Dikkat – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Wed, 17 Jul 2024 23:00:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ankara’da ‘Değişimin İçinde: Okyanus Eylemi ve İklim Değişikliği’ Temalı Blue Talks Etkinliği Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/ankarada-degisimin-icinde-okyanus-eylemi-ve-iklim-degisikligi-temali-blue-talks-etkinligi-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/ankarada-degisimin-icinde-okyanus-eylemi-ve-iklim-degisikligi-temali-blue-talks-etkinligi-duzenlendi/#respond Wed, 17 Jul 2024 23:00:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25986 Ankara’da “Değişimin İçinde: Okyanus Eylemi ve İklim Değişikliği” temasıyla düzenlenen “Blue Talks” etkinliği kapsamında “Okyanusta Sıfır Atık, Değişimin İçinde” (Zero Waste on the Ocean, Immersed in Change) adlı panel yapıldı.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu “Blue Talks” etkinliği, üst düzey diplomatik katılım ve ortak çevresel eylem için önemli bir platform görevi görecek.

Bizim Dünyamız Vakfı Başkanı Kahraman Halisçelik’in moderatörlüğünde düzenlenen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçisi Gustavo Campos Fallas, Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, BM Barış Üniversitesi Daimi Gözlemcisi Büyükelçi David Fernandez Puyana ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinden Prof. Dr. Bayram Öztürk konuşmacı olarak katıldı.

Bozay, burada yaptığı konuşmada, diplomasinin iklim kriziyle daha ilgili bir alan olması gerektiğini belirterek, bunun bütüncül ve kapsamlı şekilde ele alınmasının önemine işaret etti.

Karayipler’den Doğu Asya’ya, Fransa’dan Türkiye’ye bütün aktörlerin iklim kriziyle mücadelede rol almasının ehemmiyetine dikkati çeken Bozay, “İklim değişikliğine karşı mücadele ederken aynı safta olmalıyız.” dedi.

Bozay, küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlama hedefine ulaşılamama ihtimaline dikkati çekerek, iklim değişikliğinin gıda güvenliğiyle ilişkili olduğunu vurguladı

Fallas da okyanusların korunmasında özellikle komşu ülkelerle çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Kosta Rika’nın batısında Büyük Okyanus, doğusunda ise Karayip Denizi’nin bulunduğunu anımsattı.

Ülkesinin okyanus konusunda ileri çalışmalar gerçekleştirmesine ilişkin Fallas, “En önemlisi bilinçlenmek. Okyanus ile insan ve toplum arasındaki ilişkinin ne olduğunu bilmek önemli. Okyanusları dikkatlice korumamız gerekir zira, günümüz ve geleceğimiz buna bağlı. Toplumları da bu tarz etkinliklere katılmaya ve bu konuları daha çok konuşmaya davet ediyorum.” diye konuştu.

“Türkiye’de ‘Sıfır Atık’ projesi yürütülüyor ve oldukça başarılı”

Dumont da Türkiye’nin bölgede son derece önemli bir ülke olduğunu söyleyerek, okyanus ve iklim değişikliği noktalarında Türkiye ile işbirliğinin büyük katkı sağladığını aktardı.

Okyanusların plastiklerle dolu olduğunu vurgulayan Dumont, “Türkiye’de ‘Sıfır Atık’ projesi yürütülüyor ve oldukça başarılı. Fransa’da ise bu tarz adımlar için yasal kararlar gerekiyor. İnsanlar, ‘gelin atıklar için faydalı bir şeyler yapalım’ diyemiyor.” diye konuştu.

Büyükelçi Puyana da iklim değişikliği ile mücadeleyi konu alan çalışmaların önemine değinerek, iklim değişikliğinin yol açtığı güvenlik kaygılarının dikkate alındığını aktardı.

İklim değişikliğiyle mücadeleyi ele alan, barış ve güvenliğin korunmasını sağlayan çok çeşitli çalışmaların olduğunu kaydeden Puyana, iklim krizinin sadece gelecek için tehdit oluşturmadığının, bugün de ciddi bir tehdit olduğunun altını çizdi.

Puyana, söz konusu tehdidin küresel istikrarsızlığı, iş dünyasını ve birçok alanı etkilediğini vurguladı.

Öztürk, Türkiye’nin kıyı şeridi, denizleri, ekosistemi ve ülkede yaşayan deniz canlıları hakkında katılımcılara bilgi vererek, Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan sorunlara dikkat çekti.

Panelin sonunda iklim değişikliğine dikkat çeken video gösterildi.

Bizim Dünyamız Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler (BM) Barış Üniversitesi işbirliğiyle, Dışişleri Bakanlığı ve Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçiliği destekleriyle düzenlenen “Blue Talks” etkinliğine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay??????? ile Kosta Rika, Fransa, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok ülkenin Ankara büyükelçileri katılıyor.

Her yıl düzenlenmesi planlanan etkinlik, okyanusların iklim dayanıklılığındaki önemine odaklanacak ve etkinlikte üst düzey yetkililer ile uzmanların görüşlerine yer verilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ankarada-degisimin-icinde-okyanus-eylemi-ve-iklim-degisikligi-temali-blue-talks-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
Ramazan Bayramı tatili dönüş yolunda dikkat edilmesi gerekenler https://www.haber28.com.tr/ramazan-bayrami-tatili-donus-yolunda-dikkat-edilmesi-gerekenler/ https://www.haber28.com.tr/ramazan-bayrami-tatili-donus-yolunda-dikkat-edilmesi-gerekenler/#respond Sat, 06 Jul 2024 23:36:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23918 Ramazan Bayramı tatili dolayısyla memleketlerine veya tatil bölgelerine giden vatandaşların dönüş yoluna girdiğini belirten uzmanlar, sürücülerin yolda dikkat etmesi gereken konularla ilgili uyarıda bulundu.

Yurtta 9 günlük Ramazan Bayramı tatilinin yarın sona ermesi nedeniyle tatillerini şehir dışında geçiren vatandaşlar, dönüşü son güne bırakmamak için bugünden yola çıkmaya başladı.

Bayram dönüş trafiğindeki yoğunluk nedeniyle kazaların arttığına vurgu yapan uzmanlar, sürücülerin dikkat etmesi gereken konularla ilgili çeşitli uyarılarda bulundu.

“Dikkat dağınıklığı kazalardaki en önemli etken”

İstanbul Medipol Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Malkoç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çeşitli araştırmalara göre trafik kazalarının yüzde 94’ünün insan hatasından kaynaklandığını anlattı.

Psikolojik unsurlar olarak adlandırılan duygusal, davranışsal ve bilişsel faktörlerin sürücü davranışlarını etkilediğine işaret eden Malkoç, dikkat dağınıklığının kazalardaki en önemli nedenlerden biri olduğunu söyledi.

Malkoç, dikkatin dağılmasıyla beraber sürücülerin reaksiyonlarında bir farklılık meydana geldiğini belirterek, “İşte frenleme zamanı, bir işareti okuyamamak, aynadan görmemiz gereken bir ipucunu kaçırmak gibi durumlara sebep oluyor. Böylelikle de bütün bu ipuçlarını kaçırmamız sonucunda birtakım hatalar yaparak kazalara neden oluyoruz.” dedi.

Vücudun gerginliğinin azaltılması tavsiyesi

Diğer önemli bir faktörün de yorgunluk olduğunu aktaran Malkoç, sürücülerin iyice dinlenmeden yola çıkılmamaları gerektiğini söyledi.

Malkoç, uzun yola çıkacak sürücülerin iki saatte bir mola verip 5-10 dakika yürüyüş yaparak birtakım fiziksel hareketlerle vücudun gerginliğini azaltması tavsiyesinde bulundu.

Duyguların davranışları etkilediğine dikkati çeken Malkoç, “Araba sürme de bir davranış olduğu için bunu da etkilemesi muhtemel. O yüzden üzüntü, kızgınlık, öfke gibi duygu durumlarını dikkate almamızda fayda var. Çok fazla üzgün, çok fazla kızgın ya da öfkeli bir şekilde yola çıkmak bizim aslında bilişsel faaliyetlerimizi, düşünce biçimlerimizi değiştiriyor. Bu da bizim davranışlarımızı daha olumsuz bir yönde etkileyeceğinden araba sürme davranışımızı etkilemektedir. Kısacası hem davranışsal hem duygusal hem de bilişsel açıdan iyi bir hazır oluş halinde yola çıkmamız önemli.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Malkoç, çok hızlı araba kullanmanın zaman açısından çok büyük farklar sağlamayacağına vurgu yaparak, agresif bir sürme davranışının çok yönlü etkileri olabileceğini, hem sürücünün hem araç içi yolcuların hem de trafikteki diğer insanların hayatının riske girebileceğini anlattı.

“Gece araba kullanmak, daha çok dikkati gerektiren bir durum”

Yolda araba kullananların aynı uzmanlıkta, aynı hassasiyette olamayabileceğini dile getiren Malkoç “Araba kullanırken kendilerini uzman olarak niteleyen insanlar olabilir. Şuna dikkat etmemiz lazım çok iyi araba kullanıyor olabiliriz, kendimize güveniyor olabiliriz ama yüksek hızlara ulaştığımız zaman en küçük bir hata bizim kaza yapmamıza sebep olabilir. Bu durumda bizim önümüzde, arkamızda, sağımızda ya da solumuzda giden araç sürücülerini de kazaya sevk edebilir. Unutmamamız gereken şey de yoldaki tüm sürücülerin aynı uzmanlık düzeyinde olmamasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Malkoç, gece araç kullanılmasıyla ilgili olarak, vücudun bir sirkadiyen ritmi olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Bu sirkadiyen ritim, 24 saatlik bir ritimdir. Dolayısıyla da genelde gündüz ışığında biz aktif hale geliriz, güneş ışığı azaldığı zaman hem beynimizdeki birtakım merkezler hem de bazı hormonlar vasıtasıyla vücut fonksiyonlarımız yavaş yavaş azalmaya başlar. Biz bu ritim çerçevesinde işte gece 11’den sonra uykuya dalarız. Bu çerçevede şunu unutmayalım, gece araba kullandığımız zaman riskleri biraz daha artırmış oluyoruz. Sadece biz değil, başkaları açısından da. O yüzden gece araba kullanmak daha çok dikkati gerektiren, daha çok kurallara uymayı gerektiren durumdur. Bir de gün içinde bizim görsel sistemimiz düzen değiştirir. Yani gece görüşten gündüz görüşe ya da gündüz görüşten gece görüşe gittiğimiz zamanlarda duyarlılık değiştirir. Bu duyarlılık değişimlerinde bizim görme performansımız biraz azalabilir. Bu noktalarda da özellikle bu zamanlarda da oldukça dikkatli olmamızda fayda bulunmaktadır.”

Sürüş esnasında cep telefonu kullanımına değinen Malkoç, bir çalışmaya göre sadece elde tutulması değil bluetootla da cep telefonu kullanımının sürücü davranışını etkilediğini anlattı.

Malkoç, cep telefonunu kullanılmasının dikkati azalttığına vurgu yaparak, “Bu da bizim bilişsel olarak doğru kararlar almamızda, vermemizde sorun teşkil etmekte. Bizim özellikle reaksiyon zamanının açısından daha hatalı davranmamıza sebep olmakta.” dedi.

“Yola çıkmadan araç bakımları yapılmalı”

İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı Serkan Çabuş da yola çıkmadan araçların bakımlarının yapılmasının önemine işaret etti.

Sürüş esnasında en önemli unsurun trafik kuralları olduğunu aktaran Çabuş, “Hızımızı çok iyi ayarlamamız lazım, buna bağlı olarak takip mesafemiz tabii ki çok önemli, kurallara kesinlikle uymaları gerekir. Yine benim üzerimde duracağım konu, sürücülerin ısrarcı olmadan, yorgun olduklarında mola vermeleri en önemli detaydır.” diye konuştu.

Çabuş, sürücülerin trafik kurallarına uyması halinde kazaların zaten azalacağını belirterek, sürücülerin aracı kontrol edebileceği hızda tutması gerektiğini kaydetti.

Araç içindeki yolculara da değinen Çabuş, şunları söyledi:

“Sürücüyle yine sohbet halinde olurlarsa iyi olur çünkü araç içerisinde herkes uyuduğunda ister istemez sürücü yol hipnozuna girebiliyor. Yaklaşık 15-20 dakikalık sürüşlerin oraya nasıl geldiğini hatırlayamıyor. Tek bir yere odaklanarak gider, gözlerinde kısılmalar, kapanmalar, göz kırpmalarında azalmalar bulunur. Bu durumda sürücü en azından bir çay, kahve molası verme konusunda uyarabilirler. Sohbet ettiklerinde sürücü biraz daha dinç kalabilir trafikte. Hem de aracın içinde herkes uyuduğu zaman ister istemez sürücüyü de etkilemiş oluyor.”

“15-20 dakikalık uyku, 3-4 saatlik rahatlık sağlıyor”

Çabuş, trafikte sürücülerin tek başlarına olmadıklarına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Sürücü sadece tek başına kendi aracını kullanmıyor, aynı zamanda etraftaki diğer araçları da kontrol etmesi gerekir. Bunun için bizim dikiz aynalarımız mevcut. Sürüşünüzde ön tarafta, sağımızdaki solumuzdaki araçlara dikkat edebiliriz ama arkadan hızla gelen bir arabayı dikiz aynalarımızı kontrol etmezsek göremeyiz. Karşımızdan gelen sürücü uyumuş olabilir. Yani karşınıza çıkabilecek her durumda bir tepki verebilmeniz lazım. O yüzden her tarafı kontrol edebileceksiniz, bütün sürücülerin her türlü hatayı yapabileceklerini düşünerek aracınızı kullanacaksınız.”

Çabuş, sürücünün yorgun olması halinde bir park alanına arabasını çekip ve 15-20 dakika uyumasının 3-4 saatlik yolda rahat ve güvenli bir şekilde seyretmesini sağlayacağını kaydetti.

Yolculuğa başlamadan önce rotanın belirlenmesi gerektiğini anlatan Çabuş, “Rota değiştireceğiniz zaman da kesinlikle aracınızı müsait bir alana alarak tekrardan yeni bir rota belirlemeniz lazım. Çünkü araç kullanırken biz bu gibi şeylerle ilgilendiğimizde araç kullanmaya verdiğimiz dikkatimiz azalıyor, reaksiyon süremiz gecikiyor. Bundan dolayı da kazalar yine kaçınılmaz oluyor.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ramazan-bayrami-tatili-donus-yolunda-dikkat-edilmesi-gerekenler/feed/ 0
Bayram tatili dolayısıyla trafik yoğunluğuna dikkat https://www.haber28.com.tr/bayram-tatili-dolayisiyla-trafik-yogunluguna-dikkat/ https://www.haber28.com.tr/bayram-tatili-dolayisiyla-trafik-yogunluguna-dikkat/#respond Sat, 22 Jun 2024 03:48:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22225 Bayram tatili dolayısıyla özellikle büyükşehirlerde, şehir dışına çıkmak isteyenlerin oluşturduğu trafik yoğunluğu sebebiyle Dr. Öğr. Üyesi Şule Aydın Yeral sürücülere ve yolculara önemli önerilerde bulundu. Dr. Yeral, yoğunluğun stresi artırdığını ve dikkat dağınıklığına yol açabileceğini vurgulayarak yolculuğun rahat geçmesi adına tavsiyeler verdi.

Bayram tatilleri, sevdiklerimizle bir araya gelmek ve güzel vakit geçirmek için harika bir fırsat olarak değerlendirilir. Ancak yoğun trafik ve kalabalık, birçok insan için stres kaynağı olabildiği için kazalara da neden olabiliyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan Bayramı öncesi tatil heyecanı ve seyahat planları, yollarda uzun araç kuyruklarına sebep olabileceği gibi sürücülerin ve yolcuların sabırsızlıkla beklediği tatilin stres kaynağı olmaması adına İstanbul Esenyurt Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkan V. Dr. Öğr. Üyesi Şule Aydın Yeral önemli uyarılarda ve tavsiyelerde bulundu.

İlk koruyucu faktör: Yeterince uyumak ve dinlenmiş olmak

Dr. Öğretim Üyesi Şule Aydın Yeral, bayram tatillerinin yoğun dönemler olduğunu belirterek, bu yoğunluğun trafikte artışa neden olduğunu ve insanlarda daha fazla stres oluşturduğunu ifade etti. Yeral, “Hem bu stresi yönetmek hem de dinlenmek ve yola dikkati vermek gibi önemli faktörler var. Mesela yeterince dinlenmiş ve uyumuş olmamız gerekiyor. Bu bizim için bir koruyucu faktör çünkü strese ve zorluklara karşı baş edebilme gücümüzü arttırıyor. Aynı şekilde mental sağlığı da düzenleyen ve destekleyen bir şey iyi uyumuş olmak. Bu yüzden yola çıkacak hem şoförler hem de yolcular için öncesinde dengeli bir uyku öneriyoruz” dedi.

Stres yönetimi yapılabilmeli

Bir diğer önemli faktörün stres yönetimi olduğuna da dikkat çeken Dr. Yeral, “Kalabalık ve yoğunluk stresi arttırır. Burada stres yönetimi yapmak durumundayız. Ek olarak nefes ve gevşeme egzersizleri yapabiliriz. Dinlendirici müzikler dinlenebilir ancak özellikle şoförler bunu yaparken uyanıklık seviyelerini düşürmeyecek şeyler dinlemeliler. Bunun yanı sıra sık sık mola vermeliler. Sürecin uzunluğuna bağlı olarak molalarla dinlenmek, dikkati toplamak, dikkati azaltacak farklı faktörler varsa ekran ve telefon kullanımı gibi veya endişe verici düşüncelerden kaçınılmalı” şeklinde konuştu.

“Öfkeyi davranışa dökmemeli, sakinleşmeye çalışmalıyız”

“Yolculuğun iyi geçmesi adına bunlara ek olarak öfke yönetimini ekleyebiliriz” diyerek sözlerine devam eden Yeral, “Çünkü kalabalık ve trafik kurallarının aksaması insanların daha fazla öfkelenmesine neden oluyor. Öfke duygusunu hissettiklerinde davranışa dökmemeleri ve kendilerini sakinleştirmeleri gerekiyor. Sonuçta herkes stresli bir yolculuğa girebiliyor çünkü çok kalabalık. Dolayısıyla burada biraz empati kurmak, herkesin stresli olduğu bir bakış açısıyla durumu kişileştirmemek, hatalarımızı kabul edebilmek ve anlayışlı olarak çatışmalardan kaçınarak yola devam edebilmek, tabii ki de tüm trafik kurallarına uyarak, önerebileceğimiz şeyler” diye konuştu.

Planlama yapmak ve beslenme önemli

Son olarak yolculuk öncesi planlama yapmanın ve beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiği konularına da vurgu yapan İstanbul Esenyurt Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkan V. Dr. Öğr. Üyesi Şule Aydın Yeral, “Gidilecek yol ve süre de çok önemli. Öncesinde biraz planlama yapmak önerilir. Planlama yaparken, rotayı belirlemek, zamanlama için paylar bırakmak mesela, şu kadar sürede varabilirim gibi bir sonucun üstüne biraz ek zaman koymak gerekiyor. Olabilecek aksilikleri de belirsizleri de hesaba katmalıyız. Belki biraz erken çıkmak ya da daha geç çıkmak daha iyi bir planlamaya yardımcı olabilir. Ayrıca dengeli beslenmek önemli. Çok açlık ya da çok tokluk, kişileri zorlayacak şeylerdir ve sindirimi güçlendirecek şeylerden kaçınırlarsa daha rahat bir yolculuk olacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/bayram-tatili-dolayisiyla-trafik-yogunluguna-dikkat/feed/ 0
DEHB Tedavisi Görmeyen Bireylerin İlişkileri Sağlıklı Olmayabilir https://www.haber28.com.tr/dehb-tedavisi-gormeyen-bireylerin-iliskileri-saglikli-olmayabilir/ https://www.haber28.com.tr/dehb-tedavisi-gormeyen-bireylerin-iliskileri-saglikli-olmayabilir/#respond Sat, 20 Apr 2024 05:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15008 Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, tedavi görmeyen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bireylerin kişiler arası ilişkilerinin, sabırsızlık, dürtüsellik ya da dikkatsizlik nedeni ile pek sağlıklı olmadığını belirtti.

Üniversiteden yapılan açıklamada, Doç. Dr. Serdar Nurmedov, DEHB’nin yaşam konforunu ve ilişkileri nasıl etkilediğini değerlendirdi.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluğu olmasının yanı sıra psikiyatride ve hatta tıpta en fazla araştırılmış olan bozukluklardan olduğunu vurgulayan Nurmedov, “Her ne kadar DEHB çok sık görülen bir bozukluk olsa da özellikle erişkin dönem tanısı ve tedavisi bir o kadar da ihmal edilen bir bozukluktur. Tedavi edilmeyen olgularda son derece ciddi sosyal, psikolojik, psikiyatrik, legal ve akademik sorunlara yol açmaktadır.” ifadelerini kullandı.

DEHB tanısının genelde okul çağındaki çocuklara çocuk ve ergen psikiyatri uzmanları tarafından, ebeveynlerden ve öğretmenlerden alınan bilgiyle çocuğun okuldaki ve evdeki performansının ve davranışlarının değerlendirilmesi sonucu konduğunun altını çizen Nurmedov, “Semptomların başlangıcı erken yaşlardadır ve tanı konabilmesi için semptomlarının bazılarının 12 yaşından önce başlamış olması şartı aranır.” değerlendirmesinde bulundu.

“DEHB tedavisi uzun soluklu bir süreç, aileler sabırlı olmalı”

Çocuğuna DEHB teşhisi konan ebeveynler için tavsiyelerde bulunan Nurmedov, teşhis ne kadar erken konulur ve ne kadar erken müdahale edilirse, çocuk gelişiminin o kadar sağlıklı olacağının altını çizdi.

Nurmedov, bazı durumlarda davranışçı müdahalelere ek olarak ilaç tedavisinin gerekebileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu konuda tedavi ekibi ile olabildiğince işbirliği içinde olmaları önerilir. DEHB tedavisi uzun soluklu bir süreç olduğu için sabırlı olmalı, maddi ve sosyal kaynakları buna göre kullanmalılar. Tek seferde tamamen tedavi edecek mucize bir yöntem yoktur. Doğru kaynaklardan doğru tedavi yaklaşımlarına başvurmaları önerilir. Tedavinin başarısı hastanın, ailenin ve tedavi ekibinin iş birliğine bağlıdır. İş birliğine önem vermeleri önerilir.”

DEHB’nin oluşumunda genetik faktörlerin temel bir rol aldığını da vurgulayan Nurmedov, sorunun bireyin yaşam konforunu olumsuz yönde etkilediğini belirtti.

“Dalgınlık veya unutkanlık, psikiyatrik bozukluklarda sıkça görülen genel bir problem”

DEHB’nin tanı kriterlerine bakıldığında dürtüsellik, dikkatsizlik ve aşırı hareketlilik olduğunun altını çizen Nurmedov, şunları kaydetti:

“Bu belirtiler her yaşta farklı sorunlara yol açabiliyor. Dikkat ve odaklanmada sorun yaşayan bir çocuğun akademik performansının olumsuz yönde etkilenmesi sonucu kendi kapasitesinin altında bir okulda okumasından, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik nedeni ile bir işte bir türlü dikiş tutturamayan, durmadan iş değiştiren yetişkinlere kadar çeşitli örnekler verilebilir. Kişiler arası ilişkileri de sabırsızlık, dürtüsellik ya da dikkatsizlik nedeni ile pek sağlıklı değildir tedavi görmeyen DEHB’li bireylerin. Tanışmak kolay, ilişkileri devam ettirmek zordur mesela. Rutin ilişkilerden çabuk sıkılabildikleri için evliliklerinde ya da yakın ilişkilerinde kimi zaman sorun yaşarlar.”

Doç. Dr. Serdar Nurmedov, DEHB’in ilaç, davranışçı yaklaşımlar, terapiler, diyet düzenlemeleri, Nörofeedback gibi alternatif yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirtti.

Sosyal medyada yanıltıcı bilgiler içeren videolara da değinen Nurmedov, şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür içerikler yanıltıcı ve hatalı bilgiler içeriyor. Örneğin, ‘Çay bardağınızı masada bırakıyorsanız DEHB’iniz olabilir’ gibi ifadeler gerçekçi değildir. Çay bardağını bir yerde unutmak, genellikle unutkanlık veya dalgınlığın bir belirtisi olabilir. Ancak, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi ciddi bir durumu tek bir belirtiyle ilişkilendirmek doğru değildir. Dalgınlık veya unutkanlık, psikiyatrik bozukluklarda sıkça görülen genel bir problemdir. Bu durum, depresyon, kaygı bozukluğu, psikotik bozukluk, duygu durum bozukluğu ve panik bozukluk gibi çeşitli durumlarla ilişkilendirilebilir. Dolayısıyla, sadece dalgınlık üzerinden bir teşhis koymak bilimsel ve etik açıdan yanlış bir yaklaşımdır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/dehb-tedavisi-gormeyen-bireylerin-iliskileri-saglikli-olmayabilir/feed/ 0
İstanbul’da depremde ulaşım için önemli uyarı https://www.haber28.com.tr/istanbulda-depremde-ulasim-icin-onemli-uyari/ https://www.haber28.com.tr/istanbulda-depremde-ulasim-icin-onemli-uyari/#respond Wed, 17 Apr 2024 08:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14689 Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halit Özen, İstanbul’da yaşanacak olası bir depremde, doğu-batı istikametinde sahil yolu, D-100 karayolu, TEM Otoyolu ve Kuzey Marmara Otoyolu’ndan oluşan 4 koridordan en az ikisinin açık tutulması gerektiği uyarısında bulundu.

Halit Özen, AA muhabirine, İstanbul’da olası bir depremde ulaşım alanında alınacak önlemler ve yapılması gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Deprem durumunda ulaşım hareketliliğinin, güvenlik amaçlı, tahliyeden kaynaklı acil yardım-kurtarma amaçlı ve son aşamada da hasarın tespiti-onarımı amaçlı altyapı hizmetlerinin verilmesine ilişkin yolculuklar şeklinde olduğunu anlatan Özen, bu yolculukların iyi yönetilebilmesi, depremin sosyal ve fiziksel etkisinin azaltılması amacıyla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Yolların tıkanmaması için çözüm, toplu taşıma araçlarının kullanımı

Özen, deprem öncesi, deprem anı ve sonrası göz önüne alınarak trafik yönetim çalışmalarının 3 aşamada gerçekleştirilmesinin önemli olduğuna değinerek, şöyle konuştu:

“Deprem meydana geldiği andan itibaren deprem bölgesinde artık afet kanunları geçerli olacağından öncelikle afet kanunlarına ilişkin kişilerin bilgilendirilmesi lazım. Kişisel yolculuklarda yolların tıkanmaması için toplu taşıma araçlarının kullanılması gerekiyor. Bu kapsamda kamuya hizmet eden, mesela taksi sürücüleri, toplu taşıma sürücüleri, raylı sistemi kullananlar ve altyapı hizmetlerinde çalışan araçların sürücülerinin tamamına, deprem anında nasıl hareket etmeleri gerektiğine yönelik eğitimler verilmeli.”

Depremden sonra, 3 ila 7 gün boyunca tahmin edilmesi zor ve karmaşık bir trafik durumunun ortaya çıktığına dikkati çeken Özen, “Arama-kurtarma ve acil durum araçlarıyla, emniyeti sağlamakla görevli ekiplerin görev yerlerine erişimini hızlı bir şekilde gerçekleştirmek için trafik yönetiminin planlanması gerekmektedir. Bunu yaparken de ambulansların ilk çıkış noktasından afet alanına gidiş, afet alanından hastaneye gidiş ve aynı şekilde itfaiye araçları için bu güzergahların açık tutulmasına yönelik faaliyetlerin yapılması büyük önem arz ediyor.” dedi.

Ulaşım hareketliliğine ilişkin süreci, “iyileşme” ve “düzelme durumu” olarak tanımlayan ve bu süreçte artık insanların konutlarının etrafından uzaklaşarak daha güvenli alanlara gitmeye başlayacaklarını da aktaran Özen, toplanma alanlarının belirlenmesinden sonra da buralara ulaşımın nasıl gerçekleştirileceği ve bu noktadan tahliyelerin nasıl yapılacağının iyi incelenmesi gerektiğini dile getirdi.

Sahil yolu “Tsunami etkisiyle kullanılamayabilir”

Halit Özen, “Olası bir depremde İstanbul’da doğu-batı istikametinde, sahil yolu, D-100 karayolu, TEM Otoyolu ve Kuzey Marmara Otoyolu’ndan oluşan 4 koridordan en az ikisinin açık tutulması gerekiyor.” dedi.

Otoritelerce koridorların açık tutulmasını sağlayacak tedbirler üzerine çalışıldığını kaydeden Özen, en dikkat edilmesi gereken yolun sahil yolu olduğuna dikkati çekerek, “Çünkü denize çok yakın. Tsunami etkisinin ortaya çıkmasından dolayı deprem anında kullanılamayabileceği dikkate alınarak tasarımlarının yapılması önem arz ediyor.” diye konuştu.

Deprem anında, raylı sistem araçları gibi deniz yolu taşıtlarından da hizmet alamama durumunun söz konusu olabileceğine dikkati çeken Özen “Depremde en azından iki veya üç günlük bir süreç boyunca biz denizi kullanamayacağız. Bu süreçte denizi kullanmayacağımızı bilerek kendimizi buna göre tasarlamamız, ulaşım sistemini buna göre kullanmamız, yardımları da buna göre düzenlememiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbulda-depremde-ulasim-icin-onemli-uyari/feed/ 0
Soğuk hava kalp krizi riskini arttırıyor https://www.haber28.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/ https://www.haber28.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/#respond Wed, 24 Jan 2024 23:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3504 Soğuk hava kalp krizi riskini arttırıyor

YOZGAT – Soğuk havanın kalp krizi riskini arttırdığını söyleyen Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji A.D. Başkanı Prof. Dr. Özgür Çiftçi, hastaların soğuk havalarda beslenme ve yaşam tarzlarına dikkat etmelerini söyleyerek uyarılarda bulundu.

Soğuk havanın insan vücudunu olumsuz yönde etkilediğini belirten Prof. Dr. Özgür Çiftçi, özellikle kalp hastalarının göğüs bölgelerini iyi şekilde koruyarak dışarı çıkmaları gerektiğini söyleyerek kış aylarında beslenmelerine dikkat etmeleri tavsiyesinde bulundu. Prof. Dr. Çiftçi Kalp damar ve diyabet hastalığı olanların kış mevsiminde gribal enfeksiyonlara karşı korunmaları ve kalp krizi riskini en aza indirmeleri için de grip aşısı ve zatürre aşılarını yaptırmaları konusunda uyarılarda bulundu.

“Soğuk havada kalp hastalıkları daha fazla görülür”

Soğuk havaların kalp krizini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Çiftçi, “Soğuk havada kalp hastalıkları daha fazla görülür, kalp krizini de tetikler. Çünkü kanın akışkanlığı azalır. Damarda pıhtılaşmaya yol açan çeşitli faktörler artar ve tansiyon daha fazla yükselme eğilimindedir. Bu durumlarda daha fazla kalp yetmezliği atağını görebilirsiniz. ve aritmeye bağlı olarak ani kalp durmaları da daha fazla olur. Çok soğuk ülkelerde mesela Sibirya gibi ülkelerde soğuk havanın etkisi daha azken, mesela ülkemiz gibi ılıman kuşaktaki ülkelerde soğuk havanın hastalığa karşı etkisi daha fazla oluyor. Bir de ani soğuğa maruz kalma ekstra olarak kalp hastalığını daha fazla etkiliyor. Özellikle koroner arter hastalığı dediğimiz kalp krizini de içinde bulunduğu hastalık grubunu daha fazla etkiler. O yüzden soğuktan korunmamız lazım. Özellikle şeker hastaları, kalp hastaları bunlar daha fazla dikkat edecekler kendilerine. Sıkıca giyinip o şekilde dışarı çıkmaları lazım” dedi.

“Kış aylarında hastaların beslenmelerine dikkat etmesi gerekiyor”

Kalp hastalarının kış aylarında beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini de söyleyen Prof. Dr. Çiftçi, “Kalp hastalarının kış aylarında düzenli beslenmeleri gerekiyor. Hastaların soğuk havalarda kan şekeri seviyelerinin daha yüksek olduğunu görürüz, bu dönemlerde tansiyon yükselmeleri ortaya çıkacaktır. ve kanın akışkanlığı da daha azaldığı için bu sorunlar daha fazla gözükecektir. Onun için kışın sıkı giyineceğiz, yediğimize içtiğimize dikkat edeceğiz. Karbonhidrattan daha zayıf, lipitlerden daha sık beslenmeli, daha hafif yağlı yiyecekler tüketmemiz lazım ki hastanın şekeri artmasın, eğer şeker kontrolü zorlaşırsa koroner artar hastalığı da artacaktır. Bir de dışarı çıktığımızda eğer rüzgara karşı yürüyorsak ve bu da soğuk bir rüzgarsa kesinlikle kalp damarlarında spazma yol açabilir, ani kalp ölümlerini arttırabilir ve daha kısa sürede göğüs ağrısı olabilir” şeklinde konuştu.

“Grip ve zatürre aşıları mutlaka olunmalı”

Kalp ve diyabet hastalarının kış aylarında enfeksiyondan korunmaları için grip ve zatürre aşılarını yaptırmaları gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Çiftçi, “Kış aylarında kalp krizi riskinden korunmada dikkat edeceğimiz bir başka konu ise malumunuz kış mevsiminde enfeksiyonlar daha fazla gözüküyor. O konuda da hastaların kendilerini koruması lazım. Özellikle kalp hastaları grip aşısı aşılarını ve zatürre aşılarını yani pnömokok aşılarını yaptırmaları gerekiyor. Buna diyabetik hastalar da dahil. Bunlara dikkat edersek ve soğuktan korunmak mümkün olacaktır ve kalp krizi etkisi oldukça sınırlı olacaktır” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/feed/ 0