Balıklar – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 25 Feb 2024 08:00:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Mersin Balığının Neslinin Devamı İçin Sosyal Medya Çalışmaları Yürütülüyor https://www.haber28.com.tr/mersin-baliginin-neslinin-devami-icin-sosyal-medya-calismalari-yurutuluyor/ https://www.haber28.com.tr/mersin-baliginin-neslinin-devami-icin-sosyal-medya-calismalari-yurutuluyor/#respond Sun, 25 Feb 2024 08:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7178 Mersin balığının Karadeniz’deki neslinin devamı için bilimsel çalışmaların yanı sıra sosyal medya üzerinden de farkındalık çalışması yürütülüyor.

Hem biyolojik çeşitlilik hem de ekonomik açıdan çok değerli olan mersin balığı, nesli tükenme tehlikesindeki türler arasında yer alıyor.

Mersin balığı, popülasyonunun artırılması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığına ait istasyonlarda üretilerek Yeşilırmak, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerine salınıyor.

Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği de özellikle sosyal medya üzerinden yaptığı yayınlarla hem toplumu hem de balıkçıları bilinçlendirmeye çalışıyor.

Dernek yöneticileri, tesadüfen ağlara takılan mersin balıklarının tekrar denize salındığı görüntüleri paylaşarak farkındalık oluşturmaya çalışıyor.

Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı da olan Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, AA muhabirine, yaklaşık 20 yıldır mersin balıklarının durumunu takip ettiklerini söyledi.

Gerek bilimsel çalışmalarla gerekse izleme faaliyetleriyle mersin balıklarının durumunun takip edildiğini anlatan Tırıl, balıkçıların bu çalışmalarda kendilerine çok yardımcı olduğunu vurguladı.

Mersin balıklarının varoluş mücadelesi verdiğine işaret eden Tırıl, “Mersin balıkları, 200 milyon yıllık geçmişe sahip. Dinozorlarla aynı dönemlerde yaşamışlar. Dinozorların yaklaşık 60 milyon yıl önce yok olduğu biliniyor ama mersin balıkları günümüze kadar ulaşmış.” dedi.

Karadeniz’deki beş türden ikisinin neslinin tükendiği düşünülüyor

Tırıl, dünyada 27 farklı türü bulunan mersin balığının beş türünün Karadeniz’de yaşadığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Gerek 20 yılı aşkın zamandır yürüttüğümüz çalışmalar gerekse balıkçılarımızın tesadüfen yakaladıkları mersin balıklarının görüntülerini incelediğimizde, 5 türden ikisine şimdiye kadar rastlayamadık. Bu türlerden biri ‘kolan balığı’, diğeri ‘şip balığı’ diye bilinir. Bu iki türün sularımızda maalesef tamamen tükenmiş olabileceğini düşünüyoruz. Yaptığımız çalışmalara göre mersin morinası, karaca mersin ve sivriburun mersin adı verilen diğer üç tür ise sayıları azalmış olsa da halen Karadeniz’de bulunmakta.”

Nesli tükenme tehlikesinde olmasından dolayı Türkiye’de 1997’de alınan kararla mersin balığının avlanmasının tamamen yasaklandığını belirten Tırıl, “Elbette çeşitli balıklar yakalanırken, mersin balıkları da ağlara takılıyor. Mesela hamsiyi çok sever mersin balığı, bu yüzden hamsi avı sırasında yakalanabilirler. Gırgır ve trol ağlarında rastlandığını biliyoruz. Balıkçılarımız tesadüfen yakaladıkları küçük balıkları geri salıyorlar ve çektikleri görüntüleri bize gönderiyorlar. Bu duyarlılığı gösteren balıkçılarımıza çok teşekkür ediyoruz. Aynı duyarlılığı büyük balıklar için de göstermelerini rica ediyoruz. Yeşilırmak, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerimizin denize döküldüğü bölgelerde büyük bireylerin de yakalandığı ve tekrar salındığına dair haberler alıyoruz. Büyük balıkların geri salınması özellikle çok önemli çünkü ancak bu balıklar neslin devamını sağlayabilirler.” diye konuştu.

“Amasya’daki üretim istasyonunda yaklaşık 90 bin mersin balığı üretildi”

Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi olarak Türkiye ve Karadeniz için çok büyük önem taşıyan mersin balığının yok olmaması için çalıştıklarını ifade eden Tırıl, şunları kaydetti:

“Geçmişte Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak projeler yürüttük. 2008-2011 yıllarında Tarım ve Orman Bakanlığı yürütücülüğünde Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından desteklenen projede çalıştık. Bu projede mersin balıklarının yaşama ve üreme alanları incelendi, üretim çalışmaları gerçekleştirildi. Proje kapsamında Amasya’daki üretim istasyonunda yaklaşık 90 bin mersin balığı üretildi. Bu balıklardan 30 bin kadarı ülkemizde mersin balığı yetiştiriciliğinin gelişmesi için balık yetiştiricilerine verildi. Yaklaşık 15 bin yavru mersin balığı ise 5 Mayıs 2011’de Yeşilırmak, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerine salındı. Aradan geçen 12-13 yılda Amasya’daki tesiste balıklar üreme olgunluğuna ulaştı, iki yıldır üretiliyorlar. Yeşilırmak, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerine salınan balıklar da üreme olgunluğuna ulaşmış. Üremek için bu nehirlere geliyor olabilirler. Bu konuda henüz yapılmış bilimsel çalışma olmamakla birlikte tesadüfen avlanan bireyleri izleyerek durumu takip ediyoruz. Bu konuda mutlaka bilimsel çalışmalar yapılmalı ve bu çalışmalar desteklenmeli. Çünkü bu durumun bilimsel olarak değerlendirilmesi ve kayıt altına alınması gerekiyor. 12-13 yıllık süreçte gelinen noktanın tespit edilmesi ve bundan sonraki süreç için planlama yapılması önem taşıyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/mersin-baliginin-neslinin-devami-icin-sosyal-medya-calismalari-yurutuluyor/feed/ 0
Balon balıkları için Nisan ayı uyarısı; Ne hamsi, ne istavrit kalacak https://www.haber28.com.tr/balon-baliklari-icin-nisan-ayi-uyarisi-ne-hamsi-ne-istavrit-kalacak/ https://www.haber28.com.tr/balon-baliklari-icin-nisan-ayi-uyarisi-ne-hamsi-ne-istavrit-kalacak/#respond Wed, 24 Jan 2024 07:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3447

Gökçe KARAKÖSE-Erdi DEMİR/ İSTANBUL, İSTİLACI bir tür olarak denizlerde yer alan ve tüketildiğinde ölüme götüren sonuçlara yol açan balon balığı rotasını Marmara’ya çevirdi. Hidrobiyolog Dr. Erol Kesici, “Bunlar Nisan aylarında, üreme zamanlarında çok tehlikeli olabilmekteler. Yumurtalarının kesinlikle yenilmemesi gerekir. İç organlarının kesinlikle yenilmemesi gerekiyor. Bütün sularımız için tehlikeli çünkü bizim biyogüvenliğimizi tehdit ediyor. Bu türlerle mücadele etmek zorundayız. Yoksa balıklar kalmayacak. Ne hamsi kalacak, ne istavrit kalacak” dedi.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar deniz suyunun ısınmasına neden oldu. Suların ısınmasıyla birlikte Kızıldeniz’den gelerek Akdeniz’e yerleşen istilacı bir tür olan balon balığı, Ege Denizi’nden sonra rotasını Marmara Denizi’ne çevirdi. Son 30 yılda denizlere giren 500’e yakın istilacı türden biri olan balon balığı biyo çeşitliliği de tehdit ediyor. Bu zehirli türle mücadele etmek gerektiğini vurgulayan Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Bilim Danışmanı ve Hidrobiyolog Dr. Erol Kesici, avcılığın da önemine dikkat çekerek “Balon balıkları, kirpi balıkları en tehlikeli olan ve en çok zehre sahip olan balıklar. Biz atıksız bir dünya yaratmak zorundayız. Atıksız bir dünya yaratırsak küresel ısınmayı da önleriz, balon balıklarının böyle istediği yerlere gitmesini de önlemiş oluruz” diye konuştu.

“500’E YAKIN İSTİLACI TÜR VAR”

Kesici, “Son yıllarda bilhassa 2000’den sonra rastladığımız en önemli olaylardan bir tanesi denizlerimizdeki istilacı türler. Bu istilacı türlerin ülkemize giriş nedenlerinin başında elbette suların ısınması geliyor. Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı’nı geçmek suretiyle birçok türler geliyor. Bunun yanı sıra bizim ne yazık ki son 30 yıl içerisinde en az 500’e yakın denizlerimize giren istilacı türler var. Bunlar deniz yosunları, deniz yıldızları, deniz anası ve balık türleri. Bunlar da çok tehlikeli. Bu istilacı balıklar bizim biyolojik sistemlerimizi tehdit eder hale geldi. Son günlerde gündeme gelen balıkların başında balon balıkları var. Dünyanın en zehirli ikinci tür balığı. Ondan sonra sokar balık adını verdiğimiz balıklar var. Bunlar varolan doğal türleri yok ediyorlar ve biyogüvenliğimizi tehdit altına almış oluyorlar” ifadelerini kullandı.

“AKYA TÜRLERİ BU BALIKLARI TÜKETİYORDU”

Dr. Erol Kesici, “Bunların yüzgeçlerinde, derilerinde, bilhassa iç organlarında bulunan tetrodotoksin denilen bir madde var. Bu dünyanın en tehlikeli zehirlerinden bir tanesi eğer siz bu balığın temizlenmesini bilmezseniz, avcılığını bilmezseniz yine aynı şekilde elinizde tutarsanız bu balık insanları zehirleyebiliyor. İyi bir şekilde eğitiminin alınması gerekiyor. Hem avcılıkla hem de yakalanmasıyla ilgili. Güneş balıkları da bu grubun içerisine girmiş oluyor. Akdeniz’de bizim Akya dediğimiz balıklarımız vardı, büyük balıklar. Akya türleri bu balıkları av avcı ilişkisi içerisinde tüketiyorlardı. Deniz kaplumbağalarımız vardı. Deniz kaplumbağalarımız da yine bu güneş balıklarını, sokar balıklarını, balon balıklarını şiddetli şekilde yiyen, hoşlandıkları gıdalarıydı ama bunların türleri azalmaya başladı” şeklinde konuştu.

“NİSAN AYINA DİKKAT; NE HAMSİ, NE İSTAVRİT KALACAK”

Kesici, “Marmara içinde de aynı tehlikeler söz konusu. Bazı ülkelerde vardır, köpek balıklarının sahile doğru gelmesi sonucu plajlara çelik fileler, ağlar örtmek durumundalardır. Balon balığı da aynı tehlike özelliğine sahip. Bugün Akdeniz sahillerinde çok yaygın, Marmara’ya da gelmiş vaziyette. Bunlar Nisan aylarında, üreme zamanlarında çok tehlikeli olabilmekteler. Yumurtalarının kesinlikle yenilmemesi gerekir. İç organlarının kesinlikle yenilmemesi gerekiyor. Bütün sularımız için tehlikeli çünkü bizim biyo güvenliğimizi tehdit ediyor. Bunların girişleri kontrol altına alınabilirdi. Geldikleri yer tek kaynak, Süveyş. Bir nedeni de akvaryumculuk. Akvaryumda bunlar çok güzel görüntü vermekteler, bu balıklar zaman zaman belirli bir süre besleniyor sonra daha sonra sulara bırakıyorlar. İkinci neden de avcılık, avcıların mutlak suretle bu konuda eğitilmesi gerekiyor, bilinçlendirilmesi gerekiyor. Hem kendi sağlıkları için hem de balıkçılığınızın güvence altına alınabilmesi için biz bu türlerle mücadele etmek zorundayız. Yoksa balıklar kalmayacak. Ne hamsi kalacak, ne istavrit kalacak. Ne de diğerleri, zaten yok. Bizim ülkemizde ne yazık ki şu anda satılan balıkların yüzde 70’ine yakını da ithal edilen balıklar” diye konuştu.

“DİP BALIKLARI TEHLİKE ALTINDA”

Kesici, “Koskoca Akdeniz’de, Karadeniz’de, Marmara’da yapabileceğimiz en iyi mücadele yöntemi biyolojik yöntem. Denizlerimizi hem temiz tutmak, hem onları biyolojik çeşitliliğini artırmak, Akya gibi, Akdeniz’de bulunan küçük köpek balıkları onlar bile balon balıklarını iyi bir şekilde yemekteler. Bu tür balıkların sayısının artmasını, biyolojik çeşitliliğin ekosistemin zenginleştirilmesini sağlamamız gerekiyor. Bu balıklar, güneş balıkları dipte daha çok yaşıyorlar. Dipte bulunan bütün dip balıkları tehlike altında. Dil balıkları, balıkların yavruları, istavritin, hamsinin, mezgitin, akla gelen hangi tür varsa bunların hepsi tehlikede. Çünkü bunlar istilacı. Her tarafa yaygın vaziyetteler. Hava sıcaklıklarına bağlı olarak denizin dip tarafında da çok bulunuyorlar, üst taraflara da çıkıyorlar. Alüminyum hatta tenekeyi bile parçalayabilme özelliğinde bu nedenle bütün balıklar tehlikede çünkü bu balıklar her şeyle besleniyorlar” dedi.

“ATIKSIZ BİR DÜNYA YARATMAK ZORUNDAYIZ”

Kesici, “O nedenle biz de Marmara’daki aklımıza gelen bütün balıkların hepsi tehlike altında. Bizim Marmara’daki zenginliğimizi oluşturan hamsi, istavrit, palamut diğer yerlerden göç eden balıklar olsun onların beslenmesiyle ilgili olan diğer küçük balıkları da yiyorlar. Onlar da bu sefer beslenemiyorlar. Bizdeki balık fiyatlarının artışındaki temel nedenlerinden bir tanesi bu. Balon balıkları, kirpi balıkları en tehlikeli olan ve en çok zehre sahip olan balıklar. Biz atıksız bir dünya yaratmak zorundayız. Atıksız bir dünya yaratırsak küresel ısınmayı da önleriz, balon balıklarının böyle istediği yerlere gitmesini de önlemiş oluruz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/balon-baliklari-icin-nisan-ayi-uyarisi-ne-hamsi-ne-istavrit-kalacak/feed/ 0
İstanbul’da zehirli balon balığı alarmı: Rotasını Marmara Denizi’ne çevirdi https://www.haber28.com.tr/istanbulda-zehirli-balon-baligi-alarmi-rotasini-marmara-denizine-cevirdi/ https://www.haber28.com.tr/istanbulda-zehirli-balon-baligi-alarmi-rotasini-marmara-denizine-cevirdi/#respond Mon, 22 Jan 2024 21:48:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3293 İstanbul Su Ürünleri Kooperatifler Birliği Başkanı Erdoğan Kartal, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle Kızıldeniz’den gelip, Akdeniz’e yerleşen zehirli balon balığının Ege Denizi’nden sonra rotasını Marmara Denizi’ne çevirdiğini söyledi.

İklim değişikliğinin denizlere etkisini AA’ya değerlendiren Kartal, derilerinde veya karaciğerlerinde salgıladıkları zehirle insanlar ve diğer balıklar için öldürücü özellik taşıyan balon balığının küresel ısınmanın etkisiyle Hint Okyanusu’nu aşarak, Ege Denizi’ne geldiğini belirtti.

Kartal, bu balığın geldiği ortama hemen adapte olduğunu, işgalci bir tür olarak nitelendirildiğini ifade ederek, Ege’den sonra Marmara’ya yayılma riskinin olduğunu dile getirdi.

Küresel ısınmanın balıkların göç yönlerini değiştirdiğine dikkati çeken Kartal, “Isınma, balıkların boylarının uzunluğunu, üreme kalitesini, hatta rotasını değiştiriyor. Bu nedenle zehirli balon balığını çok kısa sürede Marmara’da, hatta Karadeniz’de görebiliriz. Bu tür çok hızlı ürüyor, zehirli olduğu için etrafındaki balıkların yaşama şansı olmuyor. Balıkçıların ağlarına da çok zarar veriyor.” dedi.

“Mücadele etmek oldukça zor”

Kartal, balon balığının denizlerde çeşitlilik açısından tehlike arz ettiğini, Tarım ve Orman Bakanlığının bunun zararlarını önlemek için kuyruklarını satın aldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“İri olanlarına 12,5 lira ödüyor. 2023’te yaklaşık 15 bin civarında zehirli balon balığı Bakanlığa teslim edildi. Bakanlık, balığı toplatarak üremesini engellemeye çalışıyor. Hızlı üreyen bir tür olduğu için mücadele etmek oldukça zor. Balığın içindeki bir kesede zehir var. Bu zehir, insanları felç ediyor hatta öldürebiliyor. Bu balık asla yenmemeli. Profesyonel bir insan tarafından bu balığın ayıklanması lazım. Hatta hiç yenmese daha iyi, zaten lezzetli bir eti de yok. Hatta yüzerken bile denk gelirseniz uzak durun. Vücudunuzda açık bir yara varsa zarar verebilir. Bu yaz Akdeniz plajlarında görülme olasılığı çok yüksek. Bu vesileyle vatandaşlarımızı uyarmış olalım.”

“Denizlerimizde balıkların boyu eskiye göre oldukça küçüldü”

Kartal, balıkçılık sektörünün yeni yıldan beklentilerini de anlattı.

Bu aylarda en çok hamsinin tezgahlarda yer alması gerektiğini aktaran Kartal, “Ancak eylül ayında Marmara’da hamsi avcılığı başlayınca kış için çok balık kalmadı. Denizlerimizde balıkların boyu eskiye göre oldukça küçüldü. Şu an tezgahlarda olan istavritin de boyu normalin altında kalıyor. O yüzden geçen yıl balıkçılık sektörü açısından iyi bir sezon geçirmedik. Balık fiyatları da oldukça yüksek seyrediyor.” diye konuştu.

Sektör açısından 2023’ün en kötü yıllardan biri olduğunun altını çizen Kartal, palamut, lüfer ile çinekopun istendiği kadar olmadığını söyledi.

“Balık üreme oranları düştü, boyları uzamıyor”

Kartal, bir daha böyle bir sezon yaşamak istemediklerini kaydederek, “Hava koşulları balıkçılığı olumsuz etkiliyor. Eskiden havanın çok soğuk olması sorun olurken şimdi kışların sıcak geçmesi sorun oluyor. İklim değişikliği karada tarımı olumsuz etkilediği gibi denizde de balıkçılığı olumsuz etkiliyor. Balık üreme oranları düştü, boyları uzamıyor. Karadeniz’de 26 derece sıcaklık görmeye başladık.” ifadelerini kullandı.

Bu yıl İstanbullunun balık yerine daha çok tavuk yemeye mecbur kalacağına işaret eden Kartal, şöyle devam etti:

“Hamsi yeme şansları az da olsa var ama hamsi fiyatları da 120 lira civarında. İstanbul’un lüferi biraz yüzünü gösterdi ancak kayda değer bir miktarda değil. Bu yıl lüferden beklentimiz daha fazlaydı. Bu nedenle balıkçılık sektörünün geleceği için başta devlete, biz balıkçılara ve vatandaşa görev düşüyor. En kısa zamanda sektörün sorunlarına ilişkin daha radikal kararlar almamız, sürdürülebilirlik için adımlarımızı hızla atmamız lazım. Kaybettiğimiz har an aleyhimize işliyor.”

“Pazarda ve markette küçük balıkları almayın”

Kartal, her balığa en az bir sefer yumurtlama hakkı verilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Bunun vatandaşın daha ucuza ve bol balık yemesi için önemli olduğuna dikkati çeken Kartal, “Denizleri de kirliliğe karşı korumak gerekiyor. Balıkçıklar aşırı avlanmadan kaçınmalı ve balık boylarına dikkat etmeli. Yasa dışı ve kaçak avcılık balıkçılığın önündeki en büyük sorunlardan biri.” şeklinde konuştu.

Tüketicilere de çağrıda bulunan Kartal, “Pazarda ve markette küçük balıkları almayın. Bu şekilde balıkçılık sektörünü de korumuş olursunuz.” dedi.

“Zehirli balon balığının karaya bile çıkarılması yasak”

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Deval ise balon balıklarının 200’e yakın türünün olduğunu, bunların bir kısmının tatlı bir kısmının ise tuzlu suda yaşadığını söyledi.

Balon balıklarının zehirli olmayan türlerinin de olduğunu ancak zehirlilerin çok büyük tehlike arz ettiğini aktaran Deval, “Bizim sularımızda 8 farklı balon balığı türü var ve Süveyş Kanalı’ndan geliyor. Bunların 4 tanesi zehirli, diğer 4’ünde zehir bulunmuyor. Zehirli türlerde, zehir balığın sadece bir organında değil, kanat, kas, sindirim sistemi ve deri altlarında bile var. O yüzden ‘Balığı çok iyi temizlerim, ondan sonra yerim’ gibi bir hata yapılmamalı. Bu nedenle Bakanlık, balon balığının yakalanıp karaya bile çıkarılmasını yasakladı.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Deval, bu balıkların en zehirli türler arasında önde geldiğini ve Akdeniz çanağında 11 balon balığı türü bulunduğunu belirtti.

Türkiye’de suların giderek ısınmasının balon balığının adaptasyonunu kolaylaştırdığını vurgulayan Deval, şunları kaydetti:

“Süveyş Kanalı’ndan giren bu balıklar önce Hatay ve Mersin’de görüldü. Daha sonra Antalya ve Ege Denizi’ne geçti. Şimdi Marmara ve Karadeniz’e doğru ilerliyor. Aşırı avcılık nedeniyle diğer balık türlerini azalttık ve ortamda sadece bu zehirli balıklar kalmaya başladı. Zehirli balon balıkları diğer balık türlerini yiyor, keskin bir diş yapıları var. Çok fazla ürüyorlar. 1 kiloluk erişkin balon balığının 1 milyon yumurta bıraktığı tahmin ediliyor. Yendiği zaman balığın zehri hemen kendini gösteriyor. Önce insanın dili kuruyor, nefes darlığı, mide bulantısı başlıyor. Müdahale edilemezse yarım saat içinde ölüme neden olabiliyor. Bu nedenle kesinlikle yenmemesi gerekiyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbulda-zehirli-balon-baligi-alarmi-rotasini-marmara-denizine-cevirdi/feed/ 0