“2 TELEFONUNUZDAN BYLOCK ÇIKTI”
Büyükekşi’yi sert eleştiren Koç, “Sayın başkan beni iyi dinleyin! Söz konusu milli değerler ise bizi en son sorgulayacak kişilerden biri sizsiniz. İki telefonunuzda Bylock çıktı! Bize milli değerler hakkında konuşamazsınız.
Koç’un açıklamalarından satır başları;
DURUP DURURKEN İMZA SÜRECİ BAŞLAMADI
Durup dururken imza süreci başlamadı. Herkes memnun mesut, dünya toz pembe, kimse şikayet etmiyor, boş vaktimiz var gidip imza toplayalım denmedi.
OLAĞANÜSTÜ BİR KİŞİYLE MUHATAP OLUYORUZ
Olağanüstü bir kişiyle muhatap oluyoruz. Milyonların maç skorlarına, hafta sonu skorlarına bütün haftasını etkilediği futbol sektörünün nasıl son derece ilginç, garip, kindar, son derece kolay günü anı kurtarmak için yalan söyleyen bir insanın elinde olduğunu anlatmaya çalışacağım.
SİYASETE DEĞİNMEK ZORUNDAYIM
Biz artık bıktık devamlı kendimizi müdafaa etmekten. Riyad’da ihaleyi bize çıkardılar. Yine aynı şeyi yapıyorlar. En son sert cevabı mecburen, istemeyerek, üzülerek vermek zorundayım. Onlar siyaseti karıştırdıkları için siyasete değinmek zorundayım.
NİYE İMZA TOPLAMA İHTİYACI DUYDUK?
Niye imza toplama ihtiyacı duyduk? 18 Temmuz ortada yokken imza toplama süreci başladı. Zaman kazanmak için 18 Temmuz tarihi verildi. Bu tarih ile bazı kulüpler yanlarına çekildi. Ben aday olmayacağım, beni de rencide etmeyin, Avrupa Şampiyonası’na gideyim, aday olmayıp bırakacağım dediği için bazı kulüpler inandı. Bazı kulüpler de neyin ne olduğunu bilmelerine rağmen rekabette kendilerine avantaj sağlayabilmek için nasıl zikzak çizdiklerini anlatmaya çalışacağım.
EN GÜVENİLMEZ KURUM, EN GÜVENİLMEZ SEKTÖR
Belki de Türkiye’de en güvenilmez kurum TFF. Belki de en güvenilmez sektör de Türkiye’deki futbol sektörüdür.
KRİZLERİ YÖNETEMEDİ
Bu sezon, hiçbir sezonda olmadığı kadar kaotik bir ortam var. Pek çok kriz, skandal oldu. Riyad, hakem tokatlanma olayı, bir takım sahadan çekildi, Süper Kupa, sızan görüntüler, hakemlerin ifadeleri, beklentiyle bilmem neyle karar verenler… Bir sürü şey oldu üst üste. Kendisi hakem dışında sıkıntımız yok diyor ama krizleri yönetemedi. Kriz yönetimi olağanüstü kötü. Yalpalaya yalpalaya gereken cesareti ve iradeyi gösteremediği için kulüpler arasında sıkıntı oluştu. Bugün Türk futbolunda büyük bir güven bunalımı var. Türkiye’deki en güvenilmez kurum Türkiye Futbol Federasyonu, en güvenilmez sektör futbol.
HAKEMLİK MÜESSESESİ YERLEBİR
Hakemlik müessesi yerlebir edildi. Sayın Başkan, aslında hem başkan hem MHK başkanı olarak hareket etmeyi seçti. Niyeti olan çok sıkıntılı müesseseyi düzeltmekti, daha sıkıntılı hale getirdi. Hakemlik yapboz tahtasına döndü.
SEVİYORUM, SEVMİYORUMLA YÖNETEMEZ
21 ayda hakemlik müessesinde ne kadar çok format denenip vazgeçildi. Kişilere ve kurumlara özel düzenlemelere gidildi. TFF statüsü madde 3, tarafsız davranmak ve ayrımcılık yapmamak diyor. Bize göre tamamen ters bir yönetim anlayışı var. Bunu anlamamız zaman aldı. Kindar bir başkan var. Sayın Ahmet Nur Çebi ile ilgili girdiği polemikte olayı kişiselleştirdi. Birçok kez arayı bulmaya çalıştım, olmadı. Beşiktaş’a gösterdiği muamele… Amirimiz TFF. Seviyorum sevmiyorumla futbolu yönetemez. Standart içinde muamele göstermesi lazım. Beşiktaş olayında gördük ki kindar biri.”
G.SARAY’LA ARASINDA GARİP BİR İLİŞKİ VAR
Galatasaray ile arasında garip bir ilişki var. Kendilerine söylüyorum. Galatasaray Başkanı ve TFF Başkanı’na ‘Sizin kavganız kayıkçı kavgası’ diyorum.
İBANOĞLU’NA BANA DAVA AÇMASI İÇİN TELKİNDE BULUNDU
Sayın Ahmet İbanoğlu’na şahsıma dava açması için telkinde bulundu ve izin verdi.
MALUM CAMİA DA BUNU ÇOK İYİ YAPIYOR
Fenerbahçe – Karagümrük maçından sonra çarpıcı bir olay oldu. Bir pazar günüydü. Fenerbahçe lehine, Karagümrük aleyhine net bir hakem hatası oldu. Malum camia da biliyorsunuz bu işleri çok iyi kullanıyor, yaygara kopardı, benzer şeyler kendi maçlarında olmasına rağmen. 27 Kasım Pazar günü sayın başkan TFF’ye hışımla, sinirle federasyona giriyor. Girişte ‘Beni camiamla karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar’ diyorlar şiddetle. Birçok insanın önünde bir açıklama yazdırıyor Sayın Medine hanıma. Başkanın ağzından. İbanoğlu’na okeyletip açıklamayı yayınlıyorlar.
OMURGASIZ DERKEN BUNU KASTETTİM
Hangi futbol takımının şampiyonluk adayı olur, Avrupa adayı olur, düşme düşmeme yarışında olur, hangi takıma yapılan bir hakem hatasından sonra MHK başkanı açıklama yapmıştır. Soruyorum Beşiktaş, Trabzonspor, Galatasaray, başka kulüp hatırlıyor musunuz? Teşkilat üstündeki etkiyi düşünebiliyor musunuz? Bir TFF başkanı, eşit rekabet sağlaması gereken adam öfkeyle bağırıyor, ‘Camiamla karşı karşıya getireceksiniz’ diyor. Başkan diyorlar ‘3-4 maç ceza veririz’ diyorlar. MHK Başkanı’na ‘omurgasız’ derken bunu kastetmiştim, yazıyı yazdırıyor, ‘Tamam mı Ahmet’ diyor, imzasını attırıyor.
NE TAKTİKLERİ OLDUĞUNU BİLİYORSUNUZ
Kesinlikle aday olmayacağım demişti, şimdi mayısta bakacağız diyor. Bunun ne taktikleri olduğunu biliyorsunuz.
CESARET EDEMEDİ
Talihsiz olaydan önce TFF’deydik. 6-7 yönetici vardı. Devre arasında MHK’yi değiştireceğini, hakemlerin yüzde 40’ını değiştireceğini, talimat değiştireceğini anlattı. Bir yumruk olayı oldu. Bizim başkan 180 derece değişti. Riyad olayı malumunuz. Bir sürü başkan bana şike teklif edildi dedi. Onları soruşturdu mu, soruşturmadı mı? Bahis iddiaları diz boyu. Trabzonspor – Fenerbahçe maçından sonra etki altında kaldı. Fenerbahçeli futbolculara ağır cezalar verdirmek için raporlar değişti ama yapamadı, cesaret edemedi. Bizim futbolculara 4’er 5’er maç ceza verilecekti.
KULÜPLER DİK DURURSA BÖLEMEZ
Böl parçala ve yönet yönetim anlayışıyla kulüpler arasına nifak tohumu ekti. İmza sürecinde de görüyorsunuz, Kulüpler Birliği’ni bölmeye çalışıyor. Kulüpler dik durursa bölemez ama bazı kulüpler zikzak çizdiği için başarılı oldu.
ANKARA’YA ŞİKAYET EDİLDİK
Riyad’da kendi başarısızlığını örtbas edebilmek için bizleri Ankara’ya şikayet etti. Riyad’da tuttu ya, sayın Cumhurbaşkanımıza kadar kandırdılar. O tuttuğu için bugün de aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. Riyad’da kendi beceriksizliğini üstünü kapatmak için Ankara’ya bizi şikayet etmişti. Bugün de koltuğunu korumak için aynı sürece girdi.
BEŞİKTAŞ, DURSUN ÖZBEK, TRABZONSPOR
Başta Galatasaray ve Trabzonspor da dahil buna, imza vereceklerini söylüyorlar. Pazartesi lafı geçiyor, pazartesi geç diyenler de var. 5 Nisan’da dört takım daha sürece dahil oluyor, bunlardan biri Fenerbahçe. Süper Kupa’yla ilgili TFF’den bize zehir zemberek bir yazı geldi. Biz de ‘Yeter’ dedik ve katıldık. Sonrasında Beşiktaş da katıldı. Beşiktaş da suçlanıyor ya.
Bu işin farkına varan Büyükekşi, dayanamayacağını anlayıp Şanlıurfa’da zaman kazanmak için bir açıklama yaptı. Hala yönetim kurulu kararı var mı yok mu bilmiyoruz.
Bu açıklama gelince, orada da Dursun Özbek ile istişare yapıyorlar. Derhal seçime gidelim diyen Dursun Özbek ne olacak 15-20 günden noktasına geliyor. İmza vereceğinden üçü, 18 Temmuz hedefimize ulaştık, imzaya gerek yok diyorlar. 18 Temmuz’da yeni bir TFF seçileceğini düşünerek bunu söylüyorlar.
Şimdi de öz güven tavan yapmış, 60 günden önce yapılamaz seçim diyor. 25 günü Dursun Özbek sayesinde cebe koydu ya, o zaman 18 Temmuz’da yaparız diyor. Yönetim kurulu kararıyla bunu haziran başına getirebilir.
NE İŞİN BAŞINDAYIZ, NE İŞİN LİDERİYİZ
Nasıl oluyor da bu iş Fenerbahçeli Ali Koç’un üstüne yapışıyor? İmza sürecini anlattım. Biz ne işin başındayız, ne lideriyiz. Kulüp başkanları ‘Sen olmasan çoktan yollamışlardı’ diyorlar. Biz nasıl bu işin bayraktarlığını yaptığımızı anlayamadık. Biz imzamızı verdik. Biz bunlar yüzünden Süper Kupamızı çöpe attık, sahaya çıkmadık. Türkiye Kupası’na da çıkmayacağız. Bizim imza vermememiz riyakarlık olur.
ASIL AZINLIK SİZSİNİZ
Tüm siyasi desteğe, size verilen omuza rağmen, başka adayların önünün kesilmesine rağmen delegelerden aldığınız oy belli! Asıl azınlık sizsiniz! Atanan bir başkanın, demokratik haklarını kullanan kulüplerin çabalarını anti-demokratik yöntemlerle engellemeye çalışmasını sizin takdirinize bırakıyoruz.
ARKANIZDAN SÖVÜYORLAR
Sayın başkan kaç tane kulüp var biliyor musunuz size arkanızdan sövüp, mecburen başkan olarak sizi tanıyor.
BİZE VATAN MİLLET DERSİ VEREMEZSİN
Söz konusu milli değerler ise bize laf edecek en son kişi sizsiniz! İki telefonunda da bylock çıkan adam bize vatan millet dersi veremez!
FETÖ HALA FUTBOLUN İÇERİSİNDE
Bu ülkeyi de anlamıyorum artık! Bu örgütün kenarından köşesinden geçenlerin futbolun içinde yer almaması lazım. Adam mı kalmadı bu ülkede? Bu FETÖ unsuru hala futbolun içerisinde. Daha fazla o günlere dönme adımları atılmaktadır.
CUMHURBAŞKANI’NI DA KALDIRDILAR
Riyad’daki olaylarda Sayın Cumhurbaşkanı’nı da kandırdılar. Dursun Özbek olsam ‘Riyad’da ben de vardım, neden benden bahsedilmiyor?’ derim.
BELEDİYELERE TALİMAT GİDİYOR
Belediyelere talimat gidiyor. Belediyeler, imza veren kulüplere baskı yapıyor. Para sözü, vaadi veriyor. Kendisi aradığında da ‘Size Ali Koç mu baskı yapıyor?’ diyor. Bu bir seçim değil, beni buraya kimin getirdiğini biliyor musunuz? Bana yapılan ona yapılır diyor.
ALİ KOÇ GÖNDERTTİ DENMESİN DİYE
Bazı kulüplere de şey diyorlarmış, bu Başkan gidecek bir şekilde de Ali Koç göndertti denmesin diye böyle uzuyor.
YALANSA, YALANLASINLAR
Bir de Volkan Can var, o siyaset yapmıyor. ‘İmza vermeyen takımların maçlarına atanan hakemlere daha titizlikle bakılıyor’ diye kulüplerle görüşüyor. Ne demek bu? Milli Takım için bir sponsorluk anlaşması yapılıyor, paranın bir kısmı alınıyor ve kulüplere dağıtılıyor. Yalansa, yalanlasınlar.
ŞÜKÜR Kİ DİJİTAL VAR
“TRT Spor, A Spor bizim basın toplantılarına girmemiş. Bizim basın toplantılarımızı hiç yansıtmıyorlar. Ama şükür ki dijital var.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Zonguldak’ın Devrek ilçesinde Öğretmenevi’nde STK, Sektör temsilcileri buluşması programına katıldı. Burada kalabalığa hitap eden Bakan Özhaseki, yerel seçimlerin önemine dikkat çekerek, “Bütün seçimler Türkiye’de önemlidir. Ama yerel seçimlerin şöyle bir önemi de vardır. Siz orada kendi geleceğinizi inşa edecek insanı seçersiniz. Yani çocuklarımızı büyüteceğimiz, yaşayacağımız ortamı bize hazırlayacak olan insanı seçersiniz. Şehirlerin geleceği o şehirdeki yerel yöneticilerin ufukları ile doğru orantılıdır. Oradaki yerel yönetici başta belediye başkanını kast ediyoruz. Dürüst birisi ise çalışkan, gayretli birisi ise gerçekten Allah rızası için bunu yapıyor, gece gündüz demeden toplum için bunu yapıyorsa Cenabı Allah onun gören gözü oluyor. Ayağı oluyor, yardım ediyor. Değilse, niyet bozuksa her işi eline yüzüne bulaştırıyor. O zaman da bunun eziyetini bizler çekiyoruz. Biz geleceğimizi oyluyoruz. O yüzden bildiğimiz doğruları söylemekte gayret ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
1994 yılı öncesinde ideolojik, takıntılı, kafasındaki sapkın hedeflerine ulaşmak için belediyecilik yapan insanlar olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “İstanbul’da bir semtte kahveler dolu. Fabrikadan mal çekiyorum özel sektördeyim. Kahvehanelerin neden dolu olduğunu sordum. Bana cevap olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elemanları olduğu, akşama kadar oyun oynadığını söylediler. Çalışmaz, eylem olacağı zaman otobüsler yanaşır, gösteri alanına giderler. Bunlar çalışmak için değil ki. Öğrenciliğim İstanbul’da geçti. Cami yanında tavana kadar çöp deryası olduğunu bilirim. Sular akmaz. Gece saatlerine suyu kurarız, kap kacağı biriktirip elimizi yüzümüzü yıkayacağız. O dönemler öyleydi. Ama biz çıktık dedik ki hizmet edeceğiz. Gece gündüz çalışacağız. Kimseyi ayırmayacağız. Mazeret de üretmeyeceğiz. Bu sözümüzde durduk. Yıllardır çok şükür birçok belediyede bunları da yaptık başardık” şeklinde konuştu.
“Biz sözümüzde, ahdimizde dururuz, çalışırız”
Kayseri Belediye Başkanlığı dönemlerini hatırlatan Bakan Özhaseki, “Biz sözümüzde ahdimizde dururuz, çalışırız. Haliyle Türkiye’nin birçok zorluğu var. Bulunduğumuz coğrafya böyle bir coğrafya en büyük zorluklardan birisi de depremsellik. Hepimiz bilelim ki şu anda bile yer altında kırılmamış, hangi şiddette kırılacağını bilmediğimiz 500’e yakın fay hattı var. Türkiye bir deprem ülkesi. Çok 100 yılda 6 üzerinde yıkıcı deprem sayısı 231. Ölen insan sayımız 130 bin. Öyle olunca bizim şehirlerimizi muntazam yapmamız lazım. Depreme dirençli yapmamız lazım. Evlerimiz rastgele yapmamız lazım. 6 Şubat’ta meydana gelen hadisede 680 bin evimiz yıkıldı, 170 bin de işyeri. Dile kolay, 850 bin. Burada tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan da zarar gördü. Asrın felaketi olarak deniliyor ama bin yıllık Anadolu medeniyetimizde başımıza gelen en büyük felaket buydu. Bundan daha büyük felaket de Moğol istilası dahil karşılaşmadık. Zararımız 100 milyar doların üzerinde. Ama çok şükür bunu Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bizler de yol arkadaşları olarak hep beraber adeta asrın dayanışmasına döndürdük. Gece gündüz çalışıyoruz. Arı gibi çalışıyoruz. Şu anda 300 binden fazla ev yapılıyor. Köy evlerini artık çelik karkastan yapılıyor. Şehirlerin merkezlerini, altyapılarını yapıyoruz. 76 bin evi geçen haftalarda vatandaşlarımıza teslim ettik” diye belirtti.
6 Şubat depreminden sonra asrın dayanışması sergilendiğinde bölgeye gelen yabancı misyon şeflerinin “Bu depremin 4’te 1’i bizde olsaydı vallahi biz bunun altından kalkamazdık” dediklerini hatırlatan Bakan Özhaseki, “Birkaç gün önce gazetelerde gördüm. Amerika’da bir kasırga olmuştu. Devlet üç senede hala oraya gitmemiş, vatandaş isyan ediyor, protestolarda bulunuyordu. Çok şükür bizde ilk günden itibaren oradaydık. 810 AK Partili belediye var. Bütün başkanlarımızı oraya gönderdik. Çalışıyoruz. İnşallah oradaki kardeşlerimizin bütün haklarını vereceğiz”
“Hadi gelin bin şantiyeyi gezdireceğim diyorum, gelen giden yok”
Özhaseki, “Bir ay kadar önceydi. Ana muhalefetin genel başkanı çıkmış, ‘hükumetin deprem karnesini açıklıyorum, sıfır, sıfır.’ Ne diyor dedim ya? Gösteri yapar gibi adamcağız bağırıyor elinde kağıtla. Bir başka genel başkan çıkıyor diyor ki 76 bin evi ‘Herhalde AKP’lilere verdiler’ diyor. Allah sizi ıslah etsin. Ne olursunuz şu kirli dilinizi çekin. Öteki de çıkmış, ‘Özhaseki’ye bak, utanmadan mis gibi evler yaptık’ diyor. Ne diyeceğim, mis gibi evler yapıyoruz. Aslanlar gibi evler yapıyoruz. Ne dememi beklersiniz. Oradaki çalışma bile zoruna gidiyor. Hükumetin başarısı bile zoruna gidiyor. Deprem olduğunda bir genel başkan yardımcısı diyor ki ‘Hükumet depremin altında kalır, merak etmeyin’ diyor. ya ne biçim adamsınız? Enkazın altında insanlar var, kurtarmaya çalışıyoruz. Daha birinci gün. Hala siyaset derdindeler. Ne olur şu kirli dilinizi bir çekin ya. Hadi gelin bin şantiyeyi gezdireceğim diyorum gelen giden yok” diyerek muhalefeti eleştirdi.
“Hem iktidarda hem yerel siyasette çalışacağız”
22 yılda AK Parti’nin iktidarda olduğunu, geçmiş iktidarlardan kat kat fazlasını yaptıklarını söyleyen Bakan Özhaseki, “Biz çalışacağız. Hem iktidarda hem yerel siyasette çalışacağız. Günü birlik biraz vakit geçirirler geçer giderler. Ama önemli olan bıraktığınız eserler. Hamdolsun 22 yılda iktidardayız. Türkiye’yi büyüttük. Altyapısını yaptık. Hiç kötü sözümüz olmaz geçmiş iktidarların üzerine kat kat fazlasını yaptık. Eğer biz bu beldeyi seviyorsak burada güzel işler olsun istiyorsak, elimizde güçlü bir AK Parti iktidarı varken Özcan Beye de sonuna kadar destek olacağız” dedi.
“Hiç çalışma yok, çalışıyormuş gibi gözüküyor”
20 yıl belediye başkanlığı yaptığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Her seçimlerde çıkardım. Yaptıklarımı anlatırdım. Önümüzdeki dönemde şunları yapacağım derdim. Vatandaşlar oy verirse gider yapardık. Şimdi başka belediyecilik başladı. Algı belediyeciliği. Yapmıyor, yapıyormuş gibi gözüküyor. Hiç çalışma yok, çalışıyormuş gibi gözüküyor. Adam tatilde, iş başındaymış gibi gösteriyorlar. Geçen seneki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüme ayrılan taraf 485 milyon, algı operasyonları için ayrılan ara 900 milyon lira civarı. Allah sizi ıslah etsin ne diyeyim. Sosyal medya ordusuyla, trollerle, yan yatıyor alkışlıyorlar, gülüyor, alkışlıyorlar. Sövün buraya diyorlar hücum, 50 bin kişi birden sövüyorlar. Ama gerçek belediyecilik ayrı bir şey. Gerçek belediyeciliğin temelinde hizmet var. Biz de hizmet yapıyoruz” şeklinde konuştu. – ZONGULDAK
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki:
“Dünyanın en başarısız iki tane belediye başkanı var. Ankara ve İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar”
ZONGULDAK – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Millet İttifakı’nı eleştirerek, söz konusu ittifakın tek amacının Cumhur İttifakı’nın yıkılması olduğunu söyledi. Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlarını da eleştiren Bakan Özhaseki, “Taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar” dedi.
Cumhur İttifakı Zonguldak’ta Terakki Mahallesi’nde miting gerçekleştirdi. Mitinge Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de katıldı. Cumhur İttifakı’nın yerli ve milli olduğunu söyleyen Özhaseki, “Kitabın ortasından başlayalım. İki tane ittifak vardı. Birisi Cumhur İttifakı. Birisi de Millet İttifakı diyorlardı adına. Bizim ittifakımız belliydi. Biz yerliyiz. Biz milliyiz. Bizim derdimiz Cumhur İttifakı olarak bu milletin bölünmez bütünlüğüdür. Bizim derdimiz ezan derdiydi. Bayrak derdiydi. ve biz dertli insanlarız. Bizim medeniyetimize karşı borcumuz var. İnsanımıza karşı borcumuz var. Cumhurbaşkanımıza, Devlet Bey’in dostluğu da arkadaşlığı da, yol arkadaşlığı da bu ulvi menfaatler üzerine kuruluydu. Hamdolsun. Bu konuda da kol kola verdiler. ve önlerine bakarak devam ediyorlar. Cenabı Allah uzun ömürler versin” dedi.
“On tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecek”
Millet İttifakını eleştiren Bakan Mehmet Özhaseki, “Karşıda da bir ittifak vardı. Altılı diyorlardı. Çok samimi bir hava veriyorlardı. Biz de diyorduk ki bak masanın altında kafasını uzatan bir PKK var. Onu da söyleyin ya saklamayın. Sonradan o da kesmedi onları. Dünyanın en başarısız iki tane belediye başkanı var. Ankara ve İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar. Onları da ortak ettiler. Dokuz oldu birdenbire ortaklık. Sonra da Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış. Kimseye söylemeden adamın birine İçişleri Bakanlığı’nı vermiş. MİT’i vermiş. On oldu. ya değerli arkadaşlar, on tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecekler? Ne sosyal olaylara bakışları, ne siyasi meselelere bakışları, ne askeri konulardaki fikirleri asla birbirine benzemez bunların. Birbirlerini sevmezler de, doğru konuşalım şimdi. Biri bir gün olsun diğerini özleyip de çay içmeye gitmemiştir bunların. Peki bu onlu grup birbirine benzemezler çetesi. Nasıl oldu da bir araya geldiler? Bunları bir araya getiren tek şey vardı. Bir tek motivasyon kaynağı vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun. Başka bir şey var mıydı? Hayır. Değerli arkadaşlar biz de faniyiz. Sizler iş başına getiriyorsunuz. Hizmet ediyoruz. Vatandaş derse ki müsaade edin. Başımızın üstüne. Ne diyeceğiz ona? Ancak siz gelirseniz ne yapacaksınız kardeşim hadi bir cümle söyleyin. Yıkım çetesi gibi. Yapmak zor arkadaşlar. O yüzdendir ki biz yapma tarafındayız bu işin. Durmadan çalışıyoruz. Gece gündüz demeden çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Burası son yüzyılın bir sığınma coğrafyasıdır”
Anadolu coğrafyasının dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi olduğunu, Türkiye’nin en kadim şehirlere sahip olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Cennet gibi bir vatanımız var. Allah’a hamdolsun. ve özellikle de şunu söylemem lazım. Son yüzyılın burası bir sığınma coğrafyasıdır. Balkanlar’da daralan ne kadar mazlum millet varsa Boşnaklar dahil, Komaklar, Gürcüler dahil bizim oradaki kardeşlerimiz hep bu coğrafyaya gelmişler. Karadeniz ötesindeki Çerkez Kavimleri, Gürcü kardeşlerimiz buraya gelmişler. Ülkemizin doğusundaki Ahıskalı kardeşlerimiz güneydekiler hep bu coğrafyaya gelmişler. Bir olmuşuz, beraber olmuşuz. Etle tırnak gibi olmuşuz. Hamdolsun. Devletimizi kurduk. ve gittikçe de büyüyoruz. Bayrağımız dalgalanıyor. Ezanımız okunuyor. Allah’a hamdolsun. Böyle bir güzel ortamımız var. O yüzden hiçbir yerde kimsenin kökenini konuşmamak lazım. Aşağıdandı yukarıdandı kuzeyden de, doğudandı, batıdandı. Asla denemez. Çünkü kimse bu dünyaya gelirken Cenabı Allah’a dilekçe vererek gelmiyor. Yüce takdir istediği yerde, istediği zamanda, istediği anneden babadan dünyaya getiriyor. Önemli olan ne? Adamlık, Çalışmak, hizmet bu milletin duasını almak. Ötesi ne ki? Ötesi hiçbir şey değil. O yüzden biz biriz, beraberiz Allah’ın izniyle” şeklinde konuştu.
“Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar’
Bu topraklarda fitne odaklarının bitmediğini, dışarıdan tahrikli bir şekilde terör örgütlerinin bitmediğini söyleyen Bakan Özhaseki, çukur eylemlerinde gittiği Cizre’deki diyaloglara dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
“Ama bu güzel coğrafyanın iki tane de sıkıntılı, kusurlu tarafı var. Her güzelin bir kusuru olur derler ya Bu coğrafyanın da kusuru var. Birisi bir türlü fitne odakları bitmek bilmez. Dışarıdan o kadar tahriklidir ki. İşte onların son elli yılda ürettikleri PKK’sından, IŞİD’ine, FETÖ’sünden, DHKP-C’sine bir türlü bilmez bunlar. Değerli kardeşlerim şuna dikkat edin ama. Bütün bu fitne örgütlerinin tamamını örgütleyen, onları destekleyen okyanus ötesindeki ülke var. Avrupa’dan dost gibi gözüken ülkeler var. Hiçbirisi meşru bir hak arama mücadelesindeki sivil toplum örgütü olarak asla gözükemez bunları. Onlara coniler niye geldiniz buraya diye Niye buraya geldiniz? Niye milyarlarca dolar harcıyorsunuz? Niye çocuklarımızın eline silah veriyorsunuz? Onları dağa gönderiyorsunuz. Ortalama dağda ömür üç sene. Sonra dönüp kurşunlar bize sıkılıyor. Kardeşliğimizi dinamitliyorsunuz. Asıl o conilere sorun. Bana niye soruyorsunuz? Ben hizmet için geldim buraya dedim. Herhalde diyorsunuz ki o okyanus ötesinden gelenler var ya insanlık getirecekler, eşitlik getirecekler. İnsan haklarını burada iyileştirecekler. Öyle mi diyorsunuz? Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar. Bir adım bile. Nereye gittiler de şimdiye kadar iyilik götürdüler? Nereye gittiler de hayır götürdüler? Her gittikleriyle şer götürdüler, kan götürdüler, gözyaşı götürdüler. Evet, oralarda bu mücadeleyi Allah’a hamdolsun veriyoruz. Hiç endişeniz olmasın” ifadelerine yer verdi.
“Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var”
Son yüzyıl içerisinde denizlerde ve karada meydana gelen 6 ve üzeri deprem sayısının 231 olduğunu, halen Türkiye’de kırılmamış 500’e yakın fay hattı olduğunu söyleyen Bakan Mehmet Özhaseki şöyle dedi:
“Cumhur İttifakımız da bizim kararımız net. Sağ olun. Amacımız belli. Özümüz belli, sözümüz belli elhamdülillah. Çok şükür. Bir başka kusurumuz daha var bu coğrafyada arkadaşlar. O da depremsellik. Ne yapalım? Son yüzyıl içerisinde bu coğrafyada denizlerimizde ve karada meydana gelen deprem sayısı altı ve üzerinde olanı söylüyorum. Yıkıcı olan deprem sayısı 231. Her sene iki veya üç tane deprem var. Şu anda bile Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var. Ne zaman kırılacak? Nasıl kırılacak? Nasıl hasar açacak, ne belalar çıkaracak. Emin olun bilemiyoruz. En son yaşadığımız 6 Şubat depreminde de tamAAmiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin de iş yeri toplamda 850 bin. Neredeyse on tane Zonguldak demektir arkadaşlar. Zararın büyüklüğünü alayım diye söylüyorum. Maddi zarar yüz milyar doların üzerinde. Manevi zarar mı? Onu ölçecek bir alet daha icat olmadı. Evlerini teslim ettiğimiz kardeşlerimizin yanında gidiyorum. Oturuyoruz bir çaylarını içiyoruz. Biraz sonra o geceyi anlatmaya başlıyorlar. Hem anlatanlar ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Her bir evde mutlaka evlatlardan giden var, eşlerden giden var. Böyle de bir kaderimiz var. Ama Allah’a hamdolsun gece yarısından itibaren Sayın Cumhurbaşkanı ayakta. Bütün ekip ayakta. ve oradaki bu büyük felaketi biz bir asrın dayanışmasına doğru döndürdük. Naçizane o dönemde ben de genel başkan yardımcısıydım. Belediyelerden sorumluydum. Bütün belediyelerimizi oraya sevk ettik. Orada çalıştık. Gece gündüz demedik.”
“Ne yazık ki CHP’li belediyeler arada bir özel jetlerle gelip selfie çekinip gittiler”
6 Şubat depremleri sonrası 4 bin 333 köyde çelikten evler yaptıklarını, 110 bin kişilik orduyla çalıştıklarını ifade eden Bakan Özhaseki, “Bizler böyle yaparken anlı şanlı koca koca milyonlarca nüfusu olan ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler de arada bir özel jetlerle geldiler. Selfie çekindiler, bırakıp gittiler. Allah onların da iyiliğini versin. Bir saniye bile boş geçirmedik. Binden fazla şimdi orada şantiyemiz var. Devletimizle, milletimizle övünelim diye söylüyorum. Yüz binlerce ev yaptırıyoruz. 4 bin 333 tane köyde çelikten evler yaptırıyoruz şimdi. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Şehirlerin merkezini yapıyor Altyapılarını yapıyoruz. Ana caddeleri yapıyoruz. Yetmiş altı bin konutu bitirdik. On ay içerisinde oradaki vatandaşlarımıza dağıttık. Bazen kuradan çıkmayınca üzülüyorlar. Diyorum ki kardeşlerim üzülmeyin. Öbür ay çıkar. On, on beş bin konut gelecek ay dağıtacağız. On, on beş bin konut, öbür ay dağıtacağız. Çıkmazsa öbür sefer çıkar. Ama size söz olsun diyorum onlara. Bütün bu evleri bitirip sizler evinize oturuncaya kadar. Dönüp sonra bize Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Cenabıhak sizden razı olsun deyinceye kadar buralardayız. Gitmeyeceğiz ve evlendirip teslim edeceğiz diyoruz. Çok şükür bizler büyük bir devletiz. Büyük bir milletiz. O günlerde düşünün. Kumbaralarındaki paraları bozdurarak yatıran çocuklarımızı mı dersiniz? Haccını erteleyip AFAD’a hibe olarak veren anne babalarımızı mı dersiniz? Azerbaycan’dan bir kardeşimiz çıkmış. Adı Server Beşilli. Hacı Murat arabası eski mi eski. Battaniye doldurmuş, yiyecek doldurmuş. Ben kardeşlerime yardıma gidiyorum diyor. Böyle bir milletin üyesi olmak, ferdi olmak bizim için bir şereftir. Bunu bilin. Elhamdülillah şimdi de çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
“Ne olur şu kirli dilinizi çekin, depremzedeler üzerinden siyaset olmaz”
Muhalefetin depremzedeler üzerinden siyaset yaptığını ifade eden; tamamlanan evlerin dağıtımına ilişkin iddialarına sert tepki gösteren Bakan Özhaseki, “Ama biz böyle gece gündüz demeden uğraşırken muhalefet tarafından da genel başkanları bize laf atmaya devam ediyorlar. Birisi çıkmış diyor ki, hani nerede evler? Bir tane bile teslim etmediler. Karnesini söylüyorum hükümetin, sıfır, sıfır. Kocaman bir genel başkan. Öbürü çıkmış diyor ki, herhalde diyor bu evlere AKP’lilere dağıtıyorlar. Akrabalarına veriyorlar. Diyorum ki ya ne olur şu kirli dilinizi çekin. Depremzedeler üzerinden siyaset olmaz. Günahtır, ayıptır. İlle de yaptığımız evleri görmek istiyor musunuz? Binden fazla şantiyemizi söz vereceğiz, gezdireceğim size, göstereceğim. Hadi gelin. Ama bir tanesi bile gelmiyor. Ama geriden bu sözleri söylemeye de devam ediyorlar. Bakın karşınızda birisi konuştuğu zaman can kulağı dinleyeceksiniz ki ne diyor adam bir anlayasınız. Sizinle konuştuğunuz zaman kulağınız duyacak ki adam olasınız demiş. Allah bunlara kulak nasip etsin. Ne diyeyim başka ben?” dedi.
“Kimseyi ayırmayacağız da mazeret de üretmeyeceğiz”
31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler seçimlerine dikkat çeken Bakan Mehmet Özhaseki, şunları kaydetti:
“Bir yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçimin de özelliği şu. Elbette bizler bir taraftan başkanımızın yaptıklarına dikkat ederiz. Bundan sonra da hizmetlerini sevdiysek devam ettiririz ama yerel seçimlerde verilen karar şundan dolayı önemli. Biz geleceğimizi oyluyoruz. Şehrimizin hizmetine oyluyoruz. Bundan sonra yapmak istenilen işleri oyluyoruz bir noktada. Yavrularımızın geleceği için oy kullanıyoruz. Elhamdülillah bizde 1994’te Cumhurbaşkanımız İstanbul’da naçizane Anadolu’da ben de Kayseri’de adaydım. O gün çıktık dedik ki biz hizmet edeceğiz. Eski o ideolojik takıntılı belediyecilik anlayışlarını asla dönüp bakmayacağız. Gece gündüz demeden çalışacağız. Bizler kimseyi ayırmayacağız de mazeret de üretmeyeceğiz. Böyle diyerek çıktık. ve çok şükür o yıldan bu tarafa hala hizmet etmeye devam ediyoruz. İnsan odur ki bıraka bir eser eseri olmayanın yerinde yeller eser. Buna inanmış insanlarız bizler. Çok şükür burada da Ömer Selim kardeşimle beraber çok hizmet genel merkezdeyken de bakanlıkta da kapıdan hiç ayrılmayan birisi var. Ömer Selim. Her seferinde gelir. Mutlaka bir şey ister ve koparır. Alır buraya getirir. Yapılan çalışmaları sizler de biliyorsunuz zaten hem genelde hükümet olarak hem de yerelde Allah’a hamdolsun çok hizmet ettik.”
“Önümüzü kesiyorlar, her numarayı yapıyorlardı”
Kayseri’de beş dönem hizmet ettiğini ve oyunu arttırdıkça çalıştığını; buna rağmen önüne engeller çıkartıldığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Burada bir şey daha vurgulamam lazım. Ben yirmi seneden fazla beş dönem üst üste Kayseri’de hizmet ettim. Allah razı olsun Kayserili hemşerilerimiz oyumu arttırdıkça ben de deli gibi çalıştım. Herkes buna şahit orada. Yirmi seneden fazla sürdü. İlk günlerde muhalefetteydik. Önümüzü kesiyorlardı. Her numarayı yapıyorlardı. Biz de sessiz çalışmaya devam ediyorduk. Büyük projelerimiz vardı. O büyük projeler için hiç izin alamamıştım. Yani Erciyes Kayak Merkezi yaptırmak istiyorum. Hayır diyorlardı. Param var benim. Raylı sistem getireceğim. Sizden kredi de istemiyorum. Lütfen bana bir izin verin diyordum. Hayır diyorlar bunların hepsinin yazılarını saklıyorum ben. Kızılırmak’ın üzerine baraj yaptırıyorum. Ruhsatını verin. Hayır diyorlardı. Stadyum bak eskimiş dökülüyor. Ben belediye başkanı olarak stadyum yaptıracağım. Sizden de para istemiyorum. Bana izin verin diyorum. Hayır diyorlardı. Ne kadar büyük varsa hepsine hayır demişlerdi. Ama ne zaman ki iki bin ikide AK Parti iktidara geldi? Cumhurbaşkanımız iş başında. Bütün projeleri tek tek götürdüm. Daha bir kuruş istemediğim halde önüme açıldığı için şehri büyütecek devasa projeleri biraz da tabii ki ağamıza güvenip sırtımızı yaz yola çıkıp yaptık Allah’ın izniyle” ifadelerine yer verdi.
“İktidar gücü başka, onu kullanmak lazım”
Bakan Özhaseki, “İktidar gücü başka. Onu kullanmak lazım. Oradaki insanlardan fırsatlardan istifade etmek lazım. Burada da Ömer Selim Bey kardeşime sizler izin verirseniz önünü açarsanız, onu desteklerseniz Allah’ın izniyle ben de buranın bir evladı olarak elimden ne geliyorsa yapacağım. Söz veriyorum sizlere. Bu fırsatı kaçırmayalım. Eğer sizin desteğiniz olursa sonuna kadar bütün projelere destek vermeye söz veriyorum. Sizler de buna şahit olun inşallah” dedi.
Bakan Mehmet Özhaseki ve Cumhur İttifakı üyeleri mitingin sonunda hatıra fotoğrafı çektirerek mitinge katılanlara karanfil dağıttı. Bakan Özhaseki, 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı adayı Ömer Selim Alan için destek istedi.
]]>Cumhur İttifakı Zonguldak’ta Terakki Mahallesi’nde miting gerçekleştirdi. Mitinge Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de katıldı. Cumhur İttifakı’nın yerli ve milli olduğunu söyleyen Özhaseki, “Kitabın ortasından başlayalım. İki tane ittifak vardı. Birisi Cumhur İttifakı. Birisi de Millet İttifakı diyorlardı adına. Bizim ittifakımız belliydi. Biz yerliyiz. Biz milliyiz. Bizim derdimiz Cumhur İttifakı olarak bu milletin bölünmez bütünlüğüdür. Bizim derdimiz ezan derdiydi. Bayrak derdiydi. ve biz dertli insanlarız. Bizim medeniyetimize karşı borcumuz var. İnsanımıza karşı borcumuz var. Cumhurbaşkanımıza, Devlet Bey’in dostluğu da arkadaşlığı da, yol arkadaşlığı da bu ulvi menfaatler üzerine kuruluydu. Hamdolsun. Bu konuda da kol kola verdiler. ve önlerine bakarak devam ediyorlar. Cenabı Allah uzun ömürler versin” dedi.
“On tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecek”
Millet İttifakını eleştiren Bakan Mehmet Özhaseki, “Karşıda da bir ittifak vardı. Altılı diyorlardı. Çok samimi bir hava veriyorlardı. Biz de diyorduk ki bak masanın altında kafasını uzatan bir PKK var. Onu da söyleyin ya saklamayın. Sonradan o da kesmedi onları. Dünyanın en başarısız iki tane belediye başkanı var. Ankara ve İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar. Onları da ortak ettiler. Dokuz oldu birdenbire ortaklık. Sonra da Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış. Kimseye söylemeden adamın birine İçişleri Bakanlığı’nı vermiş. MİT’i vermiş. On oldu. ya değerli arkadaşlar, on tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecekler? Ne sosyal olaylara bakışları, ne siyasi meselelere bakışları, ne askeri konulardaki fikirleri asla birbirine benzemez bunların. Birbirlerini sevmezler de, doğru konuşalım şimdi. Biri bir gün olsun diğerini özleyip de çay içmeye gitmemiştir bunların. Peki bu onlu grup birbirine benzemezler çetesi. Nasıl oldu da bir araya geldiler? Bunları bir araya getiren tek şey vardı. Bir tek motivasyon kaynağı vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun. Başka bir şey var mıydı? Hayır. Değerli arkadaşlar biz de faniyiz. Sizler iş başına getiriyorsunuz. Hizmet ediyoruz. Vatandaş derse ki müsaade edin. Başımızın üstüne. Ne diyeceğiz ona? Ancak siz gelirseniz ne yapacaksınız kardeşim hadi bir cümle söyleyin. Yıkım çetesi gibi. Yapmak zor arkadaşlar. O yüzdendir ki biz yapma tarafındayız bu işin. Durmadan çalışıyoruz. Gece gündüz demeden çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Burası son yüzyılın bir sığınma coğrafyasıdır”
Anadolu coğrafyasının dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi olduğunu, Türkiye’nin en kadim şehirlere sahip olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Cennet gibi bir vatanımız var. Allah’a hamdolsun. ve özellikle de şunu söylemem lazım. Son yüzyılın burası bir sığınma coğrafyasıdır. Balkanlar’da daralan ne kadar mazlum millet varsa Boşnaklar dahil, Komaklar, Gürcüler dahil bizim oradaki kardeşlerimiz hep bu coğrafyaya gelmişler. Karadeniz ötesindeki Çerkez Kavimleri, Gürcü kardeşlerimiz buraya gelmişler. Ülkemizin doğusundaki Ahıskalı kardeşlerimiz güneydekiler hep bu coğrafyaya gelmişler. Bir olmuşuz, beraber olmuşuz. Etle tırnak gibi olmuşuz. Hamdolsun. Devletimizi kurduk. ve gittikçe de büyüyoruz. Bayrağımız dalgalanıyor. Ezanımız okunuyor. Allah’a hamdolsun. Böyle bir güzel ortamımız var. O yüzden hiçbir yerde kimsenin kökenini konuşmamak lazım. Aşağıdandı yukarıdandı kuzeyden de, doğudandı, batıdandı. Asla denemez. Çünkü kimse bu dünyaya gelirken Cenabı Allah’a dilekçe vererek gelmiyor. Yüce takdir istediği yerde, istediği zamanda, istediği anneden babadan dünyaya getiriyor. Önemli olan ne? Adamlık, Çalışmak, hizmet bu milletin duasını almak. Ötesi ne ki? Ötesi hiçbir şey değil. O yüzden biz biriz, beraberiz Allah’ın izniyle” şeklinde konuştu.
“Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar’
Bu topraklarda fitne odaklarının bitmediğini, dışarıdan tahrikli bir şekilde terör örgütlerinin bitmediğini söyleyen Bakan Özhaseki, çukur eylemlerinde gittiği Cizre’deki diyaloglara dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
“Ama bu güzel coğrafyanın iki tane de sıkıntılı, kusurlu tarafı var. Her güzelin bir kusuru olur derler ya Bu coğrafyanın da kusuru var. Birisi bir türlü fitne odakları bitmek bilmez. Dışarıdan o kadar tahriklidir ki. İşte onların son elli yılda ürettikleri PKK’sından, IŞİD’ine, FETÖ’sünden, DHKP-C’sine bir türlü bilmez bunlar. Değerli kardeşlerim şuna dikkat edin ama. Bütün bu fitne örgütlerinin tamamını örgütleyen, onları destekleyen okyanus ötesindeki ülke var. Avrupa’dan dost gibi gözüken ülkeler var. Hiçbirisi meşru bir hak arama mücadelesindeki sivil toplum örgütü olarak asla gözükemez bunları. Onlara coniler niye geldiniz buraya diye Niye buraya geldiniz? Niye milyarlarca dolar harcıyorsunuz? Niye çocuklarımızın eline silah veriyorsunuz? Onları dağa gönderiyorsunuz. Ortalama dağda ömür üç sene. Sonra dönüp kurşunlar bize sıkılıyor. Kardeşliğimizi dinamitliyorsunuz. Asıl o conilere sorun. Bana niye soruyorsunuz? Ben hizmet için geldim buraya dedim. Herhalde diyorsunuz ki o okyanus ötesinden gelenler var ya insanlık getirecekler, eşitlik getirecekler. İnsan haklarını burada iyileştirecekler. Öyle mi diyorsunuz? Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar. Bir adım bile Nereye gittiler de şimdiye kadar iyilik götürdüler? Nereye gittiler de hayır götürdüler? Her gittikleriyle şer götürdüler, kan götürdüler, gözyaşı götürdüler. Evet, oralarda bu mücadeleyi Allah’a hamdolsun veriyoruz. Hiç endişeniz olmasın” ifadelerine yer verdi.
“Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var”
Son yüzyıl içerisinde denizlerde ve karada meydana gelen 6 ve üzeri deprem sayısının 231 olduğunu, halen Türkiye’de kırılmamış 500’e yakın fay hattı olduğunu söyleyen Bakan Mehmet Özhaseki şöyle dedi:
“Cumhur İttifakımız da bizim kararımız net. Sağ olun. Amacımız belli. Özümüz belli, sözümüz belli elhamdülillah. Çok şükür. Bir başka kusurumuz daha var bu coğrafyada arkadaşlar. O da depremsellik. Ne yapalım? Son yüzyıl içerisinde bu coğrafyada denizlerimizde ve karada meydana gelen deprem sayısı altı ve üzerinde olanı söylüyorum. Yıkıcı olan deprem sayısı 231. Her sene iki veya üç tane deprem var. Şu anda bile Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var. Ne zaman kırılacak? Nasıl kırılacak? Nasıl hasar açacak, ne belalar çıkaracak. Emin olun bilemiyoruz. En son yaşadığımız 6 Şubat depreminde de tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin de iş yeri toplamda 850 bin. Neredeyse on tane Zonguldak demektir arkadaşlar. Zararın büyüklüğünü alayım diye söylüyorum. Maddi zarar yüz milyar doların üzerinde. Manevi zarar mı? Onu ölçecek bir alet daha icat olmadı. Evlerini teslim ettiğimiz kardeşlerimizin yanında gidiyorum. Oturuyoruz bir çaylarını içiyoruz. Biraz sonra o geceyi anlatmaya başlıyorlar. Hem anlatanlar ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Her bir evde mutlaka evlatlardan giden var, eşlerden giden var. Böyle de bir kaderimiz var. Ama Allah’a hamdolsun gece yarısından itibaren Sayın Cumhurbaşkanı ayakta. Bütün ekip ayakta. ve oradaki bu büyük felaketi biz bir asrın dayanışmasına doğru döndürdük. Naçizane o dönemde ben de genel başkan yardımcısıydım. Belediyelerden sorumluydum. Bütün belediyelerimizi oraya sevk ettik. Orada çalıştık. Gece gündüz demedik.”
“Ne yazık ki CHP’li belediyeler arada bir özel jetlerle gelip selfie çekinip gittiler”
6 Şubat depremleri sonrası 4 bin 333 köyde çelikten evler yaptıklarını, 110 bin kişilik orduyla çalıştıklarını ifade eden Bakan Özhaseki, “Bizler böyle yaparken anlı şanlı koca koca milyonlarca nüfusu olan ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler de arada bir özel jetlerle geldiler. Selfie çekindiler, bırakıp gittiler. Allah onların da iyiliğini versin. Bir saniye bile boş geçirmedik. Binden fazla şimdi orada şantiyemiz var. Devletimizle, milletimizle övünelim diye söylüyorum. Yüz binlerce ev yaptırıyoruz. 4 bin 333 tane köyde çelikten evler yaptırıyoruz şimdi. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Şehirlerin merkezini yapıyor Altyapılarını yapıyoruz. Ana caddeleri yapıyoruz. Yetmiş altı bin konutu bitirdik. On ay içerisinde oradaki vatandaşlarımıza dağıttık. Bazen kuradan çıkmayınca üzülüyorlar. Diyorum ki kardeşlerim üzülmeyin. Öbür ay çıkar. On, on beş bin konut gelecek ay dağıtacağız. On, on beş bin konut, öbür ay dağıtacağız. Çıkmazsa öbür sefer çıkar. Ama size söz olsun diyorum onlara. Bütün bu evleri bitirip sizler evinize oturuncaya kadar. Dönüp sonra bize Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Cenabıhak sizden razı olsun deyinceye kadar buralardayız. Gitmeyeceğiz ve evlendirip teslim edeceğiz diyoruz. Çok şükür bizler büyük bir Devletiz. Büyük bir milletiz. O günlerde düşünün. Kumbaralarındaki paraları bozdurarak yatıran çocuklarımızı mı dersiniz? Haccını erteleyip AFAD’a hibe olarak veren anne babalarımızı mı dersiniz? Azerbaycan’dan bir kardeşimiz çıkmış. Adı Server Beşilli. Hacı Murat arabası eski mi eski. Battaniye doldurmuş, yiyecek doldurmuş. Ben kardeşlerime yardıma gidiyorum diyor. Böyle bir milletin üyesi olmak, ferdi olmak bizim için bir şereftir. Bunu bilin. Elhamdülillah şimdi de çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
“Ne olur şu kirli dilinizi çekin, depremzedeler üzerinden siyaset olmaz”
Muhalefetin depremzedeler üzerinden siyaset yaptığını ifade eden; tamamlanan evlerin dağıtımına ilişkin iddialarına sert tepki gösteren Bakan Özhaseki, “Ama biz böyle gece gündüz demeden uğraşırken muhalefet tarafından da genel başkanları bize laf atmaya devam ediyorlar. Birisi çıkmış diyor ki, hani nerede evler? Bir tane bile teslim etmediler. Karnesini söylüyorum hükümetin, sıfır, sıfır. Kocaman bir genel başkan. Öbürü çıkmış diyor ki, herhalde diyor bu evlere AKP’lilere dağıtıyorlar. Akrabalarına veriyorlar. Diyorum ki ya ne olur şu kirli dilinizi çekin. Depremzedeler üzerinden siyaset olmaz. Günahtır, ayıptır. İlle de yaptığımız evleri görmek istiyor musunuz? Binden fazla şantiyemizi söz vereceğiz, gezdireceğim size, göstereceğim. Hadi gelin. Ama bir tanesi bile gelmiyor. Ama geriden bu sözleri söylemeye de devam ediyorlar. Bakın karşınızda birisi konuştuğu zaman can kulağı dinleyeceksiniz ki ne diyor adam bir anlayasınız. Sizinle konuştuğunuz zaman kulağınız duyacak ki adam olasınız demiş. Allah bunlara kulak nasip etsin. Ne diyeyim başka ben?” dedi.
“Kimseyi ayırmayacağız da mazeret de üretmeyeceğiz”
31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler seçimlerine dikkat çeken Bakan Mehmet Özhaseki, şunları kaydetti:
“Bir yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçimin de özelliği şu. Elbette bizler bir taraftan başkanımızın yaptıklarına dikkat ederiz. Bundan sonra da hizmetlerini sevdiysek devam ettiririz ama yerel seçimlerde verilen karar şundan dolayı önemli. Biz geleceğimizi oyluyoruz. Şehrimizin hizmetine oyluyoruz. Bundan sonra yapmak istenilen işleri oyluyoruz bir noktada. Yavrularımızın geleceği için oy kullanıyoruz. Elhamdülillah bizde 1994’te Cumhurbaşkanımız İstanbul’da naçizane Anadolu’da ben de Kayseri’de adaydım. O gün çıktık dedik ki biz hizmet edeceğiz. Eski o ideolojik takıntılı belediyecilik anlayışlarını asla dönüp bakmayacağız. Gece gündüz demeden çalışacağız. Bizler kimseyi ayırmayacağız de mazeret de üretmeyeceğiz. Böyle diyerek çıktık. ve çok şükür o yıldan bu tarafa hala hizmet etmeye devam ediyoruz. İnsan odur ki bıraka bir eser eseri olmayanın yerinde yeller eser. Buna inanmış insanlarız bizler. Çok şükür burada da Ömer Selim kardeşimle beraber çok hizmet Genel merkezdeyken de bakanlıkta da kapıdan hiç ayrılmayan birisi var. Ömer Selim. Her seferinde gelir. Mutlaka bir şey ister ve koparır. Alır buraya getirir. Yapılan çalışmaları sizler de biliyorsunuz zaten hem genelde hükümet olarak hem de yerelde Allah’a hamdolsun çok hizmet ettik.”
“Önümüzü kesiyorlar, her numarayı yapıyorlardı”
Kayseri’de beş dönem hizmet ettiğini ve oyunu arttırdıkça çalıştığını; buna rağmen önüne engeller çıkartıldığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Burada bir şey daha vurgulamam lazım. Ben yirmi seneden fazla beş dönem üst üste Kayseri’de hizmet ettim. Allah razı olsun Kayserili hemşerilerimiz oyumu arttırdıkça ben de deli gibi çalıştım. Herkes buna şahit orada. Yirmi seneden fazla sürdü. İlk günlerde muhalefetteydik. Önümüzü kesiyorlardı. Her numarayı yapıyorlardı. Biz de sessiz çalışmaya devam ediyorduk. Büyük projelerimiz vardı. O büyük projeler için hiç izin alamamıştım. Yani Erciyes Kayak Merkezi yaptırmak istiyorum. Hayır diyorlardı. Param var benim. Raylı sistem getireceğim. Sizden kredi de istemiyorum. Lütfen bana bir izin verin diyordum. Hayır diyorlar bunların hepsinin yazılarını saklıyorum ben. Kızılırmak’ın üzerine baraj yaptırıyorum. Ruhsatını verin. Hayır diyorlardı. Stadyum bak eskimiş dökülüyor. Ben belediye başkanı olarak stadyum yaptıracağım. Sizden de para istemiyorum. Bana izin verin diyorum. Hayır diyorlardı. Ne kadar büyük Varsa hepsine hayır demişlerdi. Ama ne zaman ki iki bin ikide AK Parti iktidara geldi? Cumhurbaşkanımız iş başında. Bütün projeleri tek tek götürdüm. Daha bir kuruş istemediğim halde önüme açıldığı için şehri büyütecek devasa projeleri biraz da tabii ki ağamıza güvenip sırtımızı yaz yola çıkıp yaptık Allah’ın izniyle” ifadelerine yer verdi.
“İktidar gücü başka, onu kullanmak lazım”
Bakan Özhaseki, “İktidar gücü başka. Onu kullanmak lazım. Oradaki insanlardan fırsatlardan istifade etmek lazım. Burada da Ömer Selim Bey kardeşime sizler izin verirseniz önünü açarsanız, onu desteklerseniz Allah’ın izniyle ben de buranın bir evladı olarak elimden ne geliyorsa yapacağım. Söz veriyorum sizlere. Bu fırsatı kaçırmayalım. Eğer sizin desteğiniz olursa sonuna kadar bütün projelere destek vermeye söz veriyorum. Sizler de buna şahit olun inşallah” dedi.
Bakan Mehmet Özhaseki ve Cumhur İttifakı üyeleri mitingin sonunda hatıra fotoğrafı çektirerek mitinge katılanlara karanfil dağıttı. Bakan Özhaseki, 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı adayı Ömer Selim Alan için destek istedi. – ZONGULDAK
]]>TACETTİN DURMUŞ
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kars bir konuda büyükşehir belediyeleriyle yarıştığını belirterek, “Hangi konuda yarışıyor biliyor musunuz; borcu ile yarışıyor. Kayyım Efendi, Kars halkı çok iyi biliyor. Sen de mensubu olduğun parti gibi başınız seccadede, elleriniz semada, ama aklınız hilede, hurda da ve haksızlıktadır” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kars’ta partisinin düzenlediği mitinge katıldı. Burada konuşan Bakırhan, Kars Belediye Eş Başkan adayları Arzu Savaş Derman ve Kenan Karahancı ile birlikte ilçe belediye eş başkan adaylarına destek istedi.
“BÜYÜKŞEHİRLERLE BORCU İLE YARIŞIYOR”
Tuncer Bakırhan, şunları söyledi:
“Değerli halkımız bizleri onure ettiniz ve 2019 yılında Kars’ta yaşayan bütün halklar, inançlar partimizi yönetime getirdi. Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. İnşallah yeniden DEM Parti’yi Kars’ın partisini, bizim partimizi 31 Mart’ta yeniden seçeceksiniz. Bakın siz belediyede oy verdiniz biz kazandık. Ne yaptılar kayyım atadılar. Kayyım efendi ne yaptı; belediyenin önünde namaz kıldı. Biz inançlı bir toplumumuz, biz namazı, niyazı, Ramazanı, orucu AKP ile birlikte öğrenmedik. Biz bin yıllardır bu topraklarda inancımızı, Karslı yurttaşlarımızla birlikte özgürce yaşadık ve yaşamaya devam edeceğiz. Sizin huzurunuzda Kayyım Efendi’ye soruyorum; belediye önünde namaz kıllarken, namazla belediyeye teslim alan bir kayyım hırsızlık yapar mı? Namaz kılacaksın ama Kars Belediyesinin bütçesini çarçur edeceksin, çetelere, 3-5 tane mafyaya, sermayeye peşkeş çekeceksin. Maşallah Kars’ta altyapı yok, yol yok, su yok ama Kars bir konuda büyükşehir belediyeleriyle yarışıyor. Hangi konuda yarışıyor biliyor musunuz; borcu ile yarışıyor. Kayyım Efendi Kars halkı çok iyi biliyor. Sen de mensubu olduğun parti gibi başınız seccadede, elleriniz semada, ama aklınız, hilede, hurda da ve haksızlıktadır.
“EMEKLİLER AKP’NİN HAKİKATİDİR”
Şimdi Erdoğan diyor ki; hakikati yüzümüze haykırın. ya Allah aşkına hangi hakikati söyleyelim; emekliler AKP’nin hakikatidir. 10 bin lira ile geçinebiliyor muzunuz? Size 10 bin lirayı reva görenler değil bir aya acaba 1 yıl lira ile geçinmeye varlar mı? Kendilerine gelince yüksek maaşlar, ihaleler yetmiyor. AKP’nin bürokratları 3 maaş birden alıyorlar ama emekliye, asgari ücretliye gelince kaynak yok. Enflasyon almış başını gidiyor. Beyefendi ne diyor; ‘Türkiye’de ekonomiyi iki kat büyüteceğiz’. Allah aşkına yerinizde durun bir zahmet iktidarı bırakın ekonomiyi siz büyütmeyin. 22 yıl önce ‘refah toplumu yaratacağız’ diyorlardı. Şimdi Beyefendi 22 yıldır yapamadığını şimdi yapacak. Kars bu yalanlara inanacak mısınız? ‘Türkiye’de kişi başına 13 bin dolar düşüyor’ diyorlar. Allah aşkına aranızda 13 bin dolar kazanan var mı? Sanırım sarayın etrafındaki siyasetçilere bakıyor. AKP’nin yöneticilerine, il başkanlarına hırsız, yolsuz kayyımlara bakıyor. Zannediyor ki Kars’ın Azerisi, Terekemesi, Yerlisi, Kürdü de 13 bin dolar kazanıyor. İşte bunları bizi görmeyecek kadar kör, duymayacak kadar kulaklarını tıkamış bizler için çalışmıyorlar kendileri için çalışıyorlar. Onun için Kars bunlara 31 Mart’ta cevabını verecek.
“SANIRSIN DÜNYANIN BARIŞINI ERDOĞAN GETİRECEK”
Şimdi çıkmış sanırsın dünyanın barışını Erdoğan getirecek. Kardeşim senin ülkende her gün Türk ve Kürt çocukları yaşamlarını yitiriyor. Her gün Türk ve Kürt gençlerinin cenazesi geliyor. Sen Ukrayna- Rusya barışını sağlayacağına niye kendi Kürt kardeşlerinle kendi toplumsal barışını sağlayış Dünyanın en güçlü ülkesi haline gelmiyorsun. Dünyada barışsever ama kendi seçiminde Kürdün başına top, tüfek ve mermi yardıracağım diyor. Bu savaş isteyenlerle, bu savaş çığırtkanlarına inşallah Türkiye’de çok yerde birçok cevap vererek ve bunlara bu halk kırmızı kartı gösterecek. Kars’tan bir kez daha bu çağrı da bulunmak istiyorum. Diyorum ki; Türkiye’nin neresinde olursanız olsun sandığa gidin ve hiç tereddüt etmeden ağacı gördüğünüz yere mührünüzü basın. Çünkü DEM Parti ezilenlerin partisidir. 3’üncü yol sözde bir yol değil, hiç kimse ama hiç kimse ama hiçbir kimse bizi 3. yoldan vazgeçiremez, bize ayar veremez, dümeni yanlış yere kıramaz. Biz buna izin vermeyiz. 3. yol faşizmle, yoksullukla, adaletsizlikle mücadele etmenin yoludur. Bunun adresi de DEM partidir. Dolayısıyla ezilenler çok iyi bilsin ki 3. yol karşısında duran her anlayışının karşısında kararlılıklar durabileceğimizi belirtmek istiyorum. Bir yol varsa o da bizim yolumuzdur, üçüncü yoldur. Dolayısıyla Kars’ın Azerinin, Terekemenin, Kürdün ve Türkiye’nin neresinde olursa olsun üçüncüyü yol altında birleşmeye ve mücadele etmeye ve oy kullanmaya davet ediyoruz.
“KARS’A KAÇAK SEÇMEN GETİRİYORLAR”
Ne yaptılar Kars’a kaçak seçmen getiriyorlar. Karslı olmayan Kars’ta yaşamayan asker, polis, kolluk kuvvetlerini buraya getiriyorlar. Ne yapacaklar Azerinin, Terekemenin, Yerlinin, Kürdün iradesine ipotek koyacaklar. Bunlar da ‘seçim diyorlar bunlar ‘demokrasi’ diyorlar. Kars büyük bir mücadele şehridir. Onurlu bir kenttir. Kaçak seçmen getirenlere dur diyecek ve DEM Parti’ye oy vererek cevabını verecek. O zaman sizden rica ediyorum. Şimdi bu saatten sonra telefon rehberinizi elinize alın ve Kars’ta oyu olan ama çeşitli sebeplerden dolayı il dışında olan Kars’a gelemeyen kardeşlerimizi, komşularımızı, arkadaşlarımızı arayın ve Kars’ta oy kullanmaya çağırın.”
]]>
Çok büyük bir kalabalığın olduğu buluşmada, Kahramankazan Cumhur İttifakı destekçisi vatandaşların coşkuları dikkate değerdi.
Oğuz, Ankara Milletvekili Kurtcan Çelebi, AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Ceylan ve Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanı Ali Gökdere ile birlikte Kayı Mahallesi’ndeki seçim ofisinde dava arkadaşlarıyla bir araya geldi. Yerel seçimlere yönelik heyecanın arttığı bu günlerde, seçim ofisindeki atmosferin coşkusu ve birlik ruhu görüntülere yansıdı. Bin kişiden fazla katılımın olduğu buluşmada Oğuz’a kuvvetli bir destek verildiği görüldü.
“Biz bu seçime mührümüzü vuracağız”
Bu vatan bize piyango ikramiyesi olarak çıkmadı, bu vatan bizde torbalardan içi boş vaatlerle çıkmadı, bu vatan bize aziz şehitlerimizin döktüğü kanlarla, verdiği canlarla emanet edildi, biz bu emanete sahip çıkmak zorundayız diyen Oğuz: “5 yıldır bu şehri yönetiyor Serhat kardeşiniz, Serhat kardeşinizin haksız kazanç elde ettiğini duyan var mı, Serhat kardeşinizin birilerine rant sağladığını duyan var mı, Serhat kardeşinizin birileriyle kirli ittifaklar kurduğunu duyan var mı, Serhat kardeşinizin kamu malını peşkeş çektiğini birileriyle pazarlığını yaptığını duyan var mı? Yok. Bugün Ali Gökdere burada, var mı Ali Gökdere ile ilgili kafasında en ufak bir soru işareti olan, Ahmet Ceylan burada üyelerimiz burada birlikte çalıştığım arkadaşlarım burada, her kuş kendi cinsi ile uçuyor ya, Allah rızası için çalışan vatanı için çalışan riyakarlık etmeden çalışan kadrolarla biz bu seçime mührümüzü vuracağız” dedi.
“En zayıf ittifak, menfaatler üzerine kurulan ittifaktır.”
En zayıf ittifak, menfaatler üzerine kurulan ittifaktır diyen Oğuz: “Cumhur İttifakı’nın özünde zerre kadar menfaat yoktur, dünyevi bir menfaat yoktur. Sayın Devlet Bahçeli ile Sayın Cumhurbaşkanımızın aynı masaya oturup da anlaşamadan kalktığı tek bir konu var mı? Yok, neden yok, çünkü iki taraf da diyor ki, önce vatan önce millet önce memleket önce Türkiye diyor. Hani 28 Mayıs seçimlerinde yan yana gelen altılı masanın sakinleri şimdi neredeler, dağılacaklar demiştik, dağıldılar. Allah muhafaza kendileri bile iyi ki iktidara gelmemişiz diyorlar, bunlara memleket emanet edilir mi? Şimdi aynı ittifakı yerelde de kurdu bunlar” diye belirtti.
“31 Mart akşamı zafer kutlamamızı yapacağız”
Kahramankazan’da dalgalanan bayrak benim değil, Kahramankazan’da dalgalanan bayrak bu ülkenin bekası teminatı olan Cumhur İttifakı’mızın bayrağıdır diyen Oğuz: “O bayrak 31 Mart 2024’te Allah izin verirse en yükseğe çekilecektir, bu kadar. Siyaset yerelde ne için yapılır Başkanlığı kazanmak ya da kaybetmek için yapılır. Dolayısıyla Kahramankazan’da Serhat kardeşinizi sevdiğinizi çok iyi biliyorum, bu sevginin de sandıklara oy olarak yansıyacağından zerre kadar şüphem yok. Yeniden Kahramankazan’da bir 5 yılın vizesini Artvin mahallemizde en güçlü şekilde alacağız. Yeni dönemimiz şimdiden hayırlı olsun. 31 Mart akşamı belediyemizin önünde zafer kutlamamızı hep birlikte yapacağız inşallah” diye konuştu.
“Cumhur İttifakı ülkenin bekası için kıymetli bir bileşendir”
Cumhur İttifak’ı ülkenin bekası için kıymetli bir bileşendir diyen Ali Gökdere, “Cumhur İttifakı bir hesaplaşma bir masa üzerinde uzlaşma bir millet ve devlet iradesine karşı konulmuş bir masa etrafına toplanmış üç beş kişinin iradesi ve şuuruyla bazı hesaplarıyla kitaplarıyla bir araya gelmiş bir birliktelik beraberlik değildir. Cumhur İttifakı inanmışlığın imanın ve vatan millet uğruna bedel ödemenin gerçekleşmiş ete kemiğe bürünmüş halidir” sözleriyle içinde bulundukları birlikteliğin önemine değindi.
“Çok laf yapıyorlar icraat yok”
“Hani diyorlar ya az laf çok, çok iş. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, biz gurur duyuyoruz. Serhat Oğuz Başkanla birlikte yola çıktığımız günden bugüne, yaptığı hizmetleri anlata anlata bitiremeyeceğimiz bir belediye başkanı adayının yanında, arkasında sizin huzurundayız. Az laf çok iş diyorlar ama yaptıkları hiçbir iş yok, gerçekten çok laf yapıyorlar icraat yok, memleketimize gerçekten çok yavaş geldiler yavaş kaldılar. Allah’ın izniyle Büyükşehir’de Turgut Altınok ile altı ok gidecek Altınok gelecek, ilçemizde de Serhat Oğuz Başkanımızla birlikte oluk oluk hizmeti alacağımız dönem bu dönemdir” dedi.
“Millet, memleket adına hizmet burada”
Konuşmasının devamında Gökdemir, “Öyle bir kadro yapıldı ki, bu kadroda ocak başkanımız var, ocaklarda yetişmiş kardeşimiz var fakat muhalefete baktığınız zaman içinde Ülkücülük barındıran kimse yok. Millet adına, memleket adına, hizmet adına her şey burada, sizler buradasınız. Allah’ın izniyle 2024 yerel seçimlerinde ülkücülükten geçilmenin kimseye fayda sağlamadığını ülkücü irade herkese gösterecektir” ifadelerini kullandı.
“Bugüne kadar ne çektiysek bize benzeyenlerden çektik”
Ülkücü olduklarını iddia edenlerden medet umanlar 31 Mart’ta sandıkta cevabını alacaktır diyen Gökdemir, “Bize ocaklarda yetiştiğimiz yıllarda anlatılan bir şey var, derler ki kurt yavrusunu almış yüksek bir yere çıkmış. Orada yayılan sürüyü göstermiş, bak evladım bu beyazlar koyundur, kuzudur, bunlar bizim malımızdır bunları yeriz, lezzetlidir iyidir. Orada başlarında değnek olan insan da çobandır ona yaklaşma bunun değneği acıtır demiş. Yavrusu telaşlanmış, sormuş, burada bir tane de bize benzeyen var o nedir diye. Kurt şöyle demiş, işte oğlum ona köpek diyorlar. Bugüne kadar ne çektiysek bize benzeyenlerden çektik, onu görünce aman oğlum yaklaşma demiş. Ülkücülük adına bir sermayesi olmayanlar, ülkücü gibi geçinenlerin arkasına sığınmış. Bir duruşları, bir hizmetleri olmadığı için eskiden Ülkücüydük diyorlar. Hepimiz iyi biliyoruz, ülkücünün eskisi olmaz” değerlendirmesini yaptı. – ANKARA
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a; “Duymuşsunuzdur PKK’lılar Belçika’da Türklere saldırıyorlar. Hepsini lanetliyoruz. Peki bunlarla kim uğraşacak? Dışişleri Bakanımız. Nerede? Buradaki adaylarına oy istemekte. Bence derhal Belçika’ya gidin. Bir diğer bakan. Açıklama yapmış. Rakibime oy istemek için üç Cumhuriyet Halk Partili belediyenin sigorta borcunu açıklamış. Sayın Bakan dürüstseniz 30 büyükşehrin 30’unun da sigorta borçlarını açıklayın” dedi.
ABB Başkanı ve CHP Başkan Adayı Mansur Yavaş, Elmadağ Hasanoğla’nda İftar Programı’na katıldı. Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:
“Biraz aceleye geldi. Hava da soğuk inşallah 31’inden sonra buraya teşekküre geleceğiz sizlere öyle anlaşılıyor ama bunu bayram sonuna bırakalım da inşallah hep beraber tekrar bir sofrada buluşalım. İnşallah iki bayram birden kutlayalım. Beş yıldır bizler de hizmet ediyoruz. Elimizden geldiği kadar farklı bir belediyecilik yaptık ve vatandaşımız bunun karşılığını verdi. Betona plastiğe değil, yeşile yatırım yaptık. Kalkıp proje yapıyoruz diye çöp projelere para ayırmak yerine vatandaşımızın asli ihtiyacı neyse ona yatırım yaptık. Onlar yerin altına yapılan yatırımları görmüyorum diyor ama Çamlıdere’den Elmadağ’a suyu getirmek bize nasip oldu. Zaman zaman Hasanoğlan’dan şikayetler geliyordu suyun damlası yok diye. Allah’a çok şükür bunu çözdük. Sadece bu olsa gene iyi. Polatlı’ya Çamlıdere’den su getirdik. Maliyeti 2 buçuk milyar lira. Siz vatandaş susuzluktan kıvranırken proje yapıyorum diye çöp projelere para ayırırsanız bunun adı asla ve asla belediyecilik değildir. Yine ben destek oluyorum diye sadece kendinizden bir sürü partiliniz böyle bazı iş adamları zengin olurken fakir kalan halka götürüp paket dağıtıp göstere göstere fotoğraf çekip sen de bununla yetin der gibi bir politika belediyecilik uygularsanız, bunun adı belediyecilik değildir.
“KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANI OLMASAYDINIZ ÇOCUKLARINIZ KPSS SINAVINA GİREBİLECEKLER MİYDİ?”
Beş yıldır Ankara’da herkes sosyal belediyeciliğin ne olduğunu anladı. Başkent Kart dağıttık. Başkent Kart vasıtasıyla Ankara’daki 200 bin aileye doğal gaz, 200 bin aileye düzenli şekilde et parası, kırtasiye parası, nakit destek, her şey her türlü yardımı yaparak onların da çocuklarının yaşıtları gibi bu şartlarda okuması için sınavlara girmesi için çalıştık. Hiçbiri hiçbir şeyden mahrum kalmasın diye çalıştık. İnşallah bu desteklerimiz artarak devam edecek. Bizi projesizlikle suçlayanlar şimdi bizim projelerimizi taklit edip ben de bir fazla vereceğim demeye başladılar. Ama kendisi aynı zamanda Keçiören Belediye Başkanı ne bir emekliye bir kuruş vermişliği var. Biz 200 bin aileye destek olurken et verirken ben but dağıtıyorum diye ortaya çıktı. Şubat’ta iki kişiye kasım da 11 kişiye vermiş. Ben Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyorum. Düşünün artık aradaki bakış farkını. Çünkü çöp projelere para ayırdılar.
MAL BEYANI
Biz belediyecilik yaparken bir zihniyet değişimi gerçekleştirdik. Nasıl zihniyet değişimi gerçekleştirdik? Kararları ortak akılları alıyoruz. İhalelerimizi canlı yayınlıyoruz ki Türkiye’de herkes bu şekilde davransın diye. Hesap veriyoruz. Bütün harcamalarımız web sayfasından görünüyor. Mal beyanımızı açıklıyoruz. Çekinmiyoruz. 1999’dan beri Beypazarı belediye başkanlığından beri benim bütün hesaplarımı inceleyebilirsiniz diye iddialı şekilde konuşuyoruz. Ben de diyorum ki ben may beyanımı açıkladım ve bütün belediye başkanlarının açıklamasını da istedim. ve sonuç itibariyle rakibin mal beyanının sadece bir kısmını açıklamış. Ortaya çıktı. Neyi saklıyor? Neyi kaçırıyor? Bilmiyorum. Net olmak lazım Dürüst almak lazım. Artık çamur üstüne çamur atacağız diye uğraşıyorlar. Suçluluk psikolojisinin içine girdiler. Bakın nereye girersem gideyim insanlar işsizlikten bahsediyorlar. Her gittiğim toplantıda onlarca çocuğuna iş arayan ailenin notu var. Bırakın ben diyor Keçiören Belediye Başkanı olduktan sonra zengin olmadım diyor. Ailesi dahi, kız kardeşi dahi mal beyanının tümünü açıklamadı diyor.
“ÇOCUKLARINIZ KPSS SINAVINA GİREBİLECEKLER MİYDİ?”
Ve görüyoruz ki bu kadar insan işsizken, bu kadar da serveti varken Allah daha ziyade etsin gözümüz yok, ben soruyorum kendisine. İki çocuğunuz devlet dairesine memur olurken KPSS sınavına girdiler mi? Kaç puan aldılar? Sizinki evlat buradakileri nedir? Buradakiler ailelerin işsiz çocukları nedir? Çok mu ihtiyacı vardı çocuklarınızın? İki benzinlik de onların üstüne yapsaydınız. Söz verdiler mülakatı kaldıracağız diye. Mülakat falan kalkmıyor. Böyle torpilli insanlar işe giriyor. Tekrar soruyorum. Siz Keçiören Belediye Başkanı olmasaydınız çocuklarınız KPSS sınava girebilecekler miydi? Ben de şöyle diyorum; bu kul hakkıdır. Bırakın servetinizin nereden gelip gelmediğini, bırakın saklayıp saklamadığınızı. Siz bu kadar işsiz varken kendi çocuklarını eğer KPSS’siz bir şekilde memur yaptıysanız bu kul hakkını dahi ödeyemezsiniz. ve kalkıp ondan sonra ondan sonra şeffaf olmadan ben Ankara’yı yöneteceğim diyorsunuz. Yönetemezsiniz. ve Ankara halkı bunun cevabını sandıkta verecek. Ankara halkı Mansur Yavaş belediyeciliğini sevdi. Ankara halkı bunu sandıkta onaylayacak ve inşallah. İnşallah bu şekilde şeffaf davranmayanlar da siyaset sahnesinden yok olup gidecekler.
“PKK’LILAR BELÇİKA’DA TÜRKLERE SALDIRIYOR. DIŞİŞLERİ BAKANI NEREDE?”
Duymuşsunuzdur PKK’lılar Belçika’da Türklere saldırıyorlar. Hepsini lanetliyoruz. Peki bunlarla kim uğraşacak? Dışişleri Bakanımız. Nerede? Buradaki adaylarına oy istemekte. Bence derhal Belçika’ya gidin. O teröristleri ne yapıyorsanız yapın. Türklere saldırmasının önüne geçin. Bir diğer bakan. Bugün açıklama yapmış. Rakibime oy istemek için üç tane Cumhuriyet Halk Partili belediyenin sigorta borcunu açıklamış. Sayın Bakan dürüstseniz 30 büyükşehirin 30’unun da sigorta borçlarını açıklayın. Adil olacaksınız. Adil olmak zorundasınız. Biz nasıl alacağımızı da borcumuzu da açıklıyorsak siz de bu konularda açıklama yaparken taraftar olamayacaksınız. Bakın biz buraya bu seçimde kullanmak üzere geldiğim kiralık araçla geldim. Kaç kez geldim Elmadağ’a Başkanım. En az 10’a yakın defa geldim. Eskiden beri büyükşehir belediye başkanı oy alır bir daha uğramazdı. Her gelişimde buraya bir minibüs, bir şoför, bir korumayla geldim. Çakar araçlar, konvoylar yoktu. Dolayısıyla artık bu anlayışı çöpe koymanın zamanı geldi. Ankara’nın birçok ilçesinde seçimi alıyoruz. Allah nasip ederse rekor oyla da seçiliyoruz.”
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Bugün burada bir tahterevalli oyununa vermek için geldik. İYİ Parti olarak biz; milletimiz bir tarafa, partimiz bir tarafa dedik. Sayın Erdoğan diyordu ki, ‘İstanbul’u alan Türkiye’yi alır’ ama sonra gördük ki, herkesin çok rahatı varmış. Yani AK Parti’nin varlığından CHP memnun, CHP’nin varlığından AK Parti memnun; bizden kimse memnun değil. Niye memnun değil? Çünkü biz, sizin sesiniz olmak üzere yola çıktık” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Edirne’de partisinin Uzunköprü Belediye Başkan adayı Ediz Martin’e destek için ilçeye geldi. Esnaf ziyareti öncesinde toplanan kalabalığa seslenen Akşener, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu sevgiyi dile getirerek konuşmasına başladı. Akşener, özetle şunları söyledi:
“Bugün burada bir tahterevalli oyununa vermek için geldik. İYİ Parti olarak biz; milletimiz bir tarafa, partimiz bir tarafa dedik. Başından itibaren milletimizin yanında yer almak için ittifaklarda yer aldık. 2019 ittifakını Cumhuriyet Halk Partisi’ne bizzat biz teklif ettik. 19 ilçe, 4 belde ile ayrıldık, bitirdik ama İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi şehirlerin alınmasına vesile olduk. Çünkü Sayın Erdoğan diyordu ki, ‘İstanbul’u alan Türkiye’yi alır’ ama sonra gördük ki, herkesin çok rahatı varmış. Yani AK Parti’nin varlığından CHP memnun, CHP’nin varlığından AK Parti memnun; bizden kimse memnun değil. Niye memnun değil? Çünkü biz, sizin sesiniz olmak üzere yola çıktık. Siz, bizim velinimetimizsiniz. Yani milletimiz, siyasetçinin velinimetidir. Ben tam 3 yıl boyunca esnaf gezdim. Bu dükkanların içinde hiçbir başka partiyi yermedim, kendi partimi övmedim. Onların derdini, müşterilerinin derdini dinledim.
“BİZ VARIZ, EDİZ VAR”
Çiftçiyi öğrendim. Mazot parasının neye mal olduğunu öğrendim ve yem parasının, ucuza alınan sütün ve büyük faturalar ödenen elektriğin, gübrenin, işçi parasının ne kadar çiftçiyi, üreticiyi yıktığını ama buna karşılık ürettikleri mamule, mala, ürüne yeteri kadar değer verilmediğini gördüm bu dükkanların içinde. Kızı ya da oğlu 87 puan, 93 puan alanı gördüm ama mülakatta 67-73 puan alan arkadaşının tayin edildiğini ama diğer çocuğun atanmadığını gördüm. Yani haksızlık gördüm ve bunu dile getiren hiçbir siyasetçinin var olmadığını gördüm. Çünkü gördüm ki, sizi kandırıyorlar. Yani ne yapıyorlar? Diyorlar ki size, ‘Ey Uzunköprü, bize oy vermezseniz AK Parti gelir’. AK Partililer de diyor ki, ‘Ey Uzunköprü, bize oy vermezseniz CHP gelir’. Ben de diyorum ki, ‘Ey değerli hemşehrilerim. Biz varız, Ediz var.
“BÜTÜN EMEKLİLERİN OYUNA TALİBİM”
Şimdi birbirine sövmeyen, birbirine hakaret etmeyen, daha iyi hizmet ederim iddiasıyla, rekabetiyle yola çıkan bir İYİ Parti ve bir kara oğlan, Ediz kardeşim, evladım var. Kendini beğenmişlik yapmayacak. Belediyenin kapısı açık olacak. Özellikle gençlerin umutlarını yeniden yeşertecek. Akrabalarını, yandaşlarını, dostlarını kayırmayacak. Liyakate dikkat edecek ve en önemlisi çalmayacak, çaldırmayacak. Tam bu seçimin başından beri 3 kol üzerinde ısrarla duruyorum. Emekliler Hakkari’de aç, Uzunköprü’de de aç. 10 bin lira emekli maaşı alan bir emeklinin geçinmesi mümkün değildir. Diyorum ki Sayın Erdoğan, 5 gün kaldı. Bu 5 gün içinde, her şey iki dudağının arasında. Emeklilere bayram ikramiyesi olarak 7 bin lira vereceksin. Sonra her bir emekliye 11 bin lira seyyanen zam yapacaksın. En düşük emekli aylığını asgari ücret kadar yapacaksın. Yaptın yaptın; yapmadın, bütün emeklilerin oylarına talibim. Söz veriyorum, şahsen kendime oy istiyorum. Elimden tutun, güç verin. Görün, haklarınızı söke söke nasıl alacağım ben.”
]]>Yavaş, CHP Çankaya Belediye Başkan adayı Hüseyin Can Güner ile birlikte Seyranbağları Seçim Koordiansyon Merkezi açılışına katıldı. Yavaş, burada yapıtğı konuşmada şunları söyledi:
“KEÇİÖREN’İ ALACAĞIZ”
“İnşallah Keçiören bizim pastanın üzerindeki çilek olacak. Alacağız kesin, çok iddialıyız. İnşallah 15’ten fazla belediyemiz olacak. Beş yıldır sizlere hizmet ediyoruz. Sizlerin parasıyla hizmet ediyoruz bu nedenle sizlerden aldığımız parayı boşa götürmeden halkımızın gerçek ihtiyaçları neyse sadece oralara harcıyoruz. Başkaları gibi proje yapıyorum adı altında milyon milyon dolarları çöpe atacak paramız yok. Ortak akılla hareket ediyoruz. Açık ihalelerle canlı yayınlayarak herkese gösteriyoruz yaptıklarımızı. Ayrıca belediyemizin tüm harcamalarını web sayfamızdan kuruşu kuruşuna görüyorsunuz. Hiç kimseyi ayırmadık. Herkesi kucakladık.
“HALKTAN SAKLADIĞINIZ NE VAR?”
Sandığa gitmeyenleri sandığa götürmenizi, herhangi bir sebeple kızgınlık olanlara da bu durumu izah etmenizi mutlaka istiyoruz. Şu anda bizleri ‘projesi yok’ diye eleştirenlerin kopyalayıp kopyalayıp sanki Ankara’da hiç yokmuş gibi yeni bir şey anlatıyormuş gibi zaten bizim yaptığımız projeler anlattıklarını görüyorsunuz. Belediye başkanı şeffaf olmalıdır değil mi? Mal beyanını açıklamalıdır değil mi? 199 yılında Beypazarı belediye başkanlığını yaptığımdan itibaren bütün hesaplarım açıktır. Kaldı ki dördüncü defa aday oluyorum. En ufak bir açık bulsalardı her gün televizyonda onları dinleyeceksiniz değil mi? Dolayısıyla mal beyanını açıklayan rakibim onu da eksik açıklamış. Televizyoncu soruyor, 600 daire varmış Antalya’da diyor, ‘Babadan kalma, babadan kalma’ diyor. Şimdi de diyor ki ‘Bana tapularını göster.’ Bir tane bile daire, bir tane bile arsa eksik gösterdiyseniz halkın yüzüne nasıl bakacaksınız? Kaldı ki kız kardeşiniz ‘bu mal beyanı eksik’ diyor. Onu da mı yalanlayacaksınız? Niye yalan söylüyorsunuz? Yalan söylüyorsanız niye Ankara’nın yönetimine talip oluyorsunuz? Başka yalanlarınız ne var? Halktan sakladığınız ne var? Her şeyi açıklayın. Zaten bunlar mutlaka bir şekilde göz önüne çıkacaktır.”
“ANKARA ARTIK KİRLİ İFTİRA SİYASETİNDEN BIKTI”
Halkına yalan söyleyenden belediye başkanı olmaz. Şimdi benim 2014 yılındaki seçimden sonra iş bulamadığı için birçok genç gibi yurt dışına gitmek zorunda kalan kızımın aldığı 32 yıl taksitle aldığı taksit, taksit tam 32 yıl ödeyeceği bir evi…Daha da alalı iki yıl oldu. Mansur Yavaş’ın ‘Londra’da evi var, Londra’da evi var’ dilinde tüy bitti. Önümüzdeki hafta Allah’ın izniyle bütün belgeleri açıklayacağım. Şöyle diyor; ‘Mansur Yavaş’ın Londra’da evi var. Onun Londra’daki bir evin parası benim bütün mallarım öder.’ Takas yapalım. Onda biriyle takas yapalım. Yüzde biriyle takas yapalım. İnşallah yalanlarını yüzlerine çarpacağız. Bizde yalan yok. En ufak bir eksiğimiz olsa devletin bütün kademeleri elinizde öyle mi? Her şeyi çıkarırsınız. Basın toplantısında daha başka şeylerde anlatacağım inşallah. Artık bu kirli iftira siyasetinden bıktı Ankara. Tertemiz oldu Ankara. Sizleri yalanlarınızı, kirli siyasetinizi, iftiralarınızı, kendinize oy vermeyenleri aşağılamanızı, bölmenizi… ‘Çalıyor ama çalışıyor’ felsefesini çoktan toprağın altına gömdü artık Ankara sonunda, geri dönüşü asla yoktur.”
]]>Kayseri Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Abdulkadir Güneş, “Şu anda herkes biliyor Suriyeli ve Afganlar tarımda istihdam ettiğimiz insanlar. Niye? Adam gelmiş buraya, onlar da kendi aralarında sosyal iletişim grubu kurmuşlar. Ben mesela 20 TL veriyorum, Konya’daki arkadaşı diyor ki “Ben burada 30 TL’ye çalışıyorum sen buraya gel” diyor. Adam da gece bırakıp gidiyor. Bir sözleşmemiz yok, elimizde adamın kimliği yok. Böyle de yaşayan çok, böyle de olaylar çok ama şu anda hayvancılık, tarım ve sulamada yüzde 90 onlarda. Yerli çoban bulma şansımız yok. 50 TL de versek 100 TL de versek yerli çoban çalıştırma şansımız yok. Ben şahsen diyorum ki gelin çalışın aylığınızı verelim sigortanızı da yapalım ama yine de gelmiyor adam. Diyor ki özellikle gençler ben çobanlık yaparsam, hayvana baksam evlenecek olsam bana kız vermiyorlar diyor. Bir de bu sıkıntı var. Çiftçilik yapıyoruz 100 tane hayvanımız bin dönüm arazimiz var, buradaki asgari ücretlinin 5 katı para kazanırız, yeri geldiği zaman kazanıyoruz da ama çiftçi çocuğunu evlendiremiyor. Diyor ki ben şehirde oturayım sabah kocam işe gitsin, akşam evine gelsin. Benim ne işim var köyde diyor. Böyle de durumlar var ve gerçekten bundan da sıkıntı yaşıyoruz” dedi.
“32 TL’ye tarladan alınan nohutun 70 TL’ye satılması vicdansızlık”
Tarladan toptancıya 32 TL’ye sattıkları nohutun marketlerde 70 TL’ye satılmasının vicdansızlık olduğunu söyleyen Güneş, “Ben geçen görüşmemizde bakanımıza da söyledim; bu seneki açıklanacak ürün fiyatlarını bu maliyetler göz önüne alınarak açıklanması lazım ve onun üzerinde bir fiyat açıklanması lazım. Çünkü girdi maliyetleri pahalandı. Özel arabaya mazot alınmasına bir şey diyemem keyfe keder biniliyor ama biçerdöverde kullandığımız mazot, çiftçinin tarlada kullandığı mazot, gübre gibi kalemlerde mutlaka bunlara çeki düzen vermek zorundayız. Şöyle ki mazot gübre desteği var, bin TL de pirim ödüyorlar ama geçen yılki açıklanan gübre ve mazot fiyatları iyiydi ama durmuyor ki yerinde fiyatlar. Bizim primlerde sıkıntımız yok, gününde ödeniyor. Bizim inşallah bu sene fiyatlar noktasında iyi bir beklentimiz var. Buğday olsun, nohut olsun, mercimek olsun. Zaten şu anda nohut ve mercimek afaki yüksek ama o fiyatlarda o yükseklikte kalmaz biraz düşer. Biz 32 TL’ye nohut sattık markette 70 TL. Biz 32 TL’ye satarken markette 70 TL’ye satılıyor. Biz pahalı satmadık ki, biz 32, 35, 26 TL’ye nohut sattık. Bizden alan toptancı direkt markete veriyor. Sen de kazan sen de yap ama az kazan. Benden 30 TL’ye aldığını markette 70 TL’ye satma, 40 TL’ye sat 45 TL’ye sat ama 70 TL nedir ya. Allah’tan korkun yani ondan sonra vatandaş ne kadar pahalanmış diyor. Biz pahalı satmıyoruz, vicdansızların eline geçiyor. Devletimiz, hükümetimiz asıl bunlarla uğraşmalı” ifadelerini kullandı.
“Tarlalarda fareye karşı herkes seferber oldu”
Güneş, havaların soğumamasından dolayı tarlalarda ortaya çıkan fareler için herkesin seferber olduğunu söyleyerek, “Biz belediyelerimizle bir olursak başarabiliriz. Ben anlamam, bilmem dersek Talas’ta da Kocasinan’da da başarılı olamayız. Hep beraber olursak başarılı olabiliriz. Hava çok soğuk olur bazen ekinler soğuk alır, kışın soğuk olmaz fare çoğalır, zararlılar çoğalır. Normalde Kayseri’de en az 3 ay -5 ile -10 arasında bir soğuk olması lazım her türlü ürün için. Yani havanın -5’in altına düşmemesi lazım. Eğer hiç eksiye düşmezse fare de çoğalır başka zararlılar da çoğalır. Fare de ondan dolayı çoğaldı. Sis olmadı, kar yağmadı. Geçen seneden beri zaten bu sıcakta çok üreyen bir hayvan. Aşırı derecede de zarar var ilçelerimizde. Felahiye’de olsun Sarıoğlan’da olsun Akkışla’da olsun özellikle Kocasinan’ın köylerinde olsun aşırı zarar var. Herkes seferber oldu, Allah razı olsun. Kime dediysek zarar verdiğini farenin ve yardımını istediysek, ellerine sağlık bütün hepsi kendi ziraat odasına alıp ücretsiz verdi ilaçları” – KAYSERİ
]]>Ramazan dolayısıyla Üsküdar Marmara Kıraathanesi’nde dün akşam düzenlenen “Söz Meclisten İçeri” söyleşilerinin konuğu Doç. Dr. İbrahim Halil Üçer ve yazar Halit Bekiroğlu oldu. Söyleşide teknoloji, ahlak, siyasi ve ticaret ahlakı üzerine konuşmalar yapıldı.
Söyleşide konuşan Doç.Dr İbrahim Halil Üçer, “Bu elektrik nereden geliyor bu insanlar bilgisayarda nasıl görünüyor? Efendim bunlar niye böyle o oyunun bizatihi nasıl yani daha nedensel anlamda niçin kurulduğu niçin başka türlü değil de böyle olduğu gibi soruların ötesinde oyunun kendisinin de hakkında bir fikrimiz yok. Oynuyoruz görüntüleriyle meşgul oluyoruz sadece. Bu şuna benziyor, bir gün Obama silikon vadisinde bir konuşma yapıyor, eline bir cep telefonu almış Youtube’da görebilirsiniz. Diyor ki, “Arkadaşlar sadece bu cep telefonu ile konuşmayın diyor, öğrencilere hitap ediyor. Bu cep telefonuyla sadece oyun oynamayın, kurcalayın yazılımını, donanımını unsurlarını keşfedin. Belki bir sonraki bir versiyonunu siz üreteceksiniz” diyor. Kesiyorlar videoyu bizim Türkiye’den bir siyasetçiye intikal ediyor o da diyor ki, ” Yav teknoloji ilginç bir şey, bulut diye bir sistem ortaya çıkmış. Bu bulut sistemini size nasıl anlatayım biraz zorlanıyor anlatmakta, yav diyor nasıl evde çekmeceniz var malzemeleri ayrı ayrı koyuyorsunuz bu cep telefonu da bilgileri ayrı ayrı koyacağınız bir şey diyor. Tatmin olmuyor bu anlatımdan ya neyse diyor çok da şey etmeyin diyor, teknoloji üzerine kafa patlatırsanız yorarsanız biraz sıkıntı çıkar, siz kullanın bunlar faydalı şeyler” diyor. Bizim bu dünya ile irtibatımız işte bu seviye de” ifadelerini kullandı.
“Bir insan ahlaklı olacaksa hayatın her alanında ahlaklı olmalı”
Yazar Halit Bekiroğlu ise, “Şu anda arkadaşlar elektrikli araçlarda falan çok daha ilerdeler yaygın yani çok hızlı bir geçiş yapıyorlar. Ama bunlar işte o bahsettiğiniz bizim geçmişimizde sanayi devrimini, endüstri devrimini benzeri süreçleri yaşamamış bir toplum olarak bizim bir anda 80’lerden sonra başka bir evreye geçmemiz bir dengesizlik oldu yani ne olduğu tam anlamadan bilmeden bir döneme girdik. Dergahta, camide, medresede belli ortamlarda olması gereken bir şey ama işte ticarette ahlak zaten olmaz ki. Siyasette zaten ahlak aranmaz ki, zaten gerek yok siyaset dediğiniz şey ne alaka yani, ahlak başka bir şey siyaset başka bir şey. Ahlak başka bir şey ticaret başka bir şey. Buna böyle 2000’li yılların başlarında böyle çokça kafa yormuştum. Kesinlikle şuna inanıyorum, ahlak dediğiniz şey ana fikir olarak kişide, ailede nasılsa ibadetlerinde nasılsa, dostları arasında nasılsa sosyal hayatında da öyle olmalı. Siyasetinde de öyle olmalı, ticaretinde de öyle olmalı. Sadece şekil değişebilir, yani davranış olarak üslup olarak iş yapış biçiminde değişiklikler olabilir ama bir insan ahlaklı olacaksa hayatın her alanında ahlaklı olmalı” dedi.
“Marmara kıraathanesi kendisine adeta yeniden hayat buldu”
Marmara Kıraathanesi Koordinatörü Mücahit Kıbrıs, “Marmara kıraathanesindeyiz. Marmara kıraathanesi Üsküdar’da kendisine adeta yeniden hayat buldu diyebiliriz. Marmara kıraathanesi bizim kültür ortamızda önemli mekanlardı. Kültürün biraz daha mekan olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Anadolu Yakası’nda Üsküdar’da Libadiye çevresinde eli kalem tutanların, fikir üzerine muhabbet edebilecek insanların bir araya geldiği doğal organik bir mekan oluşturmak istedik” dedi. – İSTANBUL
]]>Başkan Ataç, ilçede gelecek dönem hayata geçireceği projeleri tanıtmak üzere Yunus Emre Spor Tesisleri’nde toplantı düzenledi. Toplantıya Başkan Ataç’ın yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye (EBB) Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP EBB Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, İl Başkanı Talat Yalaz, ilçe belediye başkan adayları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Program, Tepebaşı Belediyesi tarafından geçen dönemlerde hayata geçirilen projelerin tanıtımı ile başladı. Ardından Başkan Ataç’ın yeni dönem projeleri katılımcılara takdim edildi.
Programda ilk olarak kürsüye gelen CHP İl Başkanı Talat Yalaz, şöyle konuştu:
“BİRÇOK KONUDA DEVLETİN YAPMASI GEREKENLERİ BELEDİYEMİZ YAPTI”
“Hayat pahalılığı altında, enflasyon altında halkımız eziliyor. Bu nedenle belediyelerimiz bütçelerinin önemli bir kısmını sosyal yardımlara ayırdılar. Haliyle belediyeler de ekonomik krizden nasibini alıyor. Enflasyon nedeniyle merkezi bütçenin azlığının yansıması nedeniyle zor günler geçiriyorlar. Ama ne mutlu bize ki Tepebaşı ne hizmetten geri kaldı, ne de Ahmet Başkan’ımız en ufak bir mazeret üretti. Hatta birçok konuda devletin, merkezi idarenin yapması gerekenleri de belediyemiz yaptı, yapıyor. Ahmet Başkan’ın ve sosyal belediyeciliğinin şefkatli elleri her zaman omuzlarımızda.”
“SAKIN YALANLARA KANIP ŞEHRİNİZİ SATMAYIN”
EBB Başkanı Büyükerşen, “Sakın yalanlara kanıp şehrinizi satmayın, oylarınızı satmayın. Şehrinizi bir büyük maceraya atmayın. İşte Kazım, işte Ahmet, işte Ayşe Ünlüce. Türkiye ilk defa bir Cumhuriyet kadını, bu toprakların kültürlü bir kadını, bir hukukçunun bu şehri nasıl yönettiğine şahit olacak. ve görecek hanımlar nasıl yönetir bu şehri. Onu ve Kazım ile Ahmet’i sizlere emanet ediyorum. Yalnız kendi attığınız oylar değil, karşı oylardan da 3-4 kişiyi ikna etmek size vatan borcudur, şehir borcudur” diye konuştu.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, şunları dile getirdi:
“20 yıldır Tepebaşı’mızı başarıyla yöneten Sayın Ahmet Ataç yeni dönem projelerini bize tanıtacak. Ben de bir Tepebaşı seçmeni olarak merak ediyorum ve biri diyor ya, ‘Şaban Bey, toplantının yıldızı ben olmam lazım. Soru sorma’ diyordu. Onun için toplantının yıldızı Ahmet Ağabey olması lazım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
EBB Başkan adayı Ayşe Ünlüce de Tepebaşı’nın çok büyük bir gelişme gösterdiğini ve bu gelişimin devam etmesi için 5 yıl daha Tepebaşı’nda Ahmet Ataç’la birlikte yol alınması gerektiğini söyledi. Eskişehir’de halkçı ve demokratik belediye anlayışıyla hizmet sürdürdüklerini belirten Ayşe Ünlüce, şöyle devam etti:
“SİZE DOĞRU, ŞEFFAF, HALKÇI BELEDİYECİLİK SÖZÜ VERİYORUZ”
“Tepebaşı’nı bu kadar güzel yapan başkanımız, büyük bir fedakarlıkla Tepebaşı’nı geliştiren Ahmet Başkan’ımız, önümüzdeki 5 yıl daha Tepebaşı’nda başkan olacak. Tepebaşı Belediye Başkanı’mız Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı’mız Kazım Kurt ve kırsal belediye başkanlarımızla beraber biz size doğru, şeffaf, halkçı belediyecilik sözü veriyoruz. Ben diyorum ki: ‘Merak etme sen Tepebaşı, Ahmet Ataç yanınızda.’ Ben diyorum ki işimiz gücümüz Tepebaşı, işimiz gücümüz Odunpazarı, işimiz gücümüz Eskişehir.”
Sahneye, “Tepebaşı seninle gurur duyuyor” tezahüratı eşliğinde çıkan Başkan Ataç ise şöyle konuştu:
“ESKİŞEHİR YEŞİL CENNET OLDU”
“1999’da Sevgili Yılmaz Hoca’m ile değerli liderimiz rahmetli Bülent Ecevit’in önerisi ile DSP’den belediye başkanı seçildik. O zaman vatandaşımız, ‘Bizim özgürce yaşayıp, onur duyabileceğimiz bir kent oluşturursanız yanınızda oluruz’ dediler. ve bizi seçtiler, bugün hala seçiyorsunuz. Bu tespit o kadar doğruydu ki bize yön verdi. O ilk 5 yıl içinde mütevazı Tepebaşı’nın geleceği hazırlandı. Altyapısı, üstyapısı yapıldı, yeşil alanları tanzim edildi. İkinci dönemimde ise artık Tepebaşı’nın kaderi farklı bir yöne gitmeye başladı. Hiç sıradan bir iş yapmak istemedik. Yapacağımız işlerde Türkiye’de ilk olmasına da dikkat ettik. Bunu da başardık. Geçmiş dönem projelerimizi izlediniz, hepsi birbirinden güzel projeler. 1999’da Tepebaşı’nda spor sahası diye bir şey yoktu. Market değil, iri bakkal yoktu. Bakın, Batıkent’te Murat Kent’in olduğu alanlarda kamyon kasasının içinde bakkal vardı. Oradan alışveriş yapılıyordu. Bunu Tepebaşılı olanlar çok iyi bilir. Tozunu, çamurunu çok iyi bilir. Şehre geldiğinde çamurun renginden mahallesi söylenirdi. Şirintepe’den, Çamlıca’dan geliyor. Farklı renklerde gördüğü mahallesinin ayrımı yapılıyordu. Ama bugün Çamlıca Eskişehir’in en geniş mahallelerinden biri oldu. O zaman 20 bin nüfusu olan Çamlıca’da bugün 65 bin nüfus var. Kurak bir Tepebaşı’ydı, bugün 2 bin 500 dönüm yeşil alanı suluyoruz. Kişi başına 13 metrekare yeşil alan düşüyor. İstanbul’da kişi başına 30 santimetrekare düşen yerler var. Eskişehir gerçekten bir yeşil cenneti oldu.
“BU SEÇİMİ ALACAĞIZ, MANZARA DİYOR Kİ: BİTTİ BU İŞ”
Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı gösterdik. Yapacaklarımızı beğendiniz mi arkadaşlar? Şimdi sakın şöyle bir düşünce olmasın, ‘Bizim mahallemize bir şey yapılmıyor’, yok öyle bir şey. İnanın, şimdi bunları tasarladık. Koşullar elverdiğince bazıları yapılabilir, bazıları olmayabilir. Ama hiç düşünmediğimiz noktalarda da hizmetlerimiz son sürat gelebilir. Bugün bizim yaptığımız projeleri, Tepebaşı’nda Eskişehir’de kimse düşünmüyordu ama hepsi gerçek oldu. Bugün Alzheimer Merkezi’ne Türkiye’den insanlar müracaat ediyor. Alzheimer Merkezi’ni niye yaptık? Alzheimer hastası, bakımı çok zordur, maliyetlidir. Sırf o ailelere destek verelim diye yaptık. Zihinsel engelli çocuklarımızın Montaj Atölyesi Türkiye’de tek. Nadir Küpeli Başkan’ımıza bir tane de sizle açalım dedik. İkinci atölye de orada kuruldu. İki atölyede çocuklarımızın yaptığı montaj sayısı 21 milyon. Nasıl çalışıyorlar, bir de kafalarında ne yalan ne dolan var, sadece sevgi var. Çocuklar için ağız diş sağlığı merkezimizde yaklaşık 75 bin çocuğumuz elimizden geçti. Tabii kuruş ödenmeden, bedava. Bugün bir lira, iki lira için ekmek kuyruğuna giren baba, çocuğunun dolgusunu nasıl yaptırabilir? Mümkün değil. Hele bu yoksullukta. Bir de açıklıyorlar, 4 milyon 400 bin aileye yardım yapıyoruz diyorlar. Bu 20 milyon kişi eder. Türkiye’nin 4’te 1’i açlık, sefalet içinde demek ki. Utanmadan bunu açıklıyorlar. Etkilenmeyen tek yer var, saray. Bir, iki, üç, dört maaş… Nasıl çocuklarına yediriyorlar anlamıyorum. Hepimizin hakkı var o paralarda. Eğer 31 Mart’ta sandıkta bunlara sarı kartı göstermezsek vay halimize. 4 yıl sonra seçim. 4 yılda bizim pestilimizi çıkartırlar. Ama direneceğiz, yaptırmayacağız. Çünkü bu seçimi alacağız. Nasıl alacağız? Büyükşehir’de Ayşe Ünlüce, Odunpazarı’nda Kazım Kurt. Bu 3’lüyü kimse deviremez. Sevgili dostlar, şu manzara zaten diyor ki, bitti artık bu iş. Yolumuz açık olsun.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Soma ilçesinde miting yaptı, vatandaşlarla buluştu. Cengiz Topel Meydanı’ndaki mitinge CHP Lideri Özel vatandaşlar tarafından bayraklarla karşılandı. Mitingde konuşan Özel, “Bu memleketin yüzde 95’i ben Atatürkçüyüm diyor, daha doğrusu yüzde 95’inin Atatürk’le bir sorunu yok. Atatürk’ü severim diyor, vatanımızı kurtardı ülkemizi kurdu diyor. Biz de CHP olarak Atatürk’ün kurduğu partide siyaset yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Zamana zaman birileri Atatürk’ün adını anıyor ama çoğunlukta yaptıkları icraatlar cumhuriyetin kurucu kadrolarına duydukları husumeti gözler önüne seriyor. Çedes diye bir proje var, laikliğe karşı, Atatürk’e karşı ne kadar adam varsa hepsi Çedes’i savunuyor, biz de bu projenin ne kadar tehlikeli olduğunu söylüyoruz. Ne oldu biliyor musunuz, daha dün İzmir il müftüsü Çedes projesi kapsamında küçücük çocukları aldı bir mezar ziyaretine götürdü. Kimin mezarına götürdü biliyor musunuz? Esat Erbilli’nin mezarına götürdü. Esat Erbilli Menemen’de Asteğmen Kubilay’ı katledip kafasını kesip menemende gezdirenler var ya onların içinde olup da yaşı yüksek olduğu için infaz edilmeyip müebbet hapse çarptırılan, suçu sabit olan, Kubilay’ın katilinin mezarına çocukları götürmüşler. Şimdi bütün Atatürkçülerden, sadece CHP’lilerden değil MHP’liler diyor biz de Atatürk’ü seviyoruz. AK Parti seçmenin içinde Atatürk sevgisi olan yok mu çok. Herkese diyoruz ki bakın kardeşim bunlar gemi azıya aldılar. Asteğmen Kubilay’ın kafasını kesen adamın mezarına çocuğu götürenlerden bu memlekete fayda gelmez. Ben diyorum Atatürk bize bunu öğütlüyor. Atatürk, Devlet Bahçeli için öldü ama bizim için ölmedi buramızda yaşıyor” dedi.
“Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor”
Konuşmasında emekli ücretlerine değinen Özel, “Bizim emeklimize o kadar düşük bir enflasyon hesabı ile zam yaptılar ki yüzde 33 zam yaptılar, 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yaptılar ve açlığa sürüklediler. Ben ’emekliye para ver’ deyince ’emekliye para verirsem çalışanlara maaş ödeyemem’ diyor. ‘Emekli başına 7 bin lira seyyanen zam 800 milyon para tutuyor, 800 milyon lirayı bulabilirsem çalışanların maaşını ödeyemem’ diyor. Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor, oysa bu sene 5’li çeteden, holdinglerden, müteahhitlerden alması gerekip vazgeçtiği vergi bu para kadar. Yani 5’li çeteye para var, emekliye para yok. Yani lüks otomobillerine, dünyanın en pahalı makam aracına para var emekliye yok, uçan sarayına para var emekliye yok. Yazlık sarayına para var emekliye yok. Diyor ki eğer emekliye para yoksa 31 Mart’ta oy da yok. Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok, ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim, siz de sana da oy yok deyin belki duyar. Duyar da bir şey yapar mı yazmaz, çünkü o garibanın sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin, patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber” diye konuştu.
“Bedelli askerliğe kaçanlardan değil gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz”
Konuşmasının sonunda bedelli askerlik yapanlara kızdırabilecek sözlere de yer veren Özel, “Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz, öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz. Zenginler bir yanda dururken emeği sömürülen işçiden, emeklilerden, emekçilerden oy istiyoruz”
Özel, Soma mitinginin ardından Salihli mitingine geçmek üzere ilçeden ayrıldı. – MANİSA
]]>31 Mart seçimlerine sayılı günler kala Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Altınok, vatandaşlarla buluşup, toplumun her kesimini ziyaret ediyor. Vatandaşların sorunlarını ve taleplerini dinleyen Altınok, projelerini ve vaatlerini de anlatıyor. 5 yılda Ankara’nın büyük bir köye dönüştüğünü sözlerine ekleyen Altınok, başkenti daha yaşanılabilir, daha canlı ve hareketli hale getirmeyi planladıklarını da söyledi.
“Büyükşehirde çalışan İyi Partili üyelere tehditler var”
Seçim çalışmalarını sürdüren Altınok, TGRT Haber Televizyonuna konuk olduğu programda, “Mansur Yavaş İyi Parti’ye operasyon yaptı. Büyükşehirde çalışan İyi Partili üyelere tehditler var. Bana son gelen bilgiler, işçi kardeşlerimize ‘istifa edeceksin yoksa seni işten atacağız’ diyorlar. Bunlar gerçek tabi. Benim duyduğum İyi Partiler ‘sana oy vereceğiz’ diyorlar” dedi.
“Ankaralı en pahalı suyu tüketiyor”
Altınok, gazetecilerin, Yavaş’ın “Suya yüzde 50 indirim vaadinizle ilgili, ‘Yasal olarak yapamayacakları şeyi iddia ediyorlar’ açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusu üzerine: “Aday olduğu dönemki Ahmet Hakan ile olan programına bir bakın. Ne diyor orada? ‘Suyu ücretsiz vereceğim’ diyor. Kendisi söylüyor. Ahmet Hakan soruyor ‘Nasıl?’ diyor. Ücretsiz vereceğim diyor. Diyor ki ‘atık sudan yüzde 50’sini alacağım.’ Dolayısıyla böyle bir şey yok. Ankaralı en pahalı suyu tüketiyor. Su olmazsa olmazdır. Su üretimdir. Su hayvancılıktır. Su tarımdır. Su medeniyettir. Su fiyatlarını 31 Mart’tan sonra indireceğiz” diye konuştu.
“Ankara büyük bir kasabaya dönüştü, inşallah köye dönüşmez”
Ankara Ticaret Odası Meclis Toplantı’na katılan Turgut Altınok, Ankara’nın gittikçe geriye gittiğini ve yıllardır fuar alanının bitirilmediğini söyleyerek, “Ankara ülkemizin kalbi, bu 5 yılda Ankara’nın ışıkları söndü. 7’de Ulus’ta hayat bitiyor, Çıkrıkçıları gezdim 6’da dükkanlar kapanıyor. Ulus bizim ticaretimizin ekonomimizin tarihimizin kültürümüzün merkezidir. Kızılay’da saat 8’de hayat bitiyor Ankara’da da 9’da bitiyor. Ankara büyük bir kasabaya dönüştü, inşallah köye dönüşmez” şeklinde konuştu.
“Ankara’da 5 yılda yapılan kentsel dönüşüm planı yok”
Altınok, Ankara’da 5 yılda kentsel dönüşüm projesi olmadığına, Başkent’in ulaşım ve imar planlarının yapılmadığını belirterek, “Depremden bir ders aldık mı? Hayır. Ankara’da 5 yılda yapılan kentsel dönüşüm planı yok. Ankara’nın 100 bin, 25 bin ölçekli ana nazım imar planı yok. Dahasını söyleyeyim Ulus’un imar planı yok, yani Ulus’a çivi çakamazsınız. Niye? Ruhsat alamazsın çünkü. Ankara’nın “Ulaşım Master Planı “yoktur mahkeme tarafından iptal edilmiştir. Biz geldiğimizde bu planlar yapılacak” cümlelerini kullandı.
“10 bin öğrenci kapasiteli bir yurt yapacağız inşallah”
Altınok Atakule AK Gençlik Buluşması’nda gençlerle bir araya geldi. Gençlere yönelik projelerini de anlatan Altınok, gençlerin geleceğe hazırlanabilmeleri için her türlü destekleri vereceklerini ifade etti. Altınok, “18 yaş üzeri ve üniversite öğrencilerimize ulaşım ücretsiz olacak. Tabii halk otobüslerimiz, minibüs esnafımız var. Onları da mağdur etmeyeceğiz. 20 bin üniversite öğrencimize ayda bin 500 yüz lira karşılıksız burs vereceğiz. 10 bin öğrenci kapasiteli bir yurt yapacağız inşallah. Yine evde kalmak isteyen 10 bin üniversite öğrencimiz için ev yapacak, sembolik rakamla kiraya vereceğiz. Gençlerimizi bilim ve teknoloji alanında da destekleyeceğiz.” sözlerini kullandı. – ANKARA
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin emekli maaşları konusunda yaptıkları farklı açıklamalara ilişkin “Bir ekmek arası döner hasretiyle yaşayan emekliden bahsediyoruz ve ona Cumhurbaşkanı çıkmış üst perdeden ‘Sana bu maaşı artırmaya param yok’ diyor. Senin paran yoksa Anagold’un 7.2 milyon dolarlık vergi borcunu niye sildin? Kur korumalı mevduata bu memleket 800 milyar lira gömdü. Ama emeklinin maaşına zam gerekince ‘Bunu yapmamız mümkün değil. Ancak polis maaşından kesmemiz lazım’ diyorsunuz. Bu acınaklı bir tutumdur, Türkiye’de vatandaş bunu değerlendiriyor, 31 Mart’a 30 gün var” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Yıl dönümünde 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilme süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Günaydın, şunları söyledi:
“1 MART TEZKERESİNİN GÖRÜŞÜLDÜĞÜ KAPALI OTURUMUN TUTANAKLARINI YAYINLAYIN, KİM NE SÖZ SÖYLEMİŞ HEP BERABER GÖRELİM”
“CHP’nin oyları bu tezkereyi reddettirmek için yeterli değildi. Peki kimler bu tezkerenin geçmesi için özel bir gayret içerisindeydi? Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül öyleydi. AKP içerisinde bazı milletvekillerinin bizimle beraber hayır oyu kullanması gerekiyordu ki bu tezkere geçmesin. Bursa Milletvekili ve AKP Genel Başkanı Ertuğrul Yalçınbayır, hayır dedi. Zeki Ergezen’e, Bayındırlık Bakanı’yken hayır demişti, selam olsun. Mehmet Aydın, AKP’nin bakanıyken hayır demişti, selam olsun. Bir daha bu insanlar bırakın bakan edilmeyi, milletvekili dahi yapılmadılar. Suçları neydi? Amerika’nın çıkarına AKP ile iş birliği yapmamak ve evet dememek. Birisi Recep Tayyip Erdoğan’ı anti-emperyalist, anti-Amerikancı olarak tanımlarsa 1 Mart 2003 tarihine geri dönsün. Aradan 21 yıl geçti, o gün bir kapalı oturum yapıldı. Bu kapalı oturumun tutanakları neden yayınlanmıyor hala? Yayınlayın, kim ne söz söylemiş hep beraber görelim. AKP’nin karşı çıkışıyla bu tutanaklar açıklanmıyor. Açıkladığı gün bugün hamaset yapanların aslında emperyalist çıkarlara hizmet etme konusunda ne kadar tereddütsüz olduklarını göreceğiz.”
Anayasa Mahkemesi’nin 27-28 Şubat’ta Resmi Gazete’de yayınlanan bazı Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine (CBK) yönelik iptal kararlarına ilişkin de konuşan Günaydın, şöyle devam etti:
“AYM’NİN İPTAL ETTİĞİ CBK’LARI DA NOKTASINA VİRGÜLÜNE DOKUNMADAN BİR GECE YARISI MECLİS’TEN GEÇİRMEYE ÇALIŞACAKLAR”
“Türkiye’nin ilk ve en önemli CBK’sına karşı CHP AYM’ye gidiyor, AYM bunu 5,5 yıl inceliyor, sonra da Anayasa’ya aykırı olduğunu fark ediyor ve iptal kararını veriyor. Ne kadar sonra Resmi Gazete’de yayınlanıyor biliyor musunuz AYM kararı, tam 4 ay sonra; 27 Şubat 2024 tarihinde. Bunun neresini makul, hukuka uygun değerlendireyim? Bu karar yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yürürlüğe girer diyor, bu 9 ay aslında idarenin yeni bir düzenleme yapması için kendisine tanınan süredir. Şöyle bir işlevi vardır, Anayasa’ya aykırı olan bu hükümlerin tamamını 9 ay boyunca tepe tepe kullanma hakkına ve yetkisine sahipsin. Bir hukuk devletinde bu iptalden sonra TBMM’nin derhal bunlara yönelik vaziyet alarak AYM kararına uygun bir düzenleme yapması lazım. Bugün görüşülmekte olan yargı paketinde gördüğümüz gibi onu da noktasına, virgülüne dokunmadan bir gece yarısı Meclis’ten geçirmeye çalışacaklar. Bunun adı da hukuk olacak.”
2 gündür TBMM Genel Kurulu’nda yapılan yargı paketi görüşmelerine dair süreci de aktaran Günaydın, şunları dile getirdi:
“MECLİS’İ ÇALIŞTIRMAMAYA YÖNELİK ÇABANIZ BİZİM DUVARLARIMIZA VURACAKTIR VE GERİ DÖNECEKTİR”
“Bunu bir dayatma ile yapmaya çalıştıkları için biz de Meclis’te İçtüzük’ten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz. Bununla herkesi terörist olarak yaftalamak haklarını ellerinde tutuyorlar. AYM’nin iptal kararına karşın virgülüne dokunmadan aynı düzenlemeyi yasa konusu yapmaya çalışıyorlar. TMSF’nin kayyum olarak atadıklarına idari, mali, hukuki özerklik kazandırmak istiyorlar. Emeklilere yönelik de 3 bin lira gibi acınaklı bir ikramiye düzenlemesini getirmeye gayret ediyorlar. CHP olarak biz burada milletvekili arkadaşlarımızla büyük bir kararlılıkla duruyoruz. CHP’nin 25 milletvekili buradadır, geriye kalan milletvekillerinin tamamı sahada vatandaşlarımızın dertlerini çözmek için gayret etmektedir. AKP’nin de 200 milletvekili Meclis’te çakılı durumdadır. Kulise sandalyeler koydular oturdular. Odalarına gidiyorlar, yoklama istiyoruz yoklamaya zamanında yetişmiyorlar. Bu hem gayriciddi hem de zavallı bir durumdur. TBMM’nin onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz. Meclis’i çalıştırmamaya yönelik çabanız bizim duvarlarımıza vuracaktır ve geri dönecektir.”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Günaydın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin emekli maaşlarına yönelik açıklamasına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“EMEKLİYE PARAN YOKSA ANAGOLD’UN 7.2 MİLYON DOLARLIK VERGİ BORCUNU NİYE SİLDİN?”
“Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik? Bu iyi polis kötü polis oyununu bu memleket çok açık olarak gördü. Erdoğan’ın itiraf ettiği birkaç şey var; 21 yıl sonra Hazine’nin tam takır olduğunu ve emeklisine insan onuruna yakışır maaş veremeyeceğini ifade ediyor. Çok tehlikeli, sınıfları, kesimleri, insanları birbirine düşürecek açıklama yapıyor. Diyor ki emekliye, ‘Sana para verirsem, memurun maaşından kesmek zorunda kalacağım’. Bir süre polis diyecek ki benim maaşımdan kesme emekliye verme. Bir emekli protesto yürüyüşünde polisin tutumu buna göre şekillenecek…Bana gözleri dolarak anlatıyor adam. Bir ekmek arası döneri yemeyeli yıllar oldu diyor. Bir ekmek arası döner hasretiyle yaşayan emekliden bahsediyoruz ve ona Cumhurbaşkanı çıkmış üst perdeden sana bu maaşı artırama param yok diyor. Senin paran yoksa Anagold’un 7.2 milyon dolarlık vergi borcunu niye sildin? Kur korumalı mevduata bu memleket 800 milyar lira gömdü. Zenginin parasını büyütmesi için 800 milyar lirayı, Merkez Bankası’ndan ve Hazine’den veriyoruz. Ama emeklinin maaşına zam gerekince ‘Bunu yapmamız mümkün değil. Ancak polis maaşından kesmemiz lazım’ diyorsunuz. Bu acınaklı bir tutumdur, Türkiye’de vatandaş bunu değerlendiriyor, 31 Mart’a 30 gün var.”
“3 TANE PLAKAM VAR, BUNLARI TAHSİS ETMEK HAKKIM VAR”
AKP Ankara Milletvekili Osman Gökçek’in İBB’nin aracını sekreterine kullandırdığı iddiasına ilişkin soruya da Günaydın “Bu Osman Gökçek’in iftirasıdır bu. İBB’nin aracını almışım, sekreterime kullandırıyormuşum. Gerçek ne; sekreterim dediği kişi Kadriye Kasapoğlu, İBB’nin Özel Kalem Müdürü. Benim sekreterim yok birincisi yalan. İkincisi, İBB’nin aracını ben kullanıyormuşum ve ben aracı ona tahsis etmişim. Araç, İBB’nin aracı, konunun benimle alakası yok. Benden ricaları nedir? Konvoyda Ekrem Bey’i takip ederken özel kalem müdürü, sürekli trafik cezaları yiyor ve bunları ödemek zorunda kalıyorlar. Plaka korumalarınızdan bir tanesini verebilir misiniz dediler. Ben plaka korumamı arsıza, hırsıza, mafya liderine vermemişim. Benden bunu rica eden uzun zamandandır tanıdığım İBB’nin Özel Kalem Müdürü’ne tahsis etmişim. 3 tane plakam var, bunları tahsis etmek hakkım var. Bunu benimle bağlantılandıranlar ABB’nin aracını, ABB Başkanlığı’nı kaybettikten sonra utanmadan yıllarca kullananlardır, ABB lojmanını utanmadan yıllarca işgal edenlerdir. Ankara’yı parsel parsel satanlardır” cevabını verdi.
]]>
TOKAT – İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe’nin adaylığı 2019 yılında aldığı ceza nedeniyle Yüksek Seçim Kurulunca düşürüldü. Duruma itiraz eden Menteşe, YSK’dan gelecek haberi bekliyor.
İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe’nin adaylığı, 2019 yılında almış olduğu ceza nedeniyle Yüksek Seçim Kurulunca iptal edildi. İtiraz dilekçesi yazan Menteşe, YSK’dan gelecek haberi bekliyor. Konuyla ilgili parti binasında açıklama yapan İYİ Parti Tokat İl Başkanı Erkan Er, “Alınan Yüksek Seçim Kurulu kararının tartışmasını sadece Tokat halkının vicdanına havale ediyoruz. Karşısına çıkıp konuşamayanlar, adayımızın vizyonunun karşısında söyleyecek laf bulamayanlar alınan bu kararla birlikte çok rahat ettiler. Son iki gündür partimizin yeni bir adayla yola devam ettiğine dair çıkan haberlerin hiçbirinin aslı astarı yoktur. Elbette biz farklı isimlerle istişare ettik, görüştük, görüşüyoruz. İYİ Parti tabii ki adaysız kalmayacak. Ancak bizim adayımızla alakalı Seçim Kurulu kesin kararı açıklayana kadar bizim bir aday belirleyip sunmak en hafif deyimiyle büyük bir dezenfektesizliktir. Kimlerin hangi maksatla yaptığını bilmiyoruz. Ancak yeni adayın belirlenmesi sürecinde bundan sonra başlıyoruz. En kısa zamanda da sonuçlandıracağız. Yüksek Seçim Kurulu bize bir süre tanıdı. Bu süre zarfında partimizin yetkili organlarıyla istişare yapacağız. Genel merkezimize arz edeceğiz. Buradan gelecek talimat doğrultusunda da yeni adayımızla sizlerin huzurlarına çıkacağız” dedi.
İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe ise, “Kapalı kapılar arkasında istediğini konuşup yüz yüze gelince kameraların önüne gelince de hiçbir şey yokmuş gibi davranan bir zihniyetin karşısında dimdik ayağa kalktık. Evet, yapmış olduğumuz bu çalışmanın çok rahatsız ettiğini gördük. Elbette ki yargı bir karar verir. Halihazırda tarafıma tebliğ edilmiş resmi bir yazı yoktur. Sadece bunu fırsata çeviren goygoycular var. ve en önemlisi de siyasi nezaketten nasibini alamamış soytarılar var. Bunlar ise Türk yargısına olan saygıyı ortadan kaldırdıkları gibi insana olan saygıyı da yok ettiler. Doktor Şeref Menteşe’nin adaylığı düştü haberi bir yalandır. Şeref Menteşe’nin adaylığıyla alakalı istenilen bir evrak var. Bu evrakı biz resmi olarak da paylaştık. Her yerde de paylaşırız. Buna karşılık da bizim verdiğimiz anayasa hukukçuları tarafından hazırlanmış resmi bir savunmamız var. Ben Tokat’ın derdiyle dertlendim. Çare ürettim ve bu milletin huzuruna çıktım. Beni durdurmak için hukuk ve hak gaspı yapılmasına seyirci kalmam mümkün değildir. Ancak bizim adaylığımızı düşürseler de ağzımızı bantlayamazlar. Gözümüzü kapatamazlar. Biz Tokat’ın sorunlarını dillendirmeye devam edeceğiz . Türkiye’deki seçim kanunu 51,1,2,3. maddesi açık ve net bir şekilde diyor ki eğer ki bir infaz varsa ve bu infaz devlete karşı işlenmiş bir suç değilse, yüz kızartıcı bir suç değilse, evrak sahtekarlığı değilse diyor itikaf suçu değilse diyor sıralıyor. Bunların infazı bittiği gün seçme ve seçilme hakkına kavuşur diyor. Ben bu evrakı size belge olarak da bırakacağım. İstediğiniz gibi fotokopisini alıp orada bakabilirsiniz. Bununla alakalı bir şikayetinizi seçim kurulumuza verdik. Bize ulaşan habere göre yarın görüşülecek. İtirazımız görüşülecek. Hala diyorum ben İYİ Parti’nin Tokat Belediye Başkan adayıyım. Bununla alakalı süreci Yüksek Seçim Kurulu karara bağlayacaktır” dedi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Osmangazi İlçe binası açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine cevap verdi. Özel, “Tayyip bey, ben diyorum 10 bin lira emekliye yetmiyor, sen ‘Büyüdük’ diyorsun. Eğer 10 bin liralık emekli halinden memnunsa; 16 bin 250 lira olmuş açlık sınırı, 17 bin lira alan asgari ücretli halinden memnunsa; köylüler, çiftçiler halinden memnunsa; şu Bursa esnafı halinden memnunsa; gençler, işsizler halinden memnunsa o zaman oyu sana versinler. Ama yokluk, işsizlik, enflasyon varsa ve bu ülkedeki herkes büyük bir ızdırap içindeyse o zaman 31 Mart’ta sana gerekli cevabı sandıkta verecekler. Bu kadar sıkıntı varken, ‘Ülke iyi gidiyor’ diyen yönetici, yönetici değildir” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da CHP Osmangazi İlçe binasının açılışına katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkan adayı Erkan Aydın ve Osmangazi ilçe yönetimi ile beraber konuşan Özel, şunları söyledi:
“BURSA’DA TALANI BİTİRECEK, MEGA PROJEMİZ: ALİNUR AKTAŞ’I GÖNDERİYORUZ, MUSTAFA BOZBEY’İ GETİRİYORUZ”
“Yerel seçimlerde geçen sefer de çok istediniz ama küçük bir farkla kaybettik. Bursa’da bu sefer Mustafa Bozbey inşallah. 30 Ağustos’a, 29 Ekim’e, Atatürk’e, Türkan Saylan’a, Uğur Mumcu’ya laf edene nefes harcamaya gerek yok, yazıklar olsun. Biz bir sürü proje tanıttık, en büyük projeyi ben açıkladım, bir daha açıklıyorum. Bursa’da trafiği de düzeltecek, yoksullara sahip çıkacak, yeşili artıracak, talanı bitirecek, Bursa’nın kent kimliğini ön plana çıkaracak, Bursaspor’u şampiyon yapacak mega projemiz şu: Alinur Aktaş’ı gönderiyoruz, Mustafa Bozbey’i getiriyoruz.
Erkan Aydın, Bursa’nın evladı. Buradaki köylerin her birinde adımı olan, çok iyi tanınan, karış karış çalışan, Meclis’te Bursa’nın ama özellikle dağın bütün sorunlarını dile getiren birisi, Osmangazi’nin evladı. Eğer Osmangazi’ye Erkan Aydın’ı getirirseniz Türkiye’de CHP’li belediyeler ve dünyada siyasi akrabalarımızın yönettiği çok güzel kentler var. Harika ve dağlık alanları olan, mesire yerleri olan ve kente çok önemli katkılar sağlayabilecek dünya projeleri, Dünya Bankası’nın fonları, bizim siyasi akrabalarımızın dayanışma fonları var.
“BİZ; YOKSULUNA, ESNAFINA, KÖYLÜSÜNE SAHİP ÇIKAN, FESTİVAL YASAKLANMASIN İSTEYEN CUMHURİYETÇİLERİZ
Bu ülkede yüzde 95 Atatürk’ü seviyorum diyor ama oy verdikleri, onun hatırasına sahip çıkmıyor, ona husumet duyuyor; onun ‘milletin efendisi’ dediği çiftçiye çektiriyor, alın terinin karşılığını vermiyor ama CHP bu seçimde Cumhur İttifakı’nın karşısında Türkiye İttifakı’nın içinde. ‘Türkiye İttifakı’nın içinde kim var’ derseniz, milli takım gol attığında sevinen kim varsa onlar var. İşine gelince Atatürk’e ‘iki ayyaş’ deyip, sıkıştığında 15 Temmuz’da resmini sallayanlardan değiliz. Kimse bize vatanseverlik, milliyetçilik taslamasın. Biz; yoksuluna, esnafına, köylüsüne sahip çıkan, bu ülkenin yarınlarında kimse aç kalmasın isteyen, çocuklar yatağa aç girmesin isteyen, işçiler sendikalı olsun, haklarını alsın isteyen, festival yasaklanmasın isteyen cumhuriyetçileriz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü konuşmasında sarf ettiği, “Muhalefet, ‘Yandık, bittik’ diyordu. Ne oldu? Hani ekonomi kötüydü? Bakın yüzde 4,5 büyüdük” sözlerine ilişkin Özel, şunları söyledi:
“Tayyip bey, ben diyorum 10 bin lira emekliye yetmiyor, sen ‘Büyüdük’ diyorsun. Eğer 10 bin liralık emekli halinden memnunsa; 16 bin 250 lira olmuş açlık sınırı, 17 bin lira alan asgari ücretli halinden memnunsa; köylüler, çiftçiler halinden memnunsa; şu Bursa esnafı halinden memnunsa; gençler, işsizler halinden memnunsa o zaman oyu sana versinler. Ama yokluk, işsizlik, enflasyon varsa ve bu ülkedeki herkes büyük bir ıstırap içindeyse o zaman 31 Mart’ta sana gerekli cevabı sandıkta verecekler. Bu kadar sıkıntı varken, ‘Ülke iyi gidiyor’ diyen yönetici, yönetici değildir.”
]]>İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe’nin adaylığı, 2019 yılında almış olduğu ceza nedeniyle Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) iptal edildi. İtiraz dilekçesi yazan Menteşe, YSK’dan gelecek haberi bekliyor. Konuyla ilgili parti binasında açıklama yapan İYİ Parti Tokat İl Başkanı Erkan Er, “Alınan Yüksek Seçim Kurulu kararının tartışmasını sadece Tokat halkının vicdanına havale ediyoruz. Karşısına çıkıp konuşamayanlar, adayımızın vizyonunun karşısında söyleyecek laf bulamayanlar alınan bu kararla birlikte çok rahat ettiler. Son iki gündür partimizin yeni bir adayla yola devam ettiğine dair çıkan haberlerin hiçbirinin aslı astarı yoktur. Elbette biz farklı isimlerle istişare ettik, görüştük, görüşüyoruz. İYİ Parti tabii ki adaysız kalmayacak. Ancak bizim adayımızla alakalı Seçim Kurulu kesin kararı açıklayana kadar bizim bir aday belirleyip sunmak en hafif deyimiyle büyük bir dezenfektesizliktir. Kimlerin hangi maksatla yaptığını bilmiyoruz. Ancak yeni adayın belirlenmesi sürecinde bundan sonra başlıyoruz. En kısa zamanda da sonuçlandıracağız. Yüksek Seçim Kurulu bize bir süre tanıdı. Bu süre zarfında partimizin yetkili organlarıyla istişare yapacağız. Genel merkezimize arz edeceğiz. Buradan gelecek talimat doğrultusunda da yeni adayımızla sizlerin huzurlarına çıkacağız” dedi.
İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe ise, “Kapalı kapılar arkasında istediğini konuşup yüz yüze gelince kameraların önüne gelince de hiçbir şey yokmuş gibi davranan bir zihniyetin karşısında dimdik ayağa kalktık. Evet, yapmış olduğumuz bu çalışmanın çok rahatsız ettiğini gördük. Elbette ki yargı bir karar verir. Halihazırda tarafıma tebliğ edilmiş resmi bir yazı yoktur. Sadece bunu fırsata çeviren goygoycular var. ve en önemlisi de siyasi nezaketten nasibini alamamış soytarılar var. Bunlar ise Türk yargısına olan saygıyı ortadan kaldırdıkları gibi insana olan saygıyı da yok ettiler. Doktor Şeref Menteşe’nin adaylığı düştü haberi bir yalandır. Şeref Menteşe’nin adaylığıyla alakalı istenilen bir evrak var. Bu evrakı biz resmi olarak da paylaştık. Her yerde de paylaşırız. Buna karşılık da bizim verdiğimiz anayasa hukukçuları tarafından hazırlanmış resmi bir savunmamız var. Ben Tokat’ın derdiyle dertlendim. Çare ürettim ve bu milletin huzuruna çıktım. Beni durdurmak için hukuk ve hak gaspı yapılmasına seyirci kalmam mümkün değildir. Ancak bizim adaylığımızı düşürseler de ağzımızı bantlayamazlar. Gözümüzü kapatamazlar. Biz Tokat’ın sorunlarını dillendirmeye devam edeceğiz . Türkiye’deki seçim kanunu 51,1,2,3. maddesi açık ve net bir şekilde diyor ki eğer ki bir infaz varsa ve bu infaz devlete karşı işlenmiş bir suç değilse, yüz kızartıcı bir suç değilse, evrak sahtekarlığı değilse diyor itikaf suçu değilse diyor sıralıyor. Bunların infazı bittiği gün seçme ve seçilme hakkına kavuşur diyor. Ben bu evrakı size belge olarak da bırakacağım. İstediğiniz gibi fotokopisini alıp orada bakabilirsiniz. Bununla alakalı bir şikayetinizi seçim kurulumuza verdik. Bize ulaşan habere göre yarın görüşülecek. İtirazımız görüşülecek. Hala diyorum ben İYİ Parti’nin Tokat Belediye Başkan adayıyım. Bununla alakalı süreci Yüksek Seçim Kurulu karara bağlayacaktır” dedi. – TOKAT
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Çayırhan’da Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Yavaş, “Şimdi rakiplerimiz de aynı şeyi örnek alıyorlar. Bizim yaptıklarımız şeyleri sanki hiç yokmuş gibi ‘Biz de yapacağız’ diyorlar. Halbuki kendileri belediye başkanı. Şu anda yapsa ellerinden tutan yok ama yapma niyetleri yok. Çünkü yapma niyetleri olsaydı Keçiören Belediyesi’ne bizim 50 bin aile var destek olduğumuz. Bir milyon nüfuslu bir yer ama kendisi beş bin kişiye destek olmaya çalışıyor. Biz düzenli olarak 220 bin aileye düzenli üç yıldır doğal gaz veriyoruz. Üşütmüyoruz evlerinde. ’28 aydır 200 bin aileye düzenli olarak et desteği yapıyoruz’ diyoruz. O diyor ki ‘Onlar bir kilo et parası veriyor, ben but veriyorum’ diyor. Tavuk budu çıktı. Niye derseniz? Şubat ayında iki kişiye kasım ayında da 11 kişiye vermiş. Bunu vermek de her insanın yapabileceği bir şey değil. Çöp projelere para harcarsınız, yıllardır bitmeyen projelere para ayırırsınız ama kendi ilçenizde yaşayan destek ihtiyacı olanları gözünüz görmez. Çünkü öncelikleri görünen şeyler, işe yarayıp yaramaması önemli değil” dedi.
ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, Nallıhan Belediye Başkan Adayı Ertunç Güngör ile Çayırhan’da SKM açılışına katıldı. Yavaş, şunları söyledi:
“ÇAYIRHAN’I ANKARA’NIN GELİŞMİŞ İLÇELERİ GİBİ KONFORLU BİR YAŞAM BELEDİ HALİNE GETİRELİM”
Sevgili Çayırhanlılar beş yıldır belediye başkanlığı yapıyorum. Sık sık Çayırhan’la ilgili sorunları da bize ileten arkadaşlarımız var. Ancak Nallıhan Belediyesi ile birlikte olup gerek Nallıhan Belediyesi mülkiyetinde gerek Ankara Büyükşehir mülkiyetinde olan yerlerin müşterek tesisler yapamadık. Çayırhan adı üzerinde belde. Fakat Ankara’nın yakınındaki birçok ilçeden nüfusu büyük. Dolayısıyla ilçe olamadığı için belki birçok hizmetten mahrum kalıyor. Ama inşallah bir beş yıl, benim de son beş yıllım, onun için bunu iyi değerlendirelim. Ertunç başkanla el ele vererek inşallah Çayırhanı da Ankara’nın diğer ilçeleri gibi gelişmiş ilçeleri gibi burada yaşayan insanların keyif aldığı, konforlu bir yaşam beldesi haline getirelim.”
“ANKARA’DA BEŞ YILDIR OY VERDİ VERMEDİ KAVGASI YOK”
Hizmeti ayırımsız herkese ulaştırdıklarını anlatan Yavaş şöyle devam etti:
Beş yıldır kimseyi ayırmadık. İhalelerimizi açık yaptık. Çöp projelere para ayırmadık. Vatandaşa hesap verdik. Kent konseyi vasıtasıyla hep kararlarımızı ortak aldık. Artık ben Ankara’ya proje yapıyorum deyip sizlerden aldığı parayı çöp projelere yatıran bir belediye ortada yok. Sizlerden aldığı, emanet aldığı paraları kendisinin harcamayacağı hiçbir yere harcamayacak şekilde harcayan, israfı ortadan kaldıran, yolsuzluğu ortadan kaldıran bir belediye var. Artık beş yıldır Ankara’da hem ayrımcılık, kin, nefret, oy verdi vermedi kavgası yok. Oy veren yere çok hizmet edelim, oy vermeyene hizmet etmem diye bir felsefemiz yok. ve Allah’a çok şükür beş yıl sonunda ‘Çalıyor ama çalışıyor’ felsefesini ortadan kaldırdık. Pandemi dönemi yaşadık. Pandemide hızır gibi esnafımızın yanında olduk, vatandaşımızın yanında olduk. Engellemek istediler, yardım yapmak isteyen vatandaşların paralarına el koydular pes etmedik, desteğe ihtiyacı olanlarla, durumu iyi olanları internet üzerinden birbirleriyle buluşturup asrın dayanışmasını sağladık. Kimse birbirini görmeden birbirine hayır yaptı. Daha sonra sosyal hizmetlerde biz buralarda konuşurken hep ‘Yardımları kesecekler çıkaracaklar’ diye korkutma yoluna gittiler. Ne işçi çıkarttık ne yardımları kestik. Tam tersine Başkent Kart vermek suretiyle onlara ihtiyaçları kadar her ay para yatırarak kendilerine destek olduk, Çayhan’daki marketlerde, en ücra köydeki marketlerde kazanıyor.
“ÇÖP PROJELERE PARA HARCARSANIZ KENDİ İLÇENİZDE YAŞAYAN DESTEK İHTİYACI OLANLARI GÖZÜNÜZ GÖRMEZ”
Kırsal kalkınma açısından da Ankara’nın tümüne şimdiye kadar görmediği destekleri yaptık. Dolayısıyla şöyle bakıldığı zaman Türkiye’de ilk defa yaptığımız birçok hizmet ortaya çıktı. ve birçok belediye de bizi örnek aldı. Şimdi rakiplerimiz de aynı şeyi örnek alıyorlar. Bizim yaptıklarımız şeyleri sanki hiç yokmuş gibi ‘Biz de yapacağız’ diyorlar. Halbuki kendileri belediye başkanı. Şu anda yapsa ellerinden tutan yok ama yapma niyetleri yok. Çünkü yapma niyetleri olsaydı Keçiören Belediyesi’ne bizim 50 bin aile var destek olduğumuz. Bir milyon nüfuslu bir yer ama kendisi beş bin kişiye destek olmaya çalışıyor. Biz düzenli olarak 220 bin aileye düzenli üç yıldır doğal gaz veriyoruz. Üşütmüyoruz evlerinde. ’28 aydır 200 bin aileye düzenli olarak et desteği yapıyoruz’ diyoruz. O diyor ki ‘Onlar bir kilo et parası veriyor, ben but veriyorum’ diyor. Tavuk budu çıktı. Niye derseniz? Şubat ayında iki kişiye kasım ayında da 11 kişiye vermiş. Bunu vermek de her insanın yapabileceği bir şey değil. Çöp projelere para harcarsınız, yıllardır bitmeyen projelere para ayırırsınız ama kendi ilçenizde yaşayan destek ihtiyacı olanları gözünüz görmez. Çünkü öncelikleri görünen şeyler, işe yarayıp yaramaması önemli değil.”
]]>Hadaka Matsuri ya da Çıplak Festivali, Japonya’nın orta kesimindeki Konomiya Tapınağı’nda 1250 yıldır neredeyse hiç değişmeyen bir sahne.
Ancak bu yıl büyük bir değişiklik var.
Erkeklerin toplandığı yerden uzakta bir grup kadın, festivale katılan ilk kadınlar olma yolunda.
Burada toplanan kadınlar tarih yazdıklarının farkındalar. Geleneksel olarak erkek egemen alanlarda yer bulmak her yerde zor. Ancak geçen yıl Dünya Ekonomik Forumu’nun cinsiyet uçurumu endeksinde 146 ülke arasında 125. sırada yer alan Japonya’da bu daha da zor.
Ailesi nesillerdir Konomiya festivalinde çalışan Atsuko Tamakoshi, “Arka planda, kadınlar festivaldeki erkekleri desteklemek için her zaman çok sıkı çalıştılar” diyor.
Ancak erkeklerin tapınakta mutluluk için dua etmeden önce kötü ruhları uzaklaştırmaya çalıştığı festivale fiilen katılma fikri daha önce hiç gündeme gelmemiş gibi görünüyor.
Naruhito Tsunoda’ya göre, hiçbir zaman gerçek bir yasak söz konusu olmamış. Sadece hiç kimse sormamış.
Sorduklarında ise cevabı hazırdı.
“Bence en önemli şey herkes için eğlenceli bir festival olması. Sanırım Tanrı da en çok bundan mutlu olurdu.”
Ancak topluluktaki herkes bu kadar uzlaşmacı değildi.
“(Katılmamız konusunda) endişeli olan pek çok kişi vardı. ‘Kadınların erkek festivalinde ne işi var?’, ‘Bu bir erkek festivali, ciddi bir şey’ diyenler vardı,” diye açıklıyor 56 yaşındaki Tamakoshi.
“Ama hepimiz yapmak istediğimiz şeyde birleşmiştik. Samimi olursak Tanrı’nın bizi izleyeceğine inandık.”
Sıralarını bekleyen kadınlar gerçekten de samimi. Ama çıplak değiller.
Birçoğu erkeklerin peştamallarının aksine uzun, mor tunikler ve beyaz şortlar giyiyor ve kendi bambu sunularını taşıyorlar.
Erkeklerin tapınağa koşuşturmasına eşlik eden büyük mücadeleye ya da Shin Otoko’ya ya da tapınak tarafından seçilen bir erkek olan ‘erkek tanrıya’ dokunmak için birbirlerinin üzerine atlamalarına katılmayacaklar. Geleneğe göre ona dokunmak kötü ruhları uzaklaştırmak anlamına geliyor.
Bu, günün önemini ortadan kaldırmıyor.
Yumiko Fujie “Zamanın nihayet değiştiğini hissediyorum” diyor. “Ama aynı zamanda bir sorumluluk duygusu da var.”
Bu kadınlar katılımlarıyla sadece cinsiyet engellerini aşmakla kalmıyor, bir geleneği de canlı tutuyorlar.
Bu hafta, Japonya’nın kuzeyindeki Kokuseki Tapınağı’nda düzenlenen bir başka çıplak festival, bunun düzenleyecekleri son festival olacağını söyledi. Festivali devam ettirmek için yeterli sayıda genç insan yok.
Japonya dünyanın en hızlı yaşlanan nüfuslarından birine sahip. Geçen yıl ilk kez her 10 kişiden biri 80 yaş ve üzerindeydi. Bu arada, doğum oranı kadın başına sadece 1.3 ve geçen yıl sadece 800.000 bebek doğdu.
Kadınların tapınağa doğru ilerleme vakti geldi.
İki paralel sıra halinde duruyorlar ve iç içe geçmiş kırmızı ve beyaz kurdelelere sarılı uzun bambu çubukları taşıyorlar.
Atsuko Tamakoshi önden gidiyor; düdüğünü çalarak erkeklerin onlarca yıldır söylediğini duydukları ritmik ilahiyi başlatıyor.
“Washoi Washoi,” diye bağırıyor kadınlar.
Kadınlar haftalardır çalıştıkları hareketlere odaklanıyor. Bunu doğru yapmaları gerektiğini biliyorlar.
Medyanın ve seyircilerin gözlerinin üzerlerinde olduğunun farkında ve heyecan içindeler.
Dondurucu soğukta ilerlerken onları izleyen kalabalıktan destek çığlıkları yükseliyor, bazıları “Gambatte” (“Devam et!”) diye bağırıyor.
Konomiya Şinto tapınağının avlusuna giriyorlar ve tıpkı erkekler gibi üzerlerine soğuk su püskürtülüyor. Bu onlara daha da enerji veriyor sanki.
Adakları kabul edildikten sonra kadınlar töreni iki selam, iki alkış ve son bir selamdan oluşan geleneksel selamlama ile bitiriyor.
Kadınlar sevinç çığlıkları atıyor ve ağlayarak birbirlerine sarılıyorlar.
Kalabalık şimdi onları alkışlıyor.
Michiko Ikai, “Çok ağladım,” diyor. “Katılabileceğimden emin değildim ama şimdi bir başarı duygusu hissediyorum.”
Tapınaktan çıkarken kadınlar, kendileriyle fotoğraf çektirmek isteyen halk ve röportaj yapmak isteyen medya mensupları tarafından durduruluyor. Onlar da memnuniyetle kabul ediyorlar.
“Başardım. Çok mutluyum,” diyor Mineko Akahori. “Bir kadın olarak ilk kez katılabildiğim için gerçekten minnettarım.”
Hiromo Maeda “Zaman değişiyor” diyor. “Bence dualarımız ve dileklerimiz aynı. Kadın ya da erkek olması fark etmiyor.”
Bu günün organizasyonunda önemli bir rol oynayan Atsuko Tamakoshi hem duygusal hem de rahatlamış bir şekilde ekliyor:
“Kocam her zaman bu festivalde yer aldı. Ben ise her zaman izleyiciydim. Şimdi minnettarlık ve mutlulukla doluyum.”
]]>AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu, yaklaşan yerel seçimler öncesinde Eskişehir’in sorunlarını dile getirmek, vatandaşların beklentilerini anlatmak ve projelerinden bahsetmek için ulusal bir televizyon programında gazeteci Ahmet Hakan’ın konuğu oldu. Ahmet Hakan ile kamuoyu araştırmacısı Hakan Bayrakçı’nın sorularını yanıtlayan Hatipoğlu, mevcut belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’i eleştirirken, yerel seçimlerin ardından hayata geçirmeyi planladığı projeleri anlattı. Eskişehir’de iktidarla uyumlu bir belediyenin kente çok büyük hizmetler katacağını ifade eden Hatipoğlu, Eskişehir’de CHP belediyelerinde ‘Ben bir şey yapayım, o güzel olsun. Mümkünse hükümet bir yatırım yapmasın çünkü vatandaşa çok hizmet ettiğinde belediyeyi benden alırlar’ gibi bir anlayış var diyerek, “Biz kampanyamızın lansmanımızı henüz yapmadık. İnşallah mart ayının ilk haftası lansmanımızı ve vaatlerimizin tamamını söyledikten sonra o ay içinde hemşehrilerimiz, bize bugün gösterdikleri teveccühün daha fazlasını göstereceklerdir diye düşünüyorum. Yani seçimi önde kapatacağız, bu konuda çok iddialıyız. Yılmaz Büyükerşen 25 yıldır belediye başkanı olarak seçildi. Kendisine yaptığı hizmetler için teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz, kendisi ilk olarak Demokratik Sol Parti’den (DSP) seçildi. DSP o zamanlarda iktidar ortağıydı. Hatta 2’nci döneminde de DSP’den seçildi. İktidarla uyumlu bir belediye başkanı olduğu için ilj 2 döneminde çok çalıştı, çok güzel işler yaptı. Ondan sonra da hükümet ve belediyenin uyumsuz olmasından, partilerin farklı olmasından dolayı Eskişehir çok şey kaybetti. Burada, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Eskişehir’e yapılacak yatırımlarla ilgili engellemeler var. Hükümetin yapmak istediği yatırımlar var ve büyükşehir belediyesinin engellemeleri var. Mesela, Eskişehir’de trafik sorunumuz var ve zamanında yapılan çevre yolu artık şehrin içinde gibi duruyor. Bizim, ulaşımda kent merkezini görmeden geçilebilecek Ankara, Eskişehir ve Bursa istikametinde bir otoyol ihtiyacımız var, Kuzey Çevre Yolu olarak biliniyor. Şimdi mesela bununla ilgili benim rakibim hanımefendi, geçen hafta bir açıklama yaptı. Dedi ki, ‘Kuzey, güney çevre yollarının yapılmaması, bu şehre büyük bir haksızlıktır. Sanıyorum ki çevre yolu olmayan tek şehir biziz. Bu şehre bu zulmü affetmiyorum.’ Yani, ‘Hükümet olarak kuzey çevre yolunu niye yapmıyorsunuz? Ben sizi affetmiyorum’ diyor ama hükümetimiz 2008 yılında belediyeye ÇED Raporu için başvurmuş ama belediyenin raporunun altında çevre yolu yapılmasın diye olumsuz atılan imzanın altında kendi imzası var. Ayşe Ünlüce o zaman genel sekreterdi. Eskişehir’de CHP belediyelerinde ‘Ben bir şey yapayım, o güzel olsun. Mümkünse hükümet bir yatırım yapmasın çünkü vatandaşa çok hizmet ettiğinde belediyeyi benden alırlar’ gibi bir anlayış var. Bununla birlikte zamanında şehir hastaneleri için ‘Ne gerek var? Öbür hastaneler var zaten şehrimize böyle bir şeye gerek yok’ deniyor ve gecikme yaşanması için her türlü engellemeler yapılıyor. Bütün yazışmalar burada mevcut” dedi.
“Muhtemel bir depremde 45 bin vatandaşımızın hayatını kaybetme riski var”
AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu, Eskişehir’de kentsel dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Yaklaşık 150 bin konutun depreme dayanıklı olmadığını ve 45 bine yakın vatandaşın muhtemel bir depremde hayatını kaybetme riski taşıdığını ifade eden Hatipoğlu, “Yılmaz Büyükerşen vizyoner bir insan. Benim ‘dekor belediyeciliği’ olarak tanımladığım bir şekilde kente davet ettiği insanlara en güzel yerleri gösteriyor, döndüğünüzde ‘Eskişehir neymiş!’ diyorsunuz ama ben size Eskişehir’in başka bir tarafını anlatayım. Eskişehir’de kentsel dönüşüm gerekiyor. Yaklaşık 150 bin konut depreme dayanıklı değil. 25 yılda sadece 24 dairede dönüşüm yapıldı. Rakibim de bu durumu bir kabul etti. ’10 yıldır planlamasını yapıyoruz. Son noktaya geldik, önümüzdeki ay ihaleyi vereceğiz’ dedi. Eskişehir’den fay hattı geçiyor. Bazı mahallelerde yüksek riskli olduğu için kentsel dönüşüm alanı olarak ilan edildi. Bunca yıldır yapılmadı. Biz yatay mimari şeklinde 5 kata imar vereceğiz. Tarım alanları imara açmaya karşıyım. Binlerce konut yapılacak mahallelerim var, orayı imara açacağım. Vatandaşın cebinden 1 liradan çıkmadan dönüştüreceğiz, vatandaşın 1 dairesi varsa 1 dairesi daha alacak. Ayrıca yeni binalar alacak. Şu anda 45 bin vatandaşımız aşırı riskli, 200 bin vatandaş ise riskli bölgede oturuyor. Depremde 45 bin vatandaşımızın hayatını kaybetme riski var” şeklinde konuştu.
“Sadece ‘Yapamazlar’ diyorlar”
Hatipoğlu, “Eskişehir’de 3 büyük kuruluşa saha araştırması yaptırdım. En büyük sorunlar kentsel dönüşüm, trafik ve su sorunları çıktı. Bunların yüzde 70’i belediyecilik hizmetinden kaynaklı. Trafiği rahatlatmamız için 15 adet katlı kavşak yapmamız lazım. 25 yıldır şehir içinde 1 tane katlı kavşak yapılmadı. Bunları yaparken, tramvayı bazı bölümlerde yer altına alacağız. Su var yapamazsınız diyor. Mühendisler parmak ısırıyor. İstanbul’da denizin içinden geçiriyoruz. Trafik master planı yaptık, 7 yıl içinde masrafını amorti edecek. Çok büyük yatırımlar ile trafiği düzelteceğiz. Su problemini de çözeceğiz. Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ)Eski belediyeye kaynak aktarıyor. Geçen yıl 80 küsür milyon lira kaynak aktarılmış. Birinci önceliği vatandaşa katkı sağlamak olan yerde belediyeye kaynak aktarıyorlar, belediyenin açığını suyla kapatıyorlar. Suya yüzde 40 indirim yapacağız. Ayrıca su pahalı, kirli ve suyu alabilmek için su doldurma noktalarına gidiyorsun. Bunun çözümü için hızlı bir aplikasyon yapacağız. Onlar sadece ‘yapamazlar’ diyor. ‘Yarınlara inanın’ diyor. 10 yıldır çalışmamışsın, 5 yıldır bir çivi bile çakmamışsın, vatandaş neyine inansın” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR
]]>Mansur Yavaş, “Bizim projelerimizin hepsinde insan var. İçinde insana yararlı olmayan hiçbir faaliyet yok. Çok uzatmayacağım, en son taklit ettiklerini söyleyeyim… ‘Emeklilere para vereceğiz’ diyorlar. İstanbul’da diyor ki ‘İki bin lira vereceğiz’, Ankara’daki diyor ki ‘Ben beş bin lira vereceğim’ Artırın, artırın belki hükümet duyar da onlar sizden fazla verir, hiç olmazsa emeklilerimiz rahat eder. Türkiye’de 30 tane büyükşehir belediyesi var. benden başka büyükşehir belediyelerinin içerisinde emekliye destek olan yok. Tam 31 bin emekliye, aldıkları bu insancıl olmayan maaşlarına, hiç olmazsa dertlerine çare olmaya çalışıyoruz. Biz de doğal gaz vereceğiz’ diyorlar. Türkiye’de benden başka üç yıldır üçer ay mühletli 200 bin aileye doğal gaz veren yok” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Batıkent Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışında konuştu. Yavaş’a burada CHP milletvekilleri ve yeniden aday gösterilen Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yavaş eşlik etti.
Yavaş, açılışta yaptığı konuşmada, alanı dolduran Başkentlilere şöyle seslendi:
“DÜRÜST BELEDİYECİLİK YAPARSANIZ, VATANDAŞTAN YANA ÇALIŞIRSANIZ SANDIKTAN ÇIKARINIZ”
“Beş yıl geçti, hesap vermeye geldik. Hesap nasıl verilir, hesap sandıkta verilir. İnsanlar sizden memnun mu bunu sandık sonucuyla anlarsınız. Eğer hiç kimseyi ayırmazsanız, dürüst belediyecilik yaparsanız, vatandaştan yana çalışırsanız sandıktan çıkarsınız. Eğer böyle yapmazsanız sokakta dahi gezemezsiniz. Beş yıl boyunda hiçbir yerde bizim fotoğrafımızı görmediniz, hiçbir yerde reklamlarımızı görmediniz, çakarlı araçlarla gezdiğimizi görmediniz. Öyle mi? Çünkü biz hükmetmeye gelmedik, hizmet yapmaya geldik. Dolayısıyla biz Fethi başkanım gibi mütevazi bir şekilde kendimizi sadece başka bloklardan farkı atanmış olan bir il idare başkanı, bir sağlık müdürü, bir il müdürü nasılsa kendimizi öyle gördük. Sizlerin parasıyla maaşımızı alıyoruz. Sizlerden aldığımız vergilerle, paylarla sizlere hizmet ediyoruz. O zaman ne yapmamız lazım? Bize emanet edilen parayı düzgün kullanmamız lazım. Hangi yatırımları yapacağımızı kent konseyi kurmak suretiyle bin 800’den fazla bileşenle, sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversitelerle, meslek odalarıyla görüşerek yatırımları yapmaya karar verdik. Peki bunu nasıl yaptık? Dört binin üzerinde ihaleyi canlı yayınlayarak yaptık. Her şeyimiz açık. Korkacak hiçbir şeyimiz yok. Web sayfamızda Sayıştay raporlarımıza kadar hangi harcamayı nereye yaptık kuruşuna kadar hepsini görebiliyorsunuz.
“BU DUALARIN HEPSİNE ORTAKSINIZ”
Sahte hiçbir şeyimiz yok. Dolayısıyla bazıları gibi ‘Biz hesabımızı öbür tarafta veririz’ demiyoruz. Hesabınızı önce parasını kullandığımız halkın önünde vereceğiz. Halkın önünde vereceğiz ki yarın öbür tarafa giderken alnımız açık gideceğiz. Sizler bütün kötü propagandalara rağmen, iftiralara rağmen bizlere güvendiniz ve görev verdiniz. Allah’a çok şükür beş yıl geçti, bugüne kadar sizlerin başını eğdirecek, utandıracak hiçbir işin içerisinde olmadık. Tam tersine, yaptığımız çalışmalarla sizler bize destek oldunuz ve binlerce insanın şu anda duasını alıyoruz. Bu duaların hepsine ortaksınız. İnşallah aynen devam edeceğiz. Ankara’ya dürüst, şeffaf bir şekilde hizmet etmeye devam edeceğiz. Beş yıl oldu, beş yılda önceki dönemler kadar kavşaklar yaptık. Önceki dönem kadar asfaltlar döktük. Hiçbirisine hayırlı olsun demedik. Zaten yapacağımız hizmeti başına kakar gibi hayırlı olsun diyerek pankartlarla duyurmadık. Oralara yaptığımız işlerin maliyetlerini astık. Sadece ve sadece ‘Bu kavşak hizmete açılmıştır, kullanabilirsiniz’ dedik. 25 yıl kadar yeşil alan yaptık. Bu yeşil alanların bir tanesi hemen şu Antares’in arka tarafında… 500 bin metrekare. Yenimahalle’nin bir parkı var, onunla birlikte tam 500 bin metrekare, 50 futbol sahası büyüklüğünde. Orayı park yapmak suretiyle betonlaşmaktan kurtarmış olduk. Biz Batıkent’teki parkta artık yeşille yarışıyoruz. Bütün dünya başketleriyle yarışıyoruz. Betonla işimiz yok. Bir tane Gölbaşı’nda yaptığımız Türkiye’nin en büyük tarım ve rekreasyon alanı var. Orayı da mutlaka görmenizi isteriz.
“İNSANLARIN BAŞINI EĞDİRME ÇOKTAN ORTADAN KALKTI”
‘İşçileri çıkaracak’ dediler. Fethi başkanım için de ilk göreve geldiğinde aynısını söylediler. Hiçbir işçiyi çıkartmadık. Bir tane işçiyi işten çıkartmadık. Alın teriyle çalışan herkes bizim mesai arkadaşımızdır dedik. Ancak kendileri ne kadar gariptir ki işbaşına gelir gelmez 2019 yılında, kendi partilileri dahi hepsini işten attılar. Şimdi diyorlar ki ‘İşçiye biz sahip çıkacağız’ Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin işçilerine sahip çıkacaklarmış. Sendikaları dahi yok. Sendikası olmayanların işçi haklarından bahsetmesi mümkün değildir. ‘Projesi yok’ deyip, bizim yaptıklarımızı taklit etmeye başladılar. Başkent Kart vereceklermiş, içine de para yükleyeceklermiş, esnaf para kazanacakmış… Yani merak ediyorum, nerede yaşıyorlar? Biz bunu üç yıldır uyguluyoruz. Kapı kapı paket dağıtma utancı ortadan kalktı. İnsanların başını eğdirme çoktan ortandan kalktı. İstanbul’daki adayları çorba dağıtacakmış. Mansur yavaş çorba dağıtıyor diye dalga geçiyorlardı. Diyorlar ki ‘Kadınlar otobüslerden istediği yerde inebilecekmiş’. Üç yıldır iniyor Ankara. ‘Mansuryavasneyaptı.com’, ‘Mansur Yavaş Ankara’ isimli bir de mobil uygulama var. Girin oraya, benim yaptıklarımı yapın öyle mi? Benim yaptıklarımı yapın yeter. Proje arıyorsanız orada fazlası var. Bizim projelerimizin hepsinde insan var. İçinde insana yararlı olmayan hiçbir faaliyet yok. Çok uzatmayacağım, en son taklit ettiklerini söyleyeyim… ‘Emeklilere para vereceğiz’ diyorlar. İstanbul’da diyor ki ‘İki bin lira vereceğiz’, Ankara’daki diyor ki ‘Ben beş bin lira vereceğim’ Artırın, artırın belki hükümet duyar da onlar sizden fazla verir, hiç olmazsa emeklilerimiz rahat eder.
“BENDEN BAŞKA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN İÇERİSİNDE EMEKLİYE DESTEK OLAN YOK”
Türkiye’de 30 tane büyükşehir belediyesi var. Benden başka büyükşehir belediyelerinin içerisinde emekliye destek olan yok. Tam 31 bin emekliye aldıkları bu insancıl olmayan maaşlarına, hiç olmazsa dertlerine çare olmaya çalışıyoruz. ‘Biz de doğal gaz vereceğiz’ diyorlar. Türkiye’de benden başka üç yıldır üçer ay mühletli 200 bin aileye doğal gaz veren yok. Hadi onunla da yarışın da hükümet bir açıklama yapsın. ‘Biz daha çok doğal gaz vereceğiz’ desin de millet evinde rahatça ısınsın inşallah. Daha bizden çok şey öğrenecekler. Belediyecilik öğrenecekler. Ama en büyük özelliğimiz hiçbir Allah’ın kulunu ayırmamak. Cenab-ı Allah’ın yarattığı kutsal varlık olarak görüp, bir kişiyi ayırmadık. Ankara’da bir tane muhtar, bir tane insan ‘Verdiğim oydan dolayı ya da herhangi bir sebepten dolayı ayrıma uğradım’ diyemez. Herkesi Cenab-ı Allah’ın yarattığı şerefli bir varlık olarak görüyoruz. Herkesin vergisinden istifade ediyorsak, herkese eşit olarak hizmet etmek durumundayız. Bugün bir açıklama duyduk. ‘Cumhuriyet Halk Partili belediyeler kendinden olana hizmet etmez’ diye. Duymadık mı daha önceki yıllarda ‘En fazla oy verenlere hizmet yapacağız’ diyenleri. Duymadık mı? Bu anlayışın tümünü ortadan sildik. Dürüst çalışmak suretiyle çalışılabileceğini gösterdik. Başkanımın da benim de bugüne kadar hiçbir personelimiz savcılık yolu görmemiştir. İnsandan yana farklı bir belediyecilik yaptık. Bunun karşılığını her yerde alıyoruz. Rakiplerimizin mitinglerinde görüyoruz. Bizlerin açılışlarında görüyoruz. İnşallah beş yıldır Belediye Meclisi’nden çektiğimiz sıkıntıyı bu sefer ortadan kaldırıyoruz. Sadece üç belediye değil, çevredeki belediyeleri almak suretiyle belediye meclisindeki çoğunluğu bu sefer istiyoruz. Dünkü yayınlanan anketi görmüşsünüzdür. Fark şu anda yüzde 14. Yetmez, yetmez. Daha fazlasını istiyoruz. Mecliste vatandaşın lehine kararları çok daha rahat almak istiyoruz. Bunun üzerine diyorum ki, inşallah önümüzdeki seçimlerde bir şeyler değişecek. Belli oluyor. Artık halkı düşünen belediyeler, vatandaşı düşünen belediyeler işbaşına gelecek.”
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Seyhan ilçesi Bey Mahallesi’nde vatandaşlarla buluştu. Buluşmaya, AK Parti Adana Milletvekili Faruk Aytek, Yüreğir Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir, AK Parti İl Başkanı Ozan Gülaçtı, AK Parti ve MHP parti teşkilatları, yöneticileri ile vatandaşlar katıldı.
31 Mart Yerel Seçimleri’nde Büyükşehir Belediye başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’e destek isteyen Ömer Çelik, önceki seçimlerden hatırlatmalarda bulundu. Çelik, ‘Anketlerde diyorlardı ki; ‘AK Parti kaybedecek, Cumhur İttifakı kaybedecek.’ Diyorlardı ki; ‘Altılı masa kazanacak.’ Siz ne yaptınız? Altılı masayı, masanın altındakileri, arkasındakileri, masanın etrafındakileri Adana’da sandıklara gömdünüz. Onlar o günlerde ‘Altılı masa olarak bir araya geldik, yedili masa olarak bir araya geldik, Türkiye’yi biz yöneteceğiz ve böylece altımız birden karar vererek önümüze devam edeceğiz’ diyorlardı. Ben de buradaki toplantılarımızda ve diğer mahallelerdeki toplantılarımızda diyordum ki, ‘6 kişiyle bırakın siz Türkiye’yi yönetmeyi, siz çay bile demleyemezsiniz.’ Şimdi Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, tuttular altılı masanın günahını Bay Kemal’e yıktılar. Her gün birbirlerinin aleyhine söz söylüyorlar ve bugün siz kardeşlerimiz sayesinde altılı masaya oy veren vatandaşlarımız bile, ‘İyi ki bunlar sandığa gömülmüş’ diyor. Bunlar Türkiye’ye altılı masa diye bir kötülük projesini dayattılar. Ama siz buna müsaade etmediniz. Gerçekten hani derler ya ‘Verilmiş sadakamız var’ diye. Gerçekten Allah bunlara fırsat vermesin. Şimdi altılı masanın bir tarafı öbür tarafına, öbür tarafı diğer tarafına, başka tarafı hepsine birden karşı. Ama biz AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dün neredeysek bugün de oradayız, yarın da orada olacağız? dedi.
‘BUNLAR EN GÜÇLÜ CEVABI YİNE SİZDEN ALACAKLAR’
‘Türkiye Yüzyılı’na damga vuracak bir yerel seçimin önlerinde olduğunu vurgulayan Ömer Çelik şöyle devam etti:
‘Türkiye istikrarı, Türkiye’nin geleceği, Türkiye yüzyılı için Cumhurbaşkanımızı yeniden cumhurbaşkanı seçtiniz. Ona Adana olarak bir kere daha dediniz ki; ‘Cumhurbaşkanım seni kebaptan ve şalgamdan çok seviyoruz.’ Şimdi önümüzde inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’na damga vuracak yerel seçimler var. ‘Türkiye Yüzyılı’nın Adana yüzyılı olması, ‘Türkiye Yüzyılı’nın Yüreğir’in, Seyhan’ın diğer mahallelerimizin yüzyılı olması için, ‘Türkiye Yüzyılı’nın gerçek belediyeciliğin yüzyılı olması için 31 Mart’ta AK Parti ve Cumhur İttifakı diyor muyuz’ Bunlar, aynı 14 Mayıs’a giderken, aynı 28 Mayıs’a giderken aynı bundan önceki seçimlerde olduğu gibi millet iradesiyle kavga ederek, terörizmle yan yana durarak, teröristler karşısında suskun kalarak yollarına devam ettiler. O zaman da söylemiştim. O gün söylediğim şimdi de geçerli. Bunlar terör destekçilerine söyleyemedikleri lafları Türkiye’nin cumhurbaşkanına, devlet başkanına, milletimizin sevgilisi, milletimizin göz bebeği, Recep Tayyip Erdoğan’a söylüyorlar. Bunlar en güçlü cevabı yine sizden alacaklar. Bu sokaklardan alacaklar. Bu mahallemizden alacaklar.? (DHA)
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Altılı masanın günahını Bay Kemal’e yıktılar. Her gün birbirlerinin aleyhine söz söylüyorlar ve bugün siz kardeşlerimiz sayesinde altılı masaya oy veren vatandaşlarımız bile, ‘İyi ki bunlar sandığa gömülmüş’ diyor” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Seyhan ilçesi Bey Mahallesi’nde vatandaşlarla buluştu. Buluşmaya, AK Parti Adana Milletvekili Faruk Aytek, Yüreğir Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir, AK Parti İl Başkanı Ozan Gülaçtı, AK Parti ve MHP parti teşkilatları, yöneticileri ile vatandaşlar katıldı.
31 Mart Yerel Seçimleri’nde Büyükşehir Belediye başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’e destek isteyen Ömer Çelik, önceki seçimlerden hatırlatmalarda bulundu. Çelik, “Anketlerde diyorlardı ki; ‘AK Parti kaybedecek, Cumhur İttifakı kaybedecek.’ Diyorlardı ki; ‘Altılı masa kazanacak.’ Siz ne yaptınız? Altılı masayı, masanın altındakileri, arkasındakileri, masanın etrafındakileri Adana’da sandıklara gömdünüz. Onlar o günlerde ‘Altılı masa olarak bir araya geldik, yedili masa olarak bir araya geldik, Türkiye’yi biz yöneteceğiz ve böylece altımız birden karar vererek önümüze devam edeceğiz’ diyorlardı. Ben de buradaki toplantılarımızda ve diğer mahallelerdeki toplantılarımızda diyordum ki, ‘6 kişiyle bırakın siz Türkiye’yi yönetmeyi, siz çay bile demleyemezsiniz.’ Şimdi Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, tuttular altılı masanın günahını Bay Kemal’e yıktılar. Her gün birbirlerinin aleyhine söz söylüyorlar ve bugün siz kardeşlerimiz sayesinde altılı masaya oy veren vatandaşlarımız bile, ‘İyi ki bunlar sandığa gömülmüş’ diyor. Bunlar Türkiye’ye altılı masa diye bir kötülük projesini dayattılar. Ama siz buna müsaade etmediniz. Gerçekten hani derler ya ‘Verilmiş sadakamız var’ diye. Gerçekten Allah bunlara fırsat vermesin. Şimdi altılı masanın bir tarafı öbür tarafına, öbür tarafı diğer tarafına, başka tarafı hepsine birden karşı. Ama biz AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dün neredeysek bugün de oradayız, yarın da orada olacağız” dedi.
‘BUNLAR EN GÜÇLÜ CEVABI YİNE SİZDEN ALACAKLAR’
‘Türkiye Yüzyılı’na damga vuracak bir yerel seçimin önlerinde olduğunu vurgulayan Ömer Çelik şöyle devam etti:
“Türkiye istikrarı, Türkiye’nin geleceği, Türkiye yüzyılı için Cumhurbaşkanımızı yeniden cumhurbaşkanı seçtiniz. Ona Adana olarak bir kere daha dediniz ki; ‘Cumhurbaşkanım seni kebaptan ve şalgamdan çok seviyoruz.’ Şimdi önümüzde inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’na damga vuracak yerel seçimler var. ‘Türkiye Yüzyılı’nın Adana yüzyılı olması, ‘Türkiye Yüzyılı’nın Yüreğir’in, Seyhan’ın diğer mahallelerimizin yüzyılı olması için, ‘Türkiye Yüzyılı’nın gerçek belediyeciliğin yüzyılı olması için 31 Mart’ta AK Parti ve Cumhur İttifakı diyor muyuz? Bunlar, aynı 14 Mayıs’a giderken, aynı 28 Mayıs’a giderken aynı bundan önceki seçimlerde olduğu gibi millet iradesiyle kavga ederek, terörizmle yan yana durarak, teröristler karşısında suskun kalarak yollarına devam ettiler. O zaman da söylemiştim. O gün söylediğim şimdi de geçerli. Bunlar terör destekçilerine söyleyemedikleri lafları Türkiye’nin cumhurbaşkanına, devlet başkanına, milletimizin sevgilisi, milletimizin göz bebeği, Recep Tayyip Erdoğan’a söylüyorlar. Bunlar en güçlü cevabı yine sizden alacaklar. Bu sokaklardan alacaklar. Bu mahallemizden alacaklar.”
]]>