“OĞLUM BABASININ YAPTIKLARINI ANLATINCA HEMEN POLİSE GİTMEDİM”
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Ender Saraç ve avukatları, müşteki Benan Saraç ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Duruşmada söz verilen müşteki Benan Saraç, sanığın oğluna cinsel istismar amacıyla bir eylem gerçekleştirdiğine şahit olmadığını söyledi. Oğlunun kendisine babası tarafından istismar edildiğini söylediğinde ilk etapta inanmadığını ve durumu sorguladığını anlatan Benan Saraç, “Bu yüzden hemen polise, savcıya gitmedim. Babasına sinirli olduğunu biliyordum. Babasının benimle yaptığı kavgalardan dolayı psikolojisinin etkilendiğini biliyordum. Bu sinirle ve hiddetle yapmış olabileceğini düşündüm” dedi.
BENAN SARAÇ ŞİKAYETÇİ OLMADI
Müşteki Saraç, oğlunun raporlu olduğu gün okula gitmek istediğini, kendisinin de izin verdiğini belirterek, bir süre sonra kendisini arayan okulun psikolojik danışman ve rehber öğretmenin istismar olayını bilip bilmediğini sorduğunu aktardı.
Öğretmene konudan haberdar olduğunu söylediğini, Ender Saraç’ı neden şikayet etmediğinin sorulduğunu ifade eden müşteki Saraç, şunları kaydetti: “Babasına kavgalarımızdan dolayı sinirli olduğunu biliyordum, bu sebeple olabileceğini söyledim. Ender’le boşanma aşamasındaydık. Kendisi boşanmaya yaklaşmadı, dava açmak için avukat tuttuğumu söyledim ama avukat mağduru oldum, dava açamadım. Evladımı böyle bir olayda yakacak durumda değildim. Çocuğumu sorgulamaya devam ettim. Okula rehberliğe gidince başka çarem kalmadı, oğlumun yanında olmak zorunda kaldım. Sonrasında mecburen şikayetçi oldum. Nihayetinde oğlum bana gerçeği itiraf etti. Böyle bir olayın yaşanmadığını söyledi, tahmin ettiğim gibi oldu. Babasının benimle olan tartışmalarından dolayı oğlum iç dünyasında ona öfkeliydi.” Benan Saraç, cinsel istismar suçundan şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini söyledi.
ENDER SARAÇ: EVDE BANYO DAHİL HER YERDE KAMERA VAR, İDDİALARI REDDEDİYORUM
Söz alan sanık Ender Saraç ise oğluna şiddet uyguladığı iddialarının doğru olmadığını savunarak, “Sadece üstü kokuyorken çocuğumu tutarak banyonun önüne kadar getirdim. Bir de çok zayıflamıştı, vegan olmuştu, zorla omega-3 verdim. Evde çıplak dolaştığım iddiaları yalandır, evde 24 saat banyo dahil olmak üzere kamera var. Bu iddiaları reddediyorum” dedi. Olaydan dolayı maddi manevi zarar gördüğünü dile getiren sanık Saraç, beraat talebinde bulundu.
TEMSİLİ KAYYIM ATANDI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı, müşteki annenin şikayetçi olmaması nedeniyle mağdur çocuğa temsil kayyımı atanmasını talep etti. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı da mağdurun 15 yaşından küçük olması ve annesinin şikayetçi olmaması nedeniyle yargılama sırasında çocuğa temsil kayyımı atanmasını istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, 15 yaşından küçük mağdur çocuk M.S’ye, kendisini temsil edemeyecek olması nedeniyle temsil kayyımı atanmasına hükmetti.
Bunun için sulh hukuk hakimliğine müzekkere yazılmasına karar veren heyet, M.S’nin bir sonraki celse dinlenmesine hükmederek duruşmayı erteledi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 5 Aralık 2023’te mağdur çocuk M.S’nin okuldaki öğretmenlerine babası Ender Saraç’ın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu anlatması üzerine okul idaresinin tuttuğu tutanakların polise bildirildiği ve bunun üzerine soruşturma başlattığı kaydediliyor.
Çocuğun alınan ilk ifadesinde babası hakkında cinsel istismar suçlamasında bulunduğunu, sonraki beyanında ise annesi ve kendisine kötü davrandığı için babası hakkında bu yönde suçlama yaptığını, istismarın olmadığını söylediği ifade edilen iddianamede, anne Benan Saraç’ın ifadesinde de eşinin kendisine ve çocuklarına psikolojik ve ekonomik şiddet uyguladığını, mağdur oğluna karşı herhangi bir cinsel davranışına şahit olmadığını söylediği aktarılıyor.
İddianamede, mağdur çocuğun şeref ve namusunu ilgilendiren bir konuda sanığa iftira atmasını gerektirir ciddi bir neden bulunmadığı ifade edilerek, mağdurun ilk ifadesinin samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğu dile getiriliyor.
İddianamede, sanık Ender Saraç’ın, “çocuğun cinsel istismarı” suçundan 12 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
]]>MELTEM KARAKAŞ
Eskişehir Kadın Savunma Ağı, İstanbul Bağcılar’da ortaya çıkan ses yalıtımlı odada çocuklara cinsel istismar dehşetiyle ilgili açıklama yaptı. Ağ Sözcüsü Sibel Gündüz Koca, “Türkiye bir çocuk istismarı karanlığının içine gömülüyor. Siyasi iktidar, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yazdığı üzere çocuğun gelişimine uygun onun yüksek yararını gözetecek bilimsel bir eğitim ortamını sağlamak yerine kendi ideolojik görüşlerini, yani siyasal İslamı çocuklara dayatıyor. Çocuğa yönelik cinsel istismarın önlenmesinde güçlendirici, hak temelli, çocuğun sözünü, sesini, hayırını duyan hem ebeveynler hem çocuklar için bedensel söz hakkına yönelik pedagojik eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekmektedir” dedi.
İstanbul Bağcılar’da sucu Metin Şenay’ın ses yalıtımlı bir odada çok sayıda çocuğa 10 yılı aşkın süredir cinsel istismarda bulunduğunun ortaya çıkmasının yankıları sürüyor. Eskişehir Kadın Savunma Ağı üyesi kadınlar, İsmet İnönü Caddesi’nde bir araya gelerek açıklama yaptı.
“ÇOCUKLAR VE KADINLAR YASAL KORUMAYA İHTİYAÇ DUYUYOR”
Eskişehir Kadın Savunma Ağı adına basın açıklamasını okuyan Sibel Gündüz Koca, şunları söyledi:
“Bizler, çocuk haklarının hayata geçirildiği, çocukların tarikatlara emanet edilmediği, sevgi ve güven ortamında yaşayabildiği, gelişimlerine ve psikolojilerine uygun, hakları olan bilimsel ve laik bir eğitimi alabildikleri, gerici aile politikalarıyla sindirilmedikleri bir ülke istiyoruz. Fakat görüyoruz ki her yer suç mahalli. 2009 yılında yargılandığı çocuk istismarı davasından delil yetersizliği nedeniyle beraat eden Metin Şenay’ın yaşadığı mahallede çok sayıdaki çocuğu yıllardır istismar ettiği ortaya çıktı. Son 10 yılda çocuk istismarında yüzde 700 oranında artış yaşandı. Çocuğa yönelik istismar vakalarında yaşanan bu artışa baktığımızda en çok aile içi ve yakın çevre tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını görüyoruz. Cinsel istismar suçundaki istatistiklere de yansıyan bu artış; çocukların ve kadınların yasal korumaya ihtiyaç duyduklarını şüphesiz ki ortaya koyuyor. Fakat iktidar politikaları cinsel istismarı önlemek ve çocukları bu suçtan koruyacak yasaları oluşturmak yerine failleri koruyan önergeleri çözüm önerisi olarak ortaya koyuyor.
“SUÇLULAR CEZALANDIRILMALI, ÖNLEYİCİ POLİTİKALAR OLUŞTURULMALI”
Çocuğa yönelik istismarın ve şiddetin ortadan kaldırılması için suçluların cezalandırılması, önleyici politikaların oluşturulması ve ayrıca eğitim politikalarında da Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin temel alınması gerekmektedir. Çocuğa yönelik gerçekleşen cinsel istismar olaylarında siyasi iktidardaki yetkililerin neler söylediğini hatırlamak için bir toplumsal hafızamıza bakalım; 2016 yılında dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nda 6 yaşındaki çocuğun istismar edilmesine yönelik, ‘bunlar küçüğün de rızasıyla yapılmış işler’ açıklamasında bulunmuştu. Devletin asli görevlerinden biri cinsel saldırı ve istismar suçlarına karşı oluşturacağı yasalarla özellikle kadınların ve çocukların korunmasını sağlamaktır fakat siyasi iktidarın adalet bakanı, bir çocuk cinsel istismara uğradığında onun rızasını öne sürerek istismarcıyı korumaktadır.
“FAİLİ AKLAYAN SÖZLERLE İSTİSMARCILARI GÜÇLENDİRİYORLAR”
Eğer ki cinsel istismar faili Metin Şenay da 2009 yılında ilk şikayette salınmasaydı şu an birçok çocuğun hayatı kurtulabilirdi. Türkiye bir çocuk istismarı karanlığının içine gömülüyor. Şanlıurfa Barosu’nun açıkladığı verilere göre son 10 ayda 950 istismar vakası bildirildi. İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin raporuna göre de ayrımcılığa maruz kalan, istismar edilen, şiddete uğrayan, ticari olarak sömürülen çocukların sayısı her geçen gün artıyor. Bugün ve her gün, istismarcıları değil çocukları koruma günüdür. Hem çocukları hem yetişkinleri bu konuda güçlendirecek eğitim politikaları sunmak ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni esas alan çocuğun yüksek yararını gözeten bilimsel bir eğitim vermek yerine ÇEDES projesiyle imamlar anaokullarında ve birçok kademede hiçbir pedagojik eğitimi olmadan çocuklara ders veriyorlar.
“GERİCİ POLİTİKALARA RAĞMEN ÇOCUKLAR SUSMUYOR”
Siyasi iktidar, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yazdığı üzere çocuğun gelişimine uygun onun yüksek yararını gözetecek bilimsel bir eğitim ortamını sağlamak yerine kendi ideolojik görüşlerini, yani siyasal İslamı çocuklara dayatıyor. Çocuğa yönelik cinsel istismarın önlenmesinde güçlendirici, hak temelli, çocuğun sözünü, sesini, hayırını duyan hem ebeveynler hem çocuklar için bedensel söz hakkına yönelik pedagojik eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Çocuğu nesneleştiren ve pasivize eden tüm bu gerici politikalara rağmen çocuklar susmuyor, bu seslere kulak tıkayanlara karşı biz de haykırmaya devam edeceğiz. Çocuk anlatır, sen dinle, istismarı önle!”
]]>
İstanbul Bağcılar’da çok sayıda çocuğa zincirleme cinsel istismarda bulunulduğunun ortaya çıkması, Malatya konteyner kentte bir şüphelinin 7 yaşındaki çocuğa cinsel istismar suçundan tutuklanması üzerine 81 ilin barosu ortak bir açıklama yaptı. Barolar, bu iki olayın son yıllarda yaşanan çok sayıda saldırıdan sadece ikisi olduğunu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı verilere göre son 9 yılda, çocukların cinsel istismarına yönelik olayların üç kat arttığına dikkat çekti. “Çocuğun istismarına hep birlikte dur diyelim!” çağrısı yaptı. Ortak açıklamada, Bağcılar’daki olayda Metin Şenay isimli sanığın 2009 yılında aynı suç kapsamında yargılandığı ve ‘delil yetersizliği’ gerekçesiyle beraat ettiği haberlerine de vurgu yapıldı.
ÇOCUK İSTİSMARINA YÖNELİK OLAYLAR 9 YILDA 3 KAT ARTTI
81 ilin barolarının ortak açıklamasında, Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı verilere göre son 9 yılda, çocukların cinsel istismarına yönelik olayların üç kat arttığına dikkat çekildi, “Bu veriler güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklara ait sayısal veriler olup güvenlik birimlerine yansımayan ve açığa çıkmayan istismar vakalarının sayısı maalesef çok daha fazla bulunmaktadır” denildi.
“ÖNLEYİCİ POLİTİKALAR OLUŞTURULMALI”
Açıklamada, son günlerde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan olaylar anımsatılarak şöyle denildi:
“Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un Bağcılar ilçesinde su bayiliği yaptığı belirlenen M.Ş isimli şahsın işyerinde yıllarca tehdit ve işkence ile çok sayıda çocuğa cinsel istismarda bulunduğuna dair bilgiler kamuoyuna yansımıştır. M.Ş. isimli şahsın 2009 yılında aynı suç kapsamında yargılandığı ve ‘delil yetersizliği’ nedeniyle beraat ettiği bilgisi de kamuoyuna yansımıştır.
Söz konusu haber kamuoyunda güncelliğini korurken, bu kez 20 Mart 2024 tarihinde Malatya konteyner kentte 7 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunulduğu tespit edilmiş ve bu olayla ilgili olarak A.C isimli bir şahıs tutuklanmıştır. Yukarıda belirtmiş olduğumuz istismar olayları, yakın zamanda yaşanan olaylardan yalnızca iki tanesidir.
Çocuklara yönelik istismara konu olaylar kamuoyunda yankı oluştursa da bir süre sonra unutulmakta, yok sayılmaktadır. Halbuki çocuklara yönelik şiddet ve istismarın ortadan kaldırılması için suçluların cezalandırılması, önleyici politikalar oluşturulması, çocukların üstün yararı gözetilerek suç mağduru çocukların korunması oldukça önemlidir.
ULUSAL VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
Son yıllarda çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarındaki artışın, TCK da yer alan cezaların caydırıcı olmadığını ve yaşanan vakaları ceza hukuku boyutuna indirgemenin yanlışlığını gösterdiğinin belirtildiği açıklamada ulusal ve uluslararası işbirliğine şöyle dikkat çekildi:
“Çocukların korunmasına yönelik Uluslararası Sözleşmelere ‘Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ ve 25.11.2010 tarih 6084 sayılı Kanun ile onaylanan ‘Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi (Lanzarote Sözleşmesi)’ne Türkiye devleti de taraf devlet olarak imzacı olmuştur. Her iki sözleşmenin temel ortak ilkesi, çocukların yüksek yararının en üstün değer olarak kabul edilmesidir.
Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi; ceza hukuku anlamında istismar fiillerini derlemekle birlikte, cezai boyut dışında da çocuklara karşı cinsel suistimal ve istismarı tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bütüncül bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Taraf devletlere; önleme, koruma, kovuşturma, ulusal ve uluslararası işbirliği yapma yükümlülüğü de getirmektedir. Sözleşmede; çocukların, özel sektörün, medyanın ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ile çocukların cinsel suistimali ve cinsel istismarıyla mücadele konusuna toplumun tüm kesimleri ile katılımı hususuna özel önem verilmiştir. Bu bağlamda sözleşmeye taraf devletler; çocukların cinsel suistimali ve cinsel istismarıyla mücadeleye ilişkin devlet politikaları, programları veya diğer girişimlerin geliştirilmesine ve uygulanmasına, gelişme kapasitelerine uygun olarak çocukların katılmalarını teşvik etmekle yükümlü tutulmuştur. Taraf devlet statüsünde olduğumuz sözleşmenin tüm unsurları ile uygulanması gereği her geçen gün önemini artırmaktadır.
“TBMM BÜNYESİNDE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU’NUN KURULMASI ELZEMDİR”
Bu bağlamda T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenlenen 2023- 2028 Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planında Çocuğun cinsel istismarına yönelik olarak “Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne yer verilmiş olmakla birlikte, eylem planında yer alan hükümlerin ivedilikle uygulanması, TBMM bünyesinde kurulan ‘Çocuk İstismarının Araştırılması Komisyonunun’ kapsamının genişletilerek TBMM bünyesinde daimi ‘Çocuk Hakları Komisyonu’nun’ kurulması, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinin temel ilkeleri esas alınarak yeniden düzenlenmesi elzemdir.
Yaşanan çocuk istismarı olaylarının önlenmesi adına yerelden genele tüm idari ve adli teşkilat, sivil toplum kuruluşları, medya ve özel sektöre görev ve sorumluluklar verilmeli, 19 Kasım Dünya Çocuk İstismarı Önleme Gününde farkındalık yaratmak adına toplumun her alanında özel etkinlikler düzenlenmelidir”
KAMUOYUNA ÇAĞRI: ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARINA HEP BİRLİKTE DUR DİYELİM!
81 il barolarının ortak açıklamasının son bölümünde topluma şu çağrı yapıldı:
“Barolar olarak; başta TBMM olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları ile yargı organlarını, meslektaşlarımızı, sivil toplum kuruluşlarını, basın/medya kuruluşlarını, aileleri ve toplumun her kesimini çocuğa yönelik cinsel istismarın karşısında durmaya, gerekli tüm önemlerin alınması için görev paylaşımı ve işbirliği yapmaya, yaşanan can yakıcı istismar olaylarına karşı farkındalık yaratmaya davet ediyor, çocuklara yönelik her türlü şiddet ve istismar olaylarının faillerine en ağır yaptırımların uygulanması gerektiğini vurgulayarak çocuklarımıza yönelik cinsel istismar davalarının takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygılarımızla sunuyoruz”
]]>TEKİRDAĞ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) öğretim görevlisi Ayşe Mine İşler, TÜİK verilerine göre çocuk istismarının artış gösterdiğini belirterek, “Son 9 yılda cinsel istismar oranları özellikle çocuklarda 3 kat artmış durumda. Bu konuda kız çocukları erkek çocuklarına oranla 4 kat daha risk altında” dedi.
NKÜ Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Sosyal Hizmet ve Danışmanlık Bölüm Başkanı öğretim görevlisi Ayşe Mine İşler, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, çocuk istismarının artış gösterdiğini söyledi. 2022 yılında güvenlik birimlerine gelen ya da getirilen çocukların karıştığı olay sayısının 601 bin 754 olduğunu belirten İşler, “Suç mağduru olarak gelen veya getirilen 232 bin 739 çocuğun yüzde 13,7’sinin cinsel istismara maruz kalan çocuklar olduğu belirtildi. Geçen yıl çocuk istismarı sayısının 4 bin 151’i erkek, 27 bin 739’u kız çocuğu olmak üzere 31 bin 890 olarak kayıtlara geçti. Çocuk istismarı dediğimiz zaman akla sadece cinsel istismar gelebiliyor. Ancak duygusal istismar, fiziksel istismar ve cinsel istismar, istismarın türleri aslında. Önemli bir sorun haline gelmiş durumda. TÜİK’in 2022 yılı verileri bize bunu gösteriyor. Son 9 yılda cinsel istismar oranları özellikle çocuklarda 3 kat artmış durumda. Bu konuda kız çocukları erkek çocuklarına oranla 4 kat daha risk altında” dedi.
‘DUYGUSAL İSTİSMAR UZUN VADEDE ORTAYA ÇIKIYOR’
Çocuğun fiziksel gelişimine, sağlığına, psiko-sosyal gelişimine zarar veren her türlü eylemin istismar olduğunu söyleyen İşler, “Bunu da fiziksel, cinsel, duygusal istismar başlıkları altında ele alıyoruz. Şimdi baktığımız zaman fiziksel istismar, bir yetişkinin güç kullanarak çocuk üzerine etki etmesi aslında. Bu vurma şeklinde olabilir, asılma, sarsma ya da çocuk üzerinde herhangi bir alet kullanmak şeklinde olabilir. Bunlar, bize fiziksel istismarı gösteriyor. Peki, nasıl şüphe edeceğiz? Baktığımızda çocukta açıklanamayan yara izleri varsa, yanık, darbe izleri varsa, kırık çıkıklar söz konusuysa; yine çocuğun fiziksel yakınmaları varsa karın ağrısı, baş ağrısı gibi; bununla beraber yarayı örtmek için mevsime uygun olmayan bir giyim söz konusuysa, bu noktada şüphe duymalıyız. Bu çok önemli bir belirti. ya da okul devamsızlığı artıysa, bunlar çocuğun fiziksel istismarını bize çağrıştırabilir. Duygusal istismara baktığımızda; belirtileri daha geç, aslında uzun vadede ortaya çıkıyor. Duygusal istismarı da şöyle tanımlıyoruz. Çocuğu yok saymak, aşağılamak, yeterli ilgiyi, sevgiyi göstermemek, dalga geçmek gibi davranışlar, duygusal istismarın türleri. Duygusal istismarın belirtilerine baktığımız zaman, bir çocukta öz saygı düşükse, içe kapanıksa ya da tam tersi saldırgan davranışlar gösteriyorsa, akran ilişkilerinde çatışmalar yaşıyorsa, işte bu noktalarda da duygusal istismar aklımıza gelebilir” diye konuştu.
‘ÇOCUĞA İNANMAK ÇOK ÖNEMLİ’
Cinsel istismara ilişkinse İşler, “Cinsel istismarı nasıl anlarız? Baktığımız zaman, çoğu çocuk bunu anlatmaktan çekiniyor, korkuyor, kendisine inanılmayacağını düşünüyor. İlk etapta çocuğa inanmak, bu noktada önemli. Şüpheleneceğimiz durumlara bakacak olursak; eğer bir çocukta açıklanamayan ani duygu durum değişiklikleri söz konusuysa, ağız, dudak bölgesinde, cinsel bölgelerinde yara izleri, şişme, kızarıklık, kanama söz konusuysa, oturmada ya da yürümede zorluk çekiyorsa, cinsel istismardan şüphelenmemiz gerekiyor. İntihar girişimleri, kendine zarar verme davranışları, alt ıslatma, gece kabuslarının görülmesi ya da kabusların artması da bizi cinsel istismardan şüphelenmeye götürmeli. Oldu ki bir istismar durumundan şüphelendik, bu noktada her vatandaşın bildirim yükümlülüğü bulunuyor” dedi.
‘ÇOCUKLA ETKİLİ VE DOĞRU İLETİŞİM GERÇEKLEŞMELİ’
Çocukların istismardan korumak için ailelerin bilinçlendirilmesinin önemli olduğunu kaydeden İşler, “Öncelikle ailelerin bu konu hakkında bilinçlenmesi gerekiyor, farkındalık seviyelerini artırmak gerekiyor. Bununla birlikte çocuğun ilk doğduğu andan itibaren büyüme dönemine kadar geçen süreçte güvenli bir bağlanmanın sağlanmış olması gerekiyor. Çocukla etkili ve doğru iletişim gerçekleşmeli. Çocuk başına bir şey geldiği zaman bunu ailesine anlatabilecek kadar güven duymalı. Bir çocuğun istismarı anlatabilmesi çok kolay değildir zaten. Kendisine inanılmayacağını düşünür, suçluluk hisseder, korkabilir; bu durumda aile çocuğa inanmalı. Bununla birlikte daha erken çocukluk döneminden itibaren vücut organlarımızı öğretirken adlandırmalara başladığımızda, işte göz gibi, kulak gibi, burun gibi, burada cinsel organlarımızın da isimlerini öğretmek gerekiyor. Lakaplar üzerinden öğretmemek gerekiyor. Çünkü çocuk bir kişiden yardım istediğinde bu lakabı başkası bilmeyebilir. Dolayısıyla buradaki adlandırmaların da o bilimsel sınıflandırmalara göre yapılması önemli. Bununla birlikte çocuğa mahremiyet eğitiminin verilmesi, özel bölgelerine kimler nasıl, ne şekilde dokunabilir bunların öğretilmesi gerekiyor” diye konuştu.
‘SOSYAL MEDYAYA DİKKAT EDİLMELİ’
Sosyal medyaya ilişkin de İşler, “Günümüz dünyasına sosyal medya oldukça hakim. Sosyal medyada da çocuk istismarını önlemek gerekiyor. Çocukların 7-24 hayatlarının paylaşılması; onları oldukça istismara açık hale getiriyor, bir risk altına sokuyor. Özel hayatları da aslında ihlal ediliyor. Aileler, sosyal medyada çocukların paylaşımlarına oldukça dikkat etmeli. Çocukların yakın çevresi gözlemlenmeli. Çünkü istismarcılar genellikle çocukların yakın çevresinden karşımıza çıkıyor. Aile, o iletişim ağlarını iyi bir şekilde kontrol edebilmeli. Yine çocuklar kendi aralarında bunu gerçekleştirebilir. Cinsel oyun ve cinsel istismar birbirinden farklı kavramlar. Bazen çocuklar cinsel oyun amacıyla bu faaliyetlerde bulunabilir ama çocuklar arasında yaş farkı çoksa, bir zarar amacı söz konusuysa; bu da cinsel istismardır. Bu noktada da ailelerin, çocuklarının arkadaşlarına dikkat etmesi, o ilişkilerin içinde yer alması, gözlemler yapması oldukça önemli” dedi.
]]>