Askerler – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 28 Jul 2024 06:24:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İsrail, Batı Şeria’da bir çocuğun öldürülmesinde ‘muhtemel bir savaş suçu’ işlemekle suçlandı https://www.haber28.com.tr/israil-bati-seriada-bir-cocugun-oldurulmesinde-muhtemel-bir-savas-sucu-islemekle-suclandi/ https://www.haber28.com.tr/israil-bati-seriada-bir-cocugun-oldurulmesinde-muhtemel-bir-savas-sucu-islemekle-suclandi/#respond Sun, 28 Jul 2024 06:24:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28042 Geçen yıl 29 Kasım günü öğle saatlerinde, Filistinli birkaç çocuk işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan mahallelerinde oynamak için sokağa çıktı.

O çocuklardan ikisi dakikalar sonra İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

BBC, 15 yaşındaki Basil ve 8 yaşındaki Adem’in vurulduğu gün yaşanan olayları farklı unsurları bir araya getirerek inceledi.

Cep telefonu ile güvenlik kamerası görüntüleri, İsrail ordusunun bölgedeki hareketliliği, görgü tanıklarının ifadeleri ve yapılan teknik analizler, ciddi insan hakları ihlallerine işaret eden sonuçları ortaya çıkardı.

BBC’nin elde ettiği kanıtları inceleyen, BM’nin insan hakları ve terörle mücadele özel raportörü Ben Saul, Adem’in öldürülmesinin “savaş suçu” izlenimi verdiğini kaydetti.

Hukukçu Dr. Lawrence Hill-Cawthorne da bu ölümle sonuçlanan güç kullanımının “ayrım gözetmeksizin” yapıldığı saptaması yaptı.

İsrail ordusu, bu olayı “incelemekte olduklarını” açıkladı.

İsrail ordusunun çatışma kurallarına göre, “sadece yaşama yönelik ivedi tehdit durumunda ya da başka yollar tüketildikten sonra tutuklama amacıyla” ateş açılabiliyor.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırısından bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da çok sayıda kişi öldürüldü.

BBC burada yaşayan Filistinlilere ait evlere grafitiyle zarar verildiğine, sivillerin silahla tehdit edilerek komşu Ürdün’e gitmeye zorlandığına dair kanıtlar da elde etti.

Batı Şeria’da bir Filistinli savaşçının ölü bedenine askerler tarafından zarar verildiği da görgü tanıkları tarafından BBC’ye anlatıldı.

29 Kasım günü neler yaşandı?

29 Kasım gününe ait videoları Basil’in, kepenkleri tamamen kapalı bir hırdavatçının yanında durduğunu gösteriyor.

İsrail’e ait zırhlı araçlar yaklaştığında Batı Şeria’daki Cenin’de dükkanların kepenk kapatması alışageldik bir durum.

Görgü tanıkları, o gün yakınlardaki Cenin Mülteci Kampı’na düzenlenen bir operasyonda silah sesleri duyulduğunu anlattı.

Futbolsever ve sıkı bir Lionel Messi hayranı olan Adem, o sırada 14 yaşındaki ağabeyi Baha ile sokaktaydı.

Sokakta toplamda dokuz çocuk vardı ve bu çocukların tamamı, neredeyse 360 ??derecelik bir görüş açısı sağlayan güvenlik kameralarına yansıdı.

Birkaç yüz metre ötede, en az altı zırhlı İsrail askeri aracından oluşan bir konvoy köşeyi dönerek mahalleye girdi ve çocuklara doğru ilerlemeye başladı. Tedirgin halleri kameraya yansıyan çocuklardan birkaçı bu anlarda uzaklaştı.

O ana ait cep telefonu görüntülerinde zırhlı bir aracın ön kapısının açıldığı görülüyor. Kameradaki asker çocukları doğrudan görebilecek bir açıdaydı.

Basil yolun ortasına fırlarken, askerlerden 12 metre uzakta olan Adem koşarak uzaklaşmaya çalışıyordu.

Sonra en az 11 el silah sesi duyuldu.

BBC’nin yaptığı araştırma bu anda sıkılan mermilerin geniş bir alana isabet ettiğini gösterdi.

Dört mermi metal direğe, ikisi hırdavat mağazasının kepenklerine isabet etti. Biri park halindeki bir arabanın tamponunu, diğeri ise tırabzanları deldi.

BBC’nin elde ettiği bir rapor, bu kurşunlardan ikisinin Basil’in göğsüne sıkıldığını gösteriyor.

Bir kurşun ise kaçar haldeki sekiz yaşındaki Adem’i başının arkasından vurdu.

”Adem, Adem!’ dedim ama cevap vermedi’

Ağabeyi Baha, ‘ambulans’ diye bağırırken çaresizce kardeşini güvenli bir yere sürüklemeye çalışıyordu.

Ama yardım için çok geçti. Baha, kardeşi Adem ve arkadaşı Basil’in gözleri önünde öldüğünü söyledi.

BBC’ye gözyaşları içinde kardeşinin ölümünü anlatan küçük çocuk, “Şok olmuştum. Onunla konuşmaya çalıştım. Ruhu bedenini terk ediyordu” dedi.

Olay anına ait görüntüde Basil’in vurulmadan önce elinde bir şey tuttuğu görülüyor. Bunun ne olduğu belli değil.

İsrail ordusu patlayıcı olduğunu söylediği bir cismin fotoğrafını paylaştı.

Olay yerine ilişkin incelememizde elde ettiğimiz kanıtları, BM ve bazı diğer tarafsız kuruluşlarla paylaştık. Bu kişiler arasında, insan hakları avukatları, bir savaş suçları uzmanı ve bir terörle mücadele uzmanı da yer aldı.

Bu kişilerden bazıları isimlerini kullanmamızı istemedi.

Görüşüne başvurduklarımızdan bir kısmı, olayın soruşturulması gerektiği konusunda hemfikirdi. Bazıları daha ileri giderek uluslararası hukukun ihlal edildiğini savundu.

BM’nin insan hakları ve terörle mücadele özel raportörü Ben Saul, elinde patlayıcı olması durumunda dahi Basil isimli çocuğa karşı öldürücü güç kullanılmasının yasalara uygunluğu konusunda soru işaretleri olabileceğini söyledi.

Saul, kaçarken vurulan Adem’in öldürülmesi için ise “sivillere kasıtlı, ayrım gözetmeksizin veya orantısız şekilde saldırmayı yasaklayan uluslararası insancıl hukukun ihlali, bir savaş suçu ve yaşam hakkının ihlali gibi görünüyor” ifadesini kullandı.

Bristol Üniversitesi Uluslararası Hukuk Merkezi eş direktörü Dr. Lawrence Hill-Cawthorne ise şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Askerler zırhlı araçlarındaydı. Bir tehdit olsa bile, uluslararası hukuk ihlali olan, ayrım gözetmeden ölümcül güç kullanmak yerine araçlarını sürmeye devam etmeleri ve tutuklamaya yönelmeleri gerekirdi.”

İsrail ordusu ise, şüphelilerin askerlere patlayıcı fırlatmak üzere olduğunu ve bu durumun onları tehlikeye attığını savundu.

Ordu “Askerler ateşle karşılık verdi ve vurulan kişiler tespit edildi” açıklamasını yaptı.

Ancak incelediğimiz video görüntülerine ve tanık ifadelerine göre Adem silahlı değildi ve kafasının arkasından vurulduğunda kaçıyordu.

İsrail ordusu, askerlerine soruşturma açar mı?

Ordu, Basil ve Adem’ın öldürülmesinin “inceleme altında” olduğunu söyledi.

Ordu benzer açıklamayı, Batı Şeria’da askerleri tarafından öldürülen her çocuk için rutin olarak yapıyor.

BBC’nin elde ettiği kanıtları izleyen birçok eski İsrailli asker, haklı olup olmadığına bakılmaksızın, İsrail hukuk sisteminin ölümcül güç kullanan askerleri koruyacağına inandıklarını söyledi.

2018-2020 yılları arasında Batı Şeria’da görev yapan ve BBC’ye konuşan eski bir asker, Adem’in olayında ceza davası açılması ihtimalinin “yüzde 0” olduğuna inanıyor.

İsrailli insan hakları grubu Yesh Din’in verilerine göre, İsrail askerlerine yönelik şikayetlerin yalnızca yüzde 1’inden azı soruşturmayla sonuçlanıyor.

Hamas’ın yaklaşık bin 200 kişiyi öldürdüğü ve 253 kişiyi rehin alındığı 7 Ekim’de saldırısının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 34 binden fazla insan öldürüldü.

Bu savaşla birlikte İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki askeri operasyonları da arttı. Geçen yıl buradaki çocuklar için kaydedilen en ölümcül yıl oldu.

UNICEF’e göre, 2023’te toplam 124 çocuk öldürüldü. Bu çocukların 85’inin 7 Ekim’den sonra öldürüldüğü açıklandı.

2024 yılında şu ana kadar 36 Filistinli çocuk bölgedeki İsrailli yasa dışı yerleşimciler veya ordu güçleri tarafından öldürüldü.

Batı Şeria bir savaş bölgesi olarak sınıflandırılmadığı için uluslararası hukuka göre güç kullanımı konusunda daha sınırlayıcı hükümler işliyor.

İsrail ordusu, angajman kurallarıyla ilgili protokollerini gizli tutuyor.

Ancak BBC’ye konuşan emekli ve görevdeki İsrail akerleri, ölümcül güç kullanımına, aşamalı bir şekilde, ancak askerlerin hayatına yönelik “ivedi tehdit” halinde son çare olarak başvurulabileceğini söylüyor.

Öldürücü güç kullanımı öncesi, Arapça ve İbranice uyarıların yapılması gerektiği, ardından göz yaşartıcı gaz gibi ölümcül olmayan silahlara başvurulabileceği, ardından bacaklara ateş açma ve en son öldürmek için ateş etmeye kadar aşamalar olduğu kaydediliyor.

Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi BBC’ye, Ocak 2023 ile Ocak 2024 arasında İsrail ateşi sonucu öldürülen, yaşları 2 ile 17 arasında değişen 112 çocuğun tıbbi raporlarına erişim izni verdi.

Ölüme yol açan bu olayların tümünün tam olarak nasıl gerçekleştiğini bilmemiz mümkün değil ve bazıları gerçekten İsrail askerlerinin hayatlarına yönelik bir tehdit oluşturmuş olabilir.

Ancak analizimiz, bu vakaların yaklaşık yüzde 98’inde ölümcül yaraların vücudun üst kısmında olduğunu gösterdi. Bu da askerlerin bu vakalarda yaralamaktan çok öldürmek amacıyla ateş etmiş olabileceği sonucunu ortaya koyuyor.

Bu durum, askerlerin Batı Şeria’daki angajman kurallarına uyup uymadığı sorusunun yanında bir ‘ölümcül güç kullanma kültürüne’ ilişkin de soru işaretlerini gündeme getiriyor.

Batı Şeria’da beş haftalık bir sürede yapılan askeri operasyonlarda, askerlerin tutumu konusunda ciddi soru işaretleri uyandıran birçok olayın kanıtlarına ulaştık.

BBC, Ocak 2024’te İsrail’in Tulkarim Mülteci Kampı’nda ‘Direniş’ olarak bilinen Filistinli bir silahlı bir grubu hedef alan 45 saatlik askeri operasyonu izledi.

Bu operasyon sonrası BBC’ye konuşan çok sayıda Filistinli, askerler tarafından silahla tehdit edildiklerini ve komşu Ürdün’e taşınmalarının söylendiğini anlattı. İsrail ordusu sivillerin tehdit edildiğine dair her şikayeti inceleyeceğini açıkladı.

Kanada vatandaşı da olan12 yaşındaki Filistinli Haytham isimli çocuk, bir İsrail askeri tarafından bıçak zoruyla tehdit edildiğini söyledi. Bu iddia, erkek kardeşi ve babası tarafından da desteklendi.

Kamptaki bir aile, evlerinin bir duvarına Davut Yıldızı çizdiğini iddia ettikleri bir grup askerin, bir diğer duvardaki Mescid-i Aksa fotoğrafını da yırttığını anlattı.

İsrail ordusu bunların “İsrail ordusunun değerlerine aykırı olduğu” ve askerlerinden bekledikleri davranış şekliyle uyuşmadığı açıklamasını yaptı.

Batı Şeria’daki ‘ihlal’ iddiaları

Üst kattaki evde yapılan aramada, mutfak dolapları parçalanmış, oyuncaklar zarar görmüş ve televizyonlar kırılmıştı. Kamptaki birçok evde benzer bir tablo vardı.

Kudüs’teki Diakonia Uluslararası İnsani Hukuk Merkezi’nde hukukçu olan Dr. Eitan Diamond, “Duvarlara Davud Yıldızı çizmek veya ‘7 Ekim’ ile ilgili yazılar yazmak gibi vandalizm örnekleri açıkça yasa dışıdır” yorumunu yapıyor.

Diamond, Tulkarm kampında bir çocuğun bıçakla ve diğer bazı sivillerin de silah zoruyla tehdit edildiğine ilişkin haberler için de uluslararası hukukun ihlal edilmiş olabileceği yorumunu yapıyor.

Bu kamp baskınına katılan askerlere, üzerinde patlayıcı taşıdığı iddia edilen bir Filistinli savaşçıyı vurarak öldürdükten sonra cesedi üzerine idrar yapma suçlaması yöneltildi.

Görgü tanıklarının iddiasına göre ceset darp edildikten sonra bağlanarak sokaklarda sürüklendi.

BBC’ye bağlanmış bir cesedin fotoğrafları gösterildi.

Bu olayın yaşandığı söylenen yerde yaptığımız incelemede, resimlerde cesedi bağlamak için kullanılan malzemeyle uyumlu olan kumaş ve kablo parçası gördük.

Bu kanıtları da yine bağımsız uzmanlara gösterdik.

Cenevre Üniversitesi’nden uluslararası hukuk uzmanı Prof. Marco Sassoli, bu olaydaki öldürücü güç kullanımının uluslararası hukuk kuralları içinde meşrulaştırılabilir olması halinde bile cesede saygı gösterilmesi gerektiğini vurguluyor ve “Gösterdikleriniz uluslararası insan hakları hukukunun ihlal edildiğine işaret ediyor. Hatta savaş suçu dahi teşkil edebilir” diyor.

İsrail ordusu ise bu olaya ilişkin yaptığı açıklamada ise, ölü savaşçının üzerinde patlayıcılar bulunduğu ve Kızılay görevlilerinin cesede dokunmayı reddettiği savunuldu.

Açıklamanın devamında “Bu nedenle İsrail askerleri, güvenliklerini sağlamak ve cesedin altında silah olup olmadığını kontrol etmek için onun elleri ile ayaklarını kontrol altına almak zorunda kaldı” savunması yapıldı.

BBC’nin elde ettiği kanıtlarını inceleyen bazı eski İsrailli askerler, İsrail ordusunun Batı Şeria’daki operasyonlarındaki uygulamalarının, Filistin silahlı direnişini daha da körüklemesinden korktuklarını söylüyor.

Aralarından biri, “Filistinlilerin, her gün yaşadığı şekilde, askerlerle karşı karşıya gelmek ve sanki hiçbir şey olmamış gibi hayata devam edilebileceğini düşünmek, bu gerçeklikte yaşayan insanların silaha sarılamayacağını varsaymak, en iyi ihtimalle saflık ve onlara insan olarak bakmamaktır” dedi.

Bu eski asker sözlerini “İşler daha da kötüye gidiyor” diyerek bitiriyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/israil-bati-seriada-bir-cocugun-oldurulmesinde-muhtemel-bir-savas-sucu-islemekle-suclandi/feed/ 0
İsrail askerleri tarafından işkence gören Filistinli kadın: Paralarımızı çaldılar https://www.haber28.com.tr/israil-askerleri-tarafindan-iskence-goren-filistinli-kadin-paralarimizi-caldilar/ https://www.haber28.com.tr/israil-askerleri-tarafindan-iskence-goren-filistinli-kadin-paralarimizi-caldilar/#respond Tue, 21 May 2024 01:24:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18838 Gazze Şeridi’nin kuzeyinden alıkonulan 39 yaşındaki Filistinli Abir Gubn, İsrail askerleri tarafından çıplak aramaya maruz kaldığını, işkence gördüğünü ve paralarının çalındığını söyledi.

Yaşları 5,7,9 olan iki erkek bir kız çocuğu annesi Gubn, AA muhabirine, 63 gün süren tutukluluğu boyunca yaşadığı zorlukları anlattı.

Filistinli kadın, İsrail’in hava saldırılarının ardından Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesindeki evinden üç çocuğu ve komşularıyla birlikte beldedeki El-Fahura Okuluna sığındı.

İsrail ordusu 27 Ekim’de Gazze Şeridi’ne kara operasyonu başlattı ve Aralık 2023’ün ortasından itibaren kademeli olarak Gazze kentinin kuzeyindeki bölgelerden çekilmeye başladı, bunu ocak ayının başında Gazze’deki mahalle ve bölgelerden kısmi çekilme izledi.

Ordu, ocak ayı ortasında Gazze kenti ve kuzeydeki bazı bölgelere yönelik saldırılarına yeniden başladı.

Sığınma ve gözaltı

Filistinli kadın esir Gubn, “Savaş başladığında Kemal Advan Hastanesindeydim, oğlumun tedavi süreci bittikten sonra El-Fahura Okuluna sığındık. İşgal ordusu bizi bombaladı, eşimin ikinci eşi ve çocukları şehit oldu.” dedi.

İsrail ordusunun okulu vurup baskın düzenlemesinin ardından çocuklarıyla koşarak dışarı çıkabildiğini belirten Gubn, bölgeyi terk etme kararı alarak, Refah kentine doğru yola çıktığını aktardı.

Gubn, “Çocuklarımla askeri kontrol noktasına vardığımda, askerler güneye çocuklarımı almadan geçmemi istedi. Çocuklarım olmadan ilerleyemeyeceğime dair ikna etmeye çalıştığımda ise askerler beni vurmakla tehdit etti ve çocuklarıma da annesiz güneye gidin dediler.” ifadelerini kullandı.

Bir süre sonra askerlerin adını ve kimlik numarasını sorduğunu aktaran Gubn, daha sonra kadın ve erkek askerlerden oluşan başka bir taburun yanına gönderildiğini dile getirdi.

İsrail askerleri çıplak arama yaptı

Gubn, İsrail askerlerinin arama yapmak için kendisinden soyunmasını istediğini, bunu askerlerin önünde yapmayı hemen reddettiğini ancak ölümle tehdit edilerek çıplak aranmaya zorlandığını söyledi.

İsrail askerlerinin tutumuna ilişkin Gubn, “İsrail askerleri elbiselerimi giydikten sonra ellerime ve ayaklarıma kelepçe taktı, gözlerimi bağladı. Sonra beni sürükleyerek bir yere götürdüler, oradan da askeri ciple başka bir yere. Orada da bir gece gözlerimiz, ellerimiz ve ayaklarımız bağlı şekilde kaldık.” dedi.

Alıkonulduğu süre boyunca birçok kez çıplak aranmaya maruz kaldığını anlatan Gubn, İsrail askerleri tarafından işkence gördüğünü, ağır bir şekilde darbedildiğini ve sözlü tacize uğradığını belirtti.

Gubn, “Bizi askerlerle dolu büyük bir binaya götürdüler, elbiselerimizi çıkarmaya zorladılar, bana eziyet ettiler, dövdüler. Soğuk havalarda bizi ince hapishane kıyafeti giymeye zorladılar.” diye konuştu.

Alıkonulmasına ilişkin ise Filistinli kadın, “Daha sonra bizi 8 gün boyunca askeri ciple El Halil ile Kudüs arasındaki Antoat Askeri Hapishanesine götürdüler. Orada da kıyafetlerimizi çıkarttırdılar, vurdular, hakarete uğradım, kötü muamele gördüm.” ifadelerini kullandı.

Gubn, İsrail güçlerinin alıkoyduğu Filistinlileri saatlerce elleri ve ayakları bağlı şekilde tuttuğuna, darp ve işkence ettiğine dikkati çekti.

Filistinli kadın, sözlerine şöyle devam etti:

“Bizi önce çadır olduğunu düşündüğüm bir yere götürdüler, sorgulamaya ve Hamas mensubu olup olmadığımızla ilgili sorular sormaya başladılar.

Bana resimler gösterip, ‘Bu sizin kocanız’ dediler, ben de onlara ‘Bu benim kocam değil sadece isim benzerliği var dedim. 8 gün süren sorgu ve işkencenin ardından beni bir otobüsle Dimona Hapishanesine götürdüler.”

İsrail askerleri Filistinli kadının eşyalarını çaldı

Alıkonulan Filistinliler, sorgulamanın ardından hapishanelere götürülerek günlerce hapishanede tutuldular.

Gubn, İsrail ordusunun alıkonulanları serbest bırakmadan önce başka bir cezaevine naklettiğini ve orada bir gece tuttuktan sonra alıkonulan Filistinlileri sabah saatlerinde gözleri ve elleri bağlı şekilde bilmedikleri bir yere götürdüğünü ifade etti.

İsrail askerlerinin takılarını ve parasını çaldığını anlatan Gubn, “Alıkonulduğumuzda üzerimde 12 bin Ürdün dinarı (yaklaşık 17 bin dolar) değerinde altın takı ve 3 bin Ürdün dinarı (yaklaşık 4 bin dolardan fazla) değerinde de nakit para ile kişisel eşyalarım vardı. Askerler beni, eşyalarımı aldığıma dair bir kağıt imzalamaya zorladılar.” dedi.

Gubn, İsrail askerlerinin tüm eşyalarını çaldığını ve kimliği dışında hiçbir şeyi kendisine geri vermediklerini söyledi.

Filistinli kadın, alıkonulanları karşılayan Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilcilerinin bulunduğu Gazze-İsrail sınırındaki Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’na gelene kadar kelepçelerinin çıkarılmadığını kaydetti.

Gubn, 3 çocuğundan haber alamadığı için serbest kalmanın sevincini dahi yaşayamadığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/israil-askerleri-tarafindan-iskence-goren-filistinli-kadin-paralarimizi-caldilar/feed/ 0