Lübnanlı yetkililer, cumartesi günü itibarıyla yerinden edilmiş kişilerin yaklaşık yüzde 90’ının toplu barınaklardan ayrıldığını, yaklaşık 400 noktada 22.000’den fazla kişinin ise kalmaya devam ettiğini bildirdi.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER, 3 Aralık (Xinhua) — Birleşmiş Milletler insani yardım kuruluşları, çalışanları ve ortaklarının İsrail-Hizbullah arasındaki ateşkesin ardından evlerine dönen ve dönmeyen yerinden edilmiş insanlara yardım ettiklerini açıkladı.
Uluslararası Göç Örgütü’ne göre ateşkesten sonraki ilk 24 saat içinde yaklaşık 580.000 kişi topluluklarına dönmeye başladı.
Lübnanlı yetkililer, cumartesi günü itibarıyla yerinden edilmiş kişilerin yaklaşık yüzde 90’ının toplu barınaklardan ayrıldığını, yaklaşık 400 noktada 22.000’den fazla kişinin ise kalmaya devam ettiğini bildirdi.
Suriye’deki BM Mülteci Ajansı’na göre çarşamba gününden bu yana 28.000’den fazla kişi Suriye’den Lübnan’a geri döndü. Eylül sonundan bu yana 560.000’den fazla kişi Lübnan’dan Suriye’ye geçmişti.
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi, evlerine dönen kişilerin hasarlı altyapı, sınırlı hizmetler, güvenlik endişeleri ve patlamamış mühimmat tehdidi gibi birtakım zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Dünya Sağlık Örgütü, 14 hastanenin onarımına öncelik verildiğini ve salgın hastalık riskinin önlenmeye çalıştığını açıkladı.
BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) de su tedarik sistemlerine odaklanarak eylül ayından bu yana yaklaşık 1,5 milyon kişinin yararlandığı 95 altyapı onarımı gerçekleştirdi. UNICEF ayrıca 500.000 kişiye acil su, hijyen ve sanitasyon desteği sağlıyor.
Bugüne kadar 14 insani yardım konvoyunun, ulaşılması zor bölgelerde 49.000’den fazla kişiye ulaştığını belirten UNICEF, bu türden daha fazla konvoyun planlandığını açıkladı.
Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı ve ortakları, Güney Lübnan ile Nebatiye vilayetlerinde 15.000’den fazla binanın kısmen ya da tamamen yıkıldığını tahmin ederken, Dünya Bankası da İsrail hava saldırılarının başladığı eylül sonundan bu yana yaklaşık 100.000 konutun kısmen ya da tamamen hasar gördüğünü belirtiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEYRUT, 2 Kasım (Xinhua) — Birleşmiş Milletlerİnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi, İsrail’in Lübnan’daki askeri operasyonlarının siviller üzerindeki ciddi etkilerine ilişkin endişelerini dile getirerek, simgesel önemi olan dini ve kültürel yapılara verilen zarar konusunda uyardı.
BM ajansı Cuma günü yaptığı açıklamada İsrail’in geçtiğimiz Ekim ayından bu yana en az 10 cami ve kiliseyi yok ettiğini ya da büyük hasar uğrattığını belirterek, uluslararası hukuk uyarınca dini mekanlara yönelik saldırıların yasak olduğunu vurguladı.
Baalbek’teki UNESCO listesinde bulunan antik tapınak kompleksi yakınlarındaki saldırılarla ilgili de endişelerin dile getirildiği açıklamada, uluslararası insani hukuka göre askeri güç kullanımın onaylandığı durumlar dışında sivil alanların korunmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Açıklama söz konusu durumlarda bile saldırıların orantılı olması ve ihtiyatlı şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
BM’nin Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert de sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Lübnan’ın UNESCO tarafından belirlenen Roma kalıntılarına ev sahipliği yapan Sur ve Baalbek’teki miras alanlarına yönelik riskler konusunda uyarıda bulundu. Koordinatör, “Lübnan’ın kültürel mirası bu yıkıcı çatışmadaki diğer bir kayıp haline gelmemelidir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ORTAK MEKTUP GİRİŞİMİ
Türkiye ayrıca Ortak Mektup girişimi ile öne çıkıyor. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, bir grup temel ülkeyle birlikte İsrail’e silah transferinin sonlandırılması talep edilen “Ortak Mektup” girişimini başlattıklarını duyurdu. Yıldız, BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki duruma ilişkin düzenlenen açık oturumda konuştu. Yıldız, “Tüm ülkelerin ilkeli bir tutum sergileyerek tarihin doğru tarafında yer almalarını ve bu kolektif girişimi desteklemelerini talep ediyoruz” dedi.

İSRAİL’İN YALANLARI DEŞİFRE EDİLİYOR
İletışim Başkanlığı oluşturduğu platformla İsrail’in yalanlarını uluslararası camiaya duyuracak. Platformun tanıtım programında konuşan İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Şiddetin kaynağı İsrail. Dünya barışını tehdit eder hale geldi. İsrail Gazze’deki soykırımı Ortadoğu’ya yaymaya çalışıyor. İsrail’in saldırganlığını uluslararası toplumun gündemine getirmek önemli. Dezenformasyonlara karşı yalanları tespit edip ifşa edeceğiz. Kötücül kampanyaları geniş kitlelere ulaştıracağız. Uluslararası medya düzeninde önemli boşluğu dolduracağına inanıyoruz” ifadesini kullandı. Burcu ŞEN / ANKARA

KORKUDAN KAFASINI ÇIKARAMIYOR
HAKKINDA Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yakalama talebi bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu öldürülmekten korktuğu için olağanüstü önlemler almaya devam ediyor. Güvenlik Kabinesi’ni artık farklı yerde toplayan, evinden taşınan Netanyahu’nun, İHA tehdidi nedeniyle oğlunun düğününü ertelemek istediği ortaya çıktı.
YA SOYKIRIM YA SÜRGÜN
İSRAIL’İN 390 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de can kaybı 43 bin 163’e çıktı. İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyinde 26 gündür uyguladığı Nazi ablukası ise sürüyor. Dün de sivillerin toplandığı iki alana düzenlenen saldırıda 13 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail, bölgedeki Filistinliler için “ya soykırım ya sürgün” saldırıları uyguluyor. İsrail önceki gün de 200 sivilin sığındığı 5 katlı binayı vurarak 94 kişiyi öldürmüştü. Filistinlilere göre katliamın nedeni İsrail’in zorunlu göç dayatmasına direnmeleri.
TÜRKMEN KENTİ TEHDİT ALTINDA
İsrail’in, UNESCO listesindeki 3 bin yıllık Baalbek kenti ve çevresindeki bazı köylere yönelik saldırı tehdidi sonrası halk, kenti terk ediyor. İsrail’in yayınladığı haritada, Türkmenlerin yaşadığı Duris de boşaltılması istenen bölgelerden.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burada üye ülkeleri bilgilendiren BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, “Topluca şiddeti ve akan kanı durduramamamız kahredici.” dedi.
“LÜBNAN’DAN ÇEKİLİN”
DiCarlo, “İsrail’in Lübnan’ı bombalamayı sonlandırmasını ve ülkedeki kara kuvvetlerini çekmesini istiyoruz.” diye konuştu.
Aynı zamanda Hizbullah ve diğer devlet dışı aktörlerin İsrail’e roket ve füze atışını durdurması gerektiğini ifade eden DiCarlo, Lübnan’da durumun giderek daha alarm verici bir hal aldığını belirtti.

DiCarlo, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde “kara operasyonlarının” ardından Hizbullah ve İsrail ordusu arasında çatışmanın yoğunlaştığını kaydetti. İnsani durumun da kötüleştiğini belirten DiCarlo, Lübnan’da sadece 1 haftada 300 kişinin öldürüldüğünü bildirdi.
DiCarlo, Lübnan’daki sağlık sektörünün de büyük baskı altında olduğuna işaret ederek, bölgenin topyekun savaşın eşiğinde olduğunu belirtti.


“TARAFLAR DİPLOMATİK SEÇENEKLERİ DEĞERLENDİRMELİ”
“Taraflar, başuçlarındaki silahları değil kendilerine sunulan diplomatik seçenekleri değerlendirmeli.” diyen DiCarlo, hem Lübnan’ın hem de İsrail’in toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı duyulması gerektiğini ifade etti.

DiCarlo, siviller, sivil altyapılar, insani yardım personeli, sağlık çalışanları, gazeteciler ve BM personelinin hedef alınmaması gerektiğini vurguladı.
BM Genel Sekreter Yardımcısı, “Şimdi bu şiddet sarmalını geri çevirme ve İsrail, Lübnan ve tüm bölgeyi felaketin eşiğinden çevirme zamanı.” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YEMEĞE KATILMAKTAN VAZGEÇTİ
NTV Muhabiri Hüseyin Günay, Erdoğan’ın bu yemeğe katılmaktan vazgeçtiğini duyurdu. Günay, X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: Erdoğan Biden’ın akşam yemeğine katılmaktan vazgeçti. Türkevi’nden çıktı havalimanına gidiyor, Türkiye’ye dönecek.
BUGÜN AMERİKAN KANALINDA ABD’Yİ BİR KEZ DAHA ELEŞTİRMİŞTİ
Erdoğan bugün Amerikan NBC News kanalından Keir Simmons’a röportaj vermiş o röportajında ABD’ye İsrail’e verdiği destek nedeniyle bir kez daha tepki göstermişti. Erdoğan, Batılı ülkelerin İsrail’e yönelik tutumunu eleştirdiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı: Maalesef birçok Batılı ülke İsrail karşısında sessiz kalmaya devam ediyor ve İsrail’e karşı bir tutum geliştirmediler. NATO müttefikleri arasında da maalesef İsrail’in yanında duran ülkeler var. Şu an ABD’deyiz ve ABD’de bu ülkelerden biri. ABD Başkanı Joe Biden’ın bir taraftan İsrail’i eleştirdiğini ancak diğer taraftan farklı şekillerde destek verdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin İsrail’e silah ve mühimmat sağladığını, destek olmak için Akdeniz’e uçak gemisi gönderdiğini anımsattı.
ERDOĞAN, ABD’DEN AYRILDI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği ABD’nin New York şehrinden ayrıldı. Erdoğan, temaslarını tamamlamasının ardından eşi Emine Erdoğan ile John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’na geçmek için Türkevi’nden çıktı. Havalimanına gelen Erdoğan ve beraberindekiler, özel uçak “CAN” ile TSİ 00.40’ta ABD’den Türkiye’ye hareket etti. Yetkililer tarafından uğurlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret BakanıÖmer Bolat, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da ABD’den ayrıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İran’ın, ABD başkanlık seçimlerini hacklemeye çalıştığı ve eski ABD Başkanı Donald Trump’la ilgili bilgileri Demokratlara sızdırdığına dair iddialar kamuoyuna yansımıştı.
İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği, konuya ilişkin AA muhabirine yazılı açıklama yaptı.
“İRAN, SEÇİM TARTIŞMALARINA DAHİL OLMAZ”
Açıklamada, söz konusu iddiaların hiçbir meşruiyeti bulunmadığı ve gerçek dışı olduğunun altı çizilirken, “İran, iç kargaşa ve seçim tartışmalarına dahil olmaz.” ifadesi kullanıldı.
Daha önce de belirtildiği gibi İran’ın ABD seçimlerine dahil olması için bir gerekçe ya da niyeti bulunmadığı kaydedilen açıklamada, buna yönelik iddiaların tümüyle reddedildiği belirtildi.
Açıklamada, ABD’nin resmi ve şeffaf bir şekilde iddialarına ilişkin delilleri ortaya koyması gerektiği bildirilen açıklamada, sürekli olarak benzer iddiaların ortaya atılmasının ABD’nin itibarını zedeleyeceği savunuldu.

“FBI, İRAN’I CASUSLUK YAPARKEN YAKALADI”
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Partinin 2024 başkanlık yarışındaki adayı Donald Trump, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “Şimdi ortaya çıktı! FBI İran’ı kampanyamı gözetlerken ve bilgileri Kamala Harris’e aktarırken yakaladı.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkan Yardımcısı ve Demokratların adayı Kamala Harris’i yasa dışı bir şekilde casusluk yapmakla suçlayan Trump, Harris’e istifa etme çağrısında bulundu.
Trump, “Komünist solcular Harris yerine başka bir aday belirleyecek mi?” sorusunu yöneltti.
FBI, yayımladığı raporda İranlı hackerların casusluk yaptığını, Trump’ın kampanyasından elde ettikleri bilgileri haziran ve temmuz aylarında Biden kampanyasına ilettiğini iddia etmişti.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, büyükelçiler ile Meclis’teki iftar programında buluştu. Kurtulmuş, büyükelçilerle bir araya geldiği programda Türkiye’nin dış politika anlayışına ilişkin şunları söyledi:
“DİPLOMASI MASASININ GÜCÜNÜ TÜRKİYE OLARAK HİÇBİR ZAMAN İHMAL ETMEDİK”
“Türkiye olarak dış politikada son derece aktif ve yoğun bir dönemin içerisinden geçtiğimizi sizler de görüyorsunuz ve takip ediyorsunuz. Dış politikada çok farklı alanlarda sürdürdüğümüz bu çabalarımızın iki önemli dayanağını tekrar hatırlatmak isterim. Bunlardan birincisi, sorunlara karşı barışçıl çözümleri ortaya koyabilme iradesidir. Bunun için sorunlar ne kadar büyük olursa olsun diplomasi masasının gücünü Türkiye olarak hiçbir zaman ihmal etmedik. Bu çerçevede hem sorunların çözümü için karşılıklı rızaya dayalı müzakereleri açık tuttuk hem de diplomasinin bütün kanallarından istifade ettik. Dış politikamızın bir başka önemli ayağı ise bölgesel ve küresel sorunların çözülebilmesi için küresel ölçekli adaletin temin edilebilmesini kendi dış politikamızın ana eksenine oturttuk.”
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın sorunlarına değinen Kurtulmuş, Rusya- Ukrayna Savaşı hakkında şöyle konuştu:
“ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞININ AYAK SESLERİNİ DUYMAMIZ MÜMKÜN”
“Türkiye’nin dış politika anlayışının ana ayaklarından birisi barış ve istikrarın sağlanmasıdır. Bu perspektife sahip olmayan hiçbir uluslararası çabanın çözüm üretmesinin mümkün olmadığını biliyoruz. Hele hele bizim gibi bütün çevresi sorun alanlarıyla dolu olan bir ülkede birinci hedefinizin barışı ve istikrarı sağlamak olması aşikardır. Türkiye, Rusya-Ukrayna arasında kalıcı ve adil bir barışı savunurken aynı zamanda bu savaşın yayılma potansiyelini gören bir ülke olarak bunu açık bir şekilde ifade etti. Çünkü hepimiz biliyoruz ki Rusya-Ukrayna arasındaki savaş sadece Rusya ve Ukrayna arasında değil. Rusya’yla tüm batı dünyası arasında bir savaş olma potansiyeline sahiptir. Bu savaş barışçıl bir şekilde sonlandırılamazsa üçüncü dünya savaşının ayak seslerini duymamız bile mümkündür.”
Uluslararası sorunların uluslararası çözümler gerektirdiğine dikkati çeken TBMM Başkanı, şöyle devam etti:
“İSLAMAFOBİ İLE MÜCADELE BİR TEK ÜLKENİN TEK BAŞINA YAPABİLECEĞİ BİR İŞ DEĞİLDİR”
“Karşılaştığımız küresel sorunların hepsine karşı hep beraber çözüm üretmek, çözümleri geliştirmek ve müşterek bir şekilde mücadele etmek zorundayız. Örneğin İslamafobi ile mücadele bir tek ülkenin tek başına yapabileceği bir iş değildir. İslamafobiyle mücadele sadece Müslüman ülkelerin yapacağı bir şey de değildir. İslamafobi aslında ırkçılığın, faşizmin, ötekileştirmenin, insanlar arasında bir hiyerarşi kurmanın en açık suçlarından biridir. Bugün Avrupa’da artan ve hepimizin endişeyle izlediği ırkçılık ve yükselen faşizm dalgası ve aşırı sağ akımlar İslamafobi ve yabancı düşmanlığı üzerinden aslında Avrupa’nın mutedir, makul, anaakım siyasetini köreltmektedir.
Tek başımıza kaldığımızda herhalde hiçbirimiz bugünkü dünya sisteminin işlediğini söyleyemez. Hatta bugünkü dünya sisteminin sahebi olarak kendisini görenler dahi bu sistemin çalıştığını iddia edemez. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere dünyanın bütün kurum ve kuruluşları iflas etmiştir. Birleşmiş Milletler’in iflasının en hazin görüntüsü ise Guterres’in Refah Sınır Kapısı’nda içeri girmek için bekletilmesi görüntüsüdür. Barışı sağlayacak Birleşmiş Milletler’in Genel Sekreteri bile barışı sağlayabilmek için o zulmün yapıldığı mekana giremiyor. Artık Birleşmiş Milletler başta olmak üzere Dünya Sağlık Örgütü’nden tutun Dünya Bankası’na kadar birçok kurum ve kuruluşun, hatta Avrupa Birliği’nin bile birçok açıdan artık fonksiyonlarının yerine getirilememekte olduğunu görüyoruz.”
]]>