Biliyor Musunuz – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Wed, 12 Jun 2024 06:24:39 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: O İş Bitti Kardeş… Bir Kişi Çıktı, ‘Ekonomiyi Ben Bilirim’ Dedi, O Gün Yandık İşte https://www.haber28.com.tr/imamoglundan-erdogana-o-is-bitti-kardes-bir-kisi-cikti-ekonomiyi-ben-bilirim-dedi-o-gun-yandik-iste/ https://www.haber28.com.tr/imamoglundan-erdogana-o-is-bitti-kardes-bir-kisi-cikti-ekonomiyi-ben-bilirim-dedi-o-gun-yandik-iste/#respond Wed, 12 Jun 2024 06:24:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20555 Haber: OKTAY YILDIRIM – Kamera: ADEM KARABAYIR

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, önce Çatalca’nın köylerini ziyaret etti, sonra Cumhuriyet Meydanı’nda halkla buluştu. Cumhuriyet rejiminde yöneticilerin vatandaşa had bildiremeyeceğini vurgulayan İmamoğlu, “Cumhuriyette yönetici, vatandaşına bakarken haddini bilecek haddini. Öyle oy verenmiş, oy vermeyenmiş… Yok, o devir bitti. Öyle mülk sahibi falan yok. Mülk sahibi, 86 milyon yurttaş. Onun için, ‘Ben karar verdim, olacak!’ O iş bitti kardeş. Kanal İstanbul gibi felaket projelerine nasıl ‘dur’ dediysek, ‘dur’ demeye devam edeceğiz. Asla izin vermeyeceğiz” dedi. İmamoğlu, iktidarın ekonomi karnesini değerlendirirken de “Bir kişi çıktı, ‘Ekonomiyi ben bilirim’ dedi; yandık. ‘Ben ekonomistim’ dedi mi? Dedi. O gün yandık işte. Ekonomi yüzümüze bir daha gülmedi… Yakında enflasyonu suçlarsa, şaşırmayın. ‘Bütün suç enflasyonda’ derse, şaşırmayın” diye konuştu.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile birlikte; ilçenin kırsalında bulunan Muratbey, Ovayenice, Elbasan ve Çakıl mahallelerinde köy turu yaptı. Vatandaşlar, kendilerini selamlayan İmamoğlu ve Güzel’e sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu, köy meydanlarında kendisini karşılayan Çatalcalılara kısa konuşmalar yapıp, anı fotoğrafları çektirdi.

Turun ardından ilçe merkezine ulaşan İmamoğlu ve Güzel, Çatalca Cumhuriyet Meydanı’nda halkla buluştu. Meydanı dolduran vatandaşlar, İmamoğlu ve Güzel’e sevgi gösterilerinde bulundu. Halk buluşmasına katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP Parti Meclisi üyesi Berker Esen, CHP İstanbul Milletvekili Engin Altay ve Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün de İmamoğlu ve Güzel’e destek oldu. Konuşma yapacağı platforma eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu ile birlikte çıkan İmamoğlu, vatandaşların ellerindeki yaratıcı dövizlere yine kayıtsız kalmadı. İmamoğlu, “Ekrem abi seninle olan aşkımız, çiftçinin borcu gibi hiç bitmesin” dövizini okuduktan sonra, şunları söyledi:

“ÇİFTÇİYE 1 VER 10 AL, 2 VER 50 AL; BİR AVUÇ İNSANA 1000 VER, BİR TANE 1 LİRA GELMEZ”

“Kurban olurum sana. Allah korusun. Çiftçinin borcunu bitireceğiz. Çiftçiye, Çatalca’da güzel günleri daha fazlasını yaşatacağız. Çiftçiye desteklerimizi, tam iki katına çıkaracağız önümüzdeki dönemde. İstanbul’da çiftçiye 1 ver 10 al, 2 ver 50 al. Bak öyle bir şey bu. Bereket bu bereket. Bir avuç insana 1000 ver, bir tane 1 lira gelmez size. Bu bir avuç insana var ya, 1000 ver, hepsi gider. Onun için ver çiftçiye, bereket gelsin İstanbul’a kardeşim. Ver, üretene ver. Üretene ve üreten ahlaklı insanlara, bu güzel insanlara, bu memleketin yurdum insanına ver. Vereceksin. Emekliye ver. Emekliye vereceksin. Emeklinin başı öne eğildiği zaman, bu milletin başı öne eğik demektir. Bunlar saygıyı, hürmeti bile ezdiler. Emekliye verilecek 1 lirayı, ‘Bütçeye yük’ diye tariflediler. Doğru mu? Ama ‘Kanal İstanbul’ deyince gözleri böyle fır fır dönüyor bunların. İçinde bir para işareti var, onun adını söylemeyeceğim. Anladınız siz ne olduğunu. Ama bu memleketin, bu güzel şehrin havasını, suyunu, toprağını, çiftçisini, memleketin Boğaz’ını, o güzel coğrafyayı, tarihini, maneviyatını bu bir avuç insana, -bu kardeşiniz muhafızlık yapacak, 16 milyon İstanbullu muhafızlık yapacak- onlara yedirmeyeceğiz, yedirmeyeceğiz onlara”

“ÇİFTÇİNİN MAZOTUNU TRAKTÖRÜNÜN YANINA KADAR GÖTÜRDÜK”

“İBB, tarihinde ilk kez tarıma destek oluyor” diyen İmamoğlu şöyle devam etti:

“Hem de öyle böyle değil. 8.200’ün üzerindeki çiftçi sayımız nasıl oldu biliyor musunuz? Bir anda 10 katına çıktı. 700-800 kişiyken, 8.200’ün üzerindeki çiftçimize tohum verdik, fide verdik, mısır verdik, büyükbaş hayvan yemi verdik, arı yemi verdik, gübre verdik, mazot desteği verdik. Hem de çiftçinin mazotunu ne yaptık biliyor musunuz? ‘Yolda mazot harcamasın diye, traktörünün yanına kadar götürün’ dedim. Pendik’in Göçbeyli Köyü’ne uzak-yakın demeden nasıl hizmet ettiysek, diğer ucunda da Çatalca’nın bütün köylerine hizmet edip, bütün yapılan ihmallerin önüne geçtik. Geçmeye bu dönemde de devam edeceğiz.

“CUMHURİYET NE DİYOR BİLİYOR MUSUNUZ?”

Hizmetlerimizi partizanlıktan uzak bir anlayışla gerçekleştiriyoruz. Ben memleketimin hiçbir insanını birbirinden ayırmadım ki, belediye başkanını birbirinden ayırayım. Bunlar öyle yapmaz. Parti devleti kurmak istiyorlar, söyleyeyim. 100 seneyi aşmış, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş, Allah’ın bir lütfu, bir çift mavi göz gelmiş, milletimizin atasıyla, dedesiyle Cumhuriyeti kurmuş, bize emanet etmiş ve bize görev vermiş: Bu şehri, bu ülkeyi koruyun, insanlarına saygı gösterin. Cumhuriyet ne diyor biliyor musunuz? Her insan eşit. Yok birbirimizden farkımız biliyor musunuz? Hiç kimsenin birbirinden farkı yok. Birbirinden şu kadar üstünlüğü yok, şu kadar. Cumhuriyette yönetici nasıl bakar biliyor musunuz? Gülerek bakar. Yönetici vatandaşına şefkatle bakar. Yönetici, vatandaşına sert bakamaz. Talimat veremez. Had bildiremez. Cumhuriyette yönetici, vatandaşına bakarken haddini bilecek haddini. Öyle oy verenmiş, oy vermeyenmiş… Yok, o devir bitti. Öyle mülk sahibi falan yok. Mülk sahibi, 86 milyon yurttaş. Onun için, ‘Ben karar verdim, olacak!’ O iş bitti kardeş. Kanal İstanbul gibi felaket projelerine nasıl ‘dur’ dediysek, ‘dur’ demeye devam edeceğiz. Asla izin vermeyeceğiz.

“KIRIK SANDALYE”Yİ HATIRLATTI

İstanbul’da görev yapan 39 belediye başkanına, ilçelerine yaptığım her ziyaret için davetiye yolladım. Hiç ayrımcılık yapmadık. Çünkü niye biliyor musunuz? Ben ilçe belediye başkanıyken, bir kez bile ziyaretime gelinmedi. Randevu vermediler. Telefonuma bakılmadı. Ben, kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmayacak kadar, sizler gibi güzel, sizler gibi iyi anne-baba terbiyesi aldım, anne. Onun için ben kendime yapılmasının istemediğin bir şeyi, başkasına yapmam. Doğrusu da budur. Oysa, sadece İstanbul’un sorunlarını konuşmak için, mesela Sayın Cumhurbaşkanı’ndan defalarca, yıllarca randevu istedim. Doğru mu? Verdi mi? Ayrımcılığa uğradık. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere bile randevu vermedi. Sadece ilk seçildiğimizde, fazla ısrarcı olunca, 30 tane büyükşehir belediye başkanını davet etti. Hatırlar mısınız? Ne tesadüfse, 30 kişinin orada herkesin önünde ismi yazıyor, bana kırık sandalye denk geldi. Bak, bak, bak. Hatırlıyor musunuz? Az kalsın düşüyorduk. Allah’tan sporcuyum da yerden böyle ayağa kalktık hemen yani. Sonra da bana demez mi? ‘Bak israf ediyorsun, sandalyeyi kırdın.’ Dedim ki, ‘Vallahi birincide değil ama ikincide daha sağlam oturuyorum da ondan’ dedim.

“BU NASIL BİR KİBİR?”

Tabii işin esprisi ama bu gerçek. İBB Başkanı’na, yani 16 milyon insanının Belediye Başkanı’na randevu vermemek, yanıt vermemek; bu nasıl bir kibir? Başka da bir randevu talebimize yanıt almadım zaten. Onlar zannetti ki, İmamoğlu’nu yok sayarsak, İmamoğlu’nun işlerine engel olmaya çalışırsak, İmamoğlu da böyle yerine sinecek, bir dahaki seçimi de İstanbul’da kolayca alırız zannettiler. Öyle mi? Pışık! Biz öyle pes eder miyiz? Mümkün mü? Etmeyiz. Ben hayatımda, bir tek şeyi hiç yapmadım. Asla yılmadım. Ama yıldırdım. Ama yıldırırım onu söyleyeyim. Ne kadar kötülük yaparsa yapsınlar, biz ne yaptık biliyor musunuz? Daha fazla çalıştık. Engel çıkardılar; daha çok koştuk. O yüzden 5 yılda, onların dönemine göre daha az gelir elde ettiğimiz halde, onların 2 katı iş yaptık. Bereket geldi bütçemize, İstanbul’umuza. 31 Mart günü, hep birlikte sandığa gideceğiz. Doğru mu? İstanbul’u ne yapacak? Bir kez daha gücünü gösterecek mi? Eşit, adil hizmet üreten, vatandaşı ayırt etmeyen, herkese eşit bakan, 650 bin anneye çocuk kartı verirken, 100 bin gence burs verirken, çiftçiye destek dağıtırken ya da 600-700 bin haneye destek verirken, Allah aşkına bir kişiye Ekrem İmamoğlu, ‘Hangi partidensin’ diye sorar mı? Vatandaşı ayırt etmeye asla müsaade etmeyiz biz.

“MİLLETİN EFENDİ OLDUĞUNU ANLAYACAKLAR”

İşte vatandaşını bir gören bizler, sizlerle birlikte bu seçimi tekrar kazanacağız. ve 31 Mart’tan sonra, her şey çok daha güzel olacak. Çünkü, 5 yıl boyunca engelleyici tavrın işe yaramadığını görecekler bu pazar günü. Engellemenin yanlış olduğunu, ‘o parti, bu parti’ demenin yanlış olduğunu, bu halkımız onlara öğretecek. Milletin efendi olduğunu anlayacaklar. Anlayacaklar mı? Çatalca gösterecek mi bunu? Ne olacak ondan sonra biliyor musunuz? Hemen geri adım atacaklar. Yöntem değiştirecekler. Uyguladıkları planın yanlış olduğunu görecekler. Geri adım atacaklar. Hem de tam vites. Bakın; yıllardır imzalamadıkları projelerimizi tek tek imzalayacaklar. Engeller tek tek kalkacak. O yüzden 31 Mart’tan sonra her şey çok güzel olacak. Sizin sayenizde biliyor musunuz? Siz, yanlış yapana haddini bildiren insanlarsınız. Benim yurdum insanı, benim hemşehrilerim, 16 milyon İstanbullu yanlışa evet demez. Vicdanıyla, ahlakıyla hareket eder.

“BİR KİŞİ ÇIKTI, ‘EKONOMİYİ BEN BİLİRİM’ DEDİ, O GÜN YANDIK İŞTE”

En büyük meselemiz hayat pahalılığı değil mi? Yüksek enflasyon değil mi? Mayıs seçimlerinde vaatler verdiler mi? ‘Her şey güzel olacak’ dediler mi? Hayat pahalılığı iki kat arttı. Bakın; yıllardır akla, bilime, ekonomi kurallarına aykırı işler yaptılar. Biz de ceremesini çekiyoruz. Çiftçi ceremesini çekiyor. Emekli ceremesini çekiyor. Öğrenci ceremesini çekiyor. İftarı huzurlu bir şekilde hazırlayamayan bir ailenin sıkıntısını düşünsenize. Bu politikalar niye oldu? Niye oldu biliyor musunuz? Bir kişi çıktı, ‘Ekonomiyi ben bilirim’ dedi; yandık. ‘Ben ekonomistim’ dedi mi? Dedi. O gün yandık işte. Ekonomi yüzümüze bir daha gülmedi. Hatırlıyor musunuz; bir bakan dedi ki, ‘Gözümüzdeki parıltıya bakın’ dedi. Ne parıltı kaldı ne bakan. Şimdi ne diyor? ‘İyi ücret veriyoruz ama iki ayda eriyor.’ Doğru mu? Size bir şey söyleyeyim mi? Yakında enflasyonu suçlarsa, şaşırmayın. ‘Bütün suç enflasyonda’ derse, şaşırmayın. Şimdi o yüzden zam vermeye devam etmek zorunda. Enflasyon karşısında her şeye eriyecek. ‘Zam vermeye gerek yok, nasılsa verdiğimiz eriyor’ diyen bir ekonomi aklını bana biri öğretsin, biri söylesin bunu. Vallahi billahi, biri anlatsın bana.

HANİ FAİZ DÜŞMANDI? FAİZ ALDI BAŞINI GİDİYOR”

Enflasyonu siz yarattınız. Hani faiz düşmandı? Faiz aldı başını gidiyor. Öyle değil mi? Tutabiliyor mu faizi? Bakın; milyarlarca dolar bozdular sırf bu seçim için. Neymiş? Dolar artmayacakmış! Tutabiliyorlar mı doları, Euro’yu? Tutamazlar. Enflasyon düşmez. Enflasyonu istediği kadar suçla. Suçlu sizsiniz. Siz, ekonomiyi yönetemediniz. Siz, bir de kalktınız Kanal İstanbul projeleri için parayı vermeyi göze alıyorsunuz, ihaleleri yapıyorsunuz. Ama emeklilere vereceğiniz birkaç lirayı, emekliye fazla görüyorsunuz. Neymiş? Para eriyecekmiş. Kanal felaketine para verirken güzel, emeklinin başı öne eğilirken, ona vereceğiniz parayı bütçeye yük görüyorsunuz. Dertleri başka. Bakın onların derdi millet değil. Onların derdi millet olmaz. Onların derdi millet olsa, emeklinin yanında olurlar. Onların derdi millet olsa, mülakatı kaldırırlar mıydı? Kaldırırlardı. Ama kaldırmazlar. Çünkü işlerine gelmez. İki tane laf diyecek. ‘Mülakatı kaldırın’ diyecek; demiyor. Çünkü, daha yapacakları kötülükler var.

“2023’TE VERDİKLERİ VAATLERİ TUTTULAR MI?”

Bakın; bir yıl geçti neredeyse seçim geçeli. 2023’te verdikleri vaatleri tuttular mı? Hayır. Yokmuş gibi davranıyorlar. Biz gayret gösteriyoruz, çok çalışıyoruz, adil oluyoruz, dürüst hizmet yapıyoruz. Onun için kasamızda bereket var. Eskiden, ‘Çalıyor ama çalışıyor’ derlerdi, öyle mi? Şimdi onu biz yok ettik. Ne çalması ya? Hem çalmıyor hem de çalışıyor. İşini yapacak bu memleketin insanı, bu memleketin yöneticisi. Bizden önceki 5 yılda, 147 kez, çoğu da rutin denetleme, rutin denetleme yapmışlar Büyükşehir Belediyesi’nde. Bu kardeşinizi, 5 yıl bile değil, 3 ayımızı çaldılar biliyorsunuz, tam bin 19 kere soruşturmaya gelmişler. 1,5 günde bir müfettiş bir kapıdan giriyor. O daha çıkmadan, öbür kapıdan öbürü giriyor. Ben bundan şikayetçi değilim. Niye? Devlet işi yapıyoruz biz. Tabii ki teftiş yapılacak. Ama kendileri, kendilerine bunu yapmazken, bize onun 10 katını yapmışlar. Yani aslında ne yaptılar biliyor musunuz? Bize dürüstlük madalyası verdiler, dürüstlük. Dürüstlüğümüzü onlar tescilledi, biz de onların yalanlarını tescilledik. Nedir yalanları biliyor musunuz? Hatırlar mısınız; 2019’da ne dediler? ‘Gelirseler, bunlar sosyal yardımları kesecekler.’ Biz ne yaptık? 6 kat arttırdık. Kimin dürüst, kimin iftira attığını milletimiz gördü. Şimdi ne olacak biliyor musunuz? Dürüstlük kazanacak. Vicdan kazanacak. Biz, icraatçıyız. Biz, halkçıyız. Bizim işimiz icraat, hizmet, yatırım. Onların işi ihanet, israf”

]]>
https://www.haber28.com.tr/imamoglundan-erdogana-o-is-bitti-kardes-bir-kisi-cikti-ekonomiyi-ben-bilirim-dedi-o-gun-yandik-iste/feed/ 0
Kocamustafapaşa’da Konuşan İmamoğlu: “İstanbul’un Gündeminden İsrafı, İhmali ve İhaneti Çıkardık; Yerine Hizmet, İcraat, Yatırımı Getirdik” https://www.haber28.com.tr/kocamustafapasada-konusan-imamoglu-istanbulun-gundeminden-israfi-ihmali-ve-ihaneti-cikardik-yerine-hizmet-icraat-yatirimi-getirdik/ https://www.haber28.com.tr/kocamustafapasada-konusan-imamoglu-istanbulun-gundeminden-israfi-ihmali-ve-ihaneti-cikardik-yerine-hizmet-icraat-yatirimi-getirdik/#respond Mon, 11 Mar 2024 00:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9282 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

İBB Başkanı İmamoğlu ve CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat, ilçe turu atıp vatandaşları selamladı. Kocamustafapaşa Meydanı’nı dolduran vatandaşlara seslenen İmamoğlu, “Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar. İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi… 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye var” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte sabah saatlerinde başlattığı ilçe turunu, “Seçim Koordinasyon Merkezi” (SKM) ziyareti ile devam ettirdi. Hırka-i Şerif Mahallesi’ndeki ziyaretin ardından seçim otobüsüyle Fatih turu atan İmamoğlu ve Polat, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. İmamoğlu ve Polat’ı taşıyan seçim otobüsü, halk buluşmasının gerçekleştirileceği Kocamustafapaşa Meydanı’na, vatandaşların sevgi gösterileri altında, zorlukla girebildi.

İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:

“BERAT KANDİLİ’NDE DUANIZI İSTİYORUM: Bu akşam hem memleketimiz için hem milletimiz için, çocuklarımız için, gençlerimiz için Allah dualarınızı kabul etsin. Ben de sizden duanızı istiyorum. İnşallah sizlere layık olmaya devam edeceğim ve inşallah Fatih’te can arkadaşım, yol arkadaşım Mahir Polat’la sizlere doya doya hizmet etmenin beş yılına giriyoruz. İstanbul ihmalden, ihanetten ve israftan çok çekti. İhmali en çok da Fatih yaşadı; sokakları, caddeleri, meydanları… Beyazıt Meydanı’nın eski halini biliyorsunuz değil mi? Şimdi pırıl pırıl bir Beyazıt Meydanımız var. Bakın Sarayburnu… Çöplük çöplük 15 yıldır. ve biz, Sarayburnu’nda İstanbul’un en güzel biblolarından biri gibi bir köşe yaptık. Şimdi Mart’ın ortasında, pırlanta gibi Eminönü Meydanı geliyor Eminönü Meydanı. Pırlanta gibi.

HALİÇ TRAMVAYINI EMİNÖNÜ’NDEN ALİBEYKÖY’E KADAR BU KARDEŞİNİZ, EKİP ARKADAŞLARIYLA BİTİRDİ: Sözüm ona betonları dökülmüş, rayları bağlanacak. Bir baktık ki daha üstüne tramvay gelmeden, Haliç kıyısındaki tramvayın üstüne konacağı rayların çakılacağı betonlar yamulmaya başlamış. Niye? Çünkü Haliç kıyısı -hepiniz bilirsiniz- orası bataklık gibidir. Zemini yoktur Haliç kıyısının. Biz ne yaptık biliyor musunuz? Binlerce kazık çakarak, o yapılan bütün betonları söktük, attık. Tam 3 kilometreye yakın, neredeyse Eyüpsultan’dan Unkapanı’na kadar, komple kazık sistemini hem de 60 metreye, 70 metreye kazık sistemiyle çakarak, sıfırdan yaptık. Sonra hızlıca rayları döşedik. Ardından Cibali’ye kadar Alibeyköy tramvayımızı getirdik. ve Unkapanı Kavşağıyla ilgili hiçbir proje hazırlanmamıştı. Projesini hazırladık. Neredeyse yıkılmak üzere olan Unkapanı Kavşağını; pırıl pırıl, depreme dayanıklı, güçlü bir kavşak haline getirdik. Oradaki trafiğin sıkışmasını ortadan kaldırdık. Altından tramvayın geçişini sağladık. Şimdi, Eminönü’ne kadar yine o bölümdeki kazıkları çakarak, oranın tramvayını Eminönü’nden Alibeyköy’e kadar bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla bitirdi. Biz yaptık.

FATİH’İN ALTYAPISINA 3,5 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK: Vatan Caddesi’nden Unkapanı’na kadar olan bölgeyi, bütün Fatih’i sel ve su baskınından korumak adına, yer altından tünelle İSKİ yatırımı yaptık. Şimdi aynısını yine Vatan Caddesi’nden Yenikapı’ya kadar yapacağız. Fatih’in altyapısına yaklaşık 3,5 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Yedikule Gazhanesi’nden Bulgur Palas’a, Ordu Caddesi’nden Yerebatan Sarnıcı’na kadar, birçok projeyide hatırlatmak isterim. Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz? Bunların hepsi sizin, sizin. Size ait. İstanbul’un en güzel işlerinden birisi; İstanbul’un tarihini, maneviyatını, medeniyetini canlı tutmak, hayata geçirmek. İstanbul’un gündeminden israfı, ihmali ve ihaneti çıkardık. Yerine ne getirdik biliyor musunuz? Biz bu şehre, icraat getirdik. Biz bu şehre, yatırım getirdik. Biz bu şehre, hizmet getirdik, hizmet. Yani israf, ihmal, ihanet gitti; bu şehre ne geldi? Hizmet, icraat, yatırım geldi, yatırım. Yani sizin hayatınıza dokunan, sizi koruyan, yok zamanınızda yanınıza koşan işler geldi. İşte bunlar varken, rant konuşulurdu. Bir şahsın parseline ekstra imar konuşulurdu. ya da bir avuç insana verilen ihaleler konuşulurdu. Şimdi ne konuşuluyor biliyor musunuz? Kurban olurum o bebeklere. Halk Süt konuşuluyor, Halk Süt.

HALK SÜT, ANNE KART, KREŞLER, ÖĞRENCİ YURTLARI MEGA PROJEDİR: Bu şehrin bebeklerine dağıttığımız sütle dalga geçiyorlar. Bebeklere verdiğimiz, o pırlanta gibi kızlarımıza, oğullarımıza verdiğimiz süt için, ‘Efendim bunların mega projesi sütmüş…’  Evet, süt kardeşim. 250 bine yakın bebeğe süt dağıtmak, mega projedir. Ama bunların kafası almaz. Ben size başka bir mega proje daha söyleyeyim. 4 yaşına kadar bebeği olan annelere, Anne Kart dağıtmak, ne kadar vicdanlı biliyor musunuz? Bu şehrin annelerini huzurlu kılmak… Kurban olurum; helali hoş olsun sevgili annemiz. Anne Kart sana verildi ya. Niye biliyor musunuz? O senin hakkın, hakkın. Sen o evladı hayata hazırlıyorsun ya o bebeği; güzel anneler, bu annelerimiz o bebekleri hayırlı evlat olarak bu şehre, bu ülkeyi yetiştiriyor ya; bize o yeter. Bunu anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Çünkü, halktan uzaklaştılar. Onun için gündemde Halk Süt; gündemde Anne Bebek Kartı; gündemde kreş; gündemde gençlere yurt; gündemde 100 bin gencine burs veren belediye… Beni herhalde bu dünyada, en fazla annem düşünür. öyle düşünüyorum. Annesi babası düşünür. Diyorum ki, annemin ruhu bana geçsin. O beni nasıl düşünüyorsa, eşim evlatlarını nasıl düşünüyorsa; ben de bu şehrin evlatlarını öyle düşünüyorum. Öyle düşüneceğim kardeşim. Bu kadar net. Bu şehir o zaman huzurlu olur.

BU SEÇİM NE SEÇİMİ BİLİYOR MUSUNUZ: Biz, hiç kimsenin partisine, geçmişine, etnik kökenine, giyimine, kuşamına bakmadık; bakmayız. Bu şehirde yaşayan 16 milyon, bu ülkede yaşayan 86 milyon, benim vatansever hemşerim, vatandaşım, canım, ciğerim. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? Bu seçim; ayrımcılık yapanla birleştirenlerin arasındaki seçim. Bu seçim; rantçılarla icraatçılar arasındaki seçim. Bu seçim; müsriflerle, israf yapanlarla tasarruf yapan, bereketli bütçe üretenler arasındaki seçim. Biz icraatı, biz bereketi, biz israftan kaçınmayı temsil ediyoruz. Onun için oylarınıza talibiz. Bu seçim; bir kişiye itaat edenle, 16 milyondan talimat alanlar arasındaki seçim. Ben, bir tek size karşı kendimi sorumlu hissederim, 16 milyona karşı” şeklinde konuştu. Karşılarındaki anlayışın, bir parti devleti yaratma çabasında olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Biz ise neyin peşindeyiz biliyor musunuz? Biz, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Atatürk’ün izindeyiz. Aradaki fark bu kadar net.

BU SEFER DAYANAMADILAR, ÇOK HIZLI KAYIŞ ATTILAR: Ben, ayıp söz söyleyemem kardeşim. Kimsenin hakkında iftirada bulunamam. Kimseye iftira atamam. Gıybet yapamam. Allah korusun, yalan söylemem. Ama bunlar, her seçim, köşeye sıkıştı mı, başka şeylere başvuruyorlar. Bu sefer dayanamadılar. Açık söyleyeyim; çok hızlı kayış attılar. Daha bir hafta, üç hafta, dört hafta demeden, bir baktım hemen ‘teröriste’ şuna buna geçtiler. Her zamanki hikayeleri. Hatırlayın; bunu hiç unutmayın. 2019’da, bunlar, milletin elinden en büyük güçleri olan demokrasi haklarını çaldılar. Öyle değil mi? Seçimi çaldılar, iptal ettiler. Öyle değil mi? Hatırlayın. O seçime giderken, sırf oy için bana ne dediler? ‘Sisi’ dediler hatırlıyor musunuz Sisi? Yani kulakları çınlasın, ‘Binali Bey mi, Sisi mi’ dediler. Hatırlıyor musunuz? Sisi kim oluyor? Ben oluyorum. Yahu madem ben Sisi’yim; niye gittiniz -14 Şubat Sevgililer Günü’nde hem de- Mısır’a gidip göz göze, diz dize niye muhabbet ettiniz? Bunlar hemen U dönüşünü çok kolaylıkla yapan bir siyasi anlayış. Bunlar böyle. Şimdi köşeye sıkıştılar, hemen işi teröriste, şuna, buna bağlamaya çalıştılar. Ama bu millet ne yaptı. Tek tek onlara bütün iftiralarını 2019’da yutturdu, yutturdu. Bu millet var ya -ben buna inanıyorum- Allah şahit, bu millet, bu seçimde, bu sandıkta göreceksiniz bunlara öyle bir haddini bildirecekler ki; bir daha milletin yüzüne çıkamayacaklar.

MÜSTAKBEL RAKİBİME ÜZÜLÜYORUM: Müstakbel rakibime üzülüyorum” diyen İmamoğlu, “Niye müstakbel rakibime üzülüyorum? Kim ne derse, onu söylüyor. Kim ne verirse, onu söylüyor. Ama bazen, doğruları söylüyor Allah için. Demiş ya, ‘İmamoğlu ancak vaatlerinin yüzde 87’sini yapabildi.’ Arkadaşlarımı çağırtıp dedim ki, ‘Arkadaşlar, siz bana yüzde 83, yüzde 84 diyordunuz. Şunu bir daha hesaplayın’ dedim. Hesapladılar; vallahi bir tek o konuda yanılmadı, yüzde 87 çıktı. Müstakbel aday ne yapıyor? Az önce dedim ya; o arkasında bir kişi olmadan, bir şey diyemiyor. Ona bağımlı olduğunu söylüyor. Ama bir şeyi söyleyemiyor, fark ettiniz mi?  Ağzına Kanal İstanbul’u alamıyor. Spiker diyor ki ona. İzledim. ‘Efendim, Kanal İstanbul konusunda ne düşünüyorsunuz’ diyor. ‘Ya biz ne dedik size? İstanbul’un gündeminde olmayanlar, bizim de gündemimizde yok’ diyor. Tekrar soruyorum. Tamam da Kanal İstanbul konusunda düşüncen ne? Demişler ki; ‘Sakın kanal deme. İstanbul de, ama kanalla birlikte deme.’ İşi zor. Allah yardımcısı olsun. Alışık da değil.

BEN, KARDEŞİME KEFİLİM ARKADAŞ: İşimiz tabii ki kolay değil, çok çalışacağız. Sevgili Fatihliler, çok çalışmaya hazır mıyız? Fatih’te Mahir Başkan’a oy vermeye hazır mıyız? Herkes Mahir Bey’i komşularına anlatacak; var mıyız? Ben, kardeşime kefilim arkadaş. Ahlakına, insan sevgisine kefilim. Oylarınız Mahir Başkan’a. Yetmez. İlçe meclisine oylarınızı istiyoruz. E ben de oylarınızı istiyorum. İstanbul mücadelesinde partimizin faaliyetlerine katılan partililerimiz var, biliyorum. Biz neye talibiz? İstanbul’un güçlü ittifakına talibiz. Bu şehrin her siyasi düşüncesine talibiz. Biz, herkesi çok seviyoruz. Niye biliyor musunuz? Biz, insanı insan olduğu için seviyoruz. Yaradan’dan ötürü seviyoruz sizleri. Bu kadar net. Bunu onlar anlayamaz. Ben bu şehrin her inancını seviyorum. Her etnik kökenini seviyorum. Her siyasi görüşümü seviyorum. Onun için diyorum, ‘Allah’ım beni bu şehri çocuklarına mahcup etme. İçinizden şöyle bir ses gelsin. ‘Tam yol ileri’ kardeşim. Tam yol ileri İstanbul. Tam yol ileri Fatih. Yolumuz açık olsun. Her şey çok güzel olacak.

POLAT: “31 MART’TA NEHİR OLURUZ, FIRTINA OLURUZ GELİRİZ ARKADAŞLAR”

Buluşmada ilk konuşmayı yapan Polat da Fatihlilere, “Siz Anadolu’nun has evlatlarına böyle destek verdikçe, Trabzon’dan bir Ekrem İmamoğlu çıkar gelir, yıkılmış İstanbul’u tekrar ayağa kaldırır arkadaşlar. Erzincan’dan da Mahir Polat gelip, yıkılmış Fatih’i ayağa kaldırır; 31 Mart’ta nehir oluruz, fırtına oluruz geliriz arkadaşlar. Bu çaresizlikle halkı yalnız bırakmayız. Burayı kurtarırız. Vatanı kurtarırız. Ülkeyi kurtarırız arkadaşlar. Bizi yalnız bırakmayın. Çok teşekkür ediyorum. 80 gündür Fatih’in sokaklarını dolaşıyoruz. 40 gün daha dolaşacağız. 31 Mart’ta Fatih’i de alacağız, İstanbul’u da alacağız arkadaşlar” sözleriyle seslendi.

İmamoğlu ve Polat, konuşmaların ardından da Fatih caddelerinde ve sokaklarında vatandaşları, yoğun ilgi altında selamlamaya devam etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kocamustafapasada-konusan-imamoglu-istanbulun-gundeminden-israfi-ihmali-ve-ihaneti-cikardik-yerine-hizmet-icraat-yatirimi-getirdik/feed/ 0