Bakan Kacır, Esenyurt’taki Pelit Çikolata Müzesi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı Çocukları Gençlik Buluşması” programında, 2023 LGS’de 500 tam puan alan liseli gençlerle kahvaltıda bir araya geldi.
Konuşması öncesinde İstanbul Valisi Davut Gül ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nilhan Kösen Ayan ile salondaki gençlerin masalarını tek tek ziyaret ederek sohbet eden Kacır, gençlere TEKNOFEST’i yakından takip etmeleri tavsiyesinde bulundu.
Bakan Kacır, programda, salona girdiği andan itibaren tanıştığı her bir gençte gelecek adına kendisini umutlandıran bir heyecan ve özgüven gördüğünü dile getirdi.
Türk gençliğine çok kıymet verdiklerini vurgulayan Kacır, “Ben tüm buluşmalarımızda, bir araya geldiğim tüm topluluklarla yaptığım konuşmalarda ifade ediyorum. Türkiye’nin en büyük gücü, en büyük kuvvet çarpanı genç ve çalışkan nüfusudur. Bizim nüfusumuzun ortanca yaşı 33, Avrupa ülkelerinin nüfuslarının ortanca yaşı 43, Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinin ortanca yaşı 47-48.Biz onlardan 14-15 yaş daha genciz. Bu çok kıymetli.” ifadelerini kullandı.
-“Türk gençliği, önündeki engeller kaldırıldığında dünyanın ‘en iyisi’ işleri başarabiliyor”
Dünyanın hızla dönüştüğü bu çağda, bu dönüşümü ortaya çıkaran neredeyse her şeyi genç insanların ortaya koyduğuna dikkati çeken Kacır, şunları söyledi:
“Genç insanların kurduğu teknoloji girişimleri, o teknoloji girişimlerinin geliştirdiği fikirler, ürünler ve hizmetler dünyayı büyük bir hızla değiştiriyor ve dönüştürüyor. O vakit biz, gençlerimizin önündeki engelleri kaldırabilir, onların enerjisinden, birikiminden, heyecanından, aklından, fikrinden istifade edebilirsek rakiplerimizin önüne geçme imkanımız çok daha yüksek olacak diye düşünüyoruz. Bu anlayışla Cumhurbaşkanı’mızla birlikte, onun liderliğinde sürdürdüğümüz milli teknoloji hamlesi yolculuğunda her daim işin kalbinde Türk gençliğini, Cumhurbaşkanı’mızın tarifiyle Teknofest kuşağını görüyoruz. Bu anlayışla 2018’den bu yana dünyanın en büyük teknoloji festivallerini Türk gençliğiyle birlikte düzenliyoruz. Biliyoruz, görüyoruz ki Türk gençliği önündeki engeller kaldırıldığında dünyanın ‘en iyisi’ işleri başarabiliyor.”
Bakan Kacır, Türkiye’nin geçmişte Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil ve Şakir Zümre gibi isimlerle havacılık ve sanayide çok başarılara ve girişimlere imza attığını ancak havacılık ve hatta sanayileşme adına ne varsa adeta akamete uğratıldığını, bütün sanayileşme tarihinin, havacılık tarihinin engellenmiş hikayeler tarihine dönüştüğünü dile getirdi.
-“???????Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesini bütün dünyaya ispatladı”
Türkiye’nin bu koşullarda 2000’li yıllara geldiğini belirtti ve “Zorluklar içinde, güçlükler içerisinde, terörle mücadele etmek zorunda olan bir ülke olarak 2000’li yıllara geldik. 2000’li geldiğimizde elimizde kendi üretebildiğimiz uçaklar yoktu. Başkalarından almaya çalıştığımız uçaklarla, insansız hava araçlarıyla kendi mücadelemizi sürdürme çabası içindeydik. Hatta o yıllarda İHA denince kimsenin aklına insansız hava aracı gelmiyordu.” yorumunu yaptı.
“Heron dendiğinde insansız hava araçlarını anlayabiliyorduk. Heron İsrail’in insansız hava aracı markasıdır…” diyen Kacır sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onlar da ne zaman lazım olsalar gereğince çalışmıyorlardı. ve Türkiye o dönemde bir sağlam iradeyle bütün bu alanlarda kendi evlatlarının alın teriyle, akıl teriyle geliştirdikleri sistemleri kendi hedefleri için kullanma kararlılığı gösterdi. ve bu milletin evlatları, sizler gibi gencecik insanlar, o yıllardan itibaren yürüttükleri gayretli çalışmalarla Türkiye’yi havacılıkta parmak ısırtacak bir seviyeye yükselttiler. Bayraktarlarla, Ankalarla, Akıncılarla, Aksungurlarla, Kızılelmalarla, Hürkuşlarla, Hürjetlerle, Ataklarla, Gökbey’lerle ve nihayetinde Kağan’la Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesini bütün dünyaya ispatlamış oldu. Demek ki bizim gençlerimizin önünü açtığımızda, önlerindeki engelleri kaldırdığımızda pekala dünyayla yarışabilir, hatta dünyanın önüne geçme imkanına sahip olabilirmişiz.”
Kacır, “İşte biz ne yapıyorsak bu prensiple, bu inançla, bu ilkeyle yapıyoruz. Biliyoruz ki sizler dünyanın hiçbir köşesindeki gençlerden daha az kabiliyetli, daha az yetenekli değilsiniz. Yeter ki biz, sizin hayallerinizin, sizin ufkunuzun önündeki sınırları kaldıralım. Sizler bu topraklarda inşallah dünyanın en başarılı işlerini ortaya koyacaksınız. Bu anlayışla Milli Uzay Programı’nı gerçekleştiriyoruz. Bu anlayışla Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu gerçekleştirdik.” dedi.
-“Ümit ediyorum ki her birinizin kalbinin baş köşesinde her daim Türkiye olacak”
Gerçekleştirilen her bir misyonun, her bir programın Türk bilim insanlarının alanlarında dünyanın en iddialı işleriyle yarışabilecek projeler gerçekleştirmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kacır, “Biz inşallah bu kararlılıkla, bu istikamet doğrultusunda sizlerle birlikte yürümek istiyoruz. Biliyorum ki her birinizin çok farklı hayalleri var. Her biriniz hayat yolculuğunuzda ya Türkiye’de ya dünyanın bir köşesinde farklı dönemlerde hem eğitim hem sonrasında belki çalışma tecrübesi edineceksiniz. Ama ümit ediyorum ki her birinizin kalbinin baş köşesinde her daim Türkiye olacak.” yorumunu yaptı.
“Her biriniz, bu güzel ülkenin, bu yarışta dünyadaki rakiplerinin önüne geçmesinin, geçebilmesinin heyecanını duyuyor olacaksınız.” diyen Kacır, şöyle konuştu:
“Aranızda dünyanın farklı ülkelerinde üniversite öğrenimi görmeyi hedefleyen var. Her birinizin hedeflerine büyük bir saygı duyuyorum. ve bu hedefleri neden tasarladığınızı sorduğumda farklı cevaplar işittim. Ama genellikle duyduğum cevap, birtakım imkanların, olanakların, fırsatların bazı yerlerde, bazı alanlarda daha iyi olduğuna dairdir. Acaba biz 60’lı yıllarda, ellilerde, kırklarda, otuzlarda, bu sizlerle paylaştığım fırsatları kaçırmamış olsaydık, bugün sizin bu söylediğiniz tablo böyle olur muydu? İşte biz yarının geçleri için bu tabloyu değiştirmek istiyoruz.”
Kacır, gençlere kendilerini çok yönlü olarak geliştirmeye devam etmelerini, sadece sayısal alanlarda yani teknik alanlarda değil mutlaka sosyal alanlarda da kendilerini geliştirmeleri, sporla, sanatla ve edebiyatla meşgul olmaktan vazgeçmemeleri tavsiyesinde bulundu.
Konuşmaların ardından öğrenciler Bakan Kacır ve davetlilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>İBB Başkanı İmamoğlu, 15 farklı ülkeden ‘Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’ için İstanbul’a gelen çocukları ağırladı. İmamoğlu, aralarında Filistin ve Ukrayna’dan gelen çocukların da bulunduğu katılımcılara seslendi. İmamoğlu, “Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşların, acıların son bulması, Atatürk’ün dediği gibi, yurtta ve dünyada barışın egemen olması için, çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Dilerim, dünyanın tüm büyükleri de çocukların savaşla ilgili duygu ve düşüncelerinden gerekli dersi bir an önce alırlar. Dilerim, misafir ettiğimiz Filistinli ve Ukraynalı çocuklar, en kısa zamanda barış ve huzur dolu bir hayata kavuşurlar” dedi.
İmamoğlu, dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için kente gelen çocukları Saraçhane’deki tarihi Meclis Salonu’nda ağırladı. İmamoğlu, aralarında savaşı, yıkımı ve felaketi yaşayan Filistinli ve Ukraynalı çocukların da bulunduğu 15 farklı ülkeden gelen çocuklara şu konuşmayı yaptı:
“ÇOCUKLARIN ÇOK İYİ BİLDİĞİ, BÜYÜKLERİN UNUTTUĞU DİL, SEVGİNİN VE ARKADAŞLIĞIN DİLİ”
“Çok güzel bir manzarayla karşı karşıyayız. Çok farklı ülkelerden ve ülkemizin farklı coğrafyalarından çocuklarla bir aradayız. Dünyanın ve ülkemizin dört bir yanından İstanbul’a gelerek, buradaki kardeşleriyle buluşan sevgili çocuklar; bizlere enerji verdiniz, neşe verdiniz umut verdiniz, hoş geldiniz. Düzenlediğimiz, ‘Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’ boyunca, İstanbul’un 19 farklı noktasında, çocuklar, doya doya eğlenecekler. Kendi ülkelerinin, yörelerinin danslarını sergileyecekler. Birbirlerinin kültürlerini tanıyacaklar. Hep birlikte konserler izleyecek, şarkılar söyleyip, oyunlar oynayacaklar. Farklı dilleri konuşsalar da yeryüzündeki tüm çocuklar, evrensel bir dille hemen anlaşır ve kaynaşırlar. Çocukların çok iyi bildiği, büyüklerin ise maalesef unuttuğu o dil, sevginin ve arkadaşlığın dilidir. O dil, barışın ve kardeşliğin dilidir.
“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DEĞERİNİ HER GEÇEN GÜN DAHA İYİ ANLIYORUZ”
Dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yalnız ülkemizin değil, tüm dünya çocuklarının bayramıdır. Bu eşsiz bayramı ülkemize ve tüm insanlığa armağan etmiş olan, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün değerini her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşların, acıların son bulması, Atatürk’ün dediği gibi, yurtta ve dünyada barışın egemen olması için, çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Öncelikle, çocuklara saygı duymayı, onlara özen göstermeyi öğrenmemiz gerekiyor. Çocuklara saygı duymak, onların da haklara sahip olduğunu kabul etmekle başlar. Çocuklara özen göstermek, onların da kendilerine özel kişilikleri bulunduğunu kabul etmekle başlar.
“DÜNYANIN BÜTÜN ÇOCUKLARININ SAVAŞA KARŞI OLDUKLARINI ÇOK İYİ BİLİYORUM”
Çocukları hayata hazırlamak, risk ve tehlikelerden korumak için bütün toplumlar çaba harcıyorlar. Çocukların eğitimi, sağlığı, güvenliği, mutluluğu için kurallar koyuyor, kurumlar oluşturuyorlar. Ama ne yazık ki, savaşlar bütün bu çabaları bir anda boşa çıkarıyor. Bu güzel festivalde misafirimiz olan tüm çocukların, ülkemizin ve dünyanın bütün çocuklarının savaşa karşı olduklarını çok iyi biliyorum. Dilerim, dünyanın tüm büyükleri de çocukların savaşla ilgili duygu ve düşüncelerinden gerekli dersi bir an önce alırlar. Dilerim, misafir ettiğimiz Filistinli ve Ukraynalı çocuklar, en kısa zamanda barış ve huzur dolu bir hayata kavuşurlar. Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’nin çok güzel, çok eğlenceli geçeceğine, katılan herkesin unutulmaz hatıralarla evine döneceğine inanıyorum”
HEDİYE VE ANI FOTOĞRAFLARI
İmamoğlu, konuşmasının ardından, alfabetik sırayla; Bulgaristan, Çin Halk Cumhuriyeti, Filistin, Gürcistan, Kosova, Kolombiya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Litvanya, Macaristan, Meksika, Polonya, Sırbistan, Slovakya, Ukrayna ve Ağrı Cumhuriyet İlkokulu Halk Dansları Topluluğu, Gaziantep Kılıçarslan Ortaokulu, Hatay Samandağ Halk Eğitim Merkezi, Malatya Gazi ilkokulu Halk Dansları Topluluğu ile Trabzon Akçaabat Folklor Spor Kulübü’nden gelen çocuklara çeşitli hediyeler vererek, anı fotoğrafı çektirdi.
]]>TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis’te, 21 Mart Nevruz Bayramı dolayısıyla Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev ile üye ülkelerin kültür ve sanat elçilerinden oluşan heyeti kabul etti. Kurtulmuş, kabulde yaptığı konuşmada, 21 Mart’ta, asırlardır çok geniş Türk coğrafyasında, Türk illerinde “bahar bayramı”, “nevruz” ve “yeni gün”ün kutlandığını söyledi.
21 Mart’ın kıştan uyanışın, yeni bir güne başlayışın; baharın, bolluğun, bereketin, yeniden dirilişin ve insani olarak güzel hasletleri bir kere daha hatırlatmanın bayramı olarak kutlandığını ifade eden Kurtulmuş, “Bu vesileyle hem Türk dünyasının hem dost ve kardeş coğrafyaların hem de bütün insanlığın barış, huzur ve esenlik içerisinde yaşamasını, nevruzla birlikte gelen yeni günün insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.
Türk dünyasının son yıllarda derlenip toparlanma içerisinde olduğunu belirten Kurtulmuş, Türk Devletleri Teşkilatı’nın ciddi bir topluluk haline geldiğini, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nin parlamentolar arasında yakınlaşmayı temin ettiğini, TÜRKSOY’un ise Türk devletleri arasında kültürel işbirliği ve Türk kültürünün yaygınlaştırılması bakımından önemli hizmetler gördüğünü kaydetti.
Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Orta Asya’dan Avrupa’nın içlerine kadar uzanan bu coğrafyada yer alan Türk devletler topluluğunun gelişmesi, aralarındaki ticari, ekonomik, siyasi, teknolojik, kültürel işbirliklerini artırması dünya barışı için önemli bir teminatıdır. Çünkü dünyanın bu kadar büyük problemler yaşadığı, büyük çatışmaların, gerilimlerin yaşandığı bir dönemde dünyanın tam da ortasında yer alan Türk Devletleri Teşkilatı’na üye devletlerin işbirliğinin dünya barışına katkısı olacağını düşünüyoruz. Yeni bir gün, yeni bir başlangıç olarak kabul ettiğimiz bugünde, dünyanın içinde bulunduğu sorunlarından kurtulabilmesi için temennilerimizi ifade ediyoruz.”
İsrail’in saldırıları sonucu Filistinlilerin soykırım boyutlarına varan büyük bir katliamı yaşadığını ifade eden Kurtulmuş, Türk dünyası olarak Filistin topraklarındaki vahşetin karşısında, Filistinlilerin yanında durduklarını; yapılanların da vahşet olduğunu bir kere daha hatırlatmak istediklerini vurguladı.
Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“21 Mart’ta gelen yeni günle her şeyden evvel, dünyanın farklı yerlerinde yaşayan mazlum ve mağdur milletlerin, içinde bulundukları bu zor şartlardan kurtulmalarını temenni ediyoruz. Gazze’den Doğu Türkistan’a kadar çok geniş coğrafyalarda yaşanan zulümlerin, haksızlıkların, baskıların ortadan kaldırılmasını temenni ediyoruz. Bunun için de insanlık aleminin insani değerler etrafında, bütün insanların yaratılışta eş olduğu anlayışıyla bir araya gelmesini ve bu sorunların çözülebilmesini ümit ediyoruz. İnsanlığın en temel hususiyetlerinden birisi, zalime ‘Sen zalimsin’ diyerek zulmü önleyebilmek, mazlumun da elinden tutabilmektir. İnsanlığın, bu kabiliyetini yitirmemesini ümit ederiz. Türk dünyasının insanları olarak dünyanın her yerindeki mazlum milletlerle dayanışma ve işbirliği içerisinde olmayı sürdüreceğiz.”
]]>Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrindeki Felix Houphouet-Boigny Üniversitesi’nde düzenlenen “Kriz Zamanlarında Gençlik Çalışmalarının Rolü” konulu İslam İşbirliği Gençlik Forumu programında gençlere hitap etti.
Üniversiteye gelişinde kendisini ilahiler ve marşlarla karşılayan gençlere teşekkür eden Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin gençleriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Bu toplantı için üniversitedeki Müslüman Öğrenciler Birliğine, Batı Afrika Müslüman Öğrenciler Topluluğuna ve İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) Başkanı Taha Ayhan’a teşekkür eden Kurtulmuş, “Bu sıcak karşılamanız karşısında şunu söyleyebilirim ki her birinizin gözlerinde Fildişi Sahili’nin, Afrika Kıtası’nın, İslam ümmetinin ve insanlığın geleceğini görüyoruz. Sizin bu enerjinizden, gençliğinizden ve gerçekten inançlı duruşunuzdan ben de şahsım adına çok istifade ettiğimi, aslında hiçbir şey konuşmadan geri dönsem bile sadece sizleri görmekle büyük kazanımlar elde ettiğimi samimiyetle ifade etmek isterim.” şeklinde konuştu.
Dünyanın çok sancılı, büyük savaşların, büyük çatışmaların, insanlık dramlarının, iklim felaketlerinin, açlığın, susuzluğun, yoksulluğun yaşandığı zor bir dönemden geçtiğini belirten Kurtulmuş, dünyanın bu gidişatı içerisinde İslam ülkelerinin durumunun hiç de iyi olmadığını, her alanda zorluk yaşayan bölgelerin, Müslümanların yaşadığı bölgeler olduğunu söyledi.
Müslüman milletlerin ellerindeki imkan ve fırsatların aksine büyük yoksulluklar ve çaresizlikler içerisinde olduğunu anltan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Kriz dönemleri, aslında söyleyecek sözü olanlar için büyük bir fırsattır. Bu çerçevede dünyada bugün yaşanan krizlerin, kaosların tamamına yakını, modern Batı düşüncesinin ve Batı’nın son iki asırdır dünyadaki hakimiyetinin sonucudur. Bunun için şunu çok rahat söyleyebiliriz ki artık insanlığın hayrına olan sözü söyleme sırası Müslüman dünyasına ve mazlum milletlere gelmiştir. Bizim vazifemiz, geçmişin ihyası, geleceğin inşasıdır. Çünkü insanlık tarihi boyunca Müslüman milletler gereğini yerine getirdiklerinde; bilimde, sanatta, kültürde, edebiyatta, teknolojide ileriye gittiklerinde ne büyük medeniyetler kurabileceklerini insanlığa göstermişlerdir. Semerkand, Buhara, İsfahan, Bağdat, İskenderiye, İstanbul, Kurtuba bunun şahididir.”
“Hedeflerinizi, geleceğinizi en güzel şekilde hayal ederek yola çıkacaksınız”
Afrika’nın, İslam ümmetinin, insanlığın geleceğinin gençlerin elinde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, gençlere şu çağrıları yaptı:
“Her biriniz kendi şahsi hayatınızla ilgili hedeflerinizi, geleceğinizi en güzel şekilde hayal ederek yola çıkacaksınız. İnanıyorum ki bu salondaki arkadaşlarımızın içinden dünya çapında uzay çalışmaları içinde olan nice bilim insanları çıkacak, mimaride, sanatta, edebiyatta, teknolojide, sosyal bilimlerde, sporda en üst düzeyde nice insanlar çıkacak. Velhasıl her birinizin kendi hayatınızla ilgili hayallerinizi kuvvetlendirmeniz, güçlendirmeniz ve bu istikamette yürümenizi bekliyoruz. Her birinizi yakın gelecekteki kişisel başarılarınız dolayısıyla şimdiden tebrik ediyorum. İkinci hayal kurmamız gereken durum ise ülkemizi, Müslüman toplulukları, Müslüman milletleri nerede görmek istiyoruz? Bu hayaller çerçevesinde adımlarımızı atarak yolumuza devam edeceğiz.”
“Kolonyalizmin izlerini, tortularını kaldırıp toplumumuzdan atmak ödevlerimizdendir”
Afrika milletlerinin bağımsızlığına kavuştuğunu, şimdi de kolonyalizmin tortularından kurtulma zamanı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Afrika’nın Müslüman halkları, gençleri olarak en temel ödevlerimizden birisi, Afrika’da asırlar boyunca süren emperyalizmin ve kolonyalizmin izlerini, tortularını kaldırıp toplumumuzdan atmaktır. Biz Türkiye olarak bütün Afrikalı dostlarımıza diyoruz ki ‘Gelin el ele verelim. Hep birlikte ayağa kalkalım. Kazan-kazan prensibiyle bütün milletlerimizi dünyanın saygın milletleri haline getirelim.” diye konuştu.
İslam dünyasının durumunu yukarı seviyelere çıkartmanın Müslüman gençlerin bir diğer vazifesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Müslüman dünyasının, potansiyelleriyle bugün bulunmuş olduğu durum arasında uçurum vardır. 2 milyara yaklaşan Müslüman dünyası genç bir nüfusu oluşturuyor. Ama ne yazık ki dünya nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan Müslümanlar, dünya üzerindeki toplam üretimin sadece onda birini gerçekleştiriyor.
Dünyanın en zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarının büyük bir çoğunluğu Müslüman ülkelerdedir ama ne yazık ki Müslüman ülkelerin önemli bir kısmı da yoksulluğun içerisinde debelenmektedir. Bu kadar büyük bir servete sahip olmalarına rağmen bundan yeterince istifade edilemediği için İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinin milli gelirinin ortalaması 4 bin 500 dolardır.”
Dünyanın en yoksul 10 ülkesinden 6’sının Müslüman ülke olduğunu, aşırı yoksul ülkelerin tamamına yakınının da Sahra Altı bölgede bulunduğunu ve bu halkların tamamına yakınının Müslüman halklar olduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Müslüman ülkelerin önemli bir kısmının bereketli tarım toprakları olmasına rağmen dünyanın en büyük 5 tarım ülkesinin içinde bir tane bile Müslüman ülke yoktur. Maalesef teknolojik ürün üretiminde Müslüman ülkeler bu kadar gelişmişliğine rağmen dünyadaki üretimin sadece yüzde 1,8’ini gerçekleştirmektedir. Dünyanın en büyük, en önemli 100 üniversitesinin içerisinde Müslüman ülkelerden bir tane üniversite dahi bulunmamaktadır. Biz bu durumu hak etmiyoruz. Bunun için gayret edeceksiniz, çalışacaksınız, çabalayacaksınız ve inşallah başaracaksınız; gelecek sizin, gelecek İslam dünyasının olacaktır.”
“Netanyahu ve ekibinin zamanı dolmuş, dünyanın sabrı taşmıştır”
Kurtulmuş, yeryüzünde adalete dayalı bir dünya sisteminin kurulmasının gençlerin bir diğer hayali olması gerektiğini ifade ederek dünyada yeni bir sistemin gerekli olduğunu anlatmak için Gazze’de devam eden katliamlara bakılmasının yeterli olacağını kaydetti.
Gazze’de yaklaşık 5 aydır 30 bine yakın insanın şehit edildiğini belirten Kurtulmuş, “Netanyahu ve ekibinin zamanı dolmuş, dünyanın sabrı taşmıştır. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanına başvurusuyla birlikte insanlık vicdanında yeni bir dönem başlamıştır. İnşallah hak yerini bulacak ve Netanyahu ve çetesi uluslararası savaş mahkemesine çıkarılarak inşallah gerekli cezayı alacaktır.” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, böyle devam edemeyeceğini ve dünyanın bütün uluslararası kurumlarının yeniden yapılandırılacağını dile getirerek, “İnşallah biz de görürüz. Ama biz görmesek bile siz mutlaka göreceksiniz.” dedi.
Bir prensibe inandıklarını ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hak geldiği zaman batıl olan yok olur gider. Hakkın bu anlamda hakim olması, adaletin, iyiliğin, insanlığın ve insafın bütün dünyada hakim olması için mücadele edeceğiz. Sizin buradaki varlığınız, mevcudiyetiniz bizi ümitlendiriyor. Kendiniz için hayal kuracaksınız; ülkeniz, Afrika, İslam dünyası için, bütün insanlık için hayal kuracaksınız. Doğru, güzel ve adil bir gelecek için hayal kuracaksınız. Bazıları hayalden bahsedince sizi hayalperest olmakla suçlayabilir ancak şunu biliyoruz ki hayali olmayanın geleceği olmaz.”
Kurtulmuş, konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını yanıtladı.
]]>