CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Genç Türkiye Forumu”nda yaptığı “Balkanlardan geldiğini unutmuş insanlar. ‘Arap, Arapça’ deyince tüyleri diken diken olan yok mu? Bazı insanlar -isimlerini vermeyeyim- ‘Sizleri kovacağız, sizleri göndereceğiz’ diyen, Orta Doğu’dan turistlerin bile gelmesini engelleyecek hareketler yok mu Türkiye’de? Irkçılık bizim dinimizde yasaktır. ‘Irkçılık yapan bizden değildir’ diyor Peygamber efendimiz” açıklamasına tepki gösterdi. Öztürk, şunları söyledi:
“Geçenlerde bir foruma katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Balkanların ve Orta Doğu’ya ilişkin soruya verdiği cevabı defalarca dinledim. Niye defalarca dinledim? Çünkü doğru anlamak için. Bu soruya verdiği cevapta Ali Erbaş’ın Anadolu’yu ve Balkanları Orta Doğu’dan daha geride tuttuğu, hatta daha az sevdiği sonucunu çıkardım. Sayın Erbaş, Osmanlı’dan Orta Doğu’nun kopuşunda bütün sorumlunun Lawrence olduğunu, sanki Arapların Osmanlı’ya karşı savaşıp kendi ülkelerini kurmasının temelinin Lawrence kaynaklı olduğunu anlatmış. Tabii ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ eğitim sistemine, müfredata 76 saat inkılap tarihi, Atatürkçülük dersine 77 saat ayırır; dinle ilgili konulara 572 saat ayıran zihniyetten aslında tarih bilgisi olarak da çok şey beklemek doğru değil.
Buradan Sayın Diyanet İşleri Başkanına Osmanlı’yı ve Balkanları biraz anlatayım istiyorum. Osmanlı bir Balkan ülkesiydi. Osmanlı, Balkanlarda bir imparatorluğa dönüştü ve Balkanları Türk yurdu yapan, ‘Elhamdülillah Türküm’ sözünü tüm Balkan ve Rumeli coğrafyasında yayan ve olgunlaştıran Anadolu’dan giden Evlad-ı Fatihanlardı. Hocam, öncelikle bunu bir kenara koyalım. Osmanlı’nın 1699’dan sonra gerileme döneminde, vatan savunmasının içinde ‘Elhamdülillah Türküm’ diyeler vatanın sınır hattını, 200 yıldan fazla süren savaşlarla tuttular. Balkanlarda doğan, bugünkü senin bildiğin ülkelerin, oradaki milletlerin insanları Osmanlı’dan tek tek koparken bu kopuşu engellemek ve vatanı savunmak için savaşanlar Balkan ve Rumeli Türkleri ve akraba topluluklarıydı.
Bugüne geldiğimizde hala Bosna’da ezan sesi varsa, Balkanlarda ezan sesi, yaklaşık 15 milyon Türk ve Müslüman akraba topluluğu varsa işte bunlar oraları Türk yurdu yapan Balkan ve Rumeli Türkleriydi. Bunlar, kendi ana yurtlarına Osmanlı’nın küçülmesiyle dönmek zorunda kaldılar. Hocam sen eğer bunları Araplardan daha geride tutuyorsan vatanı savunanla, ‘Elhamdülillah Türküm’ diyenlerle, Arap Müslümanlarla bu insanları Osmanlı’ya karşı savaşanlarla bir tutuyorsan benim diyecek bir şeyim yok. Ali Erbaş’ın da tarih bilmediğini, Balkan ve Rumeli Türklerini aslında Anadolu’dan Rumeli’ye giden Evlad-ı Fatihanlar olduğunu buradan Hocamıza bir kez daha hatırlatalım. Unutma Hocam, 200 yıllık vatan savunması sonucunda Misak-ı Milli sınırları dışında kalanlar hala Balkanlar’da var, hala Balkanlar’da Türkler var, hala Balkanlar’da ve Rumeli’de ezan sesi var.”
]]>
Edirne Valisi Yunus Sezer, kentteki bir tesiste düzenlenen ve Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Romanya, Arnavutluk, Kosova, Sırbistan’dan iş insanlarının katıldığı organizasyonun açılışında yaptığı konuşmada, tarih boyunca önemli konuma sahip Edirne’nin aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olduğunu söyledi.
Edirne’nin, Avrupa’ya açılan dört sınır kapısına ev sahipliği yaptığını belirten Sezer, özellikle Kapıkule Sınır Kapısı’nın dünyada en fazla araç ve yolcu sirkülasyonunun olduğu ikinci kapı olarak bilindiğini ifade etti.
Kapıkule’nin, her yıl potansiyelini ortalama yüzde 15 artırdığının altını çizen Sezer, “Bu neyin göstergesi? Bu Avrupa’nın ötesinde ticaretin ve sanayinin ve üretimin çok arttığının göstergesi. Dolayısıyla bizim her yıl kapılarımızda, tır trafiğimizde ve yolcu trafiğinde yüzde 15 bir artış var. Bu da devam edeceğe benziyor. Ticaretin ve sanayinin bu topraklarda giderek artacağını gösteriyor.” dedi.
-“Edirne Balkanlar’la köprü olmaya devam edecek”
Trakya’nın hem tarım faaliyetleri hem de stratejik açıdan önemli bir bölge olduğunu vurgulayan Sezer, Edirne’deki organize sanayi bölgelerinin sayısını artırdıklarını belirtti.
Edirne’nin tarım, sanayi, ticaret, kültür, spor ve diğer alanlarda Balkanlar’la köprü olma vazifesine talip olduğunu dile getiren Sezer, “Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu’nun kuruluş amacı da budur. Edirne’nin, tarihi olarak üstlenmiş olduğu misyonu ete ve kemiğe büründürmeyi amaçlıyoruz. Köprüler sadece Edirne’nin sembolü değil aynı zamanda tüm Balkanlar’ın sembolü. Bu köprüleri biz fiziki olmaktan çıkartıp gönül köprülerine dönüştürmeyi, kalıcı dostlukların inşası için bir vesile olmayı amaçlıyoruz.” diye konuştu.
Sezer, Edirne’nin her alanda kendi potansiyelinin yüzde 10’unu kullandığını bunu yüzde 100’e çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti.
-“Forum fuara dönüşecek”
Sezer, Balkan İş Forumu’nu kalıcı hale getirmek amacıyla yaklaşık 2 bin iş insanının katılacağı bir fuar düzenleyeceklerini söyledi.
Balkanlı iş insanlarının sanayi ve ticaretle ilgili yapacağı işlemlerde Edirne’nin bürokrasiyi üslenmeye talip olduğunu aktaran Sezer, şöyle devam etti:
“Bir kapı olmaya, bir nokta olmaya talibiz. Gelen insanlar, gelen iş insanlarının hepsi bir muhatap bulsunlar ve kendileri adına bütün iş süreçlerini biz takip edelim. Bütün bürokratik işlemleri biz takip edelim. Biz buna talibiz. Biz aynı zamanda kadim şehir Edirne’de şuna talibiz, güven ortamını sağlamaya talibiz. Güven ortamı dediğimiz şudur. İş insanlarının güvenli platformlarda bir araya gelmesi, birbirlerini tanıması dolayısıyla kuracakları birlikteliklerin de kalıcı olması ve güven ilişkilerinin sağlam temelleri üzerinde yürümesine talibiz.”
Vali Sezer, organizasyonun düzenlenmesinde Türkiye’nin Balkan ülkelerinde görev yapan büyükelçilerinin de çok katkıları olduğunu ifade ederek, büyükelçilere teşekkür etti.
Diğer konuşmacılar
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın da Edirne’nin, tarih boyunca farklı kültürlerin, inançların ve etnik grupların kardeşçe yaşadığı bir kent olarak bilindiğini belirtti.
Edirne’nin, kendini Balkanlar’ın ayrılmaz bir parçası olarak gören bir şehir olduğunu ifade eden Akın, “Edirne’mizin bu yönü hiç kuşku yok ki yine Balkan coğrafyası ile kökleri geçmişe dayanan komşuluk, dostluk ve bazı ülkelerle sağlanan müttefiklik bağlarıyla da güçlü bir şekilde desteklenmektedir. Tüm bunların sonucunda geçmişten gelen bu kıymetli mirası geleceğe taşımak, var olan dayanışma ve işbirliğini daha da artırmak önemli bir sorumluluğumuzdur.” dedi.
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sezai Irmak da bölgedeki iş insanlarının Balkanlar’da yeni pazarlar açılması ve karşılıklı ticari faaliyetlerde bulunmak için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerini söyledi.
Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin ve Türkiye Bulgaristan İş Konseyi Başkanı Mustafa Sarıbekir de konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından katılımcılara “Trakya İş ve Yatırım Fırsatları” sunumu gerçekleşecek, ardından ikili iş görüşmelerine geçilecek.
Balkan İş Forumu yarın sona erecek.
]]>Selimiye Gölgesinde Edirne-Balkan Buluşması İftar Programı, Balkan Senfoni Orkestrası ile Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müziği Topluluğu’nun ilahilerden oluşan konseriyle başladı. Konserde Güzel Sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı da ilahi söyledi.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle devam eden programda ezan okunmasıyla 5 bin kişi birlikte iftar yaptı.
-“Selimiye’nin gölgesinde iftar açmanın mutluluğunu yaşıyoruz”
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, programda yaptığı konuşmada, Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye’nin gölgesinde iftar açmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
İftar sevincini hep birlikte yaşadıklarını belirten Erbaş, ramazanın birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşma ayı olduğunu ifade etti.
İslam medeniyetinin sevgi, saygı ve sadakat medeniyeti olduğunu belirten Erbaş, şunları kaydetti:
“Bizim medeniyetimiz inançları, kültürleri, renkleri farklı olmasına rağmen çok farklı özelliklere sahip olan insanlarla bir arada barış içerisinde yaşama tecrübesini dünyaya tanıtan bir medeniyet. İşte burası, işte Balkanlar bu tecrübenin yaşandığı en önemli bölgelerden birisi. Şu anda onun bir örneğini yaşıyoruz burada.
Ne mutlu bize ki, böyle bir medeniyetin mensuplarıyız. İnancı, mezhebi, ırkı, dili ne olursa olsun birlikte yaşama tecrübesi, bizim bütün dünyaya örnek gösterebileceğimiz, tarihimize baktığımız zaman bizim için mutluluk verici bir konu. Edirne tarihinde, ramazan ayında hem ülkemizin çeşitli yerlerinden hem Balkan şehirlerinden binlerce kardeşimizle çok saygı duyduğumuz misafirlerimizle bizleri buluşturan Sayın Valime çok teşekkür ediyorum.”
-“Birbirimize karşı dürüst, sadık ve sadakatli olacağız”
Erbaş, bir arada huzur içinde yaşanması için toplumda sevgi ve saygının geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.
İnançlara ve kültürlere karşılıklı saygı içinde yaşanması tavsiyesinde bulunan Erbaş, “Bu saygı olmadan biz nasıl barış içinde yaşarız. Birbirimize karşı dürüst, sadık ve sadakatli olacağız. Sadakat olmazsa birbirimize nasıl güveniriz. Bizim Peygamberimizin isminin devamında ‘Emin’ var. Peygamberlikten önce aldığı bir isim. Mekkeliler Peygamber Efendimize ‘Muhammed’ül Emin’ demiş. Yani güvenilen Muhammed, emin Muhammed.” diye konuştu.
Erbaş, sevgi, saygı, sadakat ve sabırla hareket edilmesi halinde insanlığın selamete ulaşacağını kaydetti.
“Edirne’de tarihi bir an yaşandı”
Edirne Valisi Yunus Sezer de manevi duyguların artığı ramazan ayında Türkiye’yi Avrupa’ya, Avrupa’yı da Asya’ya bağlayan yolların, sınırların, nehirlerin, kültürlerin kesiştiği, buluştuğu ve kucaklaştığı kavşak noktası olan Edirne’de tarihi bir anın yaşandığını söyledi.
Edirne Valiliğinin Balkanlar’da kardeş şehirlerde iftarlar gerçekleştirdiğini ifade eden Sezer, “İftarlarımızı, bu gece siz çok kıymetli misafirlerimizle, yine Balkanlar’dan gelen kardeşlerimizle dostlarımızla, soydaşlarımızla ramazanın bereketiyle gönül, dostluk ve kardeşlik bağlarımızı, Edirne’mizde bu güzel iftarımızla taçlandırmaktayız.” dedi.
-“Her dinden, her milletten, her kültürden insanımızı iftarda buluşturduk”
Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu’yla Balkan şehirlerini buluşturarak önemli adımlar atmak istediklerini aktaran Sezer, şunları kaydetti:
“Bugün burada her dinden, her milletten, her kültürden insanımızı iftar soframızda buluşturduk. Bu birliktelik Balkan coğrafyasının zenginliğinin bir yansımasıdır. Bulgaristan, Kuzey Makedonya ve Yunanistan’da 9 şehrimizde iftar programları gerçekleştirdik.
Edirne iftarımızda da tüm Balkanlardaki soydaşlarımızla bir araya geldik. Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu’yla tarihten ve kültürümüzden gelen kardeşliğimizi pekiştirmek, ilişkilerimizi güçlendirmek amacıyla dış ticaret ve yatırım, turizm, kültür ve sanat, tarım, eğitim, gençlik ve spor, yerel yönetimler ve STK’lar, doğal afet ve insani yardım gibi konularda ciddi çalışmalar yürütüyoruz.”
Vali Sezer, hedefin sınırları aşan dostlukları, kardeşliği pekiştirerek ortak bir geleceği hep birlikte inşa etmek olduğunu vurguladı.
-“Sevinçte ve kederde beraberiz”
Balkanlardaki kardeş şehirlerin yüreklerindekini hissettiklerini aktaran Sezer, şöyle devam etti:
“Sevinçte ve kederde beraberiz. Depremde ilk koşan komşularımız oldu. Bu nedenle bizler bu toplantıları ve buluşmaları çok önemsiyor. Bu vesileyle ramazan ayı boyunca eşsiz misafirperverlikleriyle bizleri şehirlerinde ağırlayan Valilerimiz ve Belediye Başkanlarımıza, kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum.
Davetimize icabet ederek Balkanlardan ilimize teşrif eden tüm misafirlerimize Edirneli hemşerilerimiz adına tekrar hoş geldiniz diyor, şükranlarımı arz ediyorum. Şimdiden kadir gecenizi ve bayramınızı tebrik ediyor, bayramın tüm insanlığa huzur barış ve kardeşlik getirmesini diliyorum.”
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkanı Abdullah Eren de Osmanlı’ya başkentlik yapan Edirne’nin Balkanlar’ın en önemli şehirlerinden biri olduğunu ifade etti.
YTB olarak Balkan coğrafyasındaki soydaşlara gerekli desteği verdiklerini anlatan Eren, “Balkanlar’ın dört bir tarafından öğrenci kardeşlerimizi Türkiye’de ağırlıyor ve misafir ediyoruz. Her sene 50’den fazla eğitim, kültür ve sosyal içerikli projeyi Balkan ülkelerindeki paydaşlarımızla faaliyet geçiriyoruz.” dedi.
İftar programında Edirne Valisi Yunus Sezer’in talimatıyla kurulan Edirne Emel Özgür Subaşıay Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Edirne Serhat Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinden oluşan semazen grubu gösteri sundu.
İftar programına Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Kırklareli Valisi Birol Ekici, Bulgarsitan Filibe Valisi İliya Zümbülev, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Dışişleri Bakanlığı Edirne Temsilcisi Büyükelçi Murat Ahmet Yörük, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkan İsmail Kaşdemir, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren, Maarif Vakfı Başkanı Birol Akgün, Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Abdullah Kutalmış Yazgan, Türkiye’nin Burgas Başkonsolosu Tolga Orkun, Türkiye’nin Filibe Başkonsolosu Korhan Küngerü, Hırvatistan’ın İstanbul Başkonsolosu Ivana Zerec, Bulgaristan’ın Edirne Başkonsolosu Borislav Dimitrov, Romanya’nın İstanbul Başkonsolosu Madalina Dinu, Kuzey Makedonya İstanbul Başkonsolosu İdris Fazlıoski, Bulgaristan Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı Filiz Hüsmenova, İstanbul Müftüsü Safi Arpaguş, Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş Hacı, Bulgaristan Yüksek İslam Şurası Başkanı Vedat Ahmed, Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa, Karadağ İslam Birliği Başkanı Rifat Feyziç, Sırbistan İslam Birliği Riyaseti Başkanı Senad Halitoviç, Arnavutluk Elbasan Toplum Lideri Ardit Selmani, Bulgar Ekzarhlığı Kilisesi Vakfı Başkanı Dimitri Yotef, Batı Trakya Türkleri merhum lideri Dr. Sadık Ahmet’in eşi ve Dostluk Eşitlik Barış Partisi Onursal Başkanı Işık Sadık Ahmet ve ailesi, Dünya İş Konseyi Başkanı Bekir Turan, Dünya Türk İş Konseyi Başkanı Levent Sadık Ahmet, Balkanlar ve Edirne’den vatandaşlar katıldı.
]]>Kurum, Bahçelievler Kongre Merkezi’nde düzenlenen Rumeli Balkan İftar Sofrası’nda yaptığı konuşmada, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde yüz binlerce İstanbullu kardeşleriyle buluşup kucaklaştıklarını söyledi.
Osmanlı’nın bir çınar gibi büyüdüğü Balkanlar’ın her zaman ana vatan olduğunu belirten Kurum, “Bu yüzden Türkiye ve Balkanlar ayrılmaz bir bütündür. Bizim Balkanlar’la ortak tarihimiz, mazimiz var.” diye konuştu.
Kurum, yıllarca Arnavutluk’tan Kosova’ya, Bosna Hersek’e kadar birçok bölgede çok büyük acılar yaşandığını dile getirerek, “Bosna’da 250 binden fazla kardeşimiz, gencimiz, evladımız şehit oldu. O yıllarda Boşnak kardeşlerimiz çok ağır baskılar ve zulümler gördüler, soykırıma uğradılar. Kanaat önderleri, hocalar, alimler, siyasetçiler hapse atıldı. Yüz binlerce insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. İşte bugün aramızda bulunan Bilge Kral Aliya’nın dava ve yol arkadaşları bunun en yakın şahidi.” ifadelerini kullandı.
“Balkanlar’ın, Rumeli’nin, Trakya’nın, Boşnakların, Arnavutların, Kosovalıların, Pomakların kaderini bir, beraber görüyoruz” diyen Kurum, şöyle devam etti:
“O yüzden acınız acımız, kederiniz kederimiz, kaderiniz bizim kaderimizdir. Merhum Aliya da vefat etmeden önce Cumhurbaşkanımıza, ‘Bu topraklar Evlad-ı Fatihan’dır, bu yüzden bu topraklar size emanet.’ demiştir. Evet, bu topraklar bize emanettir. Bu topraklar Türkiye’ye emanettir. Biz bu emanete sonuna kadar sahip çıkacağız. Onun için İstanbul Üsküp’tür, İstanbul Saraybosna’dır, İstanbul Gümülcine’dir, İskeçe’dir. İstanbul, tüm Balkanlar’ın özetidir. Burası hepimizin ana vatanıdır. Biz hepimiz, burada büyüdük, burada kızımızı gelin ettik, oğlumuzu burada askere gönderdik, acılarımızı, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı hep burada yaşadık, burada paylaştık.”
“İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceğiz”
Kurum, İstanbul’un şehremini olmak için yola çıktıklarını, İstanbul’a hizmetkar olmak için yollarda olduklarını kaydetti.
Mevcut İBB yönetiminin 5 yılda hiçbir şey yapmadığı gibi, kendi projelerini eleştirdiğinin altını çizen Kurum, “Sen kendi genel başkanını devirmek için gizli gizli toplantılar yaparken, biz İstanbul’da 365 milyar liralık yatırım yapıyorduk. Sen cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olup İstanbul’u kaderine terk ederken, biz asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutumuzun temellerini atıyorduk. Biz İstanbul’umuzu asla ve asla kaderine terk etmeyeceğiz, milletimizin her anında hep yanında olacağız. Bu söz, onların verip de tutmadıkları, hatırlamadıkları sözlere benzemez. Bu söz Murat Kurum sözüdür, bu söz Recep Tayyip Erdoğan sözüdür.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurum, bugün İstanbul’un, ihmalkarlığın elinde huzursuz ve mutsuz olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Geride bıraktığımız 5 yılda İstanbul, liyakatsizliğin kurbanı oldu, beceriksizliğe mahkum edildi. ‘Bu şehri depreme hazırlayacağız.’ dediler, tek bir çivi çakmadılar. Reklama, algıya ayırdıkları bütçeyi depreme ayırmadılar. ‘Ulaşım sorununu çözeceğiz.’ dediler, tam bir çileye dönüştürdüler. Kendi partilerini dizayn etmek için balya balya paralarla İstanbul’un kaynaklarını çarçur ettiler. İstanbul’un kaynaklarını, ‘Yetimin hakkıdır.’ demeden kendi ikballeri için dağıttılar. Yetmedi, ‘İsrafı bitirdik.’ dediler, en büyük israfı yaptılar. İstanbullu hemşehrilerimizi ötekileştirdiler. Kadınlarımıza karşı bile ev hanımı-çalışan kadın ayrımcılığı yaptılar. Binlerce kadın emekçimizin ekmeğiyle oynadılar, işlerine son verdiler. Siz hiç endişe etmeyin, biz onların savurduğu paraları İstanbul’un projelerinde kullanacağız. Onların siyasi kariyeri için ayırdıkları kaynakları, reklama verdikleri paraları biz İstanbul’a harcayacağız. İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceğiz. Sandık milletin mahkemesidir, sandık günü hesap günüdür. 31 Mart’ta sandık gelecek, sandıkta hep beraber hesap kesilecek.”
Programa, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, bazı milletvekilleri ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bursa ziyaretinde Merinos Atatürk ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Rumeli-Balkan Türkleri iftar programına katıldı. Konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek başlayan Bakan Fidan, “Biz Balkan Türklüğü, Balkan Müslümanlığı gibi dimdik ayakta, Türkiye var oldukça, sizler Balkanlar’ın, Rumeli’nin dört bir yanındaki kardeşlerimiz var oldukça hep birlikte dimdik ayakta kalacağız. Memleketimiz de, medeniyetimiz de dimdik ayakta kalacak. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yola çıkarken sınırlarımızın ötesindeki soydaşlarımıza ve din kardeşlerimize de destek olmayı temel öncelik olarak belirledik. Bu doğrultuda son 21 yılda yardım ve desteği konusundaki milli kapasitemizi her alanda güçlendirdik, yaygınlaştırdık ve kurumsallaştırdık. Bugün itibarıyla devletimiz gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimiz neye ihtiyaç duyarsa, hemen gereğini yapabilecek duruma geldik. 21 yıldır tüm görevlerimde bu sürece katkı sunmaktan büyük bir onur duydum. Bugün şu anda bu salonda aramızda bulunan birçok arkadaşımızla bu uzun yolculuktan hep birlikte Balkan Türklerine hizmet etmenin derin mutluluğunu yaşadım. Şimdi ise bu misyona katkıyı Dışişleri Bakanı olarak da sürdürmekteyim. Görevler değişir ama tabii dava baki kalır. Hiç endişeniz olmasın. Balkanlar ve Rumeli her zaman önceliklerimiz arasında yer alacaklar. Devlet olarak bölgemize dair çalışmaları yürütürken sivil toplum kuruluşlarımızda el ele veriyoruz” dedi.
“Bursa Büyükşehir Belediyesi Balkanlar’da da sorumluluk üstlenen stratejik bir aktör haline gelmiş durumdadır”
Bursa’daki yerel yönetimin STK’lar ile iş birliği yaparak Balkanlar’da örnek faaliyetlere imza attığını kaydeden Fidan, “Bursa Valiliği ile belediyeleriyle, Bal-Göç başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ve dernekleriyle, iş insanlarıyla, gönüllüleriyle Balkanlar’da büyük hayırlı işlere imza atıyor. Tarihi eserlerimizin restorasyonunda yeni cami ve mescit inşasına zor durumdaki kardeşlerimize el uzatmaktan toplu iftarlara nice hayırlı işlerde Bursalı kardeşlerimizin hem ön safta oluruz. Bu hususta örnek faaliyetleriyle dikkati çeken Bursa Büyükşehir Belediyemizi yürekten kutluyorum. Ali Nur başkanımızın liderliğindeki belediyemizin sorumluluklarını en iyi şekilde yerinde görmek hakikaten bizler için gurur verici. Bugünkü ziyaretimde de buna bir kez daha şahit olma imkanım oldu. Belediyemiz şehirdeki güzel icraatlarına ilaveten bir yandan da kardeşlerimize destek olmaya devam ediyor. Bu yüzden Bursa Büyükşehir Belediyesi sadece yerel düzeyde değil Balkanlar’da da sorumluluk üstlenen stratejik bir aktör haline gelmiş durumdadır. Ali Nur başkanımızın sizlerin de desteğiyle inşallah yeniden seçilerek bir dönem daha bu kutlu göreve devam edeceğine inanıyorum. Önümüzdeki dönemde çok daha büyük hizmetlere ve hayırlara imza atacağına inanıyorum. Bu noktada ilçe belediyelerimize ve güzel hizmetlerinden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Kim soydaşlarımıza, din kardeşlerimize omuz, davamıza destek veriyorsa, taş üstüne taş koyuyorsa Allah ondan razı olsun” şeklinde konuştu.
“Filistinli kardeşlerimizi asla ve asla yalnız bırakmayacağız”
Filistin’de yaşanan savaşın sona ermesi için çalışmaların devam ettiğini ifade eden Fidan, “Dünyamızın ve bölgemizin nereye gittiğini iyi ve doğru okumamız gerekiyor. Milli menfaatlerimizi korumanın yolu gidişatı iyi ve doğru okumaktan geçiyor. Dünya dört bir yanında soydaşlarımıza gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimize gerçek manada sahip çıkmanın yolu da buradan geçiyor. Dünyada jeopolitik rekabetin yanı sıra krizlerin, çatışmaların da arttığını görmekteyiz. Kuzeyimize ve güneyimizde savaşlar var. Ukrayna savaşı neredeyse üçüncü yılına girdi. İsrail mezalimi Gazze’de daha sadece uluslararası hukuku değil tüm insani değerleri ayaklar altına almaya devam ediyor. Yaşananlar sadece Gazze’yle sınırlı değil, Batı Şeria’da da yerleşimci terörüyle Filistinli kardeşlerimizin toprakları gasp ediliyor. Biz Türkiye olarak bu zalimliğin son bulması için her düzeyde var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Filistinli kardeşlerimizi asla ve asla yalnız bırakmayacağız” diye konuştu.
“Balkan ülkeleri bölge halklarının ortak çıkarlarını temel öncelik olarak kabul ediyoruz”
Balkan ülkeleri ile temaslarında Türkiye’nin güvenilir bir ülke olarak görüldüğünü ifade eden Fidan, “Somut olarak baktığımızda Bosna Hersek’teki ayrılıkçı söylemler ve Kosova-Sırbistan gerginliği endişeleri arttırmakta. Bu zorlu dönemde aktif dış politika izlemek, soğukkanlı davranmak ve ayrım gözetmeden bütün kesimleri kucaklamak gerekiyor. Böyle bir diplomasi yürütebilen tek bir ülke, tek bir lider var, Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan. Balkanlar’da her ülkeyle kurduğumuz kanallarda her düzeydeki yoğun temas trafiğinde şunu görüyoruz; Türkiye güvenilen bir devlet. İstikrar, barış ve refah odağı olarak görülen bir devlet. Biz ilişkilerimizi karşılıklı güven temelinde yürütüyoruz. Her ülkeyle ikili iş birliğimizi en üst seviyelere çıkarmak için durmaksızın çaba harcıyoruz. Bugün bölge ülkelerinin birçoğuyla stratejik ortaklık tesis etmiş durumdayız. Güneydoğu Avrupa ülkeleri işbirliği süreci, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlar bu vizyonu birer parçası. Bu çok taraflı girişimler çok kıymetli bir katkı sağladı; o da bölgesel sahiplenme kültürünün gelişmesi. Türkiye’nin yaklaşımının diğer aktörlerden farkı işte tam da burada. Biz Balkanların, Rumeli’nin bölge halklarının ortak çıkarlarının temel öncelik olarak kabul ediyoruz. Bölgemizde gerginlik istemiyoruz. Sorun gördüğümüzde hemen devreye girerek arabuluculuk yapıyoruz. Balkanların kalbinde yer alan Bosna Hersek bu bakımdan çok iyi bir örnektir. Bu ülkede istikrar, barış ve huzur tüm Balkanlar, tüm Avrupa için stratejik önem taşımakta. Bu nedenle ister ülke için olsun, ister ülke dışı olsun, tüm kesimlere Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğünü hedef alan tek taraflı eylem ve söylemlerden kaçınma çağrısı yapıyoruz. Sadece çağrı yapmakla kalmıyor bütün sahada aktif bir tutumla destekliyoruz. Kosova-Sırbistan gerginliğini yine büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Her iki ülkenin de güvendiği bir devlet olarak, Belgrad-Priştine sürecine tam destek vermekteyiz. Büyük bir mutlulukla söylemek isterim ki ekim ayından bu yana üstlendiğimiz NATO Kosova Gücü Komutanlığımız sahada hemen çok büyük bir fark oluşturdu. Komutanlığımızın gerek Kosova gerek Sırbistan makamlarıyla tesis ettiği güven ilişkisi sayesinde huzur ve güvenlik çok şükür tesis edildi. Bu koşulların sürmesini ümit ediyoruz. Biz üzerimize düşen her katkıyı vermeye devam edeceğiz” dedi.
“Türkiye olarak dostlarımızla iş birliği içinde bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz”
Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile işbirliğini istemeyenlere seslenen Fidan, “Barış ve güvenlik olmayınca ne büyük acılar yaşadığımızı en iyi bizler biliyoruz. Bunun için kendi söküğümüzü yine kendimiz dikiyoruz. Dışarıdan dikte edilen ve bu bölgenin gerçeklerine uygun olmayan politikaların sonuçları ortada. Bu politikalar sadece ve sadece çatışmalar ve krizler oluşturdu. Sanki daha dün tarifsiz acılar, katliamlar yaşanmamış gibi bugün hala aynı politikalarda diretenler var. Biz her kesimin güvenine sahip bir bölge ülkesi olarak bu yanlışları dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Biz doğruları söyledikçe doğru politikalar uyguladıkça bu defa Türkiye’yi bir rakip hatta hasım gibi görenler ortaya çıkıyor. Batı Balkanlar gibi tarihten kopup arazi kategoriler bu yüzden icat ediliyor. Böyle yöntemlerle Türkiye’yi Balkanlardan kopartabileceğini düşünenlere açık ve net bir mesajımız var. Bugün Balkanlar’da 30 önceki gibi acılar artık yaşanmıyorsa bu Türkiye sayesindedir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü Türkiye’nin bölgede izlediği barışçı ve yapıcı politikalar sayesindedir. Türkiye’yi hasım gibi görenlere şunu çok açık bir şekilde söylüyoruz, sizin stratejik vizyonsuzluğunuzun vebalini bölge ülkeleri olarak artık biz çekmeyeceğiz. Türkiye olarak dostlarımızla iş birliği içinde bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz, içiniz rahat olsun. Biz devlet olarak bütün alıp stratejimizi bu vizyonla oluşturuyoruz. Bu yolda sizlere de büyük sorumluluklar düşüyor. Sizler Balkanlar’dan ve Rumeli’den kopmadığınız sürece hiçbir güç Türkiye’yi Evlad-ı Fatihan’dan ve bölgedeki kardeşlerimizden asla kopartamayacaktır” şeklinde konuştu.
Programa Bakan Fidan’ın yanı sıra Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tekin Aktemur, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Feridun Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Başkanı Naci Çağlar, ilçe belediye başkanları ve Rumeli-Balkan dernekleri temsilcileri katıldı. – BURSA
]]>AK Parti İzmir İl Başkanlığı ev sahipliğinde Balkan Göçmenleri ile İftar Yemeği etkinliğinde, AK Partili kurmaylar Balkan Göçmeni vatandaşlar ile buluştu. İzmir İktisat Kongresi Binası’nda gerçekleşen etkinliğe, ev sahibi AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, AK Parti Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, Eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sadık Ahmet’in eşi Işık Sadık Ahmet ve milletvekillerinin yanı sıra sivil toplum üyesi temsilcileri ve Balkan Göçmeni vatandaşlar katıldı.
“İzmir için hayalimiz var”
Balkan Göçmenleri ile iftar yemeğinde konuşan AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Hamza Dağ, “İzmir için hayalimiz var. İstiyoruz ki bu hayale yürürken sizin de desteğinizi hissedelim. 31 Mart’ta hayalimize giden yolda bize omuz verin. Bu omuz, yalnızca Hamza Dağ’a verilmiş bir destek olmayacaktır. İnşallah sizlerin bize vereceğiniz destek; Trafik çilesinden kurtulmuş bir şehre, Masmavi, tertemiz, güzel kokan bir körfeze, tüm ilçelerinde yeni bir vizyonu yaşayan, ışıldayan Eşsiz İzmir’e verilecek bir destek olacaktır” dedi. Dağ, daha sonra İzmirliler için hazırladıkları projelerden de bahsetti.
“Balkan Türkleri gibi çalışıp, projeleri hayat geçireceğiz”
“Biz, Balkan Türk’ü neyi ifade eder iyi biliriz. Güveni, iradeyi, çalışkanlığı, vatana hasret çekmeyi ifade eder” diyen Dağ, “Tüm benzerliklerimiz ve farklılıklarımızla biz birbirimizi tanırız. Yıllardır durmadık çalıştık İzmir’in sokaklarını adım adım arşınladık. Bu yıllar boyunca İzmir’imizi daha güzel ve yaşanabilir bir şehir yapma yolunda elimizden gelen gayreti gösterdik. Tıpkı sizin atalarınızın yaptığı gibi. Olduğumuz yer vatanımızdır diyerek vatanımıza borcumuzu ödemeye çalıştık. Bugün hayır niyetle bir yola çıktık. Eşsiz İzmir’imize yeni bir vizyon kazandırmak, İzmirlilere hak ettikleri hizmeti verebilmek için Büyükşehir adayı oldum. Biz de inşallah muhacırlar gibi yorulmadan ve yılmadan çalışacağız” sözlerine yer verdi.
“Bu hikayeyi herkese anlatmalıyız”
Programda konuşma yapan eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise, “Ben Balkan kimliğimle her zaman gurur duydum ve gurur duymaya da devam edeceğim. Bir taraftan bizim için her zaman çok güzel hatıralar barındırırken, diğer taraftan yüz yıl geçmiş olmasına rağmen çok büyük travmalar da var. Balkanlarda yaşayan, Balkanlardan göçen herkesin acıklı bir hikayesi var. Ama bu hikayeyi herkese anlatmalıyız. Travmadan da bir yandan kurtulmalıyız ama bu hikayeyi de canlı tutmalıyız. Ayrıca 10 gün içerisinde de seçim var. Hamza Dağ’ın da eşi Balkan göçmeni; eniştemize destek istiyorum. Bir kardeşiniz olarak destek istiyorum. İlçelerde çok güzel, çok yakışıklı Balkan Göçmeni adaylarımız var. Balkan Göçmeni olmasa da mutlaka akrabalarda olanlar var. Bunların hepsine destek istiyorum. Bizim bir ve beraber olmamız lazım. Bu hikayeyi ayakta tutmamız lazım” diye konuştu.
“Balkanlardan vatan haini çıkmaz”
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da, “Balkanlardan sağcı çıkar, solcu çıkar ama asla vatan haini çıkmaz. Bir hırkayla, aylarca, günlerce, her türlü sıkıntıyla; mübadele öncesinde de mübadele döneminde de birçok Balkan kardeşimiz Anadolu topraklarına teşrif ettiler. Türkiye Cumhuriyeti son 22 yıldır Balkan kardeşlerimizin, orada kalanların yanında sapasağlam durmakta. Çanakkale Savaşı’nda 20 bin Balkanlı gencimiz Çanakkale’ye geldi. Bundan sadece 3 bin tanesi gazi olarak geri döndü. 17 bin tanesi Gelibolu’da ve Çanakkale’de şehit olarak yatıyor” açıklamasında bulundu.
“İnşallah Türk, güçlü olur, birlik olur”
MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin ise, “Gazze’de Müslümana bisküvi atıyorlar ölsün diye Yahudi’ye bomba atıyorlar öldürsün diye. Türk uyanmadıkça bu zulümler bitmeyecek. Türkler ayağa kalkmalı. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında inşallah Türk güçlü olur, bir ve birlik olur, bu zulümlerin tamamından kurtulur” ifadelerini kullandı.
Programın sonunda Batı Trakya Türklerinin hak ve özgürlük mücadelesinin lideri olan Doktor Sadık Ahmet’in hayat hikayesini konu eden Sadık Ahmet Filmi gösterimi gerçekleşti. – İZMİR
]]>Balkan Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BALKANTÜRKSİAD) tarafından gerçekleştirilen 31. Sinerji Toplantısı’na katılan Bozay, burada yaptığı konuşmada, pandemi döneminde BALKANTÜRKSİAD üyeleriyle çevrimiçi ortamda bir araya geldiğini hatırlattı.
O toplantıda pandeminin ardından “ikiz dönüşüm” diye bir dönüşümün başlayacağını söylediğini aktaran Bozay, “Yeşil dönüşüm ve dijitalleşme. Bu dönüşümde Türkiye’nin yerini alması lazım. BALKANTÜRKSİAD olarak bu bilinci, bu farkındalığı nasıl yaratırız? Çalışmalarımızı buna yoğunlaştırmamız lazım.” dedi.
Bozay, artık firmaların bu dönüşümde neler yapılması gerektiği konularına öncelik verdiğini belirterek, “Yeşil dönüşümde doğanın finansallaştırılmasında kim daha iyi işi yapacaksa ön plana geçecek. Bunu da hani bir komplo teorisiyle değerlendirmememiz gerekiyor. İyi bir ekip oyunu yaparsanız, iyi bir strateji geliştirirseniz bu dönüşümde ileriye gideceksiniz. Dünya büyük bir değişim gösteriyor.” diye konuştu.
“İkinci yüzyılımızda ülkemizi gerektiği yere taşıyacağız”
Dünyada yaşanan savaşlara değinen Bozay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yukarıda korkunç bir savaş var. Aşağıda müthiş bir mezalim var Gazze’de, hiçbir zaman görmediğimiz. Biz burada bu şekilde rahat rahat oturarak konuşuyorsak bunu Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal ve mesai arkadaşlarına ve şu anda biz burada otururken sınırlarımızda, içeride ve dışarıda güvenliğimizi sağlayan güvenlik güçlerimize ve Silahlı Kuvvetlerimize borçluyuz. Bunun da kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü dünya öyle bir aşamaya gidiyor ki inanın böyle bir varoluş üzerinden giden bir ekonomik ve siyasi mücadele var. Biz ikinci yüzyılımızda bu mücadelede el birliğiyle, sinerjiyle ülkemizi gerektiği yere taşıyacağız.”
“Asıl yapmamız gereken iç üretimimizi birleştirip ileriye taşımak”
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır” sözünü hatırlatan Bozay, şöyle devam etti:
“Şimdi biz bunu değiştirdik. Bunu Bursa da değiştirdi. Şimdi ne diyoruz? ‘Hatt-ı girişimcilik yoktur, sath-ı girişimcilik vardır’. BALKANTÜRKSİAD üyeleriyle Polonya’ya birlikte gideceğiz. Yani sathı bir girişimin içine girmemiz gerekiyor. Vizeden bahsedildi. Vizenin zorlukları var ama biz burada civa taktiği güdeceğiz. Nereden akıyorsak o tarafa gideceğiz. Asıl yapmamız gereken el birliğiyle iç üretimimizi birleştirip ileriye taşımak.”
Bozay, ilerleyen dönemde yenilenebilir enerji başta olmak üzere hidrojen üretimi ve küçük ölçekli nükleer reaktörlerin gündeme geleceğine dikkati çekti.
Türkiye’nin Balkanların parçası olduğunu dile getiren Bozay, bu nedenle BALKANTÜRKSİAD’ın ayrı bir yerinin olduğunu sözlerine ekledi.
“Bölgeyle bağlarımızı, ilişkilerimizi sıcak tutmaya özen gösteriyoruz”
BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Şakir de dünyada artık bölgesel güçlerin oluştuğunu söyledi.
Avrupa Birliği bir güç ve Afrika ile Uzak Doğu’nun da çok büyük bir potansiyel olduğunu ifade eden Şakir, şöyle konuştu:
“BALKANTÜRKSİAD olarak bizler de Balkanlar’da, Avrupa’da lobicilik yapmaya çalışıyoruz ancak son dönemlerde vize sıkıntılarımız söz konusu. Hep beraber yaşıyoruz bunu. İş dünyası olarak zorluklar çekiyoruz. Batı ülkelerin, Balkanlarla ilgili projeleri var. Avrupa Birliği, Batı Balkanlar’ı hızlı bir şekilde Avrupa Birliği’ne dahil etmeye çalışıyor. Serbest dolaşıma girmeyen ülke kalmadı. En son Kosova’yı da dahil ettiler. Maalesef herhalde ileride Avrupa’da vizesiz gidebileceğimiz ülke kalmayacak gibi gözüküyor. Biz de BALKANTÜRKSİAD bu nedenle ve büyük önder Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözünden hareketle bölgeyle bağlarımızı, kökleri kardeşliğe dayanan ilişkilerimizi sıcak tutmaya özen gösteriyoruz. Oradaki Türklerle, Türk iş insanlarıyla sıkı bağlar kurmaya çalışıyoruz.”
Yeni üyelere plaket takdim edilen toplantıya, bazı Bursa milletvekilleri, dernek üyesi iş insanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
]]>Bozay, Balkan Kongre Merkezinde, Edirne Valiliği Edirne Balkan Şehirleri İşbirliği Edirne Platformu ve Trakya Üniversitesince düzenlenen 1. Uluslararası Balkan Sempozyumu’nun açılışında yaptığı konuşmada, “Dışişleri neden burada? Yukarıda Ukrayna ile Rusya arasında müthiş bir savaş var aşağıda Filistin’e karşı korkunç bir mezalim var biz burada Balkanlar’la, komşularımızla nasıl işbirliği yapacağımızı konuşuyoruz. O yüzden Cumhuriyet’imizin banisi Mustafa Kemal Atatürk ve mesai arkadaşlarını ve şu anda burada rahat oturmamızı sağlayan sınırlarımızda güvenlik güçlerine saygı duruşumuzun çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Türkiye Yüzyılı’nda bu tür platformları yaparken bunun kıymetini herkesin çok iyi bilmesinin altını çiziyorum.” dedi.
“Enerji, gıda ve tarım milli güvenlik meselesi”
Enerji, gıda ve tarım konularının milli güvenlik meselesi olduğuna dikkati çeken Bozay, savaş nedeniyle tarım koridorunun kesilmesi sonrası Mısır’daki ekmeğin fiyatının yüzde 37 arttığına, buğdayın birim fiyatının da 7 birimden 12 birime çıktığına işaret etti.
Bu durumun anlık bir durumda gıda konusunda herkesin küresel bir biçimde etkilendiğini bir kez daha gösterdiğinin altını çizen Bozay, o nedenle buğdayın yüzde 11’ini, çeltiğin yüzde 47’sini, kanolanın yüzde 54’ünü üreten Edirne’nin milli güvenlik için önemli bir yer olduğuna vurgu yaptı.
Gıda konusunda önemli bir yeri olan Türkiye’nin enerjide de aynı durumda olduğunu belirten Bozay, şöyle konuştu:
“Enerji konusunda, enerjide bütün akışlar Avrupa’ya Türkiye üzerinden oluyor. Avrupa’nın, AB’nin eğer bugün enerjide bir sıkıntısı olmadıysa bu Türkiye’nin barış ve istikrar içerisinde olmasından ve kapılarını bu tür sıkıntılar da bütün dost bildiklerine açmasından kaynaklanmaktadır.
Bütün gelişmeler yeni bir matriksi ortaya koydu. Her şey enerji üzerinden gidiyor. Enerjiyi tamamlayan unsurlar, tarım, bağlantısallık, su, Ar-Ge ve inovasyon. Bu platformun bütün temel hedefleri bu dediğimiz matriksin içini nasıl dolduracağımıza, doldururken de iyi ilişkiler içerisinde olduğumuz komşularımızla nasıl işbirliği yapacağımıza da bağlı.”
Bozay, Dışişleri Bakanlığı olarak Edirne’de yapılan çalışmalara da değindi.
AB ile ulaşım alanında yapılan en büyük çalışmanın Çerkezköy-Kapıkule kesimi demiryolu inşası projesi olduğunu hatırlatan Bozay, “AB ile yaptığımız en büyük proje ulaştırma alanında 275 milyon avro ile Çerkezköy-Kapıkule kesimi demiryolu inşası projesidir. Demiryolu bizi Avrupa’ya bağlayacak. Bu proje 2. Abdülhamit döneminde olan bir projedir. Biz tarihimize geleceğe bakarak sahip çıkan, projelendirerek, ileriye ‘Türkiye’yi nasıl ikinci yüzyılımıza taşıyacağız’ diye bakan dış politika yürütüyoruz.” dedi.
Bozay, Trakya’da iklim değişikliğine yönelik uyum ve çevresel pek çok projenin yürütüldüğünü anlattı.
-“Edirne’nin geçmişten yüklenen misyonları var”
Edirne Valisi Yunus Sezer de platformun 5 ay önce kurulduğunu ve bugün ilk faaliyetini düzenlediğini söyledi.
Sezer, platformun bir ihtiyaçtan ve ilişkilerin sürdürülebilir olması amacıyla kurulduğunun altını çizdi.
Platformun işleyişi ve faaliyetleri hakkında bilgi veren Sezer, “Edirne Platformu Balkanlar’daki bütün şehirlerimizin daha iyi işbirliği oluşturmasını, spordan, ticarete, eğitimden, turizme, ekonomiden kültüre pek çok alanda kendi networkünü oluşturarak kendi ekosistemini kurmasını amaçlıyor.” dedi.
Sezer, platform faaliyetleri kapsamında Balkan ülkelerinde iftar programları, Balkan ülkeleri iş insanı buluşturmaları, yerel yönetimler ve valiler buluşması, büyükelçiler toplantısı, Balkan ülkeleri dışişleri bakanları buluşması gibi etkinlikleri olduğunun altını çizdi.
Edirne’nin geçmişten yüklenen misyonları olduğunu ifade eden Sezer, platformun da bu misyona yakışır şekilde faaliyetler yürüteceğini vurguladı.
Platformun kısa sürede Bakanlıklar ve devletin diğer kurumlarınca sahiplenildiğini ve desteklendiğini anlatan Sezer, “Balkanlar’a gittiğimizde Edirne’nin tarihi misyonundan bahsediyorlar. Edirne Platformu da bu önemli misyona yakışır şekilde görevler üstlenecektir. Dışişleri Bakanlığımız platformu sahiplenmiş durumda, Milli Eğitim Bakanlığımız özel çalışmalar yapacak. Gençlik ve Spor Bakanlığı Edirne’nin Balkanlar’ın spor merkezi olması için çalışmalar yapacak. YÖK özel birim oluşturacak, Diyanet İşleri Başkanlığı bir akademi oluşturacak.” dedi.
Sezer, platformun kısa sürede çok başarılı çalışmalara imza atacağından emin olduğunu ifade etti.
-“Edirne her zaman başkent özelliğini koruyor”
Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka da Edirne’nin başkent olma özelliğini Osmanlı bakiyesiyle sürdürmeye devam ettirdiğini söyledi.
Balkanlar’da daha iyi ilişkilerin geliştirilmesi için platformla daha somut işbirliklerinin imza atılacağından şüphesinin olmadığını ifade eden Damka, şöyle konuştu:
“Balkanlar’dan anavatana girdiğimizde bizi karşılayan ilk şehir Edirne. Hem tarihten hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sınırı bize ayrı bir değer verir. Balkanlar’da çok sık, 30 yıldır değişen sınırlar içerisinde hedef koştuğumuz barış. Barışı istiyoruz. Balkanlar’da barışın sağlanabilmesi, siyasilerin yapacağı işbirliklerine bağlı. Bunlara ek olarak kültürel, sportif ve diğer etkinliklerle bunları tamamlarsak Balkanlar’da barışı halklarımız daha rahat yaşayacaktır.
Balkanlar’da son 30 yıldır sık değişen sınırlar içinde biz barışı istiyoruz. Siyasilerin yapacağı iş birliklerine bağlı diğer etkinliklerle bunu tamamlarsak Balkanlar’da barışı halklarımız daha rahat yaşayacaktır. Türkiye’nin bunda rolü büyüktür.”
-“Savaş virüsünün yarattığı tehlike hala aktiftir”
Kosova eski Cumhurbaşkanı Fatmir Sejdui da Kosova’da 1998-1999 savaş döneminde yüzyıllardır büyük emeklerle inşa edilen her şeyin neredeyse yıkıldığını ifade ederek, “Bugün bile savaşla ilgili çok fazla konuşma yapılıyor. çünkü savaş virüsünün yarattığı tehlike hala aktiftir. İnsanların çoğu savaşı sevmez fakat seven birileri her zaman vardır.” dedi.
Sejdui, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş ve İsrail’in Gazze’ye saldırılarına işaret ederek, uluslararası faktörlerin bu savaşları durdurmak için çok istekli olmadıklarının görüldüğünü savundu.
Kosova ve Sırbistan ilişkilerine de değinen Sejdui, şunları kaydetti.
“Avrupa Birliği’nin yardım ettiği, ABD’nin desteklediği Kosova ve Sırbistan ilişkilerinin normalleşmesi ve aralarında yeni bir aşamaya girilmesi umuduyla müzekkere sürecinde bulunulmaktadır. Kosova ve Sırbistan ilişkileri noktasında iki egemen ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmeyi amaçlayan, AB ve ABD tarafından desteklenen ciddi bir sürecin devam ettiğini umuyoruz. Dünyamızın dengelerini, ortak eğitim bilim ve kültür projelerinde işbirliklerini belirlemek için zamanı gelmiştir.
Uluslararası ilişkilerde yeni bir ruhun yaratılmasını isterim. Bu nedenle tavsiyemin yanı sıra NATO’da, Avrupa Konseyinde ve her türlü uluslararası kuruluşta Kosova’nın kapılarının bir an önce açılmasını gerekli görüyorum çünkü ancak bu şekilde Balkanlar’da barış ve istikrarın korunmasına katkı sunulacaktır. Bunun içinde vize serbestliği iyi bir işarettir.”
“Biz Makedonlar bağımsızlığımızı tanıyan ilk ülke Türkiye’nin olduğunu asla unutmayacağız”
Kuzey Makedonya eski Başbakanı Vlodo Buchkovki da Kuzey Makedonya ve Türkiye’nin dostane ilişkileri olduğunu ifade etti.
Ortak tarihe saygı duyduklarının altını çizen Buchkovk,”Biz Makedonlar 1991 yılında bağımsızlığımızı tanıyan ilk ülke Türkiye’nin olduğunu asla unutmayacağız.” dedi.
TÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu da Osmanlı’ya başkentlik yapan Edirne’nin çok müstesna bir kent olduğuna işaret etti.
Osmanlı’nın gittiği her yere barış götürdüğünü ifade eden Tabakoğlu, “Osmanlı’nın muhteşem medeniyetinin ne olduğunu son yıllarda daha iyi anlıyoruz. Paxottoman denilen barış ortamı oluşturan Osmanlı’nın çekildiği yerlerdeki yaşananları görünce medeniyetimizin ne büyük olduğunu görüyoruz. Bunu Afganistan’da, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Gazze’de görüyoruz. İnsan hakları deyince sadece kendi insanın hakkını düşünen bir medeniyete karşı adalet, barış ve ‘herkese insan hakkı’ diyerek hoşgörü ortamı sağlayan Osmanlı medeniyeti daha iyi kıyaslanabiliyor.” dedi.
Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Mustafa Hatipler ise sempozyum hakkında bilgi verdi.
Sempozyum bildiri sunumlarıyla yarın sona erecek.
Bu arada organizasyonda “Balkan ressamların fırçalarından Edirne” adlı Balkan ülkelerinden kente gelerek tuvallere Edirne’yi yansıtan ressamların sergisi açıldı.
]]>Vali Yunus Sezer’in yürütme kurulu başkanlığında, Balkan ülkeleriyle yapılan işbirliklerinin daha etkin, verimli olması ve tek elden yürütülmesi amacıyla Edirne Valiliği Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu kuruldu.
Platform, Trakya Üniversitesi işbirliğinde 1. Uluslararası Balkan Sempozyumu düzenleyecek. 7-8 Mart’ta gerçekleştirilecek sempozyumda Balkanlar’ın kültürel ve sanatsal yönleri ele alınacak.
Organizasyon kapsamında Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’dan 25 ressam da kente davet edildi.
Şehri resmeden ressamların eserleri, sempozyum kapsamında 7 Mart’ta Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezinde “Balkan Ressamlarının Fırçalarından Edirne” adlı sergide beğeniye sunulacak.
Ressamlar tarihi ve turistik alanlarda
Ressamlar Selimiye Meydanı, Meriç Köprüsü, Karaağaç Mahallesi ve Devecihan Kültür Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor.
Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Mustafa Hatipler, gazetecilere yaptığı açıklamada, ressamların Vali Sezer’in misafiri olarak 10 gündür Edirne’de olduğunu söyledi.
Sanatçıların çalışmalarını stüdyo olarak hazırlanan Devecihan Kültür Merkezi ve kentin tarihi, turistik alanlarına sürdürdüğünü belirten Hatipler, “Balkan coğrafyasının hemen hemen her köşesinden gelen ressamlarımız Edirne’de. Onların gözüyle, fırçasıyla oluşturduğu eserlerde kentimizi göreceğiz. Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melihat Tüzün ve akademisyen ressamlarımızı da bu çalışmaya dahil ettik.” dedi.
Hatipler, sempozyuma Balkan ülkelerinden katılacak akademisyenlerin ise Balkanları edebiyattan tarihe, musikiden mimariye, ekonomiden kültüre, sanattan spora birçok yönüyle ele alacağını kaydetti.
Organizasyon konserle sona erecek
Kültür ve Turizm İl Müdürü Kemal Soytürk de platformun kısa süre önce çalışmalarına başladığını, bu çalışmalardan ilkinin Balkanların anahtarı Edirne’de gerçekleşecek 1. Uluslararası Balkan Sempozyumu olduğunu vurguladı.
Resim sergisi için ressamların çalışmalarının devam ettiğini anlatan Soytürk, “Etkinlikler kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Türk Dünyası Müzik ve Halk Dansları Topluluğu tarafından 7 Mart’ta Altay’dan Tuna’ya konseriyle bu sempozyum taçlandırılacak.” dedi.
“Edirne Balkanların başkentidir”
Kosova’nın Prizren şehrinden gelen ressam Ethem Baymak ise Edirne’yi çok sevdiğini ve bu şehirde resim yapmanın güzel bir duygu olduğunu ifade etti.
Edirne’nin ressamlara ilham veren bir kent olduğunu dile getiren Baymak, şunları kaydetti:
“Edirne Balkanlar’ın başkentidir. Bir derdim varsa Edirne’ye giderim, bir zevkim varsa Edirne oyun havasını oynamak bizim için bir güzelliktir. Tek kelimeyle Rumeli insanı, Balkanlar’da yaşayan Müslümanlar, Türkler Edirne’yi hem samimi bulmaktadır hem de başkent olarak kabul etmektedirler. Ne İstanbul ne Ankara ama ‘Edirne’ deyince içimizde bir kıpırtı mevcuttur. Edirne her yeri tarihi eserlerle dolu, köprüsüyle, camisiyle, kervansarayıyla Rumeli insanının böbürleneceği bir ilham kaynağıdır, bundan beslenerek güzel eserler ortaya koyacağız.”
Bulgaristan’ın Mestanlı şehrinden Kamber Osman Kamber ise platformun Balkan ülkeleri arasındaki kardeşliği artıracağını ve Balkan ressamlar olarak bir arada olmaktan mutluluk duyduklarını kaydetti.
Bulgaristan’ın Süzebolu bölgesinden Anjeline Nedin de Edirne’de ressamlara konu olacak birçok eserin ve mekanın yer aldığını dile getirdi.
]]>Vali Mahmut Demirtaş, Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde düzenlenen açılış töreninde, tiyatronun, insanın her halini estetik bir biçimde anlattığını, festivallerin ise bir kenti kültür ve sanatla buluşturan, zenginliğini ortaya çıkaran özel zaman dilimleri olduğunu ifade etti.
Demirtaş, Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali’nin de yerli ve yabancı katılımcılarıyla Bursa kültür ve sanat dünyasını aydınlatan, ülkenin önde gelen tiyatro festivallerinden biri olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Festivalimizde bu yıl Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’dan gelen tiyatro grupları 9 ayrı sahnede 19 oyunla temsillerini gerçekleştirecekler. Bugün dünyanın hiçbir döneminde olmadığı kadar sevgiye, saygıya, barışa ve karşılıklı anlayışa ihtiyacımız var. İnsanlık dünyanın dört bir yanında akan kanı ve gözyaşını dindirmeye yönelik adımlar atmak mecburiyetinde. Bu adımların başında hiç kuşkusuz sanatın birleştirici ve bütünleştirici gücü, sınırları ortadan kaldıran etkisi geliyor.
İşte Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali, Bursa’da Balkan coğrafyasını aynı sahnede birleştirecek. Tiyatro eserleri kalplerimizin aynı ritimde çarpmasını sağlayacak, hep birlikte gülecek, hep birlikte duygulanacak, hep birlikte gözyaşı dökeceğiz. Sahnelenen eserler hayatlarımıza dokunacak, doğaya, insana, hayata, bugüne ve geleceğe bakış açımızın değişmesine vesile olacak. Böylece Balkan ülkeleri arasındaki kardeşlik, birlik ve beraberlik köprüsü daha da güçlenmiş olacak.”
“Bursa, tiyatronun Anadolu’yla Balkanlar arasında başlayan geçmişinin tanığıdır”
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı da her yıl mart-kasım ayları arasında gerçekleştirdikleri festival sezonunu bu yıl yeşil Bursa’da açıyor olmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti.
Yenilenen vizyonlarının temel ilkesi olan “tiyatro her yerde” prensibiyle festivali bu yıl ilk kez şehrin farklı noktalarına yaydıklarını belirten Karadağlı, kentiyle bütünleşen bir festivali hayata geçirdiklerini vurguladı.
Devlet tiyatrolarının, yüzlerce oyuncu, rejisör, dekor kostüm, ışık tasarımcısı, müzisyen ve tiyatro emekçisinden oluşan büyük ve özverili bir aile olduğuna dikkati çeken Karadağlı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Tek hedefimiz kalitesinden asla ödün vermediğimiz farklı, çağdaş ve geleneksel oyunlarımızla her yıl daha fazla insanın hayatına dokunabilmek. Tarihin zamanla sınırlı olmayan yanına vurgu yapar gibi hem Anadolu hem de Balkan coğrafyasındaki insanın nabzını tutuyor Bursa. Festivalimiz yoluyla bir kez daha tarihe ve sanata yön veriyor çünkü Bursa, tiyatronun Anadolu’yla Balkanlar arasında başlayan geçmişinin tanığıdır. İşte tüm bu güzelliklere sahip bu şehir 11 yıldır kendi tiyatrosunun festivaline sahip çıkıyor çünkü biz sizin tiyatronuzuz, çünkü biz halkın tiyatrosuyuz, çünkü biz devlet tiyatrosuyuz.”
Konuşmaların ardından Karadağlı, Devlet Tiyatrolarının ilk kadın sanat yönetmeni, Bursa Devlet Tiyatrosundan emekli Feyha Çelenk’e, “Tiyatro Emek Ödülü”nü takdim etti.
10 Mart’a kadar devam edecek festival, Henry Lewis, Jonathan Sayer ve Hery Shields’in yazdığı, Mehmet Ergen’in Türkçeye çevirdiği, Ferdi Dalkılıç’ın yönettiği Antalya Devlet Tiyatrosu yapımı “Yoldan Çıkan Oyun”un sahnelenmesiyle başladı.
]]>İmamoğlu, Bulgur Palas açılışının ardından Bayrampaşa’ya geçti. Öğle yemeğini, CHP milletvekili Yunus Emre ve CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile birlikte, İsmetpaşa Mahallesi Tuna Caddesi’ndeki bir esnaf lokantasında yiyen İmamoğlu, ilk ziyaretini aynı cadde üzerindeki Giresun Gönüllüleri Derneği’ne yaptı. Ardından esnaf ziyaretleri gerçekleştiren İmamoğlu ve Mutlu, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Daha sonra Yıldırım Mahallesi’ne geçen İmamoğlu ve Mutlu, “Türkiye Bosna Sancak Derneği”nde Boşnak vatandaşlarla bir araya geldi. Derneğin etkinlik salonunu dolduran vatandaşlar, İmamoğlu ve Mutlu’ya sevgi gösterilerinde bulundu.
PROF. ZİYADE: “BUNDAN ÖNCE EN COŞKULU HALK KATILIMI SİZİN BİR ÖNCEKİ ZİYARETİNİZDİ”
Buluşmada ilk konuşmayı yapan Türkiye Bosna Sancak Derneği Başkanı Prof. Dr. Sedat Ziyade’nin, “Yaklaşık 10 yıldır dernekteyim. Birçok organizasyonu burada icra ediyoruz Başkanım. Bundan önce en aktif, coşkulu halkı ne zaman bir araya getirdiklerini sorduklarında; sizin bir önceki ziyaretinizdi. O heyecanı nasıl egale ederiz diye düşünüyordum, yine sizle egale ettik” sözleri salondan büyük alkış aldı.
Yakın geçmişte büyük acılar yaşayan Boşnak yurttaşların, ‘vatan’ kavramını en iyi bilen insanlar olduğunun altını çizen İmamoğlu şunları söyledi:
“SİZLERİ ÇOK ÖZEL SEVİYORUM”
“Geçmişinde bir kısım acılar yaşayan, bir kısım trajedileri yaşayan ve vatansızlığı da gören, bilen insanlar, vatanı daha iyi hissederler ve daha iyi savunurlar. Bunu temsil eden, ülkemizde bizimle birlikte bu topraklarda, hep beraber yaşadığımız, Boşnak hemşehrilerimiz, vatandaşlarımız da bu duyguyu en yoğun hisseden, en yoğun yaşayan, vatan duygusu, millet duygusu, birlikte yaşam duygusu, barışın ne kadar değerli olduğunu bilme noktasında; bazen gözü nemli, bazen içten, kalben, vicdanen en iyi anlatan insanlarımız, vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz olmuştur. ve gerçekten bu duyguyla sizleri çok özel seviyorum; öyle seven bir insanım.
“İSTANBUL, BALKANLAR’I DA EN YÜKSEK SEVİYEDE TEMSİL EDEN BİR ŞEHİR”
Balkanlar’ı da en yüksek seviyede, en yüksek nüfusta, en yüksek duyguyla temsil eden şehir İstanbul. O bakımdan ben kendimi, sadece burada bir belediye başkanı olarak görmüyorum. Aynı zamanda, örneğin; Balkanlar’a hizmet etmesi gereken, Balkanlar’a sağlıklı ve iyi duyguları taşıması gereken de bir belediye başkanı olarak görüyorum. Onun için ilk ziyaretimi belediye seçimlerini kazandıktan sonra Bosna Hersek’e yaptım ve Saraybosna ziyaretini gerçekleştirdim. Çok da mutlu oldum. O günden bugüne çok iyi gelişen dostluklarımız var. Ama belediye başkanlarıyla ama farklı kimlikler üzerinden ve çok iyi iş birlikleri oluşturduk. Hele ki; üç-beş belediye başkanımızla tartıştığımız, ‘Acaba olur mu’ dediğimiz, Saraybosna olsun, işte o dönem Sofya, Atina gibi, Tiran gibi belediye başkanlarıyla yaptığımız sohbetle, şu anda 60’ın üstünde Balkan şehirlerinin bir arada olduğu, muhteşem B40 Balkan Şehirleri Ağı, Balkan Şehirleri Zirvesi şeklinde, işbirliği ortamını kurduk, devam ediyoruz. İstanbul, bunun kurucu şehri oldu. Bizim kurucu şehir olmamız ve ilk dönem başkanlığımızdan sonra, Atina bir dönem başkanlığı yaptı. Şimdi ocak ayında Tiran’a devrettik. Seneye ocak ayında da dönem başkanlığını Saraybosna yapacak. İnşallah el ele kol kola yapacağız.
“B40 BALKAN ŞEHİRLERİ AĞI, ACILARA KARŞI BARIŞIN TEMİNATI OLACAKTIR”
B40 Ağı’nın, geçmişte Balkanlarda yaşanan acılara karşı barışın teminatı olmasını dileyorum. İnşallah görevimiz, sizlerin desteği olursa, zaten devam edecektir. Buna yürekten inanıyorum. Daha iyi, daha güçlü bir işbirliği zeminini sağlayarak, sizlerle birlikte, göreceksiniz Balkanlar’da yaşayan bütün soydaşlarımıza, her birisine ama Bosna Hersek’te ama Bulgaristan’da, Yunanistan’da, onların oradaki mutluluğunu, huzurunu, oradaki çağdaş bir ortamda varlıklarını eğitimden birçok konuya kadar desteklenmeleri hususunda da güçlü işbirliklerine ve programlara imza atacağız. ve her zaman kulağımız, gözümüz Balkan coğrafyasında olacak. Bu hem Türkiye’nin asla vazgeçilmez dış politika prensibidir hem de İstanbul halkının, 16 milyon insanın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de asla vazgeçmeyeceği ve mutlak üzerinde duracağı işbirliği ve diyalog prensibi olacaktır. Bu noktada da bizim en önemli rehberimiz, en önemli ışığımız ya da masadaki ortak aklımızın önemli bir parçası, elbette ki Bosna Sancak gibi köklü bir dernek olacaktır.
“SİZLERİN EMEK VE HİZMET VERMEK İSTEDİĞİ NE VARSA, BENİM DE EMEK VE HİZMET VERECEĞİM SAHA OLACAKTIR”
Yönetim katını ziyaretinde Başkan Prof. Ziyade bana, ‘Biz sizi bir Boşnak ve kendimizden bir parça olarak görüyoruz’ demişti. Bu konumlanma, elbette ki benim 16 milyon insanımıza karşı sorumluluğumuzu, elbette ki bir eşitlik içerisinde yürütme sözümün olduğunu asla unutmuyorum, ama içimde de vicdanımı ısıtan sıcacık bir pozitif ayrımcılık sahası oluşturmadı değil. Buradan elbette popülist cümlelerle sizi ayağa kaldıracak değilim. Ben öyle birisi değilim. Ama göreceksiniz; icraatlarımla, bugün burada kalbimde, vicdanımda hissettiğim sıcaklığı, önümüzdeki beş yılda ve ondan sonraki zaman diliminde, konumun, makamım ne olursa olsun, buradaki sözümü hiçbir zaman unutmayacağım. Duyarlılıklarınız, duyarlılığım; değer verdiğiniz projeleriniz, projelerim ve sizlerin emek ve hizmet vermek istediği ne varsa, benim de emek ve hizmet vereceğim saha olacaktır. Bu duygularla sizleri selamlıyorum.
“BAYRAMPAŞA ŞEHRİN GÖBEĞİNDEDİR, AMA SANKİ DIŞINDA KALMIŞTIR”
“Bayrampaşa’nın çok özel bir konumda olduğunu, İstanbul haritasına baktığımızda zaten görürüz. Aslında göbeğindedir, ama sanki dışında kalmıştır. Hatta köhneleşmiş bir kısım sahaları, burayı da çok değersizleştirmektedir. Bunun farkındayız. Buraya gelir gelmez, Bayrampaşa sınırları içerisinde bir suç merkezine dönüşmüş olan otogarı, 2-2,5 yıllık çalışmayla rehabilite etmemizin, düzenlememizin o bölgedeki birtakım adli sorunların, birtakım emniyet güçlerini ilgilendiren sorunların ne denli azaldığını bize yaşatmıştır. Bu ve buna benzer çalışmalarımız devam etmekte.
“SİZİN ENERJİNİZ VE YETENEKLERİNİZ BU KENTE İYİ GELDİĞİ GİBİ, BİZİM DE BU YOLCULUĞUMUZA İYİ GELİYOR; İYİ DE GELECEKTİR”
Günün sonunda, 31 Mart akşamı, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin, ileriye umutla bakan milletinin, 1 Nisan sabahına uyandığında demokraside, adalette daha güçlü nefes alabildiği, kendini çok değerli hissettiği ve asla baskı altında hissetmediği bir dönemin, özgür ve özgün bir dönemin başladığı bir sabaha uyanmanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Biz o soluğu, bu şehre 2019’da sizlerle birlikte aldırdık. Şimdi daha güçlü, daha derin bir rahatlama ve geleceğe daha umutla bakabilme yolculuğuna hep birlikte çıkalım istiyoruz. ve desteğiniz, bizim için inanılmaz değerli. Sizin hem enerjiniz hem yetenekleriniz bu kente iyi geldiği gibi, bizim de bu yolculuğumuza iyi geliyor; iyi de gelecektir. Bu duygularla, desteğinizle, iddia ediyorum ki, 2014, 1 Nisan sabahı, tahmininizden çok daha güzel günlere uyanacağız ve hep birlikte, her şeyin çok güzel olacağı bir döneme başlayacağız.”
]]>Osmangazi Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı AK Parti Osmangazi Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar, MHP Osmangazi İlçe Başkanı Kerim Gürsel Çelebi ile birlikte BAL-GÖÇ Derneği’ni ziyaret ederek dernek başkanı Emin Balkan ve yönetim kurulu üyeleri ile biraraya geldi. Oldukça samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, yeni dönem için yapmayı planladığı çalışmaları anlatan Dündar, 31Mart tarihinde yapılacak olan yerel seçimler için göçmen camiasından destek istedi. Kendisinin de Batı Trakya göçmeni olduğunu hatırlatan Dündar, “Nereden gelmiş olursak olalım, Bursa bizim vatanımız. Bu şehre ve bu şehirde yaşayanlara hizmet etmek de bizim için onurdur” dedi.
“Göç etmek demek, zorluklar ve sıkıntılar yaşamak demek” diyen Dündar, “İşte göç ile doğan tüm zorluk ve sıkıntılar, çalışan üreten insanları meydana getiriyor. Göçmen şehri Bursa’da vatandaşlarımız çalışıp ürettiği için bu kent ihracat noktasında Türkiye ikincisi oldu” diye konuştu.
“Balkanlardaki kardeşlerimizin sıkıntısı bizim sıkıntımızdır”
Balkanlardaki soydaşların kültürlerini sürdürmelerin çok önemli olduğuna vurgu yapan Başkan Dündar, “Vatandaşlarımızın, oradaki egemen yönetimin altında kendi varlıklarını sürdürebilmeleri, kendi inançlarını yaşayabilmeleri çok önemli. Derneklerin ve belediyelerin oralara giderek vatandaşlarımızla bir araya geliyor olması, soydaşlarımızın kültürlerini yaşatması adına önemli fayda sağlıyor. Biz belediye olarak soydaşlarımızın yanında olmayı sürdürüyoruz. Osmangazi Belediyesi olarak, Balkanlarda ve her ülkede varız. Anma programları, iftarlar, toplu sünnet törenleri düzenliyoruz. Bizim amacımız Balkanlardaki vatandaşlarımız ile daha yakın ve sıkı olmak. Bizim orada olmamız vatandaşlarımıza huzur ve güven veriyor. Balkanlardaki vatandaşlarımızın sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını yakından takip ediyoruz. Takip etmeye de devam edeceğiz” diye konuştu.
“Balkanlarda varız ve olmaya da devam edeceğiz”
Dündar, konuşmasında şu ifadeler ile devam etti: “BAL-GÖÇ’ün ve diğer derneklerimizin Balkanlardaki soydaşlarımızın sıkıntılarının giderilmesi için ne kadar çok mücadele verdiğini ve bu doğrultuda uluslararası baskı oluşturduğunu görüyoruz. Özellikle Bulgaristan başta olmak üzere çeşitli Balkan ülkelerinin vatandaşlık hakkı tanıması bu baskının ve çalışmanın sonucu. Sizlere, soydaşlarımız için yapmış olduğunuz çalışmalar için teşekkürlerimi sunuyorum. Hem kurumsal olarak hem de şahıs olarak önemli işler yürütüyorsunuz. Balkanlar bizlere uzak olmayan bir coğrafya. Kültürümüzü yaşatmak, soydaşlarımıza sahip çıkmak adına bizler Balkanlar coğrafyasında varız.”
Hem Bursa ve Osmangazi halkına hem de Balkanlardaki soydaşlar için hizmet üretmek, huzur ve refahı içerisinde bir yaşam sunabilmek için bir kez daha başkan adayı olduğunu belirten Dündar, “Önümüzde 31 Mart yerel seçimleri var. Sizlerin desteğini istiyoruz. Benim herkese sempatim var. Her insanı severim. Hizmeti de herkese ulaştırırız. Beraber olmak ve destek olmak lazım. Bu desteği de sizlerden istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Evlad-ı Fatihan’ın torunlarıyız”
BAL-GÖÇ Başkanı Emin Balkan da yaptığı konuşmasında şunları söyledi: “Bizler, Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği olarak Evlad-ı Fatihan’ın torunlarıyız. Biz, bir kültür ve dayanışma derneğiyiz. Derneğimizin iki ana öğesi var. Kendi kültürümüzü korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Balkanlarda yaşayan 10 milyonun üzerindeki Türk ve akraba topluluğu var. Bunlar bulundukları ülkelerdeki yönetimler dolayısıyla kültürel değerlerini kaybetmek tehlikesi altındalar. Onların yanında olmak istiyoruz. Ana dilimizi ve dinimizi korumak bizim vazifemiz. Balkanlardaki kardeşlerimizin bu kültürel değerlerinin yanında hukuksal haklarını da savunun bir sivil toplum kuruluşuyuz” dedi.
“Vatan haini partilerle yan yana olmayız”
Konuşmasına dernek ve göçmen camiası olarak taşıdıkları siyasi önceliklere değinerek devam eden Balkan, “Biz partiler üstü duruyoruz. Ancak partiler üstü dururken de bizim felsefemiz belli. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün hemşehrisi olarak O’nun ilke ve inkılaplarına gönülden bağlıyız. Vatan haini olan bazı siyasi partiler ile hiçbir zaman yan yana olmayız” diye konuştu.
“Göçmen camiası olarak Mustafa Başkanımızın yanındayız”
BAL-GÖÇ olarak bir Balkan göçmeni olan Mustafa Dündar’ın her zaman yanında olduklarına vurgu yapan Balkan, “Mustafa Dündar başkanımız, bizim bir üyemiz. Ben BAL-GÖÇ’te görev aldığım yıllarda Mustafa Başkanımız da Batı Trakya Derneği başkanıydı. Birlikte Balkanlardaki vatandaşlarımıza fayda sağlamak adına yan yana mücadele verdik. Milletvekilliği döneminde parlamentoda bizlerin sıkıntılarını dile getirdi. Göçmen kardeşlerimizin sorunlarının giderilmesi adına her zaman öncü oldu. 3 dönemdir de göçmenlerin yoğun yaşadığı bir ilçede belediye başkanlığı görevini başarıyla yerine getiriyor. Önümüzdeki yeni dönemde de nüfusunun yarısından fazlasını Balkan göçmenlerinin oluşturduğu Bursa’daki hemşehrileri olarak bizler kendisinin yanındayız. Göçmen vatandaşlarımızın, hemşehrilerine sahip çıkması adına rehber olacağız. Çıktığınız yolda sizlere başarılar diliyoruz. Bursamıza, ülkemize ve Balkan Türkleri adına da hayırlı uğurlu olsun. Umut ediyorum ki 1 Nisan’dan itibaren coşkumuz sizinle birlikte daha da katlanır” ifadelerini kullandı.
MHP Osmangazi İlçe Başkanı Kerim Gürsel Çelebi de konuşmasında şunları söyledi: “Ben de bir Balkan göçmeniyim. Sivil toplum kuruluşlarının öneminin farkındayız. BAL-GÖÇ’ün bir sivil toplum kuruluşu olarak ne kadar güçlü olduğunu biliyor ve çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Göçmenler Evlad-ı Fatihan’dır. Dernekçilikte aktif oldukları gibi siyasette de aktif olmalarını bekleriz. Bir Balkan göçmeni olan Batı Trakya Türkü Cumhur İttifakı Osmangazi Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar başkanımızın her zaman yanındayız. Destek veriyoruz, sizlerin de desteklerine talibiz.” – BURSA
]]>Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız, TÜRKSOY Genel Sekreterliğindeki tanıtım programında, yarı göçebe yaşam tarzını tecrübe etmiş bir Anadolulu olarak kendisini çok şanslı hissettiğini söyledi.
Yörük hayatını yaşayan ve özleyen insanların bu değerleri korumaya çalıştığını anlatan Yıldız, “Değişim kaçınılmaz ama hakikaten bunlar sadece araştırmada kalmamalı. Unuttuğumuz birçok kelime aslında o eşyalarla, bu yaşam tarzıyla ilgili.” dedi.
Yıldız, Türk dünyasının ortak kurumlarına destek olmanın vazifeleri olduğunu belirterek, bu eser için TÜRKSOY’a teşekkür etti.
“Balkan Türklerini daha yakından tanıma imkanı bulacaksınız”
TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev de Balkan coğrafyasında yaşayan Türk soydaşların tarihinin oldukça eskiye dayandığına işaret ederek, Balkan halkları ve Türklerin, Türk hoşgörüsü altında yüzyıllar boyunca barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşadığını hatırlattı.
Yüzlerce görselin yer aldığı “Fotoğraflarla Yörüklük ve Yörüyen Türkler” adlı fotoğraf albümünün, Balkan coğrafyasında yurtlarına ve Türk kültürüne sahip çıkmak için Aktaş Dağı eteklerinde yaşamlarını sürdüren Balkan Türklerini konu aldığını kaydeden Raev, “Büyük bir özveri ile hazırlanan bu çalışma sayesinde atalarımızın tarih boyunca arşınladığı coğrafyayı görme, Türk kültürüne ait somut ve somut olmayan unsurları keşfetme ve böylece Balkan Türklerini daha yakından tanıma imkanı bulacaksınız.” ifadelerini kullandı.
Raev, bugün Balkan Türklerinin bazı kültürel ögelerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, “Bu sebeple, değerli araştırmacımız Sayın İzzet İbrahimsoylu’nun kadrajından bizlere yansıyan bu görüntülerin her biri tarihsel bir belge değeri taşımaktadır.” diye konuştu.
“Balkan Türkü soydaşlarımız, gelecek nesillere aktarmamız için atalarımızın bizlere bıraktıkları kutsal bir emanettir.” diyen Raev, bu mirasa sahip çıkmak için TÜRKSOY olarak bütün imkanlarıyla çalıştıklarını vurguladı.
“Bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için onur”
Kuzey Makedonya’nın Ankara Büyükelçisi Jovan Manasijevski ise “Ülkemizde özellikle Makedonya’nın doğusunda yaşayan Türk toplumunun yüzyıllardır yaşadığı kadim değerleri yansıtan bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için onurdur. Makedonya’nın bu eşsiz, çok etnikli ve çok kültürlü bir arada yaşamımızla gurur duymaktayız.” ifadelerini kullandı.
Yörük Türklerinin çok eskiden beri Kuzey Makedonya’ya yerleşmeye başladığını, bu toprakları kadim kültürleriyle harmanlayarak Makedon kültürünü de zenginleştirdiğini aktaran Manasijevski, kitabın okuyucularının Kuzey Makedonya Türklerinin ve Yörük Türklerinin görsel müzesini doyasıya yaşama fırsatını elde edeceğini dile getirdi.
Manasijevski, benzer araştırma ve çalışmaların iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi açısından önemli olduğuna işaret etti.
350 sayfadan oluşan kitapta yüzlerce fotoğraf yer alıyor
Açılış konuşmalarının ardından, eserin tanıtım paneline geçildi.
Panelin oturum başkanlığını yapan, Kuzey Makedonya’da yayımlanan Yeni Balkan Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mürteza Sulooca, TÜRKSOY’un 30. yılında Makedonya Türkleri olarak gurur duydukları bir eseri tanıttıklarını söyledi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil de kitap hakkında bilgiler paylaştı.
350 sayfadan oluşan eserde yüzlerce fotoğrafın yer aldığını anlatan İbrahimgil, özellikle Kuzey Makedonya’nın doğu bölgesindeki Radoviç, Valandola, Gevgeli, ve Ustrumca arasındaki Yörük köylerinden bahsedildiğine dikkati çekti.
İbrahimgil, kitabın alt başlıklarında bölgedeki Yörüklerin örf, gelenek görenek, yerel kıyafet ve gündelik işlerinin anlatıldığına işaret etti
Ülkenin doğu ve batısında yaşayan Yörüklerin farklılıklarına da dikkati çeken İbrahimgil, bölgede daha önce çalışma yapan araştırmacıların isimlerine de değindi.
“Değerlerimizin gelecek nesillere intikalini sağlayan bir arşiv malzemesi sunuyor”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Çakıcı, kitabın içeriğinin çok zengin olduğunu, bugünün yaşam koşullarına ilişkin birçok arşiv malzemesi içerdiğini söyledi.
Eserin Türkleri ve Anadolu’yu yansıtan değerleri içerdiğini ifade eden Çakıcı, “Bu kitap basit bir fotoğraf albümü değil. Gerçekten kolayca hazırlanabilecek bir kitap değil. Hayatımızda kaybolan, kaybolmaya yüz tutan değerlerimizin gelecek nesillere intikalini sağlayan bir arşiv malzemesi sunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Balkanların huzuru orada Türk kimliğinin yaşamasıyla mümkündür”
Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Gürel ise “Balkan” kelimesinin “yüksek dağ” anlamına geldiğine değinerek, Rumeli yerine bu kelimenin kullanılmasında fayda olduğunu söyledi.
“Tarihe bir not düşmesi açısından bu kitap bence önemli bir çalışmadır.” diyen Gürel, Balkanlardaki Türk varlığını, “Osmanlı öncesi, Osmanlı asırları ve Osmanlı sonrası” olmak üzere üç başlık altında incelemeleri gerektiğini belirterek, kitapta üç dönemin izlerinin görüldüğünü aktardı.
Gürel, şöyle devam etti:
“Bu kitap yüzlerce yıllık köklü Balkan Türklüğünün taşınmaz varlığının kıymetli bir kanıtı olma niteliğindedir. Balkanlar’da Türkler dengenin, huzurun, kardeşliğin ve barışın garantisidir. Onun için Balkanlarda Türk kimliğinin yaşatılması lazım. Balkanların huzuru, dünyanın huzurudur. Balkanların huzuru, orada Türk kimliğinin yaşamasıyla mümkündür.”
“Bazı kelimelerin Yörüklerde de var olduğunu gördüm”
Eseri hazırlayan İbrahimsoylu da Türklerin sosyolojik olarak inançları, kültürleriyle Balkanlardan Altaylara anlaşılması için Türk hanedanları, Türk boyları ve Türklerin yaşam biçimleri olmak üzere 3 konuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Konargöçer hayat tarzını ifaden eden sıfatlardan birinin de “Yörük” olduğunu kaydeden İbrahimsoylu, yazılı kaynaklarda bu sıfatın ilk kez 1423-1430 yıllarında Anadolu’da geçtiği bilgisini paylaştı.
Balkan Yörüklüğünün merkezinin Vardar Boyu olduğunun altını çizen İbrahimsoylu, “Ancak Balkanlar’da Balkan Slav kaynaklarında, Bulgarcada, Makedoncada, Sırpçada, Hırvatçada Yörük kelimesi Anadolu’dakilerin aksine yer adı olarak kullanılmaktadır.” ifadesini kullandı.
İbrahimsoylu, 2007’den beri Kuzey Makedonya’da alan araştırması yaptığını belirterek, “Bazen Yörüklerde şu kelimelere rastlıyordum. Orhun anıtlarında, Divanu Lugati’t-Türk’te, Codex Cumanicus’ta olan bazı kelimelerin Yörüklerde de var olduğunu gördüm. Dedim ki bu kelimeler yok olacak, unutulacak. Ben bunları derleyeyim, unutulmasın.” şeklinde konuştu.
Daha sonra Yörüklerin tarım ve hayvancılıkta kullandığı aletlerin fotoğraflarını çekmeye başladığını kaydeden İbrahimsoylu, bu fotoğrafların kitaplarda yaşamasını sağlamak istediğini ifade etti.
]]>