“TAKSİM’DE RESMİ TÖREN”
Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ve dünya çocuklarına armağan olarak sunduğu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, İstanbul’un her köşesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerle kutlanacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Taksim’de resmi tören yapılacak.
“İBB’DEN ÇOCUKLARA ARMAĞAN İKİ FESTİVAL BİRDEN“
İBB aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda şehrin çocuklarına iki festival birden sunacak. İBB Kültür tarafından 18-24 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali, dünya genelinde 16 ülkeden çocuk halk dansları topluluğunu ve 394 çocuğu İstanbul’da ağırlayacak. Şehir Tiyatroları Geleneksel 38. Çocuk Şenliği, 21-23 Nisan 2024 tarihlerinde birbirinden renkli oyunları ve atölye çalışmalarını çocuklarla buluşturacak.
FİLİSTİNLİ ÇOCUKLAR DA GELECEK
Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’nde, Türk ve dünya çocukları İstanbul’da bir araya gelecek. Festivale Almanya, Bulgaristan, Çin Halk Cumhuriyeti, Filistin, Gürcistan, Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Meksika, Kolombiya, Kosova, Litvanya, Polonya, Sırbistan, Slovakya ve Ukrayna’dan çocuk halk dansları toplulukları katılacak. Dünyanın dört bir yanından misafirlerin yanı sıra Türkiye’den de Ağrı, Gaziantep, Hatay Samandağ, Sinop, Malatya ve Trabzon’dan halk dansları toplulukları İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı bu renkli festivalde yer alacak. Ev sahibi şehir İstanbul adına ise İBB Kültür Sanat Eğitimleri ile oluşan gruplar ve İstanbul’u temsil eden ekipler Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’nde bulunacak.
“19 FARKLI NOKTADA RENKLİ KUTLAMALAR”
Dans gösterilerinin yanı sıra Ceza ve Zeynep Bastık konserlerinin, tiyatro oyunlarının, akrobasi, sirk ve illüzyon gösterilerinin de programda yer aldığı Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali, İBB Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, Artİstanbul Feshane, Arnavutköy İSKİ Terkos Kültür Evi ve Yaşam Parkı, Baruthane, Bayrampaşa Atatürk Parkı, Büyükada Atatürk Meydanı, Çatalca Cumhuriyet Meydanı, Çekmeköy, Çubuklu Silolar, Gaziosmanpaşa, Kadıköy İstanbul Oyuncak Müzesi, Sancaktepe Belediye Binası Önü, Silivri, Sultanbeyli, Şile, Turşucuzade Konağı, Tuzla Sahil Tören Alanı, Üsküdar Sahil Meydanı ve Zeytinburnu Topkapı Kültür Parkı İçi-Topkapı Amfi olmak üzere şehrin 19 ayrı noktasında gerçekleşecek.
“ÜSKÜDAR’DA 23 NİSAN COŞKUSU“
Üsküdar Sahil Meydanı’nda saat 14.00’ten itibaren DJ eşliğinde başlayacak olan etkinliğin devamında çocuklar için Kids Zumba, Arı Maya, Maşa ile Koca Ayı ve Kukuli sahnede olacak. Fatih Ermiş İllüzyon Gösterisi’nin ardından Litvanya, Macaristan, Sinop, Hatay, Filistin ve Polonya ekiplerinin halk dansları gösterileri gerçekleşecek. Etkinlik Ceza ve Zeynep Bastık konseriyle devam edecek.
“DİLEK KAYA İMAMOĞLU, ARNAVUTKÖY’DE ÇOCUKLARLA BULUŞACAK“
Arnavutköy’de, I·SKI· Terkos Kültür Evi ve Yas¸am Parkı’nda, 23 Nisan’da, 12.00-18.00 saatleri arasında 23 Nisan Çocuk Şenliği düzenlenecek. Dilek Kaya İmamoğlu öncülüğünde, İstanbul Vakfı çatısı altında yürütülen Büyüt Hayallerini de etkinlikler ve oyunların çadırıyla yer alacak. Puzzle, seksek, resim boyama gibi etkinlikler çadır alanında bulunacak. Ana sahne üzerinde gün boyu illüzyon, kukla, pandomim gösterileri, halk oyunları performansları gibi etkinlikler gerçekleştirilirken, çocukların alanda da keyifli vakit geçirerek bayramlarını kutlayabileceği sürprizler yer alacak.
“İKİ YAKADA İKİ ÇOCUK TIRI“
Festival boyunca biri Anadolu Yakası’nda, diğeri ise Avrupa Yakası’nda olmak üzere iki Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali TIRI da İstanbul’un farklı mahallelerinde çocuklarla buluşacak.
“ŞEHİR TİYATROLARI GELENEKSEL 38. ÇOCUK ŞENLİĞİ ÇOCUK OYUNLARIYLA BAŞLAYACAK“
İBB Şehir Tiyatroları’nın bu yıl 38.’sini düzenlediği Çocuk Şenliği ise 21 Nisan Pazar günü saat 12.00’de Şehir Tiyatroları’nın tüm sahnelerinde oynanacak çocuk oyunlarıyla başlayacak. 21-23 Nisan 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek şenlik boyunca İBB Şehir Tiyatroları’nın Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Bekçi ile Postacı, Benim Küçük Yıldızım, Bir Gece Masalı ve Masal adlı oyunları sahnelenecek. Geleneksel 38. Çocuk Şenliği kapsamında ayrıca Eşit Masallar, Canlı Kitap, Bobo’nun Yolculuğu, Uçan Bisiklet, Güneşle Buluşmak İsteyen Kardan Adam ve Masalbozanlar adlı konuk oyunlar da minik seyircilerle buluşacak.
“KİŞİSEL YETENEKLERİ GELİŞTİREN VE FARKINDALIK YARATAN ATÖLYELER GERÇEKLEŞECEK“
Çocuk Şenliği’nde ayrıca çocuklara beceriler kazandıracak, geri dönüşüme yönelik farkındalık sağlamaya ve deniz yaşamını korumaya yönelik atölyeler de gerçekleşecek. “Çalgı Yapım Atölyesi”, “Kendi Takını, Bilekliğini Tasarlama Atölyesi” ve “Kendi Vazonu Tasarlama Atölyesi” ile “Başka Dünya Yok Atölyesi”ne önceden rezervasyonla katılım sağlanabilecek.
“ÇOCUKLARIN EL BECERİLERİ GELİŞTİRİLECEK“
“Çalgı Yapım Atölyesi”, çevreye zarar veren tek kullanımlık malzemeleri müzik eğitiminde kullanarak, onların kullanım olanaklarını ve sürelerini arttırmayı hedefliyor. “Kendi Takını, Bilekliğini Tasarlama Atölyesi” ve “Kendi Vazonu Tasarlama Atölyesi”nde çocuklara ileri dönüşümü öğretmek için atık diye kenara bırakılan ürünlerden eğlenceli kar küreleri, kumbaralar, takılar, vazolar yapılarak çocukların el becerileri geliştirilecek.
“ÇEVRE BİLİNCİ AŞILANACAK“
“Başka Dünya Yok Atölyesi”nde denizler ve okyanusların tüm insanlar ve karasal yaşam için ne kadar önemli olduğu, nelerin denizlere ve canlılara zarar verdiği ve nasıl korunabileceği ve nasıl sürdürülebilir bir deniz yaşamı sağlanabileceği konuları işlenecek.
“ÜCRETSİZ BİLETLER İSTANBUL SENİN UYGULAMASINDA“
Konaya ilişkin yapılan açıklamada, Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali etkinliklerinin ücretsiz biletlerinin İstanbul Senin uygulaması üzerinden temin edilebileceği, atölyeler için https://forms.ibb.gov.tr/sehirtiyatrolari/cocuk-senligi-atolyeleri-basvuru/ adresinden kayıt formu doldurulması gerektiği belirtildi.
“ÜCRETSİZ BİLET NOKTALARI“
Geleneksel 38. Çocuk Şenliği için ücretsiz oyun biletleri ve atölyelerin ücretsiz davetiyeleri ise gişelerden, sehirtiyatrolari.ibb.istanbul’dan, biletinial.com’dan ve Şehir Tiyatroları’nın mobil uygulamasından temin edilebilecek.
“ETKİNLİK ZEYBEK GÖSTERİMİ İLE BAŞLAYACAK“
23 Nisan Salı günü Florya Engelliler Kampı’nda da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliği gerçekleşecek. Program Amfi Tiyatro alanında Zeybek gösterimi ile başlayacak. Spor parkurunun bulunduğu etkinlikte sandalye kapma ve halat çekme yarışması düzenlenecek. Mısır patlağı ile içecek ikramının yapılacağı ve animasyon ekibinin yer alacağı programda yüz boyama ile resim çiziminin ardından çocuklara hediyeler de verilecek.
]]>Merkeze bağlı Vezirhan beldesinde annesiyle hayatını sürdüren 32 yaşındaki Ceyhan, 2010 yılında Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Osmaneli Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret Bölümünden mezun olduktan sonra özel sektörde muhasebe ve dış ticaret gibi alanlarda çalıştı.
Eğitimini aldığı bölüm ve yaptığı işlerden farklı bir meslek arayışına giren Ceyhan, 2014’te BŞEÜ Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Tasarımı Bölümünü kazandı. Ceyhan, 2018’de bölüm birinciliği, fakülte ikinciliği dereceleriyle mezun oldu.
Evlerinin yanında babasından kalma ağılın 8 metrekarelik bölümünde 2017’de atölye kuran Ceyhan, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Kültürel Miras ve Turizm Programını da 2020’de tamamlayıp 3’üncü üniversite diplomasını aldı.
Çamuru kupa, tabak, pano gibi seramik eşyalara dönüştüren Ceyhan, 2022’den bu yana BŞEÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Seramik ve Cam Ana Sanat Dalında eğitimini sürdürüyor.
Ceyhan, AA muhabirine, babasının hatıralarını yaşatmak amacıyla atölyeye çevirdiği eski keçi ağılında, seramikten estetik eserler ortaya koyma hayalini gerçekleştirdiğini söyledi.
Osmaneli ilçesinde eğitimini aldığı, özel sektörde çalıştığı mesleğin kendisine hitap etmediğini zamanla anladığını belirten Ceyhan, “Bunun için seramik ve cam bölümünü okudum. Neleri seviyorum, hangi mesleği yapmak istiyorum? ‘Ne olacaksın, hangi mesleği yapacaksın?’ sorusunun cevabını ben yıllarca bulamadım ve 25 yaşından sonra seramik işi olduğunu fark ettim. Kendi işimi kurmak için bir yolculuğa başladım. Seramikte bunu sürekli çeşitlendiriyorum.” diye konuştu.
“Çamurdan aklınıza gelebilecek her şeyi yapabiliyorum”
Ceyhan, şu anda atölye olarak kullandığı yerin, eskiden babasının emekliye ayrıldıktan sonra keçi beslediği ağıl olduğunu aktardı.
Atölyenin her köşesinde birilerinin emeğinin olduğunu anlatan Ceyhan, şöyle devam etti:
“Küçücük çocukların hatta yaşlı insanların bile atölyenin güzelleştirmesinde emekleri var. İlk önce çevremdekilerden ‘Burada atölye olur mu? Yaptıklarını nasıl satacaksın?’ diye eleştiriler aldım. Zamanla yaptıklarımı görenler bu sefer takdir etmeye başladı. Çamurdan kupa, bardak, seramik üzerine hayvan ve doğa figürleri yapıyorum. Kalıpta insan yüzü çıkartıyorum, panolar yapıyorum. Çamurdan aklınıza gelebilecek her şeyi yapabiliyorum. Yaptıklarımı sosyal medya üzerinden satıyorum. Yani tek alanda kalmak yerine kendimi geliştirmeye çalıştım. E-ticaret ve sosyal medyayla ilgili eğitimler aldım. Buradan satış yapabiliyorum hatta sosyal medya üzerinden Almanya’dan sipariş aldım ve seramik tabaklar gönderdim.”
Ceyhan, atölyede hem üretim yaptığını hem de seramik sanatına ilgi duyan kadınlara, engelli bireylere ücretsiz eğitim verdiğini dile getirdi.
“Engelli bireyler ile çocukların aktif olabileceği, sosyalleşebileceği alanlarda ne yapabilirim?” düşüncesinden yola çıkarak onlara atölyenin kapısını açtığını belirten Ceyhan, şunları kaydetti:
“Devletimiz, engelli bireylerimize her türlü desteği veriyor. Otizmli ve down sendromlu çocuklarımızı buraya davet ediyorum ve onlarla çok güzel vakit geçiriyoruz. Buradan giderken mutlu oluyorlar, tabii ki ben de kendimi geliştiriyorum. Çocuklarımızın yaptıklarından harikalar çıkıyor hatta ben bile hayran kalıyorum. Engelli bireylerle ilgilenmem, biraz da rahmetli babamın işitme ve kolundan engelli olmasından kaynaklanıyor. Babamın hatıralarını yaşatmak için gönüllü olarak engelli bireylerle ilgileniyorum ve hatta Bilecik Engelsiz Yarınlar Derneği üyesiyim.”
]]>Tokat’ın Niksar ilçesinde yaşayan 77 yaşındaki Tülay Atila’nın önderliğindeki çini atölyesi, geleneksel Türk çini sanatını modern bir yaklaşımla yaşatıyor. Atila, çocuklarıyla Kütahya’da bulunduğu dönemde çini sanatıyla tanıştı. Kendi tabiriyle cahil cesaretiyle Niksar’da çini atölyesi kuran Atila, ilk zamanlar bilgi ve tecrübesizlikten dolayı zor günler yaşadı. İki yıl boyunca öğrenme, araştırma ve denemeyle geçen sürecin ardından Atila, ilçedeki ev hanımlarına iş imkanı sağlayarak, onların sanat becerilerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine imkan sağladı. Atölyede çalışan kadınlar, başlangıçta çiniyle ilgili deneyimi olmamasına rağmen ortaya çıkardıkları eserlerle büyük başarı elde etti. Öğrendiği tekniği atölye ve sınıfta diğer kadınlara öğreten Atila, internetten de çini sanatıyla ilgili eğitimlerine devam ediyor. Bir yandan da online dersler alarak sürekli olarak kendini geliştiren Atila, çocuklarının desteğiyle ürünleri başta Amerika Birleşik
Devletleri olmak üzere Japonya ve Yunanistan gibi ülkelere gönderiyor. Atila, ilerlemiş yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen yaptığı ürünlerle ismini ölümsüzleştiriyor.
Hızlı bir kararla Niksar ilçesinde çini atölyesi kurduğunu anlatan Tülay Atila, “Kütahya’ya çocuklarımdan dolayı sık sık gittiğimiz için hadi çini yapalım dedik. Ama yapalım ile olmuyormuş. Çok cahilce ve hızlıca işin içine girdik. Tabii bu sefer bu işi bilmediğimizi fark ettim. İki yılım sadece öğrenme, araştırma ve denemeyle geçti. Amaçlarımdan bir tanesi Niksar’da çalışmak isteyen ama imkan bulamayan ev hanımlarına evlerinde veya atölyede bir iş imkanı sağlamaktı. O da çok güzel oldu. Çünkü gelen bayanların hiçbirinin çiniyle alakası yokken herkes sanatını, becerisini ortaya koydu. Umduğumuzdan güzel işler çıktı. Bütün teknikleri öğrendik ve sınıfımızda, okulumuzda, atölyemizde çalışan bayanlara öğrettik. Online ders de olsa alıyorum, bilenlerle konuşuyorum. İnterneti çok kullanıyorum. Yani bu bakımdan çok büyük yardımcı gruplarımız var” dedi.
“Beni bıraksalar gece gündüz iş yaparım”
Çalışmayı çok sevdiğini söyleyen Atila, “Çini seramik gruplarında sorular oluyor, onları okuyoruz. Yüzde 90 yurt dışına gönderiyoruz. O da bir şans benim için. Çünkü çocuklarım orada Türkiye’den götürdükleri hediyelik eşyaları toptan satıyorlardı. En büyük pazar payımız yüzde 90 ile Amerika. Çocuklarım orada toptan veriyorlar, fuarlara katılıyorlar. Japonya’da iki firmaya gönderdik, Yunanistan’a gönderdik, İngiltere’ye gönderdik. Ama çocuklara yaptığımız ürünlerin daha çok olması sebebiyle onların bazı istek ve taleplerini karşılayamadık. Çünkü bizim esas pazarımız Amerika ve çocuklarımız. Japonların dükkanları çok küçük. Küçük küçük ürün siparişi yapıyorlar. Ama yine de gururlanıyorsun yani Niksar’dan Japonya’ya, Amerika’ya gidiyor. Öleceğim ama bu tabak benim adımı her yerde gösterecek. Kim alır, kim kullanır, kime hediye gider bilmiyorum. Ama ileride torunlarım bir yerde tesadüfi adımı görürlerse ‘Bu bizim’ diyebilirler. Onlar beni mutlu ediyor. Dizimden ameliyat olduğum için merdiveni zor inip çıkıyorum. Gözümden kataraktan ameliyat oldum. Ama bunlar beni hiç engellemiyor. Merdiven olmasa hayatım çok güzel. Bir de pazar günü olmasa çok güzel olacak. Çünkü pazar günü de atölyeler kapalı oluyor. Beni bıraksalar gece gündüz iş yaparım” şeklinde konuştu.
“Çini sanatıyla 4 yıl önce tanıştım”
Çini sanatıyla 4 sene önce tanıştığını söyleyen Mehtap Baran ise, “Ben ahşap boyamaya gitmeyi istemiyordum. İlla tabak diye tutturdum. Açılınca Tülay ablaya iş için başvurduk. 6 ay öğrenemedim, öğrenemedim derken sıkıntılı bir sürecim de vardı. Sağ olsun Tülay abla da sabretti, ‘Seninle devam edelim’ dedi. Pandemi döneminde çıkışımız oldu ama sonra girdik, 4 senedir devam ediyoruz” diye konuştu. – TOKAT
]]>TÜBİTAK ve Mamak Belediyesinin işbirliğinde hayata geçirilen “Mamak Bilim Merkezi”nin açılışına, Bakan Kacır, AK Parti Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok da katıldı.
Kacır, burada yaptığı konuşmada, Türk milletinin 22 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olduğunu ifade ederek, bu süreçte yürüttükleri her mücadeleyi, verdikleri her kavgayı, Türkiye’nin hanesine yazdırdıkları her kazanımı, bu toprakların varlığı ve birliği adına Türk milletiyle gerçekleştirdiklerini söyledi.
Türkiye’nin, son 22 yılını, demokrasi ve kalkınma eksiklerini tamamlamakla geçirdiğine dikkati çeken Kacır, “Altyapımızla, üstyapımızla, güvenliğimizle, tüm imkanlarımızla küresel gelişmiş ülkeler ligi doğrultusunda başarılı bir ivme yakaladık. Hastanesinden otoyoluna, köprüsünden barajına, toplu konutlarından eğitim imkanlarına kadar sosyal devlet anlayışıyla tüm Türkiye’yi uçtan uca donatmışız.” diye konuştu.
Yerli ve milli bir bakış açısıyla hareket ederek “Milli Teknoloji Hamlesi” hedeflerini birer birer gerçekleştirdiklerini bildiren Kacır, Togg’dan TCG Anadolu’ya, savaş paradigmalarını değiştiren İHA’lardan SİHA’lara, Akıncı’dan Kızılelma’ya ve Milli Muharip Uçak Kaan’a kadar çeşitli projeleri örnek gösterdi.
“Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle beraber inşa ediyoruz”
Kacır, “Türkiye Yüzyılı”na yakışır plan ve programları kararlılıkla uyguladıklarını belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde kabineleriyle, belediyeleriyle milletin hizmetkarı olarak yola devam ettiklerini dile getirdi.
Mamak’ta milletle, yarınlara umutla bakmalarını sağlayan gençlerle buluşmanın heyecanını ve coşkusunu yaşadıklarını ifade eden Kacır, “Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerimiz doğrultusunda başarılı sonuçlar alabiliyorsak, bu, elbette ki gençlerimizin hayal dünyaları, kendilerine çizdikleri ufukları sayesindedir. Gençlerimizin vizyoner kimliklerinin, enerjilerinin, potansiyellerinin farkındayız. ‘Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle beraber inşa ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, gençleri bilim ve teknoloji iklimiyle tanıştırdıklarına ve bu alanda yeni çalışmalar yapmalarını sağlayacak atılımları birer birer gerçekleştirdiklerine işaret ederek, TEKNOFEST’te yarışmalara katılan gençleri geleceğin dünyasına hazırladıklarını söyledi.
Cumhuriyetin 100. yılında, İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç TEKNOFEST düzenleyerek, 4,5 milyon ziyaretçinin katılımıyla “Milli Teknoloji Hamlesi”nin coşkusunu yaşadıklarını anlatan Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“TEKNOFEST’lerde biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar 44 teknoloji yarışmasında, 1 milyon gencimizin rekabetine şahit olduk. İnanıyorum ki TEKNOFEST kuşağımız, ülke tarihimizde nice engellemelere maruz kalmış bilim ve teknoloji yolculuğumuzun gelecekteki yol gösterici fenerleri olacaktır. Onların potansiyelini açığa çıkarmayı boynumuzun borcu görüyoruz. 81 şehrimizde kurduğumuz Deneyap Teknoloji Atölyeleri’miz ile gençlerimizi bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıyoruz. Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında başvurular devam ediyor. 25 Mart’a kadar tüm illerimizdeki 4., 5., 8., 9. sınıflar ile lise hazırlıkta okuyan öğrencilerin başvurularını bekliyoruz.”
“Bilim merkezlerinde 11 milyon vatandaşı ağırladık”
Toplumda bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak adına, yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduklarını dile getiren Kacır, bugüne kadar büyük ölçekli 11 bilim merkezini vatandaşların hizmetine sunduklarını söyledi.
Kacır, beş ilde daha büyük ölçekli bilim merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini bildirerek, şunları kaydetti:
“Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde 7’den 77’ye 11 milyon vatandaşımızı ağırladık. İlçe ölçeğindeki bilim merkezlerimiz de faaliyetlerine tüm hızıyla devam ediyor. Şu ana kadar ilçe ölçeğindeki 15 bilim merkezimizdeki eğitim atölyelerinde 865 binin üzerinde gencimizi bilimin göz kamaştırıcı dünyasıyla buluşturduk, 16’ıncısını Mamak’ta hizmete sunuyor olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bilim Merkezi’miz, gençlerimizin bilim ve teknolojiye olan ilgisini artırırken, geleceğin bilim insanlarını da keşfetmemizi sağlayacak. Astronomi, uzay ve havacılık, doğa bilimleri, matematik, tasarım, teknoloji ve keşif temalarında toplam 12 atölye ile gençlerimize edindikleri teorik bilgileri pratiğe dökme ve kendi projelerini geliştirme imkanı sunacak.”
“Artık toparlanma ve hızlanma zamanı”
“Bilim ve Teknoloji Haftası” kapsamında TÜBİTAK merkez ve enstitüleri ile tüm bilim merkezlerinde bilim atölyeleri ve söyleşileri ile özel etkinlikler düzenlediklerini ifade eden Kacır, imkan verildiğinde ve gerekli ortam sağlandığında gençlerin neler başarabileceklerini bildiklerini söyledi.
Bakanlık ve TÜBİTAK olarak, yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde, gençlerin bilim ve teknoloji dünyasına yönelik heyecanına ve motivasyonuna ortak olmaya devam edeceklerini belirten Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
” Yurdumuzun dört bir yanında olduğu gibi bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bilim merkezimiz de yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının başarılı sonuçlarından biridir. 22 yıldır eser ve hizmet siyasetinin en büyük şahidi aziz milletimizin ta kendisidir. Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Başkent Ankara’mızın kıymetli sakinleri, mukimleri de gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu, kimin gerçekleştireceğini çok iyi bilir. Ankara’nın dünya başkentleri arasında yıldızının parladığı bir döneme girmek için artık toparlanma ve hızlanma zamanı.”
Toplam 12 atölye olacak
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da ülkenin en önemli ihtiyacının bilgi ve bunu öğretecek insan kaynağının yetiştirilmesi olduğuna dikkati çekerek, “İşte bugün açılışını gerçekleştiriyoruz. Mamak Bilim Merkezi tam bu amaca yönelik. İçerisinde matematik, doğa bilimleri, astronomi, astrofizik, uzay, teknoloji, tasarım ve okul öncesi çocuklarımız için keşif atölyesi olmak üzere 6 atölyemiz yer alacak. Buranın diğer bilim merkezlerinden farkı, atölyelerin hepsinden ikişer tane olması.” dedi.
]]>Merkez Bağlar ilçesinde bulunan 9 kurs yeri, Bağlar Belediyesi’nin Valilik nezdinde Halk Eğitim Merkezi ile yapılan protokolleri çerçevesinde açtığı 80 atölye ile özellikle dezavantajlı kadınların deprem ve pandemi sürecinde yararlanmalarını sağladı.
Buraya gelen kadınlar, katıldıkları atölyelerde zamanlarını değerlendirip hem el becerilerini geliştirdi, hem de aile ekonomisine kimi yerde yaptıklarını satarak katkı sağladı, kime yerde ise ücret verilecek işleri burada yapıp masraftan kısmayı sağladı.
Bağlar Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Neşe Anlı, 9 kurs yerleri olduğunu, bölge olarak deprem, pandemi gibi çok kötü sorunlar yaşadıklarını hatırlatarak bu süreçte ev kadınlarının kendilerini rahatlatacak ortamlar bulamadığını söyledi.
400 bin gibi bir nüfusu olan bir ilçenin belediyesi olduklarını dile getiren Anlı, en çok yoksulluğun yaşandığı bir ilçede olduklarını, bununla ilgili vatandaşlarla toplantı ve istişareler yaparak akla gelmeyen o kadar talepleri oldu ki, mutlulukla bunları dinledikleri ifade etti.
“Nasıl detaylandırırız diye düşünürken baktık ki onlar bizi yönlendirmiş” diyen Anlı, şöyle konuştu:
“Sosyal belediyecilik bu oldu. Halkla beraber yürümenin vermiş olduğu avantajları da kullandık. Valilik nezdinde halk eğitim üzerinden protokollerimiz vardı. Usta öğreticilerimizle bunlar hayata dönüştürülsün, ev ekonomisine katkı sunsun. Buraya geldikleri zaman farklı arkadaşlar, sosyal ortam buluyorlar. Daha çok bilgi akışını sağlayacakları ortam oluyor. Çünkü bilginin sınırı yok. Tekstile geliyordu, bir baktı ki aşçılık kursu var. Bu yörenin kadınları çok güzel yemek yaparlar, teknik yemek yapmayı burada öğrendiler. Yüzme kursunu gördüler. Çocukları olan anneler, çocukları okula giderken akran zorluğu yaşıyordu. Bununla ilgili de eğitimleriniz var mı, bize bununla alakalı eğitim verirseniz biz, bu çocuklara nasıl yaklaşırız? Sadece tekstil atölyelerimiz ile değil, 80 farklı atölyemiz var.”
İmkanlar sağladığı için belediye başkanına teşekkür eden Anlı, “Kursiyerlerimiz öğrendikçe heyecanla daha farklı talepleri oluyor. Profesyonel bir iş yapmıyoruz. Ama ev gittikleri zaman her hangi bir objeyi değerlendirebiliyorlar. Attık malzemelerden kullanabilecekleri ev eşyası üretebiliyorlar. Çocukları oyuncaklar üretebiliyorlar. Detaylandırmak o kadar çok ki, kısa hatlarla belirtebiliriz. 30 bine yakın kadın kursiyerimiz faydalandı” dedi.
Kursta usta öğretici olan Fatma Taşkesen, daha çok kadınlara yönelik kursları olduğunu söyledi. Kursiyerlere ilk önce makine eğitimi verdiklerini aktaran Taşkesen, “Daha sonra karma olarak istedikleri ürünleri dikme şansı veriyoruz. Hem ev ekonomisine katkıları çok oluyor. Hem de kendilerine özgüven geliyor. Deprem sürecinde psikolojik çok sorun yaşadıkları için buraya gelip kendilerini adapte ediyorlar. Ürünlerimiz daha çok geri dönüşümlü olarak çalışılıyor. Nevresim, pike takımı, el örgüsü, seccade, koltuk ayaklığı, yatak örtüleri, genç kızları varsa kızların çeyizine daha çok katkı da olsun diye çeyizlik ürünlerde diktiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Kursiyer Berivan Yetiştiren ise buraya gelerek el becerilerini gösterdiklerini dile getirerek, “Kendimizi daha rahat hissedebiliyoruz. Evde olan eşyaları buraya getirip değerlendirebiliyoruz. Satarak ailemize katkıda bulunabiliyoruz” şeklinde konuştu. – DİYARBAKIR
]]>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Çanakkale Seramikleri Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi, ilk örneklerine 15’inci yüzyılda kent merkezinde rastlanan, 17’nci yüzyıl sonlarından 20’nci yüzyıl başlarına kadar yoğun olarak üretimi yapılan geleneksel Çanakkale seramiklerini yaşatmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Unutulmaya yüz tutmuş sanatın yaşatılmasına, genç kuşağa tanıtılmasına, yeni tasarım ve çağdaş formlarla yorumlanmasına öncülük eden merkez, sanat atölyesi etkinliğinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Balyemez, ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Müjde Yücel Coşar ve seramik sanatçısı Gülfidan Özmen’i bir araya geldi.
Atölyede 10 gün süren etkinlikte geleneksel Çanakkale seramiklerini tasarımlarıyla buluşturan sanatçılar, tabak ve vazo gibi eserlerine çeşitli renklerde boya ve şekillerle ayrı bir boyut kattı.
Sanatçılar, eserlerini yaz aylarında açacakları kişisel sergilerde sanatseverlerle buluşturacak.
Balyemez, AA muhabirine, atölyede Çanakkale seramiklerinin geleneksel desen, form ve dekorlarında kendilerine özgü yorum ve denemeler yaptıklarını söyledi.
Kendi alanı olduğu için daha çok Çanakkale seramiklerinin dekorları üzerine çalıştığını belirten Balyemez, “Özellikle fırça dekorları, astar akıtmalar ilgimi çekiyordu. ‘Onlarla ilgili renklerini değiştirsem nasıl olur, o dekorlar farklı renklerin üzerinde dursa nasıl olur?’ gibi birtakım denemeler yaptım. Aslında daha ziyade farklı renkleri araştırmak gibi oldu. Sonucun ne olacağını çok bilmeden başladım.” dedi.
Balyemez, Çanakkale seramiklerinin genel olarak kaba ve halkın kullanımı için yapılmış ürünler olduğunu dile getirdi.
Sanatsal açıdan bu seramiklerin özelliklerine değinen Balyemez, “Dekorları, üzerindeki fırçalar, renkler, akıtmalar o kadar özgün ki dünyanın herhangi bir yerinde o seramiği gördüğünüz zaman onun Çanakkale olduğunu anlayabilirsiniz. Bu da onu bence en değerli kılan tarafı.” ifadesini kullandı.
“Her geleneksel sanatın yaşatılması için taze kana ihtiyaç var”
Genellikle enstalasyon (yerleştirme) ya da heykel üzerine çalışmalar yapan sanatçı Gülfidan Özmen ise kullandığı gereçler zaman zaman değişse de özellikle cam, seramik ve kağıt gibi malzemelerden yararlandığını söyledi.
Çanakkale seramiklerinin akıtma sırları renklerini çok sevdiğini ve bunları soyut formlara uyguladığını aktaran Özmen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu çalışma kapsamında çamurdan soyut yaptığım birtakım strüktürler, formlar var. Bunların üzerine uygulama yapacağım. Her geleneksel sanatın yaşatılması için taze kana ihtiyaç var. Bu, yeni sanatçıların çağdaş yorumlaması ya da yetişmiş geleneksel sanatçıların farklı uygulamaları olabilir. Seramik ve cam eğitimi aldım ama farklı bir bakış açısıyla yorumluyorum. Bu da malzemelere bir tazelik getiriyor.”
Coşar da Çanakkale Seramikleri Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezinin konuk sanatçılarla bu yıl ilk kez düzenlediği sanat atölyesi etkinliğinin yeni üretimlere vesile olması, yeni kuşaklara tanıtılması ve kültürel mirasa sahip çıkılması için devamının planlandığını belirtti.
Her etkinliğe konuk sanatçıların davet edileceğini, üniversiteden de öğretim üyelerinin bu çalışmaya dahil edileceğini aktaran Coşar, etkinliğin bu şekilde ortak etkileşimlere vesile olacağını ifade etti.
ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü mezunu pek çok kişinin kentte atölye açtığını ancak bunlarda genellikle satışa yönelik modern tasarımların hazırlandığını dile getiren Coşar, geleneksel Çanakkale seramiklerini üreten atölye sayısının sınırlı olduğu bilgisini verdi.
Çalıştay kapsamında yaptığı tasarımda Çanakkale seramiklerinin biçimini ele aldığını söyleyen Coşar, şöyle konuştu:
“Seramik atölyesindeki kalıpları kullandım. Üniversitenin atık kağıtları ile kağıt havluları çamura dahil ediyorum. Onun bünyeye kattığı dokuyu seviyorum. Çamura kattığımız kağıtlar, çamurun mukavemetini artırıyor. Kağıt katkılı yorumlar yapıyorum. Proje kapsamında 5 at başlı testi yaptım. 3 boyutlu olanlar var, bir de duvarda sergilenecek olan versiyonlarını çalışıyorum. Diğer işlerimde de silüetler kullanmayı seviyorum. Çanakkale seramiklerindeki at, ördek ve kuş başlı formların silüetlerini kullanarak formlar tasarlıyorum.”
]]>Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde kentteki iş yerleri yıkılan veya zarar gören 10 altın ustası, Diyarbakır’da yeni bir yaşama başladı.
Ustalar, Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası’nın çatısı altında, kentteki çeşitli atölyelerde yeniden altın takı üretimine başladı.
Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası Başkanı Mehmet Yüksel, AA muhabirine, Kahramanmaraş’ın kuyumculuk sektörü açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, yaşanan depremle birlikte Kahramanmaraş’ta sektörün zarar görmesinin kendileri için üzücü olduğunu söyledi.
Bölgede üretimin büyük kısmının Kahramanmaraş’tan yapıldığını, depremin ardından bu sektörün sekteye uğradığını kaydeden Yüksel, depremden etkilenen üreticilerin olduğunu belirtti.
Kahramanmaraş’tan 10 altın ustasının Diyarbakır’a geldiğini, bu ustaların çeşitli atölyelerde çalışmaya başladığını bildiren Yüksel, ustaların kentte üretim yaptığını söyledi.
Ustalara her konuda yardımcı olduklarını ifade eden Yüksel, “Bizler onlara el, ayak olduk. ‘Yeter ki üretim yapın, biz de size yardımcı olalım.’ dedik. Onlara her türlü desteği veriyoruz. Kentte toplam 60 atölye var. Ustalarımız, 10 ayrı atölyede çalışıyor.” dedi.
“Depremde, çok kaybımız vardı ama mücadeleyi de bırakmamak lazım”
Usta Ali Çiftaslan, depremde iş yerlerini kaybettikten sonra bir süre devletin olanaklarından faydalandıklarını ve daha sonra da Diyarbakır’a ailesiyle birlikte yerleştiğini söyledi.
Diyarbakırlı dostlarıyla görüşmeleri sonucu Diyarbakır’a taşınmaya karar verdiklerini bildiren Çiftaslan, şöyle konuştu:
“Daha önce Diyarbakır’daki esnafla ticari ilişkilerimiz vardı. Bu ilişkiler sonra dostluğa dönüştü. Ayrıca, Diyarbakır ve Kahramanmaraş’ın takı tasarımları da benzer. Bunlardan dolayı Diyarbakır’a yerleştik. Burada işimize başladık. Kahramanmaraş’ta sürdürdüğümüz işi burada da devam ettiriyoruz. Diyarbakırlı hemşerilerimizin, dostlarımızın, esnafımızın misafirperverlikleri, bizi kabullenmeleri, kendilerinden ayırt etmemeleri, yaşadığımız olaydan sonra daha bir sarılmaları, samimi olmaları bizi sevindirdi. Depremden dolayı maddi ve manevi kayıplarımız oldu. Hayat devam ediyor. Depremde, çok kaybımız vardı ama mücadeleyi de bırakmamak lazım. Bir şekilde devam etmek gerekiyor.”
Eşiyle birlikte atölyede çalıştığını kaydeden Çiftaslan, Diyarbakır’da da ekmeklerini kazanmaya, hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını aktardı.
Kahramanmaraş’tan gelen ustaların Diyarbakır’a renk kattığını aktaran Çiftaslan, “Sanatımızı yapıyoruz, kalfalarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz. Bizden sonra da kısmet olursa onlar devam ettirecek. Kahramanmaraşlı bir sanatkar olarak Diyarbakır’da üretimimize devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Kahramanmaraş’ta düzenimiz dağıldı”
Usta Sıddık Denizdurduran da Kahramanmaraş’taki Kuyumcukent’te bulunan dükkanının depremde yıkıldığını söyledi.
“Asrın felaketini yaşadıktan sonra Kahramanmaraş’ta düzenimiz dağıldı. Biz de Diyarbakır’a geldik.” diyen Denizdurduran, Diyarbakır’da yeniden imalat gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Denizdurduran, “Orası da burası da evimiz. Diyarbakır’da yabancılık çekmiyorum. Burada bir şeyler üretebilirsek memnun oluruz.” diye konuştu.
Atölye sahibi Ali Topuz da bünyelerinde çalışmaya başlayan Kahramanmaraşlı ustalarla bir aile gibi olduklarını dile getirdi.
Kahramanmaraşlı altın üreticilerinin Diyarbakır’ın kuyumculuk sektörüne farklı bir bakış açısı getirdiğini anlatan Topuz, “Depremden etkilenen vatandaşlarımız yanımızda çalışıyor. Diyarbakır’ın üretimine de katkı sağlıyorlar.” dedi.
]]>EDİRNE’de eski ya da kullanılmış eşyaları onarıp, farklı tasarımlar ile hazırlayan Emine Ayas (37), aynı zamanda geri dönüşüme katkı sağlıyor. Önce pazarda ardından açtığı dükkanda kişiye özel tasarımlar yapan Ayas, “Giyilebilir sanat yaratıyorum. Kişinin ürünü eskiyse, lekelenmişse, yırtıksa ve çizime uygunsa üzerine bir şeyler resmedip, satıyorum ya da kişinin kendi ürününü boyuyorum. Kot pantolondan kişiye özel çantalar dikebiliyorum. Hiçbir şey çöpe gitmiyor” dedi.
Trakya Üniversitesi Yusuf Çapraz Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Gümrük İşletme bölümü mezunu Emine Ayas, bir süre özel sektörde çalıştıktan ortaokulda başladığı tasarım merakını mesleğe dönüştürmek istedi. 2023’te kendi atölyesini kuran Ayas, ilk olarak kullanılmayan eşyaları farklı tasarımlar ile tekrar kullanılabilir hale getirmeye başladı. Dolabın bir köşesinde kalmış, yırtılmış ve lekelenmiş kıyafetleri geri dönüşüme kazandıran Ayas, açtığı dükkanda ürünlerini satışa sundu.
‘BU ARTIK BENİM İŞİM OLDU’
Atölyesine ürettiği tüm ürünlerin geri dönüşüm ile elde edildiğini belirten Emine Ayas, “Özel sektörde, gümrükte çalışıyordum. İşi bırakıp, atölye açmaya karar verdim. Çizdiğim, üzerini boyadığım ürünlerimi ilk olarak pazarda satmaya başladım. Bir gün ceketimi boyadım, bir gün ayakkabımı boyadım, duvar boyadım, çizimleri yapmayı ilerletince bu benim için tamamen işim olmaya başladı. Geçtiğimiz yıllarda dikiş kursuna gittim. Sonrasında yaptığım tasarımları dikiş ile de destekledim. İnsanlardan çok güzel geri dönüşler aldım. Bu atölyede tüm ürünler, kişiye özel olarak üretiliyor. Dolayısıyla insanlar da sevdi” dedi.
‘HİÇBİR ŞEY ÇÖPE GİTMİYOR’
Evde zarar görmüş tüm ürünleri değerlendirip, geri dönüşüme kazandırdığını anlatan Ayas, “Geri dönüşüm yapıyoruz ama sadece zarar görmüş ürünler değil. Evinizde yırtık, lekeli diye kullanmadığımız yatak örtüleri, battaniyelerden montlar dikiyorum. Doğal olarak yatak örtüsü, battaniye çöpe gitmekten ziyade kişinin üzerinde sıcacık bir hırka veya mont oluyor. Annem çeyizime yatak örtüsü almıştı. Anneme bunu monta döndürmek istediğimi söyledim. 9 yıldır evliyim ve 9 yıldır yatağın altında duruyordu. Tamamen kesip, biçip kendime mont yaptım. Annemde şaşırdı, çok mutlu oldu. Yatağın bir köşesinde duruyordu. Ama şu anda üzerimde bir mont olarak kullanabiliyorum. Bu atölyede farklı ve kişiye özel çalışma yapılıyor. Kot pantolondan kişiye özel çantalar dikebiliyorum. Hiçbir şey çöpe gitmiyor” diye konuştu.
‘SANAT İLE ZANAATI BİRLEŞTİRİYORUM’
Ayaz, kişiye özel tasarımlar da yaptığını belirterek, “Giyilebilir sanat yaratıyorum. Kişinin ürünü eskiyse, lekelenmişse, yırtıksa ve çizime uygunsa üzerine bir şeyler resmedip, satıyorum ya da kişinin kendi ürününü boyuyorum. Farklı desenler, figürler nakşederek deformeyi kamufle ediyorum ve insanların beğenisine sunuyorum. Artık ben de hazır ürün almıyorum, ürünlerimi kendim dikiyorum. Atölyede aynı zamanda geri dönüşüm yapıldığı gibi kişiye özel olarak ürünlerde yapıyorum. Tamamen kişinin istediği gibi sıfırdan dikiyorum. Bir şalvar isteniyorsa; kişinin bedenine uygun, isteğine uygun cebi, boyu, tamamen kişinin kendine özgü ürünü ortaya koyuyorum. Sanat ile zanaatı birleştiriyorum” dedi.
‘EDİRNE’DE İLK DEFA BEN YAPIYORUM’
Edirne’de kendi alanında tek olduğunu belirten Ayas, “3 yıl boyunca ürünlerimi pazarda da sattım. Edirne’nin çeşitli festivallerinde yer aldım, stant açtım. Atölyede ilk yılım ancak insanların dönüşleri gerçekten çok iyi. Çünkü Edirne’de tasarım işi yapan yerler yok. Türkiye’de çeşitli yerlerinde, özellikle İstanbul’da var ama Edirne’de ilk defa ben yapıyorum. Bu nedenle çok güzel geri dönüşler alıyorum. Yaptığım işi severek yapıyorum” diye konuştu.
FOTOGRAFLI
]]>