(ANKARA) – Hollanda’nın milli günü olan “Kral Günü” Ankara’da kutlandı. Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği Rezidansı’ndaki resepsiyona katılan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Hollanda’nın Türkiye’de bir numaralı doğrudan yabancı yatırımcı olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullanırken, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands iHollanda Başbakanı Mark Rutte’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yarın yapacağı görüşmeye değinerek, “Bu temaslar, özellikle Türkiye’nin mevcut jeopolitik zorluklarla mücadelede oynadığı önemli rol ve NATO müttefikleri olarak iş birliğimizin önemi göz önüne alındığında yaşamsal önem taşıyor” diye konuştu.
Hollanda’nın milli günü olan “Kral Günü” dolayısıyla Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği Rezidansı’nda resepsiyon verildi. Çok sayıda yabancı misyon temsilcisinin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da resepsiyona katıldı.
Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, konukları kapıda karşıladı. Karşılamanın ardından iki ülkenin milli marşları okundu. Daha sonra konuşma yapan Büyükelçi Wijnands, “Dostluğumuz özellikle bu günlerde daha da yeşeriyor çünkü bu yıl, 1924 yılında Dostluk Anlaşması’nın imzalanmasının 100’üncü yıl dönümünü kutluyoruz” dedi.
Türkiye ile Hollanda’nın birçok alanda yakın ortak olduğunu söyleyen Büyükelçi Wijnands, şöyle devam etti:
“İki ülkenin de genlerinde ticaret var. Hollanda, burada faaliyet gösteren 3 binden fazla Hollandalı şirketle bir numaralı doğrudan yatırımcıdır. Ülkelerimiz arasındaki iş ilişkilerini güçlendirmek için iş birliğini daha da arttırmayı umuyoruz. Ayrıca kişisel ve ailevi pek çok bağ paylaşıyoruz. Bu gece burada bulunan pek çok konuk dahil Hollanda’da yarım milyondan fazla Türkiye kökenli yurttaş yaşıyor.
Geçen hafta Sayın Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Lahey’i ziyaret etti. Ben de bu resepsiyonun ardından, yarın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek Başbakanımıza eşlik etmek üzere İstanbul’a gideceğim. Bu temaslar, özellikle Türkiye’nin mevcut jeopolitik zorluklarla mücadelede oynadığı önemli rol ve NATO müttefikleri olarak iş birliğimizin önemi göz önüne alındığında yaşamsal önem taşıyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi sarsan depremler sonrasında Kral Günü kutlamamızı iptal etmiş, onun yerine Kahramanmaraş’ta Lale Eğitim Merkezi’nin açılışını yapmıştık. Bu merkez, depremden etkilenen kadın ve çocuklara destek sağlayan bir yer.”
ŞİMŞEK: İKİ ÜLKE ARASINDA GÜÇLÜ KÖPRÜLER VAR
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
“Sayın Büyükelçinin de belirttiği üzere bu yıl Türkiye ile Hollanda arasındaki Dostluk Anlaşması’nın yüzüncü yıl dönümünü kutluyoruz. Aynı zamanda İşgücü Anlaşması’nın 60’ıncı yıl dönümünü de anıyoruz. Bu anlaşma, bugün Hollanda’da yarım milyona yaklaşan ve Hollanda yaşamının her alanında, ekonomide, siyasette, bilimde önemli bir rol oynayan Türk-Hollanda toplumunun temeliydi.
İki ülke arasında çok güçlü köprüler var. Bu vesileyle, geçen yıl yaşanan deprem felaketinde gösterdikleri dayanışma için Hollanda halkına, Büyükelçi’ye teşekkür etmek istiyorum. Arama-kurtarma ve yardım çalışmalarındaki dostluğunuza minnettarız.
Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaret hacmi 5,5 kat artmıştır. Bu oldukça büyük bir sıçrama ve 12,5 milyar ABD dolarına ulaştı. Hollanda’nın Türkiye’de bir numaralı doğrudan yabancı yatırımcı olduğunu biliyoruz. Hollandalı işletmeleri, Hollandalı girişimcileri, yenilikçileri memnuniyetle karşılıyoruz.
Geçen yıl 1,2 milyon Hollandalı turisti ağırladık ve bu da onları yedinci en büyük turist grubu yapıyor. Geçen yıl Türkiye, küresel turizmde dördüncü en büyük destinasyon oldu. Dolayısıyla çok daha fazla sayıda Hollandalının ülkemizi ziyaret ederek bağlarımızı ve dostluğumuzu güçlendireceğini umuyoruz.”
“GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ HER İKİ TARAFIN DA YARARINA”
Mehmet Şimşek, “Ortaklığımızı güçlendirmek, bağlarımızı derinleştirmek, ticaret ve yatırımı arttırmak istiyoruz. Hollandalı dostlarımızın biraz daha yapıcı ve liderlik rolü oynamasını umduğumuz bir alan da Türkiye- Avrupa Birliği (AB) ilişkileridir. Bazı siyasi zorlukların üstesinden gelmek için Hollandalıların akılcılığına güveniyoruz. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi her iki tarafın da yararınadır. Gümrük Birliği’nin modernize edilerek güncellenmesinin Türkiye ve AB menfaatine olduğunu söyleyen 2015 tarihli bir Avrupa Komisyonu Raporu var. Dolayısıyla ilerlememiz gerektiğini düşünüyorum ve umuyorum ki Hollandalı dostlarımız burada daha güçlü bir rol oynayacaklardır.” ifadelerini kullandı.
]]>Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu “Blue Talks”, üst düzey diplomatik katılım ve ortak çevresel eylem için önemli bir platform görevi görecek.
Bizim Dünyamız Vakfı Başkanı Kahraman Halisçelik’in moderatörlüğünde düzenlenen panele, Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Katsumata Takahiko, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Ankara Büyükelçisi Said Sani ez-Zahiri, Kosta Rika’daki Barış Üniversitesinin (UPEACE) Somali temsilcisi Dr. Mohamed Osman, Dışişleri Bakanlığı Çevre, İklim Değişikliği ve Sınıraşan Sular Genel Müdür Yardımcısı Adnan Altay Altınörs ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülgen Aytan konuşmacı olarak katıldı.
Panelistlerin konuşmalarından önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’ne ilişkin kutlama mesajı davetlilere izletildi.
Büyükelçi Katsumata, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin güçlü ve etkili bir ülke olduğunu, iklim değişikliğiyle mücadeleye sağladığı desteğin de büyük önem taşıdığını söyledi.
Japonya ve Türkiye’nin yeni enerji teknolojileri alanında yeni işbirliklerini hayata geçireceğini kaydeden Katsumata, denizcilik konusunda da Türkiye ile işbirliğinin önemini vurguladı.
Katsumata, Japonya’nın iklim değişikliğiyle mücadelede yasal bir çerçeve uyguladığını ifade ederek “Her ülkenin farklı ekonomik ve sosyal yapısı var. Afrika gibi daha hassas olan ülkelere Japonya destek sağlıyor, özellikle sera gazı salınımının önlenmesi noktasında.” dedi.
Büyükelçi Zahiri de iklim değişikliyle mücadele diplomasisinin gerekli olduğunu belirterek, bu konularda ülkeler arası köprüler inşa etmenin önemine işaret etti.
Geçen günlerde BAE’de iklim değişikliğine bağlı olarak şiddetli yağışların yaşandığını anımsatan Zahiri, biyolojik çeşitliliğin korunmasında ülkesinin sürdürülebilir projeleri desteklediğini aktardı.
“Sıfır Atık projesi küresel bir hareket halini aldı”
Osman da okyanuslarda sıfır atığa ulaşabilmek için çalışmalar yürüttüklerini anlatarak, okyanusların bakımı ve temizliğinden insanların sorumlu olduğunu dile getirdi.
Afrika’nın büyük okyanus kıyılarına ev sahipliği yaptığına işaret eden Osman, “Bizler için diğer önemli bir konu deniz ve liman güvenliği. Bu bağlamda sorunların anlatıldığı ve çözümlerin arandığı bu tarz etkinlikler oldukça önemli.” diye konuştu.
Altınörs, Türkiye’nin iklim alanında çok çeşitli çalışmalar yaptığına dikkati çekerek Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası işbirliğine destek verdiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan “Sıfır Atık” projesinin “küresel bir hareket” haline geldiğini vurgulayan Altınörs, “Proje, giderek daha da güçlü bir hal alıyor. Bu tarz bir hareketin ev sahibi olmaktan gurur duyuyoruz.” dedi.
Aytan da katılımcılara plastiğin karmaşık yapısını anlatarak, “Okyanuslarda milyonlarca plastik atık bulunabiliyor. Özellikle denizlerdeki mikroplastik kirliliği su altı yaşamını da olumsuz etkiliyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de “Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı’nın” 2013’ten bu yana başarılı şekilde yürütüldüğünü ve denizlerin bu şekilde izlendiğini aktaran Aytan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde denizlerin korunmasına ilişkin yürütülen diğer programlar hakkında bilgi verdi.??????
Aytan, plastik kullanımının azaltılması noktasında uyarılarda bulunarak, yenilikçi çözümlere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Panelin moderatörlüğünü yapan Halisçelik, Anadolu Ajansına iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki katkılardan dolayı teşekkür etti.
“Blue Talks”
Bizim Dünyamız Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler (BM) Barış Üniversitesi işbirliğiyle, Dışişleri Bakanlığı ve Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçiliği destekleriyle düzenlenen “Blue Talks” etkinliğine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay??????? ile Kosta Rika, Fransa, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok ülkenin Ankara büyükelçileri katılıyor.
Her yıl düzenlenmesi planlanan ve okyanusların iklim dayanıklılığındaki önemine odaklanacak etkinlikte, üst düzey yetkililer ile uzmanların görüşlerine yer veriliyor.
]]>Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu “Blue Talks” etkinliği, üst düzey diplomatik katılım ve ortak çevresel eylem için önemli bir platform görevi görecek.
Bizim Dünyamız Vakfı Başkanı Kahraman Halisçelik’in moderatörlüğünde düzenlenen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçisi Gustavo Campos Fallas, Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, BM Barış Üniversitesi Daimi Gözlemcisi Büyükelçi David Fernandez Puyana ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinden Prof. Dr. Bayram Öztürk konuşmacı olarak katıldı.
Bozay, burada yaptığı konuşmada, diplomasinin iklim kriziyle daha ilgili bir alan olması gerektiğini belirterek, bunun bütüncül ve kapsamlı şekilde ele alınmasının önemine işaret etti.
Karayipler’den Doğu Asya’ya, Fransa’dan Türkiye’ye bütün aktörlerin iklim kriziyle mücadelede rol almasının ehemmiyetine dikkati çeken Bozay, “İklim değişikliğine karşı mücadele ederken aynı safta olmalıyız.” dedi.
Bozay, küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlama hedefine ulaşılamama ihtimaline dikkati çekerek, iklim değişikliğinin gıda güvenliğiyle ilişkili olduğunu vurguladı
Fallas da okyanusların korunmasında özellikle komşu ülkelerle çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Kosta Rika’nın batısında Büyük Okyanus, doğusunda ise Karayip Denizi’nin bulunduğunu anımsattı.
Ülkesinin okyanus konusunda ileri çalışmalar gerçekleştirmesine ilişkin Fallas, “En önemlisi bilinçlenmek. Okyanus ile insan ve toplum arasındaki ilişkinin ne olduğunu bilmek önemli. Okyanusları dikkatlice korumamız gerekir zira, günümüz ve geleceğimiz buna bağlı. Toplumları da bu tarz etkinliklere katılmaya ve bu konuları daha çok konuşmaya davet ediyorum.” diye konuştu.
“Türkiye’de ‘Sıfır Atık’ projesi yürütülüyor ve oldukça başarılı”
Dumont da Türkiye’nin bölgede son derece önemli bir ülke olduğunu söyleyerek, okyanus ve iklim değişikliği noktalarında Türkiye ile işbirliğinin büyük katkı sağladığını aktardı.
Okyanusların plastiklerle dolu olduğunu vurgulayan Dumont, “Türkiye’de ‘Sıfır Atık’ projesi yürütülüyor ve oldukça başarılı. Fransa’da ise bu tarz adımlar için yasal kararlar gerekiyor. İnsanlar, ‘gelin atıklar için faydalı bir şeyler yapalım’ diyemiyor.” diye konuştu.
Büyükelçi Puyana da iklim değişikliği ile mücadeleyi konu alan çalışmaların önemine değinerek, iklim değişikliğinin yol açtığı güvenlik kaygılarının dikkate alındığını aktardı.
İklim değişikliğiyle mücadeleyi ele alan, barış ve güvenliğin korunmasını sağlayan çok çeşitli çalışmaların olduğunu kaydeden Puyana, iklim krizinin sadece gelecek için tehdit oluşturmadığının, bugün de ciddi bir tehdit olduğunun altını çizdi.
Puyana, söz konusu tehdidin küresel istikrarsızlığı, iş dünyasını ve birçok alanı etkilediğini vurguladı.
Öztürk, Türkiye’nin kıyı şeridi, denizleri, ekosistemi ve ülkede yaşayan deniz canlıları hakkında katılımcılara bilgi vererek, Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan sorunlara dikkat çekti.
Panelin sonunda iklim değişikliğine dikkat çeken video gösterildi.
Bizim Dünyamız Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler (BM) Barış Üniversitesi işbirliğiyle, Dışişleri Bakanlığı ve Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçiliği destekleriyle düzenlenen “Blue Talks” etkinliğine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay??????? ile Kosta Rika, Fransa, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok ülkenin Ankara büyükelçileri katılıyor.
Her yıl düzenlenmesi planlanan etkinlik, okyanusların iklim dayanıklılığındaki önemine odaklanacak ve etkinlikte üst düzey yetkililer ile uzmanların görüşlerine yer verilecek.
]]>Polonya, İsrail ordusunun Gazze’de gerçekleştirdiği saldırıda Polonya vatandaşı Damian Sobol dahil “World Central Kitchen (WCK)” adlı uluslararası yardım kuruluşunda görevli 7 çalışanın bulunduğu araçları hedef alarak öldürmesinin ardından İsrail’in Varşova Büyükelçisi Jakow Liwne’yi Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak protesto notası verdi. Polonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrzej Szejna, Büyükelçi Liwne ile gerçekleştirilen görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Büyükelçi, insani yardım konvoyunun bombalanması gibi uygar dünya tarihinde benzeri bulunmayan bu olay nedeniyle özür diledi, kendisine Polonya’nın taleplerini de içeren protesto notası verdim. Benim ‘cinayet’ olarak adlandırdığım saldırıya ilişkin şeffaf soruşturma beklentisi içerisindeyiz ” ifadelerini kullandı.
“Saldırıyla ilgili soruşturmaya Polonyalı savcı da katılsın”
Bakan Yardımcısı Szejna, yardım görevlilerinin bulunduğu araçlara yönelik saldırıyla ilgili İsrail’deki soruşturmaya Polonyalı Damian Sobol’un ikamet ettiği Przemysl şehrinden bir savcının da katılmasını ve olaydan sorumlu askerler hakkında disiplin soruşturması başlatılmasını talep ettiklerini söyledi. Ayrıca İsrail devletinden Sobol’un ailesine tazminat ödemesini istediklerini belirten Szejna, şimdiye kadar olayı açıklığa kavuşturma sürecinin Polonya tarafı için tatmin edici olmadığını söyledi. Büyükelçi Liwne’ye verdiği notada İsrail’i Birleşmiş Milletler’in Gazze’de ateşkes sağlanması ve insani yardım konvoylarının engellenmemesine ilişkin kararına uymaya çağırdıklarını aktaran Szejna, Gazze’ye insani yardımların süreceğini, bölgede ateşkes sağlanması için uluslararası forumlarda çalışmalarına devam edeceklerini vurguladı.
Büyükelçi protesto edildi
İsrail’in Varşova Büyükelçisi Jakow Liwne’nin Polonya Dışişleri Bakanlığı’na geldiği sırada bir grup, bakanlık binası önünde ellerinde Filistin bayraklarıyla protesto gerçekleştirdi. İsrail ile her türlü ilişkinin kesilmesini, Büyükelçi Liwne’nin sınır dışı edilmesini isteyen grup, “Özgür Filistin”, “Filistin’de soykırımı durdurun” sloganları attı.
Ne olmuştu?
İsrail’in Varşova Büyükelçisi Liwne, İsrail ordusunun yardım görevlilerine yönelik saldırısının Polonya kamuoyunda da tepki çekmesinin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Polonya’da aşırı sağ ve sol, insani yardım kuruluşu görevlilerinin öldüğü saldırıda İsrail’i kasten cinayetle, Polonya Parlamentosu Başkan Yardımcısı ve Konfederacja Partisi lideri Krzysztof Bosak ise İsrail’i savaş suçu işlemek ve Filistinlileri aç bırakmak için insani yardım kuruluşlarını terörize etmekle suçluyor. Bosak, 7 Ekim’deki Hamas saldırısını bugüne kadar kınamayı kabul etmeyen ve Polonya parlamentosunda yaktığımız Hanuka mumlarını yangın söndürme tüpü ile söndüren aşırı sağcının partili arkadaşı. Sonuç, antisemitistler hep antisemitist olarak, İsrail ise var olma hakkı için mücadele eden demokratik bir Yahudi devleti olarak kalacaktır. Aynı şekilde Batı dünyasının iyiliği için” ifadelerini kullanmıştı.
Cumhurbaşkanı Duda ve Başbakan Tusk, Büyükelçi’ye tepki göstermişti
Büyükelçi’nin açıklamaları nedeniyle Varşova-Tel Aviv hattında diplomatik kriz patlak vermiş, Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda dün yaptığı konuşmada, Liwne’nin Polonyalıları antisemitizm ile suçladığı açıklamasına tepki göstermişti. Duda, “Büyükelçi, İsrail devletinin Polonya ile olan ilişkilerinde en büyük problem” ifadelerini kullanmıştı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk ise hem İsrail tarafından şu ana kadar yapılan açıklamaları hem de İsrail Büyükelçisi Liwne’nin benimsediği iletişim biçimini kabul etmediğini söyleyerek, “Büyükelçi, eğer bizim medyamızda kamuoyuna açıklama yapmaya karar veriyorsa bu fırsatı değerlendirerek sıradan, insani bir özür dilemeli” demişti.
Polonya Dışişleri Bakanlığı da İsrail Büyükelçisi Liwne’yi 5 Nisan Cuma günü bakanlığa çağırmıştı. – VARŞOVA
]]>9 ÜLKEYE YENİ BÜYÜKELÇİ ATANDI
Gine Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Güney ve Batı Avrupa Genel Müdür Yardımcısı Rifat Cem Örnekol, Şili Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ahmet İhsan Kızıltan, Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Doğu Asya Genel Müdür Yardımcısı Korhan Kemik, Guatemala Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Enformasyon Genel Müdür Yardımcısı Beliz Celasin Rende, Bulgaristan Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Uluslararası Hukuk İçtihatları Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Saik Uyanık, Kosta Rika Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Naciye Gökçen Kaya, Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Semih Lütfu Turgut, Ekvator Ginesi Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Dışişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Üyesi Ahmet Ergin atandı.

ABD BÜYÜKELÇİLİĞİNE ATANAN SEDAT ÖNAL KİMDİR?
Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevi tebliğ edilen BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Önal, 11 Ağustos 1963’te Kayseri’de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden 1985’te mezunu olan Önal, Dışişleri Bakanlığındaki görevine Aralık 1989-Temmuz 1990’da Personel Dairesi Başkanlığında Aday Meslek Memuru olarak başladı. Daha sonra İstihbarat ve Araştırma Dairesinde de aday meslek memurluğu görevini yürüten Önal, ardından 1991-1993 tarihlerinde Türkiye’nin Kuveyt Büyükelçiliğinde Üçüncü Katip olarak çalıştı.
Ekim 1993-Ocak 1997’da Münster Başkonsolosluğunda Muavin Konsolos olarak görev yapan Önal, daha sonra bazı daire başkanlıklarında görev aldı. Önal, 1998-2002’de New York Başkonsolosluğundaki Muavin Konsolos ve konsolos olarak görevini yürüttükten sonra, 2002-2005 yılları arasında Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliğinde Müsteşar olarak görev yaptı. Buradaki görevinin ardından, Ortadoğu Genel Müdürlüğünde daire başkanlığı, Viyana Başkonsolosluğu ve Ortadoğu Genel Müdür Yardımcılığında çeşitli görevlerde bulunan Önal, Temmuz 2012- Kasım 2016 tarihlerinde Türkiye’nin Amman Büyükelçisi olarak görevini yürüttü. Önal, Kuzey Afrika ve Ortadoğu Genel Müdürlüğü ve Müsteşar Yardımcılığı görevlerinin ardından 2018-2023 tarihleri arasında Bakan Yardımcılığı görevinde bulundu. Önal, Şubat 2023’ten bu yana ise Türkiye’nin New York’taki BM Daimi Temsilciliği pozisyonundaydı.
BM DAİMİ TEMSİLCİĞİNE AHMET YILDIZ GETİRİLDİ
Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilciliğine, Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız getirildi. Atama kararları 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3, ve 4’üncü maddeleri gereğince yapıldı.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCIVEKİLLİĞİNE RIDVAN GÜNDOĞDU YENİDEN SEÇİLDİ
Yargıtay üyesi Rıdvan Gündoğdu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine yeniden seçildi. Buna göre Yargıtay üyesi Gündoğdu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 154’üncü ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 30’uncu ve 32’nci maddeleri gereğince Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine seçildi.
DİĞER ATAMA KARARLARI
Diyanet İşleri Başkanlığında açık bulunan Malatya İl Müftülüğüne Ramazan Dolu atandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında açık bulunan Osmaniye İl Müdürlüğüne Tolga Nacar, Trabzon İl Müdürlüğüne Hüseyin Mollaoğlu getirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında açık bulunan iş başmüfettişliklerine 137 iş müfettişinin ataması yapıldı.
]]>Viyana’daki programa, Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Levent Eler, Türkiye’nin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Hatun Demirer’in yanı sıra davetliler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Büyükelçi Ceyhun, Çanakkale Zaferi’nin, vatanı, hürriyeti ve istikbali söz konusu olduğunda Türk milletinin önünde hiçbir gücün duramayacağını herkese gösterdiğini söyledi.
Ceyhun, “Çanakkale Zaferi, olayların akışı üzerinde Türk milletinin belirleyici bir rol oynadığı, Kurtuluş Savaşı’nın ilk meşalesinin tutuşturtulduğu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi dahi bir komutanın önderliğinde, cesur Türk milletinin eşsiz kahramanlık ve fedakarlıklarının tecrübe edildiği yüce bir azmin sonudur.” diye konuştu.
Viyana şehrinde Ermeni terör örgütlerince 3 Türk diplomatın şehit edildiğini hatırlatan Ceyhun, bu vesileyle Büyükelçi Daniş Tunalıgil, Çalışma Müşaviri Erdoğan Özen ve BM görevlisi Enver Ergun’u saygı ve rahmetle andığını söyledi.
Buradaki resmi programın sona ermesinin ardından Büyükelçi Ceyhun, Türk İslam Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Birliği (ATİB) tarafından Viyana Merkez Mezarlığında düzenlenen Galiçya şehitlerini anma programına katıldı.
Galiçya cephesinde yaralanan daha sonra Viyana’da tedavi gördükleri sırada vefat eden 131 şehidin mezarı başında Kur’an-ı Kerim okunarak dua edildi.
Malta Türk Şehitliği’nde anma töreni düzenlendi
Malta Türk Şehitliği’nde de bir anma töreni yapıldı.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Malta’da başkent Valetta yakınlarındaki Marsa semtinde bulunan Türk Şehitliği’nde düzenlenen törene Türkiye’nin Valetta Büyükelçisi Erdeniz Şen ve ilgililer katıldı.
Büyükelçi Şen, şehitlikteki anıta çelenk koyduktan sonra şehitler anısına saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Şen daha sonra şehitlikteki kabirlere tek tek kırmızı karanfil koydu.
Kosova
NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk Temsil Heyet Başkanlığının ülkenin güneyindeki Prizren şehrinde konuşlandığı Sultan Murat Kışlası’nda düzenlenen törene, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, KDTP Milletvekilli Enis Kervan, Türk Temsil Heyet Başkanı Albay Sabri Gökhan Karamürsel’in yanı sıra ülkede görevli Türk kurumlarının temsilcileri, belediye başkanları ve davetliler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Kosova’nın çeşitli bölgelerinden gelen öğrenciler tarafından şiirler okundu, şarkılar söylendi. Resim ve şiir yarışmasında dereceye giren öğrencilere konuklar tarafından hediyeleri takdim edildi.
Büyükelçi Angılı, Bakan Damka ve Albay Karamürsel, Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde birlik ve beraberlik ruhunun önemine ilişkin birer konuşma yaptı. Konuşmalarda ayrıca Kosova ve bölgeden Çanakkale’de şehit düşmüş askerler de anıldı.
Kosova’nın tek Türk belediyesi Mamuşa’da ise Çanakkale şehitler anıtına çelenk bırakıldı ve saygı duruşunda bulunuldu.
Öte yandan, anma etkinlikleri kapsamında “Art Theatre” tiyatrosu tarafından Prizren’de “Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü” adlı tiyatro oyunu sahnelendi.
Bosna Hersek
Bosna Hersek’in kuzeybatısındaki Sanski Most şehri yakınlarında, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü dolayısıyla tören düzenlendi.
Sanski Most yakınlarında, Fatih Sultan Mehmed’in 1463’te Kamengrad’ı fethi sırasında şehit düşen askerler anısına yaptırılan Türk Şehitliği Anıtı’nda düzenlenen törene, Türkiye’nin Banja Luka Başkonsolosu Oğuz Kılıç, Bosna Hersek Türk Temsil Heyeti Başkanı Albay Oğuzhan Pehlivan, Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Albay Muratk Kul, Sanski Most Belediye Başkanı Faris Hasanbegovic ve Bosna Hersek’teki Türk kurumlarının temsilcilerinden oluşan heyet katıldı.
Heyet, daha sonra Fatih Sultan Mehmed’in ordusuyla cuma namazı kıldığı Musalla mevkisine geçerek burada Çanakkale şehitleri için dualar etti.
Başkonsolos Kılıç, yaptığı açıklamada, yurt dışında 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nü bir gelenek haline getirdiklerini belirterek, şehitleri andıklarını ve dua ettiklerini söyledi.
Çanakkale’deki zaferin tarihin ender zaferleri arasında yer aldığını dile getiren Kılıç, “Türk milleti o dönemdeki bütün imkansızlıklarına rağmen Çanakkale’den düşman gemilerine geçme imkanı vermedi. Savaşın bir bölümünde Atatürk’ün, ‘size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum’ emri var. Gerçekten o gün kahramanlar, mermisi olmadan, silahı olmadan, topun, tüfeğin karşısına çıkmıştır ve bu şekilde savaş kazanılmıştır.” dedi.
Hasanbegovic ise Bosna Hersek’teki törenin Sanski Most’ta düzenlenmesinin kendilerine onur verdiğini kaydetti.
Faris Hasanbegovic, Çanakkale’deki savaşlara Bosna Hersek’ten de gidenler olduğunu aktararak, zaferin kendileri için de önemi bulunduğunu söyledi.
]]>Erdoğan, AK Parti Konferans Salonu’nda bu yıl 15’incisi düzenlenen Geleneksel Büyükelçiler İftarı’ndaki konuşmasında, Cumhuriyetin 100. yılını geride bırakmanın gururunu yaşayan Türkiye’nin, Türkiye Yüzyılı’nın inşası için hedeflerine emin adımlarla ilerlediğini belirtti.
Gazze ve Ukrayna’nın yanı sıra Suriye, Irak, Libya, Yemen ve Afganistan’da barış ve istikrara yönelik çabalara Türkiye’nin aktif katkı sağladığını vurgulayan Erdoğan; PKK, PYD, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere, terörün her çeşidine karşı mücadele yürütüldüğünü ifade etti.
Güney sınırları ötesinde bir “teröristan” kurulmasına hiçbir şart altında müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, “Bu konuda artık müttefiklerimiz başta olmak üzere, dost ülkelerden en azından DEAŞ bahanesiyle bölücü terör örgütüne verilen desteği keserek Türkiye ile dayanışma sergilemelerini bekliyoruz.” diye konuştu.
Son 10 yıldaki tüm gelişmelerin şu gerçeği çok net gösterdiğini dile getiren Erdoğan, “Terör örgütleri vasıtasıyla çıkarların korunması mümkün değildir. Bu tür hesaplar tıpkı kumdan kale misali sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bölgemizde kalıcı istikrar ve huzurun tesisi, yılanla aynı çuvala girmekten değil, meşru aktörlerle ortak bir zeminde buluşmaktan geçiyor. İnşallah önümüzdeki dönemde bu ortak zeminin bulunacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Güney Kafkasya’da istikrarın korunmasının Türkiye’nin öncelikleri arasında yer aldığını belirten Erdoğan, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış anlaşmasının imzalanmasıyla bölgede yeni bir dönemin başlamasını arzu ettiklerini dile getirdi.
Erdoğan, Doğu Akdeniz ve Ege’de Yunanistan ile son dönemde hakim olan olumsuz atmosferin somut sonuçlar vermesini ümit ettiklerini söyledi. Burada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve çıkarlarıyla egemen eşitliği göz ardı edilerek bir çözüme ulaşılmasının mümkün olmadığının altını çizen Erdoğan, Balkanlar’ın istikrar ve huzuruna katkı sağlayan adımların her zaman destekçisi olduklarını ifade etti.
Kosova’daki NATO gücünün komutasını geçen yıl ekim ayından bu yana Türkiye’nin yürüttüğünü hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin 70 yıldan fazla süredir etkin ve güçlü üyesi olduğu NATO’nun, güvenliğin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı.
Erdoğan, Türkiye’nin NATO müttefiki Amerika Birleşik Devletleri’yle Washington’da düzenlenen son stratejik mekanizma toplantısında, işbirliğini geliştirmeyi kararlaştırdıklarını, Avrupa Birliği üyeliğinin de stratejik hedef olmaya devam ettiğini belirtti.
Yeniden Asya Girişimi’ni güçlendirirken Latin Amerika ve Afrika açılım politikalarının müspet sonuçlarının alındığını dile getiren Erdoğan, 4. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’ni bu yıl içinde gerçekleştirmek üzere çalışmalara başladıklarını ifade etti.
Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun üçüncüsünün 1-3 Mart tarihlerinde 148 ülkeden 4 bin 700 katılımcıyla başarıyla düzenlendiğini söyledi.
“Müslüman’ın inancına yönelik apaçık bir saldırı olan eylemlere fırsat verilmemesini bekliyoruz”
Her 15 Mart’ın “İslamofobi’yle Mücadele Uluslararası Günü” olarak idrak edildiğini hatırlatan Erdoğan, bu yıl ramazana tekabül eden 15 Mart vesilesiyle giderek artan İslam düşmanlığıyla mücadelenin önemini bir kez daha vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kutsal kitabımızın yakılmasına kadar varan alçakça saldırılara fikir hürriyeti denilerek müsamaha gösterilmesini hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Yaklaşık 2 milyar Müslüman’ın inancına ve mukaddesatına yönelik apaçık bir saldırı olan bu eylemlere fırsat verilmemesini bekliyoruz.” dedi.
Erdoğan, 30 Mart’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edildiğini anımsatarak eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen “Sıfır Atık Projesi” ile çevre ve atık bilincini yaygınlaştırmaya çalıştıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek kuşakların emaneti olan çevrenin korunması hususunda büyükelçilerden gerekli desteği beklediklerini söyledi.
“AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak yerel yönetimlerde güzel neticeler elde edeceğimize inanıyorum”
Büyükelçilerle yaptığı son iftar programına da değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sizlerle son iftarımızda Türkiye 14 ve 28 Mayıs’ta (2023) yapılan genel seçimlerin hemen arifesinde bulunuyordu. İftarımızda sizlere dalga dalga büyüyen zaferin ayak seslerini duyduğumuzu söylemiştik. Yaşadığımız asrın felaketi 6 Şubat (2023) depremlerine rağmen mayıs seçimlerini yüzde 90’ları bulan rekor katılım oranıyla tam bir demokrasi şöleni havasında gerçekleştirdik. Seçimlerin ikinci turunda yüzde 52’yi aşan oy oranıyla aziz milletimizden beş sene daha Türkiye’ye ve kendisine hizmet etme yetkisi aldık. Tıpkı geçen seneki gibi bugünkü iftar programımızı da yine bir seçim sürecinde yapıyoruz.”
31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde yeni bir zafere imza atmayı amaçladıklarını belirten Erdoğan, “AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak yerel yönetimler boyutunda da inşallah güzel neticeler elde edeceğimize inanıyorum.” dedi.
Erdoğan, konuşmasını “Ülkelerinize, halklarınıza Türkiye’nin ve milletimizin en kalbi selamlarını iletmenizi sizlerden rica ediyorum. Ramazan soframıza misafir olduğunuz için teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.” sözleriyle tamamladı.
Notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması öncesinde, Türkiye’deki en kıdemli büyükelçi olan Cibuti’nin Ankara Büyükelçisi Aden Hüseyin Abdillahi ve AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya selamlama konuşması yaptı.
Programa, büyükelçilerin yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyeleri de katıldı.
(Bitti)
]]>İlk olarak sabah saatlerinde Balkar anısına Taşmeydan Parkı’na dikilen ağaç ve anıtın önünde anma töreni yapıldı. Törene, Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi Hami Aksoy ve Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç ile Dışişleri Bakanlığı personeli katıldı.
Daha sonra Belgrad’da bir otelde Balkar için düzenlenen konferansta, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç, üç yılı aşkın araştırmaları sonucunda kaleme aldığı ve Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan “Hariciyenin Yıldızı Şehit Büyükelçi Galip Balkar” kitabının sunumunu yaptı.
Bilgiç, AA muhabirine, Ermeni teröristlerin yurt dışında görev yapan birçok Türk diplomatı hedef aldığını ve Galip Balkar’ın da bunlardan biri olduğunu söyledi.
Her bir şehidin anlatılacak hikayesi olduğunu dile getiren Büyükelçi Bilgiç, “Galip Balkar’ın hikayesini Türk Tarih Kurumu ile birlikte kitaplaştırdık. Bu tarz çalışmaların daha geniş şekilde yapılması gerekiyor, bizim de anlatacak hikayemiz var, bu hikayeyi sadece Türkiye’de değil Avrupa’da şehitlerimizin olduğu yerlerde tüm uluslararası kamuoyuna anlatmamız lazım.” dedi.
Galip Balkar’ın insani yetenekleri yüksek, başarılı bir büyükelçi olduğunu aktaran Tanju Bilgiç, şöyle konuştu:
“Buradan büyükelçilik görevinden ayrılmak üzereydi. Ankara’da genel sekreter yani müsteşar yardımcılığı görevine atanmıştı. Ermeni teröristlerin Galip Balkar’ı ‘neden hedef aldığını’ söylemesi zor. Cinayeti işleyenler, Galip Balkar’ın bu denli başarılı bir büyükelçi olduğunu bilemeyebilirler çünkü çok genç yaştaydılar ama bu cinayetleri işleten üst akıl Türk diplomasisini ve Türkiye’nin yurt dışındaki diplomatik gücünü engellemeyi, ona zarar vermeyi hedefledi. Aynı zamanda bu cinayeti Yugoslavya’da işleyerek Türkiye-Yugoslavya ilişkilerine o dönemde zarar vermek istediler.”
Kendisinin de Belgrad Büyükelçisi olarak görev yaptığını belirten Bilgiç, görev yıllarında Balkar’ı daha iyi tanıdığını ve hikayesinin unutulmaması için kitabı yazdığını ifade etti.
” Sırbistan, Türkiye’nin, terörle mücadelesinde gerçek dostlarından bir tanesi”
Belgrad Büyükelçisi Hami Aksoy ise Galip Balkar’ın çok yetenekli ve istikbali parlak bir diplomat olduğunu söyledi.
Tüm şehitleri andığını ve hatıralarını unutmayacaklarını vurgulayan Aksoy, şöyle devam etti:
“O zamanlar Ermeni terörü yeni başlamıştı diyebiliriz ve şehit büyükelçimize bakanlığımız bir zırhlı araç tahsis etmek istemiş. Fakat kendisi Yugoslavya’nın güvenli olduğunu söyleyerek bunu kabul etmemiş, keşke kabul etseydi. Biz Türk diplomatları, çok dikkatli olmak zorundayız, teröre çok sayıda kurban verdik. Şu anda Sırbistan ile ilişkilerimiz tarihin en iyi seviyesinde. Sırp makamlarını takdir etmek istiyorum, Sırbistan, FETÖ’nün Balkanlar’da barınamadığı tek ülke. Bu konuda çok hassas Sırp makamları, bu demek değildir ki biz tedbir almayacağız, tedbirimizi alıyoruz. Sırbistan, Türkiye’nin, terörle mücadelesinde gerçek dostlarından bir tanesi.”
Konferansa, Sırbistan Ekonomi Bakanı Slobodan Cvetkovic’in yanı sıra çok sayıda davetli katılırken, Balkar’ın görev yaptığı dönemleri gösteren fotoğraflar da sergilendi.
Balkar’ı şehit eden iki terörist, 20’şer yıl hapis cezasına çarptırılmıştı
Türkiye’nin Belgrad Büyükelçiliği binası yakınlarında 9 Mart 1983’te, ASALA terör örgütü mensubu iki saldırgan tarafından Büyükelçi Balkar’a otomatik silahlarla saldırı düzenlenmiş, saldırıda ağır yaralanan Balkar iki gün sonra hayatını kaybetmişti. Saldırı sırasında olay yerinde bulunan ve kendisine kurşun isabet eden bir öğrenci de yaşamını yitirmişti.
Saldırganlar Kirkor Levonyan ile Raffi Aleksandr, 9 Mart 1984’te yakalanmış ve 20’şer yıl hapis cezası almıştı.
]]>CNN Türk Ankara Temsilcisi Dicle Canova’nın moderatörlüğünü yaptığı panele, Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Büyükelçi Ayşe Hilal Sayan Koytak, Türkiye’nin ilk Paraguay Büyükelçisi Armağan İnci Ersoy, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Prof. Dr. Şebnem Köşer??????? Akçapar, Işık Üniversitesinden Prof. Dr. Seda Demiralp, Manisa Celal Bayar Üniversitesinden Doç. Dr. Feyda Sayan Cengiz konuşmacı olarak katıldı.
Prof. Dr. Akçapar, kadın olmanın çoklu kırılganlıklara sahip olduğunu belirterek, savaş bölgesindeki kadının, göçmen bir kadının çoklu kırılganlığı beraberinde getirdiğini söyledi.
Türkiye’de kadınların durumunun yıllar içinde daha iyiye gittiğini dile getiren Akçapar, panele ev sahipliği yapan Dışişleri Bakanlığının cinsiyetler arası ayrımcılığın en az görüldüğü kamu kurumu olduğunu ifade etti.
Akçapar, Türkiye’nin ilk kadın diplomatı Adile Ayda’nın 1932’de büyük güçlüklerle göreve geldiğini, 1934’te kadın diplomatların yurt dışına çıkma yasağı nedeniyle 1934’te mesleği bıraktığını ve akademisyenliğe geçtiğini hatırlattı.
Yasak kaldırıldığında Ayda’nın yaklaşık 20 yıl sonra mesleğine geri döndüğünü aktaran Akçapar, Türkiye’de 2023’te kadınların istihdam rakamlarını aktardı.
Akçapar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türk toplumunun yüzde 49,9’unun kadınlardan oluşturulduğunu, nüfus olarak bir eşitliğin söz konusu olduğunu ve bu adaletin toplum içerisinde görülmediğini kaydetti.
“(2023’te) Kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından bile daha az.” diyen Akçapar, yarı zamanlı çalışma oranının BM Kadın rakamlarına göre yüzde 35 civarında olduğunu aktardı.
Akçapar, yüksek öğrenimde görevli kadın oranına değinerek, karar alma mekanizmalarında kadınların sayısının daha az olduğunu, bunun kadının aile içindeki görevi ile bağlantılı olabileceği değerlendirmesini yaptı.
Akçapar, “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın bulunduğu” sözünü hatırlatarak, “Her başarılı kadının yanında da bir erkek var.” dedi.
“Gazzeli kadınlar da Kadınlar Günü’nü yaşamalı”
Büyükelçi Koytak da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında binlerce kişinin hayatını kaybettiğine dikkati çekerek, “Katledilen 32 bin insanın yüzde 70’nin kadın ve çocuklardan oluştuğunun altını çizmek istiyorum. Bu şiddet sarmalından bölgemizin, dünyanın bir an önce kurtarılmasını diliyorum.” dedi.
Gazzeli kadınların, savaş bölgesinde yaşayan, zulme uğrayan kadınların da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yaşaması gerektiğini söyleyen Koytak, dünyanın bir an önce bu zorlu günleri geride bırakmasını diledi.
Türkiye’nin ilk kadın Kuveyt Büyükelçisi olarak Orta Doğu’da görev aldığını hatırlatan Koytak, “Orta Doğu’da kadın büyükelçi olmak, ülkemizi temsil etmek çok onurlu bir görevdi.” ifadesini kullandı.
Koytak, Kuveyt’te kadın büyükelçi olmasının pozitif karşılandığını, genç bir büyükelçi olmasının ise yadırgandığını, Kuveyt’te büyükelçi olarak görev aldığı dönemde uzun süre tek kadın büyükelçi olarak görev yaptığını, bu süreçte bölgeye merakı nedeniyle Arapça dersleri aldığını aktardı.
Koytak, kadınların diplomaside çok büyük bir avantaja sahip olduğunu aktararak, insanlarla daha kolay iletişim kurulduğunu kaydetti.
Görev süresi boyunca erkek gibi davranmak zorunda kalmadığını ancak kadınsı davranmamaya çalıştığını söyleyen Koytak, “Erkek egemen bir ortamda başarılı olmak, işinize odaklanmak istiyorsanız, kıyafetlerinizden tutun, tavırlarınızda da biraz daha resmi olmanız gerekiyor.” dedi.
Koytak, iki sene Kuveyt’te görev yapmasının ardından ülkede kadın büyükelçi sayısında çok hızlı bir artış yaşandığını söyleyerek şunları kaydetti:
“Bu benim için gurur verici bir şey. Sadece Kuveyt değil, görev yaptığınız yerde bir ilki temsil ediyorsanız, eğer bu pozitif örnekse bunun diğer ülkelerde de yansımaları oluyor.”
Kadınların kamusal alanda görünür olmasında, Türkiye’de ve dünyada karar alıcı mercilerde erkeklerin desteğinin önemli olduğunu kaydeden Koytak, kadınların deneyimlerini paylaşmasındaki öneme de dikkati çekti.
Kadının diplomasideki rolü
Türkiye’nin ilk Paraguay Büyükelçisi Ersoy ise kadın olarak mesleki hayatında “güvensizlik” hissetmediğini, eğitim hayatının kendisine güven kazandırdığını ve mesleki anlamda rol modelleri olduğunu belirtti.
NATO’da görev yaptığı dönemde savunma konularıyla ilgilendiğini ve bu konuların o dönemde erkeklerin ilgilendiği konular olarak görüldüğünü söyleyen Ersoy, kadın olduğu için negatif bir şey hissetmediğini aktardı.
Ersoy, Türkiye’de ve dünyada kadınların diplomasi alanında kritik noktalarda görevlendirilip görevlendirilmemesine ilişkin, “Biz o bakımdan, aslında derece eşitlikçi bir bakanlığız. Yıllar içinde bu konumumuz daha pekişti. Kadının diplomasideki yerine baktığımızda, Türk Dışişleri dünyanın önde gelenlerinden bir tanesi.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin bu konuda ileri bir konumda olduğunu vurgulayan Ersoy, bakanlığın bilgiye dayalı olduğunu, kadınların duygu ve mantık arasında denge kurmak zorunda olduğunu anlattı.
“Büyükelçi eşleri diplomaside çok önemli işler yapıyor”
Büyükelçi eşlerinin diplomasideki katkısını değerlendiren Ersoy, “Büyükelçilerin eşlerinin diplomasiye yaptığı katkılar dillendirilmiyor ama çok önemli işler yapıyorlar. Bu kadınlar bulundukları ülkelerde kariyer sahibi olacak kadınlar.” dedi.
Ersoy, kadınların temsil işlerini yürütürken yaratıcı olma kabiliyetinin önemli olduğunu söyleyerek, büyükelçi olarak farklı iklim ve kültürlere sahip görevlendirmeler sırasındaki adaptasyon sürecine dikkati çekti.
“Soğuk ve karanlık bir ülkeden tropik bir ülkeye gitmek adaptasyon gerektiriyor. Ev kurma ve adaptasyon konusunda kadınların yeteneği çok yüksek.” diyen Ersoy, kadınların toplumdaki sağlam duruşuna ilişkin şunları kaydetti:
“Annelerin kız çocuklarını nasıl yetiştirdiği çok önemli. Cesaret önemli. Anneler daha cesur yetiştirirlerse daha güvenli hissedeceklerdir.”
“Kadınların birbirlerinin deneyimlerinden güç alacağına inanıyorum”
Prof. Dr. Demiralp ise geleneksel olarak kadınların mahrem alana ait olarak tanımlandığını, kadının ev dışındaki varlığının yıllar boyunca teşvik edilmediğini, bazen de doğrudan engellendiğini belirtti.
Bu durumun uzun yıllar sürdüğünü, ekonomik değişikliklerin kadının emeğine olan ihtiyacı kamusal alana davet ettiğini belirten Demiralp, “Kadın bu mahrem alandan kamusal alana doğru yönelmeye başladı. Bu kolay bir süreç değil.” diye konuştu.
Demiralp, kadınların ev içi sorumluluklarının arttığı ve çocuk yetiştirmeye başladığı dönemlerin kariyerinde çıkış yapacağı zamanlara denk geldiğini vurgulayarak, kadınların karar verici pozisyonlarda böylelikle yer almadığını dile getirdi.
“Cesaret, kararlılık, iddia koymak” gibi özelliklerin toplumsal sebepler nedeniyle bastırıldığını kaydeden Demiralp, “Kadınların birbirlerinin deneyimlerinden güç alacağına inanıyorum.” dedi.
Kadınlar arasında tecrübe paylaşımı
Doç. Dr. Cengiz de kadınların kamusal ve özel alanlardaki varlığına değinerek, kadınların zayıflık olarak nitelenebileceği gerekçesiyle özel alanının görülmesini istemediğini söyledi.
“Bu ikilemin içerisinden nasıl çıkılır? Kadınlar arasında tecrübe paylaşımı burada kilit bir nokta.” diyen Cengiz, kadınların toplumdaki bütün sektörlere sonradan dahil olduğunu, erkekler gibi daha önceden var olan ağlarını kullanmadan başladığını aktardı.
Cengiz, ağ kurma ve deneyim paylaşımında çözüm aranması gerektiğini vurgulayarak, bazı toplumlarda kadınsı davranışın ve gücün birbirine yakıştırılmadığını aktardı.
Kadından toplumsal olarak “özel alanı” boş bırakmamasının beklendiğini söyleyen Cengiz, özel alandaki sorumluluğu nedeniyle kariyerini kaybetmek durumunda kaldığını belirtti.
Cengiz, “Güç meselesi, kadınsılık ve güç birbirinden ayrı gitmemeli.” değerlendirmesini yaparak, kadınlar arası deneyim paylaşımının önemine dikkati çekti.
]]>Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Wijnands ve Ünal, iki ülkenin işbirliklerini, geçen yılki depremleri, Hollanda’daki Türk toplumunu ve kişisel ilişkilerdeki samimiyeti görüştü.
Ünal, mevkidaşı Wijnands ile Lahey Büyükelçiliği görevinin belli olmasından çok önce tanıştıklarını belirterek, hem telefon hem de mesaj üzerinden sürekli iletişim halinde olduklarını ifade etti.
Büyükelçi Ünal, “Çalışma ilişkimiz sadece canlı değil, aynı zamanda inanılmaz derecede yararlı. Bu da dostluğumuza başka bir katman ekliyor. Birbirimizin hızlı arama listesinde bile varız.” dedi.
Hollanda lalesi mi Türk lalesi mi?
Bu yıl dostluklarının 100. yılını kutlayan Hollanda ve Türkiye’nin, resmi dostluğu 1924 yılında imzalanan bir anlaşmaya dayanıyor. Ancak Büyükelçi Wijnands, iki ülkenin ilişkilerinin 1924’te imzalanan anlaşmadan daha eskilere dayandığını belirterek, “1612 yılında Osmanlı İmparatorluğu Hükümdarı Hollandalılara ticaret hakkı vererek, 400 yılı aşan kalıcı bir dostluğu başlattı.” ifadesini kullandı.
İki ülke arasındaki dostluğun 1924’te resmiyete döküldüğünü teyit eden Ünal da tüccarlar aracılığıyla oluşan daha önceki bağları gündeme getirerek kayıtlı ilk temasın 1561’de gerçekleştiğini belirtti.
Wijnands, lalenin kökenine ilişkin, “Lale şu anda Hollanda’nın ulusal sembolü, ancak bunu Türkiye’ye borçluyuz, çünkü tüccarlar laleleri oradan Hollanda’ya getirdiler. Bu bizim ortak mirasımızı temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Hollanda-Türkiye ortaklığı
100. yıl münasebetiyle Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği Türkiye çapında çeşitli dostluk konserleri, Delft Teknik Üniversitesi öğrencileriyle birlikte depreme dayanıklı mimariye odaklanan bir sempozyum, Türkiye’deki 100 okula 100 lale soğanı ve Hollanda çocuk edebiyatından yapıtlar içeren hediye kutuları gönderme gibi birçok etkinlik düzenliyor.
Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği de Amsterdam’da bir Türk klasik müzik kuarteti performansıyla Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki etkinlikler dahil olmak üzere bir dizi etkinliğe ev sahipliği yapacak.
Ünal, “Ayrıca ilişkilerin tarihi üzerine akademik faaliyetler ve Hollanda-Türk toplumunun öncülüğünde ekonomi odaklı etkinlikler de planlıyoruz.” dedi.
Hollanda’nın Türkiye’deki en büyük yatırımcı olduğunu belirten Ünal, şunları ifade etti:
“Her iki ülke de aslında tüccar uluslardan oluşuyor. Son iki yılda da Hollanda, Türkiye’nin en büyük doğrudan yabancı yatırım ortağı haline geldi. Daha fazla yatırımcının Hollanda veya Avrupa’da üs olarak faaliyet göstermek üzere merkez ya da şubelerini buraya taşıdığını görüyoruz. Bu artan eğilim ekonomik ortaklığımızı önemli ölçüde güçlendiriyor.”
Büyükelçi Wijnands da iki ülke arasındaki ticari ilişkilere yönelik, “Türkiye’de 3 bin Hollandalı şirket çalışıyor. Ancak rakamlardan öte Türk ve Hollandalılar arasında ortak bir ticaret ruhu var. Dışa dönük ve uluslararası iş yapma geçmişimiz birbirimizi güçlü bir şekilde anlamamızı sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hollanda’nın yardım çalışmaları
6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hollandalı dostlarından, meslektaşlarından ve Hollanda’daki Türk toplumundan taziye ve yardım dileklerini ileten telefonlar aldığını belirten Ünal, depremlerin ardından yaptığı ilk toplantıda “Bugün zor bir gün. Arkadaşlarımızı ve sevdiklerimizi kaybetmiş olabiliriz ancak şimdi ağlama zamanı değil. En azından bugün değil. Harekete geçmeli ve Hollandalı dostlarımızla eş güdüm içinde ülkemize yardım etmeliyiz.” dediğini aktardı.
Ünal, daha sonra Hollanda’daki Türk camileri ve ulaştırma şirketlerinin yanı sıra Türk Hava Yolları, KLM ve Corendon’a ulaşarak insani yardım toplama ve gönderme konusunda hazırlık yapmalarını rica ettiğini belirterek, “Hollanda hükümetine, Hollanda Acil Durum Fonu GIRO 555’e, verdikleri cömert destek için Hollanda halkına şükranlarımızı sunuyoruz. O uykusuz günlerde bize gösterdikleri yardım için gerçekten minnettarız.” ifadesini kullandı.
Wijnands da depremlerin ardından bölgeyi birkaç kez ziyaret etti ve Hollandalı-Türk şarkıcı Karsu ile beraber Hatay’da bir müzik okulu açmak üzere bölgeye yeniden gitti.
Büyükelçi Wijnands, “Hollanda hükümeti ve halkı aktif şekilde yardım ediyordu ve Büyükelçilik olarak biz de yardım etmek istedik. Büyükelçilik ekibi olarak kıyafet topladık, Ankara’daki Kral Günü kutlamamızı iptal ettik ve bunun yerine Kahramanmaraş’ta düzenlenen bir yardım toplama etkinliğinde depremzedelerle birlikte yemek yedik. Hollandalı işletmelerin desteğiyle Kahramanmaraş’ta Lale (Tulip) Eğitim ve Dinlenme Merkezi’ni açarak depremden etkilenen çocuk ve kadınlara destek sağladık.” bilgisini verdi.
Depremzedeler için para toplamak amacıyla Büyükelçi Wijnands ve bir meslektaşı, İstanbul’da düzenlenen Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’na da katıldı.
Ayrıca Hollanda hükümeti, depremden etkilenen bölgelerdeki yeniden yapılanma çabalarını desteklerken, Hollandalı şirketlerin özellikle döngüsel inşaat, su ve sanitasyon ile modüler binalar alanında rol oynayabileceğini değerlendiriyor.
Hollanda’daki Türk toplumu ülke ekonomisinde önemli rol oynuyor
Büyükelçi Wijnands, Ankara’da her gün Hollanda ile bağlantısı olan insanlarla bir araya geldiğine dikkati çekerek, “Bu birbirimizi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor, bu da dostluğumuzu geliştirmek için harika bir yol.” ifadesini kullandı.
Wijnands, Hollanda’daki Türk toplumunun ülkeye etkilerine ilişkin, “İster arkadaşlık ister aile olsun, her ilişkide inişler ve çıkışlar normaldir. Önemli olan bunlarla nasıl başa çıktığınızdır. İletişim çok önemli ve anlayışı artırmak için çeşitli kanallar kullanıyoruz. Hollanda’daki Türk toplumu burada bir rol oynuyor. Hükümetler arasındaki temaslar, iş dünyası arasındaki temaslar hepsi bir araya geliyor.” dedi.
Büyükelçi Ünal da Hollanda’daki Türk toplumunun Hollanda ekonomisinde önemli bir rol oynadığına inandığını belirterek, “Geldiklerinden bu yana Türk toplumunun mensupları ticaret, siyaset, sanat ve akademi gibi Hollanda yaşamının çeşitli yönlerine dahil oldular.” ifadesini kullandı.
Ünal, “İnişler ve çıkışlar her ilişkinin bir parçasıdır. Her konuda tam bir mutabakat beklemek gerçekçi olmaz. Önemli olan diyalog halinde olmak ve farklılıkları açıkça ele almaktır. Dürüst paylaşımlar sayesinde her zaman ortak bir zemin bulabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
Poffertjes mi künefe mi?
Büyükelçiler, söyleşinin ardından akşam yemeğine geçmeden önce en sevdikleri yerel yemeklere ilişkin konuştu.
Büyükelçi Wijnands Türk mutfağı ve tatlılarını çok sevdiğinin altını çizerek şunları kaydetti:
“Künefeden kadayıfa, sütlaçtan irmik helvasına kadar hepsini çok seviyorum. Fındık, fıstık ve zeytin de favorilerim arasında. Eşimle birlikte Ankara’da bir kedi sahiplendik ve ona Zeytin adını verdik.”
Büyükelçi Ünal da Hollanda’ya özgü favori yemeklerinin “kibbeling” ve “poffertjesi” olduğunu belirtti.
Wijnands, sıcak misafirperverliği için meslektaşına teşekkür ederek, “Usta’nın bu akşam Türk mutfağından yemekler sunacağını umuyorum.” ifadesini kullandı.
]]>Rusya-Ukrayna Savaşı’nda üçüncü yıla girilirken Arnavutluk’un başkenti Tiran’da Rusya protesto edildi. Rusya’nın Tiran Büyükelçiliği binasının önünde başlayıp Tiran Belediyesi’nin önündeki meydanda devam eden ve Ukrayna halkına dayanışma göstermek amacıyla gerçekleştirilen Rusya karşı protestoda Tiran Belediye Başkanı Erion Veliaj başta olmak üzere çok sayıda ülkenin büyükelçileri ve diplomatları hazır bulundu. Başbakan Edi Rama, Tiran Belediyesi önünde düzenlenen protestoya dair görüntüleri “Ukrayna için, Barış için, Özgürlük için” başlığıyla sosyal medya hesabından yayınladı.
Protesto gösterisine katılan Ukrayna’nın Arnavutluk Büyükelçisi Volodymyr Shkurov, AB’nin Arnavutluk Büyükelçisi Silvio Gonzato, ABD’nin Arnavutluk Büyükelçiliği Müsteşarı David Wisner, Arnavutluk Meclis ile İlişkiler Bakanı Elisa Spiropali ve Tiran Belediye Başkanı Erion Veliaj konuşma gerçekleştirdi. Ukrayna Büyükelçisi Shkurov, Arnavutluk’un Rus saldırganlığını kınama noktasında gösterdiği destek ve dayanışma için teşekkür ederek 2 yıl önce başlayan savaşın sabah saatlerini hiçbir zaman unutamayacaklarını, bu 2 yıllık süreç içerisinde ise kimlerin dost ve kimlerin düşman olduklarını anladıklarını ifade etti. Günümüzde Ukrayna topraklarının yüzde 20’sinin işgal altında olduğunu belirten Shkurov, ülkelerinden kaçmak zorunda kalan Ukraynalılara kapılarını açan Arnavut hükümetine minnettarlığını dile getirdi. Büyükelçi Shkurov, “Biz burada Ukrayna’ya karşı devam eden Rus saldırganlığını kınamak üzere bir arada bulunuyoruz. Ukrayna halkıyla dayanışma gösteren Cumhurbaşkanı Bajram Begaj, Başbakan Edi Rama ve Meclis Başkanı Lindita Nikolla’ya teşekkürlerimi sunuyorum. Sürekli devam eden yardımları için Tiran Belediyesi’ne ve burada bulunan tüm Arnavut siyasetçilerine ve büyükelçilik temsilcilerine teşekkürlerimi ve selamlarımı sunuyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Büyükelçi Gonzato yaptığı konuşmada Ukrayna’nın daha önce provoke edilmeyen işgalinden bu yana tam 2 yılın geçtiğini, savaşın başladığı ilk günden itibaren Arnavutluk ve AB’nin Rus saldırganlığına karşı konuşma yaparak ve Ukrayna’nın kendini müdafaa etmesine imkan sağlayarak yan yana durduklarını kaydetti. Gonzato, son 2 yılda AB’nin Ukrayna devletini ve halkını desteklemek amacıyla 88 milyar euro değerinde destek sağladığını, AB’ye üye ülkelerin yanı sıra Arnavutluk’un da hem siyasi, hem maddi olarak ve daha önce görülmemiş şekilde destek sağladığını ifade etti. Gonzato, Arnavutluk’un BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak uluslararası arenayı Ukrayna’ya karşı dayanışma göstermek amacıyla harekete geçirdiğini ve bu süreçte AB ile yan yana hareket ettiğini belirtti.
ABD’nin Arnavutluk Büyükelçiliği Müsteşarı Wisner, Arnavutluk’un BM Güvenlik Konseyi’nde savaştan dolayı Rusya’yı sorumlu tutarak bu 2 yıllık süreçte olağanüstü bir destek sağladığını diyerek Arnavutluk’un ABD’nin ortağı olmaya devam ettiğini ve her ikisi de Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün korunması için ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdi.
Bakan Spiropali bugün dünyanın daha önce eşi benzeri görülmemiş bir savaşla tanıştığını diyerek Arnavutluk’un Rus saldırganlığına karşı yaptırım uygulamasına katılan ilk ülkeler arasında yer aldığını kaydetti. Rusya’nın Ukrayna’da yeni, adil olmayan ve zalim bir savaş yürüttüğünü belirten Spiropali, Batı’ya dönük ve geçmişine sırt dönerek yaşamayı tercih ettikleri için Ukrayna halkının bu savaşa maruz kaldığını ifade etti. Spiropali, “Biz Ukrayna’nın bu fedakarlığını yakinen tanırız, onun karşısında saygıyla eğiliriz” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Tiran Belediye Başkanı Veliaj yaptığı konuşmada protestoya katılan Tirana halkına teşekkür ederek, bu protestonun aslında her bir Avrupa vatandaşı için ahlaki bir yükümlülük olduğunu, Arnavutluk’un da bir zamanlar benzer durumlardan geçtiğini hatırlayan, komünizm dönemini ve Kosova Savaşını unutmayan herkes için bir ahlaki yükümlülük olduğunu ifade etti. Veliaj, Tiran’da “Özgür Ukrayna” adlı caddenin yanı sıra Ukrayna’ya yönelik destek ve dayanışmanın devam edeceğini söyledi. Önümüzdeki hafta 28 Şubat’ta düzenlenecek Ukrayna Zirvesi’ne Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky’nin de katılacağını hatırlatan Veliaj, zirve vesilesiyle tüm Tiran’ın kendini “Özgür Ukrayna” hissetmesini umut ettiğini dile getirdi. – TİRAN
]]>