Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesinin 10. yılı dolayısıyla basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Buravov, Rusya ve ABD seçimleri ile Rusya-Batı ilişkileri ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları hakkındaki soruları yanıtladı.
Buravov, Rusya’daki seçimlere katılım oranının yüzde 74 olduğunu, seçime katılanların yüzde 87’sinin mevcut devlet başkanı Vladimir Putin için oy kullandığı ve oy sayımının hemen hemen bittiğini dile getirdi.
Rusya’nın geleceği ve Rus-Türk ilişkileri açısından seçim sonuçlarının önemli olduğunu kaydeden Buravov, “Çünkü ülkelerimizin liderlerinin arasında mevcut olan, kurulmuş olan samimi diyalog çok önemlidir ve ikili ilişkilerimizin geliştirilmesine büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır.” dedi.
Seçimlerin ardından Rusya’nın politikasında herhangi bir değişiklik olup olmayacağı sorusuna ilişkin, Putin’in gereken yanıtı vereceğini söyleyen Buravov, “Bizimle iyi ve yapıcı ilişkileri geliştirmek isteyen ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Türkiye ile halihazırda ilişkilerin aktif şekilde devam ettiğini vurgulayan Buravov, “Yoğun diyalogumuz söz konusudur. Çeşitli konuları, çeşitli seviyelerde açık şekilde görüşebilme imkanlarımız var. Türkiye ile ilişkilerin gelişmesine büyük önem veriyoruz.” ifadesini kullandı.
“ABD halkının özgürce seçeceği yönetimle çalışmaya hazırız”
Buravov, ABD’de yapılacak başkanlık seçimine ilişkin de Rusya’nın mevcut ABD Başkanı Joe Biden’ın yeniden başkan seçilmesini tercih edeceğini belirterek, “Açıklamalar yapıldı bizim devlet başkanımız tarafından. ABD halkının özgürce seçeceği yönetimle çalışmaya hazırız. Eğer diğer taraf da hazır olursa.” dedi.
Batı Rusya’nın çıkarlarını hiçe saydı
Buravov, Şubat 1954’te Kırım’ın Ukrayna’ya devrine rıza gösteren kararların 1991’de dağılan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) yürütme ve yasama organları tarafından kabul edilmesinin, Rusya Federasyonu anayasasına aykırı olduğunu öne sürdü.
Yaşananların “ABD’nin başını çektiği Batı’nın kendi hegemonyalarını ve yaklaşımlarını dayatmayı bir kural haline getirmesinin sonucu” olduğunu kaydeden Buravov, “Rusya’nın tüm itirazlarına rağmen Bükreş’te Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya girişine giden yolun açıldığı NATO zirvesi düzenlendi. 2008’de Batı, Rusya’nın ulusal çıkarlarını hiçe sayarak fiilen bize savaş ilan etti.” ifadelerini kullandı.
Buravov, Batı’nın takındığı tavrın, Güney Osetya’daki askeri tırmanmayı kışkırttığını ve Ukrayna’da 2014’te bir darbeye yol açtığını savundu.
Kırım halkının Rusya’dan yana tercihte bulunduğunu öne süren Buravov, “Ukrayna’dan ayrılıp Rusya’ya katılmak için 16 Mart 2016 tarihinde yapılan halk oylamasında, Kırım Özerk Cumhuriyeti sakinlerinin yüzde 90’ının ve Sivastopol sakinlerinin de yüzde 95’inin onay verdiğini söyleyebilirim.” dedi.
Rusya-Ukrayna arasında barış için masaya oturulursa “Kırım’ın müzakereye açık olmadığını” belirten Buravov, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un açıklama yaparak bunu kesin olarak vurguladığını aktardı.
Buravov, savaşın Batı ülkelerinin istediği şekilde gitmediğini ve Ukrayna’ya yardım gönderme konusunda tereddütlerin arttığını, bu sebeple Batı ülkelerinin Ukrayna’yı desteklemek için asker göndermek gibi söylemlerle ortalığı kızıştırmaya çalıştığını ifade etti.
Gazze konusunda Rusya’nın tutumu
Gazze’deki duruma da değinen Buravov, Rusya’nın Filistin’de iki devletli çözümü savunduğunu ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini belirtti.
Buravov, Birleşmiş Milletlerde Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması ve ateşkes konusundaki adımların ABD tarafından engellendiğini de sözlerine ekledi.
]]>Buravov, Rusya ile Ukrayna arasında 24 Şubat 2022’de başlayan savaşın 2’nci ve 2013-2014 yıllarında yaşanan Maidan olaylarının 10’ncu yılı vesilesiyle basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Rusya’nın Beyoğlu’ndaki İstanbul Başkonsolosluğu’nda yapılan basın açıklaması öncesi, Ukrayna’da 2013 ve 2014’te yaşanan olayların anlatıldığı “Maidan” isimli belgesel gösterildi.
Buravov, “?ubat 2014’te yaşanan ve sadece kan dökülmesiyle kalmayan, aynı zamanda bu ülkede kanlı bir iç savaşın da başlamasına sebep olan devlet darbesinden bahsediyoruz. Bunun sonuçlarını hala görüyoruz, 2 yıl önce yine şubatta Rusya’nın Ukrayna’da başladığı özel harekatı kastediyorum.” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği’nin o zaman konuya “Ya bizimlesiniz ya da Ruslarla” şeklinde yaklaştığını kaydeden Buravov, “Ukrayna ile ülkemiz arasındaki yakın ekonomik ve diğer bağlar çerçevesinde Ukraynalı yetkililer, bu sürecin tüm artılarını ve eksilerini tartmaya karar verdiler ancak daha sonra hükümet karşıtı ayaklanmaya dönüşen bu protestolar, Batı’nın aktif teşvikiyle milliyetçi ve Rus karşıtı çevrelerin hükümete baskı aracı haline geldi.” dedi.
Buravov, 16 Mart 2014’te Kırım halkının “demokratik bir referandum” ile Rusya’ya katıldığını ve eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in görevi devretmesinden sonra yeni Kiev yönetiminin kendi halkına karşı kanlı bir savaş başlattığını öne sürdü.
Yaşananların sebebi olarak Batı ülkelerinin politikalarına işaret eden Buravov, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, Batı’nın farklı ülke ve halkları birbirine düşüren, devletler arası çatışmaları kışkırtan ‘böl ve yönet’ politikasının bir başka sonucudur. Bağımsızlığını kazandığı andan itibaren Ukrayna, Batı tarafından, Kiev yetkililerinin Nazi ve Rus düşmanı ideolojisini ve uygulamalarını teşvik eden Rusya karşıtı bir sıçrama tahtası olarak görüldü.”
Buravov, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı zorunlu bir “harekat” başlattığını, “harekat”ın Rusya’nın güvenliği sağlanmadan, Rus ve Rusça konuşan nüfusun meşru çıkarları güvence altına alınmadan sona ermeyeceğini belirtti.
Ukrayna’ya silah sevkiyatı devam ettiği sürece çatışmaların süreceğini kaydeden Buravov, Rusya’nın amacının “Ukrayna’yı askersizleştirmek” olduğunu ve Rusya’nın NATO ülkelerinden birine saldırı gerçekleştirebileceği yönündeki iddiaları reddettiklerini kaydetti.
“(Batı ülkelerinin savaş gemilerinin Karadeniz’e girmesi) Çok ciddi sonuçlarının olacağını düşünüyorum”
Buravov, Montrö Sözleşmesi’nin 1936’de imzalanmasına karşın bugün de sükunetin sağlanması açısından güncelliğini ve önemini aynen koruduğunu dile getirdi.
Türkiye ile Rusya’nın bu konuda aynı fikirde olduklarına dikkati çeken Buravov, “Montrö Sözleşmesi’nin hükümlerinin yerine getirilmesi çok önemli ve bunun devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.
Buravov, “Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin askeri güçlerinin, mayın arama faaliyeti kisvesi altında Karadeniz’e girmeye çalışmasını güçlü şekilde reddediyoruz. Bunun çok ciddi sonuçlarının olacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
“Sorunun çözümü bağımsız Filistin devletinin kurulmasında yatıyor”
Gazze konusunda Rusya’nın tutumunun bilindiğini dile getiren Buravov, sorunun temelinde Filistin devleti konusundaki çözümsüzlüğün yattığını söyledi.
Buravov, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde çözüm konusunda birçok kez adım attığını ve ABD’nin tutumu sebebiyle ülkesinin başta yardımların Gazze’ye ulaştırılması olmak üzere çözüm tekliflerinin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Gazze’de sivillerin hayatını kaybettiğinin altını çizen Buravov, “Bu sorunun çözümü bağımsız Filistin devletinin kurulmasında yatıyor. Bunu gerçekleştirmek için Rusya, çeşitli seviyelerde girişimlerde bulunuyor, elinden geleni yapmaya çalışıyor.” dedi.
Buravov, Türkiye’nin “garantörlük” teklifine ilişkin, çeşitli fikirlerin ortaya çıktığını ve Rusya’nın da bu konuda girişimlerde bulunmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.
]]>