Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Şu anki iktidar hukuk tanımıyor, Anayasa tanımıyor. Yerel seçim aynı zamanda iktidarı uyarmak için çok önemli bir fırsat. Yerel seçimlerde belediye başkanlarını seçeceğiz ama yerel seçim aynı zamanda iktidarı uyarmak için, iktidara ‘yanlış yapıyorsun, faul yapıyorsun, hukuk tanımıyorsun’ demek için bir fırsat. Sandık başına giderken unutmayın ki bu seçim sadece belediye başkanlarını seçmekten ibaret değil. Sandıktan çıkacak sonucun aynı zamanda milletimizin hükümete gösterdiği sarı kart olması gerekiyor. Yani kullanacağımız oyların hükümete bu sarı kart mesajını vermesi lazım” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’in ilçeleri; Tire, Torbalı, Buca’yı ziyaret etti. Babacan, ardından Buca Belediyesi Kültür Sanat Merkezi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Babacan’a İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, DEVA Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serap Karaosmanoğlu ve ilçe adayları eşlik etti.
İzmir DEVA Partisi’nin ilk teşkilatlandığı illerden bir tanesi olduğunun altını çizen Babacan, “Yerel seçimlere doğru giderken seçimler demokrasi sınavı olacak Türkiye için. Pek çok siyasi seçime bir kala apar topar seçim beyannamesi açıkladı bazıları daha açıklamadı bile. Ama biz DEVA partisi olarak bunu iki sene önce ortaya koyduk. Bütün belediye bakan adaylarımızla birlikte 500 projelik bir havuz oluşturduk ve milletimizin karşısına hazır olarak çıktık. Etik kurallar bildirgesi yayınladık. Yani biz diyoruz ki ‘biz belediyeciliği temiz yönetiriz’ bu etik kurallar bildirgesi Türkiye Cumhuriyeti’nde bir ilk. Belediyecilik deyince ilk akla gelen rant oluyor ancak biz iddiamızı temiz düzgün belediyecilik olarak ortaya koymuş durumdayız” ifadelerini kullandı.
“16 MİLYON EMEKLİ EN ZOR DÖNEMİNİ YAŞIYOR BUNUN SEBEBİ TÜİK’İN AÇIKLADIĞI O MAKYAJLANMIŞ ENFLASYONA GÖRE AYARLANIYOR OLMASI”
Türkiye’nin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini vurgulayan Babacan şunları söyledi:
“Nereye adım atarsak atalım emekliler etrafımızı sarıyor. 16 milyon emekli en zor dönemini yaşıyor bunun da sebebi TÜİK’in açıkladığı o makyajlanmış enflasyona göre ayarlanıyor olması. Bu ülkede gerçek enflasyon 2018’den beri açıklanmıyor. Enflasyon 2018’de patladı uğraştılar düşüremediler. Düşüremeyince TÜİK’e dediler ki sen düşür. Emeklerimiz bakıyoruz gecenin 2-3 ünde ucuz et kuyruklarında bekliyor, bayat ekmek kuyruklarında bekliyor. Çünkü şu anda emeklinin oturduğu ev kendine ait değilse geçinmek imkansızlaştı. Öte yanda bakıyoruz hükümet vurdumduymaz diyor ki para yok. Bu yılın bütçesinde 1 trilyon 250 milyon lira ayrılmış tarıma ayrılan rakam 91 milyar lira, kur korumalı mevduata geçen seçimlerden bu yana 1 trilyon. Bakın geçen seçimlerden bu yana Merkez Bankası açıklamadan para basarak kur korumalı mevduatın farkını ödüyor. Bu durum bankada parası olana ya da faizi olan kazanıyor. Bu hukuksuz yönetmenin bir sonucu. Ülke yönetenlerin hukukla sınırlandırılması gerekiyor oya şu anki iktidar hukuk tanımıyor, Anayasa tanımıyor. Çıkıyor milletin karşısına diyor ki ‘belediye başkanımı seçmezseniz hizmet gelmeyecek’ diyor Hatay’da. Elle tutulur bir yanı kalmadı bu işin. Yerel seçimlere doğru gidiyoruz. Yerel seçim aynı zamanda iktidarı uyarmak için çok önemli bir fırsat. Yerel seçimlerde belediye başkanlarını seçeceğiz ama yerel seçim aynı zamanda iktidarı uyarmak için, iktidara ‘yanlış yapıyorsun, faul yapıyorsun, hukuk tanımıyorsun’ demek için sandık başına giderken unutmayın ki bu seçim sadece belediye başkanlarını seçmekten ibaret değil. Sandıktan çıkacak sonucun aynı zamanda milletimizin hükümete gösterdiği sarı kart olması gerekiyor. Yani kullanacağımız oyların hükümete bu sarı kart mesajını vermesi lazım. Bana diyorlar ki ‘niye sarı kart.’ Ben de diyorum ki bu yerel seçim, bir sonraki seçimlerde kırmızı kartı göstereceğiz inşallah Türkiye’de hükümeti değiştireceğiz.”
“BİR KİŞİ TALİMAT VERİYOR VE YAPILIYOR O KİŞİ DE TÜM SİSTEMİ KENDİ PARTİSİNE BAĞIMLI HALE GETİRDİ”
TRT’nin her siyasi partiye eşit yer vermemesine ilişkin de Babacan şöyle konuştu:
“TRT eskiden tüm partilere eşit yer verilirdi. Ama şu an Türkiye’nin en adaletsiz kurumu. Şu an iktidarın propaganda makinası haline gelmiş. Şu ana kadar deva partisine seçim dönemi sürecinde toplamda 3-4 dakika zaman vermiştir. Bu adil değil 85 milyondan vergi alıyor. Sadece AKP’ye oy verenlerin elektrik faturası altına TRT payı yazılmıyor, tüm partilere oy verenlerden kesiliyor bu pay. Bir kişi talimat veriyor ve yapılıyor. O kişi de tüm sistemi kendi partisine bağımlı hale getirdi.”
]]>
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Antalya Büyükşehir Belediyesi Adayı Kıvanç Çetinkaya ile ilçe belediye başkan adaylarını tanıtım toplantısında konuştu. Babacan konuşmasında Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Murat Kurum’a desteğini açıklayan eski Başbakan Tansu Çiller’i eleştirdi. “Biz o siyasetçileri çok gördük. Bir yararlarını görmedik” diyen Babacan, açıklamasında şu ifadeleri söyledi:
“90’LARIN KARANLIK SİYASETÇİLERİNİ EKRANDAN UZAK TUTUN”
“90’ların karanlığında ismi olan bir eski başbakan çıkıyor. İktidarın İstanbul adayına desteğini açıklıyor. 5 Nisan 94 kriziyle de anılır sık sık, biliyorsunuz. Onu da ihtiyaç durumunda ortalarda görüyoruz. Ben Buradan iktidara seslenmek istiyorum. Biz o siyasetçileri çok gördük. Bir yararlarını görmedik. Kiminin bu memlekete en küçük bir faydası olmadı. Kimi de büyük zararlar verdi, çekti gitti. Bu ülke maalesef onları çok gördü. En çok da zararlarını gördü. 90’ların karanlıklarının siyasetçilerini artık ekranlardan uzak tutun, çocuklardan uzak tutun diyorum. Hele o bağırıp, çağıran, her gün televizyonlarda şiddet pompalayan, nefret pompalayan… Onlar ekranlara çıktığı zaman RTÜK’ün bir karar alıp ekrana +18 işaretini koyması lazım. İnsan hicap duyuyor. Biz gördük, çocuklar görmesin, şahit olmasın diyorum.
“KAPIDAN KOVDUK ONLAR BAĞRINA BASTI”
Türkiye’de bir hayalet dolaşıp duruyor. 28 Şubat hayaleti… O dönemin generalleri ‘bin yıl sürecek’ demişlerdi. O generaller, o rütbeliler başaramadı ama Sayın Erdoğan ve ortakları başarma gayretinde. Yıllardır bu ülkeden defetmeye çalıştığımız her türlü zihniyet, geldi iktidarın yanı başına oturuverdi. İktidardaki de memnun. Şikayeti de görünmüyor. Sık sık onlarla poz vermeyi marifet sanıyor. Gençlerimizi okullardan mahrum bırakanları kapıdan kovduk, onlar bağrına bastı. Bizden, onlardan diye ayıranları yanımızdan uzaklaştırdık, onlar yanlarına aldı. Seçim seçim çalışıp yendiğimiz hukuksuzluğu kendilerine şiar edinmişleri aldılar, yanlarındaki koltuklara oturttular. Sonuç ortada. İktidarın yanındaki zihniyet, başörtülü olduğu için Meclis’ten vekil kovan, Meclis’e girebilmesi için kadınlara başını açtıran zihniyettir unutmayalım. Gece vakti bir vekilin evine baskına giden DGM savcılarının zihniyetidir unutmayalım. Bu toprakların en derinine defnettiğimiz bir zihniyettir. Tekrar hortlattılar. Kimsenin şüphesi olmasın. İrili ufaklı ittifak ortaklarıyla da zor durumda mikrofon uzatılan karanlık figürlerle de mücadelemiz sonuna kadar devam edecek.”
]]>Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Sincan’ı ziyaret ettiği esnada 7. sınıf öğrencisiyle aralarında dikkat çeken diyalog yaşandı. Babacan’a dert yanan 7. Sınıf öğrencisi, “Bu dönemde geçim baya zor. Et, ekmek derken her şey uçmuş. Annemler küçüklükten beri bizden yardım istiyor. Arabamız ve evimiz olduğu için devlet bize yardım vermiyor. Biz duvarları, arabayı mı yiyeceğiz? Ne yiyeceğiz acaba? Ben bu yaşımda böyle bir iktidar yüzünden çalışmak zorunda mıyım? Sadece bu parti yüzünden benim hayatım mahvolmak zorunda mı” dedi.
Ali Babacan, 28 Şubat’ın yıl dönümü dolayısıyla Ankara’nın Sincan ilçesini ziyaret etti. Babacan, Sincan ziyareti esnasında 7. sınıf öğrencisiyle ekonomik sıkıntılara ilişkin konuştu. Öğrenci Babacan’a, şunları söyledi:
“BİZ DUVARLARI, ARABAYI MI YİYECEĞİZ? NE YİYECEĞİZ ACABA”
“Başkanım biz dört kardeşiz. Bu dönemde geçim baya zor. Et, ekmek derken her şey uçmuş. Benim istediğim, annemler küçüklükten beri bize yardım istiyor. Arabamız ve evimiz olduğu için devlet bize yardım vermiyor. Biz duvarları, arabayı mı yiyeceğiz? Ne yiyeceğiz acaba?”
Babacan, öğrenciye “Devletten yardım istiyorsunuz ama alamıyorsunuz öyle mi?” diye sordu. Öğrenci, Babacan’a “Benim babam da annem de çalışıyor, yetmiyor. Annem yıllarca yardım istiyor. Sürekli bizi ‘Yardım yapacağız’ diye yiyorlar” diye yanıt verdi.
Öğrenci, Babacan’a şunları anlattı:
“BU ÜLKEDE CİDDEN İYİ BİR EKONOMİ YOKTUR”
“Babam poşet satıyor, annem fabrikada çalışıyor. Hiçbir şey yetmiyor. ‘Onu, bunu yapacağız’ diyorlar ama önemli olan onu, bunu yapmak değil. Ben şu an gezemiyorsam, eğlenemiyorsam, ekmeğimi alamıyorsam, şu an ben bunu düşünüyorsam bu ülkede cidden iyi bir ekonomi yoktur. Benim istediğim düzgün başkanlık, düzgün bir ekonomi. Ben burada satış yapıyorum. Onun atadığı adamlar gelip beni kovuyorlar. Cezai işlem uyguluyor. Yetmiyor ki ben bunun satışına gidiyorum. Evde oturmak, ders çalışmak da var. Devletin adamından kendim korkuyorum. Devletin adamıyla konuşabilmek yerine devletin adamından korkuyorum, bana bir şey yapmasın diye. İstediğim adil, iyi bir başkanlık. 4 kardeşiz. Bir ablam var. Üniversite sınavına hazırlanıyor. Biz 7. sınıfız. Biz üçüzüz.”
Babacan ise öğrenciye şöyle yanıüt verdi: “Biz ülkemiz rahat etsin, sizin gibi gençlerimiz mutlu olsun diye çalışıyoruz. Şu anda Türkiye’nin en önemli sorunu, ülkemiz maalesef kötü yönetiliyor. Bu büyük ve güzel ülke, varlık içerisinde yokluk yaşıyor. Onun için çalışıyoruz. Ülkede bir değişiklik olsun, iktidar değişsin, başka bir gelecek olsun diye çalışıyoruz.”
Öğrenci, Babacan ile konuşmasına şöyle devam etti:
“BİZ YORULDUK”
“Biz yorulduk. Yıllarca annem, babam geçim savaşından… Okul sonrasında bileklik satıyoruz. Ben okuldan çıkınca acaba zabıta, sivil polis bir şeyi olacak mı, böyle bir olay yaşayacak mıyım diye düşünmek zorunda mıyım ben? Ben bu yaşımda böyle bir iktidar yüzünden çalışmak zorunda mıyım? Sadece bu parti yüzünden benim hayatım mahvolmak zorunda mı?”
Ali Babacan, öğrencinin bu sözlerine, “Ne desen haklısın. Arzu ettiğin daha rahat bir hayat için haklısın. Sen şu anda dersine odaklanmak gereken, yaşının gereğini yaşaman gereken bir çağdasın. Biz de zaten sizin gibi gençlerimiz için çalışıyoruz” diye yanıt verdi.
]]>İktidar partisinin her türlü gücü elinde bulundurduğuna işaret eden Babacan, “Sayın Erdoğan, seçimleri kazandı ama helalinden kazanmadı. Korku ve sindirme ortamında yüzde 48 de az değil” dedi.
Kayyım uygulamasını da eleştiren Babacan, “İlkesel olarak karşıyız. İdari kararlarla belediye başkanları görevden alınamaz. Bağımsız yargı ve denetim sonucu bir suç varsa o konu ayrı. Bu demokrasinin özünü katletmektir. Bu yarın Doğu ve Güneydoğu dışındaki illerin dışındaki yerlerde olmayacağının garantisi yok. Keyfi şekilde kullanılamaz” dedi.
“HUKUK, ADALET, HUKUK GÜVENLİĞİ YOKSA…”
Ekonomideki yaşanan gelişmeleri değerlendiren Babacan, açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeğin yansıtmadığını söyledi. Babacan, şöyle konuştu:
“TÜİK’in bağımsız ve şeffaf olması lazım. TÜİK yüzde 60-70 enflasyon diyor. Gerçekte ve sokağın dediği ise yüzde 120’lerde… Merkez Bankası hangi enflasyona göre mücadele kararları alacak. Merkez Bankası’nın arka kapıdan dolar satışı devam ediyor. Merkez Bankası, 2019’dan sonra 13 yılda 400 milyar doları geçen satış yapmış. Merkez Bankası şeffaf, bağımsız olmalıdır. Yapılan işlemler gizleniyor. Enflasyonla mücadele için yapılan faizlerin artırılması, zamlar ve dolaylı vergilerin artırılması…Merkez Bankası, Kur Korumalı Mevduat için geçen yıl 7 ayda 800 milyar lira karşılıksız para basmış. Bu ortamda enflasyon nasıl düşer. Hukuk, adalet, hukuk güvenliği yoksa, Merkez Bankası, TÜİK ve SPK gibi kurumların bağımsızlığı yoksa başarı sağlayamazsınız. Seçimden sonra Allah halka kolaylık versin.”
“BÜYÜK BİR DEMOKRASİ AYIBI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın son dönemde muhalefet partilerin kazanacağı belediyelere hizmetlerin gitmeyeceğine yönelik tehditlerine dikkati çeken Babacan, “Büyük bir demokrasi ayıbı, yeminine aykırı davranıyor. Cumhurbaşkanlığının ve parti genel başkanlığının mutlaka ayrılması gerekiyor” diye konuştu.
Yerel seçimlerin önemine işaret eden Babacan, halkın iktidarın gidişatına bir “sarı kart” göstermesini beklediklerini söyledi. Babacan, “Halkın feryadının ne kadar olduğunu yerel seçimlerde göreceğiz. Bu halk, Sayın Erdoğan’a kredi aça aça geldi. Bu bir belediye başkanlığı seçimi değil, bir uyarma seçimidir ” dedi.
“BİZİM ADAYLARIMIZ MEVCUTLARDAN DAHA İYİ YÖNETECEK”
CHP’nin adayları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a karşı tavırlarının destekleme ya da karşı çıkma olmadığını vurgulayan Babacan, “Bizim adaylarımızın mevcutlardan daya iyi yöneteceğine inanıyoruz” ifadesini kullandı.
Etkili bir muhalefet yaptıklarını, iktidarın doğru yaptıklarını desteklediklerini yanlışlarının da çok açık şekilde eleştirdiklerini belirten Babacan, AK Parti’de güç zehirlenmesi yaşandığını, bunun da 3 dönem kuralının ihlalinden kaynaklandığını söyledi. Babacan, “Sayın Erdoğan’ın bu kurala göre bırakması gerekiyordu. Erdoğan’ın bugün 70. yaş günüymüş. Bu arada bir kilo yaş pastanın maliyeti de evde yaparsanız 600 lirayı buluyor” dedi.
TBMM’de Grup kurmaya yönelik bir soruya da Ali Babacan, “Partimizin ilkelerine uygun isimlerle olabilir. Partimizle uyumlu çalışacak isimlerle olabilir. Ancak bir adres göstermek doğru değil. Münferit katılmalar da olabilir. Bir zaman vermek mümkün değil, zaten Meclis çalışmalarına ara verecek. Makul bir zamanda olacaktır” yanıtını verdi.
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, eşi Ülkü Zeynep Babacan ile birlikte partisinin aday tanıtım toplantısı için Eskişehir’e geldi. Tepebaşı Kültür Merkezi’ndeki toplantıda Babacan’ın yanı sıra DEVA Partisi İl Başkanı Resul Aktürk ile partililer yer aldı. Mart ayında yapılacak olan yerel seçimlerin önemli olduğunu ifade eden DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, aynı zamanda iktidar için de uyarı seçimi olduğunu söyledi.
Yerel seçimlerde herhangi bir ittifak daveti almadıklarını ve davette de bulunmadıklarını kaydeden Babacan, ‘Bu seçimler önemli, belediye başkanlarımızı seçeceğiz. Belediye meclis üyelerimizi seçeceğiz ama aynı zamanda bu seçimde hükümete de bir uyarıda bulunmamız gerekiyor. Yani iktidara bir mesaj vermemiz gerekiyor. Bu seçimlerin sonucunda iktidarın alacağı mesaj şu olmamalı; ya ben güvenoyunu aldım, o kadar hukuksuzluk yaptım, haksızlık yaptım yine de halk beni destekliyor bak diye bütün bu yanlışlarını götürüp tescil ettireceği bir seçim olmamalı bu seçim. İşte o yüzden bu seçim, iktidara ‘aklını başını al deme’ seçimi. Onun içindir ki bu seçim, sadece belediye başkanlarını seçtiğimiz değil, iktidarı uyaracağımız bir seçim. Yani iktidara bir sarı kart gösterme seçimi, bu seçim. Yani sandıklar açıldığında iktidar demeli ki, galiba haddi aştık, galiba vatandaşın sabrı taştı. Galiba artık ne desek inanmıyorlar mesajını hükümetin bu sandıktan artık alması lazım. Sandıktan artık sarı kart çıkması lazım? dedi.
Gazetecilerin sorusu üzerine Türkiye’deki enflasyonu değerlendiren Babacan, ekonomi bakanlığı döneminden de bahsederek, ‘Şu anda Türkiye’nin en büyük ama en büyük ekonomi sorunu, sebepler arasından baktığımızda, enflasyon. Yani Türkiye’de 34 yıllık yüksek enflasyon döneminden sonra biz ne yaptık, benim ekonomi yönetiminin başında olduğum yıllarda, 2 yılda tek haneye indirdik ve uzunca bir sürede tek hanede tuttuk. O dönem başta emeklilerimiz olmak üzere, Türk lirası cinsi üzerinden sabit maaş alan herkesin, bütün işçilerimizin, memurlarımızın refahının arttığı bir dönemi oldu’ diye konuştu.
TUİK’in gerçek enflasyonu açıklamadığını belirten Babacan, ‘Enflasyon tek haneye inmeden, bu ülkede refahın artması mümkün olmayacak. Merkez Bankası’nda istikrar olmayınca, Merkez Bankası bağımsız çalışmayınca enflasyonun artması mukadder. Geçen sene sadece seçimlerden, aralık sonuna kadar Merkez Bankası’na zorla 800 milyar lira karşılıksız para bastırdılar, kur korumalı mevduatın farkını ödememek için. Talimatla yönetilen bir Merkez Bankası olduğu sürece Türkiye’de enflasyon düşmez. ya da tabi ki asıl ve asıl çözüm, iktidar değişimi. Enflasyon düzelirse, iktidar değişimi ile düzelir’ ifadelerini kullandı.
Babacan, konuşmasının ardından Eskişehir belediye başkan adaylarını açıkladı. DEVA Partisi’nden Büyükşehir Belediyesi için Çelik Erimez, Odunpazarı Yunus Korkmaz, Tepebaşı Mustafa Özkarayanık, Çifteler Mustafa Taşkın, Alpu Gökhan Memiş, Beylikova Sertal Özuçak, Mahmudiye Sabriye Elbastı Delican aday gösterildi. (DHA)
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’in Tire, Karabağlar, Çiğli ve Menemen ilçelerindeki seçim koordinasyon merkezlerinin açılışını gerçekleştirmek amacıyla İzmir’e geldi. Karabağlar’da gerçekleştirilen açılışta yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Muhalefetle de aynı masaya oturduk kalktık ya pek çok partinin de içini biraz anladık ya seçimden sonra muhalefet partilerinin çoğunda yaşanılanları gördük ya ‘İyi ki DEVA’yı kurmuşuz’ diyoruz. Eğer bugün Türkiye’de DEVA Partisi kurulmamış olsaydı, hemen kolları sıvar, partiyi sıfırdan kurardık. Türkiye’nin her alanda çözümlerini ansiklopedi halinde çıkaran bir parti gösterin. Sağlıktan eğitime, güvenlikten adalete kadar her şey var. Yerel yönetimler, belediyecilik eylem planlarını 2 sene önce yayınladık. 2 senedir nokta koyamadılar. Tek bir eleştiri gelmedi. Biz temiz yönetiriz. DEVA Partisi’nin Etik Kurallar Bildirisi var. Daha önce hiçbir parti böyle bir şey yapmamış. Bizim adaylarımız belediye başkanı olduklarında bu ahlaki kurallar çerçevesinde yöneteceklerine dair bu bildiriyi imzalıyor. Belediye denilince gözlerde dolar işaretleri oluşuyor. Belediye denilince akla rant kelimesi geliyor. Oysa bizim için belediyecilik demek, hizmet demek. Belediyecilik demek, bu ülkenin kaynaklarını adil bir şekilde ülke için kullanmak demek” ifadelerini kullandı.
‘ÜLKEMİZ SIKINTILI GÜNLERDEN GEÇİYOR’
Şehit haberlerine dikkati çeken Babacan, “Ülkemiz sıkıntılı günlerden geçiyor. Geçtiğimiz hafta Irak’ın kuzeyinde kaybettiğimiz şehitlerimizi rahmetle anmak istiyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Milletçe başımız sağ olsun. 40 yılı aşkın bir süredir terör hadiseleri bizleri çok yoruyor, üzüyor. Biz, bu haberlere alışmayacağız. Biz, bu sorunu çözmek için sorunun kök sebeplerine inip, terör sorununu ortadan kaldırmanın büyük bir çabası, gayreti içinde olacağız. Bunun sadece askeri güçle çözülemeyeceğini biliyoruz. Silahlı bir örgüt varsa, silahlı gücünüz olması gerekiyor ama çözüm için çok daha geniş bir çerçevede çalışma gerektiğini bilmemiz lazım. Ülkeler arası siyasi diyaloğun ve diplomasinin iyi çalışması lazım. İşin kök sebeplerine inmek lazım” dedi.
‘YOKSULLUK ŞU ANDA ÇOK YAYGIN VE ÇOK DERİNLEŞİYOR’
Emekli maaşlarının zam oranlarına da değinen Babacan, “Dün akşam kabine toplantısından sonra Sayın Erdoğan Türkiye’nin beklediği müjdeyi verdi. ‘2024 yılı emeklilerimizin yılı olacak’ dedi. Gerçekten emeklilerimiz 2024 yılını hiç unutmayacak. 2024 yılı gelmiş geçmiş en zor hayat şartlarının olacağı, emeklilerimizin barınma, gıda ihtiyaçlarının karşılanamayacağı bir yıl olacak. ‘Ben ekonomistim’ diyor. Arkadaş hesap kitap bilmiyor musun? TÜİK’in açıkladığı enflasyon yüzde 65 değil mi? Bağımsız araştırmalar yüzde 127 diyor. ‘Müjde’ diye açıklanan emekli maaş zammı ne kadar? Memur emeklisiysen yüzde 49. Yüzde 49 mu büyük, yüzde 65 mi? Demek ki memur emeklisi enflasyonun altında zam almış. ‘İşçi ve BAĞ-KUR emeklisine büyük müjde’ deniyor. ‘Yüzde 37 yerine yüzde 42 arttırıyorum’ dedi. TÜİK bile yüzde 65 enflasyon açıklarken yüzde 42 emekli zammını müjde diye verdi. En düşük emekli maaşı alan vatandaşlarımız var ya zam oranı yüzde 33’e geliyor. Maaşlarının sadece ve sadece yüzde 33 arttığını hiç unutmayacaklar. Bu ülkede başta emeklilerimiz olmak üzere asgari ücretle geçinmek zorunda olan, TL ile maaş alan herkes fakirleşmiş durumda. Yoksulluk şu anda çok yaygın ve çok derinleşiyor” diye konuştu.
‘SADECE ÜZÜLÜP OTURMA LÜKSÜMÜZ YOK’
Hukuk ve adalet olmayınca ekonominin olmayacağını söyleyen Babacan, “Sürekli bunu söylüyoruz. Sen her gün Anayasa’yı çiğnersen, ‘Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlara uymuyorum’ dersen, o zaman bu ülkede ekonomi düzelmez. Adalet, aynı zamanda sosyal adalet. Adalet, aynı zamanda fırsat eşitliği. Gerçekten üzülüyoruz ve çok da kızıyoruz. Bizim sadece üzülüp oturma gibi bir lüksümüz yok. Zamanında devlet yönetmiş, zamanında bu ülkenin en iyi döneminde sorumluluklar almış insanlar olarak çaba göstermemiz gerekiyor. Bu ülkeyi düştüğü durumdan kurtarmak için yoğun bir çalışma ve gayret içinde olmamız gerekiyor. Bu bizim hem ahlaki hem vicdani sorumluluğumuz. Onun için DEVA Partisi’ni kurduk. İyi ki de kurmuşuz” diye konuştu. (DHA)
Görüntü Geçiliyor
Haber: Hande NAYMAN Kamera: Gökhan KILIÇ/ İZMİR, (DHA)
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Dün akşam kabine toplantısından sonra Sayın Erdoğan Türkiye’nin beklediği müjdeyi verdi. ‘2024 yılı emeklilerimizin yılı olacak’ dedi. Gerçekten emeklilerimiz 2024 yılını hiç unutmayacak. 2024 yılı gelmiş geçmiş en zor hayat şartlarının olacağı, emeklilerimizin barınma, gıda ihtiyaçlarının karşılanamayacağı bir yıl olacak” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’in Tire, Karabağlar, Çiğli ve Menemen ilçelerindeki seçim koordinasyon merkezlerinin açılışını gerçekleştirmek amacıyla İzmir’e geldi. Karabağlar’da gerçekleştirilen açılışta yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Muhalefetle de aynı masaya oturduk kalktık ya pek çok partinin de içini biraz anladık ya seçimden sonra muhalefet partilerinin çoğunda yaşanılanları gördük ya ‘İyi ki DEVA’yı kurmuşuz’ diyoruz. Eğer bugün Türkiye’de DEVA Partisi kurulmamış olsaydı, hemen kolları sıvar, partiyi sıfırdan kurardık. Türkiye’nin her alanda çözümlerini ansiklopedi halinde çıkaran bir parti gösterin. Sağlıktan eğitime, güvenlikten adalete kadar her şey var. Yerel yönetimler, belediyecilik eylem planlarını 2 sene önce yayınladık. 2 senedir nokta koyamadılar. Tek bir eleştiri gelmedi. Biz temiz yönetiriz. DEVA Partisi’nin Etik Kurallar Bildirisi var. Daha önce hiçbir parti böyle bir şey yapmamış. Bizim adaylarımız belediye başkanı olduklarında bu ahlaki kurallar çerçevesinde yöneteceklerine dair bu bildiriyi imzalıyor. Belediye denilince gözlerde dolar işaretleri oluşuyor. Belediye denilince akla rant kelimesi geliyor. Oysa bizim için belediyecilik demek, hizmet demek. Belediyecilik demek, bu ülkenin kaynaklarını adil bir şekilde ülke için kullanmak demek” ifadelerini kullandı.
‘ÜLKEMİZ SIKINTILI GÜNLERDEN GEÇİYOR’
Şehit haberlerine dikkati çeken Babacan, “Ülkemiz sıkıntılı günlerden geçiyor. Geçtiğimiz hafta Irak’ın kuzeyinde kaybettiğimiz şehitlerimizi rahmetle anmak istiyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Milletçe başımız sağ olsun. 40 yılı aşkın bir süredir terör hadiseleri bizleri çok yoruyor, üzüyor. Biz, bu haberlere alışmayacağız. Biz, bu sorunu çözmek için sorunun kök sebeplerine inip, terör sorununu ortadan kaldırmanın büyük bir çabası, gayreti içinde olacağız. Bunun sadece askeri güçle çözülemeyeceğini biliyoruz. Silahlı bir örgüt varsa, silahlı gücünüz olması gerekiyor ama çözüm için çok daha geniş bir çerçevede çalışma gerektiğini bilmemiz lazım. Ülkeler arası siyasi diyaloğun ve diplomasinin iyi çalışması lazım. İşin kök sebeplerine inmek lazım” dedi.
‘YOKSULLUK ŞU ANDA ÇOK YAYGIN VE ÇOK DERİNLEŞİYOR’
Emekli maaşlarının zam oranlarına da değinen Babacan, “Dün akşam kabine toplantısından sonra Sayın Erdoğan Türkiye’nin beklediği müjdeyi verdi. ‘2024 yılı emeklilerimizin yılı olacak’ dedi. Gerçekten emeklilerimiz 2024 yılını hiç unutmayacak. 2024 yılı gelmiş geçmiş en zor hayat şartlarının olacağı, emeklilerimizin barınma, gıda ihtiyaçlarının karşılanamayacağı bir yıl olacak. ‘Ben ekonomistim’ diyor. Arkadaş hesap kitap bilmiyor musun? TÜİK’in açıkladığı enflasyon yüzde 65 değil mi? Bağımsız araştırmalar yüzde 127 diyor. ‘Müjde’ diye açıklanan emekli maaş zammı ne kadar? Memur emeklisiysen yüzde 49. Yüzde 49 mu büyük, yüzde 65 mi? Demek ki memur emeklisi enflasyonun altında zam almış. ‘İşçi ve BAĞ-KUR emeklisine büyük müjde’ deniyor. ‘Yüzde 37 yerine yüzde 42 arttırıyorum’ dedi. TÜİK bile yüzde 65 enflasyon açıklarken yüzde 42 emekli zammını müjde diye verdi. En düşük emekli maaşı alan vatandaşlarımız var ya zam oranı yüzde 33’e geliyor. Maaşlarının sadece ve sadece yüzde 33 arttığını hiç unutmayacaklar. Bu ülkede başta emeklilerimiz olmak üzere asgari ücretle geçinmek zorunda olan, TL ile maaş alan herkes fakirleşmiş durumda. Yoksulluk şu anda çok yaygın ve çok derinleşiyor” diye konuştu.
‘SADECE ÜZÜLÜP OTURMA LÜKSÜMÜZ YOK’
Hukuk ve adalet olmayınca ekonominin olmayacağını söyleyen Babacan, “Sürekli bunu söylüyoruz. Sen her gün Anayasa’yı çiğnersen, ‘Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlara uymuyorum’ dersen, o zaman bu ülkede ekonomi düzelmez. Adalet, aynı zamanda sosyal adalet. Adalet, aynı zamanda fırsat eşitliği. Gerçekten üzülüyoruz ve çok da kızıyoruz. Bizim sadece üzülüp oturma gibi bir lüksümüz yok. Zamanında devlet yönetmiş, zamanında bu ülkenin en iyi döneminde sorumluluklar almış insanlar olarak çaba göstermemiz gerekiyor. Bu ülkeyi düştüğü durumdan kurtarmak için yoğun bir çalışma ve gayret içinde olmamız gerekiyor. Bu bizim hem ahlaki hem vicdani sorumluluğumuz. Onun için DEVA Partisi’ni kurduk. İyi ki de kurmuşuz” diye konuştu.
]]>