Bilim – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sat, 03 Aug 2024 02:36:42 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Eğitim-İş, Yeni Müfredat Taslağının Geri Çekilmesi İçin Toplanan 100 Bin İmzayı MEB’e İletti https://www.haber28.com.tr/egitim-is-yeni-mufredat-taslaginin-geri-cekilmesi-icin-toplanan-100-bin-imzayi-mebe-iletti/ https://www.haber28.com.tr/egitim-is-yeni-mufredat-taslaginin-geri-cekilmesi-icin-toplanan-100-bin-imzayi-mebe-iletti/#respond Sat, 03 Aug 2024 02:36:42 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29129 (ANKARA) – Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (EĞİTİM-İŞ), “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı yeni eğitim öğretim müfredatı taslağının geri çekilmesi için topladıkları 100 bin imzayı ve hazırlanan değerlendirme raporlarını Milli Eğitim Bakanlığına iletti.

EĞİTİM-İŞ Genel Başkanı Kadem Özbay ve sendika üyesi eğitimciler, müfredat taslağının geri çekilmesi ve müfredatla ilgili hazırlanan raporları iletmek amacıyla öğle saatlerinde MEB önüne geldi. EĞİTİM-İŞ’e Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil de destek verdi. Eğitimcilerin yakalarında, İbrahim Oktugan’ın İstanbul’da müdür olarak görev yaptığı okulda uzaklaştırma cezası alan bir öğrenci tarafından silahla öldürülmesine tepki göstermek amacıyla “şiddete hayır yazılı” siyah kurdeleler yer aldı.

EĞİTİM-İŞ Genel Başkanı Özbay, burada yaptığı açıklamada, “Şiddetin de öğretmenlerin de tükenmesinin nedeni de AKP iktidarıdır” ifadesini kullandı.

Müfredat taslağının eğitim sistemini ideolojik bir bakış açısıyla şekillendirme tehdidi taşıdığını, bilimsel ve laik eğitimden uzaklaştırdığını, ezberci ve dogmatik bir eğitim anlayışını teşvik ettiğini söyledi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile sabah saatlerinde bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Özbay, müfredatın içerisinde barındırdığı yanlışları direkt olarak Bakan’a ilettiklerini kaydetti.

“BİNİN ÜZERİNDE ARKADAŞIN KİM OLDUĞU TARTIŞMALIDIR”

“Müfredat değişikliğinin hazırlanma usulü, KHK’larla ülkeyi yöneten AKP’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na yakışır biçimde gerçekleşmiştir.” ifadelerini kullanan Özbay, şöyle konuştu:

“10 yıllık uzun bir süreçte hazırlandığı söylenen müfredat değişikliği için bu alandaki eğitim bilim uzmanlarını, üniversiteleri ve demokratik kitle örgütlerini sürece katmak yerine Bakan Tekin’in ifadesiyle ‘1000’in üzerinde arkadaşımız ortak çalışmış’. Bu binin üzerinde arkadaşın kim olduğu sorusu da en az müfredatın kendisi kadar tartışmalıdır. Bu kadar köklü bir değişimin, katılımcı bir şekilde hazırlanması gerektiği gerçeği bir yana, daha uzun vadeye yayılması ve pilot uygulamalarla test edilmesi gerekmektedir.”

“PARALEL BİR MÜFREDAT MI HAZIRLADINIZ”

Yeni müfredatın “yangından mal kaçırırcasına getirildiğini” ve Bakanlık açıklamalarının aksine müfredatın kısa bir zamanda şeffaf olmayan bir süreçte hazırlandığını söyleyen Özbay, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir hafta askı süresini ‘katılımcı bir yaklaşım’ olarak yansıtmaya çalışmaktadır. ‘Herkesle ortak çalışmak istiyoruz’ diyen Bakan Tekin’e soruyoruz; son müfredat değişikliğini sizin de müsteşar olduğunuz dönemde 2017’de yaptınız. 10 yılda hazırlandığını söylediğiniz bu müfredat değişikliği gizli ajandanız mıydı? Gizli saklı çalışarak paralel bir müfredat mı hazırladınız? Bu süreçte kimlerle çalıştınız? Komisyona kimler, hangi kriterlere göre seçildi? Taslak programları yazanlar arasında dernek ve vakıf görünümlü tarikat ve cemaatler mi var? Yeni müfredata neden ihtiyaç duyuldu? Önceki müfredatın eksikliklerini tespit edip bir ihtiyaç analizi yaptınız mı? Pilot uygulamasını nerede yaptınız, sonuçları nedir? Görüş ve önerileri bildirmek için neden e-devlet üzerinden giriş yapılıyor? Amacınız insanları fişlemek mi? Taslakta yer alan Erdem-Değer Eylem Modeli’ni, Bakan Yardımcınız Ömer Faruk Yelkenci’nin Genel Müdürlüğünü yaptığı okullarda geliştirilen Hayat-Denge Modeli’nden mi aldınız? Bu nedenle mi bilimsel bir kaynakça sunamadınız? Kamuoyuna açıklamak zorundasınız.”

“MAARİF SÖZCÜĞÜ, NURETTİN TOPÇU VE ONUN CUMHURİYET KARŞITI FİKİRLERİNE GÖNDERMEDİR”

Eğitim öğretim müfredatlarının ülkelerin anayasaları kadar önemli olduğunu, toplumun ortak hafızasının, ortak yaşama becerisinin müfredatlar üzerinden kurulacağını belirten Özbay, şunları kaydetti:

“Müfredatların değişmesi için toplumsal yapılarda büyük değişiklikler olması lazım. Bilimsel bir eğitim sisteminde müfredat değiştirme yerine, müfredat geliştirme kavramı kullanılır. Değişen durumlara uygun şekilde ortaya konulur, yenilikleri yakalamak için önce deneme okullarında uygulanır. Müfredatlar, eğitimin anayasasıdır. Eğitimin gerçek bileşenlerini sürece dahil etmeden, geçmişin değerlendirmesini, ihtiyaç analizini yapmadan, bilimsel tespitleri, pilot uygulaması olmadan böyle bir değişiklik yapılamaz. Bu taslağa dair dikkat çekilmesi gereken bir konu da programın adının ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ olmasıdır. AKP’nin Türkiye Yüzyılı sloganının kullanılması, bunun bir Milli Eğitim programı değil, AKP’nin parti programı olduğunu göstermektedir. Eğitim-öğretim yerine maarif sözcüğünün tercih edilmesi ise ‘Türkiye’nin Maarif Davası’ kitabıyla bilinen Nurettin Topçu’ya ve onun Cumhuriyet karşıtı fikirlerine bir göndermedir.”

“METİNDE BİLİM KELİMESİ 43 KEZ KULLANILIYOR”

Özbay, öğretim programlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Öğretim programları ortak metnine baktığımızda kullanılan dil, aslında siyasi iktidarın neyi amaçladığını, nasıl bir nesil yetiştirmek istediğini ortaya koymaktadır. Bilimsel eğitim ve akademik başarı önemsizleştirilirken, her satırda ahlaklı, erdemli, inançlı birey yetiştirmenin önemine vurgu yapılmış, sabır telkininde bulunulmuş. Metinde, ‘bilim’ sadece 43 kez, ‘ahlak’ 61 kez, ‘erdem’ 46 kez, ‘değer’ ise hepsinden fazla yüzlerce kez kullanılırken, Atatürk, Cumhuriyet, demokrasi, yurttaşlık hiç kullanılmamış. İlahiyat terimleri sözlüğünden alınmış gibi, gelişim ve evrim demekten kaçınmak için ‘tekamül’, bilim yerine ‘ilim’ kelimelerinin tercih edilmesi, ‘belagat’, ‘kamil insan’ vurguları, kendi ideolojilerine uygun bir nesil yetiştirme hedefledikleri anlamına gelmektedir.

Ortak metinde AKP’nin ‘kindar ve dindar nesil yetiştirme ideolojisi’nin temel taşları yerleştirilmiş daha sonra da bu çerçeveye özensiz bir şekilde, aceleye getirilerek hazırlatılan öğretim programları monte edilmeye çalışılmıştır. Daha net bir şekilde ifade etmek gerekirse bu program bile denemeyecek taslak metinler iki ayrı grup tarafından hazırlanmıştır. Amaç eğitim öğretime kendi ideolojileri doğrultusunda şekillendirmektir. Okul öncesi programında, çocuklara oyun yasaklanmıştır.”

“CUMHURİYETE KARŞI GİRİŞTİKLERİ DEVRİMİN MANİFESTOSU”

TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil de “Bu müfredat, bu ülkenin geleceğini düşünen, bu ülkenin çocuklarını düşünen herkesin temel meselesidir. Bir müfredat değil, bu yaptıkları şey adıyla sanıyla ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altında 23 yıldır bıkmadan, utanmadan yıkmaya çalıştıkları Cumhuriyet’e karşı giriştikleri devrimin bir manifestosudur. 10 yıl boyunca burada müsteşardın. O zaman verdiğin ne eğitimiydi de şimdi buna ‘yerli ve milli’ diyorsun. Coğrafyayı, tarihi, fiziği, kimyayı, Atatürk devrimlerini ve inkilaplarını toplasan bir din kültürü eğitimi kadar yer tutmayan bir müfredata, sen müfredat mı diyorsun. Bunu yaparken hiç utanmıyor musun?” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın ardından toplanan imzalar MEB’e iletildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/egitim-is-yeni-mufredat-taslaginin-geri-cekilmesi-icin-toplanan-100-bin-imzayi-mebe-iletti/feed/ 0
Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu 8 Haziran’da gerçekleşecek https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ikinci-astronotu-tuva-cihangir-ataseverin-yorunge-alti-arastirma-ucusu-8-haziranda-gerceklesecek/ https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ikinci-astronotu-tuva-cihangir-ataseverin-yorunge-alti-arastirma-ucusu-8-haziranda-gerceklesecek/#respond Thu, 01 Aug 2024 08:12:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28877 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşunun, 8 Haziran’da Virgin Galactic’in ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan Spaceport tesislerinden gerçekleşeceğini belirtti.

Kacır, Türkiye’nin astronotları Alper Gezeravcı ve Atasever ile Bakanlık’ta, “Türk Uzay Bilim Misyonu Yörünge Altı Araştırma Uçuşu” konulu basın toplantısı düzenledi.

“Türk Astronot ve Bilim Misyonu” ile ülkenin uzay yolculuğunda yeni bir sayfa açtıklarına işaret eden Kacır, “Geride bıraktığımız 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde en büyük yatırımı insan kaynağımıza yaparak, AR-GE ve inovasyon altyapımızı güçlendirdik. Teknolojide paradigma değişimlerine odaklanarak, araştırma, geliştirme ve üretim kabiliyetimizi yükselttik, birçok alanda asırlık kalıcı kazanımlar elde ettik. İnşa ettiğimiz teknoloji ekosistemiyle uzayın sunduğu sınırsız fırsatlardan yararlanmaya fazlasıyla hazır durumdayız.” dedi.

Kacır, Türkiye’nin artık kendi uydusunu geliştirebilen, üretebilen ve test edebilen bir ülke konumunda olduğunu bildirerek, ilk yılını tamamlayan İMECE uydusuyla, dünyanın her yerinden hiçbir kısıt olmadan görüntü alınabildiğini söyledi.

Yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT-6A’yı 8 Temmuz haftasında uzaya göndereceklerini anımsatan Kacır, “TÜRKSAT-6A ile haberleşme uydusu geliştirme ve üretme kabiliyetine sahip 11 ülkeden biri olacağız.” diye konuştu.

Kacır, uzay teknolojilerinin uydularla sınırlı olmadığına işaret ederek, ülkenin uzaydaki hak ve menfaatlerini koruyabilmek, küresel uzay yarışında önemli bir oyuncu olabilmek için Milli Uzay Programı’nı ilan ettiklerini aktardı.

Program kapsamında 10 hedef belirlediklerini belirten Kacır, “Bu hedeflerden biri de ‘Türk Astronot ve Bilim Misyonu’dur. Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu kapsamında önce Alper Gezeravcı’nın uzay göreviyle ortak gururun zirveye yükseldiği zamanları yaşadık. Genetikten biyolojiye, fizyolojiden bağışıklık sistemine kadar gerçekleştirilen 13 deneyle bilim camiasına büyük katkılar sunan bu bilim misyonu, ufka bakan gençlerimize ilham kaynağı oldu.” ifadelerini kullandı.

Kacır, gerçekleştirilen uzay misyonunun bilim toplumu olma istikametindeki Türkiye için yeni bir başlangıç olduğunu bildirdi.

“Atasever 7 deney icra edecek”

Türkiye için uzay bilimi ve teknolojilerinde yeni bir dönem başladığına dikkati çeken Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sırada diğer astronotumuz Tuva Cihangir Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu bulunuyor. Nasıl ki Alper Gezeravcı’nın tarihi uzay yolculuğu ile gururlandıysak, Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu için de oldukça heyecanlıyız. Astronotumuz Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu, 8 Haziran 2024’te Virgin Galactic’in ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan Spaceport tesislerinden gerçekleşecek. Yaklaşık 1,5 saatlik bir sürede gerçekleşmesi planlanan bu uçuşta astronotumuzu taşıyacak ‘VSS Unity’ yörünge altı aracı önce bir taşıyıcı uçak aracılığıyla yaklaşık 45 bin fitlik yüksekliğe erişecek, ardından hibrit yakıtlı roket motorunu ateşleyerek yaklaşık 90 kilometre irtifaya ulaşacak. Yaklaşık 3 dakikalık serbest düşme fazında mikro yerçekimi ortamında, biyolojik moleküllerden gen analizlerine, metabolizma değişimlerinden baskılayıcı hücrelere, insülin kaleminden radyasyon analizine kadar 7 deney icra etmek de mümkün olacak.”

“Atasever ilave bir maliyet oluşturmayacak”

Kacır, Atasever’in birbirinden farklı disiplinlerde gerçekleştireceği deneylerin, bilim insanlarının yürüttükleri araştırmalara önemli kazanımlar sağlayacağını belirtti.

Her iki astronotun da Axiom Space, Space X ve NASA tarafından verilen temel astronot eğitimi ile yaşam ve güvenlik prosedürleri, modül ve deney ekipmanları kullanımı, hayatta kalma eğitimlerini aldığını anımsatan Kacır, “Alper Gezeravcı’nın görevi icra etmesine mani bir durum ortaya çıkmadı. Gezeravcı, insanlı ilk uzay bilim misyonumuzu başarıyla tamamladı. Bu da en başından proje anlaşmalarında kararlaştırdığımız üzere, ilave bir maliyet oluşturmaksızın ikinci astronotumuz Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu yaparak uzay deneyimi gerçekleştirmesi imkanını ortaya çıkardı. Böylelikle uzay sınırını geçen ve mikro yerçekimi ortamında bilimsel çalışmalara katkı sunan ikinci vatandaşımız Atasever olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

“Axiom-3 görev ekibi ülkemizde bir araya gelecek”

Kacır, hayata geçirdikleri her bir yatırım ve projenin, ülkeye ve vatandaşlara en ileri düzeyde fayda sunması için titizlikle çalışmaya devam ettiklerini söyledi.

Yörünge altı araştırma uçuşunun ardından Milli Uzay Programı kapsamındaki hedeflere yönelik çalışmaları sürdüreceklerini bildiren Kacır, “Barışın ve ortak çalışma ruhunun sembolü uzayda, önümüzdeki dönemde de uluslararası işbirliklerine devam edeceğiz. Uluslararası işbirliğinin bir yansıması olarak Axiom-3 görev ekibi haziran ayının başında ülkemizde bir araya gelecek. Uzay alanındaki tecrübelerini ve gelecek döneme ilişkin projelerini üniversitelerimizde gençlerimizle paylaşacak.” dedi.

Kacır, program kapsamında, Ankara’da uzay teknoloji geliştirme bölgesi kuracaklarını, uzay sanayini geliştireceklerini aktararak, 2035’te yılda 1,8 trilyon dolara erişmesi tahmin edilen küresel uzay ekonomisinden daha fazla pay alınacağını belirtti.

Uzaya bağımsız erişim programını da sürdüreceklerine işaret eden Kacır, şu değerlendirmede bulundu:

“Fırlatma roketleri geliştirmeye yönelik projelerimize devam edeceğiz ve 2030’a kadar uluslararası işbirlikleriyle bir uzay limanı kuracağız. Bu süreçte Ay Programı’mızı gerçekleştireceğiz. Milli imkanlarla geliştirdiğimiz itki sistemine sahip, kendi mühendislerimizin ve bilim insanlarımızın tasarladığı ve ürettiği uzay aracıyla aya erişeceğiz. Geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojileri zorlu uzay koşullarında kullanma ve sonraki zamanlarda ticarileştirme imkanı da bulacağız. Türkiye Ulusal Gözlemevleri çatısı altında, ileri seviyede uzay gözlemleri için kurmakta olduğumuz Doğu Anadolu Gözlemevi Projesi’ni tamamlayarak, bölgemizin en gelişmiş teleskopuna sahip olacağız. İnsanlı uzay araştırma programlarında yeni uluslararası işbirliklerine dahil olacak, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun yenilenmesi gibi projelerde Türk sanayisinin rol alması için gayret göstereceğiz.”

Kacır, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’i düzenlemeye devam edeceklerini, roket ve uydu yarışmalarıyla, eğitim ve girişimci destek programlarıyla uzay bilimi ve teknolojilerinde insan kaynağını güçlendirerek, uzaya yönelik toplumsal ilgiyi artırmaya devam edeceklerini anlattı.

Süper Lig’de şampiyon olacak futbol takımının, bayrağını uzaya gönderme talebi olması halinde nasıl bir yol izleneceğine ilişkin soruya da yanıt veren Kacır, “Spor camiasından ittifakla talep gelirse milletimiz adına bunu karşılamak için gayret ederiz. Ancak tüm takımları en mutlu edecek şey, ay yıldızlı bayrağımızı uzayda görmek olacaktır.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ikinci-astronotu-tuva-cihangir-ataseverin-yorunge-alti-arastirma-ucusu-8-haziranda-gerceklesecek/feed/ 0
Üniversitede Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Açıldı https://www.haber28.com.tr/universitede-biyocesitlilik-uygulama-ve-arastirma-merkezi-acildi/ https://www.haber28.com.tr/universitede-biyocesitlilik-uygulama-ve-arastirma-merkezi-acildi/#respond Tue, 30 Jul 2024 23:00:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28531 Üniversitede yapılması planlanan çalışmaları değerlendirmek ve gündem maddelerini görüşmek üzere rutin olarak gerçekleşen Senato ve Yönetim Kurulu Toplantısının bu haftaki oturumu, Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezinde düzenlendi.

Toplantı öncesi, Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde yer alan Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesinin (ABMM) açılışını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı, yaklaşık bir yıldır misafir kabulüne başlayan müzenin resmi açılışını, Senato ve Yönetim Kurulu Toplantısıyla birlikte yaparak tarihe bir not düştüklerini ifade etti. Törene Rektör Yardımcıları, Üniversite Genel Sekreteri, Senato ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile merkez çalışanları katıldı.

Rektör Çomaklı: “Şimdiki Neslin Gelecek Nesillere Karşı Taşıdığı Sorumluluğun Bilinciyle Çalışmalarımızı Yürütüyoruz”

Açılış töreninde kısa bir konuşma gerçekleştiren Rektör Çomaklı, ekosistemdeki her bir yaşam şeklinin benzersiz olduğunu ve dünyadaki her organizmanın, insan için değerli olsun veya olmasın, var olma hakkına sahip olduğuna vurgu yaptı. Şimdiki neslin gelecek nesillere karşı sosyal bir sorumluluğunun varlığından bahseden Çomaklı: “Bu sorumluluk, dünyadaki tüm canlı organizmaların korunmasının gerekliliğini de bizlere yüklemektedir. Günümüzde tehdit altında olan biyoçeşitliliğimizi korumak ve gelecek nesillere aktarabilmek için gerekli önlemler almak oldukça önemlidir. Daha göreve gelmeden önce önemine vakıf olduğumuz bu alana yönelik ilk çalışmalarımızı yönetime gelir gelmez gerçekleştirdik ve merkezimizin kurulumuna başladık. Üniversitemizin öz kaynakları ile yürütmüş olduğumuz bu çalışma kısa sürede önemli bir seviyeye ulaştı. Ülkemiz başta olmak üzere birçok dünya üniversitesi ile iş birliği içerisinde projelerine devam eden merkezimiz, aynı zamanda bünyesinde barındırdığı Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi ile toplumla iç içe bir süreç yürütüyor” dedi.

Dünyadaki birçok canlı türünü içinde barındıran ve bu doğrultuda 7’den 70’e herkesin ilgisini çeken Biyoçeşitlilik Müzesinin özellikle çocukların hayal güçlerini geliştirmesi ve yaşadıkları dünyayı daha yakından tanıması açısından oldukça önemli olduğunu belirten Rektör Çomaklı, Doğu Anadolu’nun kesişim noktasında yer alan Erzurum’a kazandırmış olmanın gururu içerisinde olduklarını söyledi.

Prof. Dr. Gültekin: “Uluslararası Bilim İnsanlarıyla Ortak Araştırmalar Yürütüyoruz”

Merkez Müdürü Prof. Dr. Levent Gültekin ise Uygulama ve Araştırma Merkezinde hayvanlar ve bitkiler alemi laboratuvarı ile taksonomi ve moleküler sistematik gibi temelde 4 laboratuvarın bulunduğunu, uluslararası bilim insanlarıyla ortak araştırmalar yürütüp eğitim ve uygulama laboratuvarıyla topluma bilgi aktardıklarını belirterek, Doğu Anadolu Bölgesi başta olmak üzere dünyanın her noktasını yoğun bir şekilde taradıklarını ve buldukları özel türleri koruma altına aldıklarını, ayrıca gelecek nesillere karşı olan sorumluluklarını da yerine getirmek için yoğun bir gayret sarf ettiklerini ifade etti.

Müzede 250 Bin Bireyden ve 10 Bin Türden Oluşan Koleksiyon Mevcut

Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde kurulan Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi hakkında da bilgi paylaşımında bulunan Prof. Dr. Levent Gültekin; müzede, Doğu Anadolu başta olmak üzere Türkiye ve dünyanın dört bir yanından 60 yılda toplanan 250 bin birey, 10 bin türden oluşan koleksiyonun özenle muhafaza edildiğini söyledi. Dev mamut, dinozor ve balina replika koleksiyonlarının yanı sıra çok sayıda türden oluşan bitki, böcek, memeli hayvan, sürüngen, balık ve milyonlarca yıl öncesine ait fosilin bulunduğu müzede, üniversitenin öz kaynağı ve Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı’nın destekleriyle üst düzey bilimsel araştırmaların yapıldığını belirten Gültekin, biyoçeşitliliğin korunması ve eğitim anlamında topluma katkı sunulmasının hedeflendiğini dile getirdi. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/universitede-biyocesitlilik-uygulama-ve-arastirma-merkezi-acildi/feed/ 0
Eğitim Sen’den MEB Önünde ‘Müfredat’ Protestosu: “Laiklik ve Bilim Karşıtı Müfredatı Reddediyoruz” https://www.haber28.com.tr/egitim-senden-meb-onunde-mufredat-protestosu-laiklik-ve-bilim-karsiti-mufredati-reddediyoruz/ https://www.haber28.com.tr/egitim-senden-meb-onunde-mufredat-protestosu-laiklik-ve-bilim-karsiti-mufredati-reddediyoruz/#respond Sun, 28 Jul 2024 05:36:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28029 HABER: OGÜN AKKAYA KAMERA: EYLEM LADİN DEĞER

(ANKARA) – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunulan yeni müfredat taslağını Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde protesto etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Çocukların eğitiminde telafisi güç olumsuzluklar yaratacak bu müfredat değişikliğini kabul etmiyoruz. Siyasi iktidarın siyasal, ideolojik hedeflerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz” dedi.

Eğitim Sen üyeleri, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunulan yeni müfredat taslağını Milli Eğitim Bakanlığı önünde protesto etti. “Bilim dışı müfredatı reddediyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde, “Irkçı, gerici eğitime hayır”, “Yusuf Tekin şaşırma, sabrımızı taşıma”, “Parasız, bilimsel, anadilde eğitim”, “Bakan Tekin istifa” sloganları atıldı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, müfredat değişikliğinde okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede işlenecek derslerin içeriği ve bunlarla ilgili önemli ve tüm toplumu ilgilendiren düzenlemeler olduğunu vurgulayarak “Normalde müfredat değişikliklerinin içeriğinin ne olacağı, nasıl bir değişiklik önerildiğinin bütün yönleriyle, bilim insanları, eğitim bilimciler ve eğitim sendikalarının görüşleri alınarak, çeşitli yönleriyle tartışılarak belirlenmesi gerekir. Ancak MEB’in sürecin başından sonuna kadar yapmaya çalıştığı şey, ülkenin bugünü ve geleceğini yakından ilgilendiren böylesine önemli bir konuda yangından mal kaçırır gibi hareket etmesi olmuştur” dedi.

“BAŞINDAN SONUNA SİYASAL BİR NİTELİK TAŞIMAKTA”

“Eğitim sistemi açısından öğrencilere verilecek bilgiyi belirlemek ve seçmek, müfredat ve ders kitapları üzerinden öğrencilere aktarılması süreci başından sonuna siyasal bir nitelik taşımaktadır” diyen Irmak, özetle şu görüşleri dile getirdi:

“Eğitim müfredatının çocukların, gençlerin, toplumun ve ülkenin gerçek ihtiyaçlarından çok, iktidarın siyasal-ideolojik çizgisine uygun hale getirilmesinin en somut yönü okullarda hangi bilgilerin, nasıl, hangi araçlar ve örnekler üzerinden verileceğidir. Mevcut iktidar çocuğa ya da bireye nasıl yaklaşıyor, nasıl bir insan modeli yetiştirmek istiyor, yetiştirdiği bireylerde hangi özellikler olmasını istiyorsa eğitim müfredatını da ona uygun şekilde hazırlamıştır.

“BİZİM TESPİTİMİZİ DOĞRULAMAKTADIR”

Müfredat değişikliklerinde laik ve bilimsel, eğitim geri plana itilirken, bütün ders kitaplarında ‘milli ve manevi değerler’in merkeze alındığı görülmektedir. Milli ve manevi değerler vurgusu yaratılan tüm eşitsizliklerin üzerini örtmek için kullanılmaktadır. MEB’in öncelikli hedefi eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden iktidarın siyasal ideolojisinin açık ve gizli olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağının başlığının ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ olarak belirlenmiş olması bu tespitimizi doğrulamaktadır.

“ÖRÜMCEK AĞI GİBİ BÜTÜN EĞİTİM SİSTEMİNİ KUŞATMIŞ DURUMDA”

MEB’in, ÇEDES ve benzeri projeler ve protokoller üzerinden eğitim sistemi içine faaliyet alanı açtığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yanı sıra iktidarla ekonomik ve siyasal bağları olan dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb. üzerinden doğrudan iktidar desteği ile tıpkı bir örümcek ağı gibi bütün eğitim sistemini kuşatmış durumdadır.

“PEDAGOJİK DEĞİL, POLİTİK NİTELİKTEDİR”

MEB’in ‘yeni müfredatı, düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Öğretim programlarında bilimsel eğitim ile ilgili olan pek çok nokta özenle ‘sadeleştirme’ ya da ‘ayıklamaya’ tabi tutulurken, tek adam rejiminin bütün hedeflerini açık ve gizli amaç ve değerler üzerinden ders kitaplarına yerleştirerek kendilerince ‘dini’ ve ‘milli bir müfredat oluşturulmak istendiği anlaşılmaktadır. Müfredat değişikliklerini sadece pedagojik açıdan eleştirerek, ders içeriklerinde yapılan değişiklikleri eğitim biliminin temel ilkeleri üzerinden ele alarak değerlendirme yapmıyoruz. Bugün karşımızda eğitim programlarında yapılan teknik değişikliklerden çok, iktidarın siyasal programına paralel olarak hazırlanmış bir eğitim müfredatı bulunmaktadır. Dolayısıyla yeni müfredata yönelik eleştirilerimiz sadece teknik ve pedagojik değil, aynı zamanda politik niteliktedir.

“İSTİFAYA DAVET EDİYORUZ”

Dolayısıyla çocukların eğitiminde telafisi güç olumsuzluklar yaratacak bu müfredat değişikliğini kabul etmiyoruz. Siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz. Bu müfredatı hazırlatıp yayınlayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i de istifaya davet ediyoruz.”

]]> https://www.haber28.com.tr/egitim-senden-meb-onunde-mufredat-protestosu-laiklik-ve-bilim-karsiti-mufredati-reddediyoruz/feed/ 0 Eğitim Sendikalarından MEB’in Yeni Müfredat Programına Tepki: “Tekkede Mürid mi Yetiştiriyorsunuz?” https://www.haber28.com.tr/egitim-sendikalarindan-mebin-yeni-mufredat-programina-tepki-tekkede-murid-mi-yetistiriyorsunuz/ https://www.haber28.com.tr/egitim-sendikalarindan-mebin-yeni-mufredat-programina-tepki-tekkede-murid-mi-yetistiriyorsunuz/#respond Tue, 23 Jul 2024 05:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27075 HABER: OGÜN AKKAYA

(ANKARA) – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyıl Maarif Modeli” müfredatına ilişkin açıklama yapan Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, “Tekkede murid mi yetiştiriyorsunuz? diye sorarken, Eğitim Sen müfredatı, “MEB’in ‘yeni müfredatı’, düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen ve yorumlamayan robot ve ruhsuz nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlandı. Mesele bilim ve demokrasi değil, çağdışı ‘dava’dır. Öğretim programlarında bilimsel eğitimle ilgili olan pek çok nokta özenle ‘ayıklama’ya tabi tutulurken, iktidarın inşa etmekte olduğu ‘yeni rejim’i ve onun ‘2023 vizyonu’nu merkez alıp, açık ve gizli (örtük) amaç ve değerleri programlara ustaca yerleştirerek kendilerince ‘dini’ ve ‘milli’ bir müfredat oluşturulmak istendiği açık” diye değerlendirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı “Türkiye Yüzyıl Maarif Modeli” müfredatının taslağını paylaştı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda söz konusu taslağın görüş ve önerilere açık olduğunu belirterek, “Tecrübe, öneri ve desteğiniz bizler için önemli. Sadece son bir yılın değil, on yıllık uzun soluklu bir çalışma ile meydana getirdiğimiz; akademisyen, öğretmen ve paydaşlarımızın yoğun çalışma ve katkılarıyla ortaya çıkan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adını taşıyan yeni müfredat çalışmamızı kamuoyunun ve eğitime gönül veren herkesin görüşlerine sunduk” sözleriyle duyurdu.

EĞİTİM İŞ SENDİKASI’NIN DEĞERLENDİRMESİ

MEB’in açıklamalarının ardından konuya ilişkin Eğitim Sen yazılı bir açıklama yaparken, Eğitim ve Bilim işgörenleri Sendikası (Eğitim İş) Genel Başkanı Kadem Özbay da ANKA Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

Kadem, “İçerisinde çok şık ahlak erdem kamil insan vurguları var. Cumhuriyet bir ya da iki kez geçiyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün adı hiç geçmiyor. Tekkede mürid mi yetiştiriyorsunuz? Yoksa çağın gereğinde öğrenci mi yetiştiriyorsunuz? Bu müfredat bir parti programıdır. Cumhuriyet değerlerine uyan bir müfredat değildir. Maarif kelimesi de müfredatın ne olduğunu vurguluyor. Çocuğun akademik gelişiminden yana değil, ahlakını baskılayan bir nesil yetiştirilmeye çalışılıyor. Bilimsellik vurgusu yok denecek kadar az. Buradan soruyorum müfredatla mürid yetirilmesi mi amaçlanıyor?” diye konuştu.

“YENİ MÜFREDATLARIN TARİKAT VE CEMAATLERİN BELİRLEDİĞİ İÇERİKTE OLACAĞI KUŞKUSUZDUR”

Eğitim Sen ise konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şu görüşler yer verdi:

“Tüm ülkeyi ve gelecek nesilleri yakından ilgilendiren eğitim müfredatı gibi bir konuda, müfredatın siyasal ve ideolojik olarak iktidara yakın çevrelerin müdahalesiyle daha da geriye götürülmesi, bilime ve aydınlanma düşüncesine karşı resmen bayrak açılması söz konusudur” denilen açıklamada “Ders kitaplarında bir süredir sürdürülen ‘sadeleştirme’ ve ‘basitleştirme’ uygulamalarının doğrudan bilim, felsefe, tarih ve sanat derslerini hedef alması, bilim derslerinde ünite ve kazanım sayılarının azaltılması, başta tarih dersleri olmak üzere, büyük ölçüde “dini” ve “milli” öğeler ve referanslarla donatılmış bir müfredat oluşturulduğu görülmektedir. Ülkeye aydın, ilerici ve değişimci nesiller gerekirken bu müfredatlarla daha geriye doğru bakan, çağdışı zihniyetle donanmış nesillerin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Yeni müfredatların, bilim, teknoloji ve çağdaşlıktan ziyade tarikat ve cemaatlerin belirlediği bir biçim ve içerikte olacağı kuşkusuzdur.”

Türkiye’nin nasıl bir müfredata ihtiyacı olduğunu 11 maddede sıralayan Eğitim Sen, “Yeni müfredat hazırlıkları konusunda sorunun eğitim biliminin temel ilkeleri göz önünde bulundurarak hayata geçirilmesi gerektiği açık. Eğitim Sen, eğitimin toplumsal bir olgu olarak ele alınıp, bu olguyu tanımlayan değişkenlerin bütünsel bir çerçeve içinde analiz edilmesi gerektiğini düşünmektedir” değerlendirmesini yaptı ve müfredat programı ile ilgili şu önerileri sundu:

  • Eğitim müfredatı hazırlanırken bilimsel, demokratik, laik, bireyin yanı sıra aynı zamanda toplumsal faydayı da gözeten, insan hak ve özgürlüklerine dayalı eğitim programlarının oluşturulması gereklidir. Bu çerçevede yaratıcı ve eleştirel düşünen, üretici, çevre bilincini kazanmış, toplumsal sorunlara duyarlı, kendine güvenen, demokrasiyi özümsemiş, insan hak ve özgürlüklerini ön planda tutan, eşitlikçi, adalet duygusu gelişmiş bireylerin yetiştirilmesini hedefleyen eğitim programları oluşturmak temel hedef olmalıdır.
  • Dil bir iletişim aracı olmanın yanı sıra o dili konuşan toplumun tarihinin ve kültürünün taşıyıcısıdır. Farklı dillerin varlığını inkar eden, onları dışlayan “tek dil-tek millet” ideolojisi terk edilerek çok dillilik temelinde anadilinde eğitim müfredat içeriklerine eklenmelidir.
  • Müfredatın içeriği bilgi ve değerler, demokrasi karşıtı (dinci-gerici istismara dayanan, ırkçı, etnik ayrımcı, bölgeci, cinsiyetçi, farklı renk ve kültürleri aşağılayıcı, savaş yanlısı, çevre düşmanı, piyasacı vb.) öğeler asla olmamalı, var olanlar çıkarılmalıdır.
  • Müfredatta yer alan konu, amaç, hedef, öğretim ilke ve yöntemleri ve kavramları, çocukların sosyal ve kültürel gelişim düzeylerine uygun olmalıdır.
  • Müfredat, sınav ve not sistemi üzerine kurulmamalı. Çünkü sınav ve not sistemi, geliştiren değil, eleyen ve seçen bir sistemin ürünüdür. Ölçme ve değerlendirme, öğretmen-öğrenci-veli üçgeninde kurulmalı ve nicelik değil, nitelik ölçülmeli. Ölçmenin amacı, elemek değil, niteliğin yer ve düzeyini belirlemek olmalıdır.
  • Ders kitaplarının sermaye çevrelerinin çıkarları ile dinsel kural ve referanslara göre hazırlanması uygulamalarına derhal son verilmeli, bilimsel ve pedagojik ilkelere uygun tarzda hazırlanması sağlanmalıdır.
  • Ders kitaplarında gözlenen tekdüzelik son bulmalı, içerik bilimsel, sistematik ve öğrenciye göre olmalı. Seçilen konular ile konuların ele alınış biçimi program hedeflerine uygun ve ilgi çekici şekilde düzenlenmelidir.
  • Ders kitabı uygulama aşamasında çeşitli öğretim yöntemlerini kullanmaya olanak sunmalı; öğrencinin katılımı, merak, yaratıcılık ve eleştirel düşünme yönleri ön plana çıkarılmalı. Ders kitapları, onu kullanan öğrencileri araştırma, sorgulama ve bilgilere ulaşma çabasına dahil edecek bir yapıda hazırlanmalıdır.
  • Ders kitaplarında öğrencilerin okuduklarından zevk almalarını sağlama, düşünme becerilerini teşvik eden etkili sorgulama teknikleri kullanma, eleştirel düşünme ve kendi kendine öğrenmeyi teşvik etme yaklaşımı kendini göstermelidir.
  • Öğrencinin ve öğretmenin kontrol edemediği hiçbir araç, eğitimin temel unsu­ru haline getirilmemeli. Özellikle bireyin davranış, beceri ve yetenek gelişimine odaklanan ilk ve ortaokul düzeyinde bilgi teknolojilerinin yanlış kullanımının öğrencinin gerçek hayatla bağını koparabileceği riski göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Müfredat hazırlıkları sürecinde sermaye ve iktidar odaklarının ekonomik, siyasal ve ideolojik çıkarlarına yönelik düzenlemeler yer almamalı, sendikalar, bilim çevreleri ve öğrenci-veli temsilcilerinin müfredat hazırlanmasında katılımı sağlanmalıdır.

“İLKOKUL ÇOCUKLARINA ASKER, DARBE, SİLAH, ÖLÜM GİBİ KONULARIN ANLATILMASI ‘PEDAGOJİK CİNAYET’TİR”

“Müfredat değişiklikleriyle darbeler ve cuntaların da tarih ders kitaplarında okutulacak olması, dersleri militaristleştirecektir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, şöyle devaml edildi:

“Bakan Tekin’in bugüne kadar yaptığı açıklamalardan çıkarılabilecek en somut sonuç, yeni eğitim müfredatının, tüm derslerde sarmal olarak ‘dini’ ve ‘milli’ değerleri temel alan, farklılıkları ötekileştiren bir içerikte hazırlıkların yapılmış olmasıdır. Yıllardır iktidar eliyle adım adım hayata geçirilen eğitimde dinselleşmenin son halkasının yeni müfredat üzerinden tamamlanması hedeflenmektedir.

Dönem başında tüm okullarda bir hafta boyunca şiddet görüntüleri eşliğinde gelişme çağındaki ilkokul öğrencilerine, sakıncalı olmasına rağmen, zorla izlettirilen ’15 Temmuz darbe girişimi’nin eğitim müfredatına girmesi ve bu darbe girişiminin ulusal bayramlar arasında sayılması, hatta felsefe dersi müfredatı içine yerleştirilerek anlatılmak istenmesinin eğitim bilimine ne kadar katkısı olacağı tartışmalıdır. AKP ilk dönemlerinde müfredat ve ders kitaplarından militarist değerleri ayıklamakla övünürdü. Şimdi ise 12 Eylül darbecilerinin çizgine geldi. İlkokul çocuklarına asker, darbe, silah, ölüm gibi konuların anlatılması ‘pedagojik cinayet’tir.

“MEB YANLIŞLARINDAN DERS ALMAYI HALA ÖĞRENEMEDİ”

Siyasi iktidarın ve MEB’in geçtiğimiz 22 yıl içinde eğitim politikaları alanında ve uygulamada göstermiş olduğu pratik, yeni müfredatın nasıl bir içerikte olacağı ve eğitim sistemini hangi yöne doğru götürmek istediği konusunda yeterince ipucu vermektedir. MEB’in 2005’ten bugüne kadar yaptığı hiçbir programda önceden ihtiyaç analizi yapılmadı, programa uygun altyapı düzenlenmedi ve öğretmenler programların uygulanması konusunda yeterince eğitilmedi. Yanı sıra, programın uygulanma sürecine ilişkin planlama, pilot uygulama ve değerlendirmeler de gerçekleştirilmedi. Sürekli aynı yanlışı yaparak farklı sonuçlara ulaşılamayacağı bilinmesine rağmen, MEB’in aynı yanlışı tekrarlaması dikkat çekicidir. MEB, eğitimle ilgili bir kurum ama yanlışlarından ders almayı hala öğrenemedi. Ders alınmadığı sürece de bunun maliyeti artacak ve bu maliyeti de Türkiye halkları ödeyecektir.

“DİNİ” VE “MİLLİ MÜFREDAT”

MEB’in ‘yeni müfredatı’, düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen ve yorumlamayan robot, ve ruhsuz nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlandı. Mesele bilim ve demokrasi değil, çağdışı ‘dava’dır. Öğretim programlarında bilimsel eğitimle ilgili olan pek çok nokta özenle ‘ayıklama’ya tabi tutulurken, iktidarın inşa etmekte olduğu ‘yeni rejim’i ve onun ‘2023 vizyonu’nu merkez alıp, açık ve gizli (örtük) amaç ve değerleri programlara ustaca yerleştirerek kendilerince ‘dini’ ve ‘milli’ bir müfredat oluşturulmak istendiği açık.

“MÜCADELE” MESAJI

Eğitim sisteminde yaşanan dönüşümler, içinde bulunulan ekonomik, toplumsal ve siyasal sistemin gelişim süreçlerinden ayrı ya da bağımsız değildir. Bir ülkenin eğitim sistemi, bir bütün olarak içinde yaşanan toplumun gerçekliğini yansıtır. Burada sadece ekonomik düzey değil, toplumsallaşma süreçleri, cinsiyet eşitsizlikleri, ideolojik konumlar, sınıflar arası güç ilişkileri vb. gibi oldukça karışık bir dizi ilişki devreye girer. Bu nedenle Türkiye gibi ülkelerde laiklik ve laik eğitim mücadelesi, okulda ve toplumda yürütülen demokrasi ve özgürlük mücadelesinden ayrı değildir. Eğitim sistemi ve okullar ya tamamen egemen ideolojiye teslim edilecek ya da çocuk ve gençlerin nasıl bir eğitim alması, nasıl bir toplumda yaşaması isteniyorsa, onun için mücadele edilecektir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/egitim-sendikalarindan-mebin-yeni-mufredat-programina-tepki-tekkede-murid-mi-yetistiriyorsunuz/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye-AB Diyalog Toplantısı’nda vize muafiyetinin önemini vurguladı https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-turkiye-ab-diyalog-toplantisinda-vize-muafiyetinin-onemini-vurguladi/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-turkiye-ab-diyalog-toplantisinda-vize-muafiyetinin-onemini-vurguladi/#respond Mon, 22 Jul 2024 03:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26826 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye-Avrupa Birliği, Bilim, Araştırma, Teknoloji ve Yenilik Yüksek Düzeyli Diyalog 2. Toplantısı’nda AB Komiseri Iliana Ivanova ile ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Bakan Kacır, “Avrupa’nın inovasyon ve teknoloji ekosistemine dinamizm ve ivme kazandıran genç araştırmacılarımız ve girişimcilerimiz için vize muafiyetinin kritik önemi haiz olduğunu belirtmek istiyorum” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve AB Komiseri Iliana Ivanova bilim, araştırma, teknoloji ve yenilik alanında ikincisi düzenlenen Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantısında bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlenen toplantıya Türkiye ve AB tarafından çok sayıda üst düzey temsilci katıldı. Toplantı kapsamında basın açıklamasında bulunan Bakan Kacır, Türk araştırmacıların, mühendislerin ve yenilikçi firmaların diğer Avrupalılarla birlikte çalışmalarını kolaylaştırmak adına yapay engellerin kaldırılmasının elzem olduğunu belirterek, “Avrupa’nın inovasyon ve teknoloji ekosistemine dinamizm ve ivme kazandıran genç araştırmacılarımız ve girişimcilerimiz için vize muafiyetinin kritik önemi haiz olduğunu belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

“AB yapılarına katılımımızın artması yönünde önemli istişarelerde bulunduk”

AB ile ikili ilişkileri en üst seviyede ele alarak görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Kacır, “Bugün Sayın Ivanova ile birlikte bilim, araştırma, teknoloji ve yenilikçilik alanında Yüksek Düzeyli Diyalog mekanizmasının ikinci toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdik. Yüksek Düzeyli Diyalog, ikili ilişkileri daha odaklı bir şekilde, en üst mercilerden ele almayı amaçlayan bir mekanizma. AB ile ikili ilişkilerimizi en üst seviyede ele alarak önemli ve kapsamlı bir gündem etrafında verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Bilim ve teknoloji politikalarından, sanayinin yeşil ve dijital dönüşümüne; ülkemizin AB fonlarından daha etkin yararlanmasından bilim ve Ar-Ge ile ilgili AB yapılarına katılımımızın artması yönünde önemli istişarelerde bulunduk. Ülkemizin Avrupa Araştırma Alanı’na entegrasyonunu arttırabilmek amacıyla önerilerimizi ve iyi uygulama örneklerimizi karşılıklı olarak paylaştık. Bilim, teknoloji ve inovasyon politikalarımızdaki önceliklerimizi ortaya koyduk. Yeşil ve dijital dönüşüm alanında son dönemde kaydettiğimiz ilerlemeleri paylaştık. İkiz dönüşümde ortak hedeflerimizin gerçekleştirilmesi için Ufuk Avrupa ve Dijital Avrupa başta olmak üzere Birlik programları ile Katılım Öncesi Yardım Aracı arasındaki sinerjinin arttırılması gerekliliğini ele aldık. Son olarak inovasyon eko-sistemlerimizin entegrasyonunu sağlamak amacıyla teknoloji transferi ve girişimcilik alanında işbirliği fırsatlarını değerlendirdik. Bugün gerçekleştirdiğimiz Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantısı aynı zamanda ülkemizdeki önemli başarıların ödüllendirilmesine de vesile oldu” ifadelerini kullandı.

“2021 yılından bu yana 243,4 milyon avro hibe desteğini ülkemize kazandırdık”

Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda, ülkedeki Ar-Ge ve inovasyon altyapısını adım adım güçlendirerek teknolojide öncü Türkiye’yi inşa ettiklerini ifade eden Bakan Kacır, “Bilimde, teknolojide ve inovasyonda uluslararası iş birliklerini bu vizyonun olmazsa olmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu bakış açısıyla; araştırmacılarımıza, girişimcilerimize, sanayicilerimize ve KOBİ’lerimize Avrupalı ortaklarıyla beraber çalışma imkanı sunan AB Programlarına katılımı ve bu programların sunduğu imkanlardan en üst düzeyde yararlanmayı stratejik öncelik olarak belirledik. 2003 yılından bu yana aktif olarak yer aldığımız AB Araştırma ve yenilik Programlarında son yıllarda elde ettiğimiz başarılar, Türkiye’nin Avrupa araştırma ve inovasyon ekosisteminin önde gelen paydaşları arasında olduğunu göstermekte. Türk araştırmacılar ve yenilikçi firmalarımız; bu programlardan etkin faydalanmamızda en fazla katkı sağlayan başat aktörler olarak öne çıkmakta. Araştırma ve inovasyon alanında, Avrupalı ortaklarımızla somut iş birliğimizin örnekleri arasında dünyanın en büyük sivil Ar-Ge programı Ufuk Avrupa’da ülkemizin başarı grafiği yer alıyor. 2021 – 2027 yıllarını kapsayan Ufuk Avrupa Programı’nda; 2021 yılından bu yana bin 107 Türk yürütücünün dahil olduğu 486 proje aracılığıyla; 243,4 Milyon Avro hibe desteğini ülkemize kazandırdık” diye konuştu.

“Türkiye; güçlü Ar-Ge ve teknoloji ekosistemi ile Avrupa’nın kalbinde yer almakta”

Avrupa ve Türk Araştırma Alanının entegrasyonunu sağlamak adına somut işbirliği mekanizmaları geliştirdiklerini aktaran Bakan Kacır, “Araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı endüstri alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla küresel bir üretim üssü haline gelen ülkemiz sanayisi, her geçen gün Avrupa değer zincirindeki güçlü rolünü perçinlemeye devam ediyor. Güneş paneli, beyaz eşya, ticari araç, düz cam ve çimento gibi birçok alanda Avrupa’da lider konumda olan sanayimizin rekabetçiliğini korumak ve 2053 net sıfır emisyon hedefimizi hayata geçirebilmek amacıyla ikiz dönüşümü her daim ajandamızın en üst sıralarında tutuyoruz. Türkiye; güçlü Ar-Ge ve teknoloji ekosistemi, nitelikli nüfusu ve yenilikçi girişimcileri ile Avrupa’nın kalbinde yer almakta. Avrupa ve Türk Araştırma Alanının entegrasyonunu sağlamak adına somut işbirliği mekanizmaları geliştiriyoruz. Bu mekanizmaları ve programları sadece ülkemize kazandırdığımız fon ve finansal imkanlar olarak görmüyoruz. Aynı zamanda Türk ve diğer Avrupalı paydaşları bir araya getiren, birlikte çalışmaları için fırsat sağlayan yapılar olarak görüyoruz. Bu nedenle; Türk araştırmacılarımızın, mühendislerimizin ve yenilikçi firmalarımızın diğer Avrupalılarla birlikte çalışmalarını; teknoloji ve Ar-Ge transferlerini kolaylaştırmak adına yapay engelleri kaldırmamız elzem. Avrupa’nın inovasyon ve teknoloji ekosistemine dinamizm ve ivme kazandıran genç araştırmacılarımız ve girişimcilerimiz için vize muafiyetinin kritik önemi haiz olduğunu belirtmek istiyorum” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-turkiye-ab-diyalog-toplantisinda-vize-muafiyetinin-onemini-vurguladi/feed/ 0
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlamaları Başladı https://www.haber28.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-kutlamalari-basladi/ https://www.haber28.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-kutlamalari-basladi/#respond Mon, 15 Jul 2024 07:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25549 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin açılışının 104. yıl dönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen “Meclis Bahçesi Çocuk Bahçesi ve Bilim Şenliği” başladı.

TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun, Meclis bahçesinde düzenlenen etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, 104 yıl önce TBMM’yi açarak Meclis bahçesindeki kutlamaların yapılmasına vesile olan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehitlere şükranlarını sundu.

Meclisin, Türkiye Cumhuriyetinin kalbi olduğunu ifade eden Uzun, “Bu bina başlangıçta taş ve çamurdan yapılmış olabilir ama 104 yıldır burayı ayakta tutan bu milletin sevgisidir. 85 milyon vatandaşımızın her birinin bu binada kalbi atmaktadır. Kuruluşunun yıl dönümünde böyle anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan çok gururluyuz. 104 yıl önce olduğu gibi aynı ruhla ufuklara bakmak ve içerisinde uzay temasıyla bu programları icra etmek çok anlamlıdır.” diye konuştu.

TBMM’nin açılışı kutlamaları ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerinin 4 gün boyunca devam edeceğini belirten Uzun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yarın akşam burada düzenlenecek 23 Nisan konserinde, Milletvekilimiz Yücel Arzen tarafından özel bestelenen 23 Nisan marşımız ile diğer eserler icra edilecek. Ardından bütün tarihsel süreci, Türk milletinin geçmişten başlayıp bugüne getirdiği o hikayeyi ışık gösterisiyle icra edeceğiz. Pazartesi günü de Türkiye’nin her tarafından başarı elde etmiş çocuklarımızı burada ağırlayacağız. Bu çocuklarımıza ödüllerini verdikten sonra Meclis Genel Kuruluna girecekler ve burada kendi alanlarıyla ilgili konuşmalar yapacaklar. Sonra çocuk Meclis Başkanımız bir bildiri yayınlayacak ve tüm dünyaya ilan edeceğiz. Biz, bu bayramın her bir bileşeninin hakkını vererek idrak etmek istiyoruz. Pandemi dönemi ve geçen yıl ki deprem felaketi nedeniyle son dönemde etkinlikler sönük geçmişti, ruhuna uygun kutlanamamıştı. Ama bu yıl TBMM Başkanımız Numan Kurtulmuş’un 23 Nisan’ı eski görkemli, ruhuna uygun bir şekilde idrak etmemiz talimatı doğrultusunda tüm paydaşlarımızın desteğiyle bu programları başlatmış bulunuyoruz.”

“23 Nisan’ı her geçen yıl daha etkili kutlamakla ilgili büyük gayretin içerisindeyiz”

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Şamlıoğlu da TBMM’nin açılışının, Kurtuluş Savaşının kazanılmasında belirleyici rol oynadığını belirterek, TBMM’nin savaş sırasında ve Cumhuriyet döneminde üstlendiği tarihsel sorumlulukla geleceğin sağlam temeller üzerine inşa edilmesinde büyük katkı sağladığını söyledi.

23 Nisan’ın, Türk milletine bırakılan en büyük miras olduğunu belirten Şamlıoğlu, şunları kaydetti:

“Bizler de evlatlarımıza verilen bu sevgi ve önemin farkındayız. Bakanlık olarak ülkemizin ve milletimizin geleceği açısından büyük öneme haiz olan 23 Nisan’ı her geçen yıl daha etkili kutlamakla ilgili büyük gayretin içerisindeyiz. Milli Eğitim Bakanlığı yeni dönemde oyun temelli öğrenmeyle çocuklarımızın kültürel mirasımızı öğrenme konusunda daha etkili hale getireceği güçlü bir eğitim ortamı arzu ediyor. Temel Eğitim Genel Müdürlüğümüz hem okullarımızın çocuk oyunları ve bilim şenlikleriyle daha etkili hale gelmesi için hem de çocuklarımızın işbirliğiyle öğrenmeyi ve kendi kültürel belleğini daha dinamik hale getirerek memleketin ve milletin hayrına yeni yaklaşımları ortaya koymak için büyük emek sarf edecek. Milli Eğitim Bakanlığı çocuk oyunlarını ve oyunu eğitimini merkezine alarak önümüzdeki günlerde çocuklarımızla paylaşmış olacak.”

“Projenin bir parçası olarak uzayda yerimizi aldık”

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar da yaptığı konuşmada, etkinliğe katılan Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile gurur duyduklarını dile getirdi.

Ünüvar, “O aslında bir çabanın sonucu. Cumhurbaşkanımızın bize gösterdiği hedefler doğrultusunda, Milli Uzay Programı ile yürütülen projenin sonunda uzayda bir de astronotumuz oldu. Ne güzel bir tevafuktur ki 13 tane önemli bilim projesi yaptı. Bunu sadece savunma ya da güvenliğin bir unsuru gibi değil, aslında bilimin bir parçası olarak da görmek lazım. Bilimin parçası olarak Alper kardeşimiz, o 13 tane deneyi uzayda gerçekleştirdi. Ne güzel bir gururdur ki o deneylerden bir tanesi de Ankara Üniversitesinin bilim insanlarıyla birlikte yürütülen bir projeydi. Bizler bu projenin bir parçası olarak da uzayda yerimizi aldık.” diye konuştu.

Ünüvar, bu seviyenin yeterli olmadığını, daha fazla çalışılması gerektiğini ifade ederek, etkinliğe katılan çocukların gelecekte çok önemli çalışmalara imza atacağına yönelik inancını dile getirdi.

Ankara Üniversitesini “devletin fikir mutfağı” olarak nitelendiren Ünüvar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birbirinden değerli hocalarımızın, birbirinden değerli çalışmaları var. Onları toplumla buluşturmamız lazım. İcra makamında değerli Bakan Yardımcımız ve bürokratlarımız var. Onlarla, ürettiğimiz bilimin buluştuğu anda Türkiye’nin, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize gösterdiği hedefin çok daha ilerisine geçeceğimize inanıyorum. Bunun için gereken her alanda her türlü desteği alıyoruz. Gazi Meclisten çıkarılması gereken mevzuat düzenlemeleriyle ilgili çok ciddi destek alıyoruz.”

“En önemli ihtiyaç ulusal egemenlik; bunu güvence altına alacak olan da çocuklarımız”

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ulusal egemenlik ve çocuk gibi iki önemli kavramı içerdiğini dile getirerek, “Başka ülkelere baktığımızda emsalini az bulabileceğimiz bir beklenti, bir umut. Çünkü geleceğe baktığımız zaman söyleyebileceğimiz birçok zorluk var. Bu zorlukların üstesinden gelebilme noktasında en önemli ihtiyaç ulusal egemenlik; gelecekte bunu güvence altına alacak olan da çocuklarımız.” değerlendirmesinde bulundu.

Etkinlik alanındaki stantları ziyaret ettiğini anlatan Mandal, bu sırada sohbet ettiği öğrencilerin bilimsel çalışmalar konusundaki hayal ve hedeflerinin çok yüksek olduğunu dile getirdi. Mandal, “İşte bundan dolayı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız çok kıymetli. Bu süreçte çocuklarımıza ve gençlerimize güveniyoruz. Bunun milletimizin en önemli yeri olan TBMM’de kutlanıyor olması çok anlamlı.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun, beraberindekilerin yanı sıra Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile stantları gezerek, çocuklarla sohbet etti. Çocuklar, Gezeravcı’ya büyük ilgi gösterdi, fotoğraf çektirdi.

Meclis’teki etkinlikler kapsamında, Halkla İlişkiler Binası Konferans Salonu’nda çocuk film gösterimi de gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-kutlamalari-basladi/feed/ 0
Emine Erdoğan: Bitkilerle tedavi bilimsel geçerliliği olan bir yöntem halini almıştır https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-bitkilerle-tedavi-bilimsel-gecerliligi-olan-bir-yontem-halini-almistir/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-bitkilerle-tedavi-bilimsel-gecerliligi-olan-bir-yontem-halini-almistir/#respond Sun, 14 Jul 2024 23:12:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25413 HABER: EDDA SÖNMEZ – KAMERA: MEHMET ÇALPAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İstanbul’da Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı”ndakonuştu. EmineErdoğan, “Şifanın arandığı en kadim kaynaklardan biri hiç şüphesiz hala keşfedilmemiş sayısız türü bünyesinde barındıran bitkiler alemidir. Bugün fitoterapi olarak bilinen bitkilerle tedavi, bilimsel geçerliliği olan, kanıta dayalı bir tedavi yöntemi halini almıştır. Anadolu toprakları, sahip olduğu 3 bini endemik, toplam 12 bin bitki türüyle bitkilerle tedavi alanında müstesna bir yere sahiptir” dedi.

Emine Erdoğan, İstanbul’da Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ev sahipliğinde düzenlenen “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) – Bitkisel İlaçlar İçin Düzenleyici İşbirliği Ağı (IRCH) 15. Yıllık Toplantısı ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’den ve dünyanın farklı yerlerinden gelen, bilim insanları ile buluşmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu (TÜMATA) tarafından mini konser verilen programda, çalıştayla ilgili tanıtım videosu izletildi. Programda, Sağlık Bakanı Koca ve DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Kluge konuşma yaptı. Konuşmaların ardından, Sağlık Bakanı Koca Emine Erdoğan’a geleneksel tıbbın simgesi olan “hayat ağacını” hediye etti.

Sağlığı korumanın ve hastalıklardan arınmanın, var olduğu günden bu yana insanlığın ortak derdi olduğunu dile getiren Erdoğan, bu yolda birbirine eklenerek kar topu gibi büyüyen tecrübelerin insanlık tarihinin tüm birikiminden izler taşıdığını söyledi. Emine Erdoğan, şöyle konuştu:

“Yüzyıllar boyunca hekimler, ‘Biz insanı en güzel biçimde yarattık.’ ayetikerimesinin bir tezahürü olarak, kutsal kabul edilen sağlığı korumak ve bu uğurda tedavi yöntemleri geliştirmek için tabiatı incelemiş, yaratılan her şeyi hikmet nazarıyla satır satır okumuştur. Şifanın arandığı en kadim kaynaklardan biri hiç şüphesiz hala keşfedilmemiş sayısız türü bünyesinde barındıran bitkiler alemidir. Bugün fitoterapi olarak bilinen bitkilerle tedavi, bilimsel geçerliliği olan, kanıta dayalı bir tedavi yöntemi halini almıştır”

“SAYISIZ ALİMİN KEŞİFLERİ VE KALEME ALDIKLARI ESERLER HALA BİLİM İNSANLARIMIZ TARAFINDAN KEŞFEDİLMEYİ BEKLEMEKTEDİR”

“Anadolu toprakları, sahip olduğu 3 bini endemik, toplam 12 bin bitki türüyle bitkilerle tedavi alanında müstesna bir yere sahiptir. Sadece bitki çeşitliliği açısından değil, üzerinde birçok önemli hekim ve bilim insanının yaşamış olması hasebiyle de Anadolu toprakları kadim tıp kaynakları açısından önemli bir konumdadır. Razi’den İbni Sina’ya, Hipokrat’tan Galen’e sayısız alimin keşifleri ve kaleme aldıkları eserler hala bilim insanlarımız tarafından keşfedilmeyi beklemektedir”

Emine Erdoğan, geçen yıllarda tercümesini gerçekleştirdikleri “Kitabül Cemi Fil Edviyetül Müfrede” kitabından bahsetmek istediğini aktararak, şöyle devam etti:

“13. yüzyılda yaşayan ve botanik biliminin kurucusu olarak kabul edilen İbnü’l Baytar’ın bu değerli eserinin ne yazık ki Türkçe tercümesi bulunmuyordu. 19. yüzyılda Batılı bilim insanları tarafından önemi fark edilerek çeşitli dillere çevrilmiş olan bu eseri Türkçeye kazandırmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ancak elbette yeterli görmüyoruz. Ülkemizin bu anlamda büyük bir potansiyeli ve mirası var. Bu mirasın modern bilimin süzgecinden geçerek günümüze kazandırılmasının, insan hayatına eşsiz bir katkı sunacağı kanaatindeyim.”

Emine Erdoğan, hastalıklarla mücadelenin, biçim değiştirse de her dönem insanlığın temel uğraş konularından biri olduğunu dile getirerek, “Teknolojinin gelişmesiyle teşhiste kat edilen mesafenin önemini yadsıyamayız. Ancak diğer taraftan artan kronik hastalıklar ve aşırı ilaç kullanımı tüm dünyada sağlık politikalarını yeniden gözden geçirmenin zorunlu olduğu kanısını güçlendirmiştir. Bu noktada DSÖ geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin ülkelerin sağlık sistemlerine dahil edilmesini teşvik etmektedir” ifadelerini kullandı.

“GETAT UYGULAMALARININ BİLİMSEL VE AKADEMİK BİR ZEMİNDE YÜRÜTÜLMESİ SON DERECE ÖNEMLİ”

Emine Erdoğan, 2014 yılında yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’nin bu çerçevede önemli bir adım olduğundan bahsederek, şunları söyledi:

“Bu sayede Sağlık Bakanlığı öncülüğünde, birçok üniversitede Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) eğitim ve uygulama merkezleri açıldı. Ancak GETAT uygulamalarının bilimsel ve akademik bir zeminde yürütülmesi son derece önemli. Bu minvalde geçtiğimiz aylarda ülkemizin saygın araştırma kuruluşlarından biri olan TÜBİTAK Başkanlığımız tarafından geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın araştırılmasına yönelik proje çağrısına çıkıldı. Akademik çalışmaların ve bilim insanlarının GETAT uygulamalarına gösterdiği ilginin son derece önemli olduğunu düşünüyorum.”

Türkiye’nin GETAT uygulamalarında önde gelen ülkelerden biri ve tüm dünya için bir cazibe merkezi olacağına emin olduğunu vurgulayan Erdoğan, topraklarının zengin şifa birikiminin, Sağlık Bakanlığınca patenti alınan “Anadolu Tıbbı” markası altında daha da geliştirilerek, insanlığın yararına sunulacak olmasının ümit verici olduğunu dile getirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-bitkilerle-tedavi-bilimsel-gecerliligi-olan-bir-yontem-halini-almistir/feed/ 0
Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi, Ramazan Bayramı’nda Ziyaretçilerini Ağırlıyor https://www.haber28.com.tr/mercan-100-yil-iklim-ve-cevre-bilim-merkezi-ramazan-bayraminda-ziyaretcilerini-agirliyor/ https://www.haber28.com.tr/mercan-100-yil-iklim-ve-cevre-bilim-merkezi-ramazan-bayraminda-ziyaretcilerini-agirliyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:36:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23717 Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet verdiği Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi, Ramazan Bayramı’nda da ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Ramazan Bayramı’nın 9 gün olmasıyla dolyısıyla sevdikleriyle birlikte bayramın tadını çıkaran aileler, çocuklarıyla birlikte keyifli vakit geçirmek için Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nin yolunu tuttu. Gözlemevi seansları, deney düzenekleri ile çocuklara iklim ve çevre bilincinin aşılanmasını sağlayan merkez, hem şehir içinden hem şehir dışından gelen ziyaretçilerinin beğenisi topladı.

Türkiye’nin en büyük perde çapına sahip planetaryumu ile ülkemizde ilk ve tek olma özelliği taşıyan merkezde, ‘Kozmik Macera’ adlı kısa filmi izleyen aileler, çocuklarıyla birlikte evrenin derinliklerine doğru yolculuk yaptı. Çocuklar, galaksi ve uyduları, güneş sistemini planetaryum aracılığıyla yeniden keşfetmenin tadını çıkardı. 29 Ekim’den bu yana hizmet vermeye başlayan merkez, şimdiye kadar 66 bin kişi tarafından ziyaret edildi.

KARAER: “ÇOCUKLAR BURADA ZİHİNLERİNİ TAZE TUTUYOR”

İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde çalışan Özge Karaer, Ramazan Bayramı’nın 2. gününden itibaren merkezin ziyaretçilere açık olduğunu belirtti. Merkezi görmek için hem şehir içinden hem şehir dışından ziyaretçi ağırladıklarını belirten Karaer, “Bayram dolayısıyla diğer illerden gelen çok fazla misafirimiz var. Bu da bizi mutlu ediyor. Güzel bir ilgi görüyoruz. Burada çocuklarımız hem tatilini yapıyorlar hem dinlenip eğleniyorlar. Bir yandan da okullarında müfredatta gördükleri bilgileri de düzenekler sayesinde yeniden deneyimliyorlar. Bu sayede zihinlerindeki bilgileri taze tutuyorlar” dedi.

“29 EKİM’DEN BU YANA 66 BİN KİŞİ MERKEZİMİZİ ZİYARET ETTİ”

Gün içinde randevulu sistemle çalıştıklarını ve 29 Ekim’den bu yana merkezin hizmet vermeye başladığını kaydeden Karaer, merkezin şimdiye kadar 66 bin kişi tarafından ziyaret edildiğini ifade etti. Karaer, “Burada iklim ve çevre temalı düzeneklerimiz var. Öğrencilerimiz, okullarda teorik olarak öğrendiği bilgileri burada inceleyip anlayarak veya izleyerek kafalarında pekiştiriyorlar. Bu da öğrencilerimizin ilgisini çekiyor. Üniversite öğrencilerimiz de merkezimize çok fazla rağbet gösteriyor. Bunun dışında İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde yürüttüğümüz işlerimizi de  burada sergileyebiliyoruz. Güncel olarak vatandaşlarımızın, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaları burada görme şansları oluyor. Bu yüzden 7’den 70’e herkesin ilgisini çekiyoruz” diye konuştu.

Uzay  ve gök bilimlerine ilginin oldukça yoğun olduğunu ve planetaryum aracılığıyla vatandaşların bunların yeniden keşfettiğini sözlerine ekleyen Karaer, “Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’miz, açıldığı günden bu yana vatandaşımız tarafından yoğun ilgi gösterilen hem bilim anlamında hem eğlence anlamında uğrak bir yer haline geldi.  Bayram boyunca akın akın ziyaretçilerimizi ağırlamaya devam edeceğiz” dedi.

Merkezi ziyaret eden ebeveynler ve çocuklar ise çok güzel bir deneyim yaşadıklarını belirterek, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ettiler.

]]>
https://www.haber28.com.tr/mercan-100-yil-iklim-ve-cevre-bilim-merkezi-ramazan-bayraminda-ziyaretcilerini-agirliyor/feed/ 0
ODTÜ, Türkiye’nin denizlerinin durumunu tespit etmek için büyük bir çevre deneyi başlattı https://www.haber28.com.tr/odtu-turkiyenin-denizlerinin-durumunu-tespit-etmek-icin-buyuk-bir-cevre-deneyi-baslatti/ https://www.haber28.com.tr/odtu-turkiyenin-denizlerinin-durumunu-tespit-etmek-icin-buyuk-bir-cevre-deneyi-baslatti/#respond Sat, 29 Jun 2024 05:36:21 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23368 ODTÜ, Türkiye’yi çevreleyen denizlerin sıcaklık, kirlilik ve oksijen durumunu tespit için 28 kıyı ilinde öğrenci ve mezunlar ile yakınlarının katılımıyla ülkedeki en büyük çevre deneyini başlattı. Katılımcıların özel üretilmiş cihazlarla denizlerden toplayacağı örneklerden elde edilecek sonuçlar, bilimsel bir makaleyle Türkiye’nin denizlerinin durumuna ışık tutacak.

Ülkede yürütülecek en kapsamlı “vatandaş bilimi” projesi niteliğindeki “Denizlerimizin Genç Kaşifleri” ile öğrenciler ve yakınları, bayram tatili için bulundukları kıyı illerinde özel üretilmiş cihazlarla denizlerden örnekler toplamaya başladı.

Gönüllülerle yürütülen deneyle gemiyle aylar sürecek seyrüsefere gerek kalmayacak, 250 bin litre yakıt tasarrufu sağlanacak ve 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izinin de önüne geçilmiş olacak.

ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, AA muhabirine, üniversite olarak bilim, teknoloji, topluma hizmet ve eğitimdeki başarılarla ülkeye ve dünyaya katkı sağlamak üzere çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, “Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz ve ülkenin deniz kenarındaki illerinde, öğrencilerimiz, mezunlarımız ve vatandaşlarımızın katılacağı deneyimizin sonuçlarını 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda toplumumuzla paylaşacağız.” dedi.

Tüm gönüllülerin imzasıyla bilimsel bir makale yazılacak

ODTÜ Rektör Danışmanı ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Eren Kalay ise ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi öncülüğünde, Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) ile Tasarım Fabrikası destekleriyle “Denizlerimizin Genç Kaşifleri” projesinin ülkenin kıyı illerinde dün itibarıyla başlatıldığını duyurdu.

Proje kapsamında, ODTÜ öğrencileri, mezunları ile ailelerinden oluşan katılımcıların denize kıyı olan 28 ilde ölçümler yapmaya başladığını vurgulayan Kalay, “Ortam sıcaklığı, basınç, nemlilik, deniz suyu sıcaklığı ile deniz suyunun pH değeri, elektriksel iletkenliği, çözünmüş oksijen oranı ve bulanıklığı; 3 gün boyunca bayram tatili ile eş zamanlı olarak ölçülecek.” dedi.

Ölçümler için ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ve Tasarım Fabrikası tarafından özel bir cihaz geliştirildiğini belirten Kalay, şu bilgileri verdi:

“Bu cihazlarla toplanan veriler, ODTÜ Bilim İletişimi Ofisince veri tabanında koordinatlarıyla toplanacak ve araştırmacılar tarafından işlenerek nihai sonuçlar, 7’den 77’ye tüm gönüllü katılımcıların imzasıyla bilimsel bir makale olarak yayımlanacak. Makalede, ilkokul öğrencisi ile emekliliğini yaşayan bir vatandaşımızın adları bu proje sayesinde yan yana yazılabilecek.”

Aylarca sürecek deney üç günde tamamlanacak

Projenin ekonomik olarak da büyük bir getirisinin de olduğunu vurgulayan Kalay, şunları söyledi:

“Deniz Bilimleri Enstitüsünün kendi olanaklarıyla bu projeyi gerçekleştirmesi için Bilim-2 isimli araştırma gemisiyle tüm deniz kıyılarını dolaşması; bunun için de yaklaşık 250 bin litre yakıt tüketmesi, milyonlarca liralık bir bütçe gerekecekti. Üstelik bu çalışma, 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izi bırakacaktı.”

Söz konusu araştırmanın gemiyle yapılması halinde aylar süreceğine dikkati çeken Kalay, şöyle konuştu:

“Bunun yerine, bayram tatili vesilesiyle memleketlerinde olacak öğrencilerimiz, kıyı illerinde yaşayan mezunlarımız, aileleri ve yakınlarıyla birlikte gerekli verileri hep birlikte toplayacağız. Bu çapta bir deney Türkiye’de ilk; dünyada da ilk olmasını bekliyoruz.”

Prof. Dr. Kalay, profesyonel olarak deniz bilimleriyle uğraşmayan kişilerin dahil olması sayesinde hem daha çevreci ve çok daha düşük bütçeli hem de geniş katılımlı bir projenin hayata geçirildiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/odtu-turkiyenin-denizlerinin-durumunu-tespit-etmek-icin-buyuk-bir-cevre-deneyi-baslatti/feed/ 0
Türkiye, Milli Uzay Programı ile Ay’a uzay aracı göndermeyi hedefliyor https://www.haber28.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-aya-uzay-araci-gondermeyi-hedefliyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-aya-uzay-araci-gondermeyi-hedefliyor/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:24:51 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20881 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayisindekine benzer bir ekosistemi uzay alanında da kuracaklarını belirterek, “Hedefimiz milli hibrit roket motorla birlikte çalıştıracağımız yerli uzay aracını 380 bin kilometre ötedeki Ay’a eriştirmek. Milli Uzay Programı kapsamında bu projeyi de hep birlikte yapacağız.” dedi.

Kacır, İstanbul Üniversitesi’nde Ord. Prof. Dr. Cemil Birsel Konferans Salonu’nda düzenlenen Gençlik Buluşması’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin havacılık ve sanayileşme tarihinin 2000’li yıllara kadar adeta akamete uğratılmış hikayeler tarihine döndüğünü söyledi.

Sağlam bir iradenin 2000’li yılların başında “Türkiye’nin neye ihtiyacı varsa, hangi yüksek teknoloji ürününe, hangi havacılık platformuna ihtiyacı varsa biz onu kendi evlatlarımızın alın teriyle, akıl teriyle geliştireceğiz, üreteceğiz” dediğini aktaran Kacır, “Bu ülkenin evlatları, sizin gibi gencecik insanlar, ortalama yaşı 27-28 olan teknoloji ekipleri, mühendislik takımları BAYRAKTAR, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, HÜRKUŞ, HÜRJET, ATAK, GÖKBEY, KIZILELMA ve KAAN ile gökyüzüne imzalarını attılar.” diye konuştu.

Kacır, Türk milletinin öz evlatlarının başka milletlerden geri kalır hiçbir yanının olmadığının altını çizerek, “Yeter ki önlerindeki engelleri kaldıralım, yeter ki yollarını açalım. İşte bu anlayışla savunma sanayisinde ve havacılıkta bir yandan yeni başarı hikayelerini bu serüvene eklerken bir yandan da sanayinin tüm alanlarında benzer başarı hikayelerinin ortaya çıkması için çaba gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.

En önemli ödevlerinin “Türk gençlerinin önünü açmak” olduğunu vurgulayan Kacır, “Böyle inanıyor, böyle çalışıyoruz. Uzay bilimi ve teknolojileri de Türk milleti için eşsiz fırsatlar barındıran bir alan. Aslında 1980’li yıllarda Türkiye uydu geliştirme faaliyetlerini başlatmak istemişti. Fakat maalesef 1980’li ve 1990’lı yıllar Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla heba ettiği yıllar oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Kacır, 2000’li yıllarda aynı sağlam iradenin “kendi uydularımızı kendimiz geliştireceğiz” dediğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye önce BİLSAT görüntüleme uydusunda ortak üretim faaliyetine girdi. Sonra RASAT görüntüleme uydusunu yerli olarak üretti. Sonra GÖKTÜRK görüntüleme uydusunu yerli olarak ürettik. Nihayetinde yaklaşık 600 kilometreden metre altı çözünürlükle görüntü almamızı sağlayan elektro-optik kamerası dahil İMECE uydusunu 2023’te Cumhuriyet’imizin 100. yılında uzaya göndermeyi başardık. Tüm alt sistemlerini yerli ve milli imkanlarla geliştirdik İMECE uydusunun.”

“Türkiye’nin haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen 11 ülkeden biri olacak”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye’nin 8 Temmuz haftasında ilk milli haberleşme uydusu olan TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğini belirterek, böylelikle haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen 11 ülkeden biri olacaklarını söyledi.

Kacır, her bir projenin kendilerini bir sonraki daha sofistike proje için deneyimlendirdiğini ve cesaretlendirdiğini kaydederek, “İMECE dediğimizde 600 kilometrede görev yapan yaklaşık 600 kilogramlık bir uydudan bahsediyoruz. TÜRKSAT 6A dediğimizde 36 bin kilometrede yer sabit yörüngede görev yapan yaklaşık 4 bin 250 kilogramlık bir uydudan bahsediyoruz.” şeklinde konuştu.

Hedeflerinin milli hibrit roket motorla birlikte çalıştıracakları yerli uzay aracını 380 bin kilometre ötedeki Ay’a eriştirmek olduğunu dile getiren Kacır, “Milli Uzay Programı kapsamında bu projeyi de hep birlikte yapacağız. Hibrit roket motorlarında Türkiye dünyada ilk 4 ülkeden biri bugün. Bu projeyi gerçekleştirdiğimizde ise bu teknolojiyi uzayda gerçekleştiren, uzayda bu teknolojiye tarihçe kazandıran ilk ülke olmayı başaracağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, Türkiye’nin uzayda kendi uzay araçları ve uyduları ile yörüngeler arasında transferlerini yapabilen bir ülke olacağını belirterek, “Halihazırda yıllık 600 milyar dolara gelen, yakın zamanda 1 trilyon dolara erişmesi beklenen uzay ekonomisinden Türkiye olarak pay alacağız. Uzay teknolojilerindeki kazanımlar Türkiye için aynı zamanda çok değerli stratejik kazanımlar. Bu anlayışla Milli Uzay Programını ve bu programın tüm projelerini hayata geçiriyoruz.” diye konuştu.

“Savunma sanayisindekine benzer bir ekosistemi uzay alanında da kuracağız”

Bakan Kacır, savunma sanayindekine benzer bir ekosistemi uzay alanında da kuracaklarının altını çizerek, “Bugün Türk savunma sanayisi 3 bine yakın firması ve 80 bine yakın genç insan kaynağıyla muazzam bir ekosistem inşa etti. Bir benzerini uzay teknolojileri için de ortaya koyacağız. Hep birlikte inşa edeceğiz.” açıklamasını yaptı.

Nisan 2022’de astronot çağrısına çıkıldığını anımsatan Kacır, “30 binden fazla vatandaşımız Türkiye’nin ilk astronotu olmak için başvurdu. Onlar arasından pek çok test ve eleme süreci gerçekleştirilerek uzun yıllar Türk Hava Kuvvetlerine jet pilotu olarak hizmet etmiş Alper Gezeravcı, ay yıldızlı bayrağımızı uzaya çıkarmak üzere seçildi ve nihayetinde bu misyonu başarıyla tamamladı. Bu elbette bir turistik seyahat değil, bu bir bilim misyonu olarak tasarlandı.” ifadeleri kullandı.

Kacır, Uluslararası Uzay İstasyonunun bir uzay laboratuvarı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugüne dek 3 bine yakın bilimsel araştırmanın yapıldığı bir laboratuvardan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu bilimsel misyona tüm üniversitelerimizin dahil olabilmesini arzu ettik. Nihayetinde çok sayıda bilimsel araştırma teklifi geldi. Bunları Türkiye Uzay Ajansı ve TÜBİTAK değerlendirdi. İçlerinden 12’sini bilim misyonumuz için seçtiler. Malzeme biliminden tıbba, biyolojiye, fiziğe ve kimyaya kadar pek çok farklı alanda 12 bilimsel araştırma projesi bu misyon kapsamında seçildi. Bu misyonun bilimsel yönü kadar elbette toplumsal yönü de bizim için çok değerli. Dünyada uzay araştırmaları son 60 yıl boyunca bilimsel düzlemde günlük hayatta kullandığımız ve yeryüzünde pek çok değişikliğe vesile olan teknolojinin doğmasına imkan tanımış. Fakat uzay araştırmalarının esas toplumsal etkisi çocuklar ve gençler üzerinde oluşturduğu dönüştürücü etki.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-aya-uzay-araci-gondermeyi-hedefliyor/feed/ 0
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Biyokimya Laboratuvarı Koordinatörü Prof. Dr. Özcan Erel’in geliştirdiği araştırma kiti dünya genelinde talep görüyor https://www.haber28.com.tr/ankara-bilkent-sehir-hastanesi-biyokimya-laboratuvari-koordinatoru-prof-dr-ozcan-erelin-gelistirdigi-arastirma-kiti-dunya-genelinde-talep-goruyor/ https://www.haber28.com.tr/ankara-bilkent-sehir-hastanesi-biyokimya-laboratuvari-koordinatoru-prof-dr-ozcan-erelin-gelistirdigi-arastirma-kiti-dunya-genelinde-talep-goruyor/#respond Mon, 10 Jun 2024 23:36:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20363 Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Biyokimya Laboratuvarı Koordinatörü Prof. Dr. Özcan Erel’in geliştirdiği, vücuttaki kimyasal stresi ölçen yerli araştırma kiti, dünyanın 20’den fazla ülkesine ihraç ediliyor.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi de olan, ABD’de Stanford Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde en üst sıralarda bulunan ve bugüne kadar ulusal ve uluslararası birçok bilimsel ödül alan Erel, en son “Temel Tıp Bilimleri” kategorisindeki İbn-i Sina Hizmet Ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.

“Oksidatif stres” olarak adlandırılan vücuttaki kimyasal strese yönelik araştırmalar yürüten, bu konuda ilk yerli araştırma kitini geliştiren Erel, güncel çalışmalarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Geliştirdiği araştırma kitlerinin uluslararası alanda çok geniş bir kullanım sahasına sahip olduğunu vurgulayan Erel, “Ürüne çevrilen araştırma kitleri hem yurt içinde kullanılıyor hem de yurt dışına ihraç ediliyor.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Erel, araştırma kitlerinin yurt içinde de daha önce ithal edilen emsallerinin yerine geçtiğine işaret ederek, ürünlerin yurt dışına ihraç edilmesinin ise ekonomiye katma değer sağladığına dikkati çekti.

“Tanı kitinin ilk aşaması araştırma kiti geliştirmektir”

Gelişmiş ülkelere bu ürünleri ihraç edebilmekten, yurt dışındaki bilim insanlarından atıf almaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunun altını çizen Erel, araştırma kitlerinin doğrudan hastalara ulaşan bir ürün olmadığını belirtti.

Prof. Dr. Erel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir testin hastalarda kullanılabilmesi için bazı mevzuatlara uygun olması gerekiyor, bunları tanı testleri olarak adlandırıyoruz. Araştırma kitleri ise geliştirilen bir testin tanı kiti olarak kullanılmadan önce geçirdiği aşamalardan bir tanesi. Geliştirilen bu araştırma kitleri önce yayınlanır, bilim camiasında tartışılır. Sonrasında hangi hastalıkta nasıl kullanılacağı ortaya konulur, artıları, eksileri değerlendirilir ve bu çerçevede tanı kiti olarak kullanılmasına karar verilir. Son aşamada da tanı kiti regülasyonlarına tabi olarak üretilir. Yani tanı kiti geliştirmenin ilk aşaması araştırma kiti geliştirmektir.”

“Türk malı kit kullanılmıştır’ ibaresini görmek hayalimdi”

Prof. Dr. Erel, araştırma kitlerinin şu an 20’den fazla ülkeye ihraç edilmesine ilişkin, “Eskiden yaptığımız uluslararası okumalarda yöntem ve gereçler bölümünde kullanılan kimyasal malzemelerin, kitlerin menşesi üzerinde dururduk. Şimdiye kadar hiçbir çalışmada Türk malı araştırma kiti ile karşılaşmamıştık. Geliştirdiğim araştırma kiti sonrasında, yurt dışında yapılan bilimsel çalışmalarda, yayınlarda ‘Türk malı kit kullanılmıştır’ ibaresini görmek beni çok mutlu ediyor. Bu benim hayalimdi.” dedi.

-“Biyokimyayı gençlere özellikle öneriyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın takdiriyle İbn-i Sina ödülünü almaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Erel, “Bu ödül, şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz bilimsel çalışmaların, tıbbi uygulamaların, araştırmaların, inovasyonların bir çıktısı olarak karşımıza çıktı ve hayli mutlu etti.” diye konuştu.

Prof. Dr. Erel, genç bilim insanlarının yetişmesinin önemine de değinerek, şunları kaydetti:

“Biyokimya, esasında zekanın tüm alanlarının kullanıldığı bir bilim dalı. Sayısal, fen, matematik, kimya ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere uyumluluk gibi birçok alanı içine alıyor. Gençlerin yeteneklerini daha iyi geliştirebilecekleri, ortaya koyabilecekleri bir alan. Dolayısıyla biyokimyayı gençlere özellikle öneririm. Bu alan, dünyayla yarışabilecek ürünlerin geliştirilebileceğini, araştırmaların yapılabileceğini gösteren somut bir örnek. Gençlerin bizlerden daha iyilerini yapacağını ümit ediyorum, kimyalarının hep sağlam kalmasını diliyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ankara-bilkent-sehir-hastanesi-biyokimya-laboratuvari-koordinatoru-prof-dr-ozcan-erelin-gelistirdigi-arastirma-kiti-dunya-genelinde-talep-goruyor/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türkiye, kendi uydularını kendi teknolojisiyle uzaya çıkartmanın yollarını arıyor https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-kendi-uydularini-kendi-teknolojisiyle-uzaya-cikartmanin-yollarini-ariyor/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-kendi-uydularini-kendi-teknolojisiyle-uzaya-cikartmanin-yollarini-ariyor/#respond Sat, 08 Jun 2024 23:00:41 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20078 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Kendi uydularımızı, kendi teknolojimizle uzaya çıkartmanın yollarını arıyoruz, projelerini geliştiriyoruz. Hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biri Türkiye.” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi Mehmet Yalçın Taşmektepligil Spor Salonu’nda düzenlenen “Gençlik Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Milli Uzay Programı’yla uzay teknolojilerindeki yarışa dahil olduğunu söyledi.

Türkiye’nin son 22 yılda kendi uydularını geliştirebilen bir ülke olduğunu belirten Kacır, “Savunma sanayisinde bugün 80 bin Türk genci, Türk mühendisi, Türk teknisyeni çalışıyor. Uzay alanında da benzer ekosistemi hep birlikte inşa edeceğiz. Kendi uydularımızı kendi teknolojimizle uzaya çıkartmanın yollarını arıyoruz, projelerini geliştiriyoruz. Hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biri Türkiye.” diye konuştu.

Hem ROKETSAN hem DeltaV’de uzaya erişebilen teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirmeyi başardıklarını vurgulayan Kacır, “İnşallah uydularımızı da uzaya kendi imkanlarımızla eriştireceğiz. İMECE 600 kilometrede görev yapıyor, 600 kilogramlık bir uydu. TÜRKSAT 6A, 36 bin kilometrede görev yapacak 4 bin 250 kilogramlık bir uydu. İnşallah 380 bin kilometre öteye, Ay’a milli hibrit roket motorumuzu ateşleyerek kendi uzay aracımızla erişeceğiz. Bunu da sizlerle başaracağız.” ifadelerini kullandı.

Kacır, 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği hedef doğrultusunda Türkiye’den bir kişiyi uzaya göndermek için çalışmalara başlandığını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Türkiye’den 36 bin vatandaşımız, ‘Ben astronot olmak istiyorum’ dedi. Onların arasında çok kapsamlı testler, seçmeler yapıldı ve nihayetinde Türk Hava Kuvvetlerine jet pilotu olarak hizmet etmekte olan Alper Gezeravcı, ay yıldızlı bayrağımızla uzay yolculuğunu yaptı. Bu, elbette bir bilim misyonu. Çünkü gidilen yer Uluslararası Uzay İstasyonu, aslında bir bilim laboratuvarı. Bugüne dek 3 bine yakın bilimsel deneyin yapıldığı bir altyapıdan bahsediyoruz. Malzeme biliminden fiziğe, kimyadan tıbba, biyolojiye pek çok alanda bugüne dek bilimsel çalışmalar yapılmış.”

Gezeravcı’nın 18 gün boyunca Türk bilim insanları ve araştırmacılar tarafından hazırlanan 13 bilimsel deneyi başarıyla icra ettiğine dikkati çeken Kacır, şunları kaydetti:

“Bu, Türk bilim dünyası açısından yeni bir sayfanın açılması demektir. Bizim bilim insanlarımızın yürüttükleri araştırmalarda, projelerde, dünyada en ileri işlerle yarışabilir hale gelmeleri demektir. Bilim insanlarımızın önünde, araştırmacılarımızın önünde hiçbir eylemin kalmamış olması demektir. Bu yönüyle bu misyonu çok değerli görüyoruz ama bu misyonun esas maksadı, esas amacı Türkiye’de sizlere, Türk gençlerine, TEKNOFEST kuşağına, 21 yaşın altındaki 27 milyon evladımıza kazandırdığı ilham ve öz güvendir.”

OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal da OMÜ’nün, 49’uncu yılını kutlayan köklü bir üniversite olduğunu dile getirerek, “Genç nesil, ‘Z kuşağı’ tanımlanmasıyla oyun dışına itilmek istenilen bir nesil. TEKNOFEST kuşağı olarak tanımlanmayı hak etti ve Türk tarihinin akışını değiştirdi. Buradan da Türkiye Yüzyılı ideali ortaya çıktı. Başından beri TEKNOFEST’lere katkı sağladınız, millet olarak sizlere minnettarız. Üniversite olarak da sorumluluğumuzu yerine getirme azim ve gayreti içerisindeyiz.” açıklamasında bulundu.

Konuşmaların ardından öğrencilerle havacılık ve uzay konularında söyleşi yapan Gezeravcı, sorularını yanıtladığı gençlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, AK Parti Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse ile akademisyen ve öğrenciler katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-kendi-uydularini-kendi-teknolojisiyle-uzaya-cikartmanin-yollarini-ariyor/feed/ 0
Yalova Belediyesi ve Gebze Teknik Üniversitesi arasında afetlere dayanıklı toplumlar için protokol imzalandı https://www.haber28.com.tr/yalova-belediyesi-ve-gebze-teknik-universitesi-arasinda-afetlere-dayanikli-toplumlar-icin-protokol-imzalandi/ https://www.haber28.com.tr/yalova-belediyesi-ve-gebze-teknik-universitesi-arasinda-afetlere-dayanikli-toplumlar-icin-protokol-imzalandi/#respond Sat, 08 Jun 2024 02:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19985 Afetlere Dayanıklı Toplumlar Geliştirmek İçin Araştırma ve Eğitim Merkezi Kurulması Projesi (MARTEST) çerçevesinde Yalova Belediyesi ile Gebze Teknik Üniversitesi arasında protokol imzalandı.

Yalova Belediyesi’nde düzenlenen imza töreninde Belediye Başkanı Mustafa Tutuk ve Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar protokole imza attı. Gebze Teknik Üniversitesi ve Japonya’dan Kagawa Üniversitesi’nin yürütücülüğünü üstlendiği projeye Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ve Japonya Bilim ve Teknoloji Ajansı (JST) tarafından finanse ediliyor. 2 ülkeden birçok üniversite ve kurumların katıldığı projede Yalova Belediyesi de paydaş olarak yerini aldı. Protokol çerçevesinde Yalova’da deprem ve tsunami etki değerlendirmesi, tahliye modellemesi işine ait bilimsel ve teknik hizmet işbirliği çalışmaları gerçekleştirilecek. Sürdürülebilirlik İçin Bilim ve Teknoloji Araştırma Ortaklığı (SATREPS) programı çerçevesinde 2023-2028 yılları arasında yürütülecek olan MARTEST projesinde yapılacak tüm bilimsel çalışmalarda Yalova’yı odak noktasına almak kaydıyla, deprem mühendisliği araştırmaları, deprem ve tsunami senaryo araştırmaları, tehlike hesaplamaları ve tahliye planları yapılacak. Ayrıca, Kuzey Anadolu Fay Hattı Doğu Marmara Denizi kısmında sismik ve jeodezik gözlem araştırmaları, afetlerin etkilerini azaltma, afet öncesi hazırlık, eğitim ve tahliye planlaması çalışmaları da yapılacak. Tüm bilimsel çalışmalardan, proje sonunda geliştirilecek mobil uygulama aracılığıyla da istifade edilebilecek.

“Japonya ile işbirliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz”

Projenin Yalova’ya büyük faydalar sağlayacağını belirten Başkan Tutuk, şunları kaydetti:

“MARTEST projesi ile afetlere karşı daha dirençli ve sürdürülebilir bir kent oluşturmak için çalışacağız. Proje sayesinde hem bilimsel hem de teknolojik anlamda gelişimimizi sürdüreceğiz. İlimizdeki tüm alt ve üst yapılar, deprem açısından bilimsel olarak incelenecek. İnceleme sonuçları raporlandırma ve haritalama çalışmalarıyla somutlaştırılacak. Çalışmalar sonucu elde edilecek çıktılar, afetler ile ilgili yapacağımız diğer çalışmalara da altlık oluşturacak. Proje kapsamında yapılacak bilimsel çalışmalar sonuçlandığında, Yalova’mızda, halkımızın da istifadesine sunulacak olan afet risklerinin azaltılması, afet bilinci ve farkındalığı vb. konuları da içeren birçok eğitim, seminer ve çalıştay düzenlenecek. Japonya ile işbirliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Mayıs ayında Japonya’da yapılacak toplantıda alınacak karar ile bu uluslararası projenin resmi paydaşı olacağız. Yalova’mızın afet hazırlığını, Ülkemizin önde gelen üniversite ve kurumlarının yanı sıra deprem konusunda Dünya’nın en önde gelen ülkelerinden Japonya ile işbirliği içinde ayrıca ele alacağız.”

Protokol töreninde Gebze Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bülent Akbaş, Prof. Dr. Selçuk Toprak, Dr. Ceren Özer Sözdinler, Dr. Ahmet Anıl Dindar, Arş. Gör. Serra Danış, Chuo Üniversitesi’nden Prof.Dr. Tori Arikawa, Kyoto Üniversitesi’nden Prof.Dr. Makiko Otani, Tokushima Üniversitesi’nden Prof. Dr. Toshitaka Baba, Ulusal Yer Bilimi ve Afet Direnci Araştırma Enstitüsü’nden (NIED) Dr. Naotaka Chikasada, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner ve Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’ndan (JICA) proje koordinatörü Sho Amemiya da yer aldı. – YALOVA

]]>
https://www.haber28.com.tr/yalova-belediyesi-ve-gebze-teknik-universitesi-arasinda-afetlere-dayanikli-toplumlar-icin-protokol-imzalandi/feed/ 0
Karanfilin kanser ve Alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde potansiyel etkisi olduğu bildirildi https://www.haber28.com.tr/karanfilin-kanser-ve-alzheimer-gibi-hastaliklarin-tedavisinde-potansiyel-etkisi-oldugu-bildirildi/ https://www.haber28.com.tr/karanfilin-kanser-ve-alzheimer-gibi-hastaliklarin-tedavisinde-potansiyel-etkisi-oldugu-bildirildi/#respond Mon, 20 May 2024 22:00:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18797 Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlhami Gülçin, karanfilin kanser, Alzheimera sebep olan reaktif oksijen türlerini giderdiğini ve bu hastalıkların tedavisinde de potansiyel etkiye sahip olduğunu bildirdi.

Türkiye Bilimler Akademisi Asli Üyesi de olan Gülçin, AA muhabirine, daha çok kimya ve biyokimya alanında çalışmalar yaptığını, bir süre önce de karanfil bitkisinin biyolojik ve antioksidan özellikleri ile etkilerini araştırdıklarını söyledi.

Anavatanı Endonezya olan ve bitkinin kurutulmuş çiçek tomurcuğu olan karanfilin, baharat olarak tüm dünyada yaygın kullanıldığını, mutfakların yanı sıra parfüm ve kozmetik sanayinde de çokça yer aldığını ifade eden Gülçin, şöyle konuştu:

“Karanfilin radikal giderme özelliklerine, özellikle reaktif oksijen türleri üzerinde etkinliğine baktık. Karanfilin, gerçekten reaktif oksijen türlerini son derece iyi şekilde giderdiğini gözlemledik. Serbest radikaller ve reaktif oksijen türlerinin, kanser, Alzheimer, Parkinson ve diyabet gibi 100’e yakın hastalığa sebep olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu reaktif oksijen türlerini gideren maddeler veya bitkiler, aynı zamanda bu hastalıkların tedavileri için de potansiyel etkiye sahiptir.”

“Karanfil ağız sağlığını korumada da bakterilere karşı oldukça etkili”

Gülçin, bünyesinde bol miktarda farklı antioksidan bileşiğe sahip mükemmel bitki karanfilin, çok kuvvetli antioksidan etkiye de sahip olduğunu vurgulayarak, aynı zamanda karanfilin bazı hastalıkların patolojisiyle bağlantılı olan birçok enzimi inhibisyonunda (molekül) da kuvvetli etkileri bulunduğunu aktardı.

Karanfildeki özellikle öjenol molekülünün önemli olduğunu anlatan Gülçin, şunları kaydetti:

“Ejenol, günümüzde diş hekimliğinde ağrı kesici olarak kullanılır, zaten toplumda karanfilin ağrı kesici olduğu biliniyor. Eskiden büyüklerimiz ‘karanfil çiğne diş ağrısı geçer’ derdi. Karanfil ağız sağlığını korumada da bakterilere karşı oldukça etkili. Tomurcuğunu çiğnerseniz ağızda ferahlık ve istenilmeyen kokuların gittiğini hissedersiniz. Karanfilin tarihi geçmişi de var, eskiden padişahların huzuruna çıkanlara mutlaka karanfil çiğnetirlermiş. Bu Osmanlı’da uygulandığı gibi Batı’da da uygulanırmış.”

Prof. Dr. Gülçin, karanfilin kullanıldığında çoğu hastalığa karşı pozitif etkiler gösterdiğini ifade ederek, kansere karşı mükemmel koruyucu etkisinin birçok bilimsel çalışmayla ispatlandığını, bunun yanı sıra diyabetle ilgili komplikasyonlara karşı çok iyi gelen karanfilin, gıdalara katıldığında bozulmayı önlediğini ve antibakteriyel etkiye sahip olduğunu bildirdi.

“Birçok hastalığa yakalanmak için karanfil kullanılabilir ve kullanılmalıdır”

Genellikle antioksidan olan moleküllerin antibakteriyel etki de gösterdiğine işaret eden Gülçin, şöyle devam etti:

“Çocuklarımıza özellikle iklim geçiş süreçlerinde karanfil veya karanfilli içecekler içirdiğimizde bağışıklık sistemlerini çok güzel kuvvetlendiriyor. Bu çok önemli. Yani sadece hastalıklarda değil, hastalıklardan önce de koruyucu etkisi olduğu için kullanmak lazım. Karanfilin anti-ülser etkisi var, mideyi çok rahatlatır. Ağızda uzun süre çiğneyerek emilimini artırmak lazım. ya da karanfilli içecekleri aldığınızda midenin rahatladığını anlarsınız. Bunların dışında sayamadığımız yine birçok hastalığın tedavisinde veya hastalığa yakalanmak için karanfil kullanılabilir ve kullanılmalıdır.”

Gülçin, karanfil üzerine yaptıkları çalışmanın ve sonuçlarını yayınlamanın yaklaşık 1 yıl sürdüğünü belirterek, bu çalışmanın her yıl 100’den fazla atıf alan “Foof Chemistry” ve “Journal of Medicinal Foof” gibi etki faktörü yüksek bilimsel dergilerde yayınlandığı söyledi.

Dünyada her zaman bilimsel arenada sürprizler olduğunu anlatan Gülçin, “Karanfilde açıkçası bu denli yüksek etki beklemiyorduk, en önemli 5 bitki sayacak olursak, bunlardan biri mutlaka karanfildir derim. Mutlaka kullanmalıyız, günlük tüketimini kesinlikle ihmal etmemeliyiz. Özellikle anne babalar, çocukları ve gençlere karanfil kullanımına özendirmeli.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/karanfilin-kanser-ve-alzheimer-gibi-hastaliklarin-tedavisinde-potansiyel-etkisi-oldugu-bildirildi/feed/ 0
ÇOMÜ Rektörü, Azerbaycan’da Bilimsel İş Birliği Anlaşmaları İmzaladı https://www.haber28.com.tr/comu-rektoru-azerbaycanda-bilimsel-is-birligi-anlasmalari-imzaladi/ https://www.haber28.com.tr/comu-rektoru-azerbaycanda-bilimsel-is-birligi-anlasmalari-imzaladi/#respond Mon, 20 May 2024 21:48:50 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18794 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Baku Water Week International Conference & Exhibition etkinliğine katılan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde önem taşıyan bilim kurumları ile iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Çeşitli kurumlara çalışma ziyaretleri gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. R.Cüneyt Erenoğlu’na ÇOMÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Vedat Çalışkan ve Baku Slavyan Üniversitesi öğretim üyesi AZERSU müşaviri Prof. Dr. Cengiz Abdullayev’de katıldı.

ADSEA’nın (Azerbaycan Devlet Su Kaynakları Kurumu) davetlisi olarak Bakü’deki uluslararası konferansa katılan Rektör Prof.Dr. R.Cüneyt Erenoğlu “Tarımda Su Kullanımı” oturumunun moderatörlüğünü yaparken, Prof. Dr. Çalışkan da “Ekoloji Alanında Yenilikler” oturumunda ÇOMÜ’nün sürdürülebilirlik hedefleri ile bağlantılı programlarını ve yenilikçi girişimlerini tanıtıcı bir sunum gerçekleştirdi.

Ziyaret kapsamında Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, Devlet Pedagoji Üniversitesi ve Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile iş birliği protokolleri imzalandı. Bakü Devlet Üniversitesi, Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi, Petrol ve Sanayi Üniversitesi, Azerbaycan Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü yönetimleri ile önümüzdeki aylar içinde iş birliği anlaşmaları yapmak üzere ön mutabakat ve görüşmeler gerçekleştirildi.

ADSEA Başkanı Zaur Mikayılov; Sağlık Bakanı Yardımcısı Nadir Zeynalov; Milli İlimler Akademisi Başkanı Akademik Prof. Dr. İsa Habibbeyli; Devlet Pedagoji Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Cafer Caferov ile rektör yardımcısı Doç.Dr. Eldar Aslanov; Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü Başkanı Doç.Dr. Ferhat Guliyev, Azerbaycan Devlet Petrol ve Sanayi Üniversitesi (ASOIU) Rektör Vekili Doç. Dr. Vazeh Asgarov ile görüşmeler gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. R.Cüneyt Erenoğlu, yapılan görüşmelerde “Kardeş ülke Azerbaycan ile Türkiye arasında işbirliği sürecinin son yıllarda hızla geliştiğini” belirtti. “Geçtiğimiz aylarda Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi’nin kurulmasının iki ülke arasında gelişen bilimsel iş birliğini gösterdiğini” vurgulayan rektör Prof. Dr. Erenoğlu, “Türk Dünyası ülkelerine açılan kapı konumundaki Azerbaycan ile bilimsel iş birliği süreçlerinin paydaşı olmayı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi olarak çok önemsediklerini” ifade etti.

Azerbaycanlı yaklaşık 250 öğrencinin ÇOMÜ’de öğrenim gördüğünü ve bu sayıyı uluslararasılaşma çerçevesinde artırmayı hedeflediklerini belirten Rektör Prof.Dr. R.Cüneyt Erenoğlu “soy, dil ve kültür birliği nedeniyle iki kardeş ülkenin bilimsel iş birliklerinin sayısız yararı olacağını ve bunun için gerekli zeminin bulunduğunu” sözlerine ekledi. Rektör Prof. Dr. R.Cüneyt Erenoğlu son olarak, Azerbaycan’da ikili iş birliklerini dinamik ve kalıcı hale getirmek için Teknokent ve Bilişim Vadisi’nde ÇOMÜ’nün de yer alması için çalışmalara başlayacaklarını da müjdeledi ve çok verimli geçen bu ziyaretin organizasyonu için Prof.Dr. Cengiz Abdullayev’e teşekkürlerini iletti.

Rektör Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu’nun Azerbaycan ziyaretine eşlik eden Prof. Dr. Vedat Çalışkan da “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 29)’nın Kasım 2024’te Bakü’de gerçekleşecek olması da iki ülkenin bilimsel ve teknolojik iş birliklerini çok üst seviyelere taşıyacaktır. Nitekim bakanlık arasında hazırlık toplantıları geçtiğimiz ay başladı. Azerbaycan Bilimler Akademisi Coğrafya Enstitüsü de konuyla ilgili mayıs ayında COP 29 için bir hazırlık toplantısı gerçekleştirecek. Bilimler Akademisi Coğrafya Enstitüsü üyesi Prof. Dr. Rza Mahmudov bu önemli toplantıya bizi de davet etmektedir. Tüm bunlar kısa sürede sonuç veren karşılıklı iş birliği çabalarımızı yansıtmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. R.Cüneyt Erenoğlu Bakü’deki konferans etkinlikleri süresince Türkiye’nin Azerbaycan Büyükelçisi Cahit Bağcı, Ticaret Başmüşaviri Ahmet Erdal, Tarım Müşaviri Hakan Kalender’in yanı sıra Bilişim Vadisi yöneticileri ile de görüşmeler gerçekleştirdi. – ÇANAKKALE

]]>
https://www.haber28.com.tr/comu-rektoru-azerbaycanda-bilimsel-is-birligi-anlasmalari-imzaladi/feed/ 0
Antarktika’daki Buzulların Değişimi ve Hareketleri İnceleniyor https://www.haber28.com.tr/antarktikadaki-buzullarin-degisimi-ve-hareketleri-inceleniyor/ https://www.haber28.com.tr/antarktikadaki-buzullarin-degisimi-ve-hareketleri-inceleniyor/#respond Fri, 17 May 2024 05:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18427 Bilim insanlarının Antarktika’daki buzullarda yaşanan değişimin ve buz tabakasındaki hareketlerin haritalandırılması için yaptığı çalışmalarla dünyanın geleceği için çözüm aranıyor.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştiren, 24 kişilik bilim heyetinin yer aldığı 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi, 36 gün süren başarılı çalışmalarla tamamlandı.

Sefere katılan bilim insanları, yıllardır araştırdıkları en önemli konulardan biri olan deniz buzu ve buzul takipleri sonucunda buzların içindeki saklı bilgilere ulaşmayı hedefledi. Dünyanın farklı dönemlerindeki buzul oluşum süreçlerini de inceleyen bilim insanları, buzların içindeki yaşamı çözebilirlerse dünyanın geleceğini daha iyi anlayacaklarını düşünüyor.

Halihazırda büyük kısmı Antarktika ve Grönland’da bulunan buzullar, gezegenin en büyük tatlı su kaynağı olması sebebiyle dünyanın geleceği için önemli rol oynuyor. Yeryüzündeki tatlı su kaynağının yüzde 75’lik kısmının Antarktika’da bulunduğu biliniyor.

Buz dağları, buzullardan kopmuş, yüzer ya da deniz tabanına oturmuş olarak bilinen ve isimlendirilen şekilleriyle 7 ayrı tipte gözlemlenebiliyor. Sivri tepeli, kubbe, aşınmış, havuzlu, eğimli, tabla ve blok buz dağı şeklinde görüntülere sahip buz dağları, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi ve Avrupa Uzay Ajansı gibi kurumlar tarafından izleme programlarıyla da takip ediliyor.

“Kar ve buzul alanlardaki erimelerin yıllara oranla farklılıklarını ortaya koyduk”

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, yüksek lisans eğitimine başladığı günden beri buzullar ve buz dağlarıyla ilgili uydu verileriyle çalışmalar yaptığını söyledi.

Gidemedikleri veya sürekli gözlemleyemedikleri çok büyük alanların uzun zamanlı verilerle izlenmesinde uzaktan algılama imkanlarını kullandıklarını dile getiren Özsoy, 20 yıl boyunca yürüttüğü çalışmalara son yıllarda hızla eriyen buzulları da eklediğini ifade etti.

Özsoy, kendisi gibi öğrencilerini de kutup alanındaki çalışmalara yönlendirdiğini belirterek, “Bu sene de önceki yılların devamı niteliğindeki çalışmamızla İHA ve uydu tabanlı sistemlerle kar ve buzul alanlardaki erimelerin yıllara oranla farklılıklarını ortaya koyduk. Bu projenin çıktıları, Antarktika’daki kar ve buzul alanlarının sürekli olarak izlenmesi ve iklim modellerinin güncellenmesi, gelecekteki değişikliklerin tahmin edilmesi için çok önemli.” diye konuştu.

“Buz kütlesi, aslında dünyanın bütün verilerini içinde saklıyor”

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar da buzulların nasıl oluştuğundan, farklı yapılarından, ekosistemi nasıl hareketlendirdiklerinden ve son yıllarda buzullarda yaşanan erimeden bahsetti.

Üzerindeki buz kütlesinin aslında dünyanın bütün verilerini içinde sakladığını ifade eden Başar, “Bunun içinde mineraller, bakteriler, canlılar, farklı ekosistemler sabit olarak kalarak günümüze kadar formlarını koruyabilmişler ve bazı ekosistemler oluşturmuşlar.” dedi.

Başar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buzulun içinde bulunan mineral maddeler, bakteriler, zaman içinde erimeyle birlikte etrafına dökülüyor ve birçok canlı da bunlardan beslenerek bir ekosistemle okyanusa doğru hareket ediyorlar. Bu buz dağlarının farklı tiplerine rastlayabiliyoruz. Buz dağları, buzul oluşumu sırasında hızlı bir şekilde yüksek basınç altında donmuş ise renklerinde farklılıklar görebiliyoruz.”

“Yerküre üzerindeki beyaz alanlar azaldığı için güneşin dünyamızı ısıtması artıyor”

Buz dağına yaklaşıldığında gazoz şişesi açıldığında çıkan köpükler gibi hava kabarcıklarının çıktığının görüldüğüne dikkati çeken Başar, buz oluşumu sırasında havanın sıkışarak kabarcıklar oluşturduğunu, bu kabarcıkların o buzul kaç milyon yıl önce oluşmuşsa o anki atmosferik veriyi gaz olarak dışarıya çıkardığını dile getirdi.

Ersan Başar, “Yerküre üzerindeki beyaz alanlar azaldığı için güneşin dünyamızı ısıtması artıyor ve böylelikle birbirini tetikleyen, domino taşı etkisi yapan bir sürecin içine giriyoruz. Özellikle Antarktika’da bir buz kütlesinin buz dağı olarak okyanusa gelmesi bizim henüz daha bilmediğimiz birçok minerali, bakteriyi, canlıyı sistem içine sokuyor. Aslında biz onları çözebilsek, bir buzul çağından kalan o buz parçasının içindeki hayatı çözebilirsek, içindeki gazları, mineralleri ve yaşamı çözebilirsek hayatın gerçeğini daha iyi anlayabileceğiz.”

“Küresel iklim değişikliğinin etkilerini net bir şekilde gözlemledik”

İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü de İHA ve uydu tabanlı gözlemlerle kar ve buzul alanlarında önemli miktarda erime tespit etti. Antarktika’da yıllardır uydu izleme programlarıyla projelerini yürüten ekip, Türkiye’nin bilimsel araştırma kampının da bulunduğu Antarktika Horseshoe Adası’ndaki erimeyi gösteren uydu görüntülerini yayınladı.

İTÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu, Horseshoe Adası ve çevresinde yaptıkları araştırmalarda, küresel iklim değişikliğinin etkilerini net bir şekilde gözlemleyebildiklerini söyledi.

Selbesoğlu, “Son 5 yılda yoğunlaşarak devam eden izleme çalışmalarımızdan elde edilen veriler, buzul ve kar alanlarında alarm verici derecede erimelerin yaşandığını ortaya koydu. 2022 ve 2023 yıllarında sadece Horseshoe Adası’nda, özellikle kıyı alanlarda daha fazla olmak üzere yaklaşık yüzde 11 buzul kaybı kaydedilmiştir.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antarktikadaki-buzullarin-degisimi-ve-hareketleri-inceleniyor/feed/ 0
Bilim Kahramanları Buluşuyor Turnuvası Türkiye Finalleri Yapıldı https://www.haber28.com.tr/bilim-kahramanlari-bulusuyor-turnuvasi-turkiye-finalleri-yapildi/ https://www.haber28.com.tr/bilim-kahramanlari-bulusuyor-turnuvasi-turkiye-finalleri-yapildi/#respond Sun, 05 May 2024 23:12:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16905 Dünyanın en büyük çocuk ve gençlik organizasyonlarından biri olan ve Türkiye’de ‘Bilim Kahramanları Buluşuyor’ ismiyle düzenlenen FIRST LEGO League Challenge turnuvalarının 20. Sezon Türkiye Finalleri fuarizmir’de yapıldı. İki gün süren turnuvaya 23 ilden, 70 takımla 648 öğrenci katılırken dereceye giren ekiplere düzenlenen ödül töreniyle kupaları verildi. İlk beşe giren ekipler, uluslararası turnuvalara katılmaya hak kazandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve İZELMAN A.Ş. stratejik ortaklığında, Bilim Kahramanları Derneği tarafından fuarizmir’de düzenlenen, ‘Bilim Kahramanları Buluşuyor FIRST LEGO League Challenge turnuvalarının 20. Sezon Türkiye Finalleri’nde ödüller sahiplerini buldu. 9-16 yaş arası çocuk ve gençlerin kendilerini “Topluma duyarlı bilim insanı ve mühendis olarak görmelerini” sağlayan dünyada 100’ü aşkın ülkeden 300 binden fazla çocuk ve gencin katıldığı FIRST LEGO League Challenge turnuvalarını, Türkiye’de, Bilim Kahramanları Derneği 2004-2005 sezonundan bu yana Bilim Kahramanları Buluşuyor adıyla düzenliyor. 2004 yılından beri Türkiye’de 80 şehirden 38 bin 763 çocuğun katıldığı turnuvalar, bu yıl Masterpiece temasıyla gerçekleştirildi.

Bu yıl Şubat ve Mart aylarının hafta sonlarında Ankara, Eskişehir, İstanbul, İzmir ve Mersin’de gerçekleştirilen 16 yerel turnuvada, 54 ilden 468 takımla 5 bini aşkın çocuk ve gence erişildi. Bu turnuvalarda dereceye girenler, Ulusal Turnuva’ya katılmaya hak kazandı. 23 ilden, 648 öğrenci 70 takımla Ulusal Turnuva’ya katılırken öğrenciler, kendilerine ayrılan stantlarda projelerinin tanıtımını yaptı ve robotlarının verilen görevleri yerine getirmesi için yoğun çaba harcadı. Yarışma için jürinin karşısına çıkan küçük bilim kahramanları, kendi ilgi alanlarını ve hobilerini daha fazla insana ulaştırmanın yollarını teknoloji ve sanatı kullanarak buldukları çözüm önerilerini paylaştı. İki günün sonunda düzenlenen ödül töreniyle öğrencilere kupa ve madalyaları verilirken beş takım uluslararası turnuvalara katılma hakkı elde etti.

Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, bilimin toplumun her kesimine yayılması, bilim ve bilimle ilgili süreçlerin, bilim insanlarının desteklenmesi için dernek olarak birçok program gerçekleştirdiklerini belirterek, “Amacımız bilimsel düşünce farkındalığın toplumun her kesimine yayılıp teşvik edilmesi için birçok çalışma yapmak, çocuk ve gençlerin erken yaşta bilimle buluşmasını sağlamak. Bu amaçla Türkiye’nin dört bir yanında gönüllüler ile birlikte çalışıyoruz. Bu çalışmaların en uzun soluklusu olan Bilim Kahramanları Buluşuyor FIRST LEGO League Challenge programı. Her yıl siz sevgili öğrencilerimiz, programın odaklandığı global bir temayı keşfediyor, bilim insanları ile araştırma yapıyor, çözümler üzerine düşünüyorsunuz. Ayrıca, okulda gördüğünüz matematik ve fen becerinizle robotik ve kodlama alanında yeni kazanımlar elde ediyorsunuz. Tüm bunları da belki ilk defa tanıştığınız takım arkadaşlarınızla birlikte iş birliği içinde yapıyorsunuz. Bu süreçte öğrendiklerinizin değeri paha biçilmez. Biz, kazandıklarınızı, aramızda gönüllü olarak yer alan onlarca genç sayesinde görebiliyoruz. Keşfetmekten, araştırmaktan, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere armağan ettiği bilim yolundan asla vazgeçmeyin. Atatürk’ün dediği gibi ‘Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir, fendir’ İyi ki varsınız, iyi ki katıldınız, benim için hepiniz şampiyonsunuz” dedi.

İZFAŞ Halkla İlişkiler ve Etkinlikler Müdürü Şebnem Şendil de “Uzun yıllardır bu turnuvaya ev sahipliği yapıyoruz. Sizi ağırlamaktan, bir arada ve coşkunuza ortak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bugün burada sonuç ne olursa olsun hepiniz kazandınız, bu duyguyla ayrılmanızı istiyoruz. İyi ki varsınız. Her zaman bilimi desteklemeye ve yanınızda olmaya devam edeceğiz” diyerek bu yıl Dünya Robot Olimpiyatı (World Robot Olympiad-WRO) Uluslararası Finali’nin, 28-30 Kasım 2024 tarihleri arasında yine fuarizmir’de düzenleneceğini hatırlattı.

İlk beşe giren ve uluslararası turnuvalara katılmaya hak kazanan takımlar ve okulların listesi şöyle oldu:

Şampiyonluk Ödülü: Exfavilla in Scaena – İzmir TAKEV Ortaokulu

İkincilik Ödülü: Intersectıon Lurenia – İstanbul Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi

Üçüncülük Ödülü: Artıfusion – İzmir Çakabey Lisesi

Dördüncülük Ödülü: Robotürk – İzmir Büyükçiğli Türk Koleji Fen Lisesi

Beşincilik Ödülü: Future Designers – Manisa Salihli Bahçeşehir Koleji Ortaokulu – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/bilim-kahramanlari-bulusuyor-turnuvasi-turkiye-finalleri-yapildi/feed/ 0
Bakan Kacır, Düzce Bilim Merkezi açılış töreninde konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-duzce-bilim-merkezi-acilis-toreninde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-duzce-bilim-merkezi-acilis-toreninde-konustu-aciklamasi/#respond Fri, 26 Apr 2024 01:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15758 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların önünde, en ön sırada yer almaktır. Bu doğrultuda en büyük avantajımız nitelikli insan kaynağımız, en değerli varlığımız gençlerimizdir. Tüm dünyaya haykırış niteliğindeki ‘Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle inşa ediyoruz.” dedi.

Düzce Bilim Merkezi açılış töreninde sahneye astronot kıyafeti ve pilot üniforması giyen iki öğrenciyle çıkan Kacır, kentin bilim yolculuğuna yeni ses olacak, yeni soluk kazandıracak merkezin, bütün gençlere ve bilim sevdalılarına hayırlı olmasını diledi.

Bakan Kacır, tarih boyunca olduğu gibi bugün de jeopolitik rekabetin kıran kırana geçtiği coğrafyada yaşadıklarını belirterek, içeride güçlü olmadan dışarıda güçlü olunamayacağını, sahada varlık göstermeden masada kazanım elde edilemeyeceğini çok iyi bildiklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, bölgesinde güç sahibi, dünyada söz sahibi, büyük ve güçlü Türkiye yolunda ilerleyişlerine devam ettiklerini anlatan Kacır, “Son 22 yılda ekonomiden ticarete, üretimden ihracata, savunmadan uzay çalışmalarına her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Gelişmiş ülkelerin 50 yılda, 100 yılda tamamladıkları altyapıyı, Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerimiz doğrultusunda büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak, onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesini sağladık.” diye konuştu.

Kacır, “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla şimdi daha büyük hedeflere yöneldiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların önünde, en ön sırada yer almaktır. Bu doğrultuda en büyük avantajımız nitelikli insan kaynağımız, en değerli varlığımız gençlerimizdir. Tüm dünyaya haykırış niteliğindeki ‘Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle inşa ediyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye davasına gençlerimizle sahip çıkıyoruz. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le, yarışmalara katılan gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyor, bilim ve teknoloji yolculuğunda gençlerimizin yanında yer alıyoruz.”

Cumhuriyet’in 100. yılında İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenlenen TEKNOFEST’lerde 4,5 milyon ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi coşkusunu yaşadıklarına değinen Kacır, biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine 44 yarışmada 1 milyon gencin projeleriyle gurur duyduklarını dile getirdi.

“11 büyük ölçekli bilim merkezimizde 7’den 77’ye 11 milyon vatandaşımızı ağırladık”

Araştıran, soruşturan, keşfeden, çözüm üreten gençliğin yolunda tüm imkanları seferber ettiklerini belirten Kacır, 81 ilin tamamında kurdukları Deneyap Teknoloji Atölyeleri ile gençleri bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırdıklarını söyledi.

Bakan Kacır, robotik kodlamadan tasarım ve programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine birçok yenilikçi teknoloji alanında 3 yıllık ücretsiz eğitim imkanı sunduklarını belirterek, “Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında 81 ilimizdeki Deneyap Teknoloji Atölyelerimize başvurular devam ediyor. Buradan hem öğrencilerimize hem kıymetli anne babalarımıza sesleniyorum. 25 Mart’a kadar tüm illerimizdeki 4, 5, 8, 9. ve lise hazırlık sınıfında okuyan öğrencilerimizin başvurularını bekliyoruz.” dedi.

Bilime yönelik gerçekleştirdikleri fuar, şenlik ve söyleşiler hakkında bilgi veren Kacır, şunları kaydetti:

“Son 3 yılda 3 bin 800 bilim söyleşisiyle 400 binden fazla öğrenciyi bilim insanlarıyla bir araya getirdik. Öğrencilerimizde bilime ilgiyi ve bilim okur yazarlığını pekiştirdik. 5 bin 200’den fazla bilim fuarıyla 510 bin öğrencimiz ve 5 milyondan fazla ziyaretçimizde bilimsel farkındalığı yeşerttik. Destek verdiğimiz 102 bilim şenliğiyle 500 binden fazla vatandaşımızı bilimle buluşturduk. Onlara bilimin eğlenceli dünyasını keşfetme fırsatı tanıdık.

7’den 77’ye her yaştan vatandaşımız için bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak adına, yurdumuzun dört bir yanında bilim merkezleri kuruyoruz. Ziyarete açık 11 büyük ölçekli bilim merkezimizde 7’den 77’ye 11 milyon vatandaşımızı ağırladık. Bugün 12. büyük ölçekli bilim merkezimizi Düzce’de açıyor olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz.”

Kacır, Düzce Bilim Merkezinin gençlerin bilim ve teknolojiye yönelik motivasyonunu artırırken, geleceğin bilim insanlarını da keşfetmelerini sağlayacağını vurgulayarak, gençlere edindikleri teorik bilgileri uygulama ve kendi projelerini geliştirme imkanı sunacağını kaydetti.

“İmkan verildiğinde gençlerin neler başarabileceklerini biliyoruz”

Temel bilimler ile uzay ve havacılık temalı sergilerin yer aldığı bilim merkezinin gençlerin ufuklarını genişletirken, onlara çok yönlü bakış açısı kazandıracağını anlatan Kacır, herkesi Düzce Bilim Merkezi’ne davet etti.

Bakan Kacır, gençlere güvendiklerini, TEKNOFEST kuşağının, “Asım’ın Nesli”nin en güzel örneklerini ortaya koyacağından emin olduklarını dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İmkan verildiğinde, gerekli ortam sağlandığında onların neler başarabileceklerini biliyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK olarak yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde gençlerimizi bilim ve teknoloji dünyasına daha hızlı şekilde hazırlayacak, heyecan ve motivasyonlarına ortak olmaya devam edeceğiz. Yurdumuzun dört bir yanındaki projeler gibi bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bilim merkezimiz de yerel yönetimle, belediyeyle, merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının somut çıktılarından biridir. 22 yıldır eser ve hizmet siyasetinin en büyük şahidi, aziz milletimizdir. Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Düzceli hemşehrilerimiz de gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu çok iyi biliyor. İnşallah 31 Mart sonrasında da ‘Türkiye Yüzyılı’ belediyeciliğiyle çok daha fazla eser ve hizmeti, Faruk Özlü Bakanımızla Düzce’mize kazandırmaya devam edeceğiz.”

Düzce Valisi Selçuk Aslan, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, Belediye Başkanı Faruk Özlü, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da konuşmalarında bilim merkezinin hayırlı olmasını temenni ettiler.

Konuşmaların ardından Kacır, protokol üyeleri, ilk Türk astronot Alper Gezeravcı ve öğrencilerle açılış kurdelesini kesti, merkezi gezdi.

Bakan Kacır Gençlik Buluşması’na katıldı

Açılışın ardından Düzce Üniversitesi Cumhuriyet Konferans Salonu’nda düzenlenen Gençlik Buluşması’na katılan Kacır, Türk gençliğinin, Milli Teknoloji Hamlesi’nde elde edilen kazanımları çok daha ileri düzeylere çıkarabilecek kabiliyete sahip olduğunu vurguladı.

Bakan Kacır, kabiliyetli, çalışkan, alın teri döken insan kaynağının önü açıldığında havacılık alanında yaşanan gelişmelerde gördüklerine işaret ederek, bu alanda Türkiye’de erken dönemlerde fabrikaların açıldığını, üretimlerin yapıldığını ve projeler geliştirildiğini ancak birtakım engellemelerle bu çalışmaların akamete uğradığını anlattı.

Ancak 2000’li yıllara gelindiğinde ortaya irade koyduklarını aktaran Kacır, “Dedik ki, bu ülkenin neye ihtiyacı varsa biz kendi insanımızın, öz evlatlarımızın alın teriyle, akıl teriyle bu ihtiyacımızı karşılayacağız. “Bayraktar’ı, ANKA’yı, AKSUNGUR’u, AKINCI’yı, KIZILELMA’ı, HÜRKUŞ’u, HÜRJET’i, ATAK’ı, GÖKBEY’ı ve KAAN’ı yerli ve milli olarak üreteceğiz. Böyle bir başarı hikayesini dünyada ikinci bir örneğini bulmak zordur. Bu, bu milletin evlatlarının imkan verildiğinde neleri başarabileceğinin en açık ispatıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, havacılıkta olduğu gibi başarıyı uzay bilim ve teknolojilerinde de başarı hikayesi yazmayı ve bu alandaki bağımsızlığı tahkim etmeyi istediklerini ifade ederek, “Teknolojide tam bağımsız olmadan ekonomide bağımsız olamayacağımızı biliyoruz. Ekonomide bağımsız olmadan siyasi bağımsızlığın mümkün olmadığını biliyoruz. O vakit mutlaka teknolojinin tüm alanlarında tam bağımsızlığımızı tahkim edecek adımları atmaya devam edeceğiz.” dedi.

Milli Uzay Programı kapsamında Ay’a erişecek teknolojiyi de geliştirmek istediklerini anlatan Kacır, Türkiye’nin hibrit roket çalışmaları yürüten dünyadaki 4 ülkeden biri olduğunu ve bunu Ay programıyla taçlandırmak istediklerini sözlerine ekledi.

Programa, Vali Aslan, AK Parti Milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile üniversite öğrencileri katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-duzce-bilim-merkezi-acilis-toreninde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: Bilim Merkezlerini Ülke Sathına Yayacağız https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-bilim-merkezlerini-ulke-sathina-yayacagiz/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-bilim-merkezlerini-ulke-sathina-yayacagiz/#respond Mon, 22 Apr 2024 05:12:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15300 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, milletle, gençlerle bilim ve teknoloji alanında yeni ufukları birlikte açtıklarını belirterek, “Belediyelerimizle yakın ve yoğun işbirliği içinde çalışarak, bilim merkezlerimizi inşallah ülke sathına daha da yayarak, bilim ve teknoloji meraklılarıyla buluşturmaya devam edeceğiz.” dedi.

Sincan Bilim Merkezi; Bakan Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır’ın katılımıyla açıldı.

Kacır, burada yaptığı konuşmada, Ankara’ya, Bilim ve Teknoloji Haftası’nda, aynı günde, Sincan ve Mamak bilim merkezlerini kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.

Şehirlere bu önemli projeleri merkezi ve yerel yönetimlerin el ele, büyük bir uyum ve ahenk içinde kazandırdıklarının altını çizen Kacır, şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti belediyeciliği, şehirleri altyapısıyla üst yapısıyla, hizmetlerle birlikte çok yönlü sosyal belediyecilik anlayışıyla donatıyor. Bizim gerçek ve gönül belediyeciliği anlayışımızda, Türkiye’nin kalkınıp gelişmesinde, doğrudan milletin hayatına dokunan hizmetlerin ifasında, yerel yönetimin rolü çok önemlidir. Bugün de yine milletimize, gençlerimize bilim ve teknoloji alanında yeni ufukları birlikte açıyoruz. Belediyelerimizle yakın ve yoğun işbirliği içinde çalışarak, bilim merkezlerimizi inşallah ülke sathına daha da yayacak, bilim ve teknoloji meraklılarıyla buluşturmaya devam edeceğiz.”

Kacır, son 22 yıldır elde ettiği kazanımlarla Türkiye’nin prangalarından kurtularak, ikinci asra “büyük ve güçlü bir Türkiye” olarak adım attığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, büyük ve güçlü Türkiye çağının doğuşu için verdikleri amansız mücadelenin, “Türkiye Yüzyılı”nda her alanda meyvelerini verdiğini belirten Kacır, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye artık fiziki ve zihni sınırlara teslim olmuyor. İçerde ve dışarda kendisine lütfedilen hadler içinde değil, kendi çizdiği yolda ilerleyişini kararlılıkla sürdürüyor. İşte bu başarıları, kazanımları kalıcı kılmak adına, Türkiye Yüzyılı’nda ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ni başlattık. Beşeri sermayemizin güçlendirilmesi için kritik adımlar atmaya devam ediyoruz.”

“Sincanlı gençleri Deneyap Teknoloji Atölyesi ile buluşturacağız”

Bilim fuarları, şenlikleri ve söyleşileriyle bilimi toplumla buluşturmaya devam ettiklerini dile getiren Kacır, şu ifadeleri kullandı:

“Son üç yılda 3 bin 800 bilim söyleşisiyle 400 binden fazla öğrenciyi bilim insanlarıyla bir araya getirerek, öğrencilerimizde bilime yönelik ilgiyi ve bilim okuryazarlığını pekiştirdik. Gerçekleştirilen 5 bin 200’den fazla bilim fuarı ile 510 bin öğrencimiz ve 5,2 milyon ziyaretçimizde bilimsel farkındalığı yeşerttik. Destek verdiğimiz 102 bilim şenliğiyle 500 binin üzerinde vatandaşımızı bilimle buluştururken, onlara bilimin eğlenceli dünyasını keşfetme fırsatı tanıdık. Sektör Kampüste Programı ile 10 binden fazla üniversite öğrencimizi blokzincir, yapay zeka, dijital dönüşüm ve kuantum gibi alanlarda sektör profesyonelleriyle buluşturuyoruz. Bilim merkezlerimiz vasıtasıyla, TEKNOFEST kuşağını bilimle buluşturuyoruz.”

Kacır, toplumda bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak adına yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduklarına işaret ederek, gençlerin bilime olan ilgi, merak ve farkındalığını artırdıklarını dile getirdi.

Sincan Bilim Merkezi’nin gençlerin bilim ve teknolojiye ilgisini artırırken, geleceğin bilim insanlarını da keşfetmelerini sağlayacağını anlatan Kacır, “Merkezimiz; astronomi, uzay ve havacılık, doğa bilimleri, matematik, tasarım ve teknoloji alanlarında 5 atölyeyle, gençlerimize, edindikleri teorik bilgileri pratiğe dökme ve kendi projelerini geliştirme imkanı sunacak. Ayrıca bilim merkezimiz bünyesinde önümüzdeki eğitim-öğretim yılında faaliyete geçecek Deneyap Teknoloji Atölyesi ile de Sincanlı gençlerimizi erken yaşta geleceğin teknolojileriyle buluşturacağız.” diye konuştu.

Kacır, gençlerin potansiyelini keşfedip onların önünü açacak tüm adımları atmaya devam edeceklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Gençlerimiz, milletimiz, ülkesine, şehrine, halkına hizmet etmek, eser kazandırmak yerine kısır hesaplarının peşinde koşanların kimler olduğunu çok iyi biliyor. İnanıyoruz ki Ankara, 31 Mart’ta mührünü güçlü bir şekilde gerçek belediyeciliğe, eser ve hizmet belediyeciliğine vuracak. Ankara’mız, Ankaralılar aksayan projeleri ‘yavaşlayan’ hizmetleri inanıyorum ki 31 Mart’ta telafi edecek. Kazanan Ankara, kazanan Türkiye olacak. Cumhur İttifakı olarak el ele vereceğiz ve Ankara’nın tüm ilçelerine önümüzdeki dönemde hep birlikte hizmet edeceğiz.”

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da bilim ve teknoloji kimin elindeyse gücün onun elinde olduğunu belirterek, “Bilim ve teknolojiye olan ihtiyaç çok daha fazla. Olmazsa olmaz en önemli unsur insan kaynağı. Bunlar da bizim gençlerimiz çocuklarımız. Gençler; gelecek için, insanlık için gerekli teknolojileri geliştirecek ve bilgiyi üretecekler.” ifadelerini kullandı.

“Uzay alanında yeni ufuklar açacak eğitim içerikleri hazırlayacağız”

Elvan Kuzucu Hıdır da bugün üç farklı ülkede toplamda 18 bilim merkezinin faaliyetlerini yürüttüğüne dikkati çekerek, sadece geçen yıl tüm bilim merkezleri ve atölyelerine toplam 1 milyonu aşkın genç öğrencinin katıldığını söyledi.

Burada 7 farklı alanda 6-14 yaş seviyesindeki öğrencilerin etkileşimli ve özgün eğitimlere katıldığını anlatan Kuzucu Hıdır; astronomi, havacılık ve uzay atölyelerinde öğrencilere roketler, uydular, hava araçları, güneş sistemleri, galaksiler, uzay, evren gibi konularda temel prensip ve kuvvetler alanında deneysel eğitimler verdiklerini dile getirdi.

Kuzucu Hıdır, Türkiye Uzay Ajansı olarak bilim merkezlerinde, Türkiye’nin Milli Uzay Programı çerçevesinde, çocuklara bu misyonu anlatacak, atölyelerde uzay alanında onlara yeni ufuklar açacak eğitim içerikleri hazırlayacaklarını bildirdi.

Bilim merkezlerinin bilim ve teknoloji alanında toplumsal bir paradigma kırılımı oluşturduğunun altını çizen Kuzucu Hıdır, şunları kaydetti:

“Gelecek nesillerimizin ‘sadece tüketen değil aynı zamanda üreten ve keşfetme arzusuyla sürekli öğrenen’ bir ruha sahip olmalarını hedefliyoruz. Geleceğin Özdemir Bayraktar’ları ve Aziz Sancar’ları ülkemizin dört bir yanındaki bilim merkezlerinde yetişecek, burada yetişen gençlerimiz önce ülkemiz için sonra da tüm insanlığın faydası için teknolojiler geliştireceklerdir. Bilim Pursaklar’dan sonra Ankara’da yer alan 2. Bilim Merkezi Bilim Sincan’ın bu bölgedeki öğrencilerimiz ve velilerimiz için çok önemli bir imkan olduğunu düşünüyorum. Bu merkezlerde yetişen çocuklarımız, medeniyetimizin kadim değerlerinden güç alarak, adalet, merhamet ve iyiliği tüm dünyaya ve özellikle Filistin gibi mazlum coğrafyalara hakim kılma mücadelesini sürdüreceklerdir. Hakk’ı üstün tutmayı yaşam gayesi edinen, durumdan vazife çıkartan bir nesil yetiştirmesine öncülük edecektir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-bilim-merkezlerini-ulke-sathina-yayacagiz/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Denizli’de 11. bilim merkezini hizmete sundu https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-denizlide-11-bilim-merkezini-hizmete-sundu/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-denizlide-11-bilim-merkezini-hizmete-sundu/#respond Sat, 20 Apr 2024 02:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14970 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ziyarete açık olan bilim merkezlerini yaklaşık 11 milyon kişinin ziyaret ettiğini, 865 binin üzerinde gencin bu merkezlerde eğitim aldığını belirterek 11’inci bilim merkezini de Denizli’de hizmete sunduklarını söyledi.

Bakan Kacır, Denizli programı kapsamında Valilik ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret ederek Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen Denizli Bilim Merkezi açılış törenine katıldı.

Burada bir konuşma yapan Kacır, kürsüye uzay ve havacılık atölyesi kıyafetleri giyen 10 yaşındaki Ayşe Meva Sadırlı ve Kemal Cabbar ile birlikte çıktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geride kalan 22 yılda sağlıktan ulaşıma, turizmden teknolojiye her alanda büyük değişimlere imza attıklarını kaydeden Kacır, “Ülkemizi küresel bir aktör haline getirdik. Küresel rekabetin bilim, teknoloji ve katma değerli üretim üzerinden şekillendiği 21. yüzyılda teknoloji üreten güçlü Türkiye’yi inşa ettik. Milli teknoloji hamlesini gerçekleştirerek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma yolculuğunda en önemli yol arkadaşımız gençlerimizle birlikte yürüdük.” diye konuştu.

Kacır, TEKNOFEST kuşağının milli teknoloji hamlesini omuzladığını belirterek, “TEKNOFEST kuşağının sahip olduğu potansiyeli açığa çıkarmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz.” dedi.

Bugüne kadar büyük ölçekli 10 bilim merkezini hayata geçirdiklerini, 5 ilde daha bilim merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini ifade eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde 7’den 77’ye 11 milyon vatandaşımızı ağırladık. Bilim merkezlerimizdeki eğitim atölyelerinde ise 865 binin üzerinde gencimizi bilimin göz kamaştırıcı dünyasıyla buluşturduk. Bugün de 11. bilim merkezimizi Denizli’de hizmete sunuyor olmanın heyecanını yaşıyoruz. Denizli Bilim Merkezi ile Denizli’mizin ve Ege Bölgesi’nin bilim yolculuğunda yeni bir sayfa açıyoruz. 25 milyon lira bütçeyle desteklediğimiz, sergi ve atölye alanları ile toplam 4 bin 400 metrekare alana sahip bilim merkezimiz, gençlerimizin bilim ve teknolojiye olan ilgisini artırırken geleceğin bilim insanlarını da keşfetmemizi sağlayacak.

Sevgili gençler, bizim hayalimiz arzumuz, amacımız, gayemiz; nasıl Alper Gezeravcı gökyüzünün sınırlarını aştı, ay yıldızlı bayrağımızı, uzayın derinliklerine taşıdıysa sizin hayallerinizin de sınırları ufkun ötesine geçecek inşallah. Türkiye’de hiçbir gencimiz başka milletlere ait olduğu gerekçesiyle herhangi bir hayali kurmaktan vazgeçmeyecek.”

Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyumu

Açılışı yapılan bilim merkezinin yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının bir ürünü olduğunu da belirten Kacır, sözlerini, “22 yıldır eser ve hizmet siyasetinin en büyük tanığı olarak aziz milletimiz gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu iyi bilir. Nitekim Denizli de gerçek belediyeciliği yakından tanır. İnanıyorum ki Pamukkale misali pir-ü pak, alnı ak, gönlü ak bir belediyecilik anlayışıyla Denizli’miz önümüzdeki dönemde de yeni eserlerle buluşmaya devam edecek.” diye tamamladı.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da açılacak merkezde matematik, temel bilimler, tasarım ve üretim, robotik kodlama, havacılık uzay ve okul öncesi çocuklar için keşif atölyelerinin hizmet vereceğini söyledi.

Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Zolan ve AK Parti Denizli milletvekili Cahit Özkan’ın da kısa bir konuşma yaptığı törene AK Parti Denizli milletvekilleri Şahin Tin ve Nilgün Ök, Vali Ömer Faruk Coşkun, AK Parti İl Başkanı Yücel Güngör, MHP İl Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ve PAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan da katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-denizlide-11-bilim-merkezini-hizmete-sundu/feed/ 0
TÜBİTAK Başkanı: TEKNOFEST ile teknoloji bağımlılığından tasarlayıcılığa dönüşüm var https://www.haber28.com.tr/tubitak-baskani-teknofest-ile-teknoloji-bagimliligindan-tasarlayiciliga-donusum-var/ https://www.haber28.com.tr/tubitak-baskani-teknofest-ile-teknoloji-bagimliligindan-tasarlayiciliga-donusum-var/#respond Fri, 19 Apr 2024 02:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14907 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, “TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’yle 2018 yılından itibaren tüm Türkiye’de inanılmaz bir şekilde teknoloji bağımlılığından teknoloji tasarlayıcılığı ve geliştiriciliğine doğru bir dönüşüm var. Bu ülkemiz ve insanlık için bir kazanç.” dedi.

Eskişehir’de, Anadolu Üniversitesinde 8- 14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası kapsamında düzenlenen etkinliğe katılan Mandal, AA muhabirine, haftayla ilgili faaliyetlerin en büyüğünü, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan TÜBİTAK Kampüsü’ndeki festival alanında oluşturduklarını söyledi.

3 gün boyunca alanda olduklarını ve gençlerin, çocukların, teknoloji meraklılarının hayallerini nasıl dönüştürebileceklerini görme imkanı sunduklarını belirten Mandal, şöyle devam etti:

“Bu ne demek? İMECE Uydusu’nu 15 Nisan 2023’te gönderdik. Bu çocuklarımız bu uyduların maketlerini yapıyorlar. Orada bir zaman, emek ayırıyorlar, bilgileniyorlar. Yine ‘Eskişehir-5000’ tip elektrikli lokomotifimiz, bunun maketini yapıyorlar. Amacımız şu; bu çocuğumuz, gencimiz akşam evine giderken bunu alıp gitsin. Karşısına koyduğu zaman düşünecek, ‘Bugün bunu mühendisler, araştırmacılar yapabiliyorsa ben bundan daha iyisini yapmak için adayım’ diye.”

Mandal, Bilim ve Teknoloji Haftası’nda, gençlerin teknolojinin kullanıcısı ve bağımlısı olmaktan çok teknolojinin hem ülke hem de insanlık için tasarlayıcısı, geliştiricisi ve üretici olmalarını sağlamayı amaçladıklarını vurguladı.

Bu durumun hızlı bir şekilde yayıldığını dile getiren Mandal, “TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’yle 2018 yılından itibaren tüm Türkiye’de inanılmaz bir şekilde teknoloji bağımlılığından teknoloji tasarlayıcılığı ve geliştiriciliğine doğru bir dönüşüm var. Bu ülkemiz ve insanlık için bir kazanç. Onlara vermeye çalıştığımız; heyecan ve sorumluluk. Birini tek başına verdiğiniz zaman yetmez.” diye konuştu.

“49 şehirde 111 bilim söyleşisi gerçekleşiyor”

Prof. Dr. Mandal, Türkiye genelinde yerleşik 25 Bilim Merkezinin bulunduğunu dile getirdi.

Bu merkezlerde 14 Mart’a kadar etkileşim, faaliyet ve atölyelerin süreceğini aktaran Mandal, ” Ankara’da Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nde (SAGE), yine Ankara’da Uzay Enstitümüzde devam ediyor. 49 şehirde 111 bilim söyleşisi gerçekleşiyor. Belki herkesin bir gündemi var. Bilim ve Teknoloji Haftası’nda çocuklarımızın, gençlerimizin bu heyecanını gördükçe mutlu oluyorum. Bizzat şahit oluyorum; aynısını değil daha iyisini yapabilme noktasında gençlerdeki, çocuklarımızdaki heyecanı görmek, bizim bu haftayı niye yaptığımızın güzel bir göstergesi.” ifadesini kullandı.

Kadın araştırmacıların kendileri için değerli olduğunu anlatan Mandal, TÜBİTAK’ın 6 bin çalışanından 3’te 1’inin kadınlardan oluştuğu bilgisini verdi.

Mandal, kadınları araştırmacı olmasının ötesinde karar verme, değerlendirme süreçlerine, yönetsel süreçlere daha fazla dahil edebilmek için çalıştıklarını belirtti.

Geçen hafta Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde 55. TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bursa Bölge Yarışması’nı gerçekleştirdiklerini anımsatan Mandal, sözlerini şöyle tamamladı:

“23 bin projede, 37 bin lise öğrencimiz vardı. Bu öğrencilerimizin yüzde 57’si kız öğrencilerimiz. Bu tesadüfi değil. Gerçekten kız öğrencilerimizin, kadın araştırmacılarımızın ne kadar hızlı ilerlediğini görüyorum. Yine burslarımıza baktığımız zaman, kadın araştırmacılarımızın oranı erkeklerin üzerinde. Projelerimize, proje yürütücülerimize baktığımız zaman da yüzde 40’lara, yüzde 50’ye çıkacağız inşallah artık ama sayı gittikçe artıyor. İhtiyaç duyulan bir gelişim alanı ve bunu da rahatlıkla söyleyebiliyorum. Kadın araştırmacılarımız daha fazla değerlendirici ve yönetsel süreçlerde görebilmemiz lazım. Kadınlarımızdaki bu hızlı gelişimi, araştırma projelerine dahil olma, proje yapma, yürütme deneyimini çok pozitif görüyorum. Daha fazla onlara güvenerek ve arkalarında durarak, yönetsel görevlerde daha fazla fırsat vermemiz lazım. Kurumum da bu noktada kendisine bu sorumluluğu alan bir kurum olarak gereğini yapmak için çaba gösteriyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tubitak-baskani-teknofest-ile-teknoloji-bagimliligindan-tasarlayiciliga-donusum-var/feed/ 0
Oppenheimer Filmi, Atom Bombası Denemesinin Etkilerini Tam Olarak Anlatmıyor https://www.haber28.com.tr/oppenheimer-filmi-atom-bombasi-denemesinin-etkilerini-tam-olarak-anlatmiyor/ https://www.haber28.com.tr/oppenheimer-filmi-atom-bombasi-denemesinin-etkilerini-tam-olarak-anlatmiyor/#respond Mon, 15 Apr 2024 03:24:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14374 Oppenheimer filminin ünü, her ne kadar New Mexico eyaletindeki başarılı deneme sayesinde ilk nükleer bombayı yaratan ABD’li bilim adamı J. Robert Oppenheimer’ın başarısına dikkati çekse de, 80 yıl sonra halen hikayenin tam olarak anlatılmadığını düşünenler var.

New Mexico eyaletinde yaşayan Tina Cordova, aile albümünün sayfalarını hüzünle çevirirken, “İki dedem de kanser oldu, iki ninem de kanserdi, babam üç farklı çeşit kansere yakalandı, kız kardeşimde de kanser var” diyor.

“Sayısız amca, teyze, dayı, hala, kuzen kaybettim kanser yüzünden. Ve benim ailem de tek değil” diyen Cordova, atom bombasının deneme testi olan Trinity’nin gerçekleştiği alandan iki saat uzaklıktaki bir mesafede bulunan Albuquerque şehrinde yaşıyor.

BBC muhabirleri Emma Vardy ve Sam Granville’in haberine göre Trinity testinin yarattığı radyasyondan etkilendiği düşünülen topluluklara “rüzgarın estiği yönde bulunanlar” anlamına gelen “Downwinders” ismi veriliyor.

Trinity, dünyanın ilk atom bombası denemesiydi.

Bu deneme, yönetmen Christopher Nolan’ın başyapıtı Oppenheimer filminin de merkezinde yer alıyor. Oppenheimer adlı bilim adamı ile diğer bilim insanları ve mühendislerin II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinde rol oynayan atom bombasını nasıl geliştirdiğini anlatıyor.

Cordova ise 13 dalda Oscar adaylığı olan filmin, atom bombası denemesinin kuşaklardır ailesi üzerinde yarattığı asıl etkiye değinmediğini düşünüyor.

Filmde, bilim insanları rüzgarlı bir gecede gerçekleştirilen test sırasında karanlık camlı gözlükler takarak deneyi izliyor.

23 yaşındaki yeğeni gibi tiroid kanseri teşhisi konulan 39 yaşındaki Cordova, bu rüzgar yüzünden beklenmeyen etkilerin ortaya çıktığını anlatıyor:

“Trinity bombası ve daha sonra Nevada’da patlatılan bombalar sırasında radyasyona fazlasıyla maruz kaldığımıza inanıyoruz.”

ABD’de kanser ikinci en fazla rastlanan ölüm nedeni. Radyasyon ve kanser arasındaki bağlantı kesin olarak ispatlanamamış olsa da, Cordova, kuşaklardır ailesindeki yüzlerce kişinin hastalıklarına dair belgeleri olduğunu söylüyor.

ABD hükümeti testlerin yapıldığı alanlarda yaşayanlara yıllar sonra maddi yardım sağlanması için bir fon kurdu, ancak New Mexico bu fona dahil edilmedi.

Haziran ayında New Mexico’nun da dahil edilmesini öngören yasa tasarısının tarihi geçecek; ancak Senato’da bu hafta onaylanan yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi’nde de onaylanırsa bu durum tersine dönecek.

Ülkede kişi başına düşen doktora sayısı bakımından ilk sırada

Cordova, filmde atom bombası yüzünden Japonya’da yaşayan insanların nasıl acı çektiğine değinilirken New Mexico’nun konu dışında bırakıldığını vurguluyor.

Bilim insanlarının denemeyi gerçekleştirirken yaşadığı Los Alamos kasabasındakiler ise filmin ekonomilerine sağladığı katkı yüzünden memnun.

Annesi ve babası bilim insanı olan Todd Nickols, “Babam nükleer fizikçi annem ise genetikçiydi; bizim için burası büyümek için çok güzel bir yerdi. Bilim ve teknolojiden ötürü gurur duyuyoruz” diyor.

Oppenheimer’ın bir heykelinin bulunduğu kasabada isminin yollara verildiği ve hediyeliklerinin satıldığı görülüyor.

Nickols, “Kesinlikle atom bombasının yol açtığı ölümleri görkemli bir şekilde anmıyoruz; çok çok korkunç bir durumdu. Ancak II. Dünya Savaşı da korkunçtu” diyor.

Los Alamos, ülkede kişi başına düşen doktora sayısı bakımından ilk sırada yer alıyor.

Bugün Los Alamos’taki bilim insanları nükleer savaş başlıklarının üretilmesinde halen önemli bir rol oynuyor.

Hoppenheimer isimdeki barda çalışan Gerald Burns ise, “Dedem laboratuvarda çalıştı; annem laboratuvarda çalıştı, sanırım üç kuşaktır laboratuvarda çalışmayan tek aile üyesi benim” diyor.

Film sayesinde kasabaya turistik bir akın yaşandığı aktarılıyor.

Albuquerque’deki savaş karşıtı kampanyacılar ise “Nükleere hayır de” pankartlarıyla bölgede atom bombası karşıtı bir duruş yaratmaya çalışıyor.

Cordova ise filmin başarısının New Mexico’daki ölümlere dikkat çekmesini umuyor.

New Mexico’da yaşayanlar olmadan araştırmanın da filmin de olamayacağını aktaran Cordova, “Utanmaları gerek, gerçekten iyi bir şey gerçekleştirmek için fırsatları vardı” diyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/oppenheimer-filmi-atom-bombasi-denemesinin-etkilerini-tam-olarak-anlatmiyor/feed/ 0
TÜBİTAK Yarışmalarında Öğrenciler Yapay Zekayı Kullanıyor https://www.haber28.com.tr/tubitak-yarismalarinda-ogrenciler-yapay-zekayi-kullaniyor/ https://www.haber28.com.tr/tubitak-yarismalarinda-ogrenciler-yapay-zekayi-kullaniyor/#respond Tue, 09 Apr 2024 01:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13580 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) düzenlediği yarışmalarına katılan öğrenciler, projelerinde yapay zekayı yaygın olarak kullanıyor.

Ağrı, Kars, Artvin, Ardahan, Erzincan, Trabzon, Gümüşhane, Rize, Iğdır ve Erzurum’daki ortaokullardan 210 öğrencinin katılımıyla düzenlenen “TÜBİTAK Araştırma Projeleri Erzurum Bölge Yarışmaları”na sunulan 103 proje, 12 branşta derece almak için yarışıyor.

TÜBİTAK Bölge Koordinatörü Prof. Dr. İrfan Kaymaz, AA muhabirine, bu yıl Kuruma Türkiye genelinde 23 bin projenin önerildiğini söyledi.

Önerilen proje sayısında Erzurum’un birinci sırada olduğunu ifade eden Kaymaz, şöyle konuştu:

“12 alanda proje önerileri yapıldı. Bu alanlarda sadece bilim ve teknoloji alanları yok. Sosyal bilimler, değerler eğitimi, sosyoloji, psikoloji, tarih gibi alanlar da var. Dolayısıyla öğrencilerin hem bilim ve teknolojiye olan yatkınlığı hem de sosyal alandaki kabiliyetlerini geliştirmek için önemli bir fırsat. Genç yaşta bu konularla buluşmaları onları ilerleyen yaşlarda hem bilim teknoloji tarafında gelişmelerinde hem de topluma faydalı insanlar olma yönünde önemli katkılar sunmasını bekliyoruz.”

Kaymaz, yapay zekanın kullanımının projelerde de arttığını belirterek, “Yapay zeka tüm dünyada öne çıkan konu ve oldukça önemli çalışmalar yapılıyor. Hem eğitim alanında ve tüm iş kollarında etkisini göreceğiz. Tabii bu durumun projelere de yansıdığını görüyoruz. Projelerimizin çoğunluğunda sosyal bilimler alanında dahi yapay zekayla buluşturulan güzel çalışmalar var.” dedi.

“Yapay zeka sadece sayısalda değil sözel bilimlerde kullanılabilecek hale geldi”

Yarışmaya tarih ana alanı ve yapay zeka tematik alanı ile “Konuşan Tarih” adlı proje ile katılan öğrencilerin danışmanlığını yapan Trabzon Araklı Saffet Çebi Meslek ve Teknik Anadolu Lisesinden bilişim öğretmeni Hekim Satır, projelerinde yapay zeka kullanılarak tarihteki önemli şahsiyetlerin resimleri kullanılarak sesli anlatım yaptıklarını anlattı.

Yapay zekayla tarihi konuların öğrenilmesinin daha eğlenceli ve verimli hale getirilmesini amaçladıklarını dile getiren Satır, “Yapay zeka çok farklı boyutlara geçti. Sadece sayısal bilimlerde değil sözel bilimlerde entegre edilip kullanılabilecek hale geldi. Resimlerin konuşturulması, mimiklerin belirli şekilde gösterilmesi, telaffuz hatalarının önüne geçilmesi, seslerin yapımında da yapay zekayı kullandık.” diye konuştu.

“Öğrencilerimiz yapay zekayı kullanan değil geliştirenler olsun”

Yapay zeka destekli “sanal rehber” uygulaması ile projeye katılan öğrencilerin danışmanı Trabzon Sosyal Bilimler Lisesi Bilişim Öğretmeni Veysel Volkan Köseoğlu da öğrencilerinin yapay zekayı kullanarak 20 dilde destek sunan turistlere yönelik bir mobil uygulama tasarladıklarını söyledi.

Yapay zekanın sosyal alanlarda da fazlaca kullanılmaya başlandığına işaret eden Köseoğlu, “Öğrencilerimiz yapay zekayı kullanan değil geliştirenler olsun istiyoruz.” ifadesini kullandı.

Türk Dili ve Edebiyatı alanında yarışmaya “Öz Türkçe” başlıklı projeyle katılan öğrencilerin danışmanı Bayburt Fen Lisesi bilim teknolojileri öğretmeni Ferhat Eraydın da öz Türkçe’nin yapay zekayla entegresi için çalıştıklarını anlattı.

Eraydın, “Asıl amacımız saf, duru dilimizi en güzel şekilde teknolojiye entegre etmemizdi. Birçok projenin temelinde yapay zeka var. Özellikle görüntü işleme ve sesi görebiliyoruz. Buradaki amaçlardan biri gelişen bu teknolojiyi takip etmek. Dünya çok ileride giderken, biz bugün ülkemizdeki imkanlarla faydalanarak bu gelişmeyi en iyi şekilde takip etmek amacındayız. Buradaki tüm projelerde gördüğüm amaç da buydu.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tubitak-yarismalarinda-ogrenciler-yapay-zekayi-kullaniyor/feed/ 0
ÇOMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, Kuzey Kutbu’nda küresel ısınmanın etkilerini görüntülüyor https://www.haber28.com.tr/comu-saglik-bilimleri-fakultesi-dekan-yardimcisi-kuzey-kutbunda-kuresel-isinmanin-etkilerini-goruntuluyor/ https://www.haber28.com.tr/comu-saglik-bilimleri-fakultesi-dekan-yardimcisi-kuzey-kutbunda-kuresel-isinmanin-etkilerini-goruntuluyor/#respond Mon, 08 Apr 2024 02:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13449 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ebru Caymaz, çevre ve iklim değişikliği farkındalığına katkı sağlamak amacıyla 11 yıldır Kuzey Kutbu’nda eriyen buzul bölgelerinde ekstrem faaliyetler ve dalışlar yaparak küresel ısınmanın etkilerini görüntülüyor.

Doç. Dr. Caymaz, Küresel ısınmanın etkisiyle İzlanda, Grönland, İsveç, Norveç ve Sibirya’da eriyen buzulların bulunduğu bölgelerde 2013 yılında araştırma yapmaya karar verdi.

Ekstrem sporlarla ilgili çalışmaları da bulunan Caymaz, buzul bölgelerinde yerel halkın desteğiyle yürüttüğü araştırmalarda bu coğrafyadaki değişimleri fotoğraf ve videolarıyla kayıt altına aldı.

Kutuplara yönelik çalışmalarından dolayı Curtis&Edith Munson Vakfının desteğiyle Okyanus Vakfı (Ocean Foundation) ve Antarktika Bilimsel Araştırma Komitesi (Scientific Committee on Antarctic Research) tarafından hayata geçirilen çok uluslu “Kutup Bilimlerinde 100 Kadın Projesi”nde de yer alan Caymaz, çalışmasının sonuçlarını Uluslararası Kutup Haftası etkinlikleri kapsamında, 15 Mart’ta yapacağı sunumla dünya kamuoyuna duyuracak.

Doç. Dr. Ebru Caymaz, AA muhabirine, Grönland’a aralıklarla yaptığı ziyaretlerin ardından Ada ile ilgili 2020’de kuzeyinden güneyine geniş kapsamlı çalışma başlattığını söyledi.

Dalış ve izlenimlerinde vahim sonuçlarla karşılaştığını belirten Caymaz, “Örneğin güneydeki balıkların kuzeye göçtüğünü öğrendik. Güneyde 2016 yılında çok uygun fiyatlı bulduğumuz balıkların fiyatları 2020’de 3 katına çıkmıştı ve pek bulunamıyordu. Çünkü soğuk iklim balıkları ısınan sularla beraber kuzeye göç ediyordu.” dedi.

İsveç’te de çalışmalar yaptığını dile getiren Caymaz, araştırmalarını bilimsel yayınlara dönüştürmeye başlayınca “Kutup Bilimlerinde 100 Kadın Projesi”ne dahil edildiğini, 2024 yılı itibarıyla Uluslararası Arktik Bilim Komitesine bağlı kurulan Bilimsel İşbirlikleri ve Diplomasi Çalışma Grubunda da yer aldığını ifade etti.

İklim değişikliğini akademik olarak takip ettiği bu süreçte başka ülkelerden bilim insanlarıyla çalıştıklarını bildiren Caymaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birlikte çalıştığımız bilim insanlarının çoğu, buzul bölgelerinde araştırmalar yapıyor. Katılımcıların yüzde 90’ı yaz döneminde icra edilen seferlere katılıyor. Kış dönemindeki verilerimiz çok eksik diye çağrılar yapıldı. 2013 yılından beri her kış dönemi buzullara giden bir bilim insanı olarak verileri kaydettim. Çektiğim görüntüler ilgi gördü. Şu an bir hazırlık yapıyorum. 15 Mart’ta sonuçları dünya kamuoyu ile Uluslararası Kutup Haftası’nda ve hemen akabinde Arktik Bilim Zirvesi’nde paylaşacağım. Çünkü iklim değişikliğinde aslında yaptığımız ölçümler yılın bazı dönemlerinde yani birer yıl arayla yaptığımız ölçümler, aslında çok anlamlı sonuçlar ifade etmiyor. En az beşer, onar yıllık olmalı.”

“Erime bu şekilde devam ederse 100 yıl içinde İzlanda’da buzul kalmayacak”

Caymaz, NASA’nın yaptığı çalışmada 207 buzulun incelendiğini, 179’unda kalıcı hasar olduğunun tespit edildiğini aktardı.

Buzullardaki erimeye araştırmalarından örnek veren Caymaz, “Normalde doğa kendini adapte edebiliyor yeniden donma noktasında ancak o kadar geri çekilmişler ki bizzat gördüm; 4 saatte yürüdüğüm yeri 8,5 saatte yürüdüm. Bunları dron görüntüleriyle kayıt altına aldım.” ifadelerini kullandı.

Caymaz, 1 Ocak günü köpekli kızakla başladıkları faaliyette, zeminin sağlam olmaması nedeniyle en kuzeydeki kasabaya ulaşamadıklarını dile getirdi.

Buzullarda ayrışmaya başlayan derin, devasa çatlaklar gözlemlediğini vurgulayan Caymaz, şöyle konuştu:

“Oxford Üniversitesinin davetiyle Oxford Kutup Forumu ile yapmış olduğumuz bir çalışma var. Şu an nihai haline getiriyoruz. Orada ben insani boyutunu işledim. Dolayısıyla artık bunun halk tabanına da yayılması için mücadele veriyorum, çektiğim görüntülerle de dikkat çekiyorum. Özellikle sıfırın altında 45 derecede yapılmış faaliyetler, Sibirya’da yaptığım ölçümler var. İşte orada insanların iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğine dair birtakım sonuçlar ortaya çıktı. İzlanda’ya üç kez gittim ve 2019 yılında çok acı bir şeyle karşılaştım. Orada bir buzul tamamen yok oldu. Ölen buzul için tüm dünyanın ilgisini çekmek amacıyla cenaze töreni düzenlendi. ‘Iceland’ diyoruz, buzlar diyarı ancak erime bu şekilde devam ederse 100 yıl içinde İzlanda’da buzul kalmayacak. 400’den fazla buzul var şu anda ve buzulların hepsi erimiş olacak. Bunları da 15 Mart’ta paylaşacağım.”

Doç. Dr. Caymaz, buzul erimelerini buz üstü, su altı ve dron çekimleriyle kayıt altına aldığını belirtti.

Bu görüntüleri ve uzaktan algılama sistemleriyle yapılan ölçümleri birleştirdiğinde tehlikenin büyüklüğünün ortaya çıktığını vurgulayan Caymaz, “NASA’nın ocak ayında yayınladığı raporda belirttiği üzere erimenin öngörülenden en az 5’te bir daha hızlı olduğunu gösteriyor ki bu Svalbard’da (Norveç’e bağlı takımada) tüm dünyaya kıyasla 4 kat, İzlanda da ise çok daha hızlı, Arktik bölgesinin genelinde de ortalama 3 kat daha fazla.” bilgisini paylaştı.

Erime bu hızda devam ederse 20-25 yıl sonra “iklim mültecileri” başta olmak üzere bazı sorunlar yaşanabileceğini, Türkiye’de de istilacı balık türlerinin görülmeye başladığını anlatan Caymaz, dünya genelinde etkin bir yönetişim süreciyle farkındalık faaliyetlerinin hızlandırılması, bilimsel araştırmaların çeşitlendirilmesi ve iklim değişikliği konusunda radikal önlemler alınması gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/comu-saglik-bilimleri-fakultesi-dekan-yardimcisi-kuzey-kutbunda-kuresel-isinmanin-etkilerini-goruntuluyor/feed/ 0
Antarktika Bilim Seferi’nde Kadın Araştırmacılar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajlarını İletti https://www.haber28.com.tr/antarktika-bilim-seferinde-kadin-arastirmacilar-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesajlarini-iletti/ https://www.haber28.com.tr/antarktika-bilim-seferinde-kadin-arastirmacilar-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesajlarini-iletti/#respond Sun, 07 Apr 2024 23:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13425 Bu yıl 8’incisi düzenlenen Antarktika Bilim Seferi’ne katılan kadın araştırmacılar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajlarını kıtadan iletti.

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi, 36 günün ardından başarıyla tamamlandı.

Türkiye’nin seçkin araştırmacılarının yer aldığı 24 kişilik ekipten oluşan 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi ile bilim insanlarının kıtada gerçekleştirdiği çalışmalar gezegenin bilinmeyenlerine ışık tutacak.

Bu kapsamda seferde görev alan 8 kadın araştırmacı bu yılki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajlarını, çalışmaların gerçekleştirildiği kıtadan verdi.

Araştırmacıların kara tahta üzerine yazdıkları mesajlar, sefere katılan Anadolu Ajansı foto muhabiri tarafından bilime adanmış kıta olarak bilinen Antarktika’da fotoğrafladı.

“Her yıl seferlerdeki kadın araştırmacıların sayısı artıyor”

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, AA muhabirine, her yıl seferlerdeki kadın araştırmacıların sayısının arttığını ifade etti.

Bu seferin 8 kadın araştırmacıyla katılımcı sayısının en yüksek sefer olduğunu vurgulayan Özsoy, seferlerde giderek artan kadın araştırmacı sayısından mutluluk duyduğunu ve bu sayının gelecek çalışmalarda daha da artması gerektiğini söyledi.

Özsoy, kadınların toplumun her kesiminde olduğu gibi, dünyanın en zorlu koşullarında da temsil edilebilmesinin gurur verici olduğunu vurguladı.

Denizcilikte sıklıkla kullanılan bir terim olduğunu, özellikle gemiyle seyre çıkarken her şeyin sorunsuz ilerlemesi için “selametle” denildiğini belirten Özsoy, “Deniz yolculuğu nihayetinde bir bilinmeyene ve öngörülemeyene atılmaktır. Bu deyimden hareketle ben de Antarktika’dan bu mesajı vermek istiyorum; sabrın sonu selamettir.” ifadelerini kullandı.

“Bilimle yaşamak gibi bilimi yaşatmak da önemli”

Sefer katılımcısı Prof. Dr. Nüket Sivri de bilimle yaşamak gibi bilimi yaşatmanın da önemli olduğunu söyledi.

Sivri, “Zira bilim imkansızı sever. Umudunu kesmeyen, çalışmaktan yılmayan ve hep ışıldayan insanları sever. Siz de bilimi yaşayın ve yaşatın. Sonsuza kadar ışığınız parlasın, isminiz bilimle ışıldasın.” diye konuştu.

Kadınların plastik kirliliğinde gelecek nesle verdikleri şekille doğru alışkanlıkların kazanılmasında, gıda, tekstil ve evle ilgili eşya alımında ve sonrasında geri dönüşümündeki rolleri nedeniyle görünmez ama kritik bir rol oynadığını aktaran Prof. Dr. Ülgen Aytan da “Bu nedenle plastiklerin yönetilmesi ve kirliliğinin azaltılması çabalarına kadınların katılımları ve bu anlamda farkındalıklarının arttırılmaları temiz bir gelecek için çok önemli.” değerlendirmesini yaptı.

Seferde görevli bilim insanlarından Dr. Mehtap Dursun da “Bir şeyi çok istiyorsanız, öncelikle kendinize bir hedef koyun ve onun için çok çalışın. Önünüze mutlaka engeller çıkacaktır. Ama siz hedefe doğru kararlı adımlarla ilerleyin ve asla vazgeçmeyin.” diyerek, kadınların istedikleri her şeyi yapacak gücü olduğunu söyledi.

Seferin kadın araştırmacılarından Dünya Kadınlar Günü mesajları

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, kıtadan dünyaya verdiği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajında, “Sabrın sonu selamet” ifadelerine yer verdi.

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Çevre Zabiti Yük. Müh. Aybike Gül Karaoğlu’nun kara tahtaya yazdığı mesajında da “Bilim ve sanat doğayı anlamak için köprüdür.” sözleri yer aldı.

Sefer katılımcısı Prof. Dr. Nüket Sivri de kara tahtaya “Kalbinizin ritmini değiştiren bilim olsun, Işığınız sonsuza dek parlasın… Bilimle ışıldasın.” görüşlerini yazdı.

Seferde görev alan Prof. Dr. Ülgen Aytan da Dünya Kadınlar Günü mesajında “Plastiksiz denizler” vurgusu yaptı.

Seferde görevli bilim insanlarından Dr. Mehtap Dursun da kara tahtaya, “Muhteşem şeyler burada keşfedilmeyi bekliyor.” yazdı.

Seferin Tıp Personeli Doç. Dr. Bengüsu Mirasoğlu da Dünya Kadınlar Gününde “kararlılık” mesajı verdi.

2204-C TÜBİTAK Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri Yarışması’na başvuru yaparak birincilik kazanan 3 liseli öğrenciden oluşan ekibin Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Antarktika’dan verdikleri mesaj “Hayal et, tasarla, üret” oldu.

Sefer katılımcısı Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Şebnem Coşkun da mesajında “Doğanın ışığı, bilimin penceresinden aydınlatır dünyayı” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antarktika-bilim-seferinde-kadin-arastirmacilar-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesajlarini-iletti/feed/ 0
Bakanlar Şimşek ve Kacır, Batman’da çeşitli programlara katıldı https://www.haber28.com.tr/bakanlar-simsek-ve-kacir-batmanda-cesitli-programlara-katildi/ https://www.haber28.com.tr/bakanlar-simsek-ve-kacir-batmanda-cesitli-programlara-katildi/#respond Sat, 06 Apr 2024 03:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13202 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Batman’da Leyla Nasıroğlu Gençlik Merkezi ve Kütüphanesi’nin açılışını gerçekleştirdi, “Batman’ı TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturma Projesi İmza Töreni”ne katıldı.

Çeşitli temaslarda bulunmak için kente gelen Bakan Kacır, Batman Havalimanı’ndan Togg ile Valiliğe geçti. Vali Ekrem Canalp’i ziyaret eden Kacır, kentteki çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

Daha sonra Bakan Kacır, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Necat Nasıroğlu Külliyesi’nde Leyla Nasıroğlu Gençlik Merkezi ve Kütüphanesi’nin açılışını gerçekleştirdi, Hatice Nasıroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen “Batman’ı TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturma Projesi İmza Töreni”ne katıldı.

Bakan Kacır, törende yaptığı konuşmada, projenin tanıtım töreninde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, TÜBİTAK, Batman Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde bilimi toplumla buluşturan projede, Batman’da anaokulundan liseye kadar 492 okulda 160 binin üzerinde popüler bilim kitabı ve binlerce dergiyi armağan etmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

Projenin İstanbul ile başladığını, geçen hafta da Eskişehir’de sürdüğünü anımsatan Kacır, Batman merkezdeki tüm okullara 75 bin kitap armağan ettiklerini, ama bugün sadece Batman merkezde değil, Hasankeyf’ten Gercüş’e, Beşiri ve Kozluk’tan Sason’a kadar tüm ilçelerde TÜBİTAK kitaplıklarını kurduklarını, çocuk ve gençlerin bilime ilgisini arttırdıklarını belirtti.

Cumhuriyetin ikinci asrında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tam bağımsızlık anlayışıyla kutlu yürüyüşlerini sürdürdüklerini aktaran Kacır, ülke için insan kaynağına gereken yatırımı yaptıklarını, bilim ve teknolojide güçlenen, kendinden emin, ayakları yere sağlam basan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa ettiklerini bildirdi.

Türkiye Yüzyılı’nda, yediden yetmişe, adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla hareket ettiklerini ifade eden Kacır, bu inşa ve ihya yolculuğunda en değerli yol arkadaşlarının yarınların umudu gençler olduğunu, imkan tanındığında, gerekli ortam sağlandığında gençlerin neleri başarabileceğini çok iyi bildiklerini, bu anlayışla gençleri bilim ve teknoloji kültürü ile buluşturacak ve onların bu alanda yeni çalışmalar yapmasını sağlayacak hamleleri gerçekleştirdiklerini anlattı.

“Tüm imkanlarımızı, gençlerimiz için seferber etmekten asla geri durmuyoruz”

Bu hamlelerin başında TEKNOFEST’in yer aldığını dile getiren Kacır, şöyle konuştu:

“Dünyanın en büyük uzay, havacılık ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le, gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyor, bilim ve teknoloji yolculuğunda onların yanında yer alıyoruz. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, aziz milletimize İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç TEKNOFEST armağan ederek, 4,5 milyonun üzerinde ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi’nin coşkusunu yaşadık. Gençlerimizin geleceğe dair ufkunu şekillendirdiğimiz TEKNOFEST’lerde biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar 44 teknoloji yarışmasında 1 milyon gencimizin rekabetine şahit olduk. TEKNOFEST kuşağımızın akamete uğramış bilim ve teknoloji yolculuğumuzu yeniden dirilten, geleceğin Türkiye’sine giden yolun köşe taşlarını döşeyen, yarınlarımız adına ümidimizi yeşerten nesil olacağından hiç şüphem yok. TEKNOFEST’lerin yanı sıra beşeri sermayemizin, nitelikli insan kaynağımızın güçlendirilmesi için önemli adımlar atmayı sürdürüyoruz. Merak eden, sorgulayan, araştıran, keşfeden, çözüm üreten bir gençliğin peşinde, tüm imkanlarımızı, gençlerimiz için seferber etmekten asla geri durmuyoruz.”

Araştırma ve proje yarışmalarının yanı sıra bilim olimpiyatları ile de bilim kültürünü güçlendirdiklerine dikkati çeken Kacır, 81 ilin tamamında kurdukları Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde 16 bin ortaokul ve lise öğrencisine robotik kodlamadan, tasarımdan programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine birçok yenilikçi teknoloji alanında 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunduklarını bildirdi.

Son 2 yılda gerçekleştirdikleri 2 bin 500 bilim söyleşisiyle 300 binden fazla öğrenciyi bilim insanlarıyla bir araya getirerek, toplumda bilime yönelik ilgiyi ve bilimsel okuryazarlığını pekiştirdiklerini belirten Kacır, destekledikleri 3 bin 500’e yakın bilim fuarı ile 250 bin öğrencide ve 3 milyon ziyaretçide bilimsel farkındalığı yeşerttiklerini kaydetti.

Son 3 yılda destek verdikleri 89 bilim şenliği ile 400 binin üzerinde genci bilimle buluştururken, onlara bilimin eğlenceli dünyasını keşfetme fırsatı sunduklarını anlatan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bilim merkezlerimiz vasıtasıyla, genç nesillerimizi bilimle buluşturuyor, onları denemeye ve keşfetmeye teşvik ediyoruz.

Hizmet vermekte olan 10 büyük ölçekli bilim merkezimizde bugüne kadar 11 milyon ziyaretçi ağırladık. Ayrıca ziyarete açık ilçe ölçeğindeki 15 bilim merkezimizde 850 bin gencimizi bilimin atölyeleriyle buluşturduk. Yakın zamanda da Necat Nasıroğlu Vakfının önderliğinde Batman’ı da bir bilim merkezine kavuşturacağız. TÜBİTAK eliyle desteklenecek ve inşallah Batman’ı, bilim insanlarının, mühendislerin, araştırmacıların yetişeceği yeni bir eğitim merkezine kavuşturacağız. Bilimin temelinde merak ve keşfetme arzusu yatar. İnsanoğlu merak ettikçe okur, okudukça merakı artar. Bizler de bu sebeple, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’yla 30 yılı aşkın bir süredir her yaştan okura sesleniyor, bilime yönelik ilgiyi ve merakı artırıyoruz. Bugüne kadar yayımladığımız 1167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık. Geride bıraktığımız yılda, 37’si yeni olmak üzere toplam 204 kitapta, 2 milyon 700 bini aşan basım adedine eriştik. Bu yılın ilk 2 ayında popüler bilim dergilerine abone sayımızı yüzde 162 artırarak 568 bine çıkardık. Sadece 2 aylık bir sürede 700 bini aşkın popüler bilim kitabını bilim meraklılarıyla buluşturduk. Basılı yayınlarımızın yanı sıra popüler bilimin dijital adresi Bilim Genç web sitesi ile her ay yaklaşık 400 bin kullanıcıya erişiyoruz. Bu sayı her ay katlanarak artmaya devam ediyor.”

Tüm arzu ve gayelerinin bilimi gençlerle, gençleri bilimle buluşturabilmek olduğuna işaret eden Kacır, gençlerin yarınların mimarı, geleceğin teminatı olduğunu ifade etti.

Geleceğin güçlü Türkiye’sini inşa ederken, gençlerle beraber yürüdüklerini aktaran Kacır, “Bu sebeple, gençlerimize küçük yaşlardan itibaren okuma alışkanlığı kazandırmayı ve her bir gencimizin birer bilim okuryazarı olmasını istiyoruz. Gençlerimize yönelik desteklerimizi büyük bir motivasyonla gerçekleştiriyoruz. Bugün Milli Teknoloji Hamlesi’nin tüm gurur tablolarında gençlerimizin izi var. Biliyorum ki, biz gençlerimize yatırım yaptıkça, onların yanında durdukça, onlara güvendiğimizi hissettirdikçe, Türkiye Yüzyılı’nda da yeni başarı hikayelerinde gençlerimizin imzasının bulunacağına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Törende, Vali Ekrem Canalp, AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu ve İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Kurtaran da birer konuşma yaptı.

Programa, Batman Üniversitesi Rektöre Prof. İdris Demir, siyasi parti ve sivil toplum kuruluş temsilcileri ile öğrenciler katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakanlar-simsek-ve-kacir-batmanda-cesitli-programlara-katildi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı TEKNOFEST ile Gençleri Geleceğe Hazırlıyor https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-teknofest-ile-gencleri-gelecege-hazirliyor/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-teknofest-ile-gencleri-gelecege-hazirliyor/#respond Sat, 06 Apr 2024 01:12:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13181 Sanayi ve Teknoloji Bakanı M. Fatih Kacır, “Dünyanın en büyük uzay, havacılık ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyor, bilim ve teknoloji yolculuğunda onların yanında yer alıyoruz” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı M. Fatih Kacır ile bir dizi etkinliğe katılmak üzere geldiği memleketi Batman’da TÜBİTAK, Batman Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde hayata geçirilen “Batman’ı TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturuyoruz Projesi” imza törenine katılarak, Esentepe Külliyesi’ndeki Leyla Nasıroğlu Gençlik Merkezi ve Kütüphanesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı M. Fatih Kacır, Batman’ı TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturuyoruz Projesi’nin hayırlı olması temennisinde bulundu. Bu proje ile bilimin toplumla buluşturulmasının hedeflendiğini belirten Bakan Kacır, “Batman’da anaokulundan liseye kadar 492 okulumuza 160 binin üzerinde popüler bilim kitabı ve binlerce dergi armağan etmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Projemize İstanbul ile başlamış, geçtiğimiz hafta da Eskişehir’de devam etmiştik. Bugün de ülkemizin güzide şehirlerinden Batman’da devam etmenin heyecanı ve mutluluğunu yaşıyoruz. Batman merkezdeki tüm okullarımıza 75 bin kitap armağan etmiştik ama bugün sadece Batman merkezde değil, Hasankeyf’ten Gercüş’e, Beşiri ve Kozluk’tan Sason’a kadar tüm ilçelerimizde TÜBİTAK kitaplıkları kuruyor, çocuklarımız ve gençlerimizin bilime ilgisini artırıyoruz. Bilgiye erişimi kolaylaştırıp, onların ufkunu genişletmeyi amaçladığımız projemizin TEKNOFEST kuşağı gençlerimiz, tüm Batmanlı öğrencilerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” dedi.

“Gençlere yatırım geleceğe yatırım”

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ‘tam bağımsızlık’ anlayışıyla kutlu yürüyüşe devam ettiklerini vurgulayan Bakan Kacır, Türkiye için insan kaynağına gereken yatırımı yaparak, bilim ve teknolojide güçlenen, kendinden emin, ayakları yere sağlam basan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa ettiklerini söyledi. Konuşmasında gençlerin önemini vurgulayan Bakan Kacır, şunları kaydetti:

“Türkiye Yüzyılı’nda yediden yetmişe adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla hareket ediyoruz. Bu inşa ve ihya yolculuğunda en değerli yol arkadaşlarımız, elbette ki yarınlarımızın umudu gençlerimiz. Bizler imkan tanındığında, gerekli ortam sağlandığında gençlerimizin neleri başarabileceğini çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla gençlerimizi bilim ve teknoloji kültürü ile buluşturacak ve onların bu alanda yeni çalışmalar yapmasını sağlayacak hamleleri teker teker gerçekleştiriyoruz. Bu hamlelerin başında kuşkusuz TEKNOFEST yer alıyor. Dünyanın en büyük uzay, havacılık ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyor, bilim ve teknoloji yolculuğunda onların yanında yer alıyoruz.”

Türkiye’nin farklı illerinde TEKNOFEST’in düzenlendiğine dikkati çeken Bakan Kacır, “Gençlerimizin geleceğe dair ufkunu şekillendirdiğimiz TEKNOFEST’lerde biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar 44 teknoloji yarışmasında 1 milyon gencimizin rekabetine şahit olduk. TEKNOFEST kuşağımız, akamete uğramış bilim ve teknoloji yolculuğumuzu yeniden dirilten, geleceğin Türkiye’sine giden yolun köşe taşlarını döşeyen, yarınlarımız adına ümidimizi yeşerten nesil olacaktır. Araştırma ve proje yarışmalarının yanı sıra bilim olimpiyatları ile de bilim kültürünü güçlendiriyoruz. 81 ilimizin tamamında kurduğumuz Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde 16 bin ortaokul ve lise öğrencimize robotik kodlamadan tasarımdan programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine birçok yenilikçi teknoloji alanında 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz. Öte yandan bilim merkezlerimiz vasıtasıyla genç nesillerimizi bilimle buluşturuyor, onları denemeye ve keşfetmeye teşvik ediyoruz. Hizmet vermekte olan 10 büyük ölçekli bilim merkezimizde bugüne kadar 11 milyon ziyaretçi ağırladık” dedi.

Bilimin temelinde merak ve keşfetme arzusunun yattığını kaydeden Bakan Kacır, “İnsanoğlu merak ettikçe okur, okudukça merakı artar. Bizler de bu sebeple TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları ile 30 yılı aşkın bir süredir her yaştan okura sesleniyor, bilime yönelik ilgiyi ve merakı artırıyoruz. Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık. Tüm arzumuz, tüm gayemiz bilimi gençlerimizle, gençlerimizi bilimle buluşturabilmek. Çünkü gençlerimiz yarınlarımızın mimarı, geleceğimizin teminatı. Geleceğin güçlü Türkiye’sini inşa ederken gençlerimizle beraber yürüyoruz. Bu sebeple gençlerimize küçük yaşlardan itibaren okuma alışkanlığı kazandırmayı ve her bir gencimizin birer bilim okuryazarı olmasını istiyoruz. Biliyorum ki biz gençlerimize yatırım yaptıkça, onların yanında durdukça, onlara güvendiğimizi hissettirdikçe, Türkiye Yüzyılı’nda da yeni başarı hikayelerinde gençlerimizin imzasının bulunacağına yürekten inanıyorum. Bizler bu yolculukta gençlerimizin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Yeter ki gençlerimiz okumaktan, düşünmekten, hayal etmekten vazgeçmesin” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından proje imza töreni gerçekleştirildi. İmza töreni sonrası Batman Valisi Ekrem Canalp, Bakan Kacır’a dijital fotoğraf hediye etti. Daha sonra Esentepe Külliyesi’ndeki Leyla Nasıroğlu Gençlik Merkezi ve Kütüphanesi’nin açılışı gerçekleştirildi. – BATMAN

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-teknofest-ile-gencleri-gelecege-hazirliyor/feed/ 0
Türkiye’nin Zeytinyağı Küresel Rekabette Avantaj Sağlayabilir https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-zeytinyagi-kuresel-rekabette-avantaj-saglayabilir/ https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-zeytinyagi-kuresel-rekabette-avantaj-saglayabilir/#respond Fri, 05 Apr 2024 03:12:22 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13062 Türkiye’nin yerel ve karakteristik özelliklere sahip zeytinyağı ile küresel rekabette avantaj sağlayabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Tolga Akcan, İzmir’in Selçuk ilçesindeki zeytinyağının saflık ve kalite değerleri ile coğrafi işaret almaya aday olabileceğini söyledi. Yürüttükleri çalışmayla mevcut potansiyeli ortaya çıkardıklarını belirten Akcan, “Ülke olarak dünya liginde oynuyorsak; dökme zeytinyağı anlayışından kurtulmamız, markalaşmamız, kaliteli ve paketlenmiş zeytinyağına odaklanmamız gerekmektedir. Selçuk’un bu noktada iyi bir başlangıç yapabileceğini düşünüyoruz” dedi.

Türkiye, üretim ve ihracat ile dünya zeytincilik sektöründe üst sıralarda yer alıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Efes Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Tolga Akcan da, Türkiye’nin yerel ve karakteristik özelliklere sahip zeytinyağı ile küresel rekabette avantaj sağlayabileceğine dikkat çekti. Akcan, İzmir’in Selçuk ilçesindeki zeytinyağının gerek saflık, gerekse kalite değerleri açısından coğrafi işaret almaya aday olabileceğini söyledi.

“Selçuk zeytinyağının potansiyeli var”

Bilimsel projeleri kapsamında yaklaşık bir yıldır ilçenin farklı noktalarından elde ettikleri zeytinyağı örneklerini titizlikle incelediklerini açıklayan Akcan, yaptıkları analizler neticesinde bölgede dikkate değer bir potansiyel bulunduğunu kaydetti. Bilimsel tespitler doğrultusunda yapılacak çalışmaların Selçuk için coğrafi işaret alma yolunu açabileceğini aktaran Akcan, Türkiye açısından ise markalaşma yolunda sektöre güçlü bir motivasyon kaynağı oluşturacağını ifade etti.

Sektörün ihracat gücü açısından ortada ciddi bir fırsatın bulunduğunun da altını çizen Akcan, “Elbette bunu görmek ve değerlendirmek, öncelikle sektör temsilcilerinin girişimleriyle mümkün olacaktır. Eğer dünya liginde oynuyorsak; dökme zeytinyağı anlayışından kurtulmamız, markalaşmamız, kaliteli ve paketlenmiş zeytinyağına odaklanmamız gerekiyor. Selçuk’un da bu noktada iyi bir başlangıç yapabileceğini düşünüyoruz” dedi.

Selçuk’taki bilimsel çalışmalarla kalite ve saflık profili hazırlandı

Selçuk zeytinyağının kalite ve saflık profilini hazırladıklarının altını çizen Akcan, “Program Başkanımız Öğretim Görevlisi Dr. Şelale Öncü Glaue ile birlikte ilçenin beş farklı noktasından elde ettiğimiz çalışmalarla, coğrafi farklılıkları da göz önüne alarak değerlendirdik. Burada önemli olan bir noktada da gelecekte referans alınabilecek veri setlerini oluşturmaktı. Bunu da çalışmamız ile gerçekleştirmiş olduk” diye konuştu.

“İspanya, İtalya ve Tunus gibi güçlü rakiplerle rekabet etmek bilimle mümkün”

Araştırma sonuçlarını ilçedeki sektör temsilcilerinin dikkatine sunduklarını hatırlatan Akcan, “Bilim dünyamıza ve literatüre kazandırdığımız yayının sonuçlarını, Selçuk Ticaret Odası ve sektör temsilcileri ile paylaştık. Son derece verimli geçen görüşmelerimizde, ilçenin mevcut potansiyeline dikkat çektik. Aldığımız geri dönüşler ise son derece olumlu ve umut vericiydi. Yayınla ilgili önemli olan diğer bir çıktı da, katma değeri son derece yüksek olan zeytinyağının ilçe ekonomisi açısından gelecek vadettiğini göstermekti. Bunu da ortaya koyduk. Tüketici tercihleri açısından son derece önemli olan coğrafi işaretin alınmasını ise ilçenin kazanımı olarak gördük. İspanya, İtalya ve Tunus gibi güçlü rakiplerle rekabet edebilmek kolay değil. Bunu noktada markalaşmayı bilmemiz gerekiyor. Bunun da bilim ile mümkün olabileceğini öngörüyoruz; çünkü referans alacağımız noktaların sağlam ve güçlü olması gerekiyor. Selçuk zeytinyağının bu noktada örnek olacağına ve mevzuata uygun şekilde coğrafi işareti alacağına inanıyoruz” şeklinde aktardı.

Akcan, zeytinyağında İzmir’in kuzey ve güney bölgesi ile Ödemiş’in sahip olduğu coğrafi işarete bir yenisini eklemenin tanınırlık anlamında yararlı olacağını da belirtti. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-zeytinyagi-kuresel-rekabette-avantaj-saglayabilir/feed/ 0
Gezegenin sırlarının peşinde bir yolculuk: “Ulusal Antarktika Bilim Seferleri” https://www.haber28.com.tr/gezegenin-sirlarinin-pesinde-bir-yolculuk-ulusal-antarktika-bilim-seferleri/ https://www.haber28.com.tr/gezegenin-sirlarinin-pesinde-bir-yolculuk-ulusal-antarktika-bilim-seferleri/#respond Tue, 02 Apr 2024 02:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12642 Türkiye’nin seçkin araştırmacılarının yer aldığı 24 kişilik ekipten oluşan 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi tamamlanırken, bilim insanları kıtada gerçekleştirdiği çalışmalarla gezegenin bilinmeyenlerine ışık tutacak.

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ni gerçekleştiren 24 kişilik ekip, 36 gün süren seferin ardından yurda döndü.

Çevre ve kirlilik araştırmaları, oşinografi ve hidrografi çalışmaları, atmosfer ve uzay gözlemleri, jeoloji ve jeofizik, enerji sistemleri, meteorolojik ölçümler, batimetri haritalarının geliştirilmesi gibi farklı alanlarda yaptıkları çalışmalarıyla Türkiye’ye dönen ekip, gezegenin Antarktika’da çözümlenmesini bekleyen sırlarını araştırdı.

Sefer ekibi, Türkiye’nin bilimsel araştırma kampının bulunduğu Horseshoe Adası’nda çalışmalarını tamamladıktan sonra Dismal Adası’na uğradı. Ekip daha sonra, Lemarie ve Doumer kanallarını geçerek Deception Adası’na ulaştı. Burada lojistik operasyonlarla iki İspanyol bilim insanı TAE-VIII gemisine katıldı.

Livingston Adası’na 4 saatlik seyir ile ulaşan gemiye, Bulgaristan’a ait St. Kliment Ohridski bilim üssünde çalışmalarını gerçekleştiren bir Türk bilim insanı daha katıldı.

Yine aynı ada üzerinde bulunan İspanya’ya ait Juan Carlos I bilim üssüne lojistik operasyonlar gerçekleştiren bilim ekibi, sonrasında Greenwich Adası’nda bulunan Ekvador’a ait Maldonado üssüne doğru seyir gerçekleştirdi.

Bu istasyonda çalışmalarını gerçekleştiren bir Türk bilim insanının da gemiye katılması sonrasında ekip, Punta Arenas’a uçaktan önce son durak olan King George Adası’na 6 saatlik seyir ile ulaştı.

Sefer ekibinin zorlu yolculuğu

Antarktika King George Adası’ndan planlanan ilk uçuş ile önce Şili Punta Arenas, sonrasında Santiago ve Brezilya San Paulo üzerinden Türkiye’ye dönmeyi planlayan ekip, fırtınalı bir deniz seferi sonrası King George Adası’na ulaştı.

Ekip, hava muhalefeti sebebiyle uçuşların yapılamaması sonucu bir ay boyunca onlara yaşam alanı olan Şili bayraklı Betanzos isimli gemide beklemek zorunda kaldı. Bekleme süresince projeleri üzerine çalışan sefer ekibi, kalan zamanlarını da kitap okuyarak, sohbet ederek değerlendirdi.

Antarktika King George Adası’nda Teniente Rodolfo Marsh Martin Airport isimli toprak piste sahip olan ve günlük uçuşların gerçekleştirildiği küçük havalimanında, havanın sisli olması sebebiyle günlerce uçuş yapılamadı.

Uçuşların başlamasıyla yolculuklarına devam eden sefer ekibi, Şili Punta Arenas’tan Santiago’ya, ardından Brezilya Sao Paulo’ya ulaştı. Ekip buradaki son uçuşla 14 bin kilometrelik yolculuklarını Türkiye’de sonlandırmış oldu.

Hava koşulları sefer süresini uzattı

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar, sefere ilişkin AA muhabirine, Horseshoe Adası’ndan başlayan yolculuk şartlarının özellikle Deception Adası’ndan sonra kötüleşmeye başladığını, bundan dolayı da seferin uzadığını dile getirdi.

Prof. Dr. Ersan Başar, bekleme sürecinde havayı sürekli kontrol ettiklerini ve ekip olarak değerlendirmelerde bulunduklarını anlattı.

Antarktika’da en önemli ulaşım noktalarından birinin de King George Adası’nda bulunan havaalanı olduğunu belirten Başar, havaalanının çakıl bir pisti, çok küçük bir kulesi olduğunu, insanların sığınabileceği herhangi bir noktanın bulunmadığını söyledi.

Prof. Dr. Ersan Başar, Horseshoe Adası’nda 14 gün boyunca bilimsel çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, bilim insanlarınca, deniz, yer bilimleri ve ada üzerindeki yapılan çalışmaların tamamlandığını anlattı.

Ekibin, Horseshoe Adası ve çevresindeki denizel alanlarda da çalışmalar yürüttüğünü belirten Başar, şu bilgileri verdi:

“Deniz örnekleri alındı. Bu örnekler içerisinde uzun süredir devam eden projelerimiz kapsamında izleme çalışmalarımız da bulunuyor. Artık Antarktika’da ve Horseshoe Adası çevresindeki seferlerimizde birçok bilimsel veriyi elde ettik. Bu verilerin de zaman serileri anlamında bizler için gelecek açısından önemli olacağını düşünüyorum.”

“Projelerin uluslararası saygın bilimsel dergilerde yayına dönüşmesini umut ediyoruz”

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Bilimden Sorumlu Sefer Lider Yardımcısı Dr. Atilla Yılmaz da seferde, gemi seyrinin başladığı King George Adası’ndan başlayarak rota üzerinde de deniz bilimleri projeleriyle ilgili örnekleme ve ölçüm çalışmaları gerçekleştirdiklerini söyledi.

Yılmaz, “8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi dahilinde toplam 22 proje yürütüldü. Proje konuları çevre ve kirlilik araştırmaları, oşinografi ve hidrografi çalışmaları, atmosfer ve uzay gözlemleri, jeoloji ve jeofizik, enerji sistemleri gibi farklı alanları içeriyor.” şeklinde konuştu.

Sefer dahilinde Harita Genel Müdürlüğü (HGM), Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve Türk Deniz Kuvvetleri Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı (SHODB) gibi işbirliği içinde oldukları kurumların da buradaki bilimsel altyapı ve tecrübeyi güçlendirme yönünde fayda sağladığını ifade eden Yılmaz, ayrıca sefere ikili işbirlikleri kapsamında 4 yabancı bilim insanının katıldığını kaydetti.

Yılmaz, “ABD, Bulgaristan ve İspanya’dan toplam 4 farklı araştırmacı çalışmalarını gerçekleştirmek üzere seferimizde yer aldı.” diye konuştu.

Seferde yapılan çalışmaların çıktılarını görmenin birkaç yıl aldığının altını çizen Yılmaz, “Bu projelerin uluslararası saygın bilimsel dergilerde yayına dönüşmesini umut ediyoruz.” dedi.

Ayrıca çalışmaların toplum nezdinde daha iyi anlaşılması, Antarktika ve küresel iklim değişikliği hakkında farkındalık oluşturması adına da çalışmalar yapıldığına değinen Yılmaz, Anadolu Ajansı ve TÜBİTAK BİTO’dan katılımcıların seferin başından sonuna bütün süreçleri belgelediğini, araştırmacılarla birebir çalışarak haber ve sosyal medyada yayınlanmak üzere çeşitli çalışmalar hazırladığını söyledi.

Seferin lojistik operasyonları, seyir ve can emniyeti

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lojistikten Sorumlu Sefer Lider Yardımcısı Kpt. Doğaç Baybars Işıler de seferde, seyir sırasında çok fazla buzdağı ile karşılaştıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bu bize küresel iklim değişikliğinin sinyallerini gösterdiği gibi aynı zamanda aslında denizdeki seyir sırasındaki emniyet önlemlerine bir hayli dikkat etmemiz gerektiğini de ortaya koyuyor. Çünkü denizde bulunan buz dağlarının fazlalığı gündüz olduğu gibi aynı zamanda gece saatlerinde de bir hayli asli önem teşkil etmekte ve aslında emniyet riski oluşturmakta. Bunların da bertaraf edilebilmesi için hem özel aydınlatılmış projektörlerle birlikte gözcülerin de bulunmasıyla gece de bu şekilde seyredilebiliyor.”

Emniyet kıstaslarının Antarktika’da çok önemli olduğuna değinen Işıler, sadece gemi bazında değil, aynı zamanda sefere katılan araştırmacıların her birine sefere katılmadan önce de gemiye geldikten sonra da emniyet eğitimlerini verdiklerini söyledi.

Işıler, “Geminin kendi emniyetini sürdürebilmesi için de deniz buzu ve buz dağlarına karşı da gözlemlerin yapılabilmesi ve seyir emniyetine dikkat edilmesi hepimizin, bütün seferi sağlıklı ve emniyetli bir şekilde tamamlayabilmesi için çok önemli.” şeklinde konuştu.

Sefer ekibine sağlık desteği

Yer bilimleri, yaşam bilimleri ve fiziki bilimler alanlarında 22 ayrı proje gerçekleştiren ekibe bir tıp doktoru da eşlik etti. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Bengüsu Mirasoğlu, 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’nde görev alarak, bilim seferi ekibine hem sahada hem de gemide sağlık desteği verdi.

Antarktika Bilim seferlerinde doktor bulunmasının iki farklı aşamasının bulunduğuna değinen Mirasoğlu, şunları kaydetti:

“Bir tanesi sefer başlamadan önce yapılan muayeneler. Antarktika en uzak, en soğuk ve en izole yerlerden bir tanesi, o yüzden buraya gelecek olan katılımcıların sağlıklarının buraya da çalışmaya uygun olması gerekiyor. Bu nedenle sefer başlamadan önce gelecek olan bütün katılımcıları çok detaylı bir muayeneden geçiriyoruz. Oluşabilecek hastalıkları öncesinden bertaraf etmeye çalışıyoruz. Buraya geldikten sonra da oluşabilecek kazalar ya da hastalıklar, hastalıkların tedavisi için onların yanında bulunup tabii destek veriyoruz.”

Mirasoğlu, sefer sırasında ciddi bir sağlık problemi ile karşılaşmadıklarını ifade etti.

Bakan Kacır’dan bilim ekibine tebrik

Bilim Seferi heyetini tebrik eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ay yıldızlı bayrağın kutuplarda dalgalandığını belirterek, bilimsel çalışmaları himaye etmeye, kıtadaki geçici bilim üssünü kalıcı hale getirmek ve Antarktika Anlaşmalar Sistemi’nde asli üyeler arasında yer almak için çalışmalarına devam edeceklerini söyledi.

Öte yandan sefer sırasında görülen buzulların, buzdağlarının ve güney kutbunda yaşayan canlıların da gözlemleri gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gezegenin-sirlarinin-pesinde-bir-yolculuk-ulusal-antarktika-bilim-seferleri/feed/ 0
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu 11. Toplantısı Bakü’de Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/turkpa-hukuk-isleri-ve-uluslararasi-iliskiler-komisyonu-11-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/turkpa-hukuk-isleri-ve-uluslararasi-iliskiler-komisyonu-11-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:36:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12446 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu 11. Toplantısı gerçekleştirildi.

Azerbaycan Milli Meclisi’nde TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı, AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten başkanlığındaki toplantıya, TÜRKPA Genel Sekreter Mehmet Süreyya Er ile komisyon üyesi milletvekilleri katıldı.

Mesten, toplantıda yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ın 2. Karabağ Savaşı’nda elde ettiği zaferden sonra Avrupa’nın haksız suçlamaları ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

Azerbaycan’ın, Avrupa Parlamentosunun (AP) haksız tutumu ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin (AKPM) uygunsuz davranışı nedeniyle AKPM’den çekildiğini hatırlatan Mesten, “Fransız Parlamentosu Azerbaycan’a yönelik birtakım yaptırım kararı kabul ederken, ABD Senatosu da askeri yardımların durdurulmasını içeren kanun tasarısını kabul etmiştir. Bütün bunlar bizim nazarımızda yok hükmündedir. Bir olduğumuz sürece haklı davamızdan her zaman zaferle çıkacağımıza inanıyor, kardeş Azerbaycan’ın yanında olduğumuzu bir kez daha burada ifade ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Mesten, TÜRKPA kapsamındaki işbirliklerin önemine değinerek model kanun hazırlık çalışmalarından, bilimsel ve teknolojik gelişmelere destek vermek için yapılan ve yapılacak yasalardan bahsetti.

TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç da konuşmasında parlamentoların kullandığı inovasyona dayalı yasama sürecini destekleyen yeni teknolojilerin TÜRKPA üyeleri arasında ortaklaşa kullanımını sağlayacak işbirliklerinin geliştirilmesinin gerekli olduğunu belirtti.

Kılıç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) teknoloji kullanımında dünyada sayılı parlamentolar arasında yer almaktadır. Örnek olarak şu an Meclisimiz, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Tutanak Bilgi Sistemi Projesi yürütmektedir. Bu proje tamamlandığında yapay zekanın, milletvekillerinin TBMM Genel Kurul ve komisyonlardaki sesini tanıyarak, konuşmaları kendiliğinden yazıya dökmesi ve bunları video kayıtlarıyla eşleştirerek arşivlemesi mümkün olacaktır. Bu ve benzeri çalışmalarda tecrübe paylaşımının desteklenmesi ile işe başlayabiliriz.” dedi.

TÜRKPA Genel Sekreter Er de konuşmasında üye ülkelerin bilim ve teknolojinin gelişimine büyük önem verdiğini belirtti.

Er, “TÜRKPA üyesi ülkeler başarılı bilim ve teknoloji politikaları yürütüyor. Bu politikaların oluşmasında parlamentoların da özel bir yeri var. Çağımızın zorlukları bilim alanına ve bilimsel-teknolojik faaliyetlere yansımakta ve bu bağlamda bu alanın yasal düzenlemesi, sürekli değişen bu alanda meydana gelen değişikliklere mevzuatta karşılık verilmesi büyük önem taşımaktadır.” diye kaydetti.

“TÜRKPA’ya üye ülkelerde bilimsel ve teknolojik gelişmede parlamentoların rolü ve yasama desteği” başlıklı toplantıda Azerbaycan Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Ehliman Emiraslanov, Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu üyeleri Azerbaycanlı milletvekilleri Cavanşir Feyziyev ve Melahat İbrahimkızı, Kazakistanlı milletvekili Abzal Kuspan, Kırgızistanlı milletvekilleri Ruslanbek Cakışov ve Nurcigit Kadırbekov da konuşma yaptı.

TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyon üyeleri şehitlikleri ziyaret etti

AK Parti Bursa Milletvekili Mesten başkanlığındaki TÜRKPA heyeti, Azerbaycan temasları kapsamında ülkenin merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in kabrini, 20 Ocak Şehitleri’nin yer aldığı Şehitler Hıyabanı’nı ve Bakü Türk Şehitliği’ni ziyaret etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkpa-hukuk-isleri-ve-uluslararasi-iliskiler-komisyonu-11-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/feed/ 0
Bakan Kacır: ‘Gençlerimizi bilime ve teknolojiye yönlendiriyoruz’ https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-genclerimizi-bilime-ve-teknolojiye-yonlendiriyoruz/ https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-genclerimizi-bilime-ve-teknolojiye-yonlendiriyoruz/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12041 Bakan Kacır: “Gençlerimizi bilime ve teknolojiye yönlendiriyoruz”

Bahçelievler’de 15’nci Bilim Merkezi açıldı

İSTANBUL – Bahçelievler Belediyesi ve TÜBİTAK işbirliğiyle hayata geçirilen Şule Yüksel Şenler Kütüphanesi ve Bilim Merkezi açıldı.

Bahçelievler Belediyesi ve TÜBİTAK’ın ortaklaşa yaptığı kütüphane ve bilim merkezinin açılışı yapıldı. Bahçelievler’de açılış programına Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, vatandaşlar ve davetliler katıldı. Merkezde Astronomi, Havacılık ve Uzay Bilimleri, Matematik, Doğa Bilimleri, Teknoloji ve Tasarım Atölyeleri gibi pek çok farklı branşta eğitimler verilecek.

Programın açılış konuşmasını yapan Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, “Bahçelievler’de ilkokul, orta okul, lise ve kuran kursu öğrencilerimize 600 TL kırtasiye yardımı yaptık. Amacımız öğrencilerimiz okusun. Üniversite öğrencilerimize de 2 bin 600 TL burs verdik. Bunun nedeni de öğrencilerimiz Türkiye içinde okuyorlar, onlara destek vermek. Özellikle üniversite öğrencilerimiz, yurt dışında stajını yurt dışında kabul ettirenlere gidiş gelişlerinin uçak biletlerini Bahçelievler Belediyesi karşılayacak. Bahçelievler’de ikametli örgün eğitim gören üniversite öğrencilerinin İstanbul Kartını biz karşılayacağız. Aklı fikri sadece İstanbul’da olan bir belediye başkan adayı var. Diğeri Diyarbakır’da, Trabzon’da, Mardin’de, Tunceli’de tüm Türkiye’yi dolaşan bir isim var. Yahu sen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanısın. Hiçbir hizmet almadık. Büyükşehir’in bir sınırı yok, çatı belediye, koordinatör belediyedir. Büyükşehir’den bir bina, bir asfalt, bir hizmet aldınız mı diye sorsanız, almadık arkadaşlar. Allah razı olsun kar için tuz verdiler o da kumlu çıktı” dedi.

“Gençlerimizi bilime ve teknolojiye yönlendiriyoruz”

Gençleri bilime ve teknolojiye yönlendirdiklerini söyleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Araştırmaları yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi destekleyerek gençlerimizi bilime ve teknolojiye yönlendiriyoruz. Böylelikle aydınlık yarınlarımızın teminatı gençlerimizin sahip oldukları potansiyeli ortaya çıkarmaya devam ediyoruz. Merak eden, araştıran, sorgulayan, keşfeden ve çözüm üreten bir gençliğin peşinde tüm imkanlarımızı gençlerimiz için seferber ediyoruz. Bu anlayışla ülkemizin tüm şehirlerinde teknolojiye yönelik farkındalığı arttırmak üzere değer teknoloji atölyeleri kurduk. Ortaokul ve lise öğrencilerimize geleceğin teknolojilerini şekillendirecek, yenilikçi disiplinlerde üç yıl süreli, ücretsiz eğitim programları sunuyoruz” diye konuştu.

Öğrenci ve bilim insanlarını bir araya getirdiklerini belirten Kacır, “Bugüne dek büyük ölçekli on bilim merkezimizi bilim gönüllülerinin hizmetine sunduk. Altı şehrimizde daha bilim merkezi kurulması için çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde 10 milyon 500 bin vatandaşımızı ağırladık. Diğer yandan ilçe ölçeğinde bilim merkezlerimizde de bilim ve teknolojiye olan ilgiyi arttırıyor. Bilime ve teknolojiye erişimi destekliyoruz. Bugüne dek on üç ilçemizdeki bilim Eğitim atölyelerimize yedi yüz yetmiş beş bin öğrencimiz katıldı. Dün ilçe ölçeğinde on dördüncü bilim merkezimizi Çekmeköy’e, Anadolu yakasında Çekmeköy ilçemize kazandırdık. Bugün de on beş, 15’nci açılışını Bahçelievler’imizde gerçekleştir Gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından merkezin açılış kurdelesi kesilirken, bakan ve beraberindekiler merkezi gezerek öğrencilerle sohbet etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-genclerimizi-bilime-ve-teknolojiye-yonlendiriyoruz/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Çekmeköy Bilim Merkezi açılışında konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-cekmekoy-bilim-merkezi-acilisinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-cekmekoy-bilim-merkezi-acilisinda-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 26 Mar 2024 03:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11649 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, gençleri, fikirleriyle, cesaretleriyle ve kararlılıklarıyla Türkiye’yi geleceğe taşıyacak vizyoner bireyler olarak gördüklerini belirterek, “Güçlü ve ‘Tam Bağımsız Türkiye’ için, Milli Teknoloji Hamlemizin başarıyla gerçekleştirilmesinde, elimizdeki en büyük güç, kuvvet gençlerimizdir.” dedi.

TÜBİTAK ve Çekmeköy Belediyesince yapılan Çekmeköy Murat Çobanoğlu Bilim Merkezi’nin açılış töreninde konuşan Kacır, son 22 yılda inşa ettikleri güçlü sanayi altyapısı, nitelikli insan kaynağı, yenilikçiliği teşvik edecek AR-GE ekosistemiyle, Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne çıkma yolculuğunda mihenk taşı konumunda nice projelere imza attıklarını söyledi.

Bakan Kacır, savaşla, terörle, siyasi çekişmelerle yıllar kaybeden Türkiye’ye yeni bir istikamet tayin ederek asırlık kazanımlar elde ettiklerini belirterek, “Türkiye Yüzyılı”nın tuğlalarını döşediklerini ve Milli Teknoloji Hamlesi istikametinde Türkiye’yi yeni teknolojilerin pazarı yerine üretim üssü yapmak için gece gündüz gayret ettiklerini vurguladı.

Kacır, “Özgüveni yüksek, fikir ve dava sahibi Türk gençliği; Vecihi Hürkuş’un, Nuri Demirağ’ın, Şakir Zümre’nin, Nuri Killigil’in yaşadığı hayal kırıklarını yaşamasın diye hayallerinin peşinden gitme yolculuğundaki engelleri bir bir kaldırıyoruz. Tüm imkanlarımızı gençlerimiz için seferber ediyoruz. Çünkü, gençlerimiz bizim en değerli varlığımız. Gençlerimiz yarınlara giden yolda mimarlarımız. ‘Türkiye Yüzyılı’nda gençlerimizin yıldızı parlayacak. Gençlerimiz, inandıkları yolda dosdoğru yürürken, desteğimiz her zaman onlarla olacak.” diye konuştu.

“Gençlerimize ilham olacak projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz”

TEKNOFEST ile Türk gençliğine teknoloji geliştirme yolculuğunun kapılarını araladıklarını kaydeden Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi adımlarını büyük bir gururla sergilerken, büyüyen, güçlenen, sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine şahit olduklarına dikkati çekti.

Kacır, “Atak, Anka, Gökbey, Bayraktar TB-2, Kızılelma gibi projelerimize dokunan gençlerimizde ‘Bu asır Türk’ün asrı olacak’ inancı pekişiyor. Benzer şekilde, geçtiğimiz hafta ilk uçuşunu başarıyla tamamlayarak göğsümüzü kabartan milli muharip uçağımız Kaan, yarının mühendislerinin, bilim insanlarının, teknisyenlerinin geleceğe umutla bakmasını sağlıyor.” ifadelerini kullandı.

Geçen ay tarihte bir ilki gerçekleştirdiklerini ve ilk astronot Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na gittiğini hatırlatan Kacır, Gezeravcı’nın ilk bilim misyonu kapsamında gerçekleştirdiği 13 bilimsel deneyden birinin de Muş Bilim ve Sanat Merkezi’ndeki ortaokul ve lise öğrencilerinin hazırladığı bilimsel deney olduğunu dile getirdi.

Kacır, “Muş’tan uzaya uzanan bir bilimsel çalışma. 81 şehrimizin 922 ilçemizin birini diğerinden ayırmadan gençlerimize ilham olacak projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz.” dedi.

“Yarışmada derece alan lise öğrencilerini Antarktika’ya, Güney Kutbu’na bilim seferlerine dahil ediyoruz”

Kacır, TEKNOFEST kuşağının inşası için Bilim Olimpiyatları ve Araştırma Projeleri Yarışmaları düzenlediklerini anlatarak, öğrencilerin ekip ruhunu güçlendirirken aynı zamanda bilim ve teknolojiye ilgilerini artırmak adına gayret ettiklerinin altını çizdi.

Lise öğrencileri için küresel ısınma konusunda farkındalık kazandıracak Kutup Araştırmaları ve İklim Değişikliği konulu proje yarışmaları tertip ettiklerini aktaran Kacır, bu yarışmada derece alan lise öğrencileri Antarktika’ya, Güney Kutbu’na bilim seferlerine dahil ettikleri bilgisini paylaştı.

İstanbul ve Kocaeli’de açtıkları yeni nesil yazılım okullarında gençlere yazılımcılık eğitimleri verdiklerine değinen Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sektör Kampüste Programı ile binlerce üniversite öğrencimizi; blokzincir, yapay zeka, dijital dönüşüm, kuantum gibi alanlarda sektör profesyonelleri ile buluşturuyoruz. 81 şehrimizde Deneyap Teknoloji Atölyeleri kurduk. Buralarda bilim ve teknoloji dünyasıyla gençlerimizi 11 yaşından itibaren buluşturuyoruz. Türkiye’nin tüm şehirlerinde, ilçelerinde, kasabalarında, köylerinde özel yetenekli öğrencilerimizi tek tek tespit ediyor, onları geleceğin teknoloji yıldızı programıyla geleceğe hazırlıyoruz.

17 bini aşan geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotuna bu Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde yenilikçi ve vizyoner bir eğitim sunuyoruz. Toplumda bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak için, yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduk. Ülkemizde bilimsel farkındalığı oluşturmak amacıyla bu bilim merkezlerimiz çok önemli bir işlev görüyor. Bugüne kadar büyük ölçekli bilim merkezlerimizi 10 şehrimizde bilim gönüllülerinin hizmetine sunduk. 6 şehrimizde daha bilim merkezleri kurmaya dönük çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde bugüne dek 11 milyona yakın vatandaşımızı ağırladık.”

“Gençler bilim ve teknolojiyle erken yaştan itibaren bir yolculuğa çıkacak”

Bakan Kacır, ilçe ölçeğinde de bilim merkezleriyle bilim ve teknolojiyi gençlerle, öğrencilerle buluşturmaya devam ettiklerini ifade ederek, ilçe ölçeğindeki bilim merkezlerinden en öncelikli kurduklarından merkezlerinden birisinin de Çekmeköy’deki Murat Çobanoğlu Bilim Merkezi olduğunu ifade etti.

Kacır, “Niçin ilklerden biri Çekmeköy’de; Çünkü Çekmeköy’de, gece gündüz, 7/24 şehrinin, ilçesinin gençleri için, çocukları için seferber olan bir belediye başkanımız var. Bu eser öncelikle Çekmeköy Belediyemizindir, Çekmeköy Belediye Başkanımız Ahmet Poyraz’ındır. Biz ona sadece destek olduk ve Türkiye’de ilklerden birini daha burada gerçekleştirmiş olduk. Bugüne kadar ilçelerimizde kurduğumuz bilim merkezlerinde 775 binden fazla öğrencimizi bilim atölyelerinde ağırladık. 14’üncüsünü İstanbul’da Çekmeköy’e kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.

Astronomi, uzay ve havacılık, doğa bilimleri, tasarım ve teknoloji gibi alanlarda hazırladıkları atölyelerde gençlerin bilim ve teknoloji ile erken yaştan itibaren bir yolculuğa çıkacaklarını kaydeden Bakan Kacır, şu açıklamalarda bulundu:

“Gençlerimizin bilim ve teknolojiye ilgisini artırırken, geleceğin bilim insanlarını bu merkezlerde keşfedeceğiz. Farklı yaş gruplarından, farklı birikime sahip bireylere bilim ve teknolojiyi daha anlaşılır ve ulaşılır kılacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Çekmeköy’de böyle bir bilim merkezinin kurulmasından büyük heyecan ve mutluluk duyuyoruz. Tüm bu gayretlerimiz, gözlem yapan, merak eden, merakının peşinden koşan ve karşılaşacağı problemlere bilimsel çözümler üretebilen bireyler yetiştirmek için.

Bilim ve teknoloji yolculuğunda, gençlerimizin yanında olmaya, onlarla yol yürümeye devam ediyor olacağız. ‘Türkiye Yüzyılı’nın kapılarını; gençlerimizin bilim, teknoloji ve girişimcilik dünyasına yönelik heyecanı ve motivasyonuyla aralıyoruz. Çünkü bizler; gençlerimizi, fikirleriyle, cesaretleriyle ve kararlılıklarıyla ülkemizi geleceğe taşıyacak vizyoner bireyler olarak görüyoruz. Güçlü ve ‘Tam Bağımsız Türkiye’ için, Milli Teknoloji Hamlemizin başarıyla gerçekleştirilmesinde, elimizdeki en büyük güç, kuvvet gençlerimizdir.”

“Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışması çok çok önemli”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, “Türkiye Yüzyılı”nın gençlerle ulaşacakları hedeflerle ve geleceğin Türkiye’sini inşa edecekleri projelerle mümkün olacağını vurgulayarak, Bakanlık olarak TUBİTAK destekleriyle belediyelerle işbirliği içinde gençlerin bilim, teknoloji ve girişimcilik alanındaki heyecanına ortak olmayı sürdüreceklerini dile getirdi.

Kacır, “Yurdun dört bir yanında bilim ve teknoloji yolculuğumuzu gençlerimizle birlikte devam ettireceğiz. Tabi eser ve hizmet siyasetimizin ürünü olarak bu bilim merkezimizin faaliyete geçmesi sürecinde istişare, planlama ve uygulama çok önemli. Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışması çok çok önemli. Elindeki kaynakları israf etmek yerine bu ülkenin geleceği için kullanarak istikbali şekillendirmenin derdinde olan, büyük Türkiye hedefi için durmaksızın koşan, gayret eden bir belediyecilik anlayışı olması çok kıymetli.” diye konuştu.

Kacır, vatandaşlardan yerel seçim için destek istedi, esnafı ziyaret etti

Yaklaşan yerel seçimlere de değinen Kacır, Çekmeköy Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi için vatandaşlardan destek istedi.

Kacır, “Buradan verdiğimiz ses, Allah’ın izniyle Murat Kurum başkanımıza yine bir kuvvet olacak, güç verecek ve inşallah 1 Nisan sabahında 7/24 çalışacak bir ekip hem Çekmeköy’de hem İstanbul’da iş başına gelecek. Bizler de onlara destek vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde inşallah Cumhuriyetimizin ikinci asrını ‘Türkiye Yüzyılı’ yapacak eserlerle, projelerle milletimizi buluşturacağız.” dedi.

Bakan Kacır, açılışın ardından bilim merkezini gezip öğrencilerle sohbet ederek, hediye dağıttı.

Bilim merkezi açılışının ardından Kacır, Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz ile ilçedeki esnafı ziyaret etti.

Kacır, daha sonra Crea Center’ı ziyaret edip öğrenciler ve girişimcilerle sohbet etti.

Ardından Beykoz’a geçen Kacır, Vizyon 360 Sertifika Programı’na katıldıktan sonra AK Parti Beykoz İlçe Teşkilatı Vefa Yemeği Buluşması’na iştirak etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-cekmekoy-bilim-merkezi-acilisinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Erciyes Üniversitesi’nde Pediatri ve Çocuk Nörolojisi Kongreleri Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/#respond Mon, 25 Mar 2024 12:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11465 Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Erciyes Üniversitesi Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı ve Kayseri Çocuk Sağlığı Derneği tarafından düzenlenen ’10. Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’ ve ‘2. Türk Dünyası Erciyes Çocuk Nörolojisi Kongresi’ Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Sitesi’nde gerçekleşti.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ile kongre tanıtım filmi izlendi. Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, yapılan kongrenin hem bilim hem de Kayseri adına büyük katkı sağlamasını temenni ederek, “Biz birlikte anlam ifade ederiz. Biz birbirimize ve değerlerimize sahip çıkmalıyız. Haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyor. Güç bilimle olur. Biz önce kendi alanımızda, sonra diğer alanlarda günün şartlarına, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmalı, bilimin ışığında ‘Dünyada biz de varız’ diyeceğimiz konuma gelmeliyiz” şeklinde konuştu.

Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, üniversitelerin sağlamış olduğu bilimsel katkılarla, ortaya koymuş olduğu yeni gelişmeler, yöntem ve metotları bilim dünyasına sunmasının büyük bir öneme sahip olduğuna işaret ederek, “Erciyes Üniversitesi özellikle bu konularda fakülteleriyle etkin bir şekilde araştırma ve çalışmalarını sürdürmekte, ihtiyaç olduğunda aşı geliştiren bir üniversite olarak da tarihte yerini almaktadır. Üniversitemiz, yapay zeka alanındaki etkin çalışmalarıyla da bundan sonraki süreçlerde özellikle üniversite hastanelerinin ihtiyacı olan ve bütün kurum hastanelerinde yaygınlaşacak olan yapay zeka temelli tedavi yöntemleri ile çok etkin araştırma ve çalışmaları içerisinde bulunduran bir üniversitedir. Ben kongreye gönül coğrafyasının bildiri ve makaleleri ile yer almasını, çok önemli bir etkileşim içerisinde olunmasını oldukça önemli buluyorum” dedi.

Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Erciyes Üniversitesi’nin emek veren bilim insanları sayesinde Türkiye’deki ilk 10 üniversite arasına girdiğini belirterek, bunun gurur verici olduğunu söyledi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, 50 yılı aşkın süredir bölgesine hizmet eden, devlet üniversiteleri arasında ilk 10’da yer alan, akredite bir tıp fakültesi olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak böyle bir kongrede birbirinden değerli bilim insanlarını ağırlamaktan onur ve şeref duyduğunu ifade ederek, çocuk nöroloji alanındaki son bilimsel gelişmelerin ele alınacağı kongrenin, Türk Dünyası’nın iş birliğini ve dayanışmasını artırmak gibi manevi bir amacının da olduğunu ifade etti.

Pediatri Anabilim Dalının Erciyes Üniversitesi’nin en köklü anabilim dallarından biri olduğuna işaret eden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Kongre Onursal Başkanı Prof. Dr. Musa Karakükcü; bilime aç, gözleri parlayan insanları kongrede görmenin çok keyif verici olduğunu vurgulayarak, “Bu camianın, bu bilim kurulunun üyesi olmaktan gurur duyuyorum” dedi.

Erciyes Pediatri Akademisinin köklü geçmişi ve birikimi ile güçlü bir akademik kimliğe sahip olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Mehmet Canpolat; bu yıl 10.’su gerçekleştirilen Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’nin ana temasının kritik hasta yaklaşımı, 2. Türk Dünyası Erciyes Çocuk Nörolojisi Kongresi’nin ana temasının ise nöroimmünoloji olduğunu belirterek, kongrede alanında yetkin bilim insanları tarafından son bilimsel gelişmelerin ele alınacağını söyledi.

Konuşmaların ardından program, sunumlarla devam etti. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/erciyes-universitesinde-pediatri-ve-cocuk-norolojisi-kongreleri-gerceklestirildi/feed/ 0
Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa Programı Paneli Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/#respond Tue, 19 Mar 2024 07:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10578 “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı kapsamında panel düzenlendi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı (İBTAV) tarafından yayımlanan, “Arap-İslam Bilimler Tarihi” adlı 17 ciltlik eserin tanıtımı ve “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı, Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirildi.

Almancadan Türkçeye çevrilen ve Müslümanların 8. ila 16. yüzyıllar arasında bilim dünyasına öncülük ettiği döneme dair temel başvuru kaynağı niteliği taşıyan eserlerin tanıtımının ardından, “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı kapsamında panel düzenlendi.

Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersan Aslan yönetimindeki panelde, Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı (İBTAV) Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan, YÖK üyesi Prof. Dr. Mahmut Ak ve Prof. Dr. Mahmut Karakuş konuşma yaptı.

Panelde konuşan Bilal Erdoğan, Fuat Sezgin Hoca’nın aslında Cumhuriyet tarihinin önemli travmalarının adeta bir mağduru ve sembolü denilebilecek biri olduğunu söyledi.

İslam medeniyetinin bilimler tarihindeki yerinin hakkıyla bilinmesinin ciddi politik ve ideolojik bir yönünün olduğunu dile getiren Erdoğan, “Medeniyetler savaşının öngörüldüğü bir atmosferde yaşıyoruz. Böyle bir ortamda tabii ki ciddi bir aşağılık kompleksi yaşayan koca bir İslam medeniyetinin bakiyesi olan 2 milyara yakın insanın bir hesaplaşma öngörüsünün de olduğunu zaten Batılı bilim insanları, oryantalistler yazmış.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Prof. Dr. Fuat Sezgin’in kitabında yazan “Arap” kelimesinin bütün Müslümanları kastettiğine vurgu yaparak, “Dolayısıyla buradaki Arap tepkisini gördüğünüz zaman sadece Arap bilim insanlarının tarihi anlatılıyor diye düşünmeyin. Burada Türk de var, Fars da var. Yani bilimler tarihinde iz bırakan bütün önemli Müslüman bilim insanları var.” diye konuştu.

Fuat Sezgin’in hamasetle iş yapmadığını, “Batı şöyle bizi görmedi, Batı böyle bizi görmedi” şeklinde yaklaşımlarının olmadığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hocamızın ortaya koymaya çalıştığı, bunu biz yapabildiysek tekrar yapabiliriz. Müslüman bilim insanlarının bilimlere yaptığı yüzyıllar süren katkının olduğunu tespit etmek ve ondan sonra da Batı’nın bıraktığı bayrağı alıp bu bilimler mirasını daha ileriye taşımak ve bunda bir Müslüman medeniyeti olarak öncü olmak. Yani hocamız bunu yapabileceğimizi bu kadar çalışarak ortaya koyuyordu. Onun için bu buluşmalarımızda hocamızın çalışkanlığına ciddi anlamda vurguyu yapıyoruz.”

Erdoğan, Fuat Sezgin’in eserlerine ilişkin enstitü, kütüphane ve müze kurduklarına dikkati çekerek, sonraki süreçte bu eserlerin yaygın erişimini sağlamak için dijitalleştireceklerini, Almanca ve Türkçenin yanı sıra İngilizce ve Arapçaya da çevirisini yapacaklarını kaydetti.

Söz konusu eserlerin önemli bir kaynakça olduğunu belirten Erdoğan, bilimler tarihi alanında çalışma yapacak insanların bundan sonra yazacakları eserlere kaynak olabileceğini vurguladı.

Bilal Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, bilim tarihi lisans programlarından mezun olanların bu dersleri verebilmesine ilişkin duyurusunun kendileri için çok hayati önem taşıdığını ifade etti.

Üniversite bünyesindeki enstitünün güçlenmesi, buraya gelen öğrencilerin rağbetinin artmasının önemine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bütün bunları tamamladığımız zaman artık yeni nesillerin kendi medeniyetimizle ilgili bir özgüveni olacak. ‘Türkiye Yüzyılı’ dediğimiz zaman bu elbette ki bir kızıl elma, bir ideal. Dolayısıyla bunun altını doldurmamız için bilimsel sahada yapılacak çalışmalar var. Tabii ki teknolojide rekabet edeceğiz. Batı’nın bıraktığı yerde geçeceğiz. Çünkü Batı’nın teknolojik önderliğinin başat durumunun sürdürülebilir olmadığını görüyoruz.”

Çeviri ekibine sertifika verildi

Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Mecit Çetinkaya da konuşmasında, vakfın kurulmasında ve eserlerin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.

Programda, Bilal Erdoğan, Arap-İslam Bilimleri Tarihi’nin çeviri ekibine sertifikalarını takdim etti.

Eserlerin birer cildi ayrıca Çetinkaya tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır’a, Erdoğan tarafından da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e hediye edildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/feed/ 0
Bakan Kacır, “Arap-İslam Bilimler Tarihi” kitabının tanıtım etkinliğinde konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 19 Mar 2024 02:12:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10502 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, eserlerinin Türkçeye çevrildiğini görmenin Prof. Dr. Fuat Sezgin’in en önemli hedeflerinden biri olduğunu belirterek, “Yürütülen titiz bir çalışmayla Fuat Sezgin hocamızın İslam bilim tarihinde başvuru eser niteliğindeki Arap-İslam Bilimler Tarihi, Almancadan Türkçeye çevrilmiş oldu.” dedi.

Bilimler tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in “Arap-İslam Bilimler Tarihi” isimli 17 ciltlik eserinin Almancadan Türkçeye çevirisi, İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı tarafından yapıldı.

Bakan Kacır, eserin Atatürk Kültür Merkezi’ndeki tanıtım etkinliğinde, 94 yıllık ömrünü medeniyetin ilmi birikimini gün yüzüne çıkarmaya vakfeden Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, aynı zamanda yüreği Türkiye için çarpan, Türkiye’nin istikbali için fikir çilesi çeken, emek veren, mücadele gösteren gerçek bir vatansever olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, paha biçilemez eserleri ömrüne nasıl sığdırdığını soranlara, “Eğer arkanızda inancınız varsa, o sizi yapıcı olmaya itiyorsa çok şeyler başarırsınız. Benim hayatımın sırrı budur.” derken, nasıl bir hayat yaşanması gerektiğini ifade ettiğini belirten Kacır, şöyle konuştu:

“İlim yolunda gayretten vazgeçmeyen, inançlı ve dosdoğru bir hayat. Fuat Sezgin hoca gibi bir ilim denizinin, ülkemizin ilerleyişine engel olan askeri yönetimler sebebiyle yurdunu terk etmek zorunda kalması, bu topraklar açısından büyük kayıp teşkil etmişti. Hocamızın değerini ancak geç zamanlarda idrak edebildik. Ülkemizin vesayetle, darbelerle boğuştuğu bir dönemde ülkesinden uzak yaşamak zorunda bırakılan hocamız, İslam bilim ve teknoloji tarihi bakımından eşi bulunmaz eserlerini, çalışmalarını yürüttüğü ülkenin diliyle yani Almanca olarak yayınlamak zorunda kalmıştı.”

“İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz”

Bakan Kacır, bu günün 28 Şubat olduğuna işaret ederek, “Bu milletin evlatlarını eğitim hakkından, ilim çabasından, devletine hizmet etme gayretinden mahrum bırakmak isteyenlerin gerçekleştirdiği ve 1000 yıl sürecek zannettikleri postmodern darbenin yıl dönümündeyiz. Hocamızı andığımız bu günde burada buluşuyor olmak enteresan bir tevafuk oldu. Allah’a hamdolsun 28 Şubat 1000 yıl sürmedi çünkü o haklarından mahrum etmek istedikleri insanlar, bu ülkenin öz evlatları, bu toprakların ev sahipleriydi. Ev sahibinin üstüne kapıyı kapattığını zanneden kendisi dışarıda kalırmış.” dedi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, “Bunları geleceği değiştirmek, kıpırdatmak için yapıyorum. Ben bunu bütün insanlık için yapıyorum ama benim gizli ve esas hedefim memleketim, milletimdir.” diyerek, gurbette geçen yıllara rağmen kalbinin her daim vatan sevgisiyle çarptığını, vatanına duyduğu bağlılığı her fırsatta dile getirdiğini anlatan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaptığı her çalışmanın, her araştırmanın altında yatan asıl motivasyonun bu topraklar ve bu toprakların insanları için daha iyi bir gelecek inşa etme arzusu olduğunu gözler önüne seriyordu. Almanya’daki kütüphanesini Türkiye’ye getirmek, eserlerinin Türkçeye çevrildiğini görmek kıymetli hocamızın en önemli hedeflerinden biriydi. Bu anlayışla Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Şeref Üyesi hocamızın Batı dünyasını merkeze alan bilim tarihine eleştirel bir çözümlemeyle yaklaşan İslam’da Bilim ve Teknik eserini, TÜBA tarafından yapılan çevirisiyle Türkçe olarak yayınladık.

Ülkemizin bilim yolculuğunu en üst düzeyde himaye eden Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat takip ettiği çalışmayla; eserlerini, kitaplarını, birikimini ülkemize kazandırarak İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni kurduk. Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı ile de İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz. Müslüman ilim insanlarının oluşturduğu bilgi birikiminin, insanlığın yolunu nasıl aydınlattığını hep birlikte keşfediyoruz. Önceki dönem yönetim kurulu üyesi olarak hizmet etmekten şeref duyduğum Vakfımız tarafından yürütülen titiz bir çalışmayla Fuat Sezgin hocamızın İslam bilim tarihinde başvuru eser niteliğindeki Arap-İslam Bilimler Tarihi, Almancadan Türkçeye çevrilmiş oldu.”

“Köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz”

Bakan Kacır, bilimin birçok sahasında İslam ilim adamlarının katkılarına ışık tutan 17 ciltlik bu şaheserin Türkçeye tercümesini başarıyla gerçekleştiren İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfına ve bu projeye emek veren herkese teşekkür etti.

Tarih boyunca Müslüman toplumlar için bilimin, sadece bilgi edinme aracı olmanın ötesinde derin bir medeniyet ve kültürün temel taşı olageldiğini vurgulayan Kacır, “Bizim medeniyetimiz, ilk ifadesi ‘oku’ olan Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılıp, onun çizdiği çerçevede ilim talep edenlerin medeniyeti. Bizim medeniyetimiz, ‘İlim Çin’de de olsa gidiniz alınız’ diyen Peygamber Efendimizin ümmeti olma bilinciyle hareket edenlerin medeniyeti. Farabi, İbn-i Sina, Fergan, Biruni gibi tarihin yönünü değiştiren bilimin abide isimleri hep bizim gönül coğrafyamızdan çıktı. El Cezeri, Ali Kuşçu, Hezarfen Ahmet Çelebi gibi kıymetli isimler, hizmetlerini ve icatlarını hep bizim medeniyet sancağımız altında ortaya koydu.” dedi.

Kacır, kendilerinden sonra gelen bilim insanlarına adeta birer kutup yıldızı olarak yol gösteren bu müstesna şahsiyetlerin kazandırdıkları birikimin, bugün dahi insanlığın yolunu aydınlatmayı sürdürdüğünü ifade etti.

3 kıtada boy göstermiş, hüküm sürmüş ecdadın bıraktığı tarihi ve kültürel mirasın da medeniyette yer etmiş bilim anlayışının tezahürü olduğuna işaret eden Kacır, şunları söyledi:

“Döneminin çok ötesinde mimariye ve tekniğe sahip camilerimiz, medreseler, rasathaneler, hanlar, kervansaraylar ve köprülerimiz, medeniyetimizin bilime ve tekniğe bakışı konusunda bize ışık tutmaya devam ediyor. Medeniyetler tarihini İslam medeniyetini görmezden gelerek yazmak asla mümkün değildir. Bilimde ve teknolojide çağ atlamış bir Türkiye inşa ederken köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz.

Son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yaptığımız atılımlarla, uyguladığımız politikalarla, bilimsel çalışmaların ve teknolojideki gelişmelerin her daim destekçisi olduk, olmaya devam ediyoruz. Bilimsel çalışma kapasitemizi güçlendirerek, sadece elitlere açık olsun istenen bilim hazinelerinin kapılarını milletimizin tüm evlatlarına açıyoruz. Mazimizde olduğu gibi bu coğrafyayı, tekrar bilimin ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine adım adım dönüştürüyoruz.”

“Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür”

Bakan Kacır, 2002’de 40 şehirde sadece 76 üniversite olduğunu belirterek, “Bilimsel araştırmalar için kısıtlı imkanlara sahiptik. Bugün ise 81 şehrinde 208 üniversitesiyle milyonlarca genci yüksek öğrenimle buluşturan bir Türkiye’den söz ediyoruz. Bu adımları atarken hep karşı çıkanlar, üniversite sayısındaki artışın bilimde yükseliş anlamı taşımadığını söyleyenler oldu. Oysa aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısını 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükselttik. Dünyada en fazla bilimsel yayın üreten ülkeler arasında 22. sıradan 16. sıraya çıktık.” ifadesini kullandı.

Teknolojide taşıdıkları bağımsızlık şiarının, Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının da teminatı olduğu inancıyla bilimsel çalışmaların raflara hapsolmasını engellediklerini belirten Kacır, şunları kaydetti:

“Sıfırdan inşa ettiğimiz AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle bilimin kalkınma yolculuğumuza hız vermesini sağladık. Bilimin ve teknolojinin ülkemizin dört bir yanında 7’den 70’e adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla benimsenmesi amacıyla Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuzu milletimizle paylaştık. Bugün 101 teknoparkı, 1600’ü aşan AR-GE ve Tasarım Merkezi, ülkemiz için stratejik projelere ev sahipliği yapan TÜBİTAK ve tüm üniversitelerdeki enstitülerimiz, 272 bin AR-GE personelimizle Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür.

Bayraktar TB2, Gökdoğan, Bozdoğan, Akıncı, Anka, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, Togg, İmece, Kaan ve insanlı ilk uzay bilim misyonumuz işte bu altyapının eseridir. Tüm bu eserleri milletimize kazandırırken, ışığın bu topraklardan yükselmesini bekleyen, Türkiye’nin düşmemesi için yeryüzünün dört bir köşesinde dua eden masumların mesuliyetini taşıdığımız şuuruyla hareket ediyoruz. İnsanlık tarihinde yeni ve keskin bir dönemeçten geçmekte olduğumuz bir hakikat.

Yüz milyonlarca insanın harplerde öldürüldüğü 20. yüzyılın ardından insanlık ailesinin daha olgun bir düzeye erişeceği, çatışmaların sönümleneceği, liberal kapitalist düzenin herkesçe kabullenileceği ve her yere yeterince refah dağıtacağı gibi kabuller hızla geçerliliğini yitirdi. Müesses nizamın kural koyucuları hızla kendi vazettikleri prensipleri terk ediyorlar. Serbest ticaret artık eskisi kadar popüler değil, yerine korumacılık daha revaçta. Çatışmasızlık şöyle dursun, sorunsuz coğrafya kalmadı dünyada.”

“Bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi inşa etmeye devam edeceğiz”

Kacır, toplam refah artışının yaşanıyor gibi olduğunu ancak yeryüzündeki adaletsiz paylaşımın can yakıcı bir gerçek olduğunu belirterek, “Sahra Altı Afrika ülkelerinde halen beklenen yaşam süresi 50 yılın dahi altında. Elektrik, su, ilaç gibi en temel ihtiyaçlara erişimi kısıtlı yüz milyonlar var.” diye konuştu.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan neredeyse hiçbir müessesenin fonksiyon icra edemediğinin gün yüzü gibi ortaya çıktığını söyleyen Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bunun da ötesinde güçlünün hukuku korunurken gerçek hak sahibinin ezildiği, doğada en vahşi kabul edilen canlılarınkinde dahi görülmeyecek çarpıklıkta hukuksuz bir dünyada yaşayakaldık. Bu hukuksuz dünyanın ömrünün uzun olmayacağını tahmin etmek zor değil, ancak bu hukuksuz dünyanın insanlığın canını daha ne kadar yakacağını tahmin etmek de pek kolay değil. Bütün bu hukuksuzlukların ivmesi, bilim ve teknolojide ilerlemeyle yükseliyor.

Yıkıcı teknolojilerde dönüşüm rüzgarı hiç olmadığı kadar hızlı esiyor. Yapay zekanın, biyoteknolojinin ve kuantumun bir arada ortaya çıkaracağı etkinin boyutunu kestirmek çok zor. İnsani değerlerden yoksun güçlerin elinde olduklarında, insanlığın sonunu getirme potansiyeli taşıdıkları da yine bir gerçek. Belki iç karartıcı bu tabloda yeryüzünde bir umut ışığı parıldıyorsa eğer inanın bu Türkiye’mizin ışığıdır.

Yüzyıllar sonra yeniden bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atabilmiş ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye, tarihten bu yana taşıdığı medeniyet misyonuyla insanlık umudunun adeta kalesi gibi. Bu anlayışla bugün buradaki birlikteliğimizi çok kıymetli görüyorum. Bu umudu yükseltebilmek adına Türkiye Yüzyılı’nda hep birlikte daha çok çalışacağız ve bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde inşa etmeye devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturuyoruz Projesi İmza Töreni Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/eskisehiri-tubitak-yayinlariyla-bulusturuyoruz-projesi-imza-toreni-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/eskisehiri-tubitak-yayinlariyla-bulusturuyoruz-projesi-imza-toreni-gerceklestirildi/#respond Sat, 16 Mar 2024 04:24:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10068 ‘Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturuyoruz Projesi’nin imza törenine katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Biliyoruz ki eğer gençlerimizi doğru yetkinliklerle buluşturursak, onlara hayallerinin peşinden gitme fırsatı sunarsak Türkiye Yüzyılı’nın mimarı gençlerimiz başarı hikayelerimize yeni sayfalar ekleyecek” dedi.

Eskişehir’e gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bir fabrika açılışına katıldıktan sonra ‘Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturuyoruz Projesi’nin imza töreni için Milli İrade İlkokulunda düzenlenen programa katıldı. Kısa bir tanıtım filminin izletilmesiyle başlayan programda konuşmaların ardından imza törenine geçildi. Program, toplu fotoğraf çekilmesinin ardından sona erdi.

Programda konuşma yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Kacır, “Bilimi toplumla buluşturan proje çerçevesinde, Eskişehir’de anaokulundan liseye kadar geniş bir yelpazede 395 okulumuza on binlerce popüler bilim kitabı ve dergisi hediye etmenin heyecanını yaşıyoruz. İstanbul’da başladığımız ve Eskişehir ile devam ettiğimiz bu projenin başta TEKNOFEST kuşağı gençlerimiz olmak üzere tüm Eskişehirli öğrencilerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Cumhuriyetimizin ikinci asrında ‘tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’ hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. Ülkemizin en kıymetli hazinesi insan kaynağımıza yatırım yaparak ülkemizin tarihine ve talihine yeni bir yön tayin ediyoruz. Bilimde ve teknolojide akamete uğramış serüvenimizin yeniden doğuşunu gururla izliyoruz. Artık özgüven ve iddia sahibi, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin yükselişine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Biliyoruz ki eğer gençlerimizi doğru yetkinliklerle buluşturursak, onlara hayallerinin peşinden gitme fırsatı sunarsak Türkiye Yüzyılı’nın mimarı gençlerimiz başarı hikayelerimize yeni sayfalar ekleyecek” dedi.

“Geniş bir yelpazede düzenlenen 44 teknoloji yarışmasına 1 milyon genç katıldı”

Havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’i gerçekleştirerek, gençlere ‘ben de yapabilirim’ özgüvenini kazandırdıklarını belirten Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, milletimize İstanbul, Ankara ve İzmir’de 3 TEKNOFEST armağan ederek, 4,5 milyon ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi’nin coşkusunu yaşadık. Biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede düzenlenen 44 teknoloji yarışmasına 1 milyon genç katıldı. Hepimizin gurur duyması gereken bu tablo, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’nin parlak geleceğini şekillendirecek TEKNOFEST kuşağının ve Türk gençliğinin muhteşem yükselişinin ispatıdır. TEKNOFEST kuşağı, yapamazsınız diyenlere inat imkansız denileni gerçeğe dönüştüren, hayallerine giden yolda alın ve akıl terini esirgemeyen, hiçbir engel tanımayan güçlü iradenin bayrak taşıyıcısıdır. Beşeri sermayemizin güçlendirilmesi için kritik adımlar atmaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda 81 şehrimizin tümünde kurduğumuz 125 Deneyap Teknoloji Atölyesinde 16 bin ortaokul ve lise öğrencimize, geleceğin teknolojilerini şekillendirecek yenilikçi disiplinlerde 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık”

Bilimin derin bir meraktan ve öğrenme arzusundan beslendiğine vurgu yapan Bakın Kacır, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Okumak ise bu sonsuz yolculuğun en güçlü yelkenlerinden biridir. İşte bu nedenle, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’yla 30 yılı aşkın bir süredir her yaştan okuru kucaklıyor, bilime olan ilgiyi ve sevgiyi her geçen gün biraz daha artırıyoruz. Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık. Sadece geçtiğimiz yıl, 37’si yeni olmak üzere toplam 204 kitapta, 2 milyon 700 bini aşan basım adedine eriştik. Yarım asırdan fazla bir süredir yayımladığımız Bilim ve Teknik’ten Bilim Çocuk ve Meraklı Minik’e TÜBİTAK Popüler Bilim Dergilerimizle de her ay 300 bin vatandaşımıza ulaşarak merakın keşfin ateşini yakıyoruz. Basılı yayınlarımızın yanı sıra popüler bilimin dijital adresi Bilim Genç web sitesi ile her ay yaklaşık 400 bin kullanıcıya erişiyoruz. Eskişehir’de TÜBİTAK akademik Ar-Ge destekleri çerçevesinde son 22 yılda, 575 projeye 1,5 milyar liranın üzerinde kaynak sağladık. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle 2 bin 201 bilim insanımıza 585,5 milyar lira destek verdik. 10 Özel sektörün 399 Ar-Ge projesine 2 milyar lira kaynak aktardık. Biz Eskişehir’i başta bilim ve teknoloji olmak üzere her alanda desteklemeye devam edeceğiz. Bugün de on binlerce popüler bilim kitabını ve dergiyi Eskişehir’deki 395 okulumuza sunarak, bilim ve teknoloji kültürünün tohumlarını ekiyoruz. Ayrıca, Eskişehir’deki tüm ilçelerimizde, TÜBİTAK kitaplıkları kurarak, gençlerimizin bilgiye erişimini kolaylaştırıyor, onların ufkunu genişletiyoruz.”

“Bizler bu yolculukta gençlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz”

Konuşmasında gençlere de seslenen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Medeniyetimiz ‘Oku. Yaradan Rabbinin adıyla oku’ emri üzerine bina edilmiştir. Elbette, bu ilahi mesajın, özünde kainatın anlamlandırılması manası taşıdığına inanıyoruz. Fakat bununla birlikte, kitapların bu mana yolculuğunda en kıymetli yol arkadaşlarımız olduğunun da bilincindeyiz. Kitaplarla kurduğumuz bağ güçlendikçe ve düşünceye olan bağlılığımızı sürdürdükçe, ülkemizin ve insanlığın yararına olacak pek çok bilimsel ve teknolojik gelişmeyi hayata geçireceğimize inancım tamdır. Düşünce kalıplarına hapsolmadan, Allah’ın en şerefli varlığı olarak, özgür düşüncenin ve insan olmanın bilinciyle kitaplar aracılığıyla hayatınıza mana katacaksınız. Bizler bu yolculukta sizlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Siz yeter ki okumaktan düşünmekten, hayal etmekten vazgeçmeyin. Sözlerime son verirken, Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınları ile Buluşturuyoruz Projesi’nin şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyor sunduğu katkı için TEİ’ye teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini bitirdi.

Programa Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, TEİ Genel Müdürü Mahmut Akşit, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, il protokolü, eğitimciler ve öğrenciler katılım gösterdi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/eskisehiri-tubitak-yayinlariyla-bulusturuyoruz-projesi-imza-toreni-gerceklestirildi/feed/ 0
İTÜ Rektörü: Necmettin Erbakan Hoca, bir bilim insanı ve öncü bir mühendisti https://www.haber28.com.tr/itu-rektoru-necmettin-erbakan-hoca-bir-bilim-insani-ve-oncu-bir-muhendisti/ https://www.haber28.com.tr/itu-rektoru-necmettin-erbakan-hoca-bir-bilim-insani-ve-oncu-bir-muhendisti/#respond Thu, 14 Mar 2024 23:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9871 İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, üniversitede eğitim gören ve ilham verici isimlerinden birinin de Prof. Dr. Necmettin Erbakan olduğunu belirterek, “Daha çok yaşadığı dönemin politik ikliminde üstlendiği başbakanlık ve başbakan yardımcılığı gibi görevlerle geniş kitlelerce tanınsa da aslında Necmettin Erbakan Hoca’mız aynı zamanda çok değerli bir bilim insanı ve öncü bir mühendisti.” dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) İstanbul Şubesi işbirliğinde düzenlenen “Mühendis Erbakan” konferansı üniversitenin Gümüşsuyu Kampüsü’nde yapıldı.

Program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, yaptığı konuşmada, üniversitenin 100 yılı geride bırakan Cumhuriyet’in bugünlere gelmesinde büyük bir pay sahibi olduğunu söyledi.

Üniversitenin 2,5 asırlık süreçte oluşturduğu ve bugün ‘İTÜ ekolü’ diye anılan nitelikli eğitimi sayesinde birçok mühendis ve mimar yetiştirdiğini belirten Koyuncu, “Bu okuldan mezun olan mühendis ve mimarlar, ürettikleri ve dahil oldukları projelerle Türkiye’nin kalkınmasında önemli rol oynadı. Ayrıca İTÜ mezunları çok iyi bir mühendis ve mimar olmasının yanında aynı zamanda iyi bir bürokrat, bilim insanı, akademisyen, girişimci, iş insanı ve sanatçıdır da. 2,5 asırlık yolculuğumuzda Anadolu’nun farklı farklı şehirlerinden gelen öğrenciler bu mekanda yetişti ve mezun oldu. Emek ve çabalarıyla İstanbul Teknik Üniversitesini bugünlere taşıyan akademisyenlerimiz, bilim insanlarımız ve öğrencilerimiz memlekete, bilime ve insanlığa eşsiz katkıda bulunmuşlardır.” diye konuştu.

Türkiye’nin mühendislik, mimarlık, bilim, sanat ve siyaset tarihine damgasını vuran birçok ismin İTÜ ailesinin birer ferdi olarak kendilerine ilham kaynağı olmaya devam ettiğini aktaran Koyuncu, “İstanbul Teknik Üniversitesinde eğitim gören ve eğitim veren bu ilham verici isimlerden bir de kuşkusuz bugün kendisini andığımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızdır. Daha çok yaşadığı dönemin politik ikliminde üstlendiği başbakanlık ve başbakan yardımcılığı gibi görevlerle geniş kitlelerce tanınsa da aslında Necmettin Erbakan Hoca’mız aynı zamanda çok değerli bir bilim insanı ve öncü bir mühendistir.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Erbakan’ın akademik hayatına dikkati çeken Koyuncu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bütün akademi serüveni boyunca yerli ve milli motor üretimi Erbakan Hoca’mızın uğrunda çabaladığı ve sayısız emek verdiği büyük bir hayaliydi. Onun planladığı bu hamleyi gerçekleştirme konusundaki istikrarlı tavrı ve hedef odaklı düşünme, tasarıyı sonuca ulaştırma meziyetleri bu hayalini gerçekleştirmesine zemin hazırlamıştır. 1953-1955 yılları arasında motorlar enstitümüz bünyesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mız ve ekibi, Türkiye’nin ilk dizel motorunu üretmişlerdir. Mühendislik tarihimizde yerini alan ve AR-GE faaliyetlerinde büyük rol üstlenen bu kıymetli motor prototipi bugün kurumsal hafızamızın bir diğer sembol objeleriyle birlikte İstanbul Teknik Üniversitesindeki rektörlük binamızdaki müzemizde sergilenmiştir.”

Koyuncu, Erbakan’ın öncülüğünde ilk dizel motor prototipinden devrim otomobiline uzanan süreci aktararak, “Hocamızın bu başarı hikayesi mühendislikte azim, istikrar ve ısrarın önemini ortaya koymaktadır. Aynı şekilde ilk yerli motor üretiminden ilk yerli otomobil üretimine giden süreçteki teknik atılımlar arasındaki birikim devamlılığını bizlere göstermektedir.” açıklamasında bulundu.

“Bir döneme damgasını vurmuş Erbakan Hoca’mızı anlamak üzere buradayız”

TEKDER İstanbul Şubesi Başkanı Selim Kaya, mühendisliğin dünyayı imar etmedeki teknik bilgiye sahip olmak olduğunu belirterek, “Her imar faaliyetinin altında büyük matematiksel hesaplar, yoğun bilimsel çalışmalar ve tecrübenin getirmiş olduğu büyük bir ufuk var. Teknik elemanlık ve mühendislik insanlığın hizmeti için çalışan en önemli meslek dallarının başında gelmektedir.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın mühendis yönüne dikkati çeken Kaya, “Şimdi burada kendi üniversitesinde, kendi isminin verildiği yerleşkede, kendi fakültesinde fikirleriyle bir döneme damgasını vurmuş, yüz binlerce genci inşa etmiş, son nefesine kadar idealleri için koşmuş, mücadele etmiş ve bedel ödemiş bir bilim adamını, bir akademisyenin her şeyden öte son asrın, en dirayetli devlet adamlarından birisi olan rahmetli Erbakan Hoca’mızı anmak ve anlamak üzere buradayız.” diye konuştu.

Kaya, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın öne çıkan her yönünün ayrı bir çalışma konusu olduğunu dile getirerek, programda onun aslında çok da konuşulmayan, göz ardı edilen mühendis yani teknik eleman yönüyle ele alacaklarını kaydetti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/itu-rektoru-necmettin-erbakan-hoca-bir-bilim-insani-ve-oncu-bir-muhendisti/feed/ 0
CHP Milletvekili Kayıhan Pala, Gazi Üniversitesi’ndeki FETÖ/PDY İddialarını Meclis Gündemine Taşıdı https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-kayihan-pala-gazi-universitesindeki-feto-pdy-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi/ https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-kayihan-pala-gazi-universitesindeki-feto-pdy-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi/#respond Tue, 12 Mar 2024 00:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9448 CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, “Ankara Cumhuriyet Savcılığı, Gazi Üniversitesi Rektörü, Tıp Fakültesi Dekanı, Üniversite Genel Sekreteri ve önceki dönemin Rektör Yardımcısının FETÖ/PDY terör örgütünün üst düzey yöneticileriyle telefon irtibatı olduğunu tespit etmiş midir? Tespit edilmişse, söz konusu kişiler hakkında hangi adli ve idari işlemler yapılmıştır? Konuyu gündeme getiren, öğretim üyesi Prof. Dr. Münci Yağcı neden soruşturma yapılmadan görevinden alınmıştır? Kendisine ardışık disiplin cezaları verilmesinin nedenleri nedir; lehine olan mahkeme kararı neden uygulanmamıştır” diye sordu.

CHP Bursa Milletvekili ve Halk Sağlığı Profesörü Dr. Kayıhan Pala, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münci Yağcı’nın görevden alınmasını TBMM gündemine taşıdı. Pala, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

“PROF. DR. MÜNCİ YAĞCI NEDEN SORUŞTURMA YAPILMADAN GÖREVİNDEN ALINMIŞTIR”

“Gazi Üniversitesinde yöneticilerin FETÖ/PYD terör örgütüyle iltisaklı kişilerle iletişim kurduğu, görevlerini kötüye kullandığı ve kurum yararına faaliyetleri engelledikleri iddiaları söz konusudur” ifadelerinin yer aldığı önergede, CHP’li Pala, Bakan Tekin’e şu soruları yöneltti:

“Ankara Cumhuriyet Savcılığı, Gazi Üniversitesi Rektörü, Tıp Fakültesi Dekanı, Üniversite Genel Sekreteri ve önceki dönemin Rektör Yardımcısının FETÖ/PDY terör örgütünün üst düzey yöneticileriyle telefon irtibatı olduğunu tespit etmiş midir? Tespit edilmişse, söz konusu kişiler hakkında hangi adli ve idari işlemler yapılmıştır? Konuyu gündeme getiren, öğretim üyesi Prof. Dr. Münci Yağcı neden soruşturma yapılmadan görevinden alınmıştır? Kendisine ardışık disiplin cezaları verilmesinin nedenleri nedir; lehine olan mahkeme kararı neden uygulanmamıştır? Mükerrer soruşturma yapan, mahkeme kararını uygulamayarak görevi kötüye kullanan Gazi Üniversitesi yöneticileri hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır? Gazi Üniversitesi’nde kanser hastalarına yeni ilaç temin edecek erişkin ‘Faz 1 Merkezi’ni kuran Prof. Dr. Münci Yağcı, kurduğu merkeze müdür olarak atanmadığı için merkez faaliyete geçememiştir. Merkezin faaliyete geçmesi için ne beklenmektedir?”

“ÜLKEMİZDE BİLİM, BİLİMSEL KURUMLAR VE BİLİM İNSANLARI BÜYÜK BİR BASKIYLA İKTİDARIN KISKACINA ALINMIŞ DURUMDA”

Pala, önergeye ilişkin ise şu açıklamayı yaptı:

“Gazi Üniversitesinde yöneticilerin FETÖ/PYD terör örgütü ile iltisaklı kişilerle iletişim kurduğu, görevlerini kötüye kullandığı ve kurum yararına faaliyetleri engellediği iddiasını gündeme getiren Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münci Yağcı soruşturma yapılmadan görevinden alındı, kendisine ardışık disiplin cezaları verildi ve lehine olan mahkeme kararı uygulanmadı. Ayrıca Gazi Üniversitesi’nde kanser hastalarına yeni ilaç temin edecek erişkin ‘Faz 1 Merkezi’ni kuran Prof. Dr. Münci Yağcı, kurduğu merkeze müdür olarak atanmadığı için merkez faaliyete geçememiştir. Ülkemizde bilim, bilimsel kurumlar ve bilim insanları büyük bir baskıyla iktidarın kıskacına alınmış durumda. Sayın Yağcı’ya yapılan mükerrer soruşturmaları mahkeme kararını uygulamayarak görevi kötüye kullanan Gazi Üniversitesi yöneticileri hakkında herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığı başta olmak üzere yapılan hukuksuz uygulamaları YÖK’ün cevaplaması istemiyle Milli Eğitim Bakanlığı’na sordum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-kayihan-pala-gazi-universitesindeki-feto-pdy-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi/feed/ 0
Eğitim Sen ve Eğitim-İş, MEB’in müfredat değişikliğine tepki gösterdi https://www.haber28.com.tr/egitim-sen-ve-egitim-is-mebin-mufredat-degisikligine-tepki-gosterdi/ https://www.haber28.com.tr/egitim-sen-ve-egitim-is-mebin-mufredat-degisikligine-tepki-gosterdi/#respond Thu, 07 Mar 2024 23:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8834

MELTEM KARAKAŞ

Eğitim Sen, Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) müfredat değişikliği çalışmalarına tepki gösterdi. Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger, “MEB, müfredat değişiklikleri ile yapmak istediği tam olarak iktidarın siyasal, ideolojik çizgisine donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla ÇEDES projesini uygulamaya sokmuştur. Bu uygulama ile eğitimde ikili bir durum görülmüş, eğitimciler dışlanmıştır” dedi.

Eğitim Sen, Eğitim İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde olan müfredat değişikline ilişkin basın açıklaması yapıldı. Sendikalar adına basın açıklamasını okuyan Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger, şunları söyledi:

“BÜTÜN ÖĞRETİM PROGRAMLARI DEĞİŞTİRİLMİŞTİR”

“Türkiye’de 2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber pek çok alanda olduğu gibi eğitimde de köklü dönüşümler yaşandığı bilinmektedir. 2004 yılından başlayarak okul öncesinden üniversiteye kadar bütün öğretim programları değiştirilmiştir. İlk köklü değişiklik 2006/2007 yıllarında yaşanırken, 2017/2018 eğitim öğretim yılından itibaren bütün öğretim programları bir kez daha değiştirilerek uygulanmaya başlamıştır. Yeni programlarla birlikte eğitim sisteminin dayandığı felsefeden öğretim yöntem ve tekniklerine, ölçme-değerlendirmeden ders kitaplarına kadar kapsamlı değişikliklere gidilmiştir.

“TEK TİP İNSAN YARATMA İDEOLOJİSİ TEMEL ALINMIŞTIR”

Geçmişte yapılan müfredat değişikliklerinde temel felsefi dayanak, laikliği ve bilimi büyük ölçüde dışlaması, bireyciliğe, bilim dışılığa dayanmasıydı. Bugüne kadar yapılanlar yeterli görülmemiş olacak ki, eğitim müfredatının subjektif ve içi bir türlü doldurulamayan ‘değerler’ adı altında AKP’nin tek tip insan yaratma ideolojisi temel alınarak bir kez daha değiştirilmesi gündemdedir. Bilindiği gibi müfredat ya da öğretim programları, devletin eğitim sistemi üzerinden kendini yeniden üretmesinin ideolojik, kültürel ve bilimsel aracıdır. Müfredat, bazı değer ve bilgileri meşru, doğru ve kabul edilebilir olarak tanımlarken, bazılarını özellikle dışarıda bırakır. Müfredatlarda, öğretim programlarında tarihsel klişelerden bilgilere, bilim anlayışlarından dünya görüşlerine, ulusal politikalardan diğer devletlerle ilişkilere kadar bir dolu bilgi ve değer yer almaktadır. Her ülke, aynı zamanda nasıl bir insan modeli yetiştireceğini müfredat ve ders kitaplarında açıkça tanımlamakta ve söz konusu tanım çerçevesinde yeni nesiller yetiştirilmesini hedeflemektedir.

“ÇEDES PROJESİ İLE EĞİTİMCİLER DIŞLANMIŞTIR”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir süredir kapalı kapılar ardında hazırlıkları sürdürülen müfredat değişikliği konusunda basına açıklamalar yapmıştır. Bakan Tekin’in bugüne kadar yaptığı açıklamalardan çıkarılacak en somut sonuç yeni eğitim müfredatının AKP’nin ideolojik formatında hazırlandığıdır. MEB’in müfredat değişiklikleri ile yapmak istediği tam olarak iktidarın siyasal, ideolojik çizgisine donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla ÇEDES projesini uygulamaya sokmuştur. Bu uygulama ile eğitimde ikili bir durum görülmüş, eğitimciler dışlanmıştır. Eğitim evrensel, ahlaki ve insani değerler üzerine oturmalıdır. Oysa ki ÇEDES projesinde görüldüğü gibi din kültürü ahlak bilgisi öğretmenleri yok sayılmış asil işi olmayanlar okullara gönderilmiştir. Yeni müfredat açıklandığında da benzer bir durumla karşılaşılması şaşırtıcı olmayacaktır.

“ÇOK RENKLİLİK MÜFREDATLARDA KARŞILIK BULMAMIŞTIR”

Ülkemizde insanlar ve kültürel açıdan var olan farklılıklar ve çok renklilik; eğitim müfredatlarında karşılığını hiçbir zaman tam anlamıyla bulmamıştır. Onlar ya hiç görünmez kılınmış ya da ‘karşı’, ‘düşman’ tarafta gösterilmektedir. Bilimsel bilginin anlamının yitimine yol açan yaklaşım ve toplumsallıktan uzaklaşmış bireycilik dayatılmıştır. Tarihte birçok kez görülen hakim ideolojiye uygun nesiller yetiştirme hedefi günümüz Türkiye’sinde de görülmektedir. Bugün eğitim ile AKP’nin arka bahçesini yaratmak temel hedef olarak görülmektedir. Bu amacın uygulanmasında da en büyük görev okullara verilmiştir. Yeni hazırlanan müfredatlara MEB’in müdahalesi ne kadar siyasallaşan bir eğitim sistemine sahip olduğumuzu göstermektedir. Başta felsefe, tarih, biyoloji, fizik, kimya gibi derslerin içerikleri de bilim dışı içeriklerle donatılmak istemektedir. “

]]>
https://www.haber28.com.tr/egitim-sen-ve-egitim-is-mebin-mufredat-degisikligine-tepki-gosterdi/feed/ 0
Türkiye, Antarktika Antlaşmalar Sistemi’nde Danışman Ülke Olmak İçin Hukuki Altyapı Oluşturacak https://www.haber28.com.tr/turkiye-antarktika-antlasmalar-sisteminde-danisman-ulke-olmak-icin-hukuki-altyapi-olusturacak/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-antarktika-antlasmalar-sisteminde-danisman-ulke-olmak-icin-hukuki-altyapi-olusturacak/#respond Wed, 06 Mar 2024 21:36:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8639 Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) tarafından TÜBİTAK desteğiyle yürütülen projeyle, Türkiye’nin Antarktika Antlaşmalar Sistemi’nde “danışman ülke” olması için gereken hukuki altyapının oluşturulmasına katkı sağlanacak.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, TÜBİTAK’ın “KUTUP-1001” isimli çağrısı kapsamında desteklemeye karar verdiği projeler arasında “Antarktika Antlaşmalar Sistemi’nde Türkiye’nin Danışman Ülke Olması İçin Uluslararası Kutup Mevzuatı Çerçevesinde Gereken Hukuki Altyapının Araştırılması” adlı çalışma da yer alıyor.

DEHUKAM tarafından hazırlanan projeyle Türkiye’nin Antarktika’da “danışman ülke” statüsünü elde etmesi için adım atılacak. Proje kapsamında ulusal ve uluslararası kutup mevzuatının incelenerek uygun hukuki hazırlığın yapılması planlanıyor. Ayrıca, Türk bilim insanlarının kutup araştırmalarına yönlendirilmesi, lisansüstü programların yaygınlaştırılması ve uluslararası işbirliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor.

“Danışman devletler bilimsel çalışmalarda söz sahibi oluyor”

DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Demir, AA muhabirine çalışma hakkında bilgi verdi.

Demir, DEHUKAM’ın amacının, Türkiye’nin deniz hukuku politikalarının oluşturulmasına katkı sağlamak olduğunu belirterek, “Türkiye’nin deniz hukuku politikalarının güçlendirilmesi için deniz hukukçularına ihtiyacı bulunuyor. Bu çerçevede merkez, deniz hukukuna ilişkin çok sayıda bilimsel faaliyete imza attı ve birçok proje gerçekleştirdi.” dedi.

“KUTUP-1001” çağrısı kapsamında desteklenen söz konusu projenin de bunlardan biri olduğunu söyleyen Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Projemizin amacı, Antarktika Antlaşmalar Sistemi’nde Türkiye’nin ‘danışman ülke’ sıfatına sahip olması. Danışman devletler, Antarktika’nın geleceği üzerinde, yürütülecek bilimsel çalışmalarda ve bilgi paylaşımında söz sahibi oluyor. Türkiye, danışman devlet statüsüne sahip olduğunda sadece Antarktika değil, kutuplar üzerinde de çalışmalarını yoğunlaştıracaktır. Antarktika Antlaşmalar Sistemi, Antarktika’nın korunmasını, bilimsel faaliyetlerinin yürütülmesini, Antarktika’nın insanlığın ortak değeri olarak kullanılmasını öngörüyor. Türkiye, aktif şekilde bu çalışmalara katılma arzusunda ve kararındadır. Bu çerçevede hukuku altyapı araştırılacak, özellikle mevzuat bağlamında yapılması gereken düzenlemelerin oluşturulması sağlanacak.”

Eğitim ve çalıştaylar düzenlenecek

DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara da söz konusu projenin, yaklaşık 1 yıllık çalışmayla oluşturulduğunu ve 24 aylık uygulama periyoduna başladıklarını bildirdi.

Başkara, çalışmanın ilgili çağrı kapsamında, Ankara’dan kabul edilen tek sosyal bilimler projesi olduğunu da aktararak, “Daha nitelikli insan kaynağı kapasitemizle bu alanda çalışmalarımızı güçlendirebileceğiz.” ifadelerini kullandı.

Proje yürütücüsünün Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojileri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nil Kula olduğunu dile getiren Başkara, çalışmanın uygulanma aşamasına ilişkin ise şu bilgileri verdi:

“Dünyadaki uygulama örnekleri, halihazırda danışman ülke statüsünü kazanmış ülkelerin mevzuatlarının araştırılması, ülke mevzuatımızı bu çerçevede şekillendirilmesi ve daha nitelikli hale getirilmesi noktasında araştırmalar yapılacak. Öte yandan ülkemizde kutup çalışmaları ve hukuki altyapının oluşturulmasına yönelik ilgili kurum, kuruluş ve özel sektör temsilcilerinin katılacağı meslek içi eğitim programı düzenlenecek. İlgili kurum ve kuruluşların hukuki altyapılarını kutup mevzuatı ile uyumlaştırılmasının tartışılabileceği bir çalıştay programı da gerçekleştirilecek.”

Başkara, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı himayelerinde farklı bilim programları ile yeni alanlara yelken açtığına işaret ederek, “Bunlardan birine, haklı gururunu yaşadığımız Milli Uzay Programı ile şahitlik ettik. Kutuplarla ilgili olarak da Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ‘Ulusal Kutup Bilim Programı’ yürütülüyor. Programın bir parçası olarak, her yıl Antarktika Bilim Seferleri organize ediliyor. Programın bileşeni olarak Antarktika’nın korunmasında Türkiye’nin etkin rol alması ve aktif söz sahibi olması hedeflendi. Bu anlamda söz konusu projeyle ülkemiz, altyapısı ve bileşenlerini tamamlayarak Antarktika’da daha çok söz sahibi olacak.” dedi.

İzlenecek yöntemlerle yol haritası hazırlanacak

Proje Araştırmacısı Hasan Burak Yıldız da danışman ülke statüsüne geçebilmek için gerekli olan şartlara dikkat çekerek, “Danışman ülke olmak isteyen taraf ülkenin, bölgede bilimsel araştırmalar yapması, bilimsel ilgisini kanıtlaması, danışman ülkeler toplantısında alınan kararların tamamını onaylayacağına dair bir niyet beyanında bulunması ve tüm faaliyetlerde uluslararası kutup mevzuatına uygun şekilde hareket edeceğini beyan etmesi gerekiyor.” diye konuştu.

Projede izlenecek yöntem hakkında da bilgi veren Yıldız, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin bilimsel seferleri doğrultusunda, ulusal mevzuatını ve yurt içindeki akademik kaynakları araştırıp mevcut pozisyonunu değerlendireceğiz. Sonrasında ülke mevzuatlarını ve 1961 yılından günümüze kadar yapılan danışman ülkeler toplantısında alınan kararları inceleyeceğiz. Bu verilerle Türkiye’nin mevzuatında neler yapılması gerektiğine dair yol haritası hazırlayacağız.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-antarktika-antlasmalar-sisteminde-danisman-ulke-olmak-icin-hukuki-altyapi-olusturacak/feed/ 0
Sinop’ta balıkçılar sürdürülebilir avcılık için aynı saatte denize açılıyor https://www.haber28.com.tr/sinopta-balikcilar-surdurulebilir-avcilik-icin-ayni-saatte-denize-aciliyor/ https://www.haber28.com.tr/sinopta-balikcilar-surdurulebilir-avcilik-icin-ayni-saatte-denize-aciliyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 02:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6948

MUSTAFA USTA

Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Avlama Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Samsun, “Şu an hamsi bizi terk ettiği için, Gürcistan’a gittiği için Karadeniz’de sadece gırgır teklerinin avlayabilecekleri istavrit balığımız var. Buradaki Sinop ve Karadeniz gırgır tekneleri aralarında anlaşmışlar ve diyorlar ki, ‘Biz gece balık avcılığı yapmak istemiyoruz, güneş doğarken hep beraber denize çıkacağız, ağlarımızı saracağız, akşam güneş batarken de sahile döneceğiz.’ Sürdürülebilir balıkçılık adına kanunların yapmak istediğini balıkçılarımız kendi kalplerinden bu kararı almışlar ve uyguluyorlar. Onları akademik camia olarak tebrik ediyoruz” dedi.

Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Avlama Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Samsun, Sinop açıklarında balık avlamak için açılan balıkçıların aynı saatte denize açılıp aynı saatte limana dönme kararıyla ilgili açıklama yaptı. Samsun, şunları söyledi:

“SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK ADINA KANUNLARIN YAPMAK İSTEDİĞİNİ BALIKÇILARIMIZ KENDİ KALPLERİNDEN BU KARARI ALMIŞLAR VE UYGULUYORLAR”

“Türk balıkçısı zor zamanların, zor mücadelelerin insanlarıdır. Hepsine birer selam göndererek bereketli bir avcılık yapmalarını dileyerek, onların bu sıkıntılı faaliyetlerini izleyenlere kısaca özetlemek isterim. Şu an hamsi bizi terk ettiği için, Gürcistan’a gittiği için Karadeniz’de sadece gırgır teklerinin avlayabilecekleri istavrit balığımız var. Eskiden bunu gece de avlayabiliyorlardı. Gırgır balıkçıları istavriti kanuni olarak gece gündüz avlayabiliyorlar. Herhangi bir yasak yok. Onları akademik camia olarak tebrik ediyoruz. Neden? Çünkü, buradaki Sinop ve Karadeniz gırgır tekneleri aralarında anlaşmışlar ve diyorlar ki, ‘Biz gece balık avcılığı yapmak istemiyoruz, güneş doğarken hep beraber denize çıkacağız, ağlarımızı saracağız, akşam güneş batarken de sahile döneceğiz.’ Sürdürülebilir balıkçılık adına kanunların yapmak istediğini balıkçılarımız kendi kalplerinden bu kararı almışlar ve uyguluyorlar. Onları bu manada tebrik ediyorum.

“BİLİMSEL OLARAK BİZ BUNU DESTEKLİYORUZ”

Bilimsel olarak bakarsak geceleyin istavrit balıkları biraz daha hava soğuduğu için suyun daha alt kısımlarında bulunuyorlar. Geceleri dinleniyorlar ve sabahları da beslenme, hareket etme, iç güdüleri gereği denizin biraz daha üst kısımlarına çıkıyorlar. Bilimsel olarak da biz bunu destekliyoruz. Sonuç olarak Türkiye’nin denizlerinde avcılık yapan Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’de değişik balıkları avlayan gırgır avcıları Moritanya gibi Güney Afrika’da ki denizlerde kazan kazan misaliyle hem Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağını taşıyorlar hem orada yakaladıkları balıkları o bölgenin firmalarına işleterek hem o ülkelere, hem Türkiye’mize döviz kazandırıyorlar. Buradaki teknelerde sürdürebilir balıkçılık anlamında bu balıkçıların bu istavrit, hamsi gibi göçmen balıkların bizden sonraki nesillere devamını sağlamak için kendileri böyle bir kara almışlar. Onları bilim dünyası olarak, akademik camia olarak tebrik ediyoruz. Onlara bereketli bir avcılık diliyor, insanlarımıza da bu doğal ürünü soflarında haftada en az 1-2 defa tüketmelerini tavsiye ediyoruz. Bütün insanlarımızın ekonomik şartlar içerisindeki akaryakıt fiyatlarından etkilenmesi gibi, giderinin büyük bir kısmı akaryakıt olan balıkçılık faaliyetlerinde de bu önemli bir girdi.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/sinopta-balikcilar-surdurulebilir-avcilik-icin-ayni-saatte-denize-aciliyor/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: Türkiye Yüzyılı Kadınların Yüzyılı Olacak https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-turkiye-yuzyili-kadinlarin-yuzyili-olacak/ https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-turkiye-yuzyili-kadinlarin-yuzyili-olacak/#respond Sat, 10 Feb 2024 11:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4773 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bir dizi program için Kayseri’ye geldi. Programları çerçevesinde düzenlenen ‘Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü’ etkinliğine katılan Bakan Göktaş, Türkiye Yüzyılı kadınların yüzyılı olacak” dedi.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Anadolu Harikalar Diyarı Bilim Merkezi’nde gerçekleşen programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, protokol üyeleri, kız öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Teknolojinin gelişmesiyle dünyanın hızla değiştiğini, endüstri ve sosyal yaşamın da bu değişime ayak uydurduğunu belirten Göktaş, Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre, 2025 yılına kadar pek çok iş kolunun işlevini yitireceğini, teknoloji temelli yeni iş kollarının ortaya çıkacağını ifade etti. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu raporuna göre ise 21. yüzyılda mesleklerin yüzde 75’inin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) içerikli olacağına belirten Göktaş, “Bu nedenle çalışanların, işlerinde dijital yetkinlik kazanmaları gerekiyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de kadınların internet kullanım oranı erkeklere göre yaklaşık yüzde 10 daha az. Dünya genelinde ise kadınlar erkeklere kıyasla yüzde 21 daha az cep telefonu kullanıyor” diye konuştu.

Söz konusu verilerin kadınların teknolojiye erkeklerden daha az ulaştığını gösterdiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, şunları söyledi:

“Ayrıca yapılan çalışmalar önyargıların, kadın ve kız çocuklarının dijital beceriler geliştirmelerini ve STEM alanlarında yeterince temsil edilmediğini ortaya koyuyor. Oysa biliyoruz ki, STEM alanlarında cinsiyet farkı azaltılırsa istihdam ve üretkenlik artacak, kadınlar bireysel anlamda güçlenmelerinin yanında ülke ekonomisine de katma değer sağlayacak. Kızlarımızın ve kadınların STEM alanlarını keşfetmeleri ve başarılı rol modellerle karşılaşmaları bu anlamda oldukça önemli. Bizler de bu kapsamda kız çocuklarımızın iyi eğitim almaları ve kariyerlerinde ilerlemeleri için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ve eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin desteği ve liderliğiyle kızlarımızın eğitimine çok büyük destekler verdik, vermeye de devam ediyoruz.”

Yükseköğrenim istatistiklerine göre, üniversite eğitimine başlayanlar içinde kızların oranının yüzde 50’yi aştığını vurgulayan Göktaş, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından mezun olan kız öğrencilerin oranının ise yaklaşık yüzde 35 olduğunu belirtti.

“Kız çocuklarına ve kadınlara Cumhuriyet tarihinin en geniş haklarını veren iktidarımız görev başında” diyen Göktaş, son 22 yılda AK Parti iktidarında reform olarak nitelendirilebilecek çok büyük adımların atıldığını aktardı.

Artık ithal teknolojilerle yetinmeyen dünyaya teknolojiler ihraç eden, teknolojinin üretim merkezi olan bir Türkiye’nin olduğunu vurgulayan Göktaş, şöyle konuştu:

“Özellikle belirtmeliyim ki ihraç edilen her teknolojik ürünümüzde, yapılan her çalışmada kadınların ve kızlarımızın izi var. Her alanda onların büyük başarılarına şahidiz. Bunun en son örneğini bildiğiniz gibi, Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız ilk günlerde yaşadık. Bizlere gurur yaşatan astronot Alper Gezeravcı ile ilk insanlı uzay misyonumuzu gerçekleştirdik. Tüm Türkiye, tarif edilmez bir mutluluk yaşadı. Bu başarılı hamlede, uzayda gerçekleştirilen 13 önemli deneyden dördünün sorumlusunun bilim kadınlarımız olması ise bizleri ayrıca gururlandırdı. Buradan başarılı çalışmalara imza atan ve bilime emek veren Prof Dr. Emel Emregül,Prof. Dr. Didem Özçimen,Tuğçe Celayir ve Birsen Geçer’e ülkemizin Antartika’daki bilim çalışmalarına şu an koordinatörlük eden Prof. Dr. Burcu Özsoy’a teşekkürlerimi sunuyorum.”

“Unutmayın, her zaman yanınızdayız”

Bilimsel çalışmalarını Kayseri’de sürdüren, yapay zeka alanındaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Prof. Dr. Nurhan Karaboğa ile TÜBİAK Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri çerçevesinde biyoloji alanında İç Anadolu Bölge Birincisi olan 12. sınıf öğrencisi Şeyma Aslan’ı da tebrik eden Göktaş, “İşte tüm bu ve bunun gibi çalışmalarda kadınların etkin pozisyonda yer alması bizler için birer övünç kaynağı. İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” ifadelerini kullandı.

Göktaş 12. Kalkınma Planı’nda, kadınların ve kız çocuklarının iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına göre becerilerini geliştirmelerine yönelik önemli tedbirlerin bulunduğunu belirterek, “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planımızda ise, kadınlara ve kız çocuklarına, teknolojik ve dijital dönüşüme uyumlu yeni beceriler kazandırılmasını, temel öncelik belirledik” dedi.

Mühendis olmak isteyen kız öğrencilerin desteklenmesine yönelik 2016’dan beri “Türkiye’nin Mühendis Kızları” Projesini yürüttüklerini dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:

“Projenin üniversite programı çerçevesinde, bugüne kadar toplam 931 kız mühendislik öğrencisini destekledik. 2023-2024 yılı için deprem bölgesindeki kızlarımız da dahil olmak üzere 311 kız mühendislik öğrencisine burs, staj ve istihdam imkanı, İngilizce dil eğitimi ve Dönüştürücü Teknolojilerde Liderlik ve İnovasyon Eğitimi sertifika programı ile mentorluk-koçluk desteği sağlıyoruz. Diğer bir projemizde Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Sabancı Vakfı iş birliğinde yürütülen, Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi. Projenin dijital portalında, ne eğitim ne de istihdam (NEET) grubunda olan genç kadınların iş, staj, eğitim ve girişim desteğine ulaşmalarını sağlayan ‘Fırsatlar Haritası’ bulunuyor. Projenin pilot illeri Adana, Diyarbakır ve İzmir’de eğitimlerimiz başladı. NEET grubundaki genç kadınlara verilen eğitimlerin, ufuk açıcı olduğuna inanıyorum. Önümüzdeki süreçte eğitim ve mentorlük programlarımızla daha çok genç kadınımıza ulaşmayı hedefliyoruz.”

Gençlere seslenen Göktaş, “Kendi potansiyelinizin farkında olun ve ülkemizin geleceğinin şekillenmesinde, bilim insanı, mühendis, mimar olarak rol alın. Kısa filmimizde yer alan akranlarınızı ve çok kıymetli bilim insanlarımızı takip edin. Unutmayın, biz her zaman yanınızdayız” dedi.

Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise, “İlk emri ‘oku’ olan bir dinin mensuplarıyız. Aslında dinimiz hem kadınlar hem de erkekler için bilimi emrediyor. Sadece erkekler için olmadığı gibi kadınlar için de bu emir geçerli. Bizler sizin bizlere, bu kızlarımıza olan güveninizi boşa çıkarmayacağız. İnşallah bir çalışıyorsak 2 çalışacağız ve evlatlarımızın önünü açacağız” ifadelerini kullandı.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da, “Bakanımızın varlığı yeter. Siz bizim gururumuzsunuz. Sizin de geldiğiniz süreci takip eden ve sayın Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşı olarak bu kabinede bulunmanız bizler için, özellikle de hanım kardeşlerimiz, kız çocuklarımız için bir rol modelsiniz. Bunu da paylaşmak istiyorum” dedi.

Konuşmaların ardından plaket ve hediye takdimi ile program son buldu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-turkiye-yuzyili-kadinlarin-yuzyili-olacak/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Kadın bilim insanlarıyla yürüyoruz https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kadin-bilim-insanlariyla-yuruyoruz/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kadin-bilim-insanlariyla-yuruyoruz/#respond Sat, 10 Feb 2024 09:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4737 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bilimde kadının rolünün kalkınma yolculuğunun anahtarı olacağını belirterek, “Türkiye olarak, kadın bilim insanlarımızın değerini biliyor, bilim ve teknoloji yolculuğumuzda onlarla yürüyoruz.” dedi.

Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın teşrifiyle 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla gerçekleştirilen “Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi Açılış Programı”na katıldı.

Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, geçen hafta vefat eden mütefekkir ve yazar Alev Alatlı’yı andı.

Alatlı’nın haktan yana durduğunu, hakikatten yana olduğunu vurgulayan Kacır, “Son nefesine kadar fikirlerini sonraki kuşaklara aktarmak adına çalışan, bizlere ardında güçlü kültürel bellek ve önemli bir fikri miras bırakan kıymetli yazarımızın adıyla yaşayacak bilim merkezi projesinin gelecek nesiller adına anlamlı olacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunun temelinin bilimsel çalışmalar olduğuna işaret ederek, son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attıklarını söyledi.

İnsanlığı yeniden adaletle ve merhametle buluşturabilmek için güçlü Türkiye’yi, zengin düşünce ikliminde, bilimde, araştırmada, teknolojide çığır açan bilim insanlarının katkılarıyla yükselttiklerini vurgulayan Kacır, şu değerlendirmede bulundu:

“Bazılarınca sadece elitlere açık olsun istenen bilim yolculuğunun kapılarını milletimizin her bir ferdine açıyoruz. 2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yüksek öğretimle buluşturuyoruz.”

Kacır, aynı dönemde ülkedeki bilimsel yayın sayısının da yükseldiğine dikkati çekerek, bilimsel üretim konusunda nicelik olarak değil, nitelik olarak da belirgin gelişmeler kaydettiklerini dile getirdi.

“AR-GE harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırdık”

Araştırmacıların uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer aldığını belirten Kacır, şunları kaydetti:

“AR-GE harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken patent başvuru sayımızı 414’ten 8 bin 663’e çıkardık. TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanına ve öğrenciye destek verdi. Bu rakamlar tesadüf değil. Bu muazzam gelişmenin ardında ülkesinin 10 yıllar boyunca vasata mahkum edilmesine itiraz eden, bu toprakların evlatlarının önlerini açarak dünyanın en iyi bilim ve teknoloji projelerine imza atmasını sağlayan sağlam irade var. Dünyanın gıptayla izlediği bu ilerlemenin arkasında, milletinin evlatlarının birini diğerinden ayırmayan, kadınıyla erkeğiyle, doğulusuyla batılısıyla taş üstüne taş koyan, alın terini akıl terine katan herkesin elinden tutan güçlü liderlik var.”

Kacır, kimseyi geride bırakmadan, milletin her bir ferdinin bilim ve teknoloji yolculuğuna katılmasını teşvik etmeye devam ettiklerini anlattı.

Bilimde kadının rolünün kalkınma yolculuğunun anahtarı olacağını vurgulayan Kacır, şunları söyledi:

“Tarih boyunca çok sayıda kadın bilim insanı, önlerine çıkan türlü engellemelere rağmen bilimsel çalışmaları ve buluşlarıyla insanlığa katkılar sundu. Hayat kurtaran ilaçlardan, keşfedilen yeni elementlere çok sayıda gelişmeyi kadın bilim insanlarına borçluyuz. Türkiye olarak, kadın bilim insanlarımızın değerini biliyor, bilim ve teknoloji yolculuğumuzda onlarla yürüyoruz. Kadınlarımız, bilimde ve teknolojide pek çok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edilmekte ve başarılara imza atmakta.”

TÜBİTAK aracılığıyla kadın araştırmacılara destek

Kacır, kadınların çalışkanlıklarıyla Türkiye’nin insansız hava araçlarında dünya lideri olmasında, yerli ve milli otomobilini milletin hizmetine sunmasında, Antarktika’da Türk bayrağının dalgalandırılmasında büyük pay sahibi olduklarını dile getirdi.

Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınların yetenek ve üretkenliklerinin önünü açtıklarını vurgulayan Kacır, “Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik.” dedi.

Kacır, TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yerinin, gelecek adına kendilerini umutlandırdığını belirterek, TEKNOFEST’i düzenledikleri ilk yıl olan 2018’de sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranının, 2023’te yüzde 40’a ulaştığını bildirdi.

“Bilim merkezlerimizdeki 10 milyondan fazla çocuğumuzdan umutluyuz”

Yarını beklemeden, bugün ve hemen şimdi Türkiye’nin kızlarının bilimde ve teknolojide engel tanımayan çabalarının, sınırları aşan hayallerinin yanında olmaya devam edeceklerini belirten Kacır, ülkenin küresel bir üretim üssüne dönüşürken Milli Teknoloji Hamlesi’nde gençlerle yol arkadaşı olmayı sürdürdüklerini ifade etti.

Kacır, uzaya yönelik çalışmalara da değinerek, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği ‘Uzay Bilim Misyonu’muzun bilimsel çabalara sunacağı katkıların ötesinde, en değerli etkisi ay yıldızlı bayrağımızı Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki Türk astronotun üzerinde gören gençlerimize ve çocuklarımıza kazandırdığı öz güvendir. Artık Türk çocuklarının ‘Bunları ancak başka milletler yapabilir.’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur. Bilimle tanışmak, keşif yolculuğuna çıkmak üzere bilim merkezlerimizde ağırladığımız 10 milyondan fazla çocuğumuzdan umutluyuz. Bilim olimpiyatlarında aldıkları madalyalarla, uluslararası proje yarışmalarında elde ettikleri derecelerle göğsümüzü kabartan gençlerimizden beklentimiz büyük. Merkez, Ankara’mızın çocuklarının bilimle tanıştıkları bir merkez olacak. Kurduğumuz merkezimiz, Alatlı’nın ‘Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin. Batmaz, batarsa okyanuslar taşar.’ sözlerinin sırrını anlayan, anlamlandıran nice Alev’in yolculuğunda bilimle buluşma adresi olacak. Uzay, havacılık ve astronomi, teknoloji, matematik, tasarım, doğa bilimleri ve TEKNOFEST atölyelerimizle öğrencilerimiz bilim dünyasının kapılarını aralayacak.”

Kacır, Türkiye Yüzyılı hedefine gençlerle ulaşacaklarını, geleceğin Türkiye’sini TEKNOFEST kuşağıyla inşa edeceklerini sözlerine ekledi.

Bilim merkezi 5 atölyeden oluşacak

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin Kurumun 39 bilim merkezinden biri olduğunu bildirdi.

Bilim merkezinin 5 atölyeden oluştuğu bilgisini veren Mandal, “Bu atölyeler, astronomi, uzay, havacılık, matematik, doğa bilimleri, tasarım ve teknoloji olacak. Merkezimizin, başkentimiz Ankara’mızda, Millet Bahçemizde açılıyor olması çok kıymetli.” dedi.

Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Emine Erdoğan’a hediye takdim etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kadin-bilim-insanlariyla-yuruyoruz/feed/ 0
Emine Erdoğan: Tüm çabamız, Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-alev-alatlilar-yetistirebilmek-icindir/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-alev-alatlilar-yetistirebilmek-icindir/#respond Sat, 10 Feb 2024 09:00:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4734

Emine Erdoğan: Tüm çabamız, Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tıpkı ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Ankara’da ‘Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılışını yaparak, burada düzenlenen ‘Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği’ne katıldı. Programda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin, Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal da yer aldı.Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmasında, tarihsel süreçte kadınların bilimden uzak tutulduğunu belirtti. Bugün kız çocuklarının ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘mucit’, ‘astronot’, ‘uçak tasarımcısı’, ‘yazılım mühendisi’ cevaplarının verdiği bir Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, “Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye Yüzyılı’nda Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit, diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan korkmadan, bugünün dünyasının ilerlemesine vicdanlı bir akılla öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

‘ALATLI, BİR ÜLKE UĞRUNA SAVAŞTI’

Alev Alatlı’nın, halktan beslenen vicdanla güçlü bir aklı birleştiren, birikimini bu topraklarda edinip yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Alev Alatlı, idrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya adamıştı kendisini. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa sevgili gençlere paha biçilmez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı. Vasiyetindeki şu sözleri yeniden paylaşmak istiyorum; ‘Unutmayın ki düz akıllı anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.’ Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘Gezegenin iyiliği yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın” diye konuştu.

BAKAN KACIR: BİLİMSEL YAYIN SAYISI 48 BİN 619’A YÜKSELDİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Türkiye’nin son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attığını dile getirdi. Bilimin kapılarının milletin her ferdine açıldığını belirten Bakan Kacır, “2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken, bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yükseköğretimle buluşturuyoruz. Aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısının 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükseldiğine şahitlik ediyoruz. Bilimsel üretimde sadece nicelikte değil, nitelikte de belirgin gelişmeler kaydediyoruz. Araştırmacılarımız, uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer alıyor. Ar-Ge harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken, patent başvuru sayımızı 414’ten 21 misline, 8 bin 663’e çıkardık. 2002’de ancak bin bilim insanı ve öğrenciyi destekleyen TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanı ve öğrenciye destek verdi” ifadelerini kullandı.

‘143 BİN KADIN ARAŞTIRMACIYA 15,7 MİLYAR LİRA DESTEK VERDİK’

Türkiye’nin kadınlarının bilim ve teknolojide birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edildiğini ve önemli başarılara imza attığını belirten Bakan Kacır, “Öğretim üyelerimizin yüzde 46’sını oluşturan 85 bin kadın bilim insanımız; Ar-Ge, ve inovasyon kültürümüzün gelişiminde öncü rol üstleniyor. Bugün, insansız hava araçlarında dünya lideri olmamızda, yerli ve milli otomobilimizi milletimizin hizmetine sunmamızda, Antarktika’da Türk bayrağını dalgalandırmamızda, kadınlarımız irade ve çalışkanlıklarıyla büyük pay sahibidir. Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınlarımızın yetenek ve üretkenliklerinin önünü açıyoruz. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle, bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik. TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yeri, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. TEKNOFEST’i düzenlediğimiz ilk yıl sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranı, 2023’te aldığımız 407 bin başvuruyla yüzde 40’a ulaştı. 81 şehrimizdeki 125 Deneyap Teknoloji Atölyemizde 6 bin 500’den fazla kız öğrencimiz; geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotu olma yolunda, yenilikçi teknolojilerde eğitim görüyor” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-alev-alatlilar-yetistirebilmek-icindir/feed/ 0
Emine Erdoğan: Tüm çabamız, çocuklarımızın hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/#respond Sat, 10 Feb 2024 08:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4722

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tıpkı ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Ankara’da ‘Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılışını yaparak, burada düzenlenen ‘Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği’ne katıldı. Programda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin, Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal da yer aldı.

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmasında, tarihsel süreçte kadınların bilimden uzak tutulduğunu belirtti. Bugün kız çocuklarının ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘mucit’, ‘astronot’, ‘uçak tasarımcısı’, ‘yazılım mühendisi’ cevaplarının verdiği bir Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, “Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye Yüzyılı’nda Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit, diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan korkmadan, bugünün dünyasının ilerlemesine vicdanlı bir akılla öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

‘ALATLI, BİR ÜLKE UĞRUNA SAVAŞTI’

Alev Alatlı’nın, halktan beslenen vicdanla güçlü bir aklı birleştiren, birikimini bu topraklarda edinip yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Alev Alatlı, idrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya adamıştı kendisini. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa sevgili gençlere paha biçilmez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı. Vasiyetindeki şu sözleri yeniden paylaşmak istiyorum; ‘Unutmayın ki düz akıllı anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.’ Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘Gezegenin iyiliği yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın” diye konuştu.

BAKAN KACIR: BİLİMSEL YAYIN SAYISI 48 BİN 619’A YÜKSELDİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Türkiye’nin son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attığını dile getirdi. Bilimin kapılarının milletin her ferdine açıldığını belirten Bakan Kacır, “2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken, bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yükseköğretimle buluşturuyoruz. Aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısının 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükseldiğine şahitlik ediyoruz. Bilimsel üretimde sadece nicelikte değil, nitelikte de belirgin gelişmeler kaydediyoruz. Araştırmacılarımız, uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer alıyor. Ar-Ge harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken, patent başvuru sayımızı 414’ten 21 misline, 8 bin 663’e çıkardık. 2002’de ancak bin bilim insanı ve öğrenciyi destekleyen TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanı ve öğrenciye destek verdi” ifadelerini kullandı.

‘143 BİN KADIN ARAŞTIRMACIYA 15,7 MİLYAR LİRA DESTEK VERDİK’

Türkiye’nin kadınlarının bilim ve teknolojide birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edildiğini ve önemli başarılara imza attığını belirten Bakan Kacır, “Öğretim üyelerimizin yüzde 46’sını oluşturan 85 bin kadın bilim insanımız; Ar-Ge, ve inovasyon kültürümüzün gelişiminde öncü rol üstleniyor. Bugün, insansız hava araçlarında dünya lideri olmamızda, yerli ve milli otomobilimizi milletimizin hizmetine sunmamızda, Antarktika’da Türk bayrağını dalgalandırmamızda, kadınlarımız irade ve çalışkanlıklarıyla büyük pay sahibidir. Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınlarımızın yetenek ve üretkenliklerinin önünü açıyoruz. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle, bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik. TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yeri, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. TEKNOFEST’i düzenlediğimiz ilk yıl sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranı, 2023’te aldığımız 407 bin başvuruyla yüzde 40’a ulaştı. 81 şehrimizdeki 125 Deneyap Teknoloji Atölyemizde 6 bin 500’den fazla kız öğrencimiz; geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotu olma yolunda, yenilikçi teknolojilerde eğitim görüyor” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/feed/ 0
Emine Erdoğan: Kız çocuklarımızın hayalleri için Türkiye var https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-kiz-cocuklarimizin-hayalleri-icin-turkiye-var/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-kiz-cocuklarimizin-hayalleri-icin-turkiye-var/#respond Sat, 10 Feb 2024 07:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4713 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımızın ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘Mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var.” dedi.

Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Altındağ Belediyesi ve TÜBİTAK tarafından 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla düzenlenen Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılışına katıldı.

Konuşmasına 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı dileyerek başlayan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu bir sene bize gösterdi ki birlik ve beraberlikle aşılamayacak zorluk yoktur. Asrın felaketi olarak değerlendirilen bu büyük yıkım karşısında milletimiz, asrın dayanışmasını gösterdi. Bugün de devlet kurumlarımız, milletle el ele yaralarımızı sarıyor, şehirlerimizi yeniden imar ediyor. Bir daha böyle bir felaket yaşamamak için elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz inşallah.”

Kainatın, aklın sınırlarını zorlayan mucizelerle dolu, keşfedilmeyi bekleyen “gizli bir hazine” olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, bilimin ise kendini, insanı, tabiatı, yaratılan mahlukatı anlamak ve anlamlandırmak üzere çıkılmış “bitmek bilmez bir merak yolculuğu” olduğunu söyledi.

Emine Erdoğan, tarihte başarılarıyla adlarından söz ettiren bilim kadınlarını anımsatarak, şöyle devam etti:

“Kara deliğin ilk fotoğrafını çeken, pilsiz çalışan kalp pili üreten, kansere alternatif tedavi yöntemleri geliştiren Türk bilim kadınları, tüm dünyaya ilham olmaktadır. Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımızın, ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna, ‘Mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var. Milli ve manevi değerlerinden beslenerek ilmini, ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye Yüzyılı’nda Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit, diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum.”

Emine Erdoğan, dünya genelindeki araştırmalarda kadınların, doğal kaynakları korumak ve nesiller arası adaleti sağlama konularında daha hassas olduklarını belirterek, “İnanıyorum ki kadın eli değen, kadın yüreğiyle beslenen her alan gibi bilim ve teknoloji alanında da kadın varlığı artıkça vicdan ve sorumluluk duygusu aynı oranda artacak ve yıkıcılık yerini inşa ve ihya etmeye bırakacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

“Kadın varlığı, daha istikrarlı ve dirençli iş dünyasının teminatı”

Kadınların, dünyayı çok yönlü algılama yetenekleri sayesinde farklı alanlar arasında başarıyla geçiş yapabildiklerini gözlemlediğini ve uyum yeteneklerine güvendiğini dile getiren Emine Erdoğan, “Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Genç kızların, bilim ile hayat arasındaki bağı keşfettikçe bu alanı daha çok benimseyeceklerini ve çevrelerine de daha fazla ilham olacaklarını vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bilim dünyasında, kadınları ve kız çocuklarını daha yakından ilgilendiren sorunlarda kapsayıcı ve derinlemesine yaklaşımı yine onlar yaygınlaştıracaklar. 2003’ten bugüne ara vermeden hayata geçirdiğim eğitimde fırsat eşitliği projeleri de tam da bu yüzden kız çocuklarımızın eşit imkanlar sağlandığında ortaya koyacakları potansiyellerine olan inancımdan doğmuştur. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan kopmadan bugünün dünyasının ilerlemelerine vicdanlı bir akıl ile öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı, bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir. Kendisi haktan beslenen bir vicdan ile güçlü bir aklı birleştirmiş, birikimini bu topraklardan edinip yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanıydı.”

“Alev Alatlı, kaleminin keskinliğiyle bir ülke uğruna savaştı”

Emine Erdoğan, yazar Alatlı’nın irfanın, bilginin ötesinde duyarlılık ve halden anlama hassasiyetlerinden geçtiğini savunduğuna dikkati çekerek, “İdrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya kendisini adamıştı. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında bilhassa size sevgili gençler, paha biçilemez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı.” diye konuştu.

Alatlı’nın vasiyetindeki, “Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.” sözlerini anımsatan Emine Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘gezegenin iyiliği için yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın. Her birinizin kıymetli, münevver, mütefekkir ve kalbi vatan sevgisiyle çarpan hocamız gibi yeni yollar açan öncü bir kadın olmanızı ve ardınızda insanlığı daha iyiye sevk eden eserler bırakmanızı temenni ediyorum. Bu vesileyle Sayın Alatlı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

Emine Erdoğan, Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin hayırlara vesile olmasını dileyerek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Altındağ Belediyesine şükranlarını iletti.

Konuşmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Emine Erdoğan’a TÜBİTAK’ın Kutup Bilimleri Ansiklopedisi’ni ve Antarktika haritasını hediye etti.

Daha sonra Emine Erdoğan, katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programda başarılarıyla adlarından söz ettiren Takeoff’23 En İyi Girişimci Ödülü sahibi, görme engelli Zülal Tannur ve 2022 TÜBİTAK Teşvik Ödülü ve 2023 TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü sahibi Prof. Dr. Özge Çevik de başarı hikayelerini anlattı.

Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı da bilimde kadınların önemini vurgulayarak, bilim merkezine ilişkin bilgi verdi.

Programda ayrıca Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları etkinliği, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi ve Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna ilişkin tanıtım filmleri gösterildi.

Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’ni gezdi

Programın ardından Emine Erdoğan, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.

Emine Erdoğan, Bakan Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin ve Altındağ Belediye Başkanı Balcı ile 1980 metrekarelik kapalı alana sahip bilim merkezindeki TEKNOFEST, uzay, havacılık ve astronomi, teknoloji, matematik, tasarım, doğa bilimleri atölyelerini gezerek bilgi aldı.

Atölyelerde proje çalışmaları yürüten öğrencilerle tek tek sohbet eden ve yaptıkları çalışmaları inceleyen Emine Erdoğan, öğrencilerle fotoğraf çektirdi.

Öğrenciler de Emine Erdoğan’a sarılarak sevgilerini gösterdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-kiz-cocuklarimizin-hayalleri-icin-turkiye-var/feed/ 0
Emine Erdoğan, Altındağ’da Yazar Alev Alatlı’nın adı verilen bilim merkezinin açılışını yaptı https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-altindagda-yazar-alev-alatlinin-adi-verilen-bilim-merkezinin-acilisini-yapti/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-altindagda-yazar-alev-alatlinin-adi-verilen-bilim-merkezinin-acilisini-yapti/#respond Sat, 10 Feb 2024 07:00:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4704 Emine Erdoğan, Altındağ’da Yazar Alev Alatlı’nın adı verilen bilim merkezinin açılışını yaptı

“Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi cevaplarını verdiği bir Türkiye var”

“İnanıyorum ki kadın eli değen, kadın yüreğiyle beslenen her alan gibi bilim ve teknoloji alanında da kadın varlığı artıkça vicdan ve sorumluluk duygusu aynı oranda artacak ve yıkıcılık yerini inşa ve ihya etmeye bırakacaktır”

ANKARA – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna ‘mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Altındağ Belediyesi ve TÜBİTAK tarafından 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla düzenlenen, Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış programına katıldı.

Buradaki konuşmasına 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı dileyerek başlayan Emine Erdoğan, “Bu bir sene bize gösterdi ki, birlik ve beraberlik ile aşılamayacak zorluk yoktur. Asrın felaketi olarak değerlendirilen, bu büyük yıkım karşısında milletimiz, asrın dayanışmasını gösterdi. Bugün de devlet kurumlarımız, millet ile el ele yaralarımızı sarıyor, şehirlerimizi yeniden imar ediyor. Bir daha böyle bir felaket yaşamamak için, elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz inşallah.” ifadelerini kullandı.

Kainatın, aklın sınırlarını zorlayan mucizelerle dolu, keşfedilmeyi bekleyen “gizli bir hazine” olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, bilimin ise kendini, insanı, tabiatı, yaratılan mahlukatı anlamak ve anlamlandırmak üzere çıkılmış “bitmek bilmez bir merak yolculuğu” olduğunu söyledi.

Emine Erdoğan, tarihte başarıları ile adlarından söz ettiren bilim kadınlarını anımsatarak, şöyle devam etti:

“Karadeliğin ilk fotoğrafını çeken, pilsiz çalışan kalp pili üreten, kansere alternatif tedavi yöntemleri geliştiren Türk bilim kadınları, tüm dünyaya ilham olmaktadır. Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız, ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna, ‘mucit, astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var. Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini, ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye yüzyılında, Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum.”

Emine Erdoğan, dünya genelindeki araştırmalarda, kadınların, doğal kaynakları korumak ve nesiller arası adaleti sağlama konularında daha hassas olduğunu aktararak, “İnanıyorum ki kadın eli değen, kadın yüreğiyle beslenen her alan gibi bilim ve teknoloji alanında da kadın varlığı artıkça vicdan ve sorumluluk duygusu aynı oranda artacak ve yıkıcılık yerini inşa ve ihya etmeye bırakacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

– “Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum”

Kadınların, dünyayı çok yönlü algılama yetenekleri sayesinde farklı alanlar arasında başarıyla geçiş yapabildiklerini gözlemlediğini ve uyum yeteneklerine güvendiğini dile getiren Emine Erdoğan, “Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Genç kızların, bilim ile hayat arasındaki bağı keşfettikçe bu alanı daha çok benimseyeceğini ve çevresine de daha fazla ilham olacağını vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bilim dünyasında, kadınları ve kız çocuklarını daha yakından ilgilendiren sorunlarda, kapsayıcı ve derinlemesine yaklaşımı yine onlar yaygınlaştıracaklar. 2003’ten bugüne ara vermeden hayata geçirdiğim eğitimde fırsat eşitliği projeleri de tam da bu yüzden kız çocuklarımızın eşit imkanlar sağlandığında ortaya koyacakları potansiyellerine olan inancımdan doğmuştur. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan kopmadan bugünün dünyasının ilerlemelerine vicdanlı bir akıl ile öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı, bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlı’lar yetiştirebilmek içindir. Kendisi haktan beslenen bir vicdan ile güçlü bir aklı birleştirmiş, birikimini bu topraklardan edinip, yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanıydı.”

– “Alev Alatlı kaleminin keskinliğiyle, bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı”

Emine Erdoğan, Yazar Alatlı’nın irfanın, bilginin ötesinde, duyarlılık ve halden anlama hassasiyetlerinden geçtiğini savunduğuna dikkati çekerek, “İdrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya kendisini adamıştı. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa size sevgili gençler, paha biçilemez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı.” diye konuştu.

Alatlı’nın vasiyetindeki, “Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.” sözlerini anımsatan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘gezegenin iyiliği için yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın. Her birinizin kıymetli, münevver, mütefekkir ve kalbi vatan sevgisiyle çarpan hocamız gibi yeni yollar açan öncü bir kadın olmanızı ve ardınızda insanlığı daha iyiye sevk eden eserler bırakmanızı temenni ediyorum. Bu vesileyle Sayın Alatlı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

– “Artık Türk çocuklarının ‘bunları ancak başka milletler yapabilir’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur”

Programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yarını beklemeden, bugün ve hemen şimdi Türkiye’nin kızlarının bilimde ve teknolojide engel tanımayan çabalarının, sınırları aşan hayallerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği Uzay Bilim Misyonumuzun bilimsel çalışmalara sunacağı çok kıymetli katkıların ötesinde,

en büyük ve en değerli etkisi ay yıldızlı bayrağımızı uluslararası uzay istasyonundaki Türk astronotun üzerinde gören gençlerimize ve çocuklarımıza kazandırdığı özgüvendir. Artık Türk çocuklarının ‘bunları ancak başka milletler yapabilir’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur. Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize gençlerimizle ulaşacak, geleceğin Türkiye’sini TEKNOFEST kuşağıyla inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin hayırlara vesile olmasını dileyerek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Altındağ Belediyesi’ne şükranlarını iletti.

Konuşmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Emine Erdoğan’a TÜBİTAK’ın Kutup Bilimleri Ansiklopedisini ve Antarktika haritasını hediye etti.

Daha sonra Emine Erdoğan katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programda başarılarıyla adlarından söz ettiren Takeoff’23 en iyi girişimci ödülü sahibi, görme engelli Zülal Tannur ve 2022 TÜBİTAK Teşvik Ödülü ve 2023 TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü sahibi Prof. Dr. Özge Çevik de başarı hikayelerini anlattı.

Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı da bilimde kadınların önemini vurgulayarak, bilim merkezine ilişkin bilgi verdi.

Programda ayrıca Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları etkinliği, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi ve Alper Gezeravcı’nın Uzay Yolculuğuna ilişkin tanıtım filmleri gösterildi.

– Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’ni gezdi

Programın ardından Emine Erdoğan, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.

Erdoğan, Bakan Kacır, Ankara Valisi Ankara Valisi Şahin, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Mandal, ve Altındağ Belediye Başkanı Balcı ile 1980 metrekarelik kapalı alana sahip bilim merkezi içerisindeki TEKNOFEST, Uzay, Havacılık ve Astronomi, Teknoloji, Matematik, Tasarım, Doğa Bilimleri atölyelerini gezerek, bilgi aldı.

Atölyelerde proje çalışmaları yürüten öğrencilerle tek tek sohbet eden ve yaptıkları çalışmaları inceleyen Emine Erdoğan, öğrencilerle fotoğraf çektirdi. Öğrenciler de Emine Erdoğan’a sarılarak, sevgilerini gösterdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-altindagda-yazar-alev-alatlinin-adi-verilen-bilim-merkezinin-acilisini-yapti/feed/ 0
Emine Erdoğan: Kız çocuklarımızın hayalleriyle gurur duyuyorum https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-kiz-cocuklarimizin-hayalleriyle-gurur-duyuyorum/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-kiz-cocuklarimizin-hayalleriyle-gurur-duyuyorum/#respond Sat, 10 Feb 2024 06:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4694 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna ‘astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Altındağ Belediyesi ve TÜBİTAK tarafından 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla düzenlenen, Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış programına katıldı.

Buradaki konuşmasına 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı dileyerek başlayan Emine Erdoğan, “Bu bir sene bize gösterdi ki, birlik ve beraberlik ile aşılamayacak zorluk yoktur. Asrın felaketi olarak değerlendirilen, bu büyük yıkım karşısında milletimiz, asrın dayanışmasını gösterdi. Bugün de devlet kurumlarımız, millet ile el ele yaralarımızı sarıyor, şehirlerimizi yeniden imar ediyor. Bir daha böyle bir felaket yaşamamak için, elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.

Kainatın, aklın sınırlarını zorlayan, keşfedilmeyi bekleyen “gizli bir hazine” olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, bilimin ise kendini, insanı, tabiatı, yaratılan mahlukatı anlamak ve anlamlandırmak üzere çıkılmış “bitmek bilmez bir merak yolculuğu” olduğunu söyledi.

Emine Erdoğan, tarihte başarıları ile adlarından söz ettiren bilim kadınlarını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Karadeliğin ilk fotoğrafını çeken, pilsiz çalışan kalp pili üreten, kansere alternatif tedavi yöntemleri geliştiren Türk bilim kadınları, tüm dünyaya ilham olmaktadır. Bugün gururla ifade ediyorum ki kız çocuklarımız, ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusuna, ‘astronot, uçak tasarımcısı, yazılım mühendisi’ cevaplarını verdiği bir Türkiye var. Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini, ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye yüzyılında, Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum.”

Emine Erdoğan, dünya genelindeki araştırmalarda, kadınların, doğal kaynakları korumak ve nesiller arası adaleti sağlama konularında daha hassas olduğunu aktararak, “İnanıyorum ki kadın eli değen, kadın yüreğiyle beslenen her alan gibi bilim ve teknoloji alanında da kadın varlığı artıkça vicdan ve sorumluluk duygusu aynı oranda artacak ve yıkıcılık yerini inşa ve ihya etmeye bırakacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

“Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum”

Kadınların, dünyayı çok yönlü algılama yetenekleri sayesinde farklı alanlar arasında başarıyla geçiş yapabildiklerini gözlemlediğini ve uyum yeteneklerine güvendiğini dile getiren Emine Erdoğan, “Tüm sektörlerdeki kadın varlığının, daha istikrarlı ve dirençli bir iş dünyasının teminatı olduğunu düşünüyorum” dedi.

Genç kızların, bilim ile hayat arasındaki bağı keşfettikçe bu alanı daha çok benimseyeceğini ve çevresine de daha fazla ilham olacağını vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bilim dünyasında, kadınları ve kız çocuklarını daha yakından ilgilendiren sorunlarda, kapsayıcı ve derinlemesine yaklaşımı yine onlar yaygınlaştıracaklar. 2003’ten bugüne ara vermeden hayata geçirdiğim eğitimde fırsat eşitliği projeleri de tam da bu yüzden kız çocuklarımızın eşit imkanlar sağlandığında ortaya koyacakları potansiyellerine olan inancımdan doğmuştur. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan kopmadan bugünün dünyasının ilerlemelerine vicdanlı bir akıl ile öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı, bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlı’lar yetiştirebilmek içindir. Kendisi haktan beslenen bir vicdan ile güçlü bir aklı birleştirmiş, birikimini bu topraklardan edinip, yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanıydı.”

“Alev Alatlı kaleminin keskinliğiyle, bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı”

Emine Erdoğan, Yazar Alatlı’nın irfanın, bilginin ötesinde, duyarlılık ve halden anlama hassasiyetlerinden geçtiğini savunduğuna dikkati çekerek, “İdrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya kendisini adamıştı. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa size sevgili gençler, paha biçilemez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı.” diye konuştu.

Alatlı’nın vasiyetindeki, “Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.” sözlerini hatırlatan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘gezegenin iyiliği için yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın. Her birinizin kıymetli, münevver, mütefekkir ve kalbi vatan sevgisiyle çarpan hocamız gibi yeni yollar açan öncü bir kadın olmanızı ve ardınızda insanlığı daha iyiye sevk eden eserler bırakmanızı temenni ediyorum. Bu vesileyle Sayın Alatlı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

“Artık Türk çocuklarının ‘bunları ancak başka milletler yapabilir’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur”

Programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yarını beklemeden, bugün ve hemen şimdi Türkiye’nin kızlarının bilimde ve teknolojide engel tanımayan çabalarının, sınırları aşan hayallerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği Uzay Bilim Misyonumuzun bilimsel çalışmalara sunacağı çok kıymetli katkıların ötesinde, en büyük ve en değerli etkisi ay yıldızlı bayrağımızı uluslararası uzay istasyonundaki Türk astronotun üzerinde gören gençlerimize ve çocuklarımıza kazandırdığı özgüvendir. Artık Türk çocuklarının ‘bunları ancak başka milletler yapabilir’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur. Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize gençlerimizle ulaşacak, geleceğin Türkiye’sini TEKNOFEST kuşağıyla inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin hayırlara vesile olmasını dileyerek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Altındağ Belediyesi’ne şükranlarını iletti.

Konuşmasının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Emine Erdoğan’a TÜBİTAK’ın Kutup Bilimleri Ansiklopedisini ve Antarktika haritasını hediye etti.

Daha sonra Emine Erdoğan katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programda başarılarıyla adlarından söz ettiren Takeoff’23 en iyi girişimci ödülü sahibi, görme engelli Zülal Tannur ve 2022 TÜBİTAK Teşvik Ödülü ve 2023 TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü sahibi Prof. Dr. Özge Çevik de başarı hikayelerini anlattı.

Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı da bilimde kadınların önemini vurgulayarak, bilim merkezine ilişkin bilgi verdi.

Programda ayrıca Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları etkinliği, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi ve Alper Gezeravcı’nın Uzay Yolculuğuna ilişkin tanıtım filmleri gösterildi.

Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’ni gezdi

Programın ardından Emine Erdoğan, Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.

Erdoğan, Bakan Kacır, Ankara Valisi Ankara Valisi Şahin, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Mandal, ve Altındağ Belediye Başkanı Balcı ile 1980 metrekarelik kapalı alana sahip bilim merkezi içerisindeki TEKNOFEST, Uzay, Havacılık ve Astronomi, Teknoloji, Matematik, Tasarım, Doğa Bilimleri atölyelerini gezerek, bilgi aldı.

Atölyelerde proje çalışmaları yürüten öğrencilerle tek tek sohbet eden ve yaptıkları çalışmaları inceleyen Emine Erdoğan, öğrencilerle fotoğraf çektirdi. Öğrenciler de Emine Erdoğan’a sarılarak, sevgilerini gösterdi. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-kiz-cocuklarimizin-hayalleriyle-gurur-duyuyorum/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi başladı https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-himayesinde-gerceklestirilen-8-ulusal-antarktika-bilim-seferi-basladi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-himayesinde-gerceklestirilen-8-ulusal-antarktika-bilim-seferi-basladi/#respond Sun, 28 Jan 2024 22:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3794 Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonundaki “8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi”ni gerçekleştirecek heyet, İstanbul’dan yola çıktı.

İstanbul Havalimanı’ndan THY uçağıyla önce Brezilya’nın Sao Paulo kentine gidecek 20 kişilik bilim heyeti ve 3 lise öğrencisinden uluşan ekip, uzun bir yolculuğun ardından Antarktika’nın King George Adası’na ulaşacak.

TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü ve 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, havalimanından hareket öncesinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, ekipçe sefere hazır olduklarını söyledi.

Özsoy, bilimsel araştırmalar yapmak üzere farklı kurumlarda görevli kişilerin ekipte yer aldığını belirterek, “Geçen sene TEKNOFEST’te TÜBİTAK BİDEB tarafından açılan Kutup Araştırmaları Projeleri Yarışması çağrısı kapsamında 3 liseli birincimiz, 20 kişilik ekibimize ek olarak bu sene Antarktika ekibimize dahil oldu. Ekibimizi uzun bir yolculuk bekliyor. Hava müsaade ederse 2-3 gün sonra Antarktika’ya varmayı planlıyoruz.” dedi.

“Bu teknolojilerin orada denenmesi, milli teknoloji hamlesi çerçevesinde çok önemli”

Antarktika’ya vardıktan sonra bilimsel çalışmalara başlayacaklarını dile getiren Özsoy, şöyle konuştu:

“Sefer süremiz normalde 30-35 gün. Planladığımız 22 ayrı bilim projesi mevcut. Bu projeler çok çeşitlilik gösteriyor. Antarktika’daki hava koşulları bu projelerin hayata geçmesi için çok önemli. Havanın müsaade ettiği tüm koşullarda bu çalışmaları yürüteceğiz. Birbirinden farklı, çok kıymetli bilimsel çalışmalarımız var. Antarktika’da geçici yerleşkemizin bulunduğu 68 güney enlemi Horseshoe Adası’ndaki buzul çekilmelerinden denizdeki gelgite, atmosferik koşullardan mikroplastik ölçümlerine kadar jeolojik yapılarla ilgili çalışmalarımız mevcut. Aynı zamanda geliştirilmiş teknolojilerimiz mevcut. Özellikle bu teknolojilerin orada denenmesi, milli teknoloji hamlesi çerçevesinde çok önem arz ediyor.”

Özsoy, geçen yıllarda oluşturulmuş GNSS istasyonunda milli imkanlarla geliştirilmiş, yurt dışından getirilmeyen ve çok daha ucuza maliyetle Antarktika için geliştirdikleri cihazla ölçümler yapabildiklerini, yine bu konuyla ilgili geliştirilmiş, orada denenecek ekipmanları bulunduğunu kaydetti.

Milli imkanlarla geliştirilen enerji depolama sistemini de orada deneyeceklerini ifade eden Özsoy, ekstrem koşullarda denenmiş ve dünyaya entegre edilmiş bu sistemin önemli hedeflerinden biri olduğunu vurguladı.

“Giyilebilir teknolojinin çok önem arz ettiği bir döneme girdik”

Prof. Dr. Özsoy, ekipte yer alan 3 lise öğrencisi tarafından bir kıyafet geliştirildiğini kaydederek, “Onlar bir mont tasarladı. Bu kıyafetle TEKNOFEST yarışmasında birinci olmuşlardı. Bu kıyafeti Antarktika koşullarında deneyecekler. Vücudun ısısını, kalp ritmini, insana ait tüm detayları ölçebilen sensörler yerleştirdiler bu monta. Hem Antarktika olsun hem Arktik koşullarda olsun hem de uzay koşullarında olsun giyilebilir teknolojinin çok önem arz ettiği bir döneme girdik.” diye konuştu.

Bu sene yapacakları çalışmalardan birinin de canlı bilimleriyle ilgili mikroplastikler konusunda olacağını belirten Özsoy, “Aynı zamanda Arktik bölgesinden alınan örneklerin Antarktika bölgesinden alınacak örneklerle karşılaştırılması gibi kuzey ve güney karşılaştırmasında bilimsel çalışmalara yer vereceğiz.” dedi.

Özsoy, ekibe, İspanya’dan 2, ABD ve Bulgaristan’dan da birer kişi olmak üzere 4 uluslararası araştırmacının da dahil olacağını ve Türkiye Cumhuriyeti Santiago Büyükelçisi’nin seferin başlangıcında Türk bilim ekibiyle diplomatik ziyaretler yapacağını kaydetti.

Ekipte, TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanlığından (BİTO) bir katılımcının da yer aldığına dikkati çeken Özsoy, “Antarktika gibi ekstrem koşullarda yapılan çalışmalarımızın toplumla buluşması bizler için çok önemli. BİTO’dan katılan araştırmacımız topluma bu yaptığımız çalışmaları aktaracak.” diye konuştu.

“Antarktika’da hava çok değişken”

Ekibin lideri Prof. Dr. Ersan Başer de Türkiye’den Antarktika’ya 2017’den bu yana bilimsel araştırma amaçlı seferlerin düzenlendiğini hatırlattı.

Seferden 1 yıl önce bu amaçla projeler alındığını belirten Başer, “Projeler, TÜBİTAK tarafından değerlendiriliyor ve uygun görülen projelerin yürütücüleri Antarktika’ya giderek bu bilimsel çalışmalarda yer alıyor. Projeler hem ülkemiz hem de dünya için çok önemli. Orada aldığımız verileri Türkiye’ye getiriyor ve laboratuvarlarda değerlendiriyoruz. Bilimsel yayınlar ile bilim dünyasına katkı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Başer, Antarktika’da çalışma yürütmenin zorluklarına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Kutup bölgesinde çalışmak oldukça zorlu. Rüzgar, fırtına, hava koşulları oldukça zorluyor bizi. Bunun için gitmeden önce tüm katılımcılara yönelik teorik çalışmalar yapıyoruz. Ardından 3 gün süren uygulama eğitimi yapıyoruz. Karda, buzda yürüyüş teknikleri, karda hayatı idame, karda numunelerin alınması ve acil hallerde nasıl müdahale yapılması gerektiği hakkında eğitimler veriyoruz. Bu eğitimler verildikten sonra sahada çalışma yapılıyor. Sahada çalışmalar yapılırken tüm katılımcıları takip ediyoruz. Çünkü Antarktika’da hava çok değişken. Aniden fırtına, sis çıkabiliyor. Emniyet en önemli kuralımız.”

“Kutuplarda yapılan çalışmayla uzaydaki çalışmalar çok önemli”

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, bilim heyetiyle sefer öncesi internet üzerinden görüntülü toplantı gerçekleştirdi.

Kutuplardaki ve uzaydaki çalışmaları birlikte değerlendirdiğini belirten Mandal, buralarda söz sahibi olmanın önemine değindi.

Mandal, “Hem kendi bilim misyonumuz açısından, ülkemizin ihtiyaçları, menfaatleri ve görünürlüğü açısından, aynı zamanda da insanlık için çözüm oluşturma açısından bakıldığında kutuplarda yapılan çalışmayla uzaydaki çalışmalar çok önemli.” dedi.

“Sefere katılan 24 bilim insanı 22 farklı proje üzerinde çalışacak”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bilim insanlarımız yeniden Antarktika yolunda. 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne katılmak üzere bilim insanları ve araştırmacılarımız İstanbul’dan yola çıktı. 20’si Türk, 4’ü yabancı olmak üzere sefere katılan 24 bilim insanı 22 farklı proje üzerinde çalışacak.” ifadelerini kullandı.

TEKNOFEST kapsamında TÜBİTAK tarafından düzenlenen “Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri Yarışması”nda birinci olan öğrencilerin de sefere katılarak projelerini test etme imkanına kavuşacağını vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:

“2017’den itibaren gerçekleştirdiğimiz ulusal kutup seferleriyle bilim insanlarımıza büyük bir imkan sağladık. Antarktika ve Arktik’e 10 bilim seferi düzenledik ve 116 Türk bilim insanının bu bölgelerde araştırma yapmasına imkan tanıdık, 252 bilimsel çıktı elde ettik. Antarktika’da kurulacak Türk Bilim Araştırma Üssü için ise çalışmalarımız devam ediyor. Hedefimiz Türkiye’yi Antarktika Antlaşmalar Sistemi içinde asli üye olarak konumlandırmak. Ülkemiz uzay, uydu sistemleri, milli otomobil, savunma sanayisi, Antarktika çalışmaları ve Milli Teknoloji Hamlesi’nin diğer önemli projeleri ile her alanda güçlü ve tam bağımsız ülke olma hedefine hızla yol almaya devam ediyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-himayesinde-gerceklestirilen-8-ulusal-antarktika-bilim-seferi-basladi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türkiye, yerli ve milli uzay aracını birkaç sene içinde Ay’a gönderecek https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-yerli-ve-milli-uzay-aracini-birkac-sene-icinde-aya-gonderecek/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-yerli-ve-milli-uzay-aracini-birkac-sene-icinde-aya-gonderecek/#respond Fri, 19 Jan 2024 01:48:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3010 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğunun başlamasını değerlendirirken, “İnşallah buna benzer fırlatmaları, milli roketlerimizle yaptığımız günler de gelecek. İnşallah bir kaç sene içinde Ay’a erişen uzay aracını da yerli ve mili olarak geliştirmiş ve üretmiş olacağız.” dedi.

Bakan Kacır, Gezeravcı’nın uzay yolculuğunun başlamasının ardından, ABD’nin Florida eyaletinde Anadolu Ajansı (AA) ve TRT ortak canlı yayınında soruları cevapladı.

Gezeravcı’nın, farklı milletlerden astronotlarla birlikte uzay misyonunu gerçekleştireceğini anlatan Kacır, Türkiye’nin ilk insanlı uzay yolculuğu olması dolayısıyla çok heyecan verici olduğunu söyledi. Çıplak gözle fırlatmayı izlemenin de bu heyecanı biraz daha katladığını belirten Kacır, 85 milyonun da 7’den 77’ye bu heyecana ekranlardan ve sokaktan ortak olduğunu kaydetti.

Kacır, misyon boyunca ara ara bağlantılar gerçekleştirilebileceğine işaret ederek, Uluslararası Uzay İstasyonu’yla kenetlenmenin,

20 Ocak Cumartesi günü Türkiye saatiyle 13.15’te gerçekleşeceğini söyledi. Kacır, “Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonu’na adım atacak.” diye konuştu.

Gezeravcı’nın Türk bilim tarihi açısından muazzam bir işe imza atacağını aktaran Kacır, “Çocuklarıyla ekranları başında toplanmış herkesi yürekten selamlıyorum. Her birine sevgilerimi, muhabbetlerimi sunuyorum. Eminim çocuklarımızın, gençlerimizin zihninden, hafızalarından bu büyük mutluluk, coşku, heyecan ve gurur anı asla çıkmayacak. Türkiye nice astronotlar, nice bilim insanları ve nice mühendisler yetiştirecek. Türkiye muazzam işlere Allah’ın izniyle Teknofest kuşağıyla, bu büyük projelerin ışığında yetişen gençlerimizle imza atacak.” ifadesini kullandı.

“Bunları dünya yapıyorsa biz de elbette yapabiliriz”

Kacır, Türkiye’de muazzam bir toplumsal seferberlik ve dip dalga olduğuna işaret etti. Bunun o dip dalganın üzerinde yükselen projelerden sadece biri olduğuna dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İnşallah buna benzer fırlatmaları, milli roketlerimizle yaptığımız günler de gelecek. İnşallah Türkiye’nin sahip olduğu bir uzay limanını da yine millet olarak hep birlikte inşa edeceğiz. İnşallah birkaç sene içinde Ay’a erişen uzay aracını da yerli ve mili olarak geliştirmiş ve üretmiş olacağız. Bunları dünya yapıyorsa biz de elbette yapabiliriz. Bizim dünyadan eksik hiçbir yanımız yok. Muazzam bilim insanlarımız var. Az önce bana sunum esnasında paydaşlarımız SpaceX ve Axiom yetkilileri, Türk bilim insanlarının hazırladığı bilimsel deneylerin ne kadar kritik olduklarını ve aslında bu misyonun en ilginç, sonuçları en yakından takip edilecek deneylerin, bizim bilim insanlarımızın hazırladığı deneyler olduklarını ifade ettiler. Muş Bilim ve Sanat Merkezi’nden çocuklarımızın hazırladığı bir deney propolisin antibakteriyel özelliklerinin mikro yer çekimi ortamında tespit edilmesine yönelik bir deney, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Alper Gezeravcı tarafından gerçekleştirilecek…”

Bir Türk vatandaşının ilk astronot olarak uzay yolculuğuna çıktığını belirten Kacır, aslında herkesin de bu heyecanın parçası olduğunu dile getirdi. Türk milletinin, gelecek yıllarda dünyanın gıptayla izleyeceği bilimsel ve teknolojik işlere imza atacağına inandığını ifade eden Kacır, Cumhuriyetin ikinci asrında da bilimde, teknolojide AR-GE ve inovasyonda çığır açıcı işler yapılmaya devam edileceğini kaydetti.

“Türkiye’nin uzay araştırmalarında var olması, insanlığın istikbalini daha aydınlık kılacak”

Kacır, 2018 yılında Teknofest’in adını “Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali” olarak belirlediklerini hatırlatarak, etkinlikte roket ve uydu yarışmalarına kadar çok değerli projelerin ortaya çıktığını anımsattı. Gelecek dönemde hem göklerde hem de göklerin ötesinde Türk istikbalini aydınlık kılmaya yönelik nice işlere Türk gençliğiyle birlikte imza atılacağını vurgulayan Kacır, Türk çocuklarıyla birlikte bu yolda heyecanla yürüyeceklerini söyledi. Çocukların gözündeki parıltının her şeye değdiğini kaydeden Kacır, “Biz pırıl pırıl, dünyaya iyilik, adalet ve merhamet götüren bir milletiz. Bizim güçlü olmamız, bilimde ve teknolojide ilerlememiz, sadece Türkiye’nin değil insanlığın yararınadır. Daha adil bir dünya için Türkiye daha kuvvetli olmalı, daha kuvvetli olmak için de bilimde ve teknolojide Milli Teknoloji Hamlesi ile yoluna devam etmeli.” diye konuştu.

Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’nın, uzay yolculuğunun ertelendiği dün gece sadece 2 saat uyuyabildiğini belirten Kacır, hem heyecan hem stresi bir arada yaşadığını dile getirdi. Ertelemenin biraz burukluk oluşturduğunu ifade eden Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizim için asıl olan hayırlısıyla güvenli şekilde icra edilmesiydi. Sabırla bekledik, Allah da yardım etti. Hava koşulları da misyonun gerçekleşmesi için uygun oldu. Nihayetinde çok uzun yıllardır beklediğimiz, son anda 24 saat daha beklediğimiz misyon, gözlerimizin önünde 2 dakika içinde gerçekleşmiş oldu. Çok etkileyici, insanoğlunun tahayyül sınırlarını zorlayan bilimsel ve teknolojik çalışmalar bunlar. Asıl olan bütün bu çalışmaların insanlık yararına sonuçlar doğurması. Türkiye’nin bu çalışmalara sunacağı en kıymetli katkı da aslında bu olacak. Biz insanlık yararına geliştirdiğimiz bilimsel çalışmaları ve teknolojileri, kullanmaya, kullandırmaya ve sunmaya gayret ediyoruz. Türkiye’nin bu alanda yarışa dahil olması, uzay biliminde, araştırmalarında ülkemizin var olması, gelecek on yıllarda, yüzyıllarda insanlığın istikbalini daha aydınlık kılacak.”

“Sanatçıların çalışmalarına da destek olmaya hazırız”

Kacır, bu alanda çizgi filmler yapıldığına değinerek, bu konuda sanatçıların çalışmalarına da destek olmaya hazır olduklarını vurguladı.

Türkiye’nin ilk astronotu belgeselini hazırladıklarını ve kısa süre sonra halkın beğenisine sunmayı hedeflediklerini de aktaran Kacır, bu alanda sinema filmleri çekilmesini de temenni etti. Türk’ün uzayla macerasının, daha önce arzu edilen şekilde işlenmediğini vurgulayan Kacır, “Geç oldu, güç olmasın. İnşallah buradan geri dönmeyelim.” dedi.

Türkiye’nin, Milli Teknoloji Hamlesi ve Milli Uzay Programı’ndan vazgeçmemesi gerektiğine vurgu yapan Kacır, “Türkiye bu alanlarda iddiayla ve inançla yoluna devam etsin. Sanatçılarımız da bu meseleleri filmlerine, hikayelerine konu etsinler. Ama en önemlisi inanıyorum ki çocuklarımızın yazacakları senaryolar, hikayeler. Çünkü onların hayalleri aslında hepimizden çok daha öteye, sonsuzluğa uzanıyor ve inşallah bu hayaller adım adım gerçek olmaya devam ediyor.” diye konuştu.

Projeye bugüne kadar katkı sunan herkese teşekkür eden Kacır, Gezeravcı’nın ailesine de şükranlarını sunduğunu dile getirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-yerli-ve-milli-uzay-aracini-birkac-sene-icinde-aya-gonderecek/feed/ 0
Türkiye’nin ilk uzay yolcusu SpaceX aracıyla fırlatıldı https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-uzay-yolcusu-spacex-araciyla-firlatildi/ https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-uzay-yolcusu-spacex-araciyla-firlatildi/#respond Fri, 19 Jan 2024 00:24:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2992 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bugünü hiç unutmayacağız. Türkiye’nin artık bilimde, uzay teknolojisinde, sanayide ve diğer alanlarda nasıl ilerlediğini hep beraber görüyoruz. Türkiye Yüzyılı bilimin de yüzyılı olacak inşallah. Bu yüzyıl çocuklarımızın, gençlerimizin omuzunda yükselecek.” dedi.

Türkiye’nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı’nın da içinde bulunduğu SpaceX’e ait uzay aracı, ABD yerel saatiyle 16.49’da (TSİ 00.49) NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden başarıyla fırlatıldı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Gezeravcı’nın uzay yolculuğunu vatandaşlarla birlikte Bursa’daki Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nde (GUHEM) takip etti.

Tarihi ana tanıklık eden Bakan Tunç ve beraberindekiler, uzay aracının fırlatılmasını ve başarılı bir şekilde yol almasını kurulan dev ekranda izledi.

Bakan Tunç, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında Türkiye’nin uzay yolculuğuna çıkan Alper Gezeravcı’nın uzaya gidişini Bursa’da vatandaşlarla beraber izlediğini söyledi.

Türkiye için çok büyük bir an olduğunu aktaran Tunç, “Bugünü hiç unutmayacağız. Türkiye’nin artık bilimde, uzay teknolojisinde, sanayide ve diğer alanlarda nasıl ilerlediğini hep beraber görüyoruz. Türkiye Yüzyılı bilimin de yüzyılı olacak inşallah. Bu yüzyıl çocuklarımızın, gençlerimizin omuzunda yükselecek.” dedi.

GUHEM’in Bursa’nın ve Türkiye’nin bilim yolculuğunda kazandırılan çok önemli bir eser olduğunu ifade eden Tunç, GUHEM’e ilk kez geldiğini ve gurur duyduğunu belirterek buranın Türkiye’ye kazandırılmasında emeği geçen herkese çok teşekkür etti.

“Türkiye Yüzyılı inşallah bilimin yüzyılı olacak”

Bakan Tunç, Alper Gezeravcı’nın uzayda 13 deney yapacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Gezeravcı 14 gün sonra inşallah aramıza dönecek. Türkiye’de onu coşkuyla karşılayacağız ve orada yaptığı deneyleri milletimize anlatacak. Bu ilk olacak ama bundan sonrası artık peşi sıra gelecek. Özellikle uzay teknolojisi alanında çok sayıda bilim insanı ülkemizden yetişecek. Bunu hep beraber göreceğiz. Bugün bu bir başlangıç. Türkiye’nin uzayda kendi ürettiği uyduları var. Haberleşme uyduları var ve sürekli geliştirdiği uyduları var. Savunma sanayi teknolojisinde belli bir noktaya geldik. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, onun gösterdiği hedefte hiç durmadan ilerlemeye devam ediyoruz. İşte bugün de bunun en güzel örneğini gördük. Alper’e hayırlı yolculuklar diliyoruz. 14 gün sonra aramıza inşallah sağ salim gelmesine ve orada gördüklerini, yaşadıklarını, yaptığı deneyleri anlatmasını bekliyoruz. Nice uzay yolculukları inşallah. Türkiye Yüzyılı inşallah bilimin yüzyılı olacak, teknolojinin yüzyılı olacak. Gençlerin ve çocukların yüzyılı olacak. Ben tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Ülkemizin daha nice başarılara adım atmasını Cenabıallah’tan niyaz ediyorum.”

Bursa Valisi Mahmut Demirtaş da bugün Türkiye olarak bir gurur yaşadıklarını vurgulayarak, “Allah kısmet ederse kardeşimiz 14 gün sonra tekrar aramıza katılacak ve orada yaşadıklarını bize anlatacak. Bugün bu noktaya gelmemizde Sayın Cumhurbaşkanımızın çok büyük katkıları var. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bakanlarımıza, milletimize şükranlarımızı arz ediyoruz. Kendimize güvenmemiz lazım. Çok büyük bir şey başardık. Ülkemizin bundan sonra daha güzel şeyleri yapacağın yürekten inanıyorum.” diye konuştu.

Bakan Tunç’a, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Büyükşehir Başkanı Alinur Aktaş ve AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan eşlik etti.

Bakan Tunç, canlı yayın öncesi GUHEM’i gezerek merkezdeki interaktif düzenekleri inceledi, çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Bu arada GUHEM’in Gezeravcı’nın uzay yolculuğuyla ilgili Youtube üzerinden yaptığı canlı yayını 300 bin kişi izledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-uzay-yolcusu-spacex-araciyla-firlatildi/feed/ 0
Türkiye, Milli Uzay Programı ile İlk Astronotunu Uzaya Gönderiyor https://www.haber28.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-ilk-astronotunu-uzaya-gonderiyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-ilk-astronotunu-uzaya-gonderiyor/#respond Thu, 18 Jan 2024 22:36:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2968 SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Gelecekte yerli uzay aracımızla insansız ay misyonunu da gerçekleştireceğiz. Milli roket sistemlerimizle uzaya erişim kabiliyetimizi artıracak, kendimize ait bir uzay limanı kuracağız. Konumlama ve zamanlama sistemi oluşturan uydu takımlarını yerli üreteceğiz” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Kacır, “Millet olmak, acıda deneme bonusu ve kederde olduğu gibi, sevinçte, heyecanda ve gururda da bir ve beraber olabilmektir. Türkiye, Milli Uzay Programı ile bir ilki daha gerçekleştiriyor. İlk kez bir Türk vatandaşımız Uzay Bilim Misyonunu gerçekleştirmek üzere uzay yolculuğuna çıkıyor. İlk Türk Astronotumuz Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonunda 14 gün boyunca yürüteceği Bilim Misyonu kapsamında, uzay görevleri için mikroalg yaşam destek ünitelerinden mikro yer çekiminin insan solunum sistemine etkilerine, yeni nesil alaşımlar geliştirmeden mikro yer çekiminde bitkilerde gen düzenleme verimliliğine, Türk Bilim İnsanları tarafından hazırlanan 13 bilimsel deney gerçekleştirecek. Bu misyonun amaçları; Türk bilim insanlarına dünyadaki mevcut çalışmaların ötesine geçen araştırma imkanları sunmak, gelecekte devam edecek insanlı uzay araştırmaları ve keşifleri için tecrübe kazanmak, 0-21 yaş arasındaki 27 milyon çocuk ve gencimi başta olmak üzere toplum için ilham kaynağı olmak, bilimi, Ar-Ge’yi, inovasyonu, teknolojiyi milletçe daha fazla deneme bonusu veren siteler sahiplenmemizi sağlamak” dedi.

‘SADECE 3 ÜLKENİN İNSANLI UZAY GÖREVLERİ GERÇEKLEŞTİRME YETENEĞİ VAR’

Bu misyonda Türk astronotun yalnız olmayacağını, İtalya’dan ve Avrupa Uzay Ajansı aracılığıyla İsveç’ten astronotların da aynı uzay aracıyla yolculukta olacağını söyleyen Kacır, “Bugüne dek 40’tan fazla milletten astronotlar uzay yolculuklarına katılmış. Biz, yıllık bilimsel yayın sayısı 20 yılda 9 bin 5’ten 48 bin 619’a yükselen bilim ve araştırma ekosistemimiz için bu bilim misyonunu gerçekleştirmenin çok anlamlı ve doğru olduğuna inanıyoruz. Biliyoruz ki yetkin bilim insanlarımız ülkemizde en ileri araştırma imkanına sahip olduklarında çok daha büyük işlere imza atacaklardır. Belki bazılarımız, bu misyonun neden kendi roketimizle kendimize ait ya da ortağı olduğumuz bir uzay istasyonuna yapılmadığını sorgulayabilirler. Bugüne dek, 40’tan fazla milletten 600’e yakın astronot uzaya gitmişken, sadece 3 ülkenin insanlı uzay görevleri gerçekleştirme yeteneği var. Kendi uydularını uzaya gönderme kabiliyetine sahip pek çok ülkenin dahi insanlı uzay görevleri gerçekleştirme kapasiteleri henüz yok. Uluslararası Uzay İstasyonu 1998’de 15 ülke ve 5 uzay ajansı tarafından kurulurken Türkiye, bu istasyonun paydaşı olmamış, zaten o tarihte maalesef bir uzay ajansımız da yokmuş. Bu, bizim bu yarışta olmayacağımız anlamına elbette gelmez. Bir yandan roket teknolojisinde Roketsan, Delta-V, TÜBİTAK SAGE gibi kurumlarımızla çalışmalarımızı yürütürken, bir yandan da insanlı uzay görevlerine tıpkı pek çok ülkenin yaptığı gibi başlamak, yapmamız gereken işlerden biri” ifadelerini kullandı.

‘BU, TÜRK MİLLETİNİN ORTAK KAZANIMIDIR’

2000’li yıllara gelinceye dek Türkiye’de uzay araştırmalarının çok kısıtlı düzeyde olduğunu belirten Kacır, şunları söyledi:

“Son 22 yılda görüntüleme uydularımız Rasat, Göktürk ve İmece’yi yerli ürettik. İlk milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı bu yıl uzaya göndermeye hazırlanıyoruz. Sıvı yakıtlı ve hibrit yakıtlı roket teknolojileriyle uzaya erişim kabiliyeti kazandık. Uzay bilimi ve teknolojilerine yönelik geliştireceğimiz yeni projeler, ülkemize hem stratejik hem ekonomik getiriler kazandıracak. Gelecekte yerli uzay aracımızla insansız ay misyonunu da gerçekleştireceğiz. Milli roket sistemlerimizle uzaya erişim kabiliyetimizi artıracak, kendimize ait bir uzay limanı kuracağız. Konumlama ve zamanlama sistemi oluşturan uydu takımlarını yerli üreteceğiz. Kalkınma yarışında asla yeniden geri düşmeyecek, Milli Teknoloji Hamlesi’ni nazillispor.com gerçekleştirmekten vazgeçmeyeceğiz ve şimdi insanlı uzay araştırmalarına başlıyoruz. Bu, Türk milletinin ortak kazanımıdır. İşte o nedenle; gurur duy Türkiye.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-ilk-astronotunu-uzaya-gonderiyor/feed/ 0