Tunus’ta gündem seçimler…
Cumhurbaşkanı adaylığı kesinleşen Ayaşi Zamal hakkında “sahte beyanda bulunmak” suçundan dava açılmıştı.
TUTUKLANMIŞTI
2 Eylül’de gözaltına alınan Zamal, 4 Eylül’de tutuklanmıştı.
Yapılan itirazın ardından 6 Eylül’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Zamal, cezaevinden çıkmasının ardından güvenlik güçlerince tekrar gözaltına alınmıştı.

HAPİS CEZASI VERİLDİ
Zamal’ın savunma heyeti başkanı avukat Abdussettar el-Mesudi, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, müvekkili Zamal’ın 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını bildirdi.
Avukat Mesudi, 11 Eylül’de Silyana Asliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığının, cumhurbaşkanı seçiminde aday olan müvekkili hakkında “tavsiye sahtekarlığı” suçlamasıyla beş tutuklama emri çıkardığını duyurmuştu.
KARARA İTİRAZ EDİLECEK
Hapis kararının kesinleşmemesi nedeniyle Zamal’ın cumhurbaşkanı adaylığı devam ediyor ve mahkemenin kararına itiraz edilmesi bekleniyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ı 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından ilk kez ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından Özel ve Yavaş, Belediye Meclis Salonunda CHP’nin Ankara ilçe belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ile bir toplantı yaptı. Toplantının çıkışında ise Özel ve Yavaş basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. ABB Başkanı Mansur Yavaş, Özel’in seçimlerin ardından hayırlı olsun ziyaretinde bulunduğunu ve kendisine belediye olarak yaptıkları çalışmalar ile finansal raporlara ilişkin bilgiler verdiğini kaydetti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise ziyarette Yavaş’ın kendisine Ankara’nın 5 Beyazı’nı temsil eden Ankara tavşanı, Ankara balı, Ankara keçisi, Ankara kedisi ve Ankara güvercinini simgeleyen bir plaket takdim ettiğini, kendisinin ise Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yaptığı bağışın sertifikasını hediye ettiğini bildirdi.
“Ben de olumlu buluyorum”
Açıklamaların ardından Özel ve Yavaş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Mansur Yavaş, Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme hatırlatılarak, “Bu görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmeniz gerçekleşecek mi?” şeklindeki soruya, şu yanıtı verdi:
“Kamuoyu gibi ben de olumlu buluyorum. Genel Başkanımızın yaptığı konuşmada belediyelerimizin sorunları da Cumhurbaşkanımıza anlatıldı. Önümüzdeki günlerde bizim de bakanlıklarla ilgili bazı bekleyen yazılarımız var. Onlarla ilgili eğer görüşmenin sonucu olumlu olursa biz de olumlu sonuç bekliyoruz. Olumlu sonuçlanmazsa ondan sonra tekrar bir randevu istemeyi düşünebilirim. Görüşmenin sonucu inşallah olumlu olur iki taraftan da diye bekliyorum eğer hükümet kanadından olumlu bir yaklaşım olursa zaten problemlerimiz çözülecek o zaman görüşmeye gerek kalmayacak.”
“Yargı talimatı kendi vicdanından alsın”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinde Gezi Parkı Davası tutuklularının gündeme gelip gelmediği ve atılacak olumlu bir adım konusunda umutlu olup olmadığı sorulan Özel, “Bu konuda en yoğun beklenti, iş adamlarından tutun Türkiye’nin ekonomisi iyiye gitsin isteyen herkesin beklentisidir. Gezi Davası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ve Anayasa Mahkemesi kararı ayrı ayrı uygulanmadığı için Türkiye’de hukukun üstünlüğü olmadığını, hukuki öngörülebilirlik olmadığını, insanların önünü göremediğini böyle bir ülkeye yatırım yapılamayacağını, kredi verilemeyeceğini, verilen kredinin riskinin yüksek olduğunu ve doğrudan ekonomiye dahi olumsuz etkisi olan bir durum olduğunu bir kere bu yönüyle hatırlatalım. Yargı talimatı kendi vicdanından alsın. Yeniden yargılama mı? yargılamanın yenilenmesi mi? En doğrusunu hukukçular bilir ama bu bir yol bulunsun, Türkiye bu cendereden kurtulsun” dedi.
“Cumhurbaşkanının düşüncelerini ifade etmek bana düşmez”
Erdoğan ile görüşmesinde hasta tutuklular konusunun gündeme gelip gelmediği sorusunu yanıtlayan Özel, “Ben tabii kamuoyuna mal olmuş konularda kendi düşüncelerini söyleyebilirim ancak Cumhurbaşkanının düşüncelerini ifade etmek bana düşmez bu sorunun muhatabı kendisi. Ben büyük dramı anlattım ve bu konuda kendisinin gerekeni yapmasının çok yerinde olacağını nezaketli bir dille kendisinden talep ettim. Ancak kendisinin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmaya ben yetkili değilim” ifadelerini kullandı.
“Çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek yememiştik”
Dün Ahlatlıbel’de CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede Kılıçdaroğlu’nun 31 Mart’taki seçimleri ve Erdoğan’la görüşmesini nasıl değerlendirdiği sorulan Özel, şunları aktardı:
“Genel Başkanımızla hem çok faydalı hem de bugüne kadar en rahat ve en keyifli yemeğimizi yedik. İki taraf da kazanan tarafta sonuçta. CHP kazanınca mevcut genel başkanı da bir önceki genel başkanı da keyifleniyor. Çok keyifli bir sohbet oldu. Hem Sayın Meclis Başkanı ile hem de Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığım görüşmeyle ilgili kendisine bilgi verdim. Detayların önemli bir kısmını paylaştım, kendisinin görüşlerini aldım. O Twitter meselesiyle ilgili ben onu hiç üstüme almamıştım almamakla doğru yapmışım. Sayın Genel Başkanı telefonla aradığımda görüşmeyle ilgili zaten bunu önerilerde bulundu. ‘Şu söylenebilir, şunu söylerlerse bunu hatırlatmayı unutmazsak iyi olur’ dediğine göre, görüşmeyi yanlış bulmuyor. Yoksa ‘benim söyleyecek bir sözüm yok ne gidiyorsunuz?’ derdi. Genel Başkanlar her tweeti üstüne almazlar. İkincisi, dün de kendisiyle yaptığım görüşmenin değerlendirmesinde kendisinin son derece yapıcı, son derece katkı, verici geleceğe dönük ışık tutucu bir yaklaşımı vardı. O yüzden böyle bir sorun alanımız yok. Bundan sonra partiyle ilgili, partinin geleceğiyle ilgili partinin iktidara gelmesi ile ilgili umutlarımız var. Çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek yememiştik.” – ANKARA
]]>Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrasında açıklamalarda bulundu. Çelik, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak’a düzenlediği ziyaret, yeni anayasa çalışmaları, öğretmen atamaları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MHP lideri Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşme ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yapacağı görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak sözlerine başlayan Çelik, MYK toplantısında Gazze’deki durumun birinci gündem maddeleri olmaya devam ettiğini söyledi. Çelik, “Hiçbir güç Netanyahu hükümetinin soykırımcı politikasını durduramıyor. Batılı ülkelerin bir yandan Netanyahu’ya silah vermesi ve bir yandan Gazze’ye insani yardım göndermesi şeklindeki çifte standartlı gündem, onları daha çok cesaretlendiriyor. Bütün bunlara rağmen küresel vicdan ayakta. Dünyanın birçok şehrinde son derece asil ve soylu insanlar tepkilerini net bir şekilde ortaya koyuyorlar. Halklar Filistin davasından yana tavır koymaya devam ediyorlar” diye konuştu.
“SOYKIRIMA KARŞI ÇIKMAYA VURULAN TERS KELEPÇE BÜTÜN HAFIZALARA NAKŞEDİLDİ”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto eden bir öğretim üyesinin fotoğrafını gösteren ve ABD’deki Filistin’e destek eylemlerine ilişkin konuşan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aydınlar, düşünürler, siyasetçiler, öğrenciler çeşitli vesilelerle tepkilerini ifade etmeye devam ediyorlar. Fakat gördüğümüz gibi son dönemde meydana gelen protestolar karşısında bütün bu protestolarının neticesi olarak gündeme gelen bir takım eylemlerde görünen şudur ki; Buna verilen tepkiler kesinlikle Gazze meselesinde insani bir duruşu bastırmaya, insanlığın ve vicdanın sesine tepki vermeye dönüktür. İnsanların Gazze’den yana Gazze’deki insanlık durumundan yana ortaya koydukları tepkileri, haklı duruşu dünyanın demokratik ve batılı ülkelerinin ters kelepçe dediğimiz bir uygulama ile karşıladığını görüyoruz. Düşünceye, felsefeye, vicdana, vurulan bu ters kelepçe şu anda en önemli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Dünyanın demokratik dediğimiz ülkelerinin verdiği tepki maalesef hiçbir şekilde insanlık onuruna yakışan bir tepki değil. Bu görüntüler vicdana ve düşünceye vurulan ters kelepçenin, soykırıma karşı çıkmaya vurulan ters kelepçenin sembolü olarak bütün hafızalara nakşedilmiştir.”
“IRAK, PKK’YI TERÖR ÖRGÜTÜ LİSTESİNE ALMALI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçekleştirdiği Irak ziyaretine ilişkin konuşan Çelik, “Görüşmenin başlıkları çok kapsamlıydı. Terörle mücadele, sınır aşan sular, güvenlik, savunma sanayi, ticaret, sağlık, enerji ve ulaşım gibi konularda çok kapsamlı değerlendirmeler yapıldı” dedi.
Tek seferde en çok anlama imzalanan ziyaret olduğuna dikkati çeken Çelik, “Yaklaşık 27 kalemde anlaşma imzalanmıştır. Bütün bölgede kaos ve istikrarsızlık sürerken, Kalkınma Yolu Projesi’nin bu ziyarette merkezi konulardan birisi olmasıdır. Irak makamlarının PKK’yı yasaklı örgütler listesine almasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ama doğrudan terör örgütü listesine alması gerektiğini de ifade ediyoruz. PKK, Irak’ın toprak bütünlüğüne de Irak halkına da karşı olan terör örgütüdür. Bir terör örgütünün görmesi gereken muameleyi görmesi gerekir.” diye konuştu. dedi.
“ŞİMŞEK VE EKİBİNE OLAN DESTEĞİMİZ TAMDIR”
Yeni anayasa görüşmeleri ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönetilen eleştirilere de Çelik, “Meclis Başkanı’mızın yürüttüğü çalışmalar, partilerin Anayasa tekliflerinin olması ama Anayasa’nın milletin Anayasası olması şeklindeki prensip şeklinde sürüyor. Biz de bunlara olumlu yaklaşıyoruz. Ekonomi yönetimiyle ilgili spekülasyonlar yapılıyor. Mehmet Şimşek ve ekibine olan desteğimiz tamdır. Politikalarını tam olarak destekliyoruz. Bu çerçevede politikalarımız sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.
“AKSAYAN YERLERİN HER ZAMAN DÜZELTİLMESİ MÜMKÜNDÜR”
Çelik, “İYİ Partili Müsavat Dervişoğlu parlamenter sistem haricinde görüşmelere kapıyı kapattı. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanlığı makamı ile başbakanlık arasındaki çelişki askeri ve yargı vesayetini doğuruyor. Anayasa kitapçığı fırlatma hikayesinde Türkiye’nin ödediği ekonomik bedel çok yüksektir. Gelinen noktada vatandaşa verilen hak asla geri alınmaz. Cumhurbaşkanını seçme yetkisi doğrudan vatandaşımıza verilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tüm testlerden geçmiştir. Türkiye’nin çağdaş sivil bir anayasaya ihtiyacı var. Aksayan yerlerin her zaman düzeltilmesi mümkündür.”
Çelik, öğretmen atamalarına yönelik soruya ise “Takvim çalışmaları ve sayı çalışmaları yapılıyor. Kısa sürede açıklanır. Kendileri her zaman bizim gündemimizde. Genç arkadaşlarımızın atanma konusundaki arzularını son derece saygıyla karşılıyoruz.” dedi.
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu verdiği bir röportajda Hamas’a yönelik bazı eleştiriler getirdi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Çelik, “Biz bu açıklamaları yanlış bir açıklama olarak değerlendiriyoruz. Hamas’ın bir terör örgütü olarak nitelenmesi ve suçlanması tamamen yanlıştır” diye yanıt verdi.
“RUTİN OLARAK İSTİŞARELER SÜRÜYOR”
AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasındaki görüşmeye ilişkin bir soru üzerine de şunları söyledi:
“Görüşmenin herhangi bir şekilde çeşitli olaylara bağlı olarak da gelişebilir. Kendi rutini olarak da istişareler sürüyor. Cumhurbaşkanımız MYK toplantımızda da bu konuya değindi. İç ve dış politikaya dair gündemlerin gözden geçirildiğini ifade etti. Bahçeli ve Cumhurbaşkanımız arasında geçen görüşme herhangi bir olaya endeksli değil. Türkiye’de nitelikli bir muhalefet olsun. Doğru siyasi rekabetin kurulduğu söylemler ve politikalarla siyasi diyalektik gerçekleşsin. Bu olduktan sonra Türkiye’de siyasetin daha verimli yapılması konusunda yeni kapılar açılmış olur. Umarız yeni dönemde CHP’nin tutumu bu şekilde şekillenir.”
rn
]]>Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Almanya ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 100’üncü yıl dönümü dolayısıyla Türkiye’ye üç günlük resmi ziyarette bulundu. Steinmeier, ziyaretinin üçüncü gününde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü. Erdoğan, Steinmeier’i Cumhurbaşkanlığı’ndaki resmi tören ile karşıladı. Karşılamanın ardından iki lider baş başa görüştü. Ardından heyetler arası görüşmeye geçildi.
İki Cumhurbaşkanı daha sonra ortak basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak basın toplantısında şöyle konuştu:
“Beşeri bağlarla bugüne kadar hep güçlenen Türk-Alman dostluğunun kuvvetlenerek gelişmeye devam edeceğine inanıyorum. Kıymetli dostum Steinmeier’in de ilişkilerimizi ilerletme konusunda bizimle hemfikir olduğunu görmekten ayrıca memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle Almanya’ya ve Alman halkına 6 Şubat depremlerinde milletimizle sergiledikleri dayanışma için tekrar teşekkür ediyorum.
“SAVUNMA SANAYİNDEKİ KISITLAMALARI GÜNDEMİMİZDEN ÇIKARTALIM İSTİYORUZ”
NATO müttefikimiz Almanya ile güvenlikten ekonomiye kültürden bilime her alanda yoğun ilişkilere sahibiz. 50 milyar doları bulan ikili ticaret hacmimizi dengeli biçimde 60 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedefliyoruz. Karşılıklı yatırımların arttırılmasına bu bakımdan özel önem veriyoruz. Savunma sanayi alanındaki iş birliğimizi de ikili ilişkilerimize ve müttefiklik ruhuna uygun şekilde ilerletmek arzusundayız. Savunma sanayinde karşılaştığımız kısıtlamaları artık gündemimizden tamamen çıkartalım istiyoruz.
Bundan 63 yıl önce Sirkeci Garı’ndan uğurladığımız insanlarımızın sayısı 3,5 milyona ulaştı. 63 yıllık süre zarfında Türk toplumu gurbetçilikten çıkarak Almanya’nın sosyal, ekonomik, kültürel ve akademik hayatında kritik rolleri üstlenmeye başladı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın heyetinde yer alan değerli temsilciler bunun örneğidir. Vatandaşlarımızın kültürden sanata, siyasetten bilim ve ticarete kadar her alanda önemli başarılarına şahit oluyoruz. Alışıla gelmiş kalıpları yıkan ön yargıları kıran önlerine çıkan engelleri tek tek aşarak Türkiye-Almanya arasında beşeri bir köprü vazifesi gören tüm vatandaşlarımızla gurur duyuyoruz.
Türk toplumunun eşit katılım temelli entegrasyonuna önem veriyor, teşvik ediyoruz. Çifte vatandaşlığı mümkün kılan yeni Alman Vatandaşlık Yasası’nı bu bağlamda atılmış kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Ancak Avrupa ile birlikte Almanya’da yükselen yabancı karşıtı, İslam düşmanı, aşırı sağcı ve ırkçı örgütlere ilişkin endişelerimiz giderek artıyor. Solingen faciasından 31 yıl sonra benzer bir saldırı maalesef ikisi çocuk dört kardeşimizi kurban verdik.
“TERÖRLE MÜCADELEDE DAHA FAZLA DESTEK BEKLEDİĞİMİZİ İFADE ETTİK”
PKK, YPG, FETÖ başta olmak üzere insanlarımızın huzurunu kaçıran ve temsilciliklerimize saldıran terör örgütleriyle mücadeleye de değindik.
Terörle mücadele hususunda Alman makamlarından daha fazla destek ve dayanışma beklediğimizi ifade ettik.
Gümrük Birliği ve vize serbestisi başta olmak üzere atılması gereken adımları ele aldık. Sayın Cumhurbaşkanı ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde de bulunduk. Gazze’de 200 gündür yaşanan benzeri görülmemiş zulmün son bulması çağrımızı tekrarladık. Netanyahu sırf siyasi ömrünü uzatmak adına kendi vatandaşları dahil tüm bölgemizin güvenliğini tehlikeye atıyor. İsrail yönetiminin Gazze’de işledikleri insanlık suçlarını ve katliamlarını gündemden düşürme çabalarına prim verilmemesi gerekiyor. İsrail’in saldırıları devam ettiği müddetçe hem bölgesel hem de küresel barışa yönelik tehditlerin arttığının herkes bilincindedir. İran ile İsrail arasında geçtiğimiz hafta tırmanan gerilim bunun en son ve en çarpıcı örneğidir.”
STEİNMEİER: ALMANYA’NIN HİÇBİR ÜLKEYLE BU KADAR DOSTANE İLİŞKİLERİ YOKTUR
Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier ise şunları kaydetti:
“İstanbul’a, Gaziantep’e ve Ankara’ya davetiniz için teşekkür ederim. Yoğun görüşmelerin bugün de sizinle son derece yararlı oldu.
Gerçekler siyasal hayatımızı ne kadar da etkilese ilişkilerimiz çok uzun bir geçmişe ve zengin bir geçmişe dayanıyor. Benim için diplomatik ilişkilerimizin başlamasının 100’üncü yıl dönümünde Türkiye’ye gelmek çok önemliydi. İkimiz de biliyoruz ki bu ilişkiler sadece devletler ve hükümetler arasındaki ilişkiler değildir. Özellikle insani ilişkiler bağlarımızı özel kılıyor. Dünyadaki hiçbir ülkeyle Almanya’nın bu kadar yoğun, dostane ve ailevi ilişkileri yoktur. Yaklaşık 3 milyon Türkiye kökenli insan ve dört kuşak önce 1961 yılında imzalanan İş Gücü Anlaşması’ndan sonra Almanya’da yaşıyor.
Depremlerin ardından insani yardım kuruluşları, doktorlar çok kısa bir sürede geldiler, arama-kurtarma ekiplerine katıldılar. Almanya’dan çok yoğun maddi destek de sağlandı. Dün deprem bölgesini ziyaret ettim. Orada yeniden inşa çalışmalarının ne kadar takdire şayan olduğunu ifade ettim. Burada aynı zamanda Suriyeli göçmenler de bu deprem mağdurları oldular, onlarla da konuştum. Almanya olarak depremzedeleri unutmayacağız ve desteklemeye devam edeceğiz.
Ekonomik ilişkilerimizi daha da geliştirmek zorundayız. Elbette yasal güvenlik ve hukuk devleti ilkeleri bunun için çok önemli.
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler konusunda da basın özgürlüğü, hukuk devleti ilkeleri son derece önemli. Almanya geçtiğimiz hafta AB Zirvesi sırasında bu konuda somut ilerlemelerin kaydedilmesi konusunda; örneğin vize konularında ilerleme kaydedilmesi için çaba harcanması gerektiğini söyledi. Ülkelerimizdeki insanların bunu istediğinden eminim. Bu seyahatin her aşamasında Türkiye’nin son derece gayretli bir sivil toplumu var. Ülkelerinin iyiliğini isteyen insanlar var. Türkiye’ye dinamik ve demokratik ve Avrupa’ya yönelen bir gelişme diliyorum. 100 yıldır süren ilişkilerimizin daha da başarılı olması ve geleceğe dönük olmasını arzu ediyorum. Arzu ediyorum çünkü dünyada yaşanan gelişmeler hepimizi son derece endişelendiriyor. Bunu da ele aldık.
“ORTAK ÇIKARLARIMIZI ÖN PLANA ÇIKARMALIYIZ”
Biz iki ülke olarak birbirimiz için vazgeçilmeziz, birbirimize ihtiyacımız var. NATO’da, G-20 nezdinde, özellikle de Orta Doğu’daki dramatik gelişmeler karşısında bilgi ve görüş alışverişinde bulunmalıyız. Ortak çıkarlarımızı ön plana çıkarmalıyız ve ortak çözümler bulmalıyız. Kıbrıs konusunu da ele aldık sayın Cumhurbaşkanı ile. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırı savaşı da önemli bir konuydu. ABD’de uzun süredir beklenen siyasi kararların verilmiş olmasından memnuniyet duyduğumuzu ifade ettik. Böylece ABD’den de yardımların gelmesi söz konusu.
Hamas İsrail’e bu vahşice saldırı ile bin 200 kadını, erkeği ve çocuğu öldürdü. Altı ayı aşkın süredir 300’ü aşkın rehineyi hala tutuyor. Bize göre 7 Ekim saldırısı olmasaydı Orta Doğu’daki bu savaş olmazdı.
Gazze’deki insani durumu düzeltmeliyiz, düzeltmek zorundayız. Savaşın bölgeye yayılmasını engellemeliyiz. Bu konuda da Türkiye’nin önemli bir görevi var.”
ERDOĞAN: HERHALDE DÖNER İSTANBUL’DA BİTİRİLDİ
Açıklamalardan sonra basın mensuplarının sorularına geçildi. Bir basın mensubunun “döner” konusuna ilişkin sorusunu Almanya Cumhurbaşkanı, “İlişkilerimizin yüzeysel olduğunu düşünmüyorum. Bu ziyaretle ilgili tartışmaların yüzeysel olduğunu düşünüyorum. Bu kadar kalabalık bir heyetin bana refakat etmesinden çok mutlu oldum. Çünkü onlar Almanya’daki Türk cemaatinin ne kadar çeşitli olduğunu gösteriyorlar” ifadeleriyle yanıtladı. Erdoğan ise, “Herhalde döner İstanbul’da bitirildi” dedi.
“REHİNELERİN TAKASI NOKTASINDA BİR GAYRET İÇERİSİNDEYİZ”
Bir basın mensubunun İsrail ve Başbakan Netanyahu’ya yönelik suçlamalarına rağmen İsrail ile ticaretin devam ettiğini belirtmesi ve ardından “Bu çelişkiyi nasıl açıklayabilirsiniz” diye sorması üzerine Erdoğan şu yanıtı verdi:
“İsrail ile yoğun ticari ilişkileri artık ayakta tutmuyoruz, o iş bitti. Bunu da kısa zaman önce Dışişleri Bakanım açıkladı. Fakat şunu bilmenizi istiyorum, şu anda İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırılardaki ölüm sayısı ne yazık ki 45 bini buldu. Bu rakamı bir kenara koymamız söz konusu olamaz. Yaralılar 75 bini buldu. Bu yaralılar içerisinde durumu ağır olanların bir kısmını biz ülkemize aldık, burada tedavileri devam ediyor. Tabii çocuk, kadın, yaşlı bir burada maalesef ağır manzara var. Bu manzarayı Alman dostlarımızın görmesi lazım. Bu kadar Gazze, Filistin tamamıyla yerle yeksan olmuş, her taraf yıkılmış durumda. Kaldı ki, İsrail ile Gazze’nin, silah, mühimmat, araç-gereç zaten bunlar mukayese edilmez. Bunları görerek değerlendirme yapmak lazım. Bütün bunların yanında tüm Batı kimin yanında yer alıyor? İsrail’in yanında yer alıyor. İsrail’in acımasız bu saldırıları karşısında Gazze’nin bir imkanı var mı? Yok. İmkansızlıklar içinde bütün bunlara rağmen biz şu anda rehinelerin takası noktasında bir gayretin içindeyiz, bir mücadelenin içindeyiz. Temenni ederiz ki bu takasta başarılı oluruz.”
STEİNMEİER: ALMANYA’NIN SOYKIRIMA KATKISI OLDUĞU İZLENİMİNE KARŞI GİRİŞİMDE BULUNUYORUZ
Steinmeier, Uluslararası Adalet Divanı’nda “soykırıma yardım” suçlamasıyla Almanya hakkındaki davaya ilişkin soru yöneltilmesi üzerine, “İddianameden alıntı yaptınız ve bu bizim görüşümüz değil. Mahkeme nezdinde bu konuda Almanya’nın desteğinin bir soykırıma katkısı olduğu izlenimine karşı biz de tabii ki girişimde bulunuyoruz. Biz bu fikri paylaşmıyoruz. Hukukçularımız, Uluslararası Mahkeme nezdinde de konumumuzu savunuyoruz” dedi.
“ALMAN YARGISI FAİLLERE HAK ETTİKLERİ CEZAYI VERECEKLER”
Almanya’da Türk kökenli vatandaşlara yönelik saldırılara karşı Alman hükümetinin önlem alıp almadığının sorulması üzerine Steinmeier, “Benzer bir olayın tekrarlanabileceğini düşünemezdik. Yeni bir saldırı oldu maalesef. Alman güvenlik güçleri, yargısı bu faillere hak ettikleri cezayı verecekler” dedi.
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen resepsiyona katıldı. Resepsiyonda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesine, Anayasa çalışmalarına ve seçim sonuçlarına ilişkin konuştu.
Özel, iktidarın yeni anayasa çalışmalarına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“EĞER ANAYASAYI DEĞİŞTİRECEKSENİZ ÖNCE UYDUĞUNUZU GÖRMEMİZ LAZIM”
“Cumhurbaşkanı’nın bugün değişimden bahsediyor olması ve Sayın Erdoğan’ın da artık değişimci olması Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasetin diline egemen olduğunu gösteriyor ki bu güzel bir şey. Cumhuriyet Halk Partisi değişerek güçlendi. Bu tutumlarını değiştiremezlerse zayıflamaya devam edecekler. Sayın Cumhurbaşkanı’yla önümüzdeki hafta görüşmeyi planlıyoruz. Kendilerinden randevu talep edeceğiz. Anayasayla ilgili birtakım talepler ilettiğini söyledi. Tabii ki Türkiye Büyük Millet Meclisi müzakere zeminidir ve her zaman liderler birbiriyle konuşur. Sayın Meclis Başkanı’nın bir ziyaret yapacağını söyledi. Geçen sefer değiştirilen anayasaya niye uymuyorsunuz? Bir anayasa uymamak için değiştirilir mi? Eğer anayasayı değiştirecekseniz önce uyduğunuzu görmemiz lazım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymamak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak… Anayasa ayaklar altında. O yüzden elbet ikimiz de gündemlerimizi konuşacağız. Elbette görüşmeler olur liderler arasında ama bir şey uymamak için değiştirilmez. Bir şey değiştirmek istiyorsanız önce bir mevcuduna uyun da onu görelim.”
“DEVLETLE MİLLETİ YARIŞTIRIRSANIZ MİLLET, DEVLETİ HER ZAMAN YENER”
Seçim sonuçlarına ilişkin konuşan Özel, erken seçim tartışmalarıyla ilgili de şunlara dikkati çekti:
“Şu anda Türkiye’de nüfusun yüzde 65’ini CHP’li belediyeler yönetiyor. Milli gelirin yüzde 78’i CHP’li belediyelerin yönettiği yerlerde ve verginin yüzde 86’sını CHP’nin yönettiği belediyeler topluyor. Bir yandan da yürütmeye ilişkin tüm yetkileri elinde tutan Sayın Recep Tayyip Erdoğan var. Bu şartlar altında seçmen bize birbiriyle konuşmayan, kavga eden iki siyasi lider olma görevi vermedi. Birbirimizi dinleyeceğiz, anlayacağız ve buna uygun olarak seçmenin bize verdiği görevleri yapacağız. Biz, yerel seçim sonuçlarına saygılı bir dil bekleriz.
Seçmenle seçimde bir akit yapıyorsunuz. Ben seçimde ’31 Mart’ta bizi birinci parti yapın, erken seçimin kapısını açın’ demedim seçmene. Aksine ‘Bu bir yerel seçim’ dedim, ‘AKP’lisi MHP’lisi oy ver, bu bir sarı kart gösterme’ dedim, ‘Eğer bize oy verirseniz belediyeleri iyi yönetiriz, adil yönetiriz’ dedim. AKP’den 3.75, MHP’den de buna yakın bir seçmen CHP’ye oy vermiş. Bu seçmene ‘Oyu ver, yerel seçimdeyiz’ deyip, 1 Nisan günü ‘Hadi erken seçim’ dersem bu seçmene saygısızlık olur. Sen emekliyi duymazsan, ‘Asgari ücrete zam yapmayacağım’ dersen, mülakatı kaldıracağım deyip seçimden sonra mülakata devam dersen millet bu sonucu sana yaşatır, sarı kartı yersin. Şimdi sarı kartlı oyuncu hala ders almıyorsa millet bu sefer döner, kırmızı kart göstermek üzere erken seçim ister. Ben ana muhalefet lideri olarak seçimde verdiğimi söze bağlıyım ve bir erken seçim çağrım yok. Ama yarın hala yanlışlar yapılır ve millet erken seçim talep ederse ben erken seçimi en çok isteyecek kişiyim çünkü bir an önce iktidar olmak istiyoruz ama millet istemeden ben istemeyeceğim. Anadolu Ajansı’nı partinin ajansına çeviren, TRT’de muhalefetin sesini hiç duyurmayan, reklamını bile yayınlatmayan, devletin tüm kurumlarını bir partinin emrine verirseniz; devletle milleti yarıştırırsanız millet, devleti her zaman yener.
“DURUMUN HASSASİYETİNE VE TÜRKİYE’DEKİ GENİŞ TOPLUMSAL MUTABAKATA BAKMAK GEREK”
Çok önemli bir seçmen grubu, Anayasa ihlallerinden ve adaletin tecelli etmemesinden rahatsız. O yüzden bizim önce bu zemine yaklaşan iyi niyeti ve somut adımları görmemiz gerekir. Müzakereleri, kapıları kapatan bir anlayışımız olmayacak ama Anayasa konusu son derece hassas bir konudur. Durumun hassasiyetine ve Türkiye’deki geniş toplumsal mutabakata bakmak gerekir ve Anayasa konuşmak için Anayasa’ya uymak gerekir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önce bazı görüşmeler de gerçekleştireceğine dikkati çeken Özel, ilk adımı bugün 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile attı. Bugünkü görüşmeye ve ilerideki görüşmelere dair açıklamalarda bulunan Özel, şöyle konuştu:
“Sayın Cumhurbaşkanımız da seçim sonrasında beni kutlamak için aramıştı, ben de bir teşekkür ziyareti için kendisine gittim. Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek anlamda son tarafsız Cumhurbaşkanı’ydı kendisi, Sayın Cumhurbaşkanımıza yapacağım ziyaret öncesinde benim sormam gerekenler vardı. Şimdi partimizin önceki genel başkanlarıyla bu ziyaret öncesi kısa görüşmelerim olacak ve devamında da randevuyu talep edeceğiz çünkü bu bir nezaket görüşmesi değil. Bu her iki tarafın da önem atfettiği bir çalışma ziyareti diyebiliriz. Her ikimizin de gündemleri var, o gündemleri takip edeceğiz görüşmede. Randevu netleşirken görüşmenin içeriğine yönelik olarak da devlet geleneklerine uygun belli kısa bir ön müzakere yapar arkadaşlar, ardından görüşmeyi gerçekleştiririz.”
]]>CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’nda yaşanan “mülakat skandalı” belgeleriyle paylaşmış, Öztürkmen’in ANKA Haber Ajansı ile paylaştığı belgelere göre, 19 Ağustos 2023’te yapılan sınavda 91, 90, 88, 86 gibi puanlar almasına karşın adayların girdiği sözlü mülakatta başarısız olduğu görülmüştü.
Konuyu Meclis gündemine taşıyan Öztürkmen, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle soru önergeleri verdi. Öztürkmen, Yılmaz’a “Kamuda mülakatlar ne zaman kaldırılacaktır?” sorusunu yöneltti.
“HAKSIZLIK BİTENE KADAR MÜCADELE ETMEYE KARARLIYIZ”
Öztürkmen, “91 puan alan eleniyor, 70 puan alan atanıyor. İl birincisi mülakatta “başarısız” sayılırken, son sıradakiler yükselme alarak müdür yapılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerden önce “Mülakatı kaldıracağız” demişti. Bırakın kaldırmayı, kamuda torpil katmerleşti… Günlerdir mülakat mağdurlarıyla görüşüyoruz. Bizim yüz yüze görüştüklerimizin sayısı 100’ü aştı. Ancak ülkemizde bu haksızlığa uğrayanların sayısı yüz binlerle ifade ediliyor. Onların sesi olmaya, bu haksızlığı bitirene kadar mücadele etmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Öztürmen, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a şu soruları yöneltti:
“Söz konusu sözlü sınavda hangi sorular sorulmuş, puanlamalar hangi kriterlere göre yapılmıştır Sözlü sınav sonrası neden adayların başarı puanları açıklanmamaktadır? Sözlü sınavlarda kamera ve ses kaydı alınmış mıdır? Alındıysa talep eden adaylarla paylaşılacak mıdır? Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Nisan 2023 tarihinde, AK Parti Milletvekili Aday Tanıtım Toplantısı’nda ‘Kamuda mülakatları kaldıracağız’ sözü vermişti. Bu açıklama sonrası, bakanlığınıza Cumhurbaşkanlığı kurumundan, mülakatların kaldırılması yönünde bir talimat gelmiş midir? Geldi ise neden uygulanmamıştır? Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın geçen yıl, ‘torpil yazışmaları’ olarak kamuoyuna yansıyan mesajlarında adı geçen adaylar, sözlü sınavda başarılı olmuş mudur?”
“ERDOĞAN TALİMAT VERDİ Mİ?”
Öztürkmen, Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması için verdiği soru önergesinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği “Kamuda mülakatı kaldıracağız” sözünü hatırlattı. Öztürkmen, Yılmaz’dan şu soruların yanıtını istedi:
“Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Nisan 2023 Salı günü, AK Parti Seçim Beyannamesi ve Milletvekili Aday Tanıtım Toplantısı’nda “Kamuda mülakatları kaldıracağız” sözü vermişti. Bu sözün gereği olarak, hangi planlamalar yapılmaktadır? Kamuda mülakatlar (sözlü sınavlar) ne zaman kaldırılacaktır? Sayın Cumhurbaşkanı, verdiği söz gereği, siz ya da ilgili Cumhurbaşkanlığı yetkililerine ve kabinesine bir talimat vermiş midir? Verdi ise, sözün üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen neden adım atılmamıştır? Adalet Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sözlü Sınavı’na ilişkin gündeme gelen “torpil” ve “kayırmacılık” iddialarının araştırılması için müfettiş görevlendirecek misiniz? Söz konusu sınavın iptal edilmesi yönünde, çok sayıda adaydan gelen taleplere karşı hangi adımları atmayı planlıyorsunuz?”
]]>İSTANBUL – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Irak’ın iç karışıklarla, savaşla, çatışmayla anılmasını istemiyoruz” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan gazetecilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yarın yapacağı Irak ziyaretine ilişkin sorusunu yanıtladı.
Seyahatin Bağdat ve Erbil olmak üzere iki ayaklı gerçekleşeceğini söyleyen Fidan, “Bağdat’ta Cumhurbaşkanımız hükümet başkanı ile bir araya gelecek. Daha sonra anlaşmalar imzalanacak. Kendisi ayrıca Irak Cumhurbaşkanı ile de bir araya gelecek. Irak hükümetinin özellikle kalkınma ve siyasi istikrarla ilgili attığı adımları biz devlet olarak desteklemekteyiz. Irak uzun yıllardır çok sıkıntılı dönemlerden geçti. Siyasi istikrarın sağlanması çok güç oldu. Siyasi istikrar olmadığı zaman da özellikle halkın ihtiyacı olan temel hizmetlerin götürülmesi konusunda büyük problemler yaşandı. Irak büyük potansiyele sahip olmasına rağmen, temel hizmetlerin halka ulaştırılması konusunda büyük sıkıntı yaşamakta. Bu konuda mevcut hükümetin büyük bir farkındalık geliştirdiğini görüyoruz. Türkiye ilişkilerinde özellikle bu sıkıntıların giderilmesi için neler yapılabilir, daha iyi bir sağlık altyapısı nasıl hayata geçirilebilir, bu konuda elimizden gelen desteği verme konusunda kararlılığımız var. Uzun zamandır bakanlar, bürokratlar düzeyinde temaslar devam ediyordu. Bugün gelinen nokta itibariyle artık Cumhurbaşkanımızın Irak ziyareti ve orada bir stratejik çerçeve anlaşmasının imzalanması konusunda mutabık kalınmış durumda. Bu anlaşmayla özellikle birçok alanda aynı anda nasıl işbirliği yürütülebilir, bunun bir stratejik vizyonu ortaya konacak. Bu iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası teşkil edecek. İlişkilerimizi kurumsallaştırarak ileriye götürmek, başarıyı bir tesadüf olmaktan çıkartmak ve daha sistemle haline getirmek arzusundayız” ifadelerini kullandı.
“Irak’ın savaşla, çatışmalarla anılmasını istemiyoruz”
Bölgede siyasi istikrara büyük önem verdiklerini vurgulayan Hakan Fidan, “Bölgemizin, özellikle Irak’ın iç karışıklarla, savaşla, çatışmayla anılmasını istemiyoruz. Onun için ekonomik kalkınmanın, siyasal istikrarın esas olmasını temenni ediyoruz. Bunun alt başlıkları arasında terörle mücadele de bulunmakta. Terörle mücadele konusunda çok yoğun temaslarımız var, işbirliği arayışlarımız var. Irak’taki mevcut siyasal dengeleri çok fazla rahatsız etmeden terörle mücadelede nasıl büyük adımlar atılabilir, Bağdat hükümeti ile yoğun görüşmeler içerisindeyiz. Irak Dışişleri Bakanı koordinasyonunda geçtiğimiz aylarda Milli Savunma Bakanlığı, İstihbarat ve güvenlik kurumlarından geniş bir heyet Türkiye’ye gelmişti. Biz de mukabele olarak beraberimizde Milli Savunma Bakanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız, İçişleri Bakan yardımcımız olmak üzere Irak’ı ziyaret etmiştik. Bu ziyarette Cumhurbaşkanımızın Irak’a yapacağı ziyaretin stratejik çerçevesini uzun uzun tartışmıştık. Biz Irak Türkiye ilişkilerinin bölgemizde örnek teşkil edeceğine inanıyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanımızın önem verdiği kalkınma yolu projesinin hayata geçmesi durumunda hem Irak hem de bölge halkları için örnek teşkil edeceğine inanıyoruz. Bölge çatışmalarla değil, kalkınma ile, teknoloji ile, refah ile, istikrar ile, kültür ile sanat ile gündeme gelmeli. Bunun için çabalarımızı arttırıyoruz. Cumhurbaşkanımızın ziyareti esnasında Gazze meselesi de ele alınacak. Bağdat hükümeti Gazze konusunda aynı hassasiyetlerimizi paylaşıyor. Bu konuda uluslararası sistemde hem sesimize destek veriyor, hem de oylamalarda bizimle beraber hareket ediyor” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretin ikinci ayağında Erbil’e gideceğini söyleyen Fidan, “Cumhurbaşkanımız Erbil ziyareti esnasında özellikle bölgesel yönetim yetkilileri ile bir araya gelerek kendilerine verdiğimiz destek, aramızdaki ilişkilerin arttırılması, Irak’ta iç barışın ve istikrarın sağlanmasında kendilerine düşen rollerin hatırlatılması noktasında vizyonlarını paylaşacaktır” şeklinde konuştu.
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moritanya Dışişleri Bakanı Muhammed Salim Merzuk ile bakanlığın İstanbul temsilciliğinde bir araya geldi. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın Irak’a yapacağı ziyarete ilişkin bilgi verdi.
Fidan, özetle şunları söyledi:
“Bizim amacımız bölgesel istikrarın, refahın ve kalkınmanın mümkün olduğu bir ilişki trafiği içerisinde bulunmak, ilişkilerimize bu şekilde kurumsallaşma getirmek, bölgede düzenin ve refahın gelişmesi için elimizden geleni yapmak.
Cumhurbaşkanımızın ziyareti esnasında 20’den fazla anlaşmanın imzalanması için ön mutabakatları tamamlamış durumdayız. Seyahat iki ayaklı olacak, Bağdat ve Erbil ayağı var. Bağdat’ta Cumhurbaşkanımız hükümet başkanı ile bir araya gelip bir çalışma toplantısı yemeği olacak. Daha sonra anlaşmalar imzalanacak. Kendisi ayrıca Irak Cumhurbaşkanı ile bir araya gelecek. Irak, büyük potansiyeli ve imkanlara sahip olmasına rağmen temel hizmetlerin halka ulaştırılması konusunda büyük sıkıntılar yaşamakta. Mevcut hükümetin farkındalık geliştirdiğini görüyoruz. Hep beraber neler yapabiliriz, daha iyi bir sulama sistemi nasıl kurulabilir, enerji konuları nasıl hayata geçirilebilir; bu konuda Türkiye olarak her türlü desteği verme konusunda bir kararlılığımız var. Bakanlığımız düzeyinde, iş adamları düzeyinde çeşitli temaslar devam ediyor. Artık Cumhurbaşkanımızın Irak’a ziyareti, orada bir stratejik çerçeve anlaşmasının imzalanması konusunda mutabık kalınmış durumda.
“IRAK’IN İÇ KARIŞIKLIKLARLA ANILMASINI İSTEMİYORUZ”
Çok alanda aynı anda nasıl iş birliği yürütülebilir? Bu iki ülke ilişkisi açısından önemli bir yol haritası teşkil edecek. İki ülke arasındaki ilişkilerde kalıcı faydaları ortaya koymak arzusundayız. Bölgemizin özellikle Irak’ın iç karışıklarla anılmasını istemiyoruz. Onun için ekonomik kalkınmanın siyasal istikrarın esas olmasını temenni ediyoruz. Bunun alt başlıkları arasında terörle mücadele bulunmakta. Terörle mücadelede nasıl büyük adımlar atılabilir, Bağdat hükümeti ile yoğun görüşmeler içerisindeyiz. Biz Irak-Türkiye ilişkilerinin bölgemizde önemli bir örneklik teşkil edeceğine inanıyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanımızın önem verdiği Kalkınma Yolu projesinin hayata geçmesi durumunda Irak halkı ve bölge halkları için önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz. Bölge çatışmalarla, istikrarsızlıklarla değil kalkınma ile refah ile kültür ile sanatla gündeme gelmeli. Bunun için çabalarımız artırıyoruz.
“GAZZE MESELESİ ELE ALINACAK”
Gazze meselesi de ele alınacak. Bağdat hükümeti ile Gazze konusunda aynı hassasiyetlerimizi paylaşıyoruz. Uluslararası sistem de verdiğimiz sese destek veriyor, bu da önemli bir konu. Cumhurbaşkanımızın Erbil ziyareti esnasında da bölgesel yönetim yetkilileri ile bir araya gelerek kendilerine verdiğimiz destek aramızdaki ilişkinin artırılması, Irak iç istikrarının sağlanmasında kendilerine düşen birtakım rollerin hatırlatılması konusunda da kendileri eminim vizyonlarını paylaşacaktır.”
]]>AKP’de seçim sonrası ilk MKYK toplantısı yapıldı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği toplantının ardından Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklama yaptı. Çelik şunları kaydetti:
“Netanyahu ve ekibinin bir katliam siyaseti takip etmesiyle bölgedeki tansiyonun daha da yükseleceğini, hatta Netenyahu ve ekibinin bölgedeki tansiyonu yükseltmek üzere kasti hesaplı ve sistematik bir politika izlediğini ifade etmiştik. Daha da ötesi bir şekilde Netanyahu ve ekibi bir bölgesel savaş çıksın ve adeta bu savaşa da Amerika Birleşik Devletleri dahil olsun diye maalesef son derece riskli bir senaryonun peşinde koşmaktadır. Tabii bu konuda Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere herkesin sağduyulu olması gerekir.
“DENİZ PARKI EYLEMLERİNE TÜRKİYE’NİN MÜSAADE ETMEYECEĞİNİ BİR KERE DAHA İFADE EDİYORUZ”
Son zamanlarda Yunanistan ile aramızda bir normalleşme süreci yaşanıyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın Yunanistan’ı ziyaretinden sonra bu gayet iyi bir ivmeyle gidiyordu.
16-17 Nisan’da Yunanistan bir Okyanuslar Konferansı düzenliyor ve çevre faaliyeti adı altında Ege Denizi’nde ve İyon Denizi’nde iki bölgeyi Deniz Parkı olarak ilan etmeye dönük bir yaklaşım sergiliyor. Bunun kuşkusuz bütün bu süreci hem bu normalleşme sürecini sabote eden hem de bu çevre hassasiyetini tek taraflı bir irade ile Deniz Parkı ilan etme yoluyla aslında istismar eden bir durum olduğunu değerlendiriyoruz. Yunanistan’a bir kere daha diplomasi yolundan ayrılmaması gerektiğini, normalleşmeye zarar verecek herhangi bir adım atılmaması gerektiğini ve bu çerçevede de Deniz Parkı eylemlerine Türkiye’nin hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğini bir kere daha ifade ediyoruz.
Ekonomi programıyla ilgili, ekonomi programımızı yürüten Bakanımız Mehmet Bey ile ilgili olarak birtakım spekülasyonlar sık sık sosyal medyada dolaşıma sokuluyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomi programıyla ilgili desteği tamdır. Bu konuda ekonomi yönetimimize güveniyoruz.”
Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çelik, kabinede değişiklik iddialarına ilişkin şunları kaydetti:
“Herhangi bir takvim konuşmadık. Tabii ki değişim sadece şu noktada değişim olacak, bu noktada değişim olacak gibisinden bir şey değil. Hem yaptığımız çalışmalarda şu aşamada aslında bir bakıma seçimin sayısal sonuçlarını, çeşitli illerdeki durumunu değerlendiriyoruz. Fakat siyasal sonuçlarını değerlendirme aşamasına da geldik. Yeterince data, yeterince çalışma yapıldı yetkili kurullarımızda. Bunlarla ilgili olarak hangi siyasetimizi, hangi tavrımızı, hangi siyasi söylemimizi ve hangi siyasi pratiğimizi vatandaşımız beğendiyse onu daha da güçlendireceğiz. Beğenilmeyen bir durum varsa onun değişimi için de çalışmaları sürdüreceğiz. Ama hepiniz ‘MYK, Bakanlar Kurulu ya da başka mekanizmalarda değişiklik olacak mı?’ diye soruyorsunuz. Kuşkusuz bu Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın takdirindedir. Kendisi bunu uygun görüyorsa, uygun gördüğü bir vakitte bu tasarrufu gerçekleştirecektir.”
“JET YAKITI İDDİALARI SPEKÜLATİFTİR”
Çelik, İsrail’e jet yakıtı ihraç edildiği iddialarına ilişkin ise “Kamuda herhangi bir şekilde İsrail’e destek olma anlamına gelebilecek ya da savaş desteği anlamına gelecek herhangi bir tasarrufta bulunulmamıştır. Özel sektörün yaptığı birtakım konular gündeme gelmişti, o konular da Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı 54 maddede ortaya koyulan kısıtlamalarla birlikte tamamen kontrol altına alınmıştır. Dolayısıyla, ‘İsrail savaş uçaklarına jet yakıtı buradan gidiyor’ ya da buna benzeri şeylerin hepsi spekülatiftir” ifadelerini kullandı.
]]>8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 31. ölüm yıl dönümünde Topkapı’da bulunan Anıt Mezar’da anma töreni düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, İstanbul İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, siyasi parti üyeleri ve Özal’ın eşi Semra Özal ve çocukları Ahmet, Efe ve Zeynep Özal katıldı.
Özal’ın kabrine çelenk bırakıldı
Anma töreni, Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın özgeçmişi okunması ile başladı. Özgeçmişin okunmasının ardından, Özal’ın kabrine askerler tarafından Cumhurbaşkanlığı çelengi bırakıldı. Daha sonra İstanbul Müftüsü Safi Arpaguş tarafından dua okundu. Duanın ardından törene katılan protokol üyeleri, Turgut Özal’ın ailesine taziyelerini iletti.
“Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun, milletimize taziyelerimizi sunuyoruz”
Programın ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, daha sonra Merhum Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının kabri başında dua etti. Daha sonra gazetecilere açıklamalarda bulunan Cevdet Yılmaz, “Bugün merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın vefatını 31’inci yılının seneyi devriyesi vesilesiyle Cumhurbaşkanlığımızı temsilen buradayız ve törene iştirak ettik, aileye taziyelerimizi sunduk. Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun, milletimize taziyelerimizi sunuyoruz. Çok büyük bir siyaset ve devlet adamı Turgut Özal. Ardından çok büyük tarihi önemde işler gerçekleştirmiş Adnan Menderes ve arkadaşlarını da ziyaret etme imkanı bulduk. Her ikisi de milletin adamı sıfatı taşıyan, milletin gönlünde yer etmiş büyük siyaset ve devlet adamlarını rahmetle, minnetle anıyoruz. İkisi de demokrasi ve kalkınma serüvenimizde, demokrasi ve kalkınma mücadelemizde çok önemli kilometre taşlarıdır” dedi.
“Askeri darbe sonrasında demokrasiye geçiş sürecinde temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesinde çok büyük reformlara imza attı”
Turgut Özal’ın Türkiye’nin bulunduğu konumuna önemli katkılar sağladığını söyleyen Cevdet Yılmaz, “Bugün ülkemizin demokrasi, kalkınmada, dünyadaki konumundaki geldiği noktaya önemli katkıları oldu. Rahmetli Turgut Özal, ülkemizde serbest piyasa ekonomisinin yerleşmesinde, dışa açılmada, ihracata dayalı bir ekonomi hamlesi gerçekleştirmede büyük hizmetler yaptı. Askeri darbe sonrasında demokrasiye geçiş sürecinde temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesinde çok büyük reformlara imza attı. Halkımızın ihtiyaçlarını karşılamada, telekomünikasyon başta olmak üzere 1980’li yıllarda dünyanın ileri giden ortalamasında çok önemli hamleler gerçekleştirdi. Bütün çabaları için hem temel hak ve hürriyetler hem demokrasi konusunda hem de ülkemizin daha müreffeh hal gelmesi, halkımızın daha geniş hizmetlerden faydalanması noktasında yaptıkları için minnettarız. Bizler de bu yolda devam ediyoruz. Ülkemizi çok daha yükseklere hem demokraside hem kalkınmada çok daha ileri noktalara taşıma gayretini sürdürüyoruz. Ben bir kez daha her iki siyaset ve devlet insanına her iki milletin adamına rahmet olsun diliyorum. Cenabı Allah mekanlarını cennet eylesin” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Bakan Bayraktar Şırnak’taki temasları kapsamında AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti, partililerle bayramlaştı.
Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, Bakan olduktan sonra ilk ziyareti Şırnak’a yaptığını belirterek, yine bu salonda partililer ile bir araya geldiklerini anımsattı.
Gabar’daki petrol üretimine değinen Bayraktar, şu değerlendirmede bulundu:
“O gün sadece 15 bin varil petrol üretiyorduk. ‘İnşallah en kısa zamanda petrol üretimini artıracağız, Şırnak’ı Türkiye’nin birincisi yapacağız.’ dedik. Bugün bayramın ikinci günü ve Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı Şırnak. 40 bin varil petrol üretimini geçtik. Açık ara Şırnak Türkiye’nin birinci petrol kenti artık. Bu daha başlangıç. Şırnak yıl sonuna kadar 100 bin varil günlük üretimi yakalayarak sadece Türkiye’nin değil bölgenin çok önemli bir petrol şehri olacak. Burası petrolün geçiş güzergahı. Irak’tan gelen 500 bin varil ki; 1,4 milyon varillik bir petrol boru hattımız var, o buradan geçerek Ceyhan’a, oradan da dünya piyasalarına gidiyor. İnşallah o petrol boru hatlarında kendi petrolümüz akacak. Dünyanın her yerine çok kaliteli petrolümüz ulaştıracağız.”
“40 bin 144 varil petrol üretiyoruz”
Türkiye’nin 2016’da sadece 35-36 bin varil petrol ürettiğini belirten Bayraktar, bugün dünyanın en büyük sondaj gemilerine sahip olduğunu aktardı.
Bayraktar, ” Karadeniz’de 2020’de doğal gaz bulduk. Bugün 1,5 milyon haneye doğal gaz ulaştırıyoruz. Burada ilk petrol üretimini Şehit Aybüke Yalçın kuyusunda yaptık. ve bakın 2016 yılında 36 bin varil olan Türkiye petrollerinin toplam üretimini bugün Şırnak 11 Nisan itibarıyla geçmiş durumda. 40 bin 144 varil petrol üretiyoruz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda kendilerine büyük destekler sunduğunu dile getiren Bayraktar, Gabar’da da telefonla görüştükleri Cumhurbaşkanı’nın Şırnaklılara selamlarını ilettiğini belirtti.
“Bu dağlarda rüzgar tribünlerini de en kısa zamanda göreceğiz”
“Cumhurbaşkanı’mız bizden 100 bin varil petrol üretimini en kısa sürede gerçekleştirmemizi istedi. Şimdi bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz. Bu rakama ulaşıldığında yaklaşık 2 bin 800 gence iş imkanı sağlanacak bu sahalarda. Petrol faaliyetimizde çok daha ileri gideceğiz. Kendi petrolümüzü karşılar hale geleceğiz. Bu yolda çalışıyoruz.” diyen Bayraktar, bu üretimin bölgeye getireceği iş imkanlarının hem Şırnak’ı hem de Türkiye’yi çok daha iyi bir ekonomi haline getireceğini ifade etti.
Bayraktar, Şırnak’ta maden, bereketli topraklar, güneş ve rüzgar bulunduğunu belirterek, “Bu dağlarda rüzgar tribünlerini de en kısa zamanda göreceğiz ve bu yatırımları da getireceğiz. Böylece petrolü, madenleri, rüzgarı, hidroelektrik santralleriyle tam bir enerji şehri olacak Şırnak.” dedi.
AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da Gabar’daki petrol üretiminin hayırlı olmasını diledi.
“Türkiye’nin başkenti Ankara, Türkiye’nin petrol başkenti de Şırnak’tır” diyen Tatar, kentin geleceğinin parlak olduğunu belirtti.
Tatar, terörün geçmişte Şırnak’a verdiği zararlara değinerek, Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde Şırnak’ın adeta yeniden inşa edildiğini ifade etti.
Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka ise kentte petrol konusundaki hayallerinin bugün gerçekleştiğini belirtti.
Bölgede yıllarca yapılmayan hizmetlerin son zamanlarda gerçekleştirildiğini dile getiren Yarka, “Özellikle AK Parti iktidarının hizmet siyasetiyle beraber Sayın Cumhurbaşkanı’mız ve kabinesinin talimatlarıyla bölgede hizmet çığırını yaşadık. Durmak yok çalışmalara devam ediyoruz.” dedi.
AK Parti İl Başkanı İbrahim Halil Erkan da Şırnak’ın yıllardır terör nedeniyle beklenen kalkınmayı ve gelişmeyi sağlayamadığını ifade ederek, Cumhurbaşkanı’nın önderliğinde, Bakan Alparslan Bayraktar’ın da gayretiyle sadece kent için değil ülkedeki gençlerin istikbali için yepyeni bir çığır açıldığını aktardı.
Erkan, bu hizmetlere katkı sunan herkese teşekkür ettiklerini belirtti.
]]>AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Alınan bilgilere göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart seçiminde bariz bir oy kaybının söz konusu olduğunu, AK Parti olarak 21 yıldır kendilerini destekleyen seçmeni bu kez sandığa götüremedikleri değerlendirmesini yaptı ve bunun nedenlerini analiz etti. Toplantıda Erdoğan’ın mevcut durumda hem genel merkez, hem teşkilat, hem de adayların payı bulunduğunu ortaya koyduğu, aday belirleme sürecinden seçimin sonuçlanmasına kadar yaşananların uzun uzun değerlendirileceğini özellikle vurguladığı öğrenildi.
Kaynaklara göre, Cumhurbaşkanı’nın yaptığı değerlendirmede hayat pahalılığı, Covit-19 salgını ve Ukrayna- Rusya Savaşı süreçleri ile başlayan ve artış gösteren enflasyon baskısı ve sonuçlarının 31 Mart’ta derinden hissedildiğini, önleyici tedbirlerin yeterli olamadığını, tüm illerde serzenişlerini dinlediği emekliler başta olmak üzere toplumun birçok kesiminin refah kaybına uğradığını, süreç içinde emeklilerin sıkıntılarını hafifletme çalışmalarının da istenilen noktaya ulaşmadığını belirttiği ifade edildi.
MYK’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vatandaşlardan gelen şikayetleri gündeme getirdiği, parti yönetimi, il, ilçe, belde teşkilatları, belediye başkanları, milletvekilleri ve bürokraside görülmeye başlanan olumsuz tutumlardan kurtulmanın ve onunla mücadele edilmesinin öneminin altını çizdiği de alınan bilgiler arasında yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, milletin bağrından çıkan AK Parti’nin vatandaşla arasına duvar öremeyeceğini, bunun en büyük düşman olduğunu, hangi konumda olursa olsun millete karşı olumsuz tutumlarda bulunanların hesap verme sorumluluğundan kaçamayacağını net bir biçimde belirttiği de ifade ediliyor.
AK Parti yönetimi, Cumhur İttifakı partilerinin rekabet ettiği ve bu nedenle CHP’nin kazandığı Amasya, Kütahya, Kırıkkale gibi illerin durumunun da ayrıca değerlendirilecek.
Parti kaynaklarına göre toplantıda özeleştiri yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 yıldır AK Parti’nin arkasında duran milletin bu kez kendilerini neden ikinci parti yaptığının çok iyi analiz edilmesi gerektiği görüşünde. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortada oy kaybının yanında, kan ve ruh kaybı bulunduğunu düşünüyor.
Acizler ve gafillerin yaptığı gibi bu tablonun suçunun millete atılamayacağını belirten Erdoğan’ın, AK Parti’nin hatayı millette aramak gibi bir geleneğinin asla olmadığını ve olamayacağını belirttiği öğrenildi.
Kaynaklara göre toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisi dahil AK Parti yönetiminde yer alan kimsenin 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamayacağını, oy kayıplarının tek bir soruna ve tek bir başlığa indirilemeyeceğini, bunun kolaycılık olacağını ve nerede eksik, hata, kasıt ya da ihanet varsa üzerine gitmenin boyunlarının borcu olduğunu belirtti.
Erdoğan’a göre milletin verdiği mesaj net
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güneşi gören buz gibi erimemek, eleştirdikleri partilere benzememek ve daha ağır bedeller ödememek için AK Parti hatalarını görüp kendini toparlamak, milletle gönül köprülerini yeniden güçlendirmek zorunda olduğunu belirttiği öğrenildi. Cumhurbaşkanı’nın ayrıca 22 yıllık zorlu mücadelenin heder edilmesine izin verilemeyeceğini söylediği de öğrenildi. – ANKARA
]]>Gündeme dair açıklamalarda bulunan AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emekli maaşlarıyla ilgili hassasiyet üzerinde durduğunu aktararak; “Cumhurbaşkanımızın bu konuya mitinglerde cevapları oldu. Seçimden sonraki dönemde açıklamasıyla alakalı bir bilgi oldu ama cumhurbaşkanımızın bu konuyla haberdar olmadığını zannetmek hakikaten eksik bilgi olur. Hem kendisi hem bizler hem diğer siyasiler sahada. Özellikle Mehmet Şimşek Bakanımızın göreve getirilmesinden sonraki gelişmelerde ekonomide iyi gidişatın hızlanmasıyla beraber bunun yansıyacağını cumhurbaşkanımız aşağı yukarı 17 gün önce açıkladı. Bunun yansıyacağını ama biraz daha önümüzdeki süreci görmemiz gerektiğini açıkladı cumhurbaşkanımız. cumhurbaşkanımızın bu konudan haberdar olmadığını, konudan uzak olduğunu söylemek haksızlık olur. Böyle yanlış anlaşılma olmasın. Cumhurbaşkanımızın bu konuyla alakalı ne kadar hassasiyet gösterdiğini biliyoruz” dedi.
“Çalışanlarımıza verilecek para boşa gitmez”
Son zamanlarda belediye çalışanlarının ücretlerine iyileştirme istediğinin hatırlatılması üzerine Çopuroğlu; “Çalışan kardeşlerimize de mümkün olduğu kadar verilen ücretleri hak ettikleri kanaatindeyim. Huzur içinde evinde oturup yesin. Bu insanlar parayı ne yapacak? Dışarıya çıkacak alışveriş yapacak. Adam aldığı parayı ekonomiye kazandıracak. Dolayısıyla buna duyarsız kalınmayacağını düşünüyorum. Büyükşehir ve diğer belediyelerimizin buna destek olacaklarını zannediyorum. Hem ekonomiye can olur, hem insanlar bu süreçte biraz daha rahat etmiş olurlar diye düşünüyorum. Ben de bu konuda çalışanlarımıza verilecek paranın boşa gitmeyeceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Kayseri’ye yapılacak yüksek hızlı tren ile ilgili şantiyede çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünü aktaran Çopuroğlu; “Hızlı tren şantiyesine gittik, şuanda 700 kişi sigortalı olarak çalışıyor. Şuanda hummalı şekilde hafriyat çalışması var. Çalışan sayısı 4 bin kişiye çıkacak. İstihdam edilen insanlar da o bölgede yaşayan insanlardan oluşuyor. Artık muhalefet de hızlı trenin geleceğine karar verdi, şimdi tarihinde karar veremiyorlar. İyi ki oraya gidip görmüşüz” ifadelerini kullandı. Mersin limanına gidecek demiryoluyla ilgileneceğini de sözlerine ekleyen Çopuroğlu; “Bu konuyla alakalı Kayseri’den Mersin’e ulaşacak tren yoluyla alakalı da bu işi üzerimize alıyoruz. Mersin istikametine giden tren yolu ile alakalı konunu muhatapları OSB, sanayi odası, ticaret odası kim varsa yanlarına düşüp bakanlık bakanlık gezeceğim. Söz veriyorum” dedi.
Sanayicilerin yeşil pasaport alabilmesi için de görüşmelerin sürdüğünü dile getiren Çopuroğlu; “Yeşil pasaport ile alakalı geçtiğimiz günlerde bir girişimde bulunduk. Geldiğimiz nokta şu; 500 bin doları geçen şirkete 1 pasaport, 10 milyonu geçerse 2. yeşil pasaport. Birinci ve ikinci arasında çok fark diye şikayetler olunca ilgili yerlerle konuştuk, 5 milyon dolara indirilmesini teklif ettik. Bununla alakalı geçenlerde bakan yardımcımız ile de görüştük. Şuanda 5 milyon dolar ve üzeri ihracat yapan insanların sayısını çıkartıyorlar. Bu sayıya göre çekmek istiyorlar. Yapılan demiryolunda giden konteyneri artıracak insanlar müteşebbis insanlar. Bunlarda yeşil pasaport olursa herkes çok mutlu olacak” diye konuştu.
Milletvekili olduğu dönemlerde yapılan önemli çalışmalarla ilgili de bilgiler veren AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu; “10 ay zarfında yaptığımız önemli işler var. Kayseri’nin değil belki ama Türkiye’nin asli ihtiyacı olan yediemindeki araçların satılması konusu. 24 milyar dolar, Kayseri’nin ihracatı 3 milyar dolar. Bu yaptığımız hamle Kayseri’nin 7 katı. Birikmiş konuların üzerine gitmekle çözüm bulabilmek mümkün. Mesela bunlar içerisinde yivsiz pompalı tüfekler konusu. Belki bu işle uğraşan kardeşlerimiz bize kızıyor ama, istediğimiz yasaklanması değil kontrol altına alınması. 4 bin 500 kişi geçen yıl zarar görmüş” dedi. – KAYSERİ
]]>Seçimlere çok kısa bir süre kalırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa ziyareti ile ilgili İHA’ya konuşan AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, ” Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa’ya gelmesi bizim için büyük bir mutluluk. İnşallah seçime iki gün kala sayın Cumhurbaşkanımızı Bursa’da ağırlamış olacağız. Bu da bizim için ayrı bir sevinç. Bu süreçte teşkilatlarımız ciddi manada hazırlıklarını tamamladı. 28 Mart Perşembe günü saat 13.00’da Gökdere Meydanı’nda Bursa’nın büyük buluşmasında Cumhurbaşkanımızla birlikte bir araya gelmiş olacağız. Cumhurbaşkanımızın Bursa’ya ne kadar değer verdiğini, önem verdiğini ve Bursa’ya yapılan yatırımlarla ilgili destek verdiğini hepimiz biliyoruz. Bu bizim için çok kıymetli. Çünkü geçtiğimiz dönemlerde de merkezi hükümetten Bursa’ya getirilmiş olan destekler ile ciddi manada ivmeler sağlanmış oldu. Bu süreçte de Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki süreçlerde güzel açıklamaları olacaktır. Bunların da Bursa’ya güzel bir hava katacağına inanıyorum. Özellikle de 31 Mart seçimlerine giderken biraz endişe veya tereddüt yaşayan vatandaşlarımızın bu tereddütlerini bu mitingle biraz daha kalkmış olacağını, Cumhurbaşkanımızı da güzel ve mutlu karşılayacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Tüm ilçemizde teşkilatlarımız teyakkuzda”
Hazırlıkların tamamladığını ifade eden Gürkan, “17 ilçemizde bütün teşkilatlarımız teyakkuzda ve özellikle de biz davetlerimizi özel olarak yapıyoruz. Bütün teşkilatlarımızı önceden haberdar ettik. Önceki dönem görev yapmış olan bütün teşkilatlarımızı mitinge davet ettik. Bununla birlikte sivil toplum kuruluşlarımızı, derneklerimizi ve sahada faaliyette bulunan bütün camiamızı mitinge davet ettik. Güzel bir miting olacağına inanıyorum” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanımızın seçime 2 gün kala gelmesi çok önemli”
Cumhurbaşkanın son günlerde Bursa’ya gelmesinin faydalı olduğunu belirten Gürkan, ” Cumhurbaşkanımızın her gelişinde aslında bizde güzel bir hava esiyor ama seçime 2 gün kala gelmesi çok daha önemli. Aslında Bursa’ya ne kadar önem verdiğini de göstermiş oluyor. Bunun seçim atmosferini değiştireceğine gönülden inanıyoruz. Miting coşkusunun hem sahaya, hem vatandaşlara, hem de teşkilatımıza olumlu yansıyacağını biliyoruz” dedi.
“Cumhurbaşkanımız en iyi şekilde ağırlamak istiyoruz”
Cumhurbaşkanını en iyi şekilde karşılamak istediklerini belirten Gürkan, ” Cumhurbaşkanımızı önceki karşıladığımız gibi güzel bir sürpriz ile karşılamak istiyoruz. Daha önce 21 Mayıs 2023’te böyle bir mitingimiz olmuştu. Hakikaten çok coşkulu ve güzel bir atmosfer vardı. Cumhurbaşkanımız da bundan çok etkilenmişti. Çünkü vatandaşımızın böylesi güzel bir etkinliği Cumhurbaşkanımızı bağrına basması kendisine sevgi gösterisinde bulunmaları çok kıymetliydi. Biliyorsunuz ardından TOGG açılışına geldiğinde de aynı heyecanı yaşamıştık” dedi. – BURSA
]]>Seçim öncesi mitinglerini sürdüren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aksaray mitinginden sonra Yozgat’ta halka hitap etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan Yozgat mitinginde, Türkiye’nin milli gelirinin 1 trilyon doların üzerine çıktığını belirterek, “Bugün 70 sente muhtaç olan değil 1 trilyon dolardan fazla milli geliri olan Türkiye’ye var. Düne kadar toplu iğneyi ithal eden bir Türkiye vardı. Tabancasını bile yurt dışından satın alan değil 5.5 milyar dolar ihracatla savunma sanayinde destek yazan bir Türkiye var” dedi.
“Bugün, Boraltan köprüsünde olduğu gibi kardeşlerine sırtını dönen bir Türkiye değil, kardeşlerinin haklarını korumak için her türlü adımı atabilen bir Türkiye var”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçmişte Türkiye’de Boraltan köprüsünde soydaşlarımıza sırt dönüldüğünü hatırlatarak, “Bugün, Boraltan köprüsünde olduğu gibi kardeşlerine sırtını dönen bir Türkiye değil, kardeşlerinin haklarını korumak için her türlü adımı atabilen bir Türkiye var. Bugün Balkanlarda barışın korunmasında, Karabağ’da 30 yıllık işgalin sonlandırılmasında, Libya’da darbenin engellenmesinde aktif rol alan, güçlü, cesur, dirayetli bir Türkiye var. Türkiye’yi bu günlere sizlerle birlikte getirdik. Ekonomiden ihracata, turizmden istihdama ülkemizi her birlikte 4-5 kat büyüttük. Eli kanlı terör örgütlerine Irak ve Suriye’nin kuzeyini beraberce dar ettik. Ülkemizi birçok başlıkta parmakla gösterilir konuma birlikte getirdik. El ayranı ciğer soğutmaz diyerek başta savunma olmak üzere birçok alanda kendi göbeğimizi kendimiz kestik” dedi.
“Yüzde 4.5 oranında büyüme kaydedildi”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, deprem felaketine rağmen yüzde 4.5 oranında ekonomik büyüme sağlandığını ifade ederek, “Ekonomimizin ihracat, istihdam ve büyüme tarağında hiçbir sorunumuz yok. Deprem nedeniyle oluşan 104 milyar dolarlık ilave yüke rağmen geçtiğimiz yıl yüzde 4.5 gibi çok büyük oranda büyüme kaydettik. Milli gelirimiz ilk kez 1.1 trilyon doların üzerine çıktı. İşsizlik oranımız yüzde 9.4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü. Turizmde 57 milyon turist ve 54.5 milyar dolar geliri yakaladık. Enflasyon konusunda da yılın 2. yarısından itibaren olumlu haberler gelmeye başlayacak. Nasıl daha önce enflasyonu tek haneye düşürdüysek aynı başarıyı tekrarlayacağız” dedi.
“İçerisinde bulunduğumuz çağa Türk’ün mührünü vuracağız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, içerisinde bulunulan çağa Türk’ün mührünü vuracaklarının altını çizerek, “İçinde bulunduğumuz asra Türk’ün mührünü hem de çok güçlü, çok kararlı bir şekilde vurmadan durmayacağız. Bunun için yapmamız gereken bellidir. Kimsenin bizi bölmesine, aramıza fitne sokmasına, aramıza nifak tohumları ekmesine izin vermeyeceğiz. En bu meydanda ezeli ve ebedi kardeşliğine sıkı sıkı sahip çıkan bir Yozgat görüyorum. Ben size inanıyorum. Fitneye, fesada yer vermeyeceğinize inanıyorum” dedi.
“Muhalefet eski taş eski hamam devam ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında “muhalefetin eski taş eski hamam devam ettiğini” belirterek, “Biz sadece iş yapmanın, eser ortaya koymanın sizlere layıkıyla hizmet etmenin, şehirlerimizi mamur etmenin peşindeyiz. Muhalefetin içler acısı halini sizler de görüyorsunuz. Son seçimlerde yaşadıkları yenilgiden sonra güya bir değişime gittiler. Ama 13’üncü Cumhurbaşkanımız diyerek yere göğe sığdıramadıkları genel başkanları dışında hiçbir şeyi değiştirmediler. Darbe severlikten ayrımcılığa, milletle ve milletin inanç değerleriyle kavga etmekten, faşizme kadar eski tas, eski hamam devam ediyor” dedi.
“Şaft kaydı, dingil kırdı”
Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de göndermede bulunarak, “Bay Kemal’in yerine bin bir umutla getirdikleri çırak genel başkan selefinden bile fason çıktı. Daha 5 ay bile demeden, muazere kayboldu, şaft kaydı, dingil kırıldı. Motor su kaynattı. Özgür Efendi! Bu eziyet bir an önce bitse de kurtulsak havasında 31 Mart’ı adeta iple çekiyor. Her gün konuşuyor. Bir şeyler söylüyor. Hatta arada CHP’li belediyeleri eleştirip bizim ulaştırma yatırımlarımızdan övgüyle bahsettiği de oluyor. Hatta bazen belediye başkan adayını sahneye bile çıkaramıyor. Ama ne hikmetse, bavullarla, çantalarla taşınan, deste deste dolarlar, avrolar hakkında ağzını bıçak bile açmıyor. Akıllı telefondan, banka uygulamasıyla otuz saniyede halledebilecekleri bir işlem için altı yedi adamı neden bu kadar yorduklarını açıklamıyor. Daha kapalı kapılar ardında DEM’le kurdukları ve içini deştikçe sürekli farklı şeyler çıkan matruşka ittifakını saymıyorum. Sorsan ittifak mittifak yok diyorlar. Ama neden belediye başkanı meclis üyesi olarak devşirme adaylar gösterdiklerinin sebebini söylemiyorum. Yani ortada tam anlamıyla bir siyasi dalavere ancak bundan her iki partinin seçmeninin de haberi yok. Kendilerine oy veren seçmenlerinin iradesini işporta malı gibi sürekli birilerine peşkeş çekiyorlar. 31 Mart seçimleri Türk siyasetinin bu kirli ve kibirli zihniyetten kurtuluşunun inşallah miladı olacak. Tabii bunun için sandıktan çıkacak sonuç çok çok önemli” şeklinde konuştu. – YOZGAT
]]>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin mitingi için Aksaray’a geldi. 15 Temmuz Milli İrade Meydanı’nda düzenlenen Aksaray mitingine katılan Erdoğan, yaptığı konuşmasında, millete ve Aksaray’a mahcup olmamak için 21 yıldır gece gündüz çalıştıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, pek çok alanda gayet olumlu neticeler aldıklarını belirterek, “Büyümede, milli gelirde, ihracatta, savunma sanayinde, diplomaside tarihimizin en iyi seviyelerini gördük” diye konuştu.
Her dönemde olduğu gibi, bu süreçte de pek çok engelle, pek çok sıkıntıyla karşılaştıklarını ifade eden Erdoğan, “Bölgemizde yaşanan krizlerin, savaşların, gerilimlerin ülkemize olumsuz etkilerini göğüslüyoruz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de can yakan enflasyonun yol açtığı hayat pahalılığıyla boğuşuyoruz. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin alım güçlerindeki düşüşü telafi etmek için sürekli yeni adımlar atıyoruz. Tüm emeklilerimize bir defaya mahsus 5 bin lira ödeme yaptık. Yılbaşında emeklilerimizin ve çalışanlarımızın maaşlarını yüzde 50 oranında artırdık. Emeklilerimizin ikramiyelerinde de aynı şekilde yüzde 50 artışa gittik. Son olarak, banka promosyon ödemelerini 8 ila 12 bin lira arasına yükselttik. İnşallah yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşmeye başlamasıyla elimiz biraz daha rahatlayacak. Yüksek enflasyon ortamında ne verirlerse versinler, dipsiz kuyu misali kaybolup gitti” dedi.
“Sadece biraz zamana ihtiyacımız var”
Önce enflasyonu kontrol altına almaları gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle bunu başaracak programa ve kararlılığa sahibiz. Sadece biraz zamana ihtiyacımız var. Hep birlikle biraz daha sabredeceğiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkemizin gücünden ve potansiyelinden rahatsız olan çevreler, muhalefeti de kullanarak, milletimizi karamsarlık bataklığına sürüklemek istiyor. Amaçları, Türkiye’yi mevcut kazanımlarından da edecekleri bir güvensizlik ve istikrarsızlık iklimine sokmaktır. Gelip geçici sıkıntıları asırlık hedeflerin önüne koyarak, milletimizle aramızı açabileceklerini sanıyorlar. Biz bu senaryoyu defalarca gördük. Vesayetin türlü tuzaklarıyla uğraşırken gördük. FETÖ’den PKK’ya terör örgütlerinin saldırılarına karşı koyarken gördük. Emperyalistlerin ülkemize yönelik kuşatmalarını kırarken gördük. Bu oyunu hep birlikte bozacağız.”
“Ekonomimizi daha da güçlendireceğiz”
“Bizim eser ve hizmet siyasetimiz de böyledir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ülkemizin yeni vizyonuna, yeni hedeflerine uygun şekilde kurduğumuz güçlü altyapının üzerinde dünya ile yarış halindeyiz. Pek çok alanda bu yarışta ön saflara geçtik. Ancak henüz istediğimiz yerde değiliz. Daha yapmamız gereken çok iş, tamamlamamız gereken çok proje, başarmamız gereken çok mücadele var. Bölgemizde yaşananları görüyorsunuz. Bir yanımızda Rusya-Ukrayna savaşı alevlenerek sürüyor. Diğer yanımızda İsrail’in kadın çocuk demeden katlettiği Gazze halkının yaşadığı vahşet giderek derinleşiyor. Balkanlar’dan Kafkasya’ya her yerde gerilim artıyor. Sözde büyük devletlerin ve onların güdümündeki uluslararası kuruluşların kimseye hayrının dokunmadığına en acı örnekleriyle şahit oluyoruz. Üstelik son 10 yıldır maruz kaldığımız sayısız saldırıyla biz de bu felaket tablosunun içine çekilmek isteniyoruz. Yaşadığımız depremlerin omuzlarımıza bindirdiği yükü bunlara ilave etmek gerekiyor. Milletçe birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimizi muhafaza ettiğimiz için karşılaştığımız badireleri birer birer atlatarak bugünlere gelebildik. Bir takım muhterislerin keyfi öyle istiyor diye şimdi pes edemeyiz. Tam tersine, mücadele bayrağını daha yukarıya taşıma vaktidir. Daha çok üreteceğiz, daha çok istihdam edeceğiz, daha çok ihraç edeceğiz, devletimizi daha da güçlendireceğiz. Ordumuzu daha da güçlendireceğiz. Ekonomimizi daha da güçlendireceğiz. Aile yapımızı daha sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Gençlerimize, çocuklarımıza daha sıkı sahip çıkacağız. Medeniyet mirasımıza daha sıkı sahip çıkacağız. İmanımızdan, inancımızdan taviz vermeyeceğiz. Hayallerimizden, hedeflerimizden taviz vermeyeceğiz. Hiçbir alanda kazanımlarımızdan taviz vermeyeceğiz. Hep ileri gideceğiz, hep büyüyeceğiz, hep beklenen olacağız. Son 21 yılda Aksaray’a yaklaşık 88 milyar liralık yatırım yaptık. Eğitimde 2 bin 98 adet yeni derslik inşa ettik. Aksaray Bilim ve Gençlik Merkezini hizmete açtık. Aksaray Üniversitemizi kurduk. Gençlik ve sporda toplam 7 bin 375 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binalarını faaliyete geçirdik. 3 bin kişilik kapalı spor salonu başta olmak üzere 28 spor tesisi yaptık. Aksaraylı ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 3,5 milyar lira tutarında kaynakla destek olduk. Sağlıkta, 815 yataklı Aksaray Merkez Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplam bin 55 yataklı, on hastaneden oluşan 21 adet sağlık tesisi inşa ettik. Aksaray’da 5 bin 804 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. Bin 731 konutun yapımına devam ediyoruz. Şehrimizdeki 9 millet bahçesi projemizden 7’sini tamamladık. İkisinin çalışmaları sürüyor. Ulaştırmada bölünmüş yol uzunluğunu 17 bin kilometreden, 311 kilometreye çıkardık. Konya Aksaray yolunda bala ayrımı, Aksaray Ereğli ayrımı yolunu ve Nevşehir Aksaray yolunu bölünmüş yol yaptık. Kırşehir Kesikköprü ve Aksaray Ortaköy yollarındaki çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah 2026’da onları da bitireceğiz. Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Antalya, hızlı tren demir yolunun proje çalışmasını tamamladık. Aksaray Ulukışla, Yenice hızlı tren hattında ihale safhasına yaklaştık. Aksaray’a 2 adet baraj, 9 gölet, 11 sulama tesisi, 4 içme suyu tesisi ve 20 koruma tesisi inşa ettik. Bugüne kadar inşa ettiğimiz sulama projeleriyle 36 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Mamasın Barajı sulamasını rehabilite ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“5 yılda 125 projeyi hayata geçirmenin mutluluğu ve sevinci içerisindeyiz”
Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer ise, “Mazlumların umudu, dünya lideri Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırlamanın gururu ve sevinciyle hep beraber birlikteyiz. Değerli hemşehrilerim, Rabbimin izni, Cumhurbaşkanımızın takdirleri ve sizlerin teveccühleriyle yeniden Aksaray Belediye Başkanlığına aday gösterildim. 5 yıl boyunca sizlerin güvenini kazanmak ve boşa çıkarmamak için var gücümle çalıştım, çalışıyorum. Hamdolsun Cenab-ı Allah da bizleri sizlere mahcup etmedi. Bu güzel değerli hizmetleri ve sizlerin teveccühleriyle bizi müşerref kıldı. Altyapıdan üstyapıya, kültür sanat projelerinden sosyal projelere kadar 5 yılda 125 projeyi hayata geçirmenin mutluluğu ve sevinci içerisindeyiz. 2019 yılında göreve gelmeden önce yapmak için vaat etmiş olduğumuz projeleri Allah’a hamdolsun 4 katından fazla projeyi hayata geçirmiş bulunmaktayız. AK Parti Türkiye’de belediyeciliğin merkezidir, zirvesidir, ev sahibidir. Bu zirvenin üst sıralarında ise gönül, eser ve hizmet belediyeciliği, belediyeciliğiyle örnek gösterilen Aksaray Belediyesinin yer alması da bizim için ayrıca gurur verici bir gururdur” dedi. – AKSARAY
]]>BİTLİS – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bitlis’te partisinin düzenlediği mitingin ve iftar programının ardından Ahlat ilçesine geçerek ‘Halk Buluşması’ programına katıldı. İlçenin Mazlum Yegül Caddesi üzerinde bulunan AK Parti Seçim Koordinasyon Merkezi önünde vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhur İttifakı adayı Yavuz Gülmez’e destek isteyerek 31 Mart akşamında Ahlat’ın sonuçlarını özel olarak takip edeceklerini söyledi.
Programda ilk olarak konuşan Cumhur İttifakı Ahlat Belediye Başkan Adayı Yavuz Gülmez, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı Ahlat’ta ağırlamaktan onur duyduklarını söyledi. Gülmez, “Bugün Ahlat bir başka güzel. Çünkü bugün bu meydanda bu toprakların yetiştirdiği en önemli değerlerden biri olan Ahlat sevdalısı büyüğümüz Cumhurbaşkanı Yardımcımız sayın Cevdet Yılmaz beyefendi aramızdalar. Cumhurbaşkanı yardımcım bu ziyaretiniz bizleri ve Ahlatlıyı ziyadesiyle mutlu etmiştir. Allah sizlerden razı olsun inşallah. Muhterem efendim artık Ahlat kararını vermiştir. Dün olduğu gibi bugün de bu coşkulu topluluk Allah’ın izniyle 31 Mart akşamı efsane AK Parti belediyeciliğini müjdelemektedir. Allah’a hamd ediyorum. Kıymetli Ahlatlılar bu mübarek günde ve bu soğuk günde teşrif ettiniz. Allah sizlerden razı olsun. Bu memleketin sokak sokak, cadde cadde sorunlarını bilerek projeler ürettik ve bu projelerin desteklenmesi lazım. Dün olduğu gibi bugün de Allah’ın izniyle hükümetimizin sonuna kadar arkamızda olduğunun farkındayız” dedi.
Daha sonra konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek sözlerine başladı. Yılmaz, “Değerli kardeşlerim sizlere öncelikle Cumhurbaşkanımız kendisi de Ahlatlı olan, burada yeri olan, mekanı olan Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletiyorum. Aynı şekilde burada kendisi için bir konut inşa ettiren, kendisini Ahlatlı olarak gören Milliyetçi Hareket Partisi’nin değerli Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’ye de selamlarımızı iletiyorum.
Değerli kardeşlerim, önümüzde bir seçim var. Adayımız Yavuz bey. Yavuz Bey’e 31 Mart’ta evet diyor muyuz? Yavuz Bey’le birlikte Ahlat yeni dönemde yeni hizmetlerle yeni hamlelerle yoluna devam edecek inşallah. Bugüne kadar Ahlat’a çok hizmetler yaptık. Hükümet olarak Ahlat’a bir başka gözle baktık. Burası Kubbetül İslam. Burası bizim medeniyetimizin temel taşlarından. Bu gözle baktık. ve elimizden gelen tüm imkanlarla Ahlat’ın yanında olduk. Ahlat’a yatırımlar yaptık. En son Cumhurbaşkanlığımızın da külliyesini buraya yaptık. Millet bahçeleriyle, altyapısıyla, üst yapısıyla restorasyonlarıyla Ahlat’a bütün desteğimizi vermeye çalıştık. Her bir projemizi de birebir Cumhurbaşkanımız takip etti. Allah ondan razı olsun. Allah başımızdan eksik etmesin” dedi.
“Yeni dönemde de Yavuz başkanımızla birlikte aynı anlayışla hizmetlerimize devam edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü, “Yavuz Bey güzel projeler hazırladı. O projelere merkezi idare olarak elimizden gelen tüm desteği vermeye devam edeceğiz. Kendisinin yanındayız, arkasındayız. Bizim siyasetimiz makam ve mevki siyaseti değil. Makamlar ve mevkiler gelip geçicidir. Dünya da gelip geçici. Önemli olan o makamlardayken halka hizmet etmektir. Halkın ihtiyaçlarını görmektir ve birlikten yana olmaktır. Kendi nefsinizin aleyhine de olsa, kendi menfaatinizin aleyhine de olsa birlikten ayrılmamaktır. Ben inanıyorum ki kim ne yaparsa yapsın Ahlat birliğimize güç verecek.
İnşallah önümüzdeki dönem Türkiye Yüzyılı diyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda çok daha ileriye hedeflere yürüyeceğiz. Sadece bölgemizde değil, küresel düzeyde çok daha farklı bir konuma ulaşacağız. Bunun için bir şeye ihtiyacımız var sadece. Ahlat’ta da bana göre en güzel mesaj budur. Birlik siyasetine ihtiyacımız var. Beraberlik siyasetine ihtiyacımız var. Biz bir olmazsak beraber olmazsak başkalarına fırsat doğar. Ahlat halkı bunu en güzel şekilde değerlendirecektir. Buna yürekten inanıyorum. Başkalarına fırsat vermeyecektir. Birliğimizi, beraberliğimizi muhafaza edecektir.
Değerli Ahlatlı hemşerilerim 31 Mart’a hazır mıyız? 31 Mart’ta AK Parti demeye, Cumhur İttifakı demeye Yavuz Bey’i belediye başkanlığına taşımaya kararlı mıyız? Evet. Benim gördüğüm Ahlat işi bitirmiş. İnşallah 31 Mart’ta, 31 Mart akşamında Ahlat’ın sonuçlarını özel olarak takip edeceğiz. ve buradan gelen sonuçlar farklı bir mesaj verecek. Hem Türkiye’ye hem de Dünyaya ülkemizin, milletimizin gücünü göstereceksiniz.”
]]>Bitlis’te gündüz düzenlenen mitingin ardından akşam polis evindeki iftarda sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yaptığı konuşmada “Kaybedecek tek bir günümüzün, tek bir saatimizin olmadığının bilinciyle mücadele bayrağını Ahlat ruhuyla hep daha yukarıya taşımaya uğraşıyoruz. Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim ve ihracat yoluyla büyütme hedefimizi adım adım hayata geçiriyoruz. Nasıl vatandaşlarımız arasında ayrım yapmıyorsak, illerimiz, bölgelerimiz arasında da asla ayrım yapmadık, yapmayız. Ankara’dan İstanbul’a, İzmir’e hizmet götürürken Muş’u, Bitlis’i, Şırnak’ı ihmal etmiyoruz. Deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonomimiz büyümeye devam etti. Milli gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı ve kişi başına düşen milli gelirimiz ilk kez 13 bin doları aştı. İşsizlik oranı yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü. Tek haneli gerçekleşti. İyi bir programımız var. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde yeniden Türkiye’yi fiyat istikrarına kavuşturacağız. Kalıcı sosyal refah ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için fiyat istikrarı çok çok önemlidir” diye konuştu.
Türkiye’yi doğusuyla, güneydoğusuyla büyük hedeflerin, Türkiye yüzyılının eşiğine getirdiklerini ifade eden Yılmaz, “Cudi’yi, Gabar’ı, Tendürek’i, Besler Deresi’ni teröristlerden temizlemiş durumdayız. Ben de son dönemde illeri ziyaret ediyorum. Gerçekten bir huzur ve güven ortamı hakim. Eskiden çok farklı konuşulan yerler şimdi huzur ortamı içinde insanımızın ziyaret ettiği yerler. Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde sorunların kaynağını doğru tespit etmek çözümün ilk adımıdır. Biz buna inanıyoruz. Cumhurbaşkanımız liderliğinde tüm sorunları kaynağında kurutmada ustalaşmış kadrolarız. Asırlık hizmetleri 20 yıla sığdırdığımız bu başarının arkasında güçlü bir yönetim, güçlü bir siyasi irade vardır. Mevcut sorun ve sıkıntıları da aynı kararlılıkla çözecek, terör sebebiyle aksayan hizmetleri katbekat fazlasıyla Bitlis’e kazandırmaya devam edeceğiz. Bu anlayışla son 21 yılda Bitlis’e toplam 50 milyar lirayı aşan tutarda kamu yatırımı yaptık. Geçtiğimiz yıl Sayın Cumhurbaşkanımız Bitlis’e gelerek İl Özel İdaremizden belediyelerimize, Milli Eğitimden müftülüğe, vakıflardan emniyete, Karayolları’ndan Devlet Su İşleri’ne kadar kurumlarımızın 75 kalem hizmetinin açılışını gerçekleştirmişti. Yine bu kapsamda Bitlis Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 bin kardeşimize istihdam oluşturan 34 firmamızın resmi açılışı yapılmıştı. Bitlis kamu yatırımlarının yanı sıra özel sektör yatırımlarıyla da kendinden söz ettirmeye başladı. Son yıllarda özel sektörün şehrimize olan ilgisi giderek artıyor. Özellikle tekstil alanında Bitlis tüm bölgenin üretim merkezi haline geliyor. Bitlis’in de içinde yer aldığı bölgemiz terör tehdidinden kurtuldukça buraya yeni yatırımlar gelerek, kalkınma hamlesi daha da hızlanmıştır. Hep söylüyorum burada da tekrar edeceğim. Terör demokrasinin de, kalkınmanın da düşmanıdır. Terörün olduğu yerde ne demokrasi olur ne kalkınma olur. Terörün olmadığı, huzurun, güvenin olduğu yerde de hem demokrasi olur, temek hak ve hürriyetler en güzel şekilde yaşanır hem de kalkınma olur, halkın refahı olur” dedi.
Yılmaz, iftar sonrası Ahlat ve Adilcevaz’a bir ziyaret gerçekleştirerek, partililerle seçim çalışmalarını değerlendirecek. – BİTLİS
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Her Anında Hep Yanında İstanbul İftar Buluşması’na katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan programda yaptığı konuşmasında, “Gazze’de vuku bulan hadiseler bu mübarek günlerin sevincini layıkıyla idrak etmemize engel oluyor. İnsanlıktan nasibini almamış terör devleti İsrail, tam 168 gündür Gazzeli kardeşlerimizi çocuk, kadın, yaşlı, sivil demeden alçakça katlediyor. 2. Dünya Savaşındakilerden daha vahşi bir soykırım uyguluyor. Türkiye ve birkaç ülke dışında İsrail’e ve batılı destekçilerine karşı sesini yükselten aktör neredeyse yok. Türkiye olarak Gazzeli mazlumlara yardım etmeye çalışıyoruz. Ülkemiz bu vicdanlı, yürekli duruşunun bedelini ödemiştir ve ödemektedir. İsrail’den özür dileyen değil, dik ve dirayetli tavrıyla İsrail’e özür dileten Türkiye gerçeği ülkemizdeki kimi çevreleri öteden beri rahatsız ediyor. Biz bunların arkasında hangi lobilerin olduğunun farkındayız. İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı sergilediği vahşete tavrımızı en sert şekilde ortaya koymayı sürdüreceğiz” dedi.
“Deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 oranıyla ekonomimiz büyümesini sürdürdü”
“Yakın tarihimizde yaşanan krizleri hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Başımıza gelen her hadisenin ülkemize ağır faturaları oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi içine düştüğü kriz girdabından biz kurtardık. Ülkemiz kalkınma yolculuğunda önemli bir avantaj elde etti. Zaman zaman kasisler ile karşılaşsak da hedeflerimize doğru sabırla ama emin adımlarla ilerliyoruz. Çevremizde yaşanan onca sıkıntıya hatta savaşa rağmen rotamızdan sapmadık. Sadece deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonomimiz büyümesini sürdürdü. Milli gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı. İşsizlik oranı yüzde 9.4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü. Şubat ayında 21.1 milyar dolarla en yüksek ihracat rakamına ulaştık. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı pay da günden güne artıyor. Geçen sene bu kapsamda hastanelerimize 1,2 milyon başvuru yapıldı. Yapımı devam eden şehir hastanelerimizin de devreye girmesiyle bu sayının daha da yükseleceği kanaatindeyiz. Bu sene mal ve hizmet ihracatında hedefimiz 375 milyar dolar, turizmde hedefimiz ise 60 milyar dolardır. İş dünyamızın çabalarıyla daha öncekiler gibi bu hedeflerimize de ulaşacağımızdan şüphe duymuyorum” ifadelerini kullandı.
“Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu yapmanın çabasındayız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dünya gibi bizim de en büyük sıkıntı kaynağımız enflasyondur. Enflasyona ilave olarak biz bir de tamahkarlıkla mücadele ediyoruz. Hiçbir ekonomik temeli olmayan saiklerle milletimizin ekmeğine kan doğramaya çalışan fırsatçılara göz açtırmamakta kararlıyız. İlgili bakanlıklarımız vasıtasıyla bu tür gayri ahlaki yollara tevessül edenleri takip ediyoruz. Hem aldığımız tedbirleri hem de uyguladığımız ekonomi programının etkisi ile yılın ikinci yarısında enflasyonda hızlı bir düşüşe şahit olacağız. Enflasyonun düşüşe geçmesi ile birlikte inşallah sağlık çalışanlarımızdan, emeklilerimize işçilerimizden, çiftçilerimize kadar toplumumuzun tüm kesimlerinin refahı da artacaktır. Hatırlarsanız 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de milleti panikletmek için her yolu denediler ama muvaffak olamadılar. Biz ekonomi programımıza ve ekibimize güveniyoruz. Bu konudaki sağlam duruşumuzu açıkça ortaya koyduk. Eleştirileri göğüslememe pahasına ülkemize ve milletimize ileride çok ağır bedeller ödetecek yollara girmiyoruz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim; biz sadece günü kurtarmanın değil Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu en hayırlısını yapmanın çabasındayız. Karşımızdakilerin böyle bir dertlerinin olmadığını en iyi siz biliyorsunuz” dedi.
“İstanbul’u muradına kavuşturarak belediyecilik hizmetlerinde zirveye taşıyacağız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlerle ilgili, “İstanbul aç, İstanbul şu anda hizmeti aç. Bunu yakalamak için evet 5 yılı kaybettik ama bir 5 yıl daha bekleyemeyiz. Bu kardeşiniz İstanbul’da görevi kimden almıştı? CHP’den almıştı. O zaman İstanbul çöp, çukur, çamurdu. Ben Kasımpaşa’da doğmuş, Kasımpaşa’da büyümüş bir İstanbul çocuğu olarak aslen ne kadar Rizeli olsam da buraların durumunu çok çok iyi bilirdim. Haliç doluydu, pislikten geçilmiyordu. Biz Haliç’i bu şekilde aldık önce temizledik. Buradan çıkardığımız bütün pislikleri 9,5 km ötede Alibeyköy’deki taş ocağına aktardık. Haliç eğer kokmuyorsa işte bizim sayemizde. Ama şurada birkaç kilometre ötede şu andaki mevcut başkan temelsiz temel atma törenine gitti. Çünkü bunlar bu işlerden anlamaz. Bunlara bir sorun soruşturun, geldin gidiyorsun acaba kaç tane metro yaptın? Kaç tane İstanbul’a hizmetkar olacak adım attın? Hiçbir şey yok. Yapmazlar, yapamazlar. Bunların geçmişinden bugüne attıkları bu tür adımlar yok. Hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü bunlarda böyle bir aşk yok, heyecan yok, coşku yok. Bizde ise yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yoluyla ülkeyi kalkındırmak var. Biz İstanbul’a aşığız. Türkiye’ye yeni bir heyecan getirmek istiyoruz. İstanbul’u muradına kavuşturarak Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan bu şehri belediyecilik hizmetlerinde de tekrar zirveye taşıyacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Vanlılar İftar Programında vatandaşlar ile bir araya geldi. Esenyurt Nikah Sarayı’nda gerçekleştirilen iftar programına Yılmaz’ın yanı sıra AK Parti Esenyurt Belediye Başkan Adayı Hamit Öncü, Van şehrinin Esenyurt’taki dernek temsilcileri ve birçok vatandaş katıldı. Protokol konuşmalarının ardından iftar yapılması sonrası program sona erdi.
“AK Parti, Kürtlerin partisidir”
Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bölgenin bir evladı ve sizin bir kardeşiniz olarak sıklıkla Doğu ve Güneydoğu’ya ziyaretler gerçekleştiriyorum. Hemşerilerimizle bir araya geliyorum. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımız ile Van mitingindeydik. Oradan Hakkari’ye gittik. Kar ve yağmur yağarken iftar vakti Hakkari’de miting yaptık. Oralardan da sizlere selamlar getirdim. ‘Fizanlı olsak bile gönlümüz Van’a düşer.’ diyen Cumhurbaşkanımızın da sizlere en kalbi selamlarını iletmek istiyorum. Vanlılar ile gönül birliğimizin ve beraberliğimizin daim olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Değerli kardeşlerim hem merkezde hem de yerelde siyaset anlayışımızın odağında millet var. Milletimize hizmet etmek var. Türkiye son 21 yılındaki tüm atılımlarını eser ve hizmet siyaseti ile gerçekleştirmiştir. Bunu en iyi bilen illerden biri Van’ımızdır. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde demokrasi ve kalkınma hamlelerimizden istifade etmeyen ne bir karış vatan toprağı ne herhangi bir fert bulabilirsiniz. Terör tehdidini sınırlarımızın dışına atmamızla birlikte şehirlerimizde çok şükür huzur ve çok önemli iyileşmeler var. Özgürlükler alanında demokratik kazanımlarla bugün şehirlerimiz huzur ve emniyet içinde. Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek anlayışı ile nerede bir ihtiyaç sahibi varsa elinden tutmanın, nerede bir sorun varsa çözmenin gayretinde olduk. Çünkü biz şuna inanıyoruz; her kim insanları etnik kökenine göre ayırıp bölgecilik yapıyorsa bu milletin huzurunu istemiyor demektir. Her türlü ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı olduk ve karşı olmaya devam edeceğiz inşallah. Bizim Kürt vatandaşlarımızla ve onların sorunlarıyla ilgilenmek için de başka bir aracıya ihtiyacımız yok. AK Parti, Kürtlerin partisidir. Her zaman Kürt vatandaşlarımız AK Partiye sahip çıktılar ve bundan sonra da sahip çıkacaklar. Biz de Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını doğrudan onlarla konuşarak onların hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız, ‘Biz insanlara, halkımıza efendilik yapmak için gelmedik. Onlara hizmetkar olmaya geldik’ diyor. Vanlı hemşerilerimizin de Türk olsun, Kürt olsun hangi etnik gruptan olursa olsun. Hepsinin hizmetkarıyız ve hizmetkarı olmaya devam edeceğiz” dedi.
“Hiç kimse başarısızlıklarına merkezi idareyi bahane yapmasın”
Belediyelere ayrım gözetmeden kaynak dağıtıldığını ifade eden Yılmaz, “Biz birileri gibi seçimden önce vaatlerde bulunup seçimden sonra bırakın yerine getirmeyi vaadini unutanlardan olmadık, olmayacağız inşallah. Bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da AK Parti’dir, Cumhur İttifakı’dır. Ülkemizi 21 yılda nasıl büyüttüysek gelecekte de çok daha yüksek noktalara sizlerin desteği ile çıkaracağız inşallah. Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası siyasi istikrar ortamında Türkiye Yüzyılı’nı inşa ediyoruz. Yerel seçimleri de birlik, beraberlik, kardeşlik içinde atlatarak Türkiye’nin yürüyüşünü devam ettireceğiz. Kalkınma anlayışımızın yurdun her köşesinde devam etmesi için belediyeler kritik öneme sahiptir. Merkezi bütçeden belediyelere aktardığımız payları parti ayrımı yapmadan, büyük – küçük demeden, merkez – taşra ayrımı yapmadan dağıtıyoruz. Bu anlayışla geçtiğimiz 20 yılda belediyelerimize büyük destek verdik. Reformlar yaptık. Kalkınmacı, şeffaf bir belediyecilik anlayışını güçlendirdik. 2002 yılında belediyelere toplam 4.7 milyar kaynak ayrılıyordu. 2022 yılında bunu biz 270 milyara çıkarmışız. 2023 yılında ise yaklaşık 500 milyar kaynağı belediyelere vermişiz. Bunu da hiç parti farkı gözetmeden vermişiz. Hiç kimse başarısızlıklarına merkezi idareyi bahane yapmasın. Biz kaynak gönderiyoruz” şeklinde konuştu.
“Türkiye’nin en büyük lise kampüsünü Esenyurt’a yapıyoruz”
Esenyurt’ta yapılması planlanan faaliyetler ile ilgili konuşan Yılmaz, “İnşallah Murat Kurum, yüzlerce kilometreyi bulan raylı sistemle İstanbul’a farklı bir ulaşım yaşatacak. Bu projeler içinde Mahmutbey – Esenyurt ve Esenyurt – Avcılar metro hatları da bulunuyor. Murat bey inşallah önümüzdeki dönemde sizlerin desteğini aldığında hayata geçirecek. Hem İstanbul’umuza hem de Esenyurt’a çok güzel ulaşım hizmetleri sunmuş olacak. Esenyurt’ta yükselen yatırımların büyük bir kısmı da yine hükümetimizin yatırımlarıdır. Türkiye’nin en büyük lise kampüsünü Esenyurt’a yapıyoruz. Kampüste 5 Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Anadolu İmam Hatip Lisesi, Kız Öğrenci Yurdu, Erkek Öğrenci Yurdu, Bilim ve Sanat Merkezi, Planetaryum, Konferans salonu, Amfi Tiyatro, açık ve kapalı spor salonları ve kütüphaneler bulunacak. Kampüsün 2024 – 2025 döneminde eğitim ve öğretime başlamasını hedefliyoruz. Tüyap – Hadımköy Kavşağı da gündemde, böylece o bölgede trafik sorununu ortadan kaldıracak bir proje” dedi. – İSTANBUL
]]>KARABÜK – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 yılda Türkiye’yi 3 kat büyüttüklerini, önümüzdeki dönemde de 2 kat daha büyüteceklerini söyledi. Erdoğan, “Önümüzdeki en büyük problemi olan enflasyon yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başladığında bunların hepsi için daha geniş bir hareket alanına sahip olacağız. Ülkenin imkanlarını milletimizin tüm kesimlerine yansıtarak son dönemde yaşanan refah kayıplarını fazlasıyla telafi edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Albay Karaoğlan Caddesi üzerinde düzenlenen mitingde halka hitap etti. 9 yıl aradan sonra Karabük’e gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Osmanlı’ya nice devlet adamı yetiştiren, şairleri ve yazarlarıyla nam salmış Karabük’te sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu sefer arayı biraz açtık galiba. Karabük’ü özlemişiz. Sanki Karabük’te bizi eccük özlemiş gibi. Şu katılıma bak. Merak ettim sordum. Ne kadar. Emniyetin verdiği rakam 46 bin. Bu ne demektir? 31 Mart akşamı inşallah Karabük’te zaferi beraber kutlayacağız. Karabük, Cumhuriyetimizin yurdu demir ağlarla örme, bu hedefin ilk meyvelerinden biri olarak milletimizin gıpta ettiği bir iftihar tablosudur. Demir yollarının sadece ulaşım ağından demir çelik fabrikalarının sadece bir tesisten ibaret olmadığının aynı zamanda koskoca bir şehri doğurabildiğinin ispatı Karabük’tür. Bu şehrin 13 haneli bir köyünden bu günkü modern şehre dönüşümü Cumhuriyetimizin kazanımlarından biridir. Ekmeğini demirden çıkartan insanların şehri olan Karabük Türkiye sanayisinin de can damarları arasında yer alıyor. Fabrikalar yapan fabrikasıyla ekonomimize eşsiz katkılar sağlıyor. Karabük’e hizmet etmek Gazi Mustafa Kemal’in mirası olan bu şehri daha ileriye götürmek aynı zaman bizim için bir refah meselesidir”
Karabük’ün Mayıs ayındaki genel seçimlerde cumhur İttifakı milletvekilliğinde yüzde 62, Cumhurbaşkanlığında yüzde 64’e varan destek verdiğini ifade eden Erdoğan, “Sizlerin sevgisine, vefasına, kardeşliğine, layık olabilmek için bizler de daha çok çalışacağız. Ben Cumhurbaşkanı olarak ekibimle çok çalışacağım. ve yerel yönetimlerle el ele vereceğiz” dedi.
“Karabük’ü çok daha farklı bir yere taşıyacağız”
Karabüklülerin 31 Mart günü sandıkta daha yüksek oy oranlarıyla destek vereceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karabük hem güzel hem de merhametli bir şehir olarak ülkemiz için bir rahmettir. Geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhur İttifakına milletvekilliğinde yüzde 62’yi aşan Cumhurbaşkanlığında kardeşine yüzde 64’e varan oranlarda destek verdiniz. Bunun için her birinize ayrı yar ayrı şükranlarımı sunuyorum. 31 Mart’ta sandıkta çok daha yüksek oy oranlarıyla yanımızda olacağınıza inanıyorum. Sizlerin sevgisine, vefasına, kardeşliğine, layık olabilmek için bizler de daha çok çalışacağız. Ben Cumhurbaşkanı olarak ekibimle çok çalışacağım. ve yerel yönetimlerle el ele vereceğiz. Allah’ın izniyle Karabük’ü çok daha farklı bir yere taşıyacağız. İşçi, esnaf, üretici, emekli, öğrencisiyle bu şehirde yaşayan her bir kardeşimin üzerimize hakkı var. Bunları ödemekle mükellefiz. Bilhassa çalışanlarımızın ve emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların çözümü boynumuzun borcudur” dedi.
“Sırtlarında yumurta küfesi olmayanlar diledikleri gibi atıp tutabilirler”
Bazılarının söz verip göreve gelince unuttuğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırtlarında yumurta küfesi olmayanlar diledikleri gibi atıp tutabilirler. Bunlar meydanlarda söz verip göreve gelince unutmayı bilirler. Biz ise bir şeyi söylediğimiz zaman yapmakla mesulüz. Önce tüm hazırlıklarımız tamamlayacağız. Ondan sonra da çıkıp sözümüzü söyleyeceğiz. Aksi halde ötekilerden farkımız kalmaz. Ülkemizin son 10 yılda yaşadığı badireleri biliyorsunuz. Hepsinin üzerine bir de asrın felaketi olan 6 Şubat depremleri yaşandı. Depremin ekonomimize getirdiği ilave fatura 104 milyar dolardır. Sadece bu yıl için deprem bölgesine 1 trilyon liradan fazla kaynak aktardık. İstanbul başta olmak üzere risk altındaki şehirlerimizin süratle depreme hazırlanmaları gerekiyor. Önümüzdeki en büyük problemi olan enflasyon yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başladığında bunların hepsi için daha geniş bir hareket alanına sahip olacağız. Ülkenin imkanlarını milletimizin tüm kesimlerine yansıtarak son dönemde yaşanan refah kayıplarını fazlasıyla telafi edeceğiz. Türkiye’yi 21 yılda nasıl 3 kat büyüttüysek önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyüterek bunu başaracağız. Azimle ve sabırla çalışarak üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir mesele yoktur. Yeter ki birlik ve beraberliğimize, Kardeşliğimize sahip çıkalım. Yeter ki aramıza bozguncuları ve fitne tüccarlarını sokmayalım. Gerisi sadece vakit ve planlama meselesidir. Karabük’ün bu zorlu süreçte yanımızda yer alacağın inanıyorum. Buradan öyle bir ses verin ki duymayan kalmasın. Seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Karabük ile birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakının renkleriyle boyamaya var mıyız? Şu mübarek günlerde verilen sözler çok daha önemli. Başı rahmet ortası mağfiret sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif’inizi tekrar tebrik ediyorum. Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ı milli irade bayramı olarak beraberce kutlayacağız” ifadelerine yer verdi.
“Her seçim aynı zamanda kimin kiminle yol yürüdüğünü kimin nerede durduğunu görmemize vesile olan tarihi bir sınamadır”
Seçim dönemlerinin demokrasi şölenleri olmasının ötesinde anlamlara sahip olduğunu, her seçimde kimin kiminle yol yürüdüğünün sınaması olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:
“Ülkemizde seçim dönemleri Cumhurbaşkanından, milletvekiline ve belediye başkanına kadar her kademedeki yöneticilerin belirlendiği demokrasi şölenleri olmasının ötesinde anlamlara sahiptir. Her seçim aynı zamanda kimin kiminle yol yürüdüğünü kimin nerede durduğunu görmemize vesile olan tarihi bir sınamadır. Cumhur İttifakı olarak biz seçime ister birlikte ister ayrı adaylarla girelim hep Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet. Bir olacağız, iri olacağız. Diri olacağız. Şu karşımdaki tablo gibi kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız. Siyasetimiz milletimizin birliği, vatanımızın bütünlüğü, devletimizin bekası çevresinde şeffaf ve erdemli bir tarzda şekillendi. Geçtiğimiz Mayıs ayında karşımızda kurulan ittifakı hatırlıyorsunuz değil mi? Şimdi kerede bunlar. Altılı masa ne oldu? Parlamentoda bunlardan bir kişi yok. Hepsi gitti. Dağıldılar gittiler. Birisi de hani diyordum ya o da Ankara’da bir daire ona tutmuşlar. Kim o. Şimdi o dairede takip ediyor. Tüm suçu Bay Kemal’in sırtına yükleyip hepsi de şimdi kendi keyfine bakıyor. Altılı masa dediler, 16’lı masa dediler. Birileri de masanın altına girdi. Şimdi bizim Karadeniz’in çayını demliyorlar. Bu ucube ittifaktan geriye kala kala masanın gizli ortağı Dem ile bir türlü adını koyamadıkları, millete çıkıp ne olduğunu anlatamadıkları tuhaf bir ilişki kaldı. Sorsan ittifak yapmadık diyorlar. Ama pek çok yerde ortak belediye başkanı adayı ortak meclis üyesi listesi çıkartıyorlar. Belediye bürokrasisi pazarlığı yapıyorlar. DEM’in hiçbir söz hakkı olmayan tabanının iradesini tek parti faşizminin günümüzdeki temsilcisi CHP ile pazarlık masasına sürdüler. Bedeli hala bilinmeyen bu kirli pazarlıkların gerisinden hangi pis kokular hangi menfaat paylaşımları hangi hain taktikler çıkacak inşallah hep birlikte göreceğiz. Şu anda yargı bunları takip ediyor. Şimdiden bazı emareleri ortaya çıkmaya başladı.”
“Türk siyasetini bu kadar kirletmeye, kendilerine oy verenler başta olmak üzere insanımızı bu kadar utanmaya kimsenin hakkı yok”
Türkiye’nin gündeminin deprem, terörle mücadele olduğunu ancak muhalefetin başka tavırlar sergilediğini söyleyen Erdoğan, “Ülkenin gündemi deprem. Bunların umurunda değil. Hatta depremzedelere hakaret ederek gerçek karakterlerini sergiliyorlar. Ülkenin gündemi sınırlarımızın terörden arındırılması. Ama bunların umurunda değil. Hatta ortaklarına yaranmak için utanmasalar terör örgütüne militan yazılıp ideolojik eğitime girecekler. Ülkenin gündemi çalışanların refah kaybının telafisi. Ama bunların umurunda değil. Hatta istismarla ettikleri üç beş lafı saymazsak buradan kendilerine çıkacak siyasi rantı düşünüp el ovuşturuyorlar. Hangi meseleyi ele alırsak alalım. Karşımıza benzer manzaralar ortaya çıkıyor. Şimdi ortaya deste deste valiz valiz para görüntüleri çıktı. Dolar mı dersin Euro mu dersin. Şimdi bunlar var. Türk siyasetini bu kadar kirletmeye, kendilerine oy verenler başta olmak üzere insanımızı bu kadar utanmaya kimsenin hakkı yok. Nereden nerelere geldik. Hale bak. Bunun için kızarmasını bilen bir yüz utanmasını bilen bir yapı lazım. Allah’tan korkuları var mı bilemeyiz. Ama kuldan utanması olmayandan uzak durmak lazım. Bunun adı siyaset değil. Ortada eser ve hizmet namına en ufak bir şey yok. İstanbul’da var mı? İstanbul’un karışını bilirim. İstanbul’da doğdum, orada büyüdüm, belediye başkanlığı yaptım. İstanbullu oradan sonra aldı beni Başbakanlığa sonra da Cumhurbaşkanı oldum. Tam tersi kendilerini hiçbir iş yapmamakla hiçbir proje sahibi olmamakla övünecek kadar sefil bir duruma düşürmüş halde. Hiç değilse kabahatlerini kabul edip bir kenara çekilme erdemini gösterseler maalesef o da yok. Milletimiz her seferinde sandıkta bunlara derslerini vermesine rağmen ısrarla ve inatla iktidara gelmeyi umut ediyorlar. Birbirlerine öyle gaz veriyorlar ki Türkiye’yi bilmeyen biri baktığında ortada bir şey var sanır” dedi.
“Bu CHP, DEM’den ve maalesef duruşlarıyla onlardın değirmenlerine su taşıyanlardan hiçbir şey olmaz”
İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘Aramızda kalsın kazanıyoruz’ sözlerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün ekranlarda aramızda kalsın kazanıyoruz diyorlardı. Bu günde aynısını diyorlar. Meydan meydan geziyorum. Aramızda kalacak bir şey yok. Herkes bilsin. Bu CHP, DEM’den ve maalesef duruşlarıyla onlardın değirmenlerine su taşıyanlardan hiçbir şey olmaz. Bunlar daha kendi içlerinde bir insicam sağlayamamışlar ki ülkeye ve millete hayırları dokunsun. Kavga, gürültü, didişme, ayak oyunları hiçbir gün eksik olmuyor. Demokrasinin güzel tarafı, medya, sosyal medya, uluslararası medya ne derse desin son sözü sandığın söylemesi noktayı milli iradenin koymasıdır. İnşallah 31 Mart’ta Türkiye belediye başkanlarını seçme yanında muhalefetin suratına bu hakikati bir kez daha çarpacaktır. Ben Karabüklüye inanıyorum, ben halkıma inanıyorum. Karabük’ün bu milli irade şahlanışında en ön saflarda yer alacağına inanıyorum. Bunun için sizlerden söz istiyorum. 31Mart’ta derdi ülkesi, milleti, şehri olmayanları sandığa gömüyor muyuz? 31 Mart’ta milli iradenin gücünü bir kez daha dünya aleme gösteriyor muyuz?” dedi.
“Bizim davamız tarihimizden aldığımız ilhamla Türkiye Yüzyılını inşa etme davasıdır”
Tarihten alınan ilhamla Türkiye Yüzyıl’ını inşa etme davasında olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hemen bütün şehirlerimizde altını çizerek ifade ettiğim bir hususu Karabük’te de vurgulamak istiyorum. Bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Olay bu. Semer, eser. İşte karşımdaki şu topluluk eser bırakan topluluktur. Bizim ne köken, ne mezhep, meşrep istikrarıyla ne ideolojik saplantılarla işimiz olmaz. Bizim davamız tarihimizden aldığımız ilhamla Türkiye Yüzyılını inşa etme davasıdır. Ülkemizin her karış toprağına her bir vatandaşımızın hayatına dokunan nice işlere imza attık. Karabük’e de 21 yılda 94 milyar lira kamu yatırımı yaptık. Eğitimde bin 452 adet yeni derslik kazandırdık. Karabük Üniversitesi’ni kurduk. Türkiye’deki ilk tıp mühendisliği raylı sistemler mühendisliği, ulaştırma mühendisliği bölümlerini açtık. Gençlik ve sporda 11 bin 732 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtık. 37 spor tesisi inşa ettik. Karabüklü ihtiyaç sahiplerine 1,1 milyar tutarında kaynak aktardık. 686 yataklı yeni hastane dahil 16 sağlık tesisi kazandırdık. Eğitim araştırma hastanemizin ek hizmet binasıyla büyüteceğiz. TOKİ vasıtasıyla 6 bin 212 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 280 konutun yapımı sürüyor. Soğuksu’da 860 konutluk yeni TOKİ’lerin ihalesine yakında çıkılıyor. Şehrimize kazandırdığımız iki atık su arıtma tesisiyle belediye nüfusunun yüzde 91’ine hizmet veriyoruz. Karabük’teki 4 millet bahçesi projemizden birini tamamladık. Diğerlerinin yapımına devam ediyoruz. Ulaştırmada 7 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 116 kilometreye çıkardık. Safranbolu, Karabük, Gerede ayrımını Eskipazar, Ovacık şehir geçişini bölünmüş yol olarak yaptık. Şehrin çeşitli bölgelerinde 15 adet tek, 9 adet çift köprü inşa ettik. Karabük-Kastamonu yolu, Karabük-Yenice yolu, Karabük şehir geçişi, Safranbolu-Karabük ayrım yolu, Ovacık-Karabük ayrımı yolu yapımına devam ediyoruz. Demir yollarında Irmak-Karabük-Zonguldak hattını modernize ettik. Tarım ve ormanda Karabük’e 2 baraj, 4 içme suyu tesisi, 3 sulama tesisi, 1 gölet, 56 taşkın koruma, yeraltı depolama tesisi, 4 hidroelektrik santral tesisi inşa ettik. Aldeğirmen barajı inşaatına devam ediyoruz. Çiftçilerimize yaklaşık 7,5 milyar tarımsal hibe desteği verdik. İstihdamı desteklemek için Karabüklü işverenlerimize 1,1 milyar lirayı aşan prim teşviki sağladık. Eskipazar OSB’yi kurarak 76 adet sanayi parselinin tamamının yatırımcı firmalara ön tahsisini yaptık. Alt yapı çalışmaları devam eden bu bölgede 6 bin istihdam sağlanacak. Ayrıca Karabük OSB’yi 226 hektar ilave ile büyütüyoruz. Böylece bu OSB’de yaklaşık 5 bin kişiye daha istihdam sağlayacağız. Kapanmak üzere olan Kardemir’i alıp ülkemizin en büyük demir-çelik tesislerinden biri haline biz getirdik. Fabrikamızı üretimi ve istihdamı ile sürekli büyütüyoruz. Enerjide merkez Eskipazar, Safranbolu ve yenice doğalgaz arzını sağladık. Diğer ilçelerimize doğalgaz arız sağlamak için çalışmalarımız aynen devam ediyor. Yer tahsisi yapılan yeni adliye binamızın inşasına yakında başlanacak. Devlet demiryolları tesislerini Garpark olarak nefes alanı alarak kazandırmakta kararlıyız. Allah’ın izniyle 31 Mart’tan sonra bunları belediyelerimizle işbirliğinde Cumhurbaşkanı ve ekibim, tüm yerel yöneticilerle çok daha fazlasını ekleyeceğiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya ve diğer adaylarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Mitinge Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İletişim Başkanı Fahrettin Altun da katıldı.
]]>Erdoğan, partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti.
Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ı “milli irade bayramı” olarak görmek istediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Artık yavaş yavaş ortasına doğru yaklaştığımız ramazan-ı şerifinizi tebrik ediyorum. Şu mübarek günlerde Gazze’de ve dünyanın başka yerlerinde zulüm altında iftarını ve sahurunu yapmaya çalışan kardeşlerimizin Allah yardımcısı olsun. Netanyahu denilen malum kişiyi, Kahhar ismi şerifiyle Rabb’imize havale ediyoruz. Rabb’imiz kahru perişan eylesin. Bize düşen hem bu kardeşlerimize var gücümüzle yardımcı olmak hem de sahip olduğumuz güvenliğin, huzurun, nimetlerin kıymetini bilmektir.”
“2 bin 300 konutun yapımına devam ediyoruz”
Kayseri’ye 21 yılda 171 milyar lirayı aşkın kamu yatırımı yaptıklarını ifade eden Erdoğan, eğitimde 5 bin 343 yeni derslik kazandırdıklarını, 2’si devlet olmak üzere 3 yeni üniversite kurduklarını söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
“Gençlik ve sporda 10 bin 992 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. Stadyumla birlikte 49 spor tesisi inşa ettik. Kayserili ihtiyaç sahiplerine 7 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Şehrimize 2 bin 407 yataklı 21 hastane dahil 60 sağlık tesisi açtık. Hizmete açtığımız 1607 yataklı Kayseri Şehir Hastanemiz sadece ilimiz için değil bölgemiz için de önemli bir şifa kaynağı oldu. TOKİ vasıtasıyla 19 bin 845 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 2 bin 300 konutun yapımına devam ediyoruz. Riskli yapı olan 20 bin 912 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Kayseri’deki 4 millet bahçesi projemizden 2’sini bitirdik. Birinin yapımına, birinin proje çalışmasına devam ediyoruz.”
“Diğerleri zaten meydanda yok”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’ye ulaştırmada yapılan yatırımları anlatarak, “Kayseri-Felahiye yolunu, Kayseri-Niğde yolunu, Nevşehir-Ürgüp-Kayseri yolunu ise 2026’da bitireceğiz. Kapadokya turizmine katkı sağlayacak, Ürgüp-Soğanlı-Yeşilhisar yolunu, yatırım programına aldık. Proje çalışmaları devam ediyor. Demir yollarında, Kayseri il sınırlarındaki mevcut konvansiyonel hattı tamamen yeniledik.” dedi.
Kayseri’ye yapılan içme ve sulama suyu yatırımlarını da anlatan Erdoğan, son 21 yılda inşa ettikleri tesislerle Kayseri’de 570 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını ve çiftçilere yıllık 3 milyar lira zirai gelir artışı sağladıklarını dile getirdi.
Yapımı devam eden 10 sulama tesisiyle 144 bin dekar zirai araziyi daha sulamaya açacaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Develi Ovası, Bünyan, Sarıoğlan, Bünyan-Elbaşı, Karadayı sulama projelerinin yapımına devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kayseri’de nüfusun yaklaşık yüzde 90’ını doğal gaz imkanına kavuşturduklarını belirten Erdoğan, bu yıl Pınarbaşı ve Sarız’a da doğal gaz arzı sağlamayı planladıklarını söyledi.
Mitingde şehre yapılan yatırımlara ve projelere dair bir video da gösterildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin sonunda Kilis’e gideceğini belirtti, “Durmak yok. Diğerleri zaten meydanda yok.” dedi.
Erdoğan, vatandaşlardan İstanbul’da yaşayan Kayserilileri arayarak, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’a destek istemelerini söyledi.
Notlar
Mitingin sonunda Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan adayı Memduh Büyükkılıç ile ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırıp, vatandaşları selamladı.
Mitinge, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, bazı AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, AK Parti ve MHP milletvekilleri ve partililer katıldı.
Miting alanının yanından bulunan Kayseri Kalesi’ne Türk bayrağı ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portreleri asıldı.
Erdoğan, miting sırasında, meydanda açılan “Vatan sana, sen bize emanetsin Reis”, “Bay Kemal’den bile beter Özgür Özel”, “Özeniyorlar ama çözemiyorlar” pankartlarını okudu.
(Bitti)
]]>Yaklaşık 18 milyon nüfusa ve 7,3 milyon seçmene sahip Senegal, oldukça tartışmalı ve tansiyonu yüksek bir seçim sürecini geride bırakarak 24 Mart’ta yeni cumhurbaşkanını seçecek.
Ülkenin 5’inci cumhurbaşkanı olmak için 19 adayın yarıştığı seçim, aynı zamanda ülke tarihinin aday listesi en kalabalık cumhurbaşkanı seçimi olarak da değerlendiriliyor.
Batı Afrika’da darbe görmemiş tarihi ve kurumsallaşmış demokrasisi ile örnek gösterilen Senegal, 3 Şubat’tan bu yana bu imajına gölge düşürecek bir dizi gelişmeyle sınandı.
Daha önce üçüncü dönemine aday olmayacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Macky Sall, ilk olarak 25 Şubat olarak belirlenen seçimi ertelediğini 3 Şubat’ta duyurdu.
Sall, bu karara gerekçe olarak yargı ile yasama arasındaki krizi gösterse de başta muhalefet olmak üzere birçok sivil toplum örgütü ertelemeye şiddetle karşı çıktı. Dakar başta olmak üzere birçok kentte sokak olayları yaşandı.
Bunun üzerine meclise sunulan kanun teklifiyle seçimin 15 Aralık’ta düzenlenmesine karar verildi ancak Anayasa Konseyine yapılan itiraz sonucu yeni seçim tarihi 24 Mart olarak belirlendi.
Anayasa Konseyi tarafından adaylıkları onaylanan 19 ismin seçim kampanyası süreci de yeni seçim tarihi açıklandıktan 3 gün sonra 10 Mart’ta başladı.
Adaylar, Anayasa’nın öngördüğü 21 günlük süreç yerine zaman darlığı nedeniyle toplamda 12 gün seçim çalışması yaparak süreci 22 Mart’ta bitirecek.
Fransız vatandaşlığı adaylık sürecine damga vurdu
Senegal’de iki kez değişen seçim tarihinin yanı sıra adaylık süreci de oldukça çalkantılı geçti. Nihai listede yer alan Rose Wardini isimli adayın Fransız vatandaşı olduğunun ortaya çıkması, listeyi hazırlayan Anayasa Konseyi üyeleri hakkında rüşvet iddialarını gündeme getirdi.
Wardini’nin adaylığı düşerken eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’ın oğlu Karim Wade’ın adaylığı da Fransız vatandaşlığından geç ayrıldığı gerekçesiyle kabul görmedi.
Wade’ın ana muhalefetteki partisi Senegal Demokrat Parti (PDS) karara itiraz etse de 56 yaşındaki Wade yarışa katılamadı.
2019’da üçüncü sıraya yerleştiği cumhurbaşkanı seçiminin hemen ardından bir sonraki seçim için aday olacağını duyuran muhalif lider Ousmane Sonko da aday listesinde yer almadı.
Turizm Bakanı Mame Mbaye Niang’a iftira attığı gerekçesiyle aldığı mahkumiyetin onanmasıyla seçilme hakkını kaybeden Sonko, kendisi aday olamayınca sağ kolu Bassirou Diomaye Faye’ı aday gösterdi.
Sonko bağlantılı sokak olaylarında 2023’te tutuklanan Faye ve “ayaklanma çağrısı yapma” suçlamasıyla Temmuz 2023’te tutuklanan Sonko, Cumhurbaşkanı Sall’in seçimin ertelenmesi sonrası oluşan gergin havayı yumuşatmak için çıkardığı genel siyasi aftan faydalandı.
Sonko ve Faye, 14 Mart’ta Dakar’daki Cap Manuel cezaevinden çıkar çıkmaz seçim kampanyasına başladı. Faye’ın seçim kampanyasını gıyabında destekçileri yürütüyordu.
Öne çıkan adaylar
İlk kez 2012’de seçilen ve 2019’da yeniden başa gelen Cumhurbaşkanı Sall, üçüncü dönem kısıtlaması nedeniyle yarışa katılmazken hükümet koalisyonu adına Başbakan Amadou Ba’yı aday gösterdi.
Daha önce Ekonomi ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde de bulunan Ba, Eylül 2022’den seçim kampanyası nedeniyle istifa edene kadar başbakan olarak görev yaptı.
Ba, hükümetin adayı olması dolayısıyla favoriler arasında yer alıyor. Muhalif lider Sonko yerine aday olan 44 yaşındaki Faye da seçimin öne çıkan isimlerinden kabul ediliyor.
Öte yandan ülkenin kümes hayvancılığı sektörünün lider şirketi Sedima’nın patronu 39 yaşındaki Anta Babacar Ngom da tek kadın aday olması nedeniyle dikkati çekiyor.
Eski Dakar Belediye Başkanı Khalifa Sall, 4 kez cumhurbaşkanı adayı olan ve eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade döneminde başbakanlık yapan Idrissa Seck de güçlü adaylar arasında yer alıyor.
Yasa dışı göç ve genç işsizliği
Nüfusun yarısından fazlasının 25 yaş altında olduğu Senegal’de genç işsizliği, yasa dışı göç ve yoksullukla mücadele, cumhurbaşkanı adaylarının vurgu yaptığı en önemli konuların başında geliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütünün 2019’da açıkladığı veriler, genç nüfusun yüzde 35’inin eğitim almadığı ve çalışmadığını ortaya koyuyor.
Nüfusunun yarısından fazlasının kıyılarda yaşadığı Senegal’de endüstriyel balıkçılığın gelişmesi nedeniyle işsiz kalan gençler çareyi Avrupa’ya kaçak yollarla geçmekte arıyor.
Yerel dil Volofçada “Ya İspanya ya ölüm” anlamına gelen “Barça wala Barshak” ifadesi ülkede gençler arasında giderek artan kaçak göç sorununu özetleyen ifadelerin başında geliyor.
İspanyol hükümetinin verilerine göre, sadece geçen sene çoğu Senegalli 40 bin Afrikalı, Avrupa’nın Afrika kıtasına en yakın noktası olan Kanarya Adaları’na giriş yaptı.
Bu sayı İspanya tarafından “rekor” olarak değerlendirilirken, en az 6 bin 600 göçmen de kaçak yollarla Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybetti.
]]>Bakan Özhaseki, Valilik ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti, Vali Hasan Şıldak ile Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’den bilgi aldı.
TOKİ tarafından Karaköprü ilçesine bağlı Aşık Mahallesi’nde yapılacak konutların temel atma törenine katılan Bakan Özhaseki, herkesin deprem gerçeğini bilerek hareket etmesi gerektiğini, Türkiye’de 500’e yakın aktif fay hattı bulunduğunu ve kimsenin bu fayların ne zaman kırılacağını bilmediğini ifade etti.
Kentlerde geçmiş dönemde yapılan dayanıksız evler için tek çarenin kentsel dönüşüm olduğunu vurgulayan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Dünyada hiç kimse kentsel dönüşümden başka da bir çözüm bulamamış bu işe. 2012’de Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla yasa çıkar, 2 milyon 250 bin kadar tüm Türkiye’de değişir. Şu anda da 450 bin civarında zaten devam eden kentsel dönüşüm mücadelemizde yapılan konut var. Bu bize yetmediği için yeni yasalar çıkıyor. Hızlandıralım istedik. Dört bir taraftan bu işi hızlandırmak için durmadan, gece gündüz demeden çalışıyoruz.”
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremden 14 milyon insanın etkilendiğini, afetin 104 milyar dolarlık bir zarara neden olduğunu, manevi kısmının ise asla ölçülemeyeceğini dile getiren Özhaseki, depremin hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla tüm bakanların bölgeye yönlendirildiğini, bölgede görev alan herkesin gece gündüz demeden çalışmalara katıldığını anımsattı.
İlk aylarda bulabildikleri sert zeminlerde hemen inşaata başladıklarını anlatan Bakan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Şu anda devam eden 300 binden fazla yoluna girmiş inşaatlarımız var. 50 bin kadar köy evimizi çelikten yapıyoruz. Şehirlerimizin merkezlerini yapıyoruz. Merkezlerine açılan ana caddeler yapıyoruz ki o şehirlerin özgün mimarisiyle yapıyoruz bunu da. Tam 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. 4 bin 333 köyde şu anda yapım faaliyetlerimiz devam ediyor. Bu yaptıklarımızı da yavaş yavaş teslim etmeye başladık. Dünkü kura çekimiyle 76 bin konutumuzu dağıttık. Oradaki vatandaşlarımız bazen ev çıkmadığından hüzünleniyorlar. Diyorum ki öbür ay çıkar merak etmeyin. Her ay 10-15 bin evi zaten teslim edeceğiz. Siz hiç endişelenmeyin öbür ay çıkmasa daha sonraki ay çıkar. İnşallah bizler sizin hakkınızı verinceye kadar güzel evlerinize oturtuncaya kadar, sizler huzurla evinizde oturup dönüp Cumhurbaşkanı’mıza ‘Allah sizden ve yol arkadaşlarınızdan razı olsun’ deyinceye kadar buralardayız ve gitmeyeceğiz diye de söz veriyoruz. Bu yaptıklarımızın hepsi de zaten işte o hak sahibi kardeşlerimiz için. Bunu devam ettireceğiz. Çok şükür bizler büyük bir devletiz ve gerçekten büyük bir milletin parçasıyız. Bunların hepsinin altından kalkacak gücümüz var.”
Bakan Özhaseki, Şanlıurfa’ya çok değer verdiklerini, tüm bakanlıkların kentte yatırımlarının devam ettiğini aktararak, bugün de 3 bin 123 bağımsız birimin temelinin atıldığını, bunların da çok kısa sürede tamamlanacağını söyledi.
“Dünyada bir mazlum millet varsa hepsinin arkasında duran Cumhurbaşkanı’mız”
Bakan Özhaseki, tören alanında “İsrail’le ticaret Filistin’e ihanet” yazılı pankart açanlara provokasyon yapmamaları uyarısında bulundu.
Şu anda Filistin için ciğeri yanan, uğraşan tek liderin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ifade eden Özhaseki, şöyle devam etti:
“Siz de gidin sizi buraya gönderenlere bunu söyleyin lütfen. Tamam mı? Seni buraya tutup gönderenlere de ki dünyada bir tane lider var o da Recep Tayyip Erdoğan. Filistin için gece gündüz o uğraşıyor. Siz ancak bu işi tahrik edersiniz, istismar edersiniz, gelip buradaki insanları provoke edersiniz. Yapacağınız tek şey bu zaten. Gittiğim her yere özel olarak gönderiyorlar. Bursa’ya gittim aynı şekilde Sakarya’ya gittim aynı şekilde. Yolda gelirken Bekir Bakan’ıma dedim ki, kesin yine beni takip ediyorlar, iki tane tutulmuş çocuk gönderecekler olayı provoke etmeye çalışacaklar. Aynen dediğimiz gibi. Ama yürekten söylüyorum, dünyada eğer bir mazlum millet varsa hepsinin arkasında duran Cumhurbaşkanımız.
Azerbaycan Şuşa’da senelerce bizim kardeşlerimiz zulüm altında değil miydi? Bizim topraklarımız işgal altında değil miydi? Oralar için fedakarlık eden kimdi? Cumhurbaşkanı’mızdı, şimdi özgürlüğüne kavuştu. Orada Şuşa’da ezanlar okunuyor. Bundan 3 sene kadar önce Myanmar’a gittik. Orada Hinduların palalarından bir kenara çekilmiş, binlerce gariban Müslüman var. Ellerini semaya açıyorlar, ‘Ya Rabbi Türkiye’ye yardım et, Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun’ diye. Oradaki insanların derdini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan’dı. Filistin meselesini, Gazze meselesini günlerdir kamuoyunda tutan kim var? Cumhurbaşkanı’mız var. Bundan 3 ay kadar önce biz Birleşmiş Milletlerdeydik. Oradaki o zalim devlet başkanlarının yüzüne karşı çıkıp Cumhurbaşkanı’mız ‘dünya 5’ten büyüktür’ diyerek konuşmasına başladı ve ‘daha adil bir dünya mümkündür’ diyerek de devam etti. Değerli kardeşlerimiz biz bunlar için çırpınırken, didinirken, her türlü el altından el üstünden yardım yaparken birileri de ne yazık ki seçim geldi diye, bu provoke hareketleri yapmaya devam ediyorlar. Biz doğru bildiğimiz yolda devam edeceğiz. Demek ki onlar da öyle devam edecek.”
Konuşmaların ardından Bakan Özhaseki, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve protokol üyeleriyle 3 bin 123 konutun temelini attı.
]]>Bakan Yerlikaya, Iğdır’da bir düğün salonunda düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nda Sivil Toplumla Buluşma” iftar programına katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Iğdır halkına selamlarını ileten Yerlikaya, Ağrı Valiliği yaptığı dönemde Iğdır’a çok gelip gittiğini belirterek, “O zaman valilerimizle latife yapardık. ‘Ağrı Dağı bizim mi sizin mi?’ diye. Ağrı Dağı her ikimize de tebessümle bakıyor ve diyordu ki ‘Ben hem Ağrı’nın hem Iğdır’ın dağıyım.” diye konuştu.
Tüm serhat illerinin kendileri için önemli olduğunu ifade eden Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım.” sözünü hatırlatarak, 783 bin kilometrekarenin her bir santimi, her bir zerresi şehit kanlarıyla sulanmış, ecdadın, şehitlerin, gazilerin emaneti olan aziz vatanda yaşayan 85 milyonun hepsinin kendileri için aziz olduğunu vurguladı.
Yerlikaya, “Her biri eşit, her birinin bizim başımızın, gözümüzün üstünde yeri vardır. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın hizmet dili, vatandaşlarımızı kabul edişi hep bu noktada olmadı mı? Bu memlekette huzur olsun, bu memlekette başta terör ve terör türlerinin hiçbiri olmasın, en basit suç olmasın diye gece gündüz demeden 22 yıldan beri çalışılıyor. Allah’ın izniyle de sizin destek ve dualarınızla çalışılmaya devam edilecek.” ifadelerini kullandı.
Toplumun tüm kesimlerine ayrım yapmadan hizmet edildiğini anlatan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Iğdır’da ve tüm şehirlerimizde hiçbir zaman seçimlerde oy vermiş, vermemiş ayrımı yapıldı mı? Yapılmadı. Bakın sadece ve sadece terörle mücadele edilmedi. Evet, Allah’ın izniyle terörle mücadelede amansız, azimli, kararlı, cevval bir duruşla nereden nereye getirdiğimiz bellidir. Bazıları gibi ötekileştiren, ayrıştıran, ‘sen’ diyen, ‘biz’ diyen bir duruş Recep Tayyip Erdoğan hükümetlerinde oldu mu? Olmadı, olmayacak. 14-28 Mayıs’ta Sayın Cumhurbaşkanı’mızı Külliyeye güçlü bir şekilde aziz milletimiz, sizler gönderdiniz ve Cumhur İttifakı parlamentoda Allah’a şükürler olsun ki çok güçlü bir sandalye ile şu anda temsil ediliyor. Bakın ittifak duruşunun da mayası aslında burada. Cumhur İttifakı’nda bizim liderlerimiz, hiçbir şekilde hesabi bir birliktelik, dünyaya ait bir birliktelik için bir araya gelmiş değil. Cumhur İttifakı, devleti için, milleti için, geçmişi, bugünü ve geleceği için bir araya gelmiş bir ittifaktır. Dolayısıyla bereket oluyor. Her konunun çözümünde bu duruşla hareket ediliyor.”
Doğu ve Güneydoğu’nun önemli gelişme katettiğini dile getiren Yerlikaya, “22 yıldan beri Iğdır’da, bu serhat illerimizde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki illerimizin nereden nereye geldiğini, yaslanın oturduğumuz yerde bir düşünün, kalbinizle bir konuşun.” dedi.
“Bu gittiğiniz yol doğru yol değil”
Türkiye’de 140’a yakın siyasi partinin olduğuna işaret eden Yerlikaya, “Partilerin her biri bu anayasal özgürlük ve demokratik nimet ortamında kurularak huzurlarınıza geliyor. Partilerin her biri gücünü vatandaşlardan alıyor olması lazım ama birileri eğer gücü, sözüm ona başka yerden aldığı iddiasıyla farklı bir duruş sergilemeye kalkıyorsa hiç kusura bakmasın buna müsaade edecek değiliz. Bunu dilimizle söylüyoruz, bu yol yanlış yol diyoruz. Bu gittiğiniz yol doğru yol değil, bastığınız tahta çürük bir tahta diyoruz, bunu söylüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İçişleri Bakanlığının 600 bin çalışanıyla gece, gündüz, 7/24 demeden Türkiye’nin huzuru için gayret gösterdiğinin altını çizen Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Görevlerinizin tamamını bir kelimeyle anlat sayın bakan derseniz işte o kelime huzur. Huzurla ilgili birinci uğraştığımız, bölücü hain terör örgütü, onunla uğraşıyoruz. Ülkemizin içinde, sınırlarımızın ötesinde, her yerde, Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar bize durmak yok, duramayız. İnançlıyız, kararlıyız, azimliyiz. Çünkü biz milletimizden, çünkü biz devletimizden, çünkü bizi biz yapan değerlerimizden yanayız. Sınırlarımızın ötesinde Pençe-Kilit Harekatlarıyla, sınırımızın içerisinde kahraman jandarmamız, polisimiz, İçişleri Bakanlığının yönetimiyle…”
Milli İstihbarat Teşkilatının başarılarını aktaran Yerlikaya, şunları ifade etti:
“Nokta atışlarla nerede olursa olsun onların sözde lider kadrolarıyla ne yapılıyor, mücadele ediliyor. Allah’ın izniyle gelinen durum şu, son çırpınışlar. Bakın Cumhurbaşkanı’mız Irak’la ilgili, Suriye ile ilgili ne diyor? ‘Sınırımızın ötesinde teröristan adacıkları kurulmasına müsaade edecek değiliz’ diyor. Böyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’miz, böyle bir Cumhurbaşkanı’mız, böyle bir parlamentomuz sizlerden almış olduğumuz güç ve hükümetin güvenlikle ilgili üyelerinin tamamı, bürokrasi, kahraman Mehmetçiğimiz, jandarmamız, polisimiz, sahil güvenliğimiz, korucularımız ve istihbarat teşkilatımız tek yürek, büyük bir uyumla Allah’ın izniyle çalışıyoruz.”
“Başını kaldırıp gökyüzüne bakamaz hale getirdik”
Sınır ötesi ve Türkiye’de yapılan operasyonlar hakkında bilgi veren Yerlikaya, “Sınırımızın ötesinde de varız, içinde de varız. Biz sınırımızın içerisinde gelip de bize kibir yapmalarını falan beklemiyoruz artık, o iş bitti. 2017’den itibaren envanterimize giren yerli ve milli sanayinin o güzel ürünleri, İHA, SİHA ve Anka, bunlar… Daha pek çok yerli ve milli sanayinin terörle mücadelemize katmış olduğu güçle, biz nefes aldırmıyoruz. Şöyle başını kaldırıp gökyüzüne bakamaz hale getirdik.” şeklinde konuştu
“830 teröristi etkisiz hale getirdik”
Göreve geldikleri günden bu yana İçişleri ailesi olarak kırsalda hain bölücü terör örgütlerine yönelik 18 bin 996, şehirlerde de 3 bin 545 operasyon yaptıklarını vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Biz 81 vilayet, 922 ilçe, tüm köy ve mahallelerin tamamında öyle güçlü bir istihbaratımız var ki sureti haktan görünüp de gönlü, kalbi, emeli ve gayesi veya hareketi eğer hain bölücü terör örgütüne destek, reklamı veya onu övücü bir duruş sergiliyorsa kusura bakmasın arıyoruz onları. Toplam 22 bin 541 operasyonla 830 teröristi etkisiz hale getirdik. Terörle biz 40 yıldır uğraşıyoruz.
Bakın 2016’da 2 bin 322 eylem yapabilmeye cüret eden, 2023’te bu rakam 88’e düştü çünkü artık 2016’nın sonundan itibaren biz teknolojik olarak büyük bir üstünlük kurduk ve 2024’te bugüne kadar 13 eylem var. Kırmızı, yeşil, turuncu ve gri bültenle aranan bu dönem içerisinde 46 üst düzey teröristin etkisiz hale getirildiğini söylüyoruz. Sizlerin desteği ve duasıyla, devletimizin, hükümetimizin kararlılığıyla, değerli kardeşlerim, hiçbir terör örgütü PKK, FETÖ, DEAŞ, DHKP-C ve MLKP, adı ne olursa olsun. Bizim kardeşliğimize kim düşmansa, kim cüret edip, kibirlenip yan bakıyorsa ona devletin hukuk eliyle, pençeyi indirip götürüp adalete teslim ediyoruz. Bunu yapmaya da Allah’ın izniyle devam edeceğiz.”
]]>Bakan Fidan, Kırşehir AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı.
Fidan, Anadolu’da toplumsal hayatın bütün katmanlarına yayılmış, nice büyük değerler yetiştirmiş bu güzel şehirde vatandaşlarla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu, Neşet Ertaş’ın “ozanlar ve şairler diyarı” olarak tanımladığı Kırşehir’de, mübarek ramazanın 9. gününü geride bıraktıklarını söyledi.
Bozkırın tezenesi, Kırşehir’in gururu Neşet Ertaş’ı rahmetle anan Fidan, Anadolu’nun en önemli değerlerinden olan Ahilik geleneğinin de Kırşehir’de vücut bulduğunu aktararak, Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi Evran’ı da rahmet ve minnetle yad etti.
Fidan, Ahi Evran’ın, hayatın her alanında ahlakı hakim kılma anlayışını bu topraklarda mayaladığını ve ahlak temelli bu vizyonun bu topraklarda kurumsallaştığını kaydetti.
Ahi Evran’ın “Ahi, dağıtan değil toparlayandır; yıkan değil yapandır” sözüne atıfta bulunan Fidan, kendilerinin 21 yıldır bu ilkeyle hareket ettiklerini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gerek Türkiye içinde gerek dış politikada her zaman yapıcı olmaya özen gösterdiklerini, kucaklayıcı ve kapsayıcı siyasi çizginin takipçisi olmaya devam ettiklerini aktardı.
“Barış için, küresel adalet için, elini taşının altına koyan tek bir lider var; o da Sayın Cumhurbaşkanımız”
Fidan, Türkiye’nin 21 yılda, kelimenin tam anlamıyla çağ atladığını, buna herkesin şahit olduğunu söyledi.
Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, dünyayı tehdit eden krizler, çatışmalar ve savaşlar karşısında sağduyunun, adaletin ve vicdanın sesi olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:
“Zorlu bir coğrafyada, yaşamsal tehdit arz eden krizlere rağmen başta bölgemiz olmak üzere, tüm dünyada barış ve istikrarın savunucusu olmaya devam ediyoruz. Bakınız, Ukrayna’daki savaşta, iki yılda 500 binden fazla insan öldü. Yıpratma mücadelesine dönen bu savaş, hepimizin hayatını etkiliyor. Bu savaş, küresel planda enerji ve gıda krizi dahil, pek çok problemin tetiklenmesine neden oluyor. Barış için, küresel adalet için, elini taşının altına koyan tek bir lider var; o da Sayın Cumhurbaşkanımız.”
Fidan, bazı kesimlerin, Gazze’deki İsrail mezalimi karşısında da ses çıkarmadıklarını hatırlatarak, “Biz Türkiye olarak en başından beri şunu söyledik: Gazze’de derhal ateşkes sağlanmalı. İnsani yardımlar kesintisiz şekilde bölgeye girebilmeli ve artık adalet tecelli etmeli. Filistinli kardeşlerimiz, Doğu Kudüs’ün başkent olacağı egemen devletlerine kavuşmalıdır.” dedi.
Bugün birkaç ülke hariç bütün dünyanın derhal ateşkesin sağlanmasını ve iki devletli çözümü benimsediğini gördüklerini belirten Fidan, bütün bu çağrılara rağmen İsrail ve destekçilerinin, mübarek ramazan ayında dahi ateşkese yanaşmadıklarını, Gazze’yi, çoluk çocuk demeden topyekun hedef almaya, yerlerinden edilen insanları açlıkla cezalandırmaya devam ettiklerini vurguladı.
Fidan, bu ortamda, ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çabalarını var güçleriyle sürdürdüklerini ve Türkiye olarak, Filistinli kardeşlerinin yanında olduklarını, haklı mücadelelerinde, sonuna kadar onların destekçisi olacaklarını aktardı.
Her meselede, doğrudan ve adaletten yana olduklarını vurgulayan Fidan, bunu Karabağ meselesinde gösterdiklerini ve Karabağ’daki işgalin son bulduğunu hatırlattı.
Fidan, geçen hafta Bakü’de Gürcistan ve Azerbaycan’la üçlü toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Güney Kafkasya’da barış ve güvenlik için aralanan tarihi bir fırsat penceresi var. Azerbaycan ve Ermenistan’ın bu tarihi fırsatı iyi değerlendireceklerine, müzakereleri bir anlaşmayla taçlandıracaklarına inanıyorum.” diye konuştu.
Azerbaycan’la işbirliğinin Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde kurumsallaşarak devam ettiğini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) dahil bütün Türk devletleri olarak entegrasyonu hızlandırma, savunma dahil her alanda daha fazla bütünleşme arzusunda olduklarını belirten Fidan, son olarak ortak yatırım fonu kurduklarını, ekonomilerin de bütünleşmesi yönünde kararlı adım attıklarını kaydetti.
“Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde oyun oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz”
Fidan, güçlü bir Türkiye’nin varlığının ve Türk devletlerinin tek çatı altında birleşmesinin çok daha geniş bir coğrafyadaki soydaşları da mutlu ettiğini, onlara özgüven verdiğini söyledi.
“Bugün, Balkanlar’da 30 yıl önceki tarifsiz acılar artık yaşanmıyorsa bu, güçlü bir Türkiye sayesindedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki bölgeyi sahiplenen barışçı politikalar sayesindedir.” diyen Fidan, 21 yıldır olduğu gibi, ilerleyen süreçte de Türkiye’nin egemenliğine, huzur ve istikrarına daima sahip çıkacaklarını aktararak, şöyle devam etti:
“Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde oyun oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz. FETÖ, PKK, DEAŞ gibi terör örgütlerinin, sadece milletimizin değil, bölgedeki kardeşlerimizin huzuruna kastetmesine de izin vermeyeceğiz. Bu stratejinin son zamanlardaki en somut adımını, geçtiğimiz günlerde Irak’la attık. Iraklı muhataplarımız ilk defa PKK’nın Irak’ın çıkarlarına aykırı hareket eden bir ‘yasaklı örgüt’ olduğunu tescil etti.”
Fidan, milli şahlanış döneminde olduklarını, bunun merkezden yerele, topyekun şahlanış olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki hükümetlerin bugüne kadar Kırşehir’in güçlü olması için her tür imkanı seferber ettiğini, daha fazlasını yapacaklarını dile getiren Fidan, Kırşehir’in çok daha iyi hizmetlere layık olduğunu vurguladı.
Fidan, merkezle, Ankara’yla daha uyumlu çalışan yerel yönetimin, bu şehirde fark yaratacağını, etki bırakacağını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Biz bu yüzden, Cumhur İttifakı olarak, çok değerli bir kardeşimizi, Dr. Osman Arslan’ı sizlere emanet ediyoruz. Osman Bey, Kırşehir’in gerek siyasi gerek ilmi hayatında her zaman sorumluluk üstlenmiş bir dava arkadaşımız. Kendisi, bizlerle, sizlerle uyum içinde, bu güzel şehir için gece gündüz ter dökmeye adaydır. Osman Bey, Kırşehir’e Belediye Başkanı olarak hizmet için sizden yetki istiyor.
En doğru kararı vereceğinize eminim. Her ne olursa olsun, bu vatan için, bu millet için, Kırşehir için taş üstüne taş koyan, güçlü Türkiye davasına omuz veren herkesten, Allah razı olsun.
O yüzden Ahi Evran’la başlamıştık, müsaadenizle yine onunla bitirelim: Gelen gelsin saadetle, giden gitsin selametle.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metrosu Açılış Töreni’ne canlı bağlantı ile katıldı.
Açılışı yapılan hattın uzunluğunun 14 kilometre, istasyon sayısının ise 4 olduğunu belirten Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:
“Bu hat sayesinde Arnavutköy’den havalimanına 8 dakikada gidilebilecek. Aynı zamanda bu açılışla Arnavutköy’ü, Gayrettepe-Kağıthane-İstanbul Havalimanı hattına da bağlıyoruz. Arnavutköy-Gayrettepe arasındaki ulaşım da bu metro ile 41 dakikaya düşüyor. Bu projenin Halkalı istikametindeki etabını da inşallah bir yıl içinde hizmete sunmayı hedefliyoruz. Böylece 69 kilometrelik mesafesiyle Türkiye’nin en uzun raylı sistem ring hattını tamamlayacağız.”
“Sorunsuz işleyen bir sistemi devam ettirmeyi bile beceremediler”
Bugün hizmete açtıkları eserle birlikte İstanbul Havalimanı’nın açılmasından bu yana İstanbul’a 162 kilometreye yakın raylı sistem kazandırdıklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Şehrimizdeki raylı sistem alanın toplam mesafesi ise 362 kilometreyi buldu. Daha önemlisi bu raylı sistemlerin büyük bölümü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız tarafından yapılmıştır. Mesela son 5 yılda İstanbul’da belediye tarafından yapılan metro uzunluğu sadece 8 kilometredir. Kalan tüm projeler ya daha önceki dönemden kalmadır ya da Bakanlığımız tarafından hayata geçirilmiştir. Hatta üzeri toprakla kapatılarak tümden iptal edilen projeler de mevcuttur. Her yeni projeyle inşa kalitesini ve yolculuk konforunu biraz daha ileriye taşıyan İstanbul metroları, dünya standartlarının en üst sınıfında yer alıyor. Her biri İstanbul’un ulaşımına hayati birer nefes borusu işlevi gören bu raylı sistem hatları olmasaydı bugün şehrin içine düşeceği durumu milletimizin takdirine bırakıyoruz.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sorumluluk alanı gereği belli projelerde yoğunlaşan katkısının bir şehrin ulaşım sorununu çözmek için tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
“Büyükşehir Belediyesinin de ulaşımla ilgili kendi sorumluluklarını yerine getirmesi lazım ki bu iki gücün sinerjisiyle sorunlar çözülsün. Bugün İstanbul yollarını gösteren ekranlara baktığınızda, günün çoğunda yolların kırmızı olduğunu, yani durma noktasına yakın yoğunlukta bir trafik olduğunu görürsünüz. Yol yapmayı, tünel yapmayı, köprü yapmayı, metro yapmayı, vapur işletmeyi mevcut ulaşım hatlarını verimli şekilde çalıştırmayı bilmeyen bir belediye yönetiminin yol açtığı bu acı tablo, İstanbul’un kaderi değildir. Bırakın yeni projeler geliştirmeyi, sorunsuz, sıkıntısız işleyen bir sistemi devam ettirmeyi bile beceremediler. Bu zihniyet görevde olduğu müddetçe İstanbul’un trafik çilesi daha da artacak, İstanbullu kardeşlerim trafikte daha fazla vakit harcayacak.”
“Hesap uzmanıyım diyerek övünenlerin sesi, soluğu çıkmıyor”
Erdoğan, İstanbul’un gerçek belediyeciliği ziyadesiyle hak ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Üstelik bugün İstanbul’da sadece iş bilmez, iş yapmaz, eser ve hizmet fukarası değil, tıpkı 1989’da olduğu gibi kirlenmiş bir yönetim vardır. Artık İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptığı eserler ve hizmetlerle değil, nereye gittiği belli olmayan deste deste para görüntüleriyle anılmaktadır. Sorsanız, ‘bu paralarla CHP’ye il binası alındı’ diyorlar. Ama alındığı söylenen il binasına ödenen rakamla ortadaki paralar arasındaki orantısızlığı kimse izah edemiyor. Bir taraftan üst geçitlerin gövdesine ‘israf değil’ derken, öbür taraftan deste deste dolarlar ile neyi nerede harcıyorlar belli değil. Şimdiye kadar yapılan açıklamaların hepsi bir öncekini tekzip etti, yalanladı, şüphe bulutlarını dağıtmak bir yana daha da arttırdı.
‘Hesap uzmanıyım’ diyerek övünenlerin ise hiçbir yerde sesi, soluğu çıkmıyor. İstanbul’u, depreme hazırlığıyla, ulaşımıyla, çevresiyle, sosyal belediyeciliğiyle geriletenler, siyaseti de kirleterek hem şehre hem ülkeye çok büyük bir kötülük yapmışlardır. Geciken eser ve hizmetlerin telafisi, vakit ve kaynak meselesidir. Ama kirlenen siyasetin bedeli, gençlerimizin kalbinde ve kafasında oluşturacağı soru işaretleri sebebiyle nesiller boyu sürecektir. Milletimiz benzeri durumlara 1980’li, 1990’lı yıllarda şahit oldu. Gençlerimiz belki hatırlamaz ama orta yaş üzeri kuşak iyi bilir. 1989’da İstanbul’da, Ankara’da, daha pek çok şehirde CHP’li belediye yönetimlerinin hesabını veremedikleri pis işler yüzünden ülkemizde çok büyük tartışmalar yaşandı. Bu ülkenin tarihine, ‘İSKİ skandalı’ diye bir rezaleti bu CHP yazdırdı. Sonuçta milletimiz 1994 seçimlerinde bunların hepsini tasfiye etti ve bizi iş başına getirdi. Aradan geçen bunca yıldan sonra adeta bir dejavu yaşıyor, aynı filmi yeniden izliyor gibiyiz. İsimler farklı ama kafalar aynı, kepazelikler aynı. Yazık. Bu ülkeye de yazık, bu şehirlere de yazık.”
“İstanbul, Sistem İstanbul Projesi ile adil bir yönetime kavuşacak”
Erdoğan, 31 Mart’tan sonra şehirlerin, tartışmaların uzağında eser ve hizmet gündemli hayatlarına yeniden döneceğini belirterek, şöyle devam etti:
“İstanbul, Sistem İstanbul Projesiyle keyfi, kibirli ve kirli zihniyetlerden kurtulup programlı, planlı, projeli, şeffaf, adil bir yönetime kavuşacak. İstanbul, depreme hazırlık için yapılacak 650 bin yeni konuta kavuşacak. İstanbul 1000 kilometreyi bulacak raylı sistem ağırlıklı yeni ulaşım projelerini konuşacak. İstanbul, çocuklarından yaşlılarına, engellilerinden kadınlarına her bireyini kucaklayan sosyal belediyecilik faaliyetlerini konuşacak. İstanbul, tarihi ve kültürel varlıklarının ihyasıyla maziden atiye kurulan köprüyü konuşacak. Velhasıl İstanbul, belediye başkanının maceralarını, kibirli hırslarını değil, şehrine yaptığı eserleri, hizmetleri, projeleri, yatırımları konuşacak. İstanbullu başı dara düştüğünde nerede olduğu, kiminle ne yaptığı belli olmayan değil, yanı başında derdiyle dertlenen bir yönetimi bulacak. İşte o zaman İstanbul geleceğine tekrar umut ve güvenle bakabilecek.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışını yaptıkları Arnavutköy-İstanbul Havalimanı metro hattının İstanbul’a hayırlı olmasını diledi, emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Cumhurbaşkanın Erdoğan’ın konuşmasının ardından Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından dua edildi. Ardından, kurdele kesimiyle metro hattının açılışı yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “31 Mart’a kadar burayı ücretsiz yapmak bence isabetli olur Abdulkadir Bey.” sözü üzerine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Anlaşıldı Sayın Cumhurbaşkanım, hayırlı, uğurlu olsun.” karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yalnız, metro ile ilgili adımları atın. Şu andaki belediye başkanı bunu da sahiplenir. Bunu, onun sahiplenmemesi için millete iyi anlatmak lazım. Murat (Kurum), sahip çıkın. Malınıza sahip çıkmazsanız bu adamlar sahip çıkar.” dedi.
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, “Anlaşıldı Sayın Cumhurbaşkanım. Anlatıyoruz, anlatmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>CHP Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, yerel seçime sayılı günler kala Cumhurbaşkanı’nın ve Bakanların “açılış”, “anahtar teslimi”, “temel atma” adı altında gerçekleştirdikleri toplantılarda AKP’li belediye başkan adaylarına oy istediklerini belirterek, vatandaşın vergisiyle yapılan harcamaları eleştirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi veren Karasu, önergesinde, bakanlıkların ve ilgili kamu kurumlarının bütçeleriyle gerçekleştirilen yatırımlar için “açılış”, “toplu açılış”, “anahtar teslimi”, “temel atma” törenleri düzenlendiğine dikkat çekti. Karasu, yapılan açılışların AK Parti’nin mitingleri için kullanıldığını, mitinge dönüştürülen bu törenlerde muhalefet partilerine haksız itham ve iddialarla saldırılarda bulunulduğunu ifade etti. Bakanların bu süreçte özellikle İstanbul’da açılış adı altında düzenledikleri bu toplantılarda siyasi mesajlara yer verdiklerini hatırlatan Karasu şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanı Anayasa’yı çiğneyip hamaset edebiyatıyla partisinin adaylarına oy istiyor. Masrafını devlete ödetiyor. Bakanlar da devletin parasıyla AKP’nin seçim propagandası yapıyor. Müslümanlıktan dem vuranlar, yetim parasını kendileri için kullanmaktan hiç ama hiç sıkılmıyorlar. Bazı bakanlar İstanbul’u adeta mesken tuttular, yatıp kalkıp AKP’nin İstanbul adayına oy istiyorlar. Açılışları, AKP mitinglerine ve siyasi şova dönüştürüp bir yandan oy devşirmeye çalışırken, bir yandan da başta CHP olmak üzere tüm muhalefet partilerine ağızlarına geleni söylüyorlar. Şikayetini, taleplerini dile getirmek isteyen vatandaşları yaka paça gözaltına aldırıyorlar. Düşün artık milletin yakasından”
“BU TÖRENLER İÇİN YAPILAN HARCAMANIN MİKTARI NEDİR?”
Karasu, soru önergesinde AKP döneminde seçim dönemlerinde yapılan bu tür uygulamaların sıradanlaştığını da belirterek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a şu soruları yöneltti:
“Bu uygulamalar hakkında, herhangi bir bakanlıkta ya da bakanlıklarda inceleme yapılmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir? Kamu kaynaklarıyla yapılan bu yatırımların, Bakanlıkların bütçesinden düzenlenen törenlerle iktidar partisine oy devşirilmeye yönelik mitinglerle dönüştürülmesi kamu yönetimi ve kamu yönetim ilkelerine uygun mudur? 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren her bir bakanlık ayrı ayrı gösterilmek üzere kaç açılış, toplu açılış, temel atma, anahtar teslimi vb. töreni düzenlenmiştir? Bu yatırımların bakanlıklara göre dağılımı ve bütçesi nedir? Belirtilen her bir açılış, toplu açılış, temel atma, anahtar teslimi vb. töreni için her bir bakanlığın bütçesinden yapılan harcama miktarı nedir? 1 Ocak 2024 tarihinden önergenin yanıtlandığı tarihe kadar olan dönemde Cumhurbaşkanı’nın katıldığı açılış, temel atma ve anahtar teslimi adı altında gerçekleştirilen törenler hangileridir? Bu törenler için yapılan harcamanın miktarı nedir?”
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Keçiören’deki Atatürk Cumhuriyet Kulesi açılış törenine katıldı. Erdoğan özetle şöyle konuştu:
“Malumunuz Ankara’nın Çankaya tarafında yapıldığı tarihten itibaren şehrin simgelerinden biri haline gelen bir Atakule’si vardır. Aynı mimarımızın tasarladığı Atatürk Cumhuriyet Kulesi ile şehrimize yeni bir sembol daha kazandırıyoruz. Tabii temelinin atılmasının üzerinden 20 yılı aşkın süre geçtikten sonra açılışını yaptığımız bu kulenin serencamı da ayrı bir hikayedir.
“ÇİFTLERİMİZİN DE YENİ HAYATLARINA BULUTLARIN ÜZERİNDE GİRECEKLERİ ANLAŞILIYOR”
Nikahlarını 152 metre yüksekliğindeki salonda kıyacak çiftlerimizin de yeni hayatlarına bulutların üzerinde girecekleri anlaşılıyor. Nasıl? Yani, bundan sonra herkes herhalde nikahını Keçiören’de kıymaya gelir.
“CUMHURBAŞKANI OLARAK BEN YANINDAYIM”
İnşallah bu kule Ankara’ya hizmet ettiği müddetçe Turgut Altınok kardeşimize edilen hayır dualar da sürüp gidecektir. Turgut kardeşimiz, çok değil 30-40 yıl önce imarıyla, altyapısıyla, çevre düzeniyle başkentin en sorunlu ilçelerinden birini en gözde yerleşim yeri haline getirmiştir. Kendisi inşallah bu birikimini, bu üretkenliğini, bu vizyonunu, bu çalışkanlığını 31 Mart’tan sonra Ankara’nın tamamı için kullanacak. 31 Mart’a kadar gece-gündüz demeden çalışmaya var mıyız? Kap kapı dolaşmaya var mıyız? Şu CHP zihniyetinin fetret devrinden Ankaramızı kurtarmaya var mıyız? Bunlardan bir şey olmaz. Bunların Ankaramıza, başkentimize verecekleri hiçbir hizmet yoktur, bundan sonra da olmayacaktır. Şehrin kaybolan son 5 yılını telafi etmenin ötesinde Ankara’yı Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak yeni bir dönemin kapılarını Turgut kardeşimizin açacağına ben inanıyorum. Cumhurbaşkanı olarak ben yanındayım. Cumhur İttifakı olarak biz yanındayız. Vereceğimiz desteklerle sadece Keçiören değil inşallah Ankaramız yeniden ayağa kalkacak. Yeniden Ankara’ya var mıyız?
Düşünebiliyor musunuz, yol yapmayan, hizmet üretmeyen, verdiği sözlerin arkasında durmayan siyasetçi profilleri arzı endam etmeye başlıyor. Ya, havalimanından şehir merkezine kadar şu yollarda en ufak bir adım atıldı mı? Yani, sadece Melih Bey’in döneminde atılmış adımlar var ama gel gör ki bu beyefendi geldi geleli yollarda ne asfalt ne şu ne bu hiçbir şey yok. E ben Ankaralıyım. Havalimanından şehir merkezine kadar ne yapıyorsak biz yapıyoruz. Metro filan bir şey yok. Derdi de yok. Hatta yaptığı hiçbir şey olmamakla övünen, bundan sonra da hiçbir şey yapmayacağını göğsünü gererek söyleyebilen siyasetçiler, belediye başkan adayları türedi Ankaramızda.
“BU ZİHNİYETİ 31 MART’TA SİYASETTEN TASFİYE ETMELİYİZ”
Nerede CHP belediyesi varsa her taraf dökülüyor, rezalet. Çünkü Rabbimiz bizlere ancak çalıştığımız kadarının karşılığını alacağımızı buyuruyor. Biz eser ve hizmet siyaseti diyerek gecemizi gündüzümüze katarken meydanı tembel siyasetiyle gençlerimize kötü örnek olanlara bırakamayız. Ankara başta olmak üzere ülkemizin en büyük şehirlerine tebelleş olan bu zihniyeti mutlaka ama mutlaka 31 Mart’ta siyasetten tasfiye etmeliyiz.
“HESAP UZMANI NEREDE? EMEKLİYE AYRILDI. BUNUN DA AKIBETİ AYNI, BU DA GİDECEK”
Desteleri gördünüz, değil mi? Dolarları gördünüz, değil mi? Hayırdır ya, ne iş bu? Bu durum başka bir dönemde başka bir partinin mensuplarının başına gelse yer gök yıkılırdı. Bir dönem ağızlarını her açtıklarında ne diyorlardı, ‘Ben hesap uzmanıyım.’ Şimdi hesap uzmanı nerede? Ankara’da bir apartman dairesinde. Emekliye ayrıldı. Bunun da akıbeti aynı, bu da gidecek. Ama belediye başkanı çok daha önceden gidecek. Onun için 31 Mart çok önemli. Ankara’da da İstanbul’da da İzmir’de de Allah’ın izniyle, bunları 31 Mart’ta emekli edeceğiz.
Başımıza bir de tüm bunları gördüğü, bildiği, yakinen şahit olduğu halde kazanmak değil sadece bize kaybettirmek için paçamıza yapışanlar çıktı. Kimler olduğunu biliyorsunuz, değil mi? ya sizin bizim paçamızda ne işiniz var ya? Peki, biz kaybedince kazanacak olanlar kim? Tabii ki tek parti faşisti CHP ve artık onun tescilli ortağı haline dönüşen DEM. Çaydaki dem değil ha.
Küresel krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı ve asrın afeti depremin getirdiği 104 milyar dolarlık ilave yük bizi hedeflerimizden uzaklaştırmadı. Fakat hiç arzu etmediğimiz sorunlara yol açtı. Bilhassa, çalışanlarımızın ve küçük esnafımızın yaşadığı refah kaybının farkındayız. Bunun üstesinden gelmenin yolu afaki söylemler değil, daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok kazanarak devletimizin imkanlarını arttırmaktır.
“ENFLASYONUN YILIN İKİNCİ YARISINDAN İTİBAREN HIZLI DÜŞÜŞÜNÜ BERABERCE İZLEYECEĞİZ”
Hem piyasaların hem vatandaşımızın gönlü rahat olsun. Cumhurbaşkanı Yardımcımızla, Hazine ve Maliye Bakanımızla, diğer Bakanlarımızla, bürokratlarımızla ekonomi programımızın başarısı için yoğun mesai sarf ediyoruz. Milli gelirden istihdama, ihracattan kamu mali dengesine kadar tüm göstergeler hamdolsun doğru istikamette gittiğimizi gösteriyor. En büyük sorunumuz olan enflasyonun yılın ikinci yarısından itibaren geçeceği hızlı düşüşü beraberce izleyeceğiz.”
]]>
Bakan Bak, Malatya’daki programı kapsamında Vali Ersin Yazıcı, Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ve AK Parti Malatya milletvekilleri Bülent Tüfenkci ve İhsan Koca ile Selçuklu dönemi mezarlığı Kırkkardeşler Şehitliği’ni ziyaret ederek dua etti.
Melekbaba Gençlik Merkezi’ne geçen Bakan Bak, burada gençlerle curling oynadı.
“Şehrim için, gençlik için ilk oyum AK Parti’ye” programında gençlere hitap eden Bakan Bak, gençlik yılları ve okul hayatını anlattı.
Üniversitede dersler verdiğini, mühendislik yaptığını anlatan Bak, hep siyasetin içerisinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olduğunu, Erdoğan’dan insanlara destek olmayı, yardımcı olmayı öğrendiğini ifade etti.
Siyasi hayatı hakkında da bilgi veren Bak, gençlerin bu süreçte ülke için çok kıymetli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın engelleri aşarak siyasette yol alan biri olduğunu, önüne ne engel koydularsa hep milletin, gençlerin desteğiyle aştığını hatırlatan Bak, “Gençlere milletvekili olma hakkını 18 yaşına indiren Cumhurbaşkanı’mızdır. Başörtüsü engelini kaldıran Cumhurbaşkanı’mızdır. Yapılmaz denen şeyleri yapan Cumhurbaşkanı’mızdır.” diye konuştu.
“Biz çılgın Türkleriz”
Erdoğan’dan öz güvenli olmayı öğrendiğini belirten Bakan Bak, şöyle konuştu:
“Biz Türk mühendislerinin yapabileceğini öğrendik. Ben yurt dışına giderken bana şunu söylemişti: ‘Bize lazım olanları al gel.’ ve bize öz güveni aşılayan odur. Biz yaparız. Ben gittiğim zaman da orada yurt dışında çalışırken de benim emrimde dört beş tane mühendis çalışırdı. Çünkü ben iyi bir mühendistim. Bize hep şunu söylediler. ‘Alman mühendisi yapar, İngiliz mühendisi yapar, Amerikan mühendisi yapar, onlar çok iyi yapar, onlar her şeyi yapar.’ Öyle bir şey yok. Bakın burada bir Türkiye var. Onların ‘siz yapamazsınız’ dediği, bize vermek istemedikleri pek çok şeyi biz yaptık. Kamerayı vermediler, kamerayı yaptık. İnsansız hava aracını vermediler, ‘Bozuk’ dediler. Şöyle dediler, böyle dediler, operasyonlarda vermediler? Ne oldu? Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu noktada savunma sanayine verdiği destekler var. Şimdi ne yapıyoruz? Kaan’ı da yapıyoruz. Kim yapıyor? Türk mühendisi yapıyor. Biz çılgın Türkleriz. Engel tanımayız. Yolumuzu açarız, yolumuza devam ederiz.”
Bak, her zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında yer alan Malatya’nın 31 Mart’ta da destek vereceğine inandığını belirtti.
Türkiye’nin dört bir yanında 50 gençlik kampları olduğunu, geçen yıl 300 bin gencin bu gençlik kamplarından faydalandığını belirten Bak, “Dene yap atölyeleriyle, kodlamayla, yazılımla çok güçlü bir Türkiye var. Özellikle de Sayın Cumhurbaşkanı’mızın önderliğinde spor devrini yaşamaktadır Türkiye. Türkiye’nin dört bir yanında spor tesisleri yapıyoruz, stadyumlar yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlık olarak en önemli çalışmalarından birinin bağımlılıkla, uyuşturucuyla, kötü alışkanlıklarla mücadele olduğunu dile getiren Bak, “Ailelere diyoruz ki çocuklarınızı spor tesislerimize getirin, gençlik merkezlerimize getirin, gençlik kamplarımıza getirin, çocuklarımız diğer arkadaşlarıyla kaynaşsın. ve kendilerini geliştirecek işler yapsınlar.” diye konuştu.
“Gençlerimize güveniyoruz”
Gençlere güvendiklerini, gençlerin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok destek verdiğini dile getiren Bak, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Biz gençlerimize güveniyoruz. İnşallah gelecekte de çok güzel işler yapacağız. Büyüyen, genç, güçlü bir Türkiye var. Türkiye Yüzyılı gençlerin yüzyılı olacak, Türkiye Yüzyılı sporun yüzyılı olacak, Türkiye Yüzyılı teknolojinin yüzyılı olacak. Biz büyüyen, gelişen, güçlü Türkiye istiyoruz. Bakın asla şunu unutmayalım. Recep Tayyip Erdoğan asla kimseden emir almaz. Sadece ve sadece rükuda eğilir. Hep dik durur. Diklenmeden dik durur. Milletine güvenir. Milletin adamıdır, sessiz yığınların sesidir, kimsesizlerin kimsesidir. O yüzden dünyada siyaset tarihinde üst üste 17 seçim kazanan, inşallah 18 seçimi kazanacak olan bir liderdir Recep Tayyip Erdoğan.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart yerel seçim çalışmaları çerçevesinde geldiği Konya’da Kılıçarslan Kent Meydanı’nda AK Parti Konya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen mitinge katıldı. Meydanda toplanan binlerce vatandaş tarafından coşkuyla karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşları selamladıktan sonra konuşmasına geçti.
Konya ile gönül bağlarının çok eskilere dayandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gençliğimizden beri girdiğimiz her mücadelede Konya’yı dimdik yanımızda bulduk. Konya her zaman bizimleydi. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nın inşasını da Konya ile gerçekleştireceğiz. Milletvekilliğinde yaklaşık yüzde 70 ve Cumhurbaşkanlığında yüzde 73 oranlarındaki destekle Konya ahdimize bağlı olduğunu bir kez daha ispatladı. Emniyetten sordurdum, meydanda ne kadar katılım var diye. Ne dediler, yollar hariç, hava limanından buraya kadar yollar hariç 110 bin. Konya bu. Her zamanki gibi Konya bu. Sizler bu duruşunuzla meselenin sadece seçim sandık değil, asıl meselenin kutlu bir davanın sancağını yüceltmek olduğunu tüm dünyaya gösterdiniz. Konyalıya sadakat ve siz bu sadakati bozmayın. Konya’nın 31 Mart’ta da rekor bir oyla belediyecilikte tarih yazacağına inanıyorum. Selçuklu başkenti Konya’ya da bu yakışır. Şehirler içinde emsali bulunmayan Konya’ya milli iradeye sahip çıkma konusunda da emsalsiz olmak yakışır. Konevi ile Mevlanaların yoldaşı Konya’ya oy vermek yakışır. Unutmayınız, Konya sadece kendi sınırlarından ibaret bir şehir değildir. Anadolu’ya başkentlik, nice şehirlere ev sahipliği yaptı. Sadece kendisi kalkınmak ve gelişmekle kalmadı, herkese faydası dokundu. Konya tüm mazlum ve mağdurlara el uzatarak yaralarını saran gönüllerini alan şehir vasfını sürdürüyor. Konya Büyükşehir Belediyemiz deprem bölgesinde yapmadık destek bırakmadı. Konyalı kardeşlerimiz de deprem bölgesinde yapmadık destek bırakmadı” dedi.
“Artık her bakımda yeni bir seviyeye çıkmak, en büyük ekonomi ve önde gelen siyasi güçler arasına girme noktasındayız”
Konya’dan aldıkları destekle 21 yıldır Türkiye’ye hizmet ederken çok yönlü mücadele içinde olduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkenin asırlık ihmal ürünleri ve altyapı eksikliklerini tamamlamak için gece gündüz çalıştık, vatan topraklarının her karışını yatırım ve eserlerle donattık. Hak ve özgürlük ihlallerini telafi edecek reformları hayata geçirdik. Sen mi yapacaksın? Sen mi edeceksin? Dediler. Vallahi o yaptı. Bunlarla kalmadık. Ülkemize yönelik sayısız saldırının önüne set çektik, tehditleri bertaraf ettik, emperyalistlerin hedefindeki Türkiye’yi nice tuzaklardan kurtardık. Siyasi, ekonomik ve askeri olarak güçlendirirken memleketin tüm potansiyelini kullandık. Eski Türkiye ile bugünkü Türkiye arasındaki farkı en iyi Konya’da görmek mümkündür. Ülkemizi sanayi, ticaret, tarım, turizm, kültür ve sanat şehri Konya’nın 21 yılda kat ettiği mesafenin şahidi sizlersiniz. Geldiğimiz noktada artık her bakımda yeni bir seviyeye çıkmak, en büyük ekonomi ve önde gelen siyasi güçler arasına girme noktasındayız. Yeter ki güve ve istikrar iklimini devam ettirebilelim” diye konuştu. – KONYA
]]>AK Parti Karabük Milletvekilleri AV. Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç ile İl Başkanı Ferhat Salt, Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya, sandık yönetim kurulu üyeleri ile bir araya geldi.
Yenişehir Gençlik merkezinde gerçekleşen eğitim toplantısının açılışında konuşan AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt, Karabük’te bir değişime ve yeni bir anlayışa ihtiyacı olduğunu söyledi.
Başkan Salt, “Yeni bir yola ve yeni bir bakış açısına ihtiyaç var. O açıdan önümüzde 15 günlük bir süreç kaldı.31 Mart seçimlerine kadar bütün teşkilat kademelerimizde, bütün teşkilat mensuplarımızla bu geride kalan vakti süreyi çok iyi değerlendirip, kapı kapı, hane hane, önce kendi evimizden, kendi komşularınızdan, kendi akrabalarınızdan, yakınlarımızdan başlamak üzere bu halkayı genişleterek, bu çalışmaları hep beraber icra edeceğiz. Bizler 2002’den bugüne kadar Karabük’te hizmet eserler ortaya koyuyoruz. Ama bakıyoruz ki yerel anlamda mahalli idareler anlamında bizler bu ortaya koyduğumuz siyaseti ve bu eser hizmetlerinden ortaya koyduğumuz bu hizmet ziyafetini yerelde yeterince istifade edemediğinizi görüyoruz. Diyoruz ki, Karabük’ün bu yıpranmışlığından, yorgunluğundan geride kaldığı bu süre içerisinde bizim buna bugün artık dur demenin vakti geldiğini söylüyoruz. 31 Mart ‘ın bir milat olduğuna inanıyoruz ve bu değişimi gerçekleştirecek kadrolar sizlersiniz” dedi.
“Cumhurbaşkanımızın son seçiminde zafer hanesine Karabük’ü yazmamız lazım”
AK Parti Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç, Cumhurbaşkanının geçen gün bir açıklama yapıp ‘Bu benim son seçimim’ dediğini hatırlatarak, ” 22 yılda Cumhurbaşkanımızla birlikte birçok seçime katıldınız. 17 seçim onunla beraber mücadele ettiniz. Nelerle karşı karşıya kaldınız? Ne iftiralarla, ne yalanlarla ne baskılarla. Şöyle geriye doğru hatırlayalım. Her seçimi, Allah’ın izniyle sizlerin gayretiyle, başarıyla bitirdik. Ama bugün cumhurbaşkanımızın son seçimine giriyoruz. Cumhurbaşkanımız bu seçimden sonra bir daha kanunen, hukuken aday olamıyor. Son seçim ama son üç seçiminde biz Cumhurbaşkanımıza maalesef Karabük’ü bir türlü hediye edemedik. Bu son seçiminde bir gayret etmemiz gerekiyor. Bütün kırgınlığımızı, dargınlığımızı bırakıp ‘Cumhurbaşkanım, bu son seçiminde sana Karabük’e hediye ediyoruz. Karabük’ü de senin seçim zaferlerinin içine yazıyoruz’ dememiz gerekiyor bence. Bu seçimin en önemlisi bence bu. Cumhurbaşkanımız son seçimde onun zafer hanesine Karabük’ü yazmamız lazım. Bu gerçekten çok önemli. Çünkü karşımızda her türlü siyasi algıyı yapabilecek bir yapı var. Bir sürü yalan yanlış video çekip yayınlıyorlar. Bir algı siyaseti devam ediyor. Bir sosyal medya belediyeciliği devam ediyor. Şimdi akşamları resimler çekiliyor, atılıyor. Işıklandırılmış resimler böyle. 4,5 senedir çalışmayanlar, ortada olmayanlar bir bakıyorsunuz ortaya çıkıp son 30-40 günde bir gayret, bir gayret. Asfaltlara, kaldırımlara, bakmalar, oraları yama yapmalar, oraya direk dikmeler, orayı boyamalar. Arkadaşlar gerçekten bir komedi filmi seyrediyoruz Karabük’te. Böyle bir film yapsalar, bir belediye başkanı olsa, o belediye başkanı çalışmasa çalışmasa son 30 günde böyle hızlanır bir şekilde çalışsa buna güleriz değil mi? Şimdi biz Karabük’te bir komedi filmi yaşıyoruz. Resmen bir komedi filmi.” dedi.
Milletvekili Keskinkılıç, Karabük’ün acilen değişim ve dönüşüme ihtiyacı olduğunu da ifade ederek, ” Türkiye’nin diğer şehirlerinde insanlar nasıl caddelerde, sokaklarda, nasıl evlerde yaşıyorsa siz de o şekilde yaşamaya layıksınız. Arkadaşlar çok ciddi bir tehdit altında Karabük. Kuzey Anadolu fay hattı Karabük’ün hemen üstünden geçiyor. Karabük’ün bina stoku maalesef bir depreme dayanma şansı yok. Karabük’ün 28 mahallesinden 23 mahallesi büyük bir tehdit altında. 2000 yılından sonra yapılan binaların hiçbirinin bu depremden sağ çıkma şansı yok. Ama büyük bir tehdit altındayız. Karabük Belediyesindeki değişim artık vicdani bir değişimdir. 15 yıldır bu kenti değiştirmeyenler, bu kenti dönüştürmeyenler, bu kentteki yorgun bina stoğunu ortadan kaldırmayanlar bu kente en büyük zararı verdiler. Allah korusun başımıza bir iş gelse bütün Karabük göçük altında kalacağız. Mutlaka Karabük’te değişim olmalı. Özkan Çetinkaya başkanımızın inancı, çalışması, ataklığı ve samimiyetiyle tevazusuyla Karabük yeni bir döneme girmeli. Bu artık bir zorunluluktur” diye konuştu. – KARABÜK
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nın Emekçileri İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından itibaren, görev aldıkları her yerde çalışanların haklarının teslimi için çaba harcadıklarını söyledi.
Türkiye’de 1 Mayıs tarihinin uzun yıllar gerginliğin, çatışmanın ve 1977 yılındaki menfur olayın sembolü olarak anıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tarihi 2008 yılında resmen Emek ve Dayanışma Günü, 2009 yılından itibaren de resmi tatil ilan ederek, işçilerle dayanışmalarını gösterdiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyona karşı çalışanları ezdirmemenin bir diğer prensipleri olduğunu belirterek, özellikle son yıllarda üst üste yaşadıkları salgından bölgesel savaşlara, küresel ekonomik krizden “asrın felaketi” olan 6 Şubat depremlerine rağmen bu duruşlarından taviz vermediklerini, 2024 yılında da bu hassasiyetlerini muhafaza ettiklerini vurguladı.
Bölgesel krizlerin ve istikrarsızlıkların yol açtığı mali yükü en az şekilde insanlara yansıtmanın derdinde olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla bir sosyal koruma ücreti olan ve çalışma hayatındaki ücret politikalarının en alt sınırını temsil eden asgari ücretin 17 bin liraya çıktığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece asgari ücrette bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 100 oranında artış olduğuna dikkati çekerek, asgari ücret desteğini 700 liraya çıkararak, ödemeyi sürdürdüklerini kaydetti.
“Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik”
Memurların aylıklarında ise 2024 yılı Ocak ayında enflasyon farkıyla birlikte yüzde 50’ye yakın bir artış sağladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu rakamlarla en düşük memur maaşının 2002 yılına göre reel olarak yüzde 300 oranında, nominal olarak ise 84 kat artış gösterdiğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde katlanarak artan emekli sayısına rağmen emeklilerin ücretlerinde de çok önemli iyileştirmeler yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha önce olmayan bayram ikramiyesini, bu uygulamayı getirerek emeklilerimize bayram sevinci yaşattık. Geçen sene emeklilerimizden gelen talepler doğrultusunda her bir emeklimize tek seferlik 5’er bin liralık ödeme gerçekleştirdik. Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik. Ramazan Bayramı ikramiyelerini inşallah 2 ila 5 Nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırmış olacağız. Devletimizin deprem bölgesiyle ilgili yükümlülükleri azaldıkça artan kaynağı emeklilerimiz ve çalışanlarımız başta olmak üzere, milletimizin istifadesine sunmaya devam edeceğiz. Bunun yanında enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürerek, tüm toplum kesimlerinde daha kalıcı refah artışı sağlayacağız.”
“Bu yanlışın müsebbiplerine sizler de gereken cevabı vermelisiniz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, emeğin karşılığı kadar önemli bir diğer konunun ise emeğin müdafaası olduğunu vurgulayarak, bu süreçte çok kritik rol üstlenen sendikaların ve konfederasyonların, yine kendi dönemlerinde rahat bir nefes alabildiklerini ifade etti.
Sendikacılık ile işçi, işveren ilişkilerini düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarının geçmişte hak ettiği değeri ve ilgiyi göremediğini, ihmal edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettiklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendikalaşma oranlarına ilişkin, “İşçilerde sendikalaşma oranı 2024 Ocak istatistiklerinde yüzde 15’i geçti. Memurlarda sendikalaşma oranı ise yüzde 74 oranına yükseldi. Her toplu görüşmemizde yeni imkanlar getirerek, memurlarımızın haklarını iyileştirmeyi sürdürüyoruz.” bilgisini paylaştı.
Ancak ülke ve millet yararına attıkları her müspet adımda olduğu gibi burada da muhalefetin engellemeleriyle karşılaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Toplu sözleşme ikramiyesi bu kazanımlardan birisidir. Yedinci Dönem Kamu Toplu Sözleşmesiyle üye sayısı yüzde 2’yi geçen sendikaların mensuplarına aylık 538 lira ödeme yapıyorduk. Ancak bu düzenleme ana muhalefet partisinin başvurusundan dolayı Anayasa Mahkemesi tarafından geçenlerde iptal edildi. Bu iptal kararıyla ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimiz maalesef 345 lira daha az aylık alacak. Bu da 2 yıllık toplu sözleşme sürecinde memurumuzun 8 bin 280 lira kaybı anlamına geliyor. Biz memurlarımızın haklarını genişletmek için gayret ederken, muhalefet ise bunları Anayasa Mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi bize karşı kışkırtmak için meydanlarda atıp tutuyorlar ama mahkeme kapılarını aşındırmaktan da maalesef geri durmuyorlar. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak üzerimize düşeni mutlaka yapacağız. Ancak bu yanlışın müsebbiplerine sizler de gereken cevabı vermelisiniz.”
“3600 ek gösterge düzenlemesini genişletme sözümüzü önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl yaptıkları 3600 ek gösterge düzenlemesiyle çalışan ve emekli 5,3 milyon kamu personelinin ek göstergelerinin yeniden belirlenmesini sağladıklarını, yine bazı istisna kadrolar dışında tüm kamu görevlilerinin ek gösterge rakamlarını 600 puan artırdıklarını dile getirdi.
Yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlara da ilk defa ek gösterge verdiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birinci dereceye yükselen tüm memurlarımızın faydalanacağı şekilde 3600 ek gösterge düzenlemesini genişleteceğimizi duyurmuştuk. İnşallah bu sözümüzü de önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz.” diye konuştu.
Çalışma hayatının en önemli istişare mekanizmalarından olan Çalışma Meclisi Toplantısını en son 2019’da emek dünyasının tüm temsilcileriyle bir araya gelerek gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çalışma Meclisi’nin “Çalışma Hayatının Gelecek Yüzyılı” temalı 13’üncü toplantısını gelecek aylarda gerçekleştirmeyi planladıklarını duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini tamamlarken, birliğin, dirliğin ve bereketin sembolü olan iftar sofralarını şereflendirdikleri için katılımcılara teşekkür ederek, her birine kazasız, belasız, verimli ve huzurlu çalışmalar diledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a konuşmasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından masa saati hediye edildi.
Programa katılan işçiler ve kamu görevlileri de hat sanatıyla hazırlanan ve Necm Suresi 39. ayetin yer aldığı tabloyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti.
Bir işçinin kız çocuğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kağıda çizdiği bir resmi hediye etti. Erdoğan da harçlık verdiği çocuğun elini öptü.
Programa, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, TİSK Genel Başkanı Özgür Burak Akkol, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile çeşitli sektörlerde çalışan işçiler ve kamu görevlileri katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından program sona erdi.
(Bitti)
]]>Temmuz 2023’te tutuklanan ve dün siyasi af kapsamında salıverilen Sonko ve yine dün salıverilen cumhurbaşkanı adayı olan sağ kolu Bassirou Diomaye Faye, başkent Dakar’da bir otelde basın toplantısı düzenledi.
Yabancı basının da yoğun ilgi gösterdiği toplantıda Sonko, seçimlerin şeffaf düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanı Macky Sall’i uyarırken destekçilerine de seçime güçlü katılım çağrısında bulundu.
Daha önce aldığı bir cezadan dolayı seçilme hakkını kaybettiği için cumhurbaşkanı seçiminde sağ kolu Faye’ı aday gösteren Sonko, Faye’e desteğini bir kez daha yineledi.
Sonko, “Her şey yolunda giderse ilk turda oyların yüzde 60’nı alacağız. İlk turda zafer bizim.” dedi.
“Parasal egemenlik yoksa egemenlik de yoktur”
Seçimi kazandıktan sonra da para biriminde reform yapmak istediğinin altını çizen Sonko, bu konuda önce bölgesel ardından ulusal düzeyde bazı çalışmalar yapacaklarını kaydetti.
Sonko, bölgedeki 8 ülke tarafından kullanılan Batı Afrika Frankının (CFA) kalkınmayı engellediğine vurgu yaparak “Parasal egemenlik yoksa egemenlik de yoktur.” ifadesini kullandı.
“İntikam peşinde değiliz ancak adalet yerini bulacak”
Temmuz 2023’ten bu yana tutuklu bulunan Sonko, Cumhurbaşkanı Sall’i işaret ederek “Yapacak işimiz çok, cadı avına zamanımız yok. İntikam peşinde değiliz ancak adalet de yerini bulacak.” dedi.
Sonko, 22 Mart’ta sona erecek seçim kampanyası için zamanın daraldığına vurgu yaparak “Önümüzde kazanmamız gereken bir seçim var. Çok zaman kaybettik. Adayımızın zaferi için sahada olacağız.” diye konuştu.
Otelin etrafında ve bahçesinde toplanan Sonko destekçileri ise basın toplantısını kurulan mobil ekranlardan izledi.
Sonko ve Faye, perşembe gece yarısı Dakar’daki Cap Manuel cezaevinden ayrılmıştı.
Sonko ve Faye’ın tahliyesi destekçileri tarafından sevinçle karşılanırken Dakar’ın birçok bölgesinde saatlerce kutlama yapılmıştı. Sonko’nun yaşadığı mahallede toplanan binlerce kişi saatlerce liderlerinin eve ulaşmasını beklemişti.
Sağ kolu cumhurbaşkanı adayı olmuştu
Muhalif lider Sonko, 28 Temmuz 2023’te kendisini kaydetmek isteyen bir jandarmanın cep telefonunu zorla aldığı için gözaltına alınmış, olaydan önce sosyal medyada destekçilerini eylem yapmaya çağırmıştı.
Sonko hakkında, “ayaklanma çağrısı yapma” suçlamasıyla tutuklama kararı çıkartılmıştı. Sonko’nun tutuklanmasından kısa süre sonra partisi PASTEF de feshedilmişti.
O tarihten bu yana tutuklu bulunan Sonko, daha önce Turizm Bakanı Mame Mbaye Niang’a iftira attığı gerekçesiyle aldığı mahkumiyetin onanmasıyla seçilme hakkını da yakın zamanda kaybetmişti.
Kendisi cumhurbaşkanı adayı olamayan Sonko, kendisine yakın ve sağ kolu olarak nitelendirilen Bassirou Diomaye Faye’i aday göstermişti.
Faye de 2023’te Sonko bağlantılı sokak olaylarında tutuklanmıştı. Hapishanedeyken cumhurbaşkanı adaylığı onaylanan Faye’nin seçim kampanyasını destekçileri yürütüyordu.
Seçime 3 hafta kala gelen erteleme
Cumhurbaşkanı Macky Sall’in 3 Şubat’ta seçimin ertelendiğini duyurmasının ardından başta Dakar olmak üzere birçok kentte sokak olayları yaşanmıştı.
“Kurumsal ve anayasal darbe yapmakla” suçlanan Sall, tansiyonu düşürmek için ulusal diyalog ve siyasi genel af sözü vermişti.
Senegal’de cumhurbaşkanı seçiminin 24 Mart’ta yapılmasına karar verilmesiyle cumhurbaşkanı adayları 9 Mart’ta seçim kampanyasına başladı.
Adayların kampanya süreci 22 Mart’ta sona erecek.
]]>ESMA TURAN
CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin linyit madeni sahası için kamulaştırılması kararını iptal etmesiyle ilgili “Biz Akbelen için 2 yıldır mücadele ediyoruz. Ancak o mücadele esnasında orada olmayanlar şu anda sanki bir zafer kazanılmış edasıyla ‘Biz bu kararı kaldırttık’ naraları atıyorlar. Bu doğru bir şey değil. Aslından seçimden sonra samimiyet testini göreceğiz” dedi. AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Aydın Ayaydın ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taleplerini yerinde görerek kararı kaldırdığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 11 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan 8247 sayılı acele kamulaştırma kararıyla Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı’nın çevresindeki 190 parsellik tarım arazisi, linyit madeni sahası olarak kullanılmak üzere Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmıştı. Karar, gelen tepkilerin ardından bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla iptal edildi.
“MADEN RUHSATI İPTAL EDİLİRSE SAMİMİYETLERİNE İNANIRIM”
Konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, şunları söyledi:
“Akbelen ile ilgili bir karar alınmıştı. Bu kararda acele kamulaştırma öngörülüyordu ancak bu karardan geri dönüldü ve karar yürürlükten kaldırıldı. Aslına bakarsanız bir hukuk devletinde kararlar bir gecede alınıp bir gecede vazgeçilmez. Ancak biz bunlara alışkınız. Biz özellikle Akbelen için 2 yıldır mücadele ediyoruz. Akbelen’deki aktivistler, Karacahisar, İkizköy halkı, Milas halkı, Muğla halkı burada mücadele veriyor. Ancak o mücadele esnasında orada olmayanlar şu an da sanki bir zafer kazanılmış edasıyla ‘biz bu kararı kaldırttık’ naraları atıyorlar. Bu doğru bir şey değil. Aslından seçimden sonra samimiyet testini göreceğiz. Seçimden sonra bakalım gerçekten de bu karar bu şekilde devam edecek mi yoksa yeniden bir gece Resmi Gazete’de yayınlanan kararnamelerle yeniden acele kamulaştırma kararı mı alınacak, bunu seçimden sonra hepimiz göreceğiz. Aslında orada arama ruhsatı da devam ediyor. Yani maden ruhsatı devam ediyor. Asıl oradaki sorunun kalıcı bir şekilde çözülmesi için, ormanların kurtulması için yapılması gereken oradaki maden ruhsatını iptal edilmesidir. Eğer maden ruhsatı iptal edilirse biz o zaman bu kararı samimi bir karar olduğuna kanaat getireceğiz. Ben zararın neresinden dönülürse kardır diye düşünüyorum ve Muğla’mızı için Akbelen için bu mücadelenin kısmen de olsa durdurulması bile bir başarıdır.”
“KAMULAŞTIRMA KARARINI CUMHURBAŞKANIMIZLA GÖRÜŞTÜK”
İptal kararının ardından AKP Muğla İl Başkanlığı’nda partililer ile birlikte açıklama yapan AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Aydın Ayaydın da şöyle konuştu:
“Kamulaştırma kararının ardından Sayın Cumhurbaşkanımızı telefonla aradım. Aynı günün akşamı iki kez görüştük. Cumhurbaşkanımıza olayı bütün yönleri ile anlattım. Sayın Cumhurbaşkanımız, olayı olduğu gibi anlattığımız vakit, olayı somut olarak ortaya koyduğunuz vakit, kesinlikle doğru neyse o yönde kararını geliştiren bir insan olduğu için bu olaya da sıcak baktığını gördüm. Ertesi gün de Sayın Cumhurbaşkanımız bizim olayı somut olarak bütün yönleri ile önüne koyduğumuz için Sayın Cumhurbaşkanımız tatmin oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız talebimizi yerinde görerek yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararı yayınlayarak bir önceki çıkan kararnameyi yürürlükten kaldırdı. Şu an itibarıyla İkizköy’de Çamköy’de ve Karacahisar köyünde 192 parselin kamulaştırılması konusu gündemden kalkmıştır. Biz her zaman Muğlalı hemşerilerimizin, çiftçilerimizin, köylülerimizin yanındayız, yanında da olmaya devam edeceğiz.”
]]>
ANKARA – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iftarda ziyaret ettiği Taş ailesi heyecanını paylaştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan Ramazan’ın 3’üncü günü Taş ailesini ziyaret ederek iftara katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaret ettiği aile o anları anlattı. Baba Ali Osman Taş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geleceğine ilk başta inanamadığını belirterek, “Öncelikle çok inanmamıştım. Yani öyle bir şey olduğunu düşünmemiştim. Sağ olsun bizi ziyaret etti. Çok heyecanlıydık. Şu anda da o heyecanı devam ediyor. Çok güzel geçti misafirliğimiz. Çok güzel oldu. İşte seçimlerden konuştuk. Aile sorunlarımızı sordu. Çocuklarımızın okul durumlarını sordu, iş hayatımızı sordu, gayet iyiydi” ifadelerini kullandı.
3 çocuk annesi Buse Taş ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve eşi Emine Erdoğan’ı aileden birisi gibi ağırladıklarını söyleyerek, “Cumhurbaşkanımızı bugün iftarda ağırladık, çok memnun kaldı. Kendisinin samimiyeti, eşinin samimiyeti, bütün evimizi kapladı. Yani bir cumhurbaşkanı gibi değil de bir aile, bir, akraba bir dostumuzu ağırlamış gibi bize o kadar samimi geldi ki çok memnun kaldık. Allah başımızdan eksik etmesin, çok heyecanlıydı. Hala heyecanımız devam ediyor. İlk öğrendiğimizde inanamadık çünkü yani bu bir nasipti. Bu da bizi geldiğinde biz çok şaşırdık, yok gelmezler falan diye düşündük ama sabah kalktığımızda gerçekten geleceklerini anladık. Çok heyecanlı bir şekilde hazırlıklar yaptık. Çok güzeldi. Bizim için şahane ve unutulmaz bir gündü” ifadelerine yer verdi.
Emine Erdoğan’ın kendi yaptığı turşuyu çok beğendiğini söyleyen anne Buse Taş, “Güveç yaptım, güvecimizi yediler ve beğendiler. Turşumuzu çok beğendiler. Çubuk turşusuydu, kendimiz yaptık. Emine hanım turşumuzu çok beğendi. Teşekkür ediyorum ona da. Çok ilgiliydi, çocuklarımla ayrı ayrı ilgilendi. Her birinin derslerini okullarını sordu. Eşimin işini sordu” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyaret ettiği ailedeki çocuklarla ilgilendi. Evin çocuklarından Esengül Taş, Erdoğan’ın kendilerini ziyaret ettiği için çok mutlu olduklarını söyleyerek, “Öncelikle ben çok şaşırdım, inanamadım. Annemden duyduğumda ben okuldaydım. Okuldan çıkınca annem aradı, hızlı gel eve dediler. Cumhurbaşkanımız gelecek eve dediler, bir şok geçirdim zaten telefonu açtığım zaman. Hızlıca geldim, her yerde polis vardı. O zaman zaten olayın hakikatini öğrendim, ilk inanmamıştım. Sonra tabii ki bize geldiler, mutlu olduk, çok mutlu olduk o duygular yani anlatılamaz bir şekilde evimizi neşelendirdiler, gerçekten soframıza neşe kattılar. Bizimle birlikte bir iftar açtılar. Bu bizim için bence bir nasip ve çok mutlu olduk biz açıkçası bize gelmelerinden dolayı. Çok seviyoruz Cumhurbaşkanımızı, Allah başımızdan eksik etmesin” şeklinde konuştu.
İmam hatip mezunu olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile imam hatip dersleri hakkında konuştuğunu söyleyen Esengül, “Okulumuzu sordu, bizimle tek tek ilgilendi. İsteğiniz var mı diye sordu. Derslerimizi sordu. Ben imam hatip mezunu olduğum için, o da sayın Cumhurbaşkanımız da imam hatip mezunuymuş. Biraz dersler hakkında konuştuk, imam hatip ile alakalı. Biraz ilgilendi benimle açıkçası çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
]]>Bakan Fidan, Kırıkkale Belediyesince düzenlenen iftar programında hitap etti.
Fidan, “21 yıldır Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğinde ülkemizin çok çeşitli alanlarda sadece gelişmekle kalmadığını, aynı zamanda bölgesinde, kendi coğrafyasında etki üreten, etki oluşturan, oyun kuran, oyun değiştiren bir güç haline geldiğini de çok yakından gördük.” dedi.
20 yıldır çeşitli görevlerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında hizmet ettiğini kaydeden Fidan, “Devletimize hizmet eden bu organlar, yıllar önce yine vardılar. Ama oyun değiştirici faaliyetler yapmak, icraat üretmek, iş ortaya çıkarmak çok güçlü bir liderlik ve duruş gerektiriyor.” ifadesini kullandı.
Fidan, son 20 yıldır Türkiye’nin oyun değiştirici hamlelerinin olduğunu, tarihsel adımlar attığını ve tarihsel başarılar kazandığını belirterek, bunun en önemli nedeninin “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği” olduğunu dile getirdi.
Bakan Fidan, “En büyük fark bu liderliğin ortaya çıkışıdır ve giderek güç kazanmasıdır. Sizin verdiğiniz destekle, sizin verdiğiniz oylarla Cumhurbaşkanımızın memlekete hizmet etmesi, kendi vizyonuyla ülkemizin bağımsızlığı, bütünlüğü, beraberliği için, gelişmesi için, refahı için çalışması, sizin ortaya koyduğunuz siyasi duruş ve güçle oluyor. Bunu hiçbir zaman unutmayın.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “uluslararası sisteme, adaletsizliklere karşı dik duruşunu, adalete haykırışını”nın her zaman görüldüğünü aktaran Fidan, Gazze’de Filistinlilere yapılan zulüm, işkence ve haksızlığın haddi hesabının olmadığını belirtti.
Fidan, “30 binden fazla Gazzelinin kadın ve çocuk demeden şehit edildiğini” belirterek, şunları kaydetti:
“Her türlü savaş hukukunun, savaş kurallarının ihlal edildiği, hiçe sayıldığı bir kirli katliamı, yok edişi bütün dünya büyük bir sessizlik içerisinde seyretmekte. Türkiye bütün bu sessizlik içerisinde sesini yükselterek sadece bu adaletsizliği ifşa etmekle kalmıyor, bütün dünya ülkelerini, onurlu ülkeleri ayağa kalkmaya, bu haksız zulme, katliama karşı durmaya davet ediyor. Bunun için güçlü bir liderlik, kendini ispat etmiş samimi bir duruş gerektiriyor. Bu da Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’yle olan bir duruş.”
“(Kırıkkale’de) Savunma sanayiinde yeni kurulacak olan fabrikaların ne kadar önem taşıdığını, taşıyacağını göreceğiz”
Fidan, Kırıkkale’nin şu anda savunma sanayisinde neredeyse Ankara’yla yarışır duruma geldiğine işaret ederek, “İnşallah şu anda yapılması planlanan projelerle de daha büyük hamlelerin atılacağını görüyoruz. Ben bunları görmekten gerçekten devletim adına, milletim adına özellikle milli güvenlik sistemimiz adına gurur duyduğumu, iftihar ettiğimi bir kez daha ifade etmek istiyorum.” değerlendirmesini yaptı.
Bunun, “Kırıkkale’nin Türkiye’nin geleceğinde ve bugününde oynadığı ve oynayacağı rolün en büyük göstergesi” olduğunu vurgulayan Fidan, “Özellikle savunma sanayiinde yeni kurulacak olan fabrikaların, önümüzdeki yıllarda burada açılacak olan işletmelerin ve yan sanayinin ne kadar önem taşıdığını, taşıyacağını hep beraber göreceğiz. Kırıkkale bu nedenle büyük oranda işçi, mühendis ve çalışana ev sahipliği yapmakta ve bunun da sayısı giderek artmaya devam ediyor.” diye konuştu.
“Kırıkkale nüfus yoğunluğuna göre en fazla şehit veren illerin başında”
Kırıkkale’nin nüfus yoğunluğu dikkate alındığında orantısal olarak en fazla şehit veren illerin başında geldiğine dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıllardır çok çeşitli cephelerde, çeşitli savaşlara girmiş birisi olarak, birçok şehit kardeşimizin ailesine bizatihi gidip bu haberi vermek zorunda kalan biri olarak bunun nasıl bir onur olduğunu, nasıl taşınması gereken bir gurur olduğunu çok yakından biliyorum. Ama aynı zamanda yakınlarına nasıl bir sabır gerektiren his ve acı verdiğini de biliyorum. Bu acıyla gururu yaşayan bu asil milletin evlatlarının önemli bir kısmının Kırıkkale’de olması ve Kırıkkale’nin bu vasfıyla tebarüz etmesi inanın her şeyin üstünde. Bunun getirdiği bereket, bunun getirdiği anlam, bunun getirdiği milli duruş, milli şahsiyet hiçbir şeyle ne ölçülebilir ne de anlatılabilir.”
Bakan Fidan, Kırıkkale Belediye Başkanı Mehmet Saygılı’nın iki dönemdir canla başla çalıştığını belirterek, Saygılı’nın “iki dönemdir ortaya koyduğu hizmetle üçüncü dönemde taçlandıracağı projeleri ve hizmetlerin hazırlığını yaptığını” dile getirdi.
Kırıkkale’ye çağ atlatacak projelerin hayata geçirilmesi için bunun en büyük fırsat olduğunu kaydeden Fidan, Kırıkkalelilerin Saygılı’ya desteğinin önemli olduğunu aktardı.
Bakan Fidan, Kırıkkale temasları kapsamında Vali Mehmet Makas, Belediye Başkanı Saygılı ve AK Parti İl Başkanlığını da ziyaret ederek, kent merkezinde esnaf ziyareti yaptı.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, birtakım ziyaretlerde bulunmak üzere Bingöl’e geldi. Valilik ve iş dünyası ziyaretlerinin ardından düzenlenen iftar programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, burada vatandaşlara hitap etti.
“20-21 yıllık bir döneme asırlık hizmetleri sığdırmamız mümkün oldu”
AK Parti’nin 21 yıllık dönemde asırlık hizmetler yaptığını belirten Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanımız sürekli üzerinde durur şöyle söyler; ‘biz bu millete efendilik yapmaya değil hizmetkar olmaya geldik’ der. Biz de onunla birlikte yol arkadaşları olarak, bu millete efendilik değil hizmetkar olma anlayışıyla gece gündüz koşturuyoruz. Masa başında değil, alandayız. İnsanımızla birlikteyiz, her an milletimizle iç içeyiz. Cumhur İttifakı olarak biz, millete hizmetkar olmayı en büyük şeref olarak görüyoruz ve bu anlayışladır ki, 20-21 yıllık bir döneme asırlık hizmetleri sığdırmamız mümkün oldu. Bu anlayışla eser ve hizmet siyaseti anlayışıyla da yolumuza devam edeceğiz” dedi.
“Geçen yıl dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyümeyi başardı”
Türkiye ekonomisinin geçtiğimiz yıl ciddi bir büyüme gösterdiği vurgulayan Yılmaz, “Siyasi istikrarımız var çok şükür. 21 yıldır siyasi güven ve istikrar ortamında Türkiye yoluna devam ediyor. Bu hava gibi su gibi bir şey değerli arkadaşlar, olmayınca insan kıymetini belki daha iyi anlıyor varken yeterince belki göremiyoruz şunun altını ben çizmek isterim; siyasi istikrar yoksa güven ortamı yoksa ne ekonomimiz gelişir kalkınma sağlarsınız ne huzur ve güven ortamınız olur ne de uluslararası alanda hak ettiğiniz saygınlığa kavuşursunuz. Dolayısıyla bütün bu alanlarda ülkemizi hak ettiği yerlere taşımamızın zemini en güçlü zemini güven ve istikrardır. Siyasi güven ve istikrardır. Bu da bugün var. Başımızda Cenabı Allah eksikliğini vermesin güçlü bir liderimiz var. Dünyanın, Türkiye’nin zor bir döneminden geçiyoruz. Kuzeyimizde savaş, güneyde çatışmalar, savaşlar, diğer taraftan pandemi sonrası dünya hala tam olarak toparlanabilmiş değil. Bunların üstüne bir de tarihimizin en büyük afetini yaşadık. Maalesef 11 ilimiz, 14 milyon insanımız bu afetten etkilendi. Bütün bu ağır koşullara rağmen, çok şükür Türkiye güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor. Geçen yıl dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyümeyi başardı. Dünyanın 1,5 puan üstünde. Bütün bu olumsuzluklara rağmen. Diğer taraftan ihracatımız 256 milyar doları buldu, turizm gelirimiz 54 milyar doların üzerine çıktı, istihdamımız 32 milyon seviyesini aştı. Tarihimizde ilk defa milli gelirimiz 1 trilyon dolar seviyesini geçerek 1,1 trilyonun da üstüne çıktı. Kişi başına gelirimiz 13 bin 110 dolarlara ulaştı. Bütün bunlar Türkiye’nin geçen yıl sağladığı başarı” diye konuştu.
“2026’da ise Allah’ın izniyle yeniden tek rakamlı enflasyon rakamlarına ulaşacağız”
Enflasyonda düşüşler yaşanacağın altını çizen Yılmaz, “Nerede sıkıntımız var, enflasyonda. Reel ekonomi de gerçekten çok iyiyiz. Üretim artıyor, ihracat artıyor, büyüme artıyor, turizm gelirlerimiz artıyor. Sıkıntımız fiyat istikrarında bu noktada da yeni planlarımızı, programlarımızı yapmış durumdayız. Orta vadeli programımızı hayata geçiriyoruz. Adım adım inşallah o konuda da sonuçlar alacağız. Yıllık bazda sonuçların alınması biraz zaman istiyor, bu Mayıs’tan sonra Haziran, Temmuz gibi yaz döneminde yıllık bazda belirgin bir düşüşü hep birlikte göreceğiz inşallah. 2025 yılında orta vadeli programımıza göre yüzde 15’lere düşecek, 2026’da ise Allah’ın izniyle yeniden tek rakamlı enflasyon rakamlarına ulaşacağız. Bu bir süreç. Planımızı, programımızı yapmış durumdayız. Adım adım bunu hayata geçiriyoruz” dedi.
“Ekonomik politikalarımıza gölge düşürmeye çalışanlara lütfen itibar etmeyin”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, açıklamasını şu şekilde tamamladı:
“Bazıları tezvirat yapıyorlar, efendim bu seçimlerden sonra şu alacak bu olacak, ülkede şöyle şeyler değişecek. Değerli arkadaşlar, bunlara hiçbir şekilde prim vermeyin. Spekülasyonlara, manipülasyonlara hiçbir şekilde prim vermeyin. Sayın Cumhurbaşkanımızın dediğine bakın, bizlerin söylediğine bakın, yetkili kurumların ifadelerine bakın, yetkin bilim adamlarının, analistlerin söylediklerine bakın. Sosyal medyada dedikodularla, ekonomik politikalarımıza gölge düşürmeye çalışanlara lütfen itibar etmeyin. Seçim yerel seçim. Sonuçta genel bir seçim yapmıyoruz. Meclisimiz burada ve çoğunluğumuz var. Sayın Cumhurbaşkanımızı seçtik 5 yıl ve başımızda. Dolayısıyla genel politikalar itibariyle yerel seçimden sonra bir değişim beklemek, hiçbir şekilde temele sahip değil. Hiçbir şekilde gerçekçi değil. Bunun altını özellikle çizmek isterim. Biz orta vadeli programımız ilan ettik, arkasında da büyük bir siyasi irade var. Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi var. Bizzat kendisi bunu ilan etti. ve bu orta vadeli programı adım adım hayata geçirmeye devam edeceğiz. Kimseye bir sürpriz yapma niyetimiz de yok. Programımız açık ve şeffaf, orada yol haritamız var, isteyen alır orada okur, çerçevemizi görür. Genel hatlarıyla yol haritamız ortadadır, bu yol haritamızı da kararlı bir şekilde güçlü bir şekilde hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu anlamda seçim sonrasına ilişkin spekülasyon yapmaya çalışanlara lütfen prim vermeyelim.”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iş dünyası toplantısının ardından iftar programına katılmadan Bingöl’den ayrıldı. Programa AK Parti Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek ile Zeki Korkutata, Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. – BİNGÖL
]]>Bakan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Mardin’de 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Parkı’ndaki düzenlenen miting öncesi yaptığı konuşmada, bugün Mardin’in, sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya sevgiyle, birliktelikle, kardeşlikle yazılmış bir mesaj verdiğini, bu mesajı yeryüzünün dört bir yanına taşıyacaklarını belirtti.
Bu birlikteliği daha nice yıllara taşıyacaklarını ve nice zaferlere ulaştıracaklarını kaydeden Işıkhan, bugün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Mardin’de ağırlamanın gururunu yaşadıklarını bildirdi.
Bu aziz topraklarda sevgi ve bağlılıkla buluştuklarını ifade eden Işıkhan, şöyle konuştu:
“Bir tarafta Mardin’e, Mardinlilere sevdalı dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan diğer tarafta ülkesine sevdalı liderine sevdalı, Cumhurbaşkanına sevdalı Mardinli kardeşlerim. Bugün Mardin’de hasret vuslata dönüşüyor. Bugün sevdalılar birbirine kavuşuyor. Mardin, sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda bir mirastır.”
Bu şehirde her taşın altında bir tarih yattığını, her sokağın bir hikaye anlattığını dile getiren Işıkhan, bugün, bu hikayenin bir parçası olmak için burada bulunduklarını anlattı.
Mardin’in çocukları olarak bu topraklara ve birbirlerine sevdalı olduklarını ifade eden Işıkhan, şöyle devam etti:
“Bu sevda, bizi ayakta tutan, bizi bir arada tutan en önemli güç. Bugün burada, dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ülkemizin geleceğine olan inancımızı daha da pekiştiriyoruz. Onun liderliğinde ülkemizin kalkınma ve ilerleme hedefleri doğrultusunda birlikte yürümekten büyük mutluluk duyuyoruz. Liderimizin vizyonu, bizlere ilham veriyor ve geleceğe dair umudumuzu güçlendiriyor. Onun vizyonuyla Mardin’in daha da yükseklere yürüyeceğine inanıyoruz. Sizler Mardinli hemşerilerim gücün ta kendisisiniz. Ülkenize, liderinize ve birbirinize olan sevdanız, hiçbir güç karşısında yenilmez. Ben, Mardin’in Cumhurbaşkanımıza olan sevdasına inanıyorum. Mardin’in yıllardır büyük bir fedakarlıkla, samimiyetle çalışan, ak teşkilatına güveniyorum, inanıyorum. Bugünden itibaren çalınmadık kapı, dokunulmadık gönül, ulaşılmadık tek bir insan dahi bırakmayacaklarına yürekten inanıyorum. 31 Mart’a kadar kapı kapı dolaşıp, Mardin’i gerçek belediyecilikle buluşturmaya hazır mıyız? 1 Nisan sabahı AK Parti’mizin zaferini hep birlikte kutlamaya kararlı mıyız? Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a vefa borcumuzu ödemeye hazır mıyız? Bizde bu bayrak sevgisi, bizde bu memleket, millet sevdası oldukça hiçbir mücadele sırtımızı yere getiremez Allah’ın izniyle.”
“Şırnak çok kısa bir süre içerisinde bir petrol şehri oldu”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da Türkiye Yüzyılı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye’yi enerjide bağımsız kılmak, kendi kendine yeten, ayakları üzerinde duran, güçlü, büyük, müreffehi bir ülke olması için gece gündüz çalıştıklarını bildirdi.
Şırnak’tan geldiklerini aktaran Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Şırnak çok kısa bir süre içerisinde bir petrol şehri oldu. Gabar’da Türkiye’nin en büyük petrol sahalarını keşfettik. 37 bin varil petrolümüzü orada üretiyoruz. Ama inşallah Mardin’de de bu sene kazacağımız iki kuyuda Allah bize keşif nasip ederse Mardin de bundan nasibini alacak. Mardin ile beraber büyüyeceğiz. İnşallah Mardin de büyük bir enerji şehri olmaya adım atmış olacak. 2002 yılında Cumhurbaşkanımız iktidara geldiğinde sadece Türkiye’nin 5 şehrinde doğal gaz varken bugün Mardin’de, Mardin’in ilçelerinde doğal gaz var. Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla Türkiye’de 81 ilde doğal gaz var.”
]]>” Cumhurbaşkanımızın Karabük’e özel ilgisi var”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem Karabük’le alakalı, hem de kendisi ile ilgili olarak özel ilgisi olduğunu ifade eden Başkan adayı Çetinkaya,” Çünkü zamanında Cumhurbaşkanımızda 39 yaşında genç bir belediye başkanıydı İBB’de. Biz de ondan üç yaş küçük bir kardeşi olarak, yine aday olarak bugün AK Parti’nin en genç belediye başkan adayıyım. Yani baktığımızda Cumhurbaşkanımızda süreci iyi takip ediyor ve birçok kez de görüşmemizde de sen seçimi al, hizmet noktasında, proje noktasında Karabük’ü ihya edeceğiz dedi. Hedefimiz her zaman vatandaşımızın, halkımızın, milletimizin hizmetkarı olmak. Ben milliyetçi ve muhafazakar bir yani bulunduğum toplum muhafaza etme değerlerimi kültürümü ailemi, bayrağımı dinimi muhafaza etmeye çalışan demokrasinin cumhuriyetini muhafaza etmeye çalışan bir bireyim” ifadesinde bulundu.
“Bana yapamaz diyenler 15 yıldır bu kataloglarda aynı projeleri sunuyor”
Katıldığı canlı yayında projelerin diğer partilerin adayları tarafından eleştirildiği yönündeki soru üzerine Çetinkaya, ” Emeklilere vereceğimiz destek var. İhtiyaç sahibi olan emeklilerimiz var. Atıyorum taksiti var, kirası yüksek, müşkül bir duruma düşmüş, düğün yapmış, biz orada iyi niyetliyiz. Burada bin TL için gelip de bizi çok böyle zorlayacak durumuda Biz burada Kent Kart kültürüne geçeceğiz şehirde. Bunu sadece emeklimiz değil, gençlerimize, kadınlarımıza kadar kullanacağız. Emeklimizin kent kartına yükleyeceğimiz bin TL’yi yerel marketlerden ve yerel esnaflardan alışverişlerini yapacak. Biz bunu tesis edeceğiz. Şimdi ben bunu söylüyorum, ihtiyaç sahibi emekliye ben bunu veriyorum diyorum. Sonra projelerimi açıklıyorum bana yapamazsın diyorlar. İşte Gar sahası ortada, bakan diyor, yapacağız, tahliye edeceğiz diyor, ısrarla yapamazsın diyorlar. Şimdi kardeşim sen ne yapacaksın? Bana onu anlat. Herkes aynı söylemde ama kardeşim benim arkamda Cumhurbaşkanı var. Ben hükümet partisiyim. Bugün hükümet partisinin belediyelerinde bunlar uygulanıyor zaten. Bugün çeyiz desteğini benim birçok partimin belediye başkanlığı veriyor. Bugün gençleri destekleri veriyor. İşte hepsinde öğretilmiş çaresizlik var. Adaylarda da var bu öğretilmiş çaresizlik. Araç çayını yapacağım diyorum, yapamaz diye herkes kuduruyor. Kastamonu, Amasya Kırşehir yapıyor, herkes yapıyor. Bizim Karabük’e gelince başta adaylar hopluyor, yapamaz diye. Ben yapacağım diyorum. Ben Cumhurbaşkanıma, bakanıma gideceğim, vekillerimi aktif kullanacağım ve ben bu dere kenarını da gar sahasını yapacağım. Bana yapamaz diyenler 15 yıldır bu kataloglarda aynı projeleri sunuyor. Nasıl olacak o iş? Bana yapamaz diyorsun. Arkamda bakan var, cumhurbaşkanı var, bütçe var diyorum. Bugün birlik var, beraberlik var diyorum. Ama bana bunu diyen arkadaşlar hala bu çay kenarına doğru proje çiziyor” diye konuştu
“Ben beş yılda bu kataloğu yapmazsam o zaman bana sorsunlar”
15 yıl geçmiş ve dördüncü seçime gidiyoruz hala Gar sahası ve Araç çayı kenarına proje çiziyoruz diyen Çetinkaya, “Daha önce Mehmet Ceylan ve Burhanettin Uysal’ın da vardı, şimdi benim de var. Ama biz seçilmediğimiz için bunu gerçekleştirmedik. ya bu arkadaş her seferinde seçiliyor. Üç seferdir seçiliyor. Artık Gar sahasının ihya olma zamanı gelmedi mi? Bugün açılış yapılması gerekmez miydi? Bugün araç çayının kenarı sosyal tesislerle donatılsaydı olmaz mıydı?. O açıdan şimdi kimse bizi sorgulamasın. Bize bir dönem versinler, beş yıl. Ben beş yılda bu kataloğu yapmazsam o zaman bana sorsunlar. Bu Araç çayı modernize olmazsa bana o zaman sorsunlar. Bugün hepsi bakıyorum bana canlı yayınlarda laf atıyor. Niye atıyorsunuz? Ben miyim belediye başkanı. Belediye başkanı ben değilim ama 1 Nisan sabahı ben olacağım bu görünüyor. O açıdan da görüyorum ki herkes böyle ufaktan bir şeyler yapmaya çalışıyor. O açıdan Gar sahasını, Araç yayını yapacağız ve Karabük’e modern konutlar, depreme dayalı konutlar yapacağız ve artı sosyal projemizi hayata geçirerek aklımızdaki Karabük’ü inşa edeceğiz” diye konuştu.
“Sahada güzel bir karşılık var, bir enerji var”
Sahada güzel bir karşılık ve kendisine yönelik iyi bir enerjinin olduğunu da anlatan Özkan Çetinkaya, “Balıklar kayasındaki kavşağı biz hükümete yaptırabilir miydik? Yaptırabilirdik. Oraya verilen parayla bu emeklilere üç yıl, dört yıl, bir dönem destek verebilirdin. TÜBİTAK bu bilim merkezlerini yapıyor. Aynısını yapıyor daha iyisini yapıyor. İşte bir kontak olsa bunlar bedava yapılacak işler. Hükümetin yaptığı işler. O kaynaklar belediyenin kasasında kalırdı. Biz kaynak oluştururuz, kaynakta sıkıntı yok. Kimse bizi eleştirmesin. Yapamazsak o zaman eleştirin. Siyaset iddia işi, eleştiri işi değil. İddian varsa çık kardeşim iddianı konuş. Ben de bunu yapacağım, öyle diyeceğim, böyle diyeceğim. Ama sen gel yok o öyle yok böyle. Hepsinin ağzı bir, niye? Çünkü 36 yaşındaki adam almış üç boy önde gidiyor. Şimdi sahada güzel bir karşılık var, bir enerji var. Bu da son on günde iyi hissediliyor. Ben buranın öz evladıyım bu programlar olunca en çok sevinecek olan benim. Burası benim memleketim. Bu proje hayata geçtiğinde en çok sevinecek olan benim. O açıdan kimse benim projelerime de benim paketlerime de laf etmesin. Herkes kendine baksın ne verebiliyor? Onu konuşsun. 5 yılın sonunda ben bunları hayata geçirmezsem o zaman kim ne derse desin boynumun borcudur. Ben daha ilk defa aday oldum ve ilk defa belediye başkanı olacağım. İlk defa broşür yaptırdım ve ilk defa söz veriyorum. ya demem şu benim 5 yıl sonra görecekler bak, hepsini açılışını yapacağız. Çalışırsan Karabük’te aşamayacağımız hiçbir şey yok” diye konuştu. – KARABÜK
]]>Tunç, bazı programlara katılmak üzere bulunduğu Beypazarı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir soru üzerine, İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde 1 kişinin öldüğü, 4 kişinin yaralandığı trafik kazasına yönelik soruşturmanın sürdüğünü bildiren Tunç, kazaya karışan sürücü ile annesinin Mısır üzerinden ABD’ye geçtiğini, adli yardımlaşma kapsamında ABD ile gerekli yazışmaların yapıldığını belirtti.
Şüphelilerin iade dosyası ve geçici tutuklama evrakının 7 Mart’ta ABD’ye iletildiğini aktaran Tunç, “Bugün itibariyle de ABD’den bize cevabi yazı geldi. Bu cevabı yazıda istenen bazı belgeler var. Bu belgeleri de tamamladık. Buradaki süreci takip ediyoruz.” diye konuştu.
Soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca takip edildiğini söyleyen Tunç, şu bilgileri verdi:
“İstanbul Eyüpsultan’da gerçekleşen, 1 kişinin vefatıyla, 4 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan bir trafik kazası. Sonrasında 18 yaşından küçük sürücü ve annesinin yurt dışına gittiği, soruşturmadan kaçtıkları belirlendi. Bu kapsamda hemen adli süreci, özellikle hem önce Mısır’dan, sonra ABD’den talep ettik. İadesini talep ettik. Hem diplomatik yollardan talep ediyoruz hem de Interpol aracılığıyla bunlar gerçekleşiyor. Umut ediyoruz ki ABD iade konusundaki talebimizi olumlu karşılasın ve buradaki yargılama süreci de devam etsin. Yine dün itibariyle bu kapsamda 2 gözaltı gerçekleşti. Kaza sonrası olay yerine gelen ve sonrasında anne ve oğlunu havaalanına bırakan kişi gözaltına alındı. Yine 18 yaşından küçük sürücünün babasının şoförü, oradaki mağdurlardan birinin telefonunu emniyete teslim eden kişiyle ilgili olarak da yine gözaltı kararı verildi. Onlar şu anda gözaltında. Soruşturmaları devam ediyor. Adli süreci titizlikle takip ediyoruz.”
“Cumhurbaşkanı’mız Anayasa’ya göre ‘son seçimim’ dedi”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “yerel seçimlerin son seçimi olacağı” ve TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın “Erken seçimle Cumhurbaşkanının bir kez daha aday olabileceğine” ilişkin açıklamaları anımsatılan Bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında Anayasa’daki kuralı hatırlattığını bildirdi.
Bozdağ’ın Anayasa’nın 116. maddesindeki “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde TBMM’nin seçimin yenilenmesi kararı alması halini” hatırlattığını aktaran Tunç, bunun 5’te 3 çoğunluğa, yani 360 milletvekilinin oyuyla mümkün olabileceğine dikkati çekti.
Bakan Tunç, “O günlere daha çok zaman var. Önümüzdeki 4,5 yıl içerisinde neler olur, neler biter, Mevla’m neler gösterir? Vatandaşlarımız 17 sandıkta Sayın Cumhurbaşkanı’mızın arkasında durdu. Şimdi 18. sandık. Sayın Cumhurbaşkanı’mız tabii Anayasa’ya göre ‘Son seçimim’ dedi gençlere. Burada tabii Anayasa’nın başka maddeleri de var. Anayasa’nın 116. maddesinin 3. fıkrasında da Meclis seçimleri yenilerse o durumda da üçüncü kez adaylık söz konusu olabiliyor.” diye konuştu.
“Siyasi Partiler Kanunu’na göre bağışın şekli bellidir, miktarı da bellidir”
Tunç, sosyal medyaya yansıyan, bir siyasi parti binasındaki para sayma görüntüleri üzerine başlatılan soruşturmaya ilişkin soruyu da cevapladı.
Söz konusu görüntüler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını kaydeden Tunç, “O görüntülerdeki kişilerle ilgili ifadeler alınmaya başlandı. Onlar Cumhuriyet savcılığımızın takibinde. Bu sayılan paraların kaynağı nedir? Tabii bir açıklama yapıldı, bunların partiye yapılan bir bağış olduğu söylendi. Neticede bunların da kuralları var. Siyasi Partiler Kanunu’na göre bağışın şekli bellidir, miktarı da bellidir.” dedi.
Partilere bağış kampanyasında verilen hesap numaralarının bulunduğunu, bu paraların söz konusu hesap numaralarına yatan para mı olduğunun araştırılacağını kaydeden Tunç, şöyle devam etti:
“Bunlar acaba bir başka kaynaktan mı geliyor? Yani savcılık bu paraların kaynağını elbette ki soracaktır, sorgulayacaktır. Çünkü kamuoyunda büyük bir tereddüt ve tepki ortaya çıktı. Çünkü böyle miktarda bir paranın özellikle sadece bir adi belgeyle bir alışveriş söz konusu. Bir il binasının bu şekilde bir satışının nasıl söz konusu olabildiğini elbette ki Cumhuriyet Savcılığı bu tereddütleri ortadan kaldıracak bir soruşturma gerçekleştirecektir. Bu konuda lehte çok aleyhte çok beyan var. İstanbul İl Başkanlığı binasının alınmasıyla ilgili bir para olduğu söyleniyor. Yani bu para genel merkez tarafından mı ödendi, yoksa bu paradan mı ödendi? Tüm bunlar hepsi muallakta olan konular. Belgeyle görüntü kaydının tarihlerinin tutmamış olması, tüm bunlar Cumhuriyet Başsavcılığının inceleyeceği hususlar. İncelemeler neticesinde ortaya çıkacaktır. Eğer bir suç varsa, bir suç unsuru varsa, bir kara para varsa, yani bir suçtan kaynaklanan bir gelir varsa tüm bunlar ortaya çıkacaktır.”
Bakan Tunç, söz konusu iddiaya ilişkin tapu kayıtlarına da bakıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız bu konuda gerekli soruşturmayı başlatmıştır. Tüm bunları inceleyecek. O görüntülerde ismi geçenler, o görüntülerde bulunan kişi ifadelerine başvurulacaktır. Orada bir suç unsuru var mı yok mu, tüm bunlar soruşturma neticesinde ortaya çıkacaktır. Bunu da biz titizlikle takip ediyoruz.”
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’nın Beypazarı ilçesini ziyaret etti. Beypazarı Belediye Başkanı Tuncer Kaplan ile bir araya gelen Bakan Tunç, Beypazarı Adalet Sarayı ile Kaymakamlığı ziyaret etti. Burada vatandaşlarla hasbihal eden Bakan Tunç yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
“ABD Adalet Bakanlığından bize yazı geldi”
İstanbul’da oğlunun karıştığı kaza sonrası önce Mısır’a ardından Amerika Birleşik Devletlerine (ABD) kaçan Eylem Tok hakkında soruşturmanın sürdüğünü belirten Bakan Tunç, “Amerika Birleşik Devletleri’yle adli yardımlaşma kapsamında biz yazışmalarımızı gerçekleştirdik. 7 Mart tarihinde de Amerika Birleşik Devletleri’nden iade talebinde bulunduk. İade dosyamızı ilettik ve geçici tutuklama evrakımızı da gönderdik. Bugün itibariyle de Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığından bize yazı geldi. İstenen bazı belgeler var. Bu belgeleri de tamamladık. Burada süreci takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“ABD iade konusunda talebimizi olumlu karşılasın”
Söz konusu olay ile ilgili adli süreci takip ettiklerini aktaran Bakan Tunç, “Önce Mısır’dan sonra Amerika Birleşik Devletleri’nden talep ettik. Hem diplomatik yollardan talep ediyoruz hem de Interpol aracılığıyla bunlar gerçekleşiyor. Umut ediyoruz ki Amerika Birleşik Devletleri iade konusundaki talebimizi olumlu karşılasın ve buradaki yargılama süreci de devam etsin” diye konuştu.
Soruşturma dosyası çerçevesinde iki gözaltının gerçekleştiğini aktaran Bakan Tunç, “Kaza sonrası olay yerine gelen ve sonrasında havaalanına anne ve oğlunu bırakan kişi gözaltına alındı. 18 yaşından küçük sürücünün babasının şoförü oradaki mağdurlardan birinin telefonunu emniyete teslim eden kişiyle ilgili olarak da yine gözaltı kararı verildi. Onlar şu anda gözaltında soruşturmaları devam ediyor. Adli süreci titizlikle takip ediyoruz” ifadesini kullandı.
“Cumhurbaşkanının 5’de 3 çoğunluk durumunda tekrar adaylık yolu açılır”
Bakan Tunç’a TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ’ın “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim yoluyla tekrar aday gösterilebilir” sözleri hatırlatıldı. Tunç, verdiği cevapta şunları kaydetti:
“Anayasamızın 101. maddesine göre Cumhurbaşkanı 5 yıllığına seçilir ve 2 dönem seçilebilir. Ama 116. maddenin 3. fıkrasında da eğer TBMM Cumhurbaşkanının 2. döneminde seçimleri yenileme kararı alırsa 5’te 3 çoğunlukla o durumda 3. dönem için tekrar adaylık yolu açılır.”
“Bu sayılan paraların kaynağı nedir?”
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen desteler halindeki para sayma görüntüleri ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının adil soruşturma başlattığına dikkati çeken Bakan Tunç, şu ifadelere yer verdi:
“Bu sayılan paraların kaynağı nedir? Tabii bir açıklama yapıldı. Bunların partiye yapılan bir bağış olduğu söylendi. Tabii bu bağış neticede bunların da kuralları var. Siyasi partiler kanununa göre bağışın şekli bellidir. Miktarı da bellidir. Yapılan kampanyada verilen hesap numaraları var. Bu hesap numara yatan paralar mıdır? Acaba bir başka kaynaktan mı geliyor? Yani savcılık bu paraların kaynağını elbette ki soracaktır, sorgulayacaktır.”
“Kara para varsa ortaya çıkacaktır”
Sayılan paralar ile ilgili kamuoyunda büyük bir tereddüt ve tepki olduğunu söyleyen Bakan Tunç, “Eğer bir suç ve kara para, suçtan kaynaklanan bir gelir varsa tüm bunlar ortaya çıkacaktır. Artık çağımız banka hesabıyla paraların gönderildiği bir çağdayız. Yani böyle elden on beş milyon gibi bir paranın şimdi tapu kayıtlarına bakıyoruz. Tapu kayıtları, tapunun geçtiği tarihle o belgedeki tarih farklı. Tüm bunları değerlendirecek olan elbette ki Cumhuriyet Başsavcılığı’dır” açıklamasında bulundu. – ANKARA
]]>Kavacık Yaşam Merkezi’nde düzenlenen Beykoz Kastamonu Buluşması’na katılan Bakan Yumaklı, bugün itibarıyla İstanbul’da nüfus olarak Kastamonuluların ikinci sırada yer aldığını söyledi.
Yumaklı, “AK Parti olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 senedir bu şehre, bu ülkeye olması gerektiği gibi sizlerin, evlatlarımızın ve geleceğimizin teminatı olmak üzere gece gündüz çalışan bir ekip olduk.” ifadelerini kullandı.
Memleketinden, milletinden yana olanların her zaman için yanı başında olduklarını, bu vefayı gösterdiklerini, bundan sonra da aynı şekilde çalışmaya devam edeceklerini dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti:
“Sizler 14-28 Mayıs’ta Sayın Cumhurbaşkanımıza Türkiye Yüzyılı’nın inşasıyla ilgili yeniden icazet verdiniz ve dediniz ki ‘Biz sana güveniyoruz. Çünkü yaparsa AK Parti yapar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söylerse yapar.’ dediniz ve bu izni, bu icazeti kendisine verdiniz. Sayın Cumhurbaşkanımız da sizlerin arasından birisi. Beni yol arkadaşlarından birisi olarak seçti. Bu gerçekten benim için inanılmaz gurur verici ve kelimelerle anlatılabilir bir onur değil. Ancak ben biliyorum ki her biriniz de benim bu hissiyatımı içinizde taşıyorsunuz. Bizim mayıs ayından sonra Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmekle alakalı mücadelemiz başladı. Yalnız 31 Mart seçimleri Türkiye Yüzyılı’nın inşası için önemli olan ikinci merhaledir. Bizler yaşadığımız ilçelerde, şehirde güçlü olursak, bir de hükümette güçlü olursak ki öyleyiz Türkiye Yüzyılı’nın inşasını, şehirlerin, illerin, ilçelerin gelişmesini hep beraber sağlamış olacağız.”
“Murat Kurum, İstanbul için, İstanbul’un geleceği için talip”
Yumaklı, İstanbul’da son 5 yıldır bir “fetret devri” olduğunu, son dönemde kentte hiçbir uluslararası toplantı olmadığını, şehrin adeta “sessizliğe” gömüldüğünü belirterek, “İstanbul, dünyanın gözünün üzerinde olduğu şehir, artık yanan metrobüsleri, otobüsleri ve trafiği söylemiyorum.” diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un kimin, neye ihtiyacı varsa anında orada yer aldığını ve gerekeni yaptığını vurgulayan Yumaklı, “Kurum, şimdi İstanbul için, İstanbul’un geleceği için talip.” dedi.
Bakan Yumaklı, AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayı Tahsin Babaş’ın da gerçek belediyecilikle Kastamonu’yu kavuşturmak üzere çalışmalarına devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“O yüzden sizlerden de istirhamım mutlaka Kastamonu’daki eşimizi, dostumuzu, arkadaşımızı arayalım ve aynı şekilde bir AK Partili Bakan olarak bütün bunlarla alakalı, tabiri caizse desteğini arkamızda hissettiğimiz hemşehrilerimiz olarak bu sonucu da Kastamonu’da beklediğimi kendilerine iletmenizi istirham ediyorum. Kent uzlaşısı diye bir şey çıkardılar. PKK terör örgütünün yargılanmaması, daha doğrusu uluslararası arenada da zor durumda kalmaması için ona başka isimler takmışlardı. Hatırlarsınız işte YPG falan demişlerdi. Sonra da ‘Onun PKK’yla hiçbir alakası yok.’ demişlerdi. Şimdi kent uzlaşısı dediler adına ve gerçekten hepinizin de bildiği ve benim insanımın, Kastamonuluların asla kabul etmeyeceği terörle uzantısı olanlarla demlenmeye başladılar. Bunu da aklımızdan hiçbir zaman için çıkarmayalım. Her şey Beykoz için olsun. Her şey İstanbul için olsun. Her şey Türkiye’miz için olsun.”
]]>
“ŞİMDİ AĞLAMAKLI OLDU, DUYGUSALLAŞTI”
İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi: “Geride kalınca hemen bir yerlerde panik başladı. Ne yapsak ne yapsak? Hemen tutuştular. O kadar tutuştular, korktular ki bak ne oldu? Bir hafta boyunca hatırlayın, sayın Cumhurbaşkanı milletini tehdit etti. ‘Oy vermezseniz hizmet gelmez’ dedi. Bir başka ile gitti, ‘oy vermezseniz doğalgaz gelmez’ dedi. Bu arada unuttu, orasını zaten 15 yıldır onlar yönetiyordu, onu da unuttu. Ama bakın şimdi ağlamaklı oldu. Duygusallaştı.
“TEHDİTTEN LÜTFENE GELDİK”
Ne demiştim size? ‘Sakın onun tehditlerinden korkmayın. Sizi tehdit ediyor. Çünkü sizden korkuyor’ demiştim. Dediğim çıktı.’ Oy yoksa hizmet yok’ diyen kişi dün ne dedi? ‘ Lütfen’ diyor, lütfen. ‘Değerli milletim, bu benim son seçimim’ diyor. Bak, bak, bak, bak, bak. Hani birkaç hafta önce efelik yapıyordun. Hani ‘millete oy verirsen hizmet getiririm, oy vermezsen hizmet getirmem’ diyordun. Tehditten nereye geldik? Lütfene geldik lütfen. Seni gidi seni. Bu millet bunu yer öyle mi? Yemez.”

“SİZ DAHA YENİ CUMHURBAŞKANI SEÇİLMEDİNİZ Mİ?”
“Siz daha yeni cumhurbaşkanı seçilmediniz mi?” diye soran İmamoğlu şu sözleri kullandı: “Ya bu millet daha yeni size cumhurbaşkanı seçmek için oy vermedi mi? Daha dört yıl göreviniz yok mu? O seçim bitti. Ben hatırlatayım. Bu belediye başkanlığı seçimi, bu İstanbul’un seçimi. Hani acaba rakibimiz kim, biz karıştırmaya başladık. Rakibimiz kim? Başka bir yere aday oldu da haberimiz mi yok? Bunlar kuralları alt üst ediyor biliyorsunuz.
İşte milletin iradesi adamı böyle hizaya sokar kardeşim. Soktu mu? Bu milleti hafife alır efelenirsen işte böyle başını öne eğersin. Başlarsın lütfen demeye. Ne dedim? Onlar hep böyledir. Biz milletine had bildiren değil, milletine karşı haddini bilen cumhuriyetin evladıyım, milliyetçi, milletine her zaman hürmette, şefkatte, güzel duyguda, eksik yapmayan terbiyesi Atatürk terbiyesi olan evlatlarız.”
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN “SON SEÇİMİM” AÇIKLAMASI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen 7. Gençlik Buluşması öncesinde vakfın 81 il temsilcisiyle bir araya geldi. Erdoğan, “Ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Adeta nefes almaksızın koşturuyoruz. Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp, adımı da buna göre atmamız lazım ki çok farklı bakanlara karşı gereken cevabı istiyoruz ki 31 Mart akşamı verelim. 1 Nisan’dan itibaren de yeni bir dönemi inşallah başlatalım.” şeklinde konuştu.
]]>Denizli’de AK Parti İl Başkanı Yücel Güngör, AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen 7. Gençlik Buluşması’nda yaptığı ‘Benim için bu bir final, yasanın verdiği yetkiyle bu seçim benim son seçimim, çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. 31 Mart Türkiye’de bir dönüm noktası. ve bu dönüm noktasında tüm İslam dünyasının gözleri Türkiye’de. Türkiye’de ne olacak. Her ne kadar bu bir genel seçim değilse de yerel seçimde gözler, AK Parti’nin bu seçimlerden alacağı netice ne olacak. Onun için tabii çok güçlü bir gençliğe sahip olan davamız, inşallah sandıkları adeta patlatırcasına 31 Mart akşamında o farklı bakanlara gereken cevabı verecektir diye inanıyorum. Ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Adeta nefes almaksızın koşturuyoruz. Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp, adımı da buna göre atmamız lazım ki çok farklı bakanlara karşı gereken cevabı istiyoruz ki 31 Mart akşamı verelim. 1 Nisan’dan itibaren de yeni bir dönemi inşallah başlatalım.’ konuşmasıyla ilgili, açıklama yaptı. İl Başkanı Güngör, “31 Mart seçimi son değil yeni bir başlangıç olacaktır” dedi.
Desteğimiz tam
Türkiye’ye çağ atlatan, seçim kazanma rekorları kıran Türkiye Yüzyılının mimarı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a her zaman olduğu gibi desteklerinin tam olduğunu söyleyen İl Başkanı Güngör, “Türkiye yüzyılı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yerel seçimlerle de başarılara imza atarak yoluna devam edecektir. Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’la, durmak yok yola devam. Ülkemiz için, Denizli’miz için Cumhurbaşkanımız Erdoğan önderliğinde yapacak daha çok işimiz, kazanacak daha çok seçimimiz olacak. 27 Mart 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı günden bugüne gönlümüzde taht kuran Belediyeciliğin Büyük Ustası Milletin Adamı Recep Tayyip Erdoğan’ı, 31 Mart 2024 tarihinde bir zafere daha imza atmış bir lider olarak tarihin altın sayfalarında yerini alacak ve aziz milletimizle birlikte yoluna devam edeceğine inancımız tamdır. Durmak yorulmak yok yola devam. Allah’ım kendisine uzun, sağlıklı ömür versin. Başımızdan onu eksik etmesin. Cumhurbaşkanımız görevi boyunca tüm talimatları aziz milletimizden almıştır. Milletimiz haricinde hiç bir gücü tanımamıştır. O yüzden Milletin Adamı olmuştur. Milletimizin gönlünde taht kurmuştur. Denizli olarak tüm teşkilatlarımızla gece gündüz demeden davamıza sahip çıkıyor, bıkmadan yorulmadan çalışmaya devam ediyoruz. 31 Martta Cumhur ittifakımız büyük bir zafere daha imza atacaktır. Milletimize inanıyoruz güveniyoruz. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı çok seviyoruz. Partimize, söylemlerimize ve hedeflerimize sahip çıktık, bundan sonrada sahip çıkmaya devam edeceğiz. Denizli’mizde ve Türkiye’mizde seçimin galibi aziz milletimiz olacaktır. Yani AK Parti olacaktır. Cumhur ittifakı olacaktır. Halkımız çoktan kararını verdi” dedi. – DENİZLİ
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında öğle saatlerinde Türkiye’ye gelen Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile görüştü. Erdoğan gün içinde katıldığı programların ardından Zelenski ile görüşmek için akşam saat 18.45 sıralarında Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ne geldi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra çalışma ofisine giriş yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Zelenski görüşmesi saat 19.15 sıralarında başladı. Görüşme 20.45 sıralarında sona erdi. Tahıl Koridoru Anlaşması’nın devam etmesine ilişkin temaslardaki son durumun ve bölgede kalıcı barış arayışlarının ayrıntılı bir şekilde masaya yatırıldığı görüşmede, gündem maddelerinden biri de Türkiye-Ukrayna ilişkileri oldu. Görüşmelerin ardından Erdoğan ve Zelenski açıklamalarda bulundu.
“Daha önce olduğu gibi elimizden gelen desteği vermeye hazırız”
Açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Temmuz ayından sonra yeniden misafir etmekten memnuniyet duyuyorum. Bu vesile ile Çarşamba günü Miçotakis ve Zelensky bulunduğu yakın bir bölgeye düzenlenen Füze saldırısı sebebiyle her iki ülkeye de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. 2 yılı geride bırakan savaş nedeniyle hayatlarını kaybeden Ukrayna vatandaşları için de taziyelerimi sunuyorum. Kıymetli dostum ile bugünkü görüşmelerimizde savaşla ilgili gelişmeleri ayrıntılı şekilde ele aldık. Stratejik ortağımız Ukrayna’nın toprak bütünlüğü egemenliği ve bağımsızlığına yönelik desteğimizi vurguladım. Maalesef savaşın başta Ukrayna olmak üzere bölgesel ve küresel plandaki menfi yansımaları giderek artıyor. Barışın tesisi için Mart 2022’de İstanbul’da kurduğumuz müzakere masasının yanından geçebilecek nitelikte diplomatik bir adım atılamadı. Başından beri savaşın müzakereler temelinde sonlandırılması için elimizden gelen katkıyı verdik. Rusya’nın da dahil olacağı bir barış zirvesine ev sahipliği yapmaya da hazırız. İstişarelerimizde ihraç koridorları ve seyrü sefer emniyeti gibi Karadeniz’in istikrarını ilgilendiren meseleler hakkında da görüş alışverişinde bulunduk. Karadeniz girişimi 33 Milyon tona yakın tahılın ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına imkan vererek küresel bir gıda krizinin önüne geçmişti. O anlaşma da yine bu salonda yapılmıştı. Taraflar arasında yeni bir mutabakat sağlanması için bir niyet ortaya konulduğu takdirde daha önce olduğu gibi elimizden gelen desteği vermeye hazırız” dedi.
“Savaşa rağmen ikili ticaretimizin istikrarlı bir seyir izlemesinden memnuniyet duyuyoruz”
“Savaşa rağmen ikili ticaretimizin istikrarlı bir seyir izlemesinden memnuniyet duyuyoruz” diyen Erdoğan konuşmalarını şu şekilde sürdürdü: “Önümüzdeki dönemde Ukrayna’nın ekonomik açıdan ayakları üzerinde duran ve kalıcı güvenliğini tesis etmiş konuma gelmesi de büyük önem taşıyor. Bu çerçevede Ukrayna’nın Avrupa Atlantik kurumlarıyla bütünleşmesi hedefine desteğimiz bakidir. Bugünkü görüşmelerimizde ikili ilişkilerimiz gündeminde yer alan konuları da etraflıca ele aldık. Savaşa rağmen ikili ticaretimizin istikrarlı bir seyir izlemesinden memnuniyet duyuyoruz. 10 Milyar Dolar hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma noktasında mutabık kaldık. Serbest ticaret anlaşmasının bir an önce yürürlüğe girmesi kuşkusuz bu ilişkilerimize yeni bir ivme katacaktır. Pek çok firmamız savaşın getirdiği tüm riskleri göğüsleyerek arazideki çalışmalarına devam etti ve ediyor. Ukrayna’nın yeniden imarı çalışmalarına da güçlü şekilde destek vereceğiz. Bu çerçevede Ukrayna’nın yeniden inşası formuna da geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’da gerçekleştirdik. Firmalarımızın ilerleyen dönemlerde daha fazla sorumluluk üstlenmesi noktasında Ukrayna hükümetinin de tercihine mazhar olacaklarından şüphe duymuyorum. Kırım tatarlarının Ukrayna’daki varlığı iki ülke arasındaki dostluğu pekiştiren önemli unsurlardan biridir. Kırım tatarları ülkenin toprak bütünlüğünün yeniden tesisi için de canla başla mücadele ediyorlar. Soydaşlarımızın haklarının garanti altına alınması ve özerklik statülerinin güçlendirilmesindeki emekleri için Zelensky’e bir kez daha teşekkür ediyorum. Biz de Kırım Tatar soydaşlarımızı her zaman destekledik destekleyeceğiz. Önümüzdeki dönemde bir yandan Ukrayna ile dayanışmamızı sürdürürken diğer yandan savaşın müzakereler temelinde adil bir barışla sona erdirilmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bugünkü
istişarelerimizin başta ülkelerimiz olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum”.
“Cumhurbaşkanı ve Türk halkına Ukrayna’nın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan desteği için teşekkür ederim”
Erdoğan ve Trük halkına teşekkürlerini ileten Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, “Cumhurbaşkanı ve Türk halkına Ukrayna’nın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan desteği için teşekkür ederim. Bugün her zamanki gibi verimli bir müzakere gerçekleştirdik. Türkiye’nin aracılığı sayesinde ciddi sonuçlar elde ettik. Bundan sonraki çabaları bekliyoruz. Bugün ben Kırım Tatarları başta olmak üzere ilgili liste ilettim. Bu insanlar işgal altında olan Ukrayna topraklarında bulunuyor. Bugün barış planımıza dikkat çektik. Özellikle liderler düzeyindeki küresel zirve hazırlıklarıyla ilgili Cumhurbaşkanı’na bilgi verdim. Adil bir barış elde etmek istiyoruz. Ukrayna için acil bir barış. Ben savunma sanayi şirketleriyle bugün bir araya geldim. Savunma sanayi şirketleriyle görüşmekten memnuniyet duydum. Ekonomik iş birliğimiz açısından bu konuları çözmeye hazırız. Bugün burada bir anlaşma imzaladık. Bizim ticaretimizi kolaylaştıracak. Karadeniz bölgesi de çok önemli. Çok fazla gemi oradan geçti. Şimdiden 30 milyon tondan fazla tahıl o koridordan geçti. Ramazan ayı arifesinde herkese bir sakinlik dilemek istiyorum. Mübarek Ramazan ayı sırasında barışın biraz daha bize yakın olmasını diliyorum. Ukrayna zor şartlarda olduğu zamanlar, ihracat Ukrayna için kritik öneme sahip olduğu zaman tahıl koridoru çalışmaya başladı. Cumhurbaşkanı’na teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Senegal’de 25 Şubat’ta yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimi için adaylık başvurusunda bulunan 6’sı kadın 93 isimden yalnızca 20 kişi nihai listeye girebildi.
Anayasa Konseyinin onayladığı 20 aday arasında yer alan iki kadın adaydan Rose Wardini’nin adaylığı Fransız vatandaşı olduğu için düşürüldü ve listede tek kadın cumhurbaşkanı adayı Anta Babacar Ngom kaldı.
Senegalli ünlü iş insanı Babacar Ngom’un kızı olan 39 yaşındaki Anta Babacar Ngom, böylece Senegal tarihinde resmen cumhurbaşkanı yarışına girmeye hak kazanan tek kadın oldu.
Ülkede kümes hayvancılığı sektörünün lider şirketi Sedima’da 2016’dan bu yana genel müdür koltuğunda oturan ve “sanayi lideri” ismiyle de bilinen Ngom, AA muhabirine seçim projeleri, siyasette kadın kimliği ve cumhurbaşkanı seçiminin ertelenmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.
“En tepeye, ülke yönetimine talibim”
Anta Babacar Ngom, Senegal’de siyasetin artık yeni bir çehre kazanması gerektiğinin altını çizerek, gençlere ve kadınlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Siyasi bir kariyer peşinde koşmadığının altını çizen Ngom, cumhurbaşkanı olmayı hedeflediğini kaydetti.
Ngom, “Belediye başkanlığı ya da milletvekilliği gibi beni sınırlayacak görevlerin peşinde değilim. Birçok sektörde ciddi etkiye sahip bir ‘sanayi lideriyim’. Özel sektörü biliyorum. Dolayısıyla paylaşmam gereken önemli tecrübeler var. Hırslı ve cesurum ama bu hırs, siyasi kazanımlar peşinde koşturacak bir hırs değil. Ben en tepeye, ülke yönetimine talibim. Böyle bir profilin de siyasete girmesi gerektiğini düşünüyorum. Hedefim cumhurbaşkanlığı.” dedi.
Seçim vaadinde bulunmadığını, bunun yerine seçmene program ve projelerle gittiğinin altını çizen Ngom, seçilir seçilmez ilk icraatının ulusal uzlaşı sağlamak olacağını dile getirdi.
“Tek kadın cumhurbaşkanı adayı olarak Senegalli kadınların bayraktarıyım”
Ngom, ekonominin yeniden yapılandırılmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya çok önem verdiğine vurgu yaparak, “Büyük ölçekli sanayileşme sayesinde balıkçılık, tarım, hayvancılık, turizm gibi birçok alanı destekleyerek Senegal’in potansiyelini tam anlamıyla kullanmasını hedefliyorum. Ekonomik ilerleme için büyük ölçekli sanayileşme şart. Devlet ile halk arasında bir köprü rolü gören özel sektörü de güçlendirmeyi çok önemsiyorum.” diye konuştu.
Çevreyi koruma, eğitim ve halk sağlığı konularında da önemli projeleri hayata geçireceğini belirten Ngom, şunları söyledi:
“Bugün tek kadın cumhurbaşkanı adayı olarak Senegalli kadınların bayraktarıyım. Senegalli kadınlar çok çalışkan ve cesur ama desteğe ve mesleki eğitime ihtiyaçları var. Kadınların ekonomik bağımsızlığına katkı sağlayacak ve projelerini finanse edecek ulusal ölçekte bir kadın bankası kurmak en önemli projelerimizden birisi.”
“İmza toplama şartı kadın adaylar için büyük engel”
Ngom, Senegal’de kadınların hem siyasette hem hayatın diğer alanlarında önemli bir etkiye sahip olmasına karşın cumhurbaşkanlığı makamına aday olamadığını söyledi.
Adaylık konusunda şartların daha adil hale getirilmesi gerektiğine vurgu yapan Ngom şöyle devam etti:
“Kadın vekillerimiz, bakanlarımız hatta başbakanımız bile oldu. Üstelik İslam da bu konuda kadınları destekliyor. O halde neden kadın cumhurbaşkanı çıkarmayalım? Cumhurbaşkanı adaylığı için imza toplama şartı kadın adaylar için büyük engel. İlk defa bir kadın yeterli imzaya ulaşabildi. Bu konuda durup düşünmemiz, neden kadınların cumhurbaşkanı adaylık sürecine yeterli katılım sağlayamadığını anlamamız gerekiyor. Adaylık sistemini daha adil ve kapsayıcı hale getirmemiz lazım. Bu artık benim için bir sorumluluk haline geldi. Umarım benim adaylığım da bu konuda fark yaratır.”
“Macky Sall’i artık tanıyamıyorum”
Ngom, Cumhurbaşkanı Macky Sall’in 25 Şubat’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçimini ertelemesiyle ülkenin belirsizliğe sürüklendiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu erteleme kesinlikle gerekli değildi. Bana göre bu erteleme Senegal halkının oy verme hakkını rehin almaktır. Cumhurbaşkanı Macky Sall’in aklında ne var kimse bilmiyor. Ben de 2012’de Macky Sall’in seçim kampanyasına destek vermiştim. Bağımsızlıktan sonra doğan ilk cumhurbaşkanı olacaktı, gençlik ona çok güveniyordu. Kampanyasında çalışmak için o dönem işimi bıraktım ve seçildiği günün ertesinde işime döndüm. Dediğim gibi siyasette yükselme gibi bir amacım yoktu. Ama bugün, o dönem destek verdiğim adayı artık tanıyamıyorum.”
]]>Seçim mesaisine devam eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21’inci mitingini Mersin’de düzenledi. Partisinin Mersin Millet Bahçesi’nde düzenlediği mitingde konuşan Erdoğan, muhalefete sert sözlerle yüklendi. Erdoğan, “Geçtiğimiz seçimlerde hesapsız vaatlerle iş başına gelenleri hatırlayın. Verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiler? Mersin’i gerileten bunlar değil mi? Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Mersin zübük siyasetçi tiplerini sırtında taşımak zorunda değil. Gelin 31 Mart’ta bu Atatürk istismarcılarının, bu DEM müptelalarının, bu kifayetsiz muhterislerin devrini kapatalım. Cumhur İttifakı’nın adaylarını destekleyerek, Türkiye yüzyılı belediyecilik ışıklarını Mersin’in semalarına salalım” ifadelerini kullandı.
“Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde tüm reaktörler 2028’de hizmete girecek”
Mersin’e 21 yılda 210 milyar liralık kamu yatırımı yaptıklarını anlatan Erdoğan, daha sonra şunları söyledi:
“İnşallah 31 Mart’ta Allah bizlere milli irade bayramını görmeyi nasip edecek. Kardeşlerim Mersin ülkemizin hem demografik olarak en zengin hem de göç almayı sürdüren şehirlerin başında geliyor. Bir şehrin cazibe merkezi haline gelmesi yüksekliğinin nişanesidir. Türkiye’nin cennet şehri Mersin’in değerlendirilmeyi bekleyen potansiyelini en iyi biz biliyoruz. Hükümet olarak enerjisi, sağlığı ve diğer imkanlarıyla Mersin’e geçtiğimiz 21 yılda günümüz rakamlarıyla 210 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Eğitimde 5 bin 975 adet yeni derslik inşa ettik. Şehrimize ikinci devlet üniversitesini kurduk. 14 bin 984 kişi kapasiteli yurt binaları açtık. Aralarında 25 bin kapasiteli Akdeniz Stadyumu’nun da olduğu stadyum inşa ettik. Sosyal yardımlarla Mersinli ihtiyaç sahibi kardeşlerimizi 17 milyar ile destekledik. Sağlıkta şehir hastanemiz başta olmak üzere 17 hastaneyle birlikte 49 sağlık tesisi inşa ettik. TOKİ’de 4 binin üzerinde konutu teslim ettik. 2 binin üzerinde konutun yapımına devam ediyoruz. 3 bin 75 bağımsız bölümün yapımı sürüyor. 278 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 573 kilometreye çıkarttık. Mersin-Antalya arasındaki Akdeniz Sahil Yolu’nun önemli bir kısmını tamamladık. Yapımı süren kısımları da en kısa sürede bitirip hizmete açacağız. Yakında hizmete alacağımız Çukurova Bölgesel Havalimanı bağlantı yolunu bu yıl içerisinde tamamlıyoruz. Tarsus Turizm Merkezi yolunun büyük bir bölümünü bitirdik. Halen inşası süren yol projemiz var. Yenice Lojistik Merkezi’ni kazandırdık. Adana-Mersin demiryolunun altyapısını tamamladık. Çukurova Havalimanı bağlantısı için çalışmalar sürüyor. Mersin-Adana-Gaziantep hızlı tren hattında çalışmalarımız etap etap sürüyor. Mersin’e iki yat limanı, Anamur’a bir iskele kazandırdık. Aydıncık yat limanı yapımı sürüyor. Şehrimize 14 baraj, 2 içme suyu tesisi, 78 taşkın koruma tesisi, 11 gölet ve 14 hidroelektrik santral kazandırdık. Mersin’de 202 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Mersinli çiftçilerimize 46 milyar lira tarımsal hibe desteği verdik. 5 yeni organize sanayi, 2 endüstri merkezi olmak üzere birçok merkez kurduk. Hükümete geldiğimizde 2002 yılında 263 bin olan aktif sigortalı sayısı bugün 553 bine çıktı. Mersin’deki işverenlere 7 milyar lirayı aşkın prim teşviki verdik. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yapımı devam ediyor. Tüm reaktörler 2028’e kadar hizmete girecek. Mersin- Akdeniz-Anamur-Aydıncık-Bozyazı-Erdemli-Mut-Toroslar-Yenişehir’e doğalgaz arzını sağladık.”
“Yıllarca sadece götürdüler”
Muhalefetin yıllarca hizmet yapmadığını anlatan Erdoğan, AK Parti döneminde Türkiye’nin büyük sınamalardan geçtiğini ve hepsini bertaraf ettiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart’tan sonra yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde çok daha fazlasını yapacağız. Bu kardeşiniz Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı olarak grup yönetimimiz bizim çok çok güçlü. Yerel yönetimlerde de sizler görevi Cumhur İttifakı’na verdiğiniz zaman ülkemizin dört bir yanını, Mersin’i abad ederiz. Kimse bize dur diyemez. İnsanlar gibi devletlerin de dönüm noktaları vardır. Türkiye bizim iktidarlarımız döneminde en büyük sınamalarından geçmiştir. Bu sınamaları da hep en güzel şekilde geçtik. Savunma sanayiinde yüzde 20’lerden aldık yüzde 80’lere çıkardık. Bunlar niye yapamadılar. Yıllarca iktidar oldular ama yapamadılar. Sadece götürdüler, Mersin’de, İstanbul ve Ankara’da götürdüler. Gelin 31 Mart akşamı güzel bir ders verelim. Ben size inanıyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı Mersin adaylarını tanıttı. – MERSİN
]]>Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Elazığ’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen miting öncesi yaptığı konuşmada, belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde Türkiye’de belediyecilikle ilgili çok büyük bir zihniyet değişikliğinin olduğunu söyledi.
Bu zihniyet değişikliğinin belediyelerin hizmet yapan, hizmet üreten birimler haline dönüşmesiyle sonuçlandığını belirten Yılmaz, “Ondan önce belediyeler siyasi partilerin karargahıydı. Belediyeyi ele geçiren bir siyasi parti, yandaşlarını oraya dolduruyor, oradaki kaynakları siyasi amaçlarına kullanıyordu. Hizmet ehli, ak belediyelerin belediye başkanları buralarda ciddi boyutta hizmetler yapmaya başladı ve Türkiye’nin birçok şehri parmakla gösterilen şehirler haline geldi. Bunlardan biri de Elazığ’ımız.” ifadesini kullandı.
Elazığ’da çok güzel gelişmeler olduğunu dile getiren Yılmaz, bugüne kadar kente hizmet eden bakanlar, belediye başkanları ve milletvekillerine teşekkür etti.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Hiç kimsenin emeğini küçümsemememiz lazım. Hiçbir şey kısa sürede bir dokunmayla olmuyor. Uğrunda yorulmakla, düşmekle, üzülmekle, uykusuz geceler geçirmekle oluyor. Bizler hizmet ehliyiz. Gecemizi gündüzümüze katarak çalışıyoruz ve çalışacağız. 31 Mart günü, seçimin ertesi günü, seçimin galibi olarak seçimin kazanmışlığının verdiği mutlulukla Elazığ’a, ilçe belediyelerimizle birlikte, il belediye başkanımız Şahin Şerifoğulları ile birlikte koşar adım Elazığ’a bıraktıkları yerden hizmetlerini devam ettireceğiz. 1 Nisan’dan itibaren çok daha güzel ve hızlı bir şekilde hizmetlerine devam edecekler. Elazığ 6 Şubat depremlerinde çok büyük bir mağduriyete, çok büyük bir sıkıntıya uğradı. Bu vesileyle hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Onların yakınlarına sabır diliyorum. Kardeşlerim çok çalışacağız, birlikte çalışacağız, Elazığ’ın uğradığı mağduriyeti telafi edeceğiz. Özellikle 1 Nisan’dan itibaren elde edeceğimiz bu seçim başarısıyla, yeni bir enerjiyle ve gayretle Elazığ’a hizmet etmeye devam edeceğiz.”
Elazığ Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan adayı Şahin Şerifoğulları da AK Parti belediyeciliğinin hizmet, eser, milletin derdiyle hemhal ve insanı merkeze almak demek olduğunu söyledi.
Ak belediyeciliğin vizyon, proje, gönül ve sevda işi olduğunu vurgulayan Şerifoğulları, 2019’dan bugüne Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldıkları feyz ışığında bu şehre ve insana hizmet etmenin gayreti içinde olduklarını ifade etti.
Şerifoğulları, şunları kaydetti:
“Şimdi 2024 seçimlerine gidiyoruz. Bizleri yeniden bu aziz şehre hizmetkar olma göreviyle onurlandıran Cumhurbaşkanı’mıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Hemşehrilerimize mahcup olmamak adına gecemizi gündüzümüze katacağız. Yeni yüzyılda Elazığ vizyonu perspektifinden bu aziz şehri Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacağız. Gerçek belediyeciliği bu şehrin her bir köşesine ilmek ilmek nakşetmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı’mız Erdoğan’ın çizdiği istikamette, milletimize ve memleketimize hizmetkar olmaya devam edeceğiz. 31 Mart’ta merkez ve tüm ilçelerimizde millete hizmet davası olan AK Parti belediyeciliğini zafere taşıyarak, bu kutlu zaferi Cumhurbaşkanı’mıza hediye edeceğiz.”
]]>Bakan Ersoy, AK Parti’nin, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Malatya Büyükşehir Belediyesi yanındaki alanda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, deprem sürecinde Malatya halkıyla aralarında kopmaz bir bağın oluştuğunu söyledi.
Depremin ilk gününden itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Malatya’da koordinasyonu sağladıklarını belirten Bakan Ersoy, şöyle konuştu:
“Devlet millet el ele ve güç birliği yaparak zorlukları aştık, aşmaya devam edeceğiz. Depremin hemen ardından Malatya’yı yeniden ayağa kaldırmak için bütün gücümüzle hareket ettik. Asrın felaketinin 2 ay sonrasında Cumhurbaşkanı’mız deprem konutlarının temel atma törenini gerçekleştirdi ve eş zamanlı olarak 1442 konut, 250 köy evi ve 47 dükkanın anahtar teslimi yapıldı. Şubat ayında da 6 bin 181 hak sahibi kurayla evlerine yerleşti. Deprem Malatya’daki tarihi ve kültürel dokuya da çok büyük hasar verdi. Hasarları onarmak ve yeniden ihya etmek için Bakanlığım ve mesai arkadaşlarım çalışmaları aralıksız devam ettiriyor. Malatya Arkeoloji Müzesi, Beşkonaklar Etnografya Müzesi, Geleneksel Malatya Evi’nde de onarım, tadilat işlemleri sürüyor. Atatürk Anı Evi ve Etnografya Müzesi’nde tadilat işleri hızla ilerliyor. İnşallah yaz aylarında bütün işlemleri bitirmiş olacağız.
Depremde acılarımızı paylaştık. Şehrimiz eski günlerine ulaşınca da hep beraber sevinçlerimizi paylaşacağız. Milletimizin derdi bizim derdimiz. Milletimizin ne sorunu, ne problemi varsa biz onu çözmekle görevliyiz. Verdiğimiz sözleri birer birer tutuyoruz. Deprem bölgesinin yeniden ayağa kaldırılması için Cumhurbaşkanı’mız ve bizler 7 gün 24 saat çalışıyoruz.”
“81 ilde iftar programları düzenleyeceğiz”
Deprem bölgesinde çalışmaların süreceğini dile getiren Bakan Ersoy, “Vakıflar Genel Müdürlüğü vasıtasıyla 81 ilde iftar programları düzenleyeceğiz. Malatya’da da 2 noktada iftar programımız olacak. İl Halk Kütüphanesi alanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde 1600’er kişilik 2 çadır alanı organize ettik. Her akşam 3 bin 200 kişiyi misafir edeceğiz. Bayramda da geçen sene baba ocağıma gittikten sonra buraya geldim. Bu yıl da bayramda birlikteyiz inşallah.” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz da 6 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu dile getiren Yılmaz, şunları söyledi:
“Malatya depremden çok etkilendi. Allah’ın izniyle önümüzdeki süreç içinde hiç durmadan tıpkı 6 Şubat’tan sonra bütün gücümüzle burada yanınızda olduğumuz gibi bundan sonra da olacağız. Malatya’mızı yeni baştan inşa ediyoruz. Belki geçmişte bazı yapı imar hataları var onlar da giderilerek Malatya’mız Türkiye’nin her zaman parmakla gösterilen büyükşehri olduğu gibi bundan sonra da parmakla gösterilen büyükşehri olmaya devam edecek. Bunun için 31 Mart akşamına kadar koşacağız. 1 Nisan sabahı da inşallah elde ettiğimiz başarı öyküsüyle alnımızın teriyle kazandık diyerek hep birlikte sevineceğiz, övüneceğiz.”
]]>Haiti’de yaşananlar, ülkede son yıllarda silahlı çetelerin önlenemez gibi görünen yükselişini izleyenler için bile şoke edici. Bu Karayipler ülkesinin başkentinde ve giderek artan oranda kırsal kesimlerde de hakimi olan çeteleri yakından inceledik.
Silahlı gruplar, Haiti’nin tarihinde usun süre kanlı bir rol oynadı.
Papa Doc diye tanınan François Duvalier ve oğlu Jean Claude “Baby Doc” Duvalier’nin 29 yıl süren dikta yönetiminde Tonton Macoutes diye bilinen bir milis gücü, Duvalier rejimine herhangi bir muhalefeti bastırmak için aşırı şiddet kullanmıştı.
Genç Duvalier 1989’da sürgüne gitmeye zorladı, ancak çeteler değişen miktarlarda güç sahibi olmaya devam ettiler ve bazen ittifak yaptıkları siyasetçiler tarafından korunup, teşvik edildiler.
Çete şiddetindeki son yaygın artış, 7 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Jovenel Moise’nin suikastla öldürülmesinin ardından başladı.
Cumhurbaşkanı, Haiti içindeki “karanlık güçleri” kınamaya başladıktan sonra, başkent Port-au-Prince’teki evinin hemen dışında bir grup Kolombiyalı paralı asker tarafından vuruldu.
Kolombiyalılar ve bazı diğer şüpheliler tutuklansa da, suikast emrini kimin verdiğine dair yürütülen soruşturmada hala herhangi bir sonuç alınamadı.
Çete şiddeti Cumhurbaşkanı Moise’nin iktidar döneminde de yaygındı, ancak suikastin yarattığı iktidar boşluğu sayesinde çeteler daha çok alan ele geçirdi ve daha etkin bir hale geldiler.
Ülkede boş kalan tek koltuk sadece cumhurbaşkanlığı da değil.
Genel seçimlerin tekrar tekrar gecikmesi nedeniyle, tüm seçilmiş yetkililerin görev süreleri doldu ve kurumlar lidersiz kaldı.
Jovenel Moïse’s öldürülmesinden bu yaana ülkeyi Ariel Henry yönetiyor.
Henry, ölümünden kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Moise tarafından başbakanlığa atanmıştı, ancak seçilmiş bir isim değil bu yüzden meşruiyeti konusunda soru işaretleri var.
Söz verdiği seçimler gerçekleşmediği için Ariel Henry’nin liderliğine karşı giderek büyüyen bir muhalefet var.
Dahası, güvensizlik de arttı ve yüzbinlerce Haitili evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Henry’nin en büyük rakiplerinden biri, polislikten kovulduktan sonra çete lideri olan Jimmy Cherizier.
“Barbekü” takma adıyla da tanına Cherizier, 2020’de işbirliğine giden dokuz çetenin kurduğu G9 ittifakını yönetiyor. İttifakın öldürülen cumhurbaşkanı Moise’nin Tet Kale Partisi ile bağları olduğu belirtiliyor.
Barbekü, Başbakan Henry’ye en başından beri karşı çıkıyordu.
Çete lideri “kokuşmuş burjuvaziyi” sorumlu tuttuğu Moise suikastını takipçilerini “meşru şiddet” diye tarif ettiği eylemlere teşvik etme için kullandı.
Vahşi saldırılar ve yağma olayları artı. Özellikle de Barbekü’nün hakim olduğu başkent Port-au-Prince’te.
Ekim 2021’de, Jimmy Cherezier çetesinin birden ortaya çıkan ağır silahlı adamları, havaya ateş açarak Ariel Henry’nin bir anıta çelenk bırakmasını engellediler.
Cherezier daha sonra etrafında çete üyeleriyle beyaz bir takım elbise giyerek söz konusu anıta çelenk bıraktı. Sıradışı bir güç gösterisiydi.
Cherezier’in G9 çetesi, öldürülen Cumhurbaşkanı Moise’ye karşı çıkan partilerle bağlantılı olduğu belirtilen G-Pep çetesiyle de kanlı bir savaş veriyor.
İki çete arasında bölge ele geçirmek için yaşanan çatışmalar sık sık görülüyor ve çatışmalar başkent Port-au-Prince’in yoksul mahallelerinden kent merkezine doğru yayıldı.
Okullar ve hastaneler çatışmalar yüzünden kapanmak zorunda kaldı ve Uluslararası Göç Örgütüne göre geçen yıl 100 binden fazla kişi evlerini terk etti.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, BBC’ye yaptığı açıklamada, çalışanlarının yardım dağıtmak için yüzlerce çeteyle müzakere etmek zorunda kaldığnı söyledi.
G9, 2022’de bir başka güç gösterisi yaptı ve Varruex yakıt terminaline girişi abluka altına aldı. Bu nedenle yakıt sıkıntısı başladı ve içme suyu ile ilaç gibi önemli yardımlar darbe aldı.
11 milyon nüfuslu ülkede 2023 rakamlarına göre sadece 9 bin aktif çalışanı olan ülkenin polis gücü, ABD’den kaçırılan gelişmiş silahlara sahip çetelerle başa çıkmakta zorlandı.
BM’nin insani yardım koordinatörü Ulrika Richardson’a göre şu anda başkentin % 80’inin çete kontrolü altında olduğunun tahmin edildiğini söylüyor ve bu bölgelerde yaşayanların “insanlık dışı” şiddete maruz kaldığını belirtiyor.
Richardson, 2022 ve 2023 arasında kadınların ve genç kızların çeteler tarafından hedef alınmasıyla cinsel şiddetin % 50 arttığını vurguluyor.
Başbakan Henry, şiddetle başa çıkabilmek için uluslararası destek çağrısı yaptı, ancak şu ana dek sadece Bahamalar, Bangladeş, Barbados ve Çad BM’ye resmen güvenlik personeli gönderebileceklerini söylediler. Ancak bunların hiç biri henüz ülkeye ulaşmadı.
Şiddet olaylarındaki son artış sırasında Henry, Kenya’ya gidip Haiti’ye 1000 polis konuşlandırmayı vaat eden yetkililerin vaatlerini yerine getirmesi için lobi faaliyetinde bulundu.
Haitili siviller umutsuzca, güvenlik koşullarının düzelmesini beklerken, yabancı güvenlik personelinin konuşlandırılmasından kaygılı olanlar da var.
1791’deki köle isyanıyla Fransa’dan bağımsızlığını alan Haiti, 1915’ten 1934’e dek ABD işgalinde kaldı. 1994 ve 2004’teki Amerikan askeri müdahaleleri de, bir çok kişiyi dış müdahelelere karşı kaygılı hale getirdi.
Karşıtları, Henry’nin istifa çağrıları artarken Kenya polis gücünü iktidarını sağlamlaştırmak için kullanacağından korkuyor.
Jimmy “Barbekü” Cherizier de Ariel Henry’yi yabancı güvenlik gücü çağırarak, konumunu sağlamlaştırmak istemekle suçlayanlardan biri.
2022’de çete lideri kendi “barış” planını sunmuş ve çetesinin affedilmesini ve Haiti’nin 10 bölgesinden temsilcilerin olacağı bir “akiller heyeti” oluşturulmasını istemişti. O dönem ayrıca çetesine kabine üyelikleri verilmesini de talep etmişti.
Cherezier o günden bu yana baskıyı artırıyor ve kendisini “gayrımeşru” bir lideri devirmeye çalışan bir “devrimci” olarak sunuyor.
Cherezier 1 Mart’ta “Ariel Henry ile savaşmaya devam edeceğini” söylemiş ve “savaşın gerektiği kadar süreceğini” belirtmişti.
Henry’nin şu anda nerede olduğu bilinmiyor, ancak binlerce firari mahkum sokaklardayken ve G9’un güçlü lideri açıkça istifa çağrısında bulunurken, başbakanın asayişi çabucak yeniden sağlaması giderek daha uzak bir olasılık haline geliyor.
]]>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Son Kabine toplantısından bu yana yaptıkları çalışmaları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat’ın 12’sindeki Kabine toplantısının ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’a gittiklerini hatırlattı.
Her iki ülkenin devlet başkanının davetine icabetle yaptıkları bu ziyaretlerin oldukça verimli, samimi ve başarılı geçtiğini belirten Erdoğan, Dubai’de düzenlenen ve onur konuğu olarak davet edildikleri Dünya Hükümetler Zirvesi’ne katıldığını kaydetti.
Devlet Başkanı Şeyh Muhammed’in yanı sıra zirveye iştirak eden diğer devlet ve hükümet başkanları ile görüşmeler yaptıklarını dile getiren Erdoğan, Dubai ziyaretinin ardından Kahire’ye giderek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Es-Sisi ile ikili ve heyetlerin katılımıyla görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Erdoğan, Mısır’da da ticaret ve savunma başta olmak üzere ikili konularla özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuklarını aktararak, görüşmelerde, Gazze’deki katliamı durdurma ve yardımların bölgeye sorunsuz ulaşmasını sağlamak amacıyla atılabilecek ortak adımları da ele aldıklarını ifade etti.
Yaralıların Türkiye’ye sevki ve Gazze’ye gönderilen 37 bin tonu aşan insani yardım malzemesinin ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi desteklerinin olduğunu ifade eden Erdoğan, bu desteğin sürdüğünü bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını dile getirdi.
Mısır ziyaretlerinin ardından Samsun’la başlayıp Ordu, Giresun, Rize ve Trabzon’la devam eden bir Karadeniz programı yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, “Sağ olsun Karadeniz her zaman olduğu gibi bu ziyaretlerimizde de bizi kucakladı, muhabbetle bağrına bastı.” dedi.
“Bölgesel hususları gözden geçirdik”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kazandığı seçimin hemen ardından ilk resmi ziyaretini 19 Şubat’ta Türkiye’ye gerçekleştirdiğini anımsatan Erdoğan, bu ziyarette hem Aliyev’i tarihi seçim başarısından dolayı tebrik ettiklerini hem de ikili ve bölgesel hususları gözden geçirme imkanı bulduklarını aktardı.
Erdoğan, ertesi gün adli yargı hakim ve cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimlerinin kura çekim törenine katıldıklarını belirterek, “Ülkemizi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik üzerinde yükseltme sözümüzü, yargı teşkilatımızı her alanda güçlendirerek tutmayı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Kura töreninin ardından Arnavutluk Cumhurbaşkanı Edi Rama ve heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladıklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Seçim mitinglerimize 21 Şubat’ta Afyonkarahisar, 22 Şubat’ta Denizli, 23 Şubat’ta Balıkesir, 24 Şubat’ta Sakarya, 25 Şubat’ta Adana ile devam ettik. Gittiğimiz her şehirde, vatandaşlarımızın sevgisiyle, coşkusuyla, duasıyla karşılaşmış olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz. Meydanları hıncahınç dolduran tüm kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum.
İstanbul trafiği için yeni bir nefes olarak gördüğümüz Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini 26 Şubat’ta hizmete açtık. Ardından Ankara’da Seçim İşleri Başkanlığımızın toplantısına katılarak, dava ve yol arkadaşlarımızla 31 Mart hazırlıklarını değerlendirdik. Miting maratonumuzu 27 Şubat’ta Manisa’yla, 28 Şubat’ta Kütahya’yla, 29 Şubat’ta Aydın’la sürdürdük. Kütahya’da ayrıca şehir hastanemizin ve NG Kütahya Seramik’in yeni fabrikalarının hizmete açılış törenlerine katıldık.”
“En önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mart ayının ilk gününü artık dünyanın önemli uluslararası etkinliklerinden biri haline dönüşen Antalya Diplomasi Forumu’na ayırdıklarını belirterek, “Bu sene üçüncüsü düzenlenen forumumuza, 148 ülkeden yaklaşık 4 bin 700 kişi katıldı. Forum kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya geldik. Gerek Forum açılışındaki hitabımızda gerekse görüşmelerimizde ikili konularımızın yanı sıra en önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin’di.” dedi.
Türkiye’nin başarılarının dünyanın farklı köşelerinde ilgiyle karşılandığını Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle bir kez daha gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
“Takip eden günlerde Antalya ve Muğla mitinglerimizde yine vatandaşlarımızla buluştuk. Ayrıca Antalya’da şehir hastanemizi ve bağlantı yolunu hizmeti açtık. Muğla Marmaris’te sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri ile bir araya geldik. Aday tanıtımlarından başlayarak seçim gününe kadar yaklaşık 50 şehrimizde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz. Bu takvimin yaklaşık yarısını önümüzdeki haftalarda hayata geçireceğiz. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız 31 Mart mahalli seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleştirilmesi için gereken hazırlıkları yaptılar. Seçim takviminin en sağlıklı şekilde işletilmesi, yargı ile birlikte yürütme olarak bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize, milletimize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
“Hayatın normal ritmine dönmesi için çalışıyoruz”
Gelişmeler ne olursa olsun, zihinlerinde ve kalplerinde en üst sıralarda tuttukları değişmez gündem maddelerinin olduğuna işaret eden Erdoğan, depremde yıkılan şehirlerin ayağa kaldırılmasının bunlardan biri olduğunu vurguladı.
Erdoğan, yerleşim yerlerini yıkıntılardan önemli ölçüde temizleyerek, geçici barınma alanlarının standardını yükselterek, hayatın normal ritmine kavuşması için çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Nisan ayının başı itibarıyla bu rakamı 75 bine çıkarıyoruz. Yıl sonuna kadar da 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceğiz. Kendi evini yapmak isteyenlere, hibesi ve kredisiyle her türlü kolaylığı gösteriyoruz. Amacımız, tek bir vatandaşımızın bile mağduriyetine meydan vermeden, hiç kimseye mahcup olmadan bu süreci suhuletle tamamlamaktır.”
(Sürecek)
]]>Ülkede ilk büyükelçiliği açan Türkiye’nin Taşkent Büyükelçiliği Nisan 1992’de, Özbekistan’ın Ankara Büyükelçiliği de Ocak 1993’te faaliyetlerine başladı.
Özbekistan’ın bağımsızlık ilanının ardından geçen 24 yıl boyunca Türkiye ile ilişkilerinde farklı nedenlerden dolayı inişli çıkışlı dönemler yaşandı.
Jeostratejik konumu, köklü tarihi, zengin kültürel değerleri, ekonomik potansiyeli, 36 milyonu aşan nüfusu ve Orta Asya’nın tüm ülkeleriyle ortak sınırlarının bulunması nedeniyle bölgenin kilit ülkelerinden Özbekistan ile Türkiye arasında uzun yıllar durağan olan ilişkilerin seyri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kasım 2016’da Semerkant’a yaptığı ziyaretle tümden değişti.
Semerkant ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile yaptığı görüşme, Özbekistan-Türkiye ilişkilerini canlandırarak ikili ilişkilerde yeni dönem başlattı. Bunun ardından Mirziyoyev, Ekim 2017’de “Cumhurbaşkanı” sıfatıyla 21 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden en üst düzey Özbek yetkili oldu.
İki ülke cumhurbaşkanları arasındaki yakın dostluk ve siyasi irade neticesinde ilişkiler, 2017’de stratejik ortaklık seviyesine çıkartılırken uzun yıllardan beri yapılamayan Türkiye-Özbekistan Karma Ekonomik Komisyon Toplantıları düzenlendi. 2018’de iki liderin başkanlıklarında Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kuruldu, Konseyin ilk toplantısı Şubat 2020’de Ankara’da, ikinci toplantısı da Mart 2022’de Taşkent’te gerçekleştirildi.
Geçen sene Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, farklı vesilelerle iki kez Türkiye’ye ziyarette bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere bir kez Özbekistan’ı ziyaret etti.
Aralık 2023’te Ankara’da Türkiye-Özbekistan Karma Ekonomik Komisyonunun 7. toplantısı gerçekleştirildi. Özbekistan Başbakan Yardımcısı Cemşid Koçkarov başkanlığındaki heyetin katıldığı toplantıda iki ülke arasındaki ticari-ekonomik ilişkilerin 2024 ve 2025 yıllarında geliştirilmesini içeren eylem planı oluşturuldu.
Özbekistan-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin üçüncü toplantısının 2024’te Ankara’da yapılması planlanıyor, bu vesileyle Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in bu yıl Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor.
İkili ticaret hacmi 3,1 milyar dolar oldu
Türkiye ile Özbekistan arasındaki ticari ilişkilerde de yeni dönem başladı. 2016’da 1 milyar 242 milyon dolar olan ikili ticaret hacmi, 2020’de 2,1 milyar dolar, 2023’te de 3,1 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.
Özbekistan’ın dış ticaretinde 2016 öncesinde ilk 5 ülke arasında yer alan Türkiye, geçen yıl yüzde 5’lik payla ülkenin 4. ticari ortağı oldu.
Türkiye’nin 2023’te Özbekistan’a ihracatı yüzde 6,4 artışla 1 milyar 851 milyon 200 dolara ulaştı, Özbekistan’dan ithalatı da yüzde 24 azalışla 1 milyar 248,5 milyon dolar olarak hesaplandı.
Türkiye, Özbekistan’a ağırlıklı olarak makine, elektronik eşya, mobilya ve aydınlatma cihazları, prefabrik yapılar, motorlu kara taşıtları, tekstil, gıda ve tüketim ürünleri satarken plastik mamuller, bakır, çinko ve pamuk ipliği ithal etti.
İki ülke arasında haftada 60 tarifeli uçak seferi yapılıyor
Mirziyoyev’in göreve gelmesinin ardından Türk iş insanları tarafından uzun yıllar defalarca dile getirilen sorunlardan vize konusunda olumlu adımlar atıldı.
Özbek hükümeti, 2017’de Türk vatandaşlarına 3 gün içinde vize verilmesini öngören kararnameyi imzaladı, Şubat 2018’de Türk vatandaşlarına 30 günlük vize muafiyeti tanıdı.
Bunun neticesinde iki ülke vatandaşları arasında karşılıklı ziyaretler artarken 2016’da 150 bin civarında olan Türkiye’ye giden Özbek sayısı, 2023’te 500 bine yaklaştı.
İki ülke arasında 2016’ya kadar haftada 5 kez yapılan tarifeli uçak seferleri de son yıllarda önemli ölçüde artış gösterdi. Karşılıklı ilişkilerin gelişmesiyle iki ülke hava yolu şirketlerinin uçtuğu güzergahların sayısı da çoğaldı ve İstanbul-Taşkent seferlerinin yanı sıra Türkiye’nin Ankara ve İzmir şehirleri ile Özbekistan’ın tarihi Semerkant, Buhara, Ürgenç ve Fergana şehirlerini bağlayan uçak seferleri düzenlenmeye başlandı.
Özbekistan ile Türkiye arasında haftada 60 tarifeli uçak seferi düzenleniyor, bu sayının yaz mevsiminde artması bekleniyor.
]]>Muğla’ya yapılan her yatırımda AK Parti iktidarının mührü bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim gönlümüz Muğla’dan hiç ayrılmadı. Bunun için de hamd olsun Muğla’ya yapılan her hizmette mührümüz var, damgamız var. Marmaris’teki devlet konuk evinde zaman zaman kalan bir kardeşiniz olarak kendimi fahri Muğlalı olarak da görüyorum. Bu vesile ile geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği genel seçimlerinde aldığımız yüzde 34,5 ve Milletvekilliğinde yüzde 32,5 oy için Muğlalılara teşekkür ediyorum. Bu oy oranları Muğlalı ile aramızdaki sevginin derinliğini göstermekten çok uzak. Biz bu güne kadar sadece eser hizmeti yaptık. Altyapı eksiklerini gidermek için çalıştık. Demokrasi ve kalkınma atılımlarımızın meyvesini ve ülkemizi 21 yılda 3 kat büyüttük. Benim Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım sırasında ne şahsen, ne hükümet politikaları ile kimseyi ötekileştirmedik. Her kesimden vatandaşımızın tamamını kucakladık ve hizmete verdik. Muğlalı Yörüklerin ve Türkmenlerin mağduriyetlerini de biz ortadan kaldırdık. Karadeniz’in, Akdeniz’in geçit vermez dağlarına hangi yatırımları yaptık isek Ege’nin ve Güneydoğu Anadolu’muzun yatırımlarını biz götürdük. Biz bu ülkeyi 81 vilayetinin tamamını kucakladık. Hiçbir insanımızı dışlamayan anlayışımız ile önce 2023 hedefleri ile şimdi de Türkiye Yüzyılı ile biz buluşturduk. Sanayi, ticaret, turizm her alanda üreten ve istihdam eden, ülkesine katkı sağlayan insanlarımızı destekledik ve teşvik ettik. Altyapısı gelişen Türkiye’nin en yakın şahidi Muğla’dır. Çeyrek asır öncesinin Muğla’sının yanına bugünkü Muğla’yı koyun. Arada asırlık fark göreceksiniz” dedi.
“Muğla’yı köy görüntüsünde tutanlar yatırımları engellemek için ellerinden geleni yaptı”
Muğla’nın dünyanın çekim merkezi haline dönüştüğünü açıklayan Erdoğan, “Aradaki en büyük engel ise Muğla Büyükşehir Belediyesini 25 yıldır yöneten zihniyettir. Muğla’yı köy görüntüsünde tutanlar, Bakanlıklar ve girişimcilerimizin projelerini engellemek için de ellerinden geleni yaptılar. Muğla Büyükşehir Belediyesinin idari tasarruf ile yargı yolu ile engellediği projeleri üst üste koysanız bir Muğla daha ortaya çıkar” diye konuştu.
“Muğla’ya 122 milyar lira kamu yatırımı yaptık”
Alandaki vatandaş sayısını 50 bin kişi olarak açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan ayına yaklaşıyoruz. Sayılı günler kaldı. İnşallah 31 Mart’ta milli irade bayramı ilan edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına yakışır yeni bir kalkınma hamlesini inşallah sizlerle birlikte sandıkta vereceğiz. Ülkemize ve Muğla’mıza en büyük müjdemiz bu olacak. Türkiye’yi 21 yıldır eser ve hizmet siyaseti ile yönetirken, her şehrimiz gibi Muğla’mıza verdiğimiz sözleri tutmak için de gece gündüz çalıştık. Bu anlayış ile iktidara geldiğimiz günden bu güne kadar 122 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Eğitim’de 33 bin 375 derslik, Gençlik ve Spor’da 11 bin 157 kişilik üniversite öğrencileri için yurt binası, 71 spor tesisi yaptık. Şimdi de Muğla Bodrum ve Fethiye’ye yeni spor tesisleri, Marmaris’e Gençlik Merkezi kazandırmak için çalışıyoruz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 4 milyar tutarında kaynak ile destek olduk” ifadelerini kullandı.
İki havalimanının kapasitesi arttırıldı
Muğla’daki iki uluslararası havalimanının kapasitelerinin arttırıldığını belirten Erdoğan, “Muğla’da 3 bin 375 konutun yapımını tamamlayarak hak sahiplerine teslim ettik. Muğla’da 2021 yaz ayında yaşadığımız orman yangınlarını ardından 312 köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Kentsel dönüşümde 45 bin 455 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Ulaştırmada 90 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 460 kilometreye çıkardık. Geçen yıl 5,5 milyon yolcu kapasitesine ulaşan Dalaman ve 4,5 milyon yolcu kapasitesine ulaşan Milas-Bodrum havalimanlarını yeniledik. Ören ve Turgutreis Yat Limanlarını ve Güllük iskelelerini şehrimize kazandırdık. Fethiye ve Marmaris Körfezini balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz iki adet gemi bölgeye ulaştı. Gemilerimiz tarama çalışmalarına inşallah bu hafta başlıyor. Turizm ve tarım potansiyelini artırmak için pek çok projemiz var” dedi.
“Muğla’nın tüm ilçeleri doğal gaza kavuşacak”
Muğla’ya yapılan enerji yatırımlarında doğal gaza kavuşan Menteşe, Ula, Yatağan ve Kavaklıdere dışındaki Marmaris, Bodrum ve Fethiye dahil tüm ilçelere doğal gaz arzı için çalıştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Muğla’da 145 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 13 sulama tesisi tamamlandığında 165 bin dekar araziyi su ile buluşturacağız. Toplam 60 bin dekar alanın sulanmasına hizmet edecek 5 yeni baraj daha inşa ediyoruz. Arıcılığı geliştirmek için 18 bal ormanı kurduk. Tesis ettiğimiz 91 şehir ormanı ile vatandaşlarımıza rahat nefes alacakları alanlar oluşturduk. Muğlalı çiftçilerimizi 34 milyar liralık tarımsal destek verdik. İstihdamı desteklemek için Muğlalı iş insanlarımıza 6,5 milyar destek verdik. Enerjide Menteşe, Ula’ya, Yatağan’a doğal gaz arzı sağladık. Önümüzdeki dönemde Bodrum, Dalaman, Datça Fethiye, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Ortaca ve Seydikemer’e doğal gaz arzını sağlamayı planlıyoruz” dedi.
“Milletimizin huzuruna kimse kastedemez”
Türkiye’nin 40 yıldır terör ile mücadele ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyin başı huzur. Huzurun ilk şartı güvenlik. Muğla bir asır önce işgal yaşamış, ardından Milli Mücadele ile istiklalini kazanmış bir il olarak bunun anlamını çok iyi biliyor. Türkiye’nin 1970’li yıllarda maruz kaldığı ideolojik kavgalardan Muğla’mız da etkilendi. Ardından PKK terör örgütüne karşı yürüttüğümüz mücadelede Muğla’mız yüzlerce vatan evladını şehit olarak toprağa verdi. Tarih boyunca vatan savunmasında en başta yer alan Muğlalı kahramanlarımız bugün de ülke içinde, sınırlarımızda ve sınırlarımız dışında görev yapıyor. 85 milyon vatandaşımızın her akşam yastığa başını huzur içinde koyması için bu adımları atıyoruz. Dikkat ederseniz Türkiye’nin istikrarını bozmak isteyen emperyalistlerin ilk harekete geçirdikleri araçlar terör örgütleridir. Yaklaşık 40 yıldır terör ile mücadele eden ülkemizin bu alandaki en önemli strateji değişikliğini biz yaptık. Cumhuriyet tarihimizin en alçak ihanet girişimi olarak 15 Temmuz’un ardından terör ile mücadelemizi artık kendi topraklarımızda değil, terörün kaynağı olan yerlerde yürüteceğimizi ilan ettik. Bunu Gabar’da yaptık mı, Tendürek’te yaptık mı, bunu Cudi’de yaptık mı? Bütün bu teröristleri oralarda mağaralara gömdük mü? Yaparsa AK Parti yapar, yine yapacağız. Çünkü milletimizin huzuruna kimse kastedemez. Irak ve Suriye’de bunları yaptık. Yola aynı kararlılıkla inşallah devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti Muğla Büyükşehir ve 13 ilçe belediye başkan adayını tanıttı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Muğla aday tanıtım mitinginin ardından Marmaris’e hareket etti ve seçim koordinasyon kurulu toplantısına katıldı. – MUĞLA
]]>Fidan, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumunun (ADF) kapanışında konuştu.
Muhataplarının forumun hem katılımcı profili hem de içerik bakımından zenginliği ve kapsayıcılığından etkilendiklerini defaatle kendilerine ilettiğini belirten Fidan, “Farklı coğrafyalardan gelen misafirlerimiz bu forumun kendilerine etkili bir network imkanı oluşturduğunu da gündeme getirdiler.” dedi.
Fidan, katılımcıların panellerde konuşmacı olarak görüşlerini rahatlıkla paylaşmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiklerini ve çok sayıda ikili görüşme yapma imkanı bulmalarından dolayı da müteşekkir olduklarını defaatle işittiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyasındaki yoğun mesaisine rağmen foruma katıldığını ve burada 11 devlet ve hükümet başkanıyla bir araya geldiğini dile getiren Fidan, bu görüşmelerde çok kritik konu ve gündemlerin ele alındığını söyledi.
Fidan, ADF’de 32 mevkidaşıyla ikili görüşme yapma imkanı bulduğunu ve Afrikalı mevkidaşlarıyla da bir araya geleceğini belirtti.
3 gün boyunca çok farklı düzeyde katılımcı ile ADF’de yoğun bir etkileşim içerisinde olduklarını vurgulayan Fidan, konuştuğu gençlerin, ADF’de akademisyen ve diplomatlarla buluşmalarının kendileri için ufuk açıcı olduğunu kaydetti.
Fidan, şöyle devam etti:
“Forum kapsamında düzenlenen 47 oturumda güvenlik, enerji, bölgesel konular, yabancı düşmanlığı, uluslararası ticaret, bağlantısallık, arabuluculuk konusu, yapay zeka, dijital diplomasi, uluslararası gündemin ilk sıralarında yer alan diğer çeşitli konular masaya yatırıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin ev sahipliğinde ‘kadın barış ve güvenlik’ temalı yüksek seviyeli oturum gerçekleştirildi.”
Gazze Temas Grubu üyesi olarak grup üyesi Filistin ve Mısır Dışişleri Bakanlarıyla Gazze konusunda bir panele ev sahipliği yaptığını aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı’nın oturumlara katılarak forumun başarısına katkıda bulunduklarını belirtti.
“Karşı karşıya olduğumuz tablo küresel adaletsizliklerin yansıması”
Fidan, forum kapsamında geleceğin liderlerinin görüşlerine de kulak verdiklerini ve kendilerine notlar çıkardıklarını söyledi.
Latin Amerika’dan Asya Pasifik’e farklı coğrafyaların karşı karşıya oldukları riskleri ve fırsatları daha ayrıntılı bir biçimde buradaki panellerde ele alma imkanı bulduklarını aktaran Fidan, Filistinli ve Mısırlı mevkidaşlarıyla düzenledikleri etkinliğe ilişkin şunları kaydetti:
“Gazze’de devam eden zulmün sona erdirilmesi için atmamız gereken adımları konuştuk. Karşı karşıya olduğumuz tablonun aynı zamanda küresel adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin bir yansıması olduğunu ifade ettik.”
Fidan, ADF’ye katılan konukların diyaloğun ne kadar kritik olduğu hususunda mutabık kaldığını vurgulayarak, burada dile getirilen değerli fikirleri hayata geçirme ve geleceği ortak menfaatler çerçevesinde şekillendirmek üzere birlikte eyleme geçme zamanının geldiğine inandığını söyledi.
Yeni görüş, fikir ve ev ödevleriyle Antalya’dan ayrılacaklarını belirten Fidan, ADF’ye verdiği destekten dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.
Sorular
Fidan, ADF’nin kapanış konuşmasının ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bakan Fidan, Gazze’de barış süreci ve kalıcı ateşkese yönelik görüşmelerine ilişkin sorulan soruya, “Gazze’deki süren zulmün durdurulması ADF’nin neredeyse merkezine oturdu. Gerek Sayın Cumhurbaşkanı’mız yaptığı görüşmelerde gerek biz yaptığımız ikili görüşmelerde, çok taraflı görüşmelerde ve panellerde bu konunun altını kuvvetle çizerek vurguladık. Diplomasinin kullanılabilecek bütün imkanlarını kullandık.” yanıtını verdi.
Bakan Fidan, moderatörlüğünü yaptığı “Gazze Temas Grubu” başlıklı panelde Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’nin etkileyici bir konuşma yaptığını söyleyerek, “Biz de özellikle değerli kardeşimize bu imkanı vermek istedik. Çünkü meselenin asıl sahibi arkadaşlarımız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Türkiye’ye davet ettiğini söyleyen Fidan, “Filistin konusundaki gelişmeleri ele almak, savaşın gidişatının ve aldığı şeklin seyrini görüşmek istiyorlar. Ayrıca Filistinliler arası diyalog konusunda da gelişmeleri Cumhurbaşkanı’mız birinci elden kendisinden duymak istiyor. Ayrıca Türkiye’nin tavsiye ve telkinlerini de iletme imkanı bulacaklar bu çerçevede.” diye konuştu.
Fidan, kendi ziyaretinin yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye ziyarette bulunup bulunmayacağına ilişkin soru üzerine, “Cumhurbaşkanı’mızın ziyareti konusu ABD’de üstünde çalışacağımız bir konu olacak. Ama şu anda biliyorsunuz her iki ülkede de bir seçim atmosferi var. Cumhurbaşkanı’mız son 2 aydır özellikle seçim gündemiyle oldukça meşgul. Daha sonrasında da ABD’de bir seçim gündemi var. Ama aradaki zaman diliminde ne yapılabilir, gittiğimizde de belki onu bir konuşacağız.” diye konuştu.
Japonya Dışişleri Bakanı Kamikawa Yoko’nun Türkiye’yi ziyaretine cevaben, ilişkilerin 100. yılı kapsamında bir iadeiziyaret düzenlenip düzenlenmeyeceğinin sorulması üzerine Fidan, mevkidaşı Kamikawa ile değerli bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve aynı zamanda Brezilya’da G20 marjında bir araya gelme fırsatı bulduklarını belirtti.
Fidan, “Japonya’yla ilişkilerimizi geliştirmeye fevkalade önem veriyoruz. Özellikle ekonomi, teknoloji, ticaret alanında çok büyük potansiyel var aramızda. İlişkilerimiz de devam ediyor. Bölgesel konuları da ciddi bir çerçevede ele alıyoruz hep beraber. Önümüzdeki aylarda bir iadeiziyaret yapmak konusunda da planlamamız var.” dedi.
“21. yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil”
Bakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la görüşmesinde özellikle bölgesel gelişmelerle ilgili Kafkaslar’daki barış sürecinin, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin ve Suriye konusunun masaya yatırıldığını belirtti.
Suriye konusuna ilişkin daha yakın bir tartışma ortamı oluşturulması ve zamana ihtiyaç olduğu konusunda Rus mevkidaşıyla mutabık kaldıklarını söyleyen Fidan, “Çünkü gerek mültecilerin geri dönüşü, gerek yeni anayasanın yazılması meselesi, gerek terörizmle mücadele konuları yani şu anda hep askıda olan konular Suriye’de. Bunun bir şekilde ilerletilmesi gerekiyor. Türkiye’nin milli güvenliğini ve menfaatini de yakından ilgilendiren bir konu. Rusya’nın da arasında bulunduğu birkaç ülkeyle bu konuyu yakından tartışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin Türkiye’nin görüşlerine değinen Fidan, “21. yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi ve yaralanması koca bir ülkenin altyapısının ve üstyapısının tamamıyla imha olması bizim artık dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil.” diyerek, söz konusu durumun bir an önce durdurulması ve bu fikre alışılması gerektiğini kaydetti.
(Bitti)
]]>Erdoğan, partisinin Turgut Özal Spor Salonu önünde düzenlenen Antalya mitinginde vatandaşlara hitap etti.
“Akdeniz’i saran zümrüt yayılsın, her şeyinle güzellikte daimsin Antalya. Sevdasın, tutkusun, aşksın, gönlümde kurulu köşksün Antalya. Anlatmaya yetmez diller, sana çıkar bütün yollar Antalya.” ifadeleriyle vatandaşları selamlayan Erdoğan, Antalya’da olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Erdoğan, bugünkü mitinge 80 bin kişinin katıldığı bilgisinin kendisine iletildiğini belirterek “10 binler Antalya’da bugün bizlerle beraber. Ne kadar kaldı şurada artık, 30 günümüz var. Ana kademe, kadın kolları, gençler, Cumhur İttifakı 31 Mart’a hazır mıyız? 31 Mart’ta yeniden Antalya diyor muyuz?” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlardan “evet” yanıtını alan ve Antalya’nın ilçelerinin isimlerini tek tek sayarak yerel seçimde destek sözü alan Erdoğan, Antalya’nın yerel seçimlerde destan yazmaya hazırlandığını vurguladı.
“Antalya diplomasinin de küresel yıldızlarından biri haline dönüşüyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “buğulu gözlerle Akdeniz ufuklarını süzen” Antalya’nın, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle ve hepsinden önemlisi insanıyla Türkiye’ye değer kattığına, huzur verdiğine işaret ederek “Antalya artık sadece turizmin ve tarımın değil, diplomasinin de küresel yıldızlarından biri haline dönüşüyor. İşte dün başlayan ve üçüncüsü yapılan Antalya Diplomasi Forumu, bu yükselişin işaretlerinden biridir.” değerlendirmesinde bulundu.
Foruma binlerce kişinin katıldığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Antalya artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın bütünleştiği bir yer. Bu tür organizasyonlar, şehrimizin marka değerinin artmasına da katkı sağlıyor. Bu vesileyle başta evladınız, yol arkadaşım Mevlüt Çavuşoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Çünkü bu konuda önemli gayretleri oldu ve Diplomasi Forumu’nu buralara kadar getirdik. Biz de Antalya Diplomasi Forumu’nda dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılara ülkemizi ve küresel meselelere yaklaşımımızı anlatma imkanı bulduk.”
“Seçimler, siyasetçiler için hesap verme dönemleridir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü mitingde hem vatandaşlarla hasret gidermeyi hem de 31 Mart seçimlerinde destek talep etmek istediklerinin altını çizerek “Biliyorsunuz seçimler, siyasetçiler için hesap verme dönemleridir. Biz zaten yıllardır hesap verdik, hesap veriyoruz ama hesaptan kaçanlara da 31 Mart’ta hesap sormaya hazır mıyız? Gümbür gümbür 31Mart’a hazırlanıyor muyuz?” diye konuştu.
Alandakilerden “evet” yanıtını alan Erdoğan, “Hükümeti veya belediyeleri yönetmek için sandıkta yetki alan siyasetçiler, seçim meydanlarında yaptıklarının muhasebesini yapar, yapacaklarının sözünü verirler. Milletimiz bu süreçte gördüklerini, duyduklarını kendi iç dünyasında değerlendirir, verdiği kararı da sandıkta ilan eder. Antalya, şimdi geçtiğimiz 5 yılda büyükşehir ve ilçeleriyle, belediyelerini yönetenlere notlarını veriyor, önümüzdeki 5 yıl için aday olanları da ölçüp tartıyor.” dedi.
“Her meselesinde Antalya’nın yanında yer almaya devam edeceğiz”
Cumhur İttifakı olarak büyükşehir ve ilçe adaylarıyla Antalya’ya hizmete talip olduklarını söyleyen Erdoğan, genel seçimlerde kendilerine cumhurbaşkanlığında yüzde 43, milletvekilliğinde ise yüzde 41 oy veren Antalyalılara teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Tabii bu oy oranları, Antalya ile aramızdaki muhabbeti yansıtmaktan uzaktır. İnşallah hep birlikte 31 Mart’ta sandıkları Cumhur İttifakı oylarıyla patlatarak bunu telafi edeceğimize inanıyorum. Bugün buradaki şu muhteşem mitingimizin 31 Mart’taki zaferimizin müjdecisi olduğuna inanıyorum. Şimdi burada, sizlerden bunun sözünü almak istiyorum; Antalya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı belediyeciliği, gerçek belediyecilik için söz veriyor mu? Antalya, tercihini milli iradeden, gelişmeden, kalkınmadan yana kullanmak için söz veriyor mu? Sırtını Toroslar’a verip ayağını Akdeniz’e uzatan Antalya’nın sözünde duracağına ben yürekten inanıyorum. Biz de Cumhurbaşkanıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla her meselesinde Antalya’nın yanında yer almaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak, hükümet olarak, Cumhur İttifakı ve kabinenin ülke için iş başında, ülkenin yönetiminde olduğunu vurgulayarak “Şimdi Cumhur İttifakı ve şu anda da hükümet olarak iş başında olduğumuza göre, yerel yönetimi de 31 Mart’ta bize teslim ettiğinizde evelallah ülkeyi biz uçurmaya devam edecek miyiz? Öyleyse bu ülkeyi maalesef çöpten çukurdan, çamurdan çıkarmayanlara bir daha teslim edemeyiz.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 22 yılda eğitimden sağlığa, kültürden ulaşıma, turizmden tarıma Antalya’nın adeta yeniden inşa edildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antalya’ya ayrı bir ilgi gösterdiğini söyleyen Ersoy, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan Antalya’nın uzun yıllar yok sayılan, görmezden gelinen sorunlarının çözümü için hükümetin her türlü imkanı sağladığını kaydetti.
Ersoy, hükümetin sorunların çözümü için sağladığı destekler sayesinde Antalya’nın sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayarak, 2023 yılında Antalya’nın transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak, tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştığı bilgisini verdi.
Türkiye’yi turizmde dünyanın süper ligine yükseltmek ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek istediklerini aktaran Ersoy, “Hedefimiz Antalya’yı geleceğe hazırlamaktır. Bunun için kaybedecek bir dakikamız dahi bulunmuyor. Antalya’nın ideolojik takıntılarla zaman kaybetmeye vakti yok. Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı yok. Biz Antalya’yı birilerinin siyaset malzemesi haline getirmesine rıza gösteremeyiz.” dedi.
Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle 2019 yılında kurulan Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla dünyanın dört bir yanında Antalya’nın tanıtımını gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, “200’den fazla ülkede Antalya’yı, Alanya’yı, Kemer’i tanıtıyor, Amerika’da, Rusya’da, Almanya’da Manavgat’ın, Kaş’ın güzelliklerini gösteriyoruz. Her yıl dünyanın en tanınan isimlerini şehrimizin reklamını yapması için Antalya’ya getiriyoruz. Yeni yatırımları şehrimize çekiyoruz. Turizmi sadece 4-5 ayla sınırlandırmıyor, 12 aya yaymak için çalışmalar yapıyoruz.” diye konuştu.
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz”
Bakan Ersoy, Antalya’nın kültürel mirasını gün yüzüne çıkaracak tarihin en önemli projelerini hayata geçirdiklerini, arkeolojik hazineleri kazıp çıkartmakla kalmadıklarını, restorasyon yaparak yeniden ihya ettiklerinin altını çizdi.
Tüm desteklere rağmen Antalya’yı yönetenler son yıllarda temel altyapı problemlerini çözme konusunda dahi yeterli başarıyı gösteremediklerine işaret eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz. Bunu değiştirmek, Antalya’nın dünya turizm merkezleriyle olan rekabetinde öne geçmesini sağlayacak güce kavuşması bizim elimizde. Antalya’mızın biriken birçok sorunu var, ancak çözemeyeceğimiz hiçbir sorunu yok. Yeter ki şehrimizin yönetimi ehil ellere verelim. Bunu birlikte başaracağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Antalya’da üniversitemizle, belediye başkanlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımız, muhtarlarımız, sektör temsilcilerimiz ve siz değerli Antalyalı hemşerilerimizle el ele vererek bu hedeflerimize ulaşacağız.”
Mehmet Nuri Ersoy, Antalya olarak bu hedeflere bir adım daha yaklaşmak adına 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü’nün seçileceğine inandığını kaydetti.
Ersoy, Antalyalıların “Türkiye Yüzyılı” mücadelesinde her zaman olduğu gibi yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Tütüncü: “31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak”
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de kentin AK Parti’nin iktidarda olduğu dönemlerde daima hizmet aldığını, en güzel yıllarını yaşadığını söyledi.
Son 5 yılın Antalya için kayıp olduğunu belirten Tütüncü, “Antalya’nın kaybedilen geçmiş yıllarını, zamanını hep birlikte iade edeceğiz. 31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak. İmar, ulaşım, altyapı gibi sorunların hepsini çözeceğiz. Eserlerimizle, projelerimizle Antalya’nın ve bütün ilçelerinin altın çağını başlatmaya hazırız.” diye konuştu.
Antalya’nın AK Partili bir belediye tarafından yönetilmeyi hakkettiğini ifade eden Tütüncü, büyükşehrin yanı sıra tüm ilçelerinde Cumhur İttifakı adaylarının seçimi kazanacağına inandığını vurguladı.
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin de mitingdeki coşkunun Antalya’nın seçime hazır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Cumhur İttifakı ile Antalya’nın yeniden şahlanacağını ve tüm ilçelerde altın çağı başlatacaklarını belirten Çetin, AK Parti’nin eserleriyle, hizmetleriyle vatandaşın gönlünde taht kurduğunu kaydetti.
]]>KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine ülkesi ve bölgesel konularla ilgili açıklamalarda bulundu.
Tatar, 147 ülkeden 19 devlet başkanı ve başbakan, 73 bakan ve 57 uluslararası temsilcinin katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’na ikinci kez katıldığını hatırlatarak toplantının kendileri için önemli ve anlamlı olduğunu dile getirdi.
Kendilerine yönelik ambargo ve engellemelere karşı Türkiye’nin her zaman KKTC’nin yanında durarak destek verdiğini dile getiren Tatar sözlerine şöyle devam etti:
“Antalya Diplomasi Forumu KKTC’nin görünürlüğünün artırılması açısından büyük bir imkan ve bundan dolayı Türkiye Cumhuriyeti’nin Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a teşekkür ediyorum.”
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Kanıt” kitabını inceledi
AA’nın, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabı, AA muhabiri tarafından KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’a takdim edildi.
Kitaptaki fotoğrafları ve yer alan bilgileri inceleyen Tatar, “Kanıt”ın değerinin ilerde daha iyi anlaşılacağını belirterek kitabı gördükten sonra İsrail’in Gazze’de yaptığı katliam ve vahşet karşısında bir kez daha hayretler içerisinde kaldığını söyledi.
Tatar, dijital bir devirde yaşanmasına rağmen bazı fotoğraf ve belgelerin kaybolma ihtimali olduğunu belirterek “Kanıt kitabı hem mahkemede delil olacak hem de vahşetin boyutunu geniş kitlelere ulaştırma işlevi üstlenebilir.” diye konuştu.
Gazze’deki İsrail saldırılarında 100’den fazla gazetecinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Tatar, bölgede görev yapan gazetecilere kolaylıklar diledi.
Tatar, İsrail’in Gazze’de yardım için bekleyen sivillere yönelik saldırısını kınadı
Tatar, İsrail’in Gazze’de yardım almak isteyen sivillere yönelik saldırısını kınayarak Gazze’de 30 binden fazla insanın katledilmesinin “kabul edilemez” olduğunu kaydetti.
Gazze konusunda “çifte standarda” tanık olduklarını belirten Tatar, “Gazze’deki katliamı düşünecek olursak dünyadaki bazı büyük devletlerin nasıl iki yüzlülüğü ve çifte standartları olduğunu, kendi öngördükleri çıkarları için hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan bir nesli soykırımla yok etmek için her şeyi yapabileceklerini gördük. Bu durumdan dolayı açıkçası dünyanın geleceğinden endişe duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
“Yama olmayacağız”
İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların benzerini Kıbrıs’ta Rumların 1960’lardan itibaren Türklere yaptığını ve dolayısıyla benzer şeyleri Kıbrıs Türk halkının geçmişte yaşadığını anlatan Tatar, bundan sonra Ada’da bir anlaşma olacaksa bunun mutlaka iki devletli çözüme dayanması gerektiğini vurguladı.
“Çağdaş dünyada katliamlar olmaz” şeklindeki yaklaşımın, 2. Dünya Savaşı’nın üzerinden daha 100 yıl geçmeden Gazze’de on binlerce insanın katledilmesiyle gerçekliğini yitirdiğine işaret eden Tatar, şunları kaydetti:
“Kıbrıs’ta gelecekte herhangi bir anlaşma pozisyonunda Kıbrıs Türk halkının ayrı bir varlık olarak mutlak surette eşitlik temelinde o pozisyonda yerini alması gerekmektedir. Eşit uluslararası statüde bir anlaşma iki devletin işbirliği şeklinde olabilir. Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti’nin ortadan kalkması ve bizleri Rum milletinin devamı olacak Kıbrıs’taki federal bir cumhuriyete yama etmelerini asla kabul etmeyeceğiz. Onlara yama olmayacağız.”
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın Kıbrıs’ın iki tarafında da temasları olduğunu hatırlatan KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, egemen, eşit uluslararası statülü iki devletli çözüm konusunda niyetlerini Genel Sekreter’e aktarması için Cuellar’a ilettiklerini dile getirdi.
Tatar, Kıbrıs’ta BM’nin 60 yıldan beri üzerinde uğraştığı “Federasyon” temelli bir anlaşmanın mümkün olmadığına işaret ederek “Federasyon temelinde bir anlaşma olmayacağını Cuellar’a bildirdik. Eğer bizim egemen eşitlik ve eşit uluslararası statümüz kabul edilebilirse o zaman masaya oturabiliriz. Siyasetimizden ödün vermeyeceğiz ve bu duruşumuzu devam ettireceğiz.” dedi.
“BM Barış Gücü, Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam ediyor”
Kıbrıs’ın iki tarafında da görev yapan BM Barış Gücü’nün görev süresinin 4 Mart’ta 60. yılını dolduracağını dile getiren Tatar, BM Barış Gücü askerlerinin hep taraflı davrandığını ve Rumların tesirinde kaldığını belirtti.
Tatar, KKTC’nin ara bölgedeki Pile köyünde yaşayan Türklere kolaylık sağlamak üzere yapmak istediği, Yiğitler-Pile yolu konusunda iki tarafın anlaşmaya varmasına rağmen BM Barış Gücü’nün Yunanistan’ın etkisiyle yol yapımını durduğunu hatırlatarak “BM Barış Gücü, Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam ediyor.” diye konuştu.
Barış Gücü askerlerinin KKTC’de görev yapabilmeleri için Kuzey Kıbrıs Türk makamları ile mutlak bir anlaşma yapmaları gerektiğine dikkati çeken Tatar, bu konuda değerlendirmelerinin sürdüğünü ifade etti.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Andre Sanke’nin yaptığı liderler paneline Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud katıldı.
Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığına düzenledikleri forum için teşekkür etti.
Bölgedeki liderlerle çalışmak için çaba sarf ettiğini ve birçok liderle görüştüğünü dile getiren Radev, “Bağlantılığın bütün krizlerin aşılmasında çok önemli olduğunu söylemeye çalıştım ve yeni potansiyel krizlerin önüne ancak böyle geçebiliriz diye düşünüyorum.” dedi.
Radev, kültürel bağlantılığın da çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Bizim özellikle başka kültürleri anlamamız gerekiyor. Bu, çatışmaların önüne geçilmesi için gerçekten çok önemli ve açıkçası çoğu zaman birbirimizi tanımadığımız için bu derin çatışmalar çıkıyor.” diye konuştu.
Avrupa Konseyinde birçok ülkenin yer aldığına dikkati çeken Radev, her ülkenin farklı amaç, kültür ve önceliğinin bulunduğunu, kendisi için en önemli şeylerden birinin Bulgaristan’ın çıkarlarını korumak olduğunu söyledi.
“Diplomasi, bombaların düşmesini engellerse o zaman bir anlamı var”
Diyaloğun çok önemli olduğunu, düzgün şekilde kullanıldığında sorunları aşma aracına dönüştüğünü vurgulayan Radev, “Diplomasi, dış politika enstrümanlarından bir tanesidir ve onu kullanmayı asla unutmamalıyız. Diplomasi, bombalardan önce gelir ve o bombaların düşmesini engellerse o zaman bir anlamı var. Bomba düşüp insanlar öldükten sonra diplomasinin bir anlamı yok.” dedi.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Radev, şunları kaydetti:
“Bu savaşı daha fazla mühimmatla desteklemeye devam edersek ve daha fazla insanla da desteklemeye devam edersek risklerin daha büyüdüğünü, ekonomik ve demografik olarak çok büyük bir yıkımın olacağını görebiliyoruz. Diplomasiden bahsedersek böyle forumlar sayesinde diyaloğu geniş kitlelere ulaştırmalıyız. Bu savaşın gerçekten saçıntılarını biz birçok yerde görmeye başlayacağız. Moldova’da biz bir şey yapmazsak gerçekten Moldova’nın da bunun içine çekildiğini görüyoruz.”
“Diplomaside küçük kazanımlar bile kazanımdır ve zaferdir”
Kosova Cumhurbaşkanı Osmani de savaş zamanında barışı tercih etmenin çok zor olduğuna işaret ederek, ülkesinin Kosova Savaşı’nın bir an önce bitmesi için barış görüşmelerini savunduğunu hatırlattı.
Çalkantılı zamanlarda dost ülkelerin desteğinin ehemmiyetini vurgulayan Osmani, Avrupa Birliği (AB), Türkiye, ABD ve Bulgaristan gibi ülkelerle buna yönelik ortaklıklar kurmaya önem verdiklerini belirtti.
Osmani, Kosova’nın çok genç bir ülke olduğuna dikkati çekerek, “Diplomaside küçük kazanımlar bile kazanımdır ve zaferdir. Her şeyi birden kazanamazsınız. Açıkçası, kimi zaman geleceğe doğru çok küçük adımlar atıyoruz.” dedi.
Zor dönemden geçen ülkelere desteğin bir seferlik halinde olmaması gerektiğini dile getiren Osmani, uluslararası güçlerin bir ülkedeki iç çatışmayı durdurduktan sonra da desteklerini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
Osmani, “Uluslararası kamuoyunun ve uluslararası toplumun özellikle gelip bizim yanımızda olmaları ve daha sonra barışı tesis etmeleri, bizim için gerçekten çok büyük bir kazanımdı.” diye konuştu.
Savaş ve çatışmalarda masum insanların, kadınların ve çocukların acı çektiğini anlatan Osmani, Birleşmiş Milletlerin (BM) bunlara duyarsız kalmaması gerektiğini, ülkesinin böyle anlarda gerekli desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti.
“Rusya, Balkanlar’a gözünü dikmiş durumda”
Osmani, Kosova’nın paydaşlarıyla beraber, ülkede barışı ve istikrarı korumaya çalıştığını dile getirerek, “Rusya, Balkanlar’a gözünü dikmiş durumda ve Batı’ya karşı yeni bir cephe açmak istiyor.” ifadesini kullandı.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sonucunun dünya için örnek teşkil edeceğini kaydeden Osmani, “Ukrayna’nın istediği barışı” ve hukukun üstünlüğüne dayanan dünya düzenini desteklediklerini belirtti.
Osmani, bölgede çatışmanın yaygınlaşmasının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i cesaretlendireceğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini dile getirerek, “Bence diktatörler kendi halklarını düşünmezler. (Eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan) Milosevic de yüz binlerce askerini kaybetti fakat kendisini düşünüyordu. Putin de yüz binlerce askerini değil sadece kendisini düşünüyor.” dedi.
Rusya’ya yaptırım uygulanmasını destekleyen Osmani, Ukrayna’da oldukça hukuksuz bir savaş yaşandığını dile getirdi.
Osmani, uzak bir ülkede çıkan savaşın bile ekonomik olarak tüm dünyayı etkilediğini kaydederek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nı örnek gösterdi.
Karadeniz Tahıl Girişimi’nin önemine dikkati çeken Osmani, bunun, diplomasinin sadece güvenliğe değil aynı zamanda ekonomiye de odaklanabileceğini gösterdiğini söyledi.
“Mevcut küresel diplomasi yapısını yeniden gözden geçirmeliyiz”
Somali Cumhurbaşkanı Mahmud da diplomasinin kolay bir şey olmadığını, tarihin diplomasiye büyük katkısının bulunduğunu dile getirdi.
Kızıldeniz bölgesinin değişken ve kırılgan yapıya sahip olduğuna işaret eden Mahmud, Somali’de yaşananlardan dolayı, Somalililerin dünyanın yardımına muhtaç hale geldiğini söyledi.
Mahmud, şöyle devam etti:
“Somali’yi destekleyen ortaklarımıza baktığımız zaman bazılarının belli prensipleri, ilkeleri var, bazılarının bu bölgede belli belli çıkarları var. Ortaklarınızın, size destek verenlerin bazılarının oldukça farklı prensipleri olabiliyor ve onları bir arada bir bütün haline getirebilmek, sizin kendi çıkarınız, onların çıkarları, bunların arasında bir denge oluşturabilmek çok zor olabiliyor.”
Küresel diplomasinin yeniden yapılandırması gerektiğini vurgulayan Mahmud, “Bizler, küresel diplomasi yapısını yeniden gözden geçirmeliyiz, kurallarını, ilkelerini yeniden gözden geçirmeliyiz ve bunu da yaparken uluslararası hukuk temeli üzerinde yapmalıyız. Tüm bu farklılıkların yasal bir temel üzerinde ve birbirleriyle 21. yüzyılın gerçekleriyle uyumlu bir şekilde olmasını sağlamalıyız.” diye konuştu.
“Gazze, Yemen problemi, hepsi diplomasinin çözmesi gereken sorunlar”
İklim değişikliğinin ülkesindeki etkisine de değinen Mahmud, global ve yerel gündeme sahip terör örgütüyle mücadele ettiklerini belirterek, “Somali’yi ele geçirirlerse küresel anlamda daha ileri giderler. Somali’yi kullanmak istiyorlar.” dedi.
Bölgeleri ve Kızıldeniz’deki gerilimin küresel bir problem olduğunu vurgulayan Mahmud, “Gazze, Yemen problemi, bunların hepsi diplomasinin çözmesi gereken sorunlar aksi halde herkesi etkileyecek. Biz, olan bitenin tarafı veya parçası değiliz ama ekonomik olarak kurbanıyız. Bizi çok kötü etkiliyor.” görüşünü paylaştı.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla partisinin Kütahya Pazar Yanı Meydanı’nda gerçekleştirilen mitinginde konuşan Elitaş, 28 Şubat “postmodern darbesi”nin 27’nci yılı olduğunu anımsattı.
Bu süreçte millet iradesinin yok sayıldığını anlatan Elitaş, “28 Şubat süreci elhamdülillah milletin kendi adamlarının içinden çıkan insanları sahiplenerek onları 3 Kasım 2002 tarihinde iktidar yapmıştı. ‘Bin yıl’ diye söyledikleri sürecin 5 yıl dahi sürmemesi için bu millet elinden gelen gayreti göstermiştir.” diye konuştu.
Elitaş, 28 Şubat 1997’de, millet iradesinden çıkmış, milleti analarının ak sütü gibi tertemiz oylarıyla temsil eden iktidarın, “postmodern darbe” bahanesiyle ortadan kaldırıldığını kaydetti.
O dönem yaşananları anımsatan Elitaş, şöyle devam etti:
“Başörtülü hanımefendiden korkuyorlardı. Neden korkuyorlardı? Dinini diyanetini öğrenen insanlardan rahatsız oluyorlardı fakat bilemediler ki bir lideri, Sayın Cumhurbaşkanı’mızı Siirt’teki yaptığı konuşmadan, orada okuduğu bir şiirden dolayı mahkum etmeleri, belediye başkanlığını haksız yere elinden almalarından rahatsız olan, karşı duran vatandaş 14 Ağustos 2001’de kurduğumuz partiyi, 28 Şubat postmodern darbesine karşı millet sandıkta iradesini koydu ve devrim yaptı. Darbecileri sahadan sildi attı. 28 Şubat’a gelinirken hiçbirimiz sesimizi çıkaramadık, ‘dur’ diyemedik, yanlışların önüne engel olamadık, göğsümüzü siper edemedik. Bir kişi vardı, ‘6 kere gittim, 7 kere geldim’ diye övünen ve bu kişiyi biz her seferinde ya başbakan yaptık ya cumhurbaşkanı yaptık. Darbelerle mücadele etmeyen, milletin kendisine verdiği oyları sahiplenmeyen, onlara saygı duymayan, milletin iradesinden aldığı güçte değil müesses nizam veya başkalarının korkusundan dolayı iktidarı terk eden kişiyi 7 kere iktidara getirdik, her seferinde de oy verdik.”
“Başörtülü eşimi Çankaya Köşkü’nde ağırlamaktan utanmış Cumhurbaşkanı vardı”
Mustafa Elitaş, Çankaya Köşkü’nde düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ilk kez, 22. Dönem’de milletvekili seçildikten sonra katıldığını dile getirdi.
Kutlamalar öncesi yaşadıklarına değinen Elitaş, şunları kaydetti:
“Dönemin Cumhurbaşkanı bize davetiye göndermiş. Yanımdaki komşu milletvekiline de davetiye göndermiş. ‘Akşam hanımefendiyle beraber geliyor musunuz?’ dedi, Çankaya Köşkü’ne. Ben dedim bana yalnız geldi davetiye. Hanımefendiyle beraber gelmedi. Sonradan öğrendik ki benim eşim başörtülü, başörtülü eşimi Çankaya Köşkü’nde ağırlamaktan utanmış bir Cumhurbaşkanı vardı. Başı açık AK Parti’li milletvekilini Çankaya Köşkü’ne davet eden Cumhurbaşkanı, başörtülü eşi olduğundan dolayı Çankaya Köşkü’nde misafir etmekten ağırlamaktan, Cumhuriyet’in temeli olan, Cumhuriyet’in temsilcisi olan bu kadınlarımızın yetiştirdiği evlatların vatanımızı koruyan anasından utanan bir Cumhurbaşkanı vardı ki o ananın aslan gibi 3 yavrusu vardı. 3 erkek evladı bu memlekete asker olarak hizmet edecek, vatan sınırlarını koruyacaktı ama o anayı Çankaya Köşkü’nde ağırlamaktan imtina ettiler, utandılar. Parlamentodan bir milletvekilinin herhangi bir şekilde mübarek günlerden bir gecelerini, Kadir Gecesi’ni veya ramazan ayını kutlamak için yaptıkları bir söylem, ‘irticai faaliyet’ diye şu andaki Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri tarafından kürsüler yumruklanarak protesto edilirdi. Cenabıhakk’ın lütfuna, adaletine bakın. Geçenlerde Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grup konuşmasında Nisa Suresi’nin 58. ayetinin mealini okumaya başladı.”
“Kimlerin Türkiye’nin lider bir ülke konumuna gelmesinden rahatsız olduğunu iyi inceleyin”
Elitaş, mücadelelerine destek veren, demokrasiye inanmış, millet iradesini sahiplenmiş, iradesini temsil eden iktidarına kuvvet vermiş herkese teşekkür etti.
Sadece millet iradesini, milletin temsil ettiği kişileri beğenmediklerinden dolayı yaptıkları 28 Şubat “postmodern darbesi”nin, Türkiye ekonomisine, insanların yaşantısına, gençlerin geleceklerine vurulmuş damganın en büyük kötülüğünün o gün yaşandığını vurgulayan Elitaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sosyal medyada takip edin, 28 Şubat belgesellerine bakın, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini, kimlerin Türkiye’nin gelişmesinden rahatsız olduğu, kimlerin bulunduğu bölgede Türkiye’nin lider bir ülke konumuna gelmesinden rahatsız olduğunu iyi inceleyin, iyi irdeleyin. Onun için bu 31 Mart seçimlerinden bizim karşımızda duran, Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında duran, kutuplaştırarak AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı yapanlara, buna sadece bir yerel seçim olarak bakmayıp, yine 28 Şubat’ta önümüzü kesmeye çalışan kötü niyetlilerin içten içe bir hareket içinde olduğunu düşünüp 31 Mart seçimlerinden hep birlikte hareket edip geçmişe dönme özlemi içinde İslami meselelere inanmadığı halde varmış gibi milleti kandırarak, takiye yaparak insanların gözüne girmeye çalışan, ‘Helalleşmek istiyorum’ diye sahte bir helalleşme çerçevesi içinde bulunanların önünü açmamak için onların yürüyüşünü engelleyebilmek için AK Parti iktidarında Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde götürdüğümüz hareketi daha da güçlendirebilmek için 31 Mart yerel seçimlerinde her birimiz Kadın Kollarının, Gençlik Kollarının birer temsilcisi gibi ilçe başkanı, il başkanları gibi hareket ederek, kapı kapı dolaşıp insanların gönlüne girmemiz gerekir.”
AK Parti Kütahya Belediye Başkan adayı Kamil Saraçoğlu da kurulduğu günden bu yana partisinin bünyesinde çeşitli kademelerde görev aldığını belirtti.
Kütahya’da 2014-2019’daki belediye başkanlığı döneminde verdikleri sözleri yerine getirdiklerini anlatan Saraçoğlu, “AK Parti’miz, Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yerel yönetimlerin küresel vizyonunu açıkladı. Bu vizyon şehirlerin artık daha dirençli, akıllı, yatay ve yerel mimari anlayışının şekillendirdiği, sürekli gelişen ama çevreyi koruyan çocuklarımızdan kadınlarımıza, gençlerimizden yaşlılarımıza, her ortamda en yaşanabilir imkanları sunan bir anlayıştır. Elbette biz Kütahya olarak tüm projelerimizde bu anlayışı hakim kılacağız.” ifadesini kullandı.
Mitingde, AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay da katılımcılara hitap etti.
]]>Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde, üniversiteyi başörtüsü çıkarttırılarak okumak zorunda bırakılan Bedia Koçakoğlu, yıllar sonra doçent doktor olarak başörtüsüyle girdiği üniversitede akademisyenliğini sürdürüyor.
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı olan 44 yaşındaki Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu, Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde başörtüsü sorununu yaşadı. İlköğretim ve lise hayatını Alanya ilçesinde tamamlayan Koçakoğlu, ardından Konya Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandı. Üniversite birinci sınıftayken 28 Şubat sürecine denk gelen Koçakoğlu’na, derslere başörtülü giremeyeceği belirtildi. Koçakoğlu, okuma hevesini yarıda bırakmak istemeyip derslere başını açarak girmeye devam etti. Üniversiteyi tamamladıktan sonra araştırma görevliliği sınavını başarıyla geçen Koçakoğlu, yüksek lisans ve doktora eğitimini de Konya’da tamamlayıp tekrar memleketi Antalya’ya döndü. Şu anda Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doçent doktor olarak akademisyenliğini sürdüren Koçakoğlu, bu süreç içerisinde 120’ye yakın yazdı, bu konular üzerine çeşitli konferans ve sunumlar yaptı. Koçakoğlu, o dönemlerde yaşadıkları ve bugün içinde bulunduğu süreç hakkında değerlendirmelerde bulundu.
“Gayemiz 28 Şubat’ı unutturmamaktır”
Koçakoğlu, bugünden 27 yıl öncesine dönüp baktığında, “Bugün Filistin’e dönüp baktığında gördüğünün insanoğlunun, insanoğlunun cehennemi olduğudur. Bütün insanlık aslında koskocaman bir mezarlık gibi, bu mezarlığın mezar taşı da galiba biz Müslümanlarız. Doğu Türkistan, Filistin, Bosna Hersek, Arakan, Keşmir’e dönüp bakın, 28 Şubat’a dönüp bakın. Biz Müslümanlar bir şekilde eziyet görmeye devam ediyoruz. 28 Şubat için söylüyorum, gencecik bir kız çocuğuydum. Bin bir hayalle üniversiteye gitmişim. Bir ışık görebilme adına başörtüsü açıp kapattığımız o kırık aynalara defalarca bakmışızdır. Bazen ses yükselttiklerini duyuyoruz, ‘Bitmedi ajitasyonunuz, duygu sömürüsü yapmaktan da yılmadınız, 27 sene geçmiş aradan daha neyi anlatıyorsunuz’. Bizim 28 Şubat’ı hatırlatmak gibi bir gayemiz yok. Bizim gayemiz 28 Şubat’ı unutturmamaktır” diye konuştu.
“Sokağın ortasına açtırdılar”
Unutulan hadiselerin tekrar edebileceğinin altını çizen Koçakoğlu, “Modernizm ve postmodernizm üzerine çalışıyorum. Bakıldığı zaman tek tip insan var etme gayesi var. Tüketime endeksli, hazcı, soysuz, kimliksiz, mahrem sınırının olmadığı bir insan tipi hedefliyorlar. Bu tipin karşısında durabilen tek sistem İslam dini bugün. Bu nedenle İslam dini tüm sistemler tarafından hedef olarak gösteriliyor. Müslümanlarda hem fikir hem psikolojik olarak yıpratılıyor. Üniversiteye yazar olacağım hayaliyle başladım. 28 Şubat süreci başladı başımızı açmamızı istediler. Açmanın da bir adabı olur. Konya Selçuk mezunuyum. İnsanı bir şekli olur başörtü açmanın. Bizler; bir sirk hayvanı gibi sokağın orta yerinde insanlar bizi seyrederken, gelip geçenler şöyle bir bakarken sokağın orta yerinde başımız açıp ondan sonra kampüsün duvarlarından içeriye alındık. Bazen otobüse binerdik, otobüs kampüsün içine direkt girerdi çünkü polisler otobüse binerler, bakarlar. Bizler kaçalım diye bazen böyle kafamızı yere falan eğerdik başörtümüz görünmesin diye. ya da otobüsün ortasında açmak zorunda kalırdık. Başörtülü girdiğimiz zaman sınıfta o dönem erkek arkadaşlarımız son derece anlayışlılardı. Bütün ön sıralara hep erkekler otururdu. Biz başörtülü kızlar en arka sıralara otururduk ki kendi çapımızda bir mahremiyet oluşturmuş oluyorduk” ifadelerine yer verdi.
Koçakoğlu, o dönem başörtülü genç kızların hep bir travma içinde kaldığını kaydetti.
“Cumhurbaşkanımıza inancımız tamdı”
Sahada sadece başörtüsü özgürlüğünün sorun olmadığını, pek çok problemin olduğunu dile getiren Koçakoğlu, “Bunların hepsiyle mücadele edebilmeliyiz. Topyekün insanlık adına bir savaş verebilmeliyiz. Öyle düşünüyorum. Cumhurbaşkanı bir şiir okuduğundan dolayı edebiyatçı olduğumuz için bizim sahamıza da girdiğinden dolayı bir şiir okuduğundan dolayı hapse atılmıştı. O dönemde bizler başörtüsü adına mücadele verirken bir taraftan da Cumhurbaşkanının şiirde geçen birkaç dini kelimeden dolayı ki müfredatta yer alan bir şiirdir. O kelimeden dolayı hapse atılması bize birbirimizi tanımasak da, görmesek de günümüzdeki gibi elbette o dönem başbakanlık, Cumhurbaşkanlık gibi bir vazifesi olmadığından dolayı da tanımasak da, bilmesek de bir ruhsal mücadele bağı oluşturdu bize Cumhurbaşkanıyla, o dönemki başörtülü genç kızların verdiği mücadele. Biz o dönemden itibaren bir gün Cumhurbaşkanı’nın bu problemi çözeceğine dair hep inancımız var oldu. Bu inanç olmasa hiçbirimiz yolumuza devam edemezdik emin olun. Kimimiz akademisyen oldu, kimimiz doktor oldu, kimimiz farklı meslekleri seçti. Ama bir gün bu problem bitecek ve biz özgürce, başörtülü bir şekilde vazifelerimizi yapabileceğiz diye devam ettik” diye konuştu.
“Sen neredeydin sorusu”
Akdeniz Üniversitesinde yardımcı doçent olarak göreve başladığında henüz başörtü probleminin çözülmemiş olduğunu hatırlatan Koçakoğlu, “Biz yine başımızı açarak akademisyenlik yapıyorduk. O dönem de çözülmemişti. Dördüncü sınıfta derse girdim. Öğrencilerle biz son sene bir helalleşme konuşması yaparız. İşte çocuk hakkımızı helal edin gibi. Bir öğrencim, ‘Hocam ben size hakkımı helal etmiyorum’ dedi. Neden yavrum dedim, kaldın mı benim dersten? Neden helal etmiyorsun? ‘Hocam’ dedi, ‘Biz dört yıldır burada zulüm görürken siz neredeydiniz’. Öğrenciler de başörtülü alınmıyordu o dönem Akdeniz Üniversitesi’ne. ve çocuk benim inançlı bir bildiği için benden kısmen de olsa bir motivasyon edindiği için o sitemini bana bu şekilde ifade etti. Ben ömrümü bu cümle üzerine kurdum. Biz eziyet görürken siz neredeydiniz? Şunu çok iyi biliyorum. Cumhurbaşkanı da ömrünü bu cümle üzerine kurmuş birisi, bir lider. Bu yüzden Filistin için mücadele ediyor. Bu yüzden dünyadaki bütün eziyet gören Müslüman olsun olmasın fark etmez, insanlar için mücadele ediyor. Biliyor ki Cenabı Allah orada o insanlar eziyet görürken, sen neredeydin sorusunu soracak. Bu yüzden bizim vicdanlı insanlara ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
“Bir daha o karanlık çukurlara bu ülke düşmesin”
“Bizim merhametli liderlere, yöneticilere ihtiyacımız” var diyen Koçakoğlu, “Cumhurbaşkanı başörtü noktasında büyük bir adım attığında yavaş yavaş peyderpey kurumlarda bu problem aşılabildi. 2015 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde ilk doçent olduğumda bir gün kararımı verdim ve başörtülü olarak sınıfa gittim. Sınıfta yaklaşık 110 öğrencim vardı. Sınıftan içeriye girdim. Başta tanımadığı öğrenciler. Şaşkın şaşkın baktılar bu kim diye. Ses tonundan tanıyınca hepsi birden ayağa kalktı ve alkışlamaya başladı. Hiç unutmuyorum. Hayatımda bir o kırık aynadaki başörtüsüz görüntüm, ruhuma yerleşmiştir. Bir de öğrencilerimin beni ayakta alkışladığı o görüntü. Çocuklar, ‘ Niye alkışladınız’ dedim. Hocam özgürlüğü alkışladık dediler. Bakın bu refleksi kolay kolay yüz öğrenci aynı anda bilinçsiz bir şekilde veremez. Neden? Çünkü bu çocuklar bizim ızdırabımızı görüyorlar. İnandığımız bir şey var. Bir değer var. bunun için ömrünüz boyu savaş veriyorsunuz, yaşıyorsunuz. Ama bu inancınızın gereği olan başörtüsünü takamıyorsunuz. Bu zulmü, bu duyguyu ancak yaşayan hisseder, yaşayabilir. O yüzden bugün birilerinin çıkıp birilerinin, ‘vay efendim duygu sömürü yapıyorsunuz, ajitasyon yapıyorsunuz’ demesi bana son derece anlamsız, duygusuz ve merhametsizce geliyor. Bizim bu ülkede yaşanan bazı şeyleri unutturmamaya ihtiyacımız var. Bu son derece kıymetli. Aynı karanlık çukurlara, bu ülke bir daha düşmesin diye bizim tarihteki bazı hadiseleri unutmamamız gerekiyor” dedi.
“Kırık ayna”
“28 Şubat süreci de unutmamamız, unutturulmaması gereken süreçlerden birisidir” diyen Koçakoğlu, “Neden derseniz kırık aynalara aynı görüntüler bir daha düşmesin diye. Kırık ayna ise şöyle, başımızı yapabilmemiz için bir ayna lazım. Bir tane kırık küçük bir aynası vardı ve duvara koymuştu, onun karşısında sıraya geçer orada başörtüsünü kapatır ve açardık. Kırık aynaya yansıyan görüntü bizim inanç dünyamızın yansıması gibiydi” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA
]]>Meloni, İtalya’nın dönem başkanlığını yaptığı G7’nin ilk liderler zirvesine Ukrayna’dan katıldı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin 2. yıldönümünde Meloni ile birlikte Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya geldi.
Meloni, işgalin 2. yıldönümü ve bu ziyaret vesilesiyle İtalya’da yayımlanan Il Giornale gazetesine bir söyleşi verdi. Burada, “Rus işgalinin, Putin’in uzun yıllardan beri çeşitli cephelerde kendini gösteren neo-emperyalist vizyonunun doğal ve öngörülebilir bir sonucu” olduğunu söyledi.
Gazetenin “ Papa Francesco, parçalar halinde bir Üçüncü Dünya Savaşı yaşandığını söylüyor.
Ukrayna ve Orta Doğu’dan sonra üçüncü “parça” Uzak Doğu’da patlayabilir. Böyle bir senaryodan korkuyor musunuz?” sorusuna Meloni şöyle yanıt verdi:
“Bence Rusya Ukrayna’yı işgal etmeseydi, Hamas büyük olasılıkla (7 Ekim’de) İsrail’e böyle bir saldırı düzenlemezdi. Hukuka dayalı uluslararası sistemin, üstelik BM Güvenlik Konseyi’nin daimi bir üyesi tarafından bu kadar ciddi bir şekilde çiğnenmesinin, Orta Doğu’dan Balkanlar’a ve Afrika’ya kadar dünyanın diğer bölge ve coğrafyalarında da peş peşe sonuçlar doğurması kaçınılmazdı… Eğer Ukrayna’da uluslararası hukuk yeniden tesis edilmezse, çatışmalar artarak patlak vermeye devam edecek.”
İtalya Başbakanı, “Hamas’ın vahşi saldırısının İsrail’i çok sert bir tepki vermeye ittiğini”, ancak bu tepkinin boyutları nedeniyle bugün İsrail’in hem Ortadoğu’da hem de Batı’da kamuoyu nezdinde “izole edildiğini” söyledi.
Meloni, “iki halk-iki devlet” hedefinin gerçekleştirilebilmesi için uzun süreli bir ateşkes ve rehineler için çözüm bulunması gerektiğini belirtti.
Polis göstericileri copladı
Başbakan Meloni’nin sözünü ettiği kamuoyu görüşü İtalya’da son günlerde düzenlenen çok sayıda gösteriyle yansıtılıyor. Kamu yayıncısı Rai’nin İsrail tezlerine yakın yayın yaptığı iddiasıyla çok sayıda protesto eylemi düzenleniyor.
Geçen Cuma günü de Floransa ve Pisa kentlerinde Filistin’e destek amacıyla gösteriler düzenlendi. Öğrencilerin, sendika temsilcilerinin ve Filistin toplumu üyelerinin de aralarında yer aldığı göstericilere sert müdahalede bulunulması ise ülkede infial yarattı.
Polisin aralarında reşit olmayan öğrencilerin de yer aldığı ve barışçıl şekilde protesto eylemi yaptıkları görülen göstericilere coplarla saldırması hükümete yönelik tepkilere yol açtı.
Muhalefet, sağcı hükümeti karşıt görüşleri susturmaya çalışmakla suçladı. Merkez soldaki Demokratik Parti’nin lideri Elly Schlein, ara sokaklarda mahsur kalan öğrencilerin polis tarafından dövülmesinin kabul edilemeyeceğini, hükümetin bir “baskı ortamı” yarattığını söyledi.
Hükümet kanadından ise polisi savunan ve göstericilerin hassas bölgelere girişinin önlenmesi amacıyla müdahale edildiğini belirten açıklamalar geldi. İktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri, sol muhalefeti ‘şiddete destek vermekle’ suçladı. Muhalefete yönelik bu sözler de demokratik diyaloğa aykırı olduğu gerekçesiyle eleştiri aldı.
Cumhurbaşkanı ‘polisi azarladı’
Tartışmalara, genel olarak ihtiyatlı duruşu ve sert çıkışlardan uzak durmasıyla bilinen Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella da müdahil oldu.
Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella dün yayımladığı mesajında, İçişleri Bakanı’yla görüştüğünü, “güvenlik güçlerinin otoritesinin coplarla sağlanamayacağını” bildirdiğini açıkladı. Mattarella, insanların görüşlerini açıklama özgürlüğünün korunması gerektiğini vurguladı ve “Gençlerin coplanması iflasın göstergesidir” dedi.
Cumhurbaşkanının açıklaması sıra dışı biçimde sert bulundu ve bugünkü ulusal gazetelerin hemen hepsinin baş sayfalarında yer aldı.
Corriere della Sera Cumhurbaşkanı Mattarella’nın “Gençlerin coplanması iflastır” sözlerini manşetine taşıdı. La Repubblica, “Mattarella’nın öfkesi” manşetiyle çıktı. Il Giornale “Mattarella polisi azarladı” derken, Il Manifesto ise Cumhurbaşkanının fotoğrafı üzerine “Ellerinizi indirin” manşetini attı.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Milli Mücadele’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da dimdik ayakta durarak hainlere geçit vermeyen bu şehrin Türkiye Yüzyılı’nın da yükselen yıldızı olduğunu belirtti.
Türkiye’nin demokrasi, adalet ve kalkınma mücadelesinin her safhasında Sakaryalıların yanlarında olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yolunu ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine Sakarya istikametini hiç bozmadı. Aynı şekilde Sakarya, ülkeye eser kazandırmak, millete hizmet etmek için çalışması gereken muhalefetin oyunlarına da hiç gelmedi.” diye konuştu.
Erdoğan, ülkenin ikinci büyük partisinin işi gücü bıraktığını ve kendi içinde saç saça, baş başa kavga ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
“Dün, Türkiye’yi yönetecek cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardıkları genel başkanlarını çiğneyip geçtiler. Onun yanında cumhurbaşkanı yardımcısı diye şehir şehir dolaştırdıkları isimlerin ise yarın ne olacakları belli değil. Yaptıkları kongrenin üzerindeki şaibeleri, aday belirleme sürecindeki kirli pazarlıklar ve vahim iddiaları izledik. Öyle bir haldeler ki, dünya yansa, ülke batsa, kıyamet kopsa, millet feveran etse umurlarında değil. Kendi çıkarlarından, kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Aslında bunlar tek parti devrinden beri hep böyleydiler. Bunun için milletimiz rahmetli Menderes’ten merhum Özal’a, kendi hayallerini paylaşan, kendi derdiyle dertlenen herkese sahip çıkmıştır.”
Kendilerinin 21 yıldır, ülkenin kalkınması ve gelişmesi için verdikleri mücadeleyle farklarını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şimdi de ülkeyi Türkiye Yüzyılı belediyeciliğiyle mahalli idarelerde de dünyanın en üst ligine çıkarmak istediklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sakarya buna hazır mıyız?” sorusuna mitingdekilerin “Evet” diyerek cevap vermesi üzerine, “Milletimizden 31 Mart’ta sandıkta desteği, muhalefetin yaptığı gibi siyasi rant paylaşımı değil, işte bu vizyonu hayata geçirme iradesiyle talip ediyoruz. Bugün sizlerin karşısına da aynı hissiyatla çıktık.” ifadelerini kullandı.
Katılımcılara, “Sakarya’dan öyle bir ses verin ki Marmara’dan Karadeniz’e kadar duymayan kalmasın” diyen Erdoğan’ın, “Ayağa kalkmaya hazır mıyız Sakarya? Sakarya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Sakarya’yla birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” sözlerine alandakiler “Evet” diye karşılık verdi.
Erdoğan da “Rabb’im hepinizden razı olsun, maşallah.” dedi.
“Ezanlarımız susmasın, mabetlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye can verdik”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya’nın Türkiye’nin, Türkiye’nin de bulunduğu coğrafyanın kalbi olduğunu belirterek, “Tarih boyunca tüm hükümdarların, tüm imparatorlukların gözü hep bu coğrafyada oldu. Boğazları, İstanbul’u, Anadolu’yu almak için çok kanlı savaşlar yapıldı. Bu bakımdan Anadolu sadece medeniyetler beşiği değildir. Aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devlet kuruldu, hüküm sürdü ve yıkılıp gitti. Nice kral, nice kumandan en son nefesini bu topraklarda verdi.” diye konuştu.
Türk milleti olarak, Malazgirt’ten beri vatan olan bu toprakları müdafaa için mücadele ettiklerini, can verdiklerini kaydeden Erdoğan, “Bir asır önce Çanakkale’de ve Milli Mücadele’de yüz binlerce vatan evladını feda ederek, Anadolu’yu milletimizin mezarı haline getirmek isteyenlerin elinden kurtardık. Bayrağımız inmesin, ezanlarımız susmasın, mabetlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye can verdik, ter döktük.” şeklinde konuştu.
“Son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz”
Erdoğan, son 40 yıldır da birliğe, beraberliğe, kardeşliğe kasteden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürüttüklerine işaret ederek, “Terör örgütü, askeriyle polisiyle kamu görevlisiyle korucusuyla kadını, yaşlısı, genci ve hatta bebeğiyle on binlerce insanımızı katlederek bizden kopardı. Çektiğimiz acıların, maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok. Ama hamdolsun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı işgalcilere, hainlere, emperyalistlerin tetikçiliğini yapan teröristlere teslim etmedik.” diye konuştu.
Katılımcılara, “Bunları Cudi’de, Tendürek’te, Gabar’da gömdük mü?” diye seslenen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bildiğiniz gibi artık içeride terör örgütleri kalmadı. Hepsi de terk ettiler. Son olarak güney sınırımız boyunca bir teröristan kurmaya teşebbüs ettiler. Gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekatlarla bu senaryoyu da yırtıp attık. İnsansız hava araçlarımızla İHA’larımızla SİHA’larımızla Akıncı’larımızla değerleri evlatlarım, değerli kardeşlerim, gençler, bunları yok ettik ve bunları o mağaralarda yok ettik. Şimdi en son olarak ortaya hangi uçağımızı çıkardık? Şimdi de KAAN’ımızı çıkardık. KAAN’la beraber yine gökyüzüyle buluştuk.”
Erdoğan’ın, “Yaparsa” sözlerine katılımcılar “Erdoğan yapar” karşılığını verdi. Erdoğan da “Yaptık mı? Gene yapacağız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nerede bir terörist varsa buluyoruz, başını eziyoruz. Arkalarında kimlerin olduğuna bakmadan, son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Tüm bu sürecin bize öğrettiği en önemli hakikat nedir biliyor musunuz; Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh-ü salah. Yani barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>Yılmaz, İzmir programı kapsamında Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Dimes Fabrikası ve Beymetal Alüminyum-Linea Rossa üretim tesislerini ziyaret etti.
Daha sonra Alsancak Gençlik Merkezi’nde “Gençlerle Buluşma” programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda gençlere yönelik her alanda çok önemli adımlar atıldığını söyledi.
Eğitime büyük yatırım yaptıklarını ifade eden Yılmaz, eğitimde fırsat eşitliği sağlandığını anlattı.
Yılmaz, yüz binlerce derslik yaptıklarını ve çok sayıda öğretmeni istihdam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bugün eğitimde farklı bir yerdeyiz. 81 ilde üniversite açtık, şu anda 200’ün üzerinde üniversitemiz var. Artık erişim problemi büyük oranda çözülmüş durumda. Yurtlar yaptık. Şu anda 1 milyona yakın yurt kapasitemiz var. Bu sene duydunuz mu bir şikayet? Dünyada öğrenci sayısına oranla en fazla yurt inşa eden ülkelerden biri Türkiye. Yine Cumhurbaşkanımız çok tarihi bir adım attı. Üniversiteler paralıydı biliyorsunuz. Belli bir ücret ödeniyordu. Dünyada da birçok ülke bu durumda. Bunu kaldırdı Cumhurbaşkanımız, artık paralı eğitimden parasız eğitime geçirmiş oldu. Burslar, krediler, hem sayı olarak hem de miktar olarak çok çok arttırıldı. İşte bütün bu adımlarla eğitimde özellikle gençlerimizin yetişmesinde çok farklı bir yere gelmiş bulunuyoruz.”
-“Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gençlerin istihdam edilmesiyle ilgili de önemli işler gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, istihdamın ekonomideki büyümeyle sağlandığının altını çizdi.
Ekonominin gelişmesi için de siyasi istikrar gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, “Son 20 yılda biz dünyadan çok daha hızlı bir şekilde büyüdük, istikrarlı, güçlü bir yönetim sayesinde. Bazen eleştiriyorlar bizi, olabilir ama başarıyı neye göre ölçeceğiz? Dünyayla mukayese edeceğiz değil mi? Son 20 yılda dünya ortalama yüzde 3,6 büyüdü, bütün dünyanın ortalamasını söylüyorum. Biz ne kadar büyümüşüz? 5,4. Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz. Bir zamanlar toplam istihdamımız 19 milyonmuş, şimdi 32 milyonu geçtik. Bakın 13 milyonu aşan bir istihdam oluşturmuşuz bu dönemde. Buna da devam ediyoruz. Sadece bu makro politikalarla değil, daha özel teşviklerle de genç istihdamını destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, istihdamda gençler ve kadınlar için pozitif ayrımcılık yaptıklarını vurgulayarak, gençlerin siyasette etkin olması noktasında gerçekleştirdikleri reformları anlattı.
Katılım anlamında sadece siyasette değil, kültürel, sanatsal, sportif faaliyetleri de desteklediklerini belirten Cevdet Yılmaz, “Gençlerimiz kötü alışkanlıklardan, bağımlılıklardan uzak dursun diye elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Ama bir taraftan da özgür düşünen, eleştiren, kendini iyi ifade eden, öz güveni olan, dünyayla rekabet edebilecek bir gençliğimiz olsun istiyoruz ve bunun için gayret sarf ediyoruz.” dedi.
Yılmaz, AK Parti’nin gençlerin partisi olduğunu, bunu da icraatlarıyla ortaya koyduklarını ifade etti.
Her zaman değişimci olduklarını dile getiren Yılmaz, statükocuların gençlerin partisi olamayacağını söyledi.
Yılmaz, Cumhuriyet’in yüzyılının geride bırakıldığını, önemli bir birikim bulunduğunu kaydederek, bu mirası temel alarak geleceğe baktıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın gençlerin yüzyılı olacağını belirtti.
Cevdet Yılmaz, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz programın ardından İzmir Valiliğini ziyaret etti. Yılmaz’ı Valilik önünde, programları dolayısıyla kentte bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ karşıladı.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa’da hemşeri dernekleri ile buluştu
Cevdet Yılmaz:
“Mayıs ayında bu yapısıyla muhalefet Türkiye’de iktidar olsa Türkiye şu anda ne halde olurdu onu milletimizin takdirine bırakıyorum”
“Siz belediyenin kaynaklarını şan şöhret için kullanırsanız ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız”
MANİSA – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçtiğimiz gün ilk uçuşunu yapan Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’a yönelik daha önce yapılan eleştirilere atıfta bulunarak, “‘Kalorifer peteği’ diyen oldu, ‘demir yığını’ diyen oldu, küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Mahcup etmeye de devam edecekler” dedi.
Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Manisa’ya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi’nin ev sahipliğinde hemşeri dernekleri temsilcileriyle İrfan Meclisi’nde bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Yılmaz, “Ekonomide istikrar yönünde çalışmalarımızın yanı sıra yerli milli teknolojide büyük bir dönüm nokta noktasını bu hafta içinde yine birlikte yaşadık. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi TUSAŞ tarafından geliştirilen Milli Muharip Uçak Kaan ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Hepimize gerçekten gurur veren bir anı daha yaşamış olduk. Tüm Türkiye duasıyla ilk kez gök vatan ile buluşan 5. nesil savaş uçağımız KAAN ile yılların emeği meyvelerini vermeye başladı. Önümüzdeki süreçlerde daha bir gelişerek inşallah hava kuvvetlerimizin envanterine girdiğini de hep birlikte göreceğiz. Buna başlangıçta neler dendiğini hepiniz hatırlıyorsunuz. ‘Kalorifer peteği’ diyen oldu, ‘demir yığını’ diyen oldu, küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Mahcup etmeye de devam edecekler inşallah yeni projelerle. Savunma sanayimizin geldiği noktayla ve mühendislerimizin başarısıyla gurur duyuyoruz. Tabii bunlar kendiliğinden gerçekleşmiyor. Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesi, siyasi istikrar zemininde bunları gerçekleştiriyoruz. Kararlı olunca işte bunlar başarılıyor, gerçekleştiriliyor. Daha da ileriye inşallah gideceğiz. Şimdi önümüzde Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın uzaya fırlatılması var. Dünya üzerinde haberleşme uydusu üretebilen ilk 11 ülkeden birisi olarak Türksat 6A ile uzayda inşallah iş sahibi olacağız. Yine geçtiğimiz günlerde astronotumuz biliyorsunuz gitti, geldi. Bu da uzayı artık yeni nesillerin gündemine tam anlamıyla yerleştirdi. İnanıyorum ki gelecekte uzayda da Türkiye çok farklı bir konumda olacaktır. Bu işler bir anda olmuyor. İşte bir süreçle adım adım kararlı bir şekilde bu yönde hareket etmeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhur İttifakı yönetiminde Manisa’yı Türkiye yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehirlerinden biri olarak gördüğünü anlatan Yılmaz, “Mart seçimlerine hazırız. Az önce büyükşehir belediye başkanımızı dinledik. Gerçekten örnek bir belediyecilik. Bütçesinin yüzde 40’nı yatırıma harcayan bir belediye. Şimdi gerçek belediyecilik nedir derseniz ben şöyle tarif ediyorum; amacı doğrultusunda belediye imkanlarını, kaynaklarını kullanmak ve bunu da verimli bir şekilde kullanmak. Eğer siz belediyenin kaynaklarını şan şöhret için kullanırsanız,ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız ve halka hizmet edemezsiniz Ama bu kaynakları halkın ihtiyaçları için kullanırsanız, verimli bir şekilde kullanırsanız o zaman işte algı belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik yapmış olursunuz” diye konuştu.
Muhalefeti de eleştiren Yılmaz, “Mayıs ayında bu yapısıyla muhalefet Türkiye’de iktidar olsa Türkiye şu anda ne halde olurdu onu milletimizin takdirine bırakıyorum. Bu kadar didişme, çekişme, partiler arası, partiler için böyle bir yapı sadece karşıtlık üzerinden bir araya gelmiş yapının ülkemize ne tür bedeller ödetebilir olduğunu ifade etmek istiyorum. Vatandaşımızın bu anlamda basiretine, ferasetine ve bize verdiği desteğe şükranlarımı sunmak istiyorum. Cumhurbaşkanımız da her zaman söylüyor. ‘Biz bu halka efendilik yapmak için gelmedik, hizmetkar olmaya geldik’ diyor. Dolayısıyla yerelde merkezde aynı anlayışla insanı odağına alan, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ zihniyeti içinde bir belediyeciliği de devam ettireceğiz. Mehmet başkanımız yılların tecrübesiyle sizlerin desteğiyle, duasıyla inşallah bu hizmetleri daha üst noktalara taşıyacağız” dedi.
]]>Erdoğan, partisinin 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda halka hitap etti.
Sözlerine, “Bugün Denizli yine bir başka güzel. Esen yeller seni söyler Denizli, açan güller seni söyler Denizli, bütün yollar seni söyler Denizli, yarenimsin, cananımsın, canımsın Denizli. Rabb’im seni kem gözlerden korusun.” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havası ayrı güzel, insanı ayrı güzel, coğrafyası bir başka güzel Denizli’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.
Halk müziğe sanatçısı Özay Gönlüm’ün derlediği Denizli türküsünde? “Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı. Bugün goca gızı görmedim canım sıkıldı.” dediğini aktaran Erdoğan, “Bizim de Denizli’ye gelip sizlerle kucaklaşmayınca canımız sıkılıyor.” ifadelerini kullandı.
Yaklaşık on aylık hasretin ardından yine Denizlililerle beraber olduklarını dile getiren Erdoğan, geçen yıl mayıstaki seçimlerde Cumhur İttifakı’na, Cumhurbaşkanlığında yüzde 44, milletvekilliğinde yüzde 45 oranında verdiği destek için Denizlililere teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ama bu oy oranlarının aramızdaki muhabbetin seviyesini yansıtmadığına inanıyorum. Denizli’den en az yüzde 50’nin üzerinde oy bekliyoruz. Buna hazır mıyız? Buna var mıyız? İnşallah 31 Mart’ta bu hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum. Eksiklerimizi tamamlayacağız. Mesajlarımızı ulaştıramadığımız insanlarımız varsa bir yolunu bulup mutlaka onlara ulaşacağız. Ülkemize dair hayallerimizi ve hedeflerimizi çok daha etkili bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Cumhur İttifakı’na gönül veren kardeşlerimizle birlikte CHP başta olmak üzere muhalefetten umudunu kesen insanlarımızı da muhabbetle bağrımıza basacağız. Daha fazla çalışarak, daha fazla koşturarak Denizli’de hak ettiğimiz ve olmayı arzuladığımız yere mutlaka geleceğiz. Denizli’nin de Türkiye Yüzyılı mücadelemizde bizi yalnız bırakmayacağı kanaatindeyim.”
“Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı”
Türkiye’yi 21 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla buluşturdukları gibi Türkiye Yüzyılı’nın inşasının da kendilerine nasip olacağını ifade eden Erdoğan, alandakilere buna hazır olup olmadıklarını sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Muhalefetin trajikomik hallerini görüyorsunuz değil mi? Kendi içlerinde horoz dövüşünden beter bir kavga halindeler. Horoz dövüşünün bile bir adabı var ama muhalefetin kavgasında onu bile göremiyorsunuz. Dün iltifat yağmuruna tuttuklarına, bugün en ağır hakaretleri savurmaktan çekinmiyorlar. Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı. Bugün birbirlerinin kuyusunu kazıyor, iç işlerine müdahale ediyorlar. Hem cumhurbaşkanı adayları hem de cumhurbaşkanı yardımcıları için bizim yaptığımız eleştirilerin daha fazlasını şimdi kendileri söylüyorlar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ülkeye eser kazandırmak ve millete hizmet etmek gibi en küçük bir derdi olmadığını, siyasetteki varlık amaçlarının sadece çıkarlarını korumak, iktidar alanlarını genişletmek, yoldaşlarını hançerleme pahasına da olsa siyasi kariyer basamaklarını tırmanmaktan ibaret olduğunu söyledi.
“Muhalefeti ise yapılan her işe takoz koymak olarak anlıyorlar. Halbuki doğru olan hayırlı işlere destek vermek, yanlış işlere karşı çıkmaktır.” diyen Erdoğan, doğru yanlış bakmadan her işe karşı çıkanın halinin yalancı çobanın işine benzeyeceğini, bir süre sonra kimsenin ne dediğine bakmayacağını, CHP başta olmak üzere Türkiye’deki muhalefetin durumunun tam da böyle olduğunu vurguladı.
“Seçimleri şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz”
Kendilerinin kimin ne yaptığına, ne dediğine, ne söylediğine aldırmadan sadece işlerine baktıklarını ifade eden Erdoğan, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ülkemizi cumhuriyetimizin ilk asrının en iddialı kalkınma projesi 2023 hedefleriyle biz buluşturduk. Aynı şekilde ülkemizi cumhuriyetimizin ikinci asrının vizyonu Türkiye Yüzyılı’na da biz kavuşturacağız. Bunun için yapmamız gereken önemli şey birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktır. Önümüzdeki seçimleri işte bu anlayışla şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz.” diye konuştu.
Alandakilere, “Şimdi Denizli’den öyle bir ses verin ki dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızın yüreklerini ferahlık, düşmanlarımızın yüreklerini korku kaplasın. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Denizli ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” diye seslenen Erdoğan, alandakilerden “Evet” yanıtı aldı.
(Sürecek)
]]>Mahalli İdareler Seçimi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Balıkesir’de ağırlayacak olmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, seçim sürecinde iyi çalışarak ‘AK Belediye’ sayısını artırmak istediklerini dile getirdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Balıkesir’e gelmesinin fırsata çevrilmesi için herkesin elinden geleni yapması gerektiğine vurgu yaptı.
Aydemir: “Seçime hazırız, Cumhurbaşkanımızı bekliyoruz”
AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, Balıkesir’de seçim çalışmalarının hızlandığını belirterek, “31 Mart seçimlerine dün itibarıyla resmi olarak belediye başkan adaylarımız ve meclis üyelerimiz olarak startını verdik. Bizler güzel bir ekip kurarak 20 ilçemizde teşkilatlarımızla bu seçime hazırız. Biz büyük bir aileyiz; Cumhur İttifakı ile birlikte gerçekten çok uyumlu bir çalışmayla güzel bir liste ve adaylık sürecini yönettik. İnşallah seçimlerde biz tarih yazmaya hazırız. Bununla ilgili AK Belediyecilik tüm Türkiye’de tarih yazmıştır. Balıkesir’de de Büyükşehir Belediye Başkanımız ve tüm AK Belediyeler olarak gerçekten çok güzel çalışmalar yaptık. Biz bu yaptığımız çalışmalar sayesinde teşkilat olarak gittiğimiz her yerde alnımız ak olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla ilgili gittiğimiz yerlerde hatalarımız varsa görüyoruz, hemen hızlı bir şekilde bunun dönüşünü yapabilecek kapasiteye sahip belediyelerimiz var. Biz inşallah 31 Mart seçimlerinde AK Belediyelerin sayısını daha da artıracağız. İnşallah belediyesi bizde olmayan ilçelerimizi bu zulümden kurtaracağız inşallah” diye konuştu.
Tüm Balıkesirlileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitingine davet eden Aydemir, “Bununla ilgili bizim Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan nasip olursa 23 Şubat Cuma günü saat 14.00’te Kuvayi Milliye Meydanı’nda olacak. İnşallah orada hep birlikte tüm Balıkesir olarak Cumhurbaşkanımızı Balıkesir’e, Kuvayi Milliye şehrine yakışır bir şekilde karşılayacağımızdan hiç şüphemiz yoktur” dedi.
Yılmaz: “Cumhurbaşkanımızı coşkuyla karşılayacağız”
Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ise toplantıda AK Parti teşkilatları olarak seçime hazır olduklarını vurguladı. Yılmaz, “31 Mart 2024 yerel seçim tarihi. Ben 5 yıl kurucu Karesi Belediye Başkanlığı yaptım. 5 yıl da bu güzel necip millete, doğduğum büyüdüğüm Balıkesir’imize, iş yaptığım, çocuklarımın okuduğu şehre, annemin, ailemin mezarlığı olduğu şehre hizmet ettim. Nasip olursa Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle bir 5 yıllığına daha Balıkesir’e hizmet etmeye hazırız. Bu işler ekip, tecrübe işidir. Biz şehrimize güzel hizmet yapacak projelerimizle, ekiplerimizle bugün tanıdığınız herkesle şehre hizmet etmeye hazırız. Şunun altını çizerek söylemek istiyorum; Cumhurbaşkanımız bazen 2, bazen 3 senede bir Türkiye’yi gezerken Balıkesir’e de uğruyor. En son 2022’de gelmişti. O gelişi de o kadar görkemli ve güzel olmuştu ki Türkiye basınında ‘Balıkesir’de coşkulu karşılama’ dediler. Bu işte ‘AK Parti hala devam edecek, Cumhurbaşkanımızın halkla ilgili sevgisi asla bitmiyor’ denmişti. Biz de Balıkesir’den yine coşkulu bir karşılama bekliyoruz. Ben bir yerel yönetici olarak söyleyeyim Cumhurbaşkanımız kendi seçimi için Balıkesir’e gelmiyor. Burada 20 ilçedeki adaylarımız için, büyükşehir için geliyor. Gerçek belediyecilik dediğimiz belediyeciliği anlatmak için buraya geliyor. Bunu farklı platformlarda söylüyoruz; algıya ne zaman ihtiyaç duyulur? Algıya ihtiyaç yapmadığınızı yapmış gibi göstermek istediğinizde, olmadığınız gibi göstermekte ihtiyaç duyulur. Gerçekte ise gerçeği anlatmak, aslında her şeyi anlatmaktır. Gerçek her şeyin üstündedir. Biz AK Belediyeler olarak gerçekten hizmet ediyoruz ve gece gündüz ekiplerimizle motive bir şekilde şehrin kaynaklarını en doğru yerlerde, iktisat kurallarına uyarak, yapılması gerekeni en iyi şekilde yaparak yapıyoruz. İnsanların kulağına hoş gelecek, ama seçildikten sonra yapılması imkansız, bütçenin ne olduğunu bilmeyenler gibi atan tutan değil konuştuğumuzu yapan belediyeleriz. Vaat ettiklerimizi hayata bir bir geçiren belediyeleriz. O nedenden dolayı biz Cumhurbaşkanımızın gelişini coşkuyla karşılamak ve kendisinin Balıkesir’le ilgili kaygı duymayacağı, 20 ilçede de iddiamızın olduğu ve belediyecilik konusunda geride kalmış özellikle bugün AK Belediyelerde olmayan yerlerde halkımızın desteğini bekliyoruz. Bu siyasetten öte iş bilenlerin işidir. Şehrini seven herkesten oy istiyoruz. Cumhurbaşkanımızın karşılama organizasyonuna da herkesten destek isteyip Balıkesir’in daha çok kaynak almasını, daha çok hizmet almasını arzu ettiğimizi hissettirmek istiyoruz. İyi bir çalışmayla güzel bir miting yapmak istiyoruz. Cumhurbaşkanımız mutlaka Balıkesir ile ilgili planları, vaatleri olacak. O vaatler konusunda da kamuoyunun hükümetten beklediği hizmetleri alma yönünde çalışma sergileyeceğiz. Bununla ilgili toplantılarımızı yaptık. Ben Cumhurbaşkanımızın mitingine tüm Balıkesirlileri ilçelerimizle dahil davet ediyoruz ve onları bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Balıkesir’e gelişiyle ilgili düzenlenen toplantıya İl Başkanı Mehmet Aydemir ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın yanı sıra, Kadın Kolları Başkanı Meral Cengiz, İl Gençlik Kolları Başkanı Tunahan Palaz, Karesi İlçe Başkanı Hakan Aka, Altıeylül İlçe Başkanı Erdinç Alcan, AK Parti İl Başkanlığı Tanıtım Medya Başkanı Hüseyin İnan, Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan, Altıeylül Belediye Başkan Adayı Mesut Eray katıldı. – BALIKESİR
]]>Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve KKTC Ankara Büyükelçiliği tarafından, TÜRKSOY Genel Sekreterliği’nde “Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ı Anma Toplantısı” düzenlendi.
Programa, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ve Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, hayatını Kıbrıs Türk halkının onurlu varoluş mücadelesine adayan Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla andığını söyledi.
Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü’nün, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direndiğini, can ve kan verdiğini ama hürriyetinden vazgeçmediği vurgulayan Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmadığını ve egemenliğinden asla taviz vermediğini ifade etti.
Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin efsanevi direniş destanının, adanın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplandığını, Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden dünyaya azmin zaferini gösterdiğini kaydetti.
Rauf Denktaş’ın, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik ettiğine, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk dünyasında yakın tarihin sembol isimlerinden biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Denktaş’ın KKTC başta olmak üzere eserlerinin nefes almaya devam ettiğini ve en önemli eserinin KKTC olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, Denktaş’ın hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırdığına işaret ederek, bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer aldığını söyledi.
“Sayın Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğraflarla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlatıyor.” diyen Yılmaz, fotoğraf dışında mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlamasının, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliğini gösterdiğini ifade etti.
“Kuzey Kıbrıs’ı her alanda destekliyoruz”
Yılmaz, Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgi, muhabbetle hatırladıklarını ve mirasını kalplerinde taşıdıklarını anlatarak, “Bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan hep birlikte gayret ediyoruz.” diye konuştu.
KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarına anlattıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi, çözüme giden yolu açacak anahtardır. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Bu şekilde olacak bir çözüm tüm taraflara, tüm paydaşlara fayda sağlayacaktır. Daha huzurlu, daha müreffeh, geleceği daha güçlü bir Doğu Akdeniz’in oluşumunu da ortaya koyacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor. Bir kapı kapalıysa diğer kapıyı açarız diyoruz. Hiçbir zaman yılmadan, yorulmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyayla olan ilişkilerini, bağlarını üst seviyelere çıkarmaya gayret ediyoruz. Bu kapsamda, İktisadi ve Mali İşbirliği anlaşmamız çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda destekliyoruz. Desteklemeye de devam edeceğiz.”
Yılmaz, KKTC yetkilileriyle yeni İktisadi ve Mali İşbirliği Programı üzerinde çalıştıklarını aktararak, bunu da şekillendirirken Kıbrıs Türkü’nün önceliklerini esas alıp hep birlikte bunu geliştirdiklerini ve yeni işbirliği programı tamamlandığında paylaşacaklarını söyledi.
Denktaş’ın ileri taşıdığı milli dava yolunda, Kıbrıs Türklerine hak ettikleri güzel yarınları sunmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmaya, her türlü gayreti ortaya koymaya devam edeceklerini dile getiren Yılmaz, merhum Denktaş’ın tüm dünyada takdir edilen liderlik ve devlet adamlığı vasıflarıyla tarihteki müstesna yerini her zaman muhafaza edeceğini ifade etti.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın katılımıyla TÜRKSOY’da düzenlenen ‘Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anma Toplantısı’ ve fotoğraf sergisi açılışına katıldı. Yılmaz, Rauf Raif Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla yad etti. Yılmaz, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatının (TÜRKSOY) ev sahipliğinde merhum Denktaş’ı bugün yalnızca lider kişiliğiyle değil, aynı zamanda sanatçı yanıyla anacaklarını belirtti.
Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direnmiş; can vermiş, kan vermiş ama hürriyetinden vazgeçmediğinin altını çizen Yılmaz, “EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmamış; egemenliğinden asla taviz vermemiştir. Kıbrıs Türkleri’nin efsanevi direniş destanı, Ada’nın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplanmış; Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden Dünya’ya azmin zaferini göstermiştir” diye konuştu.
Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik etmiş, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk Dünyası’nda yakın tarihin sembol isimlerinden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Sayın Denktaş’ın ahirete irtihalinin 12. yılını geçtiğimiz ay geride bırakmış olsak da, KKTC başta olmak üzere eserleri nefes almaya devam etmektedir. Hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırmıştır. Bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer etmiştir” diye konuştu.
Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğrafla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlattığına dikkat çeken Yılmaz, “Kendi ifadeleriyle adada ‘güne yeni başlamışken ışığı yakalamak ve günü bitirirken, doğanın güzelliklerini görmemiz ve tadını çıkarmamız için bize göz veren o kusursuz ressamın renklerini izlemek eşsiz bir deneyimdir’. Fotoğraf dışında; mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlaması, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliklerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı merhum Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgiyle hatırlıyor ve mirasını kalbimizde taşıdıklarını belirterek bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan çalıştıklarını vurguladı.
“Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır”
KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarımıza anlattıklarının altını çizen Yılmaz, “Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi çözüme giden yolu açacağına inanıyoruz. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor” dedi.
Yılmaz, iktisadi ve mali iş birliği anlaşması çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda desteklediklerini ifade etti. – ANKARA
]]>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile baş başa ve heyetler arası görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev’i halkının yüksek teveccühü ile 5. defa Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.
Aliyev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi öneme sahiptir. Seçim sonuçlarının, Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik. Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.”
Ulaştırma ve enerji projeleri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm yönlerini gözden geçirdiklerini, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdiklerini dile getirdi.
Azerbaycan ile işbirliğinin “Umummilli Lider” merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği “tek millet, iki devlet” temelinden ilerlediğini gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
“Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma kararlılığındayız. Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmemiz gerektiği aşikardır. Bakü-Tiflis- Kars Demiryolu Hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk Kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin arttırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.”
“Bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açılıyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeler sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldıklarını dile getirdi.
“Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölge ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bu süreçte Azerbaycan’la birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açılıyor. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektifle bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.”
Erdoğan, görüşmelerde, İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgeyi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdiklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz. Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimizle sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum. Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide 1000 konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Kahramanmaraş’a yaptığımız ziyarete Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.”
Aliyev’e ziyareti için teşekkür eden Erdoğan, “Rabbim muhabbetimizi, kardeşliğimizi daim eylesin.” ifadesini kullandı.
]]>31 Mart yerel seçimleri öncesinde dün Ordu ve Giresun’da partililere seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün de Rize’nin ardından Trabzon’a geldi. Meydan Parkı’nda Trabzonlulara seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi hayatı boyunca Trabzon’un daima kendisine yoldaş olduğunu belirterek Trabzon’u ve Trabzonluları “Ahiretliğim, gönüldaşım” diye tanımladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata toprağı Karadeniz’in lokomotif şehri Trabzon siyasi hayatımız boyunca bizim daima yoldaşımız oldu. Bizde buradan aldığımız güçle ülkemiz ve milletimiz için ter döktük, çabaladık. Nice eserlere, nice hizmetlere imza attık. Siyaset yapma tarzımızı da Karadeniz’in mertliğinden, ataklığından, çalışkanlığından, özgünlüğünden ilhamla şekillendirdik. Bize göre siyaset gölgede yürüme sadece belirli değerlerin istismarlığıyla mevzi kapma, hak ettiğinden fazlasını almak için her türlü pazarlığa müsait olma yarışı değildir. Karadeniz’den ilhamla yüreğimize nakış ettiğimiz siyaset davamız için hayal kurma ülkemiz ve milletimiz için vizyon geliştirme bu uğurda gerektiğinde canı pahasına mücadele etme işidir. Biz 40 yılı aşkın süredir işte böyle bir siyasi mücadelenin içerisindeyiz. Heyecanımızı, azmimizi, kararlığımızı hatta yeri geldiğinde öfkemizi daima diri tuttuk. Birileri karamsarlığa sürüklese de biz daima umudun tarafında yer aldık. Birileri başını yere eğse de, biz diklenmeden dik duruşumuzdan taviz vermedik. Hayalleri gerçeğe, programlara icraata dönüştürmek için çalışırken ülkemiz adına elde ettiğimiz her kazanımda sevindik” şeklinde konuştu.
“Hep yeni bir yol bulmaya yeni bir yol açmaya gayret ettik”
“Hiç şüphesiz bu uzun yolda sıkıntılarla da karşılaştık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vesayetin oyunlarıyla terör örgütlerinin saldırıyla darbe girişimleri ile siyasi ve sosyal kaos çıkarma denemeleriyle ekonomik tuzaklarla boğuşurken yüreğimizin kanadığı anlar oldu. Ama asla şartlara teslim olmadık. Yılgınlığa kapılmadık, geri adım atmayı düşünmedik hep daha çok çalıştık. Hep daha ileriye doğru gittik. Hep yeni bir yol bulmaya yeni bir yol açmaya gayret ettik. Hamd olsun bugün geriye dönüp baktığımızda yüzümüzü kızartacak, başımıza yere eğdirecek hiçbir işimizin ve sözümüzün olmadığını görüyoruz. Şayet bir eksiğimiz hatta bir yanlışımız varsa bunu kimsenin yüzümüze vurmasını beklemedik. Kendi özeleştirimizi kendimiz yaptık. Gerektiğinde eksiklerimizi tamamlama ve hatalarımızı düzeltme erdemiyle milletimizin nezdindeki hasbi ve harbi yerimize helal getirmedik” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trabzon’a 21 yılda güncel rakamlarla 191 milyar lira kamu yatırım yaptıklarını hatırlatırken, yük ve yolcu taşımacılığının birlikte yapılabileceği 235 km uzunluğundaki Erzincan-Trabzon hızlı demiryolu hattı ile ilgili etüt ve proje çalışmalarının sürdüğünü, Trabzon Havalimanı’nın kapasitesini arttıracak 20 milyarlık bir yatırımı yaparak hizmete sunacaklarını söyledi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon’da Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adaylarını tek tek tanıttı. – TRABZON
]]>Bak, Valilik yanındaki alanda düzenlenen mitingde, çayın başkenti Rize’den, fındığın başkenti Giresun’a selam getirdiğini ifade etti.
Giresun’a yüzme havuzu, spor tesisleri yapmayı sürdürdüklerini belirten Bak, dünyanın en büyük yurt yapısını yaklaşık 950 bin kapasite ile yönettiklerini vurguladı.
Bak, 22 yıldır Türkiye’nin dört bir yanına modern spor tesisleri yaptıklarını anlatarak, şöyle konuştu:
“Çotanak stadını kim yaptı? Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Ben aslen Rizeliyim ama hanım tarafında da Giresunluyum, hanım Göreleli dolayısıyla sizin damadınız olarak Giresun’a da hizmet etmeye devam ediyoruz. Bulancak için yüzme havuzu ve spor tesisi hazır, ihalesine de başlıyoruz. Son 22 yılda yapılan spor tesisleri yatırımlarıyla dünyanın spor merkezi olan bir Türkiye var. Sonuçlarını görüyoruz, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası İtalya ile beraber Türkiye’de yapılacak. Bunlar Türkiye’nin geldiği spor altyapısı, spor devriminin sonuçları.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her zaman spora destek verdiğini dile getiren Bak, “Cumhurbaşkanımızla Türkiye, spor yatırımlarında çağ atladı. A Milli Futbol takımımız 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılacak. Grubu lider olarak tamamladı. Almanya’da gurbetçi vatandaşlarımızla beraber tribünlerde olacağız. Oraya Türk’ün gücünü, vatandaşların sevgisini ve heyecanını götüreceğiz.” dedi.
Bak, yeni yatırımların devam ettiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Türkiye’nin dört bir yanında 470 gençlik merkezinde gençlerimize hizmet ediyoruz. Bu gençlik merkezlerinde müzikten sanata, yabancı dilden eğitime, spora, tiyatroya etkinlikler var. Milli kütüphaneler var. Kütüphanelerde gençlerimiz ders çalışıyor. Türkiye’nin yaklaşık 620 ilçesinde yüzme havuzlarımız var. Yarı olimpik ve olimpik olarak. Yüzme Bilmeyen Kalmasın Projesi ile yaklaşık 10 milyon çocuğumuza yüzme öğrettik.”
Giresun’dan seçimlerde güçlü bir destek beklediklerini anlatan Bak, “Hep beraber Karadeniz’de Recep Tayyip Erdoğan’a, AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na büyük bir destek vermemiz lazım. Giresun’un meydanı inletmesi lazım. Giresun’un, Karadeniz’in dalgaları gibi Cumhurbaşkanımıza coşkusunu, heyecanının göstermesi lazım. Yolun sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan.” diye konuştu.
“Astronotumuz Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna 85 milyon gururla, iftiharla bu dönemde tanıklık ettik”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Giresun’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Giresunluların son seçimde AK Parti’ye verdiği desteğe işaret eden Kacır, “Ahde vefa gösterdi, rekor bir oyla büyük ve güçlü Türkiye yolunda hayatını milleti için vakfeden milletin evladı Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ı yalnız bırakmadı. Bu meydanın haykırışı, bu atmosfer bize gösteriyor ki 31 Mart’ta da Giresun’un desteği Cumhurbaşkanı’mızla, Cumhur İttifakı’yla, AK Parti’yle olacak. Cumhuriyetimizin ikinci asrında hemşehrilerim bir demokrasi destanına daha imza atacak, tercihini gönül ve hizmet belediyeciliğinin adresi AK Parti’den yana kullanacak.” dedi.
Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için Cumhurbaşkanımızın liderliği bizleri yüzyıla bedel demokrasi ve kalkınma atılımlarına taşıdı. Bütün dünya krizlerin pençesinde kıvranırken, dünyanın siyasi ve ekonomik dengeleri yerinden oynarken Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz yatırım, istihdam, üretim ve ihracatla rotasında büyümesini kesintisiz sürdürdü.”
Türkiye’nin askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada bir numara, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento ve demir çelik üretiminde ise Avrupa’da lider olduğunun altını çizen Kacır, şunları söyledi:
“Bütün bu başarı AK Parti iktidarlarının sayesindedir. 21 yılda organize sanayi bölgelerinin (OSB) sayısını 192’den 361’e, OSB’lerde çalışan sayısını 415 binden 2 milyon 600 bine, Türkiye’nin ihracatını 36 milyar dolardan 255 milyar dolara, araştırma geliştirmeye yaptığımız harcamayı 1 milyar dolardan 12 milyar dolara, Ar-Ge yapan insan kaynağımızı 29 binden 272 bine AK Parti iktidarları çıkarmıştır. 60 yıllık hayalimiz yerli ve milli otomobilimiz Togg’u AK Parti iktidarı sayesinde ürettik. Astronotumuz Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna 85 milyon gururla, iftiharla bu dönemde tanıklık ettik. Milli özgüvenimizi tekrar kazandık. Nitelikli insan kaynağımızı harekete geçiren asırlık projeleri, AK Parti iktidarlarıyla hayata geçirdik.”
Kacır, Türkiye Yüzyılı’nda milli teknoloji hedeflerini gerçekleştirmek için durmaksızın çalıştıklarını ve çalışmaya devam edeceklerini belirterek, “81 şehrimizi yeni eserlerle, hizmetlerle buluşturacak, milletimizi Cumhuriyet’imizin ikinci asrında Türkiye Yüzyılı’nda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hak ettiği yere hep birlikte kavuşturacağız. Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğunu bilerek yatırım teşvikleriyle, sanayi alanlarıyla, KOBİ’lerimize sağladığımız imkanlarla, bölgesel kalkınma projelerimizle Giresun’umuz, Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı olacak.” diye konuştu.
Giresun’da son 21 yılda 23 milyar 300 milyon lira yatırım tutarında 443 özel sektör yatırımı için teşvik belgesi düzenlediklerini anlatan Kacır, şunları kaydetti:
“14 bin 396 nitelikli istihdamın önünü açtık. 22 yıl önce AK Parti iktidara geldiğinde KOSGEB desteklerinden yararlanan KOBİ sayısı 100’ü dahi bulmazken, Giresun’umuzda 7 bin 200’e yakın KOBİ’ye 762 milyon liranın üzerinde destek verdik. Giresun’umuza 3 yeni OSB, bir teknopark, bir Ar-Ge merkezi kazandırdık. Bakanlık olarak sağladığımız 1 milyar 700 milyon lira finansmanla bugüne kadar OSB’lerde 5 binin üzerinde yeni istihdam oluşturduk. Önümüzdeki dönemde hem üçüncü, dördünü OSB’lerde bacaları tüttüreceğiz ve beşinci OSB’yi de inşallah Giresun’umuza kazandırmak için gayret edeceğiz.”
“Giresun’a birçok hizmetler yaptık”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Eğribel Tüneli, Ordu-Giresun Havalimanı ve diğer yatırımlara ilişkin vatandaşlara bilgi verdi.
Giresun Belediye Başkan adayı mevcut başkan Aytekin Şenlikoğlu ve ilçe belediye başkan adaylarına destek isteyen Uraloğlu, “Aytekin Şenlikoğlu kardeşimiz Giresun’a hizmet etti. Sizin en büyük talebiniz biliyorum merkezdeki kavşaktı. En çok orada bekliyorsunuz trafikte. İhalesini, yer teslimini yaptık, inşallah önümüzdeki günlerde temel atmasını da yapacağız ve başlayacağız. Hızlı bir şekilde merkezdeki kavşağı da bitireceğiz.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, Giresun’a birçok hizmetler yaptıklarına işaret ederek, “Sahil Yolunu bile Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Başbakanlığı döneminde, 2007 yılında hizmete açtık. Karayolları olarak biz de bunları bitirdik. Tren yolunun projelerine başlıyoruz.” dedi.
]]>Sabah saatlerinde Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Vali Ali İhsan Su, yardımcıları ve kaymakamlar tarafından karşılandı. Valilikte şeref defterini imzalayan Yılmaz, daha sonra basına kapalı toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından Dicle Üniversitesi’nde düzenlenen “Diyarbakır’ın Gelecek Tasavvuru Uluslararası Kongresi”ne katılan Yılmaz, yaptığı konuşmada 33 medeniyetin mirasını geleceğe taşımak, Türkiye Yüzyılı’na Diyarbakır mührünü vurmak için fikirlerin ortaya konduğu konferansın hayırlara vesile olmasını diledi. Ülkede bölgesel milliyetçilik olmaması gerektiğini ifade eden Yılmaz, belli standartları tüm coğrafyaya yaymak, fırsat eşitliği oluşturmak, temel hizmetleri herkese hakkaniyetli şekilde sunmak anlayışı ile hareket ettiklerini aktardı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son 20 yılda sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmadık. Geçmişteki ihmalleri de kapatma gayreti içinde olduk. Dünyadaki ve bölgemizdeki sıkıntılara rağmen siyasi güven ve istikrar ikliminde yatırıma, istihdama, üretime devam ediyoruz. En önem verdiğimiz hususlardan biri güven ve huzur iklimi. Huzur ve güvenin olmadığı yerde ne demokrasi olur, ne kalkınma olur, ne kültür, sanat olur ne de yaşam kalitesi olur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’ın teröre ve terörü besleyen odaklara karşı kararlı duruşu sayesinde Diyarbakır bugün, son 40 yılda hiç olmadığı kadar huzur ve emniyet içinde” dedi.
“Terörün, kavganın, çatışmanın en büyük zararını bu bölgedeki insanlarımız gördü”
Yıllarca Diyarbakır’ın potansiyelini, zenginliğini çatışmalarla, kavgalarla, kısır çekişmelerle heba edenlerin yol açtığı kayıpların artık durduğunu ifade eden Yılmaz, “Hendekler, çukurlar kazarak gencecik çocukları ölüme gönderenlere geçit vermedik, vermeyeceğiz. Diyarbakır annelerinin gözlerindeki yaşı silmeye, terörü sokaklardan söküp atmaya kararlıyız ve hiçbir şekilde buradan bu geri dönüş söz konusu değildir. Bu çabamızdaki en büyük cesareti Diyarbakır annelerinden, bölgemizde yaşayan insanlarımızdan alıyoruz. Terörün, kavganın, çatışmanın en büyük zararını bu bölgedeki insanlarımız gördü. Terörün ortadan kalkmasının en fazla bu bölgedeki insanlarımıza faydası olacak. Diyarbakır’ın gelişmemesi için, kalkınmaması için hiçbir mazeret yok. Tarım, ticaret, kültür, genç nüfus, geçmişten gelen büyük bir miras; Diyarbakır’ın bu halde olmaması lazım” diye konuştu.
“Diyarbakır-Erbil uçuşlarını başlatıyoruz”
Diyarbakır’ın ideolojik çatışmaya, kavgaya değil gerçek anlamda fikirlere, projelere, planlara, gelecek tasavvurlarına ve hizmete ihtiyacı olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Son dönemlerde bunun farkını zaten insanımız adeta tadarak görmüş oldu. Önümüzdeki dönemde inşallah daha da farkına hep birlikte varacağız. Son 20 yılda Diyarbakır’a toplam 126 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Ama önümüzdeki dönem daha da fazlasını inşallah özel sektör başta olmak üzere göreceğiz. Çok daha hızlı bir şekilde Diyarbakır gelişmeye devam edecek. Bu arada bir müjdeyi de vermiş olalım. Ulaştırma Bakanımızla görüştüm sabah. İnşallah Diyarbakır-Erbil uçuşlarını başlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
Depremi hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu vesileyle tekrar depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Diyarbakır’da hızlı bir şekilde onarım faaliyeti var. Yakın bir zamanda İçişleri Bakanımız gelecek ve bin 374 konutumuz tamamlandı, onların kuraları çekilecek. 16 bin 708 hak sahibi var. Peyderpey bunların da konutları tamamlandıkça inşallah teslim edilecek. Bunun yanında Silvan gibi devasa projelerle sulamalar arttıkça tarıma dayalı sanayinin, gıda sanayisinin çok farklı bir yere gelmesi lazım. Yine madencilikte, başka alanlarda katma değeri yüksek üretimlerin gelişmesi lazım. Barajlara yatırımlar yaptık ve devam ediyoruz. Özellikle Silvan Barajı’nı çok önemsiyorum. Silvan Barajı’nın belli kısımlarını bitirdik. Atatürk Barajı’ndan sonra GAP’ın en büyük sulama projesidir. Çok engellemeye çalıştılar, çok saldırılar yaptılar. Çok şükür devam ediyoruz. Maalesef teknik bazı sıkıntılar da yaşandı. Bu proje gerçekleştiğinde çok büyük bir tarımsal üretim artışı olacak. Buna kendimizi hazırlamamız lazım.”
Bugün insanlığın geldiği noktanın üzüntü verici olduğunu belirten Yılmaz, “Bunun en çarpıcı örneği de Gazze’de yaşanan olay. Bundan hepimizin ders alması lazım. Bize medeniyet dersi verenler, modellik dersi verenler, bir takım standartları olduğunu söyleyenler Gazze’de insanlığın önünde bir imtihandan geçtiler. Maalesef hiçbir değer tanımadıklarını, hukuk tanımadıklarını, ahlak tanımadıklarını, merhametten tamamen uzak olduklarını, hikmetten uzak olduklarını Gazze’de yaşananlarla ortaya koydular” dedi.
Kongreye Yılmaz’ın yanı sıra Vali Ali İhsan Su’nun yanı sıra AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Suna Kepolu Ataman, Galip Ensarioğlu, Mehmet Emin Yaz, kurum müdürleri, amirleri, STK temsilcileri ve öğrenciler katıldı. – DİYARBAKIR
]]>31 Mart yerel seçim çalışmaları kapsamında Samsun’a gelen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zonguldak ve Tekirdağ’ın ardından 3. mitingini Samsun Cumhuriyet Meydanı’ndan yaptı. Samsunlular Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı meydanda asılı bulunan “Türkiye Yüzyılı’nın gerçek lideri”, “Sen düşünme bizi Samsunlu bilir işini”, “Vatan, millet, mazlumlar sana, Senin emeklerin sandıkta bize emanet Reis”, “Türkiye Yüzyılı şehirleri için gerçek belediyecilik”, “Hazırız, kararlıyız” yazılı pankartlarla karşıladı. Buradan vatandaşlara seslenen Erdoğan, müjdeler verirken, 21 yılda Samsun’da yapılan yatırımları ve devam eden yatırımları hatırlattı.
“Samsun’a son 21 yılda 181 milyar TL kamu yatırımı yaptık”
Son 21 yılda yapılan yatırımlardan bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Samsun’a son 21 yılda 181 milyar TL tutarında kamu yatırımı yaptık. Eğimde 5 bin 164 yeni derslik inşa ettik. İkinci üniversite olarak Samsun Üniversitesini kazandırdık. Sağlıkta toplamda 2 bin 943 yataklı 24 hastanenin de aralarında olduğu 25 sağlık tesis yaptık. İlave olarak 900 yataklı Samsun Şehir Hastanemizle birlikte 5 sağlık tesisimizin inşaatı sürüyor. Şehir Hastanemizi bu yaz tamamlayıp hizmete sunacağız” diye konuştu.
Samsun-Ankara hızlı tren projesi
Hızlı tren projesindeki aşama hakkında bilgi veren Recep Tayyip Erdoğan, “Samsun’da demiryolu hatlarının tamamını yeniledik. Samsun-Sivas arasında 431 km’lik demiryolu hattını tüm altyapı ve üstyapısıyla birlikte yeniledik. Samsun, Amasya, Çorum, Kırıkkale hızlı tren hattının ilk etabını oluşturan Kırıkkale-Çorum projesini hazırladık, ihale çalışmaları devam ediyor. Toplamda 19 bin dekar araziyi sulayacak barajların yapımına devam ediyoruz. Samsunlu çiftçilerimize yaklaşık 4 milyar TL tutarında destek verdik. Enerjide 306 bin abonesi olan Samsun ve 16 ilçesini doğalgaza kavuşturduk. Ayvacık ilçemizi de en kısa sürede doğalgazla buluşturacağız” şeklinde konuştu.
“Proje bedeli 8,5 milyar TL olan Samsun Batı Çevre Yolu’nu 2024 yılı yatırım programına aldık”
Devam eden ve yatırım programına alınan diğer yatırımları da aktaran Erdoğan, “Samsun’da toplam 102 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda, Samsunlu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 9 milyar TL kaynakla destek olduk. Çevre ve şehircilikte TOKİ eliyle Samsun’da 11 bin 265 konutu tamamlayıp, hak sahiplerine teslim ettik. Kentsel dönüşümde şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 5 bin 308 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. İktidara geldiğimizde şehrimizde 3 adet atık su arıtma tesisi varken, bugün 26 adet atık su tesisi ile belediye nüfusunu tamamına hizmet veriyoruz. Samsun’daki 6 millet bahçesi projesinden 3’ünü hizmete aldık. Diğerleri ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Ulaştırmada 120 km’den devraldığımız bölünmüş yok uzunluğunu 313 km’ye çıkarttık. Proje bedeli 8,5 milyar TL olan Samsun Batı Çevre Yolu’nu 2024 yılı yatırım programına aldık. Gelemen Lojistik Merkezi’ni tamamlayıp işletmeye başladık” ifadelerini kullandı.
Programda Erdoğan’ın konuşmasının ardından Cumhur İttifakı’nın Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halit Doğan’ın yanı sıra 19 Mayıs Belediye Başkan Adayı Osman Topaloğlu, Alaçam Belediye Başkan Adayı Ramazan Özdemir (MHP), Asarcık Belediye Başkan Adayı Şerif Kılağuz (MHP), Atakum Belediye Başkan Adayı Özlem Maraş, Ayvacık Belediye Başkan Adayı Hüseyin Keskin, Bafra Belediye Başkan Adayı Hamit Kılıç, Canik Belediye Başkan Adayı İbrahim Sandıkçı, Çarşamba Belediye Başkan Adayı Ender Gür, Havza Belediye Başkan Adayı Murat İkiz, İlkadım Belediye Başkan Adayı İhsan Kurnaz, Kavak Belediye Başkan Adayı İbrahim Sarıcaoğlu, Ladik Belediye Başkan Adayı Gürkan Özel, Salıpazarı Belediye Başkan Adayı Osman Yüksel (MHP), Tekkeköy Belediye Başkan Adayı Mustafa Candal, Terme Belediye Başkan Adayı Şenol Kul, Vezirköprü Belediye Başkan Adayı Murat Gül ve Yakakent Belediye Başkan Adayı Hüseyin Kıyma sahneye çağrılarak tanıtıldı.
Mitinge, ayrıca Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş, Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, MHP Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir de katılarak destek verdi.
Recep Tayyip Erdoğan, Samsun’daki mitingin ardından İstanbul’a gitmek üzere alandan ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti
Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen miting programına katılmak üzere kente gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Samsunlularla selamlaşmasının ardından makama geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir karşıladı. Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti ve MHP Samsun milletvekillerinin yanı sıra protokol üyelerinin de hazır bulunduğu belediye ziyaretinde Başkan Demir, kentte yapılan çalışmalar ile ilgili bilgi verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarılı çalışmalarından dolayı Başkan Demir’i tebrik etti. Ardından burada şeref defterine ziyaret anısına duygu ve düşüncelerini yazdı. – SAMSUN
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Mısır’ın başkenti Kahire’de, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin Ortak Bildiriyi imzaladı. İki Cumhurbaşkanı daha sonra ortak basın toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye-Mısır ilişkilerine ilişkilerini hak ettiği seviyeye çıkarma gayretinde olduklarını belirterek “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyimizi, Cumhurbaşkanları seviyesine taşıdık. Değerli kardeşimi, konsey toplantımızı gerçekleştirmek üzere ilk fırsatta Ankara’ya beklediğimi söyledim. Bu ziyaret inanıyorum ki ilişkilerimizde yeni bir dönüm noktası olacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şu ifadelere yer verdi;
“Sayın Cumhurbaşkanının nazik davetine icabetle uzun bir sürenin ardından – ki 12 yıl – yeniden Kahire’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Şahsıma ve heyetime gösterilen hüsnükabulden ötürü Cumhurbaşkanı Sayın Sisi başta olmak üzere tüm Mısırlı kardeşlerimize yine şahsım ve heyetim adına teşekkür ediyorum.
“İŞÇİLERİMİZE ULAŞINCAYA KADAR ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”
Görüşmelerimizin detaylarına geçmeden evvel, dünkü kazadan dolayı Erzincanlı kardeşlerime buradan geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Özel bir maden ocağında dün yaşanan toprak kaymasında maalesef 9 işçimiz toprak altında kaldı. Bu 9 kardeşimizi arama kurtarma çalışmaları çok yoğun bir şekilde devam ediyor. Çalışmaları koordine etmek üzere İçişleri Bakanımız ile Enerji Bakanımızı Erzincan’a gönderdik. Bizde kendilerinden düzenli olarak bilgi alıyoruz. Bölgede 339’u arama kurtarma personeli olmak üzere 827 uzman personel bulunuyor. Ayrıca 626 araç, 32 iş makinası, 97 aydınlatma kulesi, 6 dron, 44 jeneratör ile özel donanıma sahip diğer araçlar kaza sahasındaki çalışmalara destek veriyor. İşçilerimize ulaşıncaya kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Rabbim ülkemizi her türlü kazadan, beladan ve afetten korusun diyorum.
İLİŞKİLERDE YENİ BİR DÖNÜM NOKTASI
Değerli basın mensupları, Mısır ile bin yılı aşan iç içe geçmiş ortak bir tarih ve kültüre sahipsiz. Bu köklü mirastan aldığımız güçle Türkiye-Mısır ilişkilerini hak ettiği seviyeye çıkarma gayretindeyiz. Aynı güçlü iradenin Mısır tarafında da olduğunu görüyoruz. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyimizi, Cumhurbaşkanları seviyesine taşıdık. Değerli kardeşimi, konsey toplantımızı gerçekleştirmek üzere ilk fırsatta Ankara’ya beklediğimi söyledim. Bu ziyaret inanıyorum ki ilişkilerimizde yeni bir dönüm noktası olacaktır.
TİCARET HACMİ HEDEFİ 15 MİLYAR DOLAR
Ticaret ve ekonomi, işbirliğimizin lokomotifini oluşturuyor. Bugünkü istişarelerimizde ticaret hacmini, kısa süre içinde 15 milyar dolara çıkarmak için mutabık kaldık. Ayrıca 3 milyar dolara yaklaşan yatırımlarımızı da artırma kararlılığındayız. Görüşmelerimizde bu yönde atabileceğimiz ilave adımlar hakkında fikir alışverişinde bulunduk. Savunma sanayi, çok ciddi potansiyele sahip olduğumuz bir diğer alandır. Mısır savunma sektörüne önemli yatırımlar yapıyor. Mısır ile güç birliğine giderek ortak projeler geliştireceğimize inanıyorum.
LNG, nükleer ve yenilenebilir enerji alanında işbirliğimizi geliştirme imkanlarına da değerlendiriyoruz. Turizm, eğitim ve kültür alanlarında mevcut bağları daha da kuvvetlendirmek adına gayret sarf edeceğiz. Kahire’deki Yunus Emre Enstitüsü, dünyada Türkçe kurslarına en fazla ilgi gösterilen şube konumundadır. Geçtiğimiz yıl 22 bin Mısırlı öğrencinin kurslara kayıt yaptırması memnuniyet vericidir.
ATEŞKES VE YARDIMIN GAZZE’YE ULAŞMASI ÖNCELİKTİR
Değerli basın mensupları, Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan insanlık dramı gündemimizin ilk sırasında yer aldı. İsrail saldırılarında çoğunluğu çocuk ve kadın 28 binden fazla Filistinli kardeşimiz şehit edildi, 70 bine yakın Filistinli masum yaralandı. Savaşta dahi dokunulmaması gereken camiler, kiliseler, hastaneler, okullar, Birleşmiş Milletler binaları bombalandı. Netanyahu yönetimi, işgal, yıkım ve katliam politikasını tüm tepkilere rağmen pervasızca sürdürüyor. Ateşkesin bir an evvel tesisi ve insani yardımların engelsiz bir şekilde Gazze’ye sevki önceliğimizdir. Ülkemizden bugüne kadar uçak ve gemilerle 34 bin tonun üzerinde yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Yardımların ulaştırılmasında Mısır makamlarının desteğini burada özellikle ifade etmek istiyorum. Mısır Kızılayı’na, Mısır Sağlık ve Nüfus Bakanlığı’na ve ilgili tüm Mısır kurumlarına teşekkür ediyorum.
GAZZE’DE SAHRA HASTANESİ TESİSİ
İnsani yardımlarımızın yanı sıra refakatçileri dahil 700’den fazla Filistinli kardeşimizi tedavileri için Mısır üzerinden ülkemize getirdik. Gazze içinde bir sahra hastanemizin tesisi için uzmanlarımız çalışıyor. Hastanenin en kısa zamanda faaliyete geçme noktasında Mısırlı kardeşlerimizin desteğine güveniyoruz. Gazze halkının topraklarından sürgün ettirilmesi yönündeki girişimler, bizler için yok hükmündedir. Gazze’nin insansızlaştırılması hiçbir şekilde kabul edilmez. Mısır’ın bu konudaki dirayetli ve kararlı tutumunu takdirle karşılıyor ve destekliyoruz. Netanyahu yönetimi katliamlarını Gazzeli sivillerin sığındığı son nokta olan Refah’a da taşımaktan uzak durmalıdır. İslam dünyası, BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplum, sonu soykırıma varacak böyle bir çılgınlığa izin vermemelidir. Gazze’de akan kanın durması için Mısırlı kardeşlerimizle işbirliği ve dayanışma halinde olmaya devam edeceğiz. Orta vadede Gazze’nin yeniden toparlanması ve imarı için de Mısır’la birlikte çalışma hazırız.
Kıymetli kardeşlerim, Sayın Cumhurbaşkanıyla görüşmelerimizde Libya, Sudan ve Somali’deki meseleleri değerlendirme fırsatı bulduk. Bu üç kardeş ülkenin birliğine, beraberliğine, toprak bütünlüğüne ve huzuruna desteğimiz tamdır. Biz ne Afrika’da ne Ortadoğu’da ne de gönül coğrafyamızın diğer yerlerinde çatışma, gerilim, kriz görmek asla istemiyoruz. Bu amaçla bölgemizde barış ve istikrarın tesisi için Mısır ile temaslarımızı her seviyede artırma kararlılığındayız. Sözlerime son verirken Sayın Cumhurbaşkanına nazik ev sahipliği için bir kez daha teşekkür ediyorum.”
]]>Novak ile birlikte eski Adalet Bakanı, parlamenter ve hukukçu Judit Varga da milletvekilliğinden istifa ettiğini ve siyaseti de bıraktığını açıkladı.
Varga bu yıl yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde iktidardaki FİDESZ aday listesinin birinci sırasındaydı.
Başbakan Viktor Orban’nın yakın çalışma arkadaşlarının görevlerinden istifaları siyasi bir deprem etkisi yaratsa da, son birkaç günlük gelişmeler dikkate alındığında sürpriz de olmadı.
İstifaların gerisinde ne yatıyor?
Sonuçta istifalara neden olan ve iktidardaki FİDESZ partisini son derece zor durumda bırakan gelişme, ülkede muhalif basın tarafından ortaya çıkarılan şahsa mahsus bir özel bir cumhurbaşkanlığı affıydı.
Geçen yıl Nisan ayında Papa Francesco’nun Macaristan ziyareti esnasında Cumhurbaşkanı Katalin Novak, o tarihte görevde olan Adalet Bakanı Judit Varga’nın da imzalı önerisiyle bir mahkum için özel bir af çıkarmıştı.
Ve o dönem basına duyurulmayan bu cumhurbaşkanlığı özel affı, kararın imzalandığı tarihten neredeyse tam bir yıl sonra muhalif basın tarafından ortaya çıkarıldı.
Af kararı, bir devlet çocuk esirgeme kurumunda çocuklara cinsel taciz uygulayan kurum müdürüne yardım eden, çocuklara yanlış ifade vermeleri için baskı yapan ve bu nedenle de iki yıl hapis cezasına mahkûm edilen müdür yardımcısı için çıkarılmıştı.
Beş gün önce basının ortaya çıkardığı bu af kararı ülkede bomba etkisi yaptı. İnsanlar, siyasi olarak görüşü ne olursa olsun, hangi partiye destek verirse versin, cumhurbaşkanının neden bir çocuk tacizi davasında yargılanan ve mahkûm olan biri için af çıkardığını sorgulamaya başladılar.
Muhalefet ise ilk günden itibaren hem cumhurbaşkanın görevinden istifa etmesini, ve hem de eski adalet bakanı olan ve şu an itibarıyla da yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde FİDESZ AP listesinin ilk sırasında bulunan Judit Varga’nın listeden çıkarılmasını talep ettiler.
Skandalın patlamasının 3. gününden itibaren de cumhurbaşkanlığı sarayı önünde gösteriler başladı.
İktidar partisinin tepkisi nasıl oldu?
Skandalın patlamasının ardından ilk günlerde iktidar partisi FİDESZ’ten gelişmelerle ilgili bir yorum gelmedi.
İktidara yakın olan basın önce olayı görmezden gelme yolunu izlemeyi tercih etti. Yorumlar genellikle cumhurbaşkanını affının özel bir af olduğu, dolayısıyla cumhurbaşkanının bu konuda bir açıklama yapma yükümlülüğü olmadığı üzerineydi.
İktidarı zor durumda bırakan en önemli faktör, Viktor Orban’ın hem seçimlerde ve hem de sivil kuruluşları ve basını kontrol altına almak üzere hazırladığı programlarında stratejik öneme sahip ilkeleri arasında birinci sırayı her zaman aile ve çocukların korunması tedbirlerine vermesiydi.
Cumhurbaşkanlığı görevini bugün bırakmak zorunda olan Katalin Novak daha önce Ailelerden ve Çocuklardan Sorumlu Bakan’dı. Üç çocuk annesi de olan Katalin Novak çok çocuklu ailelere ödenen sosyal yardımların arttırılması faaliyetleriyle de tanınıyordu.
Ayrıca pedofil suçlara karşı tavizsizlik ilkesi Viktor Orban’ın hükümet programına kadar girmiş bir ilkeydi ve çocukların tacizden korunması tedbiri öne çıkarılarak Macaristan’da eşcinsellere karşı acımasız önlemler alınması tavrı Avrupa Birliği tarafından da eleştiriliyordu.
Bu geri plan dikkate alındığında elbette iktidarın en yüksek mevkilerindeki iki önemli şahsiyetin bir pedofili mahkûmuna neden özel af çıkardığı sorusuna yanıt vermek de çok zordu.
Muhalefetin atağı giderek güçlenirken ve cumhurbaşkanının istifası için imza toplanmaya başlanmışken sonunda iktidar cephesindeki şaşkınlık ve sessizlik olayın ortaya çıkmasının dördüncü gününde Viktor Orban’nın bir radyo konuşmasıyla sona erdi.
Orban radyo konuşmasında neler söyledi?
Viktor Orban sert konuşmasında kendisinin beş çocuğu, altı torunu olduğunu, onların başına bir şey gelmesi ihtimali karşısında ilk düşüneceği şeyin, onlara zarar veren kişinin parça parça edilmesi gerektiği olacağını söyledi.
Cumhurbaşkanının adını anmadan, olayı anlayamadığını, sorumluluğun bir şekilde üstlenilmesi ve açıklama getirilmesi gerektiğini, bundan böyle bu tür bir olayla karşılaşmamak için anayasanın değiştirileceğini, cumhurbaşkanı aflarının kısıtlanacağını açıkladı.
Gelişmelerin bu aşamasında yorumcular, olayların cumhurbaşkanının görevinden istifa etmesine kadar gitmeyebileceği yorumlarını yapıyorlardı. Evet, Viktor Orban iktidar partisinin resmi görüşünü duyurmuştu, yapılan bir hataydı, ama tepkiler bir anayasa değişikliği ile kontrol altına alınabilir, olay yatıştırılabilirdi.
Ancak tepkiler azalacağına artıyordu. Aynı günlerde cumhurbaşkanının danışmanları arka arkaya görevlerinden istifa ettiklerini duyurdular. Gösteriler arttı, muhalefet, cumhurbaşkanı görevinden istifa edinceye kadar her gün konut önünde gösteri yapacağını duyurdu.
Üniversite ve lise öğrencisi gençler cumhurbaşkanlığı sarayı önünde toplanıp ellerinde taşıdıkları, ağızları bantlanmış oyuncak ayıcıkları konutun önüne bırakmaya başladılar.
Muhalefet Avrupa Parlamentosu’na önerge verdi, ve çocuk tacizi konusunda tavrı net olan Papa Francesco’ya delegasyon gönderildi.
Ve belki de istifa sürecine nokta konulmasına neden olan en önemli etken de bir kamuoyu araştırması oldu. İstifadan bir gün önce basına düşen bir habere göre hükümet halkın tepkilerini ölçmek için acil bir kamuoyu anketi yaptırıyordu.
Anketin resmi sonuçları açıklanmadı. Ancak bir pedofil mahkuma af çıkarılmasının halkın ne hükümet yanlısı ve ne de muhalif kesiminde anlayışla karşılanmayacağını bilmek için aslında kahin olmaya da gerek yoktu.
Novak istifa konuşmasında neler söyledi?
Katalin Novak, Katar gezisini yarıda keserek çıktığı devlet televizyonunda kendisini bir anne, bir kadın ve ülkesini çok seven bir Macar olarak tanıttı.
Çok onur duyduğu cumhurbaşkanlığı görevinin kendisine verdiği birincil ödevin halk içinde hangi kesimden olursa olsun herkesin desteğini almak olduğunu vurguladı.
Bu görevin hata kabul etmeyeceğini, eğer bir şeyi yanlış yapmışsa, bunun sorumluluğunu da üstleneceğini söyledi, ve “evet hata yaptım, bu hatanın dönüşü yok bu nedenle de görevimden istifa ediyorum” dedi.
Aynı anlarda basına düşen bir diğer haber de eski adalet bakanının da siyaset sahnesinden çekildiğini duyurdu.
Bundan sonra neler olacak?
Anayasaya göre eğer Cumhurbaşkanı görevinden istifa ederse doksan gün içinde yerine parlamento tarafından yeni bir devlet başkanı seçiliyor.
Macaristan’da bu çok da istisnai bir durum değil. 2010 yılında da yine FİDESZ tarafından göreve getirilen Pal Schmitt iki yıl görev yapmasının ardından profesörlük tezinin önemli bir kısmının intihal olduğunun ortaya çıkmasından sonra istifa etmişti.
Hükümet ve Viktor Orban istifaların ardından elbette ilkelere olan bağlılıklarını vurgulayacak ve yaklaşan yerel seçimlerde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bu gelişmeleri muhalefetin siyasi bir sermaye olarak kullanmasını engellemeye çalışacaklar.
Muhalefet ise devletin en üst mevkiinde bulunan ve Fidesz tarafından göreve getirilen bir şahsın, eski adalet bakanıyla birlikte istifa etmeye zorlanmasını bir zafer olarak görecek
Ancak bu istifaların muhalefetin atağını durdurup durduramayacağı henüz belli değil. Muhalefetin son iki gündür bu olayın bir rejim sorunu olduğunu vurgulaması kabaran dalganın hemen yatışmayacağını gösteriyor.
Ayrıca hala bilinmeyen bir ayrıntı da, cumhurbaşkanının ve onunla işbirliği içindeki eski adalet bakanının bir pedofil davası mahkumuna neden özel af çıkarma ihtiyacını hissetmiş olabilecekleri.
Hükümet bu olayı iki siyasetçinin kişisel hatası olarak görüp göstermeye çalışırken, muhalefet ise hukuku göz ardı eden otoriter ve popülist siyasi rejimin kaçınılmaz bir şekilde bu tür gelişmelere yol açtığı tezi üzerinde duruyor.
]]>Azerbaycan’da halk bugün erken genel seçim için sandık başına gitti. Yerel saatle 08.00’de başlayan oy kullanma işlemi, 19.00’da sona erecek. Ülke genelinde kurulan 6 bin 537 sandıkta 6 milyon 478 bin 623 seçmen oy kullanıyor. Seçimleri izlemek üzere 790’ı uluslararası olmak üzere 90 bin 372 kayıtlı gözlemci bulunuyor. Ayrıca 109 uluslararası medya kuruluşundan da 216 gazeteci seçimleri takip ediyor.
Karabağ’da 30 yıl sonra ilk seçim
Karabağ’ın sembol şehri Şuşa, Hankendi, Hocalı, Hocavend, Ağdere, Ağdam, Cebrayıl, Zengilan, Gubadlı, Laçın ve Kelbecer’de 23 binden fazla seçmen, bugün 30 yıl sonra ilk kez sandık başına gidiyor. İşgalden kurtarılan bölgelerde halk, 26 sandıkta oy kullanıyor. Toplam 3 sandığın kurulduğu Fuzuli’de halk, sabahın erken saatlerinde oy kullanma merkezlerine akın etti. Oy kullanma merkezleri önünde uzun kuyruklar oluşturan Fuzuli halkı, yıllar sonra işgalden kurtarılan topraklarda oy kullanmanın heyecanını ve gururunu yaşadı.
“Buradan gittiğimde 2 yaşındaydım”
İşgalden kurtarılan topraklarda oy kullandığı için sevinç duyduğunu söyleyen Şehriyar Memmedov, “Buradan gittiğimde 2 yaşındaydım. Şimdi ise kendi topraklarıma gelerek oyumu kullanıyorum. Bundan sevinç duyuyorum. Devletimize, milletimize hayırlı olsun” dedi.
“Bu bizim için gurur verici ve tarihi bir gün”
İşgalden kurtarılan Füzuli kentinde oy kullandıkları için gurur duyduklarını belirten Azad Dadaşov, “30 yıl sonra ilk defa Füzuli şehrinde oyumuzu kullandık. Bu bizim için gurur verici ve tarihi bir gün” şeklinde konuştu.
“Şuşa’mıza, Füzuli’mize, Ağdam’ımıza, Hocavent’imize Türk halkının desteği sayesinde kavuştuk”
Zafer kazanmış bir ülkenin bir vatandaşı olarak oyunu kullandığını ifade eden Arzu Eyyubova, “Bu anları bizlere yaşatan şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, karşılarında eğiliyorum. Her yıl cumhurbaşkanı seçimlerine coşkuyla gidiyoruz. Ancak bu yıl yapılan seçimler bizi daha gururlandırdı. Çünkü işgalden kurtarılan topraklarda oyumuzu kullandık. Bunun için Başkomutan İlham Aliyev’e teşekkür ediyoruz. Şehitlerimize, gazilerimize teşekkür ediyoruz. Galip ülkenin galip vatandaşlarıyız. Türk halkına minnettarız. Onların desteği bizi daha da güçlendirdi. Şuşa’mıza, Füzuli’mize, Ağdam’ımıza, Hocavent’imize Türk halkının desteği sayesinde kavuştuk. Bizim haklı sesimizi dünyaya duyuran Türk milletinin sayesinde buna kavuştuk. Çok sevinçliyim. Bugün burada, Füzuli’de oyumu kullandığım için çok mutluyum. Bunun için cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, şehitlerimize minnettarım. Onların hakları ödenemez” dedi.
“Azerbaycan halkı gördüğünüz gibi canla başla oyunu kullanıyor”
Azerbaycan tarihinde ilk kez bütün topraklarında oy kullanıldığını vurgulayan Saddam Hüseyinov, “İşgalden kurtarılan topraklarımızda oy kullanmamız Azerbaycan halkı için gurur vericidir. Topraklarımızın işgalden kurtarılmasını şehitlerimiz ve gazilerimize borçluyuz. Azerbaycan halkı gördüğünüz gibi canla başla oyunu kullanıyor. İnşallah en doğru aday seçilir ve Azerbaycan halkının geleceği için daha iyi olur” diye konuştu.
7 aday yarışıyor
Seçimlerde Milli Meclisten 4 milletvekili ve meclis dışından 3 aday olmak üzere toplam 7 aday yarışıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Yeni Azerbaycan Partisi’nin adayı mevcut Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yanı sıra Bütün Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin adayı Kudret Hasanguliyev, Milli Cephe Partisi’nin adayı Razi Nurullayev, Büyük Azerbaycan Partisi’nin adayı Elşad Musayev, Büyük Kurtuluş Partisi’nin adayı Fazil Mustafayev, bağımsız adaylar Zahid Oruç ve Fuad Aliyev yarışıyor. Azerbaycan’da seçimlerin 2025 yılında yapılması planlanıyordu ancak Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kararıyla 1 yıl erkene alındı. Cumhurbaşkanı seçiminin 7 yılda bir yapıldığı Azerbaycan’da son seçim, 11 Nisan 2018’de düzenlenmişti. – BAKÜ
]]>MUHALEFETTEN SEÇİMİN ERTELENMESİNE SERT TEPKİ
Cumhurbaşkanı Macky Sall’in meclis ile Anayasa Konseyi arasında yaşanan krizi gerekçe göstererek cumhurbaşkanı seçimini ertelemesine muhalefetten ağır eleştiri geldi. Bazı muhalif cumhurbaşkanı adayları, normal şartlarda dün resmen başlayacak seçim kampanyası takvimine sadık kalacaklarını belirterek, Dakar’da toplanma çağrısı yaptı.

KALABALIĞA BİBER GAZIYLA MÜDAHALE ETTİLER
Güvenlik güçleri, başta Saint-Lazare kavşağı olmak üzere kentin çeşitli noktalarında toplanan kalabalığa biber gazıyla müdahale etti. Eski başbakan ve muhalif siyasetçi Aminata Toure, cumhurbaşkanı adayı Daouda Ndiaye ve Anta Babacar gözaltına alındı. Kentin bazı ana geçiş noktalarında lastik yakarak trafiği durduran göstericiler, polis müdahalesine taşlarla karşılık verdi. Bazı sokaklarda Fransız bayraklarının yakıldığı görüldü.

ECOWAS BİLDİRİ YAYIMLADI: OLUŞACAK ATMOSFERDEN ENDİŞELİYİZ
Cumhurbaşkanı Sall’in dünkü açıklamasından sonra Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) tarafından yayımlanan bildiride, erteleme kararı sonrasında oluşacak atmosferden endişe duyulduğu kaydedildi. Bildiride, söz konusu siyasi krizi çözmek için Senegalli siyasetçiler, “şeffaf, kapsayıcı ve güvenilir seçimler için diyalog ve işbirliğine” davet edildi. Avrupa Birliği (AB) tarafından yayımlanan bildiride de seçimin ertelenmesinin ülkede belirsizlik başlattığının altı çizilerek, Senegal’de uzun yıllara dayanan istikrar ve demokrasi geleneğini korumak adına seçimlerin en kısa sürede hukukun üstünlüğüne uygun şekilde düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.

YENİ SEÇİM EN ERKEN NİSANDA YAPILABİLİR
Normal şartlarda 25 Şubat’ta seçim yapılması beklenen Senegal’de bir daha aday olmayacak mevcut Cumhurbaşkanı Macky Sall, 2 Nisan’a kadar görevde kalacaktı. Seçim kanununa göre, bir seçimin düzenlenmesi için en az 80 gün önceden bildirilmesi gerektiğinden yeni cumhurbaşkanı seçiminin en erken nisanın son haftası düzenlenmesi mümkün görünüyor. Bir diğer olası senaryoda da seçim 6 ay ertelenerek, ağustos sonunda yapılabilir. Öte yandan Cumhurbaşkanı Sall da dünkü açıklamasının ardından eleştirilerin hedefi oldu. Sall, “Kurumsal darbe yapmakla” ve seçimi erteleyerek Anayasa’yı ihlal etmekle suçlanıyor.

CUMHURBAŞKANI ADAYININ FRANSIZ VATANDAŞLIĞI ORTALIĞI KARIŞTIRDI
Senegal’de son birkaç gündür Ulusal Meclis ile cumhurbaşkanı seçimi için aday listesini belirleyen Anayasa Konseyi arasında ciddi bir kriz yaşanıyordu. Eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’nin oğlu Karim Wade’nin adaylığı, Fransız vatandaşlığından geç ayrılması nedeniyle Anayasa Konseyi tarafından kabul edilmemişti. Wade’ın Fransız vatandaşlığından ayrılması 17 Ocak’ta Fransız resmi gazetesinde yayımlanmış, Anayasa Konseyi ise nihai aday listesini 21 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşmıştı. Seçimin en güçlü adaylarından gösterilen Wade’nin yarış dışı kalması başta partisi olmak üzere birçok çevre tarafından tepki ile karşılanmıştı. Kamuoyunda Wade’nin “haksız yere” saf dışı kaldığı yorumları yapılırken, Anayasa Konseyi’nin onay verdiği Rose Wardini isimli adayın Fransız vatandaşı olduğunun ortaya çıkması eleştirileri güçlendirdi. Bunun üzerine başta Wade’nin partisi Senegal Demokrat Parti (PDS) olmak üzere birçok çevrede Anayasa Konseyinin yetkinliği sorgulanmaya başlandı ve bazı hakimler için rüşvet iddiaları gündeme geldi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>