“CENAZELERİN BİR KISMI ÇÜRÜMÜŞ DURUMDA”
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisinin yayımladığı videoda, İsrail askerlerinin baskın yaptığı Şifa Hastanesinde yapılan çalışmalara yer verildi. Videoda konuşan Sağlık Bakanlığı Acil Durum Komitesi Üyesi Mutasım Salah, “Şifa Hastanesinde ilk toplu mezar, hastanenin ön bahçesinde gömülü 10 cenazenin bulunmasının ardından ortaya çıktı. Bulunan cenazelerin bir kısmı çürümüş durumda, bir kısmı da vücut parçalarından ibaret ve bazı cesetler kadınlara ait.” ifadesini kullandı.
Toplu mezardan çıkarılan cenazelerle ilgili çalışmaların; Sağlık, Adalet, İçişleri bakanlıklarından yetkililerin bulunduğu ortak bir komite tarafından yürütüldüğünü aktaran Salah, kimlik tespiti ve hukuki işlemlerin tamamlanmasının cenazelerin defnedileceğini söyledi.

HASTANE AVLUSUNDAN CESETLER ÇIKTI
Sağlık kaynakları, hastane bahçesinde bulunan 10 cenazenin, İsrail askerleri tarafından daha önce öldürülüp, hastanenin ön bahçesine düzensiz bir şekilde gömüldüğünü belirtti. Hastanenin avlusunun çeşitli yerlerinde onlarca çürümüş, yanmış, kesilmiş, toplu veya tek başına gömülmüş cesede rastlandığını bildiren sağlık kaynakları, hastanenin avlusunda ve çevresinde arama çalışmalarını sürdürdüğünü, gömülü cenazelerin sayısının kesin olarak belirlenmesinin henüz mümkün olmadığını anlattı.
HAMAS’TAN ‘SAVAŞ SUÇU’ AÇIKLAMASI
Hamas’tan yapılan açıklamada, Şifa Hastanesinde bulunan toplu mezara ilişkin, İsrail’in “utanç verici uluslararası sessizlikten faydalanarak sürdürdüğü iğrenç uygulamalarının sınırı olmadığı” kaydedildi. Başta yıkım ve öldürülen Filistinliler olmak üzere Şifa Hastanesi ve çevresinde ortaya çıkarılan durumun, uluslararası kurumlara göre savaş suçu teşkil ettiği vurgulandı. Açıklamada, “Uluslararası kurumlardan, bu sapkın oluşumun (İsrail) liderlerinden derhal hesap sorarak rollerini işlevsel hale getirmeleri beklenmektedir.” ifadesi kullanıldı.

DAHA ÖNCE 409 CENAZE ÇIKARTILMIŞTI
Sivil Savunma Birimi Sözcüsü Mahmud Basal, 9 Nisan’da, İsrail ordusunun çekilmesinin ardından güneydeki Han Yunus kenti ile Gazze’deki Şifa Hastanesi ve çevresinden 409 cenazenin çıkarıldığını, arama çalışmaların sürdürüldüğünü duyurmuştu.
İSRAİL BASKININDAN GERİYE KATLİAM KALDI
İsrail ordusu, Gazze kentinin batısında bulunan, 7 binden fazla hasta ve yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Şifa Hastanesine 18 Mart’ın ilk saatlerinde baskın düzenlemiş ve Filistinlilerin sığındığı yerleşkeyi kuşatmıştı. Gazze’deki hükümet, İsrail güçlerinin Şifa Hastanesi ve çevresinde 400’den fazla Filistinliyi öldürdüğünü, 900’den fazlasını alıkoyduğunu ve 1050 evi yıktığını duyurmuştu. İsrail ordusu ise 2 hafta süren baskında 200 kişinin öldüğünü, 500’den fazla kişinin alıkonulduğunu açıklamıştı.
Görgü tanıkları ise İsrail güçlerinin çekilmeden önce Şifa Hastanesinin tüm binalarını yaktığını ve tamamen hizmet dışı bıraktığını, hastanenin cerrahi binasının katlarını ve odalarını tamamen yıktığını, geri kalanını ateşe verdiğini, ana resepsiyon ve acil durum binasını da yakarak içindeki tüm tıbbi malzemeleri imha ettiğini belirtmişti. İsrail ordusu, 15 Kasım 2023’te de Şifa Hastanesine tüneller ve cephanelikler bulunduğu iddiasıyla baskın düzenlemiş, hastaneyi hizmet dışı bırakıp ciddi zarar verdikten sonra iddialarını destekleyecek kanıtlar sunamamıştı.

33 BİNİN ÜZERİNDE FİLİSTİNLİ KATLEDİLDİ
İsrail ordusunun 7 Ekim 2023’ten bu yana sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini de engelleyerek halkı açlığa mahkum ettiği 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde büyük bir insani felaket yaşanıyor. İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 500’ü çocuk, 9 bin 560’ı kadın olmak üzere 33 bin 797 Filistinli öldürüldü, 76 bin 464 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>Kızı Zeynep İnanoğlu, babasının, kendi cenaze törenini kendisinin planladığını belirtti. Cenaze törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı.
“Bay sinema” olarak anılan, Türk sinemasındaki öncülüğü ile anılan Türker İnanoğlu, 2 Nisan’da çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybetti. İnanoğlu için İstanbul Sarıyer’de bulunan Tim Show Center’da anma töreni düzenlendi, ardından Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde cenaze namazı kılındı.
Anma törenine; eşi Gülşen Bubikoğlu, çocukları İlker İnanoğlu ve Zeynep İnanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Yeşilçam sinemasının önde gelen isimlerinden Hülya Koçyiğit, Müjdat Gezen, Nuri Alço, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, ünlü komedyen Cem Yılmaz, oyuncular Ali Sunal, Kerem Alışık, Zafer Ergin, Şevket Çoruh, Ozan Güven, Nehir Erdoğan ve pek çok ünlü isim katıldı.
Anma töreninin sunuculuğunu, İnanoğlu’nun damadı da olan gazeteci Cüneyt Özdemir yaptı. Cenaze törenine İBB başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı. İyi Parti milletvekili Lütfü Türkkan da cenazeye katılanlar arasındaydı.

Cüneyt Özdemir: İlklerin adamıydı
Zeynep İnanoğlu ile evlendikten sonra İnanoğlu’nun farklı bir yönünü gördüğünü söyleyen Cüneyt Özdemir, “Çok vefalıydı. Yeşilçam emektarlarına kimseye göstermeden yardım edip yanlarında durmayı biliyordu.
İstikrarı sayesinde bunları yaptı. İlklerin adamıydı. Yeşilçam’da pek çok denenmemiş formatı deneyen, video kaseti Türkiye’ye getiren kişiydi. Dizilerin YouTube’da yayınlanmasının önünü açan belki de ilk isimdi.
Bunu ilk Erler Film yapmıştı. Çok çalıştı, gezdi, eğlendi, hayatın tadını da çıkardı. Çok güzel yaşadı. Bu dünyadan bir Türker İnanoğlu geçti” diye konuştu.

İlker İnanoğlu: İçimden bir parça kopmuş gibi, bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum
İlker İnanoğlu ise babası hakkında, “Mükemmeliyetçi bir adamdı. Her şeyi kendi yapmak isterdi. Çok sert bir babaydı, hala çocuk gibiydim karşısında.
Vefat ettiğinde üstümdeki baskı kalkar gibi hissediyordum ama içimden bir parça kopmuş gibi. Bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum, çok zormuş. Baba seni çok seviyorum” ifadelerini kullandı.
“Çok duygusaldı ama göstermezdi”
Zeynep İnanoğlu da, babasının cenaze detaylarını kendisinin planladığını belirtti. İnanoğlu, “Önemli işleri kimseye bırakmazdı, bütün detaylarıyla ilgilenirdi.
Benim vefatına yetişemeyeceğimi düşünmüştü, uçağa yetişmemden, anma ve cenaze töreninin detaylarına kadar her şeyi planladı. Çok duygusaldı ama göstermezdi. İsminin ve anılarının bizlerle yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağım” diye konuştu.
Cem Yılmaz: Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi
Komedyen Cem Yılmaz da İnanoğlu ile ilgili şu anısını anlattı:
“1990’larda Meltem Cumbul bir talk showa başlamıştı, beni davet etti. Mahalleden arkadaşlarını niye çağırıyorsun, tanıdık bildik birileri yok muydu demiş beni görünce. İlk öyle tanışmıştık.
En çok seni seviyorum derdi kulise gelip. Ben de en çok beni seviyor zannediyordum, diğer meslektaşlarımdan duyduğuma göre birçok kişiyi seviyormuş.
Burada sahneye çıkacak sanatçının yanına gelip ihtiyacınız var mı diye sorardı, bu beni etkilemişti. Keşke şimdi sorulsa, keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi.”

Ali Sunal: Tatlı, çocuk gibi benimle sohbet eden, ben uykuya dalana kadar sabırla başımı okşayan bir Türker abi hatırlıyorum
Babası Kemal Sunal ile İnanoğlu’nun yakın olduğunu dile getiren Ali Sunal da şunları söyledi.
“Babamla çok güzel dostlukları vardı. gülüyorlar, iş konuşuyorlar, olmuyor ama sonra bakıyorum arkadaşlıkları bozulmuyor. Bu beni çocukken çok etkilerdi, sonra benimle arkadaşlık kurdu. aramızdaki yaş farkında rağmen beni en ilgili, güzel dinleyen insanlardan biriydi.
Bu koca adam bende ne buluyor diye düşünüyordum. Beni evlerinde yatılı misafir ettiler ama gece uyuyamıyordum. Benim gördüğüm yanı, tatlı, çocuk gibi benimle sohbet eden, ben uykuya dalana kadar sabırla başımı okşayan bir Türker abi hatırlıyorum. Seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım olabilir.”
]]>Yangında ölenlerin cenazeleri Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Cenaze Nakli Yardımlaşma Fonu aracılığı ve Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü yardımıyla İstanbul üzerinden Filibe’ye bağlı Kostievo köyüne getirildi.
Köyde düzenlenen tören, Filibe Bölge Müftüsü Taner Veli’nin okuduğu duayla başladı.
Taner Veli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Bugün Bulgaristan ve Filibe bölgesi için büyük bir facia, bir felaketle karşı karşıyız. Yapılan bu katliam ve kundaklama, insanlığa sığmayan, hiçbir dinde yeri olmayan bir durumdur.” dedi.
Cenaze namazını kıldıran Bulgaristan Müslümanları Başmüftü Yardımcısı Beyhan Mehmed, yaptığı konuşmada, “İslam, adı üzerinde ‘barış’ demek, huzur demek. Peygamber Efendimiz, farklı hadiselerde ölen insanların, boğularak ölenlerin, yanarak ölenlerin şehit olacağını bildiriyor. Onların ahiret yurdunda makamlarının ali olacağına biz gönülden inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bulgar, Roman ve Türklerin bir arada yaşadığı, yaklaşık 1700 nüfuslu köyde halk, hayatını kaybeden aynı aileden ikisi bebek 4 kişiyi büyük üzüntüyle son yolculuğuna uğurladı.
“Bu bizim için bir ırkçı saldırı, Neonazi saldırısı, İslamofobi saldırısı”
Cenaze törenine katılan Bulgaristan Başmüftülüğü Genel Sekreteri Celal Faik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olayı şiddetle kınadıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Bu bizim için bir ırkçı saldırı, Neonazi saldırısı, İslamofobi saldırısı. Biz, Başmüftülük kurumu olarak, bu olayın başından beri takipçisi olduk. Meftaların buraya intikali söz konusu. Onların takibini yaptık ve şu anda da oradaki (Almanya) hukuki süreci de takip edeceğiz. Ailenin bütün hakları, onların savunulması konusunda ne gerekiyorsa yardımcı olacağız. Sadece biz değil, bütün Bulgaristan halkı da bu ırkçı saldırıyı, İslamofobik saldırıyı şiddetle kınıyor. Binlerce insanın da burada olması bunun göstergesidir.”
Yangında ölen bebeklerin dedesi İsmail Jilov da “Dünyaya bak, ne oldu? Her şey karıştı. Zelzeleler, seller oluyor, ateşler yanıyor. Torunlarımız gitti. Çok zor. Burada da çok büyük ayrımcılık var. Çocuklarımız aynı okula bile gidemiyorlar.” ifadelerini kullandı.
Cenaze törenine Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü heyetinin yanı sıra Türkiye’nin Filibe Başkonsolosu Korhan Küngerü ve üyelerinin çoğunluğunu Türk ve Müslümanların oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Partisi milletvekilleri de katıldı.
Olay
Almanya’nın Solingen kentinin Höhscheid semtindeki 4 katlı binada çıkan yangında aynı aileden ikisi bebek olmak üzere Türk asıllı Bulgaristan vatandaşı 4 kişi hayatını kaybetmiş, ikisi ağır 9 kişi de yaralanmıştı.
Wuppertal Savcılığınca yapılan açıklamada, incelemenin ardından hazırlanan ön raporda, yangının kundaklama sonucu çıktığı belirtilmişti.
Bilirkişi raporuna göre, 24 Mart’ı 25 Mart’a bağlayan gece meydana gelen yangının, eski binanın merdiven boşluğunda başladığı ve “baca etkisi”yle 5 dakika içinde çatıya sıçradığı ifade edilmişti.
Ahşap merdiven boşluğunda bazı kalıntıların bulunduğu, bu kanıtlara göre yangının kasten kundaklama sonucu çıkarıldığı sonucuna varıldığı kaydedilmişti.
Wuppertal Savcısı Heribert Kaune-Gebhardt, yaptığı açıklamada, ellerinde olayla ilgili “yabancı düşmanlığı saiki olduğunu gösteren” bir kanıt bulunmadığını belirtmişti.
]]>Ufuk Öntürk’ün eniştesi Deniz Keser:
“Bir kül tablasının aşağı düşmesiyle başlayan olayda çekiçle vurularak hunharca öldürülmüş”
İZMİR – Güneydoğu Asya ülkesi Kamboçya’da kaldığı pansiyonun sahibi ve çalışanları tarafından çekiçli saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden 52 yaşındaki Ufuk Öntürk, memleketi İzmir’de defnedildi. Yaşanan vahşi cinayetle ilgili bilgi veren Öntürk’ün eniştesi Deniz Keser, “Bir kül tablasının yukarıdan aşağı düşmesiyle ilgili başlayan olayda, 6 kişi tarafından çekiçle vurularak hunharca bir şekilde, boynuna da tahminimce bir zincir takılarak pansiyon çalışanları ve sağdan soldan gelen akrabaları ile bu cinayet işlenmiş” dedi.
Edinilen bilgiye göre, İstanbul’da yaşarken kalp krizi geçiren ve ölümün eşiğinden dönünce dünyayı gezmek için çıktığı yolculukta 4-5 yıl önce gittiği Güneydoğu Asya ülkesi Kamboçya’ya yerleşen Ufuk Öntürk (52), 25 Şubat’ta kaldığı pansiyon çalışanları ve akrabalarınca çekiçli saldırı sonucunda hayatını kaybetti. Yaşanan cinayetle ilgili soruşturmada 1’i kadın 6 kişi Kamboçya devlet yetkililerince yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Pazar günü Türkiye’ye getirilen Öntürk’ün cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumu morgundaki otopsi işlemlerinin ardından bugün, aile yakınlarına teslim edildi.
“Pansiyon çalışanları ve sağdan soldan gelen akrabaları ile bu cinayet işlenmiş”
Ufuk Öntürk’ün cinayete kurban gitmesinin ardından yaşanan süreci anlatan eniştesi Deniz Keser: “Bize ilk bilgiler geldiğinde tabi ki böyle bir cinayet olduğu söylenmedi konsolosluk tarafından. Aradan bir gün geçtiğinde cinayet haberlerinin çıktığını gördük. Sonra bu bilgiler doğrultusunda Kamboçya’da bulunan Punom Pen Büyükelçiliği ile iletişime geçtik. Olayın içerisine girdiğimizde de olay şöyle gerçekleşmiş; bir kül tablasının yukarıdan aşağı düşmesiyle ilgili başlayan olayda, 6 kişi tarafından çekiçle vurularak hunharca bir şekilde, boynuna da tahminimce bir zincir takılarak pansiyon çalışanları ve sağdan soldan gelen akrabaları ile bu cinayet işlenmiş. Orada 1’i kadın 5’i erkek olacak şekilde olayla ilgili 6 kişi tutuklandı.”
“Budist bir inanca sahip ülke olduğu için cenazemizin önce yakılmasını istediler”
Cenazenin Türkiye’ye getirilme noktasındaki yaşananları da aktaran Keser, “Daha sonra biz nasıl cenazemizi getiririz olayına girdiğimizde 10-15 bin dolar gibi bir para istendi. Bu doğrultuda biz tabi bu parayı bulamayacağımızı söyledik. Konsolosluk bize ara ara bilgi veriyordu. Orası Budist bir inanca sahip ülke olduğu için cenazemizin önce yakılmasını istediler. Biz buna karşı geldik. 20-21 gün bir süreç içerisinde cenazemizi buraya getirebildik. Bu şekilde bir cinayet bizim için çok kötü oldu. Bu doğrultuda şu an oradaki konsolosluğumuzun geliştirmiş olduğu bilgiler doğrultusunda onlara da teşekkür ederiz. Dışişleri Bakanlığımıza da teşekkür ederiz. Bize yardımcı oldular. Şimdi kendi gelenek ve göreneklerimize göre de cenazemizi defnedeceğiz” dedi.
Öntürk’ün kız kardeşi Yıldız Eyçalış ise “Bundan sonraki mahkeme süreçlerinde bu cinayete işleyenlerin hepsi yakalandı mı, yakalananlar da bırakıldı mı bırakılmadı mı onları bilmiyoruz. Bununla ilgili sürecin takibi konusunda devletimizden destek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Devletimiz vatandaşının cenazesini orada bırakmayacak bir şekilde büyüklüğünü gösterdi”
Yaşanan cinayetin ardından süreci yakinen takip eden ve cenazenin Türkiye’ye getirilmesi konusunda devlet yetkilileri ile iletişime geçerek konuyu aktaran AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan da Pınarbaşı Mezarlığı’nda kılınan cenaze namazına katıldı. Burada bir açıklama yapan İnan, “İzmirli hemşerimiz Ufun Öntürk’ü kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Kamboçya’da vahşice işlenen bir cinayette yitirdik kendisini. Tabii aile yakınları direkt bizlere ulaştılar. Kamboçya devletinin çıkartmış olduğu bayağı yüklü bir cenaze hizmetleri bedeli vardı. Gerçekten bu miktar hem aile için hem de merhum için fazla bir bedeldi. Ortaya çıkan mağduriyet dolayısıyla hemen Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a ailemiz adına, İzmirli hemşerilerimiz adına ulaştık. Sağ olsun devletimiz vatandaşının cenazesini orada bırakmayacak bir şekilde büyüklüğünü gösterdi. Yaklaşık 20 gündür başta büyükelçimiz olmak üzere, konsolosluklar genel müdürümüz olmak üzere büyük bir çaba sarf ettiler. Bugün cenazemiz şehrimize ulaştı. Ailemizle birlikte cenazemizi defnedeceğiz” diye konuştu.
Hayatını kaybeden Ufuk Öntürk’ün cenazesi, Bornova Pınarbaşı Mezarlığı’nda ailesi ve yakınlarının katılımıyla kılınan cenaze namazının ardından, aynı mezarlık içerisinde defnedildi.
]]>Edinilen bilgiye göre, İstanbul’da yaşarken kalp krizi geçiren ve ölümün eşiğinden dönünce dünyayı gezmek için çıktığı yolculukta 4-5 yıl önce gittiği Güneydoğu Asya ülkesi Kamboçya’ya yerleşen Ufuk Öntürk (52), 25 Şubat’ta kaldığı pansiyon çalışanları ve akrabalarınca çekiçli saldırı sonucunda hayatını kaybetti. Yaşanan cinayetle ilgili soruşturmada 1’i kadın 6 kişi Kamboçya devlet yetkililerince yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Pazar günü Türkiye’ye getirilen Öntürk’ün cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumu morgundaki otopsi işlemlerinin ardından bugün, aile yakınlarına teslim edildi.
“Pansiyon çalışanları ve sağdan soldan gelen akrabaları ile bu cinayet işlenmiş”
Ufuk Öntürk’ün cinayete kurban gitmesinin ardından yaşanan süreci anlatan eniştesi Deniz Keser: “Bize ilk bilgiler geldiğinde tabi ki böyle bir cinayet olduğu söylenmedi konsolosluk tarafından. Aradan bir gün geçtiğinde cinayet haberlerinin çıktığını gördük. Sonra bu bilgiler doğrultusunda Kamboçya’da bulunan Punom Pen Büyükelçiliği ile iletişime geçtik. Olayın içerisine girdiğimizde de olay şöyle gerçekleşmiş; bir kül tablasının yukarıdan aşağı düşmesiyle ilgili başlayan olayda, 6 kişi tarafından çekiçle vurularak hunharca bir şekilde, boynuna da tahminimce bir zincir takılarak pansiyon çalışanları ve sağdan soldan gelen akrabaları ile bu cinayet işlenmiş. Orada 1’i kadın 5’i erkek olacak şekilde olayla ilgili 6 kişi tutuklandı.”
“Budist bir inanca sahip ülke olduğu için cenazemizin önce yakılmasını istediler”
Cenazenin Türkiye’ye getirilme noktasındaki yaşananları da aktaran Keser, “Daha sonra biz nasıl cenazemizi getiririz olayına girdiğimizde 10-15 bin dolar gibi bir para istendi. Bu doğrultuda biz tabi bu parayı bulamayacağımızı söyledik. Konsolosluk bize ara ara bilgi veriyordu. Orası Budist bir inanca sahip ülke olduğu için cenazemizin önce yakılmasını istediler. Biz buna karşı geldik. 20-21 gün bir süreç içerisinde cenazemizi buraya getirebildik. Bu şekilde bir cinayet bizim için çok kötü oldu. Bu doğrultuda şu an oradaki konsolosluğumuzun geliştirmiş olduğu bilgiler doğrultusunda onlara da teşekkür ederiz. Dışişleri Bakanlığımıza da teşekkür ederiz. Bize yardımcı oldular. Şimdi kendi gelenek ve göreneklerimize göre de cenazemizi defnedeceğiz” dedi.
Öntürk’ün kız kardeşi Yıldız Eyçalış ise “Bundan sonraki mahkeme süreçlerinde bu cinayete işleyenlerin hepsi yakalandı mı, yakalananlar da bırakıldı mı bırakılmadı mı onları bilmiyoruz. Bununla ilgili sürecin takibi konusunda devletimizden destek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Devletimiz vatandaşının cenazesini orada bırakmayacak bir şekilde büyüklüğünü gösterdi”
Yaşanan cinayetin ardından süreci yakinen takip eden ve cenazenin Türkiye’ye getirilmesi konusunda devlet yetkilileri ile iletişime geçerek konuyu aktaran AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan da Pınarbaşı Mezarlığı’nda kılınan cenaze namazına katıldı. Burada bir açıklama yapan İnan, “İzmirli hemşerimiz Ufun Öntürk’ü kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Kamboçya’da vahşice işlenen bir cinayette yitirdik kendisini. Tabii aile yakınları direkt bizlere ulaştılar. Kamboçya devletinin çıkartmış olduğu bayağı yüklü bir cenaze hizmetleri bedeli vardı. Gerçekten bu miktar hem aile için hem de merhum için fazla bir bedeldi. Ortaya çıkan mağduriyet dolayısıyla hemen Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a ailemiz adına, İzmirli hemşerilerimiz adına ulaştık. Sağ olsun devletimiz vatandaşının cenazesini orada bırakmayacak bir şekilde büyüklüğünü gösterdi. Yaklaşık 20 gündür başta büyükelçimiz olmak üzere, konsolosluklar genel müdürümüz olmak üzere büyük bir çaba sarf ettiler. Bugün cenazemiz şehrimize ulaştı. Ailemizle birlikte cenazemizi defnedeceğiz” diye konuştu.
Hayatını kaybeden Ufuk Öntürk’ün cenazesi, Bornova Pınarbaşı Mezarlığı’nda ailesi ve yakınlarının katılımıyla kılınan cenaze namazının ardından, aynı mezarlık içerisinde defnedildi. – İZMİR
]]>İstanbul’da yaşayan Ufuk Öntürk, 2016’da kalp krizi geçirdi. Doktorların müdahalesiyle hayata döndürülen Öntürk, 2018’de dünya turuna çıktı. İlk olarak Tayland’a giden Ufuk Öntürk, daha sonra Güneydoğu Asya ülkesi Kamboçya’ya geçti. Kamboçya’yı seven ve orada yaşamaya başlayan Öntürk ile kaldığı pansiyonun sahibi ve çalışanları arasında 25 Şubat’ta tartışma çıktı. 6 kişinin bulunduğu olayda, Öntürk başına isabet eden çekiç darbesiyle yaşamını yitirdi. Ertesi gün Öntürk’ün Türkiye’deki yakınlarına ölüm haberi ulaştı. Öntürk’ün cenazesinin Kamboçya’da Budist inancına göre yakılması için vekalet istendiğini öğrenen yakınları, AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’a ulaştı. İnan ise durumu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a iletti. Kamboçya’daki yetkililerle temasa geçilip Öntürk’ün cenazenin Türkiye’ye getirileceği bilgisi sağlandı.

“HUNHARCA ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ ÖĞRENDİK”
Öntürk’ün eniştesi, evli, 3 çocuk babası, besteci ve şarkıcı Deniz Keser (54), “26 Şubat’ta gelen bir telefonla şoke olduk. Kayınbiraderimin ölüm haberi iletildi. Başta odasında ölü bulunduğu söylendi. Ancak yaptığımız araştırmada cinayete kurban gittiğini öğrendik. Kaldığı pansiyonda tabak kırılmış. Bu nedenle tartışma başlamış. Pansiyon sahibi ve çalışanlarının bulunduğu 6 kişi, çekiçle başından yaralamış. Hunharca öldürüldüğünü öğrendik. Büyükelçilik ile irtibata geçtik. Beklememiz söylendi. Orası, Budist bir ülke. Onların inançları doğrultusunda cenazemizin yakılacağını öğrendik. Biz Müslüman ülkeyiz. Dinimize ve geleneklerimize uygun defin işlemini yapmak istediğimizi söyledik. Cenazemizi getirmek istedik. 10 bin dolar gibi büyük meblağ istendi. Ailecek bu rakamı ödeyemeyiz. Dışişleri Bakanlığımıza dilekçeyle müracaat ettik. Sağ olsun Bakanımız Hakan Fidan aracılığıyla iletişime geçildi. Devletimiz araya girerek mağduriyetimizi giderdi. Şu an cenazemizi bekliyoruz. Cinayetle ilgili 6 kişi tutuklanmış. Hak ettikleri cezayı almaları aşamasında da devletimizden yardım istiyoruz” dedi.

“TÜRKİYE’YE DÖNMEK İSTEMİYORDU”
Ufuk Öntürk’ün ablası, işçi emeklisi Yıldız Eyiçalış (56) ise “Kardeşim 2018’de yurt dışına gitmeden 2 sene önce kalp krizi geçirdi. Hatta 30 saniyeliğine kalbi durdu. Yani ölüm noktasına geldi. Hastaneye çok yakın bir yerde olay gerçekleştiği için doktorlarımız sağ olsun hayata döndürebildi. Bu kalp krizinden sonra kardeşimin hayat görüşü değişmeye başladı. Dünyaya açılmaya, başka kültürdeki insanlarla arkadaş olmaya karar verdi. Yaşam isteği arttı. Daha sağlıklı yaşamak istediğini söyledi. İlk olarak Tayvan’a gitti. Tayvan’da evlilik yapmayı düşündü ancak olmadı. Oradan da Kamboçya’ya geçti. Kamboçya’yı ise sevdi ve yerleşmeye karar verdi. İnsanlarını, yemek kültürünü, havasını, suyunu sevdiğini söyledi. Türkiye’ye dönmek istemiyordu” dedi.

Önce cinayeti sonra cenazenin yakılacağını öğrenince şaşırdıklarını söyleyen Eyiçalış, devlet yetkilileriyle temasa geçtiklerini belirterek, “Cenaze masrafları yüklü miktardaydı. Bakanlık kendi imkanlarıyla karşıladıklarını ifade etti. Cenazenin yakılacağı söylendiğinde şok yaşamıştık. Böyle bir şeye izin vermeyeceğimizi söyledik. Bizden vekalet istediler. Vekaleti kasıtlı geciktirdik. Devlet yetkililerimiz sayesinde cenaze getirilecek. Şu an tek beklentimiz, cenazemizin en kısa sürede getirilmesi ve İslami usullere göre defnedilmesi. Ayrıca cinayeti işleyen kişilerin salıverilmesinden de korkuyoruz. Bu kişilerin, mutlaka cezalarını çekmesini istiyoruz. Bunun için de herkesin yanımızda olacağına inanıyorum” diye konuştu.
“AİLE BİZE ULAŞIP HABERİ VERDİĞİNDE ÇOK ÜZÜLDÜK”
AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise “Aile bize ulaşıp bu vefat haberini verdiğinde çok üzüldük. Haberi alır almaz Kamboçya’daki Büyükelçiliğimizle, Dışişleri Bakanlığımızla iletişime geçtik. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a konuyu İzmirli hemşehrilerimiz adına aktardık. Bakanımız hemen Kamboçya’daki bürokratlarla görüşüp, cenazenin bulunması, ardından Türkiye ve İzmir’e getirilmesi için talimat verdi. Bunun için ödenek çıkartılması noktasında büyük bir özveri ortaya koydu” ifadelerini kullandı.
]]>Navalni’nin cenazesine saatler kala, ekibi töreni organize etmede zorluklarla karşılaştıklarını söyledi.
Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, cenazeyi kiliseye götürecek cenaze arabası bulamadıklarını kaydetti.
Yarmysh, “Kim olduklarını bilmediğimiz kişiler morgları arayıp Aleksey’in cesedini almamaları için tehdit ediyor” dedi.
Cenaze töreninin bugün yerel saatle 14:00’te Moskova’nın Maryino bölgesindeki bir kilisede yapılması planlanıyor.
Navalni’nin cenazesi daha sonra yerel saatle 16.00’da yakındaki Borisovskoye Mezarlığı’na gömülecek.
Cenaze töreni Navalni’nin YouTube kanalından da canlı yayınlanacak.
Navalni, 16 Şubat’ta Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki bir hapishanesinde hayatını kaybetti. Navalni’nin hapsedilmesi siyasi bir hamle olarak görülüyordu.
Ekibi, Rusları cenaze törenine katılmaya teşvik ederek, iki konum arasındaki güzergahın haritasını paylaştı.
Ayrıca, Seul’den Roma’ya, Montreal’den Stockholm’e kadar yurt dışında Navalni için anma törenlerinin düzenleneceği yerlerin listesini de paylaştılar.
Bugün Moskova’da düzenlenecek cenaze törenine kaç kişinin katılacağı belirsiz.
BBC’ye konuşan Navalni’nin eski özel kalemi Leonid Volkov, Moskova’daki cenaze töreni sırasında olabileceklerden endişe duyduğunu söyledi.
“Korkarım yarın (Cuma günü) sürprizler olabilir… Açıkçası şu an, insanların Aleksey’e veda etmelerine gerçekten izin verip vermeyeceklerini bilmiyorum” dedi.
Volkov, Navalni’nin ekibinin cenaze töreninin yapıldığı kilisede sorun yaşanabileceğinden endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.
Mart 2015’te binlerce kişi suikast sonucu öldürülen muhalif politikacı Boris Nemtsov’a saygılarını sunmak için sokaklara döküldü, ancak Devlet Başkanı Vladimir Putin’in başka bir muhalifi için şu an benzer bir kamusal cenaze törenine izin verilmesi pek olası değil.
Son yıllarda Rus yetkililer, her türlü muhalif eyleme karşı sert önlemler aldı. Navalni’nin ölümünü anma girişimleri sert bir tepkiyle karşılandı, insanların yaptıkları anıtlar kaldırıldı ve yüzlerce kişi gözaltına alındı.
Perşembe öğleden sonra sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda, hem anma töreninin yapılacağı kilisenin hem de Navalni’nin defnedileceği mezarlığın yakınında çok sayıda polis ve kurulmayı bekleyen bariyerler görülüyordu.
Telegram kanalı RusNews ayrıca mezarlığın çevresindeki “her sokak lambasına” güvenlik kameralarının yerleştirildiğini söyledi.
Avukat ve insan hakları savunucularından oluşan bir grup, Navalni’nin cenazesine gitmeyi planlayanlar için sosyal medyada tavsiyelerde bulundu.
“ Hükümet yanlısı aktivistlerin” provokatif eylemlerde bulunabilecekleri konusunda uyarıda bulundu ve insanları dikkatli olmaya çağırdı:
“Tören sonrasında gözaltıların olabileceği akılda tutulmalı… Güvenlik güçlerinin gözüne batmayın, toplu taşıma araçlarını kullanmayın veya cenazeyi izleyen günlerde bürokratik işler için başvuruda bulunmayın.”
Tavsiyeler arasında, Navalni’nin fotoğrafının veya Rus yetkililer tarafından aşırılıkçı bir örgüt olarak ilan edilen, Navalni’nin kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın sembolünü taşıyan herhangi bir nesnenin taşınmamasını da var.
Bir hafta öncesine kadar yetkilileri oğlunun cesedini alıkoymakla suçlayan annesi Lyudmila dışında, Navalni’nin cenaze törenine hangi aile üyelerinin katılabileceği bilinmiyor.
Navalni’nin çocukları Daria (23) ve Zakhar (15) yurt dışında yaşıyor.
Eşi Yulia’nın şu anda Rusya’da yaşamadığı tahmin ediliyor, ancak Navalni’nin ekibiyle yaptığı çalışmalar ve eşinin ölümünden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i suçlayan açıklamaları nedeniyle geri dönmesi halinde tutuklanma riskiyle karşı karşıya.
Yetkililerin günlerdir Navalni’nin ekibinin muhalefet lideri için halka açık bir veda töreni düzenleme girişimlerini engellemeye çalıştığı bildiriliyor.
Salı günü Yarmysh, Navalni’nin ekibinin cenaze törenini düzenleyecek bir yer bulmakta zorlandığını söyledi. Yarmysh’in açıklamalarına göre, bazı cenaze evleri tamamen dolu olduklarını iddia ederken, diğerleri kendileriyle çalışmalarının “yasak” olduğunu kaydetti.
Navalny’nin eşi Yulia, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, cenazenin barışçıl mı geçeceğini yoksa polisin veda etmeye gelenleri gözaltına mı alacağını bilmediğini söyledi.
]]>Cenaze töreni, Moskova’daki bir kilisede düzenlenen veda töreninin ardından Borisovskoye Mezarlığı’nda yapılacak.
Navalni’nin eşi Yulia Navalnaya, cenazenin barışçıl bir şekilde yapılıp yapılamayacağını ve polisin katılımcıları gözaltına alıp almayacağını bilmediğini söyledi.
Navalni’nin 16 Şubat’ta cezaevinde rahatsızlanarak aniden hayatını kaybettiği bildirilmişti.
Yıllarca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhalifleri arasında sayılan Navalni’nin ölümünden, eşi Yulia Navalnaya ve birçok dünya lideri Rus devletini sorumlu tutuyor.
Ölüm nedenine ilişkin şimdiye kadar çok az ayrıntı açıklandı.
Rus yetkililer ölümünden sonra 8 gün boyunca Navalni’nin cenazesini annesi Lyudmila’ya teslim etmeyi reddetti.
Geçtiğimiz günlerde Navalni’nin sözcülerinden bir tanesi, annesine üç saat içinde “gizli” bir cenaze töreni yapılmasını kabul etmesinin söylendiğini belirtti.
Aksi takdirde Navalni’nin öldüğü IK-3 ‘Kutup Kurdu’ adlı cezaevi tesisinde defnedileceği söylendi.
Navalni’nin annesi, oğlunun doğal nedenlerle öldüğüne dair bir ölüm belgesi imzalamaya zorlandığını söyledi.
Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, Salı günü yaptığı açıklamada cenaze törenini yapmak için bir yer bulmakta zorlandıklarını söyledi.
Yarmysh, bazı yerlerin tamamen dolu olduklarını iddia ettiklerini, diğerlerinin ise etkinliğin kimin için olduğunu öğrendiklerinde reddettiklerini söyledi.
Sosyal medyada yaptığı paylaşımda Yarmysh, “Konuştuğumuz bir yer, cenaze hizmetleri sağlayan şirketlerin bizimle çalışmasının yasak olduğunu söyledi” dedi.
Navalnaya, AP’de konuştu: ‘Batı’nın stratejisi işe yaramıyor’
Cenaze törenine ilişkin ayrıntılar, Yulia Navalnaya’nın bugün Strazburg’da Avrupa Parlamentosu’nda konuşma yaptığı sırada geldi.
Navalnaya konuşmasında Rusya’nın Ukrayna’daki “acımasız ve sinsi” savaşını kınadı ve Batı’nın Rusya ile mücadele stratejisinin işe yaramadığını söyledi.
Navalnaya, “Daha öncekilerden hiçbir farkı olmayan yeni bir karar ya da yeni bir dizi yaptırımla Putin’e zarar veremezsiniz” diye konuştu.
Bunun yerine milletvekillerini eşinden ilham almaya çağırdı ve onu “her şey için ama özellikle de siyaset için her zaman yeni fikirleri olan” bir “mucit” olarak nitelendirdi.
Navalnaya, “Sıkıcı olmayı bırakmalısınız” dedi.
Aleksey Navalni’nin kurucusu olduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın Direktörü Ivan Zhdanov, X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda, cenazeyi 29 Şubat’ta yapmak istediklerini, ancak “o gün etrafta mezar kazabilecek tek bir kişinin bile olmadığının kısa sürede anlaşıldığını” söyledi.
Zhdanov, bunun nedeninin de Putin’in aynı gün önemli bir konuşma yapacak olması olduğunu ima etti:
“Kremlin, Aleksey’e veda edeceğimiz günde kimsenin Putin’i ve konuşmasını umursamayacağının farkında.”
Zhdanov, insanları “Aleksey’e veda etme şansına sahip olmak için” erken gelmeye teşvik etti.
Sabah yapılacak veda töreninin ardından yerel saatle 14:00’te cenaze töreni ve 16:00’da defin işlemi gerçekleştirilecek.
İnsan hakları grubu OVO-Info’ya göre, Navalni’nin ölümünden bu yana, Rusya genelinde yaklaşık 400 kişi onun için çiçek bıraktıktan sonra gözaltına alındı.
Cenaze törenine de polisin yoğun katılım göstermesi bekleniyor.
Geçtiğimiz günlerde Navalni’nin sağ kolu olarak tanınan araştırmacı gazeteci Maria Pevchikh, ölümünün bir mahkum takasıyla serbest bırakılmak üzere olduğu sırada gerçekleştiğini açıkladı.
]]>ANTALYA’da eniştesi Zeynel Boyacı (33) tarafından öldürüldükten sonra boş araziye gömülen Zeynep Ece Aksay’ın (26) cenazesi, yakınları tarafından gözyaşlarıyla alındı. Aksay’ın babası Mustafa Aksay, şüphelinin eşi olan diğer kızı İlknur Boyacı’ya ev hapsi verilmesine tepki göstererek, “İlknur’a ‘Kardeşinden haberin yok mu?’ dediğimde ‘Baba sana söylemedim mi Ece iyiymiş. Beni gizli numaradan arıyor’ dedi. Kızım İlknur yanlış yönlendirdiği için bulunması bu kadar gecikti” diye konuştu. Aksay, kızı Zeynep’in cesedi daha önce bulunsaydı belki de Ali Diken cinayetinin işlenmemiş olabileceğini de söyledi.
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den (32) 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunduktan sonra bir televizyon programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, kurye Ali Diken’i (32) öldürdüğünü itiraf etti. Ağır küfür ve hakaretler etmesi nedeniyle Diken’i öldürdüğünü dile getiren Boyacı, polis ekiplerince gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği ‘Obert’ ve kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı.
Boyacı, aynı noktaya yaklaşık 30 metre mesafede battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin ise bir süredir haber alınamayan baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu söyledi. Cenazeler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, Zeynel Boyacı ifade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından çıkarıldığı mahkemece ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Boyacı’nın eşi İlknur Boyacı hakkında ise ‘konutu terk etmeme’ şartıyla denetimli serbestlik kararı verildi.
DNA TESTİNDE BELİRLENDİ
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumu’nda yapılan testte cesedin Aksay’a ait olduğu kesinleşti.
‘KIZIM İLKNUR’UN DAHA ÇOK CEZA ALMASINI İSTİYORUM’
Zeynep Ece Aksay’ın babası Mustafa ve annesi Fatma Aksay ile yakınları cenazeyi almaya geldi. Burada gazetecilere konuşan Mustafa Aksay, cinayetin aydınlatılmayan noktaları olduğunu belirterek, “Zeynep Ece Aksay cinayetinde biz emniyet mensuplarından rica ediyoruz. Bunun aydınlatılmayan tarafları var. Çünkü Zeynep Ece’nin ablası yanında mıydı? Yanındaysa niye kardeşini kurtarmadı? Zeynep Ece Aksay’ın cinayet gecesi eve geldiğinde battaniyesini Zeynel ‘çöpe attım’ demiş. Çöpe attı da madem kızımın bilgisi var mıymış? Biz kızımız İlknur’un bilgisi olduğunu düşünüyoruz. Kardeşine sahip çıkmamış. Niye kardeşini korumamış? İlknur’un ev hapsi nedir? Daha çok ceza almasını istiyoruz” dedi.
‘HEM KIZIMDAN HEM DAMADIMDAN ŞİKAYETÇİYİM’
Olaya inanamadıklarını belirten Mustafa Aksay, “İnanamadık. Yani konduramadık. Şimdi şu anda cenazeyi almaya geldik ama DNA testiyle yüzde yüz olduğunu anladık. Yaşanan olaylardan dolayı hem kızım İlknur’dan hem damadım Zeynel Boyacı’dan şikayetçiyim. Bu olayın açık olmayan yerleri var, bu konuyu emniyet mensuplarının araştırmasını istiyorum” diye konuştu.
‘BABA SANA SÖYLEMEDİM Mİ ECE İYİYMİŞ’
Kızı Zeynep Ece Aksay’dan haber alınamamasının ardından diğer kızı İlknur’un kardeşinin kendisini gizli numaradan aradığını söylediğini ifade eden Mustafa Aksay, “Kızım Zeynep kaybolduktan 5- 10 gün geçtikten sonra biz köyden İlknur’un evine gittik. Gelirken telefon ettik kızıma ve dedik ki ‘Kızım biz eve geliyoruz’ deyince ‘Tamam baba ben de geliyorum’ dedi. Biz eve geldikten sonra İlknur’a ‘Kardeşinden haberin yok mu?’ dediğimde ‘Baba sana söylemedim mi Ece iyiymiş. Beni gizli numaradan arıyor’ dedi. Kızım İlknur yanlış yönlendirdiği için bulunması bu kadar gecikti” dedi.
‘BELKİ DE ALİ DİKEN CİNAYETİ İŞLENMEYECEKTİ’
Yaşanan olaylar sırasında damatları Zeynel Boyacı’dan hiç şüphelenmediklerini belirten Mustafa Aksay, “Zeynep Ece’yi öldürdükten sonra bu şahıs bizimle geldi, oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi. Gitti, geldi bize yardım etti. Kızım İlknur bizi yanlış yönlendirmeseydi, kızım Zeynep’in cesedi bulunsaydı belki de Ali Diken cinayeti işlenmemiş olabilirdi. Ölmeyecekti” diye konuştu.
ANNE AKSAY: YÜREĞİM PARÇALANIYOR, ÖMÜR BOYU HAPİS GÖRSÜN
Fatma Aksay ise “Kızım ile damadımın sadece cezalandırılmasını istiyorum. Yüreğim parçalanıyor. Ömür boyu hapis görsün. Kızım bizi oyaladı. ‘Gelecek anne, telefon açtı’ diyerek bizi oyaladı. İlknur’u da evlatlıktan reddediyorum. Öyle benim evladım yok. Kardeşine nasıl böyle bir şey yapar? Bir anneye, bu babaya yapılır mı? En ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.
ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
İşlemlerin ardından Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi ailesine teslim edildi. Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan cenaze alındığı sırada Aksay çifti gözyaşlarını tutamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken Fatma Aksay, büyük kızına yaslanarak ağladı.
Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi, defnedilmek üzere Aksu ilçesinin Karaöz Mahallesi’ne götürüldü.
]]>Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, TBMM’de Saadet Partisi’nin grup toplantısında konuştu. Davutoğlu, 12 Aralık’ta TBMM Genel Kurulunda geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’i anarak, “Bugün yüreğimizde derin bir sızı, boğazımıza düğümlenen cümleler var. Hasan Bitmez kardeşimiz ahlakıyla, vakarıyla ve herkese örnek olan o asil duruşuyla bizim sadece Meclis’teki bir milletvekilimiz değil, aynı zamanda her an ve her seferde yüzüne baktığımızda muhabbeti gördüğümüz bir kardeşimizdi” dedi.
‘CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI, HALKI TAHRİK ETTİ’
Ardından Pençe-Kilit Harekat bölgesinde şehit olan 12 askeri hatırlatan Davutoğlu, “Milli birlik ve beraberliğin unutulmaması gereken günlerdeyiz’ diye bir tekerleme vardır, herkes bunu söyler ama 12 şehidimiz toprağa verilirken; ortak kader bilincimiz, ortak acı bilincimiz, ortak demokratik bilincimiz aynı anda darbe yedi. Gönül isterdi ki 5 değil 6 partinin de imza attığı bir metinle, ‘Bu ülkenin çocukları kardeştir ve bu ülkenin birliği için toprağa düşen herkes, aziz şehitlerimiz mukaddestir ve onların davasına sahip çıkarız’ denilseydi. Maalesef ortak bir bildiride dahi buluşulamamış olması, milletimizi derinden yaralamıştır. O acının yaşandığı gün buluşamazsak ne zaman buluşacağız. Maalesef olmadı. Önce o ortak bildiride uzlaşacaktık. Sonra demokratik bilincimiz devreye girecekti ve neden bu şehitlerimiz karda kışta zor şartlarda oralarda terk edildiler diye soracaktık” ifadelerini kullandı.Davutoğlu, Manisa’da şehit cenazesine katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik tepkilere ilişkin de, “Eğer cenaze varsa her şey unutulur. Kan davası unutulur, küskünlükler unutulur, her şey unutulur. Cenaze makamında sadece tekbir getirilir, o da genellikle içten getirilir. Bir cenaze kılında Manisa’da, sanki siyasi partiler arasındaki kavga mekanı gibi. Böyle günlerde milleti birleştirmesi gereken Cumhurbaşkanlığı makamı, neredeyse bundan sonraki cenazeleri de ipotek altına alırcasına ‘Daha ne günler göreceksiniz’ tarzında halkı ana muhalefet partisi genel başkanına karşı tahrik etti. Düşmanınız gelse cenazede unutursunuz. Taziye kültürünün bir ahlakı vardır, bu ahlakı ne zaman kaybettik biz” diye konuştu.
TEKİR’DEN BÜTÇE ELEŞTİRİSİ
Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir de pazartesi günü Meclis’te kabul edilen 2024 yılı bütçesini eleştirerek, “Her seçimde, ‘düzelecekler’ diye AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımız olana bitene eğer anlam veremiyorlarsa, bu bütçeye baksınlar. Bu anlamı daha iyi anlamak için noktasına virgülüne dokunmadan Meclis’ten geçirdikleri bütçenin mahiyetine baktıkları zaman; Türkiye’de ne olup bittiğini izan sahibi, irfan sahibi biraz da gerçekten de ekonomiden siyasetten anlayan insanların anlayabileceği şekilde bütçeden takip edeceklerdir” dedi.Öte yandan grup toplantısına Hasan Bitmez’in eşi Safiye Bitmez de katıldı. Davutoğlu, Hasan Bitmez’in rozetini eşi Safiye Bitmez’e taktı. Ayrıca Bitmez’in oturduğu sıraya fotoğrafı konuldu. (DHA)
]]>