Zamanında yüzülen derenin şimdilerde yanından geçilmiyor
Tek istedikleri gıda fabrikasının arıtmasını çalıştırması
Kızılcıkorman Mahallesi Muhtarı Mecid Kızıldağ:
“İnsanlar evinde dururken, sokakta gezerken maske takıyor”
“Ben muhtar olarak utanıyorum, buradan kim kime sıkıntı oluşturarak para kazanıyorsa haram olsun”
SAKARYA – Sakarya’nın Akyazı ilçesinden geçmekte olan ve bölgedeki birçok köyün tarım için kullandığı dere, iddiaya göre gıda fabrikasının atıkları sebebiyle kirli akıyor. Yıllardan beri kötü koku ve dere pisliğinden isyan eden mahalleli, fabrikanın önüne kadar yürüyüş eylemi yaptı.
Kzıılcıkorman Mahallesi’nden geçen ve çevre mahallelerden geçerek Mudurnu Deresi ardından da Sakarya Nehri üzerinden Karadeniz’e dökülen derenin, bölgede bulunan GSF Gıda Sanayi Fabrikaları’nın atıklarından dolayı yıllardan beri kirli aktığı iddia edildi. Adeta siyaha bürünen derenin yıllardır bir çözüme kavuşturulmadığı için duruma tepki gösteren mahalle halkı, fabrikanın önüne kadar yürüyerek eylem gerçekleştirdi. Fabrikanın önünde toplaşan mahalle sakinleri ellerindeki ‘Balıklar öldü sıra çocuklarda’, ‘Yeter artık 40 yıl oldu, bıktık’, ‘Doğaya zulüm insana zulümdür’ pankartlarıyla yaptığı yürüyüşte ise jandarma ekipleri geniş güvenlik önlemi aldı. Mahallelinin tek istediği ise fabrikanın arıtma cihazını aktif hale getirip bölgenin pislik ve kötü kokudan arındırılması.
“Artık ceza da işe yaramıyor”
İnsanların mağdur olduğunu belirten mahalle sakini Mehmet Gülşen, “Deremiz hali çok kötü ve yıllardan beri biz bu çileyi çekiyoruz. Dere yakınlarında okul var ve birçok çocuk kötü kokudan dolayı sınıflara giremiyor. Derenin hemen kenarında Kur’an kursu var ve buraya çocuklar gelemiyor. Zamanında biz bu derede yüzerdik şimdi ise siyahlaştı. Köyün içinden geçeni geçtim D-100 kara yolundan geçen insanlar bile kokuya dayanamıyor. Artık köyümüzün ismi ‘Pis kokulu köy’ kaldı. Burada kahvehaneler, lokantalar var kimse buralara gelemiyor. Geçtiğimiz Cuma günü atık suyu bırakan fabrikaya ceza kesildi ve 2-3 gün kapalı kaldı ama bugün yine atık, yine koku var artık ceza da işe yaramıyor” dedi.
“Kokusu ile pisliği artık bizi bezdirdi ve gerekli olan her yere müracaatımızı yaptık”
Yaklaşık 40 yıldan beri kokudan rahatsız olduklarını belirten Kızılcıkorman Mahallesi Muhtarı Mecid Kızıldağ, “Mahallemizin içinden geçmekte olan tarla seviyelerini düşürmek için açılan kanalda 1982 senesinde açılan bu fabrika ürettiği nişasta ve glikoz üretiminin atıklarını kanalımıza bırakıyor. Burası 1982 senesinde açıldı ve o günden bu güne kadar kanala akıtıyor pisliklerini. Kokusu ile pisliği artık bizi bezdirdi ve gerekli olan her yere müracaatımızı yaptık. Dilimizin döndüğünce insanlara anlattık ama hiç kimse bir çare bulamadı ev bu günlere kadar geldik. Çevre mahalle sakinleri muhtarları herkes burada ve bu işten muzdarip, biz de bunu dile getirmek için yürüyüş gerçekleştirdik. Bizim kimseyle sorunumuz yok, art niyetimiz yok. Fabrikanın üretim yapması gerekiyorsa üretimini yapsın ama arıtmasını çalıştırsın. Bu fabrikadan 100-150 kişi ekmek yiyorsa diğer taraftan yoldan geçenler hariç 3 bin, 5 bin kişi kokuyu çekmek zorunda bırakılıyoruz. Muhtarlıkta benim dördüncü dönemim gelen her kaymakama, belediye başkanına ve valiye yani bu işte etkisi olabilecek herkese anlatmaya çalıştım ama herkes topu başkalarına attı. Sağ olsunlar yeni gelen vali ve kaymakam bize sahip çıktı, biz de mahalle halkı olarak düzen içinde eylem yaptık” diye konuştu.
“İnsanlar evinde dururken, sokakta gezerken maske takıyor”
Mahalle halkının çoğunun maske taktığını aktaran Kızıldağ, “Sinekler öyle bir hale geldi ki eşek arısı gibi oldu. Burada insanlar pencerenin camlarını açamıyor, misafir ağırlayamıyor hatta kanala yakın olan insanlar daha kötü durumda. Ben muhtar olarak utanıyorum. Buradan kim kime sıkıntı oluşturarak para kazanıyorsa haram olsun. İnsanlar evinde dururken, sokakta gezerken maske takıyor artık çünkü kokudan durulmuyor. Ben muhtarlık dönemimde defaten temizlettim ama yine de pislik içinde kalıyor” şeklide konuştu.
]]>MUSTAFA USTA
(SİNOP) – Sinop Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) Odası Başkanı Ahmet Mahmut Buruk, “Biz devletimize hizmet etmek için, vergi toplamak için çalışan mükellefle devlet arasında bir köprüyüz. Sırtımızdaki bu yük artık dayanılmaz hale geldi. Geçenlerde bir arkadaşımızı, bir meslektaşımızı mesleği başında kaybettik. Bu nedenle de Türkiye genelinde bir infial oldu. İnanın 7 gün 24 saat çalışıyoruz. Bürolarımızdaki ışıklarımız gece kapanmaz oldu” dedi.
Sinop Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) Odası Başkanı Ahmet Mahmut Buruk, mali müşavirlerin işlerini daha sağlıklı şekilde yapabilmesi için haklı taleplerinin hayata geçirilmesini beklediklerini söyledi. Buruk, şöyle konuştu:
“VERGİ DAİRESİ ARTIK KENDİ MEMURLARINI BIRAKTI, BÜTÜN İŞLERİ BİZE YAPTIRMAYA BAŞLADI”
“Bizim Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan taleplerimiz var. Biz devletimize hizmet etmek için, vergi toplamak için çalışan mükellefle devlet arasında bir köprüyüz. Fakat bizim yükümüz çok ağırlaşmaya başladı. Devletin bizde istedikleri çok çok fazla olmaya başladı. Sırtımızdaki bu yük artık dayanılmaz hale geldi. Geçenlerde bir arkadaşımızı, bir meslektaşımızı mesleği başında kaybettik. Bu nedenle de Türkiye genelinde bir infial oldu. İnanın 7 gün 24 saat çalışıyoruz. Bürolarımızdaki ışıklarımız gece kapanmaz oldu. Görünüşte vergi dairesi, gelir dairesi biz sizden istemiyoruz, biz mükelleften istiyoruz diyorlar. Ama bunu mükellef vermiyor. Sonuçta biz veriyoruz. Evraklar bizim aracılığımızla toplanıyor ve veri haline dönüşüyor, daha sonra da vergi dairesi başkanlığına aktarılıyor. Mesela Nisan ayında vereceğimiz bildirim sayısı 56 tane. 1 ayda değişik bildirimler veriyoruz. Bu bildirimler de artık dayanılmaz hale geldi. Sürekli iş yükümüz artıyor. Ben 37 seneden beri mali müşavirim. Mesleğe başladığım zaman vergi dairesinde çalışan sayımız 70 kişiydi. Bizde çalışan sayısı 4 kişiydi. Şuan da vergi dairesinde çalışan sayısı örnek veriyorum 25 kişi, bizde çalışan personel sayısı 20 kişi.
Vergi dairesi artık kendi memurlarını bıraktı, bütün işleri bize yaptırmaya başladı. Biz Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan süre de istemiyoruz. Vergi dairesi vergi toplamak için kendi almış olduğu beyannameleri alamıyor. Elektronik sistemi buna uygun değil ve her ay çöküyor. Kuyrukta ekmek dönemi gibi kuyrukta beyanname dönemi başladı. Beyannameler kuyrukta bekliyor. Artık saat gece 00: 00’da 01: 00’de bilgisayarları açık bırakıyoruz, gidiyoruz. Artık sabaha kadar onaylanırsa onaylanıyor, onaylanmazsa onaylanmıyor. Bunlar bizi strese sokuyor. İster istemez meslektaşlarımız sinir krizleri geçirmeye başladı. Biz bütün verileri maliye bakanlığı, gelir dairesine veriyoruz. Eskiden kağıt ortamda veriyorduk, şimdi elektronik ortamda veriyoruz. Maliye Bakanlığı bu verileri devletin diğer kamu ve kuruluşlarıyla paylaşabilir ama paylaşmıyor. Biz onlara da ayrıca veriyoruz. Yani aynı verileri değişik değişik kurumlara aynı şekilde veriyoruz.
“MESLEKTAŞLARIMIZIN BEDEN VE RUH SAĞLIĞI BUNU ARTIK TAŞIYAMAZ HALE GELDİ”
Şu anda meslek camiası infial durumuna geçti. Bunun sebeplerinden birisi de enflasyon muhasebesi. Biliyorsunuz, ülkede bir enflasyon var ve yıllardır kalıcı hale geldi. Enflasyonun yüksek olmasının sebebi hiçbir zaman muhasebeciler olmadı ama bütün yükü biz çekiyoruz. Nedir bu yük derseniz. 2023 yılı sonu itibarıyla artık enflasyon muhasebesine geçildi. Sebep nedir? 3 yılın ortalaması yüzde 100’ü aştığı için son yılın enflasyonu da 110’u aştığı için yasa gereği enflasyon muhasebesine geçilmek zorunda kalındı. Ona da kabul. Enflasyon muhasebesi ne zaman yapılır? Bilanço çıkarılarak yapılır. Biz bilançoyu normal şartlarda her yılın sonunda çıkarıyoruz. Bizim her yıl sonu bilanço çıkarmamız gerekirken, gelir dairesi 3 ayda bir çıkarmamızı söylüyor. 3 ayda bir bilanço çıkmadan zaten enflasyon muhasebesi olmuyor. O nedenle biz gelir dairesine diyoruz ki, eğer bizim düzgün enflasyon muhasebesi yapmamızı istiyorsanız bize eskiden olduğu gibi yıllık bilançoları yıllık isteyin. Biz bu iş yükü altında eziliyoruz. Artık dayanılmaz bir seviyeye geldi. Meslektaşlarımızın beden ve ruh sağlığı bunu artık taşıyamaz hale geldi. Bizim sesimize kulak verin. Biz artık bu mesleği yapacak halde değiliz.”
]]>Zaman zaman duygusal anlar yaşadığı gözlenen Akşener’in 19 dakikalık konuşmasının sonunda John F. Kennedy’nin sözünden de alıntı yaparak “Kennedy’nin çok meşhur bir sözü vardır; ‘Zaferin bin babası vardır, mağlubiyet yetimdir’ der. İşte ben o bin babanın kaçıştığı yerde o yetim mağlubiyeti öksüz bırakmadım. Haksız olduğumuz için değil söz verdiğim için bırakmadım başarısızlığı ben aldım artık, başarıyı sizler yakalayacaksınız. bedeli ben ödedim artık, hesabı siz tutacaksınız” ifadelerini kullandı.
SALT ÇOĞUNLUK ARANACAK
Kongrede tüzük gereği genel başkanlık seçiminde 1311 delegenin salt çoğunluğu aranacak. Tüm delegelerin katılması halinde beş adaydan birinin ilk turda 656 oy alması gerekiyor. Bu sayıya hiçbir aday ulaşamazsa seçim ikinci tura kalacak. Bu turda da yine salt çoğunluk aranacak. Hiçbir aday seçimlerde salt çoğunluğa ulaşamazsa en çok oyu alan 2 aday 3’üncü tura kalacak.
DIŞARIDAN KATILIMCI YOK
Kurultay delegeleri, il, ilçe ve belediye başkanları ile önceki dönem milletvekilleri dışında salona dışarıda katılımcı alınmadı. Tepki çeken bu kararı Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun “Salonun fiziki şartları nedeniyle katılımcı kısıtlaması getirildi” sözleriyle savundu.

4 ADAY YARIŞIYOR
5. olağanüstü kurultayda Koray Aydın, Müsavat Dervişoğlu, Tolga Akalın ve Günay Kodaz genel başkanlık için yarışıyor.
Akşener’in açıklamalarından satırbaşları;
“Bugün karşınızda bu kürsüden son kez konuşuyorum. Çünkü bugün emaneti devretme günü. Hayatımın 30 yılını farklı dönemlerde memleketimizin geleceği devletimizin güvenliği için siyaset sahnesinde çalışarak geçirdik. Beni motive eden tek bir şey vardı o da tüm eğitim hayatım boyunca beni parasız yatılı okutan milletimize ve her geçen gün tahrip edilen devletimize karşı vefa borcumu ödemekti. Bu uğurda 30 yıl boyunca bir kadın olarak zorluklarla iftiralarda tehditlerle karşılaştım. Her devrin ahlaksızlarıyla mücadele ettim. Zihnim de vicdanım da rahat oldu. Hiçbir zaman kişisel bir çıkarım olmadı. Hiçbir zaman utanacağım bir yaram olmadı. Hiçbir zaman vicdanımı susturabilecek bir güç olmadı. Yalan dolana hiç tahammülüm olmadı. Tehdide hiç eyvallahım olmadı. Toz zerresi kadar korkum da olmadı.
“CAZİP TEKLİFLER BENİ SUSTURAMADI”
Milletin hakkı için karşısında durduklarımın parmak sallayan elleri beni yıldıramadı cazip teklifleri beni susturamadı makam vaatleri beni durduramadı tutuklanacaksın tehditleri umurumda bile olmadı. Verdiğim tüm kararların hep arkasında durdum bugün de durmaya devam ediyorum. 28 Şubat’ta ölümle tehdit edilmeme rağmen vesayetçilere karşı tutum aldım. 2010 yılında herkes yetmez ama evet diye diye ortalıkta gezinirken iktidarın en tepesi dahil olmak üzere önde gelenlerine bizzat gittim söyledim yapmayın bu garabet sizi de vuracak dedim maalesef ki milletimiz devletini sokaktan köprüden toplamak zorunda kaldı ve haklı çıktım. 2018’de 2019’da 2020’de ve 2023 yılında da milletle inatlaşılmaz diyerek hem iktidar hem ana muhalefeti uyardım. Herkes sustuğunda bile milletin sesini haykıran oldum. Şahsıma her türlü hakareti küfrü edenler iftiraya sarılanlar bugün benimle aynı şeyleri söylemeye başladılar. Bazıları kısık sesle de olsa haklıymış bile diyenler var. Ne diyeyim sabah şerifleriniz hayır olsun.

“SATIN ALINMIŞLARA KARŞI YÜREKTEN İNANMIŞLARIN MÜCADELESİNİ YÜRÜTTÜĞÜMÜZÜN FARKINDAYDIM”
Gelelim bugüne yani 2024’e… Yetkili kurullarımızın kararı doğrultusunda 31 Mart seçimlerine hür girdik. İYİ Parti’yi kavgalara korkulara mahkum edilen milletimize yeni bir seçenek kurmak için kurmuştuk. Ben de bugüne kadar hem kendimin hem de partimizin aldığı tüm kararların arkasında durduğum gibi bu kararın da arkasında durdum. Ne kadar zorlu bir yola çıktığımızın farkındaydım. Karalamalarla üzerimize gelineceğinin farkındaydım. Satın alınmışlara karşı yürekten inanmışların mücadelesini yürüttüğümüzün farkındaydım. Bedel ödeme sırasında da en önde karşınızda duruyorum.
“GEREKTİĞİNDE BEDEL ÖDEMEYİ BİLDİM”
Gerektiğinde bedel ödemeyi bildim. Bundan dolayı asla pişman olmadım, bugün de pişman değilim. Bugün üzerime düşen her şeyi yapmış olmanın huzuruyla son kez karşınızdayım. Hiçbir hesaba pazarlığa girmeden milletin sesini duyurmuş olmanın mutluluğu ile son kez karşınızdayım. Duruşumuzu pazarlık masalarına meze ettirmemiş olmanın gururuyla son kez karşınızdayım. İYİ Parti’yi kurduğumuz ilk günkü gibi bir an bile pes etmeden mücadele etmiş olmanın gönül rahatlığı ile karşınızdayım. Allah herkese böyle veda etmeyi nasip eylesin. Bu günlere çiçek bahçelerinden değil mayın tarlalarından geçerek geldik.”

“ZAFERİN BİN BABASI VARDIR, MAĞLUBİYET YETİMDİR”
Kennedy’nin çok meşhur bir sözü vardır; “Zaferin bin babası vardır, mağlubiyet yetimdir” der. İşte ben o bin babanın kaçıştığı yerde o yetim mağlubiyeti öksüz bırakmadım. Haksız olduğumuz için değil başarısızlığı ben aldım artık başarıyı sizler yakalayacaksınız bedeli ben ödedim artık hesabı siz tutacaksınız. Kiminiz abla kardeş diye geldiniz benden bir yuva istediniz ben de İYİ Parti’yi sizlere bir ev yuva yaptım. Yıkmak dağıtmak isteyenlere çökmek isteyenlere müsaade etmedim. Bugünden sonra artık bu evi siz koruyacaksınız. Bu eve artık siz bakacaksınız. Yolunuz bahtınız açık olsun.”
]]>Olay, saat 16.30 sıralarında Sarıyer Tarabya Mahallesi Pamuk Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yabancı uyruklu bir şahıs taksici Yaşar Yanıkyürek’in (58) kullandığı 34 TFY 89 plakalı ticari taksiye bindi. Taksici ve yabancı uyruklu şahıs taksi ücreti konusunda tartıştı. Şahıs, Yanıkyürek’i 5 yerinden bıçaklayarak araçtan atıp, araçla birlikte kaçtı. Yanıkyürek’i gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, taksicinin hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından Yaşar Yanıkyürek’in cansız bedeni Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Polis ekipleri şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı. Yapılan çalışmalar sonunda şüpheli Y.B. (42) kısa süre içinde olayda kullandığı bıçakla ve taksiyle birlikte yakalandı.
“Taksicilerin kaderi bu olmasın”
Öldürülen taksicinin meslektaşları saldırıya tepki gösterdi. Yaşar Yanıkyürek’in iş arkadaşlarından İlyas Uzun, “Olayın Tarabya’da olduğunu öğrendik. Yabancı uyruklu olduğu iddia edilen kişi para istiyor. Arkadaşımız da direnince öldürüyorlar. Daha sonra kendisini caddeye atıyorlar, arabayı da alıp kaçıyorlar. Bildiğimiz bu şu anda. Bıçakla öldürdüler. Gasp amaçlı biniyorlar. Saldırganlar yakalanmışlar. Şunu söylemek istiyorum; güvenliğimiz klasik sözler gibi yok, el kaldıranı alıyoruz. Güvenlik konusunda kime müracaat edelim, kime bir şeyler söyleyelim? Allah var yukarda, herkesin çocukları var. Sabah işe gittiğimiz zaman gece evimize dönebilelim artık arkadaşlar. Taksicilerin kaderi bu olmasın yani. Bizim talebimiz taksilerimizi daha güvenli hale nasıl getirebiliriz. Bunu bizden daha iyi bilenler var ama bunu uygulamaya getirsinler bir an önce. Yeter artık yani biz ölmek istemiyoruz artık, çoluğumuz çocuğumuz var” ifadelerini kullandı.
Taksici Tuncay Tek, “Cebimizde birkaç yevmiye birikiyor, patronları da göremiyoruz. Tabii biz paraları ayrı ayrı tutuyoruz, bazen bozuk olmuyor, diğer işin parasından para üstü çıkartıyoruz. O anda da yolcu gördüyse tabii toplu parayı, o hamleye yelteniyor. Yakın zamanda üç mermi ile öldürülmüş bir arkadaşımız var. Vatandaşı alıp evine bırakırken arkadan üç tane mermi sıkıyor. Bu güzelliklere, iyiliklere karşı bunlarla mı karşılaşacağız. Parası olan da olmayan da biniyor arabalarımıza. Kesinlikle kimseyi yolda bırakmıyoruz. Şu karşılaştığımız olaylar bizi çok yıpratıyor. Allah rızası için buna bir çare bulunsun. Belediye başkanlarımızdan, yetkililerden, hepsinden rica ediyoruz buna bir önlem alsınlar. Biz de kendimizi bu ölümlerden kurtaralım” şeklinde konuştu.
“Çok dürüst çalışan bir adamdı”
Öldürülen taksicinin iş arkadaşlarından Taner Kiziroğlu, “Hiç kimseye yanlışı olmadı bu zamana kadar, kimseye de yanlış yapmadı. Çok dürüst çalışan bir adamdı, yazık oldu yani. Artık bir an önce bunlara bir çare bulmaları lazım. Ben de 23 yıllık taksiciyim. Herkesin çoluğu çocuğu var. Adamın torunları vardı, yazık günah yani. Artık güvenlikli bir şekilde olsun da kabin mi oluyor ne olursa olsun” ifadelerini kullandı.
“Devletin artık bu taksici cinayetlerine bir el atması lazım”
Gözyaşlarına hakim olamayan Murat Yavuz, “Onun yerinde ben çalışıyordum. Aynı arabada 15 sene çalıştım. Ben geceye geçtim, onu gündüze aldılar. Bir ay oldu daha, kısmet. Çok üzgünüz, çok sevdiğimiz bir arkadaşımızdı. Devletin artık bu taksici cinayetlerine bir el atması lazım. Kabin koyulması lazımsa koyulsun. Bir şeyler yapılması lazım artık” dedi. – İSTANBUL
]]>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, geleneksel bayramlaşma programında; “31 Mart sadece bir sonuç değildir. 31 Mart’ta çok tarihi bir yerel başarı elde ettik. Belediye başkanlarımız hem İstanbul’da hem ülkemizin dört bir yanında halkçı belediyecilik uygulamaları gerçekleştirecekler. Ama 31 Mart aynı zamanda yeni bir başlangıçtır. Türkiye demokrasi mücadelesinin yeni bir başlangıcıdır. Artık bu şehirde insanlar geleceğe dair umutlanmaya başladı. Artık bu şehirde gençler geleceğini yurt dışında aramak yerine güzel ülkemizin, demokrasi mücadelesini bizlerle birlikte vermeye karar verdiler. Artık gençler geleceğini yurt dışında aramak istemiyor. Gençler kendi ülkesine değer katmak istiyor. Ben bunu aldığım telefonlarda, sokaktan önümüzü çeviren gençlerde görüyorum” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın geleneksel bayramlaşma programı, Seyrantepe’de bulunan İl Başkanlığı binasında yapıldı. Programa ilçe başkanları, yeni seçilen belediye başkanları ve bir çok partili katıldı. “Çifte Bayram yaşıyoruz İstanbul’da ve Türkiye’de” diyerek sözlerine başlayan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, şunları söyledi:
“ÇİFTE BİR BAYRAM YAŞIYORUZ İSTANBUL’DA VE TÜRKİYE’DE”
“Aramızda çok kıymetli belediye başkanlarımız var, yeni göreve başlayan. Gençlik kollarımızı onlara İstanbul’un muhafızları diyor. Çok kıymetli İstanbul’un muhafızları, belediye başkanlarımız, kadın kolu başkanlarımız, gençlik kolu başkanlarımız, mahalle birim sorumlularımız çok kıymetli meclis üyelerimiz, değerli il yöneticisi arkadaşlarım, çok kıymetli partililerimiz, hepinizin bayramınızı kutluyorum. Nice güzel bayramlarda hep birlikte olmak dileğiyle. Bayramın dayanışma ruhunun, bayramın, kardeşlik ruhunun, bayramın sevgi duygularının bütün günlere yayılmasını diliyorum. Çifte bir bayram yaşıyoruz İstanbul’da ve Türkiye’de. Birincisi Ramazan Bayramı’nda sizlerle birlikteyiz. Ramazan Bayramı’nın tabi dünyaya barış getirmesini diliyorum öncelikle. Ne yazık ki dünyada vekalet savaşları devam ediyor. Ülkemizin kuzeyinde bir savaş halen devam ediyor. Orta Doğu halen yangın yeri. Orta Doğu’da Gazze’de Filistin’de masum çocuklar, insanlar katlediliyor. Dolayısıyla Ramazan Bayramı’nın bütün dünyaya barış getirmesini diliyorum. Dünyadaki savaşların bir an önce sona ermesini diliyorum ve Ramazan ayının birlik beraberlik duygularının ülkemizin birlik beraberlik duygularına katkı sunmasını diliyorum. Birliğe, beraberliğe içinde bulunduğumuz coğrafyada bu zamanlarda her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Çünkü kendi içerisinde birlik beraberliğini sağlayamayan ülkelerin ne hale geldiğini yanı başımızdaki ülkelerden görüyoruz. Dün Suriye’de gördük. Daha önce Irak’ta gördü. Eğer bir ülke kendi içerisinde çeşitli ayrışmalar yaşıyorsa, sosyal, siyasal, etnik, mezhepsel bölünmeler yaşıyorsa birileri oraya barış getireceğim diye geliyorlar. Milyonlarca insanı katlediyorlar, şehirleri yok ediyorlar. Şehirlerin kültürünü yok ediyorlar. Bu yönüyle birlik beraberliğimizin daim olmasını diliyorum. Ramazan bayramının birlik ve beraberliğimizi pekiştirmesini diliyorum.
“31 MART’TA TÜRKİYE BÜYÜK BİR DEMOKRASİ BAYRAMI YAŞADI”
Tabi bir yönüyle çifte bayram yaşıyoruz dedik. 31 Mart’ta Türkiye büyük bir demokrasi bayramı yaşadı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem İstanbul’da hem yurdun dört bir yanında tarihi bir başarı elde ettik. Partimiz çok uzun yıllar sonra birinci parti oldu. İstanbul’da büyükşehir belediyesini yeniden kazandık. 26 ilçe belediyesi kazandık ve meclis çoğunluğunu sağlamış olduk. 31 Mart’tan beri İstanbul’da insanların yüzü gülmeye başladı. Daha önce bir konuşmada ifade etmiştim. 31 Mart’tan beri bu şehirde çocukların yüzü gülüyor, gençlerin, kadınların, emeklilerin, emekçilerin yüzü gülüyor ama İstiklal Caddesi’nin de yüzü gülüyor demiştim. Galata Kulesi’nin de yüzü gülüyor demiştim. Üsküdar’da Validebağ Korusu’nun da yüzü gülüyor ve Taksim’de Gezi Parkı’nın da yüzü gülüyor 31 Mart’tan bu yana. ve demir parmaklıklar arkasında Gezi mücadelesinde hep birlikte omuz omuza mücadele verdiğimiz ama bugün demir parmaklıklar arkasında olan yol arkadaşlarımızın da yüzü gülüyor. Mesela Tayfun Kahraman’ın yüzü gülüyor şu anda.
“ARTIK GENÇLER GELECEĞİNİ YURT DIŞINDA ARAMAK İSTEMİYOR”
Hani demiş ya şair; ‘Haberin var mı taş duvar, demir kapı kör pencerem… Yastığım ranzam, zincirim uğruna ölümlere gidip geldiğim zulamdaki masum resim, haberin var mı? Görüşmecim yeşil soğan göndermiş, dağlarına bahar gelmiş memleketimin….’ Memleketine bahar geldi. Dağlarına bahar geldi memleketimizin 31 Mart’tan bu yana. 31 Mart’tan sonra Genel Başkanımızı İstanbul’da bir ses tellerinden bir operasyon geçirdi. Ziyaret etmeye gittiğimde 25 yaşında bir hanımefendi önümü çevirdi. Kadıköy İlçe Başkanımızla beraberdik. Şişli İlçe Başkanımız da yanımızdaydı. Dedi ki ‘Başkanım Allah hepinizden razı olsun. Ben Almanya’ya gidecektim. Bütün işlemlerimi yaptırdım pasaportu vizesi her şey tamam. Artık gitmek istiyordum. Ama 31 Mart gecesi bu ülkede gitmemeye karar verdim. Çünkü çok umutlandım’. 31 Mart sadece bir sonuç değildir. Evet 31 Mart’ta çok tarihi bir yerel başarı elde ettik. Belediye başkanlarımız hem İstanbul’da hem ülkemizin dört bir yanında halkçı belediyecilik uygulamaları gerçekleştirecekler. Ama 31 Mart aynı zamanda yeni bir başlangıçtır. Türkiye demokrasi mücadelesinin yeni bir başlangıcıdır. Artık bu şehirde insanlar geleceğe dair umutlanmaya başladı. Artık bu şehirde gençler geleceğini yurt dışında aramak yerine güzel ülkemizin, demokrasi mücadelesini bizlerle birlikte vermeye karar verdiler. Artık gençler geleceğini yurt dışında aramak istemiyor. Gençler kendi ülkesine değer katmak istiyor. Ben bunu aldığım telefonlarda, sokaktan önümüzü çeviren gençlerde görüyorum.
“TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ MÜCADELESİ YENİ BAŞLAMIŞTIR”
Bir mutluluk daha Cumhuriyet Halk Partisi için. Dün büyük mutluluk duyduğum bir telefon konuşması yaptım. Kıymetli bir yol arkadaşımız beni aradı. Çok duygulu bir sesle bana şunu söyledi, ‘Dün babamı ziyaret ettim mezarlıkta. Mezarının başında babama dedim ki, baba gözün aydın, partin Türkiye’de birinci parti oldu.’ Hem Cumhuriyet Partisi’nin her bir bireyi olarak hem de bu ülkede yaşayan gençler olarak bu ülkenin insanları olarak çok mutluyuz, çok gururluyuz, çifte bir bayram yaşıyoruz. Ancak yeni başlıyoruz. Türkiye’nin demokrasi mücadelesi yeni başlamıştır ve sizlerle birlikte kıymetli yol arkadaşlarımızla birlikte Türkiye’nin demokrasi mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Sizleri güneşin altında biraz beklettik. Gelenekselleşmiş bir durumdur bayramlaşma törenlerinin il binasında yapılması. Her bayramda bayramın ikinci günü ilçe binalarında yapılır bayramlaşma töreni. Sonrasında da il binasında bir bayramlaşma töreni yapılır. Partililer birbirleriyle bayramlaşırlar. Ama belki bu geleneği de önümüzdeki Kurban Bayramı’nda değiştirebiliriz. Şimdi belediye başkanı arkadaşlarımla konuştum. Kurban Bayramı’nda bir salonda bir bayramlaşma töreni düzenleyelim. Onu da bir belki sahne gösterimiyle, belki bir konserle pekiştirelim. Hep birlikte güzel ve keyifli anlarımız olsun. Bu güneşin altında da sizleri bekletmemiş olalım. Tabi aramızda çok değerli büyüklerimiz var. Çok kıymetli yol arkadaşlarımız var. Bayramlar hep büyüklerimizi ziyaret ettiğimiz, onların ellerini öptüğümüz günlerdir. Aramızda önceki dönem il başkanlarımızdan, önceki dönem genel başkan yardımcılarımızdan ve önceki dönem milletvekillerimizden Mustafa Özyürek başkanımız var. Ben izin verirseniz bu anlamlı günde Mustafa Özyürek başkanıma mikrofonu takdim etmek istiyorum ve duygularını sizlerle paylaşmasını istiyorum.”
İl Başkanı Özgür Çelik’ten sonra söz alan Mustafa Özyürek ise şunları söyledi:
CHP İSTANBUL ESKİ İL BAŞKANI MUSTAFA ÖZYÜREK: “BU SEFER İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ TAMAMLAYACAĞIZ”
“Ben 89 seçimlerini yöneten İl Başkanı Mustafa Özyürek. O zaman da Büyükşehir’i Allah selamet versin Nurettin Sözen’den ve diğer bütün ilçeleri aşağı yukarı kazanmıştık. Büyük bir coşkuydu büyük bir başarıydı. O zaman da planımız şuydu. Rahmetli Erdal İnönü ve rahmetli Deniz Baykal’la birlikte bu başarıyı perçinleyelim genel seçimlerde bu başarımızı devam ettirelim ve partimizi iktidara taşıyalım istedik. Fakat ne yazık ki parti içindeki bazı tartışmalar, parti içindeki bazı karşılıklı suçlamalar ve arkasından belediyelerimizdeki başarısızlık bizi iktidara gitmekten alıkoydu. O olaylardan, o günlerden de dersi olarak öyle inanıyorum ki bu sefer bu iktidar yürüyüşümüzü tamamlayacağız. Türkiye artık Cumhuriyet Halk Partisi’ni özledi. Türkiye Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesini istiyor. Bütün Anadolu’da bunun emarelerini görüyoruz. Bunun uyanışını görüyoruz. İstanbul’dan başlayan bu mücadele Ekrem İmamoğlu ve il başkanımızın başlattığı değişimle başlayan bu mücadele bizi öyle inanıyorum ki iktidara götürecek. Benim gibi geçmişte il başkanlığı yapmış, geçmişte görevlerde bulunmuş, artık 85 yaşına gelmiş birisinin sizlerin başarısı dışında hiçbir dileği olamaz. Bize ne düşerse elimizden ne gelirse sonuna kadar yapmaya hazırız. İl Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Bütün belediye başkanlarımızı kutluyorum. Belediye meclis üyelerimizi kutluyorum. İnanıyorum ki İstanbul’u en iyi şekilde yönetecekler ve bizi iktidara taşıyacaklar” dedi.
]]>
Binlerce yurttaşın, ellerinde Türk Bayrakları ile doldurduğu Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda Mersinlilere seslenen Seçer, kendisini yeniden Başkan seçen Mersin halkına teşekkürlerini iletip, herkesin belediye başkanı olduğunu vurguladı.
BAŞKAN SEÇER’DEN MERSİNLİLERE: “ZAFERİNİZ KUTLU OLSUN”
Mersinlilerin, ‘Mersin Seninle Gurur Duyuyor’ sloganları eşliğinde konuşmaya çıkan Başkan Seçer, “Ben de Mersinle, Mersin’in güzel insanıyla gurur duyuyorum. Zaferiniz kutlu olsun. Sayılı gün çabuk geçer, Mersin için Vahap Seçer. Ne demiştik; ‘Vahap Seçer, Mersin geçer’ işte geçti. ‘Kendinizi yormayın, boşuna koşturmayın. Mersin Başkanı’nı 2019’da seçti. Mersinli memnun’ dedik, inandıramadık. Biraz yoruldular. Devir değişti. Mersin; Atatürk’ün kenti olduğunu tescil etti. ‘Türkiye’de rekor oy Mersin’den çıkacak’ dedik, inanmadılar bize. Mersin’den Türkiye’ye mesaj göndereceğiz; Mersin’in birlik, beraberlik, Mustafa Kemal’in kenti olduğu mesajını Mersin’den göndereceğiz demedik mi? Ne dediysek o” dedi.
“MERSİN HEP GÜZELDİR, MERSİNLİLER HEP GÜZELDİR”
Mustafa Kemal’in izinden gittiklerini vurgulayan Başkan Seçer, “Biz bu ülkeyi kurtaranların, Cumhuriyet’i kuranların, cesur ve yürekli insanların izinden gidenleriz. Mersinlilere teşekkür ediyorum. Anamur, Aydıncık, Mezitli, Silifke, Tarsus, Toroslar, Yenişehir kazanıldı. Ne dediysek o. Mersin kırmızıya boyandı. Mersinliler; Mersin hep güzeldir, Mersinliler hep güzeldir. Mersinliler her şeyin iyisini, doğrusunu yapar. Şimdi bu seçimlerde Türkiye’ye şu mesajı verdiler; büyükşehirde rekor oy çıkardılar”diye konuştu.
“HERKESİN BELEDİYE BAŞKANIYIZ”
Mersin’den vatandaşların Meclis’te yaşanan engellemelere de artık ‘dur’ dediğini sözlerine ekleyen Başkan Seçer, “‘5 yıldır bu Meclis Vahap Başkan’a çok zülüm çektirdi. Artık bir 5 yıl daha buna bizim gücümüz yok. Meclis çoğunluğunu Vahap Başkan’a verelim. Rahat rahat Mersin’e hizmet etsin’ dediler. Öncelikle Tarsus’ta, Akdeniz’de, Toroslar’da, Mezitli’de, Yenişehir’de, Çamlıyayla’da, Erdemli’de, Silifke’de, Aydıncık’ta, Bozyazı’da, Anamur’da, Mut’ta, Gülnar’da bizlere destek olan Mersinlilere teşekkür ediyoruz. Sadece bize oy veren değil, vermeyen yurttaşlarımızın canı sağ olsun. Onlar bizim yurttaşımız. Biz; şerefli, onurlu Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarıyız ama herkesin belediye başkanıyız” ifadelerini kullandı.
“SEÇİMİ MERSİN MODELİ BELEDİYECİLİK KAZANDI”
Başkan Seçer, seçim süreci boyunca emek veren herkese teşekkür ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir teşekkürüm de; Mersin’de yaşayan 2.5 milyon vatandaşımıza, buradaki sığınmacılara, misafirlere 5 yıldır gecesini gündüzüne katarak hizmet eden 11 bin mesai arkadaşıma. Eğer Mersin Büyükşehir Belediyesi hizmetleriyle Türkiye’de Mersin’den söz ettirdiyse onların eseridir, onların emeğidir. Seçimi Mersin modeli belediyecilik kazandı. Seçimi Mersinlilerin memnuniyeti kazandı. Herkese teşekkür ediyorum, Mersin’e teşekkür ediyorum.”
“VATANDAŞ; İKTİDARA, HAYAT PAHALILIĞINA, KAYIRMACILIĞA, TALANA, İSRAFA ‘YETER’ DEDİ”
Türkiye’de artık yeni bir siyasi döneme girildiğini vurgulayan Başkan Seçer, “Bu seçimde Türkiye kırmızıya boyandı. Artık Türkiye’de yeni bir siyaset dönemi, Türkiye’de yeni bir yol açıldı. Vatandaş iktidara ‘dur, yeter sizden çektiğimiz’ dedi. Hayat pahalılığına ‘yeter’ dedi, kayırmacılığa ‘yeter’ dedi. Talana, israfa ‘yeter’ dedi. Artık sıra şimdi bir başka seçime geldi. Şimdi vatandaş şunu diyecek; ‘yeter artık. Yerelde Cumhuriyet Halk Partisi’ne iktidarı verdik, genelde de Cumhuriyet Halk Partisi’ne iktidarı vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“MERSİN İLKLERİN MEMLEKETİ”
Zor şartlarda Mersin için çok çalıştıklarını, birçok olumsuzlukla uğraştıklarını anlatan Seçer, “Fakirin, garibin, gurebanın yanında olduk. Kadınları, çocukları çok sevdik, baş tacı yaptık. Yaşlılarımızın yanında olduk, onları kimseye muhtaç etmedik. Bedava çorba dağıttık, adımız; ‘Çorbacıya’ çıktı. 5 liraya ekmek verdik, 10 liraya 3 kap yemek verdik. Öğrencilerin Vahap amcası; toplu taşımada çocuklarımıza ‘1 lira’ dedi. Vahap Amcaları sahili ranta değil halka açtı, onlara dünyanın en güzel okuma salonunu yaptı. Çocuklarımıza dünyada ilk ve tek sebze halinde kreş açtık. Mersin; ilklerin memleketi” dedi.
“MERSİN’İ YÜCELTELİM, MERSİN’İ DÜNYANIN EN SAYGIN KENTİ YAPALIM”
İkinci görev sürelerinde de Mersin’in şahlanarak, huzurun, mutluluğun ve istikrarın devam edeceğini kaydeden Seçer, “Yine Mersinliler Vahap Başkanlarına güvenecek ve inanacaklar. Hiç merak etmeyin. Biz biriz, bir aradayız. Mersin küçük Türkiye’dir. Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Orta Anadolu’ya Mersin’de gelip yaşayan, kökleri hala orada olan her yurttaşım kendini Mersinli hissetsin. Şerefle ve onurla; ‘Mersinliyim’ desin. Mersin’i yüceltelim, Mersin’i dünyanın en saygın kenti yapalım” diye konuştu.
“HUZURLA VE UYUMLA ÇALIŞACAĞIZ”
Gece-gündüz yoğun bir şekilde çalıştıklarını ancak yorulmadıklarını belirten Seçer, şöyle devam etti:
“Kuvvetimiz ve azmimiz yerinde. Daha fazla çalışacağız ve sizlere daha fazla hizmet edeceğiz. Yeni ve genç belediye başkanlarımızla bir olacağız, birlik olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Birleşe, birleşe kazanacağız. Huzurla ve uyumla çalışacağız. Memnuniyetle sizlere hizmet edeceğiz. Mersin hep böyle kalsın, hep mutlu olalım, birbirimizi daha çok sevelim, birbirimize daha çok sahiplenelim. Çalışınca ve azmedince oluyormuş. Sandıkları patlattınız.”
“HEPİNİZİ SEVİYORUZ, HEPİNİZİ SAYIYORUZ, HEPİNİZ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”
Anamur’dan Tarsus’a Çamlıyayla’dan Mut’a tüm Mersinli yurttaşlara seslenen Başkan Seçer, “Biz Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanıyız ama hepinizin belediye başkanıyız. Ayrım yok, toprağın yedi kat dibine gömdük onu. Artık Mersin’de ayrımcılık tarihe karıştı. Herkesin kimliği onun onurudur, şerefidir. Her yurttaşım devlet karşısında eşit yurttaştır. Kimse bir diğerinden daha değerli değildir, herkes bizim için değerlidir. Hepinizi seviyoruz, hepinizi sayıyoruz, hepiniz için çalışacağız. Biz biriz, beraberiz, biz Mersin’iz, Türkiye’yiz” diyerek konuşmasına son verdi.
Başkan Seçer, daha sonra CHP’li ilçe belediye başkanları ile birlikte zafer pozu verdi.
]]>İzmir’in en köklü kulübü olan Karşıyaka, 31 Mart Yerel Seçimlerine az bir süre kala yönetim, sporcular, camia ve binlerce taraftar birleşip, senelerdir yapımını bekledikleri yeni stadyum için Türkiye’nin ilk taraftar mitingini gerçekleştirdi. 2015 yılında yeni stadyum projesi kapsamında yıkılan eski Karşıyaka İlçe Stadı’nın atıl kalan arazisinde düzenlenen mitingde açıklamalarda bulunan Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı İlker Ergüllü, “Öncelikle değerli vaktini ayırıp buraya gelen herkese çok teşekkür ediyorum. Taraftarımızın bu hafta başı yaktığı ateşe biz de yönetim olarak eşlik ettik. Sonucu da şu anda gördüğüm kadarıyla muhteşem oldu. Karşıyaka Spor Kulübü her şeyden önce bir eğitim öğretim kurumudur. Yıllarca birçok gence spor hayatıyla birlikte kötü alışkanlıklara bulaşmadan büyüme imkanı sağlamıştır. Birçok sporcu yetişmesini sağlamıştır. Burası da bizim okul binamızdır. 10 yıl önce burası bilmediğimiz bir sebepten dolayı yıkıldı ve biz artık geri istiyoruz. İzmir’in önde gelenleri bize destek olmalı ve Karşıyaka stadyumunu geri almalı. Sizlere de bunun için büyük bir iş düşüyor. Hep beraber bunu başaracağız” dedi.
“Karşıyaka’nın stada ihtiyacı var”
Söz hakkı verildiği için mutlu olduğunu ifade eden Karşıyaka Spor Kulübü Kaptanı Haydar Yılmaz, “Bu tarz konuşmalara çok alışık değilim. Karşıyaka’nın bu stada çok ihtiyacı var. Bu haklı bir isyan ve haklı bir direniştir. Karşıyaka stadını istiyor. Hep birlikte bunu başaracağız” dedi.
“Yeter diyoruz”
Karşıyaka Voleybol oyuncusu Selen Naz Kıran, “Kulübümüzün stadyumu yıkıldı maalesef yıllar geçmesine rağmen yerine bir türlü yeni tesis yapılmıyor. Artık bu duruma sessiz kalmak mümkün değil. Yıllardır umutla gelecek günleri bekliyoruz fakat artık sabrımız tükeniyor. Buradaki o eski heyecanı yıkıntılar ve umutsuzluklar almış durumda. Yıllarca emek verdiğimiz ter döktüğümüz ve ruhumuzu verdiğimiz bu alanı geri istiyoruz. Sadece bir spor tesisi değil aynı zamanda topluluk merkezi olacak stadyumumuz için yetkililerden bir adım bekliyoruz. Karşıyaka Spor Kulübü olarak artık yeter diyoruz” şeklinde konuştu.
“Stadyumu hak ediyoruz”
Karşıyaka’da doğup büyüdüğünü ve bu kulüpte yetiştiğini dile getiren Mert Celep: “Buradaki herkese verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ediyorum. Çok mutluyum. Tüm çocukluğum bu stadyumda geçti. Çoğu zaman idmanlarımızı burada yaptık. Ama maalesef bilmediğimiz sebeplerden dolayı birkaç sene önce bu stadyumu yıktılar. Artık bize yıllardır verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Ben Karşıyaka Spor Kulübü’nün ve taraftarının bu stadyumu sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum.
Öte yandan düzenlenen taraftar mitingine CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, İYİ Parti Adayı Ümit Özlale, İYİ Parti Karşıyaka Belediye Başkan Adayı Yetkin Hafızoğlu AK Parti Karşıyaka Belediye Başkan Adayı İsmail Çiftçioğlu katılım gösterdi. – İZMİR
]]>MUSTAFA USTA
CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, “Türkiye’deki emekli maaşı geçinmek için değil, yolda yürümek için bile yeterli değil. Pazara giden emeklimizi görüyoruz, esnaf gezen emeklimizi görüyoruz, ev kirası ödeyen emeklimizi, çocuk okutan emeklimizi görüyoruz. Artık emeklinin dayanacak hali kalmadı. Türkiye’nin şartlarında emekli maaşı, en az asgari ücret kadar ve daha fazlasına çıkarılması lazım” dedi.
CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, emeklilere verilecek 3 bin lira bayram ikramiyesi ile ve yerel seçime ilişkin açıklama yaptı.
“10 SANİYE SONRA ELİNDEKİ 3 BİN LİRA UÇAR GİDER”
Barış Karadeniz, şöyle konuştu:
“Türkiye’deki emekli maaşı geçinmek için değil, yolda yürümek için bile yeterli değil. Pazara giden emeklimizi görüyoruz, esnaf gezen emeklimizi görüyoruz, ev kirası ödeyen emeklimizi, çocuk okutan emeklimizi görüyoruz. Artık emeklinin dayanacak hali kalmadı. Türkiye’nin şartlarında emekli maaşı, en az asgari ücret kadar ve daha fazlasına çıkarılması lazım. Bir açıklama yaptılar; bayram ikramiyesini 2 ile 5’i arasında 3 bin lira olarak vereceğiz dediler. Bunu seçimden önce yapmayın. Artık emeklinin karnı tok bu işlere. Emeklinin geçim derdine ihtiyacı var. Çocuk okutanlar, ev kirası ödeyenler artık isyan etme noktasına geldi. Bu ‘3 bin lira vereceğiz’ lafı emekliyi güzel bir kandırmaca. Bunu da gidip de seçim öncesinde sanki ‘Biz size bunu vereceğiz, siz de bize oy verin’ telaşı yanlış. Bu kandırmacadır. Artık millet bu işlerden bıktı. Emekli 3 bin liraya bakar, 10 saniye sonra elindeki 3 bin lira uçar gider. Her gün mazot fiyatlarındaki artış, olan zamlar, enflasyon derken bunun altında 3 bin lira kelimesi çok düşük kalıyor. Emeklinin suçu emekli olmak mı onu bilemedim. Çalışan insanlar düşük maaşa emekli olacakları için, geçinemeyecekleri için emekli olmak istemiyor. Emekliyi kandırmaktan bıkmadılar. Emekli artık gerekeni söylüyor zaten sokakta, gerekeni de mutlaka yapacak diye düşünüyorum.
“85 MİLYON İNSANIMIZ ARTIK RAHATÇA YAŞAMAK İSTİYOR”
Türkiye’de yerel seçimle ilgili söyleyeceğim çok şey var; Türkiye’deki büyük şehirlerde ciddi oy artışımız var. İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Adana, Balıkesir, Manisa ve bir çok ilde ciddi oy artışlarımız var. Vatandaş ülkenin ne hale geldiğini gördü ve buna ilk sarı kartını yerel seçimlerde, kırmızı kartı da ilk genel seçimlerde vereceğini açıklıyor şu anda. Bunu ben söylemiyorum, sokakta gezdiğimiz vatandaş söylüyor. Ben kimseyi ayırt etmiyorum. Herkesin telaşı ayrı. AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş buradaki gençlerimiz, büyüklerimiz, kardeşlerimiz hepsi aynı şeyi söylüyor; ‘Ülkede geçim sıkıntısı var, geçinemiyoruz’ diyorlar. Kamu sektöründe çalışanlar öz haklarını alamıyor. Polis teşkilatındaki arkadaşlar 24 saat mesai yapıyorlar ama haklarını alamıyorlar. Sağlık çalışanları da öyle. Ülkenin altında bir dinamit koyulmuş ne zaman patlayacak noktasına gelmiş. Burada yaşayan 85 milyon insanımız artık rahatça yaşamak istiyor, sosyal haklarına ulaşmak istiyor, ilk başta ise adalet istiyor. Adalet olmadan ne gelirde, ne sanayide, ne işte, ne hukukta hiçbir şey olmuyor. Bu ülkeye adalet tesis etmemiz için ilk kartı 31 Mart günü, ikinci kartı 2028 genel seçimlerinde bu vatandaş verecek. Vatandaş bir sefer daha Cumhurbaşkanlığı seçiminde kredi verdi. Bunlar çok çabuk tüketti. Hatta faiz haramdır diyenler, o kredinin üstüne faiz koya koya katlaya katlaya kredinin faizini kendileri helal ilan ettiler ve bu seçimde onun cevabını çok büyük tokat şeklinde alacaklarına inanıyoruz.”
]]>Güler, Suşehri ilçesinde AK Parti Seçim Koordinasyon Merkezi açılışında, milletvekilleriyle Sivas’ta yeni bir anlayışla eko sistemi inşa etmeye çalıştıklarını belirtti.
Eğitimi, sağlık sistemi, tarım politikaları, üniversitesi ve belediyeleriyle iyi işbirliği içerisinde Sivas’ta bir sistem inşa etmeyi hedeflediklerini aktaran Güler, bunun merkezinde olan belediyelerin öncü olduğunu dile getirdi.
Suşehri Belediyesinin yeni bir hizmet binasına ihtiyaç duyduğunu ve ilçeye kazandıracaklarını ifade eden Güler, “Organize sanayi bölgeleriyle ilgili talepler duyuyorum. Bunlar artık eskide kaldı. Yeni dönem, ihtisas organize sanayi bölgelerinin desteklendiği bir süreç.” diye konuştu.
Güler, Türkiye’de içerisinde her şeyin olduğu değil, bir konuda uzmanlaşmış, alt ve üstyapısıyla çevreye uyumlu ihtisas organize sanayi bölgeleri çalışmasının olduğunu vurguladı.
Bunun tarıma, hayvancılığa ve diğer sektörel kuruluşlara dayalı olduğuna dikkati çeken Güler, şöyle konuştu:
“Şu anda Merkez Bankamız, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız kredilendirme noktasında belirli sektörlerde çok düşük faizli krediler veriyor. Artık dünyanın pandemiyle beraber geliştiği bu dönem içerisinde belirli sektörlerde tedarik zinciri bozuldu. Artık ham maddeye, ara mamullere ulaşabilmek öyle kolay değil. Ülkemizin de bu konuda artık tarım politikalarından diğer politikalara kadar kendine yeten şehirleri öne çıkıyor. Sivas’ta, Suşehri’nde ve diğer ilçelerimizde artık ihtisas organize sanayi bölgesini kurmamız ve oluşturmamız gerekiyor. İyi bir projelendirme yapmamız lazım. Suşehri’nin coğrafi konumu ve iklim özelliğiyle beraber belirli ürünlerde seracılığı da desteklememiz lazım. Enerji işinde de HES’lerle, GES’lerle ve jeotermal enerjiyle beraber ona dayalı bir sistemi de inşa etmemiz lazım. Biz bu konuda çok detaylı çalışıyoruz. Suşehri’ni ve Sivas’ı iyi entegre etmemiz gerekiyor.”
“Geminbeli Tüneli’ni inşallah yıl sonuna bitiriyoruz”
Güler, ulaşım lokasyonu itibarıyla iyi bir merkezde bulunan Suşehri’nin yaşam kalitesi olarak da iyi bir düzeye gelmesi gerektiğini dile getirdi.
Çataloluk Serpinti Barajı’nın da kısa sürede tamamlanması gerektiğine değinen Güler, yatırım programında yer alan proje için bu yıl içerisinde bütçeyi ayarlayacaklarını söyledi.
Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan ulaşım aksı içerisinde yer alan Geminbeli Tüneli’nde çalışmaların devam ettiğini aktaran Güler, “Sivas’ın ana bağlantı yolu, adeta kan damarı olan Geminbeli Tüneli’ni inşallah bu senenin sonuna doğru bitiriyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız talimatını verdi. Dün kendisini ağırladık ve Yağdonduran Tüneli’nin açılışını yaptık. İnşaat firmasının müteahhidini aradı, bütçesinde hiçbir sorun yok. İnşallah bu senenin sonuna doğru orayı da açmış olacağız.” ifadelerini kullandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu da bakanlığın ilçeye yaptığı hizmetler hakkında bilgi vererek, AK Parti Suşehri Belediye Başkan adayı Fazlı Yüksel’e seçimlerde destek istedi.
Programa, AK Parti Sivas milletvekilleri Hakan Aksu ve Rukiye Toy ile partililer katıldı.
]]>Türkiye’de eşi ve benzeri bulunmayan mahallede bir adımla iftar saati değişiyor, komşular 2 dakika farkla iftar açıyordu. İlçe müftülerinin yaptığı görüşme sonrası bölgede iftar saatleri eşitlendi
ORDU – Türkiye’de eşi ve benzeri bulunmayan, Karadeniz fıkrası gibi olan mahallede bir adımla il değişiyor, kapı komşular2 dakika farkla iftar açıyordu. İlçe müftülerinin görüşmesi sonrası ezan saatleri eşitlendi.
Ordu’nun Şentepe Mahallesi ile Samsun’un Ambartepe Mahallelerinde oturanlar, kapı komşusu olmasına rağmen iftarlarını ikişer dakika farkla açıyordu. Yaklaşık 80 yıllık yerleşim yeri olan mahallede bir adımla iller değişirken, bölgede 2 cami olduğundan dolayı kimi zaman ezan sesleri karışıyordu.
Samsun’un Terme ilçe merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Ambartepe Mahallesi ile Ordu’nun İkizce ilçesine 24 kilometre mesafedeki Şentepe Mahallesi’nin sınırları, 7 metre genişliğindeki bir yol ile ayrılıyor. Her iki büyükşehrin sınır çizgisi olarak kabul edilen yolun yarısı Samsun’a ait iken, diğer bir tarafı ise Ordu topraklarında yer alıyor. Durum böyle olunca her iki mahallede bulunan camilerden ezan sesi bu yıla kadar 2 dakika arayla yükseliyordu.
Karşı komşularını aramak için şehirlerarası kodu giriyorlar
Karşı komşularını aramak istediklerinde şehirlerarası kodu girmek zorunda kalan mahalleliler, artık iftarlarını ikişer dakika farkla açmıyor. Bölgede bulunan ve arası yaklaşık 100 metre olan 2 camiden artık aynı anda ezan sesleri yükseliyor. Mahalleliler ilçe müftülerinin yaptıkları görüşme sonrasında aradaki zaman farkının ortadan kalktığın belirtiyor.
“İki adımla il değişiyor, artık ezan saatleri bir”
Samsun’un Terme ilçesi tarafında bakkal dükkanı bulunan ancak aslen Ordu İkizceli olan Turan Kışla, “Bir tarafım Ordu, bir tarafım Samsun. Burada hep birlik ve beraberlik içerisinde yaşıyoruz. Önceden burada 2 dakika ezan farkı vardı, şuan onlar eşitlendi. Tüm vakitler aynı saat aynı dakika içerisinde okunuyor. Burada tatlı tartışmalar oldu, o nedenle artık eşitlendi. İki adımla iller değişiyor” diye konuştu.
“Zaman farkı ortadan kalktı”
Ordu İkizce Şentepe Mahalle Muhtarı Engin Arslan, “Önceden dakika farkları ile oruç açıyorduk ancak bu yıl karar alındı, zaten herkes akraba, bu nedenle ortak noktada buluşarak bir akşam bir caminin yanında, diğer akşam diğer caminin yanında iftar programı yapıyoruz. Bu vesileyle de aradaki farkı ortadan kaldırmış olduk. Bize göre güzel de oldu. Bu yıl için farklı okunmayacak ama ilerleyen yıllarda ne olur onu bilemeyiz” ifadelerine yer verdi.
“Önceden karışıklık olabiliyordu, artık olmayacak”
İkizce tarafında ikamet eden Fahrettin Kışla, “Artık aradaki zaman farkı ortadan kalktı. Bu zamana kadar 2 dakika farkla ezan okunurdu artık o kalktı. Terme tarafı geç okunuyordu, artık birlikte ezan okunuyor, bizce daha iyi oldu. Önceden insanlar şaşırabiliyordu ama artık” şeklinde konuştu.
Her iki mahallelinin aldığı ortak kararla ise bir akşam Samsun tarafında, diğer akşam ise Ordu ili tarafında iftar programı düzenlenecek. İftar programları, mahallerde bulunan camilerin alanında yapılacak.
]]>Dışişleri Bakanı Fidan, ABD ile Türkiye arasındaki Stratejik Mekanizma Toplantısı görüşmeleri için ziyaret ettiği Washington’da Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi ve temaslarını değerlendirdi.
Washington’da hem ABD’li mevkidaşı Antony Blinken, hem ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, hem de Kongre üyeleriyle yaptığı görüşmelerde ABD’nin YPG/PKK’ya desteği ve FETÖ ile ilgili atması gereken adımlar, ikili ve bölgesel konuları kapsamlı şekilde ele aldıklarını anlatan Fidan, özellikle Gazze konusuna görüşmelerinde geniş şekilde yer ayırdıklarını belirtti.
ABD’li muhataplarıyla enerji, ekonomi, finans, maliye, terörle mücadele ve bölgesel konular başta olmak üzere Gazze, Suriye ve Ukrayna gibi ana başlıklarda karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını anlatan Fidan, Türkiye’nin bu konulardaki pozisyonunu net şekilde ortaya koyduklarını belirtti.
YPG/PKK tehdidine vurgu
ABD’nin YPG/PKK’ya verdiği desteğin sadece silah olmadığını, bunun yanında aktarılan kapasite, verilen eğitimler ve oluşturulan kurumsallaşmanın Türkiye için tehdit olduğunun altını çizen Fidan, “Türkiye Cumhuriyeti devleti, sınırları içerisinde veya dışında kendine tehdit oluşturan bütün tehdit ve terör odakları ile meşru ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde savaşmaktadır ve savaşmaya devam edecektir. Bundan hiç kimse bizi alıkoyamaz.” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, “Sizin geçici olarak başlattığınız bu sürecin artık bir kalıcılığa dönüşmesinin iki ülke arasındaki stratejik ilişkinin ilerlemesinin önündeki en büyük engel olduğunu söyledik, bunun bir an önce son bulması, buna bir çözüm getirilmesi gerekiyor, aksi taktirde iki ülke daha büyük bir karşı karşıya geliş riskini taşıyor terör örgütü üzerinden. Bu, iki ülkenin de menfaatine olan bir konu değil.” dedi.
Fidan, “Suriye’de YPG ile olan ilişkilerinden memnuniyetsizliğimizi ve bunun iki ülke arasında iki NATO üyesi ortak arasında ortaya çıkardığı stratejik tehlikenin ne olduğunun altını bir kez daha çizdik.” ifadesini kullandı.
Bakan Fidan, FETÖ’nün halen bir tehdit olduğunu ve bu konuda ABD’nin atması gereken adımlar olduğunu da muhataplarına net bir şekilde ilettiğini vurguladı.
Gazze konusu ağırlıklı gündem oldu
Fidan, Amerikalı muhataplarıyla görüşmelerinde özellikle Gazze’de İsrail’in akıttığı kanın durması için neler yapılması gerektiğine ilişkin birçok başlığı ele aldıklarını anlattı.
Türkiye’nin de aralarında olduğu bir grup ülkenin oluşturduğu diplomatik baskı ve takip ortamında batılı ülke ve kurumların bazı adımları atmak zorunda kaldıklarını anlatan Bakan Fidan, “Özellikle son aylarda giderek artan insani trajedinin dayanamaz bir hal alması neticesinde uluslararası toplumun bir an önce insani yardımların Gazze’ye ulaştırılmasına ilişkin görüşlerimizi paylaştık, burada atılabilecek adımlar neler onları görüştük. Türkiye olarak biz üzerimize neler düşüyor, Amerika tarafından beklentilerimizi bu konuda neler, bunları tekrar dile getirdik.” dedi.
İsrail-Filistin sorununa kalıcı siyasi çözümün ancak bağımsız Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm ekseninde olacağını vurgulayan Fidan, şöyle konuştu:
“Dünyadaki hiçbir olayda bu derece üstünde bir oydaşma sağlanmamıştır, şu konularda hemfikirler: Ateşkesin olması, bazıları insani ateşkes diyor, bazıları bizim gibi kesintisiz sürekli bir ateşkes, insani yardımların girmesi ve sivillerin öldürülmesinin bir an önce durması ve iki devletli çözüm. Sadece ateşkes değil, hemen beraberinde iki devletli çözümün hayata geçirilmesi. Şimdi bunun üzerinde hemen hemen bütün dünya hemfikir olmuş durumda.”
ABD yönetiminin Gazze’ye geçici liman kurma yaklaşımının da uluslararası kamuoyunda ortaya çıkan tepkinin bir neticesi olduğunu belirten Fidan, birçok ülkenin bir şey yapmak zorunda hissettiğini kaydetti.
“Gazze’deki durum vicdanlara ağır bir yük”
Gazze’deki durumun sadece “vicdanlara ağır bir yük” değil, aynı zamanda ülkelerin kendi toplumlarını harekete geçirecek bir fitil olabileceğini hatırlatan Fidan, “Gazzeli kardeşlerimizin yaşamış olduğu bu büyük trajediyi, bu büyük katliamı bir an önce sonlandırmak buna yönelik somut adımların atılmasını sağlamak artık vazgeçilmez bir sorumluluk oldu.” yorumunu yaptı.
Bakan Fidan şöyle konuştu:
“Konu İsrail olduğu zaman malumunuz olduğu üzere uzun zamandır uluslararası sistemin özellikle batı merkezli sistemin kör sağır ve dilsiz olduğunu biz biliyoruz, yani bu artık dünyada herkesin bildiği artık söylemekten bile çekindiği, bazı insanların da artık söylemekten yorulduğu bir gerçeklik. Fakat Gazze’de 30 binden fazla masum sivilin bilinçli bir şekilde katledilmesi, artık zulümde yeni bir noktayı temsil ediyor. Dolayısıyla bunun bu şekilde devam etmesinin uluslararası sistemde oluşturacağı kriz, bölgede meydana getireceği patlamalar artık kaldıramaz bir gerçeklik, devletler ona göre harekete geçmek zorunda.”
“Ukrayna savaşı bir an önce durmalı”
Ukrayna savaşını da kapsamlı şekilde ele aldıklarını ifade eden Fidan, şu an Rusya’nın ve Ukrayna’nın hemen masaya gelme noktasında olmadığını da hatırlatarak, “Biz dışardan üçüncü bir göz olarak burada artık bir konuşma zeminine ihtiyaç var. Bu savaşın durmasına ihtiyaç var, daha büyük risklerin yayılmasının önlenmesi için bir diyalog zeminine ihtiyaç var.” değerlendirmesini yaptı.
Avrupa’nın ortasında cereyan eden bu savaşın tüm bölge için de bir risk oluşturduğunu kaydeden Fidan, başta Karadeniz’in güvenliği ve tahıl güvenliği olmak üzere birçok çevresel tehditleri de beraberinde getirdiğini söyledi.
Türk-Amerikan ilişkilerinde “pozitif gündem”
Bakan Fidan, “Geldiğimiz aşamada yenilenmiş bir psikolojiyle, daha pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkanı var.” ifadesini kullandı ve Türk-Amerikan ilişkilerinin uzun bir maziye ve sorunları çözme refleksine sahip olduğunu vurguladı.
ABD ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 30 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarılması yönünde ortaya konulmuş bir vizyon olduğunu aktaran Bakan Fidan, bu hedefe nasıl ulaşılabileceğine ilişkin görüşmeler yaptıklarını ifade etti.
Fidan şöyle konuştu:
“Şu anda yaşadığımız sorunları da bir taraftan yönetirken diğer taraftan iki ülkenin üretebileceği ortak potansiyeli ve fırsatları keşfedebileceği fırsatlar da hayata geçirmek önem taşımakta. Bu tabii belli bir zihinsel çerçeveyi, diplomatik esnekliği ve kabiliyeti de beraberinde getiren bir husus ve bu konuda Cumhurbaşkanımız vizyonu biliyorsunuz yani ülkemizin Fatih pozisyonu yani sımsıkı koruyarak olabildiğince ortaklarımızla dostlarımızla ilişkilerimizi ilerletme yolunda bir irade ortaya koyuyoruz.”
F-16 ve F-35 değerlendirmesi
F-16’larla ilgili siyasi sürecin tamamlandığını ve bu süreçte Biden yönetiminin bir irade koyarak Kongre’yi bilgilendirdiğini kaydeden Fidan, artık uçakların üretim ve teslimatıyla ilgili teknik süreçlerin başladığını belirtti.
Fidan, “Amerikan yönetimi burada bir irade ortaya koydu, Kongre’yi bu konuda bilgilendirdi. Kongre’den de geçti belli bir sürecin sonunda ve irade oluşturma süreci tamamlandı. Bundan sonrası aslında teknik süreç. Savunma bakanlıkları arasında ve ilgili firmalar arasında devam edecek olan bir süreç.” şeklinde konuştu.
F-35 konusuna da temas eden Fidan, şunları söyledi:
“F-35 konusunda biliyorsunuz biz bu programın bir parçasıydık, daha sonra haksız yere buradan bir çıkarma söz konusu oldu, S-400 konuları bahane edilerek. Biz tekrar pozisyonumuzu koruyoruz, yani buraya yapmış olduğumuz bir ulusal ödeme var, almamız gereken uçaklar var. Türkiye tabii bu konuları geniş fikirli açık bir şekilde konuşmaya tartışmaya her zaman hazır. Geldiğimiz aşamada aslında bu konuları farklı perspektiflerle tartışabileceğimize de inanıyoruz. Amerika’nın da bu konuda açık fikirli olması lazım diye düşünüyoruz, bazı görüş alışverişleri var.”
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arıkan, seçimler yaklaştıkça istismar sezonunun açıldığını, istismar konularının da had safhaya ulaştığını belirterek, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un, “31 Mart günü seçmenler AK Parti’ye oy verirse Gazzeliler sevinecektir” dediğini hatırlatarak Kurum’u istismar etmekle suçladı.
Mahmut Arıkan, partisinin Yozgat Belediye Başkan Adayı Ziya Koçak’ın seçim irtibat bürosunun açılışına katıldı. Burada bir konuşma yapan Arıkan, kendisinin de Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunu bildirdi. Arıkan, ” Saadet Partisi olarak gür bir sedayla emeklilerimizin sorunlarını dillendirdik. Önce 37’den 42’ye sonra 42’den sonra 49’a çıkardılar ama 7 bin 500’den 10 bine çıkarmasına engel olmadılar. Gazze’yi istismar ediyorlar. Yoksulluğu istismar ediyorlar. Emekliyi istismar ediyorlar. Köylüyü istismar ediyorlar. Asgari ücreti istismar ediyorlar. Her anlamda müthiş bir istismar söz konusu maalesef ama hemşerilerimizin verdiği kredi artık bitti” dedi.
“BU GEMİ TİCARETİNİ DURDURUN, BU VEBALİN ALTINDAN KALKAMAZSINIZ”
Arıkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Seçimler yaklaştıkça istismar sezonu istismar konuları da had safhaya ulaştı. Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, AK Parti’nin adayı Murat Kurum çıktı ve dedi ki; ’31 Mart günü seçmenler AK Parti’ye oy verirse Gazzeliler sevinecektir’. Allah’tan korkun diyorum, Allah’tan utanın diyorum. Meclis’te en yüksek grubu olan partisiniz, devleti siz yönetiyorsunuz. Sizin yönettiğiniz devlette günlerce 7 Ekim’den bu tarafa Gazze’ye İsrail’e olan gemi ticaretini durdurmaktan acizsiniz. Biz bu konuda bir milletvekili kardeşimizin hayatını feda ettik. Şehadet şerbetini içtik. Meclis kürsüsünden şehadet şerbetini içti. O arkadaşımız can çekişirken meclis kürsüsünde can çekişip, yere düşmüşken AK Parti Grup Başkanvekili bir kadının neler söylediğini hep beraber duyduk. Aradan 3 aya yakın zaman geçti tek bir özür dahi bununla alakalı gelmedi maalesef. Israrla dedik ki; bakın bu gemi ticaretini durdurun, bu vebalin altından kalkamazsınız. Bizi yalan söylemekle itham ettiler. İsrail’e gemi ticaretinin olmadığını ifade ettiler. Bundan bir buçuk ay önce Sanayi Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Meclis kürsüsüne geldi ve dedi ki; 7 Ekim’den bu tarafa İsrail’e olan gemi ticaretimiz yüzde 38 mi, 48 mi onu tam hatırlamıyorum azaldı dedi. El insaf demek gerekiyor. Hani ticaretimiz yoktu? Hani oraya sadece gıda gönderiyorduk? Biz durmadık, üzerine gittik bu hususun. İsrail’e silah gönderiyorsunuz, Allah korkun dedik. Bize döndüler yine yalan söylüyorsunuz dediler. En sonunda itiraf etmek durumunda kaldılar. Biz silah göndermiyoruz, silahın parçalarını gönderiyoruz dediler. Ne anlama geliyor? Demonte vaziyette silah aparatlarını gönderiyorlar, İsrail’de silah yapılmasını temin ediyorlar ama İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gözümüze baka baka Gazze’deki Müslümanların feryadını istismar etmeye devam ediyor.
“İNSANLARIMIZ GERÇEĞİ GÖRDÜ ARTIK”
İddialı bir cümle kullanacağım; tüm Yozgatlı hemşehrilerim bunu duysunlar. Gerek Yozgat’ta gerekse Türkiye’deki bin 395 seçim bölgesinde yapılan seçimlerde oluşan havaya baktıklarında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin elinde imkan olsun, elinde yetki olsun, bütün samimiyetimle söylüyorum, 31 Mart’ta yapılacak seçimleri iptal edecekler. Niye? Makamlar gidiyor artık, insanlarımız gerçeği gördü artık. İstismar edilmekten yoruldu artık. İstismar etmedikleri hiçbir şey kalmadı, hiçbir şey. Maddi anlamda da manevi anlamda da her şeyi istismar ettiler maalesef. Ramazan ayı yaklaşıyor. Bütün belediyelerde koliler stoklanıyor, iaşe fişleri stoklanıyor. Yapmayın Allah aşkına. İnsanlarımızın duygularını, ihtiyaç sahibi olmalarını rencide etmeyin artık. Kapı kapı kutu dağıtacaklar. Kapı kapı iaşe fişi dağıtacaklar. Siz oraya yoksulluğu yönetmek için değil, yoksulluğu bitirmek için bu insanlardan oy istediniz. Bu insanlar da size yoksulluğu bitirin diye oy verdiler. İnsanlara koli koli iaşe paketi dağıtın diye oy vermediler. Emeklilerimiz sürekli istismar ediliyor. Bu kardeşiniz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üç kez söz aldı, emekli maaş zamlarıyla alakalı. Hepiniz biliyorsunuz 7 bin 500 liradan maaşı 10 bin liraya çıkarttılar, yüzde 33 bir artış yaptılar ama mikrofonu ellerine aldıklarında emekli maaşlarımızı yüzde 49 arttırdık dediler ama yüzde 33 artmıştı. Saadet Partisi olarak gür bir sedayla emeklilerimizin sorunlarını dillendirdik. Önce 37’den 42’ye sonra 42’den sonra 49’a çıkardılar ama 7 bin 500’den 10 bine çıkarmasına engel olmadılar. Gazze’yi istismar ediyorlar. Yoksulluğu istismar ediyorlar. Emekliyi istismar ediyorlar. Köylüyü istismar ediyorlar. Asgari ücreti istismar ediyorlar. Her anlamda müthiş bir istismar söz konusu maalesef ama hemşerilerimizin verdiği kredi artık bitti.”
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin İstanbul aday tanıtım toplantısında; “İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de mecbur değilsiniz. Zoraki adaya da emanet adaya da mecbur değilsiniz. Çünkü artık karşınızda İstanbul’a layık bir aday var. İstanbul’u, başının üzerinde taşıyacak bir aday var. İstanbullunun hakkını koruyacak, hak ettiği düzeni sağlayacak ve İstanbul’dan başka hiçbir hesabı olmayacak bir aday var. Artık karşınızda Buğra Kavuncu var” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Haliç Kongre Merkezi’nde bugün düzenlenen partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye ve ilçe belediye başkan adayları ve proje tanıtımına katıldı.
“KAZANMAK DEMEK, KİRLİ PAZARLIKLARIN PEŞİNDE KOŞMAK DEĞİLDİR”
Burada konuşan Akşener, şöyle konuştu:
“Millet iradesini de kendisine mahküm bilen; bu buyurgan siyasete son vermek için şanlı bir yola çıktık. Kayıkçı kavgalarına ayna tutarak kuyruk siyasetini reddederek teslimiyetçiliğe, meydan okuyarak hür ve müstakil yepyeni bir yola çıktık. Çünkü bizim siyaset anlayışımızda seçim demek, koltuk demek değildir. İktidar demek, şahsi ikbal demek değildir. Kazanmak demek de kirli pazarlıkların, ‘Al gülüm, ver gülümlerin’ peşinde koşmak değildir.
“BİZİM İÇİN SİYASET, HAMASİ NUTUKLARI DEĞİL, PROJELERİ YARIŞTIRMAKTIR”
Bizim için siyaset, milletine, memleketine, faydalı iş yapabilmektir. Milletinin derdini dert edinmek, mutluluğuyla mutlu olabilmektir. Milletin gösterdiği istikamete yürümek, milletin teveccühüne mazhar olmak için durmadan çalışmaktır. Milletin sesini duymak, duyurmak, gerektiği yerde de en gür sesle haykırmaktır. Siyasi rekabetin merkezine kişileri değil, vizyonları koymaktır. Değerlerimizi çarpıştırmak değil, millet için çözümleri konuşmaktır. Hamasi nutukları değil, projeleri yarıştırmaktır.
“TARAFLARIN BİRBİRİNİ VAR ETTİĞİ BU DANIŞIKLI DÖVÜŞE MECBUR DEĞİLSİNİZ”
Bugün geldiğimiz noktada iktidarın da ana muhalefetin de yegane amacı koltuklarını korumaktan ibaret. Yegane vizyonu iktidar alanlarını sürdürmekten ibaret. Yöntemleri de yalanla, dayatmayla, sansürle milletimizi kendilerine mecbur bırakmaktan ibaret. İki tarafın da milletimize sunduğu tek bir vaat var. O da diğer tarafın kazanmaması. Yani bir tarafı denklemden çektiğiniz anda iki tarafın da milletimize sunacak hiçbir şeyi kalmıyor. O nedenle bir şeyi açıkça söylemek istiyorum. Büyük Türk milleti bu kısır döngüye mecbur değilsiniz. Tarafların birbirini var ettiği bu danışıklı dövüşe mecbur değilsiniz. Bu milletsiz siyasete mecbur değilsiniz. Bu vicdansız siyasete mecbur değilsiniz. Bu vasat siyasete mecbur değilsiniz. Ülkemiz için güvenliği, özgürlüğe; kalkınmayı, adalete; vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz. Sesinizi duymayanlara, halinizi görmeyenlere, derdinizi umursamayanlara, sorumluluktan kaçanlara mecbur değilsiniz.
“MİLLETİN İSTİKBALİ İÇİN DEĞİL, KENDİ İKBALLERİ İÇİN ÇALIŞANLARA MECBUR DEĞİLSİNİZ”
Buyruklarıyla hükmettiğini sananlara, kendi çıkarlarını umut diye satanlara, milletin istikbali için değil; kendi ikballeri için çalışanlara mecbur değilsiniz. Verdiği sözü tutmayanlara, bol keseden vaatler uyduranlara, sıkışınca tehditlere, hakaretlere sarılanlara, kötüyle daha kötü arasında tercihe zorlayanlara mecbur değilsiniz. Çünkü artık en iyisini sunanlar var. Çünkü artık, hür ve müstakil İYİ Parti var.
Bu şehri artık ilgisi ve odağı sadece İstanbul’un sorunlarında olanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık, amacı sadece İstanbullunun derdine derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor. Mesela, eli genel merkezlerinde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, aklı şahsi siyasi hesaplarında sureti İstanbullularda olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, sırtında ihmallerin, hataların, veballerin, yükünü taşıyanlar da elinde parti içi çıkarların, koltuk kavgalarının, taht oyunlarının, bayrağını tutanlar da bu şehri yönetemez. Mesela gölgesine sığındıklarının emriyle hareket edenler de kendi gölgesinden cesaret alıp, kibirle hareket edenler de bu şehri yönetemez. Aziz İstanbullular hal böyleyken gelin artık İstanbul’u, şahsi saplantısı haline getirenlerin neden olduğu bu vasatlık, bir son bulsun. Gelin artık İstanbul’u, kendi kariyerleri için zıplama tahtası haline getirenlerin çıkardığı gürültü, İstanbullunun sesini, daha fazla bastırmasın. Gelin artık, ‘İstanbul’u kim kazanır’ sorusu, İstanbul’un gerçek sorunlarına gölge düşürmesin. Asla unutmayın. Makam, cahilleri alim ederken, çığırdan çıkartıp zalim ederken, İstanbullu yoklukla talim ederken, utanmadan sefa sürenlere mecbur değilsiniz.
“İSTANBUL’A İHANET EDENLERE DE İSTANBUL’U İHMAL EDENLERE DE MECBUR DEĞİLSİNİZ”
İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de mecbur değilsiniz. Zoraki adaya da emanet adaya da mecbur değilsiniz. Çünkü artık karşınızda İstanbul’a layık bir aday var. İstanbul’u, başının üzerinde taşıyacak bir aday var. İstanbullunun hakkını koruyacak, hak ettiği düzeni sağlayacak ve İstanbul’dan başka hiçbir hesabı olmayacak bir aday var. Artık karşınızda Buğra Kavuncu var. Ben de bugün, burada sizden Buğra kardeşime, oy istiyorum. Artık oylarınız, daha fazla heba olmasın istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum. Artık alın teriniz, birilerinin ihtirasları uğruna harcanmasın istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum. Artık geleceğiniz kendisine kariyer kovalayanların peşinde meçhule sürüklenmesin istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum.
“TÜRK SİYASETİNDEKİ KAYIKÇI KAVGALARINA BİRER BİRER AYNA TUTACAĞIZ”
Biliyorum ki Türkiye’nin İYİ ve cesur insanlarının dik duruşu, netliği ve dürüstlüğü; şimdiye kadar birilerinin hep sinirlerini bozdu. Valla, kimse kusura bakmasın. Tüm yalancıların, tüm dümencilerin, tüm namertlerin, sinirlerini bozmaya aynen devam edeceğiz. Türkiye’yi, şahsının sananların da ‘yüzde 60’ yalanıyla milletin umutlarını çalanların da rahatlarını bozmaya aynen devam edeceğiz. Tarihimizi özümüzde, Atamızı gönlümüzde, milletimizi başımızın üstünde taşıyacak, Türk siyasetindeki kayıkçı kavgalarına birer birer ayna tutacağız. Milletimize dayatılan tüm prangaları birer birer kıracağız. Vicdanları kanatan, tüm yaralarımızı birer birer saracağız. Milletimizi ayıran değil; birleştiren, bölen değil tamamlayan, kutuplaştıran değil buluşturan olacağız. Hakaretin yerine saygıyı, öfkenin yerine anlayışı, ‘ben bilirimciliğin’ yerine ortak aklı, nefretin yerine de sevgiyi büyüteceğiz.
“HAKTAN DİYE GELİP BATIL ÇIKANLARIN, KAPLAN DİYE GELİP KAĞITTAN ÇIKANLARIN DEVRİNİ BİTİRECEĞİZ”
İYİ Parti olarak 31 Mart seçimleriyle birlikte hakan diye gelip harami çıkanların, haktan diye gelip, batıl çıkanların, kaplan diye gelip, kağıttan çıkanların devrini bitireceğiz. Sadece ve sadece milletimizden aldığımız güç ve teveccühle 2028’e uzanan şanlı bir yolculuğun ilk adımını atacağız. Türkiye’nin demokratik milli yükselişini yerelden başlatacağız. Fatih Sultan Mehmet Han ne diyor? ‘Onlar korkularından denizi zincirleyecek kadar akıllı ise biz de gemileri karadan yürütebilecek kadar deliyiz.’ İşte bu sözden aldığımız ilhamla, biz de bugün buradan diyoruz ki, varsın onlar korkularından aziz milletimizin iradesini zincirleyip, iki kutba mahküm edebilecek kadar kendilerini akıllı zannede dursunlar, biz de milletimize dayatılan tüm o zincirleri, tek başımıza, özü başımıza, birer birer kıracak kadar deliyiz! Kimse merak etmesin, önce sandıkta, sonra sahada. Önce yerelde, sonra genelde. Önce İstanbul’da çok yakında tüm Türkiye’de.”
KAVUNCU: YENİ BİR ANLAYIŞ LAZIM
İYİ Parti İBB Başkan Adayı Buğra Kavuncu da partinin tarihindeki ilk İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmaktan büyük bir şeref ve mutluluk duyduğunu dile getirdi. Kavuncu, özetle şöyle konuştu:
“Son 25 yılda Türk siyasetinde kurulmuş bütün iftiralara, bütün zorluklara, bütün meşakkatlerine rağmen ayakta kalmış, girdiği ikinci genel seçimde grup kurmuş Türkiye’de tek bir siyasi parti var. O da kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener önderliğinde kurulmuş İYİ Parti. Türkiye’de yeni bir anlayış lazım dedik. İki kutbun Türkiye’yi çürüttüğünü, bir tarafın halkını ezdiğini, diğer tarafın da fütursuzca ve şuursuzca devlet hırpalayacak sözler söylediğini görüyoruz. Bir taraf Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyor. Diğer taraf da kahraman Türk ordusunun terörle yaptığı mücadeleyi şuursuzca eleştirecek, buna dil uzatacak şuursuzlar çıkıyor. Biz bütün bunlara dur diyecek o iradeye de o inanca da sahibiz.
“MİLLETİN DERDİNE ÇARE BULACAĞIZ”
Sahip olduğumuz bilgi, tecrübe ve donanım; milletin makus tarihini yenmesine imkan sağlayacak. Ruhumuzu, enerjimizi Türk milletine olan sevgimizden, tutkumuzdan alacağız. Milliyetçiliğimiz bize cesaret ve aşk verecek. Kapsayıcı, çağdaş, yenilikçi gelenekten beslenip milletin derdine çare bulacağız. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, bir İngiliz’den daha fazla yeşile sahip olmayı hak ediyor. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, bir Alman’dan trafikte daha az vakit geçirmeyi hak ediyor. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, depremden bir Japon’dan daha az korkmayı hak ediyor. İşte size bizim İstanbul sevdamız ve milliyetçilik anlayışıyız. İstanbul’da yaptığımız çalışmalarda dört konu tespit ettik. Bunlardan bir tanesi barınma problemi. Bu başlığın altında kentsel dönüşümden depreme kadar birçok detayı gördük. 20 yıllık AK Parti iktidarının ekonomik olarak ülkeyi getirdiği nokta, sosyal anlamda da belediyeciliği çok önemle ve kıymetli hale getiriyor. Ulaşım, İstanbul’un bir diğer sıkıntılı konusu. Sığınmacılar ve düzensiz göç ile göçmenlerin İstanbul’da yarattığı diğer sorunlar…
“ARNAVUTLUK’UN, SIRBİSTAN’IN EN BÜYÜK MAFYALARI TÜRKİYE’DE YAKALANIYOR”
Bu çalışmalarımız sırasında birçok probleme denk geldik. Artmakta olan yoğun işsizlik, ailelerin yoksullaşması, dramatik boyutlardaki beslenme sorunları, nüfusun yarısını doğrudan etkileyen ev fiyatları ve kira şokları 40 milyon liraya dayanmış. Yaygınlaşan çeteler ve yoğun zararlı maddeler, bunların hepsi AK Parti iktidarının son 25 yılda ortaya çıkarttığı ve onların günümüze taşıdığı problemler. AK Parti hükümetinde periyodik olarak çıkarmış olduğu vergi afları, yani yurt dışından getirdiği paranın hesabının sorulmadığı bir ortamda çeteler kirli halılarıyla beraber Türkiye’ye geliyorlar. Kirli insanlar, bu ülkeye geliyorlar ve ilkokulların önlerine kadar uyuşturucu düşmüş durumda. Sırbistan’ın, Arnavutluk’un, Makedonya’nın en büyük mafyasını Türkiye’de yakalıyorlar. Emniyet güçlerimizle gurur duyuyoruz. Allah onlardan razı olsun, yakalıyorlar ama bu insanlar niye Türkiye’ye geliyor?
“MEMLEKET MESELESİNİ ÇÖZMEK İÇİN İŞ BİRLİĞİ ETMEK ZORUNDASINIZ”
Tabii bütün bu kutuplaşma siyasetini, bu inatlaşmanın ve iki yumruk arasında sıkışmış İstanbul’da dünyanın hiçbir kentinde görmediğiniz abukluk var. Metrolar yapılıyor. Bir kısmı ‘U’ harfiyle sembolize ediyor. İstanbul’da hep ‘M’ harfiyle sembolize edilmiş. Burada oyunbozanlığı yapan Ulaştırma Bakanlığı. İstanbul’un problemlerini çözmek için bütün paydaşlarla işbirliği etmek zorundasınız. Memleketin meselesini çözmek için bir araya gelmek durumundasınız. Kullandığınız dile dikkat etmek zorundasınız. ‘Terörist’ dediğiniz, ‘Su faturalarını PKK’lılar toplayacak’ dediğiniz birileriyle oturup konuşmanız mümkün değil. Yıllarca bu memleketin problemlerini bu sahtekarlıklarla örtbas ettiler. Bir taraf ötekine dedi ki, ‘Bunlar gelirse PKK’lılar su sayaçlarını okuyacak’. Öteki taraf da dedi ki, ‘Bunlar gelirse İstanbul’un sokaklarını şeriatçılar dolduracak’. Bunların hepsi sahtekarca olanlar. Ben size gerçeğin ne olduğunu söyleyeyim. İstanbul’da bugün itibarıyla 500 bine yakın herhangi bir depremde ağır hasar görecek ve çökecek bağımsız daire var. Yaklaşık 1,5-2 milyon insanımız ölümü bekliyor. İşte gerçeğin kendisi bu.
“İBB’DE KAÇ İŞ KAZASI OLDUĞUNA DAİR VERİ BULAMADIK”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili projelerimizi hazırlarken İstanbul’un bütçesini merak ettim, baktım. İstanbul’un yıllık gider bütçesi belli fakat 2023 yılında ne kadar olmuş, bu gelir kaynaklarında da bunun detayları yok. Bunun detaylarını, siz yönettiğiniz kentin kaynaklarını şeffaf bir şekilde bu milletle paylaşmak zorundasınız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kaç tane iş kazası oldu? Herhangi bir kayıt oldu mu? Bununla alakalı bir bilgiyi de hiçbir yerde göremiyorsunuz. Bununla ilgili hiçbir veri bulamadık. Oturup konuşmanız, bakanlıklarla bir arada işleri çözmeniz lazım. Konuşamayan, birbirinin yüzüne bakamayan; Sayın Genel Başkanımız aslan gibi Mehmetçiklerimiz şehit olduğunda Suriye’de, Cumhurbaşkanımızı aradı. Daha önce de yapardı. Milli Savunma Bakanlığı’nı aradı. Bunu bile problem haline getiren bir zihniyetle siz israfın problemlerini asla çözemezsiniz.
“İFTİRALARA, SALDIRILARA ALIŞIĞIZ”
Üzüldüğüm bir konu da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bir Türk Dünyası Mahallesi vardı. Türk dünyasının bütün kültürünü, bütün düzeyini, bütün geleneğini, göreneğini oradakiler görürdünüz. Ofise çevrilmiş. Bizim belediyemizde İstanbul’un en görkemli yerinde çok büyük bir Türk Dünyası Kültür Mahallesi tekrar inşallah var etmiş olacağız. Çok çalıştık. İstanbul’u çok gezdik. İstanbul’da çok büyük projeler yaptık. 100 binin üzerinde vatandaşımıza dokunduk ve yepyeni bir yola çıktık. Biz alışığız. İftiralara, saldırılara uğramıştık. Şimdi bir başka versiyonunu görüyoruz. Gene iftiralara, saldırılara uğruyoruz ama son sözüm şu. Bütün bu saldırılara, iftiralara karşı hep beraber şunu söylüyoruz. Kahrolsun istibdat, kahrolsun zulüm, yaşasın hürriyet. Yaşasın Türkiye.”
Konuşmaların ardından partinin ilçe belediye başkan adayları açıklandı. Adaylar şöyle:
Adalar Belediye Başkan adayı Ayşe Gülnur Şakir
Arnavutköy Belediye Başkan adayı İsmail Yaşar
Ataşehir Belediye Başkan adayı Ali Coşkun
Bağcılar Belediye Başkan adayı Eyüp Ali Özdemir
Bahçelievler Belediye Başkan adayı Tugay Çapun
Bakırköy Belediye Başkan adayı Ataner Orkunoğlu
Başakşehir Belediye Başkan adayı Tevfik Atakan Şakar
Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Vahit Çelik
Beşiktaş Belediye Başkan adayı Nurettin Sağırkaya
Beykoz Belediye Başkan adayı Tuba Alaylı Özgüç
Beylikdüzü Belediye Başkan adayı Erol Karapınar
Beyoğlu Belediye Başkan adayı İsmail Hakkı Çavuşoğlu
Büyükçekmece Belediye Başkan adayı Nejat Durmuş
Çatalca Belediye Başkan adayı İsmail İp
Esenler Belediye Başkan adayı Şeh Ömer Kara
Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Emel Bilenoğlu
Fatih Belediye Başkan adayı Barbaros Hayrettin Mahiroğlu
Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Erhan Özkan
Güngören Belediye Başkan adayı Pelin Sellitepe Turan
Kadıköy Belediye Başkan adayı Kübra Dursun
Kağıthane Belediye Başkan adayı Mustafa Kürşat Ceylan
Kartal Belediye Başkan adayı Altınok Öz
Maltepe Belediye Başkan adayı Ramazan Uğural
Pendik Belediye Başkan adayı Süleyman Turan
Sancaktepe Belediye Başkan adayı Cemal Doğan
Silivri Belediye Başkan adayı Bihter Akbaş Sezer
Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Fatih Karataş
Sultangazi Belediye Başkan adayı Hüseyin Öndeş
Şile Belediye Başkan adayı Demet Alkan Tekdemir
Şişli Belediye Başkan adayı Ahmet Ünal
Tuzla Belediye Başkan adayı Orhun Ertürkmen
Ümraniye Belediye Başkan adayı Serkan Yalçın
Üsküdar Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Ertaç Ergüven
Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Kürşat Özer
Partiden yapılan açıklamaya göre, 39 ilçenin 34’ünde adayların açıklandığı, kalan 5 ilçe adayının da bu hafta içinde netleşeceği belirtildi.
]]>Haliç Kongre Merkezi’nde partisinin “İstanbul Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı”nda konuşan Akşener, Türk siyasetinde milletin derdi ve geleceğinin konuşulmadığını, varsa yoksa makam sahiplerinin kaybetme telaşlarının konuşulduğunu söyledi.
Adına ‘ittifak sistemi’ denilen bu milletsiz siyaset döneminde kazanan kim olursa olsun kaybedenin her zaman millet olduğunu belirten Akşener, “İşte biz İYİ Parti olarak farklı gözüken ama birbirinin aynadaki sureti olan bu iki kutuplu sözde siyaset anlayışını reddettiğimiz için kutlu bir yola çıktık. Millete tepeden bakan, seçmeni çantada keklik gören, millet iradesini de kendisine mahkum bilen bu buyurgan siyasete son vermek için şanlı ama zorlu bir yola çıktık. Kayıkçı kavgalarına ayna tutarak, kuyruk siyasetini reddederek teslimiyetçiliğe meydan okuyarak, yepyeni bir yola çıktık.” diye konuştu.
Geldiğimiz noktada iktidarın da ana muhalefetin de yegane amacının koltuklarını korumaktan ve iktidar alanlarını sürdürmekten ibaret olduğunu söyleyen Akşener, iki tarafın da millete sunduğu tek vaadin, diğer tarafın kazanmaması olduğunu ifade etti.
Meral Akşener, Türk milletinin bu kısır döngüye, tarafların birbirini var ettiği danışıklı dövüşe mecbur olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
“Ülkemiz için güvenliği özgürlüğe, kalkınmayı adalete, vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz. Sesinizi duymayanlara, halinizi görmeyenlere, derdinizi umursamayanlara, sorumluluktan kaçanlara mecbur değilsiniz. Buyruklarıyla hükmettiğini sananlara, kendi çıkarlarını umut diye satanlara, milletin istikbali için değil, kendi ikballeri için çalışanlara mecbur değilsiniz. Verdiği sözü tutmayanlara, bol keseden vaatler uyduranlara, sıkışınca tehditlere, hakaretlere, iftiralara, sarılanlara, kötüyle daha kötü arasında tercihe zorlayanlara mecbur değilsiniz. Çünkü artık en iyisini sunanlar var. Çünkü artık hür ve müstakil İYİ Parti var.”
“Hala çözülemeyen birçok sorun var”
Kadim bir şehir olan İstanbul’u kutsal emanet olarak gördüklerini dile getiren Akşener, bu şehrin dertlerin düğümlendiği bir şehir haline geldiğini, deprem tehlikesiyle yaşayan, sığınmacılarla dolup taşan, yoksullukla boğuşan ve ranta boğulan bir şehir olduğunu ifade etti.
Türkiye’de olduğu gibi İstanbul’da da problemlerin kronikleştiğini, sorunların derinleştiğini, insanların ötekileştirildiğini savunan Akşener, “Elbette bir şeyleri değiştirmeye çalışanlar da oldu. Elbette sorunlara çözüm arayanlar da oldu. Elbette İstanbul’a hizmet etmeye çalışanlar da oldu. O yüzden hakkı hakka teslim etmemiz lazım. Şimdiye kadar İstanbul için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun. İstanbullunun faydalandığı her hizmet için emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Ancak görüyoruz ki her ne kadar çaba sarf edilse de hala çözülemeyen birçok sorun var, hala aşılamayan birçok engel var, hala yetersiz kalan birçok hizmet var. Neden biliyor musunuz? Çünkü siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep paranın şehri olarak bakıldı. İstanbul’a hep şahsi hırs ve intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep kariyer basamağı olarak bakıldı.” şeklinde konuştu.
İstanbul’u artık iki ayağı da yere sapasağlam basanların yönetmesi gerektiğini anlatan Akşener, şunları kaydetti:
“Bu şehri artık yalnızca çaba sarf edenlerin değil, İstanbul yoluna baş koyanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık aklı sadece İstanbul’da olanların, kalbi sadece İstanbul’la atanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık ilgisi ve odağı sadece İstanbul’un sorunlarında olanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık amacı sadece İstanbullunun derdine derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor. Mesela eli genel merkezlerinde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, aklı şahsi siyasi hesaplarında, sureti İstanbullularda olanlar bu şehri yönetemez. Mesela sırtında ihmallerin, hataların, veballerin yükünü taşıyanlardan, elinde parti içi çıkarların, koltuk kavgalarının taht oyunlarının bayrağını tutanlar da bu şehri yönetemez. Mesela gölgesine sığındıklarının emriyle hareket edenler de kendi gölgesinden cesaret alıp kibirle hareket edenlerle bu şehri yönetemez. Aziz İstanbullular, hal böyleyken gelin artık bu vasatlık son bulsun.”
İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de milletin mecbur olmadığını söyleyen Meral Akşener, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) adayı Buğra Kavuncu’ya oy istedi.
Akşener, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarına, asker selamı ile karşılık verdi.
Daha sonra İYİ Parti İBB adayı Kavuncu projelerini anlattı. İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun’un da konuşma yaptığı programda, son olarak partinin ilçe belediye başkan adayları tanıtıldı.
İYİ Parti İstanbul ilçe belediye başkan adayları şöyle:
Adalar’da Ayşe Gülnur Şakir, Arnavutköy’de İsmail Yaşar, Ataşehir’de Ali Coşkun, Bağcılar’da Eyüp Ali Özdemir, Bahçelievler’de Tugay Çapun, Bakırköy’de Ataner Orkunoğlu, Başakşehir’de Tevfik Atakan Şakar, Bayrampaşa’da Vahit Çelik, Beşiktaş’ta Nurettin Sağırkaya, Beykoz’da Tuba Alaylı Özgüç, Beylikdüzü’nde Erol Karapınar, Beyoğlu’nda İsmail Hakkı Çavuşoğlu, Büyükçekmece’de Nejat Durmuş, Çatalca’da İsmail İp, Esenler’de Şeh Ömer Kara, Eyüpsultan’da Emel Bilenoğlu, Fatih’te Barbaros Hayrettin Mahiroğulları, Gaziosmanpaşa’da Erhan Özkan, Güngören’de H. Pelin Sellitepe Turan, Kadıköy’de Kübra Dursun, Kağıthane’de Mustafa Kürşat Ceylan, Kartal’da Altınok Öz, Maltepe’de Ramazan Uğural, Pendik’te Süleyman Turan, Sancaktepe’de Cemal Doğan, Silivri’de Bihter Akbaş Sezer, Sultanbeyli’de Fatih Karataş, Sultangazi’de Hüseyin Öndeş, Şile’de Demet Alkan Tekdemir, Şişli’de Ahmet Ünal, Tuzla’da Taha Orhun Ertürkmen, Ümraniye’de Serkan Yalçın, Üsküdar’da Prof. Dr. Ertaç Ergüven, Zeytinburnu’nda Prof. Dr. Kürşat Özer aday gösterildi.
Avcılar, Çekmeköy, Esenyurt, Küçükçekmece ve Sarıyer’de ise henüz aday gösterilmediği belirtildi.
]]>Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müdürlüğünce Mehmet Şirin Açar Kongre Salonu’nda düzenlenen, “Sanayici Buluşması” programında konuşan Kütükcü, OSBÜK olarak Türkiye’deki 401 organize sanayi bölgesinin kanunla kurulmuş çatı kuruluşu olduklarını söyledi.
Kütükcü, organize sanayi bölgelerinin artık sanayi üretiminin yapıldığı alanlar olmanın çok ötesine geçtiğini, birer yaşam alanı olduğunu aktardı.
“OSB’ler artık üretimin ötesinde konulara odaklanmış durumda”
Organize sanayi bölgelerinin sadece üretimle değil artık mesleki eğitimle, geri dönüşümle ve yenilenebilir enerji tesisleriyle, yaşamın tüm alanlarına dokunan faaliyetleriyle öne çıktığına işaret eden Kütükcü, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de sanayi üretiminin yüzde 45’inin gerçekleştirildiği organize sanayi bölgeleri artık üretimin ötesinde konulara odaklanmış durumda. Bunların başında da karbon vergisi uygulaması ve yeşil dönüşüm süreci geliyor. İhracatımızın yüzde 50’sinin Avrupa Birliğine ve Avrupa kıtasına olduğunu düşünürsek sanayi işletmelerimizin artık bu sürece hazırlanması gerekiyor. OSBÜK olarak bu konuda yoğun çalışıyoruz. Ankara OSBÜK merkezinde Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Merkezi kurduk. Organize sanayi bölgelerimize ve şirketlerimize buradan destek vermeye çalışacağız.”
Kütükcü, eğer “Türkiye Yüzyılı”nın mottosu üretim, yatırım, istihdam ve ihracatsa bunun gerçekleşeceği alanların da organize sanayi bölgeleri olduğunu vurguladı.
Ülkenin üretim yapısını ve üretimini güçlendirmenin yolunun organize sanayi bölgelerini güçlendirmekten geçtiğini belirten Kütükcü, organize sanayi bölgelerini gelecek yüzyıla hazırlamak için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.
Kütükcü, OSBÜK’de uzaktan izleme sistemiyle her gün 176 organize sanayi bölgesinin enerji tüketimini anlık izlediklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Bunu her ayın sonunda devletimize rapor ediyoruz. Üretim verileri bir ay sonra açıklanıyor ancak elektrik tüketimi, üretim hakkında en kesine yakın veri oluşturan öncü veridir. Dolayısıyla deprem bölgemiz de hamdolsun 6 Şubat öncesine hızla dönüyor. Üretim kayıplarını büyük oranda telafi etti, etmeye de devam ediyor. Bunların tamamı sizin çalışmanız, gayretiniz, azminiz, kararlılığınızla oluyor.”
“Fabrika sayımız 400’lere doğru gidiyor”
Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan da OSB’deki 1’inci, 2’nci, 3’üncü ve 4’üncü etaplardaki arsaların tahsis edildiğini belirterek, 5’inci etap için çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.
Yönetime geldikleri 2018’de OSB’de fabrika sayısının 205, çalışan sayısının da 7 bin civarında olduğunu, bugün 300 yatırımcının yatırım yapmak için sırada beklediğini ifade eden Fidan, şöyle dedi:
“Şu an çalışan sayımız 20 bin civarında, fabrika sayımız da 400’lere doğru gidiyor. Hedefimiz çalışan sayısını 40 binlere çıkarmaktır. Üretim yapmaktan başka şansımız yok. Kendimiz, ailemiz, ülkemiz ve geleceğimiz için üretim yapmaya devam edeceğiz. Diyarbakır’ı dünyada marka haline getireceğiz.”
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya da bir konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından basına kapalı devam eden programa, Vali Yardımcısı Ömer Coşkun, KOSGEB İl Müdürü Vedat Güler, Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, sanayiciler ve iş insanları katıldı.
]]>