Prag 6 Bölgesi Belediyesi iki ülke ilişkilerinin 100. yılı olması vesilesiyle “Çek-Türk İşbirliği Parkı”nın yapılması kararının alındığını açıkladı. Bölge belediyesinin açıklamasında, “Türkiye ve Çekya arasında, bu yıl 100. yıldönümünü kutladığımız diplomatik ilişkilerin başlangıcı, Çekoslovak Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerine kadar uzanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Prag Büyükelçisi Egemen Bağış’ın talebi üzerine, Prag Kent Konseyi Yerel Tarih Komisyonu’nun değerlendirmesi ve Prag Belediye Meclisi’nin nihai onayının alınması ile sonuçlandırılan karar süreci neticesinde, Petiny’de Çek-Türk İşbirliği Parkı inşa edilecektir” denildi.
Atatürk ve Masaryk’in sözlerine yer verilecek
Türkiye’nin başkentinden esinlenilerek yaklaşık 20 yıl önce ‘Ankarska’ adı verilen cadde boyunca yer alan bölge, belediye bünyesindeki Ulaştırma ve Çevre Dairesi tarafından haritalandırıldı ve alanın proje kapsamında park olarak yapılandırılmasını ve düzenlenmesini içeren bir çalışma hazırlandı. Ulaştırma ve Çevre Dairesi ayrıca, projeye Çek-Türk ikili işbirliği hakkında ziyaretçiler için bilgilendirici bazı unsurlar ekledi. Parkta yer alacak banklar ve panolarda yüz yıl önce diplomatik ilişkileri başlatan iki ülkenin kurucu liderleri Atatürk ve Masaryk hakkında bilgilere ve bu iki kurucu liderin tarihe geçmiş sözlerine yer verileceği öğrenildi.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vurgusu
İnşa edilecek parkın içinde bulunan levhalara ve diğer figürlerde, çocuklara bayram hediye eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, çocuklarla ilgili sözlerinin de yer alacağı öğrenildi. Türk-Çek işbirliğinde yapılacak olan parkın temeli, 6 Haziran 2024 tarihinde atılacak. Belediye açıklamasında, projenin yaklaşık maliyetinin 750 bin Çek kronu (yaklaşık 30 bin Euro) civarında olduğu, Türk tarafının sponsorlar aracılığıyla maliyetin yarısını üstlenmeye hazır olduğu bildirildi.
“Türk-Çek ilişkilerinin bir sembolü olacaktır”
Türkiye Cumhuriyeti Prag Büyükelçisi Dr. Egemen Bağış, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bağımsız Çekoslovak Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkilerin başladığı 1924 yılından bu yana ülkemizin Büyükelçilik ve ikametgah binaları Prag 6 bölgesinde yer almıştır. 1924 yılında Türkiye ve Çekya arasında her ikisi de çok büyük liderler olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Atatürk ve Çekoslovak Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Masaryk tarafından 100 yıl sürecek bir işbirliği başlatılmıştır. Onların izinden gitmekten ve bu iki büyük millet arasındaki dostane ittifakı güçlendirmeye yönelik miraslarını sürdürmekten onur duyuyoruz. 2022 sonunda Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesine katılmak üzere Prag’a teşrif eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendinin talimatıyla Cumhuriyetimizin kuruluşunun ve Çek’ler ile diplomatik ilişkilerimizin yüzüncü yılını hakkıyla idrak edebilmek için birçok proje yaptık. Prag’daki devlet mülkü binamız hakkında yayınladığımız kitap gibi bu park da kalıcı bir eser olarak Türk Çek ilişkilerinin ve dostluğunun bir sembolü olacaktır” ifadelerini kullandı.
Bağış’tan Muratpaşa Belediyesi’ne teşekkür
Ayrıca Büyükelçi Egemen Bağış, süreç boyunca işbirliği ve dayanışması için Prag 6 ilçe belediyesinin kardeş şehri Antalya Muratpaşa Belediyesine ve Başkanı Ümit Uysal’a da teşekkür etti.
“Karşılıklı işbirliğini somutlaştıracak”
Prag 6 Belediye Başkanı Jakub Strek konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Prag 6, pek çok ülkenin büyükelçiliklerinin burada yerleşik olması ve büyükelçilerin ikametgahlarının da bu bölgede bulunması ile bilinmektedir. Bu da beraberinde büyük bir sorumluluk getirmekte ve aynı zamanda bölgemizle bu ülkeler arasında karşılıklı güven ve işbirliğinin geliştirilmesine katkıda bulunma fırsatı sunmaktadır. Çek Cumhuriyeti ve Türkiye arasındaki karşılıklı işbirliğinin bir yeşil alan projesi şeklinde somutlaştırılacak olmasından memnuniyet duyuyorum” dedi. – PRAG
]]>Tatar, Adana’daki temasları kapsamında ilk olarak Vali Yavuz Selim Köşger’i makamında ziyaret etti.
Daha sonra Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mithat Özsan Konferans Salonu’na geçen Tatar’a, Rektör Prof. Dr. Meryem Tuncel, Üniversite Senatosu adına fahri doktora beratını verdi, cübbesini giydirdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, burada yaptığı konuşmada, bu unvanın kendisi için çok önemli olduğunu belirterek böyle bir onura layık görüldüğü için teşekkür etti.
Daha sonra “Son gelişmeler çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Önemi” konulu konferans veren Tatar, Türklerin Kıbrıs’taki varlığının 1571’e dayandığını belirtti.
Ada’nın İngiltere’ye kiralanmasının ardından Çanakkale Savaşı’yla İngiltere’nin adayı ilhak ettiğini anlatan Tatar, o tarihten itibaren Kıbrıs Türk halkının milli kimliğini yok edilmesi, Kıbrıs Türk halkının sadece Müslüman bir azınlık olarak oradaki varlığını sürdürebilmesi için büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğraflarını bile okullara astırılmaması gibi Kıbrıs Türkü’ne baskılar yapıldığını ifade etti.
İngiltere Kıbrıs’tan çekildiğinde nüfusun Türkler aleyhine dönüştürülmüş halde olduğunu ifade eden Tatar, Yunanistan ile Kıbrıs ilişkileri nedeniyle Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için Türk halkına yönelik saldırılar yaşandığını anlattı.
Ersin Tatar, bu dönemde Kıbrıs Türklerinin Türkiye’nin desteğiyle direniş hareketi ortaya koyduklarını, garantör ülke olarak Türkiye’nin adaya barış harekatı düzenlediğini hatırlattı.
Kıbrıs Türk halkının artık ayrı bir halk olduğuna dikkati çeken Tatar, şunları söyledi:
“Uluslararası teamül gereği ve diğer sözleşmelere bağlı olarak her halk kendi geleceğini tayin etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkı da artık bu aşamadan sonra kendi devletini kurmuş, bugünlerde artık tanınmak için yola çıktığından geriye dönüş yoktur. Doğu Akdeniz’de Kıbrıs’ımızı Rum ve Yunan’a bırakmadıysak şu anda coğrafyaya baktığımızda Doğu Akdeniz önemi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen bir devlet olması bakımından deniz yetki alanları, münhasır bölge hakları, kıta sahanlığı ve kara hudutlarıyla gerçekten Mavi Vatan’da, denizlerde de hakkımız ve hukukumuzun daha da pekiştiğini görüyoruz. Kıbrıs o bakımdan önemli.”
Tatar, KKTC hava sahasının da çok önemli olduğunu belirterek “Kıbrıs böylesine milli bir devlet ve milli değerlerin taşınabilmesi için sürdürülebilmesi için bu mücadeleye şimdi de devam ediyoruz.” dedi.
“Türkiye Cumhuriyeti gerçekten artık kararını bana göre vermiştir”
Kıbrıs’ta bundan sonra bir çözüm olacaksa iki devletli çözüm olması gerektiğini belirten Tatar, aksi halde çoğunluğun azınlığı yöneteceği bir pozisyonda otoritenin kuzeye yayılacağını, Türkiye’nin de oradan çekilmesiyle artık Toroslar’a bakıldığında bir Yunan adasının şekilleneceği pozisyon oluşacağını dile getirerek, buna “evet” demelerinin mümkün olmadığını bildirdi.
Tatar, “Nitekim bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti gerçekten artık kararını bana göre vermiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti her zaman yeni siyasetin doğru siyaset olduğunu, milli siyaset olduğunu ve Kıbrıs Türkü ile Türkiye Cumhuriyeti’nin birlikte yürütmekte olduğu yeni siyasetin en doğrusu ve bu şekilde bu pozisyonun sürdürülmesi gerektiğini her vesileyle söylemektedir.” diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, kendi devletleri ile Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin Kıbrıs’ta caydırıcı bir güç olarak varlığının kendileri için yaşamsal öneme sahip olduğunu vurguladı.
Tatar, daha sonra ÇÜ sosyal tesislerinde düzenlenen iftara katıldı.
]]>Modern Azerbaycan milli kimliğinin oluşmasında büyük rol oynayan, basın ve siyasi faaliyetleriyle hayatı boyunca ülkesinin bağımsızlığı ve toplumun aydınlanması için çalışan Resulzade’nin anısı, hem Azerbaycan’da hem de hayatının bir kısmını geçirdiği Türkiye’de yaşatılıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Resulzade’nin ülke için yaptığı hizmetleri göz önünde bulundurarak yıl boyunca çeşitli etkinliklerle anılması için kararname imzaladı.
Azerbaycanlılar için bağımsızlığın sembolü olan bir slogan haline gelen “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” sözlerinin sahibi Resulzade, 31 Ocak 1884’te Bakü’nün Novhanı köyünde doğdu.
Genç yaşından itibaren siyasetle ilgilenen Resulzade, Çarlık rejimi aleyhtarı bazı siyasi parti ve örgütlerde çalışmalar yürüttü, çeşitli gazete ve dergilerde yazdı.
Çar rejiminin baskıları karşısında 1909’da İran’a giderek burada gazetecilik yapan, siyasetle uğraşan Resulzade, meşrutiyet rejimi feshedildikten sonra İran’da da baskılarla karşılaşınca 1911’de Türkiye’ye gitmek zorunda kaldı.
Resulzade, daha sonra Bakü’ye dönerek Müsavat Partisine üye oldu ve 1917’de bu partinin Genel Başkanı seçildi.
Milli Konsey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasını ilan etti
Resulzade, 1918’de Azerbaycanlı aydınların oluşturduğu Milli Konseyin Başkanı seçildi ve 28 Mayıs 1918’de Milli Konsey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasını resmen ilan etti.
Resulzade, 4 Haziran 1918’de Azerbaycan ve Osmanlı devleti arasında imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasına Azerbaycan adına imza attı.
18 Haziran 1918’de Resulzade başkanlığındaki bir heyet, yeni kurulan Kafkasya devletlerinin tanıtılması için düzenlenen konferansa katılmak üzere İstanbul’a geldi. 15 Eylül 1918’de, “Kafkas İslam Ordusu” ismi verilen Osmanlı ordusu, Bakü’yü Ermeni ve Bolşevik çetelerden kurtardı ve bu haberi, Resulzade’ye dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa verdi.
Bakü’ye dönen Resulzade, hükümette yer almasa da Müsavat Partisi Genel Başkanı olarak parlamentoda aktif çalışmalar yürüttü, hükümetin faaliyetini yönlendirdi.
Resulzade, 1947’de Türkiye’ye yerleşti ve Türk vatandaşı oldu
Bolşeviklerin, Azerbaycan’ı işgalinin ardından tutuklanarak Moskova’ya götürülen Resulzade, Stalin’in ısrarlarına rağmen işbirliği yapmayı kabul etmeyerek Sovyetler Birliği’ni terk etti.
Fransa, Finlandiya, Polonya ve Almanya’da yaşayan Resulzade, Sovyet karşıtı yayımlar yaptı, Azerbaycan’ın işgal altında olduğunu dünyaya duyurmaya çalıştı.
Resulzade, 1947’de Türkiye’ye yerleşti, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşı oldu.
Ankara’da 1949’da Azerbaycan Kültür Derneğini kuran Resulzade, kitaplar yazarak, konferanslar düzenleyerek ülkesinin durumunu anlatmayı sürdürdü.
Resulzade, 6 Mart 1955’te Ankara’da vefat etti ve cenazesi Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi.
Resulzade’nin kurduğu ve merkezi Ankara’da bulunan Azerbaycan Kültür Derneği, Türkiye’de faaliyet gösteriyor.
Türkiye’de birçok il ve ilçede sokak ve caddelere ismi verilen Resulzade’nin anısı, Ankara Çankaya’daki Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesi’nde de yaşatılıyor.
“Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini yaşamının sonuna kadar sürdürdü”
Resulzade konusunda çok sayıda kitap kaleme alan Çapar Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Dr. Dilgam Ahmad, Resulzade’nin sadece Azerbaycan ve o dönemki tabirle Rusya Müslümanları için değil tüm Türk dünyası için çok önemli şahsiyet olduğunu söyledi.
Ahmad, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Resulzade’nin Azerbaycan’da kurulan ilk siyasi partinin lideri olduğunu belirterek “Resulzade, demokratik, çağdaş ve laik bir devlet kurmuştur. Çağdaş Azerbaycan Anayasası’nda, ülkenin, Resulzade’nin kurduğu cumhuriyetin hukuki varisi olduğu belirtiliyor. 7 Aralık 1918’de Azerbaycan Parlamentosunun açılışında söylediği ‘Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez’ sözü bugün tüm Azerbaycanlıların ön önemli şiarıdır.” dedi.
Azerbaycan’ın Sovyet Rusya tarafından ilhak edilmesiyle Resulzade’nin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını hatırlatan Ahmad, “Resulzade, Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini muhaceret hayatında da yaşamının sonuna kadar sürdürdü.” diye konuştu.
]]>Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı yıllarında özellikle Doğu Anadolu’da gösterdiği kahramanlıklar dolayısıyla ‘Şark Fatihi’ unvanı ile anılan Kazım Karabekir’in 83 yaşındaki kızı Timsal Karabekir, “Beşikten mezara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmek borcumuz, görevimiz ve ibadetimizdir. Atatürk, ‘Ben Cumhuriyeti siyasilere emanet ediyorum’ dememiş ki. Var mı öyle bir sözü? Yok. ‘Cumhuriyeti gençlere emanet ediyorum’ demiş ve ben de gençlerden çok şey bekliyorum. Hakikaten biliyorum ki içinizden ne Karabekirler, ne Atatürkler, ne güzel insanlar çıkacak” dedi.
İstanbul Rumeli Üniversitesi tarafından Mehmet Balcı Yerleşkesi Akın Akkan Konferans Salonunda ‘Alçıtepe Kahramanının kızı Cumhuriyeti anlatıyor’ konulu bir konferans düzenlendi. Program, şehitlerin anısına saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Sempozyuma konuşmacı olarak katılan Milli Mücadele Kahramanı Kazım Karabekir’in 83 yaşındaki kızı Timsal Karabekir, babasına ait fotoğraf arşivi eşliğinde sunum yaparak savaşlarda yaşanan olayları anlattı.
“BU VATANA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Cumhuriyet’e giden yolu açan iki kelime olduğunu ifade eden Timsal Karabekir, “Padişah, Kazım Karabekir’e ‘Mustafa Kemal’i derdest et (tutukla) İstanbul’a gönder’ diyor. Kazım Karabekir ‘Hayır, ben Mustafa Kemal’i tutuklamam’ diyor ve bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa’ya ‘Emrindeyim Paşam’ diyor. İşte bu iki kelime Cumhuriyete giden yolu açan kelimedir. ya bir an tersini düşünsek ya padişahın emrine uyup da Mustafa Kemal’i tutuklasaydı? Bütün cumhuriyet evlatlarına şunu söylüyorum ki; Beşikten mezara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmek borcumuz, görevimiz ve ibadetimizdir. Bu vatana sahip çıkacağız. Atatürk ‘Ben cumhuriyeti siyasilere emanet ediyorum’ dememiş ki. Var mı öyle bir sözü? Yok. ‘Cumhuriyeti gençlere emanet ediyorum’ demiş ve ben de gençlerden çok şey bekliyorum. Hakikaten biliyorum ki içinizden ne Karabekirler, ne Atatürkler, ne güzel insanlar çıkacak” ifadelerini kullandı.
“CUMHURİYETE GİDEN YOL AÇILMIŞ”
Karabekir, “Uğursuz bir Mondros Ateşkes ilan ediliyor. Bu ateşkes sonucunda vatanımıza yabancılar geliyor neredeyse parselleyip bize bir Sevr haritası çıkarıyorlar, bu harita Türk’ün vatanının parçalanma haritasıdır. İşte orada evvela inanmış beş yürek Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Mustafa Kemal Atatürk Anadolu’ya çıkıyorlar. Kars’ın kurtuluşundan sonra Karabekir, Ermenilerden aldığı top, tüfek ve tank gibi ağır silahları Büyük Taarruz için Mustafa Kemal Paşamıza götürüyor. Ondan sonra şükürler olsun ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Açılmış Kars’ın kurtuluşu olmuş ve Cumhuriyete giden yol açılmış” diye konuştu.
“İNGİLİZLERLE SAVAŞIYOR VE ÇOK BÜYÜK BAŞARI ELDE EDİYORLAR”
Babası Kazım Karabekir’in Çanakkale’de Yarbay olarak görev yaptığı dönemi anlatan Karabekir, “Kazım Karabekir Albay mevkiine terfi edince onu Kut’ül Amare Irak Cephesi’nde görüyoruz, İngilizlerle savaşıyor ve çok büyük başarı elde ediyorlar. 40 yıl süren Rus zulmü, Brest Litovsk Antlaşması ile son buluyor, Ruslar memleketine dönmeye başlamış. Yani Kazım Karabekir doğuya gittiği zaman daha çok Ermenilerle çarpışıyor. Fakat Rus’lar ellerindeki ağır silahları, topları ve tüfekleri Ermenilere bırakmış. Bizim o kadar büyük teçhizatımız yok. Erzincan kurtuluyor ama düşmanın kötü bir adeti var, daha sonra İzmir’de de onu görüyoruz, yakıp yıkıp kaçıyorlar. Karabekir diyor ki; ‘Erzurum’a giderken İstanbul kapıdan girdiğim zaman halkı gördüm beni gülerek karşılıyorlardı, dişlerini görecek mesafedeydim. Fakat yaklaştığım zaman ortada gayri tabiilik hissettim, bu insanlar hiç kımıldamıyordu. Daha da yaklaştığım zaman dehşetle gördüm ki her biri Ermeni’ler tarafından birer kazığa oturtulmuştu, öyle can vermişlerdi. Allah benim gözümün gördüklerini dünya üzerinde hiçbir göze göstermesin” dedi.
“ATATÜRK’ÜMÜZE BORÇLU OLDUĞUMUZU BURADAN TEKRAR ETMEK İSTERİM”
İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Çetin ise programda yaptığı konuşmada “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında üniversitemizde bu güzel ve anlamlı konferansta konuşabiliyorsak, Türk Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp zafere ulaştıran başta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve Kazım Karabekir Paşamız ile onların aziz silah arkadaşlarına ve şehitlerimize borçlu olduğumuzu belirtmek isterim. Yetimlerin babası olarak da anılan Paşamızın Sevgili Kızları Timsal Karabekir Hanımefendiye bizlere ve öğrencilerimize Paşamız ile ilgili vermiş oldukları bilgilerden ötürü Rumeli ailesi olarak çok teşekkür eder, saygılarımızı sunarız” diye konuştu.
]]>