Şanlıurfa’da otomobil tahliye kanalına uçtu: 1 ölü, 2 yaralı
Olay yerine gelen itfaiye ekipleri araç içerisinde sıkışan yaralıları bulundurdukları yerde kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti. Yaralılar sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından ambulanslarla Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Acil serviste tedavi altına alınan yaralılardan Ömer A. burada doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Ömer A.’nın cenazesi otopsi işlemleri için Şanlıurfa adli tıp kurumuna kaldırıldı. Jandarma kaza ile ilgili soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA)-TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, bugün Devlet Su İşleri (DSİ) yetkililerini dinledi. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, heyelanın önüne yapılan sed projesine “DSİ’nin ödenek ayırmadığı”nı söyledi. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın “Projeyi siz mi yapıyorsunuz, kontrol ediyor musunuz” sorusuna Balta, “Firma kendi projesini proje firmalarına yaptırıyor. Resmi olarak bir kontrol mekanizması yok” dedi. Balta, ÇED raporuna ilişkin ise “Biz bakıyoruz, işte, gönderdiği projeye bakıyoruz neyse, uygunsa uygun değilse ‘Burayı da düzelt’ diye bir daha geri gönderiyoruz derken işte bu süreç üç defa mı, bilmiyorum üçüncüde de ancak uygun görüş verildi” diye konuştu.
TBMM İliç Maden Kazasını Araştırma Komisyonu, bugün Komisyon Başkanı Atay Uslu başkanlığında toplandı. Uslu, toprak kaymasının yaşandığı maden ocağında incelemeler yapmak için yarın ve çarşamba günü İliç’te olacaklarını söyledi. Uslu, “Bugün saat 23.55 uçağıyla Erzincan’a geçeceğiz. Yarın ve çarşamba günü bölgede olacağız. İki gün süresince İliç’te maden ocağında incelemelerde bulunacağız, madenci kardeşlerimizi, teknik heyeti dinleyeceğiz” dedi.
Komisyonda, bugün Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Akif Balta ve DSİ yetkilileri sunum yaptı, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
DSİ Müdür Yardımcısı Cengiz Han Kılıçarslan, kayan 6,5-7 milyon metreküplük liç toprağının Sabırlı Deresi’ne aktığını belirterek, derenin altındaki Bağıştaş Barajı’na karışmaması için set çektiklerini söyledi. Han, yığın liçinden sızabilecek sular için 4 tane yer altı sondaj kuyusu açtıklarını bunu da atık havuzuna pompaladıklarını kaydetti. Kılıçarslan, “ÇED raporunu hazırlayan kurum olmadıklarını”, ancak ÇED sürecinde görüş beyan ettiklerini de ifade etti.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın yığın liçinden aktarılan sıvının “solüsyonlu olup olmadığı” sorusuna Kılıçarslan, “Bizim bununla alakalı laboratuvar testimiz yok. Biz orada gördüğümüz akışkan halindeki sıvının içerisinde hangi maddeden ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Bunun içerisinde ne var, hangi oranda var, onu bilemeyiz biz, öyle bir tahlilimiz yok. Sadece, gördüğümüz o malzemeye temas eden herhangi bir yerde biriken sıvı halde ne kadar, ne varsa hepsini pompayla atık havuzlarına aktaralım ki bunun mansaba ulaşması engellensin” diye cevap verdi.
ŞEVKİN: “HEM İÇME HEM DE SULAMA SUYUNA NASIL ÇED RAPORU VERİLDİ”
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin ise “Fırat Nehri’ni besleyen ve Orta Doğu’ya kadar akan önemli bir akar suyun olduğu ve drenaj ağının olduğu bir ortamda, hem tarımsal sulamanın hem içme suyu kaynaklarının beslendiği bir ortamda buraya nasıl ÇED raporu verdi” diye sordu.
AKP Adıyaman Milletvekili Resul Kurt, maden alanına yakın olan Bağıştaş köyünün su analizlerinin sonuçlarının ne olduğunu sordu.
SARIGÜL: “ATIK BARAJINDA BUHARLAŞMA OLUYOR MU”
CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, atık havuzuna aktarılan su nedeniyle havuzun doluluk oranını aştığında ne olacağına dikkat çekerek, “Suyla temas eden bir siyanürlü topraktan bahsediyoruz. 7 milyon metreküplük bir akıntı oraya gelene kadar önünü tutuyoruz ama diğer topraklar acaba yer altına ulaşıyor mu, ulaşmıyor mu? Atık barajında buharlaşma oluyor mu” sorusunu yöneltti.
“TEDBİRLERİN MASRAFLARI FİRMA TARAFINDAN KARŞILANIYOR”
Verilen aranın ardından DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. “Yapılan tedbirlerin masrafları kim tarafından karşılanıyor, tutarı nedir” sorusuna Balta, “maden firmasının kendisinin karşıladığını” söyledi.
“DSİ ÖDENEK AYIRMADI”
Projeye ilişkin “DSİ’nin ödenek ayırmadığını” belirten Balta, Yavuzyulmaz’ın “Projeyi siz mi yapıyorsunuz, kontrol ediyor musunuz” sorusu üzerine şunları söyledi:
“Firma kendi projesini proje firmalarına yaptırıyor. Resmi olarak bir kontrol mekanizması yok. Kendi projelerimizi nasıl ki resmi olarak kontrol ederiz, altını imzalarız, projeleri tasdik ederiz, başında durur kontrollük yaparız, ödemeye esas belgeleri oluştururuz; böyle o manada bir kontrollük değil ama sadece burada herhangi bir resmi imza noktasında kontrolümüz yok.”
YAVUZYILMAZ: “SEDDEYİ DENETLEYEN YOK GÖRÜNÜYOR”
Yavuzyılmaz, “Yani bir altın maden sahasındaki bir yığın liç kayması durumunda yapılması gereken sedde diye bir kavramı bir şirket yapmaya başladığı anda onu denetleyebilecek bir mekanizma görünmüyor. Yani örnek veriyorum, sedde yapıldı, seddenin orada çalışanlar var ve yeni bir yığın liç kayması oldu, seddede yıkıldı, altında birileri kaldı, onun da şu anda sorumlusu yok görünüyor, denetleyeni yok görünüyor” dedi.
Atık barajının 7 milyon metreküp boş hacminin olduğunu söyleyen Balta, “Yaklaşık bir 18 milyonluk bir depolama kapasitesi var. Biz de bütün bu atık bulaşan diyelim ya da bulaşma riski olan suyu o atık barajına pompalar ya da cazibeyle aktarma noktasında çalışmalar yapıldı” diye konuştu.
“SU NUMULERİNİ BİZ ALMIYORUZ”
Fırat Havzası’na herhangi bir liç malzemesi henüz inmediğini belirten Balta, “Su numunelerini biz almıyoruz. Yer altı suyunun da aynı şekilde numune takibi bizde değil” dedi.
“MADEN BARAJLARI’NIN KONTROLÜ ÇEVRE VE ŞEHİRCLİK BAKANLIĞI’NDA”
Balta, maden atıkları ile ilgili maden barajlarının kontrol ve denetiminin 2015’ten itibaren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın kontrolünde olduğunu ifade etti.
“ÇED RAPORUNA OLUMLU GÖRÜŞÜ ÜÇÜNCÜDE VERDİK”
Balta, ÇED raporu sürecinde, eksik gördükleri hususların tamamlanması için görüş bildirdiklerini, sürecin bu nedenle bir yıl uzadığını belirterek, “Bizim eksik gördüğümüz hususları görünce başvuru yapılıyor, tekrar görüş isteniyor. Bakın, Bbiz bu dediğinizi yaptık, şöyle şöyle yaptık’. Biz bakıyoruz, işte, gönderdiği projeye bakıyoruz neyse, uygunsa uygun değilse ‘Burayı da düzelt’ diye bir daha geri gönderiyoruz derken işte bu süreç üç defa mı, bilmiyorum üçüncüde de ancak uygun görüş verildi” diye konuştu.
]]>
Edirne Meriç Nehri üzerinde yapılan “Arşimet Burgu Türbinli Hidroelektrik Santrali”nde yaşanan beton çökmeden dolayı büyük kamu zararı yaşandı. Edirne’de şehir merkezinden geçen Meriç Nehri üzerinde elektrik üretmek için yapılan santralde yaşanan çökmeden dolayı milyon liralık beton, demir, lastik savak ve aylarca yapılan işçilik masrafları da çöp oldu.
İddiaya göre, 625 beton mikserinin doldurduğu ve yaklaşık 70 bin 500 metreküp olan beton inşaat zemini çöktü. 12 milyon Türk lirası değerinde ve 625 beton mikser kamyonlarıyla taşınan lastik savak tablesinin çökmesi nedeniyle yaşanan büyük hasar onarılmaya çalışılıyor. İşlerine son verilen mühendislerin yerine Çevre Koruma Vakfı personeli ile yapılacak Meriç Nehri zeminine Fore Kazık Sistemi ile sıkılaştırma çalışmaları ile hasar onarılmaya çalışılıyor.
Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali tesisinde test için su tutulurken ve elektrik üretimi çalışmaları başlatılırken çökmenin yaşandığı öğrenildi.
Ayrıca, ilk inşaat aşamasında ihaleyi alan firmanın yaptığı projenin yarıda kalan kısmını bıraktığı ve işin devamının Edirne Valiliği bünyesinde Çevre Koruma Vakfı imkanlarıyla sürdürüldüğü biliniyor.
Yanlış proje iddiası
Konuyla ilgili açıklama yapan Devlet Su İşleri (DSİ) Emekli Bölge Müdür Yardımcısı, Yüksek Mühendis Hüseyin Erkin, projenin konuşlanmış yeri Meriç Nehri hidroliği yönünden ve bölgenin kendi jeolojik yapısı açısı itibariyle yanlış olduğunu belirtti.
Trakya Üniversitesi Doğal Afet Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Musa Uludağ ise Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali’nin akarsu üzerindeki dinamiklere uygun olmadığını dile getrdi.
“Bu Edirne için bir kabus durumunda”
27 yıl boyunca DSİ’de bölge müdür yardımcılığı yapan Yüksek Mühendis Hüseyin Erkin, “Bu bir yıl içinde bitirilebilecek bir projeyi. Projenin şu an konuşlanmış yeri Meriç Nehri hidroliği yönünden ve bölgenin kendi jeolojik yapısı açısı itibariyle çok büyük bir yanlışlık var. Nehir’in yasal su yönetimi, su hukuku, işletilmesi ve hükmü kanun gereği DSİ teşkilatına aittir. Su işleri teşkilatının bu konuya hiç dahil olduğunu ve herhangi bir açıklama yada tasarım kullandığını göremiyoruz. Edirne Valiliği İl Özel İdare bünyesinde Çevre Koruma Vakfı adıyla bir kurum içerisinde ihale ettirildiği ve onun ödemelerinin finans kaynağının sağladığını biliyoruz. Meriç Nehri’nin genişliği 350 metre dolayısıyla nehrin genel rutubeti ve kumu en fazla toplanması uygun olan yerde burası ve buraya bu düşünülmüş maalesef. Bunun nehrin yatağından bertaraf edilmesi lazım. Bu sistem burada birikecek kirlilikten dolayı 1-2 yıl içerisinde çalışamaz hale gelir yada verimi son derece düşer. Rastgele bir şekilde düzensiz rejimi olan Meriç Nehri gibi bir yerde böyle bir santrali yapmak pek akıl işi değil. Bu Edirne için bir kabus durumunda” dedi.
“Edirne için çok önemli bir proje konumunda şu anda”
Emekli DSİ Bölge Müdür Yardımcısı Yüksek Mühendis Erkin, “Bu proje güme gider diye düşünüyorum. Burayı kim kontrol ediyor bilmemiz gerekiyor. Çünkü projenin detayını da henüz bilmiyoruz. Burayı hangi mühendislik firması kontrol ediyor, DSİ mi kontrol ediyor, kim kontrol ediyor bilmiyoruz. Edirne için çok önemli bir proje konumunda şu anda. Bir taraftan da üzülüyorum yani DSİ kurumumuzun bu şekilde böyle pasif şekilde görünmesi mutlaka bir sebebi vardır. Bunun DSİ veya ilgililer tarafından açıklanması lazım. En azından bizim yetkimiz yok ama biz yetkimizi valiliğe, belediyeye veya başka bir kuruma verdik diyebilirler. Bundan sonra olabilecek birtakım iyi veya kötü olaylar DSİ’ye fatura edilir. İlgili kurum tarafından bir an önce buraya çekin düzen verilip, eğer bir yanlışlık varsa bunun revize edilip ya da vazgeçilmesi gerekiyor” diye konuştu.
“Lisansız elektrik üretimine de aykırı şu anda gözüküyor bu proje”
Erkin, “Zararın neresinden dönersen kardır. Bunun ivedilikle DSİ tarafından yeniden düzenlenmesi varsa bir yanlışlık açıklanması gerekiyor. Mutlaka ve mutlaka bu zararın DSİ tarafından açıklanması gerek. Projenin lisanlı veya lisansız olarak mutlaka DSİ izni ile yapılması gerekiyor. Ayrıca, burada üretilecek elektrik Çevre Koruma Vakfı bünyesinde mi bir yerlere verilecek yoksa valilik bünyesinde mi bir yerlere verilecek bunun da açıklanması gerekiyor. Eğer hangi kurum bünyesinde üretilecekse Valilik mi, İl Özel İdare mi, belediye mi şimdi bunları da bilmiyoruz. Belki de vardır açıklanmıyor. Lisansız elektrik üretimine de aykırı şu anda gözüküyor bu proje. Bu proje 7 buçuk milyon Euro değerinde ihale ettirilmiş. Burada biz dua ediyoruz ki herhangi bir taşkın yaşanmasın. Eğer bir taşkın yaşanırsa o zaman her şey daha güzel bir şekilde ortaya çıkacaktır” şeklinde konuştu.
“Bu Arşimet burgusu bu dinamiklere uygun değil”
Trakya Üniversitesi Doğal Afet Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Musa Uludağ, “Arşimet burgusu diye tanımladığımız nehir içerisinde elektrik üretimi tesisine gelmeden önce bir konuyu iyi vurgulamak lazım. Edirne ilinin Enez ilçesine olan Meriç Nehri kısmının tamamı taşkın ovasında yer alıyor. Bunun en güzel örneğini de Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali’nde daha hizmette açılmadan bir ayağının çökmesiyle gördük. Çünkü akarsu yatak içerisinde akarken yatağın içerisini temizlediğiniz zaman burgu sistemiyle dibini oyar. Oyduğu zamanda bu yapıyı kullanılamaz hale getirdi. Bir akarsu üstüne yaptığınız bir mühendislik çalışması yaptığınız yerin değil de daha yukarı havzasında veya daha aşağı havzasında farklı problemleri beraberinde getirir. Nehir üzerinde özellikle taşkın ovalarında yapılacak mühendislik çalışmaları çok hassas ve akarsuların dinamiklerine uygun şekilde planlanması gerekiyor. Bu Arşimet burgusunun bu dinamiklere uygun olduğunu açıkçası ben düşünmüyorum” ifadelerine yer verdi.
Vatandaşlardan Hüseyin Tekin, “İnşaatı görüyorum ama ne olduğunu bilmiyorum. Biz de anlamadık neden yıkıldığını” dedi. – EDİRNE
]]>