Antalya Büyükşehir Belediyesi himayesinde 8-10 Mayıs 2024 tarihleri arasında düzenlenen 27’nci Hasyurt Tarım Fuarı bugün törenle başladı. Finike Hasyurt Fuar Alanı içerisinde düzenlenen açılış törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Başkan Böcek, Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi, ATB Başkanı Ali Çandır, siyasi partilerin temsilcileri, ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri, muhtarlar, oda başkanları, STK temsilcileri, tarım sektörü temsilcileri, çiftçiler, üreticiler ve vatandaşlar katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende açılış konuşmasını yapan Başkan Böcek, yerelden kalkınma hedefi ile planlı ve sürdürülebilir bir tarım için bıkmadan, yorulmadan Antalya’nın 19 ilçesinde çiftçilerle, tarım sektörünün emekçileriyle iş birliği içerisinde çalışmaya devam ettiklerini söyledi.
Tarımın Antalya hatta Türkiye için en önemli sektörlerden biri olduğu bilinciyle hareket ettiklerini belirten Başkan Böcek, şunları dile getirdi:
“Tarımın her aşamasında tüm imkanlarımızı sunuyoruz. Akıllı tarım uygulamaları, kapalı devre sulama sistemleri, sulamada enerji desteği, ekipman ve alternatif ürün destekleriyle hem üretimde verimin artmasını hem de üreticilerimizin gelirinin artmasını sağladık. Tüm bu desteklere çoğaltarak devam edeceğiz. Kumluca Beykent Hali’nde yaş sebze meyve paketleme tesisi ve ayrıca kurutma tesisini hayata geçiriyoruz. Çevre Dostu Çiftçi Kart projemizle zirai ilaç ambalaj atıkları sorununa çözüm bulduk. Sera atıklarını toplayarak çevre kirliliğinin önüne geçiyoruz. Batı Antalya Bölgesinde hayata geçireceğimiz Kaş Gıda İhtisas Organize Sanayi, tarımın güneş enerji sistemleri ile desteklenmesi, organik fermente gübre desteği, soğuk hava depoları, Biyoçeşitlilik Gözlem Evi, tarım danışmanlığı hizmeti gibi yeni projelerimizle de bölge tarımın gelişmesi, çiftçimizin, üreticimizin kalkınması için çok daha büyük işler başaracağız.”
“ANTALYA’DA TARIM HEP DEVAM EDECEK”
Antalya Valisi Hulusi Şahin de 7 yıl ara verilen fuarın yeniden düzenlenmesinin son derece önemli olduğunu belirtti. Vali Şahin, “Büyükşehir Belediye Başkanı’mız, Finike Belediye Başkanımız ve Ticaret Borsa Başkanı’mıza bu fuara sahip çıktıkları için teşekkür ederim. Çiftçilerimiz olduğu müddetçe, bu coğrafya olduğu müddetçe Türkiye’de tarım Antalya’da tarım devam ettiği müddetçe bu fuar devam edecektir” diye konuştu.
Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi, tarımsal üretimin ve üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında zor günler geçirdiği bir dönemde düzenlenen Hasyurt Tarım Fuarı’nın önemine dikkati çekti. Başkan Geyikçi, “Başkanımız Muhittin Böcek üreticimize, hal esnafımıza sağolsun desteğini hiçbir zaman eksik etmiyor. Her zaman güçlerini yanımızda hissediyor, her ihtiyacımıza da cevap alıyoruz” dedi.
ATB BAŞKANI ÇANDIR’DAN KAPSAMLI FUAR TALEBİ
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali çandır ise sektördeki yenilikleri, teknolojik gelişmeleri ve en son tarım uygulamaların tanıtılmasının amaçlandığı Hasyurt Tarım Fuarı’nın tarım sektöründe her alandan katılımcıya geniş bir yelpazede ürün ve hizmetleri sergileme imkanı sunduğunu belirterek, fuarın Batı Antalya’yı kapsayacak şekilde düzenlenmesi talebini iletti.
KATILIMCILAR FUARI GEZDİ
Konuşmaların ardından Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi, Başkan Böcek’e teşekkür plaketi verdi. Başkan Böcek de fuarın düzenlenmesinde emeği geçen paydaşlara plaket sundu. Daha sonra Hasyurt Tarım Fuarı’nın açılış kurdelesi kesildi. Başkan Böcek ve katılımcılar fuarı gezdi.
Hasyurt Tarım Fuarı’nda tohum, fide, gübre ve seracılık alanında değer üreten yaklaşık 100 firma 3 gün boyunca tek çatı altında ziyaretçilerle birlikte olacak. Konusundaki uzmanlar, akademisyenler ve tüm paydaşlarla bilgi ve deneyimleri paylaşacak. Çiftçiler yeni hizmet ve ürünleri tanıyacak, tarımsal teknolojilerle tanışma ve kullandıkları ekipmanları kıyaslama fırsatı bulacak.
]]>TBMM Plan Bütçe Bütçe Komisyonu Üyesi, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Manisa’nın Saruhanlı ilçesi Mütevelli Mahallesi ve Şehzadeler ilçesi Karaağaçlı, Çavuşoğlu ve Yeniharmandalı mahallelerinde dolunun zarar verdiği bölgede incelemelerde bulundu. Ziyarette CHP Manisa Milletvekili Bakırlıoğlu’na; CHP Saruhanlı İlçe Başkanı Zekeriya Şen, CHP Şehzadeler İlçe Başkanı Mert Özkösemen ve Belediye Meclis üyeleri eşlik etti.
“AVRUPA’DAN BEDAVA MI ALIYORSUNUZ?”
Bölgedeki binlerce dekar mahsulün ciddi hasar gördüğünü söyleyen Bakırlıoğlu’nun dinlediği bir çiftçi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şu sözlerle seslendi:
“Mısır dışarıdan, buğday dışarıdan. Avrupa’dan buğdayın sadece nakliyesi 5 lira. Benden 5 buçuk liraya alıyor. Sayın Cumhurbaşkanına soruyorum; Avrupa’dan bedavayı mı alıyorsunuz bunları? Bunlar kime peşkeş çekiliyor?”
“İKTİDAR GELSİN BİZİ GÖRSÜN”
Bakırlıoğlu’nun dinlediği bir çiftçi ise AKP’nin kurucularından olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:
“67 yaşındayım. Çiftçilik yapıyorum, esnaflık yapıyorum. Mısır dışarıdan, buğday dışarıdan. Buğdayın, Avrupa’dan sadece nakliyesi 5 lira. Devlet benden 5 buçuk liraya alıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’na soruyorum; Avrupa’dan bedavayı mı alıyorsunuz buğdayı? Bunlar kime peşkeş çekiliyor? Atatürk ‘köylü milletin efendisidir’ dedi; biz böyle gördük. Atatürk ne dediyse, iktidar tersini uyguluyor. Çiftçi düşmanlığı neden? İktidar bizi gelsin görsün. Buradaki çiftçilerin yüzde yetmişi AK Partili’dir. Bende AK Partili’ydim ve kurucusuydum, lanet olsun”
“İKTİDARIN AMACI TARLALARI BOŞ BIRAKMAK MI?”
Ziraat Odası başkanlarının siyaset yaptığını ileri süren Manisalı bir çiftçi ise “Pamuk ekiyorum, mısır ekiyorum, her şeyi ekiyorum. Onu yapıyorum kurtaramıyorum bunu yapıyorum kurtaramıyorum. İktidarın amacı ne, tarlaları boş bıraktırmak mı? Çiftçiyi büyük sanayicilere iş gücü olarak veriyor. Kazanırsa onlar kazansın, zengin kazansın diyor. Ziraat Odası sadece para almaya bakıyor; başka bir şey yok. 5 bin dönüm karpuz ekilecek bu ovada; gelsin bizi uyarsın. Planlama yok. Çoğu yer boş. İşçi parası, yol parası kurtarmıyor ki… Geçen sene 300 liraydı işçi parası, bu sene 700 lira oldu Biz istiyoruz ki bu vatanın toprakları boş kalmasın” dedi.
“FABRİKALAR DA SATILDI, FABRİKALARDA DA İŞ YOK”
Tarlasına yeniden ürün ekebilmek için krediye başvurduğunu fakat alamadığını belirten bir diğer çiftçi “Ben devletten para istemiyorum, hibe istemiyorum. Bana kredi versinler. Faizsiz kredi versin 5 milyon; 5 senede ödeyeyim. Ben üreticiyim; üretirim. Bana para versin ki faizsiz; ben üreteyim yine. Satmayayım malımı. Bende üç tane oğlan çocuğu var. Bunlara ev lazım, düğün lazım, para lazım. Cumhurbaşkanı görsün bizi, günah bize. Hadi benim tarlam var satarım öderim borçlarımı, tarlası olmayan ne yapacak? Adam evini satacak, arabasını satacak, traktörünü satacak. Fabrikalar da satıldı, fabrikalarda da iş yok. Nereye gidecek bu insanlar çalışmaya? Bizi Allah koruyor ama devlet korumuyor” diye konuştu.
“ÇİFTÇİ RAHATLATILMALI VE YENİDEN TEŞVİK EDİLMELİ”
İncelediğini bölgelerdeki zararın bir senelik değil, uzun vadeli bir hasar olduğunu vurgulayan Bakırlıoğlu “Geçtiğimiz gün yaşadığımız dolu afetinden sonra mahsulü zarar gören üreticilerimizin yanındayız. Bölgedeki binlerce dekar domates, üzüm, mısır, kavun ve karpuzun yüzde 100’e varan zarar gördüğüne yaptığımız ziyaret ve incelemelerde şahit olduk. Zararlar bölgesel de olsa il ve ilçe ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Hasar tespit çalışmalarına bir an önce başlanarak TARSİM kapsamı dışındaki hasarlar mutlaka karşılanmalı. Çiftçinin Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları ertelenerek, hibe desteği ve faizsiz kredi verilmelidir. Afetten etkilenen bölgelerde borçlar ötelenmeli, çiftçi rahatlatılmalı ve yeniden üretime teşvik edilmelidir” dedi.
Çiftçinin çok zor günler geçirdiğini belirten Bakırlıoğlu, “CHP olarak her zaman çiftçimizin yanında olmaya, çiftçinin, üreticinin sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz. Dünyanın geleceği tarımdır. Tarıma sahip çıkılmalı, çiftçi, üretici mutlaka desteklenmelidir” diye konuştu.
]]>Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav, AK Parti Kocasinan İlçe Başkanı Selçuk Melekoğlu, Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Duran Safrantı ve Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Abdülkadir Güneş ile birlikte Hasancı’da çiftçilerle bir araya gelen Başkan Çolakbayrakdar, onlarla sohbet etti. Daha sonra mibzer adı verilen tohum ekme makinasına nohut tohumlarını yerleştirildikten sonra traktör kullanan Başkan Çolakbayrakdar, tohumları toprakla buluşturdu. Çiftçinin her zaman yanında olduklarını belirten Başkan Çolakbayrakdar, “Anadolu’nun bereketli topraklarında ekmeğini topraktan çıkartan hemşehrilerimize bol bereketli sezon diliyorum” dedi.
Tarımsal üretime verilen desteği artırarak sürdürdüklerini vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar; “Kocasinan, Kayseri’nin metropol ilçesidir ama bir o kadar da 48 kırsalı ve köyü olan bir yerleşim bölgesidir. Şehrin tarım, hayvancılık ve ziraatın yüzde 20’sini Kocasinan yapıyor. Büyük bir coğrafyamızda eken, üreten çiftçi kardeşlerimiz var. Bütün çiftçi kardeşlerimize bereketli olsun diyorum. Son yıllarda bizim bölgemizde artarak devam eden nohut ekimini yaptık. Gömeç’in fasulyesinin yanında inşallah yeni bir ürün olarak Kocasinan’ın nohutu olacak. Kocasinan’dan başlamak üzere bütün ilçelerimizde tarımsal üretimi artırarak, Kayseri’yi bir tarımsal üretim merkezi haline getireceğiz. Sanayi, endüstri, turizm ve ticaret gibi her alanda Kayseri’miz örnek olsa da ciddi bir potansiyeli olan şehrimizin tarımsal üretiminde de yeni hedeflere doğru yolumuza devam ediyoruz. Bu noktada en önemli paydaşlarımız çiftçilerimizdir. Çiftçilerimiz olmasa yaptığımız hizmetlerin bir anlamı yok. Bu işin en önemli aktörü olan çiftçimizi tebrik ediyor, teşekkür ediyoruz. Çiftçilerimiz yeter ki eksin biz destek olmaya ve çiftçimizin yanında olmaya her zaman varız. Özellikle ‘Köyümde Hayat Var’ projelerini de hayata geçireceğiz. Genç çiftçiler için proje hazırladık. Kentten kırsala göç sağlayan gençlerimizin eğitiminden üretimine kadar her alanda destek vereceğiz. Çiftçimizi geleceğe taşıyacak projeler üretiyoruz ve destekçisi oluyoruz. İnşallah yeni dönemde ektiğimiz tohumlar daha bereketli olsun” ifadelerini kullandı.
Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise üretim yapan çiftçilere teşekkür ederek; “Bakanlık olarak her zaman çiftçilerimize destek oluyoruz. Tarım Arazilerini Etkinleştirme Projesi kapsamında her sene tohum dağıtımı gerçekleştiriyoruz. Bu sene Büyükşehir ve Kocasinan Belediyesi ile bakanlığımızın destekleriyle 700 ton tohum dağıtımı gerçekleştirdik. Aspir, yeşil mercimek, nohut, sorgum sudanotu ve kuru fasulye dağıtımı yaptık. Her sene olduğu gibi belediyelerimiz destek verdi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. Başkan Çolakbayrakdar’ın her zaman çiftçinin yanında olduğunu belirten Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Abdülkadir Güneş de, “Büyükşehir Belediyesi, Kocasinan ve Tarım Müdürlüğünün dağıtmış olduğu tohumları, toprakla buluşturuyoruz. Kocasinan, zaten Kayseri ilçeleri arasında en çok nohut ekimi yapılan ilçesidir. Stratejik bir ürün olan nohuttan çiftçilerimizin yüzü gülüyor. Belediye başkanlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Çiftçiler de her zaman çiftçiye destek veren ve yanında olan Başkan Çolakbayrakdar’a teşekkür etti. – KAYSERİ
]]>Tarım arazilerinin verimliliğini artırmak ve ekonomik destek sağlamak için çiftçilere kuru fasulye ve nohut tohumu dağıtılarak üretimin çeşitlendirilmesi ve gelirlerin artırılması hedefleniyor. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen törende, yüzde 75 hibe ile 80 çiftçiye 25 bin 750 kilogram kuru fasulye ve nohut tohumu verildi.
Törende konuşan Muş Valisi Avni Çakır, bölgede tarımın sürdürülebilirliğini ve çiftçilerin gelir düzeyini artırmayı hedeflediklerini ifade ederek, “Bu memleketin gelişmesi, kalkınması, tarımda daha ileri noktalara gitmesi için hep birlikte çalışıyoruz. Çiftçinin kendisine en çok para kazandıracak, pazarlamada en az sıkıntıyla karşılaşacak ve sahada en yüksek verim alacak ürünü seçmek en doğal hakkı. Bazen dededen, babadan gördüklerimizi uyguluyoruz. Buğday, arpa, pancar. Dede onu ekip gidiyor, çocuk onu ekiyor, torun onu ekiyor. Türkiye’nin en mümbit ovalarından birine sahibiz. Yağış anlamında da çok iyi durumdayız. Bu kadar verimli, yağış alan Türkiye’de başka bir coğrafya yok” dedi.
Muş’un gelişmesi, kalkınmasının tarımda ve hayvancılıkta elde edilecek güçlü pozisyonlara bağlı olduğunu söyleyen Vali Çakır, “Muş’ta iki tane dev baraj tamamlanmış, sulama kanalı ihalelerine başlandı. Burada tarımda ileri aşamalara geçmek için çok fazla bahanemiz kalmamış. Diğer yandan tarımı bilimsel metotlarla, desteklerle yapma noktasında üniversitemizde bu konuda son derece yetkin bilim insanları var. Bölgeye en uygun tohumu bulma noktasında üniversitemizin bilimsel çalışmalar da sonuçlanmış durumda. Muş’umuzun gelişmesi, kalkınması tarımda ve hayvancılıkta elde edilecek güçlü pozisyonlara bağlı. Sanayi de bizim önceliğimiz ama gerçekçi olmak lazım. Elimizde çok daha avantajlı olduğumuz bir tarım ve hayvancılık potansiyelimiz var. Öncelikle bunu çok iyi kullanmamız lazım. Amacımız çiftçi kardeşlerimize farklı ürün alternatiflerini sunmak, bununla alakalı tohum desteğinde bulunmak ve bu konuda da teknik destek sağlamak. Biz 4-5 kaleme sıkışmış tarımsal üretim kapasitemizi farklı alanlara yaymak için böyle bir toplantı düzenledik. Çiftçi kardeşlerimizden de bunu bekliyoruz. Tohum desteklerimiz hazır teknik desteğimiz hazır, hangi konuda destek istiyorsanız onlara da hazırız. Lütfen sizler bu konuda öncü olun, alternatif ürünlerimizin dikiliş alanlarını arttıralım” şeklinde konuştu.
Vali Çakır, Bakanlık, Valilik ve İl Özel İdaresi olarak tüm imkanlarıyla çiftçilerin yanında olacaklarını ifade ederek, “Artık ilerleyen süreçte petrole, silaha sahip olan değil, gıdaya, tarıma sahip olanlar dünyanın en güçlü ülkeleri olacak. Dünyadaki son konjonktörel gelişmeleri sizlerle paylaştık. Bu anlamda dünyanın en önde gelen firmaları, iş insanları sürekli yeni yatırım sahası olarak gıda ve hayvancılığı kendilerine seçmişler. Önümüzdeki süreçte bunun önemi çok daha fazla artacak. Muş olarak da sahip olduğumuz imkanlarla, genç iş gücümüzle, uçsuz bucaksız verimli tarım arazilerimizle Türkiye’nin önde gelen vilayetlerinden bir tanesi olacağız. İlimizi, çiftçimizi, gençlerimizi, buna hazırlama noktasında çok çalışmamız lazım. Bu konuda da hem ulusal bazlı, hem de uluslararası bazlı desteklerle yürütmüş olduğumuz projeler var. Hem valilik, hem bakanlık olarak, hem il özel idaresi olarak tüm imkanlarımızla çiftçilerimizin yanındayız” diye konuştu.
Muş’ta baklagil üretiminin artırılması konusunda sunum yapan Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Gün ise, “TAKE projesi kapsamında 30 çiftçiye 7 bin 150 kilogram fasulye tohumu ve 50 çiftçiye ise 18 bin 600 kilogram nohut tohumu dağıttık. Toplamda 80 çiftçimiz bu projeden faydalandı. Çiftçilerimiz, dağıttığımız tohumların bin 750 dekar alanda ekimini yapacak. Çiftçilerimize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
Programa Muş Valisi Yardımcısı Tahir Yılmaz, Bulanık Kaymakamı Oğuzhan Ocak, Varto Kaymakamı Musa Ayyıldız, İl Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, şube müdürleri, muhtar ve çiftçiler katıldı. – MUŞ
]]>CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan kredi borçlarıyla ilgili açıklama yaptı. Gürer, kredi borçlarının bir yılda yüzde 75 arttığını ve çiftçilerin borçlanarak üretim yapmaya çalıştığını vurguladı. Gürer ayrıca tarımsal desteklemelerin yetersiz olduğunu, yaptığı mazot hesabıyla ortaya koydu. Gürer, “2023 yılının şubat ayında tarım sektörünün bankalara olan borcu 363 milyar 395 milyon TL iken, 2024 yılının aynı ayında bu rakam yüzde 75 artarak 637 milyar 438 milyon TL’ye yükseldi. Tarım sektörünün takipteki kredi tutarı ise 2 milyar 262 milyon TL olarak gerçekleşti” şeklinde konuştu.
“YÜKSEK FAİZ ORANINA RAĞMEN BORÇLANMA DEVAM EDİYOR”
Belirlenen faiz politikaları sonucu çiftçilerin kullandığı kredi faizlerinde de ciddi artış yaşandığını belirten Gürer, “Çiftçiler üretimin içinde kalabilmek için çözüm yolları arıyor. Bu sebeple de bankaların artan faiz oranlarına rağmen yüksek faizle kredi kullanmak zorunda kalıyorlar. Yüksek faiz oranları, artan girdi maliyetleri ile üretim sürecine borçlanarak başlayan çiftçi üründen beklediği verimi alamaması veya ürünün değer bulmaması sonucunda bir çıkmazın içine giriyor. Bunun sonucunda da üretimden uzaklaşıyor” şeklinde konuştu.
“ÇİFTÇİYE HAKKI OLAN DESTEK VERİLMİYOR”
Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde “Milli gelirin en az yüzde 1’i oranında çiftçiye destek verilir” İfadesinin yer aldığını belirten Gürer, “Çiftçilerimizin bankalara olan borcu 637 milyar TL. Ancak çiftçilerimize kanunda verilmesi belirtilen destek tutarı 2024 yılı için 411 milyar TL, verilen ise 91 milyar TL. Çiftçilerimize ne yazık ki kanunda belirtilen destek tutarları verilmiyor. AKP iktidarında bu kanunda belirtilen tutarlar hiçbir zaman verilmedi” dedi.
“ÇİFTÇİYE VERİLEN MAZOT DESTEĞİNİN 3 KATI VERGİ OLARAK GERİ ALINIYOR”
Gürer, AKP iktidarının çiftçilere destek politikalarını mazot desteği üzerinden verdiği somut bir örnekle eleştirdi. Gürer, “2024 yılında çiftçilerimize verilecek mazot desteği tutarı 16.1 milyar TL olacağı belirtildi. Tarımda kullanılan yıllık ortalama mazot miktarı 3 milyar litredir. Yani tarımda bir yılda kullanılan mazotun güncel fiyatlar (43 TL) üzerinden tutar olarak karşılığı 129 milyar TL’dir. Bu tutarın 26.5 milyar TL’si ÖTV, 17.1 milyar TL’si KDV olmak üzere toplam ödenen vergi tutarı 43.6 milyar TL’yi bulmaktadır. Çiftçilerin aldığı mazotun vergisi çiftçiye verilen tarımsal destek tutarı toplamının yüzde 47,8’ine denk gelmektedir. Çiftçiye 2024 yılında toplam 91.1 milyar destek verilmesi beklenirken sadece çiftçinin kullandığı mazottan 43.6 milyar vergi alınacak. Ayrıca çiftçiye verilecek mazot desteğinin yaklaşık 3 katı çiftçiden vergi olarak geri alınmış olacak” diye konuştu.
]]>Yudum ve Tohum Derneği iş birliğinde 2021 yılında başlatılan Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi, dördüncü yılında Eskişehir’deki çiftçilerle buluştu. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (TTAE) teknik desteği ile yürütülen projenin 4’üncü yılında, Eskişehir’deki çiftçilere yerli ayçiçeği tohumu dağıtıldı.
Türkiye’de yüksek verimli yerli ayçiçeği tohumunun geliştirilmesi ve çeşitliliğin artırılmasını hedeflenen projede ilk yıldan beri ayçiçeği üreten çiftçiler destekleniyor. Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi’nin dördüncü yılında, Türkiye’nin önemli tahıl üretim merkezlerinden biri olan Eskişehir’deki Seyitgazi, Mahmudiye ve Çifteler ilçelerinden 70 çiftçiye yerli ayçiçeği tohumu dağıtımı yapıldı. Seyitgazi İlçesi’nde gerçekleşen tohum dağıtım törenine, Seyitgazi Kaymakamı Yeşim Altın, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Muhammed Ender Gümüş, Savola Gıda Türkiye Genel Müdürü Houmer Balazadeh ve Tohum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya katıldı.
“En iyi performansa sahip tohumları Eskişehirli çiftçilerimize getirdik”
Tohum dağıtım töreninde açıklama yapan Savola Gıda Türkiye Genel Müdürü Houmer Balazadeh, “Yudum, 50 sene önce bu topraklarda doğan bir marka. Yudum ailesi olarak daha iyi bir yarının keşfinin mümkün olduğuna inanıyoruz ve bu amaçla ülke tarımını geliştirecek projeler yürütüyoruz. 2021’den bu yana Tohum Derneği ile en verimli yerli ayçiçeği tohumunu geliştirmek için çalışıyoruz. Trakya, Konya, Adana’da projeye dahil olan önder çiftçilerle deneme ekimleri yaptık. Her sene en az 10 farklı tohumun ekimi yapıldı. Hasat sonunda yaptığımız analizler sonucunda en verimli tohumları belirledik. Bugün de en iyi performans gösteren tohum çeşidini Eskişehirli çiftçilere getirdik. Buradaki deneme ekimlerinde de iyi sonuçlar almayı bekliyoruz” dedi.
Yudum olarak en verimli ayçiçeği tohumu geliştirmek için uzun yıllardır çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Balazadeh, “Gıda, tarımsal üretim ve tohum çok önemli ve stratejik bir konu haline geldi. Ekim yapılabilecek alanlar da kısıtlı. Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi ile aynı arazi ve aynı su miktarı ile en az yüzde 8-9 daha verimli bir yağa sahip ayçiçeği tohumu üretmek mümkün oldu. Projemizde 24 çeşit tohumun deneme ekimi yapıldı, en iyi performansa sahip tohumu da bugün Eskişehirli çiftçilere dağıttık” ifadelerini kullandı.
“Yerli ayçiçeği tohumu geliştirmeye çalışıyoruz”
Programa katılan ve ayçiçeği tohumunun gelişimi için yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Tohum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya, “Biz Tohum Derneği olarak her şey tohumda saklı diyerek çıktığımız yolculukta bu seneki durağımız Eskişehir oldu. Önceki yıllarda Trakya’da, Konya’da, Adana’da etkinliklerimizi gerçekleştirdik. Projemiz kamu, sivil toplum ve özel sektör desteğiyle yürüyen ve bu sebeple sektörde ilk olma özelliğine sahip. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün teknik desteği ile verimli, yüksek performans aldığımız yerli ayçiçeği tohumu geliştirmeye çalışıyoruz. Yudum ile birlikte çiftçilere tohum desteği sağlıyoruz; ayrıca eğitimlerle ayçiçeği tarımı hakkında çiftçileri bilgilendiriyoruz. Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi kapsamında bugün Eskişehir Seyitgazi, Çifteler ve Mahmudiye ilçelerindeki çiftçilere yerli ayçiçeği tohumları dağıttık” dedi.
“Çiftçilere eğitimler vereceğiz”
Eskişehir’de tohum dağıtımı yapılan 3 ilçede çiftçilere eğitimler verileceğini ve en iyi tohuma ulaşma yolunda bir adım daha ileriye gidileceğini belirten Kaya, şu ifadeleri kullandı:
“Çiftçilere ayçiçeği yetiştirilmesi, hasadı konusunda eğitimler vereceğiz. Bayramdan sonra eğitimlerimiz başlayacak. Seyitgazi, Mahmudiye ve Çifteler’de demonstrasyon alanları kuracağız ve yerli çeşitlerimizi birbirleriyle yarıştıracağız. Bunlardan en iyilerini bulup daha ileri aşamaya taşıyarak en iyiye ulaşma gayreti içerisindeyiz.” – ESKİŞEHİR
]]>Bafra İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü önünde yapılan törende, “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi” kapsamında üreticilere 250 dekar alanda ekilmek üzere 5 bin kilo çeltik tohumu, 250 dekar alanda ekilmek üzere 5 bin kilo kuru fasulye tohumu, 18 üreticiye sera naylonu ve 113 kadın çiftçiye süt sağım makinesi teslim edildi.
Törende konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, “Özellikle hayvancılık yapan kadın çiftçilerimize yüzde 25 vatandaş katkılı, yüzde 75 Tarım ve Orman Bakanlığımız katkılı sağım makineleri verdik. Toplam 1 milyon 360 bin liralık bir projeydi. 113 kadın çiftçimize süt sağım makinelerini teslim ettik. İleride bine yakın çiftçi ailelerimize dağıtıma devam edeceğiz. Bir diğer etkinliğimiz kuru fasulye ile alakalı. Bafra ilçemizde yüksek kesimlerde suyun olduğu bölgelerde yaklaşık 5 ton kuru fasulye tohumluklarımızı verdik. Daha önce de vermiştik. Başarı sağlandığı için devamını verdik. Yine çeltik tohumumuz var. Tabii, bu 5 ton çeltik tohumumuzu damla sulama ile yapan çeltikçilerimize vereceğiz. Bir diğer verdiğimiz sera naylonları. Samsun’da 155 çiftçimize sera naylonlarını teslim ettik. Biz Tarım ve Orman Bakanlığımız olarak 2023 üretiminden dolayı 600 milyon TL destek verdik. Bunlar o verdiğimiz nakdi destekler yanında, çiftçimizin kırsal alanda yaşamını kolaylaştıran, gelirini artırabilecek ve çeşitli alternatif ürünleri tekrar denemek için vermiş olduğumuz nakdi değil ayni desteklerdir. Bunlar vermiş olduğumuz 600 milyon desteğin içerisinde değil. Çiftçilerimize bereketli bir sezon diliyorum” dedi.
“Artık tarımımızı sanayi ile de buluşturuyoruz”
Bafra Kaymakamı Cevdet Türkmen ise, “Türkiye’nin en önemli ovalarından Bafra Ovası’nda çiftçilerimizi desteklemek adına bugün onlara sera naylonu, fasulye tohumu, süt sağım makinesi verdik. Çiftçilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Çünkü Bafra çok önemli bir tarım merkezi. Artık tarımımızı sanayi ile de buluşturuyoruz. Tarıma dayalı sanayi sektörümüzde gelişti. Sera Organize Sanayi Bölgemizi tamamladık. Tahsislerimizi bitirmek üzereyiz. Dosyalarını inceliyoruz. Yakın zamanda 30 parselimizin de biteceğini düşünüyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından çiftçilere tohum ve makineler teslim edildi.
Samsun’da üreticilere destekler
Ayrıca 2024 yılında Samsun’da örtü altı yetiştiricilerine “Alternatif Üretim Yöntemlerinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında yüzde 50 bakanlık katkılı, yüzde 50 üretici katkılı toplam bütçesi 3 milyon olan sera naylonu dağıtıldı. Alaçam’da 7, Canik’te 3, 19 Mayıs’ta 3, Salıpazarı’nda 4, Kavak’ta 1, Bafra’da 18, Terme’de 19, Vezirköprü’de 26 ve Çarşamba’da 71 olmak üzere toplamda 155 üreticiye 176 bin 610 metrekare sera naylonu teslim edildi.
Terme ve Çarşamba ilçelerinde de “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi” çerçevesinde “Bereketin İşareti Soya Projesi” ile çiftçilere 40 ton soya tohumluğu desteği sağlandı. – SAMSUN
]]>200’ün üzerindeki projesini açıklayan Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, tarıma yönelikte önemli projeler ortaya koydu. Tütüncü’nün 32 başlık altında topladığı tarım projeleri ucuz mazot, tohum, bireysel sulama, gübre, makine gibi çiftçiyi sevindirecek birçok desteği kapsıyor. Çiftçilerin ekonomilerine katkıda bulunmak ve üretim maliyetlerini azaltmak amacıyla ucuz mazot desteği sağlanarak, Türkiye’de en ucuz mazotu kullananın Antalya çiftçisi olması hedefleniyor. Köy Sandığı uygulaması ile kırsal bölgelerde kurulacak tarım makineleri parkları ile ihtiyaç halinde traktör, kepçe, pulluk, çapa, balya makinesi gibi araçlar üreticinin kullanımına ücretsiz olarak sunulacak. Mevcutta boş ve kullanımsız durumda bulunan tarıma elverişli belediye ve kamu arazileri çiftçilerin kullanımına açılacak, fideler ve fidanlar belediye tarafından temin edilerek, üretimini çiftçiler yapacak. Yerel tohum çeşitliliğini korumak ve gelecek nesillere aktarmak için bir tohum bankası kurulacak. Bu tohum bankasından çiftçilerin ücretsiz yararlanması sağlanacak. Çiftçilerin topraklarının ücretsiz analizi yapılarak, danışmanlık hizmeti verilecek. Üretimin çeşitlenmesi ve verimin artması için de seralara teknik uzman desteği sağlanacak.
Çiftçilere organik gübre
Hakan Tütüncü’nün projeleri daha birçok tarımsal desteği ve çiftçileri sevindirecek çalışmaları kapsıyor. Bireysel sulama sistemleri kurulacak, akıllı sulama sistemleri yaygınlaştırılacak, sel, afet durumlarında çiftçinin ekim alanlarının ve seralarının etkilenmemesi için önleyici tedbirler alınacak, çiftçilerin yağmur nedeniyle ağırlaşan zeminden etkilenmeden tarlalarına ve seralarına ulaşabilmeleri için tarlalara ve seralara giden yolların bakımları gerçekleştirilecek. Çiftçilerin ürünlerinin bozulmaması ve taze kalması için soğuk hava depoları yapılacak. Sera atıklarından elde edilecek organik gübre çiftçilere ücretsiz sunulacak. Şifa kaynağı tıbbi ve aromatik bitkilerin üretim alanları artırılacak, üreticinin ürünleri kurulacak tesislerde kıymetli yağlara ücretsiz dönüştürülerek. Kapari ve mantar üretimi de dahil olmak üzere orman köylülerine tarımsal teşvik sağlanacak.
Tütüncü’nün diğer tarım vaatleri ise şöyle:
“Azalan su kaynaklarının tasarruflu kullanımı ve toprağın verimliliğini artırmak, çiftçinin üretimine katkıda bulunmak, aldığı ürünün kalite ve miktarını artırmak amacıyla damlama ve yağmurlama sulama sistemleri için gerekli olan malzeme temin edilerek, atıl durumdaki kamu arazilerinin üretime açılması sağlanarak üreticilerin ekim alanları artırılacak.
Antalya Dijital Çiftçi Uygulaması: Çiftçilere tarım faaliyetleri için gereken bilgileri sunan ve modern tarım teknikleri hakkında eğitimler sağlayan bir mobil uygulama geliştirilecek.
Çiftçi Eğitim Programları: Çiftçilerin ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların yeni üretim teknikleri ve teşvikler hakkında bilgilendirilmesi için Tarım İlçe Müdürlükleri iş birliği ile eğitim programları düzenlenecek, tarım ve hayvancılıkta verimi artırmaya yönelik çalışmalar sürekli hale getirilecek.
Çocuk ve Gençlik Tarım Kampı: Çocuklara ve gençlere hem tarımı sevdirmek hem de eğitim vermek için yaz kampları ve eğitim programları düzenlenecek.
Tarımsal Kalkınma Ofisi: Avrupa Birliği destekli fonlara başvuru süreçlerinde rehberlik eden bir ofis hizmete sunulacak. Üreticilerin ulusal ve uluslararası hibelerden yararlanmaları için çaba harcanacak.
Kayıtlı Çiftçilere Tarım Sigortası Desteği: Çiftçilerin bin bir emekle ürettiği ürünlerin kıymetine istinaden bu emeği her türlü tehlikeye karşı koruyabilmek için tarım sigortası teşviği ile çiftçiye doğrudan nakit prim desteği sağlanacak.
Antalya Dijital Çiftçi Uygulaması: Çiftçilere tarım faaliyetleri için gereken bilgileri sunan ve modern tarım teknikleri hakkında eğitimler sağlayan bir mobil uygulama geliştirilecek.
Tarımsal ve Hayvancılık Destekleri Çağrı Merkezi: Tarım ve hayvancılıkla ilgili destekler hakkında bilgi alınabilecek ve başvuru süreçlerinde yönlendirme sağlayan bir çağrı merkezi kurulacak.
Akıllı Tarım Teknolojileri Parkı: Tarım teknolojilerini sergilemek ve çiftçilere eğitim sağlamak için teknolojik parklar kurulacak.
Fidanlar Belediyeden, Arazi Kamudan, Üretim Sizden: Zeytinyağının üretimi Antalya’da daha da artırılacak. Mevcutta boş ve kullanımsız durumda bulunan dikime elverişli orman alanları çiftçilerin kullanımına açılacak. Zeytin fidanları belediye tarafından temin edilecek, üretimi çiftçiler yapacak.
Kırsal Kuluçka Merkezleri: Kırsal bölgelerde girişimcilere fikirlerini geliştirmek, büyütmek ve hayata geçirmek için maddi-manevi destekler sağlanacak. Danışmanlık desteği ile girişimcilerin yanında olacak. Yapılacak merkezlerde bilgi ve deneyim paylaşımları, ihtiyaca yönelik eğitimlerin düzenlenmesi gibi çalışmalarla altyapı desteği verilecek.
Antalya Tarım İnovasyon Vadisi: Antalya’nın tarımsal potansiyelini artırmak için teknoloji ve inovasyon merkezleri kurularak, çiftçilere modern tarım teknikleri eğitimi verilecek.
İlçe Tarım ve Hayvancılık Danışma Ofisleri: İlçelerde çiftçilere tarım ve hayvancılıkla ilgili danışmanlık hizmeti sunan ofislerin kurulması ile birlikte tarım ve hayvancılığın gelişimine destek sağlanacak. – ANTALYA
]]>“Menderes Belediye Başkanının mal varlığı kapıya asılacak”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Menderes’te vatandaşlara seslendi
İZMİR – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Menderes Belediye Başkanı 3 Nisanda mazbatayı aldıktan sonra belediye kapısında ilk önce duracak. Cebinden bir kağıt çıkaracak ve belediyenin giriş kapısını asacak. Bu kağıtta mal varlığı bildirimi olacak” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında ilk olarak Ödemiş, Tire ve Bayındır ilçelerindeki etkinliklerini tamamladıktan sonra Menderes’e gelerek halk buluşmasına katıldı. Özel’e CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ve CHP Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek eşlik etti. Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlara seslenen Özel, “2019 yılında Menderes’te Mustafa Başkanımızla belediyeyi kazandık. Ardından Adalet ve Kalkınma Partisi birçok ilçemizde olduğu gibi burada da Menderes’e huzur vermedi bize huzur vermedi. Ardından görev değişiklikleri yaşandı. Halen daha bir Vekil Belediye başkanımızla görev devam ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler seçildiklerinde, bütün Türkiye’de daha önceki belediye başkanlarının yapmış olduğu projelerin birer özetini, ardından detayını, ardından eğitimini alarak hızlı şekilde işe koyuluyorlar” diye konuştu.
Enflasyona da değinen Özel, “Maalesef hepimizi en şiddetli sıkıntıyı sokan şey enflasyon ve hayat pahalılığı. Pandemi döneminde bütün dünyada enflasyon sorunu yaşandı. Bütün ülkelerde enflasyon yükseldi. Bütün ülkeler enflasyona faiz silahını kullanarak tedbir aldılar. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 2-3 olan enflasyon 6’ya kadar çıktı. Oradan döndü İskandinav ülkelerinde benzer şeyler yaşandı. Amerika’da yüzde 9’dan döndürdüler. Fakat Türkiye’de kimseleri dinlemeyen, her şeyi ben bilirim diyen, ekonomiyi de ben bilirim diyen birisi dedi ki, ‘esas enflasyon sebep, faiz sonuç değildir. Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur.’ Bütün dünya faizleri enflasyonun biraz üstüne kadar koyup, paranın başka yere kaçmasını engelleyip, doların artışını engelleyip fiyatların fazla artmasını engellemek için 1-2 puan yukarıda faiz verirken bir baktık bizimki inadına faizleri indirdi. O faizi indirdi dolar fırladı, fiyatlar fırladı. Ev fiyatları, kira fiyatları fırladı. Seçime kadar yapılan o işlerin bedelini en çok da yoksullar ödedi, emekliler ödedi, çiftçiler ödedi” ifadelerine yer verdi.
“Türkiye’de konut fiyatlarında İzmir en çok artışın olduğu illerden bir tanesi” diyen Özel, sözlerine şunları ekledi:
“Son bir yılda yüzde 135, ortalama kira. İlçesine göre 15 binle 20 bin lira arasında değişiyor. Oysa asgari ücret zaten 17 bin lira. Bir kişinin asgari ücretle çalışması ve aynı zamanda kendi evinde kirada oturması bile artık mümkün değil. Çok kötü bir ev bulunsa, 10-12 bin lira kira verirse geriye kalan 5 bin lirayla kim geçinebilir? Emeklilerimiz çok ciddi sıkıntıdalar.”
Emeklilerin, ikramiyelerini Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde aldığını savunan Özel, “Bu sene 10 bin lirayla gidin kuyumcuya aldığınız 2,5 çeyrek altın. Bir emekli Menderes’te cebindeki bir çeyrek altını düşürse bütün gün döner arar değil mi? Koşar ‘nerede bu altınlar’ diye arar. Bir emekli değil bütün emekliler. 1 çeyrek altın değil, 5 buçuk çeyrek altın. 1 sefere mahsus değil, her ay ceplerinden kaybediyorlar. Kimin yüzünden? Üç kelime vallahi. Recep Tayyip Erdoğan yüzünden. Başka bir açıklaması yok. Bıraksa bir 1 buçuk asgari ücret düzenini bozmasa bugün 26 bin lira. Emekliler önümüzdeki Ramazan bayramında ikramiye alacaklar. Emekliler kimin sayesinde emekli ikramiyesi alıyor? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde. 2018’de bin lira verdiler. 3 yıl gecikmeli. Beklediler, beklediler, seçime birkaç ay kala bin lira verdiler. Biz o bin lirayı beğenmedik. Dedik ki ‘sizin asgari ücret vermeniz lazım en az’ Bize ‘bin lira yeter’ dediler. O gün bizim o beğenmediğimiz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün verdikleri 3 bin lira ile gidin kasaba 6 kilo dana kıyma alamazsın” ifadelerini aktardı.
Özel, milletin efendisi dediği köylüyü perişan ettiklerini, Avrupa Birliği’nin her 2 liralık desteklemenin 1 lirasını köylüler için ayırdığını belirterek, “Bizimkilerin kanununa göre milli hasılanın yüzde 1’inin verilmesi lazım. O hesaba göre geçen sene çiftçilere verilmesi gereken destekleme tam olarak 263 milyar TL. Peki ne verilmiş? 85 milyar TL. Ne kadar alacaklıyız? 178 milyar TL. Çiftçiden, üreticiden, hayvancılık yapandan alınmış, çalınmış. Peki kime verilmiş? Kur korumalı mevduata para koyan zenginlere 152 milyar verilmiş. Köprülerin geçiş garantilerine 162 milyar verilmiş ama çiftçi istediği zaman, köylü istediği zaman ona destekleme verilmemiş. Bir ek zam verdik. Godamanlara para var. Emeklilere, çalışanlara, garibanlara gelince para yok. Böyle düzene yazıklar olsun” şeklinde konuştu.
“Çiftçilerin bankalara borcu yüzde 445 arttı”
“Köylünün derdi bitmez. Daha geçen Mayıs’ta ‘oyu verin fiyatları düşüreceğim’ diyen, 19 liradan aldı mazotu yaptı 42 lira. En büyük sorun ürününü toplayıp satmaya getirirken mazot yakan çiftçide” diye konuşan Özel, şu ifadeleri aktardı:
“Bu şartlar altında çiftçinin de emeklinin de emekçinin de yaşamını sürdürmesi mümkün değil. 3 milyon hektar toprak. Bakın tam Belçika kadar koskoca bir ülke. Bu topraklar artık ekilmiyor, dikilmiyor. Çiftçilerin bankalara olan borçları tam yüzde 445 arttı bir senenin içinde. 31 Mart’ta bu milletin efendisi kimdi, emeklinin değeri nedir? Bu hükümete göstereceğiz.”
Menderes’e yapılacak projelerden de bahseden Özel, şu ifadeleri aktardı:
“Öncelikle Menderes’e bir engelli bakım merkezi yapacaklar. Çiftçiye destek projeleriyle ilgili bir merkez yapacaklar. Sosyal destekleri arttıracaklar. Ayrıca otopark sorununu çözecekler. Özel bir proje var ve açılışına beni çağıracaklar; bu da Altıntepe’de çiçek mezatı yapacaklar. 31 Mart sonrası 3 Nisanda mazbatayı aldıktan sonra belediye kapısında ilk önce duracak. Cebinden bir kağıt çıkaracak ve belediyenin giriş kapısını asacak. Bu kağıtta mal varlığı bildirimi olacak. Bir de Ankara’da AK Parti’nin adayı var. Ona da bugün AK Parti adayına ‘Mansur Başkan mal varlığını ilan etti, siz de ilan edecek misin?’ diye sormuşlar. ‘Gerekirse ileride ilan ederim’ demiş. ‘Niye oyalanıyorsun?’ demişler. ‘Mal bizim değil ki Allah’ın’ diye cevap vermiş. Senin ne kadar malının olduğunu Allah biliyor da kuldan niye saklıyorsun?”
“Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gridir”
Özel, Cumhur İttifakı’nın korku ittifakı olduğunu savunarak, “İkisinin her geçen gün birbirine benzeyen, birlikte hakaret eden, birlikte küfreden, birlikte tehdit eden, şantaj yapan bir anlayışları var. Ramazan’da bu dili bırakın dedik. Biz zaten kimseye küfretmeyen, hakaret etmeyen, biz korkuyu değil, umudu örgütleyen, öfkeyi değil, neşeyi örgütleyen, ayrıştırmayan, birleştiren, şeytanlaştırmayan, kardeşleştiren, onu bunu ötekileştirmeyen, bütün toplumu kucaklayan bir partiyiz dedik. Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gri’dir, yağmur bulutu rengidir, kasvetlidir, memleketin üstüne çökmüştür. Fakat karşısında çok güçlü bir ittifak var. İçinde sosyal demokratların olduğu, milliyetçi demokratların olduğu, muhafazakar demokratların olduğu, Türk’ün, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in ayrılmadan bütün demokratlarının olduğu çok güçlü bir ittifak var. Bizim Umut İttifakımızın adı Türkiye İttifakı’dır” dedi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında ilk olarak Ödemiş, Tire ve Bayındır ilçelerindeki etkinliklerini tamamladıktan sonra Menderes’e gelerek halk buluşmasına katıldı. Özel’e CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ve CHP Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek eşlik etti. Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlara seslenen Özel, “2019 yılında Menderes’te Mustafa Başkanımızla belediyeyi kazandık. Ardından Adalet ve Kalkınma Partisi birçok ilçemizde olduğu gibi burada da Menderes’e huzur vermedi bize huzur vermedi. Ardından görev değişiklikleri yaşandı. Halen daha bir Vekil Belediye başkanımızla görev devam ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler seçildiklerinde, bütün Türkiye’de daha önceki belediye başkanlarının yapmış olduğu projelerin birer özetini, ardından detayını, ardından eğitimini alarak hızlı şekilde işe koyuluyorlar” diye konuştu.
Enflasyona da değinen Özel, “Maalesef hepimizi en şiddetli sıkıntıyı sokan şey enflasyon ve hayat pahalılığı. Pandemi döneminde bütün dünyada enflasyon sorunu yaşandı. Bütün ülkelerde enflasyon yükseldi. Bütün ülkeler enflasyona faiz silahını kullanarak tedbir aldılar. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 2-3 olan enflasyon 6’ya kadar çıktı. Oradan döndü İskandinav ülkelerinde benzer şeyler yaşandı. Amerika’da yüzde 9’dan döndürdüler. Fakat Türkiye’de kimseleri dinlemeyen, her şeyi ben bilirim diyen, ekonomiyi de ben bilirim diyen birisi dedi ki, ‘esas enflasyon sebep, faiz sonuç değildir. Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur.’ Bütün dünya faizleri enflasyonun biraz üstüne kadar koyup, paranın başka yere kaçmasını engelleyip, doların artışını engelleyip fiyatların fazla artmasını engellemek için 1-2 puan yukarıda faiz verirken bir baktık bizimki inadına faizleri indirdi. O faizi indirdi dolar fırladı, fiyatlar fırladı. Ev fiyatları, kira fiyatları fırladı. Seçime kadar yapılan o işlerin bedelini en çok da yoksullar ödedi, emekliler ödedi, çiftçiler ödedi” ifadelerine yer verdi.
“Türkiye’de konut fiyatlarında İzmir en çok artışın olduğu illerden bir tanesi” diyen Özel, sözlerine şunları ekledi:
“Son bir yılda yüzde 135, ortalama kira. İlçesine göre 15 binle 20 bin lira arasında değişiyor. Oysa asgari ücret zaten 17 bin lira. Bir kişinin asgari ücretle çalışması ve aynı zamanda kendi evinde kirada oturması bile artık mümkün değil. Çok kötü bir ev bulunsa, 10-12 bin lira kira verirse geriye kalan 5 bin lirayla kim geçinebilir? Emeklilerimiz çok ciddi sıkıntıdalar.”
Emeklilerin, ikramiyelerini Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde aldığını savunan Özel, “Bu sene 10 bin lirayla gidin kuyumcuya aldığınız 2,5 çeyrek altın. Bir emekli Menderes’te cebindeki bir çeyrek altını düşürse bütün gün döner arar değil mi? Koşar ‘nerede bu altınlar’ diye arar. Bir emekli değil bütün emekliler. 1 çeyrek altın değil, 5 buçuk çeyrek altın. 1 sefere mahsus değil, her ay ceplerinden kaybediyorlar. Kimin yüzünden? Üç kelime vallahi. Recep Tayyip Erdoğan yüzünden. Başka bir açıklaması yok. Bıraksa bir 1 buçuk asgari ücret düzenini bozmasa bugün 26 bin lira. Emekliler önümüzdeki Ramazan bayramında ikramiye alacaklar. Emekliler kimin sayesinde emekli ikramiyesi alıyor? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde. 2018’de bin lira verdiler. 3 yıl gecikmeli. Beklediler, beklediler, seçime birkaç ay kala bin lira verdiler. Biz o bin lirayı beğenmedik. Dedik ki ‘sizin asgari ücret vermeniz lazım en az’ Bize ‘bin lira yeter’ dediler. O gün bizim o beğenmediğimiz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün verdikleri 3 bin lira ile gidin kasaba 6 kilo dana kıyma alamazsın” ifadelerini aktardı.
Özel, milletin efendisi dediği köylüyü perişan ettiklerini, Avrupa Birliği’nin her 2 liralık desteklemenin 1 lirasını köylüler için ayırdığını belirterek, “Bizimkilerin kanununa göre milli hasılanın yüzde 1’inin verilmesi lazım. O hesaba göre geçen sene çiftçilere verilmesi gereken destekleme tam olarak 263 milyar TL. Peki ne verilmiş? 85 milyar TL. Ne kadar alacaklıyız? 178 milyar TL. Çiftçiden, üreticiden, hayvancılık yapandan alınmış, çalınmış. Peki kime verilmiş? Kur korumalı mevduata para koyan zenginlere 152 milyar verilmiş. Köprülerin geçiş garantilerine 162 milyar verilmiş ama çiftçi istediği zaman, köylü istediği zaman ona destekleme verilmemiş. Bir ek zam verdik. Godamanlara para var. Emeklilere, çalışanlara, garibanlara gelince para yok. Böyle düzene yazıklar olsun” şeklinde konuştu.
“Çiftçilerin bankalara borcu yüzde 445 arttı”
“Köylünün derdi bitmez. Daha geçen Mayıs’ta ‘oyu verin fiyatları düşüreceğim’ diyen, 19 liradan aldı mazotu yaptı 42 lira. En büyük sorun ürününü toplayıp satmaya getirirken mazot yakan çiftçide” diye konuşan Özel, şu ifadeleri aktardı:
“Bu şartlar altında çiftçinin de emeklinin de emekçinin de yaşamını sürdürmesi mümkün değil. 3 milyon hektar toprak. Bakın tam Belçika kadar koskoca bir ülke. Bu topraklar artık ekilmiyor, dikilmiyor. Çiftçilerin bankalara olan borçları tam yüzde 445 arttı bir senenin içinde. 31 Mart’ta bu milletin efendisi kimdi, emeklinin değeri nedir? Bu hükümete göstereceğiz.”
Menderes’e yapılacak projelerden de bahseden Özel, şu ifadeleri aktardı:
“Öncelikle Menderes’e bir engelli bakım merkezi yapacaklar. Çiftçiye destek projeleriyle ilgili bir merkez yapacaklar. Sosyal destekleri arttıracaklar. Ayrıca otopark sorununu çözecekler. Özel bir proje var ve açılışına beni çağıracaklar; bu da Altıntepe’de çiçek mezatı yapacaklar. 31 Mart sonrası 3 Nisanda mazbatayı aldıktan sonra belediye kapısında ilk önce duracak. Cebinden bir kağıt çıkaracak ve belediyenin giriş kapısını asacak. Bu kağıtta mal varlığı bildirimi olacak. Bir de Ankara’da AK Parti’nin adayı var. Ona da bugün AK Parti adayına ‘Mansur Başkan mal varlığını ilan etti, siz de ilan edecek misin?’ diye sormuşlar. ‘Gerekirse ileride ilan ederim’ demiş. ‘Niye oyalanıyorsun?’ demişler. ‘Mal bizim değil ki Allah’ın’ diye cevap vermiş. Senin ne kadar malının olduğunu Allah biliyor da kuldan niye saklıyorsun?”
“Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gridir”
Özel, Cumhur İttifakı’nın korku ittifakı olduğunu savunarak, “İkisinin her geçen gün birbirine benzeyen, birlikte hakaret eden, birlikte küfreden, birlikte tehdit eden, şantaj yapan bir anlayışları var. Ramazan’da bu dili bırakın dedik. Biz zaten kimseye küfretmeyen, hakaret etmeyen, biz korkuyu değil, umudu örgütleyen, öfkeyi değil, neşeyi örgütleyen, ayrıştırmayan, birleştiren, şeytanlaştırmayan, kardeşleştiren, onu bunu ötekileştirmeyen, bütün toplumu kucaklayan bir partiyiz dedik. Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gri’dir, yağmur bulutu rengidir, kasvetlidir, memleketin üstüne çökmüştür. Fakat karşısında çok güçlü bir ittifak var. İçinde sosyal demokratların olduğu, milliyetçi demokratların olduğu, muhafazakar demokratların olduğu, Türk’ün, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in ayrılmadan bütün demokratlarının olduğu çok güçlü bir ittifak var. Bizim Umut İttifakımızın adı Türkiye İttifakı’dır” dedi. – İZMİR
]]>ERKAN KARACA
İYİ Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, Çorum’da; “Önerge verdik. Emekliye bayram ikramiyesi 7 bin liraya çıksın dedik. O 7 bin lira da AK Parti ve MHP oylarıyla komisyonda reddedildi. Şimdi emeklinin kendisine de para yok diyoruz. Para yoksa 600- 700 milyar faiz nasıl veriliyor? Şu anda oluk oluk faiz veriliyor” dedi.
İYİ Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, seçim çalışmaları kapsamında Çorum’a geldi. Hürriyet Parkı’nda düzenlenen programda konuşan Kayalar, şunları söyledi:
“TÜRKİYE ŞU ANDA İNANILMAZ BİR SIKINTILI DÖNEMDEN GEÇİYOR”
“Türkiye şu anda inanılmaz bir sıkıntılı dönemin içerisinden geçiyor. Geçiyor diyorum çünkü inşallah bu dönemler de bitecek bu sıkıntılar da bitecek. Bizim bölgelerimiz çiftçilik bölgesidir. Çiftçi kesimimizin ağır olduğu, çiftçi kesimimizin yoğun olduğu bölgelerimizdir. Şu geçtiğimiz mayısın sonu hazirandan sonra bugüne kadarki geçen 8-9 aya baktığımız zaman haziran ayında buğday hasadımız başladı, buğday hasadı ile birlikte bir taraftan randevular, bir taraftan kota, bir taraftan nakliyeci ile ilgili sıkıntılar, diğer tarafından pas hastalığından dolayı alınmayan standart dışı ilan edilen ürünlerimiz bunlarla birlikte ödemelerdeki gecikmeler ve bu sorunların dile getirilmesine rağmen de bunlarla ilgili herhangi bir çözüm ortaya koymayan, bir anlamda çiftçiyi duymayan, bir anlamda çiftçiyle arasındaki bağları tamamen koparmış olan bugünkü bir yönetim var.
“21 YILDIR ÇİFTÇİ TAMAMEN ÜVEY EVLAT OLMUŞ”
Aslında 21 senelik bu yönetimin çiftçiye bakış açısına baktığınız zaman, çiftçiyi nasıl görüyor, çiftçinin yanında mı, çiftçiyle birlikte mi diye baktığınız zaman inan ki çiftçi tamamen bir üvey evlat olmuş durumda. Neden; çünkü çiftçilerle ilgili olan sorunlar değil, maalesef Türkiye genelinde bir takım talanlarla ihalelerle kendileriyle ilgili olan düşünceler ön plana çıkmış durumdadır. Bakın geçen mayıs ayı sonu haziran ayı başında mazotun fiyatına, mazot haziran ayında 18 liraydı. Şu anda kaç lira 43- 45 lira arasında çünkü her gün borsa değişiyor. Yani yüzde 150 sadece 8 aylık dönem içeresinde mazota yapılan zam. Bunun yanında gübreye yapılan zam var. Bunun yanında traktör, bakım, ekipman, onarım, sigorta bunlara yapılan zamlar var. Bunun yanında insanlarımızın geçimleriyle ilgili sıkıntıları bunun üzerine binmiş. Şimdi kısmet olursa güz dönemi bitti yeni bahar dönemi de bitiyor ekimler, mayıs sonu haziran başında yeni buğday fiyatının verilmesi lazım. Yeni buğday fiyatı yaptığımız hesaplara göre, yani geçen seneki aynı değeri bu yıl bulabilmemiz için 22 liradan aşağı olmaması lazım. 24 lira ile 22 lira arasında olması lazım. Ama biz şimdi bunu dile getirmeye başladık aldığımız cevaplar inanın komik komik rakamlardan bahsediliyor. Yani 10 lira gibi rakamlardan bahsediliyor. Bu çiftçinin tamamen yok olmasına sebep olmaktır. Çiftçinin ortadan kalkmasına sebep olmaktır. Çiftçinin kendisi ile ilgili kendi emeğinin karşılığını alamamasıyla ilgili sorunlarımızın dışında eğer Türkiye’de üretim azalırsa Türkiye’deki bu üretimin azalmasından dolayı hayat pahalılığı başta olmak üzere dışarıya muhtaç olmak başta olmak üzere gerçekten şimdi çok büyük sıkıntılar bizi bekliyor.
TÜRKİYE’DE İYİ BİR YÖNETİM YOK
Türkiye’de iyi bir yönetim yok, hakkaniyetli bir yönetim yok. Türkiye’de şu anda bir Maliye Bakanımız var. Şu anda şu dakikada bu Maliye Bakanımızın aldığı kararlar var. Bu Maliye Bakanımızın aldığı kararlardan önce de geçen sene daha mart-nisan ayında başka bir bakan vardı. O bakan da bir karar alıyordu. Geçen seneki bakan Nebati Bey meşhur bakan diyordu ki; faiz nastır bize yukarıdan böyle söylendi. Faiz nas dediyse biz de faizleri indireceğiz. Yine yukarıdaki devam ediyor. Diyor ki enflasyonun nedeni yüksek faizdir. Peki faizleri indireceğiz doğru güzel, iyi yaptınız. 19’dan faiz 8,5’a indirildi öbür bakan tarafından buna benzer ekonomik kararlar alındı. Nas dendi, hepsine tamam. Şimdi haziranda bakan değişti. Yeni bakan geldi. İki bakan görev teslimi yapıyorlar. Şimdiki bakan diyor ki; Türkiye’nin şu ana kadar takip etmiş olduğu politikaların tamamı yanlıştır. Türkiye’nin rasyonelleşmekten başka çaresi kalmamıştır. Çaresi kalmamıştır ne demek? Çaresizlik demektir. Geldiğin nokta yani geçen sene mart-nisan ayı geldiğin nokta çaresizlik noktasına gelmiş. Kim gelmiş, ülkemiz gelmiş. Şimdi yeni bakan geldi faiz 8- 8,5’dan yüzde 45’e çıktı şu anda, daha çıkacak çıkmayacak onu bilmiyoruz.
“FAİZE BULUNAN PARA EMEKLİYE NİYE YOK?”
Peki bu faizin çıkmasından dolayı da yani bir önceki yanlış ekonomik kararlardan dolayı bunları hatırlamamız lazım bunun ceremesini kim çekiyor? Bunun ceremesini şimdi burada söyledi başkanlarımız çiftçiyi dedik, emekliyi dedik. Emekliye şimdi geçen hafta açıklama yapıldı. Yukarıdaki dedi ki, ‘para yok’. Dedi mi demedi mi bunu ben söylemiyorum. Ben kendi lafımı söylemiyorum. Yani ben kendim şunu demiyorum. Paraları yok veremezler diye ben demiyorum. Kendi ağzından diyor ki; ‘para yok, veremeyiz’. 3 bin lira ikramiye vardı, 3 bin liralık bayram ikramiyesini biz hesap ettik Afyon Milletvekilimiz ile birlikte önerge verdik. Genel merkezimizin hazırladığı, genel başkanımızın bilgisi dahilinde 7 bin liraya çıksın dedik. O 7 bin lira da AK Parti ve MHP oylarıyla komisyonda reddedildi. Şimdi emeklinin kendisine de para yok diyoruz. E para yoksa 600- 700 milyar faiz nasıl veriliyor? Faiz veriliyor şu anda oluk oluk faiz veriliyor.”
]]>
Özel, Edirne programı kapsamında Keşan ve Uzunköprü ilçelerinde halk buluşmalarına katıldı.
Keşan ilçesinde Mehmet Gemici Cennet Parkı önünde seçim otobüsü üzerinden vatandaşlara seslenen Özel, Keşan’da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
CHP’den ayrılanlara çağrı yapan ve partisini “baba ocağı” olarak nitelendiren Özel, “Kim ki dara düşmüştür baba ocaklarının kapıları açıktır, buyursunlar gelsinler. Baba evine gelene ‘nereden geldin?’ demeyiz. ‘Niye şimdiye kadar gelmedin?’ demeyiz. ‘Bugüne kadar neredeydin? Bak sen gittin memlekete neler ettirdin’ demeyin. Zira gelen herkesin baba evinde yeri vardır. Çünkü baba evinin tapusu kimsede değildir. Ne bendedir ne önceki genel başkanımız Kemal Bey’dedir. Ne Ecevit’te vardı ne rahmetli İnönü’de. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır, O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.” diye konuştu.
Özel, çiftçilerin geçim sıkıntısı çektiğini, pek çoğunun tarlasının borcu nedeniyle ipotek altında olduğunu ifade etti. Özel, şunları kaydetti:
“Türkiye’de küçülen tek sektör tarım sektörü. Türkiye büyüyor mu? Çok büyük bir kriz yaşadığı için, ‘bu sene yüzde 4 büyüyor’ diye övünüyorlar. Ama bu sene bile tarım sektörü büyümüyor, küçülüyor. Öyle olunca çiftçi büyük bir borç batağının içinde sadece geçen seneye göre bu sene çiftçinin bankalara olan borcu yüzde 88 artmış durumda.”
Emeklinin hakkını savundukça kendisini kimlik siyaseti tartışmasına çekmek istediklerini söyleyen Özel, “Ben çiftçinin, üreticinin, emeklinin, emekçinin hakkı için onunla sonuna kadar kavga edeceğim. Sonuna kadar. Bizi başka kavgaya çekip de emeklinin çektiklerini unutturamaz.” dedi.
Kimseyi ayırmadan vatan, millet, bayrak, Atatürk sevgisi olan herkesle kol kola olduklarını vurgulayan Özel, “Cumhur İttifakı’nın koyu gri, yağmur bulutu rengine karşı bizim ittifakımızın renkleri kırmızıyla beyaz. Renklerini ay yıldızlı, al bayraktan alıyor ve Cumhur İttifakı’nın karşısında seçimleri Türkiye ittifakı alıyor, biz kazanıyoruz. Türkiye İttifakı kazanacak, Türkiye kazanacak.” ifadelerini kullandı.
Özel, partisinin Keşan Belediye Başkan Adayı Mehmet Özcan’a destek istedi.
Uzunköprü
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Uzunköprü ilçesinde Adalet Meydanı’nda yaptığı konuşmada da Ergene Nehri’nin kirliliğini her zaman gündeme getirdiklerini söyledi.
Ergene’nin kirliliğinin tüm canlılar için büyük tehdit olduğunu belirten Özel, “Ergene’yle ilgili yapacak bir şey kalmadı, hükümet bir şey yapmıyor. CHP olarak, Eskişehir Belediye Başkanımız Yılmaz Büyükerşen, CHP Eşgüdüm Eğitim ve Denetimden Sorumlu Genel Koordinatörü oluyor. Büyükerşen nisan ayı içinde gelecek, belediye başkanlarımızla toplanacak, Porsuk’u nasıl bugünkü haline getirdiyse Ergene için hep birlikte çalışacağız.” dedi.
Emekli maaşının 2002 yılında asgari ücretin üzerinde olduğunu, bugün ise asgari ücretin çok gerisinde kaldığını kaydeden Özel, “Tayyip Bey, madem emekliye, madem çiftçiye, madem ayçiçeği üreticisine, pirinç üreticisine para yok, sana da oy yok.” ifadelerini kullandı.
Özel, seçime Cumhur İttifakı’na karşı Türkiye ittifakı ile girdiklerini, ittifaklarına sosyal demokratların, milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların destek verdiğini söyledi.
Özel, CHP Uzunköprü Belediye Başkan adayı Özlem Becan ve belde adaylarına destek istedi.
]]>CHP genel başkan yardımcıları Burhanettin Bulut, Gül Çiftçi ve Volkan Demir, parti genel merkezinde basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Gazetecilerin mahalli idareler seçim sürecine ilişkin sorularını yanıtlayan Bulut, bir aylık çalışma sonucu bir reklam ajansıyla anlaştıklarını, seçim kampanyasına tüm partilerden önce başladıklarını söyledi.
Gergin bir toplum yaratan iktidara karşı bir sığınma limanı oluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Bulut, dinamik bir seçim süreci yürüttüklerini, geçmiş dönemlere göre daha fazla anket yaptıklarını, miting ve ziyaretlerin bu anketlere göre şekillendiğini anlattı.
“Bu seçimlerde geçmiş seçimlerle mukayese edildiğinde daha çok belediye alacağımızı görüyoruz. Anket sonuçlarından bu ortaya çıkıyor.” diyen Bulut, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin partileri ittifaka zorladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer siz muhalefeti bütünleştiremezsiniz 50+1 bloğu oluşturmuş bir yapıya karşı başarılı olma şansınız yok. O zaman taban harekete geçiyor ve belki de genel seçimlerde oy verdiği partiler dışında, yerel seçimlerde bu bloğa karşı başka bir aday üzerinde uzlaşıyor. Biz isteriz ki uzlaşı CHP üzerinde olsun. Bu konuda üzerimize düşen her türlü çabayı sarf ediyoruz.”
“Önemli olan partinin kendisidir”
Bulut, partisinde aday belirleme sürecinin oldukça sorunsuz geçtiğini belirtti.
Parti içi tartışmalara ilişkin soruyu da yanıtlayan Bulut, kurultay süreçlerinden sonra bu tür tartışmaların olağan olduğunu söyledi.
CHP’nin parti içinde çok sesliliğe her zaman önem verdiğini dile getiren Bulut, şöyle devam etti:
“Belki de bu geleneği, yapısı ve özelliği, bu kadar uzun süredir partiyi ayakta tutan, dinamik tutan olgu oldu. Bugün de benzer şekilde farklı fikirler ifade edenler var. Ama dikkat edin farklı fikirler ifade edenler neredeyse trolleşmiş durumdalar. Şu anda hele hele seçim dönemine girilmiş bir süreçte bazı arkadaşlarımızın yaptığı parti içi muhalefet değil, parti içi kötülük. CHP’ye değil, aslında memlekete bu kötülüğü yapıyorlar. Yakın zamanda yine böyle birkaç isim sosyal medya üzerinden akla ziyan iftiralar attılar. Bunun iftira olduğu belli olmasına rağmen bunu devam ettirdiler. Bunun kimseye faydası yok. Bunun kendilerine de faydası yok.”
“Gayet uyumlu bir çalışmamız var”
Bulut, “partisinin bölüneceği” iddiasına ilişkin soruya, “Böyle bir şey yok, böyle bir şeyin emaresi de yok. Ekrem İmamoğlu ile ya da diğer belediye başkanlarımız ile gayet uyumlu bir çalışmamız var. Şu güne kadar da bu seçim sathında en küçük bir tartışma, fikir ayrılığı olmadı.” karşılığını verdi.
CHP’den istifa edenlerin büyük çoğunluğunun yaptığı yanlışı 1 Nisan’da fark edeceklerine inancını dile getiren Bulut, “Umarım herhangi bir ilçenin kaybına vesile olmazlar. Ama gördüğümüz, toplum onlara itibar göstermiyor. Bu arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu bulundukları konumları, itibarları bu parti üzerinden almış isimlerdir. Eğer ısrarla aday olmaya devam ederlerse yazık, finalleri kötü olacak.” dedi.
“Sandık görevlilerini doğru tespit etmeye çalıştık”
Gül Çiftçi de sandık güvenliğini sağlamak için yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Toplam 55 bin 998 seçmene hitap eden 483 seçim çevresinde seçmen kütüğüne itiraz ettiklerini belirten Çiftçi, itirazlar sonucu 7 bin 380 seçmenin adres kaydının eski yerine döndüğünü dile getirdi.
Çiftçi, 2023’teki genel seçimlerde İYİ Partinin adayını destekledikleri için seçime katılmadıkları şehirler olduğunu, bu nedenle Seçim Kanunu gereği Aksaray, Bayburt, Bitlis, Çankırı, Gümüşhane, Muş ve Yozgat’ta sandık görevlisi bulunduramayacaklarını kaydederek, “Buralarda müşahit ve avukat örgütlenmesi yoluyla süreci takip edeceğiz.” diye konuştu.
Sivil toplum kuruluşlarından ve yaklaşık 16 bin 500 avukattan sandık güvenliği konusunda destek alacaklarını bildiren Çiftçi, seçime kadar her sandık görevlisinin 2 defa eğitime, 1 defa da teste tabii tutularak belirleneceğini anlattı.
“Herhangi bir seçimde sandık görevlisi yazılıp da görevine gelmeyen kişilerin hepsini kara listeye aldık ve onların atamasına izin vermedik.” diyen Çiftçi, Yüksek Seçim Kurulu verisi, ilçe başkanlığı verisi ve bilişim verisi alınarak 3 yollu bir seçim takip sistemi kullanacaklarını ve seçim güvenliğini çok kapsamlı ele alacaklarını bildirdi.
Çiftçi, “Sandıktan alınan sonuçların kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağı” sorusu üzerine bu konuyu MYK’de karara bağlayacaklarını söyledi.
İtiraz süreçlerine ilişkin de çalışma yaptıklarını anlatan Çiftçi, “Seçim günü CHP için çalışacak avukat meslektaşlarımıza bir örnek itiraz dilekçeleri kitapçığı hazırladık. Sandık başında itiraz edebileceği bütün konulara ilişkin ellerinde birer örnek dilekçe olacak.” bilgisini verdi.
Çiftçi, CHP’nin 2. ve 3. reklam filmlerinde Lütfü Savaş’ın yer almadığını, Hatay’da depremin ardından yaşanan hassasiyet dolayısıyla Savaş’ın coşkulu bir seçim kampanyası yürütmeyeceğini ifade etti.
İsrail ile ticaret
CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir de Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkilerde bir düşüş yaşanıp yaşanmadığına ilişkin soruyu yanıtladı.
Ticaret gemilerine ilişkin verileri takip ettiklerini dile getiren Demir, Ticaret Bakanlığının veri paylaşımında şeffaf davranmadığını öne sürdü.
Demir, Filistin’de çok büyük bir insanlık dramı yaşandığını, Türkiye’nin İsrail’e yönelik bir ambargo yaptığını düşünmediğini kaydetti.
]]>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Antalya’nın Kooperatifçileri Buluşması” panelinde yerelden kalkınma için güç birliği ve kooperatifçiliğin önemi vurgulandı.
ASAT Toplantı Salonu’nda, gazeteci Meliha Okur’un moderatörlüğünü yaptığı panelin ilk oturumunda Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek, Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ve Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, tarımsal üretimin en önemli unsurlarından olan kooperatiflerin yerelden kalkınma için itici güç olduğunun altını çizdi.
İklim krizinin başta tarım olmak üzere; tüm sektörleri olumsuz etkilediğini belirten gazeteci Meliha Okur, “Tarım ve turizm sektöründe tarımda dünyada önemli değişimler oluyor. Fransa’da başlayan çiftçi hareketi diğer Avrupa ülkelerine de yayıldı. Tarım sektöründe dünyayı etkisi altına alan bazı şirketlere karşı çiftçiler örgütlü bir şekilde hareket ediyor. Güç birliğinin önemi de burada ortaya çıkıyor. Türkiye’nin en önemli tarım havzalarının başında gelen Antalya, başarılı bir yerel kalkınma modeli uyguluyor. Çünkü çiftçi ve üreticiler kendine güvenmeli, daha cesur adımlar atmalı. Daha kurumsal olarak büyümeli. Bunları yaparken Türk tarımının ayrılmaz bir parçası olan kadınların katkısını ve önemini de bir kez daha vurgulamak istiyorum” diye konuştu.
“Kooperatif ve çiftçilere destek sürecek”
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek de, tarım sektörünün içinden biri olarak göreve geldiği ilk günden beri çiftçi ve üreticilerin yanında olduklarını kaydetti.
Antalya’nın coğrafi konumu, iklimi ve köklü tarihi geçmişiyle çok önemli zenginliklere sahip olduğunu belirten Muhittin Böcek, “Antalya, turizm ve tarım konusunda ülkemizin başkenti. Çok önemli zenginliklere sahibiz. Biz büyükşehir belediyesinin ilgili tüm birimleri olarak üreticilerin sesine kulak verdik. Onlarla bir araya gelerek taleplerini dinledik. Antalya’da tarımda güç birliği için itici güç olan kooperatif sayısı da 53’e çıktı. Antalya’da üretici ve tarımsal kuruluşlarımızın el ele vermesiyle, yerelden kalkınma ve kooperatifçilik konusunda bir büyük başarı hikayesine hep birlikte imza attık. Bu model, Türkiye’de yerelden kalkınma hamlesine en iyi örneklerden birini oluşturuyor. Üretimde en büyük girdi maliyetlerinden biri olan elektrik giderinin yüzde 85’ini Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak karşılamaktayız. Bu rakamı 5 yılda yüzde 68’den yüzde 85’e yükselttik. Vahşi sulamaya karşı su israfını önlemek için adımlar attık, kapalı devre sistemi kullanmaya başladık. Arıtılmış suyu tarımda kullanarak tasarruf sağladık. Antalya olarak tarımda yerel kalkınmayı başarıyla en iyi uygulayan büyükşehir belediyesi konumuna el birliğiyle yükseldik. Önümüzde yerel seçimler var. Bundan sonra da daha iyilerini yaparak, kooperatif ve tarımsal işletmelere katkı ve desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi.
“Tarım siyaset üstü bir konu olmalı”
Tarım sektörünün ülkenin bugünü ve yarınlarını ilgilendiren stratejik bir sektör olduğunu belirten Muhittin Böcek, tarımın siyaset üstü bir konu olduğunun altını çizdi.
Böcek sözlerine şöyle devam etti:
“Tarım sektörünün önemli paydaşları olan kooperatiflerle, ziraat odaları, mesleki birlikler, üreticilerimiz ve kadınlarla omuz omuza kentimiz ve ülkemiz için çalışıyoruz. Üstümüze düşen ne varsa da yapmayı sürdüreceğiz. Sizlerin de desteğiyle dünya tarımı başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Ülkemizin örtü altı tarım sektörünün yüzde 50’sini Antalya’da yapıyoruz. Yerel yönetimler ve merkezi yönetimler arasında sıkıntı var. Tarım ve turizmin başkenti olan kentimizde nedense sürekli siyaset yapılıyor. Tarım çok stratejik bir sektör olması nedeniyle siyaset üstü bir konudur. Örgütlenme ve kooperatiflerimiz geliştikçe ve güçlendikçe hedeflerimiz de büyüyecek. Ülkemize de her anlamda daha çok katkı sağlamak istiyoruz.”
“Su yasası çıkmalı”
Özellikle pandemi sonrasında tarım sektörünün öneminin daha çok anlaşıldığını belirten Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise, üretimin sürdürülebilirliği için kooperatiflerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Tarımsal üretimde çiftçilere büyük sorumluluk düştüğünün altını çizen Yıldız, “Eğer sizler üretmezseniz insanlar ne yiyip ne içecek. Bunun sorumluluğunu tüm tarım sektörü ve buna bağlı kurumlar üstlenmeli. Enflasyon arttıkça gıda fiyatları da artıyor. İklim değişikliği de önümüzdeki en önemli risklerden birisi. Aslında iklim krizi demek su krizi demektir. Eğer su olmazsa yaşam biter vehiçbir şeyin anlamı kalmaz. Çünkü yaşamın en temel kaynağı sudur. Turizm, tarım ve buna bağlı tüm sektörler su sayesinde ayakta kalabilir. Eğer iklim ve su krizine hazır değilseniz, geleceğimiz karanlık olacak demektir. Bunun için önlemler alınmalı. Örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı. Su politikaları ve tasarruf bilinci geliştirilip yaygınlaştırılmalı. Bu konuda yalnızca yerel yönetimlere değil merkezi yönetime de büyük iş düşüyor. Bu konuda görevde olan herkesin üstüne düşen sorumlulukları yerine getirme zorunluluğu var. Gerektiği zaman konuyla ilgili görüşlerimizi ve uyarılarımızı da yapıyoruz yapmaya da devam edeceğiz. Su yasası 10 yıldır konuşuluyor fakat hala çıkmadı. Kurulların değil, kurumların yetkili olduğu bir sistem getirilmeli. Çünkü kurullar geçicidir, ama kurumlar kalıcıdır. Bu nedenle 20 – 30 yıl sonra bile kalıcı olacak kurumlar ve politikalar yaşama geçirilmelidir” diye konuştu.
“Çiftçi ülkemiz için çok önemli”
Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ise panelde Mustafa Kemal Atatürk’ün de kooperatifçiliğin önemine inanan bir kişi olarak Türkiye’de tarım kredi kooperatiflerinin kurulmasını sağladığını hatırlattı.
Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Atatürk, tarımda kooperatiflerin birçok sorunu çözeceğine inanan bir liderdi. 70’li yıllarda ülkemizde köy kooperatifleri kuruldu. 12 Eylül darbesinde ise kapatıldı. Son yıllarda ise belediyelerin destekleriyle kooperatifler yeniden canlanmaya başladı. Tarım Bakanlığı’nın sitesine göre ülkemizde kurulu 14 bin civarında kooperatif bulunuyor. Çiftçiler olarak tarım kredi kooperatiflerinin asıl sahibi sizlersiniz. Buna sahip çıkmanız gerekiyor. Avrupa’da çiftçi birlikleri ve kooperatifleri çok güçlü. Yöneticiler sanayicilerden önce çiftçi birlikleriyle görüşerek oy talep ediyor. 2012 yılında kabul edilen büyükşehir yasasındaki değişiklikle beraber birçok köy mahalle statüsüne geçti. Ülkemizdeki köy sayısı bir gecede yüzde 22,7’den yüzde 8,7’ye düştü. Bu da tarım alanlarını ve üretimi olumsuz etkiledi. Bir gecede herkes mahalleli oldu. Halbuki köylü olmak çiftçi olmak dünyanın her yerinde değerlidir. Bizde ise sanki bunun tam tersi gibi bir algı var. Tarım ve köylünün ne kadar önemli olduğunu anlamak lazım.”
“Tarım fuarlarını takip edin”
Günümüzde tarımsal hizmetler daireleri kurularak belediyelerin tarımla daha fazla ilgilenmeye başladığını belirten Yıldırım, “Fakat bu da her belediyenin farklı uygulamalar yapmasına neden oldu. Tarımsal kalkınma için bu desteklerin planlı bir şekilde uygulanması gerekir. Tarımda siyaset olmamalı tarım her şeyin üstünde olmalı. Sürdürülebilirlik bu sektörde esastır. Ben hemen hemen her hafta Antalya’ya geliyorum. Çünkü tarım için çok önemli bir kent. İzmir’deki tarımda yerel kalkınma modelinin benzerini en iyi uygulayan kent son dönemde Antalya oldu. Antalya’da birçok tarım fuarı düzenleniyor. Bunların takipçisi olun. Fuarları bir avantaj olarak kullanın. Antalya tarım sektöründe gerilerse tüm ülke olarak aç kalırız. Tarımsal üretimi daha fazla anlatmak lazım kooperatifler ve birlikler coğrafi işaretleri kendileri başvurup almalı. Bunları daha çok belediyeler sanayi ve ticaret odaları alıyor. Halbuki bu ürünü üretenler siz çiftçilersiniz” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA
]]>Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarda sık görülen solunum yolu enfeksiyonlarına ilişkin bilgileri paylaştı.
Kovid-19 salgınında virüsün baskınlığı, maske, mesafe gibi önlemlerin etkisiyle diğer solunum yolu enfeksiyonlarının görülmediğini anımsatan Çiftçi, “Kovid-19 salgını sonrası, önlemlerin kaldırıldığı ilk yıl, çok ağır enfeksiyonlarla karşılaştığımız bir kış mevsimi geçirdik. Bunun temel sebebi, çocukların pek çok hastalığı uzun süre geçirmemiş olmasıydı.” ifadesini kullandı.
Salgında, her kış beklenen influenza ve RSV’nin bile neredeyse görülmediğine işaret eden Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Salgın sonrası ilk kış, önlemler ortadan kaldırılınca hastalıkları hiç geçirmemiş olan büyük bir nüfus birikmişti ve bu nedenle hastalıklar ağır seyretti. Sadece ülkemiz değil, dünya genelinde çok ciddi enfeksiyonlar, ağır zatürreler gördük ve maalesef kayıplar oldu. Fakat sonrasında hastalıklara karşı bir bağışıklık oluştuğu için bu yılın biraz daha hafif geçmesini bekliyorduk. Gerçekten bu yıl önceki yıla göre biraz daha iyi bir yıldı. Büyük olasılıkla önümüzdeki yıl Kovid-19 öncesi dönemde gördüğümüze benzer bir sıklıkta enfeksiyon görmeye başlayacağız.”
“Beklediğimiz hastalıkların yeniden ortaya çıktığını gördük”
Solunum yolu enfeksiyonlarının azalmasının korunma yöntemlerinin önemini ortadan kaldırmadığını vurgulayan Çiftçi, hasta olan kişilerin maske takması, kalabalık, kapalı ortamlarda maske kullanımı ve sık el yıkamanın her zaman önem taşıdığını dile getirdi.
Prof. Dr. Çiftçi, “Bu kış mevsimi ise aslında bir önceki yıla göre daha hafif seyrediyor ama bir yandan da mevsimsel etkiyle beklediğimiz hastalıkların yeniden ortaya çıktığını gördük. İnfluenza salgınını, RSV virüsünü, boğmaca bakterisi ile beta yani Strep-A bakterisine bağlı vakaları görmekteyiz. Bu geçtiğimiz haftalarda oldukça yoğundu ama son birkaç haftadır vaka sayısında azalma olduğunu gözlemliyoruz.” diye konuştu.
Bunun beklenen bir süreç olduğunun altını çizen Çiftçi, “Yine de bu hastalıkların şu an tamamen ortadan kalktığını söyleyemeyiz. Çoğunlukla mart sonuna kadar bu tip enfeksiyonlar sürer, mevsim bittikten sonra da arada az da olsa vakalar görmeye devam ederiz. Fakat sonuçta önceki aylara göre bundan sonra çok ciddi bir artış beklemiyoruz.” açıklamasında bulundu.
“Bağışıklık sistemi sürekli eğitilen, öğrenen bir sistem”
Prof. Dr. Çiftçi, çocukluk çağı aşılarının ve grip aşılarının yaptırılmasının da önemine dikkati çekti.
Dengeli beslenme, sıvı tüketimi ve düzenli egzersizin bağışıklık sisteminin önemli koruyucularından olduğunu belirten Çiftçi, “Bağışıklık sisteminin eğitilmesi gerekiyor. Bir mikroorganizmayla, mikropla karşılaştığında ona karşı bağışıklık sisteminde tepki gelişiyor. Bu savunma bizi sonraki hastalıklardan da koruyor. Yani bu aslında sürekli eğitilen, öğrenen bir sistem. Bunu yapay zekaya da benzetebiliriz. Ancak bütünüyle mükemmel olmadığı için desteklemek, fazla yormamak önemli.” dedi.
“Gıda takviyesi” uyarısı
Çiftçi, çocuklarda sık gıda takviyesi kullanımının da doğru olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Çocuklarını hastalıklara karşı korumak düşüncesiyle ailelerin yaygın şekilde çeşitli gıda takviyelerine başvurduğunu görüyoruz. Bunlar akılcı kullanılmadığında olumsuz sonuçları da beraberinde getirebilir. Sadece bazı çocuklar, bireysel durumları çerçevesinde doktorlarının önerisiyle bazı gıda takviyelerinden fayda görebilir. Bütün çocuklar için uygulanabilecek bir gıda takviyesi önerisinde bulunmak doğru olmaz.”
]]>ANKARA – Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde geliştirilen faydalı böcek salım kutularıyla, bitkilere zarar veren böceklerin engellenmesi ve tarımda ilaçlamanın yan etkilerinin önlenmesi amaçlanıyor.
Tarımda verimli üretimin önüne geçen en önemli sorunlardan bir tanesi bilinçsiz ilaçlamalar. Bu ilaçlamalar zararlı böcekleri bitkilerden uzak tutması için yapılmasına rağmen zaman zaman istenmeyen sonuçlar ile karşılaşılabiliyor. Gıda ürünlerinin doğru temizlenmemesi halinde ilaç partiküllerinin tüketicilerde sağlık problemleri oluşturması olumsuz örneklerden sadece bir tanesi.
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma bölümünün Biyolojik Mücadele Laboratuvarında üretilen ‘Trichogramma Evanescens’ türündeki böcekler, faydalı böcek salım kutularında ağaç dallarına asılıyor. Kutuların içerisinden çıkan böcekler, zararlı böceklerin içerisine bir yumurta koyuyor. O yumurta ile zararlı böcekler imha ediliyor. İmha edilen böceğin içindeki yumurtadan çıkan faydalı böcekler ise biyolojik mücadeleyi devam ettiriyor. Bu sayede tarımdaki ilaçlamaya karşı alternatif oluşturulurken biyolojik mücadelede daha az bütçe ile daha fazla etki oluşturulabiliyor.
Bitki Koruma bölümünde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Cem Özkan, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, tarım ürünlerini ve doğayı zararlı böceklerden korumak amacıyla faydalı böcek üretimi çalışmalarını hızlandırdıklarını ifade etti.
Tarım ilacına alternatif oluşturulmalı
Prof. Dr. Özkan, zararlı böceklere karşı kimyasal mücadele ve tarım ilaçlarına alternatif oluşturduklarını belirterek, “Tarım ilaçları istenilen bir uygulama mı? Hayır. Yüzde 1’i hedefe gidiyor geri kalanı toprağa ve suya karışıyor. Birde ürünlerin üzerinde kalıntı kaldığı için bunu yiyen insanlarda sağlık sorunları çıkıyor. Bu ürünler ihraç edildiğinde geri dönüyor. Dolayısıyla tarım ilacına alternatif yöntemlerde çalışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Akıllı böcek ve akıllı çiftçi dönemi
40 yılın üzerinde faydalı ve akıllı böcek üretimi için çalıştıklarını vurgulayan Özkan, “Bizim sloganımızda akıllı böcek ve akıllı çiftçi. Bizim çiftçilerimiz tarım ilacı yerine faydalı böcekleri kullandığında çevremiz kirlenmiyor. Biyolojik çeşitlilik kaybı olmuyor. İnsanda sağlık problemleri olmuyor ve ürünlerimiz yurt dışından geri dönmüyor” diye konuştu.
“Bu böceklerin kitle üretim teknolojisi sır”
Türkiye’nin biyolojik mücadele açısından dünyanın en zengin ülkelerinden bir tanesi olduğuna işaret eden Özkan, “Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği Avrupa kıtasından çok daha fazla. Bu biyoloji çeşitliliğimiz katma değerli ürünlere nasıl dönüştüreceğimiz konusunda istenilen durumda değiliz. 40 yıldır bu faydalı böceklerle çalışıyoruz. Bu böceklerin kitle üretim teknolojisi sır” dedi.
Gençler tarım ilacı yerine faydalı böcek üretiyor
Tarım ilaçlarına alternatif olabilmesi için söz konusu faydalı böceklerin en ekonomik ve etkili üretim tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özkan, “40 yılda biz bunları geliştirdik. Teknokentte genç ziraat mühendislerimiz var. Onlar ödül aldı ve Ankara Üniversitesindeki genç girişimcilerimiz ile birlikte çalışıyorlar. Tarım ilacı yerine bu faydalı böcekleri üretiyorlar” kaydetti.
“Bu karta 5 bin tane faydalı böceği sığdırıyorsunuz”
Faydalı böcek salım kutularının özelliklerini anlatan Özkan, şunları kaydetti:
“Bunun içinde faydalı böcek var. Biz bu böceklere ‘akıllı böcek’ diyoruz. Bunun içerisinde 5 bin tane faydalı böcek var. Bu karta 5 bin tane faydalı böceği sığdırıyorsunuz. Biz bunları ürettikten sonra üreticilere hemen veriyoruz. Üreticilerimiz birçok üründe asıyor bitkilerine. Buradan çıkan faydalı böcek zararlıyı arıyor ve buluyor ajan gibi. Bulduktan sonra içerisine bir yumurta koyuyor. O yumurta ile onu imha ediyor. İçinden tekrar bir faydalı böcek çıkıyor. Bu biyolojik müdahale sürdürülebilir tek mücadele yöntemi ve Türkiye’nin müthiş bir şansı var. Bu faydalı böceklerin ana vatanı Türkiye.”
“Yabancılar bu böcekleri kendi çiftçilerine veriyor”
Yurtdışından Türkiye’ye söz konusu biyolojik mücadeleyi takip etmek için çok sayıda araştırmacının geldiğini söyleyen Özkan, “Yabancılar geliyor izinsiz bu faydalı böcekleri götürüyorlar kendi çiftçilere veriyorlar. Bize de tarım ilaçlarını satıyorlar. Dolayısıyla her yıl 600 milyon dolarlık tarım ilacı alıyoruz. Bunu yoğun ve bilinçsiz kullandığımız zaman biz ekonomik olarak istenilen düzeyde bir tarım yapamıyoruz. Bu akıllı böcekler şu anda çiftçiyle buluştu. Elmada, bağda, narda, cevizde, meyve ve sebzelerde çok aktif olarak kullanılıyor” açıklamasında bulundu.
“İhracatçı, çiftçi ve ülke kazanıyor”
İki bin dekarlık üretim alanında 50’nin üzerinde çiftçinin söz konusu uygulamaları yaptığını aktaran Özkan, “Ar-Ge çalışmalarımız oturdu, üretimimizde bir sorunumuz yok. Alandaki çalışmalarımız ve üreticilerimiz çok memnun. Verimlilik kaybı yaşamıyorlar ve sağlıklı ürünlere ulaşıyorlar. Bizim ürettiğimiz ürünler yurt dışına gittiği zaman geri dönmüyor. Dolayısıyla burada ihracatçı, çiftçi ve ülke kazanıyor” ifadesini kullandı.
Faydalı böcekleri kibrit kutusu kadar bir bölüme kitle üretim teknolojisiyle sığdırdıklarını dile getiren Özkan, “Bununla ilgili bir yayın bulamazsınız. Her ülke bunun sırrını elinde tutar. 40 yıldır aynı konu üzerinde çalışarak 16 tane şirket kurduk gençlerimizle. Şirketler sır olan bu çalışmaları ortaya geliştirdiler ve şuan da yabancı ülkelerle rekabet edebilecek üretim teknolojisi elimizde” dedi.
Genç ziraat mühendislerinin Türkiye’nin tarımda kalkınmasını ve sürdürülebilirliği devam ettirmesi için yoğun çaba sarf ettiğine dikkati çeken Özkan, şöyle konuştu:
“Bizim gençlerimiz ‘Biz bu faydalı böcekleri yurt dışındaki çiftçilere satacağız’ diyor. Devletimizin katkı sağlaması durumunda biz hem gıda güvenliğimizi sağlarız hem tarımda marka ürünler üretiriz hem de bu faydalı böcekleri yurt dışına satabiliriz. Birçok ziraat mühendisimize de iş imkanı sağlamış oluruz. Kitle üretim teknolojisiyle ürünü bu hale getirdik ve kit haline getirdik. Üretici sadece bunu alıyor ve alanına asıyor. Buradan çıkan faydalı böcekler zararlıları imha ediyor.”
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’ta Mart ayına gelinmesine karşın yağışların istenilen düzeyde düşmemesi tarım sektörünü endişelendirmeye başladı. Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, yağış olmaması halinde hem hububatta hem de baklagillerde yüzde 50, yüzde 60 kaybın olacağını söyledi. Yozgatlı çiftçilerden Mikail Avcı da, yağışların Mart ve Nisan aylarında da düşmemesi halinde çok zor durumda kalacaklarımı belirterek, “Mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış” dedi.
Yozgat’ta kış aylarındaki hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, tarım sektöründe faaliyet gösterenleri endişelendiriyor. Hava sıcaklığını mevsim normallerinin üzerinde olması tarım alanlarında fare ve böcek popülasyonunu artırdı. Bölge çiftçisi bir taraftan tarımsal zararlılarla mücadele ederken diğer taraftan da beklediği yağışların düşmemesi halinde yaşayacağı sorunların üstesinden nasıl gelebileceğinin hesabını yapıyor.
“BU AYDA BU TARLAYA GİRMEK ESKİDEN MÜMKÜN DEĞİLDİ”
Yozgat Merkez Divanlı Mahallesinden çiftçi Mikail Avcı, şunları söyledi:
“Bir sefer sürmüştüm ama hoşuma gitmedi, tekrar bir daha sürüyorum. Kuraklık had safhada, korkuyoruz ne kadar olsa da, kuraklık herhalde bizi perişan edecek. eçtiğimiz 5-6 yılda olduğu gibi, inşallah olmaz. Şubat ayı da yağsız geçti. Bu ayda bu tarlaya girmek eskiden mümkün değildi ama şimdi havalar çok sıcak geçti. Çok kuraklık geçiyor. Allah hayırlısını versin. Nisan ayında zaten yağış olmazsa bizim halimiz harap. Ne olacağı belli, mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış. Verim olmadıktan sonra mecbur batacağız. Habire küçülmeye devam. Korkuyoruz da endişe ediyoruz. Sonuç vahim, Allah hayırlısını versin, İnşallah olmaz ama çiftçi çok perişan bir duruma düşer. Allah yardım etsin. Şu kuru toprağa bu kadar parayı saçıp da geride üç beş kuruş ekmeğini, kazanabilen, kazanmayı bekleyen tek çalışan çiftçidir. Başka çalışan kesime bak, aylığını, aylığı gelir, maaşını alır ama çiftçi öyle değil. Çiftçi atar, saçıyor, saçıyor, Allah ne verirse alıyor, cebine koyuyor veya aldığını ödeyemiyor. Mesela geçtiğimiz yıllarda aldığım ürünü ödeyemediğim için ben çok küçüldüm. Hem traktörlerimi sattım hem araziyi küçülttüm. 2 bin dönümden 500 dönüme yakın araziye düştüm. 2 bin dönüm arazi işliyordum ama 500 dönüme, 400-500 dönüme geriledi. Allah hayırlısını versin. İnşallah geçtiğimiz 5-6 yıl gibi olmaz. Geçen yıl iyiydi ama tabii 5-6 yılın acısını da bir geçen sene çıkartmadı. Allah hayırlısını versin. Allah’a sığınıyoruz, sürüyoruz, ekeceğiz bakalım.”
“BAKLAGİLLERDE, BUĞDAYDA SIKINTI YAŞARIZ”
Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz de açıklamasında, şu görüşlere yer verdi:
“2023-2024 yılı güzün 11’inci ayda, 10’uncu ayda yağmurlarımız güzeldi. Özellikle hububatta, buğdayda, köklenmede hiçbir sıkıntımız yok ama bahar itibariyle yani Ocak- Şubat’ta kar yağmadı. Kar yağmadığından dolayı arazide bir su eksikliği var. Ekinde köklenmede bir sıkıntı yok. Mart ayı içerisinde, Nisan’da yağış devam ederse kuraklık olacağını düşünmüyorum. Ekimlerde sıkıntı olmaz, köklenmesi güzel ama Mart’ta, Nisan’da da yağış yağmazsa ister istemez ekinlerde, baklagillerde buğdayda bir sıkıntı yaşarız. Baklagilleri de yeni başladık ekmeye, işte mercimeklere girdi, nohutlar ekilmeye başlıyor. Memleketimiz tarım memleketi. Kuru tarımla iştigal eden bir memleket. Ondan dolayı da kar, yağmur olması gerekiyor ama 2024 yılında daha kar görmedik. Kış bitti, kar görmedik. İnşallah yağışlarla bunu kapatacağız. Pazar günü bir yağış gözüküyor. Pazar günkü yağıştan da gübre atan arkadaşlar inşallah yararlanır. Tabanda nem var, nohut köklenir, mercimek köklenir. Köklendikten sonra yapraklanma döneminde iyi bir yağmur yağarsa orada da sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Yağmazsa hem buğdayda hem baklagillerde yüzde 50- 60 kaybımız olacağını düşünüyorum. İnşallah bu korkulan olmaz, biz de bu riskten kurtuluruz.”
]]>
Manisa Büyükşehir Belediyesinin üreticilere yönelik gübre desteği programı, Gördes ilçesiyle devam etti. Düzenlenen törenle Gördesli 1004 üreticiye toplam 230 ton gübre teslim edildi.
Toplamda 3150 ton gübre desteği
Üreticilere yönelik desteklerinin devam ettiğini belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, “Bizler, çiftçimizi her zaman başımızın tacı bildik. Üretken belediyecilik anlayışımızla Manisa’mızın büyükşehir olmasından bu yana tarımsal ve kırsal kalkınmaya çok büyük ve önemli desteklerimiz oldu. Yalnızca geçtiğimiz yıl, çiftçimize bütçemizden 150 milyon lira gibi bedel ayırdık. 2024 yılı desteklemelerimiz kapsamında Manisa genelinde başlattığımız 1.850 ton gübre dağıtım törenlerine bugün Gördes ilçemizde devam ediyoruz. Gübre desteğimiz, 2022 ve 2023 yıllarında toplam 1.300 tondu. Bu yılki 1.850 ton desteğimizi dahil ettiğimizde toplamda 3.150 ton gübre dağıtımı gerçekleştirmiş olacağız. Rabbim, bereketli ürünler versin inşallah” dedi.
Gördesli üreticilere 9 milyon 435 bin TL’lik destek
Gördes’te tarımsal ve kısal kalkınmaya yönelik destekleri anlatan Başkan Ergün, “Gübre desteğimizin yanı sıra Gördes ilçemize; 57 adet Sera, 62 Ton Hububat ve Yem Bitkisi Tohumu, 88 Bin 630 adet Meyve Fidanı, 13 Bin 550 Adet Plastik Kasa, 9 Bin 100 Adet Plastik Sepet, 1.780 adet Zeytin Toplama Örtüsü ve Üzüm Sergi Bezi, 71 adet Damızlık Koç ve Teke, 20 Adet Tarım Makinesi, 2 Adet Taral Doldurma Tesisi, 32 Adet Hayvan İçme Suyu Göleti Yapımı, 72 Adet Hayvan İçme Suyu Göleti Temizliği, Sulama kooperatiflerine 3 Bin 604 metre PVC boru desteği gibi çok sayıda hizmeti çiftçimize sunduk. Tüm bu saydıklarımla birlikte Gördesli çiftçilerimize bugüne kadar Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak 9 milyon 435 bin lirayı bulan desteğimiz oldu” dedi.
10 milyon TL’lik tarım makinesi geliyor
Çiftçiye desteklerinin hiç bitmeyeceğini ifade eden Başkan Ergün, “Biraz sonra 24 milyon 50 bin liralık bir bütçe ayırdığımız, toplamda 1.004 üreticimizin yararlanacağı 230 ton gübrenin teslimini yapacağız. Yüzde 50 Büyükşehir Belediyemiz hibe desteğiyle sağlayacağımız bu katkının çiftçimize önemli bir can suyu olacağına inanıyorum. Desteğimiz bununla sınırlı kalmayacak. Büyükşehir, her zaman çiftçisinin yanında olacak. Bundan emin olunuz. Tarım Makineleri Parkı Projemiz kapsamında yeni makine ve ekipman alım sürecini başlattık. Ayrıca mahallelerimiz ve kadın kooperatiflerimiz için yaklaşık 10 milyon liralık bir destekleme yapacağız” diye konuştu.
Koç desteği, sağım hijyen seti ve arıcılık destekleri
Yeni dönem desteklerinin devam ettiğini belirten Başkan Ergün, “İl Tarım Müdürlüğümüz işbirliğiyle yaptığımız projelerden olan Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliğinde Sürü İyileştirme Projemiz kapsamında, hayvan yetiştiricilerimize bu yıl 250 koç desteği sağlayacağız. Bununla ilgili başvuruları da almaya başladık. Bunun yanı sıra arı üreticilerimize desteklerimiz de devam ediyor. Bu kapsamda ‘Arıcılarımıza Kovan Desteği’ başvurularını da almaya başlamıştık. 2 bin kovan desteği yapacağımızı duyurmamızın ardından gelen yoğun talep üzerine bu desteğimizi de 5 bin kovana çıkardık. Büyükbaş hayvan yetiştiricilerimize yönelik 3 bin adet sağım hijyen setlerinin dağıtımına da başladık” dedi.
“Ürününüz bol, kazancınız bereketli olsun”
Destekleme projelerine katkı verenlere teşekkür eden Başkan Ergün, konuşmasını şöyle tamamladı: “Köylü Milletin Efendisidir” ilkesiyle ve üretken belediyecilik anlayışımızla üreticilerimizin gelirlerini arttırmaya yönelik hizmetlerimiz devam edecek. Tüm üreticilerimize bol kazançlı ve bereketli sezonlar diliyorum. Tarımsal ve kırsal kalkınmaya yönelik projelerimizde her zaman bizlerle işbirliği içinde olan İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüze de huzurlarınızda şahsım ve hemşerilerim adına teşekkür ediyorum. Bu duygularla bir kez daha hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyor, gübre desteğimizin tüm çiftçi kardeşlerimize faydalı olmasını temenni ediyorum. Ürününüz bol, kazancınız bereketli olsun.”
Başkan Akyol ve çiftçilerden Başkan Ergün’e teşekkür
Başkan Ergün’ün konuşmasının ardından Gördes Belediye Başkanı Muhammet Akyol da, üreticiye yapılan destekler nedeniyle Başkan Ergün’e teşekkür etti. Konuşmaların ardından üreticilere gübreleri teslim edildi. Gübrelerini Başkan Ergün’ün elinden teslim alan Gördesli üreticiler, teşekkür etti. – MANİSA
]]>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi, geçen ay, Ocak-Ekim 2023 arasında bölgedeki 53 üye devletin 40’ında, 30 binden fazla kızamık vakasının bildirildiğini, bunun 2022’nin tamamında bildirilen 941 vakayla karşılaştırıldığında, 30 kattan fazla bir artışı temsil ettiğini açıkladı.
DSÖ’nün kızamık konusunda teknik danışmanı Natasha Crowcroft da önceki gün basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kızamık kaynaklı ölümlerin 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 43 arttığını, 2023 verilerinde de artış beklendiğini ifade etti. Crowcroft, vaka artışının endişe verici olduğunu vurguladı.
Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Çiftçi, “DSÖ’nün de belirttiği gibi dünyada kızamık vakalarında artış söz konusu. Ülkemizde de kızamık vakalarının son dönemde bir miktar arttığını görüyoruz. Çok uzun aradan sonra yeniden kızamık vakaları görmeye başladık. Bu açıdan dikkatli olunması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanlığının bu konuda talimatlarının bulunduğuna, döküntüyle, ateşle sağlık kuruluşlarına başvuran çocuklara doğrudan kızamık testlerinin yapıldığına dikkati çeken Çiftçi, vaka sayılarındaki artışın “salgın” boyutunda nitelendirilemeyeceğinin altını çizdi.
“Artışın temel nedeni aşı reddi ve kararsızlığı”
Kızamıktaki artışın çeşitli nedenlerinin bulunduğunu anlatan Çiftçi, “Vaka sayılarındaki artışın en temel nedeni, son dönemlerde yükselmeye başlayan aşı kararsızlığı, aşı reddi, aşı karşıtlığı.” dedi.
Savaşlar, nüfus hareketleri, Kovid-19 salgını gibi etkenlerin de çocuklarda aşılama faaliyetlerini aksattığını dile getiren Çiftçi, “Aşı reddi kaynaklı çocuklarını aşılatmayan bir kesim var. Böyle oldukça kızamık hastalığını sürekli görmeye devam edeceğiz. Aşılanmayan bir çocuk, eninde sonunda kızamık geçirecektir. Çocuğun büyümesi de kızamıktan kurtulduğu anlamına gelmiyor. Kızamık, her yaşta ölümcül olabilecek bir hastalık.” diye konuştu.
“İki doz aşılanan çocukların kızamığa yakalanmasını beklemiyoruz”
Prof. Dr. Çiftçi, kızamık aşısının oldukça etkili bir aşı olduğunu, tam koruyuculuk için iki doz uygulanmasının gerektiğini belirterek, “İki doz aşı yapılan çocukların çok nadir durumlar dışında kızamığa yakalanmasını beklemiyoruz. Bu nedenle kızamığa karşı en önemli koruyucu, aşılama.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de gelişmiş bir aşılama programı ve sisteminin uygulandığına, çocukların yüzde 96 gibi bir oranla kızamığa karşı aşılandığına işaret eden Çiftçi, yine de bazı çocukların aşılanmamasının hastalık riski oluşturduğunu söyledi.
Çiftçi, Türkiye Ulusal Aşı Takviminde, iki doz kızamık aşısı uygulamasına, 9-12 ay arasındaki bebekler için önlem amaçlı ek bir doz daha eklendiğini anımsattı.
“Küçük çocuklarda son derece tehlikeli”
Aşısız çocuklarda kızamığın hayati risk oluşturduğunu aktaran Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kızamık oldukça bulaşıcı, öldürücü olabilen bir hastalık, geçmişte bunun çok acı örnekleri yaşandı, kızamık nedeniyle çok sayıda çocuk kaybedildi. Aşılama sayesinde kızamığı uzun zamandır neredeyse görmüyorduk, çok nadir karşılaşılıyordu. Ancak ne yazık ki tekrar görmeye başladık.
Özellikle altta yatan hastalığı olan, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ile küçük çocuklar ve beslenmesi zayıf çocuklar açısından son derece tehlikeli. Akciğer enfeksiyonu, zatürre gibi tablolarla ölümlere yol açabiliyor. Birçok hastalık için antibiyotik, antiviral ilaçlarımız var ama maalesef kızamık virüsüne karşı etkili bir ilaç yok, sadece destekleyici tedaviler verebiliyoruz.”
“Çocukluk çağı aşılarının eksiksiz yaptırılması gerekiyor”
Vücudun var olan savunma sisteminin kızamığa karşı yeterli olmadığını anlatan Çiftçi, “Kızamığın farklı bir yönü daha var. Hastalık geçirildikten sonra virüs beyinde sessiz halde kalıp, çok uzun süre sonra beyin hasarına, subakut sklerozan panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin iltihabına yol açabiliyor. Bu nadir ancak tedavisi olmayan bir durum.” bilgisini paylaştı.
Prof. Dr. Çiftçi, ailelere, “Kızamık aşısı dahil tüm çocukluk çağı aşılarının mutlaka eksiksiz yaptırılması gerekiyor. Ülkemizdeki aşılar son derece güvenli, kontrol altında olan aşılar.” çağrısında bulundu.
]]>Şahinbey Belediyesi tarımsal üretimin ve verimin artırılması için verdiği destekleri sürdürerek 10 milyon 8 adet Domates, Biber, Patlıcan, Salatalık, Kavun ve Karpuz fidesi dağıtımı için protokol imzaladı. Gaziantep Valiliği koordinasyonunda imzalanan protokol imza törenine, Vali Kemal Çeber, Şahinbey Kaymakamı Mehmet Emin Taşçı, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu ile İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan katıldı.
“Verilen destekler çok kıymetli”
Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Şahinbey Belediyesi’nin yıllardır çiftçilere destek verdiğini belirterek “Çiftçi kardeşlerimizi memnun eden bir protokol imzaladık. Verilen bu destekler gerçekten çok önemli. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nun çiftçilere verdiği destek toplamda 1 Milyar 300 Milyona ulaştı. Bu rakamlar Türkiye genelinde birçok İl ve İlçe Belediyelerinin bütçesinden daha büyük rakamlar. Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’nun verdiği bu destekler çiftçi kardeşlerimize ne kadar çok önem verdiğini gösteriyor. Bu topraklar bereketli topraklar. İnsanlık alemi var oldukça bu topraklar insanları doyuran topraklar olacaktır. Bu destekten dolayı Şahinbey İlçe Kaymakamımıza, Tarım İl Müdürümüze, Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu ve ekibine teşekkür ediyorum” dedi.
Şahinbey İlçe Kaymakamı Mehmet Emin Taşçı, verilen desteklerden dolayı teşekkür ederek “Gaziantep Valimiz Kemal Çeber önderliğinde çiftçilere verilen destekten dolayı Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’na ve ekibine yine bu projenin uygulamasında Tarım İl Müdürümüze teşekkür ediyorum” dedi.
“Çiftçilerimize 1 milyar 300 milyonluk destekte bulunduk”
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu çiftçilerin yükünü hafifletmek ve üretimi arttırmak adına desteklerin devam ettiğini belirterek, “Gaziantep Valiliğimizin öncülüğünde çok önemli bir protokolü daha imzaladık. Daha önce çiftçilerimize arpa, buğday ve gübre desteğinde bulunmuştuk. Bugün de çiftçilerimize 10 Milyon adet Domates, Biber, Patlıcan, Salatalık, Kavun ve Karpuz fide desteğinde bulunmak için protokol imzaladık. Daha öncede 33 Milyon fide dağıtımı gerçekleştirmiştik. Toplamda çiftçilerimize 43 milyon fide dağıtımı gerçekleştirmiş olacağız. Dağıttığımız fideler bölgemizin damak zevkine uygun, vatandaşımızın istediği ürünler. Çiftçilerimize özellikle yerli tohum dağıtımı gerçekleştiriyoruz. Fidelerimizin dağıtımına yakında başlayacağız. Böylece hem Gaziantep’imizin hem de Güneydoğu Anadolu Bölgesinin tamamının sebze ihtiyacını karşılayacak şekilde bir hazırlık yaptık. İmzaladığımız protokol 46 Milyon TL’lik bir protokol çok önemli bir destek. Bu desteğin yüzde ellisini Şahinbey Belediyesi olarak biz karşılayacağız. Şahinbey Belediyesi olarak Çiftçilerimize verdiğimiz destek 1 Milyar 300 Milyon TL’ye ulaştı. Çiftçi ürettikçe ülkemiz kazanacak. Desteklerinden dolayı Valimiz Kemal Çeber’e Şahinbey Kaymakamımız Mehmet Emin Taşçı’ya ve İl Tarım ve Orman Müdürümüz Mehmet Karayılan’a teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Çiftçilerimiz ve ben çok şanslıyız”
İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan, Şahinbey Belediyesinin çiftçilere önemli destekler sağladığını belirterek “Gaziantep Valimizin liderliğinde ve Şahinbey Kaymakamımızın desteğiyle Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’nun yaptığı bu destek çiftçi için karşılığı olan, çok ciddi bir destek. Gaziantep çiftçisi ve Tarım İl Müdürü olarak çok şanslıyız. Belediyelerimiz çiftçilerimize çok ciddi miktarlarda destekler sağlıyorlar. Şahinbey Belediyemizin bugüne kadar verdiği destek 1 Milyar 300 Milyon TL’yi geçti. İmzalanan protokolle çiftçilerimize fide desteği sağlanacak. Çiftçilerimiz aldıkları bu fideleri biçerek aldığı verimi, Gaziantep halkının hizmetine sunacaktır. Şahinbey İlçesi’ndeki çiftçilerin tamamına hiçbiri ayrım etmeksizin başvuran herkese bu fide desteği veriliyor. Vermiş olduğu destekten dolayı Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’na şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta; Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin, bunlardan sözleşmeli bitkisel üretim yapanların sayısının ise 167 bin 547 olduğunu belirtti. Yumaklı’nın yanıtını değerlendiren Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Gürer, Türkiye’deki çiftçi sayısı, organik tarım yapan çiftçiler ile sözleşmeli tarım yapan çiftçilerin sayısıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti. Gürer, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltmişti:
“Ülkemizdeki çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli üretim yapan çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli şeker pancarı ve haşhaş üretimi yapan çiftçi üretici sayısı kaçtır? Serbest piyasada sözleşmeli tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Organik tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Ülkemizde kaç organik pazar kurulmaktadır? Ülkemizde her hafta açılan semt pazar sayısı kaçtır?”
Gürer, Yumaklı’nın verdiği yanıtla ilgili açıklama yaptı. Gürer’in açıklamasına göre; Yumaklı, 2022 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin 880 kişi olduğunu, bunlardan 167 bin 547 çiftçininsözleşmeli bitkisel üretim yaptığını belirtti.
2022 yılında 77 bin 000 çiftçinin şeker pancarı üretimi gerçekleştirdiğini belirten Yumaklı, “Türkşeker tarafından 2022 yılında 1.241 köyde 28.427 üretici ile 1.037.470 dekar alanda, pancar ekimi gerçekleştirilmiştir” dedi.
“ORGANİK TARIMDAN VAZGEÇEN ÇİFTÇİ SAYISI DA 4 BİN GEÇMİŞ DURUMDA”
Yumaklı, Türkiye’de 21 adet organik pazar bulunduğunu da belirterek, 2022 yılında organik tarım yapan çiftçi sayısı 48 bin 244 olarak açıkladı.
Eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin soru önergesine verdiği yanıtta “2020 yılında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçi sayısı 14 bin 051’dir. 2020 üretim yılı organik tarım yapan çiftçi sayısı 52 bin 590, organik yem bitkisi üretimi yapan çiftçi sayısı ise 7 bin 672’dir” dediğini anımsatan Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” diye konuştu.
Gürer, bir tarım ülkesi konumundaki Türkiye’de AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi sayısında belirgin bir azalmanın görüldüğünü belirtti.
Ziraat odalarına kayıtlı çitçi sayısının 5 milyon civarında olduğuna işaret eden Gürer, ÇKS’ye kaydını yaptıranların ise 2 milyona kadar düştüğünün görüldüğünü vurguladı. Destekleme alabilmek için ÇKS’ye dahil olmak gerektiğini söyleyen Gürer, başta ithalat ve girdi maliyetleri düşürülmesi gerektiğini ve çiftçi tarım kanuna uygun desteklenmesi gerektiği ifade etti.
“BUNUN TEK NEDENİ AKP’NİN İŞ BİLMEZ YÖNETİCİLERİNİN HATALI TARIM POLİTİKALARIDIR”
AKP hükümetleri döneminde hem tarım alanlarının hem de çiftçi sayısının belirgin bir şekilde azaldığını belirten Gürer, “Bunun tek nedeni AKP’nin iş bilmez yöneticilerinin hatalı tarım politikalarıdır. Üretici başta gübre ve yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış karşısında tarım yapamaz duruma gelirken, siyasi iktidar çözümü ithalatta bulmaya çalıştı ama bu kez de artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur etti. Böylece bir tarım ülkesi olan Türkiye, ne yazık ki tarımsal ürünlerde de ithalatçı konusuna düştü. Ürününe değer bulamayan üretici ise üretimden uzaklaşmak zorunda kaldı” dedi.
]]>
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “Başka Bir Tarım Mümkün” vizyonu doğrultusunda başlatılan ve çiftçinin, köylünün doğduğu yerde doymasını sağlayan kırsal kalkınma destekleri aralıksız devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” projesi kapsamında Menderes’te 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üreticiye 267 küçükbaş hayvanı dağıtıldı. Hayvan dağıtım törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, Cumhuriyet Halk Partisi geçmiş dönem İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Murat Aydın, muhtarlar, kooperatif başkanları, meclis üyeleri ve çok sayıda çiftçi katıldı.
“Toprağımızın bereketine sahip çıktık”
Törende konuşan Başkan Tunç Soyer, “Türkiye tarımının geldiği noktaya rağmen İzmirli çiftçiyle beraber zorlukları aştıklarını ifade etti. Başkan Tunç Soyer, “Her geçen gün maliyetler katlanarak artarken, yanlış devlet politikaları toprağımızın bereketini yok ederken, biz hiçbir zaman vazgeçmedik. Köylünün, doğduğu ata topraklarını terk etmek zorunda kaldığı, çiftçilerimizin elindeki ürünleri yollara döktüğü, kırsaldaki gençlerimizin, şehirlerde karın tokluğuna iş aradığı, kısacası milletin efendilerinin yerinden yurdundan edildiği böylesine hazin bir dönemde enseyi karartmadık. Omuz omuza verdik. İzmir’de çiftçimizle, çobanımızla bu milletin efendileriyle kocaman bir aile olduk. Toprağımızın bereketine sahip çıktık. ve dedik ki hiçbir İzmirli yatağa aç girmeyecek. Bu şehirde refahı ve adaleti büyüteceğiz. Aradan geçen 5 yılın ardından sözümüzü misliyle yerine getirdiğimizi görmekten şeref duyuyorum. Hep birlikte, az zamanda büyük işler başardık. İzmir’i Türkiye tarımını kalesi haline getirdik” şeklinde konuştu.
“İzmir tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir”
Başkan Soyer, “Milliyetçilik hamasetle olmaz. Bu vatanı sevmek demek, onun dağlarını, ağaçlarını, derelerini korumak demektir. Bu cennet yurdun, toprağını yaşatmak, dağlardaki çoban ateşini korumak demektir. Bereketi çoğaltmak, yerli ve milli olana yani bu ülkenin öz değerlerine sahip çıkmak demektir. Bizim için vatanseverlik budur. Eğer bu ülkenin topraklarına, nehirlerine siyanür zehrinin akmasına müsaade ediyorsan, küçük üreticinin hakkını, dev gıda tekellerine peşkeş çekiyorsan, İthal ve bereketsiz tohumlarla, yanlış tarım politikalarıyla bu ülkede üretimi durma noktasına getiriyorsan, tarımın doğduğu toprakları, Anadolu’yu kuraklığa ve yoksulluğa mahküm ediyorsan, kimse kusura bakmasın. Bunun adı en hafif tabirle hıyanettir. Bu hıyanete asla müsaade etmeyiz. Çünkü biz ‘Köylü milletin efendisidir’ diyen Mustafa Kemal’in evlatlarıyız. Cepheye çıplak ayaklarıyla, kağnılarla mermi taşıyan Anadolu köylüsüyüz. Hasan Tahsin’iz, Biz İzmiriz. Tarımda dışa bağımlılığımızı sonlandırmak, bu toprakların bereketini artırmak için başlattığımız İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir. Egemenliğin, yeniden kayıtsız şartsız milletin olması için başlattığımız bu refah projesinin iki ana hedefi var. Kuraklık ve yoksullukla mücadele etmek” şeklinde konuştu.
“Küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik”
Başkan Soyer, konuşmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatını yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirlendiği çiftçilere müjdeleyerek, “İzmir Tarımı programımızın en önemli ayaklarından biri Mera İzmir projemiz. Bu çalışmamız kapsamında, İzmir’in dağlarını, köylerini, meralarını bucak bucak, ağıl ağıl gezdik. 5 bin 117 çobanımızın kapısını çaldık; Çoban Haritamızı geliştirdik. Hayvanlarını merada otlatarak besleyen çobanlarımıza ve küçük üretici kooperatiflerimize alım garantisi sunduk. Süt ve et alımı yaptığımız çobanlarımızın yerli ve atalık tohumlardan üretilen yemleri kullanmasını teşvik ettik. Çobanlarımızın sütünü piyasanın iki katı bedelle satın aldık. İzmir’de üretilen sütün sadece 10’da 1’ine talip olmamıza rağmen küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik. Topraklarımızın öz değerini yeniden ekonomiye kazandırdık. Bugünkü törenimiz vesilesiyle size müjdeli bir haber vermek istiyorum. 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatımızı yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirledik. Hayırlı, uğurlu, bereketli olsun” diye konuştu.
“Ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem”
Başkan Soyer, “Tüm dünyada tarım çökerken, Avrupa’nın her yerinde çiftçiler sokağa dökülmüşken, ekonomik kriz tavan yapmışken, İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bu göz kamaştırıcı dönüşümün tek bir sebebi var. Çiftçimiz açsa kentlimiz de aç. Bugün soframıza bir somun ekmek koyabiliyorsak, çocuklarımıza süt içirebiliyorsak sizin sayenizde. Ayağınıza taş değmesin. Sadece İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum 5 yıl boyunca değil, ömrüm boyunca son nefesime kadar sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Daha gideceğimiz çok yol var. Ben uzun yol koşucusuyum, maraton koşucusuyum. Son nefesime kadar ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem. Nerede olursam olayım, gücüm ne kadarına yeterse yetsin, sizin sorunlarınızın çözümü için Allah ne verdiyse sonuna kadar yanınızdayım. Emin olun birlikte yürüyecek çok yolumuz var. Çünkü bizim için üreticiyi korumak, kutsal vatan toprağını korumak demektir. Kimse bizi bu yoldan döndüremez. Mücadelemize geçim derdi yaşayan tek bir çoban, umut ışığının söndüğü tek bir ağıl kalmayıncaya dek devam edeceğiz. Bu toprakları rant çetelerine ve tohum tekellerine teslim etmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka başaracağız” ifadelerini kullandı.
Başkan Soyer’in konuşması İzmirli çiftçiler tarafından ayakta alkışlanarak, “İzmir seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı.
“Büyükşehir’in büyük desteğini gördük”
Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, “Tüm üreticilerimiz adına Tunç başkanımıza teşekkür ederim. Başka bir tarım mümkün sloganıyla başlayan ve İzmir’in kırsalında her noktaya ulaşan bu proje, üreticilerimize büyük bir katkı sağladı. Menderes Belediyesi olarak bünyemizde kurduğumuz Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’yle çiftçimizin sesi olduk. Yaptığımız çalışmalarda Büyükşehir’in büyük desteğini gördük. Ücretsiz toprak analizi kapsamında 5 bin vatandaşımıza destek sağladık. 30 dönüm arazide yerel tohum merkezini kurduk. Atalık yerel tohumları fide haline getiriyoruz. Bütün bu destekler için başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç”
İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, “Biz İzmir Köy Koop Birliği olarak, İzmir’de 1971’den beri köylünün örgütlü gücüyüz. Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç. Tabii ki yerelle buluştuğu zaman Türkiye’ye örnek projeler çıktı. Tunç başkanım, en son Sünger Kent projesiyle Bademli’de bize can suyu oldunuz. O zaman da aynı şeyi söyledik, şimdi de aynı şeyi söylüyoruz; teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Başka bir tarım mümkünmüş”
S.S. Kozak Çamavlu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Kocataş, “4 yıl önce çıktığımız bu yolda Tunç başkanımız elimizden tuttu; biz de kooperatifçilikle tanıştık. Zorluklarla ve umutla başladığımız yolda başarılı olduk. Ben ilk günden bu yana şunu söyledim; Tarım Bakanımızın yapması gerekeni Tunç başkanımız yapıyor dedim. Başka bir tarım mümkün denildi, biz acaba mümkün mü diye düşündük. Ama gördük ki başka bir tarım mümkünmüş. Sizin hakkınız bizim üzerimizde çok başkanım” şeklinde konuştu.
“Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eğitimlerini tamamlayarak küçükbaş hayvan almaya hak kazanan üreticilerden Sevda Akıcı, “5 yıldır hayvancılıkla çiftçilikle uğraşıyorum. Tunç başkanımız biz kadın üreticilere hem destek oldu, hem iş imkanı sundu” dedi.
Üretici Merve Akçaoğlu ise, “Bu projeyi bize sundukları için Tunç başkanımıza, Neptün hanıma çok teşekkür ederim. Sayenizde güzel bir eğitim aldık, şimdi de hayvanlarımızı alıyoruz. Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız” diye konuştu.
73 üreticiye 267 küçükbaş
Törenin ardından Başkan Soyer eşliğinde kura çekimine geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Menderes’te düzenlediği eğitimlerde 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üretici küçükbaş hayvan almaya hak kazandı. 73 üreticiye 180 kıvırcık ırkı koyun, 83 kıvırcık ırkı koç, 3 maltız ırkı keçi ve 1 Maltız ırkı teke olmak üzere 267 küçükbaş hayvan dağıtıldı.
530’u kadın 3 bin 706 üreticiye destek
İzmir Büyükşehir Belediyesi, ekonomik olarak dezavantajlı köylerde ve dağ köylerinde hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen kırsal kalkınma projesi kapsamında, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Güzelbahçe, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla ilçelerinde, 530’u kadın olmaz üzere 3 bin 706 üreticiye toplam 14 bin 431 küçükbaş hayvan dağıtımı yaptı. Menderes’te ise 16 mahalleden 65 üreticiye 260 küçükbaş hayvan dağıtılırken, küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla 17 mahallede 67 üreticiye 2 bin 523 çuval (126 ton) kuzu büyütme yemi dağıtıldı. – İZMİR
]]>1 dönüm ile 10 dönüm arazisi olan ve ilçe tarım müdürlüğüne belgeleri ile birlikte başvuran 114 kişiye yüzde yüz hibe destekli ceviz ve badem fidanı dağıtıldı. Ceviz yetiştiriciliğinde önde gelen yerlerden biri olan Sındırgı ilçesi coğrafi şartlar olarak da ceviz yetiştiriciliğine en uygun yerlerden birisi. Kaliteli ceviz ve badem üretimini arttırmak adına gerçekleşen projeden çiftçilerde oldukça memnun.
Doğal şehir Sındırgı’da tarıma desteğin artarak devam edeceğini belirten Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş “Bugün Büyükşehir Belediye Başkanımızın Sındırgı’da tam 16 bin adet badem ve ceviz fidanı dağıttığı bir gün. Bizlerde Sındırgı’da halkımızla çiftçimizle ciddi manada onları sevindirecek bir iş yapıldı. Tam 114 tane kişi 1 ile 10 dönüm arasındaki arazilerine bugün ceviz ve badem fidanı aldılar. Tamamen hibe olarak dağıtıldı bu. Daha önceki yaptığımız projelerle tarıma desteğimiz hakikaten çok had safhada. Hem meraları ıslah ediyoruz, hem arı kovanı dağıtıyoruz. Hem de burada yem silajla alakalı destekler yani aslında çiftçiyi tarımı besleyecek ve Türkiye’yi doyuran il Balıkesir’i temsil eden işler yapıyoruz. Bizlerde göletlerle destek verip halkımız çiftçi olarak büyüsün toprakla hemhal olsun istiyoruz. Sındırgı’da 114 çiftçimize tam 16 bin meyve fidanı yani ceviz ve badem ağaçları hayırlı ve uğurlu olsun. Allah toplatmayı nasip etsin inşallah” dedi.
Çiftçi Ömür Demircan, çocuklarına bırakmak için ceviz tarlası kuracağını belirterek, “Süreç çok kolay işledi. Çabuk ve kolayca geldi çabuk dağıtıldı. O yüzden memnunuz teşekkür ederim” şeklinde konuşurken, Mehmet Dönmez ise “Allaha şükür belediye başkanımız, büyükşehir belediye başkanımız ceviz aşılarımızı dağıttı. Biz de ceviz bahçesi yapıyoruz. Yapacağız Allaha şükür. Onlar mani olacak biz de bu aşama da yapacağız yani. Tarlamız var tapulu 220 tane ceviz ağacı aldık. Yani verildi. Allah razı olsun başkanlarımızdan tarafından ilçe başkanlarımız tarafından verildi. Bizde bahçe sahibi olacağız” dedi.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak farklı projelerle tarım ve hayvancılık desteklerinin en üst düzeyde olduğunu belirten Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Serkan Akça, “Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından bugün Sındırgı’da fidan dağıtımındayız. Tabi biz bu fidanları Balıkesir genelinde kooperatiflerimizden aldık. Bu sene de ceviz ve badem fidanı dağıtalım dedik çiftçilerimize ve ilçe tarım müdürlüklerimiz vasıtası ile talepler topladık. Şu anda 1000 kişi talepte bulundu. ve bu 1000 kişiye biz 100 bin ceviz 50 bin badem fidanı dağıtacağız inşallah Balıkesir genelinde. Sındırgı’ya 16.000 fidan dağıttık. 14 bini ceviz geri kalanda bin 600 badem olmak üzere 16.000 fidan dağıttık. İnşallah bol bereketli olur. Ürünlerinden de yemek nasip olur inşallah herkese amacımız Balıkesir’deki tarım sektörünü canlandırmak. Bu da meyveciliği de hareketlendirmiş oluyoruz Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak. İnşallah çiftçilerimize bol bereketli olsun” dedi. – BALIKESİR
]]>Konya Şeker, 2023-2024 kampanya döneminde pancar üreticisi ortaklarına 5 milyar 918 milyon TL tutarındaki nakdi ödemesini hesaplara yatırmaya başladığını duyurdu. Çiftçilere önceden ödenen ayni ve nakdi avanslarla birlikte toplam rakamın 8 milyar 191 milyon TL’ye ulaştığı belirtildi.
Konya Şeker, 2023-2024 kampanya döneminin sonlanması ile birlikte pancar bedellerini bugün ödemeye başladı. 2023-2024 kampanya döneminde 3 milyon 808 bin 539 ton pancar alımı ile Konya Şeker’in rekor kırdığını belirten PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu, çiftçiyi her konuda desteklediklerini aktararak “Konya Şeker, 2023-2024 kampanya döneminin sonlanması ile birlikte toplamda 8 milyar 191 milyon 223 bin TL çiftçiye ödeme yapmış olacak. Şu ana kadar ödenen ayni ve nakdi avansın toplamı 2 milyar 272 milyon 642 bin TL olarak gerçekleşti. Kalan 5 milyar 918 milyon 581 bin nakdi üretici bedeli bugün çiftçilerin hesabına yatırılmaya başlandı” dedi.
“ÇİFTÇİMİZİN PANCAR BEDELİNİ GÜNÜNDE ÖDEMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Erkoyuncu, “Biz Konya Şeker olarak C ve D şekerine Türk Şeker ve diğer fabrikalara göre yüksek bedel ödedik. Bu rakam Türk Şeker’de bin 50 lira iken biz bin 500 lira olarak belirledik. Çiftçiyi bu konuda koruduk kolladık. Bir çiftçi kuruluşu olması hasebiyle bunu popülist politika olması adına yapmadık. Bu çiftçinin hakkıydı ve onu verdik. Biz çiftçimizin avansını, gübresini, mazot desteğini ve pancar bedelini gününde ödemeye çalışıyoruz” diye konuştu.
“TÜRK ŞEKER TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ BİR İSKONTO ORANI AÇIKLADI”
Türk Şeker’in tarihte görülmemiş bir iskonto oranı açıkladığını da sözlerine ekleyen Erkoyuncu, “Bu yıl Türk Şeker, şeker fiyatını kampanya bazında 27 lira olarak belirledi. Ama aynı Türk Şeker tarihte görülmemiş yüzde 20 gibi bir oranda iskonto uyguladı. Dolayısıyla şeker toptan satış fiyatı 21,5 lira olarak açıklandı. Biz de bu rakama uymak zorundaydık. Çiftçiye 6 milyar nakit para ödememiz gerekiyordu. Şekerimizi 21,5 TL’den sattık” ifadelerini kullandı.
“YATIRIM VE KAPASİTE ARTIRIM HEDEFLERİMİZE DE DEVAM EDECEĞİZ”
Konya Şeker’in çok güçlü bir kurum olduğunu ifade eden Erkoyuncu, “Talihsiz bir yıl yaşadık. Mevsim ve iklim değişikliklerinden kaynaklı olarak pancarlarımızda bozulma oldu. Ama biz bunların hiçbirini çiftçimize olumsuz olarak yansıtmadık. Olumsuz şeker fiyatlarına ve iklim değişikliğine rağmen Konya Şeker hiç sıkışmadan kendi öz varlığıyla pancar bedelini rahatça ödedi. Yatırım ve kapasite artırım hedeflerimize de devam edeceğiz. Üreticilerimizi her aşamada mağdur etmediğimiz gibi, bankalara karşı olan finansal yükümlülüklerimizi aksatmadan yerine getireceğimizin müjdesini de vermek isterim. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen kurumumuzun hakikaten çok güçlü olduğunu ifade etmek istiyorum. Torku markamızın üretim tesisleri olan hem atıştırmalık tesisimizde hem de et-süt entegre tesisimizde markamıza olan çok büyük güven ve talebi daha rahat karşılamak adına kapasite artırımlarına gittiğimizi, bir kısmını devreye aldığımızı, bir kısmını ise bu yıl içinde faaliyete geçireceğimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki dönemde de aynı kararlılık ve düzenle üreticilerimizin kazancını artırmaya, tesislerimizin kapasitesini büyütmeye yeni yatırımlar yapmaya devam edeceğiz. Bütün çiftçilere hayırlı bereketli bir yıl geçirmelerini diliyorum” dedi.
“ÇİFTÇİLERİMİZ TOHUM VE BİTKİ SAĞLIĞI KLİNİĞİNE BAŞVURMALI”
Gıda ve Tarım Üniversitesi bünyesinde açılan ‘Tohum ve Bitki Sağlığı Kliniği’nin verimli kullanılması gerektiğini vurgulayan Erkoyuncu, “Buradan çiftçilerimize ilan ediyorum. İklim şartlarından dolayı ürünlerdeki olumsuzluklar titizlikle takip edilmeli. Yaşanan tüm olumsuzluklarda Tohum ve Bitki Sağlığı Kliniğimize başvurulursa çok hızlı şekilde müdahale edebiliriz. Çiftçilerimiz ürünleri birebir takip etmeli ve teyakkuzda olmalılar” diye konuştu.
]]>Dinek Dağı’na yağan kar, iki haftada eridi
Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ta kuraklık çanları çalıyor
Son günlerde artan hava sıcaklıkları çiftçiyi tedirgin etti
KIRIKKALE – Kırıkkale’de Ocak ayının son günlerinde yüksek kesimlere yağan kar, Şubat ayının ikinci haftasında artan hava sıcaklıklarından dolayı eridi. Kurak geçen kış mevsiminden dolayı tarım arazileri olumsuz yönde etkilenirken, çiftçiler ise endişeli olduklarını söyledi.
Kırıkkale’de kış mevsiminde son yılların en kurak kışı yaşanıyor. Yağışların önceki yıllara göre daha az olması sebebiyle yaşanan kuraklık, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Ocak ayının son günlerinde bin 744 rakımlı Dinek Dağı’na yağan kar, son günlerde hava sıcaklıklarının 16 dereceye kadar yükselmesiyle birlikte kısa sürede yok oldu. Şubat ayının ikinci haftasında da yağmayan kar, çiftçiyi tedirgin ediyor. Su kaynaklarının azalmasından dolayı çiftçiler, kuraklığa daha dayanıklı ürün yetiştirmeye yöneliyor.
Kızılırmak’ta kuraklık çanları çalıyor
Şehirdeki akarsular da kuraklıktan etkilendi. Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak, kuraklık tehditliyle karşı karşıya kaldı. Şehirde yeterli yağış miktarının olmamasından dolayı bölgede kuraklık sorunu baş gösteriyor. İç Anadolu’nun en doğusundaki Sivas ilinin İmranlı ilçesindeki Kızıldağ’ın güney yamaçlarından doğup Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum ve Samsun’dan geçerek Karadeniz’e dökülen Kızılırmak’ta su seviyesi düştü. Irmakta, su seviyesinin gözle görülür oranda azalmasıyla adacıklar ortaya çıktı.
Yukarımahmutlar köyünde çiftçilik yapan Hakan Yurdakul (51), tarım arazilerinin kuraklıktan etkilendiğini belirterek, su kaynaklarının da yok olma noktasına geldiğini söyledi.
“Tarlaların üstünde kar göremedik, kara hasret kaldık”
Kar ve yağmurun yağmadığını ifade eden Yurdakul, “Şu anda bizim yağmurumuz ve karımız yok. Tarlanın altından çamur bile çıkmıyor. Bu ayda en az yarım metre bir metre kar olması lazım. Ama biz o karı göremedik. Doğuya kurban olduğum Allah veriyor, İç Anadolu Bölgesinde de bir karış kar yok. Tarlaların üstünde kar göremedik, kara hasret kaldık. Çiftçi ne yapacağını şaşırdı. Normalde gübre atılmaz şu ayda gübre atıyoruz ki ekinler kabarsın da mazot parasını kurtaralım diye. Devletimiz teşvik verse bile yine bir şey yapamıyoruz yağmur yağmadığı için. Ortalık toz toprak. Önceden 8-10 metrelerde suyumuz vardı şimdi 70 metrelerde su bulamıyoruz. Çünkü ne kar var nede yağmur” diye konuştu.
“Kış olmaması tarlamızın verimini azaltıyor”
Kuraklıktan dolayı ürün değiştireceklerini anlatan çiftçi Samet Kerman, “Ekinlerde zarar ediyoruz. Yağmur olsa belki kurtarır ama yağmur yok. Geçen sene Ocak ayında kar yağmıştı. Kış olmaması tarlamızın verimini azaltıyor. Ekinimiz az oluyor. Geçen sene de olmadı. Ama yine de sürüyoruz emeğimiz olsun diye. Kış azaldı, kış yok gibi bir şey. Bu durumda bizi olumsuz yönde etkiliyor. Normalde ekin ekiyoruz ama kuraklıktan dolayı ürün değiştireceğiz, yapabilirsek de kavun ekeceğiz” şeklinde konuştu.
“Allah yardımcımız olsun”
İlyas Kalkan ise, “İki haftaki kar keşke devam etse de bu kuraklıktan kurtulsak. Ekinlerimiz mahsullerimiz kuramasa. Şuanda da ciddi anlamda kuraklık var. Mahsullerimiz bu kuraklıktan etkilenecek. Tarımda ve sulamada ciddi anlamda zorluk olacak. Allah yardımcımız olsun” dedi.
]]>CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, narenciye üreticilerinin sorunlarını dile getirdi.
İktidarın, narenciye üreticilerinin sorunlarına kayıtsız kaldığını belirten Barut, şunları kaydetti:
“NARENCİYE ÜRETİCİLERİ GÖZ GÖRE GÖRE KAN AĞLARKEN, İKTİDAR SEYREDİYOR”
“Bu sene toplam üretimin 7 milyon tona çıkmasıyla ihracat ve iç piyasada narenciye tüketiminin arttırılması temel zorunluluk olmuştu. Ancak iktidar oralı olmadı, hala da olmuyorlar. Narenciye üreticileri göz göre göre kan ağlarken, iktidar seyrediyor.
“ÇİFTÇİNİN YAŞADIKLARI SORUNLARA ÇÖZÜM BULUNMASI ZORUNLUDUR”
Turunçgilde toplam üretimin yüzde 75’i Çukurova Bölgesi’nden karşılanıyor. Bölgemiz Çukurova’da Adana, Mersin ve Hatay’da çiftçilerimizin en önemli gelir kaynağından birisi narenciyedir. Bölge ekonomisi ve ülkemiz için hayati öneme sahip narenciyede, çiftçinin yaşadıkları sorunlara çözüm bulunması zorunludur. Tüm tarımsal üretim alanlarında olduğu gibi narenciye üretiminde de gübreden zirai ilaca, akaryakıttan tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarına dek fahiş bir artış yaşanıyor.”
Barut, konuya ilişkin talep ve önerileri de şöyle sıraladı:
“NARENCİYE İHRACATININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI, İHRACAT İÇİN DESTEK VERİLMELİ “
“Narenciye üreticisi desteklensin ki ülke çiftçisi rahat bir nefes alsın, insanlarımız sağlıklı yaşam için turunçgil tüketebilsin. Otel ve konaklama yerlerinde narenciye suyu ekstra olmaktan çıkarılsın. Okullarda çocuklarımızın bir öğün de olsa narenciye tüketimi veya portakal suyu içmesi sağlansın.
Çiftçinin yüzünü güldürmek, tüketicilerimizi rahat ettirmek zorundayız. Aksi halde yarınlarımız çok daha karanlık olacaktır.
Narenciye ihracatının önündeki engeller kaldırılmalı, ihracat için destek verilmeli ve yeni ihracat pazarları bulunmalıdır. Çin, Avrupa, Asya, Ortadoğu gibi yeni ihracat pazarlarına odaklanılmalıdır. İçeride enflasyonu dengeleme, fiyatları düşürme adına yapılan ihracat yasağı gibi yanlışlara son verilmelidir. Ülke içinde narenciye tüketimi teşvik edilmelidir.
Tüketimi arttırmak için narenciye özelinde okullarda, devlet dairelerinde, askeri kışlalarda ve çoğu yerde narenciye tüketimi konusunda seferber olunmalıdır. Üreticinin ürünü kamu organizasyonuyla alınmalı ve toplumsal seferberlik kapsamında mesela her öğrencimizin günde 1 kez olsa bile portakal suyu içmesi sağlanmalıdır.
Otellerde, konaklama yerlerinde portakal suyu, narenciye ürünlerinin suyu ekstra olmaktan çıkarılmalı, her şey dahil sisteme eklenmelidir. Narenciye üreticisi ve ihracatçısına destek verilmeli, ton başına destek en az 3 bin lira olarak revize edilmelidir. Narenciye üreticisi desteklensin ki ülke çiftçisi rahat bir nefes alsın, insanlarımız sağlıklı yaşam için turunçgil tüketebilsin. Ülke ekonomisi de bundan kazançlı çıksın.”
“HALKIMIZ PAHALI DİYE TÜKETEMEZKEN, ÇİFTÇİMİZ MALİYETİN ALTINDA KALAN ÜRÜN FİYATLARI NEDENİYLE FERYAT EDERKEN, ARADAKİ FARK KİME GİDİYOR”
Barut, “Narenciye üreticisi dalında 30 kuruşa limon, 50 kuruşa mandalina ve portakal satamıyor. Marketlerde ise mandalina ve limon 20 liranın üstünde, portakal 30 liradan fazlaya satılıyor. Halkımız pahalı diye tüketemezken, çiftçimiz maliyetin altında kalan ürün fiyatları nedeniyle feryat ederken, aradaki fark kime gidiyor? Böyle düzen olmaz. Bu kara yazı değildir. Çiftçinin yüzünü güldürmek, tüketicilerimizi rahat ettirmek zorundayız. Aksi halde yarınlarımız çok daha karanlık olacaktır” dedi.
“OLAN ÜLKE ÇİFTÇİSİNE VE EKONOMİSİNE OLDU, MİLLİ SERVETİMİZ OLAN AĞAÇLAR KESİLDİ”
Geçen yıl yaklaşık 2 milyon ton turunçgil ihracatı yapıldığını, 3 milyon tonluk üretimin iç piyasada tüketildiğini belirten Barut, “Bu sene ise toplam üretimin 7 milyon tona çıkmasıyla ihracat ve iç piyasada narenciye tüketiminin arttırılması temel zorunluluk olmuştu. Ancak iktidar oralı olmadı, hala da olmuyorlar. Narenciye üreticileri göz göre göre kan ağlarken, iktidar seyrediyor. Bu yıl limondan mandalinaya tüm narenciye ürünleri dalında kaldı. Zarar nedeniyle çiftçi ağaçlarını kesti. Çünkü narenciyede fiyatlar maliyetin çok çok altında kaldı. Defalarca çağrı yaptık. Narenciye ihracatı için yeni pazarlar bulunmasını, üreticiye ve ihracatçıya ton başına en az 3 bin lira destek verilmesini istedik. İktidar destek miktarını sadece ton başına bin lira olarak açıkladı. Olan ülke çiftçisine ve ekonomisine oldu, milli servetimiz olan ağaçlar kesildi. Hala da kesiliyor. Yanlıştan dönmek, sorunu çözmek önemlidir” diye konuştu.
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2 Ocak 2024 tarihinde başvurusu sona erecek olan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve açıklanan yeni asgari ücret sonrası belirlenen tarım BAĞ-KUR primleri hakkında çaçıklama yaptı. 1 Eylül 2023 tarihinde başlayan 2023-2024 tarımsal üretim dönemi Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının 2 Ocak 2024 tarihinde sona ereceğini hatırlatan Bayraktar, “Ziraat odalarımızda aktif olan çiftçilerimiz, arazi beyanında ve ek belgelerinde değişiklik olmayan üreticilerimiz ÇKS başvurularını e-Devlet üzerinden yapabiliyor. Ancak üretim yaptığı arazi beyanı ve ek belgelerinde değişiklik olan üreticilerimizin ÇKS Yönetmeliği gereği ziraat odasından alacakları ‘Çiftçi Belgesi’ ve istenen diğer belgelerle Tarım ve Orman İl/İlçe müdürlüklerine şahsen başvuru yapmaları gerekiyor.”
Türkiye’de ÇKS kayıt şartlarını yerine getiremeyen yaklaşık 8,24 milyon hektar tarım arazisini işleyen üreticilerin her yıl desteklerden mahrum kaldığını belirten Bayraktar, “Gıda güvencesinin sorgulandığı, iklim değişikliğiyle birlikte gelecekte tarımsal faaliyetlerin daha da zorlaşacağının beklendiği bir ortamda ÇKS Yönetmeliği’ndeki kayıt şartları nedeniyle üretim yapan üreticilerimizin destek alamamasının kabul edilemez olduğu Birliğimizce her fırsatta dile getirildi” diye konuştu.
2023 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının üreten ve üretmek isteyen çiftçilerin sesini duyduğunu belirten Bayraktar, 18 Kasım 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ÇKS Yönetmeliği değişikliğiyle kayıt şartlarının düzenlendiğini ve miras ile intikal sorunları nedeniyle tarım yapılamayan arazilerin işlenerek kayıt altına alınmasının önünün açıldığını aktardı. 18 Kasım 2023 tarihinden itibaren yeni arazilerin ve çiftçilerin kayıt işlemlerinin yoğun bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, “2024 yılı ÇKS başvurularının bitmesine kısa bir süre kaldığı için bugünlerde yoğunluk daha da arttı. Ziraat odalarımız kalan sürede ÇKS kayıtlarının tamamlanamayacağını söylüyor. Öngörülen 3 milyon hektar yeni tarım alanının kayıt altına alınabilmesi ve üreticilerimizin destek alabilmeleri için başvuru süresinin 1 ay uzatılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, açıklanan brüt asgari ücretle beraber üreticilerin tarım BAĞ-KUR primlerinin de yüzde 49 oranında arttığını belirterek, şöyle konuştu:
“4 bin 628 liradan 6 bin 900 lira 86 kuruşa, prim borcu olmayan çiftçilerimize verilen hazine teşviki ile tarım BAĞ-KUR primi 3 bin 957 lira 28 kuruştan 5 bin 900 lira 74 kuruşa ulaştı. Tarım BAĞ-KUR prim artışı üretici fiyat artışlarının üzerinde gerçekleşti. Artan prim tutarları nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı tarım BAĞ-KUR sayısı her geçen yıl azalıyor. SGK verilerine göre 2021 yılında 1 milyon çiftçimiz kayıtlı iken, bu yıl 500 binin altına geriledi.”
“SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli”
SGK primlerine de dikkati çeken Bayraktar, “SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli, prim ödeme gün sayısı 15 güne indirilmelidir. Diğer sigortalılar 7 bin 200 gün, yani 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emekli olabiliyor. Bu hakkaniyetsizlik bir an önce giderilmelidir. Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerin borçlandırılması sağlanmalıdır” açıklamalarında bulundu. – ANKARA
]]>