Olay, 10 Kasım 2023’te Kırat Mahallesi Koca Osman Sokak’ta meydana geldi. Yoldan geçenler, yandaki ormanda yanmış cesedi fark edip, ihbarda bulundu. Gelen ekiplerce benzin dökülerek yakıldığı belirlenen ceset, otopsi için Atatürk Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü. Cesedin kaçak olarak işletilen maden ocağında çalışan 3 çocuk babası Afganistan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani’ye ait olduğu belirlendi. Otopside Nourtani’nin 9 Kasım’da öldüğü tespit edilirken, ailesinin 10 Kasım sabahı kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi. Afgan madencinin cenazesi, 11 Kasım’da toprağa verildi.
Soruşturma kapsamında Nourtani’nin çalıştığı kaçak maden ocağının sahipleri Hakan Körnöş (46), Enver Gideroğlu (34) ve Körnöş’ün kuzeni Ahmet Aydın (52), ocak çalışanları S.K. (28), E.D. (22) ve kömür ticareti yapan A.Ç. (46) gözaltına alındı. Körnöş, Gideroğlu ve Aydın tutuklanırken, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ayrıca, kaçak ocağın jandarma tarafından 4 gün önce kapatıldığı ancak sahiplerince tekrar açıldığı belirlendi. Kaçak ocak, olayın ardından imha edilerek kapatıldı.
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı, Afgan madencinin cesedinin kaçak ocaktaki kazayı gizlemek ve ocağın kapanmasını engellemek için öldükten sonra yakıldığı belirtilen iddianameyle 6 şüpheli hakkında ‘iştirak halinde kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Kamergul Maliki, oğulları yürüme engelli Sayid Mohammad (22), Pir Mohammad (16), işitme engelli Ali Rıza (13), Said Riza Nourtani (2) ve gelini Şaziye Mohammadi (19) ile 2 odalı sobalı evde yaşayan Afgan madencinin kaçak maden ocağında çalışarak ailesinin bakımını üstlendiği ve ailede çalışabilecek durumdaki tek kişi olduğu ortaya çıkmıştı.
OLAY YERİ İNCELEME RAPORU
Zonguldak İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin hazırladığı olay yeri inceleme raporunda delillerin detaylıca anlatıldığı ve şüphelilerin benzin aldıkları anın güvenlik kamerası görüntülerine yer verildi. Olay yeri inceleme fotoğraflarında yanmış ceset görünürken krokilerle bulunan delillerin yerleri de anlatıldı.
SANIĞIN BABASINA AMELİYAT KONTROLÜ YAPILMIŞ
Yanmış cesedi bulunan Afgan madencinin otopsi ve Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu ortaya çıktı. Raporda, madencinin cesedinin bazı kısımlarının kömürleşecek kadar yandığı belirtilerek, “İleri derece yanık nedeniyle mide, sol böbrek, pankreas ve bağırsaklar tefrik edilemedi” ifadeleri yer aldı. Soruşturma aşamasında madencinin eşi Kamergul Maliki’nin savcılık ifadesinde eşine bir telefon konuşmasında böbreğine karşılık 20 bin dolar teklif edildiğini duyduğunu anlattı. Bu kapsamda tutuklu bulunan kaçak ocak sahiplerinden Enver Gideroğlu’nun böbrek hastası olduğu belirlenen babası, kolluk kuvvetleri eşliğinde hastaneye getirilerek muayene ettirildi. Gideroğlu’nun babasında böbrek ameliyatı izine rastlanılmadığı öğrenildi.
‘BÖBREĞE İLİŞKİN DOSYADA İLERLETME YAPILMAMIŞ’
Böbrek konusunun yeterince aydınlatılmadığını belirten Avukat Şeker, “Afgan madencinin sol böbreğinin ‘tefrik edilemediği’ yani sol böbreğinin bulunamadığı görülüyor. Şöyle bir değerlendirme yapacak olursak, dosya içeriğindeki keşif zaptında ve tutanaklardaki fotoğrafları incelediğimiz vakitte bir kişinin neden yakılması söz konusu olur? Burada cesedin kimlik bilgilerini kaybetmek için, ancak ve ancak yüzünde, ellerinde ve ayaklarında bir yanık yok. Yüzünden kimliği belli olabilir, ellerinden de parmak izleri belli olabilir. Ama tamamen bedeni yanmış vaziyette. Bedenini yanmasıyla alakalı olarak kaçak organ ticaretiyle ilgili herhangi bir hususun olup olmadığına ilişkin buradaki paraların ne şekilde teklif edildiğine ilişkin bu paranın kabul edilmemesinden sonra böbrek ticaretinin zorla mı yapıldığına ilişkin, Afgan madencinin vücudundaki kırıklara ilişkin hiçbir şekilde dosyada ilerletme yapılmamış olduğunu görüyoruz.” dedi.
1 SANIĞIN ADLİ KONTROL TEDBİRİ KALDIRILMIŞ
İddianamenin kabulünün ardından yakma eylemine dahil olan 4 kişiden tutuksuz A.Ç.’nin adli kontrolünün kaldırıldığını belirten Avukat Şeker, “Bu adli kontrol kararı kaldırılmış olan kişi şu an elini kolunu sallayarak toplumumuz içerisinde, yakılarak öldürülmesine olanak sağlayarak yakan kişilerle hareket edip onlarla alkol alan kişi adli kontrol kararıyla bile olmayacak şekilde dışarıda. İddianamenin kabul edildiği gün mahkeme bu kişinin adli kontrol kararını kaldırmış. Bunun kesinlikle bir hukuk katliamı olduğunu değerlendiriyoruz” diye konuştu.
‘BÖBREK NE OLDU’
En önemli şüphelerden birinin ‘böbrek’ olduğunu söyleyen Şeker, şöyle konuştu:
“Bu böbrek ne oldu, nerede? Bu böbrek bulunmadan bir şekilde merdiven altında mı nakli yapıldı, kime yapıldı? Bunun tespitinin yapılması lazım. Aile gerçekten inanılmaz derecede mağdur vaziyette. Bir gecekondunun içerisinde 1’i engelli 4 çocukla 1 eş ve bu mağduriyete daha fazla mağduriyet eklememek lazım. Anayasa’nın 10’uncu maddesi dili, dini, ırkı ne olursa olsun Türk kanunları önünde herkesin eşit olduğunu söyler. Biz de bu davada eşitlik uğruna, insan hakları uğruna bu suçu işleyenlerin adalet önünde en ağır cezayı almaları için takipçisi olacağız.”
]]>İnkaya Mahallesi’nde 29 Mart günü yaşanan yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürülmüştü ve yapılan kontrollerde bir kişinin cansız bedeni ile karşılaşmıştı. Bursa emniyeti olayla ilgili sır perdesini araladı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri yaptığı çalışmada; olayda alevler nedeniyle yaralanan şüphelinin, yangın süsü verdiği villada eşini rahatsız eden arkadaşını 8 yerinden bıçaklayarak öldürdüğünü tespit etti. Ayrıca, zanlının öldürdüğü arkadaşının cesediyle de 7 gün boyunca aynı evde yaşadığı ve cesedi yok etmek için böyle bir plan yaptığı ortaya çıktı.
Merkez Osmangazi ilçesi İnkaya Mahallesi İlim Sokak’ta 3 katlı villanın zemin katında bir kişinin yaralandığı, yangın söndürüldükten sonra bir kişinin cesedinin bulunduğu olay aydınlatıldı. Yanan villanın bodrum katında bahçıvan Ali Vurgun ile Ürünlü Barınma Evi’nde tanışıp arkadaş olan Mustafa Ş.’nin yanmış cesedi bulunmuştu. Katil zanlısı Ali V.’nin kendisinin de yaralandığı anlar çevredeki bir villanın güvenlik kamerasına yansımıştı.
Olayda kendisi de yaralanan Ali V. 112 ambulansıyla kaldırıldığı Şehir Hastanesi yanık ünitesinde yoğun tedaviye alındı.
Ceset bulundu, Cinayet Büro Amirliği harekete geçti
Polis ve itfaiye ekipleri yaptıkları çalışmada villada Mustafa Ş.’ye (52) ait olan yanmış bir ceset buldu. Cumhuriyet Savcısı’nın incelemesinin ardından cenaze otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri olayın ardından harekete geçti. Bölgedeki tüm güvenlik kameralarını incelemeye alan Cinayet Büro Amirliği ekipleri olayın perde arkasını kısa sürede araladı.
Sır perdesi aralandı, cinayetin sebebi dehşete düşürdü
Yapılan çalışmalarda Ali V.’nin arkadaşı Mustafa Ş.’yi boşanma aşamasındaki eşiyle mesajlaştığı ve rahatsız ettiği gerekçesiyle bıçaklayarak öldürdüğü belirlendi. Ayrıca Ali V.nin 7 gün boyunca arkadaşı Mustafa Ş.’nin cesediyle birlikte yaşadığı ortaya çıktı. Daha sonra plan yapan Ali V., villada yangın süsü vererek cesedi yok etmek istedi. Villada yangın çıkartmak istediği sırada kendisini de yaralanan Ali V. alevler sonucu ağır yaralandı.
Bursa Şehir Hastanesi’nde tedavisi devam eden Ali V. yanık ünitesindeki yoğun tedavinin 3.gününde cinayeti itiraf ederken, olayda kullandığı suç aleti bıçak da evinde bulundu.
Ali V. ile maktul Mustafa Ş.’nin bir süre önce barınma evinde tanışıp arkadaş oldukları, villanın bodrum katını birlikte kiralayıp yaşadıkları, boşanma aşamasındaki eşinin mesajla rahatsız edilmesini öğrenmesi üzerine bu olayın gerçekleştiği kaydedildi.
Hakkında tutuklama kararı verilen Ali V. tedavisinin ardından cezaevine sevk edilecek. – BURSA
]]>Kırat Mahallesi’nde 9 Kasım 2023’te, yol kenarındaki ormanlık alanda cesedi yanmış halde bulunan Nourtani’nin ölümüne ilişkin tutuklu sanıklar A.A. (52), E.G. (34) ve H.K. (46) ile tutuksuz sanıklar A.Ç. (46), E.D. (22) ve S.K. (28) hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 6 sanık hakkında “kasten öldürme” suçundan hazırlanan ve sanıkların müebbet hapisle cezalandırılması istenen iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
İddianamede, eylemin kişi ve toplum üzerindeki olumsuz etkisi ve sanıkların suça konu olayın ortaya çıkmasını engellemek amacıyla yaptığı davranışların vahameti göz önüne alınarak soruşturma kapsamının genişletildiği belirtildi.
Nourtani’nin olay tarihinde ruhsatsız bir ocakta gündelik işçi olarak çalıştığı, olay günü saat 20.00 sıralarında vinç operatörü S.K. ile çalıştığı sırada ağır şekilde yaralandığı aktarılan iddianamede, S.K’nin haber vermesi üzerine olay yerine gelen A.Ç. ve E.D’nin maktule ilk müdahaleyi yaparak ocağın dışına çıkardıkları, bu süre zarfında alınan beyanlar ışığında Nourtani’nin hayatta olduğu kaydedildi.
İddianamede, Nourtani’nin araca battaniyeye sarılarak bindirildiği anlatılarak, sanıkların adli işlem kaydının olması, olayın sanıklar tarafından işletilen ocakta meydana gelmesi ve ocağın ruhsatsız olması sebebiyle kolluk birimlerine ve sağlık kuruluşuna haber verilmediği ifade edildi.
Bu sebeple maktule zamanında müdahale edilemediği değerlendirilen iddianamede, maktulün aracın bagajında ocaktan götürüldükten sonra olay yerinde kalan S.K’nin kamera kayıt cihazının yönünü değiştirerek kırmaya çalıştığı ancak cihazın kayıt almaya devam ettiği belirtildi.
E.D. ve S.K’nin maktule ait kıyafetleri yaktığının görüldüğü, maktulün götürüldüğü araçtaki A.Ç, E.G, A.A ve E.D. arasında cesedi ortadan kaldırmak için konuşmalar yapıldığı aktarılan iddianamede, zanlıların yaklaşık 3 saat boyunca arabayla çevreyi dolaştıkları bilgisine yer verildi.
Olayı gizlemek için cesedi yaktılar
İddianamede, olaydan sonra sanık A.A’nın akaryakıt istasyonundan benzin aldığı, olayın gerçekleştiği ocaktan uzak konumda bulunan noktaya giderek olayı gizlemek amacıyla iştirak iradesi içerisinde maktulün cesedinin yakıldığı kaydedildi.
Maktulün cesedi yakıldıktan sonra sanıkların benzin bidonunu ve maktulün taşındığı battaniyeyi olay yerinden farklı noktalara attıkları aktarılan iddianamede, sanık H.K’nin maktulü taşıdığı aracın lastiklerini değiştirdiği ve sanık E.G’nin ise maktulün ailesini arayarak maktulün işe gelmediğini söylediği belirtildi.
Adli Tıp Kurumunca hazırlanan raporda, maktulün yol kenarında göğüs, batın ve diz seviyesine kadar kömürleşme derecesinde yanık halde bulunduğundan iç organlarda, kemiklerde kayıplar olduğu, organlardaki değişimler açısından inceleme yapılamadığı dikkate alındığından maktulün mevcut verilerle kesin ölüm nedeninin bilinemediği ifade edildi.
İddianamede mevzuat gereği ruhsatsız kömür ocağında tonluk vagon ile kömür naklinin yapılmasında ve denetlenmesinde yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve yer altı kömür ocağında sigortasız işçi çalıştırması nedeniyle sanık H.K. ve E.G’nin asli kusurlu, maktulün ise iş kazasında tali kusurlu olduğu değerlendirildi.
Olay
Kırat Mahallesi’nde yol kenarındaki ormanlık alanda 10 Kasım 2023’te yanmış halde bulunan cesedin, iki gün önce öldüğü anlaşılan 3 çocuk babası Afganistan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani’ye (50) ait olduğu belirlenmişti.
Soruşturma kapsamında, ruhsatsız işletildiği iddia edilen maden ocağı sahiplerinin de aralarında bulunduğu 6 şüpheli gözaltına alınmıştı. Zanlılardan A.A. (51), E.G. (33) ve H.K. (45) tutuklanmış, E.D. (21), A.Ç. (45) ve S.K. (27) adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Ruhsatsız ocakta çalıştığı öne sürülen Nourtani’nin, iş sırasında fenalaşıp hareketsiz kaldığı ve buradan araçla ormana götürülüp benzin dökülerek yakıldığı iddia edilmişti.
Nourtani’nin cesedinin bulunmasından 4 gün önce jandarma ekiplerince ruhsatsız çalıştırıldığı belirlenen maden ocağının, patlayıcıyla kullanılamaz hale getirildiği fakat zanlıların yeni giriş açarak maden ocağını yeniden faaliyete soktuğu tespit edilmişti.
]]>Olay, 10 Kasım’da Kırat Mahallesi Koca Osman Sokak’ta meydana geldi. Yoldan geçenler, yandaki ormanda yanmış cesedi fark edip, ihbarda bulundu. Benzin dökülerek yakıldığı belirlenen ceset, otopsi için Atatürk Devlet Hastanesi’nin morguna kaldırıldı. Cesedin kaçak olarak işletilen maden ocağında çalışan 3 çocuk babası Afganistan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani’ye ait olduğunu belirlendi. Otopside Nourtani’nin 9 Kasım’da öldüğü tespit edilirken, ailesinin 10 Kasım sabahı kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi.
4 GÜN ÖNCE KAPATILDIĞI ORTAYA ÇIKTI
Nourtani, 11 Kasım’da toprağa verildi. Soruşturma kapsamında Nourtani’nin çalıştığı kaçak maden ocağı sahipleri Hakan Körnöş (46), Enver Gideroğlu (34) ve Körnöş’ün kuzeni Ahmet Aydın (52), maden ocağı çalışanları S.K. (28), E.D. (22) ve kömür ticareti yapan A.Ç. (46), gözaltına alındı. Körnöş, Gideroğlu ve Aydın tutuklanırken, diğer şüpheliler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Öte yandan kaçak ocağın jandarma tarafından 4 gün önce kapatıldığı ancak sahiplerince tekrar açıldığı belirlendi. Kaçak ocak, olayın ardından imha edilerek kapatıldı.
AİLENİN TEK ÇALIŞABİLİR KİŞİSİYDİ
Eşi Kamergul Maliki (38), oğulları yürüme engelli Sayid Mohammad (22), Pir Mohammad (16), işitme engelli Ali Rıza (13), Said Riza Nourtani (2) ve gelini Şaziye Mohammadi (19) ile 2 odası olan sobalı evde yaşadıkları görülen Nourtani’nin kaçak maden ocağında çalışarak ailesinin bakımını üstlendiği ve ailede çalışabilecek durumdaki tek kişi olduğu ortaya çıktı.
YÜZ BÖLGESİ YANMAMIŞ
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede; yanmış halde bulunan cesedin kimliği, yüz bölgesi yanmadığı için ‘kayıp şahıs’ bildiriminden tespit edildiği belirtildi. İddianamede ‘eylemin kişi ve toplum üzerindeki olumsuz etkisi ve şüphelilerin suça konu olayın ortaya çıkmasını engellemek amacıyla yapmış olduğu davranışların vahameti göz önüne alınarak’ soruşturmanın derinleştirildiği vurgulandı.
MADENDEN ÇIKARILDIĞINDA HAYATTAYDI
Afgan madencinin gündelik işçi olarak kaçak maden ocağında çalıştığı belirtilirken, 9 Kasım’da saat 20.00 sıralarında S.K. ile yer altında geçirdiği kaza neticesinde ağır şekilde yaralandığı, ocaktan çıkarıldığında ise hala hayatta olduğu ifadeler ile sabit olduğu iddianamede değerlendirildi. Afgan madencinin battaniyeye sarılıp, kamyonetin kasasına yüklendiği ancak kolluk veya sağlık birimlerine haber verilmediği için zamanında müdahale edilemediği belirtildi. İddianamede, S.K. ve E.D.’nin kamera kayıt cihazını kırmaya çalıştığı ve Afgan madenciye ait kıyafetleri yaktığı anların görüntüleri de yer aldı.
3 SAAT KASADA GEZDİRMİŞLER
Afgan madencinin battaniyeye sarılı bir şekilde 3 saat boyunca kamyonet kasasında gezdirildiği belirtilen iddianamede A.Ç.’nin diğerlerinden ayrıldığı saat 22.45’te Ahmet Aydın’ın akaryakıt istasyonundan pet şişeye benzin aldığı ifade edildi. İddianamede ‘23.00 ile 00.00 aralığında olayı gizlemek amacıyla iştirak iradesi içerisinde maktulün cesedini yaktıkları, maktulün cesedi yakıldıktan sonra şüphelilerin benzin bidonunu ve maktulün taşındığı battaniyeyi olay yerinden farklı bir noktalara attığı’ ifadeleri yer aldı.
BİRÇOK YERİNDE KIRIK VARMIŞ
Afgan madencinin baş, omuz ve ayakları haricinde bütün vücudunun yandığı belirtilen adli tıp raporunda vahşetin detayları da ortaya çıktı. Raporda, göğüs karın ve kasık bölgesinden omurga ve kaburga kemiklerinin görünür olduğu, her iki diz seviyesinden kemiklerin bütünlüğünün bozulduğu belirtildi. Ayrıca çene ve köprücük kemiklerinde kırık saptandığı ifade edildi. Cesedin, kömürleşme derecesinde yandığı için kesin ölüm nedeninin belirlenemeyeceği ifade edilen raporda; ölüm sonrası yakıldığı, olay sonrası 112’ye haber verilse ya da hastaneye götürülse kurtulma ihtimalinin olup olmadığının bilinmediği yer aldı.
OCAK SAHİPLERİ ASLİ KUSURLU
Öte yandan iş kazasına yönelik alınan bilirkişi raporunda, Afgan madenciye ocak içinde vagon çarpmış olabileceği belirtildi. Raporda, işçiyi gözetme yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve kaçak ocakta sigortasız işçi çalıştıran Hakan Körnöş ile Enver Gideroğlu’nun asli kusurlu, Afgan madencinin ise iş kazası yönünden tali kusurlu olduğu aktarıldı.
‘KASTEN ÖLDÜRDÜLER’
İddianamede, ‘iştirak’ iradesiyle hareket ettiği belirtilen Hakan Körnöş, Enver Gideroğlu ve Ahmet Aydın, S.K., E.D. ve A.Ç.’nin suçlamaları ‘kaçak ocakta meydana gelen kazanın ortaya çıkışını gizlemek, maddi getirisi düşünülerek kaçak ocağının kapatılmasına engel olmak ve haklarında adli ve idari işlem yapılmasına engel olmak amacıyla ocakta meydana gelen olay sonucunda alınan ifadelerle de sabit olduğu üzere hayatta olan maktulü kolluk birimlerine ve sağlık kuruluşuna haber vermeksizin kazanın meydana geldiği 20.00 ile yakıldığı 23.30’a kadar geçen süre zarfında araçlarında taşıyarak kasten öldürdükleri’ sözleriyle anlatıldı.
KAMYONETİN LASTİKLERİNİ DEĞİŞTİRMİŞ
Enver Gideroğlu’nun Nourtani’nin ailesini arayıp işe gelmediğini söylediği belirtilen iddianamede, Hakan Körnöş’ün kamyonetin lastiklerini değiştirdiğine yer verildi. İddianamede şüphelilerin olayın başından beri irtibat halinde oldukları ve yabancı uyruklu olması nedeniyle takibinin zor olacağı düşünülen kişinin cesedini suçu gizlemek maksadıyla Ahmet Aydın, Körnöş ve Gideroğlu tarafından yakıldığı ifade edildi.
İddianamede, sanıklar hakkında ‘ceza alt sınırından uzaklaşma’ takdiri mahkemeye bırakılırken; ‘meydana gelen eylemin kişi ve toplum üzerindeki olumsuz etkisi, yaşanılan olumsuz olaylardan kaynaklı ülkemize sığınan yabancı uyruklu olması sebebiyle takibinin zor olacağı düşünülen kişinin cesedini suçu gizlemek maksadıyla yakılması yönündeki eylemin vahameti’ ifadelerine yer verildi. İddianame, 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek sanıkların her birine ‘iştirak halinde kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis istemiyle dava açıldı.
‘DİRİ DİRİ YAKMAKTAN YARGILANMALARI GEREKİRDİ’
İddianamenin eksik düzenlendiğini öne süren Nourtani ailesinin avukatı Kerim Bahadır Şeker ise “Sanıkların kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasıyla değil, ölmeden önce diri diri bir kimseyi yakmalarından ötürü ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanması gerekmekteydi” diye konuştu.
]]>MUĞLA’nın Bodrum ilçesinde emlak ve oto kiralama işiyle uğraşan Ümit Erol’un (50) ormanda çuvalda cesedinin bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada 4’ü tutuklu, 8 sanık için iddianame hazırlandı. İddianamede, Hasan Tahsin Akbal (32), Erol’un eski ortağı Fatma Nihal Akbal (50), Burak Aydoğan (30) ve Gökhan İlkay (27) hakkında ağırlaştırılmış müebbet, delilleri gizleyip, yok ettikleri ileri sürülen Aybars Talu S. (24), Erkan D. (34), Sinan E. (45) ve Tevfik Bülent S.’nin (54) ise 5 yıla kadar hapis cezası istendi.
Bodrum ilçesi Ortakent Mahallesi Üniversite Caddesi’nde 28 Haziran 2022’de saat 00.30 sıralarında yürüyen bir kişi, yol kenarından gelen yoğun koku üzerine şüphelenip, ihbarda bulundu. Bölgeye sevk edilen ekiplerin incelemesinde, toprakla dolu çuvalda erkek cesedi bulundu. Üzerinden kimlik çıkmayan ceset, yapılan incelemenin ardından otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Cesedin emlak ve oto kiralama işi yapan Ümit Erol’a ait olduğu belirlendi. Ümit Erol’un Çiftlik Mahallesi’nde oturan kardeşi Uğur Erol’un, ağabeyinin 20 Haziran’da saat 18.30 sıralarında evden ayrıldığını ve hayatından endişe ettiğini belirterek, 25 Haziran’da jandarmaya kayıp başvurusunda bulunduğu tespit edildi. Soruşturmayı derinleştiren ekipler, Ümit Erol’un telefon kayıtlarını incelemeye aldı.
8 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Soruşturma kapsamında Hasan Tahsin Akbal, annesi Fatma Nihal Akbal, Gökhan İlkay, Erkan D., anestezi teknikeri Burak Aydoğan, Aybars Talu S., Sinan E., Tevfik Bülent S. gözaltına alındı. Çapraz sorguya alınan şüphelilerin ifadesi doğrultusunda, Ümit Erol’un para meselesi nedeniyle öldürüldüğü ortaya çıktı. Olay günü şüphelilerin, Erol’u uyutup, tabancayla vurduktan sonra cesedi, içi toprak dolu çuvala koyup, 20 kilometre mesafedeki boş araziye attığı belirlendi. Şüphelilerden 7’si tutuklandı, Aybars Talu S. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ümit Erol’un cenazesi Bitez Mezarlığı’nda toprağa verilirken, itiraz üzerine şüpheliler Erkan D., Sinan E. ve Tevfik Bülent S., serbest bırakıldı.
Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı, Ümit Erol’un ölümüyle ilgili soruşturmayı tamamladı. 6 sayfalık iddianamede tutuklu Hasan Tahsin Akbal, annesi Fatma Nihal Akbal, Burak Aydoğan ve Gökhan İlkay hakkında, ‘beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, tutuksuz sanıklar Aybars Talu S., Erkan D., Sinan E. ve Tevfik Bülent S. için ‘delilleri yok etme ve gizleme’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istendi.
KİN BESLEDİ, İÇECEĞİNE İLAÇ KATIP, UYUTTU
İddianamede, Hasan Tahsin Akbal’ın öldürülen Ümit Erol ile münasebetinin annesi Fatma Nihal Akbal ile olan oto- kiralama işindeki ortaklığından ileri geldiği, ortaklığın bozulmasından sonra da devam ettiği belirtildi. Burak Aydoğan’ın savcılıktaki beyanında Hasan Tahsin Akbal’ın annesinin parasını vermemesi nedeniyle Ümit Erol’a kin güttüğünü söylediğine iddianamede yer verildi. Hasan Tahsin Akbal’ın, olay günü 20 Haziran’da Ümit Erol’u annesinin ortağı olduğu oto-kiralama şirketine çağırdığı, güttüğü kin nedeniyle de içeceğine arkadaşı anestezi teknikeri olan Burak Aydoğan’dan temin ettiği ilaçları katarak, etkisiz hale getirdiği belirtildi. Ardından da sonradan yanlarına gelen Aydoğan ile Erol’u otomobile taşıdıklarına da iddianamede yer verildi. Aydoğan’ın otomobilde Erol’un koluna uyku ilacı enjekte ederek, kendisini savunamayacak hale gelmesini sağladığı vurgulandı.
ORMANA GÖTÜRÜP, OTOMOBİLİN İÇİNDE GÖĞSÜNE ATEŞ ETMİŞ
Hasan Tahsin Akbal, ardından Aydoğan’ı yol üzerinde bir yere bıraktıktan sonra baygın haldeki Erol’u Kızılağaç tarafındaki ormana götürüp, otomobilin içinde göğsüne ateş ederek yaraladığı belirtildi. Akbal’ın ardından Erol’u ormana atıp, tekrar oto-kiralama yaptıkları iş yerine döndüğünün HTS kayıtlarından belirlendiği de iddianameye girdi. Akbal’ın bir süre sonra Erol’un öldüğünden emin olmak için çalışanı Gökhan İlkay ile ormana gittiği belirtildi.
ÇOCUĞUNUN TEDAVİSİ İÇİN SUÇU ÜSTLENMESİNİ İSTEDİ
Hasan Tahsin Akbal’ın burada Gökhan İlkay ile henüz ölmeyen Erol’u birlikte öldürdükleri kaydedildi. Akbal’ın ardından da annesi Fatma Nihal Akbal ile cesedin ortadan kaldırılması ve suçu üstlenmesi için önceden tanıdıkları Erkan D. ile görüşüp, karşılığında hasta olan bebeğinin tedavisini üsteleneceklerini vadettikleri ifade edildi. Teklifi kabul eden Erkan D.’nin cesedin gömeceği gece taşıyabilmek için Fatma Nihal Akbal’dan battaniye istediği de iddianameye girdi. Erkan D.’nin arkadaşları Sinan E. ve Tevfik Bülent S.’den yardım aldığı da iddianamede yer buldu. Erkan D. ve 2 arkadaşının Erol’un cesedinin bulunduğu yere gittiği ve cesedi sarmak için marketten alet satın aldıkları belirtildi. Daha sonra 3 arkadaşın araç kiralayıp, cesedi Ortakent yol kavşağı kenarına götürüp, çuval içinde attıkları, üzerine moloz dökerek gömdükleri ifade edildi.
Olayın ardından Sinan E. ve Tevfik Bülent S.’nin alınan beyanlarında, Hasan Tahsin Akbal’ın hesaplarına para gönderdiğini söylediği iddianameye girdi. Öte yandan, Hasan Tahsin Akbal’ın yanında çalışan Aybars Talu S. ile iş yerine ait güvenlik kamera kayıtlarını teknik ekip çağırarak sildirdiği de kaydedildi.
]]>