Deneyim – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 14 Jul 2024 06:48:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Teknosa, Cevahir Mağazasını Dijital Konsepte Dönüştürdü https://www.haber28.com.tr/teknosa-cevahir-magazasini-dijital-konsepte-donusturdu/ https://www.haber28.com.tr/teknosa-cevahir-magazasini-dijital-konsepte-donusturdu/#respond Sun, 14 Jul 2024 06:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25337 Tüm dünyada yükselen deneyim odaklı perakende trendini sahiplenen Teknosa, yılda milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan en büyük mağazası Cevahir Teknosa’yı müşteri odaklı dijital konsepte dönüştürdü. Teknosa Yönetim Kurulu Başkanı Max Speur, Teknosa CEO’su Sitare Sezgin ve İcra Kurulu Üyeleri’nin katılımıyla açılışı yapılan mağaza, 4 bin metrekarelik alanda 6 bin 600’ü aşkın ürün çeşidini avantajlı fiyatlar ve katma değerli hizmetlerle tüketicilerle buluşturuyor.

Çoklu kanal stratejisi çerçevesinde dijital kanallarla birlikte mağaza yatırımlarını sürdüren Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa, Türkiye genelindeki mağazalarını daha dijital ve erişilebilir konseptte yenilemeyi sürdürüyor.

Bu kapsamda Teknosa, 4 bin metrekarelik alanıyla en büyük buluşma noktasını oluşturan Cevahir AVM mağazasını da dijital konsepte dönüştürdü. Yenilenen yüzüyle teknoloji tutkunlarının karşısına çıkan mağaza, Teknosa Yönetim Kurulu Başkanı Max Speur, Teknosa CEO’su Sitare Sezgin, İcra Kurulu Üyeleri ve iş ortaklarının katılımıyla açıldı.

Dijital, erişilebilir ve sürdürülebilir konsept

Yılda milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Cevahir AVM Teknosa Exxtra Mağazası, yeni konseptte farklı deneyim alanlarıyla tüketicilere çok daha dijital ve yalın bir deneyim sunuyor. Müşteriler, mağazadayken ürün bilgilendirme ekranları aracılığı ile teknosa.com’dan sipariş verme imkanı ve birçok ürün grubu için oluşturulan deneyim alanları ile aradıkları ürünlere daha kolay ulaşıp, ev konforunda deneyimleme fırsatına sahip oluyor.

Mağazada oluşturulan Tekno Coffee alanında kahve keyfini o an yaşamak mümkün oluyor. Ödeme noktası ile Tekno Hizmet alanlarının daha görünür olduğu mağazada, görme engelli müşteriler için tasarlanan yürüyüş alanları ile satış danışmanlarına kolayca ulaşabilecekleri butonlar yer alıyor.

Fiziksel engelli müşteriler için ise kasada ve Tekno Hizmet alanında özel bölümler var. Sürdürülebilirlik duvarının da yer aldığı mağazada tüketiciler hem enerji tasarrufu, karbon ayak izi gibi birçok konuda bilgi sahibi olabiliyor hem de elektronik atıklarını geri dönüşüm kutularına bırakabiliyor.

“Mağazalarımızı dijital kanallarla entegre ediyoruz”

Teknosa CEO’su Sitare Sezgin, en büyük mağazalarını da dijital konsepte dönüştürmekten mutluluk duyduklarını belirterek, şunları söyledi:

“Türkiye’nin en yaygın mağaza ağına sahip teknoloji perakende şirketi olarak, müşterilerimize bütünsel ve kapsamlı bir deneyim sunmak için pek çok yeniliği hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda müşteri odaklı, daha dijital, erişilebilir ve sürdürülebilir konseptimizde içerik karmaşasından uzak konforlu bir alışveriş deneyimi sunuyoruz.

2022 yılından bu yana Türkiye genelinde mağazalarımızı yeni konsepte dönüştürüyoruz. Cevahir Teknosa mağazamız da bu konseptle yenilediğimiz 18’inci noktamız oldu. Mağazaları olan dijital bir platforma dönüşme hedefimizde, mağazalarımızı dijital kanallarımızla pürüzsüz bir şekilde entegre etmeye devam edeceğiz.”

“Ziyaretçi çekme oranımız arttı”

Teknosa Perakende Satış Genel Müdür Yardımcısı Enver Yelkenci de yeni mağaza konseptinin temelinde dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Yeni konseptimizde müşterilerimizin alışveriş öncesi, sırası ve sonrası yaşadıkları deneyime odaklanan sade bir yapıyla hizmet veriyoruz. Müşteri beklenti ve ihtiyaçlarını doğru anlayıp, beklentilerin de ötesinde bir deneyim yaşatmak üzere çıktığımız bu yolda tüketicilerden de çok güzel geri dönüşler alıyoruz.

Dijital konsepte dönüştürdüğümüz mağazalarımızda benzer mağazalarımıza kıyasla daha fazla satış cirosu elde ettik. Mağazalarımıza ziyaretçi çekme oranımız ve sepet büyüklüğümüz de artış gösterdi. Tüm kanallarımızda sunduğumuz deneyim ve değerlerle fark yaratmaya devam edeceğiz.”

Tepe Nautilus mağazası da yenilendi

Teknosa, Cevahir mağazasıyla aynı gün Tepe Nautilus AVM’deki mağazasını da dijital konsepte dönüştürdü. Yenilenen mağaza, beyaz eşyadan bilgi teknolojilerine, telekomdan küçük ev aletlerine en çok ihtiyaç duyulan teknoloji ürünlerini tüketicilerle buluşturuyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/teknosa-cevahir-magazasini-dijital-konsepte-donusturdu/feed/ 0
Rosatom, Türkiye ile Sinop’ta yeni bir nükleer enerji projesi üzerinde görüşüyor https://www.haber28.com.tr/rosatom-turkiye-ile-sinopta-yeni-bir-nukleer-enerji-projesi-uzerinde-gorusuyor/ https://www.haber28.com.tr/rosatom-turkiye-ile-sinopta-yeni-bir-nukleer-enerji-projesi-uzerinde-gorusuyor/#respond Fri, 07 Jun 2024 07:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19903 Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu (Rosatom) Genel Müdür Birinci Yardımcısı Kirill Komarov, Sinop’ta Rus teknolojisine dayalı bir projenin hayata geçirilmesi olasılığını Türk hükümetiyle görüştüklerini, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinde kazanılan deneyimin bir sonraki nükleer santralin inşasına yansıtılmasını istediklerini belirtti.

Komarov, Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen Uluslararası ATOMEXPO-2024 Forumu kapsamında uluslararası basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Küresel nükleer enerji sektöründeki gelişmelere değinen Komarov, geçen yıl Dubai’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde (COP28) iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 2050’ye kadar küresel nükleer enerji kapasitesinin en az 3 katına çıkarılmasının hedeflendiğini anımsattı.

Komarov, bunun mevcut durumda yaklaşık 370 gigavat olan nükleer kurulu gücün 2050’ye kadar 1000 gigavat seviyelerine ulaşması anlamına geldiğini ve nükleer enerjinin dünya genelinde daha da gelişmesini sağlayacak çok ciddi bir konu olduğunu söyledi.

Rosatom’un NGS ihracatı noktasında yüzde 88 paya sahip olduğunu ifade eden Komarov, dünya genelinde ihracat kapsamında yapımı devam eden 25 ünitenin 22’sinin Rus teknolojisine ait olduğunu dile getirdi.

“Akkuyu’da ilk ünitede tempo yüksek”

Komarov, Sinop’ta yapımı planlanan ikinci NGS projesi için Türkiye ile devam eden müzakerelere ilişkin soruyu da yanıtlayarak, “Bugün gündemimizde Türkiye’deki amiral gemimiz Akkuyu NGS var. Bu proje bizim için çok önemli bir proje. Sorumluluk ve yatırım açısından da çok büyük bir proje.” dedi.

Akkuyu NGS’nin “yap-sahip ol-işlet” modeliyle hayata geçirilen bir proje olduğunu anımsatan Komarov, şunları kaydetti:

“Rosatom aynı anda hem teknolojinin sahibi, hem yatırımcısı, hem santralin sahibi, hem de tesisi inşa eden yüklenici olarak hareket etmektedir. Bu nedenle nihai sonuçtan tamamen biz sorumluyuz. Türkiye’de yapmamız gereken ilk şey, santralin hükümetler arası anlaşmamızda belirtilen süre içerisinde inşa edilmesini sağlamaktır. Dört ünitenin de 2028 sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir. İlk ünitede şu anda çok yüksek tempoda hazırlık var. Devreye alma çalışmaları devam ediyor. Hepimiz Türkiye elektrik şebekesinde ilk nükleer elektriğin verileceği anı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Komarov, Türkiye’nin nükleer enerjideki hedeflerine dikkatini çekerek, “Türkiye ekonomisi iyi düzeyde gelişiyor ve elektrik ihtiyacı her yıl artıyor. Gelecekteki enerji tüketimi artışına ilişkin tahmin ise oldukça etkileyici. Hükümetinizle görüşmelerde de ifade edildiği gibi, 2 veya 3 büyük santralin, belki de 3 büyük ve birçok küçük santrale daha ihtiyacınız var. Bu nedenle, Türkiye’de nükleer enerjinin geliştirilmesine yönelik hedeflerin olması son derece olumlu bir adım.” değerlendirmesinde bulundu.

“Akkuyu NGS projesi ile binlerce insan benzersiz bir deneyim kazanıyor”

Rosatom’un Akkuyu NGS projesine ilişkin çalışmalara başladığı 2011’den bu yana edindiği deneyimleri de paylaşan Komarov, “Akkuyu projesi sayesinde çok sayıda Türk şirketi nükleer sanayi için çalışmayı öğrendi. Artık bu şirketler önemli deneyimler elde ettiler, ekipman da üretebiliyorlar. Bu kişiler NGS’lerin inşasında zor işleri de yerine getirebilirler. Bu deneyimleri kaybetmek üzücü olur. Bu benzersiz uzmanlık alanında binlerce insan benzersiz bir deneyim kazanıyor. Akkuyu sahasında çoğu Türk vatandaşı olmak üzere yaklaşık 30 bin kişi çalışıyor.” bilgisini paylaştı.

Komarov, Akkuyu NGS projesiyle bugüne kadar kazanılan deneyim ve bilgi birikimin daha fazla kullanılabilmesini istediklerini belirterek, “Elbette bunun için en iyi yol, Rus teknolojisini kullanarak başka bir santral inşa etmek olacaktır. Sinop’ta Rus teknolojisine dayalı bir projenin hayata geçirilmesi olasılığını Türk hükümetiyle görüşüyoruz. Henüz görüşmelerin ilk aşamasındayız. Dolayısıyla tam olarak nasıl bir model olacağını, tarifenin ve zaman çerçevesinin ne olacağını söylemek için çok erken. Ancak kendi adımıza, biriktirdiğimiz tüm deneyimin ve en önemlisi Türk şirketlerinin ve ortaklarımızın bu projede edindikleri deneyimin bir sonraki NGS’nin inşasına yansıtılmasını sağlamak için her türlü çabayı göstereceğimizi belirtmek isterim.” diye konuştu.

Komarov, “Bugün Akkuyu NGS projesi çerçevesinde Türk şirketleriyle 5 milyar doların üzerinde sözleşme imzalamış durumdayız. 5 milyar dolar, sadece Türk şirketlerinin Akkuyu için halihazırda yaptığı iş içindir ve bununla bitmeyecektir. Şu anda ilk reaktörü tamamlama aşamasındayız. Dolayısıyla bu rakamlarda da bir büyüme gerçekleşecektir. Biz bu projede kazanılan deneyimin bir sonraki nükleer santralin inşasına yansıtılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/rosatom-turkiye-ile-sinopta-yeni-bir-nukleer-enerji-projesi-uzerinde-gorusuyor/feed/ 0
TYBA, Marmaris’te sektör temsilcileriyle bir araya geldi https://www.haber28.com.tr/tyba-marmariste-sektor-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/ https://www.haber28.com.tr/tyba-marmariste-sektor-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/#respond Tue, 30 Apr 2024 22:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16311 Tüm Yat İşletmecileri Yatırımcıları Broker ve Acenteleri Derneği (TYBA) Muğla’nın Marmaris İlçesinde sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Ege sularında faaliyet gösteren ticari yat firmaları ve Yunanistan’dan gelen iki yat firması yetkilileri, en büyük problem olarak görülen kaçak tekne ile charter yapanların önüne geçilebilmek ve Yunanistan’daki seyir izinleri, vergi ve ücretler hakkında sektörün ihtiyacı olan her şeyi belirleyip çözüm üretilmesi konularında görüş alışverişinde bulunuldu.

İçmeler Mahallesinde bir otelin toplantı salonunda gerçekleşen konferansta Marmaris’ten birçok yat firması da katılım sağladı. Özellikle Koronavirüs Pandemisinden sonra izole tatil anlayışı ile popülerleşen mavi yolculuk ve tekne turlarının sorunları ve sektör hakkında bilgi verildi.

Konferansta konuşan Güneş Aysın, yat sektörünün gelişmeleri hakkında bilgi verdikten sonra Yunanistan’dan gelen iki firma yetkilisini tanıttı. Yunanlı Firma yetkilileri ülkelerindeki yat charter prosedür ve işleyişleri ile ilgili bilgilendirme yaparken, vergi sistemi tekne bağlama hizmetleri ile ilgili paylaşımda bulundular.

TYBA yönetim kurulu başkanı Güneş Aysun, “Derneğimizin merkezi Bodrum’da. Ancak Muğla’nın dışında pek çok yerden kurumsal firmaların sahipleri yöneticileri Derneğimizde bulunmaktadır. Muğla, Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul’dan toplamda 98 üyemiz var. Bunların hepsi kurumsal üyeler ve Türkiye’deki ticari yatçılık şirketi ve belli başlı firmalardır. Bugün de burada, Marmaris’te güzel ilçemizde birlikte bir toplantı yapıyoruz. Sektörle ilgili çeşitli isimleri seçtik, kendi aramızda bilgi alışverişi yapmak için. Ayrıca Yunanistan’dan bazı yönetici misafirlerimiz de bugün burada bizimle toplantıya katıldılar. Oradaki Türk teknelerinin giriş çıkışlarıyla ilgili formaliteler ve vergiler konusunda bilgilendirerek görüş alışverişinde bulunuyoruz. Bizim Türkiye’deki ticari yatçılık sezonu yani kabaca işte Nisan ortasında ufak ufak başlıyor. Mayıs ayının esasında tam başlıyor ve Ekim sonuna kadar, Kasım başına kadar sürüyor” dedi.

“Tatile çıkmak isteyenler kurumsal şekilde çalışan firmalardan rezervasyonlarını yapmalarını tavsiye ediyorum”

Özellikle Mavi Tura yurt dışından ve yurt içinden gelecek olan tatilcilere önerileri, neyi tercih etmeliler ve Mavi turu tercih ederken öncelikleri ne olmalı sorusuna, “Türkiye’deki Mavi Yolculuk geleneği hakkında ve ticari yatların kiralanmasıyla ilgili bilgi veriyorsunuz. Mavi Yolculuk, Türkiye’nin turistik ve doğal güzelliklerini deniz yoluyla keşfetmek için yapılan bir tür deniz turizmi olarak biliniyor. Bu geleneğin bir parçası olarak, özel ve ticari yatlarla seyahat edilir. Ticari yatlar, özel yatlardan farklıdır. Çünkü ticari faaliyetler için özel lisanslara sahiptirler ve belirli teknik ve güvenlik standartlarına uymak zorundadırlar. Ticari yatların kiralama işlemleri de bu standartlara uygun şekilde gerçekleşir ve kiralama süreci özel yatlara göre daha farklı olabilir. Bu ticari yatlar genellikle Mavi Yolculuk turizmi için kiralanır ve genellikle turizm firmaları veya özel kiralama şirketleri tarafından yönetilir. Bu yatlar yeterli donanıma sahip olmalıdır ve personeli de belirli standartlara göre işe alınır ve denetlenir. Mavi Yolculuk deneyimi, Türkiye’nin sahil şeridinde seyahat etmek isteyenler için benzersiz bir deniz macerası sunar ve bu geleneğin bir parçası olarak ticari yatların kiralanması bu deneyimi daha erişilebilir kılar. Mavi Yolculuk deneyimini yaşamak isteyenler için güvenliğin önemli olduğunu belirtiyorsunuz. Bu tür deneyimleri organize etmek için Deniz Ticaret Odası üyesi olan, TÜRSAB üyesi olan veya acentelik mesleğini resmi olarak yapan kişi ve kuruluşları tercih etmenin önemini vurguluyorsunuz. Bu kuruluşlar genellikle belirli standartlara uyar ve turistlerin güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alırlar. Özellikle ticari yatların kiralama işlemlerinde bu tür kuruluşların tercih edilmesi, turistlerin ihtimal risklerden korunmasına yardımcı olabilir. Ticari yatlar genellikle belirli standartlara ve güvenlik protokollerine uygun olarak işletilir ve bu da turistlerin güvenliğini sağlar. Özel teknelerde bu tür güvenlik standartlarının olmayabileceğini ve potansiyel risklerin bulunduğunu belirtiyorsunuz. Bu nedenle, Mavi Yolculuk deneyimi için rezervasyon yaparken lisanslı ve güvenilir kuruluşları tercih etmenin önemli olduğunu vurguluyorsunuz. Bu şekilde, turistler beklenmedik kötü sürprizlerle karşılaşma ihtimali azaltabilir ve güvenli bir deneyim yaşayabilirler” dedi.

“İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor”

TYBA Kurucu üye Şeref Sevi yeni sezondaki haraketlilik hakkında, “Rezervasyonlar bu mevsim başında iyi başladı ama şu anda bir durgunluk yaşıyoruz. Ülkeler derseniz, önemli müşterilerimizden biri İsrail’di ama bilinen nedenlerden dolayı İsraillilerin bize gelmesi uzun bir süre pek mümkün görünmüyor. Dünyanın değişik yerlerinden Avustralya’dan, Arjantin’den, Güney Afrika’dan her zaman müşterilerimiz var. Avrupa’dan da var. İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor. 1 Mayıs’ta başlayan sezon yaklaşık 180 gün sürecek, Ekim sonunda sonlanır” dedi. – MUĞLA

]]>
https://www.haber28.com.tr/tyba-marmariste-sektor-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/feed/ 0
GÖRÜŞ- Dikkat, kahveyi nasıl içtiğiniz sosyal sınıfınızı mı belirliyor? https://www.haber28.com.tr/gorus-dikkat-kahveyi-nasil-ictiginiz-sosyal-sinifinizi-mi-belirliyor/ https://www.haber28.com.tr/gorus-dikkat-kahveyi-nasil-ictiginiz-sosyal-sinifinizi-mi-belirliyor/#respond Sat, 09 Mar 2024 21:00:46 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9076 Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar, Türkiye’de ve dünyada yükselişe geçen kahve kültürünü ve kahve deneyiminin sınıf algısını nasıl şekillendirdiğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

“Ağalar beyler içerler

kahve de kara değil mi?”

Karacaoğlan

Kahve, dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek. Uluslararası Kahve Örgütü (ICO) verilerine göre, son 5 yılda Asya kıtasında kahve tüketimi yüzde 15 oranında büyüdü. Bu büyüme muhtemelen Türkiye’de çok daha yüksektir. Kahve tüketimindeki bu patlama, kahve içmenin özel olarak tasarlanmış bir deneyim olarak sunulmasıyla yakından alakalı.

“Büyüleyici, unutulmaz, benzersiz, yaratıcı, tarz sahibi, modaya uygun.” Bunların hepsi yüksek kalibreli bir otomobil için sık kullanılan ifadeler. Ancak tasarım, yaratıcılık, yenilik ve farklılık gibi ifadeler artık sadece otomobiller veya ev eşyaları için değil aynı zamanda yiyecekler için de kullanılıyor. Özellikle de kahve söz konusu olduğunda bu tanımlamalar genişliyor ve ilginç tonlar kazanıyor. Kahvenin günümüzde ritüelvari bir kimlik üretme aracına dönüştüğünü söylemek abartı olmayacaktır.

Türkiye’de kahve kültürü son yıllarda giderek artan ilgiyle birlikte karmaşık bir yapıya kavuştu. Elimizde tam bir veri olmasa da ülkemizde şu an 40 civarında zincir markanın 2 bin 600 şubede faaliyet gösterdiği tahmin ediliyor. Buna butik mekanlar da eklendiğinde ülke çapında 6 bin civarında kahve dükkanı olduğu söylenebilir.

Tüm dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olan kahve Türkiye’de henüz milli içeceğimiz siyah çayı geçemese dahi hızlı yükselişi şaşırtıcı tezahürlerle dolu bir gündem sunuyor. Kahvenin çayla rekabeti aslında yeni kültürel evrenin eskisinin yerine yerleşmesinin bir hikayesini de sunuyor. Türkiye’de kahve tüketiminin küresel ortalamayı geride bırakan büyümesi, kahvenin Batılı modernitenin bir simgesi olarak algılanmasıyla da ilişkilidir. Bir zamanlar çayın da böyle bir simge olduğunu bir anlığına unutursak bu değişim bizi yeterince şaşırtabilir.

Değişen kahve tüketimi

Yıllar önce yerli bir markanın soğuk kahve reklamında küresel kahve markaları ile ilgili eğlenceli bir anlatı sunulmuştu. Küresel markaların kendine özel adları ve söyleyişleri ile dalga geçen bu reklam kendi ürünlerinin de en az öteki kadar orijinal ve lezzetli olduğunu savunuyordu. Ancak aslında mesele bundan ibaret değil. Çünkü bugün herhangi bir şeyi tükettiğinizde sadece o şeyi tüketmiş olmazsınız. Markalar artık metalarla birlikte imajları da sunuyor. Hatta çoğu kez tüketilen metadan daha fazla imajlar öne çıkıyor.

Son zamanlarda gündelik hayatımıza ne kadar çok şey ne kadar hızlı girip kendisine yer ediniyor. Hatta öyle bir hale geliyor ki biz o şeylerin hep bizimle olduğunu düşünmeye bile başlıyoruz. Ancak bunlar arasında kahvenin özel bir yeri var. Çünkü bir zamanlar Türk kültürünün en önemli parçalarından birisi olan ama zamanla unutulmuş olan kahvenin geri dönüşü hayli hızlı ve ilginç oldu. Bugünlerde arkadaşıyla kahve içmeye gitmek, bir kahve ikram etmek sosyal hayatın en önemli parçalarından birisi artık. Kahveyi insanlığa tanıtan Türk kahvesi Türkiye’de unutulmaya yüz tutmuşken önce hazır kahvelerin kolay ve ucuz erişilebilirliği, akabinde küresel kahve zincirlerinin her yere yayılması, son olarak da üçüncü nesil nitelikli kahve kültürünün yaygınlaşması ile kahve bir anda her yerde karşımıza çıkmaya ve günün her anında hayatımıza eşlik etmeye başladı.

Aslında geleneksel Türk kahvesinden başlayan ve nitelikli kahveye varan dalgalar halindeki gelişim seyri kendi içinde büyük kültür değişimlerini ve bir o kadar da sınıfsal tezahürleri yansıtıyor. Nasıl ki hazır kahve hayatımıza hızlı tüketimin ve “fast food” çağının bir emaresi olarak girdiyse küresel kahve markalarının dükkanları da AVM kültürünün bir parçası olarak yaygınlaştı. Şimdilerde pek çok insanı bir “barista”ya dönüştüren nitelikli kahve yapma ve sunma arayışı da küresel “gastrokültür”ün bir yansıması olarak hayatımıza girdi.

Yeni orta sınıfın gündelik kimlik arayışında kahve

Kahve ilginç bir şekilde gündelik hayatta benliğin sunumu için bir enstrümana dönüşmüş vaziyette. Elinde karton kahve bardağı ile yolda yürümek, gidilecek yere kahve termosu ile kahve taşımak, kahve fincanı ile havalı fotoğraflar vermek, kahve yapımından anladığını ima etmek, güne kahvesiz başlayamamak, kahve içmeden duramamak özellikle beyaz yakalı eğitimli kesimler arasında günlük hayatta artık yerleşmiş durumda. Bunların ağız tadından daha fazlasıyla ilişkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ünlü sosyolog Bryan S. Turner, “Günlük vakaların içine sosyal sınıfı eklerseniz sosyolojik olgular elde edersiniz.” diyor. Gerçekten de biz gündelik hayattaki pek çok şey üzerinden sınıfı teşhis edebiliriz. Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, bunu “habitus” kavramıyla anlatmıştı. Bourdieu günlük hayatta bazen bilinçli bazen de bilinçsiz tekrarlanan örüntülere temel teşkil eden olgunun sosyal sınıf olduğunu belirtir. Kahve tüketimi de esasen yeni çalışma kültürünün ve sınıfsal ilişkilerin bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında en başından beri sosyal statüyü sembolize eden bir içecek olan kahve Türkiye’de de tarih boyunca kültürel ve geleneksel bir öneme sahipti. Ancak son dönemlerde özellikle çalışma hayatının farklılaşan boyutları ile birlikte kahvenin sembolik evreni de önemli bir evrim geçirdi. Günümüzde kahve, geleneksel çay kültürüyle tezat oluşturacak şekilde modernliği ve kentsel profesyonelliği sembolize ediyor ve kahve dükkanları kentsel tüketim kalıplarını şekillendiren yeni sosyal merkezler olarak ortaya çıkıyor.

Bu değişimde özellikle kahve tüketiminin deneyimsel bir boyut kazanması ve artizan bir zanaatkarlık eserine dönüşmesi önemli. Deneyimsellik, her şeyin gittikçe standartlaştığı küresel üretim ve tüketim kültüründe markaların ve ürünlerin kendilerini diğerlerinden ayırmak için benimsedikleri en önemli taktiklerden birisidir. Özellikle eğitim ve profesyonel uzmanlığa dayalı becerileri ile kendisine sosyal bir konum elde eden yeni orta sınıf için deneyimlemek günlük rutini aşmanın bir yolu olarak benimseniyor. Deneyimlemek bu sınıf için bir özneleşme ve var olma biçimidir. Günlük işlerdeki rutinizasyonu ve standardizasyonu, tanımlı hayat pratiklerini aşmak üzere bir deneyim evreni imdada yetişiyor. Tatili, ortamı, dostluğu, sporu, eğlenceyi deneyimleme yoluyla kendi dünyasına katan yeni orta sınıf mensupları bu deneyimlerini yansıtarak ve paylaşarak da bir kimlik ve statü oluşturma çabasındadır.

Artizan zanaatkarlık ise var olanla kendisinde olanı birleştirerek yeni ve farklı şeyler yaratma ve sunma arayışının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür kahve hazırlama ile ilgili bir sohbette ulaşılan “görgü düzeyi” şaşırtıcı bir üst kültür oluşturma isteğini de yansıtıyor. Yenilikçiliğin en uç seviyelere ulaştığı, yerel tatlar ve malzemelerle sosyallik ve geleneklerin harmanlandığı bu evrende kahve yapıcısı kendisini üstün bir sanatsal yaratımın sınırlarında hisseder ve bu ana tanıklık eden ve “eseri” edinen kişi de bu anın bir parçası olur. Bu tür bir artizan sanatkarlık deneyimi, aslında çok büyük bir çaba harcamadan bir kabiliyet edinme ve üretmenin tadını ve tatminini bununla elde etmenin de bir yoludur. Zira yeni orta sınıfın en büyük sızısı içinde bulunduğu çalışma evreninde üretmenin somut hazzını yaşayamamak ve belirsizlikler dünyasında bir ürünün sağlayacağı tatmine hasret kalmaktır.

Bu bağlamda “kendine has kılma” mottosu yeni nesil kahve tüketiminin önemli unsurlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. Genç profesyoneller ile eğitimli kesimler için kahve kültürü günlük hayatın teatral entelektüel deneyimi ile doğrudan bağlantılıdır. Bu evrende kahve dükkanları benzersiz, niş butik alanları olarak algılanıyor. Sofistike, kişiselleştirilmiş ve özel kahveler sunan mekanlarda kahve adeta kültürel bir ritüel haline geliyor. Böylece günlük hayatın gerekli ritüel ve mistifikasyon dozları güvenli bir şekilde alınmış oluyor.

Batılı küresel tüketim ve kültür trendlerini benimseyen yeni orta sınıfın genişlemesi ile birlikte “mutlu” bir zevk ve beğeni patlaması yaşanıyor. Küresel zevk ve beğeni dünyasına eklemlenen yeni orta sınıfta yiyecek ve içecekte popüler dil, parlak imaj, neşeli ve beklenmedik tatlar aranıyor. Kahve bugün Türkiye’deki ortalama bir birey için yeni bir kültürün sembolü olarak bu arayışa en iyi cevap veren tüketim aracı. Hem geleneksel hem heretik hem kültürel hem karşı-kültürel yapısı ile kahvenin bu sınır tanımaz gelişiminin seyrini izlemek de bir o kadar kışkırtıcı.

[Prof. Dr. Lütfi Sunar, Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü’dür.]

Bu yazıda anlatılan meseleleri yazar tarafından yazılan ve Güncel Sosyoloji dergisinde yayımlanan “Kahve, Sınıf ve Kimlik: İstanbul’da Yeni Orta Sınıfın Üçüncü Dalga Kahve Tüketimi” başlıklı yazıda daha detaylı şekilde bulabilirsiniz.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gorus-dikkat-kahveyi-nasil-ictiginiz-sosyal-sinifinizi-mi-belirliyor/feed/ 0