“Noel Baba Kilisesi” ve bakir plajlarıyla ünlü Antalya’nın Demre ilçesinde belediye seçimini CHP kazandı. Demre Belediye Başkanı Fahri Duran, belediyenin geçmiş dönemden kalan borçları, satış gelirleri ve mali tablosunu belediye binasına astı. Duran’ın açıklamasına göre, belediyenin mali tablosu şöyle:
“Banka mevcudu: 601 bin 524 TL
Piyasa borcu: 38 milyon 208 bin 352 TL
Taahhüt edilmiş borç: 53 milyon 534 bin 216 TL
Kredi borcu: 7 milyon 931 bin 670 TL
Kurumlara borç: 8 milyon 376 bin 292 TL
Demre Hizmet Ltd. Şti. Borcu: 713 bin 514 TL
Toplam borç: 108 milyon 162 bin 520
1 Nisan 2019-31 Mart 2024 tarihleri arası satışı yapılan arsa ve araç listesi:
Satılan araçlar (2 adet): 1 milyon 434 bin 325 TL
Satılan taşınmazlar 2019-2021 yılları arasında (Bozdağ arsa-82 adet): 12 milyon 390 bin 334 TL
Satılan taşınmazlar (mesken-dükkan-tarla-8 adet): 5 milyon 819 bin TL
Satılan taşınmazlar (Sanayi dükkanları-86 adet): 57 milyon 486 bin 130 TL
Satılan taşınmazlar 2023 yılı (Bozdağ arsa-13 adet): 34 milyon 910 bin TL
Satışlarla sağlanan toplam belediye geliri: 112 milyon TL”
Belediyenin borçları ve tespit ettikleri bazı özel durumlara ilişkin açıklama yapan Başkan Duran, önceki dönemde belediyenin taşınmaz satışlarından 112 milyon TL gelir elde etmesine rağmen 108 milyon lira borcunun olmasını kamuoyunun takdirine bıraktığını söyledi.
“ARAÇ KİRALARINA 450 BİN LİRA”
Göreve geldiklerinde belediyede makam arabasının da aralarında bulunduğu 5 kiralık araca aylık 450 bin ödendiğini tespit ettiklerini belirten Duran, ilk iş olarak kira sözleşmelerini iptal ederek belediyeyi bu maliyetten kurtardıklarını kaydetti.
“BELEDİYEYE AİT CAFENİN SANDALYE VE MASALARI BİR KAHVEHANEDE ÇIKTI”
Atıl durumda olan Değirmen Cafe’nin 23 Nisan’a kadar hizmete açılması için gerekli girişimlerde bulunduklarını anlatan Duran, “Trajik olan bir konu var ki Değirmen Cafe’nin masa ve sandalyeleri seçim için Tırmısın Mahallesi’nde bir kahvehanede çıkmıştır. Bu belediyenin olanaklarının seçimde ne denli kötü kullanıldığının göstergesidir” diye konuştu.
“ÇÖP BİDONU BİLE YOKTU”
Göreve geldiğinde ilçede gerekli çöp bidonunun dahi olmadığını gördüklerini kaydeden Duran, ricayla Muratpaşa Belediyesi’nden 35 çöp bidonu aldıklarını söyledi.
“2024 YILINDAKİ SATILAN ARSALARDAN 5’İNİN BİR AİLEYE ODAKLI YAPILDIĞINI GÖRDÜK”
Belediyenin 2023 yılı içinde sattığı arsalardan 5’inin bir aileye odaklı yapıldığını tespit ettiklerine dikkati çeken Duran, “Ortaya çıkan bir kamu zararı olduğunu gördük. Biz bunun kesinlikle takipçisi olacağız. Aynı ailenin sanayide 4 tane dükkan alması ve sanayi bölgesinde hazineye ait bir arsanın el altından aynı aileye doğru kanalize edilmesinin kesinlikle tesadüf olduğunu düşünmüyoruz. Belediye olarak bunun takipçisi olacağız” diye konuştu.
“BU BORÇLAR AĞLAMA DUVARIMIZ OLMAYACAK”
Kendi döneminde Demre Belediyesi’nin satış yapmayacağını, aksine kazanmak üzerine çalışacaklarını kaydeden Duran, “Araçlardan bahsediyorum. Önümüzdeki dönemde bu borçlarla ilgili bazı satışlar meydana gelebilir. Ama biz keyfiyete dayalı olarak araç kiralamayacağız, böyle astronomik satışlar yapmayacağız. Bu borçlar ağlama duvarımız da olmayacak. ‘Biz göreve geldiğimizden itibaren belediyenin durumunu, borcunu, yaptıklarını açıklayacağız’ dediğimiz için kamera karşısındayız” dedi.
“BELEDİYE ÇALIŞANLARI MİTİNGLERDE ÇALIŞTIRILIP İKİ KATI MAAŞ ÖDENMİŞ”
Seçim sürecinde belediye personelinin seçim büroları ve seçim gezilerinde görevlendirildiğini, bu personele 2 katı maaş ödendiğini tespit ettiklerini belirten Başkan Duran, “Emek gösteren insanlara bedelini ödemek doğrudur. Ama belediyeden bazı arkadaşlara yüksek maaş ödeyip diğer arkadaşların bu konuda mağdur olmaları adaletli değildir” ifadesini kullandı.
Demre sahillerine yönelik çalışmaları nedeniyle önceki dönem belediye başkanına teşekkür eden Başkan Duran, sahil bandıyla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı ile belediye arasındaki hukuki sürecin devam ettiğini, sahillerin korunması için hukuki sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.
]]>İstanbul’da gerçekleştirilen “Gazze Sempozyumu: Medya ve Toplum” başlıklı etkinliğin açılış konuşmasını yapan SETA Genel Koordinatörü Duran, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana sivil yerleşim yerleri, hastane, okul, ibadethane ve mülteci kamplarını da hedef aldığı saldırıların 172’nci gününde olunduğunu hatırlattı.
Saldırıların Birleşmiş Milletlerin (BM) kurumları tarafından “soykırım” olarak tanımlanır hale geldiğini ve uluslararası toplum açısından çok derin etkiler yaratacağını aktaran Duran, UNICEF Sözcüsü James Elder’in “Geçmişten günümüze oluşan tüm krizlerde, savaşlarda kayıpların yüzde 20’si çocuklardan oluşur.” sözlerini anımsattı.
Gazze’de bu rakamın 7 Ekim sonrası yüzde 40 civarına geldiğini vurgulayan Duran, BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Phillippe Lazzarini’nin de “Bu çocukların üzerinden yürütülen bir savaştır. Çocukların gelecekleri üzerinden yürütülen bir savaştır ve ne yazık ki Gazze’de öldürülen çocukların sayısı son 4 yılda dünyada öldürülen çocukların toplamından fazladır.” ifadesine dikkati çekti.
İsrail’in hedefindeki ikinci masum grup, kadınlar
Çocukların yanı sıra İsrail saldırılarının hedefindeki ikinci masum grubun kadınlar olduğunu anlatan Duran, “Gazze’de 1,1 milyon insan, açlık sorunuyla yüz yüzedir. Bu, katliamı uygulayanların, İsrail’in ortaya koyduğu bir felakettir. İnsan eliyle yapılmış bir felakettir ve nasıl kurtulmak gerektiği de çok açıktır. Bir an önce uluslararası toplumun harekete geçerek insani yardımı sağlaması, ateşkesin hızlıca yerine getirilmesi gerekir. Bunu sağlamak çok zor değil.” dedi.
Günlük 500 tır insani yardım gitmesi gereken Gazze’ye tırların ancak üçte birinin ulaştığı bilgisini veren Duran, Refah Kapısı’nın istenilen yardımı sağlayamayacak şekilde kullanılması nedeniyle başka kapıların da açılması gerektiğine vurgu yaptı.
Şifa Hastanesine yapılan saldırıyı hatırlatan Duran, “Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan davada mahkemenin sonucu ne olacak bunu şimdiden bilmiyoruz ama ortaya konulan deliller şimdiden İsrail’i “soykırımcı olarak” mahkum edecek özellikler taşıyor. 10 kararın sonunda ancak güvenlik konseyi ateşkes kararı alabildi. Bu da geçici ateşkes.” diye konuştu.
Kararın nasıl uygulanacağının çok önem taşıdığını, medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının bunun üzerinde hassasiyetle durması gerektiğini dile getiren Duran, şöyle devam etti:
“Bu meselenin sorumluluğu başta ABD olmak üzere Batı hükümetleri nezdindedir ama aynı şekilde İslam dünyası da bu sorumluluktan muaf değildir. Şükürler olsun ki hem Batı’da hem de dünyanın diğer yerlerinde sivil toplumlar güçlü tepkiler verdiler ve bunun sonucunda ancak ortaya böyle bir karar çıkabildi.”
“Soykırımın ciddi sonuçları olacak”
Evrensel olarak anlatılan insan hakları gibi birçok hak ve değerin, Filistinliler söz konusu olunca neden ortadan kalktığını kimsenin açıklayamadığını belirten Duran, Filistin halkına reva görülen soykırımın hem Türkiye hem de dünya genelinde ciddi sonuçları olacağını söyledi.
Burhanettin Duran, “Bu iki yüzlülüğün bir etkisi olacak. Ne yazık ki bu etki olumlu bir etki olmayacak. Bu nefret söylemlerini, ırkçılığı, radikalizmi ve şiddeti köpürtecek. Çünkü burada insanlığın haykırdığı, hiçbir şekilde kabul edemediği bir zulüm yaşanmakta. Elbette dünyanın her yerinde yaşanan birçok sıkıntıda olduğu gibi Türkiye, Gazze meselesinde de önemli girişimlerde bulundu. Türkiye bu noktada dünyada önde gelen ülkeler arasında. Birleşmiş Milletler sisteminin sıkıntılarını ortaya koyma açısından Cumhurbaşkanı’mızın sürekli olarak ‘Dünya 5’ten büyüktür, daha adil bir dünya mümkün’ demesiyle aslında bu krizin geleceğini biliyorduk.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Filistin meselesini sahiplenmesine atıfta bulunan Duran, Gazze’deki feryadı duymayan ABD ve Batı medyasını işaret etti.
Türkiye’nin rolündeki önem
Türkiye’nin Filistin meselesinde üstlendiği rolün ne kadar önemli olduğunu bundan sonraki süreçte de göreceklerini aktaran Duran, sözlerini şöyle tamamladı:
“Doğu Kudüs başkentli bir Filistin devletinin ortaya çıkabilmesi için yapılması gereken çok şey var. Hem garantörlük uygulaması teklifiyle hem uluslararası yardımlarda aldığı inisiyatifle hem diplomasiyi bu yönde hareketlendirerek uluslararası toplumu şekillendirmeye çalışırken Türkiye’nin gayretlerini gördük ve görmeye devam edeceğiz. Gazze’de yaşanan vahşet bizim değerler temelinde, haklar temelinde dünyaya söyleyecek sözümüzün kalmayacağı, bütün insanlık olarak söylüyorum bir trajedi karşımızda. Gazze’de yaşanan bu insani dramın son bulmasını hep birlikte görmeyi ümit ediyoruz.”
Sempozyum, İnsan Hakları Söylemleri: Filistin’de Çocuk Olmak, Filistin’de Kadın Direnişi ve Dayanışma ile Medyanın Söylem Gücü ve Gazze başlıklı oturumlarla gün boyu devam edecek.
]]>