Dergi – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Mon, 15 Jul 2024 05:24:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Derin Tarih Dergisi 12. Yaşını Kutladı https://www.haber28.com.tr/derin-tarih-dergisi-12-yasini-kutladi/ https://www.haber28.com.tr/derin-tarih-dergisi-12-yasini-kutladi/#respond Mon, 15 Jul 2024 05:24:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25513 Albayrak Medya bünyesinde yayın hayatını sürdüren Derin Tarih dergisi, İstanbul Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen törenle 12. yaşını kutladı.

“Tarih Okuyan Şaşırmaz” sloganıyla 12 yılda 172 sayıya ulaşan derginin genel yayın yönetmeni Taha Kılınç, Türkiye’de yayınlanmaya devam eden tarih dergileri içinde Derin Tarih’in seçkin konumuna işaret ederek, editoryal bağımsızlık, ekonomik güç ve çalışkan yazı işleri kadrosuyla avantajlı bir durumda olduklarını söyledi.

Dergideki görevine 2021’de başlayan Kılınç, kağıt fiyatlarının günden güne arttığı ve insanların alım gücünün düştüğü bir ortamda kağıda basılı dergi yayınlamanın Albayrak Medya yönetimi açısından ciddi bir özveri olduğunu ifade etti.

“İslam medeniyeti, Müslümanların dünyada bıraktığı izler Osmanlı’dan ibaret değil”

Derin Tarih’in yazı işleri kadrosunun alanında tecrübeli isimlerden oluştuğunu aktaran Kılınç, 5 bin aboneye sahip olduklarını ve her ay 12, 15 bin adet baskı gerçekleştirdikleri bilgisini verdi.

Taha Kılınç, göreve ilk geldiğinde 1944 Tatar Sürgünü’nü dergide dosya olarak ele aldığını dile getirerek, “Sonra Ermeni lobilerinin dünyada nasıl çalıştığını ele alan bir sayı yaptık. Haccın serüvenini yaptık, bu benim çok önemsediğim bir sayı. Türkiye’de yapılmamıştı, birçok konuda dikkat çekti, çok farklı yerlere ulaştı. Abdürreşid İbrahim Efendi’yi seyyah ve alim olarak özel bir dosyaya konu ettik. Yine unutturulan Tripoliçe Katliamını özel bir sayıda ele aldık. Gündemde tutmak gerektiğini düşündük.” dedi.

Kılınç, dergide ayrıca Osmanlı’nın denizlerdeki hakimiyeti, Köprülü Ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun hakim olduğu şu anda Türkiye sınırları dışında kalan coğrafyalarda da ne yaşandığı, Balkanlar ve Gazze’nin de arasında bulunduğu birçok önemli konuyu dosya olarak işlediklerini anlattı.

Üç ayda bir özel sayı da hazırladıklarını, Valide Sultanların yanı sıra Osmanlı dağıldıktan sonra Balkanlar’da neler olduğuyla ilgili ve Timur üzerine de yakın zamanda özel sayı çıkaracaklarını belirten Kılınç, “Bizde Osmanlı merkezci bir bakış var. Sadece tarih ve coğrafya, Osmanlı üzerinden değerlendiriliyor ama İslam medeniyeti, Müslümanların dünyada bıraktığı izler Osmanlı’dan ibaret değil. Büyük bir medeniyet, başka parçalar da var.” diye konuştu.

“Türkiye’de tarih hususen Cumhuriyet ideolojisi ile birlikte bir savaş alanı haline geldi”

Derin Tarih dergisinin en eski yazarlarından Prof. Dr. İsmail Kara ise programda Türkiye’de tarih dergiciliği konusunu ele aldığı konuşmasında, Derin Tarih’in alanı içerisinde büyük bir boşluğu doldurduğunu ifade etti.

Derginin aynı zamanda okurla çok sıcak ve samimi bir bağ kurduğunu söyleyen Kara, popüler tarihçilikte 1965 yılının önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret ederek, “Hayat Tarih dergisinin çıkmaya başladığı dönem hem kalite itibariyle hem kağıt, baskı itibariyle tarih dergiciliğinde gerçekten bir seviye işareti. Aslında bizde popüler tarihçilik şifahi kültürle yaşıyor, matbuat dönemine kadar. Matbuat dönemiyle beraber gazetelerde artık tarih köşeleri görmeye başlıyoruz. Bu durum Batı’da da biraz böyle. Yani matbuatın gelişmesi, yazılı tarihe olan ilgiliyi arttırıyor ve kuvvetlendiriyor. Tarihi romanların çıkışı da böyle bir şey.” açıklamasını yaptı.

Kara, Şevket Rado tarafından 1956’dan 1978 yılına kadar çıkarılan Hayat mecmuasının de popüler tarihçiliğe önemli katkılar sunduğunun altını çizerek, “1980’li yıllara kadar popüler tarih dergileri tarihseverlere hitap etmek bakımından daha rahat bir atmosfere sahiptiler. Ama Türkiye’de tarih hususen Cumhuriyet ideolojisi ile birlikte bir savaş alanı haline geldi ve şu anda da bu savaş devam ediyor. Maalesef bu savaşı hala çözemedik, bu durum birbirimizden istifademizi, çalıştığımız konuların ilgili herkese hitap etme imkanlarını zayıflatıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Popüler tarihçiliğe Reşat Ekrem Koçu, Niyazi Ahmet Banoğlu, Cemal Kutay, Murat Sertoğlu, Midhat Sertoğlu, Feridun Fazıl Tülbentçi, Feridun Kandemir, İbrahim Hakkı Konyalı, Fazıl İsmail Ayanoğlu, Yılmaz Öztuna ve Cemaleddin Server Revnakoğlu’nun önemli katkılarda bulunduğunu vurgulayan İsmail Kara, “Türkiye’de popüler tarihçiliğe Hayat Tarih dergisinden sonra birkaç merhale kat ettiren Mete Tunçay’dır. Tarih ve Toplum dergisi 1984 yılında çıkmaya başlamıştır.” ifadesini kullandı.

Programa, Prof. Dr. Adnan Demircan, Doç. Dr. Abdülkadir Macit, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Dr. Ahmet Uçar, yazar Beşir Ayvazoğlu, Prof. Dr. Arzu Terzi, Fatma Türk Toksoy, Yıldırım Ağanoğlu, Prof. Dr. İdris Bostan, Prof. Dr. İsmail Taşpınar, Prof. Dr. Kahraman Şakul, Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Prof. Dr. Mustafa Budak, Prof. Dr. Süleyman Berk, Tahir Günay, Dr. Turgay Şafak ve Yusuf Sami Kamadan’ın aralarında olduğu çok sayıda akademisyen ve yazar katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/derin-tarih-dergisi-12-yasini-kutladi/feed/ 0
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sebilürreşad Kültür ve Sanat Merkezi’nin dünyanın ilk dergi müzesi olarak açıldığını söyledi https://www.haber28.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-sebilurresad-kultur-ve-sanat-merkezinin-dunyanin-ilk-dergi-muzesi-olarak-acildigini-soyledi/ https://www.haber28.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-sebilurresad-kultur-ve-sanat-merkezinin-dunyanin-ilk-dergi-muzesi-olarak-acildigini-soyledi/#respond Sat, 20 Apr 2024 06:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15018 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sebilürreşad Kültür ve Sanat Merkezi’nin dünyanın ilk dergi müzesi sıfatıyla Ankara’nın kültür ve sanat hayatına değer katacağını söyledi.

Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla düzenlenen Sebilürreşad Kültür ve Sanat Merkezi Açılış Programı’ndaki konuşmasına, İstiklal Marşı’nın kabulünün 103. yıl dönümü vesilesiyle büyük şair ve yazar, fikir ve mücadele insanı Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve saygıyla anarak başladı.

Dünyanın ilk dergi müzesinin açılışını yaptıklarını, bu müzeye adını veren Sebilürreşad dergisinin aslında Sırat-ı Müstakim adıyla 1908’de yayın hayatına başladığını belirten Ersoy, yaşanan birtakım badirelerin, kısa süreli kapanıp sonra yeniden açılmasının ardından 1912’de 183. sayısıyla adının Sebilürreşad olarak değiştiğini ifade etti.

Derginin İstanbul’da başlayan yayın hayatının Mehmet Akif’in Milli Mücadele’yi desteklemek üzere Anadolu’ya geçmesiyle Ankara’da devam ettiğini belirten Ersoy, şöyle konuştu:

“Bu derginin fikir babasının Mehmet Akif Ersoy olması ve İstiklal Marşı’mızın ilk kez bu sayfalarda yayınlanmış olması müzemizin muhafaza ettiği tarihi anlamamız, değerine hakkıyla vakıf olmamız açısından önemli. Sebilürreşad’ın sayfaları Osmanlı İmparatorluğu’nun yaklaşık son 15 yılının, Türk milletinin istiklal ve istikbal mücadelesinin ve Cumhuriyet’imizin doğuşunun adeta güncesi olmuştur. Mehmet Akif Ersoy ve Eşref Edip Fergan’dan Mehmet Şemsettin Günaltay, Yusuf Akçura ve Ahmet Hamdi Aksekili’ye kadar o yılların en değerli kalemleri, 20. yüzyılı şekillendiren günlere dair yaşanmışlıkları, düşünceleri, gelişmeleri ve değişimleri sayfa sayfa tarihe not düşmüşlerdir.”

“Herkesi müzemize davet ediyorum”

İstiklal Marşı’nın yanı sıra Safahat’ın sayfalarının da önce burada dolmaya, o ölümsüz eserin bu derginin sayfalarında doğup, olgunlaşmaya başladığına işaret eden Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mehmet Akif’in kalemine, düşünce dünyasına, mücadelesine erken dönemlerden itibaren vakıf olmak, onunla birlikte, ifade ettiğim gibi tarihin en önemli dönüm noktalarının yaşandığı bir dönemde, Anadolu’nun sesi olan mücadele insanlarına kulak vermek isteyen herkesi müzemize davet ediyorum. Uzun yıllar sinema olarak hizmet veren bu tarihi mekan İstiklal Marşı’mızın kabulünün 103. yıl dönümü olan bugünden itibaren, dünyanın ilk dergi müzesi sıfatıyla Ankara’nın kültür ve sanat hayatına değer katacaktır.”

“Özel müzelerimizin uluslararası başarıları mutluluk vesilesidir”

Ersoy, geçmişi muhafaza eden kurumsal yapılardan biri olan müzelere özen ve hassasiyet gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, bakanlık olarak müzecilikte ciddi adımlar attıklarını, teknoloji kullanımını yeni bir seviyeye çıkararak, ziyaretçisinin iletişim kurabildiği, deneyimleyebildiği, öznesi olabildiği yaşam alanları inşa ettiklerini söyledi.

Ersoy, bakanlık müzeleri ile özel müzeler arasında imzalanan protokollerle bugüne kadar 38 müzenin envanterinden toplam 5 bin 57 eserin, 29 özel müzeye 1 ila 5 yıl arasında değişen sürelerle sergilenmek üzere ödünç verildiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bu işbirliğinin sonuçlarını da en güzel şekilde aldık, almaya devam ediyoruz. Özellikle son 3 yılda rekor bir artış gösteren ve bugün itibarıyla sayısı 403’e ulaşan özel müzelerimizin yakaladığı uluslararası başarılar bizler için büyük bir mutluluk vesilesidir. Bugünden sonra da işbirliği içinde müzecilikte çıtayı yükseltmeyi sürdüreceğiz.”

Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, kültür sanat hayatına değer katan eserlerin, kurumların ve hizmetlerin fikir aşamasından açılışına kadar, her süreçte daima ilgi ve destekleriyle yanlarında oldukları için şükranlarını sunarak, Sebilürreşad Dergisi Müzesi’nin hayırlı olmasını diledi.

“Burası bir fikir ve düşünce atölyesi”

İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Ersoy Argon da ailesi adına yaptığı konuşmada, Sebilürreşad dergisinin bir fikir ve düşünce atölyesi olduğunu vurguladı.

Dedesi Akif’in şiirlerine verdiği ruhun, 5 bin yıllık kadim bir geleneği yansıttığını dile getiren Argon, Mehmet Akif’in ailesi olarak son 17 yıldır Anadolu başta olmak üzere, Avrupa’da, Asya’da, Balkanlar’da yüzlerce programda binlerce gençle bir araya geldiğini aktardı.

“Ailesinin neden son 17 yıldır kamuoyuna sesini duyurduğuna” ilişkin sorular aldığını belirten Argon, şöyle konuştu:

“Şu cevabı veriyoruz: Sessizlik bize dedemden mirastır. Dedem Mehmet Akif, ‘Sessiz yaşadım, kim beni nereden bilecektir’ diyerek, sessiz bir çığlığın sahibi olmuştur. Bu çığlık bize miras kalmıştır. Ancak son 17 yıldır ülkemizin siyasi iklimi, uluslararası diplomasi, ülkemize yapılan saldırılar ve Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde verilen mücadeleyi görünce bu sessizliğimizi bozarak meydana çıktık. Nasıl dedem, 1920’de Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan davet alarak Ankara’ya koştuysa, öncesinde verilen görevleri nedeniyle Necid Çöllerine, Halep’e, Şam’a gittiyse biz de vatanımız söz konusu olduğunda aynı eylemci ruhumuzla buna karşı harekete geçeriz.”

Argon, dedesinin şiirlerini yeniden en gür sesleriyle haykıracaklarını ifade ederek, “Bu iklimde Cumhurbaşkanı’mızın verdiği milli mücadeleye destek veriyoruz. Her zaman yanında olacağız. Bayrağımızı her zaman yükseklere çıkartacak gayretlerinin elbette yanında olacağız.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-sebilurresad-kultur-ve-sanat-merkezinin-dunyanin-ilk-dergi-muzesi-olarak-acildigini-soyledi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençleri sanal dünyalardan uzak tutacağız https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gencleri-sanal-dunyalardan-uzak-tutacagiz/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gencleri-sanal-dunyalardan-uzak-tutacagiz/#respond Sat, 20 Apr 2024 06:36:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15016 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gençlerimizi internet mecralarındaki birtakım platformların sanal dünyalarına hapsederek sahip oldukları büyük medeniyet birikiminden mahrum bırakmak isteyenlere aradıkları fırsatı vermeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sebilü’r-Reşad Kültür ve Sanat Merkezi Açılış Programına katıldı. Erdoğan, ikinci günü idrak edilen Ramazan-ı Şerifleri bir kez daha tebrik etti. Erdoğan, bugün aynı zamanda İstiklal Marşı’mızın kabulünün 103. yıl dönümü olduğunu hatırlattı. Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak diye başlayan arkadaş yurduma alçaklara uğratma sakın diye devam eden hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal diye biten İstiklal Marşı’nın ifade ettiği mananın dünyada bir başka örneğinin olmadığını belirten Erdoğan, “Milletimizin yüreğinden sökülüp gelen güçlü bir özgürlük iradesinin yazı dökülmüş hali olan İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle ve şükranla yad ediyoruz. Bugün buradaki buluşmamızı da Mehmet Akif Ersoy’un milletimize ve kültürümüze armağanı olan bir diğer emanetinin ihyası etrafında yürütülen çalışmalara borçluyuz. Ankaramızın eski değerlerini bünyesinde barındıran Ulus’taki bu tarihi bina Sebilü’r-Reşad Kültür ve Sanat Merkezi’ne dönüştürülerek ülkemize kazandırılmıştır. Uzun yıllar kendi haline terk edilen bu binayı dergi müze, sergi salonu ve diğer birimleriyle yeniden kültür sanat hayatımıza kazandıran tüm Sebilü’r-Reşad ekibine teşekkür ediyorum. Bu tür eserlerin ve buralarda yürütülecek faaliyetlerin, Ankara’nın taşına, toprağına, havasına nüfuz eden milli mücadele ruhunun yeni nesillere aktarılmasında çok önemli görevler yerine getireceğine inanıyorum” diye konuştu.

Ruhunu kaybetmiş bir milletin cesetten ibaret kalacağı anlayışıyla medeniyetin, tarihin, kültürün köklerine inmeyi gaye edinen her çabayı desteklemek boynun borcu olduğunu ifade eden Erdoğan, “Tarihe iz bırakmak demek, dişinizle, tırnağınızla, yüreğinizle, zihninizle vereceğimiz bir büyük mücadeleyi göze almak demektir. Hiçbir aksiyona girmeden, sadece oturduğu yerden yapılanları eleştirerek tarihe mal olmuş kimse göremezsiniz. Geride ister fikri, ister fiili, ister maddi eser bırakmamış olanların yerinde yeller eseceğini söyleyen gönül sultanlarının bizatihi kendi mirasları bu hakikatin en somut örneğidir. Sebilü’r-Reşad Kültür ve Sanat merkezini maziden atiye, köprü kuran mütevazı ama önemli adım olarak görüyorum. Burada zihinlerini ve gönüllerini besleyerek kendilerini yetiştirecek evlatlarımızın her biri geleceğin Mehmet Akif adayları olacaktır” ifadelerini kullandı.

Sırat-ı Müstakim ve sonraki ismiyle Sebilü’r-Reşad dergileri Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşanan bu ülke ve bu millet nasıl kurtulur diye ifade edebileceğimiz fikri arayışın mahsulü olduğunu değinen Erdoğan, “Dönemin aydınları Yusuf Akçura’nın üç tarzı siyaset diye formüle ettiği Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve daha sonra ilave edilen Batıcılık akımları arasında bu arayışı sürdürmüşlerdir. İlk sayısı Temmuz 1908’de çıkan Sırat-ı Müstakim bu zengin fikir ikliminde kısa sürede Mehmet Akif Ersoy’un baş yazarlığında önemli isimleri bir araya getiren seçkin bir platforma dönüştü. İlk baskısı yetmiş bin yapılan derginin adı 1912 yılında Sebilü’r-Reşad olarak değişti” dedi.

Osmanlı’nın son dönemindeki tüm hadiselere ardından Milli Mücadele’ye şahitlik etmekle kalmayan dergi hepsinde de etkin bir rol de oynadığının aktaran Erdoğan, “Derginin misyonunu, milletin birliğini, beraberliğini Kardeşliğini korumak, sömürgecilere karşı ümmetin değerlerini savunmak olarak belirlediğini görüyoruz. Kaynağını vahiyden alan ahlakı İslam ve Batı toplumlarını birbirinden ayıran en önemli vasıf olarak kabul eden Sebilü’r-Reşad bu yaklaşımı Akif’in şu şiirinde adeta vücut bulmaktadır. ‘Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır. Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır. Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdan’ın, Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın..’ Evet Allah korkusunun olmadığı yerde başka hiçbir değerin tesiri kalmayacağını söyleyen Akif’in ne kadar haklı olduğunu yaşadığımız her hadise bir kez daha gördük, görüyoruz” açıklamalarında bulundu.

Sebilü’r-Reşad sadece İstanbul’un değil, aynı zamanda Ankara’nın dergisi olduğunu belirten Erdoğan, “Milli Mücadele başladığında ve Akif hemen Ankara’ya taşınıyor. Sevr Antlaşması imzalandığında Akif’in Kastamonu’da bir camide yaptığı konuşmanın yer aldığı sayı çok büyük ses getiriyordu. Akif bu bazında şöyle diyor. ‘Ey cemaati Müslimin milletler topla, tüfekle, zırhlılarla, ordularla tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek herkes kendi başının derdine, kendi hevasına, kendi menfaatini temin etmek sevdasına düştüğü zaman yıkılır.’ Evet. Aradan geçen bir yüzyılı aşkın süreye rağmen Akif’in bu tespitleri harfi harfine geçerliliğini korumaktadır. Bu dönemde Sebilü’r-Reşad öylesine etkili yayınlar yapıyor ki Büyük Millet Meclisi derginin nüshalarını çoğaltarak, askere ve millete moral verme için cephelere diğer şehirlere gönderiliyordu. Gazi Mustafa Kemal, ‘manevi ‘cephemizin kuvvetlenmesine Sebilü’r-Reşad’ın büyük hizmeti vardır diyerek Mehmet Akif ve Eşref Edip’e teşekkür ediyordu. İstiklal Marşımızın ilk yayını da derginin kapağında yer alıyor. Aralıklarla 1960 yılına kadar gelen Sebilü’r-Reşad iki 2016 yılında yeniden yayın hayatına girmesini gecikmiş ama takdire şayan bir vefa örneği olarak değerlendiriyorum. Medeniyet yolculuğumuzun işaret taşlarını yaşatma konusunda daha hassas olmamız gerektiği anlaşılıyor” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin dört bir yanında gençler tarafından yürütülen kültür sanat çalışmalarını, teknoloji faaliyetlerini, fikri, felsefi, sohbet denemelerini gördükçe geleceğimize olan güvenin arttığının altını çizen Erdoğan, “Akif’in hayali olan, Asım’ın neslini yaşatmak için hep birlikte daha çok daha iyi mücadele etmeliyiz. Gençlerimizi internet mecralarındaki birtakım platformların sanal dünyalarına hapsederek sahip oldukları büyük medeniyet birikiminden mahrum bırakmak isteyenlere aradıkları fırsatı vermeyeceğiz. Son dönemde iyice hız kazanan çocuklarımızı inancından, kültüründen, ailesinden, benliğinden hatta cinsiyetinden kopartarak küresel sapkın akımların esiri yapma çabalarını mutlaka boşa çıkaracağız. Mehmet Akif’in ömrünü adadığı çıkardığı yayınlara ismini verdiği ilhamını aldığı dosdoğru yolun önünü açarak mücadelemize devam edeceğiz. Yine Akif’in diliyle ifade edecek olursak ‘Allah’a dayan sa’ye sarıl hikmete ram ol. Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol” diye konuştu.

Sebilü’r-Reşad dergisinin gerek içinde yazılara, tartışmalara, değerlendirmelere bakıldığında sanki bir bu ülkede hiçbir şey değişmemiş hissine kapılabileceğine değinen Erdoğan, “Bu bir yönüyle fikri devamlılığın emaresi olmakla birlikte bir yönüyle de ülke ve millet olarak hala bazı kör düğümleri çözemediğimizi aşamadığımızın işaretidir. Üstelik bu kördüğüm sadece teorik düzen değil hayat biçimlerimizde de geçerlidir” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gencleri-sanal-dunyalardan-uzak-tutacagiz/feed/ 0
Şair Sezai Karakoç’un ‘Mona Roza’ şiiri 72 yıldır Mülkiye dergisinde muhafaza ediliyor https://www.haber28.com.tr/sair-sezai-karakocun-mona-roza-siiri-72-yildir-mulkiye-dergisinde-muhafaza-ediliyor/ https://www.haber28.com.tr/sair-sezai-karakocun-mona-roza-siiri-72-yildir-mulkiye-dergisinde-muhafaza-ediliyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 01:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6931 Şair Sezai Karakoç’un “Mona Roza” şiirinin yayımlandığı “Mülkiye” dergisi, şairin eğitim gördüğü Mülkiye Mektebinde (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) 72 yıldır muhafaza ediliyor.

Mülkiye Mektebinin 1950’li yıllarda öğrencisi olan şair Sezai Karakoç, “Mona Roza” şiirini eğitim gördüğü yıllarda, 19 yaşında kaleme aldı.

Karakoç’un, Mülkiye’deki arkadaşı Muazzez Akkaya’ya duyduğu sevgiyi dizelere döktüğü Mona Roza, 1952 yılında öğrenci ve öğretmenlerin çıkardığı “Mülkiye” dergisinde yayımlandı.

Mona Roza’nın 3 bölüm halinde yayımlandığı Mülkiye dergisinin aslı, 72 yıldır Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde muhafaza ediliyor.

Derginin bu nüshasının gelecek nesillere aktarılması ve yok olmaması için üniversite bünyesindeki matbaada çoğaltılarak, öğrenciler ve talep edenlere veriliyor.

Mülkiye Mektebinden mezun olan Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sezai Karakoç, Cemal Süreya, Ece Ayhan gibi birçok şair ve edebiyatçının mezunları olduğunu söyledi.

“Şiirin ilk defa yayımlandığı derginin orijinali fakültemizde”

Mülkiye dergisinin 1909’dan itibaren mezunlar tarafından çıkarılmaya başlayan Mülkiye Mecmuasının devamı olduğunu aktaran Çelik, Mona Roza şiirinin de dergide 1952’de yayımlandığını aktardı.

Çelik, “Aslında bir şiir serisi, 3 sayıda peş peşe yayınlanmış. Bu şiir ilk defa Mülkiye dergisinde yayımlandı ve orijinali fakültemizde duruyor. Bunu taşıyor olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Burada sadece yönetmeyi, idare etmeyi, diplomasiyi öğretmiyoruz. Biz öğrencilerimizin sanatı takip etmeleri, sanattan zevk almaları konusundan da tarihsel geleneğe sahibiz. Bu geleneği Mülkiye Mecmuasında görüyoruz.” dedi.

Öğrenci ve öğretmenlerin çıkardığı dergide, siyaset bilimi, diplomasi, sanat, edebiyat ve tiyatroya ilişkin makaleler de olduğunu kaydeden Çelik, “Bugün boş vakitlerimde dergiyi açıp okuduğumda gerçekten çok zevk alıyorum. Canlı tartışmaların, çok nitelikli makalelerin olduğu bir dergi olduğunu gözlemliyorum. Dergiyi okumaktan çok mutlu oluyorum.” diye konuştu.

“Eserleri çoğaltarak tekrar canlandırıyoruz”

Çelik, fakülteden çok sayıda şair, edebiyatçı ve yöneticinin mezun olduğuna dikkati çekti. Okulun önemli miraslarından birinin de çıkarılan dergiler, basılan eserler, öğrencilere okutulan kitaplar olduğunu anlatan Çelik, şunları söyledi:

“Bu eserlerin görünür olmasına çalışıyoruz. Bunun için bazılarının basımlarını yapıyoruz, bazılarını tekrar canlandırıyoruz. Bu şekilde bu mirastan bugünün temsilcilerinin de haberdar olmalarını, bunlara dokunmalarını, bunlardan feyiz almalarını istiyoruz. Osmanlı Türkçesi’ndeki baskılarını Latin harflerine çevirerek yeniden basıyoruz, eski ders kitaplarımızı yeniden basıyoruz ve bunları mezunlarımızın, araştırmacıların kullanımına sunuyoruz. Bunun, ülkenin mirasının toplumla paylaşıldığı bir proje olarak düşünülmesi gerekir. İhtiyaç oldukça matbaamızda çoğaltıyoruz, isteyenlere veriyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren yeni kayıt olan öğrencilerimize bir set halinde vereceğiz.”

“Okul yıllarımızdaki gece sohbetlerinde konuşmanın sonu Mona Roza’ya bağlanırdı”

Mezun olduğu 1994’te Mülkiye Mektebinin yurdunda kalırken, öğrencilerle geceleri şiir saati yaptıklarını anlatan Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Orhan Çelik, “Arkadaşlarımızla her gece edebiyattan, sanattan bahsederdik, siyaset tartışırdık. Bu konuşmaların sonunda gece Mona Roza’ya bağlanırdı. Bütün öğrenciler gecenin sonunda Süreya’dan, Karakoç’tan şiirler okurdu, Mona Roza ile final yapardık. Bu kişinin kim olduğunu, şiirin kime yazıldığını merak ederdik.” şeklinde konuştu.

“Muazzez Akkaya, okulun her köşesini gezdi, çok hüzünlendi”

Çelik, Sezai Karakoç’un adına Mona Roza şiirini yazdığı 94 yaşındaki Muazzez Akkaya’nın fakülteyi geçen yıl ziyaret ettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Geçen yıl, dekanlıktayken Mona Roza’nın geldiği söylendi, benim kendisine ilk tepkim ‘Mona Roza siz misiniz?’ olmuştu. Hayatımda çok mutlu oluğum zamanlardan biriydi. O an zihnimden geçen düşünce ‘Keşke Sezai de, Cemal de burada olsaydı, birlikte sohbet etseydik’ oldu. Okulun her köşesini gezdi, çok hüzünlendi. Çok mutlu şekilde okuldan ayrıldı, o mutluluğunu gördüm.”

Çelik, Akkaya’nın Mülkiye dergisini de incelediğini söyledi.???????

]]>
https://www.haber28.com.tr/sair-sezai-karakocun-mona-roza-siiri-72-yildir-mulkiye-dergisinde-muhafaza-ediliyor/feed/ 0
ANİM.İST Çizgi Roman Yarışması Finalistlerinin Çalışmaları Dergi Olarak Yayımlandı https://www.haber28.com.tr/anim-ist-cizgi-roman-yarismasi-finalistlerinin-calismalari-dergi-olarak-yayimlandi/ https://www.haber28.com.tr/anim-ist-cizgi-roman-yarismasi-finalistlerinin-calismalari-dergi-olarak-yayimlandi/#respond Fri, 02 Feb 2024 08:36:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4044

Bahçeşehir Üniversitesi’nin (BAU) oluşturduğu İstanbul Animasyon Platformu (ANİM.İST) öncülüğünde ikincisi düzenlenen çizgi roman yarışmasında finalistlerin çalışmaları çizgi roman dergisi oldu. Yarışmada ödüle layık görülecek isimler, 14 finalistin, 2 ayda bir yayımlanacak ‘Büyük Umutlar’ adı verlen dergideki çizgi ve metin  bütünlüğüyle oluşturdukları hikayelerle belirlenecek.

BAU İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü oluşumu ANİM.İST, yerel çizgi roman sektörüne yetenekli ve istekli genç sanatçıları yönlendirmek amacıyla 2022’de bir yarışma organize etti. Büyük ilgi gören ‘ANİM.İST Çizgi Roman Yarışması’nın ikincisi geçtiğimiz yıl düzenlendi. Çizerlerin sonucunu heyecanla beklediği yarışmada 14 isim finalist oldu. O finalistler arasında en başarılı isimlerin belirlenmesi için bir çizgi roman dergisi hazırlanmasına karar verildi. Başarılı olacak isimleri belirlemek için süreci zamana yaymak fikrinden doğan derginin basımı ANİM.İST ile ‘Arkabahçe Yayıncılık ve Çizgi Roman Dükkanı’ katkılarıyla gerçekleşti.

FİNALİSTLER, DERGİDE YARIŞACAK

Yeni çizerlere umut olmayı ve yol göstermeyi de hedeflediği için ‘Büyük Umutlar Çizgi Roman Dergisi’ adıyla okuyucularla buluşan çalışmanın lansmanı geçtiğimiz günlerde Beşiktaş’ta yapıldı. Raflarda yerini almaya başlayan, çizgi roman severlerin yakın zamanda kitapçılardan da edinebileceği dergi iki ayda bir basılacak. Derginin birinci yayın döneminde 2023’te finalist olan 14 ismin, çizgi ve kelime sanatıyla anlattıkları hikayeler yer alacak. Bu çalışmaların değerlendirilmesiyle, finalistler arasındaki en başarılı isimler belirlenerek ödüllendirilecek. Birinci yayın dönemi, 2024 yılındaki çizgi roman yarışmasının yeni finalistlerinin belirlenmesine kadar yaklaşık 1 yıl devam edecek.

ÇİZGİ ROMANA GÖNÜL VEREN İSİMLER

Genel Yayın Yönetmenliğinde çizgi roman aşığı bir isim olan Arkabahçe Yayıncılık ve Çizgi Roman Dükkanı Sahibi Ahmet Kocaoğlu’nun yaptığı derginin yayın kurulunda ise sektörün önemli isimlerinden BAU İletişim Fakültesi, Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı ve ANİM.İST Direktörü Prof. Dr. Nazlı Eda Noyan ile aynı bölümde öğretim görevlisi olan Can Pekin yer alıyor.

‘HEDEF, YENİ İSİM VE YENİ ÇALIŞMALAR’

Yarışma ve derginin oluşumundaki tüm süreçte yer alan Prof. Dr. Nazlı Eda Noyan, lansmanda dergi hakkında konuşurken şu ifadelere yer verdi:

“Yerel çizgi roman sektörüne yeni isimler ve çalışmalar kazandırmayı hedefleyen yarışmamızın ikincisini bu şekilde zamana yayarak, birbirimizden beslenerek ve birlikte öğrenmeye devam ederek üretmeyi hedefledik.”

‘KENDİ ÜLKEMİZİN KONULARINI ANLATMALI’

Ahmet Kocaoğlu ise çizgi romanlarda kendi kültürümüzden hikayelerin anlatılmasının uluslararası başarı için daha önem taşıdığına vurgu yaparak “Yeni bir çizgi roman yerelde başarılı olmadığı takdirde dünya ölçeğinde başarıyı yakalaması zordur. Hazırlayacağımız çizgi roman yayınlandığı ülkenin kendi kültürünün konularını anlatan güncel veya eski hikayelerine değinen bir yerde durmalı” dedi.

‘ÇİZGİ EVRENDEKİ HAYALİ YAŞANTILAR’

Organizasyon ve dergi düzenleme sürecinde yer alan Öğr. Gör. Can Pekin animasyon ve çizgi romanın benzer yönüne vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:

“Paneller içerisindeki hareketsiz görüntülere bir akış sağlayan çizgi roman öykü anlatım mecrası, aktarmış olduğu ‘yaşam illüzyonu’ sebebiyle animasyon alanı ile benzerlik sergilemektedir. Bölümümüzün kıymetli oluşumlarından ANİM.İST ve Arkabahçe Yayıncılık’ın ortaklığından doğan ‘Büyük Umutlar’ çizgi roman dergisi, 14 katılımcımızın kendilerine has üsluplarını bu illüzyon çerçevesinde okuyucularla buluşturmayı ve onları çizgisel evrenlerindeki hayali yaşantılara dahil etmeyi hedeflemektedir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/anim-ist-cizgi-roman-yarismasi-finalistlerinin-calismalari-dergi-olarak-yayimlandi/feed/ 0