Çözüm – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Fri, 26 Jul 2024 22:48:09 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği https://www.haber28.com.tr/emegin-sendikal-orgutlenmenin-ve-istihdamin-gelecegi/ https://www.haber28.com.tr/emegin-sendikal-orgutlenmenin-ve-istihdamin-gelecegi/#respond Fri, 26 Jul 2024 22:48:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27759 “Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği” temasıyla düzenlenen 13. Çalışma Meclisi’nin kapanış toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda yapıldı.

“Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği” temasıyla düzenlenen 13’üncü Çalışma Meclisi, 29-30 Nisan tarihlerinde gerçekleşti. 4 oturumda düzenlenen Çalışma Meclisi’nde “Çalışma Hayatında İnsana Yakışır İş, Yeşil ve Dijital Dönüşümün İşgücü Piyasasına Etkileri ve Adil Geçiş, Sendikal Örgütlenmede Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Toplu Pazarlık Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yolları” başlıkları ele alındı.

İki gün boyunca devam eden programda, işçi, kamu görevlileri ve işveren sendika konfederasyonlarının başkanları, oda ve borsa birliklerinin başkanları, sivil toplum kuruluşlularının başkanları ile akademisyenlerin katılımıyla çalışma hayatına ilişkin istişarelerde ve çözüm önerilerinde bulunuldu. İkinci gününde de devam eden program, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle düzenlenen yemekle sona erdi.

Burada konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çalışma hayatında; sosyal diyalog mekanizmalarının etkin bir biçimde işletilmesinin Bakanlık açısından çok önemli ve faydalı gördüklerine vurgu yaparak, “Geçtiğimiz yıl içerisinde çalışma hayatında katılımcı sosyal diyalog anlayışının en önemli temsil mekanizmalarından olan; Üçlü Danışma Kurulu’nu, Kamu Personeli Danışma Kurulu’nu ve Ortak Paylaşım Platformu’nu gerçekleştirdik. Çalışma Meclisi ise bu platformlar arasında, en kapsamlı ve en kritik öneme sahip istişare mekanizmalarından biridir. Bu çerçevede; ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, işçi, işveren, ve kamu görevlileri sendikaları/konfederasyonları, akademisyenler, iş dünyası, uluslararası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan geniş katılımlı yapısı ile; Çalışma Meclisi toplantılarımızı, sosyal diyalogun hayata geçirilmesi vizyonuyla gerçekleştirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“İşçi, işveren ve kamu ilişkilerinin düzenlenmesi noktasında; ortak çözüm önerilerinin geliştirilmesi, çalışma meclislerinin en önemli hedefleridir”

Işıkhan, Türkiye Yüzyılı’nın ilk Çalışma Meclisi olan bu seneki programın ‘Türkiye Yüzyılı’nda Çalışma Hayatı: Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği’ temasıyla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarına dikkati çekerek, “İşçi, işveren ve kamu ilişkilerinin düzenlenmesi noktasında; ortak işbirliği alanının oluşturulması, mevcut durum hakkındaki değerlendirmelerin yapılması, sorunların karşılıklı olarak, tartışılarak, ortak çözüm önerilerinin geliştirilmesi, Çalışma Meclislerinin en önemli hedefleridir. Dün ve bugün gerçekleştirilen toplantı ve panellerimiz ile çalışma hayatına dair güncel konular yanında, geleceğe dair fırsatlar ve zorluklarla ilgili istişarelerde bulunduk. İki gün boyunca gerçekleştirilen panelde; çalışma hayatının geleceği, insana yakışır iş, ikiz dönüşüm ve adil geçiş konuları yanında; sendikal örgütlenmede ve toplu pazarlık süreçlerinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerini kapsamlı olarak ele aldık” diye konuştu.

“Temel hedefimiz, refahtan herkesin pay alabildiği, insanı merkeze alarak büyüyen bir Türkiye’dir”

Bakanlıkların, sosyal tarafların, sivil toplum kuruluşlarının ve uluslararası kuruluşların temsilcileri ile akademisyenlerin katkıları doğrultusunda etkin ve verimli bir Çalışma Meclisi toplantısını gerçekleştirdiklerini aktaran Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi:

“Temel hedefimiz, sadece üreterek büyüyen ve istihdamı arttıran bir Türkiye değil; aynı zamanda; ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ temel değeriyle; refahtan herkesin pay alabildiği, hakkın ve adaletin korunduğu, insanı merkeze alarak büyüyen bir Türkiye’dir. Bu noktada; Çalışma Meclisi gibi çözüm odaklı platformlar; çalışma hayatının hem yapısal hem de fonksiyonel sorunlarının çözüme kavuşturulabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu meclisin çıktıları, özellikle; kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücret, çalışma koşulları, iş sağlığı ve güvenliği gibi çalışma hayatının öncelikli sorun alanlarının kalıcı olarak çözüme kavuşturulması için bizlere, geleceğe ait önemli fırsatlar sunacaktır.”

“Emeğe ve onun müdafaasına verdiğimiz değerin en net kanıtı yarın kutlayacağımız 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’dür”

Işıkhan, Türkiye’nin 21 yılda sosyal güvenlikten sendikal örgütlenmeye kadar çalışma hayatını ilgilendiren her alanda çok büyük mesafeler kat edildiğini belirterek, “Geçmişte; hak ettiği ilgiyi göremeyen sendikacılık ile işçi, memur ve işveren ilişkilerini düzenleyen sosyal diyalog mekanizmaları son 21 yılda etkin bir şekilde işletilmiştir. Özellikle; örgütlü emek mücadelesinin kendine en rahat yaşam alanı bulduğu dönem, hükümetlerimiz, dönemidir. Çünkü; emek ve alın teri bizim hem maddi hem de manevi dünyamızda derin karşılıkları olan kavramlardır. Emeğe ve onun müdafaasına verdiğimiz değerin en net kanıtı yarın kutlayacağımız 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’dür. Daha önce kanlı olaylarla anılan ve toplumda büyük endişelere yol açan 1 Mayıs; Başbakanlığı döneminde; Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 2009 yılında resmi tatil ilan edilmiştir. 1 Mayıs resmi tatil yapıldıktan sonra hem kutlamalar tüm Türkiye’ye yayılmış; hem de toplumun tüm kesimlerince kutlanmaya başlanmıştır” dedi.

Işıkhan, Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs’ın barışçıl gösterilerle, anlamına uygun olarak kutlandığını söyleyerek, “Daha önce belli başlı marjinal gruplar tarafından sahip çıkılan 1 Mayıs; günümüz itibariyle tüm emekçilerimize bir bayram olarak teslim edilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; işçimizin, memurumuzun ve tüm emekçilerimizin hakkının korunması, her zaman öncelikli meselemiz olmaya devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Programda Jandarma Genel Komutanlığı’nda temizlik işçisi olarak çalışan evli ve iki çocuk sahibi Saadet Tom da bir konuşma yaptı. Tom, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak, “Bugün burada, 2018 yılında taşeron işçi olarak çalışırken kadroya geçirilmiş bir kardeşiniz olarak bulunuyorum. Hepiniz çok iyi biliyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız bizlere kadro verdi. Emekçiler olarak istediğimiz hastanelere gidemediğimiz günlerden, SSK hastanelerinde ilaç kuyruklarında beklemekten bugün istediğimiz hastanelerde muayene olacak bir sosyal güvenlik sistemine sayenizde sahip olduk. Çocuklarının ve ailesinin geleceği adına büyük kaygılar içerisinde evine helal lokma götürebilmenin telaşı içerisinde olan biz emekçiler olarak sizlere teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/emegin-sendikal-orgutlenmenin-ve-istihdamin-gelecegi/feed/ 0
Yandex, Türkiye’deki işletmelere haritalama çözümleri sunuyor https://www.haber28.com.tr/yandex-turkiyedeki-isletmelere-haritalama-cozumleri-sunuyor/ https://www.haber28.com.tr/yandex-turkiyedeki-isletmelere-haritalama-cozumleri-sunuyor/#respond Sun, 14 Jul 2024 23:00:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25409 Yandex, Türkiye’deki işletmelere yönelik haritalama, coğrafi konum ve navigasyon çözümlerini Yandex Maps API markasıyla tanıttı. Yandex’in sunduğu bu hizmetler, şirketlerin adres yönlendirme ve navigasyonla ilgili karşılaştıkları zorlukları etkili bir şekilde ele almalarına yardımcı olarak e-ticaret platformları, perakende zincirleri, lojistik firmaları, fintech şirketleri, üretim işletmeleri ile rota planlama ve yük taşımacılığı için haritalardan yararlanan tüm kuruluşlara fayda sağlıyor.

Yandex, haritalama çözümlerini tanıttı

Harita, jeo-uzamsal teknoloji ve yönlendirme hizmetleri geliştirmede 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Yandex Maps API, işletmelere üç ana başlıkta çözüm sunuyor. Rota planlama ve navigasyon, adrese göre koordinat belirleme ve yer arama, haritaları web siteleri ve uygulamalara entegre etmek için sunulan API çözümleri, aylık ortalama 4 milyon aktif kullanıcıya sahip olan Türkiye’nin popüler Yandex Navigator uygulamasının temelini oluşturuyor.

İlk kategoride yer alan rotalar ve navigasyon alanındaki ürünler, Mesafe Matrisi ve Ulaşım Rotası Ayrıntıları gibi çözümleri kapsıyor. Bu çözümler araba, kamyon, toplu taşıma veya yürüme gibi tüm ulaşım türleri için en uygun rotaları oluşturmak ve trafik tahminlerine, transferlere, merdivenlere ve hatta hava tahminlerine göre seyahat sürelerini tahmin etmek için kullanılıyor.

Yandex Reklam Ağı, yapay zeka desteğiyle hedefe ulaştırıyor

Ayrıca NaviKit SDK ise ücretsiz yollar, hız sınırları veya sürekli seyahat süresi kısıtlamaları gibi filtrelerin seçilerek; belirli iş ihtiyaçlarını karşılamak için özel navigasyon uygulamalarının geliştirilmesine olanak tanıyor. Böylece NaviKit SDK, şirketlerin sıfırdan özel bir navigatör oluşturmak için gereken yıllar süren geliştirme süresinden tasarruf etmesini sağlıyor.

İkinci kategoride bulunan adres girme ve yer arama alanındaki ürünler Geocoder, Arama İpuçları ve Kurum Arama çözümlerini içeriyor. Bu araçlar, adresle ilgili görevleri kolaylaştırmalarının yanı sıra sipariş formunun doğruluğunu artırıyor ve şehirleri, caddeleri, adları belirtirken hataları en aza indiriyor. Ayrıca teslimat maliyetlerinin hesaplanmasını da basitleştiriyor ve adrese, telefon numarasına ve hizmet türüne göre hızlı aramaları kolaylaştırıyor.

Üçüncü kategoride ise interaktif haritaların web sitelerine ve uygulamalara sorunsuz bir şekilde entegre edilmesinin yanı sıra müşteriler ve çalışanlar için teslimat bölgelerini işaretleme veya rakiplerin konumlarını gizlerken; ofisleri, mağazaları, teslim alma noktalarını öne çıkarma olanağı sağlayan JS API ve MapKit SDK bulunuyor.

Yandex Maps API Türkiye Ülke Müdürü Yasin Yılmaz konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye teknoloji, e-ticaret, mobilite ve lojistik alanlarında hızla ilerliyor. Bu yolculukta yerel işletmeleri desteklemekten heyecan duyuyoruz. Yandex Maps API çözümleri, süreçlerin otomasyonu ve şirket içi personel ile sipariş işleme uzmanları üzerindeki iş yükünün azaltılması yoluyla Türk şirketlerinin lojistiği optimize etmesine ve müşteri hizmetlerinin kalitesini artırmasına olanak tanıyor.

Dünya genelinde 50.000’den fazla şirket, her yıl 1,5 milyardan fazla rota planlamak için Yandex Maps API’yi kullanıyor. Yandex Maps API kullanan web siteleri 300 milyondan fazla tekil ziyaretçi çekiyor. Türkiye’de Yandex Maps API lisansları yıllık olarak sunuluyor. Çözümlerin fiyatlandırması esnek olup, günlük talep hacimlerine veya aylık aktif kullanıcılara göre belirleniyor ve belirli koşullar altında ücretsiz kullanım seçeneği sunuluyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/yandex-turkiyedeki-isletmelere-haritalama-cozumleri-sunuyor/feed/ 0
KKTC’de yabancılara mülk satışı ve Kıbrıs sorunuyla ilgili açıklamalar https://www.haber28.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/ https://www.haber28.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/#respond Thu, 13 Jun 2024 22:00:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20720 MELİS YILDIRIM

KKTC’nin ana muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, “Yoksullaşıyoruz, yoklaşıyoruz ve çocuklarımız göç ediyor. Can güvenliği yok, öyle suçlar ve suç türleri görmeye başladık ki, şu anda Ada’da can ve mal güvenliği riski var. Ekonomik olarak alım gücü yerlerde sürünüyor. Düzen anlamında mutlu olduğumuz bir yer değil. Çevre sürekli olarak kirleniyor.” dedi. Son dönemde artan yabancılara mülk satışına ilişkin Erhürman, “İskele bölgesi artık başka bir yer. Yani KKTC’nin değilmiş gibi. Farsça, Rusça ilanları görmüşsünüzdür. Gelenler zannedildiği gibi yaşlı başlı, emekliliğini geçirmek üzere gelenler değil.” ifadelerini kullandı.

KKTC’nin ana muhalefet partisi CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, Lefkoşa’da Türkiye’den bir grup gazeteciyle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümüne dair CTP’nin temel tutumunda bir değişiklik olmadığını belirterek, “Çözümün tek gerçekçi modeli vardır, iki toplumlu iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı federasyon” dedi. Müzakerelerde Türk tarafının federasyon zeminini konfederasyona doğru çekmeye çalıştığını, Rum tarafının ise olabildiğince üniter devlete doğru çektiğini belirten Erhürman, “Bu pozisyonlar hiç değişmedi. Biz CTP olarak hep çözüm süreçlerinde her kim olursa olsun masada çözüme ulaşsın diye zorlayan taraf olduk. Çünkü çözümsüzlüğün bir maliyeti var.” ifadelerini kullandı.

“MÜZAKERE EDELİM DİYE BİR 10 SENE DAHA MASADA OTURALIM İSTEMİYORUZ. ÇÖZÜM İSTİYORUZ”

5 Ocak 2024 tarihinde atanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile yaptıkları görüşmeye ve CTP’nin müzekere tutumuna dair Erhürman şu bilgileri verdi:

“Biz artık şunu istemiyoruz, müzakere olsun diye müzakere edelim bir 10 sene daha masada oturalım, biz bunu istemiyoruz. Biz çözüm istiyoruz. Çözüm istediğimiz için de bugüne kadar hiç olmadığı şekilde CTP olarak biz ön şart koyuyoruz. Ön şartlarımız metodolojiye dair. Dört tane şart koyuyoruz ortaya. Birincisi, siyasi eşitlik dediğimiz şeyi pazarlık konusu yapamazsınız, ki hep yapıldı maalesef. 2004’te de 2017’de de yapıldı ve hala da Rum tarafı bunu yapmaya, yapmaya çalışmaya devam ediyor.

Sayın Guterres Crans Montana’da 2017’de masadan kalktıktan sonra iki laf etti, dedi ki tekrar bir süreç başlayacaksa, zaman sınırlaması olacak ve sonuç odaklı bir süreç olacak. Üçüncüsü muhakkak surette sonuç odaklı olacak. Dördüncüsü ise Rumların 2004’te hayır dedikleri ve 2017’de Crans Montana’da masayı devirdikleri gibi herhangi bir şekilde masayı devirmeleri durumunda statükoya geri dönülmeyecek. Yani bugünkü hale geri dönülmeyecek çünkü bize 2004 referandumunda çok sözler verildi, sadece bize değil Türkiye’ye de. Türkiye de destekliyordu.”

Erhürman, aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu gazetecilerin sorularını cevpladı. Müzakere masasında hedeflerine ulaşamamaları halinde B planlarına ilişkin soruya Erhürman, “B planımız, aslında statükoya geri dönmeyeceğiz. Statükoya dönmeyeceğimizin minimumu Annan raporu olur. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki bütün izolasyonların kalkmasıdır ve bizim güçlü olduğumuzu düşündüğümüz taraf şu, 4 ön şartımız şartımız var hiçbirini biz icat etmedik.” karşılığını verdi.

“ERSİN BEY ‘KKTC’Yİ TANITACAĞIM’ DİYOR. TANIT, TUTAN MI VAR?”

Bu konuda halka gerçekçi olmayan bir vaatte bulunmayacağını belirten Erhürman, “Minimumuz Annan raporudur, onun üzerine çıkmaya çalışıyoruz müzakere masasında ama onun altına inmeyeceğimizi söylüyorum. Ama Ersin Bey ‘KKTC’yi tanıtacağım’ diyor. Tanıt, tutan mı var?” diye konuştu.

“ARKA KAPI DİPLOMASİSİ YÜRÜYOR İZLENİMİNE SAHİBİZ”

Yeni sürecin referandum aşamasına gelip gelmeyeceğine ilişkin Erhürman şu değerlendirmeyi yaptı:

“Benim düşüncem arka kapı diplomasisinin devam ettiği ve arka kapı diplomasisinde bir umut ışığı gördükleri için bu 6 aylık süreyi verdikleridir. İlla ki bu bizi kesin müzakereye taşır gibi iddialı bir lafım yok.

8 ay önce düşünseydiniz ‘Asla böyle bir şey olmaz’ diyeceğimiz şeyler yaşanıyor. Türkiye’nin Yunanistan, Mısır, ABD ile ilişkileri vesaire 8 ay önce düşünseydiniz olmaz diyeceğiniz şeyler. Dahası var; Avrupa Birliğ’nin (AB) son dönemdeki raporlarında bir miktar yumuşama gibi birtakım işaretleri görüyoruz. Bunları birleştirdiğinizde Kıbrıs ile doğrudan ilgisi var var mıdır, yok mudur elbette bu bilgiye sahip değiliz ama bölgeyle ilgili yeni bir tanzim sürecinin, arka kapı diplomasisinin sürdüğünü görüyoruz. Önümüzde yapbozun parçaları bunlar. Bu yapboz parçalarını hep beraber değerlendirdiğimizde bu konular da dahil olmak üzere bir kapı diplomasisi yürüyor izlenimine sahibiz. Eğer bu arka kapı diplomasisi bir mesafe kaybederse düşüncem müzakereye doğru gitmek mümkün olur.”

“NÜFUSU YAKLAŞIK 14 BİN OLAN LEFKE’NİN BİR KÖYÜNDE 20 BİNE YAKIN KONUT İNŞA EDİLİYOR”

Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan ve son dönemin önemli gündem maddelerinden olan yabancılara mülk satışını CTP olarak üç yıldır gündemde tuttuklarını belirten Erhürman, “İskele bölgesi artık başka bir yer. Yani KKTC’nin değilmiş gibi. Farsça, Rusça ilanları görmüşsünüzdür. Gelenler zannedildiği gibi yaşlı başlı, emekliliğini geçirmek üzere gelenler değil. Gelenler iş yerini açıyor, bakkal dükkanı da açıyor, bilmem ne de yapıyor, yatırım da yapıyor ama küçük küçük” dedi. Erhürman İskele, Esentepe, Tatlısu ve Gaziveran bölgelerinin tamamen elden çıkmış durumda olduğuna dikkat çekerek; “Lefke dediğimiz yerin projeksiyon nüfusu 14 bin 250 civarında. Şu anda Lefke’nin bir köyü olan Gaziveran’da sadece 20 bine yakın konut inşa ediliyor. Bunların hepsi yabancılara satılmak üzere.” örneğini verdi.

“ANADİLİ TÜRKÇE OLMAYANLARIN SAYISI ARTTI”

Yabancılara mülk satışından duydukları kaygıyı aktaran Erhürman, nüfus yapılarının değiştiğini, İskele’deki kamu okullarında anadili Türkçe olmayan öğrenci sayısının anadili Türkçe olan öğrenci sayısını geçtiğini söyledi. Erhürman, “Okul nüfusunun yüzde 25’i Türkçe konuşamıyor. Buralarda bizim öğretmenlerimiz hepsi İngilizce zaten biliyor ama İngilizce ile de iletişim kuramıyorlar.” diye konuştu.

İkinci büyük parti olarak konuya ilişkin yasa tasarılarını Meclis’e getirmeye güçlerinin yettiğini belirten Erhürman sorunun yasal boşluk olmadığını çünkü yasada yabancıların bir daire veya bir dönüm alabileceğinin yazdığını belirtti. Erhürman, “Ama bu arkadan dolanılarak şöyle aşıldı. İşte yabancı aslında ama emanetçi sıfatıyla, yediemin sıfatıyla bir avukatın üstünde görünüyor. Ama bunu yasaklayan, suç haline getiren bir mevzuat yok. Yabancıların kurduğu şirketler var. KKTC vatandaşı yüzde 49’u, yabancının üstündeyse şirket de mal sahibi olabiliyor.” dedi.

Erhürman, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın çok endişe edilecek bir durum olmadığı yönündeki açıklamasına dair “Çok endişe edilecek bir durum var. Nüfusu zaten bilemiyoruz, öngöremiyoruz, planlayamıyoruz. ve bu tabii özellikle piyasada konut fiyatlarını, taşınmaz fiyatlarını inanılmaz arttırdı. Şimdi kimse çoluğuna çocuğuna ev alma hayali kuramadığı gibi gün gele evi nasıl kiralayacağımı da endişeyle düşünmeye başladık. Çünkü Lefkoşa’da işte 350-400 Sterlin’den aşağı değil aylık ev kiraları” ifadelerini kullandı.

Erhürman “Yoksullaşıyoruz, yoklaşıyoruz ve çocuklarımız göç ediyor. Can güvenliği yok, öyle suçlar ve suç türleri görmeye başladık ki, şu anda Ada’da can ve mal güvenliği riski var. Ekonomik olarak alım gücü yerlerde sürünüyor. Düzen anlamında mutlu olduğumuz bir yer değil. Çevre sürekli olarak kirleniyor.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, büyükelçilerle iftar programında bir araya geldi Açıklaması https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi-aciklamasi/#respond Fri, 10 May 2024 04:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17467 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Uluslararası alanda yaşadığımız krizleri ve kaosları, bu büyük problemleri hep beraber uluslararası camia olarak dayanışma içerisinde aşmayı başaracağız.” dedi.

Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen büyükelçilerle iftar programında yaptığı konuşmada, Türk milletinin milli iradesinin tecelligahı TBMM’de büyükelçileri ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Ramazan sofralarında yapılan duaların bütün insanlığın esenliğine, refahına ve huzuruna vesile olmasını temenni eden Kurtulmuş, “Bizler bu ortamda rahat bir şekilde iftarlarımızı yaparken dünyanın dört bir tarafında yokluk, kıtlık, açlık, baskı, zulüm altında ramazanlarını idame ettirmeye, oruçlarını tutmaya gayret gösteren, gerçekten büyük bir güvenlik endişesi içerisinde yaşayan milyonlarca Müslüman kardeşimize de Cenabıallah’tan esenlik ve barış diliyoruz. İnşallah bu ramazan, başta Gazzeli Müslümanlar olmak üzere, bütün Müslümanların içinde yaşadıkları zorlukları aştıkları sabırla, selamete eriştikleri son ramazan olur diye temenni ve dua ediyorum.” İfadelerini kullandı.

İnsanlık tarihinin en zor, en büyük, en önemli kriz ve kaoslarının yaşandığı, büyük belirsizliklerin iç içe geçtiği bir dönemin yaşandığını belirten Kurtulmuş, modern çağlarda bu kadar çok sorunun üst üste ve iç içe yaşandığı dönemlerin çok nadir olduğunu söyledi.

Küresel iklim krizinden çevre krizlerine, düzensiz göç meselesinden işgallere, iç çatışmalara ve ülkeler arasındaki huzursuzluklara, Gazze’de son örneği görülen uluslararası kuralları yok sayan insanlık dışı davranışlara kadar birçok alanda büyük felaketler yaşandığını anlatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“İnsanlığın tecrübesi bize açık bir şekilde göstermiştir ki bugün yaşadığımız bu sorunların hiçbirisini tek başına bir tek ülkenin aşması mümkün değildir. Uluslararası alanda yaşadığımız krizleri ve kaosları, bu büyük problemleri hep beraber uluslararası camia olarak dayanışma içerisinde aşmayı başaracağız. Aksi takdirde terörden iklim değişikliklerine kadar, ülkelerin iç çatışmalarından, düzensiz göç meselesine, İslamofobiye kadar bugün karşılaştığımız bütün bu sorunlar bizleri yutacak, içine alacak ve bu sorunların çözümsüzlüğü içerisinde insanlık maalesef başka bir yere savrulacaktır.

Onun için uluslararası sofra niteliğinde olan bu soframızda bir kere daha açıkça ifade ediyor ve ilan ediyoruz ki gelin, uluslararası camia olarak insanlığın sorunlarını hep beraber müzakere ederek, anlayış içerisinde, karşılıklı rıza içerisinde çözebilelim. Eğer sorunlarımızı tartışıp bunlar için çözüm noktasına odaklanabilirsek inanın ki bugün karşımızda devasa sorunlar gibi duran bu işlerin, bu gelişmelerin her birisi bizler için yeni bir fırsata dönebilir. Bu fırsatları yaratabilmek, oluşturabilmek uluslara camianın elindedir.”

“Diplomasi masasının gücünü Türkiye olarak hiçbir zaman ihmal etmedik”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin dış politikada son derece aktif ve yoğun bir dönemin içerisinden geçtiğini bildirdi.

Dış politikada çok farklı alanlarda sürdürdükleri çabalara işaret eden Kurtulmuş, “sorunlara karşı barışçıl çözümleri ortaya koyabilme iradesi”nin Türk dış politikasındaki önemli dayanaklardan olduğunu belirtti.

“Sorunlar ne kadar büyük olursa olsun diplomasi masasının gücünü Türkiye olarak hiçbir zaman ihmal etmedik, diplomasiyi ötelemedik.” diyen Kurtulmuş, sorunların çözümü için karşılıklı rızaya dayalı müzakereleri açık tuttuklarını ve diplomasinin bütün kanallarından istifade ettiklerini kaydetti.

Bölgesel ve küresel sorunların çözülebilmesi için “küresel ölçekte adaletin temin edilmesi”nin Türk dış politikasının ana ekseni olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Bu iki temel prensip çerçevesinde Türkiye olarak karşılaştığımız her bir sorunu bir diğerinden ayırt etmeksizin, tek tek muhataplarıyla çözmek için gayret sarf ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı

Türkiye’nin dış politika anlayışının ana ayaklarından birisinin “barış ve istikrarın sağlanması” olduğunu dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barış ve istikrarı sağlama perspektifine sahip olmayan hiçbir uluslararası çabanın çözüm üretmesinin mümkün olmadığını biliyoruz. Hele ki bizim gibi bütün çevresi sorun alanlarıyla dolu olan bir ülkede birinci hedefinizin barışı ve istikrarı sağlamak olması aşikardır. Bu çerçevede sadece iki alandaki çabalarımızı hatırlatmak isterim. Bunlardan birisi, hemen yanı başımızda Rusya ve Ukrayna arasında devam eden çatışmada Türkiye olarak başından itibaren barışçıl, hakkaniyetli bir çözümden yana olduk. Her ikisi de komşumuz olan, her ikisiyle de ilişkilerimiz olan Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel bitirilmesinin sadece iki ülkenin lehine değil bölgenin, Avrupa’nın ve bütün dünyanın menfaatine olduğunu biliyoruz. Bunun için Sayın Cumhurbaşkanımız her iki ülke lideriyle yakın temasla, neredeyse meseleyi çözüm noktasına getirmişken maalesef bazı ülkelerin tavırları yüzünden çözüm noktasından uzaklaşıldı.”

Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna arasında kalıcı ve adil bir barışı savunurken aynı zamanda bu savaşın yayılma potansiyelini de gören bir ülke olarak bunu açık bir şekilde ifade ettiğini aktaran Kurtulmuş, “Çünkü hepimiz biliyoruz ki Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş, sadece Rusya-Ukrayna arasında değil, Rusya ile bütün Batı dünyası arasında bir savaş olma potansiyeline sahiptir. Hatta daha ileriye gidelim. Allah korusun, Rusya-Ukrayna savaşı barışçıl bir şekilde sonlandırılamazsa üçüncü dünya savaşının ayak seslerini duymamız bile mümkündür.” ifadelerini kullandı.

Rusya ve Ukrayna ile eş zamanlı görüşebilen dünyadaki tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, bunu sürdürmeye gayret ettiklerini söyledi.

Kurtulmuş, iki ülke arasındaki savaşın adil, hakkaniyetli bir şekilde sona ermesi temennisinde bulundu.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları

Kurtulmuş, İsrail’in 7 Ekim 2023’te başlattığı Gazze’ye yönelik saldırılarına değinerek, şunları kaydetti:

“Türkiye olarak biz, başından itibaren iki devletli çözümün tek çıkar yol olduğunu söylüyoruz. Maalesef özellikle 7 Ekim’den sonra modern zamanların gördüğü en büyük insani katliamlardan birisini yapan, hatta Holokost’a dair İsrail’in bütün propagandalarını yerle bir eden, Yahudilere karşı Avrupa’da yapılan Holokost’tan daha acısını, daha sancılısını, daha vahşisini Filistinlilere karşı gerçekleştiren bir holkostla karşı karşıyayız. Türkiye olarak ilk günden itibaren Müslüman Gazze halkına karşı yapılan soykırıma varan bu katliamın durdurulması, acil ateşkes ve insani yardımın gerçekleştirilmesi için barışçıl bütün mekanizmaları harekete geçirmeye çalıştık. Ama ne yazık ki İsrail, bazı çevrelerden aldığı desteklerle bu pervasız saldırganlığını sürdürdü.

Şunu çok açık ifade ermek gerekir ki aslında Gazze’ye karşı yapılan bu saldırı, doğrudan doğruya insanlığa yapılmış bir saldırıdır. Gazze saldırısı karşısında aslında bütün devletler, bütün ülkeler ve sekiz milyara yakın insanlığın tamamı bir sınavla karşı karşıyadır. Bu katliamı görmezden gelenler, bu katliama destek olanlar, bu katliamı sessiz bir şekilde izleyenler en az bu soykırıma varan katliamı gerçekleştirenler kadar suçludur. Onun için biz başından itibaren bütün dünyada bu konuda bir uyanışın gerçekleşmesi için ülke olarak üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmeye gayret ettik.”

“İsrail’in saldırıları yeryüzünün her yerinde insanlık cephesinin kurulmasını sağladı”

Gazze’de 35 binden fazla insanın öldürüldüğünü, binlerce insanın yıkıntıların altında olduğunu belirten Kurtulmuş, Gazze’deki insanların bir bardak su, yarım lokma ekmek bulamayacak kadar yokluk içerisinde olduklarını kaydetti.

Gazze’de bütün bunlar olurken bir taraftan da dünyanın birçok başkentinde milyonların sokağa çıkarak “Yeter artık bu vahşeti durdurun.” diyerek hükümetlerine rağmen insanlıklarını ortaya koyduğunu ifade eden Kurtulmuş, İsrail hükümetinin Gazze’ye yaptığı insanlık dışı saldırılarla yeryüzünün her yerinde insanlık cephesinin kurulmasını, dirilmesini ve canlanmasını sağladığını söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye olarak bu bölgesel sorunun çözülebilmesi ve bölgede güven ve istikrarın temin edilebilmesi için acilen ateşkesin sağlanması, İsrail’in ölüm mekanizmasının durdurulması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye, terör örgütlerinin tamamına karşı mücadele vermektedir”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, adına ticaret ya da vekalet savaşları denilen yeni tür savaşların terör örgütlerini cesaretlendirdiğini, halklar arasında fitne ve fesat yayılmasına neden olduğunu, Orta Doğu’da, Afrika’da, Asya’da binlerce masum insanın öldürülmesine neden olduğunu ifade etti.

“Bazı ülkeler ‘vekalet savaşları’ adı altında terör örgütlerini, kendi araçları olarak görüp dış politikalarının bir kartı olarak kullanırken Türkiye, terör örgütlerinin tamamına karşı hiçbir ayrım gözetmeksizin mücadele vermektedir.” ifadesini kullanan Kurtulmuş, bu anlamda güven ve istikrarın sağlanmasının Türk dış politikasının bir numaralı önceliklerinden olduğunun altını çizdi.

“Ekonomik alanlarda işbirliği ancak karşılıklı menfaat ilişkisine göre sürdürülebilir”

Kurtulmuş, ekonomik büyüme ve her alandaki işbirliğinin karşılıklı kazan-kazan prensibi çerçevesinde, muhatap ülkelerin müşterek menfaatleri oluşacak şekilde geliştirilmesinin dış politikadaki bir başka önemli konu olduğuna işaret etti.

Türkiye’nin Afrika, Asya, ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafında ikili ilişkilerini geliştirdiği ülkelerin tamamıyla kazan-kazan perspektifiyle ticari, kültürel ve diğer alandaki ilişkilerini yürüttüğünü söyleyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Ekonomik alanlarda işbirliği ancak karşılıklı menfaat ilişkisine göre sürdürülebilir, hiçbir ülkenin bir diğerini ekonomik olarak baskı altına alabileceği bir şekilde devam ettirilemez. Türkiye olarak, bütün bu alandaki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu karşılıklı fayda esasında özellikle Afrika ve Asya’da kültürel diplomasi gücümüzü de kullanarak bu bölgenin halklarıyla dayanışmamızı artırıyoruz.”

“İslam karşıtlığına karşı mücadele etmek uluslararası camianın topyekun boynunun borcudur”

Kurtulmuş, “küresel sorunlara çözüm bulma” başlığının Türk dış politikasının bir diğer konusu olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Karşılaştığımız küresel sorunların hepsine hep beraber çözüm üretmek, çözümleri geliştirmek ve müşterek bir şekilde mücadele etmek zorundayız. İslamofobiyle mücadele, bir ülkenin tek başına yapabileceği bir iş değildir. İslamofobiyle mücadele, sadece Müslüman ülkelerin de yapacağı bir mücadele değildir. İslamofobi, aslında ırkçılığın, faşizmin, ötekileştirmenin, insanlar arasında bir hiyerarşi kurmanın en açık suçlarından birisidir. Özellikle Batı ülkelerinde yabancı düşmanlığı ve göçmen karşıtlığının arkasına gizlenen bu İslam karşıtlığına karşı mücadele etmek uluslararası camianın topyekun boynunun borcudur. Özellikle Avrupalı dostlarımız için şunu söylemek isterim; Bugün Avrupa’da artan ve hepimizin endişeyle izlediği ırkçılık ve yükselen faşizm dalgası, aşırı sağ akımlar, İslamofobi ve yabancı düşmanlığı aslında Avrupa’nın mutedil, makul, ana akım siyasetinin damarlarını köreltmektedir. Bu çerçevede, hep birlikte bütün bu küresel sorunlara karşı, çözüm bulma iradesini ortaya koyacağız.”

İklim krizlerine ya da teröre karşı da bir ülkenin tek başına mücadele etmesinin mümkün olmadığını belirten Kurtulmuş, “Bu sorunların hiçbirisini bir diğerinden ayırt etmeksizin, ‘Bizim işimize geliyor-işimize yaramıyor’ diye tasnif etmeksizin bütün insanlık olarak el birliğiyle bu sorunları ortadan kaldırmak için mücadele etmeliyiz.” dedi.

“Uluslararası camia, sorunları bir sonuç olarak ele alıyor”

Bugün uluslararası camiayı meşgul eden sorunların birçok sebebi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Afganistan’ın işgalinin Afgan göçmen sorununu doğurduğunu, Irak’ın işgalinin yüzbinlerce Iraklıyı yerlerinden, yurtlarında ettiğini anlattı.

Kurtulmuş, “Eğer vekalet savaşları üzerinden Suriye bugün paramparça hale getirilmeseydi Suriye’nin insanları başka yerlere göç etme ihtiyacı hissetmeyeceklerdi. Eğer dünya bir araya gelip açlık sorununu çözebilecek adımları atsaydı, Afrika’nın aç insanları sadece yarım lokma ekmek için Avrupa’ya göç etmek için baskı kurmayacaktı. Sadece sonuçlara odaklanmak değil, onları ortaya çıkaran nedenleri tek tek ortadan kaldırmak uluslararası toplumun başlıca vazifesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yeryüzünde yeni, adil, hakkaniyetli bir küresel sisteme ihtiyaç vardır”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin dış politikasının en önemli ana direklerinden birisinin de küresel ölçekte adalete, hakkaniyete dayalı yeni bir dünya sisteminin kurulması olduğunu aktardı.

Kurtulmuş, “Tek başımıza kaldığımızda herhalde hiçbirimiz bugünkü dünya sisteminin işlediğini söyleyemez. Hatta bugünkü dünya sisteminin sahibi olarak kendisini görenler dahi bugünkü dünya sisteminin çalıştığını iddia edemez. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere dünyanın bütün kurum ve kuruluşları iflas etmiştir.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletlerin (BM) iflasının en hazin görüntüsünün, BM Genel Sekreteri Antonia Guterres’in Refah Sınır Kapısından içeri girmek için bekletilmesi olduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barışı sağlayacak Birleşmiş Milletlerin Genel Sekreteri bile barışı sağlayabilmek için o zulmün yapıldığı topraklara giremiyor. Yeryüzünde yeni, adil, hakkaniyetli bir küresel sisteme ihtiyaç vardır. Şu anda anlı şallı dünyanın hemen hemen bütün kurumlarının tamamı iflas etmiş, tamamı fonksiyonsuz hale gelmiştir. Bunun birçok nedeni var. Nedenler üzerinde durmadan şunu söylemek istiyorum. İki temel meseleyi alıp önümüze koymadan yeni bir dünya sistemi kuramayız. Bunlardan birisi, yeryüzünde yaşayan insanların tamamının yaratılışta eşitliğidir. Hiçbir insan rengi, dili, dini ne olursa olsun bir diğerinden üstün değildir. Beyaz adamın kara tenli adama, erkeğin kadına, zenginin fakire üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin bir diğerine üstünlüğü yoktur. Üstün ırk, insanlığın ürettiği en şeytani düşüncedir. Bu anlamda yeni bir sistem kuracaksak önce sekiz milyar insanın her birinin yaratılışta birbirinin eş olduğu bir anlayışı inşa etmemiz lazım.”

Kurtulmuş, yeryüzündeki devletlerin hepsinin de egemenlikte eşitliğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Gazze olayları karşısında insanlık cephesi dirilmiştir

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır BM kürsüsünden dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür” sözünün, “insanlık vicdanının gönül sızısı” olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Dünya beş tane ülkenin insafına terk edilemez. Terk edilemeyeceğini dün Ruanda’da gördük, bugün Gazze’de görüyoruz. Dünyada 140 ülke bu yapılan zulme, ‘Bu zulümdür, adil ateşkes sağlansın.’ diyor, bir tane ülke veto ediyor ve karar alınamıyor. Böyle bir sistem olmaz. Bu sistem çağ dışıdır. Bu sistem, insanlığı taşıyamamaktadır. BM Güvenlik Konseyinde Afrikalı dostlarımız temsil ediliyor mu? Hiç edilmiyor. BM Güvenlik Konseyinde nüfusu iki milyara yaklaşan İslam alemi temsil ediliyor mu? Edilmiyor. Dünyanın birçok yerinde insanların büyük bir çoğunluğu temsil edilmiyor. Artık BM başta olmak üzere Dünya Sağlık Örgütünden tutun Dünya Bankasına kadar birçok kurum ve kuruluşun hatta üzülerek ifade ediyorum ki Avrupa Birliğinin bile birçok açıdan artık fonksiyonlarının yerine getirilememekte olduğunu görüyoruz. Hep birlikte bir uyanışa, bir silkinişe ihtiyacımız var. Bu sadece bir tek ülkenin yapabileceği bir şey değil.”

Gazze olayları karşısında insanlık cephesinin dirildiğini, milliyeti, rengi, dili ne olursa olsun, haktan yana, adaletten yana olanların dünyanın her yerinde seslerini yükselttiğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Ümit ediyoruz, öyle olmasını temenni ediyoruz ki inşallah yer yüzünde yeni bir dünyanın kurulması, hakkaniyetin, adaletin tesis edilmesi mümkün olur. Bunun için uluslararası camianın mensupları olarak hep birlikte hareket etmek ve ortak kararlar almak mecburiyetindeyiz. Türkiye’deki dostlarımız olarak, burada faaliyet gösteren büyükelçileri, siz değerli dostlarımızı, uluslararası kuruluşların temsilcilerini, Türkiye’nin dış politika vizyonunda tabii ortaklarımız, tabii fikir alışverişinde bulunacağımız dostlarımız olarak telakki ediyoruz. Burada gelişecek, Türkiye’nin de içinde bulunduğu yeni bir dünya arayışının kendi ülkeleriniz ve hükümetleriniz nezdinde de dile getirilmesi için sizlerden insanlık adına, insanlık cephesine destek olmanızı bekliyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi-aciklamasi/feed/ 0
Emekli Astsubaylar : Cumhurbaşkanımız ve Genelkurmay Başkanımız Bizi Neden Sokağa Döktünüz? https://www.haber28.com.tr/emekli-astsubaylar-cumhurbaskanimiz-ve-genelkurmay-baskanimiz-bizi-neden-sokaga-doktunuz/ https://www.haber28.com.tr/emekli-astsubaylar-cumhurbaskanimiz-ve-genelkurmay-baskanimiz-bizi-neden-sokaga-doktunuz/#respond Wed, 01 May 2024 06:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16391

HABER: EDDA SÖNMEZ/ KAMERA: HAKAN KAYA

Emekli astsubaylar, İstanbul Maltepe’de, özlük haklarını savunmak ve tazminat taleplerini dile getirmek için iktidara çağrıda bulundular. “Hak, Hukuk, Adalet” sloganı atan emekli astsubaylar, yıllardır özlük hakları için mücadele ettiklerini ve mevcut hükümet tarafından oyalandıklarını belirterek “Cumhurbaşkanımız, Genelkurmay Başkanımız bizi neden sokağa döktünüz?” diye sordu.

Türkiye’nin dört bir yanından emekli astsubaylar, özlük hakları için İstanbul Maltepe’deki miting alanında bir araya geldi. Miting düzenleme komitesinin çağrısı üzerine toplanan binlerce emekli astsubay “Hak, Hukuk, Adalet” sloganı attı. Mitinge Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da destek verdi.

Emekli astsubaylar adına basın açıklamasını yapan Deniz Kuvetleri’nden emekli Kıdemli Başçavuş Avukat Yalçın Tunçbilek, haklarını alıncaya kadar, inanç ve kararlılıkla mücadele edeceklerini belirterek, “Astsubaylar, sadece itibari anlamda değil ücret rejimi noktasında da büyük hak kayıpları ile karşı karşıya bırakılmışlardır” dedi.

Metingte okunan basın açıklaması ise şöyle:

“ORDUMUZ, MEMLEKETİN HER KÖŞESİ, HER BİR HANESİNDEN GELEN İNSAN KAYNAĞIYLA TEŞEKKÜL ETMİŞ, ASİL TÜRK MİLLETİ’NİN ADETA ÇELİKLEŞMİŞ BİR İFADESİDİR: Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazgeçilmez unsuru kahraman astsubayların uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlarını ve haklı taleplerini dile getirmek üzere milletin kürsüsünden sizlere ve kamuoyuna saygıyla sesleniyorum. Mazisi şan, şeref ve zaferlerle dolu Türk Ordusunu daha nice yüzyıllara taşıyacak yenilikçi değişim ve dönüşümlerin, çağın gereklerine uygun olarak zamanında gerçekleştirilmesi önemli bir husustur. Bu bağlamda, Milletimizin bağrından çıkmış ordumuzun, geleceğinin hassasiyetle planlanması ve aidiyet duygusunu pekiştirecek çok yönlü değişim ve dönüşümlerin vakti geldiğinde yapılarak tüm TSK personeline hissettirilmesi de büyük önem arz etmektedir. Ordumuz, memleketin her köşesi, her bir hanesinden gelen insan kaynağıyla teşekkül etmiş, asil Türk Milleti’nin adeta çelikleşmiş bir ifadesidir. Toplumumuzda bu niteliği itibariyle de askerlik bir meslek değil bir yaşam biçimi olarak kabul görmüştür. Halk arasında ‘Peygamber Ocağı’ olarak da ifade edilen bu kurum tüm kamuoyu yoklamalarında halen en güvenilir kurumlarımızdan bir tanesi olarak ön sırada yer almaktadır.Türk Ordusu, milletinin zor günlerinde şefkatle yardıma koşan, yolu gözlenen, en çok güvendiği dayanağı olmuştur. Yakın zamanda yaşanan elim deprem felaketinde de tecrübe edildiği üzere, halkımız böyle durumlarda ilk olarak kendi bağrından çıkan ‘Mehmetçiği’ yanında görmek istemiştir. Sırtında bu kadar önemli manevi yükü taşıyan ordumuzun gücü, takdir edersiniz ki, tüm personelinin sahip olduğu moral ve motivasyonuyla da doğrudan orantılıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin (TSK) yakın tarihi incelediğinde; yeniden yapılanması adına 1950’li yıllardan itibaren uygulamaya geçirilen Amerikan modeli politikalar askeri anlamda modernleşme çabaları olarak görülmüş ve bu yeni yapılanmanın çeşitli sorunları da beraberinde getirebileceği karar alıcılar, kanun koyucular tarafından öngörülememiştir.

EN BAŞTAKİ SORUNLAR BÜYÜYEREK BUGÜNE KADAR SÜREGELMİŞTİR: Amerika Birleşik Devleti (ABD) ordu yapısının Türk ordusuna transfer edilmesi bazı temel yapısal sorunları da beraberinde getirmiştir. Ordumuza ithal edilen bu sistem ile, yeni ara statülerin benimsenip işlevsel hale gelmesinde zorluklar yaşanmıştır ve hala da uyumsuzluğun sorunları yaşanmaya devam etmektedir. Uyumsuzlukları olan bu ithal sistem, rasyonel ve güçlü bir yasal temelde, sorunları çözüme kavuşturulmadığı için, en baştaki sorunlar büyüyerek bugüne kadar süregelmiştir. Mevcut sistemimizdeki astsubaylar ve emeklilerinin karşı karşıya kaldığı sorunlar da bu durumun belirgin bir göstergesidir. TSK’da astsubaylar branşlarında en ihtisaslı personel olmalarının yanında liderlik ve amirlik; Kısım ve Takım Komutanlığı, Bölük Komutanlığı, Bando Komutanlığı, Karakol Komutanlığı, Bot Komutanlığı, Bölük Astsubaylığı, Saymanlık, Kısım Amirliği, Öğretmenlik, Müdürlük, Öğretim görevlisi kadroları dahil birçok sorumlulukları olan etkin vasıflı kadro görevlerinin yanında, çeşitli subay kadro görevlerini de asaleten ve vekaleten yürütmektedirler. Bunlara ek olarak astsubay statüsü kritik konumu itibari ile yıllar içerisinde daha da fazla sorumluluk taşıyan bir hale dönüşmüştür. Ancak tarihi süreç incelendiğinde bu kadar ağır sorumluluklarına karşılık statü haklarının iyileştirilmesi ve uyumu noktasında etkin yenilikler yapılamamıştır.

120 BİN EMEKLİ VE 100 BİN ÇALIŞANI VE AİLELERİYLE BİRLİKTE 1 MİLYONU AŞAN ASTSUBAY CAMİASININ ACİL ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI NE YAZIK Kİ ÇÖZÜMSÜZ KALMIŞTIR: Astsubaylar, geniş sorumlulukları bulunan bu görevleri icra etmelerine karşın sadece itibari anlamda değil ücret rejimi noktasında da büyük hak kayıpları ile karşı karşıya bırakılmışlardır. 120 bin emekli ve 100 bin çalışanı ve aileleriyle birlikte de 1 milyonu aşan astsubay camiasının acil çözüm bekleyen sorunları ne yazık ki çözümsüz kalmıştır. Az önce bahsedilen negatif etkiler altında uzun yıllar görev hayatlarına devam ederek emekli olduktan sonra da çektikleri külfetin nimet dengesi hususunda yeterince tatminkar bir kıymet görememişlerdir. Bahse konu negatif etkiler değerlendirildiğinde; maddi eksiklerin yanında itibari kıymetlendirmeyi de esas alarak astsubaylık statüsünün; ifa etmiş oldukları görevlerin kritik öneminin daha iyi idrak edilerek, bilgi birikim ve tecrübelerinin de göz önünde bulundurularak çağın gereğine uygun bir sisteme kavuşturulması da son derece önem arz etmektedir. Bugünün ve geleceğin harp anlayışı teknoloji-yoğun sistemlerin varlığına bağlı olarak şekillenmektedir. Sadece idari konularda değil aynı zamanda tüm teknik konularda da sorumluluğu üstlenmiş, teknolojik silah, araç gereç ve malzemenin işlerliğini sağlayan ve kritik teknik görevleri icra eden astsubaylarımızın mevcut durumdaki ön lisans olan eğitim seviyelerinin lisans seviyesine çıkartılarak Türk Ordusunun, modern ve güçlü dünya orduları arasındaki yerinin pekiştirilmesi sağlanmalıdır. Siyasi ve askeri karar alma mekanizmaları bu rasyonel tercihi göz ardı etmemelidirler. Astsubayların savaş ve barış koşulları altında, yıllar içerisinde edindikleri tecrübe, bilgi ve birikimleri ile kazandıkları yetkinlik dikkate alınarak yatay nitelikli kadrolardan branşlarında ihtisaslaşmış dikey nitelikli kadrolara açık hale getirilmesi ve potansiyellerinden azami ölçüde fayda sağlanabilmesi de yine çok önemli bir husustur. Astsubaylarımız yaşadığı sorunları uzun yıllar Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ve birçok yazılı ve görsel medya organlarında da gündeme getirmeye çalıştılar.

ASTSUBAYLARA VERİLEN SÖZLER TUTULMAMIŞTIR: Astsubay camiasının bu talepleri ordumuzun komuta kademeleri ve hükümetlerimizce de haklı görülmüş, çözüm sözleri verilmiş ancak sonrasında herhangi bir ilerleme sağlanamamıştır. (Türk Dünyasının ünlü Yazarlarından Cengiz Aymatov ‘un dediği gibi; Bütün duyguları anlatmaya yetecek kadar kelime yoktur. Gerek de yoktur. Kelimeler mi yetersiz kalmıştır? Anlaşılmak mı istenilmemiştir, takdirini siz değerli konuklarımıza ve meslekdaşlarımıza bırakıyorum) Yakın zamanda bahse konu bu haklı talepleri tekrar duyurulabilmek adına emekli astsubaylarımızın öz çabaları ile bilimsel nitelikte bir makale çalışmasıyla önemli bir adım atılmıştır. Bu konuların değerlendirileceği bir ‘Çalıştay’ yapılabilmesi için de hala çalışmalarını azim ve kararlılıkla sürdürmektedirler.

TSK İÇERİSİNDEKİ SUBAYLARA TAHAKKUK ETTİRİLEN TAZMİNATLARIN TEMEL DAYANAK NOKTASI ANILAN PERSONELİN “AMİR” SIFATIYLA TANIMLANMIŞ OLMASIDIR: 20 Eylül 2023 tarihinde “Cumhuriyetin 100. Yılında Astsubaylar” başlığıyla yayınlanan makalede, binlerce emekli astsubayın gönüllü katılımı ile görüşlerine başvurulmuştur. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında çalışmalar yürüten kendisi de emekli bir Asb olan Öğr. Üyesi Dr. Fatih Çam tarafından kaleme alınan ve hakemli ulusal bir dergide yayınlanan çalışmanın bulguları sorunların çözümünde tarafsız ve gerçekçi bir biçimde karar alıcılar, kanun koyucular ve tüm paydaşların dikkatine sunulmuş bilimsel bir kaynak niteliğindedir. Makalede elde edilen bulgular ışığında, TSK personelinin aylık bağlama oranları ve net ele geçen maaşların toplamının tazminat faktörü üzerinden değerlendirildiği görülecektir. Tazminatlar sadece subay statüsüne bağlanan maaşlarda yer almaktadır. Aradaki farkın oluşmasındaki temel belirleyici unsur da tazminatın varlığıdır. Çünkü astsubaylarda tazminata konu bir ödeme kalemi değerlendirmeye alınmamıştır. TSK içerisindeki subaylara tahakkuk ettirilen tazminatların temel dayanak noktası anılan personelin “amir” sıfatıyla tanımlanmış olmasıdır. Astsubayların da ifa etmiş olduğu görev ve almış olduğu sorumluluklar dikkate alındığında “amir” sıfatıyla doğrudan emir-komuta yetki ve sorumlulukları olan makamları işgal ettiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle söz konusu amir tanımına karşılık olarak statüler arası bir farklılıktan bahsetmek yeterli bir gerekçe değildir.

ARADAKİ BÜYÜK MALİ UÇURUMUN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN YENİ BİR DÜZENLEME ACİLEN TESİS EDİLMELİDİR: Aradaki büyük mali uçurumun ortadan kaldırılması için yeni bir düzenleme acilen tesis edilmelidir. Bu düzenlemenin en önemli gerekçesi ise 926 Sayılı Kanun hükümlerince TSK içerisinde ‘asker kişi’ olarak tanımlanan astsubayların kamu mali yönetimi çerçevesinde ücretlendirilmesi noktasına gelince 657 Sayılı Kanun’a bağlı ‘büro memuru’ statüsünde gösterilmesidir. Arz ettiğim bu mağduriyetlerin giderilmesi için TSK bünyesindeki tüm personelin sorumluluklarını göz önünde bulunduran, insan odaklı bir ücret politikasının tesis edilmesi gerektiği ortadadır. Kamu idaresi içerisinde istihdam edilmiş tüm çalışan ve emeklileri gibi astsubaylarımızın da yaşam standartlarını yükseltmek askeri ve siyasi karar alıcıların acil çözüm bulması gereken konuların başında gelmelidir. Mali iyileştirme ve düzenlemelerin aynı zamanda astsubaylık statüsünün itibari anlamda da iyileştirilmesine doğrudan katkı sağlayacağı da inkar edilemez bir gerçekliktir. Bu mağduriyetleri giderecek olan en yetkili ve en yüce makam ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Astsubayların gerek maddi, gerek itibari anlamda haklı taleplerinin karşılanması ordumuzun gücüne güç katacaktır”

]]>
https://www.haber28.com.tr/emekli-astsubaylar-cumhurbaskanimiz-ve-genelkurmay-baskanimiz-bizi-neden-sokaga-doktunuz/feed/ 0
Diyarbakır’da Kürt Meselesi ve Barış Konferansı Başladı https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-kurt-meselesi-ve-baris-konferansi-basladi/ https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-kurt-meselesi-ve-baris-konferansi-basladi/#respond Wed, 01 May 2024 00:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16327

AHMET ÜN

Diyarbakır’da İnsan Hakları Derneği’nce düzenlenen ve 2 gün sürecek ‘Kürt Meselesinin Çözümü ve Barış Konferansı’ başladı. İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, “Esasen bir Türk ve Türkiye meselesi olan Kürt meselesi artık bölgesel bir sorun ve çözümsüzlük işleri daha da karmaşık bir hale getiriyor” dedi.

İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi’nce Diyarbakır’da düzenlenen ‘Kürt Meselesinin Çözümü ve Barış Konferansı’ başladı. 2 gün sürecek konferansa CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu, DEM Parti Milletvekili Ayşegül Doğan, gazeteciler, akademisyenlerin yanı sıra İrlanda’nın siyasi hareketi Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy ve Avrupa’daki Filistinli Topluluklar ve Örgütler Birliği Başkanı George Rashmawi de katıldı.

“KÜRT MESELESİ ARTIK BÖLGESEL BİR SORUN”

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, dünyada devam eden bölgesel ve yerel savaşlar ile çatışmaların tüm dünya insanlarını derinden etkilediğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Yıllardır süren Suriye iç savaşı ve Rojava’da halen barışçıl çözüm bulunamamıştır. Haklara ve özgürlüklere dair ne varsa ağır saldırı altında. Uluslararası ölçekte faşizm yükseliyor. Bölgesel çatışmalar adeta yeni bir dünya savaşının provası görünümünde. Ukrayna, üçüncü dünya savaşının ön kapışması gibi sürüp giderken İsrail’in Gazze’de hiçbir sınır tanımadan sürdürdüğü dehşet, yalnızca çocukları ve kadınları değil izleyen herkesin zihninde ve yüreğinde yer alan ‘yeter’ diyebilme refleksini de öldürüyor. Kafkasya’dan Balkanlar’a bölgemizdeki bütün ülkeler hem kendi içinde hem de komşularıyla çatışma halinde ve burada, bu güzel topraklarda halkların geçmişini ve geleceğini rehin alan savaş, kırkıncı yılında. Kırk yıldır atılmayan adımlar işleri daha da karmaşıklaştırdı, savaşı daha da derinleştirdi. Esasen bir Türk ve Türkiye meselesi olan Kürt meselesi artık bölgesel bir sorun ve çözümsüzlük işleri daha da karmaşık bir hale getiriyor.

“ARTAN IRKÇI SALDIRILARDA YÜKSELİŞ EĞİLİMİ DEVAM EDİYOR”

Türkiye, Kürt meselesi gibi temel meselelerini diyalog ve müzakereye dayalı çatışma çözüm yöntemleri kullanarak çözememiş bir ülke. Tam da bu nedenle silahlı çatışmalar ülke içi ve ülke dışında devam ediyor ve her gün canımızı yakmaya, yaşamlarımızda her geçen gün daha fazla kayba neden oluyor. Coğrafyayı daha fazla insansız, ormansız, doğasız kılıyor.  Kürt sorununun çözümsüzlüğü ve yeniden başlayan silahlı çatışmalar nedeni ile yaşamını yitirenler ile ilgili oldukça ağır bir bilanço ile karşı karşıyayız. Çatışma ve savaş ortamı ile birlikte genel baskı ortamında şiddetin öne çıkması ve beraberinde nefret dilinin zehrini akıtması kaçınılmaz oluyor. Nefret saiki ile artan ırkçı saldırılarda ise yükseliş eğilimi devam ediyor. Bu ortam; asgari insani ve ahlaki kuralların işletilmesini rafa kaldırıyor ve insan cenazelerinin torbalarda ailelerine teslim edilmesi hukuksuzluğun yanı sıra vicdanları yaralıyor, toplumsal barışa zarar veriyor.

“OLUMSUZLUKLARDAR KURTULMAMIZ BARIŞ İLE MÜMKÜN”

Savaş, halklara daha fazla yoksulluk ve daha fazla vergi olarak geri dönüyor. Bütün bu olumsuzluklardan kurtulmamız barış ile mümkün. Kürt sorununun inkarından vazgeçilmesi ve bu sorunun kabul edilmesi toplumsal barışın sağlanması için zorunludur. Kalıcı bir çatışmasızlık için Kürt meselesinin çözümünde önemli bir aktör olan Abdullah Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile görüşmesinin bir an önce önü açılmalıdır. Müzakere ile uzlaşı yolu açılmalı ve bu süreçlere siyasal ve toplumsal kesimlerin katılması sağlanmalıdır. Türkiye’nin siyasi partileri ve toplumsal muhalefeti barışa odaklandığı taktirde yeni bir barış sürecinin önü açılacaktır. Bu ülkenin tüm halklarının, emekçilerinin, yoksullarının, kadınların, gençliğin, çocukların yani hepimizin barışa ihtiyacı var. İHD olarak düzenlediğimiz bu iki günlük konferansı tam da bu ihtiyaca karşılık verebilmesi için düzenliyoruz.”

LEYLA ZANA’DAN YAZILI MESAJ

Konferansa katılması beklenen Leyla Zana, başka bir programı nedeniyle konferansta yer alamayacağını bildiren yazılı mesaj iletti. Zana, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kürtler bir taraftan Newroz’u karşılamanın coşkusunu yaşarken diğer yandan kabuk bağlamamış, derin yaramız Halepçe’nin kavurucu acısını yaşıyor. Bir yandan acılarımız diğer yandan umutlarımız tazeleniyor. Tüm bu gündemlere Kürtlerin ve kadınların iradeleri açısından çok önemli bir seçim yoğunluğu da eklenince ne yazık ki sizlerle buluşamadık. Anlayışla karşılamanızı umuyorum. Başta İHD Genel Merkezi olmak üzere, yıllardır binbir zorluğu göğüsleyerek insan hakları mücadelesi veren, bunun için ısrarlı bir duruşa sahip olan tüm yaşam hakkı savunucularını, bu konferansın emektarlarını ve katılımcıları sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 21 Mart’ta Diyarbakır Newroz alanında buluşmak dileğiyle. Dostluk ve dayanışma duygularımla.”

“BİZLER, FİLİSTİN’DE TAM BİR ULUSAL TUTUM SAĞLAYAMADIK”

Avrupa’daki Filistinli Topluluklar ve Örgütler Birliği Başkanı George Rashmawi ise “Birliktelik, zafere gidilen yolda çok önemlidir. Bizler, Filistin’de tam bir ulusal tutum sağlayamadık. Barış için ulusal dayanışmayı sağlamalıyız, birlikte çalışmalıyız. Ancak birlikte değiştirebiliriz; özgürlüğü ve barışı birlikte getirebiliriz” ifadelerini kullandı.

Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy, Kürt meselesiyle benzer sorunlar yaşadıklarını belirterek, “Barış talebimiz sizlerle aynıdır. Kürt meselesi ile bizim meselemiz bazı açılardan benzerlik göstermektedir. Bizler de barış için 25 yıl mücadele ettik. Barış meselesi bir süreçtir; bu süreçler kapsayıcı ve bütün tarafların yer alabileceği bir şekilde olmalıdır. Türk hükümeti de barış meselesinde bunu öncelemelidir. Barışa giden yolda birçok zorlukla karşılaşabiliriz. Özellikle bizler de bu süreçte hapishanelerde kaldık. Barış süreçlerinde siyasi tutukluların serbest bırakılması ön açıcı olabilmektedir. Bizler her daim Kürt halkının mücadelesini desteklemekteyiz” diye konuştu.

Konferans, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam etti.

]]> https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-kurt-meselesi-ve-baris-konferansi-basladi/feed/ 0 Antalya Diplomasi Forumu’nda Suriye’deki İstikrara Giden Yol Tartışıldı https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-suriyedeki-istikrara-giden-yol-tartisildi/ https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-suriyedeki-istikrara-giden-yol-tartisildi/#respond Mon, 25 Mar 2024 02:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11372 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Suriye’de İstikrara Giden Yol” başlıklı panelde, Suriye’de ağırlaşan insani krize dikkat çekilirken bu krizin giderilmesi için siyasi çözüm gerektiği ve bunun için de tüm tarafların müzakerede bulunmasının şart olduğu vurgulandı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Editörü Ghida Fakry’nin üstlendiği “Suriye’de İstikrara Giden Yol” paneline, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, Müzakere Komisyonu Başkanı Bedir Camus, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Suriye Krizi Bölgesel İnsani Koordinatörü Muhannad Hadi ve Atlantic Council’da araştırmacı Rich Outzen katıldı.

Panelde konuşan BM Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, Suriye’deki duruma ilişkin bir ilerleme kaydedilemediğini belirterek ülkedeki savaş bölgelerindeki halkın yarısından fazlasının evlerini terk ederek geri dönemediklerini söyledi.

Pedersen, tüm göstergelerin her alanda yanlış yönü gösterdiğine işaret ederek insani ihtiyaçların arttığını ancak uluslararası desteğin azaldığını vurguladı.

Güvenlik durumuna ilişkin iki unsur olduğunu ve bunlardan birinin Gazze’deki savaşla alakalı olduğunu kaydeden Pedersen, bunun Suriye’ye de sıçradığını dile getirdi.

Pedersen, terör örgütü DEAŞ’in de Suriye’de kol gezdiğine işaret ederek, Suriye konusunda BM kapsamında özellikle Güvenlik Konseyinin ve daimi üyelerin desteğine ihtiyaçları olduğunun altını çizdi.

Suriye’de Rusya’nın rolünün arttığını, İsrail’in saldırıda bulunduğunu, uyuşturucu kaçaklığı sorununun ortaya çıktığını anlatan Pedersen, bu sorunların tüm tarafların çabalarıyla çözülebileceğini belirtti.

Tüm taraflar masaya oturmalı

Pedersen, tüm paydaşların masanın etrafından oturması gerektiğine dikkati çekerek ABD, Türkiye İran ve Rusya gibi aktörlerin de masada olması gerektiğini ifade etti.

Suriye’de Mart 2020’den bu yana cephelerin çok fazla değişmediğine işaret eden Pedersen, bu krizin askeri alanda çözülemeyeceğini ve savaşın kazanılamayacağını aktörlerin anladığını kaydetti.

Pedersen, meselenin artık savaşı kazanmak değil, barışı kazanmak olduğunun da altını çizdi.

Suriye’de askeri bir çözümden bahsedilemeyeceğini siyasi tarafının olması gerektiğini vurgulayan Pedersen, Gazze’deki savaşın Suriye’ye sıçramamasını amaçladıklarını dile getirdi.

İnsani yardımın artırılması gerektiğini vurgulayan Pedersen, şöyle devam etti:

“Suriye konusunda tek başına çözüm üretilemez. Burada muhalefet, devlet, hükümet bir araya gelmeli, ortak paydada buluşmak zorunda. Aynı zamanda bütün farklı faktörleri de dahil etmemiz gerekiyor, Suriye’deki krize neden olan unsurları değerlendirmemiz gerekiyor. Politik sürece daha geniş kapsamlı bakmamız lazım, Suriye’nin egemenliği ve bağımsızlığından bahsetmemiz gerekiyor. Türkiye’nin ABD ile ilintili olarak bu politik sürecin değerlendirmesinde ve buna çözüm bulması gerekiyor, güvenlik meselesini değerlendirmemiz gerekiyor, terörizmle savaşmamız gerekiyor, bunu BM ve kararlarla beraber nasıl yapacağımızı değerlendirmemiz gerekiyor, sivil halkı nasıl koruyacağımızı düşünmemiz lazım.”

“Suriye çatışması bertaraf edilmezse diğerleri de edilemez”

Müzakere Komisyonu Başkanı Bedir Camus, 2012’den bu yana süreç içinde müzakerelere başlandığını aktararak birçok girişim olduğunu ancak hiçbir şey elde edilemediğini ve partnerlerinin de olmadığını söyledi.

Camus, daha fazla sorumluluk alınması gerektiğini vurgulayarak bir masa etrafında toplanıp çözüm aranması gerektiğini ifade etti.

2011’den bugüne kadar Orta Doğu’daki sorunların devam ettiğini kaydeden Camus, “Suriye çatışmasını bertaraf edilmezse diğerlerini de edemezsiniz. Biz Suriye’den başlamaya hazırız, her zaman müzakereler için hazırız.” dedi.

Camus, BMGK’nin verdiği kararların uygulanması için çalıştıklarını belirterek Suriye’de muhalefetin daima olumlu sonuçlar istediğini ve müzakereler için uğraştığını dile getirdi.

Camus, Suriye’deki terör örgütlerine ilişkin, “PKK-YPG, Suriye için terör örgütüdür, kuzeydoğudaki yerleşik örgütler bizim için terör örgütüdür.” ifadesini kullandı.

“Suriye’de gereken çözüm siyasi, insani değil”

BM Genel Sekreter Yardımcısı Hadi de insani yardım için de siyasetçilerin çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “Suriye için yapılacak çözüm siyasidir, insani bir çözüm değildir. Herkes de birinci günden bu yana insani yardım çözümüne odaklanıyor, bu esas mesele değil.” diye konuştu.

Hadi, Suriyelilerin gittikçe daha zor duruma girdiğine dikkati çekerek eğitim, kadın ve çocukların korunması, ekonomi ve sağlık gibi alanlarda da sorunların büyüdüğünü söyledi.

İnsani yardımın siyasallaştırıldığına ilişkin eleştirilere yönelik Hadi, tarafsız davranarak ayrım yapmadıklarını belirterek, siyasi bir çözüm bulunmazsa bütün bölgenin istikrarsız olacağını ifade etti.

Hadi, Suriyelilerin desteklenmesinin bir gereklilik olduğuna işaret ederek “Suriye halkı için geri dönülmez bir noktaya geldiğimizden, onların geleceği için korkuyorum. Bunların hepsi bir kırmızı alarm. Siyasi çözüm beklemek, zarar vermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye’de insani yardım konusunun çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Hadi, “Suriye’de çok erken bir zamandan beri gördüğümüz üzere insani yardım boşluğu kapatılmazsa başkaları bu boşlukları negatif yönde kapatıyor. Bunu dünyanın birçok yerinde gördük. Sadece o ülkeyi bölgeyi değil, bütün dünyayı etkileyebildiğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“ABD-Türkiye oldukça olumlu adımlar atıyor”

Düşünce kuruluşu Atlantic Council’da araştırmacı Outzen ise siyaset, diplomasi ve insani yardımın güvenlikle bağlantılı olduğunu belirterek dünyadaki krizlerin genişlemeye başladığına dikkati çekti.

Outzen, Şam yönetimine yeterli miktarda baskının yapılmasıyla müzakerelerin sağlanabileceğine işaret ederek “ABD ya da Avrupa’ya bakıldığında normalleşme yapıldığında bunun başarısız olduğunu gördük. Şam bütün yaptığı suçlardan ellerini yıkayıp çıkması söz konusu olmamalı.” dedi.

Bu krizinin çözümü için etkin şekilde Türkiye ile çalışılması gerektiğini belirten Outzen, çok istikrarsız bir durumun bulunduğunu kaydetti.

Outzen, ABD-Türkiye ilişkilerine dair, “Oldukça olumlu adımlar atılıyor, umarım ileride daha güzel işbirlikleri sağlayacaktır. Değişim için bir motor gücü gerekiyor.” değerlendirmesini yaptı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-suriyedeki-istikrara-giden-yol-tartisildi/feed/ 0
Eskişehirli TOKİ Mağduru Hasan Kurt: “Cumhurbaşkanım ‘İnsaf’ Kelimesini Çevre ve Şehircilik ile TOKİ Başkanı’na Söyleyin” https://www.haber28.com.tr/eskisehirli-toki-magduru-hasan-kurt-cumhurbaskanim-insaf-kelimesini-cevre-ve-sehircilik-ile-toki-baskanina-soyleyin/ https://www.haber28.com.tr/eskisehirli-toki-magduru-hasan-kurt-cumhurbaskanim-insaf-kelimesini-cevre-ve-sehircilik-ile-toki-baskanina-soyleyin/#respond Wed, 13 Mar 2024 02:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9620

MELTEM KARAKAŞ

Eskişehir Köprübaşı’nda bir araya gelen TOKİ mağdurları Ulus Anıtı’na yürüyüş düzenledi. Burada mağdurlar adına konuşan Hasan Kurt, “Biz sizden para pul istemiyoruz. Biz sadece KDV’yi yüzde 1’e ve 240 ay vadeye sabitlenmesini, istiyoruz. Biz alt gelir grubuyuz fakat biz devlet memuru değiliz. Bizim ortalama maaşımız 11- 12 bin lira arasında fakat buna rağmen biz devlet memuru olmadığımız halde Sayın Cumhurbaşkanı veya TOKİ’ciler ‘burada senede iki defa zam’ yapacağız diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bundan 25 gün önce ne dedi televizyonlarda, ‘ey ev sahipleri insaf’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanım bu insaf kelimesini Çevre ve Şehircilik Bakanına ve TOKİ başkanına söylemenizi rica ediyorum” dedi.

Eskişehir Köprübaşı’nda bir araya gelen TOKİ mağdurları Ulus Anıtı’na yürüyüş düzenledi. ‘Çözüm yoksa oy yok’, ‘mağdurlar burada sorumlular nerede’, ‘mağdurlar uyuma hakkına sahip çık’ sloganları atarak yürüyen TOKİ mağdurlarına CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, DSP Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Garip Yıldırım, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Belediye Başkan Adayı Kasım Karakaş da destek verdi.

“SİYASİLER BİZİ GÖRMEZDEN GELDİ”

Mağdurlardan Neslihan Aras, şunları söyledi:

“Biz isimlerimizin ardına eklenen TOKİ mağdurları sıfatı ile aylardır derdimizi anlatmaya, haklarımızı savunmaya çalıştık. Gayet insani bir hak olan barınma hakkımızı kaybetmemek için çözümler aradık çünkü biliyoruz ki şartlar değişmediği sürece, elimizden alınan haklar bize geri verilmediği sürece yüzlercemiz bu evleri alamayacak ve 5 yıldır hayalini kurduğu evlerinden vazgeçmek zorunda kalacak. Tam da bu sebepten Eskişehir’de elimizden geldiğince her kapıyı çaldık, herkesten çözüm için adımlar bekledik ama gördük ki bu şehrin mevcut yöneticileri, yönetimine aday olan bazı isim bizi yok saydı. Bizde bundan sonra Eskişehir’de mücadele yürütmenin ya da çözüm aramanın anlamı kalmadığını düşünüyoruz. Biz en başından beri sadece bize verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz, hibe istemiyoruz diye anlattık. Biz böyle anlattıkça ‘beni seçin işinizi çözeyim’ sözlerine maruz kaldık, hakkımız olanı almak için oy vermek zorundaymışız gibi. ‘Sesinizi çıkarmayın elinizdekileri de kaybedersiniz’ tehditlerine maruz kaldık, sanki suç işliyor ya da hakkımız olmayan bir şeyi istiyormuşuz gibi. ‘Almazsanız almayın, evleri sırada alacak binlerce bekleyen var’ diye azarlandık, sanki ceplerinden bize ev hibe ediyorlarmış gibi. Dolayısıyla bizim artık burada söyleyecek sözlerimiz tükendi. Bu saatten sonra  dernek olarak, tüm iller ve mağdurlarla birlikte çözümü Ankara’da aramaya, bu işin asıl muhatapları ile çözüm aramaya karar verdik. Bundan sonra sesimizi tüm mağdurlar olarak tek bir yerden daha güçlü olarak duyuracağız. Eskişehir’de bizi görmeyen, duymayan, düşmanmışız gibi tavır takınan, tehditlerle sindirmeye çalışan siyasilere son sözümüz şudur ki; artık bizim size verecek oyumuz yok. Çözüm yoksa oy yok dedik, gördük ki ne çözmeye ne gönlümüzü almaya ne de oyumuzu almaya niyetiniz yok.”

“CUMHURBAŞKANINA BİR MEKTUBU DAHİ ULAŞTIRAMADIK BİZ”

Mağdurlardan Hasan Kurt ise şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın sözüne güvenerek devlet sözüdür, baba sözüdür dedik, her şeyine güvendik fakat güvendiğimiz dağlara karlar yağdı. Bize 15 Temmuz’da sokağa çıkın dediler, çıktık. Bize TOKİ’ye yazılın dediler. Bizden alt gelir grubuna ait belge istediler. Onu da belgeledik. Onun için biz hak ettik fakat bize verilen sözlerin hiçbiri tutulmuyor. Sayın Cumhurbaşkanı, buraya aday tanıtımına geldiğinde kendisine ulaşmak isteyen bayanların cebindeki ojelerine, rujlarına kadar el konuldu. Bunlar çok ayıp. Ey sayın cumhurbaşkanı; sana bir mektubu dahi sana ulaştıramadık biz. Sağır sultan dahi sesimizi duydu. Biz sizden hiçbir şey istemiyoruz. Biz sizden para pul istemiyoruz. Biz sadece KDV’yi yüzde 1’e ve 240 ay vadeye sabitlenmesini, istiyoruz. Biz alt gelir grubuyuz fakat biz devlet memuru değiliz. Bizim ortalama maaşımız 11- 12 bin lira arasında fakat buna rağmen biz devlet memuru olmadığımız halde Sayın Cumhurbaşkanı veya TOKİ’ciler burada senede iki defa zam yapacağız diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bundan 25 gün önce ne dedi televizyonlarda, ‘ey ev sahipleri insaf’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanım bu insaf kelimesini Çevre ve Şehircilik Bakanına ve TOKİ başkanına söylemenizi rica ediyorum.”

“ÇÖZÜM İÇİN TALEPLERİMİZİ AK PARTİ VE MHP REDDETTİLER”

Yürüyüşe destek veren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer şu ifadeleri kullandı:

“TOKİ Çevre şehircilik Bakanlığı’na aittir. TOKİ’nin size bu sözmüş veren olan bakanı şu an İstanbul’da adaydır. İstanbul’a 650 bin konut sözü vermektedir. O zaman önce verilen sözleri tutmalarını istememiz gerekmektedir. Şu anda bu konu bence birçok mağduriyet gibi çözülebilecek konudur. Biz çok açık bir şekilde AK Parti’de siyaset yapan kişilere şunu söyledik; kanunu siz getirin, biz destekleyelim. Getirmiyorsanız biz verelim, siz destekleyin. Sizler gittiniz, partilerle konuştunuz. Aynısını ilettiniz. Onun üzerine hangi parti yanınızda olsaydınız ben particilik anlamında söylemiyorum, biz araştırması önergesini sunduk. O önergeye CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Dem Parti destek verdi. AK Parti ve MHP hayır böyle bir sorun görmüyoruz dediler reddettiler. Bu konunun, sorunun nereden kaynaklandığını hepiniz iyi biliyorsunuz. Çözümü kolay. Zor değil. Meclis’te onlarca torba kanun geçti. Bu torba kanunlara müteahhitlerin lehine çok madde kondu ama TOKİ mağdurlarının talebini bir daha hatırlatmakta fayda var. Size 5 yıl önce verilen söz şuydu; yüzde 0.49 sabit faizle, 240 ay vadeyle ve yüzde 1 KDV ile sizler evinizi alacaktınız. Peşinatlarınız belliydi ama şu anda 180 ay vade var, sabit faiz yok, memur maaş artışına endeksli, KDV de yüzde 10 bugün ama yarın öbür gün ne olacağı belli değil. Oyunun kuralını değiştiren bu iktidardır. O yüzden sözlerini tutmalarını bekliyoruz. Kanun teklifini bir torbaya koyalım. Bu hafta Meclis’in son haftası. Hak, hukuk, adalet deniyorsa adalet paketinin içinde olması gereken madde TOKİ mağdurlarının mağduriyetini giderecek maddedir. Bu konunun baş sorumlusu AK Parti’nin size bu sözleri veren yetkilileridir. Çözme imkanı Meclis’te vardır. Çok zor bir şey değil.”

]]> https://www.haber28.com.tr/eskisehirli-toki-magduru-hasan-kurt-cumhurbaskanim-insaf-kelimesini-cevre-ve-sehircilik-ile-toki-baskanina-soyleyin/feed/ 0 Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi https://www.haber28.com.tr/siyaset-akademisine-katilan-kadinlara-sertifikalari-verildi/ https://www.haber28.com.tr/siyaset-akademisine-katilan-kadinlara-sertifikalari-verildi/#respond Mon, 11 Mar 2024 03:24:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9332 Davut Gürkan: “Siyaset bizim partimizde bir çözüm bulma sanatıdır”

Efkan Ala: “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır”

Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi

BURSA – AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Siyaset Akademisi Sertifika Töreni düzenlendi. Sertifika töreninde konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır” dedi.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.

Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/siyaset-akademisine-katilan-kadinlara-sertifikalari-verildi/feed/ 0
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Siyaset Akademisi Sertifika Töreni Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/ak-parti-genel-merkez-kadin-kollari-siyaset-akademisi-sertifika-toreni-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-genel-merkez-kadin-kollari-siyaset-akademisi-sertifika-toreni-duzenlendi/#respond Sun, 10 Mar 2024 23:00:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9249 AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Siyaset Akademisi Sertifika Töreni düzenlendi. Sertifika töreninde konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır” dedi.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.

Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-genel-merkez-kadin-kollari-siyaset-akademisi-sertifika-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Öğrencilerin çözemediği sorular ‘askıda soru pano’ ile çözüm buluyor https://www.haber28.com.tr/ogrencilerin-cozemedigi-sorular-askida-soru-pano-ile-cozum-buluyor/ https://www.haber28.com.tr/ogrencilerin-cozemedigi-sorular-askida-soru-pano-ile-cozum-buluyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 03:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6961 – Öğrencilerin çözemediği sorular ‘askıda soru pano’ ile çözüm buluyor

KONYA – Konya’da birçok fırında başlatılan ‘askıda ekmek’ uygulamasından yola çıkan bir özel eğitim kurumu öğretmenleri, öğrencilerin çözemediği soruların çözümü için ‘askıda soru pano’ uygulaması başlattı. Öğrenciler arasında kaynaşmanın ve paylaşma duygusunun arttırılması amaçlanan uygulama ile öğrenciler, çözemedikleri soruyu askıya asarak farklı öğrencinin çözümlemesi sağlanıyor.

Konya’da bir özel eğitim kurumu ‘askıda ekmek’ kampanyasından yola çıkarak ‘askıda soru pano’ uygulaması başlattı. Öğrenciler arasında paylaşma duygusunun arttırılması amaçlanan uygulama ile öğrenciler, çözümleyemedikleri soruyu panoya asarak farklı bir öğrenci tarafından çözümlenmesi sağlanıyor. Panoda bir süre boyunca çözüm bulamayan soru ise sınıf ortamında öğretmen eşliğinde çözüme kavuşturuluyor.

“O yüzden çözülen soruların herkese bir faydası oluyor”

Çözülemeyen soruların bu uygulama sayesinde çözüm bulduklarını ifade eden eğitim kurumu öğrencilerinden Muhammed Yahya Karakol, “Askıda soru uygulaması bence gayet güzel bir uygulama. Nedeni ise insanlar gerçekten bazen vakit bulamıyor. Birbirilerini denk düşüremiyorlar veya ben burada hocamı bulamadığım zaman sorumu asıyorum hocam çözemese bile bir arkadaşım çözüyor. Beni tanıyorsa bana getiriyor, beni tanımıyorsa askıya asıyor. Bu süreçte de arkadaşlarımla iletişime geçmiş oluyorum hem de sorularım çözülüyor. Bende birkaç kere astım çözülmesi beni çok mutlu etti. Öğrenciler için çok güzel bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Buradaki arkadaşlarımızın çözemediği sorular gerçekten çok zor. O yüzden çözülen soruların herkese bir faydası oluyor” dedi.

Askıda soru panosunun kendisine faydalı olduğunu belirten Mehmet Muhammed Sönmez ise, “Askıda soru uygulaması ile ilk olarak sosyalleşme, ikincisi ise daha çok soru tarzı görme fırsatımız oluyor. Buradaki sorular özel sorular olduğu için daha nitelikli sorular oluyor. Bir soru bankasını taramaktansa burada zor soruların çözümü ile incelemek daha güzel bence” şeklinde konuştu.

“Uygulamanın hem eğitime, hem de arkadaşlık bağının güçlendirilmesi anlamında katkılarını gördük”

Bu uygulamayla birlikte öğrencilerin çok fazla soru tipi gördüğüne dikkat çeken Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, “Bu sayede öğrenciler yapamadığı zor olan seçilmiş soruları panoya asıyorlar ve bazen arkadaşları onlarında yapamadığı zor soruları ise sınıfta öğretmenlerinin anlatımıyla tüm sınıf olarak çözüyorlar. Bu sayede öğrencilerimiz çok fazla soru tipi görmüş oluyor ve öğrenciler arasında kaynaşmanın, arkadaşlığın, paylaşma duygusunun arttığını gördük. Bu da öğrencilerimiz açısından güzel bir uygulama oldu. Bazı öğrencilerde öğretmen ve arkadaşlarına soru sormakta çekince içerisindeydiler bu sayede öğrenci, ismini yazarak panoya soruyu astığı zaman belki de bir arkadaşı ile muhatap olmadan sorusunu çözdürmüş oluyor. Bu uygulamanın hem eğitime hem öğretime hem de arkadaşlık bağının güçlendirilmesi anlamında katkılarını gördük. Tabi askıda soru uygulaması ecdadın askıda ekmek uygulamasından gelen bir uygulama. Öğrenciler ilk gördüğü zaman şaşırdılar. Bu panonun ne işe yaradığını merak ettiler ama rehberlik servisi bu panonun işlevi ve amacının anlattığı zaman oldukça iyi bir ilgi ile karşılaştık. Bu sayede öğrenciler fazlaca soru tipi görüyorlar. Sınava hazırlık sürecinde motivasyonunu arttırmış oluyorlar” ifadelerini kullandı.

“Öğrenciler gibi çözmese bile soruyu öğrenmiş oluyor”

Matematik Öğretmeni Abdullah Öztürk de, “Öğrencilerin genellikle bir kişi tarafından çözülemeyen sorular değil, bir öğrenci bir soruya takıldıysa birkaç hatta daha fazla öğrenci buna takılmış olabilir. Öğrenci bu sayede aklına gelmeyen belki karşılaşmadığı ama takılabileceği soruları bu panoda görüyor. Çözümlerini de görüyor. Bu sayede diğer öğrenciler gibi çözmese bile soruyu öğrenmiş oluyor daha önce karşısına geldiği için. Bu sorular aslında kitaplarda öğrenciler tarafından yapılamayan seçilmiş sorular” şeklinde konuştu.

Fizik Öğretmeni Şeref Koyuncu ise, “Bu uygulamayla birlikte daha çok birbiri ile yakınlaşma, daha çok sosyalleşme imkanı buldu öğrencilerimiz. Ben fizik öğretmeniyim bu açıdan bakıldığı zaman fizik açısından daha fazla yorum tarzı, birbirilerine yorum yapma anlamında geliştirme özelliği taşıdılar. O yüzden askıdan soruyla birlikte bu uygulamanın çok büyük bir faydası oldu” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ogrencilerin-cozemedigi-sorular-askida-soru-pano-ile-cozum-buluyor/feed/ 0
İBB Şehir Tiyatroları’ndan ‘100 Yıllık Ayna’ çalıştayı https://www.haber28.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarindan-100-yillik-ayna-calistayi/ https://www.haber28.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarindan-100-yillik-ayna-calistayi/#respond Fri, 16 Feb 2024 05:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5609 ÇAĞATAN AKYOL

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’nın, Cumhuriyetin 100’üncü yılına özel düzenlediği “100 Yıllık Ayna” tiyatro çalıştayı sona erdi. Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, “Bu çalıştayda en önemli ana başlık; herkesin ayrıştığı bir dönemde, herkesin hiçbir araya, yan yana gelemediği bir dönemde bir araya gelmek. Burada bence en önemli şey, paydaşlarımızın sorunlarını bire bir dinlemek, birbirimizden haberdar olmak, sorunlarımızı birbirimize iletmek ve çözümlerini aramak, bu çok önemliydi” dedi.

Cumhuriyetin 100’üncü yılı çalışmaları kapsamında İBB Şehir Tiyatroları, 11-14 Şubat tarihlerinde “100 Yıllık Ayna” başlıklı tiyatro çalıştayı düzenledi. İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki bir otelde düzenlenen çalıştay, dün akşam sona erdi.

“SİYASİ İRADENİN ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMASI GEREKİYOR”

Çalıştayın değerlendirmesini ANKA Haber Ajansı’na yapan Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, 31 başlıkta konuların ele alındığını dile getirdi. İşsever, şöyle konuştu:

“Bu çalıştayda en önemli ana başlık; herkesin ayrıştığı bir dönemde, herkesin hiçbir araya, yan yana gelemediği bir dönemde bir araya gelmek. En önemli üst başlık buydu burada. Bence çok kıymetliydi. Herkesten de bu yönde cümleler duydum. Ne kadar güzel oldu. Aynı dili konuştuğumuz insanlar, bir araya geldik. Burada bence en önemli şey, paydaşlarımızın sorunlarını bire bir dinlemek, birbirimizden haberdar olmak, sorunlarımızı birbirimize iletmek ve çözümlerini aramak, bu çok önemliydi. Bu 4 günün sonunda çok keyifli, güzel sonuçlar çıktı. Biz şimdi bu sonuçların dokümantasyonunu yapıyoruz. Bütün paydaşlarımızla bunları paylaşacağız. Daha sonra bir kitapçık haline getireceğiz ve herkese açık hale gelecek. Bence kıymetli bir çalıştay oldu. Herkesin ortak fikri, siyasi iradenin gündelik sanat politikalarıyla bu işin yürüyemeyeceği, uzun süre devam edemeyeceği, bunun için siyasi iradenin de elini taşın altına koyması ve kalıcı politikalarla, iştahla, isteyerek, çözüm odaklı düşünerek bu konuda bize yardımcı olması gerekiyor. Yoksa biz ne yapacağımızı gayet iyi biliyoruz. Bu çalıştaydan da çok güçlü sonuçlar çıkacağını düşünüyorum. Bence güzel bir şey oldu. İhtiyacımız varmış böyle bir çalıştaya.”

“SONUÇLARIN ÇÖZÜME ULAŞMASI İÇİN GAYRET SARF EDECEĞİZ”

Çalıştaya 310 kişinin katıldığını vurgulayan İşsever, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu 310 kişi içerisinden 10 kişi yurt dışındandı. 10 kişi de çevrim içi katıldı. 60 kişi şehir dışından geldi. Tiyatroya emek veren bütün paydaşlarımızla bir araya gelip bu sonucu almak istedik biz. İstedik ki çözüm önerileriyle, sorunlarıyla bir yüz yılın muhasebesini yapalım ve bir yüz yıla ayna tutalım; bundan sonraki yüz yılda bizim arkamızdan bu işi yapacak olan neferlerin elinde bir el kitabı olsun. Niyetimiz çok iyi. Bunun takipçisi olacağız. Sonuçların çıkması ve bu sonuçların çözüme ulaşması için gayret sarf edeceğiz bu saatten sonra. Bu konuda bu çalıştayı çok kıymetli buluyorum. Bütün paydaşlarımıza burada olmayı tercih ettikleri için sizin aracılığınızla da çok teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarindan-100-yillik-ayna-calistayi/feed/ 0
Murat Kurum: İstanbul’a hizmet durduruldu https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbula-hizmet-durduruldu/ https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbula-hizmet-durduruldu/#respond Sat, 10 Feb 2024 19:36:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4881

CUMHUR İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, Ataşehir’de iş insanlarıyla bir araya geldi. Buradaki konuşmasında İstanbul’a hizmetin durdurulduğunu ifade eden Kurum, “Mevcut CHP’li İBB yönetiminden önce şehircilikteki, ulaştırmadaki ve belediyecilikteki başarılarıyla dünya liginde zirveyi hedefleyen bu aziz şehir, kasten ve bilerek durdurulmuştur. Bu şehrin; 571 yıllık şanlı tarihi, 5 yıldır liyakatsiz ellerde kesintiye uğramış, geleceğimiz ihmal edilmiştir” dedi.

Ataşehir’de bir otelde düzenlenen ‘Ekonomi Kulübü İş İnsanları Buluşmasına’ İBB Başkan adayı Murat Kurum, onlarca iş insanı, siyasi isimler ve dernek başkanları katıldı. Kurum konuşmasına Küçükçekmece AK Parti Belediye Başkan Adayı Aziz Yeniay’ın uğradığı silahlı saldırı ile ilgili açıklama yaparak başladı. Kurum, saldırıyı kınadı.

“CHP’Lİ YÖNETİMDEN DERT YANIYOR VE BİZDEN ÇÖZÜM BEKLİYORLAR”

Konuşmasına, İstanbul’da hizmetin durdurulduğunu ifade ederek devam eden Kurum,  “Bize göre, mevcut CHP’li İBB yönetiminden önce şehircilikteki, ulaştırmadaki ve belediyecilikteki başarılarıyla dünya liginde zirveyi hedefleyen bu aziz şehir, kasten ve bilerek durdurulmuştur. İhmalkarlıkla, iş bilmezlikle, gündem saptırmalarıyla ve algı belediyeciliğiyle durdurulmuştur. Bu şehrin 571 yıllık şanlı tarihi, 5 yıldır liyakatsiz ellerde kesintiye uğramış, geleceğimiz ihmal edilmiştir. İş insanlarımızın sesi duyulmamıştır. Esnafımız göz ardı edilmiştir. Annelerimiz, gençlerimiz, yavrularımız çözümsüzlük ortamına terk edilmiştir. Muhtarlarımızın, derneklerimizin talepleri sümen altı edilmiştir. Şu koşturmaca içerisinde her kesimden insanımızla bir araya geliyoruz. Her gittiğimiz ortamda, farklı kesimlerden insanımız bize mevcut CHP’li yönetimden dert yanıyor ve bizden çözüm bekliyor. Çünkü bu kardeşlerimiz kimin çözümsüzlük ürettiğini ve kimin çözüm üreteceğini gayet iyi biliyorlar. İstanbullular kimin gösteriş belediyeciliği, kimin gerçek belediyecilik yaptığını gayet iyi biliyorlar” dedi.

“BEDENİ İSTANBUL’DA ANCAK RUHU BAŞKA YERLERDE GEZENLERDEN OLMAYACAĞIZ”

Göreve gelir gelmez, kentsel dönüşüm projelerini devreye alacaklarını söyleyerek Ataşehir’de yapılan çalışmalarına değinen Kurum, “Var gücümüzle çalışacağız. CHP’li İBB Yönetimi, kaynak üretmeyi bilmediği için her yerde soruyor. ‘Murat Kurum bütçeyi nereden bulacak. Bunca işi nasıl yapacak.’ Biz İstanbul’u sizin gibi durdurmaya değil, İstanbul için koşmaya geldik. İşte size cevap veriyorum. Şu görmezden geldiğiniz Ataşehir’de Şerifali Çiftliği’ni bilir misiniz? İşte biz bu alanda nasıl yüzlerce konut ve dükkanı, sosyal tesisleri, camileri ve okulları aynı anda yapıyorsak; yine öyle yapacağız. Yeniçamlıca, Mevlana, Mimarsinan ve Barbaros’ta yeni rezerv yapı alanlarımızda nasıl arı gibi çalışıyorsak, yine öyle çalışacağız. Aşık Veysel ve Mustafa Kemal’de imar planı iptal edilen yerleri nasıl yeniden plana kavuşturduysak, yine öyle yapacağız. İçerenköy’de donatı alanındaki riskli evleri nasıl vatandaşımızla birlikte dönüştürüyorsak, yine öyle yapacağız. Sizin unuttuğunuz Örnek’te, uğramadığınız Esatpaşa’da mülkiyet sorununu nasıl çözdüysek, yine öyle çözeceğiz. İnönü, Kayışdağı, İçerenköy’ün sınırları içinde kalan 632 dönüm alanda İstanbul’un en büyük kentsel dönüşümlerinden birini nasıl başlattıysak; yine aynı dev dönüşümleri öyle başlatacağız. Tüm bu atılımlarla, Ataşehir’in trafiğinin çözümüne nasıl katkı sunuyorsak, yine öyle katkı sunacağız. Biz yarı zamanlı belediyecilik yapanlar gibi arada bir belediyeye uğrayanlar gibi bedeni İstanbul’da ancak ruhu başka yerlerde gezenlerden olmayacağız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbula-hizmet-durduruldu/feed/ 0
Slovenya Dışişleri Bakanı: Gazze’de acilen ateşkese ihtiyacımız var https://www.haber28.com.tr/slovenya-disisleri-bakani-gazzede-acilen-ateskese-ihtiyacimiz-var/ https://www.haber28.com.tr/slovenya-disisleri-bakani-gazzede-acilen-ateskese-ihtiyacimiz-var/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:36:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3477 Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon, Gazze’de her gün insani durumun kötüleştiğini ve insani krizle karşı karşıya olunduğunu belirterek, “Acilen ateşkese ihtiyacımız var.” dedi.

Fajon, New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) binasında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İsrail’e karşı açtığı “soykırım” davasını yakından takip ettiklerini söyleyen Fajon, “Mahkeme karar verdiğinde, tüm tarafların karara uyması çağrısında bulunuyoruz.” diye konuştu.

Fajon, Slovenya’nın “hesap verilebilirlik” ilkesine büyük önem atfettiğini ve uluslararası mahkemelerin kararlarını desteklediğini dile getirdi.

“Slovenya, UAD’de yasa dışı yerleşim yerlerinde İsrail’in faaliyetleri konusunda davada uzman görüşü sunma kararı aldı.” değerlendirmesinde bulunan Fajon, Slovenya’nın mahkemenin kararlarına saygı duyacağını ve tüm tarafların da saygı duymasını beklediklerini vurguladı.

“Binlerce kadın ve çocuk öldü”

“Avrupa Birliğinin (AB) bir bütün olarak İsrail’e Gazze’ye yönelik saldırıları karşısında yeterince güçlü bir mesaj verip vermediği” ve “İsrail’e yönelik yaptırım uygulanmalı mı?” sorularına ise Fajon, kendi ülkesinin bu konuda çok güçlü bir sesle konuştuğunu söyledi. Fajon, “Acilen ateşkese ihtiyacımız var.” ifadesini kullandı.

Acilen insani yardım sağlanması ve bunun için de çatışmaların durması gerektiğinin altını çizen Fajon, “Her gün insani durumun kötüleştiğini görüyoruz. İnsani krizle karşı karşıyayız. Binlerce kadın ve çocuk öldü. Bunun artık durması gerekiyor. Yeter artık!” dedi.

Fajon, ateşkesin ardından siyasi çözüme odaklanılması gerektiğine işaret ederek, “İki devletli çözüm konusunda ciddi olmamız gerekiyor.” diye konuştu.

İsrail ve Filistin halkının güvenliğini tek güvence altına alacak çözümün Filistin devletinin kurulması olduğunu belirten Fajon, bölgede barış için de siyasi çözüm müzakerelerinin başlaması gerektiğini dile getirdi.

Fajon, İsrail’e yaptırım konusunun ise AB’li mevkidaşlarıyla gündeme geldiğini ancak üye ülkeler arasında farklı görüşler olduğuna dikkati çekti.

“AB ülkeleri iki devletli çözüm ve Filistin halkının Gazze ve Batı Şeria’dan zorla yerinden edilmesine karşı çıkma konusunda mutabık.” şeklinde konuşan Fajon, çözüm için farklı görüşler bulunduğunu ancak Slovenya’nın tüm taraflara acilen ateşkes çağrısında bulunma konusunda kararlı olduğunu söyledi.

“İnsanlığımız sınanıyor”

Slovenya’nın 1 Ocak’tan itibaren BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) geçici üye olarak yerini almasını değerlendiren Fajon, şunları kaydetti:

“Dürüst olmak gerekirse, Orta Doğu’daki kriz ve Gazze’deki insani kriz karşısında BMGK’nin temel görevi olan güvenlik ve barış sağlama misyonunu yerine getirmediğini düşünüyorum. Çok daha fazlasını yapmalıyız.”

Fajon, BMGK’nin kolektif bir sorumluluğu bulunduğunu belirterek, “İnsanlığımız sınanıyor. Zor bir sınamayla karşı karşıyayız.” dedi.

Slovenya’nın Gazze’de ateşkes için bir karar tasarısı hazırlığı olup olmayacağına ilişkin ise Fajon, ülkesinin barış için koşullar oluşturacak her girişimi destekleyeceğini dile getirdi.

Fajon, Slovenya’nın her zaman barış, uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka saygı için çalışmaya devam edeceğini ifade etti.

“Türkiye AB’nin çok önemli bir stratejik ortağıdır”

Türkiye-AB ilişkilerine değinen Fajon, Türkiye’nin AB’nin çok önemli bir stratejik ortağı olduğunun altını çizdi. Fajon, Avrupa’nın genişlemesi ve güçlenmesine ilişkin tartışmalarında Türkiye’nin de daha fazla “masada olmaya” başlamasını memnuniyetle karşıladığını vurguladı.

İkili olarak da Türkiye ve Slovenya’nın çok iyi ilişkileri olduğuna işaret eden Fajon, yakın zamanda iş ortaklarıyla birlikte Türkiye’ye ziyaret düzenleyeceği bilgisini paylaştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/slovenya-disisleri-bakani-gazzede-acilen-ateskese-ihtiyacimiz-var/feed/ 0
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası, Paydaş Kurumlar İle İstişare Toplantısı Yaptı https://www.haber28.com.tr/erzurum-ticaret-ve-sanayi-odasi-paydas-kurumlar-ile-istisare-toplantisi-yapti/ https://www.haber28.com.tr/erzurum-ticaret-ve-sanayi-odasi-paydas-kurumlar-ile-istisare-toplantisi-yapti/#respond Mon, 08 Jan 2024 07:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2114 Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, paydaş kurumların yöneticileriyle 19 Aralık 2023’te ETSO’da yapılan ikinci toplantıda elde edilen güncel veriler doğrultusunda hazırlanan raporu TOBB’a sundu.

Başkan Özakalın’ın, SGK, İŞKUR, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, Milli Eğitim İl Müdürlüğü, TSE, KUDAKA, TKDK, KOSGEB, Vergi Dairesi Başkanlığı, DAİB ve Organize Sanayi Bölgelerinin yöneticileriyle bir araya geldiği 2. ‘Paydaş Kurumlar İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda, 20 Temmuz 2023’te düzenlenen ilk toplantıdaki veriler, sorun ve çözüm önerileri güncellendi.

ETSO yöneticilerinin de yer aldığı toplantı sonunda elde edilen bilgiler ışığında, “İş Dünyası ve Çalışma Hayatıyla İlgili Ülke Geneli, Bölge ve Erzurum Özelinde Uygulanan Teşvik ve Desteklerle İlgili Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı rapora son şekli verildi. Raporda; ilgili kurumların iş dünyası ve çalışma hayatını destekleyen, üretim ve istihdam anlamında reel sektörün yükünü hafifletmeye yönelik desteklerinin aksayan yönleri, uygulamada yaşanan sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik çözüm önerileri sıralandı.

Özakalın, “Raporumuz, sorunların çözümüne katkı sunacak”

ETSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, iş dünyası ve çalışma hayatını ilgilendiren raporun güncel halini daha önce olduğu gibi yine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara ulaştırılacağını söyledi. Özakalın, “Odamızın, şehrimizdeki paydaş kurumların kıymetli idarecileriyle gerçekleştirdiği toplantılar neticesinde hazırlanan bu raporlar, sorunlara rasyonel çözümler sunması açısından büyük ilgi ve takdir gördü. Toplantılarımıza katılan her kurumun yöneticisiyle iş dünyası ve çalışma hayatına sağladıkları teşvik ve destekleri istişare ediyor, aksayan yönlerinin çözümü için çareler üretmeye gayret gösteriyoruz” diye konuştu.

Reel sektörün ayakta kalabilmesi, üretim ve istihdamını sürdürebilmesi açısından sağlanan desteklerin aksatılmadan uygulanması ve dile getirilen taleplerin karşılanmasının önemine dikkati çeken Başkan Özakalın şu ifadeleri kullandı; “Raporumuzda özellikle, 2023 Eylül ayında açıklanan, ‘2024-2026 Orta Vadeli Program (OVP)’ gereği uygulanacak sıkı para politikası sebebiyle, kamu kurum ve kuruluşlarının sağlayacağı teşvik ve desteklerin, finansmana erişimin zor olduğu bir dönemde KOBİ’lerimiz için hayati önem taşıdığını ifade ettik. Yaptığımız istişareler sonucu hazırlanan bu raporun, iş dünyamıza ve çalışma hayatımıza pozitif katkılar sunacak düzenlemelerin hayata geçirilmesinde faydalı olacağına inanıyoruz.”

Başkan Özakalın, ETSO’da düzenlenen 2. ‘Paydaş Kurumlar İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na iştirak eden ve katkı sunan; SGK İl Müdürü Nizamettin Durmuş, İŞKUR İl Müdürü Abdulkadir Mutlu, KOSGEB İl Müdürü Lütfullah Aktaş, Vergi Dairesi Başkanı Selahattin Atabek, KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, TSE İl Müdürü İbrahim Seyhan, TKDK İl Koordinatörü Mustafa Kılıç, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Mustafa Küçükler, Ticaret İl Müdür Vekili Elif Tan, İl Milli Eğitim Şube Müdürü Bünyamin Pehlivan, 2. OSB Müdürü Fırat Karakaya, ETSO Genel Sekreteri Osman Ömeroğlu ile Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nden Emre Hancığaz ve Zafer Bayrak’a teşekkür etti. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurum-ticaret-ve-sanayi-odasi-paydas-kurumlar-ile-istisare-toplantisi-yapti/feed/ 0