel adaletsizliği doğuran temel sebep sağlıklı bir toplumlararası iletişim sisteminin yokluğu olmasa da toplumlararası ilişkilerde karşılıklı ve iyi işleyen iletişim köprülerinin azlığı, zayıflığı küresel adaletsizliği derinleştirmektedir. Bugün, etrafımıza, küresel alanda karşı karşıya kaldığımız zulümlere bakalım. Eğer, zalimlerin kulakları sağır eden gürültüleri olmasa bu zulümler meşrulaştırılamaz. Mazlumlar daha fazla konuşabilse, seslerini daha fazla duyurabilse, insanlık mazlumları anlamak için onları dinlese bu zulüm düzeni devam etmez.” değerlendirmesinde bulundu.

İçinde toplumların gerçek ve sağlıklı bir şekilde iletişim kurabildikleri bir dünya sistemi kurmak zorunda olduklarını vurgulayan Altun, şöyle devam etti:

“Bunun için her şeyden önce toplumlar olarak birbirimizi daha yakından tanımaya ihtiyacımız var. Şunu açık ve net olarak söylememiz lazım. En büyük düşmanımız ön yargıdır. Ön yargı, sömürünün gıdasıdır. Ön yargısız sömürü sistemi kurulamaz. Bugün dünyadaki sömürü sistemi ne yazık ki ön yargılar üzerine bina edilmektedir. Sömürü sistemlerini yıkmak ön yargıları ortadan kaldırmakla mümkündür. Bunun içinse ihtiyacımız olan temel unsur sağlıklı iletişim köprüleridir. Burada tek taraflı değil, çok taraflı bir iletişimden bahsediyoruz. Batı’nın konuştuğu, Batı dışı dünyanın sustuğu ve sadece Batı’yı dinlediği, Batı’nın söylem imal edip Batı dışı dünyanın bu söylemleri tükettiği bir dünyada adalet olabilir mi? Olamaz. Sadece ve sadece Batılı sömürge düzeni derinleşir, kökleşir, daha fazla kurumlaşır. Bizim mücadelemiz, bu sömürge düzenine son verme, küresel adaleti tesis etme mücadelesidir.”

“TRT uluslararası dijital haber kanallarının takipçi sayısı 44 milyonu geçti”

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, uluslararası yayıncılığı da TRT’nin farklı dillerde giderek artan oranda yaptığı yayınları da bu bağlamda değerlendirdiklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TRT, son dönemde uluslararası yayıncılık alanında ciddi atılımlar gerçekleştirdi. Son iki yılda TRT Fransızcayı, 3 farklı dilde yayın yapan TRT Balkan’ı, 4 ayrı dilde yayın yapan TRT Afrika’yı kurdu, hayata geçirdi. Yeni açılan bu kanallar, görüyoruz ki çok kısa sürede milyonlarca takipçi kazandı. Arkadaşlarımdan aldığım bilgiye göre, TRT uluslararası dijital haber kanallarının takipçi sayısı 44 milyonu geçti. Ben inanıyorum ki bugün lansmanını gerçekleştirdiğimiz TRT İspanyolca Dijital Haber Platformumuz da aynı ilgiye mazhar olacaktır.”

Birbirinin derdine bigane kalan insanların yaşadığı bir dünyayı, insanlığın başına gelecek en büyük felaket olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Altun, şunları dile getirdi:

“Wael B. Hallaq ‘Bizi kuran karşılaşmalardır, karşılaşmalardır bizi biz yapan. Dünyayı olduğu şey yapan da onlardır. Karşılaşma olmadan, insanların, toplumların, kültürlerin karşılaşması olmadan hiçbir şey mümkün olamaz.’ derken tam da buna dikkat çekmektedir. İnsanların birbirine bigane kaldığı bir dünyanın, esas itibarıyla ne kadar zor ve zulüm üreten bir dünya olduğundan bahsetmektedir. Dışlamadan ve ötekileştirmeden bu karşılaşmaları daha anlaşılır ve görünür kılmak zorundayız. İnsani etkileşimleri, kültürlerarası karşılaşmaları daha görünür kılmak mecburiyetindeyiz.”

Altun, İspanyolca gibi milyonlarca kişinin konuştuğu bir dilde yayın yapmanın, insanlara çeşitli düşünceler ve yeni kapılar aralanması anlamına geldiğini belirtti.

“Uluslararası yayıncılık alanında tek tip yayıncılık kabul edilemez”

Uluslararası medya düzenini çeşitlendiren dijital kamu yayıncılığının aynı zamanda sistematik dezenformasyonun kontrolsüzce yayılmasını, insanlara ve toplumlara zulmetmesini de engelleyen bir unsur olduğunu söyleyen Altun, şöyle devam etti:

“Entelektüel ve derinlikli yayınlarla dezenformasyonun uluslararası kaynakları çökertilebilir ve bu konuda daha fazla farkındalık oluşması sağlanabilir. Tam da bu sebeple öyle inanıyorum ki TRT İspanyolca, Batı merkezli uluslararası yayıncılık anlayışına güçlü bir alternatif teşkil edecektir. Uluslararası yayıncılık alanına birkaç Batılı büyük medya şirketinin hükmetmesini kabul edemeyiz, etmemeliyiz. Uluslararası yayıncılık alanında tek tip yayıncılık kabul edilemez.

Biz bu bağlamda TRT İspanyolca ile uluslararası yayıncılık alanında çeşitliliğe ve çok kültürlü yayıncılık anlayışına katkıda bulunacak, Türkiye’nin barış ve adaletten yana dış politikasını, haklı tezlerini daha fazla insana anlatma imkanına sahip olacak, ülkemizin ekonomik, kültürel ve beşeri potansiyelini daha görünür kılacak ve birçok Latin Amerika ülkesiyle kurduğumuz dostluk köprülerini daha da pekiştireceğiz.”

Altun, bazı Batılı dostlarının, meslektaşlarının bu girişimlerinden, küresel medya tekelini yıkmaya, uluslararası yayıncılık alanında adaleti tesis etmeye dönük girişimlerinden rahatsızlık duyduğunu ifade ederek, “Nitekim dün de bazı Batılı medya kuruluşlarında TRT İspanyolcanın kuruluşuna şüpheyle bakan, Türkiye’nin Batı medyasını ‘ayrımcı, ötekileştirici ve standardize edici’ bulduğu için bu türden girişimler içine girdiğini ifade eden çeşitli yayınlarla karşı karşıya kaldık. Rahatsızlıklarını elbette anlıyoruz, ancak bu rahatsızlıkları bizi haklı davamızdan vazgeçiremez.” değerlendirmesinde bulundu.

” Biz, dünyanın karamsarlığa mahkum edilmesini kabul etmiyoruz”

Altun, bugün küresel toplumun, bilgi kaynaklarının çeşitlenmesine, ülkeler arasında dostane ilişkilerin geliştirilmesine, adil ve hakkaniyetli alternatif bakış açılarına hiç olmadığı kadar muhtaç olduğunu vurguladı.

Uruguaylı yazar ve gazeteci Eduardo Galeano’nun “Barış ve adalet haykırışıyla doğan 20’nci yüzyıl, kanın içinde boğulmuş olarak öldü ve bulduğundan çok daha adaletsiz bir dünya bıraktı geride. Yine barış ve adalet haykırışıyla doğan 21’inci yüzyılın durumu da öncekinden farklı değildir.” sözlerini anımsatan Altun, “Biz Türkiye olarak dünyanın, Galeano’nun tasvir ettiği bu karamsarlığına itiraz ediyoruz ve dünyanın karamsarlığa mahkum edilmesini kabul etmiyoruz. Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür.’ ve ‘Daha adil bir dünya mümkündür.’ diyerek veciz bir şekilde ifade ettikleri küresel adalet çağrısı, bunun en açık göstergesidir. Bu küresel adaletsizliğe karşı çıkışımız esas itibarıyla insanlığın geleceğine dair bir umudun muştulanması anlamına da gelmektedir.” diye konuştu.

“Biz hakikat nöbeti tutuyoruz”

Bu doğrultuda, son örneğini Gazze’deki soykırımda gördükleri zalimin mazluma zulmettiği bir düzene karşı çıktıklarını söyleyen Altun, “Beklenileceği üzere küresel düzenin bu adaletsizliğine karşı durmamız, haksızlıklar karşısında hakikati haykırmamız, adaletten yana tavır takınmamız İsrail gibi kötücül amaçlara sahip mahfilleri rahatsız ediyor. Bu kötücül mahfiller, terörle soykırımla sistematik yalan ve dezenformasyon kampanyalarıyla hakikati çarpıtmaya, zulümlerini artırmaya çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Altun, bugün burada yeni bir medya kanalı kurduklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Medya kanalını kurduğumuz bugün de İsrail’in gazetecileri katletmesini lanetlemeliyiz. İsrail’in gazetecileri katlederek haberi, gerçeği tüm dünyaya duyurmak isteyen gazetecileri katlederek, hakikati katlettiğini burada sesli bir şekilde haykırmalıyız ve İsrail’i tedip etmeliyiz. Biz buradan Gazze’de şehit düşen 140’ı aşkın kahraman gazeteci kardeşimizi selamlıyoruz. Allah onlara rahmet etsin diyoruz. Onlar gerçek medya kahramanlarıdır.”

İsrail’in zulümleri dolayısıyla yargılanacağını ve cezalandırılacağını ifade eden Altun, “Ne yaparlarsa yapsınlar Filistin davası mevzubahis olduğunda yerimiz bellidir. Yerimiz, hakikatin yanıdır. Yerimiz katledilen o masum gazetecilerin yeridir. Türkiye, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen, bağımsız ve toprak bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin her zaman en büyük destekçisi olmuştur ve bu devletin kurulmasıyla bölgeye barış gelebileceğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır, bunu vurgulamaya da devam edecektir. Zira, biz hakikat nöbeti tutuyoruz. Hakikat için savaşıyoruz ve buradaki gayretlerimiz de bununla ilgidir.” diye konuştu.

İletişim Başkanı Altun, TRT İspanyolca Dijital Haber Platformu’nun da bu çabayla ilgili olduğunu, hakikat nöbetini farklı kıtalarda, farklı ülke ve toplumlar nezdinde en güçlü şekilde sürdüreceğini vurguladı.

TRT İspanyolca yayın hayatına başladı

Programa, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can, AK Parti İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdürrahim Dusak ile ulusal ve uluslararası medyadan basın mensupları katıldı.

TRT İspanyolcayla ilgili tanıtım filmi izletilen programda, İletişim Başkanı Altun ve TRT Genel Müdürü Sobacı ile İspanyolca konuşulan 18 ülkenin medya kurumlarının üst düzey yöneticileri, TRT İspanyolca Dijital Platformu’nun açılışını gerçekleştirdi ve platformun ilk haberlerini paylaştı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, programda, bu kapsamda işbirliği yaptıkları kişilere plaket takdim etti.

TRT İspanyolcanın tanıtım programı, Altun ve beraberindekilerin aile fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.

TRT İspanyolca Konuşulan Ülkeler 1. Yayıncılık Zirvesi ise oturumlarla devam ediyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-trt-ispanyolcanin-tanitim-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun: İsrail Filistinlileri ve hakikati katlediyor https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-israil-filistinlileri-ve-hakikati-katlediyor/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-israil-filistinlileri-ve-hakikati-katlediyor/#respond Thu, 27 Jun 2024 02:36:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22986 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “İsrail hem Filistinlileri hem de bizatihi hakikati katlediyor. Filistinlileri ve hakikati savunmak, bir anlamda insanlık onurunu savunmak demektir.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre başkanlık tarafından, Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği’nde “Türkiye- Birleşik Krallık İlişkileri Paneli” gerçekleştirildi.

Türkiye ve Birleşik Krallık’ın Brexit sonrası ilişkilerinde değişen dinamikler ve iki ülke ilişkilerinin değerlendirildiği panele çok sayıda akademisyen, düşünce kuruluşu temsilcileri, gazeteci ve iş insanı katıldı.

Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Altun da panelin açılışında katılımcılara video mesajla hitap etti.

Dünyanın karanlık bir girdaptan geçtiğini ve farklı sınamalarla karşı karşıya kalındığını belirten Altun, bu süreçte bölgesel ve küresel krizlere, çatışmalara sık sık tanık olunduğunu ifade etti.

Son dönemde yaşanan Ukrayna- Rusya savaşının bu krizlerden biri olduğuna işaret eden Altun, “Türkiye olarak bizler, en başından beri taraflara itidal çağrısı yaptık. Onurlu bir barışın kaybedeni olmayacağı şiarıyla ihtilafların savaşla değil, müzakereyle çözülmesi gerektiğini belirttik. Ukrayna-Rusya savaşının gıda krizi gibi küresel sonuçları da oldu. Tahıl Koridoru Antlaşması ile dünyanın bir gıda krizi yaşamasının önüne geçtik.” ifadesini kullandı.

Altun, bugün küresel sonuçları olan bir diğer sorunun da İsrail’in Filistin’e saldırıları olduğuna dikkati çekti.

Yıllardır devam eden İsrail zulmünün şu anda farklı bir merhaleye işaret ettiğini belirten Altun, İsrail’in 6 aydır devam eden saldırılarında açlığı bir silah olarak kullandığını, bölgeye sağlıklı bir insani yardım bile yapılamadığını ifade etti.

İnsani felaketlerin yanı sıra ırkçılık, ayrımcılık, İslamofobi gibi özellikle Müslümanların yaşadığı sorunların da günden güne arttığını anlatan Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle Batı ülkelerinde son yıllarda yükselen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı, devletlerin giderek kendi içine kapanmasına neden olmaktadır. Küresel alanda korumacılığın artması da mazlum ve muhtaç durumdaki binlerce kişiyi en temel insani yardımlardan mahrum bırakmaktadır. Biz Türkiye olarak, ırkçılığın ve ayrımcılığın her türlüsüne karşıyız. Tüm dünyanın yüzleşmesi gereken mülteci sorununda en iyi sınavı veren ülkelerden biriyiz. Mülteci sorununa kalıcı bir çözüm bulunması ancak küresel refahın adil bölüşümüne dayanan bir sistem kurmakla mümkündür.”

“Filistinlileri ve hakikati savunmak, bir anlamda insanlık onurunu savunmak demektir”

Altun, söz konusu tüm bu sorunları daha kaotik hale getirenin ise dezenformasyon sorunu olduğuna işaret ederek, çağın vebası haline gelen dezenformasyon sorununun toplumları ve kurumları ifsat eden en tehlikeli salgın olduğunu bildirdi.

Dezenformasyonu sadece ulusal değil, küresel ölçekte bir sorun olarak gördüklerinin altını çizen Altun, şöyle konuştu:

“Bu yüzden bölgesel çatışmalardaki dezenformatif faaliyetleri de ifşa etmekten kaçınmıyoruz. İsrail’in acımasız saldırılarını örtbas etmek için kullandığı sistematik dezenformasyon kampanyalarıyla da ilgili kurum ve kuruluşlarımız aracılığıyla mücadele ediyoruz. Çünkü İsrail hem Filistinlileri hem de bizatihi hakikati katlediyor. Filistinlileri ve hakikati savunmak, bir anlamda insanlık onurunu savunmak demektir. Türkiye, Filistin başta olmak üzere, bölgesel ve küresel sorunlarda İngiltere ile her türlü işbirliğine açıktır.”

Londra’da Türkiye Yüzyılı Sergisi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde de Türkiye’nin doğal ve tarihi güzelliklerini yansıtan “Türkiye Yüzyılı Sergisi” düzenlendi.

Öte yandan, İngiltere’de 2011 yılından bu yana her yıl düzenlenen Ramazan Çadırı Projesi kapsamında Londra Trafalgar Meydanı’nda bir iftar programı da gerçekleştirilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-israil-filistinlileri-ve-hakikati-katlediyor/feed/ 0
Altun: Türkiye, demokratik kültürüne yeni bir seçim ekleyecek https://www.haber28.com.tr/altun-turkiye-demokratik-kulturune-yeni-bir-secim-ekleyecek/ https://www.haber28.com.tr/altun-turkiye-demokratik-kulturune-yeni-bir-secim-ekleyecek/#respond Sun, 16 Jun 2024 09:01:23 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21222 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “31 Mart seçimleriyle Türkiye, hem demokratik kültürüne başarıyla gerçekleştirdiği yeni bir seçim ekleyecek hem de İstanbul ve Ankara gibi şehirler başta olmak üzere tüm vilayetlerini Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Altun, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne ilişkin değerlendirmelerini içeren bir makale kaleme aldı.

Altun’un makalesi İtalya’nın İl Messaggero gazetesi, Yunanistan’ın Kathimerini gazetesi, ABD’nin Harlem Times haber portalı, Rusya İnterfax ajansı, Fransız Musulmans en France haber portalı, Çin’in Sina ve Sohu internet portalları, İsviçre’de Türk diasporasına ait Post Gazetesi, Malezya’nın Astro Avani haber portalı, Bosna Hersek, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, KKTC’nin önde gelen gazete ve haber portallarında olmak üzere 14 ülkede 50’den fazla mecrada yayımlandı.

Seçimlere katılım oranı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, makalesinde, adil, şeffaf ve düzenli yapılan seçimlerim modern demokrasilerin en temel unsuru olduğunu belirtti.

Demokrasilerin asgari şartının yönetenlerin yetki ve otoritelerini seçmenlerden yani yönetilenlerden alması olduğunu ifade eden Altun, düzenli yapılan seçimlerle bu yetkilerin yenilendiğini kaydetti.

Seçimler vasıtasıyla, yönetilenlerin, yönetenlerin politikalarını ve performanslarını oyladığını, olumlu ya da olumsuz anlamda yönetenleri değerlendirdiğini aktaran Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:

“1946 yılında çok partili hayata geçilmesinden bu yana Türkiye düzenli, adil ve şeffaf seçimlerin yapıldığı ülkelerin başında gelmektedir. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gibi ihdas edilen kurumlar vasıtasıyla Türkiye’deki seçimler bağımsız yargıçlar nezaretinde yapılmaktadır. Bu yüzden de seçim güvenliğinin sağlanması, vatandaşların sandığa duyduğu güven noktasında Türkiye gelişkin bir siyasal kültüre sahiptir. Türkiye’deki seçim ve sandıklara olan güveninin tecellisini seçimlere katılım oranlarında görmek mümkündür. Seçimlere katılım oranı itibarıyla Türkiye, 14 Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleriyle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında seçime katılımın en yüksek gerçekleştiği 3. ülke olmuştur. YSK verilerine göre, 14 Mayıs’taki seçimlerde yurt içinde katılım oranı yüzde 88,92, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ikinci turun yapıldığı 28 Mayıs’taki seçimlerde de 85,72 olarak gerçekleşmiştir. OECD ile Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsünün (IDEA) verilerine göre, Türkiye, 14 Mayıs’ta yurt içi seçimlere katılım oranıyla ABD, Fransa, Almanya, İngiltere gibi birçok Batılı OECD üyesini geride bırakmıştır. Bu verilerin bir diğer çarpıcı tarafı ise Türkiye’deki seçime katılım oranının seçimlere katılımın yüzde 80’lerde seyrettiği İsveç, Danimarka, Yeni Zelanda, İzlanda, Hollanda ve Norveç gibi ülkelerden bile yüksek olmasıdır.”

“Türkiye bölgede önde gelen demokratik olgunluğa sahip ülkelerden biri”

Fahrettin Altun, Türkiye’nin 31 Mart Pazar günü Mahalli İdareler Genel Seçimleri için tekrar sandık başına gideceğini anımsattı.

Türkiye’nin demokratik değerlere bağlılığı ve yerel yönetimlere dair yenilikçi vizyonunu öne çıkaran, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ulusal ve uluslararası alanda büyük bir önem teşkil ettiğini anlatan Altun, “Aynı zamanda bu seçim sürecinde güvenli ve adil şartlarda yapılan kampanyalar, yerel yönetimlere gösterilen ehemmiyet açısından Türkiye’nin bölgede önde gelen demokratik olgunluğa sahip ülkelerden biri olduğunun nişanesidir.” değerlendirmesini yaptı.

Altun, halkın ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasında birincil muhataplar olan yerel yönetimlerin çağın şartlarına uygun bir vizyon ve perspektife sahip olmasını çok önemsediklerini belirterek, şöyle devam etti:

“Bu sürecin halkın demokratik katılımı ile yerel yönetimlerle olan iletişiminin güçlenmesinde etkili bir rol oynadığı kaçınılmaz bir gerçektir. Yıllardır sahip olduğumuz yenilikçi belediyecilik anlayışını farklı kılan, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma projeleriyle halkın yaşam kalitesini yükseltmeyi, şeffaflığı, her koşulda hesap verebilirliği ve en önemlisi de vatandaş odaklı yönetimlerin inşasını hedefliyor olmasıdır. Bu vizyonun ilk adımı ve somut bir örneği olan 1994 yerel seçimleriyle İstanbul Büyükşehir Belediyesini yönetme görevini üstlenen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Türkiye belediyecilik alanında halkın yaşam kalitesinin artmasına yönelik önemli adımlar atmıştır. 30 yıl önce Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hizmet siyasetini ve vizyonunu sürdürmek belediyelerimizin temel politik tasavvurunu teşkil etmektedir. Bu nedenle, önümüzdeki yerel seçim ile benzer bir vizyonu ve hizmet anlayışını sürdürmenin ulusal ve uluslararası alanda demokratik değerlerimizi ve toplumsal bütünlüğümüzü daha da güçlendireceği inancındayız.”

“Seçimlerden sonra 4 yıl içinde yeni bir seçim yapılmayacak”

İletişim Başkanı Altun, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak gördüklerini bildirdi.

Bu seçimin aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel liderlik vizyonunun güçlenmesinin bir diğer adımı olduğunu düşündüğünü ve evrensel açıdan Türkiye’nin demokratik olgunluğunu ve toplumsal katılımını artıran önemli bir faaliyet olarak kabul ettiklerini dile getiren Altun, şunları kaydetti:

“Bundan önceki tüm seçimler gibi bu seçimler de Türk halkının demokratik süreçlere katılımını daha etkin bir şekilde sağlayacak, böylece demokrasimizin güçlenmesine katkı sunacaktır. 31 Mart seçimlerinin bir diğer önemli tarafı da bu seçimlerden sonra 4 yıl içinde yeni bir seçimin yapılmayacak olmasıdır. Bu 4 yıl içerisinde Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatmış olduğu kalkınma atılımlarına hız kesmeden devam edecektir. Son yıllarda iletişimden diplomasiye, ekonomik kalkınmadan altyapı yatırımlarına kadar her alanda yapılan hizmetler devam ettirilecektir. Ayrıca Türkiye Yüzyılı’na yeni ve sivil bir anayasayla girme amacı da gelecek 4 yılın en önemli ülküsü ve gündemi olacaktır. Bu vizyon çerçevesinde Türkiye, demokratik standartlarını yükseltmiş, gelir ve refah düzeyini artırmış, bölgesel ve küresel bir aktör olarak Türkiye Yüzyılını inşa etmenin çabası içerisinde olacaktır. Batılı müttefiklerimizle ortak çıkarlarımızı geliştirmek, yeni ve stratejik işbirliklerini artırmak bu dönemdeki önceliklerimiz olmaya devam edecektir. PKK, FETÖ, DAEŞ gibi terör örgütleriyle mücadele başta olmak üzere Türkiye’nin politik hassasiyetlerinin gözetilmesi müttefiklik hukukunun bir gereği olarak en temel beklentimizdir. 31 Mart seçimleriyle Türkiye hem demokratik kültürüne başarıyla gerçekleştirdiği yeni bir seçim ekleyecek hem de İstanbul ve Ankara gibi şehirler başta olmak üzere tüm vilayetlerini Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacaktır.”

Ulusal kalkınma, 6 Şubat depremindeki şehirlerin ihyası ve inşası, İstanbul gibi deprem riski yüksek şehirlerin dirençli kentlere dönüştürülmesinin seçim sonrasındaki en önemli vizyonları olacağını aktaran Altun, şu ifadeleri kullandı:

“Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye demokratik usuller çerçevesinde seçimlerini yapacak, iktidarı ve muhalefetiyle sandıktan çıkan sonuçlara itibar edecek ve en önemlisi uluslararası arenada istikrarlaştırıcı bir güç olarak Türkiye Yüzyılı inşasına devam edecektir. Bu yüzden 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin iç ve dış dinamikleri itibarıyla Türkiye’nin gelecekteki on yıllarını etkilemeye matuf bir seçim olduğunu söylemek mümkündür.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/altun-turkiye-demokratik-kulturune-yeni-bir-secim-ekleyecek/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Filistin halkının yanında olduğunu belirtti https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-filistin-halkinin-yaninda-oldugunu-belirtti/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-filistin-halkinin-yaninda-oldugunu-belirtti/#respond Sat, 15 Jun 2024 03:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20970 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Tarih boyunca tüm dünyada adaletin ve barışın müdafaasını yapmış bir millet olarak Filistin halkının yanındayız, arkasındayız, haklı davalarının destekçisiyiz.” dedi.

Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca Galataport Paket Postanesi’nde düzenlenen “Yüzyıllık Emanet: Kızılay Esir Mektupları Sergisi”ni ziyaret etti.

Burada konuşan Altun, sergiyi ilk kez geçen yıl kasım ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katılımlarıyla Millet Kütüphanesi’nde açtıklarını hatırlatarak, serginin büyük teveccüh gördüğünü ve bu sene de İstanbul’da açtıklarını söyledi.

Sergiyi düzenlerken savaşın ve esaretin insanlık dışı koşullarına dair farkındalık yaratmayı ve vatan için büyük bedeller ödeyen esirlerin anılarını yaşatmayı hedeflediklerini belirten Altun, “Sergimizdeki mektuplar ve belgeler, savaşın sadece cephede değil, cephe gerisinde de ne kadar yıkıcı olduğunu göstermektedir. Zira bir savaşın ardında bıraktığı trajediyi ve hikayeyi anlamadan yarattığı yıkımı idrak etmek mümkün değildir.” dedi.

Altun, amaçlarının, kendilerine bir vatan bırakmak uğruna atalarının yaşadığı acıları gözler önüne sermek, onların aziz hatırasını saygıyla, hürmetle yad etmek olduğunu kaydederek, “Çünkü ağaç köküyle, insan atasıyla yaşar.” ifadesini kullandı.

Sergilenen, Birinci Dünya Savaşı esirlerinin yazdığı 25 bin mektubun, savaşın ve esaretin karanlığında filizlenen umutların, özlemlerin ve zorlu mücadelelerin hikayesini anlattığını aktaran Altun, şöyle devam etti:

“Bu sergimizde esir mektupları, kartpostallar ve kayıtlarla birlikte esir askerler tarafından çıkarılan gazeteler yer alıyor. Tüm bu mektupları, gazeteleri Mısır’dan Hindistan’a, Fransa’daki çalışma kamplarından Sibirya’ya kadar dünyanın dört bir yanına savrulan esirler kaleme aldı. Postane önünden başlayarak Kelimeler enstalasyonundan özgürlüğü simgeleyen Kuş enstalasyonuna, Manifesto’dan Aynalı Oda ve Yas Odası gibi bölümlere kadar sergide her detayın titizlikle planlandığını görüyoruz. Burada esaretin ne kadar zorlu bir durum olduğu ziyaretçilere tam anlamıyla yansıtılıyor. Bu mektupların her biri, aynı zamanda canını, özgürlüğünü, sevdiklerini vatan uğruna feda etmiş olan Mehmetçiğin duygularını, düşüncelerini, özlemlerini yansıtıyor.”

Her bir mektubun kendilerine bırakılmış bir vasiyet niteliğinde olduğunu vurgulayan Altun, “Bu vasiyet bizlere, atalarımızın canları pahasına, özgürlükleri pahasına koruduğu vatanın her karışına gözümüz gibi bakma sorumluluğunu yüklüyor. Aynı zamanda vatan uğruna her cephede, her mevki ve her mevzide canla başla çalışmamız gerektiğini söylüyor.” diye konuştu.

“Filistin, tarihimizin ayrılmaz bir parçasıdır”

Altun, “Bugün, teknolojiden ekonomiye, dış politikadan eğitime, spordan kültür sanata her alanda inkişaf eden büyük bir devletin ve büyük bir ülkenin fertleriyiz. Bunu başardıysak, fedakar ve cefakar ecdadımıza borçluyuz.” dedi.

Ecdadın büyük fedakarlıklar gösterdiği cephelerden birisinin de Filistin Cephesi olduğuna dikkati çeken Altun, şunları kaydetti:

“Biz sergimizde bu cephede esir düşen askerlerimizin mektuplarına ve görsellerine de özel bir yer ayırdık. Bu resimler ve görsellerin bize söylediği şudur; Filistin, tarihimizin ayrılmaz bir parçası, mütemmim bir cüzüdür. Tarih boyunca da tüm dünyada adaletin ve barışın müdafaasını yapmış bir millet olarak bugün de Filistin bir parçamızdır, biz de Filistin halkının yanındayız, arkasındayız, haklı davalarının destekçisiyiz. Bu itibarla, Gazze’de İsrail’in tarihte eşi benzeri olmayan bir vahşilikle yaptığı saldırılara ve soykırıma karşı çok güçlü bir şekilde karşı çıkıyoruz. Dün bizim topraklarımızı işgale yeltenen müstevliler, bugün Filistin’in işgal edilmesini savunuyor. Bebeklerin, çocukların, kadınların, doktorların katledilmesini, hastanelerin, okulların, yardım kuruluşlarının bombalanmasını, 2 milyon insanın aç, susuz ve ilaçsız bırakılmasını destekliyor. İstilacı ve işgalci bir güç olan İsrail’e karşı, mazlumun yanında yer almak inancımızın ve tarihimizin bize yüklediği görevimizdir. Dolayısıyla Türkiye, hak-batıl mücadelesinde dün olduğu gibi bugün de taraftır, haklının ve mazlumun yanında, zalimlerin de tam karşısındadır.”

Sergiyi, kendilerinin hak ve batıl mücadelesinde durdukları yeri göstermesi açısından çok kıymetli bulduğunu dile getiren Altun, 25 bin esir mektubunu 100 yıl boyunca muhafaza eden Türk Kızılay’a ve katkıları için TRT’ye teşekkür etti.

Altun, sözlerini, “Vatan topraklarını kanlarıyla yoğurarak bize armağan bırakan aziz şehitlerimizi, gazilerimizi şükranla, minnetle yad ediyorum. İçinde bulunduğumuz mübarek ramazan ayında Filistin’in özgürlüğü için dua ediyoruz.” diyerek tamamladı.

Altun, daha sonra TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı ve Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz ile sergiyi gezdi. Altun, Sobacı ve Yılmaz’a, esir mektuplarının bulunduğu tablo hediye edildi.

Yüzyıllık Emanetler: Kızılay Esir Mektupları Sergisi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Galataport Paket Postanesi’nde ziyaretçilere açılan sergi, Birinci Dünya Savaşı’nda esir düşen asker ve sivillerin mektupları üzerinden esaret yaşamını konu alıyor.

Sergide, Kızılay Arşivi’nde özenle korunan 25 bin mektup arasından seçilen mektuplar; fotoğraf ve enstalasyonlar eşliğinde ziyaretçilerle buluşuyor.

Sergi, savaşın ve esaretin karanlığında filizlenen umutların, özlemlerin ve zorlu mücadelelerin hikayesini anlatıyor.

Filistin Cephesi’nde savaşan ve orada esir düşen askerlerin fotoğraf, mektup, esir kartı ve eşyasına özel bir bölümün ayrıldığı sergi, insanlık tarihinin hüzünlü kafiyelerine dikkati çekiyor.

Sergide esir mektupları, esir kamplarından, günlük yaşamdan ve mektuplardan fotoğraflar, esir kayıt defterlerinin, esir kartlarının ve Kızılay tahkikat belgelerinin fotoğrafları, enstalasyonlar, dijital deneyim alanları (belgesel, fotoğraf ve video gösterimi), yas odası (askerlerden ve esirlerden kalan kişisel eşya) bulunuyor.

“Yüzyıllık Emanet: Kızılay Esir Mektupları Sergisi”, İstanbul Galataport Paket Postanesi’nde bir ay boyunca ziyarete açık olacak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-filistin-halkinin-yaninda-oldugunu-belirtti/feed/ 0
ERÜ Melikgazi Belediyesi Deprem Araştırma Laboratuvarı’nda Bilyeli Sistem İzolatör Üretimi Yapıldı https://www.haber28.com.tr/eru-melikgazi-belediyesi-deprem-arastirma-laboratuvarinda-bilyeli-sistem-izolator-uretimi-yapildi/ https://www.haber28.com.tr/eru-melikgazi-belediyesi-deprem-arastirma-laboratuvarinda-bilyeli-sistem-izolator-uretimi-yapildi/#respond Fri, 17 May 2024 06:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18434 Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Melikgazi Belediyesi Deprem Araştırma Laboratuvarı’nda geliştirilen bilyeli sistem izolatörün ilk üretimi yapıldı.

Uzmanlık alanı inşaat mühendisliği olan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ve beraberindeki öğretim üyelerince yaklaşık 3 yıl önce, depreme daha dayanıklı konutlar üretmek için bilyeli sistem izolatör üretimi için çalışma başlatıldı.

AR-GE çalışmalarının tamamlanmasının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve AFAD’a gerekli bilgiler ve deneylerin sunulmasının ardından tüm testleri tamamlanan izolatör için ÜR-GE aşamasına geçildi.

Prof. Dr. Fatih Altun, AA muhabirine, uzun süre üzerinde çalıştıkları bilyeli sistem izolatörden olumlu sonuç aldıklarını söyledi.

Binaları daha dayanıklı hale getirecek izolatörün tüm deneylerden başarıyla geçtiğini vurgulayan Altun, şöyle konuştu:

“Yaklaşık 1200-1400 ton eksenel kuvvete (Bir cıvataya tork uygulanır ve sıkılırsa, cıvatanın ekseni çekilir ve bir gerilme kuvveti oluşur. Bu çekme kuvveti eksenel kuvvet olarak adlandırılır) kadar yükleme yapmak suretiyle deneylerimizi yaptık. Yani belki 150-200 deney tekrarı yapmışızdır. Peki bu 1200 ton neye karşılık geliyor? Bu, aslında çok rahat bir şekilde 8-10 katlı bir binanın eksenel kuvvet seviyesini yakalayan bir değerdir. Zaten binaların çok yüksek olmaması gerekiyor. Yani böyle 12-13 katlıdan sonraki binalarda izolatör kullanımı doğru olmuyor. Çünkü bu sefer yapının devrilme riskleri söz konusu olacaktır. Ancak söylediğim orta katlı yapılar, örneğin kamu binaları, hastaneler ve konutlar sıralanabilir.”

İstanbul’dan bir firmanın konuyla ilgilendiğini belirten Altun, kendilerinin de bedelsiz şekilde bunun araştırma ve geliştirme çalışmalarını yaptıklarını dile getirdi.

Altun, bu çalışmaları ülkeye bir katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirdiklerini anlatarak, şunları kaydetti:

“Bu prototip seviyesinde de üretildi. Bunun özelliği bilyeli bir sistem olması. Yay katsayıları burada önemlidir. Yani sizin izolatörden talep deplasman değerine (yatay yer değiştirme) göre bu yayların bir sertliği vardır. Ona bağlı olarak binalarımızda sönümleme yapabilmektedir. Deprem anında bile depremi yaşamamış gibi oluyorsunuz. Biz bu izolatörü ürettikten sonra kurumlarımıza sunduk. Kurumlarımızın bizden talebi prototip deneylerinin yapılmasıydı. Üretilen prototip, firma yetkilisi tarafından götürüldüğü Eskişehir Teknik Üniversitesindeki sismik izolatörlerin deneylerinin yapıldığı laboratuvarda yeterlilik ve uygunluk belgesini aldı. Bu aslında yüzde 100 yerli olarak üretilmiş sistem. Tamamıyla imkanlarımızla kendi yerel malzemelerimizle üretilen bir sistem.”

Binaya göre izolatör kullanımının da farklılık gösterdiğini ifade eden Altun, “Muhtemel bir 6-7 büyüklüğündeki depremde hangi binada kullanıldığında ne kadarlık bir enerji sönümlemesi gerçekleştireceğini, ne kadarlık bir talep deplasmanı ortaya koyacağını, çeşitlerini ve tiplerini ortaya koyduk. Tabii bu tipler isteğe göre değiştirilebilir. İşte 3 katlı binadaki sütun ile 8 katlı binadaki sütun izolatör boyutları birbirinden farklılık arz etmektedir.” dedi.

“Deprem etkisinin bina tarafından yutulmasını sağlıyoruz”

Altun, sismik izolatörlerin Türkiye’de yaygınlaşacağını düşündüğünü, yerli ve milli izolatörün ülke ekonomisine de ciddi katkı sağlayacağını belirtti.

Geliştirdikleri izolatörlerin bilyeli sisteme sahip olduğunu yineleyen Altun, “Deprem anında binaların yatay yönde talep deplasmanı vardır. Bizim geliştirdiğimiz bu bilyeli izolatör sistemi, tamamıyla binanın talep ettiği deplasman kadar harekete izin vermektedir ve belirli bir deplasmandan sonra da özel bir mekanizmayla sönümleme gerçekleştiriyor. Yani deprem etkisinin bina tarafından yutulmasını sağlıyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/eru-melikgazi-belediyesi-deprem-arastirma-laboratuvarinda-bilyeli-sistem-izolator-uretimi-yapildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Çanakkale Zaferi’ni anlattı https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-canakkale-zaferini-anlatti/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-canakkale-zaferini-anlatti/#respond Sun, 05 May 2024 05:36:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16846 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Çanakkale Zaferi, milletimizin bağımsızlık iradesinin somut bir tezahürüdür ve tarih boyunca bu iradenin ne kadar güçlü bir şekilde tecelli ettiğini ortaya koymaktadır.” dedi.

Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla Sirkeci Tren Garı’nda düzenlenen “Allahaısmarladık Çanakkale Zaferi Sergisi”nin açılışında yaptığı konuşmada, asker sevkiyatının yapıldığı Sirkeci Garı’ndan Çanakkale Destanı’nı yeni nesillere hatırlatmak istediklerini söyledi.

Bu zaferin toplumsal, siyasal ve kültürel hafızanın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu kaydeden Altun, “Çanakkale Zaferi’yle birlikte sadece ülkemizin tarihi değil, sadece bu coğrafya değil, dünya tarihi etkilenmiştir. Zira Çanakkale’de eğer biz zafer kazanmamış olsaydık dönemin emperyalist güçleri hızlı bir şekilde Birinci Dünya Savaşı’nı kendi lehlerinde sonuçlandıracaklar ve emperyalist bölüşümü hızlandıracaklardı. Çanakkale Zaferi, Çanakkale Zaferi’ndeki kahramanlar buna engel oldular.” diye konuştu.

Altun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Çanakkale’de savaşan bütün kahramanlara, şehitlere ve gazilere rahmet dileyerek, onların kahramanlıkları sayesinde bugün bu ülkede yaşadıklarını bildirdi.

Çanakkale Zaferi’nin bir yandan Milli Mücadele’deki ruhun, diğer yandan Cumhuriyet’in kurucu ruhunun öncüsü olduğuna dikkati çeken Altun, şöyle devam etti:

“Çanakkale Zaferi’ni anlamadan ne Milli Mücadele’yi ne de Cumhuriyetimizin kurucu iradesini anlayamayız ve esas itibariyle o günden bugüne verdiğimiz egemenlik ve bağımsızlık mücadelesini de anlayamayız. Biz bu çerçevede istedik ki bu önemli tarihsel olayın, bizim tarihimizin kurucu hadiselerinden biri olan Çanakkale Zaferi’nin anlaşılmasına katkıda bulunalım. O dönemde yaşananların, o dönemdeki gerçek insan hikayelerinin neler olduğunu yeni nesillere gösterelim. Çünkü gerçekten burada bu sergiyi gezdiğinizde göreceksiniz ki çok ciddi anlamda bir mücadele verilmiş, büyük kahramanlıklar sergilenmiş ve büyük kahramanlıklar sürecinde gerçekten çok zorlu bir zafer elde edilmiş.”

“1200 farklı parça burada sergileniyor”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, sergide Çanakkale Zaferi’nin tarihi önemi, savaşın ayrıntıları ve insani boyutunu görmenin mümkün olduğunu belirterek, “Sergimizde Çanakkale Savaşı’na dair çok ciddi bir obje arşiviyle karşılaşacaksınız. Bir taraftan burada medikal malzemeler, bir taraftan silahlar, bombalar, çeşitli mühimmatlar göreceksiniz. Yine 1200 farklı parça burada sergileniyor. Aynı şekilde gün yüzüne çıkmamış günlükler, mektuplar, yine burada sergileniyor.” ifadelerini kullandı.

“Çanakkale Zaferi, milletimizin bağımsızlık iradesinin somut bir tezahürüdür ve tarih boyunca bu iradenin ne kadar güçlü bir şekilde tecelli ettiğini ortaya koymaktadır.” diyen Altun, bu hadiseyi anlamanın boyunlarının borcu olduğunu dile getirdi.

Altun, geçmişin sadece uzakta tek başına varlık bulan hadiseler yığını olmadığını vurgulayarak, “Aynı zamanda bugünü kuran önemli hadiselerin olduğu bir coğrafyadır ve bu yönüyle baktığımızda biz bu tarihsel coğrafyayı bugüne taşımak ve bugünden geleceğe güçlü bir şekilde var olmak için oradaki hafızayı işlemek zorundayız ve biz buna gayret sarf ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Yazar Samipaşazade Sezai’nin “Çanakkale Zaferi bir taraftan hali kurtardı. Bir taraftan maziye azametini ve hamasetini iade etti. Bir taraftan da vatanı, vatanımızı ebedi vatan kıldı” şeklindeki sözlerini aktaran Altun, “Bu yönüyle de Samipaşazade Sezai, Çanakkale Savaşı’nı çok güçlü bir şekilde vurgular ve üç mucizeler muharebesi olarak ifadelendirir.” bilgisini paylaştı.

“Türkiye Yüzyılı mücadelesi budur ve Çanakkale Zaferi’ndeki ruhun devamı niteliğindedir”

Daha önceki çalışmalar ve bugün açılışını yaptıkları sergiyle birlikte Çanakkale Zaferi’nin sadece Türkiye’de değil bütün dünyada çok iyi anlaşılmasını istediklerinin altını çizen Altun, şunları söyledi:

“Çanakkale Zaferi’ne baktığımızda, bugün bu sergiyi gezdiğimizde şunu çok açık ve net bir şekilde görüyoruz ki bu coğrafyada olmak gerçekten çok güçlü bir şekilde varlık göstermeyi mecbur kılıyor. Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğü mücadele de bu anlamda güçlü bir şekilde burada varlık gösterme mücadelesidir. Zira egemenliğimizin, bağımsızlığımızın teminatı güçlü bir şekilde bu coğrafyada varlık göstermekten geçmektedir. Tam bağımsız güçlü Türkiye mücadelesi, ‘Türkiye Yüzyılı’ mücadelesi budur ve Çanakkale Zaferi’ndeki ruhun devamı niteliğindedir.”

Altun, tam bağımsız güçlü Türkiye mücadelelerini güçlü bir şekilde sürdüreceklerine işaret ederek, “Bu yönüyle bizim burada savunma sanayi başta olmak üzere yaptığımız bütün yatırımlar da burada güçlü bir şekilde varlık göstermemizin esas itibariyle bir aracıdır. Zira bu sergiyi gezdiğimizde şunu çok açık ve net bir şekilde görüyoruz ki gerçekten kendi güçlü savunma sanayisi olan bir ülke gerçekten egemenlik anlamında çok güçlü bir yerde durabilir. Bu yönüyle de biz bu coğrafyanın kurucu aktörü olarak bu coğrafyada varlık göstermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Açılışa, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz de katıldı.

Sergi, 18 Nisan’a kadar gezilebilecek

Çanakkale Zaferi’nin insan hikayelerine, cephe gerisindeki bekleyişe, siperlerde yaşanan olağanüstü zorluklara odaklanan sergide, savaşın sessiz tanıkları olarak nitelendirilen döneme ait savaş aletleri, mayınlar, büyük top kurşunları ve çeşitli mühimmatlar, günlük yaşama dair materyaller, askerlerin kişisel eşyaları, yemek kapları, üniformalar, ayakkabılar, savaş dönemine ait yiyecek paketleri, savaşa katılan askerlere verilen madalyalar, nişanlar ve ödüller sergileniyor.

Tüm bunların yanı sıra Seyit Onbaşı’nın tek başına taşıdığı 220 kilogramlık topun aynı dönemden kalma bir ikizi sergilenirken “Bir ulusun mirasını taşımaya hazır mısın?” mottosuyla ziyaretçilere bunu yerinden kaldırabilme deneyiminin yaşatılması hedefleniyor.

Sergide, cepheye dair resmi belgeler, haritalar, planlar, Nusret Mayın Gemisi’nin dürbünü, siper periskopları, cephedeki askerlerin aileleriyle yazışmaları, asker günlükleri, tıbbi malzemeler, cephede kullanılan ilk yardım çantaları, yaralı askerlerin tedavisinde kullanılan cerrahi aletler gibi birçok eşya ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.

Teğmen İbrahim Naci’nin orijinal el yazması günlüğü ve içerisindeki çeşitli anekdotlar da savaş kahramanlarının anılarını gün yüzüne çıkarıyor.

Savaşın her anlamda zorluklarını yansıtan, kişisel anlatımlar ve deneyimlerle ziyaretçileri tarihi bir yolculuğa çıkarmayı amaçlayan sergi, 18 Nisan’a kadar Sirkeci Tren Garı’nda ziyaretçilere açık olacak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-canakkale-zaferini-anlatti/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Antalya Diplomasi Forumu’nda Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi’ni gezdi https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-antalya-diplomasi-forumunda-gazzeli-cocuk-ressamlar-sergisini-gezdi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-antalya-diplomasi-forumunda-gazzeli-cocuk-ressamlar-sergisini-gezdi/#respond Mon, 25 Mar 2024 12:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11460 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında düzenledikleri Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi’ne ilişkin, “Biz istiyoruz ki gerçekten bir taraftan Gazze’deki zulmü anlatalım bir taraftan bu zulüm karşısında Türkiye’nin verdiği haklı mücadeleyi bütün dünyaya açık ve net şekilde gösterelim, bu zulümler olmasın. Bu zulümlerin olmaması için tüm dünya işbirliği içerisinde hak, adalet uğruna hakikat mücadelesi versin.” dedi.

Altun, “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” temasıyla Antalya’da Belek Turizm Merkezi’ndeki NEST Kongre ve Fuar Merkezi’nde başlayan ADF kapsamında İletişim Başkanlığınca düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”ni gezdi.

Altun, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, ADF’nin Türkiye’nin en önemli uluslararası kamu diplomasisi markalarından biri olarak hayata geçtiğini ve birçok lideri ağırladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde forumun hayata geçtiğini aktaran Altun, “Dışişleri Bakanlığının koordinasyonunda önemli küresel ve bölgesel meselelerin ele alınacağı çok kritik ve önemli forum. Bu forumda biz de istedik ki tam da bugünlerde gerçekten dünyanın kanayan yaralarından biri olan Gazze meselesini biz buraya gelen uluslararası misafirlere yenilikçi bir sergi mantığıyla anlatalım. Sayın Hanımefendi’nin teşrifleriyle Taksim’de açılan ve hala açık olan Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi’ni burada da sergileyelim, hayata geçirelim istedik. Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderlerle birlikte katılarak, açacakları bir sergi olacak. Buradan geçmek suretiyle forumun açılış konuşmalarını yapacaklar.”

Altun, serginin esas itibarıyla 2009’da İsrail’in dökme kurşun operasyonu esnasında gerçekten ne kadar büyük zulüm ortaya koyduğunu, çocukların kalemlerinden, yüreklerinden ve gözünden yapılan zulmü anlattığına dikkati çekti.

Sergide Gazzeli çocukların yaptığı resimlerin yer aldığını belirten Altun, “Bu resimlerin her biri gerçek bir sanat eseri. Bu resimler aslında İsrail’in zulmünün nasıl tarihsel bir zulüm olduğunu ortaya koyan resimler. O günden bugüne İsrail Gazze’de, Filistin’de zulümlerini artırarak devam ediyor. Bugün gerek burada gerek Taksim’de hala açık olan sergiyi inceleyip, izlediğinizde şunu açık şekilde görebilirsiniz, ne yazık ki İsrail o gün de fosfor bombası kullanmış, o gün de sivilleri bombalamış, o gün de çocukları, kadınları öldürmüş, sivilleri sağlık çalışanlarını o gün de katletmiş. Bugün de katletmeye devam ediyor.” diye konuştu.

“Bu zulümlerin olmaması için tüm dünya işbirliği içerisinde mücadele vermeli”

Yapılan katliamlara çocukların da şahit olduğunu dile getiren Altun, şöyle devam etti:

“Saf ve çok açık, net şekilde çocuklar kendi çizgileriyle bunu anlatmışlar. Burada bunu görebiliyorsunuz. Biz bir taraftan sergimizde bunu gerçekten dijital gösterim yöntemleriyle yenilikçi yöntemlerle dijital sanat yöntemleriyle göstermeye çalıştık. Burada gerçekten Gazze’deki zulmü tüm çıplaklığıyla küresel alana çocukların gözünden anlatalım istedik. Yarın da Hanımefendinin, lider eşlerine burada ev sahipliği olacak, sergimize Hanımefendi ve lider eşleri teşrif edecekler. Böylelikle biz istiyoruz ki gerçekten bir taraftan zulmü anlatalım bir taraftan bu zulüm karşısında Türkiye’nin verdiği haklı mücadeleyi bütün dünyaya açık ve net şekilde gösterelim, bu zulümler olmasın. Bu zulümlerin olmaması için tüm dünya işbirliği içerisinde hak, adalet uğruna hakikat mücadelesi versin. Çünkü bu sergi, bir taraftan da İsrail’in esas itibarıyla yürüttüğü yalan siyasetini de deşifre etmeye yönelik bir sergidir. Bu anlamda bizim yürüttüğümüz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin yürüttüğü hakikat mücadelesinin de yansımalarından bir tanesidir.”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, ADF bünyesinde yenilikçi yol ve yöntemlerle sergilerin hayata geçtiğini belirterek, “Onlara da vurgu yapmamız gerekir. Sayın Refik Anadol’un gerçekten önemli sergisi var. Aynı şekilde Diplomasi Tüneli de Türkiye’nin diplomasi tarihinin ne kadar zengin olduğunu ortaya koyan ‘Türkiye Yüzyılı’ ile beraber bu diplomasinin artı hangi noktaya geldiğini, nasıl Türkiye’yi bölgesel ve küresel güç haline dönüştürdüğü gösteren sergi.” ifadelerini kullandı.

Altun, ADF’deki diplomatik faaliyetlere eşlik edecek şekilde sergilerle sürece destek olmaya çalıştıklarını vurgulayarak, “İnşallah başarılı forum hayata geçer. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, bu forum uluslararası markaya dönüşüyor. Cumhurbaşkanı’mız bu forum kapsamında birçok ikili görüşme de yapıyor.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-antalya-diplomasi-forumunda-gazzeli-cocuk-ressamlar-sergisini-gezdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, İİT Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı’nda konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-iit-enformasyon-bakanlari-olaganustu-toplantisinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-iit-enformasyon-bakanlari-olaganustu-toplantisinda-konustu-aciklamasi/#respond Sun, 10 Mar 2024 23:12:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9252 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Bedeli ne olursa olsun, İsrail’in barbarlığını, soykırım girişimlerini, savaş suçlarını ve sadece Gazze’de değil, Filistin’in tamamında sürdürdüğü kötücül faaliyetlerini delilleriyle ortaya koymak zorundayız. Bu çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının ev sahipliğinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı, “İşgal Altındaki Filistin Topraklarında İşgalci İsrail Yönetimi’nin Dezenformasyon Faaliyetleri ve Gazetecilere ve Medya Kuruluşlarına Yönelik Saldırıları” temasıyla İstanbul’da yapıldı.

Toplantıya, 43 ülkeden 20 bakan, iletişim ve medya kuruluşlarının başkan ve üst yöneticilerinden oluşan yaklaşık 200 üst düzey temsilci katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İsrail’in Filistin’deki zulmünü anlatan kısa filmin izlenmesiyle başlayan toplantının açılışında konuşan Altun, 2022’de gerçekleştirdikleri İİT Enformasyon Bakanları Konferansı’nda İslam alemi ve tüm insanlık için büyük tehlikeler arz eden hakikat krizi ve dezenformasyon tehdidinin ele alındığını hatırlattı.

Bugünkü toplantının ise İslam İşbirliği Teşkilatı tarihi içinde özel bir yeri bulunduğunu belirten Altun, “Teşkilatımız, tarihinde ilk defa sektörel bazda olağanüstü bir toplantı gerçekleştiriyor. İsrail zulmüne karşı ortak bir tavır sergileyebilmek, iletişim ve medya alanında hakikat namına ortak bir mücadele ortaya koyabilmek açısından bu toplantı hayati önemi haiz bir toplantıdır.” ifadelerini kullandı.

İİT’nin kuruluşunun temelinde, Müslümanların Filistin sınavını hakkıyla verebilme kaygısının yattığını dile getiren Altun, konuşmasında teşkilatın kuruluşuyla ilgili bilgiler verdi.

Altun, teşkilatın merkezi olan Kudüs’ün bugün işgal altında olduğunu aktararak, “Ne var ki 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrail, zulümlerini katbekat artırmış, dünyanın gördüğü en büyük katliamları, soykırımı Gazze’de, Filistin topraklarında hayata geçirmiştir. Ne yazık ki bu süreç devam etmektedir.” diye konuştu.

İsrail’in zulüm tarihi söz konusu olduğunda 7 Ekim’i bir milat, son zamanlarda ortaya çıkmış bir hadise olarak görmenin illüzyon ve yanılsama olduğunu kaydeden Altun, “7 Ekim ne bir milattır ne nevzuhur bir zulümdür ne de sebeptir. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de devam eden İsrail zulmü bir sonuçtur.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in, Batıcı, sömürgeci ve emperyalist zihniyetin Orta Doğu’daki fiili uzantısı olarak bölgede zulümlere, ağır insan hakları ihlallerine ve katliamlara imza attığını belirten Altun, bu faaliyetleri ve ihlalleriyle İsrail’in uluslararası hukuk ve teamüllere aykırı olarak zorla toprak kazanma, etnik temizlik, sivillerin kasten öldürülmesi gibi çok çeşitli savaş suçları işlediğini ve işlemeye devam ettiğini söyledi.

Altun, İsrail’in, Roma Statüsü, Lahey Sözleşmesi ve 4 No’lu Cenevre Sözleşmesi’nin ilgili maddelerini ihlal ettiğini aktararak, “İsrail, Gazze’de yaklaşık 30 bin masumu katlettiği bu saldırılarda, bu savaş suçları ile insanlığa karşı suç işlemiştir.” dedi.

“Katliamlar yapan İsrail, Batı dünya düzeni tarafından dokunulmaz kılınıyor”

İsrail’in suçlarını teşhis ederken onun arkasında toplanan karanlık güçleri de görmek gerektiğine işaret eden Altun, “İsrail’in bu denli pervasızca hareket etmesinin başlıca sebebi uluslararası sistemin adaletsizliğidir. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun sorun ve çatışmalardaki işlevsiz yapısı, İsrail’in hak ettiği cezayı henüz alamamış olmasının başlıca müsebbibidir. İsrail suç işlemekte, katliamlar yapmakta ve fakat Batı dünya düzeni tarafından adeta dokunulmaz kılınmaktadır. Bunu kabul edemeyiz.” diye konuştu.

Altun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yapısının katliamlara engel olamadığı gibi, ateşkes kararı dahi alamadığına vurgu yaparak, “İsrail’in onca ihlale rağmen bir yaptırımla karşılaşmaması, BM Güvenlik Konseyindeki veto ayrıcalığının sorumsuzca ve kötücül bir şekilde kullanılmasının bir neticesidir. Bu durum bizzat uluslararası sistemin içinde bulunduğu çaresizliği de göstermektedir. Bu sistemin revizyonu elzemdir.” dedi.

Bu nedenle Türkiye olarak küresel kriz ve çatışmaların çözümünde öncü rol alabilecek uluslararası bir sistemin inşasını ısrarla vurguladıklarını belirten Altun, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür.’ ve ‘Daha adil bir dünya mümkün’ anlayışı, ilkesi, uluslararası sistemdeki revizyon ihtiyacının en veciz ifadesidir. Bu şiar doğrultusunda 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin Devleti’nin kurulması hepimizin Filistin konusundaki duruşunun temelini oluşturmaktadır.” ifadesini kullandı.

Altun, bağımsız bir Filistin Devleti kurulmadığı müddetçe İsrail’in katliamlarını durdurmanın ve bölgede kalıcı bir barışı tesis etmenin mümkün olmadığını söyledi.

İsrail’in kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan yayıncılık anlayışı

Uluslararası sistemdeki adaletsiz ve hakkaniyetsiz yapı ve uygulamaların iletişim ve medya alanında da kendisine yer bulduğunu bildiren Altun, “İsrail’in katliamlarına sözde meşru gerekçeler sunarak uluslararası kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan bir yayıncılık anlayışı söz konusudur. Bu yayıncılık politikası, birçok yönüyle sömürgeci habercilik anlayışının günümüzdeki en somut yansımasıdır. Özellikle birtakım Batılı medya kuruluşlarının, haber kaynaklarını seçerken İsrail’in anlatısını tekrar eden, seçmeci bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz.” diye konuştu.

Altun, saldırıların başladığı ilk günlerde Filistinlilerin tanıklığına istisnai olarak başvurulurken, Batılı medya organlarında sıklıkla İsrailli yetkililerin demeçlerinin dolaşıma sokulduğunu aktararak, birçok medya kuruluşunun, bu tutum ve politikasıyla İsrail savaş makinesinin hizmetçisi konumuna düştüğünü belirtti.

“İsrail, Gazze’de sistematik bir şekilde gazetecileri katletmektedir”

İsrail’in tutumuna karşı hakikatten yana duran birçok gazetecinin, söz konusu medya kuruluşlarının mobbing ve baskısına maruz kaldığını, birçoğunun işten çıkarıldığını dile getiren Altun, “Bütün bunlar bir yana, karşımızda çok daha acı, insanlık için utanç verici bir başka tablo daha vardır. İsrail, Gazze’de sistematik şekilde gazetecileri katletmektedir.” dedi.

Altun, bu süreçte 130 gazetecinin katledildiğini, ailelerinin hedef alındığını, ailelerinden binden fazla çocuğun öldürüldüğünü ve evlerinin bombalandığını anlattı.

Sahada gazetecileri katleden İsrail’in temel hedefinin gerçekleri örtbas etmek olduğunu ve hakikati katletmek için gazetecileri öldürdüğünü ifade eden Altun, hayatını kaybeden gazetecilere rahmet diledi.

Altun, İsrail’in hakikati gizlemek için dezenformasyon yöntemini de kullandığını anlatarak, “Dünya Ekonomik Forumu tarafından geçtiğimiz hafta ‘Küresel Riskler Algı Araştırması’ adlı bir rapor yayınlanmıştır. Binin üzerinde uzmanın analizinden hareketle hazırlanan raporda kısa, orta ve uzun vadede insanlık karşısındaki 10 büyük tehdit sıralanmıştır. Bu rapora göre insanlığı bekleyen en büyük tehdit, dezenformasyon ve yanlış bilgidir. Benzer öngörüler, dünyanın çeşitli ülkelerindeki üniversiteler, stratejik düşünce enstitüleri ve bilgi merkezleri tarafından yapılan araştırmalarda da yer alıyor.” diye konuştu.

“Filistin davasının küresel gündemden düşmesine asla müsaade etmeyeceğiz”

İsrail’in saldırıları ve dezenformasyon faaliyetlerinin de bu raporları teyit ettiğine dikkati çeken Altun, “Türkiye olarak dezenformasyon kaynaklı tehditlerin karşısında elimizden gelen bütün güçle mücadele etmeye çalışıyoruz. İletişim Başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz ve Anadolu Ajansı bünyesinde faaliyet gösteren ‘Teyit Hattı’ birimi, bu tehditleri bertaraf etmeye yönelik önemli çalışmalar yürütmektedir. Çıkardığımız uluslararası yayınlarla, düzenlediğimiz yenilikçi sergilerle, yaptığımız filmlerle İsrail’in ve İsrail yanlısı medya kuruluşlarının dezenformasyonlarını ifşa ediyor, tarihe hakikat adına not düşüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Altun, Anadolu Ajansı ve TRT başta olmak üzere medya kurum ve kuruluşlarının, doğrudan sahadaki gerçekleri ortaya koyma noktasında büyük fedakarlıklarda bulunduğunu belirterek, “Bilhassa Anadolu Ajansımızın ortaya koyduğu görsellerin Uluslararası Adalet Divanı’nda delil olarak kullanılması, bu yönde atılacak her türlü adımın ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.” dedi.

Bu doğrultuda, dezenformasyonla mücadelede, kamu diplomasisinin çeşitli alanlarında, stratejik iletişim çalışmalarında ve sahadaki habercilik faaliyetlerinde ortaya konulacak tüm gayretlerde güçlü bir işbirliğiyle hareket etmeleri gerektiğine inandıklarını söyleyen Altun, böylelikle İsrail’in işlediği cürümlerin bedelini ödemesi için bu adımların çok kritik olduğunu düşündüklerini kaydetti.

Altun, bu çabaların, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler nezdinde kurulacak kapsamlı işbirlikleriyle çok daha anlamlı ve güçlü bir seviyeye çıkarılacağını vurgulayarak, “Bedeli ne olursa olsun, İsrail’in barbarlığını, soykırım girişimlerini, savaş suçlarını ve sadece Gazze’de değil, Filistin’in tamamında sürdürdüğü kötücül faaliyetlerini delilleriyle ortaya koymak zorundayız. Bu çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz. Biz şuna inanıyoruz, İsrail ne yaparsa yapsın, yaptığı zulümlerle hakikati asla susturamayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Şair Sezai Karakoç’un, “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak.” dizelerini hatırlatan Altun, “İslam ülkeleri olarak hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Filistin davasının küresel gündemden düşmesine asla müsaade etmeyeceğiz. İsrail’in suçlarını örtmek için büyüttüğü bu karanlığa ışık tutmaya devam edeceğiz. Şairin dediği gibi, ‘Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar.’ İsrail de aydınlıktan ve doğrulardan kaçıyor. Fakat bu kaçışı, tarih ve hakikat önünde mahkum olmaktan İsrail’i kurtaramayacaktır.” diye konuştu.

Altun, yapılan bu olağanüstü toplantının Filistinliler başta olmak üzere tüm İslam alemi için tarihi ve hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek, “Bu toplantının somut bir çıktısı olarak yayınlayacağımız Sonuç Bildirisi’nin, uluslararası topluma güçlü bir mesaj vereceğine inanıyorum.” dedi.

Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam etti. İİT üyesi ülkelerin enformasyon bakanları, ikili görüşmelerde ve konferansta yaptıkları konuşmalarda, İsrail’in dezenformasyon faaliyetlerine karşı Türkiye’nin mücadelesini önemsediklerini ve takdir ettiklerini belirtti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-iit-enformasyon-bakanlari-olaganustu-toplantisinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
İletişim Başkanı Altun, AA’nın “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” panelinde konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 27 Feb 2024 04:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7444 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsrail’in normalleştirmeye çalıştığı soykırım, barbarlık girişimleri gibi dezenformasyon kampanyalarına da duyarsız kalınmaması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer duyarsızlaşırsak, hakikatin ve doğruların yerini yalanlar ve kurgu haberler alır. Eğer duyarsızlaşırsak, İsrail’in suçlarını normalleştirmiş, cezalandırılmasının da önüne geçmiş oluruz.” dedi.

Altun, Anadolu Ajansı (AA) tarafından AAtölye’de düzenlenen “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneline katıldı.

Buradaki konuşmasında, İsrail’in Gazze’de 7 Ekim’den bu yana devam eden katliamlarının ele alınacağı, bu katliamı belgeleyen yeni kanıtların sunulacağı panelde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Altun, tarihçi Ilan Pappe’nin “Filistin’de Etnik Temizlik” adlı kitabını “İsrail’in Filistin’e yönelik sürdürdüğü etnik temizliğin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak hafızalarda yer bulması, bilinçlerde kökleşmesini temin etmek için” yazdığını belirttiğine dikkati çekti.

Paneli de benzer bir inancın ve iradenin yansıması olarak gördüğünü vurgulayan Altun, “İnanıyorum ki bu toplantı, İsrail’in Gazze’de işlediği cürümlerin hukuk, tarih ve insanlığın vicdanı önünde kayda alınacağı başlıca etkinliklerden biri olacaktır. Bizler bu tür etkinliklerle sahada gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla elde ettiğimiz görüntülerle İsrail’in katliamlarını ‘iddia edilen’ değil, ‘somut delilleri olan, ispatlanmış savaş suçları’ olarak kayda geçireceğiz. Çabamız bu yönde.” ifadesini kullandı.

Bu çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkürlerini ileten Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Açık ve net bir şekilde şunu ifade etmek zorundayız, bugün Gazze’de apaçık bir soykırım yaşanıyor, İsrail, Gazze’de büyük bir soykırım suçu işliyor. İsrail, ‘soykırım’ başta olmak üzere Roma Statüsü’nün suç olarak tanımladığı birçok ağır cürüm işledi, işlemeye devam ediyor. Soykırım suçu, yalnızca bir toplu öldürme faaliyeti değildir. Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekun bir saldırıdır.

İsrail sadece Gazze’de yaşayan insanları toplu şekilde katletmiyor, bölgenin manevi varlığını da yok etmek için kültürel bir soykırıma da imza atıyor. Saldırıların başlamasından bugüne kadar, Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı, 266 cami, 3 kilise ve 295 okul ise ağır hasar aldı. İsrail, kültürü, gelenek, görenekleri ve bütün hafızasıyla bir halkın varlığını külliyen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Son günlerde İsrail’in sözüm ona ‘güvenli bölge’ diyerek insanları sürdüğü Refah bölgesine yönelik saldırıları, yürüttüğü soykırım politikasının apaçık bir örneğidir.”

“İsrail, Gazze’de insancıl hukuku tam anlamıyla yok sayıyor”

İnsancıl hukukun devletlerin silahlı çatışma anında nasıl kuvvet kullanacağını düzenlediğini ancak İsrail söz konusu olduğunda hukuktan değil, hukuksuzluktan, zulümden, adaletsizlikten bahsedilebileceğini vurgulayan Altun, Gazze’de insancıl hukukun İsrail tarafından tam anlamıyla yok sayıldığının, ayaklar altına alındığının altını çizdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İsrail’in, ısrarlı ve sistematik şekilde sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alması insancıl hukukun açık bir ihlalidir. Yine çeşitli sözleşmelerle yasaklanan fosfor bombası gibi silahların da Gazze’de bilhassa sivil nüfus üzerinde yoğun şekilde kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin de apaçık delili konumundadır.

‘Kanıt’ kitabında da bugün konuştuğumuz yeni kanıtlar dışında, gerçekten İsrail’in zulümlerine, işlediği soykırım suçuna ilişkin mebzul miktarda görsel ve delil bulmak mümkündür. Bu yüzden de İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’ndaki yargılamasında ‘Kanıt’ kitabındaki delillerin kullanılmasını çok önemsedik, bunun için yoğun çaba sarf ettik. Bugün bizleri hakikat namına gururlandıran bir gelişmeyle, Uluslararası Adalet Divanı’nda Kanıt kitabındaki deliller ve ortaya çıkan yeni delillerin kullanıldığını görüyoruz.”

“İsrail’in dezenformasyon kampanyalarına karşı da duyarsız olmamalıyız”

İsrail’in yaptığı katliamları gizlemek için büyük çaba sarf ettiğini, Gazze’ye, Filistinlilere yönelik vahşetini, barbarlığını normalleştirmek için bizzat devlet eliyle yürütülen kapsamlı bir dezenformasyon politikası sürdürdüğünü aktaran Altun, İsrail’in, katliamlara başladığı ilk günden itibaren dezenformasyonlara da başladığına şahit olunduğunu söyledi.

İsrail’in yaptığı katliamları dezenformatif içeriklerle görünmez kılma gayretinde olduğunu belirten Altun, şöyle devam etti:

“Nasıl ki İsrail’in normalleştirmeye çalıştığı vahşiliklerine, barbarlıklarına ve soykırım girişimlerine karşı duyarsız kalmamamız gerekiyorsa, aynı şekilde İsrail’in dezenformasyon kampanyalarına karşı da duyarsız olmamamız gerekiyor. Eğer duyarsızlaşırsak, hakikatin ve doğruların yerini yalanlar ve kurgu haberler alır. Eğer duyarsızlaşırsak, İsrail’in suçlarını normalleştirmiş, cezalandırılmasının da önüne geçmiş oluruz.

Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı olarak, duyarsızlığa, unutkanlığa ve dezenformasyona karşı ilk günden itibaren teyakkuz halinde olmayı görev bildik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘daha adil bir dünya mümkündür’ şiarını esas alarak, hakikat bayrağını dalgalandırmayı en önemli misyonumuz olarak bildik, bilmeye de devam ediyoruz.”

“Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz İsrail’in 200’e yakın dezenformasyonu deşifre etti”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin İsrail’in dezenformasyonlarını, yalanlarını tek tek tespit ettiğini, uluslararası kamuoyuyla doğruları paylaştığını anlatan Altun, “Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz 7 Ekim’den bugüne kadar İsrail’in 200’e yakın dezenformasyonu deşifre etti.” ifadesini kullandı.

Gazze’deki el-Ehli Baptist Hastanesi bombalandığında İsrailli yetkililer, İsrailli medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarının “Saldırıyı İsrail değil Hamas yaptı” yalanını ortaya attığını ama Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin iddiayla beraber paylaşılan görüntülerin 2022 yılına ait olduğunu saptadığını anımsatan Altun, “Merkezimiz ayrıca İsrail Başbakanının eski dijital medya sorumlusu olan şahsın, İsrail ordusunun Gazze’de hastane bombaladığına ilişkin önce adeta zafer paylaşımı yaptığını, bir süre sonra bu paylaşımını silerek saldırının Hamas tarafından yapıldığına ilişkin ikinci bir paylaşım yaptığını ortaya çıkardı.” diye konuştu.

İfşa edilen dezenformasyonların İsrail vahşetinin yanı sıra zihniyetini de göstermesi bakımından ibretlik olduğunu dile getiren Altun, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İsrail, Gazze’de canlı insanların Hamas tarafından kefenlenerek ölü taklidi yaptırıldığını öne sürdü, bunu uluslararası medyada işledi. Gazze’de bugün ne yazık ki ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda ve bunlar içinde masum çocuklar, kadınlar, masum insanlar var. ve hal böyleyken İsrailli yetkililer utanmadan böyle bir iddiayı ortaya attı.

Peki doğrusu neydi? Doğrusunu ifşa ettik. İddiaya konu görüntülerin, geçtiğimiz yıl 19 Ağustos’ta sosyal medya platformlarında paylaşıldığı belirlendi. Görseller Malezya’da bir camide verilen cenaze işlemleri eğitimine aitti. Bu görsellerin, ‘Gazze’de canlı insanlar kefenlenerek ölü taklidi yaptırılıyor’ iddiasıyla paylaşılması esasında İsrail’in hakikati çarpıtmakta sınır tanımadığını ve hakikat karşısında elinin ne kadar da zayıf olduğunu gösterdi.”

“2023’te öldürülen gazetecilerin yüzde 75’i Gazze’de can verdi”

Altun, İsrail’in bölgede hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıp katlettiğini anımsatarak, “2023’te öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can vermiş olması tesadüf olamaz. Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında, orada olanı biteni, hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi. Anadolu Ajansı kameramanı Muntasır es-Savvaf da onlar arasındaydı. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin.” dedi.

İsrail’in hakikati perdelemeye, gerçeği tahrif etmeye yönelik faaliyetlerinin başarısızlığa uğraması için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Altun, “Bugün ne yazık ki Batı medyasının hatırı sayılır bir kısmı, İsrail’in yaptığı katliamları görünmez kılmaya çalışmak için yoğun bir çaba gösteriyor. Batılı medya organlarının birçoğunda yaşanan çatışmalar İsrail’in bakış açısı ile aktarılıyor, Gazze’de yaşanan trajedi ve soykırım gizlenmeye çalışılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Zalim, görünmez kılınmaya çalışılıyor”

Yaşanan trajediyi gizlemek ve İsrail’in yaptığı soykırımı örtbas etmek için bu medya organlarının farklı strateji ve taktikler uyguladığını, her şeyden önce ayrıştırıcı bir dil kullandığını belirten Altun, şunları kaydetti:

“Bu tür medya organlarında, Filistin halkı küresel çapta ‘yabancı’, ‘öteki’ ve ‘geri kalmış’ bir topluluk olarak lanse edilirken, İsrailliler ‘ilerici’, ‘modern’ ve ‘Batılı’ bir toplum olarak tasvir edilmektedir. İsraillilerin ölümleri İngilizce manşetlerde ‘cinayete kurban gitti’ şeklinde yer bulurken, Gazze’de katledilen yerel halk için sadece ‘öldü’ ibaresi kullanılmakta ve katil gizlenmeye çalışılmaktadır. Ne yazık ki Filistinliler bu şekilde haberlerde, Batılı medya organlarında ‘insani vasfı olmayan varlıklar’ gibi tanıtılmaktadır. Böylelikle bu haberleri okuyanların mazlumla özdeşlik kurması engellenmeye çalışılmakta, zalim görünmez kılınmaya çalışılmaktadır. Böylece Filistinli kardeşlerimiz daha fazla zulme tabi tutulmaya ve yalnızlaştırılmaya çalışılmaktadır.”

İsrail’e destek veren medyanın “tek taraflı habercilik” gibi tehlikeli bir taktiği de kullandığına değinen Altun, Batılı muhabirlerin İsrail vatandaşlarıyla yaptıkları görüşmelere haber saatlerinde herkesin denk geldiğini, söyleşi yapılan kişilerin izleyicilere “kurbanlar” olarak yansıtıldığını vurguladı.

Altun, bu anlatılarda Filistinlilerin 75 yıldır çektiği zulümlerden asla bahsedilmediğine vurgu yaparak, “Aksine, ne zaman İsrail devleti insanların evlerini, hastaneleri ve okulları bombalasa, bu vahşet İsrail’in sözüm ona ‘kendini savunma hakkı’ olarak lanse edilir. Ama özgürlüğü uğruna, bu istilacılara karşı direnen Filistinlilerin yaptığı herhangi bir eylem anında ‘terörizm’ damgası ile kitlelere servis edilir. Bunlar rastgele yapılan haberler değil, ideolojik saiklerle kurgulanmış stratejilerin uzantısı olarak karşımıza çıkan söylem ve anlatılardır.” şeklinde konuştu.

“Haber kurumlarımızın hakikat mücadelesi son derece önemli”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“İsrail’in pervasızca giriştiği soykırım faaliyetleri ve bu faaliyetler karşısında Batı medyasının büyük bir kısmının içinde olduğu işbirlikçi tavır, Anadolu Ajansı başta olmak üzere haber kurumlarımızın hakikat mücadelesi yolundaki faaliyetlerini daha önemli, stratejik hale getirmektedir.

Hem yaşanan trajediyi belgeleyen hem de uluslararası medyaya insani ve mesleki anlamda örnek teşkil bu faaliyetler, büyük bir takdiri hak etmektedir. ‘Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar’ paneli bu bağlamda bir çabaya hizmet etmektedir. Kanıt kitabı, kitaba eklenen yeni kanıtlar, devamında gelecek olan Tanık ve Sanık kitapları da bu kıymetli çabaya hizmet etmektedir ve hak, hakikat mücadelemizin apaçık bir örneğidir. Büyük emeklerle karşımıza çıkan bu değerli çalışmalar ve bu önemli panel için emeği geçen bütün arkadaşlarımı canıgönülden tebrik ediyor, yürekten kutluyorum. Serdar Karagöz başta olmak üzere Anadolu Ajansının bütün çalışanlarını tebrik ediyorum. Hakkın, hakikatin kazanacağı, zulme galebe çalacağı daha adil bir dünya için çalışmaya, çabalamaya el birliğiyle devam edeceğiz.”

Moderatörlüğünü AA Görsel Haberler Direktörü Fırat Yurdakul’un yaptığı panel, uzmanların konuşmalarıyla devam etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı: Gazze’de 130 Gazeteci İsrail Tarafından Katledildi https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/#respond Tue, 27 Feb 2024 03:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7429 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 2023 yılında öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can verdiğine dikkat çekerek, “Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında gerçeği ve hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Ankara’da düzenlenen “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneline katıldı. Panelde, İsrail’in Gazze’ye yönelik düzenlediği saldırılar ile soykırım suçları fotoğraf ve görüntülerle kanıtlandı.

“Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekün bir saldırıdır”

İletişim Başkanı Altun, yaptığı konuşmada, Gazze’de apaçık bir soykırım işlendiğini söyledi. İsrail’in Gazze’de Roma Statüsü’nün suç olarak tanımladığı birçok ağır cürmü işlediğini belirten Altun, “Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekün bir saldırıdır. İsrail sadece Gazze’de yaşayan insanları toplu bir şekilde katletmiyor; bölgenin manevi varlığını da yok etmek için kültürel bir soykırıma imza atıyor” diye konuştu.

“Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı”

İsrail’in Gazze’deki saldırıların tahribatına dikkat çeken Altun, şöyle konuştu:

“Saldırıların başlamasından bugüne kadar, Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı; 266 cami, 3 kilise ve 295 okul ise ağır hasar aldı. İsrail, kültürü, gelenek, görenekleri ve bütün hafızasıyla bir halkın varlığını külliyen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Son günlerde İsrail’in sözüm ona güvenli bölge diyerek insanları sürdüğü Refah bölgesine yönelik saldırıları yürüttüğü soykırım politikasının apaçık bir örneğidir.”

“Fosfor bombalarının kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin delili”

Gazze’de İsrail’in hukuku yok saydığını dile getiren Altun, “İsrail’in, ısrarlı ve sistematik bir şekilde sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alması insancıl hukukun apaçık bir ihlalidir. Yine çeşitli sözleşmelerle yasaklanan fosfor bombası gibi silahların da Gazze’de bilhassa sivil nüfus üzerinde yoğun bir şekilde kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin delili konumundadır” ifadelerini kullandı.

Bölgede gerçekleştirilen katliamların gizlemeye çalışıldığını vurgulayan Altun, Filistinlilere yönelik vahşetin ve barbarlığın İsrail tarafından yürütülen kapsamlı bir dezenformasyon politikası ile yürütüldüğünü anlattı.

İsrail’in dezenformatif içerik ve yalan haberlerle görünmez olmayı amaçladığını aktaran Altun, bölgedeki vahşiliklere, barbarlıklara ve soykırım girişimlerine karşı duyarsız kalınmaması gerektiğini dile getirdi.

İletişim Başkanlığının duyarsızlığa, unutkanlığa ve dezenformasyona karşı ilk günden itibaren teyakkuz halinde olduğunu ve çalıştığını belirten Altun, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘daha adil bir dünya mümkündür’ şiarını esas alarak, hakikat bayrağını dalgalandırmayı en önemli misyonumuz olarak bildik ve bilmeye devam ediyoruz” kaydetti.

“Merkezimiz, 7 Ekim’den bugüne kadar, 200’ye yakın dezenformasyonu deşifre etti”

İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin İsrail’in yalanlarını tek tek tespit ve ifşa ettiğine işaret eden Altun, şunları kaydetti:

“Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, 7 Ekim’den bugüne kadar, 200’ye yakın dezenformasyonu deşifre etti. Birincisi Gazze’deki el-Ehli Baptist Hastanesi’nin bombalanmasıyla ilgiliydi. İsrailli yetkililer, İsrailli medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcıları, ‘Saldırıyı İsrail değil Hamas yaptı’ yalanını orta attılar. Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, yaptığı çalışmada, söz konusu iddiayla beraber paylaşılan görüntülerin 2022 yılına ait olduğunu tespit etti. Yine merkezimiz ayrıca İsrail başbakanının eski dijital medya sorumlusu olan şahsın, İsrail ordusunun Gazze’de hastane bombaladığına ilişkin adeta zafer paylaşımı yaptığını, bir süre sonra bu paylaşımını silerek saldırının Hamas tarafından yapıldığına ilişkin ikinci bir paylaşım yaptığını ortaya çıkardı. Söz konusu İsrailli görevlinin tavrı İsrail’in dezenformasyonu nasıl sistemli şekilde kullandığını ortaya koyan örneklerden biridir.”

“Gazze’de bugün ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda”

İsrail’in ifşalarından söz eden Altun, “İsrail, Gazze’de canlı insanların Hamas tarafından kefenlenerek ölü taklidi yaptırıldığını öne sürdü ve bunu uluslararası medya da işledi. Gazze’de bugün ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda ve bunlar içinde de binlerce masum çocuk, kadın ve insanlar var ve hal böyleyken İsrailli yetkililer utanmadan böyle bir iddiayı ortaya attı. Peki doğrusu neydi? İddiaya konu görüntüler, geçtiğimiz yılın 19 Ağustos’ta sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerdi. Görseller Malezya’da bir camide verilen cenaze işlemleri eğitimine aitti” açıklamalarında bulundu.

“Hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıyor”

İsrail’in ‘Gazze’de canlı insanlar kefenlenerek ölü taklidi yaptırılıyor’ iddiasını değerlendiren Altun, şunları kaydetti:

“Birincisi, İsrail’in hakikati çarpıtmakta sınır tanımaz olduğunu. İkincisi İsrail’in hakikat karşısında elinin ne kadar zayıf olduğunu gösterdi. İsrail, dezenformasyonu sistemli şekilde kullanarak hakikati katlettiği gibi bölgede, hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıyor onları da katlediyor.”

“130 gazeteci görevleri başında İsrail tarafından katledildi”

2023 yılında öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can verdiğine dikkat çeken Altun, “Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında gerçeği ve hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi. Bugün ne yazık ki Batı medyasının hatırı sayılır bir kısmı, İsrail’in yaptığı katliamları görünmez kılmaya çalışmak için yoğun çaba gösteriyor. Batılı medya organlarının birçoğunda yaşanan çatışmalar İsrail’in bakış açısı ile aktarılıyor. Gazze’de yaşanan trajedi ve soykırım gizlenmeye çalışılıyor” ifadelerine yer verdi.

“Gazze’de katledilen yerel halk için ‘öldü’ ifadesi kullanılmakta”

Yaşanan trajediyi gizlemek ve İsrail’in yaptığı soykırımı örtbas etmek için söz konusu medya organlarının farklı strateji ve taktikler uyguladığına vurgu yapan Altun, “Bu tür medya organlarında, Filistin halkı küresel çapta ‘yabancı, ‘öteki’ ve ‘geri kalmış’ bir topluluk olarak lanse edilirken İsrailliler ise ‘ilerici’, ‘modern’ ve ‘Batılı’ bir toplum olarak tasvir edilmektedir. İsraillilerin ölümleri İngilizce manşetlerde ‘cinayete kurban gitti’ şeklinde yer bulurken Gazze’de katledilen yerel halk için ‘öldü’ ifadesi kullanılmakta ve katil gizlenmeye çalışılmakta” ifadesini kullandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında Programı’nda konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 23 Jan 2024 23:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3393 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir.” dedi.

Yeni Şafak gazetesinin kuruluşunun 30’uncu yılı dolayısıyla Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında” programında konuşan Altun, gazetenin, hakkaniyetli haber ve gazetecilik anlayışıyla Türk basın tarihinde müstesna bir yere sahip olduğunu söyledi.

Altun, Yeni Şafak gazetesinin yayın hayatına başlar başlamaz jenerasyonları için gerçekten müstesna bir yere sahip bulunduğunu, siyasi perspektif kazanmalarına ve entelektüel zenginlik elde etmelerine katkı sunan önemli bir mecra olduğunu ifade etti.

Gazetenin yaptığı haberlerle gizlenmek isteneni, üstü örtüleni, gösterilmek istenmeyeni, hakikatleri görünür kıldığını söyleyen Altun, sesi kısılan, ötekileştirilen, itilen mazlumun, mağdurun sesi olduğunu kaydetti.

Altun, dönemi itibarıyla gazetenin hem eleştirel bir çizgide yayın yaptığını hem de milli bir duruş sergilediğini anlattı.

Yeni Şafak’ın köşe ve yorum yazılarıyla da entelektüel birikimlerine hatırı sayılır katkılarda bulunduğunu ifade eden Altun, bu yazıların sadece aktüel, yerel olanı değil bölgesel, küresel ve tarihsel olanı ele alan, muhatabına, okurlarına perspektif kazandıran yazılar olduğunu dile getirdi.

Altun, birçok değerli ismin Yeni Şafak gazetesinde Türkiye’nin meselelerini ele aldığını, okurlarına istikamet verdiğini belirtti.

Gazetenin eski genel yayın yönetmenlerinden Akif Emre’yi anan Altun, üniversiteyi bitirdikten sonra kitap yayıncılığına başladığında Emre’nin İzler ve Küreselliğin Fay Hattı isimli iki eserinin editörlüğünü yapma imkanına eriştiğini, bu eserlerin de Emre’nin gazetede yazdığı yazılardan derlendiğini anımsattı.

Altun, Yeni Şafak’ın gazetecilik, habercilik, ve düşünce okulu olduğunu ifade etti.

Gazetenin “Türkiye’nin Önü Aydınlık” manşetiyle yayın hayatına başladığını hatırlatan Altun, “Bugün bu cümleyi kurmak kolay. Hepimiz Türkiye’nin önünün aydınlık olduğuna çok güçlü bir şekilde inanıyoruz hamdolsun. Fakat Yeni Şafak gazetesi bu manşeti zor, karanlık günlerde attı, ‘Türkiye’nin önü aydınlık.’ dedi. Nitekim bu manşetten bir süre sonra Türkiye, 28 Şubat sürecini, zulmünü yaşadı. 28 Şubat sadece milletin değerlerini hedef alan bir saldırı da değildi, esas itibarıyla toplumun yerli ve milli kesimlerini tarih dışına itmeye yönelik kirli bir operasyonun, siyasal mühendislik projesinin de adıydı. Türkiye’yi Batılı sömürü düzeninin ve Batıcı bağımlılık sisteminin bir parçası haline dönüştürmeye, daha doğrusu onu geri döndürülemez şekilde bu bağımlılık düzeninin ve sisteminin bir unsuru yapmaya yönelik bir darbe girişimiydi. Amaç, Türkiye’yi içe kapatmak ve ilelebet kendi çelişkileriyle malul bir halde onu sıkıştırmaktı.” diye konuştu.

Altun, bin yıl süreceği söylenen bu fetret devrinde Türkiye’nin kültürel, siyasal ve toplumsal hatlarının yeni baştan düzenlenmeye çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Hatırlayın, bazı gazete yöneticilerinin, köşe yazarlarının adeta aynı merkezden işaret almış gibi benzer argümanlarla bu ülkenin çocuklarına nasıl saldırdıklarını gördük, izledik. O yıllarda ‘militan gazetecilerin’, sözüm ona gazetecilerin zafer sarhoşluğu içinde hareket ettiklerini ve dönemin gazete manşetlerini, köşe yazılarını nasıl kötücül bir şekilde şekillendirdiklerini gördük. Herkesin sus pus olduğu bu dönemde bütün baskı ve politikalara rağmen Yeni Şafak gazetesi susmadı. O nedenle Yeni Şafak gazetesini bugün büyük bir şerefle anıyoruz. O gün orada gerçeklerin ve hakikatin gür sesi olmayı tercih ederek, tarihin doğru yerinde durdu. Böylesi bir ortamda ‘Türkiye’nin Önü Aydınlık’ manşetiyle yayın hayatına başladı ve dahası darbe ortamına rağmen haktan, hakikatten ve milli iradeden yana durdu. Böylelikle bu ülkeye, bu topraklara, bu vatanın evlatlarına inanarak ve güvenerek hareket etti.”

O günlerden sonra umudu, “Türkiye’nin önü aydınlık” sözünü haklı çıkaran gelişmeler olduğunu ifade eden Altun, “Hamdolsun ki devreye sokulmaya çalışılan tüm siyasi ve toplumsal mühendislik çabaları akim kaldı ve 2002 yılından itibaren Türkiye yeni bir döneme girdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı ve dirayetli liderliği ve milletimizin ferasetiyle ülkemizin önüne konulmak istenen bariyerleri yerle bir etti ve Türkiye o dönemden bu döneme bir şahlanış dönemine girdi. Sanayide, dış politikada, savunmada, iletişim ve medya alanında, birçok alanda bugün 30 yıl öncesiyle mukayese edilemeyecek bir Türkiye var karşımızda.” ifadelerini kullandı.

Altun, günümüz Türkiye’sinin artık üniversite kapılarından kovulan başörtülü öğrencilerin olmadığı, kılık-kıyafeti, dini inancı ne olursa olsun özgürce eğitim almanın ve aynı zamanda da eğitim vermenin mümkün olduğu bir Türkiye olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

“Günümüz Türkiye’si, demokratik iradesine cuntacılar tarafından balans ayarı yapılamayan, iç ve dış birtakım mihraklarla işbirliği halinde darbe yapmak isteyenlerin bizatihi milletimiz tarafından derdest edildiği bir Türkiye’dir. Günümüz Türkiye’si, dünyanın neresinde olursa olsun, mazlum ve mağdurun yanında olmayı en önemli insani, tarihi ve vicdani vazifesi telakki eden bir Türkiye’dir. Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir. Bugünün Türkiye’si şanla, şerefle kutladığı yüzüncü yılında bir kısım çevrelerin hayal bile edemediği bilimsel başarılara imza atan, uzay yolculuğunu başlatan bir Türkiye’dir.”

Bugün Türkiye’de siyasal alanda yaşanan çoğulculukla birlikte medya alanında da çoğulculuğun yaşandığını gördüklerini kaydeden Altun, “Türkiye’de ne yazık ki yıllar yılı Batıcı elitler nasıl ki toplumun büyük bir kesimini siyasal alandan, kamusal alandan kovmaya çalıştılarsa medya alanından da kovmaya çalıştılar. Medya, bu yönüyle Batılı ideolojinin ve hayat nizamının bir endoktrinasyon aygıtına dönüştü adeta. Tepeden inmeci modernleşmenin bir aracı olarak kurumsallaştı. Ne var ki Türkiye özgürleştikçe, demokratik alan genişledikçe, toplumun farklı kesimleri de kamusal alanda görünür hale geldi. Böylelikle medya alanı da çeşitlendi, güçlendi, genişledi.” diye konuştu.

“Türkiye yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır”

Altun, Necip Fazıl’ın “Türkiye’nin bir buçuk asırdır beklediği gerçek ruh ve kültür ihtilali, önce Babıali’nin millileştirilmesi, ahlakileştirilmesi ve temel görüşe oturtulmasıyla mümkündür.” sözlerini anımsatarak, şöyle konuştu:

“Gerçekten de basın, medya ve iletişim alanında yaşanan millileşme 2002 sonrasında kendisine kurumsal bir karşılık bulabilmiştir. Elbette nasıl ki bir dönem Büyük Doğu gibi yayınlar zorlu dönemlerde varlık göstererek bir değer ve fikir aktarımına imkan tanıdıysa aynı şekilde 1990’ların çetin koşullarında da Yeni Şafak bu değer zincirini başarıyla temsil etmiştir. Bu gayretler olmasaydı biz bugünün medya ekosisteminde nefes alıp veremezdik. Bu gayretler olmasaydı medyada hala Batıcı tahakküm arzıendam etmeye ve milletimizi Batılı sömürge düzeninin beklentileri doğrultusunda büyük bir rahatlıkla manipüle etmeye devam edecekti. Hamdolsun ki bu rahatlığa sahip değiller. Fakat bu demek değil ki rahat duruyorlar. Geleneksel medya araçlarıyla elde edemedikleri ne varsa bunları yeni medya düzeniyle dijital medya araçlarıyla elde etmeye çalışıyorlar. Türkiye’ye karşı hibrit tehditler aracılığıyla, yeni medya yol ve yöntemleriyle bir yıpratma savaşı yürütüyorlar. Türkiye bugün bütün dünyada yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır. Oxford Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların yaptığı somut araştırmalarda Türkiye bugün dünyada en çok dezenformasyona maruz kalan ülke olarak tasnif edilmektedir.”

Altun, bunun arkasında iktidar mücadelesi olduğunu vurgulayarak, “Bunun arkasında, açık ve net bir şekilde ifade etmemiz gerekirki bir küresel, siyasal mühendislik projesi var. Nedir bu? Türkiye’yi yeniden Batıcı bağımlılık düzeninin bir unsuru haline getirmek. Yeniden Batılı sömürge düzeninin izinde giden, bağımlı bir aktöre dönüştürmek ve onu iddialarından vazgeçirmek.” diye konuştu.

Türkiye’nin son 10 yılda bu bağlamda birçok melez saldırı ve darbeye maruz kaldığını kaydeden Altun, “Gezi kalkışmasından darbe görünümlü 15 Temmuz işgal girişimine, ekonomik ataklardan terör saldırılarına kadar birçok saldırıyla Türkiye karşı karşıya kaldı. Şimdi buna sistematik dezenformasyon saldırıları eklenmiş durumda. Tam da bu nedenle biz gayretimizin önemli bir bölümünü dezenformasyonla mücadeleye ayırıyoruz. Bu sistematik dezenformasyonlar sadece medya ve iletişim alanıyla, basın sektörüyle sınırlı bir mesele de değildir. Daha geniş bir alanda siyasi ve stratejik bir zeminde karşımıza çıkan bir tehditten bahsediyoruz. Bu nedenle biz, dezenformasyonla mücadele etmeyi bir ulusal güvenlik meselesi olarak telakki ediyoruz. Bu mücadeleyi de sadece ulusal bir mücadele olarak değil, küresel bir mücadele olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in zulümlerine eşlik eden dezenformasyon kampanyalarına da tam da bu gerekçeyle karşı çıktıklarını ifade eden Altun, İsrail’in dezenformasyon saldırılarını böylelikle sadece Türkiye içinde değil, bütün dünyada bertaraf ettiklerini, bunun için yoğun gayret sarf ettiklerini anlattı.

Altun, dezenformasyonla mücadele noktasında Yeni Şafak gibi güçlü, kurumsal, geleneksel medya kuruluşlarının gayretine çok önem verdiklerine dikkati çekerek, “Zira bizler ortak bir mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin adı kelimenin tam anlamıyla hakikat mücadelesidir. Zira bugün ziyadesiyle muhtaç olduğumuz temel değer hakikattir. Yalanın sıradanlaştığı, artık hakikatin önemsizleştirilmek istendiği bu dönemde hakikat için verilen mücadele en şerefli mücadeledir. Bu hakikat mücadelesinde doğru haberin, doğru yöntemlerle ve hızla ortaya çıkarılması, gazeteciliğin bir meslek olarak uluslararası alanda savunulması son derece önemli, stratejik, hayati bir unsurdur.” diye konuştu.

Yeni Şafak’ın bu anlamda analog dönemde ortaya koyduğu başarıyı dijital dönemde de sergilemesinin çok önemli olduğunu söyleyen Altun, bu yöndeki gayretleri için gazeteye teşekkür etti.

“Yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız”

Altun, bu alanın sürekli geliştiğini ve bu alanda sürekli yeni hibrit tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını dile getirerek, “Özellikle yapay zeka teknolojileri sonrasında yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız. Yapay zeka alanını yönetmek bu anlamda son derece önemli bir husus. Bugün Türkiye’deki köklü medya kuruluşlarının bir diğer meydan okuması da uluslararasılaşma meselesidir. Yeni Şafak’ın bu yöndeki güçlü gayretlerinin de farkındayız. Bunun için de kendilerini tebrik ediyoruz. Zira artık Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir uluslararası adalet mücadelesi veriyor ve bu mücadelede gerçekten medyamızın desteği çok ama çok önemli.” dedi.

Türkiye’nin uzun yıllar vesayete karşı bir demokratikleşme mücadelesi verdiğini kaydeden Altun, bu mücadelede Yeni Şafak’ın doğru yerde durduğunu, mücadeleyi desteklediğini söyledi.

-“Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür’ mottosuyla ifade ettiği mücadele, uluslararası alanda etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir”

Altun, gelinen noktada Türkiye’nin uluslararası alanda adalet mücadelesine öncülük ettiğini dile getirerek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür.’ mottosuyla ifade ettiği bu mücadele, önümüzdeki dönemde, uluslararası alanda son derece etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir. Biz buna inanıyoruz ve medyamız bu noktada Yeni Şafak gazetesi de dahil olmak üzere yerli ve milli medyamız, Türkiye’nin uluslararası adalet mücadelesine destek verecek şekilde uluslararasılaştırma kabiliyeti geliştirmesi gereken yapılardır. Biz, dezenformasyon rejiminin el birliğiyle, sizlerle, hep birlikte gayret ederek hakikatin yerini almasına müsaade etmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de gazetelerin Tanzimat’tan bu yana yayın hayatlarına devam ettiğini, bu 200 yıllık süre zarfında kimi yayınların eskidiğini, tarih olduğunu, kiminin yaptıkları yayınlarla tarihe geçtiğini belirten Altun, Yeni Şafak’ın 30 yıllık birikimiyle tarihe geçtiğini, önemli işlere imza attığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0