Çin – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Thu, 05 Sep 2024 04:15:36 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Çin’de hayvanat bahçesinden 2 bin yıllık 150 mezar çıktı https://www.haber28.com.tr/cinde-hayvanat-bahcesinden-2-bin-yillik-150-mezar-cikti/ https://www.haber28.com.tr/cinde-hayvanat-bahcesinden-2-bin-yillik-150-mezar-cikti/#respond Thu, 05 Sep 2024 04:15:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/cinde-hayvanat-bahcesinden-2-bin-yillik-150-mezar-cikti/ Çin’in Guangdong eyaletinde bir hayvanat bahçesinde, farklı tarihi çağlara ait 150’ye yakın mezar keşfedildi. Nisan-Temmuz 2024 arasında arkeologlar tarafından keşfedilen antik mezarların 2 bin 100 yılı aşkın bir tarihi kapsadığı bildirildi. Bu mezarlar, Çin’in zengin tarihine ışık tutan önemli bulgular içeriyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cinde-hayvanat-bahcesinden-2-bin-yillik-150-mezar-cikti/feed/ 0
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping Macaristan’a resmi ziyaret gerçekleştirmek üzere Budapeşte’ye gitti https://www.haber28.com.tr/cin-cumhurbaskani-xi-jinping-macaristana-resmi-ziyaret-gerceklestirmek-uzere-budapesteye-gitti/ https://www.haber28.com.tr/cin-cumhurbaskani-xi-jinping-macaristana-resmi-ziyaret-gerceklestirmek-uzere-budapesteye-gitti/#respond Sat, 03 Aug 2024 22:24:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29223 BUDAPEŞTE, 9 Mayıs (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Macaristan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirmek üzere Çarşamba günü Budapeşte’ye gitti.

Xi, kente varışında yaptığı yazılı açıklamada, Çin ve Macaristan’ın karşılıklı güven ilişkisine sahip iyi dostlar ve iyi ortaklar olduğunu kaydetti.

“Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok ve Başbakan Viktor Orban’ın nazik daveti üzerine güzel ülke Macaristan’a resmi ziyaret gerçekleştirmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum” diyen Xi, Çin hükümeti ve halkı adına Macar hükümeti ve halkına en içten selamlarını ve iyi dileklerini iletti.

Macaristan’ın köklü tarihi ve derin kültürel mirasıyla bilindiğine işaret eden Xi, Macar halkının çalışkan, zeki, açık, kapsayıcı, öncü ve yaratıcı olduğunu vurguladı.

Macaristan hükümeti ve halkının son yıllarda ekonomik ve sosyal kalkınmada etkileyici bir ilerleme kaydederek kararlılıkla yoluna devam ettiğini belirten Xi, “Çin hükümeti ve halkı, iyi bir dost ve kapsamlı bir stratejik ortak olarak sizin başarılarınıza gönülden seviniyor” ifadesine yer verdi.

Macaristan, 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ve diplomatik ilişki kuran ilk ülkelerden biri oldu. İki ülke 2004 yılında dostane ve işbirliğine dayalı ortaklık kurmaya karar verdi.

Xi, 2017 yılında ikili ilişkilerin kapsamlı stratejik ortaklığa yükseltilmesiyle, karşılıklı fayda sağlayan işbirliğinin geliştirilip hızlandırıldığını ve geleneksel Çin-Macaristan dostluğuna yönelik halk desteğinin güçlendiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı, iki ülkenin son yıllarda sık sık üst düzey temaslarda bulunduğunu, karşılıklı güveni derinleştirdiğini, Kuşak ve Yol işbirliğinde verimli sonuçlar elde ettiğini, halklar arası ve kültürel etkileşimin canlandığını, uluslararası ve bölgesel meselelerde yakın koordinasyon ve işbirliği yürütüldüğünü ifade etti.

Xi, “Karşılıklı saygı, hakkaniyet, adalet ve kazan-kazan işbirliğini içeren yeni bir uluslararası ilişkiler türü inşa etme konusunda iyi bir örnek oluşturduk” dedi.

Bu yılın Çin-Macaristan diplomatik ilişkilerinin 75. yıldönümü olduğunu hatırlatan Xi, bunun ikili ilişkilerin gelişmesi için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

Macaristan Cumhurbaşkanı Sulyok, Başbakan Orban ve diğer Macar yetkililerle görüşmek için sabırsızlandığını vurgulayan Xi, Çin-Macaristan ilişkilerinde büyük atılımlar yapmak ve ilişkileri daha yüksek bir seviyeye taşımak amacıyla işbirliği ve kalkınma için yeni bir yol haritasının ana hatlarını birlikte belirleyeceklerini kaydetti.

Xi, “Uluslararası konjonktür nasıl değişirse değişsin, Çin ve Macaristan’ın ikili ilişkileri her zaman geniş bir perspektiften ve uzun vadeli bir bakış açısıyla değerlendirip ele alacağına inanıyorum” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı, “Güçlü ve kararlı çabalar sarf ederek, insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etme hedefi doğrultusunda birlikte çalışacak ve dünya barışı, istikrarı, kalkınması ve refahına gereken katkıyı sunacağız” dedi.

Xi, “İki tarafın ortak çabalarıyla, bu ziyaretin tam bir başarıya ulaşacağına ve Çin-Macaristan ilişkilerinde daha da parlak bir geleceği başlatacağına eminim” ifadesini kullandı.

Xi, Budapeşte Havalimanı’nda Başbakan Viktor Orban ve eşi tarafından karşılandı. Macaristan hava sahasına girdikten sonra Xi’nin uçağına, Macaristan Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları eşlik etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cin-cumhurbaskani-xi-jinping-macaristana-resmi-ziyaret-gerceklestirmek-uzere-budapesteye-gitti/feed/ 0
Çin ve Fransa Arasında İşbirliği ve Kültürel Etkileşimi Artırmak İçin Forum Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/cin-ve-fransa-arasinda-isbirligi-ve-kulturel-etkilesimi-artirmak-icin-forum-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/cin-ve-fransa-arasinda-isbirligi-ve-kulturel-etkilesimi-artirmak-icin-forum-duzenlendi/#respond Wed, 31 Jul 2024 01:12:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28569 Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Fransa’ya yapacağı resmi ziyaret öncesinde düzenlenen forum, iki ülkenin medya, düşünce kuruluşları ve işletmeleri arasındaki işbirliğinin artırılması ve kültürel etkileşim ile karşılıklı öğrenmenin kolaylaştırılması açısından büyük önem taşıyor.

PARİS, 5 Mayıs (Xinhua) — Fransa’nın başkenti Paris’te Cumartesi günü Çin ve Fransa arasında işbirliği ile karşılıklı öğrenmeyi artırmak amacıyla halklar arası ve kültürel etkileşimin geliştirilmesine yönelik forum düzenlendi.

Xinhua Haber Ajansı Başkanı Fu Hua açılış konuşmasında, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Fransa’ya yapacağı resmi ziyaret öncesinde düzenlenen forumun iki ülkenin medya, düşünce kuruluşları ve işletmeleri arasındaki işbirliğinin artırılması, kültürel etkileşim ve karşılıklı öğrenmenin kolaylaştırılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Fu, Xinhua’nın iki ülke arasındaki dostluğa dair haberler yapmaya ve Çin ve Fransız kültürlerini tanıtmaya özen gösterdiğini belirtti.

Xinhua Başkanı, “Medeniyetler arasında eşitlik, karşılıklı öğrenme, diyalog ve kapsayıcılık ilkelerini desteklemek ve tüm insanlığın ortak değerlerini teşvik etmek için Çin ve Fransız medyası, düşünce kuruluşları ve diğer kuruluşlarla birlikte çalışmaya hazırız” dedi.

Fu, Xinhua’nın Çin-Fransa işbirliğinden elde edilen olumlu sonuçları ortaklaşa sergilemeye, iki ülkenin geleneksel kültürlerinin cazibesi ile modern medeniyetlerinin eşsiz özelliklerini göstermeye, ayrıca halklar arası etkileşim ve kültürel işbirliği köprüsünü genişletmeye hazır olduğunu belirtti.

Fu ayrıca, Xinhua’nın Çin-Fransa Kültür ve Turizm Yılı ile Paris Olimpiyat Oyunları gibi fırsatları değerlendirerek ikili ilişkileri yeni bir seviyeye taşımak için daha fazla kültürel etkileşim etkinliği düzenlemeye hazır olduğunu ifade etti.

Çin’in Paris Büyükelçisi Lu Shaye de halklar arası ve kültürel etkileşimin Çin-Fransa ilişkilerinde önemli bir temel ve sonsuz bir itici güç olduğunu söyledi.

İki ülkenin bu yıl diplomatik ilişkilerin 60. yıldönümü ve Çin-Fransa Kültür ve Turizm Yılı dolayısıyla onlarca kültür ve turizm etkinliği düzenleyeceğini hatırlatan Lu, Paris Olimpiyat Oyunları’nın da halklar arası ve kültürel etkileşim için önemli fırsatlar sunacağını ifade etti.

Lu ayrıca ikili ilişkilerin, Xi ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un stratejik rehberliğinde gelecekte de kuvvetli ve canlı olacağına, artan kültürel etkileşim ile işbirliğinin ikili ilişkilerin sağlam ve istikrarlı gelişimi için daha sağlam bir kamuoyu temeli oluşturacağına olan inancını dile getirdi.

Fransa Parlamentosu Fransa-Çin Dostluk Grubu Başkanı Eric Alauzet forumda yaptığı konuşmada, “Kültür, medeniyetlerimiz arasındaki en güçlü bağı oluşturuyor” dedi.

Alauzet, diplomatik ilişkilerin kurulmasından sonra iki ülkenin ortak tarihinin, verimli kültürel ve halklar arası etkileşimi artırdığını ve bunun da diğer alanlarda işbirliği ve kalkınmayı teşvik ettiğini söyledi.

İkili işbirliğinin ekonomi ve ticaret alanları ile iklim değişikliğine karşı ortak çabalarda birçok sonuç alınmasına katkı sağladığını ifade eden Alauzet, iki ülkenin bu yıl ikili ilişkileri daha da ileriye taşıyacak çeşitli kültürel etkileşim etkinlikleri düzenlediğini belirtti.

Cumartesi günkü forum Xinhua Haber Ajansı, Fransa’daki Çin Büyükelçiliği ve Fransız çok uluslu reklam ve halkla ilişkiler şirketi Publicis Groupe tarafından ortaklaşa düzenlendi.

“Halklar Arası ve Kültürel Etkileşimin Güçlendirilmesi, Çin-Fransa Ruhunun Teşvik Edilmesi” temalı foruma Çin ve Fransız hükümetlerinden, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlardan, ana akım küresel medya kuruluşlarından, düşünce kuruluşlarından ve iki ülkenin kültür ve iş çevrelerinden yaklaşık 250 temsilci katıldı.

Xinhua Haber Ajansı ile Publicis Groupe, forumun açılışı öncesinde mutabakat zaptı imzaladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cin-ve-fransa-arasinda-isbirligi-ve-kulturel-etkilesimi-artirmak-icin-forum-duzenlendi/feed/ 0
İran’ın petrol ihracatı yaptırımlara rağmen artıyor https://www.haber28.com.tr/iranin-petrol-ihracati-yaptirimlara-ragmen-artiyor/ https://www.haber28.com.tr/iranin-petrol-ihracati-yaptirimlara-ragmen-artiyor/#respond Sun, 28 Jul 2024 08:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28072 İran’ın Nisan ortasında İsrail’e 300’den fazla füze ve insansız hava aracıyla düzenlediği saldırı, ekonomisinin can damarı olan petrol ihracatına yönelik daha sıkı yaptırım uygulanması yönünde çağrıların yenilenmesine yol açtı.

İran’dan yapılan resmi açıklamaya göre ülkenin petrol ihracatı, yaptırımlara rağmen 2024 yılının ilk çeyreğinde 35,8 milyar dolara çıkarak son altı yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Peki İran, petrol ihracatını uygulanan yaptırımlara rağmen nasıl sürdürüyor?

ABD Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi tarafından hazırlanan bir rapora göre yanıt, İran’ın günlük yaklaşık 1,5 milyon varillik ihracatının yüzde 80’inin varış noktası olan ve İran’ın en büyük petrol alıcısı Çin’in kullandığı ticaret yöntemlerinde yatıyor.

Çin neden İran’dan petrol alıyor?

İran ile ticaret yapmanın, başta ABD yaptırımları olmak üzere riskleri olmasına rağmen dünyanın en büyük petrol alıcısı Çin neden bu yola başvuruyor?

Bunun basit bir cevabı var: İran petrolü ucuz ve kaliteli.

Küresel petrol fiyaları uluslararası çatışmalarla birlikte artıyor ancak İran yaptırımlar nedeniyle petrolünü satmak için indirim uyguluyor.

Reuters tarafından Ekim 2023’te elde edilen ticaret ve sevkiyat verilerine göre Çin, İran, Rusya ve Venezuela’dan indirimli fiyata rekor düzeyde petrol satın alarak 2023’ün ilk dokuz ayında yaklaşık 10 milyar dolar tasarruf etti.

‘İran, ABD ile Çin arasındaki büyük oyunun bir parçası’

Ham petrolin küresel gösterge fiyatı dalgalı bir seyir izliyor, ancak varil ücreti genellikle 90 dolar seviyesinin altında.

Uluslararası ticaret verilerini izleyen Kpler’in Kıdemli Petrol Analisti Homayoun Falakshahi, İran’ın ham petrolünü varil başına 5 dolar indirime sattığını tahmin ediyor. Geçen yıl bu fiyat indirimi varil başına 13 dolara kadar çıkmıştı.

Falakshahi’ye göre jeopolitik çıkarlar da işin içinde.

“İran, ABD ile Çin arasındaki büyük oyunun bir parçası” diyor.

İran ekonomisini destekleyerek, “Çin, son dönemde İsrail ile gerilim yaşayan ABD’nin Orta Doğu’da karşılaştığı jeopolitik ve askeri zorlukları artırıyor ” diye ekliyor.

‘Çaydanlık rafineriler’

İran ve Çin’in Tahran petrolünün yaptırımları aşması için yıllar içinde karmaşık bir sistem geliştirdiğine inanılıyor.

BBC’ye konuşan Atlantik Konseyi’nde Sorumlu Direktör Yardımcısı Maia Nikoladze, “Bu ticaret sisteminin temel unsurları, Çin’in ‘çaydanlıklar’ı (küçük bağımsız rafinerileri), ‘karanlık filo’ tankerleri ve sınırlı uluslararası nüfuza sahip Çin bölgesel bankaları” dedi.

İran petrolünün rafine edildiği “çaydanlıklar”, devlete ait büyük firmalara alternatif küçük, yarı bağımsız rafinerileri ifade ediyor.

Falakshahi: “Bu bir sanayi jargonu çünkü rafineriler başlangıçta çaydanlıklara benziyordu, sadece temel bazı tesisleri vardı ve çoğunlukla Pekin’in güneydoğusundaki Shandong bölgesinde bulunuyorlardı.” diye açıklıyor.

Bu küçük rafineriler, uluslararası alanda faaliyet gösteren ve ABD finans sistemine erişim gerekliliği olan devlete ait şirketlerle karşılaştırıldığında Çin için daha az risk oluşturuyor.

Falakshahi, BBC Farsça’ya verdiği demeçte, “Yurtdışında faaliyetleri olmayan, dolar ticareti yapmayan, dış finansmana erişmeye ihtiyaç duymayan küçük özel rafineriler” ifadelerini kullandı.

‘Karanlık filolar’

Petrol tankerlerinin okyanuslarındaki konumları, hızları ve rotaları yazılımlar aracılığıyla takip edilebiliyor.

Nikoladze, İran ve Çin’in takip sisteminden kaçınmak için “doğru konumlarını bildirmeyen ve kimin olduğu belli olmayan bir tanker ağı kullandıklarını” söylüyor.

“Batılı tankerleri, nakliye ve aracılık hizmetlerini tamamen devre dışı bırakabilirler. Bu şekilde yaptırımlar da dahil olmak üzere Batılı düzenlemelere uymak zorunda kalmazlar” diye ekliyor.

Petrol taşıyan bu “karanlık filo”nun uluslararası sularda, Çinli alıcılarla, yetkili transfer bölgelerinin dışında ve bazen faaliyetlerini gizlemek için kötü hava koşullarında, gemiden gemiye transferler yaptığına inanılıyor. Dolayısıyla petrolün kaynağının tam olarak belirlenmesinin zorlaştığına inanılıyor.

Kpler’den Falakshahi, bu transferlerin genellikle güneydoğu Asya sularında gerçekleştiğini öne sürüyor.

” Singapur ve Malezya’nın doğusunda, tarihsel olarak her zaman çok sayıda tankerin geçtiği ve yüklerini birbirine aktardığı bir bölge var” diyor.

Daha sonra “isim değiştirme” aşaması geliyor.

Falakshahi, bu yöntemle “ikinci bir gemi Malezya sularından kuzeydoğu Çin’e doğru yola çıkıyor ve ham petrolü taşıyor. Amaç bir kez daha ham petrolün sanki İran’dan değil de Malezya’dan geliyormuş gibi görünmesini sağlamak” diye açıklıyor.

ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne (EIA) göre, Çin’in Malezya’da petrol ithalatı 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 54 arttı.

Atlantik Konseyi Analisti Nikoladze’ye göre, Malezya’nın Çin’e ihracat yaptığını bildirdiği miktar, toplam ham petrol üretim kapasitesini aşıyor: “Bu nedenle Malezya’nın açıkladığı meblağın aslında İran petrolü olduğuna inanılıyor”.

Küçük bankalar

Maia Nikoladze, Batı’nın uluslararası finans sistemi üzerindeki denetiminden sakınmak için ticaretin daha küçük Çin bankaları aracılığıyla yapıldığını belirtiyor:

“Çin, yaptırım uygulanan İran petrolünü satın almanın getireceği risklerin gayet farkında, bu nedenle büyük ve önemli bankaları bu işleme dahil etmek istemiyor” diyor.

“Bunun yerine uluslararası etkisi olmayan küçük bankaları kullanıyor.”

İran petrolü ödemelerinde doların hakim olduğu finansal sistemi atlatmak için yuan kullanıldığına inanılıyor.

Falakshahi, “Paranın, Çin bankalarında İran rejimiyle bağlantısı olan hesaplara yatırılması gerekir. O zaman bu paranın Çin mallarını ithal etmek için kullanılması ve bir kısmının da İran’a geri gönderilmesi beklenir.

“Ancak bunun nasıl yapıldığını ve İran’ın tüm parasını ülkesine geri götürüp götüremediğini anlamak çok zor” diye ekliyor.

İran’ın mali izleri daha da karmaşıklaştırmak için kendi ülkesi içindeki “döviz bürosu evleri” kullandığını öne sürenler de var.

‘Biden başkanlık seçimlerinden önce benzin fiyatlarının artmasını istemeyebilir’

24 Nisan’da ABD Başkanı Joe Biden’ın imzaladığı, Ukrayna için dış yardım paketi İran petrolüne yönelik yaptırımların genişletilmesini de içeriyordu.

Yeni yasa, yaptırımları, mevcut ABD yaptırımlarını ihlal ederek İran ham petrolünü bilerek işleyen veya nakleden yabancı limanları, gemileri ve rafinerileri kapsayacak şekilde genişletiyor.

Ayrıca ikincil yaptırımlar olarak adlandırılan yaptırımları, Çin finans kurumları ile yaptırım uygulanan İran bankaları arasındaki petrol ve petrol türevi ürünleri satın almak için kullanılan tüm işlemleri kapsayacak şekilde genişletiyor.

Kpler Analisti Falakshahi, Washington’un artan petrol fiyatları nedeniyle tam yaptırım uygulama konusunda isteksiz olabileceğini söylüyor.

İran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ndeki (OPEC) üçüncü en büyük üretici konumunda ve günde yaklaşık üç milyon varil petrol üretiyor. Bu dünya genelindeki toplam üretimin yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor.

Uzmanlara göre arzdaki kesinti uluslararası petrol fiyatlarında artışa neden olabilir.

Falakshahi, “Biden, ABD’nin İran’ın ihracatını azaltması durumunda piyasada arzı düşüreceğini ve bunun ham petrol fiyatlarını artıracağını biliyor. Böyle olursa, ABD’de benzin fiyatı artacaktır” diyor. Ve bunun Biden’ın başkanlık seçimleri öncesinde kaçınmak isteyeceği bir durum olduğunu belirtiyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/iranin-petrol-ihracati-yaptirimlara-ragmen-artiyor/feed/ 0
Çin-Sırbistan Forumunda İnsanlık İçin Ortak Geleceğe Sahip Topluluk İnşası Vurgulandı https://www.haber28.com.tr/cin-sirbistan-forumunda-insanlik-icin-ortak-gelecege-sahip-topluluk-insasi-vurgulandi/ https://www.haber28.com.tr/cin-sirbistan-forumunda-insanlik-icin-ortak-gelecege-sahip-topluluk-insasi-vurgulandi/#respond Sat, 27 Jul 2024 04:12:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27837 Xinhua Haber Ajansı ile Tanjug Haber Ajansı, habercilik ve iletişim alanlarında etkileşim ve işbirliğini güçlendirme hedefiyle haber alışverişi konusunda bir anlaşma imzaladı.

BELGRAD, 1 Mayıs (Xinhua) — Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da Salı günü düzenlenen Çin-Sırbistan medya ve düşünce kuruluşları forumunun katılımcıları, ikili ilişkilerin gelişimine ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşasına deneyim ve güç katmak için Çin ve Sırbistan’ın her düzeydeki etkileşim ve işbirliği avantajlarını aktif şekilde kullanmaları gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.

Çin’in Xinhua Haber Ajansı ve Sırbistan’ın Tanjug Haber Ajansı tarafından ortaklaşa düzenlenen foruma hükümet yetkililerinin yanı sıra her iki ülkenin ana akım medya ve düşünce kuruluşlarından temsilcilerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 200 kişi katıldı.

Xinhua Haber Ajansı forumda ayrıca “Ortak Geleceğe Sahip Bir Küresel Topluluk Geliştirmek: Çağdaş Önem ve Somut Başarılar” başlıklı raporun Sırpça versiyonunu da tanıttı.

İnsanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk kavramını tarih, teori, kültür ve uygulama gibi çoklu perspektiflerden yorumlayan rapor, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Diplomasi Fikriyatı çerçevesinde Xinhua’nın çalışmalarında elde edilen en yakın tarihli başarıyı temsil ediyor.

Forumun teması ise “Ortak geleceğe sahip bir küresel topluluk vizyonu doğrultusunda Çin-Sırbistan kapsamlı stratejik ortaklığını derinleştirmek” olarak belirlendi.

Xinhua Haber Ajansı Başkanı Fu Hua forumdaki konuşmasında, Xi Jinping Diplomasi Fikriyatı’nın temel kavramlarından biri olan insanlık için ortak geleceğe sahip topluluk inşasının, küresel zorlukların çözümüne Doğu bilgeliğiyle katkıda bulunduğunu söyledi. Fu, bunun ise tüm insanlığın ortak değer arayışının yoğun bir ifadesi olduğunu ve tüm ülkelerin halklarına somut faydalar sağladığını ifade etti.

Çin ve Sırbistan’ın iyi günde kötü günde “sarsılmaz dostlar” olduğunu belirten Fu, iki ülke de modernleşme yolunda ilerlerken, aralarındaki işbirliğinin ise insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşasını teşvik etmenin canlı bir örneği olduğunu vurguladı.

Aynı zamanda Yeni Çin Araştırmaları düşünce kuruluşunun akademik komite başkanı olan Fu, Xinhua’nın Sırp medyası ve düşünce kuruluşlarıyla etkileşim ve işbirliğine büyük önem verdiğini ve Çin-Sırbistan dostluğuna dair hikayeleri iyi şekilde anlatmaya devam etmek üzere Sırbistan ile çalışmaya istekli olduğunu söyledi.

Fu, Xinhua’nın yüksek kaliteli, çok boyutlu haberler ve düşünce kuruluşu araştırmaları aracılığıyla yeni dönemde Çin-Sırbistan ilişkilerinin umut vadeden imkanlarını kapsamlı şekilde aktarmayı, iki ülke arasında iletişim köprüsü kurmayı, çeşitli alanlarda ikili işbirliği için fikri destek sağlamayı ve Çin-Sırbistan dostluğunun iki halka daha fazla fayda getirmesi için bir elçi işlevi görmeye devam etmeyi hedeflediğini söyledi.

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Parti Tarihi ve Edebiyatı Enstitüsü Müdür Yardımcısı Ji Zhengju ise Çin ve Sırbistan arasındaki sağlam ilişkilerin sürekli ve istikrarlı şekilde geliştirilmesinin, insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluğun daha iyi inşa edilmesinde önemli rol oynadığını belirtti.

Aynı zamanda Merkezi Derleme ve Tercüme Bürosu Müdürü olan Ji, bu perspektiften bakıldığında, halklar arası bağlanabilirlik yoluyla Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin yüksek kaliteli inşasını ortaklaşa teşvik etmek ve Çin ile Sırbistan arasındaki dostluğu geliştirmek üzere sağlam bir temel oluşturmak için kültürel etkileşimi güçlendirmenin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Çin’in Sırbistan Büyükelçisi Li Ming de Xi’nin Sırbistan’a yapacağı resmi ziyaret öncesinde düzenlenen forumun önemini vurguladı. Li, forum ve raporun Çin-Sırbistan ilişkilerinin geliştirilmesine güçlü bir fikri destek sağlayacağına ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk kavramının yayılması ve uygulanmasına olumlu katkılarda bulunacağına inandığını dile getirdi.

Tanjug Haber Ajansı Genel Müdürü Manja Grcic, Tanjug’un kuruluşundan bu yana her zaman Çin’e odaklandığını söyledi. Sırbistan ve Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni ortaklaşa inşa etme konusundaki işbirliğinin verimli sonuçlar doğurduğunu ve habercilik açısından bol miktarda kaynak sağladığını belirten Grcic, iki halk arasındaki karşılıklı anlayışı artırmak ve ikili ilişkilerin gelişimine katkıda bulunmak üzere ajansının objektif ve doğru haberlerle bu işbirliğine odaklanmaya devam edeceğini vurguladı.

Sırbistan İnşaat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Goran Vesic forumda yaptığı konuşmada, Sırbistan ekonomisinin son yıllarda hızla geliştiğini, bu durumun Çin’in desteğinden bağımsız düşünülemeyeceğini ve Çin’in yatırımlarının Sırbistan’da memnuniyetle karşılandığını ifade etti.

Sırbistan’ın Çin ile daha kaliteli altyapı işbirliği yapmayı ve akıllı yol inşasını teşvik etmeyi umduğunu belirten bakan, iki ülke liderinin rehberliğinde iki ülke arasındaki faydalı işbirliğinin daha yüksek bir seviyeye ulaşacağına inandığını belirtti.

Xinhua Haber Ajansı ve Tanjug Haber Ajansı, etkinliğin ardından habercilik ve iletişim alanlarında etkileşim ve işbirliğini güçlendirme hedefiyle haber alışverişi konusunda anlaşma imzaladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cin-sirbistan-forumunda-insanlik-icin-ortak-gelecege-sahip-topluluk-insasi-vurgulandi/feed/ 0
Çin’de Kadınlar İnternette Para Biriktirme Gruplarına Katılıyor https://www.haber28.com.tr/cinde-kadinlar-internette-para-biriktirme-gruplarina-katiliyor/ https://www.haber28.com.tr/cinde-kadinlar-internette-para-biriktirme-gruplarina-katiliyor/#respond Fri, 26 Jul 2024 23:24:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27768 Çin’de ekonomik belirsizlik tasarruf oranlarının artmasına neden olurken, kadınlar internette başka kadınlarla eşleşerek para biriktirmeye çalışıyor.

Kathy Zhuo ve kocasının maaşları koronavirüs pandemisi sırasında yarı yarıya kesildi. Zhuo için bu çok büyük bir darbe oldu çünkü beş yıl önce kanser teşhisi konulan annesine de bakmak zorundaydı.

Çin’in güneyindeki Fujian kentinde yaşayan 36 yaşındaki iki çocuk annesi kadının yaşadığı şok, onu internette benzer ilgi alanlarına sahip eşler (‘da zi’) arayan Çinli gençlere katılmaya yöneltti.

Birlikte seyahat etmek veya egzersiz yapmak yerine para biriktirmek isteyen gençlerin grubuna katılmıştı.

“Tasarruf yapan da zi” etiketi Çin’in Instagram’ı Xiaohongshu’da ilk olarak Şubat 2023’te ortaya çıktı. Veri analiz firması Newsrank’a göre şu ana kadar 1,7 milyon kez görüntülendi. Çin’in Twitter’ı Weibo’da tasarruf ortaklarıyla ilgili konular milyonlarca kez görüntülendi.

Singapur Ulusal Üniversitesi’nde Kamu Politikası Profesörü Lu Xi, bu eğilimin “ekonominin geleceğine duyulan güvenin düşük olduğunu” gösterdiğini söylüyor.

Çin ekonomisi bu yılın ilk mali çeyreğinde beklenenden daha hızlı büyümesine rağmen hâlâ derinleşen bir emlak krizi, düşen yabancı yatırım ve artan yerel yönetim borçlarıyla karşı karşıya.

Zhuo, geçen yıl ülkenin ekonomik büyümesine yaklaşık yüzde 40 katkıda bulunduğu tahmin edilen yeşil enerji sektöründe çalıştığı için kendini şanslı hissediyor.

Ancak pek çok arkadaşı ve ailesi işini kaybettiği için “tehlikeye hazırlanmaya” mecbur hissediyor.

‘Bir kişiyle eşleştikten bir ay sonra harcamalarım yüzde 40 oranında azaldı’

Zhuo, Şubat ayında üyelerinin çoğunu 20 ila 40 yaşlarındaki kadınların oluşturduğu çeşitli çevrimiçi tasarruf gruplarına katıldı.

Bu gruplardaki kadınlar günlük bütçelerini ve harcamalarını kaydediyorlar. Ayrıca birbirlerinin anlık alışverişler yapmasını engellemeye de yardımcı oluyorlar.

Zhuo, bu gruplardan bir üyenin 5 bin yuan’lık (690 dolar) lüks bir çanta satın almak istediğini ancak gruptaki diğer kadınlarla konuştuktan sonra çok daha ucuz, ikinci el bir çantaya karar verdiğini söyledi.

Pek çok kişinin aynı şeyi yapmasına şaşırıyor ve tasarruf ortaklarıyla bir yoldaşlık hissettiğini söylüyor.

Bir kişiyle eşleştikten sadece bir ay sonra harcamalarının yüzde 40 oranında azaldığını söylüyor. Bu yıl 100 bin yuan tasarruf etmeyi hedefliyor.

30 yaşındaki ilkokul öğretmeni Wen Zhong, tasarruf eşinin yardımıyla internetten alışverişi yapmayı azalttığını söylüyor.

Bunun yerine artık okumaya ve örgüye daha fazla zaman ayırıyor. El yapımı ürünlerini pazarda satmaya başlamış ve bu da ona ekstra gelir kazandırıyor.

Wen, eşleşmenin, özendiği minimalist bir yaşam tarzına geçiş yapmasına da yardımcı olduğunu söylüyor.

Çin halihazırda en yüksek tasarruf oranlarına sahip ülkelerden biri. Resmi verilere göre, 2023 yılında ülkedeki hanelerin bankalardaki tasarrufları yaklaşık 138 trilyon yuandı; bu, bir önceki yıla göre neredeyse yüzde 14 artış anlamına geliyor.

Ancak Dr Lu, yüksek tasarruf oranının Çin hükümeti için büyük bir sorun olabileceğini söylüyor.

Çin Merkez Bankası, faiz oranlarını düşürerek tasarrufları daha az çekici hale getirip ekonominin canlanmasına yardımcı olabilir. Ancak insanlar paralarını harcamaktan çekinmeye ve biriktirmeye devam ederse, bankanın ekonomiyi etkileme gücü azalabilir.

Birikimlerini evlerinde tutmak gibi daha geleneksel tasarruf yöntemini tercih eden kadınlar da var. Çin’de nüfusun çoğu Alipay ve WeChat Pay gibi ödeme uygulamalarını kullandığı için toplum büyük ölçüde nakitsiz. Bu neden bu alışılmadık bir durum.

Henan eyaletinde bir güzellik salonu işleten ve adını açıklamak istemeyen 32 yaşındaki Chen takma adlı kadın, gelirinin çoğunu her ay bankadan çekip bir kutuya koyduğunu söylüyor.

50 bin yuan’a ulaştığında bunu bankaya sabit vadeli mevduat olarak iade etmeyi planlıyor.

“Geçmişte herhangi bir tasarruf planım yoktu ama biraz param kalmıştı. Artık tasarruf etmek daha zor hale geldi” diyor.

Çin’deki ekonomik yavaşlama, güzellik salonunun belirgin biçimde müşteri kaybetmesine ve sürekli gelen müşterilerinin çoğunun harcamalarını azaltmasına neden oldu.

Chen ve kocası ailelerinin tek çocukları, bu da onların yaşlı ebeveynlerine bakmaları gerektiği anlamına geliyor.

Çiftin ayrıca iki oğlu var ve Chen, onlara ev almaya yetecek kadar para biriktirme konusunda endişeli görünüyor. Çin’de oğlu evlenen ebeveynler genellikle çocuklarına bir ev satın alıyor.

Tahminine göre Chen ve kocasının en az 5 milyon yuan’lık birikime ihtiyacı var. Ama yeniden hamile olduğu için bunun bile muhtemelen yeterli olmayacağını düşünüyor.

“Elimde nakit olması beni daha az kaygılı hissettiriyor. Banknot yığınlarının gittikçe kalınlaştığını görünce kendimi güvende ve tatmin olmuş hissediyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cinde-kadinlar-internette-para-biriktirme-gruplarina-katiliyor/feed/ 0
Kritik mineraller: Çin’in dünya çapında madenlerden büyük paylar alması gerilimi nasıl artırdı? https://www.haber28.com.tr/kritik-mineraller-cinin-dunya-capinda-madenlerden-buyuk-paylar-almasi-gerilimi-nasil-artirdi/ https://www.haber28.com.tr/kritik-mineraller-cinin-dunya-capinda-madenlerden-buyuk-paylar-almasi-gerilimi-nasil-artirdi/#respond Thu, 25 Jul 2024 23:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27578 Yeşil ekonomi için hayati önem taşıyan minerallerin işlenmesinde halihazırda hakim konumda olan Çin, bu madenlerdeki katılımını dünya çapında genişletiyor. Bu, Çinli işletmeler ve ev sahibi topluluklar arasındaki gerilimi de gittikçe artırıyor.

Madencilik yayınlarına, kurumsal, hükümet ve basın kaynaklarına göre, Çin son on yılda dünya çapında pek çok yeni madencilik yatırımı yaptı.

BBC, hisselerine göre Çinli şirketlerin bugün lityumu üreten veya minerali üretmek için yapım aşamasında olan projelerin yüzde 33’ünü kontrol ettiğini hesapladı.

Ancak Çinli işletmeler büyüdükçe, diğer uluslararası madencilik devlerine sıklıkla yöneltilen suiistimallere benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldılar.

BBC Küresel Çin Birimi, dünya çapında Çinli şirketlerin de hisse sahibi olduğu, kobalt, nikel ve manganez minerallerinden birini çıkarmak için tasarlanmış en az 62 madencilik projesi belirledi.

Bunların tümü, elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon pillerin yapımında kullanılıyor; bu piller, güneş panelleriyle birlikte artık Çin için yüksek endüstriyel öncelikler arasında yer alıyor. Çin’in pay sahibi olduğu bazı projeler bu minerallerin dünyadaki en büyük üreticileri arasında yer alıyor.

2023 yılında dünya çapında satılan elektrikli araçların yarısından fazlasını üretti

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’a göre Çin, lityum ve kobaltın damıtılmasında uzun süredir lider konumunda ve küresel tedarikteki payı 2022’de her bir mineral için sırasıyla yüzde 72 ve yüzde 68’e ulaşıyordu.

Bunları ve diğer kritik mineralleri damıtma kapasitesi, ülkenin 2023 yılında dünya çapında satılan elektrikli araçların yarısından fazlasını ürettiği, küresel rüzgar türbini üretim kapasitesinin yüzde 60’ına sahip olduğu ve güneş paneli tedarik zincirindeki her aşamanın yüzde 80’ini kontrol ettiği bir seviyeye ulaşmasına yardımcı oldu.

Çin’in sektördeki rolü bu ürünleri dünya çapında daha ucuz ve daha erişilebilir hale getirdi.

Ancak yeşil ekonomi için gerekli olan mineralleri çıkarması ve işlemesi gereken tek ülke Çin değil. BM, dünyanın 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı salımı hedefine ulaşması için, minerallerin kullanımının 2040 yılına kadar altı kat artması gerektiğini söylüyor.

Diğer yandan ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği de Çin kaynaklarına olan bağımlılıklarını azaltmak için stratejiler geliştirdiler.

Çinli şirketlerin denizaşırı madencilik faaliyetlerini artırmasıyla birlikte bu projelerinden kaynaklanabilecek sorunlara ilişkin suçlamalar da giderek arttı.

İş ve İnsan Hakları Kaynak Merkezi adlı bir STK, bu tür sorunların “Çin’in madenciliğine özgü olmadığını” söylüyor. Buna karşın geçen yıl kuruluş, kritik minerallerin çıkarılmasında çalışan Çinli şirketlere karşı, yerel halkın haklarının ihlal edilmesinden ekosistemlere zarar verilmesi ve güvensiz çalışma koşullarına kadar 102 suçlamanın listelendiği bir rapor yayınladı.

Bu suçlamalar 2021 ve 2022 yıllarına aitti. BBC, 2023 yılında STK raporlarında veya basında bildirilen 40’tan fazla suçlama daha tespit etti.

Dünyanın karşıt iki tarafındaki iki ülkeden insanlar bize hikayelerini anlattılar.

‘Nehrin suyu artık içilemez durumda’

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin en güneyindeki Lubumbashi’nin eteklerinde Christophe Kabwita, 2011’den bu yana Jinchuan Grubu’na ait olan Ruashi kobalt madenine karşı ayaklanmaya liderlik ediyor.

Kapısının 500 metre uzağında bulunan açık maden ocağının, kayaları haftada iki veya üç kez patlatmak için patlayıcılar kullanarak hayatlarını mahvettiğini söylüyor. Patlama başlamak üzereyken sirenler, herkese elindeki işi bırakıp siper almaları için bir işaret olarak çalıyor.

“Sıcaklık ne olursa olsun, ister yağmur yağsın ister fırtına essin, evlerimizden çıkıp madenin yakınındaki bir sığınağa gitmek zorundayız” diyor.

Bunun herkes için geçerli olduğunu, hastalar ve yeni doğum yapmış kadınlar da dahil olmak üzere başka hiçbir yerin güvenli olmadığını ekliyor.

2017 yılında Katty Kabazo adlı genç bir kızın okuldan eve giderken bir kayanın çarpması sonucu öldüğü bildirilirken, diğer kayaların da çevredeki evlerin duvarlarına ve çatılarına delikler açtığı söyleniyor.

Ruashi madeni Sözcüsü Elisa Kalasa, “o bölgede küçük bir çocuğun bulunduğunu, kızın orada olmaması gerektiğini ve saçılan kayalardan etkilendiğini” kabul etti.

Kalasa, o günden bu yana, “teknolojiyi geliştirdik ve artık uçan kayaların olmadığı bir patlatma yöntemine sahibiz” dedi.

Ancak BBC’nin İşleme Müdürü Patrick Tshisand farklı bir tablo çizdi: “Madencilik yapıyorsak patlayıcı kullanırız. Patlayıcılar kayaların fırlamasına neden olabilir, halkın madene çok yakın olması nedeniyle onların içine düşebilir… bu yüzden buna benzer çok sayıda kaza yaşadık.”

Kalasa ayrıca 2006 ile 2012 yılları arasında şirketin 300’den fazla aileye madenden daha uzağa taşınmaları için tazminat ödediğini söyledi.

Endonezya’nın uzak Obi Adası’nda, Çinli bir şirket olan Lygend Resources and Technology ile Endonezyalı madencilik devi Harita Group’un ortak olduğu bir maden, Kawasi köyünün çevresindeki ormanları hızla yuttu.

Yerel madenleri izleyen Jatam, köylülerin taşınmaları ve devlet tazminatını kabul etmeleri konusunda baskı altında olduklarını söylüyor. Onlarca aile, teklifleri yetersiz bularak taşınmayı reddetmiş.

Bazıları, ulusal stratejik öneme sahip bir projeyi aksattıkları iddiasıyla yasal işlem başlatılmasıyla tehdit edildiklerini söylüyor.

Jatam, madene yer açmak için kadim ormanların kesildiğini; nehirlerin ve okyanusların tortuyla dolduğunu ve bir zamanlar el değmemiş deniz ortamını kirlettiğini belgelediklerini söylüyor.

Kawasi köyünde yaşayan öğretmen Nur Hayati, “Nehrin suyu artık içilemez durumda, çok kirli ve genellikle berrak mavi olan deniz, yağmur yağdığında kırmızıya dönüyor” diyor.

Madeni korumak için adaya Endonezya askerleri konuşlandırıldı ve BBC burayı yakın zamanda ziyaret ettiğinde, askeri varlığın gözle görülür şekilde arttığını tespit etti.

Nur, madenin etkisini protesto etmek için Haziran 2018’de Endonezya’nın başkenti Cakarta’ya giden bir grup köylü arasındaydı. Ancak yerel yönetim temsilcisi Samsu Abubakar, BBC’ye halktan çevreye zarar konusunda herhangi bir şikayet gelmediğini söyledi.

Ayrıca Harita Group’un “çevre yönetimi ve izleme yükümlülüklerine uyduğu” sonucuna varan resmi bir raporu da paylaştı.

Harita Group da bize yaptığı açıklamada, “etik iş uygulamalarına ve yerel yasalara sıkı sıkıya bağlı kaldığını” ve “her türlü olumsuz etkiyi gidermek ve azaltmak için sürekli çalıştığını” söyledi.

Ormansızlaşma ve suların kirletildiği iddialarını yalanlayan şirket bağımsız testlerin suyun hükümetin kalite standartlarını karşıladığını gösterdiğini belirtti.

Çin’in payı daha da artabilir

Bir yıl önce, CCCMC olarak bilinen Çin Madencilik Ticaret Odası Çin’in sahip olduğu madencilik projelerine karşı yapılan şikayetleri çözmeyi amaçlayan bir şikayet mekanizması kurmaya başladı.

Odanın Sözcüsü Lelia Li, şirketlerin yerel topluluklarla veya STK’larla etkileşimde bulunma konusunda “hem kültürel hem de linguistik yetenekten yoksun” olduğunu söylüyor.

Ancak mekanizma henüz tam olarak çalışmıyor.

Çin’in yabancı madencilik faaliyetlerine katılımının artacağı kesin görünüyor.

Birleşik Krallık merkezli iklim odaklı düşünce kuruluşu Ember’in Asya Program Direktörü Aditya Lolla, bunun sadece kilit bir pazarı kontrol etmeye yönelik bir “jeopolitik oyun” olmadığını, aynı zamanda iş perspektifinden de mantıklı olduğunu söylüyor.

“Satın almalar Çinli şirketler tarafından yapılıyor çünkü onlar için her şey kârla alakalı” diyor.

Sonuç olarak Çinli işçiler dünya çapındaki madencilik projelerine gönderilmeye devam edecek. Bu projeler onlar için çoğunlukla iyi para kazanma şansı sunuyor.

Kongo’da Çin’e ait kobalt madenlerinde 10 yıl boyunca çalışan Wang Gang bunlardan biri. 48 yaşındaki işçi, şirketin sağladığı yerde kalıyor, personel kantininde yemek yiyor, haftada yedi gün, günde 10 saat çalışıyor ve ayda dört gün izin alıyor.

Çin’in Hubei eyaletindeki ailesinden ayrılmayı kabul ediyor çünkü orada kazanabileceğinden daha fazlasını kazanıyor. Ayrıca Kongo’nun berrak gökyüzünün ve yüksek ormanlarının tadını çıkarıyor.

Yerel maden işçileriyle Fransızca, Svahili ve İngilizce karışımı bir dille iletişim kuruyor ancak şunu söylüyor: “İşle ilgili konular dışında nadiren sohbet ediyoruz.”

Wang Gang kişiyi korumak için kullanılan takma adı.

Emery Makumeno, Byobe Malenga, Lucien Kahozy’nin katkılarıyla hazırlandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kritik-mineraller-cinin-dunya-capinda-madenlerden-buyuk-paylar-almasi-gerilimi-nasil-artirdi/feed/ 0
ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın Çin ziyareti ne amaçlıyor, iki ülke arasındaki sorunlar neler? https://www.haber28.com.tr/abd-disisleri-bakani-blinkenin-cin-ziyareti-ne-amacliyor-iki-ulke-arasindaki-sorunlar-neler/ https://www.haber28.com.tr/abd-disisleri-bakani-blinkenin-cin-ziyareti-ne-amacliyor-iki-ulke-arasindaki-sorunlar-neler/#respond Sun, 21 Jul 2024 23:48:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26771 ABD ve Çin, iki rakip süper güç olarak çalkantılı ilişkilerini yatıştırmaya çalışırken, Dışişleri Bakanı Antony Blinken bir yıldan kısa bir süre içinde ikinci kez Çin’i ziyaret ediyor.

Ay başında da Hazine Bakanı Janet Yellen ikinci kez Çin’e gitmişti. Washington Çin’e daha sık elçi göndererek işbirliği sinyalleri veriyor.

Devlet Başkanı Şi Jinping’in geçtiğimiz Kasım ayında San Francisco’yu ziyaret etmesinden bu yana Pekin de ABD ile farklılıklardan ziyade ortak yönleri vurgulama peşinde.

Pekin ayrıca yavaşlayan ekonomisini canlandırmak için yabancı yatırımcıları ülkeye çekmeye çalışırken, son aylarda daha yumuşak bir diplomatik yaklaşım benimsemiş görünüyor.

Blinken’in ziyareti öncesinde konuşan üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisine göre ABD, “yanlış hesap ya da çatışma” olasılığını önlemek için “rekabeti sorumlu bir şekilde yönetme” çağrısında bulunuyor.

Bu, görüşmelerin kolay olacağı anlamına gelmiyor. ABD-Çin ilişkileri son yıllarda gelişse de hala gerilim ve şüphe içeriyor.

Blinken’in uçağı Çarşamba günü Pasifik üzerinde Rus topraklarının güneyinden Tayvan’ın kuzeyindeki kıyı şeridine ve Güney Çin Denizi’ne doğru yol aldı. Bu rota iki ülke arasında sorun olan noktaların bir yansıması gibi.

Geçen yılın başlarında Çin’e ait olduğundan şüphelenilen bir casus balonu aynı hava sahasında, ABD’ye ait Alaska üzerinde uçarak uluslararası bir krizi tetiklemiş ve ABD-Çin ilişkilerinin dibe vurmasına neden olmuştu.

Blinken’in Şanghay’a inmesinden birkaç saat önce ABD Senatosu, Başkan Biden’ın Tayvan’a 8 milyar dolar ekstra askeri yardım öngören bir yasa tasarısı paketini kabul etti. Pekin, ABD’nin en büyük müttefiki olan özerk ada üzerinde hak iddia ediyor.

Paket ayrıca, TikTok’un Çinli ana şirketi ByteDance’ı dokuz ay içinde hisselerini satmaya zorluyor; aksi halde popüler sosyal medya uygulamasının yasaklanması gündeme gelecek.

Hazine Bakanı Yellen bu ayın başlarında yaptığı ziyaret sırasında Çin’i, ucuz Çin mallarının ABD pazarına akın etmesine yol açan aşırı kapasite sorunları nedeniyle eleştirmişti.

Çin tüm bu gelişmelere sert tepki gösterdi. Bunları Washington’un kendisini ekonomik olarak çevreleme ve jeopolitik olarak kuşatma girişimlerinin bir parçası olarak görüyor.

ABD’li yetkililer ise Çin’e karşı yaptırım ve gümrük vergisi tehdidinin kaldırılması ya da bölgesel düşmanlarıyla ABD’nin yaptığı ikili anlaşmaların yumuşatılması için Pekin’in tutumunu değiştirmesi gerektiğini söylüyor.

Blinken ziyareti kapsamında Çinli mevkidaşı Wang Yi’yi ile yapacağı görüşmede onu Rusya’ya makine ve mikroçip ihracatının engellenmesi konusunda uyaracak. Moskova’nın bunları Ukrayna savaşında silah olarak kullandığı iddiasını Pekin “temelsiz bir suçlama” olarak nitelendirdi ve Washington’un Kiev’e milyarlarca dolarlık yardım kararının ardından bunu Amerikan ikiyüzlülüğü olarak gördü.

Pekin’in de Washington’a yönelik kendi uyarıları var. Blinken’in gelişinden önce, görüşmelerden ne beklediklerini ortaya koyan uzun ve sert ifadeler içeren bir açıklama yayınladı.

İlişkiler istikrara kavuşmaya başlamış olsa da, “ABD Çin’i çevreleme stratejisini ilerletmeye devam ediyor, Çin’in içişlerine karışan, imajını lekeleyen ve çıkarlarını baltalayan hatalı söz ve eylemleri benimsemeye devam ediyor. Çin bu tür hareketlere kararlılıkla karşı çıkmakta ve güçlü karşı tedbirler almaktadır” denildi.

Devlet medyası ve Çinli akademisyenler de bu mesajı yineledi. “Görünüşe göre Blinken Çin’e ültimatom vermek için burada” diyen Çin Dışişleri Üniversitesi profesörlerinden Li Haidong Global Times’a yaptığı açıklamada, “Ona boyun eğmeyeceğiz ve temel meselelerimizden taviz vermeyeceğiz” dedi.

Pekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Okulu’ndan Wang Yong ise ilişkilerde bir “kazan-kazan durumu” sağlanabileceğini ancak ABD’nin Çin’i “yanlış algıladığını” ve Washington’un daha fazla “iyi niyet” göstermesi gerektiğini söyledi.

Singapurlu uzman Alfred Wu’ya göre Pekin için bu hafta yapılacak görüşmelerde en acil konulardan biri Tayvan olacak.

Blinken, Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı başkanı William Lai’nin göreve başlamasından kısa bir süre önce Çin’i ziyaret ediyor ve bu ziyaretin Tayvan Boğazı’nın yanı sıra Güney Çin Denizi’nde de gerilimin artmasına yol açmasından endişe ediliyor.

Öğretim üyesi Wu’ya göre “Çin kırmızı çizgileri vurgulamak isteyecektir. İki taraf da özellikle 20 Mayıs’taki yemin töreni öncesinde herhangi bir tırmanma yaşanmamasını sağlamak için zemin hazırlamak isteyecektir”.

Daha sonra da ABD’deki başkanlık seçimlerinde her iki adayın da Çin’e karşı sert üslupta yarıştığı bir ortamda kırılgan ilişkiler daha da test edilecek.

Çin’e Rusya mesajı

Blinken’ın Cuma günü mevkidaşı Wang Yi ile uzun bir görüşme yapması bekleniyor. Pekin’e ulaştığında ve büyük olasılıkla Şi ile de görüştüğünde, Çin’in Rusya’ya çift kullanımlı ürün (makine ve mikroçip) satışına ilişkin tartışmaların gündeme gelmesiyle hava soğuyabilir.

ABD’nin söz konusu Çinli şirketlere yönelik yaptırımları da bu haftaki ziyarete damgasını vurabilir.

Washington, Ukrayna’daki savaşta Çin’in Rusya Devlet Başkanı Putin’i desteklediğine dair suçlamaları birçok kez dile getirdi ancak Pekin bu suçlamayı hep reddetti.

Blinken ziyareti öncesinde 19 Nisan’da yaptığı açıklamada “Rusya’nın savunma sanayine şu anda katkıda bulunan başlıca ülke Çin’dir” dedi ve ekledi:

“Hem Avrupa ülkeleriyle olumlu ve dostane ilişkiler kurmak istediğini iddia edip hem de Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Avrupa’nın güvenliğine yönelik en büyük tehdidi körükleyemez.”

Pekin ise Rusya ile “normal ilişkiler” olarak adlandırdığı ilişkileri savunurken, basında Washington’un tutumunu Moskova ile “nifak tohumları ekmeye” yönelik “beyhude” bir girişim olarak nitelendiren yazılar yer aldı.

Çin kendisini, tüm taraflarla konuşabilen tek büyük ülke, “eşsiz” bir rol oynayabilecek bir arabulucu olarak görüyor.

Pekin, Çin’i “suçlamak” yerine “ilgili tüm tarafların” çatışmanın “temel nedenleri” üzerinde düşünmesi gerektiğini söyledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/abd-disisleri-bakani-blinkenin-cin-ziyareti-ne-amacliyor-iki-ulke-arasindaki-sorunlar-neler/feed/ 0
Man Wah Mobilya, Meksika’da üretim yaparak ABD pazarına yakınlaşıyor https://www.haber28.com.tr/man-wah-mobilya-meksikada-uretim-yaparak-abd-pazarina-yakinlasiyor/ https://www.haber28.com.tr/man-wah-mobilya-meksikada-uretim-yaparak-abd-pazarina-yakinlasiyor/#respond Wed, 17 Jul 2024 04:24:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25889 Man Wah Mobilya’nın Monterrey’deki fabrikasındaki üretim hattında yapılan tüm yatar koltuklar ve deri kanapeler % 100 “Meksika Yapımı.”

ABD’deki Costco ve Walmart gibi büyük perakendecilerde satılmak için hazırlanıyorlar. Ancak şirket Çinli ve Meksika’taki bu fabrika, Çin sermayesiyle inşa edildi.

ABD, Çin ve Meksika arasındaki üçgen ilişki Meksika’da iş dünyasının gözde sözünün arkasında: yakın kıyıcılık.

Man Wah, üretimi ABD pazarına daha da yakınlaştırmak için üretim alanlarını son yıllarda Meksika’nın kuzeyinde götüren sayısız Çinli şirketten biri. Bu hamle, kargoda tasaraffun yanı sıra son mamülün tamamen Meksikalı olmasını sağlıyor ve böyleyece Çinli şirketler, iki ülke arasında devam eden ticaret savaşında ABD’nin Çin ürünlerine uyguladığı gümrük vergilerinden ve ambargolardan da kaçınabiliyorlar.

Şirketin Genel Müdürü Yu Ken Wei dev fabrikayı gösterirken, Meksika’ya taşınmanın hem ekonomik hem de lojistik açıdan anlamlı olduğunu anlatıyor.

Mükemmel bir İspanyolca ile “Buradaki üretimimizi üçe ve hatta dörde katlamayı umuyoruz” diyor.

“Meksika’daki amacımız, buradaki üretimimizi, Vietnam’daki operasyonumuzun seviyesine çıkartmak.”

Firma, Monterrey’e daha 2022 yılında geldi ve daha şimdiden Meksika’da 450 kişiyi istihdam ediyor. Yu Ken Wei fabrikada birkaç üretim hattı daha kurarak, bu sayıyı 1200’den fazla çıkarmayı umduklarını anlatıyor.

Yu “Meksika’daki insanlar çalışkan ve hızla öğreniyolar. İyi operatörlerimiz var ve üretkenlikleri yüksek. Yani, çalışan anlamında da Meksika statejik açıdan çok iyi” diyor.

Yakın kıyıcılık, Meksika ekonomisine büyük bir katkı sağlıyor. Geçen yıl Haziran ayı itibarıyla Meksika’nın toplam ihracatı bir önceki yıla görü % 5,8 arttı ve 52,9 milyar dolara yükseldi.

Eğilimde yavaşlama işaretleri pek görülmüyor. Bu yıl sadece iki ay içinde, 2020’deki toplamın yarısı kadar Meksika’ya yatırım açıklandı.

Man Wah kanepe fabrikası, Çin-Meksikalı üretim alanı Hofusan’ın içinde. Bu tür yerlere talep çok yüksek. Müsait her yer satıldı.

Aslında, Meksika Sanayi Parkları Birliği, 2027’de de k ülkede yapılacak tüm tesislerin de satıldığını söylüyor. Birçok Meksikalı ekonomi uzmanının, Çin’in ilgisinin geçici olmadığını söylemesi şaşırtıcı değil.

Meksika’nın eski Dış Ticaret Bakan Yardımcısı JUan Carlos Baker Pineda “Meksika’ya yatırım getiren yapısal nedenler kalıcı” diyor.

“Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşının yakın dönemde zayıflayacağına dair bir işaret yok.”

Baker Pineda, Kuzey Amerikan serbest ticaret anlaşması USMCA’in müzakere heyetinde Meksika adına yer alanlardan biriydi.

“Çin kökenli sermayenin Meksika’ya gelişi bazı ülkelerin politikaları açısından rahatsız edici olabilir. Ancak uluslararası ticaret yasalarına göre tüm ürünler tam anlamıyla Meksikalı” diyor.

Bu durum, Meksika’ya iki süper güç arasında açık bir stratejik avantaj sağılyor. Meksika son günlerde başlıca ticaret ortağı olarak Çin’i geçti. Bu, önemli ve sembolik bir değişim.

Meksika’nın ABD’yle artan ticareti, kısmen ülkedeki yakın kıyıcılığın ikinci önemli boyutuyla birlikte geldi. Bazı Amerikan firmaları da üretimlerini Asya’daki fabrikalarından bu ülkeye taşıyor.

Belki de en öne çıkan duyuru geçen yıl Elon Musk’tan geldi. Musk, yeni Tesla Gigafabrikasını Monterrey’in dışında kurma planlarını açıkladı. Ancak 10 milyar dolarlık tesisin temeli henüz atılmadı.

Tesla projeye hala bağlı. Küresel ekonomideki kaygılar ve otomobil üreticisindeki son işten çıkarmalar karşısında, planlarını yavaşlattılar.

Ancak bazıları, Çin yatırımları konusuna, Meksika’nın ABD ve Çin arasındaki jeopolitik mücadelenin içine çekilmemek için tedbirli davranması gerektiğini söylüyo.

Meksika’daki Ulusal Özerk Üniversite’nin Çin-Meksika Çalışmaları Merkezi’nden Enrique Dussel, “Şehirdeki yaşlı zengin adam ABD, şehirdeki yeni zengin adam Çin ile sorunla yaşıyor. Ve Meksika hem geçmiş yönetimler hem de şimdiki yönetimlerde bu yeni üçgen ilişkiyle ilgili bir strateji yok” diyor.

ABD-Meksika sınırının her iki yanında seçiler yaklaşırken, yeni siyasi değerlendirmeler olabilir. Ancak Beyaz Saray’da Donald Trump ya da Joe Biden da olsa, ABD-Çin ilişkilerinde pek bir gelişme beklenmiyor.

Dussel, yakın kıyıcılığın “güvenlik kıyıcılığı” terimiyle daha iyi açıklandığına inanıyor ve Washington’un Çin ile ilişkilerinde güvenlik kaygılarını tüm diğer unsurların üzerinde tuttuğunu belirtiyor. Meksika’nın da arada kalmaktan kaçınması gerektiği görüşünde.

Dussel, bu gerilime karşın “Meksika büyük bir tabela koyup Çin’e ‘Meksika’ya hoş geldiniz’ diyor.

“Bunun orta vadede ABD ve Meksika arasındaki ikili ilişkiler adına iyi olmayacağını bilmek için doktora yapmış olmaya gerek yok.”

Bazıları da daha iyimser. Eski Meksikalı ticaret yetkilisi Juan Carlos Baker Pineda “Benim aklımdaki soru bu eğilimin ne kadar süreceği değil, bu eğilimden ne kadar çıkar sağlayabileceğimiz” diyor.

Monterrey’de yetenekli Meksikalı kadın dikişçiler, kuzeye gönderilmeden önce bir diğer kanepenin son dokunuşlarını yapıyor. Amerikalı bir aile, bu kanepeyi yakınlarındaki Walmart’tan satın aldıklarında, üretiminin altındaki karmajık jeopolitik konusunda pek bir fikirleri olmayacak. Ancak bu durum ABD’ye arka kapıdan akıllı bir giriş ya da süper güçler arasındakimaliyetli bir savaşın bir parçası da olsa, küresel ticarette Meksika’nın başlıca avantajlarından biri.

]]>
https://www.haber28.com.tr/man-wah-mobilya-meksikada-uretim-yaparak-abd-pazarina-yakinlasiyor/feed/ 0
Türkiye’de Çince Öğrenme Talebi Artıyor https://www.haber28.com.tr/turkiyede-cince-ogrenme-talebi-artiyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-cince-ogrenme-talebi-artiyor/#respond Tue, 16 Jul 2024 08:36:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25747 Dosya Boyutu: 119.95 MB

ÇEKİM TARİHİ: 19 Nisan 2024

1. İstanbul’dan çeşitli görüntüler

2. Sınıfta Çince öğreten Çinli öğretmenin arşiv görüntüleri (2023)

5. Sınıfta Çince öğreten Çinli öğretmenin arşiv görüntüleri (2023)

7. SES 4 (Türkçe): ÇİLE MADEN KALKAN, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi

8. SES 5 (Türkçe): ÇİLE MADEN KALKAN, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi

9. Sınıfta Çince öğreten Çinli öğretmenin arşiv görüntüleri (2023)

10. SES 6 (Türkçe): MUSTAFA KARSLI, Türk-Çin Kültür Derneği Başkan Yardımcısı

11. SES 7 (Türkçe): MUSTAFA KARSLI, Türk-Çin Kültür Derneği Başkan Yardımcısı

Üniversite öğrencisi Meryem Nur Taşçıova’nın lise yıllarından bu yana bir hayali vardı: Çince öğrenmek. Taşçıova artık Çin dili ve edebiyatı alanında uzmanlaşan bir üniversite öğrencisi olarak nihayet hayalini gerçekleştirmiş durumda.

“Benim aklımda genel olarak çevirmenlik var. Tabii ki de öğretmek de istiyorum. İnsanlarla konuşmayı istiyorum.”

Çince öğrenme merakı tüm dünyada yayılmaya devam ederken Türkiye’de de bu konudaki talep dikkat çekiyor. Türkiye’de son yıllarda Çince öğrenenlerin sayısında hızlı bir artış yaşandı.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Çin Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde akademisyen olan Çile Maden Kalkan, ülke genelindeki üniversitelerin artan ilgiyi karşılamak için daha fazla öğrenci ve öğretmen kontenjanı açtığını söyledi.

“Özellikle ekonomik anlamda, akademiye diyemem ama, özel sektör alanında çalışmak, ticarete dayalı işler yapmak için öğrencilerden büyük talep var.”

Kalkan’a göre, Çin’in gelecek vaat eden ekonomik beklentileri, hızla ilerleyen teknolojik kabiliyetleri ve modernleşme alanındaki başarıları, dünya genelinde Çinceye duyulan ilginin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

SES 4 (Türkçe): ÇİLE MADEN KALKAN, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi:

“Çin bugün dünyanın tüm ülkelerinden yatırımları bildiğiniz gibi mıknatıs gibi çeken bir ülke. Bu durumu ekonomik bir güç ve istihdam olarak kullanıyor ülke.”

SES 5 (Türkçe): ÇİLE MADEN KALKAN, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi:

“Dünyanın ekonomisini neredeyse yönlendiren bir ülkenin dilini bilmek de büyük bir avantaj sağlıyor öğrencilerimize.”

1999 yılında kurulan Türk-Çin Kültür Derneği de son yıllarda Çince dil kurslarına yönelik talepte kayda değer artışa tanık oldu.

2023 yılında İstanbul ve Ankara’daki öğrenci sayısı 300 iken, bu sayı 2024’te önemli derecede artarak 720’ye ulaştı. Dernek, yüz yüze dersler sunmanın yanı sıra okul, üniversite ve kurumlara da Çince dil dersi hizmeti veriyor.

SES 6 (Türkçe): MUSTAFA KARSLI, Türk-Çin Kültür Derneği Başkan Yardımcısı:

“Özellikle Kuşak ve Yol’un tanınmaya devam etmesi, hızlanması ve Çinli şirketlerin Türkiye’deki yatırımlarının artması, doğal olarak Çinceye olan ilgiyi de artıyor.”

Dernek son yıllarda öğretmen sayısını iki kat artırarak 12’den 24’e çıkardı.

SES 7 (Türkçe): MUSTAFA KARSLI, Türk-Çin Kültür Derneği Başkan Yardımcısı:

“Çincenin yapısı itibarıyla doğru telaffuz gerektiren tonlamalı bir dil olması dolayısıyla, doğru öğretebilecek kaliteli, diksiyonu ve aksanı temiz öğretmenler gerekiyor.”

Xinhua Haber Ajansı muhabirleri İstanbul’dan bildiriyor. (XHTV)

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyede-cince-ogrenme-talebi-artiyor/feed/ 0
Türk Gölge Tiyatrosu Çin’de Tanıtıldı https://www.haber28.com.tr/turk-golge-tiyatrosu-cinde-tanitildi/ https://www.haber28.com.tr/turk-golge-tiyatrosu-cinde-tanitildi/#respond Tue, 16 Jul 2024 03:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25677 Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu, Çin’de gösteriler, atölye çalışmaları ve özel bir sergiyle tanıtıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Trabzon Devlet Tiyatrosu sanatçılarından oluşan ekip, Çin’in Pekin ve Guangcou şehirlerinde Karagöz ve Hacivat etkinlikleri gerçekleştirdi.

Pekin’de Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde 17 Nisan’da düzenlenen etkinlikte, “Sihirli Lamba” adlı, Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu’nun yanı sıra Geleneksel Çin Gölge Tiyatrosu’ndan motif ve figürler içeren gölge oyunu gösterimi yapıldı.

Özellikle Çinli çocuklardan büyük ilgi gören oyun, iki kültür arasında geçmişi yüzyıllar ötesine giden kadim estetik bağları hayal perdesinde yeniden canlandırdı.

Türkiye’nin Pekin Büyükelçiliği Müsteşarı Gözde Öztürk Bican, burada yaptığı konuşmada, hem Karagöz ve Hacivat’ın hem de Geleneksel Çin Gölge Tiyatrosu’nun geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan derin kökleri olduğunu belirterek, “Türk ve Çin gölge oyunlarının ortak misyonu, topluma ilham vermek ve eğitmek, insanlar arasında empatiyi, anlayışı ve saygıyı teşvik etmek olmuştur.” dedi.

Türk ve Çin gölge oyunu gelenekleri

Oyunda gölge karakterleri oynatan ve canlandıran Devlet Tiyatrosu sanatçısı Durulcan Yaman, ülkeye ziyaretlerinde Çinli gölge sanatçılarıyla tanışma fırsatı bulduklarını, çok sayıda ortak noktaya sahip olduklarını ve tekniklerinin çok sayıda benzer unsur taşıdığını fark ettiklerini belirtti.

Çin’de 2 bin yıla yakın ve belki de daha eskiye giden bir gölge oyunu geleneği olduğunu, Türkiye’de ise bugünkü haliyle 15. ve 16. yüzyıllardan beri var olduğuna dikkati çeken Yaman, “Türkler, gölge tiyatrosunda kendi tarzını oluşturmuştur; yani yalnızca esinlenmeye dayalı değil, tamamıyla bize ait bir gölge tiyatrosu anlayışımız var. Çinlilerle etkileşimimizde bunun özellikle merak uyandırdığını gördük.” ifadelerini kullandı.

Oyunun diğer gölge ustası, Devlet Tiyatrosu sanatçısı Gürkan Eraslan da Çin’e gelirken oyunu başka dilde ve kültürde sergilemenin endişesini taşıdıklarını, ancak Karagöz ve Hacivat’ın modern bir yorumu olan oyunun hikayesindeki evrensel meseleler ve diğer tanıdık unsurlar sayesinde iyi anlaşıldıklarını ve güzel tepkiler aldıklarını kaydetti.

Gölge oyununun Uzak Doğu ve Çin’den İpek Yolu aracılığıyla Batı Asya’ya ve Anadolu’ya ulaştığını anlatan Eraslan, “Uzak Doğu gölge oyunu daha çok hayvan figürleri ve doğa güçleri üzerine. Bizde ise karakterlere ve toplumsal tiplere dayalı bir oyun tarzı ve yorumu var. Bunların her ikisi de ayrı ayrı keyifli tarzlar, bir araya gelmeleri ise daha da keyifli oluyor.” diye konuştu.

Figür yapımı atölyesi

Oyunun dekor tasarımcısı, Devlet Tiyatrosu sanatçısı Hakan Dündar, gösterinin ardından Pekin Yunus Emre Kültür Merkezi’nde Çinli çocuklar için Karagöz ve Hacivat figürlerinin yapımını anlatan atölye çalışması gerçekleştirdi.

Atölyede Çinli çocuklar, Karagöz ve Hacivat tasvirlerini hem boyadılar hem de kesip birleştirerek hayal figürlerini kendileri oluşturdu.

Çocuklar, figürleri “Küşteri meydanı” adı verilen hayal perdesinde oynatarak gölge oyununu ilk elden deneyimleme fırsatı buldu.

Karagöz ve Hacivat sergisi

Devlet tiyatrosu sanatçıları Pekin’de etkinliklerin ardından ülkenin güneyindeki Guangdong eyaletinin merkezi Guangcou şehrine hareket etti.

Ekip, Türkiye’nin Guangcou Başkonsolosluğu ile Guangcou Şehir Kütüphanesi işbirliğinde gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında bugün “Sihirli Lamba” oyununu sergiledi ve figür yapımı atölyesi düzenledi.

Etkinliğe katılan Geleneksel Çin Gölge Tiyatrosu ekibi de kendi gölge oyunları Lufıng’ı icra etti.

İki ülkenin gölge sanatçıları UNESCO’nun Somut Olmayan Kültür Mirası listesindeki geleneksel gölge sanatlarından örnekler vererek kültür alışverişi gerçekleştirdi.

Etkinlikler kapsamında ayrıca Karagöz ve Hacivat Gölge Oyunu Sergisi, Guangcou Şehir Kütüphanesi’nde açıldı.

Türk sanatçılar, Guangcou’da 3 gösteri ve 2 atölye çalışması daha yapacak. Karagöz ve Hacivat sergisi ise 20 Mayıs tarihine kadar kütüphanede ziyaret edilebilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turk-golge-tiyatrosu-cinde-tanitildi/feed/ 0
Çin’in imalat sektörü geriliyor, yeni sektörlere yöneliyor https://www.haber28.com.tr/cinin-imalat-sektoru-geriliyor-yeni-sektorlere-yoneliyor/ https://www.haber28.com.tr/cinin-imalat-sektoru-geriliyor-yeni-sektorlere-yoneliyor/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:12:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25620 Laura Bicker / BBC News Çin Muhabiri

Ren Wenbing, Çin’in imalat merkezi Dongguan bir zamanlar yoğun bir fabrika olan, terk edilmiş binadan ayrılmakta isteksiz.

54 yaşındaki Ren, bir zamanlar mobilya parçalarını birleştirdiği ve herkesin öğle yemeklerini yemek için toplandıkları alanı gösterip, “Tüm işçiler şaşkınlık içinde” diyor.

Şirketin sahibi, maliyetleri azaltmak için imalatı Güney Doğu Asya’ya kaydırdı. Ren, 80.000 RNB (11.000 ABD Doları) işten çıkarılma tazminatını hala alamadığını söylüyor. Bu, kazanması yıllar sürecek bir miktar.

Bir makine balyozu pencerelere indirirken “Üzgünüz ve yas tutuyoruz” diyor.

Ren sadece bir mobilya fabrikasının kaybına üzülmüyor. Çin’in bir zamanlar durdurulamaz gibi görünen ve ekonomisinin ölümüne yas tutuyor. Bu durum, milyonlarca kişinin iş bulmasını zorlaştırıyor.

Ren gibileri için Çin’de yeterince çok şey imal edilmiyor.

Ancak Batı ise Çin’i çok fazla üretmekle suçluyor. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen’in son ziyaretinde verdiği mesaj da buydu. Yellen Pekin’i “adil olmayan ekonomik uygulamalarla”, ihtiyaç duyduğundan ya da dünyanın eritemeyeceği kadar çok üretmekle suçladı.

Dünya genelindeki pek çok hanede, tişörtlerin, masaların ve televizyonların üzerindeki “Çin’de üretilmiştir” ibaresi değişiyor. Artık bu ifade, Almanya’ya akan elektrikli otomobillerde ve Avrupa’nın yenilenebilir enerji politikalarının tam kalbindeki güneş panellerinde yer alıyor. Bu durum da Batı’yı kaygılandırıyor.

ABD’yle artan gerilim, sıkı Covid kapanmaları ve küresel ekonomideki yavaşlama, bir dönem Çin kıyılarına akın eden bazı imalatçıların arık başka yerlere gitmesine neden oldu. Ülkedeki yabancı yatırım, son 30 yılın en düşük düzeylerinde.

Ancak eskiden endüstrinin dayandığı ayaklar olan mobilya, tekstil ve elektrikli ürünler imalatı zor günler yaşıyor. Pekin gözünü “yeni üretim güçlerine” dikti: Güneş panelleri, lityum piller ve elektrikli araçlar.

Şirketinin enerji depolayan pillerini gösteren satış görevlisi Yan MU “İngiltere, Belçika ve Almanya’ya, çoğunlukla Avrupa ülkelerine ihracat yapıyoruz. Aynı zamanda Afrika, Güney Amerika, Kuzey Amerika ve ayrıca Güney Doğu Asya’ya da” diyor.

Pekin’in kıyısındaki yeniden tasarlanan eski bir çelik fabrikasında yüzlerce yeşil enerji depolama şirketinin organize ettiği fuarda yer alan stantların birinde çalışıyor.

“Çin şirketlerinin tüm enerji depolama pazarında önde olduğunu düşünüyorum. İnnovasyonda, yeni teknolojilerde, pil satışlarında ve güç dönüştürme sistemlerinde…yani her şeyde. Şu anda sanırım enerji depolama ekipmanlarının % 80 ila % 90’ı Çin’de tasarlanıp, imal ediliyor.”

Dongguan’dan araçla birkaç saat uzakta su sektörün büyüklüğünü gösteren başka işaretler var: Göz alabildiğine güneş panelleriyle dolu.

Çin geçen yıl, ABD’nin 10 yılda imal etmeyi başardığından daha çok güneş paneli yerleştirdi. Büyük çaplı üretim sayesinde maliyetler geçen yılkinin yarısına indi.

Avrupa genelindeki imalatçılar rekabet etmekte zorlanıyor. 2023’te Avrupa’da yerleştirilen güneş enerjisi panellerinin % 97’si Çin’den geldi.

Ancak Çin’in bu yeni sektörleri, bir zamanlar kaydettiği müthiş ekonomik büyümeyi mümkün kılanlardan çok daha az emek yoğun. Uzmanlaşmış, yüksek derecede kabiliyetli işçiler ve giderek artan oranda robot kullanımı gerektiren bir alan.

Çin’de gençler arasındaki işsizlik manşetlere konu olurken, kentsel işsizlik hala % 5’in üzerinde.

ABD ve Avrupa Birliği Çin’in ekonomisini böyle kurtarmaya çalıştığına inanıyor: düşük fiyatlı, devletin sübvanse ettiği yeşil teknolojiyi ülke dışına satmak. Güneş enerjisi panellerinin ve diğer teknolojilerin maliyetlerini azaltmak ve Batılı şirketleri sektör dışına itme taktiği güdüldüğünü söylüyorlar.

Çin ise başarısının devlet sübvansiyonuna değil, innovasyona bağlı olduğunu ve farklı ülkeler fosil yakıtlarda, daha iklim dostu enerji kaynaklarına geçerken, ihracat ürünlerine talep geldiğini söylüyor.

Out with the old

Ama Ren Wenbing, Çin’in yeni başarı hikayesinde kendisine iş bulamıyor.

Genç yaşta ailesinin Henan’daki çiftliğini bırakıp, güney kıyısındaki Guangdong bölgesinde bulunan Dongguan kentine taşındı. Kentte o kadar çok imalat vardı ki, bir zamanlar “dünyanın fabrikası” diye anılıyordu. Bir seferinde, 11 yıl boyunca memleketine gidecek fırsat bulamadı.

Çin’de, iş bulmak için köylerden büyük kentlere giden yaklaşık 300 milyon göçmen işçiden biriydi. Çoğu, ailelerini geride bırakıyordu. Ren’in çocuklarını büyükanne ve büyükbabaları büyütürken, kendisi ve eşi Dongguan’da yaşıyordu. Kentin 10 milyonluk nüfusunun dörtte üçünün göçmen işçiler olduğuna inanılıyor.

“Çocuklarım tabii ki beni özlüyordu” diyor ama hem kendisinin hem de eşinin “başka bir seçeneği” olmadığını söylüyor.

“Fazla para kazanmıyorduk. Günlük masrafları çıktıktan sonra kalanı anne ve babalarımıza gönderdik. Çocuklarımızın eğitimi için…geriye de pek bir şey kalmıyordu.

“Tüm göçmen işçiler bu durumdaydı. Yaşlılarımıza ve çocuklarımıza bakabilmek için sevdiklerimizden uzakta kalma ve diğer bölgelerde çalışmak zorundaydık. Durum böyleydi.”

Ren ve eşi şimdi sadece bir yatak ve bir masanın sığabildiği bir odada yaşıyor. Burada oturup, telefonundan iş ilanlarına bakıyor. Çoğu fabrika saatlik 16 RMB (2,50 ABD Doları) maaş veriyor. Bir ilanda önerilen saat ücretiyse 13RMB.

Tazminat parasına ihtiyacı var ve bunun için mahkemeye de gitmiş. Ancak fabrikanın sahibi ülkeyi terk etti ve hem Ren hem de 300 kadar iş arkadaşını ortada bıraktı.

“Dongguan’daki değişime tanıklık ettik ve bu şehri seviyoruz. Burası bizim ikinci evimiz. Buradan gitmemiz gerekirse çok üzülürüz.”

1980’li yılların ortalarından itibaren, Çin dünyaya açıldıktan hemen sonra, Dongguan ülkenin başlıca ihracat ve imalat üssü oldu. Ucuz giysiler, oyuncaklar ve ayakkabılar üretiliyordu.

O zamanlar, on binlerce işçi ABD’ye ihraç edilecek ayakkabıları imal ettikleri mesailerine başlamak için fabrika kapılarında sıra oluyordu.

Ancak son yıllarda, işçiler daha yüksek maaşlar talep ederken, şirketler iş alabilmek için fiyatlarını kırdılar ve kâr marjları daha da düştü. Sonra Donald Trump Beyaz Saray’a geldi ve ayakkabı da dahil Çin ürünlerine gümrük vergilerini yükseltti. Maliyetlerini düşürmek ve ABD-Çin ticaret savaşından korunmak isteyen şirketlerse başka yerlere gitti.

Şimdi Dongguan’ın neredeyse tamamen terk edilmiş bir köşesinde, kilometrelerce giden ve hayalet fabrikalara benzeyen az katlı, boş binalar var. Bölgede tek kalan, merakla bakanlara el sallayan tek bir güvenlik görevlisi.

Dikiş makinesi seslerinin yerini, kuş cıvıltıları ve binaların beton iskeletlerinin altından yollarını bulan banyan ağaçlarının inatçı kökleri almış. Çin’in güneyindeki sıcak ve çoğunlukla nemli iklim, insanların geride bıraktığını, doğanın ele geçirmesine yardımcı oluyor.

In with the new

Ancak Dongguan vazgeçmiyor. Şehir eski şöhretine kavuşabilmek için bir yüksek teknoloji merkezine dönüşmeye çalışıyor. Teknoloji devi Huawei, Songşan Gölü’nün kıyısında, 25 bin kişinin çalışabileceği bir kampüs inşa ediyor. Yeni bir bilim parkı ve bir dizi otel açıldı.

Kentin yeni istikametinden para kazanmaya çalışan Alan Lee yeni boyanmış ofisinde yatıyor. Ekonomik yavaşlamadan işletmesini sağ çıkartmayı başaran girişimcinin gözü, Avrupa’ya yüksek teknoloji ihraç etmekte.

“Son yıllarda çok insan işinden oldu. Borca girdiler ve mülklerini satmak zorunda kaldılar. Birçok şirket azalan ihracat talebi yüzünden sorun yaşadı. Sahipleri çok fazla mali baskıyla karşı karşıya kaldı ve hatta fabrikalarını kapattılar. Biz ticarete odaklanmayı seçtik ki üzerimizde üretim baskısı olmasın.”

Ancak bu işler Ren gibilerin henüz sahip olmadığı yeni teknolojik beceriler gerektiriyor. Tazminat parasını alma umuduysa sönüyor.

Niye uzakta olduğunu sorduklarında, çocuklarına ne diyeceğini düşünüyor.

“İyi bir yanıtım var mı bilmiyorum. Anneniz ve ben uzaktaydık, çünkü size daha iyi bir yaşam ve eğitim sumak istedik. Bir şeyler öğrenin ki, gelecekte bizim kadar çok çalışmanız gerekmesin diye umduk.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cinin-imalat-sektoru-geriliyor-yeni-sektorlere-yoneliyor/feed/ 0
BM Uzay İşleri Ofisi Direktörü Çin’e Yapacağı Ziyarette Çinli Uzay Yetkilileriyle Bir Araya Gelme İstediğini Belirtti https://www.haber28.com.tr/bm-uzay-isleri-ofisi-direktoru-cine-yapacagi-ziyarette-cinli-uzay-yetkilileriyle-bir-araya-gelme-istedigini-belirtti/ https://www.haber28.com.tr/bm-uzay-isleri-ofisi-direktoru-cine-yapacagi-ziyarette-cinli-uzay-yetkilileriyle-bir-araya-gelme-istedigini-belirtti/#respond Sun, 14 Jul 2024 23:24:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25416 Birleşmiş Milletler Uzay İşleri Ofisi Direktörü Holla-Maini, ofisinin Çin uzay topluluğu ile ortaklığını daha da geliştirmek amacıyla, Çin’e yapacağı ilk ziyarette Çinli uzay yetkilileri ve uzmanlarıyla bir araya gelmeyi beklediğini ifade etti.

VİYANA, 19 Nisan (Xinhua) — Birleşmiş Milletler (BM) Uzay İşleri Ofisi (UNOOSA) Direktörü Aarti Holla-Maini, Çin’in uzay keşfi alanındaki başarılarından ve tüm insanlığa fayda sağlamak üzere uzay teknolojilerinden yararlanma konusunda ofisiyle yaptığı yakın işbirliğinden övgüyle bahsetti.

Holla-Maini, bu haftanın sonunda bir dizi uzay etkinliğine katılmak üzere Çin’e doğru yola çıkmadan önce Xinhua ile özel söyleşisinde söz konusu açıklamayı yaptı.

25 yılı aşkın profesyonel deneyime sahip olan Holla-Maini, “Çin her zaman benim radarımda olmuştur” derken, Çin’in Ay keşif projesi ve kendi uzay istasyonundan örnek vererek, Çin’i “fırlatma alanı ve uydu navigasyon sisteminden daha yakın zamanlı gelişmelere kadar, uzaya araç gönderen saygın bir ülke” olarak tanımladı.

Yapımı 2022 yılında tamamlanan Çin’in Tiangong uzay istasyonu, istasyondaki astronotlar tarafından yürütülen çeşitli bilimsel deneylerle uygulama ve geliştirme aşamasına girdi. Söz konusu deneyler arasında, 2019 yılında UNOOSA ve Çin İnsanlı Uzay Ajansı tarafından ortaklaşa seçilen uluslararası işbirliği projeleri de yer alıyor.

Çin Ulusal Uzay İdaresi’ne göre, ülke şu anda Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu’nun temel modelini oluşturmayı hedefleyen Ay keşif programının dördüncü aşamasını hayata geçiriyor. Dördüncü aşama kapsamında, Chang’e-6 Ay keşif aracının Ay’ın uzak tarafından örnekler toplamak üzere yılın ilk yarısında fırlatılması planlanıyor.

“Bu nedenle Çin hakkında daha fazla bilgi edinmeyi çok önemsiyorum” diyen Holla-Maini, Çin’in orta kesimindeki Wuhan kentinde 1. Çin- Latin Amerika ve Karayipler Uzay İşbirliği Forumu’nun düzenleneceği 24 Nisan’daki Çin Uzay Günü etkinliklerine katılmayı dört gözle beklediğini söyledi.

Holla-Maini, ofisinin Çin uzay topluluğu ile ortaklığını daha da geliştirmek amacıyla, Çin’e yapacağı ilk ziyarette Çinli uzay yetkilileri ve uzmanlarıyla bir araya gelmeyi beklediğini ifade etti.

BM yetkilisi, kapasite inşa etme, afet riskini azaltma, uluslararası uzay işbirliğini geliştirme ve başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkelerin uzaya erişimine yardımcı olma konusunda UNOOSA’nın Çin ile yaptığı güçlü işbirliğinden övgüyle söz etti.

Holla-Maini, Çin’in Asya ve Pasifik’te Uzay Bilimi ve Teknolojisi Eğitimi Bölgesel Merkezi’ne ev sahipliği yaptığını da hatırlattı. UNOOSA’ya bağlı bölgesel eğitim ve araştırma kurumu bu yıl 10. yıldönümünü kutlayacak.

Çin ayrıca, özellikle gelişmekte olan ülkeler için afet yönetimi ve acil durum müdahalesinde uzay teknolojisinin kullanımını kolaylaştırmayı amaçlayan UN-SPIDER programının bir ofisine de ev sahipliği yapıyor.

Holla-Maini, ileriye dönük olarak, Çin’in uzay istasyonu ve planlanan Ay araştırma istasyonunun, uluslararası uzay keşfi ve araştırmalarına katkıda bulunacağını ve bunun “nihayetinde insanlığın yararı için herkesle paylaşılacağını” umduğunu belirtti.

Yetkili ayrıca, özellikle Küresel Güney’deki ülkeler için iklim değişikliğinin azaltılması ve sürdürülebilir kalkınma amacıyla uzay verilerine erişimin sağlanması yönünde Çin ile işbirliğini derinleştirmek istediğini ifade etti.

BM yetkilisi, Çin’in önerdiği Küresel Güvenlik İnisiyatifi ve Küresel Kalkınma İnisiyatifi’ni “memnuniyetle karşıladığını” ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasında bu iki inisiyatifi “önemli bir katkı” olarak gördüğünü vurguladı.

Holla-Maini, uzayın barışçıl kullanımı ve keşfinde uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan bir BM ajansı olan UNOOSA’nın başına Haziran 2023’te geçti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bm-uzay-isleri-ofisi-direktoru-cine-yapacagi-ziyarette-cinli-uzay-yetkilileriyle-bir-araya-gelme-istedigini-belirtti/feed/ 0
Apple’ın iPhone Satışları Düşüş Yaşadı: Nerede Hata Yaptı? https://www.haber28.com.tr/applein-iphone-satislari-dusus-yasadi-nerede-hata-yapti/ https://www.haber28.com.tr/applein-iphone-satislari-dusus-yasadi-nerede-hata-yapti/#respond Mon, 08 Jul 2024 07:36:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24225 Apple, bu yılın ilk çeyreğinde dünya genelinde iPhone satışlarında yaklaşık yüzde 10’luk bir düşüş yaşadı. Aynı dönemde, küresel akıllı telefon sevkiyatları yüzde 7.8 oranında artış gösterdi. Samsung, bu çeyrekte Apple’ı 10 milyon birimle geride bırakarak en çok akıllı telefon sevkiyatı yapan üretici konumuna yükseldi.

iPhone satışları büyük düşüş yaşadı: Apple nerede hata yaptı?

Uluslararası Veri Şirketi (IDC) tarafından yayımlanan rapora göre, Güney Kore merkezli Samsung, Amerikan rakibi Apple’ı ilk çeyrekte geçerek liderliği geri aldı. iPhone sevkiyatları, Apple’ın toplam satışlarının büyük bir kısmını oluşturduğu için bu düşüş kritik derecede önemli. Apple’ın son çeyrek raporuna göre, iPhone satışlarından elde edilen gelir 69.7 milyar doları buldu.

Apple, özellikle Çin gibi kritik pazarlarda iPhone satışlarında düşüş yaşarken, aynı zamanda maliyetli ve on yıllık bir elektrikli araç projesinden de vazgeçti. Ayrıca, diğer büyük teknoloji şirketleri gibi Apple da son zamanlarda ABD Adalet Bakanlığı tarafından açılan bir antitröst davasıyla karşı karşıya kaldı.

Apple kısıtlaması, uygulama geliştiricilerini isyan ettirdi!

IDC raporuna göre, Apple ve Samsung yıllık bazda sevkiyatlarında düşüş yaşarken, Çinli üreticiler Xiaomi ve Transsion, sırasıyla yüzde 34 ve yüzde 85 oranında artış gösterdi. iPhone satışlarının düşüş sebebi:

Ekonomik zorluklar: Global ekonomik belirsizlikler ve yüksek enflasyon oranları, tüketicilerin daha pahalı teknolojik ürünler satın alma kapasitelerini sınırlıyor.

Pazar doymuşluğu: Akıllı telefon pazarının doymuş olması, özellikle gelişmiş pazarlarda yeni cihaz alımlarını yavaşlatıyor. Mevcut kullanıcıların telefonlarını yükseltme ihtiyacı hissetmemesi, satışlarda düşüşe neden oluyor.

Rekabetin artması: Samsung, Xiaomi ve diğer Çinli üreticiler gibi rakiplerin artan rekabeti ve pazar payını ele geçirmesi, Apple’ın satışlarını olumsuz etkiliyor. Bu firmalar genellikle daha düşük maliyetli cihazlar sunarak geniş bir tüketici kitlesine ulaşabiliyor.

Teknolojik yeniliklerin azalması: Yeni iPhone modellerinde gözle görülür, devrimsel yeniliklerin azalması, tüketicilerin yeni model satın alma konusunda daha temkinli olmalarına yol açıyor.

Çin pazarındaki düşüş: Apple’ın önemli pazarlarından biri olan Çin’de satışların düşmesi, genel satış rakamlarını doğrudan etkiliyor. Çin pazarındaki siyasi gerilimler ve yerel markalara olan milliyetçi destek, bu düşüşte rol oynuyor.

Regülasyon ve yasal sorunlar: Apple, özellikle ABD Adalet Bakanlığı gibi kurumlar tarafından açılan antitröst davaları gibi yasal zorluklarla karşı karşıya kaldı. Bu tür yasal meydan okumalar, şirketin operasyonlarını ve pazar algısını olumsuz etkiledi.

Bu faktörlerin her biri, Apple’ın iPhone satışlarında gözlenen düşüşte belirli oranlarda etkili olabilir ve şirketin stratejisini yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Bu bilgiler ışığında, Apple’ın stratejilerini ve pazar dinamiklerini nasıl değiştirmesi gerektiği, sektördeki rekabetin ve tüketici tercihlerinin gelecekte nasıl şekilleneceği önemli sorular olarak öne çıkıyor.

Apple’ın bu zorlukları nasıl aşacağı ve teknoloji dünyasındaki yerini nasıl koruyacağı merak konusu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Hangi marka telefon kullanıyorsunuz? Görüşlerinizi ve düşüncelerinizi bizimle paylaşmaktan çekinmeyin!

]]>
https://www.haber28.com.tr/applein-iphone-satislari-dusus-yasadi-nerede-hata-yapti/feed/ 0
ABD, Japonya ve Filipinler liderleri Çin’in Güney Çin Denizi politikalarından endişe duyduklarını vurguladı https://www.haber28.com.tr/abd-japonya-ve-filipinler-liderleri-cinin-guney-cin-denizi-politikalarindan-endise-duyduklarini-vurguladi/ https://www.haber28.com.tr/abd-japonya-ve-filipinler-liderleri-cinin-guney-cin-denizi-politikalarindan-endise-duyduklarini-vurguladi/#respond Fri, 05 Jul 2024 13:24:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23684 ABD Başkanı Joe Biden, Japonya Başbakanı Fumio Kishida ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr Beyaz Saray’da üçlü bir zirve gerçekleştirdi. Liderler tarafından yayınlanan ortak bildiride Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki tehlikeli ve saldırgan tutumundan ve hukuka aykırı hak iddialarından “ciddi endişe duyulduğu” vurgulandı.

ABD Başkanı Joe Biden, Japonya Başbakanı Fumio Kishida ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr Beyaz Saray’da üçlü bir zirve gerçekleştirdi. Biden ilk niteliğindeki zirvenin başlangıcında yaptığı açıklamada Hint-Pasifik stratejisini yeni bir boyuta taşımak istediğini belirterek, “Birlik olduğumuzda herkes için daha iyi bir gelecek kurabiliriz” dedi. Kishida üç ülkenin Pasifik Okyanusu ile birbirine bağlı “doğal ortaklar” olduğunu vurgularken, Marcos ise, “Çağımızın karmaşık sorunlarıyla yüzleşmek herkesin ortak çaba göstermesini, ortak bir amaca adanmışlığı ve kurallara dayalı uluslararası düzene sarsılmaz bir bağlılığı gerektirmektedir” ifadelerini kullanıldı.

Ortak bildiri yayınlandı

Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmenin ardından Beyaz Saray tarafından “Japonya, Filipinler ve Amerika Birleşik Devletleri Liderlerinin Ortak Vizyon Bildirisi” yayınlandı. Ülke liderlerinin “eşit ortaklar ve güvenilir dostlar” olarak bir araya geldiği belirtilen bildiride, “Özgür ve açık bir Hint-Pasifik ve uluslararası hukuka dayalı bir uluslararası düzen vizyonuyla birleştik. Bu vizyonu önümüzdeki on yıllar boyunca birlikte geliştireceğimize söz veriyoruz. Temelde, birlikte çalışarak kendi uluslarımızın, Hint-Pasifik bölgesinin ve dünyanın güvenlik ve refahını geliştirebileceğimize inanıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Bildiride Çin vurgusu dikkat çekti

Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki tehlikeli ve saldırgan tutumundan ve hukuka aykırı hak iddialarından “ciddi endişe duyulduğu” vurgulanan bildiride, “Sahil Güvenlik ve deniz milisi gemilerinin Güney Çin Denizi’nde tehlikeli ve zorbaca kullanılmasına ve diğer ülkelerin açık deniz kaynaklarından faydalanmasını engelleme çabalarına kararlılıkla karşı çıkıyoruz. Çin’in Filipin gemilerinin açık denizlerde seyrüsefer özgürlüğünü kullanmasını tekrar tekrar engellemesi ve İkinci Thomas Sığlığı’na giden ikmal hatlarını kesintiye uğratması gibi tehlikeli ve istikrarı bozucu davranışlarından duyduğumuz ciddi endişeyi yineliyoruz” denildi. Çin’in Doğu Çin Denizi’nde statükoyu güç veya baskı yoluyla tek taraflı olarak değiştirme girişimlerine “şiddetle karşı çıkıldığı” aktarılırken, Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın küresel güvenlik ve refahın vazgeçilmez bir unsuru olduğu vurgulandı. Bildiride, “Tayvan konusundaki temel duruşumuzda herhangi bir değişiklik olmadığını belirtiyor ve meselelerin barışçıl yollarla çözülmesi çağrısında bulunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

Kuzey Kore’ye kınama, Ukrayna’ya destek

Tarafların Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması yönündeki kararlılığı bir kez daha yinelenirken, Kuzey Kore’nin barış ve güvenliğe yönelik ciddi tehdit oluşturan balistik füze denemelerinin “şiddetle kınandığı” vurgulandı. Bildiride, “Kuzey Kore’yi ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına uymaya ve füzelerini Ukrayna’ya karşı kullanan Rusya dahil herhangi bir ülkeye sağlamaktan kaçınmaya çağırıyoruz” denildi. Tarafların Ukrayna’nın egemenliğine, bağımsızlığına ve uluslararası alanda tanınan toprak bütünlüğüne yönelik sarsılmaz desteğini yinelediği kaydedilirken, “Rusya’nın Ukrayna işgali bağlamındaki nükleer silah kullanma tehditleri kabul edilemez . Rusya’nın Ukrayna’da herhangi bir nükleer silaha başvurmasının tamamen hukuksuz olacağını kesin bir dille ifade ediyoruz” denildi. Ayrıca tarafların demokrasi, insan hakları, çevre, iklim değişikliği ile mücadele ve ekonomi gibi farklı alanlarda üçlü işbirliğini geliştirme konusunda da mutabık kaldığı ifade edildi. – WASHINGTON

]]>
https://www.haber28.com.tr/abd-japonya-ve-filipinler-liderleri-cinin-guney-cin-denizi-politikalarindan-endise-duyduklarini-vurguladi/feed/ 0
ABD ve Japonya, Çin tehdidine karşı askeri iş birliğini güçlendirecek https://www.haber28.com.tr/abd-ve-japonya-cin-tehdidine-karsi-askeri-is-birligini-guclendirecek/ https://www.haber28.com.tr/abd-ve-japonya-cin-tehdidine-karsi-askeri-is-birligini-guclendirecek/#respond Fri, 05 Jul 2024 13:00:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23678 ABD Başkanı Joe Biden ve Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Çin’den gelebilecek olası bir tehdit karşısında askeri iş birliğini güçlendirme kararı aldı.

Kishida’nın Washington ziyareti sırasında iki liderin açıkladığı planlar arasında genişletilmiş bir hava savunma ağı da yer alıyor.

Biden ayrıca bir Japon astronotun Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA) Ay’a insan göndermeyi amaçlayan Artemis programına katılacağını söyledi.

Kishida’nın Washington’a yaptığı resmi ziyaret sırasında Beyaz Saray’da konuşan Biden, anlaşmalar için “ilk kurulduğundan bu yana ittifakımızın en önemli güncellemesi” ifadesini kullandı.

Hangi konular görüşüldü?

İki lider yaklaşık iki saat süren görüşmelerinde ağırlıklı olarak Hint-Pasifik bölgesindeki askeri konuların yanı sıra Ukrayna ve Gazze’de devam eden çatışmalara odaklandı.

Kuzey Kore, Tayvan ve Çin’in görüşmelerin özellikle odak noktasını oluşturduğunu belirten Kishida, “hukukun üstünlüğüne dayalı uluslararası düzenin” korunması çağrısında bulundu.

Kishida, “Statükoyu güç ya da zorlama yoluyla değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimler, nerede olursa olsun kesinlikle kabul edilemez” dedi.

“Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı ile ilgili olarak… bugün Ukrayna yarın Doğu Asya olabilir” diye konuştu.

Askeri anlaşmalar ne içeriyor?

Biden anlaşmaların bir parçası olarak ABD ordusunun Japonya ile ortak bir komuta yapısı kuracağını söyledi.

İki müttefik ayrıca Avustralya ile birlikte bölgede ortak bir hava ve füze savunma ağı geliştirecek ve İngiltere ile birlikte üçlü askeri tatbikatlara katılacak.

Kishida, ABD ve Japonya’nın Çin’den gelen “meydan okumalara” yanıt vermeye devam edeceklerini belirtti.

Aynı zamanda “Çin ile diyaloğumuzu sürdürmenin ve ortak sorunlar konusunda Çin ile iş birliği yapmanın önemini” teyit ettiklerini vurguladı.

Gözlemciler Çin faktöründen neden tedirgin?

Japonya’nın savunmasını güçlendirecek bir anlaşma, özellikle ülkenin herhangi bir bölgesel çatışmaya dahil olma riski nedeniyle ülkedeki gözlemcileri tedirgin ediyor.

Çin’in kendine ait olduğunu iddia ettiği özerk ada Tayvan ile Pekin arasındaki gerilim Japonya’da güçlü bir şekilde hissediliyor.

Çin ordusu, geçen yıl Nisan ayında üç günlük askeri tatbikat sırasında Tayvan’ı “kapatma” provası yaptığında, Japonya Savunma Bakanlığı bir Çin uçak gemisinin Okinawa takım adalarının bir parçası olan Miyako Adası’nın yaklaşık 230 km güneyinde bulunduğunu söylemişti.

Kuzey Kore füzelerini ateşlediğinde, bazıları Japonya’nın karasularının ya da Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin hemen dışına düşüyor

Kishida, bu nedenlerle Japonya’nın bu savunmaya ihtiyacı olduğu mesajını vermek istiyor.

Japonya pasifist tutumdan uzaklaşıyor

Toplantı aynı zamanda Japonya’nın yeniden pasifist kimliğinden uzaklaştığı bir döneme denk geldi.

Geçtiğimiz ay Japonya kabinesi, İngiltere ve İtalya ile birlikte geliştirmekte olduğu yeni savaş uçaklarının ihracatını onayladı.

Ancak her satış için kabine onayı ve devam eden bir çatışmanın olmadığı durumlarda ihracata izin verilmesi gibi katı kurallar belirlendi.

Uzayda iş birliği nasıl olacak?

Uzay sektöründe Japonya “basınçlı bir ay aracı” temin edip işletecek.

ABD ise iki Japon astronotun NASA’nın Artemis misyonunda yer almasına ve bir Japon astronotun Ay’a inmesine izin verecek.

Böylece, Amerikalı olmayan bir astronot ilk kez Ay’a inmiş olacak.

Japonya’nın ABD’deki yatırımları neden önemli?

Biden, ABD ve Japonya’nın “en yakın dostlar” haline geldiğini söyledi.

İki lider ayrıca Japon Nippon Steel’in Amerikan US Steel’i yaklaşık 15 milyar dolar karşılığında satın alma hamlesinin “her iki taraf için de olumlu olacak şekilde gelişmesini” umduğunu söyledi.

Biden ise Amerikalı işçilerin ve ABD-Japonya ittifakının “yanında durma” sözü verdi. ABD Başkanı geçen ay alışılmışın dışına çıkarak “ikonik” ABD şirketinin Amerikalıların elinde kalması gerektiğini söyledi.

Japonya ABD’deki en büyük yabancı yatırımcı ve Japon şirketleri bir milyondan fazla Amerikalıyı istihdam ediyor.

Kishida, “Japonya’dan ABD’ye yapılan yatırımlar önümüzdeki aylarda ve yıllarda daha da artabilir. Biz de bu kazan-kazan ilişkisini pekiştirmek istiyoruz” dedi.

Ziyaret Japonya’da nasıl karşılandı?

Çarşamba akşamı düzenlenen resmi yemekte iki lider ABD-Japonya ilişkilerine kadeh kaldırırken, Kishida eski Başkan John F. Kennedy’nin Pasifik Okyanusu’nun iki ülkeyi “birleştirdiği” yönündeki sözlerine atıfta bulundu.

Ancak ziyaret, Kishida’nın partisindeki yaygın yolsuzluk skandalı nedeniyle kamuoyundaki imajının darbe aldığı Japonya’da aynı sıcaklıkla karşılanmadı.

Siyasi yorumcu Hideo Yanagisawa, Asahi kanalına yaptığı açıklamada “Kishida (Washington’daki) sıcak atmosferin ve Japonya’daki tam tersi atmosferden uzak olmanın tadını çıkarıyor olmalı” dedi.

Gazeteler de toplantıyı eleştirdi ve Sankei gazetesi “Kishida zirveyi iç politika aracı olarak kullanmamalı” manşeti attı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/abd-ve-japonya-cin-tehdidine-karsi-askeri-is-birligini-guclendirecek/feed/ 0
Çin’in elektrikli araçları küresel dönüşümü teşvik ediyor https://www.haber28.com.tr/cinin-elektrikli-araclari-kuresel-donusumu-tesvik-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/cinin-elektrikli-araclari-kuresel-donusumu-tesvik-ediyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 10:48:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23639 Çin’in yeni enerjili araçları sadece küresel tüketicilere farklı tercihler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda daha fazla ülkenin yeşil ve düşük karbonlu dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmesine yardımcı oluyor.

HEFEİ/PARİS, 11 Nisan (Xinhua) — Avrupa Birliği’nin (AB) Çin’den yapılan elektrikli araç ithalatlarının gümrük tesciline yönelik direktifi ve olası geriye dönük tarifelerine ek olarak ABD ve Britanya da, Çin’in elektrikli araçlarına yönelik sözde sübvansiyon karşıtı soruşturmalar ya da ulusal güvenlik riski soruşturmaları açmaya hazırlanıyor.

Çin’in elektrikli araç ihracatları olumsuzluklarla karşı karşıya.

Bunun nedeniyse söz konusu ülkelerin “adil rekabet” ve “ulusal güvenlik” adı altında korumacılığa ve ticaret engellerine başvurarak piyasa ekonomisi ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarını ihlal etmesi.

Bu durum aynı zamanda Çin’in yeni enerjili araç sektörünün artan rekabet gücünü de yansıtıyor.

Çin’in yeni enerjili araçları sadece küresel tüketicilere farklı tercihler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda daha fazla ülkenin yeşil ve düşük karbonlu dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmesine yardımcı oluyor.

TEDARİK ZİNCİRİNİN BÜTÜNLÜĞÜ, ENDÜSTRİYEL YOĞUNLAŞMA

Çin’in imalat sektörü, en eksiksiz endüstriyel sistem sayesinde on yıldan fazla bir süredir dünyada ilk sırada yer alıyor.

Çin’de Anhui eyaletinin merkezi Hefei gibi bazı bölgeler, hızla gelişen yeni enerjili araç sektörüne yönelik eksiksiz bir sanayi ve tedarik zinciri kurmuş durumda.

Çin’deki toplam yeni enerjili araç üretimi Şubat 2022’de 10 milyon adedi, Temmuz 2023’teyse 20 milyon adedi aştı. Birinci araçtan 10 milyonuncu araca ulaşmak 27 yıl sürerken 10 milyonuncu araçtan 20 milyonuncu araca ise sadece 17 ayda ulaşıldı.

BÜYÜK PAZAR, HIZLI TEKNOLOJİ GÜNCELLEMESİ

Çin’in yeni enerjili araç sektörü, devasa pazar büyüklüğü ve güçlü büyüme potansiyeliyle küresel otomobil sektörünün en önemli bölümünü oluşturuyor.

Çin Otomobil Üreticileri Birliği’nin verilerine göre 2023’te Çin’in yıllık bazda yeni enerjili araç üretimi yüzde 35,8, satışıysa yüzde 37,9 artış sergiledi. Satış rakamı, küresel yeni enerjili araç satışlarının yaklaşık yüzde 65’ini teşkil etti. Çin, üst üste dokuz yıldır dünyadaki bir numaralı yeni enerjili araç üreticisi ve satıcısı konumunda bulunuyor.

Belçika merkezli Umicore’un CEO’su Mathias Miedreich, Londra merkezli Financial Times’a verdiği söyleşide, “Çin yapımı araçlar oldukça iyi ve insanlar da onları satın alıyor” dedi.

Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao, Pazar günü yaptığı açıklamada, Çinli elektrikli araç üreticilerinin kaydettiği hızlı gelişimin sübvansiyonlardan değil, devamlı nitelikteki teknolojik inovasyonlardan, iyi yapılandırılmış tedarik zinciri sisteminden ve tam piyasa rekabetinden kaynaklandığını belirtti.

Bakan, ABD ve Avrupa tarafından ileri sürülen “kapasite fazlası” suçlamalarının mesnetsiz olduğunu söyledi.

Wang ayrıca Çin’in elektrikli araç endüstrisindeki gelişimin, iklim değişikliğine karşı küresel mücadelenin yanı sıra yeşil ve düşük karbonlu dönüşüme de önemli katkı sağladığını vurguladı.

FARKLI TERCİHLER, OTOMOBİL DÖNÜŞÜMÜNÜ TEŞVİK

Çin yapımı yeni enerjili araçlar, teknolojik inovasyon ve küresel pazardaki rekabet yoluyla gelişen mükemmel kalite sayesinde, Avrupa’da son derece popüler.

Avrupa’nın temiz ulaşım kampanya grubu Transport and Environment (T&E) tarafından kısa önce açıklanan bir araştırmaya göre Çin yapımı elektrikli araçların AB pazarındaki payı, 2023’te yüzde 19,5 iken 2024’te yüzde 25’e ulaşacak.

T&E, Çinli markaların, AB’nin elektrikli araç pazarının 2024’te yüzde 11’ine, 2027’deyse yüzde 20’sine ulaşmasını öngörüyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın Sürdürülebilir Hareketlilik Birimi Başkanı Rob de Jong, Çin’in elektrifikasyon ve elektrikli araçların teşvikinde lider olduğunu söyledi. de Jong, Çin’in deneyimlerini ve teknolojisini tüm dünyadaki elektrikli araçların fiyat uygunluğunun artırılması amacıyla dünyayla, özellikle de Küresel Güney ile paylaşmasını umduğunu belirtti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cinin-elektrikli-araclari-kuresel-donusumu-tesvik-ediyor/feed/ 0
DEAŞ’ın Farklı İsimlere ve Bölgelere Ayrılması Ne Anlama Geliyor? https://www.haber28.com.tr/deasin-farkli-isimlere-ve-bolgelere-ayrilmasi-ne-anlama-geliyor/ https://www.haber28.com.tr/deasin-farkli-isimlere-ve-bolgelere-ayrilmasi-ne-anlama-geliyor/#respond Thu, 20 Jun 2024 01:24:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21801 Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı, terör örgütü DEAŞ’ın farklı isimlere ve bölgelere ayrılmasının ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Son dönemde terör örgütü DEAŞ’ın, Horasan (DEAŞ-K) ve Sahel’de (DEAŞ Sahel Eyaleti) bulunan aparatlarında bir hareketlenme söz konusu. Öncelikle İstanbul’da akabinde Moskova’da eylem yapan DEAŞ-K’nın, Madrid, Roma, Londra ve Paris gibi Avrupa’nın bazı başkentlerinde de eylem yapacağını duyurması ve 2024 yazı Almanya’da düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası’nın da hedef alınacağının bildirilmesi dünya kamuoyunun dikkatini tekrar DEAŞ terör örgütüne çevirdi. Bu gelişmelerle dünya kamuoyunda önemli sorular tartışılmaya başlandı; DEAŞ yenilip, ortadan kaldırılmamış mıydı? ABD öncülüğündeki koalisyon, terör örgütü PYD/YPG’nin taşeronluğunda DEAŞ’ı Irak ve Suriye’de tepelememiş miydi? Görünen o ki bu propaganda doğru değildi. DEAŞ, Irak ve Suriye’de geriletilse de metastaz yaparak dünyanın çeşitli bölgelerinde tekrar ciddi bir yükseliş içerisine girdi.

Yükselişin arka planı

3 Ocak 2024’te yeri ve kimliği bilinmeyen DEAŞ sözcüsü Ebu Huzeyfe yayınladığı bir açıklamada, örgüt tabanına eylem çağrısında bulundu ve tüm milis yapısına yine yeri ve kimliği bilinmeyen sözde imamları Ebu Hafs’ın selamlarını iletti. Bu mesaj örgüt tabanında geniş yankı buldu. Ebu Huzeyfe’nin bu açıklaması aslında birazda mecbur kalınan bir açıklama gibi de düşünülmeli. Söz konusu tarihe kadar uzun süredir pasif durumda olan DEAŞ’ın Avrupa’daki çirkin Kur’an yakma olaylarına, akabinde de Filistin meselesinde yaşanan gelişmelere sessiz kalması örgüt tabanında rahatsızlığa neden oldu. Örgüt tabanının yoğun bir şekilde kullandığı Telegram gruplarında örgütün sözde yönetimi eleştiriliyordu. Dolayısıyla Kur’an yakma ve Hamas-İsrail çatışmasının yaratığı iklim, DEAŞ tabanı için ciddi motivasyon kaynağı oldu.

DEAŞ-K’nın hareketlenmesindeki öncü rolü ise örgütün lideri konumunda olan ve yine yeri ve kimliği bilinmeyen Şahap El Ensari üstlendi. Şahap El Ensari, stratejik bir kararla örgütün ana yapısını, 2020’de Afganistan’ın kuzeyine taşıdı. Bu bölgede DEAŞ-K, kısa sürede Taliban karşıtı olan Tacik ve Özbek yapılar arasında sempati kazandı ve etkinliğini arttırdı. Bilindiği üzere Orta Asya’daki Tacik ve Özbek yapılar, gerek Rusya’da, gerek Türkiye’de ve hatta Avrupa’da diğer Orta Asyalı gruplara göre daha fazla seyahat imkanına ve çalışma iznine sahipler. Dolayısıyla bu şahısların legal bir şekilde çeşitli ülkelere rahat bir şekilde girip çıkabilmeleri de eylem planlamasında, DEAŞ-K’ya avantaj sağlamaya başladı. Bu kapsamda Türkiye ve Rusya’daki son eylemlerin planlanmasının arka planı da bu şekilde değerlendirilebilir.

DEAŞ-K’nın gelecek dönemde, artan eylemselliğini daha da geliştirme ve küresel düzeye çıkarma kapsamındaki motivasyonunun sağlam olduğu da ileri sürülebilir. Avrupa’daki Kur’an yakma eylemleri ile Hamas-İsrail çatışması, bu motivasyonun itici gücü konumundadır. Bu itici güç ise temelde, örgüt tabanının örgüt yönetimini zorlamasıyla meydana geldi. Yoksa yukarıda da belirtildiği üzere örgüt yönetimi, uzun süre söz konusu meselelerde görece zayıf bir tutum ve davranış içinde oldu.

DEAŞ’ın yeni hedefleri nereler?

DEAŞ-K’nın Çin’in çıkarları aleyhine Çin’de ve Güney Asya’da eylemsellik arayışı içerisine girebileceği de kuvvetli bir ihtimal olarak görülmelidir. Bu noktada DEAŞ-K’nın, Çin’i doğrudan hedef alabilecek eylemlerini, Çin içinde değil de Çin dışında örneğin Pakistan’da veya dünyanın çeşitli şehirlerinde gerçekleştirmesi beklenmelidir. Bunun nedeni, Çin’in sıkı güvenlik tedbirleri ve seyahat rejimi kapsamında Çin içerisinde seyahat etmenin, oturma ve çalışma izni almanın zor olmasından kaynaklanıyor.

Afrika Sahel bölgesindeki DEAŞ yapılanmasının da yükseliş içerisinde olduğu bir gerçektir. Bu yapının bölgenin iç dinamiklerinden kaynaklanan bazı sorunları halletmesi halinde, daha küresel bir hale gelebileceği de beklenmelidir. Bölgedeki Tuareg kabilelerin oluşturduğu Tuareg cephesi, Afganistan El Kaidesi ile Mali, Nijer, Nijerya ve Burkina Faso hükümet güçleri ile çatışma halinde olan Sahel bölgesindeki DEAŞ yapısı, enerjisinin çoğunluğunu, şu an için bu yerel aktörle girdiği güç mücadelesinde harcıyor. Buna karşı Sahel’deki DEAŞ yapısının, özellikle Kuzey Afrika kökenli olan ve Avrupa’da yaşayan sempatizan yapısıyla etkileşime girerek, Avrupa başkentlerinde eylem yapma kapasitesinin her zaman mevcut olduğu da kabul edilmelidir.

Sonuç olarak gerek DEAŞ-K’nın gerek Sahel bölgesindeki DEAŞ yapılarının yeniden ciddi bir küresel tehdit haline dönüşme riski hız kazanıyor. Özellikle Moskova ve İstanbul saldırısı, akabinde Avrupa başkentlerini sayarak yapılan tehditler bu durumun emaresidir. DEAŞ-K’nın ana itici gücünü oluşturan Afganistan’ın kuzeyi ile Sahel bölgesinde radikalleşme (tekfirileşme) eğilimlerinin yüksek olması ve merkezi hükümetlerin bu alanlarda zayıf otoriteye sahip başarısız devletler şeklinde varlıklarını sürdürmesi, DEAŞ’ın önümüzdeki yıllarda artan oranda küresel çaplı eylemler yapmasına yardımcı olacaktır.

[Doç.Dr. Ali Burak Darıcılı Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/deasin-farkli-isimlere-ve-bolgelere-ayrilmasi-ne-anlama-geliyor/feed/ 0
GÖRÜŞ- Terör örgütü DEAŞ yönünü Orta Asya’ya mı çevirdi? https://www.haber28.com.tr/gorus-teror-orgutu-deas-yonunu-orta-asyaya-mi-cevirdi/ https://www.haber28.com.tr/gorus-teror-orgutu-deas-yonunu-orta-asyaya-mi-cevirdi/#respond Fri, 07 Jun 2024 07:36:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19909 Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı, terör örgütü DEAŞ-K’nin Orta Asya’daki yükselişini ve yayılmasını AA Analiz için kaleme aldı.

***

22 Mart 2024 tarihinde Moskova’da, Rusya tarihinin en büyük terör saldırılarından biri yaşandı. Crocus belediye binasında yer alan konser salonunda 4 teröristin gerçekleştirdiği terör saldırısı, çok sayıda sivilin ölmesine neden oldu. Son açıklamalara göre ölü sayısı 135’i geçti. Bu saldırı, Rusya’nın 1990’lı yıllarda Beslan trajedisinden sonra tecrübe ettiği 2’nci en büyük saldırı konumunda.

Kim bu DEAŞ-K?

Terör saldırısının arka planıyla ilgili olarak özellikle sosyal medya üzerinden yayılan manipülatif haberlere rağmen, DEAŞ terör örgütüne bağlı, Afganistan ve İran’da faaliyet gösteren DEAŞ-Horasan Eyaleti (DEAŞ-K), saldırıyı resmi yayın organı Amaq Haber Ajansı üzerinden çeşitli görüntü ve videolar eşliğinde üstlendi. Peki, kim bu DEAŞ-K? Amacı nedir? Nasıl gelişmiştir? Neden Rusya’yı hedef almıştır? Son sorudan başlayacak olursak, DEAŞ-K, 2017 yılından beri Rusya ile savaş halinde olduğunu ilan ediyor. Kurulduğu 2014 yılından bu yana Rusya’yı tehdit eden DEAŞ-K’nin, Crocus belediye binasına düzenlenen saldırıdan 1 hafta önce Kaluga’da bir sinagoga planladığı saldırının Rus istihbaratı tarafından engellendiği de medyaya servis edildi. DEAŞ-K’nin amacı, militan yapısı ve nasıl geliştiğine dair ise temel olarak şunlar ifade edilebilir.

DEAŞ-K, 2013’te El Kaide’nin Irak kolundan ayrılarak oluşturulan DEAŞ’ın Pakistan-Afganistan bölgesindeki aparatına verilen isimdir. DEAŞ-K ilk olarak Horasan ve civarı bölgelerde 2015 yılında ortaya çıktı. DEAŞ, DEAŞ-K’yi Pakistan Taliban’ından ayrılan militanları da yanına çekerek kurdu. DEAŞ-K’nin militan yapısını, tıpkı DEAŞ’ın ana omurgasını oluşturan üyeleri gibi, Suriye ve Irak’tan Afganistan’a kaçabilen veya kaçmasına göz yumulan ve çeşitli Arap ülkelerinin yanı sıra, özellikle de Tacikistan, Özbekistan, Çeçenistan, Hindistan, Bangladeş, Çin’den gelenler oluşturuyor. Bu noktada “kaçmasına göz yumulan” ifadesine dikkati çekmekte fayda var. Bu ifadenin ne anlama geldiğini anlamak için, 2017 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde koalisyon güçleri ile Suriye Rakka’da bulunan DEAŞ militanlarının yaptıkları örtülü anlaşmadan bahsetmek gerekiyor. BBC gibi uluslararası medya kuruluşlarının geniş şekilde yer verdiği söz konusu anlaşma ile ilgili çeşitli güvenilir açık kaynak bilgilerine bakıldığında, şu maddeler göze çarpıyor.

2017 yılında Rakka’da bulunan 250 DEAŞ militanı ve aileleri, Suriye’de DEAŞ ile mücadele etme maskesi adı altında kurulan ABD-İngiltere öncülüğündeki koalisyon ile ana omurgasını PKK terör örgütünün Suriye aparatı olan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) oluşturduğu ortak operasyonla Rakka’dan güvenli bir şekilde tahliye edildi. Tahliye edilen DEAŞ’lıların arasında, örgütün önde gelen militanlarının yanı sıra çok sayıda yabancı savaşçı vardı. Söz konusu 250 DEAŞ militanı, Rakka’nın ABD destekli YPG’li teröristler tarafından ele geçirilmesinden önce yüzlerce araçlık konvoyla şehirden ayrıldı. Onlarca yabancı DEAŞ militanı silah ve cephane yüklü 10 kamyonla Rakka’yı ABD ve YPG’nin denetimi altında güvenli bir şekilde terk etti. Uluslararası medyada yer alan net bilgilere rağmen, ne ABD ve İngiltere öncülüğündeki koalisyonun, ne de koalisyonun desteklediği PYD/YPG’nin anlaşmadaki rollerini itiraf etmek istemedikleri anlaşıldı.

DEAŞ-K’nin Orta Asya’daki yükselişi ve yayılması

Peki bu militanlar nereye gitmiştir? Bu militanların her ne kadar Irak ve Suriye’nin derinliklerine dağıldıkları, yabancı militanların çoğunun ise ülkelerine döndükleri Batı medyasında yer alsa bile DEAŞ’a bağlı unsurların Afrika’nın Sahel bölgesinde ve Horasan’da son aylarda artan etkinlikleri dikkate alındığında, söz konusu grupların özellikle Afganistan’a, akabinde de Sahel’e geçiş yaptıkları kuvvetle ileri sürülebilir. Çünkü bu şahıslar ciddi çatışma tecrübesi bulunan, iyi derece silah ve patlayıcı kullanabilen, gizli bir şekilde ülke değiştirerek eylem planlayabilen, keşif yapabilen, kripto irtibat ve muhabere tekniklerini kullanabilen ve ideolojik olarak DEAŞ’a sıkı sıkıya bağlı militanlardır. Dolayısıyla bu şahısların, DEAŞ’ın Horasan ve Sahel’deki yükselişinde öncü rol oynadıkları rahatlıkla analiz edilebilir. Horasan ve Sahel’e güvenli bir şekilde geçiş yapan militanların, bu yolculuktaki hedef duraklarının söz konusu bölgeler olması da oldukça manidardır.

Öncelikle “Neden Horasan?” sorusunu sormak gerekiyor. Bu sorunun cevabı Horasan ve civarının yani Afganistan’ın stratejik konumuyla ilişkilidir. Söz konusu stratejik konum, uluslararası sistem açısından farklı bakış açılarıyla değerlendirilebilir. DEAŞ’ın Horasan’daki yükselişinin, önümüzdeki yıllarda Çin ve ABD arasındaki küresel rekabette belirleyici bir rolü olabilir. Bilindiği üzere Çin’in Kuşak-Yol Girişimi’nin güvenliğinde Afganistan’ın önemli bir rolü bulunuyor. Bu nedenle Çin, ılımlı ve söz dinleyebilecek bir Taliban yönetimini, Pakistan üzerinde etki yaratabilmek ve Afganistan’la da ilişkileri geliştirmek için istiyor. DEAŞ-K ise bu tercihe zarar verebilecek bir potansiyele sahiptir. Ayrıca Çin, Doğu Türkistan üzerinden kendi ülkesinde de DEAŞ destekli bir terör tehdidi ile karşı karşıya kalabileceğini de öngörüyor. Dolayısıyla DEAŞ-K’nin Orta Asya’daki yükselişi ve yayılması, Çin için doğrudan bir tehdit ve risktir. Bu durumun Çin’in çıkarlarına ve stratejilerine verebileceği zararlar kapsamında, ABD için tercih edilebilecek bir durum ortaya çıkıyor.

Çin’in Afrika coğrafyasında ekonomik ve siyasi etkisi giderek artsa dahi bu yatırımlar henüz başlangıç aşamasındadır. Çin’in, Afrika’nın birçok bölgesinde maden işletmeciliği, uzun süreli liman kiralamaları, çeşitli altyapı inşaatları gibi büyük ölçekli ticari yatırımları bulunuyor. Bununla beraber birçok fakir Afrika ülkesinin de Çin’e büyük miktarda borcu var. Tüm bu gelişmeler Çin’in Afrika’daki nüfuzunu artırıyor. Bu nedenle de önümüzdeki yıllarda Sahel merkezli DEAŞ terörünün Afrika’yı önemli ölçüde istikrarsızlaştırması oldukça olasıdır. Bu durum Çin’in, Afrika’ya yönelik planlarını ciddi ölçüde akamete uğratabilir.

Sonuç olarak tüm bu değerlendirmeler ışığında akıllara “DEAŞ’ın hedefindeki ülkeleri nasıl seçtiği?” sorusu geliyor. DEAŞ, neden Batı’yı veya ABD’yi hedef almak yerine Rusya, Türkiye, İran ve Orta Asya’da saldırılar planlıyor? Bu kapsamda DEAŞ yönetiminin taşeronluk yaptıkları güçlerin himayesinde hareket ettiği düşünülebilir.

[Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı, Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gorus-teror-orgutu-deas-yonunu-orta-asyaya-mi-cevirdi/feed/ 0
Okyanus Yüzeyinin Altında Devasa Maden Yatakları Bulunuyor https://www.haber28.com.tr/okyanus-yuzeyinin-altinda-devasa-maden-yataklari-bulunuyor/ https://www.haber28.com.tr/okyanus-yuzeyinin-altinda-devasa-maden-yataklari-bulunuyor/#respond Fri, 07 Jun 2024 02:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19855 Okyanus yüzeyinin binlerce metre altında, devasa maden yatakları bulunuyor. Bu madenlerin birçoğu, iklim değişikliğine karşı mücadelede dünyanın kritik olarak ihtiyaç duyduğu temiz enerji dönüşümü için kilit önemde.

Denizin derinliklerindeki madenler aynı zamanda askeri teçhizat ve silah üretiminde de kullanılabilir nitelikte.

Henüz deniz tabanından maden çıkarılabilmiş değil. Ancak aralarında Çin, Hindistan ve Rusya’nın da bulunduğu ülkelerdeki özel şirketler ve devlet kurumları, buralardaki hakları güvence altına almak için yarış halinde.

Kuzey Pasifik Okyanusu’ndaki Clarion-Clipperton Bölgesi, Kuzey Atlantik Okyanusu’ndaki Orta Atlantik Sırtı, Hint Okyanusu ve Kuzeybatı Pasifik’teki bazı bölgeler için BM’ye bağlı Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi’ne (ISA) lisans başvurusu yapıldı.

ABD ise benzer bir araştırmayı kendisine ait sınırlar içinde yürütüyor. Bunun nedeni BM Deniz Hukuku Sözleşmesini onaylamamış olmaları.

Şu ana kadar ISA tarafından verilen 31 araştırma lisansından 17’si Hawaii ve Meksika arasındaki Clarion-Clipperton kırılma bölgesinde yer alıyor. Burada manganez, kobalt, nikel ve bakır açısından zengin, patates şeklindeki polimetalik yumrular aranıyor.

Lityum ve grafit dahil bu ve diğer madenler, elektrikli araçlarda, güneş panellerinde, rüzgar türbinlerinde ve enerji depolayan pillerde kullanılmaktadır.

Bu madenlere neden bu kadar talep var?

Derin deniz madenciliğine olan ilgi, temiz enerjiye bağlı yönelimle birlikte arttı.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, elektrikli araçlar, fosil yakıtla çalışan atalarına göre altı kat daha fazla minerale ihtiyaç duyuyor. Benzer şekilde açık deniz rüzgar tribünleri de elektrik üretmek için doğalgaz santrallerinden 12 kat daha fazla metal ve minerale ihtiyaç duyuyor.

Dünya Bankası, oluşan talebi karşılamak için, çıkarılan maden miktarının 2050 yılına kadar beş kat artması gerekeceğini öngörüyor.

Bu, rüzgar, güneş ve jeotermal enerji ile enerji depolama için gerekli, üç milyar tondan fazla mineral ve metal anlamına geliyor.

Derin deniz madenciliği yanlıları, geleneksel madenciliğin talebi karşılamayacağını savunuyor ve aşırı çıkarma nedeniyle maden kalitesinin düşüklüğüne işaret ediyor.

Ancak derin deniz madenciliği üzerinde de çevre eksenli tartışmalar var.

Şu anda az sayıda ülke, temiz enerjide kullanılan kritik madenlerin, karada üretimine hakim durumda bulunuyor.

Lityum üretiminde Avustralya, bakırda ise Şili zirvede yer alıyor.

Çin ağırlıklı olarak akıllı telefonlar ile bilgisayar gibi ileri teknoloji ürünlerinde kullanılan grafit ve nadir elementlere yöneldi.

Kongo Cumhuriyeti, Endonezya ve Güney Afrika, kobalt, nikel, platin ve iridyum pazarlarındaki büyük oyuncular.

Çin’in derin denizlere dalışı

Çin aynı zamanda giderek artan şekilde, bu madenleri kendi sınırları dışında çıkarmaya yönelik adımlar atıyor. Bu da Pekin’in jeopolitik rakipleri arasında endişe yaratıyor.

Çin gözünü derin deniz araştırmalarına da dikti.

BM’nin yetkili kurumunun verdiği madencilik lisanslarından beşini Çin aldı. Bu, bir ülkenin aldığı en fazla lisans olarak dikkat çekiyor.

Hindistan’ın da iki lisansı var ve iki tane daha için başvuruda bulundu. Rusya’nın dört lisansı var ve bir lisansı da başka ülkelerle paylaşıyor.

Veri toplama şirketi Horizon Advisory’nin kurucu ortağı Nathan Picarsic, “Kritik minerallerin çıkarılması, işlenmesi ve kullanılmasına yönelimin, jeopolitik gerilimler ile enerji dönüşümü süreci ile hızlandığını” söylüyor.

Ancak asıl jeopolitik kaygı, Çin’in, tedarik zincirine daha girmeden önce bu madenleri işlemedeki payı üzerineydi.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na göre Çin, şu anda rafine doğal grafit ve disprosyum tedarikinin %100’ünü, kobaltın %70’ini ve işlenmiş lityum ve manganezin neredeyse %60’ını kontrol ediyor.

Ayrıca Pekin, bu değerli madenlerin işleme teknolojilerinin ihracatına yönelik de çeşitli yasaklar getirdi. Çin, bunun ülkenin ulusal güvenliğini ve çıkarlarını korumak için yapıldığını açıklıyor.

Ülke, Aralık 2023 itibariyle elektrikli araçlarda, rüzgar türbinlerinde ve diğer bazı elektronik cihazlarda kullanılan nadir maden temelli mıknatısların üretim teknolojisinin ihracatını yasakladı.

ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm, Ağustos 2023’teki bir temiz enerji zirvesinde, “Piyasa gücünü siyasi kazanç için silah olarak kullanmaya istekli bir tedarikçiyle karşı karşıyayız” diyerek gerginliği gözler önüne serdi.

Bundan iki ay önce ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu, Pentagon’a ülkenin derin deniz madenciliği ile bu madenleri işleme kapasitesini inceleme talimatı vermişti.

Komisyon, Çin bu değerli madenleri çıkarma hakları konusundaki artan girişimlerine işaret ederek, ABD’nin kritik ve stratejik madenler konusunda dışa bağımlılığını azaltacak stratejik adımlar atması gerektiğini savunmuştu.

ABD, 2022 yılında, Avustralya, Kanada, Finlandiya, Fransa, Almanya, Japonya, Kore Cumhuriyeti, İsveç, İngiltere ve Avrupa Komisyonu ile birlikte Maden Güvenliği Ortaklığı’nı başlattı. Bu kulübe sonrasında İtalya ve Hindistan da katıldı.

Okyanus madenciliğine yönelik uyarılar neler?

BM’nin yetki lisansı veren kurumu ISA, henüz düzenlemeler üzerinde çalıştığı için derin deniz madenciliği başlamış değil.

Bu arada bazı bilim insanları ve okyanusların güvenliği konusunda kampanya yürüten bazı örgütler, derin deniz madenciliğinin yaratabileceği ekolojik etkiler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Kaliforniya Üniversitesi’nde oşinografi ve deniz ekolojisi alanında çalışan Profesör Lisa Levin, alanında seçkin bir isim olarak anılıyor.

Levin’in şu uyarıyı yapıyor:

“ISA son düzenlemeleri muhtemelen gelecek yıl tamamlandığında, halen okyanusların derinliklerindeki biyoçeşitliliğin bu tür madencilikten nasıl etkilenebileceği konusunda bilgi eksikliklerimiz olacak”

Aralarında Brezilya, Kanada, Kosta Rika, Finlandiya, İsviçre ve Vanuatu’nun da bulunduğu yaklaşık 20 ülke, derin deniz madenciliğinin, deniz ekosistemi üzerindeki potansiyel etkileri hakkında daha fazla araştırma yapılana kadar durdurulmasını istedi.

Buna rağmen Norveç parlamentosu Ocak ayında Kuzey Kutbu bölgesindeki sularda araştırma yapılmasını onayladı.

Birçok ülke deniz tabanını büyük bir olanak olarak görüyor.

ISA sekreterliği, üye ülkelerin, “yeşil enerjiye geçiş ve yeşil teknolojiler için derin deniz yatağı potansiyelinin giderek daha fazla farkına vardıklarını” açıklıyor.

Clarion-Clipperton bölgesinde araştırma yapan Kanadalı The Metals Company’den Gerard Baron, “nüfus bakımından dünyanın en büyük üç ülkesinin, mevcut jeopolitik durumda derin deniz kaynaklarının potansiyeline odaklanmasının deniz tabanı madenlerine olan ilgiye yeni bir ivme kazandırdığını” savunuyor.

Kampanyacılar ise ülkeler arasında kızışan rekabetin arkasında derin deniz madenciliği şirketleri olduğunu öne sürüyor.

Greenpeace’in ‘Derin deniz madenciliğini durdurun’ kampanyasının direktörü olan Louisa Casson şunları söylüyor:

“Jeopolitik gerilimleri körükleyerek ve tedarik zinciri kısıtlamalarından bahsederek, okyanusları maden çıkarmaya açmaları için hükümetlere lobi yapıyorlar. Korku tacirliği yapıyorlar”

Madenciliğin deniz ekosistemlerine neler yapabileceği konusunda bilim camiasının “bilgi açığı”na ilişkin uyarılarına yanıt olarak

ISA ise çevrecilerin bilgi eksikliği endişelerini dile getirmesi karşısında, uluslararası uzmanlarla birlikte çalışıldığı açıklamasını yapıyor. Kurum, bilgi eksikliği bulunduğuna yönelik olarak “bir fikir birliği yok” diyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/okyanus-yuzeyinin-altinda-devasa-maden-yataklari-bulunuyor/feed/ 0
TikTok’un Güvenlik Endişeleri: Veri Toplama, Gizli İzleme ve Beyin Yıkama https://www.haber28.com.tr/tiktokun-guvenlik-endiseleri-veri-toplama-gizli-izleme-ve-beyin-yikama/ https://www.haber28.com.tr/tiktokun-guvenlik-endiseleri-veri-toplama-gizli-izleme-ve-beyin-yikama/#respond Mon, 13 May 2024 22:12:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17941 Joe Tidy | BBC Teknoloji Muhabiri

Çin, ABD Kongresi’nin TikTok’un yasaklanmasıyla sonuçlanabilecek yasasına tepki gösterdi ve bunun adil olmadığını söyledi.

Çinli bir şirketin sahip olduğu TikTok uygulamasının ne kadar güvenli olduğu yıllardır tartışılıyor.

Pek çok Batı ülkesi, son birkaç yılda siyasetçiler, güvenlik görevlileri ve kamu yöneticilerinin bu uygulamayı yüklemesini yasakladı.

Peki TikTok hakkındaki ana endişeler neler ve şirket bunlara nasıl yanıt veriyor?

1. TikTok ‘aşırı miktarda’ veri topluyor

Şirket, uygulamanın topladığı veri miktarının “endüstri standartlarına uygun olduğunu” söylüyor.

TikTok’a yöneltilen eleştirilerden biri kullanıcılardan dev miktarda veri toplaması. Avustralya merkezli siber güvenlik şirketi Internet 2.0’ın Temmuz 2022’de yayımladığı bir siber güvenlik raporu, bu argümana kanıt olarak sunuluyor.

Analistlere göre TikTok’un topladığı veriler arasında konum, kullanılan cihaz ve bu cihazdaki diğer uygulamaların neler olduğu da var.

Fakat insan hakları ve internet güvenliği alanında çalışan Citizen Lab’in yürüttüğü bir çalışma, diğer sosyal medya platformlarının da bu verileri topladığını ortaya koydu.

Geçen yıl Georgia Institute of Technology adlı teknoloji enstitüsünün yaptığı bir araştırmada da “çoğu sosyal medya platformu benzer veriler topluyor” ifadeleri yer aldı.

2. TikTok Çin hükümeti tarafından kullanıcıları gizlice izlemek için kullanılabilir

TikTok Çin hükümetinden tamamen bağımsız olduğunu, bugüne kadar Çin hükümetiyle hiçbir kullanıcı verisini paylaşmadığını, hükümet talep etse bile vermeyeceğini söylüyor.

Güvenlik uzmanları her ne kadar buna karşı uyarsa da, sosyal medya ağlarıyla yaptığımız anlaşma gereği onlara bolca kişisel verimizi vermeyi kabul ediyoruz.

Onlar da karşılığında bize hizmetlerini ücretsiz sunmayı kabul ediyor.

Hakkımızda elde ettikleri verilerle, bize kişiselleştirilmiş reklamlar sunup bundan para kazanıyorlar.

TikTok’un güvensiz olduğunu söyleyenler, bunun sahibinin Çinli ByteDance şirketi olduğuna dikkat çekiyor.

Diğer tüm sosyal medya ağlarının ABD merkezli olduğunu düşününce bu sıra dışı bir durum.

Facebook, Instagram, Snapchat ve YouTube da benzer miktarlarda veri toplasa da hepsi ABD merkezli şirkete ait.

ABD’li siyasetçiler yıllardır bu uygulamaların topladığı verilerin ulusal güvenliği tehdit edecek bir şekilde kullanılmayacağına güveniyordu.

Donald Trump’ın 2020’deki başkanlık kararında, TikTok’un elde ettiği veriler sayesinde Çin’in “federal çalışanlar ve taşeronların konumlarını takip edebileceğini, şantaj yapmak için kişisel bilgiler içerecek dosyalar hazırlayabileceğini ve kurumsal casusluk yapabileceğini” öne sürmüştü.

Elimizdeki kanıtlar bunun yalnızca teorik bir risk olduğuna işaret ediyor.

Bu endişelerin kaynağında ise 2017’de çıkarılan ve geniş bir şekilde yorumlanabilecek bir Çin yasası bulunuyor.

Çin Ulusal İstihbarat Yasası’nın yedinci maddesi, bütün Çinli örgüt, şirket ve kişilerin “ülkenin istihbarat faaliyetlerini desteklemesini ve işbirliği içinde olmasını” zorunlu kılıyor.

Bu yasa maddesi sadece TikTok için değil, tüm Çinli şirketlerle çalışanlar için kaygı uyandırıyor.

Öte yandan Georgia Institute of Technology araştırmacıları bu maddenin bağlamından koparıldığını, aynı yasanın diğer maddelerin özel şirketlerin ve kullanıcıların haklarını güvence altına alan ifadeler içerdiğini belirtiyor.

TikTok yöneticileri 2020’den bu yana Çin’deki şirket çalışanlarının Çin dışındaki kullanıcıların bilgilerine erişemediğini söylüyor.

Fakat 2022’de ByteDance, Pekin merkezli birkaç çalışanının ABD ve İngiltere’de bulunan en az iki gazetecinin konumlarını takip ederek TikTok çalışanlarıyla görüşüp görüşmediğini tespit etmeye çalıştığını kabul etti. Bunu, TikTok hakkında basına bilgi sızdıran çalışanları bulmak için yapmışlardı.

Bir TikTok sözcüsü Pekin merkezli bu çalışanların sözleşmelerinin iptal edildiğini duyurdu.

Şirket, kullanıcı verilerinin hiçbir zaman Çin’de tutulmadığını, ABD’li kullanıcılar için Texas’ta ve Avrupalı kullanıcılar için de Avrupa ülkelerinde veri merkezleri inşa etmekte olduklarını aktarıyor.

TikTok Avrupa Birliği’nde diğer sosyal medya platformlarının yaptıklarının da ötesine geçerek, Avrupa’daki verilerinin nasıl kullanıldığını denetlemesi için bağımsız bir siber güvenlik şirketiyle anlaştı.

Konuyla ilgili yaptıkları açıklamada “Avrupalı kullanıcılarımızın verileri özel korumalı bir ortamda tutuluyor ve yalnızca onaylanmış çalışanlar bu verilere erişebiliyor, bu da bağımsız ve sıkı bir şekilde denetleniyor” ifadelerini kullandı.

3. TikTok bir ‘beyin yıkama aracı’ olarak kullanılabilir

TikTok topluluk yönergesinin “kamuoyunu yanıltmayı ve kullanıcılara zarar vermeyi yasakladığını, buna koordineli bir şekilde yanıltıcı faaliyetlerde bulunmanın da dahil olduğunu” söylüyor.

Kasım 2022’de ABD’deki Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Christopher Wray, Kongre üyelerine yaptığı bir konuşmada “Çin hükümeti uygulamanın içerik algoritmasını kontrol edebilir ve bu da etki operasyonları için kullanılabilir” dedi.

Bu iddia daha sonra defalarca tekrar edildi.

TikTok’un yalnızca Çin’de sunulan ikiz uygulaması Doutin’in ağır bir şekilde sansürlenmesi ve gençlere yönelik eğitim materyallerini öne çıkarması bu endişeleri artırdı.

Çin’de tüm sosyal medya platformları sert bir sansüre tabi. Hükümeti eleştiren içerikler internet polisi tarafından düzenli olarak siliniyor.

TikTok’un popülerleşmeye başladığı ilk dönemde Çin dışında da ünlü sansür vakaları yaşandı.

Pekin’in Sincan’da Müslümanlara yönelik tutumunu eleştirdiği için ABD’de bir kullanıcının hesabı askıya alındı.

Büyük bir kamuoyu tepkisinin ardından TikTok özür diledi ve hesabı tekrar aktifleştirdi.

O zamandan bu yana birkaç sansür vakası daha gerçekleşti.

Bunun yanı sıra diğer sosyal medya platformlarının da verdiği gibi tartışmalı moderasyon kararları da vermeleri gerekti.

Citizen Lab araştırmacıları TikTok ile Douyin’i karşılaştırdığında, TikTok’un Douyin gibi bir sansür politikası olmadığını buldu.

2021’deki araştırmada “TikTok bariz paylaşım sansürleri yapmıyor” ifadeleri yer aldı.

Georgia Institute of Technology analistleri de uygulamada Tayvan’ın bağımsızlığı ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping hakkında şakalar içeren paylaşımları arattıktan sonra şu sonuca vardı:

“Bu kategorilerdeki videolara TikTok’ta kolaylıkla erişilebiliyor. Hatta bazıları popüler ve bolca paylaşılan videolardı.”

Teorik risk

Genel tabloya baktığımızda endişelerin ve risklerin teorik olduğunu görüyoruz.

Uygulamayı eleştirenler TikTok’a “Truva atı” benzetmesi yapıyor, uygulamanın zararsız gözükse de çatışma dönemlerinde güçlü bir silaha dönüşebileceği gibi uyarılarda bulunuyor.

Hindistan 2020’de birkaç diğer Çin merkezli platformla birlikte TikTok’u ilk yasaklayan ülkelerden olmuştu.

Fakat ABD’nin alacağı bir yasak kararının TikTok’a etkisi çok daha büyük olur. Zira ABD böylesi kararlar aldığında müttefikleri de benzer kararları hayata geçiriyor.

ABD Çinli Telekom devi Huawei’nin 5G altyapısı kurmasını engellediğinde, o adım da teorik riskler nedeniyle atılmıştı.

Öte yandan bu tür endişelerin tek taraflı olduğunu hatırlatmakta da fayda var.

Çin’in ABD merkezli uygulamalardan kaygılanmasına gerek yok çünkü bunlar zaten yıllardır Çinli kullanıcılara yasak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tiktokun-guvenlik-endiseleri-veri-toplama-gizli-izleme-ve-beyin-yikama/feed/ 0
Türk ve Çinli Sanatçılar, Pekin’de Ortak Sergi Açtı https://www.haber28.com.tr/turk-ve-cinli-sanatcilar-pekinde-ortak-sergi-acti/ https://www.haber28.com.tr/turk-ve-cinli-sanatcilar-pekinde-ortak-sergi-acti/#respond Thu, 18 Apr 2024 04:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14775 Türk ve Çinli sanatçılar, Çin’in başkenti Pekin’de iki ülkenin kültürel motiflerini buluşturan eserlerin yer aldığı ortak resim sergisi açtı.

Türk sanatçı Ayşe Emel Gümüş ile Çinli Şia Pıngçıng’ın eserleri, ” İstanbul’dan Pekin’e: Türkiye-Çin Kültür ve Sanat Değişimi” sergisinde bir araya geldi.

Pekin Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde (YETKM) açılan sergide Şia’nın klasik Çin kaligrafisinin örneklerini veren tabloları ile Gümüş’ün kültürler arası etkileşimleri odağa alan kompozisyonları sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Serginin açılışında konuşan Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa, Antik İpek Yolu’nun, Çin’den Batı’ya, Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerinden seyahat eden tüccarların ana güzergahı olduğunu, bu güzergahta yüzyıllarca süren ticaretin, Türk ve Çin halkları arasındaki yakın kültürel etkileşimi beraberinde getirdiğini belirtti.

Musa, 1598’de Çinli devlet adamı Cao Şıcın tarafından Çin İmparatoru’na sunulmak üzere hazırlanan silah kataloğunda Osmanlı tüfeklerinin yapısının, nasıl kullanıldıklarının ve atış stillerinin detaylı anlatıldığını dile getirerek, “Bu, aslında bugün ‘teknoloji transferi’ dediğimiz şeydir. Türkiye ve Çin, teknoloji transferi gibi ileri bir işbirliğine asırlar önce başlamışlardır.” dedi.

Kültürler arasındaki etkileşimin ülkeler arası ilişkilerin gelişimi açısından önemli olduğuna işaret eden Musa, “Kültür, uygarlığın ruhudur. Gelin, bu ruhu birlikte yakalayalım.” ifadelerini kullandı.

“Çin ejderhası, nazar boncuğuyla buluşuyor”

Türk sanatçı Ayşe Emel Gümüş, Çin’in, 12 hayvanlı geleneksel ay takvimine göre Ejderha Yılı’na girdiğini, iki ülkenin kültürel motiflerini bir araya getiren bu sergi için “Çin ejderhası, nazar boncuğu ile buluşuyor” temasını seçtiklerini anlattı.

Şia ile sergi için yaptıkları, ejderha karakteriyle nazar boncuğu motifinin birlikte yer aldığı tabloyu yorumlayan Gümüş, “Çinli arkadaşımız kaligrafi sanatçısı olduğu için tabloya Çin yazısındaki ejderha karakterini çizdi. Ben de nazar boncuğu motifini kaligrafiyle ahenk oluşturacak şekilde yorumlayarak boyadım.” şeklinde konuştu.

Çinli sanatçı Şia da Çin tarihinde farklı kaligrafi üsluplarının bulunduğunu, sergi için hazırladığı tablolarda Song Hanedanı dönemindeki üslubu seçtiğini zira bu üsluptaki ejderha karakterinin ejderha figürüyle en fazla resimsel benzerliğe sahip olduğuna dikkati çekti.

Türkiye ile Çin’in, coğrafi bakımdan uzakta bulunsalar da dost iki ülke olduklarına, Gümüş ile yaptıkları tabloda yazı ile soyut figür arasındaki uyumun, renkler ile biçimler arasındaki diyaloğun, iki kültür arasındaki bağları estetik olarak yeniden canlandırdığına işaret eden Şia, “Aramızda mesafeler olsa da Türkiye ve Çin, dağlar, nehirler ve okyanuslarla birbirine bağlıdır. İki ülkenin dostluğu uzun zaman yaşayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gelin tanış olalım”

Etkinliği organize eden Pekin Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nin Müdürü Ali Oğuzhan Yüksel, merkezin 2021’de faaliyete başladığını, amacının Türk kültürünün Çin’de tanıtılması olduğunu belirterek, Çinli izleyicilere şöyle seslendi:

“Adımızı aldığımız Yunus Emre, 13. ve 14. yüzyıllarda yaşamış önemli bir Türk şair ve mutasavvıftır. Buradan sizlere onun dizeleriyle seslenmek istiyoruz: ‘Gelin tanış olalım/ İşi kolay kılalım/ Sevelim, sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz.'”

Yüksel, etkinliğin yeni tanışmalara vesile olmasını temenni etti.

Etkinlikte Çinli çocuklardan oluşan Kung-fu takımı, ejderha ve aslan dansları ile dövüş sanatlarını birleştiren performans sergiledi.

Ayrıca Türk müziği dinletisiyle sergide yer alan sanatçıların resim ve kaligrafi tekniklerini anlattıkları atölye çalışması gerçekleştirildi.

“İstanbul’dan Pekin’e: Türkiye-Çin Kültür ve Sanat Değişimi” Sergisi, 10-12 Mart’ta Pekin Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde gezilebilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turk-ve-cinli-sanatcilar-pekinde-ortak-sergi-acti/feed/ 0
Çin’de yaşayan Türk öğrenci, Çin Bahar Bayramı’nı muhteşem bir deneyim olarak nitelendiriyor https://www.haber28.com.tr/cinde-yasayan-turk-ogrenci-cin-bahar-bayramini-muhtesem-bir-deneyim-olarak-nitelendiriyor/ https://www.haber28.com.tr/cinde-yasayan-turk-ogrenci-cin-bahar-bayramini-muhtesem-bir-deneyim-olarak-nitelendiriyor/#respond Mon, 15 Apr 2024 05:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14394 LANZHOU, 9 Mart (Xinhua) — Çin’de yaşayan Melik Can Şahin, bu sene mezuniyetinden hemen önce tam anlamıyla muhteşem bir Çin Bahar Bayramı deneyimi yaşadığını söyledi. 26 yaşındaki Melik, Lanzhou Üniversitesi’nin Çin Dili ve Edebiyatı Fakültesi’nde Yabancılara Çince Öğretimi bölümünde yüksek lisans yapıyor.

Bu sene Çin’in kuzeybatısındaki Gansu eyaletinde Çin’deki üçüncü Bahar Bayramı’nı geçiren Melik, bu bayramın kendisi için önceki deneyimlerden çok daha farklı olduğunu ve gerçek anlamını bulduğunu belirtiyor.

Çin Yeni Yılı arifesinde davet üzerine Gansu eyaletinin merkezi Lanzhou’da yaşayan arkadaşının evine girer girmez sıcak bir karşılamayla kucaklandığını ifade eden Melik, boynuna parlak kırmızı bir atkı bağlandığını ve ejderha şeklinde şirin bir bez bebek verildiğini anlattı. Çin kültüründe kırmızının neşe, uğur ve iyi şansı simgelediğini söyleyen arkadaşı, kırmızı atkı bağlamanın, tüm Bahar Bayramı’nın sıcaklık ve neşesini kucaklamak anlamına geldiğini ve bayrama muhteşem bir tören havası verdiğini ifade etmiş.

Melik, Çin’de eğitim alarak geçirdiği yıllarda Çin’in renkli geleneksel festivallerini giderek daha çok anlamaya başladığını dile getiriyor. “Bahar Bayramı, hiç kuşkusuz bu festivallerin en değerli ve en yaygın olanı ve bu önemli ve en büyük bayramı Çinli dostlarımla beraber kutlayabildiğim için hem heyecanlıyım hem de minnettarım” ifadelerini kullanan Melik, bu derin dostluk ve unutulmaz deneyimin, hayatında değerli bir anı olarak kalacağını söyledi.

Öte yandan Çin’deki yaşantısından da bahseden Melik,”Çin’de yaşam kalitesi son derece yüksek ve rahat. Sadece bir cep telefonuyla, giyecek, yiyecek, barınma ve ulaşım gibi tüm günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyorsunuz” diyor ve bu rahat yaşam tarzını sevdiğini sözlerine ekliyor.

Bahar Bayramı arifesinde arkadaşlarıyla televizyonun önüne kurulan Melik, sıcak ve ahenkli bir atmosferde Bahar Bayramı Galası’nı seyrederek beraber hazırladıkları lezzetli bir yemeğin tadını çıkarmışlar. İlk olarak Bahar Bayramı’nın geleneksel anlamı konusunda sohbet eden gençler daha sonra Çin’in sosyal alanda kaydettiği ilerleme hakkında konuşmuş ve Yeni Yıl’a ilişkin dilek ve beklentilerini paylaşmışlar.

O geceki sohbetlerinden bahseden Melik, Çin’e derinden bağlandığını, Çin yemeklerini ve kültürünü sevdiğini, Çin’i daha iyi deneyimleyip anlayabilmek için Çin’de eğitim görmeyi tercih ettiğini arkadaşlarına da anlattığını belirtiyor. Genç adam, Çin’deki dört yıllık eğitimi sırasında Gansu eyaletinin Dunhuang kentini, Guangdong eyaletinin Guangzhou kentini, Shanghai ve Beijing’i ziyaret etmiş. Kuzeybatıdaki geniş çöllerden doğunun canlı kentlerine, güneyin tropik tatlarından kuzeyin antik cazibesine kadar Melik, gittiği her yerde Çin’in muhteşem geleneksel kültürünün büyüsünü derinden hissettiğini ifade ediyor.

Özellikle Dunhuang’taki Mogao Grottolarını ziyaret ederken, zamanda yolculuk yapıp binlerce yıl öncesindeki insanlarla ruhani bir diyaloğa giriyormuş gibi hissettiğini arkadaşlarına aktaran Melik, Çin ulusunun uzun tarih ve kültürel mirasını anlatan bu antik duvar resimleri ve heykellerinin, Çin kültürüne olan hayranlığını daha da artırdığını anlatmış.

Melik, “Bu yıl mezun olacağım ve iş aramaya başlayacağım. Shanghai’yi seviyorum, çünkü kapsayıcı, kucaklayıcı, gelişmiş ve modern bir şehir. Orada iş bulmayı umuyorum” diyor.

Arkadaşları da, Çin’de teknolojik inovasyon, kültürel ve ekonomik refah gibi birçok alanda çok fazla gelişim fırsatı olduğunu ve onun gibi yabancılar için büyük imkanlar sunduğunu söyleyerek Melik’i bu konuda cesaretlendirmiş. Sohbetleri sırasında ona kırmızı bir zarf veren arkadaşı, çok çalışmaya devam etmesi ve hayalini en kısa sürede gerçekleştirmesi için Melik’i yüreklendirmiş. Çin geleneğine göre Ay Yeni Yılı’nda, arkadaşlara ve aileye, yeni yıl için iyi dilekleri ve şansı temsil eden ve içinde para bulunan bu kırmızı zarfı ilk kez aldığını belirten Melik, son derece şaşırdığını ve bunun kendisi için çok büyük anlam ifade ettiğini söyledi.

Son olarak yaşadığı deneyimi özetleyen Melik, “Bu Bahar Bayramı, benim için kesinlikle mükemmel geçti. Çin Yeni Yılı adetlerini ve kültürel geleneklerini yakınen yaşadığım için şanslıyım. Bu deneyim, benim Çin’i daha iyi anlayıp daha çok sevmemi ve Çin halkının sıcaklık ve dostluğunu daha derinden hissetmemi sağladı” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cinde-yasayan-turk-ogrenci-cin-bahar-bayramini-muhtesem-bir-deneyim-olarak-nitelendiriyor/feed/ 0
Xi Jinping’in Tam Süreçli Halk Demokrasisine Yakından Bir Bakış https://www.haber28.com.tr/xi-jinpingin-tam-surecli-halk-demokrasisine-yakindan-bir-bakis/ https://www.haber28.com.tr/xi-jinpingin-tam-surecli-halk-demokrasisine-yakindan-bir-bakis/#respond Fri, 12 Apr 2024 23:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14069 BEİJİNG, 8 Mart (Xinhua) — Çin’in ulusal yasama organı olan Ulusal Halk Kongresi ile ülkenin siyasi istişare organı Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı’nın yıllık toplantıları gözlemcilerin ülkede demokrasinin fiili işleyişine tanıklık etmek üzere benzersiz bir gözlem noktası edinmeleri açısından önemli bir fırsat sunuyor.

Cumhurbaşkanı Xi Jinping, grup değerlendirme toplantılarından yasama üyeleri ve siyasi danışmanlarla yapılan müzakerelere kadar, Çin’in demokratik politika oluşturma ve karar alma süreçlerine aktif katılım sağlıyor.

Ulusal Halk Kongresi’ne seçilen yaklaşık 3.000 delegeden biri olma sıfatıyla hareket eden Xi, toplantılar boyunca diğer delegelerle bir araya gelerek merkezi hükümetin, ulusal yasama organının, Yüksek Halk Mahkemesi’nin ve Yüksek Halk Savcılığı’nın geçtiğimiz yıl sergilediği performansı değerlendirip oyluyor. Xi ayrıca bu süreçte görüşülmek üzere oturuma sunulan yeni yasa ve önemli değişiklikler için de oy kullanıyor.

Çinli lider, bütün kariyeri boyunca daima halk demokrasisinden yana duruş sergiledi.

Aynı zamanda Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Genel Sekreteri olan Xi, “Demokrasi, tüm insanlığın paylaştığı bir değer ve Çin Komünist Partisi ile Çin halkının her zaman savunduğu bir idealdir” diyor.

Hem Parti’nin hem de devletin en üst düzey lideri olan Xi, tam süreçli halk demokrasisi yolunu izlemeye yönelik çabalara öncülük etti. Tam süreçli halk demokrasisi, Batı demokrasisinin eksikliklerini gören Xi tarafından, Çin’in siyasi ortamını ileri taşımak amacıyla geliştirilen ve kilit önem taşıyan bir kavram.

Çin, Xi’nin kılavuzluğunda sosyalist demokrasinin kurum, standart ve prosedürlerinin iyileştirilmesinde topyekun ilerleme kaydederken, halkın yaygın katılımı yoluyla da sosyalist istişareci demokrasiyi ileri taşıdı.

Xi, devlet yönetişiminin tarihteki yükselme ve gerileme döngüsünden kurtulabilmesini sağlamak amacıyla Parti liderliği, ülkenin halk tarafından idaresi ve hukuka dayalı yönetişim arasında bir birlik olmasını güçlü şekilde savunuyor.

Fudan Üniversitesi Çin Enstitüsü Müdürü Zhang Weiwei, Çin demokrasisinin, çok partili rotasyonun ve liderlere oy verme hakkının merkezde yer aldığı Batı modelinden farklı olduğunu vurguluyor.

Zhang’a göre Çin demokrasisi, halkın yaygın katılımını, siyasi istişareleri ve iyi yönetişim arayışını ön plana çıkarıyor.

HALKIN HÜKÜMRANLIĞI

ÇKP’nin önde gelen dergilerinden Qiu Shi, bu yılki “İki Toplantı’dan” 15 gün önce, Xi’nin demokrasi üzerine kaleme aldığı ve halk kongresi sistemi hakkında detaylı düşüncelerini aktardığı bir makale yayımladı.

“Bu sistem, tam süreçli halk demokrasisini gerçekleştirmede önemli bir kurumsal araçtır” diyen Xi, sistemin özüne dikkat çekti. Buna göre, devletin tüm erki halka ait olup, ülkenin efendileri olan halkın konumu en geniş anlamda korunmalıdır.

2023 yılının Mart ayında, ulusal yasama organının yıllık toplantısında Çin Cumhurbaşkanı ve Merkez Askeri Komisyonu Başkanı olarak yeniden seçilen Xi, halk merkezli bir kalkınma felsefesinin benimsenmesi gerektiğini dile getirdi.

Modernizasyon kazanımlarının eşitlikçi biçimde dağıtılmasının sağlanması gerektiğini vurgulayan Xi, kayda değer ve esaslı ilerlemelerin herkes için refah geliştirmede kullanılacağını taahhüt etti.

Gözlemcilere göre, Çin’in tam süreçli halk demokrasisinin temel özelliklerinden biri de demokrasinin sermaye yahut elit sınıfın çıkarlarına hizmet etmek yerine halkın büyük çoğunluğu için işlemesini garanti altına almak.

Her yıl düzenlenen “İki Toplantı” sırasında, Xi’nin politika oluştururken halk tabanındaki insanlarla aktif etkileşim kurmasında bu yaklaşımın izleri açıkça görülüyor. Son 11 yıl içinde yıllık toplantılar esnasında 56 değerlendirme toplantısı ve müzakere oturumuna katılan Xi bu süreçte 400’den fazla yasama üyesi ve siyasi danışmanla doğrudan etkileşimde bulundu.

2019 yılında düzenlenen bir etkinlikte, o dönemde köy Parti başkanı olan ulusal yasama üyesi Li Liancheng, Çinli çiftçilerin “sekiz hayalini” Xi’ye aktarmış ve çocuklar için yerelde eğitim, sağlık hizmetlerine erişim ve yerel istihdam fırsatları gibi önceliklere vurgu yapmıştı.

Yaklaşık 50 yıl önce “eğitimli bir genç” olarak kırsal kesimde geçirdiği vakitten dolayı kırsaldaki meselelere yakından aşina olan Xi, Li’nin mesajının önemini tasdik ederek bu mesajın ülke genelinde kırsal kesimde yaşayanların arzularını dile getirdiğini söylemişti.

Hükümetin halka hizmet konusundaki kararlılığını bir kez daha teyit eden Xi, herkes için daha iyi yaşam hayallerinin gerçekleştirilmesi hedefine adım adım ilerleme sözü vermişti.

Teknolojik destek konusunda daha ziyade hedefe yönelik bir yaklaşım savunan Li, bu yardımın köylülerin gerçek ihtiyaçlarıyla uyumlu olmasının önemini vurguluyordu.

Hükümetin bakanları bu toplantının ardından, tarımsal teknolojinin genişletilmesine yönelik hizmetleri artırmak üzere Li’nin memleketi olan Xixinzhuang köyünde saha araştırması yaparak özel hazırlanmış tedbirler aldı.

2022 yılında siyasi danışmanlarla yapılan müzakerelere katılan Xi, tarım alanlarında tarımsal ürün kalitesini ve güvenlik meselelerini gerçek zamanlı olarak tespit etmeye yarayan yeşil “radar” önerisini sunan bilim insanı Wang Jing’i dikkatle dinledi.

Wang’ın önerisi bir yıl içinde tüm ülkede uygulamaya konulurken, ilgili yönetmelikler de hazırlandı. Bu teknoloji, Tarım Ürünlerinin Kalite ve Güvenliği Yasası’nın gözden geçirilmiş versiyonuna yeni bir bent olarak eklendi.

Xi’nin halkın güçlendirilmesine ve halkın ihtiyaçlarına öncelik verilmesine yönelik adanmışlığı, siyasi kariyerinin ilk günlerine uzanıyor.

Xi, Ekim 1984’te ülkenin kuzeyindeki Hebei eyaletinin Zhengding ilçesinin Parti başkanı olarak bir anket çalışması başlatmıştı.

Caddelerde bölge sakinlerine anketler dağıtan Xi, onları oturup sohbet etmeye davet ediyordu.

Rutin hale gelen bu uygulama, zaman içinde görüşlerin çevrimiçi olarak alınmasına dönüştü.

O tarihten 40 yıl kadar sonra Xi, Parti’nin en üst düzey lideri olarak bu demokratik uygulamayı yepyeni bir seviyeye taşıdı. Xi, Parti’nin 20. Ulusal Kongresi’nin toplanmasından önce, Parti kongresinde sunacağı açılış raporunun hazırlanmasında halkın görüşlerine kulak verilmesi için kitlesel çapta çevrimiçi bir kamuoyu araştırmasının başlatılması talimatını verdi.

Bir ay içinde, karbon nötrlük ve eğitim kalitesi gibi geniş bir yelpazedeki konular hakkında politikalara şekil verecek yaklaşık 8,54 milyon kamu önerisi toplandı. Bu katkılar 1.675 maddede bir araya getirilerek raporu hazırlayan grupla paylaşıldı.

Xi’nin de ifade ettiği üzere, bir ülkenin demokratik olup olmaması, halkın hakiki anlamda ülkenin efendisi olup olmadığına bağlıdır.

TAM SÜREÇLİ DEMOKRASİ

Xi, 2021 yılında Parti’nin ilk Merkezi Halk Kongresi Çalışma Konferansı’nı düzenledi. Yüksek profilli toplantıda tam süreçli halk demokrasisini ayrıntılı biçimde açıklayan Xi, bazı ülkelerde uygulanan düzmece demokrasiyi de açıkça eleştirdi.

Xi, “Eğer halk sadece oy versinler diye muhatap alınıp sonra ortada bırakılıyorsa, eğer halk gösterişli seçim sloganlarını dinlemek zorunda kalıyor fakat seçimler bittikten sonra hiçbir söz hakkına sahip olmuyorsa ve eğer adaylar halka sadece seçimler sırasında iyi davranıp sonrasında onları göz ardı ediyorsa, bu gerçek demokrasi değildir” dedi.

“Tam süreçli demokrasi” kavramını ilk olarak 2019 yılında ortaya atan Xi, halk demokrasisinin bir tür tam süreçli demokrasi olduğunu söylemişti.

Gözlemciler, tam süreçli demokrasinin sadece oy kullanmaktan ibaret olmadığını, aksine devlet erkinin idaresinde her bir halkaya işlediğini söylüyor. Bu demokrasi türü, yalnızca oy kullanmaktan ayrışarak halkın demokratik seçimlere, istişarelere, karar alma sürecine, yönetime ve denetime ilişkin haklarını güvence altına alıyor.

Bahsi geçen demokratik süreçlerin her birine yakından ihtimam gösteren Xi, demokrasiyi baltalayan uygulamalara hiç paye vermiyor.

Xi, 2014 yılında, Hunan eyaletinde yerel yasama organı üyelerinin seçiminde bir oy satın alma vakasını enine boyuna ele almıştı. Öfkeli olduğu gözlenen Xi, bir dizi soruyu peş peşe sıralamıştı: Parti üyeleri nerede? Parti disiplini ve hukuku nerede? Vicdanları nerede?

Xi, o tarihten sonra malum vakaya iki kez daha değindi. Nihayetinde 467 kişi suçlu bulundu.

Xi, Çin’in en üst düzey soruşturma kurumunun müfettişlerine hitaben, “ÇKP önderliğindeki bu sosyalist ülkede devletin tüm erki halka aittir. İktidar asla kişilerin sosyal statüsüne, zenginliğine yahut şahsi ilişkilerine göre dağıtılamaz” dedi.

Xi’nin iktidardaki ÇKP ile diğer siyasi partiler arasında siyasi istişare yapılmasını içeren istişareci demokrasi hamlesi, yerel Parti kadrolarında göreve başladığı döneme uzanıyor.

Xi, Fujian eyaletinin Ningde ilinin Parti başkanı olarak 1988 yılında ÇKP dışı bir siyasi parti olan Çin Demokratik Birliği’nin il düzeyindeki ilk komitesini kurmasına yardım etti. Birleşik cephenin önemini vurgulayan Xi, diğer siyasi partilere ve aydınlara ÇKP liderleri tarafından düzenli ziyaretlerde bulunulması uygulamasını başlattı.

En üst düzey lider olan Xi, halen toplumun tabanında demokratik karar alma sürecine ve yönetime vakit ayırıyor.

Xi, Şubat 2019’da Beijing’in merkezindeki dar bir sokakta (hutong) mütevazı bir avluyu ziyaret etti. Mahalle sakinleri, “avlu toplantı salonu” adını verdikleri bu yerde evlerini yenileme konusunu ele almaktaydı.

Mahalle sakinlerinin dile getirdiği öneriler beyaz tahta üzerinde listelenmişti: Avlunun toparlanması, mutfak, depo ve banyoların tamamen çalışır durumda olmasının sağlanması ve profesyonel tasarım ekiplerinden yardım alınması.

Xi, “Yenileme ne zaman başlayacak?” “Tarihi ve kültürel değere sahip çok ev var mı?” gibi sorular sorarak görüşmeye dahil olmuştu.

Topluluk üyelerinin kendi işlerini görüşüp karara bağlamasını sağlayan bir mekanizma olan avlu toplantılarından övgüyle bahseden Xi, mekanizmanın topluluk yönetişim ve hizmetlerinde hassasiyeti artırmaya olanak sağladığını söyledi.

Xi’nin etkin bir denetim mekanizmasına yönelik arayışı, Zhejiang eyaletinin Houchen köyünde Çin’in ilk köy işleri denetim komitesinin gelişmesiyle vücut buldu.

Denetim komitesi 2004 yılında, yaklaşık 20 milyon yuan tutarındaki önemli bir arazi istimlak bedeli konusunda köylülerle köy yetkilileri arasında gerilimin arttığı bir dönemde kuruldu.

Komite, o zamanlar Zhejiang’ın Parti başkanı olan Xi’nin dikkatinden kaçmadı. Komitenin kurulmasının birinci yıldönümünde Houchen’i ziyaret eden Xi, sayısız güçlükle boğuşan bir toplulukta böyle bir komitenin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Xi, “Houchen modeli” diye adlandırdığı bu komitenin kırsal kesimlerde halk tabanındaki demokratik denetimde oynadığı öncü rolden övgüyle bahsetti.

Bu girişim son 20 yıl içinde yerel bir önlemden ulusal düzeyde tanınan bir politikaya evrilerek tüm ülkede 690.000’i aşkın idari köyde kök saldı.

Xi, bir ülkenin demokratik olup olmadığını belirlemek için temel unsurlardan birinin, erkin kullanımına yönelik kural ve prosedürlerin demokratik olup olmadığına ve daha da önemlisi erkin kullanımının hakiki anlamda kamunun denetim ve kontrollerine tabi olup olmadığına bakmak olduğunu söyledi.

DEMOKRASİ COCA-COLA’YA BENZEMEZ

Xi’ye göre demokrasi tek bir biçim ya da tek bir modelde değil, bilakis çok çeşitli biçimlerde tezahür ediyor.

Çin’de uygulanan tam süreçli halk demokrasisinin, ülkenin gerçekliğini, tarihini ve kültürünü temel aldığını ve halkın iradesini yansıttığını kaydeden Xi, bu tür demokrasinin etkinliğini sıklıkla vurguluyor.

Öte yandan yetkililer ve uzmanlar da, demokrasinin, tek bir ülkede üretildiği için tüm dünyada aynı tadı veren Coca-Cola gibi olmadığını ifade ediyor.

Çin uzmanlarına göre tam süreçli halk demokrasisi, ülkenin hızlı ekonomik büyüme ve sürdürülebilir toplumsal istikrar alanında elde ettiği kayda değer başarılar açısından başat önem taşıyor.

Bu rol, ülkenin yönetişimi güçlendirecek etkin yasalar oluşturmasında da bariz şekilde görülüyor.

2019 yılında Shanghai kentindeki yasama organı destek ofisini ziyaret eden Xi, bir yasa taslağının istişarelerine katılan Çinli ve yabancı kent sakinleriyle görüştü.

Yasa taslakları, sıradan vatandaşların sesinin ulusal yasama organına ulaşmasını sağlamak üzere vatandaşlar arasındaki müzakereleri kolaylaştırmak amacıyla yerel yasama organı destek ofislerine dağıtılıyor.

Yasa taslağı hakkında görüş alınması sürecine ilişkin sorular soran Xi, tavsiyeleri içeren belgeleri dikkatli şekilde gözden geçirdi.

Ofisin faydalı araştırmalarını takdir eden Xi, kamuoyuna yönelik açık kanalların sürdürülmesini ve demokratik mekanizmaların zenginleştirilmesini teşvik etti.

Ulusal ekonomik ve sosyal kalkınmaya yönelik beş yıllık planların hazırlanması ve uygulanması, ÇKP’nin Çin’i yönetmekte başvurduğu önemli bir araç olma özelliğini taşıyor.

Halkın bilgeliğinin bu planlara dahil edilmesi için demokrasi tüm hızıyla işletiliyor.

2020 yılında, ülkenin 14. beş yıllık planının hazırlanmasından önce Hunan eyaletinde denetim yapan Xi, halk tabanından 30 temsilciyle eyalet merkezinde bir toplantı gerçekleştirerek onların görüş ve önerilerini dinledi.

Yao etnik grubundan köy öğretmeni Pan Jiuren, iki saat süren görüşmede ücra bölgelerde temel eğitimdeki yetersizlikleri samimiyetle dile getirerek öğretmen eksikliği ve zorlu çalışma koşullarına parmak bastı.

Bunun üzerine, reform ve dışa açılımdan itibaren Çin’in zorunlu eğitimin genele yayılmasında ilerleme kaydettiğini belirten Xi, öte yandan eğitim kaynaklarının eşitsiz dağılımı sorununun tırmanışa geçtiğine ve bu sorunu çözmek gerektiğine dikkat çekti.

Beş yıllık planın, Parti’nin Merkez Komitesi’nin kilit önemdeki genel toplantısında görüşülmeye hazır hale getirilmesinden evvel, Xi bu türde yedi sempozyum düzenleyerek göçmen işçiler, çiftçiler, kamyon şoförleri, hukukçular ve restoran sahipleri gibi farklı arka planlardan vatandaşlarla bir araya geldi.

Amerikalı bir akademisyen ve Kuhn Vakfı Başkanı olan Robert Lawrence Kuhn, “Çin’deki demokrasi, laflardan oluşan bir serap değil” diyor.

Kuhn, Parti liderliği sistemindeki demokrasinin, farklı seviyelerdeki halk kongreleri başta olmak üzere çeşitli geri bildirim ve etkileşim mekanizmaları içerdiğini ve aynı zamanda tüm Çin vatandaşlarına yeterli yaşam standartları sağlanmasını gerektirdiğini vurguluyor.

2019 yılındaki “İki Toplantı” sırasında Gansu eyaletinden bir yasama üyesi, yerel refahı hızlandırmak amacıyla bölge sakinlerinin bir otoyol inşa edilmesini istediğini dile getirdi. Yanındaki koltukta oturan bir yetkiliye dönen Xi, söz konusu eyalette otoyol bulunmayan ilçelerin sayısını sordu.

Bu etkileşimler, ihtiyaç duyulan yerlerde ulaştırma altyapısının inşasına hız kazandırdı.

Uzun zamandır talep edilen otoyol, Kasım 2023’te faaliyete başladı. Otoyol, bundan bir ay sonra eyalette meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından bölgeye yardım ulaştırılması ve yaralıların hastaneye kaldırılmasında hayati önem taşıyan bir can damarı haline geldi.

Bu olay, “İki Toplantı” sırasında Xi’nin ulusal yasama üyeleri ve siyasi danışmanlarla yaptığı müzakerelerin, zorlukların aşılmasına ve ekonomik ve sosyal kalkınma için yeni yöntemler önerilmesine nasıl odaklandığına örnek teşkil ediyor.

Söz konusu etkileşimler sayesinde yenilikçi yönetişim stratejileri değerlendiriliyor, öneriliyor, şekillendiriliyor ve olgunlaştırılıyor.

Xi’nin görüşmeler sonrasında attığı adımları dikkatle gözlemleyenler, Xi’nin belirli konulara odaklı yerinde incelemeler için eyalet bölgelerini tutarlı biçimde seçtiğini ve görüşmeler sırasında dile getirilen belirli meselelere odaklandığını gözden kaçırmıyor.

Xi, 2014 yılında Shanghai serbest ticaret bölgesinde incelemelerde bulundu; 2018 yılında yoksulluğu azaltma çalışmalarını denetlemek için Sichuan eyaletinin ücra bir köşesindeki Daliang Dağı’na gitti ve 2021’de Qinghai eyaletindeki Qing-Zang (Qinghai-Tibet) Platosu’nda ekolojik koruma tedbirlerini inceledi. Xi’nin araştırma önceliklerinin çoğu, ulusal yasama üyeleri ve siyasi danışmanların dile getirdiği endişelerle örtüşüyor.

Çin gibi devasa bir ulusu yönetmenin zorluğunu göğüsleyen Xi, 2.000 yıl önce yaşamış Çinli bir siyaset yorumcusunun şu sözünü sık sık alıntılıyor: “Bir kuş tek bir tüyle gökyüzüne yükselemediği gibi, bir at da tek toynakla dörtnala koşamaz.”

Antik zamanlardan günümüze ulaşan bu özlü söz, Xi’nin güçlü bir ulus inşa etmek ve ulusal yeniden canlanmayı ileri taşımak üzere Çin’deki 1,4 milyarı aşkın vatandaşın kolektif gücünden yararlanılması gerektiğine dair inancını yansıtıyor.

İngiliz uzman Martin Jacques, Çin’in bu kadar başarılı olmasının nedeninin, halkı siyasi sürece teşvik etmek, dahil etmek ve siyasi süreç için harekete geçirmek suretiyle ülkenin geleceğine katkı sunmalarını sağlama becerisinde yattığını belirtiyor.

Jacques, “Çok fazla sayıda Batılı politikacı, demokrasinin amacının demokrasi olduğunu düşünüyor. Ama öyle değil. Son tahlilde demokrasi, halkın temsil edilmesi, sürece dahil edilmesi ve en iyi, en kabul edilebilir ve en başarılı yönetişim biçiminin oluşturulması demek” diyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/xi-jinpingin-tam-surecli-halk-demokrasisine-yakindan-bir-bakis/feed/ 0
Çin 2024 ekonomi hedeflerini açıkladı: Uzmanlar ülkenin karşı karşıya olduğu sorunlar için ne diyor? https://www.haber28.com.tr/cin-2024-ekonomi-hedeflerini-acikladi-uzmanlar-ulkenin-karsi-karsiya-oldugu-sorunlar-icin-ne-diyor/ https://www.haber28.com.tr/cin-2024-ekonomi-hedeflerini-acikladi-uzmanlar-ulkenin-karsi-karsiya-oldugu-sorunlar-icin-ne-diyor/#respond Wed, 03 Apr 2024 03:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12793 Çin, zayıflayan ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan bir dizi adımı açıkladı ve 2024 için de yüzde 5 civarında iddialı bir büyüme hedefi belirledi.

Başbakan Li Qiang ekonomi sunumunu Ulusal Halk Kongresi’nin açılışında yaptı.

Li, Çin’in ekonomisinin “zorluklarla” karşı karşıya olduğunu doğruladığı konuşmasında ve bu sorunların çoğunun “henüz çözülmediğini” de kabul etti.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi, konut piyasası başta olmak üzere birçok alanda zorlu dönemden geçiyor.

Başbakan Li konuşmasında olası risklere de değindi:

“Gayrimenkul sektörü, yerel yönetimlerin borçları ile küçük ve orta ölçekli finans kuruluşlarının içinde olduğu riskler bazı durumlarda ilerlemiş düzeydeydi.

“Bu koşullar altında ekonomi politikasına ilişkin kararları vermeye çalışırken çok daha fazla ikilemle karşılaştık.”

Çin devleti, ülkenin krizden etkilenen emlak sektörünü hedef alan ve salgın sonrası ekonomik durgunluktan yavaş çıkışı hızlandıracak bir dizi başka önlem de açıkladı.

Pekin yönetimi kentlerde de 12 milyon yeni iş yaratmayı hedefliyor.

Başbakan Li, finansal piyasaları içeren düzenlemelerin de sıkılaştırılacağını duyurdu. Buna ek olarak yapay zeka dahil yeni teknolojilere yönelik araştırma faaliyetleri de artırılacak.

Savunma harcamaları yüzde 7 artıyor

Pekin, ekonomiyi canlandırmaya yönelik önlemlerin yanı sıra savunma harcamalarını da bu yıl yüzde 7,2 oranında artırıyor.

Çin’in savunma bütçesi, Tayvan başta olmak üzere komşuları ve ABD tarafından da yakından izleniyor.

Çin ekonomisi onlarca yıldır olağanüstü bir hızla büyüyordu. Resmi rakamlar gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yılda ortalama %10’a yakın büyüdüğünü gösteriyor.

Pekin, bu sürede Japonya’yı geride bırakarak dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline geldi.

Çin, geçen yıl ekonomisinin yüzde 5,2 oranında büyüdüğünü savunuyor. Ancak bazı uzmanlar gerçek rakamın açıklanan verinin üçte birinden daha az olabileceğini öne sürüyor.

Ekonomik zorluklar

Çin üzerine çalışan araştırma şirketi Orient Capital Research’ten Andrew Collier, BBC’ye “Birçok ekonomist rakamların tamamen uydurma olduğunu düşünüyor. Yüzde 5,2 ya da yüzde 5,5 büyüme fikri büyük olasılıkla doğru değil. Yüzde 1 ya da yüzde 2 büyüme daha akla yakın” diyor.

Collier, önümüzdeki 5-10 yılın Pekin için zor geçeceğini belirtiyor.

Yüksek genç işsizliğinin yanında, borsadaki çalkalanma ile tüketici fiyatlarındaki düşüşle ilişkili deflasyon tehdidi yakın dönemli sorunlar listesinde yer alıyor.

Bu kısa vadeli sorunların yanında, ticaret ve jeopolitik gerilimler ile düşen doğum oranı ve yaşlanan nüfus da uzun dönemli sorunlar olarak öne çıkıyor.

Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre Çin ekonomisinin en ciddi zorluklarından biri ekonominin yaklaşık %20’sini oluşturan konut piyasasında şekilleniyor.

Çin’deki Hang Seng Bankası’nın baş ekonomisti Dan Wang, konut piyasasındaki sorunların yalnızca inşaat sektörünü değil aynı zamanda bölgesel bankacılık sektörünü de etkilediğini kaydediyor.

Ülkenin emlak sektöründeki kriz Evergrande ve Country Garden’ın içinde bulunduğu krizde görünür oldu.

Deflasyon sorunu

Bunun yanında pandemi sonrası dünya ekonomileri yüksek enflasyonla mücadele ederken, Çin ekonomisi istikrarlı şekilde düşen tüketici fiyatları sorunu ile karşı karşıya.

Ocak ayında Çin’de tüketici fiyatları son 15 yılın en hızlı seviyesinde geriledi. Bu Eylül 2009’dan bu yana kaydedilen en büyük düşüş olarak kayda geçti.

Deflasyon, insanların fiyatların daha da düşebileceği umuduyla tüketim ürünleri alımlarını ertelemeleri sonucunu doğurabiliyor.

Bu durum aynı zamanda kişilerin ve şirketlerin borç durumlarına da etki ediyor. Fiyatlar ile birlikte gelirler azalabilirken, borçlar aynı kalıyor. Gelirleri azalan şirketler ya da maaşları azalan aileler ödeme güçlüğüne düşebiliyor.

Tüm bunların anlamı şu ki, Çin son dönemde güçlü bir ekonomi için hayati önemde olan güven eksikliği içinde bulunuyor. Yetkililer de tüketicilere ve yatırımcılara bu anlamda güven vermeye çalışıyor.

BBC’ye konuşan Fidelity International’dan Catherine Yeung, siyasetçilerin bu güveni yeniden sağlamaya çalışma yönünde mesajlarını şekillendirdiklerini değerlendiriyor.

Devlet şu ana dek bu güveni sağlamak için küçük adımlar atmış gibi görünüyor.

Emlak sektöründeki krize yönelik olarak, borçlanma maliyetlerindeki kesintiler ve inşaat sektörüne yönelik direkt yardımlar bu anlamda ele alınıyor.

Bir başka dikkat çekici adım da, 8 trilyon dolar büyüklüğündeki Çin borsasını düzenleyen kurumun başkanının görevden alınması oldu. Benzer şekilde Çin şirketleri aleyhine pozisyon alan yatırımcılar hedef alındı ve günlük alım satımlara yeni düzenlemeler getirildi.

Yaşlanan nüfus

Çin yaşlanan nüfusu nedeniyle de uzun vadeli bir problemle karşı karşıya olarak görülüyor.

Yatırım şirketi Vanguard’ın Asya-Pasifik baş ekonomisti Qian Wang, uzun süre uygulanan tek çocuk politikası nedeniyle nüfusun hızla yaşlandığına dikkat çekiyor.

Wang, “Yaşlanmadan önce zenginleşen Japonya’nın aksine, Çin zenginleşmeden önce yaşlanıyor” karşılaştırmasını yapıyor.

Tayvan sorunu

Çözümü oldukça güç gibi görünen Tayvan sorunu da masada.

Pekin, Tayvan’ı, sonunda Çin’in bir parçası olacak ayrılıkçı bir eyalet olarak görüyor. Ve bu hedefini gerçekleştirmek için güç kullanımını da göz ardı etmiyor.

Ancak Tayvan yönetimi, kendisini Çin’in bir parçası olarak görmüyor.

Tayvan, Asya merkezli üstünlük mücadelesinde Çin ile ABD arasında kilit önemde yer alıyor.

Bu durum, Çin’in ABD ve diğer birçok büyük Batı ekonomisiyle ilişkilerini de ciddi şekilde karmaşıklaştırıyor.

ABD ile ticaret anlaşmazlıkları

Ayrıca ABD ile Donald Trump döneminde başlayan ve Biden yönetimi sırasında herhangi bir gevşeme belirtisi göstermeyen ticaret anlaşmazlığı da sürüyor.

Trump’ın ikinci dönem seçilmesi olasılığı, Washington ile Pekin arasındaki gerilimin artmasına neden olabilir.

Donald Trump, kampanya dönemi konuşmalarında, başkanlık seçimlerini kazanması halinde Çin mallarına daha fazla gümrük vergisi uygulayacağını söyledi.

Fox News’a verdiği röportajda tarifelerin yüzde 60’ı aşabileceğini söyledi ve “Bunu yapmak zorundayız” dedi.

Fidelity International’dan Catherine Yeung finansal piyasaların bu manşet açıklamalarına karşı çoktan kendi değelendirmelerini yaptığını savunuyor.

Ülkenin Devlet Başkanı Şi’nin uzun vadeli planlarının ülkesinin kaderini değiştirip değiştirmeyeceği henüz bilinmiyor.

Ancak açık olan şu ki, 1,4 milyardan fazla insanın, çift haneli yıllık büyüme ile gelen refahın keyfini sürmesi olasılığı kısa zamanda pek mümkün değil.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cin-2024-ekonomi-hedeflerini-acikladi-uzmanlar-ulkenin-karsi-karsiya-oldugu-sorunlar-icin-ne-diyor/feed/ 0
20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda Snowboard Branşı Başladı https://www.haber28.com.tr/20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-snowboard-bransi-basladi/ https://www.haber28.com.tr/20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-snowboard-bransi-basladi/#respond Mon, 01 Apr 2024 21:00:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12579 Erzurum’da düzenlenen 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda (Deaflympics) snowboard branşı başladı.

20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nın üçüncü gününde Konaklı Kayak Merkezi’nde gerçekleşen snowboard branşında Dev Slalom Paralel (Parallel Giant Slalom) kategorisinde madalyalar sahiplerini buldu.

Erkeklerde 17, kadınlarda 11 sporcu madalya mücadelesi verdi.

Milli sporculardan erkeklerde Onur Kayıhan 1.44.52’lik derecesiyle son 16 turunda elendi ve 15. oldu.

Erkekler:

Altın madalya: Bin Yang (Çin) 1.12.58

Gümüş madalya: Federico Orlando (İtalya) 1.15.85

Bronz madalya: Yipeng Lan (Çin) 1.27.15

Kadınlar:

Altın madalya: Yueyue Zhao (Çin) 1.18.59

Gümüş madalya: Lulu Wang (Çin) 1.45.48

Bronz madalya: Inka Wada (Japonya) 1.28.77

Curling’te yarı finalistler belli oldu

Erzurum Curling Salonu ve Sürat Pateni Salonu’nda oynanan müsabakalar sonuncuda yarı finalistler belirlendi.

Türkiye, gruptaki son maçlarında Japonya’ya 12-1, İsviçre’ye ise 11-6 yenildi ve grubu 1 galibiyet, 8 yenilgiyle 7. sırada tamamladı.

Grup maçları sonunda Ukrayna, Çin, Güney Kore ve Japonya yarı finalist oldu. Yarı final, bronz madalya ve final maçları yarın oynanacak. Yarı final maçlar 09.00’da, madalya maçları ise 14.00’te yapılacak. Yarı finalde Ukrayna-Japonya, Çin-Güney Kore maçları oynanacak.

Günün sonuçları:

Türkiye-Japonya: 1-12

Polonya-İsviçre: 5-8

Çin-Güney Kore: 12-4

Kenya Ukrayna: 0-2 (Hükmen)

Güney Kore-Polonya: 7-11

Çin-Macaristan: 8-4

Japonya-Kenya: 2-0 (Hükmen)

İsviçre-Türkiye: 11-6

2023 Kış Deaflympics’te satranç müsabakaları devam etti

Erzurum’da düzenlenen 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda (Deaflympics) satrança hızlı takım kateagorisinde yarışmalar yapıldı.

Yakutiye Gençlik Merkezi’ndeki müsabakalara 9 ülke 12 takımla katıldı. Türkiye, Ukrayna ve Kazakistan ikişer farklı takımla mücadele etti.

İlk gün sonunda Polonya zirvede yer alırken, Ukrayna 1 ikinci, Kazakistan 2 üçüncü sırada yer aldı.

Türkiye 1 onuncu, Türkiye 2 ise günü 12. sırada tamamladı.

Futsal müsabakaları devam etti

Erzurum’da düzenlenen 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda (Deaflympics) futsal müsabakalarına devam edildi. Aziziye Spor Salonu ve Erzurum Teknik Üniversitesi Spor Salonu’nda bugün hem kadınlar hem de erkeklerde müsabakalar yapıldı.

Kadınlar A Grubu’nda Türkiye, üçüncü maçında Polonya’yla karşılaştı. Milli takımımız rakibine 6-2 mağlup oldu. Ekibimizin gollerini Sümeyra Yıldız ile Sümeyye Merdivan attı. Polonya’nın golleri ise Barbara Gala (2), Dominika Lasicka, Agata Murawska, Dominika Urbaniec ve Clarissa Toma’dan geldi.

Erkeklerde A Grubu’nda Türkiye, Hollanda’yı 7-3 yenerek ikinci maçında ilk galibiyetini aldı. Milli takımımıza galibiyeti getiren golleri Murat Bek, İmamettin Sunmez (3), Emre Şahin, Ahmet Ergin ve Yusuf Ataş attı. Hollanda’nın golleri ise Erion Shala, Bilal Öztürk ve Milos Ter’den geldi.

Maçlar ve alınan sonuçlar şöyle:

Erkekler

A Grubu:

Hollanda-Türkiye: 3-7

İran-İtalya: 8-4

B Grubu:

Kenya-Japonya: 0-5 (Hükmen)

Brezilya-Çekya: 6-4

C Grubu:

Cezayir-İspanya: 3-4

Tayland-Kuveyt: 4-3

Kadınlar

A Grubu:

Türkiye-Polonya: 2-6

Büyük Britanya-Kenya: 5-0 (Hükmen)

B Grubu:

Brezilya-İrlanda: 13-2

İspanya-İtalya: 10-0

Madalya sıralaması

Organizasyonda Çin madalya sıralamasında günü ilk sırada tamamladı.

Takım Altın Gümüş Bronz Toplam

1- Çin 2 2 2 6

2- Ukrayna 2 1 1 4

3- Polonya 1 2 – 3

4- Fransa 1 – 1 2

5- Letonya 1 – – 1

5- Avusturya 1 – – 1

7- Japonya – 1 1 2

8- Hırvatistan – 1 – 1

8- İtalya – 1 – 1

10 -Almanya – – 1 1

10- Sırbistan – – 1 1

10- Macaristan – – 1 1 – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-snowboard-bransi-basladi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Asya-Pasifik Bölgesel Mimarilerinin İnşası Tartışıldı https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-asya-pasifik-bolgesel-mimarilerinin-insasi-tartisildi/ https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-asya-pasifik-bolgesel-mimarilerinin-insasi-tartisildi/#respond Thu, 28 Mar 2024 01:48:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11923 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Asya-Pasifik Bölgesel Mimarilerinin İnşası: Uyumsuz Çıkarların Yarattığı Sınama” başlıklı panelde, büyük güçler arasında rekabetin arttığı, ekonomi ve güvenlik alanında karmaşık ve çok katmanlı mimarilerinin şekillendiği bir ortamda bölgesel ve küresel aktörlerin uyumlu ve aynı zamanda çelişen çıkarlarının uzlaştırılması için etkili diplomasinin ve işbirliğinin gereğine işaret edildi.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te m?oderatörlüğünü Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi S. Rajaratnam Uluslararası İlişkiler Fakültesi öğretim üyesi emekli diplomat Lawrence Anderson’ın üstlendiği panele Malezya Yüksek Öğrenim Bakanı ve eski Dışişleri Bakanı Zambri Abdülkadir, Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan Mahmud, Sri Lanka’nın Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Tharaka Balasuriya ve Vietnam Dışişleri Bakan Yardımcısı Nguyen Minh Hang katıldı.

Malezyalı Bakan Zambri, bölgede “Asya-Pasifik” ve “Hint-Pasifik” gibi yeni adlandırmaların nereden, hangi saftan bakıldığına bağlı olarak karmaşıklaşan çok katmanlı ilişkiler ağını ortaya çıkardığını, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkeleri olarak saflaşmadan kaygı duymakla birlikte aynı zamanda büyük güçlerin ilgisini ve hedeflerini anlamak istediklerini belirtti.

ASEAN’ın bakış açısından, barış içinde bir arada yaşama ilkesine uyumlu olduğu sürece bölgede farklı fikirlerin, ilgilerin ve çıkarların varlığını desteklediklerini ifade eden Zambri, “İster Asya-Pasifik deyin ister Hint-Pasifik, biz buranın bir barış ve refah bölge olacağından emin olmak istiyoruz.” dedi.

Zambri, Çin’in bölgedeki artan rolüne ilişkin, iyi niyetli oldukları sürece tüm taraflarla işbirliğini geliştirmek istediklerini vurgulayarak “Güneydoğu Asya’da Çin fobisi yaratmamalıyız. Soğuk Savaş’ın uzantısı olan ikili tercihlere, çevreleme mantığına hapsolmamalıyız, onu ya da bunu seçmek zorunda değiliz, kimse bize ne yapacağımızı dikte etmemeli.” diye konuştu.

Bölgenin bir ekonomik işbirliği ve kalkınma alanı olması için bölge ülkelerinin yeni teknolojileri, yeni ekonomileri ve özellikle de dijital ekonomiyi kucaklaması gerektiğini vurgulayan Zambri, Malezya’nın Türkiye ile dostane ilişkileri önemsediğini, diplomatik ilişkilerin yanı sıra ekonomik ilişkileri ve teknoloji alanında bağları genişleterek Malezya’yı Türk ekonomisinin Güneydoğu Asya’da limanı haline getirmek istediklerini vurguladı.

“Çin ve Hindistan işbirliği yaparsa küresel mimari değişir”

Sri Lankalı Bakan Tharaka Balasuriya da büyük güçlerin bölgeye ilgisinin artmasında Çin’in yükselişini durdurma niyeti ve ülkelerini piyon olarak gören yaklaşımın hissedildiğini ifade etti.

Sri Lanka’nın 1950’lerden bu yana bağlantısızlık siyaseti izlediğini, gelecekte de duruma bağlı bağımsız seçimlerini yapmak istediğini vurgulayan Balasuriya, “Biz Sri Lanka’nın Çin ve Hindistan ile ilişkilerini birbirine zıt tercihler olarak görmüyoruz. Hem Çin ile güçlü tarihsel ilişkilerimiz, Hindistan ile de uygarlık bağımız var.” dedi.

Kovid-19 salgınında Batı’dan aşı beklerken Çin’in Sri Lanka’ya yardım eli uzattığını, ekonomik kriz yaşadıklarında Hindistan’ın yardımı sayesinde hem mali durumu düzeltip hem de ülkede gıda güvenliği sağladıklarını hatırlatan Balasuriya, “Bu iki ülke de bizim için önemli.” ifadesini kullandı.

Balasuriya, Suudi Arabistan ve İran’ın diplomasi yoluyla vardığı uzlaşmayı örnek göstererek “Çin ve Hindistan işbirliği yaparsa hem küresel mimari hem de Küresel Güney’in mimarı değişir. Çin ile ABD arasındaki San Francisco Zirvesi’nin benzerine Asya’da ihtiyaç var.” değerlendirmesinde bulundu.

“ASEAN ülkeleri birlikte hareket etmeli”

Vietnam Dışişleri Bakan Yardımcısı Nguyen ise ülkesinin de major aktörlerin Asya-Pasifik’e ilgisinin artmasının ekonomik gücün bölgeye kaymasıyla bağlantılı olduğuna dikkati çekerek “Bölgedeki durumun karmaşıklığı göz önüne alındığında açık, kapsayıcı, dengeli ve kurallara dayalı bir mimari için ASEAN ülkelerinin birlikte hareket etmesi gerekiyor.” dedi.

Asya-Pasifik’in yükselişinin barış, istikrar ve işbirliği ruhunun başarısına tanıklık ettiğini vurgulayan Nguyen, bunun devam edebilmesi için ASEAN’ın merkeziliğinin korunması gerektiğini vurguladı.

Nguyen, büyük güçler arasındaki rekabetin ve işbirliğinin tarih boyunca görüldüğünü, önemli olanın bu güçlerin barış ve refahın korunması için aralarındaki rekabeti sağlıklı ve sorumlu şekilde yönetmesi ve küçük ülkeler üzerinde olumsuz etkilerini minimize etmesi gerektiğini belirtti.

ASEAN’ın bölgenin geri kalanı ile daha yapıcı tarzda ilişki kurması, büyük güçler tarafından ortaya atılan girişimleri bölgede barışa ve işbirliğine katkı sunduğu sürece desteklemesi, çok taraflılık anlayışı içinde bir ekonomik kalkınmanın motoru olmayı hedeflemesi gerektiğinin altını çizdi.

“Bangladeş’te deniz seviyesi 1 metre artarsa 35 milyon insan yerinden olacak”

Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan Mahmud, küresel iklim değişikliğinin etkilerine işaret ettiği konuşmasında, bölge ülkelerinin iklim kaynaklı sorunların “masum kurbanları” olduğu, sera etkisi yaratan gazların oluşumundaki sorumlulukları sınırlı olmasına karşın coğrafi nedenlere, yıkıcı etkilerine en açık konumda olduklarına dikkati çekti.

Bundan 20 yıl önce Sibirya’da kuraklık, Pakistan’da sel olabileceğini hiç kimsenin öngöremeyeceğine dikkati çeken Mahmud, “Eğer Bangladeş’te deniz seviyesi 1 metre artarsa ülkenin kıyı bölgelerinde yaşayan 35 milyon insan yerinden olacak. Daha şimdiden dünyada binlerce insan iklim nedeniyle yurtlarını kaybetti; ya evleri sular altında kaldı ya da geçim kaynakları yok oldu. Acı gerçek bu, küresel toplum bu soruna çözüm aramalı.” ifadelerini kullandı.

Mahmud, Bangladeş’in halihazırda iklim kaynaklı göçlerin etkilerini yaşadığını, uluslararası göç hukukunda bu doğrultuda değişiklikler yapılması ve “iklim mültecisi” kavramının tanımlanması gerektiğinin altını çizdi.

Ülkelerin Paris İklim Anlaşması’nda sera etkisi yaratan gazların salınımını azaltmaya yönelik taahhütlerini yerine getirmesinin önemine işaret eden Mahmud, “Tüm taahhütler yerine getirilse bile küresel ortalama sıcaklık 3,2 ila 4 santigrat derece artacak. Şu anda 1 derecelik sıcaklık artışında bile aşırı yağmur, aşırı kar gibi mevsim değişikliklerin yıkıcı etkilerini yaşıyoruz. Sıcaklık artışı daha fazla artarsa olacakları hayal etmek dahi güç.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-asya-pasifik-bolgesel-mimarilerinin-insasi-tartisildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin enerji bağımlılığını azaltma çabalarını vurguladı https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiyenin-enerji-bagimliligini-azaltma-cabalarini-vurguladi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiyenin-enerji-bagimliligini-azaltma-cabalarini-vurguladi/#respond Sat, 02 Mar 2024 21:00:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7913 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bir taraftan kendi doğal gazımızı, petrolümüzü arttırırken, nükleer enerjiye yatırım yaparken diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynaklarımızı harekete geçirerek ve enerji verimliliğini arttırarak, enerjide dışa bağımlılığımızı en alt düzeylere çekme gayreti içindeyiz.” dedi.

Yılmaz, Türk ve Çinli şirketler arasındaki Giga Enerji Depolama Tesisi Anlaşması İmza Töreni’ne katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, Harbin Electric (HEI) ve Kontrolmatik firmaları tarafından hayata geçirilen işbirliğini, büyük bir mutlulukla karşıladıklarını belirterek, projenin hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde, Türkiye’nin, küresel piyasalarda rekabet gücünü artırdığını ve kritik teknolojilerin üretimi noktasında gelişme kaydettiğini ifade eden Yılmaz, “Bağımsız enerji, güçlü Türkiye” diyerek yerli kaynaklara dayalı bir enerji ekosistemi oluşturduklarını söyledi.

“Temiz enerji dönüşümünün öncü ülkelerinden biri haline gelmiş durumdayız”

Yılmaz, 2002 yılında 32 bin megavat seviyelerinde olan elektrik kurulu gücünü, 107 bin megavatın üzerine çıkardıklarını aktararak, halihazırda kurulu gücün yerlilik oranının yüzde 66, yenilenebilir enerjinin payının ise yüzde 55 seviyelerinde olduğunu kaydetti.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu gücün içindeki payının 2010’da yüzde 3 iken, 2022 yılında yüzde 22’ye kadar yükseldiğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

“Yenilenebilir enerji kaynak destek mekanizması ve yenilenebilir kaynak alanlarıyla, ülkemizin toplam enerji kurulu gücünü ve üretimini hızla arttırırken temiz enerji dönüşümünün öncü ülkelerinden biri haline gelmiş durumdayız. Bu kapsamda ülkemiz Avrupa’da jeotermal enerji kurulu gücünde birinci, hidroelektrik kurulu gücünde ikinci, rüzgarda yedinci, güneş enerjisi kurulu gücünde ise sekizinci sıradadır. Önümüzdeki dönemde yıllık ortalama 3 bin 500 megavat güneş, 1500 megavat da rüzgar enerjisi santralinin devreye alınması planlanıyor. Toplam 5 bin megavat deniz üstü rüzgar enerjisi kurulu gücünü enerji portföyümüze katmayı da planlıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerjiyi güçlendirerek cari açığa katkı sağlama konusunda da çalışıyoruz.”

Yılmaz, Türkiye’nin temel problemlerinden biri olan cari açıkta enerji ithalatının önemli bir rolü olduğuna işaret ederek, “Bir taraftan kendi doğal gazımızı, petrolümüzü arttırırken, nükleer enerjiye yatırım yaparken diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynaklarımızı harekete geçirerek ve enerji verimliliğini arttırarak, enerjide dışa bağımlılığımızı en alt düzeylere çekme gayreti içindeyiz.” diye konuştu.

Aynı zamanda bölgesel ve küresel enerji güvenliğine katkıda bulunmayı ve enerjide bölgesel bir ticaret merkezi olmayı hedeflediklerini anlatan Yılmaz, jeopolitik gelişmelerin, özellikle Avrupa’nın enerji arz güvenliğinde Türkiye’nin rolünü bir kez daha ortaya koyduğuna dikkati çekti.

Yılmaz, Türkiye’nin sadece kendi enerji ihtiyacını karşılamanın ötesinde bir bölgesel hub ve ticaret merkezi olarak geniş bir coğrafyanın enerji arz güvenliği konusunda önemli bir rol oynayacak konumda olduğunu söyledi.

“Daha fazla Çin’den doğrudan yatırımı Türkiye’de görmek istiyoruz”

2003’ten bu yana 261,3 milyar dolarlık uluslararası yatırımı Türkiye’ye çektiklerini ifade eden Yılmaz, ilerleyen dönemde bu alanda güçlü politikalarla yollarına devam edeceklerini, bir yandan da 2053’te karbon nötr ekonomiye ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.

Yılmaz, Türkiye’nin bu anlamda çok önemli yatırımların yapılacağı bir ülke konumunda olduğuna işaret ederek, Çin ile 50 milyar doları aşan bir ticaret hacmine ulaştıklarını ancak burada sürdürebilir olmayan dengesiz bir yapının bulunduğunu anlattı.

Türkiye’den Çin’e değişik sektörlerde ihracatın artması ve bu konuda işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ticaretteki dengesizlikleri telafi edici bir anlayış içinde, turizm ve doğrudan yatırımların desteklenmesi gerekiyor. Daha fazla Çinli turisti Türkiye’de görmek istiyoruz, daha fazla Çin’den doğrudan yatırımı Türkiye’de görmek istiyoruz. Bunları yaptığımız zaman ticarette dengeleyici bir rol oynayacaktır diye inanıyorum. Bu konularda Çin Halk Cumhuriyeti’yle Türkiye Cumhuriyeti olarak daha fazla işbirliği yapmamız lazım. O anlamda bu proje güzel bir işaret fişeği diye düşünüyorum. Olumlu bir gelişme ama yetmez, daha fazla Çinli doğrudan yatırımcıyı Türkiye’ye bekliyoruz. Türkiye çok önemli bir lokasyona sahip, çok geniş bir pazara erişme imkanı olan bir ülke, genç dinamik bir nüfusu var, girişimci kültürü var. Çinli yatırımcıların Türkiye’ye yatırım yapmasıyla hem kendileri kazanacaktır hem de Türkiye kazanacaktır.”

Yılmaz, 2002-2022 döneminde, Çin’in diğer ülkelere yıllık 100 milyar dolar civarında doğrudan yatırımlar gerçekleştirdiğini, Türkiye’nin buradan aldığı payın ise binde 2’nin altında olduğunu aktararak, bu payın hedef olarak ilk aşamada mutlaka yüzde 1’in üstüne çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

“Avrupa’nın en büyük enerji depolama tesisi bu vesileyle hayata geçmiş olacak”

Bugün imzası atılan projenin, Türkiye’nin en büyük şebeke ölçekli enerji depolama projesi olduğunu, 1 gigawatt/saat depolama kapasitesine sahip olacağını anlatan Yılmaz, bunun çok önemli bir kapasite olduğunu ve bu depolama tesisiyle yıllık 875 milyon kilowatt/saat elektrik üretimine sahip rüzgar santralinin de hayata geçirilmiş olacağını kaydetti.

Yılmaz, toplam 600 milyon dolarlık bir yatırımın söz konusu olduğunu, bunun 375 milyon dolarının ilk faz olarak sözleşmesinin imzalanabilir aşamaya geldiğini anlattı. Buna göre Harbin Electric’in 300 milyon dolar tutarında finans sağlayacağını belirten Yılmaz, Progresiva şirketinin de öz sermayesiyle bu yatırımın gerçekleştirileceğini bildirdi.

“Bu projeyle milli imkanlarımız geliştirilecek, batarya teknolojilerinde Türkiye yeni bir safhaya geçmiş olacak ve Avrupa’nın en büyük enerji depolama tesisi bu vesileyle hayata geçmiş olacak.” diyen Yılmaz, bu projeye emek harcayan iki firmanın yetkililerine teşekkür etti, buna benzer yeni işbirliklerini görme temennisinde bulundu.

Konuşmaların ardından, Kontrolmatik Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan ve HEI Baş Temilcisi Pan Sheng, Progresiva Enerji Yatırımları Ticaret AŞ ile Harbin Electric arasındaki 1000 MWh Elektrik Depolama ve 250 MW Rüzgar Santrali Projesi’ne imza attı.

Programa Çin’in Ankara Büyükelçisi Liu Şaobin de katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiyenin-enerji-bagimliligini-azaltma-cabalarini-vurguladi/feed/ 0
Çin ve ABD, sağlam ilişkiler geliştirmeli https://www.haber28.com.tr/cin-ve-abd-saglam-iliskiler-gelistirmeli/ https://www.haber28.com.tr/cin-ve-abd-saglam-iliskiler-gelistirmeli/#respond Wed, 21 Feb 2024 22:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6572 Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Almanya’da gerçekleştirdiği görüşmede, “Çin ile ABD sağlam, istikrarlı ve sürdürülebilir ilişkiler geliştirmeli” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde dün akşam görüşme gerçekleştirdi. Wang Yi, görüşmede Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Joe Biden arasında Kasım ayında ABD’nin San Francisco kentinde gerçekleştirilen görüşmede alınan kararların hayata geçirilerek sağlam, istikrarlı ve sürdürülebilir ikili ilişkiler geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Wang, iki tarafın karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan iş birliği ilkelerine bağlı kalması, iki büyük ülkenin birbiriyle geçinebilmesi için doğru yolu keşfetmesi gerektiğini ifade etti. Washington’dan Çin’in kalkınmasını nesnel ve makul şekilde değerlendirerek Çin’e yönelik olumlu ve pragmatik bir politika benimsemesini isteyen Wang, Biden’ın taahhütlerinin somut eylemlerle hayata geçirilmesini beklediklerini kaydetti.

“Tayvan, Çin topraklarının parçası”

Tayvan sorunuyla ilgili değerlendirmede de bulunan Wang, “Dünya üzerinde yalnızca bir Çin var ve Tayvan, Çin topraklarının parçası. Bu, Tayvan sorunundaki gerçek durum. Statükoyu değiştirmeye çalışanlar, Tayvan’ın bağımsızlığını savunan ayrılıkçı eylemler ile dış güçlerin suç ortaklığı ve desteği” ifadelerini kullandı.

Çinli Bakan, “ABD, gerçekten Tayvan Boğazı’nda istikrar umuyorsa ‘Tek Çin’ ilkesine ve Çin ile ABD arasındaki üç ortak bildiriye bağlı kalmalı, Tayvan’ın bağımsızlığını desteklememe yönündeki taahhütlerine uymalı” dedi. Wang Yi ayrıca ABD’yi Çinli şirketlere ve şahıslara yönelik “yasa dışı yaptırımlarını” kaldırmaya çağırdıklarını vurguladı.

“Yapıcı ve samimi görüşme”

Çin Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, görüşmenin “samimi, kapsamlı ve yapıcı bir görüşme” olduğu ifade edildi. İki bakanın, beşeri temaslar ve personel değişimi konularında da fikir alışverişinde bulunduğu, farklı alanlardaki diyalog ve iletişimi sürdürme üzerinde de mutabık kaldığı aktarıldı. İki bakanın ayrıca Çin ile ABD arasında uyuşturucuyla mücadele iş birliği çalışma grubunun faaliyetlerinden övgüyle bahsettiği belirtildi. Tarafların dış politika, Asya-Pasifik ile ilgili konular, denizlere dair meseleler ve yapay zeka alanlarında diyalog ve istişareyi ilerletme, iki ordu arasındaki iletişimi sürdürme konularında da mutabık kaldığı, Ukrayna krizi, Filistin-İsrail çatışması, Kore Yarımadası ve diğer bölgesel meseleler üzerinde fikir alışverişinde bulunduğu bilgisi verildi.

“Yapıcı görüşme gerçekleştirdik”

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise görüşmeye dair sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Münih Güvenlik Konferansı oturum aralarında Çin Dışişleri Bakanı Wang ile bir araya geldik. Orta Doğu, Kuzey Kore ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı da dahil olmak üzere bazı ikili, bölgesel ve küresel meselelere ilişkin samimi ve yapıcı bir görüşme gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Joe Biden, San Francisco’da düzenlenen Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi çerçevesinde bir araya gelmiş, yapay zeka, fentanil ve ordular arası iletişim gibi konularda uzlaşılar sağlamıştı. İki ülkenin oluşturduğu uyuşturucuyla mücadele çalışma grubunun ilk toplantısı Ocak ayı sonunda Pekin’de düzenlenmişti. – MÜNİH

]]>
https://www.haber28.com.tr/cin-ve-abd-saglam-iliskiler-gelistirmeli/feed/ 0
Pandemiden sonra dünyada büyük dönüşüm yaşandı, Çin’e karşı batı Hindistan ve Vietnam’ı koz olarak kullanıyor https://www.haber28.com.tr/pandemiden-sonra-dunyada-buyuk-donusum-yasandi-cine-karsi-bati-hindistan-ve-vietnami-koz-olarak-kullaniyor/ https://www.haber28.com.tr/pandemiden-sonra-dunyada-buyuk-donusum-yasandi-cine-karsi-bati-hindistan-ve-vietnami-koz-olarak-kullaniyor/#respond Sat, 06 Jan 2024 07:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2005 Pandemiden sonra dünyada her sektörde büyük dönüşüm yaşandı. Dünya ekonomisinin büyümesine yüzde 40 etki eden Çin’e karşı batı Hindistan ve Vietnam’ı koz olarak kullanıyor. Qlux Ideas Genel Müdürü Burak Onder, yeni yılda birçok belirsizliğin olmasına rağmen ihracatta en kötünün geride kaldığını ve bu yıl bir büyümenin beklendiğini belirterek, “Pandemi sonrası her sektörde büyük dönüşüm yaşandı. İhracatta yol haritaları dönüşüme göre planlandı. Türkiye’nin 2024 ihracatında Avrupa’nın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın daha belirleyici olacağını düşünüyorum” dedi.

Önder, “Dünyadaki dönüşümü her yerde görüyoruz, e-ticarette pandemi sonrası oran yüzde 20’leri aştı. 3-4 yıl için çok büyük bir büyüme. Bu dönüşümü üretimde de görüyoruz. Daha az elektrik tüketen makineler görmeye başladık” dedi.

Enflasyonun zirveden düşüşe geçtiğini ifade eden Önder, ” Uzak Doğu’nun özellikle Asya Kıtası’nın dünya büyümesinde 2024’te de belirleyici rol oynayacağını küresel raporlardan görüyoruz. Asya çok önemli. Çin şu anda dünya ekonomisinin büyümesine yüzde 40 etki ediyor. Çin, daha önceleri batı için ideolojik rakipti. Sonra ekonomik rakip oldu, sonra teknolojik rakip oldu şimdi de politik rakip oluyor. Çin, ABD’nin daha güçlü olduğu bölgelerde son 2-3 yıldır çok önemli çalışmalar yaptı. Çin’in etkin olmaya başladığı bölgeler ana pazarlarımız olduğu için bizim için de çok önemli. Orta Doğu, Avrupa, Afrika’nın kuzeyi bizim ana pazarlar. ABD’nin çok etkili olduğu Orta Doğu coğrafyasında Çin’in her geçen gün hegemonyasını arttırdığını görüyoruz. Çin, Batı’nın “İnsan hakları, demokrasi” gibi yöntemlerinden farklı olarak ticareti ön plana çıkarıyor. Çin’in bu yöntemi daha olumlu bir etki oluşturduğu için özellikle Orta Doğu’da güçleniyor. Çin, bu yıl Orta Asya’daki 5 devlet başkanıyla beraber bir zirve yaptı ve buradaki boşluğu değerlendirmeye çalışıyor. Yuan’ın son zamanlarda güçlenmesiyle Çin, kendi yerel parasıyla ticaret yaparak dünya ekonomisinde her geçen gün ağırlığını arttırıyor. Batı Hindistan ve Vietnam’ı Çin’e karşı koz olarak kullanıyor. Batı Asya’da denge politikası yapmaya çalışıyor. Hindistan’a destek vermeye çalışıyor. Batı bu süreçte Çin’le uğraştı, Hindistan’ı destekledi, diğer taraftan Ukrayna- Rusya savaşı oldu. Burada Hindistan çok güzel bir denge politikası izledi. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşından çok etkilendi. Bu işte en zararlı çıkan Almanya bizim için önemli ve iyi takip edilmesi gereken bir ülke. Çünkü bizim her türlü en iyi ticaret ilişkimizin olduğu, en çok vatandaşımızın yaşadığı ülke. Ama Almanya, 2024 içinde gelişmiş ülkelerden negatif büyüyecek tek ülke. Avrupa’nın diğer ülkelerinde az da olsa bir büyüme sağlanacak. Türkiye için ise bu zamanlarda yakın coğrafyayla olan ticari münasebetler uzak pazarlara göre daha önemli bir hal alacak. Yani yakın pazarlar ihracat stratejimizde daha önemli bir hale geliyor. 2024’te de bunu göreceğiz. Bu yıl içinde 70 ülkede seçim olacağının bilgisini paylaşan Önder, “Bizim açımızdan, dünya ihracat açısından önemli bir yıl olacak. Dünyada paradoksal bir durum söz konusu. Bir yandan serbest ticaret anlaşmaları ve bölgesel birlikler, uluslararası koridorlar; diğer yandan korumacılık ve tarife dışı engeller var. Korumacılık artıyor, korumacılık arttıkça zamanla çevre ülkelerle ticaret daha önemli bir hal alıyor. Türkiye’de seçimlerden sonra her ne kadar faizler artsa da ekonomik bir güven ortamı ve pozitif ibareler var. Türkiye’nin önünde bir seçim var onu göreceğiz. Ama sonuç olarak PMI endekslerimiz, ihracat iklim endeksimiz 6 aydır düşüyor. İhracat pazarlarında enflasyon geriledi. Artık batıda enflasyonun tezahürü de farklı oluyor” dedi. değerlendirmesinde bulundu.

Önümüzdeki süreçte dünya ile ilgili bir tahmin yapmanın zor olduğunu belirten Önder, “Büyük belirsizlikler var. Rusya-Ukrayna savaşı ne olacak, İsrail-Hamas gerginliği ne olacak, Uzak Doğu’da Çin-Vietnam gerginliği nasıl bir hal alacak. Özellikle gelişmiş ülkelerin enflasyonunda bir gerileme var. Bu bir şekilde faizi etkileyecektir. Çünkü onlar için de ekonomik büyüme önemli. Bu ülkelerin özellikle Asya’da, Avrupa’da savunma harcamalarını arttırmaya çalıştıkları bir yıl oluyor. Çünkü bu siyasi belirsizliklerden, savaşlardan dolayı Avrupa gayrisafi milli hasılasının (GSMH) yüzde 3’ünü artık savunma sanayisine veriyor. Korumacılık dünyada arttı. Türkiye’nin 2024 ihracatında Avrupa’nın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın daha belirleyici olacağını düşünüyorum. İhracat 2024 için çok önemli ve bu yıl ihracatta bir büyümenin olacağını düşünüyorum. İhracatın geçen yıldan daha iyi olacağını ve en kötünün geride kaldığını ama birçok belirsizliğin olduğunu söyleyebilirim” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/pandemiden-sonra-dunyada-buyuk-donusum-yasandi-cine-karsi-bati-hindistan-ve-vietnami-koz-olarak-kullaniyor/feed/ 0
Çin Yeni Yılı hakkında neler biliniyor? https://www.haber28.com.tr/cin-yeni-yili-hakkinda-neler-biliniyor/ https://www.haber28.com.tr/cin-yeni-yili-hakkinda-neler-biliniyor/#respond Fri, 05 Jan 2024 04:00:27 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1912 10 Şubat Cumartesi günü, Ay Takvimi Yeni Yılı kutlanacak. Kutlamalar 15 gün sürecek ve Çin Fener Festivali ile sona erecek.

Çin geleneğinde her yıl, Çin burçlarında yer alan 12 farklı hayvandan biri ile temsil ediliyor. 2024’te Tavşan Yılı’ndan Ejderha Yılı’na geçeceğiz.

Peki bu ne demek? Bilmeniz gerekenleri derledik.

‘Ay Yeni Yılı’ ile ‘Çin Yeni Yılı’ aynı şey mi?

Bazı kişiler bu ikisini birbirinin yerine kullansa da, aralarında bir fark var.

Çin Yeni Yılı, kışın sonunu ve baharın başlangıcını simgelediği için Çin’de genellikle Bahar Bayramı olarak anılır.

Ülkedeki en önemli dört geleneksel festivalden biri ve Çin ay takvimine göre yeni yılın başlangıcı kutlanır.

Çin geleneklerinin ve kültürünün kutlandığı yeni yıl etkinlikleri düşünüldüğünde, Çin Yeni Yılı olarak anılabilir.

Ancak birçok Doğu ve Güneydoğu Asya ülkesi de aynı bayramı kutluyor ve kutlamalar farklı kültürlere göre değişiklik gösteriyor.

Ay Yeni Yılı, ay takvimine göre belirlenen yeni yılı kutlayan tüm etkinlikleri kapsayan daha genel bir terim.

Diğer ülkelerde Ay Yeni Yılı ifadesi, Çin Yeni Yılı veya Bahar Bayramı ifadelerine tercih edilir.

Ancak Çin’de bu terime karşı çıkanlar, bayramın kökeninin Çin’in Ay-Güneş takvimine (Ay ve Güneş’in döngülerine dayanır) ve Çin’in bölge ülkeleri üzerindeki tarihsel etkisine dayandığını savunuyor.

Bu nedenle ifade seçimi tartışmalara neden olabilir.

Ay Yeni Yılı nerelerde kutlanıyor?

Bu yıl dünya çapında 1,5 milyardan fazla kişi Ay Yeni Yılı’nı kutlayacak.

Milyonlarca insan yeni yıla aileleri veya arkadaşlarıyla girmek için seyahat ettiğinden, dünyanın en büyük göçü de her yıl bu dönemde gerçekleşiyor.

Vietnam’da bu güne ‘Tet Nguyen Dan’ veya kısaca ‘Tet’ deniyor, yani İlk Günün İlk Sabahı Festivali.

Kuzey Kore ve Güney Kore’de insanlar ‘Seollal’ı kutluyor. Moğolistan’da festivale ‘Tsagaan sar’ deniyor; ‘Beyaz Ay Festivali’ olarak adlandıranlar da var.

Yeni yıldan önceki günlerde Çinli aileler evlerinde bahar temizliği yapıyor. Temizlikle, kötü şansı süpürmek ve odaları iyi şansın girmesine hazır hale getirmek amaçlanıyor.

Aileler ve arkadaşlar bir araya gelerek, bir sonraki yıl için şans getirdiğine inanılan Çin eriştesi, Çin mantısı, pirinç keki, turp keki, balık ve mandalina yiyor.

İnsanlar ayrıca havai fişek gösterilerini izliyor, özel kıyafetler giyiyor ve yeni yılı kutlamak için kırmızı fenerler asıyor.

Ay Yeni Yılı’nda, arkadaşlara ve aileye, yeni yıl için iyi dilekleri ve şansı temsil eden, içinde para bulunan parlak kırmızı bir zarf (‘hongbao’ olarak bilinir) vermek de gelenekten.

Çin’de Yeni Yılı tatili ne kadar sürüyor?

Yeni yılın tarihi ay takvimine göre belirliyor. 21 Aralık’taki kış gündönümünden sonraki ikinci yeni aya, genellikle 21 Ocak ile 20 Şubat arasına denk geliyor.

Kutlamalar genellikle 15 gün sürüyor. Yeni ayın oluştuğu gün başlıyor ve bir sonraki dolunaya kadar devam ediyor.

Bu yıl Çin Devlet Konseyi, Bahar Bayramı için resmi tatili 10 ile 17 Şubat tarihleri arasında, toplam sekiz gün olarak planladı.

Çin Yeni Yılı’nın öncesindeki gün resmi tatil takvimine dahil edilmiyor, ancak işverenler o gün çalışanlara ücretli izin vermeleri için teşvik ediliyor.

Çin Yeni Yılı’nın kökenleri

Çin Yeni Yılı’nın, Şang Hanedanlığı’nın hüküm sürdüğü M.Ö. 14. yüzyıla dayandığı düşünülüyor ve kökenleri efsanelerle dolu.

Çin mitolojisine göre kökeni, Nian (Çince’de “yıl” anlamına gelir) adlı bir canavara karşı yapılan savaşa dayanıyor.

Nian yeni yılın ilk gününde köylüleri tehdit etmek için gelir. Ancak köylüler Nian’ın yüksek sesten, parlak ışıklardan ve kırmızı renkten korktuğunu keşfeder.

Bu nedenle her yeni yılda köylüler Nian’ı korkutmak için kırmızı fenerler asar ve havai fişek kullanırlar. Nian bir daha ortaya çıkmaz.

Çin Yeni Yılı’nın bu yılki hayvanı ejderha

Çin geleneğinde her ay yılı, Çin burçlarında yer alan 12 farklı hayvandan biriyle temsil ediliyor: Fare, öküz, kaplan, tavşan, ejderha, yılan, at, keçi, maymun, horoz, köpek ve domuz.

Her hayvan bir elementle bağlantılı: Metal, tahta, su, ateş ve toprak. Ayrıca her 12 yılda bir, bir yıla isim verir.

2024, Tavşan Yılı’ndan Ahşap Ejderha Yılı’na geçişi işaret ediyor.

Ahşap Ejderha Yılı yalnızca 60 yılda bir denk geliyor. En son Ahşap Ejderha Yılı 1964’te ve ondan önce de 1904’te kutlandı.

İnsanların doğdukları yıla göre, müstesna bir dizi kişilik özelliğine sahip olduğuna inanılıyor.

Ejderha, Çin burcundaki beşinci hayvan. Çin kültüründe iyi şansı, gücü, sağlığı ve erkek elementi ‘yang’ı temsil ediyor.

Ahşap Ejderha Yılı’nda doğan bazı ünlüler:

Çinli komünist lider Deng Şiaoping (22 Ağustos 1904); Dünyanın en büyük e-ticaret işletmelerinden biri olan Alibaba Grubu’nun kurucularından Jack Ma (10 Eylül 1964); İspanyol sanatçı Salvador Dali (11 Mayıs 1904) ve eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson (19 Haziran 1964).

]]>
https://www.haber28.com.tr/cin-yeni-yili-hakkinda-neler-biliniyor/feed/ 0
Çin Büyükelçiliği, ABD’deki Öğrencilere Sanal Rehin Alma Uyarısı Yaptı https://www.haber28.com.tr/cin-buyukelciligi-abddeki-ogrencilere-sanal-rehin-alma-uyarisi-yapti/ https://www.haber28.com.tr/cin-buyukelciligi-abddeki-ogrencilere-sanal-rehin-alma-uyarisi-yapti/#respond Wed, 03 Jan 2024 03:36:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1751 Washington’daki Çin Büyükelçiliği, ABD’deki vatandaşlarına, özellikle de öğrencilere “sanal rehin almaya” karşı uyanık olmaları uyarısı yaptı.

Büyükelçiliğin açıklaması, kayıp olduğu bildirilen 17 yaşındaki Çinli öğrenci Kai Zhuang’ın, 31 Aralık’ta Utah eyaletindeki ıssız bir yerde, bulunmasından sonra yapıldı.

Kai’nin anne ve babası, okuduğu okulun yetkililerine kendilerinden fidye istendiğini ve oğullarının kaçırıldığını gösteren bir fotoğrafının gönderildiğini söyledi.

Kai Zhuang bir çadırın içinde “çok üşümüş ve korkmuş” bir halde bulundu.

Polise göre, sanal rehin alma kurbanları, zanlılar yanlarında olmasa bile, kendilerini izole etmeye ve hatta rehin tutuluyorlarmış gibi gösteren kendi fotoğraflarını çekmeye ikna ediliyor. Zanlılar kurbanlarını, Facetime ya da Skype üzerinden gözlemliyorlar.

Daha sonra, hem kurban hem de aileleri, denilenleri yapmamaları durumunda zarar göreceklerine ikna ediliyorlar.

Polis, Kai’nin ailesinin Çin’deki banka hesaplarına 80 bin dolar fidye ödemesi yaptıklarını belirtti.

Sanal rehin alma nedir?

Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI’a göre, kolluk güçleri en az 20 yıldır ‘sanal rehin alma’ olaylarını biliyor.

Birçok şekilde yapılabiliyor ama daima kurbanlar, şiddet ya da ölüm tehlikesi altında olduğuna inandıkları bir sevdiklerinin serbest kalması için fidye ödemeye zorlanıyorlar.

FBI “geleneksel” rehin alma olaylarının tersine, sanal rehin alma vakalarında kimsenin gerçekten kaçırılmadığını söylüyor. Bunun yerine hile ve tehditlerle, kurbanlar olayın ortaya çıkmasından önce hızla fidye ödemeye zorlanıyorlar.

Çinli öğrenciler nerelerde hedef alınıyor?

Polis güçlerine göre, Batılı ülkelerde okuyan Çinli öğrenciler sanal rehin alma vakalarında hedef alınıyor.

Eylül 2023’te İngiltere’deki Güney Yorkshire bölgesi emniyetinin Sahtecilik Koordinasyon Ekibi, ülkenin kuzeyindeki Sheffield kentinde öğrenim gören yabancı öğrencilere bir uyarı yapmıştı.

Uyarıda, dolandırıcıların genelde İngiltere’de okuyan Çinli öğrencileri hedef aldığına dikkat çekilmişti.

Buna göre kurban, Çin Büyükelçiliği, Göç İdaresi, Çin Polisi ya da posta idaresinden olduğunu iddia eden bir dolandırıcı tarafından aranıyor.

Uluslararası bir suç şebekesini araştırdıklarını ve kurbanın Çin’e büyük miktarlarda para yollaması gerektiğini iddia ediyorlar.

Kurbanın kendileriyle işbirliği yapması için tehditte bulunuyorlar ve başka kimseye anlatmamasını istiyorlar.

Avustralya’daki New South Wales (NSW) eyaleti polisi, Ekim 2023’te “sanal rehin alma” dolandırıcılıklarının giderek daha sofistike bir hale geldiği uyarısında bulundu.

Dedektif, Joseph Doeihi dolandırıcılıkların Çin ana karasında tezgahlandığını söyledi.

Dolandırıcılar, kurbanı kandırıp Çinli bir yetkili rolü oynamaya da ikna edip, başka bir kurbana da yaklaşıyorlar.

Douehi “Bu dolandırıcılıklarda, kurbanlar eyaletler arası seyahate zorlanıyorlar. Hatta iş öyle bir hale geldi ki, bazı kurbanlarımızın Tayland ve Kamboçya’ya gitmeye zorlandıklarını da gördük” dedi.

Avusturalya Yayın Kurumu (ABC) NSW Polisine atıfla, sadece ekim ayında 20 ila 23 yaşındaki iki kurbanın Çinli yetkililer olduklarını iddia eden dolandırıcı şebekeleri tarafından hedef alındığını belirtti.

Kurbanlardan yaklaşık 340 bin ABD Doları fidye ödemeleri, aksi takdirde bir suça karıştıkları Çin’e sınır dışı edilecekleri söylendi.

Bir vakada da Sydney’deki 20 yaşındaki bir erkek kendisini kelepçelemeye ikna edildi ve daha sonra Şangay Polisi adına Adelaide ve Victoria’daki başka kurbanlara “resmi belgeler” götürmeye zorlandı.

Aileden 135 bin dolardan fazla fidye istendi, ancak aile reddetti ve NSW polisine ihbarda bulundu.

2020’de NSW polisi en az sekiz “sanal rehin alma” vakası ve 1 milyon 355 bin fidye ödendikten sonra bir uyarı yayımladı.

Nisan 2020’deki bir vakada da, Çinli bir aile Çin polisinden olduğunu söyleyen bir dolandırıcının Sydney’deki kızlarının kaçırıldığını söylemesi üzerine, 200 bin dolardan fazla fidye ödedi.

Soruşturmanın ardından, kadın bir gün sonra evinde güvende bulundu.

Ağustos 2023’te Japan Times gazetesi, bazı Çinli öğrencilerin dolandırıcılar tarafından benzer yöntemlerle tehdit edildiğini yazdı.

Bir vakada, Çinli bir kız öğrencinin ailesi, kızlarının saldırıya uğramış gibi göründüğü bir fotoğraf aldıktan sonra, Çin’deki bir hesaba 42 bin dolardan fazla para yatırdı.

Daha sonra örğncinin, Çin kamu güvenliği yetkilisi olduğunu söyleyen birinden telefon aldığı ortaya çıktı.

Dolandırıcı, hakkında bir tutuklama emri çıktığını söylemiş ve ailesinin tutuklanmasını önlemesi adına para vermesi için sahte bir kaçırılma hikayesi uydurması gerektiğini belirtmişti.

Polis güçleri, Çinli öğrencilerin aldıkları telefonları kontrol etmelerini, herhangi bir “resmi” talebi, Çin Konsolosluğu’nda teyit etmelerini ve hedef alınmaları durumunda ihbarda bulunmaları çağrısı yapıyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cin-buyukelciligi-abddeki-ogrencilere-sanal-rehin-alma-uyarisi-yapti/feed/ 0