Bahçıvan – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Mon, 22 Jul 2024 08:24:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İstanbul Sanayi Odası, AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın Türkiye için kritik olduğunu belirtti https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-abnin-sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasinin-turkiye-icin-kritik-oldugunu-belirtti/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-abnin-sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasinin-turkiye-icin-kritik-oldugunu-belirtti/#respond Mon, 22 Jul 2024 08:24:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26921 İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “AB’nin ihracatımızdaki payının yaklaşık yüzde 40 olduğunu dikkate aldığımızda, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM), ülkemiz açısından kritik bir süreç olduğu çok açık.” dedi.

İSO, Avrupa Komisyonu ortaklığında düzenlediği “AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması: İklim Politikası Çerçevesi ve Türkiye’deki Firmalara Etkileri” başlıklı etkinlikte konuya ilişkin paydaşları bir araya getirdi.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte konuk konuşmacı olarak Avrupa Komisyonu Vergilendirme ve Gümrük Birliği Genel Müdürü Gerassimos Thomas da yer aldı.

Bahçıvan, son yıllarda, küresel ticaretin karşılaştığı pek çok riskin iklim değişikliğinin artan etkisi ile ilişkili olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği’nin (AB) bu konuda uluslararası düzeyde liderlik rolünü üstlenmiş olmasının yeşil dönüşümün başarıya ulaşabilmesi için önem arz ettiğinin altını çizen Bahçıvan, AB’nin, sanayiden ulaştırmaya, enerjiden tarıma kadar birçok boyutta stratejik düzenlemeyi içeren Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ile yeşil dönüşümü bütüncül bir bakış açısı ile ele aldığını kaydetti.

Bu kapsamda gündeme gelen SKDM’nin ise AB ile ticaret ilişkisi olan ülkelerdeki üreticiler üzerinde doğrudan ve dolaylı etkileri olacağını anlatan Bahçıvan, şöyle devam etti:

“1 Ekim 2023 itibarıyla başlayan SKDM geçiş döneminde demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerinde Uygulama Tüzüğü’nde belirtilen ürünlerde raporlama yükümlülüğü getirildi. AB’nin ihracatımızdaki payının yaklaşık yüzde 40 olduğunu dikkate aldığımızda, SKDM’nin, ülkemiz açısından kritik bir süreç olduğu çok açık. Bu nedenle geçiş dönemine hazırlık için gerekli adımların atılması ve 2025 sonuna kadar devam edecek geçiş dönemindeki her gelişmenin yakından izlenmesi önemlidir. SKDM, geçiş dönemindeki düzenlemelere Türkiye’deki üretici firmaların uyumunu kolaylaştırmak üzere AB tarafından sağlanacak her türlü destek ve teşvik küresel tedarik zincirlerinin güvenli bir şekilde devamlılığı açısından da büyük önem taşımaktadır.”

Bahçıvan, Türkiye’de gerekli politikaların oluşturulmasında mevzuat ve tüzüklerin hazırlanması ile ilgili olarak ilgili bakanlıklar tarafından yoğun bir çalışma yürütüldüğünü de söyledi. Yeşil dönüşüm için ihtiyaç duyulan finansmana erişimin önemli bir unsur olarak ön plana çıktığını belirten Bahçıvan, şu ifadeleri kullandı:

“Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın Dünya Bankası ile hayata geçirdiği ‘Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’ ile 450 milyon dolarlık finansmanın sanayicilerimize sunulmasını çok kıymetli buluyoruz. Ülkemiz ekonomisinin de itici gücü olan KOBİ’lerimiz, İSO üyelerinin de büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Bu kapsamda, KOBİ’lerimizin sürdürülebilir ve verimli yeşil dönüşümü için de destekler içeren bu gibi projelerin, karbonsuzlaşma çabalarının yoğunlaştırılması, teknik kapasitenin geliştirilmesi ve ihracattaki rekabet gücünün artırılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”

Avrupa Komisyonu Vergilendirme ve Gümrük Birliği Genel Müdürü Gerassimos Thomas ise “Türkiye, AB’nin ithalatında en önemli partnerlerden biri ve çok kilit bir role sahip. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla birlikte özellikle iklim ve enerji geçiş planları için çalışmalar yapıyoruz. Kimyasallar üzerinde de SKDM kapsamında çalışmalarımız devam ediyor.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-abnin-sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasinin-turkiye-icin-kritik-oldugunu-belirtti/feed/ 0
Sanayicilerin temiz üretim ve atık su geri kazanımı faaliyetleri artıyor https://www.haber28.com.tr/sanayicilerin-temiz-uretim-ve-atik-su-geri-kazanimi-faaliyetleri-artiyor/ https://www.haber28.com.tr/sanayicilerin-temiz-uretim-ve-atik-su-geri-kazanimi-faaliyetleri-artiyor/#respond Tue, 14 May 2024 01:24:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17979 Sanayicilerin ana gündem maddelerinden birini “temiz üretim ve ileri atık su geri kazanımı” oluştururken, daha az su tüketilmesini sağlayan yatırımlar da artıyor.

Sektör temsilcileri, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla AA muhabirine, sanayicilerin su tüketiminin azaltılması ve atık su geri kazanımı konularındaki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, günden güne daha çok hissedilir hale gelen iklim değişikliğinin su kaynakları üzerinde yol açtığı olumsuzluklardan, bulunduğu konum itibarıyla Türkiye’nin de önemli ölçüde etkilendiğini söyledi.

Kısıtlı su kaynaklarının iklim etkisiyle azalması nedeniyle Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasına girdiğini belirten Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oysa ki su tüm canlıların ihtiyacı olduğu gibi tarım ve sanayi de suya bağımlı sektörlerden. Su ve atık su yönetimi işletmeleri, akademiyi, yerel yönetimleri ve hükümetleri ortak su sorununa kalıcı çözümler bulmak için bir araya gelmeye çağıran bir kaynak yönetimi ve yönetişim paradigması. Sanayicilik güven sağlama, iletişim kurma, her an öğrenme, şartlara hızlı uyum sağlama, yol boyunca yeni yatırımlarla kendini yenileme gerektiren bir yolculuk.”

Toplam su tüketiminin yüzde 11’i sanayide

Erdal Bahçıvan, halihazırda suyun yüzde 77 ile en çok tarımsal sulamada kullanıldığını, bu alanı yüzde 12 ile içme-kullanma ve yüzde 11 ile sanayinin izlediğini ifade etti.

Bahçıvan, endüstriyel amaçlı su kullanımının yüzde 22’sinin gıda sektöründe, yüzde 18’inin tekstilde, yüzde 16’sının kimyada gerçekleştiğini söyledi. Bahçıvan, “Bu 3 sektörde kullanılan su miktarı toplam endüstriyel amaçlı su kullanımının yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyor. Bu sektörleri yüzde 7 ile metal sanayi sektörü izliyor. Gıda, tekstil, kimya ve metal sanayi dışındaki diğer tüm sektörlerin su kullanımları toplamı, Türkiye genelinde endüstriyel amaçlı kullanılan su miktarının yüzde 37’sine tekabül ediyor.” dedi.

Su ve atık su yönetimine dair yol haritası açıklanacak

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, sanayi sektörünün, İstanbul’un 2023 yılı toplam atık suyu içindeki payının yüzde 1,6, kirlilik yükü içindeki payının ise yüzde 1,1 civarında olduğunu dile getirdi.

Bu verilerin, İstanbul’daki atık su ve kirlilik yükü açısından sanayicinin belirleyici olmadığını gösterdiğini belirten Bahçıvan, şu değerlendirmede bulundu:

“Sürdürülebilir üretim anlayışının bir yansıması olarak özellikle temiz üretim ve ileri atık su geri kazanımı konuları sanayicimizin gündeminde yer alıyor. Sanayimizin en büyük müşterisinin AB ülkeleri olmasının getirdiği uluslararası şartların da zorlamasıyla tekil endüstriler ve OSB’ler bünyesindeki tesislerin endüstriyel atık su arıtımı alanındaki seviyesi, mevcut haliyle büyük oranda Yeşil Mutabakat ve döngüsel ekonomi hedefleriyle de uyum halindedir.”

Bahçıvan, evsel, kentsel ve endüstriyel atık su arıtma tesisi çıkış sularının yeniden kullanımının çok önceden beri bilinen bir uygulama olduğunu ancak daha önce su stresi bu derece yaşanmadığı için yaygınlaşmadığını söyledi.

İSO olarak yürüttükleri “Türkiye ve İstanbul Özelinde Su-Atıksu Yönetimi ve Politikaları Projesi” kapsamında İTÜ akademisyenlerince hazırlanan “Sanayi Odaklı İklim Duyarlı Bütüncül Su-Atıksu Yönetimi Raporu”nu yakında kamuoyuyla paylaşacaklarını dile getiren Bahçıvan, raporda su ve atık su yönetimine dair kapsamlı bir yol haritasının yer alacağını ifade etti.

“Sürdürülebilirlikte öncü hareketler tekstil sektöründe”

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz de tekstilin su tüketimi ve diğer çevresel etkileri nedeniyle tüm dünyada dikkatleri en çok çeken sektörlerden olduğunu dile getirdi.

Özellikle sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda öncü hareketlerin tekstil sektöründen geldiğini belirten Öksüz, şöyle konuştu:

“BM verilerine göre, tekstil sektörü her yıl 215 trilyon litre su tüketiyor ve bu oran 86 milyon olimpik havuz büyüklüğüne karşılık geliyor. Aynı zamanda okyanuslarımızdaki mikroplastik kirliliğinin yüzde 9’undan da sorumlu. Moda endüstrisinin tamamı ise dünyada 2,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe sahip ve dünya çapında 75 milyondan fazla insanı istihdam ediyor. Bu kadar geniş sınırlara ulaşan bir sektör olarak, muazzam oranlara ulaşan bu tüketimi son yıllarda büyük bir sorumluluk çerçevesinde azaltabilmek için çalışmalarımızı hızlandırdık.”

Öksüz, Türkiye’nin tekstil ihracatında dünyanın önde gelen ülkelerden biri olarak stratejilerini bu yönde belirlediğini ifade etti.

Sektörü etkileyen en büyük su tüketiminin pamuk üretiminde olduğuna dikkati çeken Öksüz, bu kapsamda “iyi tarım uygulamaları doğrultusunda üretilen ve vahşi sulamanın yapılmadığı” ham maddelere yöneldiklerini söyledi.

Öksüz, “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına katkıda bulunarak, özellikle sorumlu tüketim ve üretim ilkesiyle değer zincirimizde döngüsel ekonominin unsurlarını iş planlarımıza daha çok katmaya çalışıyoruz. Yenilikçi yaklaşımlar sadece tasarımda değil, kullandığımız teknolojide de büyük önem arz ediyor. Bu anlamda sektörün suyu daha az tüketmeyi sağlayan makine yatırımları da hızla artıyor.” dedi.

Ahmet Öksüz, tekstil sektörünün geçen yılı 11,6 milyar dolarlık ihracatla tamamladığını belirterek, yılda 49 milyar dolarlık üretim yapıldığını bildirdi. En büyük ihracat pazarlarından olan AB ve ABD normlarına uygun üretim yapmaya özen gösterdiklerini dile getiren Öksüz, bu hedefin de sektörü sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüme yönlendirdiğini söyledi.

Öksüz, su kullanımının hassasiyetle ele aldıkları konulardan olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

“Dünyada yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişemiyor. Türkiye’de su tedarikinde en büyük pay gıda ürünlerinde. Gıda sektörünü ise tekstil sektörü izliyor. Bu veriler bizlere sorumluluğumuzun ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. İTHİB olarak sürdürülebilirlik çalışmalarımızın merkezine su verimliliğini aldık. Sektörümüzde farkındalığı artırmak adına gerçekleştirdiğimiz eğitim faaliyetlerimizin ilk gündem maddesi her zaman su oldu. Firmalarımızın ufak yatırım kararları sadece su verimliliği sağlamakla kalmıyor orta ve uzun vadede firmalarımızın da üretim maliyetlerini kısan etkenlerin başında yer alıyor.”

“Tarımda verimli su kullanımı öncelikli hedefler arasında yer almalı”

İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı da su kaynaklarının yönetiminde en önemli unsurun tarımsal sulama olduğunu söyledi.

Türkiye’de suyun 4’te 3’ünün tarımsal sulamada kullanıldığını dile getiren Taycı, “Bu nedenle sulama tesisleri inşa edilirken modern, tasarrufu en yüksek yağmurlama ve damlama sistemleri tercih edilmektedir. Böylelikle, yağmurlama sulamalarda yüzde 35, damla sulamalarda yüzde 65 oranında su tasarrufu sağlanmakta.” diye konuştu.

Tarımsal sulamada klasik sistemlerden modern ve sürdürülebilir sistemlere geçişin hızlandırılmasının tasarruf açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Taycı, “Tarım en fazla su kullanan sektör. Bu nedenle tarımda etkin su kullanımını sağlayan araç ve tekniklerin kullanımı ülkemizin öncelikli hedefleri arasında yer almalı. Bu noktada sulama suyu kalitesinin izlenmesi ve değerlendirilmesi çok önemli.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayicilerin-temiz-uretim-ve-atik-su-geri-kazanimi-faaliyetleri-artiyor/feed/ 0
İstanbul Sanayi Odası, İstanbul’un Huzuru İçin Asayiş Çalışmalarını Ele Aldı https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-istanbulun-huzuru-icin-asayis-calismalarini-ele-aldi/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-istanbulun-huzuru-icin-asayis-calismalarini-ele-aldi/#respond Sat, 06 Apr 2024 22:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13278 İstanbul Sanayi Odası (İSO) “İstanbul’un Huzuru” başlığıyla İstanbul’da asayiş çalışmalarının ele alındığı bir toplantı gerçekleştirdi.

İSO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımıyla yapıldı.

“İstanbul’un Huzuru” başlığıyla İstanbul’da asayiş çalışmalarının ele alındığı toplantının açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul’un tarihinden kültürüne, ekosisteminden çevre ve doğası ile sosyal yaşam alanlarına kadar her şeyiyle gözbebeği gibi korunması gerektiğini belirtti.

Bahçıvan, bunun da tek bir yolu olduğunu vurgulayarak, İstanbul’un “Güvenli Kent” imajının daha da güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

İstanbul’da yaşayan her bir bireyde, suç, kabahat ve saldırılardan arındırılmış emin ve güvenli bir kentte yaşadığı hissinin yaratabilmesine dikkati çeken Bahçıvan, “Bunun için de İstanbul’un huzur ve asayişini her şeyin üzerinde tutmalıyız. Çünkü bir kentte asayiş ve huzur aynı zamanda o kentin ekonomik dinamizmi açısında da son derece hayatidir. Güvenli bir ortam, bireylerin yaşam kalitesini artırır. Ekonomik faaliyetleri teşvik eder. Toplumsal dayanışmayı güçlendirir. Bir kentte ancak huzur ve asayiş ile birlikte insanlar kendini daha güvende ve özgür hisseder. Bu aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma açısından da kritik önemdedir.” ifadelerini kullandı.

“İstanbul 131 ülkeyi geride bıraktı”

Erdal Bahçıvan, bir kentin huzurunu sadece asayiş ile irtibatlandırmanın doğru bir yaklaşım olmayacağına vurgu yaparak, çevre, barınma, eğitim, istihdam, trafik ve deprem güvenliği başta olmak üzere pek çok faktörün şehir yaşamındaki huzura etki ettiğini aktardı.

Bahçıvan, “İstanbul dünya metropolleri içinde tüm sorunlarına rağmen güvenli metropollerin başında geliyor. İstanbul ve diğer metropollerin suç karşılaştırması yapıldığında, İstanbul’un 131 ülkeyi geride bırakan 15,5 milyonu aşan nüfusuna rağmen düşük suç oranı ve güvenli bir şehir olduğu ortaya çıkıyor. Bu başarıda başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere valiliğimiz ve emniyet güçlerimizin özverili çalışmaları en önemli role sahip.” değerlendirmelerinde bulundu.

Avrupa’nın en kalabalık şehri olan İstanbul’un huzurunun ve yaşam kalitesinin daha da yükseltilmesi için elbirliğiyle daha duyarlı, daha fazla sonuç odaklı gayretler sergilenmesi gerektiğinin altını çizen Bahçıvan, şunları kaydetti:

“Son yapılan bir araştırmaya göre; 39 kriter içinde, 5 kıtada, 450 kenti kapsayan Yaşam Kalitesi sıralamasında İstanbul 137’nci sırada bulunuyor. Bu konularda İstanbul’un daha fazla kaybedecek zamanının olmadığı da dikkatlerden kaçmamalıdır. İstanbul’un huzuru konusuna, sanayinin ve sanayicinin penceresinden bakarak değinirsek; sanayi, sadece ülke kalkınmasında değil, sağlıklı bir kent kalkınması ve huzuru konusunda da önemli bir role sahip. Sanayi bu açıdan gerçekten önemli. Öyle ki, yaşam kalitesi yüksek, huzur ve refah içinde yaşayan toplumlar, sanayileşmeyi başarmış toplumlardır.”

“İstanbul’umuz yıldızı sönmeyecek bir şehirdir”

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul’un, Avrupa, Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı içine alan bir daire içerisinde üretim ve ticaret bağlamında, ülkenin en temel giriş ve çıkış kapısına sahip olduğunu anımsatarak, bugüne kadar nitelikli işgücü oranının yüksek olması, altyapı olanakları, global lojistik ve pazar imkanlarının Türkiye içinde sanayi yatırımları açısından İstanbul’u önemli ve çekici kıldığını belirtti.

Bahçıvan, “Önemle vurgulamak isterim ki, TÜİK’in açıkladığı son nüfus verileri İstanbul açısından da çok dikkatli değerlendirilmeli. ‘Üretim varsa huzur vardır.’ İstanbul’un nüfus dengeleri, özellikle nitelikli iş gücüyle ilgili konular üzerinde önemle durulmalıdır. İstanbul’umuz yıldızı sönmeyecek bir şehirdir. Değerli bir emanet olarak gördüğümüz İstanbul’a hep birlikte en iyi şekilde sahip çıkmak hepimizin görevi.” değerlendirmesinde bulundu.

“Huzur varsa, üretim olur.” ifadesini kullanan Bahçıvan, üretimi ve huzuru birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını anlattı.

Bahçıvan, “İstanbul’da huzurun korunması, birçok paydaşın bir araya gelerek işbirliği yapmasını gerektiren bütünsel bir süreçtir. Biz sanayicilerin asli görevi üretim olmakla birlikte huzur için de üzerimize düşen görev ve sorumluluğu nasıl bugüne kadar aldıysak bundan sonra da almaya devam edeceğiz. Kamu ve sivil toplumun samimiyete dayalı diyalog ve daha fazla işbirliğiyle İstanbul’un huzuru konusunda daha iyi noktalara geleceğimize yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Yeni kuşaklarımız maalesef mesleksiz yetişiyor”

Bahçıvan, İstanbul’un, hem nüfus, hem eğitim, hem göç, hem de bütün bunların istihdamla buluşması bağlamında tam bir laboratuvar imkanı sunduğuna dikkati çekerek, başta sanayi üretimi olmak üzere İstanbul’un, ülke ekonomisinin şah damarı durumunda olduğunun altını çizdi.

Bahçıvan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“TÜİK’in geçen hafta açıkladığı verilere göre; Türkiye 2023 GSYH’sinin yüzde 30,4’ünü İstanbul üretmiş görünüyor. İstanbul ekonomisi, IMF veri tabanına göre 191 ülkenin 144’ünden daha büyük. İstanbul sanayisinin de Türkiye GSYH içindeki payı yüzde 23,9. Türkiye’nin 2022’deki 254,2 milyar dolarlık ihracatının neredeyse yarısını, yani 124,7 milyar dolarlık kısmını İstanbul yaptı. Toplam 31 milyona yaklaşan Türkiye istihdamının da yüzde 20’sini İstanbul’un yarattığını görüyoruz.

2023’te hazinemiz toplam 4,5 trilyon lira vergi toplarken bunun 2,1 trilyon lirasını yani verginin yüzde 47,5’ini İstanbul ödemiş. Böylesine büyük bir ekosistemde ne yazık ki potansiyel istihdam imkanları ile iş gücünü doğru frekanslarda buluşturabildiğimiz söylenemez. Her şeyden önce yeni kuşaklarımız maalesef mesleksiz yetişiyor. Oysa bir toplumun gelişebilmesinin en önemli yolunun üretimden geçtiğini ve üretimin de ancak meslek sahibi bir nüfus ile mümkün olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-istanbulun-huzuru-icin-asayis-calismalarini-ele-aldi/feed/ 0
İSO Başkanı: Sermaye akımlarında toparlanma eğilimi var https://www.haber28.com.tr/iso-baskani-sermaye-akimlarinda-toparlanma-egilimi-var/ https://www.haber28.com.tr/iso-baskani-sermaye-akimlarinda-toparlanma-egilimi-var/#respond Wed, 20 Mar 2024 04:00:43 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10681 İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Sermaye akımlarında son aylarda belirli bir toparlanma eğilimi görülüyor olsa da henüz arzu edilen seviyelere gelinmedi. Yerel seçimlerle birlikte siyasi belirsizliğin azalması, CDS primlerinin daha da düşmesi, enflasyonun ana eğiliminde gerileme ve rasyonel ekonomi politikalarında kararlı duruş çok kritik olacak.” dedi.

AK Parti Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin konuk olarak katıldığı İSO Meclisi’nin 2024 yılı şubat ayı olağan toplantısının ana gündemi, “Küresel Gelişmeler Işığında Türkiye Ekonomisini Değerlendirirken; Sanayicilerimizin Vizyoner Bir Bakışla Bugün ve Geleceğe Dair, Ekonomi, Üretim, Çalışma Hayatına Yönelik Düzenleme Talepleri ve Çözüm Önerileri” olarak belirlendi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, 2024’ün ekonomik açıdan zorluklarla geçeceğine işaret ederek, bu süreçte toplumun diğer kesimleri gibi sanayicilerin de gidişatı anlamaya, geleceği kestirmeye çalıştığını söyledi.

Önlerinde sabır ve fedakarlık gerektiren bir süreç olduğunu kaydeden Bahçıvan, “Ancak fedakarlık sadece biz sanayicilerden, ihracatçılardan beklenirse bu hem haksızlık olur hem de üretim hayatında çok daha fazla sıkıntılara neden olur. Bu nedenle içinde bulunduğumuz süreçte tasarruf, herkesin görev ve sorumluluğu olmalı.” dedi.

-“Rezerv gelişmeler, en önemli barometrelerden biri olacak”

Son dönemlerde yaşanan ekonomik gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erdal Bahçıvan, şöyle devam etti:

“Sermaye akımlarında son aylarda belirli bir toparlanma eğilimi görülüyor olsa da henüz arzu edilen seviyelere gelinmedi. Yerel seçimlerle birlikte siyasi belirsizliğin azalması, CDS primlerinin daha da düşmesi, enflasyonun ana eğiliminde gerileme ve rasyonel ekonomi politikalarında kararlı duruş çok kritik olacak. Bu bakımdan, rezerv gelişmelerinin en önemli barometrelerden biri olacağını da belirtmemiz gerekiyor.”

Geçiş döneminde herkesin gözünün enflasyonda olacağına dikkati çeken Bahçıvan, “Bu noktada, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede kararlılık mesajını güçlendirmiş olması önemli. Zira sürecin tüm zorluklarına karşın fiyat istikrarının ve öngörülebilirliğin ne kadar değerli olduğunu da fazlasıyla tecrübe etmiş durumdayız. Ekonomide sert bir durgunluk ve ani işsizlik artışına yol açmaksızın iç talebin dengelenmesini ve beklentilerin iyileşmesini sağlamak elbette zorlu bir süreç.” diye konuştu.

-“Finansman koşullarının sıkı kalacağının farkındayız”

Ekonomi yönetiminin son dönemlerde dezenflasyon sürecinin temel unsurlarından biri olarak Türk lirasında “reel değerlenme” vurgusunu öne çıkardığını aktaran Bahçıvan, şunları kaydetti:

“Yaşadığımız enflasyonist sürecin başlıca kaynağı olan döviz kurlarında istikrar sağlanırken bunun dış dengeleri ve rekabet gücünü gözetecek makul bir patikada olması gerektiğine inanıyoruz. Bu vesileyle finansman meselesine de kısaca değinmek istiyorum. Hiç kuşkusuz, üretim hayatının sağlıklı işleyişi için uygun finansman koşullarının yaratılması çok önemli. Merkez Bankamız bu ay itibarıyla faiz artışlarını durdurmuş olsa da yaşadığımız geçiş sürecinde finansman koşullarının bir süre daha sıkı kalacağının ve bunun reel sektör açısından oluşturacağı zorlukların farkındayız. Öte yandan, finansman koşullarında sağlıklı bir rahatlama sağlanabilmesi için asli koşul, dezenflasyonun kalıcı bir şekilde sağlanması ve bu yolla faizler üzerindeki baskının ortadan kalkmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu geçiş sürecinde ekonomi yönetimimizden başlıca beklentimiz budur.”

Konuşmasında nüfus ile ilgili açıklanan son TÜİK verilerine de değinen Bahçıvan, özellikle İstanbul’da yaşanan tersine göç rakamlarına dikkati çekerek, bunun gelecek yıllarda ciddi bir nitelikli istihdam sıkıntısının göstergeleri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Teknoloji ve yüksek katma değerli üretimde bilgi ve becerilerini üretime yansıtabilen nitelikli insanın en temel faktör olduğunu belirten Erdal Bahçıvan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Günümüz dünyasında bu hedeflere ulaşmak ancak ve ancak nitelikli insana yatırım yapmakla mümkün. Bu doğrultuda, üniversite ve meslek lisesi eğitiminin nitelikli işgücü ihtiyacına cevap verebilmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin orta vadeli, tutarlı ve sürdürülebilir bir istihdam politikasına ihtiyacı var. İkiz dönüşüm olarak adlandırılan süreçte sanayinin dijital ve yeşil dönüşümü için önümüzdeki dönemde teşvik-destek mekanizmalarının, insan kaynakları ve eğitim politikalarını da içerecek şekilde kurgulanması önemlidir. Bu ihtiyaç, insan kaynağımızın etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi için YÖK’ün de dahil olacağı bir eğitim planlamasıyla geleceğimiz adına eğitimin her kademesinde mutlaka giderilmelidir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/iso-baskani-sermaye-akimlarinda-toparlanma-egilimi-var/feed/ 0