Lübnan’da Hizbullah mensuplarının kullandığı telsizlerin dün patlatılmasının ardından yaşanan can kaybı artıyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, ülkenin farklı noktalarında telsizlerin infilak ettirilmesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının 20’ye yükseldiği, yaralı sayısının 450’den fazla olduğu bildirildi.
“YAKLAŞIK 10 YIL ÖNCE ÜRETİMİNİ DURDURDUK”
Patlatılan telsizlerin Japonya merkezli “ICOM” tarafından üretildiği belirtilirken, firmadan konuyla ilgili açıklama geldi.
Açıklamada, “IC-V82, 2004’ten Ekim 2014’e kadar Orta Doğu dahil olmak üzere üretilip ihraç edilen bir telsizidir. Yaklaşık 10 yıl önce üretimi durdurulmuş ve o tarihten bu yana şirketimizden sevkiyatı yapılmamıştır.” ifadeleri kullanıldı.
Lübnan’da “ICOM” logosunu taşıyan telsizlerin patladığına dair haberlerle ilgili gerçeğin araştırıldığı belirtildi.

‘ÖNCEDEN TUZAKLAMA’
Öte yandan dün ABD’li haber sitesi Axios’un konuyla ilgili iki kaynağa dayandırdığı haberinde, patlatılan telsizlerin, İsrail istihbarat servisleri tarafından önceden tuzaklanarak Hizbullah’a teslim edildiği belirtilmişti.
Telsizlerin, İsrail ile muhtemel bir savaşta kullanılacak acil iletişim sisteminin bir parçası olduğu ifade edilmişti. Telsizlerin sadece İsrail’le savaş sırasında kullanılması amacıyla üretildiği ve çok sayıda telsizin Hizbullah depolarında saklandığı aktarılmıştı.
Ayrıca İsrail’in çağrı cihazı saldırısının ardından telsizlere yönelik saldırıdaki amacının, Hizbullah saflarında korkuyu artırmak, liderlerine İsrail ile çatışmaya ilişkin politikasını değiştirmeleri yönünde baskı yapmak olduğu öne sürülmüştü.

İKİNCİ SALDIRI KARARI İDDİASI
İkinci saldırı kararının, Hizbullah’ın ilk saldırıya (çağrı cihazı patlamaları) ilişkin soruşturmasının, telsizlerdeki güvenlik açığını ortaya çıkaracağı değerlendirmesiyle alındığı da iddia edilmişti.
Öte yandan Lübnan’da salı günü gerçekleştirilen ve 12 kişinin öldüğü, en az 2 bin 750 kişinin yaralandığı çağrı cihazı patlamalarından İsrail sorumlu tutulmuştu.
Hizbullah’tan dün telsizlerin patlatılmasına yönelik ise henüz bir açıklama gelmedi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AB Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, AB’nin Uyum Politikası ve Komşuluk Politikası araçlarından “Interreg NEXT Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı”nın 2021-2027 dönemi ilk teklif çağrısı sonuçları duyuruldu.
Program çerçevesinde Türkiye, 35,77 milyon avro bütçeli çağrıya katılan 7 ülke arasında “en fazla proje başvurusu kabul edilen ve en fazla hibe alan ülke” oldu.
Çağrıya, programın Türkiye’deki uygulama alanında yer alan Karadeniz kıyısı ve civarındaki 25 ilden kurum ve kuruluşlar, proje fikirleriyle katıldı.
30 Mart 2023’te duyurulan ilk çağrı altında, programdaki katılımcı ülkelerden, 117’si Türk ortaklı 151 proje başvurusu alındı.
Değerlendirme ve seçim süreçleri sonunda, 501 bin-1 milyon 500 bin avro bütçe aralığında bulunan ve inşaat ile altyapı yatırımı içeren 20 standart proje ve 250 bin-500 bin avro bütçe aralığında yer alan ve aynı alanda yatırımı içermeyen 13 küçük ölçekli proje olmak üzere toplam 33 proje hibe almaya hak kazandı.
Bunlardan 17’si standart ve 10’u küçük ölçekli proje olmak üzere 27 Türk ortaklı proje başvurusu kabul edilirken, bu projelerde yer alan toplam Türk ortak sayısı 35 oldu.
Ayrıca bu projelerin 15’inde Türk ortaklar, projeyi sunan ve koordine eden ana yararlanıcı ortak olarak yer alıyor.
Çağrı kapsamında seçilen 33 projenin toplam bütçesi 33,82 milyon, Türk ortaklı projelerin toplam bütçesi ise 27,8 milyon avro oldu.
Türkiye’nin 2007’den bu yana dahil olduğu ve AB Başkanlığının Ulusal Otorite görevini yürüttüğü Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı’nın 2021-2027 dönemi birinci teklif verme çağrısına, Türkiye’nin yanı sıra Bulgaristan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Ukrayna ve Yunanistan katıldı.
Kazanan projelerin çoğu İstanbul’dan
Kazanan projelerin illere göre dağılımına bakıldığında, 13 Türk ortak kuruluşu içeren 12 projeyle İstanbul birinci olurken, Trabzon’dan 7 proje, Edirne’den 4 Türk ortak kuruluşla 3 proje, Sakarya, Rize ve Zonguldak’tan 2 proje, Bartın’dan 2 Türk ortak kuruluşla 1 proje, Tekirdağ, Kocaeli ve Sinop’tan 1 proje desteklenecek.
Çağrı kapsamında hibe desteği verilecek projeler, sürdürülebilir turizm, mavi ekonomi, iklim değişikliğine uyum, hava kalitesinin iyileştirilmesi, orman yangınlarıyla mücadele, ani sel baskınlarıyla mücadele, gıda israfını önleme ve bilinçlendirme, tarımsal biyoçeşitlilik, denizcilik teknolojileri gibi konular başta olmak üzere Karadeniz havzasındaki farklı sorunlara çözüm bulmak için gelecek aylarda hayata geçirilecek.
Programda 46,8 milyon avrosu AB katkısı olmak üzere 52 milyon avro bütçeli ikinci ve son proje teklif çağrısı 20 Mart’ta duyurulacak. Proje başvuruları, 20 Haziran’a kadar alınacak.
Program
Türkiye’nin 2007-2013, 2014-2020 ve 2021-2027 dönemlerinde katılım sağladığı çok taraflı bölgesel işbirliği programı olan Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı’nda, ilk çağrıda yer almayan Ermenistan, Bulgaristan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Ukrayna ve Yunanistan da bulunuyor.
Programın Türkiye’deki uygulama alanı, İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova, Zonguldak, Karabük, Bartın, Kastamonu, Çankırı, Sinop, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane’yi kapsıyor.
2014-2020 döneminde toplam bütçesi 53,9 milyon avro olan programın, 2021-2027 dönemi bütçesi 94 milyon avroya çıkarıldı.
Her bütçeleme döneminde açılan proje teklif çağrıları kapsamında, belirlenen potansiyel yararlanıcıların programın ortaklık koşullarını yerine getirmesi ve tespit edilen öncelik alanlarında proje fikirlerini sunarak başvuru yapması gerekiyor.
]]>Kültür Merkezi Prof. Dr. Kemal Bıyıkoğlu salonunda, Araştırma Üniversitelerinin yarıştığı bir kulvar olan bu çağrı kapsamında gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısına Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ile çok sayıda öğretim üyesi ile Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi ekibi katıldı.
5 ana tema üzerine çözüm üretmek için çalışmalar gerçekleştiriyor
1004 Programı kapsamında yükseköğretim kurumları araştırma altyapılarının özel sektör Ar-Ge/Tasarım merkezleri ve kamu Ar- Ge birimleri ile iş birliği yaparak geliştirdikleri ürün/teknolojileri özel sektöre transfer edebilecekleri yüksek teknoloji platformlarının oluşturulması amacına yönelik 3. çağrının duyurusu yapıldı.
Paris Anlaşmasına taraf olunması ve sıfır emisyon hedefinin açıklanması ile yeşil dönüşüm ve yeşil büyüme yolunda önemli bir adım Türkiye, 2053 net sıfır emisyonu hedefi ve yeşil kalkınma politikası doğrultusunda, “İklim Değişikliği, Çevre ve Biyoçeşitlilik”, “Temiz ve Döngüsel Ekonomi”, “Temiz Erişilebilir ve Güvenli Enerji Arzı”, “Yeşil ve Sürdürülebilir Tarım”, “Sürdürülebilir Akıllı Ulaşım” olmak üzere 5 ana temada çığır açıcı Ar-Ge ve yenilik temelli çözümler üretmek için çalışmalar yürütüyor.
Rektör Çomaklı: “Araştırma Üniversitesi Avantajını Her Alanda Görüyoruz”
Değerlendirme toplantısının açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı ise Araştırma Üniversitesi ünvanının getirdiği avantajları her alanda gördüklerini ifade ederek ilgili çağırıya başvurma hakkına sahip olunmasının da bu sürecin bir kazanımı olduğunu dile getirdi.
1004 programına başvurmanın prestijini vurgulayarak proje yazım süreçlerinde katkıda bulunacak ilgili fakülte dekanları ve öğretim üyeleri ile fikir alışverişinde bulunan Rektör Çomaklı, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi rehberliğinde büyük atılımlar yapmaya devam ettiğini, bu süreçte herkese kritik roller düştüğünü, bu doğrultuda üniversite olarak kamu, sanayi ve akademiden paydaşları bir araya getirip aynı hedef doğrultusunda iş birliği yapmayı sürdürdüklerini aktardı.
Bu programın Türkiye’nin ihtiyacı olan yüksek teknoloji alanlarında açıldığını belirten Prof. Dr. Çomaklı: “Yüksek teknoloji içeren ithal ürünler yerine uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek yerli ürünlerin teknoloji platformları aracılığıyla geliştirilmesine yönelik açılan bu çağrıyı oldukça önemsiyoruz. Çünkü araştırma altyapılarımızın ihtisaslaşmasını ve birer mükemmeliyet merkezine dönüşmelerini istiyoruz. Bu düşüncelerle; açılan çağrının hayırlara vesile olmasını diliyor, sonuçların başarıyla neticelenmesini temenni ediyorum” dedi.
Prof. Dr. Çadırcı: “Çağrı, Ar-Ge ve Yenilik Konularına Odaklanıyor”
Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Elif Çadırcı, program çağrısı kapsamında yaptığı bilgilendirme sunumunda, Yüksek Teknoloji Platformlarına yönelik açılacak bu çağrı kapsamındaki desteklerin; ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliği ile mücadele ve uyum ile Avrupa Yeşil Mutabakatına uyuma yönelik öncelikli Ar-Ge ve yenilik konularına odaklandığını belirtti.
Araştırma üniversitelerinin, 6550 sayılı Kanun kapsamında yeterlik almış altyapıları ve TÜBİTAK’a bağlı merkez ve enstitüler ile kuracakları yüksek teknoloji platformları doğrultusunda çağrıya başvurabileceklerini aktaran Prof. Dr. Çadırcı şunları aktardı: “Sunulacak araştırma programlarında; yüksek teknoloji platformunun, yönetici kuruluş dışında en az iki Ar-Ge/Tasarım merkezi (5746 sayılı Kanuna göre merkez kabul edilmiş) ve en az iki araştırma altyapısı veya Kamu Ar-Ge biriminden oluşması zorunlu. Çağrı kapsamında oluşturulacak araştırma programları tek fazlı olarak desteklenecek. Desteklenecek araştırma programlarına 150 milyon TL’ye kadar destek verilebilecek. Bu amaçlara uygun şekilde, 1004 – Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı “Yüksek Teknoloji Platformları – Yeşil Dönüşüm Çağrısı” 26 Şubat 2024 tarihinde açıldı. Çevrimiçi başvurunun ve e-imza sürecinin tamamlanması için son tarih 17 Mayıs 2024 saat 23: 59 olarak belirlendi” dedi. – ERZURUM
]]>İZMİR 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 2023 yılında toplam 5 milyon 640 bin ihbar yapıldı. Gelen ihbarlardan 2 milyon 300 binin asılsız çıktığını belirten İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Dr. Murat Ummak, “İhbarlardan 2 milyon 30 bini doğru çıktı. Ayrıca 1 milyonun üzerinde ‘Alo 112’ diyen personelimize cevap verilmeden kapatılan çağrı oldu. Yani gelen çağrıların yüzde 41’i asılsız çıktı” dedi.
İçişleri Bakanlığı, Türkiye’de farklı acil yardım çağrıları için kullanılan 110 itfaiye, 156 jandarma, 155 polis, 112 sağlık, 177 orman, 178 sahil güvenlik, 122 AFAD numaralarını ‘112 Acil Çağrı Merkezi’ altında topladı. Çalışmayla tüm ekiplerin en kısa sürede olay yerine ulaşması amaçlandı. İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Dr. Murat Ummak, kurumun çalışmaları hakkında açıklama yapıp, kentin yıl boyunca aldığı çağrı rakamlarını paylaştı. İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bu yıl 5 milyon 640 bin ihbar geldiğini belirten Dr. Ummak, “Bunun 2 milyon 30 bini asıllı çağrıydı. 2 milyon 300 bin ise asılsız çağrımız var. Ayrıca 1 milyonun üstünde ise, bize gelen çağrıya ‘Alo 112’ diyen personelimize cevap verilmeden kapatılan asılsız çağrılar bulunuyor. Yüzde 36 asıllı, yüzde 41 asılsız ve anonsta kapanan yüzde 23 oranında çağrı var” ifadelerini kullandı.
‘ASILSIZ ÇAĞRI ORANI DÜŞÜYOR’
Gün geçtikçe asılsız çağrı oranlarının düştüğünü vurgulayan Dr. Ummak, “İzmirliler bu konuda farkındalığı yüksek insanlar. Ayrıca biz farkındalığı arttırmak için okullarla iş birliği içinde çalışmalar yapıyoruz. Vatandaşımız daha da bilinçleniyor. Niçin araması gerektiğini öğreniyorlar. 2019 yılında yüzde 75 olan çağrı oranı bugün yüzde 64 civarında seyrediyor. İzmir nüfusuna göre yüzde 10’luk düşüş, asılsız çağrıdaki ciddi düşüşü ortaya koyuyor. Bu konuda duyarlı vatandaşlara teşekkür ediyorum. Ayrıca olaylara müdahale hızımız yaklaşık 96 saniye. 96 saniyede vatandaşımızın acil durumunu ekibimizi müdahale amaçlı yola çıkartıyoruz. Bu çok iyi bir rakam” diye konuştu.
‘ÇAĞRI VE KONUM BİLGİSİ DÜŞÜYOR’
112 çağrı merkezlerinin projelerinden bahseden Dr. Ummak, “İlk olarak ‘Engelsiz 112’ projemiz var. Vatandaşlarımız akıllı telefonlarına, ilgili uygulamayı indirip, kaydoluyorlar. Sonra acil durumda tek tuşla, 112 Çağrı Merkezi’ne ulaşabiliyorlar. Onların konumlarını görebiliyoruz. İlgili ekipleri yönlendirip, müdahale edebiliyoruz. Ayrıca araç içi acil çağrı ‘e-call’ sistemi var. Örneğin dağda mahsur kalma durumlarında araçtaki ‘e-call’ duşuna basınca, 112’ye mesaj geliyor. Yine konumlar belirlenip, hızlı müdahale sağlanıyor. Bu yeni sistemler oldukça yarar sağladı. Örneğin otoyolda bir kaza olduğunda, kazayı gören vatandaşlar dışında araçtan direkt olarak çağrı ve konum bilgisi düşüyor. Böylelikle vakaya daha hızlı müdahalemize fayda sağlıyor. Bunun yanında AFAD’ın acil durum uygulaması, bize entegre. Tek tuşla afetzedenin yine yeri belirlenip müdahale ediliyor. Son olarak İngilizce, Almanca, Rusça ve Arapça olarak 7 gün 24 saat hizmette veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlara çağrıda da bulunan Dr. Ummak, “112 Çağrı Merkezi’nin meşgul edildiği her dakika, durumu acil olan vatandaşlarımızın hayatından çalınan zamandır” dedi.
‘EN ÇOK PİN VE PUK KODUNU SORUYORLAR’
İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi personeli Duygu Aşıkkaya ise “112 Çağrı Merkezi faaliyete geçtiğinden beri burada görevliyim. Genelde telefonlarının PİN veya PUK kodunu sormak için arıyorlar. Bunu bilebilmemiz mümkün değil. Telefonları çekmeyen insanların aklına ilk olarak 112 Çağrı Merkezi geliyor. Hayvanları için ambulans isteyenler de arıyor. Belediyelerin bu konuda veterinerlik hizmeti var. Yönlendiriyoruz. Çocuklar ankesörlü telefonlardan dalga geçmek için arıyor. İtfaiye ve ambulans istediklerini söyleyip, kapatıyorlar. Yemek siparişi vermek isteyenler oluyor. Böyle enteresan çağrılar geliyor. Lütfen gereksiz aramayalım. 112 bizim hayata tutunan elimiz. Ne kadar az gereksiz arama, o kadar iyi” diye konuştu.
]]>Türkiye’de acil durumlarda ihbarda bulunmak için sağlık, emniyet, yangın, güvenlik gibi konularda ayrı ayrı numara kullanılmasına son verilmişti. Bu kapsamda tüm çağrılar artık 112 bünyesinde toplanıyor ve tüm acil ihbarlar 112 üzerinden alınıyor. Yeni Nesil 112 sistemi ile vatandaşların tek bir numarayı öğrenmeleri ve acil yardım çağrısı alındıktan sonra en kısa sürede olay yerine ya da acil durumdaki kişilere ulaşmak kolaylaşırken, arayan kişinin nokta olarak adresinin sistemde görünmesi ile de ekiplerin işlerini hızlandırıyor. Jandarma, emniyet, sağlık, orman, itfaiye ve AFAD olmak üzere toplam 7 kurumun koordineli olarak hizmet verdiği Antalya 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü, 7 gün 24 saat esasına dayalı olarak 300’den fazla personelle vatandaşlara hizmet veriyor.
2009 yılında başlayan hizmet kapsamında gelen ihbarların olay ve adres bilgilerini ortalama 25-30 saniye içinde alınıp içeriğine göre ilgili kurumların operatörlerine iletiyor. İhbarın niteliğine göre de ilgili kurum ekipleri yönlendirerek olaylar çözüme kavuşturuluyor.
3,5 milyon çağrı alındı yüzde 62 gereksiz
Antalya 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Mehmet Koçak, 2023 yılında 3,5 milyon çağrı aldıklarını ifade ederek, “Bu çağrıların yüzde 38’i gerekli, yüzde 62’isi ise asılsız ihbar olarak kayıtlara geçti. Gelen çağrıların yüzde 51’i emniyete, yüzde 34’u sağlığa, yüzde 8’i jandarma, yüzde 4,5 itfaiyeye duştu. 112 Acil Çağrı merkezi 24 saat vatandaşımıza hizmet veriyor. 350 personelimiz var. 112’yi kullanmak isteyen vatandaşlarımızın aramaları ilk olarak bizim arkadaşlarımıza düşüyor, çalışanlarımız bu aramaların gerekli mi gereksiz mi olduğuna bakıyorlar. Adreslerini tespit ediyorlar, olayın tanımını öğreniyorlar. 30 saniye içerisinde diğer kurumlara aktarılıyor, diğer kurum arkadaşlarımız da 60 saniye içerisinde sahadaki personele bildiriyor” dedi.
“Kırmızı ışıkta yaya yolunda şınav çekiyorlar”
Vatandaşları 112 Acil Çağrı Merkezini aradıklarında sakin olmaya davet eden Koçak, “Adresin tam olarak verilmesi gerekir. Bizi en çok gereksiz aramalar yoruyor. Bu gereksiz aramalar arasında genelde, ‘Kırmızı ışıkta yaya yolunda şınav çekiyorlar, yine kırmızı ışıkta yaya yolunda meditasyon yapanlar var, kedim doğum yaptı çok acı çekiyor, ambulans istiyorum, sınav döneminde kedi köpek sesleri duyuyoruz, sıfır aracının uydudan kapatıldığını açılmasını talep ediyorum’ gibi ihbarlar alıyoruz. 112 acil bir durumda aranması gerekir. Bunlar dışında bizi gereksiz yere aradıkları zaman ihtiyaç olan vatandaşlarımıza daha geç ulaşabiliyoruz” sözlerine yer verdi.
“Çocukların bizimle dalga geçmesinden tutun, akli dengesi bozuk insanlar arıyor”
5 yıldır 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanı Abdürrahim Hacıoğlu ise şu sözlere yer verdi: “Yaz aylarına göre şuanda rahat bir dönemdeyiz. Yazın nüfus artınca bizim de yoğunluğumuz artıyor. Gereksiz çağrılar alıyoruz. Çocukların bizimle dalga geçmesinden tutun, akli dengesi bozuk insanlar arıyor. İnsanlar bilmedikleri şeyler için bizi arıyorlar, bilmedikleri numaraları öğrenmek için arıyorlar. Bunlar ciddi bir yoğunluk oluşturuyor. O esnada kaza geçiren ve yardım bekleyen insanlar oluyor. Sırf bu yüzden o kazada yaralanan kişiye 5 dakika daha ambulans genç ulaşıyor. İnsanların daha çok bilgilendirilmesi gerekir, gereksiz yere 112 aramalarının önüne geçilmeli.” – ANTALYA
]]>