GENÇAĞA KARAFAZLI
Kızıldere’de 30 Mart 1972’de Mahir Çayan ve arkadaşlarıyla birlikte yaşamını yitiren Cihan Alptekin, 52. ölüm yıl dönümünde Rize’nin Ardeşen ilçesine bağlı Yeniyol köyündeki mezarı başında anıldı.
Kızıldere’de 30 Mart 1972’de arkadaşlarıyla birlikte yaşamını yitiren Cihan Alptekin’in 52. ölüm yıl dönümü anmasına CHP, SOL parti, EMEP, ESP, DEM parti temsilcileri, CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, İHD temsilcileri, Halkevi temsilcileri ile Hopa’dan ve Rize’den pek çok sayıda kişinin yanı sıra Cihan Alptekin’in yakınları katıldı.
Anma töreninde “Mahir Hüseyin Ulaş, kurtuluşa kadar savaş”, “Kızıldere son değil, savaş sürüyor” sloganları atıldı
“AKP ELİYLE İNŞA EDİLEN BU GERİCİ, ÇÜRÜMÜŞ DÜZENİ KÖKTEN DEĞİŞTİRMEK MÜMKÜN”
Cihan Alptekin’in anma törenine katılan sevenleri şu şekilde konuştu:
Cihan Alptekin’in köylüsü Sol Parti Ardeşen İlçe Başkanı Mehmet Altay: “Devrimci dayanışmanın tarihini kanlarıyla yazanlara saygı için, emperyalizmden yerli işbirlikçilerinden hesap sormak için, ülkenin aydınlık geleceğini idam sehpalarında katledenlere karşı Kızıldere’de katledilen Cihan Alptekin’in mezarı başındayız. Kızıldere katliamının üzerinden tam 52 yıl geçti. Yarım asırdan uzun zaman oldu. Ne Kızıldere’de katledilen yoldaşlarımız unutuldu ne de Kızıldere. ve asla unutulmayacak. 52 seneden sonra bu yol ülkemizi aydınlık günlere taşıyacak en ışıklı yol olarak solumuzda durmaktadır. Geçmiş devrimci harekete sahip çıkmak, Kızıldere’nin yolundan yürümenin anlamı da budur. AKP- MHP gerici faşist blokunun ülkemizin tüm geleceğini teslim almaya çalıştığı bir süreçteyiz. Hiç kimsenin memnun olmadığı ve içinde bir çözümü barındırmayan bu politikalar karşısında yapılması gereken ülkenin kaderine sahip çıkacak, birleşik bir gücü ve iradeyi geliştirerek AKP eliyle inşa edilen bu gerici, çürümüş düzeni kökten değiştirmek mümkün olabilecektir.
“BU KÖY BİR CİHAN BÜYÜTMÜŞ”
Cihan Alptekin’in komşusu Demet Atagün: “Öncelikle biz Cihan amcamızı duyarak bir masal gibi büyüdük. Ben de bu sabah kalktığımda böyle bir masal kaleme almak istedim. Bir Köy Masalı… Bir köy varmış deniz üstünde. Bu köy çok farklıymış. Canlı, kanlı insanların diyarıymış. Bu köyde insanlar el ele, şarkılarla dolaşır; güneş batarken salıncaktan gökyüzünü izlerlermiş. Köyün bütün tarlaları aynı kişinin gibiymiş. Hep birlikte tarla tarla dolaşır, çok çalışır, insan ayırt etmezlermiş. Meci olan kişi türküyle en önde gider, dikenleri kesermiş. Bu insanlar doğalarını çok sever, hiçbir şeye değişmezlermiş. Bu köyün insanları haksızlığa hiç gelemezmiş. Ezilenin yanında dimdik dururlar, emperyalizme karşı mücadele ederlermiş. Dil, ırk, din ayırt etmez, herkesi kardeşlik toprağında beklerlermiş. Bu köyün kadınları dünyaya kafa tutarmış. Çocuklarını adalet beşiğinde sallar, tüm dünyayı kucaklayacak kadar sevgiyle büyütürlermiş. İnandıkları şeyin ardından sonsuza kadar gider, özgür ruhlarını beslerlermiş. Bu köy bir Cihan büyütmüş, Taşıyla, toprağıyla, suyuyla… Bu köy bir Cihan büyütmüş, Cihan büyüdükçe köy büyümüş. Köy büyüdükçe Cihan.”
CHP Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu: “Cihan ve Mahirlerin izinden yürümeye çalışan bir birey olarak konuşmayı tercih ederim. Her ne kadar 52 yıl geçmiş olsa bile onların çizmiş olduğu antifaşist, antiemperyalist mücadele, devrimci mücadelenin kendisi hala çok büyük bir ihtiyaç. Bu ihtiyaçları karşılayacak argümanlar ve araçları geliştirmek gerektiğini düşünüyorum.
EMEP Rize İl Yönetim Kurulu Üyesi Aliriza Erdoğan: ” Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın idamlarını engellemek için NATO üssündeki 3 yabancı görevliyi kaçıran Devrimciler Kızıldere’de katledilişlerinin 52. yılında yurdun dört bir yanında anılıyor. Biz de burada Cihan Alptekin’i ziyaret ederek onları anmak için toplanmış bulunuyoruz. Onların devrimci dayanışmadaki kararlılığı ve pratiği günümüze ışık tutmaktadır. Emekten, emekçiden yanayım diyenler, emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin hizmetinde olan faşist diktatörlüğe karşı birleşmeyi ve dayanışmayı sağlama adımlarını atmalıyız.
“KARADENİZ’İN HER TOPRAĞINDA CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA DİRENİŞLERİN VE İSYAN TARİHLERİNİ BİRİKTİRDİK BİZ”
Hopa Halkevi Sözcüsü Kamil Ustabaş: “72 tarihi ve o çizgi bütün Karadeniz’i köylerinde şehirlerinde ve gençliğin içerisinde filizlenerek boy verdi. Karadeniz’in her toprağında cumhuriyet tarihi boyunca direnişlerin ve isyan tarihlerini biriktirdik biz. Bizler Karadeniz’in her sokağında emekçilerin üreticilerin gençliğin ve kadınların mücadelesini örgütlerken ve bu örgütlenmeyi Karadeniz yöresinde daha da genişletmeye çalışırken düşman bu cesareti nereden aldığımızı sorguluyor.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi Fındıklı İlçe Başkanı Tugay Köse: “Bizlere rehber olan bizlere yol gösterecek olan direniş ruhudur o direniş ruhu devrimci dayanışma ve yoldaşlığı birlikte mücadele etmeyi bizlere miras bırakmışlardır. Kızıldere’deki direniş bugüne kadar süre gelmiştir.”
“BU HALK İÇİN MÜCADELEYİ BECEREBİLDİ”
CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı: “Örgütlü bir biçimde bedenini feda etmiş, bir ülkede çok ender rastlanan bu köyün aydınlık yüzlerinden bir tanesiydi, bugün anma töreninde bir aradayız. Yaşam mücadelesi bu yokuşu çıkmak gibi, ben soluk alarak buralara gelebildim, çıkarken şunu düşündüm yorgunluktan nefes alamadım vücudumu dinlendirme ihtiyacı hissettim. Oysa Cihan Alptekin yaşamını kaybedeceğini bildiği halde bu devrimci ruhu ile bu halk için mücadeleyi becerebildi bu çok güzel ve kutsal bir şeydir. Hatıraları önünde saygıyla önünde eğiliyorum. Arkadaşlarını ve yol arkadaşlarını bu devrimci mücadeleyi büyütmeye davet ediyorum.”
]]>
Kış uykusu, bazı hayvanların çetin kış koşullarına dayanabilmek için metabolizmalarının, nefes alıp verme ve kalp atış hızlarının yavaşladığı, vücut sıcaklıklarının azaldığı dönem olarak biliniyor.
Uzun süreli hareketsizlik hali olan kış uykusu, genellikle vücutlarında depoladıkları besinleri yakarak enerji elde eden ayı, yarasa, sincap, kirpi, yer sincabı, dağ sıçanı, fındık faresi, kurbağa gibi “sıcak kanlı” hayvanlarda görülüyor.
Kışın yeterli besin kaynağı bulamayan hayvanlar, bu süreci kış uykusunda geçirerek yaşamsal faaliyetleri için gereken enerjiyi saklayıp hayatta kalıyor. Söz konusu hayvanlar, kış uykusuna yatmadan birkaç ay önce ise uyurken harcanacak besini vücutlarında depoluyor.
Küresel ısınma ve insanlara bağlı etkenler, bu hayvanlardan özellikle bozayılara son senelerde kış uykusunu adeta unutturdu.
Türkiye’deki bozayılarla ilgili 24 yıldır çalışmalarını sürdüren Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Cihan, AA muhabirine, ayıların yırtıcı memeliler grubuna dahil olduğunu ve besin zincirinin en üst tabakasında yer aldıklarını söyledi.
Kış uykusunun ayılar için çok önemli bir süreç olduğunu belirten Cihan, bu hayvanların hormonal süreçlerini tamamlamak ve besin ihtiyaçlarını giderip uygun metabolizmaya ulaştıktan sonra kışın uykuya yatmak durumunda olduklarını anlattı.
Ayıların üremelerinde kış uykusunun engel olmadığını, doğum yapabildiklerini dile getiren Cihan, “Yavrularını bu şekilde beslerler ve hayata bahar mevsiminde, kış uykusundan çıktıktan sonra daha aktif olacak halde yavrularının dışarıya çıkartmayı sağlarlar. Bu çok önemlidir. Doğadaki besinsel ihtiyaçlar ya da ne zaman beslenebilecekleri, çevrenin sıcaklığıyla ilişkilidir. Örneğin kışın gıda bulabilme oranı düştüğü için sonbaharda beslenmeye başlarlar ki yağlanırlar. Bu, yavrularını da beslemek amacıyla kışa, o gıdasız zamana hazırlık oluşturur. Sütünün de çok yüksek yağ oranına ihtiyacı vardır.” diye konuştu.
“Ormanlarda yabani meyvelerin çoğaltılması” önerisi
Prof. Dr. Cihan, ayıların yaşam süreçlerinde uzun yıllardır bazı sorunlar olduğunu, bunların başında kendi besin zincirlerinde gereken gıdaya ulaşamamalarının geldiğini anlattı.
İnsanlar tarafından yaşam alanları daraltılan bu hayvanların farklı arayışlara girdiğini aktaran Cihan, şöyle devam etti:
“Normal habitatlarında uygun gıdaları elde demiyorlar, bulamıyorlar, demek ki yetersiz. Tabii ki bizden kaynaklanıyor, insanoğlundan kaynaklanıyor. Onların alanlarına o kadar fazla girdik, o kadar tahrip ettik ki oraları, hayvanlar kendi gıdalarını bulamıyorlar. Mecburen çöplere, insan gıdalarına yönelmeye çalışıyorlar. Kolay yiyeceğe alışkın olan, çok zeki olan hayvanlardır ve bu yüzden de o çöplüğü mecburen karıştırıyorlar. Kış uykusuna yatmama sebeplerinden biri kendi habitatlarındaki yiyeceklere ulaşamamaları, insan gıdalarına kolay ulaşmaları. Diğeri de tabii küresel ısınma. Çok aşırı soğuklar olmadı ve ne oluyor, kar yağmayınca gıdaya ulaşabilme imkanı da artıyor. Bu sefer zaten yatmaz.”
Cihan, bozayıların tam anlamıyla kış uykusuna yatan hayvanlar olmadığını, kışın dönem dönem uyandıklarını, kalkıp inlerinden çıktıklarını bildirdi.
Çok az da olsa gıda bulabilirlerse onları yiyip uykularına devam ettikleri bilgisini veren Cihan, “Yani gerçek kış uykusu değildir, sürüngenlerde olduğu gibi ama ne yazık ki ısı arttığı için ve gıdayı bulabilme imkanları biraz olsun arttığı için bu dönemlerde kış uykusuna yatma ihtiyacı duymuyorlar.” dedi.
Cihan, bozayıları korumak için insanların doğaya daha fazla zarar vermemesi, canlıların yaşam alanlarını tahrip etmemesi ve ormanlarda meyvelendirme çalışmaları yapılmasını önerdi.
Ayıların yaşadığı alanlarda yabani meyvelerin çoğaltılmasına yönelik çalışmalar yapılmasının, insanların yaşadığı alanlara gelmesinin de önüne geçeceğini vurgulayan Cihan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Aslında onlar bizimle bir araya gelmeyi hiç istemiyor. Ne oluyor? Aç kaldıklarında tabii yine insan ile ayı çatışması oluyor. Bu, hayvanların suçu değil aslında, yine suç bizde oluyor. Onlara doğru gıdayı, uygun gıda alanlarını da bulacak şekilde bir çalışma yapacak olursak inanın onlar da bizimle birlikte olmak istemeyecekler. Bursa’mızda, Uludağ’da ayı popülasyonu oldukça iyi durumda, iyi diyorum çünkü onların artışı, alanlarında bulunması bizim için de çok iyidir aslında. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi ayı popülasyonu yönünden en zengin olan alanlardan biridir. Bence oradaki koruma çalışmalarına çok ağırlık vermek gerekiyor. Sadece tabii ki Karadeniz’de değil, ülkenin tamamında ayı çalışmalarına, koruma çalışmalarına hız vermek gerekiyor. Umarım hem o muhteşem canlılarımızı ve hem de insanlarımızı barışçıl bir şekilde yaşama tutturmuş oluruz.”
]]>KAĞITHANE’de sosyal medyada küfürleşerek randevulaştığı Fahri Çelik’in ölümüne, 2 kişinin ise yaralanmasına neden olduğu iddiasıyla devam eden Şehmuz Yamaç hakkındaki soruşturma tamamlandı. İddianamede, Yamaç hakkında 4 suçtan müebbet ve 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi. Olay yerine Şehmuz Yamaç’ı motosikletiyle getiren Ahmet Kardaş’ın ise, ‘Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 9 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edildi.
YARALI ARKADAŞINA YARDIM ETMEK İSTERKEN ÖLDÜRÜLMÜŞ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Şehmuz Yamaç ile müşteki Cihan Öncü’nün sosyal medya uygulamasından olay tarihinden yaklaşık 9 ay önce mesajlaştıkları, bu konuşmaların birbirlerine hakaret seviyesine ulaştığı anlatıldı. İki tarafın da Ocak 2023 tarihinde buluşmak için sözleştikleri, Cihan Öncü’nün aracılık etmesi için yanında Fahri Çelik ve Doğan İpek’in bulunduğu, şüpheli Şehmuz Yamaç’ın buluşmaya giderken yanına tabanca aldığı aktarıldı. Şüphelilerin olay yerine Ahmet Kardaş’ın sürdüğü motosiklet ile gittikleri, Şehmuz Yamaç’ın Cihan Öncü’yü olay yerinde gördüğü anda motosikletten inerek Öncü’ye ateş ederek yaraladığı, arkadaşına yardım etmek isteyen Fahri Çelik’e de ateş edilmesi üzerine Çelik’in hayatını kaybettiği ifade edildi. Olay yerinde tesadüfen bulunan Cihan Hülagü’nün de etrafa açılan ateş sonucu seken mermiyle yaralandığı, seken mermilerin bazıları ise çevredeki bir iş yerine isabet ettiği belirtilirken, şüpheliler Şehmuz Yamaç’ın olay yerinden Ahmet Karataş’ın kullandığı motosikletle birlikte kaçtıkları anlatıldı.
SOSYAL MEDYADAN KÜFÜRLEŞİP BULUŞMAK İÇİN SÖZLEŞMİŞLER
İddianamede, şüpheli Şehmuz Yamaç’ın olay yerine gelir gelmez Öncü’nün hayati bölgelerine ateş ettiği, daha önce sosyal medya üzerinden küfürleşmeleri nedeniyle aralarında husumet bulunduğu değerlendirildi. Yamaç’ın ATK raporunda olayda yaralanan Cihan Öncü’ye yönelik eyleminin tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu belirtildi. Olayın başında iki tarafın da karşılıklı küfürleşmede bulundukları, bu nedenle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının ve Yamaç’ı motosikletiyle olay yerine getirip götüren Ahmet Kardaş’ın da diğer şüpheli tarafından Öncü’ye yönelik eyleminde fikir ve eylem birliği içerisinde bulunması, ifadeler ve tanık ifadesi gözetilerek Kardaş hakkında ‘öldürmeye teşebbüs’, ‘suçluyu kayırma’ suçlarından ceza verilmesinin mahkemenin takdirine bırakıldığı aktarıldı.
ATK RAPORUNDA ÇELİK’İN ÖLÜM NEDENİNİN SİLAHLA YARALANMA OLDUĞU VURGULANDI
Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi’nden gelen rapora göre Fahri Çelik’in vücuduna bir mermi girişi olduğu ve onun da öldürücü nitelikte olduğu belirtildi. Raporda Çelik’in ölüm nedeninin ateşli mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ yaralanması ve büyük damar yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu olduğu vurgulandı. ATK raporunda olayda yaralanan Cihan Hülagü’ye gelen kurşunun ise yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olduğu aktarıldı. İddianamede, şüpheli Şehmuz Kaçmaz hakkında ‘Mala zarar verme’ suçundan ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtildi.
“FAHRİ ELİME DOĞRU HAMLE YAPINCA SİLAH ATEŞ ALDI”
İddianamede şüphelilerin ifadelerine de yer verildi. Şehmuz Yamaç ifadesinde, “Cihan Öncü’yü tanırım, kendisiyle sosyal medya üzerinden 5-6 yıldır konuşuruz. Konuşurken aramızda bir gün tartışma çıktı, bu nedenle karşılıklı hakaretleşmelerimiz oldu. Cihan son zamanlarda bana yönelik hakaretleri çok ileri düzeye gitmeye başlamıştı. Benden konum isteyerek buluşmak istedi. Ben de olay günü bulunduğum konumu gönderdim. Ben de olay yerine, beni vuracağını söylediğinde ve tedbiren silahımı da yanıma aldım. Buluşma noktasına yolda kısmen tanıdığım Ahmet Kardaş’ı motosikletle görünce beni mahalleye bırakmasını istedim. O da kabul etti ve motosiklete binerek seyir halindeyken husumetlim olduğunu anlattım ama detaylarını söylemedim. Ahmet yanımda silah olduğunu bilmiyordu. Ahmet’in olayla ilgisi bulunmamaktadır. Motordan inince Cihan Öncü’yü görünce bacaklarına doğru 1 el ateş ettim. Mermi yerden sekip dükkanın camına geldi. Sonra Cihan ile aramızda boğuşma oldu orada. O sırada adını sonradan öğrendiğim Fahri Çelik’in bize doğru koştuğunu gördüm. Arkam dönük olduğu sırada Fahri bana yumruk attı. Önüme doğru dönmeye çalışırken, Fahri elime doğru hamle yapınca silah ateş aldı. Fahri bu şekilde yaralandı. Yoldan geçen ve tanımadığım Cihan Hülagü’nün ise nasıl yaralandığını bilmiyorum” dedi.
ÖLEN ARKADAŞINI ISRARLA BULUŞMA NOKTASINA ÇAĞIRMIŞ
Şikayetçi Cihan Öncü’nün de soruşturma aşamasındaki ifadesi iddianamede yer aldı. Öncü ifadesinde 9 ay önce sosyal medya üzerinden Şehmuz Yamaç ile tartışmaya başladıklarını, tartışmanın olay gününe kadar devam ettiğini anlattı. Öncü, tartışmanın uzaması nedeniyle Şehmuz Yamaç’a buluşma teklifinde bulunduğunu, onun da kabul ederek verdiği adrese gittiğini, adrese geldiğinde aynı uygulama üzerinden daha önce tanıştığı Fahri Çelik’i de buluşma noktasına ısrarla çağırdığını anlattı. Fahri Çelik geldikten 30 dakika sonra Şehmuz Yamaç’ın belirtiği noktaya geldiğini söylemesi üzerine dışarı çıktığı sırada arkasından ateş edildiğini ve sol kasık bölgesinden vurulduğunu söyledi. Cihan Öncü, kendisine ateş eden kişinin Şehmuz Yamaç olduğunu net olarak gördüğünü ifade ederek Yamaç’dan şikayetçi olduğunu ifadesinde anlattı.
ŞÜPHELİYE MÜEBBET VE 22 YIL 6 AYA KADAR HAPİS İSTEMİ
Şüpheli Şehmuz Kaçmaz’ın olay sırasında kendisine hamle yapan Fahri Çelik’e ateş ederek ölümüne neden olması nedeniyle ‘Kasten öldürme’, olay yerinde tesadüfen bulunan ve seken mermiler nedeniyle yaralanan Cihan Hülagü’ye yönelik ise ‘Olası kastla yaralama’ ve ‘Ruhsatsız silah bulundurma’, Cihan Öncü’ye yönelik ise ‘Tasarlayarak öldürmeye teşebbüs’ suçlarından toplamda müebbet ve 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Diğer şüpheli Ahmet Kardaş’ın ise Cihan Öncü’ye yönelik ‘Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 9 yıldan 15 yıla kadar hapsi istendi. Şüphelilerin ilerleyen günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlanacak. İddianamede, şüpheli Şehmuz Kaçmaz hakkında ‘Mala zarar verme’ suçundan ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtildi.
]]>