Dere – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Wed, 31 Jul 2024 03:00:08 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Fabrikanın dereye bıraktığı atık, mahalleliye eylem yaptırdı https://www.haber28.com.tr/fabrikanin-dereye-biraktigi-atik-mahalleliye-eylem-yaptirdi/ https://www.haber28.com.tr/fabrikanin-dereye-biraktigi-atik-mahalleliye-eylem-yaptirdi/#respond Wed, 31 Jul 2024 03:00:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28604 Fabrikanın dereye bıraktığı atık, mahalleliye eylem yaptırdı

Zamanında yüzülen derenin şimdilerde yanından geçilmiyor

Tek istedikleri gıda fabrikasının arıtmasını çalıştırması

Kızılcıkorman Mahallesi Muhtarı Mecid Kızıldağ:

“İnsanlar evinde dururken, sokakta gezerken maske takıyor”

“Ben muhtar olarak utanıyorum, buradan kim kime sıkıntı oluşturarak para kazanıyorsa haram olsun”

SAKARYA – Sakarya’nın Akyazı ilçesinden geçmekte olan ve bölgedeki birçok köyün tarım için kullandığı dere, iddiaya göre gıda fabrikasının atıkları sebebiyle kirli akıyor. Yıllardan beri kötü koku ve dere pisliğinden isyan eden mahalleli, fabrikanın önüne kadar yürüyüş eylemi yaptı.

Kzıılcıkorman Mahallesi’nden geçen ve çevre mahallelerden geçerek Mudurnu Deresi ardından da Sakarya Nehri üzerinden Karadeniz’e dökülen derenin, bölgede bulunan GSF Gıda Sanayi Fabrikaları’nın atıklarından dolayı yıllardan beri kirli aktığı iddia edildi. Adeta siyaha bürünen derenin yıllardır bir çözüme kavuşturulmadığı için duruma tepki gösteren mahalle halkı, fabrikanın önüne kadar yürüyerek eylem gerçekleştirdi. Fabrikanın önünde toplaşan mahalle sakinleri ellerindeki ‘Balıklar öldü sıra çocuklarda’, ‘Yeter artık 40 yıl oldu, bıktık’, ‘Doğaya zulüm insana zulümdür’ pankartlarıyla yaptığı yürüyüşte ise jandarma ekipleri geniş güvenlik önlemi aldı. Mahallelinin tek istediği ise fabrikanın arıtma cihazını aktif hale getirip bölgenin pislik ve kötü kokudan arındırılması.

“Artık ceza da işe yaramıyor”

İnsanların mağdur olduğunu belirten mahalle sakini Mehmet Gülşen, “Deremiz hali çok kötü ve yıllardan beri biz bu çileyi çekiyoruz. Dere yakınlarında okul var ve birçok çocuk kötü kokudan dolayı sınıflara giremiyor. Derenin hemen kenarında Kur’an kursu var ve buraya çocuklar gelemiyor. Zamanında biz bu derede yüzerdik şimdi ise siyahlaştı. Köyün içinden geçeni geçtim D-100 kara yolundan geçen insanlar bile kokuya dayanamıyor. Artık köyümüzün ismi ‘Pis kokulu köy’ kaldı. Burada kahvehaneler, lokantalar var kimse buralara gelemiyor. Geçtiğimiz Cuma günü atık suyu bırakan fabrikaya ceza kesildi ve 2-3 gün kapalı kaldı ama bugün yine atık, yine koku var artık ceza da işe yaramıyor” dedi.

“Kokusu ile pisliği artık bizi bezdirdi ve gerekli olan her yere müracaatımızı yaptık”

Yaklaşık 40 yıldan beri kokudan rahatsız olduklarını belirten Kızılcıkorman Mahallesi Muhtarı Mecid Kızıldağ, “Mahallemizin içinden geçmekte olan tarla seviyelerini düşürmek için açılan kanalda 1982 senesinde açılan bu fabrika ürettiği nişasta ve glikoz üretiminin atıklarını kanalımıza bırakıyor. Burası 1982 senesinde açıldı ve o günden bu güne kadar kanala akıtıyor pisliklerini. Kokusu ile pisliği artık bizi bezdirdi ve gerekli olan her yere müracaatımızı yaptık. Dilimizin döndüğünce insanlara anlattık ama hiç kimse bir çare bulamadı ev bu günlere kadar geldik. Çevre mahalle sakinleri muhtarları herkes burada ve bu işten muzdarip, biz de bunu dile getirmek için yürüyüş gerçekleştirdik. Bizim kimseyle sorunumuz yok, art niyetimiz yok. Fabrikanın üretim yapması gerekiyorsa üretimini yapsın ama arıtmasını çalıştırsın. Bu fabrikadan 100-150 kişi ekmek yiyorsa diğer taraftan yoldan geçenler hariç 3 bin, 5 bin kişi kokuyu çekmek zorunda bırakılıyoruz. Muhtarlıkta benim dördüncü dönemim gelen her kaymakama, belediye başkanına ve valiye yani bu işte etkisi olabilecek herkese anlatmaya çalıştım ama herkes topu başkalarına attı. Sağ olsunlar yeni gelen vali ve kaymakam bize sahip çıktı, biz de mahalle halkı olarak düzen içinde eylem yaptık” diye konuştu.

“İnsanlar evinde dururken, sokakta gezerken maske takıyor”

Mahalle halkının çoğunun maske taktığını aktaran Kızıldağ, “Sinekler öyle bir hale geldi ki eşek arısı gibi oldu. Burada insanlar pencerenin camlarını açamıyor, misafir ağırlayamıyor hatta kanala yakın olan insanlar daha kötü durumda. Ben muhtar olarak utanıyorum. Buradan kim kime sıkıntı oluşturarak para kazanıyorsa haram olsun. İnsanlar evinde dururken, sokakta gezerken maske takıyor artık çünkü kokudan durulmuyor. Ben muhtarlık dönemimde defaten temizlettim ama yine de pislik içinde kalıyor” şeklide konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/fabrikanin-dereye-biraktigi-atik-mahalleliye-eylem-yaptirdi/feed/ 0
Son yağışlar derelerin debisini yükseltti https://www.haber28.com.tr/son-yagislar-derelerin-debisini-yukseltti/ https://www.haber28.com.tr/son-yagislar-derelerin-debisini-yukseltti/#respond Mon, 08 Jul 2024 02:48:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24149 Son yağışlar derelerin debisini yükseltti

VAN – Van’da ilkbaharda yağış miktarının artmasıyla akarsuların debisinin yükselmesi uzmanları sevindirdi.

Van’da ilkbahar yağışları, akarsuların debisinin yükselmesine neden oldu. Kuraklığın yaşandığı kentte, Mart ve Nisan ayında etkili olan kar yağışı ve yağmur birçok baraj ve kuruma noktasına gelen derelerin debisi yükselmesine neden oldu. Derelerin debilerinin yükselmesi, 15 Nisan’da başlayacak olan inci kefalinin üreme göçü uzmanları sevindirdi.

Her yıl üreme dönemi geldiği zaman Van Gölü havzasında gözlerin akarsulara çevrildiğini söyleyen Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, “Üreme döneminde akarsularda yeterli miktarda su debisinin yüksek olması hayati bir öneme sahip. İnci kefali yüz binlerce yıldır Van Gölü’nde yaşamını sürdürüyor. Bu yaşamını sürdürmesindeki en önemli unsur sağlıklı ve başarılı bir üreme dönemine bağlı. Akarsular ülkemizin her yerinde önemli. Fakat söz konusu Van Gölü havzası olduğu zaman bu önem yüz kat daha artıyor. Çünkü Van Gölü’ne dökülen akarsular inci kefallerinin üreme habitatı. İnci kefali yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda sürdürüyor. Her yıl, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz ayları geldiğinde göldeki inci kefalleri üremek için akarsulara doğru göç yolculukları başlıyor. Akarsuların 20 kilometre kadar yukarılara doğru çıkıyor ve üremesini gerçekleştirip geri dönüyor. Bu sene geçen yıllara göre çok daha sevinçliyiz çünkü akarsu debileri geçen yıllarla kıyaslanmayacak ölçüde yüksek. Ümit ediyoruz ki bu sene su noktasında bir sorun yaşamayız. Son 2-3 yıldır çok ciddi bir su sorunu yaşadık. İnci kefalleri üremesini maalesef sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremedi. Bu Van Gölü’ndeki inci kefali stoku için çok büyük bir tehlike oluşturuyor. Bu sene akarsu debileri yüksek yüzümüz gülüyor. Bu sene koruma çalışmaları hayati bir öneme sahip. Özellikle jandarmanın kırsala alanlarda, dere ağızlarında polis ve zabıtanın da merkezde yürüteceği çalışmalar hayati bir öneme sahip. Çünkü yıllar ilerledikçe şunu görüyoruz gıda her şeyden daha önemli. Ne kadar gelişmiş teknolojiniz olursa olsun eğer gıda stoğunuz yoksa bunların hiçbir önemi yok. İnci kefali bu bölge için, ülkemiz için en önemli gıda kaynaklarından birisi. Bu sebepten dolayı bu kaynağı korumamız hem ülkemizin stratejik konumu açısından çok çok hayati öneme sahip hem de inci kefallerinin varlığını sürdürmesi açısından önemli” dedi.

Su sıcaklığının inci kefali göçü için hayati bir öneme sahip olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, “Göçün yapılabilmesi için ana unsurlardan birisi su sıcaklığı. Van Gölü’ne dökülen suların sıcaklığı 12-12 santigrat dereceyi bulduğu zaman inci kefalleri üremek için derelere doğru girmeye başlıyorlar. Şuanda bulunduğumuz nokta Bendimahi Çayı. Yani Van Gölü’ne kuzeyden dökülen en büyük akarsuyu oluşturuyor. Hemen arkamızda bulun an Erciş körfezinde şu anada binlerce ton inci kefali toplanmış durumda. Su sıcaklığı şuanda 10.2 derecede. 2-3 derece daha sıcaklık arttığı zaman inci kefalleri akarsulara girmeye ve üremelerini gerçekleştirmeye başlayacak. Akarsular tatlı, Van Gölü tuzlu. Dolayısıyla balık hemen tuzlu sudan tatlı suya geçiş yapamıyor. Hemen arkamızdaki Erciş körfezinde binlerce ton inci kefali ozmo-regülasyon fizyolojik uyum için bekliyor. Su sıcaklığı 13 dereceyi bulduğunda inci kefalleri de bu fizyolojik adaptasyon sürecini tamamladığında milyarlarca inci kefali bir anda Van Gölü’ne dökülen akarsulara göç edecek. İşte bu noktada koruma çalışmaları hayati bir öneme sahip” diye konuştu.

İnci kefali ülkemizdeki iç sulardaki avcılık yoluyla elde edilen toplam ürünün tek başına üçte birlik bölümünü karşıladığını ifade den Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, “İnci kefali, havzada 20 bin insanın geçim kaynağını oluşturuyor. Biz inci kefaline tek lira harcamıyoruz. İnci kefalinin ne yemini veriyoruz, hasta olduğunda ne ilacını veriyoruz sadece tek bir şartımız var. Üreme döneminde koruma çalışmalarının güçlü ara vermeden devam ettirilmesi. Binlerde insanın ekmek ekmeğini sağladığı inci kefalinin varlığının devam etmesi için koruma çalışmalarının taviz verilemeden aralıksız bir şekilde sürdürülmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/son-yagislar-derelerin-debisini-yukseltti/feed/ 0
Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen Mahalle Mitinginde Konuştu https://www.haber28.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-mahalle-mitinginde-konustu/ https://www.haber28.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-mahalle-mitinginde-konustu/#respond Fri, 31 May 2024 04:48:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19390 Isparta Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, Dere Mahallesi’nde vatandaşlara seslendi. Göreve geldiklerinde Dere, Keçeci, Yenice, Emre, Doğancı ve Sülübey gibi mahallelerde doğal gazı olmayan evler bulunduğu belirten Başkan Başdeğirmen, buradaki evleri doğal gazla buluşturduklarını, Andık Deresi bölgesinde tarihi yeniden ortaya çıkardıklarını söyledi.

Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, mahalle mitingi programı çerçevesinde Dere Mahallesi’nde vatandaşlarla buluştu. Meşaleler ve havai fişeklerle soğuk havaya rağmen 7’den 70’e yoğun bir kalabalık tarafından karşılanan Başkan Başdeğirmen, Dere Mahallesi’nin kendisi ve ailesi için önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, coşkulu kalabalığa teşekkür etti.

Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, Dere Mahallesi’nin nüfusu az mahallelerden birisi olduğunu belirterek, meydanı hınca hınç dolduran kalabalığı görmekten duyduğu memnuniyetini ifade etti. Başkan Başdeğirmen, “Babam bu mahalleli, annem de Keçeci Mahallelidir. Buralar bizim için çok değerli ve önemli. Burada mutluyuz. Buraya gelince bambaşka bir havaya giriyoruz” dedi. Dere Mahallesi’nin üstünde Andık Deresi bölgesi bulunduğunu dile getiren Başkan Başdeğirmen, çocukluğunun o bölgede geçtiğini, göreve geldikten sonra oranın halini gördüğünde üzüldüğünü ve Andık Deresi bölgesini yeniden düzenlediklerini, bölgenin yeni haliyle şehre çok yakıştığını söyledi. Başkan Başdeğirmen, “Andık dedenin orada bulunan mescidi yeniledik, oradaki çeşmeyi de yeniliyoruz. Andık Deresi, şelaleleri, havuzu, fıskiyeleri, yeni oturma yerleriyle gecesi bir başka gündüzü bir başka, yazı bir başka kışı daha başka bir yer haline geldi” derken bölgedeki şelalenin tarihinden bahsetti.

Tarihe sahip çıkan bir belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerine değinen Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, “Kirazlıdere’nin üzerine Kirazlıtepe’yi yapıyoruz. Kirazlıtepe’nin üstünde de gözetleme kalesi var. Kirazlıtepe’den sonra da yeni dönemde gözetleme kalesini ortaya çıkararak oraya daha çok vatandaşımızın gelmesini sağlayarak, tarihimizi yaşamasını sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Millet Bahçesi bölgesindeki tarihi binaların restorasyonlarının devam ettiğini belirten Başkan Başdeğirmen, Tarihi Üzüm Pazarı’nı restore ederek yenilediklerini, Damgacı Sokak’taki yapılarda da restorasyon çalışmaları gerçekleştirildiğini, İmam Hasan Sokak’ta ise sokak sağlıklaştırılması çalışmalarının yapılacağını söyledi. Başkan Başdeğirmen, “Aya Baniya Kilisesi’nde Koku Atölyesi yapıyoruz. Orası da tamamlanmak üzere. O tarihi yapıyı da turizme sunacağız. Aya Yorgi Kilisesi için de izinleri aldık kütüphane yapacağız. Tarihimizi ayakta tutamazsak geleceğimizi bilemeyiz. Çocuklarımıza tarihimizi anlatmak zorundayız” dedi.

Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, yeni dönemde yapacakları 19 büyük projenin şehre farklı ivme kazandıracağını belirterek, çocuklara yönelik yapılan kütüphane ve spor tesislerinden çok memnun olduklarını söyledi.

Göreve geldiklerinde şehrin birçok noktasında doğal gaz olduğunu ancak Doğancı, Dere, Keçeci, Yenice, Emre, Sülübey Mahallelerinde çok sayıda vatandaşın evine doğal gaz hizmeti gitmediğini gördüklerini ifade ederek, “Sokaklar darmış araçlar giremezmiş. Biz gelir gelmez dar sokaklar genişleyiverdi kamyon ve kepçeler sığdı doğal gazları evlere ulaştırdık. Bizden önceki 10 yıl içerisinde kepaze durumuna düşürülen ITKM’yi 1,5 yılda tamamladık. Demek ki yapılabiliyormuş, istemek lazımmış becerikli idarecilere ihtiyaç varmış. Koku sorununu 10 yıl boyunca çektik. Göreve geldik 6 ayda koku bitiverdi. Bu bir insana saygıdır. 6 ayda koku sorunu ortadan kalktıysa vatandaş ‘6 ayda yok olan koku 10 yılda neden bitmedi’ diye sormaz mı? Yapamadıklarını yapmış gibi yaptıklarımızı da yapmamış gibi anlatmaya çalışıyorlar. İftiralara ve yalanlara vatandaşımız 31 Mart’ta en güzel cevabı verecek, sandıkta her şey ortaya çıkacak” dedi.

Mart ayının en soğuk gecelerinden birisinin yaşandığını dile getiren Başkan Başdeğirmen, “Meydanda bizim için gelen bir hacı annemiz var” derken yaşlı teyze, “Uzun zamandır evden çıkmıyordum oğlum geldi diye çıktım” dedi.

Mitingin sonunda Furkan Özçelik isimli çocuk kendi yaptığı tespihi Başkan Başdeğirmen’e hediye etti. – ISPARTA

]]>
https://www.haber28.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-mahalle-mitinginde-konustu/feed/ 0
AESOB Başkanı: Merdiven Altı Gıdalar İsrafa Sebep Oluyor https://www.haber28.com.tr/aesob-baskani-merdiven-alti-gidalar-israfa-sebep-oluyor/ https://www.haber28.com.tr/aesob-baskani-merdiven-alti-gidalar-israfa-sebep-oluyor/#respond Thu, 18 Apr 2024 05:36:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14792 Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, merdiven altından ucuza alınan gıdaların genellikle çöpe gittiğini belirterek, “Bu da daha çok israfa sebep oluyor, esnaflarımızda her yiyeceğin en tazesi ve kalitelisi var. Ramazan ayında alışverişlerimizi tanıdığımız, bildiğimiz, güvendiğimiz mahalle esnaflarımızdan yapmalıyız. Böylece hem sağlığınızı güvence altında alır, hem de esnaf ve sanatkarlarımıza bir nebze olsun destek sağlamış oluruz” dedi.

Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, Ramazan ayının gelmesiyle israf uyarısında bulunarak merdiven altı ürünlere dikkat çekti.

Ramazan ayının gelmesiyle Antalya’nın pazar, cadde ve sokaklarında hareketliliğin başladığını dile getiren Dere, “Pide, hurma, güllaç, şerbet, pastırma, baklava gibi her bütçeye uygun Ramazan ayının vazgeçilmez ürünleri raflarda yerini aldı. Manav, kasap, pastane, lokanta, fırın, büfe, bakkal gibi gıda alanında faaliyet gösteren esnafımız başta olmak üzere tüm esnaf ve sanatkarlarımız Ramazan hazırlıklarını tamamladı. Ancak bu yılki fiyatlar maalesef hem eli hem de cebi yakıyor. Ramazan dolayısıyla temel gıda maddelerine talep artışı oluyor. Bu artış ise fiyat yelpazesini genişletiyor. İnsanlar alışverişlerinde ucuz diye kalitesiz ve sağlıksız merdiven altı ürünlere yönelebiliyor. Ucuz diye alınan yiyecek ya aynı gün ya da ertesi gün çöpe gidiyor. Bu da daha çok israfa sebep oluyor. Esnaflarımızda her yiyeceğin en tazesi ve kalitelisi var. Özellikle Ramazan’da iftar sofralarında dinimizin yasaklamış olduğu israfın her türlüsünden kaçınmalıyız. Yardımlaşma, dayanışma; birlik ve beraberlik duygularının pekiştiği, güzelliklerle dolu bu Ramazan ayında alışverişlerimizi tanıdığımız, bildiğimiz, güvendiğimiz mahalle esnaflarımızdan yapmalıyız. Böylece hem sağlığınızı güvence altında alır, hem de esnaf ve sanatkarlarımıza bir nebze olsun destek sağlamış oluruz” ifadelerine yer verdi.

“Günden 6 milyon ekmek çöpe gidiyor”

Türkiye’de her gün 6 milyonun üzerinde ekmeğin ve yılda 26 milyon ton civarında meyve, sebze ve gıdaların israf edildiğini aktaran Dere, “Ülkemizdeki gıda israfının yüzde 42’si evlerde çöpe giden yiyeceklerden kaynaklanıyor. En çok çöpe atılan yiyeceklerin başında ise ekmek, unlu mamuller, sebze ve meyveler geliyor. Diğer aylarda yapılan gıda israfı maalesef Ramazan ayında ciddi boyutlara ulaşıyor. Gün boyu oruç tutup nefsimizi terbiye ederken bir lokma ekmek dahi bulamayan insanların halinden anlamak için bu dönemde gıda israfından mümkün olduğunca kaçınmalıyız. Alışverişe giderken listesi yapmalı, ihtiyacımız kadar almalı, doyacağımız kadar sofra kurmalıyız” uyarısında bulundu.

“İsraftan kaçınılmalı”

Ekmek, sebze ve meyve israfının çok büyük rakamlara ulaştığına işaret eden AESOB Başkanı Adlıhan Dere, “Ülkemizde sürekli artan nüfus ve yeme, içme ihtiyaçlarımızın değişmesi sebebiyle israf da çok büyük rakamlara ulaştı. İsraf edilen gıdalarla birlikte hem ekmeğimiz, aşımız, nimetimiz hem de paramız ve emeğimiz çöpe gitmiş oluyor. Vatandaşlarımız bir yandan gıda ürünleri ile hayat pahalılığından dert yanarken diğer yandan emek verip alın teri dökerek aldığı ürünleri israf etmemeli. Piyasada özellikle gıda ürünlerinde fırsatçıların fiyat artışı yaptığı bu dönemde israftan ne kadar kaçınırsak ürünlere talep düşünce fiyatlar da düşecektir” ifadelerine yer verdi.

“İhtiyaç sahiplerine destek”

Ramazan ayının ruhuna uygun hareket etmeye özen göstermeli, paylaşımcı olunması gerektiğine değinen Dere, “Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘Komşusu açken, tok yatan bizden değildir’ hadis-i şerifini kendimize rehber edinerek yardıma muhtaç olan ihtiyaç sahiplerine destek olmalıyız. Böylece bir yandan orucumuzu tutarak ibadetimizi gerçekleştirirken bir yandan da Ramazan ayına yakışır bir davranış sergilemiş oluruz. Bu duygu ve düşünceler ile Ramazan ayının başta esnaf ve sanatkarlarımız olmak üzere hemşehrilerimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesi dileğiyle; kalplerimizden sevgi, sofralarımızdan bolluk ve bereket, evlerimizden, hanelerimizden, iş yerlerimizden huzur ve mutluluk eksik olmasın” açıklamasında bulundu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/aesob-baskani-merdiven-alti-gidalar-israfa-sebep-oluyor/feed/ 0
Trabzon’da Derelerin Betonlaştırılması Tartışması https://www.haber28.com.tr/trabzonda-derelerin-betonlastirilmasi-tartismasi/ https://www.haber28.com.tr/trabzonda-derelerin-betonlastirilmasi-tartismasi/#respond Sat, 16 Mar 2024 03:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10050

GENÇAĞA KARAFAZLI

Trabzon’un Of ilçesi Uluağaç ve Dereköy mahallesinde yaşayan vatandaşlar, Salmada derelerinin DSİ tarafından beton kanallar içerisinden akıtılması çalışmasına tepki gösterdi. Vatandaş Fazlı Özkanca, “Habersiz ettiler bunları köylülerin yarısı yok burada şu göllerin, şu mağaraların kapanacağından haberi yok. Şu yapılan betondan haberi yok bu insanların. Bu gölleri bu hale getirenleri Allah’a havale ediyorum” dedi.

Devlet Su İşleri (DSİ) 22. Bölge Müdürlüğü, “Trabzon Of Uluağaç Mahallesi Dereleri 1. Kısım Yapım İşi” ihalesinin yapımına başladı. Proje kapsamında, bin 800 metre beton ağırlık duvarı, 200 metre kargır duvar, bir adet araç köprüsü, bir adet yaya köprüsü, 3 adet menfez ve 25 adet brit yapılacak.

“GÖLÜ BU HALE GETİRENLERİ ALLAH’A HAVALE EDİYORUM”

Çalışmalara tepki gösteren vatandaş Fazlı Özkanca, şunları söyledi:

“Ben İstanbul’daydım gelip gidiyorum aşağıdan beri geldik bu dereyi ne hale soktular. Burada bir çevre katliamı var, fuzuli bir beton döküyorlar. 30 bin ton metre küp buraya beton döküyorlar, ancak bu yörenin insanlarının çoğu burada değil gurbettedirler. Bazıları geliyor, ‘benim yerlerimi neden izin almadan kapatıyorsun’ diyor. Siyasilerle görüştüm bazı siyasilerde bizimle beraber, Trabzon DSİ Müdürlüğüne gittim bakıyorum ki onunla konuşuyorum o onu destekliyor onu destekliyor. Yani orada bir çevre katliamı var dere yok oluyor. Bakın görüyorsunuz aşağıdan beri geliyoruz şu gölde 2 metrelik bir derinlik var, karşıda kayaların altında mağaralar var Allah kendiliğinden burada doğal betonu yapmış, taşı yapmış 100 metre kadar. 10 gün sonrada buraya geldiğimizde bu duvar bu taşlar ve mağaralar hepsi beton olacak. Ben buraya ilk geldim inanır mısınız gözümden yaşlar aktı, böyle beton olur mu? Buraya hayvan inmeyecek buraya insanlar inemeyecek şu göl kapanır mı? İki ay sonra buraya geldiğimizde bu bulunduğumuz alan beton olacak. Mücadelemi sonuna kadar vereceğim. Habersiz ettiler bunları köylülerin yarısı yok burada şu göllerin, şu mağaraların kapanacağından haberi yok. Şu yapılan betondan haberi yok bu insanların. Bu gölleri bu hale getirenleri Allah’a havale ediyorum.”

“ŞİRKETLER KAZANIYOR, DOĞAL YAŞAM KAYBEDİYOR”

Türkiye İşçi Partisi Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Süleyman Hacıbektaşoğlu ise şunları söyledi:

“Burada tam anlamıyla bir eko kriz yaşanıyor, şirketler eliyle siyasi iktidar eliyle tamamıyla bu dereler ve doğal yaşama karşı müthiş bir eko kırım var. Bu dere kendi doğal vadisinde, kendi doğal kanalı içerisinde akarken görüyoruz ki kayaların önüne de duvarlar yapılıyor. Yani arkasında müthiş bir rantın olduğunu bir rant alanına dönüştürüldüğünü artık yaşadığımız bütün örneklerde görüyoruz. Doğaya müthiş bir saldırı var, yaban hayatına bu yaban hayatına da bir saldırı. Aynı zamanda etraf ormanlarla çevrili derenin hiçbir yere bir zararı yok ama şu yapılan duvarlarla birlikte yaban hayvanlarının dereden su içmesinin önüne engel konuluyor. Bir sürü balığın olduğu bizim yöreye ait kırmızı pullu alabalığın yaşadığı bu dere tabanına da beton dökülerek sağına soluna beton dökülerek işte oradaki o yaşam alanları da yok edilerek buradaki o canlı türlerinde yok edilmiş oluyor. Aynı zamanda bu derelerin kanala alınmasıyla birlikte bölgedeki buharlaşmanın önlenmesinden dolayı çevrede bulunan mahallelerin köylerin çay tarımından dolayı bu buharlaşmanın etkisiyle da düşüşler yaşanıyor. Belli bir gelir kaybına uğruyorlar, şirketler kazanıyor birileri kazanıyor, müteahhitler kazanıyor hatta  bunların iş birlikçileri de kazanıyor, siyasi ortakları da kazanıyor ama burada  yaşayan vatandaş kaybediyor, doğal yaşam kaybediyor, yaban hayatı kaybediyor, insanlık kaybediyor.”

“DEREYE BETON DÖKÜYORLAR BU DOĞA KATLİAMIDIR”

Hürriyet Mahallesi Muhtarı Selçuk Nuhoğlu, “Şu anda burada yapılan bir katliam bana göre. Yani burada dökülen betonları bize verin de yol dökelim bunlarla. Balıkların mı doğaya insanlara bunun bir zararı var. Biz buna karşıyız. Köylerimizin betona ihtiyacı varken bunu yollara değil dereye döküyorlar Doğa Katliamı bu” dedi.

]]> https://www.haber28.com.tr/trabzonda-derelerin-betonlastirilmasi-tartismasi/feed/ 0 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Toprak kaymasının olduğu maden ocağında su ölçümleri yapıyoruz https://www.haber28.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-bayraktar-toprak-kaymasinin-oldugu-maden-ocaginda-su-olcumleri-yapiyoruz/ https://www.haber28.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-bayraktar-toprak-kaymasinin-oldugu-maden-ocaginda-su-olcumleri-yapiyoruz/#respond Thu, 22 Feb 2024 02:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6630 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan’da toprak kaymasının yaşandığı maden ocağında her gün 9 noktada su ölçümleri yaptıklarını belirterek, “Çok şükür bu 9 lokasyonun hiçbirinde suda halk sağlığına zarar verecek herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil bugün itibariyle.” dedi.

Bakan Bayraktar, maden ocağı yerleşkesinde bulunan Kriz Yönetim Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, haritalar üzerinden arama kurtarma çalışmalarında gelinen son duruma ilişkin bilgi verdi.

Heyelan sonrasında yaklaşık 10 milyon metreküplük toprak aktığını, hesaplamalara göre Sabırlı Deresi’ne ise yaklaşık 5 milyon metreküp toprağın hareket ettiğini söyleyen Bayraktar, heyelanın iki yönlü gerçekleştiğini hatırlattı.

Arama kurtarma çalışması süren 9 kişiden 6’sının bu dere yatağına gelen toprak alanının içerisinde, 3’ünün ise manganez ocağının içerisinde olduğunu düşündüklerini kaydeden Bayraktar, çalışmaları bu bölgeye yoğunlaştırdıklarını dile getirdi.

Manganez ocağında 1,5 milyon metreküpe yakın bir toprak bulunduğunu, bu toprağın 35 metre yüksekliğe ulaştığını, bunun da neredeyse 12 katlı bir apartmana karşılık geldiğini aktaran Bayraktar, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla oraya erişmeye çalışıyoruz. Özellikle geçtiğimiz 3 gün içerisinde çok ciddi bir heyelan riski devam ediyordu. Dolayısıyla AFAD çalışanlarımızın da çalışma alanını riske sokacak bir durumdaydı. Biz özellikle dün akşam itibariyle biraz daha sahanın stabil, durgun olduğunu gördük. Onun için de çalışmalarımızı geceden itibaren yoğunlaştırdık. Çok büyük bir topraktan bahsediyoruz, yaklaşık 210 bin metrekarelik bir alanı etkiledi. Dolayısıyla burada özellikle yaptığımız radar ölçümleri, dedektörlerle yaptığımız çalışmalar neticesinde potansiyel işçi kardeşlerimizin ulaşacağı yerleri tespit edip oralara yoğunlaşmış durumdayız.”

Dere yatağına gelen toprağın kaldırılmasının öncelikli konulardan biri olduğunu, bunun çok zaman alabileceğini dile getiren Bayraktar, “Ama bu toprakları da herhangi bir yere gelişigüzel bir şekilde koyma şansımız yok. Dolayısıyla bu kontamine olmuş toprağı, en emniyetli olabilecek yer olarak manganez ocağının yanında geçmişte çalışılmış bir mermer ocağına aktarmayı planlıyoruz. Buna karar verdik. Mermer ocağını hazırlıyoruz. Gerekli tedbirleri almak suretiyle inşallah buradan toprağa hızlı bir şekilde şuraya aktarmış olacağız.” diye konuştu.

“Su ve toprak analizlerini yapıyoruz”

Bakan Bayraktar, haritalar üzerinde Sabırlı Deresi yatağını göstererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buradan herhangi bir şekilde suya, hem buradaki suya hem de yer altı suyuna kontaminasyon, bulaşma olmasın istiyoruz. Onun için bu işlemi biraz hızlı yürütüyoruz. Her gün farklı lokasyonlardan, suyla alakalı 9 ayrı lokasyondan ölçüm alıyoruz. Barajın hem kaynak kısmında hem çıkış kısmında iki ayrı noktadan su ölçümü yapıyoruz ve halk sağlığını etkileyecek herhangi bir olumsuzluk var mı ona bakıyoruz. Önceki günlerde ve en son dün itibariyle yaptığımız ölçümlerde herhangi bir olumsuzluğa rastlamış değiliz.

Onun dışında Çöpler Deresi ve Sabırlı Deresi’nin hem gözlem kuyularında hem Sabırlı Deresi’nin burada kurduğumuz seddi önünde ve arkasında ölçümlerimizi gerçekleştiriyoruz. Dediğim gibi çok şükür bu 9 lokasyonun hiçbirinde suda halk sağlığına zarar verecek herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil bugün itibariyle. Ama biz yakın bir şekilde hem suyu hem toprak analizlerini yapıyoruz hem buradaki laboratuvarlarımızda yapıyoruz hem de Ankara’da yapıyoruz. Dolayısıyla işin çevresel boyutu, çevreye verdiği olumsuzlukla alakalı konuları da yakın bir şekilde takip ediyoruz.”

Bakan Bayraktar, buradaki toprağın kaldırılmasının arama kurtarmayı da destekleyecek bir konu olduğunu dile getirerek, konuyla ilgili soruşturmanın ise titizlikle devam ettiğini ifade etti.

Adli soruşturma kapsamında 6 kişinin tutuklandığını, 2 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını hatırlatan Bayraktar, dün madenci aileleriyle de bir araya geldiklerini belirtti.

Onlara gerekli bilgileri verdiklerini ve her şeyi bütün şeffaflığıyla anlattıklarını vurgulayan Bayraktar, “Temiz suyun buradaki dere havzasına karışmadan daha farklı yollarla aktarılmasıyla alakalı da özellikle DSİ’nin koordinasyonu ve kontrolünde ciddi bir çalışmayı yürütüyoruz. Yani hem çevreyle alakalı gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz hem de yoğun bir şekilde arama kurtarmaya gece gündüz devam ediyoruz. Ümit ediyorum en kısa sürede bu kardeşlerimize ulaşırız.” ifadelerini kullandı.

“Kamyona ait parçaları bulduk”

Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bayraktar, toprak kaymasının olduğu gün dinamit patlaması olduğu iddialarıyla ilgili soru üzerine müfettişlerin bu konuda soruşturmasının sürdüğünü ancak toprak kaymasının olduğu gün patlatma yapıldığıyla alakalı kendilerinde bir veri olmadığını söyledi.

Patlamayla ve sahada bulunan dinamitle alakalı şu ana kadar gördükleri bir aykırılık olmadığını aktaran Bayraktar, “Ama soruşturma bitmeden de bir şey söylemek erken olur diye düşünüyorum.” dedi.

Başka bir gazetecinin “kayıp madencilerin kullandığı bir kamyonun parçalarının bulunduğu” iddiasıyla ilgili sorusu üzerine de Bayraktar, “Evet bu kamyona ait parçaları bulduk. Dolayısıyla oraya odaklanmış durumdayız.” diye konuştu.

“5 işçinin konteyner içerisinde olduğu ve 6 metre derinlikte tespit edildiği” iddialarına ilişkin soru üzerine ise Bayraktar, bu konuda çok net bir bilgilerinin olmadığını, madencilerin dere yatağına gelen kısımda konteynerin içerisinde veya civarında olduklarının tahmin edildiğini, tespit edilen bazı lokasyonlar bulunduğunu bildirdi.

Toprak hareketliliğinde daha stabil bir görüntü

Bakan Bayraktar, toprak istiflerinin nasıl yapıldığı ve mevzuatın ne kadarına izin verdiğine ilişkin soruya da şöyle cevap verdi:

“3 ayrı lokasyonda istiflemeden söz edebiliriz. Yani üçe bölünmüş gibi düşünebiliriz. Maden firması atıkla alakalı Çevre Şehircilik Bakanlığının ilgili birimlerine planlamalarını sunarak izinlerini alıyor. Uygulama, soruşturma konusu, zaten ana konulardan bir tanesi. Uygulama esnasında yaptıkları farklı bir şey var mı? Bu soruşturmanın neticesinde ortaya çıkacak.”

Yeni bir göçük ihtimali olup olmadığına yönelik soruya da Bayraktar, ana toprak kaymasının olduğu manganez ocağı tarafında toprak hareketlerini cihazlarla takip ettiklerini, son 3 günde bazı hareketler olduğu için daha temkinli hareket ettiklerini ifade ederek dün akşamdan bu yana ise biraz daha stabil bir görüntü olduğu için sahada daha yoğun bir çalışma yaptıklarını anlattı.

Bakan Bayraktar, bu noktada bir aksilik yaşanmadan en kısa sürede 3 kişiye ulaşmayı planladıklarını da sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-bayraktar-toprak-kaymasinin-oldugu-maden-ocaginda-su-olcumleri-yapiyoruz/feed/ 0
Bursa’da Nilüfer Çayı’nın bir kolu olan Demirtaş Deresi kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya boyandı https://www.haber28.com.tr/bursada-nilufer-cayinin-bir-kolu-olan-demirtas-deresi-kimyasal-atiklar-nedeniyle-turuncuya-boyandi/ https://www.haber28.com.tr/bursada-nilufer-cayinin-bir-kolu-olan-demirtas-deresi-kimyasal-atiklar-nedeniyle-turuncuya-boyandi/#respond Thu, 15 Feb 2024 22:00:21 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5512 BURSA’da Nilüfer Çayı’nın bir kolu olup, bahçe ve bostanlar arasından geçen Demirtaş Deresi, bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya boyandı. İnceleme sonunda, dereye kimyasal atık bıraktığı belirlenen fabrikanın faaliyetleri durduruldu.

Uludağ’dan başlayıp, Marmara Denizi’ne dökülen 200 kilometrelik Nilüfer Çayı’ndan ayrılarak, bahçe ve bostanlar arasından geçen Demirtaş Deresi, bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya boyandı. Derenin kimi zaman mavi, kimi zaman kırmızı aktığını söyleyen çevre sakinleri, kimyasal atıkları nedeniyle derede dayanılmaz bir koku olduğunu belirtti. Bölgede inceleme yapan Doğayı Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) gönüllüleri, bir plastik fabrikasından dereye kimyasal bırakıldığını belirledi. DOĞADER gönüllülerinin ihbarı sonrası harekete geçen Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri, detaylı inceleme yaptı. Ekipler de dereye kimyasal atık bırakıldığını tespit etti. İnceleme sonunda söz konusu fabrikanın faaliyetleri, ‘çevre izin ve lisansı’ bulunmadığı gerekçesiyle durduruldu.

‘BU FABRİKALAR RUHSATLI FABRİKALAR DEĞİL’

Fabrikanın faaliyetlerinin durdurulmasının ardından derenin daha temiz hale geldiğini vurgulayan DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, Bölge halkının derneğimize yaptığı şikayet üzerine dün buraya geldik. Yapmış olduğumuz incelemeler sonucunda derenin haftada birkaç kez renkli kimyasallarla kirletildiği ve derenin renkli aktığı tespitinde bulunduk. Yaptığımız incelemenin ardından dereyi buradaki bir fabrikanın kirlettiği tespit edildi. Yaptığımız şikayet üzerine de Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından cezai yaptırım uygulanarak fabrika kapatıldı. Bu tür tesislerin burada olmaması gerekiyor. Çünkü etrafımızda zeytin, şeftali, armut bahçeleri var. Burası, yaş sebze tarımının ve hayvancılığın yapıldığı doğal bir alan. Burada fabrika dediğimiz yerler de betondan oluşan, bildiğimiz fabrikalardan değil. Bunlar, plastik kaplamayla kaplı gecekondu fabrikası diyebileceğimiz formatta fabrikalar. Bu fabrikalar bakanlık tarafından ruhsatlı fabrikalar değil veya geçici ruhsatlarla çalışan fabrikalar. Bu bölge imara açık bir alan değil. İmar durumu, tarım alanı ve doğal alan olarak görünüyor. Sanayi ve imara kapalı olan bir alan. Bu bölgeye yakın olan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayi faaliyeti var ama kontrollü bir şekilde yapılıyor dedi.

‘DERENİN KİMYASAL İLE KİRLETİLEREK RENKLİ AKTIĞINI GÖRDÜK’

Derenin aynı zamanda 2 bin 160 hektar tarım arazisinin su ihtiyacını karşılayan Demirtaş Barajı’na döküldüğünü söyleyen Demir, OSB’deki fabrikalar Sanayi, Teknoloji ve Çevre Bakanlığı prosedürlerine uyularak yapılan fabrikalar, kendi arıtma tesisi olan fabrikalardır. Burada fabrika faaliyetleri denetimden uzak, denetime tabi olmayan faaliyetlerdir. Derenin haftada 1-2 gün kimyasal ile kirletilerek renkli aktığını gördük. Yetkililerden, buralarda faaliyetlerin olmaması, ruhsatların verilmemesi ve bu fabrikaların buralardan kaldırılmasını istiyoruz. Burada tarım ve hayvancılığın devam ettirilmesini istiyoruz. Bu dere aynı zamanda Bursa’nın önemli bir kısmını sulayan, tarımsal sulama amaçlı kullanılan Demirtaş Barajı’nı besleyen derelerden bir tanesi. Kimyasal kirlilik bu dere aracılığı ile baraja ulaştığında, tarımsal faaliyetleri olumsuz şekilde etkileyecektir. Yetkililerden bir an önce bu duruma müdahale etmelerini talep ediyoruz diye konuştu. (DHA)

]]>
https://www.haber28.com.tr/bursada-nilufer-cayinin-bir-kolu-olan-demirtas-deresi-kimyasal-atiklar-nedeniyle-turuncuya-boyandi/feed/ 0