Bartın Üniversitesi Ar-Ge proje pazarı kapanış etkinliğine, Bakan Tunç’un yanısıra TAİ Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, Bartın Valisi Nurtaç Arslan, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, protokol üyeleri ve öğrenciler katıldı.

‘DÜNYANIN GENÇ BEYİNLERE İHTİYACI VAR’
Kapanış etkinliğinde konuşma yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Dördüncü sanayi devrimiyle birlikte dijital teknolojiler, üretim süreçlerinden günlük yaşamımıza kadar neredeyse hayatın her alanında büyük bir dönüşüme sebep olmuştur. Bu dönüşüm, ülkelerin milli güvenliklerini doğrudan etkileyen bir unsur olarak hükümetleri yeni stratejiler geliştirmeye mecbur bırakmıştır. Ülkelerin bağımsızlık ve milli güvenliklerini korumaya yönelik geliştirdikleri bu stratejilerin temelinde savunma sanayi yer almaktadır. Savunma sanayi, bir ülkenin bağımsız hareket etme kabiliyetini ve ulusal çıkarlarını koruması için hayati öneme sahiptir. Dışa bağımlılığı azaltan en önemli etkendir. Günümüzde güçlü ve donanımlı bir savunma sanayi envanterine ve endüstrisine sahip olmayan bir ülkenin küresel arenada söz sahibi olması mümkün değildir. Bölgemizde ve dünyada yaşanan son gelişmeler de bize bu gerçeği çok net bir şekilde göstermektedir.

Türkiye bugün savunma sanayinde hepimizin gurur duyduğu, iftihar ettiği bir noktaya ulaşmıştır. Bu noktaya ulaşmamız, dünden bugüne kolay olmadı. Ülkemiz bu konuda geçmişte dezavantajlı bir konumdaydı. Bu dezavantaj hem terörle mücadelede hem de ulusal çıkarlarımızın gerektirdiği önemli adımları atma noktasında elimizi, ayağımızı bağlayan bir faktör olarak hep karşımıza çıkmıştır. Ülkemizi savunma sanayinde dışa bağımlı bir ülke olmaktan çıkardık. Kendi savunma sanayi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna yükselttik. Bugün Türkiye, sahip olduğu savunma sanayi kabiliyetleriyle, küresel güç dengesinde aktif rol oynayan, söz sahibi bir ülkedir. Bu bir anda gerçekleşmedi, bu bir süreçti ve bu süreçte ASELSAN, TUSAŞ, HAVELSAN ve ROKETSAN gibi önemli savunma sanayi kuruluşları kuruldu ve desteklendi. 2004 yılında Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısıyla belirlenen yerlilik ve millilik politikası bu sürece çok önemli katkılar sağladı. Tüm bu gelişmeler sayesinde ülkemizin savunma sanayinde sahip olduğu yerlilik oranı yüzde 20’lerden yüzde 80’lere yükseldi. Türkiye bugün kendi savaş gemisini tasarlayıp inşa edebilen 10 ülke arasında yer alıyor. İHA / SİHA üretiminde dünya çapında aranan ülke konumunda. Ülkemizin bu konuma sahip olması elbette bir kararlılığın, bir azmin, bir iradenin eseridir. Bu kararlılığı, bu azmi, bu iradeyi gösteren, ülkemizi “Tam Bağımsız, Güçlü Türkiye” hedefine her geçen gün daha da yaklaştıran lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizi teknolojik atılım ve kalkınma hedeflerine ulaştırmak için 22 yılda çığır açan adımlar attık. Bu mücadelemiz bugün de aynı kararlılıkla devam etmektedir.


Bu mücadelede en çok genç beyinlerimize güveniyoruz. Gençlerimizin, üretici akıllarıyla, yenilikçi fikir ve projeleriyle bu mücadeleyi çok daha ileri noktalara taşıyacaklarına inanıyoruz. Eğitimden sağlığa, enerjiden ulaşıma kadar çok geniş bir yelpazede ülkemizin geleceği de teknoloji yolculuğu da gençlerimize emanettir. Gençlerimizin geleceğe dair hayalleri, ufukları, fikirleri ülkemizin teknolojik bağımsızlığının garantisidir. Bugün kod yazan gençlerimiz yarın o kodlarla tarih yazacaklar. Bugün roket tasarımı yapan gençlerimiz, yarın o roketlerle istikbalimizi güvence altına alacaklar, dünyaya yeniden barış getirecekler, acılara son verip, mazlum coğrafyalarda akan gözyaşlarını dindirecekler. Bugün geliştirdikleri yapay zekâ ile gelecekte ülkemizi teknoloji alanında söz sahibi yapacaklar. Teknolojiyi insanlığın huzur ve refahı için kullanacaklar. Dünyamızın, insanlığın, teknolojiyi erdemle, ahlakla, adaletle buluşturacak genç beyinlere ihtiyacı var, işte o beyinler sizlersiniz” dedi.

“TERÖR UZANTILARINA DESTEK VERMEK SUÇTUR”
TUSAŞ saldırısına değinen Bakan Tunç, Türkiye’nin teknolojide tam bağımsız bir ülke olma idealine savunma sanayi alanındaki yükselişine engel olunamayacağının altını çizerek, “Terörle mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Terörün insanımızın huzuruna güvenliğine kastetmesine kimse göz yummamalı, hangi gerekçe olursa olsun, hiç kimse şiddeti teşvik eden unsurlara uzantılarına kesinlikle sıcak bakmamalıdır. Dünyanın hiçbir hukuk devletinde terör, şiddet, şiddete teşvik olması asla kabul edilmez, sineye çekilmez, görmezden gelinemez. Bu bizim Anayasamızda da İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de, Birleşmiş Milletler Medeni Haklar Siyasi Haklar Sözleşmesi’nde de böyledir. Terörü hukuk devleti kabul etmez, terörü destekleyeni hukuk devleti kabul etmez. Demokratik bir hukuk devletinde şiddeti teşvik, şiddeti savunma, şiddet yoluyla bir yere gelmeyi demokratik hukuk devleti kabul etmez. Şiddet suçtur, şiddeti teşvik suçtur, terör uzantılarına destek vermek suçtur ve bu bütün dünyadaki demokratik ülkelerde böyledir. Şiddeti destekleyeni yargı önüne çıkarırlar ve yargı onlardan hesap sorar. Bugün de yargımızın şiddeti teşvik edenlerle teröre bulaşanlarla ilgili yaptığı soruşturmaları eleştirmek ve bu konuda yetkili olan yargı mensuplarımızı, Cumhuriyet savcılarımızı adeta tehdit eder vaziyette birtakım konuşmalar yapmak hiç kimseye yakışmaz. Eğer demokratik, hukuk devletine tarafsız ve bağımsız yargıya inanıyoruz derseniz, bunu yapmayacaksınız, o soruşturmaların sonucunu bekleyeceksiniz. O nedenle terörle mücadeledeki kararlılığımızı topyekün birlik ve beraberliğimizi koruyarak, savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Daha sonra Bartın Üniversitesi 7. Uluslararası Ar-Ge proje pazarında derece elde eden projelere ödülleri verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ali Öztunç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, kamuda tasarruf için hazırlık yapılan dönemde çift maaşlı bürokratlar hakkında ne gibi işlemler yapıldığını sordu. Öztunç, önergesinde şunları kaydetti:
“Yerli ve milli savunma sanayinin gelişmesi, yatırımcıların bu yönde desteklenmesi her Türk vatandaşının onur ve gurur kaynağı haline gelmiştir. Ancak son dönemde tarafımıza yapılan şikayetlerde halka arz olan ve borsada işlem gören ASELSAN’ın gelirlerini beyan ettiklerinden farklı bir amaç için harcadıklarını duymak üzüntü vericidir.
Eski ASELSAN Genel Müdürü Haluk Görgün’ün, SSB’ye göreve geldikten sonra ASELSAN’daki ekibini SSB’ye ve bağlı şirketlere yönetici olarak getirdiği belirtilmektedir. SSB’nin direkt ya da dolaylı olarak iştirak ettiği 90’a yakın firma bulunmaktadır. Bu firmaların SSB adına denetimini, yönetim kurulunun belirlenmesini, ihalelerin dağıtılması gibi işlerin koordinasyonunu Görgün adına halen ASELSAN’dan maaş alan ve AKP eski bakanı Sami Güçlü’nün oğlu Mehmet Fatih Güçlü yapıyor. SSB tarafından süper güçle yetkilendirilen Güçlü’nün TUSAŞ, SSTEK, STM, STG gibi birçok SSB iştirakinde Yönetim Kurulu Üyesi olduğu ve bu şirketlerden huzur hakkı aldığı aynı zaman ASELSAN’dan Genel Müdür Yardımcılığı seviyesinde maaş aldığı bilinmektedir. Kamuda birden fazla maaş alan bürokrat sorunun birden fazla iştirake aynı kişinin yönetim kurulu üyesi atanarak aşılmaktadır. Görgün, maaşını çifter çifter almaktadır. Bu kişinin SSB’den ise maaş almadığı belirtilmektedir. SSB Başkanı Görgün’ün halka arz olan ve borsada işlem gören ASELSAN’ın gelirlerini farklı bir amaç için kullanma yetkisi var mıdır? Güçlü’yü SSB’de görevlendirme yetkisi var mıdır? Güçlü’nün ASELSAN’dan 200 bin TL x 16 ay toplam yılda 3 milyon 200 bin TL maaş aldığı doğru mudur? SSB ve TSGV iştiraki dolaylı veya direk iştiraki olan şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelikleri bulunan Güçlü kaçında huzur hakkı almaktadır. Güçlü’ye kaç yerden maaş bağlamıştır? Bunun ne kadarı kamu kaynaklarından karşılanmaktadır? Bu tutar aylık toplam ne kadardır? Yeri geldiğinde milli güvenlik sorunu olan savunma sanayi gibi bir alanda bu tip atamaların yaratabileceği olumsuzluklar nelerdir?”
“AKRABA, EŞ, DOST KAYIRMA DÖNEMİ ZİRVE YAPTI”
Öztunç, “Liyakat bitti, akraba, eş, dost kayırma dönemi artık zirve yaptı. Öğretmenler mülakatlarda eleniyor, atamaları yapılmıyor ama arkanızda babanız, dayınız varsa 90 şirkete birden yönetici olabiliyorsunuz. Hem de yeri geldiğinde milli güvenlik konusu olan savunma sanayinde. Çift maaş yetmedi süper güçlü bürokrat dönemi başladı. Kamuda tasarruf için emeklinin maaşına, personelin servisine göz diken zihniyet birden fazla maaş alanları görmezden geliyor” ifadelerini kullandı.
]]>Uydu sektörünün geleceğini belirleyen Satellite 2024 Fuarı, dünyanın en büyük uydu üreticileri ve uydu operatörlerini bir araya getirdi.
Sektörün en önemli oyuncularının buluştuğu fuarda Türkiye’yi Türksat, TUSAŞ ve ASELSAN temsil etti. Türkiye’nin 3 büyük firması yarın sona erecek fuarda, ürün ve kabiliyetlerini tanıttı.
“Önümüz çok parlak üretemeyeceğimiz, yapamayacağımız şey yok”
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Türksat, ASELSAN ve TUSAŞ gibi firmalarının dünyanın en önemli uydu fuarında yer almasının gurur verici olduğunu söyledi.
Türkiye’nin tüm sektörlerde üretimde yerlilik oranlarının artırılmasına çok önem verdiğini vurgulayan İskurt, “En yakın dönemde, haziran ayında Türksat 6A uydusunu fırlatacağız. Bu uydunun en büyük özelliği tamamen yerli firmalarımızın üretimine dayanması.” dedi.
İskurt, Türkiye’nin artık uzayda da varlığını gösterdiğini belirterek, “Dünyanın en önemli uydu üreticilerinin, tüm sektörün bileşenleriyle beraber yer aldığı bir fuardayız. Bu üç firmamızın burada Türkiye adına yer alması bizim için gurur verici.” diye konuştu.
Uydu sektöründeki gelişmelerin hızına dikkati çeken İskurt, Türkiye’nin uzayda da yer alması gerektiğini ve ülkenin bu firmalarını üretim anlamında her yönüyle desteklediğini aktardı. İskurt, “Önümüz çok parlak. Üretemeyeceğimiz, yapamayacağımız şey yok.” ifadesini kullandı.
“Hem ülkemizi hem yaptığımız ürünleri tanıtmaya çalışıyoruz”
Türksat Genel Müdürü Hasan Hüseyin Ertok da Satellite’ın uydu sektörünün bütün paydaşlarının bir araya geldiği dünyadaki en önemli ve en büyük fuar olduğunu, uydu operatörlerinden üreticilere, fırlatma firmalarından yer sistemleri üreticilerine kadar herkesin bu organizasyona katıldığını söyledi.
Sektördeki herkesin bir araya gelerek işbirliklerini genişletebildiğini ve yeni iş imkanlarını tartışabildiğini dile getiren Ertok, Türksat ve Türkiye’nin fuarda yer almasının çok önemli olduğunu vurguladı.
Ertok, “Hepimiz yaptığımız hizmetleri, ürünleri burada sergilemeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda genişlettiğimiz ürün gamımızı sunmaya ve burada hem ülkemizi hem yaptığımız ürünleri, bu alandaki gelişimimizi tanıtmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Türksat’ın geçtiğimiz yıllarda hizmete aldığı Türksat 5A ve Türksat 6A uydularıyla birlikte hizmet alanlarını oldukça geliştirdiğini belirten Ertok, farklı kapsama alanlarında farklı hizmetlerinin, internet ve hareketli sistemler için de birbirinden ayrı hizmetlerinin olduğunu anlattı.
Ertok, özellikle yeni alanlarda, havacılıkta ve deniz taşıtlarında internet hizmeti sunulmasıyla ilgili üzerinde çalıştıkları yeni teknolojileri fuarda sunduklarını anlattı.
“Hem uzay hem de yer kesimi için ürünlerimizi sergiliyoruz”
ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Yaman ise ASELSAN’ın hem uydu ekipmanı hem de uydu haberleşme, yer terminalleri ve kullanıcı terminalleri üreten bir firma olarak fuarda yer aldığını söyledi.
Fuarda ürünlerine yönelik ilginin yüksek olmasından bahseden Yaman, “Hem uzay hem de yer kesimi için ürünlerimizi burada sergiliyoruz.” dedi.
Yaman, bu yıl içinde uzaya fırlatılması planlanan Türkiye’nin ilk yerli haberleşme uydusu Türksat 6A üzerindeki X bant ve Ku banttaki görev yüklerini ve haberleşme ekipmanlarını ASELSAN’ın sağladığını anımsatarak, uyduda yer alan birimlerden bazılarını fuarda sergilediklerini anlattı.
ASELSAN’ın Türksat 5B uydusunda görev yapan iki ürününün de fuarda yer aldığını dile getiren Yaman, ASELSAN’ın karada, havada ve denizdeki tüm askeri platformların uydu haberleşme ürünlerini de sağladığını, Akıncı platformuna verdikleri uydu haberleşme sistemi ile diğer haberleşme ürün ve ekipmanların da fuarda yer aldığını bildirdi.
Yaman, fuarda haberleşme konusunun çok ön planda olduğunu belirterek, yer ve zaman fark etmeksizin herkesin birbiriyle bağlı olmasına, insanların nerede olursa olsun haberleşmeyi sağlayabilmesine yönelik ürünlerin tanıtıldığını anlattı.
Türkiye’de bu teknolojilerin yerli ve milli olarak geliştirildiğine dikkati çeken Yaman, “ASELSAN’ın ULAK Haberleşme AŞ’nin ve haberleşme teknoloji kümelenmesi firmalarının yetkinlikleriyle haberleşmede uçtan uca, denizden ve karadan havaya, oradan uzaya bütün haberleşme ekipmanlarını ve sistemlerini Türkiye’de geliştirip sağlayabileceğimizi belirtmek istiyorum.” diye konuştu.
“Potansiyel müşterilerimizle buluşuyoruz”
TUSAŞ Uzay Sistemleri Genel Müdür Yardımcılığı Programlar Direktörü Taha Tetik de fuarda yerli ve milli olarak geliştirdikleri ürünleri sergilediklerini söyledi.
Tetik, “Potansiyel müşterilerimizle buluşuyoruz, alt yüklenicilerimizle görüşmeler yapıyoruz. Potansiyel iş birlikleri ve farklı görüşmeleri bu fuarda gerçekleştirme imkanı buluyoruz.” diye konuştu.
TUSAŞ’ın yerli ve milli olarak geliştirdiği uydu platformlarının yapıldığı üretim tesisini fuar katılımcılarına anlattıklarını dile getiren Tetik, haberleşme ve yer gözlem uyduları alanındaki ürünlerini sergilediklerini sözlerine ekledi.
]]>Akyol, 16-18 Şubat’ta düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı” için bulunduğu Antalya’da AA muhabirine, Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri doğrultusunda savunma sanayisinde ihracatı bir adım yukarıya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.
ASELSAN’ın tüm platform üreticilerinin içindeki elektronik sistemleri, akıl katan sistemleri yapan bir firma olduğunu belirten Akyol, denizaltılar, gemiler, kara araçları, İHA’lar, uçaklar, helikopterler ve uydularda kullanılan faydalı yükleri, elektronik sistemleri, son teknoloji ürünleri geliştirdiklerini kaydetti.
Bu sistemleri geliştirerek savunma sanayi sektörünün katma değeri yüksek ihracat yapmasının önünü açtıklarına dikkati çeken Akyol, “Kendimizin doğrudan temin edip son kullanıcıyla buluşturduğumuz ürünler de var. 14 ülkede ofis, firmamız veya ortaklığımız var. Güney Amerika’dan Güney Afrika’ya, Uzak Doğu’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Türk cumhuriyetlerine kadar birçok yerde fabrikalarımız, dizayn ofislerimiz faaliyet gösteriyor. Küresel bir şirket haline dönüştük. Dünyada önemli savunma sanayi firmalarının listelendiği ligde Türkiye’yi temsil eden en yukarıdaki firmayız.” diye konuştu.
“İhracat yaptığımız ülke sayısı 86 oldu”
Akyol, 2023’te 601 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladıklarını kaydederek, bunun, ASELSAN’ın bugüne kadar ulaştığı en yüksek rakam olduğunu bildirdi.
Dört yeni ülkeye ihracat yapma imkanı yakaladıklarını aktaran Akyol, “Böylece kurulduğumuz günden bu yana ihracat yaptığımız ülke sayısı 86 oldu.” bilgisini paylaştı.
Akyol, 2024 stratejilerini alanında en iddialı ürün yapmak, dünyada kendi segmentinde en azından ilk 3’te olmak, ihracat odaklı büyüyen ve yeni konseptler yaparak dünyada fark yaratan bir anlayışı uygulamak olarak belirlediklerini kaydetti.
Türkiye’ye konulan ambargo nedeniyle verilmeyen kameralara karşı ASELFLIR 500 kamerasını yaptıklarına, bunun dünyadaki bütün muadillerinden daha iyi bir kamera olduğuna işaret eden Akyol, “İhracat odaklı büyümeye, geliştirmeye devam ediyoruz. 2024 yılında dünyanın her yerinde bayrak göstermeye devam edeceğiz. 2024, hem savunma sanayi sektörü hem de ASELSAN için başarılarla dolu bir yıl olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Uluslararası bütün yapılarda daha fazla yer almaya odaklandık”
ASELSAN’ın içerisinde NATO ihaleleri için özel bir birim kurduklarını anlatan Akyol, “NATO’nun bütün birimleriyle çalışıyoruz. Bu sene Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonuyla NATO’ya yöneldik. Bütün dünyadaki en yüksek standartların olduğu NATO’da ihalelere giriyoruz. NATO standartlarında dünyadaki sayılı firmalarla yarışacak pozisyona girmek bir süreçti ve bu süreci Türkiye başardı. Bu, geldiğimiz seviyeyi gösteriyor. Sadece NATO değil, OCCAR ve BM gibi uluslararası bütün yapılarda daha fazla yer almaya odaklandık.” dedi.
Ukrayna-Rusya savaşıyla özellikle Doğu Avrupa’da askeri harcamalarda artış olduğunun altını çizen Akyol, şunları söyledi:
“Romanya’dan yeni geldim. Macaristan’dan Polonya’sına, Estonya’sına kadar geçmişten daha fazla savunma sanayiye odaklanma var. Doğu Avrupa’yı önümüzdeki dönemde geleneksel ihracat pazarlarımızın içinde yeni bir alan olarak görüyorum. ASELSAN olarak Balkanlar ve Polonya için yeni birimimizi, ofisimizi aktif hale getirdik. Geleneksel pazarlara yeni yeni başlayan Afrika ülkelerinin yanı sıra Doğu Avrupa’nın da eklendiğini söylemek isterim. Şili’de tank modernizasyonu ihalesi kazandık. Orada bu çalışmayı yürütmeye başladık. Filipinler’de hava savunma ihalesi kazandık. Dünyanın bütün noktalarında faaliyet gösterecek seviyeye çıktık.”
“ASELSAN çalışanlarının yüzde 60’tan fazlası mühendis”
ASELSAN bünyesinde 10 bin 600 çalışan olduğu bilgisini veren Akyol, çalışanların yüzde 60’tan fazlasının mühendis olduğuna işaret etti.
Dokuz AR-GE merkezleri bulunduğunu belirten Akyol, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ankara ve Konya’da 2 meslek lisemiz var. Çalışanlarımızın yüzde 10’u kadar her yıl stajyer alıyoruz. Bu yıl ilk defa üniversitelerin 3’üncü sınıfındaki gençlerin ASELSAN’da yarı zamanlı çalışabilecekleri bir program başlattık. Üniversite 3’üncü ve 4’üncü sınıf öğrencileri ASELSAN’da çalışma deneyimi kazanıyor. Firmamızın içinde de yeni yetkinlikler kazandıracağımız uluslararası eğitim programları var. ASELSAN Akademisi’ni kurduk. Mühendislik faaliyeti yürüten arkadaşlarımız bu akademide master ve doktora yapabiliyor. Lise çağından doktorasına kadar uçtan uca yatırım yaptığımız çalışanlarımız ile Türkiye’nin çok zorlayıcı projelerini bir bir hayata geçiriyoruz. Ülkemizin bize yüklediği sorumluluk ile daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyoruz.”
]]>