Kitabesinde inşa tarihi olarak 1915 yazan Muradiye Mahallesi Nazım Sav Caddesi üzerindeki İlçe Müftülüğüne bağlı Merkez Camii’nin tadilat, tamirat işlemi, halı değişimi için gerekli çalışmalara başlandı. Muratlı Merkez Camii İmam Hatibi Kıyasettin Kaptan gözetiminde gerçekleştirilen çalışmalarda, ilk olarak caminin dış cephesi temizlenerek hasar gören bölümleri yenilendi. Ardından caminin iç onarımına geçildi. Tesisatları yenilenen camide, iç boya işlemleri sürüyor.
Cami imamı Kıyasettin Kaptan, başta cami cemaati olmak üzere hayırseverlerin destekleriyle başlatılan tadilat çalışmalarının sürdüğüne işaret ederek, yardım yapmak isteyen hayırseverleri Müftülüğe yönlendirdi. – TEKİRDAĞ
Yerel HaberlerKültür SanatMuratlıYerelYaşamCami
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaymakam Vehbi Bakır, Yıldırım Beyazıt Mahallesi Karakuş Sokak’ta inşa edilecek caminin temel atma töreninde, ibadethanenin Çubuk’a, Türkiye’ye ve İslam alemine hayırlı olmasını diledi.
Caminin altında yapılacak gençlik merkezinin önemine de işaret eden Bakır, caminin yapımında emeği geçen ve destek olan herkese teşekkür etti.
Belediye Başkanı Baki Demirbaş ise Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nin hızla geliştiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Burası, ilçemizin önemli merkezi yerlerinden birisi oldu. Altında gençlik merkeziyle daha büyük bir cami yapmak için buradayız. Camilerimiz ibadet ettiğimiz, İslam’ın nişanelerinden çok önemli merkezlerimizdir. Gençlerimiz burada hem dinlerini öğrenecekler hem de ibadetlerini yapacaklar. Cami ve gençlik merkezimizin ilçemize kazandırılması son derece önemlidir.”
Ömürdede Camisi Yaptırma, Yaşatma ve Güzelleştirme Dernek Başkanı Abdulkadir Karakuş’un konuşmasının ardından, caminin temeli atıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEYRUT, 2 Kasım (Xinhua) — Birleşmiş Milletlerİnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi, İsrail’in Lübnan’daki askeri operasyonlarının siviller üzerindeki ciddi etkilerine ilişkin endişelerini dile getirerek, simgesel önemi olan dini ve kültürel yapılara verilen zarar konusunda uyardı.
BM ajansı Cuma günü yaptığı açıklamada İsrail’in geçtiğimiz Ekim ayından bu yana en az 10 cami ve kiliseyi yok ettiğini ya da büyük hasar uğrattığını belirterek, uluslararası hukuk uyarınca dini mekanlara yönelik saldırıların yasak olduğunu vurguladı.
Baalbek’teki UNESCO listesinde bulunan antik tapınak kompleksi yakınlarındaki saldırılarla ilgili de endişelerin dile getirildiği açıklamada, uluslararası insani hukuka göre askeri güç kullanımın onaylandığı durumlar dışında sivil alanların korunmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Açıklama söz konusu durumlarda bile saldırıların orantılı olması ve ihtiyatlı şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
BM’nin Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert de sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Lübnan’ın UNESCO tarafından belirlenen Roma kalıntılarına ev sahipliği yapan Sur ve Baalbek’teki miras alanlarına yönelik riskler konusunda uyarıda bulundu. Koordinatör, “Lübnan’ın kültürel mirası bu yıkıcı çatışmadaki diğer bir kayıp haline gelmemelidir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mevlid Kandili, tüm Türkiye’de olduğu gibi Yüksekova ilçesinde de idrak edildi. Cengiz Topel Caddesi üzerinde yer alan Esnaflar Camii’nde düzenlenen Mevlit Kandili programında Kur’an-ı Kerim ve ilahilerin ardından Türkçe ve Kürtçe Mevlid-i Şerif okundu.
“Sevgili Peygamberimizi sadece böyle günlerde değil her zaman hatırlayalım” diyen Yüksekova Esnaflar Camii imamı Halil Akdoğan, “Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem yeryüzüne teşrif etti. Bugün vesilesiyle mevlit gecesinde bir arada bulunuyoruz. Tüm Yüksekovalı kardeşlerimizin Mevlid Kandili’ni ve Mevlit-i Nebi’yi tebrik ediyor, ilçemizde, ülkemizde ve tüm İslam aleminde Efendimiz’in sevgi muhabbetinin yaşanmasına vesile kılmasını yüce Mevla’dan niyaz ediyorum. Cami çıkışı vatandaşlarımıza özel yaptığımız şerbeti dağıttık” dedi. – HAKKARİ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mevlit Kandili dolayısıyla akşam namazı sonrası vatandaşlar camilere akın etti. Tarihi Haydar Çavuş Camii’nde düzenlenen kandil programına Müftü Vekili Tahsin Güleç katıldı. Kur’an-ı Kerim ve Mevlidi-i Şerif okunan programda konuşan Müftü Vekili Güleç, “Mevlit Kandili’ne hürmet edenler affedilir. Bu gece yapılan dua reddedilmez. Bu gece, Allah-ü Teala’nın ayıdır. Bu mübarek gecede Allah-ü Teala mümin kullarına dünyada ve ahrette ikramlar yapar. Bu gece çok tövbe ve istiğfar etmeliyiz” dedi. Güleç, ardından dua okudu.
Programın ardından cami çıkışında vatandaşlara tatlı ikramı yapıldı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, Manisa’da dün vefat eden CHP’nin eski il kadın kolları başkanlarından Gönül Yenigün’ün Hatuniye Camisinde kılınan cenaze namazına katıldı.
Daha sonra İzmir’in Bornova ilçesine bağlı Sarnıç Mahallesi’ne geçen Özel, Sarnıç Camisi’nin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, depreme dayanıksız olduğu tespit edilen caminin yeniden yapımıyla ilgili Bornova Belediyesinin proje çalışmalarını tamamladığını belirtti.
Altında şadırvanın bulunacağı caminin üst tarafının Mescid-i Aksa modeli örnek alarak yapılacağını anlatan Özel, caminin en geç 3 ay içinde ibadete açılmasının hedeflendiğini kaydetti.
Mescid-i Aksa’nın Müslümanların ilk kıblesi olduğuna işaret eden Özel, şöyle konuştu:
“Mescid-i Aksa, Hz. Muhammed’in Kudüs’ü ilk kıble kabul etmesinden hareketle Hz. Ömer’in talimatıyla milattan sonra 1000 yılında inşa edilmeye başlanmış ve Müslümanlar için Mekke’den yani Kabe’mizden, Medine’den sonra üçüncü en önemli ve kutsal mekandır. Maalesef Mescid-i Aksa şu anda Kudüs’te yani eski Kudüs sınırları içindedir. İsrail’in sınırları içindedir. Ancak Lübnan’ın da desteğiyle Filistin’in kontrolündedir. Zaman zaman tabii bu çok önemli mekan Müslümanlar için önemli olduğu gibi Yahudiler ve Hristiyanlar tarafından da kutsal kabul edilmektedir. Zaman zaman Mescid-i Aksa’da Müslümanlara karşı saldırılar ya da Mescid-i Aksa’nın içini işgal girişimleri olmakta, orada yaşanan tartışmalar, çatışmalar hepimizi derinden üzmektedir. Filistin’e karşı İsrail zulmünün sürdüğü bugünlerde Mescid-i Aksa’nın, gönlü Filistin’le birlikte olan Ege’nin bir küçük köyünün camisinde şekil bulacak, hayat bulacak olması son derece anlamlıdır, son derece önemlidir.”
Sarnıç Mahallesi’nde yakın zamanda bir orman yangını yaşandığını hatırlatarak mahalle sakinlerine geçmiş olsun dileklerini ileten Özel, bugün zeytin ve meyve fidanlarını da toprakla buluşturacaklarını aktardı.
CHP’li belediyeler olarak iyi ve kötü günde köylünün, milletin yanında olduklarını söyleyen Özel, “Okul lazımsa okul, cami lazımsa cami için, çocuk parkı lazımsa çocuk parkı için buradayız.” dedi.
Konuşmaların ardından dua edilerek caminin temeli atıldı, Özel ve beraberindekiler mahallede belirlenen alana zeytin ve incir fidanı dikti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep’in Araban ilçesinde çoğu toprak altında olmakla beraber yer yer sur ve burç yapılarına ait duvar izlerinin görüldüğü bir höyük üzerine yapılan tarihi Raban Kalesi üzerindeki İç Kale Cami, restorasyon çalışması ile onarılmayı bekliyor.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerinden etkilenen tarihi caminin ön kısmında göçük meydana gelmesiyle o tarihten bu yana hiçbir onarım çalışması başlatılmazken, Gaziantep’teki depremden etkilenen camii ve minarelerde başlatılan restorasyon çalışmalarında sona doğru gelindi. İlçe ve bölge halkı ise İç Kale Cami’nin de restorasyon çalışması yapılarak onarılması için yetkililerden destek beklediklerini dile getirdi.
Gaziantep Valiliği YİKOP tarafından Kültür Katkı Payları Fonu’ndan ayrılan kaynakla, 2014 yılında aslına uygun olarak restorasyonuna başlanılan Araban Raban Kalesi İç Kale Cami, 2018 yılında restorasyon çalışması tamamlanmasıyla Gaziantep protokol üyeleri ve bölge halkının katılımı ile bölge halkının hizmetine sunulmuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nuru Osmaniye ve Laleli Camii modeli İzzet Mehmet Paşa Camii yıllara meydan okuyor
KARABÜK – UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesinde 1796 yılında yapılan İzzet Mehmet Paşa Camii hem minaresinin eğikliği hem de fevkani cami tarzıyla dikkat çekiyor.
1743’de Safranbolu’da dünyaya gelen, kapı hasekiliği, Darüssaade Ağası yazıcılığı, darphane eminliği, şah sultan kethüdalığı, şehremini, tersane eminliği, vezirlik rütbesiyle Hanya muhafızlığı, Diyarbakir beylerbeyiliği, iç il sancak beyliği, Bender Kalesi muhafızlığı, Cidde valiliği, Boğaz Hisarı muhafızlığı, Mısır valiliği, Anadolu beylerbeyiliği ve sadrazamlık yapan İzzet Mehmet Paşa, memleketine de birçok görkemli eser kazandırdı.
O eserlerden biri de yaklaşık 228 yıl önce yapılan kendi adının yer aldığı İzzet Mehmet Paşa Camii’dir.
1796’da Tarihi Çarşı içinde İstanbul’daki Nuru Osmaniye Camii’nin adeta küçük bir modeli olarak bilinen caminin içindeki mihrabının üzerinde Padişah 3. Selim’in tuğrası bulunuyor.
Tamamen kesme taştan yapılan 2.5 asırlık caminin Akçasu Kanyonu’nun derin bir vadi oluşturduğu noktaya inşa edilmesi nedeniyle de minaresinin rüzgara karşı dayanıklı olması için eğik yapıldığı tespit edildi.
İhlas Haber Ajansı muhabirine konuşan Tarihçi-Yazar Mehmet Kütükçüoğlu, Safranbolu’nun 1196 yılında Türkler tarafından fethedildikten sonra hızlı bir şekilde mimari ve kültürel olarak da İslamlaşma ve Türkleşme sürecini tamamladığını belirtti.
1796 yılında inşa edilen İzzet Mehmet Paşa Cami’nin mimarisi, süslemeleri ve tarihi ilçeye getirdiği fevkani cami tarzıyla oldukça dikkat çektiğini belirten Kütükçüoğlu, “Bu caminin Safranbolu’ya yapılmasını sağlayan kişi Safranbolulu İzzet Mehmet Paşa’dır. Safranbolu İzzet Mehmet Paşa, Mısır Valiliği yapmıştır. Tabii ki görev durumundaki başarılarından dolayı sadrazamlığa kadar yükselmiştir. Tabii sadrazamlığı esnasında daha öncesinde kendisinin yine mescidinin olduğu bölgeye büyük bir cami yaptırmıştı. Safranbolulular bu camiyi has tarla olarak bilinen bölgeye yaptırılacağını bilmekle birlikte tabii karşı çıkmışlar. Tarihi Çarşı bölgesinde cami istemişler. Sadrazam da hemşehrilerini kırmamış ve Tarih Çarşı bölgesine bu camiyi imar ettirmiştir. 1795 tarihinde su kemeriyle birlikte camiyi yaptırma faaliyetlerine başlamış ve saraydaki ağlardan Ebubekir Ağayı 5 bin kuruş para, mimarları, ustabaşları, kalfalarıyla birlikte buraya göndermiştir. Hızlı bir şekilde mimarinin bitmesi için de Kastamonu mütesellimine görev vermiş ve inşaatı hızlı bir şekilde tamamlanmıştır” dedi.
“Yüzde 0.5 derecelik bir eğikliği mevcuttur”
Asırlık caminin konumlandırıldığı yer hakkında bilgi veren Kütükçüoğlu, “Cami Akçasu’dan gelen kanyonun derin bir vadi oluşturduğu noktaya inşa edilmiştir. Caminin altında derin bir kanyona yapılmış köprüler vardır. Altından kuzey güney doğrultusunda kanyonun devam ettiği noktaya, kıble yönüne konumlandırılmıştır. Ancak minaresi ise sağ kısmı yine kanyonun derin olduğu bir kısma konumlandırılacaktır. Coğrafi olarak zor bir bölgeye. Kuzeyden gelen rüzgarların da dirençli olduğu bir noktada camiyi ve minaresini daha kuvvetli kılmak için ustabaşı minareyi yapmaya başlamış ancak rivayet odur ki cami minaresinin rüzgara karşı kuvvetli olması için biraz eğik yapıldığıdır. Bu bilgiyi kayda geçiren yerel araştırmacılarımızdan Ünsal Tunç Özgür’dür. Daha sonra Ahmet Can isimli bir harita mühendisimiz Safranbolu Kaymakamlığına bir rapor veriyor ve eğikliğini ölçüyor. Yüzde 0.5 derecelik bir eğikliği mevcuttur” diye konuştu.
“İki asrı aşkın bir yaşına rağmen geçirdiği depremlere rağmen tahribatı neredeyse göremiyoruz”
“İzzet Mehmet Paşa Cami önemli bir vakıf eseridir” diyen Kütükçüoğlu, “Kitaplarıyla, çeşmeleriyle, kubbesiyle, mimarisiyle boyama, bezemeleriyle birlikte 1809 yılında bir restorasyon geçiriyor. 1890-1900 ve en sonunda 1990 yılında çeşitli yenilemeler, restorasyonlar gerçekleşiyor. İki asrı aşkın bir yaşına rağmen gerçekten geçirdiği depremlere rağmen tahribatı neredeyse göremiyoruz. Sadece 1990 yılındaki restorasyonunda caminin minaresi özellikle incelenmiş. Bazı kesme taşlarında dikey noktada çatlaklar görülmüş ancak minarenin sağlığına, sağlamlığına zarar vermemiştir. Kesme taştan, geniş duvarlı bir şekilde inşa edilen camimiz İzzet Mehmet Paşa’nın belki de Safranbolu’ya armağan ettiği en büyük camilerden ve en değerli eserlerdendir” ifadelerini kullandı.
]]>Başkent Dakar’a yaklaşık 150 kilometre mesafedeki Diourbel kentinde bulunan cami, Afrika’ya özgü yalın mimarisi ve Müridi tarikatı için taşıdığı anlam itibarıyla ülkedeki en önemli camiler arasında yer alıyor.
Müridilik’in kurucusu Şeyh Ahmadu Bamba’nın (1853-1927) ömrünün son 15 yılını geçirdiği Diourbel, aynı zamanda Fransız sömürgeciliğinin İslamiyet’in ülkede yayılmasını engellemek için verdiği mücadelenin izlerini taşıyor.
İslamiyet’in 11. yüzyılda Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan gelen tüccar ve din alimleri sayesinde ulaştığı Senegal’de tarikatlar da 19. yüzyıl ortaları ve 20. yüzyıl başlarında hızla yayılmaya başladı.
Senegal, Fransa’nın 19. yüzyılda Batı Afrika’da başlattığı sömürgecilik faaliyetlerinin merkezinde yer alırken, Fransız sömürgeciliğine karşı da tarikatları ve alimleriyle barışçıl ama yılmaz bir mücadele verdi.
Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Gine, Mali, Moritanya, Nijer, Senegal ve Togo’nun bulunduğu toprakları kapsayan “Fransız Batı Afrikası” olarak adlandırılan koloni bölgesi, Senegal’den yönetildi.
Fransızlar, Senegal’de İslam’ın yayılmasını engellemeye çalışsa da tasavvuf temelli tarikatların pasif direnişi sayesinde başarılı olamadı. Bu süreçte özellikle Bamba’nın sömürgeciliğe karşı şiddet içermeyen mücadelesi, Fransızların tepkisini çekti ve sömürge yönetimi, Bamba’yı talebelerinden uzaklaştırmak için Gabon ve Moritanya’ya sürgüne gönderdi.
Yapımında Türklerin çalıştığı Diourbel Camisi
Bu sürgünlerin, Senegallilerin Bamba’ya olan sevgisini artırarak, takipçilerinin daha da çoğalmasını sağladığını gören Fransız sömürge idaresi, bu sefer de Bamba’yı aşina olmadığı bir şehirde ev hapsinde tutmaya karar verdi.
Müridilik’i kurduğu kutsal Touba kentine girişi yasaklanan Bamba, o dönem ülkenin geri kalanına nazaran daha laik düzenin hüküm sürdüğü Diourbel kentine getirildi.
Ömrünün son 15 yılını Volofçada “Ndiarem” olarak da bilinen Diourbel’de kısmi ev hapsinde geçiren Bamba’nın tek başına ayakta durduğu ve yüzünü bir şalla örttüğü meşhur siyah beyaz fotoğrafı da gözlem altında tutulduğu evin önünde çekildi.
Bamba’nın yaşadığı evin çevresinde oldukça kısıtlı bir alan içerisinde hareket etmesine izin verildi ve her hareketi de Fransızlar tarafından yakından takip edildi.
Ev hapsinde tutulduğu konutun tam karşısına da Bamba’nın arzusu üzerine Diourbel Ulu Cami inşa edildi. Yapımına 1918’de başlanan ve temelini Bamba’nın attığı Diourbel Ulu Cami, 1925’te Bamba’nın vefatından 2 yıl önce tamamlandı.
Müridi kaynaklarına göre, Bamba’nın bir grup talebesi, bir vesileyle İstanbul’a gitti ve oradaki camilere hayran kalarak, Türk işçileri Diourbel’e davet etti. Bunun üzerine inşaatta çalışmak üzere Diourbel’e gelen Türk işçiler bir süre kentte ikamet etti.
Bazı rivayetlere göre, yaklaşık 100 yıllık geçmişi bulunan tarihi yapı, İstanbul’daki Osmanlı camilerinden esinlenilerek inşa edildi.
Türk işçilerin o dönem giydiği kıyafetlerin de bugün ülkede “Turki Ndiarem” ismiyle bilinen bir çeşit geleneksel kaftana ilham verdiği belirtiliyor.
Türklerin inşaatta ağır kaldırırken bellerine taktıkları kalın kemerlerin ise Müridilik’in mistik bir kolu olan Baye Fall topluluğunun bugün sıklıkla kullandığı kemerlerin çıkış noktası olduğu da rivayetler arasında yer alıyor.
]]>Edirneliler sabahın ilk ışıklarıyla beraber Ramazan Bayramı namazını kılmak için başta restorasyonu devam eden ve bir bölümü ibadete açık olan Selimiye Camii ile Eski Camii başta olmak üzere kentteki diğer camilere akın etti.
Tüm yurtta Ramazan Bayramı coşkusu yaşanırken, sabahın erken saatlerinden itibaren Edirne’de Ramazan Bayramı namazı hareketliliği başladı. Ramazan Bayramı namazını kılmak isteyen vatandaşlar camilerin yolunu tuttu.
İbadetlerini yerine getiren vatandaşlar şehirdeki camileri tüm doldurdu. Okunan hutbeyi dinleyen vatandaşlar daha sonra ellerini semaya açarak dualar etti.
Kılınan bayram namazının ardından vatandaşlar bir arada iç içe sarılıp bayramlaştı.
Ramazan Bayramı namazı hutbesinde konuşan Eski Cami imam hatibi Salih Tatlı, İsrail’in Filistin’de yaptığı soykırıma dikkat çekerek, ” Gazze’deki kardeşlerimiz sadece bayram sevincinden mahrum olmakla kalmıyor. Aynı zamanda dünyanın gözü önünde açlık, susuzluk ve her türlü yokluk içinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Anne babalar, bombalar altında can veren masum evlatlarının acısıyla feryat ediyor. Gözyaşına mahkum edilen her bir Müslüman, zalimlerin elinden kurtulacağı bayram sabahını bekliyor. Bize düşen, kardeşlerimizin acılarını el birliğiyle dindirmek ve umutlarını diri tutmak için gayret göstermektir. Zalimlerin karşısında, mazlumların yanında yer almaya, her türlü kötülükle mücadeleye devam etmektir” ifadeleri yer verdi.
“Ramazan Bayramı boyunca da tedbirlerimiz devam ediyor”
Ülke olarak çok güzel bir Ramazan ayı geçirdiklerini belirten Edirne Valisi Yunus Sezer, “Hem ülke hem de Edirne olarak çok şükür bugün huzur içerisinde Ramazan Bayramı’na ulaşmış bulunuyoruz. Bütün milletimizin ve İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı öncelikle tebrik ediyorum. Ramazan Bayramı boyunca da tedbirlerimiz devam ediyor. Milletimizin, vatandaşlarımızın huzur içerisinde bir bayram geçirmesi için hem güvenlik birimlerimiz hem personelimiz çalışmalarına devam ediyorlar” dedi.
“Sınırlarımızdan 127 bin yolcu çıkışı gerçekleşmiş”
1780 personelin görev başında olduğunu ifade eden Vali Sezer, “Malumunuz bayram tatili biraz uzun olunca bu dönemde de trafik yoğunluğu oldukça fazla oldu. Özellikle sınır şehri olmamız hasebiyle yurtdışına çıkışlarda bir yoğunluk oluştu. Tatilin başlangıcından itibaren normal günlere göre yaklaşık yüzde 125 oranında bir artış söz konusu. Yolcu çıkışlarında yine araç trafiğinde de yüzde 90 oranında, yurt dışına çıkışlarda bir artış söz konusu. Özellikle son tatil başlangıcından itibaren, sınırlarımızdan 127 bin yolcu çıkışı gerçekleşmiş. Tabi bu normal günlere göre yaklaşık 3 kat oranında bir artış. Yine araç çıkışında da 30 bin araç çıkışı var. Bu da yine yaklaşık 3 kata yakın, normal günlere göre araç trafiği söz konusu. Polisimiz, jandarmamız, güvenlik birimlerimiz ve sahil güvenliğimiz hepsi şu anda bayram tedbirleri nedeniyle özellikle görevleri başında bulunmaktalar. 1780 personelimiz ve 240 araçlı ekibimiz ilimiz genelinde trafik ve güvenlik tedbirlerini almış durumdalar” şeklinde konuştu.
“Trafik kurallarına uyalım”
Geçen yıla göre trafik kazalarında yüzde 50 azalma olduğunu aktaran Vali Sezer, “Geçen yıla göre sevindirici olan, trafik kazalarında aynı günleri kıyaslarsak yüzde 50 oranında bir azalma var. Vatandaşlarımızdan istirhamımız bayramı bayram gibi geçirelim. Trafik kurallarına uyalım. Kaza ve bizi üzücü olaylarla karşı karşıya gelmeyelim. Bunun için de bayram sonuna kadar yine almış olduğumuz trafik tedbirleri, yoğun bir şekilde devam edecek. Yine 1500 sağlık personelimiz şu anda, il genelinde vatandaşlarımıza bayram boyunca hizmet vermeye devam edecekler. Bütün milletimizin, aziz milletimizin, Edirne’mizin bayramını tebrik ediyoruz. ve az önce de bahsettiğim gibi inşallah kazasız, belasız, huzur içerisinde bir bayramı tamamlarız ve nice güzel bayramları hep beraber yaşarız” ifadelerini kullandı.
Eski Camide kılınan namazın ardından Edirne Valisi Yunus Sezer Garnizon Komutanı Tuğgeneral Berat Acar, Edirne İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun ve Edirne İl Jandarma Komutanı Albay Hacı Ali Büber vatandaşlarla bayramlaştı. – EDİRNE
]]>Erzincan’da protokol, Ramazan Bayramı coşkusunu Terzibaba Camisinde halkla birlikte yaşadı. Bayram Namazı hutbesin de ise bayram sevincinin paylaşılması ve ikram edilmesi vurgulandı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu yılki Ramazan Bayramı teması olan ‘Birlik, Beraberlik, Kardeşlik Günleri’ hutbede anlatıldı. Kardeşlik ve manevi duyguların yoğun şekilde yaşandığı Ramazan ayının ardından tutulan oruçların ve yapılan yardımların kabulü dilekleri ile ellerini açan tüm cemaat Allah’tan şefaat ve af diledi.
“Ramazan Bayramı: birlik, beraberlik ve kardeşlik günleri”
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hutbesini okuyan Terzibaba Camii Vaizi, “Oruçlarımız, namazlarımız, hatimlerimiz, fitre ve zekatlarımızla kulluğun hazzına erdiğimiz bir Ramazan’ı daha geride bırakmanın hüznü içindeyiz. Aynı zamanda huzur, neşe ve dayanışma günleri olan bayram sabahına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Bizleri Ramazan Bayramı’na ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Bayramların kıymetini bizlere öğreten Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, aline, ashabına salat ve selam olsun. Bu kutlu mabedin kubbesi altında omuz omuza saf tutan kıymetli kardeşlerim, bayramımız mübarek olsun. Aziz Müminler! Bayramlar; ülkeleri, dilleri ve renkleri farklı olsa da inançları ve idealleri bir olan müminler arasında sevgi ve muhabbetin coştuğu günlerdir. İslam’ın çatısı altında aynı kıbleye yönelen Müslümanların birlik ve beraberliğinin zirve yaptığı vakitlerdir. Bayramlar; iyiliklerimizle insanların gönlünü aldığımız, maddi ve manevi yardımlarımızla ihtiyaç sahiplerinin yüzlerini güldürdüğümüz zamanlardır. Değerli Müslümanlar! Yüce Rabbimiz, ‘Allah’ın ipine, Kur’an’a sımsıkı sarılın. Bölünüp parçalanmayın’ buyurmaktadır. Bizler de Rabbimizin bu çağrısına kulak verip kenetlenirsek bayramımız bayram olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), ‘Müminler bir binanın birbirini destekleyen yapı taşları gibidir.’ buyurmaktadır. Bizler de bu hadis gereğince kardeşliğimizi gözetip, karşılıklı hak ve hukukumuzu korursak bayramımız bayram olur. Tekbirlerle, salat-u selamlarla ve gönülden yakarışlarla ellerimiz ve kalplerimiz birleştiğinde bayramımız bayram olur. Ailemize karşı güler yüzlü olursak, anne ve babamızın hayır duasını alırsak, akraba ve komşularımızın gönlünü yaparsak bayramımız bayram olur. Bir yetimin, bir öksüzün başını okşarsak, çocukların ışıl ışıl gözlerini hediyelerimizle güldürürsek bayramımız bayram olur. Rahmet ve merhamet vesilesi yaşlılarımızı, şifa bekleyen hastalarımızı bayramın sevincine ortak edersek bayramımız bayram olur. Dargınlık ve kırgınlıkları bir kenara bırakıp kardeşlik bağlarımızı güçlü kılarsak bayramımız bayram olur. Gönlümüzden kin ve nefreti atıp af ve bağışlama yolunu tutarsak bayramımız bayram olur. Yüce Rabbimiz bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: ‘İman edip salih amel işleyenler cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.’ Biz de Allah’ın razı olacağı bir hayat yaşayıp dünyamızı mamur kılarsak; ahiretimiz cennet, bayramımız hakiki bayram olur” dedi.
Ellerin semaya açılıp dua edilmesinin ardından kucaklaşan cami cemaati birlik ve beraberlik diledi.
Bayram Namazını, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu ve il protokolüyle birlikte Terzibaba Camisinde kılan Vali Hamza Aydoğdu, namaz sonrası vatandaşların bayramını kutladı.
Vali Aydoğdu, “Erzincanlı hemşehrilerimizin, aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyor, bayramın tüm insanlığa dostluk, barış ve huzur getirmesini temenni ediyorum.” dedi – ERZİNCAN
]]>Çelik yapıya sahip olan, üstten bakıldığında nokta gibi görünen, iç bölümünde tavanında ay ve yıldız şeklinde aydınlatma bulunan, 24 metre çapı günün 24 saatini simgeleyen camide aynı anda 1110 kişi ibadet edebiliyor.
Sıra dışı mimarisiyle dikkati çeken caminin mimarlığını üstlenen Yüksek Mimar Ali Tarık Paksoy, AA muhabirine, ibadethanenin şeklinden ziyade manalarıyla farklı olduğunu söyledi.
İnsanların ibadet için geldikleri caminin tefekkür etmelerini sağlayacak ögelerle bezendiğini belirten Paksoy, şöyle konuştu:
“Camimizin planı tam bir daire formunda, noktasal bir yapıya sahip. Bu camiye yukarıdan baktığımızda insanoğlunun kainatta bir nokta, bir zerre kadar küçük olduğunu anlaması gerektiğini belirten bir formda. İki yarım kubbeden biri geçici dünya hayatını anlatırken altın rengindeki diğer kubbemiz de ahiret hayatını temsil ediyor. Yani Allah’ın rızasını kazanacak bir hayat geçirdiğimizde altın değerindeki ahiret yurduna geçeceğimizi bize temsil eden bir mimari forma sahip.”
İbadethanenin 12 penceresinin bulunduğunu bildiren Paksoy, güneşin konumuna göre içerideki gölgenin yönünün değiştiğini anlattı.
Paksoy, caminin bir hayat saati gibi yani insanın hayatının akıp geçtiğini temsil eden, insanın dünyada ömrünün geçip gittiğini düşünmesini, tefekkür etmesini sağlayan bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.
“Cami halılarının 3 boyutlu görüntüsü var”
Babasultan Camisi’nin iç bölümünde tavanın ortasında Allah lafzının bulunduğu bilgisini veren Paksoy, şunları kaydetti:
“Camimizin girişinde 7 basamak bulunmakta. Bu da namaz emrinin verildiği Miraç Gecesi’nde Peygamber Efendimiz’in çıktığı 7 kat semayı temsil ediyor. İnsanlar camiye geldiğinde Allah’ın huzuruna çıkacaklarını tefekkür edebilmeleri için o 7 basamağı çıkıyorlar. Bu basamakları çıkarken de bodrum katların pencereleri gözükmekte. Burada ‘Ey insanoğlu sen yer üstünde yaşarken yerin altında da bir hayat olacak, bunu da unutma’ diye bir gönderme var. Cami halılarının 3 boyutlu görüntüsü var. İleriye doğru yükselen bir basamak hissi veriyor. Bu da ön saflara doğru geçildikçe derecenin arttığını temsil ediyor. Üzerinde Allah lafzı bulunan tek minare de Allah’ın birliğini simgeliyor.”
Yüksek Mimar Paksoy, camiyi görenlerden olumlu mesajlar aldıklarını belirterek, mimarisi farklı olan camilerin daha çok ilgi çektiğini söyledi.
Babasultan Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Hasan Sabır da 2017’de bu alanda bulunan aynı isimli caminin 180 kişilik olduğunu ve yenilemek için yola çıktıklarını belirtti.
Sabır, o camiyi yıkıp alanı genişleterek farklı bir ibadethaneyi ilçeye kazandırmak istediklerini kaydederek, “Bize göre çok güzel bir cami oldu. Böyle bir eser ortaya çıktığı için mutluyuz. Yapımı yaklaşık 5 yıl sürdü. Yola çıkarken de rutin bir cami formunda olmasını istemedik. Başta mimarımıza ve görevli tüm arkadaşlara teşekkür ediyoruz. 2,5 kattan oluşan cami 1100 kişi kapasiteli oldu. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun.” diye konuştu.
]]>Ukrayna’nın Kiev şehrinde bir acentede tur rehberi olarak çalışan 57 yaşındaki Polina Andriienko, ilk kez 2018 yılında bireysel olarak Mardin’i ziyaret etti. Daha sonra Türkiye’nin doğu illerine turlar düzenleyen Andriienko, 2019 yılında Ramazan ayında bir kafileyle Diyarbakır’a geldi. Andriienko, burada Sur ilçesindeki Ulu Cami rehberi Yaser Aydın ile tanıştı. Turistlere ve Andriienko’ya İslam dininin güzellikleri ve cami ile kentin tarihini anlatan Aydın, Andriienko’yla irtibatı kesmeyip kendisine İslam dinini anlatmaya devam etti. Pandemi ve daha sonra Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Diyarbakır’a gelemeyen Andriienko, geçtiğimiz günlerde kente gelip Aydın’a Müslüman olmak istediğini söyledi. Sur Müftülüğünde düzenlenen ihtida programıyla Andriienko, Elif ismini alarak Müslüman oldu.
Müslüman olmasındaki süreci anlatan Andriienko, Türkiye’nin manevi güzelliklerini ülkesinde kimsenin pek fazla bilmediğini söyledi. Andriienko, “Turizmciyim, 2019 yılında bir gezi grubumuz acente ile Diyarbakır’a geldik. Burada Yaser hocamız, Ulu Cami’de bize İslam dinini tek tek anlattı. 2019’dan önce de ilk kez Mardin’e gitmiştim. Orada karar verdim ki bizim ülkemizde kimse Türkiye’nin güzelliklerini pek fazla bilmiyor. Ülkemizdekilerin çoğu Türkiye’nin sadece deniz ve sahilleriyle meşhur olduğunu biliyor. Ama Mezopotamya hakkında kimse bir bilgi sahibi değil. Mezopotamya’nın Dicle ve Fırat arasında olduğunu sadece biliyorlar. Mardin’e gittikten sonra artık tur acentemle Mezopotamya turları yapmayı planladık. Artık turistleri doğu şehirlerine getirmeye başladım” dedi.
Müslüman olması ile kendisi için yepyeni bir hayatın başladığını ifade eden Andriienko, “Diyarbakır’a 2019 yılının Ramazan ayında gelmiştim. Diyarbakır’a getirdiğim turistler İslam dinine şaşkınlıkla hayran kaldı. Çünkü Ramazan ayının bir maneviyatı vardı Diyarbakır’da. Daha sonra Yaser hocamız bize İslam dininden bahsetti. Kendisi hepimize Ukraynaca Kur’an-ı Kerim hediye etti. Daha sonra İslam dinini araştırdım ve gerçekten İslam dininin hak din olduğuna karar verdim. Benim için Müslüman olmak çok zor oldu. Çünkü benim için yepyeni bir hayatın başlangıcı oldu” ifadelerine yer verdi.
Andriienko’nun Müslüman olmasında aracı olan Ulu Cami rehberi Yaser Aydın ise, şunları söyledi:
“Polina arkadaşımız tur rehberi olarak birkaç yıl önce Diyarbakır’a turist getirmişti. Bu esnada kendisiyle Ulu Cami’de tanıştık. Onlara caminin tarihçesiyle ilgili güzel bir bilgilendirmede bulundum. İslam tarihi hakkında vurgulamalarda bulundum. Tabii geldikleri ay Ramazan ayıydı. Ben bu durumu Ramazan ayının bereketi olarak görüyorum. Ben de kendilerine küçük paketler içerisinde Kur’an-ı Kerim ve şeker hediye ettim. Bu hediyeler aramızda bir bağ oluşturdu.”
“Aslında Polina Diyarbakır’a geldiği yılın bir sonraki yılında gelip Müslüman olacaktı” diyen Aydın, “Ancak cereyan eden savaştan dolayı kendisi buraya gelemedi. Bu süreçte zaten bağlantımı kesmedim. Kendisi bana yakın zamanda Diyarbakır’a geleceğini söyledi. Müslüman olmak için yardım etmemi istedi. Biz de bugün Polina hanımın Müslüman olması için program geçekleştirdik” dedi.
Sur Müftüsü İlhan Günay, Ramazan ayında böylesine mutluluk verici duygunun tarif edilemez olduğunu söyleyerek, “Ramazan-ı Şerif’te, bereket ve rahmet mevsiminde Ukrayna’dan Polina adında bir kardeşimizin gelip Diyarbakır’da İslam dinini seçmesi bizi çok mutlu etti. Bir insanın hidayetine şahitlik etmek gibi mutluluk verici bir an yoktur. Bunu tarif etmek çok zor. Bir insanın kalkıp Müslüman olması, İslam dinini seçmesi, hele hele dünyanın bu kargaşa içerisinde olduğu dönemde İslamiyet’i seçmesi bizi çok mutlu etti” diye konuştu. – DİYARBAKIR
]]>Van’daki sektör temsilcileriyle bir araya gelen Ersoy, daha sonra Van Kalesi’nin arkasındaki Eski Van Şehri’nde bulunan Hüsrev Paşa Camisinin önünde düzenlenen Geleceğe Miras Eski Van Şehri Tanıtım Programına katıldı.
İzmir, Denizli, Antalya, Aydın ve Muğla’daki projelere benzer projelerden biri olan Geleceğe Miras Eski Van Şehri Projesi için çalışmaların başladığını belirten Ersoy, milattan önce 3 binli yıllardan 20. yüzyılın başlarına kadar kesintisiz olarak iskan görmüş bir kentte olduklarını söyledi.
Erken Tunç Çağı’na kadar uzanan tarihi, Urartu medeniyetinin merkezi olması ve daha birçok medeniyete ev sahipliği yapması, ayrıca İran ve Orta Asya bölgesini Anadolu’ya bağlayan bir konumda bulunmasının Van’ı tarih boyunca önemli ve değerli kıldığını belirten Ersoy, 20. yüzyılın başlarında savaş ve çatışma ortamında tahrip olan Eski Van Şehri’nin, birkaç yapı kalıntısı dışında tümüyle yok olma durumuna geldiğini kaydetti.
Tahribattan kısmen kurtulup bugüne ulaşan Saray Kapı, Maarif Dükkanları, Kızıl Minareli Cami, Kaya Çelebi ve Horhor Cami, Hüsrev Paşa Hanı ve Hamamı, Mir-i Ambar, Kaya Sarnıcı ve Ulu Cami, Kethuda Ahmet Cami, doğu-güney surlar, Surb Stephanos ve Surb Vardan Kiliselerinin bulunduğu tarihi alanın 1970’li yıllardan bu yana yüzde 7’lik bir diliminin kazıldığını belirten Ersoy, Geleceğe Miras Projesi ile kazıların kapsamını artıracaklarını ifade etti.
Eski Van Şehri ile ilgili yol haritasını belirlediklerini dile getiren Ersoy, yürütülecek çalışmalar neticesinde, bölgenin kültürel belleğine dair önemli izler barındıran Eski Van Şehri’ni sahip olduğu tüm değerlerle ülkenin kültürel cazibe noktalarından biri haline getirmenin temel hedefleri olduğunu vurguladı.
Bu hedefe ulaşmak adına belirledikleri yol haritasının arkeolojik kazılar, restorasyon uygulamaları ve çevre düzenleme çalışmaları olmak üzere üç ayak üzerinde kurgulandığını aktaran Ersoy, şöyle konuştu:
“Geleceğe Miras Eski Van Şehri Projesi’nin en önemli ayağını kuşkusuz arkeolojik kazılar oluşturmakta. Bu kazılardan elde edilecek bilimsel bulgu ve sonuçların, kent ve bölge tarihinin kültürel kodlarının çözümlenmesine yönelik önemli veriler sunacağı aşikar. Proje kapsamında Maarif Dükkanları ve Kamu Alanları, Hüsrev Paşa Hamamı, Ulu Cami çevresi ile Aziziye Kışlası kazı çalışmalarına hızlıca başlıyoruz. Kentin Osmanlı öncesi dönemine ait en önemli mimari kalıntıları olarak kabul edilen Ulu Cami ve Kızıl Minareli Cami ile Osmanlı Dönemi’ne tarihlenen Hüsrev Paşa Hanı’nda projelendirme çalışmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzce tamamlandı. Ulu Cami’de restorasyon çalışmalarına da başladık. Bu eser, kentin en eski Türk-İslam yapısı olması ve Anadolu öncesi Türk sanatının İran’la bağlantılı izlerini üzerinde taşıyan özgün yapısı sebebiyle öne çıkmakta.”
“Eski Van Şehri’ni ören yeri statüsü kazandırmayı da hedefliyoruz”
Ersoy, 19. yüzyılda tahıl ambarı olarak kullanıldığı bilinen Mir-i Ambar ile Kaya Sarnıcı’nda restorasyon, rekonstrüksiyon ve işlevlendirme çalışmaları yapacaklarını dile getirdi.
Çalışmaların ardından her iki eseri de koruma ve kullanma dengesini gözeterek ziyaretçilerin kullanımına açacaklarını dile getiren Ersoy, “Kentin güney surlarında yapılacak proje ve restorasyon çalışmaları ile Eski Van Şehri sınırlarını görünür hale getireceğiz. Geleceğe Miras Projemiz ile Eski Van Şehri’ni ören yeri statüsü kazandırmayı da hedefliyoruz. Bakanlığımızca hazırlanan Ziyaretçi Karşılama ve Çevre Düzenleme Projesi kapsamında, restorasyonlarla ayağa kaldırılacak yapıları özgün yürüme yolları ile birbirine bağlayacağız. Kısa ve uzun tur olmak üzere yürüyüş rotaları oluşturarak ziyaretçilere Eski Van Şehri’nin orijinal sokaklarında yürüme imkanı sağlayacağız.” şeklinde konuştu.
Bu heyecan verici projeyi tüm ayrıntılarıyla ve hızlıca hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Geleceğe Miras çalışmaları neticesinde Eski Van Şehri’nin halihazırda taşıdığı sorunların büyük bölümünü çözüme kavuşturmuş olacağız. 4 yılın sonunda Eski Van Şehri’nin yüzde 30’unda kazıları, yine yüzde 30’luk bir alanda da restorasyon, onarım ve koruma çalışmalarını tamamlamayı planlıyoruz. Bu hedefimize ulaşmak için toplam 800 milyon lira ödenek ayıracağız. İnşallah bütün bu çalışmalar sonuçlandığında Van’ın köklü tarih ve kültürünün, asırlarca kök saldığı bu topraklar üzerinde yeniden yükseldiğini hep birlikte göreceğiz. Van’da olduğu gibi ülkemizin dört bir köşesindeki antik kentlerimizde yeniden ayağa kalkışı mümkün kılan Geleceğe Miras projesine, fikir aşamasından saha çalışmalarına kadar emek ve destek veren herkese canı gönülden teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, daha sonra Eski Van Şehri’ni gezerek tarihi yapılarla ilgili Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsen Baş’tan bilgi aldı.
Programa, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, AK Parti Van milletvekilleri Burhan Kayatürk, Kayhan Türkmenoğlu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, AK Parti İl Başkanı Emre Güray, AK Parti Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas, DAKA Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, kurum amirleri, sektör temsilcileri ve Turizm Fakültesi öğrencileri katıldı.
]]>Üç aylarda ve özellikle Kur’an-ı Kerim’in indirildiği ramazanda camilerde ve evlerde daha çok namaz vakitleri öncesinde hafızlar tarafından okunan Kur’an’ı takip etme geleneği mukabele, İstanbul’da da camilerde devam ediyor.
Çocuk dostu cami olarak bilinen Ferah Merkez Camii’nde günde dört kez yapılan mukabele geleneği ikindi namazı sonrası çocuklar ve annelerinin de katılımıyla gerçekleştiriliyor.
Kur’an okuma yarışmalarında dereceleri bulunan Hafız Necip Fazıl Belge ile kardeşi Hafız Ahmet Emre Belge mukabeleyi okurken, babaları olan caminin 12 yıllık imamı Yusuf Belge de sonrasında çocuklara ikramlar ve hediyeler veriyor. Çocuklar da caminin alt katındaki oyun alanların vakit geçirebiliyor.
İmam-hatip Yusuf Belge, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mukabele geleneğinin aynı zamanda sünnet olduğunu anlattı.
“Bu camide çocukların dokunulmazlığı var”
“Bu camide çocukların dokunulmazlığı var” sloganıyla çocuklara yönelik faaliyetler düzenlediklerini dile getiren Belge, “Camimizde Kur’an-ı Kerim ve hafızlık eğitimleri yaz ve kış döneminde devam ediyor. Ramazanda da çocuklarımız bir ay boyunca Kur’an’dan uzak kalmasın diye sekiz yıl önce ‘Anne çocuk el ele haydi mukabeleye’ projesini başlattık. Kız çocuklarımız anneleriyle birlikte üst katta, erkek çocuklarımız da alt katta mukabeleye katılıyor.” ifadelerini kullandı.
Mukabele ve diğer çalışmaları 15 hafızla yürüttüklerini anlatan Belge, aynı zamanda gençleri din görevlisi olmaya hazırladıklarını ve şu ana kadar 56 öğrencinin sınavları kazanarak göreve başladığını kaydetti.
Belge, çocukların annelerinin elinden tutarak camiye geldiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
“Camimizde dört mukabelemiz var. Sabah ben okuyorum. Öğleden önce 7 hafızımız, ikindiden önce de 7 hafızımız okuma yapıyor. İkindi namazından sonraki mukabele ise çocuklarımızla birlikte çok daha şenlikli, güzel oluyor. Bugün mukabeleyi 85 erkek çocuğumuz, 15 kız çocuğumuz ve 30’un üzerinde de anneleri takip etti. Çocuklar okuldan eve döndükten sonra yemek yiyip doğru buraya geliyor. Camide oyun oynuyorlar. Ayrıca gönüllü velilerimiz, öğretmenlerimiz çocuklarımıza Türkçe, İngilizce, sosyal bilgiler gibi dersleri de veriyor. Bu eğitimlerle birlikte proje okullara da öğrenci yetiştiriyoruz. Bu camiden yetişen 60’ın üzerinde hafızımız oldu.”
Otizmli çocuklar da mukabeleye geliyor
Yusuf Belge, çocukların camide aynı zamanda sosyalleştiğini dile getirerek, caminin özel gereksinimli çocuklar için rehabilite edici bir yanının da bulunduğunu söyledi.
Mukabeleye otizmli çocukların da geldiğini aktaran Yüksel, “Mukabeleyi takip eden 15 çocuğumuz otizmli. Mukabele çocuklarımıza iyi geliyor. Namazlarını kılıp dersleri takip ediyorlar. Oyun saatinde de oynuyorlar. Burada disiplin var, eğitim var, oyun var. Özel gereksinimli çocuklarımızın camide şifa bulduklarını aileleri de biz de görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çocuklarımız Kur’an’ı eğlenerek öğreniyor”
Çocuğuyla mukabeleye katılan Tuğba Özkan, imam Yusuf Belge’nin görevlendirilmesiyle çocuklara camide dokunulmazlık sağlandığını belirterek, “4 yıldır çocuğumla mukabeleye katılıyoruz. Çocuklarımız Kur’an’ı, ilmi eğlenerek öğreniyor. Çocuğumuzun elinden tutup camiye geliyoruz ve mukabeleyi çocuklarımızla birlikte takip ediyoruz. Aynı zamanda çocuğum Yusuf hocamızın teşvikleriyle hafızlığa başladı. Buradaki etkinlikler dilerim tüm Türkiye’ye yayılır.” ifadelerini kullandı.
Mahalle sakinlerinden Gurbet Arvas ise cami imamı Belge sayesinde iki oğlunun erken yaşlarda Kur’an okumayı öğrendiğini, 5 yaşındaki kızının da bir buçuk yıldır eğitim aldığını anlattı.
Kendisinin de imam Yusuf Belge’nin eşinden Kur’an dersi aldığını belirten Arvas, “Her ikisine de hizmetleri için teşekkür ediyoruz. Ramazan ayı ama çocuklarımız camiye severek geliyor. Arada farklı programlar da oluyor. Umarız buradaki proje Türkiye’de başka cami ve şehirlerde de yapılır.” dedi.
Mukabeleye gelen Şermin Pezik, “Senelerdir camiye gidip geliyordum ama çocuğum olmadığı için ‘Benim de olsa getirirdim’ diye imreniyordum. 14 sene sonra kızım oldu. 2 yıldır kızımla gidip geliyorum. Kızım da camiye gelmeyi çok seviyor. Teravih namazlarına da geliyoruz. Çocuğum küçük olduğu için rahat durmaz diyordum ama şimdi o da ben de çok mutluyuz.” şeklinde konuştu.
]]>Asırlardır zamana meydan okuyan, Selçuklu mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan Tarihi Ulu Cami’de sabah, öğle ve ikindi vakitlerinde Kur’an-ı Kerim okunuyor, hatim geleneği Bayburtlu vatandaşlar tarafından özenle yaşatılıyor.
Anadolu Selçuklu Sultanı 2. Gıyaseddin Mesud tarafından yaptırılan ve günümüze ulaşan asırlık Ulu Cami, vatandaşların en çok tercih ettiği camilerden biri olarak göze çarpıyor. Cuma camisi ve selatin cami olarak hizmet veren Selçuklu yadigarı Tarihi Ulu Cami başta olmak üzere şehirdeki cami ve Kur’an kurslarında hatim geleneği Bayburtlu vatandaşların yoğun ilgisiyle yaşatılmaya çalışılıyor.
Sabah, öğlen ve ikindi vakitlerinde okunan hatimlere ise Bayburtlular yoğun ilgi göstererek, asırlık camiyi boş bırakmıyorlar. İkindi namazı için camiye koşan vatandaşlar, kılınan namazın ardından caminin imam hatipleri tarafından okunan Kur’an ile Ramazan ayında hatimlerini tamamlıyorlar.
Asırlık camide kadim geleneği yaşatma gayreti içerisinde olduklarını söyleyen, Kadir İşcan isimli vatandaş, “Atadan, dededen, babadan bugüne kadar gelen asırlık geleneğimizi, hatmi şerifimizi Ulu Cami’de dinliyoruz. Çalıştığım günlerde sosyal medya üzerinden Zülküf hocamı dinliyorum. Namazdaki cemaat gibi, muhteşem bir kalabalık var. Bayburt’un tarihi camisine, bu uhrevi ortama bütün dostlarımızı, hemşehrilerimizi sabah, öğlen, ikindi vakitlerinde cüz dinlemeye davet ediyorum” dedi.
“Atalarımızdan, dedelerimizden görevi devraldık”
Ebediyete intikal eden atalarından görevi devralarak camileri boş bırakmadıklarını belirten Hüseyin Özdener, “Genellikle vakit namazları için geliyoruz, Ulu Cami’nin manevi bir iklimi var. Burada bayağı bir eski insanlar namaz kıldılar, şimdi sıra bizde. Ulu Cami’yi seviyoruz, güzel bir iklimi var” diyerek konuştu.
Camileri bir an olsun boş bırakmıyorlar
Günlerin namaz, Kur’an ve mukabeleyle geçtiğini, Ramazan’ın Bayburt’ta bir başka yaşandığını ve camileri bir an olsun boş bırakmadıklarını vurgulayan cami cemaatinden bir vatandaş, “Her gün camimize sabah namazı muhakkak gelirim. Yatsı, öğle, akşam namazlarımı kılar giderim. Cüzümü dinlerim, akşama da iftar eder, geri namaz kılmaya gelirim. Vakit böyle geçiyor” ifadelerini kullandı.
Asırlık gelenek Bayburtlulara emanet
33 yıldır Ulu Cami’nin İmam Hatibi olan Zülküf Kocabey, Bayburtluların asırlık geleneğe sahip çıktıklarını bildirerek, “33 yıldır bu caminin imam hatipliğini yapıyorum. Camimiz bin 227 yılında Selçuklu sultanlarından 2. Gıyaseddin Mesud döneminde yapılmıştır. Tarihi Ulu Camii aynı zamanda bir Cuma camisidir, Selatin camidir. Özellikle Ramazan ayında yoğun bir cemaatimiz olur. Hatim geleneği öteden beri devam ettiği için sabah, öğle ve ikindi hatim okunur. Bu şekilde bizler de hatim geleneğimizi devam ettiriyoruz. Camimize hatim dinlemeye gelen çokça kardeşlerimiz var. Tüm kardeşlerimizin Ramazan-ı Şerifini tebrik ederim, bu vesileyle günahlarımızdan arınmış bir şekilde bayrama kavuşmayı Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum” şeklinde konuştu.
” Doğu Türkistan’a, Gazze’ye dualarımızda yer vermeyi unutmayalım”
Çin zulmüne uğrayan Doğu Türkistan ve işgalci İsrail’in aylardır bombaladığı Gazze’ye hatimden sonra dua ettiklerini, herkesin de bu mübarek ayda dua etmesi gerektiğini hatırlatan Kocabey, “Özelikle dünyanın dört bir yanındaki masumlara, mazlumlara Cenab-ı hak yardım etsin. Doğu Türkistan ve Gazze’yi unutmayalım, kardeşlerimize dua edelim, dualarımızda yer verelim. Ramazan ayında iyiyi, güzeli düşünerek orucumuzu tutmak bizi daha da olgunlaştırır, ahlaki bakımdan olgunlaştırır diye düşünüyorum. Herkesin Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyor, bayramın hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan temenni ediyorum” sözlerini kullandı. – BAYBURT
]]>BAYBURT – Ramazan ayının manevi huzurunun hissedildiği Bayburt’ta, asırlık camilerde hatim geleneği Bayburtlu vatandaşların yoğun katılımıyla devam ettiriliyor. Gecesi namazla, gündüzü Kur’an’la geçen Ramazan günlerinde vatandaşlar mukabele geleneğini yaşatma gayreti içerisinde olduklarını söylediler.
Asırlardır zamana meydan okuyan, Selçuklu mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan Tarihi Ulu Cami’de sabah, öğle ve ikindi vakitlerinde Kur’an-ı Kerim okunuyor, hatim geleneği Bayburtlu vatandaşlar tarafından özenle yaşatılıyor.
Anadolu Selçuklu Sultanı 2. Gıyaseddin Mesud tarafından yaptırılan ve günümüze ulaşan asırlık Ulu Cami, vatandaşların en çok tercih ettiği camilerden biri olarak göze çarpıyor. Cuma camisi ve selatin cami olarak hizmet veren Selçuklu yadigarı Tarihi Ulu Cami başta olmak üzere şehirdeki cami ve Kur’an kurslarında hatim geleneği Bayburtlu vatandaşların yoğun ilgisiyle yaşatılmaya çalışılıyor.
Sabah, öğlen ve ikindi vakitlerinde okunan hatimlere ise Bayburtlular yoğun ilgi göstererek, asırlık camiyi boş bırakmıyorlar. İkindi namazı için camiye koşan vatandaşlar, kılınan namazın ardından caminin imam hatipleri tarafından okunan Kur’an ile Ramazan ayında hatimlerini tamamlıyorlar.
Asırlık camide kadim geleneği yaşatma gayreti içerisinde olduklarını söyleyen, Kadir İşcan isimli vatandaş, “Atadan, dededen, babadan bugüne kadar gelen asırlık geleneğimizi, hatmi şerifimizi Ulu Cami’de dinliyoruz. Çalıştığım günlerde sosyal medya üzerinden Zülküf hocamı dinliyorum. Namazdaki cemaat gibi, muhteşem bir kalabalık var. Bayburt’un tarihi camisine, bu uhrevi ortama bütün dostlarımızı, hemşehrilerimizi sabah, öğlen, ikindi vakitlerinde cüz dinlemeye davet ediyorum” dedi.
“Atalarımızdan, dedelerimizden görevi devraldık”
Ebediyete intikal eden atalarından görevi devralarak camileri boş bırakmadıklarını belirten Hüseyin Özdener, “Genellikle vakit namazları için geliyoruz, Ulu Cami’nin manevi bir iklimi var. Burada bayağı bir eski insanlar namaz kıldılar, şimdi sıra bizde. Ulu Cami’yi seviyoruz, güzel bir iklimi var” diyerek konuştu.
Camileri bir an olsun boş bırakmıyorlar
Günlerin namaz, Kur’an ve mukabeleyle geçtiğini, Ramazan’ın Bayburt’ta bir başka yaşandığını ve camileri bir an olsun boş bırakmadıklarını vurgulayan cami cemaatinden bir vatandaş, “Her gün camimize sabah namazı muhakkak gelirim. Yatsı, öğle, akşam namazlarımı kılar giderim. Cüzümü dinlerim, akşama da iftar eder, geri namaz kılmaya gelirim. Vakit böyle geçiyor” ifadelerini kullandı.
Asırlık gelenek Bayburtlulara emanet
33 yıldır Ulu Cami’nin İmam Hatibi olan Zülküf Kocabey, Bayburtluların asırlık geleneğe sahip çıktıklarını bildirerek, “33 yıldır bu caminin imam hatipliğini yapıyorum. Camimiz bin 227 yılında Selçuklu sultanlarından 2. Gıyaseddin Mesud döneminde yapılmıştır. Tarihi Ulu Camii aynı zamanda bir Cuma camisidir, Selatin camidir. Özellikle Ramazan ayında yoğun bir cemaatimiz olur. Hatim geleneği öteden beri devam ettiği için sabah, öğle ve ikindi hatim okunur. Bu şekilde bizler de hatim geleneğimizi devam ettiriyoruz. Camimize hatim dinlemeye gelen çokça kardeşlerimiz var. Tüm kardeşlerimizin Ramazan-ı Şerifini tebrik ederim, bu vesileyle günahlarımızdan arınmış bir şekilde bayrama kavuşmayı Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum” şeklinde konuştu.
” Doğu Türkistan’a, Gazze’ye dualarımızda yer vermeyi unutmayalım”
Çin zulmüne uğrayan Doğu Türkistan ve işgalci İsrail’in aylardır bombaladığı Gazze’ye hatimden sonra dua ettiklerini, herkesin de bu mübarek ayda dua etmesi gerektiğini hatırlatan Kocabey, “Özelikle dünyanın dört bir yanındaki masumlara, mazlumlara Cenab-ı hak yardım etsin. Doğu Türkistan ve Gazze’yi unutmayalım, kardeşlerimize dua edelim, dualarımızda yer verelim. Ramazan ayında iyiyi, güzeli düşünerek orucumuzu tutmak bizi daha da olgunlaştırır, ahlaki bakımdan olgunlaştırır diye düşünüyorum. Herkesin Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyor, bayramın hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan temenni ediyorum” sözlerini kullandı.
]]>Ramazan ayında öğle namazının ardından mukabeleye katılanlar, girişindeki kitabeye göre 1129’da inşa edilen camide Hazreti Muhammed’in sünnetine dayanan geleneğe ilgi gösteriyor.
Vatandaşlar, din görevlilerinin Kur’an-ı Kerim tilavetini takip ediyor, bilmeyenler de okunan ayetleri dinliyor.
Dikdörtgen prizma kaide üzerine yuvarlak gövde mimarisi ile inşa edilen ve yukarıya doğru incelen cami minaresinin her dört yanında Kufi yazı türüyle Hazreti Muhammed ve dört halife Hazreti Ebubekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali’nin isimlerinin nakşedilmesi dikkati çekiyor.
Dıştan kesme taş, içten ise etrafı Horasan harcı ile derz yapılan yığma taşlarla inşa edilmesi ve sadeliğiyle İslam dininin manevi havasını yaşatan camide dini vecibelerini yerine getiren vatandaşlar, ramazanın feyzinden istifade ediyor.
İl Müftüsü Şakir Pinal, AA muhabirine, ramazan ayının Kur’an ayı olduğunu belirterek, il genelindeki camilerde bu mübarek ayda mukabele geleneğinin sürdüğünü söyledi.
Geleneğin sürdüğü camilerin başında tarihi Ulu Cami’nin geldiğini aktaran Pinal, bu camide nesilden nesile aktarılan mukabelenin ramazan ayında özel bir önem kazandığını kaydetti.
Mukabele geleneğinin, Hazreti Muhammed ile Cebrail Aleyhisselam’ın karşılıklı Kur’an okuma geleneğinden kaynaklandığını anımsatan Pinal, şöyle konuştu:
“Mukabele geleneği günümüze, İslam alemine kadar süre gelmiş ve devam etmektedir. İlimizde bulunan tüm camilerde ramazanın gelişiyle mukabeleler başlamıştır. Halkımızın büyük çoğunluğunun ilgisi vardır. Bol bol Kur’an okunur, hatim indirilir. Ulu Cami medarıiftiharımızdır, çok uzun bir geçmişi vardır. Yapılışından bugüne kadar ilimizin manevi iklimine katkıda bulunmuştur. Bu gelenek caminin manevi atmosferine büyük katkı sağlıyor.”
“Mukabele geleneği 895 yıldan beri devam ediyor”
Ulu Cami imamı Nezir Obut, camide her gün bir cüz okunarak 30 gün sonunda Kur’an’ın hatmedildiğini bildirdi.
Mukabele geleneğinin vatandaşların kültürel ve dini mirasına verdiği önemin bir göstergesi olduğuna dikkati çeken Obut, şunları kaydetti:
“Kur-an-ı Kerim’in indirildiği ramazan ayındayız. Ulu Cami’mizde ecdattan gelen ve günümüze kadar devam eden çok önemli olan mukabele geleneği 895 yıldan beri devam ediyor. Bu gelenek ramazan boyunca öğle namazından sonra tarihi camide yaşatılıyor. Mukabeleye de vatandaşlarımız yoğun ilgi gösteriyor. Hafızlar tarafından her gün bir cüz okunarak ramazan ayının sonunda Kur’an-ı Kerim hatmediliyor.”
“Buraya gelmek insana huzur veriyor”
Mukabeleye katılan vatandaşlardan Asım Sevgili, caminin manevi atmosferinin huzur verdiğini ve bu geleneğe her ramazan ayında büyük bir coşkuyla katıldığını anlattı.
“Buraya gelmek insana huzur veriyor. Ben de elimden geldiğinde ramazanda mukabele için uzun bir yol katederek Ulu Cami’ye geliyorum. Bu gelenek bana haz veriyor.” diyen Sevgili, heyecanla karşıladıkları ramazanda ayrı bir huzur bulduklarını dile getirdi.
9 asırdır ayakta duran caminin bugüne kadar çok sayıda kişiyi misafir ettiğini belirten Mahfuz Yaşar, “Ben de yıllardır her ramazanda Ulu Cami’ye gelerek, mukabele dinliyorum. Caminin manevi bir atmosferi var. Çünkü ne kadar geçmişte ulema varsa ibadet için buraya gelmiş, o nedenle bana ayrı bir huzur veriyor.” ifadelerini kullandı.
]]>Uluslararası Bilgi ve Algı Derneği (BİLAL) tarafından organize edilen ve 15 Mart Uluslararası İslamofobiyle Mücadele Günü kapsamında Durban şehrinde “Uluslararası ve Kültürel Irkçılığa Karşı Küresel Mücadele Forumu” adlı etkinlik düzenlendi.
Etkinlik, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ezan okumasıyla başladı.
Güney Afrika’da Müslümanların sayısı artıyor
Müslüman olan İbrahim Richmond burada yaptığı konuşmada, Güney Afrika’da 15 yıl rahiplik yaptığını ve gördüğü bir rüyadan sonra Müslüman olduğunu ve binlerce kişinin de Müslüman olmasına vesile olduğunu söyledi.
Güney Afrika’da dini özgürlüklerin anayasal güvence altında olduğunu ve herkesin dinini özgürce yaşadığını aktaran Richmond, kendisinin ve cemaatinin Müslüman olduktan sonra hiçbir baskıyla karşılaşmadıklarını ifade etti.
Richmond, Güney Afrika’da her geçen gün daha fazla sayıda insanın İslamiyeti seçtiğini belirterek, “Daha dün 14 kişinin Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olmalarına tanıklık ettim.” dedi.
Diğer dinlere karşı saldırgan bir tutum takınmanın insanları İslamiyet’ten uzaklaştıracağına dikkati çeken Richmond, “Müslümanlar olarak diğer dinlere saldırmaktan kaçınmalıyız. Diğer kiliselerdeki insanlara sataşmak yerine onları kendinize çekin. Unutmayın ki bizler de bir zamanlar haç sembolünün yer aldığı kilisemize ay-yıldızı koyduk. Tek bir Tanrı’ya inandık ve Hz. İbrahim’in yolunu tuttuk.” diye konuştu.
Siyonist lobi İslamofobiyi dünya çapında finanse ediyor
İngiliz gazeteci, yazar ve oyuncu Lauren Booth ise mevcut dünya sisteminin beyaz ayrıcalığı üzerine kurulu bir ırkçılık türü üzerinden ilerlediğini belirterek, bir zamanlar kendisinin de bu ayrıcalıktan yararlandığını, ancak 2010 yılında Müslüman olduktan sonra, havalimanlarından restoranlara hayatın her alanında İslamofobiyle yüzleştiğini ve bu ayrıcalığı kaybetmenin ne olduğunu öğrendiğini söyledi.
Booth, İngiltere’de Müslüman karşıtı nefretin 7 Ekim’den bu yana üç kat arttığını belirterek, “Her üç olaydan ikisinde Müslüman kadınlar hedef alınıyor. İşlerimiz elimizden alınıyor, camilerimize ölüm tehditleri yollanıyor. Hedef alınıyoruz, taciz ediliyoruz, evlerimiz işaretleniyor, insanlar katil, terörist, Hamas sempatizanı olarak yaftalanıyor.” ifadelerini kullandı.
Siyonist lobinin İslamofobiyi dünya çapında finanse ettiğini kaydeden Booth, ABD ve İsrail’in Müslümanları aşırılıkçı göstermek için yüzlerce milyar dolar harcadığını söyledi.
Booth, Siyonist lobinin Güney Afrika’yı da hedef aldığını dile getirerek, Güney Afrika Yahudi Temsilciler Kurulu ve Güney Afrika Siyonist Federasyonu’nun Yahudi halkı toplu halde Western Cape’e göç etmeye zorladığını söyledi.
“Hello Brother”
BILAL Genel Başkanı Ömer Lütfi Türkmenoğlu, konuşmasında İslamofobiyi dünya genelinde kurgulayan küresel çetelerin, film sektörünü, sosyal medyayı, bilgisayar oyunlarını ve küresel medya gibi mecraları manipülasyon aracı olarak kullandıklarını, gıda sektöründe de toplumların asimile edilmesi için birçok genetik asimilasyonda bulunduklarını söyledi.
Yakın tarihin, kültürel bir ırkçılığa dönüşen İslamofobinin Avrupa’da farklı saldırıları ile dolu olduğuna değinen Türkmenoğlu, “Farklı kültürlere toleransı olmayan ırkçı reflekslerin, devletlerinin müsaadesi ve korumasıyla 2 milyar insanın inandığı kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerimi yakanları üzülerek izledik.” dedi.
Türkmenoğlu, Yeni Zellanda’daki cami saldırısında ilk ölen Afganistan asıllı Davud Nabi’nin katiline yönelik son sözlerinin “Hello Brother” (Merhaba Kardeşim) olduğunu hatırlatarak, “O son sözleriyle dünya insanlığına barışı ve kardeşliği emanet ediyordu. İyilerin parolasıydı ‘Hello Brother’, adaletin, barışın, özgürlüğün tesis edeceği yeni bir medeniyetin parolasıydı.” diye konuştu.
Yeni Zelanda’daki cami saldırılarının üzerinden 4 yıl geçti
Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood camilerine 15 Mart 2019’da Brenton Tarrant adlı saldırgan tarafından cuma namazında terör saldırısı düzenlenmişti.
Saldırı öncesi Yeni Zelanda’nın Dunedin kentinde kiraladığı eve yerleşen ve buradaki poligonlarda atış talimi yaptığı ortaya çıkan Avustralyalı terörist Tarrant, iki camide namaz kılan Müslümanlara otomatik silahlarla saldırmıştı.
Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 51 kişinin hayatını kaybettiği saldırıda, 2’si Türk vatandaşı 49 kişi yaralanmıştı.
Saldırıyı sosyal medya hesabından canlı yayınlayan ve “beyaz ırkın üstünlüğünü” savunan aşırı sağcı terörist, olaydan hemen sonra polis tarafından yakalanmıştı.
Tarrant, 2020’de çıktığı Christchurch Yüksek Mahkemesinde, 51 cinayet, 40 ayrı cinayete teşebbüs ve bir terör suçundan hüküm giyerek şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
Terör saldırısına sert tepki veren ve teröristin ismini hiç kullanmayan eski Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, saldırıyı “Bugün Yeni Zelanda’nın en karanlık günlerinden biri” sözleriyle tanımlamıştı.
Bir sonraki cuma namazı ezanının devlet televizyonundan canlı okunmasını sağlayarak ülkedeki Müslümanlara destek veren Ardern liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, ülkede yarı otomatik askeri silahların yasaklanmasını sağlayan yasa çıkarmıştı.
]]>Berlin İslam Federasyonunca (IF), Kreuzberg semtinde bulunan Mevlana Camisi önünde, “15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü” vesilesiyle açılan sergide, Almanya’da cami saldırılarına ve kundaklamalarına, ayrımcılığa ve ırkçı teröre ilişkin çeşitli görseller yer aldı.
AA muhabirlerinin, Almanya’daki cami saldırılarına ve ırkçı teröre ilişkin çektiği fotoğrafların da yer aldığı sergide, ırkçı saldırılar ve ayrımcılığa ilişkin ülke basınında çıkan haberler de derlenerek sergiye dahil edildi.
IF Başkanı Murat Gül, burada yaptığı konuşmada, Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü’nün dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanlara yönelik önyargı, ayrımcılık ve nefret suçlarının endişe verici bir şekilde arttığı dönemde ilan edildiğini belirterek Berlin’deki Mevlana Camisi’nin önünde açılan sergi aracılığıyla buradaki topluma Müslüman karşıtı ırkçılığa ilişkin güçlü bir mesaj vermek istediklerini ifade etti.
Gül, 15 Mart 2019’da Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde meydana gelen katliamın, İslam düşmanlığı konusunda trajik bir örnek olduğuna işaret ederek bu terör saldırısının, aşırı görüşlere sahip olanların önyargısı ve nefretinin nerelere yol açabileceğini gösterdiğini söyledi.
Son yıllarda Müslümanların kutsal yerlerine ve cemiyetlerine yönelik saldırıların arttığına işaret eden Gül, “Camilere yapılan yüzlerce saldırıdan sonra şu, çok açıktır; bu nefret halen mevcut olan gerçek bir tehdittir.” dedi.
Gül, 2014’te Mevlana Camisi’nin kundaklandığını anımsatarak bu olayın, burada nefretin şiddete dönüştüğünü acı bir şekilde hatırlattığını vurguladı.
Almanya’daki Müslüman toplumu olarak Müslüman karşıtı ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa karşı kararlı ve etkili bir mücadele yapılmasını talep ettiklerini aktaran Gül, siyasetçilerden dini kurumların korunması ve inancın özgürce yaşanması konusunda açık bir taahhütte bulunmalarını beklediğini kaydetti.
Gül, Almanya’da dini ve kültürel çeşitliğe değer veren eğitim inisiyatiflerinin başlatılmasını ve karşılıklı saygıyı teşvik etmek amacıyla güvenli diyalog alanlarının oluşturulması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Başkonsolos Şanlı da sergiyi gezdi
Sergiyi gezen Türkiye’nin Berlin Başkonsolosu İlker Okan Şanlı da Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde 15 Mart 2019’da meydana gelen ve dünya genelinde dehşet uyandıran terör saldırısının 5. yıl dönümünde saldırıda hayatını kaybeden ve aralarında 1 Türk vatandaşının da bulunduğu 51 kişiyi saygı ve rahmetle andığını belirtti.
Şanlı, bu terör olayının İslam karşıtlığının yol açabileceği şiddet ve trajedinin boyutlarını açıkça gözler önünde serdiğine işaret ederek “Türkiye’nin başına çektiği bir dizi ülke tarafından uzun bir dönemdir önemi vurgulanan Müslüman karşıtlığıyla mücadelede adımlar atılması, Christchurch saldırısını takiben uluslararası kamuoyunun gündemine daha belirgin bir şekilde gelmiştir.” dedi.
Bu çerçevede, Türkiye’nin uluslararası alanda Müslüman karşıtlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadeledeki öncü rolü ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile istişare halinde yürüttüğü etkin çalışmalar sonucunda 15 Mart’ın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Uluslararası İslomofobi ile Mücadele Günü olarak kabul edildiğini anımsatan Şanlı, şöyle devam etti:
“Bugünün önemini, çok sayıda Müslümana ev sahipliği yapan Almanya’nın başkenti Berlin’de Mevlana Cami’mizde mübarek ramazan ayında sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte vurgulamanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Dine karşı nefretin artmakta olduğu bu hassas dönemde karşılıklı saygı ve barış içinde bir arada yaşama anlayışının güçlendirilmesinde hepimize çok özel görevler düşmekte.”
Başkonsolos Şanlı, dini inanışlar konusunda gereken bilince sahip olunması gerektiğini belirterek “İslam karşıtlığının zemin kazanmaya devam ettiğini gösteren, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e, camilerimize ve diğer dini değerlerimize karşı vuku bulan saldırılar karşısında dayanışmanın önemini bu vesileyle de tekrar dile getirmek istiyoruz. İslam karşıtlığıyla mücadele Türkiye’nin gündeminde en üst sıralarda yer almaya devam etmektedir.” diye konuştu.
Etkinliğe, İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatı Genel Sekreteri Ali Mete, Berlin Bölge Başkanı Hasan İstanbul ve vatandaşlar da katıldı.
]]>Osmangazi Belediyesi, rutin belediye hizmetleri ve şehre değer katan vizyon projeler dışında, ilçedeki manevi değerlerin korunup yaşatılması için yürüttüğü çalışmalarına devam ediyor. Bugüne kadar ilçe genelindeki birçok camiye hizmet götüren Osmangazi Belediyesi, Güneştepe Mahallesi’nde yer alan Siteler İsmail Çolpan Cami’nin çevre düzenleme çalışmasını gerçekleştirdi. Hayırsever vatandaşlar tarafından inşa edilen Güneştepe Mahallesi’ndeki Siteler İsmail Çolpan Cami’nin inşaatına destek olarak toplam 6 bin 500 metrekare gibi büyük bir alana sahip cami bahçesini mineral kaplı parke taşı ile kaplayan Osmangazi Belediyesi, cami çevresine perde duvar da örerek, hem cami cemaati hem de bölge halkının vakit geçirebileceği bir sosyal alanı Güneştepe’ye kazandırdı.
Kılınan namazın ardından Siteler İsmail Çolpan Cami ve çevre düzenleme çalışmaları düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış töreninde konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, “Göreve geldiğimizde Güneştepe Mahallemizde yapılaşmalar yeni yeni başlamıştı. O günden bugüne Güneştepe, Bursa’nın cazibe merkezi oldu. Güneştepe, Hamitler ve Yunuseli, bölgesinde 45 binden fazla daireye oturma izni verdik. Deprem kuşağında yer alan bir ülkede ve şehirde yaşıyoruz. Geçtiğimiz yıl 11 ili ve 14 milyon vatandaşımızı etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşadık. Bizler deprem olmadan önce Güneştepe gibi ilçemizin farklı noktalarında yeni ve güvenli bir Osmangazi inşa ettik. Belediyemizin yaptığı planlar çerçevesinde modern bir şehir ortaya çıktı. Bu bölge güvenli konutların olduğu, nefes alabileceğimiz sosyal donatı alanlarına sahip bir mahallemiz. Bu camimizin yapılmasında katkısı çok büyük olan hayırsever vatandaşlarımıza Allah sağlıklı uzun ömürler versin. Böyle güzel bir cami ortaya çıkarken biz de ne gibi desteklerimiz olur dedik ve caminin çevre düzenlemesini yaptık. Yaptığımız düzenleme ile çok güzel bir cami bahçesi ve mahalleye nefes aldıran bir park ortaya çıktı. Bu güzel camiyi hayırsever vatandaşlarımızla birlikte ortaya çıkardık. Allah bu güzelliğimiz bozmasın. Bu birliğimiz, beraberliğimiz ve dayanışmamız daim olsun inşallah. Camimiz hayırlı olsun” şeklinde konuştu.
Osmangazi Kaymakamı Ali Partal camilerin Müslümanlık ve ülke adına önemine değinerek, “Anadolu’nun her yerinde yükselen camilerimiz bizim ülkemizin tapusudur. Aynı zamanda her biri aidiyetimizin sembolüdür. Camilerimiz, birlik beraberliğin, dayanışmanın yaşandığı, insan ayrımının olmadığı, 7’den 70’e hepimizin bir araya geldiği yerler. Bugün açılışını yaptığımız camimiz, sadece bir ibadet yeri değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel eğitim çalışmalarının yapılacağı bir külliye olmuş. Emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bu hizmetler sadece vatandaş katkısıyla bir yere kadar yapabiliyor. Kurumlarımızın da desteği olması şart. Bu tür hizmetlerde her zaman desteğini esirgemeyen Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’a teşekkür ediyorum” dedi.
Güneştepe Mahallesi Muhtarı Savcı Akgün, Osmangazi Belediyesi tarafından Güneştepe Mahallesi’nde yapılan hizmetleri anlattığı konuşmasında: “2014 yılından bugüne Güneştepe Mahallesi Muhtarı olarak görev yapıyorum. 230 sokağın ve 6 caddenin asfaltlanmasını, 16 çocuk parkının mahallemize kazandırılmasını, Güneştepe Taziye Evi’nin inşa edilmesini ve büyüklü küçüklü birçok hizmeti Osmangazi Belediye Başkanımız Mustafa Dündar’a borçluyuz. Kendisine teşekkür ediyorum. Camimiz mahallemize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
Güneştepe Siteler İsmail Çolpan Cami Derneği Başkanı Salim Tok ise caminin yapımında destek olan tüm hayırsever vatandaşlara caminin çevre düzenlemesini gerçekleştiren Başkan Dündar’a teşekkürlerini sundu.
Osmangazi Müftüsü Mehmet Uzun’un tarafından yapılan duanın ardından Güneştepe Siteler İsmail Çolpan Cami, hizmete açıldı. Başkan Dündar ve protokol, yeni hizmete açılan Kur’an kursunu da ziyaret etti. – BURSA
]]>Özel, Eskişehir Büyükşehir Belediyesince Asri Mezarlık’ta inşa edilen 100. Yıl Camisi ve Tesisleri’nin açılışında yaptığı konuşmada, caminin inşa sürecine ilişkin bilgi verdi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’le aralarında geçen diyaloğu aktaran Özel, şunları kaydetti:
“Aylar önce Yılmaz Hocam bana ‘Camiyle, namazla aran nasıl?’ dedi. Dedim ‘Bayram namazına giderim.’ ‘Cumaya gider misin?’, ‘Cuma namazına giderim.’ ‘Ramazan ayının ilk cumasını bana ayırır mısın?’ dedi. ‘Tabii Hocam. Ne yapacağız?’ Dedi ki ‘Bir cami yaptık. Son olarak onu açıp Eskişehir’e 100. Yıl Camisi’ni emanet edip ondan sonra görevimi büyük bir iç huzuruyla teslim edeceğim.’ dedi.”
Özel, bugün Isparta, Burdur ve İstanbul’da da programlarının olduğunu ancak 100. Yıl Camisi’nin açılışının kendisini heyecanlandırdığını dile getirdi.
“Ezanlarımız bu ülkede günde beş vakit okunmaya devam edecek”
Camide 8 gasilhanenin bulunduğunu aktaran Özel, şöyle devam etti:
“Üniversite hastanesinin morgunun yeterli olmadığı noktalarda Eskişehir’in bütün ihtiyacına yanıt verebilecek, taziye evinden ikramına, taziye evindeki çay ocağından hocaların taziye dualarını yapacakları imkanlara kadar her şeyin ayrı ayrı düşünüldüğü, beyaz rengiyle hepimizin bu güzel ramazan gününde, bu güzel cuma gününde ziyaret etmekten büyük keyif aldığımız muhteşem bir eser kazandırıyor Hocam. Kapının 16 yılda yapıldığını ve Ali Bey’in emekleriyle yapılıp buraya hediye edildiğini görünce, 16 yıl önce hocam o gün ne düşünüyordu, Ali Bey bu kapıya ilk başladığında ne düşünüyordu bilinmez ama öyle bir tevafuk ikisinin hayallerini bu caminin kapısında birleştirmiş. Üzerinde de Kur’an-ı Kerim’in Hazreti Muhammed’e, Peygamber’imize indirilen ilk ayeti yazıyor: ‘Oku.’ Zaten Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetiyle yola çıkan ve okuyarak bilimle, fenle, inancı birlikte sürdürenler bu ülkenin gelişimine katkı koyacak olanlardır.”
Özgür Özel, Kurtuluş Savaşı’nda hayatını kaybedenlere, o günden bugüne bu memlekette ezanlar susmasın, bayraklar inmesin, vatan bölünmesin diye hayatını veren şehitlere Allah’tan rahmet diledi.
Ülkenin üzerinde Türk bayrağının ilelebet egemenliği simgeleyerek dalgalanacağını belirten Özel, “Dinimizin çağrısı ezanlarımızın bu ülkede günde beş vakit okunmaya Gazi Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşları ve bize emanet ettikleri Cumhuriyet’e sahip çıkan herkesin emekleriyle devam edeceğini biliyoruz.” ifadesini kullandı.
“Bir kez daha Filistin için ateşkes ve kalıcı bir barış çağrısında bulunuyoruz”
İsrail’in aylardır süren Gazze’ye saldırılarına değinen Özel, şöyle konuştu:
“Filistin’de zulüm sürüyor. Şu ana kadar 32 binden fazla insan, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere katledilmiş durumda. Bir kez daha Filistin için ateşkes ve kalıcı bir barış çağrısında bulunuyoruz. 1969 sınırlarında başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletini savunuyoruz. Üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’la kurduğu dostluk ve Filistin’e verdiği desteği Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal tavrı olarak bir kez daha tekrar ediyor önce tüm İslam coğrafyasına ve mübarek ramazanın bütün dünyaya barış getirmesini bir kez daha diliyorum.”
Dualarla gerçekleştirilen caminin ve tesislerine açılışına, CHP Eskişehir milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ayşe Ünlüce, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ile diğer ilgililer katıldı.
Özel, açılışın ardından beraberindekilerle ramazan ayının ilk cuma namazını 100. Yıl Camisi’nde kıldı.
]]>Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin başkenti Stuttgart’a 2 bin kişilik cami ve külliye inşa ediliyor. Projesi Aralık 2019’da tanıtılan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı Stuttgart-Feuerbach Yeni Camii ve Külliyesi’nin inşaat ruhsatının onaylanmasının ardından çalışmalar başladı.
4 bin 750 metrekarelik alan üzerine inşa edilecek ve 2 bin kişinin ibadet edebileceği caminin külliyesinde eğitim ve sosyal etkinlikler için özel alanlar, konferans salonu, idari birimler ve kapalı otopark yer alacak. Maliyeti yaklaşık 22 milyon euro olan projenin inşaatının en fazla 4 yılda tamamlanması bekleniyor.
Bölgede yaşayan cemaat, ibadetlerini geçici olarak inşaat yakınına kurulan konteynerde yapıyor.
Feuerbach DİTİB Yeni Camii Dernek Başkanı İsmail Çakır yaptığı açıklamada, inşası başlayan külliyenin Almanya’da bir ilk olacağını belirterek, “Her kesime hitap eden çok fonksiyonlu bir cami günümüze kadar yapılmamıştı. Biz de hepsini düşünerek bir ilke imza atacağız. Toplam 4 bin 750 metrekare kullanım alanı olacak. Yardımlarımız iyi gelirse 2 bin metrekare daha ilave edeceğiz” dedi. Yeni projeden aylık 35 bin euro bir gelir elde edileceğini ifade eden Çakır, Müslümanlardan projeye destek olmalarını beklediklerini söyledi.
“Cami coğrafyaya değer katacak”
Stuttgart Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Fatih Burak Mermer, Feuerbach bölgesinde daha önce bir caminin olduğunu ancak gelişen şartlar nedeniyle ihtiyaçlar karşısında yetersiz kaldığını belirterek, “Camimizi, kültür merkezimizi ve konferans salonlarımızı yenilememiz gerekti. Almanya’nın Stuttgart şehrinde merkezimizde muhteşem bir mabedin inşası için iş makinelerimiz ve inşaat firmamız çok güzel bir şekilde çalışıyorlar. Almanya’daki camilerimiz sadece beş vakit namazın kılındığı camiler değildir. Konferans salonlarıyla bir kültür merkezi, aynı zamanda sınıflarımızla bir eğitim merkezi, resmi ve dini törenlerimizi, toplantılarımızı yaptığımız kültür merkezimizdir” dedi.
Cami ve külliyenin coğrafyaya değer katacağını ifade eden Mermer, “Çok büyük bir proje olduğu için bu güne kadar olduğu gibi bütün vatandaşlarımızın projeye destek olmalarını istirham ediyorum. Bir mabedin inşaatı başladığı zaman hiçbiri yarıda kalmamıştır. Hayırsever vatandaşlarımızın, kadirşinas cemaatimizin katkılarıyla inşallah el birliğiyle Stuttgart’ımıza bu güzel mabedimizi, eğitim merkezimizi, külliyemizi, kültür merkezimizi hep birlikte kazandıracağız. Bu güzel mimarinin yaklaşık 3 yıllık bir planlaması var. En fazla 1 yıl uzamasını öngörüyoruz. İnşallah vatandaşlarımızın merakla beklediği Almanya’nın güney bölgesine de hizmet etmesini beklediğimiz mabedimizi en kısa sürede tamamlarız. Emeği geçenlere, maddi ve manevi emek verenlere dualarıyla bizlere destek olanlara çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Müslümanlara destek çağrısı
Feuerbach Camii din görevlisi Nizamettin Tunç, “Bütün Müslüman kardeşlerimizi külliyeye yardıma davet ediyoruz. 22 milyon euroluk projeyi sizlerin desteğiyle birlikte borca girmeden tamamlamanın gayreti içerisindeyiz. Allah yardım eden herkesten razı olsun” dedi.
Bu güzel projenin en kısa zamanda açılması için bütün Müslümanlardan destek beklediklerini belirten din görevlisi Nurettin Nur ise, “Bu külliyenin en kısa sürede hizmete başlamasını temenni ediyoruz” ifadesini kullandı.
Bölgede yaşayan Ertuğrul Demir de yaptığı açıklamada, “Böyle bir projenin Stuttgart’ımıza kazandırılması çok onur verici bir şey. İnşallah en kısa sürede bitmesini temenni ediyoruz” diye konuştu. – STUTTGART
]]>Dündar, ramazan ayının ilk iftarını vatandaşlarla yaptı
BURSA – Osmangazi Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Osmangazi Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar, ramazan ayının ilk iftarını Çukurca Mahallesi’nde vatandaşlar ile birlikte yaptı. İftarın ardından Osmangazi Belediyesi’nin destekleriyle yeniden inşa edilen Mehmed Zahid Kotku İzvat Camii’nin açılışını gerçekleştiren Başkan Dündar, teravih namazını da yeni camide kıldı.
Eskiyen ve kapasite olarak ihtiyaca cevap vermediği için yıkılarak Osmangazi Belediyesi ve hayırseverlerin katkılarıyla yeniden inşa edilen Mehmed Zahid Kotku İzvat Cami’nin bahçesinde verilen iftara Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ile birlikte Osmangazi Kaymakamı Ali Partal, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, Osmangazi Müftüsü Mehmet Uzun, Çukurca Mahallesi Muhtarı Sayit Çetin ve çok sayıda vatandaş katıldı. İftar yemeğinde, ramazan ayının birleştiriciliği en güzel şekilde gözler önüne serildi. Akşam ezanının okunmasıyla birlikte orucunu vatandaşlar ile birlikte açan Başkan Dündar, ramazan ayında kalabalık sofralarda iftar yapıyor olmanın kendisini çok mutlu ettiğini söyledi.
“Ramazan ayında pekişen birlik ve beraberliğimiz her zaman devam etsin”
Birlik, beraberlik ve kardeşlik ayı ramazanın ilk gününde, vatandaşlarla birlikte iftar yapmanın huzurunu yaşadıklarını ifade eden Başkan Dündar, “Ramazan ayı insanları birbirine yakınlaştıran, paylaşma duygularını artıran çok bereketli bir ay. Bu mübarek ayda vatandaşlarımızla bir arada olmak, aynı iftar sofrasında buluşmak en büyük mutluluğumuz. Ramazan ayında pekişen birlik ve beraberliğin her zaman devam etmesini diliyorum. Tüm vatandaşlarımızın Ramazan ayını kutluyorum. Allah tuttuğumuz oruçları ettiğimiz duaları kabul etsin” dedi.
“Ülkemizin zenginliği böyle eserlerle belli oluyor”
Ramazan ayının ilk gününde Osmangazi Belediyesi ve hayırsever vatandaşlar işbirliğinde yeniden inşa edilen Mehmed Zahid Kotku İzvat Camii’nin açılışını gerçekleştiriyor olmanın da mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Başkan Dündar, “Maneviyatı yüksek ramazan ayının ilk iftarıyla birlikte bu camimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Osmangazi Belediyesi olarak ilçemizin her noktasında hizmetlerimiz ile varız. Kentsel dönüşümden ulaşıma, tarihi eser restorasyonlarından temizliğe, park ve bahçe yapımından eğitime kadar her alanda hizmetlerimiz var. İlçemizde 360’dan fazla camimiz bulunuyor. Bu camilerimizin ihtiyaçlarının karşılanması noktasında da çalışmalar yürütüyoruz. Yeni cami yapılması noktasında ise gerek imar planlarının oluşturulması, gerekse de inşaat konusunda cami yaptırma derneklerimize destek oluyoruz. Buradaki mevcut İzvat Camii, eskimiş ve kapasitesi yetersiz kalmıştı. Caminin etrafını kamulaştırarak yıktık ve hayırseverler vatandaşlarımız ile birlikte yeni bir cami inşa ettik. Yapılan cami, erken dönem Osmanlı ve Selçuklu mimarisini taşıyor. Çok estetik bir cami. Çukurca sakinleri, camilerine sahip çıkarak bu güzel eseri uzun yıllar ayakta tutacaklarıdır. İçinde cemaat varsa camilerimiz yaşar. Eski camilerin kendi dönemini yansıtan mimari özellikleri vardır. Bu camimiz de 100 yıl sonra bu dönemin mimarisini, sosyal ve ekonomik yapısını yansıtacaktır. Ülkenin, devletin ve milletin zenginliği böyle eserlerde belli oluyor” dedi.
Osmangazi Müftüsü Mehmet Uzun da, “Çok değerli bir alimin ismini taşıyan bu camimiz ben göreve geldiğim zaman yeni yıkılmaya başlanmıştı. Osmangazi Belediye Başkanımız Mustafa Dündar, yaptığı kamulaştırmalar ile cami alanının genişlemesini sağladı. Osmangazi Belediyemiz ve hayırsever vatandaşlarımız işbirliğinde, ibadeti zevkle yapacağımız bir cami ortaya çıktı. Allah’a hamd olsun ramazan ayının ilk iftarını da bu güzel camimizin bahçesinde yaptık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Çukurca Mahallesi Muhtarı Sayit Çetin de gerek Çukurca Mahallesi’ne yaptığı hizmetler, gerekse de Mehmed Zahid Kotku İzvat Cami’nin inşaatına verdiği desteklerden dolayı Başkan Dündar’a teşekkürlerini sundu.
Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle açılışı gerçekleştirilen Mehmet Zahid Kotku İzvat Cami’nde teravih namazı kılındı.
]]>Eskiyen ve kapasite olarak ihtiyaca cevap vermediği için yıkılarak Osmangazi Belediyesi ve hayırseverlerin katkılarıyla yeniden inşa edilen Mehmed Zahid Kotku İzvat Cami’nin bahçesinde verilen iftara Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ile birlikte Osmangazi Kaymakamı Ali Partal, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, Osmangazi Müftüsü Mehmet Uzun, Çukurca Mahallesi Muhtarı Sayit Çetin ve çok sayıda vatandaş katıldı. İftar yemeğinde, ramazan ayının birleştiriciliği en güzel şekilde gözler önüne serildi. Akşam ezanının okunmasıyla birlikte orucunu vatandaşlar ile birlikte açan Başkan Dündar, ramazan ayında kalabalık sofralarda iftar yapıyor olmanın kendisini çok mutlu ettiğini söyledi.
“Ramazan ayında pekişen birlik ve beraberliğimiz her zaman devam etsin”
Birlik, beraberlik ve kardeşlik ayı ramazanın ilk gününde, vatandaşlarla birlikte iftar yapmanın huzurunu yaşadıklarını ifade eden Başkan Dündar, “Ramazan ayı insanları birbirine yakınlaştıran, paylaşma duygularını artıran çok bereketli bir ay. Bu mübarek ayda vatandaşlarımızla bir arada olmak, aynı iftar sofrasında buluşmak en büyük mutluluğumuz. Ramazan ayında pekişen birlik ve beraberliğin her zaman devam etmesini diliyorum. Tüm vatandaşlarımızın Ramazan ayını kutluyorum. Allah tuttuğumuz oruçları ettiğimiz duaları kabul etsin” dedi.
“Ülkemizin zenginliği böyle eserlerle belli oluyor”
Ramazan ayının ilk gününde Osmangazi Belediyesi ve hayırsever vatandaşlar işbirliğinde yeniden inşa edilen Mehmed Zahid Kotku İzvat Camii’nin açılışını gerçekleştiriyor olmanın da mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Başkan Dündar, “Maneviyatı yüksek ramazan ayının ilk iftarıyla birlikte bu camimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Osmangazi Belediyesi olarak ilçemizin her noktasında hizmetlerimiz ile varız. Kentsel dönüşümden ulaşıma, tarihi eser restorasyonlarından temizliğe, park ve bahçe yapımından eğitime kadar her alanda hizmetlerimiz var. İlçemizde 360’dan fazla camimiz bulunuyor. Bu camilerimizin ihtiyaçlarının karşılanması noktasında da çalışmalar yürütüyoruz. Yeni cami yapılması noktasında ise gerek imar planlarının oluşturulması, gerekse de inşaat konusunda cami yaptırma derneklerimize destek oluyoruz. Buradaki mevcut İzvat Camii, eskimiş ve kapasitesi yetersiz kalmıştı. Caminin etrafını kamulaştırarak yıktık ve hayırseverler vatandaşlarımız ile birlikte yeni bir cami inşa ettik. Yapılan cami, erken dönem Osmanlı ve Selçuklu mimarisini taşıyor. Çok estetik bir cami. Çukurca sakinleri, camilerine sahip çıkarak bu güzel eseri uzun yıllar ayakta tutacaklarıdır. İçinde cemaat varsa camilerimiz yaşar. Eski camilerin kendi dönemini yansıtan mimari özellikleri vardır. Bu camimiz de 100 yıl sonra bu dönemin mimarisini, sosyal ve ekonomik yapısını yansıtacaktır. Ülkenin, devletin ve milletin zenginliği böyle eserlerde belli oluyor” dedi.
Osmangazi Müftüsü Mehmet Uzun da, “Çok değerli bir alimin ismini taşıyan bu camimiz ben göreve geldiğim zaman yeni yıkılmaya başlanmıştı. Osmangazi Belediye Başkanımız Mustafa Dündar, yaptığı kamulaştırmalar ile cami alanının genişlemesini sağladı. Osmangazi Belediyemiz ve hayırsever vatandaşlarımız işbirliğinde, ibadeti zevkle yapacağımız bir cami ortaya çıktı. Allah’a hamd olsun ramazan ayının ilk iftarını da bu güzel camimizin bahçesinde yaptık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Çukurca Mahallesi Muhtarı Sayit Çetin de gerek Çukurca Mahallesi’ne yaptığı hizmetler, gerekse de Mehmed Zahid Kotku İzvat Cami’nin inşaatına verdiği desteklerden dolayı Başkan Dündar’a teşekkürlerini sundu.
Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle açılışı gerçekleştirilen Mehmet Zahid Kotku İzvat Cami’nde teravih namazı kılındı. – BURSA
]]>“Peygamberlerin atası” kabul edilen Hazreti İbrahim’in doğduğu, Hazreti Eyyüp, Hazreti Elyasa ve Hazreti Şuayp peygamberlerin yaşadığı rivayet edilen Şanlıurfa, kültürel değerlerinin yanı sıra inanç turizminde ön plana çıkıyor.
Kentle özdeşleşen ve Hazreti İbrahim’in doğduğu rivayet edilen makam ve ateşe atıldığı yer olarak bilinen Balıklıgöl, en çok ilgi çeken mekanların başında geliyor.
İslam inancına göre ayrı bir öneme sahip olan Balıklıgöl ve Hazreti Eyyüp’ün çile çektiği makam olarak kabul edilen “Sabır Mekanı” her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor.
Hasar gören camilerde onarım sürüyor
Türkiye’yi derinden etkileyen Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihli depremlerde de kentteki 2 bin 144 camiden 1’i yıkıldı, 48’i ağır, 131’i de orta derecede hasar aldı.
Hizmetleri etkileyecek şekilde hasar alan 180 camiden 54’ü tadilatın ardından ibadete açıldı, 126 camide ise bakım, onarım ve restorasyon işlemleri devam ediyor.
İl Müftülüğü, kentte ramazanın özüne uygun şekilde geçirilmesi için camilerde yürütülen çalışmaları tamamladı.
İl Müftü Yardımcısı İbrahim Halil Aslan, AA muhabirine, geçen yıl deprem ve sel felaketi nedediyle bazı camilerin kapandığını söyledi.
Hafif hasarlı olan camilerin tamirat ve tadilatını yaparak hızlıca ibadete açtıklarını belirten Aslan, “Bazılarının çalışması devam etmekte. Özellikle ramazanda cemaatimizin manevi duygusallığı yoğunlaştığından dolayı camilerimize önem vermekteyiz. Özellikle cemaatin yoğun olarak camilerimize rağbet görmesinden dolayı ramazan ayı öncesi bizler cami cemaatimizi camilerde iyi karşılamak adına temizlik faaliyetimiz var. Bunu da hem İl Müftülüğü hem de ilçe müftülükleri ve belediyelerimizle beraber bu temizlik faaliyetini yürütmekteyiz.” diye konuştu.
Enderun usulü teravih geleneğini sürdürülecek
Teravih namazını yaklaşık 2 bin camide eda edeceklerini dile getiren Aslan, cemaati Kur’an-ı Kerim ile buluşturmaya gayret gösterdiklerini aktardı.
Kentte Enderun usulü teravih geleneğini sürdüreceklerini ifade eden Aslan, şunları kaydetti:
“Birkaç yıldır Şanlıurfa’da özellikle bazı hocalarımızın, bazı belediyelerimizin destekleriyle Osmanlı döneminden kalan bir Enderun usulü teravih geleneği söz konusu. Bizler burada da bu geleneği yaşatma adına bir gayret içerisindeyiz. Özellikle dışarıdan getireceğimiz hocalarla cemaatimize farklı ses, farklı nefeslerin dinlenmesine vesile olacağız. Her hafta cumayı cumartesi gününe bağlayan gece inşallah Mevlana Celaleddin Rumi Camisi’nde bu Enderun usulü teravihimiz icra edilmiş olacaktır. Ramazan ayı geldiğinde özellikle insanların kendi nefislerini terbiye etme adına itikafa girmeleri söz konusu. Bu da insanların rağbet gösterdiği camileri biz göz önünde bulunduruyoruz. Herhangi bir sıkıntıya düşmeyecek şekilde planlamasını yapıyoruz. Bu yıl da planlamasını yaptık. Vatandaşlarımızı ramazanın özellikle son 10 gününde camilerimizde inşallah itikafla ağırlayacağız.”
Merkez ve ilçelerde bazı camilerde hatimle teravih geleneğini sürdüreceklerini kaydeden Aslan, “Vatandaşlarımız sıkıntısız bir şekilde ibadetlerini gerçekleştirmek için öncesinden gerekli toplantılar, planlamalar, bütün hazırlıklarımız ona göre yapıldı. inşallah vatandaşlarımızı camilerde ağırlayacağız.” diye konuştu.
]]>Diyanet İşleri Başkanlığının Ankara’daki genel merkezinde düzenlenen toplantıda Ramazan ayı faaliyetleri paylaşıldı. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, yaptığı konuşmada İslam coğrafyalarında yaşanan zulüm ve trajedilere son verme sorumluluğunun Müslümanların üzerinde olduğunu ifade etti. Gazze’nin, Kudüs’ün, Doğu Türkistan’ın zulümlerden kurtuluşu için birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğunu belirten Erbaş, “İdrak edeceğimiz Ramazan ayının bu anlamda yeni bir uyanışa ve dirilişe vesile olmasını temenni ediyorum. Zira Ramazan ayı, ruh ve gönül dünyamızın ferahlık bulduğu, kardeşliğimizin pekiştiği, dayanışma bilincimizin güçlendiği, iyiliklerin çoğaldığı, umutlarımızın yeniden yeşerdiği kutlu bir aydır” ifadesini kullandı.
“2024 yılı Ramazan temasını ‘Ramazan ve Ahiret Bilinci’ belirledik”
Diyanet İşleri Başkanlığının her yıl Ramazan ayında toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı arttıran adımlar attığını belirten Erbaş, “2024 yılı Ramazan temasını da ‘Ramazan ve Ahiret Bilinci’ olarak belirledik. Bu bağlamda Ramazan ayı boyunca yapacağımız programlarla İslam’ın dünya ve ahiret dengesindeki hayat tasavvurunun daha iyi anlaşılmasını; iman, ibadet, ahlak ve değerler eksenindeki medeniyet mefküresinin fert ve toplum boyutunda hayata hakim olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.
“Çocukları orucun lezzetine alıştıralım”
Çocukların zihin ve gönül dünyalarında Ramazan’a dair tatlı hatıralar biriktirilmesi gerektiğine işaret eden Erbaş, “Bu ayın manevi atmosferinden hakkıyla istifade edebilmeleri, ahlak ve karakterlerini Ramazan’ın merhamet ikliminde inşa edebilmeleri için çocuklarımızı teşvik edelim, isteklendirelim, destekleyelim. Onları sahurun bereketiyle buluşturalım. Orucun lezzetine alıştıralım. İftarın sevinciyle tanıştıralım” ifadelerini kullandı.
“Ramazan’ın manevi havasını hep birlikte teneffüs edelim”
Birlikte ibadet etme hazzını çocuklara aşılamak gerektiğine vurgu yapan Erbaş, “Yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın önemini yaşayarak öğrensin evlatlarımız. Bunun için camilerimizdeki sohbetlere, mukabelelere ve teravih namazlarına onlarla beraber katılarak, Ramazan’ın manevi havasını hep birlikte teneffüs edelim” dedi.
“Tüm camilerimizde ve Kur’an kurslarımızda mukabeleler okunacaktır”
Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Ramazan ayında alınan kararları aktaran Erbaş, şunları kaydetti:
“Ramazan ayı boyunca hizmetlerimiz büyük bir titizlikle sürdürülecektir. Ülkemizin her köşesinde ‘Ramazan ve Ahiret Bilinci’ teması çerçevesinde irşat programları icra edilecektir. Ramazan ayı boyunca kadınlara, gençlere, çocuklara, engellilere yönelik özel irşat programları düzenlenecektir. Tüm camilerimizde ve Kur’an kurslarımızda mukabeleler okunacaktır.”
“‘Tefsirli mukabele’ programları yapılacaktır”
Resmi kurumlarda çalışanların camilerde okunan mukabelelere iştirak edememesi noktasında kamu kurumlarında uygun görülen yerlerde mukabele okunmasının sağlanacağını söyleyen Erbaş, “Müftülüklerce uygun görülen camilerimizde vatandaşlarımızın Kur’an-ı Kerim’i anlamasını sağlamaya yönelik ‘tefsirli mukabele’ programları yapılacaktır. Yine müftülüklerce uygun görülen cami ve mescitlerde ‘hatimle teravih namazı’ kıldırılacaktır” diye konuştu.
“‘Alo 190 Dini Soruları Cevaplandırma Hattı’ vatandaşların hizmetinde olacak”
Dini soruları olan vatandaşlar için de çözüm yolları ürettiklerini kaydeden Erbaş, “Alo 190 Dini Soruları Cevaplandırma Hattı’, Ramazan ayı boyunca haftanın 7 günü sabah 08.00 akşam 22.00 saatleri arasında vatandaşlarımızın hizmetinde olacaktır. Bununla birlikte vatandaşlarımız, Din İşleri Yüksek Kurulumuzun Mobil Fetva uygulamasından, internet sitesi veya e-Devlet üzerinden her türlü dini sorularını yazılı veya görüntülü bir şekilde sorabilecektir” ifadelerine yer verdi. – ANKARA
]]>On bir ayın sultanı ramazanın yüzyıllardır süregelen geleneği mahyalar, İstanbul’daki camilere asılmaya başlandı.
Her ramazanda camileri süsleyen mahyalara ilişkin Eyüpsultan Camisi’nin ardından Ayasoyfa Camii ile devam eden çalışmalar dron ile görüntülendi.
“Ramazanın en önemli işaretlerinden biri de mahyalar”
İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdür Yardımcısı Levent Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü olarak bu sene 7 selatin camisinde, kadim bir Osmanlı ve cami süsleme geleneği olarak mahya asma işlerine başladıklarını söyledi.
Ramazan ayı boyunca 7 farklı selatin camisine beşer farklı mahya asılacağını dile getiren Çetin, “Bu gelenek, Osmanlı padişahları tarafından da önemsenmiş bir cami süsleme sanatı. Dönemin padişahları da camilerin mahyalar ile süslenmesini istemişler.” dedi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak ramazan ayı boyunca bu geleneği sürdürmeye devam ettiklerini vurgulayan Çetin, “Ramazanın geldiğinin en önemli işaretlerinden birisi de bu mahyalar. İnsanlarımız bu mahyaları camilerimizin üzerinde gördüğünde ramazan hissiyatını çok daha iyi hissediyorlar.” şeklinde konuştu.
“Mahya sanatımızı yüzyıllardır devam ettirmeye çalışıyoruz”
Osmanlı’nın son mahyacısı Hacı Ali Ceyhan’ın çırağı mahya ustası Kahraman Yıldız ise mahya yazılarının Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği tema çerçevesinde belirlendiğini belirterek, “Bu senenin teması ramazan ve ahiret bilinci. Bu tema doğrultusunda İstanbul Müftülüğünün vermiş olduğu veciz sözler var. Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğüne bu sözler geldi. Vakıflar Genel Müdürlüğü sayesinde mahya sanatımızı yüzyıllardan beri devam ettirmeye çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
Mahya asmaya her sene olduğu gibi Eyüp Sultan Camisi’yle başladıklarına işaret eden Yıldız, ilk olarak “Ramazan Kur’an ayıdır” yazısının asıldığını, ramazan boyunca 5 farklı yazının camide yer alacağını kaydetti.
Yıldız, “Eyüp Sultan’da 5 tane yazımız var, diğer camilerde de beşer tane yazımız var. Yalnız Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde ‘La ilahe illallah’, Sultanahmet Camisi’ne ise ‘Muhammedün Resulullah’ yazıları bir ay boyunca kalacak. Diğer 5 caminin yazısı değişecek.” bilgisini verdi.
“En büyük harfler Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde”
Mahya sanatının Osmanlı Devleti zamanına dayanan çok eski bir sanat olduğunu vurgulayan Yıldız, “Ramazan önemli bir olay. Sinemanın, televizyonun, gazetenin olmadığı dönemlerde tek görsel yayın mahyalar vardı. Hala o sıcaklık devam ediyor. Biz de burada belirli mesajları yazarak halkımızı aydınlatıyoruz ve akşamları güzel bir şenlik oluyor, ramazan şenliği oluyor.” şeklinde konuştu.
Mahya ustalığının zevkli fakat zor bir iş olduğunu belirten Yıldız, “Her işin bir zorluğu vardır. Bu işi de Allah’a şükür yıllardan beri yapmaya devam ediyoruz.” dedi.
Meslek hayatı boyunca pek çok hatırası bulunduğunun altını çizen Yıldız, “Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde hiç mahya yoktu, evvelki sene buraya mahya kurduk. Osmanlı döneminde de buraya mahya kurulması girişiminde bulunmuş ama minarelerin arasındaki mesafe çok açık olduğu ve tek şerefesi olduğu için muvaffak olunamamış, birbirine vurarak hepsi kırılmış. Allah’a şükür ampuller arasındaki mesafeyi uzattım, o yüzden çarpışma olmuyor. En büyük harfler de Ayasofya’da. Zorluğu var, üç camiye bedel burası. Aslında işçiliği zor, ağır bir iş ama görüntü olarak çok güzel oldu. Hayırlı uğurlu olsun diyelim.” değerlendirmesini yaptı.
Mahya ustası Yıldız, gençlerin bu ata yadigarı sanatı sürdürmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ben de şu anda 69 yaşına geldim, 50 senedir bu işi yapıyorum. Artık birisi gelsin bayrağı alsın devam etsin. Aslında güzel meslek, biraz zorluğu var ama güzel meslek. Sevda işi biraz da yani illaki isteyerek olacak, seveceksiniz mesleği. Biraz da ahlak gerekiyor, camilere güzel güzel sözler yazıyorsunuz.” diye konuştu.
Osmanlı Devleti’nde ilk olarak Sultan 1. Ahmet döneminde Sultanahmet Camisi’ne asılmasıyla başlayan mahya geleneği günümüzde de devam ediyor.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara ile birlikte halk buluşması gerçekleştirdi. Hançerli’ye tavrı nedeniyle teşekkür eden İmamoğlu, “Onun bu kadirşinaslığını, partili duruşunu, yoldaşlığını alkışlıyorum. Yakışanı yapıyor. Yakışanı yapmaya, herkesi davet ediyorum” dedi. İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a da “Ne diyor acemi aday? İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Ona buradan sesleniyorum: Bu millete, ‘Kanal İstanbul gündemimde yok’ demeyene kadar, sana bu soruyu soracağım; bir. İki; senin gündeminde yok da sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız, hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nın da gündeminde var mı yok mu; onu açıkla” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara ile birlikte ilçe turu yaptı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Çaykara’nın içinde olduğu seçim otobüsünü yol boyunca sık sık durdurarak, sevgi gösterilerinde bulundu. Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı üyesi vatandaşlarla, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP İstanbul milletvekili Engin Altay, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel ve Cem Aydın eşliğinde bir araya gelen İmamoğlu, Hançerli ve Çaykara, mülkiyet sorunu yaşayan yurttaşlara hitap etti. İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’nin Avcılar’daki son adresi, Merkez Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşması oldu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de halk buluşmasında İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’ye eşlik etti.
“Bizim meydanlarımız aile meydanı” diyen İmamoğlu, buluşmada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“BİZİM MEYDANLARIMIZDA O PARTİ BU PARTİ YOK. BİZİM MEYDANLARIMIZDA HERKES VAR: Bu meydanlarda çocuklar var. Bu meydanlarda pırlanta gibi evlatlarımız var. Gençlerimiz var. Kısacası ailece buradayız, bizim meydanlarımız aile meydanı. Bizim meydanlarımızda o parti bu parti yok. Bizim meydanlarımızda sevgi var, bizim meydanlarımızda saygı var, bizim meydanlarımızda kalbi güzel insanlar var. Bizim meydanlarımızda oy veren vermeyen yok herkes. Bizi meydanlarımız gözünde, gönlünde kötülük olanın bile kalbine iyilik getir. Eğer kalbini buz bağlamışsa bizim kalbimizdeki güzellikler o buzları eritecek göreceksiniz. Biz bunu hep birlikte daha önce başardık öyle değil mi. Dualarınız sayesinde dimdik ayaktayız. Bugün burada olduğunuz için her birinize minnet duyuyorum. Ben Avcılar’daki hikayem tam 35 yıl. Ben burada üniversitede okudum. İstanbul Üniversitesi’ne geldim üniversiteyi bitirdim. Bu şehirde hep birlikte İstanbullu olduk komşu olduk, biz burada iş hayatımızı sürdürdük. Yuvamızı kurduk çocuklarımız oldu. Sonra dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum. Beni bu şehre belediye başkanı yapan Atatürk Cumhuriyetine minnet duygularımı iletiyorum. Beni bir köyden alıp buraya getiren bu makama yükselten Atatürk’ün kurduğu Türkiye değerleridir. Hepimizin borcu var. Biz o borcu ödeyeceğiz çocuklarımıza layık olacağız, gençlerimize layık olacağız. Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi güçlendirerek hep birlikte yolumuza devam edeceğiz.
EKREM İMAMOĞLU ORAYA CAMİİ YAPARSA MÜTEDEYYİN İNSANLAR EKREM İMAMOĞLU’NA TEŞEKKÜR EDER, ETMESİN DİYE: Biliyorsunuz girişte 475 araçlık bir otoparkı olan çok değerli bir meydan inşaatına bu kardeşiniz başladı. İnşallah bak göreceksiniz tam gaz devam edeceğiz. Orada hem o meydanı hem de sanat dolu çok güzel meydanı fonksiyonlarıyla birlikte hepinizin hizmetine biz sunacağız. Yine hemen orada 2019 yılında Silivri’de bir deprem oldu hatırlıyorsunuz değil mi? O depremde Hacı Ahmet Tükenmez Camimiz biraz hasar gördü. O cami bize söylendi ve yıktık. Oradaki o alanın yetkisi bizde olduğu için hızlıca oranın projesini yaptık. Biliyorsunuz oranın bir tarafı vatandaşların yürüyeceği iş yolu, bir tarafı buradan karşı tarafa geçiş yolu, önü de D100 karayolu. Yani ortada bir yer. Oraya çok güzel bir cami tasarladık. 800 kişilik kapalı alanı 800 kişilik açık alanıyla beraber iki bin kişilik bir cami tasarladık. Bakın etrafına da insanlar kitap alabilecekleri caminin fonksiyonlarına destek sunacak mükemmel bir alan tasarladık. Beş yıldır kaç kez Turan Hançerli başkanımız gitti konuştu. Biz ekip yolladık, anlattık. Bir müftü sırf Ekrem İmamoğlu oraya cami yapmasın diye bizim projemizi dava etti. Buna ben bu aklı biliyorum neymiş efendim, oraya daha büyük cami lazımmış. Burası kavşak kaldı ki caminin büyüğü değil. Bizim Yaradan’ımız, bizim inancımız bize tevazuyu, emretmiş. Tevazuyu oraya yakışanı yapmak bize yakışır, öyle güzel bir proje yaptık. Kaldı ki hemen karşı tarafında Cerrahpaşa Üniversitesi’nin sınırlarının içinde daha büyük bir cami tasarlanmış. Beni niye engelliyor biliyor musunuz? Aklı sıra Ekrem İmamoğlu oraya cami yaparsa hani mütedeyyin insanlar Ekrem İmamoğlu’na teşekkür eder, etmesin diye. Yahu Allah seni ıslah etsin. Allah seni ıslah etsin. Şimdi benim ne cami cemaatiyle ne mütedeyyin insanlarla ne inançlı insanlarla aramıza girebileceğini mi zannediyorsun hadi oradan, hadi oradan. Hadi oradan.
SİZİN SİYASETİNİZ BATSIN: Bakın ben size bir şey daha anlatayım. Hemen şurada, Yakuplu’da, hemen D 100 orada hasırcılar var. Onun arkasında bir cami yaptım. Adını da ne koydu biliyor musunuz? Kuvay-i Milliye Cami koydum. Ben bunları tanıyorum. Onun için anlatıyorum camii yaptık, diyanete teslim edeceğiz. Bir Kurban Bayramı arefesi. Dedim ki, camiiye gidin bakın bakalım eksiği var mı? Bir an önce bir an önce açılsın. Bayram namazı sabahı, ben orada kılacağım dedim. Arkadaşlarım geldi ne deseler iyi. Yahu başkanım gittik her şey tamam da müftü görevlendirmek istemiyormuş imamı. Dedim vallahi ben gider kıldırırım. Ben yaparım o işi. Aradım o zamanki yetkilileri. Dedim ki size yarım gün müsaade, yarım gün. O camiye imam görevlendiriyor musunuz? Görevlendirmiyor musunuz? Sen dedim bunu yapıyorsan bekliyorum cevabını o gün oraya imam görevlendirildi ve bayram namazını orada kıldık. Ben buradan o müftüye veya onun gibilere sesleniyorum. Sizin siyasetiniz batsın. Sizin siyasetiniz batsın. Allah sizi ıslah etsin. Yaradan bize demiş ki inançla yaşamla insan sevgisiyle büyü. Gerisini unut siyaset nedir bugün var yarın yok. Makam nedir? Mevki nedir? Ama bunların hepsi düzelecek.
BEN YILMAM KARDEŞİM BEN ADAMI YILDIRIRIM KARDEŞİM: Bakın biz burada beş yıldır cami yaptırmak için, yaptırmamak için uğraşıyor ama gene o camiyi biz yapacağız. Pırlanta gibi bir meydan olacak. Bakın biz burada çok güzel işler yaptık. Başkanım da biliyor, şu Marmara Caddesi’ni pırlanta gibi yaptık. Namık Kemal Caddesi, Reşit Paşa Caddesi ve buradaki bir kısım sokakları bu kapsamda yeniledik. İstanbul’un her ilçesine kent lokantası açacağız. Yine Enstitü İstanbul İsmek, kreş açtık üç tane 300 yakın çocuğumuz eğitim görüyor. Bizden önce kreş var mıydı bu şehirde? Yok. Sayısı kaçtı sıfır sıfır. Yurt var mıydı? Hayır. Sayısı kaçtı? Bunların notu da sıfır onu söyleyeyim size. Bunların notu da sıfır.İcraatçıyız kardeşim biz kalkınmacıyız. Bunlar tembelleşmişti. 2019 yılında seçimi biz kazanınca ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar öyle değil mi? 6 Mayıs’ta, seçimi iptal ettikten sonra hep birlikte bunlara demokrasi dersini verdik mi. Biz bunlara demokrasi dersi verdikten sonra ne yaptılar? Hakkımızda dava açtılar. Hapis cezası vermeye kalktılar. Siyasi yasak koymaya çalışıyorlar soruşturma koydular, onu yaptılar, bunu yaptılar. Beni, hem de beni yıldıracaklar. Ben yılmam kardeşim ben adamı yıldırırım, diyorlar ki senin arkanda kim var? Benim arkamda bak kızım (halk buluşması katılımcılarından) dedi ki ben varım. Benim arkamda 16 milyon var. Bakın en çok neye tahammül edemiyorlar biliyor musunuz? Ne dediler? Bunlar gelirse sosyal yardımlar kalkar dediler. Bu kardeşiniz bütçedeki payını tam altı katına çıkarttı. Onlar, torpilli bir kişiye, 120 bin dolar burs verdiler. Ben ise 100 bin milletin evladına yedi bin beş yüzer lira burs verdik.
BU KARDEŞİNİZLE EKİBİ İSTANBUL’U TALAN EDECEKLERİ KANAL İSTANBUL’U YAPTIRMADI YAPTIRMAYACAK KARDEŞİM: Biz 0- 4 yaş arası çocuğu olan anneler bu şehri özgürce gezecekler. Bebelerini mutlu yetiştirecekler dedim. Annelere o güzel anneyi evladıyla dolaşsın diye anne kart verdik. Ne dedi? Kimin parasını kime veriyorsun. Milletin parasını millete veriyorum, sizin gibi bir avuç insana vererek o bir avuç insanı mutlu etmiyoruz. Biz sosyal yardımları hem de partisi kimmiş, neymiş hiç önemli değil. Milletin ihtiyacına koşmak bizim sorumluluğumuz. Eğer bir memlekette yoksulluk varsa eğer bir memlekette, açta, açıkta birisi varsa ona yardım etmek, ona katkı sunmak lütuf değil bizim sorumluluğumuz Biz yardım yapmıyoruz. Onun hakkı olan ona veriyoruz. Bu sosyal demokrat anlayışı onlara öğreteceğiz. Bakın önümüzdeki yıl ne yapacağız biliyor musunuz? 100 bin gencimize bu sefer yıllık tam 15 bin lira burs vereceğiz. Niye çünkü bu ekonomiyi yönetemeyen bu akıl bizi enflasyona boğdu paramızı pul etti. Emeklimizi, kuyruklara mahkum etti. Bir de emekliye verilen ya da verilecek bir farkı bütçeye yük olduğunu söylüyor. Siz İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağınıza gidin ekonomiyi düzeltin. Gidin milletin hakkı olanı millete verin kardeşim. Emeklinin hakkı olanı emekliye verin. Ahlaklı bir dönem, bu süreçte İstanbul’da bir torpilli bir kişiye bile imar rantı verdirtmedi, vermedi. Bu kardeşinizle ekibi yol arkadaşları, İstanbul’u talan edecekleri Kanal İstanbul’u yaptırmadı, yaptırmayacak kardeşim.
BU MİLLET KENDİNİ ALDATANI SEVMEZ BİRDE ALDANANI: Ne diyor acemi aday, İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Vallahi dün bir şey dedi karıştırdı, önce aynaya bak dedi. Sonra ayran dedi, ayranı yok dedi. Ben de anlamadım ne dediğinden ama ona buradan sesleniyorum bu millete Kanal İstanbul gündemimde yok demeyene kadar sana bu soruyu soracağım bir. İki, senin gündeminde yok da, sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nda gündeminde var mı yok mu onu açıkla. Bu millet neyi sevmez biliyor musunuz? Kendini aldatanı sevmez, bir de aldananı sevmez. Bu millet aldanana da oy vermez aldatana da oy vermez. Birlikte olduğumuz sürece bu milletin birlik ve beraberliği için hep birlikte çalıştığımız süre bu milletin sırtı yere gelmez. İstanbul’un yokta yoklukta açta açıkta kimsesi kalmayacak güne kadar çok çalışmaya devam. Ben hepinizi çok seviyorum. Allah hepinizi korusun. Hep birlikte koşacağız. Milletçe, çok güzel işleri Avcılar’a, İstanbul’a hep birlikte üreteceğiz.
YAKIŞANI YAPMAYA HERKESİ DAVET EDİYORUM: Utku Caner Çaykara benim genç pırlanta, mühendis arkadaşım, kardeşim. Utku Caner Çaykara’yla çok güzel bir dönemi hep birlikte var edeceğiz. Biz Turan Hançerli dostumla çok güzel bir çalışma yaptık ve çok güzel başarılara imza attık. Şimdi Turan Hançerli Başkanımızla yine yan yana omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Göreceksiniz onu bu dönem ya sağımda ya solumda hep bir arada olacağız İstanbul için gayret içinde olacağız. Onun bu kadirşinaslığı partili oluşu, yoldaşlığını alkışlıyorum yakışanı yapıyor. Yakışanı yakışanı yapmaya herkesi davet ediyorum herkesi. Buyurun Utku Caner Çaykara kardeşimin çok başarılı olacağını yürekten inanıyorum. Sevgili kardeşim, il başkanım değerli dostum Özgür Çelik’e de hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. İlçe başkanım burada yarattığı iş birliği ortamı için ona da teşekkür ediyorum. Her şey çok güzel olacak. Tam yol ileri”
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’nin Ayasofya Camii’ni temizlemediği iddialarına sert tepki gösterdi. “Selatin camiler, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde, Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundadır” diyen İmamoğlu, “Bu iki kurum, İBB’ye temizlik, güvenlik konularında talepte bulununca, hemen belediyemiz Meclisi’ne protokol getiririz ve hizmete başlarız. Biz göreve geldiğimizde 39 selatin camiine bu hizmet veriliyordu. Şimdi ise, 42 oldu. Bizim dönemde talep geldi, artırdık 3 tane. Biri de hatta sıklıkla Sayın Cumhurbaşkanı’nın cuma namazı kıldığı Yıldız Hamidiye Camii’dir. Talep ettiler. Biz de verdik” dedi. “Seçim geldi ya, yine ortalığı karıştıracaklar” diyen İmamoğlu, “Seçim geldi yine başladı din, iman, kitap, memleket… Onların bu sevgileri seçimden seçime aklına geliyor. Bizim ise memleket sevgimiz, millet sevgimiz, bayrak sevgimiz her zaman var. Bizim inancımız, Yaradan’la kul arasındadır. Bunlarda ise, gösteriş işi oldu. Milletin canını yakmak için, milleti birbirine düşürmek ve ayırmak için, bütün kötü duygularını kullanıyorlar” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Arnavutköy Belediye Başkan adayı Tekin Aras ile birlikte ilçe turu yaptı. CHP milletvekili Engin Altay da ilçe turunda ikiliye eşlik etti. Merkez Mahallesi’nde kısa bir esnaf ziyareti yapan İmamoğlu ve Aras, Arnavutköy’ün cadde ve sokaklarında yol alan seçim otobüsüyle vatandaşları selamladı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Aras’a yol boyu sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu ve Aras, selamlamanın ardından İBB Arnavutköy Yaşam Merkezi’nde, aralarında STK üyeleri, spor kulüpleri temsilcileri, anneler, çocukları ve kanaat önderlerinin bulunduğu bir toplulukla bir araya geldi. İmamoğlu, salondaki kalabalıktan yer bulamayan yaş almış kadın vatandaşların ve çocuklu annelerin, kendi koltuğu da dahil olmak üzere, uygun yerlere oturtulmalarını sağladı.
“TEKİN ARAS’IN ENERJİSİ, GENÇLİĞİ BURAYA YANSIMIŞ”
Arnavutköy’deki gençlik enerjisini çok yüksek bulduğunu belirten İmamoğlu, “Muhtemeldir ki sevgili Tekin Aras’ın enerjisi, gençliği buraya yansımış” dedi. Görev süreleri boyunca İstanbul’un 39 ilçesine eşit hizmet sunduklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Hiç kimseye ‘O bana oy verdi, bu bana oy vermedi’ diye düşünmedik. ‘Burada bir başka partili belediye başkanı var, şu ilçede bir başka belediye başkanı var’ asla demedik. Birileri gibi de seçmeni cezalandırmayı, aklımızın ucundan bile geçirmedik” diye konuştu. Kendi dönemlerinde “kesilecek” denilen sosyal yardımların 5-6 katına çıkarıldığını belirten İmamoğlu; Halk Süt’ten Anne Kart’a, daha önce sayıları sıfır olan keşlerden öğrenci yurtlarına, Kent Lokantalarından Bölgesel İstihdam Ofislerine kadar, farklı alanlardaki uygulamalarından örnekler verdi. Arnavutköy özelindeki hizmetleri de detaylandıran İmamoğlu, yalnızca İSKİ’nin ilçede yaptığı altyapı yatırımları toplamının 3,8 milyar lirayı bulduğu bilgisini paylaştı.
“BİZİM MASAMIZDAN BİRLİK VAR”
“Her şeyin en iyisini ben bilirim” diyen anlayıştan olmadıklarının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:
“Benim dediğim olacak diyenlerden değiliz biz. Biz, sizinle düşüneniz. Biz, ortak aklı, aynı masada buluşmayı sevenleriz. Bizim masamızda ne var biliyor musunuz saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler? Bizim masamızdan birlik var. Bizim masamızda birbirimizi dinlemek ve anlamak var. Bizim masamızda kedere de ortak olmak var. Birbirimizi her anımızda, anlayışla karşılamak var. Bizim masamızda kimsenin inancını, kimsenin vatanseverliğini sorgulamak, asla yok. Hizmet yaparken oy vermiş mi, vermemiş mi diye bakmak asla yok. İBB, sosyal yardımlarla yüz binlerce ailenin evine girip, çıkıyor. Bakın; beş seneye yakındır çocuklarımıza süt ulaştırırken; annesine, babasına, ‘Sen nerelisin? Hangi partiye oy verdin’ diye asla sormayız, sormuyoruz, sordurmayacağız. Annelere İstanbul’da ücretsiz ulaşım kartını biz başlattık. ‘Bana oy verdin mi’ diye sormuyoruz. Tam kaç annenin cebinde o karttan var biliyor musunuz? 650 binin üzerinde annenin cebinde o karttan var. İhtiyacı olana, hak edene, hakkını veriyoruz.”
“İBB İNANÇ MASASI”NIN KURULUŞ SÜRECİNİ ANLATTI
Siyaseti de bu anlayışla yaptıklarına dikkat çeken İmamoğlu, “Biz, siyasetimizdeki odağı halka dönük yapıyoruz. Onun için bizim siyasetimizin adı; halkçılık. Şimdi bu salonda, Arnavutköy’de, özellikle demografik olarak çok sayıda Kürt hemşehrim var. Bununla ilgili benim ruhuma iyi gelen, benim ruhumu ısıtan bir şey olduğu için anlatacağım. İlçe belediye başkanıyken, tabii vefat eden hemşehrilerimin cenazelerine gidiyordum. Özellikle Kürt vatandaşlarımızın, yoğun bir biçimde taziye alanı talepleri vardı. Bu kardeşiniz bunu hissettiği için, -hatta bazen ne yazık ki engellemelere rağmen- ısrarla, inatla 9 tane taziye evini, Beylikdüzü’nde vatandaşımızın hizmetine açmaya vesile olan, benim oradaki Kürt hemşehrilerimdi, Kürt vatandaşlarımdı. ve o kadar değerli bir gelenek ki; insanlar orada bir arada, acılarını paylaşıyorlar. Çok güzel bir gelenek. O bakımdan evet; cenazelere gidiyorduk. Alevi vatandaşımız var. Caferi vatandaşımız var. Şafi vatandaşımız var. Fark etmez. Her vatandaşımız, elbette istiyorlar ki ibadetlerinde, cenazelerinde, kendilerinden, kendi geleneklerinden, kendi usullerinden bir din adamı olsun. Ama göreve geldiğimizde; biliyorduk ki, gördük ki, İstanbul Belediyesi’nde böyle bir hizmet yok. Göreve gelir gelmez, arkadaşlarıma dedim ki, ‘Bir inanç masası kuralım. İstanbul’un bütün inançlarını oraya davet edelim ve birlikte konuşalım. Kurduğumuz masayla birlikte, orada; Alevi dedelere, Şafi melelere, Caferi din adamlarına, hatta başka inançlardan papazlara, hahamlara bile görev verdik. Din görevlilerini istihdam ettik. Bakın; en gurur duyduğum şeylerden birisi budur” ifadelerini kullandı.
“BİR DAVA UYDURDULAR. ADINA DA ‘DİAYDER DAVASI’
DEDİLER. GÜNÜN SONUNDA HERKES BERAAT ETTİ”
Konuyla ilgili hazırlanan 2 dakikalık filmi katılımcılara izleten İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Bizim inancımız bile, bize bunu emreder; yani her inanca saygı duymayı. Bu din arkadaşlarımız, din adamı arkadaşlarımız, zaten İstanbul’un çeşitli yerlerinde görev yapıyorlardı. Ne yaptık? Onları kamusal bir çatıya ve güvenceye aldık. Bakın biz bunu yaptık ya, başımıza gelmeyen kalmadı. Evet. Sen misin bunu yapan? Neler oldu, neler? Bakın; bir dava uydurdular. Adına da ‘DİAYDER davası’ dediler. Belki basından duymuş olabilirsiniz. Neymiş efendim? Kürt din adamları üzerinden, o insanlara vermiş olduğumuz bu görevden ötürü, birtakım desteklerden ötürü inanın hem onlara hem de bize yönelik ‘terör’ davası açtılar. Aylarca televizyonlarda bizleri ‘terörist’ ilan ettiler. Birkaç din adamını hatta tutukladılar. Benim o kadar güzel duam var ki sevgili hemşehrilerim, sevgili dostlarım. Bu tür lafları ve bu tür kötülükleri yapanlara diyorum ki; ‘Allah onlara akıl versin.’ Günün sonunda ne oldu biliyor musunuz? Günün sonunda herkes beraat etti. Cezaevinde de kimse kalmadı. Geriye ne kaldı biliyor musunuz? Boş iftiralar, yalanlar ve insanlar hakkında çirkin bir karalama kaldı. Bir de boşu boşuna hapis yatan o güzelim insanlar oldu.”
“YİNE ORTALIĞI KARIŞTIRACAKLAR”
“Yine ortalığı karıştıracaklar ya, seçim geldi ya; seçim geldi yine başladı din, iman, kitap, memleket… Yani memleketini onlar seviyor. Bayrağını onlar seviyor. Bu toprakları onlar seviyor. Ben size bir şey söyleyeyim mi? Onların bu sevgileri seçimden seçime aklına geliyor. Bizim ise memleket sevgimiz, millet sevgimiz, bayrak sevgimiz her zaman var. Çıkmış bir meczup dün akşam televizyonun birinde, ‘Efendim İmamoğlu bir tek Ayasofya Camii’ne temizlik ve güvenlik hizmeti vermiyor’ diyor. Çünkü neymiş efendim? Ben, cami olmasından ötürü acı çekiyormuşum. Yahu benim aklımı benim vicdanımı, benim kalbimi bile okuyor! Cahilliğinden değil, kötü bir insan olduğu için, meczup olduğu için Ayasofya yalanını ortaya atıyor. Bugüne kadar hiç demedim. Ayasofya Camii, sadece ibadethane değilken bile, orası müzeyken bile, caminin bir bölümünde orada imam ezan okur, bir bölümünde de namaz kılınırdı. Ben şimdi oraya kaç defa gittiğimi mi anlatayım millete? ya bunlar kötü insanlar. Bunlar nasıl biliyor musunuz? Ben mesela, Allah rahmet eylesin, rahmetli dedemden, babamdan… Hepsi de hacıdır yani. Nerede namaz kılınır, nerede abdest alınır; kimse görmez. Namazını kılar, abdestini alır, duasını eder. Biz öyle öğrendik. Çünkü inancımız, Yaradan’la kul arasındadır. Bunlarda ise, gösteriş işi oldu. Milletin canını yakmak için, milleti birbirine düşürmek ve ayırmak için, bütün kötü duygularını kullanıyorlar.”
“SELATİN CAMİLER, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MÜLKİYETİNDE, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI SORUMLULUĞUNDADIR”
“O meczubun bu lafı, olur ya bir yere gider. Doğrusunu söyleyeyim: Selatin camiler, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindedir. Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundadır. Bu iki kurum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne temizlik, güvenlik konularında talepte bulununca, hemen belediyemiz Meclisi’ne protokol getiririz ve hizmete başlarız. Biz göreve geldiğimizde 39 selatin camiine bu hizmet veriliyordu. Şimdi ise, 42 oldu. Bizim dönemde talep geldi, artırdık 3 tane. Biri de hatta sıklıkla Sayın Cumhurbaşkanı’nın cuma namazı kıldığı Yıldız Hamidiye Camii’dir. Talep ettiler. Biz de verdik. Gayet doğal bir süreç. Bak; kimse suçlu değil. Ayasofya için ise böyle bir talep gelmedi. Hatta arkadaşların duyarlı davranmışlar, şifahen Vakıflar’a telefon açıp sormuşlar ve demişler ki, ‘İhtiyaç varsa, burayı da biz gündemimize alalım.’ Onlar ‘Gerek yok. Biz çözüyoruz’ demişler. Konu bu kadar basit. Ayasofya’nın sorumluluğu üzerinde olan iki kurumdan talep gelmezse, benim o hizmetleri verme hakkım yok. O kapıdan içeri giremiyoruz. Düşünsenize; ‘Ekrem İmamoğlu bir açılışa davet edildi mi edilmedi mi’yi bile tartışan bu insanların… Yani bir insanın, bir belediye başkanının, bir açılışa davet edilmesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Ortada bir davetiye var. Davetiye dönmüş ateş mektubuna. Herkes de kaçıyor ondan. Herkes kaçıyor. Tamam, orası elini yakar yani; cısss! Allah muhafaza bunlardan. Allah korusun. Onun için bu tür insanlar, ne yazık ki meczup insanlar, ahlaksızlığı huy edilmiş insanlar. Bunları hep Allah’ıma havale ediyorum. Yaradan’ıma havale ediyorum.”
“ONLAR BİR AVUÇ İNSANIN ZENGİNLİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR; BEN, 16 MİLYON İNSANIN MUTLULUĞUNU VE REFAHINI DÜŞÜNÜYORUM”
“Ben Trabzonlunun, Kastamonulunun sorununa nasıl yaklaşıyorsam; Bingöllünün, Diyarbakırlının, Erzurumlunun sorununa da öyle yaklaşıyorum kardeşim. Birçok şey konuşuyorlar, konuşacaklar. Birçok şey icat ediyorlar, edecekler. Çünkü zorları büyük. Onlar bir avuç insanın zenginliğini düşünüyor; ben, 16 milyon insanın mutluluğunu ve refahını düşünüyorum. ve ne konuşurlarsa konuşsunlar, buradan söylüyorum, ben, Kürt vatandaşlarımla arama bir kurumu ya da bir siyasi partiyi koymam. Ben, onlarla direkt konuşurum, direkt. Direkt içinde olurum. Direkt onunla sohbet edelim. Hem benim bir ayrım gayrım yok ki. Ben, bu şehrin insanları ile İstanbul’u ve ihtiyaçlarını her yerde konuşuyorum. Tabii ki İstanbul’un Arnavutköy’ün ihtiyaçlarını Kürtlerle konuşacağım, Kürt vatandaşlarımla konuşacağım. Bu şehirde herkes yaşıyor. Benim dünyaya, şehre, insanımıza, 16 milyon hemşerimize, 86 milyon vatandaşımıza bakışım bu kardeşim. Bunlar bunu anlayamadı, anlayamayacak. Ama milletimiz anladı kardeşim. Bana yeter.”
]]>İzmir Buca’da görevli imam hatip Yusuf Kılıç, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel seçim döneminde 29 Nisan 2023 tarihinde İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağı miting öncesinde AKP Buca İlçe Başkanlığı’ndan arandığını, kendisinden cemaatini miting için toplamasının istendiğini açıklamıştı. Kılıç, “Ben, bir cami imamıyım. Evet, bu ülkede demokrasi şöleni olabilir. Ama burada ben taraf değilim… Cemaatimden bir kısmını mitinglere götürürsem ben, bu caminin ilkesine, amacına karşı düşmüş olurum. Bu da benim için ve toplum için çok büyük bir sıkıntı” demişti.
Kılıç, bu olayın ardından kendisi hakkında soruşturma açıldığını ve ciddi tehditler aldığını duyurmuştu. Kılıç, kendisini tehdit edenler hakkında 3 Mayıs 2023 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.
Kılıç, olayın üzerinden 10 ay geçmesinin ardından İzmir dışına sürgün edildiğini, kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini ve bir imam tarafından işinden atılmakla tehdit edildiğini açıkladı. Sendikası Diyanet-Sen’in arkasında durmadığını belirten Kılıç, AKP Buca İlçe Başkanlığı’nın kendisini aramasının ardından yaşadıklarını şöyle özetledi:
“BAŞKA BİR İMAM TARAFINDAN GÖREVDEN ATILMAKLA TEHDİT EDİLDİM”
“Merhaba, ben Yusuf Kılıç. Cami, insanların Allah’a, kitaba ve peygamberlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı toplu bir yerdir. Ben de cami imamı olarak halka karşı sorumluluğumun bilinciyle çalışmaya başladığım günden bu yana hiçbir şekilde aksatmadan görevimi yürütmekteydim. 26 Nisan 2023 tarihinde kendisini AKP Buca İlçe Başkan Yardımcısı olarak tanıtan bir şahıs beni arayarak mitingleri için cami cemaati ayarlamamı ve mitinge götürmemi istedi. Ben de bunu reddettim. Deyim yerindeyse o günden sonra başıma gelmeyen kalmadı. Sürgün ile tehdit edildim. Hemen akabinde 29 Mayıs 2023 tarihinde Buca’da başka bir camiye gönderildim. Bu camide 4 ay boyunca görev yaptım. İmkanlar çok kısıtlı olduğu için cami tuvaletinde 4 ay boyunca banyomu yaptım. Aynı şekilde camide yatmak zorunda kaldım. Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım.
“İZMİR’İN DIŞINA SÜRGÜN EDİLDİM. EN SON TARAFIMA ‘KADEMENİN İLERLEMESİNİN DURDURULMASI’ CEZASI VERİLDİ”
Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi. Bu olaylar yaşanırken sendikam hiçbir şekilde arkamda durmadı. Ben buradan Türkiye Barolar Birliği’ne seslenmek istiyorum. Başıma gelen bu olayların araştırılmasını ve avukat yardımı istiyorum. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu en güzel şekilde adalet, hukuk ortaya çıkartabilir. Sizi adaletin ilk basamağı olan vicdanlarınızın sesini dinlemeye davet ediyorum. Ben, insanların siyasi görüşlerini sorgulayamam. İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir. İnsanların camiye ve dine olan güvenlerine zarar vermek istemedim. Hangi siyasi görüş olursa olsun, kurumun itibarını zedeleyecek hiçbir teklifi kabul etmek mümkün değildir. Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem.”
]]>Zeytinburnu Yeşiltepe Mahallesi’nde bulunan Konyalı Camii, 2019 yılındaki Silivri depreminden sonra yıkılma riski nedeniyle mühürlenmiş, 2020 yılında ise yıkım işlemi yapılmıştı. Nisan ayında inşaatı başlayan caminin açılışı bugün yapıldı. Açılış törenine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, parti yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.
Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bugün İslam dünyasının her tarafında yaklaşık 2 milyara yaklaşan büyük bir nüfusa sahip Müslüman dünyasının her yerinde camilerde Allahu Ekber sesleriyle insanlar aynı istikamete dönüyor. İnsanlar ortak dil ve kültür üzerinden müşterek bir noktaya doğru ilerliyor. Bu kadar büyük bir nüfusa sahip olmak bu kadar ciddi bir kalabalığa sahip olmakla birlikte ne yazık ki İslam dünyası caminin bize vermesi gereken birleştirici, bütünleştirici özellikleri yeterince taşıyamadığı için bu hasrete yeterince sahip olmadığı için Müslüman topluluklar çoğu zaman oradan buraya Peygamber Efendimizin ifadesiyle suyun üstündeki saman çöpü gibi savrulup duruyor” şeklinde konuştu.
“İnanın ki İsrail’in en büyük gücü ne elindeki askeri gücüdür, ne elindeki teknolojik gücüdür”
Filistin’de katliam yapan İsrail’i eleştiren Kurtulmuş, “Bunun en son örneğini İsrail’in Gazze’de ortaya koymuş olduğu ağır insanlık suçlarına karşı dünyanın sessiz kalması ve ne yazık ki Müslüman dünyasının bir sonuç geliştirememiş olmasını gösterebiliriz. Üzülerek takip ediyoruz. Büyük bir vahşet sadece Netanyahu ve ekibinin ortaya koyduğu politikalarla değil onların destekledikleri, onların sırtını sıvazladıkları bir takım güç merkezlerinden aldıkları destekle de bunu yapıyorlar. Biz burada konuşurken şu anda Müslümanların en büyük kutsallarından biri olan Mescid-i Aksa’nın sokakları kapatılıyor, oraya çıkan yollarda Müslümanların camiye girmesine engel olunuyor. Bebekler küvözlerde çırpınarak öldürülüyor. 80, 90 yaşındaki nineler keskin nişancılar tarafından keyifle, zevkle vurularak şehit ediliyor. Bütün dünya bunu izliyor. ve bu seyrin ötesinde bazıları da destek veriyor. İnanın ki İsrail’in en büyük gücü ne elindeki askeri gücüdür, ne elindeki teknolojik gücüdür. Ne arkasını dayadığı dayılardır, ne onların desteklediği ülkelerdir. Ne de dünyadaki üstün medya güçleridir. Ne dünya finansına sahip olan egemen olan o büyük güçleridir” ifadelerini kullandı.
“Sadece ortak hedefler, ortak anlayışlar istikametinde birleşmeli, bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “İnanın ki İslam dünyasının bu kadar çaresiz olması, dağınık olması, inisiyatifsiz olması, İsrail yönetiminin arkasındaki en büyük güçtür. Onun için diyoruz ki camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi zenginleştirmelidir. Bunun için bir araya gelmemizin kalplerimizin ve gönüllerimizin birleşmesi için bir araya gelmemize gerek yok. Sadece ortak hedefler, ortak anlayışlar istikametinde birleşmeli, bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz. Allah camiler etrafında ruhunu ve kalbini birleştirenlerden eylesin. Müslüman coğrafyasının ve yeryüzünün en her yerindeki büyük Müslüman toplulukları şuurla, inançla ve ortak bir kararlılıkla meselelerine sahip çıkmayı Cenab- ı Allah nasip etsin” ifadelerini kullandı.
Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy açıklama yaptı
Programda konuşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, “Bizim medeniyetimizde, şehirlerimizde şehrin mimarisi, şehrin oluşması bütün büyük İslam medeniyetlerinde cami eksenli olmuştur. Şehrin yerleşmesi, şehrin ana meydanında mutlaka bir cami var. Yanında toplumsal faaliyetlerin görülebildiği örneğin mektebi, medresesi, aşevleri, arastası, bedesteni, ticaretin olduğu mekanlarıyla birlikte şehre kimlik kazandıran, şehrin aklını bir araya getiren en önemli yapıtlardan birisi camiler olmuştur” dedi.
Konuşmalardan sonra caminin açılışı dualarla gerçekleştirildi. – İSTANBUL
]]>Kurtulmuş, Zeytinburnu Belediyesi tarafından inşa edilen Konyalı Camii’nin açılışı dolayısıyla düzenlenen programa katıldı.
Güzel bir caminin açılışı vesilesiyle Zeytinburnu halkıyla bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, caminin inşasında emeği geçenlere ve Belediye Başkanı Ömer Arısoy’a teşekkür etti.
Kurtulmuş, İslam medeniyetlerinde, şehrin mimarisinin cami eksenli olduğunu, camilerin halkı bir araya getiren önemli yapıtlar olarak öne çıktığını dile getirdi.
Camilerin şehrin sakinlerinin bir araya geldiği toplumsal mekanlar olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “Sadece ibadetlerin yapıldığı, sadece namazların kılındığı bir alan olmanın çok daha ötesinde, hatta insanların fiziki olarak bir araya gelmelerinin çok ötesinde, şehrin nabzının attığı, şehrin ruhunun gezindiği yer camilerdir.” diye konuştu.
Kurtulmuş, bu nedenle bütün büyük İslam medeniyetlerinde camiye, cami mimarisine ve caminin etrafında oluşan sosyal yapıya fevkalade önem verildiğini anlatarak, şöyle devam etti:
“Burada nihayetinde küçük bir mahalle mescidi gibi olan Konyalı Camii’nin böylesine önemli bir mimari özelliğe sahip yapı haline gelmesinin arkasında da bu anlayışın büyük katkısı vardır. Burada, 4-6 yaş Kur’an kursuyla insanların oturup misafirlerini ağırlayacağı mekanlarıyla taziye imkanlarıyla kütüphaneleriyle aslında bir kültür merkezi de inşa edilmiş demektir.
Konyalı Camii hayırlı, uğurlu olsun. Allah, toplumumuzun nabzını camiler etrafında atmaktan asla alıkoymasın. İnşallah bu cami nice hayırlı hizmetlere, nice kabul olunmuş dualara, nice kutlu buluşmalara vesile olur diyerek de temenni ve dua ediyorum.”
“Bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz”
Bugün 2 milyara yaklaşan büyük bir nüfusa sahip İslam dünyasının her tarafında, camilerde insanların “Allahuekber” sesleriyle aynı istikamete, müşterek bir noktaya doğru yöneldiğini kaydeden Kurtulmuş, bu kadar büyük bir nüfusa sahip olmakla birlikte ne yazık ki İslam dünyasının, caminin vermesi gereken birleştirici, bütünleştirici özelliklerini yeterince taşıyamadığı için Hazreti Peygamberin ifadesiyle suyun üstündeki saman çöpü gibi savrulup durduğunu ifade etti.
Bunun en son örneği olarak, İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu ağır insanlık suçlarına karşı dünyanın sessiz kalmasının ve Müslüman dünyasının da bir sonuç geliştirememesinin gösterilebileceğini aktaran Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Üzülerek takip ediyoruz. Büyük bir vahşet. Sadece Netanyahu ve ekibinin ortaya koyduğu politikalarla değil, onların destekledikleri, onların sırtını sıvazladıkları birtakım güç merkezlerinden aldıkları destekle de bunları yapıyorlar. Biz burada konuşurken şu anda Müslümanların en büyük kutsallarından birisi olan Mescid-i Aksa’nın sokakları kapatılıyor. Oraya çıkan yollarda Müslümanların camiye, mescide erişmesinin önüne geçiliyor. Bebekler kuvözlerde çırpınarak öldürülüyor.”
Kurtulmuş, 80-90 yaşındaki ninelerin keskin nişancılar tarafından keyifle, zevkle vurularak şehit edildiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bütün dünya bunu izliyor ve bu seyrin ötesinde bazıları da destek veriyor. Ama inanın ki İsrail’in en büyük gücü, ne elindeki askeri gücüdür ne elindeki teknolojik üstünlüğüdür ne onları destekleyen ülkelerdir ne dünyadaki üstün medya güçleridir ne dünya finansına sahip olan ekonomik güçleridir… İnanın ki İslam dünyasının bu kadar çaresiz, dağınık, inisiyatifsiz olması İsrail yönetiminin arkasındaki en büyük güçtür. Onun için diyoruz ki camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi de birleştirmelidir. Kalplerimizin ve gönüllerimizin birleşmesi için bir araya gelmemize gerek yok. Sadece ortak hedefler, ortak anlayışlar istikametinde birleşmeli, bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz.”
“Yeryüzünde Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a hakkıyla inanan, namazını kılan, zekatını veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar inşa edebilirler.” ayetini aktaran Kurtulmuş, “Bu ayette söylenenler aslında şifredir. Sadece camileri imar edebilmek değil, Müslüman toplumunun imar edilebilmesi, Müslümanların imar hareketlerinin gerçekleştirilebilmesi için bu özelliklerin yanında Allah’tan başkasından korkmamak da bize önemli bir tavsiye olarak hatırlatılmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Aynı anda 1000 kişi ibadet edebilecek”
Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, bugün Zeytinburnu’na, Fatih’in emaneti İstanbul’a muhteşem bir cami kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadıklarını söyledi.
Konyalı Camii’nin 1,5 dönüm üzerine inşa edildiğini ve camide 1000 kişinin aynı anda ibadet edebileceğini belirten Arısoy, yerleşkede taziye evi, 4-6 yaş anaokulu ve Kur’an kursu, bebek odası, dernek odası ve bir otoparkın bulunduğunu kaydetti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmaların ve edilen duanın ardından kurdele keserek Konyalı Camii’nin açılışını gerçekleştirdi.
]]>