İzmit’te yaşayan Faruk (44) ve Serpil Gürdal (40) çifti, 2016’da ikinci kez bebek bekledikleri dönemde hamilelik süreciyle ilgili destek almak için ilçedeki özel bir hastaneye başvurdu. Gürdal çiftinin iddiasına göre dörtlü tarama testi talepleri doktorun, “Bana güvenmiyor musunuz? Bebeğiniz gayet sağlıklı, bu işin uzmanıyım” söylemleriyle gerek görülmemesi üzerine reddedildi. Hamilelik sürecinin 7’inci ayına giren Serpil Gürdal, bebeğin karnında hareket etmemesi sebebiyle eşi Faruk Gürdal ile hastanenin yolunu tuttu. Yapılan incelemenin akabinde Serpil Gürdal, bebekte bağırsak enfeksiyonunun yaşandığı öne sürülerek ameliyata alındı. Sezaryen ile dünyaya gelen erkek bebeğin yapılan tetkiklerin ardından down sendromlu olduğu belirlendi. Bunun üzerine Gürdal çifti konuyu mahkemeye taşıyarak, doktor ve hastaneden şikayetçi oldu.
21 milyonluk tazminat
Kocaeli 1’inci Tüketici Mahkemesi’nde açılan dava 8 yılın ardından karara bağladı. Mahkeme, aileye 21 milyon 89 bin 691 TL maddi, 200 bin TL de manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
“İlk taramadan sonraki tahlillerimiz yapılmadı”
Süreci anlatan Faruk Gürdal, “İlk çocuğumuzu Allah 8 yıl sonra nasip etti, sonrasında tüp bebek yaptık. İkinci çocuğumuz doğal yollardan geldi, hamilelik sürecinde üzerinde çok durduk. Özel bir hastaneye gitmek istedik. Aslında maddi durumumuz çok da iyi değildi, işsizdim. Özel hastanede insanlar özel ilgi bekler. 15 günde bir gidersiniz ense yapısı, kalp atışına bakarlar, fakat bunların hiçbiri fark edilmedi. Hamilelik sürecinin 7’nci ayında annenin mide bulantıları, düşük tehlikesi süreçlerini yaşadık. Çocuğun hiç kıpırdamadığını öğrendik. Tahlillerin tamamını yaptırmak istedik fakat ilk taramadan sonraki tahlillerimiz yapılmadı. Biz yapılmasını istemiş olmamıza rağmen yapılmadı. Doktorumuz ‘Bana güvenmiyor musunuz? Ben size ne söylüyorsam odur. Gerek yok bebeğiniz gayet sağlıklı’ dedi. ‘Hocam bu tarz sorunlar yaşıyoruz, problem olmaz mı?’ dediğimizde ise ‘Hayır ben bu işin uzmanıyım. Bana güvenmeniz gerekiyor’ dedi” ifadelerini kullandı.
“8 yılın sonunda dava lehimize sonuçlandı”
Eşinin hamileliğinin 8’inci ayında doğuma alındığını kaydeden Gürdal, “Sebebini sorduğumuzda bağırsak enfeksiyonu yaşadığını, ölüm tehlikesi olduğu için bir an önce alınması gerektiğini söyledi. İşin ucunda ölüm olduğu için biz de kabul ettik. 1 gün sonrasında ameliyata alındı ve down sendromlu olduğunu öğrendik. Biz down sendromunun ne olduğunu bilmiyorduk. Yoğun bir psikolojik baskı yaşadık. Psikolojik ve maddi süreci nasıl atlatırız diye çok düşündük. İyi bir aile bireyi olamam, iyi bir çocuk yetiştiremem düşüncesiyle dava açmaya karar verdik. 8 yılın sonunda dava çok şükür lehimize sonuçlandı” diye konuştu.
“Emsal olmaktan mutluyum”
Emsal niteliğinde bir karar çıktığını söyleyen Faruk Gürdal, “Karar lehimize sonuçlandı. Miktarı biz belirlemedik, maddiyatta gözümüz yok. 21 milyon TL lehimize sonuçlandı. Çok heyecanlıyım, çok mutluyum. Çocuğuma güzel bir gelecek hazırlayacağım için çok mutluyum. Türkiye’deki ailelere emsal olmaktan mutluyum. Çocuğumun eğitimi için harcayacağım. 8 yaşına geldi, hala bezleniyor. Konuşamıyor, çok geç yürüdü. 3,5 yaşında yürümeye başladı. 36 günlük yoğun bakım süreci vardı. Bu süreç bizi çok etkiledi. 35 gün yavrumuza kavuşamadık. Annesi boğazından hortum salarak beslemişti. Bu süreçler bizi çok yıprattı. O benim evladım, down sendromlu olduğu için bu davayı açmadım. Çocuğumun hakkı olduğu için bu davayı açtım” dedi. – KOCAELİ
]]>Vakıfbank Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen etkinlikte, Down Sendromlu bireylerin yaptığı yapay zeka destekli tablolardan oluşan “Sanat ve Biz” sergisi de ziyarete açıldı.
Özge Özder ve Tan Aytıs’ın sunuculuğunu üstlendiği etkinlikte, Keremcem, Elif Buse Doğan ve Ümit Yılmaz’ın yanı sıra down sendromlu sanatçılar Çağatay Aras, Eren Karalı ve Fark Band’in sahne aldığı konser düzenlendi.
“Engellilerle hayatın her alanını paylaşıyoruz”
Vakıfbank Halk Müziği Korosu Şefi Ümit Yılmaz, sahneye down sendromlu bireylerle çıkacaklarını belirterek, “Onların günü bugün. Biz onlara yoldaşlık edeceğiz. Vakıfbank, farklı dönemlerde sosyal sorumluluk çerçevesi içerisinde birçok etkinlik yapıyor. Bugün de bunlardan birinde, bir farkındalık yaratma çabasında olacağız.” dedi.
Engelli bireylerle hayatın her alanını paylaştıklarını aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:
“Birkaç aydır hazırlık yapıyoruz. Daha önce de birçok etkinlikte engelli bireylerimizle bir araya gelmiştik ama bu sefer gerçekten beni çok şaşırttı. Sahnede saz çalabilen, şarkı-türkü söyleyebilen ve hatta sunuculuk yapabilen bireyler olacak. Onlarla beraber çok güzel bir etkinliğe imza atacağız. Down Sendromu Farkındalık Günü’nü en güzel şekilde yaşayacağız. Böyle özel ve güçlü projelerde, bir güç olarak Vakıfbank’ın yanımızda olması bizim için çok kıymetli, çok değerli. Bu projede, arka planda çalışan onlarca, yüzlerce insan oldu. Hepsine çok teşekkür ediyorum.”
“Umarım bu tarz konserler çoğalır”
Sanatçı Elif Buse Doğan da böyle özel günlere elinden geldiğince destek vermeye çalıştığına dikkati çekerek, “Artı 1 farkla dünyamızı güzelleştiren bütün arkadaşlarımızın günü kutlu olsun. Onlarla müzik yapmaktan çok keyif alıyorum. Daha önce de birçok şarkı türkü söylediğim arkadaşlarım oldu.” şeklinde konuştu.
Engelli bireylerin sadece bir gün değil her gün hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğine vurgu yapan Doğan, “Bugün Elif Buse Doğan kimliğini bıraktım. Onlar hangi şarkıları, türküleri söylememi istiyorsa onu söyleyeceğim. Onlar müzik yapacak, ben onlara eşlik edeceğim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Umarım bu tarz konserler çoğalır.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı (İZEV) Onursal Başkanı Hakan Kural, İZEV’in 35 yıldır kendi alanında ilkleri gerçekleştirdiğini dile getirdi.
Down Sendromu Farkındalık Günü dolayısıyla yoğun bir faaliyet gündemleri olduğuna işaret eden Kural, “Toplumsal bütünleşme ve farkındalık adına özel gereksinimli çocuklarımızdan oluşan bir pop grubu kurduk. Bu akşam onlar da sahne alacak. Vakıfbank’ın böyle bir gündeme sahip çıkıp, ön açmasını çok kıymetli buluyorum.” ifadelerini kullandı.
Sergi küratörü Aslı Nişancı ise “Sarı Hayaller” isminin yaşamı temsil ettiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Artı bir kromozomlu gençlerimiz yaşama yeni bir kültür anlayışı getiriyor Buradaki amacımız yaşamın her alanında olabileceklerini göstermek. Gençlerimizin kendi özgünlükleriyle orta çağdan 17. yüzyıla uzanan bu eserlerle bize ne söylediğini göstermeye çalıştık. Kültür, dönüşüm anlamına geliyor. İnsana dair her şeyin dönüşümüdür. Gençlerimiz, yaşama farklı açılardan bakmayı bize gösteriyor.”
]]>