Aşırı – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sat, 03 Aug 2024 00:36:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Almanya’da aşırı sağcı parti AfD’nin geçmişi araştırıldı https://www.haber28.com.tr/almanyada-asiri-sagci-parti-afdnin-gecmisi-arastirildi/ https://www.haber28.com.tr/almanyada-asiri-sagci-parti-afdnin-gecmisi-arastirildi/#respond Sat, 03 Aug 2024 00:36:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29102 Almanya’nın doğusundaki Cottbus kentinde onlarca insan, daha önce kendisini Nasyonal Sosyalizmin (Nazizm) “dost yüzü” olarak tanımlayan bir konuşmacıyı dinlemek için küçük bir mekanda toplanmış.

Aşırı sağcı parti Almanya için Alternatif (AfD) tarafından düzenlenen bir gençlik etkinliğinde Matthias Helferich’i dinlemek için oradalar.

Daha önce aşırılık yanlısı gruplarla bağlantıları olan iki kişi daha salonda ve bunlardan biri eyalet seçimlerinde aday olacak.

AfD aşırılık suçlamalarını defalarca reddetti.

Ancak BBC, bu üç kişinin geçmişini araştırarak, AfD ile bazıları Alman makamları tarafından anti-demokratik veya ırkçı olarak sınıflandırılan aşırı sağcı gruplar arasında açık bir geçişkenlik olduğunu tespit etti.

Almanya’nın doğusunda bölgesel istihbarat yetkilisi olarak görev yapan Stephan Kramer’a göre, AfD artık demokrasinin “temelleri” açısından tehlike oluşturuyor ve sonbaharda doğudaki üç eyalette seçim kazanmayı hedefliyor: Saksonya, Thüringen ve Berlin’in Brandenburg bölgesi.

Haziran’da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde aşırılık ve yolsuzluk iddialarıyla boğuşan AfD, anketlerde düşüş yaşasa da, ülke genelinde ikinci sırada yer alıyor. Özellikle Doğu Almanya’da güçlü olmaya devam ediyor.

‘Tersine göç’ tartışmaları

Matthias Helferich’in Cottbus’taki konuşması “tersine göç” üzerineydi. Bu, Avrupa’da aşırı sağ içinde göçmenlerin kitlesel “geri dönüşleri” ya da sınır dışı edilmeleriyle ilgili yeni gelişen bir kavram. BBC toplantıya katılmak istedi, ancak yer olmadığı söylendi.

2021’de Almanya Federal Meclisi’ne seçilen Helfrich’in AfD’nin parlamento grubuna katılması, 2016-17 yıllarındaki tartışmalı Facebook yazışmalarının ortaya çıkmasının ardından engellendi.

Sızan yazışmalarında Helfrich, kendisini Nasyonal Sosyalizmin “dost yüzü” ve Nazi dönemi yargıcı Roland Freisler’e atıfta bulunarak “demokratik Freisler” olarak tanımlıyordu.

Helferich BBC’ye yaptığı açıklamada kendisini gerçekten Nazizmin dost yüzü olarak tanımlamadığını, sadece internetteki solcuların “parodisini” yaptığını söyledi.

Helferich AfD’de yerel düzeyde görevler üstlenmeye devam ediyor ve Cottbus’daki konuşmasına katılımın da gösterdiği gibi, bazı parti çevrelerinde “tersine göçün” gururlu savunucusu olarak memnuniyetle karşılanıyor.

Pek çok kişi bu terimi, göçmen kökenli insanların zorla ya da siyasi baskıyla kitleler halinde sınır dışı edilmesinin örtülü bir ifadesi olarak görüyor.

Matthias Helferich, Afrika ve Orta Doğu’dan gelen “kitlesel göçmen akınına” karşılık olarak milyonlarca insanın “tersine göç ettirilmesi” konusundaki beklentilerini açıkça dile getiriyor.

Ancak yasal olarak Almanya’da bulunan hiç kimsenin ülkeyi terk etmeye zorlanmayacağını, ancak bazılarına “anavatanlarına” ve “kültürlerine” dönme şansı verilebileceğini iddia ediyor.

“Bu, insanları aşağılamak ya da ırkçı nedenlerle sınır dışı etmekle ilgili değil. Mesele Almanya’yı Almanların ülkesi olarak korumak” diyor.

Toplantı organizatörlerden Jean-Pascal Hohm, Cottbus konuşmasını dinlemeye “50’den fazla genç yurtseverin” geldiğini söylüyor.

AfD’de çeşitli görevlerde bulunan Hohm, Eylül’de yapılacak Brandenburg eyalet seçimlerinde aday.

Hohm’un geçmişte aşırı sağcı bazı gruplara dahil olduğu biliniyor. Bunlar arasında Ein Prozent (Yüzde Bir) derneği, Zukunft Heimat (Geleceğin Vatanı) ve “Büyük Değişim” komplo teorisini desteklediği bilinen Identitarian hareketi yer alıyor.

Bu teori, küresel elitlerin kasıtlı olarak Batı ülkelerinin demografik yapısını değiştirmeyi planladıklarını dile getiriyor.

Hohm, Almanya ve Avrupa’da “çağımızın ana teması” olarak tanımladığı “nüfus değişiminin” yaşandığına inanıyor. “Bunun yukarıdan organize edildiğini söylemiyorum, gerçekleştiğini söylüyorum” diyor.

2017’de Jean-Pascal Hohm, bir grup futbol taraftarının Yahudi düşmanı sloganlar attığı, hatta bazılarının Hitler selamı verdiği bir kalabalığın arasında görülmüştü.

Benedikt Kaiser ise, Thüringen’de AfD milletvekili olan Jürgen Pohl için parlamentoda çalışıyordu.

Kaiser’in 2006-11 yılları arasında neo-Nazi çevrelerde hareket ettiği, hatta bugün Die Heimat (Vatan) olarak bilinen aşırı milliyetçi parti NPD tarafından düzenlenen yürüyüşlerde fotoğrafının olduğu ortaya çıktı.

“New Society Boys” adlı aşırı sağcı futbol holigan grubunun içinde de fotoğrafı görülmüştü. Grup tarafından kullanılan “NS” kısaltması Almanya’da genellikle “Nasyonal Sosyalist” ya da Nazi anlamına geliyor.

2009 civarında çekilmiş fotoğrafta Kaiser’in arkasındaki üç erkek Hitler selamı veriyor.

Yıllar sonra Benedikt Kaiser artık bazen bir düşünür ve teorisyen olarak tanımlanıyor ve AfD’nin aşırı sağcı kanadının önde gelen isimlerinden Björn Höcke ondan övgüyle söz ediyor.

Tarih öğretmeni olan Höcke, Thüringen’de AfD’nin karizmatik lideri haline geldi ve eyalet valisi olmak için yarışıyor.

52 yaşındaki Höcke şu anda bilerek bir Nazi sloganı kullanma suçlamasıyla yargılanıyor, ancak masum olduğunu savunuyor.

AfD’nin daha radikal fraksiyonu içindeki partililer ile “aşırılık yanlısı” gruplar arasındaki bulanık çizgiler karmaşık bir ağ oluşturuyor.

Ve bu, daha ılımlı mı yoksa radikal bir mesaj mı benimsemesi gerektiği konusunda sürekli bölünmelerle uğraşan bir parti.

Örneğin “tersine göç” kavramını bazıları benimserken, bazıları mesafeli duruyor.

Bu kavram, neo-Nazi bir geçmişe sahip olan ve hem Almanya hem de İngiltere’ye girişi yasaklanan Avusturyalı aktivist Martin Sellner tarafından savunuluyor.

Sellner’in, “tersine göç eden” sığınmacılar, oturma hakkına sahip “yabancılar” ve “asimile olmamış” vatandaşlar hakkında yazıları var.

AfD’nin üst düzey isimlerinin Martin Sellner ile Berlin yakınlarında “tersine göç” konulu “gizli” bir toplantı yaptıklarına dair haberler bu yılın başlarında Almanya’da kitlesel gösterilere yol açtı.

Thüringen Anayasayı Koruma Dairesi Başkanı Stephan Kramer’e göre, AfD son on yılda “muhafazakar, demokrat bir partiden giderek aşırı sağcı bir partiye doğru” ilerleyen bir hareket.

Daha önce Almanya’daki Yahudilerin Merkez Konseyi’nin genel sekreterliğini yapan Kramer, AfD’nin seçimlerde Thüringen’de çoğunluğu kazanma şansının “çok yüksek” olduğunu, bu gerçekleşirse ülkeyi terk edeceğini söylüyor.

AfD’liler kendilerine karşı önyargılı devlet yetkilileri tarafından hedef alındıklarını savunuyor.

AfD’nin “şüpheli” aşırı sağcı olarak tanımlanmasına karşı yasal mücadelesi devam ederken, gençlik kanadı bu tanımı resmen onayladı.

Stephan Kramer’e göre AfD, Avrupa çapında ivme kazanan yeni sağın “parlamenter kolu” ve demokrasi için risk oluşturuyor.

Kramer daha geniş anlamda Almanya’daki siyasi havanın “ısınmasından” endişe ediyor.

Başbakan Olaf Scholz’un partisi SPD’nin (Sosyal Demokrat Parti) Avrupa Parlamentosu seçimlerinde önde gelen adaylarından biri olan Matthias Ecke, Cuma günü Saksonya’da afiş asarken saldırıya uğradı ve ameliyat oldu.

17-18 yaşlarındaki dört gencin soruşturulduğunu belirten polis, şüphelilerden en az birinin aşırı sağcı görüşlere sahip olduğuna dair veriler olduğunu söyledi.

Konuştuğumuz AfD destekçileri hareketlerinin hiç de aşırı olmadığı ve hatta orta yolu temsil ettiği konusunda ısrarcı.

Almanya’da bugün söz konusu olan sadece Cottbus’ta bir toplantıda konuşma yapan üç adamla ilgili değil, ülkede neyin aşırılık sayılacağı konusundaki bölünme ve çirkin geçmişe dönüş korkusuyla ilgili.

]]>
https://www.haber28.com.tr/almanyada-asiri-sagci-parti-afdnin-gecmisi-arastirildi/feed/ 0
İliç Maden Kazası İncelemesi: Aşırı Yükleme ve Sıvı Basma Olabilir https://www.haber28.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/ https://www.haber28.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/#respond Fri, 02 Aug 2024 06:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29025 Haber: DİLAN KUTLU- Kamera: UĞUR DEMİRCİ

(ERZİNCAN)- TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu’nun CHP’li üyeleri, Erzincan ve İliç’te yaptıkları incelemelerle ilgili ANKA Haber Ajansı’na bilgi verdi. Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, heyelana ilişkin “Aşırı bir yükleme ve aşırı sıvı basma olduğunu tahmin ediyoruz” derken; Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, “Sahada ve bize yapılan bilgilerden anladığımız Anagold’un işlettiği altın maden sahasının yığın liç kısmında aşırı yükleme yapılmış durumda” dedi.

Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta 9 işçinin toprak altında kaldığı siyanürlü toprak kayması ile ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, Erzincan’daki ziyaretlerinin ardından İliç’te kazanın olduğu ve toprak altında kalan 5 işçinin daha aramalarının yapıldığı Anagold Madencilik’in maden sahasındaki çalışmaları yerinde inceledi.

Komisyon üyelerinden CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin ve CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, görüşmelere ve incelemelere dair izlenimlerini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

CHP’li Şevkin, liç yığınının 3 ve 4. fazlarda 10 milyon metreküplük heyelanın olduğunu söyledi. Çamurlu ve akışkan haldeki liç nedeniyle uzunca bir süre mangan ocağına girilemediğini belirten Şevkin, “Şöyle bir soru sordum. Burada 47 milyon metreküplük pasayı alabilecek terk edilmiş bir mangan ocağı var. Buranın geçirimsizliği sağlanarak neden buraya yığmadınız da üst üste o yığın liçini oluşturarak bol miktarda siyanür ve sülfürik asit yükleyerek o zeminin stabil olmasının önüne geçildi” diye konuştu.

“AŞIRI YÜKLEME VE SIVI BASMA OLABİLİR”

Yığın liçine ilişkin “Aşırı bir yükleme ve aşırı sıvı basma olduğunu tahmin ediyoruz” diyen Şevkin, “Sıvı yoğunluğu artmış ve doygunluğa ulaşmasının sonucu aynı zamanda 270 metrelere varan bir yükseklikten de bahsediliyor, sıvının akışa geçtiği bahsediliyor. Jeoteknik olarak bu şev açılarının ve yüksekliğinin hesap edilmesi gerekiyordu. Kapasitesinin üstünde yığılma yapılmaması gerekirdi” ifadelerini kullandı.

Deniz Yavuzyılmaz ise “Sahada ve bize yapılan bilgilerden anladığımız Anagold’un işlettiği altın maden sahasının yığın liçi kısmında aşırı yükleme yapılmış durumda” dedi.

“DÜNYANIN EN YÜKSEK LİÇ SAHASI”

Yavuzyılmaz, yığın liç fazlarının yüksekliğini aştığını belirterek, “Burada 4 faza yığın liçi serilmiş, her biz fazda 8 basamak var. Her basamak 8 metreden oluşuyor. Yani 1 faz 64 metre, 4 fazın yüksekliği de 256 metreye ulaşmış durumda. Bu bakımdan da dünyanın en tehlikeli ve en yüksek yığın liç sahasından bahsediyoruz. 32 basamak olması gereken 4 fazda 33. basamakta işlem yapılırken bu kayma felaketi yaşanmış durumda” diye konuştu.

“10 MİLYON TON FAZLA YÜKLEME”

ÇED raporuna göre yığın liç fazlarının kapasitesinin 58 milyon ton olduğuna dikkat çeken Yavuzyılmaz, “Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yaptığı sunum ve verdiği resmi bilgiye göre bu yığın liç sahasının yüklenen liç miktarı 68 milyon ton yani 10 milyon ton fazla yükleme yapılmış durumda” diye konuştu.

“ÜRETİM BASKISI VAR”

ÇED raporlarında şirketin 5 ve 6 fazla ek kapasite artışına gideceğinin ifade edildiğine dikkat çeken Yavuzyılmaz, “5 ve 6. fazların sahada yapılmadığını yerinde tespit ettik. Dolayısıyla burada aşırı yükleme olduğu bir üretim baskısı olduğu net bir şekilde tespit edilmiş oldu. Burada kar hırsını görüyoruz, açgözlülük görüyoruz. Üretim zorlaması görüyoruz. Maalesef şirket adeta altın yumurtlayan bir tesisi, ‘daha fazla altın çıkaracağım’ diyerek kendi elleriyle imha etmiş, 9 işçimizden enkaz altında kalmasına sebebiyet verilmiş durumda” dedi.

“MURAT KURUM’UN İMZASI VAR”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı’nın da çalışmayla ilgili sorumluluk üstlenmediğini hatırlatan Yavuzyılmaz, “Sanki yığın liç dağı burada oluşmamış gibi ifadelerde bulundular. Ancak net olarak biliyoruz ki ‘ÇED olumlu’ görüşünün altında dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’un imzası var” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ilic-maden-kazasi-incelemesi-asiri-yukleme-ve-sivi-basma-olabilir/feed/ 0
İngiltere, aşırılık kavramı için yeni bir tanım getiriyor https://www.haber28.com.tr/ingiltere-asirilik-kavrami-icin-yeni-bir-tanim-getiriyor/ https://www.haber28.com.tr/ingiltere-asirilik-kavrami-icin-yeni-bir-tanim-getiriyor/#respond Thu, 25 Apr 2024 08:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15703 İngiltere hükümeti, ülkenin “demokratik değerlerini koruma” amacıyla “aşırılık” kavramı için yeni bir tanım getiriyor. Yeni düzenleme yasalaşırsa, “şiddet, nefret ya da hoşgörüsüzlüğe” dayalı bir ideolojiyi destekleyen grupların kamu fonlarından faydalanması ve yetkililerle görüşmesi engellenecek.

Yerel Yönetimler, İskan ve Topluluklar Bakanı Michael Gove’un bugün Avam Kamarası’nda açıklayacağı yeni tanım, hükümetin “terör izleme birimi” ve Müslüman sivil toplum kuruluşları tarafından eleştiriliyor.

Konu son haftalarda siyasi gündeme damgasını vurmuş, Başbakan Rishi Sunak iki hafta önce yaptığı bir konuşmada aşırılığı, “demokrasiye yönelik bir tehdit” olarak nitelendirmişti.

Hükümet kaynakları, yeni tanımın kapsamına giren grupların önümüzdeki haftalarda açıklanacağını söyledi.

Bir grubun “aşırılık yanlısı” olarak damgalanması halinde temyiz süreci olmayacak, grupların bakanlık kararına mahkemelerde itiraz etmeleri gerekecek.

Yeni tanım, “Birleşik Krallık’ın liberal parlamenter demokrasi ve demokratik haklar sistemini zayıflatmayı, tersine çevirmeyi veya değiştirmeyi” amaçlayan bir ideolojinin desteklenmesini de aşırılık kapsamına alıyor.

2011’de yayımlanan önceki kılavuza göre bireyler ya da gruplar ancak “demokrasi, hukukun üstünlüğü, bireysel özgürlük ve farklı inanç ve inanışlara karşılıklı saygı ve hoşgörü de dahil olmak üzere İngiliz temel değerlerine açıktan ya da aktif muhalefet” gösterdikleri takdirde “aşırılık yanlısı” olarak tanımlanıyorlardı.

Yeni tanımla ilgili çalışmayı denetleyen Gove, bazı sivil toplum kuruşlarını yasaklamayı hedeflemdilerini söyledi.

Gove, neden yeni düzenlemeye htiyaç duyulduğu sorusuna Gove, “sokaklarda ve sosyal medyada” Müslüman ve Yahudi karşıtlığının artması üzerine, “daha belirgin” bir tanımın önem kazandığı yanıtını verdi.

Eleştiriler neler?

Ana muhalefetteki İşçi Partisi yeni tanımın “çok sıra dışı” olduğunu ve cevaptan daha fazla soruya yol açtığını vurguladı.

Partinin Maliye Sözcü Yardımcısı Darren Jones, tanımın “yasal bir tanım bile olmadığını”, tek amacının “hükümetin örgütlere ve bireylere finansal destek vermesini önlemek” olduğunu söyledi.

İktidardaki Muhafazakar Parti’den üç eski içişleri bakanı bu hafta kaleme aldıkları açık mektupta hükümeti, genel seçim yılında aşırıcılığı, siyasi puan toplamak için kullanmaması yolunda uyardı.

Mektupta, “aşırıcılığa ilişkin ortak bir anlayış ve bunu önlemeye yönelik dayanıklı bir strateji oluşturmak” için partiler arası bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

Hükümetin “terörizm mevzuatını” bağımsız olarak gözden geçiren Jonathan Hall, “Aşırılık tanımını güncellemeye yönelik her girişim başarısız oldu çünkü neyi önlemeye çalıştığınız asla net değil” diyerek bu girişimi eleştirdi.

Müslüman bir örgütün CEO’su Azhar Qayum “Yasal muhalefeti bu şekilde gayrimeşru kılmak, liberal demokratik ilkelerin altını oymaktır” dedi.

BBC Politika Muhabiri Henry Zeffman’a göre hükümet, özellikle Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırıları ve ardından Gazze’de yaşananlar sonrası yükselen aşırılık dalgasıyla başa çıkabilmek için yeni bir tanım ihtiyacını gündeme getirdi.

Zeffman, hükümetin yaklaşımına yönelik eleştirileri iki başıkta özetliyor:

1) Daha fazla bölünme yaratma riski: Canterbury ve York Başpiskoposları bu yönde uyarıda bulundu. Bazı İşçi Partisi milletvekilleri de aynı görüşte. Muhafazakar Parti’den üç eski içişleri bakanı da, “aşırıcılığın siyasallaşmasına” karşı uyarıda bulundu.

2) İfade özgürlüğü açısından sonuçları: Muhafazakar Parti’nin bazı milletvekilleri de Kürtaj karşıtı kampanyacılar ya da toplumsal cinsiyet eleştirisi yapan görüşlere sahip kişilerin de yeni tanımın kapsamına girebileceğinden endişe ediyor.

Ayrıca, yasal itirazlar karşısında durumun karmaşık bir hal alabileceği uyarısında bulunuluyor.

Yeni tanımın ne tür grupları kapsadığı, hükümetin birkaç hafta içinde yeni aşırılık yanlısı grupların listesini sınıflandırmaya göre yayımladığında anlaşılacak.

Başbakan Sunak’tan ‘aşırılık zehri’ uyarısı

Başbakan Rishi Sunak, Filistin yanlısı tutumuyla bilinen George Galloway’in Rochdale’deki ara seçimleri kazanması ardından 1 Mart’ta Başbakanlıkta yaptığı konuşmada “İslamcı aşırılık yanlıları ve aşırı sağcı gruplar zehir yayıyor” demişti.

Sunak “Bu zehir aşırıcılıktır. Bir halk olarak kendimize ve ortak geleceğimize olan güvenimizi tüketmeyi amaçlıyor” diye konuşmuştu.

İngiltere’de bu yıl yapılması beklenen genel seçim öncesi son kamuoyu yoklamaları, İşçi Partisi’nin 2010’dan bu yana iktidarda olan Muhafazakâr Parti’nin açık farkla önünde olduğunu gösteriyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ingiltere-asirilik-kavrami-icin-yeni-bir-tanim-getiriyor/feed/ 0
Marmara Denizi’nde Denizanası Artışı Balıkçılığı Olumsuz Etkiliyor https://www.haber28.com.tr/marmara-denizinde-denizanasi-artisi-balikciligi-olumsuz-etkiliyor/ https://www.haber28.com.tr/marmara-denizinde-denizanasi-artisi-balikciligi-olumsuz-etkiliyor/#respond Sat, 09 Mar 2024 21:37:21 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9082 Marmara Denizi’nde aşırı denizanası artışının, balıkçılığı olumsuz yönde etkilediği ve balık türlerinin azalmasına neden olduğu belirlendi.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından başlatılan “Marmara Denizi’nde denizanası artışları sebep ve sonuçları” başlıklı proje kapsamında, denizanalarının balıkçılık üzerinde etkileri araştırıldı.

Marmara’da balıkçılık yapan 150 kişiyle yüz yüze görüşülerek anket yapılan araştırmada, ayrıca “R/V Yunus-S” araştırma gemisiyle denizanalarının balık üzerinde olumsuz etkileri üzerine çalışıldı.

Çalışma sonucunda denizde aşırı denizanası artışının balıkçılığı olumsuz yönde etkilediği ve balık türlerinin azalmasına neden olduğu tespit edildi.

“Endüstriyel balıkçılar denizanalarıyla mücadele edebiliyor”

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Balıkçılık ve Su Ürünleri İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdes Saadet Karakulak, AA muhabirine araştırmalarıyla ilgili bilgiler verdi.

Hem endüstriyel hem de küçük ölçekli balıkçılarla yüz yüze bir anket çalışması yaparak denizanalarının faaliyetler üzerindeki etkilerini belirlediklerini ve tüm balıkçıların bu türün aşırı çoğalmasından olumsuz etkilendiğini kaydeden Karakulak, ağların gözlerinin tıkanmasıyla balıkçıların hedeflediği türleri avlayamamasının büyük bir sıkıntı yarattığını dile getirdi.

Denizanası artışları nedeniyle balıkçıların artık daha çok denizde vakit geçirmeye başladığını anlatan Karakulak, “İş güçleri artıyor, attıkları ağları denizden toplamakta zorluk çekiyorlar. Denizde daha fazla kaldıkları için daha fazla mazot yakıyorlar ve ekonomik anlamda da mağdur durumda kalıyor. Endüstriyel balıkçılar ise denizanalarıyla mücadele edebiliyorlar. Sahip olduğu teknolojiyi kullanarak ağlara giren denizanalarını uzaklaştırıyorlar.” dedi.

Bazı denizanaları ile balıkların yan yana durması nedeniyle balıkların renklerinin solduğu, bu durumun da balıkçıların ürünlerini pazarlamasında sorun yarattığına işaret eden Karakulak, şöyle devam etti:

“Marmara Denizi’nde aşırı denizanası artışı, balıkçılığı olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde balıkçılık faaliyetleri durma noktasına geliyor. Balıkçı en fazla yüzde 50 oranında avcılığını yapabiliyor. Ama küçük ölçekli balıkçılar hiç faaliyet gerçekleştiremiyor. Özellikle balıkçılık sezonunun açıldığı eylül, ekim dönemlerinde, balığın göç yaptığı dönemlerde balıkçılık faaliyeti durma noktasında. Çalışma bölgemiz Doğu Marmara bölgesi olduğu için İstanbul ve Kocaeli balıkçılarıyla yüz yüze anket çalışması yaptık. Denizanasının artışı nedeniyle İzmit Körfezi balıkçısı, o bölgede balıkçılık faaliyetini yapamayıp İstanbul gibi uzak noktalara geliyor.”

Balık yumurtası bolluğunda azalma

Proje kapsamında Doğu Marmara Denizi’nin balık yumurta ve larvalarının çeşitliliğine de baktıklarını ve eskiye göre üreyen balıkların çeşitliliğinde azalma tespit ettiklerini aktaran Karakulak, denizanalarının balık yumurtalarıyla beslenmesi nedeniyle balık yumurtası bolluğunda azalma yaşandığını ve bu durumun ticari balık türlerinin azalmasına neden olduğunu ifade etti.

Karakulak, denizanalarından tüm balık türlerinin etkilendiğini de belirterek, “Marmara Denizi’nde eskiden bol olan uskumru, kılıç, orkinos gibi balıkların olmaması denizanalarının aşırı artışına yol açmakta. Çünkü bu balıklar denizanasıyla besleniyordu.” diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar ise Marmara Denizi’nde ilk defa gözlenen denizanası türleri ve yerli türlerin, hızlı ve yüksek üremesinin yanı sıra, balıkların besini olan küçük hayvansal organizmalar, balık yumurtaları ve larvalardan beslendiğine dikkati çekti.

Bu durumun balık stokları üzerinde ciddi baskılar yarattığını kaydeden Okyar, “Üstelik aşırı artan ve kitlesel ölümle parçalanan denizanaları, balıkçı ağlarının göz açıklıklarını kapatmalarından dolayı da balıkçılık uygulamalarında sorunlar yaşanmasına neden olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/marmara-denizinde-denizanasi-artisi-balikciligi-olumsuz-etkiliyor/feed/ 0