Tuna Parkı’nda 13 Şubat’ta arkadaşı tarafından bıçakla yaralanan 17 yaşındaki Hüseyin Ünal, iki günlük yoğun bakım sürecinin ardından hayatını kaybetmişti.
Acılı anne ve doğuştan görme engelli babası, en küçük çocuklarının öldürülmesinin üzüntüsü yaşıyor.
Aile, katilin mahkemede en ağır cezayı almasını istiyor.
“Öğrendiğimde şok geçirdim ve çaresiz kaldım”
Doğuştan görme engelli baba İlhami Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olay anında Yozgat’ta bulunduğunu belirterek, karakoldan aranmasıyla olaydan haberdar olduğunu söyledi.
Yaşananları öğrendiğinde şok geçirdiğini ve çaresiz kaldığını ifade eden Ünal, şunları kaydetti:
“Çünkü görmüyorum ki herhangi bir şekilde bir başka çare bulayım. Sadece artık sesle temas kurmaya çalışıyorum insanlarla. Çocuğumun yüzünü görmemiştim. Bundan sonra da göremeyeceğim ama bana sesiyle yetiyordu. Hastaneye geldikten sonra da hastanenin bunda ihmali olduğunu düşünüyorum. Çünkü operasyon öyle arka arkaya üç defa aynı günde, iki gün içerisinde yapılacak bir şey değil. Zaten 5 ünite kan verilmiş. Yani vücutta kan bitmiş. Çocuğumu ilk yoğun bakımda gördüm. Zaten oraya çıkarıldım. Rica ettim çocuklarıma. Ben kalp hastasıyım. Dayanamayacağımı söylediler ama yine de rica ettim. Orada elinden tuttum, dokundum. O kanlı canlı çocuğum, o heyecanlı neşe satan çocuğum boylu boyunca yatıyordu.”
Çocuğuyla en son ara tatilde Yozgat’ta görüştüğünü anlatan Ünal, bir hafta boyunca birlikte vakit geçirdiklerini dile getirdi.
Ünal, “Öğrendiğim kadarıyla böyle herhangi bir alacak verecek yok. Sadece okulda bir iki tartışmadan sonra en son söylediği, ‘Bunu senin yanına koymam’. Çocuğum evdeyken yakın arkadaşı aracılığıyla çağırılıp aşağıya indirildikten sonra parkta öldürüldü. Bu bir cinayettir. Bu bir terör olayıdır. Hüseyin’im şu an toprak altında. Adalet istiyorum.” diye konuştu.
“Ben yandım başka anneler yanmasın”
Anne Nazire Ünal ise olayın yaşandığı gün oğlunun diş ağrısı için hastaneye gideceğini belirterek, olayı büyük kızından öğrendiğini anlattı.
Oğlunun bıçaklandığının haberini iş yerinde aldığını kaydeden anne Ünal, ardından oğlunun kaldırıldığı hastaneye gittiğini söyledi.
Hastanede tanımadığı bir kadının yanına geldiğini ve olay anına şahit olduğunu söylediğini ifade eden anne Ünal, “‘Ben gördüm senin çocuğunu. Ben gittiğimde yerde yatıyordu, üstünde birkaç kişi vardı resmini çekiyorlardı’ dedi. Niye bunu yapıyorsunuz? Allah’tan korkun. Niye müdahale etmiyorsunuz?” dedi.
Çocuğuna yaralı haldeyken bir kadın ve bir hemşire tarafından müdahale edildiğini söyleyen anne Ünal, çocuğunun daha sonra ambulansla hastaneye kaldırıldığını öğrendiğini belirtti.
Katil zanlısının gerekli cezayı almasını istediğini ifade eden Ünal, şunları söyledi:
“Oradan kurtulmamasını istiyorum. O çocuk oradan kurtulursa çok annelerin canı yanar. Çünkü cesaret alır. Nasıl olsa ben bir tavuk kestim. Girdim. Bir sene, iki sene yattım, çıktım. ‘Gene bir tavuk daha keserim’ der. O katil önce okula gidiyor. Benim çocuğumu soruyor. Raporlu diyorlar. Demiyorlar ki ‘Sen onu niye çağırıyorsun?’ En samimi arkadaşını götürüyor. Samimi olan arkadaşı da demiyor ki ‘Niye çağırıyorsunuz?’ Benim çocuğumu tuzağa düşürdüler. Çocuğum arkadaş kurbanı oldu. Çocuğum iyi niyetinin kurbanı oldu. Ben adalet istiyorum. Onun kurtulmasını istemiyorum. Benim kuzum gitti. Ben yandım başka anneler yanmasın.”
Öte yandan, hayatını kaybeden Ünal’ın son anları güvenlik kamerasınca kaydedildi. Bir büfenin kamerasına yansıyan görüntülerde Ünal’ın yaşamını yitirdiği parka yürüdüğü anlar görülüyor.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile UNICEF iş birliğinde Ankara’daki bir otelde düzenlenen ‘Türkiye’de Koruyucu Aile Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi 2’nci Koruyucu Aile Temelli Çocuk Koruma Sistemi Çalıştayı’na katılan AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören Bölük, kendisinin de bir bebeğin koruyucu ailesi olduğunu söyledi. Koruyucu aile olma sürecinde yaşadıklarını anlatan Bölük, kaderlerinin zaten koruyucu aile olmak için çizildiğini ve dolayısıyla bunun bir karar alma sürecinin ötesinde olduğunu söyledi.
‘KALPTEN ANNE-BABA OLMAK ÇOK BAŞKA BİR ŞEY’
Koruyucu anne ya da baba olmanın duygusu bakımından biyolojik anne-baba olmaktan farkının olmadığını belirten Bölük, “Kalpten doğurduğunu söylüyorum. Kalpten anne-baba olmak, çok başka bir şey. İşin nihayetinde siz anne-baba oluyorsunuz. O çocuk nereden gelirse gelsin, bu bir mucize. Benim çocuğum da benim eşim için, bütün ailem için bir mucize. 15-16 senedir bunu bekliyorduk aslında. Onu bekliyorduk, o da bizi bekliyormuş. ‘Çocukların hayatına dokunuyorsunuz’ diyorlar. Burada bütün ailelere sesleniyorum; siz onların hayatına dokunmuyorsunuz, onlar sizin hayatınıza dokunuyorlar. Onlar sizi bambaşka insanlar haline getiriyorlar. Bu kararı almayı düşünen varsa 1 dakika bile tereddüt etmeyin” diye konuştu.
‘BENİM GİBİ YÜRÜYOR, BENİM GİBİ UYUYOR’
Koruyucu aile oldukları çocuklar ile aralarındaki ilişkinin normal ebeveynlik ilişkisinden farklı olmadığını kaydeden Bölük, “Sizin çocuğunuzla aranızdaki ilişki nasılsa benim de çocuğumla aramdaki ilişki tam olarak öyle. Çünkü bir süre sonra hareketleri, fiziki görüntüsü size benzemeye başlıyor. Mesela benim çocuğum eşime benziyor. Benim çocuğum benim gibi yürüyor, benim gibi uyuyor. Çünkü kalpten doğurursunuz. Dolayısıyla normal bir ebeveynin yaşadığı ne varsa aynı şeyleri yaşıyoruz. Pek bir farkı yok. Ben de çalışan bir anne ne yaşıyorsa onu yaşıyorum. Bu sabah onu bırakırken sabah saat 05.00’de beni uyandırdı. Çocuğunuzu işe gelirken bırakırken ne hissediyorsanız; ben de aynı şeyleri hissettim” dedi. Ayrıca koruyucu aile hizmetinin Türk medeniyetinin özünde olduğunu söyleyen Bölük, hizmetin kurumsal bir yapıya bürünmesi anlamında son 20 yılda ciddi mesafe katedildiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde 2012’de başlatılan ‘Gönül Elçileri’ projesinin koruyucu aile hizmetinin görünürlüğü açısından önemli katkısı olduğunu ifade eden Bölük, bu projenin kendisinin de koruyucu aile olmasında önemli paya sahip olduğunu söyledi.
‘BU HİKAYENİN SONU ÇOK GÜZEL BİTİYOR’
Koruyucu aile olma kararının üzerine düşünülmesi gereken bir karar olduğunu ancak bu düşünme sürecinden sonra her şeyin çorap söküğü gibi geldiğini söyleyen Bölük, “Çocuğumu kurumdan alıp, eve geldiğinde benim ve eşim dışında herkes ağlıyordu. Ağlamıyorduk çünkü senelerce belirli noktalarda çok gözyaşı döktük. O an bizim bayramımızdı. Benim çocuğum, benim kahramanım mesela. Benim hikayemin kahramanı, benim evladım. Herkes bir mucize arıyor, işte o mucize evinize gelecek olan o evlat. Lütfen düşünmeyin, hiç tereddüt etmeyin, endişe etmeyin. Çocuklarınız evinize geldikten sonra çok güzel şeylerle karşılaşıyorsunuz. Gerçekten hayatınız, bambaşka bir noktaya dönüşüyor. Ne yapmanız gerekiyorsa yapın. Evdekilerle konuşun, kendi aranızda konuşun, ailelerinizle konuşun ama bu hikayenin sonu çok güzel bitiyor” diye konuştu. (DHA)
]]>