Macaristan’ın ulusal bayramı nedeniyle 15 Mart Cuma günü Budapeşte’de düzenlenen, ve tüm siyasi partilerin ayrı ayrı etkinliklerle kutladığı törende taraftarları önünde konuşan Macaristan başbakanı Viktor Orban Avrupa Birliği’ni ağır ithamlarla suçladı.
Son zamanlarda Brüksel ve Budapeşte arasında giderek artan siyasi anlaşmazlıkların gerisinde egemenlik sorununun yattığını çok kez vurgulayan Viktor Orban, bu kez daha ileri giderek Avrupa Birliği’ni işgalci imparatorluklara benzetti.
“Brüksel Macaristan’a göz diken ilk imparatorluk değil” diyen Macaristan başbakanı sözlerine şöyle devam etti:
“Geride kalan 500 yılda imparatorluklar bize boyun eğdiremeyeceklerini sonunda anladılar. Önce Hilal’in (Osmanlı İmparatorluğu) gücü tükendi, sonra İki Başlı Kartal (Avusturya Monarşisi), ardından da Kızıl Yıldız (Sovyetler Birliği) pes etti!”
Orban, Macaristan’ın tarihte tüm işgalcilere karşı direndiğini ve sonunda kazandığını vurgulayarak Macarların dayanma gücünün çok yüksek olduğunu, bunun da onunda İstanbul, Viyana ve Moskova tarafından kavrandığını söyledi.
“Şimdi bunu anlama sırası Brüksel’e geldi” dedi Macaristan başbakanı, “ama onlar anlamak istemiyor, ve bu nedenle de eğer Macaristan’ın bağımsızlığını ve egemenliğini korumak istiyorsak, Brüksel’i ele geçirmekten başka çaremiz kalmadı”.
Viktor Orban hedef mi büyüttü?
Macaristan Başbakanı’nın kastettiği elbette Macaristan’ın Brüksel’i fethetmesi, ya da işgal etmesi değil. Viktor Orban Avrupa Birliği’nin idari merkezi olan Brüksel’deki yönetici elitin, Avrupa Birliği’nin şu an uyguladığı idari ilkelerin değişmesini kastediyor bunun yolu ise yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimlerinden geçiyor.
Artık siyasi anlamda merkez sağın da sağ ucunda yer alan Viktor Orban, Haziran ayı başlarında gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, Brüksel’deki dengeleri değiştirebilecek bir seçim sonucu hedefliyor.
Avrupa’da her ne kadar son yıllarda milliyetçi, mülteci karşıtı, tarihsel, dini ve kültürel geleneklere önem veren muhafazakâr hareketler güçleniyor olsa da, siyasi analizciler bu seçimlerde Viktor Orban’ın umduğu ölçüde önemli değişikliklerin meydana gelebileceğine pek ihtimal vermiyorlar.
Viktor Orban Avrupa Birliği içindeki şu anki dengeleri yansıtan Brüksel yönetiminin tümden değişmesinden çok, pazarlıklar bazında küçük ülkelerin egemenlik haklarının daha fazla korunabileceği şartlar yaratmayı hedefliyor olabilir.
Orban, Brüksel ‘muhalifi’ Vişegrad Dörtlüsü’nün desteğini nasıl kaybetti?
Geride kalan yıllarda, Avrupa Birliği sınırlarını mültecilere kapatma ve küçük ülkelerin egemenlik haklarını koruma mücadelesinde Viktor Orban’nın en büyük desteği Vişegrad Dörtlüsü olarak anılan Polonya, Macaristan, Slovakya ve Çekya ittifakıydı.
Bu dört ülke arasında da Macaristan ve Polonya’nın hiç kopmaz gibi görülen sıkı dostluğu, aynı temeller üzerinde yükselen ülke içi siyasi yapılanmaları Brüksel’e karşı etkili bir muhalefet oluşmasını sağlıyordu.
Ancak Polonya’daki son seçimlerde ülke yönetimin muhafazakâr partilerin elinden alınması ve hükümetin sol, sosyal demokrat ve liberallerden oluşan Avrupa Birliği yanlısı bir ittifak tarafından kurulması bölgedeki tüm dengeleri alt üst etti.
Her ne kadar bu süreç içinde İtalya’da görüşleri Viktor Orban’a çok yakın olan Giorgia Meloni’nin başbakanlığında sağ ve aşırı sağ partilerin bir koalisyonu kurulmuş olsa da, Viktor Orban ve Giorgia Meloni arasında Rusya konusunda çok ciddi bir fikir ayrılığının bulunması Brüksel’e karşı Viktor Orban’ın elini güçlendirmedi.
Macaristan ‘işgalci imparatorluk’ olarak gördüğü AB’den neden ayrılmıyor?
On beş yıldır Macaristan başbakanı olan Viktor Orban bir siyasi olarak çok eleştirilse de, siyaset yorumcularının mutabık kaldığı nokta, özellikle uluslararası siyasetin dengelerini izlemede ve bu dengeleri etkilemede usta bir siyasetçi olduğu.
Bir ülkenin başbakanı üyesi olduğu, kendi özgür iradesiyle katıldığı uluslararası birlikteliği neden “işgalci imparatorluk” olmakla suçlar? Kimse Macaristan’ı zorla birlik içinde tutmuyor, dolayısıyla Macaristan istediği an Avrupa Birliği’nden ayrılabilir. Viktor Orban neden ayrılmayı değil de Brüksel’i ele geçirmeyi hedef olarak ilan ediyor?
Bunun iki çok önemli nedeni var: birincisi, Orban’ı destekleyen kesim de dâhil olmak üzere Macar kamuoyunun yüzde seksenlere varan bir kısmı Avrupa Birliği’nden ayrılmayı kesinlikle düşünmüyor. AB’den ayrılmak ancak bir referandumla mümkün olabilir ve bu referandumda çoğunluğun onayını alabilmenin nesnel temeli de şu an Macaristan’da yok.
İkincisi de Macaristan Avrupa Birliği’ne hem maddi fon desteği, yani kaynak aktarımı olarak ve hem de ekonomik ilişkileri bakımından çok sıkı ve güçlü bağlarla zincirlenmiş durumda. Yani Avrupa Birliği’nden ayrılmış, ya da uzaklaşmış bir Macaristan hayal bile edilemez. Bunu Orban da çok iyi biliyor.
Viktor Orban Brüksel’e karşı saldırılarının dozunu neden şimdi arttırdı?
Peki, ama Brüksel’le olan kapışmasında Polonya desteğini de yitirmesinin ardından, yani pozisyon kaybettiği koşullarda Viktor Orban bir uzlaşma arayacağına neden saldırının dozunu arttırmayı tercih etti?
İlk neden Brüksel’den Macaristan’a karşı yine bazı yaptırım paketlerinin hazırlandığına dair gelen haberler.
Brüksel Macaristan’ın iki yıldır ödenmeyen fonlarının musluklarını açmamaya kararlı olduğunu tekrar vurguladı. Avrupa Birliği, Macaristan’ın en başından beri karşı çıktığı ve reddettiği Avrupa Birliği Savcılığı’nın Budapeşte tarafından tanınmasında ısrarlı.
Varşova’nın da bu savcılığı tanıması ve ülkede kabul etmesinin ardından Macaristan bu konuda tamamen yalnız kaldı, ancak Brüksel’e teslim olduğu görüntüsü vermek de istemiyor.
Orban’ın Brüksel’e eleştiri dozunu arttırmasının bir diğer nedeni de yaklaşan yerel seçimler ve Avrupa Parlamentosu seçimleri. Bu seçimler yaklaşırken Macaristan iç siyasetinde de bazı önemli sarsıntılar yaşanıyor. Geçtiğimiz haftalarda devlet başkanının istifasına ve eski adalet bakanının siyaset sahnesinden tamamen ayrılmasına neden olan skandalların ardından merkez sağda yeni bir muhafazakâr çekim merkezi ortaya çıkıyor.
Bayram kutlamaları esnasında ilk gövde gösterisini yapan bu yeni oluşum, aynı tabana hitap ettiği için Orban’ın partisi Fidesz için de tehlikeli olabilir. Bu sarsıntıları milliyetçilik propagandasının dozunu arttırarak aşmaya çalışan Viktor Orban şimdi Brüksel’deki karşıtlarını kızdırmayı da göze alarak iç siyasetteki konumlarını güçlendirmeye çalışıyor.
Yorumcular Haziran ayı seçimlerinde iyi bir sonuç alıncaya kadar Viktor Orban’nın Brüksel’e karşı uzlaşmaz tavrına devam edeceğini ve eğer Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Avrupa’daki dengeleri derinden etkileyecek bir sonuç çıkmazsa, seçimlerden sonra Brüksel’le uzlaşma yolunu arayacağını düşünüyorlar.
]]>Pazar gecesinden itibaren yüzlerce traktörle Brüksel merkezine gelen çiftçiler, havalimanına giden yolları kapattı.
Polis, çiftçilere karşı göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti.
Polise zaman zaman sıvı hayvan gübresi, şişe ve saman atan çiftçiler, AB Konseyi’ne ait binaların olduğu bölgedeki bir caddede saman balyalarını ve traktör lastiklerini ateşe verdi.
Belçika İçişleri Bakanı Annelies Verlinden, gösteriler sırasında olay çıkaran çiftçilerin kimliklerinin belirlenmesi talimatını verdi.
Yaklaşık 900 traktörle Brüksel’e gelen çiftçiler öğleden sonra havalimanına giden yollardaki ablukayı kaldırdı.
Eylem nedeniyle Brüksel’de toplu taşıma araçları çalışmadı, bazı yol ve tüneller trafiğe kapandı.
Çiftçi Sendikası, göstericilere şiddet eylemlerinden uzak durmaları çağrısında bulundu.
AB üyesi birçok ülkede çiftçiler, yüksek maliyetler, düşük ürün fiyatları, AB dışı ucuz ithalat ve katı AB çevre kuralları konusunda harekete geçilmesi talebiyle son birkaç aydır gösteriler düzenliyor.
Avrupalı çiftçiler neden gösteri düzenliyor?
Eyleme İspanya Tarım Örgütü Asaja üyesi yaklaşık 50 çiftçi de katıldı.
AB Komisyonu’nun getirdiği idari yük ve bürokrasiye tepki amacıyla Brüksel’e geldiklerini belirten İspanyol çiftçiler, Güney Amerika ülkeleriyle yapılması planlanan Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması’na da karşı çıkıyor.
Belçikalı çiftçilerin hedefinde de, AB’nin tarıma yönelik katı yasal düzenlemeleri ile birlik dışındaki ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmaları vardı.
Eyleme katılan Belçikalı çiftçiler, Avrupa dışından gelen ucuz ürünlerle rekabet etmekte zorlandıklarını belirterek AB yönetiminden, tarım kesiminin çıkarlarını daha fazla gözeten bir politika izlemesini istiyor.
AB yönetiminin, Rusya’nın işgali sonrası Ukrayna ile ticari engelleri kaldırması da çiftçilerin tepkisine neden oluyordu.
Avrupalı çiftçiler, AB sınırlamalarından muaf olan daha düşük maliyetli Ukrayna tarım ürünlerinin, pazarda dengesizlik yarattığını savunuyordu.
Bu nedenle AB Komisyonu, geçtiğimiz günlerde Ukrayna ile ticaret koşullarını yeniden sıkılaştırdı.
Belçikalı çiftçiler, birbiriyle çelişen çevre ve tarım yasalarına da tepki gösteriyor.
Tarım sektörünün, iklim hedefine ilişkin düzenlemelere karşı olmadığını vurgulayan çiftçiler, maliyetlerin düşürülmesi için AB dışından yapılan ithalatın sınırlandırılmasını istiyor.
AB yönetimi protestoları nasıl karşılıyor?
Yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi çiftçilerin taleplerine daha duyarlı yaklaşmak isteyen AB tarım bakanları, çiftçiler üzerindeki idari baskıyı hafifletecek önlemleri görüşmek üzere Pazartesi günü Brüksel’de toplandı.
AB Komisyonu toplantı öncesi, tarım sektörünün sorunlarına kısa vadede çözüm öngören bazı düzenlemeleri gündeme aldı.
Komisyon, çiftçilerin tepkisi üzerine, Mart ayında yürürlüğe girmesi beklenen bir düzenleme ile daha az miktarda tarım alanının zorunlu olarak nadasa bırakılması veya meraya dönüştürülmesini benimsedi.
Tarım kesimine yönelik bürokratik işlemlerin azaltılması; kuraklık, sel veya diğer öngörülemeyen durumlar nedeniyle Avrupa Ortak Tarım Politikası (CAP) kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getiremeyen çiftçilerin cezalandırılmaması için “mücbir sebeplerin” ortaya konması da AB’nin hedeflediği önlemlerden bazıları.
Avrupa genelindeki çiftçi protestoları nedeniyle AB yönetimi, tarımda pestisit kullanımın 2030 yılına kadar yüzde 50 oranında azaltılmasını öngören tasarıyı da rafa kaldırdı.
Brüksel’deki toplantıya başkanlık edecek olan AB Dönem Başkanı Belçika Tarım Bakanı David Clarinval, çiftçilerin taleplerine daha hızlı yanıt verilmesini umduğunu söyledi.
AB Komisyonu’nun toplantıya sunacağı yeni önerileri beklediklerini belirten Belçikalı bakan, “Çiftçilerin bizden çözüm üretmemizi istediklerini biliyorum ama Avrupa’da bu her zaman kolay olmuyor. Ama artık normalden daha hızlı kararlar alacağız” dedi.
AB yaklaşan seçimler öncesi çiftçilerin aşırı sağa yönelmesini istemiyor
Belçikalı kamu yayıncısı VRT’ye göre, toplantının ardından Belçika Tarım Bakanı Clarinval ve AB Komisyonu’nun Tarımdan Sorumlu Üyesi Janusz Wojciechowski, çiftçi temsilcilerinden oluşan bir heyeti kabul edecek.
Hollandalı kamu yayıncısı NOS’a göre, Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri nedeniyle, tarım kesimine yönelik destek ve siyasi mesajlar önem taşıyor.
Bugüne kadar ağırlıklı olarak çiftçilerden oy alan merkez partiler, oylarını çiftçilerin duygularına yanıt veren radikal sağ partilere kaptırmaktan korkuyor.
NOS’a göre, bu nedenle Avrupa’daki merkez partiler, çiftçilerin taleplerine olumlu yanıt vererek, aşırı sağ partilerin rüzgarını kesmeyi amaçlıyor.
]]>Ankara Üniversitesi heyeti olarak 9 Avrupa ülkesinin önemli üniversiteleriyle yürüttükleri projenin misyon strateji belgesini imzalamak üzere Brüksel’de bulunan Ünüvar, temaslarını AA ve TRT muhabirine değerlendirdi.
Ankara Üniversitesinin fen, mühendislik, sosyal bilimler ve sağlık alanında Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden birisi olduğunu belirten Ünüvar, “Ankara Üniversitesi olarak güçlü akademik altyapımızla birlikte AB projelerine çok önemli katılımlar sağlıyoruz.” dedi.
Ünüvar, Ankara Üniversitesinin Avrupa’dan Fransa, Almanya, İspanya, İtalya, Polonya, Hollanda, Slovakya ve Bulgaristan gibi ülkelerden üniversite rektörleri ile Selene Projesi’nin misyon strateji belgesini imzaladıklarını kaydetti.
Selene Konsorsiyumunun Avrupa Üniversiteleri tarafından oluşturulan, AB Yeşil Mutabakatı ve Tek Sağlık çerçevesinde iklim ve çevre alanında eğitim ve araştırma altyapısını sürdürülebilir hedeflerle birleştiren uluslararası ve disiplinler arası bir üniversite ittifakı olduğunu anlatan Ünüvar, bunun özellikle Tek Sağlık, tıp, veteriner hekimlik ve sağlığın diğer alanlarına bütüncül bir bakış ortaya koyan önemli bir proje olduğunu bildirdi.
Ünüvar, temasları kapsamında Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Bekir Uysal, AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı, NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Levent Gümrükçü ile de ayrı ayrı görüştüğünü, TOBB Brüksel ofisini de ziyaret ettiğini söyledi.
Erasmus Student Program ofisine de gittiğini dile getiren Ünüvar, “Erasmus ile ilgili bundan sonraki süreçte yapacağımız işbirliklerini ve atacağımız adımları konuşma fırsatı oldu.” ifadesini kullandı.
Ünüvar, “Ankara Üniversitesi, Erasmus programlarını Türkiye’de en fazla uygulayan üniversitelerden birisi. Ankara Üniversitesi gerek öğrenci gerek akademisyen değişimiyle gerçekten önemli adımlar atıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Rektör Ünüvar, inovasyon ve işbirliği konusunda Avrupa’daki değişik ülkelerdeki akademisyenleri Yeşil Mutabakat, Ufuk Avrupa, Dijital Avrupa, Marie Curie, Jean Monnet, NATO SPS projeleri ve Avrupa Dayanışma Programı ve Avrupa Kanser Misyonu programlarında Ankara Üniversitesi ile işbirliğine davet ettiklerini anlattı.
Ünüvar, “Ankara Üniversitesinin gerek Brüksel ile gerek AB ile yakın bir teması olacak. Türkiye’nin AB ile ilgili bir süreci var. O süreçte Ankara Üniversitesinin hangi adımları atabileceğini de konuştuk. Ankara Üniversitesi olarak bizde ATAUM araştırma ve uygulama merkezi var. Bu, AB’nin Avrupa Topluluğu olduğu dönemde kurulmuş bir araştırma ve uygulama merkezi ve merkezimiz vasıtasıyla da AB sürecinde neler yapabileceğimiz konusunda istişaremiz oldu.” dedi.
NATO SPS projeleri, Ufuk Avrupa, Dijital Avrupa, Marie Curie, Dayanışma Ağı, Selene Projesi, Jean Monnet programı kapsamında özellikle inovasyon, yapay zeka ve teknoloji ağırlıklı alanlarda akademisyenlerle ilkbahar aylarında Brüksel’e gelerek ilgili AB kuruluşlarının temsilcileri ve akademisyenlerle toplantılar yapmayı planladıklarını kaydeden Ünüvar, Ankara Üniversitesi bünyesinde çok disiplinli girişimleri olduğunu, bunu uluslararası boyuta taşımayı düşündüklerini söyledi.
Rektör Ünüvar’a Brüksel temaslarında Prof. Dr. Kaan Orhan, Prof.Dr. Begüm Yurdakök Dikmen, Dr. Cafer Yıldırım ve Öğretim Görevlisi Ümmet Artuç eşlik etti.
]]>