Havran’ın Kocaseyit Mahallesi’nde, Çanakkale Zaferi’nin kahramanlarından Seyit Onbaşı’nın anıt mezarı başında yapılan 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü nedeniyle anma töreni düzenlendi. Törene, CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, AKP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok ile partililer ve vatandaşlar katıldı.
Havran İlçe Müftüsü Sedat Karali, anıt mezar başında yaptığı duada, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmadı. Bunun üzerine CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Müftü Karali’ye Atatürk’ün adını anmadığı hatırlatmasında bulunmasına karşın Karali, Atatürk’ten söz etmedi. Milletvekili Sarı, “Çanakkale Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, kahramanlarımızı saymadan yapacağınız bir dua toplumsal anlamda kabul görecek bir dua değildir. Bu hassasiyetimize özen göstermenizi bekleriz” ifadelerini kullandı. Müftü Karali ise “Gösterdik” yanıtını verdi. Sarı ise, “Anmadınız ama andığınızı duymadık” dedi. Etraftaki vatandaşlar da Müftü Karali’nin geçen yıl yapılan törende de Atatürk’ü anmadığını söyledi.
Dua sonrası Milletvekili Sarı, törende bulunan AKP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’a “Sayın vekilim sizin de Atatürk’ün adını anmayan müftü beye tepki göstermenizi, yanımızda olmanızı isterdik. Sizden de bu konuda hassasiyet beklerdik” demesi üzerine Ok, sesini yükselterek ortamı provoke etti. Ok’un sözlerinden sonra törene katılmak için gelen AKP’liler hep bir ağızdan bağırmaya başlayıp, CHP’lilerin üzerine yürüdü. Gerilimi yükselten AKP’li gruba Jandarma ekipleri müdahale etti.
AKP’Lİ GRUP YENİDEN SALDIRDI
Törendeki gerilimin ardından CHP’li grup, seçim çalışmaları kapsamında halk buluşması yapmak için Kocaseyit Mahallesi’ne geldi. CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, konuşmasında törende yaşananları hatırlatınca mahallenin meydanında bulunan AKP’li grup, sözlü olarak başlattığı saldırıyı fizikiye dönüştürdü. Jandarma ekipleri AKP’li gruba yeniden müdahale etti. Sakin olunması yönünde yapılan çağrılara karşın AKP’li grup, CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın’ın konuştuğu sırada da saldırı girişiminde bulundu. Jandarma ekipleri AKP’li grubu araçlarına bindirerek mahalleden uzaklaştırdı. CHP’lilerin konvoyu da Kocaseyit Mahallesi’nden Havran’a Jandarma ekiplerinin eskortluğunda yol aldı.
‘OK, PROVOKASYONA MAHAL VERDİ’
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, olay sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bugün 18 Mart Çanakkale Zaferi ve şehitleri anma sebebiyle Seyit Onbaşı’nın memleketindeyiz, Kocaseyit Köyü’ndeyiz. Seyit Onbaşı’nın anıt mezarı başında yapılacak törene eşlik etmek üzere partili arkadaşlarımızla birlikte hocamızın yapmış olduğu duaya eşlik ettiğimiz esnada ne yazık ki Çanakkale Zaferimizin kahramanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmamasından dolayı program bitişinde müftümüzü uyararak bu hassasiyetimizi dile getirdim. ‘Yapmış olduğunuz duada, ki bugün 18 Mart, böylesine önemli, şehit ve gazilerimizi andığımız bir günde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e vurgu yapmaması, onu anmaması bizi derinden yaraladı. Çıkışta, nereden başlasam bilemiyorum. MHP’de, İYİ Parti’de milletvekilliği yapmış, oradan gelmiş ittifakımızı satmış, AK Parti’ye geçmiş koltuk sevdalısı milletvekili İsmail Ok’a, bu süreçte vermiş olduğum tepkiye destek olması gerektiği vurgusunu yaptım. O buradan siyaset yapmayı, hamaset yapmayı tercih etti. Bizim partimizin milliyetçi değerlerini, Atatürkçü değerlerini hiçe sayarak büyük bir provokasyona mahal verdi. Kendisini buradan esefle kınıyorum.”
]]>Eyüpsultan Belediyesi, Ebu Eyyub El Ensari’nin diyarı Eyüpsultan’da vatandaşlara Ramazan ayının coşkusunu yaşatmak ve Ramazanı maneviyatına uygun olarak geçirebilmelerini sağlamak için birbirinden özel etkinliklere imza atıyor. Bu kapsamda teravih namazı sonrası Zal Mahmut Paşa Külliyesi’nin avlusunda kültür, sanat, tarih ve edebiyat dünyasının önemli isimleri Ramazan Sohbetlerinde vatandaşlarla bir araya geliyor.
Türkiye’de vaiz ve müftüleri yetiştirmek üzere beş yüz elli senelik bir geçmişi bulunan Haseki Abdurrahman Gürses Eğitim merkezinin müdürlüğü ve TRT kanalında yayınlanan Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma yarışmasında jüri üyeliği de yapan Eğin, hadis, ayet ve kıssadan hisselerle toplumsal yaşam ve insan ilişkileri üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.
“Kişiye özel dua vurgusu: Öyle bir şey yoktur”
Son zamanlarda hocalardan özel dua istemenin moda olduğuna ve bunun yanlış olduğuna dikkat çeken Eğin, “Allah’tan o kadar çok şeyler istiyoruz ki dua ederken. Geçenlerde bir hanımefendi telefonla bana ulaştı hakimlik sınavına girecek kızı için benden özel dua istedi. Bunu o kadar çok yapıyoruz ki hocalardan özel dua. Bu baya moda haline geldi, görünce hocam bana dua et diyor. Hacıdan, hocadan molladan dervişten özel bir dua istemeyin öyle özel bir dua bir şey yok. Bunu öyle çok yapıyoruz ki. Duası uzun olan hoca en iyi hocadır diye bir önyargımız var. Peygamber efendimizin iki satırı geçen duası yok. Kuran-ı Kerim’de bütün peygamberlerin duasına bakın bir satır iki satırdır. Dua, bir dertten mustarip olan insanın Allah’a arzıdır. Öyle kızıma özel dua, oğluma özel dua olmaz, ondan sonra bu bir sektör haline geliyor. Ben de hanımefendinin kızı için, Rabbim kızını hakkında hayırlı olanı lütfeylesin, ihsan eylesin dedim. O da bana hoca özel dua istiyorum özel dedi. Duayı beğenmedi. Rabbena duası var ‘Allah’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver’ Peygamber efendimizin her namazın arkasından ettiği dua. Bu duanın nesi var” diye konuştu.
“Kendi hatalarımıza ve yanlışlarımıza yoğunlaşacağız”
İnsanların kendi hatalarına yoğunlaşması gerektiğini vurgulayan Osman Eğin, şöyle devam etti:
“Peygamber Efendimiz buyuruyor ki kişinin cenneti de cehennemi de kendisine ayakkabısının bağcığından daha yakındır. Bu hadisin ne demek istediğini bir hocama sordum. Hoca dedi ki yakınınızdaki insanlarla ilişkileriniz sizi ya cennete ya da cehennem sokar. Yakınımızda kimler var. Annemiz, babamız, çocuğumuz, kardeşimiz, kayınvalidemiz, komşumuz en yakınımızdaki kişiler. Bir hanımefendinin annesi misafirliğe geldiğinde on gün kalıyor sıkıntı yok ama kayınvalidesi geldiğinde İslami ahlakı hatırlatıyor, misafirlik annen da olsa üç gün. Burada kendimiz adına bir özeleştiride bulunacağız. Kendi yanlışlarımıza ve hatalarımıza yoğunlaşacağız, başkalarının hatalarına ve yanlışlarına değil. Ama bizler hep başkalarının hatalarını konuşuyoruz. Halbuki Allah-u Teala bizlere kendi hatalarımızdan kusurlarımızdan soracak.” – İSTANBUL
]]>Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ramazan ayının ilk teravih namazını Ankara Hacı Bayram Veli Camisi’nde kıldırdı. Namaz öncesi camiye gelen Erbaş vatandaşlarla birlikte vaazı dinledi. Ardından Erbaş, yatsı ve teravih namazlarını kıldırdı. Namaz sonrasında bir konuşma gerçekleştiren Erbaş, Ramazan ayının önemini vurguladı.
Ramazan ayı ve orucun önemine değinen Erbaş, “Ramazan ayı mübarek ay, peygamber efendimizin bir duası vardı. İki ay önce o dua ile 3 aylara girmiştik. ‘Allah’ım Recep ve Şaban ayını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır’ diye dua etmiştik. Elhamdülillah, ulaştık. Kardeşlerim, ibadetler, mübarek aylar, mübarek günler, geceler bizim için bir vesiledir. Vesiletün Necaddır, yani kurtuluş vesilesidir. Yüce Rabbimiz, bizim için kulları için bazı anları vesile kılıyor. Değerlendirmek bize düşüyor” ifadelerini kullandı.
Sözlerine devam eden Erbaş Şunları kaydetti, “Nasıl ki peygamber efendimizin aşkıyla yazmış olduğu şiire, Süleyman Çelebi Vesiletün Necad ismini verdiyse, biz de işte Rabbimizin bizim için kıldığı vesilelere sarılmak zorundayız. Cenab-ı Hak buyuruyor ki, ‘Rabbinize mağfirete koşunuz.’ Mağfiret, ne diyoruz Ramazan ayının, ilk 10 günü rahmet ikinci 10 günü mağfiret son 10 günü de cehennem azabından azad günleri. İşte biz şimdi rahmet günlerine girmiş bulunmaktayız. Sonra mağfiret günleri gelecek. Rabbimiz, koşunuz diyor, Rabbinizle mağfirete koşunuz, sonunda cennet vardır buyuruyor. O cennetin genişliği semalar kadardır, yer kadardır. İşte o cennete ulaşabilmek için bizim teravihe koşmamız lazım, namazlara koşmamız lazım, başka türlü nasıl ulaşacağız. Hayır, hasenata koşmamız lazım. Allah için nerede mazlum mağdur varsa onlar için elimizden geleni elimizle, dilimizden geleni dilimizle, dilimizden de gelmiyorsa kalbimizle, dualarımızla mazlumların mağdurların yanında olmamız lazım.”
“Ramazan boyunca kalbimizin sızlaması lazım”
Burada yaptığı konuşmada, Gazze’de yaşananları ve oradaki Müslümanların durumuna değinen Erbaş, “Bizler burada işte Hacı Bayram Camisi’nin kubbesi altında, sıcak ortamda teravihimizi kılarken, Ramazan ayımızı karşılarken şu anda Gazze’deki kardeşlerimiz ne durumda. Ramazan boyunca kalbimizin sızlaması lazım Müslümanlar olarak. Oradaki zulmün durması için ne yapmamız gerekiyorsa yapmamız lazım aziz kardeşlerim. Yardımlarımızı göndermemiz lazım, boykotlara devam etmemiz lazım. Dualarımızı Gazze’den Filistin’den eksik etmememiz lazım. Bütün dünyanın dikkatini çekmemiz lazım. Bu zulmün durması için şu Ramazan gününde o kardeşlerimizin oruç tutmaya hakları yok mu? Onların Ramazan ayını idrak etmeye hakları yok mu, onlar insan değil mi? Oradaki kadınlar, masumlar, çocuklar. İki gün önce Dünya Kadınlar Günü kutlanıldı, Gazze’deki kadınlar kadın değil mi? Oradaki masumlar, insan değil mi? Bir kuş, bir balina karaya vurduğu zaman insan hakları, hayvan hakları savunucuları seferber oluyor. Ey dünya Gazze’deki, Filistin’deki masumların, çocukların ve kadınların bir kuş kadar bir balina kadar değeri yok mu? Bunu haykırmamız lazım. Gücümüz buna yetiyor. Daha fazlası olsa daha fazlasını yapsak. Aziz kardeşlerim, elimizden geleni elimizle dedik, dilimizden geleni dilimizle, duamızda hiç olmazsa bir amin diyelim” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının ve teravih namazının ardından cemaatle birlikte dua eden Erbaş, duanın ardından vatandaşlarla sohbet etti. – ANKARA
]]>Erbaş, Gümüşhane’de Kemaliye Camisi’nde “Sabah Namazı Buluşması” programında namaz kıldırdı.
Berat Gecesi’nin mübarek olmasını dileyen Erbaş, “Bugün, berat gününün sabahındayız. Rabb’im tövbe istiğfarlarımızı, zikrimizi, tesbihatlarımızı kabul eylesin inşallah. Öyle güzel bir andayız ki yerde ve göktekilerin Allah’ı tespih ettiği bir andayız.” diye konuştu.
Her canlının Allah’ı tespih ettiğini dile getiren Erbaş, “İnşallah bizim de dilimizden Rabb’imizi zikir eksik olmaz. Bunu namazla, abdestle, oruçla ve diğer ibadetlerle ömrümüzün sonuna kadar, son nefesimize kadar yapmak hepimize nasip olur inşallah.” ifadesini kullandı.
Erbaş, nefis terbiyesinin önemine işaret ederek, “Nefsini kötülüklerden arındırmayı, nefis eğitiminden geçerek son nefesine kadar Allah’ın rızasına uygun yaşamayı Allah hepimize nasip eylesin.” dedi.
Hazreti Muhammed’in bir hadisi şerifinde, “Kıyamet günü hiçbir gölgenin bulunmadığı bir anda Allah’ın arşının gölgesi altında gölgelenecek 7 sınıf insan vardır, bunlardan birisi de kalbi camilere bağlı müminlerdir.” buyurduğunu anlatan Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnşallah hepimiz onlardan, o müminlerden oluruz. Bir de ‘Neşeyi ve huzuru camilerde bulan gençler’ buyuruyor. Gençleri görüyorum aranızda, Allah sizden razı olsun. Gönlümüz ister ki o gençlerden daha çok olsun camilerimizde. Her birimiz gençlerimizi, çocuklarımızı yanımızda getirelim camiye. Onlara sevdirelim, azarlayarak değil nasihat ederek, müjdeleyerek, efendimizin usulüne uygun bir şekilde, ‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.’ hadisi şerifine uygun bir şekilde. Buna ihtiyacımız var.”
Erbaş, imanlı, inançlı, ibadetli gençlere ihtiyaç olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Geleceğimizi onlara emanet edeceğiz. İnanç ve ibadeti birbirinden ayırmak mümkün mü? İbadetten yoksun inanç neye yarar? Amelden yoksun inanç neye yarar? Bunun için gençlerimizi, çocuklarımızı bu şekilde yetiştirmeye gayret edelim, onlara dua edelim.”
Hazreti Muhammed’in, “Namaz gözümün nurudur.” dediğini ifade eden Erbaş, “Peygamber efendimizin vefat etmeden önce söylediği son sözler, ‘namaz, namaz, namaz’ olmuştur. Onun için şunu özellikle istirham ediyorum, çocuklarımız evlerimizde bizlerin namaz kıldığımızı göre göre büyüsün. Allah hepimize nasip eylesin.” diye konuştu.
Erbaş, duaya ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim duaya ihtiyacımız var. Yeryüzünde mazlum, mağdur, Gazze’de, Filistin’de mazlum kardeşlerimiz var, onların duaya ihtiyacı var. Zalim İsrail, işgalci katil İsrail masum demeden, bebek demeden, kadın, çocuk, yaşlı demeden bombalarla dünyanın gözü önünde insanları katlediyor. Elimizden geleni elimizle, dilimizden geleni dilimizle, kalbimizden yapabildiğimizi kalbimizle yapmamız lazım. ‘Bu da imanın en zayıf hali’ buyuruyor Peygamber efendimiz, onu da mı yapmayalım?”
Yardımların önemine dikkati çeken Erbaş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Elimizle neler yapıyoruz? Yardımlar gönderiyoruz. Oradaki insanların bir dilim ekmeğe, bir bardak suya, bir yudum suya ihtiyacı var. Eğer müminler, Müslümanlar bunu dahi göndermezlerse cenabıhakka nasıl hesap vereceğiz? Bütün İslam alemi olarak söylüyorum ve Müslümanların birleşmesini, elleriyle yapmamız gerekeni ellerimizle bütün Müslümanlar olarak önce yapmamız gerektiğini söylüyorum sonra dilimizle ve dualarımızla. Şu anda biz dualarımızı yapabiliyoruz berat sabahında.”
]]>Erbaş, cuma namazından önce irat ettiği hutbeye, “Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. Belaya düçar olan yok mu, ona afiyet vereyim.” ayetini okuyarak başladı.
Yarın gece şaban ayının 15’i olduğunu, ramazanın habercisi mübarek Berat Gecesi’nin idrak edileceğini anımsatan Erbaş, “Bizleri bu mübarek geceye ulaştıran yüce Rabb’imize sonsuz hamdüsenalar olsun. ‘Recep ve şaban ayını ya Rabb’i bize mübarek kıl ve bizi ramazan ayına ulaştır’ diye dua eden Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya sonsuz salat ve selam olsun.” dedi.
Erbaş, Berat Gecesi’nin, akıp giden ömrün muhasebesini yapmayı, yaratılış gayesine uygun olmayan her türlü söz ve davranıştan uzak kalmayı insanlara hatırlatan önemli bir gece olduğunu ifade ederek, “Kardeşliğimize, birlik ve beraberliğimize zarar veren her türlü öfke, kin, haset ve nefretten uzak durmamız gerektiğini bize öğreten mübarek bir gecedir Berat Gecesi. Berat Gecesi, insanların hata ve kusurlarını örtenlerin Rabb’imizin sonsuz ikramlarına nail olacaklarını bildirir.” diye konuştu.
“Kim affeder ve insanlarla arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah’a aittir.” ayetinin de aralarında bulunduğu bazı ayetleri okuyan Erbaş, şöyle devam etti:
“Peygamber efendimiz, daha çok Kadir Gecesi’nde, ‘Allah’ım sen şüphesiz affedicisin, affedersin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle ya Rabb’i’ diye dua ederdi ve Hazreti Ayşe validemize böyle dua etmesini tavsiye etmişti, ondan öğreniyoruz biz affetmenin ne kadar önemli olduğunu, Rabb’imizin affedici olduğunu. İşte bu mübarek günlerde müminler olarak küçücük şeylere kızıp, öfkelenip birbirimize zarar vermeyelim, birbirimizin kalplerini kırmayalım, gücendirmeyelim, mümin affedici olur. Berat Gecesi, tövbe ve istiğfar gecesidir. Tövbe, günahta ısrar etmemektir. Hata ve kusurlarımıza nedamet duyup, tevvab olan Rabb’imizin sonsuz mağfiretine sığınmaktır. Yüce Rabb’imiz, ‘Ey iman edenler. İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabb’iniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlerine koyar.’ buyurmaktadır. Öyleyse bu mübarek geceyi hayatımızda tertemiz sayfalar açmak için fırsat bilelim. Rabb’imizle aramızdaki en büyük engel olan haramlardan, kul ve kamu hakkından uzak duralım. Günahımızın ölçüsü ne olursa olsun, Allah’ın rahmetinden asla umudumuzu kesmeyelim. Peygamber efendimizin, ‘Rabb’imiz, kulunun tövbe etmesine, önemli bir eşyasını kaybedip sonradan o eşyayı bulan birisinin sevindiğinden daha fazla sevinir.’ hadisi şerifi aklımızdan hiçbir zaman çıkarmayalım.”
Erbaş, Berat Gecesi’nin aynı zamanda dua gecesi olduğunun altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Dua, kulluğun ve ibadetin özüdür. Dua, hayatın zorlukları karşısında bizlere direnme gücü veren eşsiz bir nimettir. Dua, kulun halini rabbine arz etmesi, acziyetini kabul ederek onun lütuf ve inayetine sığınmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de Rabb’imiz, ‘Bana dua edin, ben de duanızı kabul edeyim.’ diye bütün kullarını uyarmaktadır. Peygamber efendimiz ise Berat Gecesi’nde Cenabıhakk’ın kullarına şöyle nida ettiğini haber vermektedir, ‘Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. Belaya düçar olan yok mu, ona afiyet vereyim.’ Öyleyse bu kutlu gecede karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek, rabbimize içtenlikle dua edelim aziz kardeşlerim. Anne ve babamızın, eş ve çocuklarımızın, akraba, komşu ve dostlarımızın sıhhat ve selameti için Rabb’imize niyazda bulunalım. Devletimizin bekası, milletimizin huzuru, ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliği için Allah’a yalvaralım. Başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere, dünya üzerinde zalimlerin, işgalcilerin, işgalci İsrail’in zulmü altında inleyen Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere nerede bir mazlum varsa, o mazlumların zalimlerin zulmünden kurtulabilmeleri için özellikle berat gecesinde, şu mübarek cuma gününde dua edelim. ‘Ya Rabb’i zalimleri zalimlere musallat eyle, onları birbirine düşür ve müminleri onların zulmünden kurtar.’ diye dua edelim.”
Ali Erbaş, hutbeyi, şu sözlerle tamamladı:
“Beratımızı alanlardan olabilmek için Kur’an ve sünnetin tarif ettiği bir mümin olmaya gayret edelim. Rabb’imizin emirlerine hakkıyla tabi olalım, yasaklarından var gücümüzle sakınalım. Her türlü kötülükten, haksızlıktan ve adaletsizlikten uzak duralım. Kırılan kalpleri onaralım, küskünlük ve dargınlıkları sonlandıralım. Üzerimizde hakkı bulunanlarla helalleşelim. Mazlum ve kimsesizlere el uzatmaya, haklı davalarında onların yanlarında olmaya, zalimlere ve bu zalimleri destekleyenlere karşı boykot vazifemizi hakkıyla yerine getirelim. Zalimlere, işgalcilere, mallarıyla, alışverişleriyle destek olanların mutlaka destekten vazgeçmeleri için gereken boykotu yapalım, yapmaya devam edelim. Bu vesileyle, Cenabıhakk’tan Berat Gecemizin aziz milletimiz, ümmet-i Muhammed ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere bütün mazlumların felaha ulaşmasını yüce rabbimden niyaz ediyorum.”
Erbaş, daha sonra İstanbul’da elektrik akımına kapılarak vefat eden 42 yaşındaki Murat Koç’un cenaze namazını kıldırdı, ailesine başsağlığı diledi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ ve Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte, Alevi vatandaşların Şahkulu Sultan Dergahı Cemevi’nde verilen Hızır lokmasına ortak oldu. İBB Başkanı olarak, kentte yaşayan herkese eşit hizmet duygusuyla yola çıkmış bir kişi olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Biz, bu şehirde her inancın belediye başkanıyız. Sünnilerin de belediye başkanıyız. Alevilerin de belediye başkanıyız. Şafilerin de belediye başkanıyız. Caferilerin de belediye başkanıyız. Yani her mezhebin belediye başkanıyız. Aynı zamanda her inancın da belediye başkanıyız. Müslümanların da Hristiyanların da Yahudilerin de, Süryanilerin de her inancın belediye başkanıyız” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu; CHP milletvekili Ali Gökçek, CHP PM üyesi Baki Aydöner, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ ve Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte, Alevi vatandaşların Hızır lokmasına ortak oldu. Kadıköy Merdivenköy Mahallesi’ndeki Şahkulu Sultan Dergahı Cemevi’nde verilen Hızır lokması öncesinde türbede dua eden İmamoğlu, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Başkanı Hasan Şahin’in davetiyle konuşan İmamoğlu, dergahı 90’lı yılların başından itibaren ziyaret etmeye başladığını aktardı. Bir vatandaşın, dergahı, “Hızır’ın evi” nitelemesine katıldığını belirten İmamoğlu şunları söyledi:
“BELEDİYE BAŞKANI OLMAK KUTSAL BİR DURUM: Burası benim manevi olarak çok etkileyen bir nokta çok değerli bir dergahımız, çok değerli bir ibadethanemiz, cemevimiz… Bu dergaha ziyarete gelmişliğimiz 90’lı yılların başına varır. Hızır’ın evi doğru. Cemevi dergahını ziyaret etmem ve burayı tanımam, görmem belki de kendi adıma ifade edeyim Cemevinin tanımam anlamına gelir yaklaşık 34 yıl öncesinden bahsediyorum. ve o tarihten bugüne de gelişen süreç içerisinde Allah nasip etti ve ben belediye başkanı oldum. Belediye başkanı olmak kutsal bir konu kutsal bir durum. Çünkü insana hizmet. Önce Beylikdüzü ilçesinde daha sonra bu kadim şehir, dünyanın en güzel şehri İstanbul’un belediye başkanı olmak, bu şehirde yaşayan herkesin belediye başkanı olmak. İstanbul’un Belediye başkanı olmak, bütün inançların belediye başkanı olmak, İstanbul belediye başkanı olmak, bütün duyguların belediye başkanı olmak. İstanbul belediye başkanı olmak aslında sadece bu şehirde yaşayan yurttaşlarımızın ya da bu şehirde hayatını devam ettiren insanların değil insanlık adına da hizmet veren bir belediye başkanı olmak demektir.
ŞAH KULU’NUN MANEVİYATINI SİZLERLE BERABER HİSSETMEK BENİ HEYCANLANDIRMIŞTIR: Burası çok özel bir şehir ve isteğim, arzusu o kadar derindir ki, her zaman söylerim. ya Rabbi beni bu şehrin insanlarına ve hatta insanlığa mahcup etme. Ben görevimi bu şiarla yapıyorum ve bu duayla yapıyorum. Tabi burada siz kıymetli dostlarımla, hemşehrilerimle, sevgili canlarla bir arada olmak, buranın Şah Kulu’nun maneviyatını sizlerle beraber hissetmek her zaman beni heyecanlandırmıştır, duygulandırmıştır, sorumluluğumu bir kez daha hissettirmiştir. Çünkü bu toprakların bize emaneti inanılmaz erenler var çok kıymetli. Geçmişte bu toplumun maneviyatına, yaşamına hizmet etmiş insanlar var. ve bu alanı gelip gezmişseniz, görmüşseniz, gezdiğinizde şunu hissetmelisiniz 600 yılı aşkın zaman içerisinde buraya gözcülük yapan, burayı kollayan koruyan insanların huzuruna gelmişsiniz demektir. Onun için bunun hem bir manevi huzuru var, hem de büyük bir manevi sorumluluğu var. Burada bu sözlerime böyle başlarken burada bulunan bütün belediye başkanı adayı arkadaşlarımın biliyorum ki bu hassasiyetle bu manevi sorumlulukla ve bu manevi görevle yola çıkıyorlar. Hiç biri asla ve asla sizlere mahçup olmayacaklardır. Duam odur ki her birisi çok başarılı olsunlar. Çok başarılı olsunlar ve her birimiz onlarla gurur duyalım.
İSTANBUL’DA DARDA KALANA KOŞARKEN HIZIR AŞKI İLE KOŞUYORUZ: Bugün darda kalan herkesin yoldaşı olan Hızır aşkıyla bir aradayız. ve Hızır Aleyhisselam hepimiz için bir dua, bir yardım isteyen darda kalanın elini açıp dua ettiği hatta öyle bir hayatımıza yerleşmiştir ki ve biz öyle bir çare bekleriz ki aslında Hızır Aşkına dua ederken biliriz ki onun ruhu bugün toplumda var. Yani nasıl var? Darda kalana yardım için koşan her insanın ruhunda Hızır’ın ruhu var ve bize ilham olur. O kültür oradan gelir ve biliriz ki dualarımız kabul olmuştur. Darda kalanın kapısı çalınmıştır bir eksiği giderilmiştir. Ben kendi adıma bir de şöyle bakıyorum. Biz İstanbul’da darda kalana hizmet için koşarken Hızır Aşkıyla koşuyoruz ve o şekilde yoksulların sıkıntılı insanların toplumda kendisini yalnız gören, çaresiz gören, her kulun yardımına koşan bir kurum olarak Hızır Aşkıyla koşarız. Kendimizi onlara borçlu görerek koşarız. Onları kendimize borçlu kılmayız. Devletin, milletin imkanları insanlarını mutlu etmek için vardır. Sıkıntılarını gidermek için vardır. Onun için biz bugün bu tutulan oruçların kabul olması için dua edeceğiz. İnsanlığın darda olan kim varsa Yaradan’ın onların yanında olması için dua edeceğiz. Memleketimizin, milletimizin, çocuklarımızın, gençlerimizin iyiliği için, sağlığı için, geleceği için, adaletli bir dünyada yaşamaları için dua edeceğiz. Dolayısıyla ve eminim ki siz güzel insanlar, değerli canlar, birlikte dua edersek biz bir olursak birlikte olursak dualarımız kabul olur. Bütün sıkıntıları bertaraf ederiz.
BİZ BU ŞEHİRDE HER İNANCIN BELEDİYE BAŞKANIYIZ: Bu anlamda bu bu manevi buluşmada, bu duygularımı sizlerle içtenlikle kalbinden geçtiği sıcaklıkla paylaşmak istedim. Sevgili canlar, bu güzel şehirde elbette ben İstanbul’un Belediye Başkanı olarak bu şehirde yaşayan herkese eşit hizmet duygusuyla yola çıkmış bir kardeşiniz olarak her inanca saygın, saygılı ve her inancın ihtiyaçlarına koşmayı kendisine görev bilen bir belediye başkanınız olarak elbette ki İstanbul’da bütün cemevleriyle ilgili çok hassas bir süreci yönetme gayreti içerisinde olduk. Bu konuda ibadethanelerimiz, cemevlerimizin her hususta yanında olduk olmaya devam edeceğiz. İhtiyaç duyulan noktalarda Alevi yurttaşlarımızın ihtiyacı olan ibadethaneleri tamamlamaya, eksikliklerini gidermeye, gerekirse yeniden yapmaya elbette ki kararlı bir yönetimiz. Biz bu şehirde her inancın belediye başkanıyız. Sünnilerin de belediye başkanıyız, Alevilerin de belediye başkanıyız, Şafilerin de belediye başkanıyız. Caferilerin de belediye başkanıyız. Her mezhebin belediye başkanıyız. Aynı zamanda her inancın da belediye başkanıyız. Müslümanların da, Hristiyanların da, Yahudilerin de, Süryanilerin de her inancın belediye başkanıyız.
DEVLETİN DİNİ ADALETTİR: Devletin dini adalettir. Konunun ne tarifi budur. Bizi layık Türkiye Cumhuriyeti’nin güzel memleketimizin ve Cumhuriyetin değerlerinin korunmasında adaletli bir şehrin var olması yolculuğunda yaradan bizi bu şehrin insanlarına ve bütün ülkemizin insanlarına mahcup etmesin. Tabi hizmetlerimiz sadece İstanbul’da değil ülkemizin her noktasında da özellikle Alevi inancına hizmet verdiğimiz yardımlarımız, desteklerimiz var oluyor olmaya devam edecek. İfade etmeliyim ki biz çok güzel bir ülkede yaşıyoruz cennet vatanımız var. Güzel Anadolu’nun güzel insanları en zor koşullarda bir araya gelmiş, bir arada olmuş, kimi zaman bir bağımsızlık mücadelesi vermiş, kimi zaman hem kötü afetlerden kurtuluş mücadelesi vermiş. Onun için birliğimizi ve beraberliğimizi bozan her unsurdan uzak olmayı iyi bir gelecek için mücadele etmeyi, çocuklarımıza çok güzel bir ülke ve şehirler bırakmayı şiar edinmeliyiz. Bu duygularla aranızdayım. Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun. Dualarımız kabul olsun. Hepinizi çok çok candan seviyorum. Güzel canlar hepinize sevgi ve saygılarımı iletiyorum”
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından Dede Ali Doğan’ın okuduğu duanın ardından Hızır lokması paylaşıldı. Lokma paylaşımının ardından dergahtan ayrılmayan İmamoğlu ve beraberindeki heyet, vatandaşlarla sohbet etti.
]]>