Annesi Gülay Biçer’in doktorunun tavsiyesi ve kadın spor merkezindeki eğitmenin yönlendirmesiyle 3 yaşında yüzmeye başlayan Muhammed Ali, yaklaşık 5 yıldır Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Yıldırım Belediyesine bağlı Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi’nde çalışmalarını sürdürüyor.
Tek koluyla evde ve okulda her işini kendisi gören, havuza girerken de hazırlıklarını yardım almadan yapan Muhammed Ali, bir yıldır antrenörü Erkan Altay gözetiminde haftanın 6 günü yüzme antrenman yapıyor.
Okulu ve spor yaşantısında en büyük desteği annesi, babası ve ağabeyinden gören Muhammed Ali, antrenörüyle, en sevdiği animasyon filmdeki bir sahnede gördüğü Kungfu hareketini selamlaşma ritüeline dönüştürdü.
Şehit Polis Bülent Aslan İlkokulu 3. sınıf öğrencisi Muhammed Ali, Eskişehir’de düzenlenen Para Yüzme ve Deaf (İşitme Engelliler) Yüzme Bölge Şampiyonası’nda, S-5 derecesinde (engel sınıflandırması) katıldığı 5 kategorinin 3’ünde birinci, birinde ise ikinci oldu.
Muhammed Ali bu sonuçla 29 Temmuz’da Trabzon’da yapılması planlanan Para Yüzme ve Deaf Yüzme Kulüplerarası Türkiye Şampiyonası için davet aldı.
Yıldırım Belediyespor Kulübü sporcusu Muhammed Ali Biçer, AA muhabirine, katıldığı ilk turnuvada madalyalar kazanmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Bebekken omurgasının deforme olmaması için yüzmeye başladığını belirten Muhammed Ali, “6. yılımda turnuvaya katıldım. Çok güzel geçti. Açıkçası sonuçtan emin değildim ama çok şükür 3 altın, bir gümüş madalya aldım ve Trabzon’daki yarışa hak kazandım.” diye konuştu.
Muhammed Ali, antrenörlerinin kendisinin gelişimi için büyük emek harcadığını bildirdi.
Antrenmanlarının çok iyi geçtiğini anlatan Muhammed Ali, “Önce Türkiye, sonra Avrupa ve dünya şampiyonaları, ardından da olimpiyatlara katılıp Türk bayrağını buralarda dalgalandırmak istiyorum.” dedi.
“Dünyaca ünlü boksör Muhammed Ali gibi adını geleceğe altın harflerle yazdıracak”
Anne Gülay Biçer de oğlunun elde ettiği derecelerden gurur duyduğunu vurguladı.
Tohum ekip ağacın meyve vermesini bekler gibi bir süreç yaşadıklarını dile getiren Biçer, şöyle devam etti:
“O meyveyi aldığımızı gördük. O yarışı kazandığını görünce geleceğe dair daha güzel sonuçlar alacağını gördük. Dedesi bizi çok desteklerdi, 2 yıl önce kalp krizinden vefat etti. Muhammed Ali’nin madalya almasını görmeyi çok isterdi. Yarışmadan gelince hemen dedemizin mezarına gittik. Bütün madalyalarını orada bırakmak istedi, sadece birini bırakması için ikna ettik.”
Antrenör Erkan Altay, Muhammed Ali’nin performansından çok memnun olduklarını anlattı.
Yarışma heyecanı nedeniyle onun, Eskişehir’deki turnuvada istedikleri süreleri yapamadığını söyleyen Altay, “İlerleyen süreçte inşallah milli takım barajını da geçeceğini, onu milli takımda göreceğimizi düşünüyorum. Muhammed Ali şu an S-5 kategorisinde yarışıyor. Çok hırslı, kaybetmeye tahammülü yok. Kendi yaşıtları arasında bu özelliğiyle öne çıkıyor.” ifadesini kullandı.
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise zaman zaman ziyaret ettiği Muhammed Ali’nin hayata tutunmak için başladığı yüzmede çok ciddi başarılar elde eden bir sporcu haline geldiğini belirtti.
Onun başarılarının kendilerini mutlu ettiğini aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:
“Muhammed Ali, geleceği parlak, Yıldırım’ın parlayan yıldızı olacak bir evladımız. Geleceğin yıldızlarını yetiştiriyoruz. Tesisimiz Naim Süleymanoğlu’nun adını taşıyor. Burada onun ismini yaşatacak nice sporcular yetişecek. Muhammed Ali Biçer yavrumuz da tıpkı dünyaca ünlü boksör Muhammed Ali gibi adını geleceğe altın harflerle yazdıracak.”
Yıldırım Belediyesine ait tesislerde 2020 yılından bu yana 1636 özel gereksinimli birey ve ailesine eğitim ve spor hizmeti verildiğini, şu anda 75 çocuğun eğitim almaya devam ettiğini belirten Yılmaz, 4 bin 235 lisanslı sporcudan 880’inin bu yıl aktif olarak müsabakalara katıldığını sözlerine ekledi.
]]>Ligin bitimine 4 hafta kala 52 puanla 4’üncü sırada yer alan Kocaeli temsilcisi, futbolcuların “ayak bağı” olan düşüncelerden kurtulması amacıyla 3 hafta önce görevlendirilen Biçer’in tecrübeli mentör dokunuşlarıyla yükselişe geçti.
Ligde 6 haftalık galibiyet hasretine Göztepe maçında aldığı 3-2’lik galibiyetle son veren Körfez ekibi, deplasmanda Ahlatçı Çorum FK ile 1-1 berabere kaldı. Sahasında Bitexen Giresunspor’u ise 2-0 yenerek değişimden sonra 7 puan topladı.
Kulüp Başkanı Recep Durul, AA muhabirine, “alanında en iyi” denilebilecek zihinsel performans antrenörü Turgay Biçer’in elde edilen başarıda önemli paya sahip olduğunu söyledi.
Biçer’in, milli takım dünya 3’üncülüğünü, Galatasaray da UEFA kupasını aldığı dönemde takımlara destek verdiğini anlatan Durul, Biçer’in bu başarılardaki katkısının büyük olduğunu vurguladı.
Durul, geçmişte Kocaelispor’da da çalışan Biçer’in yine Kocaeli temsilcisine hizmet ettiğine değinerek, insanların moral, motivasyon ve sağlıklı akla ihtiyaç duyduğunu, bu tür dokunuşların performansa olumlu etki ettiğini anlattı.
“İnsanı merkeze koyma anlayışıyla hareket ediyoruz”
Durul, “insanı merkeze koyma” anlayışıyla hareket ettiklerine dikkati çekerek, Biçer ile çalışılmasının ezberci değil, vizyonel bakış açısıyla ilgili olduğunu ifade etti.
“Öncelikle ruhsal ve zihinsel durumu iyi hale getirmek gerekiyor ki, sahada ya da yaptığımız işte iyi duruma gelelim.” diyen Durul, bu bağlamda Turgay Biçer’in dokunuşlarının, katkısının çok fazla olduğunu yineledi.
Durul, oyuncular açısından içsel, ailesel, kişisel problemler ile zihin kurcalayan ayak bağı düşünceleri ortadan kaldırmanın, yani odak noktasını işine kaydırmanın önemine işaret ederek, “Toplanan 7 puan sadece buna bağlı değil tabii ki ama en önemli etkenlerden biri diyebiliriz. İnsan sağlığı, zihinsel ve bedensel sağlık, bunların hepsi doğru yönetildiğinde insan daha verimli oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Başarıda mali faktörlerin yanı sıra teknik ekibin oyun kurgusu, taraftar ve inanç faktörünün de bir araya gelmesinin önem arz ettiğini dile getiren Durul, Biçer’in katkısının takımın çıkış yakalamasıyla ilgili önemli etken olduğunun altını çizdi.
“Kocaelispor’un tek düşüncesi ligi 3’üncü sırada bitirmek”
Durul, başkanlıkta 3 haftayı geride bıraktığını ve bu sürede yenilgisiz seri yakaladıklarını anımsatarak, ligin ilk devresinde 3-0 yenildikleri Ümraniyespor ile yapacakları maça galibiyet hedefiyle hazırlandıklarını belirtti.
“Şu anda hedefimize adım adım gidiyoruz, stratejik savaş dönemi içerisindeyiz.” diyen Durul, düşme ve play-off hattındaki takımların mücadelesinin puan savaşını gerektirdiğini anlattı.
Durul, zihinsel ve saha savaşı ile taraftarların takımına sahip çıkması, aidiyet duygusu gibi parametrelerin bir araya gelmesiyle başarının sürdürülebilir kılındığını söyledi.
Play-off mücadelesinden kazanarak çıkmak istediklerini dile getiren Durul, “Kocaelispor’un tek düşüncesi vardır, o da ligi 3’üncü sırada bitirmek. Çok az da olsa ikinci bitirme şansı var ama gerçekçi konuşmak gerekirse Göztepe ile aramızdaki puan farkının kapanmasını beklemek doğru olmaz.” diye konuştu.
Durul, odaklandıkları Ümraniyespor maçını kazandıktan sonra diğer maçları konuşabileceklerine değinerek, şunları kaydetti:
“Tabii sadece sahadaki mücadele yetmiyor. Diğer faktörleri, unsurları da göz önünde bulundurarak sinerji yaratıp bu maçı kazanacağız. Yani sadece sahadaki mücadele yeterli gelmiyor. O yüzden taraftar, yönetim, camia bir bütünde sinerjiyi üretip ondan sonra başarılı olacağız. Yani inancımız tam, adım adım bu işi başaracağız.”
]]>Öğretmen Bedia-Köksal Güler İlkokulu dördüncü sınıftaki 30 öğrenci, öğretmenlerinin okuduğu masallardan etkilenince kendileri de masal yazmak istedi.
Öğrenciler, sınıf öğretmeni Hava Tekin’in desteğiyle kendi yaşantılarından, gördükleri bazı olaylardan, ailelerinden esinlenerek kurguladıkları masalları kaleme aldı.
Yazılan masallar, İl Milli Eğitim Müdürü Yasin Gülşen ile görüşülerek, “Minik Ahiler Masal Yazıyor” adlı kitapta bir araya getirildi.
Sınıf öğretmeni Hava Tekin, AA muhabirine, masallardan tat alan öğrencilerin yazmaya karar vermesiyle çok mutlu olduklarını vurguladı.
Bazı öğrencilerin masalları, kendi hayat hikayelerinden esinlenerek yazdığını aktaran Tekin, şunları kaydetti:
“Masal yazmak sanıldığı gibi kolay değil. Onların hayal dünyalarına göre nasıl masal yazacaklarını anlattık, derslerimizde onların masallarını dinledik. Olmayan yerleri arkadaşlarıyla hep beraber değiştirdik, sonunda çok güzel bir eser elde ettik. Öğrencileri bilgisayarın başından uzaklaştırıp önce okumaya sonra da yazmaya sevk ettiğimiz için çok mutluyuz. Onları sanal dünyadan uzaklaştırıp, kendi hayal dünyalarının o güzel kapısını açmalarını sağladık. Kitaplara olan bakış açıları değişti. Sevdiler, okudular, daha çok yazdılar. Onlarla gurur duyuyorum.”
Öğrencilerinin anasınıfı ve alt sınıf öğrencilere de örnek olacağını belirten Tekin, “Minik öğrenciler, kendilerinden daha minik olan öğrencilere masallarını okuyacaklar. Anasınıfı ve birinci sınıf öğrencilerine masallarını anlatacaklar ve onlara da bu büyülü dünyanın kapısını açacaklar.” ifadelerini kullandı.
“Şu ana kadar 9-10 masalım var”
“Bereket ve Mutluluk Getiren Kuşlar” masalını yazan Nehir Aktaş da kendini çok iyi hissettiğini ve mutlu olduğunu anlatarak, “İlk bunu yazdım, sonra başka masallar da yazmaya karar verdim. Şu ana kadar 9-10 masalım var. Bunları evde saklıyorum. 100-150 masal olunca bunları bastırmayı, kendime ait bir masal kitabımın olmasını çok istiyorum.” dedi.
“Biçerci Davut” masalını yazan Davut Batuhan Tokgöz ise babasının biçerdöver işi yaptığını belirterek, masalında, “Davut yoksulmuş ve biçer sürermiş. Biçer sürerken tarlada önüne birden fare çıkmış ve o da biçeri durdurup fareyi kurtarmış. Bir de padişahın kolyesi kaybolmuş. Kaybolan kolyeyi de o fare bulmuş ve Davut’a vermiş. Sonra Davut, kolyeyi alıp padişaha götürmüş. Padişah da kız kardeşi ile Davut’u evlendirmiş, 40 gün düğün yapmışlar.” satırlarını kaleme aldığını anlattı.
Babası gibi kendisi de boş zamanlarında davul çalan Bilal Aslan da “Masalımda bir baba çocuğuna davul alıyor ama nasıl çalınacağını öğretmiyor. 23 Nisan bayramında herkes bir alet çalıyor ama o çocuk bilmediği için çalamıyor. Tam o bayramda davul kendi kendine çalmaya başlamış. Eve gittiğinde ise babası ağlayarak çocuğuna sarılmış, davulu öğretmediği için özür dilemiş.” ifadelerini kullandı.
“Deniz Kızı” masalını yazan Asya Güngör ise öğretmeninin anlattığı masallardan çok etkilendiğini, yazmaya karar verdiğini, öğretmeninin evlere kadar gelerek aileleriyle birlikte masalı okuduğunu söyledi.
]]>