Anadolu – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 22 Sep 2024 13:11:48 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Volkan Demirel’den derbi sonrası Fenerbahçe için çarpıcı sözler https://www.haber28.com.tr/volkan-demirelden-derbi-sonrasi-fenerbahce-icin-carpici-sozler/ https://www.haber28.com.tr/volkan-demirelden-derbi-sonrasi-fenerbahce-icin-carpici-sozler/#respond Sun, 22 Sep 2024 13:11:48 +0000 https://www.haber28.com.tr/volkan-demirelden-derbi-sonrasi-fenerbahce-icin-carpici-sozler/ Genç teknik direktör Volkan Demirel, Süper Lig’de Fenerbahçe’nin sahasında ezeli rakibi Galatasaray’a 3-1 kaybettiği maçı yorumladı.

TV100’de konuşan Volkan Demirel, skoru beklemediğini belirterek, “Derbilerde sonucu kestirmek zordur deriz ama bazen oyunun içindeki akış maçın nereye gidebileceğini gösteriyor. Daha da farklı olabilirdi. Belki ilk 10 dakika Fenerbahçe iyi başladı ancak daha sonra Galatasaray’ın istediği oldu” dedi.

Fenerbahçe’nin taçtan 2 gol yediğini aktaran Demirel, “İkinci yarının başında tek değişiklik oldu ancak bence 2-3 değişiklik yapılabilirdi. Fenerbahçe bugün 2 tane taçtan gol yedi. Bunu Anadolu takımlarda yiyebilirsin ama Fenerbahçe ile bunu yemek bence irdelenmesi gereken bir konu” ifadelerini kullandı.

“BİR YERE KADAR ADAM ADAMA OYNAR”
Fenerbahçe’nin derbideki oyun anlayışını eleştiren Volkan Demirel, “Fenerbahçe takımı duran toplarda adam adama oynayabilir bunu kabul edebilirim ama Fenerbahçe kendi seyircisi önünde adam adama bir yere kadar oynar, bir yerden sonra artık alan devreye girer. Mert Müldür’ün Yunus Akgün ile adam adama oynaması ikinci golün sebebiydi” şeklinde konuştu.

“GALATASARAY BASKI DA TEMAS DA GÖRMEDİ”
Galatasaray’ın derbide Fenerbahçe’den saha içinde ve tribünde baskı görmediğini dile getiren Demirel, “Gol öncesi Sara’nın şutu Galatasaray’ın ilk pozisyonuydu. Sonra gelen taç atışıyla beraber Galatasaray oyunu almaya başladı. Aslında ilk 10 dakika Fenerbahçe vardı. 10 ile Sara’nın şutuna kadar da aslında bir oyun yoktu iki takımda da. Galatasaray bugün çok baskı görmedi. Temas olarak da görmedi, seyirciden de görmedi çünkü seyirci de maça giremedi. 1-0 olunca ister istemez bir kırılganlık başlıyor. Fenerbahçe camiası da uzun süredir başarıya hasret. Hemen bir tedirginlik başlıyor. Bugünkü maçın skorunu belirleyen saha içindeki şartlardır” dedi.

Maçın sonucunun hakeme bağlanamayacağını aktaran Volkan Demirel, “İlk önce sahada kazanacaksın sonra hakem konuşursun. Hakeme ne diyeceğiz burada? Başaktörler oyuncular ve teknik adam. Bunun başaktörleri sana filmin akışını vermiyorsa insanlar başka yerlere yönelmeye başlıyor” diyerek sözlerini noktaladı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/volkan-demirelden-derbi-sonrasi-fenerbahce-icin-carpici-sozler/feed/ 0
Karakılçık ekmeği ile tanışalım https://www.haber28.com.tr/karakilcik-ekmegi-ile-tanisalim/ https://www.haber28.com.tr/karakilcik-ekmegi-ile-tanisalim/#respond Sat, 31 Aug 2024 04:54:26 +0000 https://www.haber28.com.tr/karakilcik-ekmegi-ile-tanisalim/ Dünyanın giderek kalabalıklaşması, teknolojinin ve bilimin de gelişmesi ile insanoğlunun temel besini olan buğdayın genetiği değiştirilmeye başlandı. Bunun amacı buğdaydan alınan verimi artırmak ve buğdayı hava ve su gibi koşullardan daha az etkilenir hale getirmekti. Yani amaç yüksek verimli bir ürün ortaya çıkarmaktı. Çok miktarda ürünü, ucuza mal etmekti. Bu uğurda buğdayın doğal yapısı bozuldu ve niteliğinden, lezzetinden, faydalarından, besleyiciliğinden çok fazla ödün verilmiş oldu. Karakılçık buğdayı, tamamen Anadolu’dan çıkmış bir tür buğdaydır. Yüzyıllar öncesinde bile topraklarımızda ekilip biçilmiştir.

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMEMİŞ
Karakılçık buğdayının dış kabuğu yeni nesil GDO’lu buğdaylara göre daha serttir, bu kabuk yeni nesil buğday öğütme makinalarında öğütülememektedir. Karakılçık buğdayı öğütmek için yalnızca eski usul su değirmenleri ya da taş değirmen kullanılır. Genetiği değiştirilmemiş, 14 kromozomlu DNA’ya sahip karakılçık buğdayı ve bu buğdaydan hazırlanan karakılçık tam buğday unu kıymeti bilinmesi gereken, çoğaltılması gereken, elinden gelen herkesin ekip biçmesi ve gelecek nesillere de aktarması gereken ürünlerdir. Yeni nesil GDO’lu buğdaylar insan sağlığını tehdit etmektedir. Bu buğdaylar çoğu kişi için alerjendir, çok ciddi sağlık sorunları ile ilişkili oldukları bilinmektedir. Evrimleşen canlılarda olduğu gibi tohumlar da zamanla evrim geçirmiştir ve şartlara uyum sağlayabilenler günümüze ulaşmıştır. Karakılçık buğdayı da bu şartlara uyum sağlayabilen, sindirim sisteminin tanıdığı atalık bir buğday cinsidir. Besin değeri çok yüksek olan bu buğday cinsi hem potasyum hem de fosfor açısından çok zengindir. A, E, K, C vitaminleri, demir, lif ve protein oranı da oldukça yüksektir.

NEDEN KARAKILÇIK BUĞDAYI?
Buğday başaklarındaki siyah renkli kılçıklardan dolayı ‘karakılçık’ olarak adlandırılan bu buğday türü diğer buğday türlerine göre daha sert ve zor öğütülür biçimde olması sebebiyle kıymetlidir. Karakılçık buğdayı atalık olarak tabir edilen ve yüzlerce yıllık evrimsel süreçte günümüze kadar gelebilen buğday türü olarak kabul edilmektedir. Çağdaş insan biyolojisine uyumlu besin değerlerini muhafaza eden karakılçık buğdayı, düzenli ve ölçülü tüketimde insan vücuduna fayda sağlar. Karakılçık buğdayı bir avuç insanın girişimiyle üretimi ve tüketimi yaygınlaştırılan bir buğday türüdür. Neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan karakılçık buğdayına, endüstriyel buğday ve un üretimi gerçekleştirilen bölgelerden ziyade organik tarım sahalarında yer verilir. Nitekim, kıymeti de buradan kaynaklanır. Çoğu beyaz un öğütme merkezlerinde GDO’lu (Genetiği değiştirilmiş organizmalar) üretim söz konusudur. Artan nüfusla birlikte talebi her geçen gün artan besin ihtiyacı, nitelikli ve dengeli beslenmenin önünde hâlâ en büyük engel olarak duruyor.

DİĞER BUĞDAYLARDAN FARKI NEDİR?
Karakılçık buğdayının çok daha kıvamlı ve yoğun kokusu bulunmakla beraber damakta çok daha lezzetli bir tat bırakmaktadır. Ekşi mayalı ekmeklerde, çorbalarda ve envai çeşit hamur işinde kullanılabilen karakılçık buğdayı, Türk damak zevkine ziyadesiyle uygundur. Karakılçık buğdayı ile yapılan yemeklerde ya da hamur işlerinde yapay bir müdahale olmadığı için ani kilo alımı ya da hazım zorluğu gibi bir durum meydana gelmemektedir. Yüzlerce yıl boyunca Anadolu’da üretimi gerçekleştirilen atalık karakılçık buğdayından elde edilen tam buğday unu, GDO’lu beyaz un ile kıyaslanamayacak ölçüde faydalı ve katkısız bir lezzettir.

KARAKILÇIK BUĞDAYI GLÜTENSİZ Mİ?
Karakılçık gibi yerli buğdayların besin değerleri oldukça yüksektir. İçerdiği glüten miktarı beyaz una göre oldukça düşüktür. Hazımsızlık yapmaz, besleyici bir undur. Besin değeri çok yüksek olan bu buğday cinsi hem potasyum hem de fosfor açısından çok zengindir.

KARAKILÇIK EKMEĞİ
MALZEMELER

6 su bardağı karakılçık unu
1 paket ekşi maya
2 tatlı kaşığı toz şeker
1.5 tatlı kaşığı tuz
1.5 yemek kaşığı ruşeym
2 su bardağı ılık su
Suyun sıcaklığı; yoğurt mayalarken sütün sıcaklığı gibi olmalı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
YAPILIŞI: Unu bütün malzemelerle karıştırın. Suyu azar azar ilave ederek yoğurun. Ele yapışmayacak çok sert olmayan bir hamur yoğurun. Bu hamuru ne kadar çok yoğurursanız o kadar verim alırsınız. Sonra hamuru örterek mayalanmasını sağlayın. Mayalandıktan sonra tekrar yoğurun. Yine mayalanmasını bekleyin. Tepsiye pişirme kağıdını sererek hamura istediğiniz şekilleri verip tepsiye koyun. Tekrar üstünü örtün. 20 dakika daha bekletip önceden ısıtılmış fırına verin. Önce 200 derecede bir on dakika pişiriniz sonra 150 dereceye alarak 35-40 dakika daha pişirin. Pişince fırından alıp üstünü tekrar örtüp dinlendirmeye bırakın.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/karakilcik-ekmegi-ile-tanisalim/feed/ 0
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı: Türk Arkeolojisinin Altın Çağı Başlıyor https://www.haber28.com.tr/kultur-ve-turizm-bakan-yardimcisi-gokhan-yazgi-turk-arkeolojisinin-altin-cagi-basliyor/ https://www.haber28.com.tr/kultur-ve-turizm-bakan-yardimcisi-gokhan-yazgi-turk-arkeolojisinin-altin-cagi-basliyor/#respond Sat, 03 Aug 2024 01:00:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29107 Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, “Hedefimiz, son 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanları 4 yıl içinde yapmak. Bu dönem Türk arkeolojisinin altın çağı olacak” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü öncülüğünde Hitit ve Ankara Üniversiteleri işbirliğiyle düzenlenen Türkiye’de yerli ve yabancı bilim insanlarınca gerçekleştirilen Hitit Dönemi, kazı, araştırma ve filolojik çalışmaların sunulacağı, bilim dünyasına duyurulacağı “Hititlerin İzinde: Yeni Bilgiler ve Perspektifler” konulu sempozyum başladı.

Hitit İmparatorluğu’nun kültürel zenginliğini korumak ve yaşatmak, geçmiş ve bugün arasında bağ kurarak Hititlerin politikası, ekonomisi, sanatı ve dini inançları hakkında daha fazla bilgi edinmek ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla düzenlenen sempozyuma 100’den fazla bilim insanı, uzman ve yönetici katılırken programda Hititler ve Hititlere yönelik bilimsel çalışmalar ve sonuçlarına ilişkin 29 bildiri sunulacak.

Sempozyumun açılış programına katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Anadolu tarihinin temel taşlarından biri Hitit İmparatorluğunun, yazılı belgelere dayalı bir devlet yapısına sahip olması, insanlığa tarihin erken dönemlerinden kalma önemli bir bilgi kaynağına sahip olma ve Anadolu’nun eski çağ tarihini anlama imkanı sunduğunu söyledi.

Hitit İmparatorluğu’nun sadece Anadolu ve Mezopatamya coğrafyası için değil tüm dünya için örnek alınan, araştırılması gereken bir uygarlık olduğuna dikkat çeken Yazgı, bu uygarlığın bir marka değeri oluşturulması noktasında büyük bir çaba içerisinde olduklarını açıkladı.

Hititler’in, Anadolu’da tarımın gelişmesine ve şehirleşmenin yayılmasına önemli katkılarda bulunduğunu anlatan Yazgı, şunları kaydetti; “Bu ekonomik ve kültürel canlılığın artırılmasına, yaşam standardının artırılmasına yönelik önemli kararlar almışlardır. Hitit imparatorluğunun bu kültürün dünya çapında tanıtılması bizim için önemli önceliklerimizden bir tanesi. Anadolu’nun tarihi ve kültürel kimliğini anlamak için kilit bir öneme sahip olan Hititlerin kültürel mirası, günümüzde Anadolu’nun ve dünya tarihinin bir parçası olarak yaşamaya devam etmektedir, bu da geçmişin günümüze olan etkisini ve önemini vurgularken bilimsel araştırmalarla bunu ortaya koydu. Günümüz dünyasında insanlığın karşısına çıkan başlıca sorunlara binlerce yıl önce duyarlılık gösteren ve çözümler bulan Hititlerin adalet anlayışı, kadın hakları konusundaki ileri görüşlü tutumları, Çok kültürlü yapısı ve hoşgörü anlayışı, çevreyi koruma ve sürdürülebilirlik konusundaki duyarlılıklarının daha adil, barışçıl ve sürdürülebilir bir dünya için bizlere ilham kaynağı olması gerektiğini düşünüyorum”

Anadolu da ilk kazıların başladığı bu Çorum’da günümüzde de çok önemli kazı çalışmaları sürdürüldüğünü ve bu çalışmaların bilim camiası tarafından merakla takip edildiğini kaydeden Bakan Yardımcısı Yazgı, “2023 yılında yaklaşık 25 tane yüzey araştırması, kazı çalışması ve arkeolojik çalışmaları Çorum’da gerçekleştirdik. Bu sayının artırılması için ciddi bir çaba içerisindeyiz. Başta, Hitit merkezinde yer alan Boğazköy, Alacahöyük, Ortaköy-Şapinuva ve diğer Hitit kentlerinde sürdürülen uzun soluklu ve geleneksel arkeolojik kazı çalışmaları ile ortaya çıkarılan kültürel miras, toplumun bütün fertlerine ortak geçmişlerini anlatan, aralarındaki bağı güçlendiren önemli bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Bakanlık olarak, geçmişten devraldığımız mirasa sahip çıkmak ve emanet bilinciyle gelecek nesillere aktarmak için kararlılıkla çalışırken, bu değerleri oluşturan çok kültürlü zengin geçmişin ve tarihsel kimliğin anlaşılmasında ve tanıtılmasında bütün dinamiklerin birlikte hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, Türk arkeoloji çalışmalarında yeni bir dönemin temsilcisi olarak ortaya çıkan, Arkeoloji ve ilgili bilim alanlarında dünyanın çeşitli bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapmayı, kültürel mirası korumayı ve bu alanda bilimsel çalışmaları teşvik etmeyi amaçlayan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfını kurduk. Bu Vakfa bağlı olarak hizmet verecek olan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsünün, önümüzdeki yıllarda gerek ülkemizde gerekse dünya çapında önemli bilimsel çalışmalara imza atacağına ve kültürel mirasın araştırılması, korunması ve tanıtılması noktasında değerli katkılar sağlayacağına gönülden inanıyorum.

Artık arkeoloji Türkiye’de farklı bir bakış açısıyla ele alındığını anlatan Yazgın, “Hitit Medeniyetinin günümüze kadar süre gelen kültürel zenginliği ülkemiz için bir marka değeri taşımaktadır. Bu zenginliği korumak ve yaşatmak, geçmiş ve bugün arasında bağ kurarak gelecek kuşaklara aktarmak, hepimizin görevidir. Bu çerçevede, “Geleceğe Miras” projesi ile arkeolojik kazı çalışmalarımızın hem bütçelerini hem de lojistiklerini tarihinde görülmemiş bir oranda artırarak ekiplerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılayacağız. Artık arkeoloji Türkiye’de farklı bir bakış açısıyla ele alınıyor. Bütçelerimizi, imkanlarımızı, arkeolojik çalışmaları artırma noktasında çok ciddi motivasyon sağlamış durumdayız. Bu dönemi Türk arkeolojisinin altın çağı olarak tanımlıyoruz. Hedefimiz, son 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanları 4 yılda içinde yapmak. Bu dönem Türk arkeolojisinin altın çağı olacaktır. Bu konuda hocalarımıza, kazı başkanlarımıza güveniyoruz. Onlarla birlikte bu amacı gerçekleştireceğiz. Gelece miras projesi çerçevesinde arkeolojik kazılarla birlikte çıkan bulguların, yapıların restorasyonuyla turizme katılmasıyla birlikte büyük bir sinerji oluşturuyor. Kültür turizminin başkenti olacağına inandığımız Çorum içinde bu çok önemli” ifadelerini kullandı.

Yazgın, Anadolu’nun Kaya Anıtları ve Yazıtları Projesi çerçevesinde ülkemizde bulunan Hitit anıtlarının da olduğu kaya anıtları ve kitabelerinin kataloglaması, 3D taraması ve kayıt altına alınarak belgelenmesine yönelik olarak çalışmaların tamamlanmasının planlandığını belirtti.

Cumhuriyet tarihinde Atatürk’ün talimatlarıyla ve Türk Tarih Kurumu desteğiyle başlayan ilk kazılardan olan Alacahöyük kazılarının önemine dikkat çeken Yazgı, Alacahöyük’ün gerçek anlamda da Anadolu ve Hitit uygarlığının tanınmasında bir marka değeri olduğunu, marka değerinin tanıtılması noktasında yoğun bir çaba içerisinde olduklarını sözlerine ekledi.

Açılış programına Vali Zülkif Dağlı, Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, İl Jandarma Komutanı Kd. Alb. Naim Çetinkaya, Emniyet Müdürü Arif Pehlivan katıldı. – ÇORUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/kultur-ve-turizm-bakan-yardimcisi-gokhan-yazgi-turk-arkeolojisinin-altin-cagi-basliyor/feed/ 0
Erzurum’da Mart Ayında 25 Şirket Kuruldu https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mart-ayinda-25-sirket-kuruldu/ https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mart-ayinda-25-sirket-kuruldu/#respond Thu, 25 Jul 2024 03:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27444 TOBB Mart ayı Kurulan ve Kapanan Şirket verilerini paylaştı. Aylık sayıları içeren verilere göre Erzurum’da Mart ayında 25 şirket kurulumu gerçekleşti. Kurulan şirket sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12 oranında geriledi.

Erzurum Mart 2024

TOBB verilerine göre Erzurum’da ay içinde 25 şirket, 2 kooperatif ve 7 gerçek kişi ticari işletmesi kurulumu gerçekleşti. Dönemde 4 şirket, 1 kooperatif tasfiye işlemi gördü, 6 kooperatif ve 10 gerçek kişi ticari işletmesi ise faaliyetine son verdi.

Erzurum Mart 2023

Erzurum’da 2023 Mart ayında 28 şirket, 3 kooperatif, 7 gerçek kişi ticari işletmesi kurulumu gerçekleşmiş, dönemde 4 şirket, 3 kooperatif tasfiye işlemi görmüştü. 2023 Mart ayı kaydında 17 şirket ve 12 gerçek kişi ticari işletmesi ise kapanmıştı.

Kudaka Bölgesi

Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerini kapsayan KUDAKA İstatistik Bölgesinde ay içinde 35 şirket, 2 kooperatif ve 8 gerçek kişi ticari işletmesi faaliyete geçti. Mart ayı düzeyinde 8 şirket ve 1 kooperatif tasfiye işlemi gördü, 2 şirket, 6 kooperatif ve 12 gerçek kişi ticari işletmesi ekonomi dünyasından çekildi.

Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi

Ağrı, Kars, Ardahan, Iğdır, Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerini kapsayan Kuzeydoğu Anadolu İstatistik Bölgesinde Mart ayında 56 şirket, 3 kooperatif ve 28 gerçek kişi ticari işletmesi kurulumu kaydedildi. Mart ayı düzeyinde 15 şirket ve 1 kooperatif tasfiye işlemi gördü, 6 şirket, 6 kooperatif ve 23 gerçek kişi ticari işletmesi kapandı.

Doğu Anadolu Bölgesi

14 ilin yer aldığı Doğu Anadolu Bölgesinde Mart ayında 195 şirket, 11 kooperatif ve 71 gerçek kişi ticari işletmesi kurulumu kaydedildi. Mart ayı düzeyinde 28 şirket ve 2 kooperatif tasfiye işlemi gördü, 25 şirket, 11 kooperatif ve 47gerçek kişi ticari işletmesi faaliyetini sonlandırdı.

Erzurum’un Kurulan Şirket Sayısı Payı

DOSİAD’ın TOBB verileri kaydında yaptığı hesaplamalara göre, Erzurum’un aylık düzeyde kurulan şirket sayısı KUDAKA İstatistik Bölgesi illeri toplamında yüzde 71,4, Kuzeydoğu Anadolu istatistik Bölgesi illeri toplamında yüzde 44,64, Doğu Anadolu Bölgesi illeri toplamında ise yüzde 12,82’lik dilim oluşturdu.

Bölge İlleri Kurulan Şirket Sayısı Dağılımı

Erzurum Mart ayı düzeyinde Bölgede kurulan şirket sayısı bakımından 3’üncü sırada yer buldu. Bir aylık ölçütte Ağrı’da 11, Bingöl’de 7, Bitlis’te 9, Elazığ’da 24, Erzincan’da 9, Erzurum’da 25, Hakkari’de 6, Kars’ta 4, Malatya’da 39, Muş’ta 12, Van’da 40, Iğdır’da 6, Tunceli’de 3 şirket kuruldu. Ardahan’da kurulum kaydedilmedi.

Erzurum 31’inci Sırada

Türkiye’de Mart ayında en fazla sayıda şirket kurulumunun kaydedildiği iller; Adana, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Mersin, Konya, Kocaeli, Gaziantep, Muğla, Diyarbakır, Hatay, Kayseri, Denizli, Manisa, Tekirdağ, Ş.Urfa, Sakarya, Balıkesir, K.Maraş, Samsun, Aydın, Eskişehir, Çanakkale, Van, Malatya, Mardin, Nevşehir, Afyonkarahisar, Trabzon, Ordu, Aksaray, Batman, Düzce, Adıyaman, Edirne, Yalova, Şırnak, Erzurum olarak açıklandı. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mart-ayinda-25-sirket-kuruldu/feed/ 0
Hititlerin başkenti Hattuşa’da keşfedilen hiyeroglifler Roma’da tanıtıldı https://www.haber28.com.tr/hititlerin-baskenti-hattusada-kesfedilen-hiyeroglifler-romada-tanitildi/ https://www.haber28.com.tr/hititlerin-baskenti-hattusada-kesfedilen-hiyeroglifler-romada-tanitildi/#respond Wed, 24 Jul 2024 05:00:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27264 Anadolu’nun ilk medeniyetlerinden Hititlerin başkenti Hattuşa’da Yerkapı Tüneli’nde 2022’de keşfedilen hiyeroglifler, Roma’da düzenlenen konferansla tanıtıldı.

Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği’nde düzenlenen konferansta, Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa Ören Yeri’ndeki kazı çalışmalarında uzmanların yaptığı son keşifler ele alındı.

Kazılarda görev alan Türk, Alman ve İtalyan uzmanlar, özellikle de Hattuşa’da 80 metre uzunluğundaki Yerkapı Tüneli’nde Ağustos 2022’de bulunan kırmızı renkteki hiyerogliflerin özellikleri ve onlara yönelik çalışmaları hakkında ilgililere bilgi verdi.

Kültür ve Tanıtma Müşaviri Rıza Haluk Söner’in ev sahipliğindeki konferansa, Hattuşa Kazı Başkanı Alman Arkeoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Andreas Schachner, Uluslararası Akdeniz ve Doğu Çalışmaları Derneği (ISMEO) Başkanı Adriano Rossi, Torino Üniversitesinden Prof. Stefano de Martino, İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Metin Alparslan, Napoli Üniversitesinden Prof. Massimiliano Marazzi, Napoli 2. Federico Üniversitesinden Prof. Leopoldo Repola ve İtalya Dışişleri Bakanlığı Kültür Dairesinden Federico Di Giovanni katıldı.

Schachner, burada yaptığı konuşmada, Yerkapı Tüneli’ndeki hiyerogliflerin keşfinin kazılarda çalışan Mardin Artuklu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Genç sayesinde olduğunu söyledi. Schachner, Genç’in kendisine gelerek bir şeyler bulduğunu söylediğini, çektiği fotoğrafları inceleyince bu kırmızı renkteki hiyerogliflerin farklı bir şeye işaret ettiğini anladıklarını kaydetti.

Konferansı, İtalyan kültür ve arkeoloji camiasından çok sayıda kişi takip etti.

“250 kadar bu tarz hiyeroglif bulunması apayrı bir dünya açtı bize”

Konferansın ardından AA muhabirine konuşan Prof. Dr. Schachner, 2020-2023 yıllarında Boğazköy’deki kazılarda bulunan Anadolu hiyeroglifleriyle ilgili keşfi tanıtmaya çalıştıklarını söyledi.

Bunun, Türkiye, Almanya, İtalya’nın ortak bir çalışma ürünü olduğunu belirten Schachner, “Hiyerogliflerin boyalı olması, bize Hitit dünyasında yeni bir sayfa açıyor. Çünkü bu boyalı hiyeroglifleri aslında şimdiye kadar görmüyorduk. Küçük bir alanda bir şeyler vardı ama 250 kadar bu tarz hiyeroglif bulunması apayrı bir dünya açtı bize.” ifadelerini kullandı.

Schachner, bu keşifle Hititler’de yazının kullanımında farklı yönler olduğunu da gördüklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Şimdiye kadar daha çok Hitit çivi yazılı metinlerden çalışıyorduk ama görüyoruz ki kamuya açık alanlarda da bir yazı sistemi mevcut. O da özgün bir Anadolu yazı sistemidir. Biz Anadolu Hiyeroglifi diyoruz buna. Böylece bu iki sistemin paralel yürüdüğünü görüyoruz. Bu da Hitit dünyasını anlamamızı sağlayan çok büyük bir yenilik.”

Schachner, Hattuşa’daki çalışmalarının sürdüğünü belirterek, “Biz hemen hemen yazıtlarda ne yazıldığını anladık. Şimdi biraz daha teferruatlı şehir için ne anlama geldiğini araştıracağız, bunu öğrenmeye çalışacağız. Onun tabii sistematik şekilde yayınlanması çalışması da var. Ama başka yönleriyle Hattuşa’da kazılar her sene devam ediyor. Sürekli yeni keşif olma ihtimali de var.” diye konuştu.

“Sandığımızdan çok daha fazla sayıda insan, bu yazıya en azından kısmen hakimdi”

İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Metin Alparslan da boya ile Anadolu hiyerogliflerini taşa uygulama örneklerinin çok fazla olmadığına dikkati çekerek, “Şimdiye kadar Sivas civarında bir örneğimiz vardı çok küçük alanda. Şimdi bu örnek, bize gösteriyor ki taşlara daha fazla dikkat etmemiz lazım. Büyük bir ihtimalle şu anda açıkta olan duvarların taşlarının üzerinde de belki öyle işaretler zamanında vardı. Ama onlar günümüze kadar kalmadı. Biz bundan sonraki kazılarda buna özellikle dikkat edeceğiz ve ona göre çalışmalarımızı yürüteceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bulunan 200-250 civarındaki Anadolu hiyeroglifinin kendilerine halka yönelik bu tür yazıtların büyük ihtimalle çok daha fazla olduğunu gösterdiğini aktaran Alparslan, şöyle devam etti:

“Belki bugün açıkta olan birçok duvarın üstünde böyle işaretler vardı. Onlar günümüze kadar kalmadı. Ama belli ki sandığımızdan çok daha fazla sayıda insan, bu yazıya en azından kısmen hakimdi. Yani bu işaretler okunmak için yapılmış işaretlerdir. Dolayısıyla halkın da kısmen okuyabiliyor olması lazım. Bu bizim için önemli. Bunu genellikle kamuya açık alanlarda görüyoruz Anadolu hiyerogliflerini. Ama çok kısıtlı sayıda insanın bunu okuyabileceğini düşünüyorduk. Bu düşünceden sanırım artık vazgeçmemiz lazım. Okuyabilen sayısı ya da kısmen ismini, bazı işaretleri, kralların isimlerini okuyabilen insan sayısı çok daha fazlaydı.”

Kazılara katılan İtalyan Profesör Marazzi de Yerkapı’da bulunan hiyerogliflerin çok şeyi değiştireceğini ifade ederek, “Katı bilimsel bakış açısına göre pek çok şey değişir. Hititler, sadece bazı formlarda değil, aynı zamanda hiyerogliflerle de yazmışlardır. Ancak bildiğimiz kadarıyla hiyeroglifi hiçbir zaman boyamamışlardı. Artık Hititlerin çizdiğini ve kendilerine has kaligrafileri olduğunu da biliyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/hititlerin-baskenti-hattusada-kesfedilen-hiyeroglifler-romada-tanitildi/feed/ 0
Avrasya Tüneli-TEM Anadolu Otoyolu Bağlantı Yolu Açıldı https://www.haber28.com.tr/avrasya-tuneli-tem-anadolu-otoyolu-baglanti-yolu-acildi/ https://www.haber28.com.tr/avrasya-tuneli-tem-anadolu-otoyolu-baglanti-yolu-acildi/#respond Mon, 17 Jun 2024 00:12:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21275 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki trafik yoğunluğunu azaltarak, Avrasya Tüneli’ne yönlendirmek amacıyla yapılan Avrasya Tüneli-TEM Anadolu Otoyolu Bağlantı Yolu açıldı.

Avrasya Tüneli-TEM Anadolu Otoyolu Bağlantı Yolu’nun açılışı Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün tarafından gerçekleştirildi.

Eyigün, burada yaptığı açıklamada, bağlantı yolunun 4 ana istikametin kesişim noktasında bulunduğunu belirterek, TEM bağlantı yolundan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gidilen ana arterin 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden Anadolu Yakası’na gelinirken E5 ve D100 Karayolu’na inilen yol ya da Anadolu Otoyolu’na gidilen yolların ortasında bulunduğunu söyledi.

Eyigün, bağlantı yolunun sürücülere sağlayacağı kolaylıklar hakkında bilgi vererek şöyle devam etti:

“TEM’den gelen sürücülerimiz 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gidiyorken, Çamlıca yokuşunda sabahları özellikle çok ciddi bir yoğunlukla karşılaşırlar. Bu projemizin amacı tam bu yoğunluğun başladığı noktada bir alt geçit tünelimiz var, U dönüşü tüneli diyoruz. Bu U dönüşüyle Anadolu yakasına tekrar dönmek amacıyla sürücülerimiz seyir yaparlardı veya Kartal istikametinden köprüye giderken geriye dönüp Ünalan Mahallesi’ne girmek için kullanırlardı. Bizim burada yaptığımız şey ise bu tünelin devamında 600 metrelik bir ilave yol ekledik. Böylece sabah trafiğinde özellikle köprü yerine Avrasya Tüneli’ne geçmek isteyen sürücülerimizin tam da sıkışıklıkla karşılaştıkları noktada bu seçeneği sunuyoruz kendilerine. Avrasya Tünelimize baktığımızda şu an 15-20 bin sayıda aracın daha bize yönelmesini öngörüyoruz.”

Anadolu Yakası için de Kartal, Pendik, Tuzla istikametinden gelip Kadıköy, Fenerbahçe, Bağdat Caddesi ve Göztepe’ye inmek isteyenlerin de D100 ve E5’i hiç kullanmadan bu bağlantı yoluyla Kadıköy’e inme şansları olduğunu aktaran Eyigün, “Kendisi küçük 600 metrelik bir iş, tünelle beraber 900 metre ama fonksiyonu itibarıyla baktığımızda neredeyse her yöndeki sürücülere fayda sağlayacak bir proje.” dedi.

“Yeni tünel yapmış olmak kadar kapasiteyi yükseltici bir iş yapıyoruz”

Yalçın Eyigün, Avrasya Tüneli’nin günlük rakamları hakkında bilgi vererek, öngörülenden daha hızlı şekilde 10 yılı bulmadan 6,5 yılda garanti sayısına ulaştıklarını kaydetti.

Eyigün, şu an günlük 73-74 bin ortalamasında olduklarını dile getirerek, “Amacımız ise 15-20 bin daha artırarak, özellikle sabah trafiğinde, Anadolu-Avrupa geçişlerinde araçlarımızdan 15-20 binini daha zaman içinde Avrasya’ya almak suretiyle hem Avrasya’nın zaten yakaladığımız, geçtiğimiz garanti eşiğini daha da artırmak hem de 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü bir nebze olsun, yüzde 15-20 ölçüsünde, rahatlatmak ve aynı zamanında gün içinde E5 trafiğinin tamamını Anadolu Yakası’nda Kadıköy’e geçişler gidişler açısından da ferahlatmak.” diye konuştu.

Avrasya Tüneli’nde yaptıkları hesaplamaların öngördükleri gibi çıktığını kaydeden Eyigün, biraz sabredildiğinde geçişlerdeki araç sayısının garantinin ötesinde 20-30 bin bandının üstüne çıkabileceklerini vurguladı.

Eyigün, bağlantı yoluna giden tünelin Avrasya’nın kamu menfaati, kamu finansmanı, kamu maliyesi açısından da faydasını biraz daha artıracak iyi bir proje olduğunun altını çizdi.

Avrasya Tüneli ile beraber Marmaray’a da değinen Eyigün, her iki projenin de insanlara kazandırdığı zamanın gerçek hayatta karşılığının ölçülemez olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Siz bir saatte geçebileceğiniz bir yola Avrasya’yla 4 dakikada geçiyorsunuz karşıya ya da Marmaray’la birkaç dakika içinde Üsküdar’dan Sirkeci’de oluyorsunuz. Bunun karşılığı yok ama maddi anlamda da bizim hesaplarımıza göre her ikisi çoktan amorti ettiler. Kamuya artı değer oluşturdular ve buradaki küçük projemiz fiziksel olarak küçük ama değer olarak çok ciddi bir fayda oluşturacak. İstanbul’a yeni bir fayda anlamında adeta Avrasya Tüneli’nin dörtte biri kadar, beşte biri kadar belki bir yeni tünel yapmış kadar kapasiteyi yükseltici bir iş yapıyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/avrasya-tuneli-tem-anadolu-otoyolu-baglanti-yolu-acildi/feed/ 0
Çevre Bakanı: Türkiye’de tehlikeli ve riskli faylar bulunuyor https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-turkiyede-tehlikeli-ve-riskli-faylar-bulunuyor/ https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-turkiyede-tehlikeli-ve-riskli-faylar-bulunuyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 06:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11426 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’de Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Ege Bölgesi gibi çok tehlikeli ve riskli fayların bulunduğunu belirterek, “Her an 6-7 şiddetinde veya daha yüksek şiddette deprem üretecek bölgeler var. O yüzden ne yapıyorsak, bu depremsellik gerçekliğini bilerek hareket etmek durumundayız.” dedi.

Özhaseki, Aksaray Belediyesi tarafından kentteki bir otelde düzenlenen Aksaray İstişare Toplantısı’nda iş insanları ve kanaat önderleriyle bir araya geldi.

Burada konuşan Özhaseki, Anadolu topraklarının en büyük dezavantajının depremsellik olduğunu söyledi.

Yerin altının çok hareketli olduğunu belirten Özhaseki, şöyle konuştu:

“Hareketli fay sayısı 500’ün üzerinde. Belirli bölgelerden yüzyıllar boyunca faylar kırıldı ve enerji dışarıya vuruldu. Ülkemizde, Kuzey Anadolu Fay, Doğu Anadolu ve Ege Bölgesi gibi çok tehlikeli ve riskli faylar bulunuyor. Her an 6-7 şiddetinde veya daha yüksek şiddette deprem üretecek bölgeler var. O yüzden ne yapıyorsak, bu depremsellik gerçekliğini bilerek hareket etmek durumundayız. Eğer bunu yapmaz da cami yaparken bile emekli ağabeylerin yaptırdığı, mühendisliğe ve bilim adamlarının söylediği şeylere dayanmadan yaparsak emin olun sevabı olmaz. Yarın bir gün yıkılır altında insanlar kalır. Evimizi yaptırırken ‘Allah büyüktür’ diyerek işin altından kalkamayız. Allah büyük evet, isterse her yerde korur. Ama bir de işin gerçeği var. Bizim hepimizin deprem gerçekliğini bilerek hareket etmemiz lazım.”

“‘Gözünü yum, bir kat daha at, ne var ki’ demeyeceğiz”

Bakan Özhaseki, son yüzyılda bu ülkenin denizlerinde ve karasında 6 ve üzeri büyüklüğünde meydana gelen deprem sayısının 231 olduğunu kaydetti.

Bu rakamın sadece yıkıcı deprem sayısı olduğuna dikkati çeken Özhaseki, “Bu depremlerde 130 bin insanımızı kaybetmişiz. Binlerce binalar yıkılmış. Son Kahramanmaraş merkezli depremde bile 850 bin bağımsız birim yıkıldı. Maddi hasar 104 milyar dolar. Biz bunları bilerek hareket edeceğiz. Kaçak yapıp belediyeyle kavga etmeyeceğiz. ‘Gözünü yum, bir kat daha at, ne var ki’ demeyeceğiz. Kendimiz için bunu demeyeceğiz. Ülkeye de çok büyük zararı oluyor. Bu ülkenin de böyle bir gerçekliği var. Bunu bilerek hareket ediyoruz.” diye konuştu.

Özhaseki, bu ülkede fitne odaklarının da bir türlü bitmediğini bildirdi. Bir taraftan ülkeyi bölmek için ırkçı bir mücadele, din tarafından FETÖ ve örgütlerin hiç bitmediğini anlatan Özhaseki, “Bunları destekleyen ülkeler aynı ülkeler. Başta okyanus ötesindeki ülke, Avrupa Birliğinde dost gibi görünen medeniyetimize karşı olan ülkelerin hepsi bunlara destek veriyor. Dost gibi gözüküyorlar ama hepsi destek veriyor. Suriye ve Irak topraklarında PKK’yı eğitenler kimler acaba. Onlar silah ve teknoloji desteği verenler kimler arkadaşlar, bunlar işte. Onlarla da büyük bir mücadeleyi sürdürmeye devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.

“Şehir hastaneleri tüm vatandaşlarımızın emrinde”

Özhaseki, vatandaşların desteğiyle AK Parti’nin 22 yıldır iktidarda olduğuna işaret etti. Ülkenin, bu 22 yıllık dönemde akla gelen her alanda diğer tüm dönemlerde yapılan hizmetlerden birkaç kat hizmet yapıldığını vurgulayan Özhaseki, şunları kaydetti:

“Enerji, sağlık, ulaşım ve her alanda yüzlerce iş yapıldı. Şimdi saymaya başlasam saatlerce sürer. O kadar çok iş yapıldı. Bizler zamanında hastanelerde kuyruklarda beklemiş insanlarız. Saatlerce ilaç yazdırmak için beklediğimizi hatırlarım. Çok şükür şimdi öyle bir şey yok. Şehir hastaneleri tüm vatandaşlarımızın emrinde. Allah’a hamdolsun.”

“Karşıdaki ittifak tarumar oldu, birbirlerini satıyorlar”

Özhaseki, Cumhurbaşkanı seçimlerinde vatandaşların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çok büyük bir destek verdiğini söyledi. MHP ile çıkılan yerli ve milli Cumhur İttifakı ile zafere ulaştıklarını aktaran Özhaseki, şöyle devam etti:

“Karşıdaki ittifak tarumar oldu, birbirlerini satıyorlar. Haklarında denilenleri duyduğumuzda hayretler içerisinde kalıyoruz. Bu kadar muhalifin bir araya geldiği ortamdan bir medeniyetin doğmayacağını biliyorduk. Sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığından bir araya gelmişlerdi. Yıkım ekibi gibi. Dünya görüşleri, sosyal olaylara bakış açıları ve askeri alandaki düşünceleri birbirlerine benzemiyordu. Çok şükür o günler geride kaldı. Şimdi yeni bir seçime gidiyoruz. Allah sonumuzu hayretsin. Geziyoruz, düşündüklerimizi söylüyoruz. İnşallah sonu da hayır olacak.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-turkiyede-tehlikeli-ve-riskli-faylar-bulunuyor/feed/ 0