Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: DURSUN ALKAYA
(ANKARA) – Ankara’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, binlerce vatandaşın katılımıyla Tandoğan Meydanı’nda kutlandı. TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, Saraçhane’deki polis müdahalesine ilişkin, “Yasakçı tutuma karşı mücadele eden emekçilerle omuz omuzayız. Bu meşru bir direniştir” dedi. Büro Emekçileri Sendikası (BES) üyesi Mehmet Oğuz Şenol “Meclis çalışanları olarak tazminatsız, iş güvencesi olmadan çalıştırılmamıza son verilmesi için alanlardayız” diye konuştu. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Ümit Ulusoy, “Taksim emekçilerindir. Hiçbir şekilde emekçilere kapatılamaz. Oranın tarihi bir misyonu vardır” dedi.
Ankara’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, binlerce yurttaşın katılımıyla Tandoğan Meydanı’nda kutlandı. Binlerce emekçi AKM’den Tandoğan’a yürüdü.
“BU HAYATA ‘DUR’ DEMENİN ZAMANI GELDİ”
İşsiz Cem Çetin “Her 1 Mayıs’ta biz buradayız. Devletin yaptıkları zorumuza gidiyor. Yeter artık. Emekliler de baş kaldırdı, biz de baş kaldırdık. ‘Yeter artık’ dedik. Bu hayata ‘Dur’ demenin zamanı geldi. 20 sene es geçtiler” dedi. Çetin, Taksim’in 1 Mayıs’ta kapalı olmasına ilişkin, “Taksim’e sokmuyorlar. Taksim’e soksunlar. Niye sokmuyorlar. Bu ülke bizim. Siz bize yettiniz. Dinle devleti karıştırdınız. Bizim şalterlerimizle oynadınız” diye konuştu.
TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül ise şunları söyledi:
“DİRENÇ MÜCADELEYE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”
” Türkiye’de özellikle son yıllarda AKP’nin uyguladığı ekonomi politikaları, antidemokratik uygulamalara karşı toplumun büyük bir tepkisiz söz konusu. Emekçiler Türkiye’nin her yerinde kitlesel bir şekilde 1 Mayıs’ta alandalar. Ankara’da yağmurlu bir gün olmasına rağmen oldukça kitlesel,i kalabalık br 1 Mayıs gerçekleştiriyoruz. Bu da aslında ülkemizin içinde bulunduğu durumun bir göstergesi sayılabilir. Çünkü sarayda saltanat kuranlar, emekçinin alın terini çalarak kendilerine şatafat içinde lüks hayatlar sürenlere karşı emekçilerina artık sabrı taşmış durumda. Emeğiyle geçinen insanlar, Türkiye’de demokrasinin yokluğunun da ortaya çıakrdığı olumsuz koşullar altında resmen ezilmekte. Bu ezilmişliğe karşı büyük bir tepki ve direnç söz konusu. Bu direnç de mücadeleye dönüşmüş durumda.”
“BU MEŞRU BİR DİRENİŞTİR”
Gül, Saraçhane’deki polis müdahalesine ilişkin, “Baskıya karşı her zaman direnmek meşrudur. 1 Mayıs Taksim’de AYM’nin kararı doğrultusunda yasal bir alandır. Buna rağmen İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanlığı ve AKP iktidarının göstermiş olduğu bir yasakçı tutum söz konusu. Bu yasakçı tutumu asla kabullenmiyoruz, tanımıyoruz. Yasakçı tutuma karşı mücadele eden emekçilerle omuz omuzayız. Bu meşru bir direniştir” dedi.
SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey, şöyle konuştu:
“TAKSİM MEYDANI’NI ZORLAYAN TÜM İŞÇİLERİ TANDOĞAN MEYDANI’NDAN SELAMLIYORUZ”
“Sendikal özgürlük en büyük talebimiz. Grev ve toplu sözleşmeli sendikal mücadele için alanlardayız. Ağır iş yükü altında ezilen binlerce sağlık ve sosyal hizmet emekçisinin insana yakışır bir iş hayatı için alanlardayız. Şiddete maruz kalıyoruz, her gün bir acı haber almak zorundayız. Taksim Meydanı’nı legal bir alanı zorlayan tüm işçileri Tandoğan Meydanı’ndan selamlıyoruz.”
BES üyesi Mehmet Oğuz Şenol da “Bizler her şeyden önce işçi sınıfının bir sembolü olarak Taksim’de kutlama yapılmasını talep ediyoruz. Buradan, Ankara’dan hepsine destek veriyoruz. Aynı zamanda Büro Emekçileri Sendikası olarak bütü büro emekçilerinin alanlarda olduğu bu günde Meclis çalışanları olarak tazminatsız, iş güvencesi olmadan çalıştırılmamıza son verilmesi için alanlardayız” dedi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Ümit Ulusoy, şöyle konuştu:
“TAKSİM’İN TARİHİ BİR MİSYONU VARDIR. EMEKÇİLER DOĞRU OLANI YAPMIŞTIR”
“Sektörde birçok sorunumuz var. En başta MEB’e bağlı çalışan öğretmenler olmamıza, kamudaki öğretmenlerle eşit işi yapmamızı rağmen eşit ücret alamıyoruz. Asgari ücret ve daha da altına mecbur bırakılıyoruz. Mobbinge maruz bırakılıyoruz. Taban maaş mücadelemiz var. Milli Eğitim Bakanı son süreçte sözlerini inkar etti. Ama biz bunu unutmadık ve tekrar hatırlatmaya geldik. Ayrıca Taksim emekçilerindir. Hiçbir şekilde emekçilere kapatılamaz. Oranın tarihi bir misyonu vardır. Emekçiler doğru olanı yapmıştır.”
“HAYVANLAR DA ÇOK CİDDİ SÖMÜRÜLÜYOR”
Hayvan hakları için 1 Mayıs’a çıkan Gülis Gündüz “Yaşam için Yasa’ olarak buradayız. Hayvan hakları mücadelesinin ve hayvan cinayetlerinin politik olduğunu biliyoruz. Mezbaalarda, çiftliklerde, kümeslerdeki barınaklarda sömürülen hayvanları biliyoruz. Hayvan cinayetlerine dur demek için buraya geldik. Sömürü sadece insana ait değil, hayvanlar da çok ciddi sömürülüyor. Bunu duyurmak istiyoruz” diye konuştu.
Ankara Veli-Der Şube Başkanı Hülya Deveci, şunları söyledi:
“BİR ŞEKİLDE 1 MAYIS’I TAKSİM’DE HERKES KUTLAYACAK”
“Biz Öğrenci Veli Derneği olarak laik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunan bir derneğiz. Yeni açıklanan müfredat ya da program taslağının bu kadar kısa sürede askıya alınması ve değerlendirme istenmesi hiç akılcı değil ve oldu bittiye getirilen bir durum bu. Kapalı kapılar ardında ne öğrenci veli dernekleri, ne sendikalar ne de konunun uzmanları bu işe dahil değil. Dolayısıyla geçerliliği olan bir program değil. Derhal geri çekilmesini istiyoruz. Çok problemli bir program. Ne öğrenciye, ne veliye ne de ülkeye bir yararı olan program. Ayrıca Taksim 1 Mayıs alanıdır ve 1 Mayıs alanı da olmaya devam edecek. Bundan sonra da 1 Mayıs alanı olarak kalacak. Bir şekilde 1 Mayıs’ı Taksim’de herkes kutlayacak bütün halkın hakkı. İnsanların, öğrencilerin, velilerin, sendikaların, derneklerin orada olması hakkı.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sultanbeyli’de sivil toplum kuruluşları ile iftar yemeğinde bir araya geldi. Salon Semazen’de gerçekleşen programa Kurtulmuş’un yanı sıra, Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, AK Parti Sultanbeyli Belediye Başkan Adayı Ali Tombaş, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve iş adamları katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan iftar programı oruçların açılmasıyla birlikte konuşmacıların açıklamalarıyla devam etti.
STK temsilcileriyle iftarda buluşan Kurtulmuş, “Türkiye olarak dünyanın en önemli çatışma gerilim alanlarının tam merkezindeyiz. Dünyamız hızla maalesef şer güçler tarafından dünyayı istedikleri gibi yönetmek ve kendilerinden başkasına bu dünyayı bir şekilde dar etmek için ortaya çıkmış olan güçler dünyayı süratle neredeyse bir 3. Dünya Savaşı’na doğru sürüklüyorlar. işte 6 aya yaklaşan bir süre içerisinde Gazze’de yaşananların modern zamanlarda karşılaştığımız en büyük insani kıyım olduğunu, en büyük katliam olduğunu, artık bir soykırım boyutlarına çoktan vardığını ve bu olurken insanlığında ne yazık ki derin bir gaflet uykusuyla buna karşı seyirci kaldığını görüyoruz. Aynı şekilde hemen Rusya- Ukrayna arasında devam eden 2 yılı aşkın savaş sırasında yüz binlerce insanın ölümü şehirlerin yakıldığı bu savaş sırasında da en son Moskova’daki terör saldırısıyla birlikte meselenin yeni bir boyuta taşınmak üzere olduğunu görüyoruz. Karadeniz’de, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Doğu Akdeniz’de, Orta Doğu’da içinde bulunduğumuz, merkezinde bulunduğumuz bu coğrafyada gerçekten büyük gerilimlerin büyük çatışmaların olduğuna şahidiz. Türkiye olarak bu coğrafyada hem güçlü bir şekilde ayakta durmak, ama hepsinden önemlisi millet olarak birlik beraberlik içerisinde sosyal dayanışmamızı tam manasıyla gerçekleştirmiş ve bir kardeş millet olarak hep beraber kardeşçe hareket eden 85 milyon olarak dünyaya karşı sağlıklı bir duruş sergilemek mecburiyetindeyiz” dedi.
“Bu coğrafyada zayıf olanın tutunma ihtimali yoktur. Onun için biz güç kuvvet derken hele hele Cumhuriyetimizin ikinci asrını sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’nin yüz yılı haline getirelim derken kastettiğimiz budur” diyen Kurtulmuş, “Tam manasıyla her alanda güçlü olan bir Türkiye. Güvenlik ve istikrar içerisinde yolda devam eden bir Türkiye. İnşallah Türkiye olarak sağladığımız bu güvenlik ve istikrar iklimini daha kuvvetlendirerek devam ettireceğiz” diye konuştu.
“Dünyada zalime dur diyecek bir sistemin kurulması şarttır. Bunun için de Türkiye öncülük yapacaktır”
Kurtulmuş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye Gazze meselesinin ilk gününden itibaren bu meselenin çözülebilmesi için büyük bir güçle mücadele veriyor. Öncelikle acil ateşkes ve bununla birlikte insani yardımın Gazze’ye ulaştırılması yapılan bütün temaslarda Türkiye’yi öne koyduğu ana fikirdir. İsrail’in Netanyahu ve çetesinin durdurulması uluslararası alanda en çok mücadele verdiğimiz konuların başında geliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bendeniz meclis başkanınız olarak yüzün üzerinde meclis başkanı, hükümet başkanı ve devlet başkanıyla bu süre içerisinde görüşmelerimiz oldu. Ancak maalesef öyle görünüyor ki bundan sonra bu konuyla ilgili olarak arkasına aldıkları destekleri de artık yavaş yavaş kaybediyor Netanyahu ve çetesi, bundan sonra yeni bir dönem başlıyor. Bu dönemde Türkiye’nin öncülüğüne ihtiyaç var. Türkiye olarak yeryüzünde yeni bir düzenin kurulabilmesi, yeni bir siyasal sistemin kurulabilmesi için mücadele etmeye mecburuz. Dünya 5’ten büyüktür derken laf olsun diye başkalarına ayar vermek için bu sözü söylemiyoruz. Bu dünya bu şekliyle devam etmez. İsrail’i kim durduracak? Onun için dünyada zalime dur diyecek, mani olacak bir sistemin kurulması şarttır. Bunun için de Türkiye Allah’ın izniyle öncülük yapacaktır” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Bayraklı iftar programında konuştu. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün Ankara’daki mitinginde, “İsrail’le ticareti durdur, Ticaret durmadan zulüm bitmez’ pankartı taşıyanların gözaltına alındığına dikkati çeken Özel, “Gözaltına alınan arkadaşların arkasındayız. Biz de Filistin’e destek için İsrail’e ticarete son vermelisin diyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de Bayraklı iftar programında konuştu. Bayraklı Belediyesi Matematik Parkı’nda düzenlenen programa CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, Bayraklı Belediye Başkan Adayı İrfan Önal ve çok sayıda partili katıldı.
Konuşmasına, Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal’a yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ederek başlayan Özel, şunları söyledi:
“İrfan Önal bizim partide emek veren herkesin çok yakından tanıdığı 20 yaşında gençlik kolları başkanı olan, benimle birlikte parti meclisi üyeliği yapan, 2019’dan beri Bayraklı’da belediye meclis üyeliği ve belediye meclis başkan vekilliği görevlerini götüren, Cumhuriyet Halk Partisi’nde gençlik kollarında emek emek mücadele etmiş ve bu mücadelelerin sonunda nereye geldiyse kendi emeğiyle gelmiş bir kardeşimizdir. Kendisine onu destekleyen bütün gençlik kolları, yüreği onunla birlikte olan adaylaşma sürecinde İrfan için katkı koyan bütün gençlik kollarının ortak adayı olan İrfan kardeşime başarılar diliyorum. Yolu açık olsun.”
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Orucu sadece sahur vaktinden iftar vaktine kadar bir şey yememek içmemek olarak kabul etmek, Ramazan’ı anlamamaktır. Ramazan’da bu bahsettiğim midenin orucudur. Ama hiç şüphe yok ki ağzın orucu kulağın orucu, aklın ve kalbin orucu midenin orucundan belki de daha önemlidir. Kötü söz söylememek, küfretmemek, hakaret etmemek, dedikodu yapmamak, ağzın orucudur, kem sözlere kulakları kapatmak, dedikoduyu dinlememek, iftiraya prim vermemek kulağın orucudur. İyi şeyler düşünmek, tasarlamak insanların iyiliği mutluluğu için çalışmak, planlamak zihinin aklın orucudur ve kalbin orucu da dünyanın neresinde bir kırık kalp varsa bir üzülen çocuk, korkan çocuk varsa korkan bir kadın varsa onlara sahip çıkmak, onları düşünmek ve o temiz duygularla kalbini oraya açmak da kalbin orucudur.”
PUTİN’E MESAJ YOLLADIM
Konuşmasına, Rusya’nın başkenti Moskova’da yaşanan konser saldırısını hatırlatarak devam eden Özel, “Bugün İslam coğrafyasında pek çok yerde üzücü olaylar oluyor. Ama öncelikle dün Rusya’da yapılan saldırıda son bilgilere göre 160’a yakın kişi IŞİD militanları tarafından yani sözde Müslümanlar kendisinden başkasını Müslüman görmeyenler ve sözde din için bir şeyler yaptığını söyleyenler tarafından Allah’ın yarattığı 160 kişi hem de çocuklarıyla, eşleriyle hiçbir günahları olmayan bir toplumsal alanda katledildiler. Ben Rusya Federasyonu Başkanı Sayın Putin’e ve yine Rusya Büyükelçisi’ne hepimizin üzüntülerini ileten birer mesaj yolladım. Orada hayatını kaybedenlere de Allah’tan rahmet diliyoruz” dedi.
“FİLİSTİN’DE AKAN KAN DURMALI”
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını da hatırlatan Özel, “Yine 3 aydır Filistin’de Hamas’ın yapmış olduğu bir saldırıya cevaben İsrail devletinin yapmış olduğu devlet terörüyle Filistin’de 32 bin kişiden fazla kişi hayatını kaybetti. Bunların yarısından fazlası kadın ve çocuktu. Bu katliama dur demek için dünyadaki 140 ülkedeki siyasi akrabalarımıza mektup yazarak Sosyalist Enternasyonal’de Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin kurultayında ayrı ayrı çağrılar yaparak ifade etmiştik. Bugün Türkiye’nin sıcak gündeminde de Filistin var olmalı. Orada akan kan durmalı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 3. Genel Başkanımız Karaoğlan rahmetli Bülent Ecevit’in durduğu noktadayız. Her ikisine de Allah rahmet eylesin. Yaser Arafat’la kurduğu dostluk, dayanışma ve Filistin’e sahip çıkan pozisyon, Cumhuriyet Halk Partisi’nin pozisyonudur. Türk solu asla ve asla Filistin davasına uzak değildir. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin’e koyduğu dayanışma, mücadele, mücadelemizdir. Onların da tarih önünde saygıyla huzurlarında eğiliyoruz” diye konuştu.
“FİLİSTİN’E DESTEK İÇİN İSRAİL’E TİCARETE SON VERMELİSİN DİYORUZ”
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün Ankara’da düzenlediği mitinginde Filistin’e destek amacıyla ‘İsrail’le ticareti durdur, Ticaret durmadan zulüm bitmez’ pankartı taşıyanların gözaltına alındığını söyleyen Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da seslenerek, şu ifadeleri kullandı:
“Tayyip Erdoğan’ın Ankara mitinginde dün Filistin’e destek olmak için İsrail’le ticareti durdur. Ticaret durmadan zulüm bitmez diyen pankartı taşıyanları yaka paça gözaltına aldılar. Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Meydanlara gelen, tepki gösteren gençleri gözaltına alma. Filistin’e sahip çıkanları gözaltına alma. Bunların gereğini yap. Bunu yapmanı bekliyoruz ve ailendekilerin yakın çevrenin yandaşlarının İsrail’le yaptığı ticaretin Filistin’e bomba olarak yağdığını, İsrail’in bundan cesaret aldığını hep birlikte görüyoruz. Bu yüzden biz de toplattığı pankartın gözaltına aldırdığı arkadaşların arkasındayız. Filistin’e destek için İsrail’e ticarete son vermelisin diyoruz.”
Ramazan’ın barış, sevgi, sabır, huzur getirmesini dileyerek sözlerine devam eden Özel, konuşmasını şöyle noktaladı:
“Yapacağınız seçim, gelecek hafta pazar günü bu saatlerde Bayraklı’yı kim yönetecek, İzmir Büyükşehir’i kim yönetecek bunların her birisi belli olmuş olacak. Ümit ediyoruz, Bayraklı’da İrfan Önal kardeşimiz belediye başkanı olacak. Ona inanıyoruz, ona güveniyoruz. Yine bugün bütün gün birlikte çalıştığımız, ardından benim buraya gelirken kendisi Menderes’e giden, daha önce de sizinle defalarca burada olan çok sevgili Cemil Tugay’ın selamlarını getirdim, kabul buyurunuz. Önümüzdeki hafta pazar günü işi ehline İrfan gibi bir gence, Cemil Tugay gibi başarılı bir belediye başkanına sakin, kararlı, inançlı, İrfan kardeşimle birlikte ekip ruhuyla, takım ruhuyla çözecek olan Cemil Tugay’a da sizlerden destek istiyorum.”
]]>İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Cem Karakeçili, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Karakeçili, “Hatırlatmak gerekir ki 2020 kurultayında itibaren ‘başka bir milliyetçilik mümkün’ diyebilen bir parti ortaya çıkmıştı…Gelinen noktada ise ‘Bu kurşunlar mı bize dur diyecek’, ‘Uğur Mumcular, Gaffar Okkanlar, Sinan Ateşler durdu mu’ diye konuşan Akşener’den ‘Eskiden siyasi cinayetler mertçe işlenirdi’ diyebilen bir zihin dünyasına geçilmesidir. Birkaç ay öncesine kadar Cumhurbaşkanı olması niyetiyle masa devrilen İmamoğlu için ‘Gözü başka mevkilerde olanlar bu şehri yönetemez’ denilmesidir. Ankara’da ise ‘hür ve müstakil’ iddiasının, tüm siyasi yaşamını CHP’de geçirmiş bir adayla neticelenmesidir. Eğer İYİ Parti üzerine oynanan bir oyun ve yapılan bir operasyon varsa burada aranmalıdır” dedi.
İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Cem Karakeçili, bugün partisinden istifa ettiğini duyurdu. Karakeçili, X hesabında “Her veda zordur çünkü zor zamanlarda, doğru amaçlarla, güzel duygularla, cesur insanlarla iyi günler geçirdim. Her şey için minnettarım tüm İYİ Parti ailesine teşekkür ediyorum” notuyla açıklama yaptı. Karakeçili’nin açıklaması özetle şöyle:
“GENEL BAŞKANLAR İSE KOORDİNASYONU, UZLAŞMAYI, DENGEYİ VE DÜZENİ SAĞLAYAN ORKESTRA ŞEFLERİDİR”
“Siyaset bir ekip çalışmasıdır. Amacı çatışmaları ve çıkarları uzlaştırmak olan bir sanattır. Bu uzlaşı da merkezde ve makulde buluşmaktır. Merkezi ve makulü inşa etmektir. Haliyle, siyasal partiler de siyaset sanatını icra etmek üzere, ortak fikirlere ve ideallere sahip ancak farklı yetenekleri olan insanları bir araya getiren orkestralara benzerler. Genel başkanlar ise koordinasyonu, uzlaşmayı, dengeyi ve düzeni sağlayan orkestra şefleridir.
“BU HAZİN DURUMU ÜZÜNTÜYLE İZLEYEN PARTİMİZİN MİLYONLARCA SEÇMENİ İSE DAVUL VE TOKMAĞIN ARASINDA SIKIŞIP KALMIŞTIR”
Ancak Genel Başkan Sn. Meral Akşener, oldukça bilgili bir siyasetçi, fazlasıyla tecrübeli bir orkestra şefi olmasına rağmen, en iyi bildiğini zannettiğimiz enstrümanlara ısrarla yanlış parçalar icra ettirmekte, en iyi bildiğini var saydığımız notalara da sürekli yanlış basmaktadır. Gelinen noktada partinin iradesi, tokmağın birinin, davulunsa başkasının elinde olduğu, siyasal bir gürültü kaynağına dönüşmüştür. Bu hazin durumu üzüntüyle izleyen partimizin milyonlarca seçmeni ise davul ve tokmağın arasında sıkışıp kalmıştır.
“BİRKAÇ AY ÖNCESİNE KADAR CUMHURBAŞKANI OLMASI NİYETİYLE MASA DEVRİLEN İMAMOĞLU İÇİN, ‘GÖZÜ BAŞKA MEVKİLERDE OLANLAR BU ŞEHRİ YÖNETEMEZ’ DENİLMESİDİR”
Hatırlatmak gerekir ki 2020 kurultayında itibaren ‘başka bir milliyetçilik mümkün’ diyebilen bir parti ortaya çıkmıştı. ‘Hür ve müstakil’ bahanesinden önce ‘hürriyet’ diyebilen bir siyaset kurulabilmişti….Gelinen noktada ise, ‘Bu kurşunlar mı bize dur diyecek’, ‘Uğur Mumcular, Gaffar Okkanlar, Sinan Ateşler durdu mu?’ diye konuşan Akşener’den ‘eskiden siyasi cinayetler mertçe işlenirdi’ diyebilen bir zihin dünyasına geçilmesidir. Birkaç ay öncesine kadar Cumhurbaşkanı olması niyetiyle masa devrilen İmamoğlu için, ‘gözü başka mevkilerde olanlar bu şehri yönetemez’ denilmesidir. Ankara’da ise ‘hür ve müstakil’ iddiasının, tüm siyasi yaşamını CHP’de geçirmiş bir adayla neticelenmesidir. Eğer İYİ Parti üzerine oynanan bir oyun ve yapılan bir operasyon varsa burada aranmalıdır.
Dolayısıyla operasyon denen şey, kökleri dışarıda aranmasına gerek olmayacak kadar içeridedir, bünyededir ve alenidir. Ancak yetkili hiç kimse hastalığı kabul etmemekte, bu konudaki uyarılarıysa düşmanlık ve ihanet olarak addetmektedir. Teşhisin ve haliyle tedavinin yapılma imkanının kalmaması ise mevcut koşullarda iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığın sonucunun beklendiği umutsuz bir kabullenişi göstermektedir. Buraya kadar anlattığım ve paylaştığım hazin durum, İYİ Parti’de görev yapmama artık izin vermemektedir….Partideki yerel yönetimler başkan yardımcılığı görevimden istifa ediyorum ve parti üyeliğinden ayrılıyorum.”
İYİ Parti kaynakları ise Karakeçili’nin istifasına ilişkin sessiz kalmayı tercih ettiklerini bildirdi.
]]>
Yüksek kira fiyatları, gündemdeki yerini koruyor. Çözüm platformu Şikayetvar da kiracıların konuyla ilgili şikayetlerini derledi.
Geçtiğimiz yıldan bu yana yüksek enflasyonla birlikte tırmanışa geçen kira fiyatları, gündemdeki yerini koruyor. Çözüm platformu Şikayetvar’a ulaşan şikayetlere göre, kira artış oranı yasalarla belirlenen yüzde 25’in çok ötesinde… Gelen şikayetlere göre kimi kiracılar yılda 5 kez kiralarına zam yapıldığını iddia ederken kimileri de bu koşullarda ‘nefes alamıyoruz’ diyor. Yetkililerden acil çözüm bekleyen kiracılar, evsiz kalmaktan korktuklarını belirterek ‘kışı sokakta mı geçireceğiz?’ endişesini platform üzerinden dile getiriyor.
Konuyla ilgili platforma ulaşan bazı şikayetlerse şöyle:
“KİRAYA BİR YILDA 5 KEZ ZAM YAPILDI”
“11 yıldır oturduğum evde son bir yılda 5 defa zam yapıldı. Ev sahibi şu an 10 bin TL istiyor. Asgari ücretin 11 bin 400 TL olduğu bir ülkede nasıl kira verilecek, nasıl geçinilecek? Allah rızası için bir el atın bu işe, çok çaresiz kaldık. Ne olacak bu hayat böyle?”
“GENÇLERİN AYAKTA DURMASI GEREKMEZ Mİ?”
“Kirada fahiş artış nedeniyle kiracı olarak oturmakta olduğum daire, 2 bin TL’den 7 bin TL’ye çıkartıldı. Tek başıma yaşayan ve asgari ücrete çalışan biri olarak bu konuda yardım istiyorum. Bir kiracı olarak büyük sıkıntı çekiyorum. Geçim konusunda biz gençlerin ayaklarımızın üstünde durmamız gerekmez mi? Neden sürekli zorluklarla karşılaşmak zorundayız?”
“SOKAKTA MI YAŞAYALIM?”
“Kiralar çok yüksek. Emekli maaşı ve asgari ücret bu kadar düşükken kiralar; 12, 15, 20 bin TL nasıl olabilir? Neden dur denilemiyor? Sokakta mı yaşayalım? Halkın sesine neden kulak verilmiyor? Asgari ücret ‘Emekli bu’ denilip bunun yüzde şu kadarı kira olmak zorunda denmiyor. Buna bile güç yetmiyorsa biz kimi neden savunuyoruz?”
“4 BİN TL İLE NASIL GEÇİNEBİLİRİM?”
“Ev sahibi, 2 bin TL olan kiramı 8 bin TL yaptı. Evde tek çalışan sadece benim. Eşim 3 yaşındaki oğlumuza bakıyor. ve ben asgari ücretle çalışıyorum. 12 bin 150 TL maaş alıyorum. 8 bin TL kira verip 4 bin TL ile faturalarımı ödeyip eve nasıl bakabilirim? 1 ay boyunca kalan 4 bin TL ile nasıl geçinebilirim? Yardımlarınızı bekliyorum.”
“BİRİLERİ ARTIK BUNA DUR DESİN”
Asgari ücretle çalışan birine 10 bin TL kira istemek nedir? Ev eski bir yapı, içerisi Allah’a emanet ve bir yılda üçüncü zam. Rabbime havale ediyorum ama devletimizin de buna bir dur demesi lazım. Yeter artık. Eğitim, eğitim diyorlar evlatlarımıza test kitabı almaya bile gücümüz yetmezken bir de kiraya zam yapılıyor. Birileri artık buna dur desin.”
“KIŞ VAKTİ ‘EVDEN ÇIKIN’ DESE, EV BULAMAM”
“Ev sahibimiz 2 bin TL olan kiramızı 6 bin TL’ye çıkardı. Bunu yapabilir mi? Kira artış oranı ne kadar? Bu konu hakkında ne yapabilirim? Kış vakti ‘Evden çıkın’ dese, ev bulamam; mağdur olmak istemiyorum. Ama bu kadar fazla birden zam yapılmasını da istemiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.”
“EV SAHİPLERİNE YAPTIRIM UYGULANMALI”
“Emekli maaşı ile kiramızı ödeyemeyecek duruma geldik. Ev sahibi yüzde 25 değil, yüzde 125 zam istiyor. Ev sahiplerine yaptırım uygulanmalı. Eğer yüzde 25 zam yapılmasının kanunu varsa, bu açıkça tekrar altı çizilerek ifade edilmeli. Zor durumdayız. Çok acil olarak kanunların altı çizilmeli ve kiracıların zor durumda mağdur olmaması sağlanmalıdır. Saygılarımla”
“NEFES ALAMIYORUZ”
“5 bin TL olan kiram 12 bin TL’ye çıkarılmak istendi. Böyle bir gelirimiz yok, nasıl karşılayacağız? Taşınmak için de büyük miktarda para gerekiyor. Böyle bir ekonomik sıkıntıyı daha önce hiç yaşamamıştık, herkes bir şekilde ayakta kalmaya çalışıyor. Acil çözüm üretilmesi gerekiyor, aksi takdirde aile kavramı zarar görecek. Toplumsal bir stres içindeyiz. Devlet yetkililerinin derhal çözüm bulması şart. Lütfen acil olarak en azından kira yükümüzü hafifletecek adımlar atılmasını sağlayın, nefes alamıyoruz.”
]]>