“Ahmet Türk ile barış yemeğine katıldığınıza pişman mısınız?” sorusunun yöneltildiği Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Bugün olsa yine giderim, barış yemeğine katılırım, o ailelerin barışması için elimden gelen gayreti sarf ederim. O bir insani görevdir. Bunu siyasi tartışmalara konu etmeyi de doğru bulmuyorum. Bir annenin yüreğine su serpebildiysek ne mutlu bize.” diye konuştu.
Soru önergelerinin cevaplanmadığına ilişkin eleştiri üzerine Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığıyla, bağlı ve ilişkili kuruluşlarla ilgili soru geldiğinde kendisinin soru önergelerini cevapladığını söyledi.
REKLAM
Bir bakanlıkla ilgili müstakil soru önergesi geldiğinde, bakanlığın bunu cevaplamasını istediğini ifade eden Yılmaz, “Aynı soru hem bana hem bakanlığa gelebilir. Bir karmaşa oluşturmamak, tek elden açıklayıcı bilginin ulaşması şeklinde usulümüzü hayata geçiriyoruz.” dedi.
TASARRUF TEDBİRLERİ
AA’nın haberine göre; Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili tasarruf tedbirlerine ilişkin sorular yöneltildiğini anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Tasarruf tedbirlerini bu yıl olabildiğince kapsamlı hazırlamaya gayret ettik. Hiçbir kuruluşumuz istisna olmadı. Bir tane kurumumuz istisna. O da Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bunu niye istisna tuttuk? Çünkü farklı bir yapısı var. Yürütmenin bir parçası olarak görmedik. ‘Halkın seçtiği temsilciler kendi kararlarını kendileri verirler’ diye o saygıyla genelgeye dahil etmedik. Meclis Başkanımız kendisi bir açıklama yaptı. Bu sürece Meclisin kendi iradesiyle dahil olduğunu, tasarruf tedbirlerini kendi uhdelerinde alacaklarını ifade ettiler.”
Cevdet Yılmaz, Suriye’deki Kürtlere yönelik yaklaşımlarının sorulduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Suriyeli Kürtlerle PKK’yı birbirinden net bir şekilde ayrı görüyoruz. Terör örgütlerinin baskısıyla, dayatmasıyla karşı karşıya olan kim olursa olsun buna karşıyız. Suriye’deki Kürtler o coğrafyanın, ülkenin asli vatandaşlarıdır, unsurlarıdır. Yeni oluşacak Suriye’de, Kürtlerin, terör örgütlerinin baskısından kurtulmuş olarak, hak ettikleri şekilde o yapılar içinde temsil edilmelerini, temel hak ve özgürlüklerini en güzel şekilde yaşamalarını, refahlarını artırmalarını istiyoruz. Onlar da bizim kardeşlerimiz, ülkemizdeki Kürt vatandaşlarımızın, yakınları, akrabaları. Dolayısıyla onlara farklı bir bakış açımız söz konusu olamaz ama Türkiye içinde de Türkiye dışında da kim olursa olsun terör örgütleriyle mücadelemizi en yoğun şekilde sürdüreceğiz.”
REKLAMEĞİTİM BÜTÇESİ
Cevdet Yılmaz, milli eğitime ayrılan bütçeye ilişkin soru geldiğini ifade ederek, bütçeden en büyük payı bu sene de Milli Eğitim Bakanlığının aldığını dile getirdi.
Eğitime gelecek dönemde de destek olacaklarını vurgulayan Yılmaz, “Yaptığımız bu yatırımlar sayesindedir ki Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) 2023 sonuçlarına göre 4. sınıf fen bilimleri alanında OECD ülkeleri arasında ikinci, bu alandaki ortalama puanla tüm Avrupa ülkeleri arasında da birinci sıraya yerleşmiş durumdayız. TIMSS 2023 ortalama 8. sınıf fen bilimleri puanımız da 2019’a göre 15 puan artmıştır.” diye konuştu.
Yılmaz, “Cumhurbaşkanlığı tasarruf tedbirlerine uyuyor mu?” sorusu üzerine, Cumhurbaşkanlığı da dahil bütün kurumların tasarruf tedbirleri kapsamında olduğunu söyledi.
Tasarruf konusunda diğer kurumlardan ne bekliyorlarsa Cumhurbaşkanlığından da aynı yaklaşımı beklediklerini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanlığımız, bu ülkenin yönetim yapısının kalbidir. Birçok ulusal, uluslararası hizmetin yürütüldüğü, yönetim hizmetlerinin yapıldığı bir alandır. Elbette ihtiyaç duyulan alanlarda harcamalar da yapılmaktadır.”
REKLAM
Genel Kurulda bütçe üzerinde şahsı adına söz alan MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri’nin uzun yıllardır beklediği hızlı tren projesinin başladığına işaret ederek, bu projenin en geç 3 yıl içerisinde bitirilmesini istedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Fatih Erbakan ise Türkiye’nin 2025 yılı bütçesinin vatandaşların bütçesi olmadığını söyledi. Erbakan, “Bu bütçede paylaşımda adalet yoktur. Borç, faiz, vergide adaletsizlik vardır. Bu bütçe borç, faiz, zam ve vergi bütçesidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların 2025 yılı bütçeleri Genel Kurulda kabul edildi.
Daha sonra 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin maddelerinin görüşmelerine geçildi.
*Haberin fotoğrafı AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘ARTI VE EKSİLERİN OLDUĞU BİR RAPOR ORTAYA ÇIKACAK’
Yayman, Türkiye’nin yapay zeka konusunda büyük potansiyele sahip olduğunu ve 2025 yılında bu konuda ilk 20 ülke arasına girme hedefi olduğunu vurgulayarak, “Yapay Zeka Komisyonu, Dijital Mecralar Komisyonu ile beraber çalışmakla birlikte ayrı bir komisyon olacak. Başta uzmanların dinlenmesi dahil olmak üzere, bilişim alanında gerçekten dünya çapında çalışmaları olan insanların; TÜBİTAK, Dijital Dönüşüm Ofisi, Cumhurbaşkanlığı, İletişim Başkanlığı da dahil olmak üzere tüm paydaşları, tüm üniversitelerin Ar-Ge birimleri, üniversitelerin bu konuyla ilgili çalışan profesörleri, uzmanları dahil olmak üzere; yani bir anlamda serbest kürsü gibi herkes gelecek ve burada görüşlerini dile getirecek. Bunlar bir rapor haline getirilecek ve yapay zekayla ilgili gerçekten tüm konuların konuşulduğu, yani artılarının, eksilerinin konuşulduğu bir rapor ortaya çıkacak. Ama bu dediğim gibi önümüzdeki dönemde konuşulacak, değerlendirilecek. Bu noktada, bir yasa çalışması ve yapay zeka ile ilgili kanun hazırlıklarının yapılması gündeme gelecek, değerlendireceğiz ve muhalefetle beraber bu konuyu ele alacağız. Biz bu meselenin partiler üstü bir mesele olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

‘BİZ REFORMCU, YENİLİKÇİ VE DEĞİŞİMCİ BİR PARTİYİZ’
Türkiye’nin yapay zekayla teknolojiyi iyi kullanan ülkelerden biri olduğunu kaydeden Yayman, yapay zekanın gelişmesiyle birlikte insanların işsiz kalacağı yönündeki algıların da doğru olmadığını ifade ederek, “Yapay zeka, insanların daha fazla düşünmeleri, kendilerine zaman ayırmaları ve zaman geçirmeleri bakımından bir imkan tanıyacak. Meselenin olumlu yönlerinin daha çok öne çıkması gerektiğini düşünüyorum. Ve yapay zekanın kullanılmasıyla beraber inşallah 2025 yılında gayri safi yurt içi hasılaya etkisi yüzde 5 oranında artı bir katkısı olacak. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ve son tahlilde Türkiye nüfus bakımından çok genç bir ülke ve bu gençlerimizin özellikle yazılım başta olmak üzere yapay zeka alanında eğitilmeleri, ülkemizin bir anlamda çok büyük bir sıçrama gerçekleştirmesine yol açacaktır. Parti olarak reformcu, yenilikçi ve değişimci bir partiyiz. Her alanda olduğu gibi dijital ve teknoloji alanında da inovasyonu, yeniliği çok önemsiyoruz. Bu konuyla ilgili Meclis’imizde bir komisyon kurulması ve komisyonun da bu konuyla ilgili tüm tarafları dinlemek suretiyle çok iyi bir rapor ortaya çıkaracağını ve bu raporun da referans bir metin olacağını ve tüm insanlara aslında bir gelecek tasavvuru, bir gelecek hayali ortaya koyacağını düşünüyorum” dedi.

‘TEHDİTLER KARŞISINDA YASAL DÜZENLEME YAPILMALI’
Yayman, yapay zekayla ilgili tehditlerin farkında olduklarını ifade ederek, “Özellikle, ‘Deepfake’ dediğimiz; insanların seslerinin, yüzlerinin, görüntülerinin kopyalanması ve bundan farklı videolar çıkarılması, farklı çalışmaların yapılması bu işin tehdit kısmını oluşturuyor. Tam da işte bu tehdit kısmına karşı muhakkak bunun hukuksal, yönetsel ve siyasi çerçevesinin çizilmesi gerekiyor. En son galiba İtalyan Başbakanı Meloni’yle ilgili bir ‘Deepfake’ videosu çıktı. Burada aslında şunu görüyoruz; bu konu çok önemli ve bu konuda muhakkak etik kodların bir an önce belirlenmesi ve buna uyulması gerekiyor. Artık teknolojiyle beraber suçlar da nitelik değiştiriyor, olaylar da nitelik değiştiriyor. Bu konuyla ilgili bir hukuksal düzenlemenin yani bir yasal düzenlemenin yapılması çok önem kazanıyor” ifadelerini kullandı.

‘PLATFORMLAR SİYASETİ DOĞRUDAN ETKİLEYEBİLİYOR’
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın X hesabının bir süre önce kapatıldığını ve platformun Elon Musk tarafından satın alınmasının ardından Trump’ın yeniden platforma döndüğünü ve X’in ABD seçimlerinde etkili olduğunu vurgulayan Yayman, “Trump’ın hesabının kapatılması ve sonradan açılması, dijital siyasetin geldiği noktayı çok önemli. Eğer siz bu platforma sahipseniz, muhalefet partisinin hesabını kapatmak suretiyle ya da engellemek suretiyle ya da iktidar partisini engellemek suretiyle siyaseti doğrudan etkileyebiliyorsunuz. Siyasetin sonucunu etkilemeye yönelik bir durum ortaya çıkıyor. Buna işte, ‘Elektronik demokrasi’, ‘Dijital demokrasi’ diyorlar. Bu da aslında faydaları kadar bir anlamda kötü kullanıldığında nasıl bir sonuç doğuracağını ve millet iradesinin ortaya çıkmasını değil, millet iradesinin engellenmesi gibi bir durumu ortaya çıkartacaktır” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Planlamanın doğru ve sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi için verilerin sağlıklı olmasının önemine değinen Gürer, 2 aylık süreçte 557 bin tonluk farkın nedenini sordu. Gürer, TBMM Başkanlığı’na Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.
“VERİLER ARASINDA NASIL BU KADAR FARK VAR”
Gürer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“TÜİK’in Kırmızı Et Üretim İstatistiklerinde 2023 yılında bir önceki yıla göre et üretiminde yüzde 8,8 artış olduğu ve 2023 yılında toplam et üretiminin 2 milyon 384 bin 47 ton olduğu belirtiliyor. 2024 yılı Cumhurbaşkanlığı Bütçe Gerekçesinde ise TÜİK’ten aldığı belirtilen veriye göre, 2023 yılı için bu rakam 1 milyon 945 bin ton olarak planlanmasına karşın, gerçekleşme tahmini ise 1 milyon 827 bin ton olarak açıklıyor. Bu aradaki 557 bin ton fazla kırmızı et üretimi nasıl oluştu veya tahmin ve TÜİK verisi arasında nasıl bu kadar fark var? Cumhurbaşkanlığı bütçe gerekçesi, TÜİK verileri ile belirlendiğine göre kırmızı et üretiminin, 2023 tahmini olarak 118 bin ton daha az kırmızı et üretimi öngörülürken 557 bin ton artış ortaya çıkmıştır. TÜİK verilerinin, 557 bin ton üstünde et üretimi nasıl gerçekleşti? Aradaki artış tam 557 bin ton.”
“TARIMSAL PLANLAMAYI OLUMSUZ ETKİLİYOR”
Planlama eksikliklerinin açıklanan verilerle ortaya çıktığını vurgulayan Gürer, TÜİK ve ilgili kurumların veri toplama ve raporlama sürecinde tutarlı olması gerektiğini belirtti. Gürer, veriler arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekerek şöyle dedi:
“Açıklanan et üretim rakamı ile tahmini arasındaki ciddi fark önemli bir veri tutarsızlığını ve planlama eksikliğini ortaya koyuyor. Bu durum, sadece et üretimi üzerinde değil, genel olarak tarımsal planlama ve veri analizi süreçlerinde güvenilirliği etkileyen bir konudur. Bu tür tutarsızlıklar ve veri eksiklikleri, karar yapıcıların doğru kararlar almasını zorlaştırır ve hatalara sebep olabilir. Ayrıca, uzun vadeli stratejik planlamayı olumsuz etkiler. Bu nedenle hem TÜİK hem de diğer ilgili kurumlar arasında daha tutarlı veri toplama ve raporlama süreçlerinin sağlanması büyük önem taşımaktadır.”
Gürer, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:
TÜİK’in belirlediği veriye göre 557 bin ton fazla kırmızı et üretim artışı nasıl gerçekleşti?
-İki veri arasında nasıl bu kadar fark var?
TÜİK, Cumhurbaşkanlığına verdiği veriler sonrasında tahmininin 557 bin ton üstünde et üretimi açıklaması öngörü eksikliği mi, sağlıksız veriler mi, ithal et girişimi?
Kırmızı et üretim tahmini, Tarımsal İşletmelerde Hayvansal Üretim Araştırması’ndan elde edilen demografik verilere dayalı belirlenen ‘kasaplık güç oranı’yla hesaplanan ‘iç popülasyondan kesilen hayvan sayısı’ ile ‘ithalattan kesilen hayvan sayısı’nın ortalama karkas ağırlıklarıyla çarpılması suretiyle elde edildiğini TÜİK açıkladı. Bu verilerde ithalattan kesilen hayvan sayısı kaçtır?
Kasım 2023’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna ve Cumhurbaşkanlığına sunulan veriler ile TÜİK’in açıkladığı son veriler arasında bu kadar farklı rakamlar nasıl oluşmuştur?
Bu kadar kırmızı et üretimi arttıysa, kırmızı et fiyatlarının artışı nasıl oluşmuştur?
2024 yılı içinde Cumhurbaşkanlığı bütçe gerekçesinde ifade edilen 1 milyon 727 bin ton üretim tahmini artırılması düşünülmekte midir?
2023 yılında kesilen sağımlı süt ineği sayısı kaçtır?
TÜİK verilerine göre süt üretiminin düşmesinde süt ineklerinin kesime gitmesinin etkisi var mıdır?
TÜİK, Cumhurbaşkanlığına bildirdiği tahmininin 557 bin ton üstünde et üretimi açıklaması öngörü eksikliği mi, sağlıksız veriler mi, ithal et girişi mi? Yoksa yem fiyatlarının artması sonucu yoğun hayvan kesimi ile mi ilgilidir?
Kasım 2023’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulan Cumhurbaşkanlığı 2024 yılı bütçe gerekçesinde 2025-2026 yılları içinde et üretim tahminlerinin 2023 yılı üretimi altından öngörüldüğüne göre kırmızı et açığı nasıl giderilecektir? sorularını yöneltim.” dedi.”
]]>