Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu, saat 14.00’te Komisyon Başkanı Atay Uslu’nun başkanlığında toplandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Lütfihak Alpkan ve Bakanlıktan yetkililer dinlendi. Sunumun ardından milletvekilleri, bakanlık yetkililerine soru sordu.
CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, “Bakanlık müfettişleri kapasite artırımı sonrasında sahada gerekli denetimleri yaptı mı” sorusunu yöneltti.
DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, “İşçilerin sağlık kontrollerinin hangi periyotlarda yapıldığı” ve “işçilerde görülen hastalıkların ne olduğunu” sordu.
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, “Çalışma Bakanlığı bu denetimlerde belki yasa olarak yok ama, çalışma güvenliğinin sağlanması açısından, iş cinayetlerinin ortadan kaldırılması açısından Çalışma Bakanlığı üzerine düşeni yeteri kadar yapıyor mu?” diye sordu.
“BAKANLIKLAR TOPU BİRBİRİNE ATIYOR”
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, daha önce komisyona katılan iki Bakanlığın da yığın liç sahasının sorumluluğunu üstlenmediğini belirterek, “Bugün siz geldiniz, Çalışma Bakanlığı olarak diyorsunuz ki, ‘Yığın liç sahasıyla ilgili konular bizim sorumluluk alanımıza girmiyor.’ Peki, hangi Bakanlığın sorumluluk alanına giriyor? Ben sayayım, Dışişleri Bakanlığı olabilir mi? Milli Eğitim Bakanlığı olabilir mi? Maalesef bu anlamda Bakanlıkların kesişim alanında bulunması gereken bu önemli yığın liç sahası konusu Bakanlıkların arasında topu birbirlerine atmalarıyla havada kalıyor” diye konuştu. Yavuzyılmaz, Çalışma Bakanlığı’nın “göçüğe ilişkin hangi saatte haberdar olduğunu ve patlatmanın hangi bölgelerde yapıldığını” sordu.
SAADET PARTİ’Lİ DOĞAN: “HİÇBİR BAKANLIK LİÇİ KABUL ETMİYOR”
Saadet Partisi Ankara Milletvekili Mesut Doğan, Bakanlığı eleştirerek şöyle konuştu:
“Yani şimdi dört gündür Bakanlıklarımızı dinliyoruz; liçe, ölüme gelen hiçbir bakanlığımız yok. Kimsenin sorumluluğu yok. Kimsenin suçu yok, kimsenin kusuru yok ama sonuçta büyük bir felaket yaşadık ve bu felaketin neticesinde 9 insanımızı kaybettik. İnanın, üç Bakanlığımızı dinledikten sonra mevzuatta tehlikeli boşluklar gördük hep beraber. Bunun yanında, kurumlar arasında senkronize eksikliğine şahit olduk. Bunun yanında, uygulamada çok büyük ciddiyetsizliklere şahit olduk. Bunun yanında, denetimlerde büyük bir eksiklik olduğunu hep beraber hem gördük hem dinlemiş olduk.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Lütfihak Alpkan, milletvekillerin sorularını yanıtladı. Alpkan, facianın ön inceleme raporuna göre bilgi edindiklerini belirterek, “Ben de oraya gittiğimde iş sağlığı güvenliği uzmanları ve yöneticileriyle görüştüğümüzde benzer tespitleri paylaştılar ama solüsyon miktarı, proje detayları gibi konular zaten bizim uzmanlık alanımıza girmediği için biz net bir bulgu vardır burada diyemiyoruz. Ama bu daha çok uzman görüşlerinin bize aktarılmasıyla ortaya çıkmış ve ayrıca da fotoğraflar ve videolarda da orada gördük, sahada da gördük, bir kaymanın nedeninin ne olduğuna dair biz uzman olmasak da bir fikir oluştu” dedi.
ALPKAN: LİÇ YIĞINI DENETİM ALANIMIZ DEĞİL
Alpkan, “facia olmadan önce tespitiniz var mı” sorusuna, “Olay olmadan önce, Aralık ayında oraya şikayet üzerine gidiliyor yığın liçi alanıyla ilgili bir denetimimiz yok orada zaten faaliyet alanımız değil” ifadesini kullandı.
“ÇATLAKLAR VAR, FAALİYET DEVAM EDİYOR”
İş sağlığı güvenliği uzmanlarının “sahada sıkıntı olduğunu tespit ettiklerini ve oradaki çalışanların çıkartılmasını ve solüsyonun durdurulmasını talep etiklerini” belirterek “fakat böyle bir kaza daha oluşmadığı için bir bilgilendirme yok yani AFAD’a, kaymakamlığına veya dışarıya, emniyete bir bilgilendirme yok, bize de yok. Bir müddet sonra, öğleye doğru solüsyon durduruluyor. Oradaki görüşmelerden aldığımız kadarıyla fakat çatlaklar var. Oradaki işi de durduruyorlar, konteynere doğru çekiyorlar fakat yine uzmanlar, görevliler durum nedir diye tespit etmek için tekrar oraya gidiyorlar. Ayrıca, Çiftay firmasının madenle ilgili faaliyetleri devam ediyor ki zaten o gün için aralarındaki koordinasyonun, iletişimin eksik olduğuyla ilgili de bir tespit var” dedi.
“BİR İŞÇİNİN CİMER ŞİKAYETİ VAR”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanı Bekir Aktürk ise “işçilerin kişisel koruyucu donanımların kullandırılmadığıyla ilgili, CİMER’den bir işçinin “hijyen şartlarının oluşmadığı, denetim yapılması” talebinin olduğunu kaydetti.
Aktürk, olayın yaşandığı gün işçilere çöken liç yığınına dönme talimatını kimin verdiğine ilişkin soruyu, “konuyla alakalı çoğu sorumlu şu an tutuklu olduğu için onlara bunu yöneltemedik” diye cevaplandırdı.
“O SAHADA İŞÇİ ÇALIŞMIYOR MU?”
Aktürk’ün, yığın liçiyle ilgili bakanlığının denetimleri olmadığını söylemesi üzerine CHP’li Yavuzyılmaz’ın, “O liç sahasında işçi çalışmıyor mu? İşçi sağlığı konusunda çalışan, özel sektördeki, oradaki şirket çalışanları da doğrudan işçi sağlığı bakımından sizin sorumluluk denetim alanınızda değil mi?” diye sorması üzerine AKP İstanbul Milletvekili Şengül Karslı arasında “süreyle ilgili” bir tartışma yaşandı.
DEM PARTİ’Lİ HÜLAKÜ: DÖRT GÜNDÜR HİÇBİR SORUMUZA CEVAP ALAMADIK
Milletvekilleri Bakanlık yetkililerinin sorulara yeterli cevap vermediğini eleştirdi. DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, “Ben dört gündür burada sadece dinliyorum, hiç soru bile sormadım çünkü hiçbir sorumuza cevap alamadık. Sunumlarının içinde olduğu sorulara yalnızca cevap verdiler” dedi.
Yavuzyılmaz, “Yığın liç sahasını Enerji Bakanlığı denetlemiyorsa, Çevre Bakanlığı denetlemiyorsa, Çalışma Bakanlığı denetlemiyorsa buradaki üretilen altının denetimi nasıl yapılıyor? Ne kadar altın üretildiğini kim denetliyor? Burada kayıt dışı bir kazancın şüphesinin çok yüksek olduğu da açıkça görülüyor” diye konuştu.
ALODALI: “TOPLAMDA 1837 İŞÇİ ÇALIŞIYOR”
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Muhammet Fatih Bilal Alodalı, kaza tarihinde madende taşeron işyerlerinin çalışanları dahil olmak üzere 1.837 işçi çalıştığını, “Anagold madenciliğin 599 çalışanı, Çiftay şirketinin 1181 çalışanı, Asil Çöpler şirketinin 16 çalışanı, Keklikler şirketinin 6 çalışanı, Kar-Sa şirketinin 35 çalışanı ” olduğunu söyledi.
]]>(ANKARA) – Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı kayan liç yığınına ilişkin TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu’nda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan yetkililer dinlendi. ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, altın madeninde liç kaymasının Türkiye’de ilk olduğunu belirtirken, “Bu tip bir kaza ülkemizde ilk defa meydana geliyor. İlk olduğu için oradaki denetim boşluğunu biz de yeni fark ettik” itirafı geldi. Tatar, jeoradarlara ilişkin “Bakanlığımın yetki ve sorumlulukları arasında jeoradarların takibi yok” dedi.
Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu Başkan Atay Uslu’nun başkanlığında toplandı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerini dinlendi. ÇED İzin Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, komisyona sunum yaptı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank da komisyon toplantısına katıldı. Komisyonun muhalefet milletvekilleri, Bakanlığın sunumu ve milletvekillerin sorulara verilen yanıtların tatmin olmadığını diel getirdiler.
“YENİ FARKETTİK”
ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, yığın liç göçünün ilk defa meydana geldiğini belirterek, “Bu tip bir kaza ülkemizde ilk defa meydana geliyor. İlk olduğu için oradaki denetim boşluğunu biz de yeni fark ettik” derken jeoradarlara ilişkin “bakanlığımın yetki ve sorumlulukları arasında jeoradarların takibi yok” dedi.
“16 MİLYON 441 BİN TL PARA CEZASI”
ÇED İzin Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, Erzincan İliç’te bulunan altın madeninde 2022 yılında katı atık havuzunda meydana gelen sızıntıdan dolayı 16 milyon 441 bin TL idari para cezası uygulandığı, 2015 yılından günümüze kadar 187 çevre denetimi yapıldığını bu denetimlerin üçünde 133 Milyon TL idari para cezası uygulandığı ve iki defa da işletmenin faaliyeti durdurulduğunun söyledi.
20 KURUM “ÇED OLUMLU GÖRÜŞÜ” BİLDİRDİ
2021 yılında ikinci kapasite artışı kapsamında ÇED’in kurum görüşleri kapsamında dört Bakanlık ve 20 kurum “olumlu görüş” bildirdi.
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, komisyonda ÇED olumlu raporlarını hatırlatarak, “İlk verilen ÇED raporlarında veya alan genişletmelerde bakın, Orman Su işleri Bakanlığı olumlu, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü olumlu, Meteoroloji Genel Müdürlüğü olumlu, Mekansal Planlama, DSİ, Erzincan mahalli, Gıda Tarım Hayvancılık; hepsi olumlu. Yani bu kadar olumsuzluğun yaşandığı bir madende ÇED sırasında hiçbir tane olumsuz görüş bildiren yok mu” diye sordu.
“LİÇ YIĞININ ALTINA SERİLEN MEMBRAN KİRLİLİĞİ ÖNLEYEBİLECEK VASIFLARA SAHİP”
Liç yığının altına serilen membranın kullanım ömrünün kaç yıl olduğu sorusuna, Çevre Yönetimi Genel Müdürü Recep Akdeniz, “50 yıl ortalama. Yani dünyada uygulanan standart bu, Avrupa Birliği’nde de uygulanan bu. 50 santimetrelik kil tabakası var. Sıkıştırılmış, 10 üzeri 9 sızdırmazlık özelliğine sahip yani bu zaten tek başına bile o kirliliği önleyebilecek vasıflara da sahip bir kil tabakası” dedi.
“YERALTI SULARINDA KİRLİLİĞE RASTLANILMADI”
Sunumda, Çöpler Maden alanına bulunan yeraltı suyu izleme noktalarında bugüne kadar yapılan izleme raporları kapsamında faaliyetten kaynaklı herhangi bir kirliliğe rastlanılmadığı açıklandı.
2022 YILINDA 400 LİÇ SAHASINDA KAYMA OLDU
Recep Akdeniz, daha önce liç yığınında kayma olduğunu altını çizerek, “Yığın liçi tesisinin 2022 yılında kaymasıyla ilgili bir durum vardı. O zaman deprem olayından sonra bu denetlemeleri yaptırıyorduk ve burada da 1292 kodu ile 1346 kodları
arasında 4’üncü fazda 400 metreküplük bir kayma olayı meydana gelmiş” diyerek görevlendirilen özel firmanın “hasar gören jeomembranı tamir ettiğini kalite kontrollerinin yapıldığını” söyledi.
“YETKİMİZ YOK”
Ardından, Bakanlık yetkilileri milletvekillerin sorularını cevaplandırdı.
CHP’li Yavuzyılmaz maden sahasındaki denetimlerin özel bir şirkete devredildiğini, maden kazalarında da aynı firmaya denetim yaptırıldığını söyledi. Yavuzyılmaz, “Acil durum eylem planı var mı? Bu plan varsa Çevre Bakanlığı’nda var mı? Siz bu acil durum eylem planını inceliyor musunuz? Çevre Bakanlığı’ndan acil durum eylem planını talep ediyorum. Çevre Bakanlığı’nın denetimlerini siz mi yapıyorsunuz? Yoksa bu denetimin bütünün veya bir bölümünü özel bir şirkete devrettiniz mi? Siyanür ve siyanür atık depolama havuzlarının kapasitesi nedir” diye sordu.
ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, “Hiçbir tesisin üretimine yönelik, işletmesine yönelik herhangi bir denetimiz yok. Sadece işletme ve üretimden oluşan çevresel etkilerini denetlememiz mevcuttur” diye cevap verdi.
“KİMSE BİNDİĞİ DALI KESMEZ, İŞLETMENİN KENDİSİNİN DENETLEMESİ LAZIM”
İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, “Size göre yığın liçiyle ilgili denetleme hangi bakanlığın olmalı” diye sordu. Tatar bunun üzerine, “İşletme prosesi olduğu için işletmenin görev ve sorumluluğunda… Bana göre kimse bindiği dalı kesmez. Kurumlardan ziyade işletmenin kendi kendisini denetlemesi lazım” dedi.
MHP’Lİ KÜÇÜK: “ŞİRKET BUNU SUİSTİMAL EDER”
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz “Yabancı şirket geliyor biz onu denetleyemiyoruz. Şirket kendi kendini denetlesin mi diyoruz” diye sorarken MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük ise, “Siz bu işi tamamen işletmeye bırakırsanız işletmede ‘üç lira daha fazla kazanayım’ diye bunu suistimal eder. Mutlaka Bakanlığın denetlemesi lazım” diye konuştu.
“DENETİM BOŞLUĞUNU YENİ FARK ETTİK”
ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, “Bu tip bir kaza ülkemizde ilk defa meydana geliyor. İlk olduğu için oradaki denetim boşluğunu biz de yeni fark ettik” dedi. Tatar, jeoradarlara ilişkin “Bakanlığımın yetki ve sorumlulukları arasında jeoradarların takibi yok” ifadesini kullandı.
]]>(ANKARA) – Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı kayan liç yığının kapasitesinin aşıldığının denetleme görevini iki Bakanlık da kabul etmedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yönetim Genel Müdürü Recep Akdeniz’e “kayan liç yığınının yüksekliğinin kaç metre” olduğunun sorulması üzerine, “Bizim liç sahasının yüksekliğiyle ilgili bir görevimiz yok” yanıtını verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan da 30 Nisan’da komisyonda yaptığı açıklamada, “Liç alanı tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın mevzuatı kapsamında onlar tarafından onaylanan, onlar tarafından takip edilen bir konu” diyerek kendi Bakanlığının sorumlu olmadığını söylemişti.
Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu Başkan Atay Uslu’nun başkanlığında toplandı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerini dinliyor. ÇED İzin Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, komisyona sunum yaptı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank da komisyon toplantısına katıldı.
“LİÇ ALANI TAMAMEN ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİĞE AİT”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, 30 Nisan’da komisyonda yaptığı konuşmada, MAPEG ‘in liç alanıyla alakalı herhangi bir projeye onay verdiği bir süreç söz konusu olmadığını belirterek, “Liç alanı tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın mevzuatı kapsamında onlar tarafından onaylanan, onlar tarafından takip edilen bir konu” diyerek diğer bakanlığın sorumlu olduğunu belirtmişti.
“10 MİLYON TON KAPASİTE ARTIRIMINI DENETLEDİNİ Mİ?”
Komisyonun bugünkü toplantısında aynı soru Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soruldu. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Çevre Yönetimi Genel Müdürü Recep Akdeniz’e, “10 milyon ton fazla kapasite yüklenmesi yapılmış. Üretim zorlaması olmuş. Nihai ÇED raporunda belirtilen kapasitenin aşılıp aşılmadığını Çevre Bakanlığı olarak izleme ve denetleme görevinizi yerine getiriyor musunuz, getirmiyor musunuz? Burada yığın liç kapasitesinin üzerinde bir yükleme yapıldığını denetlediniz mi denetlemediniz mi” diye sordu.
“BİZİM MEVZUATLARIMIZDA ‘YETKİLİSİNİZ’ DİYE BİR HÜKÜM YOK”
Akdeniz, “Bizim liç sahasının yüksekliğiyle ilgili bir görevimiz yok. Bizim mevzuatlarımızda işletme prosesleriyle ilgili ‘burada yetkilisiniz, görevlisiniz’ diye bir hüküm yok” diyerek takibi sağlayan kurumun kendi bakanlıkları olmadığını söyledi.
KOMİSYONDA TARTIŞMA
Görüşmeler sırasında, CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer ile Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin bölgeye geç gittiğini söylemeleri üzerine AK Parti milletvekilleri Şengül Karslı, Resul Kurt ve MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük ile CHP’li milletvekilleri arasında kısa süreli tartışma yaşandı.
MHP’li Küçük, ” Beşiktaş’ta 29 kişi öldü, belediye başkanınız bile gitmedi. Onun hesabını verin. Oradaki insanlar yanarak öldü” dedi.
CHP milletvekilleri Taşçıer ile Yavuzyılmaz da olaya ilişkin soru önergesi verilebileceğini, İliç’te de halen 7 işçinin toprak altında olduğunu hatırlattı.
]]>Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen kazanın herkesi üzdüğünü, toprak altındaki 7 işçiyi arama çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
Maden ocağında meydana gelen kazanın tüm yönleriyle araştırılması ve benzer kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun ikinci toplantısını gerçekleştirdiğini anlatan Uslu, bu toplantıda çalışma takviminin ve dinlenecek kurumların belirlendiğini dile getirdi.
Uslu, İliç’te meydana gelen kazadaki ihmalleri araştıracaklarını, bundan sonra benzer olayların yaşanmaması için gereken çalışmaları yapacaklarını anlattı.
Kazanın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, adil ve şeffaf çalışma gerçekleştirilmesi için yargıya, idareye her türlü desteği vereceklerini ifade eden Uslu, çalışmaların sonunda ihmali ve kusuru bulunanların tespit edileceğini vurguladı.
“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızdan önümüzdeki hafta geniş bilgi alacağız”
Kazaların meydana gelmemesi; altın madenciliğinin ve madenciliğin güvenilir, sürdürülebilir olması için yapılması gerekenleri tartışacaklarını söyleyen Uslu, şöyle devam etti:
“Yol haritamız şöyle: Öncelikle komisyonumuz, altın madenciliği konusunda, madencilik konusunda bilgi alma gereğini hissetti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızdan önümüzdeki hafta geniş bir bilgi alacağız. Altın madenciliği, arama, ruhsatlandırma, işletme, denetleme süreçleri ve İliç’teki maden ocağındaki olayla ilgili bilgi alacağız. Ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızdan bilgi alacağız.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından da bilgi alacaklarını bildiren Uslu, İçişleri Bakanlığı ve AFAD yetkililerini de dinleyeceklerini kaydetti.
Atay Uslu, “Kazanın çevreye, suya etkileri ve bu konuda alınan önlemlerle ilgili DSİ dahil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığımızın su ile ilgili bölümlerinden, ilgili bakanlıklarımızdan bilgi alacağız. Su kirliliği ve su kirliliğinin önlenmesiyle ilgili çalışmalar, bölgede yapılan ölçümler ve alınan önlemlerle ilgili Tarım ve Orman Bakanlığımızdan bilgiler alacağız.” ifadesini kullandı.
Yaşanan kazaya, benzer kazaların önlenmesi için atılabilecek adımlara ilişkin kamu kurumlarından bilgi aldıktan sonra İliç’te yerinde incelemeler yapacaklarını bildiren Uslu, “Bölgede hem madenci, işçi kardeşlerimizle, teknik heyetle, orayı çalıştıran firmanın yetkilileriyle, sorumlularıyla, kazada hayatını kaybeden kardeşlerimizin yakınlarıyla görüşmeler gerçekleştireceğiz.” bilgisini paylaştı.
Madencilik konusunda birikimi olan sivil toplum kuruluşlarını, üniversiteleri, akademisyenleri de dinleyeceklerini kaydeden Uslu, “Bundan sonraki süreçte sürdürülebilir, çevreye ve insan sağlığına duyarlı bir madencilik politikası, madencilik mimarisi, altın madenciliği mimarisi nasıl oluşturulabilir bu konuya da raporumuzda yer vereceğiz.” dedi.
Uslu, komisyonun raporunda, ihmallerin yanı sıra atılması gereken adımların yer alacağını aktardı.
Kazayla ilgili yargısal sürecin devam ettiğini anımsatan Uslu, ihmaller konusunda bilgi alacaklarını söyledi.
“Şeffaf, tutarlı ve tarafsız çalışmayı ortaya koyacağız”
“(Önce insan, önce çevre, sonra madencilik) şeklinde yeni bir madencilik mimarisinin oluşmasına katkı sunmaya çalışacağız” diyen Uslu, komisyonun çalışma süresinin 3 ay olduğunu, bu sürenin yetersiz kalması halinde TBMM Genel Kurulu’ndan bir aylık daha süre talep edilebildiğini hatırlattı.
Hızlı şekilde çalışacaklarını dile getiren Uslu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İncelememiz gereken alan var, dinlememiz gereken kurumlar, akademik çevre var. Bu konuda siyasi partilerin önerileri var. Bütün önerileri, bütün dinleme taleplerini yerine getirmek istiyoruz. Ne kadar geniş çevreyi dinlersek, ne kadar geniş çalışma yaparsak o kadar olumlu, doğru sonuca ulaşabiliriz diye düşündüğümüz için objektif, şeffaf, tutarlı ve tarafsız çalışmayı ortaya koyacağız. Geniş bir çalışma, araştırma ve inceleme yapacağız. Hiç kimsenin kafasında soru kalmayacak şekilde incelememizi, araştırmamızı, raporlamamızı gerçekleştireceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.”
]]>Ermenice “Büyük Felaket” anlamına gelen “Meds Yeghern” tanımının kullanıldığı, ABD Başkanı Joe Biden’ın imzasıyla yayımlanan Beyaz Saray açıklamasında, “Meds Yeghern – Ermeni soykırımı – sırasında kaybedilen hayatları anıyoruz ve asla unutmama taahhüdümüzü yeniliyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Biden yönetimi tarafından geçen yıllarda yayımlanan açıklamayla çok benzer ifadelerin kullanıldığı açıklamada İstanbul’dan “Konstantinapolis” olarak bahsedilirken; “Zulüm kampanyası 24 Nisan 1915’te başladı. Osmanlı yetkilileri Konstantinapolis’te Ermeni aydınları ve cemaat liderlerini tutukladı. Bunu izleyen yıllarda bir buçuk milyon Ermeni sınır dışı edildi, katledildi ya da ölüme yürütüldü. Bu, Ermeni ailelerini sonsuza dek etkileyen ve nesilleri sonuna kadar değiştiren bir trajediydi” denildi.
Geçen yıl 1915 olayları için “sistematik bir şiddet kampanyası” ifadesi kullanılmıştı.
Beyaz Saray’ın açıklaması şöyle devam etti: “Bu trajediyi anarken, aynı zamanda Ermeni toplumunun dayanıklılığını da onurlandırıyoruz. İnsanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birine katlanmak zorunda kaldıktan sonra, kurtulanlar dünyamıza daha iyi bir gelecek bırakmak için çalışmaya başladı. Cesaret ve kararlılıkla hayatlarını yeniden kurdular. Kültürlerini korudular. Bizimki de dahil olmak üzere dünya ülkelerinin dokusunu sağlamlaştırdılar. 109 yıl önce yaşanan mezalimin tekrar etmemesi için hikayelerini paylaşmaya devam ettiler.”
Biden imzalı açıklamanın son bölümünde “ABD’nin insan haklarını savunmaya ve hoşgörüsüzlüğe karşı sesini çıkarmaya devam edeceği” sözü de verildi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan tepki
Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı açıklamayla, ABD ve bazı diğer ülkelerce kullanılan ifadelere tepki gösterdi.
“Bazı Ülkelerin Yetkililerince Yapılan Beyanlar Hakkında” başlıklı açıklamada; “Bazı radikal çevreleri memnun etmek amacıyla 1915 olayları hakkında yapılan tek taraflı açıklamaları reddediyoruz. Tarihi gerçekleri çarpıtan bu açıklamalar uluslararası hukuka da aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1915 olaylarının meşru tartışma konusu olduğunu açık biçimde kayda geçirmiştir” denildi.
Açıklamaların “Ön yargılı ve tarafgir” olduğunu savunulan tepki metninde, bu tarz ifadelerin “iki toplum arasındaki uzlaşı çabalarına zarar verdiği ve nefret suçları işlemeye meyilli radikal grupları da cesaretlendirdiği” ifade edildi.
Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması “Tüm tarafları, Ortak Tarih Komisyonu kurulması önerimize ve Ermenistan ile başlatılan normalleşme sürecine destek vermeye çağırıyoruz” sözleriyle son buldu.
Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından paylaşılan bir mesajda ise “Sözde Ermeni Soykırımı” olarak adlandırılan ancak savunmasız ve masum Türklerin hunharca katledildiği olaylarda hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Fransa da yeniden ‘soykırım’ dedi
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da X hesabından konuya değindi.
Macron, “Fransa bugün 1915 Ermeni soykırımının 109. yıldönümünü anıyor. Katliamların, tehcirlerin ve zulümlerin kurbanlarının anısını canlı tutalım. Unutmayalım. Fransızlar ve Ermeniler sonsuza kadar birbirlerine bağlıdır” diye yazdı.
]]>Balıkesir’in Bandırma ilçesinin Çınarlı Mahallesi’nde kurulan platformda mahalle halkına hitap eden Yerlikaya, vatandaşların ramazanını kutladı.
Yerlikaya, göreve başladığı 10 aydan beri suç işlenmesini önlemek ve işlenen bir suç varsa onu aydınlatma noktasında gece gündüz demeden çalışmaya devam ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bölücü terör örgütünün nefesini kestiklerini vurgulayan Yerlikaya, hem ülke içinde hem de sınırların dışında teröre geçit vermediklerini anlattı.
Yerlikaya, Türkiye Yüzyılı’nın hiçbir terör örgütünün nefes alamadığı, hepsinin bittiği bir yüzyıl olması için çalıştıklarını vurgulayarak, “FETÖ, DHKP-C, DEAŞ terör örgütlerinin tamamına, bizim birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize hep birlikte Türkiye olmamıza, kim yan bakıyorsa biz de onlara düz bakacak değiliz. Onlara, hukuk dairesinde anladığı dilden ülke içerisinde İçişleri Bakanlığı, dışarıda sınır dışında Savunma Bakanlığımız ve Milli İstihbarat Teşkilatı’mızla büyük bir uyum içerisinde kararlılıkla, azimle çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
Vatandaşlardan aldıkları güçle organize suç örgütlerini çökertmeye devam ettiklerini dile getiren Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yavrularımızı, bizim gençlerimizi kim veya kimler, baronun küçüğü büyüğü umurumuzda değil, kim cüret ediyorsa onları alıyoruz, diz çöktürüyoruz, götürüp adalete teslim ediyoruz. İçişleri Bakanlığı olarak, Adalet Bakanlığı olarak bunların hakkından gelmekle ilgili bizim güçle ilgili bir sorunumuz yok. Kararlılıkla ilgili bir sorunumuz yok ama bunu seferberlik ruhuyla yapmamız gerekiyor ve ben sizden bir yardım istiyorum. Bulunduğunuz, gezdiğiniz yerde, duyduğunuz, gördüğünüz, bunlarla ilgili satıcı, kullanıcı ne varsa lütfen 112’yi arayın, bunları bize bildirin. Bunları bize bildirin ki ben 4 ayda yapacağımı 4 günde, 4 günde yapacağımı 1 günde, 1 günde yapacağımı 2 saatte yapabileyim. Kötüyle mücadelede, zahirle mücadelede biz hız yapmak istiyoruz.”
“Sizin duanızla Allah’ın izniyle çalışıyoruz”
Yerlikaya, düzensiz göçle de mücadele ettiklerinin altını çizerek, “Tüm görevlerinizi bir kelimeyle ifade et Sayın Bakan’ derseniz ‘huzur.’ Bizim bakanlığımızın bir kelimeyle görevi huzurdur. O yüzden biz diyoruz ki Allah huzurdan ayırmasın.” diye konuştu.
İçişleri Bakanlığının 600 bin personeliyle ülkenin huzuru için çalıştığını vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Huzurumuza kim yan bakıyorsa kim göz dikiyorsa teröristinden, zehir tacirinden, ev hırsızına varıncaya kadar hiçbir ayrım yapmıyoruz. Her gün sabahleyin neler yaptığımızı önemli olanlarını ben sizlerle paylaşıyorum. Takip ediyorsunuz değil mi? Hangi saatte? Saat 08.15’te. Evinize misafir oluyoruz. Şafakta ve gün batarken kim bizim aziz milletimizin huzurunu kaçırıyorsa hangi suç türüyle olursa olsun karşısında kahraman güvenlik güçlerini buluyor ve alıp onu götürüp adalete teslim ediyoruz. Bütün bunları yaparken gücümüz insan hak ve hukuku diyoruz ve sizin desteğinizle sizin duanızla Allah’ın izniyle çalışıyoruz.”
Programa, AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Taylan Öztaylan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, AK Parti Bandırma Belediye Başkan adayı Cemal Öztaylan da katıldı.
]]>Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen Zülkifl ve Elyesa peygamberler dahil 9 peygamberin defnedildiğine inanılan, manevi ikliminin yanı sıra Dicle Baraj Gölü’nde yapılan su sporları ve tekne turlarıyla dikkat çeken Eğil, kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir merkez olma özelliğini sürdürüyor.
İlçenin yerli ve yabancı turist potansiyelinin artırılması amacıyla yapılan çalışmaların yanı sıra kentin önemli içme ve kullanma suyu kaynaklarından Dicle Baraj Gölü Havzası’nın temiz kalmasına da özen gösteriliyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğünce yürütülen “Dicle Barajı Gölü Havzası Koruma Planı” kapsamında Eğil’de 1 Nisan 2022’de fosil yakıtlı tekne taşımacılığı yasaklandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Eğil Kaymakamlığı ve belediyesi işbirliğinde Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından sağlanan destekle 6 tekne hazır hale getirildi. Güneş enerjisiyle hizmet verecek her biri 12 kişilik teknelerle taşımacılığa başlanacak.
Deneme seferi yapılan çevre dostu teknelerin nisandan itibaren yerli ve yabancı turistlerin hizmetine sunulması planlanıyor.
“Diyarbakır’ın büyük oranda içme suyunu karşılayan bu havzayı temiz tutacağız”
Eğil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Volkan Hülür, AA muhabirine, Eğil’in hem bölgede hem de Diyarbakır’da gözde bir ilçe olduğunu söyledi.
İlçenin turizm potansiyelini artırmak amacıyla birçok çalışma yaptıklarını ifade eden Hülür, evleri beyaza boyadıklarını, sokakları da yerli ve yabancı turistlerin fotoğraf çektirebilecekleri bir ortam haline getirdiklerini belirtti.
Hülür, ilçeyi hem ülkede hem de dünyaya tanıtabilmek amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Valilik, Eğil Kaymakamlığı ve belediyesi işbirliğiyle yaklaşık 1 milyar lira bütçe ile bir proje başlattıklarını dile getirerek, “Yakın zamanda başlayacak projemiz ile baraj çevresi, peygamberler tepesi, Eğil Kalesi ve Kral Mezarları’nı da kapsayacak şekilde buraları sıfırdan dizayn edeceğiz ve misafirlerimizin hizmetine sunacağız.” dedi.
Eğil’de doğa ve su sporlarının da yapıldığına işaret eden Hülür, hayata geçirilen proje ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının öncülüğünde Diyarbakır’ın içme suyunu karşılayan Dicle Barajı Gölü havzasını fosil yakıttan da temizlemek istediklerini aktardı.
Hülür, “Bu projeyle teknelerimizi elektrikli hale çevirdik. Projemizde sona gelindi. 6 teknemiz teslim edildi. Nisan ayı içerisinde 6 elektrikli teknemizi misafirlerimizin hizmetine sunarak Diyarbakır’ın büyük oranda içme suyunu karşılayan bu havzayı temiz tutacağız.” diye konuştu.
Elektrikli tekne sayısı 25’e çıkarılacak
Projeyle birlikte hem içme suyu havzasını koruduklarını hem de çevre dostu teknelerle turizmi canlandıracaklarını belirten Hülür, tekne sayısını yakın zamanda 25’e çıkarmayı düşündüklerini ifade etti.
Hülür, şunları söyledi:
“Eğil özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da yapacağı projelerle yakın zamanda hem bu bölgede hem Türkiye’de hem de tüm dünyada bilinen bir ilçe haline gelecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kaymakamlık ve belediye olarak yaptığımız tüm projeler sonrasında ilçemize şu anda yaklaşık 400 bin turist geliyor. Ancak hedefimiz 1 milyon turistin gelmesi. Kültür ve Turizm Bakanlığımız ilçemize 1 milyar lira bütçe ayırdı ve bunun lansmanı da yapıldı. Bu projeyle yurt dışından gelen misafirlerimizi de ağırlamış olacağız.”
]]>CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, bakanlıklar tarafından hangi vakıf ve derneklerle protokoller yapıldığını ve bu protokollerin içeriklerinin açıklanması için TBMM Başkanlığı’na her bakanlık için ayrı ayrı soru önergesi verdi.
Kılıç, Bakanlıklara, “Bakanlığınızın, taşra teşkilatlarınızın ve/veya bağlı kuruluşlarınızın herhangi bir vakıf ve/veya dernekle yapmış olduğu protokol var mı? Varsa hangi konudadır? Bu vakıf ve/veya dernekler hangileridir?” sorularını yönlendirdi.
13 BAKANLIK SORULARI YANITSIZ BIRAKTI
Erdan Kılıç’ın soru önergesine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Tarım ve Ormancılık Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’nın yani toplamda 13 bakanlık yanıt vermedi.
MEB VE MSB DERNEK VE VAKIFLARIN İSİMLERİNİ AÇIKLAMADI
Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı protokol imzaladıklarını kabul ederken, protokol yapılan dernek ve vakıfların isimlerini ise açıklamadı. Sorulara sadece Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yanıt verdi. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, hiçbir dernek ve vakıfla protokol imzalanmadığını açıklarken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ise Ankara ve İstanbul’da, Ali Nihat Gökyiğit Vakfı ile Türk Amerikan Kadınları Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile iki adet bedelsiz protokol imzalandığını bildirdi.
Konuya ilişkin Erden Kılıç, şunları söyledi:
“15 Ocak 2024 tarihinde 17 bakanlığa da ayrı ayrı hangi dernek ve vakıflarla ilişkileri olduğunu, hangileriyle protokol yaptıklarını, bu protokollerin içeriklerini sormuştum. Bu 17 bakanlıktan sadece Enerji ve Ulaştırma Bakanlıkları sorduğum sorulara şeffaflıkla yanıt verdi. 2024 yılı bütçe konuşmasında gerici vakıf ve derneklerle protokol imzaladığını itiraf eden Milli Eğitim Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı soruları geçiştirmekle yetinmiş, 13 bakanlık ise yanıt vermeye tenezzül dahi etmemiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı, ‘Eğitim ve öğretimin desteklenmesi amacıyla ve öğrenci menfaatleri gözetilmek suretiyle Bakanlığımız ilgili birimleri tarafından protokoller hazırlanmakta ve imzalanmaktadır’ diye cevap vermiştir. Milli Savunma Bakanlığı ise ‘Bakanlığımızca icra edilen tüm faaliyetler ilgili mevzuat esaslarına göre yürütülmektedir’ demekle yetindi. Türk milleti adına bir kez daha soruyorum; hangi dernek ve vakıflarla, hangi protokolleri imzaladınız ve bu protokollerle kimlere, ne kadar ödeme yaptınız?
“NEDEN SUSUYORSUNUZ, NEDEN ÇEKİNİYORSUNUZ”
Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir ferdinin cebinden çıkan vergilerle yapılan bu harcamalar halktan neden saklanıyor? Vatandaş yokluktan sıkacak kemer bulamazken kamunun kaynakları ne olduğunu, kim olduğunu bilmediğimiz dernek ve vakıflara içerikleri açıklanmayan protokollerle dağıtılıyor. Vakıf, dernek adı altında bazı cemaatler de bundan besleniyor. Neden susuyorsunuz, neden çekiniyorsunuz? Vatandaşın vergilerini kamuya harcamak yerine nerelere peşkeş çektiğinizi açıklamak zorundasınız.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 25 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar 193’ü Irak’ın, 290’ı Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere etkisiz hale getirilen terörist sayısı 483 olmuştur” ifadelerini kullandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadelesine tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edeceğine vurgu yapan Tuğamiral Aktürk, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı’nın FETÖ ile mücadelesinin de yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdüğünü hatırlattı.
“Bahar Kalkanı Harekatı’nın 4’üncü yıl dönümünde aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz”
Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi ve Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Tuğamiral Aktürk, “Hudutlarımızın güvenliğini sağlayan, yeni bir göçü önleyerek büyük bir insanlık dramının yaşanmasını engelleyen Bahar Kalkanı Harekatı’nın 4’üncü yıl dönümünde aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kahraman gazilerimize sağlıklı ve mutlu ömürler diliyoruz” diye konuştu.
“Hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 101 şahıs yakalanmıştır”
Tuğamiral Aktürk, konuşmasına şöyle devam etti:
“Hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 101 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 4’ü terör örgütü mensubudur. 2 bin 384 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 448’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 30 bin 15 olmuştur.”
Dost ve kardeş ülkelerle olan tarihi ve kültürel bağlara dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi korumanın yanı sıra milli meselemiz olan Kıbrıs, ‘iki devlet, tek millet’ anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan, tarihi ve kültürel bağlarımız olan Balkanlar, dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz bulunan Libya ve Somali başta olmak üzere birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir” şeklinde konuştu.
KFOR Birliği 1 Mart’ta göreve başlayacak
Aktürk, ayrıca NATO Kosova Gücü (KFOR) ihtiyat birliği rotasyon planlaması çerçevesinde bir komando taburunun 28 Şubat’ta Kosova’ya intikal ettiğini belirterek, “İtalya’dan görevi devralacak birliğimiz, 1 Mart-1 Haziran tarihleri arasında görev yapacaktır” açıklamasında bulunu.
“ABD tarafından gönderilen ‘Taslak Teklif ve Kabul Mektupları’ Bakanlığımıza ulaşmıştır”
40 adet yeni F-16 Blok-70 alımı ve 79 adet F-16’nın modernizasyonuna ilişkin de açıklamalarda bulunan Tuğamiral Aktürk, “Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda 40 adet yeni F-16 Blok-70’in tedariki, mevcut 79 adet F-16’nın ise modernize edilmesi ile bunlara ait mühimmat, malzeme ve teçhizatı içeren talebimize ilişkin ABD tarafından gönderilen ‘Taslak Teklif ve Kabul Mektupları’ Bakanlığımıza ulaşmıştır. İlgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmelere başlamıştır” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>Bültende, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Münih Güvenlik Konferansı’nda ileri sürdüğü, “Bu, Gazze’deki askerlerimiz tarafından bulunan Yahudilerin Sonu adlı kitap. Bu kitabı Hamas’ın üst düzey lideri Mahmud el-Zahar yazmış.” iddiasının doğru olmadığı belirtildi.
Yapılan araştırmalar sonucunda kitabın, 1990’lı yıllarda Mısırlı yazar Abu Al Fida Muhammad Aref tarafından yazıldığının ve Filistin haricindeki iki ülkede basıldığının, iddia edildiği gibi Hamas veya Filistin meselesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığının tespit edildiği bildirildi.
Öte yandan bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılan, yaşlı bir kadının Türkçe bilmediği için havalimanında hizmet alamadığı ve iki buçuk saat rehin alındığı iddiasının doğru olmadığının anlatıldığı bültende, şu bilgilere yer verildi:
“17 Ocak’ta Van’dan İstanbul Havalimanına gelen S.Ç. isimli vatandaşımızın uçağı, 14.26’da piste iniş yapmıştır. Güvenlik kamerası görüntüleri incelendiğinde iddiaların tamamen asılsız olduğu, uçuş ekibinin yaptığı talep doğrultusunda vatandaşımıza uçaktan inişinden, havalimanı çıkış noktasına kadar gerekli tüm hizmetlerin sağlandığı belirlenmiştir. 14.36’da uçağın körük kapısından çıkışı akabinde S.Ç, 14.44’te tekerli sandalye ile alınmıştır. Görevliler tarafından 14.51’de bagaj alım salonuna getirilen S.Ç, 15.39’da bagajını almış ve 2 dakika sonra salondan çıkış yapmıştır. İddiaya konu görüntülerin, 15.42’de bagaj alım salonu önünde kaydedildiği belirlenmiştir.”
Yılda 4 kez MTV alınacak iddiası doğru değil
Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan, “Yılda 4 kez motorlu taşıtlar vergisi (MTV) alınacak” iddiasının da doğru olmadığı, iddia edilenin aksine Hazine ve Maliye Bakanlığının böyle bir çalışmasının bulunmadığı aktarıldı.
Bültende ayrıca, “İsrail ordusunun Gazze’nin Şucaiyye semtinde kullandığı Türk yapımı füzelerden çıkan şarapnel parçası” iddiasının doğru olmadığı vurgulanarak, şunlar kaydedildi:
“Türkiye’nin savunma sanayii alanında İsrail ile dolaylı veya direkt yoldan herhangi bir mühimmat ticareti bulunmamaktadır. İddiaya konu görselde yer alan parçanın herhangi bir mühimmata ait olup olmadığı dahi belli değildir. Ayrıca markalama için kullanılan made by ifadesi Türk savunma sanayii alanında kullanılmamaktadır.”
Bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan, “Türkiye’de Afganlar, iltica sistemine alınarak geçici koruma verilmesi için bir hazırlık yapılıyor” iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığının iddia edildiği gibi bir çalışmasının kesinlikle söz konusu olmadığı vurgulandı.
Bültende, bazı sosyal medya hesaplarından, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklaması” iddiasıyla paylaşılan belgenin sahte olduğu bildirildi.
Ayrıca bazı basın yayın organlarında yer alan, “Sağlık Bakanlığı, ilaçları artık kendisi analiz etmeden piyasaya sürecek. Yurttaşlar denek olarak kullanılacak.” iddiasının da gerçek dışı olduğu, Mecliste konuyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Sağlık Bakanlığının ilaçları analiz etmeden piyasaya süreceğine ilişkin iddianın doğru olmadığını belirttiği, ruhsat ve denetim sürecinin iyileştirilerek sağlanacağı hatırlatıldı.
“Süper Kupa finali iptal edildi” iddialarının doğru olmadığının belirtildiği bültende, Süper Kupa Finalinin, her iki takımın da lig ve Avrupa maçlarından dolayı fikstür sıkışıklığı olmaması için nisanda yapılmasının planlandığı kaydedildi.
FETÖ’nün manipülasyon amaçlı kullandığı sosyal medya hesaplarından paylaşılan bazı görüntülerin, “Erzincan’daki toprak kayması sırasında kaydedildiği” iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, görüntülerin, 22 Şubat 2023’te Çin’in İç Moğolistan Özerk Bölgesindeki bir kömür madeninde meydana gelen kaza sırasında çekildiğinin tespit edildiği bildirildi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Karadeniz Vakfı’na ziyarette bulundu. İliç’te maden sahasında yaşanan toprak kaymasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Kurum, “Milletçe derin bir hüzün içerisindeyiz. Erzincan İliç’teki maden ocağında bir toprak kayması yaşadık. İşçilerimiz şu anda göçük altında. Devletimiz, olayın ilk dakikalarından itibaren bir seferberlik ruhuyla çalışıyor. Kardeşlerimizin kurtarılması için arkadaşlarımız, canla başla arama kurtarma faaliyeti yürütüyor. En büyük temennimiz hiçbir can kaybının olmaması. İnşallah buradan gelecek güzel haberleri bekliyoruz. Ben ailelerimize, Can Erzincan’ımıza, aziz milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.
“İşletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığı, tam 135 kez denetlendi”
Madene verilen ÇED raporu ile ilgili eleştirilere cevap veren Kurum, “Şunların altını çizerek söylemek istiyorum. Bakanlığım döneminde, söz konusu bu işletmeye verilen ÇED raporunu dile getiriyorlar. Çevre Bakanlığı sadece çevresel etkileri denetler. İşletme; çevreye, doğaya zarar veriyor mu, vermiyor mu buna bakar. Bakanlığımız döneminde, bu işletmenin çevresel etki denetimleri çok sıkı bir şekilde yapıldı. Bu işletmenin çevre mevzuatına uygun iş yapıp yapmadığı, tam 135 kez denetlendi” dedi.
“İşletmenin 3 ay kapısına mühür vuruldu, çevreyi kirletmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu”
21 Haziran 2022’de, işletmeye Çevre Kanunu’ndaki en üst sınırdan idari para cezası verildiğinin altını çizen Kurum, “İşletmenin faaliyetinde çevre mevzuatı kapsamında görülen eksiklikler nedeniyle 3 ay kapısına mühür vuruldu. Bununla da kalınmayıp işletmenin çevreyi kirletmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Özet olarak biz, kanunda öngörülen bütün cezai süreçleri hiçbir müsamaha göstermeksizin kararlılıkla uyguladık. İşletmenin, tüm tedbirleri aldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilince faaliyetine tekrar başladı” ifadelerini kullandı.
“Çevre Bakanlığı işletme çevreye, doğaya zarar veriyor mu, vermiyor mu buna bakar”
İşletmenin kapasite artırmasına yönelik kararın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından alınmasının mümkün olmadığını belirten Kurum, “Bize iftira atanlar şunu da bilir ki Çevre Bakanlığı işletmenin kapasite artışı kararını vermez, veremez, çünkü böyle bir yetkisi yoktur. Sadece ve sadece kapasite artışının çevreye etkisini ölçer, onaylar ya da onaylamaz. Yine, ÇED raporlarına ilişkin kararlarda birçok farklı kurum ve kuruluşun bilimsel görüş ve raporlarına bakılır. İşte bugün dillerine doladıkları ÇED kararı da; 21 kurum ve kuruluştan oluşan komisyon üyeleri tarafından onaylıdır” dedi.
“Hangi vicdanla, hangi duyguyla bu konuyu İstanbul’a ve İstanbul seçimlerine getirdiniz?”
Dün geceden itibaren tek merkezden yönetilen sistematik ve bilinçli bir algı operasyonu ve kara propagandanın başlatıldığını belirten Kurum, “Milletimizi yasa boğan böylesi bir hadise, siyasi bir istismara dönüştürüldü. Masa başında üretilmiş pek çok yalan haber ve tezvirat sağa sola servis edildi. Milletimiz bu kötü niyeti çok iyi biliyor, çok iyi tanıyor. Biz vicdan sahibi herkese soruyoruz? Siz hangi vicdanla, hangi duyguyla bu konuyu İstanbul’a ve İstanbul seçimlerine getirdiniz? Vatandaşlarımızın daha toprağın altında olduğu bir yerde, 85 milyonun gözünün, aklının, kalbinin burada olduğu bir aşamada; bu olayı siyasete alet etmek vicdansızlık, insafsızlık değil de nedir? Hangi insani duyguya, hangi insani erdeme uygundur?” ifadelerini kullandı.
“İnsanımızın canları üzerinden siyasi ikbal peşine düşenleri, milletimizi aldatmaya çalışanları bu millet affetmeyecektir”
Kurum, “İnsanımızın canları üzerinden siyasi ikbal peşine düşenleri, milletimizi aldatmaya çalışanları bu millet affetmeyecektir. Bu millet, bu siyaset simsarlarını, bu algı operasyonlarını boşa çıkaracak, unutmayacak, onları derin vicdanıyla ve ferasetiyle cezalandıracaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Şu anda bizim tek bir gayemiz var. O da canlarımızın bir an önce kurtulmasıdır. Ben tekrar ailelerimize, Erzincan’ımıza, milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>Dünya Bankası Desteğiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda başlatılan, 450 milyon dolarlık ‘Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’ tanıtım ve bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Kayseri Sanayi Odası’nda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcı Dr. Ali Murat Sürekli, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ve TEYDEB Başkan Yardımcısı Alp Eren Yurtseven’in katılımları ile gerçekleştirilen toplantıya sanayiciler büyük ilgi gösterdi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının 1 Ocak 2026 tarihinde tamamen devreye gireceğini belirterek, “Bu düzenleme AB’ye ihracat yapan firmaları doğrudan etkileyecek. Düzenlemeden en fazla etkilenecek illerden biriside Kayseri olacak. Çünkü ihracatımızın yarısını AB ülkelerine yapan bir iliz. Bu nedenle firmalarımızı bu dönüşüme hızlı şekilde hazırlamamız gerekiyor” dedi. Dünya Bankası’nın desteğiyle, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen 450 milyon dolarlık Türkiye Yeşil Sanayi Projesi desteğini çok kıymetli bulduklarını ifade eden Başkan Büyüksimitci; “Bizim üyelerimizin büyük kısmını KOBİ’ler oluşturuyor. Dolayısıyla projenin hem KOSGEB hem de TÜBİTAK ayağındaki destekler için potansiyel yararlanıcı bir kitleye sahibiz. Bu süreçte üyelerimize Oda olarak elimizden gelen desteği vermeye hazırız” diye konuştu. TEYDEB Başkan Yardımcısı Alp Eren Yurtseven ise, yeşil dönüşüm sürecinin kendi içerisinde birçok fırsat barındırdığını ifade ederek; “Ancak bu süreçte sadece olduğumuz yeri koruyabilmek adına hızlı koşmamız, gayret etmemiz gerekiyor. Dünya Bankası’nın desteğiyle, bakanlığımızın yürüttüğü 450 milyon dolarlık destek sizlerin bu çabasına katkı sağlayacaktır. Değişen iş yapma ortamında bu ciddi bir kaynak. Bu kaynaktan sanayicimizin en üst düzeyde istifade etmesi bizimde en büyük amacımız” dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcı Dr. Ali Murat Sürekli, 450 milyon dolar destekli Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’nin 6 yıl süreceğini belirterek; “Bu proje aynı zamanda ekonomik büyümeyi de teşvik edecek. Türk sanayisine yeşil dönüşüm ile sürdürülebilir rekabet etme gücünün yollarını açacak bu projenin hızla hayata geçebilmesi için tüm paydaşlarımızla büyük bir gayret içerisindeyiz. Uluslararası finans kuruluşlarından sanayicilerimizin hizmetine sunmak adına uygun şartlarda kaynak bulma çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu.
Son olarak konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, sanayicileri Türkiye Yeşil Sanayi Projesi çerçevesinde oluşturulan destekten yararlanmaya davet ederek; “450 milyon dolarlık bir dış kaynak finansmanı Türkiye’ye getirilmiş durumda. Bu finansmanın 160 milyon doları GES, 90 milyon doları enerji verimliliği gibi projelerde kullandırılacak. Sanayimizin döngüsel taraftaki dönüşümü bizim için çok mühim. Bu tarafa ağırlık vermeniz sanayimize ve ihracatımıza güç katacaktır. Ekip arkadaşlarımızla birlikte sizlere bu konuda danışmanlık yapmaya hazırız” dedi. Toplantının son bölümünde uzmanlar tarafından katılımcılara proje hakkında detaylı bilgiler verildi. – KAYSERİ
]]>